Uçaklar neden eskisinden daha yavaş? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, ticari uçuşların neden Concorde dönemindeki rekorlardan daha yavaş olduğunu; sonik patlama, yakıt tüketimi, mühendislik ödünleşimleri ve yetersiz talebin süpersonik hizmeti nasıl elverişsiz hâle getirdiğini ve yeni teknolojilerin bu hizmeti neden yeniden mümkün kılabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. why in a world where everything seems to be getting faster, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu soru kalıbının genel bir eğilim ile görünürdeki bir istisnayı nasıl karşı karşıya getirdiğini anlayabilirsiniz. Konuşmacı, uçuş sürelerinin neden kısalmadığına ilişkin temel soruyu ortaya atmadan önce bu yapıyla merak uyandırır. 2. turned out to be — Phrasal verb’ler: Kanıtlar veya sonraki gelişmeler bir sonucu ortaya çıkardığında, özellikle de sonuç ilk beklentiden farklıysa bu ifadeyi kullanabilirsiniz. Burada süpersonik seyahatin yüksek maliyetinin uygulamada anlaşıldığını vurgular. 3. cancel each other out. — Phrasal verb’ler: Birbirine zıt iki dalga, kuvvet, etki veya eğilimin karşılıklı olarak birbirini etkisizleştirmesini anlatır. İki kanat takımının oluşturduğu dalgaların sonik patlamanın etkisini nasıl azaltabileceğini kısa ve açık biçimde ifade eder.
Bu derste
In 1996, a British Airways plane flew from New York to London
0:061996 yılında, bir British Airways uçağı New York'tan Londra'ya
record-breaking: rekor kıran bir sonuç
Record-breaking, bir sonucun rekor kırdığını veya mevcut rekoru aştığını belirten, tireyle yazılan birleşik bir sıfattır. Burada 2 hours and 53 minutes zaman ifadesini niteler; dolayısıyla yolculuğun yalnızca hızlı olduğunu değil, rekor sayılan bir sürede tamamlandığını anlatır. Bu biçim, elde edilmiş sonucu rekor düzeyinde olarak tanımlar. Buradaki breaking, ayrı ve devam eden bir eylem olarak kullanılmaz.
Alıştırma
Dersteki birleşik sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The school collected a ____ number of books in one week.
Cevabı göster
record-breaking
“Today, however,” ile karşıt bir bugüne geçiş
Today, zaman çizgisini daha önce anlatılan geçmiş olaydan bugüne taşır. However ise sıradaki bilginin önceki bilgilerin oluşturduğu beklentiyle çelişeceğini belirtir. Today, however, birlikte bir yol işareti gibi çalışır: Dinleyiciye hem odağın ne zaman değiştiğini hem de yeni bilginin önceki anlatımla nasıl ilişkili olduğunu gösterir. Yalnızca bugüne ilişkin başka bir bilgi eklemez.
Alıştırma
Bir kasabada on yıl önce halk kütüphanesi yoktu. Hangi cümle geçmişle karşıtlık oluşturan bugünkü duruma en iyi geçişi yapar?
- Today, therefore, residents can use a modern library.
- Today, for example, residents can use a modern library.
- Today, however, residents can use a modern library.
Cevabı göster
Today, however, residents can use a modern library.
passengers flying the same route can expect to spend no less than 6 hours in the air, Kalıp ifadeler
0:17aynı rotada uçan yolcular havada 6 saatten daha az zaman geçirmeyi beklememelidir,
can expect to spend: harcanması beklenen zaman veya para miktarı
Can expect to spend, normal koşullara göre birinin belirli bir miktarda zaman veya para harcamasının muhtemel olduğunu anlatır. Burada expect, bir şeyi hevesle bekleme duygusu değil, gerçeklere dayalı bir öngörüdür. Kalıp kişi + can expect to spend + miktar + on something veya doing something şeklindedir. Can expect to, sonucun makul biçimde öngörülebileceğini belirtir; ancak kesin bir sonucu garanti etmez.
Alıştırma
Normal ve muhtemel bir süreyi anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: On busy days, visitors ____ about forty minutes in line.
Cevabı göster
can expect to spend
no less than: vurgulanan alt sınır
No less than bir alt sınır belirler: altı saat en kısa süredir ve gerçek süre daha uzun olabilir. No sözcüğü less than ifadesini olumsuzlaştırdığı için bu kalıp altı saatten az anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman yalnızca bir minimum belirtmekten fazlasını yapar. Alt sınırın kendisinin yüksek, uzun veya şaşırtıcı olduğunu vurgulayabilir.
Alıştırma
Bir rapor, onarımın en az on saat sürdüğünü ve on saatin alışılmadık derecede uzun olduğunu vurguluyor. Hangi cümle en uygundur?
- The repair took no less than ten hours.
- The repair took no more than ten hours.
- The repair took at least ten hours.
Cevabı göster
The repair took no less than ten hours.
twice as long: sürenin iki katı
Twice as long, bir sürenin başka bir sürenin iki katı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede long, bir şeyin ne kadar sürdüğünü belirtir; fiziksel uzunluğu anlatmaz. Tam karşılaştırma genellikle A takes/is twice as long as B biçimindedir. B karşılaştırma noktası bağlamdan zaten anlaşılıyorsa as B atılabilir ve yalnızca twice as long denebilir.
Alıştırma
Twice ve as ... as yapısıyla tamamlayın: The new route takes ____ the old one.
Cevabı göster
twice as long as
So, why in a world where everything seems to be getting faster, Anlatım akışı
0:24Peki, her şeyin hızlandığı gibi görünen bir dünyada,
why in a world where...: karşıtlık kurma
Soru sözcüğü why temel sorunu ortaya koyar. Sorunun geri kalanı tamamlanmadan önce in a world where everything seems to be getting faster geniş bir arka plan kurar: hızlanma genel eğilim gibi görünür. Bu sıralama bir karşıtlık oluşturur. Dinleyici önce eğilimi kabul eder, ardından bu eğilime uymayan bir şey hakkındaki soruyu duyar. Burada in a world where fiziksel bir yeri değil, «böyle bir çağda veya ortamda» anlamını taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, karşıt bir istisnayı sormadan önce geniş bir eğilim kurmak için in a world where... yapısını kullanıyor?
- Why do messages arrive instantly when some forms are mailed?
- In a world where messages arrive instantly, many people send emails every day.
- Why, in a world where messages arrive instantly, do some forms still have to be mailed?
Cevabı göster
Why, in a world where messages arrive instantly, do some forms still have to be mailed?
lagged behind: karşılaştırmaya göre daha yavaş ilerlemek
Lag behind, başka bir kişi, grup veya genel eğilime göre daha az ilerleme kaydetmek anlamına gelir. Buradaki behind, fiziksel bir konumu değil, ticari havacılığın gelişimini anlatır. have commercial flights lagged behind? cümlesinde have + lagged, İngilizcedeki present perfect yapısını kurar. Soru, günümüze kadar uzanan bir döneme bakar; karşılaştırma ölçütü ise bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle, belirli bir alanda daha yavaş ilerlemeyi göstermek için lag behind ifadesini doğru kullanır?
- The company has lagged its competitors behind in battery research.
- The company has lagged behind its competitors into battery research.
- The company has lagged behind its competitors in battery research.
Cevabı göster
The company has lagged behind its competitors in battery research.
The British and French made Concorde began shuttling passengers across the sky in the 1970s, Notlar
0:32İngiliz ve Fransız yapımı Concorde, 1970'lerde gökyüzünde yolcu taşımaya başladı;
British and French made Concorde: kısa çizgileri eksik bir bileşik niteleyici
Amaçlanan bütün British- and French-made Concorde ifadesidir. British- and French-made, Concorde sözcüğünden önce gelen bileşik bir niteleyicidir ve uçağın İngiliz ve Fransız ekipleri tarafından birlikte yapıldığını anlatır. British sonrasındaki kısa çizgi askıda kısa çizgidir; British-made and French-made ifadesinde made sözcüğünü tekrar etmeyi önler. Kısa çizgiler olmadığında British and French made ilk bakışta bir özne ve ardından gelen made fiili gibi görünebilir. Bu okuma began sözcüğünü bağlayıcısı olmayan ikinci bir ana fiil durumunda bırakır. Düzeltilmiş yapıda The British- and French-made Concorde tam öznedir, began ise ana fiildir.
Alıştırma
Hangi cümle British- and French-made ifadesini isimden önce gelen bileşik bir niteleyici olarak açıkça kullanır?
- The British and French made the aircraft entered service in 1976.
- The British- and French-made aircraft entered service in 1976.
- The British and French made aircraft entered service in 1976.
Cevabı göster
The British- and French-made aircraft entered service in 1976.
