Neden Kaygılısın?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Kaygı; panik, nörokimya, kalıtsal korku ve tedaviler üzerinden açıklanır, basitçi öğütler ise reddedilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. more days than not — Deyimler ve mecazi ifadeler: “günlerin çoğunda” demektir; bazen veya her gün anlamına gelmez. Yinelenen sıklığı kesin biçimde anlatır. 2. It turns out that — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: olgulardan sonra bir açıklamayı ya da beklenmedik sonucu açığa çıkarır. Kanıttan sonuca geçerken cevabı baştan belli saymaz. 3. get over it. — Öbek fiiller: get over, bir zorluktan kurtulmak veya onu aşmak demektir. Buradaki emir acıyı küçümser; destekleyici bir öğüt değildir.
Bu derste
Many of us have faced the dark symptoms of anxiety,
0:00Birçoğumuz kaygının sıkıntı verici belirtilerini yaşamışızdır,
whether writing an exam or applying for a new job. Notlar
0:02ister bir sınava girerken ister yeni bir işe başvururken.
İster sınava girerken ister yeni bir işe başvururken
Ek bilgi veren whether A or B yan cümlesi iki olası durumu belirtir ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu anlatır. Dinleyiciden ikisi arasında seçim yapmasını istemez. Burada writing ve applying paralel -ing biçimleridir. Yan cümle kısaltılmıştır ve “whether we are writing an exam or applying for a new job” şeklinde anlaşılabilir. İki kolu dil bilgisel olarak paralel tutmak, kapsanan durumları netleştirir.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or kalıbı ve paralel -ing biçimleriyle tamamlayın: “____ at home ____ in the office, back up your files regularly.”
Cevabı göster
Whether working · or working
Writing an exam ifadesinin sınava girmek anlamı
Bu bağlamda writing an exam, soruları oluşturmak değil, aday olarak sınava girip sınavı tamamlamak anlamına gelir. Paralel sunulan diğer kaygı verici durum ve örtük deneyim sahibi us, söz konusu kişilerin sınava girenler olduğunu gösterir. Bu aday anlamı, İngilizcenin çeşitli bölgesel türlerinde yerleşmiştir. Write an exam başka yerlerde farklı bir anlama gelebileceğinden, write sözcüğünün sınava girmek mi yoksa sınavı hazırlamak mı anlamına geldiğine karar vermek için öznenin rolüne ve çevredeki bağlama bakın.
Alıştırma
“Priya is writing her final exam tomorrow,” cümlesinde Priya bir öğrenciyse ve bu kullanımın yaygın olduğu bir İngilizce türünü kullanıyorsa “writing her final exam” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sınav sorularını oluşturacak.
- Sınava girip soruları cevaplayacak.
- Sınav hakkında bir rapor yazacak.
Cevabı göster
Sınava girip soruları cevaplayacak.
this feeling is difficult to stop even in seemingly normal situations,
0:06görünüşte sıradan durumlarda bile bu duygudan kurtulmak zordur
leaving a lasting effect on quality of life. Kalıp ifadeler
0:10ve bu, yaşam kalitesinde kalıcı bir etki bırakır.
leaving a lasting effect on: üzerinde kalıcı bir etki bırakmak
Leave a lasting effect on someone or something, ilk olay ya da durum sona erdikten çok sonra da devam eden bir değişime veya etkiye neden olmak demektir. Burada on edatının nesnesi quality of life ifadesidir; dolayısıyla kalıp, kişinin yaşam biçimi üzerinde uzun süreli bir sonucu anlatır. Leaving, önceki durumun sonucunu sunan bir -ing ortaç yan cümlesini başlatır: hissi durdurmak zordur ve bunun sonucunda kalıcı bir etki oluşur. Cümle + leaving ... kalıbı, önceki düşüncenin tamamının yol açtığı sonucu kısa bir biçimde ekler.
Alıştırma
Cümleyi “kalıcı bir etkiye neden olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The exchange program gave the students new ambitions, ____ their career choices.
Cevabı göster
leaving a lasting effect on
what's going on: neler oluyor
What's going on? “Ne oluyor?” ya da ton ve bağlama göre “Bu duruma ne yol açıyor?” anlamına gelir. Örnekte, kişinin açıkça görülen endişesinin açıklaması istenir. Burada go on, olmak ya da meydana gelmek anlamındaki bir öbek fiildir; hareket anlatmaz. What's, what is ifadesinin kısaltılmış biçimidir, dolayısıyla yapı what + be + going on şeklindedir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınızın hata mesajına endişeli bir şekilde baktığını görüyorsunuz. “What's going on?” en doğal biçimde neyi sorar?
- Ne oluyor veya soruna ne yol açıyor?
- Nereye gidiyorsun?
- Konuşmaya devam edecek misin?
Cevabı göster
Ne oluyor veya soruna ne yol açıyor?
klinik tanı olarak generalized anxiety disorder
Generalized anxiety disorder, belirli bir anksiyete bozukluğunun yerleşik klinik adıdır. Burada generalized, aşırı kaygının tek bir belirli tetikleyiciyle sınırlı olmadığını ve geniş bir alana yayıldığını belirtir; herkesin bunu yaşadığı anlamına gelmez. İfadenin tamamı, ara sıra yaşanan stres veya gerginlik dönemini değil, klinik ölçütlerle tanımlanan kalıcı bir örüntüyü anlatır. Bu cümlede ardından gelen sıklık ve süre bilgileri, bunun tanısal bir bağlam olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümledeki generalized anxiety disorder ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Stresli bir olaydan önce yaşanan herhangi bir kısa süreli gerginlik
- Birden fazla alanda kalıcı ve aşırı kaygı içeren belirli bir klinik tanı
- Tüm insanların aynı anda kaygı hissettiği düşüncesi
Cevabı göster
Birden fazla alanda kalıcı ve aşırı kaygı içeren belirli bir klinik tanı
more days than not: günlerin çoğunda
More days than not ifadesinde than not, bir şeyin gerçekleştiği günlerle gerçekleşmediği günleri karşılaştırır. İfade, belirli bir dönemde günlerin çoğunda bunun gerçekleştiği anlamına gelir. Olayın gerçekleşmediği bazı günlere izin verir; bu nedenle occasionally ifadesinden daha yüksek bir sıklık bildirir, ancak every day anlamına gelmez. Zaman içinde tekrarlayan bir örüntüyü anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “günlerin çoğunda, ancak mutlaka her gün değil” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During exam season, I study at the library ____.
