Neden Kaygılısın?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
673 kelime 186 kel/dk

Video özeti: Kaygı; panik, nörokimya, kalıtsal korku ve tedaviler üzerinden açıklanır, basitçi öğütler ise reddedilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. more days than not — Deyimler ve mecazi ifadeler: “günlerin çoğunda” demektir; bazen veya her gün anlamına gelmez. Yinelenen sıklığı kesin biçimde anlatır. 2. It turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: olgulardan sonra bir açıklamayı ya da beklenmedik sonucu açığa çıkarır. Kanıttan sonuca geçerken cevabı baştan belli saymaz. 3. get over it. — Öbek fiiller: get over, bir zorluktan kurtulmak veya onu aşmak demektir. Buradaki emir acıyı küçümser; destekleyici bir öğüt değildir.

Bu derste

Many of us have faced the dark symptoms of anxiety,

0:00

Birçoğumuz kaygının sıkıntı verici belirtilerini yaşamışızdır,

whether writing an exam or applying for a new job. Notlar

0:02

ister bir sınava girerken ister yeni bir işe başvururken.

Dilbilgisi

İster sınava girerken ister yeni bir işe başvururken

Ek bilgi veren whether A or B yan cümlesi iki olası durumu belirtir ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu anlatır. Dinleyiciden ikisi arasında seçim yapmasını istemez. Burada writing ve applying paralel -ing biçimleridir. Yan cümle kısaltılmıştır ve “whether we are writing an exam or applying for a new job” şeklinde anlaşılabilir. İki kolu dil bilgisel olarak paralel tutmak, kapsanan durumları netleştirir.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or kalıbı ve paralel -ing biçimleriyle tamamlayın: “____ at home ____ in the office, back up your files regularly.”

Cevabı göster

Whether working · or working

Kelime

Writing an exam ifadesinin sınava girmek anlamı

Bu bağlamda writing an exam, soruları oluşturmak değil, aday olarak sınava girip sınavı tamamlamak anlamına gelir. Paralel sunulan diğer kaygı verici durum ve örtük deneyim sahibi us, söz konusu kişilerin sınava girenler olduğunu gösterir. Bu aday anlamı, İngilizcenin çeşitli bölgesel türlerinde yerleşmiştir. Write an exam başka yerlerde farklı bir anlama gelebileceğinden, write sözcüğünün sınava girmek mi yoksa sınavı hazırlamak mı anlamına geldiğine karar vermek için öznenin rolüne ve çevredeki bağlama bakın.

Alıştırma

“Priya is writing her final exam tomorrow,” cümlesinde Priya bir öğrenciyse ve bu kullanımın yaygın olduğu bir İngilizce türünü kullanıyorsa “writing her final exam” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Sınav sorularını oluşturacak.
  2. Sınava girip soruları cevaplayacak.
  3. Sınav hakkında bir rapor yazacak.
Cevabı göster

Sınava girip soruları cevaplayacak.

But for some,

0:05

Ancak bazıları için

this feeling is difficult to stop even in seemingly normal situations,

0:06

görünüşte sıradan durumlarda bile bu duygudan kurtulmak zordur

leaving a lasting effect on quality of life. Kalıp ifadeler

0:10

ve bu, yaşam kalitesinde kalıcı bir etki bırakır.

Kalıp ifadeler

leaving a lasting effect on: üzerinde kalıcı bir etki bırakmak

Leave a lasting effect on someone or something, ilk olay ya da durum sona erdikten çok sonra da devam eden bir değişime veya etkiye neden olmak demektir. Burada on edatının nesnesi quality of life ifadesidir; dolayısıyla kalıp, kişinin yaşam biçimi üzerinde uzun süreli bir sonucu anlatır. Leaving, önceki durumun sonucunu sunan bir -ing ortaç yan cümlesini başlatır: hissi durdurmak zordur ve bunun sonucunda kalıcı bir etki oluşur. Cümle + leaving ... kalıbı, önceki düşüncenin tamamının yol açtığı sonucu kısa bir biçimde ekler.

Alıştırma

Cümleyi “kalıcı bir etkiye neden olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The exchange program gave the students new ambitions, ____ their career choices.

Cevabı göster

leaving a lasting effect on

So,

0:12

Peki,

what's going on Öbek fiiller

0:13

neler oluyor

and why are you so anxious?

0:14

ve neden bu kadar kaygılısınız?

Öbek fiiller

what's going on: neler oluyor

What's going on? “Ne oluyor?” ya da ton ve bağlama göre “Bu duruma ne yol açıyor?” anlamına gelir. Örnekte, kişinin açıkça görülen endişesinin açıklaması istenir. Burada go on, olmak ya da meydana gelmek anlamındaki bir öbek fiildir; hareket anlatmaz. What's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir, dolayısıyla yapı what + be + going on şeklindedir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınızın hata mesajına endişeli bir şekilde baktığını görüyorsunuz. “What's going on?” en doğal biçimde neyi sorar?

  1. Ne oluyor veya soruna ne yol açıyor?
  2. Nereye gidiyorsun?
  3. Konuşmaya devam edecek misin?
Cevabı göster

Ne oluyor veya soruna ne yol açıyor?

Close to 7 million people are affected by generalized anxiety disorder, Kültür

0:16

Yaklaşık 7 milyon kişi yaygın anksiyete bozukluğundan etkileniyor;

meaning they experience excessive anxiety that occurs more days than not Deyimler

0:19

yani aşırı kaygı yaşadıkları günlerin sayısı, yaşamadıkları günlerden daha fazla oluyor

for at least 6 months.

0:23

ve bu durum en az 6 ay sürüyor.

Kültür

klinik tanı olarak generalized anxiety disorder

Generalized anxiety disorder, belirli bir anksiyete bozukluğunun yerleşik klinik adıdır. Burada generalized, aşırı kaygının tek bir belirli tetikleyiciyle sınırlı olmadığını ve geniş bir alana yayıldığını belirtir; herkesin bunu yaşadığı anlamına gelmez. İfadenin tamamı, ara sıra yaşanan stres veya gerginlik dönemini değil, klinik ölçütlerle tanımlanan kalıcı bir örüntüyü anlatır. Bu cümlede ardından gelen sıklık ve süre bilgileri, bunun tanısal bir bağlam olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümledeki generalized anxiety disorder ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Stresli bir olaydan önce yaşanan herhangi bir kısa süreli gerginlik
  2. Birden fazla alanda kalıcı ve aşırı kaygı içeren belirli bir klinik tanı
  3. Tüm insanların aynı anda kaygı hissettiği düşüncesi
Cevabı göster

Birden fazla alanda kalıcı ve aşırı kaygı içeren belirli bir klinik tanı

Deyimler

more days than not: günlerin çoğunda

More days than not ifadesinde than not, bir şeyin gerçekleştiği günlerle gerçekleşmediği günleri karşılaştırır. İfade, belirli bir dönemde günlerin çoğunda bunun gerçekleştiği anlamına gelir. Olayın gerçekleşmediği bazı günlere izin verir; bu nedenle occasionally ifadesinden daha yüksek bir sıklık bildirir, ancak every day anlamına gelmez. Zaman içinde tekrarlayan bir örüntüyü anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “günlerin çoğunda, ancak mutlaka her gün değil” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During exam season, I study at the library ____.

