Spor yapmak bedeninize ve beyninize nasıl fayda sağlar? - Leah Lagos ve Jaspal Ricky Singh: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, bilimin spor hakkında söylediklerini inceliyor; egzersizin bedensel ve zihinsel etkilerinden başlayıp takım üyeliğinin sağladığı özgün sosyal ve psikolojik yararlara ilerliyor. Bunlar arasında öz güven, dayanıklılık ve yenilgiden öğrenme de bulunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make it out to be — Öbek fiiller. Birinin bir şeyi gerçekte olduğundan daha iyi, kötü veya önemli gösterip göstermediğini sorgulamayı öğrenin. Bu ifade, yaygın inanışları, medya iddialarını ve tartışmalı betimlemeleri, kimseyi doğrudan yalan söylemekle suçlamadan ele almanızı sağlar. 2. has also been shown to reduce the risk — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Birikmiş araştırma bulgularını nesnel biçimde aktaran present perfect edilgen yapısını tanıyın. İncelenen bir etkinlik ya da etken ile daha düşük risk arasında bağ kurarken araştırmacılar yerine bulguya odaklanmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz. 3. coming to terms with defeat — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bunun yalnızca kaybedildiğini kabul etmek değil, zor bir sonucu zamanla kabullenmek ve onunla duygusal olarak yüzleşmek anlamına geldiğini kavrayın. Dayanıklılık ve psikolojik uyumu anlatırken bu kalıbı yenilgi, değişim, hastalık veya kayıpla kullanabilirsiniz.
Bu derste
The victory of the underdog over the favored team, Notlar
0:07Zayıf takımın favori takıma karşı kazandığı zafer,
victory of X over Y: kazananı ve yenilen rakibi belirtme
Victory of X over Y, X'in Y'yi yendiği anlamına gelir. Bu ifadede underdog kazanan, favored team ise yenilen rakiptir. Of kazananı, over ise yenilen kişi veya grubu gösterir. Buradaki over mekânsal bir konumu değil, rekabetin sonucunu belirtir; aynı kalıp spor, seçim ve diğer yarışmalarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Maya'nın Leo'yu yendiğini anlatmak için cümleyi victory of X over Y kalıbıyla tamamlayın: The headline celebrated the victory ____.
Cevabı göster
of Maya over Leo
underdog ve favored team: yarışma öncesindeki beklentiler
Bir underdog, kazanma şansının daha düşük olduğu düşünülen kişi veya takımdır. Favored team ise kazanma şansının daha yüksek olduğu düşünülen takımdır. Bu cümlede underdog kazanarak beklenmedik bir sonuç yaratır. Bu adlandırmalar sonucun kendisini değil, sonuçtan önceki beklentileri anlatır. Buradaki favored, sadece daha çok sevilen değil, kazanacağı tahmin edilen anlamındadır; underdog yine de kazanabilir.
Alıştırma
Bir futbol maçından önce çoğu kişi Lions'ın Bears'a yenileceğini düşünüyor. Bu adlandırmaları doğru kullanan cümle hangisidir?
- The Lions are the underdogs, and the Bears are the favored team.
- The Lions are the favored team, and the Bears are the underdogs.
- Both teams are underdogs because the match has not started.
Cevabı göster
The Lions are the underdogs, and the Bears are the favored team.
the last minute penalty shot that wins the tournament, Kelime
0:10turnuvayı kazandıran son dakika penaltı atışı,
last-minute penalty shot: maçın sonuna yakın kullanılan penaltı atışı
Bu cümlede last minute, penalty shot ifadesini niteler: atış maçın bitimine çok yakın bir zamanda yapılır. Atışın bir dakika sürdüğü anlamına gelmez. Penalty shot, bir sporun kuralları gereğince, çoğu zaman bir faulden sonra verilen özel bir sayı yapma fırsatıdır. Atışın tam biçimi spora göre değişir. Bu zaman ifadesi bir isimden önce geldiğinde, düzenlenmiş yazılı İngilizcede genellikle kısa çizgi kullanılır: last-minute penalty shot.
Alıştırma
Hangi cümle penaltı atışının maçın sonuna yakın yapıldığını ifade eder?
- The player scored with a last-minute penalty shot.
- The player's penalty shot lasted one full minute.
- The player waited one minute before every penalty shot.
Cevabı göster
The player scored with a last-minute penalty shot.
Bir film tekniği olarak high-energy training montages
Training montage, kısa antrenman görüntülerinden oluşan bir film veya video sekansıdır. Uzun bir çalışma dönemini kısa bir sahneye sıkıştırarak izleyicinin çabayı, ilerlemeyi veya hazırlığı hızla görmesini sağlar. High-energy, sunum biçimini anlatır: hızlı tempo, canlı müzik, güçlü hareketler veya heyecan verici bir hava. Montage bir egzersizin veya antrenman programının değil, kurgu yönteminin adıdır.
Alıştırma
Film hakkında konuşurken high-energy training montage neyi anlatır?
- Sporcuların yüksek hızda yapması gereken tek bir egzersiz
- Bir spor turnuvasının son turu
- Uzun bir antrenman dönemini sıkıştıran, kısa görüntülerden oluşan hızlı ve canlı bir sekans
Cevabı göster
Uzun bir antrenman dönemini sıkıştıran, kısa görüntülerden oluşan hızlı ve canlı bir sekans
Many people love to glorify victory on the playing field, Kelime
0:16Birçok insan oyun alanındaki zaferi yüceltmeyi,
glorify victory: zaferi gereğinden fazla yüceltmek
Glorify victory, kazanmayı yalnızca iyi bir şey olarak anlatmak değil, son derece yüce, hayranlık uyandırıcı veya önemli göstermek demektir. Burada fiil sorgulayıcı ve eleştirel bir ton taşır: insanlar spor zaferlerine öylesine büyük bir hayranlık duyabilir ki bunların bedellerini veya başka değerleri gözden kaçırabilir. Glorify başka bağlamlarda olumlu olabilir, ancak burada tarafsız değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede glorify, aşırı olumlu bir sunumu eleştirmek için kullanılmıştır?
- The coach praised the team for working hard.
- The fans celebrated the victory with a parade.
- The film glorifies violence by showing only its excitement.
Cevabı göster
The film glorifies violence by showing only its excitement.
on the playing field: sporun oynandığı yerde
Bu cümlede on the playing field, bir spor karşılaşmasının yapıldığı alanda demektir. İngilizcede saha bir yüzey veya etkinlik alanı olarak görüldüğü için field ile normalde on kullanılır; burada field tarla anlamına gelmez. Playing field, rekabetin bulunduğu bir durum için mecaz olarak da kullanılabilir. Yaygın a level playing field ifadesi, rakiplerin adil ve eşit koşullara sahip olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede playing field rekabet için doğal bir mecaz olarak kullanılmıştır?
- Equal access to training creates a level playing field for all applicants.
- Biology is my favorite playing field at school.
- She grows tomatoes in a playing field behind her house.
Cevabı göster
Equal access to training creates a level playing field for all applicants.
cheer for favorite teams and play sports.
0:19favori takımlara tezahürat etmeyi ve spor yapmayı çok sever.
Here's a question: ana konuya geçiş
Here's a question, konuşmada kullanılan bir geçiş işaretidir. Dinleyicilere, konuşmacının şimdi düşünmeleri gereken konuyu sunacağını bildirir. Buradaki Here fiziksel bir yeri göstermez; ifade “şimdi şunu düşünelim” işlevi görür. Cümlenin tamamında But, anlatım yönünün değiştiğini gösterir. Konuşmacı belirli bir olguyla çelişmek yerine, önceki arka plan bilgisinden sorgulayıcı bir soruya geçer.
