Orgazmın Bilimi: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video cinsel tepki aşamalarını açıklar, kadınlarla erkeklerde orgazmı karşılaştırır ve beyni haz, kontrol, ağrı ve gevşemeyle ilişkilendirir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. refractory period — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: Fizyolojide başka bir orgazmın gerçekleşemediği toparlanma aralığıdır; refractory sözcüğünü yalnızca “dirençli” diye okumayın. 2. or rather — Söylem, anlatı ve retorik: Anlatıcı “beyin kontrolü ele alır” sözünü kontrol eksikliği olarak düzeltir; ifadeyi bir iddiayı netleştirmek için kullanın. 3. lights up — Phrasal verbler: Beyin taramasında gerçek ışık değil, “gözle görülür biçimde etkinleşmek” demektir; bu metaforu bilim yazılarında tanıyın.
Bu derste
but perhaps the most curious and quintessential aspect of the human experience is the orgasm. Kelime
0:02ama insan deneyiminin belki de en ilginç ve en temel yönü orgazmdır.
quintessential aspect of the human experience: insan deneyiminin özünü en iyi temsil eden yön
Quintessential, bir şeyin temel karakterini en açık veya en tipik biçimde gösteren örnek anlamına gelir. Burada quintessential aspect of the human experience, orgazmı yalnızca önemli bir şey olarak değil, insan olmanın temelindeki bir niteliği güçlü biçimde temsil eden özellik olarak sunar. a quintessential aspect of + isim öbeği kalıbı güçlü ve resmî bir genelleme yapar. Daha geniş bir konudan bir özellik seçer ve onu özellikle temsil edici olarak çerçeveler.
Alıştırma
Hangi cümlede quintessential “bir türü güçlü biçimde temsil eden” anlamında kullanılmıştır?
- The tiled courtyard is a quintessential feature of the house's regional style.
- Working brakes are quintessential for safe driving.
Cevabı göster
The tiled courtyard is a quintessential feature of the house's regional style.
The body's sexual response is typically broken down in four stages:
0:06Vücudun cinsel tepkisi genellikle dört aşamaya ayrılır:
excitement, plateau of arousal, orgasm, and resolution. Kelime
0:10uyarılma, uyarılma platosu, orgazm ve çözülme.
plateau of arousal ... resolution: cinsel uyarılma platosu ve çözülme
Plateau of arousal, cinsel uyarılmanın yükseldiği ve orgazmdan önce yüksek düzeyde kaldığı evreyi adlandırır. Resolution ise daha sonraki, bedenin tepkilerinin dinlenme düzeyine yavaş yavaş döndüğü evreyi adlandırır. Bu dört evreli modelde ikisi de teknik evre adlarıdır. Plateau bir süreçteki dengelenmeyi anlatır, coğrafi bir yeryüzü şeklini değil; resolution burada çözüm, karar veya görüntü ayrıntısı değil, fizyolojik azalma ya da toparlanma anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi evre terimleriyle tamamlayın: In a four-stage sexual-response model, the sustained high-arousal phase is the ____, and the return toward baseline is ____.
Cevabı göster
plateau of arousal · resolution
Following arousal, the brain stimulates blood flow to the genitals, Kalıp ifadeler
0:13Uyarılmanın ardından beyin, cinsel organlara giden kan akışını artırır,
Following + isim öbeği: after demenin resmî bir yolu
“Following arousal,” ifadesinde following, “... sonrasında” anlamına gelen bir edattır. Ana olayın zaman çerçevesini belirleyen bir isim öbeğini başlatır; burada bir kişinin veya nesnenin başka bir şeyin arkasından hareket etmesi anlamına gelmez. following + isim öbeği şeklindeki kısa yapı, açıklamayı bir aşamadan sonraki aşamaya taşır. Virgül, ana cümleden önce gelen giriş niteliğindeki zaman ifadesini belirtir.
Alıştırma
Rapor cümlesini “... sonrasında” anlamına gelen resmî edatla tamamlayın: ____ the safety inspection, the building reopened.
Cevabı göster
Following
stimulates blood flow to + vücut bölümü
Bu cümlede stimulates blood flow to, “daha fazla kanın ... yönüne hareket etmesini sağlar veya teşvik eder” anlamına gelir. Stimulates, fizyolojik bir sürecin desteklenmesini anlatır; mutlaka duygusal veya cinsel heyecan yaratmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir yapı özne + stimulate(s) blood flow to + hedef şeklindedir. to’dan sonraki isim öbeği, kan dolaşımının ulaştığı vücut bölümünü belirtir; burada beyin tetikleyici, cinsel organlar ise hedef olarak sunulur.
Alıştırma
Sağlık bilimlerinde kullanılan tam eşdizimle cümleyi tamamlayın ve stimulate fiilini üçüncü tekil şahıs biçiminde kullanın: Gentle heat ____ the hands.
Cevabı göster
stimulates blood flow to
and the central nervous system is fully engaged, Kelime
0:19ve merkezi sinir sistemi tamamen devreye girerek
fully engaged: etkin biçimde çalışan bir sistem
Bu cümlede fully engaged, merkezi sinir sisteminin tamamen etkinleştiği ve sürece dahil olduğu anlamına gelir. Engaged, bir sistemin veya mekanizmanın kullanıma sokulmasını anlatabilir; fully ise katılımın derecesini vurgular. Bu anlam, insan olmayan özneden ve fizyolojik bağlamdan anlaşılır. “Evlenmek üzere nişanlı” demek değildir ve yalnızca bir kişinin dikkatini vermesinden daha geniş bir anlam taşır.
Alıştırma
“During the test, the emergency response system was fully engaged,” cümlesinde fully engaged ne anlama gelir?
