Ordu Keskin Nişancıları Çatışma İçin Ghillie Kamuflaj Kıyafetlerini Nasıl Hazırlar | Askeri Kamp | Insider Business: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
1.157 kelime 188 kel/dk

Video özeti: ABD'li keskin nişancı öğrencileri ghillie kıyafetleri yapıyor, çamurda sınıyor ve kamuflajı ormana uyarlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. blend in with: Öbek fiiller. Bir çevreyle görsel olarak bütünleşmek demektir; with bu çevreyi belirtir ve blend yalnızca “karıştırmak” değildir. 2. season and condition: Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi. Bu fiiller ekipmanı kontrollü biçimde eskitip kullanıma hazırlamayı anlatır; yemek ya da kondisyonla ilgili değildir. 3. the shorter the plant is, the longer it'll live. Dil bilgisi ve cümle kalıpları. İki the + karşılaştırma grubu iki değişimi bağlar; burada bitkinin uzunluğu ile taze kalma süresi ilişkilendirilir.

Bu derste

Hurry up.

0:00

Çabuk olun.

Get moving.

0:02

Harekete geçin.

These U.S. Army sniper course students are participating in what's known as a ghillie wash. Kalıp ifadeler

0:03

ABD Ordusu keskin nişancı kursundaki bu öğrenciler, “ghillie yıkaması” olarak bilinen etkinliğe katılıyor.

Kalıp ifadeler

what's known as: yaygın kullanılan bir adı tanıtma

what's known as a ghillie wash ifadesinde what's known as, etkinlik için yaygın olarak kullanılan adı tanıtır. Bir şeyin ne olarak adlandırıldığını belirtir; neyle ünlü olduğunu değil. Yeniden kullanılabilen what's known as + isim öbeği kalıbı, dinleyici için yeni olabilecek bir adı veya terimi tanıtırken kullanışlıdır. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır; known ise edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: insanlar etkinliği bu adla bilir.

Alıştırma

Güvenlik tatbikatının yaygın adının dry run olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. The safety exercise is known for its strict timing.
  2. The safety exercise is known as a dry run.
  3. The safety exercise is known by every employee.
Cevabı göster

The safety exercise is known as a dry run.

An event designed to test the durability of a soldier's ghillie suit. Dilbilgisi

0:12

Bu etkinlik, bir askerin ghillie giysisinin dayanıklılığını sınamak için tasarlandı.

Dilbilgisi

designed to test: amaçlanan işlevi belirtme

Designed to test, event sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Etkinliğin kıyafetin dayanıklılığını sınama amacıyla planlandığını veya oluşturulduğunu belirtir. Buradaki designed, etkinliğin görünüşünü anlatmaz. Yeniden kullanılabilen isim + designed to + fiilin yalın hâli kalıbı, amaçlanan işlevi veya amacı belirtir. to sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın. Bu kalıp tasarımcının ya da düzenleyicinin niyetini ifade eder; amaçlanan sonucun kesinlikle elde edileceğini garanti etmez.

Alıştırma

Dumanı havadan uzaklaştırmanın filtrenin amaçlanan işlevi olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?

  1. This filter is designed to remove smoke from the air.
  2. This filter is designed for remove smoke from the air.
  3. This filter is designed to removing smoke from the air.
Cevabı göster

This filter is designed to remove smoke from the air.

Snipers rely on their ghillie suits in combat Kalıp ifadeler

0:20

Keskin nişancılar, çatışmada ghillie giysilerine güvenir;

to disguise themselves from enemies.

0:23

bu giysiler onları düşmandan gizler.

Kalıp ifadeler

rely on + bir destek kaynağı

Bu cümlede rely on, “bir şeye güvenmek veya dayanmak” ya da “gerekli destek olarak kullanmak” anlamındadır. Keskin nişancıların çatışma sırasında gizlenmelerine yardımcı olması için ghillie kıyafetlerine ihtiyaçları vardır. Kalıp rely on + kişi, şey veya sistem şeklindedir. Destek kaynağı belirtiliyorsa on zorunludur: rely on their suits denir, rely their suits denmez.

Alıştırma

Cümleyi rely sözcüğünün doğru biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: During a power cut, the clinic can ____ its backup generator.

Cevabı göster

rely on

The purpose of the ghillie suit is to achieve a blending

0:25

Ghillie giysisinin amacı, çevreyle bütünleşmeyi sağlamaktır.

We use natural vegetation as well.

0:29

Doğal bitki örtüsünden de yararlanıyoruz.

We tie that into our suit and it helps us to blend in with whatever environment we could potentially be working in. Notlar

0:31

Bunları giysimize bağlıyoruz; böylece görev yapabileceğimiz her türlü ortama uyum sağlamamıza yardımcı oluyorlar.

Öbek fiiller

blend in with + bir grup veya ortam

Burada blend in with, çevredeki ortamın renk ve şekilleriyle kişiyi fark etmeyi zorlaştıracak kadar iyi uyum sağlamak anlamındadır. Blend in yalnızca “karıştırmak” anlamına gelmez; dikkat çekmemeyi ifade eder. With, uyum sağlanan ortamı veya grubu belirtir: blend in with the forest, the crowd, or a new team. Aynı kalıp görsel kamuflajı veya sosyal uyumu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? At first Leo felt conspicuous, but he soon learned to ____ his new classmates.

  1. rely on
  2. blend in with
  3. stand out from
Cevabı göster

blend in with

Dilbilgisi

whatever environment: sınırsız bir seçim

whatever environment ifadesinde whatever, environment sözcüğünden önce gelen bir belirleyicidir. “İlgili olduğu ortaya çıkan herhangi bir ortam” veya “hangi ortam olursa olsun” anlamına gelir; dolayısıyla konuşmacı ifadeyi adı verilmiş belirli yerlerle sınırlandırmaz. we could potentially be working in yan cümlesi environment sözcüğünü niteler. Sondaki in, work in yapısına aittir; bu nedenle tüm ifade “ekibin çalışabileceği ortam” anlamını taşır.

Alıştırma

Bir mont, sabit bir iklim listesi olmadan karşılaşılabilecek her türlü iklimde kullanıcıyı korumalıdır. Bu düşünceyi en iyi hangi ifade aktarır? The jacket must perform well in ____.

  1. whatever climate it is used in
  2. whichever climate it is used in
Cevabı göster

whatever climate it is used in

These future snipers will take the ghillie suits made and tested in training into actual combat.

0:36

Bu geleceğin keskin nişancıları, eğitimde yapıp test ettikleri ghillie giysilerini gerçek çatışmalarda kullanacak.

We give them steps and places of the body where we want to cover.

0:43

Onlara izlemeleri gereken adımları ve vücutlarının hangi bölgelerini kapatmalarını istediğimizi söylüyoruz.

It helps us look like nothing.

0:49

Ortada hiçbir şey yokmuş gibi görünmemizi sağlıyor.

They could even know that they're looking for us.

0:50

Hatta özellikle bizi arıyor olabilirler.

They know someone is there,

0:53

Orada birinin olduğunu bilirler,

but they cannot find us.

0:54

ama bizi bulamazlar.

Commercially made ghillie suits can cost anywhere from $200 to $400. Dilbilgisi

0:59

Ticari olarak üretilen ghillie giysileri 200 ila 400 dolara mal olabilir.