Concorde: Britanya-Fransa ortak yapımı süpersonik yolcu uçağı
Burada Concorde, Britanya ile Fransa'nın birlikte geliştirdiği ve ticari uçuşlarda kullanılan belirli bir süpersonik yolcu uçağının özel adıdır. Bunun bir uçak adı olduğunu bilmek, anlatımın hangi araçla ilgili olduğunu gösterir. Sıradan bir sıfat ya da bir hava yolu şirketinin adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Concorde neyi ifade ediyor?
- Hızlı ve modern anlamına gelen bir sıfat
- Normal yolcu uçuşları düzenleyen bir hava yolu şirketi
- Belirli bir Britanya-Fransa ortak yapımı süpersonik yolcu uçağı
Cevabı göster
Belirli bir Britanya-Fransa ortak yapımı süpersonik yolcu uçağı
shuttling passengers across the sky: gökyüzünde düzenli olarak yolcu taşımak
Burada shuttle, insanları tekrar tekrar veya düzenli olarak, çoğu zaman iki yer arasında gidip gelerek ya da belirli bir rota boyunca taşımak anlamına gelen bir fiildir. began shuttling passengers, yalnızca tek bir yolculuğun değil, devamlı bir yolcu taşıma hizmetinin başladığını anlatır. across the sky, yolcuların havada taşınmasını canlı bir biçimde betimler. Rotanın kesin başlangıç ve bitiş noktalarını belirtmez.
Alıştırma
Tekrarlanan bir hizmette yolcu taşımayı anlatan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the festival, buses ____ between the station and the stadium every ten minutes.
Cevabı göster
shuttle passengers
jetting between destinations like New York, Paris, Bahrain, and Singapore. Kalıp ifadeler
0:39New York, Paris, Bahreyn ve Singapur gibi destinasyonlar arasında mekik dokudu.
jetting between destinations: varış noktaları arasında uçakla hızla seyahat etmek
Burada jetting, jet fiilinin -ing biçimidir ve “uçakla hızlı yolculuk etmek” anlamına gelir. Jetting between destinations, bir varış noktasından diğerine yapılan hava yolculuğunu, özellikle de birkaç farklı yer söz konusu olduğunda anlatır. Bu ifade hızı ve hareketi vurgular. Yakıtın, suyun veya başka bir maddenin fışkırmasını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede jetting between hızlı uçak yolculuğunu anlatır?
- The train was moving between Madrid and Rome all week.
- Water was jetting from the cracked pipe all morning.
- She spent the week jetting between Madrid and Rome for meetings.
Cevabı göster
She spent the week jetting between Madrid and Rome for meetings.
clocked in at: ölçülmüş bir değeri bildirmek
Burada clocked in at, “ölçüldü veya kaydedildi” anlamına gelir ve sayısal bir sonucu sunar. Yapı, özne + clock in at + sayı veya ölçüm biçimindedir. Bu raporlama kullanımı hız, süre, ağırlık, maliyet ve diğer gözlemlenmiş değerlerde yaygındır. Cümledeki değer ölçülmüş bir hızdır; birinin işe başladığı saat değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede clocked in at ölçülmüş bir değeri bildirmek için kullanılmıştır?
- The employees clocked in at the front desk before work.
- The wall clock stopped at nine.
- The winning serve clocked in at 210 kilometers per hour.
Cevabı göster
The winning serve clocked in at 210 kilometers per hour.
more than twice the speed of a normal airliner. Dilbilgisi
0:47ki bu normal bir yolcu uçağının hızının iki katından fazlaydı.
more than twice the speed of...: kat üzerinden karşılaştırma
more than, twice sözcüğünü niteler; bu yüzden more than twice ikiden büyük bir çarpan belirtir. twice the speed of a normal airliner hem ölçülen büyüklüğün hız olduğunu hem de karşılaştırma temelinin normal bir yolcu uçağı olduğunu gösterir. Aktarılabilir kalıp more than twice the + isim + of X biçimindedir. Kesin bir oran verir: hız, temel hızın iki katından fazladır; yalnızca çok daha hızlı demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, iki kattan fazla anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The upgraded motor spins at ____ the speed of the original motor.
Cevabı göster
more than twice
However, this was also about 800 km/h faster than the speed of sound, Kültür
0:51Ancak bu, aynı zamanda ses hızından yaklaşık 800 km/s daha hızlıydı
faster than the speed of sound: fiziksel bir hız eşiğini aşmak
the speed of sound, ses dalgalarının bir ortamda ilerleme hızıdır. Havacılıkla ilgili bu cümlede fiziksel bir ölçüt olarak kullanılır; faster than the speed of sound, hava aracının ses dalgalarından daha hızlı hareket ettiği anlamına gelir, çıkardığı sesin daha yüksek olduğu anlamına gelmez. Bu eşiği aşmak, hava aracının süpersonik hızda uçtuğunu gösterir. Bu hareket, sonik patlama olarak duyulabilen şok dalgaları üretir; bu nedenle karşılaştırma bağlamı anlamak açısından önemlidir.
Alıştırma
Bu cümlede faster than the speed of sound ne anlama geliyor?
- Hava aracı, ses dalgalarının ilerleme hızından daha hızlı hareket ediyor.
- Hava aracının motoru normalden daha yüksek ses çıkarıyor.
- Hava aracının içindeki sesler daha hızlı oynatılıyor.
Cevabı göster
Hava aracı, ses dalgalarının ilerleme hızından daha hızlı hareket ediyor.
and that created a surprising problem for people on the ground.
0:57ve bu durum yerdeki insanlar için şaşırtıcı bir sorun yarattı.
supersonic speed: ses hızının üzerindeki hız
Bu cümlede supersonic speed, hava gibi çevredeki ortamda ses hızından daha yüksek bir hız demektir. Yalnızca çok hızlı görünen bir hızı değil, kesin bir fiziksel eşiği adlandırır. supersonic sıfatı speed sözcüğünü niteler: super- “üstünde veya ötesinde” anlamına gelir, sonic ise sesle ilgilidir. Ses hızı koşullara göre değişir; bu nedenle karşılaştırma yerel ses hızıyla yapılır.
Alıştırma
Cümleyi “ses hızının üzerindeki bir hız” anlamına gelen teknik ifadeyle tamamlayın: After the jet crossed the sound-speed threshold, it was traveling at ____.
Cevabı göster
supersonic speed
it generates a continuous moving shock wave, Kelime
1:05sürekli hareket eden bir şok dalgası oluşturur;
continuous moving shock wave: ana ismi bulma
continuous moving shock wave ad öbeğinde ana isim shock wave'dir. Bu ifade, basınçtaki ani bir değişimin oluşturduğu fiziksel bir dalgayı anlatır; shock bir kişinin şaşkınlığını belirtmez. Continuous ve moving, ana isimden önce gelen niteleyicilerdir. Continuous dalganın sürdüğünü, moving ise konumunun kaynakla birlikte değiştiğini söyler. Yoğun bir teknik ad öbeğini çözmek için sağdaki shock wave ile başlayın, ardından moving ve continuous bilgilerini ekleyin.
Alıştırma
“continuous moving shock wave” ad öbeğinde ana isim hangi bölümdür?
- moving
- shock wave
- continuous
Cevabı göster
shock wave
sonic boom: süpersonik bir şok dalgasının sesi
Sonic boom, sesten hızlı hareket eden bir cismin şok dalgaları bir gözlemcinin bulunduğu yerden geçerken duyulan yüksek ses ve hissedilen ani basınç değişimidir. Fizik ve havacılıkta kullanılan sabit bir terimdir; Türkçede sonik patlama denir. Buradaki boom hızlı ekonomik büyüme veya herhangi bir yüksek ses anlamına gelmez. İki kelimelik terimin tamamı, süpersonik hareketin belirli bir etkisini adlandırır.
Alıştırma
Sonic boom ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The town enjoyed a sonic boom when several new stores opened.
- The jet produced a sonic boom as it traveled faster than sound.
- A book caused a sonic boom when it fell from a desk.
Cevabı göster
The jet produced a sonic boom as it traveled faster than sound.
as well as rattling windows and dislodging structural elements of buildings. Dilbilgisi
1:12yanı sıra pencereleri sarsar ve binaların yapısal unsurlarını yerinden oynatır.
as well as rattling ... and dislodging: paralel -ing sonuçları
Burada as well as, daha önce belirtilen bir şeye başka etkiler ekler. Rattling windows ve dislodging structural elements of buildings ifadelerini ek sonuçlar olarak sunar. Rattling ve dislodging, and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. İkisi de as well as sonrasındaki aynı ek birime aittir; yeni temel cümlelerin yüklemleri değildir.