Cevabı göster
more days than not
in that they are sudden and short episodes of intense fear Dilbilgisi
0:31çünkü aniden ortaya çıkan, kısa süreli yoğun korku nöbetleridir
Ani ve kısa süreli nöbetler olarak Panic attacks
Bu cümlede Panic attacks, birbirinden ayrı olayları, yani aniden başlayan, kısa süren ve güçlü bir fiziksel tepkiyi tetikleyebilen yoğun korku nöbetlerini adlandırır. Çoğul biçim, belirli tek bir atağı değil, genel olarak bu tür nöbetleri ifade eder. Bir atak bir olaydır; otomatik olarak bir tanı değildir. Bir kişi bir panic attack yaşayabilir, ancak bu gerçek tek başına anksiyete bozukluğu veya panic disorder olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki Panic attacks ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Sıradan endişenin kalıcı olduğu bir durum
- Herhangi bir tek nöbetten sonra otomatik olarak verilen bir tanı
- Ani ve kısa süreli yoğun korku nöbetleri
Cevabı göster
Ani ve kısa süreli yoğun korku nöbetleri
in that: belirli yönü açıklama
Burada in that, panik atakların “biraz farklı” olduğu belirli yönü açıklar. Ardından gelen yan cümle bu yönü belirtir: Bunlar şiddetli bir fiziksel tepkiyi tetikleyen ani ve kısa süreli yoğun korku nöbetleridir. Yeniden kullanılabilir kalıp, iddia veya karşılaştırma + in that + özne ve fiil içeren yan cümledir. Çoğu zaman “şu açıdan” anlamına gelir; because ifadesine benzeyebilse de genellikle yalnızca dışsal bir neden vermek yerine önceki betimlemenin nasıl doğru olduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi “şu açıdan” anlamına gelen iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: This course differs from the previous version ____ it includes weekly workshops.
Cevabı göster
in that
Belirti ifadesi olarak shortness of breath
Shortness of breath, nefes almanın zor olduğu veya yeterince hava alınamadığı hissini belirten kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede olası bir fiziksel belirtiyi adlandırır. Buradaki shortness, tek bir nefesin kısa sürmesi anlamına gelmez. Doğal olmayan short breath ifadesini kelime kelime kurmak yerine öbeğin tamamını bir belirti ifadesi olarak öğrenin.
Alıştırma
İngilizce cümleyi breath ile biten ve nefes alma güçlüğü anlamına gelen standart üç kelimelik belirti ifadesiyle tamamlayın: The patient reported ____ after walking upstairs.
Cevabı göster
shortness of breath
whether or not they have an anxiety disorder, Dilbilgisi
0:42anksiyete bozukluğu olsun ya da olmasın,
and it's not always triggered by something known or specific. Dilbilgisi
0:44üstelik atağı her zaman bilinen veya belirli bir şey tetiklemez.
Değişmeyen bir sonuç için whether or not
Whether or not iki olasılığı —bir koşulun doğru olmasını veya olmamasını— sunar ve temel sonucun iki durumda da aynı olduğunu belirtir. Burada herkes her iki durumda da panik atak yaşayabilir; anksiyete bozukluğuna sahip olmak bu ifadenin geçerli olup olmadığını belirlemez. Bu, dinleyiciden evet veya hayır arasında seçim yapmasını isteyen açık bir soru değildir. Bir kuralın, sonucun veya kararın o koşuldan bağımsız olduğunu göstermek istediğinizde whether or not + yan cümle kalıbını kullanın.
Alıştırma
İngilizce cümleyi whether ile başlayan ve sonucun iki durumda da değişmediğini gösteren üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The deadline stays the same ____ you work remotely.
Cevabı göster
whether or not
not always ile kısmi olumsuzluk
Not always kısmi olumsuzluk bildirir; “her durumda değil” veya “her seferinde değil” anlamına gelir. Bu cümlede bazı kaygı vakalarının bilinen ya da belirli bir tetikleyicisi olabilir, ancak bu bütün vakalar için geçerli değildir. Olumsuzluk bildiren not, always sözcüğündeki sıklık düşüncesini sınırlar. Never, yani “hiçbir zaman” anlamındaki tam olumsuzluğu oluşturmaz.
Alıştırma
Cümleyi “her durumda değil” anlamındaki kısmi olumsuzluk ifadesiyle tamamlayın: A panic attack is ____ caused by an obvious event.
Cevabı göster
not always
anxiety is partially triggered by the amygdala and hypothalamus,
0:48kaygıyı kısmen amigdala ve hipotalamus tetikler;
controlling the circulation of cortisol and adrenaline in your body.
0:51bunlar vücudunuzdaki kortizol ve adrenalin dolaşımını kontrol eder.
Kısaltılmış ödünleme yan cümlesi olarak While not fully understood
Burada while zaman ilişkisi değil, “although”, yani “-e rağmen” anlamında bir ödünleme bildirir. Başlangıçtaki ifade, kısmen bilinenler açıklanmadan önce kaygı mekanizmasının bütün ayrıntılarıyla anlaşılmadığını kabul eder. Bu ifade kısaltılmış bir yan cümledir: While not fully understood, While it is not fully understood biçiminde açılabilir. Örtük özne anxiety, daha özel olarak onun mekanizmasıdır; daha sonra anılan amygdala ve hypothalamus değildir. Understood burada edilgen anlam taşır.
