Bir cariye Mısır'ın hükümdarı nasıl oldu - Abdallah Ewis: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
644 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Bu video, Şecerüddür’ün kölelikten Orta Çağ Mısır’ını yönetmeye uzanan yaşamını anlatıyor. Haçlı istilası sırasında bir sultanın ölümünü nasıl gizlediğini, meşruiyetine yönelik itirazlarla nasıl mücadele ettiğini ve şiddetli düşüşünden sonra bıraktığı mimari mirası ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The year is — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kısa açılışın tarihsel ortamı anında nasıl kurduğunu ve dinleyiciyi belirli bir zamana nasıl taşıdığını öğrenin. Kronolojiyi birkaç cümleyle açıklamadan bir belgeseli, sunumu, biyografiyi veya hikâyeyi başlatmak için bu kalıbı uyarlayabilirsiniz. 2. had food brought to his tent — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını, bir kişinin eylemi başka birine yaptırdığını belirten ettirgen bir kalıp olarak tanıyın. Bu sayede işi düzenleyen kişiyle fiilen yapanı ayırabilir; hizmetler, lojistik hazırlıklar veya kasıtlı gizleme durumları için yapıyı kullanabilirsiniz. 3. solidify her claim to the throne, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: solidify fiilinin siyasi meşruiyeti daha sağlam hâle getirilebilen bir şey gibi sunduğunu anlayın. Tarihî, siyasi veya mesleki bağlamlarda otoriteyi güçlendirme çabalarını anlatırken aynı mecazı claim, support, position ya da reputation ile kullanabilirsiniz.

Bu derste

The year is 1249 CE. Anlatım akışı

0:07

Yıl MS 1249'dur.

Anlatım akışı

Tarihsel anlatıya giriş olarak The year is ...

The year is + yıl, bir anlatı çerçevesidir. Tarihsel bir anlatının başında dinleyiciye zaman koordinatı verir ve hikâyeyi o ana taşır. Burada olayları Ortak Çağ'ın 1249 yılına yerleştirir. Bu, 'Şu an hangi yıldayız?' sorusuna verilen sıradan bir cevap değildir. CE, Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve tarihsel yılları belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Öğrendiğiniz tarihsel anlatı çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: ____ 1969, and millions of people are watching the Moon landing.

Cevabı göster

The year is

The French king Louis IX is sailing the Nile,

0:10

Fransız Kralı IX. Louis Nil'de yelken açmakta,

threatening to overthrow the Egyptian sultan and capture Egypt. Dilbilgisi

0:14

Mısır sultanını devirmek ve Mısır'ı ele geçirmekle tehdit etmektedir.

Dilbilgisi

threatening to ...: -ing'li ek yapıyla sonuç belirtme

Virgülden sonra gelen threatening to overthrow the Egyptian sultan and capture Egypt, şimdiki zaman ortaçlı bir ek yapıdır. Ana cümleye bağlıdır ve IX. Louis'nin ilerleyişinin yarattığı tehlikeyi veya olası sonucu ekler; ikinci bir bağımsız cümle değildir. Buradaki threatening, IX. Louis'nin sözlü bir tehditte bulunduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Askerî eylemin kendisi tehdidi yaratır. Tek bir to, eş görevli iki fiili tanıtır: overthrow ve capture.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin olası bir sonucunu eklemek için virgül + -ing yapısını kullanıyor?

  1. Several towns warned residents as the storm moved toward the coast.
  2. The storm moved toward the coast after several towns had prepared.
  3. The storm moved toward the coast, threatening to flood several towns.
Cevabı göster

The storm moved toward the coast, threatening to flood several towns.

Egypt's army commanders ask the sultan's wife,

0:18

Mısır ordusunun komutanları, sultanın eşi

Shajar al-Durr,

0:22

Şecerüddür'den

to report this news to the sultan, Kalıp ifadeler

0:23

bu haberi,

Kalıp ifadeler

report this news to the sultan: report something to someone kalıbı

Burada report, bilgiyi yetki veya sorumluluk sahibi bir kişiye resmî biçimde iletmek demektir. Mutlaka yazılı bir rapor hazırlamak ya da sunmak anlamına gelmez. Kalıp report + bilgi veya olay + to + alıcı biçimindedir: report the results to the manager. Altyazıda this news aktarılan bilgi, the sultan ise alıcıdır.

Alıştırma

Resmî bildirim cümlesini doğru edatla tamamlayın: Please report the safety issue ____ the site manager.

Cevabı göster

to

who has been injured in battle. Dilbilgisi

0:25

savaşta yaralanmış olan sultana bildirmesini isterler.

Dilbilgisi

who has been injured in battle: the sultan hakkında ek bilgi

Virgülden sonra gelen who yan cümleciği, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Who, önceki the sultan ad öbeğine gönderme yapar; has been injured in battle ise onun durumuyla ilgili ek bilgi verir. Yeni bir ana katılımcı tanıtmaz. Dinlerken veya okurken cümlenin ana yapısını bulmak için who yan cümleciğini geçici olarak çıkarın: Egypt's army commanders ask the sultan's wife, Shajar al-Durr, to report this news to the sultan. Ardından ek ayrıntıyı yeniden the sultan ile ilişkilendirin.

Alıştırma

Cümlede who has been injured in battle içindeki who kimi ifade eder?

  1. the sultan
  2. Egypt's army commanders
  3. Shajar al-Durr
Cevabı göster

the sultan

But they don't know the truth.

0:27

Ancak onlar gerçeği bilmemektedirler.

The sultan is already dead,

0:29

Sultan zaten ölmüştür

and Shajar al-Durr is secretly ruling in his stead. Kelime

0:31

ve Şecerüddür gizlice onun yerine hüküm sürmektedir.

Kelime

in his stead: başka birinin rolünü resmî olarak üstlenmek

In his stead, “onun yerinde/onun yerine” demektir ve bir kişinin başka birinin rolünü, görevini ya da yetkisini devraldığını anlatır. Bu cümlede Shajar al-Durr, sultanın hükümdarlık rolünü üstlenmektedir. Kalıplaşmış in someone’s stead yapısında stead, fiziksel bir yer değil, kişinin konumu veya rolü anlamına gelir. İyelik biçimi, yerine geçilen kişiye göre in her stead, in their stead gibi değişir.

Alıştırma

Cümleyi in someone’s stead kalıbının doğru iyelik biçimiyle tamamlayın: The ambassador was ill, so her deputy spoke ____ at the ceremony.

Cevabı göster

in her stead

Born around 1220 CE, Dilbilgisi

0:35

MS 1220 civarında doğan

Shajar al-Durr,

0:37

Şecerüddür,

whose name means Tree of Pearls, Dilbilgisi

0:39

adı İncilerin Ağacı anlamına gelen biriydi

was sold into slavery. Kelime

0:41

ve köle olarak satılmıştı.

Dilbilgisi

Born around 1220 CE: cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeği

Born around 1220 CE, arka plan bilgisi veren Shajar al-Durr was born around 1220 CE cümleciğinin kısaltılmış, cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Anlamca öznesi, ardından gelen Shajar al-Durr adıdır. Bu öbek cümlenin temel yüklemi değildir. Önce arka planı verir; ardından ana cümle Shajar al-Durr’un köle olarak satıldığını söyler. Bu sıkıştırılmış yapı biyografilerde yaygındır.

Alıştırma

Cümle başındaki Born around 1220 CE öbeği bize ne anlatıyor?

  1. Shajar al-Durr MS 1220 civarında satıldı.
  2. Shajar al-Durr MS 1220 civarında doğum yaptı.
  3. Shajar al-Durr MS 1220 civarında doğdu.
Cevabı göster

Shajar al-Durr MS 1220 civarında doğdu.

Dilbilgisi

whose name means ...: bir adın anlamını eklemek

Bu cümlede whose name means Tree of Pearls bölümü, Shajar al-Durr hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Whose aidiyet bildirir; bu yüzden whose name burada “onun adı” demektir. whose + isim yapısını bir kişiyi, yeri, kuruluşu veya başka bir şeyi ona ait ya da onunla ilişkili bir şeyle bağlamak için kullanın. Virgüller arasındaki yan cümle, hangi kişiden söz edildiğini belirlemez; yalnızca ek bilgi verir ve çıkarıldığında ana ifade yine tam kalır.

Alıştırma

Cümleyi aidiyet bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The museum, ____ name comes from a local legend, opened in 1920.