Alıştırma
Bir sunumda arka plan bilgisinden ana soruya doğal biçimde geçen cümle hangisidir?
- The question is on the desk.
- I answered the question yesterday.
- Here's a question: What happens if the plan fails?
Cevabı göster
Here's a question: What happens if the plan fails?
be so obsessed with: aşırı ilgiyi sorgulamak
Be obsessed with something, bir şeyi normalden çok daha fazla düşünmek veya ona odaklanmak demektir. like ifadesinden çok daha güçlüdür. Kullanılabilir kalıp be + so + obsessed with + isim veya -ing biçimidir; örneğin be so obsessed with winning. Should we be so obsessed with sports? cümlesinde so dereceyi güçlendirir ve Should we...? tarafsız bir tavsiye isteği değildir. Konuşmacı, toplumun spora gösterdiği ilginin aşırı olup olmadığını sorgular.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be, so, obsessed ve with sözcüklerini doğru sırayla kullanın: Should we ____ winning that we forget to enjoy the game?
Cevabı göster
be so obsessed with
as good for us as: eşitlik karşılaştırması
as + sıfat öbeği + as yapısı, bir niteliğin iki taraftaki derecesini karşılaştırır. as good for us as ... ifadesinde ilk as dereceyi belirtir, ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü getirir; iki as birlikte çalışır. Bu soruda spor yapmanın gerçek yararı, insanların ona yüklediği yarar düzeyiyle karşılaştırılır. Konuşan kişi gerçeğin iddia edilen düzeye ulaşıp ulaşmadığını sorar; iki düzeyin eşit olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi as good for ... as karşılaştırmasıyla tamamlayın: Is the new health app really ____ users ____ the company claims?
Cevabı göster
as good for · as
make it out to be: bir şeyi belirli bir şekilde göstermek
Make + nesne + out to be + betimleme yapısı, birini veya bir şeyi belirli bir niteliğe sahipmiş gibi anlatmak ya da göstermek anlamına gelir. Çoğu zaman bu betimlemenin abartılı, yanıltıcı veya şüpheli olabileceğini düşündürür. Burada it, spor yapmayı ifade eder. to be sonrasındaki betimleme daha önceki as good for us bölümünden anlaşılır; dolayısıyla we make it out to be, sporu bizim için o kadar yararlıymış gibi gösterdiğimiz anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi make ... out to be ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The final exam wasn't as difficult as our teacher ____.
Cevabı göster
made it out to be
What does science have to say?: kanıtlara geçiş
What does X have to say? kalıbı, X'in hangi görüşü, bilgiyi ya da sonucu sunduğunu sorar. Buradaki science genel olarak bilimsel araştırmayı ifade eder; have to say, “söylemek zorunda olmak” anlamına gelmez. Bu soru, tartışmayı kişisel izlenimlerden kanıtlara taşır. Aynı kalıbı araştırmaların, verilerin veya bir uzmanın bir konu hakkında ne söylediğini sunmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Kişisel görüşlerden araştırma kanıtlarına geçiyorsunuz. Soruyu have to say kalıbıyla tamamlayın: What does the research ____ about screen time?
Cevabı göster
have to say
First of all ile ilk noktayı belirtmek
First of all, bir açıklamanın başlangıcını gösteren yönlendirici bir ifadedir. Dinleyiciye veya okuyucuya sıradaki düşüncenin düzenli bir açıklamadaki ilk neden, nokta ya da adım olduğunu bildirir. Önemi değil, sırayı gösterir: ilk noktanın en önemli nokta olması gerekmez. Ayrıca dinleyiciyi second veya also gibi ifadelerle gelecek başka bir noktaya hazırlar.
Alıştırma
Bir planı destekleyen nedenleri sıralamaya başlıyorsunuz. İlk nedeni doğru biçimde sunan cümle hangisidir?
- At first, the plan will save time.
- First of all, the plan will save time.
- In the end, the plan will save time.
Cevabı göster
First of all, the plan will save time.
it's well accepted that exercise is good for our bodies and minds, Kalıp ifadeler
0:37egzersizin bedenimiz ve zihnimiz için iyi olduğu yaygın olarak kabul edilir,
it's well accepted that: genel kabulü ifade etmek
“it's well accepted that + yan cümle” yapısı, ardından gelen iddiayı geniş ölçüde tanınan veya kabul edilen bir görüş olarak sunar. Buradaki accepted, “teslim alınmış” değil, “doğru ya da geçerli sayılmış” anlamındadır. it biçimsel öznedir; asıl içerik that yan cümlesinde bulunur. Bu kişisiz anlatım, dikkati konuşanın kendi görüşünden uzaklaştırır ve iddiayı sonraki anlatım için ortak bir başlangıç noktası yapar.
Alıştırma
Hangi cümle düşünceyi bir kişinin görüşü olarak değil, geniş ölçüde kabul edilen bir görüş olarak sunar?
- I think regular sleep supports learning.
- Could regular sleep support learning?
- It is well accepted that regular sleep supports learning.
Cevabı göster
It is well accepted that regular sleep supports learning.
all sorts of health benefits: birçok farklı sağlık faydası
“all sorts of health benefits” ifadesinde all sorts of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Resmî bir kategori listesi vermek yerine genel bir özet sunar. Health benefits, sağlık üzerindeki olumlu etkileri ifade eder. Bu kalıp önce genel bir grubu tanıtıp ardından belirli örneklere geçmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle birçok farklı fayda türünü doğal biçimde özetler?
- Learning to cook has one practical benefit.
- Learning to cook has all sorts of practical benefits.
- Learning to cook has no practical benefits.
Cevabı göster
Learning to cook has all sorts of practical benefits.
clearing out bad cholesterol from our arteries, Öbek fiiller
0:48arterlerimizdeki kötü kolesterolü temizlemesi,
clearing out bad cholesterol: clear out ifadesinin çıkarma anlamı
Clear out, istenmeyen bir şeyi artık bir yerin ya da sistemin içinde kalmayacak şekilde çıkarmak demektir. Out bir sonuç anlamı katar: madde yalnızca incelenmez veya değiştirilmez, bulunduğu yerden uzaklaştırılır. clearing out bad cholesterol ifadesinde clearing, -ing biçimidir; bad cholesterol çıkarılan şeyi, from our arteries ise kaynağı gösterir. İfade, vücudun zararlı kolesterolü uzaklaştırmasını basit ve fiziksel bir görüntüyle anlatır.
Alıştırma
Cümleyi clear out ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The filter works by ____ dust from the air.
Cevabı göster
clearing out
decreasing the risk of: bir olayın olasılığının azaldığını söylemek
Decrease the risk of, zararlı bir olayın gerçekleşme olasılığını azaltmak demektir. of sözcüğünden sonra olayı bir isimle veya -ing biçimiyle belirtin: the risk of stroke; the risk of falling. Burada decreasing, decrease fiilinin -ing biçimidir. İfade olasılığın azaldığını söyler; felcin kesinlikle gerçekleşmeyeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle kask takmanın baş yaralanmasını daha az olası hâle getirdiğini doğru biçimde anlatır?
- Wearing a helmet decreases the risk to head injury.
- Wearing a helmet decreases the risk of head injury.
- Wearing a helmet is at risk of head injury.
Cevabı göster
Wearing a helmet decreases the risk of head injury.
