Trafik Sorununun Kusursuz Bir Çözümü Var. Ancak İnsanlar Bunu Kullanmayacak.: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
816 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Küçük tepki gecikmeleri trafik dalgaları yaratır; koordineli sürücüsüz araçlar bunları giderip ışıkların yerini alabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıplarında “only to catch” beklenmedik sonuç getirir; bozulan bir beklentiyi anlatmayı öğrenirsiniz. 2. Deyimler ve mecazlı ifadelerde “traffic snake” trafiği araçları yutup bırakan bir canlıya dönüştürür; uzatılmış mecazı izlersiniz. 3. Dil bilgisi ve cümle kalıplarında “The more self-driving cars at an intersection, the more efficient the intersection gets.” iki miktarı bağlar; bir eğilimin diğeriyle nasıl arttığını anlatırsınız.

Bu derste

Stuck at an intersection,

0:00

Bir kavşakta sıkışıp kaldığınızda,

you always watch unfold the fundamental problem of traffic.

0:01

trafiğin temel sorununun gözler önüne serilmesini her zaman izlersiniz.

On green,

0:04

Yeşil yandığında,

the first car accelerates

0:05

ilk araç hızlanır

and then the next and then the next

0:06

ve sonraki, sonraki,

and then the next and then you,

0:08

ve sonraki, sonra siz,

only to catch the red. Dilbilgisi

0:10

ancak kırmızıya yakalanırsınız.

Dilbilgisi

only to catch: beklenmedik bir sonucu belirtme

Burada only to catch, sonunda sıra size geldiğinde ne olduğunu anlatır: kırmızı ışığa yakalandınız. Only burada miktar bakımından yalnızca anlamına gelmez; only to + fiilin yalın hâli kalıbının tamamı şaşırtıcı ve genellikle istenmeyen bir sonucu gösterir. Bu kalıp çoğunlukla bir eylem, çaba veya umutlu bekleyişin ardından gelir ve beklenenle gerçekte olan arasındaki farkı vurgular.

Alıştırma

Beklenmedik ve hayal kırıklığı yaratan bir sonuç göstermek için cümleyi only to + fiil kalıbıyla tamamlayın: Lena hurried to the station, ____ the last train leave.

Cevabı göster

only to see

Had the cars accelerated simultaneously, Dilbilgisi

0:12

Arabalar aynı anda hızlansaydı,

you would have made it through.

0:14

geçebilirdiniz.

Dilbilgisi

Had the cars accelerated simultaneously: koşul devrikliği

Had the cars accelerated simultaneously, geçmişe ait gerçek dışı bir koşulun devrik biçimidir. If the cars had accelerated simultaneously ile aynı anlama gelir: had öznenin önüne geçer ve if düşer. Ana cümledeki would have made, geçmişteki gerçeklere aykırı bir varsayım olduğunu doğrular: arabalar aynı anda hızlanmadı ve siz de geçemediniz. Kalıp Had + özne + geçmiş zaman ortacı, ... would have + geçmiş zaman ortacı biçimindedir.

Alıştırma

if kullanmadan yeniden yazımı tamamlayın: If the team had left earlier, they would have caught the train. ____, they would have caught the train.

Cevabı göster

Had the team left earlier

Coordination, not cars, Anlatım akışı

0:16

Araçlar değil, koordinasyon

is the problem

0:18

sorunun ta kendisidir,

Anlatım akışı

Coordination, not cars: A, not B ile odağı düzeltmek

A, not B kalıbı, dinleyicinin odaklandığı noktayı düzeltir. Burada Coordination asıl sorunu belirtirken not cars, arabaların temel neden olduğu düşüncesini reddeder. Bu, arabaların bulunmadığı veya hiçbir rol oynamadığı anlamına gelmez. A'nın önce gelmesi temel iddiayı hemen öne çıkarır; araya giren not B ise cümle devam etmeden önce muhtemel bir açıklamayı düzeltir. Bu kısa kalıp, ana tezi belirtmek veya bir tartışmanın çerçevesini değiştirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Arabaların temel neden olduğunu reddeden sözcükle cümleyi tamamlayın: Coordination, ____ cars, is the problem.

Cevabı göster

not

because we are monkey drivers

0:19

çünkü bizler yavaş tepki sürelerine

with slow reaction times

0:21

ve kısa dikkat sürelerine sahip

and short attention spans.

0:22

maymun sürücüleriz.

Even if we tried getting everyone

0:24

Herkesi

to press the pedal on 3 2 1 now

0:26

3 2 1 şimdi diyerek pedala basmaya ikna etmeye çalışsak bile

would be challenging.

0:29

zorlu olurdu.

This discoordination limits

0:30

Bu koordinasyonsuzluk,

how many cars can get through an intersection

0:32

bir kavşaktan kaç aracın geçebileceğini sınırlar

and when one backs up to the next, Öbek fiiller

0:34

ve bir kavşaktaki kuyruk bir sonrakine kadar uzandığında,

Öbek fiiller

backs up: trafiğin kuyruk oluşturup geriye uzaması

Bu trafik bağlamında backs up, araçların kuyruk oluşturması ve sıkışıklığın geriye doğru uzaması anlamına gelir. One, bir kavşaktaki trafiğe gönderme yapar; to the next ise kuyruğun bir sonraki kavşağa kadar yayıldığını gösterir. Back up burada geçişsizdir: doğrudan nesnesi yoktur ve öznesi trafik akışı veya sıkışmış bir konumdur. Özne veya cümle yapısı değiştiğinde aynı sözcükler farklı bir anlama gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede back up ne anlama gelir?: Roadworks made traffic back up for two miles?

  1. Güvenli bir kopya oluşturmak.
  2. Yol boyunca uzanan bir kuyruk oluşturmak.
  3. İki mil boyunca geri gitmek.
Cevabı göster

Yol boyunca uzanan bir kuyruk oluşturmak.

that's when city-sized gridlock cascades happen,

0:36

işte o zaman temizlenmesi sonsuza kadar süren

taking forever to clear. Kalıp ifadeler

0:39

şehir boyutunda kilitlenmeler meydana gelir.