Alıştırma
Cümleyi parantez içindeki fiillerin -ing biçimleriyle tamamlayın: The old fan was making a loud noise as well as ____ the desk and ____ papers onto the floor. (shake; blow)
Cevabı göster
shaking · blowing
Since a plane flying at an altitude of 15 km can affect an area with an 80 km diameter on the ground below, Notlar
1:1715 km yükseklikte uçan bir uçak aşağıdaki 80 km çapında bir alanı etkileyebileceğinden,
Neden bildiren bağlaç olarak Since
Burada Since, because yani “çünkü” anlamındadır ve zamanın başlangıcını değil, bir nedeni sunar. Yan cümle, bir uçağın geniş bir alanı etkileyebileceği gerçeğini verir. since yan cümlesinin önce gelmesi, ardından gelen ana ifadeden önce dayanağı sunar. Aktarılabilir yapı Since + neden, ana sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede since, altyazıdakiyle aynı neden anlamında kullanılmıştır?
- She has lived here since 2020.
- We have been waiting since noon.
- Since the roads are icy, the school is closed.
Cevabı göster
Since the roads are icy, the school is closed.
at an altitude of 15 km: uçuş irtifasını belirtme
at an altitude of 15 km, “15 kilometrelik bir uçuş irtifasında” anlamına gelir. at an altitude of + ölçüm kalıbı havacılık, coğrafya ve bilimsel açıklamalarda yaygındır. Altitude genellikle deniz seviyesine veya belirtilen başka bir referansa göre dikey konumu ifade eder. Sıradan nesneler ve kısa dikey mesafeler için yaygın olan height sözcüğünden daha teknik bir terimdir.
Alıştırma
Cümleyi altitude içeren resmî havacılık ifadesiyle tamamlayın: The helicopter was flying ____ 1,500 meters.
Cevabı göster
at an altitude of
complaints and concerns from residents in the Concorde's flight path restricted it to mostly ocean routes. Notlar
1:25Concorde'un uçuş rotasındaki sakinlerin şikayetleri ve endişeleri, uçağı çoğunlukla okyanus rotalarıyla sınırlandırdı.
Concorde's flight path: uçağın izlediği yol ve üzerinden geçtiği bölge
Flight path, bir uçağın havada izlediği yoldur. Concorde's İngilizcede iyelik biçimidir; bu nedenle Concorde's flight path, Concorde uçaklarının izlediği uçuş yolu anlamına gelir. residents in the Concorde's flight path ifadesinde in geniş bir anlamda kullanılır: Bu kişiler, uçakların üzerinden geçtiği bölgenin altında veya yakınında yaşar. Buradaki path, insanların yürüdüğü bir patika değildir.
Alıştırma
Bu cümlede residents in the Concorde's flight path ne anlama gelir?
- Yalnızca Concorde'un indiği şehirlerde yaşayan kişiler
- Concorde uçaklarının düzenli olarak üzerinden geçtiği bölgenin altında veya yakınında yaşayan kişiler
- Bir Concorde uçağının içindeki patikada yürüyen yolcular
Cevabı göster
Concorde uçaklarının düzenli olarak üzerinden geçtiği bölgenin altında veya yakınında yaşayan kişiler
restricted it to mostly ocean routes: restrict A to B yapısı
Restrict A to B, A'yı yalnızca B'nin izin verildiği veya mümkün olduğu şekilde sınırlamak demektir. Burada A, Concorde'u ya da faaliyetlerini ifade eden it; B ise mostly ocean routes ifadesidir. Şikâyetler, uçuşların büyük ölçüde okyanus üzerindeki rotalarla sınırlanmasına neden oldu. To, kısıtlamadan sonra izin verilmeye devam eden alanı belirtir. Amaç bildirmez ve mastar işareti değildir; bir edattır.
Alıştırma
Cümleyi restrict fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve izin verilen alanı belirten edatla tamamlayın: For safety reasons, the museum ____ visitors ____ the ground floor during repairs.
Cevabı göster
restricted · to
Because of these restrictions and other fuel and engineering requirements, Dilbilgisi
1:33Bu kısıtlamalar ve diğer yakıt ve mühendislik gereksinimleri nedeniyle,
Because of these restrictions: because of + isim öbeği
Because of, “nedeniyle” anlamına gelir ve bir neden belirtir. Because of these restrictions ifadesinde these restrictions bir isim öbeğidir; bu yüzden because of sonrasında kullanılabilir. İfadenin tamamı, ardından gelen sonucun nedenini kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümleyle değil, isim temelli bir fikir olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi because veya because of ile tamamlayın: The game was canceled ____ the heavy rain.
Cevabı göster
because of
supersonic flights turned out to be very expensive for both airlines and passengers. Öbek fiiller
1:37süpersonik uçuşlar hem havayolları hem de yolcular için çok pahalı hale geldi.
turned out to be: sonradan keşfedilen bir sonuç
turned out to be, “sonradan ... olduğu anlaşıldı veya ortaya çıktı” anlamına gelir. very expensive ifadesini başlangıçtaki bir düşünce olarak değil, deneyim ya da kanıt sonrasında netleşen bir sonuç olarak sunar. Yeniden kullanılabilir yapı özne + turn out to be + sıfat veya isim şeklindedir. Öznenin kendisinin değişmesi gerekmez; yalnızca insanların onun hakkında bildikleri değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi turn out to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The simple repair ____ more expensive than expected.
Cevabı göster
turned out to be
A single transatlantic round trip could cost the equivalent of more than $10,000 today. Kalıp ifadeler
1:43Atlantik ötesi tek bir gidiş-dönüş yolculuğu bugünün eşdeğeriyle 10.000 dolardan fazlaya mal olabiliyordu.
single transatlantic round trip: Atlantik'i geçip geri dönülen bir yolculuk
Bu isim öbeğinde round trip, bir yere gidip geri dönülen tam bir yolculuk anlamına gelir. Transatlantic, yolculuğun Atlantik'i aştığını belirtir; single ise tam bir gidiş-dönüş yolculuğunu bir kez sayar. Tek yönlü yolculuk anlamına gelmez. Ana isim trip sözcüğüdür. Niteleyicileri sağdan sola anlayabilirsiniz: trip → round trip → transatlantic round trip → a single transatlantic round trip.
Alıştırma
A single transatlantic round trip ne anlama gelir?
- Atlantik'in çevresinde daire çizen bir yolculuk
- Atlantik'i geçip geri dönülen tam bir yolculuk
- Atlantik'i geçen tek yönlü bir yolculuk
Cevabı göster
Atlantik'i geçip geri dönülen tam bir yolculuk
the equivalent of: eşdeğer bir miktar veya değer
The equivalent of, ilgili bir açıdan başka bir şeyle eşleşen miktar, değer veya nesne anlamına gelir. Burada geçmişteki seyahat maliyetini günümüzde 10.000 dolardan fazla bir değere çevirir; özgün fiyatın gerçekten bugünün dolarıyla ödendiğini söylemez. Kalıp the equivalent of + isim öbeği şeklindedir; örneğin the equivalent of one week's pay. İki fiziksel nesnenin tamamen aynı olduğunu değil, değer, miktar veya işlev bakımından eşleştiğini anlatır.
Alıştırma
Değer bakımından eşit bir miktar anlamına gelen isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The repair bill was ____ two weeks' pay.
Cevabı göster
the equivalent of
With additional strain on the airline industry due to decreased demand for flights after September 11th, 2001, Notlar
1:4911 Eylül 2001 sonrası uçuş talebindeki düşüş nedeniyle havacılık endüstrisine binen ek yükle birlikte,
additional strain on: bir kişi, sistem veya kaynak üzerindeki ek baskı
Bu cümlede additional strain on the airline industry, havayolu sektörünü etkileyen ek baskı veya yük anlamına gelir. Additional, sektörün zaten baskı altında olduğunu ve ardından daha fazlasıyla karşılaştığını gösterir. Burada strain soyut anlamdadır; doğrudan fiziksel bir kas sakatlığını anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp, strain on + yükü taşıyan kişi, sistem veya kaynak biçimindedir; önünde sık sık put ya da place gibi fiiller bulunur.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Staff shortages put ____ the hospital.
Cevabı göster
additional strain on
due to decreased demand for flights: nedeni bir isim öbeğiyle belirtmek
Bu cümlede due to decreased demand for flights, ek baskının nedenini belirtir. Due to ifadesinden sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle değil, decreased demand for flights isim öbeği gelir. Bu öbekte decreased, demand sözcüğünü niteler; demand for flights ise hava yolculuğuna yönelik pazar veya tüketici talebi anlamına gelir. Birinin bir uçuşa talepte bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “çünkü daha az kişi uçmak istiyordu” anlamındaki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The airline reduced service ____.
