Ya Dışarı Çıkmayı Bıraksaydınız?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, güneş ışığı, doğa ve uzun süre oturmayı fiziksel ve zihinsel sağlıkla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "what would happen if" (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Bu varsayımsal soruyla farklı bir koşulu ve sonuçlarını düşündürün; would olayın gerçekleştiğini söylemez. 2. "the winter blues." (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Az ışıklı kış aylarındaki moral düşüklüğünü anlatır; mavi renk veya blues müziği değildir. 3. "the longer you sit, the more likely you are to die prematurely." (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Birlikte değişen iki durumu anlatan the + comparative..., the + comparative... kalıbını öğrenin; artan olasılık bildirir, kesin sonuç değil.
Bu derste
Let's be honest: ortak ve açık sözlü bir bakışa davet
“Let's be honest” sözcük anlamıyla let's, yani let us yapısını kullanır; ancak burada bir itiraf emri değildir. Konuşanı ve dinleyenleri, özellikle rahatsız edici olabilecek bir gerçeği açıkça kabul etmeye çağırır. Konuşan kişi us ile kendisini ve dinleyenleri birlikte kapsadığı için bu giriş “You need to admit...” ifadesinden daha işbirlikçi duyulur. Genellikle ardından açık sözlü bir değerlendirme geleceğini belirtir.
Alıştırma
Hangi giriş hem konuşanı hem de dinleyenleri rahatsız edici bir gerçeği birlikte kabul etmeye çağırır?
- Are you being honest?
- Let's be honest.
- To be honest, I was nervous.
Cevabı göster
Let's be honest.
Whether it's for work or to binge on the newest TV series, Notlar
0:03İster iş için olsun ister en yeni diziyi art arda izlemek için,
Whether it's ... or ...: tek bir ortak sonuca bağlanan alternatifler
Whether ... or ... iki alternatifi sunar ve ikisini de kapsayan tek bir sonuca bağlar. Bu parçada alternatifler, bir şeyi iş için yapmak ve yeni bir TV dizisini art arda izlemek için yapmaktır; hangi neden geçerli olursa olsun sonraki ifade doğru kalır. İkinci it is yapıdan anlaşılır, bu yüzden to binge ifadesinden önce tekrarlanması gerekmez. Böylece alternatifler kısa ve düzenli biçimde sunulur; whether burada evet ya da hayır cevabı bekleyen bir soru başlatmaz.
Alıştırma
Sonucun her iki durumda da aynı olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ you call ____ text, please let me know by noon.
Cevabı göster
Whether · or
Yoğun ve aşırı tüketim için “binge on”
Bu cümlede “binge on”, en yeni TV dizisini uzun veya yoğun bir zaman diliminde çok miktarda izlemek anlamına gelir. Neyin tüketildiğini nesne gösterir; bu yüzden nesne bir TV dizisi olduğunda söz konusu etkinlik yemek değil, izlemektir. Kalıp binge on + isim şeklindedir. Daha genel olarak izleme veya yeme gibi bir etkinliği yalnızca çok yapmak yerine aşırı veya durdurması zor bir davranış olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi aşırı ve yoğun tüketimi anlatan iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: On rainy Saturdays, we sometimes ____ an entire season.
Cevabı göster
binge on
But what would happen if you stopped going outside altogether? Dilbilgisi
0:08Peki dışarı çıkmayı tamamen bıraksanız ne olurdu?
Varsayımsal sonuçlar için “What would happen if ...?”
“What would happen if ...?” varsayımsal bir soru başlatır: dinleyiciden değişmiş bir koşulu hayal etmesini ve sonuçlarını tahmin etmesini ister. Buradaki hayalî koşul, dışarı çıkmayı tamamen bırakmaktır. Sorudaki would ile if yan cümlesindeki basit geçmiş stopped, varsayımsal bir uzaklık oluşturur. Bunlar kişinin dışarı çıkmayı zaten bıraktığını söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp What would happen if + özne + basit geçmiş zamanlı fiil ...? şeklindedir.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu dersteki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ every car in the city disappeared for one day?
Cevabı göster
What would happen if
stopped going outside: stop + -ing yapısı
İngilizcede stop fiilinden sonra -ing biçimi geldiğinde, bu biçim sona eren etkinliği belirtir. Bu soruda stopped going outside, düzenli olarak yapılan dışarı çıkma etkinliğinin sona erdiği anlamına gelir. Altogether, tamlık anlamı ekler: hayal edilen kişi yalnızca daha seyrek dışarı çıkmaz, dışarı çıkmayı tamamen bırakır.
Alıştırma
Leo artık hiç dışarı çıkmıyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- He continued going outside.