- Tamamen etkin biçimde devreye sokulmuş
- Geçici olarak kapatılmış
- Yalnızca dikkatle izleniyor
- Evlenmek üzere nişanlanmış
Cevabı göster
Tamamen etkin biçimde devreye sokulmuş
sending signals of enjoyment to the brain's reward system. Kelime
0:21beynin ödül sistemine haz sinyalleri gönderir.
brain's reward system: işlevsel bir ağ
Burada the brain's reward system, ödülleri, motivasyonu, öğrenmeyi ve haz veren deneyimleri işlemeye yardımcı olan bağlantılı beyin bölgeleri ile sinyal yollarını ifade eder. Bu ifade, tek bir ayrı organı veya beyindeki tek bir noktayı değil, işlevsel bir ağı adlandırır. Bilimsel ve popüler bilim metinlerinde sinyallerin, ipuçlarının veya deneyimlerin ödül sistemini etkinleştirdiği söylenebilir. Bu anlatım, bir şeyin neden ödüllendirici hissettirebildiğini ve davranışın tekrarlanmasını teşvik ettiğini açıklar; ancak hazzın sistemin tek işlevi olduğunu söylemez.
Alıştırma
brain's reward system için hangi açıklama doğrudur?
- Ödül, motivasyon ve öğrenmeyle ilişkili işlevsel bir ağ
- Yalnızca haz üreten tek bir organ
- Çalışanlara ödül veren bir iş yeri programı
- Merkezi sinir sisteminin tamamının başka bir adı
Cevabı göster
Ödül, motivasyon ve öğrenmeyle ilişkili işlevsel bir ağ
These thousands of nerve endings constantly relay pleasure signals to the brain,
0:24Bu binlerce sinir ucu beyne sürekli haz sinyalleri iletir,
resulting in: sonucu belirtme
Resulting in, daha önce belirtilen sürecin tamamının sonucunu gösterir. Bu cümlede haz sinyallerinin sürekli iletilmesi orgazmla sonuçlanır; dolayısıyla ifade “ve bu, ... yol açar” anlamındadır. Bu, result in + isim öbeğiyle kurulan kısaltılmış bir sonuç yan cümlesidir. Nedenin veya sürecin arkasına gelir: neden/süreç, resulting in + sonuç.
Alıştırma
Cümleyi sonucu belirten iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The server overheated, ____ an automatic shutdown.
Cevabı göster
resulting in
For men, the orgasm includes rapid contractions of the anal sphincter,
0:30Erkeklerde orgazm, anal sfinkterin hızlı kasılmasını,
which sees the release of sperm and other seminal fluid. Kelime
0:38bu sırada sperm ve diğer meni sıvıları dışarı atılır.
in conjunction with: birlikte hareket etme veya gerçekleşme
In conjunction with, “... ile birlikte” veya “... ile bir arada” anlamına gelir. Bu cümlede kasılmalar ile boşalmayı aynı anda gerçekleşen fizyolojik olaylar olarak birbirine bağlar. İfade resmî bir edat öbeği gibi çalışır: in conjunction with + isim öbeği. Birlikte çalışan şeyleri, aynı anda gerçekleşen olayları veya insanların ve kuruluşların iş birliğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “... ile birlikte” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The emergency team worked ____ local hospitals.
Cevabı göster
in conjunction with
which sees the release of: resmî anlatımda görmeyle ilgili olmayan see
Bu ilgi cümleciğinde which, önceki ejaculation sözcüğüne gönderme yapar. sees fiili görmeyle ilgili değildir: which sees the release of sperm and fluid, “sperm ve sıvının salındığı bir süreç” ya da “bunların salınmasını içeren bir süreç” demektir. Resmî açıklamalarda ve haber dilinde bir olay, aşama, dönem veya yer see fiilinin öznesi olabilir. Bu kalıpta see, bir gelişmeyi “yaşamak”, “içermek” veya “onunla belirginleşmek” anlamına gelir.
Alıştırma
“The reaction enters a final phase, which sees the release of stored energy as heat.” cümlesinde which sees the release of ne anlama gelir?
- aşama depolanmış enerjinin salınmasını engeller
- aşama depolanmış enerjiyi gözleriyle izler
- depolanmış enerji bu aşamada salınır
Cevabı göster
depolanmış enerji bu aşamada salınır
The whole process for men involves around 3 to 10 seconds of intense pleasure.
0:40Erkeklerde bu sürecin tamamı yaklaşık 3 ila 10 saniyelik yoğun haz içerir.
in which another orgasm cannot be achieved.
0:48ve bu dönemde yeniden orgazma ulaşmak mümkün değildir.
Orgazmdan sonraki refractory period (refrakter dönem)
Burada refractory period, orgazmdan sonra başka bir orgazma geçici olarak ulaşılamadığı evreyi anlatan yerleşik bir fizyoloji terimidir. Cümledeki from minutes to hours, bu evrenin olası süresini belirtir. Terim, cinsel işlevin kalıcı olarak kaybedilmesini değil, vücudun tepkisindeki geçici bir sınırlamayı anlatır. Refractory period başka biyolojik sistemlerdeki kısa süreli tepkisizlik evresini de adlandırabilir, ancak hangi tepkinin söz konusu olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
“This is followed by a refractory period ... in which another orgasm cannot be achieved.” cümlesinde refractory period ne anlama gelir?
- Bir hastalığın tıbbi tedaviye direnç gösterdiği dönem
- Orgazm yaşama yetisinin kalıcı olarak kaybedilmesi
- Başka bir orgazma ulaşılamayan geçici fizyolojik evre
Cevabı göster
Başka bir orgazma ulaşılamayan geçici fizyolojik evre
Women, on the other hand, do not experience a refractory period, Anlatım akışı
0:50Öte yandan kadınlarda refrakter dönem yaşanmaz;
allowing them to experience multiple consecutive orgasms. Dilbilgisi
0:53bu da art arda birden fazla orgazm yaşamalarını sağlar.
on the other hand: karşıt tarafa geçiş
“On the other hand”, dinleyiciye bir karşılaştırmanın zıt olan diğer tarafına geçildiğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada konu, daha önce belirtilen erkeklerle ilgili olgudan kadınlarla ilgili farklı bir olguya geçer. İki olguyu karşıt taraflar olarak düzenler; tek başına ilk olgunun yanlış olduğu ya da konuşmacının onu reddettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşılaştırmanın ikinci tarafını açıkça sunan bağlayıcıyı seçin: “The city apartment is convenient. The cottage, ___, is quieter and has more space.”
