Ya Dışarı Çıkmayı Bıraksaydınız?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
521 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Video, güneş ışığı, doğa ve uzun süre oturmayı fiziksel ve zihinsel sağlıkla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "what would happen if" (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Bu varsayımsal soruyla farklı bir koşulu ve sonuçlarını düşündürün; would olayın gerçekleştiğini söylemez. 2. "the winter blues." (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Az ışıklı kış aylarındaki moral düşüklüğünü anlatır; mavi renk veya blues müziği değildir. 3. "the longer you sit, the more likely you are to die prematurely." (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Birlikte değişen iki durumu anlatan the + comparative..., the + comparative... kalıbını öğrenin; artan olasılık bildirir, kesin sonuç değil.

Bu derste

Let's be honest. Ton ve niyet

0:00

Dürüst olalım.

Ton ve niyet

Let's be honest: ortak ve açık sözlü bir bakışa davet

“Let's be honest” sözcük anlamıyla let's, yani let us yapısını kullanır; ancak burada bir itiraf emri değildir. Konuşanı ve dinleyenleri, özellikle rahatsız edici olabilecek bir gerçeği açıkça kabul etmeye çağırır. Konuşan kişi us ile kendisini ve dinleyenleri birlikte kapsadığı için bu giriş “You need to admit...” ifadesinden daha işbirlikçi duyulur. Genellikle ardından açık sözlü bir değerlendirme geleceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi giriş hem konuşanı hem de dinleyenleri rahatsız edici bir gerçeği birlikte kabul etmeye çağırır?

  1. Are you being honest?
  2. Let's be honest.
  3. To be honest, I was nervous.
Cevabı göster

Let's be honest.

A lot of us sit inside all day.

0:01

Birçoğumuz bütün gün içeride oturuyoruz.

Whether it's for work or to binge on the newest TV series, Notlar

0:03

İster iş için olsun ister en yeni diziyi art arda izlemek için,

Dilbilgisi

Whether it's ... or ...: tek bir ortak sonuca bağlanan alternatifler

Whether ... or ... iki alternatifi sunar ve ikisini de kapsayan tek bir sonuca bağlar. Bu parçada alternatifler, bir şeyi iş için yapmak ve yeni bir TV dizisini art arda izlemek için yapmaktır; hangi neden geçerli olursa olsun sonraki ifade doğru kalır. İkinci it is yapıdan anlaşılır, bu yüzden to binge ifadesinden önce tekrarlanması gerekmez. Böylece alternatifler kısa ve düzenli biçimde sunulur; whether burada evet ya da hayır cevabı bekleyen bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Sonucun her iki durumda da aynı olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ you call ____ text, please let me know by noon.

Cevabı göster

Whether · or

Öbek fiiller

Yoğun ve aşırı tüketim için “binge on”

Bu cümlede “binge on”, en yeni TV dizisini uzun veya yoğun bir zaman diliminde çok miktarda izlemek anlamına gelir. Neyin tüketildiğini nesne gösterir; bu yüzden nesne bir TV dizisi olduğunda söz konusu etkinlik yemek değil, izlemektir. Kalıp binge on + isim şeklindedir. Daha genel olarak izleme veya yeme gibi bir etkinliği yalnızca çok yapmak yerine aşırı veya durdurması zor bir davranış olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi aşırı ve yoğun tüketimi anlatan iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: On rainy Saturdays, we sometimes ____ an entire season.

Cevabı göster

binge on

we simply aren't outside very often.

0:06

dışarı pek sık çıkmıyoruz.

But what would happen if you stopped going outside altogether? Dilbilgisi

0:08

Peki dışarı çıkmayı tamamen bıraksanız ne olurdu?

Dilbilgisi

Varsayımsal sonuçlar için “What would happen if ...?”

“What would happen if ...?” varsayımsal bir soru başlatır: dinleyiciden değişmiş bir koşulu hayal etmesini ve sonuçlarını tahmin etmesini ister. Buradaki hayalî koşul, dışarı çıkmayı tamamen bırakmaktır. Sorudaki would ile if yan cümlesindeki basit geçmiş stopped, varsayımsal bir uzaklık oluşturur. Bunlar kişinin dışarı çıkmayı zaten bıraktığını söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp What would happen if + özne + basit geçmiş zamanlı fiil ...? şeklindedir.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu dersteki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ every car in the city disappeared for one day?

Cevabı göster

What would happen if

Dilbilgisi

stopped going outside: stop + -ing yapısı

İngilizcede stop fiilinden sonra -ing biçimi geldiğinde, bu biçim sona eren etkinliği belirtir. Bu soruda stopped going outside, düzenli olarak yapılan dışarı çıkma etkinliğinin sona erdiği anlamına gelir. Altogether, tamlık anlamı ekler: hayal edilen kişi yalnızca daha seyrek dışarı çıkmaz, dışarı çıkmayı tamamen bırakır.

Alıştırma

Leo artık hiç dışarı çıkmıyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. He continued going outside.
  2. He stopped to go outside.
  3. He stopped going outside.
Cevabı göster

He stopped going outside.

149,600,000 km away,

0:11

149.600.000 km ötede,

sunlight is being ejected from the sun,

0:15

Güneş'ten ışık yayılıyor,

shooting across the solar system through our atmosphere, Dilbilgisi

0:17

Güneş Sistemi'ni boydan boya geçip atmosferimizden süzülüyor

and if the timing is right,

0:20

ve zamanlama doğruysa

landing directly on your skin.