Our brains also release a number of chemicals when we workout, Kalıp ifadeler
0:55Ayrıca egzersiz yaptığımızda beynimiz bir dizi kimyasal salgılar,
Biyolojik bir süreçte release a number of chemicals
Burada release a number of chemicals, beynin çeşitli kimyasal maddeleri dışarı vermesi veya vücutta etkili olabilecek hâle getirmesi anlamına gelir. Release biyolojik anlamında kullanılmıştır; bir şeyi yayımlamak ya da piyasaya sürmek anlamında değildir. A number of ifadesinden sonra çoğul bir isim gelir ve birkaç ya da çeşitli anlamını taşır. Ardından gelen including endorphins ifadesi, bu daha büyük gruptan bir örnek verir.
Alıştırma
“Çeşitli kimyasal maddeleri dışarı vermek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: During intense exercise, the brain can ____.
Cevabı göster
release a number of chemicals
endorphins: ağrı ve hazla ilişkili vücut kimyasalları
Endorphins, vücudun doğal olarak ürettiği kimyasal maddelerdir. Ağrının düzenlenmesine yardımcı olur ve haz ya da iyi hissetme duygusuna katkıda bulunabilirler; bu nedenle sağlık açıklamalarında egzersizle bağlantılı olarak sıkça anılırlar. Örnekte endorphins, daha büyük gruba dâhil olan kimyasal maddeleri adlandıran çoğul bir isimdir. Biyolojik bir terimdir; mutlu veya heyecanlı bir duyguyu anlatan genel bir sözcük değildir.
Alıştırma
Hangi açıklama endorphins sözcüğünü doğru açıklar?
- Aşırı heyecanlı anlamına gelen bir sıfat
- Atletik performansı ölçmek için kullanılan kurallar
- Vücudun ürettiği, ağrıyı düzenlemeye yardımcı olan ve haz duygusuna katkıda bulunabilen kimyasal maddeler
Cevabı göster
Vücudun ürettiği, ağrıyı düzenlemeye yardımcı olan ve haz duygusuna katkıda bulunabilen kimyasal maddeler
which control pain and pleasure responses in the central nervous system, Notlar
1:02merkezi sinir sistemindeki ağrı ve zevk tepkilerini kontrol eden,
which control pain and pleasure responses: ek bilgi verme
which control pain and pleasure responses, sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Which, these natural hormones ifadesine döner ve control fiilinin öznesidir. hormones çoğul olduğu için fiil controls değil, control biçimindedir. Virgüller, bu bölümün bağlamda zaten belirlenmiş hormonlar hakkında ek bilgi verdiğini gösterir. Yan cümle hormonların ne yaptığını açıklar; daha küçük bir hormon grubunu seçmez. Uzun bir bilim cümlesinde önce ana cümleyi bulun, ardından virgüller arasındaki yan cümleyi ek açıklama olarak değerlendirin.
Alıştırma
Sözü edilen tüm pillerin şarj edilebilir ve hepsinin pakete dahil olduğu anlamına gelen cümle hangisidir?
- The rechargeable battery is included.
- The batteries that are rechargeable are included.
- The batteries, which are rechargeable, are included.
Cevabı göster
The batteries, which are rechargeable, are included.
the central nervous system: beyin ve omurilik
The central nervous system (CNS), yani merkezi sinir sistemi, sinir sisteminin beyin ve omurilikten oluşan kısmıdır. Bilgiyi işler ve vücudun tepkilerini koordine etmeye yardımcı olur. Bu sabit bilimsel terimde central, yalnızca önemli anlamına gelmez; sinir sisteminin merkezî kısmını ifade eder. Cümledeki in the central nervous system, ağrı ve haz tepkilerinin kontrol edildiği vücut sistemini belirtir.
Alıştırma
The central nervous system ifadesini doğru açıklayan cümle hangisidir?
- The heart and blood vessels make up the central nervous system.
- The brain and spinal cord make up the central nervous system.
- The nerves outside the brain and spinal cord make up the central nervous system.
Cevabı göster
The brain and spinal cord make up the central nervous system.
can lead to: olası bir sonucu ifade etmek
Lead to + bir sonuç, o sonuca neden olmak veya o sonucu ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede sonuç feelings of euphoria ifadesidir. To burada bir varış noktasını değil, sonucu tanıtır. Can, kesinlik yerine olasılık bildirir: can lead to, sonucun her zaman gerçekleşeceğini değil, gerçekleşebileceğini anlatır. Bu yapı neden ve sonuç açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Neden-sonuç cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: Skipping meals ____ low energy later in the day.
Cevabı göster
can lead to
or what's often called a runner's high. Deyimler
1:08ya da sıklıkla koşucu sarhoşluğu olarak adlandırılan duruma.
what's often called a runner's high: bir duyguya yaygın bir ad vermek
What's often called X, insanların yaygın olarak X dediği şey veya durum anlamına gelir. Burada hemen önce sözü edilen duyguya bilinen bir ad verilir. A runner's high, bazı insanların uzun süre koştuktan veya başka bir aerobik egzersiz yaptıktan sonra yaşadığı hoş, bazen enerji verici ya da sakinleştirici bir duygudur. Buradaki high, yüksekliği değil, bir duygu veya ruh hâlini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a runner's high ne anlama geliyor?
- Bir koşucunun ulaşabileceği en yüksek hız
- Bir koşu rotasındaki en yüksek yer
- Uzun süreli egzersizden sonra ortaya çıkabilecek hoş veya enerji verici bir duygu
Cevabı göster
Uzun süreli egzersizden sonra ortaya çıkabilecek hoş veya enerji verici bir duygu
Increased endorphins and consistent physical activity in general,
1:10Artan endorfin ve genel olarak sürekli fiziksel aktivite,
can sharpen your focus and improve your mood and memory. Kalıp ifadeler
1:14odağınızı keskinleştirebilir ve ruh halinizi ile hafızanızı iyileştirebilir.
sharpen your focus: konsantrasyonu daha net ve güçlü hâle getirmek
sharpen your focus ifadesinde sharpen mecazi anlamdadır: fiziksel bir nesneyi sivriltmek değil, dikkati daha net ve yoğun hâle getirmek anlamına gelir. sharpen + someone's focus kalıbı, bir şeyin kişinin dikkatini verme becerisini geliştirdiğini anlatır. Bu cümlede ifade, fiziksel aktivitenin olası etkilerinden birini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “konsantrasyonu geliştirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Turning off notifications can ____ while you study.
Cevabı göster
sharpen your focus
So does that mean we get just as much benefit going to the gym five days a week Dilbilgisi
1:18O zaman bu, haftada beş gün spor salonuna gitmekle,
as we would joining a team and competing?
1:22bir takıma katılıp rekabet etmekle elde edeceğimiz faydanın aynı olduğu anlamına mı geliyor?
just as much benefit ... as we would: eşit miktarda faydayı karşılaştırmak
just as much benefit ... as ... içinde as much + sayılamayan isim + as kalıbı eşitlik karşılaştırması kurar: ilk etkinliğin sağladığı faydanın miktar veya derece bakımından ikinci etkinliğe eşit olup olmadığını sorar. Benefit burada sayılamayan bir isim gibi kullanıldığı için many değil, much gelir. as we would joining a team and competing bölümünde would sonrasındaki fiil öbeği, yani would get benefit, düşürülmüştür. Geriye kalan -ing öbeği ikinci etkinliği belirtir. Eksik sözcükler ilk cümlecikten anlaşılır ve böylece soru tekrar yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümle sayılamayan bir faydanın eşit miktarlarını doğru biçimde karşılaştırır ve tekrardan kaçınmak için would kullanır?
- Working from home gives me just as many flexibility as working in the office would.
- Working from home gives me just as much flexibility than working in the office would.
- Working from home gives me just as much flexibility as working in the office would.
