Yetenek Günü'nde Suzie, Peppa'ya Herkesin Yetenekli Olduğunu Gösteriyor: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
432 kelime 128 kel/dk

Video özeti: Oyun grubundaki Yetenek Günü’nde Peppa, hazırladığı gösterilerin diğer çocuklar tarafından çoktan yapıldığını fark eder. Gerçekten sevdiği şeyi düşününce kendi yeteneğini bulur: çamurlu su birikintilerinde zıplamak. Sonunda bütün grup bu eğlenceye katılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Think of — Öbek fiiller: Öğretmenin yönergesinde bu ifade, var olan bir şey hakkında yalnızca düşünmek değil, bir fikir bulmak veya üretmek anlamına gelir. Birinden etkinlik, çözüm, konu ya da plan önermesini isterken kullanılabilir. 2. No, that was lovely, — Konuşma edimi ve tutum: Madame Gazelle, Danny’nin davula daha yüksek sesle vurmasını engellerken hemen olumlu bir değerlendirme ekleyerek sınırı yumuşatır. Bu kullanım, karşı tarafa gösterisinin kötü olduğunu hissettirmeden onu nazikçe durdurmanın veya devamını reddetmenin bir yolunu gösterir. 3. Everyone loves jumping up and down in muddy puddles. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Sondaki genel ifade, Peppa’nın kişisel keşfini bütün karakterlerin paylaştığı neşeli bir deneyime dönüştürür. Çocuk hikâyelerini sıcak ve tatmin edici biçimde bitiren bu tür kapanış cümlelerini tanımayı ve kullanmayı sağlar.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:04

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:06

Bu küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:09

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:11

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:15

Peppa Pig.

Talent Day. Kültür

0:17

Yetenek Günü.

Kültür

Okuldaki yetenek gösterisi etkinliği olarak Talent Day

Talent Day, çocukların şarkı söylemek veya dans etmek gibi yapabildikleri bir şeyi sırayla gösterdikleri okul ya da sınıf etkinliğinin adıdır. Buradaki Day, bu etkinlik için ayrılmış bir günü belirtir. İfade, soyut bir yetenek gününü veya çocukların ne kadar yetenekli olduğunu ölçen bir sınavı değil, belirli bir etkinliği adlandırır.

Alıştırma

Bu bağlamda Talent Day ne anlama gelir?

  1. Çocukların yeteneklerini gösterdiği bir okul veya sınıf etkinliği
  2. Okulun kapalı olduğu sıradan bir tatil günü
  3. Çocukların yetenek testi yaptığı bir gün
Cevabı göster

Çocukların yeteneklerini gösterdiği bir okul veya sınıf etkinliği

It is the end of another day at Peppa's playgroup. Kültür

0:19

Peppa'nın anaokulunda bir gün daha sona erdi.

Kültür

Britanya İngilizcesinde okul öncesi grup anlamındaki playgroup

Britanya İngilizcesinde playgroup, küçük çocukların oyun oynamak ve basit öğrenme etkinlikleri yapmak için düzenli olarak buluştuğu organize bir gruptur. Genellikle ilkokula başlamamış çocuklara yöneliktir. Bu cümlede Peppa's playgroup, bir yetişkinin çocukların etkinliklerine rehberlik ettiği okul öncesi ortamdır. Bu arka plan, sınıftaki rolleri ve konuşma tonunu açıklar.

Alıştırma

Cümledeki playgroup için en uygun açıklama hangisidir?

  1. Küçük çocukların birlikte oynayıp öğrendiği organize bir grup
  2. Video oyunu oynayan kişilerin oluşturduğu çevrim içi grup
  3. Çocuklardan oluşan profesyonel bir spor takımı
Cevabı göster

Küçük çocukların birlikte oynayıp öğrendiği organize bir grup

Children, tomorrow is Talent Day.

0:22

Çocuklar, yarın Yetenek Günü.

What is a talent?

0:26

Yetenek nedir?

A talent is something you like doing and you're good at. Notlar

0:28

Yetenek, yapmaktan hoşlandığınız ve iyi olduğunuz bir şeydir.

Dilbilgisi

something you like doing: that olmadan niteleyen ilgi cümlesi

something you like doing ifadesinde you like doing yan cümlesi, something ile ne tür bir şeyin kastedildiğini belirtir. İfade, etkinliğin adını söylemeden “yapmaktan hoşlandığın bir şey” anlamına gelir. Daha açık biçimi something that you like doing şeklindedir. that, bu niteleyici ilgi cümlesinde nesne olduğu için atılabilir. Böylece something + özne + fiil kalıbı oluşur; something I need ve something we can share de bu yapıdadır.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “yapmaktan hoşlandığım bir şey” anlamına gelir?

  1. something I enjoy doing it
  2. something I enjoy doing
  3. something what I enjoy doing
Cevabı göster

something I enjoy doing

Kalıp ifadeler

you're good at: at neden sonda kalır

Be good at, “bir konuda iyi veya yetenekli olmak” demektir. you're good at ifadesinde at kalıbın bir parçasıdır ve atılamaz. at'ten sonra gelmesi gereken şey önceki something ile zaten belirtilmiştir: something (that) you're good at. Bu yüzden at, yan cümlenin sonunda doğal biçimde kalır. Etkinlik at'ten sonra açıkça söylenirse good at maths ve good at drawing örneklerinde olduğu gibi bir isim ya da -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “bir konuda yetenekli olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Nina is ____ solving puzzles.