- He stopped to go outside.
- He stopped going outside.
Cevabı göster
He stopped going outside.
shooting across the solar system through our atmosphere, Dilbilgisi
0:17Güneş Sistemi'ni boydan boya geçip atmosferimizden süzülüyor
shooting across ... ve landing ...: ortak özneli -ing yan cümleleri
shooting across the solar system ve landing directly on your skin ifadeleri, sunlight hakkındaki ana cümleye iki aşama ekleyen -ing ortaç yan cümleleridir. İkisinin de örtük öznesi sunlight sözcüğüdür: güneş ışığı güneş sistemini aşar ve zamanlama uygunsa cildinize ulaşır. Bu yan cümleler, bağımsız şimdiki zaman fiilleri gibi davranmak yerine ana cümleye bağlıdır. Bu şekilde bağlanmaları, tek bir özneyi odakta tutar ve onun izlediği yolu kısa bir sıra hâlinde sunar.
Alıştırma
Aynı öznenin yaptığı eylemler için bağlantılı -ing yan cümlelerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The cyclist sped down the hill, and weaving between cones.
- The cyclist sped down the hill, the cones weaving and the gate braking.
- The cyclist sped down the hill, weaving between cones and braking at the gate.
Cevabı göster
The cyclist sped down the hill, weaving between cones and braking at the gate.
Onay isteyen eklenti soru doesn't it?
Burada doesn't it?, olumlu bir değerlendirme olan Feels good ifadesine eklenen olumsuz bir eklenti sorudur. Tam düşünce It feels good, doesn't it? şeklindedir; ana cümlede konuşmadan anlaşılan It öznesi düşürülür, eklenti soru ise onu yeniden gösterir. Konuşan kişi yalnızca bilmediği bir bilgiyi sormaz. Bu eklenti soru, iyi hissettirdiği görüşünü paylaşılması beklenen bir düşünce olarak sunar ve dinleyiciyi onaylamaya çağırır; böylece yorum daha etkileşimli ve yakın olur.
Alıştırma
Eklenti soruyu tamamlayın: "This blanket feels soft, ____?"
Cevabı göster
doesn't it
And it's this sunlight that begins an amazing chain reaction Dilbilgisi
0:25İşte bu güneş ışığı, inanılmaz bir zincirleme reaksiyon başlatıyor
it's this sunlight that: it-cleft odak yapısı
It is/was + odaklanan öge + that/who + yan cümle kalıbı bir it-cleft odak yapısıdır. Burada odak this sunlight ifadesidir; it ise daha önceki bir şeye gönderme yapan zamir değil, yapısal bir yer tutucudur. Temel mesaj This sunlight begins an amazing chain reaction cümlesidir. Cleft yapı bu bilgiyi, dinleyicinin güneş ışığını temel başlangıç noktası olarak fark edeceği biçimde düzenler ve çoğu zaman örtük bir karşıtlık taşır: başka bir kaynak değil, bu kaynak.
Alıştırma
the backup generator odağa gelecek şekilde it-cleft yapısındaki iki eksik bölümü tamamlayın: "____ the backup generator ____ kept the lights on during the outage."
Cevabı göster
It was · that
the sunshine vitamin: D vitamininin lakabı
Bu cümlede the sunshine vitamin, D vitamini için kullanılan yaygın bir lakaptır. Hemen ardından gelen vitamin D, bu lakabın tam olarak hangi vitamini anlattığını belirtir. Bu lakap, cilt güneş ışığına maruz kaldığında vücudun D vitamini üretebilmesi gerçeğinden gelir. Güneş ışığının kendisinin bir vitamin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sağlık yazısında the sunshine vitamin genellikle neyi ifade eder?
- Güneş ışığının kendisinin bir vitamin olduğu anlamına gelir.
- D vitamini için kullanılan gayriresmî bir addır.
- Yalnızca güneşli yerlerde bulunan özel bir vitamini adlandırır.
Cevabı göster
D vitamini için kullanılan gayriresmî bir addır.
Kesinleştirme için sonda kullanılan that is
Burada that is, belirli ad olan vitamin D ifadesine dönüp onun önceki betimleyici ifade the sunshine vitamin için açıklama olduğunu gösterir. Bilgi, betimleyici bir etiketten kesin olarak kastedilen şeye ilerler. Yazıda daha olağan sıra that is, vitamin D şeklindedir. vitamin D ifadesini önce söyleyip that is ile bitirmek, açıklamayı konuşmada sonradan eklenmiş bir düşünce gibi gösterir. Buradaki that is sabit bir söylem belirtecidir; ilgi cümleciğinin başlangıcı değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü açıklama belirteciyle tamamlayın: The deadline is next week—Tuesday, ____.
