Bir cariye Mısır'ın hükümdarı nasıl oldu - Abdallah Ewis: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, Şecerüddür’ün kölelikten Orta Çağ Mısır’ını yönetmeye uzanan yaşamını anlatıyor. Haçlı istilası sırasında bir sultanın ölümünü nasıl gizlediğini, meşruiyetine yönelik itirazlarla nasıl mücadele ettiğini ve şiddetli düşüşünden sonra bıraktığı mimari mirası ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The year is — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kısa açılışın tarihsel ortamı anında nasıl kurduğunu ve dinleyiciyi belirli bir zamana nasıl taşıdığını öğrenin. Kronolojiyi birkaç cümleyle açıklamadan bir belgeseli, sunumu, biyografiyi veya hikâyeyi başlatmak için bu kalıbı uyarlayabilirsiniz. 2. had food brought to his tent — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını, bir kişinin eylemi başka birine yaptırdığını belirten ettirgen bir kalıp olarak tanıyın. Bu sayede işi düzenleyen kişiyle fiilen yapanı ayırabilir; hizmetler, lojistik hazırlıklar veya kasıtlı gizleme durumları için yapıyı kullanabilirsiniz. 3. solidify her claim to the throne, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: solidify fiilinin siyasi meşruiyeti daha sağlam hâle getirilebilen bir şey gibi sunduğunu anlayın. Tarihî, siyasi veya mesleki bağlamlarda otoriteyi güçlendirme çabalarını anlatırken aynı mecazı claim, support, position ya da reputation ile kullanabilirsiniz.
Bu derste
Tarihsel anlatıya giriş olarak The year is ...
The year is + yıl, bir anlatı çerçevesidir. Tarihsel bir anlatının başında dinleyiciye zaman koordinatı verir ve hikâyeyi o ana taşır. Burada olayları Ortak Çağ'ın 1249 yılına yerleştirir. Bu, 'Şu an hangi yıldayız?' sorusuna verilen sıradan bir cevap değildir. CE, Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve tarihsel yılları belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
Öğrendiğiniz tarihsel anlatı çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: ____ 1969, and millions of people are watching the Moon landing.
Cevabı göster
The year is
threatening to overthrow the Egyptian sultan and capture Egypt. Dilbilgisi
0:14Mısır sultanını devirmek ve Mısır'ı ele geçirmekle tehdit etmektedir.
threatening to ...: -ing'li ek yapıyla sonuç belirtme
Virgülden sonra gelen threatening to overthrow the Egyptian sultan and capture Egypt, şimdiki zaman ortaçlı bir ek yapıdır. Ana cümleye bağlıdır ve IX. Louis'nin ilerleyişinin yarattığı tehlikeyi veya olası sonucu ekler; ikinci bir bağımsız cümle değildir. Buradaki threatening, IX. Louis'nin sözlü bir tehditte bulunduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Askerî eylemin kendisi tehdidi yaratır. Tek bir to, eş görevli iki fiili tanıtır: overthrow ve capture.
Alıştırma
Hangi cümle, ana eylemin olası bir sonucunu eklemek için virgül + -ing yapısını kullanıyor?
- Several towns warned residents as the storm moved toward the coast.
- The storm moved toward the coast after several towns had prepared.
- The storm moved toward the coast, threatening to flood several towns.
Cevabı göster
The storm moved toward the coast, threatening to flood several towns.
report this news to the sultan: report something to someone kalıbı
Burada report, bilgiyi yetki veya sorumluluk sahibi bir kişiye resmî biçimde iletmek demektir. Mutlaka yazılı bir rapor hazırlamak ya da sunmak anlamına gelmez. Kalıp report + bilgi veya olay + to + alıcı biçimindedir: report the results to the manager. Altyazıda this news aktarılan bilgi, the sultan ise alıcıdır.
Alıştırma
Resmî bildirim cümlesini doğru edatla tamamlayın: Please report the safety issue ____ the site manager.
Cevabı göster
to
who has been injured in battle. Dilbilgisi
0:25savaşta yaralanmış olan sultana bildirmesini isterler.
who has been injured in battle: the sultan hakkında ek bilgi
Virgülden sonra gelen who yan cümleciği, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Who, önceki the sultan ad öbeğine gönderme yapar; has been injured in battle ise onun durumuyla ilgili ek bilgi verir. Yeni bir ana katılımcı tanıtmaz. Dinlerken veya okurken cümlenin ana yapısını bulmak için who yan cümleciğini geçici olarak çıkarın: Egypt's army commanders ask the sultan's wife, Shajar al-Durr, to report this news to the sultan. Ardından ek ayrıntıyı yeniden the sultan ile ilişkilendirin.
Alıştırma
Cümlede who has been injured in battle içindeki who kimi ifade eder?
- the sultan
- Egypt's army commanders
- Shajar al-Durr
Cevabı göster
the sultan
and Shajar al-Durr is secretly ruling in his stead. Kelime
0:31ve Şecerüddür gizlice onun yerine hüküm sürmektedir.
in his stead: başka birinin rolünü resmî olarak üstlenmek
In his stead, “onun yerinde/onun yerine” demektir ve bir kişinin başka birinin rolünü, görevini ya da yetkisini devraldığını anlatır. Bu cümlede Shajar al-Durr, sultanın hükümdarlık rolünü üstlenmektedir. Kalıplaşmış in someone’s stead yapısında stead, fiziksel bir yer değil, kişinin konumu veya rolü anlamına gelir. İyelik biçimi, yerine geçilen kişiye göre in her stead, in their stead gibi değişir.
Alıştırma
Cümleyi in someone’s stead kalıbının doğru iyelik biçimiyle tamamlayın: The ambassador was ill, so her deputy spoke ____ at the ceremony.
Cevabı göster
in her stead
Born around 1220 CE: cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeği
Born around 1220 CE, arka plan bilgisi veren Shajar al-Durr was born around 1220 CE cümleciğinin kısaltılmış, cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Anlamca öznesi, ardından gelen Shajar al-Durr adıdır. Bu öbek cümlenin temel yüklemi değildir. Önce arka planı verir; ardından ana cümle Shajar al-Durr’un köle olarak satıldığını söyler. Bu sıkıştırılmış yapı biyografilerde yaygındır.
Alıştırma
Cümle başındaki Born around 1220 CE öbeği bize ne anlatıyor?
- Shajar al-Durr MS 1220 civarında satıldı.
- Shajar al-Durr MS 1220 civarında doğum yaptı.
- Shajar al-Durr MS 1220 civarında doğdu.
Cevabı göster
Shajar al-Durr MS 1220 civarında doğdu.
whose name means ...: bir adın anlamını eklemek
Bu cümlede whose name means Tree of Pearls bölümü, Shajar al-Durr hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Whose aidiyet bildirir; bu yüzden whose name burada “onun adı” demektir. whose + isim yapısını bir kişiyi, yeri, kuruluşu veya başka bir şeyi ona ait ya da onunla ilişkili bir şeyle bağlamak için kullanın. Virgüller arasındaki yan cümle, hangi kişiden söz edildiğini belirlemez; yalnızca ek bilgi verir ve çıkarıldığında ana ifade yine tam kalır.
Alıştırma
Cümleyi aidiyet bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The museum, ____ name comes from a local legend, opened in 1920.
Cevabı göster
whose
was sold into slavery: durum değişikliğini gösteren into
Was sold into slavery, başka kişilerin onu sattığı ve zorla kölelik durumuna soktuğu anlamına gelir. Was sold edilgen yapıdadır; bu nedenle onu kimin sattığından çok, onun başına ne geldiğine odaklanır. Burada into, fiziksel bir yere doğru hareketi değil, yeni bir duruma geçişi belirtir. Slavery, bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ve zorlayıcı denetim altında tutulduğu bir durumdur; sıradan bir çalışma ilişkisi değildir.