Alıştırma
while it is not fully understood ifadesinin kısaltılmış biçimini kullanın: ____, the process of dreaming appears to depend on several brain regions.
Cevabı göster
While not fully understood
meaning these hormone levels are likely linked to your genes. Kalıp ifadeler
1:00bu da söz konusu hormon seviyelerinin muhtemelen genlerinizle bağlantılı olduğu anlamına gelir.
likely linked to: kanıtlanmış nedensellik değil, muhtemel ilişki
likely linked to ifadesinde likely, linked sözcüğünü niteler: kanıtlar bir bağlantı olduğunu düşündürür, ancak konuşmacı bunun kesin olduğunu iddia etmez. Burada linked to, “ilişkili” veya “bağlantılı” anlamına gelir. Bu ifade bir neden-sonuç sonucunu değil, olası bir ilişkiyi bildirir. Kanıtların bir ilişkiyi desteklediği fakat nedenselliği kanıtlamadığı durumlarda temkinli bir açıklama yapmak için X is likely linked to Y kullanılabilir.
Alıştırma
“Muhtemelen ilişkili” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle bu temkinli araştırma cümlesini tamamlayın: The pattern is ____ changes in sleep, but causation has not been established.
Cevabı göster
likely linked to
as certain anxiety disorders are related to traumatic childhood experiences.
1:04çünkü bazı anksiyete bozuklukları çocuklukta yaşanan travmatik deneyimlerle ilişkilidir.
Varying levels of neurotransmitters like GABA,
1:08GABA gibi nörotransmiterlerin değişen düzeyleri,
be to blame: sorumluluk veya olası neden
Be to blame, kötü bir sonuçtan sorumlu olmak veya bir sorunun kaynağı olmak anlamına gelir. Nörotransmiter düzeyleri gibi cansız bir özneyle kullanıldığında blame mecazidir: kimse bu kimyasal maddeleri gerçekten suçlamaz veya azarlamaz. May, ifadenin tamamının kesinlik derecesini belirler. X may be to blame, X'i belirlenmiş ya da tek neden olarak değil, olası nedenlerden biri olarak sunar; belirli bir sonuç for Y ile eklenebilir.
Alıştırma
Cümleyi “olası bir neden olmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The faulty sensor may ____ for the false alarm.
Cevabı göster
be to blame
which contributes to feelings of well-being and happiness,
1:14kendini iyi hissetme ve mutluluk duygularına katkıda bulunur
works by moving from neuron to neuron in your brain Dilbilgisi
1:17ve beyninizde bir nörondan diğerine hareket ederek işlev görür;
works by moving: bir mekanizmayı açıklamak
works by moving ifadesinde work, çalışmak veya bir etki yaratmak anlamına gelir; by + -ing biçimi ise mekanizmayı belirtir. Bu cümlede serotonin, bir nörondan diğerine hareket etme süreciyle etkisini gösterir. Buradaki by, eylemi yapanı belirtmez ve yanında anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp subject + work(s) by + -ing phrase biçimindedir. Bir şeyin hangi süreçle çalıştığı sorusunu yanıtlar ve sistemleri, teknolojileri ve işlemleri açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle neden veya amacı değil, mekanizmayı work by + -ing ile açıklıyor?
- The purifier works because of a reliable motor.
- The purifier works by pulling air through a carbon filter.
- The purifier works to make the room more comfortable.
Cevabı göster
The purifier works by pulling air through a carbon filter.
Any unused serotonin returns to the original neuron
1:22Kullanılmayan serotonin, ilk nörona geri döner
But for those with something like OCD,
1:26Ancak obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi bir rahatsızlığı olanlarda,
it has been suggested that a mutation in these transporters Anlatım akışı
1:30bu taşıyıcılardaki bir mutasyonun
creates a higher volume of returned serotonin
1:33daha fazla serotoninin geri dönmesine yol açtığı öne sürülüyor;
before it's had a chance to move to the receiving neuron, Dilbilgisi
1:35serotonin daha alıcı nörona geçme fırsatı bulamadan.
resulting in a decreased amount in the synapse, Anlatım akışı
1:38Bunun sonucunda sinapstaki serotonin miktarı azalıyor
it has been suggested that: geçici bir iddiayı aktarmak
It has been suggested that, kişisiz edilgen bir aktarma kalıbıdır. It biçimsel öznedir; aktarılan asıl önerme that yan cümlesinde bulunur. Böylece cümle, düşünceyi kimin öne sürdüğünü belirtmeden veya onu arka planda bırakarak hipotezi ön plana çıkarır. Edilgen present perfect yapısı has been suggested, düşüncenin daha önce ortaya atıldığını ve hâlâ geçerli bir konu olduğunu gösterir. Buradaki suggested, bir eylemin tavsiye edildiği değil, olası bir açıklamanın öne sürüldüğü anlamındadır. Bu nedenle ifade, kesinleşmiş bir sonuç yerine mesafe ve belirsizlik bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, kaynağı arka planda bırakarak daha önce ortaya atılmış ancak doğrulanmamış bir hipotezi en açık biçimde aktarıyor?
- It has been suggested that the decline may be linked to warmer winters.
- I suggest that we respond to the decline immediately.
- Studies have shown that warmer winters caused the decline.
Cevabı göster
It has been suggested that the decline may be linked to warmer winters.
before it's had a chance to move: çok erken kesintiye uğrayan bir süreç
Before it's had a chance to move, geri dönen serotoninin beklenen hareketini tamamlayabilmesi için gereken zaman oluşmadan başka bir şeyin gerçekleştiğini anlatır. Buradaki it's, it has anlamındadır ve returned serotonin ifadesine gönderme yapar. Aktarılabilir kalıp before + özne + have/has had a chance to + fiil şeklindedir. Gerçekleşmesi mümkün olan bir sürecin daha başlayamadan veya tamamlanamadan kesintiye uğradığını ya da engellendiğini gösterir. Buradaki chance mecazidir; öznenin gerçekten bir seçim yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bilgisayarın güncellemenin kurulumu tamamlanamayacak kadar erken yeniden başladığı anlamına gelir?
