Harika dinleyicilerin bildiği 4 şey: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, nitelikli dinlemenin hangi unsurlardan oluştuğunu, konuşanın anlaşıldığını hissetmesini sağlayan somut davranışları ve açık bir tutumla dinlemenin anlaşmazlık sırasında bile güven kurup daha derin konuşmalara nasıl zemin hazırladığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's easy to tell / tricky to know — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Kolayca fark edilen bir durumla yanıtlanması daha güç bir soruyu karşılaştırmayı öğrenin; böylece bir açıklama ya da sunumun girişinde ele alınacak sorunun arka planını net biçimde kurabilirsiniz. 2. "What happened next?" — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Karşınızdakini anlatmaya devam etmeye teşvik eden, onu dikkatle izlediğinizi gösteren ve konuşmayı ele geçirmeden öyküyü ilerleten açık uçlu bir takip sorusunu tanıyıp kullanabilirsiniz. 3. psychological reactance — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Özgürlüğünün tehdit edildiğini hisseden kişinin direnebilmesini açıklayan psikolojik kavramı anlayın; baskının neden bir görüşü daha da güçlendirebildiğini ve yargılamadan dinlemenin anlaşmazlıklarda neden daha verimli olabileceğini kavrayın.
Bu derste
but it can be surprisingly tricky to know what truly excellent listening looks like. Kalıp ifadeler
0:10ancak gerçekten mükemmel bir dinlemenin nasıl göründüğünü bilmek şaşırtıcı derecede zordur.
It's easy to tell ... tricky to know: kolay ve zor bir yargıyı karşılaştırma
“It's + sıfat + to + fiilin yalın hâli” yapısı, bir eylemin ne kadar kolay veya zor olduğunu belirtir. “It's easy to tell” bir şeyin kolayca anlaşılabildiğini, “tricky to know” ise bir şeyi belirlemenin zor olduğunu anlatır. Buradaki tricky, “zor veya karmaşık” demektir; “eğlenceli” ya da “zeki” anlamına gelmez. but ile bağlanan iki ifade, açıklamayı iki aşamada düzenler: önce açık bir gözlem verilir, ardından üzerinde düşünülmesi gereken daha zor soruya geçilir. Bu kolay-zor karşıtlığı, bir sorunu açıkça tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Açık bir gerçekle daha zor bir soruyu karşılaştırmak için easy-to ... but tricky-to ... yapısını doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.
- It's easy to spot the error, but it's tricky explain why it happened.
- It's easy to spot the error, but it's tricky to explain why it happened.
- It's easy spot the error, but it's tricky to explain why it happened.
Cevabı göster
It's easy to spot the error, but it's tricky to explain why it happened.
someone's not paying attention: sabit ifade pay attention
“someone's not paying attention” ifadesinde someone's, someone is ifadesinin kısaltmasıdır. -ing biçimi, kişinin o anda odaklanmadığını gösterir. pay attention, “duyduğunuz, gördüğünüz veya yaptığınız şeye zihninizi vermek” anlamındaki sabit bir fiil-isim birleşimidir. Odaklanılan şeyi belirtmek için pay attention to + isim veya -ing biçimi kullanılır: pay attention to the instructions; pay attention to how the speaker responds.
Alıştırma
Bu derste öğrendiğiniz, pay ile başlayan ve “odaklanmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ to the final instruction.
Cevabı göster
pay attention
Dolaylı soruda what ... looks like
Burada what truly excellent listening looks like, know fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Gerçekten mükemmel dinlemenin uygulamada hangi gözlemlenebilir özellik veya davranışlarla ortaya çıktığını anlatır; fiziksel görünüşten söz etmez. Soru başka bir cümlenin içine yerleştiği için düz cümle sırasını kullanır: what + özne + looks like. Doğrudan soru ise What does truly excellent listening look like? olur. Bu kalıp soyut bir ölçütü somut özelliklerle anlatmaya yarar.
Alıştırma
Hangi cümle, iyi takım çalışmasının gözlemlenebilir özellikleriyle ilgili soruyu doğru biçimde cümlenin içine yerleştirir?
- Can you explain what good teamwork looks like?
- Can you explain what does good teamwork look like?
- Can you explain what good teamwork look like?
Cevabı göster
Can you explain what good teamwork looks like?
Behavioral scientists have found that good listening Anlatım akışı
0:15Davranış bilimciler, iyi dinlemenin
and potentially even change people's minds. Kalıp ifadeler
0:25yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri olduğunu keşfettiler.
Behavioral scientists have found that: araştırma kanıtını tanıtma
Behavioral scientists have found that ifadesi, kanıtın kaynağını iddiadan önce vererek cümledeki bilgiyi düzenler. Behavioral scientists kaynağı belirtir, that ise araştırmanın desteklediği sonucu tanıtır. Böylece sonraki ifade yalnızca kişisel görüş değil, araştırmaya dayalı bir sonuç olarak sunulur. Burada found, “kayıp bir şeyi buldu” değil, “araştırma yoluyla keşfetti” anlamındadır. Have found, present perfect yapısıdır ve önceki araştırmayı şu anda anlatılan noktayla ilgili olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, sonraki düşünceyi en doğal biçimde bir araştırma bulgusu olarak sunar?
- Researchers have found that regular sleep supports learning.
- Researchers have searched that regular sleep supports learning.
- Researchers have found regular sleep that supports learning.
Cevabı göster
Researchers have found that regular sleep supports learning.
one of the most important things we can do to + fiil
one of the most important things ... kalıbı, “son derece önemli birkaç şeyden biri” anlamına gelir. Burada iyi dinlemek, çok önemli birkaç eylemden biri olarak gösterilir; bunun tek ve en önemli eylem olduğu iddia edilmez. one of the + üstünlük bildiren sıfat + çoğul isim yapısında isim çoğul olur; bu nedenle things kullanılır. We can do, things sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Ardından gelen to, amaçları veya olası sonuçları tanıtır. Tek bir to, paralel kullanılan improve, develop ve change fiillerinin tümünü yönetebilir.
Alıştırma
Hangi cümle one of the most ... things we can do to ... kalıbını doğru kullanıyor?
- Planning ahead is one of the most useful things we can do reduce stress.
- Planning ahead is one of the most useful things we can do to reduce stress.
- Planning ahead is one of the most useful thing we can do to reduce stress.
Cevabı göster
Planning ahead is one of the most useful things we can do to reduce stress.
change people's minds: görüşleri veya kararları değiştirmek
Change people's minds, insanların farklı bir görüş, karar veya tutum benimsemesini sağlamak anlamına gelir. İfade birden fazla kişiden söz ettiği için minds çoğuldur; tek bir kişi için change someone's mind kullanılır. Buradaki mind, fiziksel beyin değil, görüş veya karar anlamındadır. İfade sonuca odaklanır: kişi ya da kişiler sonunda farklı düşünmeye başlar.
Alıştırma
Maya başlangıçta plana karşıydı, ancak yeni kanıtlar onun farklı düşünmesini sağladı. Bunu en doğrudan hangi cümle ifade eder?
- The new evidence helped her make up her mind about the plan.
- The new evidence changed her brain about the plan.
- The new evidence changed her mind about the plan.
Cevabı göster
The new evidence changed her mind about the plan.
So what can we do to become better listeners? Anlatım akışı
0:29Peki daha iyi bir dinleyici olmak için ne yapabiliriz?
So what can we do to ...? ile çözümlere geçiş
Burada So, soruyu önceki açıklamaya bağlar: sorun ortaya konduğu için konuşmacı artık bir sonraki aşamaya geçmeye hazırdır. Bu soru, konuşmayı sorunu açıklamaktan çözümleri değerlendirmeye yöneltir. what can we do to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir hedefe ulaşmaya yardımcı olacak eylemleri sorar. Bir sunumda dinleyicilerden hemen cevap istemek yerine konuşmanın yönünü gösteren bir işaret olabilir; konuşmacı çoğu zaman soruyu hemen ardından kendisi cevaplar.
Alıştırma
Bir konuşmacı bir sorunu açıkladıktan sonra çözüm önerilerine geçmek istiyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- That reminds me of a different topic.
- This problem has several complicated causes.
- So what can we do to solve this problem?
Cevabı göster
So what can we do to solve this problem?
At its core: temel fikri belirtmek
At its core, bir şeyin en temel veya en önemli yapısına bakmak anlamına gelir. Dinleyiciye ayrıntıları bir kenara bırakıp ana fikre odaklanmasını söyler. its sözcüğü, daha önce konuşulmaya başlanan konuya gönderme yapar. Bu ifadenin ardından genellikle virgül ve bir açıklama gelir: At its core, teamwork depends on trust.
Alıştırma
Cümleyi “en temel yapısına baktığımızda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, effective teamwork depends on trust.
Cevabı göster
At its core
and making them feel understood. Dilbilgisi
0:40ve onun anlaşıldığını hissetmesini sağlamakla ilgilidir.
one-on-one conversation: iki kişi arasındaki bire bir konuşma
one-on-one conversation, iki kişinin doğrudan birbiriyle konuştuğu bire bir konuşmadır. Burada one-on-one, kişilerin konuşma sırasını değil, konuşmanın türünü anlatır. Bir isimden önce kullanıldığında, üç sözcük birlikte tek bir birleşik niteleyici oluşturduğu için one-on-one kısa çizgilerle yazılır. Aynı yapı a one-on-one meeting, lesson veya interview ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
“İki kişi arasında” anlamındaki kısa çizgili birleşik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach scheduled a ____ conversation with each player.