Alıştırma
Yeni bir duruma girişi belirten edatla tarihî anlatımı tamamlayın: After the raid, many captives were sold ____ slavery.
Cevabı göster
into
This was a common fate for Christian children from Turkic countries like her. Notlar
0:43Bu, onun gibi Türkî ülkelerden gelen Hristiyan çocuklar için yaygın bir kaderdi.
a common fate: bir grubun paylaştığı kader
“A common fate”, bir grubun birçok üyesinin karşılaştığı sonuç veya yaşam deneyimi anlamına gelir. Bu cümlede çocuğun yaşadıkları, sıra dışı bir bireysel olay değil, daha geniş bir tarihsel örüntünün parçası olarak sunulur. Buradaki “fate”, kişinin kolayca kontrol edemediği önemli bir sonucu veya yaşamın gidişatını anlatır. Doğaüstü bir kehanet anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede a common fate, bir grubun paylaştığı ciddi bir sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- Displacement became a common fate for families in the war zone.
- The families used a common fate to predict tomorrow's weather.
- She wrote a common fate in her calendar for Tuesday.
Cevabı göster
Displacement became a common fate for families in the war zone.
Turkic countries: modern Türkiye'den daha geniş bir kavram
“Turkic”, Türk dilleri ailesiyle bağlantılı halkları, dilleri ve kültürleri geniş anlamda ifade eder. Genellikle özellikle Türkiye'yi anlatan “Turkish” ile aynı anlama gelmez. Bu Orta Çağ bağlamında “Turkic countries”, geniş bir coğrafyada Türk halklarıyla ilişkili topraklar için kullanılan genel bir ifadedir. Bunu yalnızca modern Türkiye Cumhuriyeti'ne veya bugünkü devlet sınırlarına gönderme yapıyormuş gibi okumayın.
Alıştırma
Hangi cümlede Turkic, daha geniş dil ailesini ifade etmek için doğru kullanılmıştır?
- Uzbek and Kazakh are languages spoken only in Turkey.
- Uzbek and Kazakh are Turkish languages.
- Uzbek and Kazakh are Turkic languages.
Cevabı göster
Uzbek and Kazakh are Turkic languages.
Enslaved boys or mamaleek, were trained to be elite military personnel, Notlar
0:48Köleleştirilen erkek çocuklar, yani memlükler, elit askeri personel olmak üzere eğitilir
mamaleek: Mamluks ile bağlantılı, seyrek kullanılan bir biçim
Bu cümlede mamaleek, günümüz İngilizcesinde daha yaygın olarak Mamluks denilen tarihsel grubu adlandırır: Orta Çağ İslam dünyasının bazı bölgelerinde kölelik kökeninden gelip askerlik hizmeti için eğitilen kişiler. Bu, bir grup ya da statü adıdır; erkek çocuklar için kullanılan sıradan bir kelime değildir. Bu arka plan, anlatılan kişilerin daha sonra nasıl askerî ve siyasi güç sahibi olabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede mamaleek kimleri ifade eder?
- Sultanın ordusuna malzeme sağlayan tüccarlar
- Orta Çağ Mısır'ında yaşayan bütün erkek çocuklar
- Kölelik kökenli askerlerden oluşan bir askerî grup
Cevabı göster
Kölelik kökenli askerlerden oluşan bir askerî grup
were trained to be ...: bir role yönelik eğitimi anlatan edilgen yapı
Were trained to be + isim öbeği, train someone to be + isim öbeği yapısının edilgen biçimidir. Öznelerin, be sözcüğünden sonra belirtilen role hazırlanmak için eğitim aldığını anlatır; buradaki rol elite military personnel ifadesidir. Edilgen yapı, çocukları kimin eğittiğinden çok onlara ne yapıldığına odaklanır. Yapının kendisi gönüllü ya da zorunlu eğitimi anlatabilir; ancak bu cümledeki enslaved sözcüğü düzenlemenin zorlayıcı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi train someone to be yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Last summer, the interns ____ museum guides.
Cevabı göster
were trained to be
while enslaved girls were forced to become concubines. Dilbilgisi
0:55köleleştirilen kızlar cariye olmaya zorlanırdı.
while ... were forced to become: farklı sonuçları karşılaştırma
Burada while, köleleştirilmiş oğlanlarla ilgili önceki ifadeyle karşıtlık kurar. during the time that biçimindeki zaman anlamından ziyade whereas veya “buna karşılık” anlamındadır. Edilgen yapı were forced to become, kızların bu sonucu seçmediğini gösterir. while, eşit olmayan iki sonucu yan yana getirerek karşılaştırır.
Alıştırma
Bir raporda “The first group received extra training, while the second group was sent home.” deniyor. while ne ifade ediyor?
- Birinci grubun eğitimi aldığı kesin zaman
- İki grubun sonuçları arasındaki karşıtlık
- İkinci grubun eve gönderilme nedeni
Cevabı göster
İki grubun sonuçları arasındaki karşıtlık
became a concubine to ...: tarihsel bir statü ilişkisi
Become a concubine to someone, tarihsel olarak bir kişinin cariyesi konumuna gelmek demektir. Burada to, bu konumun ilişkili olduğu erkeği, yani Mısır sultanının oğlunu belirtir. Concubine, günümüzde kız arkadaş veya partner anlamında kullanılan tarafsız bir sözcük değildir. Bu anlatıda köleleştirme ve eşit olmayan güç ilişkilerinin şekillendirdiği daha düşük bir konumu adlandırır. Bu nedenle became, özgürce seçilmiş bir aşk ilişkisini değil, konum değişikliğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede concubine uygun bir bağlamda kullanılmıştır?
- The company promoted her to concubine after her annual review.
- Historical records describe her as a concubine to the ruler.
- At the office, Leo introduced his new girlfriend as his concubine.
Cevabı göster
Historical records describe her as a concubine to the ruler.
and As-Salih freed her so he could court her formally. Kelime
1:08ve es-Salih, ona resmi olarak kur yapabilmek için onu azat etti.
court her formally: ciddi bir niyetle resmî biçimde kur yapmak
Burada court, birinin gönlünü romantik olarak kazanmaya çalışmak anlamındaki geçişli fiildir; geleneksel olarak evlilik ya da ciddi ve toplumca kabul edilen bir ilişki niyeti taşır. Formally, bu yaklaşımın uygun ve açıkça tanınan bir biçimde yapıldığını vurgular. Aktarılabilir kalıp court + kişi biçimindedir. Bu, ilişki kurmaya yönelik çabayı anlatır; karşı tarafın kabul ettiğini ya da evlenme teklifinin zaten yapıldığını tek başına göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede court her formally ne anlama geliyor?
- Onu hâkim olarak atamak istiyordu.
- Onu olası bir eş olarak görüp ciddi biçimde kur yapmak istiyordu.
- Ona karşı yasal bir dava açmak istiyordu.
Cevabı göster
Onu olası bir eş olarak görüp ciddi biçimde kur yapmak istiyordu.
When As-Salih died in the middle of the conflict with the crusaders, Kalıp ifadeler
1:15Es-Salih Haçlılarla olan çatışmanın ortasında öldüğünde,
in the middle of the conflict: çatışma hâlâ sürerken
In the middle of the conflict, çatışmanın henüz bitmediği ve devam ettiği sırada anlamına gelir. Middle fiziksel bir konumu değil, gelişmekte olan bir olayın içindeki aşamayı gösterir. Buradaki conflict with the crusaders, Haçlı kuvvetlerinin yer aldığı devam eden askerî çatışmayı ifade eder. in the middle of + olay veya etkinlik kalıbı, bir olayı başka bir olayın devam eden sürecinin içine yerleştirir. Genellikle kesintiyi, baskıyı veya özellikle zor bir zamanlamayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan zaman ifadesiyle tamamlayın: The power failed ____ the live broadcast, while the show was still in progress.