Cevabı göster

more days than not

This can include sleep disturbance,

0:25

Belirtiler arasında uyku bozukluğu,

irritability, and muscle tension.

0:26

sinirlilik ve kas gerginliği bulunabilir.

Panic attacks are also possible Kültür

0:28

Panik ataklar da görülebilir,

but slightly different

0:30

ancak bunlar biraz farklıdır;

in that they are sudden and short episodes of intense fear Dilbilgisi

0:31

çünkü aniden ortaya çıkan, kısa süreli yoğun korku nöbetleridir

that trigger a severe physical reaction

0:34

ve şiddetli bir fiziksel tepkiyi tetiklerler:

Kültür

Ani ve kısa süreli nöbetler olarak Panic attacks

Bu cümlede Panic attacks, birbirinden ayrı olayları, yani aniden başlayan, kısa süren ve güçlü bir fiziksel tepkiyi tetikleyebilen yoğun korku nöbetlerini adlandırır. Çoğul biçim, belirli tek bir atağı değil, genel olarak bu tür nöbetleri ifade eder. Bir atak bir olaydır; otomatik olarak bir tanı değildir. Bir kişi bir panic attack yaşayabilir, ancak bu gerçek tek başına anksiyete bozukluğu veya panic disorder olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümledeki Panic attacks ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sıradan endişenin kalıcı olduğu bir durum
  2. Herhangi bir tek nöbetten sonra otomatik olarak verilen bir tanı
  3. Ani ve kısa süreli yoğun korku nöbetleri
Cevabı göster

Ani ve kısa süreli yoğun korku nöbetleri

Dilbilgisi

in that: belirli yönü açıklama

Burada in that, panik atakların “biraz farklı” olduğu belirli yönü açıklar. Ardından gelen yan cümle bu yönü belirtir: Bunlar şiddetli bir fiziksel tepkiyi tetikleyen ani ve kısa süreli yoğun korku nöbetleridir. Yeniden kullanılabilir kalıp, iddia veya karşılaştırma + in that + özne ve fiil içeren yan cümledir. Çoğu zaman “şu açıdan” anlamına gelir; because ifadesine benzeyebilse de genellikle yalnızca dışsal bir neden vermek yerine önceki betimlemenin nasıl doğru olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi “şu açıdan” anlamına gelen iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: This course differs from the previous version ____ it includes weekly workshops.

Cevabı göster

in that

like accelerated heart rate,

0:36

kalp atışının hızlanması,

shortness of breath, Kelime

0:38

nefes darlığı

and dizziness.

0:38

ve baş dönmesi gibi.

Kelime

Belirti ifadesi olarak shortness of breath

Shortness of breath, nefes almanın zor olduğu veya yeterince hava alınamadığı hissini belirten kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede olası bir fiziksel belirtiyi adlandırır. Buradaki shortness, tek bir nefesin kısa sürmesi anlamına gelmez. Doğal olmayan short breath ifadesini kelime kelime kurmak yerine öbeğin tamamını bir belirti ifadesi olarak öğrenin.

Alıştırma

İngilizce cümleyi breath ile biten ve nefes alma güçlüğü anlamına gelen standart üç kelimelik belirti ifadesiyle tamamlayın: The patient reported ____ after walking upstairs.

Cevabı göster

shortness of breath

In fact,

0:39

Aslında,

anyone can experience a panic attack

0:40

herkes panik atak geçirebilir,

whether or not they have an anxiety disorder, Dilbilgisi

0:42

anksiyete bozukluğu olsun ya da olmasın,

and it's not always triggered by something known or specific. Dilbilgisi

0:44

üstelik atağı her zaman bilinen veya belirli bir şey tetiklemez.

Dilbilgisi

Değişmeyen bir sonuç için whether or not

Whether or not iki olasılığı —bir koşulun doğru olmasını veya olmamasını— sunar ve temel sonucun iki durumda da aynı olduğunu belirtir. Burada herkes her iki durumda da panik atak yaşayabilir; anksiyete bozukluğuna sahip olmak bu ifadenin geçerli olup olmadığını belirlemez. Bu, dinleyiciden evet veya hayır arasında seçim yapmasını isteyen açık bir soru değildir. Bir kuralın, sonucun veya kararın o koşuldan bağımsız olduğunu göstermek istediğinizde whether or not + yan cümle kalıbını kullanın.

Alıştırma

İngilizce cümleyi whether ile başlayan ve sonucun iki durumda da değişmediğini gösteren üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The deadline stays the same ____ you work remotely.

Cevabı göster

whether or not

Dilbilgisi

not always ile kısmi olumsuzluk

Not always kısmi olumsuzluk bildirir; “her durumda değil” veya “her seferinde değil” anlamına gelir. Bu cümlede bazı kaygı vakalarının bilinen ya da belirli bir tetikleyicisi olabilir, ancak bu bütün vakalar için geçerli değildir. Olumsuzluk bildiren not, always sözcüğündeki sıklık düşüncesini sınırlar. Never, yani “hiçbir zaman” anlamındaki tam olumsuzluğu oluşturmaz.

Alıştırma

Cümleyi “her durumda değil” anlamındaki kısmi olumsuzluk ifadesiyle tamamlayın: A panic attack is ____ caused by an obvious event.

Cevabı göster

not always

While not fully understood, Dilbilgisi

0:47

Henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da

anxiety is partially triggered by the amygdala and hypothalamus,

0:48

kaygıyı kısmen amigdala ve hipotalamus tetikler;

controlling the circulation of cortisol and adrenaline in your body.

0:51

bunlar vücudunuzdaki kortizol ve adrenalin dolaşımını kontrol eder.

Dilbilgisi

Kısaltılmış ödünleme yan cümlesi olarak While not fully understood

Burada while zaman ilişkisi değil, “although”, yani “-e rağmen” anlamında bir ödünleme bildirir. Başlangıçtaki ifade, kısmen bilinenler açıklanmadan önce kaygı mekanizmasının bütün ayrıntılarıyla anlaşılmadığını kabul eder. Bu ifade kısaltılmış bir yan cümledir: While not fully understood, While it is not fully understood biçiminde açılabilir. Örtük özne anxiety, daha özel olarak onun mekanizmasıdır; daha sonra anılan amygdala ve hypothalamus değildir. Understood burada edilgen anlam taşır.