- The computer restarted after the update finished installing.
- The computer restarted so the update could finish installing.
- The computer restarted before the update had a chance to finish installing.
Cevabı göster
The computer restarted before the update had a chance to finish installing.
resulting in: doğrudan bir sonuç eklemek
Resulting in, önceki durumun tamamının doğrudan sonucunu sunar: geri dönen serotonin miktarındaki artış, sinapsta daha az serotonin bulunmasına yol açar. Dil bilgisi açısından resulting, çekimsiz bir sonuç yan cümlesindeki present participle biçimidir. Virgül, yeni bir çekimli yan cümle başlatmadan ana cümleye sonucu eklemeyi sağlar. Anlaşılan neden, ayrıca adlandırılan bir özne değil, önceki durumun tamamıdır.
Alıştırma
Doğrudan sonucu doğru biçimde sunan ifadeyi seçin: A faulty sensor sent repeated false alarms, ____ several unnecessary shutdowns.
- result in
- resulting in
- resulting from
Cevabı göster
resulting in
to prevent the serotonin from returning to its original neuron. Dilbilgisi
1:49amaç, serotoninin ilk nörona geri dönmesini engellemektir.
This is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
Bu cümlede This, serotoninin ilk nöronuna gereğinden erken dönmesiyle ilgili önceki açıklamaya gönderme yapar. This is why ifadesinden sonraki yan cümle sonucu verir: bu nedenle bu tür ilaçlar kullanılır. Bilgi sırası önce neden, sonra sonuç şeklindedir. Önceki olguları bir sonuca, çıkarıma veya karara bağlamak için This is why + yan cümle yapısını kullanın. Buradaki why, “bunun nedeni” anlamındadır; soru başlatmaz.
Alıştırma
Bir ekip önce nedeni, ardından sonucu belirtiyor. Bağlayıcı ifadeyi doğru kullanan seçenek hangisidir?
- The report was delayed. This is why the server was offline all morning.
- The server was offline all morning. This is why the report was delayed.
- The server was offline all morning. This is because the report was delayed.
Cevabı göster
The server was offline all morning. This is why the report was delayed.
selective serotonin reuptake inhibitors (SSRIs): seçici serotonin geri alım inhibitörleri
Selective serotonin reuptake inhibitors belirli tek bir ilacı değil, bir ilaç sınıfını adlandırır. Tekil kısaltma SSRI, sınıfın tamamı veya birden fazla üyesi için kullanılan çoğul kısaltma ise SSRIs şeklindedir. Adın bölümleri sınıfı açıklar: serotonin nörotransmiterin adıdır; reuptake, serotoninin kendisini salan nörona geri dönmesidir; inhibitors ise bu süreci azaltan veya engelleyen unsurları belirtir. Bu cümlede terim, serotoninin ilk nöronuna dönmesini önlediği açıklanan ilaçları tanımlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi standart çoğul kısaltmayla tamamlayın: The review discusses selective serotonin reuptake inhibitors, commonly shortened to ____.
Cevabı göster
SSRIs
prevent the serotonin from returning: prevent + nesne + from + -ing yapısı
prevent + nesne + from + -ing yapısında nesne, eylemi veya değişimi engellenen kişi ya da şeyi belirtir. Burada the serotonin hem prevent fiilinin nesnesi hem de returning fiilinin anlam bakımından öznesidir. Bu yapı, bir eylemi gerçekleşmeden önce veya gerçekleşme sürecindeyken durdurulmuş olarak sunar. Fiziksel güvenlik, politika, sağlık ve günlük sorun çözme bağlamlarına kolayca aktarılabilir.
Alıştırma
from ve walk fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Safety rails prevent visitors ____ into restricted areas.
Cevabı göster
from walking
Many anxiety disorders also show an overactive amygdala
1:52Birçok anksiyete bozukluğunda amigdalanın
have negative repercussions: resmî bir neden-sonuç eşdizimi
Have negative repercussions, “zararlı sonuçlara yol açmak” anlamına gelir ve genellikle anlık olayın ötesine uzanan sonuçları anlatır. Bu cümlede on the brain ve on our bodies, bu zararlı sonuçların nerede hissedildiğini belirtir. Repercussions zaten normalde istenmeyen bir sonucu ima eder; negative bu anlamı açıkça belirtip vurgular. Bu eşdizim, neden-sonuç iddiasına have bad effects ifadesinden daha resmî ve çözümleyici bir ton verir.
Alıştırma
have, negative ve repercussion sözcüklerini doğru biçimlerde kullanarak cümleyi tamamlayın: Poor sleep can ____ on academic performance.
Cevabı göster
have negative repercussions
not just on the brain, but on our bodies: kapsamı genişletmek
not just A, but B eşli yapısı bir seçim sunmak yerine kapsamı genişletir. Burada olumsuz etkiler beyni ve bunun ötesinde bedeni etkiler; ikinci bölüm, etkilerin yalnızca beyinle sınırlı olduğu yönündeki daha dar düşünceyi düzeltir. Her iki bölüm de have negative repercussions ifadesine bağlanır ve on + isim öbeği biçimindeki paralel yapıları kullanır: on the brain / on our bodies. Bu paralellik, kapsama yapılan eklemeyi netleştirir ve ikinci ögeyi daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
İki kısmı paralel tutmak için edatı tekrarlayarak cümleyi not just ... but ile tamamlayın: The new policy will have an impact ____ small businesses, ____ large corporations.