Kalıp ifadeler

taking forever to clear: açılmasının çok uzun sürmesi

Bu cümlede taking forever to clear, trafik sıkışıklığının ortadan kalkmasının çok uzun sürmesi demektir. Buradaki forever gündelik bir abartıdır; kelimenin gerçek anlamıyla sonsuzluk ifade etmez. Clear ise yolun açılması veya trafiğin yeniden akmaya başlaması anlamındadır. -ing yan cümlesi, şehir ölçeğindeki zincirleme etkinin sonucunu ekler: Bu durum bir kez meydana geldiğinde tıkanıklık çok uzun sürer. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp take forever to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

take forever to kalıbını ve clear kelimesinin trafik anlamını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the accident, the traffic jam seemed to ____.

Cevabı göster

take forever to clear

In general, more intersections

0:40

Genel olarak, daha fazla kavşak,

equals more discoordination,

0:42

daha fazla koordinasyonsuzluk demektir,

which equals more traffic.

0:43

bu da daha fazla trafik demektir.

This is the motive behind big highways. Kalıp ifadeler

0:44

Büyük otoyolların arkasındaki mantık budur.

Kalıp ifadeler

the motive behind: bir seçimi yönlendiren niyet

The motive behind, bilinçli bir seçime yol açan amaç veya niyet anlamına gelir. Buradaki behind mecazidir: Fiziksel bir konumu değil, büyük otoyolların neden yapıldığını açıklayan düşünceyi gösterir. Behind kelimesinden sonra bir isim geldiğinde ve eylem bağlamdan açıkça anlaşıldığında, eylem söylenmeden bırakılabilir. The motive behind big highways, bu otoyolları yapmanın veya tasarlamanın arkasındaki amaç demektir.

Alıştırma

motive ve behind kullanarak cümleyi tamamlayın: The committee wanted to understand ____ the sudden policy change.

Cevabı göster

the motive behind

No intersections,

0:46

Kavşak yok,

splits and merges, yes,

0:47

ayrılmalar ve birleşmeler var, evet,

intersections, no.

0:49

kavşaklar, hayır.

No stopping,

0:50

Durmak yok,

no coordination problems,

0:51

koordinasyon sorunları yok,

no traffic.

0:52

trafik yok.

Well, that's the theory anyway. Ton ve niyet

0:53

En azından teori böyledir.

Ton ve niyet

Temkinli bir çekince olarak “That's the theory anyway”

Bu cümlede that's the theory, önceki sonucun fikir ya da öngörü düzeyinde geçerli olduğunu belirtir. Cümle sonundaki anyway temkinli bir çekince ekler: konuşan kişi sonucu tamamen desteklemez ve gerçek yaşamın buna uymayabileceğini ima eder. Bu kullanım, düzgün görünen bir açıklamayı önce kabul edip ardından bir sorun veya karşı örnek sunmayı sağlar. Güçlü bir reddedişten çok hafif kuşku veya kuru mizah taşır.

Alıştırma

“The backup system should prevent any data loss. That's the theory, anyway.” ifadesinde ikinci cümle neyi ima eder?

  1. Konuşan kişi planın kusursuz işlediğini kanıtlamıştır.
  2. Planın ilke olarak işe yaraması bekleniyor, ancak gerçek farklı olabilir.
  3. Konuşan kişi konuyu değiştirmek ve planı görmezden gelmek istiyor.
Cevabı göster

Planın ilke olarak işe yaraması bekleniyor, ancak gerçek farklı olabilir.

Intersections outside

0:54

Bir otoyolun dışındaki kavşaklar,

of a highway will back up onto it, again,

0:55

yeniden otoyola doğru kuyruk oluşturacaktır,

because human reaction times limit

0:57

çünkü insan tepki süreleri,

how many cars can escape the off-ramp

0:59

ışık değiştiğinde çıkış rampasından kaç aracın kaçabileceğini

when the light changes.

1:01

sınırlar.

But, even without intersections, Dilbilgisi

1:02

Ancak kavşaklar olmasa bile,

there would still be traffic on the highway.

1:04

otoyolda hala trafik olabilir.

Dilbilgisi

Şaşırtıcı bir sonuç için “Even without ... still”

Even without intersections bir ödünleme koşulu kurar: kavşakları kaldırmanın trafiği önlemesi beklenebilse de kavşakların olmadığı bir durumu hayal ettirir. Burada without sözcüğünden sonra intersections ismi gelir. Ana cümlede still kullanılarak beklentinin tersine olan sonuç işaretlenir: kavşakların yokluğuna rağmen trafik devam ederdi. Yeniden kullanılabilecek kalıp Even without + isim veya -ing biçimi, ... still + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi hedef even + without yapısıyla tamamlayın: “____ a map, Leo could still find the trail.”

Cevabı göster

Even without

Traffic can just appear.

1:06

Trafik aniden ortaya çıkabilir.

Take a one-lane highway Anlatım akışı

1:08

Araçların mutlu bir şekilde aktığı

with happy cars flowing

1:09

tek şeritli bir otoyol düşünün,

until a chicken crosses the road.

1:10

ta ki bir tavuk yoldan geçene kadar.

Anlatım akışı

Örnek sunan Take a one-lane highway

Burada Take a one-lane highway, “tek şeritli bir otoyolu ele alın veya hayal edin” anlamına gelir. Take bir şeyi taşımayı, ulaşım aracı seçmeyi ya da gerçekten bir yere araba sürmeyi anlatmaz. Emir biçimindeki Take + isim öbeği, somut bir örnek kurar. Dinleyiciye “Bir sonraki açıklamayı takip etmek için bu durumu düşünün” mesajını verir.

Alıştırma

Bu açıklamada Take a one-lane highway ne işe yarıyor?