Alıştırma

while it is not fully understood ifadesinin kısaltılmış biçimini kullanın: ____, the process of dreaming appears to depend on several brain regions.

Cevabı göster

While not fully understood

Genetically,

0:54

Genetik açıdan,

40% of those with generalized anxiety disorder

0:55

yaygın anksiyete bozukluğu olanların %40'ının

also have a relative with it,

0:58

aynı bozukluğa sahip bir akrabası da vardır;

meaning these hormone levels are likely linked to your genes. Kalıp ifadeler

1:00

bu da söz konusu hormon seviyelerinin muhtemelen genlerinizle bağlantılı olduğu anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

likely linked to: kanıtlanmış nedensellik değil, muhtemel ilişki

likely linked to ifadesinde likely, linked sözcüğünü niteler: kanıtlar bir bağlantı olduğunu düşündürür, ancak konuşmacı bunun kesin olduğunu iddia etmez. Burada linked to, “ilişkili” veya “bağlantılı” anlamına gelir. Bu ifade bir neden-sonuç sonucunu değil, olası bir ilişkiyi bildirir. Kanıtların bir ilişkiyi desteklediği fakat nedenselliği kanıtlamadığı durumlarda temkinli bir açıklama yapmak için X is likely linked to Y kullanılabilir.

Alıştırma

“Muhtemelen ilişkili” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle bu temkinli araştırma cümlesini tamamlayın: The pattern is ____ changes in sleep, but causation has not been established.

Cevabı göster

likely linked to

Your environment can also be a factor,

1:03

Çevreniz de bir etken olabilir;

as certain anxiety disorders are related to traumatic childhood experiences.

1:04

çünkü bazı anksiyete bozuklukları çocuklukta yaşanan travmatik deneyimlerle ilişkilidir.

Varying levels of neurotransmitters like GABA,

1:08

GABA gibi nörotransmiterlerin değişen düzeyleri,

serotonin, and dopamine

1:11

serotonin ve dopamin düzeyleriyle birlikte,

may also be to blame. Deyimler

1:12

bundan sorumlu olabilir.

Deyimler

be to blame: sorumluluk veya olası neden

Be to blame, kötü bir sonuçtan sorumlu olmak veya bir sorunun kaynağı olmak anlamına gelir. Nörotransmiter düzeyleri gibi cansız bir özneyle kullanıldığında blame mecazidir: kimse bu kimyasal maddeleri gerçekten suçlamaz veya azarlamaz. May, ifadenin tamamının kesinlik derecesini belirler. X may be to blame, X'i belirlenmiş ya da tek neden olarak değil, olası nedenlerden biri olarak sunar; belirli bir sonuç for Y ile eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi “olası bir neden olmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The faulty sensor may ____ for the false alarm.

Cevabı göster

be to blame

Serotonin,

1:14

Serotonin,

which contributes to feelings of well-being and happiness,

1:14

kendini iyi hissetme ve mutluluk duygularına katkıda bulunur

works by moving from neuron to neuron in your brain Dilbilgisi

1:17

ve beyninizde bir nörondan diğerine hareket ederek işlev görür;

through a gap called the synapse.

1:20

bu sırada sinaps adı verilen bir boşluktan geçer.

Dilbilgisi

works by moving: bir mekanizmayı açıklamak

works by moving ifadesinde work, çalışmak veya bir etki yaratmak anlamına gelir; by + -ing biçimi ise mekanizmayı belirtir. Bu cümlede serotonin, bir nörondan diğerine hareket etme süreciyle etkisini gösterir. Buradaki by, eylemi yapanı belirtmez ve yanında anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp subject + work(s) by + -ing phrase biçimindedir. Bir şeyin hangi süreçle çalıştığı sorusunu yanıtlar ve sistemleri, teknolojileri ve işlemleri açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle neden veya amacı değil, mekanizmayı work by + -ing ile açıklıyor?

  1. The purifier works because of a reliable motor.
  2. The purifier works by pulling air through a carbon filter.
  3. The purifier works to make the room more comfortable.
Cevabı göster

The purifier works by pulling air through a carbon filter.

Any unused serotonin returns to the original neuron

1:22

Kullanılmayan serotonin, ilk nörona geri döner

through a special transporter.

1:24

ve bunun için özel bir taşıyıcı kullanır.

But for those with something like OCD,

1:26

Ancak obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi bir rahatsızlığı olanlarda,

a type of anxiety disorder,

1:28

ki bu da bir anksiyete bozukluğu türüdür,

it has been suggested that a mutation in these transporters Anlatım akışı

1:30

bu taşıyıcılardaki bir mutasyonun

creates a higher volume of returned serotonin

1:33

daha fazla serotoninin geri dönmesine yol açtığı öne sürülüyor;

before it's had a chance to move to the receiving neuron, Dilbilgisi

1:35

serotonin daha alıcı nörona geçme fırsatı bulamadan.

resulting in a decreased amount in the synapse, Anlatım akışı

1:38

Bunun sonucunda sinapstaki serotonin miktarı azalıyor

ultimately affecting your emotions.

1:41

ve nihayetinde duygularınız etkileniyor.

Anlatım akışı

it has been suggested that: geçici bir iddiayı aktarmak

It has been suggested that, kişisiz edilgen bir aktarma kalıbıdır. It biçimsel öznedir; aktarılan asıl önerme that yan cümlesinde bulunur. Böylece cümle, düşünceyi kimin öne sürdüğünü belirtmeden veya onu arka planda bırakarak hipotezi ön plana çıkarır. Edilgen present perfect yapısı has been suggested, düşüncenin daha önce ortaya atıldığını ve hâlâ geçerli bir konu olduğunu gösterir. Buradaki suggested, bir eylemin tavsiye edildiği değil, olası bir açıklamanın öne sürüldüğü anlamındadır. Bu nedenle ifade, kesinleşmiş bir sonuç yerine mesafe ve belirsizlik bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, kaynağı arka planda bırakarak daha önce ortaya atılmış ancak doğrulanmamış bir hipotezi en açık biçimde aktarıyor?

  1. It has been suggested that the decline may be linked to warmer winters.
  2. I suggest that we respond to the decline immediately.
  3. Studies have shown that warmer winters caused the decline.
Cevabı göster

It has been suggested that the decline may be linked to warmer winters.

