Yetenek Günü'nde Suzie, Peppa'ya Herkesin Yetenekli Olduğunu Gösteriyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Oyun grubundaki Yetenek Günü’nde Peppa, hazırladığı gösterilerin diğer çocuklar tarafından çoktan yapıldığını fark eder. Gerçekten sevdiği şeyi düşününce kendi yeteneğini bulur: çamurlu su birikintilerinde zıplamak. Sonunda bütün grup bu eğlenceye katılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Think of — Öbek fiiller: Öğretmenin yönergesinde bu ifade, var olan bir şey hakkında yalnızca düşünmek değil, bir fikir bulmak veya üretmek anlamına gelir. Birinden etkinlik, çözüm, konu ya da plan önermesini isterken kullanılabilir. 2. No, that was lovely, — Konuşma edimi ve tutum: Madame Gazelle, Danny’nin davula daha yüksek sesle vurmasını engellerken hemen olumlu bir değerlendirme ekleyerek sınırı yumuşatır. Bu kullanım, karşı tarafa gösterisinin kötü olduğunu hissettirmeden onu nazikçe durdurmanın veya devamını reddetmenin bir yolunu gösterir. 3. Everyone loves jumping up and down in muddy puddles. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Sondaki genel ifade, Peppa’nın kişisel keşfini bütün karakterlerin paylaştığı neşeli bir deneyime dönüştürür. Çocuk hikâyelerini sıcak ve tatmin edici biçimde bitiren bu tür kapanış cümlelerini tanımayı ve kullanmayı sağlar.
Bu derste
Okuldaki yetenek gösterisi etkinliği olarak Talent Day
Talent Day, çocukların şarkı söylemek veya dans etmek gibi yapabildikleri bir şeyi sırayla gösterdikleri okul ya da sınıf etkinliğinin adıdır. Buradaki Day, bu etkinlik için ayrılmış bir günü belirtir. İfade, soyut bir yetenek gününü veya çocukların ne kadar yetenekli olduğunu ölçen bir sınavı değil, belirli bir etkinliği adlandırır.
Alıştırma
Bu bağlamda Talent Day ne anlama gelir?
- Çocukların yeteneklerini gösterdiği bir okul veya sınıf etkinliği
- Okulun kapalı olduğu sıradan bir tatil günü
- Çocukların yetenek testi yaptığı bir gün
Cevabı göster
Çocukların yeteneklerini gösterdiği bir okul veya sınıf etkinliği
It is the end of another day at Peppa's playgroup. Kültür
0:19Peppa'nın anaokulunda bir gün daha sona erdi.
Britanya İngilizcesinde okul öncesi grup anlamındaki playgroup
Britanya İngilizcesinde playgroup, küçük çocukların oyun oynamak ve basit öğrenme etkinlikleri yapmak için düzenli olarak buluştuğu organize bir gruptur. Genellikle ilkokula başlamamış çocuklara yöneliktir. Bu cümlede Peppa's playgroup, bir yetişkinin çocukların etkinliklerine rehberlik ettiği okul öncesi ortamdır. Bu arka plan, sınıftaki rolleri ve konuşma tonunu açıklar.
Alıştırma
Cümledeki playgroup için en uygun açıklama hangisidir?
- Küçük çocukların birlikte oynayıp öğrendiği organize bir grup
- Video oyunu oynayan kişilerin oluşturduğu çevrim içi grup
- Çocuklardan oluşan profesyonel bir spor takımı
Cevabı göster
Küçük çocukların birlikte oynayıp öğrendiği organize bir grup
A talent is something you like doing and you're good at. Notlar
0:28Yetenek, yapmaktan hoşlandığınız ve iyi olduğunuz bir şeydir.
something you like doing: that olmadan niteleyen ilgi cümlesi
something you like doing ifadesinde you like doing yan cümlesi, something ile ne tür bir şeyin kastedildiğini belirtir. İfade, etkinliğin adını söylemeden “yapmaktan hoşlandığın bir şey” anlamına gelir. Daha açık biçimi something that you like doing şeklindedir. that, bu niteleyici ilgi cümlesinde nesne olduğu için atılabilir. Böylece something + özne + fiil kalıbı oluşur; something I need ve something we can share de bu yapıdadır.
Alıştırma
Hangi ifade doğal biçimde “yapmaktan hoşlandığım bir şey” anlamına gelir?