Cevabı göster
that is
some of the cholesterol you consume is altered and stored in your skin,
0:35tükettiğiniz kolesterolün bir kısmı değişime uğrayıp cildinizde depolanır
and when that well-traveled ultraviolet B sunlight hits your skin, Deyimler
0:38ve onca yol katetmiş ultraviyole B ışınları cildinize çarptığında
Güneş ışığını “well-traveled” ile kişileştirmek
well-traveled genellikle birçok yer görmüş bir kişiyi niteler. Burada anlatıcı, güneş ışığı cilde ulaşmadan önce muazzam bir mesafe katettiği için bu ifadeyi ultraviyole B güneş ışığına eğlenceli biçimde aktarır. Bu kişileştirme, ışığa insana benzer bir seyahat geçmişi kazandırır ve bilimsel bir yolculuğu canlı bir zihinsel görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede well-traveled ne anlama geliyor?
- Güneş ışığı çok uzaktan gelmiştir ve bir yolcuymuş gibi betimlenmiştir.
- Güneş ışığı bir insan gibi birçok şehri ziyaret etmiştir.
- Ultraviyole B filtrelendiği için güvenlidir.
Cevabı göster
Güneş ışığı çok uzaktan gelmiştir ve bir yolcuymuş gibi betimlenmiştir.
The new molecule travels through the bloodstream to the liver, Dilbilgisi
0:44Oluşan yeni molekül kan dolaşımıyla karaciğere gider,
and then to the kidney where it's biologically activated.
0:48ve ardından biyolojik olarak etkinleştirildiği böbreğe gider.
“to the liver ... and then to the kidney” içinde ortak kullanılan “travels”
Cümlenin temel güzergâhı The new molecule travels ... to the liver and then to the kidney yapısıdır. where it's altered again ilgi yan cümlesi bu güzergâhın arasına girer, ancak ana yapıyı değiştirmez. and then to the kidney bölümünde travels fiili önceki kısımdan anlaşılır. Tam anlam, the molecule travels to the liver and then travels to the kidney şeklindedir. Özne ve fiilin ortak kullanılması, bir dizi hedefin kısa ve öz biçimde anlatılmasını sağlar.
Alıştırma
Kısa güzergâh anlatımını üç kelimelik paralel bağla tamamlayın: The sample travels from the clinic to the laboratory, ____ the storage room.
Cevabı göster
and then to
This activated vitamin D works to absorb calcium from your food,
0:51Etkinleşen bu D vitamini, yiyeceklerdeki kalsiyumun emilmesini sağlar
ultimately leading to bone growth and strength. Anlatım akışı
0:55ve sonuçta kemiklerin büyüyüp güçlenmesine yardımcı olur.
ultimately leading to + nihai sonuç
Ultimately leading to bone growth and strength, az önce anlatılan süreci nihai sonucuna bağlar. Ultimately, neden-sonuç zincirinin sonunu gösterir; leading to ise birini bir yere götürmek değil, “neden olmak” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: [önceki süreç], ultimately leading to + isim öbeği. Bu kalıp, açıklamanın birkaç aşamadan tek bir nihai sonuca geçmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, neden-sonuç zincirinin nihai sonucunu gösteren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “Daily practice improved her balance, ____ a safer dance performance.”
Cevabı göster
ultimately leading to
In a way, + kısmen doğru bir benzetme
In a way, ardından gelen cesur benzetmenin geçerli olduğu alanı sınırlar. “Bir açıdan” veya “bir ölçüde” anlamına gelir; yani konuşan kişi cildin gerçekten yemek yediğini ya da güneşin kelimenin tam anlamıyla kemikleri büyüttüğünü iddia etmez. İfadenin başına geldiğinde dinleyiciye düşüncenin nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir: bütünüyle gerçek bir anlam değil, yararlı bağlantı aranmalıdır. Bu nedenle dikkatli benzetmeler ve karmaşık süreçlerin basit özetleri için kullanışlıdır.
Alıştırma
Benzetmenin yalnızca bir açıdan doğru olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “____, a library is like a doorway to many worlds.”
- In a way
- In this way
- By the way
Cevabı göster
In a way
Your skin eats the sun ... the sun grows your bones: bilimsel bir kişileştirme
“Your skin eats the sun” bir kişileştirmedir; cildin gerçekten yemek yiyebildiği anlamına gelmez. Güneş ışığının ciltte vücudun D vitamini üretmesine yardımcı olan bir süreci başlattığı düşüncesini canlı ve kısa bir görüntüye dönüştürür. “The sun grows your bones” sonraki bağlantıyı özetler: D vitamini, vücudun kemiklerin büyümesini ve güçlenmesini destekleyen mineralleri emmesine yardımcı olur. Etken fiiller süreci bitki büyümesine benzetir ve insanlarla bitkiler arasındaki karşılaştırmaya zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan metafor ne anlama geliyor?