Cevabı göster
one-on-one
is about taking an interest in: en önemli noktayı belirtmek
Bu cümlede is about taking ... yapısı, “asıl amaç ... yapmaktır” ya da “önemli olan ... yapmaktır” anlamına gelir. Bir konuyu belirtmek yerine iyi dinlemenin özünü açıklar. Burada about bir edattır; bu nedenle ardından take veya to take değil, -ing biçimindeki taking gelir. Take an interest in someone, o kişiye içten bir dikkat ve ilgi göstermek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, iyi mentorluğun temel amacının her kişinin ilerlemesiyle ilgilenmek olduğunu doğal biçimde anlatır?
- Good mentoring is about to take an interest in each person's progress.
- Good mentoring is about take an interest in each person's progress.
- Good mentoring is about taking an interest in each person's progress.
Cevabı göster
Good mentoring is about taking an interest in each person's progress.
making them feel understood: make + nesne + feel + tümleç
Burada making them feel understood, diğer kişiye düşüncelerinin ve duygularının fark edildiğini hissettirmek anlamına gelir. Understood, o kişinin yaşadığı hissi anlatır; yalnızca dinleyenin sözcükleri duymuş olduğu anlamına gelmez. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli + tümleç şeklindedir: make them feel understood. Make sonrasında feel, to almadan kullanılır. Son sözcük değişebilir: make someone feel welcome, safe veya valued.
Alıştırma
Make + nesne + feel kalıbını eksik olan yalın fiille tamamlayın: Her kind reply made me ____ understood.
Cevabı göster
feel
There's no universally agreed upon definition of high-quality listening, Kalıp ifadeler
0:43Yüksek kaliteli dinlemenin evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı yoktur,
no universally agreed upon definition of ...: geniş uzlaşmanın olmaması
no universally agreed upon definition of high-quality listening ifadesi, ilgili tüm grupların kabul ettiği tek bir tanım olmadığı anlamına gelir. Tanımlar bulunabilir, ancak yine de geniş bir uzlaşma yoktur. Universally, agreed upon ifadesini niteler; agreed upon ise definition sözcüğünü tanımlar. no universally agreed upon definition of ... kalıbı, anlamı hâlâ tartışılan bir kavramı temkinli biçimde tanıtmanın bir yoludur.
Alıştırma
no universally agreed upon definition ifadesi en iyi hangi durumu anlatır?
- Birden fazla tanım vardır, ancak hiçbiri geniş ölçüde kabul görmez.
- Tek bir tanımı herkes kabul eder.
- Hiç kimse bu fikri tanımlamaya çalışmamıştır.
Cevabı göster
Birden fazla tanım vardır, ancak hiçbiri geniş ölçüde kabul görmez.
but some recurring features include attentiveness, Anlatım akışı
0:47ancak bazı ortak özellikler arasında dikkatli olma,
and showing a positive intention towards the speaker.
0:52ve konuşmacıya karşı olumlu bir niyet gösterme yer alır.
some recurring features include: tekrar eden özelliklerin kısmi bir listesini tanıtmak
Some recurring features include, bilgiyi önce recurring features adlı genel bir kategoriye, ardından include sonrasında verilen belirli örneklere taşıyarak düzenler. Recurring, bu özelliklerin farklı durumlarda veya gözlemlerde tekrar tekrar ortaya çıktığını belirtir. Some, iddianın kapsamını sınırlar: konuşmacı olası bütün özellikleri ya da eksiksiz bir tanımı değil, yaygın özelliklerden birkaçını sıralar. Bu yapı, tekrarlanan bulguları veya gözlemlenen örüntüleri özetlerken kullanışlıdır.
Alıştırma
Tekrar tekrar görülen özelliklerin kısmi bir listesini tanıtan dört sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ clear goals, regular feedback, and shared responsibility.
Cevabı göster
Some recurring features include
This doesn't mean you can simply go through the motions. Deyimler
0:55Bu, sadece mış gibi yapabileceğiniz anlamına gelmez.
go through the motions: gerçekten katılmadan göstermelik davranmak
Go through the motions, gerçek bir ilgi, özen veya çaba göstermeden beklenen hareketleri yapmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede simply eleştiriyi güçlendirir: katılım samimi değilse dışarıdan doğru görünen şeyleri yapmak yeterli değildir. go, through ve motions sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine bütün ifadeyi tek bir birim olarak anlayın. Önemli karşıtlık, görünür bir prosedür ile içten katılım arasındadır.
Alıştırma
“Beklenen hareketleri gerçek bir çaba veya ilgi göstermeden yapmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Nora still attended every rehearsal, but she was only ____.
Cevabı göster
going through the motions
Researchers have found that merely smiling and nodding at set intervals Kalıp ifadeler
0:58Araştırmacılar, yalnızca belirli aralıklarla gülümseyip baş sallamanın
at set intervals: önceden belirlenmiş sabit aralıklarla
At set intervals, bir eylemin önceden belirlenmiş zaman aralıklarının ardından tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Burada set, “kararlaştırılmış veya belirlenmiş” anlamında bir sıfattır; intervals ise tekrarlar arasındaki sürelerdir. Bu ifade, bir şeyin sadece birden fazla kez olmasını değil, planlanmış bir düzeni vurgular. Cümlede gülümseme ve baş sallama planlanmış zamanlarda yapılır.
Alıştırma
Hangi cümle basıncın önceden düzenlenmiş ve tekrar eden bir programa göre kontrol edildiğini belirtir?
- The sensor checks the pressure at set intervals.
- The sensor checks the pressure from time to time.
- The sensor checks the pressure whenever an alarm sounds.
Cevabı göster
The sensor checks the pressure at set intervals.
doesn't quite work: olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak
Doesn't quite work, bir şeyin beklenen sonucu tam veya yeterli biçimde vermediğini anlatır. Burada quite “çok” anlamına gelmez; not quite olumsuz yapısında yargıyı “tam olarak değil” ya da “beklendiği gibi değil” düzeyiyle sınırlar. Bu ifade, eleştiriyi doesn't work ifadesine göre daha yumuşak hâle getirir. Bir miktar başarı olasılığına yer bırakır; ancak konuşan kişi sert görünmemek için de bu ifadeyi kibarca kullanabilir.
Alıştırma
Bir fikir umut verici ancak geliştirilmeye ihtiyaç duyuyorsa en yumuşak ve doğru eleştiriyi hangi cümle yapar?
- The idea is promising, but it doesn't work at all in a large class.
- The idea is promising, but it doesn't work in a large class.
- The idea is promising, but it doesn't quite work in a large class.
Cevabı göster
The idea is promising, but it doesn't quite work in a large class.
However, there is something slightly performative about listening Dilbilgisi
1:03Ancak, dinlemede biraz performansa dayalı bir şeyler vardır
there is something slightly performative about listening: temkinli bir değerlendirme
There is something + sıfat + about + isim veya -ing biçimi, genel bir izlenimi temkinli şekilde ifade eder: Bir şeyin tam olarak tanımlanması zor bir özelliği varmış gibi görünür. Slightly, değerlendirmeyi daha da yumuşatır. Burada performative, dinlediğinizi karşı tarafa gösteren tepkilerle dinleme eyleminin bir ölçüde görünür hâle gelmesi gerektiği anlamındadır. Dinlemenin mutlaka sahte veya dürüstlükten uzak olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede slightly performative ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Dinlemenin bir sahne gösterisinin parçası olarak yapılması gerektiği anlamına gelir.
- Dinlemenin, ilgiyi göstermek için kısmen görünür tepkiler gerektirdiğini anlatır.
- Gerçek dinlemenin imkânsız olduğunu ve herkesin dürüst olmayan bir şekilde rol yaptığını söyler.
Cevabı göster
Dinlemenin, ilgiyi göstermek için kısmen görünür tepkiler gerektirdiğini anlatır.
in that it's important to show you're doing it. Dilbilgisi
1:07ve bu durumda bunu yaptığınızı göstermeniz önemlidir.
in that: bir ifadenin hangi açıdan doğru olduğunu belirtmek
In that, önceki betimlemenin özellikle hangi açıdan veya hangi nedenle doğru olduğunu belirten tam bir yan cümle başlatır. Buradaki yan cümle, dinlemeyi biraz performative yapan özelliği açıklar: Karşı tarafa onu dinlediğinizi göstermek önemlidir. Bu cümlede ifade bağlaç görevi görür. In bir konumu belirtmez, that ise bir yeri veya nesneyi işaret etmez.
Alıştırma
Betimlemenin özellikle hangi açıdan doğru olduğunu gösteren iki sözcüklü resmî bağlacı kullanarak cümleyi tamamlayın: The device is unusual ____ it works without batteries.
Cevabı göster
in that
So in addition to actively attending to a speaker's words, Notlar
1:10Dolayısıyla iyi dinleyiciler, konuşmacının sözlerine aktif olarak katılmanın yanı sıra,
in addition to ...: başka bir öge eklemek
In addition to, daha önce sözü edilen bir şeye bir öge daha ekler. Bu cümlede, konuşmacının sözlerine dikkat etme eyleminin yerine geçmez; dinlemeyle ilgili başka bir noktayı tanıtır. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle ardından bir isim, zamir veya listening gibi -ing biçimi gelebilir. Bu yapıda to'nun ardından doğrudan fiilin yalın hâli gelmez.
Alıştırma
Bir etkinlik daha ekleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ reading the article, Nina listened to an interview.