Cevabı göster
Working from home gives me just as much flexibility as working in the office would.
here's where it gets interesting: önemli noktaya geçişi bildirmek
“Here's where it gets interesting”, bilgiyi düzenlemek için kullanılan konuşma diline ait bir ifadedir. Here gerçek bir yeri değil, “açıklamanın bu noktasını” belirtir; ifade bir bütün olarak önemli, şaşırtıcı ya da açıklayıcı bir noktanın sırada olduğunu bildirir. Gets interesting burada konunun gerçekten daha eğlenceli hâle geldiği anlamına gelmez. Dikkati açıklamanın en önemli kısmına yöneltir.
Alıştırma
Önemli ve şaşırtıcı bir bulgunun sırada olduğunu en doğal şekilde bildiren cümle hangisidir?
- Here's where it gets interesting: the smallest battery lasted the longest.
- That is everything we know.
- Let me repeat the name of the test.
Cevabı göster
Here's where it gets interesting: the smallest battery lasted the longest.
Because it turns out that if you can find a sport and a team you like, Notlar
1:28Çünkü eğer sevdiğiniz bir spor ve bir takım bulabilirseniz,
it turns out that: sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtmak
“It turns out that + yan cümle”, sonradan keşfedilen, doğrulanan veya açıklığa kavuşan bir gerçeği ya da sonucu tanıtır. Özellikle gerçek beklenmedik olduğunda, dinleyiciye “meğerse...” veya “aslında...” anlamında yeni bilgi verir. it belirli bir şeye gönderme yapmaz; özne yerini doldurur ve asıl bilgi that ile başlayan yan cümlede bulunur. Bu cümlede because nedeni verir, it turns out that ise bu nedeni destekleyen gerçeği sunar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We expected the trail to be closed, but ____ it is open today.
Cevabı göster
it turns out that
if you can find a sport and a team you like: koşul belirtme
if yan cümlesi, ardından gelen sonucun koşulunu belirtir: burada faydalar, kişinin sevdiği bir spor ve takım bulabilmesine bağlı olarak sunulur. Can find, bunu yapabilecek durumda veya fırsata sahip olmak anlamına gelir; herkesin kesinlikle bulacağı anlamına gelmez. Baştaki Because ile içerideki if farklı mantıksal ilişkileri gösterir. Because bu açıklamanın tamamını önceki bir düşünceye bağlarken if açıklamanın içindeki koşulu belirtir. Tam bir cümlede if yan cümlesi, sonucu bildiren bir ana cümleyle birlikte kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir koşul belirtmek için if yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- Because you can find a study method you like, if it may be easier to practice regularly.
- If you can find a study method you like, it may be easier to practice regularly.
- If can you find a study method you like, it may be easier to practice regularly.
Cevabı göster
If you can find a study method you like, it may be easier to practice regularly.
studies show that there are all sorts of benefits Anlatım akışı
1:32çalışmalar, tek başına egzersiz yapmanın fiziksel ve zihinsel faydalarının ötesine geçen
studies show that: araştırma kanıtı sunma
Studies show that + yan cümle yapısı, ardından gelen bilgiyi araştırmalarla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Burada show, insanların görmesi için bir şeyi sergilemek değil, göstermek veya kanıt sağlamak anlamındadır. Bu kalıp, önce kanıtın kaynağını adlandırıp ardından that yan cümlesinde bulguyu vererek bilgiyi düzenler. Böylece iddia, kişisel bir görüşten çok araştırmaya dayalıymış gibi anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir araştırma bulgusunu doğal ve dil bilgisine uygun biçimde sunar?
- Studies show that regular sleep supports learning.
- Studies show regular sleep that supports learning.
- Studies are show that regular sleep supports learning.
Cevabı göster
Studies show that regular sleep supports learning.
that go beyond the physical and mental benefits of exercise alone. Kalıp ifadeler
1:34her türlü faydanın bulunduğunu göstermektedir.
go beyond ... exercise alone: yalnızca egzersizin sağladıklarının ötesine geçmek
Go beyond + bir isim veya -ing biçimi, bir sınırı aşmak ya da o sınırın kapsadığından daha fazlasını içermek anlamına gelir. Burada faydalar, egzersizin kendisinden kaynaklanan fiziksel ve zihinsel faydalarla sınırlı değildir; başka fayda türleri de tanıtılmaktadır. Exercise alone içindeki alone, “egzersizin kendisi” veya “yalnızca egzersiz” anlamına gelir. Başka insanlar olmadan tek başına egzersiz yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The school club should ____ organizing games; it should help members build confidence too.
Cevabı göster
go beyond
Some of the most significant are psychological benefits,
1:38Bunların en önemlilerinden bazıları psikolojik faydalardır,
both in the short and long term: hem kısa hem de uzun vadede
Both ... and ... iki öğeyi de kapsar. Bu cümlede both in the short and long term, psikolojik faydaların yalnızca birinde değil, hem daha kısa hem de daha uzun dönemlerde ortaya çıkabileceğini veya etkili olabileceğini anlatır. Bu ifade, both in the short term and in the long term biçiminin daha kısa hâlidir. Ortak kullanılan in ve term sözcüklerini tekrarlamak gerekmez. Buradaki term, bir sözcük ya da teknik terim değil, bir zaman dönemi anlamındadır.
Alıştırma
Yakın dönemi önce, daha ilerideki dönemi sonra belirtecek şekilde zaman ifadesini tamamlayın: The new study plan can help you both in the ____ and ____ term.
Cevabı göster
short · long
Some of those come from the communal experience of being on a team. Kelime
1:44Bunlardan bazıları bir takımda bulunmanın ortak deneyiminden kaynaklanır.
communal experience of being on a team: bir takımın parçası olmanın ortak deneyimi
Bu cümlede communal experience, insanların birlikte katılım göstermesi ve bir grup olarak bağ kurmasıyla oluşan deneyimdir. Buradaki paylaşım, birçok ayrı kişinin tesadüfen aynı şeyi yaşamasını değil, grupça katılımı anlatır. of being on a team, bu ortak deneyimi neyin oluşturduğunu gösterir: takımın bir üyesi olmak. İfadenin tamamı, bazı yararların bir gruba ait olmaktan ve o gruba katılmaktan doğabileceğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede communal experience neyi vurguluyor?
- bir grupta ortak katılımla oluşan deneyim
- sadece bir kişiye ait olan deneyim
- yalnızca sık görülen veya sıradan bir deneyim
Cevabı göster
bir grupta ortak katılımla oluşan deneyim
For instance ile belirli bir örnek sunmak
For instance, sonraki bilginin daha genel bir ifadenin belirli bir örneği olduğunu gösterir. Soyut bir düşüncenin gerçek bir durumda nasıl geçerli olduğunu anlamaya yardımcı olur. Burada, önceki iddiayı açıklayan takım deneyimlerinin ardından geleceğini gösterir. Bilgiyi “önce iddia, sonra örnek” şeklinde düzenler; because anlamına gelmez ve bir neden sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi belirtilen For instance bağlayıcısıyla tamamlayın: Many simple habits save water. ____, you can turn off the tap while brushing your teeth.
Cevabı göster
For instance
depend on others: depend fiili ile on edatının birleşimi
Depend on + bir kişi veya şey, destek, yardım ya da belirli bir sonuç için o kişiye veya şeye ihtiyaç duymak ya da güvenmek anlamına gelir. Buradaki depend on others, diğer ekip üyelerine güvenip bel bağlamayı anlatır. Nesneden önce on edatı zorunludur: depend on others, depend on a system veya depend on the weather. Bu anlamda depend others ya da depend with others kullanılmaz.