  1. Otoyolda araba sürmenizi söyler.
  2. Otoyolu kaldırmanızı söyler.
  3. Bu otoyolu bir örnek olarak hayal etmenizi ister.
Cevabı göster

Bu otoyolu bir örnek olarak hayal etmenizi ister.

The driver who sees it brakes a little,

1:12

Onu gören sürücü hafifçe fren yapar,

the driver behind him doesn't notice immediately

1:14

arkasındaki sürücü bunu hemen fark etmez

and brakes a little harder than necessary. Dilbilgisi

1:15

ve gerekenden biraz daha sert fren yapar.

Dilbilgisi

a little harder than necessary: gerekenden biraz daha sert

Karşılaştırma sıfatı + than necessary kalıbı, bir şeyin gerçekten gereken miktarı veya dereceyi aştığını anlatır. Harder than necessary bu nedenle “gerekenden daha fazla kuvvetle” demektir. A little, necessary sözcüğünü değil harder sözcüğünü niteler. Fazladan uygulanan kuvvetin az olduğunu, yani sürücünün gerekenden yalnızca biraz daha sert fren yaptığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi a little + large sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: We ordered a box that was ____ than necessary.

Cevabı göster

a little larger

The driver behind him does the same

1:17

Arkasındaki sürücü de aynısını yapar,

until someone comes to a complete stop. Kalıp ifadeler

1:19

ta ki biri tamamen durana kadar.

Kalıp ifadeler

come to a complete stop: tamamen durmak

Bu cümlede comes to a complete stop, hareket hâlinden hiç hareket etmeme hâline geçmek anlamına gelir. Come to, sonunda ulaşılan durumu belirtir; bir yere gitmek anlamına gelmez. İfadenin tamamı, durmanın nihai sonucunu vurgular. Özellikle bir araç önce yavaşlayıp ardından tamamen hareketsiz kaldığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Otobüsün hareket hâlinden tam hareketsizliğe geçtiğini gösteren kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bus slowed down and then ____ at the red light.

Cevabı göster

came to a complete stop

And oh, look.

1:21

Ve oh, bakın.

Cars approaching at highway speeds

1:21

Otoyol hızlarında yaklaşan araçlar

must now stop as well.

1:23

artık onlar da durmak zorundadır.

Though the chicken is long gone, Kalıp ifadeler

1:25

Tavuk çoktan gitmiş olsa da,

it left a phantom intersection on the highway.

1:27

otoyolda hayalet bir kavşak bırakmıştır.

Kalıp ifadeler

long gone: çoktan gitmiş

Long gone, birinin veya bir şeyin söz edilen zamandan çok önce kaybolduğu, ayrıldığı ya da sona erdiği anlamına gelir. Burada long, büyüklük veya mesafe değil, “oldukça uzun zaman önce” anlamı katar. Bu ifade bir karşıtlığı da vurgulayabilir: başlangıçtaki neden artık mevcut değildir, ancak etkileri devam edebilir.

Alıştırma

“Oldukça uzun süre önce ayrıldı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: When we arrived at the beach, the dolphins were ____.

Cevabı göster

long gone

This is what's happened when you are stuck in traffic for hours

1:30

İleride ölümcül bir zincirleme kaza olduğunu düşünerek

thinking there must be a deadly pile-up ahead

1:32

saatlerce trafikte sıkışıp kaldığınızda

and then suddenly the traffic's over

1:34

ve sonra aniden ortada hiçbir enkaz yokken

with no wreckage in sight. Kalıp ifadeler

1:36

trafiğin açıldığında olan biten budur.

Kalıp ifadeler

no wreckage in sight: no + isim + in sight kalıbı

no + isim + in sight kalıbı, söz konusu şeyin çevrede hiçbir yerde görünmediğini belirtir. Burada no wreckage in sight, trafik sıkışıklığının sona ermesine rağmen çarpışmış araçların veya kaza enkazının görünmediği anlamına gelir. Bu kalıp mecaz anlamda da kullanılabilir. no end in sight, bir şeyin yakında biteceğine dair hâlâ hiçbir işaret bulunmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi görünür veya yakında ortaya çıkması muhtemel anlamındaki iki kelimelik kalıpla tamamlayın: After three days of rain, there was no sunshine ____.

Cevabı göster

in sight

To your relief, if you're a good person, Kalıp ifadeler

1:37

İyi biriyseniz rahatlarsınız,

and mild annoyance if you aren't.

1:39

değilseniz hafifçe sinirlenirsiniz.

Kalıp ifadeler

To your relief: to + iyelik + duygu ismi kalıbı

To your relief, bir gerçeğin sizi rahatlattığı anlamına gelir. Burada hemen önce sözü edilen enkaz yokluğuna yorum yapar: duyarlı bir sürücü, kaza olmadığı için sevinir. Buradaki to yön bildirmez. to + iyelik belirleyicisi + duygu ismi kalıbı, anlatıcının birinin bilgiye verdiği tepkiyi belirtmesini sağlar: To my surprise, ... veya To their delight, .... Genellikle duyguyu doğuran gerçekten önce gelir ve virgülle ayrılır; ancak az önce söylenen bir gerçeğe de yorum yapabilir.

Alıştırma

Haberin bizi rahatlattığını anlatmak için cümleyi to + iyelik + duygu ismi kalıbıyla tamamlayın: ____, the test results were normal.

Cevabı göster

To our relief

You just passed through a phantom intersection,

1:40

Az önce, nedeni çoktan ortadan kalkmış olan

the cause of which is long gone. Dilbilgisi

1:42

hayalet bir kavşaktan geçtiniz.

Dilbilgisi

the cause of which: isim + of which kalıbı

“the cause of which is long gone” şeklindeki kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciğinde which, önceki a phantom intersection ifadesine gönderme yapar. Of which, “o kavşağın” anlamına gelir; dolayısıyla cause önceki isim grubuna ait olan veya onu açıklayan nedendir. Which, cause sözcüğüne gönderme yapmaz. Bu, resmî isim + of which + fiil kalıbıdır. Daha önce sözü edilen bir şeyin parçası, özelliği, kaynağı veya nedeni hakkında yeni bir cümle başlatmadan bilgi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Resmî ilgi yapısını tamamlayın: We found a leak, the source ____ was hard to locate.