Cevabı göster
In addition to
actively attending to a speaker's words, ...: söylenen içeriğe odaklanmak
Actively attending to a speaker's words, yalnızca sesi duymak değil, konuşmacının söylediklerine bilinçli olarak odaklanıp bunları anlamlandırmak demektir. Actively, dinleyicinin bilinçli bir çaba gösterdiğini belirtir. Yapı actively + attending + to + a speaker's words şeklindedir. Attend to, bir nesneye dikkatle yönelmek anlamına gelen nispeten resmî bir fiil öbeğidir. Başka bağlamlarda bir şeyle ilgilenmek veya onun bakımını üstlenmek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Attend to ifadesinin söylenen içeriğe dikkatle odaklanmak anlamında kullanıldığı cümleyi seçin.
- She attended the speaker's lecture yesterday.
- She listened to every word the speaker said.
- She actively attended to every word the speaker said.
Cevabı göster
She actively attended to every word the speaker said.
body language: sözsüz sinyaller
body language; yüz ifadeleri, göz teması, hareketler, duruş ve vücudun yönü aracılığıyla iletilen sözsüz sinyaller demektir. Bu cümlede body language, questions ile birlikte kullanılmıştır. İyi bir dinleyici hem sözlü yanıtlarla hem de görülebilen davranışlarla anladığını ve daha iyi anlamak istediğini gösterebilir.
Alıştırma
Dinlerken olumlu body language kullanımını en iyi gösteren örnek hangisidir?
- Bir e-posta için daha kesin kelimeler seçmek.
- Başını sallamak ve konuşan kişiye ilgiyle bakmak.
- Konuşmadan sonra ayrıntılı bir yanıt yazmak.
Cevabı göster
Başını sallamak ve konuşan kişiye ilgiyle bakmak.
and what's most effective might depend on your relationship with the speaker. Kalıp ifadeler
1:25ve neyin daha etkili olduğu konuşmacı ile olan ilişkinize bağlı olabilir.
depend on your relationship with the speaker: konuşmacıyla ilişkinize bağlı olmak
Depend on, “tarafından belirlenmek” veya “etkilenmek” anlamına gelir. Ardından sonucu değiştirebilecek koşul gelir. Buradaki koşul your relationship with the speaker, yani konuşmacıyla ilişkinizdir. Bu ifade, herkes için tek bir en iyi yanıt olmayabileceğini gösterir. Neyin işe yaradığı, karşınızdaki kişiyi ne kadar iyi tanıdığınıza ve aranızdaki ilişkinin türüne göre değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi “tarafından belirlenmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamla: The best way to respond may ____ how well you know the speaker.
Cevabı göster
depend on
you can internalize these basic behaviors. Kelime
1:31bu temel davranışları içselleştirebilirsiniz.
internalize these basic behaviors: temel davranışları doğal hâle getirmek
Internalize these basic behaviors, bu davranışları özümseyip alışılmış davranış biçiminizin bir parçası olana kadar uygulamak demektir. Böylece artık her adımı bilinçli olarak hatırlamanız gerekmez. Internalize aşamalı bir değişimi anlatır: başlangıçta dışarıdan öğrenilen bir şey, kişinin kendi düşüncelerinin, değerlerinin veya alışkanlıklarının parçası olur. Burada zaman ve pratik, davranışları doğal hâle getirir.
Alıştırma
"After months of practice, Leo internalized the safety routine," cümlesinde internalized ne anlama gelir?
- Düzeni doğal davranış biçiminin bir parçası hâline getirdi.
- Daha sonra bakmak için düzeni yazdı.
- Pratik yaptıktan sonra düzeni unuttu.
Cevabı göster
Düzeni doğal davranış biçiminin bir parçası hâline getirdi.
about an issue they're having with their partner. Kalıp ifadeler
1:38partneriyle yaşadığı bir sorunu size anlatmak istiyor.
let's say: hayalî bir durum sunmak
Burada let's say, dinleyicinin hayal etmesi için bir durum sunar: iyi bir arkadaş, partneriyle yaşadığı bir sorunu konuşmak istemektedir. Anlamı suppose veya imagine that gibidir; konuşma isteği değildir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak genel bir tartışmayı, sonraki açıklamada kullanılabilecek somut bir örneğe dönüştürür.
Alıştırma
Hayalî bir durumu tanıtan, derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ your phone battery dies while you are away from home. What could you do?
Cevabı göster
Let's say
an issue they're having with their partner: ilişkideki bir sorunu belirtmek
Burada an issue they're having with their partner, partnerleriyle ilişkilerinde yaşadıkları bir güçlük ya da anlaşmazlık demektir. have an issue with someone kalıbındaki with, güçlüğün ilgili olduğu kişiyi gösterir; iki kişinin bir soruna birlikte sahip olduğu anlamına gelmez. they're having with their partner, issue sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: an issue (that) they're having with their partner. Bu yapı, hangi belirli sorundan söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, onun ev arkadaşıyla kira konusunda açıkça bir sorun veya anlaşmazlık yaşadığını ifade eder?
- She is helping her roommate solve a rent issue.
- She is having an issue with her roommate about the rent.
- She is discussing a rent issue with her roommate.
Cevabı göster
She is having an issue with her roommate about the rent.
remove any distractions in the environment. Kalıp ifadeler
1:43ortamdaki tüm dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırın.
Before even starting ...: daha da erken bir adımı vurgulamak
Before even starting your conversation, cümlenin başında zaman belirten bir öbektir. Bu kalıpta before sözcüğünden sonra starting gibi -ing biçimi gelir; sohbete başlayacak kişi, remove emrinin yöneltildiği örtük you ile aynıdır. Even vurgu katar: hazırlık, beklenebilecek zamandan daha erken, sohbet henüz hiç başlamamışken yapılır. Before even + -ing yapısının ardından ana yönergeyi getirmek, bir eylemin önce tamamlanması gerektiğini vurgulamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hazırlığın mülakat başlamadan önce yapıldığını vurgulamak için yönergeyi öne çıkarılan kalıpla tamamlayın: ____ the interview, check your notes and silence your phone.
Cevabı göster
Before even starting
remove any distractions: odaklanmayı engelleyen her şeyi ortadan kaldırmak
Remove any distractions, dikkatinizi bozabilecek her şeyi uzaklaştırmak, kapatmak veya geçici olarak bir kenara koymak demektir. Bir distraction; ses, ekran, bildirim veya başka bir kişinin yaptığı bir şey olabilir. Bir talimatta any, anlamın kapsamını genişletir: yalnızca adı geçen bir şeyi değil, mümkün olan bütün dikkat dağıtıcı unsurları ele alın. Remove her zaman bir şeyi kalıcı olarak atmak anlamına gelmez; etkinlik sırasında engel olmasını önlemek anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Talimatı, bu derste geçen ve “dikkati bozabilecek her şeyi uzaklaştırmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____ before you begin.
Cevabı göster
Remove any distractions
turn off: bir cihazı kapatmak ve zamirin yeri
Turn off, bir cihazın, ışığın veya işlevin çalışmasını durdurmak demektir. Turn off the TV cümlesinde off, öbek fiilin bir parçasıdır; televizyonun başka bir yere hareket ettiğini anlatmaz. Turn off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse turn off the TV ve turn the TV off kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse araya gelmelidir: turn it off denir, turn off it denmez.
Alıştırma
Hangi cümle doğal olarak “Lütfen ders başlamadan önce cihazın çalışmasını durdurun” anlamına gelir?
- Please turn it down before class begins.
- Please turn off it before class begins.
- Please turn it off before class begins.
Cevabı göster
Please turn it off before class begins.
take off your headphones: takılı kulaklığı çıkarmak
Burada take off your headphones, başınıza veya kulaklarınıza taktığınız kulaklığı çıkarmak anlamına gelir. Giysiler ve vücuda takılan aksesuarlarla kullanıldığında take off, onları çıkarmayı ifade eder; güçlerini kapatmak anlamına gelmez. Take off ayrılabilen bir öbek fiildir: take off your headphones ve take your headphones off kullanımları doğaldır. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: take them off denir, take off them denmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinden taktığı kulaklığı çıkarmasını doğru biçimde ister?
- Please take off them so we can talk.
- Please turn them off so we can talk.
- Please take them off so we can talk.
Cevabı göster
Please take them off so we can talk.
put your phone away: telefonu kaldırıp kullanmayı bırakmak
Burada put your phone away, telefonu o anda kullanılmayacak şekilde kaldırmak; genellikle bir cebe, çantaya, çekmeceye veya başka uygun bir yere koymak anlamına gelir. Amaç, telefonu yalnızca yakındaki bir yüzeye bırakmak değil, kullanmayı bırakıp dikkat dağıtmasını önlemektir. Put away ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse put your phone away ve put away your phone mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: put it away denir, put away it denmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birinden yemek sırasında telefonunu kaldırıp kullanmayı bırakmasını kibarca ister?
- Could you turn your phone off during dinner?
- Could you put your phone down on the table during dinner?
- Could you put your phone away during dinner?
Cevabı göster
Could you put your phone away during dinner?
One study showed that even the visible presence of a phone Kalıp ifadeler
1:53Bir çalışma, yalnızca görünürde bir telefonun bulunmasının bile
made conversations feel less intimate and fulfilling to those involved. Dilbilgisi
1:56sohbetlerin katılanlara daha az samimi ve daha az tatmin edici gelmesine neden olduğunu göstermiştir.
even the visible presence of a phone: telefonun yalnızca görünür bir yerde bulunması bile
The visible presence of a phone, bir telefonun insanların görebileceği bir yerde fiziksel olarak bulunması demektir. Birinin telefonu kullandığını söylemez. Even, beklenmedik bir durumu vurgular: telefonun yalnızca görüş alanında bulunması bile konuşmaları etkilemeye yetmiştir. even the presence of... kalıbı, çok küçük veya dolaylı bir koşulun bile bir sonuç doğurabileceğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede even the visible presence of... ifadesi, bir şeyi yalnızca görmenin bile etkisi olduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- The speaker felt calm because the camera was out of sight.
