Peppa Pig İngilizce Bölümler | Büyüyünce: Salla, Tıkırdat ve Vur! | Peppa Pig #: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video açıklaması: Oyun grubunda Peppa ve arkadaşları vurmalı çalgıları tanır, birbirlerini dinleyip tempoyu korumanın gürültüyü müziğe dönüştürdüğünü öğrenir ve sonunda anne babalarıyla birlikte çalarlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what this is called, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Dolaylı sorunun “bilmiyorum” gibi ifadelerden sonra doğrudan soru dizilişine geçmek yerine düz cümle söz dizimini koruduğunu anlamak; bilinmeyen bir nesnenin adını dolaylı biçimde sorarken bu kalıbı doğal olarak kullanmak. 2. Anybody can bang, bang, bang, but to make music, you have to listen to each other and keep in time. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Açık bir karşıtlığın kontrolsüz gürültü ile müziği nasıl ayırdığını ve başarı için gereken kuralları nasıl sunduğunu fark etmek; benzer bir yapıyla bir hedefin iş birliği, dikkat ya da başka bir koşul gerektirdiğini açıklamak. 3. Let me see if I've got that right. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Gösterilen bir beceriyi denerken veya bilgiyi yeniden ifade ederken doğru anlayıp uyguladığını kontrol etmek için bu samimi kalıbı kullanmak; konuşmayı gereğinden fazla resmîleştirmeden karşı taraftan doğrulama istemek.
Bu derste
Shake, Rattle, and Bang: üç eylemli bir başlık
Bu başlıkta shake, rattle ve bang, yalın hâldeki üç fiilin eş görevli eylem etiketleri olarak sıralanmasıdır. Birlikte, vurmalı çalgılardan ses çıkarmanın üç yolunu önceden göstererek bölümün temasını hemen anlaşılır kılarlar. Bu sözcükler burada sıradan bir cümle ya da üç ayrı emir değildir. Paralel biçimleri ve üç vuruşlu düzenleri başlığı kısa, ritmik ve akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Hangi başlık, bir temayı özetlemek ve ritim oluşturmak için üç paralel eylem sözcüğü kullanır?
- We Are Making Music Today.
- Mix, Bake, and Share.
- The Sounds of Our Instruments
Cevabı göster
Mix, Bake, and Share.
at playgroup: Britanya’ya özgü okul öncesi bir ortam
Britanya’daki çocuklarla ilgili bağlamlarda playgroup, okul öncesi çocukların oynadığı ve basit erken öğrenme etkinliklerine katıldığı düzenli bir etkinlik ya da organize bir gruptur. Yalnızca geçici olarak bir araya gelen oyun arkadaşları grubu değildir ve ilkokul anlamına gelmez. At playgroup ifadesinde playgroup, çocukların katıldığı kurum veya etkinlik olarak sunulduğu için at sözcüğünden sonra tanımlık kullanılmaz; bu kullanım at school ifadesine benzer. Dolayısıyla cümle, Peppa ve arkadaşlarının sadece bir yerin yakınında durduğunu değil, playgroup etkinliğine katıldığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Leo’nun bu sabah Britanya’daki bir okul öncesi playgroup etkinliğine katıldığını doğal biçimde anlatır?
- Leo is at playgroup this morning.
- Leo is at primary school this morning.
- Leo is with a group of friends this morning.
Cevabı göster
Leo is at playgroup this morning.
Today, children, we are going to learn about instruments that you shake, rattle, and bang. Dilbilgisi
0:11Bugün çocuklar, salladığınız, tıkırdattığınız ve vurduğunuz enstrümanları öğreneceğiz.
are going to learn about: dersin konusunu tanıtmak
Are going to learn about, “bir konu hakkında bilgi edineceğiz veya öğreneceğiz” anlamına gelir. Burada be going to + fiilin yalın hâli, öğrenmeyi sırada yapılacak planlı etkinlik olarak sunar; learn about ise konuyu belirtir. Bu cümlede going to bir yere hareket etmeyi anlatmaz. İfadenin tamamı dinleyiciye derste nelerin ele alınacağını söyler.
Alıştırma
Ders girişini hedef ifadeyle tamamlayın: Today, we ____ planets.
Cevabı göster
are going to learn about
that you shake, rattle, and bang: nesneleri kullanım biçimine göre tanımlamak
That you shake, rattle, and bang, instruments sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Çalgıları, insanların onlara uyguladığı hareketlere göre tanımlar. Buradaki that, “şu” anlamındaki işaret sözcüğü değil, bir ilgi zamiridir. Üç paralel fiilin, yani shake, rattle ve bang fiillerinin nesnesi olarak instruments sözcüğünün yerini tutar. Bu yapı bir nesneyi kullanımına göre anlatabilir: a tool that you use to cut paper.