Cevabı göster

good at

I like to watch television and I'm good at it.

0:33

Televizyon izlemeyi severim ve bunda iyiyimdir.

Think of something we might like to see you do. Notlar

0:37

Sizi yaparken görmekten hoşlanabileceğimiz bir şey düşünün.

Öbek fiiller

Think of: bir fikir bulmak

Burada think of, bir fikir bulmak ya da akla getirmek anlamındadır. Emir cümlesi, dinleyenden zaten bilinen bir konu üzerinde uzun süre düşünmesini değil, yapabileceği bir şey seçmesini ister. Bir fikir, cevap, örnek, isim veya olasılık akla getirmek gerektiğinde think of + isim öbeği kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi think of ile tamamlayın: We need a team name. Can you ____ one?

Cevabı göster

think of

Dilbilgisi

see you do: see + kişi + fiilin yalın hâli

see you do ifadesinde you, izlenen kişiyi belirtir; do ise fiilin yalın hâlidir. see + kişi + fiilin yalın hâli yapısı, o kişinin bir eylemi gerçekleştirmesini izlemek anlamına gelir. Bu yapıda do, önüne to almaz. Daha önce geçen something sözcüğü kişinin ne yapacağını belirtir.

Alıştırma

see + kişi + fiilin yalın hâli yapısını ve sing fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: We'd like to see Ella ____ at the concert.

Cevabı göster

sing

My talent is playing the guitar. Kalıp ifadeler

0:41

Benim yeteneğim gitar çalmak.

Kalıp ifadeler

playing the guitar: play + the + müzik aleti

“Playing the guitar”, konuşanın yeteneği olarak gösterdiği etkinliğin adını verir. “is”ten sonra gelen “playing”, isim öbeği olarak kullanılan bir -ing biçimidir. Bu nedenle “My talent is playing...”, söz konusu etkinliğin yeteneğin kendisi olduğunu anlatır. “Play” bir müzik aleti çalmak anlamına geldiğinde İngilizcede genellikle “play + the + müzik aleti” yapısı kullanılır: “play the guitar”, “play the piano”. Buradaki “the”, belirli bir gitarı göstermez.

Alıştırma

Cümleyi piyano çalmayı belirten standart ifadeyle tamamlayın: Her talent is ____.

Cevabı göster

playing the piano

The parents have arrived to pick up the children. Öbek fiiller

0:51

Ebeveynler çocukları almak için geldi.

Öbek fiiller

pick up the children: çocukları almaya gitmek

Bu cümlede “pick up the children”, çocukların bulunduğu yere gidip onlarla buluşmak ve onları oradan götürmek demektir. Okul ya da bir etkinlik bittiğinde veya istasyonda birini almaktan söz ederken kullanılan gündelik anlam budur. “Pick up” bir şeyi yerden kaldırmak anlamına da gelebilir; hangi anlamın kastedildiğini bağlam belirler. Ebeveynlerin gelmiş olması, burada çocukları yerden kaldırmaktan değil, onları almaktan söz edildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, okul bittiğinde gidip seni alacağım anlamını doğal biçimde verir?

  1. I'll lift you after school.
  2. I'll pick you up after school.
  3. I'll pick up you after school.
Cevabı göster

I'll pick you up after school.

Don't forget to think of something to do for Talent Day tomorrow. Ton ve niyet

0:53

Yarınki Yetenek Günü için yapacak bir şey düşünmeyi unutmayın.

Ton ve niyet

Don't forget to: birine bir şeyi yapmasını hatırlatmak

Don't forget to + fiilin yalın hâli, henüz gerçekleşmemiş bir şeyi yapmasını birine hatırlatmanın yaygın bir yoludur. Burada think, to'dan sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Olumsuz emir biçimi, karşıdaki kişinin çoktan unuttuğunu iddia etmez; hatırlatma görevi görür. Ne kadar yumuşak duyulduğu ses tonuna ve kişiler arasındaki ilişkiye bağlıdır.

Alıştırma

“Bunu yapmayı hatırla” anlamındaki üç sözcüklük hatırlatma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ bring your library book tomorrow.

Cevabı göster

Don't forget to

It is bedtime for Peppa and George.

0:59

Peppa ve George için uyku vakti.

I can't go to bed yet. Dilbilgisi

1:02

Henüz yatamam.

Dilbilgisi

can't ... yet: şu anda mümkün değil

Olumsuz bir cümlede yet, “şimdiye kadar” veya “şu anda” anlamına gelir. I can't go to bed yet cümlesinde can't ile birlikte kullanılarak şu anda yatmanın mümkün olmadığını anlatır. Bu durum geçicidir: cümle genellikle daha sonra yatmanın mümkün olabileceğini düşündürür. Yet bu tür olumsuz cümlelerde çoğunlukla sonda yer alır; burada “ama” anlamındaki bağlaç değil, zarftır.