- as a result
- for example
- on the other hand
Cevabı göster
on the other hand
allowing them to experience: sonuç olarak doğan bir olasılığı ifade etmek
“Allowing them to experience...” şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki durumun yarattığı sonucu veya olasılığı ekler: kadınlar refrakter dönem yaşamadığı için bu durum art arda birden fazla orgazm yaşamalarını mümkün kılar. Yeniden kullanılabilen “..., allowing someone to + fiilin yalın hâli” kalıbında “allowing” sözcüğünün örtük öznesi yalnızca en yakındaki isim değil, önceki durum veya yan cümlenin tamamıdır. Bu kalıp, bir olguyu o olgunun birinin yapmasını mümkün kıldığı şeyle kısa ve öz biçimde bağlar.
Alıştırma
Cümleyi hedef sonuç yapısıyla tamamlayın: “The new ramp gives wheelchair users step-free access, ____ enter the building independently.”
Cevabı göster
allowing them to
İstatistiksel ortalamayı belirten On average,
On average, ardından gelen sayının bir grup veya vaka kümesi üzerinden hesaplanmış ortalama olduğunu gösterir. Burada around 20 seconds ifadesini, these ile belirtilen kadın orgazmlarının özet süresi olarak sunar; her seferinde geçerli olan sabit bir süre olarak değil. Bu ifade, sayı gelmeden önce dinleyiciye istatistiği nasıl yorumlayacağını söyleyerek cümledeki bilgiyi düzenler. Tek tek vakalar ortalamadan daha kısa veya daha uzun olabilir.
Alıştırma
Bir rapor 500 vakanın yanıt sürelerini birleştiriyor. Hesaplanan ortalamayı hangi cümle doğru biçimde sunar?
- Usually, a case takes 12 minutes.
- Every case takes exactly 12 minutes.
- On average, a case takes 12 minutes.
Cevabı göster
On average, a case takes 12 minutes.
last around 20 seconds: süre ve yaklaşık değer
Bu cümlede last, belirli bir süre boyunca devam etmek anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Öznesi these ile belirtilen olaydır ve süre doğrudan ardından gelir: last 20 seconds. Nesneye veya edilgen yapıya gerek yoktur. Around, 20 seconds ifadesini kesin değil yaklaşık hâle getirir. Yeniden kullanılabilir kalıp subject + last(s) + around/about + length of time şeklindedir; süreden önce for da kullanılabilir ancak zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümleyi last fiilinin doğru biçimiyle ve bağlamın gösterdiği yaklaşıklaştırma sözcüğüyle tamamlayın: The battery ____ ten hours on a full charge, but the exact time varies.
Cevabı göster
lasts around
though sometimes much longer: eksiltili bir istisna
Burada though, yaklaşık 20 saniyelik ortalamaya bir sınırlama getirir: bazı durumlar çok daha uzun sürer. Ana ifadeyi geçersiz kılmadan bir istisna ekler. Bu yan cümle eksiltilidir. Tam biçimi though they sometimes last much longer şeklindedir; they ve last, daha önceki these last ifadesinden tamamlanır. Much, karşılaştırma biçimi longer'ı güçlendirir; much longer kullanılır, very longer kullanılmaz.
Alıştırma
Bazı bekleme sürelerinin çok daha uzun olduğunu belirten, though ile başlayan eksiltili bir yan cümleyle cümleyi tamamlayın: The wait usually lasts ten minutes, ____.
Cevabı göster
though sometimes much longer
and consist of rhythmic contractions between the uterus, vagina, anus, and pelvic muscles. Kalıp ifadeler
1:01ve rahim, vajina, anüs ile pelvik kasların ritmik kasılmalarından oluşur.
consist of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Consist of, bir bütünü onu oluşturan parçalara, ögelere veya süreçlere bağlar. Bu cümlede özne, daha önce anlatılan olayı belirtir; of sonrasındaki sözcükler de bunun neleri içerdiğini sıralar. Kalıp, bütün + consist(s) of + parçalar şeklindedir: A team consists of five people. Tanımlarda ve olgusal açıklamalarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The emergency kit ____ a flashlight, water, and bandages.
Cevabı göster
consists of
or rather lack thereof, during orgasm. Notlar
1:08daha doğrusu, orgazm sırasında beyin kontrolü kaybeder.
It's the brain that...: it-cleft yapısıyla odağı vurgulama
Bu bir it-cleft yapısıdır: it + be + odaklanan öge + that yan cümlesi. Buradaki it, bir şeye gönderme yapan zamir değil, dil bilgisel bir yer tutucudur; odaklanan öge the brain’dir. Bu yapı, olası seçenekler arasından birini öne çıkarır: konuşmacı, devamındaki konu açısından ilgili kısmın özellikle beyin olduğunu söyler. Ardından gelen or rather, takes control ifadesini düzeltir ancak yapının odaklama işlevini değiştirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, the timing ögesini belirleyici etken olarak vurgulamak için it-cleft yapısını doğru kullanır?
- The timing it's that makes this difficult.
- It's that the timing makes this difficult.
- It's the timing that makes this difficult.
Cevabı göster
It's the timing that makes this difficult.
Or rather: az önce söyleneni düzeltme veya kesinleştirme
Or rather anında düzeltme sinyali verir: konuşmacı az önce kullandığı ifadeyi değiştirir ya da daha kesin hâle getirir. Bu cümlede takes control geri alınır ve lack thereof, yani kontrol eksikliği olarak düzeltilir. Bir söylem belirleyicisi olarak konuşmacının cümleye baştan başlamadan mesajı cümle ortasında düzeltmesini sağlar. Dinleyicinin esas alması gereken sürüm or rather sonrasıdır; bu, ilk ifadeyle eşit ikinci bir seçenek değildir.
Alıştırma
Anında kendini düzeltme belirleyicisini oluşturan sözcükle tamamlayın: The deadline is in June—or ____, on May 31.