Cevabı göster
in the middle of
Shajar al-Durr knew King Louis IX had already succeeded in conquering important Egyptian port cities. Kalıp ifadeler
1:19Şecerüddür, Kral IX. Louis'nin önemli Mısır liman şehirlerini fethetmeyi başardığını biliyordu.
had already succeeded in conquering: succeed in + -ing yapısı
Bir etkinlikte amaçlanan sonuca ulaşmayı anlatmak için succeed in + isim veya -ing biçimi kullanılır. Burada succeeded in conquering, fethetme işinin gerçekten başarıldığını gösterir. In bir edat olduğu için conquer, conquering olur. Had already succeeded, past perfect yapısındadır. Başarılı fethi, Şecerüddür'ün bunu öğrendiği geçmiş zamandan daha önceye yerleştirir; already ise sonucun o zamana kadar çoktan ortaya çıktığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi succeed fiilinin simple past biçimi ve find fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After weeks of testing, the team ____ the cause of the error.
Cevabı göster
succeeded in finding
Fearing that her husband's death would threaten the army's morale, Dilbilgisi
1:25Kocasının ölümünün ordunun moralini bozacağından korkarak,
Fearing that ...: neden bildiren başlangıç -ing yan cümlesi
Fearing that ..., ana cümleden önce gelen bir -ing ortaç yan cümlesidir. Burada kararın nedenini bildirir ve Because she feared that her husband's death would threaten the army's morale cümlesinin daha kısa bir biçimidir. Fearing ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan she'dir. Bu yan cümle onun gerekçesini açıklar; decided ile birlikte gerçekleşen ayrı bir ana eylem değildir.
Alıştırma
Bu cümlede başlangıçtaki yan cümlenin görevi nedir? Fearing that the road was unsafe, Maya canceled the trip.
- Maya geziyi iptal ettikten sonra gerçekleşen bir eylemi anlatır.
- Maya'nın geziyi iptal etme nedenini verir.
- Maya'nın iptal kararının yolu güvensiz hâle getirdiğini söyler.
Cevabı göster
Maya'nın geziyi iptal etme nedenini verir.
keep it a secret: belirli bir bilgiyi gizli tutmak
Keep it a secret, it ile kastedilen bilgiyi bilinçli olarak başkalarına söylememek demektir. Burada it, her husband's death ifadesine, yani kocasının ölümüne gönderme yapar. Yapı keep + nesne + a secret şeklindedir. Bu yapıda keep, bilginin bilinmemeye devam etmesini sağlamak anlamındadır; bir nesneyi fiziksel olarak tutmak veya saklamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Sürpriz parti açıklanmamalıdır. Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We're planning a surprise party for Elena, so please ____.
Cevabı göster
keep it a secret
she had food brought to his tent and forged his signature on decrees to govern the Sultanate and advise military commanders. Notlar
1:32çadırına yemek getirtti ve Sultanlığı yönetmek ve askeri komutanlara tavsiyelerde bulunmak için kararnamelere onun imzasını taklit etti.
To conceal his death: eylemlerden önce amacı belirtmek
To conceal his death, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ardından gelen eylemlerin, yani çadıra yemek götürtme ve imzayı taklit etme eylemlerinin neden yapıldığını açıklar. Cümlenin başındaki to + fiilin yalın hâli, önce amacı sonra da eylemi vererek bilgiyi düzenleyebilir. Burada to conceal, in order to conceal anlamındadır; gelecek zamanı göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle, ana eylemin amacını belirtmek için cümle başında to ile kurulan mastar yapısını kullanır?
- To reduce traffic, the city added more buses.
- Reducing traffic, the buses were crowded.
- The city added more buses after traffic decreased.
Cevabı göster
To reduce traffic, the city added more buses.
had food brought to his tent: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Had food brought, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Food, bring eyleminden etkilenen nesnedir; had ise geçmiş zamanı gösterir. Burada kadın, başka birinin çadıra yemek götürmesini ayarlamıştır; yemeği kendisinin taşıdığı söylenmez. Bu kullanımda yapı, işi kimin yaptığından çok işin tamamlanmasına odaklanır. Have something done; ayarlanan hizmetleri, devredilen işleri veya başka biri tarafından gerçekleştirilen diğer eylemleri anlatabilir.
Alıştırma
Have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını, nesne olarak 'the printer' ve fiil olarak 'repair' kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, Mia ____ before the meeting.
Cevabı göster
had the printer repaired
forged his signature on decrees: 'sahte olarak üretmek' anlamındaki forge
Burada forged, onun izni olmadan imzasının sahte bir kopyasını üretmek anlamındadır. On decrees, sahte imzaların resmî emirlerin üzerinde bulunduğunu ve böylece belgelerin onun tarafından onaylanmış gibi göründüğünü belirtir. Forge; signature, document, passport veya evidence ile kullanıldığında genellikle bir şeyi gerçek görünsün diye dürüst olmayan bir biçimde üretmek ya da değiştirmek anlamına gelir. Buradaki anlam budur; metale şekil verme anlamı değildir. A decree, bir hükümdar veya hükûmet tarafından çıkarılan resmî emirdir.
Alıştırma
Hangi cümle birinin başka bir kişinin imzasının sahte bir kopyasını oluşturduğunu söylüyor?
- She asked the director to sign the contract.
- She forged the director's signature on the contract.
- She signed her own name on the contract.
Cevabı göster
She forged the director's signature on the contract.
When the crusaders attacked the Egyptian city of al-Mansurah,
1:41Haçlılar Mısır'ın Mansure şehrine saldırdığında,
Egyptian soldiers ambushed the crusaders and took the French king hostage. Kalıp ifadeler
1:44Mısırlı askerler Haçlılara pusu kurdu ve Fransız kralını rehin aldı.
take someone hostage: birini rehin almak
Take someone hostage, bir kişiyi zorla ele geçirmek veya alıkoyarak rehin durumuna getirmek demektir. Yapı take + kişi + hostage şeklindedir; dolayısıyla bu cümlede askerlerin eylemi sonucunda Fransız kralı rehin olur. Burada hostage, kişinin eylem sonucundaki rolünü veya durumunu belirtir; gidilen bir yeri belirtmez. Edilgen yapı someone is taken hostage şeklindedir.
Alıştırma
Take someone hostage kalıbını tamamlayın: During the robbery, the gunmen took a security guard ____ and demanded a getaway car.
Cevabı göster
hostage
the truth about the sultan's death began to leak. Kelime
1:49sultanın ölümüyle ilgili gerçek sızmaya başladı.
began to leak: gizli bilginin sızmaya başlaması
Burada leak, sıvı değil, bilgi hakkında kullanılır. Truth, news, details veya secret leak ettiğinde, bilgi onu gizli tutan grubun dışındaki kişilerce öğrenilmeye başlar. Bilginin özne olduğu began to leak, kontrolsüz veya izinsiz yayılmanın başlangıcına odaklanır ve bilgiyi kimin açıkladığını belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle gizli bir bilginin resmî açıklama yapılmadan öğrenilmeye başladığını anlatır?
- The truth was officially announced at noon.
- The truth began to leak before the official announcement.
- The truth remained secret until the end.
Cevabı göster
The truth began to leak before the official announcement.