0:21

doğrudan cildinize ulaşıyor.

Dilbilgisi

shooting across ... ve landing ...: ortak özneli -ing yan cümleleri

shooting across the solar system ve landing directly on your skin ifadeleri, sunlight hakkındaki ana cümleye iki aşama ekleyen -ing ortaç yan cümleleridir. İkisinin de örtük öznesi sunlight sözcüğüdür: güneş ışığı güneş sistemini aşar ve zamanlama uygunsa cildinize ulaşır. Bu yan cümleler, bağımsız şimdiki zaman fiilleri gibi davranmak yerine ana cümleye bağlıdır. Bu şekilde bağlanmaları, tek bir özneyi odakta tutar ve onun izlediği yolu kısa bir sıra hâlinde sunar.

Alıştırma

Aynı öznenin yaptığı eylemler için bağlantılı -ing yan cümlelerini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The cyclist sped down the hill, and weaving between cones.
  2. The cyclist sped down the hill, the cones weaving and the gate braking.
  3. The cyclist sped down the hill, weaving between cones and braking at the gate.
Cevabı göster

The cyclist sped down the hill, weaving between cones and braking at the gate.

Feels good, doesn't it? Ton ve niyet

0:24

İyi hissettiriyor, değil mi?

Ton ve niyet

Onay isteyen eklenti soru doesn't it?

Burada doesn't it?, olumlu bir değerlendirme olan Feels good ifadesine eklenen olumsuz bir eklenti sorudur. Tam düşünce It feels good, doesn't it? şeklindedir; ana cümlede konuşmadan anlaşılan It öznesi düşürülür, eklenti soru ise onu yeniden gösterir. Konuşan kişi yalnızca bilmediği bir bilgiyi sormaz. Bu eklenti soru, iyi hissettirdiği görüşünü paylaşılması beklenen bir düşünce olarak sunar ve dinleyiciyi onaylamaya çağırır; böylece yorum daha etkileşimli ve yakın olur.

Alıştırma

Eklenti soruyu tamamlayın: "This blanket feels soft, ____?"

Cevabı göster

doesn't it

And it's this sunlight that begins an amazing chain reaction Dilbilgisi

0:25

İşte bu güneş ışığı, inanılmaz bir zincirleme reaksiyon başlatıyor

which helps to sustain your life,

0:29

ve bu reaksiyon yaşamınızı sürdürmenize yardımcı oluyor:

Dilbilgisi

it's this sunlight that: it-cleft odak yapısı

It is/was + odaklanan öge + that/who + yan cümle kalıbı bir it-cleft odak yapısıdır. Burada odak this sunlight ifadesidir; it ise daha önceki bir şeye gönderme yapan zamir değil, yapısal bir yer tutucudur. Temel mesaj This sunlight begins an amazing chain reaction cümlesidir. Cleft yapı bu bilgiyi, dinleyicinin güneş ışığını temel başlangıç noktası olarak fark edeceği biçimde düzenler ve çoğu zaman örtük bir karşıtlık taşır: başka bir kaynak değil, bu kaynak.

Alıştırma

the backup generator odağa gelecek şekilde it-cleft yapısındaki iki eksik bölümü tamamlayın: "____ the backup generator ____ kept the lights on during the outage."

Cevabı göster

It was · that

the sunshine vitamin, Kültür

0:31

Güneş vitamini,

vitamin D that is. Anlatım akışı

0:32

yani D vitamini.

Kültür

the sunshine vitamin: D vitamininin lakabı

Bu cümlede the sunshine vitamin, D vitamini için kullanılan yaygın bir lakaptır. Hemen ardından gelen vitamin D, bu lakabın tam olarak hangi vitamini anlattığını belirtir. Bu lakap, cilt güneş ışığına maruz kaldığında vücudun D vitamini üretebilmesi gerçeğinden gelir. Güneş ışığının kendisinin bir vitamin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sağlık yazısında the sunshine vitamin genellikle neyi ifade eder?

  1. Güneş ışığının kendisinin bir vitamin olduğu anlamına gelir.
  2. D vitamini için kullanılan gayriresmî bir addır.
  3. Yalnızca güneşli yerlerde bulunan özel bir vitamini adlandırır.
Cevabı göster

D vitamini için kullanılan gayriresmî bir addır.

Anlatım akışı

Kesinleştirme için sonda kullanılan that is

Burada that is, belirli ad olan vitamin D ifadesine dönüp onun önceki betimleyici ifade the sunshine vitamin için açıklama olduğunu gösterir. Bilgi, betimleyici bir etiketten kesin olarak kastedilen şeye ilerler. Yazıda daha olağan sıra that is, vitamin D şeklindedir. vitamin D ifadesini önce söyleyip that is ile bitirmek, açıklamayı konuşmada sonradan eklenmiş bir düşünce gibi gösterir. Buradaki that is sabit bir söylem belirtecidir; ilgi cümleciğinin başlangıcı değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü açıklama belirteciyle tamamlayın: The deadline is next week—Tuesday, ____.