- Güneş ışığı ciltte, vücudun D vitamini üretmesine ve kemikleri desteklemesine yardımcı olan bir süreç başlatır.
- İnsan cildi, bir bitkinin yaprağıyla tamamen aynı biçimde fotosentez yapar.
- Cilt güneş ışığını gerçekten yiyecek olarak tüketir ve doğrudan kemiğe dönüştürür.
Cevabı göster
Güneş ışığı ciltte, vücudun D vitamini üretmesine ve kemikleri desteklemesine yardımcı olan bir süreç başlatır.
your body would not only suffer decreased mineralization of your bones, Dilbilgisi
1:05vücudunuzda yalnızca kemik mineralizasyonu azalmakla kalmaz,
Not only ... but also ile iki paralel sonucu bağlama
Not only ... but also, D vitamini eksikliğinin birbiriyle eş değer iki sonucunu bağlar. Burada not only, “suffer decreased mineralization ...” bölümünü; but also ise “see a decrease in immune function” bölümünü başlatır. İki fiil öbeği de “your body would” yapısına bağlıdır. Bu yapı, ilk sonucun doğru olduğunu belirtir ve ikinci sonucu başka bir önemli nokta olarak ekler; çoğu zaman ikinci bölüme daha fazla vurgu yapar. İki tarafta aynı dil bilgisi biçimini kullanmak uzun bir cümleyi çözümlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Her iki yararın da doğru olduğunu gösteren eşleşmiş yapıyı tamamlayın: The new library ____ gives children more books ____ offers a quiet place to study.
Cevabı göster
not only · but also
there's evidence to suggest that vitamin D helps prevent cancer, Anlatım akışı
1:14D vitamininin kanseri,
which may explain why those in colder climates with less daylight often experience the winter blues. Notlar
1:19Bu da gün ışığının daha az olduğu soğuk iklimlerde yaşayanların neden sık sık kış hüznü yaşadığını açıklayabilir.
There's evidence to suggest that: kanıta dayalı temkinli iddialar
There's evidence to suggest that, bir iddiayı mevcut kanıtların desteklediği bir yorum olarak sunar. Yapı there is evidence + to suggest + that yan cümlesidir; burada suggest, tavsiye etmek değil, göstermek anlamındadır. Bu kalıp özellikle temkinlidir: kanıtlar iddiaya işaret eder, ancak iddia kesin biçimde kanıtlanmış olarak sunulmaz. Destek ile kesinliği ayırması gereken araştırma ve haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Raporu dersteki temkinli kanıt kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ daily reading supports vocabulary growth.
Cevabı göster
There's evidence to suggest that
which may explain why: olası bir nedeni sonuca bağlamak
Which may explain why, önceki yan cümleye veya düşüncenin tamamına dönerek onu why sonrasında gelen sonucun olası açıklamalarından biri olarak sunar. Buradaki which yalnızca en yakın isme değil, önceki iddianın tamamına gönderme yapar. May, akıl yürütmeyi ihtimalli tutar. Bu yapı, önceki olgunun tek neden olduğunu veya nedenselliğin kanıtlandığını iddia etmeden bilgileri birbirine bağlar.
Alıştırma
İlk olguyu olası bir açıklama olarak sunan yapının aynısıyla cümleyi tamamlayın: The library closes before many adults finish work, ____ evening attendance is low.
Cevabı göster
which may explain why
the winter blues: kışın yaşanan mevsimsel keyifsizlik
Bu cümlede the winter blues, özellikle gün ışığı az olduğunda, kışın bir süre keyifsiz, daha az enerjik veya daha az neşeli hissetmek anlamına gelir. Buradaki blues mavi renk veya bir müzik türü değildir. Bu ifade ruh hâlindeki değişimi mevsimle ilişkilendirir. Günlük ve gayriresmî bir adlandırmadır; tek başına birinin klinik depresyonu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Birkaç karanlık kış haftasından sonra Maya kendisinde "the winter blues" olduğunu söylüyor. Ne demek istiyor?
- Kesinlikle klinik depresyon teşhisi almış.
- Soğuk havada mavi kıyafetler giymek istiyor.
- Kış boyunca kendini biraz keyifsiz veya daha az neşeli hissediyor.
Cevabı göster
Kış boyunca kendini biraz keyifsiz veya daha az neşeli hissediyor.