Cevabı göster

whose

Kelime

was sold into slavery: durum değişikliğini gösteren into

Was sold into slavery, başka kişilerin onu sattığı ve zorla kölelik durumuna soktuğu anlamına gelir. Was sold edilgen yapıdadır; bu nedenle onu kimin sattığından çok, onun başına ne geldiğine odaklanır. Burada into, fiziksel bir yere doğru hareketi değil, yeni bir duruma geçişi belirtir. Slavery, bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ve zorlayıcı denetim altında tutulduğu bir durumdur; sıradan bir çalışma ilişkisi değildir.

Alıştırma

Yeni bir duruma girişi belirten edatla tarihî anlatımı tamamlayın: After the raid, many captives were sold ____ slavery.

Cevabı göster

into

This was a common fate for Christian children from Turkic countries like her. Notlar

0:43

Bu, onun gibi Türkî ülkelerden gelen Hristiyan çocuklar için yaygın bir kaderdi.

Kalıp ifadeler

a common fate: bir grubun paylaştığı kader

“A common fate”, bir grubun birçok üyesinin karşılaştığı sonuç veya yaşam deneyimi anlamına gelir. Bu cümlede çocuğun yaşadıkları, sıra dışı bir bireysel olay değil, daha geniş bir tarihsel örüntünün parçası olarak sunulur. Buradaki “fate”, kişinin kolayca kontrol edemediği önemli bir sonucu veya yaşamın gidişatını anlatır. Doğaüstü bir kehanet anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede a common fate, bir grubun paylaştığı ciddi bir sonucu anlatmak için kullanılmıştır?

  1. Displacement became a common fate for families in the war zone.
  2. The families used a common fate to predict tomorrow's weather.
  3. She wrote a common fate in her calendar for Tuesday.
Cevabı göster

Displacement became a common fate for families in the war zone.

Kültür

Turkic countries: modern Türkiye'den daha geniş bir kavram

“Turkic”, Türk dilleri ailesiyle bağlantılı halkları, dilleri ve kültürleri geniş anlamda ifade eder. Genellikle özellikle Türkiye'yi anlatan “Turkish” ile aynı anlama gelmez. Bu Orta Çağ bağlamında “Turkic countries”, geniş bir coğrafyada Türk halklarıyla ilişkili topraklar için kullanılan genel bir ifadedir. Bunu yalnızca modern Türkiye Cumhuriyeti'ne veya bugünkü devlet sınırlarına gönderme yapıyormuş gibi okumayın.

Alıştırma

Hangi cümlede Turkic, daha geniş dil ailesini ifade etmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Uzbek and Kazakh are languages spoken only in Turkey.
  2. Uzbek and Kazakh are Turkish languages.
  3. Uzbek and Kazakh are Turkic languages.
Cevabı göster

Uzbek and Kazakh are Turkic languages.

Enslaved boys or mamaleek, were trained to be elite military personnel, Notlar

0:48

Köleleştirilen erkek çocuklar, yani memlükler, elit askeri personel olmak üzere eğitilir

Kültür

mamaleek: Mamluks ile bağlantılı, seyrek kullanılan bir biçim

Bu cümlede mamaleek, günümüz İngilizcesinde daha yaygın olarak Mamluks denilen tarihsel grubu adlandırır: Orta Çağ İslam dünyasının bazı bölgelerinde kölelik kökeninden gelip askerlik hizmeti için eğitilen kişiler. Bu, bir grup ya da statü adıdır; erkek çocuklar için kullanılan sıradan bir kelime değildir. Bu arka plan, anlatılan kişilerin daha sonra nasıl askerî ve siyasi güç sahibi olabildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede mamaleek kimleri ifade eder?

  1. Sultanın ordusuna malzeme sağlayan tüccarlar
  2. Orta Çağ Mısır'ında yaşayan bütün erkek çocuklar
  3. Kölelik kökenli askerlerden oluşan bir askerî grup
Cevabı göster

Kölelik kökenli askerlerden oluşan bir askerî grup

serving the Egyptian Sultanate,

0:53

ve Mısır Sultanlığı'na hizmet ederken,

Dilbilgisi

were trained to be ...: bir role yönelik eğitimi anlatan edilgen yapı

Were trained to be + isim öbeği, train someone to be + isim öbeği yapısının edilgen biçimidir. Öznelerin, be sözcüğünden sonra belirtilen role hazırlanmak için eğitim aldığını anlatır; buradaki rol elite military personnel ifadesidir. Edilgen yapı, çocukları kimin eğittiğinden çok onlara ne yapıldığına odaklanır. Yapının kendisi gönüllü ya da zorunlu eğitimi anlatabilir; ancak bu cümledeki enslaved sözcüğü düzenlemenin zorlayıcı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi train someone to be yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Last summer, the interns ____ museum guides.

Cevabı göster

were trained to be

while enslaved girls were forced to become concubines. Dilbilgisi

0:55

köleleştirilen kızlar cariye olmaya zorlanırdı.

Dilbilgisi

while ... were forced to become: farklı sonuçları karşılaştırma

Burada while, köleleştirilmiş oğlanlarla ilgili önceki ifadeyle karşıtlık kurar. during the time that biçimindeki zaman anlamından ziyade whereas veya “buna karşılık” anlamındadır. Edilgen yapı were forced to become, kızların bu sonucu seçmediğini gösterir. while, eşit olmayan iki sonucu yan yana getirerek karşılaştırır.

Alıştırma

Bir raporda “The first group received extra training, while the second group was sent home.” deniyor. while ne ifade ediyor?

  1. Birinci grubun eğitimi aldığı kesin zaman
  2. İki grubun sonuçları arasındaki karşıtlık
  3. İkinci grubun eve gönderilme nedeni
Cevabı göster

İki grubun sonuçları arasındaki karşıtlık

As a teenager,

0:59

Bir genç kızken,

Shajar al-Durr became a concubine to the son of the Egyptian sultan, Kelime

1:00

Şecerüddür, Mısır sultanının oğlu olan

As-Salih Ayyub.

1:04

el-Melikü's-Sâlih Eyyub'un cariyesi oldu.

Kelime

became a concubine to ...: tarihsel bir statü ilişkisi

Become a concubine to someone, tarihsel olarak bir kişinin cariyesi konumuna gelmek demektir. Burada to, bu konumun ilişkili olduğu erkeği, yani Mısır sultanının oğlunu belirtir. Concubine, günümüzde kız arkadaş veya partner anlamında kullanılan tarafsız bir sözcük değildir. Bu anlatıda köleleştirme ve eşit olmayan güç ilişkilerinin şekillendirdiği daha düşük bir konumu adlandırır. Bu nedenle became, özgürce seçilmiş bir aşk ilişkisini değil, konum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede concubine uygun bir bağlamda kullanılmıştır?

  1. The company promoted her to concubine after her annual review.
  2. Historical records describe her as a concubine to the ruler.
  3. At the office, Leo introduced his new girlfriend as his concubine.
Cevabı göster

Historical records describe her as a concubine to the ruler.

They had a son named Khalil,

1:06

Halil adında bir oğulları oldu,

who died in infancy,

1:07

ancak o bebekken öldü

and As-Salih freed her so he could court her formally. Kelime

1:08

ve es-Salih, ona resmi olarak kur yapabilmek için onu azat etti.

Kelime

court her formally: ciddi bir niyetle resmî biçimde kur yapmak

Burada court, birinin gönlünü romantik olarak kazanmaya çalışmak anlamındaki geçişli fiildir; geleneksel olarak evlilik ya da ciddi ve toplumca kabul edilen bir ilişki niyeti taşır. Formally, bu yaklaşımın uygun ve açıkça tanınan bir biçimde yapıldığını vurgular. Aktarılabilir kalıp court + kişi biçimindedir. Bu, ilişki kurmaya yönelik çabayı anlatır; karşı tarafın kabul ettiğini ya da evlenme teklifinin zaten yapıldığını tek başına göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede court her formally ne anlama geliyor?

  1. Onu hâkim olarak atamak istiyordu.
  2. Onu olası bir eş olarak görüp ciddi biçimde kur yapmak istiyordu.
  3. Ona karşı yasal bir dava açmak istiyordu.
Cevabı göster

Onu olası bir eş olarak görüp ciddi biçimde kur yapmak istiyordu.

As-Salih became sultan,

1:11

Es-Salih sultan oldu

and he and Shajar al-Durr married.

1:13

ve o ile Şecerüddür evlendiler.