- something I enjoy doing it
- something I enjoy doing
- something what I enjoy doing
Cevabı göster
something I enjoy doing
you're good at: at neden sonda kalır
Be good at, “bir konuda iyi veya yetenekli olmak” demektir. you're good at ifadesinde at kalıbın bir parçasıdır ve atılamaz. at'ten sonra gelmesi gereken şey önceki something ile zaten belirtilmiştir: something (that) you're good at. Bu yüzden at, yan cümlenin sonunda doğal biçimde kalır. Etkinlik at'ten sonra açıkça söylenirse good at maths ve good at drawing örneklerinde olduğu gibi bir isim ya da -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “bir konuda yetenekli olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Nina is ____ solving puzzles.
Cevabı göster
good at
Think of something we might like to see you do. Notlar
0:37Sizi yaparken görmekten hoşlanabileceğimiz bir şey düşünün.
Think of: bir fikir bulmak
Burada think of, bir fikir bulmak ya da akla getirmek anlamındadır. Emir cümlesi, dinleyenden zaten bilinen bir konu üzerinde uzun süre düşünmesini değil, yapabileceği bir şey seçmesini ister. Bir fikir, cevap, örnek, isim veya olasılık akla getirmek gerektiğinde think of + isim öbeği kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi think of ile tamamlayın: We need a team name. Can you ____ one?
Cevabı göster
think of
see you do: see + kişi + fiilin yalın hâli
see you do ifadesinde you, izlenen kişiyi belirtir; do ise fiilin yalın hâlidir. see + kişi + fiilin yalın hâli yapısı, o kişinin bir eylemi gerçekleştirmesini izlemek anlamına gelir. Bu yapıda do, önüne to almaz. Daha önce geçen something sözcüğü kişinin ne yapacağını belirtir.
Alıştırma
see + kişi + fiilin yalın hâli yapısını ve sing fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: We'd like to see Ella ____ at the concert.
Cevabı göster
sing
playing the guitar: play + the + müzik aleti
“Playing the guitar”, konuşanın yeteneği olarak gösterdiği etkinliğin adını verir. “is”ten sonra gelen “playing”, isim öbeği olarak kullanılan bir -ing biçimidir. Bu nedenle “My talent is playing...”, söz konusu etkinliğin yeteneğin kendisi olduğunu anlatır. “Play” bir müzik aleti çalmak anlamına geldiğinde İngilizcede genellikle “play + the + müzik aleti” yapısı kullanılır: “play the guitar”, “play the piano”. Buradaki “the”, belirli bir gitarı göstermez.
Alıştırma
Cümleyi piyano çalmayı belirten standart ifadeyle tamamlayın: Her talent is ____.
Cevabı göster
playing the piano
The parents have arrived to pick up the children. Öbek fiiller
0:51Ebeveynler çocukları almak için geldi.
pick up the children: çocukları almaya gitmek
Bu cümlede “pick up the children”, çocukların bulunduğu yere gidip onlarla buluşmak ve onları oradan götürmek demektir. Okul ya da bir etkinlik bittiğinde veya istasyonda birini almaktan söz ederken kullanılan gündelik anlam budur. “Pick up” bir şeyi yerden kaldırmak anlamına da gelebilir; hangi anlamın kastedildiğini bağlam belirler. Ebeveynlerin gelmiş olması, burada çocukları yerden kaldırmaktan değil, onları almaktan söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, okul bittiğinde gidip seni alacağım anlamını doğal biçimde verir?
- I'll lift you after school.
- I'll pick you up after school.
- I'll pick up you after school.
Cevabı göster
I'll pick you up after school.
Don't forget to think of something to do for Talent Day tomorrow. Ton ve niyet
0:53Yarınki Yetenek Günü için yapacak bir şey düşünmeyi unutmayın.
Don't forget to: birine bir şeyi yapmasını hatırlatmak
Don't forget to + fiilin yalın hâli, henüz gerçekleşmemiş bir şeyi yapmasını birine hatırlatmanın yaygın bir yoludur. Burada think, to'dan sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Olumsuz emir biçimi, karşıdaki kişinin çoktan unuttuğunu iddia etmez; hatırlatma görevi görür. Ne kadar yumuşak duyulduğu ses tonuna ve kişiler arasındaki ilişkiye bağlıdır.