Cevabı göster

of which

And this phantom intersection moves.

1:44

Ve bu hayalet kavşak hareket eder.

It's really a traffic snake Deyimler

1:47

Aslında yol boyunca kıvrılarak ilerleyen,

slithering down the road

1:48

bir ucunda karşıdan gelen araçları yiyen

eating oncoming cars at one end

1:50

ve diğer ucunda dışkılayan

and pooping them out the other.

1:52

bir trafik yılanıdır.

Deyimler

uzatılmış metafor olarak traffic snake

Traffic snake bu açıklama için oluşturulmuş canlı bir ifadedir; gerçek bir hayvanın standart adı veya yerleşmiş bir trafik terimi değildir. Hareket eden dur-kalk trafik bölgesini yol boyunca sürünen bir yılan gibi gösterir. Arabalar yavaş bölgeye bir uçtan girip diğer uçtan çıkar. Bu yüzden metafor, yılanın arabaları “yediğini” ve sonra “dışkılayarak çıkardığını” söyler. Aynı görüntü, daha sonra kullanılan grow, shrink ve die gibi sözcüklerin canlı bir varlığın hareketlerini değil, trafik düzenindeki değişiklikleri anlatmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede traffic snake neyi ifade ediyor?

  1. Tam olarak aynı arabalardan oluşup birlikte ilerleyen sabit bir grup
  2. Yolda arabaların arasında hareket eden gerçek bir yılan
  3. Arabaların girip çıktığı, hareket eden dur-kalk trafik bölgesi
  4. Her yoğun yolun resmî adı
Cevabı göster

Arabaların girip çıktığı, hareket eden dur-kalk trafik bölgesi

On a ring road,

1:53

Bir çevre yolunda,

a single car slowing down

1:54

tek bir aracın yavaşlaması,

will start an Ouroboros of traffic Kültür

1:55

yolda hiçbir sorun olmamasına rağmen

that will last forever,

1:57

sonsuza dek sürecek bir trafik Uroboros'u

even though there's no problem with the road.

1:58

başlatacaktır.

Kültür

an Ouroboros of traffic benzetmesi

Ouroboros, kendi kuyruğunu ısırarak bir daire oluşturan yılan ya da ejderha biçimindeki eski bir simgedir. Kendi üzerine dönüp durmadan devam eden bir döngüyü temsil eder. Burada an Ouroboros of traffic, çevre yolunda kendi kendini sürdüren trafik sıkışıklığının benzetmesidir. Yavaşlama dalgası yolun etrafında dolaşıp geri gelir; ortada kaza ya da yol engeli olmasa bile sıkışıklık sürer.

Alıştırma

Cümlede an Ouroboros of traffic ne anlama geliyor?

  1. Çevre yoluna kurulmuş özel bir trafik kontrol cihazı
  2. Yavaşlama dalgası çevre yolunda dolaştıkça kendisini yeniden oluşturan bir trafik sıkışıklığı
  3. Yolu fiziksel olarak kapatan bir yılan
Cevabı göster

Yavaşlama dalgası çevre yolunda dolaştıkça kendisini yeniden oluşturan bir trafik sıkışıklığı

If the drivers could coordinate Dilbilgisi

2:01

Eğer sürücüler aynı anda hızlanıp

to accelerate and separate simultaneously,

2:03

aralarını açmak üzere koordine olabilselerdi,

easy driving would return.

2:05

kolay sürüş geri dönerdi.

Dilbilgisi

If ... could ..., ... would ... varsayım yapısı

If + özne + could + fiilin yalın hâli, ... would + fiilin yalın hâli yapısı, hayal edilen bir koşulu ve onun sonucunu anlatır. Could bu varsayımsal durum içindeki beceriyi, would ise bu koşulun sonucunda ne olacağını ifade eder. Sürücüler gerçekte koordinasyon sağlamıyor. Sonraki bağlam bunu yapamadıklarını söylüyor; bu nedenle buradaki could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. Koordinasyonu şu anda zor veya gerçek dışı bir olasılık olarak sunar: bunu yapabilselerdi rahat sürüş geri dönerdi.

Alıştırma

Hangi cümle, programların koordine edilmesini şu anda zor veya gerçek dışı bir durum olarak sunuyor?

  1. If the two teams can share one schedule, the project will move much faster.
  2. If the two teams could share one schedule, the project would move much faster.
  3. When the two teams shared one schedule, the project moved much faster.
Cevabı göster

If the two teams could share one schedule, the project would move much faster.

But they can't, so traffic eternal.

2:06

Ama yapamazlar, bu yüzden trafik sonsuzdur.

On highways, traffic snakes grow

2:09

Otoyollarda trafik yılanları,

if cars are eaten faster than excreted Dilbilgisi

2:10

araçlar dışkılandığından daha hızlı yenilirse büyür

and they shrink if excreted faster than eaten,

2:13

ve yenildiğinden daha hızlı dışkılanırsa küçülür,

Dilbilgisi

if ... faster than ...: karşıt oranlar için paralel koşullar

İki if yan cümlesi, araçların hareket eden bir trafik sıkışıklığına giriş ve çıkış oranlarını karşılaştırır. Burada faster than yalnızca “daha yüksek hızla” değil, “daha yüksek bir oranda” anlamına gelir. Arabalar trafik yılanına çıktıklarından daha hızlı girerse yılan büyür; oranların sırası tersine dönerse küçülür. Yan cümlelerde paralel eksiltme vardır: if cars are eaten faster than excreted ifadesinin tam biçimi “if cars are eaten faster than cars are excreted”, if excreted faster than eaten ifadesinin tam biçimi ise “if cars are excreted faster than cars are eaten” olur. Eaten ve excreted, trafik yılanı benzetmesini sürdürür; gerçek bir sindirimi anlatmaz.

