Eldeki Bir Kuş Ne Kadar Eder?: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
895 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Michael bir atasözünü kayıptan kaçınmayla ilişkilendiriyor ve sözcük oyunlarının beklentiyi bozmasını gösteriyor. İngilizce öğrenme noktaları: 1. a bird in the hand is worth two in the bush. ifadesini deyim ve mecaz olarak anlayın: belirsiz büyük olasılık yerine kesin yararı öne çıkarır; kuşları düz çevirmeden riskten söz edebilirsiniz. 2. paraprosdokian terimini söylem, hikâye ve retorik kapsamında öğrenin: son bölüm başlangıcı tersine çevirir ve geç yorumlanan şakaları izlemenizi sağlar. 3. spoonerism terimini sözcük anlamı ve kullanım düzeyinde, ilk seslerin değişmesi olarak öğrenin; loving shepherd ifadesinin shoving leopard olması gibi oyunları dil sürçmesinden ayırın.

Bu derste

Hey,

0:03

Selam,

Vsauce.

0:03

Vsauce.

Michael here.

0:04

Michael burada.

And as they say,

0:04

Ve derler ya,

a bird in the hand is worth two in the bush. Deyimler

0:06

eldeki bir kuş, çalılıktaki iki kuşa bedeldir.

Deyimler

a bird in the hand is worth two in the bush atasözü

Bu atasözü, zaten sahip olduğunuz iyi bir şeyin, belki de hiç elde edemeyeceğiniz daha büyük bir ödülden çoğu zaman daha değerli olduğunu anlatır. Elinizdeki kuş kesin bir avantajı, çalılıktaki iki kuş ise daha büyük ama belirsiz bir olasılığı temsil eder. Atasözü daha güvenli seçeneği öne çıkarır, ancak sayılar mecazidir; kesin bir değer hesabı değildir.

Alıştırma

Mia’nın şu anda kazanması garanti olan bir ödülü var, ancak daha büyük bir ödülü denemek isterse bunu kaybedebilir. Hangi öğüt atasözüne en uygun olur?

  1. Hiçbir şey alamama ihtimalin olsa bile her zaman mümkün olan en büyük ödülü seç.
  2. Daha büyük ödül belirsiz olduğu için garanti olan ödülü koru.
  3. İki küçük ödülün değeri her zaman tam olarak bir büyük ödüle eşittir.
Cevabı göster

Daha büyük ödül belirsiz olduğu için garanti olan ödülü koru.

What it means is that it's better to have a certain advantage Dilbilgisi

0:10

Bunun anlamı, kesin bir avantaja sahip olmanın

than to have nothing

0:15

hiçbir şeye sahip olmadan

except the possibility of a greater one.

0:16

yalnızca daha büyük bir avantaj ihtimaline bel bağlamaktan daha iyi olduğudur.

Dilbilgisi

What it means is that... açıklama kalıbı

What X means is that... kalıbı bir açıklamayı başlatır. What ile başlayan bölüm açıklanacak şeyi gösterir, that sonrasındaki bölüm ise onun anlamını verir. Burada it, önceki atasözüne gönderme yapar. Cümle What ile başlasa da soru değildir; bir cevap verir.

Alıştırma

Bir uyaramayı açıklıyorsunuz. Cümleyi dersteki beş sözcüklük başlangıçla tamamlayın: ____ we need to leave earlier.

Cevabı göster

What it means is that

But two birds in the bush,

0:19

Peki ya çalılıktaki o iki kuş,

who calculated that?

0:21

bunu kim hesapladı?

What really is the value of a bird in the hand?

0:23

Eldeki bir kuşun gerçek değeri nedir?

Well, according to Julian Baggini,

0:26

Julian Baggini'ye göre,

a bird in the hand is technically worth 2.48 birds in the bush.

0:28

teknik olarak eldeki bir kuş, çalılıktaki 2,48 kuşa bedel.

He calculated that number by looking at observations

0:34

Bu sayıyı gözlem verilerini inceleyerek hesapladı;

from studies of what psychologists call loss aversion.

0:38

bu veriler, psikologların kayıptan kaçınma dediği olguyla ilgili çalışmalardan geliyordu.

Loss aversion is a name given to the tendency we humans have Kelime

0:42

Kayıptan kaçınma, biz insanların sahip olduğu bir eğilime verilen addır:

to more strongly prefer to avoid losing something we have Dilbilgisi

0:46

Sahip olduğumuz bir şeyi kaybetmekten kaçınmayı,

than to gain something that we don't.