Alıştırma

Beklenen bir olayın şimdiye kadar gerçekleşmediğini göstermek için bir sözcük kullanın: The bus hasn't arrived ____.

Cevabı göster

yet

I haven't got a talent to show tomorrow. Notlar

1:04

Yarın gösterecek bir yeteneğim yok.

Kelime

haven't got: bir şeye sahip olmadığını söylemek

Bu cümlede haven't got, «sahip olmamak» anlamına gelir ve do not have ile eşdeğerdir. Konuşanın şu anda neye sahip olduğunu anlatır; yani konuşan, yarın gösterebileceği bir yeteneği olmadığını söylüyor. Burada have got birlikte şimdiki zamandaki sahipliği anlatır. Got, konuşanın geçmişte bir şeyi aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, Britanya İngilizcesinde «do not have» anlamına gelen yaygın kısaltılmış biçimle tamamlayın: I ____ a blue pen.

Cevabı göster

haven't got

Dilbilgisi

a talent to show: ardından to-infinitive gelen bir isim

a talent to show ifadesinde to show, talent isminden sonra gelir ve bu ismi açıklar. «Konuşanın gösterebileceği bir yetenek» anlamındadır; ayrı bir amaç ifadesi değildir. Bu isim + to-infinitive yapısı, a place to stay veya something to eat örneklerinde olduğu gibi, bir eylem için mevcut, gerekli ya da uygun olan bir şeyi sık sık belirtir.

Alıştırma

Cümleyi stay fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: The hikers need a safe place ____ tonight.

Cevabı göster

to stay

But you have lots of talents, Peppa.

1:07

Ama senin bir sürü yeteneğin var Peppa.

Yes, I can skip. Kelime

1:10

Evet, ip atlayabilirim.

Kelime

skip: ritmik sıçramalarla hareket etmek veya ip atlamak

Bu cümlede skip fiziksel bir etkinliği anlatan fiildir: hafif ve ritmik sıçramalarla hareket etmek anlamına gelir. İngiliz İngilizcesindeki çocuk dilinde, döndürülen bir ipin üzerinden atlamak anlamına da gelebilir. Yetenek gösterisi bağlamı ve daha sonra skipping sözcüğünün tekrar geçmesi, burada fiziksel etkinlik anlamının kullanıldığını gösterir. Burada bir şeyi atlamak veya bir etkinlikten kaçınmak anlamına gelmez. Bu diğer anlamda, skip a step örneğindeki gibi, atlanan şey genellikle açıkça belirtilir veya bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede skip, özgün cümledekiyle aynı fiziksel etkinlik anlamında kullanılmıştır?

  1. Nora skips the last page of the book.
  2. Ben skips breakfast when he is late.
  3. The children skip with a rope in the playground.
Cevabı göster

The children skip with a rope in the playground.

I can sing.

1:14

Şarkı söyleyebilirim.

Twinkle, twinkle, little star. Kültür

1:15

Parla, parla, küçük yıldız.

Kültür

Twinkle, Twinkle, Little Star: bir çocuk şarkısından alıntı

“Twinkle, Twinkle, Little Star” geleneksel bir İngilizce çocuk şarkısının adı ve ilk dizesidir. Burada çocuk, yıldızla ilgili sıradan bir açıklama yapmak yerine, yeteneğini göstermek için bu tanınmış şarkıyı söylüyor. Bu sözlerin bir şarkı alıntısı olduğunu fark etmek, sahnedeki görevini açıklar: şarkıyı başlatır ve çocuğun şarkı söyleme yeteneğini gösterir.

Alıştırma

Bu sözlerin sahnedeki görevi nedir?

  1. Bir yıldızdan parlamayı bırakmasını ister.
  2. Çocuğun söylediği tanınmış bir İngilizce çocuk şarkısını başlatır.
  3. Yıldızların neden ışık ürettiğine dair bilimsel bir açıklama yapar.
Cevabı göster

Çocuğun söylediği tanınmış bir İngilizce çocuk şarkısını başlatır.

I can dance.

1:18

Dans edebilirim.

It's hard to choose one talent. Dilbilgisi

1:24

Tek bir yetenek seçmek çok zor.

Dilbilgisi

It's hard to choose: It is + sıfat + to-infinitive yapısı

It's hard to choose, bir eylemi zor olarak değerlendirmek için It is + sıfat + to-infinitive yapısını kullanır. Burada it biçimsel öznedir; aslında değerlendirilen eylem to choose one talent ifadesidir. Yapıyı koruyup sıfatı veya eylemi değiştirebilirsin. Örneğin, It's easy to begin ve It's important to listen.

Alıştırma

Cümleyi hard ve lift kullanarak tamamla: It's ____ this box by yourself.

Cevabı göster

hard to lift

I am good at lots of things.

1:27

Ben pek çok konuda iyiyim.

Don't worry, you can decide tomorrow. Ton ve niyet

1:29

Merak etme, yarın karar verebilirsin.