- The camera made the speaker nervous only after it began recording.
- Even the visible presence of the camera made the speaker nervous.
Cevabı göster
Even the visible presence of the camera made the speaker nervous.
made conversations feel...: make + nesne + fiilin yalın hâli
Made conversations feel... ifadesi make + nesne + to almayan fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; conversations nesnedir ve feel, önüne to almadan yalın hâlde kalır. Bu yapı, bir şeyin başka bir şeye bir eylem yaptırdığını veya bir durum yaşattığını belirtir. Less intimate and fulfilling, feel fiilinden sonra gelir ve konuşmaların katılanlara nasıl göründüğünü veya hissettirdiğini açıklar. Burada less iki sıfatı da etkiler: konuşmalar daha az samimi ve daha az tatmin edici gelmiştir.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı feel fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The bright lights made the small room ____ uncomfortable.
Cevabı göster
feel
Once the conversation begins: bir tetikleme noktasını belirtmek
Burada once, zaman bildiren bir yan cümle başlatır. Once the conversation begins, “konuşmanın başladığı andan itibaren” demektir. Başlangıcı, ardından gelecek talimatı veya eylemi başlatan nokta olarak sunar. Gelecekteki bir adımdan söz ederken once ile başlayan yan cümlede İngilizcede genellikle geniş zaman kullanılır: Once the conversation begins, ... denir; Once the conversation will begin denmez. Ana cümlede emir yapısı veya gelecek zaman kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede once gelecekteki bir tetikleyiciyi belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- Once the lesson will begin, please close the door.
- Once the lesson begins, please close the door.
- Once the lesson beginning, please close the door.
Cevabı göster
Once the lesson begins, please close the door.
Try not to interrupt: yumuşak bir olumsuz yönerge
Try not to + fiilin yalın hâli, bir eylemden kaçınmaya çalışmak anlamına gelir. Try not to interrupt cümlesinde konuşan kişi, bir başkasının sözünün üstüne konuşmamanızı veya sözünü kesmemenizi ister. Bu ifade Don't interrupt. ifadesinden daha yumuşaktır. Kesin bir yasaktan çok yönlendirme ya da hatırlatma gibi duyulur.
Alıştırma
“Söz kesmekten kaçınmaya çalış” anlamını vermesi için nazik hatırlatmayı tamamlayın: Try ____ to interrupt while your partner is speaking.
Cevabı göster
not
This doesn't mean you need to stay completely silent, Anlatım akışı
2:11Bu, tamamen sessiz kalmanız gerektiği anlamına gelmez,
This doesn't mean ...: aşırı genellemeyi sınırlamak
This, az önce sözü edilen tavsiye veya düşünceye gönderme yapar. This doesn't mean ... aşırı güçlü bir sonuç çıkarılmasını önler: tavsiye, tamamen sessiz kalma zorunluluğu olarak anlaşılmamalıdır. Genel olarak bu kalıp, bir kural, öneri veya açıklamadan sonra ondan hangi sonucun çıkmadığını belirtmek için kullanılır. İlk düşünceyi geçerli tutarken dinleyicinin onu ne kadar ileri götürebileceğini sınırlar.
Alıştırma
“Keep your emails brief” tavsiyesinden sonra hangi devam cümlesi aşırı mutlak bir yorumu doğru biçimde önler?
- Keep your emails brief. This doesn't matter because details are important.
- Keep your emails brief. This means you must remove every important detail.
- Keep your emails brief. This doesn't mean you must leave out important details.
Cevabı göster
Keep your emails brief. This doesn't mean you must leave out important details.
if you do interject: vurgu yapan do
if you do interject ifadesinde do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Temel koşul if you interject biçimindedir; do eklemek, gerçekten araya girme olasılığını özellikle vurgular. Vurgu yapan do’dan sonra interject fiilinin yalın biçimi gelir. Burada interject, başka biri konuşurken kısa bir yorum veya soru eklemek anlamındadır.
Alıştırma
Koşulun gerçekten geçerli olduğunu vurgulayan yardımcı fiili ekleyin: If you ____ need to interrupt, wait for a pause.
Cevabı göster
do
look for natural pauses: konuşmak için doğru anı bulmak
look for natural pauses ifadesinde look for, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, bir şeyi etkin biçimde fark etmeye veya bulmaya çalışmak demektir. Natural pauses, karşıdaki kişinin bir düşüncesini tamamladığı ya da kısa süreliğine konuşmayı bıraktığı anlardır. look for + isim yapısı yalnızca fiziksel bir nesneyi değil, doğru zamanı veya fırsatı bulmayı da anlatabilir. Bu cümlede ifade, söz kesmemek için soru sormadan önce uygun bir konuşma aralığını fark etmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, söz kesmeden konuşmak için uygun bir anı etkin biçimde fark etmek anlamına gelir?
- Create a pause while the other person is still speaking.
- Look for a natural pause before asking your question.
- Look at the speaker before asking your question.
Cevabı göster
Look for a natural pause before asking your question.
ask open-ended questions: yes veya no ötesinde yanıt istemek
ask open-ended questions, karşıdaki kişiyi kendi sözleriyle açıklama yapmaya davet eden sorular sormak demektir. Bu sorular çoğunlukla yalnızca yes, no ya da tek bir kısa bilgiyle tam olarak yanıtlanamaz. What happened next? veya How did that affect you? gibi sorular ayrıntılara, duygulara ve nedenlere yer açar. Bu cümlede amaç konuşanın devam etmesine yardımcı olmaktır; onu belirli bir yanıta yönlendirmek değildir.
Alıştırma
Hangi soru açık uçludur ve ayrıntılı bir yanıt vermeye davet eder?
- How did the move affect you?
- You were unhappy, weren't you?
- Did you like the new school?
Cevabı göster
How did the move affect you?
not just your curiosity. Anlatım akışı
2:20açık uçlu sorular sormak için doğal duraklamalar arayın.
not just your curiosity: bir sorunun amacını değerlendirmek
Sondaki ifade, bir soruyu neden sorduğunuzu değerlendirmek için bir ölçüt sunar. İyi bir takip sorusu yalnızca dinleyenin daha fazlasını öğrenme isteğine hizmet etmemeli, konuşanın kendisi için önemli olanları anlatmasına yardımcı olmalıdır. İfade kısaltılmıştır. questions that benefit the speaker, not just questions that satisfy your curiosity şeklinde anlaşılabilir. Not just merakı tamamen reddetmez; merakın tek başına yeterli olmadığını belirtir.
Alıştırma
“not just your curiosity” ifadesinin arkasındaki ilkeyi en iyi hangi cümle anlatır?
- Ask questions that help the other person, not just questions that satisfy your curiosity.
- Choose questions that satisfy your curiosity instead of helping the other person.
- Ask every personal question whenever you feel curious.
Cevabı göster
Ask questions that help the other person, not just questions that satisfy your curiosity.
What happened next?: hikâyenin devamını anlatmaya davet etmek
“What happened next?” geçmişteki bir olay dizisinde sıradaki olayı soran açık uçlu bir takip sorusudur. Olay anlatılan hikâyeye ait olduğu için happened basit geçmiş zamandadır; next ise zaman akışını ileri taşır. Soru belirli bir cevabı ima etmez. Sözü yeniden konuşana verir ve onu anlatısına devam etmeye davet eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız olayları zaman sırasına göre anlatıyor. Hangi soru onu bir sonraki olayı anlatmaya en doğal biçimde davet eder?
- Why did that happen?
- Did anything happen?
- What happened next?
Cevabı göster
What happened next?
"How did that make you feel?" ile duygusal etkiyi sormak
"How did that make you feel?", daha önce sözü edilen belirli bir deneyimin kişide yarattığı duygusal etkiyi sorar. make + kişi + feel yapısında that nedeni, you ise duyguyu yaşayan kişiyi belirtir. Bu, empati gösteren açık uçlu bir sorudur: karşıdaki kişiye ne hissetmesi gerektiğini söylemek yerine kendi tepkisini anlatma fırsatı verir. Yapı, How did the news make him feel? örneğindeki gibi farklı öznelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce bir oyuna alınmadığını anlattı. Hangi yanıt onu duygusal deneyiminden söz etmeye en doğrudan biçimde davet eder?
- Did the game start at three?
- Who organized the game?
- How did that make you feel?
Cevabı göster
How did that make you feel?
confirm that you're following the story Kalıp ifadeler
2:26bir yandan hikayeyi takip ettiğinizi doğrularken
while also helping the speaker dive deeper into their own thoughts. Notlar
2:28diğer yandan da konuşmacının kendi düşüncelerine daha derinlemesine dalmasına yardımcı olur.
"follow the story": “takip edip anlamak” anlamı
you're following the story ifadesinde follow, bilgi geliştikçe onu takip edip anlamak demektir. Birinin arkasından hareket etmek anlamına gelmez; dinleyen kişi anlatıdaki insanları, olayları ve bağlantıları zihninde takip eder. Buradaki story hem gerçek bir anlatıyı hem de kurmaca bir hikâyeyi ifade edebilir. Şimdiki zamanın devam biçimi olan you're following, anlamanın konuşmacı anlatmaya devam ederken gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
"I'm following the story," cümlesinde following ne anlama gelir?