Shajar al-Durr invited her late husband's son with another woman
1:52Şecerüddür, merhum kocasının başka bir kadından olan oğlunu
claim the title of sultan: unvan üzerinde hak iddia etmek veya unvanı almak
Bu cümlede claim the title of sultan, sultan olma hakkını ileri sürmek ve bu hakkı kullanmak anlamına gelir. Burada yalnızca birinin sultan olduğunu söylemekten değil, veraset ve otoriteden söz edilir. Claim fiilinden sonra bir unvan, taht, ödül veya mülk geldiğinde, kişinin hakkı olduğuna inandığı bir şeyi talep etmesi, elde etmesi veya üstlenmesi anlatılabilir. Kesin sonuç bağlama bağlıdır: veraset anlatılarında hak iddiası öne çıkarken yarışmalarda claim the title genellikle unvanı kazanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi claim the title ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After defeating the reigning champion, Lena ____.
Cevabı göster
claimed the title
both she and her mamaleek advisors supported her stepson's claim to the throne. Kalıp ifadeler
1:59hem kendisi hem de memlük danışmanları, üvey oğlunun taht üzerindeki iddiasını desteklediler.
At first: daha sonraki bir değişikliğe zemin hazırlamak
At first, durumun ilk aşamada geçerli olduğunu gösterir. Bu cümlede onların desteğini kalıcı bir tutum olarak değil, başlangıçtaki tutumları olarak sunar. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak at first, dinleyicinin daha sonra bir değişiklik veya karşıtlık beklemesini sağlar. Bu değişiklik çoğu zaman but then, later veya eventually ile sunulur. Daha sonra farklı bir duruma dönüşecek başlangıç durumunu kurarken kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede At first daha sonraki bir değişikliğe hazırlık yapmak için kullanılmıştır?
- At first, the apartment felt too small, but after a few weeks it felt comfortable.
- At last, the movers arrived.
- First, measure the room before you buy furniture.
Cevabı göster
At first, the apartment felt too small, but after a few weeks it felt comfortable.
a claim to the throne: hükmetme hakkı iddiası
A claim to the throne, genellikle miras veya başka bir veraset kuralı yoluyla hükümdar olma hakkına sahip olunduğu yönündeki iddiadır. Bu cümlede desteklenen hak, kadının üvey oğluna aittir; claim bir isimdir ve to the throne onun hak iddia ettiği makamı belirtir. Bir claim sahibi olmak, kişinin zaten hüküm sürdüğü anlamına gelmez. Bu iddiaya hâlâ itiraz edilebilir, iddia değerlendirilebilir veya reddedilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle prensin olası bir hukuki veya kalıtsal hakkı olduğunu, ancak mutlaka kral olmadığını belirtir?
- The prince claimed the throne.
- The prince had a claim to the throne.
- The prince took the throne.
Cevabı göster
The prince had a claim to the throne.
he began threatening to exile her and kill the mamaleek, Dilbilgisi
2:05o, onu sürgüne göndermekle ve memlükleri öldürmekle tehdit etmeye başladı
making wild accusations about them. Kalıp ifadeler
2:09ve onlara yönelik asılsız suçlamalarda bulundu.
threatening to exile ... and kill ...: iki sıralı fiil için tek bir to
Threaten to + fiilin yalın hâli, zararlı bir şey yapabileceğini söylemek veya ima etmek anlamına gelir. Bu cümlede threatening to, exile her ve kill the mamaleek şeklindeki iki sıralı eylemi başlatır. İkinci fiil olan kill için yeniden to kullanmak gerekmez. Kalıp threaten to do A and do B şeklindedir ve iki eylem de aynı tehdidin parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi threaten to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tenant ____ report the unsafe wiring and withhold rent.
Cevabı göster
threatened to
making wild accusations about them: onlar hakkında akıl almaz suçlamalarda bulunmak
To make accusations about someone, bir kişinin yanlış veya yasa dışı bir şey yaptığını iddia etmek demektir; accusation bir iddiadır, kanıt değildir. Buradaki them, tehdit edilen kişileri, yani Shajar al-Durr'u ve Memlükleri ifade eder. Wild, suçlamaların aşırı, sorumsuz veya dayanaksız olduğuna ilişkin yazarın değerlendirmesini aktarır; doğayla ya da hayvanlarla ilgili oldukları anlamına gelmez. making wild accusations about them sıfat-fiil yapısı, tehditlerle aynı sırada gerçekleşen başka bir eylemi ekler.
Alıştırma
“The columnist made wild accusations about the mayor” cümlesinde wild ne anlatır?
- Mahkemede zaten kanıtlanmışlardı.
- Aşırı görünüyorlardı ve makul bir dayanakları yoktu.
- Evcilleştirilmemiş hayvanlarla ilgiliydiler.
Cevabı göster
Aşırı görünüyorlardı ve makul bir dayanakları yoktu.
The mamaleek had served Shajar al-Durr's husband before her, Dilbilgisi
2:12Memlükler, Şecerüddür'den önce kocasına hizmet etmişlerdi
and conspired with her to assassinate him. Kalıp ifadeler
2:21ve ona suikast düzenlemek için onunla komplo kurdular.
had served ... before her: daha önceki deneyimi past perfect ile anlatmak
Had served, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı served. Memlüklerin Shajar al-Durr'un kocasına hizmet etmesini, daha sonra gerçekleşen thought ve conspired geçmiş zaman eylemlerinden önceye yerleştirir. Bu zaman, tarih anlatıcısının ana geçmiş zaman çizgisinden geriye giderek daha önceki bir deneyimi sonraki bir yargının veya eylemin arka planı olarak vermesini sağlar. Burada önceki hizmet deneyimi, Memlüklerin daha sonra kimi destekleyeceklerine ilişkin kararlarının arka planının bir parçasıdır.
Alıştırma
Muhafızların hizmetinin daha önce gerçekleştiğini göstermek için cümleyi serve fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the council chose a new leader, the guards ____ the previous ruler for ten years.
Cevabı göster
had served
would make a better ruler than: bir role uygunluğu değerlendirmek
would make a better ruler than... içindeki make, “üretmek” anlamına gelmez; “olmak” ya da “bir role uygun olmak” anlamındadır. Değerlendirilen kişi öznedir: burada she daha iyi bir hükümdar olacaktır. someone would make a good/better + role kalıbı, bir kişinin o rolde ne kadar başarılı olabileceğini değerlendirir. than, karşılaştırılan diğer kişiyi getirir.
Alıştırma
would make ... than kalıbını ve team leader rolünü kullanarak cümleyi tamamlayın: With her experience, Maya ____ Tom.
Cevabı göster
would make a better team leader than
conspired with her to assassinate him: bir şeyi yapmak için biriyle komplo kurmak
conspire with someone to do something kalıbı, belirtilen eylemi gerçekleştirmek için o kişiyle gizli bir plan yapmak anlamına gelir. with her, onun da komplonun bir parçası olduğunu; to assassinate him ise komplonun amacını gösterir. assassinate, önemli veya tanınmış bir kişiyi çoğunlukla siyasi nedenlerle kasten öldürmek demektir. Bu cümlede him, öngörülemez prensi ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle onun gizli komploya katıldığını açıkça belirtir?
- They conspired against her to sabotage the election.
- They conspired with her to sabotage the election.
- They warned her about a plot to sabotage the election.
Cevabı göster
They conspired with her to sabotage the election.
with the support of: desteğin kaynağını belirtme
With the support of + kişi, grup veya kuruluş, onların yardım ya da desteğinin bir eylemi mümkün kıldığını belirtir. Burada with, bir şeyi mümkün kılan koşulu sunar; yalnızca iki tarafın birlikte olduğu anlamına gelmez. Bu ifade bir eylem, politika, aday, kuruluş veya projenin arkasındaki desteğin kaynağını belirtir. Bağlama göre destek; yetki, para, uzmanlık, uygulamalı yardım veya güç içerebilir.