0:50

sahip olmadığımız bir şeyi kazanmaya göre çok daha fazla tercih ederiz.

Kelime

Loss aversion: kayıplar eşit kazançlardan daha ağır gelebilir

Kayıptan kaçınma, olası bir kaybın bir kararı aynı büyüklükteki olası bir kazançtan daha güçlü etkilemesi eğilimidir. Bu cümlede terim, elimizdekini korumanın aynı değerde yeni bir şey elde etmekten daha önemli gelebilmesi şeklindeki dengesiz tepkiyi adlandırır. Bu, yaygın bir eğilimdir; herkesin her zaman uyduğu bir kural ya da kesin bir sayı değildir.

Alıştırma

Hangi durum kayıptan kaçınmayı en iyi gösterir?

  1. Bir jeton kazanmak için gösterdiğinden daha fazla çabayı bir jeton kaybetmemek için göstermek.
  2. Olası her sonuçtan eşit derecede mutlu olmak.
  3. Bir oyuncağı yalnızca kırıldıktan sonra sevmemeye başlamak.
Cevabı göster

Bir jeton kazanmak için gösterdiğinden daha fazla çabayı bir jeton kaybetmemek için göstermek.

Dilbilgisi

more strongly prefer to ... than to ...: paralel bir karşılaştırma

More strongly, prefer fiilini niteler ve tercihin daha güçlü olduğunu belirtir. Than karşılaştırmadaki ikinci eylemi tanıtır. İki eylem paralel mastar öbekleridir: to avoid losing something we have ve to gain something we don't. Bunları yalnızca losing ile gain sözcüklerinin karşılaştırılması olarak değil, iki tam eylem olarak okuyun. More strongly gibi bir karşılaştırma ifadesi ölçeği oluşturduğunda, than eşleşen eylem öbeklerini bağlayabilir.

Alıştırma

Paralel mastar öbekleriyle karşılaştırmayı tamamlayın: Alex more strongly prefers ____ losing a turn ____ gain an extra card.

Cevabı göster

to avoid · than to

In general, it's been shown that if someone loses $100, Dilbilgisi

0:53

Genel olarak, bir kişinin 100 dolar kaybettiğinde yaşadığı memnuniyet kaybının,

they lose more satisfaction than someone who receives $100 acquires.

0:56

100 dolar alan birinin kazandığı memnuniyetten daha büyük olduğu gösterilmiştir.

Dilbilgisi

“it's been shown that” aktarım yapısı

“it's been shown that” ifadesinde it's, it has ifadesinin kısaltmasıdır. Bu ifade present perfect edilgen yapısını kullanır: it + has been + geçmiş zaman ortacı. Araştırmacıların adını vermeden, önceki araştırma veya kanıtlarla desteklenen bir sonucu sunar. Burada shown, “kanıtlarla desteklenmiş veya gösterilmiş” demektir; “hiçbir istisna olamayacak şekilde kesin olarak kanıtlanmış” demek değildir. Bu yapı, kanıta dayalı bir iddiayı kişisel görüşten ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi kanıta dayalı bir sonucu sunan kısaltılmış yapıyla tamamlayın: “____ regular sleep can improve concentration.”

Cevabı göster

It's been shown that

Researchers have been able to get more granular with loss aversion. Kelime

1:03

Araştırmacılar kayıptan kaçınmayı daha ayrıntılı biçimde de inceleyebildiler.

Kelime

Get more granular: daha ince ayrıntılara geçmek

Get more granular, “daha ince ve daha belirli bir ayrıntı düzeyine geçmek” demektir. Burada araştırmacılar, genel kayıptan kaçınma fikrini daha küçük ve ölçülebilir parçalara ayırmaktadır. Get + karşılaştırmalı sıfat, durumdaki değişimi anlatır: get more granular = become more granular. Burada granular mecazidir; araştırmanın fiziksel olarak taneli hâle geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Ekibin elinde yalnızca yıllık satış toplamı var, ancak şimdi her hafta ve her mağaza için rakamları istiyor. Hangi cümle doğal biçimde daha ayrıntılı bir inceleme ister?

  1. Let's get more granular with the data.
  2. Let's remove the smaller categories from the data.
  3. Let's keep the data at a high level.
Cevabı göster

Let's get more granular with the data.

In one study, they gave half of the participants something nice like a fancy mug,

1:06

Bir çalışmada katılımcıların yarısına şık bir kupa gibi güzel bir eşya verdiler,

and the other half they gave nothing.