Alıştırma
Hangi cümle, araçları işlevlerine göre tanımlamak için ilgi yan cümlesini doğal biçimde kullanır?
- These are tools that use you to cut paper.
- These are tools what you use to cut paper.
- These are tools that you use to cut paper.
Cevabı göster
These are tools that you use to cut paper.
First, choose an instrument each from the music room. Dilbilgisi
0:19Önce, müzik odasından herkes bir enstrüman seçsin.
an instrument each: kişi başına bir tane için isimden sonra each
Burada an instrument each, “gruptaki her kişi için bir enstrüman” anlamına gelir. an instrument isim grubu miktarı belirtir; ardından gelen each ise bu miktarı hitap edilen kişilere ayrı ayrı dağıtır. Bu kalıp one each, a ticket each veya two copies each gibi kısa talimatlarda yaygındır. Bütün grubun tek bir enstrümanı paylaşacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Kişi başına bir rozet anlamını vermek için isimden sonra each kullanın: At the door, please take one badge ____.
Cevabı göster
each
I've got: şimdiki sahipliği ifade etmek
I've got, I have got ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada have got, have gibi çalışır: konuşan kişi şu anda hangi enstrümana sahip olduğunu söyler. Have got biçim olarak present perfect yapısına benzese de bu sahiplik kalıbı, bir şeyi edinme eyleminin tamamlanmasına değil, şimdiki duruma odaklanır. Tamamlanmış bir geçmiş olay için İngilizcede got genellikle geçmiş zaman bağlamıyla kullanılır: I got the drums yesterday.
Alıştırma
Şimdiki sahipliği göstermek için I've got kısaltmasını kullanın: Look! ____ an extra ticket for you.
Cevabı göster
I've got
are called bongo drums: be called ile adlandırma
are called bongo drums ifadesi, dinleyene davulların özel adını söyler. Kalıp özne + be called + ad şeklindedir. Özne they çoğul olduğu için are called kullanılır; bongo drums ise addır. Tanımadığınız bir kişinin veya şeyin adını belirtirken be called kullanabilirsiniz. be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: it is called, they are called veya it was called.
Alıştırma
Cümleyi be called ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These small hand drums ____ bongos.
Cevabı göster
are called
bang them with your hands: eylem, nesne ve araç
bang them with your hands ifadesinde bang eylemi, them darbenin geldiği şeyi, with your hands ise neyin kullanıldığını gösterir. Buradaki them, bongo davullarını anlatır. bang bu kullanımda nesne aldığı için geçişli bir fiildir. Bang, belirgin ve çoğunlukla yüksek bir ses çıkaracak kadar güçlü biçimde vurmak demektir. Yeniden kullanılabilen sıra eylem fiili + nesne + with + araç veya vücut bölümü şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle “Kaşığı kullanarak metal tepsiye güçlü biçimde vur” anlamına gelir?
- Bang the spoon with the metal tray.
- Bang the metal tray with the spoon.
- Tap the metal tray gently with the spoon.
Cevabı göster
Bang the metal tray with the spoon.
a bodhrán ... Irish: İrlanda'ya özgü bir çerçeve davulu
Bodhrán, genellikle bir elle kasnağından tutularak ve derisine vurularak çalınan geleneksel bir İrlanda çerçeve davuludur. Bu bilgi, tanımadığınız çalgıyı doğru anlamanıza yardımcı olur; bodhrán bir bongo türü değildir. It is Irish ifadesindeki Irish, çalgının kültürel kökenini ve geleneğini belirtir. Burada bir kişinin uyruğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede It is Irish neyi belirtir?
- Konuşanın İrlandalı olduğunu belirtir.
- Bodhránın İrlanda geleneğinden gelen bir çalgı olduğunu belirtir.
- Bodhránın bir bongo türü olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Bodhránın İrlanda geleneğinden gelen bir çalgı olduğunu belirtir.
You beat it with a little stick like this. Kalıp ifadeler
0:43Ona küçük bir çubukla şöyle vurursun.
beat it with a little stick: bir çalgıya küçük bir çubukla ritmik biçimde vurmak
Bu çalgı bağlamında beat, davula tekrar tekrar veya ritmik biçimde vurmak anlamına gelir. it zamiri bodhránı belirtir; beat burada “yenmek” anlamında değildir. Kalıp beat + nesne + with + araç şeklindedir. With a little stick, eylem için hangi aracın kullanıldığını belirtir.
Alıştırma
Küçük bir çubukla davula düzenli bir ritimde vurmayı hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- Shake the drum from side to side.
- Bang the drum once as hard as you can.
- Beat the drum steadily with a little stick.
