Göz ardı edebileceğiniz üç dilbilgisi kuralı - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
492 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Bu kısa ders, şarkılar ve gündelik durumlar üzerinden ders kitabı grameriyle günlük İngilizceyi karşılaştırıyor. Varsayımlarda was/were kullanımını, özne zamirlerini, vurgu sağlayan çift olumsuzluğu ve ek konu olarak tekil they kullanımını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "If I was / "If I were — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Geleneksel kuralın gerçek dışı bir varsayımda were biçimini tercih ettiğini, ancak doğal konuşmada was kullanımının da oldukça yaygın olduğunu anlayacaksınız. Böylece iki biçimi de tanıyıp resmî veya gündelik ortama uygun olanı seçebilirsiniz. 2. Me and my friend / "My friend and I — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Gündelik konuşmada özne olarak sık duyulan standart dışı biçimle I kullanılan geleneksel doğru biçimi ayırt edeceksiniz. Bu sayede gerçek konuşmaları takip ederken resmî yazıda veya değerlendirmelerde daha güvenli yapıyı kullanabilirsiniz. 3. more of an internal feeling than must or — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: İnce bir anlam farkını açıklamak için more of a... than... kalıbını kullanmayı öğreneceksiniz. Burada can't not, should ya da must ile aktarılan tavsiye veya zorunluluktan farklı olarak, kişinin içinde güçlü biçimde hissettiği bir yükümlülüğü anlatabilir.

Bu derste

English speakers always follow grammar rules, right? Ton ve niyet

0:00

İngilizce konuşanlar her zaman dilbilgisi kurallarına uyarlar, değil mi?

Ton ve niyet

Onay bekleyerek doğrulama isteyen cümle sonu right?

Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, kısa bir onay sorusudur. Bir şeyi doğru diye tanımlamak yerine “Bu doğru mu?” veya “Katılıyor musun?” anlamına gelir. Konuşan kişi, ifadeyi dinleyenin muhtemelen kabul edeceği bir şey gibi sunar. Burada bu onay beklentisi daha sonra gelecek itiraza zemin hazırlar; böylece right?, dinleyeni konuşanın akıl yürütmesine katar.

Alıştırma

Bu cümlenin sonundaki right? esas olarak ne yapar?

  1. Konuşanın sağa doğru hareket edip etmemesi gerektiğini sorar.
  2. Dinleyenden onay ister ve onun katılmasının beklendiğini gösterir.
  3. Dinleyene sormadan dil bilgisi kurallarının doğru olduğunu bildirir.
Cevabı göster

Dinleyenden onay ister ve onun katılmasının beklendiğini gösterir.

Then why does the genie from Aladdin say, Anlatım akışı

0:02

O zaman Alaaddin'deki cin neden şöyle diyor:

"You ain't never had a friend like me." Notlar

0:05

"Benim gibi bir arkadaşın hiç olmadı."

Anlatım akışı

Bir iddiaya karşı çıkan Then why does...

Then, bu soruyu önceki iddiaya bağlar. Why does...? bu iddiaya uymuyor gibi görünen bir gerçeğe işaret eder. Soru yalnızca bir neden istemek yerine bütünüyle şu anlama gelir: İddia doğruysa bu örnek nasıl var olabilir? Kalıp Then why does + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Does zamanı taşır ve üçüncü tekil şahıs özneyle uyum sağlar; bu nedenle ana fiil says değil, say olur. Bu kalıp açıklamayı genel bir kuraldan karşı örneğe taşır.

Alıştırma

Yazıcının kusursuz çalıştığı iddiasına doğru biçimde karşı çıkan soru hangisidir?

  1. Then why does it stops every ten minutes?
  2. Then why is it stop every ten minutes?
  3. Then why does it stop every ten minutes?
Cevabı göster

Then why does it stop every ten minutes?

Kelime

"You ain't never had a friend like me." cümlesinde ain't

Ain't, standart İngilizcede çok konuşma diline özgü ve standart dışı bir olumsuzluk biçimidir. Özneye ve fiile göre am not, is not, are not, has not veya have not yerine kullanılabilir. Bu cümlede you öznesi ve had ile kurulan present perfect yapı nedeniyle have not karşılığıdır. Burada ain't her durumda güvenle kullanılabilecek bir kısaltma değil, samimi bir üslup seçimidir. Önce hangi standart biçimin yerini tuttuğunu anlayın, sonra bu üslubun duruma uygun olup olmadığına karar verin.

Alıştırma

Ain't hakkında hangi ifade en doğrudur?

  1. Ain't resmî yazı için en güvenli olumsuzluk biçimidir.
  2. Ain't yalnızca am not anlamına gelebilir.
  3. Ain't çok konuşma diline özgü, standart dışı bir olumsuzluk biçimidir; standart karşılığı gramer yapısına bağlıdır.
Cevabı göster

Ain't çok konuşma diline özgü, standart dışı bir olumsuzluk biçimidir; standart karşılığı gramer yapısına bağlıdır.