Dilbilgisi

before it's had a chance to move: çok erken kesintiye uğrayan bir süreç

Before it's had a chance to move, geri dönen serotoninin beklenen hareketini tamamlayabilmesi için gereken zaman oluşmadan başka bir şeyin gerçekleştiğini anlatır. Buradaki it's, it has anlamındadır ve returned serotonin ifadesine gönderme yapar. Aktarılabilir kalıp before + özne + have/has had a chance to + fiil şeklindedir. Gerçekleşmesi mümkün olan bir sürecin daha başlayamadan veya tamamlanamadan kesintiye uğradığını ya da engellendiğini gösterir. Buradaki chance mecazidir; öznenin gerçekten bir seçim yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bilgisayarın güncellemenin kurulumu tamamlanamayacak kadar erken yeniden başladığı anlamına gelir?

  1. The computer restarted after the update finished installing.
  2. The computer restarted so the update could finish installing.
  3. The computer restarted before the update had a chance to finish installing.
Cevabı göster

The computer restarted before the update had a chance to finish installing.

Anlatım akışı

resulting in: doğrudan bir sonuç eklemek

Resulting in, önceki durumun tamamının doğrudan sonucunu sunar: geri dönen serotonin miktarındaki artış, sinapsta daha az serotonin bulunmasına yol açar. Dil bilgisi açısından resulting, çekimsiz bir sonuç yan cümlesindeki present participle biçimidir. Virgül, yeni bir çekimli yan cümle başlatmadan ana cümleye sonucu eklemeyi sağlar. Anlaşılan neden, ayrıca adlandırılan bir özne değil, önceki durumun tamamıdır.

Alıştırma

Doğrudan sonucu doğru biçimde sunan ifadeyi seçin: A faulty sensor sent repeated false alarms, ____ several unnecessary shutdowns.

  1. result in
  2. resulting in
  3. resulting from
Cevabı göster

resulting in

This is why medications like selective serotonin reuptake inhibitors Notlar

1:43

İşte bu yüzden seçici serotonin geri alım inhibitörleri gibi ilaçlar

are often used in these anxiety cases

1:46

bu tür anksiyete vakalarında sıkça kullanılır;

to prevent the serotonin from returning to its original neuron. Dilbilgisi

1:49

amaç, serotoninin ilk nörona geri dönmesini engellemektir.

Anlatım akışı

This is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

Bu cümlede This, serotoninin ilk nöronuna gereğinden erken dönmesiyle ilgili önceki açıklamaya gönderme yapar. This is why ifadesinden sonraki yan cümle sonucu verir: bu nedenle bu tür ilaçlar kullanılır. Bilgi sırası önce neden, sonra sonuç şeklindedir. Önceki olguları bir sonuca, çıkarıma veya karara bağlamak için This is why + yan cümle yapısını kullanın. Buradaki why, “bunun nedeni” anlamındadır; soru başlatmaz.

Alıştırma

Bir ekip önce nedeni, ardından sonucu belirtiyor. Bağlayıcı ifadeyi doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. The report was delayed. This is why the server was offline all morning.
  2. The server was offline all morning. This is why the report was delayed.
  3. The server was offline all morning. This is because the report was delayed.
Cevabı göster

The server was offline all morning. This is why the report was delayed.

Kültür

selective serotonin reuptake inhibitors (SSRIs): seçici serotonin geri alım inhibitörleri

Selective serotonin reuptake inhibitors belirli tek bir ilacı değil, bir ilaç sınıfını adlandırır. Tekil kısaltma SSRI, sınıfın tamamı veya birden fazla üyesi için kullanılan çoğul kısaltma ise SSRIs şeklindedir. Adın bölümleri sınıfı açıklar: serotonin nörotransmiterin adıdır; reuptake, serotoninin kendisini salan nörona geri dönmesidir; inhibitors ise bu süreci azaltan veya engelleyen unsurları belirtir. Bu cümlede terim, serotoninin ilk nöronuna dönmesini önlediği açıklanan ilaçları tanımlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi standart çoğul kısaltmayla tamamlayın: The review discusses selective serotonin reuptake inhibitors, commonly shortened to ____.

Cevabı göster

SSRIs

Dilbilgisi

prevent the serotonin from returning: prevent + nesne + from + -ing yapısı

prevent + nesne + from + -ing yapısında nesne, eylemi veya değişimi engellenen kişi ya da şeyi belirtir. Burada the serotonin hem prevent fiilinin nesnesi hem de returning fiilinin anlam bakımından öznesidir. Bu yapı, bir eylemi gerçekleşmeden önce veya gerçekleşme sürecindeyken durdurulmuş olarak sunar. Fiziksel güvenlik, politika, sağlık ve günlük sorun çözme bağlamlarına kolayca aktarılabilir.

Alıştırma

from ve walk fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Safety rails prevent visitors ____ into restricted areas.

Cevabı göster

from walking

Many anxiety disorders also show an overactive amygdala

1:52

Birçok anksiyete bozukluğunda amigdalanın

and periaqueductal gray area,

1:55

ve periakuaduktal gri maddenin aşırı aktif olduğu da görülür;

which can have negative repercussions not just on the brain, Notlar

1:56

bu durum yalnızca beyin üzerinde değil,

but on our bodies.

1:59

vücudumuz üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.

Kalıp ifadeler

have negative repercussions: resmî bir neden-sonuç eşdizimi

Have negative repercussions, “zararlı sonuçlara yol açmak” anlamına gelir ve genellikle anlık olayın ötesine uzanan sonuçları anlatır. Bu cümlede on the brain ve on our bodies, bu zararlı sonuçların nerede hissedildiğini belirtir. Repercussions zaten normalde istenmeyen bir sonucu ima eder; negative bu anlamı açıkça belirtip vurgular. Bu eşdizim, neden-sonuç iddiasına have bad effects ifadesinden daha resmî ve çözümleyici bir ton verir.

Alıştırma

have, negative ve repercussion sözcüklerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi tamamlayın: Poor sleep can ____ on academic performance.

Cevabı göster

have negative repercussions

Dilbilgisi

not just on the brain, but on our bodies: kapsamı genişletmek

not just A, but B eşli yapısı bir seçim sunmak yerine kapsamı genişletir. Burada olumsuz etkiler beyni ve bunun ötesinde bedeni etkiler; ikinci bölüm, etkilerin yalnızca beyinle sınırlı olduğu yönündeki daha dar düşünceyi düzeltir. Her iki bölüm de have negative repercussions ifadesine bağlanır ve on + isim öbeği biçimindeki paralel yapıları kullanır: on the brain / on our bodies. Bu paralellik, kapsama yapılan eklemeyi netleştirir ve ikinci ögeyi daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

İki kısmı paralel tutmak için edatı tekrarlayarak cümleyi not just ... but ile tamamlayın: The new policy will have an impact ____ small businesses, ____ large corporations.