Alıştırma
“Bunu yapmayı hatırla” anlamındaki üç sözcüklük hatırlatma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ bring your library book tomorrow.
Cevabı göster
Don't forget to
can't ... yet: şu anda mümkün değil
Olumsuz bir cümlede yet, “şimdiye kadar” veya “şu anda” anlamına gelir. I can't go to bed yet cümlesinde can't ile birlikte kullanılarak şu anda yatmanın mümkün olmadığını anlatır. Bu durum geçicidir: cümle genellikle daha sonra yatmanın mümkün olabileceğini düşündürür. Yet bu tür olumsuz cümlelerde çoğunlukla sonda yer alır; burada “ama” anlamındaki bağlaç değil, zarftır.
Alıştırma
Beklenen bir olayın şimdiye kadar gerçekleşmediğini göstermek için bir sözcük kullanın: The bus hasn't arrived ____.
Cevabı göster
yet
haven't got: bir şeye sahip olmadığını söylemek
Bu cümlede haven't got, «sahip olmamak» anlamına gelir ve do not have ile eşdeğerdir. Konuşanın şu anda neye sahip olduğunu anlatır; yani konuşan, yarın gösterebileceği bir yeteneği olmadığını söylüyor. Burada have got birlikte şimdiki zamandaki sahipliği anlatır. Got, konuşanın geçmişte bir şeyi aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, Britanya İngilizcesinde «do not have» anlamına gelen yaygın kısaltılmış biçimle tamamlayın: I ____ a blue pen.
Cevabı göster
haven't got
a talent to show: ardından to-infinitive gelen bir isim
a talent to show ifadesinde to show, talent isminden sonra gelir ve bu ismi açıklar. «Konuşanın gösterebileceği bir yetenek» anlamındadır; ayrı bir amaç ifadesi değildir. Bu isim + to-infinitive yapısı, a place to stay veya something to eat örneklerinde olduğu gibi, bir eylem için mevcut, gerekli ya da uygun olan bir şeyi sık sık belirtir.
Alıştırma
Cümleyi stay fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: The hikers need a safe place ____ tonight.
Cevabı göster
to stay
skip: ritmik sıçramalarla hareket etmek veya ip atlamak
Bu cümlede skip fiziksel bir etkinliği anlatan fiildir: hafif ve ritmik sıçramalarla hareket etmek anlamına gelir. İngiliz İngilizcesindeki çocuk dilinde, döndürülen bir ipin üzerinden atlamak anlamına da gelebilir. Yetenek gösterisi bağlamı ve daha sonra skipping sözcüğünün tekrar geçmesi, burada fiziksel etkinlik anlamının kullanıldığını gösterir. Burada bir şeyi atlamak veya bir etkinlikten kaçınmak anlamına gelmez. Bu diğer anlamda, skip a step örneğindeki gibi, atlanan şey genellikle açıkça belirtilir veya bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede skip, özgün cümledekiyle aynı fiziksel etkinlik anlamında kullanılmıştır?
- Nora skips the last page of the book.
- Ben skips breakfast when he is late.
- The children skip with a rope in the playground.
Cevabı göster
The children skip with a rope in the playground.
Twinkle, Twinkle, Little Star: bir çocuk şarkısından alıntı
“Twinkle, Twinkle, Little Star” geleneksel bir İngilizce çocuk şarkısının adı ve ilk dizesidir. Burada çocuk, yıldızla ilgili sıradan bir açıklama yapmak yerine, yeteneğini göstermek için bu tanınmış şarkıyı söylüyor. Bu sözlerin bir şarkı alıntısı olduğunu fark etmek, sahnedeki görevini açıklar: şarkıyı başlatır ve çocuğun şarkı söyleme yeteneğini gösterir.
Alıştırma
Bu sözlerin sahnedeki görevi nedir?
- Bir yıldızdan parlamayı bırakmasını ister.
- Çocuğun söylediği tanınmış bir İngilizce çocuk şarkısını başlatır.
- Yıldızların neden ışık ürettiğine dair bilimsel bir açıklama yapar.
Cevabı göster
Çocuğun söylediği tanınmış bir İngilizce çocuk şarkısını başlatır.