- Her kelimeyi ezberledim.
- Anlatan kişinin arkasından yürüyorum.
- Olayların ve fikirlerin nasıl bağlantılı olduğunu anlıyorum.
Cevabı göster
Olayların ve fikirlerin nasıl bağlantılı olduğunu anlıyorum.
while also helping: aynı anda gerçekleşen ikinci bir etki eklemek
While also helping, daha önce söz edilen etkiyle aynı anda gerçekleşen ek bir etkiyi anlatır. Also, bunun bir karşıtlık ya da önceki etkinin yerine geçen bir durum değil, ikinci bir yarar olduğunu gösterir. While also ifadesinden sonra fiil, while also helping örneğindeki gibi -ing biçiminde gelir. A does X while also doing Y yapısında doing Y'nin örtük öznesi genellikle ana cümlenin öznesiyle aynıdır.
Alıştırma
Aynı anda gerçekleşen ikinci bir yararı ekleyen, dersteki iki kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The new search tool finds books faster ____ helping readers discover new authors.
Cevabı göster
while also
dive deeper into their own thoughts: düşünceleri yüzeyin ötesinde incelemek
Burada dive deeper into their own thoughts mecaz anlamda kullanılır. Kişinin kendi fikirlerini, duygularını veya nedenlerini daha dikkatli incelemesi anlamına gelir; fiziksel olarak dalmayı anlatmaz. Dive deeper into + konu yapısı, anlamayı yüzeyin altına doğru ilerlemek gibi gösterir. Deeper, önceki veya daha temel bir düşünme düzeyinin ötesine geçme anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede dive deeper into, bir konuyu daha ayrıntılı incelemek anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?
- We need to dive deeper into the reasons for the delay.
- We need to dive deeper into the pool to find the ring.
- We need to move the boxes deeper into the room.
Cevabı göster
We need to dive deeper into the reasons for the delay.
Another great way to show your understanding Anlatım akışı
2:33Anladığınızı göstermenin bir başka harika yolu da
Another great way to ...: ek bir yöntem sunmak
“Another great way to + fiilin yalın hâli”, daha önce en az bir yöntemden söz edildikten sonra ek bir yöntem sunar. “Another” aynı konuyu sürdürürken açıklamanın yeni bir öneriye geçtiğini gösterir. “Way” sözcüğünden sonraki mastar, yöntemin amacını belirtir: “to show your understanding”. Ardından cümlenin tamamı, “Another great way to do X is ...” gibi bir yapıyla asıl yöntemi açıklayabilir.
Alıştırma
Bir başka iyi yöntemi sunan başlangıçla cümleyi tamamlayın: ____ remember names is to repeat them aloud.
Cevabı göster
Another great way to
and asking if you've missed anything. Ton ve niyet
2:37ve bir şey kaçırıp kaçırmadığınızı sormaktır.
is by summarizing: by + -ing ile yöntem açıklamak
Tam cümlede “is by summarizing”, “Another great way to do X is by doing Y” kalıbını tamamlar. Bağlayıcı fiil “is”, adı verilen yöntemi hedefe nasıl ulaşıldığını açıklayan eyleme bağlar. Burada “by” bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır: “summarize” değil, “summarizing”. Daha sonra ona bağlanan “asking” fiili de aynı görevi görür, yani yöntem her iki eylemden oluşur.
Alıştırma
Cümleyi “is by” ve “check” fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: One way to catch mistakes ____ your work twice.
Cevabı göster
is by checking
asking if you've missed anything: anlayışınızı kontrol etmek
Burada asking if you've missed anything, dikkatinizden veya anlayışınızdan kaçan bir bilgi olup olmadığını kontrol etmek demektir. If, whether anlamında dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır; you've missed anything ise şu ana kadar oluşmuş olabilecek bir bilgi boşluğunu ifade eder. Özetledikten sonra bunu sormak, kendi anladığınız şeyle konuşanın vermek istediği anlamı karşılaştırır ve ona düzeltme ya da ayrıntı ekleme fırsatı verir. Doğrudan kendiniz hakkında sorarken bakış açısını değiştirin: Have I missed anything? veya Let me know if I've missed anything.
Alıştırma
Başka birinin açıklamasını az önce özetlediniz. Hangi cümle herhangi bir bilgiyi atlayıp atlamadığınızı nazikçe kontrol eder?
- Please let me know if you've missed anything.
- Please let me know if have I missed anything.
- Please let me know if I've missed anything.
Cevabı göster
Please let me know if I've missed anything.
Summaries like these show the speaker that you're truly trying to understand them,
2:41Bu tür özetler, konuşmacıya sadece konuşma sırasının size gelmesini beklemediğinizi,
rather than just waiting for your turn to talk. Anlatım akışı
2:45onu gerçekten anlamaya çalıştığınızı gösterir.
rather than just waiting for your turn to talk: bir alternatifi reddetmek
Rather than, reddedilen veya daha az tercih edilir olarak sunulan alternatifi belirtir. Burada truly trying to understand them olumlu davranışken just waiting for your turn to talk eleştirilen alternatiftir. İki -ing biçimi karşıtlığı paralel şekilde düzenler: trying ... rather than just waiting.... Just, yalnızca veya sadece anlamına gelir ve ikinci davranışın gerçekten dikkatli olmaktan çok oldukça sınırlı görünmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, yapıcı bir eylemle daha az tercih edilir bir eylemi karşılaştırmak için rather than ifadesini doğru kullanır?
- We focused on solving the problem because rather than blaming one another.
- We focused on solving the problem rather than blaming one another.
- We focused on solving the problem rather than we blaming one another.
Cevabı göster
We focused on solving the problem rather than blaming one another.
“Speaking of which”: ilgili bir noktaya geçiş
“Speaking of which”, ardından söylenecekleri az önce bahsedilen bir kişi, nesne ya da fikirle ilişkilendirir. “Which” önceki konuya gönderme yapar ve ifade yaklaşık olarak “bundan söz etmişken, ilgili bir nokta aklıma geldi” anlamına gelir. Genellikle yeni bir cümlenin ya da yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. İlgisiz bir konu açmak yerine bağlantılı bir soru ya da yoruma geçerek konuşmayı düzenler.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü bağlantı ifadesiyle tamamlayın: We were just talking about the school play. ____, have you learned your lines?
Cevabı göster
Speaking of which
while a good conversation requires back-and-forth, Kelime
2:50iyi bir konuşma karşılıklı etkileşim gerektirse de,
“conversation requires back-and-forth”: sohbet karşılıklı iletişim gerektirir
Buradaki “back-and-forth”, insanların sırayla konuştuğu, yanıt verdiği veya fikir paylaştığı bir alışverişi anlatan isimdir. Dolayısıyla “conversation requires back-and-forth”, iyi bir sohbetin birden fazla tarafın katılımını gerektirdiğini söyler. Tireli bu ifade, tekrarlanan iki yönlü hareketi tek bir etkinlik olarak sunar. Bu cümlede gerçek anlamda ileri geri hareketi değil, mecazi olarak iletişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “tekrarlanan iki yönlü alışveriş” anlamına gelen tireli ifadeyle tamamlayın: The decision took several emails because there was a lot of ____ between the two teams.
Cevabı göster
back-and-forth
planning out your response while a speaker is talking Öbek fiiller
2:53konuşmacı konuşurken vereceğiniz cevabı planlamak
is a common way to miss what's being said. Dilbilgisi
2:56söylenenleri kaçırmanın yaygın bir yoludur.
planning out your response: yanıtı ayrıntılı hazırlamak
Planning out your response, ne söyleyeceğinize ve bunu nasıl düzenleyeceğinize önceden karar vermek demektir. out parçacığı, yalnızca genel bir plan yapmaktan farklı olarak ana noktalar ve sıra dâhil yanıtın tamamını ayrıntılı biçimde oluşturma anlamı katar. Burada planning out your response, is fiilinin öznesi olan bir -ing öbeğidir. Cümle, bu etkinliğin tamamını başka biri konuşurken dikkatinizi dağıtabilecek bir şey olarak ele alır.
Alıştırma
Cümleyi plan out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the debate, Leo carefully ____ his response, including each main point and example.
Cevabı göster
planned out
miss what's being said: o anda söylenenleri kaçırmak
Bu cümlede miss, duyamamak veya anlayamamak anlamına gelir. What's being said, birinin o anda söylediği içeriği ifade eder; dolayısıyla ifadenin tamamı, o sırada söylenen sözleri takip edememek demektir. What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. What, miss fiilinin nesnesi olan bir isim cümleciğini başlatır; is being said ise şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: is + being + geçmiş zaman ortacı. Edilgen yapı, odağı konuşmacıya değil içeriğe verir.
Alıştırma
Bir öğretmen şu anda konuşuyor. Hangi cümle, telefona bakmanın o anda söylenenleri duyamamanıza yol açabileceği anlamına gelir?
- Looking at your phone could make you miss what's being said.
- Looking at your phone could make you forget what was said yesterday.
- Looking at your phone could make you ignore what is usually said at meetings.
Cevabı göster
Looking at your phone could make you miss what's being said.
stay present: dikkati içinde bulunulan ana vermek
Stay present, dikkati şu anda olanlara vermeyi sürdürmek demektir. Bu cümlede present, farkında ve ilgili olma şeklindeki zihinsel bir durumu anlatır; “hediye” ya da yalnızca odada fiziksel olarak bulunma anlamına gelmez. stay + sıfat yapısı, “bir durumda kalmaya devam etmek” demektir. stay calm ve stay focused ile karşılaştırın. Burada stay, şu ana yönelik dikkati korumayı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede stay present ne anlama geliyor?