Cevabı göster

not just on · but on

In a study of nearly 300 people over 5 years, Anlatım akışı

2:01

Yaklaşık 300 kişinin 5 yıl boyunca izlendiği bir araştırmada,

those who had overactive amygdalas

2:04

amigdalası aşırı aktif olan kişilerde

had a higher incidence of heart disease too, Kalıp ifadeler

2:06

kalp hastalığı görülme oranı da daha yüksekti;

Anlatım akışı

In a study of: araştırma kanıtını çerçevelemek

In a study of, ana bulgudan önce kanıt çerçevesini tanıtır. Burada ifadenin yaklaşık 300 kişinin yer aldığı bir araştırmaya dayandığını belirtir; ardından gelen over 5 years süreyi verir ve ana cümle daha sonra sonucu bildirir. of sözcüğünden sonra yazarlar genellikle katılımcıları veya incelenen konuyu belirtir. Bu ifade, okurların araştırma bağlamıyla bulguyu ayırmasına yardımcı olur; ancak tek başına bir etkenin başka bir etkene neden olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede In a study of 1,200 commuters ifadesinin temel işlevi nedir: 'In a study of 1,200 commuters, researchers found that longer journeys were linked to lower job satisfaction.'?

  1. Tavsiye vermeden önce konuşmacının kişisel deneyimini aktarır.
  2. Bulguyu bildirmeden önce araştırmanın bağlamını ve örneklemini ortaya koyar.
  3. Daha uzun işe gidiş gelişlerin düşük iş memnuniyetine kesinlikle neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bulguyu bildirmeden önce araştırmanın bağlamını ve örneklemini ortaya koyar.

Kalıp ifadeler

a higher incidence of: daha yüksek yeni vaka insidansını bildirmek

Burada a higher incidence of heart disease, çalışma döneminde aşırı aktif amigdalaları olan kişiler arasında kalp hastalığının karşılaştırma grubuna göre daha sık ortaya çıktığı anlamına gelir. İfade, grup düzeyindeki bir görülme farkını bildirir. Araştırma dilinde incidence, belirtilmiş veya bağlamdan anlaşılan bir süre boyunca bir toplumda ortaya çıkan yeni vakalar ya da olaylarla ilgilidir. A higher incidence bir ilişki gösterir; herkesin hastalığa yakalandığı anlamına gelmez ve amigdala etkinliğinin hastalığa neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, maruz kalan grupta beş yıl boyunca daha fazla yeni astım vakası ortaya çıktığını doğru biçimde bildirir?

  1. The exposed group had more incidence of asthma during the five-year study.
  2. The exposed group had a higher prevalence of asthma before the study began.
  3. The exposed group had a higher incidence of asthma during the five-year study.
Cevabı göster

The exposed group had a higher incidence of asthma during the five-year study.

as it triggers an increased production of white blood cells in the bone marrow,

2:08

çünkü bu durum kemik iliğinde beyaz kan hücresi üretimini artırıyor,

leading to an inflammatory response

2:12

bu da iltihaplanma tepkisine yol açıyor

which contributes to increased buildup of fatty deposits in the arteries.

2:14

ve atardamarlarda yağlı tortuların daha fazla birikmesine neden oluyor.

If you have a phobia,

2:17

Bir fobiniz varsa

that's considered an anxiety disorder too. Dilbilgisi

2:18

bu da bir anksiyete bozukluğu sayılır.

Dilbilgisi

that's considered an anxiety disorder: be considered ile edilgen sınıflandırma

Bu cümlede that, having a phobia ifadesine gönderme yapar ve that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. Edilgen be considered + isim öbeği yapısı gönderme yapılan şeyi sınıflandırır: bir fobiye sahip olmak, anksiyete bozukluğu olarak kabul edilir. Bu yapı, sınıflandırmayı konuşanın kişisel olarak bir şey düşünmesi şeklinde değil, kabul edilmiş bir yargı veya standart olarak sunar. Too, fobinin de konuşulan diğer rahatsızlıklarla aynı geniş kategoriye ait olduğunu ekler.

Alıştırma

Okul politikasındaki cümleyi derste öğrenilen edilgen sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Under the policy, repeated bullying ____ a serious offense.

Cevabı göster

is considered

But since many fears can help us survive,

2:21

Ancak birçok korku hayatta kalmamıza yardımcı olabilir;

like the fear of spiders or heights,

2:23

örneğin örümcek veya yükseklik korkusu.

it's been suggested that they may be imprinted on our DNA Deyimler

2:25

Bu korkuların DNA'mıza kazınmış

and passed on. Öbek fiiller

2:28

ve sonraki nesillere aktarılmış olabileceği öne sürülüyor.

Deyimler

imprinted on our DNA: kalıtsal biyolojik temeli anlatan bir metafor

Burada imprinted on our DNA bir metafordur: korkular, genetik materyale kalıcı olarak işlenmiş gibi sunulur. Bu ifade fiziksel bir baskıyı değil, derin bir biyolojik temeli anlatır. it's been suggested ve may ifadeleri iddiayı kesinlikten uzak, ihtiyatlı bir olasılık olarak sunar. Cümle, hayatta kalmayla ilişkili bazı korku eğilimlerinin kalıtsal bir temeli olabileceğini öne sürer; her korkunun tek bir gen tarafından doğrudan kodlandığının kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede imprinted on our DNA ne anlama geliyor?

  1. Kesin olarak belirlenmiş tek bir genden kaynaklanması
  2. DNA üzerinde görünür sözcükler hâlinde gerçekten basılmış olması
  3. Derin ve muhtemelen kalıtsal bir biyolojik temele sahipmiş gibi metaforik olarak sunulması
Cevabı göster

Derin ve muhtemelen kalıtsal bir biyolojik temele sahipmiş gibi metaforik olarak sunulması

Öbek fiiller

passed on: sonraki nesle aktarılmak

Burada passed on, kalıtım yoluyla sonraki bir nesle aktarılmak anlamına gelir. Aktarılan şey, bağlamda sözü edilen korku eğilimlerine gönderme yapan they öznesiyle belirtilir. Pass on daha genel bir aktarım kalıbında da kullanılır: Bir kişi bir şeyi başka bir kişiye veya gruba aktarır ya da bir şey aktarılır. Bunun bir özellik, mesaj, bilgi veya nesne anlamına gelip gelmediğini bağlam ve aktarılan şey belirler.

Alıştırma

Hangi cümlede pass on altyazıdakiyle aynı aktarım anlamında kullanılmıştır?

