Bilmeniz gereken 6 ilişki ifadesi - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
228 kelime 178 kel/dk

Video açıklaması: Mizahi bir flört yanlış anlaşılması, ilişki dilinin gözden geçirilmesine zemin hazırlıyor; anlatı, umut verici görünen bir yakınlaşma ve evlilik beklentisinden yanıtsız kalan mesajlara kadar ilerliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. really hit it off. — Phrasal Verbs: Bu ifadenin, ilk kez vakit geçiren iki kişinin hemen ve doğal biçimde anlaşmasını anlattığını, really sözcüğünün ise aralarındaki güçlü uyumu vurguladığını anlayacaksınız. hit ve off sözcüklerini kelimesi kelimesine yorumlamadan iyi başlayan bir randevuyu ya da arkadaşlığı anlatabileceksiniz. 2. take the plunge, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Risk veya belirsizliğe rağmen sonunda önemli bir adım atmaya karar verme imgesini tanıyacaksınız; bu hikâyede söz konusu adım evliliktir. İfadeyi ilişkiler, kariyer değişiklikleri ve sonucu önemli diğer yaşam kararları için doğal biçimde kullanabileceksiniz. 3. ghosting me. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Birinin etkileşimden aniden kaybolup mesajlara yanıt vermeyi bırakmasını anlatan bu modern ve gündelik terimi öğreneceksiniz. Flört ve sosyal medya konuşmalarında anlamını ve üslubunu kavrayıp bunu planlanmış ya da açıkça açıklanmış bir iletişim kesintisinden ayırabileceksiniz.

Bu derste

I met him last week.

0:00

Onunla geçen hafta tanıştım.

We went on a couple of dates Kalıp ifadeler

0:02

Birkaç kez randevuya çıktık

Kalıp ifadeler

went on a couple of dates: geçmişteki flört deneyimlerinden söz etmek

Go on a date, biriyle romantik bir etkinlik olarak zaman geçirmeyi anlatan doğal ifadedir. Burada went, go fiilinin geçmiş biçimidir; yani buluşmalar zaten gerçekleşmiştir. A couple of dates normalde iki buluşma demektir, ancak gündelik konuşmada a couple of bazen az sayıda anlamında da kullanılır. Buradaki date romantik bir buluşmadır, takvim tarihi değildir; go on da ifadenin bir parçasıdır ve “devam etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi go on a date ifadesinin geçmiş biçimiyle ve a couple of kullanarak tamamlayın: Before becoming a couple, Maya and Leo ____.

Cevabı göster

went on a couple of dates

and I thought we really hit it off. Öbek fiiller

0:04

ve gerçekten iyi anlaştığımızı düşünüyordum.

Öbek fiiller

really hit it off: hemen kaynaşmak

Hit it off, iki kişinin ilk tanıştıklarında veya birlikte zaman geçirmeye başladıklarında birbirlerinin yanında hızla rahat hissedip iyi anlaşması anlamına gelen bir deyimdir. Really bu değerlendirmeyi güçlendirir; aralarındaki uyum özellikle güçlü görünmüştür. Bu deyimde it herhangi bir nesneyi göstermez; hit ve off da sıradan gerçek anlamlarını korumaz. Hit it off ifadesini tek bir bütün olarak ele alın.

Alıştırma

Cümleyi really ve “en başından hızla iyi anlaşmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: Lena and I met at a workshop and ____.

Cevabı göster

really hit it off

I was sure that he was going to pop the question. Notlar

0:07

Bana evlenme teklifi edeceğinden emindim.

Dilbilgisi

was going to: geçmişten bakılan gelecekteki bir olay

Was going to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar. Bu cümlede konuşan kişi, o geçmiş andan sonra onun evlenme teklif edeceğinden emin olduğunu hatırlıyor. Bu yapı geçmişte var olan bir beklentiyi, niyeti veya planı bildirir; sonraki eylemin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini tek başına göstermez. Sonucu hikâyenin devamı açıklar.

Alıştırma

“I thought it was going to rain” cümlesindeki was going to ne anlama gelir?

  1. Şimdiki andan bakarak yağmur tahmininde bulunuyorum.
  2. Ben bunu düşünmeden önce yağmur çoktan dinmişti.
  3. Geçmişteki o anda, daha sonra yağmur yağmasını bekliyordum.
Cevabı göster

Geçmişteki o anda, daha sonra yağmur yağmasını bekliyordum.