Alıştırma
depend fiilini gerekli edatla birlikte kullanarak cümleyi tamamlayın: Young plants ____ sunlight and water to grow.
Cevabı göster
depend on
and to work together towards a common goal. Kalıp ifadeler
1:54ve ortak bir amaç doğrultusunda birlikte çalışmayı öğrenmek.
learning to ... to ... and to ...: eylemlerden oluşan paralel bir liste
Learning, listenin tamamını kendine bağlar. Paralel eylemler to trust and depend on others, to accept help, to give help ve to work together ifadeleridir. Bunların hepsi birinin ne yapmayı öğrendiğini gösterir; ayrı ana cümleler değildir. İlk öğede trust ve depend tek bir to’yu paylaşır. Sonraki öğelerden önce to’nun tekrarlanması, uzun listenin takibini kolaylaştırır. İlişkili öğelerde aynı dil bilgisi biçimini kullanmak açık bir paralel yapı kurar.
Alıştırma
Öğrenilen eylemleri sıralarken tutarlı bir paralel yapı kullanan cümle hangisidir?
- The course teaches us to plan carefully, communicating clearly, and solved problems together.
- The course teaches us to plan carefully, to communicate clearly, and to solve problems together.
- The course teaches us planning carefully, to communicate clearly, and to solve problems together.
Cevabı göster
The course teaches us to plan carefully, to communicate clearly, and to solve problems together.
work together towards a common goal: ortak bir hedef doğrultusunda birlikte çalışmak
Work together, ayrı ayrı hareket etmek yerine iş birliği yapmak demektir. Towards a common goal ise bu iş birliğinin yönünü ekler: herkes ortak bir sonuca ulaşmaya çalışır. Burada common, “sıradan” değil, “grubun paylaştığı” anlamındadır. İfadenin tamamı sınıf, proje, ekip veya kuruluşlardaki iş birliğini anlatmak için tarafsız ve doğal bir yoldur.
Alıştırma
Cümleyi, “ortak bir sonuca ulaşmak için iş birliği yapmak” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The volunteers decided to ____.
Cevabı göster
work together towards a common goal
In addition: başka bir destekleyici nokta eklemek
In addition, okuyucuya veya dinleyiciye başka bir neden, olgu ya da yarar gibi aynı yönde yeni bir noktanın eklendiğini gösterir. Sonraki destekleyici noktayı işaret ederek bilgiyi düzenler. Karşıtlık ya da sonuç bildirmez. Cümlenin başında kullanıldığında normalde ardından virgül gelir.
Alıştırma
Başka bir yarar eklemek için dersteki iki sözcüklü bağlacı kullanın: The museum is free on Fridays. ____, it stays open until 9 p.m.
Cevabı göster
In addition
commitment to a team and doing something fun Kalıp ifadeler
1:57bir takıma bağlılık ve eğlenceli bir şeyler yapmak
commitment to a team: bir takıma sürekli bağlılık
Commitment to a team, takımı yalnızca sevmeyi değil, takıma sürekli bağlılık göstermeyi ifade eder. Bir kişinin katılmaya devam etmesi, çaba göstermesi ve sorumluluk kabul etmesi anlamını taşır. Bu ifadede commitment bir isimdir ve to, bağlılığın hedefi olan a team ifadesini getiren bir edattır. Aynı kalıp commitment to the project ve commitment to helping others örneklerinde olduğu gibi başka bir isimle veya -ing biçimiyle de kullanılır.
Alıştırma
Commitment sözcüğünün hedefini belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Her commitment ____ the team kept her involved all season.
Cevabı göster
to
can also make it easier to establish a regular habit of exercise. Notlar
2:00düzenli bir egzersiz alışkanlığı edinmeyi de kolaylaştırabilir.
make it easier to establish: make + it + sıfat + to-infinitive
Make it easier to establish, bir şeyi oluşturmayı veya bir alışkanlık edinmeyi daha az zor hâle getirmek demektir. Kalıp make + it + sıfat + to-infinitive şeklindedir. Buradaki it belirli bir şeyi göstermez. Nesne yerini tutan biçimsel bir nesnedir; asıl eylemi to establish a regular habit of exercise ifade eder. Bu kalıp, daha uzun olan eylem bilgisinin cümlenin sonuna gelmesini sağlar.
Alıştırma
“Daha az zor” anlamına gelen hedef sözcüklerle kalıbı tamamlayın: Clear labels make it ____ find the right folder.
Cevabı göster
easier to
establish a regular habit of exercise: düzenli bir egzersiz alışkanlığı oluşturmak
Burada establish, “bir şeyi oluşturmak ve sağlam biçimde yerleşmesini sağlamak” anlamına gelir. Yalnızca bir kuruluş açmayı değil, bir alışkanlık veya sistem oluşturmayı da anlatabilir. Kalıp establish a regular habit of + isim veya -ing biçimidir. Regular, eylemin istikrarlı biçimde tekrarlandığını; of exercise ise alışkanlığın içeriğinin egzersiz olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “istikrarlı ve tekrarlanan bir alışkanlık oluşturmak” anlamındaki resmî kalıpla tamamlayın: She wants to ____ reading before bed.
Cevabı göster
establish a regular habit of
School sport participation has also been shown to reduce the risk of suffering from depression Dilbilgisi
2:04Okul sporlarına katılımın ayrıca depresyondan muzdarip olma riskini
has also been shown to reduce the risk: araştırma kanıtını aktarmak
Has been shown to + fiilin yalın hâli, mevcut araştırma veya kanıtların bir sonucu desteklediği anlamına gelir. Dil bilgisi bakımından bu, present perfect edilgen yapısıdır. Burada shown, “kanıtlarla desteklenmiş” demektir; “görsel olarak gösterilmiş” anlamına gelmez. Edilgen yapı, araştırmacılar yerine School sport participation ve reduce the risk sonucuna odaklanılmasını sağlar. Also, bunun ek bir bulgu olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede kanıt bildiren edilgen yapı doğru kullanılmıştır?
- Regular breaks have shown to improve concentration.
- Regular breaks have been shown to improve concentration.
- Regular breaks have been showed to improve concentration.
Cevabı göster
Regular breaks have been shown to improve concentration.
for up to four years: en fazla dört yıllık süre
for up to four years ifadesinde up to bir üst sınır belirtir: süre dört yıl veya daha kısa herhangi bir dönem olabilir. Tam dört yıl süreceğini garanti etmez. for edatı sürenin uzunluğunu gösterir. Bu nedenle for up to four years, “dört yıldan uzun olmamak üzere” anlamına gelir ve dört yıl üst sınırdır.
Alıştırma
"The protection can last for up to four years" ne anlama gelir?
- Dört yıl sürebilir, ancak daha kısa da sürebilir.
- Tam olarak dört yıl sürmek zorundadır.
- Dört yıldan uzun sürmek zorundadır.
Cevabı göster
Dört yıl sürebilir, ancak daha kısa da sürebilir.
Meanwhile: paralel başka bir noktayı tanıtmak
Meanwhile, cümleler arasında bağlantı kuran bir zarftır. Burada bir etkiden onunla paralel biçimde var olan başka bir etkiye geçer ve dinleyicinin paralel bilgileri ayrı ve net biçimde izlemesine yardımcı olur. İki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleşmesini gerektirmez. Açıklamalarda “aynı sırada, aynı konunun başka bir yönünde” anlamına gelebilir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.
Alıştırma
Paralel olarak gerçekleşen iki faaliyet için en uygun bağlacı seçin: "The front room is being painted. ___, the kitchen is being cleaned."