Dilbilgisi

anywhere from $200 to $400: değişken bir aralık

Anywhere from A to B, bir değerin uç noktaları A ve B olan geniş bir aralığın herhangi bir noktasında olabileceğini belirtir. Burada ticari olarak üretilen ghillie kıyafetlerinin fiyatının 200 dolar kadar düşük veya 400 dolar kadar yüksek olabileceği tahmin edilmektedir. Bu yapıda anywhere bir yeri ifade etmez. Olası değişimin genişliğini vurgular; aynı yapı fiyatlar, süreler, miktarlar, yaşlar ve diğer ölçülebilir değerlerle kullanılabilir.

Alıştırma

Geniş ve değişken bir aralığı vurgulayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Depending on the repair, it could take ____ one hour to three days.

Cevabı göster

anywhere from

It all starts with the base layer.

1:05

Her şey temel katmanla başlar.

For many,

1:08

Çoğu kişi için bu,

it's one of their old uniforms

1:09

eski üniformalarından biridir

or a used one they can buy for roughly $100.

1:11

ya da yaklaşık 100 dolara alabilecekleri kullanılmış bir üniformadır.

Yeah, just cut a bunch of pieces out of it,

1:14

Evet, üniformanın birçok yerini kesip çıkardım,

sewed a bunch of mesh into it for venting,

1:17

havalandırma için içine bolca file diktim,

and then sewed netting onto the outside of it.

1:19

ardından dışına ağ diktim.

Netting is used to break up the sniper's silhouette Notlar

1:21

Ağ, keskin nişancının siluetini bozmak

and to attach natural and artificial camouflage to the suit.

1:25

ve giysiye doğal ve yapay kamuflaj malzemeleri takmak için kullanılır.

Dilbilgisi

Amaç bildiren is used to + fiilin yalın hâli

Bu cümlede “is used to” amaç bildirir: ağ, ardından gelen eylemleri gerçekleştirmek için kullanılır. Kalıp nesne + be + used to + fiilin yalın hâli şeklindedir. “Break up” ve “attach”, kalıptan sonra bağlanan iki yalın fiildir; bu nedenle ağın iki amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren üç sözcüklü edilgen kalıpla tamamlayın: This brush ____ clean narrow bottles.

Cevabı göster

is used to

Öbek fiiller

break up an outline: dış hattın sürekliliğini bozmak

Burada “break up”, net ve kesintisiz görünen bir şekli bozmak anlamına gelir. Ağ, dış hatları düzensiz parçalara ayırarak keskin nişancının siluetinin tanınmasını zorlaştırır. Burada geçişli bir öbek fiildir: break up + nesne. Görsel anlatım veya kamuflaj bağlamında nesne; dış hat, şekil, desen ya da geniş bir renk alanı olabilir.

Alıştırma

“Irregular stripes break up the outline of the shelter,” cümlesinde “break up” ne anlama gelir?

  1. Sığınağı tamamen kaldırmak
  2. Sığınakla romantik ilişkiyi bitirmek
  3. Dış hattın tek ve kesintisiz bir şekil olarak görülmesini zorlaştırmak
Cevabı göster

Dış hattın tek ve kesintisiz bir şekil olarak görülmesini zorlaştırmak

The most common artificial camouflage is jute,

1:31

En yaygın yapay kamuflaj malzemesi jütdür;

a fibrous plant-based material.

1:35

bu, bitki kökenli lifli bir malzemedir.

You just strip it into pieces,

1:38

Onu şeritler hâlinde ayırırsınız,

and that is the hair-looking stuff all over a ghillie suit.

1:39

ghillie giysisinin her yanındaki saça benzeyen şey de budur.

But just be mindful of this color, Kalıp ifadeler

1:44

Ama bu renge dikkat edin,

right?

1:46

tamam mı?

Kalıp ifadeler

be mindful of: hareket ederken bir unsuru göz önünde bulundurmak

Bu cümlede be mindful of this color, dinleyiciden malzemeyi nasıl veya nerede kullanacağına karar verirken rengi etkin biçimde göz önünde bulundurmasını ister. Bu, yalnızca bir bilgiyi hatırlama isteği değildir; ilgili unsuru izlemeyi ve gerekirse davranışı değiştirmeyi de içerir. be mindful of + isim veya isim öbeği yapısı, sert bir uyarıda bulunmadan sakin biçimde tavsiye vermenin ya da olası bir riske dikkat çekmenin yoludur.

Alıştırma

“Bu unsuru etkin biçimde göz önünde bulundurmak ve buna göre hareket etmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before you share the photos, ____ everyone's privacy.

Cevabı göster

be mindful of

If you're not in shade,

1:46

Gölgede değilseniz,

that's not going to do you any good, Deyimler

1:47

bunun size hiçbir faydası olmaz,

right?

1:49

değil mi?

Deyimler

do you any good: pratik faydayı değerlendirmek

Bu cümlede that's not going to do you any good, söz konusu koşullarda bu seçimin dinleyiciye yararlı bir fayda sağlamayacağını veya durumu iyileştirmeyeceğini belirtir. Olumsuz not ... any yapısı, seçimin etkisiz olduğunu gösterir. do + kişi + any good yapısındaki good, kişiyi niteleyen bir sıfat değil, fayda anlamında isim benzeri bir sözcüktür. Bu yapı özellikle Will this do us any good? ve It won't do him any good. örneklerinde olduğu gibi soru ve olumsuz cümlelerde yaygındır.

Alıştırma

“Sana gerçek bir fayda sağlamak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Arguing with the automated message won't ____.

Cevabı göster

do you any good

That's going to make you stick out. Öbek fiiller

1:49

Aksine, göze batmanıza neden olur.

Öbek fiiller

stick out: çevreye uymadığı için göze çarpmak

Bu cümlede stick out, “bir şey çevresindekilerden farklı göründüğü veya farklı davrandığı için kolayca fark edilmek” anlamına gelir. Uyumsuz renk dikkat çeker ve kişinin daha kolay görülmesine yol açar. Buradaki out, göze çarpma anlamını ekler; bir nesnenin parçasının fiziksel olarak dışarı uzandığı anlamına gelmez. Bu kalıp görünüş, davranış veya hatalar için de kullanılabilir: çevresine uyum sağlamayan bir şey stick out eder.

Alıştırma

Cümleyi “uyum sağlamadığı için göze çarpmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The bright orange suitcase will ____ on the black luggage belt.

Cevabı göster

stick out

Instructors inspect students' ghillie suits several times during the sniper course.

1:50

Eğitmenler, keskin nişancı kursu boyunca öğrencilerin ghillie giysilerini birkaç kez inceler.

We do a 360 inspection

1:55

360 derecelik bir inceleme yapıyoruz;

ensuring that their points that generally get blown out,

1:57

genellikle yırtılıp açılan bölgeleri kontrol ediyoruz:

such as the crotch of the pants,

2:00

pantolonun ağ kısmı,

armpits,

2:02

koltuk altları,

elbows,

2:02

dirsekler

stuff like that.

2:03

ve benzeri yerler.