  1. Her grandfather passed on peacefully.
  2. Please pass the message on to the night shift.
  3. I think I'll pass on dessert.
Cevabı göster

Please pass the message on to the night shift.

When mice are shocked with electricity

2:29

Farelere elektrik şoku verildiğinde,

after being exposed to the smell of fruits, Dilbilgisi

2:31

öncesinde meyve kokusuna maruz bırakılmışlarsa,

they quickly learn to fear that smell.

2:33

o kokudan korkmayı hızla öğrenirler.

Dilbilgisi

kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak after being exposed to

After being exposed to, “fareler …… ile temas ettikten sonra” anlamına gelir. After zaman ilişkisini kurar; being exposed edilgen bir -ing biçimidir, dolayısıyla fareler maruz kalmaya neden olan değil, maruz kalan taraftır. Bu ifade, after they were exposed to... yapısının kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi olan mice ile aynıdır. Böylece deney veya süreç açıklamalarında özneyi tekrarlamadan olay sırası gösterilebilir.

Alıştırma

Cümleyi after + expose fiilinin edilgen -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The samples were measured ____ intense heat.

Cevabı göster

after being exposed to

But more amazing is that the future generations of mice

2:35

Ancak daha da şaşırtıcı olan, bu farelerin sonraki nesillerinin de

also fear the fruit smells,

2:38

meyve kokularından korkmasıdır;

even though they've never been exposed to the shock. Dilbilgisi

2:40

üstelik hiç elektrik şokuna maruz kalmamış olmalarına rağmen.

Dilbilgisi

güçlü ve gerçek bir karşıtlık için even though

Even though bir ödünleme yan cümlesi getirir: Normalde ana sonucu şaşırtıcı veya düşük olasılıklı gösterecek gerçek bir durumu belirtir. Buradaki gerçek, sonraki fare nesillerinin şoku hiç yaşamamış olmalarına rağmen kokulardan yine de korkmalarıdır. Ardından they've never been exposed... gibi tam bir yan cümle gelir ve “bu doğru, fakat ana ifade yine de doğru” anlamını verir. Even, karşıtlığı nötr bir arka plan ödünlemesinden daha güçlü hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede gerçek bir karşıtlığı doğru biçimde getiren bağlacı seçin: The outdoor concert continued ___ it was raining heavily.

  1. even though
  2. even if
  3. despite
Cevabı göster

even though

It turns out that electrical shock led to overexpression Anlatım akışı

2:43

Elektrik şokunun

in certain odor receptors,

2:46

belirli koku reseptörlerinin aşırı üretilmesine yol açtığı ortaya çıktı;

making the next generation more sensitive to certain smells, Dilbilgisi

2:47

bu da sonraki nesli belirli kokulara karşı daha hassas hâle getirdi,

Dilbilgisi

making the next generation more sensitive: make + nesne + sıfat

“making the next generation more sensitive” biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki nedenin sonucunu belirtir. Bu yapı içinde make + nesne + sıfat, nesnenin bir duruma girmesine veya bir niteliğe sahip olmasına yol açmak anlamına gelir: “the next generation” nesnedir, “more sensitive” ise nesnenin durumunu açıklayan tamamlayıcıdır. “More sensitive” karşılaştırma biçimidir; bu nedenle karşılaştırma ölçütü açıkça belirtilmese bile duyarlılık derecesinin önceki veya beklenen bir düzeye göre arttığını anlatır. “To certain smells”, sonraki neslin neye karşı daha duyarlı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini istenen make + nesne + karşılaştırmalı sıfat yapısıyla tamamlayın: The new insulation reduced outside noise, ____. Nesne olarak “the bedroom”, karşılaştırmalı sıfat olarak “quieter” kullanın.

Cevabı göster

making the bedroom quieter

almost as though they were switched on. Notlar

2:50

sanki bu reseptörlerin anahtarı açılmış gibi.

Anlatım akışı

It turns out that: sonradan edinilen bilgilerle ortaya çıkan bir sonucu açıklama

“It turns out that”, araştırma, gözlem veya sonradan edinilen bilgiler sayesinde açıklığa kavuşan bir sonucu tanıtır. Bu cümlede ardından gelen yan cümleyi sonradan keşfedilmiş bir sonuç olarak sunar. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak açıklamayı bir olgudan onun altında yatan nedene taşır ve çoğu zaman hafif bir şaşkınlık ya da anlayış değişikliği hissi verir. Sonucun başından beri açık olduğunu göstermez.

Alıştırma

Örnekte “It turns out that” ne işlev görüyor?

  1. Konuşmacı, sonradan elde edilen kanıtlarla açıklığa kavuşan bir sonucu açıklıyor.
  2. Konuşmacı, sonucun başından beri açık olduğunu söylüyor.
  3. Konuşmacı bir şeyi açma talimatı veriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, sonradan elde edilen kanıtlarla açıklığa kavuşan bir sonucu açıklıyor.

Dilbilgisi

temkinli bir karşılaştırma için almost as though

Almost as though bir olguyu ileri sürmek yerine karşılaştırma yapar. Burada reseptörlerin etkinliği, sanki biri onları açmış gibi betimlenir; bu, gerçek bir anahtarın kullanıldığı anlamına gelmez. Almost karşılaştırmayı daha da yumuşatır. Etkinin bu görüntüye yakın olduğunu ancak onunla tam olarak aynı olmadığını belirtir; böylece konuşan kişi bir izlenimi temkinli biçimde açıklayabilir.

Alıştırma

“almost as though they were switched on” ifadesindeki almost as though ne anlatır?

  1. Reseptörler neredeyse kapatılıyordu.
  2. Durum, açılmış olmaya çok benziyor ama konuşan kişi bunun gerçek anlamda böyle olduğunu söylemiyor.
  3. Konuşan kişi birinin fiziksel bir anahtar kullandığından emin.
Cevabı göster

Durum, açılmış olmaya çok benziyor ama konuşan kişi bunun gerçek anlamda böyle olduğunu söylemiyor.

Öbek fiiller

were switched on: edilgen etkinleştirme

Switch on bir cihazı, işlevi veya sistemi başlatmak ya da etkinleştirmek anlamına gelir. Were switched on geçmiş zaman edilgen biçimidir: özne etkinleştirme eylemine maruz kalır, eylemi gerçekleştiren kişi veya neden ise belirtilmez. Bu cümlede ifade, almost as though karşılaştırmasının içinde yer aldığı için mecazidir. Reseptörler gerçek anahtarlara sahipmiş gibi değil, açılan bir cihaz gibi etkin hâle gelmiş olarak betimlenir.

Alıştırma

Cümleyi switch on fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the experiment began, the sensors ____.