It's hard to choose: It is + sıfat + to-infinitive yapısı
It's hard to choose, bir eylemi zor olarak değerlendirmek için It is + sıfat + to-infinitive yapısını kullanır. Burada it biçimsel öznedir; aslında değerlendirilen eylem to choose one talent ifadesidir. Yapıyı koruyup sıfatı veya eylemi değiştirebilirsin. Örneğin, It's easy to begin ve It's important to listen.
Alıştırma
Cümleyi hard ve lift kullanarak tamamla: It's ____ this box by yourself.
Cevabı göster
hard to lift
Don't worry ile nazikçe rahatlatma
Don't worry, birini rahatlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Emir biçiminde olsa da burada katı bir emir değildir; kişinin kaygılanmasına gerek olmadığını anlatır. Bir neden, çözüm veya yardım teklifi eklemek, you can decide tomorrow örneğinde olduğu gibi rahatlatıcı mesajı daha somut hâle getirir.
Alıştırma
Don't worry kullanarak rahatlatıcı ifadeyi tamamla: ____. We still have plenty of time before the train.
Cevabı göster
Don't worry
My talents are skipping, singing, and dancing.
1:37Yeteneklerim ip atlamak, şarkı söylemek ve dans etmek.
I was practising watching television last night. Dilbilgisi
1:44Ben dün gece televizyon izlemeye çalıştım.
was practising watching television: past continuous + practise doing
Was practising, was + fiil-ing yapısındaki past continuous biçimidir. Çalışmanın geçmişte belirli bir anda, burada dün gece, devam etmekte olduğunu gösterir. Practise, çalışılan etkinliği belirtmek için başka bir -ing biçimiyle kullanılır: practise watching television. Buradaki mizah, sıradan televizyon izlemenin çalışma gerektiren bir beceri gibi sunulmasından gelir.
Alıştırma
Britanya İngilizcesi yazımını kullanarak cümleyi practise fiilinin past continuous biçimi ve read fiilinin etkinlik biçimiyle tamamlayın: At six yesterday, Leo ____ ____ aloud.
Cevabı göster
was practising · reading
said so: önceki bir ifadenin yerine so kullanmak
Said so ifadesinde so, daha önce belirtilmiş bir mesajın veya iddianın yerini tutar. Madame Gazelle said so, aynı içeriği tekrarlamadan onun bu açıklamayı yaptığını belirtir. Buradaki so, önceki içeriğin yerine geçer; therefore anlamındaki sonuç bağlacı değildir. So sözcüğünün neyi gösterdiğini bulmak için konuşmanın önceki kısmına bakılır.
Alıştırma
Ava, Noah'a daha önce “The pool is closed today.” dedi. Tüm mesajın yerini tutan ifadeyle doğrulama cümlesini tamamlayın: Ava ____.
Cevabı göster
said so
Who would like to show us their talent first? Ton ve niyet
1:55Bize yeteneğini ilk kim göstermek ister?
would like to: kibar bir davet
Who would like to...? yapısında would like to + fiilin yalın hâli, gönüllü olmak isteyen biri bulunup bulunmadığını sorar. Görevi doğrudan birine vermek yerine kişiye seçme hakkı tanır. Buradaki would, ifadeye kibarlık ve mesafe katar; geçmiş zamanı göstermez. Who wants to...? ile karşılaştırıldığında davet daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Kibar daveti would like to ile tamamlayın: Who ____ read the first page?
Cevabı göster
would like to
bang a drum: davula sert ve gürültülü vurmak
bang a drum ifadesinde bang, davula yüksek ve güçlü bir ses çıkaracak kadar sert vurmak anlamında kullanılan bir fiildir. İfade yalnızca bir enstrüman çalma becerisine değil, güce ve sese odaklanır. Bu güçlü anlam, birinin davuldan daha yüksek ses çıkarabilmesiyle gurur duyduğu bir durumda doğal olur.
Alıştırma
Hangi cümlede bang, davula sert ve gürültülü biçimde vurmayı anlatıyor?
- Maya carried the drum carefully into the hall.
- Maya banged the drum, and the sudden boom filled the hall.
- Maya played a soft, gentle rhythm on the drum.
Cevabı göster
Maya banged the drum, and the sudden boom filled the hall.