Dilbilgisi

Vurgulu çift olumsuzluk olarak ain't never had

Ain't never had iki olumsuz unsur içerir: burada ain't, have not yerine geçer ve diğer unsur never'dır. Bu tür standart dışı ifadelerde iki olumsuzluk birbirini götürmez; birlikte tek bir olumsuz anlamı güçlendirir. Bu yapıya genellikle negatif uyum denir. Cümlede amaçlanan anlam You have never had a friend like me şeklindedir. Çift olumsuzluk vurgu ve stilize bir hava katar; bu yüzden anlamını anlayın ama onu resmî İngilizce için standart bir model olarak kullanmayın.

Alıştırma

Cümlenin anlamını koruyan ve tek bir olumsuzluk sözcüğü kullanan standart İngilizce cümleyi seçin.

  1. You have always had a friend like me.
  2. You ain't never had a friend like me.
  3. You have never had a friend like me.
Cevabı göster

You have never had a friend like me.

Didn't your teacher say you should never use a double negative? Kelime

0:08

Öğretmeniniz size asla çift olumsuzlama kullanmamanız gerektiğini söylemedi mi?

Kelime

a double negative: aynı yan tümcede iki olumsuzluk

A double negative, aynı yan tümcede birlikte işleyen iki olumsuz biçimi anlatan bir dil bilgisi terimidir. Örneğin I didn't see nothing cümlesinde didn't ve nothing sözcüklerinin ikisi de olumsuz biçimdir. İngilizcenin bazı çeşitlerinde iki olumsuzluk birlikte tek bir olumsuz anlamı ifade eder veya güçlendirir. Geleneksel standart İngilizcede bu yapı genellikle yeniden yazılır. Burada matematikten değil, dil yapısından söz edilir. Altyazıdaki soruda didn't ve never farklı yan tümcelere aittir; konuşmacı basit bir çift olumsuzluk örneği vermek yerine kuralın adını anmaktadır.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı yan tümcede birlikte işleyen iki olumsuz biçim vardır?

  1. I didn't see anything.
  2. I saw nothing.
  3. I didn't see nothing.
Cevabı göster

I didn't see nothing.

And why does Elton John say,

0:11

Peki Elton John neden şöyle diyor:

"If I was a sculptor." Dilbilgisi

0:13

"Eğer bir heykeltıraş olsaydım."

Shouldn't that be were,

0:15

Bunun "were" olması gerekmez mi,

"If I were a sculptor."

0:17

"Eğer bir heykeltıraş olsaydım."

Dilbilgisi

Varsayımsal durumlarda If I was ... ve If I were ...

Alıntılanan cümlede hem If I was a sculptor hem de If I were a sculptor, hayal edilen şimdiki bir durumu anlatır. Geleneksel standart İngilizce, bu gerçek dışı anlam için I ile were kullanır; buradaki were, sıradan bir çoğul biçim değil, gerçek dışı varsayım biçimidir. Aynı anlamla was kullanımı da gündelik konuşmada yaygındır. Were şeklindeki düzeltme, cümleyi bir dil bilgisi kuralı sorusu olarak ele alır; böyle bir durumda were daha güvenli seçimdir.

Alıştırma

Resmî gerçek dışı koşulu tek sözcükle tamamla: "If I ____ the head teacher, I would add a longer lunch break."

Cevabı göster

were

Learn about three grammar rules that English speakers ignore in this mini English lesson. Anlatım akışı

0:18

Bu mini İngilizce dersinde İngilizce konuşanların görmezden geldiği üç dilbilgisi kuralını öğrenin.

Anlatım akışı

three grammar rules that English speakers ignore: ders içeriğini önceden bildirmek

Bu isim öbeği önce sayıyı ve konuyu verir: three grammar rules. that English speakers ignore ilgi cümleciği, kapsamı derste ele alınacak belirli kurallarla sınırlar. Girişte kullanılan öbeğin tamamı dinleyiciye bir içerik haritası sunar: bu kurallar hakkında üç bölüm gelecektir. Buradaki ignore, İngilizce konuşanların günlük kullanımda bu kurallara çoğu zaman uymadığı anlamına gelir; dil bilgisi bilmedikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan öbek, dinleyicinin öncelikle neyi tahmin etmesine yardımcı olur?

  1. İngilizcedeki bütün dil bilgisi kuralları gereksizdir.
  2. Derste üç belirli dil bilgisi kuralı ele alınacak.
  3. Konuşmacı yalnızca ignore sözcüğünü açıklayacak.
Cevabı göster

Derste üç belirli dil bilgisi kuralı ele alınacak.

If I was the teacher,

0:27

Eğer öğretmen ben olsaydım,

I would have let us go home 5 minutes early. Dilbilgisi

0:29

hepimizin eve 5 dakika erken gitmesine izin verirdim.