Cevabı göster
Beat the drum steadily with a little stick.
bass drum: Müzikte bass pes sesi belirtir
Bass drum, derin ve pes ses çıkaran büyük bir davulun sabit adıdır. Bu birleşik isimde bass, davulun düşük müzik aralığını belirtir; iki kelimeyi tek bir çalgı adı olarak düşünün.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Drum kelimesinden önceki sözcüklere odaklanın.
- The bass drum makes a deep sound.
- The big drum makes a deep sound.
- The best drum makes a deep sound.
Cevabı göster
The bass drum makes a deep sound.
Meow, I don't know what this is called, but it's scrapey. Notlar
1:03Miyav, bunun adını bilmiyorum ama kazıyınca ses çıkarıyor.
what this is called: Dolaylı soruda düz cümle söz dizimi
what this is called, I don't know ifadesinden sonra gelen dolaylı bir sorudur ve tüm yan cümle konuşanın neyi bilmediğini anlatır. Daha büyük bir düz cümlenin içinde bulunduğu için what + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırasını kullanır: what this is called. Doğrudan soru sorarken What is this called? denir. I don't know veya Can you tell me gibi başlangıçlardan sonra bu devrik soru sırasını korumayın.
Alıştırma
Hangi cümle I don't know sonrasındaki dolaylı soruda doğru sözcük sırasını kullanıyor?
- I don't know what does this tool call.
- I don't know what is this tool called.
- I don't know what this tool is called.
Cevabı göster
I don't know what this tool is called.
it's scrapey: -y ile oluşturulan gündelik bir betimleme
Scrapey, scrape + -y yapısıyla oluşturulmuş gündelik bir sıfattır. “Kazıma özelliği taşıyan” anlamına gelir: Bir şey kazınırken pürüzlü hissedilebilir veya kazıma sesi çıkarabilir. Bu cümlede konuşan kişi çalgının adını bilmediği için onu belirgin bir özelliğiyle tanımlamak üzere it's scrapey diyor. Gündelik İngilizcede -y, temel fikrin “benzeri, onunla dolu veya onun özelliğini taşıyan” anlamında hızlıca betimleyici sıfatlar oluşturabilir.
Alıştırma
“The tool makes a scrapey sound” cümlesinde scrapey ne anlama gelir?
- Kazıma benzeri bir özelliği vardır.
- Artan parçalardan yapılmıştır.
- Tatlı bir kokusu vardır.
Cevabı göster
Kazıma benzeri bir özelliği vardır.
a güiro: oluklu yüzeyi kazınarak çalınan bir çalgı
Güiro, yüzeyi oluklu bir vurmalı çalgıdır. Çalgıcı, ritmik bir kazıma sesi çıkarmak için bir çubuğu veya kazıyıcıyı olukların üzerinde hareket ettirir. Bu ses, önceki konuşmacının çalgıyı neden scrapey diye tarif edebildiğini açıklar. Güiro, Latin Amerika müzik geleneklerinin bir parçasıdır; bu nedenle adı genel bir davul türünü değil, belirli bir çalgıyı ifade eder.
Alıştırma
Güiro normalde nasıl çalınır?
- Bir çubuğu oluklu yüzeyinde gezdirip kazıyarak
- Bir açıklığın üzerinden üfleyerek
- Bir sıra tuşa basarak
Cevabı göster
Bir çubuğu oluklu yüzeyinde gezdirip kazıyarak
come all the way from + yer: uzak bir kökeni vurgulama
Come from, birinin ya da bir şeyin nereden geldiğini belirtir. comes all the way from South America ifadesinde all the way vurgu katar: Güney Amerika mevcut konumdan uzaktır ya da uzun yolculuk dikkat çekmeye değerdir. Burada all the way güzergâhın ayrıntılarını vermez. Tekrar kullanılabilir kalıp come all the way from + yer şeklindedir ve “çok uzaktaki bir yerden gelmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Konuşan kişi Londra'dadır ve mangolar çok uzun bir mesafe katetmiştir. Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: These mangoes come ____ the Philippines.
Cevabı göster
all the way from
get here: get fiilini varmak anlamında kullanma
How did it get here? cümlesinde get, “varmak” veya “bu yere ulaşmak” anlamındadır. Soru, nesneyi kimin aldığı ya da elde ettiğiyle değil, nesnenin konuşanın bulunduğu yere nasıl geldiğiyle ilgilidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir paketin konuşanın şu anda bulunduğu yere nasıl ulaştığını doğal biçimde sorar?
- How did the package get to the warehouse?
- How did the package get here?
- Who got the package?
Cevabı göster
How did the package get here?
brought it back: bir nesneyi geri getirmek
“Brought it back”, “bring it back” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada konuşanın nesneyi tatil yerinden döndüğü yere getirdiği anlamına gelir. “Back” geriye doğru hareketi değil, bir yere dönüşü belirtir. Ayrılabilen “bring back” öbek fiilinde nesne zamiri fiil ile “back” arasına gelir: “bring it back” veya “bring them back”. “Brought”, “bring” fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi bring back ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: Nora found this shell on the beach and ____ in her backpack.