No, that was lovely: övgüyle reddi yumuşatmak
Burada No, Danny'nin daha da yüksek sesle çalma teklifini reddeder. Ardından gelen övgüyü geçersiz kılmaz. That was lovely, onun tamamladığı performansı değerlendirir. İki bölüm birlikte “Devam etmene gerek yok; zaten yaptığın şey güzeldi” anlamına gelir. Olumlu bir yorum, bir reddi veya durma isteğini daha yumuşak hâle getirebilir.
Alıştırma
Bir çocuk şarkıyı tekrar çalmayı teklif ediyor, ancak siz etkinliği nazikçe bitirmek istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- Yes, that was lovely. Please play it louder.
- No, that was lovely, thank you. We don't need to hear it again.
- No, that was awful. Start over.
Cevabı göster
No, that was lovely, thank you. We don't need to hear it again.
a glass of water: kap + of + içerik yapısı
A glass of water ifadesinde glass sayılabilen bir kap adıdır; water ise kabın içindeki şeyi belirtir. a + kap + of + içerik yapısı, genellikle sayılamayan bir şeyden bir kap dolusu olduğunu ifade eder. Birden fazlası için içerik değil, kap adı çoğul yapılır: two glasses of water. Burada glass, içecek bardağı anlamındadır; cam malzemesini ifade etmez.
Alıştırma
Bir bardak su anlamını vermek için İngilizce cümleyi a + kap + of + içerik yapısıyla tamamlayın: Please bring me ____.
Cevabı göster
a glass of water
see-through: “şeffaf” anlamındaki sıfat
Burada see-through, “şeffaf” anlamına gelen kısa çizgili bir sıfattır: diğer taraftaki şeyi görebilirsiniz. is sözcüğünden sonra gelir ve and ile wet sözcüğüne bağlanır; bu nedenle iki sözcük de aynı şeyi niteler. Kısa çizgili biçim tek bir niteleme sözcüğü gibi kullanılır. Ayrı yazılan see through ise bir fiil öbeğidir; dolayısıyla cümlede farklı bir görev üstlenir.
Alıştırma
Hangi cümlede see-through, “şeffaf” anlamındaki bir sıfat olarak kullanılmıştır?
- I can see through the window from here.
- The storage box is see-through, so I can find things quickly.
- She saw through his excuse immediately.
Cevabı göster
The storage box is see-through, so I can find things quickly.
make the water disappear: make + nesne + fiilin yalın hâli
Burada make, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamındadır. the water etkilenen nesnedir; disappear ise ortaya çıkan değişimi belirtir. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Etken cümlede disappear, to olmadan kullanılır: make the water disappear denir; make the water to disappear denmez.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı laugh fiiliyle tamamlayın: The funny story made everyone ____.
Cevabı göster
laugh
Please close your eyes: nazik bir emir cümlesi
Bir emir cümlesinin önüne please getirmek, kısa bir talimatı daha nazik yapar. Özne olan you söylenmez ve emir cümlesinde close fiilinin yalın biçimi kullanılır. Close your eyes, göz kapaklarını kapatmayı istemenin doğal yoludur. Burada close bir fiildir ve please dinleyenden nazikçe iş birliği ister.
Alıştırma
Nazik talimatı close fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: Please ____ your eyes for a moment.
Cevabı göster
close
has gone: present perfect ile şimdiki sonuç
Has gone, has ile go fiilinin geçmiş zaman ortacı gone kullanılarak oluşturulan present perfect yapısıdır. Burada şu anda görülen sonuca dikkat çeker: su artık orada değildir. Go, suyun gerçekten yürüyerek gittiği anlamına gelmez. Bir şey kaybolduğunda veya tamamen tükendiğinde has gone, kayboldu ya da tamamen bitti anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi go fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Look—the cake ____, so the plate is empty now.
Cevabı göster
has gone
Planlanmış bir sonraki eylem için I'm going to + fiilin yalın hâli
“I'm going to”, “I am going to” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada be going to + fiilin yalın hâli bir niyet veya plan bildirir: konuşan kişi sırada çalmaya karar vermiştir. to'dan sonra fiil, going to play örneğindeki gibi yalın hâlde kalır. Bu yapıda going, bir yere doğru gitmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Planı be going to ile tamamlayın: I have chosen my song, and I'm ____ sing it at the show.