Cevabı göster
not just on · but on
In a study of nearly 300 people over 5 years, Anlatım akışı
2:01Yaklaşık 300 kişinin 5 yıl boyunca izlendiği bir araştırmada,
had a higher incidence of heart disease too, Kalıp ifadeler
2:06kalp hastalığı görülme oranı da daha yüksekti;
In a study of: araştırma kanıtını çerçevelemek
In a study of, ana bulgudan önce kanıt çerçevesini tanıtır. Burada ifadenin yaklaşık 300 kişinin yer aldığı bir araştırmaya dayandığını belirtir; ardından gelen over 5 years süreyi verir ve ana cümle daha sonra sonucu bildirir. of sözcüğünden sonra yazarlar genellikle katılımcıları veya incelenen konuyu belirtir. Bu ifade, okurların araştırma bağlamıyla bulguyu ayırmasına yardımcı olur; ancak tek başına bir etkenin başka bir etkene neden olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede In a study of 1,200 commuters ifadesinin temel işlevi nedir: 'In a study of 1,200 commuters, researchers found that longer journeys were linked to lower job satisfaction.'?
- Tavsiye vermeden önce konuşmacının kişisel deneyimini aktarır.
- Bulguyu bildirmeden önce araştırmanın bağlamını ve örneklemini ortaya koyar.
- Daha uzun işe gidiş gelişlerin düşük iş memnuniyetine kesinlikle neden olduğunu söyler.
Cevabı göster
Bulguyu bildirmeden önce araştırmanın bağlamını ve örneklemini ortaya koyar.
a higher incidence of: daha yüksek yeni vaka insidansını bildirmek
Burada a higher incidence of heart disease, çalışma döneminde aşırı aktif amigdalaları olan kişiler arasında kalp hastalığının karşılaştırma grubuna göre daha sık ortaya çıktığı anlamına gelir. İfade, grup düzeyindeki bir görülme farkını bildirir. Araştırma dilinde incidence, belirtilmiş veya bağlamdan anlaşılan bir süre boyunca bir toplumda ortaya çıkan yeni vakalar ya da olaylarla ilgilidir. A higher incidence bir ilişki gösterir; herkesin hastalığa yakalandığı anlamına gelmez ve amigdala etkinliğinin hastalığa neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, maruz kalan grupta beş yıl boyunca daha fazla yeni astım vakası ortaya çıktığını doğru biçimde bildirir?
- The exposed group had more incidence of asthma during the five-year study.
- The exposed group had a higher prevalence of asthma before the study began.
- The exposed group had a higher incidence of asthma during the five-year study.
Cevabı göster
The exposed group had a higher incidence of asthma during the five-year study.
as it triggers an increased production of white blood cells in the bone marrow,
2:08çünkü bu durum kemik iliğinde beyaz kan hücresi üretimini artırıyor,
which contributes to increased buildup of fatty deposits in the arteries.
2:14ve atardamarlarda yağlı tortuların daha fazla birikmesine neden oluyor.
that's considered an anxiety disorder: be considered ile edilgen sınıflandırma
Bu cümlede that, having a phobia ifadesine gönderme yapar ve that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. Edilgen be considered + isim öbeği yapısı gönderme yapılan şeyi sınıflandırır: bir fobiye sahip olmak, anksiyete bozukluğu olarak kabul edilir. Bu yapı, sınıflandırmayı konuşanın kişisel olarak bir şey düşünmesi şeklinde değil, kabul edilmiş bir yargı veya standart olarak sunar. Too, fobinin de konuşulan diğer rahatsızlıklarla aynı geniş kategoriye ait olduğunu ekler.
Alıştırma
Okul politikasındaki cümleyi derste öğrenilen edilgen sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Under the policy, repeated bullying ____ a serious offense.
Cevabı göster
is considered
But since many fears can help us survive,
2:21Ancak birçok korku hayatta kalmamıza yardımcı olabilir;
imprinted on our DNA: kalıtsal biyolojik temeli anlatan bir metafor
Burada imprinted on our DNA bir metafordur: korkular, genetik materyale kalıcı olarak işlenmiş gibi sunulur. Bu ifade fiziksel bir baskıyı değil, derin bir biyolojik temeli anlatır. it's been suggested ve may ifadeleri iddiayı kesinlikten uzak, ihtiyatlı bir olasılık olarak sunar. Cümle, hayatta kalmayla ilişkili bazı korku eğilimlerinin kalıtsal bir temeli olabileceğini öne sürer; her korkunun tek bir gen tarafından doğrudan kodlandığının kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede imprinted on our DNA ne anlama geliyor?
- Kesin olarak belirlenmiş tek bir genden kaynaklanması
- DNA üzerinde görünür sözcükler hâlinde gerçekten basılmış olması
- Derin ve muhtemelen kalıtsal bir biyolojik temele sahipmiş gibi metaforik olarak sunulması
Cevabı göster
Derin ve muhtemelen kalıtsal bir biyolojik temele sahipmiş gibi metaforik olarak sunulması
passed on: sonraki nesle aktarılmak
Burada passed on, kalıtım yoluyla sonraki bir nesle aktarılmak anlamına gelir. Aktarılan şey, bağlamda sözü edilen korku eğilimlerine gönderme yapan they öznesiyle belirtilir. Pass on daha genel bir aktarım kalıbında da kullanılır: Bir kişi bir şeyi başka bir kişiye veya gruba aktarır ya da bir şey aktarılır. Bunun bir özellik, mesaj, bilgi veya nesne anlamına gelip gelmediğini bağlam ve aktarılan şey belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede pass on altyazıdakiyle aynı aktarım anlamında kullanılmıştır?
- Her grandfather passed on peacefully.
- Please pass the message on to the night shift.
- I think I'll pass on dessert.