1:11

diğer yarısına ise hiçbir şey vermediler.

Then, they asked the people with mugs

1:13

Ardından kupa verilen kişilerden

to come up with a value for the mug Öbek fiiller

1:16

kupaya bir değer biçmelerini istediler;

were they to sell it and never have it again. Dilbilgisi

1:18

onu satıp bir daha asla geri alamayacak olsalar kaça satarlardı?

Öbek fiiller

come up with a value: bir değer belirlemek

Burada come up with, yukarı doğru hareket etmek değil, “düşünüp ortaya koymak” veya “üretmek” anlamına gelir. Kişiler kupa için parasal bir değer belirlemelidir. Kalıp come up with + fikir, cevap, plan, ad veya sayı şeklindedir. With'ten sonra gelen bölüm, kişinin ürettiği ya da karar verdiği şeydir; burada with “birlikte” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “düşünmek veya üretmek” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a name for our team.

Cevabı göster

come up with

Dilbilgisi

were they to sell it: satmaları durumunda

Were they to sell it resmî bir koşul cümleciğidir. If they were to sell it ile aynı anlama gelir: cümle, satışın gerçekleştiğini söylemek yerine olası bir satışı varsayar. Yapı were + özne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Were sözcüğünü öznenin önüne taşımak if'in yerini alır; cümleciği soruya dönüştürmez.

Alıştırma

Hangi cümle “If the weather were to worsen, the trip would be canceled” anlamında resmî ve devrik bir koşul yapısı kullanır?

  1. Were the weather to worsen, the trip would be canceled.
  2. Were to worsen the weather, the trip would be canceled.
  3. Was the weather to worsen, the trip would be canceled.
Cevabı göster

Were the weather to worsen, the trip would be canceled.

They also asked the people who never got a mug

1:21

Hiç kupa almayan kişilere de

how much they would be willing to pay to have a mug. Kalıp ifadeler

1:24

bir kupaya sahip olmak için ne kadar ödemeye razı olacaklarını sordular.

Kalıp ifadeler

be willing to pay: ödeme istekliliğini ifade etmek

be willing to pay ifadesindeki willing, kişinin seçimini veya istekliliğini anlatır. be willing to + fiilin yalın hâli yapısı, gerektiğinde ya da koşullar kabul edilebilirse bir şeyi yapmaya hazır olmak demektir. Burada araştırmacılar, kişinin hangi fiyatı kendi isteğiyle ödemeyi seçeceğini soruyor. Bu, kişinin ödeme yaptığı, kupayı kesinlikle satın alacağı veya söylediği her fiyatı karşılayabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Anket sorusunu, ödeme seçimini veya istekliliğini soran ifadeyle tamamlayın: How much would you ____ for this ticket?

Cevabı göster

be willing to pay

Now, the people who had never had one

1:27

Daha önce hiç kupası olmamış kişiler

estimated that the value of the mug would only be about $2.87.

1:29

kupanın değerini yalnızca yaklaşık 2,87 dolar olarak tahmin ettiler.

But those who did have the mug and knew that they would never have it again if they sold it, Dilbilgisi

1:34

Kupası olan ve onu satarsa bir daha asla sahip olamayacağını bilenler ise

Dilbilgisi

did have: olumlu cümlede vurgulu did

Olumlu did have ifadesinde did vurgu içindir. Normal geçmiş zaman ifadesi had the mug olurdu; did eklemek ise bu kişilerin kupaya gerçekten sahip olduğunu doğrular veya vurgular. Bu yapı çoğu zaman bir şüpheyi düzeltir ya da güçlü bir karşıtlık kurar: bir grup hiç kupa almadı, diğer grup ise gerçekten bir kupaya sahipti. Vurgulu did’den sonra had değil, fiilin yalın hâli olan have kullanılır.

Alıştırma

Birisi “Nora did not call.” diyor. İddiayı vurgulu did + call kullanarak düzeltin: Nora ____ me yesterday.

Cevabı göster

did call

estimated its value to be about two and a half times larger,

1:39

değerini yaklaşık iki buçuk kat daha yüksek,

around $7.

1:42

yani 7 dolar civarında tahmin ettiler.

So, according to the evidence in a general sense,

1:45

Yani genel olarak kanıtlara bakılırsa,

having is actually slightly more than twice as good as not having. Dilbilgisi

1:47

bir şeye sahip olmak, sahip olmamaya göre iki katın biraz üzerinde değer taşır.