Dilbilgisi

let us go: let + nesne + fiilin yalın hâli

let us go ifadesinde let, izin vermek anlamındadır. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: us nesnedir ve go yalın hâlde kalır. let sözcüğünden sonra to eklenmez. Burada us, izin verilen kişileri gösterir. Bu ifade, öneri bildiren Let's go değildir; would have let, let'in geçmişe ilişkin varsayımsal sonuçtaki ana fiil olduğunu gösterir.

Alıştırma

let, Maya ve choose sözcüklerini doğru kalıpta kullanarak cümleyi tamamlayın: Last night, her parents ____ the movie.

Cevabı göster

let Maya choose

No, it should be "If I were the teacher,

0:32

Hayır, şöyle olmalıydı: "Eğer öğretmen ben olsaydım,

I would have let us go home 5 minutes early."

0:35

hepimizin eve 5 dakika erken gitmesine izin verirdim."

You probably read in a textbook that you should use were

0:38

Muhtemelen bir ders kitabında "were" kullanmanız gerektiğini okumuşsunuzdur;

when making a second conditional Kelime

0:41

ikinci tip koşul (second conditional) cümlesi kurarken

Kelime

a second conditional: şimdi veya gelecekle ilgili varsayımsal durumlar

İkinci tip koşul cümlesi, şimdiki zamana veya geleceğe ait gerçek dışı, düşük olasılıklı ya da yalnızca varsayımsal bir durumu hayal etmek için kullanılan bir yapıdır. Yaygın kalıp if + fiilin geçmiş biçimi, ardından would + fiilin yalın biçimidir: If I had more time, I would travel more. Buradaki geçmiş biçim çoğu zaman geçmiş zamanı değil, gerçeklikten uzaklığı gösterir. Bu nedenle bir cümle şimdiki zamandan veya gelecekten söz ederken had ya da were kullanabilir.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci tip koşul cümlesidir?

  1. If I have more time tomorrow, I will learn another language.
  2. If I had studied harder, I would have passed the test.
  3. If I had more time, I would learn another language.
Cevabı göster

If I had more time, I would learn another language.

with the subject pronouns

0:43

şu kişi zamirleriyle:

I, he, she, and it.

0:45

I, he, she ve it.

But English speakers often use was Dilbilgisi

0:48

Ancak İngilizce konuşanlar genellikle "was" kullanırlar

when making a second conditional in natural conversation.

0:50

doğal bir sohbette ikinci tip koşul cümlesi kurarken.

Dilbilgisi

use was ... in natural conversation: günlük ikinci tip koşul cümleleri

Bu cümle, günlük ikinci tip koşul cümlelerinde konuşanların, özellikle I, he, she veya it sonrasında, geleneksel olarak önerilen were yerine sıklıkla was seçtiğini anlatır: If I was taller, I would play basketball. Sınırı often ve in natural conversation ifadeleri belirler. Cümle, konuşmada yaygın bir seçimi anlatır; was biçiminin her yerde zorunlu olduğunu veya were biçiminin yanlış olduğunu söylemez.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Was doğal konuşmada yaygın olduğu için ikinci tip koşul cümlelerinde were kullanmak yanlıştır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

So, Elton John says,

0:54

O yüzden Elton John şöyle söyler:

"If I was a sculptor."

0:56

"Eğer bir heykeltıraş olsaydım."

But then again, "No." Anlatım akışı

0:58

Ama yine de, "Hayır."

Anlatım akışı

But then again: yeniden düşünmeyi belirtmek

But then again, konuşanın fikrini yeniden düşündüğünü dinleyene gösterir. Bu tür ifadeye söylem belirteci denir. Burada konuşan duraklar, önceki fikrini yeniden değerlendirir ve farklı bir cevap verir: “Hayır.” Bu ifade, daha önce söyleneni zayıflatan veya tersine çeviren bir gerçek ya da değerlendirme sunabilir. Buradaki again, “bir kez daha” anlamına gelmez; bütün ifade “yeniden düşününce” veya “diğer taraftan bakınca” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi seçenek, ilk fikri yeniden değerlendirmek için bir neden sunarken But then again ifadesini kullanıyor?

  1. The walk may be too long. But then again, I said the word long twice.
  2. The walk may be too long. But then again, we have plenty of time.
  3. The walk may be too long. But then again, the word walk has four letters.
Cevabı göster

The walk may be too long. But then again, we have plenty of time.

I apologize for my singing. Kalıp ifadeler

1:00

Şarkı söylediğim için özür dilerim.

Kalıp ifadeler

apologize for my singing: özrün nedenini for ile belirtmek

Apologize for + isim veya -ing biçimi, özrün nedenini belirtir. I apologize for my singing cümlesinde my singing, konuşanın ne için üzgün olduğunu gösterir. for sonrasındaki ifade özrün nedenidir; özrün yöneltildiği kişi değildir. O kişiyi belirtmek için apologize to + kişi kullanılır. İki yapı apologize to someone for something biçiminde birlikte de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi özrün nedenini belirten edatla tamamlayın: I apologize ____ losing your book.