Cevabı göster
due to decreased demand for flights
September 11th, 2001: havacılık sektöründeki gerilemenin bağlamı
Burada September 11th, 2001, ABD’deki 11 Eylül terör saldırılarını ifade eder. Saldırılarda kaçırılan yolcu uçakları kullanıldığı için, havacılık üzerine bir tartışmada bu tarihin özel bir önemi vardır. Bu yalnızca bir takvim ayrıntısı değildir. Ardından gelen sonucun arka planını verir: hava yolculuğu talebi düştü ve havayolu sektörü üzerindeki baskı arttı.
Alıştırma
Bu havacılık bağlamında September 11th, 2001 neden önemlidir?
- İlk yolcu uçuşunun gerçekleştiği tarihtir.
- Hava yolculuğunda büyük aksamalara yol açan saldırıları ifade eder.
- Uçak bileti satın almak için her yıl geçerli olan son tarihi belirtir.
Cevabı göster
Hava yolculuğunda büyük aksamalara yol açan saldırıları ifade eder.
became unsustainable: artık uzun vadede devam edemiyordu
Become + sıfat yapısı yeni bir duruma geçişi anlatır. Became unsustainable, daha önce yürütülebilen bir şeyin uzun vadede devam edemeyecek hâle geldiği anlamına gelir. Unsustainable, fiziksel olarak desteksiz olmak anlamına gelmez. Burada artan baskı ve düşük talep, durumu sürdürmeyi fazla maliyetli veya kullanışsız hâle getirmiştir.
Alıştırma
Cümleyi ‘uzun vadede devam edemeyecek bir duruma geçti’ anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After years of losses, the bus route ____.
Cevabı göster
became unsustainable
was retired: uçakları veya ekipmanları hizmetten çıkarmak
Was retired, retire fiilinin simple past edilgen biçimidir. Burada Concorde'un resmî olarak hizmetten çıkarıldığı anlamına gelir; bu kararı uçağın kendisi vermemiştir. Taşıtlar, makineler, ürünler ve sistemlerle kullanıldığında retire, “kullanmayı veya işletmeyi bırakmak” anlamına gelebilir. Edilgen yapı odağı nesne ve sonuç üzerinde tutar; bu yüzden sorumlu kuruluşun adını vermek gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi retire fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After its final voyage, the old ferry ____ from service.
Cevabı göster
was retired
So, even when super fast flights existed, Anlatım akışı
2:02Yani, süper hızlı uçuşlar mevcutken bile,
even when ..., they weren't ...: ana noktadan önce bir gerçeği kabul etmek
Even when, konuşanın iddiasını zayıflatıyor gibi görünebilecek gerçek bir durumu ortaya koyar: süper hızlı uçuşlar gerçekten vardı. Ardından ana cümle hâlâ geçerli olan noktayı verir: bunlar standart ticari uçuşlar değildi. Bu yapı bir savı “Bunun gerçekleştiğini kabul ediyorum ama bu, sonucumu değiştirmiyor” şeklinde düzenler. Bu kalıpta virgülden sonraki bilgi ana sonuçtur; even, taviz anlamını yalnızca when kullanılmasına göre güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve ana sonucu seçin: Even when the shop stayed open late, few customers came in.
- Dükkân hiçbir zaman geç saatlere kadar açık kalmadı.
- İçeri az sayıda müşteri girdi.
- Dükkân çalışma saatlerini değiştirdi.
Cevabı göster
İçeri az sayıda müşteri girdi.
And while we might think that advances in flight technology would make fast flights less expensive, Anlatım akışı
2:07Ve uçuş teknolojisindeki ilerlemelerin hızlı uçuşları ucuzlatacağını düşünebilsek de,
While we might think that...: karşıtlıktan önce beklenti sunmak
Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. Bu yan cümle önce kulağa mantıklı gelen bir beklentiyi sunar: daha iyi uçuş teknolojisinin hızlı uçuşları ucuzlatması beklenebilir. Ardından ana cümle bu beklentiyi sınırlayabilir veya sorgulayabilir. We might think, bu düşünceyi ortak bir olasılık olarak sunar; bu nedenle geçiş, dinleyicilere doğrudan yanıldıklarını söylemekten daha az çatışmacı gelir.
Alıştırma
Bu cümlede while we might think that... ne işlev görür?
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini belirtir.
- Beklentinin her zaman doğru olduğunu onaylar.
- Konuşmacının birazdan sınırlayacağı makul bir beklenti sunar.
Cevabı göster
Konuşmacının birazdan sınırlayacağı makul bir beklenti sunar.
This hasn't necessarily been the case: ihtiyatlı bir düzeltme
Be the case, bir şeyin doğru olması veya gerçek durumu anlatması demektir. This, önceki yan cümledeki beklentiye gönderme yapar; present perfect biçimindeki hasn't been ise şimdiye kadarki durumu ele alır. Not necessarily, kesinliği sorgular: beklentinin ilgili her durumda veya genel bir kural olarak geçerli olduğu gösterilmemiştir. Bu, tam tersinin her zaman doğru olduğunu iddia etmek değil, ihtiyatlı bir düzeltme yapmaktır.
Alıştırma
People expected the new system to save time, but this hasn't necessarily been the case cümlesi ne anlama gelir?
- Sistemi şimdiye kadar hiç kimse kullanmamıştır.
- Sistem bazı durumlarda zaman kazandırabilir, ancak bu beklenti güvenilir biçimde doğru değildir.
- Sistem her durumda kesinlikle zaman kaybettirmiştir.
Cevabı göster
Sistem bazı durumlarda zaman kazandırabilir, ancak bu beklenti güvenilir biçimde doğru değildir.
One of the biggest concerns is fuel economy. Kelime
2:15En büyük endişelerden biri yakıt ekonomisidir.
fuel economy: bir aracın yakıtı ne kadar verimli kullandığı
Fuel economy, bir aracın yakıtı ne kadar verimli kullandığını, yani genellikle belirli miktarda yakıtla ne kadar yol gidebildiğini anlatır. Daha iyi fuel economy, aynı yakıtla daha uzağa gitmek veya aynı yolculukta daha az yakıt kullanmak demektir. Ulaşımla ilgili bu kalıplaşmış terimde economy, kaynakları verimli ve tutumlu kullanma anlamındadır. Bir ülkenin ekonomisini veya yakıt sektörünü ifade etmez.
Alıştırma
Bir araç incelemesinde fuel economy neyi anlatır?
- Aracın yakıtı ne kadar verimli kullandığı
- Aracın yakıt deposunun ne kadar büyük olduğu
- Yakıt sektörünün ne kadar para kazandığı
Cevabı göster
Aracın yakıtı ne kadar verimli kullandığı
Over the decades, jet engines have become a lot more efficient, Anlatım akışı
2:18On yıllar boyunca jet motorları çok daha verimli hale geldi,
Over the decades: uzun vadeli bir eğilime zaman çerçevesi çizmek
Over the decades, bütün ifadeyi onlarca yılı kapsayan uzun bir zaman çerçevesine yerleştirir. Dinleyiciyi, devamındaki bilgiyi tek bir olay olarak değil, zaman içinde gelişen uzun vadeli bir eğilim olarak anlamaya hazırlar. Burada over, o dönemin “süresince ve tamamı boyunca” anlamına gelir. have become ile birlikte, geçmiş yıllardan günümüze kadar biriken değişimi özetler.
Alıştırma
Uzun vadeli bir eğilimi anlatan bu cümleyi en iyi hangi başlangıç tamamlar? “___, cameras have become smaller and cheaper.”
- Over the decades
- At the moment
- For one afternoon
Cevabı göster
Over the decades
taking in more air and achieving more thrust, Notlar
2:22daha fazla hava alıp daha fazla itme kuvveti elde ederek,
taking in more air: bir sistemin içine daha fazla hava çekmek
taking in more air ifadesinde take in, “bir sistemin içine çekmek” demektir. Burada motor, kullanabilmek için havayı içine çeker. take in ifadesinin anlamını nesne ve bağlam belirler. Hava, su ya da başka bir madde bir makineye veya vücuda giriyorsa ifade genellikle fiziksel olarak içeri alma anlamındadır; bilgiyi anlama ya da birini kandırma anlamında değildir.
Alıştırma
“The ventilation system takes in fresh air from outside.” cümlesinde takes in ne anlama gelir?
- havayı anlar
- havayı kandırır
- havayı sistemin içine çeker
Cevabı göster
havayı sistemin içine çeker
achieving more thrust: daha büyük itki kuvvetine ulaşmak
Thrust, bir uçağı veya roketi ileri hareket ettiren motor kaynaklı itki kuvvetidir. Achieving more thrust, bu kuvvetin daha yüksek bir miktarına ulaşmak demektir. Achieve, artan itkiyi bir tasarım ya da çalışma biçimi değişikliğinin teknik sonucu olarak sunar. Burada thrust, bir kuvvetin adıdır; günlük hayatta bir şeyi sertçe itme eylemi değildir.