Cevabı göster
brought it back
my holiday: Britanya İngilizcesinde tatil
Britanya İngilizcesinde “my holiday”, konuşanın günlük iş veya okul hayatından uzakta geçirdiği kişisel tatil ya da seyahat anlamına gelebilir. Bu cümlede “from my holiday”, nesnenin o seyahatten konuşanla birlikte geri geldiğini belirtir; resmî tatil anlamına gelmez. “Holiday” ayrıca okulların, iş yerlerinin veya işletmelerin bir kutlama ya da resmî anma günü nedeniyle kapalı olduğu bir günü de ifade edebilir. Bağlam ile “go on holiday” ve “be on holiday” gibi kalıplar, Britanya İngilizcesinde genellikle tatil veya seyahat anlamını gösterir.
Alıştırma
I brought it back from my holiday. cümlesinde my holiday ne anlama gelir?
- Birçok kişinin çalışmadığı resmî bir tatil günü.
- Yalnızca konuşana ait bir kutlama.
- Konuşanın yaptığı bir tatil veya seyahat.
Cevabı göster
Konuşanın yaptığı bir tatil veya seyahat.
a triangle: müzik aleti anlamı
Bu cümlede a triangle, üçgen adı verilen müzik aletini belirtir. Bu, küçük bir tokmakla vurularak çalınan metal bir vurmalı çalgıdır. Burada geometrik bir şekil anlamına gelmez. Bu anlamı müzik bağlamı belirler. Yaygın bir kelime belirli bir alanda veya konuda kullanıldığında, kastedilen anlamı bulmak için konuya ve yakındaki eylemlere bakın.
Alıştırma
Hangi cümlede triangle müzik aleti anlamındadır?
- The road sign was shaped like a triangle.
- The student measured the three angles of a triangle.
- The musician struck the triangle with a metal beater.
Cevabı göster
The musician struck the triangle with a metal beater.
in boxes of 10: kutu başına miktar
In boxes of 10, ürünlerin her kutuda on tane olacak şekilde paketlendiğini veya satıldığını belirtir. In boxes paketleme türünü, of 10 ise her kutunun içindeki miktarı gösterir. 10 bir fiyat, ürün numarası veya toplam kutu sayısı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp in + çoğul kap adı + of + miktar şeklindedir; örneğin in packs of six.
Alıştırma
in + çoğul kap adı + of + miktar kalıbını kullanın. pack kelimesini çoğul yapıp 6 sayısını İngilizce yazıyla yazarak cümleyi tamamlayın: The markers are sold ____.
Cevabı göster
in packs of six
You don't need to go on holiday to get them. Dilbilgisi
1:36Onları almak için tatile gitmenize gerek yok.
don't need to ... to ...: bir amaç için yapılan eylemin gerekli olmadığını söylemek
“don't need to go on holiday” ifadesinde don't need to + fiilin yalın hâli, tatile gitmenin gerekli olmadığını belirtir. Yolculuğu yasaklamaz. İkinci to, amaç bildiren “to get them” öbeğini başlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp don't need to + eylem + to + amaç şeklindedir: Bu amaca ulaşmak için ilk eylemi yapmak gerekli değildir.
Alıştırma
Yolculuğun gereksiz olduğunu gösteren ve amacını tanıtan iki bölümü tamamlayın: You ____ drive across town ____ renew your pass; you can do it online.
Cevabı göster
don't need to · to
Olé!: İngilizce bir gösteride kullanılan İspanyolca tezahürat
Olé, onay veya teşvik bildiren İspanyolca bir ünlemdir. İngilizce programlarda bazen dans, müzik, spor veya başka canlı gösteriler sırasında bu sözcük ödünç alınır. Burada bir tezahürat işlevi görür ve İspanyol tarzı bir gösteri çağrışımı yaratır; olgusal bilgi ekleyen sıradan bir İngilizce sözcük değildir.
Alıştırma
Bu gösteri bağlamında Olé! ne işe yarıyor?
- Çalgının adını resmî olarak duyurmak
- Coşkulu bir tezahüratla İspanyol gösterisi havası katmak
- Dansçıların nereli olduğunu sormak
- Göstericilere durmalarını emretmek
Cevabı göster
Coşkulu bir tezahüratla İspanyol gösterisi havası katmak
That is how + özne + fiil: gösterilen yöntemi özetleme
That is how + özne + fiil yapısı, az önce gösterilmiş bir yöntemi özetler. Buradaki That önceki hareketlere ve seslere gönderme yapar; how ise “hangi şekilde” anlamını taşır. how you play the castanets yan cümlesinde bildirme cümlesi sırası kullanılır: you öznesi play fiilinden önce gelir. Bu, How do you play the castanets? doğrudan sorusu değildir. Herhangi bir gösterimden sonra That is how + özne + fiil kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
İp bağlama yöntemini gösterdikten sonra, yöntemi belirten kelimeyle cümleyi tamamlayın: That is ____ you tie the rope.