Cevabı göster
Please pass the message on to the night shift.
after being exposed to the smell of fruits, Dilbilgisi
2:31öncesinde meyve kokusuna maruz bırakılmışlarsa,
kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak after being exposed to
After being exposed to, “fareler …… ile temas ettikten sonra” anlamına gelir. After zaman ilişkisini kurar; being exposed edilgen bir -ing biçimidir, dolayısıyla fareler maruz kalmaya neden olan değil, maruz kalan taraftır. Bu ifade, after they were exposed to... yapısının kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi olan mice ile aynıdır. Böylece deney veya süreç açıklamalarında özneyi tekrarlamadan olay sırası gösterilebilir.
Alıştırma
Cümleyi after + expose fiilinin edilgen -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The samples were measured ____ intense heat.
Cevabı göster
after being exposed to
But more amazing is that the future generations of mice
2:35Ancak daha da şaşırtıcı olan, bu farelerin sonraki nesillerinin de
even though they've never been exposed to the shock. Dilbilgisi
2:40üstelik hiç elektrik şokuna maruz kalmamış olmalarına rağmen.
güçlü ve gerçek bir karşıtlık için even though
Even though bir ödünleme yan cümlesi getirir: Normalde ana sonucu şaşırtıcı veya düşük olasılıklı gösterecek gerçek bir durumu belirtir. Buradaki gerçek, sonraki fare nesillerinin şoku hiç yaşamamış olmalarına rağmen kokulardan yine de korkmalarıdır. Ardından they've never been exposed... gibi tam bir yan cümle gelir ve “bu doğru, fakat ana ifade yine de doğru” anlamını verir. Even, karşıtlığı nötr bir arka plan ödünlemesinden daha güçlü hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede gerçek bir karşıtlığı doğru biçimde getiren bağlacı seçin: The outdoor concert continued ___ it was raining heavily.
- even though
- even if
- despite
Cevabı göster
even though
in certain odor receptors,
2:46belirli koku reseptörlerinin aşırı üretilmesine yol açtığı ortaya çıktı;
making the next generation more sensitive to certain smells, Dilbilgisi
2:47bu da sonraki nesli belirli kokulara karşı daha hassas hâle getirdi,
making the next generation more sensitive: make + nesne + sıfat
“making the next generation more sensitive” biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki nedenin sonucunu belirtir. Bu yapı içinde make + nesne + sıfat, nesnenin bir duruma girmesine veya bir niteliğe sahip olmasına yol açmak anlamına gelir: “the next generation” nesnedir, “more sensitive” ise nesnenin durumunu açıklayan tamamlayıcıdır. “More sensitive” karşılaştırma biçimidir; bu nedenle karşılaştırma ölçütü açıkça belirtilmese bile duyarlılık derecesinin önceki veya beklenen bir düzeye göre arttığını anlatır. “To certain smells”, sonraki neslin neye karşı daha duyarlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini istenen make + nesne + karşılaştırmalı sıfat yapısıyla tamamlayın: The new insulation reduced outside noise, ____. Nesne olarak “the bedroom”, karşılaştırmalı sıfat olarak “quieter” kullanın.
Cevabı göster
making the bedroom quieter
It turns out that: sonradan edinilen bilgilerle ortaya çıkan bir sonucu açıklama
“It turns out that”, araştırma, gözlem veya sonradan edinilen bilgiler sayesinde açıklığa kavuşan bir sonucu tanıtır. Bu cümlede ardından gelen yan cümleyi sonradan keşfedilmiş bir sonuç olarak sunar. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak açıklamayı bir olgudan onun altında yatan nedene taşır ve çoğu zaman hafif bir şaşkınlık ya da anlayış değişikliği hissi verir. Sonucun başından beri açık olduğunu göstermez.
Alıştırma
Örnekte “It turns out that” ne işlev görüyor?
- Konuşmacı, sonradan elde edilen kanıtlarla açıklığa kavuşan bir sonucu açıklıyor.
- Konuşmacı, sonucun başından beri açık olduğunu söylüyor.
- Konuşmacı bir şeyi açma talimatı veriyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, sonradan elde edilen kanıtlarla açıklığa kavuşan bir sonucu açıklıyor.
temkinli bir karşılaştırma için almost as though
Almost as though bir olguyu ileri sürmek yerine karşılaştırma yapar. Burada reseptörlerin etkinliği, sanki biri onları açmış gibi betimlenir; bu, gerçek bir anahtarın kullanıldığı anlamına gelmez. Almost karşılaştırmayı daha da yumuşatır. Etkinin bu görüntüye yakın olduğunu ancak onunla tam olarak aynı olmadığını belirtir; böylece konuşan kişi bir izlenimi temkinli biçimde açıklayabilir.
Alıştırma
“almost as though they were switched on” ifadesindeki almost as though ne anlatır?
- Reseptörler neredeyse kapatılıyordu.
- Durum, açılmış olmaya çok benziyor ama konuşan kişi bunun gerçek anlamda böyle olduğunu söylemiyor.
- Konuşan kişi birinin fiziksel bir anahtar kullandığından emin.
Cevabı göster
Durum, açılmış olmaya çok benziyor ama konuşan kişi bunun gerçek anlamda böyle olduğunu söylemiyor.
were switched on: edilgen etkinleştirme
Switch on bir cihazı, işlevi veya sistemi başlatmak ya da etkinleştirmek anlamına gelir. Were switched on geçmiş zaman edilgen biçimidir: özne etkinleştirme eylemine maruz kalır, eylemi gerçekleştiren kişi veya neden ise belirtilmez. Bu cümlede ifade, almost as though karşılaştırmasının içinde yer aldığı için mecazidir. Reseptörler gerçek anahtarlara sahipmiş gibi değil, açılan bir cihaz gibi etkin hâle gelmiş olarak betimlenir.
Alıştırma
Cümleyi switch on fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the experiment began, the sensors ____.
Cevabı göster
were switched on
And these switches may be related to some phobias.
2:52Bu anahtarlar bazı fobilerle bağlantılı olabilir.
that lead to the feelings influencing your behavior
2:59bu düşünceler davranışınızı etkileyen duygulara yol açar.