Alıştırma
“Daha yüksek itki çıkışına ulaşmak” anlamına gelen ve achieve ile başlayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The redesigned engine takes in more air and can ____.
Cevabı göster
achieve more thrust
traveling further for every liter of fuel. Kalıp ifadeler
2:25her litre yakıtla daha uzağa seyahat etmeye başladılar.
for every liter of fuel: oran belirtme
Burada for every liter of fuel, karşılaştırma için bir birim belirler: gidilen mesafe, kullanılan her litre yakıtla ilişkilendirilir. for every + birim veya miktar kalıbı, bu tür her miktara karşılık gelen sonucu anlatır; bu nedenle oran ve verimlilik açıklamalarında yaygındır. Bu kullanımda for amaç bildirmez. Traveling further for every liter, aynı miktarda yakıtla daha fazla yol almak anlamına gelir.
Alıştırma
Öğrenilen oranı ifade eden iki sözcüğü kullanarak cümleyi tamamlayın: The charity plants one tree ____ ten dollars donated.
Cevabı göster
for every
But this efficiency is only achieved at speeds of up to around 900 km/h, Notlar
2:28Ancak bu verimlilik yalnızca yaklaşık 900 km/s hıza kadar elde edilebilir,
is only achieved at speeds of up to: hız aralığına üst sınır koyma
Is achieved edilgen yapıdadır: verimliliği belirli koşullarda ulaşılabilen bir sonuç olarak sunar ve bunu kimin ya da neyin elde ettiğini belirtmez. Only, bu sonucun elde edilebildiği koşulu sınırlar. At speeds of, hızı koşul olarak tanıtır. Up to around 900 km/h yaklaşık bir üst sınır koyar: belirtilen koşul, yaklaşık 900 km/saatin üzerindeki hızları dışarıda bırakır ancak hızın tam olarak 900 km/saat olmasını gerektirmez.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama gelir? Peak efficiency is only achieved at speeds of up to 50 km/h.
- Hız tam olarak 50 km/saat olmalıdır.
- Belirtilen verimlilik yalnızca hız 50 km/saati aşmadığında elde edilir.
- Verimlilik 50 km/saatin üzerindeki her hızda garanti edilir.
Cevabı göster
Belirtilen verimlilik yalnızca hız 50 km/saati aşmadığında elde edilir.
up to around 900 km/h: yaklaşık bir üst sınır
Up to bir aralığın en yüksek noktasını belirtirken around sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Burada up to around 900 km/h, ilgili hız aralığının 900 km/h civarındaki tahmini bir üst sınıra kadar çıktığını anlatır; tüm hızların 900 km/h'ye yakın olduğu anlamına gelmez. Bu kalıp, sınırın kendisi kesin olmadığında teknik özelliklerde ve veri özetlerinde kullanışlıdır: up to + around + sayı/birim.
Alıştırma
Hangi ifade 120 km/h'nin yaklaşık bir üst sınır olduğunu anlatır?
- up to 120 km/h
- around 120 km/h
- up to around 120 km/h
Cevabı göster
up to around 120 km/h
less than half the speed of the Concorde. Dilbilgisi
2:35ki bu Concorde'un hızının yarısından daha azdır.
less than half the speed of: bir ölçütün %50'sinden düşük
Less than half the speed of X, X'in hızının %50'sinden daha düşük bir hız anlamına gelir. Less than yarının altında olma ilişkisini kurar, half the speed karşılaştırılan miktarı belirtir ve of X karşılaştırma ölçütünü tanıtır; cümlede bu ölçüt the Concorde'dur. Speed yerine başka ölçülebilir isimler getirilerek aynı kalıpla farklı ölçüler karşılaştırılabilir: less than half the cost of X veya less than half the weight of X gibi.
Alıştırma
Cümleyi, uçağın hızının %50'sinden daha düşük anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The train travels at ____ the airplane.
Cevabı göster
less than half the speed of
Going any faster would increase air intake and burn more fuel per kilometer flown. Notlar
2:38Daha hızlı gitmek hava girişini artıracak ve uçulan her kilometre başına daha fazla yakıt yakılmasına neden olacaktır.
Going any faster would increase...: -ing özne ve varsayımsal sonuç
Going any faster, özne olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Burada going belirli bir hızda hareket etmeyi, any faster ise mevcut hızdan çok az bile daha hızlı olmayı anlatır; hızın zaten artmış olduğunu söylemez. Would increase, varsayılan bu değişikliğin beklenen sonucunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp Doing X any further/faster/longer would + fiilin yalın hâli şeklindedir ve bir eylem ya da derece mevcut noktasını aşarsa ne olacağını açıklar.
Alıştırma
Hızdaki çok küçük bir ek artışın bile varsayımsal bir sonuç doğuracağını anlatan cümleyi seçin.
- Driving faster increased the risk of an accident.
- Driving any faster would increase the risk of an accident.
- Driving at any speed would increase the risk of an accident.
Cevabı göster
Driving any faster would increase the risk of an accident.
per kilometer flown: uçulan kilometre başına
Per kilometer flown, gerçekten uçularak kat edilen her kilometre için anlamına gelir. Per, bir oranın hesaplanmasında kullanılan birimi belirtir; dolayısıyla yakıt tüketimi uçuşun her kilometresi üzerinden ölçülür. Flown, kilometer sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacıdır. Kısaltılmış bir ilgi cümleciği gibi çalışır: kilometer flown, kilometer that is flown anlamına gelir. Aynı kısa yapı per unit produced ve per ticket sold gibi oran ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümle batarya kullanımını dronun gerçekten uçtuğu her kilometre başına bir oran olarak belirtir?
- The drone uses five percent of its battery per kilometer flown.
- The drone uses five percent of its battery per flight.
- The drone can fly five kilometers on one battery charge.
Cevabı göster
The drone uses five percent of its battery per kilometer flown.
A standard transatlantic flight still uses as much as 150,000 L of fuel, Kalıp ifadeler
2:44Standart bir Atlantik aşırı uçuş hala 150.000 L kadar yakıt kullanır,
as much as 150,000 L of fuel: 150.000 litreye kadar yakıtı vurgulamak
as much as 150,000 L of fuel ifadesi miktarın ne kadar büyük olduğunu vurgular. Burada uçuşun 150.000 litreye kadar yakıt kullanabileceği anlamına gelir; sayı sıradan bir eşitlik karşılaştırması olarak değil, şaşırtıcı derecede yüksek bir miktar olarak sunulur. Yakıt, para, zaman veya sıvı gibi sayılamayan miktarların önünde as much as kullanılır. Ayrı ayrı sayılabilen varlıkların sayısı için karşılık gelen yapı as many as olur.
Alıştırma
Potansiyel olarak çok büyük bir depolama miktarını vurgulayan doğal cümleyi seçin.
- A single backup can use as many as 500 GB of storage.
- A single backup can use as much as 500 GB of storage.
- A single backup can use much as 500 GB of storage.
Cevabı göster
A single backup can use as much as 500 GB of storage.
amounting to over 20% of an airline's total expenses. Kalıp ifadeler
2:50bu da bir havayolunun toplam giderlerinin %20'sinden fazlasına denk gelir.
amounting to over 20%: %20'den fazlasına denk gelmek
amounting to over 20% ifadesi, daha önce belirtilen miktara bir sonuç ekleyen bir -ing yapısıdır. Bu miktarın hava yolu şirketinin toplam giderlerinin %20'sinden fazlasına ulaştığını veya buna denk geldiğini belirtir. Bu ifade önceki rakamı açıklar; cümlenin ana fiili değildir. Buradaki amount to “istemek” anlamına gelmez. Over 20% tam olarak %20 değil, %20'dan fazla demektir.
Alıştırma
“Toplamı olmak veya eşdeğer olmak” anlamındaki -ing raporlama ifadesini ekleyerek cümleyi tamamlayın: The two repairs cost $900, ____ nearly half of the monthly budget.
Cevabı göster
amounting to
So, any reduction in fuel economy and increase in speed Dilbilgisi
2:54Bu nedenle, yakıt ekonomisindeki herhangi bir düşüş ve hızdaki artış,
reduction in fuel economy and increase in speed: paralel değişimler
Bu ifade iki paralel isim öbeğini bağlar: a reduction in fuel economy ve an increase in speed. Her birinde değişimi belirten isimden sonra in ve değişen ölçüt gelir. Bu kalıp, bir ölçütteki düşüşü ve diğerindeki yükselişi açıkça sunar. Burada fuel economy, belirli bir miktar yakıtla ne kadar yol alınabildiğini gösteren yakıt verimliliğidir. Bu yüzden a reduction in fuel economy, yakıt kullanımının veya yakıt maliyetinin azalması değil, verimliliğin kötüleşmesi demektir.