Alıştırma
Yerel halkın desteğinin bu durumu mümkün kıldığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ local residents, the clinic stayed open.
Cevabı göster
With the support of
Shajar al-Durr was inaugurated as sultana of Egypt. Kelime
2:28Şecerüddür Mısır'ın kadın sultanı olarak tahta çıktı.
was inaugurated as sultana: hükümdarlık görevine resmen başlama
Was inaugurated as + unvan, bir kişinin genellikle resmî bir tören veya kamuya açık bir işlemle bir görevi resmen üstlenmeye başladığını belirten edilgen bir yapıdır. Kişinin nasıl seçildiğine değil, görevin resmî başlangıcına odaklanır. Bu cümlede sultana, kendi adına hüküm süren kadın sultan anlamındadır. Başka tarihsel bağlamlarda sultana bir sultanın eşi anlamına gelebilir; ancak inaugurated as yapısı burada bunun hükümdarlık unvanı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Maya geçen ay seçimi kazandı. Bugün görev süresini başlatan resmî törene katıldı. Bugünü en iyi hangi cümle anlatır?
- She was inaugurated as mayor today.
- She was appointed mayor today.
- She was elected mayor today.
Cevabı göster
She was inaugurated as mayor today.
she negotiated the ransom of the French king and his army Kalıp ifadeler
2:32muazzam bir miktar para ve işgal altındaki liman şehrinin teslim edilmesi karşılığında
in exchange for an enormous sum of money and the surrender of the occupied port city. Kalıp ifadeler
2:35Fransız kralının ve ordusunun fidye pazarlığını yaptı.
negotiate the ransom of someone: birinin fidyesini müzakere etmek
negotiated the ransom of the French king and his army ifadesinde negotiate, görüşülen konuyu doğrudan nesne olarak alır. Burada, esir alınan kral ile askerlerin serbest bırakılması için istenen para ve koşullar üzerine pazarlık yaptığı anlamına gelir. Ransom sıradan bir ücret değildir. Alıkonulan birinin serbest bırakılması için talep edilen para veya başka bir bedeldir. Aynı fiil yapısı negotiate a settlement, negotiate a contract ve negotiate the terms ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede negotiate the ransom, serbest bırakma ödemesi ve koşulları üzerine pazarlık etme anlamında doğru kullanılmıştır?
- A mediator was hired to reimburse the captured crew's travel costs.
- A mediator was hired to negotiate the wages for the ship's crew.
- A mediator was hired to negotiate the ransom for the captured crew.
Cevabı göster
A mediator was hired to negotiate the ransom for the captured crew.
in exchange for + karşılık veya koşul
In exchange for, birinin aldığı bir şeye karşılık olarak verdiği, yaptığı veya kabul ettiği şeyi belirtir. Burada para ve liman kentinin teslim edilmesi, esirlerin serbest bırakılması için sunulan bedel veya koşullardır. for sözcüğünden sonra bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır: in exchange for two tickets; in exchange for working Saturday. Bu ifade hem günlük alışverişleri hem de resmî müzakereleri bağlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi in exchange for ile tamamlayın: Mina designed the poster ____ two concert tickets.
Cevabı göster
in exchange for
she had to work to cement her credibility in the eyes of the public. Deyimler
2:45halkın gözünde itibarını sağlamlaştırmak için çalışmak zorundaydı.
In spite of her success: isim öbeğiyle “-e rağmen” anlamı
In spite of her success bir beklenti karşıtlığı kurar: önceki başarısının ona halkın güvenini kazandırmış olması beklenebilir, ancak hâlâ yapması gereken işler vardı. İfade, olumlu bir gerçekle beklenmedik biçimde devam eden bir güçlüğü karşı karşıya getirir. In spite of üç sözcüklü bir edattır. Ardından in spite of her success veya in spite of succeeding örneklerindeki gibi bir isim öbeği, zamir ya da -ing biçimi gelir. Hemen arkasından özne ve fiil içeren tam bir yan cümle getirilmez.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen ve despite anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the cold weather, the hikers continued.
Cevabı göster
In spite of
leading Egypt through this military crisis: bir grubu zorlu süreçte yönlendirmek
Lead someone or a group through a crisis, bir kişiyi veya grubu zorlu süreç boyunca yönlendirip yöneterek krizi aşmasını sağlamak demektir. Burada through fiziksel bir yerden geçmeyi değil, bir zorluğun bütün sürecini yaşamayı anlatır. Cümlede leading Egypt through this military crisis, başarısının hangi somut başarıya dayandığını belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp lead + kişi/grup + through + zorlu dönem veya olay biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöneticinin ekibe zorlu bir geçiş döneminde rehberlik ettiğini doğal biçimde anlatır?
- The director led the team across a difficult transition.
- The director led the team through a difficult transition.
- The director led through the team a difficult transition.
Cevabı göster
The director led the team through a difficult transition.
to cement her credibility: halkın güvenini sağlamlaştırmak
Burada cement mecaz anlamlı bir fiildir: soyut bir niteliği veya konumu sağlam ve kalıcı hâle getirmek demektir. Credibility, başkalarının bir kişinin güvenilir ve yetkin olduğuna inanmasıdır; dolayısıyla to cement her credibility, fiziksel çimento kullanmak değil, halkın ona duyduğu güveni daha sağlam hâle getirmek anlamına gelir. to cement mastarı, hâlâ yapması gereken çalışmanın amacını belirtir. cement + soyut isim kalıbı cement a reputation, cement a position ve cement an alliance gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede cement, “soyut bir itibarı sağlam ve kalıcı hâle getirmek” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- The crew used cement to repair the steps outside Maya's office.
- Maya wrote her name in the wet cement beside the steps.
- The successful launch cemented Maya's reputation as a careful engineer.
Cevabı göster
The successful launch cemented Maya's reputation as a careful engineer.
her rise to power wasn't linked to royal ancestry, Kalıp ifadeler
2:51iktidara yükselişi kraliyet soyuna bağlı değildi,
As a formerly enslaved person: sonraki bilgiyi kimlik üzerinden çerçevelemek
Cümle başındaki As a + kimlik veya rol kalıbı, ardından gelen bilgi için bir çerçeve oluşturur. “...olması göz önüne alındığında” veya “...rolünde” anlamına gelir ve bu kimliğin sonraki olguyu açıklamaya yardımcı olduğunu okuyucuya bildirir. Burada geçmişte köleleştirilmiş olması, iktidara yükselişinin neden kraliyet soyuyla bağlantılı olmadığını açıklamaya yardımcı olur. Formerly, bu durumun geçmişe ait olduğunu ve sona erdiğini gösterir. Buradaki As zaman bildirmez; ifade “köleleştirilmiş olduğu sırada” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede As a... yapısı bir kimliği ana cümleyle açıklayıcı biçimde ilişkilendirir?
- As Leah entered the office, everyone looked up.
- Leah spoke softly as the meeting ended.
- As a first-time manager, Leah asked her team for regular feedback.
Cevabı göster
As a first-time manager, Leah asked her team for regular feedback.
her rise to power: iktidara yükselme süreci
Her rise to power, onun siyasi yetki kazanıp yönetici hâline gelme sürecini ifade eder. Burada rise bir isimdir ve to power, statüdeki yükselişin sonucunu gösterir; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu ifade tarih, siyaset ve biyografi metinlerinde yaygındır. Yalnızca birinin yönetmeye başladığı kesin anı değil, daha az etkili bir konumdan iktidar sahibi olmaya uzanan gelişimi veya yolu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir senatörün siyasi yetki kazanma sürecini anlatır?