When it comes to treatment: tedavi söz konusu olduğunda
“When it comes to + isim/konu” kalıbı, ardından gelen içeriğin kapsamını belirler. Burada “When it comes to treatment”, tartışmayı kaygının nasıl geliştiğinden tedavi konusuna geçirir. Bu kalıpta “comes to” bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz ve “toplamı şu kadar olmak” anlamına gelmez. Kalıbın bütünü, belirtilen konuyu “ele alırken” veya “konu ... olduğunda” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “... söz konusu olduğunda” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ treatment, cost matters less than quality.
Cevabı göster
When it comes to
cognitive behavioral therapy: bilişsel davranışçı terapi (CBT)
“Cognitive behavioral therapy”, yaygın olarak “CBT” biçiminde kısaltılır ve düşünceler, duygular ile davranış arasındaki bağlantılara odaklanan bir psikoterapi türünün yerleşik adıdır. Bu cümlede sıkıntıya katkıda bulunan düşünceleri belirleyen ve onları değiştirmeyi amaçlayan tedaviyi ifade eder. İngilizce birleşik ad açıklayıcıdır: “cognitive” düşünmeyi, “behavioral” eylemleri veya davranış kalıplarını, “therapy” ise tedaviyi belirtir. Ancak bu sözcükler birlikte, kişinin düşüncelerini değiştirmeye yönelik herhangi bir gündelik girişimi değil, belirli bir terapi yaklaşımını adlandırır.
Alıştırma
Cümledeki “cognitive behavioral therapy” ifadesiyle en iyi eşleşen açıklama hangisidir?
- Birine olumlu düşünmesini söyleyen herhangi bir tavsiye
- Hemen rahatlama sağlamak için kullanılan bir ilaç
- Düşünceler, duygular ve davranış arasındaki bağlantılarla çalışan bir psikoterapi
Cevabı göster
Düşünceler, duygular ve davranış arasındaki bağlantılarla çalışan bir psikoterapi
are often used to prevent reuptake of serotonin or norepinephrine,
3:09serotonin veya norepinefrinin geri alımını engellemek için sıkça kullanılır,
İlaç sınıfı kısaltmaları olarak SSRIs and SNRIs
SSRIs, selective serotonin reuptake inhibitor, yani seçici serotonin geri alım inhibitörü anlamındaki SSRI'ın çoğul biçimidir. SNRIs ise serotonin-norepinephrine reuptake inhibitor, yani serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörü anlamındaki SNRI'ın çoğul biçimidir. Bunlar belirli markaları veya tek bir ilacı değil, iki antidepresan ilaç sınıfını adlandırır. Bu cümlede kısaltmalar ilaç sınıflarını serotoninin ve SNRIs için ayrıca norepinefrinin geri alımıyla ilişkilendirir. Bu sınıflandırma, anlatılan mekanizmayı anlamaya yardımcı olur; tek başına belirli bir kişi için hangi ilacın uygun olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede SSRIs and SNRIs neyi ifade ediyor?
- Beynin ürettiği iki nörotransmiter
- Uzun süreli ilaç kullanımının iki yan etkisi
- Aynı ilacın iki marka adı
- İki antidepresan ilaç sınıfı
Cevabı göster
İki antidepresan ilaç sınıfı
result in many side effects: birçok yan etkiye yol açmak
Bu cümlede result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. İfade bir nedenden —burada önceki bağlamdan anlaşılan ilaçlardan— many side effects sonucuna doğru ilerler. Can, kesinlik değil olasılık bildirir. Kalıp neden + result in + sonuç şeklindedir. Bir eylemin, durumun veya olayın ne üretebileceğini açıklarken kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi result in veya result from ile tamamlayın: Heavy rain may ____ road closures.
Cevabı göster
result in
and often increase tolerance with prolonged use. Kelime
3:14ve uzun süre kullanıldıklarında çoğu zaman tolerans gelişmesine yol açarlar.
Karşıtlık işareti olarak On the other hand,
On the other hand, konuşmacının bir karşılaştırmanın bir tarafından farklı veya karşıt bir tarafına geçtiğini gösterir. Burada konu, bilişsel davranışçı terapiden ilaçlara ve bu ilaçların çalışma biçimleri ile sınırlılıklarına geçer. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak dinleyiciye, ilaçlarla ilgili kısmı aynı yaklaşımın devamı olarak görmemesi gerektiğini bildirir. Fiziksel bir elden söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi, karşıt ikinci bakış açısını tanıtan dört sözcüklü söylem ifadesiyle tamamlayın: The first plan is cheaper. ____, the second plan is faster.
Cevabı göster
On the other hand
increase tolerance with prolonged use: uzun süreli kullanımda toleransı artırmak
Burada tolerance farmakolojik bir terimdir: tekrarlanan maruziyetten sonra vücut aynı miktardaki ilaca daha zayıf tepki verir. Bu nedenle increase tolerance, bu azalmış tepki düzeyinin daha da artması anlamına gelir; başka insanlara karşı daha hoşgörülü olmak anlamına gelmez. With prolonged use, bu değişimi uzun süreli kullanımla ilişkilendirir. Often her kişi için kesinlik değil sıklık bildirir ve cümle kişiye özel tıbbi tavsiye değil, genel bir risk ifade eder.
Alıştırma
“After months on the medication, she had developed greater tolerance,” cümlesinde tolerance ne anlama gelir?
- İlaç artık hiçbir yan etkiye neden olamazdı.
- Başkalarının davranışlarına karşı daha hoşgörülü olmuştu.
- Vücudu aynı miktardaki ilaca daha zayıf tepki veriyordu.
Cevabı göster
Vücudu aynı miktardaki ilaca daha zayıf tepki veriyordu.