Alıştırma
reduction in X and increase in Y kalıbını tamamlayın: The update led to a ____ in loading time and an ____ in reliability.
Cevabı göster
reduction · increase
would significantly increase both flight costs and environmental impact. Kalıp ifadeler
2:58hem uçuş maliyetlerini hem de çevresel etkiyi önemli ölçüde artıracaktır.
both flight costs and environmental impact: iki etkiyi bağlamak
Both ... and ... eşit görevdeki iki öğeyi bağlar ve ifadenin her ikisi için de geçerli olduğunu gösterir. Burada increase hem flight costs hem de environmental impact üzerinde etkilidir; bu yüzden iki sonuç da artar. İkisinden birini seçme anlamı yoktur. both sonrasındaki öğe, and sonrasındaki öğeyle aynı dil bilgisel biçimde olmalıdır. Bu cümlede flight costs ve environmental impact birer isim öbeğidir; böylece bağlantı açık ve dengeli olur.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: The delay affected ____ passengers ____ crew members.
Cevabı göster
both · and
What about ways to make a plane faster without burning lots of fuel? Notlar
3:03Peki, bir uçağı çok yakıt yakmadan hızlandırmanın yolları yok mu?
What about ways to...: yeni bir çözüm yönü açmak
What about ways to...? soru kalıbı, tartışmayı yeni bir olası çözüm grubuna yönlendirir. Burada What about yeni yönü açar; ways to + fiilin yalın hâli ise bu çözümlerin ulaşması gereken hedefi belirtir. Bir açıklama veya tartışmada bu soru, konuyu bir sorundan ya da önceki fikirden başka bir yaklaşıma taşıyabilir. Sadece gelişigüzel söylenmiş bir ek yorum değildir.
Alıştırma
Mevcut planın sorunları tartışıldıktan sonra hangi soru olası çözümler için yeni bir yönü en iyi şekilde açar?
- How many people visited the library last year?
- The library closes at six o'clock.
- What about ways to keep the library open without raising fees?
Cevabı göster
What about ways to keep the library open without raising fees?
without burning lots of fuel: without + -ing ile bir bedelden kaçınmak
without burning lots of fuel ifadesi, büyük miktarda yakıt kullanmanın getirdiği bedelden kaçınırken uçağı daha hızlı hâle getirmeyi anlatır. Without bir edattır. Ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: without + burning. without + -ing kalıbı, bir eylem gerçekleşirken başka bir eylemden veya istenmeyen bir sonuçtan kaçınıldığını gösterir.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We improved the app without ____ more money. (spend)
Cevabı göster
spending
Adjusting the wing sweep or the angle at which wings protrude from the fuselage Notlar
3:07Kanatların ok açısını veya kanatların gövdeden dışarı çıkma açısını ayarlayarak
the wing sweep: bir uçak kanadının geriye doğru açısı
Wing sweep, bir uçağın kanatlarının yukarıdan bakıldığında gövdeden geriye doğru uzanma açısıdır. Bu cümlede the wing sweep, ayarlanabilen bir uçak tasarım parametresidir. Burada sweep, kanatların şekli ve yönüyle ilgili teknik bir isimdir. Bir şeyi süpürgeyle temizlemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Wing sweep neyi tanımlar?
- Bir kanat ucundan diğerine olan mesafe
- Yukarıdan bakıldığında kanatların geriye doğru ne kadar açılı olduğu
- Bir kanat ile yaklaşan hava akımı arasındaki açı
Cevabı göster
Yukarıdan bakıldığında kanatların geriye doğru ne kadar açılı olduğu
at which wings protrude from the fuselage: angle sonrasında kullanılan resmî bir ilgi cümleciği
At which wings protrude from the fuselage, angle sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Which, angle sözcüğüne geri gönderme yapar; at ise at an angle ifadesinden gelir. İfadenin tamamı kanatların dışarı uzandığı açıyı anlatır; hangi açının kastedildiğini soran bir soru değildir. At sözcüğünü which sözcüğünden önce kullanmak resmî ve teknik yazılarda yaygındır. Bu yapı angle ile olan ilişkiyi açık tutarken cümleciğin geri kalanı kanatların gövdeden nasıl uzandığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi resmî edat + ilgi zamiri yapısıyla tamamlayın: The engineers measured the angle ____ the ramp meets the floor.
Cevabı göster
at which
bring the wings closer in: bir şeyi içeriye doğru yaklaştırmak
Bring the wings closer in ifadesinde bring, “bir şeyi hareket ettirmek” anlamındadır. Closer mesafenin azaldığını, in ise yönün içeriye, merkeze veya hava aracının gövdesine doğru olduğunu gösterir. Bu ifade yalnızca kanatların zaten bir şeyin içinde olduğu anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp bring + object + closer in şeklindedir. Bir ayarlama sonucunda bir nesne veya parçaları merkeze yaklaştırıldığında kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “merkeze daha yakın” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Bring the cones ____ to make the lane narrower.
Cevabı göster
closer in
can make an aircraft faster by reducing aerodynamic drag. Kalıp ifadeler
3:14aerodinamik sürüklenmeyi azaltarak bir uçağı daha hızlı hale getirebilir.
by reducing aerodynamic drag: yöntem bildiren by + -ing
By + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada hava aracını daha hızlı hâle getirmek sonuçtur; reducing aerodynamic drag ise bu sonucun nasıl elde edildiğini açıklar. Buradaki by bir edat olduğu için reduce, -ing biçimini alır: by reducing. Aerodynamic drag, hareket eden bir hava aracına karşı koyan hava direncidir. Bu by, edilgen bir fiilde eylemi yapan kişiyi veya şeyi tanıtmaz.
Alıştırma
Cümleyi by sonrasında reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The company lowered costs by ____ waste. (reduce)
Cevabı göster
reducing
But this means the wings must be longer to achieve the same wingspan, Anlatım akışı
3:19Ancak bu, aynı kanat açıklığını elde etmek için kanatların daha uzun olması gerektiği anlamına gelir,
and that means more materials and more weight,
3:23ve bu da daha fazla malzeme ile daha fazla ağırlık,
this means / and that means / which in turn means: neden-sonuç zinciri kurmak
This means ve that means, az önce belirtilen duruma veya sonuca gönderme yapar ve onun doğurduğu sonucu açıklar. Means sözcüğünün tekrarlanması, karmaşık bir açıklamayı açık adımlara ayırır: daha uzun kanatlar → daha fazla malzeme ve ağırlık → daha fazla yakıt tüketimi. Which in turn means, zincire bir halka daha ekler: hemen önceki sonuç başka bir sonuca yol açar. Burada in turn, “bir sonraki sonuç olarak” demektir; insanların sırayla bir şey yapması anlamına gelmez.
Alıştırma
Birbirine bağlı iki sonucu en açık biçimde gösteren cümle hangisidir?
- The battery is larger, and that means more weight, which in turn means higher shipping costs.
- The battery is larger, but shipping costs were already high.
- The battery is larger, and the workers take turns carrying it.
Cevabı göster
The battery is larger, and that means more weight, which in turn means higher shipping costs.
So, while airplanes could be designed to be more aerodynamic, Dilbilgisi
3:30Bu yüzden, uçaklar daha aerodinamik olarak tasarlanabilse de,
could be designed to be more ...: olası bir tasarım durumunu ifade etmek
Could be designed, could kip belirtecini edilgen be designed yapısıyla birleştirir. Olası bir tasarım seçeneğini sunar ve tasarlayan kişiler yerine uçaklara odaklanır. Burada could, hâlihazırda var olan bir tasarımı değil, teorik bir olasılığı belirtir. To be more aerodynamic mastar yapısı, tasarımın ortaya çıkarabileceği durumu belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X could be designed to be + sıfattır: X’e tasarım yoluyla belirli bir özellik kazandırılabileceğini ifade eder.
Alıştırma
Dersin kip belirteci ve edilgen tasarım kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: With wider doors, the bus ____ more accessible.
Cevabı göster
could be designed to be
airlines have found that customer demand for faster flights Kalıp ifadeler
3:37havayolu şirketleri müşterilerin daha hızlı uçuşlara olan talebinin
customer demand for faster flights: demand for isim kalıbı
Customer demand for faster flights, daha kısa süren uçuşlara yönelik genel pazar ihtiyacı veya isteği anlamına gelir. demand for + isim öbeği kalıbında for, insanların istediği ürün, hizmet veya özelliği tanıtır. Buradaki demand, iş dünyasında kullanılan sayılamayan bir isimdir. Müşterilerin birine doğrudan sert bir talepte bulunmasını değil, müşteri ilgisini bir pazar gücü olarak anlatır.