When As-Salih died in the middle of the conflict with the crusaders, Kalıp ifadeler

1:15

Es-Salih Haçlılarla olan çatışmanın ortasında öldüğünde,

Kalıp ifadeler

in the middle of the conflict: çatışma hâlâ sürerken

In the middle of the conflict, çatışmanın henüz bitmediği ve devam ettiği sırada anlamına gelir. Middle fiziksel bir konumu değil, gelişmekte olan bir olayın içindeki aşamayı gösterir. Buradaki conflict with the crusaders, Haçlı kuvvetlerinin yer aldığı devam eden askerî çatışmayı ifade eder. in the middle of + olay veya etkinlik kalıbı, bir olayı başka bir olayın devam eden sürecinin içine yerleştirir. Genellikle kesintiyi, baskıyı veya özellikle zor bir zamanlamayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan zaman ifadesiyle tamamlayın: The power failed ____ the live broadcast, while the show was still in progress.

Cevabı göster

in the middle of

Shajar al-Durr knew King Louis IX had already succeeded in conquering important Egyptian port cities. Kalıp ifadeler

1:19

Şecerüddür, Kral IX. Louis'nin önemli Mısır liman şehirlerini fethetmeyi başardığını biliyordu.

Kalıp ifadeler

had already succeeded in conquering: succeed in + -ing yapısı

Bir etkinlikte amaçlanan sonuca ulaşmayı anlatmak için succeed in + isim veya -ing biçimi kullanılır. Burada succeeded in conquering, fethetme işinin gerçekten başarıldığını gösterir. In bir edat olduğu için conquer, conquering olur. Had already succeeded, past perfect yapısındadır. Başarılı fethi, Şecerüddür'ün bunu öğrendiği geçmiş zamandan daha önceye yerleştirir; already ise sonucun o zamana kadar çoktan ortaya çıktığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi succeed fiilinin simple past biçimi ve find fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After weeks of testing, the team ____ the cause of the error.

Cevabı göster

succeeded in finding

Fearing that her husband's death would threaten the army's morale, Dilbilgisi

1:25

Kocasının ölümünün ordunun moralini bozacağından korkarak,

she decided to keep it a secret. Kalıp ifadeler

1:29

bunu sır olarak saklamaya karar verdi.

Dilbilgisi

Fearing that ...: neden bildiren başlangıç -ing yan cümlesi

Fearing that ..., ana cümleden önce gelen bir -ing ortaç yan cümlesidir. Burada kararın nedenini bildirir ve Because she feared that her husband's death would threaten the army's morale cümlesinin daha kısa bir biçimidir. Fearing ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan she'dir. Bu yan cümle onun gerekçesini açıklar; decided ile birlikte gerçekleşen ayrı bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Bu cümlede başlangıçtaki yan cümlenin görevi nedir? Fearing that the road was unsafe, Maya canceled the trip.

  1. Maya geziyi iptal ettikten sonra gerçekleşen bir eylemi anlatır.
  2. Maya'nın geziyi iptal etme nedenini verir.
  3. Maya'nın iptal kararının yolu güvensiz hâle getirdiğini söyler.
Cevabı göster

Maya'nın geziyi iptal etme nedenini verir.

Kalıp ifadeler

keep it a secret: belirli bir bilgiyi gizli tutmak

Keep it a secret, it ile kastedilen bilgiyi bilinçli olarak başkalarına söylememek demektir. Burada it, her husband's death ifadesine, yani kocasının ölümüne gönderme yapar. Yapı keep + nesne + a secret şeklindedir. Bu yapıda keep, bilginin bilinmemeye devam etmesini sağlamak anlamındadır; bir nesneyi fiziksel olarak tutmak veya saklamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Sürpriz parti açıklanmamalıdır. Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We're planning a surprise party for Elena, so please ____.

Cevabı göster

keep it a secret

To conceal his death, Dilbilgisi

1:31

Ölümünü gizlemek için,

she had food brought to his tent and forged his signature on decrees to govern the Sultanate and advise military commanders. Notlar

1:32

çadırına yemek getirtti ve Sultanlığı yönetmek ve askeri komutanlara tavsiyelerde bulunmak için kararnamelere onun imzasını taklit etti.

Dilbilgisi

To conceal his death: eylemlerden önce amacı belirtmek

To conceal his death, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Ardından gelen eylemlerin, yani çadıra yemek götürtme ve imzayı taklit etme eylemlerinin neden yapıldığını açıklar. Cümlenin başındaki to + fiilin yalın hâli, önce amacı sonra da eylemi vererek bilgiyi düzenleyebilir. Burada to conceal, in order to conceal anlamındadır; gelecek zamanı göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin amacını belirtmek için cümle başında to ile kurulan mastar yapısını kullanır?

  1. To reduce traffic, the city added more buses.
  2. Reducing traffic, the buses were crowded.
  3. The city added more buses after traffic decreased.
Cevabı göster

To reduce traffic, the city added more buses.

Dilbilgisi

had food brought to his tent: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

Had food brought, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Food, bring eyleminden etkilenen nesnedir; had ise geçmiş zamanı gösterir. Burada kadın, başka birinin çadıra yemek götürmesini ayarlamıştır; yemeği kendisinin taşıdığı söylenmez. Bu kullanımda yapı, işi kimin yaptığından çok işin tamamlanmasına odaklanır. Have something done; ayarlanan hizmetleri, devredilen işleri veya başka biri tarafından gerçekleştirilen diğer eylemleri anlatabilir.

Alıştırma

Have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını, nesne olarak 'the printer' ve fiil olarak 'repair' kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, Mia ____ before the meeting.

Cevabı göster

had the printer repaired

Kelime

forged his signature on decrees: 'sahte olarak üretmek' anlamındaki forge

Burada forged, onun izni olmadan imzasının sahte bir kopyasını üretmek anlamındadır. On decrees, sahte imzaların resmî emirlerin üzerinde bulunduğunu ve böylece belgelerin onun tarafından onaylanmış gibi göründüğünü belirtir. Forge; signature, document, passport veya evidence ile kullanıldığında genellikle bir şeyi gerçek görünsün diye dürüst olmayan bir biçimde üretmek ya da değiştirmek anlamına gelir. Buradaki anlam budur; metale şekil verme anlamı değildir. A decree, bir hükümdar veya hükûmet tarafından çıkarılan resmî emirdir.

Alıştırma

Hangi cümle birinin başka bir kişinin imzasının sahte bir kopyasını oluşturduğunu söylüyor?

  1. She asked the director to sign the contract.
  2. She forged the director's signature on the contract.
  3. She signed her own name on the contract.
Cevabı göster

She forged the director's signature on the contract.

When the crusaders attacked the Egyptian city of al-Mansurah,

1:41

Haçlılar Mısır'ın Mansure şehrine saldırdığında,

Egyptian soldiers ambushed the crusaders and took the French king hostage. Kalıp ifadeler

1:44

Mısırlı askerler Haçlılara pusu kurdu ve Fransız kralını rehin aldı.

Kalıp ifadeler

take someone hostage: birini rehin almak

Take someone hostage, bir kişiyi zorla ele geçirmek veya alıkoyarak rehin durumuna getirmek demektir. Yapı take + kişi + hostage şeklindedir; dolayısıyla bu cümlede askerlerin eylemi sonucunda Fransız kralı rehin olur. Burada hostage, kişinin eylem sonucundaki rolünü veya durumunu belirtir; gidilen bir yeri belirtmez. Edilgen yapı someone is taken hostage şeklindedir.

Alıştırma

Take someone hostage kalıbını tamamlayın: During the robbery, the gunmen took a security guard ____ and demanded a getaway car.

Cevabı göster

hostage

Meanwhile,

1:49

Bu arada,

the truth about the sultan's death began to leak. Kelime

1:49

sultanın ölümüyle ilgili gerçek sızmaya başladı.

Kelime

began to leak: gizli bilginin sızmaya başlaması

Burada leak, sıvı değil, bilgi hakkında kullanılır. Truth, news, details veya secret leak ettiğinde, bilgi onu gizli tutan grubun dışındaki kişilerce öğrenilmeye başlar. Bilginin özne olduğu began to leak, kontrolsüz veya izinsiz yayılmanın başlangıcına odaklanır ve bilgiyi kimin açıkladığını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle gizli bir bilginin resmî açıklama yapılmadan öğrenilmeye başladığını anlatır?

  1. The truth was officially announced at noon.
  2. The truth began to leak before the official announcement.
  3. The truth remained secret until the end.
Cevabı göster

The truth began to leak before the official announcement.