Cevabı göster
going to
play the recorder ifadesindeki the recorder: müzik aleti
play the recorder ifadesinde recorder, üflenerek çalınan tahta üflemeli çalgı olan blok flüt anlamına gelir. play fiili temel bağlam ipucudur: burada recorder sözcüğünün bir çalgı adı olduğunu gösterir. Recorder ayrıca ses kaydeden bir cihaz veya kayıtları tutan bir kişi anlamına da gelebilir. Bu anlamlar use a voice recorder gibi farklı bağlamlarda görülür; bu standart çalgı ifadesinde kullanılmaz.
Alıştırma
“I'm going to play the recorder.” cümlesinde recorder ne anlama gelir?
- üflenerek çalınan bir müzik aleti
- işi kayıt tutmak olan bir kişi
- ses kaydetmek için kullanılan bir makine
Cevabı göster
üflenerek çalınan bir müzik aleti
make a special noise: ses çıkarmak için make kullanımı
Make a special noise ifadesinde make, fiziksel bir şey “yapmak” değil, bir sesi “üretmek” veya “çıkarmak” anlamına gelir. İngilizcede doğal eş dizim make a noise şeklindedir; do a noise denmez. Special sıfatı, noise sözcüğünün nasıl bir sesi anlattığını belirtir. make + a/an + sıfat + noise kalıbı make a strange noise ve make a funny noise gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Oyuncağa basıldığında komik bir ses çıkardığını doğal İngilizce eş dizimle anlatan cümle hangisidir?
- The toy does a funny noise when you press it.
- The toy makes a funny noise when you press it.
- The toy puts a funny noise when you press it.
Cevabı göster
The toy makes a funny noise when you press it.
It only works if I go up on my tiptoes. Notlar
3:01Sadece parmak uçlarımda yükselirsem işe yarıyor.
only works if: gerekli bir koşulu belirtmek
Only works if, “yalnızca … koşuluyla çalışır” anlamına gelir. if yan cümlesi gerekli bir koşul verir: bu cümlede parmak uçlarına kalkılmazsa numara işe yaramaz. Yapı, özne + only works if + koşul şeklindedir. Bir cihazın, yöntemin veya numaranın çalışma sınırlarını açıklamak için kullanışlıdır. Bu koşulun yerine getirilmesinin tek başına yeterli olduğunu garanti etmez; koşulun gerekli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle hoparlörün yalnızca şarj edilmişse çalışabileceği anlamına gelir?
- The speaker only works if it is charged.
- The speaker works whenever it is nearby.
- The speaker works even if it is not charged.
Cevabı göster
The speaker only works if it is charged.
go up on my tiptoes: parmak uçlarına yükselmek
On my tiptoes, topuklar kaldırılmış ve ağırlık ayakların ön kısmına verilmiş şekilde, yani parmak uçlarında durmak demektir. My kişiye göre değişir: on your tiptoes, on her tiptoes, on their tiptoes. Burada go up, normal ayakta duruş konumundan bu daha yüksek duruşa geçmeyi anlatır. Go up on my tiptoes, parmak uçlarına yükselmek demektir; başka bir yere gitmek veya ayak parmaklarını saymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yüksekteki bir düğmeye ulaşmak için parmak uçlarına yükseldiğini doğal biçimde anlatır?
- Maya went up on her toe tips to reach the high button.
- Maya went up on her tiptoes to reach the high button.
- Maya went up in her tiptoes to reach the high button.
Cevabı göster
Maya went up on her tiptoes to reach the high button.
was going to do skipping: sonradan değişen geçmiş bir plan
Was going to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir zamandan bakıldığında var olan planı veya niyeti anlatır. Was going to do skipping ifadesinde planlanan etkinlik ip atlamaktır. Bu yapı tek başına planın gerçekleşmediğini söylemez. Burada but ve yeni seçenekler, ilk planın değiştiğini gösterir. Going to, plan bildiren yapının bir parçasıdır; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Geçmişteki bir planı anlatan bu cümleyi was/were going to yapısıyla tamamlayın: Nina ____ bake a cake, but the oven stopped working.
Cevabı göster
was going to
but I can still do: başka bir seçeneği açık tutmak
but önceki planla bir karşıtlık kurar. Plan ip atlamaktı; ancak but sonrasındaki sözler hâlâ neyin mümkün olduğunu belirtir. can still do içindeki still, “bu değişiklikten sonra bile bu hâlâ mümkün” anlamına gelir. but + özne + can still + fiilin yalın hâli kalıbı, artık yürümeyen bir plandan kullanılabilir başka bir seçeneğe geçiş yapar.