Cevabı göster

for

Me and my friend are going to play video games later today. Dilbilgisi

1:02

Ben ve arkadaşım bugün ilerleyen saatlerde video oyunu oynayacağız.

No, it should be

1:06

Hayır, şöyle olmalıydı:

"My friend and I are going to play video games later today."

1:07

"Arkadaşım ve ben bugün ilerleyen saatlerde video oyunu oynayacağız."

Dilbilgisi

Özne olarak Me and my friend ve My friend and I

Her iki biçimde de and ile bağlanan ifade are going fiilinin öznesidir. Geleneksel standart İngilizcede özne konumundaki zamir I biçimini alır. Bu nedenle dikkatli konuşmada ve yazıda My friend and I beklenir. Diğer kişiyi kendinden önce söylemek yaygın bir nezaket sıralamasıdır, ancak zamir biçimini bu sıra belirlemez. Me and my friend bazı İngilizce çeşitlerinin rahat konuşmalarında çok yaygındır; bu yüzden akıcı konuşan kişilerden duyulabilir. Burada nesne biçimi olan me, özne konumunda kullanılmıştır. Gayriresmî konuşmada bunu anlayın, ancak standart dil bilgisi beklendiğinde My friend and I biçimini seçin. Hızlıca kontrol etmek için my friend kısmını çıkarın: I am going standarttır; Me am going değildir.

Alıştırma

Resmî bir yazı için en güvenli seçim hangi cümledir?

  1. My sister and me made dinner.
  2. My sister and I made dinner.
  3. Me and my sister made dinner.
Cevabı göster

My sister and I made dinner.

You've probably heard from your teacher Kalıp ifadeler

1:12

Muhtemelen öğretmeninizden duymuşsunuzdur,

Kalıp ifadeler

Temkinli bir giriş olarak You've probably heard from your teacher

Bu bağlamda You've probably heard from your teacher, bilinen bir kuralı veya fikri anlatmadan önce kullanılan bir giriş ifadesidir. You've, you have anlamına gelir; heard ise daha önce edinilmiş ve şu anki konuşmayla ilgili olan bilgiyi belirtir. From your teacher olası kaynağı gösterir. Probably, cümleyi konuşanın bildiği kesin bir gerçek yerine makul bir tahmin hâline getirir. Böylece konuşan kişi açıklama yapmadan, düzeltmeden veya yeni bilgi eklemeden önce dinleyicinin zaten biliyor olabileceği şeyi kabul eder.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin zaten biliyor olabileceği bir bilgiyi kesinlik iddia etmeden nazikçe sunar?

  1. You've probably heard that dolphins use clicks to communicate.
  2. You've definitely heard that dolphins use clicks, because I know you have.
  3. You've probably hear that dolphins use clicks to communicate.
Cevabı göster

You've probably heard that dolphins use clicks to communicate.

that you shouldn't say "Me and someone."

1:14

"Me ve birisi" dememeniz gerektiğini,

and instead, you should say "Someone and I."

1:16

ve bunun yerine "Birisi ve I" demeniz gerektiğini.

And technically, that is grammatically correct Anlatım akışı

1:19

Ve teknik olarak, bu dilbilgisi açısından doğrudur

Anlatım akışı

technically: katı bir kurala göre doğru

Burada technically, “kesin dil bilgisi kuralına göre” anlamına gelir. Ardından gelen yargının hangi ölçüte göre değerlendirildiğini gösterir. Bu sözcük çoğu zaman bir karşıtlığa hazırlar: Bir şey teknik olarak doğru olsa da gerçek konuşmada alışılmadık, pek kullanışlı olmayan veya daha az doğal olabilir. “Kesinlikle en iyi seçim” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? Technically, the library is still open, but it closes in two minutes.

  1. Konuşan kişi birinden kütüphaneyi açmasını istiyor.
  2. Kütüphane uzun bir ziyaret için tamamen kullanılabilir durumda.
  3. Resmî çalışma saatlerine göre açık, ancak gerçekte kullanılabilecek neredeyse hiç zaman kalmadı.
Cevabı göster

Resmî çalışma saatlerine göre açık, ancak gerçekte kullanılabilecek neredeyse hiç zaman kalmadı.

because I is the subject pronoun Kelime

1:22

çünkü "I" özne zamiridir

and me is the object pronoun.

1:25

ve "me" nesne zamiridir.