Shajar al-Durr invited her late husband's son with another woman

1:52

Şecerüddür, merhum kocasının başka bir kadından olan oğlunu

to claim the title of sultan. Kalıp ifadeler

1:56

sultan unvanını alması için davet etti.

Kalıp ifadeler

claim the title of sultan: unvan üzerinde hak iddia etmek veya unvanı almak

Bu cümlede claim the title of sultan, sultan olma hakkını ileri sürmek ve bu hakkı kullanmak anlamına gelir. Burada yalnızca birinin sultan olduğunu söylemekten değil, veraset ve otoriteden söz edilir. Claim fiilinden sonra bir unvan, taht, ödül veya mülk geldiğinde, kişinin hakkı olduğuna inandığı bir şeyi talep etmesi, elde etmesi veya üstlenmesi anlatılabilir. Kesin sonuç bağlama bağlıdır: veraset anlatılarında hak iddiası öne çıkarken yarışmalarda claim the title genellikle unvanı kazanmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi claim the title ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After defeating the reigning champion, Lena ____.

Cevabı göster

claimed the title

At first, Anlatım akışı

1:58

Başlangıçta,

both she and her mamaleek advisors supported her stepson's claim to the throne. Kalıp ifadeler

1:59

hem kendisi hem de memlük danışmanları, üvey oğlunun taht üzerindeki iddiasını desteklediler.

Anlatım akışı

At first: daha sonraki bir değişikliğe zemin hazırlamak

At first, durumun ilk aşamada geçerli olduğunu gösterir. Bu cümlede onların desteğini kalıcı bir tutum olarak değil, başlangıçtaki tutumları olarak sunar. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak at first, dinleyicinin daha sonra bir değişiklik veya karşıtlık beklemesini sağlar. Bu değişiklik çoğu zaman but then, later veya eventually ile sunulur. Daha sonra farklı bir duruma dönüşecek başlangıç durumunu kurarken kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede At first daha sonraki bir değişikliğe hazırlık yapmak için kullanılmıştır?

  1. At first, the apartment felt too small, but after a few weeks it felt comfortable.
  2. At last, the movers arrived.
  3. First, measure the room before you buy furniture.
Cevabı göster

At first, the apartment felt too small, but after a few weeks it felt comfortable.

Kalıp ifadeler

a claim to the throne: hükmetme hakkı iddiası

A claim to the throne, genellikle miras veya başka bir veraset kuralı yoluyla hükümdar olma hakkına sahip olunduğu yönündeki iddiadır. Bu cümlede desteklenen hak, kadının üvey oğluna aittir; claim bir isimdir ve to the throne onun hak iddia ettiği makamı belirtir. Bir claim sahibi olmak, kişinin zaten hüküm sürdüğü anlamına gelmez. Bu iddiaya hâlâ itiraz edilebilir, iddia değerlendirilebilir veya reddedilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle prensin olası bir hukuki veya kalıtsal hakkı olduğunu, ancak mutlaka kral olmadığını belirtir?

  1. The prince claimed the throne.
  2. The prince had a claim to the throne.
  3. The prince took the throne.
Cevabı göster

The prince had a claim to the throne.

But then,

2:04

Ancak daha sonra,

he began threatening to exile her and kill the mamaleek, Dilbilgisi

2:05

o, onu sürgüne göndermekle ve memlükleri öldürmekle tehdit etmeye başladı

making wild accusations about them. Kalıp ifadeler

2:09

ve onlara yönelik asılsız suçlamalarda bulundu.

Dilbilgisi

threatening to exile ... and kill ...: iki sıralı fiil için tek bir to

Threaten to + fiilin yalın hâli, zararlı bir şey yapabileceğini söylemek veya ima etmek anlamına gelir. Bu cümlede threatening to, exile her ve kill the mamaleek şeklindeki iki sıralı eylemi başlatır. İkinci fiil olan kill için yeniden to kullanmak gerekmez. Kalıp threaten to do A and do B şeklindedir ve iki eylem de aynı tehdidin parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi threaten to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The tenant ____ report the unsafe wiring and withhold rent.

Cevabı göster

threatened to

Kalıp ifadeler

making wild accusations about them: onlar hakkında akıl almaz suçlamalarda bulunmak

To make accusations about someone, bir kişinin yanlış veya yasa dışı bir şey yaptığını iddia etmek demektir; accusation bir iddiadır, kanıt değildir. Buradaki them, tehdit edilen kişileri, yani Shajar al-Durr'u ve Memlükleri ifade eder. Wild, suçlamaların aşırı, sorumsuz veya dayanaksız olduğuna ilişkin yazarın değerlendirmesini aktarır; doğayla ya da hayvanlarla ilgili oldukları anlamına gelmez. making wild accusations about them sıfat-fiil yapısı, tehditlerle aynı sırada gerçekleşen başka bir eylemi ekler.

Alıştırma

“The columnist made wild accusations about the mayor” cümlesinde wild ne anlatır?

  1. Mahkemede zaten kanıtlanmışlardı.
  2. Aşırı görünüyorlardı ve makul bir dayanakları yoktu.
  3. Evcilleştirilmemiş hayvanlarla ilgiliydiler.
Cevabı göster

Aşırı görünüyorlardı ve makul bir dayanakları yoktu.

The mamaleek had served Shajar al-Durr's husband before her, Dilbilgisi

2:12

Memlükler, Şecerüddür'den önce kocasına hizmet etmişlerdi

and seen her capable rule so far,

2:15

ve onun şu ana kadarki yetkin yönetimini gördükleri için,

they thought she would make a better ruler than the unpredictable prince Kelime

2:17

öngörülemeyen prensten daha iyi bir hükümdar olacağını düşündüler

and conspired with her to assassinate him. Kalıp ifadeler

2:21

ve ona suikast düzenlemek için onunla komplo kurdular.

Dilbilgisi

had served ... before her: daha önceki deneyimi past perfect ile anlatmak

Had served, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı served. Memlüklerin Shajar al-Durr'un kocasına hizmet etmesini, daha sonra gerçekleşen thought ve conspired geçmiş zaman eylemlerinden önceye yerleştirir. Bu zaman, tarih anlatıcısının ana geçmiş zaman çizgisinden geriye giderek daha önceki bir deneyimi sonraki bir yargının veya eylemin arka planı olarak vermesini sağlar. Burada önceki hizmet deneyimi, Memlüklerin daha sonra kimi destekleyeceklerine ilişkin kararlarının arka planının bir parçasıdır.

Alıştırma

Muhafızların hizmetinin daha önce gerçekleştiğini göstermek için cümleyi serve fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the council chose a new leader, the guards ____ the previous ruler for ten years.

Cevabı göster

had served

Kelime

would make a better ruler than: bir role uygunluğu değerlendirmek

would make a better ruler than... içindeki make, “üretmek” anlamına gelmez; “olmak” ya da “bir role uygun olmak” anlamındadır. Değerlendirilen kişi öznedir: burada she daha iyi bir hükümdar olacaktır. someone would make a good/better + role kalıbı, bir kişinin o rolde ne kadar başarılı olabileceğini değerlendirir. than, karşılaştırılan diğer kişiyi getirir.

Alıştırma

would make ... than kalıbını ve team leader rolünü kullanarak cümleyi tamamlayın: With her experience, Maya ____ Tom.

Cevabı göster

would make a better team leader than

Kalıp ifadeler

conspired with her to assassinate him: bir şeyi yapmak için biriyle komplo kurmak

conspire with someone to do something kalıbı, belirtilen eylemi gerçekleştirmek için o kişiyle gizli bir plan yapmak anlamına gelir. with her, onun da komplonun bir parçası olduğunu; to assassinate him ise komplonun amacını gösterir. assassinate, önemli veya tanınmış bir kişiyi çoğunlukla siyasi nedenlerle kasten öldürmek demektir. Bu cümlede him, öngörülemez prensi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle onun gizli komploya katıldığını açıkça belirtir?

  1. They conspired against her to sabotage the election.
  2. They conspired with her to sabotage the election.
  3. They warned her about a plot to sabotage the election.
Cevabı göster

They conspired with her to sabotage the election.