Alıştırma
Başka bir seçeneğin kaldığını göstermek için cümleyi but + özne + can still ile tamamlayın: The museum is closed, ____ visit the park.
Cevabı göster
but we can still
Oh dear, dancing was Peppa's last talent. Notlar
3:45Ah canım, dans etmek Peppa'nın son yeteneğiydi.
Oh dear: bir soruna verilen hafif tepki
Oh dear, bir şeyler ters gittiğinde endişe, hayal kırıklığı veya üzüntüyü hafif bir biçimde gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada Peppa'nın kalan son yetenek seçeneğini de kaybetmesine tepki verir. Oh dear ifadesini bir bütün olarak ele alın. Buradaki dear, birine “sevgili” veya “canım” diye hitap etmek için kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede Oh dear küçük ve gündelik bir sorun için doğal biçimde kullanılmıştır?
- I bought an oh dear at the shop.
- Oh dear, congratulations on winning the race!
- Oh dear, I left my lunch at home.
Cevabı göster
Oh dear, I left my lunch at home.
Peppa's last talent: last geriye kalan son seçenek anlamında
Peppa's last talent burada seçilebilecek veya gösterilebilecek son yetenek anlamına gelir. Diğer yetenekler zaten kullanıldığı için dans etmek geriye kalan tek seçenektir. Buradaki last, mevcut seçenekler kümesindeki son öğeyi belirtir; Peppa'nın en son gösterdiği yeteneği anlatmaz. Benzer durumlarda, önemli olan seçeneklerin tükenmekte olmasıysa last kullanılır.
Alıştırma
last kelimesinin geriye kalan son seçenek anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.
- This is our last option, so we must choose it now.
- This is our latest option, so it was added this morning.
- This was our previous option, so we no longer use it.
Cevabı göster
This is our last option, so we must choose it now.
It is so nice that everyone has chosen a different talent to perform.
3:57Herkesin sergilemek için farklı bir yetenek seçmesi ne kadar hoş.
who do we have left?: geriye kimin kaldığını sormak
Who do we have left? burada bir etkinlikte, listede veya sıra düzeninde hangi kişinin ya da kişilerin kaldığını sormanın doğal bir yoludur. Bu sahnede, henüz gösteri yapmamış kişinin kim olduğunu sorar. Burada left, geriye kalan anlamındadır; leave fiilinin geçmiş zaman hâli olan ve ayrılmayı anlatan anlamda değildir. do we have ... left yapısı, hâlâ ilgilenilmesi gereken grubun bir parçası olarak kalan kişileri sorar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. do we have left mi yoksa has left mi dendiğine dikkat edin.
- Who did we leave at the office?
- Who has left the interview?
- Who do we have left to interview?
Cevabı göster
Who do we have left to interview?
they've all been done: edilgen present perfect
They've all been done, sözü edilen her etkinliğin daha önce biri tarafından yapıldığı anlamına gelir. Burada they; zıplama, şarkı söyleme ve dans etme etkinliklerini gösterir. Done ise özellikle ödevin bitirilmesi değil, etkinliğin yapılması veya sergilenmesi anlamındadır. Yapı, edilgen present perfect yapısıdır: they + have + all + been + done. Kimin yaptığına değil, şu ana kadarki tamamlanmış sonuca odaklanır. All normalde have ile been arasına gelir.
Alıştırma
Cümleyi do fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın ve all sözcüğünü have ile been arasına yerleştirin: The three jobs ____.
Cevabı göster
have all been done
can be anything: sınırsız bir kapsam
Can be anything, kategorinin açık olduğu anlamına gelir: Bir yeteneğin daha önce söylenen etkinliklerden biri olması gerekmez. Burada can, kişinin öğrendiği bir beceriyi değil, olasılığı veya izin verilen kapsamı ifade eder. can + be + anything kalıbı, bir tanımı genişletmek veya sabit bir sınırlama olmadığını göstermek için kullanılır. Can içeren olumlu bir cümlede anything, seçimde hiçbir sınır olmadığını belirtebilir.
Alıştırma
Bir öğretmen proje konusu için hiçbir sınırlama olmadığını söylüyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Your project can being anything you find interesting.
- Your project can do anything you find interesting.