Those high-wear-and-tear areas Deyimler

2:04

Çok fazla aşınan bu bölgeler

are reinforced,

2:06

güçlendiriliyor,

Deyimler

high-wear-and-tear: yoğun kullanıma maruz kalan bölgeler

Wear and tear, normal ve tekrarlanan kullanımın yol açtığı kademeli yıpranmayı anlatan sayılamayan, kalıplaşmış bir ifadedir. Cümlede high-wear-and-tear, özellikle yoğun sürtünmeye veya kullanıma maruz kalan bölgeleri niteler; bu nedenle bu bölgeler güçlendirilmiştir. Bileşiğin tamamı areas sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak çalıştığı için kısa çizgilerle bağlanır. Burada wear giysi giymek değil, aşınma anlamındadır; tear ise yırtılma veya zorlanmadan kaynaklanan hasarı belirten bir isimdir.

Alıştırma

Cümleyi “tekrarlanan kullanımdan dolayı özellikle yoğun yıpranmaya maruz kalan” anlamındaki bileşik niteleyiciyle tamamlayın: The manufacturer reinforced the ____ areas of the backpack.

Cevabı göster

high-wear-and-tear

they're sewn down,

2:07

dikilerek sabitleniyor

they're glued.

2:08

ve yapıştırılıyor.

I know you got it extended here.

2:09

Burayı uzattığını görüyorum.

You might want to try to extend this some here to break up

2:11

Şurayı da biraz uzatmayı deneyebilirsin; böylece

this straight line.

2:14

bu düz çizgiyi bozarsın.

Every student's ghillie suit isn't going to be the same.

2:15

Her öğrencinin ghillie giysisi aynı olmayacak.

We give them left and right parameters and they fit,

2:17

Onlara belli sınırlar veriyoruz, onlar da giysiyi

you know,

2:20

hani,

wherever they fall in.

2:20

bu sınırlar içinde kendilerine göre ayarlıyor.

The durability of the suits is tested during an event known as the ghillie wash,

2:24

Giysilerin dayanıklılığı, “ghillie yıkaması” denen bir etkinlikte sınanıyor;

which happens in week two of the sniper course.

2:30

bu etkinlik, keskin nişancı kursunun ikinci haftasında yapılıyor.

Hurry up.

2:35

Çabuk olun.

Get moving.

2:37

Harekete geçin.

The purpose of the ghillie wash is to season and condition their ghillie suit, Kelime

2:39

Ghillie yıkamasının amacı, ghillie giysilerini eskitip kullanıma hazırlamak;

Kelime

season and condition: ekipmanı çevreye alıştırmak ve iyi durumda tutmak

Birlikte kullanılan season ve condition fiilleri, kıyafetin malzemesini arazi koşullarına daha uygun hâle getirmek için hazırlamayı anlatır. Burada season, malzemeyi çevreye maruz bırakmak, işlemek veya kullanmak yoluyla yeni ve yapay görünümünü kaybettirip ortama alıştırmak; condition ise kullanılabilir bir duruma getirmek veya o durumda tutmak için bakım yapmak demektir. Bu iki fiil birlikte, ekipman hazırlığının birbiriyle bağlantılı iki kısmını anlatır; yiyeceğe tat vermeyi veya fiziksel kondisyon kazanmayı anlatmaz. Aynı teknik anlamlar, kontrollü maruz bırakma, işlem veya kullanımla iyileştirilen malzeme ve ekipmanlar için de geçerlidir.

Alıştırma

Altyazıda season and condition the ghillie suit ne anlama geliyor?

  1. Malzemeyi çevreye uyum sağlayıp kullanılabilir duruma gelecek şekilde işlemek ve kullanmak
  2. Kıyafete baharat eklemek ve giyen kişiye fiziksel kondisyon kazandırmak
  3. Tüm rengi yıkayıp kıyafeti yeni görünümüne döndürmek
Cevabı göster

Malzemeyi çevreye uyum sağlayıp kullanılabilir duruma gelecek şekilde işlemek ve kullanmak

not only to help it soak up color Öbek fiiller

2:44

böylece giysi yalnızca rengi daha iyi emmekle kalmıyor,

Öbek fiiller

soak up: tamamen emmek

Soak up, bir sıvıyı, rengi veya başka bir maddeyi genellikle sünger gibi tamamen emmek anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Altyazıda, kıyafetin çamurlu sudaki rengi kendi malzemesine alması amaçlanır. Up parçacığı yukarı doğru hareket değil, tamlık veya yüksek kapasite anlamı katar. Bu yapı mecazi olarak bilgiyi, ilgiyi, güneş ışığını veya bir ortamın havasını içine çekmek için de kullanılır.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz iki sözcüklü öbek fiili doğru zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The dry towel quickly ____ all the spilled water.

Cevabı göster

soaked up

and to have it kind of more natural and earthy.

2:46

daha doğal ve topraksı bir görünüme de kavuşuyor.

It also allows us to find any weak points they could potentially have in their ghillie suits.

2:48

Ayrıca ghillie giysilerinde bulunabilecek zayıf noktaları görmemizi sağlıyor.

Just kind of see how anything would tear,

2:52

Herhangi bir yerin nasıl yırtılabileceğine,

like the netting and stuff on the back.

2:54

örneğin sırttaki ağlara ve benzeri parçalara bakıyoruz.

The ghillie wash starts with students crawling and rolling across various terrains,

2:57

Ghillie yıkaması, öğrencilerin farklı zeminlerde sürünüp yuvarlanmasıyla başlıyor.

To your left.

3:03

Soluna.

To your left.

3:04

Soluna.

Hey, hey.

3:06

Hey, hey!

including gravel,

3:07

Bu zeminler arasında çakıl,

pavement,

3:09

asfalt

and sand.

3:11

ve kum var.

What is the primary role of a sniper?

3:12

Bir keskin nişancının başlıca görevi nedir?

To engage the enemy. Kelime

3:16

Düşmanla çatışmak.

Kelime

Askerî İngilizcede engage the enemy

Askerî İngilizcede engage, karşı bir güçle çatışmaya girmek veya ona saldırmak anlamında kullanılan geçişli bir fiildir. The enemy doğrudan nesnedir; bu nedenle engage the enemy, düşman kuvvetleriyle savaşmak ya da onlara saldırmak demektir, onların ilgisini çekmek veya onlarla sosyal etkileşim kurmak değil. Bu anlam emirlere, eğitimlere, angajman kurallarına ve askerî haberlere sıkça yansır. Çatışma bağlamı, sözcüğün bu özel anlamda kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

“The unit was ordered to engage the enemy,” cümlesinde engage the enemy ne anlama gelir?

  1. Bir düşman askeriyle resmen nişanlanmak
  2. Düşmanın ilgisini üzerinde tutmak
  3. Düşman kuvvetleriyle savaşmak veya onlara saldırmak
Cevabı göster

Düşman kuvvetleriyle savaşmak veya onlara saldırmak

We soak them down,

3:19

Üzerlerine bolca su tutup

get them wet.

3:20

onları sırılsıklam ediyoruz.

That's going to start creating a lot of weight.

3:21

Bu da ciddi bir ağırlık oluşturmaya başlıyor.

It's going to make it a little bit harder for them as well.

3:23

İşlerini biraz daha zorlaştırıyor.

Exercises such as lunges,

3:30

Öne hamle,

squats,

3:33

çömelme

and push-ups test the suits' ability to stretch under pressure.

3:34

ve şınav gibi hareketler, giysilerin baskı altında esneme kabiliyetini sınar.