In May of 1250,

2:24

1250 yılının Mayıs ayında,

with the support of the mamaleek military, Kalıp ifadeler

2:25

memlük ordusunun desteğiyle,

Kalıp ifadeler

with the support of: desteğin kaynağını belirtme

With the support of + kişi, grup veya kuruluş, onların yardım ya da desteğinin bir eylemi mümkün kıldığını belirtir. Burada with, bir şeyi mümkün kılan koşulu sunar; yalnızca iki tarafın birlikte olduğu anlamına gelmez. Bu ifade bir eylem, politika, aday, kuruluş veya projenin arkasındaki desteğin kaynağını belirtir. Bağlama göre destek; yetki, para, uzmanlık, uygulamalı yardım veya güç içerebilir.

Alıştırma

Yerel halkın desteğinin bu durumu mümkün kıldığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ local residents, the clinic stayed open.

Cevabı göster

With the support of

Shajar al-Durr was inaugurated as sultana of Egypt. Kelime

2:28

Şecerüddür Mısır'ın kadın sultanı olarak tahta çıktı.

Kelime

was inaugurated as sultana: hükümdarlık görevine resmen başlama

Was inaugurated as + unvan, bir kişinin genellikle resmî bir tören veya kamuya açık bir işlemle bir görevi resmen üstlenmeye başladığını belirten edilgen bir yapıdır. Kişinin nasıl seçildiğine değil, görevin resmî başlangıcına odaklanır. Bu cümlede sultana, kendi adına hüküm süren kadın sultan anlamındadır. Başka tarihsel bağlamlarda sultana bir sultanın eşi anlamına gelebilir; ancak inaugurated as yapısı burada bunun hükümdarlık unvanı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Maya geçen ay seçimi kazandı. Bugün görev süresini başlatan resmî törene katıldı. Bugünü en iyi hangi cümle anlatır?

  1. She was inaugurated as mayor today.
  2. She was appointed mayor today.
  3. She was elected mayor today.
Cevabı göster

She was inaugurated as mayor today.

Days later,

2:31

Günler sonra,

she negotiated the ransom of the French king and his army Kalıp ifadeler

2:32

muazzam bir miktar para ve işgal altındaki liman şehrinin teslim edilmesi karşılığında

in exchange for an enormous sum of money and the surrender of the occupied port city. Kalıp ifadeler

2:35

Fransız kralının ve ordusunun fidye pazarlığını yaptı.

Kalıp ifadeler

negotiate the ransom of someone: birinin fidyesini müzakere etmek

negotiated the ransom of the French king and his army ifadesinde negotiate, görüşülen konuyu doğrudan nesne olarak alır. Burada, esir alınan kral ile askerlerin serbest bırakılması için istenen para ve koşullar üzerine pazarlık yaptığı anlamına gelir. Ransom sıradan bir ücret değildir. Alıkonulan birinin serbest bırakılması için talep edilen para veya başka bir bedeldir. Aynı fiil yapısı negotiate a settlement, negotiate a contract ve negotiate the terms ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede negotiate the ransom, serbest bırakma ödemesi ve koşulları üzerine pazarlık etme anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. A mediator was hired to reimburse the captured crew's travel costs.
  2. A mediator was hired to negotiate the wages for the ship's crew.
  3. A mediator was hired to negotiate the ransom for the captured crew.
Cevabı göster

A mediator was hired to negotiate the ransom for the captured crew.

Kalıp ifadeler

in exchange for + karşılık veya koşul

In exchange for, birinin aldığı bir şeye karşılık olarak verdiği, yaptığı veya kabul ettiği şeyi belirtir. Burada para ve liman kentinin teslim edilmesi, esirlerin serbest bırakılması için sunulan bedel veya koşullardır. for sözcüğünden sonra bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır: in exchange for two tickets; in exchange for working Saturday. Bu ifade hem günlük alışverişleri hem de resmî müzakereleri bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi in exchange for ile tamamlayın: Mina designed the poster ____ two concert tickets.

Cevabı göster

in exchange for

In spite of her success leading Egypt through this military crisis, Notlar

2:41

Mısır'ı bu askeri krizden başarıyla çıkarmasına rağmen,

she had to work to cement her credibility in the eyes of the public. Deyimler

2:45

halkın gözünde itibarını sağlamlaştırmak için çalışmak zorundaydı.

Dilbilgisi

In spite of her success: isim öbeğiyle “-e rağmen” anlamı

In spite of her success bir beklenti karşıtlığı kurar: önceki başarısının ona halkın güvenini kazandırmış olması beklenebilir, ancak hâlâ yapması gereken işler vardı. İfade, olumlu bir gerçekle beklenmedik biçimde devam eden bir güçlüğü karşı karşıya getirir. In spite of üç sözcüklü bir edattır. Ardından in spite of her success veya in spite of succeeding örneklerindeki gibi bir isim öbeği, zamir ya da -ing biçimi gelir. Hemen arkasından özne ve fiil içeren tam bir yan cümle getirilmez.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen ve despite anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the cold weather, the hikers continued.

Cevabı göster

In spite of

Kalıp ifadeler

leading Egypt through this military crisis: bir grubu zorlu süreçte yönlendirmek

Lead someone or a group through a crisis, bir kişiyi veya grubu zorlu süreç boyunca yönlendirip yöneterek krizi aşmasını sağlamak demektir. Burada through fiziksel bir yerden geçmeyi değil, bir zorluğun bütün sürecini yaşamayı anlatır. Cümlede leading Egypt through this military crisis, başarısının hangi somut başarıya dayandığını belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp lead + kişi/grup + through + zorlu dönem veya olay biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yöneticinin ekibe zorlu bir geçiş döneminde rehberlik ettiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The director led the team across a difficult transition.
  2. The director led the team through a difficult transition.
  3. The director led through the team a difficult transition.
Cevabı göster

The director led the team through a difficult transition.

Deyimler

to cement her credibility: halkın güvenini sağlamlaştırmak

Burada cement mecaz anlamlı bir fiildir: soyut bir niteliği veya konumu sağlam ve kalıcı hâle getirmek demektir. Credibility, başkalarının bir kişinin güvenilir ve yetkin olduğuna inanmasıdır; dolayısıyla to cement her credibility, fiziksel çimento kullanmak değil, halkın ona duyduğu güveni daha sağlam hâle getirmek anlamına gelir. to cement mastarı, hâlâ yapması gereken çalışmanın amacını belirtir. cement + soyut isim kalıbı cement a reputation, cement a position ve cement an alliance gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede cement, “soyut bir itibarı sağlam ve kalıcı hâle getirmek” anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The crew used cement to repair the steps outside Maya's office.
  2. Maya wrote her name in the wet cement beside the steps.
  3. The successful launch cemented Maya's reputation as a careful engineer.
Cevabı göster

The successful launch cemented Maya's reputation as a careful engineer.

As a formerly enslaved person, Anlatım akışı

2:49

Eskiden köleleştirilmiş biri olarak,

her rise to power wasn't linked to royal ancestry, Kalıp ifadeler

2:51

iktidara yükselişi kraliyet soyuna bağlı değildi,

Anlatım akışı

As a formerly enslaved person: sonraki bilgiyi kimlik üzerinden çerçevelemek

Cümle başındaki As a + kimlik veya rol kalıbı, ardından gelen bilgi için bir çerçeve oluşturur. “...olması göz önüne alındığında” veya “...rolünde” anlamına gelir ve bu kimliğin sonraki olguyu açıklamaya yardımcı olduğunu okuyucuya bildirir. Burada geçmişte köleleştirilmiş olması, iktidara yükselişinin neden kraliyet soyuyla bağlantılı olmadığını açıklamaya yardımcı olur. Formerly, bu durumun geçmişe ait olduğunu ve sona erdiğini gösterir. Buradaki As zaman bildirmez; ifade “köleleştirilmiş olduğu sırada” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede As a... yapısı bir kimliği ana cümleyle açıklayıcı biçimde ilişkilendirir?

  1. As Leah entered the office, everyone looked up.
  2. Leah spoke softly as the meeting ended.
  3. As a first-time manager, Leah asked her team for regular feedback.
Cevabı göster

As a first-time manager, Leah asked her team for regular feedback.

Kalıp ifadeler

her rise to power: iktidara yükselme süreci

Her rise to power, onun siyasi yetki kazanıp yönetici hâline gelme sürecini ifade eder. Burada rise bir isimdir ve to power, statüdeki yükselişin sonucunu gösterir; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu ifade tarih, siyaset ve biyografi metinlerinde yaygındır. Yalnızca birinin yönetmeye başladığı kesin anı değil, daha az etkili bir konumdan iktidar sahibi olmaya uzanan gelişimi veya yolu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir senatörün siyasi yetki kazanma sürecini anlatır?