Cevabı göster

that is

Interestingly,

0:34

İlginç bir şekilde,

some of the cholesterol you consume is altered and stored in your skin,

0:35

tükettiğiniz kolesterolün bir kısmı değişime uğrayıp cildinizde depolanır

and when that well-traveled ultraviolet B sunlight hits your skin, Deyimler

0:38

ve onca yol katetmiş ultraviyole B ışınları cildinize çarptığında

Deyimler

Güneş ışığını “well-traveled” ile kişileştirmek

well-traveled genellikle birçok yer görmüş bir kişiyi niteler. Burada anlatıcı, güneş ışığı cilde ulaşmadan önce muazzam bir mesafe katettiği için bu ifadeyi ultraviyole B güneş ışığına eğlenceli biçimde aktarır. Bu kişileştirme, ışığa insana benzer bir seyahat geçmişi kazandırır ve bilimsel bir yolculuğu canlı bir zihinsel görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede well-traveled ne anlama geliyor?

  1. Güneş ışığı çok uzaktan gelmiştir ve bir yolcuymuş gibi betimlenmiştir.
  2. Güneş ışığı bir insan gibi birçok şehri ziyaret etmiştir.
  3. Ultraviyole B filtrelendiği için güvenlidir.
Cevabı göster

Güneş ışığı çok uzaktan gelmiştir ve bir yolcuymuş gibi betimlenmiştir.

it modifies this cholesterol.

0:42

bu kolesterolü değiştirir.

The new molecule travels through the bloodstream to the liver, Dilbilgisi

0:44

Oluşan yeni molekül kan dolaşımıyla karaciğere gider,

where it's altered again,

0:47

orada yeniden değişime uğrar

and then to the kidney where it's biologically activated.

0:48

ve ardından biyolojik olarak etkinleştirildiği böbreğe gider.

Dilbilgisi

“to the liver ... and then to the kidney” içinde ortak kullanılan “travels”

Cümlenin temel güzergâhı The new molecule travels ... to the liver and then to the kidney yapısıdır. where it's altered again ilgi yan cümlesi bu güzergâhın arasına girer, ancak ana yapıyı değiştirmez. and then to the kidney bölümünde travels fiili önceki kısımdan anlaşılır. Tam anlam, the molecule travels to the liver and then travels to the kidney şeklindedir. Özne ve fiilin ortak kullanılması, bir dizi hedefin kısa ve öz biçimde anlatılmasını sağlar.

Alıştırma

Kısa güzergâh anlatımını üç kelimelik paralel bağla tamamlayın: The sample travels from the clinic to the laboratory, ____ the storage room.

Cevabı göster

and then to

This activated vitamin D works to absorb calcium from your food,

0:51

Etkinleşen bu D vitamini, yiyeceklerdeki kalsiyumun emilmesini sağlar

ultimately leading to bone growth and strength. Anlatım akışı

0:55

ve sonuçta kemiklerin büyüyüp güçlenmesine yardımcı olur.

Anlatım akışı

ultimately leading to + nihai sonuç

Ultimately leading to bone growth and strength, az önce anlatılan süreci nihai sonucuna bağlar. Ultimately, neden-sonuç zincirinin sonunu gösterir; leading to ise birini bir yere götürmek değil, “neden olmak” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: [önceki süreç], ultimately leading to + isim öbeği. Bu kalıp, açıklamanın birkaç aşamadan tek bir nihai sonuca geçmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, neden-sonuç zincirinin nihai sonucunu gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Daily practice improved her balance, ____ a safer dance performance.”

Cevabı göster

ultimately leading to

In a way, Anlatım akışı

0:58

Bir bakıma

your skin eats the sun, Deyimler

0:58

cildiniz Güneş'i yer,

and the sun grows your bones.

1:00

Güneş de kemiklerinizi büyütür.

Anlatım akışı

In a way, + kısmen doğru bir benzetme

In a way, ardından gelen cesur benzetmenin geçerli olduğu alanı sınırlar. “Bir açıdan” veya “bir ölçüde” anlamına gelir; yani konuşan kişi cildin gerçekten yemek yediğini ya da güneşin kelimenin tam anlamıyla kemikleri büyüttüğünü iddia etmez. İfadenin başına geldiğinde dinleyiciye düşüncenin nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir: bütünüyle gerçek bir anlam değil, yararlı bağlantı aranmalıdır. Bu nedenle dikkatli benzetmeler ve karmaşık süreçlerin basit özetleri için kullanışlıdır.

Alıştırma

Benzetmenin yalnızca bir açıdan doğru olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “____, a library is like a doorway to many worlds.”

  1. In a way
  2. In this way
  3. By the way
Cevabı göster

In a way

Perhaps we aren't so different from plants.

1:02

Belki de bitkilerden o kadar farklı değilizdir.

Deyimler

Your skin eats the sun ... the sun grows your bones: bilimsel bir kişileştirme

“Your skin eats the sun” bir kişileştirmedir; cildin gerçekten yemek yiyebildiği anlamına gelmez. Güneş ışığının ciltte vücudun D vitamini üretmesine yardımcı olan bir süreci başlattığı düşüncesini canlı ve kısa bir görüntüye dönüştürür. “The sun grows your bones” sonraki bağlantıyı özetler: D vitamini, vücudun kemiklerin büyümesini ve güçlenmesini destekleyen mineralleri emmesine yardımcı olur. Etken fiiller süreci bitki büyümesine benzetir ve insanlarla bitkiler arasındaki karşılaştırmaya zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan metafor ne anlama geliyor?