- The biography follows the senator's rise to power.
- The biography reports the senator's return to office.
- The biography describes the senator's right to vote.
Cevabı göster
The biography follows the senator's rise to power.
in many of the events a sultan would typically attend.
2:58bir sultanın normalde katılacağı etkinliklerin çoğuna katılmasını engelliyordu.
prevented her from participating: prevent + nesne + from + -ing
Prevent someone from doing something kalıbı, bir kişi, kural, koşul veya engelin bir eylemi imkânsız hâle getirmesi ya da gerçekleşmesini önlemesi anlamına gelir. Burada societal restrictions engeldir, her etkilenen nesnedir ve participating engellenen eylemdir. From bir edattır, bu nedenle ardından -ing biçimi gelir: prevented her from participating. Prevented her from participate veya prevented her to participate kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi prevent ... from doing kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Heavy fog ____ the plane ____ taking off.
Cevabı göster
prevented · from
To increase her visibility and solidify her claim to the throne, Notlar
3:01Görünürlüğünü artırmak ve taht üzerindeki iddiasını pekiştirmek için,
To increase ... and solidify ...: genel amacı önce belirtme
Cümle başındaki to-infinitive ifade, ana cümle eylemleri vermeden önce amacı belirtir. increase ve solidify, and ile bağlanan paralel fiillerdir ve ikisi de baştaki To'ya bağlıdır. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak bu ifade, ardından gelen eylemlerin tek bir genel amaca hizmet eden yöntemler olarak anlaşılması gerektiğini gösterir. Daha önceki eylemlerin sonucunu bildirmez.
Alıştırma
Bu başlangıç ifadesinin metindeki temel işlevi nedir?
- Sonraki eylemlerle ilgisiz ayrı bir ayrıntı sunar.
- Ardından gelen eylemlerin ortak amacını belirtir.
- Daha önce anlatılan eylemlerin nihai sonucunu verir.
Cevabı göster
Ardından gelen eylemlerin ortak amacını belirtir.
solidify her claim to the throne: soyut bir hak iddiasını güçlendirme
Burada solidify mecazidir: soyut bir konumu, hakkı veya savı daha güçlü ve sağlam hâle getirmek demektir. solidify her claim to the throne, onun hükümdarlık hakkı iddiasının inandırıcılığını veya kabul görmesini güçlendirmek anlamına gelir; herhangi bir şeyi fiziksel olarak katılaştırmak değildir. A claim to the throne, hükümdar olarak yönetme hakkı iddiasıdır; ifade tek başına herkesin bu iddiayı kabul ettiğini söylemez. Aynı soyut kalıp solidify support, solidify a position ve solidify a claim ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
"The endorsement solidified her claim to the leadership role," cümlesinde solidified ne anlama gelir?
- İddiasını daha güçlü ve inandırıcı hâle getirdi.
- Liderlik görevini fiziksel bir nesneye dönüştürdü.
- Görevi zaten aldığını kanıtladı.
Cevabı göster
İddiasını daha güçlü ve inandırıcı hâle getirdi.
she constructed a public mausoleum for her husband,
3:05kocası için halka açık bir türbe inşa ettirdi,
issued the currency under her name: egemenliği ilan etmek
issued the currency under her name, paranın resmî olarak onun kendi adı ve otoritesiyle ilişkilendirilerek basıldığı anlamına gelir. Buradaki under her name, “onun adına” demektir; yazılı adının fiziksel olarak altında bulunmayı anlatmaz. Bu tarihsel bağlamda para yalnızca bir ödeme aracı değildi. Para halk arasında dolaştığı için üzerine bir hükümdarın adını koymak, egemenlik iddiasında bulunan kişinin kim olduğunu gösterebilir ve yönetiminin kamusal meşruiyetini güçlendirebilirdi.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede issued the currency under her name ne anlama gelir?
- Para, onun yazılı adının fiziksel olarak altında saklandı.
- Özel bir hesap kullanarak döviz satın aldı.
- Para, onun adını ve otoritesini taşıyacak ya da öne çıkaracak şekilde resmî olarak basıldı.
Cevabı göster
Para, onun adını ve otoritesini taşıyacak ya da öne çıkaracak şekilde resmî olarak basıldı.
signed decrees as Walidat Khalil: bir unvanla hareket etmek
signed decrees as Walidat Khalil, onun yetkisini Walidat Khalil unvanı veya kimliğiyle kullanarak fermanları imzaladığı anlamına gelir. as + unvan veya görev yapısında as, birinin hangi sıfatla hareket ettiğini belirtir; “gibi” anlamında basit bir benzerlik anlatmaz. the mother of Khalil, Walidat Khalil unvanını açıklayan eş görevli bir ifadedir. Kendisini ölen oğlu Khalil'le olan ilişkisi üzerinden tanıtarak yönetimini oğlunun konumuna bağladı ve bu aile kimliğini siyasi meşruiyetini desteklemek için kullandı.
Alıştırma
She signed the decree as acting governor cümlesinde as acting governor ne anlama gelir?
- Geçici valinin el yazısını taklit ettiğini söyler.
- Hangi resmî sıfatla imza attığını belirtir.
- Geçici vali adına imza attığını söyler.
Cevabı göster
Hangi resmî sıfatla imza attığını belirtir.
still objected to having a woman rule. Dilbilgisi
3:20bir kadının hüküm sürmesine hâlâ itiraz ediyordu.
the Sultanate's premier religious authority, the caliph of Baghdad: Sultanlığın önde gelen dinî otoritesi
the Sultanate's premier religious authority ifadesi kişinin rolünü açıklar; the caliph of Baghdad ise aynı kişiyi adlandıran açıklayıcı bir eş görevli ifadedir. Burada premier, ‘en önemli’ veya ‘en üst düzey’ anlamına gelir; ‘başbakan’ anlamına gelmez. Halife, İslam tarihinde önemli bir siyasi ve dinî otoriteydi. Bu cümlede halifenin onayı, kadının yönetiminin meşru görülüp görülmemesini etkileyebilirdi. Bu nedenle itirazı, sıradan bir din görevlisinin görüşünden daha fazla ağırlık taşıyordu.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu cümlede bize ne anlatıyor?
- Bağdat halifesinin Sultanlığın önde gelen dinî otoritesi olduğunu belirtir.
- Sultanlığın doğrudan Bağdat'tan yönetildiğini söyler.
- Birbiriyle anlaşamayan iki ayrı din görevlisinden söz eder.
Cevabı göster
Bağdat halifesinin Sultanlığın önde gelen dinî otoritesi olduğunu belirtir.
still objected to having a woman rule: bir kadının yönetmesine hâlâ karşı çıkıyordu
Object to, ‘karşı çıkmak’ veya ‘aynı fikirde olmadığını belirtmek’ anlamına gelir. Object to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: objected to having ... doğrudur, objected to have ... değildir. Burada having a woman rule, bir kadının yönetmesi durumunu ifade eder. have + kişi + fiilin yalın hâli yapısında rule, a woman ifadesinden sonra yalın hâlde kalır. Bu ifade, halifenin kadının yönetmesini bizzat sağlayacağı anlamına gelmek zorunda değildir. Still, önceki gelişmelere rağmen itirazın devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Object fiilinin geçmiş zamanını ve build fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The residents ____ a highway beside the school.