They're just kind of testing out their ghillie suit in the sense of Öbek fiiller

3:38

Bu şekilde ghillie giysilerini test edip

Öbek fiiller

Testing out: bir şeyi pratikte denemek

Test out, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını veya uygun olup olmadığını görmek için onu pratikte kullanmak ya da denemek demektir. Burada kursiyerler ghillie kıyafetinin performansını değerlendirmek için onu gerçekten kullanıyor; out öbek fiilin bir parçasıdır, yer bildirmez. Test out ayrılabilen bir öbek fiildir: test the suit out ve test out the suit yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: test it out deyin, test out it demeyin.

Alıştırma

Cümleyi test out ile tamamlayın ve parçacığı zamirin çevresine doğru yerleştirin: This backpack is new, so before the long hike, I want to ____ it ____ on a short trail.

Cevabı göster

test · out

how able was it to take a beating. Deyimler

3:42

ne kadar hırpalanmaya dayanabildiklerini görüyorlar.

Deyimler

“take a beating”: ağır hasara dayanmak

Bu cümlede “take a beating”, tekrarlanan darbelere, sert muameleye veya ciddi aşınmaya dayanmak anlamına gelir. Hasarı alan kıyafettir; kıyafet herhangi bir şeye vurmaz. Bu ifade, darbe alan bir kişi ya da nesne için gerçek anlamda veya büyük zarar gören bir piyasa, itibar ya da plan için mecaz anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

“The delivery boxes took a beating in the storm,” cümlesinde kutulara ne oldu?

  1. Birine saldırdılar.
  2. Çok fazla hasara veya güçlü darbeye maruz kaldılar.
  3. Özenle korundular.
Cevabı göster

Çok fazla hasara veya güçlü darbeye maruz kaldılar.

After roughing up their suits, Öbek fiiller

3:47

Giysilerini iyice hırpaladıktan sonra

students crawl on their stomachs and backs

3:49

öğrenciler karınları ve sırtları üzerinde sürünerek

through wet and muddy trenches to add color to them.

3:53

giysilerine renk katmak için ıslak ve çamurlu hendeklerden geçiyor.

Öbek fiiller

“roughing up”: bir nesneyi sertçe hırpalayıp eskitmek

Burada “roughing up their suits”, kıyafetleri çizilecek, eskiyecek veya hafifçe hasar görecek kadar sert biçimde tutmak anlamına gelir. Öğrenciler bunu bilerek yapar; nesne kıyafetlerdir, dolayısıyla ifade bir kişiye saldırmayı anlatmaz. “Rough up” ayrılabilen bir öbek fiildir: rough the suits up ve rough up the suits yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortada kullanılmalıdır: rough them up denir, rough up them denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede “rough up”, bir nesneyi bilerek eskimiş göstermek anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers warmed up before climbing the hill.
  2. The guards roughed up the prisoner behind the building.
  3. The prop artist roughed up the shiny helmet to make it look battle-worn.
Cevabı göster

The prop artist roughed up the shiny helmet to make it look battle-worn.

It's not necessarily we're trying to find a weak point at that point, Anlatım akışı

4:01

O aşamada asıl amacımız zayıf bir nokta bulmak değil,

but we're trying to get that color deeply rooted into the fabric.

4:04

rengin kumaşın derinliklerine iyice işlemesini sağlamak.

Anlatım akışı

not necessarily ... but ... ile odağı temkinli biçimde değiştirmek

not necessarily ... but ... yapısında not necessarily, ilk düşüncenin reddedilmesini yumuşatır: Konuşmacı bu düşüncenin bazı durumlarda doğru olabileceğini, ancak burada en iyi veya eksiksiz açıklama olmadığını belirtir. but sözcüğü dikkati asıl amaca yöneltir. Bu kalıp, beklenen bir yorumu kesin biçimde reddetmeden düzeltip ardından daha önemli noktayı sunarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hızın hâlâ önemli olabileceği ihtimalini koruyarak temkinli bir düzeltme yapan cümle hangisidir?

  1. It's not about speed, but about control.
  2. It's not necessarily about speed, but about control.
  3. It's not only about speed, but also about control.
Cevabı göster

It's not necessarily about speed, but about control.

There is really,

4:06

Burada gerçekten

really deep clay mud that's pretty prominent here.

4:08

çok derin ve bol miktarda killi çamur var.

So it's a good source for

4:10

Bu yüzden çok işe yarıyor,

when you're trying to get that earthy tone here. Kelime

4:13

özellikle buradaki o topraksı tonu elde etmek istediğinizde.

Kelime

earthy tone: sakin ve doğal görünümlü bir renk

Burada earthy tone; toprak, kil, ahşap, kuru ot veya başka doğal malzemeleri andıran sakin bir renk anlamına gelir. Tek bir kesin renkten çok kahverengileri, açık kahverengileri, toprak sarılarını, soluk yeşilleri ve benzer tonları çağrıştırır. Bu ifadede tone, bir kişinin sesi veya tutumu değil, rengin niteliği ya da tonu anlamındadır. Earthy; doğal, dengeli ve genellikle parlak ya da çok doygun olmayan bir görünüm anlamı katar.

Alıştırma

"The walls have a soft, earthy tone," cümlesinde earthy tone ne anlama gelir?

  1. Parlak, neon benzeri bir renk
  2. Toprak, kil veya bitkiler gibi sakin ve doğal görünümlü bir renk
  3. Konuşmacının sakin konuşma biçimi
Cevabı göster

Toprak, kil veya bitkiler gibi sakin ve doğal görünümlü bir renk

The clay around here in Georgia tastes pretty good,

4:14

Georgia'daki kilin tadı oldukça güzel,

so.

4:17

yani.

The last section of the ghillie wash takes place in a 200-foot long trench

4:19

Ghillie yıkamasının son bölümü, 200 fit uzunluğundaki bir hendekte gerçekleşiyor;

filled with water reaching up to chest high.

4:24

hendek, göğüs hizasına kadar yükselen suyla dolu.

We have them low crawling over any kind of like obstacles and stuff like that. Dilbilgisi

4:30

Onları her türlü engelin üzerinden yere yapışarak süründürüyoruz.

Dilbilgisi

have them low crawling: have + nesne + -ing

Bu cümlede have ettirgen bir fiildir: have them low crawling, onların alçak sürünme yapmasını ayarlamak veya bunu yapmalarını istemek anlamına gelir. Them nesnedir; low crawling ise onlara yaptırılan etkinliği belirten -ing tamamlayıcısıdır. have + nesne + -ing kalıbı genellikle bir etkinliği birinin yönlendirmesi altında süren, tekrarlanan veya devam ettirilen bir süreç olarak sunar. Buradaki have, ‘sahip olmak’ anlamına gelmez ve bitmiş zaman kuran bir yardımcı fiil değildir.

Alıştırma

have + object + -ing yapısını kullanın. The players need to stay active throughout warm-ups. Cümleyi tamamlayın: The coach ____ around the track throughout warm-ups.

Cevabı göster

has them jogging

to see if the area that they drag themselves on will possibly peel up. Öbek fiiller

4:33

Böylece, sürünürken yere temas eden kısımların kalkıp kalkmayacağını görüyoruz.