  1. Güneş ışığı ciltte, vücudun D vitamini üretmesine ve kemikleri desteklemesine yardımcı olan bir süreç başlatır.
  2. İnsan cildi, bir bitkinin yaprağıyla tamamen aynı biçimde fotosentez yapar.
  3. Cilt güneş ışığını gerçekten yiyecek olarak tüketir ve doğrudan kemiğe dönüştürür.
Cevabı göster

Güneş ışığı ciltte, vücudun D vitamini üretmesine ve kemikleri desteklemesine yardımcı olan bir süreç başlatır.

Without vitamin D,

1:04

D vitamini olmadan,

your body would not only suffer decreased mineralization of your bones, Dilbilgisi

1:05

vücudunuzda yalnızca kemik mineralizasyonu azalmakla kalmaz,

leading to diseases like osteoporosis,

1:08

bu durum osteoporoz gibi hastalıklara yol açar,

but also see a decrease in immune function.

1:11

aynı zamanda bağışıklık işleviniz de zayıflar.

Dilbilgisi

Not only ... but also ile iki paralel sonucu bağlama

Not only ... but also, D vitamini eksikliğinin birbiriyle eş değer iki sonucunu bağlar. Burada not only, “suffer decreased mineralization ...” bölümünü; but also ise “see a decrease in immune function” bölümünü başlatır. İki fiil öbeği de “your body would” yapısına bağlıdır. Bu yapı, ilk sonucun doğru olduğunu belirtir ve ikinci sonucu başka bir önemli nokta olarak ekler; çoğu zaman ikinci bölüme daha fazla vurgu yapar. İki tarafta aynı dil bilgisi biçimini kullanmak uzun bir cümleyi çözümlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Her iki yararın da doğru olduğunu gösteren eşleşmiş yapıyı tamamlayın: The new library ____ gives children more books ____ offers a quiet place to study.

Cevabı göster

not only · but also

Furthermore,

1:14

Dahası,

there's evidence to suggest that vitamin D helps prevent cancer, Anlatım akışı

1:14

D vitamininin kanseri,

heart disease,

1:18

kalp hastalıklarını

and depression,

1:18

ve depresyonu önlemeye yardımcı olduğunu gösteren kanıtlar var.

which may explain why those in colder climates with less daylight often experience the winter blues. Notlar

1:19

Bu da gün ışığının daha az olduğu soğuk iklimlerde yaşayanların neden sık sık kış hüznü yaşadığını açıklayabilir.

Anlatım akışı

There's evidence to suggest that: kanıta dayalı temkinli iddialar

There's evidence to suggest that, bir iddiayı mevcut kanıtların desteklediği bir yorum olarak sunar. Yapı there is evidence + to suggest + that yan cümlesidir; burada suggest, tavsiye etmek değil, göstermek anlamındadır. Bu kalıp özellikle temkinlidir: kanıtlar iddiaya işaret eder, ancak iddia kesin biçimde kanıtlanmış olarak sunulmaz. Destek ile kesinliği ayırması gereken araştırma ve haber metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Raporu dersteki temkinli kanıt kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ daily reading supports vocabulary growth.

Cevabı göster

There's evidence to suggest that

Anlatım akışı

which may explain why: olası bir nedeni sonuca bağlamak

Which may explain why, önceki yan cümleye veya düşüncenin tamamına dönerek onu why sonrasında gelen sonucun olası açıklamalarından biri olarak sunar. Buradaki which yalnızca en yakın isme değil, önceki iddianın tamamına gönderme yapar. May, akıl yürütmeyi ihtimalli tutar. Bu yapı, önceki olgunun tek neden olduğunu veya nedenselliğin kanıtlandığını iddia etmeden bilgileri birbirine bağlar.

Alıştırma

İlk olguyu olası bir açıklama olarak sunan yapının aynısıyla cümleyi tamamlayın: The library closes before many adults finish work, ____ evening attendance is low.

Cevabı göster

which may explain why

Deyimler

the winter blues: kışın yaşanan mevsimsel keyifsizlik

Bu cümlede the winter blues, özellikle gün ışığı az olduğunda, kışın bir süre keyifsiz, daha az enerjik veya daha az neşeli hissetmek anlamına gelir. Buradaki blues mavi renk veya bir müzik türü değildir. Bu ifade ruh hâlindeki değişimi mevsimle ilişkilendirir. Günlük ve gayriresmî bir adlandırmadır; tek başına birinin klinik depresyonu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Birkaç karanlık kış haftasından sonra Maya kendisinde "the winter blues" olduğunu söylüyor. Ne demek istiyor?

  1. Kesinlikle klinik depresyon teşhisi almış.
  2. Soğuk havada mavi kıyafetler giymek istiyor.
  3. Kış boyunca kendini biraz keyifsiz veya daha az neşeli hissediyor.
Cevabı göster

Kış boyunca kendini biraz keyifsiz veya daha az neşeli hissediyor.

But it's not just the sunlight and vitamin D that makes the difference. Deyimler

1:25

Ancak fark yaratan yalnızca güneş ışığı ve D vitamini değil.