Deyimler

pop the question: evlenme teklif etmek

Pop the question, birine kendisiyle evlenmesini sormak, yani evlenme teklif etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede the question, evlilik teklifini ifade eder. Tüm ifadeyi tek bir birim olarak anlayın. Sıradan bir soru sormak anlamına gelmez ve pop sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “evlenme teklif etmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: After carrying the ring for a week, Daniel finally decided to ____.

Cevabı göster

pop the question

He even got down on one knee, Kültür

0:11

Hatta tek dizinin üzerine bile çöktü,

Kültür

got down on one knee: evlenme teklifi işareti

Got down on one knee, kişinin bir dizi yere değene veya neredeyse değene kadar kendini alçalttığı anlamına gelir. Yalnızca çömelmeyi değil, belirli bir duruşu anlatır. Romantik bir durumda bu hareket, resmî bir evlenme teklifinin gelebileceğini gösteren tanıdık bir işarettir. Başka ortamlarda pratik bir nedeni de olabilir; bu yüzden evlenme teklifi anlamı yalnızca sözlerden değil, durumdan doğar.

Alıştırma

Romantik bir sahnede “He got down on one knee” en güçlü biçimde neyi düşündürür?

  1. Herkesin yere oturmasını istiyor.
  2. Evlenme teklif etmek üzere olabilir.
  3. Kesinlikle bir yarış başlatıyor.
Cevabı göster

Evlenme teklif etmek üzere olabilir.

but that's just because he dropped something.

0:13

ama bunun nedeni sadece bir şey düşürmesiydi.

I'm ready to take the plunge, Deyimler

0:17

Ben bu büyük adımı atmaya hazırım,

Deyimler

take the plunge: riskli ve önemli bir adım atmaya karar vermek

Take the plunge, risk veya belirsizlik içerse bile tereddüt etmeyi bırakıp önemli bir eylemi gerçekleştirmeye karar vermek anlamına gelen bir deyimdir. Derin suya atlama görüntüsünden gelir, ancak genellikle mecaz anlamda kullanılır. Burada evlilik bağlamı, bu büyük adımın evlenmek olduğunu gösterir. Deyimin kendisi evlenmek anlamına gelmez; başka bir bağlamda iş kurmayı, kariyer değiştirmeyi veya yeni bir yere taşınmayı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede take the plunge doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Sam took the plunge and put a clean spoon in the drawer.
  2. After years of renting, Sam took the plunge and bought a small apartment.
  3. Sam took the plunge and checked whether the door was closed.
Cevabı göster

After years of renting, Sam took the plunge and bought a small apartment.

but I think he's ghosting me. Kelime

0:19

ama sanırım o bana 'ghosting' yapıyor.

Kelime

ghosting me: açıklama yapmadan aniden iletişimi kesmek

İngilizcede ghost someone, daha önce iletişim kuran birinin neden belirtmeden aniden yanıt vermeyi veya iletişim kurmayı bırakması anlamına gelen modern ve gündelik bir ifadedir. he's ghosting me ifadesinde ghost fiildir; me ise görmezden gelinen kişiyi belirtir. Şimdiki zaman yapısındaki he's ghosting, konuşanın bu açıklamasız sessizliği tek bir yanıtsız mesaj değil, devam eden bir durum olarak gördüğünü anlatır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Alex has been ghosting me for two weeks.” diyor. Bunun en olası anlamı nedir?

  1. Alex hiçbir açıklama yapmadan cevap vermeyi bıraktı.
  2. Alex arkadaşlığı bitiren açık bir mesaj gönderdi.
  3. Alex hayalet hikâyeleri anlatıyordu.
Cevabı göster

Alex hiçbir açıklama yapmadan cevap vermeyi bıraktı.

What should I do? Ton ve niyet

0:21

Ne yapmalıyım?

Ton ve niyet

What should I do?: sonraki adım hakkında tavsiye istemek

What should I do?, başka bir kişiden atılacak en iyi sonraki adım hakkında doğrudan tavsiye ister. Buradaki should, neyin mantıklı veya uygun olduğunu sorar; emir vermez. Bu soru genellikle bir sorun açıklandıktan sonra gelir ve dinleyeni bundan sonra ne yapılması gerektiğini önermeye davet eder.

Alıştırma

Konuşanın sözlerini derste öğrenilen tavsiye isteme sorusuyla aynen tamamlayın: Two friends invited me to different parties at the same time. ____?