But it's not just the sunlight and vitamin D that makes the difference. Deyimler
1:25Ancak fark yaratan yalnızca güneş ışığı ve D vitamini değil.
makes the difference: sonucu güçlü biçimde etkiler
Burada makes the difference, sonuç üzerinde önemli bir etkiye sahip olmak veya sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak anlamına gelir. Make sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz; kimse bir fark “üretmiyor”. not just ... that yapısı, güneş ışığı ve D vitamininin gerçekten önemli olduğunu ancak ilgili etkenlerin yalnızca bunlar olmadığını söyler. İfade, tek bir neden olduğunu iddia etmeden güçlü bir katkıyı vurgular.
Alıştırma
“Sonucu güçlü biçimde etkilemek” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In a close contest, one good decision can ____.
Cevabı göster
make the difference
Many studies have shown that being in nature can have a mental and physical effect on the body.
1:28Birçok çalışma, doğada bulunmanın beden üzerinde hem zihinsel hem de fiziksel etkileri olabileceğini gösterdi.
While using sophisticated brain imaging techniques, Dilbilgisi
1:33Gelişmiş beyin görüntüleme teknikleri kullanıldığında,
brains in nature showed more activity in the regions associated with stability,
1:35doğada bulunan kişilerin beyinlerinde denge,
While using sophisticated brain imaging techniques: öznesiz kalan bir niteleyiciden kaçınma
While using sophisticated brain imaging techniques, zaman bildiren kısaltılmış bir yan cümledir. Açıkça söylenmeyen öznesi, normalde ardından gelen ana cümlenin öznesi olarak anlaşılır. Burada ana cümlenin öznesi brains olduğundan, yapı beyinlerin görüntüleme tekniklerini kullandığı izlenimini verir. Teknikleri kullananların researchers olması amaçlandığı için researchers ana cümlenin öznesi yapılabilir: “While using sophisticated brain imaging techniques, researchers observed more activity in brains exposed to nature,”. Diğer seçenek ise while yan cümlesine kendi öznesini vermektir: “While researchers were using sophisticated brain imaging techniques, brains exposed to nature showed more activity.”
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki while + -ing yapısı doğru kullanılmıştır?
- While reviewing the applications, several missing documents were noticed by the committee.
- While reviewing the applications, the committee noticed several missing documents.
- While reviewing the applications, the deadline was extended.
Cevabı göster
While reviewing the applications, the committee noticed several missing documents.
viewing man-made environments produced activity in the regions associated with fear and stress.
1:42insan yapımı ortamlara bakmak, korku ve stresle ilişkili bölgeleri harekete geçirdi.
On the other hand: karşılaştırmanın zıt tarafını belirtme
On the other hand, cümlenin aynı karşılaştırmanın zıt tarafını sunduğunu gösterir. Burada doğal ortamlarla ilişkili etkilerden insan yapımı ortamlarla ilişkili farklı etkilere geçiş yapar. Dinleyicilerin savı yalnızca başka bir bilginin eklenmesi olarak değil, karşılaştırılabilir iki taraf olarak düzenlemesine yardımcı olur. Bu ifadeyi yalnızca yeni nokta daha önce sunulmuş bir nokta veya bakış açısıyla karşılaştırılabildiğinde kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, karşılaştırmanın zıt tarafını sunan ve bu notta öğretilen dört sözcüklük bağlaçla tamamlayın: “The city center is convenient and lively. ____, the suburbs are usually quieter and less crowded.”
Cevabı göster
On the other hand
On top of it all, ile başka bir nokta eklemek
On top of it all, daha önce sözü edilen bir grup noktaya önemli bir nokta daha ekleyerek cümledeki bilgiyi düzenler. Buradaki it all, önceki sağlık sorunlarını ifade eder; sitting down ise ek bir olumsuzluk olarak sunulur. İfade burada mekânsal değildir. Olumsuz bir bağlamda çoğu zaman “daha da kötüsü” hissi verir; böylece hem bilgileri bağlar hem de konuşanın değerlendirmesini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ekleme geçişiyle tamamlayın: The bus was late, and ____, I had forgotten my umbrella.
Cevabı göster
on top of it all
Olası bir tahmin için chances are
Chances are, konuşanın doğru olma olasılığını yüksek gördüğü bir yan cümleyi başlatır: chances are (that) + özne + fiil. Örnekte olduğu gibi that sözcüğü sık sık atılır. Burada sık sık içeride olmak, kişinin oturduğu yönündeki olası sonuca dayanak sağlar. Bu kalıpta chances, ayrı fırsatlar veya kesin sayısal bir tahmin değil, olasılık anlamına gelir.
Alıştırma
Meteor yağmurunu görmenin yalnızca mümkün değil, olası olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? If the sky stays clear, ___ we'll see the meteor shower.