Deyimler

makes the difference: sonucu güçlü biçimde etkiler

Burada makes the difference, sonuç üzerinde önemli bir etkiye sahip olmak veya sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak anlamına gelir. Make sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; kimse bir fark “üretmiyor”. not just ... that yapısı, güneş ışığı ve D vitamininin gerçekten önemli olduğunu ancak ilgili etkenlerin yalnızca bunlar olmadığını söyler. İfade, tek bir neden olduğunu iddia etmeden güçlü bir katkıyı vurgular.

Alıştırma

“Sonucu güçlü biçimde etkilemek” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In a close contest, one good decision can ____.

Cevabı göster

make the difference

Many studies have shown that being in nature can have a mental and physical effect on the body.

1:28

Birçok çalışma, doğada bulunmanın beden üzerinde hem zihinsel hem de fiziksel etkileri olabileceğini gösterdi.

While using sophisticated brain imaging techniques, Dilbilgisi

1:33

Gelişmiş beyin görüntüleme teknikleri kullanıldığında,

brains in nature showed more activity in the regions associated with stability,

1:35

doğada bulunan kişilerin beyinlerinde denge,

empathy,

1:40

empati

and love.

1:40

ve sevgiyle ilişkili bölgelerin daha aktif olduğu görüldü.

Dilbilgisi

While using sophisticated brain imaging techniques: öznesiz kalan bir niteleyiciden kaçınma

While using sophisticated brain imaging techniques, zaman bildiren kısaltılmış bir yan cümledir. Açıkça söylenmeyen öznesi, normalde ardından gelen ana cümlenin öznesi olarak anlaşılır. Burada ana cümlenin öznesi brains olduğundan, yapı beyinlerin görüntüleme tekniklerini kullandığı izlenimini verir. Teknikleri kullananların researchers olması amaçlandığı için researchers ana cümlenin öznesi yapılabilir: “While using sophisticated brain imaging techniques, researchers observed more activity in brains exposed to nature,”. Diğer seçenek ise while yan cümlesine kendi öznesini vermektir: “While researchers were using sophisticated brain imaging techniques, brains exposed to nature showed more activity.”

Alıştırma

Hangi cümlede baştaki while + -ing yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. While reviewing the applications, several missing documents were noticed by the committee.
  2. While reviewing the applications, the committee noticed several missing documents.
  3. While reviewing the applications, the deadline was extended.
Cevabı göster

While reviewing the applications, the committee noticed several missing documents.

On the other hand, Anlatım akışı

1:41

Öte yandan,

viewing man-made environments produced activity in the regions associated with fear and stress.

1:42

insan yapımı ortamlara bakmak, korku ve stresle ilişkili bölgeleri harekete geçirdi.

Anlatım akışı

On the other hand: karşılaştırmanın zıt tarafını belirtme

On the other hand, cümlenin aynı karşılaştırmanın zıt tarafını sunduğunu gösterir. Burada doğal ortamlarla ilişkili etkilerden insan yapımı ortamlarla ilişkili farklı etkilere geçiş yapar. Dinleyicilerin savı yalnızca başka bir bilginin eklenmesi olarak değil, karşılaştırılabilir iki taraf olarak düzenlemesine yardımcı olur. Bu ifadeyi yalnızca yeni nokta daha önce sunulmuş bir nokta veya bakış açısıyla karşılaştırılabildiğinde kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, karşılaştırmanın zıt tarafını sunan ve bu notta öğretilen dört sözcüklük bağlaçla tamamlayın: “The city center is convenient and lively. ____, the suburbs are usually quieter and less crowded.”

Cevabı göster

On the other hand

On top of it all, Anlatım akışı

1:47

Üstelik,

if you're often inside,

1:48

sık sık içerideyseniz

chances are you're sitting down. Kalıp ifadeler

1:49

büyük ihtimalle oturuyorsunuzdur.

Anlatım akışı

On top of it all, ile başka bir nokta eklemek

On top of it all, daha önce sözü edilen bir grup noktaya önemli bir nokta daha ekleyerek cümledeki bilgiyi düzenler. Buradaki it all, önceki sağlık sorunlarını ifade eder; sitting down ise ek bir olumsuzluk olarak sunulur. İfade burada mekânsal değildir. Olumsuz bir bağlamda çoğu zaman “daha da kötüsü” hissi verir; böylece hem bilgileri bağlar hem de konuşanın değerlendirmesini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ekleme geçişiyle tamamlayın: The bus was late, and ____, I had forgotten my umbrella.

Cevabı göster

on top of it all

Kalıp ifadeler

Olası bir tahmin için chances are

Chances are, konuşanın doğru olma olasılığını yüksek gördüğü bir yan cümleyi başlatır: chances are (that) + özne + fiil. Örnekte olduğu gibi that sözcüğü sık sık atılır. Burada sık sık içeride olmak, kişinin oturduğu yönündeki olası sonuca dayanak sağlar. Bu kalıpta chances, ayrı fırsatlar veya kesin sayısal bir tahmin değil, olasılık anlamına gelir.

Alıştırma

Meteor yağmurunu görmenin yalnızca mümkün değil, olası olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? If the sky stays clear, ___ we'll see the meteor shower.