Alıştırma

İki oranın tersine çevrilmesinin sonucu da tersine çevirdiğini göstermek için iki paralel if yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The queue grows if customers arrive faster than they leave, and it shrinks if they leave faster than they arrive.
  2. The queue grows if customers arrive as fast as they leave, and it shrinks if both rates stay equal.
  3. The queue grows if customers arrive faster than they leave, and it shrinks if customers arrive faster than they leave.
Cevabı göster

The queue grows if customers arrive faster than they leave, and it shrinks if they leave faster than they arrive.

dying when the last car accelerates away

2:15

son araç bir sonraki aracın durması gerekmeden önce

before the next car must stop.

2:17

hızlanıp uzaklaştığında ise ölür.

Now, in multi-lane highways,

2:19

Şimdi, çok şeritli otoyollarda,

there needs be no chicken to start gridlock.

2:20

kilitlenmeyi başlatmak için bir tavuğa gerek yoktur.

A driver crossing lanes quickly

2:22

Arkasında araçlar çok yakınken

with cars too close behind

2:24

şeritleri hızlıca değiştiren bir sürücü,

is enough to birth a traffic snake Deyimler

2:26

saatlerce ve fersah fersah yaşayacak

that lives for hours and leagues.

2:27

bir trafik yılanını doğurmak için yeterlidir.

Deyimler

to birth a traffic snake: birth fiilinin mecaz kullanımı

Burada birth, “bir şeyin ortaya çıkmasına neden olmak” demektir. a traffic snake doğrudan nesnesi olacak şekilde geçişli fiil olarak kullanılır. Sürücünün şerit değiştirmesi hareket eden bir trafik sıkışıklığı dalgası yaratır ve bu, bir trafik yılanının doğması şeklinde betimlenir; gerçek bir doğumdan söz edilmez. Tarafsız create yerine birth kullanmak neden-sonuç ilişkisini daha canlı hâle getirir. Tek bir olayın yeni bir şeyi başlattığını ve bunun daha sonra kendi başına gelişip sürebildiğini düşündürür.

Alıştırma

Birth fiilinin geçmiş zamanını canlı bir geçişli fiil olarak kullanın: The tiny workshop ____ a global design movement.

Cevabı göster

birthed

It's this quick crossing Dilbilgisi

2:29

Arkadaki sürücülerin aşırı fren yapmasına

that causes drivers behind to overbrake

2:30

ve zincirleme bir reaksiyon başlatmasına neden olan şey

and begin a chain reaction. Deyimler

2:33

bu hızlı geçiştir.

Dilbilgisi

It's this quick crossing that causes ...: nedeni öne çıkarmak

It is/was + odak + that/who + cümlenin geri kalanı kalıbı, it-cleft adı verilen bir vurgu yapısıdır. It's this quick crossing that causes ... ifadesinde odak this quick crossing bölümüdür; ardından gelen sonucun nedeninin bu hareket olduğunu belirtir. Buradaki it belirli bir nesneyi göstermez; odaklama kalıbının bir parçasıdır. Tarafsız biçim This quick crossing causes .... şeklindedir. Birkaç olası neden arasından önemli olanı seçmek veya yanlış belirlenen nedeni düzeltmek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, gevşek kabloyu belirli neden olarak göstermek için it-cleft yapısını kullanır?

  1. The loose wire may have caused the screen to go dark.
  2. The screen went dark after the loose wire moved.
  3. It was the loose wire that caused the screen to go dark.
Cevabı göster

It was the loose wire that caused the screen to go dark.

Deyimler

begin a chain reaction: zincirleme tepki başlatmak

A chain reaction isim öbeği, bir olayın başka bir olaya, onun da bir sonraki olaya neden olduğu bir diziyi anlatır. Begin a chain reaction, bu bağlantılı diziyi başlatmak demektir. Burada frenleme bir sürücüden diğerine yayılır. Olaylar yalnızca aynı anda gerçekleşmez; her tepki bir sonraki tepkinin oluşmasına yardımcı olur. Bu ifade gerçek bilimsel zincirleme tepkileri veya mecazi olarak birbirine bağlı sonuçları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “birbirine bağlı olaylar dizisini başlatmak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The first cancellation could ____ of delays across the whole schedule.

Cevabı göster

begin a chain reaction

But we can make traffic snakes less likely

2:34

Ancak sürüş şeklimizi değiştirerek

by changing the way we drive.

2:37

trafik yılanlarının olasılığını azaltabiliriz.

Your goal as a driver is to stay the same distance Dilbilgisi

2:39

Sürücü olarak hedefiniz her zaman

from the car ahead

2:41

öndeki araçla aranızdaki mesafeyi

as from the car behind at all times.

2:42

arkadaki araçla aranızdaki mesafeyle aynı tutmaktır.

Dilbilgisi

the same distance from ... as from ... eşitlik yapısı

the same + isim + as kalıbı, iki şeyin adı verilen ölçü bakımından eşit olduğunu belirtir. Burada distance, sürücüden iki referans araca doğru ölçülür; dolayısıyla sürücü öndeki ve arkadaki araçtan eşit uzaklıkta olmalıdır. İki from öbeği paraleldir: from the car ahead ve from the car behind. As, ikinci karşılaştırma unsurunu the same ile eşleştirir; as from ayrı bir kalıplaşmış ifade değildir.

Alıştırma

Eşitlik yapısını tamamlayın: The chair should be ____ the window ____ the door.

Cevabı göster

the same distance from · as from

Tailgating is trouble, Kelime

2:45

Yakın takip (kuyruğa yapışmak) beladır,

not just because it makes accidents more likely, Dilbilgisi

2:46

sadece kazaları daha olası kıldığı için değil,

but because you as the tailgater

2:48

öndeki sürücü fren yaparsa

can start a traffic snake

2:50

yakın takipçi olarak sizin bir trafik yılanı

if the driver ahead brakes.