  1. The biography follows the senator's rise to power.
  2. The biography reports the senator's return to office.
  3. The biography describes the senator's right to vote.
Cevabı göster

The biography follows the senator's rise to power.

while as a woman,

2:54

bir kadın olarak ise,

societal restrictions prevented her from participating Dilbilgisi

2:55

toplumsal kısıtlamalar onun

in many of the events a sultan would typically attend.

2:58

bir sultanın normalde katılacağı etkinliklerin çoğuna katılmasını engelliyordu.

Dilbilgisi

prevented her from participating: prevent + nesne + from + -ing

Prevent someone from doing something kalıbı, bir kişi, kural, koşul veya engelin bir eylemi imkânsız hâle getirmesi ya da gerçekleşmesini önlemesi anlamına gelir. Burada societal restrictions engeldir, her etkilenen nesnedir ve participating engellenen eylemdir. From bir edattır, bu nedenle ardından -ing biçimi gelir: prevented her from participating. Prevented her from participate veya prevented her to participate kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi prevent ... from doing kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Heavy fog ____ the plane ____ taking off.

Cevabı göster

prevented · from

To increase her visibility and solidify her claim to the throne, Notlar

3:01

Görünürlüğünü artırmak ve taht üzerindeki iddiasını pekiştirmek için,

Anlatım akışı

To increase ... and solidify ...: genel amacı önce belirtme

Cümle başındaki to-infinitive ifade, ana cümle eylemleri vermeden önce amacı belirtir. increase ve solidify, and ile bağlanan paralel fiillerdir ve ikisi de baştaki To'ya bağlıdır. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak bu ifade, ardından gelen eylemlerin tek bir genel amaca hizmet eden yöntemler olarak anlaşılması gerektiğini gösterir. Daha önceki eylemlerin sonucunu bildirmez.

Alıştırma

Bu başlangıç ifadesinin metindeki temel işlevi nedir?

  1. Sonraki eylemlerle ilgisiz ayrı bir ayrıntı sunar.
  2. Ardından gelen eylemlerin ortak amacını belirtir.
  3. Daha önce anlatılan eylemlerin nihai sonucunu verir.
Cevabı göster

Ardından gelen eylemlerin ortak amacını belirtir.

Deyimler

solidify her claim to the throne: soyut bir hak iddiasını güçlendirme

Burada solidify mecazidir: soyut bir konumu, hakkı veya savı daha güçlü ve sağlam hâle getirmek demektir. solidify her claim to the throne, onun hükümdarlık hakkı iddiasının inandırıcılığını veya kabul görmesini güçlendirmek anlamına gelir; herhangi bir şeyi fiziksel olarak katılaştırmak değildir. A claim to the throne, hükümdar olarak yönetme hakkı iddiasıdır; ifade tek başına herkesin bu iddiayı kabul ettiğini söylemez. Aynı soyut kalıp solidify support, solidify a position ve solidify a claim ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

"The endorsement solidified her claim to the leadership role," cümlesinde solidified ne anlama gelir?

  1. İddiasını daha güçlü ve inandırıcı hâle getirdi.
  2. Liderlik görevini fiziksel bir nesneye dönüştürdü.
  3. Görevi zaten aldığını kanıtladı.
Cevabı göster

İddiasını daha güçlü ve inandırıcı hâle getirdi.

she constructed a public mausoleum for her husband,

3:05

kocası için halka açık bir türbe inşa ettirdi,

issued the currency under her name, Kültür

3:08

kendi adına para bastırdı

and signed decrees as Walidat Khalil, Kültür

3:10

ve kararnameleri Halil'in annesi anlamına gelen

the mother of Khalil.

3:13

Validetü Halil adıyla imzaladı.

Kültür

issued the currency under her name: egemenliği ilan etmek

issued the currency under her name, paranın resmî olarak onun kendi adı ve otoritesiyle ilişkilendirilerek basıldığı anlamına gelir. Buradaki under her name, “onun adına” demektir; yazılı adının fiziksel olarak altında bulunmayı anlatmaz. Bu tarihsel bağlamda para yalnızca bir ödeme aracı değildi. Para halk arasında dolaştığı için üzerine bir hükümdarın adını koymak, egemenlik iddiasında bulunan kişinin kim olduğunu gösterebilir ve yönetiminin kamusal meşruiyetini güçlendirebilirdi.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede issued the currency under her name ne anlama gelir?

  1. Para, onun yazılı adının fiziksel olarak altında saklandı.
  2. Özel bir hesap kullanarak döviz satın aldı.
  3. Para, onun adını ve otoritesini taşıyacak ya da öne çıkaracak şekilde resmî olarak basıldı.
Cevabı göster

Para, onun adını ve otoritesini taşıyacak ya da öne çıkaracak şekilde resmî olarak basıldı.

Kültür

signed decrees as Walidat Khalil: bir unvanla hareket etmek

signed decrees as Walidat Khalil, onun yetkisini Walidat Khalil unvanı veya kimliğiyle kullanarak fermanları imzaladığı anlamına gelir. as + unvan veya görev yapısında as, birinin hangi sıfatla hareket ettiğini belirtir; “gibi” anlamında basit bir benzerlik anlatmaz. the mother of Khalil, Walidat Khalil unvanını açıklayan eş görevli bir ifadedir. Kendisini ölen oğlu Khalil'le olan ilişkisi üzerinden tanıtarak yönetimini oğlunun konumuna bağladı ve bu aile kimliğini siyasi meşruiyetini desteklemek için kullandı.

Alıştırma

She signed the decree as acting governor cümlesinde as acting governor ne anlama gelir?

  1. Geçici valinin el yazısını taklit ettiğini söyler.
  2. Hangi resmî sıfatla imza attığını belirtir.
  3. Geçici vali adına imza attığını söyler.
Cevabı göster

Hangi resmî sıfatla imza attığını belirtir.

Unfortunately,

3:15

Ne yazık ki,

the Sultanate's premier religious authority, Kültür

3:16

Sultanlığın en önde gelen dini otoritesi,

the caliph of Baghdad,

3:19

Bağdat halifesi,

still objected to having a woman rule. Dilbilgisi

3:20

bir kadının hüküm sürmesine hâlâ itiraz ediyordu.

Kültür

the Sultanate's premier religious authority, the caliph of Baghdad: Sultanlığın önde gelen dinî otoritesi

the Sultanate's premier religious authority ifadesi kişinin rolünü açıklar; the caliph of Baghdad ise aynı kişiyi adlandıran açıklayıcı bir eş görevli ifadedir. Burada premier, ‘en önemli’ veya ‘en üst düzey’ anlamına gelir; ‘başbakan’ anlamına gelmez. Halife, İslam tarihinde önemli bir siyasi ve dinî otoriteydi. Bu cümlede halifenin onayı, kadının yönetiminin meşru görülüp görülmemesini etkileyebilirdi. Bu nedenle itirazı, sıradan bir din görevlisinin görüşünden daha fazla ağırlık taşıyordu.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede bize ne anlatıyor?

  1. Bağdat halifesinin Sultanlığın önde gelen dinî otoritesi olduğunu belirtir.
  2. Sultanlığın doğrudan Bağdat'tan yönetildiğini söyler.
  3. Birbiriyle anlaşamayan iki ayrı din görevlisinden söz eder.
Cevabı göster

Bağdat halifesinin Sultanlığın önde gelen dinî otoritesi olduğunu belirtir.

Dilbilgisi

still objected to having a woman rule: bir kadının yönetmesine hâlâ karşı çıkıyordu

Object to, ‘karşı çıkmak’ veya ‘aynı fikirde olmadığını belirtmek’ anlamına gelir. Object to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: objected to having ... doğrudur, objected to have ... değildir. Burada having a woman rule, bir kadının yönetmesi durumunu ifade eder. have + kişi + fiilin yalın hâli yapısında rule, a woman ifadesinden sonra yalın hâlde kalır. Bu ifade, halifenin kadının yönetmesini bizzat sağlayacağı anlamına gelmek zorunda değildir. Still, önceki gelişmelere rağmen itirazın devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Object fiilinin geçmiş zamanını ve build fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The residents ____ a highway beside the school.

Cevabı göster

objected to building

Under threat of revolt, Kalıp ifadeler

3:23

İsyan tehdidi altında,

Shajar al-Durr married on the condition that her new husband Dilbilgisi

3:24

Şecerüddür, yeni kocasının

must divorce his first wife.

3:28

ilk eşinden boşanması şartıyla evlendi.