- Your project can be anything you find interesting.
Cevabı göster
Your project can be anything you find interesting.
I wonder what ... can be: dolaylı soru söz dizimi
I wonder, konuşanın üzerinde düşündüğü bir soruyu başlatır; burada Peppa'nın yeteneğinin sonunda ne çıkabileceğini anlatır. Doğrudan yanıt istemek yerine merakı ifade eder ve beklenti yaratabilir. I wonder sonrasındaki soru sözcüklü yan cümle düz cümle dizilimini kullanır: what + Peppa's talent + can be. Doğrudan sorudaki gibi özne ile kip yardımcısının yerini değiştirmeyin; what can Peppa's talent be? yalnızca doğrudan soru biçimidir.
Alıştırma
I wonder sonrasında doğru söz dizimini kullanan cümleyi seçin.
- I wonder where can the missing key be.
- I wonder where the missing key can be.
- I wonder can be where the missing key.
Cevabı göster
I wonder where the missing key can be.
My special talent that I'm the best at in the whole world Kalıp ifadeler
4:29Tüm dünyada en iyi olduğum özel yeteneğim,
I'm the best at: kimin en becerikli olduğunu söylemek
Be the best at, bir etkinlikte veya alanda en yüksek beceri düzeyine sahip olmak demektir. At sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi gelir: the best at maths, the best at it ya da the best at drawing. talent that I'm the best at yapısında that, ilgi yan cümlesi içinde önceki talent ismini temsil eder: I'm the best at that. Bu yüzden at sonda kalır; onu çıkarmak ilişkiyi eksik bırakır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “en becerikli” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of everyone on the team, Nina is ____ solving puzzles.
Cevabı göster
the best at
Şakacı bir abartı olarak in the whole world
In the whole world, karşılaştırmanın kapsamını tüm dünyaya genişletir. Burada best ifadesini güçlendirerek konuşanın bu işi her yerdeki herkesten daha iyi yaptığı düşüncesini verir. Burada nesnel bir dünya sıralaması değil, şakacı bir abartı vardır. Güçlü bir özgüven gösterir ve birine coşkulu bir iltifat etmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Abartılı bir iltifat oluşturmak için cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: My sister is the funniest person ____.
Cevabı göster
in the whole world
jumping up and down in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinde yukarı aşağı zıplamak
Jumping up and down, tekrar tekrar yukarı sıçrayıp aşağı inmeyi anlatır. Burada up and down, birbiriyle ilgisiz iki yön olarak değil, tek bir hareket düzeni olarak anlaşılmalıdır. In muddy puddles, zıplamanın nerede gerçekleştiğini, yani çamur veya çamurlu su içeren su birikintilerinin içinde olduğunu belirtir. -ing ile başlayan ifadenin tamamı, özel yeteneğin ne olduğunu göstermek için is sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Çamurlu su birikintilerinde tekrarlanan zıplama hareketini anlatmak için dersteki iki ifadeyi kullanın: After the storm, the children were jumping ____ ____.
Cevabı göster
up and down · in muddy puddles
Peppa loves jumping up and down in muddy puddles.
4:39Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
Everyone loves jumping up and down in muddy puddles. Anlatım akışı
4:43Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
Everyone loves ... ile odağı genişletip hikâyeyi bitirmek
Everyone, odağı tek bir karakterden grubun tamamına taşır. jumping up and down in muddy puddles hikâyede zaten bilinen bir etkinliktir; bu yüzden cümle yeni bir eylem tanıtmaz. Eğlenceyi kimin paylaştığını değiştirir. Hikâyenin sonunda bu özet, bir kişinin eğlencesini herkesin eğlencesine dönüştürür. Ana etkinliği yeniden hatırlatır ve hikâyeye basit, mutlu bir son verir.
Alıştırma
Hikâyenin sonunda "Everyone loves jumping up and down in muddy puddles." cümlesi temel olarak ne yapar?
- Yalnızca bir karakterin çamurlu su birikintilerini sevdiğini söyler.
- Odağı bir karakterin eğlencesinden paylaşılan bir duyguya genişletir ve hikâyeyi bitirir.
- Önceki olaylarla ilgisi olmayan yeni bir etkinlik tanıtır.
Cevabı göster
Odağı bir karakterin eğlencesinden paylaşılan bir duyguya genişletir ve hikâyeyi bitirir.