Cevabı göster

were switched on

And these switches may be related to some phobias.

2:52

Bu anahtarlar bazı fobilerle bağlantılı olabilir.

When it comes to treatment, Anlatım akışı

2:55

Tedavi söz konusu olduğunda,

cognitive behavioral therapy helps identify certain thoughts Kültür

2:56

bilişsel davranışçı terapi belirli düşünceleri saptamaya yardımcı olur;

that lead to the feelings influencing your behavior

2:59

bu düşünceler davranışınızı etkileyen duygulara yol açar.

and aims to change those initial thoughts

3:01

Terapi, bu ilk düşünceleri değiştirmeyi

to combat anxiety disorders.

3:03

ve böylece anksiyete bozukluklarıyla mücadele etmeyi amaçlar.

Anlatım akışı

When it comes to treatment: tedavi söz konusu olduğunda

“When it comes to + isim/konu” kalıbı, ardından gelen içeriğin kapsamını belirler. Burada “When it comes to treatment”, tartışmayı kaygının nasıl geliştiğinden tedavi konusuna geçirir. Bu kalıpta “comes to” bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz ve “toplamı şu kadar olmak” anlamına gelmez. Kalıbın bütünü, belirtilen konuyu “ele alırken” veya “konu ... olduğunda” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “... söz konusu olduğunda” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ treatment, cost matters less than quality.

Cevabı göster

When it comes to

Kültür

cognitive behavioral therapy: bilişsel davranışçı terapi (CBT)

“Cognitive behavioral therapy”, yaygın olarak “CBT” biçiminde kısaltılır ve düşünceler, duygular ile davranış arasındaki bağlantılara odaklanan bir psikoterapi türünün yerleşik adıdır. Bu cümlede sıkıntıya katkıda bulunan düşünceleri belirleyen ve onları değiştirmeyi amaçlayan tedaviyi ifade eder. İngilizce birleşik ad açıklayıcıdır: “cognitive” düşünmeyi, “behavioral” eylemleri veya davranış kalıplarını, “therapy” ise tedaviyi belirtir. Ancak bu sözcükler birlikte, kişinin düşüncelerini değiştirmeye yönelik herhangi bir gündelik girişimi değil, belirli bir terapi yaklaşımını adlandırır.

Alıştırma

Cümledeki “cognitive behavioral therapy” ifadesiyle en iyi eşleşen açıklama hangisidir?

  1. Birine olumlu düşünmesini söyleyen herhangi bir tavsiye
  2. Hemen rahatlama sağlamak için kullanılan bir ilaç
  3. Düşünceler, duygular ve davranış arasındaki bağlantılarla çalışan bir psikoterapi
Cevabı göster

Düşünceler, duygular ve davranış arasındaki bağlantılarla çalışan bir psikoterapi

On the other hand, Anlatım akışı

3:05

Öte yandan,

medications such as SSRIs and SNRIs Kültür

3:06

SSRI ve SNRI gibi ilaçlar

are often used to prevent reuptake of serotonin or norepinephrine,

3:09

serotonin veya norepinefrinin geri alımını engellemek için sıkça kullanılır,

Kültür

İlaç sınıfı kısaltmaları olarak SSRIs and SNRIs

SSRIs, selective serotonin reuptake inhibitor, yani seçici serotonin geri alım inhibitörü anlamındaki SSRI'ın çoğul biçimidir. SNRIs ise serotonin-norepinephrine reuptake inhibitor, yani serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörü anlamındaki SNRI'ın çoğul biçimidir. Bunlar belirli markaları veya tek bir ilacı değil, iki antidepresan ilaç sınıfını adlandırır. Bu cümlede kısaltmalar ilaç sınıflarını serotoninin ve SNRIs için ayrıca norepinefrinin geri alımıyla ilişkilendirir. Bu sınıflandırma, anlatılan mekanizmayı anlamaya yardımcı olur; tek başına belirli bir kişi için hangi ilacın uygun olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede SSRIs and SNRIs neyi ifade ediyor?

  1. Beynin ürettiği iki nörotransmiter
  2. Uzun süreli ilaç kullanımının iki yan etkisi
  3. Aynı ilacın iki marka adı
  4. İki antidepresan ilaç sınıfı
Cevabı göster

İki antidepresan ilaç sınıfı

but can result in many side effects Kalıp ifadeler

3:13

ancak pek çok yan etkiye neden olabilir

Kalıp ifadeler

result in many side effects: birçok yan etkiye yol açmak

Bu cümlede result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. İfade bir nedenden —burada önceki bağlamdan anlaşılan ilaçlardan— many side effects sonucuna doğru ilerler. Can, kesinlik değil olasılık bildirir. Kalıp neden + result in + sonuç şeklindedir. Bir eylemin, durumun veya olayın ne üretebileceğini açıklarken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi result in veya result from ile tamamlayın: Heavy rain may ____ road closures.

Cevabı göster

result in

and often increase tolerance with prolonged use. Kelime

3:14

ve uzun süre kullanıldıklarında çoğu zaman tolerans gelişmesine yol açarlar.

Anlatım akışı

Karşıtlık işareti olarak On the other hand,

On the other hand, konuşmacının bir karşılaştırmanın bir tarafından farklı veya karşıt bir tarafına geçtiğini gösterir. Burada konu, bilişsel davranışçı terapiden ilaçlara ve bu ilaçların çalışma biçimleri ile sınırlılıklarına geçer. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak dinleyiciye, ilaçlarla ilgili kısmı aynı yaklaşımın devamı olarak görmemesi gerektiğini bildirir. Fiziksel bir elden söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi, karşıt ikinci bakış açısını tanıtan dört sözcüklü söylem ifadesiyle tamamlayın: The first plan is cheaper. ____, the second plan is faster.

Cevabı göster

On the other hand

Kelime

increase tolerance with prolonged use: uzun süreli kullanımda toleransı artırmak

Burada tolerance farmakolojik bir terimdir: tekrarlanan maruziyetten sonra vücut aynı miktardaki ilaca daha zayıf tepki verir. Bu nedenle increase tolerance, bu azalmış tepki düzeyinin daha da artması anlamına gelir; başka insanlara karşı daha hoşgörülü olmak anlamına gelmez. With prolonged use, bu değişimi uzun süreli kullanımla ilişkilendirir. Often her kişi için kesinlik değil sıklık bildirir ve cümle kişiye özel tıbbi tavsiye değil, genel bir risk ifade eder.

Alıştırma

“After months on the medication, she had developed greater tolerance,” cümlesinde tolerance ne anlama gelir?