2:51

başlatabileceğiniz içindir.

Kelime

Sürüş bağlamında Tailgating

Sürüş bağlamında tailgating, güvenli durma mesafesi kalmayacak kadar başka bir aracı yakından takip etmek demektir. Yalnızca başka bir aracın arkasında bulunmayı değil, tehlikeli davranışı ifade eder. Burada Tailgating, isim görevi gören bir -ing biçimidir ve is trouble öncesinde özne olarak kullanılır. İlgili isim tailgater, bu davranışı yapan sürücüyü belirtir.

Alıştırma

Bir yol güvenliği raporunda tailgating ne anlama gelir?

  1. Başka bir aracın arkasında gereğinden fazla yakından sürmek
  2. Sinyal vermeden şerit değiştirmek
  3. Park hâlindeki araçların yanında sosyal bir buluşma yapmak
Cevabı göster

Başka bir aracın arkasında gereğinden fazla yakından sürmek

Dilbilgisi

not just because ... but because: ikinci nedeni vurgulamak

not just because X, but because Y kalıbı, X ve Y'nin ikisinin de gerçek nedenler olduğunu gösterir. not just, X'i reddetmez; X'in açıklamanın yalnızca bir parçası olduğunu belirtir. but because ile başlayan bölüm dikkati, konuşanın vurgulamak istediği neden olan Y'ye yöneltir. Bu ikili yapıyı, bilinen bir nedeni kabul edip ardından savınız için daha önemli olan nedeni eklemek amacıyla kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İki nedeni de doğru gösteren ve ikinci nedeni vurgulayan ikili bağlaçlarla cümleyi tamamlayın: The museum is valuable ____ it holds old objects, ____ it helps us understand local history.

Cevabı göster

not just because · but because

Always in the middle.

2:53

Her zaman ortada kalın.

This gives you the most time to prevent overbraking,

2:54

Bu size aşırı frenlemeyi önlemek için en çok zamanı verir,

but also gives the driver behind you the most time as well.

2:57

ama aynı zamanda arkanızdaki sürücüye de en çok zamanı verir.

And when stuck in traffic,

3:00

Ve trafikte sıkışıp kaldığınızda,

this rule would get all cars

3:01

bu kural tüm araçların

to pull apart the snake faster.

3:03

yılanı daha hızlı dağıtmasını sağlayacaktır.

That's the simple solution to traffic,

3:06

İşte trafiğin basit çözümü budur,

getting humans to change their behavior,

3:08

insanların davranışlarını değiştirmelerini sağlamak,

perhaps by sharing this video

3:10

belki de bu videoyu paylaşarak

to show how and why traffic happens,

3:11

trafiğin nasıl ve neden oluştuğunu göstermek,

why tailgaters are trouble,

3:13

yakın takipçilerin neden sorun olduğunu,

and how we can work together

3:15

ve birlikte nasıl çalışabileceğimizi

to make the roads better for all.

3:16

yolları herkes için daha iyi hale getirmek adına.

The end.

3:18

Son.

Except, yeah.

3:20

Bunun haricinde, evet.

Wishing upon a star Deyimler

3:21

İnsanların olduklarından daha iyi olmalarını

that people are better than they are

3:22

bir yıldıza dileyip ummak

is a terrible solution every time.

3:24

her seferinde berbat bir çözümdür.

Deyimler

Wishing upon a star: gerçekçi olmayan bir umuda bel bağlamak

wish upon a star, bir yıldızdan dilek tutulduğunda bu dileğin gerçekleşebileceğine dair masal düşüncesinden gelir. Bu cümlede Wishing upon a star mecazdır: insanların kendiliğinden düzeleceği umuduna bel bağlamak anlamına gelir. Konuşan kişi gerçekten sihirli bir eylem önermiyor; bu yaklaşımı gerçekçi olmadığı için eleştiriyor. Bu ifade genellikle umudu, bir planın veya sistemin yetersiz bir alternatifi olarak gösterir.

Alıştırma

“We won't solve the problem by wishing upon a star” cümlesinde konuşan kişi neyi eleştiriyor?

  1. Pratik bir adım atmak yerine umuda güvenmek
  2. Karar vermeden önce gökyüzüne bakmak
  3. Bir sorun çözüldükten sonra kutlama yapmak
Cevabı göster

Pratik bir adım atmak yerine umuda güvenmek

Instead, what works Anlatım akışı

3:26

Bunun yerine işe yarayan şey,

is a structurally systematized solution,

3:27

yapısal olarak sistemleştirilmiş bir çözümdür,

which is exactly what self-driving cars are.

3:29

ki otonom araçlar tam olarak budur.

Anlatım akışı

Instead, what works is ...: etkisiz bir fikri alternatifle değiştirmek

Instead, önceki yaklaşımın bir kenara bırakıldığını ve ardından alternatif bir yaklaşım geleceğini gösterir. What works is bir soru değildir. what works, “işe yarayan şey veya yöntem” anlamına gelir ve cümlede özne olan isim işlevli bir yan cümle oluşturur. Instead, what works is X kalıbı, etkisiz bir fikri reddedip dikkati etkili alternatif X’e yöneltir.

Alıştırma

İnsanlar kuralı unutmaya devam ediyordu. Sonraki cümleyi tam geçiş ve odaklama kalıbıyla tamamlayın: People kept forgetting the rule. ____, ____ a clear automatic reminder.

Cevabı göster

Instead · what works is

Self-driving cars can just be programmed

3:32

Otonom araçlar ortada kalacak ve aynı anda hızlanacak şekilde

to stay in the middle and accelerate simultaneously.

3:34

basitçe programlanabilir.

They'll just do it.

3:36

Sadece yaparlar.

The more self-driving cars at an intersection, Dilbilgisi

3:37

Bir kavşakta ne kadar çok otonom araç olursa,

the more efficient the intersection gets.