Cevabı göster
rather
lack thereof: eksik bir şeye yapılan resmî gönderim
Bu cümlede thereof, “of that” anlamına gelir ve daha önce geçen control sözcüğüne gönderme yapar. Dolayısıyla lack thereof, lack of control demektir. or rather ile başlayan düzeltme, anlamı kontrolden kontrol eksikliğine çevirir; thereof bir yer bildirmez. İngilizcede thereof, az önce belirtilen bir isim veya fikri tekrarlamamak için kullanılır. “İsim + thereof” yapısı kısa ve resmîdir; lack thereof, az önce sözü edilen şeyin yokluğu anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “az önce belirtilen politikanın yokluğu” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: A clear refund policy builds trust; the ____ can frustrate customers.
Cevabı göster
lack thereof
scientists are able to see brain activity in over 30 discrete regions. Kelime
1:12bilim insanları 30'dan fazla ayrı bölgedeki beyin aktivitesini görebilir.
Using + araç: yöntemi belirten başlangıç öbeği
Baştaki Using functional MRI scans ortaç öbeği, bilim insanlarının beyin etkinliğini hangi araçla gördüğünü belirtir: bunu yapmak için taramaları kullanırlar. Bu öbek ana cümleyi niteler ve tek başına tam bir cümle işlevi görmez. using sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan scientists olmalıdır. “Using + araç, özne + fiil” kalıbı, bilimsel ve işlemsel metinlerin yöntemi kısa biçimde belirtmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki Using + araç öbeği, ana cümlenin öznesi aracın kullanıcısı olacak şekilde doğru kullanılmıştır?
- Using a microscope, the cells appeared larger.
- Using a microscope, the biologist examined the cells.
- The microscope using, the biologist examined the cells.
Cevabı göster
Using a microscope, the biologist examined the cells.
discrete regions: ayrı ve ayırt edilebilir bölgeler
discrete regions ifadesindeki discrete, bölgelerin birbirinden ayrı ve tek tek ayırt edilebilir olduğunu belirtir. İfade, beyin bölgelerini kesintisiz ve bölünmez tek bir alan olarak değil, tanımlanabilen bağımsız birimler olarak anlatır. Bu sıfat, bilgi, kategori, ölçüm veya fiziksel alanların açıkça ayrı birimlere bölündüğü teknik metinlerde de kullanılır.
Alıştırma
Anlam “birbirinden ayrı ve tek tek ayırt edilebilir” olduğunda cümleyi hangi yazım doğru tamamlar? The survey groups responses into [BLANK] categories.
- discrete
- discreet
- discretely
Cevabı göster
discrete
It's flooded with the anticipatory and feel-good chemical dopamine, Notlar
1:16Beyin, beklenti ve mutluluk hissi yaratan dopamin adlı kimyasalla dolar;
be flooded with: aniden gelen çok büyük miktar
Be flooded with, sel imgesini mecaz olarak kullanır ve bir şeyin çoğunlukla kısa sürede çok büyük miktarda başka bir şeyi almasını veya onunla dolmasını anlatır. Burada beyin, büyük miktarda dopaminden güçlü biçimde etkileniyormuş gibi betimlenir; gerçek anlamda su söz konusu değildir. Yeniden kullanılabilen yapı subject + be + flooded with + noun biçimindedir. Sonraki isim, mesajlar, talepler, anılar, duygular, ışık veya bir madde gibi özneye gelen ya da onu dolduran şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi was sözcüğünden sonra gelen be flooded with ifadesinin iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: After the product launch, the support team was ____ customer emails.
Cevabı göster
flooded with
feel-good chemical: kısa çizgili bir birleşik sıfat
feel-good chemical ifadesinde feel-good, chemical sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. “Hoş duygular yaratan veya bunlarla ilişkili” anlamına gelir; feel ve good burada cümlenin ayrı ögeleri değildir. Burada ifade, dopamini kolay anlaşılır ve medyada yaygın bir biçimde tanıtır. Bu, kesin bir kimyasal kategori değil, popüler bir etikettir.
Alıştırma
Dersteki kısa çizgili birleşik sıfatı kullanın: The article calls dopamine a ____ chemical.
Cevabı göster
feel-good
which makes you crave the feeling again. Dilbilgisi
1:20bu da o hissi yeniden arzulamanıza yol açar.
makes you crave: ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli
makes you crave ifadesinde makes ettirgen işlevdedir: make + kişi + fiilin yalın hâli. You etkilenen kişidir ve crave, önünde to olmadan yalın hâlde kalır. Crave, “çok güçlü biçimde istemek” demektir. Dolayısıyla ifade, bir şeyin o duyguyu yeniden yaşama konusunda güçlü bir istek yarattığını anlatır. make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını, bir şeyin tepkiyi veya davranışı nasıl tetiklediğini açıklamak için de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi geniş zamanda make + you + crave kullanarak tamamlayın: The smell of fresh bread ____ another slice.
Cevabı göster
makes you crave
a hormone that mediates bonding and love between mates. Kelime
1:25bu hormon partnerler arasındaki bağı ve sevgiyi düzenler.
in tandem with: eş zamanlı veya koordineli hareket
In tandem with, bir süreç veya eylemi başka bir süreç ya da eyleme bağlar ve bunların genellikle koordineli veya birbirini destekleyen bir biçimde birlikte gerçekleştiğini belirtir. Burada bir biyolojik süreç, oksitosin salınımıyla birlikte gerçekleşir. Bu ifadenin ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: in tandem with the release... ya da in tandem with introducing.... İki olguyu yalnızca and ile bağlamaktan daha yakın bir paralellik ifade eder.
Alıştırma
İki önlemin aynı planın koordineli parçaları olarak uygulamaya konduğunu belirten, bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company updated its security software ____ retraining all employees.