- by chance
- there's a chance
- chances are
Cevabı göster
chances are
you've been lounging watching YouTube for hours, Dilbilgisi
1:52saatlerdir yayılmış bir hâlde YouTube izliyorsunuz.
Admit it: şakacı ama baskılı bir meydan okuma
Admit it, konuşanın zaten doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi kabul etmesini dinleyiciden doğrudan ister. Bu genellikle dinleyici açısından hoş görünmeyen veya rahatsız edici bir gerçektir. Bu cümlede anlatıcı tarafsız biçimde bilgi istemez; gözlemi, izleyiciyi içine çeken ve takılarak baskı kuran şakacı bir meydan okumaya dönüştürür. Bunu nazik bir bilgi talebi olarak değil, karşıdakini konuşmada sıkıştıran bir ifade olarak anlayın. Çoğu zaman “Bunun doğru olduğunu biliyorsun, inkâr etmeyi bırak.” anlamını ima eder.
Alıştırma
Ciddi bir okul toplantısında bir öğretmen, “Admit it, you broke the tablet.” diyor. Bu, ne olduğunu sormanın tarafsız ve düşünceli bir yolu mudur?
- Evet, tarafsız ve düşünceli bir sorudur.
- Hayır, bu ortam için fazla çatışmacıdır.
Cevabı göster
Hayır, bu ortam için fazla çatışmacıdır.
you've been lounging ... for hours: şimdiye kadar süren zaman
You've been lounging, present perfect continuous yapısındadır: have + been + verb-ing. You've kısaltması you have anlamına gelir. Lounging eylemini geçmişte başlamış ve şimdiye kadar sürmüş bir etkinlik olarak ya da sonucu veya izi şu anda görülen ve önemli olan bir etkinlik olarak sunar. For hours, geçmişten şu anki referans noktasına kadar olan süreyi verir. Fiil biçimi ile zaman ifadesi birlikte, tamamlanmış bir dönemi simple past ile bildirmekten farklı olarak devam eden sürenin uzunluğunu öne çıkarır. Burada been zaman yapısının bir parçasıdır; bir yeri ziyaret etmiş veya oraya gitmiş olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi wait fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: We ____ for two hours, and the bus still hasn't arrived.
Cevabı göster
have been waiting
but studies have shown major health effects linked to sitting time,
1:56ancak araştırmalar, oturarak geçirilen süreyle bağlantılı ciddi sağlık etkileri olduğunu gösteriyor;
which may seem harmless, but: görünüşü kabul edip ardından çürütmek
Buradaki which, yalnızca YouTube veya hours sözcüklerine değil, saatlerce uzanıp YouTube izleme durumunun tamamına gönderme yapar. Bu durumun bütünü hakkında bir yorum başlatır. may seem harmless, bunun doğru olduğunu söylemeden makul bir yüzeysel izlenimi geçici olarak kabul eder. Ardından but, savın yönünü değiştirerek karşıt kanıtı sunar. Başka durumlara aktarılabilecek bilgi düzeni “X, which may seem Y, but Z” şeklindedir: önce X'in nasıl göründüğünü kabul et, sonra bu görüşü değiştirmek için bir neden ver.
Alıştırma
Örnekte “which may seem harmless, but” hangi söylem işlevini yerine getiriyor?
- Etkinliğin zararsız olduğunu doğrular ve bunu destekleyen kanıt ekler.
- Görünürdeki bir izlenimi kabul eder ve ardından onu sorgulayan bilgiye geçer.
- Karşıtlık göstermeden ilgisiz iki olgu sunar.
Cevabı göster
Görünürdeki bir izlenimi kabul eder ve ardından onu sorgulayan bilgiye geçer.
such as an increase in type two diabetes and cardiovascular disease.
1:59tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskinin artması gibi.
found a strong correlation between mortality and increased sitting time. Kalıp ifadeler
2:07ölüm oranıyla oturma süresindeki artış arasında güçlü bir korelasyon saptadı.
found a strong correlation between A and B: A ile B arasında güçlü bir korelasyon bulmak
Araştırma sonuçlarını aktarırken found a strong correlation between A and B, analizin ölçülen iki değişken arasında yakın bir ilişki gösterdiği anlamına gelir: biri değiştiğinde diğeri de bağlantılı biçimde değişme eğilimindedir. Burada A mortality, B ise increased sitting time değişkenidir. found çalışmanın sonucunu bildirir, strong istatistiksel ilişkinin gücünü açıklar ve between iki değişkeni sunar. Bu ifade tek başına, oturma süresindeki artışın ölüm oranına doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Korelasyon; nedenselliği, ters nedenselliği, başka değişkenleri veya bunların birleşimini yansıtabilir. Bu nedenle nedensel bir sonucu değil, ilişki bulunduğu iddiasını destekler.