Dilbilgisi

slightly more than twice as good as: iki katın biraz üzerinde

twice as + adjective + as kalıbı, bir şeyin belirli bir niteliğe başka bir şeyin iki katı düzeyinde sahip olduğunu anlatır. Burada twice as good as, “sahip olma” ile “sahip olmama”nın ne kadar iyi olduğunu karşılaştırır. Slightly more than, twice ifadesini niteler; yani karşılaştırma tam iki kat değil, iki katın biraz üzerindedir. Bu cümlede dikkatli bir tahmindir; her sahip olma durumu için kesin bir kural değildir.

Alıştırma

Cümleyi “iki katın biraz üzerinde iyi” anlamına gelen tam karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The new design is ____ the old one.

Cevabı göster

slightly more than twice as good as

But why just cover that aphorism?

1:52

Ama neden yalnızca bu özdeyişle yetinelim?

Let's talk about some other literary terms because our language can do some pretty funny things,

1:55

Dilimiz oldukça komik şeyler yapabildiğine göre birkaç edebiyat teriminden daha söz edelim;

and those things it does have specific names.

2:00

üstelik bu şeylerin kendilerine özgü adları var.

Let's begin with the blind date murderer,

2:03

Önce ‘kör randevu katili’yle başlayalım:

a meme people create that starts off all scary and frightening, Anlatım akışı

2:06

İnsanların hazırladığı bu meme ilk başta çok ürkütücü ve korkunç görünür,

but then turns out to actually be nice and cuddly.

2:10

ama sonra aslında sevimli ve sıcacık olduğu anlaşılır.

Anlatım akışı

starts off ... but then turns out to actually be: ilk izlenimden sonraki keşfe

Starts off, bir hikâyedeki ilk durumu veya izlenimi tanıtır. Burada başlangıçta korkutucu görünen bir şeyi ortaya koyar. But then hikâyenin yönünü değiştirir; turns out to actually be ise sonradan öğrenilen gerçeği açıklar. Actually şaşkınlığı vurgular: sonraki gerçek, ilk izlenimin aksine sevimli ve sarılmalık olmasıdır. Bu iki parça, hikâyeyi ilk izlenim → sonradan keşfedilen gerçek şeklinde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı anlatım kalıbının aynısıyla tamamlayın: The old house ____ looking frightening, ____ safe and welcoming.

Cevabı göster

starts off · but then turns out to actually be

For instance, I'm going to rip off your face.

2:13

Yüzünü koparıp alacağım.

Book status, you are so funny.

2:16

…daha doğrusu Facebook durumunu kopyalayacağım; çok komiksin.

I'm going to cut you

2:18

Seni keseceğim.

out some coupons for that pizza place you like.

2:20

…daha doğrusu sevdiğin pizzacı için sana birkaç kupon kesip vereceğim.

If you struggle, it'll only make it worse.

2:22

Çırpınırsan durumu daha da kötüleştirirsin.

According to this fascinating article I'm sending you about quicksand.

2:25

Sana gönderdiğim bataklık kumuyla ilgili bu büyüleyici makaleye göre yani.

Many other memes use a similar structure,

2:28

Başka birçok meme de benzer bir yapı kullanır,

and the reason it's funny is that it's an example of what is known as paraprosdokian.

2:31

ve komik olmasının nedeni, paraprosdokian denen şeye örnek oluşturmasıdır.

A paraprosdokian is a sentence or phrase you can use that begins one way, Anlatım akışı

2:36

Paraprosdokian, belli bir şekilde başlayan bir cümle ya da ifadedir;

leading people to think a certain thing,

2:41

insanların belirli bir şey düşünmesini sağlar,

but then in the second half completely reverses or in some way changes that initial opinion.

2:42

ama ikinci yarısında bu ilk düşünceyi tamamen tersine çevirir veya bir şekilde değiştirir.

Anlatım akışı

Paraprosdokian: beklenen anlamı tersine çevirmek

Paraprosdokian, başlangıcı dinleyiciyi belirli bir yoruma yönlendiren, sonraki kısmı ise bu yorumu tersine çeviren veya belirgin biçimde yeniden şekillendiren bir cümle ya da ifadedir. Temel özellik gecikmiş yeniden yorumlamadır: son bölüm, başa dönüp ilk kısmı başka türlü anlamanızı sağlar. Bu yapı genellikle mizah veya şaşkınlık yaratır, ancak yalnızca şaşırtıcı olmak yeterli değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama bir paraprosdokianı en iyi tanımlar?