3:39

kavşak o kadar verimli hale gelir.

Dilbilgisi

The more ..., the more ...: birbiriyle bağlantılı iki değişim

the + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... kalıbı, iki şeyin birlikte değiştiğini gösterir. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise ona bağlı sonucu verir. Bu cümlede sürücüsüz araç sayısının artması, kavşağın verimliliğinin artmasıyla ilişkilidir. Bu yapıda iki the da sıradan belirli tanımlıklar değil, kalıbın sabit işaretleridir. Yapı bir eğilimi anlatabilir ve bağlam içinde sık sık neden-sonuç ilişkisi düşündürür; ancak tek başına nedeni kanıtlamak yerine yalnızca bir ilişki belirtir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma kalıbını close ve often kullanarak tamamlayın: ____ the deadline gets, ____ we need to check our progress.

Cevabı göster

The closer · the more often

A solid lane of self-driving cars

3:41

Tamamı otonom araçlardan oluşan bir şerit,

vastly increases throughput. Kelime

3:43

iş çıkarma yeteneğini büyük ölçüde artırır.

Kelime

Trafik sistemlerinde throughput

Throughput, bir şeridin belirli bir süre içinde belli bir noktadan kaç araç geçirdiğini anlatır. Burada vastly increases throughput, koordineli şeridin aynı süre içinde çok daha fazla aracı geçirebildiği anlamına gelir. Aynı fikir fabrikalar, ağlar ve bilgisayarlar için de geçerlidir: saatte geçen araç sayısı veya saniyede işlenen istek sayısı gibi, birim zamanda tamamlanan miktar ölçülür.

Alıştırma

“The new scanner increased throughput” cümlesinde ne değişti?

  1. Binada toplamda daha fazla ürün depolandı.
  2. Tarayıcı aynı sürede daha fazla ürün işledi.
  3. Tarayıcı her ürünü daha yüksek bir hareket hızıyla taşıdı.
Cevabı göster

Tarayıcı aynı sürede daha fazla ürün işledi.

Hmm, actually, if you ban humans from the road,

3:45

Hmm, aslında insanları yollardan men ederseniz,

which we should totally do anyway, Ton ve niyet

3:48

ki bunu zaten kesinlikle yapmalıyız,

Ton ve niyet

which we should totally do anyway ifadesinin şakacı ara yorum olarak kullanımı

Virgülle ayrılan which we should totally do anyway yan cümlesi, insanları yollardan men etme fikrinin tamamı hakkında zorunlu olmayan bir ara yorumdur. Totally güçlü bir onay verirken anyway, konuşanın mevcut gerekçe olmasa bile bu fikri desteklediğini belirtir. Öneri bilerek aşırıya götürüldüğü için bu kendinden fazla emin onay, gerçek bir politika tavsiyesi değil, mizahi bir abartı işlevi görür. Totally tek başına otomatik olarak alay anlamına gelmez; şakayı bağlam ve söyleyiş biçimi oluşturur.

Alıştırma

Cümledeki “which we should totally do anyway” ifadesinin en olası işlevi nedir?

  1. Konuşanın hangi insanları yasaklamak istediğini sınırlar.
  2. Aşırı öneriye şakacı ve abartılı bir onay ekler.
  3. İnsan sürücülerin neden tehlikeli olduğuna dair tarafsız bir gerekçe verir.
Cevabı göster

Aşırı öneriye şakacı ve abartılı bir onay ekler.

you can get rid of the intersection entirely. Öbek fiiller

3:49

kavşaktan tamamen kurtulabilirsiniz.

Öbek fiiller

get rid of: ortadan kaldırmak veya kurtulmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya sona erdirmek anlamına gelir. Burada get rid of the intersection entirely, yalnızca kavşaktan uzaklaşmak değil, trafik kontrol sistemi olarak kavşağı tamamen ortadan kaldırmak demektir. Sabit yapı get rid of + isim veya zamirdir. of sonrasındaki nesne, neyin ortadan kalktığını veya artık sorun olmadığını belirtir.

Alıştırma

İstenmeyen bir şeyi kaldırmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.

Cevabı göster

get rid of

After all, a traffic light is just a tool Anlatım akışı

3:52

Sonuçta trafik ışığı sadece bir araçtır,

for drivers on one road

3:54

bir yoldaki sürücülerin

to communicate with drivers on another,

3:56

diğer yoldaki sürücülerle iletişim kurması için,

poorly and coarsely. Kelime

3:58

kötü ve kaba bir şekilde.

Anlatım akışı

After all, destekleyici gerekçe belirteci olarak

Cümle başındaki After all, sonraki ifadenin önceki iddiayı destekleyen bir gerekçe olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada trafik ışığının kaba bir iletişim aracı olarak tanımlanması, kavşağın kaldırılabileceği fikrini destekleyen kanıt olarak sunulur. Bu ifade genellikle konuşanın kabul edilmesini veya hatırlanmasını beklediği bir gerçeği sunar. Bu cümlede daha sonraki bir zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi seçenek After all, ifadesini önceki düşünceyi destekleyen bir gerekçe sunmak için kullanıyor?

  1. We should leave now. After all, the roads may get busy.
  2. After all the shops closed, the street became quiet.
  3. We finally left when the rain stopped.
Cevabı göster

We should leave now. After all, the roads may get busy.

Kelime

Coarsely: düşük ayrıntı düzeyiyle iletişim kurmak

Bu cümlede coarsely, “genel ve az ayrıntılı bir biçimde” demektir. Trafik ışığı dur veya geç gibi yalnızca birkaç sabit durumu iletebilir; bu nedenle kesin ya da ince ayrıntılar içeren bilgiler veremez. Bu, coarse kelimesinin soyut anlamıdır. Bilgiyi ince ayrımlara ayırmak yerine büyük birimlere bölen sistemleri, sınıflandırmaları, kontrolleri veya verileri anlatabilir.