  1. by chance
  2. there's a chance
  3. chances are
Cevabı göster

chances are

Admit it, Ton ve niyet

1:51

Kabul edin,

you've been lounging watching YouTube for hours, Dilbilgisi

1:52

saatlerdir yayılmış bir hâlde YouTube izliyorsunuz.

Ton ve niyet

Admit it: şakacı ama baskılı bir meydan okuma

Admit it, konuşanın zaten doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi kabul etmesini dinleyiciden doğrudan ister. Bu genellikle dinleyici açısından hoş görünmeyen veya rahatsız edici bir gerçektir. Bu cümlede anlatıcı tarafsız biçimde bilgi istemez; gözlemi, izleyiciyi içine çeken ve takılarak baskı kuran şakacı bir meydan okumaya dönüştürür. Bunu nazik bir bilgi talebi olarak değil, karşıdakini konuşmada sıkıştıran bir ifade olarak anlayın. Çoğu zaman “Bunun doğru olduğunu biliyorsun, inkâr etmeyi bırak.” anlamını ima eder.

Alıştırma

Ciddi bir okul toplantısında bir öğretmen, “Admit it, you broke the tablet.” diyor. Bu, ne olduğunu sormanın tarafsız ve düşünceli bir yolu mudur?

  1. Evet, tarafsız ve düşünceli bir sorudur.
  2. Hayır, bu ortam için fazla çatışmacıdır.
Cevabı göster

Hayır, bu ortam için fazla çatışmacıdır.

Dilbilgisi

you've been lounging ... for hours: şimdiye kadar süren zaman

You've been lounging, present perfect continuous yapısındadır: have + been + verb-ing. You've kısaltması you have anlamına gelir. Lounging eylemini geçmişte başlamış ve şimdiye kadar sürmüş bir etkinlik olarak ya da sonucu veya izi şu anda görülen ve önemli olan bir etkinlik olarak sunar. For hours, geçmişten şu anki referans noktasına kadar olan süreyi verir. Fiil biçimi ile zaman ifadesi birlikte, tamamlanmış bir dönemi simple past ile bildirmekten farklı olarak devam eden sürenin uzunluğunu öne çıkarır. Burada been zaman yapısının bir parçasıdır; bir yeri ziyaret etmiş veya oraya gitmiş olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wait fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ for two hours, and the bus still hasn't arrived.

Cevabı göster

have been waiting

which may seem harmless, Anlatım akışı

1:55

Bu zararsız görünebilir,

but studies have shown major health effects linked to sitting time,

1:56

ancak araştırmalar, oturarak geçirilen süreyle bağlantılı ciddi sağlık etkileri olduğunu gösteriyor;

Anlatım akışı

which may seem harmless, but: görünüşü kabul edip ardından çürütmek

Buradaki which, yalnızca YouTube veya hours sözcüklerine değil, saatlerce uzanıp YouTube izleme durumunun tamamına gönderme yapar. Bu durumun bütünü hakkında bir yorum başlatır. may seem harmless, bunun doğru olduğunu söylemeden makul bir yüzeysel izlenimi geçici olarak kabul eder. Ardından but, savın yönünü değiştirerek karşıt kanıtı sunar. Başka durumlara aktarılabilecek bilgi düzeni “X, which may seem Y, but Z” şeklindedir: önce X'in nasıl göründüğünü kabul et, sonra bu görüşü değiştirmek için bir neden ver.

Alıştırma

Örnekte “which may seem harmless, but” hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. Etkinliğin zararsız olduğunu doğrular ve bunu destekleyen kanıt ekler.
  2. Görünürdeki bir izlenimi kabul eder ve ardından onu sorgulayan bilgiye geçer.
  3. Karşıtlık göstermeden ilgisiz iki olgu sunar.
Cevabı göster

Görünürdeki bir izlenimi kabul eder ve ardından onu sorgulayan bilgiye geçer.

such as an increase in type two diabetes and cardiovascular disease.

1:59

tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskinin artması gibi.

Furthermore,

2:04

Dahası,

a study of more than 200,000 people

2:04

200.000'den fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırma,

found a strong correlation between mortality and increased sitting time. Kalıp ifadeler

2:07

ölüm oranıyla oturma süresindeki artış arasında güçlü bir korelasyon saptadı.

Kalıp ifadeler

found a strong correlation between A and B: A ile B arasında güçlü bir korelasyon bulmak

Araştırma sonuçlarını aktarırken found a strong correlation between A and B, analizin ölçülen iki değişken arasında yakın bir ilişki gösterdiği anlamına gelir: biri değiştiğinde diğeri de bağlantılı biçimde değişme eğilimindedir. Burada A mortality, B ise increased sitting time değişkenidir. found çalışmanın sonucunu bildirir, strong istatistiksel ilişkinin gücünü açıklar ve between iki değişkeni sunar. Bu ifade tek başına, oturma süresindeki artışın ölüm oranına doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Korelasyon; nedenselliği, ters nedenselliği, başka değişkenleri veya bunların birleşimini yansıtabilir. Bu nedenle nedensel bir sonucu değil, ilişki bulunduğu iddiasını destekler.

Alıştırma

Araştırma özetini güçlü bir istatistiksel ilişkiyi bildiren standart kalıpla tamamlayın: “The survey ____ sleep quality and daytime concentration.”