  1. Sonu, dinleyicinin başlangıçta oluşan beklentiyi yeniden yorumlamasını sağlayan bir cümle.
  2. Yalnızca yeni ve şaşırtıcı bir bilgiyle biten bir cümle.
  3. Zor veya bilinmeyen bir kelime içeren bir cümle.
Cevabı göster

Sonu, dinleyicinin başlangıçta oluşan beklentiyi yeniden yorumlamasını sağlayan bir cümle.

I will eat your baby.

2:48

Bebeğini yiyeceğim.

Carrots, if you don't want them.

2:50

…bebek havuçlarını yani, sen istemiyorsan.

Syntactic ambiguity is when you can't figure out exactly what a sentence means Kelime

2:52

Sözdizimsel belirsizlik, bir cümlenin tam olarak ne anlama geldiğini çözememenizdir;

because the order of the words doesn't help.

2:57

çünkü kelimelerin sırası size yardımcı olmaz.

It frequently occurs in newspaper headlines.

3:00

Gazete manşetlerinde sıkça görülür.

For instance, police help dog bite victim.

3:02

Örneğin: ‘police help dog bite victim’.

Kelime

Sözdizimsel belirsizlik: birden fazla dilbilgisel yapı

Sözdizimsel belirsizlik, aynı kelime dizisi dilbilgisi açısından mümkün olan birden fazla şekilde gruplanabildiğinde veya birbirine bağlanabildiğinde ve bu durum farklı anlamlar oluşturduğunda ortaya çıkar. Police help dog bite victim gibi kısaltılmış manşetlerde işlev sözcüklerinin ve noktalama işaretlerinin eksikliği ilişkileri belirsiz bırakır: polis, köpek tarafından ısırılmış bir mağdura yardım ediyor olabilir ya da bir köpeğin mağduru ısırmasına yardım ediyor olabilir. Belirsizlik, yalnızca bir kelimenin birden çok sözlük anlamı olmasından değil, cümle yapısından kaynaklanır.

Alıştırma

Police help dog bite victim neden sözdizimsel belirsizlik örneğidir?

  1. Çünkü kelimeler iki farklı dilbilgisel yapı oluşturacak biçimde bağlanabilir.
  2. Çünkü cümle gerçek anlam yerine bir mecaz kullanır.
  3. Çünkü police kelimesinin birbiriyle ilgisiz iki sözlük anlamı vardır.
Cevabı göster

Çünkü kelimeler iki farklı dilbilgisel yapı oluşturacak biçimde bağlanabilir.

Well, did the police help a person who had been bit by a dog, Dilbilgisi

3:05

Polis, bir köpek tarafından ısırılmış birine mi yardım etti,

Dilbilgisi

had been bit by a dog: standart biçim had been bitten

Standart İngilizcede past perfect edilgen yapı had been + past participle biçimindedir. bite fiilinin biçimleri bite–bit–bitten olduğundan standart ifade had been bitten by a dog şeklindedir. Kişinin başka bir geçmiş zaman veya olaydan önce bir eyleme maruz kaldığını anlatır. Altyazıdaki had been bit, resmî standart İngilizcede bitten gelmesi gereken yerde bit kullanır. Bu biçim bazı gündelik konuşmalarda duyulabilir; ancak okul çalışmaları veya resmî yazı için örnek alınacak bir yapı değil, standart dışı bir konuşma biçimi olarak görülmelidir.

Alıştırma

Cümleyi had been sonrasında bite fiilinin standart biçimiyle tamamlayın: Before help came, Sam had been ____ by a dog.

Cevabı göster

bitten

or did the police help a dog bite a victim?

3:09

yoksa bir köpeğin kurbanı ısırmasına mı yardım etti?

Free hat.

3:13

Free hat.

Are you giving away hats for free,

3:14

Şapkaları bedava mı dağıtıyorsunuz,

or are you trying to get a guy named Hat out of jail?

3:16

yoksa Hat adlı bir adamı hapisten çıkarmaya mı çalışıyorsunuz?

Lexical ambiguity, Kelime

3:20

Sözcüksel belirsizlik ise

in my opinion,

3:21

bence

is often more fun.

3:22

çoğu zaman daha eğlencelidir.