Ton ve niyet

Don't worry ile nazikçe rahatlatma

Don't worry, birini rahatlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Emir biçiminde olsa da burada katı bir emir değildir; kişinin kaygılanmasına gerek olmadığını anlatır. Bir neden, çözüm veya yardım teklifi eklemek, you can decide tomorrow örneğinde olduğu gibi rahatlatıcı mesajı daha somut hâle getirir.

Alıştırma

Don't worry kullanarak rahatlatıcı ifadeyi tamamla: ____. We still have plenty of time before the train.

Cevabı göster

Don't worry

Okay.

1:32

Tamam.

It is Talent Day.

1:35

Bugün Yetenek Günü.

My talents are skipping, singing, and dancing.

1:37

Yeteneklerim ip atlamak, şarkı söylemek ve dans etmek.

I practised them all last night.

1:41

Dün gece hepsine çalıştım.

I was practising watching television last night. Dilbilgisi

1:44

Ben dün gece televizyon izlemeye çalıştım.

Dilbilgisi

was practising watching television: past continuous + practise doing

Was practising, was + fiil-ing yapısındaki past continuous biçimidir. Çalışmanın geçmişte belirli bir anda, burada dün gece, devam etmekte olduğunu gösterir. Practise, çalışılan etkinliği belirtmek için başka bir -ing biçimiyle kullanılır: practise watching television. Buradaki mizah, sıradan televizyon izlemenin çalışma gerektiren bir beceri gibi sunulmasından gelir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesi yazımını kullanarak cümleyi practise fiilinin past continuous biçimi ve read fiilinin etkinlik biçimiyle tamamlayın: At six yesterday, Leo ____ ____ aloud.

Cevabı göster

was practising · reading

That's not a talent.

1:48

O bir yetenek değil.

Madame Gazelle said so. Kalıp ifadeler

1:50

Bayan Gazel öyle söyledi.

Kalıp ifadeler

said so: önceki bir ifadenin yerine so kullanmak

Said so ifadesinde so, daha önce belirtilmiş bir mesajın veya iddianın yerini tutar. Madame Gazelle said so, aynı içeriği tekrarlamadan onun bu açıklamayı yaptığını belirtir. Buradaki so, önceki içeriğin yerine geçer; therefore anlamındaki sonuç bağlacı değildir. So sözcüğünün neyi gösterdiğini bulmak için konuşmanın önceki kısmına bakılır.

Alıştırma

Ava, Noah'a daha önce “The pool is closed today.” dedi. Tüm mesajın yerini tutan ifadeyle doğrulama cümlesini tamamlayın: Ava ____.

Cevabı göster

said so

What can I do then?

1:53

O zaman ben ne yapabilirim?

Who would like to show us their talent first? Ton ve niyet

1:55

Bize yeteneğini ilk kim göstermek ister?

Ton ve niyet

would like to: kibar bir davet

Who would like to...? yapısında would like to + fiilin yalın hâli, gönüllü olmak isteyen biri bulunup bulunmadığını sorar. Görevi doğrudan birine vermek yerine kişiye seçme hakkı tanır. Buradaki would, ifadeye kibarlık ve mesafe katar; geçmiş zamanı göstermez. Who wants to...? ile karşılaştırıldığında davet daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Kibar daveti would like to ile tamamlayın: Who ____ read the first page?

Cevabı göster

would like to

Danny Dog.

1:59

Danny Köpek.

I can bang a drum. Kalıp ifadeler

2:00

Davul çalabilirim.

Kalıp ifadeler

bang a drum: davula sert ve gürültülü vurmak

bang a drum ifadesinde bang, davula yüksek ve güçlü bir ses çıkaracak kadar sert vurmak anlamında kullanılan bir fiildir. İfade yalnızca bir enstrüman çalma becerisine değil, güce ve sese odaklanır. Bu güçlü anlam, birinin davuldan daha yüksek ses çıkarabilmesiyle gurur duyduğu bir durumda doğal olur.

Alıştırma

Hangi cümlede bang, davula sert ve gürültülü biçimde vurmayı anlatıyor?

  1. Maya carried the drum carefully into the hall.
  2. Maya banged the drum, and the sudden boom filled the hall.
  3. Maya played a soft, gentle rhythm on the drum.
Cevabı göster

Maya banged the drum, and the sudden boom filled the hall.

I can bang it louder.

2:04

Daha gürültülü çalabilirim.

No, that was lovely, Danny. Ton ve niyet

2:06

Hayır, bu çok hoştu Danny.

Ton ve niyet

No, that was lovely: övgüyle reddi yumuşatmak

Burada No, Danny'nin daha da yüksek sesle çalma teklifini reddeder. Ardından gelen övgüyü geçersiz kılmaz. That was lovely, onun tamamladığı performansı değerlendirir. İki bölüm birlikte “Devam etmene gerek yok; zaten yaptığın şey güzeldi” anlamına gelir. Olumlu bir yorum, bir reddi veya durma isteğini daha yumuşak hâle getirebilir.