Kelime

the subject pronoun ... the object pronoun: iki dil bilgisi görevi

Bu cümlede I ve me sözcüklerinin adları söylenip türleri belirtiliyor. Subject pronoun özne olarak kullanılır; eylemi kimin ya da neyin yaptığını veya bir durumda kimin ya da neyin bulunduğunu gösterir. Özne biçimleri I, you, he, she, it, we ve they sözcüklerini içerir. Object pronoun bir fiilin ya da edatın nesnesi olarak kullanılır; eylemin kimi ya da neyi etkilediğini gösterir veya to ve with gibi sözcüklerden sonra gelir. Nesne biçimleri me, you, him, her, it, us ve them sözcüklerini içerir. Bu terimler kibarlık düzeyini değil, dil bilgisi görevlerini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi doğru İngilizce zamirlerle tamamlayın. Önce her zamirine karşılık gelen özne biçimini, ardından I zamirine karşılık gelen nesne biçimini kullanın: ____ invited ____ to the game.

Cevabı göster

She · me

But English speakers just often ignore this in casual conversation Kelime

1:26

Ancak İngilizce konuşanlar günlük konuşmalarda bunu sık sık göz ardı eder

and always just say "Me and someone."

1:32

ve her zaman sadece "Me ve birisi" derler.

Kelime

in casual conversation: gündelik konuşma kullanımını belirtme

In casual conversation, “rahat ve resmî olmayan bir konuşma sırasında” demektir. Burada “Me and someone” denmesiyle ilgili açıklamanın kapsamını sınırlar: Konuşan kişi, insanların sohbet ederken kullanabildiği bir biçimi anlatır; bunu her ortamda önerilen biçim olarak sunmaz. Bunun gibi bir dil düzeyi işareti, bir biçimin nerede duyulmasının muhtemel olduğunu gösterir. “Konuşmada yaygın olmak” ile “resmî yazıda veya dil bilgisi sınavında tercih edilmek” farklı değerlendirmelerdir.

Alıştırma

Yargılayın: Bir biçim in casual conversation ortamında yaygınsa resmî bir raporda da otomatik olarak önerilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

I prefer to play with someone who's actually good,

1:34

Gerçekten iyi olan biriyle oynamayı tercih ederim,

but he is my friend,

1:37

ama o benim arkadaşım,

so I can't not play with him. Dilbilgisi

1:39

o yüzden onunla oynamamazlık edemem.

Dilbilgisi

can't not: eylemde bulunmamayı seçemediğini hissetmek

can't not + fiil yapısında not, kaçınılması imkânsız gibi görünen eyleme aittir: “Bunu yapmamayı seçemiyorum.” Bu nedenle I can't not play with him, konuşan kişinin onunla oynamayı reddetmeyi gerçek bir seçenek olarak görmediği anlamına gelir. Bu çift olumsuzluk çoğu zaman iç çatışma, sosyal baskı veya isteksizlik gösterir. have to ile aynı eyleme yol açabilir; ancak eylemde bulunmamayı seçmenin önünün kapalı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “katılmamayı seçemediğimi hissediyorum” anlamındaki yapıyla tamamlayın: I promised my sister I would be there, so I ____ the ceremony.

Cevabı göster

can't not attend

Actually, you should say "I must play with him." Ton ve niyet

1:42

Aslında şöyle demelisiniz: "Onunla oynamak zorundayım."

Ton ve niyet

Actually, you should say: bir düzeltme başlatmak

Bu cümlede Actually, konuşanın önceki bir ifadeyi veya düşünceyi düzelteceğini gösterir. Buradaki anlamı yalnızca “gerçekten” değil, “daha doğrusu” ifadesine yakındır. Ardından you should say... konuşanın önerdiği ifadeyi sunar. Bu yapı önce düzeltme sinyali verir, sonra kullanılacak yeni ifadeyi gösterir.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede “Actually, you should say...” ile ne yapıyor?

  1. Önceki ifadeye tamamen katıldığını göstermek
  2. Birinin bu sözleri gerçekten söyleyip söylemediğini sormak
  3. Bir düzeltme yapıp önerilen ifadeyi vermek
Cevabı göster

Bir düzeltme yapıp önerilen ifadeyi vermek

or "I should play with him."

1:45

ya da "Onunla oynamalıyım."

Never use a double negative, silly.

1:48

Asla çift olumsuzlama kullanma, seni şapşal.

You might have heard from your teacher

1:52

Öğretmeninizden duymuş olabilirsiniz,

that you should never use a double negative.

1:53

hiçbir zaman çift olumsuzlama kullanmamanız gerektiğini.

But English speakers use double negatives from time to time. Kalıp ifadeler

1:56

Ama İngilizce konuşanlar zaman zaman çift olumsuzlama kullanırlar.

Kalıp ifadeler

from time to time: ara sıra gerçekleşme

From time to time, “zaman zaman” veya “ara sıra” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Bir olayın bazı zamanlarda gerçekleştiğini, fakat sık sık ya da sürekli olmadığını anlatır. Özgün cümlede use fiilini niteler ve İngilizce konuşanların çift olumsuzluk kullanma sıklığını sınırlar. Bu öbek genellikle cümlenin başında veya sonunda yer alır.

Alıştırma

Cümleyi “ara sıra” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: I draw pictures after dinner ____.