Alıştırma
Araştırma özetini güçlü bir istatistiksel ilişkiyi bildiren standart kalıpla tamamlayın: “The survey ____ sleep quality and daytime concentration.”
Cevabı göster
found a strong correlation between
Yeniden ifade etme belirteci olarak In other words,
In other words, konuşmacının aynı ana fikri daha açık ve doğrudan bir şekilde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada ölüm oranı ile oturma süresi arasındaki ilişkiye dair resmî araştırma bulgusunu daha kolay anlaşılır bir sonuca dönüştürür. Açıklamayı önceki bilgiye bağlayarak bilgiyi düzenler: ardından gelen bölüm ayrı bir sav veya yeni bir kanıt değil, aynı fikrin yeniden ifade edilmesidir.
Alıştırma
Örnekte In other words hangi işlevi görüyor?
- Farklı bir konu hakkında ayrı bir kanıt ekler.
- Konuşmacının olgusal bir hatayı düzelttiğini gösterir.
- Araştırma bulgusunu daha açık bir şekilde yeniden ifade eder.
Cevabı göster
Araştırma bulgusunu daha açık bir şekilde yeniden ifade eder.
The longer..., the more likely...: the + karşılaştırma yapısı
the + comparative..., the + comparative... yapısında iki değişim birlikte ilerler. İlk yan cümle değişen koşulu belirler; ikinci yan cümle bununla bağlantılı sonucu verir. Burada daha uzun süre oturmak, erken ölme olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilir. Bu yapı, her birey için otomatik bir sonucu değil, bir eğilimi veya ilişkiyi anlatır. More likely kesinliği değil, olasılığın arttığını ifade eder.
Alıştırma
Birbirine bağlı değişimleri anlatan yapıyı dersin kalıbıyla tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
The scariest part is that this is regardless of your physical activity. Kalıp ifadeler
2:16En korkutucu kısmıysa bunun fiziksel aktivite düzeyinizden bağımsız olması.
regardless of: etken sonucu değiştirmez
Regardless of, ana cümlenin doğruluğunu veya sonucunu etkilemeyen bir etkeni belirtir. Burada sözü edilen bağlantı, kişinin ne kadar fiziksel aktivite yaptığına bakılmaksızın geçerliliğini korur; bu ifade birinin egzersizi bilerek görmezden geldiği anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen yapı ana cümle + regardless of + isim öbeği veya -ing biçimidir: of sonrasında belirtilen değer veya olasılıklar değişse de ana cümle doğru kalır.
Alıştırma
Kuralın herkes için aynı olduğunu belirten kalıbı tamamlayın: The library charges the same fee ____ age.
Cevabı göster
regardless of
live a little longer than you would have: deyimden gerçek anlama geçen kelime oyunu
Live a little kalıbı normalde “hayattan daha çok keyif almak” anlamına gelir. Burada longer, live fiilinin gerçek anlamını, yani daha uzun süre hayatta kalmayı da etkinleştirir. Cümle kısa bir süre iki anlamı birden taşır ve sağlık tavsiyesini eğlenceli ve akılda kalıcı kılar. Than you would have, eksiltili bir karşılaştırmadır. “Daha az sağlıklı yaşam biçimini sürdürseydiniz yaşayacağınız süreden” anlamına gelir; lived ve varsayımsal koşul, bağlamdan anlaşılabildiği için atılmıştır.
Alıştırma
“live a little longer than you would have” ifadesindeki kelime oyununu ne oluşturur?
- Yalnızca dışarıda biraz daha uzun zaman geçirmek anlamına gelir.
- Dinleyicinin ölemeyeceğine söz vermek için would have kullanır.
- Önce hayattan keyif almak anlamındaki “live a little” kalıbıyla başlar, ardından longer hayatta kalmanın gerçek anlamını etkinleştirir.
Cevabı göster
Önce hayattan keyif almak anlamındaki “live a little” kalıbıyla başlar, ardından longer hayatta kalmanın gerçek anlamını etkinleştirir.
After subscribing to our channel and watching all the videos,
2:24Kanalımıza abone olup tüm videoları izledikten sonra,
This episode of AsapSCIENCE is supported by squarespace.com. Kültür
2:27AsapSCIENCE'ın bu bölümü squarespace.com tarafından desteklenmektedir.