Cevabı göster

What should I do

In today's mini English lesson, Anlatım akışı

0:27

Bugünkü mini İngilizce dersimizde,

Anlatım akışı

In today's mini English lesson: dersin kapsamını belirlemek

In today's mini English lesson, ardından gelen bilgiyi bugünkü kısa İngilizce dersinin kapsamına yerleştiren bir açılış kalıbıdır. Dinleyiciye bundan sonra anlatılacakların önceki bir hikâyenin devamı değil, ders içeriği olduğunu gösterir. Burada in fiziksel bir yeri değil, dersin kapsamını belirtir. Today's, lesson sözcüğünü niteler; mini ise dersin kısa veya belirli bir noktaya odaklı olduğunu anlatır. Bu ifadenin ardından genellikle öğretilecek konuyu tanıtan bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümle kısa bir dersi en doğal biçimde açıp konusunu belirtir?

  1. Today's mini history lesson is physically inside history.
  2. In today's mini history lesson because Roman roads.
  3. In today's mini history lesson, we'll discover how the Romans built roads.
Cevabı göster

In today's mini history lesson, we'll discover how the Romans built roads.

we're going to review different relationship expressions.

0:29

farklı ilişki ifadelerini gözden geçireceğiz.

Now, I used a lot of those in that story.

0:32

Bu hikayede bu ifadelerden epey kullandım.

First, I said to go on a couple of dates.

0:35

İlk olarak, 'go on a couple of dates' (birkaç kez randevuya çıkmak) dedim.

This is basically the talking stage. Kelime

0:39

Bu temel olarak konuşma aşamasıdır.

Kelime

the talking stage: resmî bir ilişkiden önceki aşama

The talking stage, modern flört bağlamında kullanılan resmî olmayan bir ilişki etiketidir. İki kişinin birbirinden hoşlandığı, romantik bir ilişki gelişip gelişmeyeceğini görmek için iletişim kurduğu ancak henüz resmen bir çift olmaya karar vermediği dönemi anlatır. Burada talking yalnızca sıradan bir konuşma anlamına gelmez. İfadenin tamamı bir ilişki aşamasını adlandırır ve bu aşamada bağlılık ya da yalnızca birbirleriyle görüşüp görüşmedikleri çoğu zaman belirsizdir.

Alıştırma

Hangi durum en uygun biçimde the talking stage olarak tanımlanır?

  1. İki kişi birbirinden hoşlanıyor ve birbirini tanımaya çalışıyor, ancak ilişkilerini henüz resmileştirmediler.
  2. Evli bir çift yirminci evlilik yıl dönümünü kutluyor.
  3. İki iş arkadaşı bir toplantıda raporu tartışıyor.
Cevabı göster

İki kişi birbirinden hoşlanıyor ve birbirini tanımaya çalışıyor, ancak ilişkilerini henüz resmileştirmediler.

It's when you get to know someone. Kalıp ifadeler

0:41

Birini yeni yeni tanımaya başladığınız zamandır.

Kalıp ifadeler

get to know someone: birini zamanla tanıma süreci

Get to know someone, sohbet ederek veya birlikte zaman geçirerek birini yavaş yavaş tanımak demektir. Bu cümlede tek seferde bir bilgi öğrenme anı değil, devam eden bir süreç anlatılır. Yapı get to know + kişi şeklindedir. Get bir değişimi gösterir: kişiyi iyi tanımama durumundan onu daha iyi tanıma durumuna geçersiniz.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “zamanla tanımak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I joined a new club, so I want to ____ the other members.

Cevabı göster

get to know

Then I use the expression to hit it off,

0:43

Sonra 'to hit it off' (kaynaşmak/iyi anlaşmak) ifadesini kullanıyorum,

which means to connect with someone Kalıp ifadeler

0:45

bu da biriyle bağ kurmak

Kalıp ifadeler

connect with someone: biriyle kişisel bağ kurmak

Connect with someone, sohbet kolay ilerlediği veya iki kişi birbirini anladığı için biriyle duygusal ya da düşünsel bir bağ kurmak demektir. Burada hit it off ifadesinin kişiler arası anlamını başka sözlerle açıklar. Yapı connect with + kişi şeklindedir. Nesneler arasındaki fiziksel bağlantıya değil, insanlar arasındaki uyuma odaklanır. Tek başına romantik bir ilişki anlamına gelmez; arkadaşlar, iş arkadaşları, konuşmacılar ve dinleyiciler de connect olabilir.

Alıştırma

Hangi durum iki kişinin connect with each other olduğunu en iyi gösterir?