Alıştırma

Bir çocuk şarkıyı tekrar çalmayı teklif ediyor, ancak siz etkinliği nazikçe bitirmek istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. Yes, that was lovely. Please play it louder.
  2. No, that was lovely, thank you. We don't need to hear it again.
  3. No, that was awful. Start over.
Cevabı göster

No, that was lovely, thank you. We don't need to hear it again.

Pedro Pony, what is your talent?

2:11

Pedro Midilli, senin yeteneğin nedir?

Magic tricks.

2:14

Sihirbazlık numaraları.

Here is a glass of water. Kalıp ifadeler

2:16

İşte bir bardak su.

Kalıp ifadeler

a glass of water: kap + of + içerik yapısı

A glass of water ifadesinde glass sayılabilen bir kap adıdır; water ise kabın içindeki şeyi belirtir. a + kap + of + içerik yapısı, genellikle sayılamayan bir şeyden bir kap dolusu olduğunu ifade eder. Birden fazlası için içerik değil, kap adı çoğul yapılır: two glasses of water. Burada glass, içecek bardağı anlamındadır; cam malzemesini ifade etmez.

Alıştırma

Bir bardak su anlamını vermek için İngilizce cümleyi a + kap + of + içerik yapısıyla tamamlayın: Please bring me ____.

Cevabı göster

a glass of water

It is wet and see-through. Kelime

2:20

Islak ve şeffaf.

Kelime

see-through: “şeffaf” anlamındaki sıfat

Burada see-through, “şeffaf” anlamına gelen kısa çizgili bir sıfattır: diğer taraftaki şeyi görebilirsiniz. is sözcüğünden sonra gelir ve and ile wet sözcüğüne bağlanır; bu nedenle iki sözcük de aynı şeyi niteler. Kısa çizgili biçim tek bir niteleme sözcüğü gibi kullanılır. Ayrı yazılan see through ise bir fiil öbeğidir; dolayısıyla cümlede farklı bir görev üstlenir.

Alıştırma

Hangi cümlede see-through, “şeffaf” anlamındaki bir sıfat olarak kullanılmıştır?

  1. I can see through the window from here.
  2. The storage box is see-through, so I can find things quickly.
  3. She saw through his excuse immediately.
Cevabı göster

The storage box is see-through, so I can find things quickly.

Ah. Now, I will make the water disappear. Dilbilgisi

2:22

Ah. Şimdi suyu yok edeceğim.

Dilbilgisi

make the water disappear: make + nesne + fiilin yalın hâli

Burada make, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamındadır. the water etkilenen nesnedir; disappear ise ortaya çıkan değişimi belirtir. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Etken cümlede disappear, to olmadan kullanılır: make the water disappear denir; make the water to disappear denmez.

Alıştırma

Ettirgen yapıyı laugh fiiliyle tamamlayın: The funny story made everyone ____.

Cevabı göster

laugh

Please close your eyes. Ton ve niyet

2:29

Lütfen gözlerinizi kapatın.

Ton ve niyet

Please close your eyes: nazik bir emir cümlesi

Bir emir cümlesinin önüne please getirmek, kısa bir talimatı daha nazik yapar. Özne olan you söylenmez ve emir cümlesinde close fiilinin yalın biçimi kullanılır. Close your eyes, göz kapaklarını kapatmayı istemenin doğal yoludur. Burada close bir fiildir ve please dinleyenden nazikçe iş birliği ister.

Alıştırma

Nazik talimatı close fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: Please ____ your eyes for a moment.

Cevabı göster

close

Open your eyes.

2:36

Gözlerinizi açın.

The water has gone. Dilbilgisi

2:39

Su gitti.

Dilbilgisi

has gone: present perfect ile şimdiki sonuç

Has gone, has ile go fiilinin geçmiş zaman ortacı gone kullanılarak oluşturulan present perfect yapısıdır. Burada şu anda görülen sonuca dikkat çeker: su artık orada değildir. Go, suyun gerçekten yürüyerek gittiği anlamına gelmez. Bir şey kaybolduğunda veya tamamen tükendiğinde has gone, kayboldu ya da tamamen bitti anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi go fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Look—the cake ____, so the plate is empty now.

Cevabı göster

has gone

Thank you.

2:42

Teşekkür ederim.

Emily Elephant.

2:44

Emily Fil.

I'm going to play the recorder. Notlar

2:45

Blok flüt çalacağım.

Dilbilgisi

Planlanmış bir sonraki eylem için I'm going to + fiilin yalın hâli

“I'm going to”, “I am going to” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada be going to + fiilin yalın hâli bir niyet veya plan bildirir: konuşan kişi sırada çalmaya karar vermiştir. to'dan sonra fiil, going to play örneğindeki gibi yalın hâlde kalır. Bu yapıda going, bir yere doğru gitmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Planı be going to ile tamamlayın: I have chosen my song, and I'm ____ sing it at the show.

Cevabı göster

going to

Kelime

play the recorder ifadesindeki the recorder: müzik aleti

play the recorder ifadesinde recorder, üflenerek çalınan tahta üflemeli çalgı olan blok flüt anlamına gelir. play fiili temel bağlam ipucudur: burada recorder sözcüğünün bir çalgı adı olduğunu gösterir. Recorder ayrıca ses kaydeden bir cihaz veya kayıtları tutan bir kişi anlamına da gelebilir. Bu anlamlar use a voice recorder gibi farklı bağlamlarda görülür; bu standart çalgı ifadesinde kullanılmaz.