Cevabı göster
in tandem with
oxytocin, a hormone that ...: bir terimi appozitif yapıyla tanımlama
a hormone that mediates bonding and love between mates isim öbeği, açıklayıcı bir appozitif yapıdır: oxytocin sözcüğünü başka bir isim öbeğiyle yeniden adlandırır ve hemen tanımlar. Oxytocin ile a hormone aynı maddeyi belirtir; iki farklı hormondan söz edilmez. Bu örnekte yapı cümlenin sonunda olduğu için virgül ek açıklamayı başlatır, nokta ise bitirir. Yeniden kullanılabilen term, a/an category + defining detail kalıbı, bilinmeyen bir terimi aynı cümlenin içinde açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle teknik bir terimi cümlenin içinde tanımlamak için appozitif bir isim öbeği kullanıyor?
- Photosynthesis, the process by which plants convert light into chemical energy, supports most life on Earth.
- Photosynthesis converts light into chemical energy, and plants use that energy to grow.
- When plants receive light, photosynthesis converts it into chemical energy.
Cevabı göster
Photosynthesis, the process by which plants convert light into chemical energy, supports most life on Earth.
Bilimsel açıklamalarda “mediates bonding and love”
Bu bilimsel bağlamda mediates, “bir mekanizma aracılığıyla bir etkinin düzenlenmesine, aktarılmasına veya ortaya çıkmasına yardımcı olur” anlamına gelir. Hormon, biyolojik etkinlik ile bağlanma ve sevgiyi birbirine bağlayan sürecin bir parçası olarak sunulur; mediate burada bir anlaşmazlığı çözmek için arabuluculuk yapmak anlamına gelmez. Bu ifade, bir mekanizmadaki rolü anlatır; mutlaka eksiksiz veya tek neden olduğunu söylemez. Araştırma dilinde X mediates Y, çoğu zaman X’i bir etkinin gerçekleştiği yolun içine yerleştirir.
Alıştırma
“a hormone that mediates bonding and love” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Hormon, bağlanma ve sevginin oluşmasına veya düzenlenmesine yardımcı olan bir mekanizmaya katılır.
- Hormon, bağlanma ve sevgi hakkındaki anlaşmazlıkları çözer.
- Hormon tek başına sevginin her yönünü yaratır.
Cevabı göster
Hormon, bağlanma ve sevginin oluşmasına veya düzenlenmesine yardımcı olan bir mekanizmaya katılır.
that brain activity during an orgasm is the same between men and women.
1:30orgazm sırasında beyin aktivitesinin kadınlarda ve erkeklerde aynı olduğunu gösterir.
Kanıtı ve değerlendirmeyi birleştiren “show, surprisingly, that”
Show ... that, PET taramalarının desteklediği sonucu tanıtır: that sonrasındaki sözcükler bildirilen araştırma bulgusudur. Bu yapı bilgiyi “kanıt kaynağı + bildirim fiili + içerik yan cümlesi” biçiminde düzenler. Surprisingly, parantez işlevli bir cümle zarfıdır. Sonucun konuşanın bakış açısından beklentiye aykırı olduğunu belirtir; taramaların nasıl yapıldığını veya bir şeyi hangi biçimde “gösterdiğini” anlatmaz.
Alıştırma
“show, surprisingly, that” ifadesinde surprisingly hangi işlevi görür?
- That yan cümlesini bir sonuç yerine soruya dönüştürür.
- PET taramalarının şaşırmış bir biçimde gerçekleştirildiğini söyler.
- Bildirilen sonucu beklenmedik olarak değerlendirir.
Cevabı göster
Bildirilen sonucu beklenmedik olarak değerlendirir.
In both genders, the lateral orbitofrontal cortex is turned off, Öbek fiiller
1:34Her iki cinsiyette de lateral orbitofrontal korteks devre dışı kalır;
which controls self-evaluation, reason, and control.
1:38bu bölge öz değerlendirmeyi, muhakemeyi ve özdenetimi yönetir.
Etkin olmayan bir beyin bölgesi için “is turned off”
Bu cümlede is turned off, “etkisiz hâle getirilir” veya “etkinliği baskılanır” demektir. Fiziksel bir anahtarı değil, beyin bölgesinin işlevini anlatır. Basitleştirilmiş teknik dilde turn off, cihazlardan sistemlere, süreçlere ya da duran veya etkinliğini yitiren beyin faaliyetlerine aktarılabilir. Yapı edilgendir: özne + be + turned off. Korteks değişimi yapan değil, değişimden etkilenen ögedir: the cortex is turned off. Burada korteksin birinin ilgisini kaybetmesine veya tiksinmesine yol açtığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi turn off fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: During maintenance, the automatic control system ____ so technicians can work safely.
Cevabı göster
is turned off
Makes sense, as you often lose control during orgasm. Notlar
1:41Bu gayet mantıklıdır, çünkü orgazm sırasında kontrolü sık sık kaybedersiniz.
Kısa bir konuşma değerlendirmesi olarak “Makes sense”
Makes sense, That makes sense veya It makes sense ifadesinin konuşma dilindeki yaygın kısaltılmış biçimidir. Atlanan özne önceki ifadeden anlaşılır. Burada önceki açıklamanın mantıklı ve deneyimle tutarlı olduğu değerlendirilir. Bu bir yorumdur, emir değildir: konuşan kişi birine anlam “üretmesini” söylemez. Yanıt olarak kullanıldığında, bir şeyin neden olduğunu anladığınızı gösterebilir; ancak bu, tamamen aynı fikirde olduğunuz anlamına gelmez.
Alıştırma
Yanıtı That makes sense ifadesinin kısa konuşma biçimiyle tamamlayın: “The library is closed because of a power cut.” “____.”
Cevabı göster
Makes sense
as you often lose control ifadesindeki nedensel as
Burada as, Makes sense yargısını destekleyen nedeni açıklar. as you often lose control yan cümlesi gözlemin neden şaşırtıcı olmadığını gösterir; bu yüzden as, when değil because anlamına yakındır. Ayırt etmek için as yan cümlesinin bir şeyin neden doğru olduğunu mu, yoksa ne zaman gerçekleştiğini mi anlattığına bakın. Burada neden sorusunu yanıtlar ve gerekçeyi arka plan bilgisi olarak sunar.