Cevabı göster
how
Here you are: bir şeyi birine uzatırken kullanılan ifade
Here you are, bir şeyi başka birine uzatırken yaygın olarak kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede “Bu senin için” veya “Al” anlamına gelir; “Sen buradasın” şeklinde kelimesi kelimesine bir bildirim değildir. Ardından gelen ad yalnızca alan kişiyi belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kaleminizi ödünç istiyor. Kalemi uzatırken söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- Here you are.
- You are here.
- Where are you?
Cevabı göster
Here you are.
Do I have to ...? ile zorunluluk sormak
Do I have to + fiilin yalın hâli? bir eylemi yapmanın zorunlu olup olmadığını sorar. Bu cümlede konuşan kişi dansı yapmanın kendisi için bir zorunluluk olup olmadığını kontrol ediyor. Burada have to zorunluluk veya gereklilik bildirir; have sahip olmak anlamına gelmez. Bu soru tarafsız olabilir, ancak konuşmada kişinin eylemi yapmayı pek istemediğini de düşündürebilir. Böyle bir isteksizlik olup olmadığı ses tonundan ve bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Bir müzenin ziyaretçilerin çantalarını danışmaya bırakmasını zorunlu tutup tutmadığını öğrenmek istiyorsunuz. Ne sormalısınız?
- Do I have to leave my bag at the desk?
- Can I leave my bag at the desk?
- Do I have my bag at the desk?
Cevabı göster
Do I have to leave my bag at the desk?
make the clickety-clack noise: tekrarlanan bir tıkırtı çıkarmak
Make a sound/noise kalıbı, bir kişinin veya nesnenin ses çıkardığını söylemenin yaygın yoludur. Burada make the clickety-clack noise, o belirli ve tekrarlanan sesi çıkarmak anlamına gelir. Clickety-clack bir yansıma sözcüktür: Sert nesnelerin birbirine vurması gibi hızlı ve tekrarlanan tıkırtıları taklit eder. Canlı ve gündelik bir ifadedir; kesin bir müzik veya teknik terim değildir.
Alıştırma
Tekerleklerin bu sesi çıkardığını anlatmak için yaygın İngilizce kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- The wooden train wheels say a clickety-clack noise.
- The wooden train wheels make a clickety-clack noise.
- The wooden train wheels do a clickety-clack noise.
Cevabı göster
The wooden train wheels make a clickety-clack noise.
Now you know what your instruments sound like, Dilbilgisi
2:12Artık enstrümanlarınızın sesinin nasıl olduğunu biliyorsunuz,
what your instruments sound like: gömülü wh yan cümlesinde sözcük dizilişi
what your instruments sound like, know fiilinden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Bu yan cümle artık bilinen bilgiyi, yani çalgıların nasıl bir ses çıkardığını belirtir. sound like yapısında what, sesin nasıl olduğuna ilişkin açıklamanın yerini tutar. Bu yan cümle bir bildirme cümlesinin içinde olduğu için your instruments sound örneğindeki gibi özne + fiil dizilişini kullanır. what bulunması onu doğrudan soruya dönüştürmez; bu nedenle do eklenmez.
Alıştırma
Doğrudan soruyu gömülü bir wh yan cümlesine dönüştürerek cümleyi tamamlayın: Please tell me ____. Doğrudan soru: What does the bell sound like?
Cevabı göster
what the bell sounds like
but to make music, you have to listen to each other and keep in time. Kalıp ifadeler
2:29ama müzik yapmak için birbirinizi dinlemeli ve ritmi tutturmalısınız.
Anybody can ..., but to ... you have to ...: kolay bir eylemi gerekli bir kuralla karşılaştırma
Başlangıçtaki Anybody can bang, bang, bang, vurmayı kolay ve temel bir eylem olarak sunar. Ardından but asıl noktaya geçiş yapar: müzik yapmak yalnızca gürültü çıkarmaktan fazlasıdır. Amaç bildiren to make music ifadesi kuraldan önce gelir. you have to gerekli olanı belirtir; and ise listen to each other ve keep in time koşullarını birbirine bağlar. keep in time, aynı tempoyu korumak demektir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Anybody can X, but to achieve Y, you have to do Z biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı kalıbı kullanıyor: önce kolay bir eylem, ardından but, bir amaç ve gerekli bir koşul?
- To take a sharp photo, hold the camera steady and check the light.