Alıştırma

“I'm going to play the recorder.” cümlesinde recorder ne anlama gelir?

  1. üflenerek çalınan bir müzik aleti
  2. işi kayıt tutmak olan bir kişi
  3. ses kaydetmek için kullanılan bir makine
Cevabı göster

üflenerek çalınan bir müzik aleti

Squeak.

2:53

Viiik.

And what is your talent, Rebecca?

2:54

Peki senin yeteneğin nedir Rebecca?

I can make a special noise. Kalıp ifadeler

2:56

Özel bir ses çıkarabilirim.

Kalıp ifadeler

make a special noise: ses çıkarmak için make kullanımı

Make a special noise ifadesinde make, fiziksel bir şey “yapmak” değil, bir sesi “üretmek” veya “çıkarmak” anlamına gelir. İngilizcede doğal eş dizim make a noise şeklindedir; do a noise denmez. Special sıfatı, noise sözcüğünün nasıl bir sesi anlattığını belirtir. make + a/an + sıfat + noise kalıbı make a strange noise ve make a funny noise gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Oyuncağa basıldığında komik bir ses çıkardığını doğal İngilizce eş dizimle anlatan cümle hangisidir?

  1. The toy does a funny noise when you press it.
  2. The toy makes a funny noise when you press it.
  3. The toy puts a funny noise when you press it.
Cevabı göster

The toy makes a funny noise when you press it.

It only works if I go up on my tiptoes. Notlar

3:01

Sadece parmak uçlarımda yükselirsem işe yarıyor.

Dilbilgisi

only works if: gerekli bir koşulu belirtmek

Only works if, “yalnızca … koşuluyla çalışır” anlamına gelir. if yan cümlesi gerekli bir koşul verir: bu cümlede parmak uçlarına kalkılmazsa numara işe yaramaz. Yapı, özne + only works if + koşul şeklindedir. Bir cihazın, yöntemin veya numaranın çalışma sınırlarını açıklamak için kullanışlıdır. Bu koşulun yerine getirilmesinin tek başına yeterli olduğunu garanti etmez; koşulun gerekli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle hoparlörün yalnızca şarj edilmişse çalışabileceği anlamına gelir?

  1. The speaker only works if it is charged.
  2. The speaker works whenever it is nearby.
  3. The speaker works even if it is not charged.
Cevabı göster

The speaker only works if it is charged.

Kalıp ifadeler

go up on my tiptoes: parmak uçlarına yükselmek

On my tiptoes, topuklar kaldırılmış ve ağırlık ayakların ön kısmına verilmiş şekilde, yani parmak uçlarında durmak demektir. My kişiye göre değişir: on your tiptoes, on her tiptoes, on their tiptoes. Burada go up, normal ayakta duruş konumundan bu daha yüksek duruşa geçmeyi anlatır. Go up on my tiptoes, parmak uçlarına yükselmek demektir; başka bir yere gitmek veya ayak parmaklarını saymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın yüksekteki bir düğmeye ulaşmak için parmak uçlarına yükseldiğini doğal biçimde anlatır?

  1. Maya went up on her toe tips to reach the high button.
  2. Maya went up on her tiptoes to reach the high button.
  3. Maya went up in her tiptoes to reach the high button.
Cevabı göster

Maya went up on her tiptoes to reach the high button.

That was very good.

3:08

Bu çok iyiydi.

Yes, but what can I do?

3:09

Evet, ama ben ne yapabilirim?

Candy, what is your talent?

3:12

Candy, senin yeteneğin nedir?

Skipping.

3:15

İp atlamak.

I was going to do skipping, Dilbilgisi

3:19

Ben ip atlayacaktım,

but I can still do dancing and singing. Dilbilgisi

3:22

ama hala dans edip şarkı söyleyebilirim.

Dilbilgisi

was going to do skipping: sonradan değişen geçmiş bir plan

Was going to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir zamandan bakıldığında var olan planı veya niyeti anlatır. Was going to do skipping ifadesinde planlanan etkinlik ip atlamaktır. Bu yapı tek başına planın gerçekleşmediğini söylemez. Burada but ve yeni seçenekler, ilk planın değiştiğini gösterir. Going to, plan bildiren yapının bir parçasıdır; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Geçmişteki bir planı anlatan bu cümleyi was/were going to yapısıyla tamamlayın: Nina ____ bake a cake, but the oven stopped working.

Cevabı göster

was going to

Dilbilgisi

but I can still do: başka bir seçeneği açık tutmak

but önceki planla bir karşıtlık kurar. Plan ip atlamaktı; ancak but sonrasındaki sözler hâlâ neyin mümkün olduğunu belirtir. can still do içindeki still, “bu değişiklikten sonra bile bu hâlâ mümkün” anlamına gelir. but + özne + can still + fiilin yalın hâli kalıbı, artık yürümeyen bir plandan kullanılabilir başka bir seçeneğe geçiş yapar.