Öbek fiiller

peel up: yapışık olduğu yüzeyden kalkmak

Burada peel up geçişsiz bir öbek fiildir: yapışmış veya kaplama görevi gören bir malzeme, çoğunlukla bir kenardan başlayarak altındaki yüzeyden kalkmaya, kıvrılmaya ya da ayrılmaya başlar. Özne, ayrılabilecek alan veya malzemedir; bunu soyan bir kişi yoktur. up parçacığı malzemenin yüzeyden yukarı doğru kalkmasını vurgular. Bu ifade bant, etiket, boya, film, döşeme veya katmanlı ekipman malzemeleri için yaygın olarak kullanılır; yiyeceğin kabuğunu soyma anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve yapışık olduğu yüzeyden kalkmak anlamına gelen iki kelimeli öbek fiille tamamlayın: After water got underneath them, the adhesive floor tiles began to ____ at the corners.

Cevabı göster

peel up

And again,

4:37

Bir de,

any kind of stitching is going to rip.

4:38

herhangi bir dikiş yeri sökülecekse burada sökülüyor.

After climbing out of the trench,

4:46

Hendekten çıktıktan sonra

the students get hosed off to remove any excess mud Öbek fiiller

4:48

fazla çamuru temizlemek için öğrencilere hortumla su tutuluyor;

Öbek fiiller

Get hosed off: hortumla yıkanmak

To hose something or someone off, çamur gibi bir maddeyi çıkarmak için bir şeye veya birine hortumla su püskürtmek demektir. Burada çamuru temizlemek için öğrencilere ve kıyafetlerine su püskürtülür. get + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin eylemi alan taraf olduğunu gösterir: the students get hosed off, birinin öğrencileri hortumla yıkadığı anlamına gelir. Bu somut bağlamda ifade, “kandırılmak veya kötü muamele görmek” anlamındaki gündelik get hosed deyimi değildir.

Alıştırma

“Hortumla su püskürterek temizlemek” anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: The gardener will ____ the muddy wheelbarrow before putting it away.

Cevabı göster

hose off

before hanging their suits out to dry. Deyimler

4:52

sonra giysilerini kuruması için asıyorlar.

Deyimler

Hang their suits out to dry: gerçek ve deyimsel anlam

Bu cümlede hanging their suits out to dry gerçek anlamdadır: öğrenciler ıslak kıyafetleri asar ve kuruyana kadar havayla temas edecek şekilde bırakır. Hang fiilinden sonra their suits nesnesi gelir; out to dry ise kıyafetlere ne yapıldığını ve bunun amacını açıklar. Nesne bir insan veya grup olduğunda aynı yapı deyim olarak kullanılabilir: hang someone out to dry, birini zor durumda yalnız bırakmak veya suçu üstlenmesine izin vermek demektir. Amaçlanan anlamı nesne ve durum gösterir; burada ıslak kıyafetler gerçek anlamı açıkça belirtir.

Alıştırma

Hang out to dry hangi cümlede mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The committee blamed one junior employee and hung her out to dry.
  2. After the swim, I hung my towel out to dry.
  3. We hung the wet tent out to dry in the sun.
Cevabı göster

The committee blamed one junior employee and hung her out to dry.

It is a very physical event,

4:56

Fiziksel olarak son derece zorlayıcı bir etkinlik,

but it's completely necessary.

4:58

ama kesinlikle gerekli.

Like we have to test out these ghillie suits to make sure they're going to withstand the test of time. Deyimler

4:59

Bu ghillie giysilerini, yıllarca dayanacaklarından emin olmak için mutlaka test etmeliyiz.

Deyimler

withstand the test of time: zamanın sınavına dayanmak

Burada withstand, “bir zorluğa rağmen sağlam veya etkili kalmak” anlamına gelir. The test of time, tek bir planlı test değil; yıllar süren kullanım, değişim ve baskıyı anlatan mecazi bir ifadedir. X withstands/will withstand the test of time kalıbı, uzun vadeli dayanıklılığı veya kalıcı değeri değerlendirmek için kullanılır. Bu cümlede kıyafetler, yıllar boyunca kullanılabilir ve güvenilir kalıp kalmayacaklarını görmek için test edilmektedir.

Alıştırma

Cümleyi withstand ile başlayan ve “uzun yıllar dayanıklı kalmak” anlamına gelen beş sözcüklük tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: The museum chose stone that could ____.

Cevabı göster

withstand the test of time

The culminating test of the ghillie suits comes during stalk events. Kültür

5:11

Ghillie giysilerinin nihai sınavı, gizli yaklaşma etaplarında yapılıyor.

Kültür

keskin nişancı eğitimindeki stalk events

Burada stalk events, keskin nişancı adaylarının kamuflaj kullanarak arazide bir hedefe veya gözlem alanına fark edilmeden yaklaştıkları saha değerlendirmeleridir. Stalk burada bir kişiyi taciz etmek veya gizlice takip etmek anlamındaki gündelik kullanımı değil, gizlice yaklaşmayı ifade eden askerî arazi becerisi anlamını taşır. Event, planlanmış bir eğitim tatbikatı veya değerlendirilen bir aşama demektir. Dolayısıyla cümle, kıyafetlerin son uygulamalı testinin bu gizlenme ve yaklaşma tatbikatları sırasında yapıldığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede stalk events ifadesi ne anlama geliyor?

  1. İstenmeyen kişisel tacizin nasıl bildirileceği hakkında bir ders
  2. Arazide fark edilmeden yaklaşmayı içeren değerlendirmeli bir saha tatbikatı
  3. Kursiyerlerin açıkça bitiş çizgisine koştuğu süreli bir yarış
Cevabı göster

Arazide fark edilmeden yaklaşmayı içeren değerlendirmeli bir saha tatbikatı

Students must navigate through wooded terrain

5:18

Öğrenciler ağaçlık arazide ilerlerken

without being spotted by the instructors walking around them Dilbilgisi

5:21

çevrelerinde dolaşan eğitmenlere

Dilbilgisi

without being spotted: without sonrasındaki edilgen biçim

Bu cümlede without, öğrencilerin hareket ederken uyması gereken koşulu belirtir: eğitmenler onları fark etmemelidir. Öğrenciler eylemden etkilenen taraf olduğu için being spotted, being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen -ing biçimidir. Without sonrasında tam çekimli bir yan cümle yerine isim veya -ing biçimi kullanılır. Aktarılabilir without being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, öznenin o eyleme maruz kalmaktan kaçındığını ifade eder; being çıkarılırsa edilgen yapı kaybolur.

Alıştırma

Cümleyi without ve spot fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The witness left through a side door ____ by reporters.

Cevabı göster

without being spotted

or by those observing from afar with binoculars. Kalıp ifadeler

5:26

ya da uzaktan dürbünle gözlem yapanlara görünmemek zorunda.

Kalıp ifadeler

from afar: uzaktaki bir gözlem noktası

From afar, çok uzak bir yerden anlamına gelir. Burada gözlemcilerin bakış noktasını belirtir: öğrencileri yakından değil, uzaktan izlerler. Dil bilgisi açısından afar bir uzaklık zarfıdır. From afar ifadesinin tamamı da zarf görevi görerek bakma veya gözlemleme gibi bir eylemin gerçekleştiği uzak bakış noktasını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki çok uzak bir yerden anlamına gelen iki sözcüklü kalıp ifadeyle tamamlayın: The rescue team monitored the volcano ____.

Cevabı göster

from afar

Before the event begins,

5:34

Etkinlik başlamadan önce

the class covers themselves in natural vegetation

5:35

sınıftaki öğrenciler kendilerini doğal bitkilerle kaplıyor;

that matches their surroundings.