This happens when a word has multiple meanings

3:24

Bu, bir kelimenin birden fazla anlamı olduğunda

and figuring out which one is being used in a sentence

3:26

ve cümlede hangi anlamda kullanıldığını çözmek

is a challenge.

3:29

zorlaştığında ortaya çıkar.

Kelime

Lexical ambiguity: bir sözcüğün birden fazla anlamı

Lexical, 'sözcüklerle ilgili' demektir. Lexical ambiguity, yani sözcüksel belirsizlik, bir sözcüğün iki veya daha fazla olası anlamı olduğunda ve eldeki bağlam hangi anlamın amaçlandığını göstermediğinde ortaya çıkar. Burada terim, tüm cümlenin nasıl kurulduğuyla ilgili bir sorunu değil, bir sözcüğün anlamları arasından seçim yapma sorununu adlandırır. Daha fazla bağlam genellikle dinleyiciye hangi anlamın etkin olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi durum sözcüksel belirsizlik örneğidir?

  1. Konuşan kişi cümleyi duyulamayacak kadar sessiz söyler.
  2. Aynı sözcükler iki farklı cümle yapısı oluşturacak biçimde gruplanabilir.
  3. bank sözcüğü bir finans kuruluşu veya nehir kıyısı anlamına gelebilir.
Cevabı göster

bank sözcüğü bir finans kuruluşu veya nehir kıyısı anlamına gelebilir.

The word buffalo can mean a number of different things.

3:31

Buffalo kelimesi birkaç farklı anlama gelebilir.

It's the name of an animal, the name of a city,

3:34

Bir hayvanın ve bir şehrin adıdır,

and it can also be a verb, which means to bully or confuse or baffle,

3:37

ayrıca zorbalık etmek, kafayı karıştırmak ya da şaşırtmak anlamında bir fiil de olabilir;

as in, hm, this video buffaloes me. Kelime

3:42

mesela, ‘Hmm, bu video beni buffalo'luyor.’

Kelime

Fiil olarak buffaloes

Bu cümlede buffaloes, az kullanılan buffalo fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir ve “kafasını karıştırmak, şaşırtmak veya sindirmek” anlamına gelir. Özne this video, nesne ise me olduğundan buffaloes cümlenin yüklem fiili olmalıdır. -es sonu, tekil özne this video ile uyum sağlar. Sözcüğün görevini yalnızca yazılışı değil, söz dizimi gösterir: buffaloes çoğul bir isim de olabilir, ancak burada özne ile nesne arasında yer alır.

Alıştırma

“The complicated map buffaloes Mia.” cümlesinde buffaloes ne anlama gelir?

  1. Haritanın Mia'nın kafasını karıştırdığı veya onu şaşırttığı anlamına gelir.
  2. Mia'nın haritayı bulduğu şehrin adını verir.
  3. Mia'nın birkaç bizon gördüğü anlamına gelir.
Cevabı göster

Haritanın Mia'nın kafasını karıştırdığı veya onu şaşırttığı anlamına gelir.

I tweeted about this a few months ago because buffalo has those three meanings,

3:46

Birkaç ay önce bununla ilgili tweet attım; buffalo bu üç anlama geldiği için

it is possible to make a completely sensible and correct legitimate sentence

3:51

tamamen anlamlı, doğru ve geçerli bir cümle kurmak mümkün,

using only the word buffalo.

3:57

hem de yalnızca buffalo kelimesini kullanarak.

Buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo. Anlatım akışı

4:01

Buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo.

You have to think about it for a long time for it to make sense,

4:06

Anlamlı gelmesi için uzun süre düşünmeniz gerekiyor,

but what it's really saying is that bison from the city of buffalo,

4:08

ama aslında söylenen şu: Buffalo şehrinden gelen bizonlar,

that bison from the city of buffalo bully,

4:13

başka Buffalo bizonlarının zorbalığına uğrasalar da,

also happen to bully other bison from the city of buffalo.

4:16

yine Buffalo şehrinden başka bizonlara zorbalık ediyorlar.