Alıştırma

Başka bir seçeneğin kaldığını göstermek için cümleyi but + özne + can still ile tamamlayın: The museum is closed, ____ visit the park.

Cevabı göster

but we can still

My talent is singing.

3:25

Benim yeteneğim şarkı söylemek.

Twinkle, twinkle, little star.

3:28

Parla, parla, küçük yıldız.

I can still do dancing.

3:34

Hala dans edebilirim.

Suzy Sheep, what is your talent?

3:37

Suzy Koyun, senin yeteneğin nedir?

Dancing.

3:40

Dans etmek.

No, you can't dance.

3:41

Hayır, dans edemezsin.

Oh dear, dancing was Peppa's last talent. Notlar

3:45

Ah canım, dans etmek Peppa'nın son yeteneğiydi.

Ton ve niyet

Oh dear: bir soruna verilen hafif tepki

Oh dear, bir şeyler ters gittiğinde endişe, hayal kırıklığı veya üzüntüyü hafif bir biçimde gösteren kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada Peppa'nın kalan son yetenek seçeneğini de kaybetmesine tepki verir. Oh dear ifadesini bir bütün olarak ele alın. Buradaki dear, birine “sevgili” veya “canım” diye hitap etmek için kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede Oh dear küçük ve gündelik bir sorun için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I bought an oh dear at the shop.
  2. Oh dear, congratulations on winning the race!
  3. Oh dear, I left my lunch at home.
Cevabı göster

Oh dear, I left my lunch at home.

Kelime

Peppa's last talent: last geriye kalan son seçenek anlamında

Peppa's last talent burada seçilebilecek veya gösterilebilecek son yetenek anlamına gelir. Diğer yetenekler zaten kullanıldığı için dans etmek geriye kalan tek seçenektir. Buradaki last, mevcut seçenekler kümesindeki son öğeyi belirtir; Peppa'nın en son gösterdiği yeteneği anlatmaz. Benzer durumlarda, önemli olan seçeneklerin tükenmekte olmasıysa last kullanılır.

Alıştırma

last kelimesinin geriye kalan son seçenek anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. This is our last option, so we must choose it now.
  2. This is our latest option, so it was added this morning.
  3. This was our previous option, so we no longer use it.
Cevabı göster

This is our last option, so we must choose it now.

It is so nice that everyone has chosen a different talent to perform.

3:57

Herkesin sergilemek için farklı bir yetenek seçmesi ne kadar hoş.

Now, who do we have left? Ton ve niyet

4:03

Şimdi, geriye kim kaldı?

Ton ve niyet

who do we have left?: geriye kimin kaldığını sormak

Who do we have left? burada bir etkinlikte, listede veya sıra düzeninde hangi kişinin ya da kişilerin kaldığını sormanın doğal bir yoludur. Bu sahnede, henüz gösteri yapmamış kişinin kim olduğunu sorar. Burada left, geriye kalan anlamındadır; leave fiilinin geçmiş zaman hâli olan ve ayrılmayı anlatan anlamda değildir. do we have ... left yapısı, hâlâ ilgilenilmesi gereken grubun bir parçası olarak kalan kişileri sorar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. do we have left mi yoksa has left mi dendiğine dikkat edin.

  1. Who did we leave at the office?
  2. Who has left the interview?
  3. Who do we have left to interview?
Cevabı göster

Who do we have left to interview?

Peppa.

4:05

Peppa.

I was going to skip or sing or dance,

4:06

İp atlayacak, şarkı söyleyecek ya da dans edecektim,

but they've all been done. Dilbilgisi

4:10

ama hepsi yapıldı.

Dilbilgisi

they've all been done: edilgen present perfect

They've all been done, sözü edilen her etkinliğin daha önce biri tarafından yapıldığı anlamına gelir. Burada they; zıplama, şarkı söyleme ve dans etme etkinliklerini gösterir. Done ise özellikle ödevin bitirilmesi değil, etkinliğin yapılması veya sergilenmesi anlamındadır. Yapı, edilgen present perfect yapısıdır: they + have + all + been + done. Kimin yaptığına değil, şu ana kadarki tamamlanmış sonuca odaklanır. All normalde have ile been arasına gelir.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın ve all sözcüğünü have ile been arasına yerleştirin: The three jobs ____.

Cevabı göster

have all been done

A talent can be anything, Peppa. Dilbilgisi

4:12

Yetenek her şey olabilir Peppa.

Dilbilgisi

can be anything: sınırsız bir kapsam

Can be anything, kategorinin açık olduğu anlamına gelir: Bir yeteneğin daha önce söylenen etkinliklerden biri olması gerekmez. Burada can, kişinin öğrendiği bir beceriyi değil, olasılığı veya izin verilen kapsamı ifade eder. can + be + anything kalıbı, bir tanımı genişletmek veya sabit bir sınırlama olmadığını göstermek için kullanılır. Can içeren olumlu bir cümlede anything, seçimde hiçbir sınır olmadığını belirtebilir.