5:39

bu bitkiler çevreleriyle uyumlu oluyor.

On their ghillie suits,

5:42

Ghillie giysilerinde,

they have a number of tie-downs

5:43

bir dizi bağlama noktası bulunuyor;

on the hat and the top of the pants.

5:44

bunlar şapkada ve pantolonun üst kısmında yer alıyor.

They'll tie natural vegetation that matches the environment they're currently in, Dilbilgisi

5:46

Bulundukları ortama uygun doğal bitkileri bu noktalara bağlıyorlar;

Dilbilgisi

the environment they're currently in: ilgi zamirinin atılması ve edatın sonda kalması

“the environment they’re currently in” isim grubunda “they’re currently in” yan cümlesi environment sözcüğünü niteler ve hangi ortamın kastedildiğini belirtir. Tam biçim “the environment that they’re currently in” şeklindedir; that, in edatının nesnesi olduğu için atılabilir. Sondaki in gereksiz değildir. be in an environment yapısındaki yer ilişkisini tamamlar. Bu tür ilgi cümlelerinde edatı sonda bırakmak standarttır ve özellikle konuşmada ve nötr yazıda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle nesne görevindeki ilgi zamirini doğal biçimde atarken gerekli edatı korur?

  1. The chair I was in sitting was surprisingly comfortable.
  2. The chair I was sitting in was surprisingly comfortable.
  3. The chair I was sitting was surprisingly comfortable.
Cevabı göster

The chair I was sitting in was surprisingly comfortable.

uh just to give them an initial base layer of camouflage

5:50

ıı, bu onlara başlangıçta temel bir kamuflaj katmanı sağlıyor

as they move through the land.

5:53

ve arazide ilerlerken işe yarıyor.

Students are taught to use a 30-to-70 ratio of artificial to natural camouflage Kalıp ifadeler

5:55

Öğrencilere yapay ve doğal kamuflajı 30'a 70 oranında kullanmaları öğretiliyor

Kalıp ifadeler

a 30-to-70 ratio of artificial to natural camouflage: A'nın B'ye oranı

a ratio of A to B kalıbı, A miktarını B miktarıyla bu sırada karşılaştırır. Burada A yapay kamuflaj, B ise doğal kamuflajdır; dolayısıyla 30-to-70, her 30 birim yapay malzemeye karşılık 70 birim doğal malzeme anlamına gelir. artificial to natural camouflage ifadesinde camouflage sözcüğü artificial sonrasında da anlaşılır, ancak tekrarı önlemek için yalnızca natural sonrasında söylenir. 30-to-70 içindeki kısa çizgiler, sayıların ratio önünde birlikte bileşik bir niteleyici oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi a ratio of A to B yapısında kullanılan standart bağlayıcıyla tamamlayın: The recipe uses a ratio of one cup of rice ____ two cups of water.

Cevabı göster

to

and must carefully pick which kinds of foliage to use.

6:01

ve hangi bitki türlerini kullanacaklarını dikkatle seçmeleri gerekiyor.

Here in Georgia,

6:06

Burada, Georgia'da

it's so hot and humid,

6:07

hava çok sıcak ve nemli olduğundan

everything dies kind of quickly. Ton ve niyet

6:08

her şey epey çabuk ölüyor.

Ton ve niyet

Konuşma dilinde yumuşatma ifadesi olarak kind of

Bu cümlede kind of, quickly sözcüğünü niteler. “Biraz” veya “kabaca söylemek gerekirse” anlamına gelir; böylece konuşmacı iddiayı kesin ve istisnasız bir kural değil, yaklaşık bir eğilim olarak sunar. Buradaki kind of, zarftan önce kullanılan konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesidir. Bir şeyi sınıflandırmaz; kategori bildiren yapı, ardından isim gelen a kind of ifadesidir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi “biraz” anlamındaki konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesiyle tamamlar? The new schedule is ___ confusing at first.

  1. kind of
  2. kind
  3. a kind of
Cevabı göster

kind of

The only thing that's going to really live on you a long time

6:10

Üzerinizde gerçekten uzun süre canlı kalacak tek şey

is uh pine leaves and stuff.

6:12

çam iğneleri ve benzeri bitkiler.

And the smaller the shorter the plant is, Dilbilgisi

6:14

Bitki ne kadar küçük ve kısa olursa

the longer it'll live.

6:16

o kadar uzun süre canlı kalır.

Dilbilgisi

The shorter ..., the longer ... bağlantılı karşılaştırma yapısı

the + comparative ..., the + comparative ... kalıbı birlikte değişen iki değişkeni birbirine bağlar: biri değiştikçe diğeri de buna karşılık değişir. İlk yan cümle değişen koşulu, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu belirtir. Bu cümlede bitkinin daha kısa olması, daha uzun yaşamasıyla ilişkilendirilir. İki the, yapının parçaları olarak birlikte çalışır; ilk the yalnızca bir ismin önündeki belirli artikel değildir.

Alıştırma

early ve soon sözcüklerini bağlantılı karşılaştırma kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ you start, ____ you'll finish.

Cevabı göster

The earlier · the sooner

Once the class enters the woods,

6:20

Öğrenciler ormana girdikten sonra

they must keep a low profile, Deyimler

6:22

fazla dikkat çekmemeli,

moving slowly and deliberately

6:25

yavaş ve bilinçli hareket ederek

to avoid drawing the eye of an instructor. Deyimler

6:27

eğitmenlerin gözüne takılmaktan kaçınmalıdır.

Deyimler

Keep a low profile: dikkat çekmemek

Keep a low profile, dikkat çekmekten kaçınacak biçimde davranmak demektir. Burada bilinçli gizlenmeyi anlatır: öğrenciler, bir eğitmenin onları görme olasılığını azaltmak için göze çarpan hareketleri sınırlar. Bu deyimsel bir ifadedir. Profile burada çevrim içi hesap veya yalnızca yüzün yandan görünüşü değildir; a low profile, düşük görünürlük ya da kamuoyu önündeki görünürlüğün az olmasıdır.

Alıştırma

'Dikkat çekmekten kaçınmak' anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the sudden media coverage, the actor decided to ____ for a few weeks.

Cevabı göster

keep a low profile

Deyimler

Drawing the eye: görsel dikkati çekmek

Draw the eye, bir görüntünün kişinin bakışını kendine çekmesi gibi görsel dikkati çekmek demektir. Bu cümlede ani bir hareket, eğitmenin öğrencilere doğru bakmasına neden olabilir. Drawing, avoid fiilinden sonra -ing biçimi gerektiği için kullanılan draw biçimidir. the eye nesnesi genel olarak izleyenin bakışını ifade eder; gerçek bir gözün hareket ettirilmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

'Görsel dikkati çekmek' anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the all-white room, the blue chair seems to ____ immediately.

Cevabı göster

draw the eye

As the foliage around them changes,

6:32

Çevrelerindeki bitki örtüsü değiştikçe

the students swap out the natural vegetation on their ghillie suits Öbek fiiller

6:34

öğrenciler ghillie giysilerindeki doğal bitkileri değiştirerek

to match their environment.

6:38

bulundukları ortama uyum sağlıyor.