Kalıp ifadeler

Under threat of revolt: ciddi baskı altında hareket etmek

Under threat of + isim, gerçekleşmesi mümkün ciddi bir tehlike veya sonucun birine baskı yaptığını ya da bir eylemi etkilediğini belirtir. Burada under fiziksel bir konumu değil, bu baskının etkisi altında olmayı anlatır. Cümlenin başındaki Under threat of revolt, evliliği siyasi bir tehlikeye verilen tepki olarak çerçeveler. A revolt, bir yöneticiye veya hükümete karşı örgütlü ayaklanmadır; bu nedenle sıradan bir anlaşmazlık ya da protestodan daha ağırdır.

Alıştırma

Kapanmanın fabrikaya baskı yapan ciddi bir olasılık olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The factory improved its safety rules ____ closure.

Cevabı göster

under threat of

Dilbilgisi

on the condition that ...: açık bir koşul koymak

On the condition that + yan cümle, bir teklifin, anlaşmanın, iznin veya eylemin geçerli olabilmesi için yerine getirilmesi gereken bir koşulu belirtir. Burada evlilik ancak yeni kocanın önce ilk eşinden boşanması hâlinde gerçekleşecektir. Must, bu koşulun pazarlığa açık olmadığını vurgular. Buradaki condition, bir kişinin fiziksel veya tıbbi durumu değil, anlaşmanın bir şartı anlamındadır.

Alıştırma

Zorunlu koşulu belirten resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The owner will rent us the hall ____ we clean it afterward.

Cevabı göster

on the condition that

Shajar al-Durr intended to maintain her status as supreme ruler. Kalıp ifadeler

3:30

Şecerüddür, en üst düzey yönetici statüsünü korumayı amaçlıyordu.

Kalıp ifadeler

maintain her status as supreme ruler: en yüce hükümdar olarak statüsünü korumak

maintain her status as supreme ruler, zaten sahip olduğu konumu ve yetkiyi korumak demektir. Burada maintain, bir nesnenin bakımını yapmak ya da onu onarmak değil, bir durumu sürdürmek anlamındadır. Aktarılabilir kalıp maintain + iyelik belirleyicisi + status as + rol veya sıralamadır. Bu ifade önceden var olan bir statüye işaret eder: İlk kez en yüce hükümdar olmak değil, bu konumda kalmak istiyordu.

Alıştırma

Cümleyi maintain one's status as kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After winning the final again, Lena ____ the league's top-ranked player.

Cevabı göster

maintained her status as

Her new husband threatened to undermine her rule Kelime

3:34

Yeni kocası, kendisiyle Musullu bir prenses arasında siyasi bir evlilik ayarlayarak

by arranging a political marriage between himself and a princess from Mosul, Dilbilgisi

3:37

onun yönetimini zayıflatmakla tehdit edince,

Kelime

threatened to undermine her rule: yönetimini zayıflatma tehdidi oluşturuyordu

undermine her rule, onun yönetimini ayakta tutan otoriteyi, desteği veya meşruiyeti zayıflatmak demektir. Buradaki kullanım mecazidir: undermine, bir şeyin altını gerçekten kazmak değil, soyut bir temele zamanla zarar vermek anlamına gelir. Burada threatened to, planlanan siyasi evliliğin onun iktidarını riske attığını gösterir; erkeğin doğrudan sözlü bir tehdit savurmuş olması gerekmez. Cümle, yönetimin zayıflayabileceğini söyler; onun hemen devrildiğini değil.

Alıştırma

Tekrarlanan yanlış haberlerin kamu güvenini zamanla zayıflattığını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Repeated false reports undermined public trust.
  2. Repeated false reports overthrew public trust.
  3. Repeated false reports inherited public trust.
Cevabı göster

Repeated false reports undermined public trust.

Dilbilgisi

by arranging ...: yöntem bildiren by + fiilin -ing biçimi

by arranging... ifadesindeki by + fiilin -ing biçimi, önceki sonucu ortaya çıkarmak için kullanılan yöntemi gösterir. “Onun yönetimini nasıl zayıflatacaktı?” sorusunu evliliği ayarlayarak diye yanıtlar; yalnızca bu eylemin daha sonra gerçekleştiğini anlatmaz. Political marriage, güç, ittifak veya başka bir siyasi çıkar için ayarlanan evliliktir. between himself and a princess, önerilen evliliğin iki tarafını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi by + use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team reduced travel costs ____ video calls.

Cevabı göster

by using

so Shajar al-Durr ordered his assassination. Kelime

3:41

Şecerüddür ona suikast düzenlenmesini emretti.

Kelime

ordered his assassination: planlı bir siyasi suikast emri vermek

ordered his assassination ifadesinde order, “satın almak” değil, “resmen emretmek veya yetki vermek” anlamındadır. İfade, onun cinayeti gerçekleştirmeleri için başka insanlara talimat verdiğini söyler; adamı bizzat kendisinin öldürdüğünü söylemez. his, hedeflenen kurbanın o adam olduğunu gösterir. Assassination, siyasi veya kamusal açıdan önemli bir kişinin çoğu zaman siyasi nedenlerle kasıtlı olarak öldürülmesidir; bu yüzden genel murder sözcüğünden daha özeldir.

Alıştırma

“The ruler ordered the envoy's assassination,” cümlesinde ordered the envoy's assassination ne anlama gelir?

  1. Hükümdar, elçinin ölümüne bizzat ve kazara neden oldu.
  2. Hükümdar, elçinin planlı biçimde öldürülmesi için başkalarına talimat verdi.
  3. Hükümdar, elçiden bir eşya satın aldı.
Cevabı göster

Hükümdar, elçinin planlı biçimde öldürülmesi için başkalarına talimat verdi.

The news reached his first wife,

3:44

Haber ilk eşine ulaştı

who successfully plotted to murder the sultana. Kalıp ifadeler

3:46

ve o kadın sultana başarılı bir cinayet planı kurdu.

Kalıp ifadeler

plotted to murder: gizlice cinayet planlamak

Burada plotted to murder, ilk eşin kadın sultanı öldürmeyi gizlice planladığı anlamına gelir. Plot burada fiildir; bir hikâyenin olay örgüsü anlamındaki isim değildir. who ile başlayan ilgi cümleciği his first wife'ın ne yaptığını açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp plot to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp planı gizli ve genellikle zararlı, aldatıcı ya da yasa dışı olarak gösterir. Plotted to tek başına planlanan eylemin gerçekleştiğini kanıtlamaz; bu cümlede successfully, komplonun amacına ulaştığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi plot fiilinin geçmiş hâli ve ardından to kullanarak tamamlayın: The rebels ____ overthrow the government.

Cevabı göster

plotted to

Shajar al-Durr's killers threw her body from the Cairo Citadel. Kültür

3:49

Şecerüddür'ün katilleri onun cesedini Kahire Kalesi'nden aşağı attılar.

Kültür

from the Cairo Citadel: belirli bir tarihî kaleden

The Cairo Citadel, Kahire'deki tarihî ve tahkim edilmiş bir yapı kompleksinin özel adıdır. Cümlede from, cesedin atıldığı yerin bu alan olduğunu belirtir. Citadel bir kale veya hisar demektir; bu özel kompleks aynı zamanda hükûmet ve askerî güç merkezi olarak hizmet etmiştir. Bu nedenle ifade sıradan bir saray, bina veya mahalleyi değil, belirli bir siyasi kaleyi gösterir.

Alıştırma

Cümlede the Cairo Citadel neyi ifade eder?

  1. Kahire'deki sıradan bir yerleşim mahallesi.
  2. Bir hükümdarın kullandığı herhangi bir saray yatak odası.
  3. Kahire'deki hükûmet ve askerî güçle bağlantılı belirli bir tarihî tahkimat kompleksi.
Cevabı göster

Kahire'deki hükûmet ve askerî güçle bağlantılı belirli bir tarihî tahkimat kompleksi.

Shajar al-Durr left no personal writings, Anlatım akışı

3:54

Şecerüddür hiçbir kişisel yazı bırakmadı,

but her legacy was lasting.

3:56

ancak mirası kalıcı oldu.