- Meanwhile
- However
- Then
Cevabı göster
Meanwhile
your self-esteem and confidence can get a big boost. Kalıp ifadeler
2:12öz saygınız ve özgüveniniz de büyük bir artış yaşayabilir.
get a big boost: büyük ölçüde artmak
Get a big boost, olumlu bir olayın veya etkinin sonucunda büyük ölçüde artmak ya da çok daha güçlü hâle gelmek demektir. Bu cümlede gelişen şeyler self-esteem and confidence ifadeleridir; boost burada mecazidir, fiziksel bir itme anlamına gelmez. Özne + get a boost yapısında gelişen şey özne olarak kullanılır. Big, artışın büyük olduğunu gösterir. Bu yapı confidence, energy, sales ve performance gibi soyut kavramlarla sık kullanılır.
Alıştırma
Get a big boost ifadesini doğru zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After the team praised her presentation, Lena's confidence ____.
Cevabı göster
got a big boost
There are a few reasons for that: açıklamalara geçiş yapmak
There are a few reasons for that, konuşmanın akışını gösteren bir geçiş cümlesidir. Az önce belirtilen bir sonuca veya duruma geri gönderme yapar ve ardından birkaç açıklamanın geleceğini bildirir. Burada that, öz saygı ile öz güvenin artabileceği gerçeğine gönderme yapar. Reasons for that, bir şey yapmanın amaçlarını değil, sonucu açıklayan nedenleri ifade eder.
Alıştırma
Bir yazar az önce “Our new recycling plan reduced waste.” dedi. Bu sonucu açıklamaya en uygun biçimde başlayan cümle hangisidir?
- There are a few reasons to do that.
- There are a few reasons for that.
- There are a few results after that.
Cevabı göster
There are a few reasons for that.
Just by working and working at skills, Dilbilgisi
2:19Sadece yetenekleriniz üzerinde tekrar tekrar çalışarak,
Just by working and working: yöntem ve sürekli çaba
By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by working, “pratik yaparak” anlamına gelir. just ise yalnızca bu yöntemin bile etkili olabileceğini vurgular; harcanan çabayı önemsiz göstermez. working and working ifadesinde aynı fiilin tekrarlanması, çabanın sürdüğünü veya tekrar tekrar gösterildiğini anlatır. Yalnızca working demeye göre devamlılığı ve yoğunluğu daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi practice ile tamamlayın. by + -ing yapısını kullanın ve sürekli çabayı vurgulamak için fiili tekrarlayın: You can improve just ____.
Cevabı göster
by practicing and practicing
you reinforce a growth mindset within yourself. Kültür
2:24kendi içinizdeki büyüme zihniyetini pekiştirirsiniz.
reinforce a growth mindset: gelişme inancını güçlendirmek
Growth mindset, yani gelişim zihniyeti, yeteneklerin pratik, öğrenme ve daha iyi stratejiler yoluyla gelişebileceğine inanma biçimidir. Mindset, geçici bir ruh hali değil, nispeten kalıcı bir düşünme biçimidir. Reinforce, zaten var olan bir şeyi daha güçlü hâle getirmek demektir. Bu cümlede tekrarlanan çaba, kişinin içindeki “gelişmeye devam edebilirim” inancını pekiştirir.
Alıştırma
Hangi davranış gelişim zihniyetini pekiştirir?
- Tek bir hatayı yeteneğin asla değişmeyeceğinin kanıtı saymak
- Bir hatayı gözden geçirip daha iyi bir stratejiyi uygulamak
- Başarısızlığı imkânsız kılmak için bütün zor görevlerden kaçınmak
Cevabı göster
Bir hatayı gözden geçirip daha iyi bir stratejiyi uygulamak
I can improve myself through practice and achieve it eventually."
2:30pratik yaparak kendimi geliştirebilir ve sonunda onu başarabilirim."
Even if I can't ... I can ...: sonuç yine de geçerlidir
Even if, olumsuz bir koşul gerçekleşse de ana cümlenin geçerliliğini koruduğunu gösterir. Bu cümlede bugün bir şeyi yapamamak, pratik yaparak gelişilebileceği inancını değiştirmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı Even if + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Önce bir güçlük sunulur, ardından sonucun, inancın veya kararın hâlâ geçerli olduğu belirtilir.
Alıştırma
Hangi cümle, görev zor gelse de gelmese de konuşanın denemeye devam edeceği anlamına gelir?
- Even if the task feels difficult, I will keep trying.
- If the task feels difficult, I will keep trying.
- Because the task feels difficult, I will keep trying.
Cevabı göster
Even if the task feels difficult, I will keep trying.
That mindset is useful in all walks of life. Deyimler
2:34Bu zihniyet hayatın her alanında faydalıdır.
in all walks of life: birçok alan ve toplumsal çevre
in all walks of life, birçok meslek, toplumsal çevre veya yaşam alanı genelinde anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede söz konusu zihniyetin tek bir etkinlik ya da ortamın çok ötesinde yararlı olduğu anlatılır. Buradaki walks, gerçek yürüyüşleri değil, hayattaki farklı yolları veya konumları anlatan bir benzetmedir.
Alıştırma
Örnekteki in all walks of life ne anlama gelir?
- Her tür yürüyüş sırasında
- Yalnızca spor ve egzersizde
- Birçok meslek, çevre veya yaşam alanı genelinde
Cevabı göster
Birçok meslek, çevre veya yaşam alanı genelinde
And then there's learning through failure, Anlatım akışı
2:38Ve sonrasında başarısızlık yoluyla öğrenme var,
then there's learning through failure: sıradaki noktayı eklemek
Bu cümlede then there's + isim öbeği ya da -ing yapısı, bir listeye veya açıklamaya başka bir nokta ekler. learning through failure ifadesini dikkat edilmesi gereken sıradaki fikir olarak sunar. Burada there's esas olarak bir yerde bir şeyin bulunduğunu anlatmaz. Then, mutlaka zaman içinde sonraki olayı değil, konuşanın düşünce akışındaki sıradaki maddeyi işaretler.
Alıştırma
Hızdan söz ettiniz ve şimdi maliyeti başka bir değerlendirme konusu olarak eklemek istiyorsunuz. Sıradaki noktayı hangi cümle doğal biçimde sunar?
- Then the cost is there to consider.
- Then has the cost to consider.
- Then there's the cost to consider.
Cevabı göster
Then there's the cost to consider.
one of the most transformative long-term benefits of playing sports.
2:40spor yapmanın en dönüştürücü uzun vadeli faydalarından biri.
coming to terms with defeat: zor bir gerçeği kabul etmek
Come to terms with something, zor veya istenmeyen bir gerçeği zamanla kabul etmek ve onunla yüzleşmek demektir. coming to terms with defeat ifadesinde -ing yapısı of sözcüğünden sonra gelir ve yenilgiyi kabul etme deneyimini adlandırır. Bu kabul, yenilgiyi sevmek veya yenilginin iyi olduğuna inanmak anlamına gelmez. Terms, kalıplaşmış deyimin bir parçasıdır; burada sözleşme koşulları anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve "zamanla kabul edip yüzleşmek" anlamına gelen dört kelimelik deyimle tamamlayın: It took Leo time to ____ losing the championship game.
Cevabı göster
come to terms with
social, and physical hurdles.