- Dinleyip dinlemediğine bakmadan fiziksel olarak odada kalmak.
- Dikkati şu anda olanlara vermek.
- Birine hediye getirmek.
Cevabı göster
Dikkati şu anda olanlara vermek.
lose focus: dikkati kaybetmek
Lose focus, yaptığınız şeye tüm dikkatinizi vermeyi bırakmak demektir. Lose bir değişimi gösterir: önce odaklanmıştınız, sonra dikkatiniz başka yöne kaydı. Bu kalıplaşmış ifadede focus sayılamayan bir isimdir; bu yüzden lose a focus değil, lose focus denir. Okuma, ders, çalışma veya konuşma durumlarında doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
'Dikkat vermeyi bırakmak' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the room gets noisy, I sometimes ____ while reading.
Cevabı göster
lose focus
don't be shy about asking the speaker to repeat what you missed. Ton ve niyet
3:02konuşmacıdan kaçırdığınız yerleri tekrarlamasını istemekten çekinmeyin.
Don't be shy about asking ... to repeat ...: tekrar istemeye teşvik etmek
Don't be shy about + -ing, bir kişiyi mahcubiyet yüzünden bir şeyi yapmaktan kaçınmaması için dostça cesaretlendirir. Burada dinleyici, mesajın bir kısmını kaçırdığında konuşmaya teşvik edilir; bu ifade dinleyicinin gerçekten utangaç biri olduğunu söylemez. ask someone to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişiden bir şey yapmasını istemek anlamına gelir. ask the speaker to repeat what you missed ifadesindeki what you missed, duymadığınız veya anlamadığınız kısmı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişiyi tekrar istemesi için doğal biçimde cesaretlendirir?
- Could you repeat the last sentence, please?
- Don't be shy about asking me to repeat anything you miss.
- You should have listened more carefully.
Cevabı göster
Don't be shy about asking me to repeat anything you miss.
but asking for clarification actually shows that you're committed to understanding. Kalıp ifadeler
3:07ancak açıklama istemek aslında anlamaya kararlı olduğunuzu gösterir.
Asking for clarification: açıklama istemek
Ask for + isim, o şeyi istemek anlamına gelir. Clarification, bir şeyi daha açık hâle getiren bilgi veya açıklamadır; bu nedenle asking for clarification, daha açık bir açıklama ya da daha kesin ayrıntılar istemektir. Bu cümlede asking for clarification, shows fiilinin öznesi olan bir ulaç öbeğidir. Konuşmacı bu davranışı, kişinin gerçekten anlamaya çalıştığının kanıtı olarak sunar.
Alıştırma
“Submit it soon,” cümlesini duydunuz ancak son teslim tarihini tam olarak bilmiyorsunuz. Hangi soru açıklama ister?
- Could you speak a little louder?
- Could you repeat the word 'soon'?
- Could you clarify what you mean by 'soon'?
Cevabı göster
Could you clarify what you mean by 'soon'?
be committed to understanding: be committed to + -ing biçimi
Be committed to understanding, anlamak için ciddi ve sürekli çaba göstermek demektir. Burada açıklama istemek bir başarısızlık işareti değil, anlamaya verilen önemin kanıtı olarak sunulur. Be committed to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: committed to understanding, committed to the project. İfade bir kişiyi tanımladığında committed sözcüğünden önce be fiilinin uygun biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi understand fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia is committed to ____ every customer's needs.
Cevabı göster
understanding
don't be afraid of silence: konuşmadaki duraklamaları kabul etmek
Don't be afraid of silence sert bir emir değil, güven veren bir tavsiyedir. Bu bağlamda silence, bir konuşmada hiç kimsenin konuşmadığı kısa bir süreyi ifade eder. Konuşmacı böyle bir duraklamanın otomatik olarak gariplik veya başarısızlık anlamına gelmediğini söyler. Be afraid of + isim yapısı, kaygıya neden olan şeyi belirtir. Bu tavsiye sessizliği her zaman doldurulması gereken bir boşluk olarak değil, düşünmek için yararlı bir süre olarak yeniden yorumlar.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Bu bağlamda Don't be afraid of silence, konuşmadaki kısa bir duraklamanın yararlı olabileceğini söyleyerek kişiyi rahatlatır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
It's okay to ask for a moment to formulate your response, Notlar
3:17Cevabınızı oluşturmak için biraz zaman istemek sorun değildir
It's okay to ask for a moment: düşünmek için zaman istemenin uygun olduğunu söylemek
It's okay to... bir eylemin kabul edilebilir olduğunu belirtir. Burada kişiye hemen cevap vermek zorunda olmadığı ve kısa bir ara isteyebileceği söylenerek güven verilir. Ask for a moment kısa bir süre istemek demektir. Vurgulanan sözler bu isteği tanımlar ve uygun bulur; karşıdaki kişiden doğrudan beklemesini istemez.
Alıştırma
Hangi cümle, doğrudan zaman istemek yerine, düşünmek için zaman istemenin uygun olduğunu söyleyerek bir arkadaşa güven verir?
- Could I have a moment to think?
- You have only a moment to answer.
- It's okay to ask for a moment before you answer.
Cevabı göster
It's okay to ask for a moment before you answer.
to formulate your response: yanıtı dikkatle oluşturmak
Formulate your response düşünceleri geliştirip düzenleyerek açık ve özenle ifade edilmiş bir yanıt oluşturmak demektir. Formulate, yalnızca bir cevap düşünmekten daha bilinçli bir şekillendirme anlatır; bu nedenle çoğu zaman resmî duyulur. Buradaki to formulate amaç bildiren bir mastardır: kişinin neden biraz zaman istediğini açıklar. Bu kısa ara, yanıtı hazırlamak için zaman sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, dikkatle geliştirip düzenlemek anlamına gelen bu dersin fiiliyle tamamlayın: I need a minute to ____ a clear response.
Cevabı göster
formulate
taking a beat to think: devam etmeden önce kısaca durmak
Burada take a beat, “çok kısa bir an durmak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Beat kısa bir anı ifade eder; vurmak veya müzikal bir ritim tutmak anlamında değildir. taking a beat to think ifadesinde to ile kurulan mastar, duraklamanın amacını gösterir: önce düşünmek, ardından konuşmaya veya hareket etmeye devam etmek. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp take a beat to + fiildir.
Alıştırma
Bu cümlede taking a beat to think ne anlama geliyor?
- Devam etmeden önce kısaca durup düşünmek.
- Düşünürken müzikal bir ritim tutmak.
- Etkinliği uzun süre dinlenmek için durdurmak.
Cevabı göster
Devam etmeden önce kısaca durup düşünmek.
can help speakers reflect on their speech as well. Kalıp ifadeler
3:21konuşmacıların da kendi konuşmaları üzerinde düşünmelerine yardımcı olabilir.
reflect on their speech: kişinin kendi sözlerini değerlendirmesi
Reflect on something, bir şeye dönüp dikkatlice bakmak ve onun üzerinde düşünmek demektir; amaç çoğu zaman öğrenmek veya gelişmektir. On edatı, üzerinde düşünülen konuyu tanıtır. Buradaki their speech, konuşmacıların hem ne söylediğini hem de bunu nasıl ifade ettiğini kapsar. Speech bu bağlamda mutlaka resmî ve halka açık bir konuşma anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “dikkatlice gözden geçirip üzerinde düşünmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the meeting, Lina took a minute to ____ her comments.
Cevabı göster
reflect on
These might seem like small changes, Anlatım akışı
3:26Bunlar küçük değişiklikler gibi görünebilir,
but together they make a big difference.
3:29ancak bir araya geldiklerinde büyük bir fark yaratırlar.
These might seem ..., but together they make a big difference: küçük değişikliklerin birikimli etkisi
İlk yan cümle olan These might seem like small changes, olası bir ilk izlenimi kabul eder: her değişiklik önemsiz görünebilir. But asıl noktaya geçiş yapar; bu nedenle but sonrasındaki bilgi daha güçlü biçimde vurgulanır. Together, değişikliklerin birikimli şekilde etkili olduğunu gösterir; make a big difference ise “büyük bir etki yaratmak” anlamına gelir. Bu kalıp, küçük önerilerden oluşan bir listeyi bunların birleşik etkisini vurgulayarak tamamlamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Birkaç küçük eylemin birleşik etkisini en iyi hangi cümle özetler?
- Each step is small, so none of them has any value.
- Each step may seem small, but together they make a big difference.
- The steps are different because they cannot work together.
Cevabı göster
Each step may seem small, but together they make a big difference.
they report more satisfaction, trust, and connection in their relationships. Kalıp ifadeler
3:33ilişkilerinde daha fazla memnuniyet, güven ve bağ bildirmektedir.
feel heard: dinlendiğini ve anlaşıldığını hissetmek
feel heard ifadesinde heard, birinin kendisine nasıl davranıldığını hissettiğini anlatan geçmiş zaman ortacıdır. İfade, kişinin başkalarının düşüncelerini, duygularını veya ihtiyaçlarını dikkatle dinlediğine ve ciddiye aldığına inanması anlamına gelir. Bu, sesin yalnızca başka birinin kulağına ulaşmasından daha fazlasıdır ve aynı fikirde olmayı gerektirmez. Birisi sizinle aynı fikirde olmayabilir ama yine de size dinlendiğinizi hissettirecek şekilde karşılık verebilir.
Alıştırma
Hangi cümle doğal biçimde “Birinin duygularımı dinlemesini ve anlamasını istiyorum” anlamına gelir?