Anlatım akışı

left no personal writings, but her legacy was lasting: yazılı kayıt eksikliğinden kalıcı etkiye

But'tan önceki yan cümle, günümüze ulaşan kanıtların bir sınırını belirtir: Shajar al-Durr kendisine ait yazılar bırakmamıştır. Bu, ondan geriye hiçbir yapı, eylem veya tarihsel etki kalmadığı anlamına gelmez. But, kişisel yazıların yokluğunu onun kalıcı mirasıyla karşılaştırır. But'tan sonraki bilgi, cümlenin nihai değerlendirmesidir. Bu, önce bir sınırlamayı kabul edip ardından kişinin uzun vadeli etkisine geçen yaygın bir biyografik anlatım düzenidir.

Alıştırma

But bu cümlede nasıl bir bilgi geçişi düzenliyor?

  1. Kişisel yazıların yokluğundan kalıcı etkinin değerlendirilmesine
  2. Kalıcı bir mirastan yeni bulunan kişisel yazıların listesine
  3. Yapılarından hiçbir tarihsel etkisi olmadığı iddiasına
Cevabı göster

Kişisel yazıların yokluğundan kalıcı etkinin değerlendirilmesine

Before her death,

3:58

Ölümünden önce,

she built her own mausoleum

3:59

medresesi,

with a madrasa, Kültür

4:01

bahçesi,

garden,

4:02

halk hamamı

public shower,

4:03

ve sarayı olan

and palace,

4:04

kendi türbesini yaptırdı

decorated with her signature Tree of Pearls, Kelime

4:05

ve Mısırlılara

Kültür

with a madrasa: kompleks içindeki bir İslami eğitim kurumu

Madrasa, İslam kültür geleneğindeki bir eğitim kurumudur. Tarihsel olarak çoğu zaman İslam hukuku ve dinî konular öğretilirdi; ancak müfredatı ve işlevi dönemlere ve bölgelere göre değişirdi. Burada with a madrasa ifadesi, medresenin anıt mezar kompleksinin bir bölümü olduğunu belirtir. Bu, kompleksin anma işlevinin yanı sıra eğitim ve başka işlevlere de sahip olduğunu gösterir. Sözcük doğrudan modern ve laik bir okul olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede madrasa için en uygun yorum hangisidir?

  1. Her bağlamda modern ve laik bir ilkokul
  2. Yalnızca defin için kullanılan özel bir oda
  3. İslam kültür geleneğindeki bir eğitim kurumu
Cevabı göster

İslam kültür geleneğindeki bir eğitim kurumu

Kelime

her signature Tree of Pearls ifadesindeki signature

Burada signature, “belirli bir kişiyle ayırt edici biçimde özdeşleşen ve ona ait olduğu kolayca anlaşılan” anlamında bir sıfattır. Dolayısıyla her signature Tree of Pearls, el yazısıyla yazılmış bir ad değil, ona özgü ve onu temsil eden İnci Ağacı tasarımıdır. Bu sıfat kalıbı signature style, signature dish ve signature look gibi ifadelerde isimden önce gelir. Bir kişinin, sanatçının veya markanın özellikle tanındığı özelliği gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede signature örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The chef is famous for her signature dessert.
  2. Please put your signature at the bottom of the form.
  3. The actor signed a poster for the fan.
Cevabı göster

The chef is famous for her signature dessert.

to remind Egyptians Anlatım akışı

4:08

bunu kimin yaptırdığını hatırlatmak için

who made it.

4:09

imza niteliğindeki İncilerin Ağacı ile süsledi.

Anlatım akışı

Amaç bildiren to remind Egyptians who made it ifadesi

to remind Egyptians who made it mastar ifadesi, önceki süslemenin amacını belirtir: yapıyı inşa eden kişinin kimliğini insanların zihninde canlı tutmak amaçlanmıştır. Burada it, anıt mezar kompleksine gönderme yapar. to remind + person + wh-clause kalıbı, “birinin bir bilgiyi hatırlamasını sağlamak için” anlamına gelir. who made it yan cümlesi hatırlanacak bilgiyi verir; doğrudan bir soru değildir.

Alıştırma

Bu cümlede mastar ifadesinin görevi nedir? The museum kept the original nameplate to remind visitors who designed the building.

  1. Ziyaretçilerden binayı tasarlamalarını ister.
  2. Tabelayı saklamanın amacını belirtir.
  3. Tabelanın ziyaretçileri hatırladığını söyler.
Cevabı göster

Tabelayı saklamanın amacını belirtir.

Now that you know about the last queen to rule Egypt solo, Notlar

4:11

Artık Mısır'ı tek başına yöneten son kraliçeyi bildiğinize göre,

Kelime

rule Egypt solo: zarf olarak solo

the last queen to rule Egypt solo ifadesinde to rule Egypt mastar yapısı queen sözcüğünü, solo ise rule fiilini niteler. Burada solo, “bağımsız biçimde” veya “ortak hükümdar olmadan” anlamında bir zarftır ve onun nasıl yönettiğini anlatır. solo, bir eylem fiilinden sonra geldiğinde travel solo veya perform solo örneklerinde olduğu gibi etkinliğin bir kişi tarafından bağımsız biçimde yapıldığını gösterebilir. Bu cümlede öne çıkan bir müzik bölümünü ifade eden solo ismi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede solo, “bağımsız biçimde” anlamında zarf olarak kullanılmıştır?

  1. The singer released a solo album last year.
  2. The guitarist played a solo during the concert.
  3. She traveled solo across the country.
Cevabı göster

She traveled solo across the country.

learn about one of the first.

4:15

ilklerden birini de öğrenin.

Anlatım akışı

Now that you know...: bilinen bir durumdan sonraki adıma geçmek

Now that bağlacı, zaten doğru olan bir durumu yan cümlede sunar: artık Mısır’ı tek başına yöneten son kraliçeyi biliyorsun. Ana cümle olan learn about one of the first, bu yerleşmiş bilgiyi yeni bir yönlendirmenin başlangıç noktası olarak kullanır. Bu yapı bilgiyi “yerleşmiş durum → sonuç veya sonraki adım” şeklinde düzenler. Tamamlanan içeriği sıradaki içeriğe akıcı biçimde bağladığı için derslerde, sunumlarda ve videolarda yaygındır. Buradaki now that yalnızca “şu anda” değil, “bu artık doğru olduğuna göre” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ you understand the rules, let's begin the game.

Cevabı göster

Now that

Follow Hatshepsut's rise to power

4:17

Bu videoyla Hatşepsut'un iktidara yükselişini takip edin

and find out why someone tried to erase all traces of her reign with this video. Notlar

4:20

ve neden birinin onun hükümdarlığının tüm izlerini silmeye çalıştığını öğrenin.

Anlatım akışı

find out why ... with this video: izlemeye yönelten bir merak unsuru

Bu öneride find out why ..., nedeni henüz açıklanmamış bir soru ortaya koyar: izleyiciye bir açıklama vaat edilir, fakat cevap hemen verilmez. Bu bilgi boşluğu merak yaratır ve izleyiciyi önerilen videoyu izlemeye yöneltir. Emir biçimindeki find out, Follow ile paralel olarak bağlanmıştır; dolayısıyla iki ifade de videonun izleyiciye neler öğreteceğini belirtir. Sondaki with this video, bilgi edinme aracını gösterir; birinin izleri silmek için kullandığı araç anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu öneride find out why ... ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. İzleyiciyi izlemeye teşvik eden cevapsız bir soru oluşturmak
  2. Videonun tarihî kanıtları silmek için kullanıldığını söylemek
  3. Nedenin zaten tamamen açıklandığını göstermek
Cevabı göster

İzleyiciyi izlemeye teşvik eden cevapsız bir soru oluşturmak

Deyimler

erase all traces of her reign: hükümdarlığına ait her izi ve kaydı silmek

Burada erase mecazi anlamdadır: Hatşepsut'un hüküm sürdüğünü gösteren kayıtları, görüntüleri, yazıtları veya diğer kanıtları ortadan kaldırmak ya da yok etmek demektir. Traces yalnızca ayak izlerini değil, geride kalan belirtileri; her reign ise onun hüküm sürdüğü dönemi ifade eder. erase all traces of + olay, eylem veya varlık kalıbı, ortadan kaldırma işini eksiksiz gösterir. Genellikle daha sonraki insanların bir şeyin gerçekleştiğini veya var olduğunu görmesini engellemeye yönelik kasıtlı bir girişimi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede erase all traces of, bir olayın her belirtisini kasıtlı olarak ortadan kaldırmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The intruder tried to erase all traces of his visit from the security logs.
  2. The clerk deleted one duplicate entry from the security logs.
  3. The investigator traced the intruder's route using the security logs.
Cevabı göster

The intruder tried to erase all traces of his visit from the security logs.