  1. İki cihazı bir kabloyla birbirine bağlarlar.
  2. İletişim bilgilerini paylaşırlar ancak aralarında bir bağ oluşmaz.
  3. Konuşmaktan hoşlanırlar ve birbirleri tarafından anlaşıldıklarını hissederler.
Cevabı göster

Konuşmaktan hoşlanırlar ve birbirleri tarafından anlaşıldıklarını hissederler.

or to have good chemistry with that person. Deyimler

0:48

veya o kişiyle iyi bir kimya yakalamak anlamına gelir.

Deyimler

have good chemistry with someone: biriyle doğal bir uyum veya çekim yakalamak

Bu cümlede have good chemistry with someone, insan ilişkilerini anlatan bir benzetmedir. İki kişinin kolayca bağ kurduğu; konuşmalarının, zamanlamalarının veya tepkilerinin doğal olduğu ve aralarında karşılıklı bir çekim bulunabileceği anlamına gelir. Bir buluşma bağlamında chemistry çoğu zaman romantik çekimi düşündürür. Oyuncular, sunucular, iş arkadaşları veya takım arkadaşları için kullanıldığında ise romantik bir anlam taşımadan iyi çalıştıklarını veya doğal biçimde etkileşim kurduklarını belirtebilir.

Alıştırma

“The two actors have great chemistry” cümlesinin en olası anlamı nedir?

  1. Bir kimya deneyi yapıyorlar.
  2. Doğal ve inandırıcı biçimde etkileşim kuruyorlar.
  3. Birbirlerinden yalnızca haberdarlar.
Cevabı göster

Doğal ve inandırıcı biçimde etkileşim kuruyorlar.

Then I said that he was going to pop the question.

0:50

Sonra 'pop the question' (evlenme teklifi etmek) üzere olduğunu söyledim.

To pop the question

0:54

'Pop the question',

is when someone asks another to marry them.

0:55

birinin başka birine kendisiyle evlenmesini sormasıdır.

I also use the expression

0:58

Ayrıca 'to get down on one knee' (tek dizinin üzerine çökmek)

to get down on one knee.

1:00

ifadesini de kullanıyorum.

People usually get down on one knee

1:02

İnsanlar genellikle birine evlenme teklif etmek için

to ask someone to marry them. Kalıp ifadeler

1:04

tek dizlerinin üzerine çökerler.

Kalıp ifadeler

ask someone to marry them: birine evlenme teklif etmek

Ask someone to marry them, o kişiye doğrudan evlilik teklif etmek anlamına gelir. Yapı ask + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; burada marry fiilin yalın hâlidir. Bu genel cümlede someone teklifi alan kişidir, them ise teklifi yapan her bir kişiye geri döner. Belirli bir konuşmacı için I asked Sam to marry me denebilir. Son zamir, teklifi alan kişinin kiminle evleneceğini gösterdiğinden, neye gönderme yaptığı açık olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle dil bilgisi bakımından doğrudur ve Daniel’ın Casey’ye evlenme teklif ettiği anlamına gelir?

  1. Daniel asked Casey marry him.
  2. Daniel asked to Casey to marry him.
  3. Daniel asked Casey to marry him.
Cevabı göster

Daniel asked Casey to marry him.

It's very romantic.

1:06

Bu çok romantik.

I also used the expression

1:08

Ayrıca 'to take the plunge' (büyük bir karar almak/gözünü karartmak)

to take the plunge.

1:09

ifadesini de kullandım.

It usually means to take a big risk. Kalıp ifadeler

1:11

Genellikle büyük bir risk almak anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

take a big risk: pek çok şey ters gidebilecekken harekete geçmek

Take a risk, kötü bir sonuç çıkması için gerçek bir ihtimal olsa da harekete geçmek anlamına gelen kalıplaşmış bir sözcük birleşimidir. Burada take, bir şeyi fiziksel olarak eline almak anlamına gelmez; risk ile birlikte bu belirsizliği kabul etmek anlamına gelir. Big, risk sözcüğünü niteler ve olası tehlike ya da kaybın ciddi olduğunu vurgular. Bu cümlede take a big risk, daha önce geçen take the plunge ifadesinin genel anlamını verir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Leaving the marked path in thick fog would be to ____.

Cevabı göster

take a big risk

And in this context, Anlatım akışı

1:14

Ve bu bağlamda,

marriage.

1:16

evlilik.