- Anybody can take a photo, but to take a sharp one, you have to hold the camera steady.
- Anybody can take a photo, and a sharp one looks better in a frame.
Cevabı göster
Anybody can take a photo, but to take a sharp one, you have to hold the camera steady.
keep in time: ritme ayak uydurmak
Müzik ve dansta keep in time, öne geçmeden ya da geride kalmadan sabit bir vuruşa göre çalmak veya hareket etmek demektir. Buradaki time, saatle ölçülen zamanı değil, müzikal vuruşu veya ritmi anlatır. Birden çok kişi birlikte performans sergilerken, herkesle aynı vuruşta kalmak anlamına da gelir. Diğerlerini dinleyip ortak ritme uymak gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle dansçıların müziğin ritmine uyduğunu söylüyor?
- The dancers keep in time with the music.
- The dancers arrive on time for rehearsal.
- The dancers finish in time for dinner.
Cevabı göster
The dancers keep in time with the music.
If you can ..., you can ... ile cesaretlendirme
If you can ..., you can ... kalıbı, bilinen bir beceriyle başlar ve bu beceriyi başka bir eylemin de ulaşılabilir olduğunu göstermek için kullanır. Her iki can de yetenek bildirir: ilk şeyi yapabilmek, ikinciyi yapabilmek için bir temel oluşturur. Burada if, dinleyicinin ellerini çırpıp çırpamadığını ciddi biçimde sorgulamaz. Konuşan kişi el çırpmayı kolay bir başlangıç noktası olarak sunar; böylece müzik yapmak mümkün görünür ve dinleyici denemeye teşvik edilir.
Alıştırma
Can kullanılan cesaretlendirme kalıbını tamamlayın: ____ read a map, ____ find the station.
Cevabı göster
If you can · you can
Please copy me: başkalarından bir hareketi taklit etmelerini istemek
Bu sınıf yönergesinde copy me, konuşan kişinin gösterdiği hareketin aynısını yapmak anlamına gelir. Burada copy, bir kişinin hareketini veya bir şeyi yapma biçimini taklit etmeyi anlatır; dosya çoğaltmak ya da yazılı bir metni kopyalamak anlamına gelmez. Please emri daha nazik yapar, ancak yönerge yine de doğrudan ve açıktır.
Alıştırma
Bir dans eğitmeni bir hareket gösteriyor ve grubun bu hareketi taklit etmesini istiyor. En doğal yönerge hangisidir?
- Please repeat after me.
- Please copy this sentence.
- Please copy me.
Cevabı göster
Please copy me.
Madam Gazelle has made the clapping into music. Dilbilgisi
2:55Bayan Gazel el çırpmayı müziğe dönüştürdü.
Make X into Y: bir dönüşümü ifade etmek
Make X into Y, X'i değiştirerek Y hâline getirmek anlamına gelir. Bu cümlede the clapping başlangıçtaki etkinlik olan X, music ise sonuç olan Y'dir. Kalıp make + X + into + Y şeklindedir. Into bir yere doğru hareketi değil, değişimden sonraki yeni sonucu gösterir. Cümlede has kullanıldığı için make, made biçiminde yer alır.
Alıştırma
Make X into Y kalıbını gerekli edatla tamamlayın: The children made the cardboard box ____ a castle.
Cevabı göster
into
Now, we will learn how to play our instruments together.
3:01Şimdi, enstrümanlarımızı birlikte çalmayı öğreneceğiz.
pick up the children: çocukları bir yerden almak
Burada pick up the children, çocukların bulunduğu yere gidip onlarla buluşmak ve genellikle eve dönmek üzere birlikte oradan ayrılmak demektir. Çocukları yerden kaldırmak anlamına gelmez. Bu ifade birini bulunduğu yerden almaya gitmeyi anlatır. Arabayla gitmek şart değildir; temel fikir kişinin yanına gidip sonra birlikte ayrılmaktır.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve birini almaya gitmek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: I'll ____ Maya from school at four.
Cevabı göster
pick up
you're just in time: çok geç olmadan yetişmek
Bu cümlede you're just in time, ebeveynlerin biraz sonra olacak şeyi kaçırmadan tam doğru anda geldikleri anlamına gelir. Just, çok az zaman kaldığı veya zamanlamanın özellikle şanslı olduğu düşüncesini ekler. Bu ifade yalnızca bir programa uymaya değil, çok geç olmadan bir olaya veya fırsata yetişmeye odaklanır.
Alıştırma
Son trenin kapıları kapanmak üzereyken perona ulaşıyorsunuz. Gelişinizi en iyi hangi ifade anlatır?
- just in time
- from time to time
- on time
Cevabı göster
just in time
May I present the Shake, Rattle, and Bang Orchestra. Ton ve niyet
3:12Salla, Tıkırdat ve Vur Orkestrası'nı takdim edebilir miyim.