  1. İlaç artık hiçbir yan etkiye neden olamazdı.
  2. Başkalarının davranışlarına karşı daha hoşgörülü olmuştu.
  3. Vücudu aynı miktardaki ilaca daha zayıf tepki veriyordu.
Cevabı göster

Vücudu aynı miktardaki ilaca daha zayıf tepki veriyordu.

Benzodiazepines are also used to help induce sleep Kalıp ifadeler

3:17

Benzodiazepinler de uykuya geçişi kolaylaştırmak

and promote muscle relaxation, Kalıp ifadeler

3:20

ve kasların gevşemesini sağlamak için kullanılır,

Kalıp ifadeler

Induce sleep: resmî bir neden-sonuç eşdizimi

Bu cümlede induce sleep, “uyku durumunun başlamasına neden olmak veya başlamasına yardımcı olmak” anlamına gelir. Induce, uykuyu bir ilacın ya da başka bir koşulun ortaya çıkardığı sonuç olarak sunar; kişinin hemen uyuyacağını garanti etmez. induce + isim kalıbı, neden olunan bir sonucu adlandırır ve induce labor ya da induce a reaction örneklerinde olduğu gibi resmî veya teknik İngilizcede yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “uykunun başlamasına yardımcı olmak” anlamındaki iki sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: Doctors may use this treatment at night to help ____.

Cevabı göster

induce sleep

Kalıp ifadeler

Promote muscle relaxation: promote + süreç adı

Burada promote muscle relaxation, “kasların gevşemesine yardımcı olmak” anlamına gelir. Promote bir süreci teşvik etmek veya desteklemek anlamındayken relaxation bunun sonucunda oluşan fiziksel durumu adlandırır; burada bir şeyin reklamını yapmak veya birini daha yüksek bir göreve getirmek anlamına gelmez. promote + süreç adı yapısı, promote recovery, promote growth ve promote cooperation örneklerinde olduğu gibi yararlı etkilerin resmî açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “kasların gevşemesine yardımcı olmak” anlamındaki üç sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: Slow breathing can ____.

Cevabı göster

promote muscle relaxation

but are also linked to dementia in older populations.

3:22

ancak yaşlılarda bunama ile de bağlantılıdır.

Needless to say, Ton ve niyet

3:25

Söylemeye bile gerek yok,

the neurochemical basis of anxiety is extremely complicated,

3:26

kaygının nörokimyasal temeli son derece karmaşıktır

and it's not useful to tell somebody

3:29

ve birine

to just calm down or get over it. Notlar

3:31

yalnızca sakinleşmesini ya da bunu aşmasını söylemek işe yaramaz.

Ton ve niyet

Needless to say, ile bir noktayı açık kabul edilen bilgi olarak sunmak

Needless to say, konuşanın açık, beklenen veya önceki sözlerle zaten desteklenmiş olarak sunduğu bir ifadeyi başlatır. Bu ifadeyi ayrıca vurgular; söylenen şeyin aslında dile getirilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Burada önceki açıklamayı kesin bir sonuca bağlar: kaygının nörokimyasal temeli son derece karmaşıktır. Bu kalıp, dinleyiciden bu sonucu ortak kabul edilen bir nokta olarak görmesini ister.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşı zor bir konu hakkında samimi bir soru soruyor. “Needless to say, everyone understands this” tarafsız ve hiçbir risk taşımayan bir yanıt mıdır?

  1. Hayır. Anlamamanın aptalca olduğunu ima edebilir.
  2. Evet. Tarafsız bir yanıttır ve sınıf arkadaşının küçümsendiğini hissetmesine yol açamaz.
Cevabı göster

Hayır. Anlamamanın aptalca olduğunu ima edebilir.

Ton ve niyet

just calm down or get over it: küçümseyici bir tavsiye

Bu cümlede just calm down or get over it, işe yaramayan bir tavsiye türü olarak anılır; konuşan kişi bunu dinleyiciye söylemiyor, aksine reddediyor. Calm down, birine hemen daha az üzgün veya gergin olmasını söylerken get over it, artık etkilenmemesini ve hayatına devam etmesini söyler. Just her iki eylemi de kolay gösterir; bu nedenle tüm ifade zor bir duygusal veya tıbbi deneyimi önemsizleştirebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi tüm cümlede “just calm down or get over it” sözünü kullanarak ne demek istiyor?

  1. Bunlar konuşanın işe yaramadığını söylediği, durumu aşırı basitleştiren emirlerdir.
  2. Bunlar dinleyicinin denemesi gereken hızlı çözümlerdir.
  3. Bunlar iki kaygı tedavisinin teknik adlarıdır.
Cevabı göster

Bunlar konuşanın işe yaramadığını söylediği, durumu aşırı basitleştiren emirlerdir.

Öbek fiiller

get over it: bunu aşıp toparlanmak

Bu cümlede get over it, zor bir duygusal sorundan toparlanmak veya onu geride bırakmak anlamına gelir. it zamiri fiziksel bir nesneye ya da engele değil, kaygıya gönderme yapar. Bu ifade, toparlanmayı kişinin tamamlayabilmesi gereken bir şey gibi sunar. just sözcüğü emir yapısıyla birleştiğinde tell somebody to just get over it, zorluğu basit ve hemen çözülebilir göstererek küçümser.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, kaygısının günlük yaşamını sürekli aksattığını söylüyor. “Just get over it” destekleyici ve uygun bir yanıt mıdır?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

So,

3:33

Bu nedenle,

we decided to make a second video

3:34

ikinci bir video hazırlamaya karar verdik.

breaking down what we do to combat anxiety Öbek fiiller

3:35

Bu video, kaygıyla mücadele etmek için neler yaptığımızı ayrıntılarıyla anlatıyor

Öbek fiiller

breaking down what we do: yaptıklarımızı adım adım açıklamak

Burada breaking down, karmaşık bir konuyu açıkça açıklamak veya analiz etmek için daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir. What we do nesnedir: ikinci video, kaygıyla başa çıkmak için kullandıkları yöntemleri adım adım inceleyecektir. Break down bu anlamda ayrılabilir. İsim olan bir nesneyle hem break down the process hem de break the process down kullanılabilir; zamirle ise break it down kullanılır, break down it kullanılmaz.

Alıştırma

“Daha küçük parçalara ayırarak açıklamak” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: The guide will ____ the application process step by step.

Cevabı göster

break down

with some tips and tricks that we find work,

3:38

ve işe yaradığını gördüğümüz bazı ipuçları ve yöntemler sunuyor.

which you can check out here.

3:40

Videoya buradan göz atabilirsiniz.

And subscribe for more weekly science videos

3:41

Her hafta yeni bilim videoları izlemek için kanalımıza abone olun;

every Thursday.

3:43

videolarımız her perşembe yayımlanıyor.