Alıştırma
Makes sense, as you often lose control during orgasm cümlesinde as ne işe yarar?
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Aynı şekilde anlamına gelir.
- İfadenin neden mantıklı olduğunu açıklayan gerekçeyi sunar.
Cevabı göster
İfadenin neden mantıklı olduğunu açıklayan gerekçeyi sunar.
lose control kalıbı
Lose control, kişinin davranışlarını, duygularını veya fiziksel tepkilerini ya da bir şeyin hareketini veya işleyişini düzenleyemez hâle gelmesi anlamına gelen sabit bir fiil-ad birleşimidir. Bu cümlede orgazm sırasında istemli özdenetimin geçici olarak azalmasını ifade eder; mutlaka bilincin kaybedilmesi anlamına gelmez. Genel durum için İngilizcede normalde tanımlık kullanılmaz: lose control. Artık yönetilemeyen belirli şeyi belirtmek için lose control of + ad yapısı kullanılır; örneğin lose control of the car.
Alıştırma
Yönetemez hâle gelmek anlamındaki iki sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: During the emergency, the operator began to ____ of the system.
Cevabı göster
lose control
shuts down: bir tepkinin işleyişini durdurmak
Bu cümlede shuts down, “işleyişini durdurur veya güçlü biçimde baskılar” anlamına gelir. Özne olan This, daha önce açıklanan beyin etkinliği değişikliğine gönderme yapar; fear and anxiety ise baskılanan tepkilerdir. Fiziksel olarak kapatılan bir şey yoktur. Shut down, makinelerden ve kurumlardan süreçlere, sistemlere ve bedensel ya da duygusal tepkilere aktarılabilir. Bu mecazi kullanımlarda etki, tepkinin yalnızca biraz zayıflaması değil, işleyemez hâle gelmesi olarak sunulur.
Alıştırma
Cümlede “shuts down fear and anxiety” ne anlama gelir?
- Bu tepkileri ilk kez fark eder.
- Bu tepkileri durdurur veya güçlü biçimde baskılar.
- Korku ve kaygıyı fiziksel olarak kapatır.
Cevabı göster
Bu tepkileri durdurur veya güçlü biçimde baskılar.
which is seen as the most essential aspect leading up to orgasm. Notlar
1:46bunun da orgazma ulaşmada en önemli unsur olduğu düşünülür.
is seen as: değerlendiren kişiyi belirtmeden bir değerlendirme aktarmak
is seen as içindeki seen, fiziksel olarak “görülmek” değil, “kabul edilmek” veya “değerlendirilmek” anlamına gelir. Edilgen kalıp X + be + seen as + tanımlama şeklindedir: X bir değerlendirme alırken bu değerlendirmeyi yapan kişiler belirtilmeyebilir. Burada which, korku ve kaygının durdurulmasına gönderme yapar. Bu durum orgazma giden süreçteki en temel unsur olarak nitelendirilir; ifade, bu görüşü kimin taşıdığını belirtmeden iddiayı aktarılmış bir değerlendirme olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “olarak görülür” anlamına gelen üç sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: In many offices, clear documentation ____ an essential part of teamwork.
Cevabı göster
is seen as
“leading up to”: daha sonraki bir olaydan önceki süreç
“an aspect leading up to orgasm” ifadesindeki “leading up to”, bu unsuru orgazmdan önce adım adım gelişen sürecin bir parçası olarak sunar. Daha sonraki olaya işaret ederken odağı öncesinde yaşanan veya biriken şeylerde tutar. Kalıp lead up to + isim ya da -ing biçimidir. Burada leading, aspect sözcüğünü niteleyen bir şimdiki zaman ortacıdır; birini fiziksel olarak bir yere götürmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “öncesindeki dönem boyunca” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum increased security in the weeks ____ the opening.
Cevabı göster
leading up to
The relaxation of the amygdala and hippocampus in women further reduce emotions,
1:50Kadınlarda amigdala ve hipokampusun gevşemesi duyguları daha da azaltarak
“trance-like”: benzerlik göstermek için -like kullanımı
“a trance-like state” ifadesinde -like, “benzer” veya “özelliklerini taşıyan” anlamına gelir. Durum bir trance ile karşılaştırılır; ifade bunun kelimenin gerçek anlamıyla ya da klinik olarak bir trance olduğunu iddia etmez. Bir isme -like eklemek, başka bir ismi niteleyebilen bir sıfat oluşturur: trance + -like birleşerek trance-like olur ve state sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Hangi cümlede -like, gerçek anlamda özdeşlik iddia edilmeden benzerlik belirtmek için kullanılmıştır?
- The patient liked the trance music in the waiting room.
- The patient was medically confirmed to be in a trance.
- The patient seemed to enter a trance-like state.
Cevabı göster
The patient seemed to enter a trance-like state.
While in men, ile erkeklerdeki karşıt sonuca geçiş
Buradaki while zamanı değil, karşıtlığı belirtir. Daha önce kadınlarda açıklanan etkiden erkeklerde görülen farklı bir etkiye geçiş yapar. in men ifadesi karşılaştırılan grubu ikinci cümlenin başına yerleştirir. Ortak sürecin tamamını yeniden belirtmek gerekmez; it zamiri bu sürece gönderme yaptığı için yapı bir gruptaki etki, while diğer grupta, it … biçiminde sıkıştırılabilir.
Alıştırma
while in men, ifadesi cümlede hangi işlevi görüyor?
- Etkinin erkekler oradayken gerçekleştiğini söyler.
- Kadınlardaki sonucun nedenini verir.
- Erkeklerde görülen karşıt bir sonucu sunar.
Cevabı göster
Erkeklerde görülen karşıt bir sonucu sunar.