- I don't need an immediate solution; I just want to feel heard.
- I want my voice to be louder than everyone else's.
- I need you to agree with every word I say.
Cevabı göster
I don't need an immediate solution; I just want to feel heard.
they report more satisfaction, trust, and connection: mereka menyatakan lebih banyak kepuasan, kepercayaan, dan keterhubungan
Burada report, bir ankete cevap verirken veya bir araştırmaya katılırken bir durumu belirtmek ya da açıklamak anlamına gelir. Araştırmacılar bu fiili, insanların kendi deneyimleri hakkında söylediklerini özetlemek için kullanır; insanların resmî bir rapor yazdığı anlamına gelmez. Yapı report + isim öbeğidir: they report more satisfaction, trust, and connection. More üç ismin de miktarını belirtir; dolayısıyla cümle, her birinin öz bildirime dayalı düzeyinin daha yüksek olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede report, bir katılımcının araştırmada kendisi hakkında bildirdiği sonucu sunmak için kullanılmıştır?
- Participants reported the broken printer to the office manager.
- Participants wrote a report about the program.
- Participants reported lower stress after the program.
Cevabı göster
Participants reported lower stress after the program.
and perceive the managers who listen to them more favorably. Kalıp ifadeler
3:43ve kendilerini dinleyen yöneticileri daha olumlu algılarlar.
generally experience less burnout: genellikle daha az tükenmişlik yaşamak
Bu cümlede experience less burnout, tükenmişliğin düzeyinin veya görülme sıklığının daha düşük olması anlamına gelir. Burnout, özellikle işte veya okulda uzun süreli stresle bağlantılı, daha kalıcı bir bitkinlik ve motivasyon azalması durumudur; yalnızca bir gün yorgun hissetmekten daha fazlasıdır. Generally genel bir eğilimi belirtir; sonucun istisnasız her çalışan için geçerli olduğu anlamına gelmez. Experience, bir durumu yaşamak veya bir durumdan etkilenmek anlamına gelen nötr ve nispeten resmî bir fiildir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi burnout olarak tanımlanır?
- Uzun bir koşudan sonra yorgun hissetmek
- Aylarca yönetilmeyen stresin ardından bitkin ve işten uzaklaşmış hissetmek
- Bir kez geç saatlere kadar uyanık kaldıktan sonra uykulu hissetmek
Cevabı göster
Aylarca yönetilmeyen stresin ardından bitkin ve işten uzaklaşmış hissetmek
perceive the managers ... more favorably: yöneticileri daha olumlu değerlendirmek
perceive the managers ... more favorably ifadesinde perceive, “…… hakkında bir görüş oluşturmak” veya “……ı görmek/değerlendirmek” anlamındadır. The managers nesnedir; more favorably ise çalışanların yöneticilere nasıl baktığını, yani onlar hakkında daha olumlu bir görüşe sahip olduğunu anlatır. who listen to them ilgi cümleciği, hangi yöneticilerin değerlendirildiğini belirtir. Aktarılabilir yapı perceive + nesne + favorably/more favorably şeklindedir ve olumlu bir değerlendirmeyi resmî bir dille anlatır.
Alıştırma
perceive + nesne + more favorably yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Customers perceived more favorably to the new policy after the explanation.
- Customers perceived the new policy more favorably after the explanation.
- Customers favorably perceived about the new policy after the explanation.
Cevabı göster
Customers perceived the new policy more favorably after the explanation.
while it might be easy to listen to some people, Dilbilgisi
3:48bazı insanları dinlemek kolay olsa da,
it can be hard to muster all this focus and attention Kelime
3:51eğer konuşmacıya katılmıyorsanız veya ondan hoşlanmıyorsanız
while it might be easy to ..., it can be hard to ...: ödünlemeli karşıtlık
Burada while, although sözcüğüne yakın biçimde ödünleme ve karşıtlık kurar: önce bazı insanları dinlemenin kolay olabileceği kabul edilir, ardından durumun daha zor tarafına geçilir. Buradaki while, “…… olduğu süre boyunca” anlamına gelmez. while it might be easy to + fiil, it can be hard to + fiil paralel yapısı iki yargıyı yan yana getirir. Might ve can, bunları kesin kurallar olarak değil, olası durumlar olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede while, hedef cümledekiyle aynı ödünlemeli karşıtlığı kurar?
- While I was reading the instructions, the phone rang.
- While the instructions may look simple, they can be hard to follow.
- Because the instructions look simple, they are easy to follow.
Cevabı göster
While the instructions may look simple, they can be hard to follow.
if you disagree with or dislike the speaker.
3:54tüm bu odaklanma ve dikkati toplamak zor olabilir.
muster all this focus and attention: tüm odaklanmayı çaba harcayarak toplamak
Bu cümlede muster, ihtiyaç duyulan bir kaynağı bilinçli olarak bir araya getirip kullanmak anlamına gelir; onu sadece elde etmek anlamına gelmez. Muster all this focus and attention, konuşmacıya katılmasanız veya ondan hoşlanmasanız bile, işe yetecek kadar odaklanmayı ve dikkati büyük bir çabayla toplamayı anlatır. Muster çoğu zaman bu kaynağın sınırlı olduğunu veya o anda kolayca ortaya çıkarılamadığını düşündürür. courage, energy, patience, strength, support, focus ve attention ile de kullanılır ve gereken çabayı vurgular.
Alıştırma
Cümledeki muster all this focus and attention ne anlama gelir?
- She tried to make the speaker talk more loudly.
- She tried to summon enough concentration to listen carefully.
- She tried to forget everything the speaker said.
Cevabı göster
She tried to summon enough concentration to listen carefully.
But these situations might actually benefit most from your efforts to listen openly. Kalıp ifadeler
3:58Ancak bu durumlar aslında, açıkça dinleme çabalarınızdan en çok fayda sağlayan anlar olabilir.
benefit most from your efforts to listen openly: açık fikirle dinleme çabalarından en çok yararlanmak
Benefit from, bir kaynaktan yardım, avantaj veya iyileşme elde etmek anlamına gelir. Özne yararı alan taraftır ve from yararın kaynağını gösterir. Burada these situations en fazla iyileşme sağlayabilecek alıcı taraftır; your efforts to listen openly ise yararın kaynağıdır. Bu ifade, açık fikirle dinlemenin bu durumları iyileştirebileceğini anlatır; fiziksel bir şey alma anlamına gelmez. Most, burada elde edilebilecek yararın diğer durumlardakinden veya diğer yaklaşımlardakinden daha büyük olabileceğini gösterir. Your efforts to listen openly içindeki to listen openly, çabaların neyi içerdiğini açıklar.
Alıştırma
Yeni çalışanların düzenli geri bildirimden yardım aldığını anlatmak için benefit from yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Regular feedback can benefit from new employees during their first month.
- New employees can benefit from regular feedback during their first month.
- New employees can benefit regular feedback during their first month.
Cevabı göster
New employees can benefit from regular feedback during their first month.
trying to force someone to change their mind Ton ve niyet
4:07birini fikrini değiştirmeye zorlamanın
makes them more likely to defend their point of view. Dilbilgisi
4:10kendi bakış açısını savunma ihtimalini artırdığını öne sürmektedir.
psychological reactance: seçme özgürlüğüne yönelik tehditlere karşı koyma
Psikolojik reaktans, insanların seçme özgürlüklerinin tehdit edildiğini düşündüklerinde hissedebilecekleri karşı koyma tepkisidir. Kontrol duygusunu yeniden kazanmak için bir seçeneği daha güçlü biçimde savunabilir veya kısıtlanan bir şeyi daha fazla isteyebilirler. Bu cümlede, birine fikrini değiştirmesi için baskı yapmak ters tepebilir: baskının kendisi, kişinin ilk görüşünü daha fazla savunmasına yol açar. Bu terim, özgürlüğü korumaya yönelik bu tepkiyi adlandırır; her türlü fikir ayrılığını değil.
Alıştırma
Hangi durum psikolojik reaktansı en iyi gösterir?
- Bir müşteri, bir ürünü satın almasına izin verilmediği söylendikten sonra o ürünü daha çok ister.
- Bir koşucu fiziksel olarak yorulduğu için yavaşlar.
- Bir genç, bir kuralın neden var olduğunu dinledikten sonra kurala sakince uyar.
Cevabı göster
Bir müşteri, bir ürünü satın almasına izin verilmediği söylendikten sonra o ürünü daha çok ister.
force someone to change their ...: force + nesne + to’lu mastar
Tam ifade olan force someone to change their mind içinde force, force + nesne + to’lu mastar kalıbını kullanır: someone etkilenen kişidir, to change ise yapılması istenen eylemi belirtir. Vurgulanan bölüm their ile biter ve their sonraki kelime olan mind ile bağlantılıdır; change their mind farklı bir görüş benimsemek anlamına gelir. Force; baskı, güç, tehdit veya zorlayıcı koşulların kişiye çok az gerçek seçim hakkı bıraktığını ifade eder. Fiziksel güç kullanılması şart değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, baskının bir kişiye çok az gerçek seçim hakkı bıraktığını açıkça ifade eder?
- The evidence persuaded Elena to change her decision.
- The teacher invited Elena to explain her decision.
- The threat forced Elena to change her decision.