2:51sosyal ve fiziksel engelleri yönetmek için gerekli dayanıklılık ve öz farkındalığı inşa edebilir.
build the resilience and self-awareness necessary to manage: zorluklarla başa çıkmak için gereken nitelikleri geliştirmek
Burada build, “zamanla geliştirmek” anlamına gelir ve resilience ile self-awareness gibi soyut nitelikleri nesne olarak alır. Yenilgiyi kabullenme deneyimi bu nitelikleri güçlendirebilir; kelimenin gerçek anlamıyla bir şey inşa etmekten söz edilmez. necessary to manage ... ifadesi resilience and self-awareness ifadesinden sonra gelir ve iki niteliği de açıklar. Buradaki manage, insanları yönetmek değil, zorluklarla başa çıkmak demektir. Aktarılabilir kalıp deneyim veya eylem + builds + yetenek veya nitelik + necessary to + fiil şeklindedir; bir şeyin kişiye bir zorlukla başa çıkmak için gereken özelliği nasıl kazandırdığını gösterir.
Alıştırma
Kursun bir ekibe liderlik etmek için gereken becerileri geliştirdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The course constructs the skills necessary for lead a team.
- The course builds the skills necessary to lead a team.
- The course builds the skills necessary leading a team.
Cevabı göster
The course builds the skills necessary to lead a team.
academic, social, and physical hurdles: akademik, sosyal ve fiziksel engeller
Hurdles kelimesi gerçek anlamıyla koşucuların üzerinden atladığı engellerdir. Burada ise mecaz olarak kullanılır: ilerlemeyi engelleyen ve ele alınması ya da aşılması gereken zorlukları ifade eder. Academic, social ve physical, zorlukların bulunduğu üç alanı belirten paralel sıfatlardır. Bu nedenle physical hurdles; beden, sağlık veya fiziksel yetenekle ilgili zorluklar demektir, atletizm ekipmanı ya da yarışları anlamına gelmez.
Alıştırma
Hurdle kelimesini ilerlemeyi engelleyen bir zorluk anlamında mecaz olarak kullanan cümle hangisidir?
- She cleared the final hurdle in the race.
- Lack of funding is a major hurdle for the project.
- The runners placed each hurdle on the track.
Cevabı göster
Lack of funding is a major hurdle for the project.
all the time, or at all: “her zaman değil”den “bir kez bile değil”e
isn't winning all the time ifadesinde olumsuzluk, all the time ile verilen tam sıklık fikrine uygulanır: takım her seferinde kazanmıyordur. Yine de bazen kazanabilir. or at all, takımın hiçbir sefer kazanmadığı daha uç durumu ekler. Konuşan aralığı “her zaman değil”den “bir kez bile değil”e genişletir; bu olumsuz bağlamda at all, “herhangi bir şekilde ya da ölçüde” anlamına gelir, “bir şeyin tamamı” anlamına gelmez.
Alıştırma
“The after-school club may not meet every week, or at all during summer,” cümlesinde or at all ne ekler?
- at all, always anlamına geldiği için kulübün bazen toplandığını söyler.
- Kulübün yaz boyunca hiç toplanmaması şeklindeki daha güçlü olasılığı ekler.
- Kulübün her gün toplandığını söyler.
Cevabı göster
Kulübün yaz boyunca hiç toplanmaması şeklindeki daha güçlü olasılığı ekler.
even if your team isn't winning: yine de geçerli olan bir sonuç
Even if your team isn't winning olası ya da istenmeyen bir koşul sunar. Ana yargı, yani deneyimin gerçekten faydalı olduğu düşüncesi, takım kazansa da kazanmasa da geçerlidir. because sözcüğünden farklı olarak even if bir neden bildirmez. Karşıt bir koşula rağmen sonucu vurgular: koşul gerçekleşebilir, ama sonucu ya da varılan yargıyı değiştirmez.
Alıştırma
Belirsiz bir olasılığın sonucu değiştirmeyeceğini gösteren, iki İngilizce sözcükten oluşan bağlaçla cümleyi tamamla: ____ we miss the bus, we can take the train.
Cevabı göster
Even if
not everyone will enjoy every sport: kısmi olumsuzluk
not everyone ifadesinde not, söylenen şeyin her kişi için geçerli olduğu düşüncesini reddeder. Burada en az bir kişinin her spordan hoşlanmayacağı anlamına gelir; hiç kimsenin spordan hoşlanmadığı anlamına gelmez. not everyone ... yapısı kısmi olumsuzluk bildirir. Söylenen şey bazı kişiler için geçerli olabilirken diğerleri için geçerli olmayabilir.
Alıştırma
Bu cümleyi doğru açıklayan ifade hangisidir: Not everyone will enjoy every sport?
- Herkes bütün sporlardan nefret edecektir.
- En az bir kişi her spordan hoşlanmayacaktır.
- Hiç kimse hiçbir spordan hoşlanmayacaktır.
Cevabı göster
En az bir kişi her spordan hoşlanmayacaktır.
too competitive ... not competitive enough: aşırılık ve yetersizlik
Too + sıfat, derecenin uygun olandan yüksek olduğunu ve bunun genellikle bir sorun yarattığını belirtir. Too competitive, takımın konuşanın istediğinden daha yoğun biçimde rekabet ettiği anlamına gelir. Not + sıfat + enough, derecenin gerekli seviyenin altında olduğunu belirtir. Not competitive enough, takımın istenen rekabet yoğunluğuna sahip olmadığı anlamına gelir. Sıfatlarla kullanıldığında enough sıfattan sonra gelir: competitive enough.
Alıştırma
Cümleyi 'uygun olandan daha rekabetçi' ve 'gerekenden daha az rekabetçi' anlamına gelen tam ifadelerle tamamlayın: This league is ____ for me, but the casual club is not ____.
Cevabı göster
too competitive · competitive enough
It can also take time to find a sport that plays to your strengths. Notlar
3:06Güçlü yönlerinize uyan bir spor bulmak da zaman alabilir.
can also take time to find: bir şeyi bulmanın zaman alabileceğini söylemek
It can also take time to find ... kalıbında It, belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. Zaman gerektiren asıl süreç, to find mastarıyla belirtilir. Burada take time, zamanı alıp götürmek değil, zaman gerektirmek anlamındadır. can bunun sabit bir kural değil, bir olasılık olduğunu gösterir; also ise bunu ek bir nokta olarak sunar. Bir sürecin hızlı olmayabileceğini anlatırken It can (also) take time to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için can / also / take time / to ifadelerini doğru sıraya koy: It ____ get used to a new school.
Cevabı göster
can also take time to
plays to your strengths: bir şeyi en iyi yaptığın yönlere uygun hâle getirmek
plays to your strengths ifadesi, bir şeyin iyi yaptığın yönlere uygun olduğu ve onlardan yararlandığı anlamına gelir. Bu cümlede özne a sport ifadesidir; yani spor, senin yeteneklerinle uyumludur. Burada plays, bir oyuna veya maça katılmak anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something plays to someone's strengths şeklindedir. Kişiye göre iyelik sözcüğünü my, your, her, our gibi değiştir.
Alıştırma
‘En iyi yaptığın şeylerden yararlanır’ anlamındaki deyimle cümleyi tamamla: Choose a team role that ____.
Cevabı göster
plays to your strengths
That's completely okay: izin değil, rahatlatma ifadesi
Bu cümlede That's completely okay, karşıdaki kişiyi rahatlatmak için kullanılır. Konuşan kişi, zamana ihtiyaç duymanın normal olduğunu ve dinleyenin endişelenmesine ya da kendini kötü hissetmesine gerek olmadığını söylüyor. Buradaki okay, bir şey yapmaya izin vermek değil, “sorun değil” veya “kabul edilebilir” demektir. Completely sözcüğü bu rahatlatıcı anlamı güçlendirir: durum tamamen kabul edilebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I need more time to finish this.” diyor. Hangi yanıt onu en doğal şekilde rahatlatır?
- That's completely okay.
- You should have finished already.
- I am giving you official permission.