Alıştırma
Pazar raporundaki cümleyi hedef isim kalıbıyla tamamlayın: Research shows strong customer ____ same-day delivery.
Cevabı göster
demand for
is not sufficient to cover these costs. Dilbilgisi
3:41bu maliyetleri karşılamak için yeterli olmadığını gördüler.
not sufficient to cover these...: sufficient to + fiil yapısı
Not sufficient to cover these costs, söz konusu miktarın bütün maliyetleri ödeyemeyecek kadar az olduğu anlamına gelir. sufficient to + fiil yapısında mastar, miktarın veya koşulun ulaşabileceği sonucu belirtir; not bu anlamı tersine çevirir. Finans İngilizcesinde cover costs, maliyetleri ödemeye yetecek parayı sağlamak anlamına gelir. Buradaki cover fiziksel bir örtme eylemi değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef resmî ifadeyle tamamlayın: The grant is ____ the full repair cost.
Cevabı göster
not sufficient to cover
So, while military aircraft conduct high-speed flights over water and at high altitudes, Notlar
3:44Dolayısıyla, askeri uçaklar su üzerinde ve yüksek irtifalarda yüksek hızlı uçuşlar gerçekleştirirken,
conduct high-speed flights: yüksek hızlı uçuşları resmî biçimde gerçekleştirmek
Conduct + bir etkinlik, o etkinliği planlı ve düzenli bir şekilde gerçekleştirmek anlamına gelir. conduct high-speed flights ifadesinde uçuşlar resmî veya bir göreve bağlı bir etkinlik olarak sunulur; bu yüzden do gibi genel bir fiilden daha resmîdir. Buradaki conduct “gerçekleştirmek” anlamında bir fiildir. “Davranış” anlamındaki isim değildir ve bir bando ya da orkestrayı “yönetmek” anlamındaki fiil de değildir. Aynı yapı düzenli testler, araştırmalar ve operasyonlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir askerî araştırma ekibi planlı test uçuşları gerçekleştiriyor. En doğal ve resmî ifadeyi seçin.
- operate scheduled passenger flights
- conduct high-speed flight tests
- take a flight as a passenger
Cevabı göster
conduct high-speed flight tests
supersonic commercial flights seemed like a brief and failed experiment. Kelime
3:50süpersonik ticari uçuşlar kısa ve başarısız bir deney gibi görünüyordu.
while military aircraft ... supersonic commercial flights: bir teknolojinin iki kullanımını karşılaştırma
Bu cümlede while, esas olarak zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. While yan cümlesi askerî uçakların uygun ortamlarda yüksek hızlı uçuşlar yapabildiğini söyler; ana cümle ise ticari süpersonik uçuşların kalıcı bir başarı elde edemediğini belirtir. Bu yapı, aynı teknolojinin iki farklı kullanım alanındaki sonuçlarını yan yana koyar. Askerî alanda işe yarayan bir şeyin ticari hizmet olarak da mutlaka başarılı olacağı anlamına gelmediğini anlatır.
Alıştırma
while kelimesinin olayların ne zaman gerçekleştiğini belirtmek yerine iki durumu karşılaştırdığı cümleyi seçin.
- While the old bridge is safe for cars, it cannot support heavy trucks.
- While I was crossing the bridge, a truck stopped beside me.
- While the workers repaired the bridge, the engineer checked the plans.
Cevabı göster
While the old bridge is safe for cars, it cannot support heavy trucks.
a brief and failed experiment: deneme projesi hakkında genel değerlendirme
Burada experiment, laboratuvarda yapılan bilimsel bir deneyden değil, gerçek hayatta denenmiş ticari bir projeden söz eder. İfade, süpersonik ticari uçuş hizmetinin veya iş fikrinin tamamını tek bir deneme projesi olarak değerlendirir. Brief sürenin kısa olduğunu anlatırken failed, projenin kalıcı bir ticari başarıya dönüşmediği yönündeki konuşmacı değerlendirmesini aktarır.
Alıştırma
Bu cümlede a brief and failed experiment ne anlama geliyor?
- Kârlılığı kanıtlanmış ve hâlâ devam eden bir hizmet.
- Her uçuşun arızalandığı bir laboratuvar testi.
- Kısa süren ve kalıcı başarı sağlayamayan ticari bir girişim.
Cevabı göster
Kısa süren ve kalıcı başarı sağlayamayan ticari bir girişim.
But recent advances may make them feasible again. Kelime
3:55Ancak son gelişmeler bunları yeniden mümkün kılabilir.
make them feasible again: bir şeyi yeniden uygulanabilir kılmak
make + nesne + sıfat yapısı, nesnenin sıfatın anlattığı duruma gelmesini sağlamak anlamındadır. Burada them süpersonik ticari uçuşları gösterir; feasible ise bunların ulaşacağı durumu tanımlar. Feasible, bir şeyin yalnızca hayal edilebilir olmasını değil, teknoloji, maliyet, kaynak veya kurallar gibi gerçek koşullar altında uygulanabilir olmasını anlatır. Again bu pratik uygulanabilirliğin geri döndüğünü gösterirken may belirsizliği korur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için make, the project, feasible ve again ifadelerini doğru sırayla kullanın: Lower battery costs could ____.
Cevabı göster
make the project feasible again
ABD araştırma kurumları olarak NASA ve DARPA
NASA, sivil havacılık ve uzay araştırmaları yürüten ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesidir. DARPA, ulusal güvenliğe yönelik ileri araştırmalar geliştiren ve bunları finanse eden ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansıdır. Burada bu kurumların adının verilmesi, araştırmanın devlet kurumlarından geldiğini gösterir ve ardından gelen iddiaya güvenilirlik katar. DARPA sıradan bir şirket değil, bir devlet kurumudur.
Alıştırma
NASA ve DARPA bu cümlede nasıl bir arka plan bilgisi sağlar?
- Yolcu uçağı satan sıradan özel şirketlerdir.
- Havacılık, uzay veya ileri teknoloji araştırmalarıyla bağlantılı ABD devlet kurumlarıdır.
- İki süpersonik uçak modelidir.
Cevabı göster
Havacılık, uzay veya ileri teknoloji araştırmalarıyla bağlantılı ABD devlet kurumlarıdır.
that modifying an aircraft's shape can reduce the impact of its sonic boom by 1/3. Kalıp ifadeler
4:02bir uçağın şeklini değiştirmenin sonik patlamanın etkisini 1/3 oranında azaltabileceğini göstermiştir.
Bir araştırma sonucunu aktarmak için has shown that
has shown that, araştırma sonuçlarını aktaran bir kalıptır: has shown kanıtlarla desteklenen bir sonucu tanıtır, that ise sonucu belirten tam bir yan cümleyi başlatır. Burada show, bir şeyi insanlara sergilemek değil, kanıtlamak veya açıkça ortaya koymak anlamına gelir. Present perfect yapıdaki has shown, daha önce yapılan araştırmayı bugün de geçerli olan bir sonuçla ilişkilendirir. Bu kalıp bilim haberlerinde, genel haberlerde ve akademik özetlerde yaygındır.
Alıştırma
Bu dersteki üç sözcüklü aktarma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: A long-term study ____ regular maintenance reduces breakdowns.
Cevabı göster
has shown that
reduce ... by 1/3: azalma miktarı
reduce A by + miktar veya oran yapısında küçülen şey A’dır ve by değişimin büyüklüğünü belirtir. Buradaki by 1/3, sonik patlamanın etkisinin başlangıç düzeyinin üçte biri kadar azaldığını ifade eder. Başlangıç değeri 100 olsaydı yeni değer yaklaşık 66,7 olurdu. Son değer, başlangıç değerinin üçte biri değildir.
Alıştırma
Yükleme süresi 12 saniyeden 8 saniyeye düştü. Cümleyi tamamlayın: The update reduced loading time ____ one third.
Cevabı göster
by
Extending the nose with a long spike can break the shock wave into smaller ones, Notlar
4:09Burnu uzun bir sivri uçla uzatmak, şok dalgasını daha küçük dalgalara bölebilirken,
Extending the nose with a long spike: özne görevindeki -ing öbeği
Extending the nose with a long spike, yan cümlenin tam öznesidir; can break ise fiil öbeğini başlatır. -ing biçimi eylemi bir tasarım yönteminin adına dönüştürürken with a long spike kullanılan aracı veya yöntemi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp Doing X can produce Y şeklindedir. Teknik açıklamalar bu yapıyı bir işlemi konu olarak sunup ardından olası etkisini belirtmek için sıkça kullanır. Buradaki Extending, birinin şu anda yaptığı bir eylemi bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yöntemi adlandırmak ve ardından etkisini belirtmek için özne olarak bir -ing öbeği kullanır?