Cevabı göster
The threat forced Elena to change her decision.
make them more likely to ...: bir eylemin olasılığını artırmak
make + object + more likely to + base verb kalıbı, bir şeyin nesnenin belirtilen eylemi yapma olasılığını artırdığını anlatır. Bu cümlede insanları fikirlerini değiştirmeye zorlama girişimi, onların kendi bakış açılarını savunma olasılığını artırır. More likely, kesin bir sonucu değil olasılıktaki değişimi anlatır. Bir şey eylemin gerçekleşme olasılığını azaltıyorsa less likely to da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz olasılık kalıbıyla tamamlayın: A clear map makes tourists ____ explore beyond the main square.
Cevabı göster
more likely to
recent studies suggest that high-quality listening Kalıp ifadeler
4:14son çalışmalar yüksek kaliteli dinlemenin
high-quality listening: anlamaya yönelik dikkatli dinleme
High-quality listening, dikkati sürdürerek ve konuşanı gerçekten anlamaya çalışarak dinlemek demektir. Konuşmayı takip ettiğini göstermek ve kişiye düşüncelerini güvenle ifade edebileceği alanı vermek gibi davranışları içerebilir. High-quality, listening isminden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu yüzden kısa çizgiyle yazılır. Bu cümlede ifadenin bütünü, açık fikirliliği destekleyebilen bir iletişim uygulamasını adlandırır.
Alıştırma
Bu bağlamda high-quality listening ne anlama geliyor?
- Konuşanın ifade ettiği her görüşe katılmak
- Dikkatle dinlemek ve anlamaya çalışmak
- Teknik kalitesi mükemmel bir ses kaydını dinlemek
Cevabı göster
Dikkatle dinlemek ve anlamaya çalışmak
fosters open-mindedness: açık fikirliliği geliştirir
Burada foster, “bir niteliğin zaman içinde gelişmesine yardımcı olmak” demektir. Nitelikli dinleme, açık fikirliliğin gelişmesini kolaylaştıran koşullar oluşturur; anında sonuç üretmez. Fosters burada geçişli bir fiildir ve open-mindedness fiilin doğrudan nesnesidir. Bu yapı trust, creativity ve cooperation gibi soyut niteliklerle sık kullanılır.
Alıştırma
Foster fiilini doğal ve doğru yapıyla kullanan cümleyi seçin.
- Regular discussion can foster the door in one second.
- Regular discussion can foster critical thinking.
- Regular discussion can foster to think critically.
Cevabı göster
Regular discussion can foster critical thinking.
a non-judgmental and psychologically safe environment: yargılayıcı olmayan ve psikolojik açıdan güvenli bir ortam
and ile bağlanan iki niteleme de environment sözcüğünü niteler. Non-judgmental, insanların hemen eleştirilmemesi, etiketlenmemesi veya reddedilmemesi demektir. psychologically safe ise insanların aşağılanma veya cezalandırılma konusunda aşırı korku duymadan soru sorabilmesi, kaygılarını paylaşabilmesi ya da hatalarını kabul edebilmesi demektir. Burada environment yalnızca fiziksel bir yer değil, bir etkileşimi çevreleyen sosyal atmosferdir. İki sıfat birlikte, insanların dürüstçe katılmayı güvenli bulduğu bir ortamı anlatır.
Alıştırma
A non-judgmental and psychologically safe environment ifadesini en iyi gösteren durum hangisidir?
- Hiç kimse dürüst geri bildirim almaz.
- İnsanlar alay edilmeden soru sorabilir ve hatalarını kabul edebilir.
- Herkes her fikre katılmak zorundadır.
Cevabı göster
İnsanlar alay edilmeden soru sorabilir ve hatalarını kabul edebilir.
truly open-minded listening isn't about changing people's minds. Dilbilgisi
4:26gerçekten açık fikirli dinlemek insanların fikirlerini değiştirmekle ilgili değildir.
isn't about changing people's ...: bir amacı reddetmek
be not about + -ing kalıbı, bir eylemin bir şeyin amacı veya ana noktası olmadığını belirtir. Burada isn't about changing people's minds olası bir yanlış anlamayı düzeltir: Gerçekten açık fikirli biçimde dinlemek, başka insanlara farklı bir görüş benimsetmeyi amaçlamaz. Bu kalıp, kesin bir sonucu değil amacı veya odağı anlatır. Bir kişinin fikri daha sonra değişebilir, ancak dinleyen kişi bu değişikliği gerçekleştirmeye çalışmıyordur.
Alıştırma
Suçlamanın geri bildirimin amacı olmadığını belirtmek için cümleyi be not about kalıbının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Good feedback ____ blaming people; it's about helping them improve.
Cevabı göster
isn't about
Good listening is not the same as agreeing, Dilbilgisi
4:31İyi dinlemek hemfikir olmakla aynı şey değildir
is not the same as agreeing: iki fikri ayırmak
be not the same as + isim veya -ing biçimi kalıbı, insanların yanlışlıkla eş değer sayabileceği iki fikri birbirinden ayırır. Bu cümlede listening dikkat etmek ve anlamaya çalışmak, agreeing ise bir görüşü doğru kabul etmek anlamına gelir. Cümle, dinlemenin ve aynı fikirde olmanın birbirinin karşıtı olduğunu söylemez. İyi dinledikten sonra aynı fikirde olabilir veya olmayabilirsiniz.
Alıştırma
Anlamayı kabul etmekten ayırmak için cümleyi not the same as yapısıyla tamamlayın: Understanding an opinion ____ accepting it.
Cevabı göster
is not the same as
and conversations don't have to end with a happy resolution. Dilbilgisi
4:34ve konuşmaların mutlu bir sonla bitmesi gerekmez.
don't have to end with a happy resolution: mutlu bir çözümle bitmek zorunda olmamak
Don't have to, bir şeyin gerekli olmadığını ifade eder. Konuşma mutlu bir şekilde bitebilir, ancak böyle bir sonuç şart değildir. Mutlu bir sonun yasak olduğu anlamına gelmez. End with, bir şeyi son bölüm veya sonuç olarak bulundurarak bitmek demektir. A happy resolution, anlaşmazlığın tatmin edici bir şekilde çözülmesidir. Bu ifade, bir konuşmanın değerli sayılması için ulaşması gereken sonuçla ilgili beklentiyi düşürür.
Alıştırma
Hangi cümle, her öneriyi kabul etmenin yasak olduğunu değil, gerekli olmadığını söyler?
- You don't have to agree with every suggestion.
- You can't agree with every suggestion.
- You mustn't agree with any suggestion.
Cevabı göster
You don't have to agree with every suggestion.
being heard is enough to start a deeper conversation: dinlenilmek daha derin bir konuşma başlatmak için yeterlidir
Being heard, cümlenin öznesi olarak kullanılan edilgen bir -ing öbeğidir. Kimin dinlediğini söylemeden, başkalarının sizi dinleyip söylediklerinizi dikkate alması deneyimini adlandırır. is enough to start yapısında enough sözcüğünü to'lu mastar izler ve yeterli bir koşulu gösterir: Bu deneyim tek başına sonraki sonuca yol açabilir. Yeniden kullanılabilecek yapı -ing öbeği + be enough to + fiil şeklindedir. Sometimes, iddianın kapsamını sınırlar; bunun her zaman işe yaradığını veya anlaşmazlığı hemen çözdüğünü söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dört sözcüklük hedef yapıyla tamamlayın: Sometimes listening carefully ____ a better discussion.
Cevabı göster
is enough to start
Learn what makes rejection such a uniquely painful experience
4:52Reddedilmeyi neden bu kadar eşsiz ve acı verici bir deneyim haline getiren şeyin ne olduğunu
and how to work through it with this video. Öbek fiiller
4:56ve bununla nasıl başa çıkacağınızı bu videoda öğrenin.
to work through it: bir zorluğu adım adım ele almak
to work through it ifadesindeki work through, zor bir sorun veya duyguyla yüzleşip onu aşamalı olarak ele almak anlamına gelen bir öbek fiildir. Anlık bir çözümü değil, süreci ve çabayı vurgular. Buradaki it, reddedilmenin acı verici deneyimine gönderme yapar. Başka durumlara aktarılabilen yapı work through + sorun veya duygu şeklindedir; work through a conflict ve work through your feelings buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki yüzleşip aşamalı olarak ele almak anlamındaki ifadeyle tamamlayın: It may take time to ____ these difficult feelings.
Cevabı göster
work through
Or get more actionable science-based advice Kelime
4:58Ya da karakter inşa etme konusunda bilimsel temellere dayanan
more actionable science-based advice: uygulanabilir ve bilime dayalı daha fazla öneri
Actionable ve science-based sözcüklerinin ikisi de advice ismini niteler. Actionable, önerinin belirli adımlara dönüştürülebilecek kadar pratik olduğunu; science-based ise bilimsel araştırma veya kanıtlarla desteklendiğini belirtir. Birlikte, hem kullanılabilir hem de kanıta dayalı önerileri anlatırlar. Bu eylem çağrısı parçasında more en doğal biçimde bu tür önerilerin miktarının artması anlamına gelir. Advice İngilizcede sayılamayan bir isimdir; bu nedenle more advices değil, more advice denir. Açık bir karşılaştırma varsa more actionable, uygulaması daha kolay anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Bir internet sitesi, araştırmayı açık adımlara dönüştüren yeni bir öneri grubu ekliyor. Güncellemeyi en iyi hangi cümle anlatır?
- The website now offers more actionable science-based advice.
- The website now offers more advice about taking science classes.
- The website now offers more general advice based on personal opinions.
Cevabı göster
The website now offers more actionable science-based advice.
on how to build character at ed.ted.com/buildcharacter.
5:01daha uygulanabilir tavsiyelere ed.ted.com/buildcharacter adresinden ulaşabilirsiniz.