Cevabı göster

from time to time

For example, in the sentence,

2:00

Örneğin, şu cümlede:

"I can't not play with him."

2:02

"Onunla oynamamazlık edemem,"

the speaker is emphasizing their obligation to play with their friend.

2:04

konuşan kişi arkadaşıyla oynama zorunluluğunu vurguluyor.

It's more of an internal feeling Kalıp ifadeler

2:09

Bu içsel bir duyguya daha yakındır

than must or should

2:12

"must" veya "should" kelimelerinden

Kalıp ifadeler

more of A than B: saymak değil, sınıflandırmak

More of A than B, bir şeyi B olarak değil A olarak anlamanın daha doğru olduğunu belirtir. Burada internal feeling A'dır; must ve should ise zorunluluk duygusunu gösteren etiketler gibi ele alınır. Konuşan kişi duygunun miktarının daha fazla olduğunu söylemez, anlamı sınıflandırır. Tekil sayılabilen adlarla yaygın kalıp more of a/an + ad + than + ad şeklindedir: It was more of a warning than a joke. İki taraf, karşılaştırılan kategorileri adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin bir türe diğerinden daha yakın olduğunu söylemek için more of A than B yapısını kullanıyor?

  1. It contained more warnings than jokes.
  2. The warning was more serious than the joke.
  3. It was more of a warning than a joke.
Cevabı göster

It was more of a warning than a joke.

and has a stronger emphasis Kalıp ifadeler

2:14

ve daha güçlü bir vurgu taşır

on the obligation that they should play with their friend.

2:16

arkadaşlarıyla oynamaları gerektiği hissi üzerinde.

Kalıp ifadeler

stronger emphasis on the obligation: emphasis on + ad

Emphasis on + ad öbeği, bir şeye özel önem veya dikkat verilmesi anlamına gelir. stronger emphasis on the obligation ifadesinde on, vurgunun odağı olan obligation sözcüğünü getirir; stronger ise bu vurgunun başka bir anlatıma göre daha fazla olduğunu belirtir. Bu ad kalıbı genellikle place, put veya have sözcüklerinden sonra gelir: place greater emphasis on safety. on edatı bu kalıbın bir parçasıdır; fiziksel konum anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi emphasis adı ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The course places greater ____ clear communication.

Cevabı göster

emphasis on

And now, we have a bonus grammar rule. Anlatım akışı

2:20

Ve şimdi, bir de bonus dilbilgisi kuralımız var.

Anlatım akışı

bonus grammar rule: ek bir maddeyi belirtme

Burada bonus grammar rule, ana listeden sonra gelen fazladan bir kuralı belirtir. Ana içerikten son bir ek maddeye geçildiğini gösterir. bonus + isim yapısında bonus, “ek olarak sunulan ve yararlı ya da eğlenceli görülen” anlamına gelebilir. Burada para ya da ödül anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede a bonus grammar rule ne işe yarıyor?

  1. Önceki bütün kuralları iptal eder.
  2. Birinin ödül kazandığını söyler.
  3. Ana listeden sonra ek bir madde sunar.
Cevabı göster

Ana listeden sonra ek bir madde sunar.

This isn't really a grammar rule

2:24

Bu aslında insanların yanlış yaptığı

that people get wrong, Kalıp ifadeler

2:27

bir dilbilgisi kuralı değil,

but a lot of people say that this is incorrect.

2:28

ama birçok insan bunun yanlış olduğunu söyler.

Kalıp ifadeler

get ... wrong: bir şeyi yanlış anlamak veya yapmak

Get something wrong, bir şeyi yanlış anlamak, hatırlamak, söylemek veya cevaplamak demektir. Wrong, nesneyle ilgili sonucun yanlış olduğunu belirtir; get burada “almak” anlamına gelmez. a grammar rule that people get wrong ifadesinde that, a grammar rule yerine geçer ve get fiilinin nesnesidir. İlgi cümleciği yapısı nedeniyle nesne people get wrong ifadesinden önce gelir. Tam bir ana cümle People get this grammar rule wrong. şeklinde olur.

Alıştırma

Cümleyi get ... wrong ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya wrote 42 instead of 24, so she ____.

Cevabı göster

got the number wrong

So, that's why it's a bonus.

2:32

Bu yüzden bu bir bonus.

"We've got a new student joining today." Notlar

2:33

"Bugün aramıza yeni bir öğrenci katılıyor."

Kalıp ifadeler

We've got: Günlük Dilde We Have

Bu cümlede We've got, We have anlamındadır: gruba bugün yeni bir öğrenci katılacaktır. İfade, birini elde etme veya teslim alma eyleminin tamamlandığını değil, mevcut bir durumu ya da planı anlatır. Have got, have ile kurulur; ancak bu kullanımda bütün ifade mevcut sahipliği, elde bulunan bir şeyi veya önceden belirlenmiş bir planı gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. got önündeki /v/ sesine odaklanın.