Dampens aggressiveness: bir eğilimin yoğunluğunu azaltmak
Buradaki dampens mecaz anlamdadır: saldırganlığı daha az yoğun hâle getirmek demektir. Aggressiveness, saldırgan davranma eğilimi veya hazırlığını ifade eder; dolayısıyla cümle bu eğilimin tamamen ortadan kalkmasını değil, zayıflamasını anlatır. Bu kullanım, bir şeyi nemlendirme veya titreşimini azaltma şeklindeki fiziksel düşünceyi soyut bir kalıba taşır: dampen + duygu, tepki, talep, heves veya başka bir güç. Genellikle bir şeyi tamamen durdurmaktan çok bastırmayı veya yumuşatmayı anlatır.
Alıştırma
Bir şeyin hevesi tamamen ortadan kaldırmadan zayıflattığını en iyi hangi cümle ifade eder?
- The disappointing sales figures eliminated the team's enthusiasm completely.
- The disappointing sales figures created the team's enthusiasm.
- The disappointing sales figures dampened the team's enthusiasm.
Cevabı göster
The disappointing sales figures dampened the team's enthusiasm.
Many areas of a woman's brain are shut down completely during an orgasm.
1:58Orgazm sırasında kadın beyninin birçok bölgesi tamamen devre dışı kalır.
likely because of the shorter duration and difficulty with measuring during brain scan. Anlatım akışı
2:04bunun nedeni muhtemelen orgazmın daha kısa sürmesi ve beyin taraması sırasında ölçüm yapmanın zor olmasıdır.
less striking: karşılaştırmada daha az belirgin
Burada striking, “çok fark edilir veya güçlü izlenim bırakan” anlamındadır. Less striking, etkilerin erkeklerde önceki karşılaştırma öğesine göre daha az belirgin ya da daha az güçlü olduğunu anlatır; etkilerin hiç olmadığı anlamına gelmez. Bu ifade göreli bir derece bildirir. Karşılaştırma ölçütü yakında açıkça belirtilebilir veya bağlamdan anlaşılabilir; bu nedenle striking sözcüğünü fiziksel bir “vuruş” olarak yorumlamak yerine karşılaştırma ölçütünü aramak gerekir.
Alıştırma
Cümlede less striking, erkeklerdeki etkiler hakkında ne söylüyor?
- Fiziksel vuruşlardan kaynaklanırlar.
- Karşılaştırılan etkilerden daha az fark edilirler.
- İstatistiksel olarak imkânsızdırlar.
Cevabı göster
Karşılaştırılan etkilerden daha az fark edilirler.
likely because of + isim öbeği: olası bir neden
Likely, açıklamayı kesin değil olası olarak niteler; because of ise önerilen nedeni adlandıran isim öbeğini getirir. Bu cümlede hem sürenin daha kısa olması hem de ölçüm zorluğu, gözlemlenen farkın olası nedenleri olarak sunulur. Gözlemden sonra kullanılan likely because of X, gözlemlenen şeyi konuşanın temkinli yorumundan ayırır. Bu bilgi düzeni, kanıtlar makul bir nedeni desteklediği ancak kanıtlamadığı zaman bilimsel anlatımda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “probably due to” anlamına gelen ve ardından bir isim öbeği gelen üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The roads are unusually quiet, ____ the public holiday.
Cevabı göster
likely because of
In women, an area called the periaqueductal gray, or PAG, is activated, Anlatım akışı
2:09Kadınlarda periakuaduktal gri madde, yani PAG adı verilen bir bölge etkinleşir
the periaqueductal gray, or PAG: or ile kısaltma tanıtma
Bu cümlede or, PAG'yi aynı beyin bölgesinin, yani the periaqueductal gray'in, diğer adı olarak tanıtır. İki olası beyin bölgesi sunmaz. “Tam ad, or kısa ad” kalıbı, yeni bir terimi daha sonra kullanılacak kısaltmayla eşleştirir. Virgüller bu ek adı cümlenin geri kalanından ayırır.
Alıştırma
or ve CPU kısaltmasını kullanarak cümleyi tamamlayın: The central processing unit, ____, carries out instructions.
Cevabı göster
or CPU
flight or fight response ile fight-or-flight response arasındaki fark
Burada flight tehlikeden kaçmak, fight ise tehlikeyle yüzleşmek anlamına gelir. İfade, vücudun tehdit karşısındaki otomatik tepkisini anlatır; bu tepki kişiyi kaçmaya ya da kendini savunmaya hazırlar. Örnekteki flight or fight response aynı kavramı adlandırır, ancak yaygın sabit sıra ve yazım fight-or-flight response biçimidir. Kısa çizgiler, fight-or-flight bütününün response sözcüğünden önce tek bir birleşik niteleyici olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, vücudun tehlikeye karşı otomatik tepkisini anlatan yaygın ve kısa çizgili sabit terimle tamamlayın: The sudden crash triggered his ____.
Cevabı göster
fight-or-flight response
while the cortex, which is associated with pain, lights up Notlar
2:16ağrıyla ilişkilendirilen korteks ise aydınlanır
Is associated with: nedensellik iddia etmeden bağlantı belirtmek
Burada is associated with, korteks ile ağrı arasında bağlantı kurar: kanıtlar veya yerleşik bilgiler bu beyin bölgesini ağrıyla ilişkilendirir. Kalıp be associated with + isim ya da isim öbeğidir; be, özneye ve zamana göre değişir. Bu ifade bir ilişki belirtir, ancak tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Bu nedenle bağlantının yönü veya mekanizması belirsiz olduğunda ya da tartışılmadığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir rapor iki sonucun birlikte ortaya çıktığını bulmuş, ancak nedensellik kurmamıştır. Hangi cümle uygun ölçüde sınırlı bir iddiada bulunur?
- Longer sleep is caused by better concentration.
- Longer sleep is associated with better concentration.
- Longer sleep causes better concentration.
Cevabı göster
Longer sleep is associated with better concentration.
Beyin taramasında lights up: gözle görülür biçimde etkin görünmek
Burada lights up, korteksin bir beyin görüntüsünde nasıl göründüğünü anlatır: tarama ölçülebilir bir sinyal veya artmış etkinlik gösterdiği için bölge belirginleşir. Bu, görüntüleme sonucunu görsel açıdan anlatmanın anlaşılır ve mecazi bir yoludur. Beyin dokusu gerçek anlamda görünür ışık yaymaz. Bu bağlamda lights up ifadesini, gözle görülür biçimde etkinleşir veya taramada bir sinyal gösterir şeklinde anlayın; bir lambayı yakmak ya da birinin yüzünün mutlulukla aydınlanması anlamında değil.