Anlatım akışı

Buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo. cümlesini çözümlemek

Aynı görünen yedi sözcük farklı görevler üstlenir. Olası bir gruplandırma şöyledir: [Buffalo şehri niteleyicisi + bizon ismi] [Buffalo şehri niteleyicisi + bizon ismi + zorbalık etmek fiili] [zorbalık etmek fiili] [bizon ismi]. Daha açık bir İngilizceyle bu, “Buffalo bison that Buffalo bison bully also bully other bison.” olur. Açıklamada, sondaki diğer bizonların da Buffalo'dan olduğu kabul edilir. Ortadaki üç sözcük, that sözcüğünün atıldığı bir niteleme yan cümlesi, yani ilgi cümlesidir: “(that) Buffalo bison bully.” Önce isim öbeklerini kurun; sonra açıklama içindeki fiili ve ardından gelen ana fiili bulun. Her sözcüğün görevini yalnızca tekrarlanan yazılış veya büyük harfler değil, sözcük sırası ve yan cümle yapısı gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama “Buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo buffalo.” cümlesinin yapısını gösterir?

  1. Fiil olmadan yalnızca yedi bizon sıralanmıştır.
  2. Buffalo şehrinin kafası yedi hayvan tarafından karıştırılır.
  3. Başka Buffalo bizonlarının zorbalık ettiği Buffalo bizonları da diğer bizonlara zorbalık eder.
Cevabı göster

Başka Buffalo bizonlarının zorbalık ettiği Buffalo bizonları da diğer bizonlara zorbalık eder.

Tongue twisters.

4:21

Tekerlemeler.

All I have to say here is that the she inside she sells seashells by the seashore Kültür

4:22

Burada söylemem gereken tek şey, “she sells seashells by the seashore” cümlesindeki she'nin

is an actual she, not just some random girl.

4:28

rastgele bir kız değil, gerçek bir kadın olduğudur.

She most likely refers to Mary Anning, a British paleontologist

4:31

Buradaki she ile büyük olasılıkla Britanyalı paleontolog Mary Anning kastediliyor;

who collected fossils from beaches nearby where she lived her entire life

4:35

Anning, hayatı boyunca yaşadığı yerin yakınındaki sahillerden fosiller topladı

and discovered the very first ichthyosaur skeleton when she was only 12 years old.

4:40

ve henüz 12 yaşındayken tarihteki ilk ihtiyozor iskeletini keşfetti.

Kültür

she sells seashells by the seashore ve Mary Anning

Bu bölüm, she sells seashells by the seashore sözündeki she'yi Mary Anning ile ilişkilendirir. Anning'in sahillerde fosil toplamasını ve 12 yaşında bir ihtiyozor iskeleti keşfetmesini kullanarak bu bağlantının neden kurulabileceğini açıklar. most likely sözleri önemlidir: bağlantıyı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, olası bir köken açıklaması olarak sunar. Seashells deniz kabuklarıdır; fossils ise eski canlıların korunmuş kalıntıları veya izleridir. Burada fikirleri sahil ortamı birbirine bağlar, ancak bu sözcükler eş anlamlı değildir.

Alıştırma

Hangi ifade bölümü doğru biçimde özetler?

  1. she sözcüğü Mary Anning'i ifade ediyor olabilir, ancak bağlantı kesin olarak sunulmaz.
  2. Bu bölümde seashells, fossils sözcüğünün başka bir karşılığıdır.
  3. Tekerlemeyi kesinlikle Mary Anning'in kendisi yazmıştır.
Cevabı göster

she sözcüğü Mary Anning'i ifade ediyor olabilir, ancak bağlantı kesin olarak sunulmaz.

Now, it's time for my favorite literary term,

4:46

Şimdi sıra en sevdiğim edebiyat teriminde:

tmesis.

4:49

tmesis.

This word is great

4:50

Bu kelime harika,

because you get to spell it with a T and then an M and no vowel in between.

4:50

çünkü T'den hemen sonra, arada hiç sesli harf olmadan M yazılıyor.

Tmesis is a figure of speech Anlatım akışı

4:55

Tmesis bir söz sanatıdır;

when you stick a word inside another word.

4:57

bir kelimenin içine başka bir kelime yerleştirilir.

For instance, why say absolutely

5:00

Örneğin, absolutely demek yerine

when you could say abs-o-freaking-lutely.

5:02

neden abs-o-freaking-lutely demeyesiniz?

Anlatım akışı

abs-o-freaking-lutely içindeki Tmesis

Tmesis, bir kelimeyi bölüp içine başka bir kelime yerleştiren bir söz sanatıdır. abs-o-freaking-lutely ifadesinde freaking, absolutely sözcüğünün temel anlamını değiştirmeden onun içine yerleştirilir. Bu ekleme, fazladan duygu taşıyan sözcüğü ortaya koyarak mesaja yön verir ve o sözcüğün özellikle dikkat çekmesini sağlar. Burada güçlü ve şakacı bir vurgu ile komik bir ritim oluşturur. Bu, yaratıcı bir konuşma biçimidir; absolutely sözcüğünün standart yazımı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle şakacı ve samimi bir vurgu eklemek için tmesis kullanır?