  1. We got an extra chair for you.
  2. We bought an extra chair for you.
  3. We've got an extra chair for you.
Cevabı göster

We've got an extra chair for you.

Kelime

new student joining today: Bir Gruba Katılmak

Burada joining, sınıfın veya okul topluluğunun bir parçası olmak anlamındadır. İki nesneyi fiziksel olarak birbirine bağlamak anlamına gelmez. -ing yapısı joining today, new student ifadesinden sonra gelir ve o kişiyi tanımlar. a new student who is joining today ifadesinin kısaltılmış biçimidir; hangi gruba katılındığı bağlamdan belliyse grup söylenmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir hemşirenin bugün ekibin bir parçası olacağını doğal biçimde anlatır?

  1. A new nurse is joining our team today.
  2. A new nurse is connecting our team today.
  3. A new nurse is joining to our team today.
Cevabı göster

A new nurse is joining our team today.

"Oh, what time are they coming?" Dilbilgisi

2:36

"Oh, o saat kaçta geliyor?"

No, "What time is he or she coming?"

2:38

Hayır, "O erkek veya o kız saat kaçta geliyor?"

Dilbilgisi

are they coming? ... is he or she: tekil they ve fiil uyumu

a new student tek bir kişiyi anlatsa da kişinin cinsiyeti bilinmiyorsa, önemli değilse veya belirtilmek istenmiyorsa o kişiye they ile tekrar gönderme yapılabilir. Buna tekil they denir. Tekil they anlam bakımından bir kişiyi gösterir, ancak normal they fiil biçimlerini alır: they are, they have ve they come. Bu nedenle doğal soru What time are they coming? olur; What time is they coming? olmaz.

Alıştırma

Soruyu tekil they kullanarak tamamlayın: A new doctor is starting today. What time ____ arriving?

Cevabı göster

are they

It's just one person.

2:42

Ne de olsa sadece bir kişi.

You might have heard that you can only use they as a plural,

2:44

"They" kelimesini yalnızca çoğul olarak kullanabileceğinizi duymuşsunuzdur,

but you can also use they as a singular pronoun too.

2:48

ancak "they" kelimesini tekil bir zamir olarak da kullanabilirsiniz.

You can use it when you don't know the gender of the person

2:52

Kişinin cinsiyetini bilmediğinizde bunu kullanabilirsiniz

because you haven't met them before

2:55

çünkü onunla daha önce hiç tanışmamışsınızdır

or you can use it when you're talking about someone in general.

2:57

veya genel olarak birinden bahsederken bunu kullanabilirsiniz.

We actually have a mini English lesson on this.

3:01

Aslında bu konuda mini bir İngilizce dersimiz var.

So, check out Kate's video on using they in the link above. Öbek fiiller

3:03

Bu yüzden, yukarıdaki bağlantıdan Kate'in "they" kullanımıyla ilgili videosunu izleyin.

Öbek fiiller

check out: göz atmaya yönelik samimi bir davet

Burada check out, bir şeye göz atmak veya onu incelemek anlamına gelir. Konuşan kişi Kate'in videosunu samimi bir dille öneriyor ve izleyiciyi videoyu açmaya veya izlemeye davet ediyor. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda check out the video veya check the video out denebilir. Nesne zamir olduğunda zamir ortaya gelir: check it out.

Alıştırma

Hangi cümlede check out bir şeye göz atmaya yönelik samimi bir öneri olarak kullanılmıştır?

  1. Please check the figures before sending the report.
  2. We need to check out of the hotel by ten.
  3. Check out this website for more examples.
Cevabı göster

Check out this website for more examples.

Right, me and a couple of friends are going to go sightseeing in Paris now. Kalıp ifadeler

3:08

Pekala, ben ve birkaç arkadaşım şimdi Paris'te gezmeye çıkacağız.

Kalıp ifadeler

a couple of friends: az ve bazen yaklaşık bir arkadaş sayısı

a couple of friends ifadesinde a couple of, arkadaş sayısının çok az olduğunu belirtir. Tam olarak iki kişi anlamına gelebilir; ancak rahat bir konuşmada çoğu zaman yaklaşık iki ya da birkaç kişi anlamında kullanılır. Burada couple, a couple of + çoğul isim miktar yapısının bir parçasıdır. Arkadaşların romantik bir çift olduğunu söylemez.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Rahat bir konuşmada a couple of days her zaman tam olarak iki gün anlamına gelmelidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

to go sightseeing: go + -ing yapısındaki seyahat ifadesi

Go sightseeing, ilginç veya ünlü yerleri ziyaret etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir seyahat ifadesidir. go shopping gibi go + -ing etkinliği yapısını izler. are going to go sightseeing içinde be going to planı gösterir; sonraki go ise etkinlik ifadesini başlatır. İki go biçiminin görevleri farklıdır: are going to + go sightseeing.