- Adding insulation can reduce heat loss.
- The insulation added to the roof was thick.
- Engineers are adding insulation to the roof.
- Add insulation before winter.
Cevabı göster
Adding insulation can reduce heat loss.
break the shock wave into smaller ones: break A into B yapısı
Bu cümlede break A into B, “A’yı birkaç daha küçük parçaya ayırmak” anlamına gelir. Bütün olan öğe the shock wave, sonuç ise daha küçük şok dalgalarıdır. Ones, tekrar edilmesini önlemek için çoğul shock waves isminin yerini alır. Bu kalıp görevler, gruplar veya bilgiler için de kullanılabilir: bir bütünü daha küçük parçalara ayırmak.
Alıştırma
Cümleyi break A into B yapısıyla tamamlayın: To make the project easier, ____ it ____ smaller tasks.
Cevabı göster
break · into
another proposed design features ...: fiil olarak feature
Burada features ana fiildir ve “önemli bir parça olarak bulundurur, içerir veya sunar” anlamına gelir. Another proposed design öznedir, two sets of wings ise doğrudan nesnedir; nesneden önce edat gerekmez. Proposed, design sözcüğünü niteler; ana fiil değildir. Feature fiilinin bu kullanımı, bir ürünün, binanın, sistemin veya tasarımın dikkat çeken parçalarını tanıtırken yaygındır.
Alıştırma
Feature fiilini “içerir” anlamında üçüncü tekil şahıs biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: The new community center ____ a rooftop garden.
Cevabı göster
features
producing waves that cancel each other out. Öbek fiiller
4:18birbirini yok eden dalgalar üreten iki set kanat bulunur.
cancel each other out: zıt etkilerin birbirini nötrlemesi
Cancel each other out, iki veya daha fazla zıt etkinin birbirini azaltması ya da etkisiz hâle getirmesi ve böylece toplam sonucun küçülmesi veya sıfıra yaklaşması demektir. Each other etkinin karşılıklı olduğunu gösterir; out ise cancel out öbek fiilinin bir parçasıdır. Bu cümlede dalgalar zıt etkiler oluşturur. İfade, etkilerin birbirini nötrlemesini anlatır; bir toplantıyı, geziyi veya planı iptal etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi cancel ile başlayan ve “birbirini etkisiz hâle getirmek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The two equal pushes in opposite directions ____, so the box does not move.
Cevabı göster
cancel each other out
And new technologies may solve the energy efficiency problem Dilbilgisi
4:22Ve yeni teknolojiler enerji verimliliği sorununu
with alternative and synthetic fuels or even hybrid electric planes. Kelime
4:26alternatif ve sentetik yakıtlarla, hatta hibrit elektrikli uçaklarla çözebilir.
may solve the energy efficiency problem with ...: olası bir çözüm sunmak
solve a problem with + araç veya çözüm kalıbında, çözülecek sorun solve fiilinden sonra gelir; çözme yöntemi ise with ifadesinden sonra verilir. Burada alternatif yakıtlar, sentetik yakıtlar ve hibrit elektrikli uçaklar enerji verimliliği sorununu ele almanın olası yolları olarak sunuluyor. May olasılık bildirir; sonucun kesin olduğunu söylemez. Bu yapıda with yalnızca “ile birlikte” değil, “kullanarak” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, sorunu çözme yöntemini sunmak için solve a problem with + solution yapısını kullanıyor?
- Engineers may solve the cooling problem with a new ventilation system.
- Engineers may solve the cooling problem during the summer.
- Engineers may explain the cooling problem with a diagram.
Cevabı göster
Engineers may solve the cooling problem with a new ventilation system.
alternative fuels ile synthetic fuels arasındaki fark
Bu cümlede alternative fuels, geleneksel petrol bazlı yakıtların yerine kullanılan yakıtları ifade eder. Burada alternative, garip veya alışılmadık olmayı değil, başka bir seçenek ya da ikame olarak kullanılmayı anlatır. Synthetic fuels ise doğal bir yakıt kaynağından doğrudan elde edilmek yerine kimyasal veya endüstriyel sentezle üretilen yakıtlardır. Bu terimler farklı sorulara cevap verir: alternative, yakıtın geleneksel yakıta göre rolünü; synthetic ise nasıl üretildiğini anlatır. Kategoriler birbiriyle örtüşebilir, bu nedenle sentetik bir yakıt aynı zamanda alternatif yakıt olabilir.
Alıştırma
alternative fuels ile synthetic fuels arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?
- Alternative, yakıtın alışılmadık olduğunu; synthetic ise elektrikle çalıştığını anlatır.
- Alternative, yakıtın ikame rolünü; synthetic ise nasıl üretildiğini anlatır.
- Bu iki terim her zaman tamamen ayrı yakıt kategorilerini belirtir.
Cevabı göster
Alternative, yakıtın ikame rolünü; synthetic ise nasıl üretildiğini anlatır.
hybrid electric planes ile all-electric planes arasındaki fark
hybrid electric planes ifadesinde hybrid electric, itki sistemini tanımlayan birleşik bir niteleyicidir. Sistem, elektrikli itkiyi yakıtla çalışan bir motor veya jeneratör gibi başka bir güç ya da enerji kaynağıyla birleştirir; yalnızca uçağın karışık malzemeler kullandığı anlamına gelmez. Bu nedenle hybrid electric, all-electric ifadesinden farklıdır: birincisi güç kaynaklarının birleşimini kullanırken ikincisi tamamen elektrikli itkiye dayanır. Mühendislik tasarımının ayrıntıları değişebilir, ancak temel fikir birleşik bir güç sistemidir.
Alıştırma
Bir hybrid electric plane neyi birleştirir?
- Yalnızca elektrikli bir itki sistemini.
- Birkaç farklı yapı malzemesini.
- Elektrikli itkiyi başka bir güç veya enerji kaynağıyla.
Cevabı göster
Elektrikli itkiyi başka bir güç veya enerji kaynağıyla.
It may yet turn out that the last few decades of steady flying Anlatım akışı
4:32Son birkaç on yıldır süren bu istikrarlı uçuş temposunun
It may yet turn out that: geleceğe ilişkin temkinli bir sonuç
It may yet turn out that, şu anda kesin olarak bilinmeyen ancak daha sonra doğrulanabilecek bir sonucu ortaya koyar. May olasılık bildirir, yet bu olasılığın hâlâ var olduğunu ekler, turn out that ise “sonunda doğru olduğu anlaşılmak veya kanıtlanmak” demektir. Bu başlangıç, dinleyici ana yargıyı duymadan önce onu bir çerçeveye yerleştirir ve ana bilgiyi that yan cümlesine koyar. Böylece konuşmacı, tahmini gerçekmiş gibi sunmak yerine bir savı ucu açık bir öngörüyle bitirebilir.
Alıştırma
Bu dersteki temkinli tahmin başlangıcının tamamını yazarak cümleyi tamamlayın: ____ the cheaper design is more reliable.
Cevabı göster
It may yet turn out that
a brief rest stop: geçici duraklama metaforu
Bu cümlede a brief rest stop bir metafordur. Rest stop sözcüğü gerçek anlamıyla yolcuların uzun bir yolculuk sırasında durup dinlendiği yerdir; burada yolculuk havacılığın gelişimini, “stop” ise uçuş hızlarının çok az değiştiği birkaç on yılı temsil eder. Bu duraklamanın brief olarak adlandırılması, o on yılların çok daha uzun bir tarih içinde kısa sayılabileceğini düşündürür. Metafor, gelişmedeki yavaşlamayı ilerlemenin kalıcı sonu olarak değil, geçici bir duraklama olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede a brief rest stop metafor olarak ne anlama geliyor?
- Havacılığın gelişimi o on yıllarda kalıcı olarak sona erdi.
- O on yıllar havacılığın gelişiminde yalnızca geçici bir duraklama olmuş olabilir.
- Yolcular bir yol kenarı dinlenme tesisinde birkaç on yıl kaldı.
Cevabı göster
O on yıllar havacılığın gelişiminde yalnızca geçici bir duraklama olmuş olabilir.
Find out how scientists are trying to solve the sonic boom problem with this video
4:39Bilim insanlarının sonik patlama sorununu nasıl çözmeye çalıştıklarını bu videodan öğrenin
or dig into another unsolved mystery of flight, turbulence.
4:45veya havacılığın çözülememiş bir başka gizemi olan türbülansı derinlemesine inceleyin.