Resmî bir tanıtım için May I present ...
May I present + bir kişi, grup veya gösteri, sunucunun onları izleyicilere resmî biçimde tanıtmak için kullandığı nazik bir kalıptır. Bu cümlede orkestrayı duyurur ve dikkati orkestranın girişine ya da gösterisine çeker. Buradaki present, birini izleyicilere tanıtmak anlamındaki fiildir. Hediye veya şimdiki zaman anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sunucu sıradaki gösteriyi izleyicilere resmî biçimde tanıtıyor. Bu işlevi en iyi hangi cümle yerine getirir?
- May I join our next performers?
- May I present our next performers?
- May I ask our next performers?
Cevabı göster
May I present our next performers?
Britanya İngilizcesinde başlangıç komutu Ready, steady, go!
Ready, steady, go!, bir yarış, oyun veya grup etkinliği başlamadan hemen önce kullanılan sabit bir Britanya İngilizcesi komutudur. Ready katılımcılara hazırlanmalarını, steady hareket etmeden hazır durumda beklemelerini söyler; go ise başlama işaretidir. Dizinin tamamını bilinen tek bir başlatma kalıbı olarak düşünün. Bu kalıpta steady yalnızca sabit anlamına gelen bir betimleme değildir.
Alıştırma
Yaygın Britanya İngilizcesi etkinlik başlatma komutunu tamamlayın: Ready, ____, go!
Cevabı göster
steady
Perhaps some of my old pupils would like to join in too. Notlar
3:32Belki eski öğrencilerimden bazıları da katılmak ister.
old pupils: eski öğrenciler, daha yaşlı öğrenciler değil
Bu cümlede my old pupils, konuşmacının geçmişte ders verdiği kişileri ifade eder; yaşı ilerlemiş öğrenciler anlamına gelmez. Sonraki bağlamda bu kişilerin artık ebeveyn olduğu belirtilir. Bu da old sözcüğünün geçmişteki öğretmen-öğrenci ilişkisine işaret ettiğini doğrular. Britanya okul İngilizcesinde pupil, özellikle çocuk yaştaki bir okul öğrencisini ifade eder. Bu rol adıyla birlikte old, önceki bir dönemden anlamına gelebilir; geçmişteki bir bağı mı yoksa gerçek yaşı mı anlattığını bağlam belirler.
Alıştırma
“The school invited its old pupils back for a reunion,” cümlesinde old pupils kimlerdir?
- Okulun eski öğrencileri
- Bütün öğretmenlerden daha yaşlı öğrenciler
- Okula yeni başlamış öğrenciler
Cevabı göster
Okulun eski öğrencileri
would like to: bir isteği nazikçe ifade etme yolu
would like to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapma isteğini veya gönüllülüğünü nazikçe ifade eder. Bu cümlede konuşmacı, bazı eski öğrencilerin katılmaya istekli olabileceğini yumuşak bir biçimde öne sürer; would eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. want to ile karşılaştırıldığında would like to genellikle daha az doğrudandır. Davetlerde, tekliflerde, ricalarda ve birinin isteğini nazikçe belirten ifadelerde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Nazik ricayı would like to ile tamamlayın: I ____ speak to the manager, please.
Cevabı göster
would like to
join in: bir etkinliğe katılmak
Join in, başka insanların hâlihazırda yaptığı veya başlamış olan bir etkinliğe katılmaya başlamak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, eski öğrencilerini de etkinliğe katılmaya davet ediyor. Etkinlik belliyse bu ifade tek başına kullanılabilir veya ardından etkinlik getirilebilir: join in the game. Vurgu, bir kuruluşa üye olmakta değil, etkinliğe katılmaktadır.
Alıştırma
Bir grup zaten şarkı söylüyor. Hangi davet başka bir kişiden etkinliğe katılmasını en açık biçimde ister?
- Come and join the choir.
- Come and join in.
- Come and sign up.
Cevabı göster
Come and join in.
Madam Gazelle used to teach all the mummies and daddies when they were little. Notlar
3:41Bayan Gazel, tüm anneler ve babalar küçükken onlara da öğretmenlik yapmıştı.
used to teach: geçmişte öğretirdi, şimdi durum değişti
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya geçmişte devam etmiş ancak artık doğru olmayan ya da şimdiki zamandan farklı sunulan bir durumu anlatır. Bu nedenle used to teach, bu kişilere öğretmenlik yapmanın daha önceki bir döneme ait olduğunu belirtir. Used to sonrasında teaching değil, fiilin yalın hâli olan teach kullanılır. Değişen şey kişiler veya durum olabilir; cümle tek başına Madam Gazelle'in artık hiç kimseye öğretmenlik yapmadığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle burada öğretmenlik yapmanın önceki bir döneme ait olduğunu ve artık güncel durum olmadığını anlatır?