  1. The show was absolutely amazing.
  2. The show was abs-o-freaking-lutely amazing.
  3. The show was amazing because it was funny.
Cevabı göster

The show was abs-o-freaking-lutely amazing.

And why say you're welcome

5:05

Ya da you're welcome demek yerine

when you could say you're wel-diddly-elcome?

5:06

neden you're wel-diddly-elcome demeyesiniz?

And of course, legend,

5:08

Bir de elbette legend...

wait for it,

5:11

bekleyin...

dary.

5:12

dary.

Finally, a spoonerism is a specific type of verbal mistake Kelime

5:13

Son olarak, spoonerism belirli bir tür konuşma hatasıdır;

where you switch the first two letters of two words.

5:18

iki kelimenin ilk harflerini birbiriyle değiştirirsiniz.

Kelime

spoonerism: iki kelimenin başlangıç seslerini değiştirme

Bir spoonerism, iki kelimenin başındaki sesler yer değiştirdiğinde oluşur. Örneğin /dʒ/ ve /b/ yer değiştirince “jelly beans”, “belly jeans” hâline gelebilir. Bu genellikle istemeden yapılan bir dil sürçmesidir, ancak kelime oyunu olarak bilerek de yapılabilir. Her kelimedeki tek bir yazılı harfe değil, yer değiştiren seslere odaklanın.

Alıştırma

Hangi durum bir spoonerism örneğidir?

  1. Biri “calendar” demek isterken “calculator” der.
  2. Biri “jelly beans” demek isterken “belly jeans” der.
  3. Biri “spoon” kelimesini “spnon” diye yazar.
Cevabı göster

Biri “jelly beans” demek isterken “belly jeans” der.

Many of us do this occasionally,

5:22

Birçoğumuz bunu ara sıra yaparız,

but it's named after William Archibald Spooner, a reverend who did this a lot. Kalıp ifadeler

5:24

ama adını, bunu çok sık yapan rahip William Archibald Spooner'dan alır.

Kalıp ifadeler

it's named after: bir adın nereden geldiğini gösterme

be named after + kişi veya şey kalıbı, bir adın o kişiden ya da şeyden geldiğini belirtir. Burada it, spoonerism terimini gösterir; yani terim adını William Archibald Spooner'dan alır. be fiilinin biçimi özneye veya zamana göre değişir: is named after, are named after ya da was named after. Bu ifadede after, “daha sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle parkın adını Dr. Chen'dan aldığını belirtir?

  1. The park is named after Dr. Chen.
  2. The park opened after Dr. Chen arrived.
  3. The park is across from Dr. Chen's office.
Cevabı göster

The park is named after Dr. Chen.

For instance, instead of saying that the Lord is a loving shepherd, Dilbilgisi

5:30

Örneğin, ‘Rab sevgi dolu bir çobandır’, yani ‘the Lord is a loving shepherd’ demek yerine,

he would tell everybody that the Lord is a shoving leopard.

5:33

herkese ‘Rab itip kakan bir leopardır’, yani ‘the Lord is a shoving leopard’ dermiş.

Dilbilgisi

instead of saying: bir eylemin yerine başka bir eylem koymak

“Instead of saying”, “söylemek yerine” demektir. Gerçekleşmeyen ama beklenen eylemi gösterir: “the Lord is a loving shepherd” demek. Ardından cümle, onun bunun yerine gerçekte ne söylediğini anlatır. “Instead of” burada bir edattır ve ardından bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: instead of + saying. Bu kalıp, bir eylem ile onun yerini alan eylemi karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi instead of + -ing kullanarak tamamlayın: Nina rode her bike ____ taking the bus.

Cevabı göster

instead of

He would get his murds wixed up.

5:37

Kelimeleri karıştırıp ‘words mixed’ yerine ‘murds wixed’ derdi.

One of my favorite,

5:39

En sevdiğim örneklerden biri ise

however, comes from Sarah Palin.

5:40

Sarah Palin'den geliyor.

When you spoonerize her name,

5:42

Adına spoonerism uygulayınca

she becomes Parah Salin.

5:44

Parah Salin oluyor.

And as always,

5:47

Ve her zamanki gibi,

wanks for thatching.

5:48

wanks for thatching.