Cevabı göster
objected to building
Shajar al-Durr married on the condition that her new husband Dilbilgisi
3:24Şecerüddür, yeni kocasının
Under threat of revolt: ciddi baskı altında hareket etmek
Under threat of + isim, gerçekleşmesi mümkün ciddi bir tehlike veya sonucun birine baskı yaptığını ya da bir eylemi etkilediğini belirtir. Burada under fiziksel bir konumu değil, bu baskının etkisi altında olmayı anlatır. Cümlenin başındaki Under threat of revolt, evliliği siyasi bir tehlikeye verilen tepki olarak çerçeveler. A revolt, bir yöneticiye veya hükümete karşı örgütlü ayaklanmadır; bu nedenle sıradan bir anlaşmazlık ya da protestodan daha ağırdır.
Alıştırma
Kapanmanın fabrikaya baskı yapan ciddi bir olasılık olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The factory improved its safety rules ____ closure.
Cevabı göster
under threat of
on the condition that ...: açık bir koşul koymak
On the condition that + yan cümle, bir teklifin, anlaşmanın, iznin veya eylemin geçerli olabilmesi için yerine getirilmesi gereken bir koşulu belirtir. Burada evlilik ancak yeni kocanın önce ilk eşinden boşanması hâlinde gerçekleşecektir. Must, bu koşulun pazarlığa açık olmadığını vurgular. Buradaki condition, bir kişinin fiziksel veya tıbbi durumu değil, anlaşmanın bir şartı anlamındadır.
Alıştırma
Zorunlu koşulu belirten resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The owner will rent us the hall ____ we clean it afterward.
Cevabı göster
on the condition that
Shajar al-Durr intended to maintain her status as supreme ruler. Kalıp ifadeler
3:30Şecerüddür, en üst düzey yönetici statüsünü korumayı amaçlıyordu.
maintain her status as supreme ruler: en yüce hükümdar olarak statüsünü korumak
maintain her status as supreme ruler, zaten sahip olduğu konumu ve yetkiyi korumak demektir. Burada maintain, bir nesnenin bakımını yapmak ya da onu onarmak değil, bir durumu sürdürmek anlamındadır. Aktarılabilir kalıp maintain + iyelik belirleyicisi + status as + rol veya sıralamadır. Bu ifade önceden var olan bir statüye işaret eder: İlk kez en yüce hükümdar olmak değil, bu konumda kalmak istiyordu.
Alıştırma
Cümleyi maintain one's status as kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After winning the final again, Lena ____ the league's top-ranked player.
Cevabı göster
maintained her status as
by arranging a political marriage between himself and a princess from Mosul, Dilbilgisi
3:37onun yönetimini zayıflatmakla tehdit edince,
threatened to undermine her rule: yönetimini zayıflatma tehdidi oluşturuyordu
undermine her rule, onun yönetimini ayakta tutan otoriteyi, desteği veya meşruiyeti zayıflatmak demektir. Buradaki kullanım mecazidir: undermine, bir şeyin altını gerçekten kazmak değil, soyut bir temele zamanla zarar vermek anlamına gelir. Burada threatened to, planlanan siyasi evliliğin onun iktidarını riske attığını gösterir; erkeğin doğrudan sözlü bir tehdit savurmuş olması gerekmez. Cümle, yönetimin zayıflayabileceğini söyler; onun hemen devrildiğini değil.
Alıştırma
Tekrarlanan yanlış haberlerin kamu güvenini zamanla zayıflattığını en iyi hangi cümle anlatır?
- Repeated false reports undermined public trust.
- Repeated false reports overthrew public trust.
- Repeated false reports inherited public trust.
Cevabı göster
Repeated false reports undermined public trust.
by arranging ...: yöntem bildiren by + fiilin -ing biçimi
by arranging... ifadesindeki by + fiilin -ing biçimi, önceki sonucu ortaya çıkarmak için kullanılan yöntemi gösterir. “Onun yönetimini nasıl zayıflatacaktı?” sorusunu evliliği ayarlayarak diye yanıtlar; yalnızca bu eylemin daha sonra gerçekleştiğini anlatmaz. Political marriage, güç, ittifak veya başka bir siyasi çıkar için ayarlanan evliliktir. between himself and a princess, önerilen evliliğin iki tarafını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi by + use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team reduced travel costs ____ video calls.
Cevabı göster
by using
so Shajar al-Durr ordered his assassination. Kelime
3:41Şecerüddür ona suikast düzenlenmesini emretti.
ordered his assassination: planlı bir siyasi suikast emri vermek
ordered his assassination ifadesinde order, “satın almak” değil, “resmen emretmek veya yetki vermek” anlamındadır. İfade, onun cinayeti gerçekleştirmeleri için başka insanlara talimat verdiğini söyler; adamı bizzat kendisinin öldürdüğünü söylemez. his, hedeflenen kurbanın o adam olduğunu gösterir. Assassination, siyasi veya kamusal açıdan önemli bir kişinin çoğu zaman siyasi nedenlerle kasıtlı olarak öldürülmesidir; bu yüzden genel murder sözcüğünden daha özeldir.
Alıştırma
“The ruler ordered the envoy's assassination,” cümlesinde ordered the envoy's assassination ne anlama gelir?
- Hükümdar, elçinin ölümüne bizzat ve kazara neden oldu.
- Hükümdar, elçinin planlı biçimde öldürülmesi için başkalarına talimat verdi.
- Hükümdar, elçiden bir eşya satın aldı.
Cevabı göster
Hükümdar, elçinin planlı biçimde öldürülmesi için başkalarına talimat verdi.
who successfully plotted to murder the sultana. Kalıp ifadeler
3:46ve o kadın sultana başarılı bir cinayet planı kurdu.
plotted to murder: gizlice cinayet planlamak
Burada plotted to murder, ilk eşin kadın sultanı öldürmeyi gizlice planladığı anlamına gelir. Plot burada fiildir; bir hikâyenin olay örgüsü anlamındaki isim değildir. who ile başlayan ilgi cümleciği his first wife'ın ne yaptığını açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp plot to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp planı gizli ve genellikle zararlı, aldatıcı ya da yasa dışı olarak gösterir. Plotted to tek başına planlanan eylemin gerçekleştiğini kanıtlamaz; bu cümlede successfully, komplonun amacına ulaştığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi plot fiilinin geçmiş hâli ve ardından to kullanarak tamamlayın: The rebels ____ overthrow the government.
Cevabı göster
plotted to
Shajar al-Durr's killers threw her body from the Cairo Citadel. Kültür
3:49Şecerüddür'ün katilleri onun cesedini Kahire Kalesi'nden aşağı attılar.
from the Cairo Citadel: belirli bir tarihî kaleden
The Cairo Citadel, Kahire'deki tarihî ve tahkim edilmiş bir yapı kompleksinin özel adıdır. Cümlede from, cesedin atıldığı yerin bu alan olduğunu belirtir. Citadel bir kale veya hisar demektir; bu özel kompleks aynı zamanda hükûmet ve askerî güç merkezi olarak hizmet etmiştir. Bu nedenle ifade sıradan bir saray, bina veya mahalleyi değil, belirli bir siyasi kaleyi gösterir.
Alıştırma
Cümlede the Cairo Citadel neyi ifade eder?
- Kahire'deki sıradan bir yerleşim mahallesi.
- Bir hükümdarın kullandığı herhangi bir saray yatak odası.
- Kahire'deki hükûmet ve askerî güçle bağlantılı belirli bir tarihî tahkimat kompleksi.
Cevabı göster
Kahire'deki hükûmet ve askerî güçle bağlantılı belirli bir tarihî tahkimat kompleksi.