Öbek fiiller

swap out: mevcut öğeyi çıkarıp yenisiyle değiştirmek

Swap out, hâlihazırda kullanılan bir şeyi çıkarıp yerine başka bir şey koymak anlamına gelir. Bu cümlede öğrenciler artık çevreye uymayan bitkileri çıkarıp değişen ortama uyan bitkileri takar. Bu ifade, iki şeyi yalnızca hareket ettirmeye veya yerlerini değiştirmeye değil, birinin yerine yenisini koymaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi swap out ile tamamlayın ve zamiri doğal yerine koyun: This battery no longer holds a charge, so let's ____ for a new one.

Cevabı göster

swap it out

But even the smallest of imperfections in a student's camouflage will get them spotted. Dilbilgisi

6:42

Ancak öğrencinin kamuflajındaki en ufak bir kusur bile fark edilmesine yol açar.

Dilbilgisi

get them spotted: get + kişi + geçmiş zaman ortacıyla edilgen sonuç

Get + kişi + geçmiş zaman ortacı, o kişinin edilgen bir sonuç yaşamasına neden olmayı anlatabilir. get them spotted ifadesinde them eylemden etkilenen taraftır: kamuflajdaki bir kusur, başkalarının öğrencileri fark etmesine yol açar. Bu yapı, özellikle istenmeyen bir sonucu başka bir şeyin sonucu olarak sunar; get someone caught, hurt veya fired buna örnektir. Burada get “elde etmek” anlamına gelmez ve spotted öğrencilerin başkalarını fark ettiği anlamını taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle, parlak renkli bir kolun diğer takımın Elena'yı fark etmesine yol açabileceği anlamına gelir?

  1. A bright sleeve could get Elena spotted by the other team.
  2. A bright sleeve could stop Elena from spotting the other team.
  3. A bright sleeve could get Elena to spot the other team.
Cevabı göster

A bright sleeve could get Elena spotted by the other team.

He is prone Kelime

6:47

O, yüzüstü yatıyor.

Kelime

Yüzüstü vücut pozisyonu anlamındaki prone

“He is prone” cümlesinde prone, kişinin göğsü ve yüzü yere dönük şekilde düz uzandığını belirten yüklem sıfatıdır. Kişiliğini veya gelecekteki bir olasılığı değil, fiziksel duruşunu anlatır. Askerî, tıbbi veya vücut pozisyonuyla ilgili bir bağlamda prone, be fiilinden sonra tek başına geldiğinde “yüzüstü” olarak anlaşılır. Eğilim anlamı için normalde prone to yapısından sonra bir isim veya -ing biçimi gerekir.

Alıştırma

Bir tatbikat sırasında eğitmen “Stay prone behind the barrier.” diyor. prone burada ne anlama gelir?

  1. Sırtüstü yatıp yukarı bakmak.
  2. Vücudun ön tarafı aşağı bakacak şekilde düz uzanmak.
  3. Hata yapmaya yatkın olmak.
Cevabı göster

Vücudun ön tarafı aşağı bakacak şekilde düz uzanmak.

and then spotter spotting scope.

6:48

Bir de gözcünün gözlem dürbünü var.

Not a bad position at all, right? Ton ve niyet

6:51

Hiç de kötü bir konum değil, değil mi?

Ton ve niyet

Ölçülü onay olarak Not a bad position at all, right?

Not a bad position, olumsuz biçimde ifade edilen ölçülü bir olumlu değerlendirmedir: konuşmacı konumun iyi olduğunu doğrudan söylemek yerine, kontrollü ama gerçek bir onay verir. Bağlam içinde konumun kötü olduğu değil, yaklaşık olarak “oldukça iyi bir konum” olduğu anlamına gelir. at all değerlendirmeyi güçlendirir; bu nedenle not bad at all, tek başına not bad ifadesinden daha olumludur. Sondaki right? yorumu bir onay veya doğrulama davetine dönüştürür ve etkileşimi sürdürür.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız taslağınızı inceliyor ve “Not a bad opening at all, right?” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. İş arkadaşı girişi sert biçimde eleştirip özür bekliyor.
  2. İş arkadaşı ölçülü bir onay verip karşısındakini katılmaya davet ediyor.
  3. İş arkadaşının hiçbir fikri yok ve yalnızca girişin nerede olduğunu soruyor.
Cevabı göster

İş arkadaşı ölçülü bir onay verip karşısındakini katılmaya davet ediyor.

Uh if you would have vegged more on that spotting scope, Notlar

6:53

O gözlem dürbününü biraz daha fazla bitkiyle kaplasaydınız

you guys probably would have been all right.

6:56

muhtemelen fark edilmezdiniz.

Dilbilgisi

if you would have vegged more ... would have been all right: geçmişe aykırı koşul

Bu cümle, geçmişte gerçekleşmemiş bir durumu geriye dönük olarak değerlendirir: grup gözetleme dürbününe yeterince bitki örtüsü koymamıştır ve konuşan kişi bunun yapılmasının kötü sonucu önleyebileceğini düşünmektedir. would have been all right hayal edilen sonucu belirtir. Standart yazılı İngilizcede geçmişe aykırı bir koşul genellikle if + had + past participle yapısını kullanır: if you had vegged more..., you probably would have been all right. Bazı konuşurlar gündelik konuşmada if yan cümlesinde would have kullanır; öğrenciler bu biçimi tanımalı, ancak onu varsayılan resmî kalıp olarak görmemelidir.

Alıştırma

Standart geçmişe aykırı koşulu tamamlamak için check fiilinin past perfect biçimini kullanın: If we ____ the map more carefully, we probably would not have taken the wrong turn.

Cevabı göster

had checked

Kelime

vegged more: kamuflaj için bitki örtüsü eklemek

Burada veg, kamuflaj amacıyla bir ekipmana doğal bitki örtüsü eklemek anlamına gelen uzmanlık alanına özgü, gündelik bir kısaltmadır. vegged more, kursiyerlerin çevreye karışması için gözetleme dürbününün etrafına daha fazla bitki bağlaması veya yerleştirmesi gerektiği anlamına gelir. Bu geçişli bir kullanımdır: bir kişi bir ekipmanı veg yapabilir. Miktar bildiren more, daha fazla bitki örtüsü veya kamuflaj demektir; dinlenmek ya da sebze yemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede vegged more ne anlama geliyor?

  1. Dürbünü kullanırken daha fazla sebze yedi.
  2. Dürbünün yanında dinlenerek daha fazla zaman geçirdi.
  3. Kamuflaj için dürbüne daha fazla doğal bitki örtüsü ekledi.
Cevabı göster

Kamuflaj için dürbüne daha fazla doğal bitki örtüsü ekledi.

I had like a screen over the top of my tripod,

6:57

Tripodumun üstünde ağ gibi bir örtü vardı

and uh it was like an off color Kelime

7:01

ve ıı, rengi biraz uyumsuz kalıyordu

for the foliage that was around.

7:03

çevredeki bitki örtüsüne göre.

Kelime

uyumsuz bir renk tonu anlamında off color

Burada off color, bir rengin yanlış görünmesi veya çevredeki bitki örtüsüyle uyuşmaması anlamına gelir. Perdenin tonu çevreye karışmak yerine göze çarpmasına neden oluyordu. an off color isim grubunda off, “uygun olmayan” veya “belirgin biçimde farklı” demektir. Yakındaki görsel bağlam bu anlamı seçtirir; ifade kaba mizahı veya hastalığı anlatmaz.

Alıştırma

“The replacement button was an off color next to the others,” cümlesinde off color ne anlama gelir?