Alıştırma

“Turistik yerleri ziyaret etmek” anlamındaki kalıplaşmış seyahat ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: We have one free afternoon, so let's ____ in the old town.

Cevabı göster

go sightseeing

If I wasn't so scared of heights, Notlar

3:12

Yükseklikten bu kadar korkmasaydım,

Kalıp ifadeler

scared of heights: scared of + isim

Be scared of + isim veya -ing biçimi, o şeyden ya da etkinlikten korkmak demektir. Scared of heights, yüksek yerlerde bulunmaktan korkmak demektir. Korkulan şeyden önce with değil, of kullanılır. Bu kalıpta heights normalde çoğuldur. Birden fazla yükseklik ölçüsünü değil, yüksek yerleri ya da yerden yüksekte olma durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: Mia won't climb the ladder because she's scared ____ heights.

Cevabı göster

of

I'd probably go up the Eiffel Tower. Kalıp ifadeler

3:14

muhtemelen Eyfel Kulesi'ne çıkardım.

Dilbilgisi

If I wasn't... I'd probably go: şimdiki zamana ilişkin varsayım

Bu, şimdiki zamana ilişkin varsayımsal bir koşul cümlesidir: if + geçmiş zaman biçimi, ardından would + fiilin yalın hâli gelir. Konuşan kişi şimdikinden farklı bir durum hayal eder: şu anda yüksekten korkmaktadır, ancak bu korku olmasa muhtemelen kuleye çıkacaktır. Burada wasn't, korkunun geçmişte olduğunu göstermez. I'd, I would anlamına gelir; probably ise hayal edilen sonucun kesin değil, olası olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, şu anki gerçeklikten farklı bir durumu hayal ediyor?

  1. If I have more free time tomorrow, I'll read in the evening.
  2. I had more free time last year, so I read every evening.
  3. If I had more free time, I'd read every evening.
Cevabı göster

If I had more free time, I'd read every evening.

Kalıp ifadeler

go up the Eiffel Tower: kulenin daha yüksek bir bölümüne çıkmak

Bu cümlede go up the Eiffel Tower, bir ziyaretçi olarak zemin seviyesinden kulenin daha yüksek bir bölümüne çıkmak demektir. Go up + bir kule, merdiven, tepe veya yukarı giden başka bir yol, daha yüksek bir noktaya doğru harekete odaklanır. Nasıl çıkıldığını belirtmez; bu nedenle hem merdiven hem de asansör kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kişilerin nasıl çıktığını belirtmeden gözlem kulesinin daha yüksek bir bölümüne ulaştığını anlatır?

  1. We went up the observation tower before sunset.
  2. We went to the observation tower before sunset.
  3. We walked around the observation tower before sunset.
Cevabı göster

We went up the observation tower before sunset.

But seeing as I'm already here, Kalıp ifadeler

3:17

Ama hazır buraya kadar gelmişken,

Kalıp ifadeler

seeing as I'm already here: açık bir nedeni belirtmek

Seeing as + bir yan cümle, zaten açık olan veya kabul edilen bir gerçeğe dayanan nedeni belirtir. Burada seeing as I'm already here, “zaten burada olduğuma göre” anlamına gelir ve ardından gelecek kararın gerekçesini hazırlar. Seeing as ifadesini tek bir bağlaç olarak düşünün; seeing burada gözle görmek anlamına gelmez. Virgül, cümle başındaki bu neden yan cümlesinden sonra ana cümlenin geleceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü seeing as bağlacıyla tamamlayın: ____ the bus is due soon, let's wait here.

Cevabı göster

Seeing as

I can't not go up it. Anlatım akışı

3:18

oraya çıkmamazlık edemem.

Anlatım akışı

Kapanış göndermesi olarak “I can't not go up it.”

Bu kapanış cümlesi, yeni bir dil bilgisi kuralı öğretmek yerine daha önce geçen can't not kalıbını yeniden kullanır. Önceki bir ifadeyi sonda yeniden kullanmak, önceki bölüme bir gönderme oluşturur. Böylece son gezi sahnesi dersle bağlanır ve video düzenli, hafif komik bir biçimde biter. Buradaki it, Eyfel Kulesi'ne gönderme yapar. I can't not go up it., yukarı çıkmamanın gerçek bir seçenek gibi gelmediğini, yani konuşanın yukarı çıkması gerektiğini hissettiğini anlatır. Aynı kalıbın yeni bir sahnede kullanılması bu göndermeyi fark etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Video neden sonunda “I can't not go up it.” cümlesini tekrar kullanıyor?

  1. Konuyla ilgisiz, yepyeni bir dil bilgisi kuralı başlatır.
  2. Konuşanın fiziksel olarak kuleye giremediğini söyler.
  3. Daha önceki bir ifadeyi yeni bir durumda yeniden kullanarak videoyu tamamlar.
Cevabı göster

Daha önceki bir ifadeyi yeni bir durumda yeniden kullanarak videoyu tamamlar.