Sponsorluk bildirimlerinde is supported by
Burada is supported by, bölümün hazırlanmasına yardımcı olmak için para veya başka kaynaklar sağlayan bir kuruluşu tanıtır. Medyada bu edilgen kalıp, finansman veya sponsorluk bildirimi işlevi görür ve çoğu zaman sponsor mesajına geçildiğini belirtir. Bu ifade tek başına içerik üreticilerinin kuruluşun her iddiasını veya ürününü onayladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu medya cümlesinde is supported by izleyiciye en doğrudan neyi anlatır?
- Bir şirketin bölüm için finansman veya kaynak sağladığını belirtir.
- Web sitesinin bölümü teknik olarak çalıştırabildiğini söyler.
- İçerik üreticilerinin şirketin her açıklamasına katıldığını söyler.
Cevabı göster
Bir şirketin bölüm için finansman veya kaynak sağladığını belirtir.
that makes it fast and easy to create your own professional website or online portfolio. Dilbilgisi
2:31kendi profesyonel web sitenizi ya da çevrim içi portföyünüzü hızlı ve kolayca oluşturmanızı sağlar.
platform için birleşik niteleyici olarak all-in-one
all-in-one platform ifadesinde all-in-one, platform sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Tek bir ürünün birbiriyle bağlantılı çeşitli araç veya işlevleri tek hizmette birleştirdiğini anlatır. Ürün açıklamaları bu ifadeyi bütünleşme ve kolaylığı bir satış avantajı olarak sunmak için kullanır. Bütün kullanıcıların aynı platform örneğini paylaştığı anlamına gelmez; all çoğunlukla mümkün olan her özelliği içerme vaadi değil, pratik bir pazarlama iddiasıdır.
Alıştırma
Ürün açıklamasını standart kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: This printer scans, copies, and prints, so it is an ____ device.
Cevabı göster
all-in-one
makes it fast and easy to create içindeki biçimsel nesne it
make + it + sıfat(lar) + to + fiil kalıbı önce değerlendirmeyi sunar, sonra değerlendirilen eylemi belirtir. Burada Squarespace, profesyonel bir web sitesi veya çevrimiçi portföy oluşturmayı hızlı ve kolay hâle getirir. It, website sözcüğünü gösteren bir zamir değil, biçimsel ve önden kullanılan bir nesnedir. Asıl eylemi to create... mastar yapısı verir. Bu kalıp, bir aracın veya durumun bir görevi nasıl etkilediğini değerlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi make + it + sıfatlar + to kalıbıyla tamamlayın. quick and easy kullanın: A search bar ____ find the right page.
Cevabı göster
makes it quick and easy to
You can create a website in just a few minutes
2:36Yalnızca birkaç dakika içinde bir web sitesi oluşturabilirsiniz,
using one of their beautiful template designs.
2:38birbirinden güzel şablon tasarımlarından birini kullanarak.
so you can customize everything about your site,
2:42böylece sitenizle ilgili her şeyi özelleştirebilirsiniz;
drag-and-drop tools: tek bir bileşik niteleyici
Drag-and-drop, ekrandaki bir öğeyi sürükleyip hedef konumda bırakarak kullanılan araçları tanımlayan, kısa çizgilerle bağlanmış bileşik bir niteleyicidir. Tools sözcüğünü tek bir birim olarak niteler; drag ve drop, birbiriyle ilgisiz komutlar değil, aynı arayüz eyleminin iki aşamasıdır. Bu ifade genellikle öğeleri doğrudan hareket ettirerek yapılan ve çoğu zaman kod yazmayı gerektirmeyen görsel düzenlemeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi standart kısa çizgili bileşik niteleyiciyle tamamlayın: The app includes ____ controls for rearranging photos.
Cevabı göster
drag-and-drop
Squarespace has an amazing support team available 24/7. Kelime
2:48Squarespace'in harika destek ekibine 7/24 ulaşabilirsiniz.
available 24/7: her an kullanılabilir
available 24/7 ifadesindeki 24/7, “günde yirmi dört saat, haftada yedi gün”, yani geceler ve hafta sonları dâhil her an anlamına gelir. Burada available, destek ekibini kullanıcıların yardıma ihtiyaç duyduklarında her zaman ulaşabilecekleri bir hizmet olarak tanımlar. Bu ifade hizmetin kapsadığı saatleri belirtir; tek bir çalışanın hiç ara vermeden çalıştığını göstermez.
Alıştırma
Bir yardım sayfasında “Our support team is available 24/7.” yazıyor. Bu size ne anlatır?
- Destek hizmetiyle gece veya gündüz, istediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.
- Her mesaja anında yanıt verileceği garanti edilir.
- Destek hizmeti yalnızca hafta içi normal çalışma saatlerinde kullanılabilir.
Cevabı göster
Destek hizmetiyle gece veya gündüz, istediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.
and subscribe for more weekly science videos.
3:00Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.