Alıştırma
Bir beyin taramasının popüler bilim açıklamasında “the reward network lights up” ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Birisi ödül ağına lamba tutar.
- Ödül ağı gerçek anlamda görünür ışık üretir.
- Tarama, ödül ağında görünür bir sinyal gösterir.
Cevabı göster
Tarama, ödül ağında görünür bir sinyal gösterir.
suggesting that there is a connection between pain and pleasure. Anlatım akışı
2:19ve bu, ağrı ile haz arasında bir bağlantı olduğunu düşündürür.
suggesting that there is a connection between ...: temkinli bir çıkarım
suggesting that ... sıfat-fiil yan cümlesi, korteksin etkinleşmesi şeklindeki önceki gözlemi yorumlar. Bu gözlemi, çıkarımı ayrı ve kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmak yerine çıkarımı destekleyen kanıt olarak düzenler. There is a connection between A and B, A ile B’nin ilişkili olduğunu belirtir. Tek başına A’nın B’ye neden olduğunu söylemez; bu nedenle kalıbın tamamı, kanıtlar bir ilişkiyi desteklediği ancak kanıtlanmış bir nedensellik göstermediği zaman kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli çıkarım kalıbının tamamıyla tamamlayın: Higher screen time was repeatedly associated with poorer sleep, ____ screen time and sleep quality.
Cevabı göster
suggesting that there is a connection between
the body experiences deep relaxation and heart rate slows to a resting pace.
2:25vücut derin bir gevşeme yaşar ve kalp atış hızı dinlenme düzeyine iner.
climax: genel bir doruk noktası veya cinsel bağlamda orgazm
Bu fizyolojik bağlamda climax, orgazm anlamına gelir. this climax ifadesi az önce açıklanan cinsel tepkiye gönderme yapar; dolayısıyla sonraki kasılma ve gevşeme, orgazm sırasında ve sonrasında gerçekleşen etkiler olarak sunulur. Daha genel anlamıyla climax, bir sürecin, hikâyenin veya olayın en yüksek ya da en yoğun noktasıdır. Cinsel anlam taşıyıp taşımadığını bağlam belirler; sözcük tek başına mutlaka cinsel değildir.
Alıştırma
“The mystery reaches its climax when the hidden letter is read aloud,” cümlesinde climax ne anlama gelir?
- Bir gevşeme dönemi
- Orgazm
- Hikâyenin en yoğun veya en belirleyici noktası
Cevabı göster
Hikâyenin en yoğun veya en belirleyici noktası
Who knew science could be so sexy? Anlatım akışı
2:30Bilimin bu kadar seksi olabileceğini kim bilebilirdi?
Şakacı bir retorik tepki olarak “Who knew X could be so Y?”
“Who knew X could be so Y?” eğlenceli bir şaşkınlık ifade eden retorik bir sorudur: X’in beklenmedik bir Y özelliğine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Burada science ile sexy arasındaki karşıtlık, kapanışı şakacı ve vurgulu hâle getirir. Normalde bu bilgiye kimin sahip olduğunu sormaz. Kalıbı, yaklaşık olarak “X’in bu kadar Y olacağını beklemiyordum” anlamına gelen bir tepki olarak düşünün.
Alıştırma
Beklenmedik derecede ilgi çekici bir müze gezisinden sonraki şakacı retorik tepkiyi tamamlayın: “Who ____ history could be so entertaining?”
Cevabı göster
knew
Got a burning question you want answered? Notlar
2:32Aklınızı kurcalayan ve yanıtlanmasını istediğiniz bir soru mu var?
Cümle başındaki “Got ...?” ile “Do you have ...?” anlamı
Bu sorunun başındaki Got ...?, Have you got ...? veya Do you have ...? yapısının samimi konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Dinleyicinin şu anda bir şeye sahip olup olmadığını sorar; buradaki got, tamamlanmış bir geçmiş eylemi anlatmaz. Nesne olan a burning question, dinleyicinin cevabını öğrenmeye özellikle istekli olduğu bir soru demektir.
Alıştırma
“Do you have” yapısını kısaltan tek sözcüklük başlangıcı kullanarak gündelik soruyu tamamlayın: “____ any questions before we finish?”
Cevabı göster
Got
A burning question: yanıtı çok merak edilen soru
A burning question, acil hissedilen veya özellikle merak uyandıran, yani konuşanın yanıtını güçlü biçimde öğrenmek istediği bir sorudur. Buradaki burning mecazidir; gerçekten yanan bir şey yoktur. Bu davette ifade, isteği canlı ve ilgi çekici hâle getirir. Aciliyeti, güçlü merakı veya insanın düşünmeden edemediği bir soruyu vurgulayabilir.
Alıştırma
İnsanların yanıtlanmasını çok istediği bir soruyu anlatan canlı ifadeyle daveti tamamlayın: “Have a ____ question for our guest?”
Cevabı göster
burning
question you want answered: that sözcüğünün atılması ve want + nesne + geçmiş zaman ortacı
question you want answered ifadesinde you want answered, question sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. İlgi zamiri that, answered fiilinin nesnesi olacağı için atılmıştır: question (that) you want answered. Yan cümle want + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: you want [the question] [answered]. Answered, soru için istenen sonucu açıklar; bu nedenle soruyu yanıtlayacak kişinin belirtilmesi gerekmez. Aynı yapı I want the report checked cümlesinde de görülür.
Alıştırma
Issue sözcüğünün eyleme maruz kaldığını göstermek için cümleyi resolve fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: “I have an issue I want ____ before the deadline.”
Cevabı göster
resolved
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
2:34Sorunuzu yorumlarda veya Facebook ve Twitter'da bize iletin.
And subscribe for more weekly science videos.
2:36Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.