- She is getting used to teaching here.
- She used to teach here.
- She is used to teaching here.
Cevabı göster
She used to teach here.
the mummies and daddies: ebeveynler için çocuklara özgü Britanya İngilizcesi
Bu cümlede the mummies and daddies, çocukların anneleri ve babaları, yani topluca ebeveynler anlamına gelir. İfade küçük bir çocuğun bakış açısını yansıtır ve sıcak, çocuksu bir tınıya sahiptir. Mummies, Britanya İngilizcesinde “anne” anlamına gelen mummy sözcüğünün çoğuludur. Mummies “mumyalar” anlamına da gelebilir; ancak daddies ile birlikte kullanılması ve aile bağlamı, burada ebeveynlerden söz edildiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede the mummies and daddies kimleri ifade ediyor?
- Bir müzede korunmuş bedenler.
- Bayan Gazelle'in kendi anne ve babası.
- Çocukların anneleri ve babaları.
Cevabı göster
Çocukların anneleri ve babaları.
Let me see if I've got that right: doğru anlayıp anlamadığını kontrol etme
Let me see if I've got that right, bir şeyi doğru anlayıp anlamadığınızı veya bir adımı doğru taklit edip etmediğinizi kontrol etmenin konuşma dilindeki bir yoludur. Let me see if kontrolü başlatır; I've got that right ise “bunu doğru anladım veya yaptım” anlamına gelir. Buradaki got, bir şeyi fiziksel olarak teslim almak anlamında değildir. Konuşan kişi haklı olduğunu iddia etmez. Bu ifade, karşıdaki kişiyi denemeyi onaylamaya veya düzeltmeye davet eder; bu nedenle talimatlardan, bir gösterimden ya da bilgiyi yeniden ifade ettikten sonra kullanışlıdır.
Alıştırma
Yeni bir hareketi taklit ettiniz ve doğru yapıp yapmadığınızı karşıdaki kişiye kontrol ettirmek istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- Let me show you that I am right.
- Let me see if I've got that right.
- Let me see what you've got there.
Cevabı göster
Let me see if I've got that right.
play the drums: davul çalma becerisini anlatmak
play the drums ifadesinde play, “oynamak” değil, “bir enstrüman çalmak” anlamındadır. İfadenin tamamı davul çalmak ya da bu müzik becerisine sahip olmak demektir. Çalınan enstrümanı genel ve tarafsız biçimde belirtirken İngilizcede çoğunlukla play the + enstrüman yapısı kullanılır: play the piano, play the guitar, play the drums. Bir davul setinden veya davul çalma becerisinden söz ederken drums sözcüğü geleneksel olarak çoğuldur.
Alıştırma
Cümleyi “davul çalabilmek” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Leo can ____.
Cevabı göster
play the drums
a bit of an expert at drumming: becerisini hafif ve esprili biçimde övmek
An expert at drumming, davul çalma konusunda çok becerikli veya bilgili birini anlatır. Expert at yapısından sonra uzmanlık alanını ya da etkinliği belirtmek için bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Burada a bit of, güçlü bir niteleme olan expert sözünü yumuşatır. Rahat bir sohbette I’m a bit of an expert at ... genellikle hafifçe alçakgönüllü ve esprili bir kendini övme biçimi gibi duyulur: konuşan kişi gerçekten becerikli olduğunu söyler, ancak ciddi bir mesleki uzmanlık iddiasında bulunmaz. Sözcüğü sözcüğüne “bir uzmanın bir parçası” anlamına gelmez.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Rahat bir brunch sırasında Sam, “I'm a bit of an expert at making pancakes.” diyor.
- Uygun değil: a bit of an expert, Sam’in neredeyse hiç becerisi olmadığı anlamına geliyor.
- Uygun: kendini övmeyi daha hafif ve esprili gösteriyor.
Cevabı göster
Uygun: kendini övmeyi daha hafif ve esprili gösteriyor.
Sonraki öğeyi duyuran sözlü geçiş olarak Now, for ...
Now, for a tune. kısa bir sözlü geçiştir. Önceki adımı kapatır ve dikkati sıradaki öğeye, yani bir ezgiye yöneltir. Now, for + isim öbeği kalıbı eksiltilidir. Özne ve fiil söylenmese de burada yaklaşık olarak Now it's time for a tune anlamına gelir. Now akışı ilerletirken for a tune sırada ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir sunucu bir etkinliği bitirdi ve son soruyu duyurmak istiyor. Hangi cümle sıradaki öğeye kısa bir geçiş olarak kullanılabilir?
- Now, for the final question.
- Now, we answered the final question.
- Now, the final question was difficult.
Cevabı göster
Now, for the final question.