Anlatım akışı

in this context: burada kastedilen anlamı seçmek

In this context, anlamın hangi çerçevede anlaşılacağını belirten bir ifadedir. Dinleyiciye, sırada gelen kısmı genel bir anlam olarak değil, o anda konuşulan durum içinde anlaması gerektiğini söyler. Özgün cümle, And in this context, it means marriage. cümlesinin konuşmada kısaltılmış biçimidir. Çerçeveyi başa koymak açıklamayı düzenler: büyük bir risk alma gibi geniş bir fikirden, burada kastedilen evlilik anlamına geçilir.

Alıştırma

Hangi cümlede in this context, bir sözcüğün anlamını mevcut konuşmada gereken anlamla sınırlar?

  1. For context, the shop changed its prices last week.
  2. The word “charge” has only one meaning in every situation.
  3. In this context, “charge” means a fee, not an accusation.
Cevabı göster

In this context, “charge” means a fee, not an accusation.

And lastly,

1:18

Ve son olarak,

ghosting.

1:19

'ghosting' (aniden iletişimi kesmek).

It basically means that someone

1:20

Temel olarak birinin

stops replying to your messages.

1:22

mesajlarınıza cevap vermeyi bırakması anlamına gelir.

If you don't know what that means, Ton ve niyet

1:24

Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorsanız,

you're lucky.

1:27

şanslısınız demektir.

Ton ve niyet

If you don't know what that means, you're lucky: hafif ironili teselli

Bu cümlede that, ghosting kavramını ifade eder. Koşul yapısı, bu terimi bilmeyen birinin aniden görmezden gelinme veya iletişimin kesilmesi deneyimini hiç yaşamamış olabileceğini düşündürür. You're lucky olumlu görünür, ancak ghosting deneyiminin kötü olduğunu dolaylı biçimde belirtir. Konuşan kişi bilgisizliği övmüyor; hafif bir ironi ve teselliyle, bu kötü deneyimin sana yabancı olmasının şans olduğunu söylüyor.

Alıştırma

Konuşan kişi If you don't know what that means, you're lucky? derken neyi ima ediyor?

  1. Dinleyici ghosting kelimesinin anlamını öğrenmeyi reddettiği için övgüyü hak ediyor.
  2. Konuşan kişi, dinleyiciyi zor bir kelimeyi bildiği için resmî olarak kutluyor.
  3. Dinleyici muhtemelen ghosting yaşamamış olduğu için şanslı olabilir.
Cevabı göster

Dinleyici muhtemelen ghosting yaşamamış olduğu için şanslı olabilir.

And there you have it. Anlatım akışı

1:27

Ve işte bu kadar.

Anlatım akışı

there you have it: bir açıklamayı bitirme

There you have it, bir açıklama, gösterim, liste veya sonuç sunulduktan sonra kullanılan kalıplaşmış bir kapanış ifadesidir. Gerekli bilgilerin artık verildiğini ve bu bölümün tamamlandığını belirtir. Buradaki And, ifadeyi önceki sözlere doğal biçimde bağlar. There ve have bir yeri veya gerçek anlamda sahip olmayı anlatmaz; bütün ifade bir bitişe işaret ederek konuşmayı düzenler.

Alıştırma

Açıklamanın bittiğini belirten kalıplaşmış ifadeyle kapanış cümlesini tamamlayın: I've shown you all three steps, and ____.

Cevabı göster

there you have it

Now you can talk to your therapist

1:29

Artık terapistinizle

about your love life Kelime

1:30

aşk hayatınız hakkında konuşurken

Kelime

love life: romantik ilişkiler ve flört hayatı

Love life, bir kişinin romantik ilişkileri, flörtleri ve partnerleriyle ilgili yaşam alanını anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Burada your love life, kişinin kendi romantik deneyimlerini ve kaygılarını ifade eder. Bu ifade yaşamın belirli bir alanını adlandırır; "sevgi dolu bir hayat" anlamına gelmez. Terapistten söz edilmesi, romantik kaygıları terapide konuşulacak bir konu gibi göstererek hafif bir şaka katar.

Alıştırma

"Jordan keeps his love life private," cümlesindeki love life neyi ifade eder?

  1. Arkadaşlıkları ve grup etkinlikleri
  2. Günlük yaşamda hoşlandığı her şey
  3. Romantik ilişkileri ve flört deneyimleri
Cevabı göster

Romantik ilişkileri ve flört deneyimleri

using the right expressions.

1:32

doğru ifadeleri kullanabilirsiniz.