  1. Renk tonu diğer düğmelerle uyuşmuyor.
  2. Birinin kendini biraz hasta hissetmesine neden oluyor.
  3. Üzerinde kaba bir mesaj yazıyor.
Cevabı göster

Renk tonu diğer düğmelerle uyuşmuyor.

I mean,

7:05

Yani,

you're not going to go out there and not learn something. Dilbilgisi

7:05

oraya çıkıp da hiçbir şey öğrenmeden dönmeniz mümkün değil.

Dilbilgisi

not ... and not learn something: güçlü bir olumlu sonuç bildiren iki olumsuzluk

Cümlede iki ayrı olumsuzluk vardır: ilk not, go out there and not learn something sonucunun tamamını reddederken ikinci not doğrudan learn fiiline aittir. Daha basit ifadeyle, oraya gidip hiçbir şey öğrenmemek gerçekçi bir sonuç olarak görülmez. Dolayısıyla konuşmacı güçlü ve olumlu bir tahminde bulunur: gerçek yaşam deneyimine katılırsanız bir şey öğreneceksiniz. Bu konuşma kalıbı, yararlı bir sonucu çoğu zaman kaçınılmazmış gibi ifade eder.

Alıştırma

“You're not going to volunteer at the shelter and not learn patience,” cümlesinde konuşmacı ne demek istiyor?

  1. Konuşmacı dinleyicinin orada gönüllü olmasını istemiyor.
  2. Orada gönüllü olmak sana neredeyse kesinlikle sabrı öğretecek.
  3. Orada gönüllü olmak muhtemelen sana hiçbir şey öğretmeyecek.
Cevabı göster

Orada gönüllü olmak sana neredeyse kesinlikle sabrı öğretecek.

So,

7:07

Bu yüzden

it's definitely fun.

7:08

kesinlikle eğlenceli.

You don't put it on and just disappear.

7:10

Giysiyi giyer giymez ortadan kaybolmuyorsunuz.

It's not like the movies or a video game, Anlatım akışı

7:11

Filmlerdeki ya da video oyunlarındaki gibi değil;

but you put it on

7:13

ama onu giydiğinizde

and it helps us to achieve a blending effect with our environment.

7:15

çevremizle bütünleşmemize yardımcı oluyor.

Anlatım akışı

Abartılı bir karşılaştırmayı düzeltmek için It's not like X, but Y

It's not like X, but Y kalıbı önce hatalı bir karşılaştırmayı veya beklentiyi reddeder. Buradaki X, bir şeyi giymenin kişiyi anında görünmez yaptığına dair film ya da video oyunu tarzı düşüncedir. Ardından but, dinleyiciyi daha doğru ve sınırlı olan Y iddiasına yönlendirir: bu kıyafet kişinin çevreyle bütünleşmesine yardımcı olur. Y'nin X'in mantıksal olarak tam karşıtı olması gerekmez; bir abartının yerine geçen gerçekçi bir düzeltme olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede but hangi işlevi görüyor?

  1. İki açıklamanın da aynı ölçüde doğru olduğunu gösterir.
  2. Konuyu kamuflajdan eğlenceye çevirir.
  3. Abartılı bir karşılaştırmayı reddettikten sonra daha gerçekçi bir düzeltme sunar.
Cevabı göster

Abartılı bir karşılaştırmayı reddettikten sonra daha gerçekçi bir düzeltme sunar.

A well-constructed and properly maintained ghillie suit

7:20

İyi yapılmış ve doğru şekilde bakımı yapılmış bir ghillie giysisi

can last a sniper's entire career.

7:24

bir keskin nişancının tüm kariyeri boyunca dayanabilir.

I've done multiple washes in my ghillie suit

7:26

Ghillie giysimle birden fazla yıkamadan geçtim

and I've had it the entirety of me being a sniper.

7:29

ve keskin nişancı olduğum süre boyunca hep bu giysiyi kullandım.

The only time I have to do anything to it is just replace jute

7:32

Üzerinde yapmam gereken tek şey jütleri değiştirmek;

because it's natural

7:35

çünkü bunlar doğal malzeme

and it's going to wear away eventually. Öbek fiiller

7:36

ve sonunda aşınıp gidiyor.

Öbek fiiller

Malzemenin yavaş yavaş kaybını anlatan wear away

Wear away, küçük miktarlardaki malzeme sürtünme, hava koşulları veya tekrarlanan kullanım nedeniyle ortadan kalktıkça bir şeyin incelmesi, pürüzsüzleşmesi ya da yavaş yavaş kaybolması anlamına gelir. Bu cümlede doğal malzeme zaman içinde azar azar bozulacaktır; bir anda yırtılmayacak veya yok olmayacaktır. Değişen şey the coating wears away örneğindeki gibi özne olabilir. Ayrıca bir kuvvet, water wears the rock away örneğindeki gibi bir malzemeyi aşındırabilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan öbek fiili seçin: After decades of footsteps, the edges of the stone stairs slowly began to ____.

  1. wear away
  2. wear out
  3. wear off
Cevabı göster

wear away

But all the stitching,

7:37

Ama tüm dikişler

everything like that has continuously held up over the years.

7:39

ve benzeri her şey yıllar boyunca sağlamlığını korudu.

That's the beauty of the ghillie suit

7:42

Ghillie giysisinin güzelliği de burada:

is that it can be manipulated in so many different ways Kelime

7:43

O kadar farklı şekilde değiştirilebilir ki

Kelime

be manipulated: nötr teknik ayarlama anlamı

Burada be manipulated edilgen bir fiil öbeğidir: malzeme birçok farklı şekilde fiziksel olarak ele alınabilir, ayarlanabilir, düzenlenebilir veya değiştirilebilir. Malzemeye odaklanan bu teknik bağlamda anlam nötrdür. Manipulate fiilinin anlamını nesne ve bağlam belirler. Ekipman, veri, görüntü veya malzemelerle kullanıldığında çoğunlukla bunları bilinçli biçimde değiştirmek ya da kontrol etmek anlamına gelir; bir insanla kullanıldığında ise genellikle haksız veya aldatıcı kontrolü ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede be manipulated ne anlama geliyor?

  1. Aldatılarak bir şey yapmaya zorlanmış
  2. Fiziksel olarak ayarlanmış veya yeniden şekillendirilmiş
  3. Kullanılamadığı için atılmış
Cevabı göster

Fiziksel olarak ayarlanmış veya yeniden şekillendirilmiş

to kind of tailor it to whatever environment you're in. Kalıp ifadeler

7:45

bulunduğunuz her ortama uyarlanabilir.

Kalıp ifadeler

tailor it to: bir şeyi hedefe göre uyarlamak

Burada tailor, sözcüğün gerçek anlamıyla giysi yapmak veya değiştirmek değil, uyarlamak ya da özelleştirmek anlamına gelen mecazlı bir fiildir. Yapı tailor + bir şey + to + ihtiyaç, hedef kitle, amaç veya durum şeklindedir. Tailor it to ifadesinde it, değiştirilen şeyi; to sonrasındaki öbek ise bunun neye uyması gerektiğini belirtir. Bu yapı kurslara, tavsiyelere, ürünlere, planlara ve iletişim biçimlerine doğal olarak aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef fiil ve edatla tamamlayın: We need to ____ the onboarding guide ____ new employees' needs.

Cevabı göster

tailor · to