Cevabı göster

found a strong correlation between

In other words, Anlatım akışı

2:11

Başka bir deyişle,

the longer you sit, Dilbilgisi

2:12

ne kadar uzun süre oturursanız

the more likely you are to die prematurely.

2:13

erken ölme olasılığınız o kadar artar.

Anlatım akışı

Yeniden ifade etme belirteci olarak In other words,

In other words, konuşmacının aynı ana fikri daha açık ve doğrudan bir şekilde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada ölüm oranı ile oturma süresi arasındaki ilişkiye dair resmî araştırma bulgusunu daha kolay anlaşılır bir sonuca dönüştürür. Açıklamayı önceki bilgiye bağlayarak bilgiyi düzenler: ardından gelen bölüm ayrı bir sav veya yeni bir kanıt değil, aynı fikrin yeniden ifade edilmesidir.

Alıştırma

Örnekte In other words hangi işlevi görüyor?

  1. Farklı bir konu hakkında ayrı bir kanıt ekler.
  2. Konuşmacının olgusal bir hatayı düzelttiğini gösterir.
  3. Araştırma bulgusunu daha açık bir şekilde yeniden ifade eder.
Cevabı göster

Araştırma bulgusunu daha açık bir şekilde yeniden ifade eder.

Dilbilgisi

The longer..., the more likely...: the + karşılaştırma yapısı

the + comparative..., the + comparative... yapısında iki değişim birlikte ilerler. İlk yan cümle değişen koşulu belirler; ikinci yan cümle bununla bağlantılı sonucu verir. Burada daha uzun süre oturmak, erken ölme olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilir. Bu yapı, her birey için otomatik bir sonucu değil, bir eğilimi veya ilişkiyi anlatır. More likely kesinliği değil, olasılığın arttığını ifade eder.

Alıştırma

Birbirine bağlı değişimleri anlatan yapıyı dersin kalıbıyla tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

The scariest part is that this is regardless of your physical activity. Kalıp ifadeler

2:16

En korkutucu kısmıysa bunun fiziksel aktivite düzeyinizden bağımsız olması.

Kalıp ifadeler

regardless of: etken sonucu değiştirmez

Regardless of, ana cümlenin doğruluğunu veya sonucunu etkilemeyen bir etkeni belirtir. Burada sözü edilen bağlantı, kişinin ne kadar fiziksel aktivite yaptığına bakılmaksızın geçerliliğini korur; bu ifade birinin egzersizi bilerek görmezden geldiği anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen yapı ana cümle + regardless of + isim öbeği veya -ing biçimidir: of sonrasında belirtilen değer veya olasılıklar değişse de ana cümle doğru kalır.

Alıştırma

Kuralın herkes için aynı olduğunu belirten kalıbı tamamlayın: The library charges the same fee ____ age.

Cevabı göster

regardless of

So stand up,

2:20

O hâlde ayağa kalkın,

get outside,

2:20

dışarı çıkın

and live a little longer than you would have. Deyimler

2:21

ve ömrünüzü biraz olsun uzatın.

Deyimler

live a little longer than you would have: deyimden gerçek anlama geçen kelime oyunu

Live a little kalıbı normalde “hayattan daha çok keyif almak” anlamına gelir. Burada longer, live fiilinin gerçek anlamını, yani daha uzun süre hayatta kalmayı da etkinleştirir. Cümle kısa bir süre iki anlamı birden taşır ve sağlık tavsiyesini eğlenceli ve akılda kalıcı kılar. Than you would have, eksiltili bir karşılaştırmadır. “Daha az sağlıklı yaşam biçimini sürdürseydiniz yaşayacağınız süreden” anlamına gelir; lived ve varsayımsal koşul, bağlamdan anlaşılabildiği için atılmıştır.

Alıştırma

“live a little longer than you would have” ifadesindeki kelime oyununu ne oluşturur?

  1. Yalnızca dışarıda biraz daha uzun zaman geçirmek anlamına gelir.
  2. Dinleyicinin ölemeyeceğine söz vermek için would have kullanır.
  3. Önce hayattan keyif almak anlamındaki “live a little” kalıbıyla başlar, ardından longer hayatta kalmanın gerçek anlamını etkinleştirir.
Cevabı göster

Önce hayattan keyif almak anlamındaki “live a little” kalıbıyla başlar, ardından longer hayatta kalmanın gerçek anlamını etkinleştirir.

After subscribing to our channel and watching all the videos,

2:24

Kanalımıza abone olup tüm videoları izledikten sonra,

that is.

2:26

tabii.

This episode of AsapSCIENCE is supported by squarespace.com. Kültür

2:27

AsapSCIENCE'ın bu bölümü squarespace.com tarafından desteklenmektedir.

Kültür

Sponsorluk bildirimlerinde is supported by

Burada is supported by, bölümün hazırlanmasına yardımcı olmak için para veya başka kaynaklar sağlayan bir kuruluşu tanıtır. Medyada bu edilgen kalıp, finansman veya sponsorluk bildirimi işlevi görür ve çoğu zaman sponsor mesajına geçildiğini belirtir. Bu ifade tek başına içerik üreticilerinin kuruluşun her iddiasını veya ürününü onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu medya cümlesinde is supported by izleyiciye en doğrudan neyi anlatır?