Cevabı göster
That's completely okay.
you'll be able to find a sport that fits your individual needs. Notlar
3:13bireysel ihtiyaçlarınıza uyan bir spor bulabileceksiniz.
spend some time looking: spend + zaman + -ing yapısı
Spend + bir zaman miktarı + -ing biçimi, o zamanı bir etkinlik için kullanmak demektir. spend some time looking ifadesinde some time süreyi, looking ise etkinliği belirtir. Spend bu anlamda kullanıldığında fiilin yalın hâli look veya mastar değil, looking kullanılır. Buradaki looking yalnızca gözle bakmak değil, seçenekleri aramak veya incelemek demektir. Cümle, aramaya zaman ayırmanın uygun bir spor bulmanıza yardım edebileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için look fiilinin doğru biçimini kullanın: Nina spent some time ____ for a better solution.
Cevabı göster
looking
you'll be able to find: gelecekteki yeteneği ifade etmek
You'll be able to find, you will be able to find ifadesinin kısaltılmış biçimidir. will be able to + fiilin yalın hâli yapısı, gelecekteki bir zamanda sahip olunacak yeteneği veya mümkün olacak bir sonucu anlatır; find yalın hâlde kalır. Bu cümlede yapı, if yan cümlesinin sonucunu verir: aramaya zaman ayırmak, gelecekteki bu sonucu mümkün kılar. able bir sıfat olduğu için will sonrasında be fiili gereklidir: will be able to denir, will able to denmez.
Alıştırma
Gelecekteki yetenek yapısını tamamlayın: After some practice, you'll ____ solve this puzzle on your own.
Cevabı göster
be able to
fits your individual needs: kişisel gereksinimlere uymak
Fits your individual needs, bir şeyin size özgü gereksinimlerle uyumlu olduğu anlamına gelir. Buradaki fit, bir seçim ile kişinin ihtiyaçları arasındaki uyumu anlatır; giysinin bedene uygunluğunu anlatmaz. Temel yapı something fits someone's needs şeklindedir. A sport tekil olduğu için geniş zamandaki fiil fits olur; individual ise farklı kişilerin farklı ihtiyaçları olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle programın bir kişinin özel gereksinimleriyle uyumlu olduğu anlamına gelir?
- This schedule lists your individual needs.
- This schedule fits your individual needs.
- This schedule changes your individual needs.
Cevabı göster
This schedule fits your individual needs.
And if you do: önceki bir eylemin yerine kullanılan do
if you do ifadesindeki do, daha önce geçen find a sport that fits your individual needs fiil öbeğinin yerine kullanılır. Yeni bir eylem belirtmez. And bu düşünceyi önceki cümleye bağlar; if you do ise önceki eylemi bir koşula dönüştürür. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmadan doğrudan sonuca geçilir.
Alıştırma
İki cümleyi oku. do hangi eylemin yerine geçiyor? You can join the reading club. If you do, you'll meet new people.
- meet new people
- read the same sentence again
- join the reading club
Cevabı göster
join the reading club
You'll be a part of a supportive community. Kalıp ifadeler
3:20Destekleyici bir topluluğun parçası olacaksınız.
be a part of a supportive community: bir gruba üyelik ve aidiyet
Be a part of a community, bir gruba ait olmak ve o grubun içinde yer almak demektir. Burada yalnızca diğer insanların yakınında bulunmayı değil, üyeliği ve başkalarıyla kurulan bağı bir yarar olarak gösterir. A supportive community, üyelerinin birbirine yardım ettiği, cesaret verdiği ve birbirini kabul ettiği bir gruptur. Community bir takım, kulüp veya ortak ilgi grubu olabilir; mutlaka aynı mahallede yaşayan insanları ifade etmez.
Alıştırma
Maya'nın üyeleri birbirine yardım eden bir okul kulübüne ait olmak istediğini en iyi hangi cümle anlatır?
- Maya wants to be a part of a supportive school club.
- Maya wants to take part in the club's Saturday event.
- Maya wants to stand near a supportive school club.
Cevabı göster
Maya wants to be a part of a supportive school club.
be building your confidence: zamanla gelişen özgüven
Build confidence, kişinin kendi yeteneğine olan inancını yavaş yavaş güçlendirmesi demektir. Burada build mecazidir: özgüven pratik ve deneyimle gelişir; fiziksel bir şey inşa edilmez. You'll be building, will be + fiil-ing yapısındaki gelecek zamanın süreklilik biçimidir. Özgüven artışını, tek bir anda gerçekleşen ani bir değişim olarak değil, gelecekteki bir etkinlik boyunca devam eden bir sonuç olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi build his confidence ifadesinin gelecek süreklilik biçimiyle tamamla: Every time Noah practices his serve, he'll be ____.
Cevabı göster
building his confidence
You'll be exercising your body and you'll be nurturing your mind. Notlar
3:24Bedeninizi çalıştıracak ve zihninizi besleyeceksiniz.
You'll be exercising ... you'll be nurturing ...: dengeli paralel yan cümleler
Cümle iki faydayı aynı yapıya sahip yan cümlelerle düzenler: You'll be + fiil-ing + nesne. And, exercising your body ile nurturing your mind ifadelerini bağlar; böylece dinleyici bunları tek bir düşüncenin eşit derecede önemli iki yönü olarak algılar. İki fiil arasında ortak kullanmak yerine you'll be ifadesini tekrarlamak simetriyi ve ritmi güçlendirir, cümlenin sonuç özeti gibi duyulmasını sağlar. Nurturing your mind mecazidir; zihinsel veya duygusal gelişimi desteklemek anlamına gelir.
Alıştırma
Eşit derecede önemli iki faydayı sunmak için aynı dengeli paralel yapıyı kullanan cümle hangisidir?
- You'll be saving time, and you'll be reducing waste.
- You'll be saving time, and waste will be reduced.
- You'll save time, and you'll be reducing waste.
Cevabı göster
You'll be saving time, and you'll be reducing waste.
nurturing your mind: Zihni uzun vadede besleyip geliştirmek
Bu cümlede nurturing your mind, yararlı etkinlikler aracılığıyla zihinsel ve içsel yaşamın gelişmesine yardımcı olmak anlamına gelir. Nurture burada mecazi kullanılır: zihin, sürekli ilgi gördüğünde gelişen bir şey olarak ele alınır. exercising your body ile kurulan paralellik, fiziksel etkinliği zihinsel gelişimle karşılaştırır. Genel anlamlı improve fiiline kıyasla nurture, hızlı bir değişimden çok sabırlı ve sürekli desteği düşündürür.
Alıştırma
Düzenli ve uzun vadeli zihinsel gelişim anlatıldığında cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? A habit of reading and reflection can ___.
- test your mind once
- change your mind suddenly
- nurture your mind
Cevabı göster
nurture your mind
Not to mention: Listeye bir nokta daha eklemek
Not to mention, daha önce başka noktalar belirtildikten sonra bir nokta daha ekler. Burada having fun, önceki gerekçeleri güçlendiren ve listeyi hafif bir tonla tamamlayan ek ve çekici bir yarar olarak sunulur. Sözcüklerin yalın anlamına rağmen bu ifade “bundan söz etme” demek değildir. “Bir de şu önemli veya açık nokta var” mesajını verir. Ardından genellikle bir isim, -ing yapısı veya that yan cümlesi gelir.
Alıştırma
Bir otelin iki avantajını zaten söylediniz ve konumunu da başka bir avantaj olarak eklemek istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- The hotel is not clean, let alone in a great location.
- The hotel is clean and affordable, not to mention its great location.
- Instead of being clean and affordable, the hotel has a great location.
Cevabı göster
The hotel is clean and affordable, not to mention its great location.