Benzodiazepines are also used to help induce sleep Kalıp ifadeler
3:17Benzodiazepinler de uykuya geçişi kolaylaştırmak
and promote muscle relaxation, Kalıp ifadeler
3:20ve kasların gevşemesini sağlamak için kullanılır,
Induce sleep: resmî bir neden-sonuç eşdizimi
Bu cümlede induce sleep, “uyku durumunun başlamasına neden olmak veya başlamasına yardımcı olmak” anlamına gelir. Induce, uykuyu bir ilacın ya da başka bir koşulun ortaya çıkardığı sonuç olarak sunar; kişinin hemen uyuyacağını garanti etmez. induce + isim kalıbı, neden olunan bir sonucu adlandırır ve induce labor ya da induce a reaction örneklerinde olduğu gibi resmî veya teknik İngilizcede yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “uykunun başlamasına yardımcı olmak” anlamındaki iki sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: Doctors may use this treatment at night to help ____.
Cevabı göster
induce sleep
Promote muscle relaxation: promote + süreç adı
Burada promote muscle relaxation, “kasların gevşemesine yardımcı olmak” anlamına gelir. Promote bir süreci teşvik etmek veya desteklemek anlamındayken relaxation bunun sonucunda oluşan fiziksel durumu adlandırır; burada bir şeyin reklamını yapmak veya birini daha yüksek bir göreve getirmek anlamına gelmez. promote + süreç adı yapısı, promote recovery, promote growth ve promote cooperation örneklerinde olduğu gibi yararlı etkilerin resmî açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “kasların gevşemesine yardımcı olmak” anlamındaki üç sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: Slow breathing can ____.
Cevabı göster
promote muscle relaxation
but are also linked to dementia in older populations.
3:22ancak yaşlılarda bunama ile de bağlantılıdır.
the neurochemical basis of anxiety is extremely complicated,
3:26kaygının nörokimyasal temeli son derece karmaşıktır
to just calm down or get over it. Notlar
3:31yalnızca sakinleşmesini ya da bunu aşmasını söylemek işe yaramaz.
Needless to say, ile bir noktayı açık kabul edilen bilgi olarak sunmak
Needless to say, konuşanın açık, beklenen veya önceki sözlerle zaten desteklenmiş olarak sunduğu bir ifadeyi başlatır. Bu ifadeyi ayrıca vurgular; söylenen şeyin aslında dile getirilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Burada önceki açıklamayı kesin bir sonuca bağlar: kaygının nörokimyasal temeli son derece karmaşıktır. Bu kalıp, dinleyiciden bu sonucu ortak kabul edilen bir nokta olarak görmesini ister.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşı zor bir konu hakkında samimi bir soru soruyor. “Needless to say, everyone understands this” tarafsız ve hiçbir risk taşımayan bir yanıt mıdır?
- Hayır. Anlamamanın aptalca olduğunu ima edebilir.
- Evet. Tarafsız bir yanıttır ve sınıf arkadaşının küçümsendiğini hissetmesine yol açamaz.
Cevabı göster
Hayır. Anlamamanın aptalca olduğunu ima edebilir.
just calm down or get over it: küçümseyici bir tavsiye
Bu cümlede just calm down or get over it, işe yaramayan bir tavsiye türü olarak anılır; konuşan kişi bunu dinleyiciye söylemiyor, aksine reddediyor. Calm down, birine hemen daha az üzgün veya gergin olmasını söylerken get over it, artık etkilenmemesini ve hayatına devam etmesini söyler. Just her iki eylemi de kolay gösterir; bu nedenle tüm ifade zor bir duygusal veya tıbbi deneyimi önemsizleştirebilir.
Alıştırma
Konuşan kişi tüm cümlede “just calm down or get over it” sözünü kullanarak ne demek istiyor?
- Bunlar konuşanın işe yaramadığını söylediği, durumu aşırı basitleştiren emirlerdir.
- Bunlar dinleyicinin denemesi gereken hızlı çözümlerdir.
- Bunlar iki kaygı tedavisinin teknik adlarıdır.
Cevabı göster
Bunlar konuşanın işe yaramadığını söylediği, durumu aşırı basitleştiren emirlerdir.
get over it: bunu aşıp toparlanmak
Bu cümlede get over it, zor bir duygusal sorundan toparlanmak veya onu geride bırakmak anlamına gelir. it zamiri fiziksel bir nesneye ya da engele değil, kaygıya gönderme yapar. Bu ifade, toparlanmayı kişinin tamamlayabilmesi gereken bir şey gibi sunar. just sözcüğü emir yapısıyla birleştiğinde tell somebody to just get over it, zorluğu basit ve hemen çözülebilir göstererek küçümser.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, kaygısının günlük yaşamını sürekli aksattığını söylüyor. “Just get over it” destekleyici ve uygun bir yanıt mıdır?
- Hayır
- Evet
Cevabı göster
Hayır
breaking down what we do to combat anxiety Öbek fiiller
3:35Bu video, kaygıyla mücadele etmek için neler yaptığımızı ayrıntılarıyla anlatıyor
breaking down what we do: yaptıklarımızı adım adım açıklamak
Burada breaking down, karmaşık bir konuyu açıkça açıklamak veya analiz etmek için daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir. What we do nesnedir: ikinci video, kaygıyla başa çıkmak için kullandıkları yöntemleri adım adım inceleyecektir. Break down bu anlamda ayrılabilir. İsim olan bir nesneyle hem break down the process hem de break the process down kullanılabilir; zamirle ise break it down kullanılır, break down it kullanılmaz.
Alıştırma
“Daha küçük parçalara ayırarak açıklamak” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: The guide will ____ the application process step by step.
Cevabı göster
break down
with some tips and tricks that we find work,
3:38ve işe yaradığını gördüğümüz bazı ipuçları ve yöntemler sunuyor.
And subscribe for more weekly science videos
3:41Her hafta yeni bilim videoları izlemek için kanalımıza abone olun;