Alıştırma

Bir öğretmen proje konusu için hiçbir sınırlama olmadığını söylüyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Your project can being anything you find interesting.
  2. Your project can do anything you find interesting.
  3. Your project can be anything you find interesting.
Cevabı göster

Your project can be anything you find interesting.

But not watching television.

4:14

Ama televizyon izlemek değil.

Think of something you really like to do.

4:18

Gerçekten yapmayı sevdiğin bir şeyi düşün.

I know.

4:21

Biliyorum.

I've got a talent that I'm really good at.

4:22

Gerçekten çok iyi olduğum bir yeteneğim var.

I wonder what Peppa's talent can be. Dilbilgisi

4:26

Acaba Peppa'nın yeteneği ne olabilir?

Dilbilgisi

I wonder what ... can be: dolaylı soru söz dizimi

I wonder, konuşanın üzerinde düşündüğü bir soruyu başlatır; burada Peppa'nın yeteneğinin sonunda ne çıkabileceğini anlatır. Doğrudan yanıt istemek yerine merakı ifade eder ve beklenti yaratabilir. I wonder sonrasındaki soru sözcüklü yan cümle düz cümle dizilimini kullanır: what + Peppa's talent + can be. Doğrudan sorudaki gibi özne ile kip yardımcısının yerini değiştirmeyin; what can Peppa's talent be? yalnızca doğrudan soru biçimidir.

Alıştırma

I wonder sonrasında doğru söz dizimini kullanan cümleyi seçin.

  1. I wonder where can the missing key be.
  2. I wonder where the missing key can be.
  3. I wonder can be where the missing key.
Cevabı göster

I wonder where the missing key can be.

My special talent that I'm the best at in the whole world Kalıp ifadeler

4:29

Tüm dünyada en iyi olduğum özel yeteneğim,

Kalıp ifadeler

I'm the best at: kimin en becerikli olduğunu söylemek

Be the best at, bir etkinlikte veya alanda en yüksek beceri düzeyine sahip olmak demektir. At sonrasında isim, zamir veya -ing biçimi gelir: the best at maths, the best at it ya da the best at drawing. talent that I'm the best at yapısında that, ilgi yan cümlesi içinde önceki talent ismini temsil eder: I'm the best at that. Bu yüzden at sonda kalır; onu çıkarmak ilişkiyi eksik bırakır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “en becerikli” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of everyone on the team, Nina is ____ solving puzzles.

Cevabı göster

the best at

Kalıp ifadeler

Şakacı bir abartı olarak in the whole world

In the whole world, karşılaştırmanın kapsamını tüm dünyaya genişletir. Burada best ifadesini güçlendirerek konuşanın bu işi her yerdeki herkesten daha iyi yaptığı düşüncesini verir. Burada nesnel bir dünya sıralaması değil, şakacı bir abartı vardır. Güçlü bir özgüven gösterir ve birine coşkulu bir iltifat etmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Abartılı bir iltifat oluşturmak için cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: My sister is the funniest person ____.

Cevabı göster

in the whole world

is jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:34

çamurlu su birikintilerinde zıplamak.

Kalıp ifadeler

jumping up and down in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinde yukarı aşağı zıplamak

Jumping up and down, tekrar tekrar yukarı sıçrayıp aşağı inmeyi anlatır. Burada up and down, birbiriyle ilgisiz iki yön olarak değil, tek bir hareket düzeni olarak anlaşılmalıdır. In muddy puddles, zıplamanın nerede gerçekleştiğini, yani çamur veya çamurlu su içeren su birikintilerinin içinde olduğunu belirtir. -ing ile başlayan ifadenin tamamı, özel yeteneğin ne olduğunu göstermek için is sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Çamurlu su birikintilerinde tekrarlanan zıplama hareketini anlatmak için dersteki iki ifadeyi kullanın: After the storm, the children were jumping ____ ____.

Cevabı göster

up and down · in muddy puddles

Peppa loves jumping up and down in muddy puddles.

4:39

Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Everyone loves jumping up and down in muddy puddles. Anlatım akışı

4:43

Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Anlatım akışı

Everyone loves ... ile odağı genişletip hikâyeyi bitirmek

Everyone, odağı tek bir karakterden grubun tamamına taşır. jumping up and down in muddy puddles hikâyede zaten bilinen bir etkinliktir; bu yüzden cümle yeni bir eylem tanıtmaz. Eğlenceyi kimin paylaştığını değiştirir. Hikâyenin sonunda bu özet, bir kişinin eğlencesini herkesin eğlencesine dönüştürür. Ana etkinliği yeniden hatırlatır ve hikâyeye basit, mutlu bir son verir.

Alıştırma

Hikâyenin sonunda "Everyone loves jumping up and down in muddy puddles." cümlesi temel olarak ne yapar?

  1. Yalnızca bir karakterin çamurlu su birikintilerini sevdiğini söyler.
  2. Odağı bir karakterin eğlencesinden paylaşılan bir duyguya genişletir ve hikâyeyi bitirir.
  3. Önceki olaylarla ilgisi olmayan yeni bir etkinlik tanıtır.
Cevabı göster

Odağı bir karakterin eğlencesinden paylaşılan bir duyguya genişletir ve hikâyeyi bitirir.