  1. Bir şirketin bölüm için finansman veya kaynak sağladığını belirtir.
  2. Web sitesinin bölümü teknik olarak çalıştırabildiğini söyler.
  3. İçerik üreticilerinin şirketin her açıklamasına katıldığını söyler.
Cevabı göster

Bir şirketin bölüm için finansman veya kaynak sağladığını belirtir.

Squarespace is the all-in-one platform Kelime

2:30

Squarespace, hepsi bir arada bir platformdur;

that makes it fast and easy to create your own professional website or online portfolio. Dilbilgisi

2:31

kendi profesyonel web sitenizi ya da çevrim içi portföyünüzü hızlı ve kolayca oluşturmanızı sağlar.

Kelime

platform için birleşik niteleyici olarak all-in-one

all-in-one platform ifadesinde all-in-one, platform sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Tek bir ürünün birbiriyle bağlantılı çeşitli araç veya işlevleri tek hizmette birleştirdiğini anlatır. Ürün açıklamaları bu ifadeyi bütünleşme ve kolaylığı bir satış avantajı olarak sunmak için kullanır. Bütün kullanıcıların aynı platform örneğini paylaştığı anlamına gelmez; all çoğunlukla mümkün olan her özelliği içerme vaadi değil, pratik bir pazarlama iddiasıdır.

Alıştırma

Ürün açıklamasını standart kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: This printer scans, copies, and prints, so it is an ____ device.

Cevabı göster

all-in-one

Dilbilgisi

makes it fast and easy to create içindeki biçimsel nesne it

make + it + sıfat(lar) + to + fiil kalıbı önce değerlendirmeyi sunar, sonra değerlendirilen eylemi belirtir. Burada Squarespace, profesyonel bir web sitesi veya çevrimiçi portföy oluşturmayı hızlı ve kolay hâle getirir. It, website sözcüğünü gösteren bir zamir değil, biçimsel ve önden kullanılan bir nesnedir. Asıl eylemi to create... mastar yapısı verir. Bu kalıp, bir aracın veya durumun bir görevi nasıl etkilediğini değerlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi make + it + sıfatlar + to kalıbıyla tamamlayın. quick and easy kullanın: A search bar ____ find the right page.

Cevabı göster

makes it quick and easy to

You can create a website in just a few minutes

2:36

Yalnızca birkaç dakika içinde bir web sitesi oluşturabilirsiniz,

using one of their beautiful template designs.

2:38

birbirinden güzel şablon tasarımlarından birini kullanarak.

Squarespace also has drag-and-drop tools, Kelime

2:40

Squarespace ayrıca sürükle-bırak araçları sunar,

so you can customize everything about your site,

2:42

böylece sitenizle ilgili her şeyi özelleştirebilirsiniz;

Kelime

drag-and-drop tools: tek bir bileşik niteleyici

Drag-and-drop, ekrandaki bir öğeyi sürükleyip hedef konumda bırakarak kullanılan araçları tanımlayan, kısa çizgilerle bağlanmış bileşik bir niteleyicidir. Tools sözcüğünü tek bir birim olarak niteler; drag ve drop, birbiriyle ilgisiz komutlar değil, aynı arayüz eyleminin iki aşamasıdır. Bu ifade genellikle öğeleri doğrudan hareket ettirerek yapılan ve çoğu zaman kod yazmayı gerektirmeyen görsel düzenlemeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi standart kısa çizgili bileşik niteleyiciyle tamamlayın: The app includes ____ controls for rearranging photos.

Cevabı göster

drag-and-drop

like colors and layout,

2:44

renk ve sayfa düzeni gibi unsurları

with just a few clicks.

2:46

yalnızca birkaç tıklamayla değiştirebilirsiniz.

And if you need extra help,

2:47

Ekstra yardıma ihtiyacınız olursa

Squarespace has an amazing support team available 24/7. Kelime

2:48

Squarespace'in harika destek ekibine 7/24 ulaşabilirsiniz.

Kelime

available 24/7: her an kullanılabilir

available 24/7 ifadesindeki 24/7, “günde yirmi dört saat, haftada yedi gün”, yani geceler ve hafta sonları dâhil her an anlamına gelir. Burada available, destek ekibini kullanıcıların yardıma ihtiyaç duyduklarında her zaman ulaşabilecekleri bir hizmet olarak tanımlar. Bu ifade hizmetin kapsadığı saatleri belirtir; tek bir çalışanın hiç ara vermeden çalıştığını göstermez.

Alıştırma

Bir yardım sayfasında “Our support team is available 24/7.” yazıyor. Bu size ne anlatır?

  1. Destek hizmetiyle gece veya gündüz, istediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.
  2. Her mesaja anında yanıt verileceği garanti edilir.
  3. Destek hizmeti yalnızca hafta içi normal çalışma saatlerinde kullanılabilir.
Cevabı göster

Destek hizmetiyle gece veya gündüz, istediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.

For a free trial and 10% off,

2:52

Ücretsiz deneme ve %10 indirim için

go to squarespace.com

2:53

squarespace.com'a gidin

and use the offer code ASAP8.

2:55

ve ASAP8 promosyon kodunu kullanın.

Thanks again to squarespace.com

2:57

squarespace.com'a bir kez daha teşekkür ederiz,

for supporting AsapSCIENCE,

2:59

AsapSCIENCE'ı desteklediği için.

and subscribe for more weekly science videos.

3:00

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.