Shajar al-Durr left no personal writings, Anlatım akışı
3:54Şecerüddür hiçbir kişisel yazı bırakmadı,
left no personal writings, but her legacy was lasting: yazılı kayıt eksikliğinden kalıcı etkiye
But'tan önceki yan cümle, günümüze ulaşan kanıtların bir sınırını belirtir: Shajar al-Durr kendisine ait yazılar bırakmamıştır. Bu, ondan geriye hiçbir yapı, eylem veya tarihsel etki kalmadığı anlamına gelmez. But, kişisel yazıların yokluğunu onun kalıcı mirasıyla karşılaştırır. But'tan sonraki bilgi, cümlenin nihai değerlendirmesidir. Bu, önce bir sınırlamayı kabul edip ardından kişinin uzun vadeli etkisine geçen yaygın bir biyografik anlatım düzenidir.
Alıştırma
But bu cümlede nasıl bir bilgi geçişi düzenliyor?
- Kişisel yazıların yokluğundan kalıcı etkinin değerlendirilmesine
- Kalıcı bir mirastan yeni bulunan kişisel yazıların listesine
- Yapılarından hiçbir tarihsel etkisi olmadığı iddiasına
Cevabı göster
Kişisel yazıların yokluğundan kalıcı etkinin değerlendirilmesine
with a madrasa: kompleks içindeki bir İslami eğitim kurumu
Madrasa, İslam kültür geleneğindeki bir eğitim kurumudur. Tarihsel olarak çoğu zaman İslam hukuku ve dinî konular öğretilirdi; ancak müfredatı ve işlevi dönemlere ve bölgelere göre değişirdi. Burada with a madrasa ifadesi, medresenin anıt mezar kompleksinin bir bölümü olduğunu belirtir. Bu, kompleksin anma işlevinin yanı sıra eğitim ve başka işlevlere de sahip olduğunu gösterir. Sözcük doğrudan modern ve laik bir okul olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede madrasa için en uygun yorum hangisidir?
- Her bağlamda modern ve laik bir ilkokul
- Yalnızca defin için kullanılan özel bir oda
- İslam kültür geleneğindeki bir eğitim kurumu
Cevabı göster
İslam kültür geleneğindeki bir eğitim kurumu
her signature Tree of Pearls ifadesindeki signature
Burada signature, “belirli bir kişiyle ayırt edici biçimde özdeşleşen ve ona ait olduğu kolayca anlaşılan” anlamında bir sıfattır. Dolayısıyla her signature Tree of Pearls, el yazısıyla yazılmış bir ad değil, ona özgü ve onu temsil eden İnci Ağacı tasarımıdır. Bu sıfat kalıbı signature style, signature dish ve signature look gibi ifadelerde isimden önce gelir. Bir kişinin, sanatçının veya markanın özellikle tanındığı özelliği gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede signature örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The chef is famous for her signature dessert.
- Please put your signature at the bottom of the form.
- The actor signed a poster for the fan.
Cevabı göster
The chef is famous for her signature dessert.
Amaç bildiren to remind Egyptians who made it ifadesi
to remind Egyptians who made it mastar ifadesi, önceki süslemenin amacını belirtir: yapıyı inşa eden kişinin kimliğini insanların zihninde canlı tutmak amaçlanmıştır. Burada it, anıt mezar kompleksine gönderme yapar. to remind + person + wh-clause kalıbı, “birinin bir bilgiyi hatırlamasını sağlamak için” anlamına gelir. who made it yan cümlesi hatırlanacak bilgiyi verir; doğrudan bir soru değildir.
Alıştırma
Bu cümlede mastar ifadesinin görevi nedir? The museum kept the original nameplate to remind visitors who designed the building.
- Ziyaretçilerden binayı tasarlamalarını ister.
- Tabelayı saklamanın amacını belirtir.
- Tabelanın ziyaretçileri hatırladığını söyler.
Cevabı göster
Tabelayı saklamanın amacını belirtir.
Now that you know about the last queen to rule Egypt solo, Notlar
4:11Artık Mısır'ı tek başına yöneten son kraliçeyi bildiğinize göre,
rule Egypt solo: zarf olarak solo
the last queen to rule Egypt solo ifadesinde to rule Egypt mastar yapısı queen sözcüğünü, solo ise rule fiilini niteler. Burada solo, “bağımsız biçimde” veya “ortak hükümdar olmadan” anlamında bir zarftır ve onun nasıl yönettiğini anlatır. solo, bir eylem fiilinden sonra geldiğinde travel solo veya perform solo örneklerinde olduğu gibi etkinliğin bir kişi tarafından bağımsız biçimde yapıldığını gösterebilir. Bu cümlede öne çıkan bir müzik bölümünü ifade eden solo ismi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede solo, “bağımsız biçimde” anlamında zarf olarak kullanılmıştır?
- The singer released a solo album last year.
- The guitarist played a solo during the concert.
- She traveled solo across the country.
Cevabı göster
She traveled solo across the country.
Now that you know...: bilinen bir durumdan sonraki adıma geçmek
Now that bağlacı, zaten doğru olan bir durumu yan cümlede sunar: artık Mısır’ı tek başına yöneten son kraliçeyi biliyorsun. Ana cümle olan learn about one of the first, bu yerleşmiş bilgiyi yeni bir yönlendirmenin başlangıç noktası olarak kullanır. Bu yapı bilgiyi “yerleşmiş durum → sonuç veya sonraki adım” şeklinde düzenler. Tamamlanan içeriği sıradaki içeriğe akıcı biçimde bağladığı için derslerde, sunumlarda ve videolarda yaygındır. Buradaki now that yalnızca “şu anda” değil, “bu artık doğru olduğuna göre” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ you understand the rules, let's begin the game.
Cevabı göster
Now that
and find out why someone tried to erase all traces of her reign with this video. Notlar
4:20ve neden birinin onun hükümdarlığının tüm izlerini silmeye çalıştığını öğrenin.
find out why ... with this video: izlemeye yönelten bir merak unsuru
Bu öneride find out why ..., nedeni henüz açıklanmamış bir soru ortaya koyar: izleyiciye bir açıklama vaat edilir, fakat cevap hemen verilmez. Bu bilgi boşluğu merak yaratır ve izleyiciyi önerilen videoyu izlemeye yöneltir. Emir biçimindeki find out, Follow ile paralel olarak bağlanmıştır; dolayısıyla iki ifade de videonun izleyiciye neler öğreteceğini belirtir. Sondaki with this video, bilgi edinme aracını gösterir; birinin izleri silmek için kullandığı araç anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu öneride find out why ... ifadesinin temel işlevi nedir?
- İzleyiciyi izlemeye teşvik eden cevapsız bir soru oluşturmak
- Videonun tarihî kanıtları silmek için kullanıldığını söylemek
- Nedenin zaten tamamen açıklandığını göstermek
Cevabı göster
İzleyiciyi izlemeye teşvik eden cevapsız bir soru oluşturmak
erase all traces of her reign: hükümdarlığına ait her izi ve kaydı silmek
Burada erase mecazi anlamdadır: Hatşepsut'un hüküm sürdüğünü gösteren kayıtları, görüntüleri, yazıtları veya diğer kanıtları ortadan kaldırmak ya da yok etmek demektir. Traces yalnızca ayak izlerini değil, geride kalan belirtileri; her reign ise onun hüküm sürdüğü dönemi ifade eder. erase all traces of + olay, eylem veya varlık kalıbı, ortadan kaldırma işini eksiksiz gösterir. Genellikle daha sonraki insanların bir şeyin gerçekleştiğini veya var olduğunu görmesini engellemeye yönelik kasıtlı bir girişimi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede erase all traces of, bir olayın her belirtisini kasıtlı olarak ortadan kaldırmak anlamında kullanılmıştır?
- The intruder tried to erase all traces of his visit from the security logs.
- The clerk deleted one duplicate entry from the security logs.
- The investigator traced the intruder's route using the security logs.
Cevabı göster
The intruder tried to erase all traces of his visit from the security logs.