Alıştırma

“The survey groups all ages into only three bands, so it represents the population coarsely,” cümlesinde coarsely ne anlama gelir?

  1. Saldırgan veya saygısız bir dille
  2. Fiziksel olarak pürüzlü bir yüzeyle
  3. Yalnızca geniş ve az ayrıntılı ayrımlarla
Cevabı göster

Yalnızca geniş ve az ayrıntılı ayrımlarla

Red equals don't go now,

3:59

Kırmızı, şimdi gitme demektir,

we are coming through the intersection.

4:00

biz kavşaktan geçiyoruz.

Green equals good to go. Deyimler

4:02

Yeşil, gidebilirsin demektir.

Deyimler

Good to Go: başlamaya hazır veya izinli

Good to go, hazır, onaylanmış veya başlamaya uygun olmak anlamına gelen kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Bu cümlede yeşil ışık, sürücülerin devam etmesine izin verildiği anlamına gelir. Good burada bütün durumun uygun olduğunu anlatır; birinin “iyi bir şekilde gideceği” anlamına gelmez. Kesin anlamı bağlama göre değişir: bir kişi hazırlanmış, bir makine çalışır durumda veya bir plan onaylanmış olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Son güvenlik kontrolünden sonra teknisyen şöyle diyor: “The machine is ____.”

Cevabı göster

good to go

But self-driving cars can talk to each other

4:03

Ancak otonom araçlar birbirleriyle

at the speed of light. Deyimler

4:05

ışık hızında konuşabilirler.

Deyimler

Abartı Olarak At the Speed of Light

Burada at the speed of light kasıtlı bir abartıdır. Arabaların, insanların tepki verebildiğinden çok daha hızlı biçimde bilgi alışverişi yapabildiğini anlatır; cümle ölçülmüş bir fiziksel hız belirtmez. Bu ifade fizik konulu bir konuşmada gerçek anlamıyla da kullanılabilir. Gerçek ışık hızını mı yoksa yalnızca çok hızlı olmayı mı anlattığına karar vermek için bağlama ve gerçek ölçümlerin bulunup bulunmadığına bakın.

Alıştırma

The news spread at the speed of light through the school cümlesinde at the speed of light büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Ölçülmüş bir fiziksel hızla hareket etti.
  2. Son derece hızlı yayıldı.
  3. Bir ışık huzmesiyle taşındı.
Cevabı göster

Son derece hızlı yayıldı.

With that kind of coordination,

4:07

Bu tür bir koordinasyonla,

no traffic light necessary. Dilbilgisi

4:09

trafik ışığına gerek yoktur.

Dilbilgisi

No Traffic Light Necessary: Çıkarılan Is

No traffic light necessary, No traffic light is necessary cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bağlayıcı fiil is çıkarılır, ancak necessary yine traffic light ifadesini niteler. Başlık tarzındaki bu eksiltme, sonucu kısa ve çarpıcı hâle getirir. Okuyucu eksik fiili no + isim + be + sıfat şeklindeki tanıdık yapıdan tamamlar.

Alıştırma

Kısaltılmış ilanın arkasındaki geniş zamanlı tam cümleyi tamamlayın: No reservation ____ necessary.

Cevabı göster

is

Just as with the highway, Anlatım akışı

4:10

Tıpkı otoyolda olduğu gibi,

the best intersection is no intersection.

4:12

en iyi kavşak, kavşak olmamasıdır.

Anlatım akışı

Just as with the highway: benzerlik bağlantısı kurmak

Just as with the highway ifadesi, highway kelimesini daha önce ele alınmış bir karşılaştırma noktası olarak sunar. Dinleyiciye, önceki durumda kullanılan aynı ilkenin şimdi söz edilen kavşak için de geçerli olduğunu bildirir. Kalıp Just as with + isim öbeği şeklindedir; ardından yeni durumla ilgili bir açıklama gelir. Buradaki with, iki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu giriş, mevcut sonucu önceki örneğe bağlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle aynı ilkenin her iki deney için de geçerli olduğunu gösterir?

  1. After the first experiment, the second one needs a control group.
  2. Unlike the first experiment, the second one needs a control group.
  3. Just as with the first experiment, the second one needs a control group.
Cevabı göster

Just as with the first experiment, the second one needs a control group.

Humans will never drive this precisely.

4:14

İnsanlar asla bu kadar hassas araç kullanamayacak.

At the intersection,

4:17

Kavşakta,

the fundamental problem with traffic

4:18

trafiğin temel sorunu

that you watch unfold,

4:19

gözünüzün önünde serilen,

as with everything, is people.

4:21

her şeyde olduğu gibi, insanlardır.

So the real simple solution

4:23

Bu yüzden gerçekten basit çözüm

to traffic is no more monkeys driving cars. Deyimler

4:24

trafik için, artık araba kullanan maymunların olmamasıdır.

Deyimler

no more monkeys driving cars: alaycı bir metafor ve önceki ifadeye gönderme

Bu cümlede monkeys gerçek anlamda kullanılmaz. İnsan sürücüler için kullanılan alaycı bir metafordur; insanları içgüdüleriyle hareket eden, koordinasyonda yavaş ve programlanmış araçlardan daha zor kontrol edilen varlıklar olarak gösterir. Bu nedenle no more monkeys driving cars, konuşanın insan sürücülerin yerini başkalarının almasını istediği anlamına gelir. Daha önce kullanılan maymun imgesinin tekrarlanması önceki ifadeye gönderme yapar: savı gerçek hayvanlarla ilgili ciddi bir iddiayla değil, alay ve mizahla bitirir.

Alıştırma

Bu cümlede no more monkeys driving cars ne anlama gelir?

  1. Gerçek maymunların araçlara girmesi yasaklanmalıdır.
  2. Sürücüler maymunları taklit etmek üzere eğitilmelidir.
  3. İnsan sürücülerin yerini başkaları almalıdır; bu düşünce alaycı bir metaforla ifade edilmiştir.
Cevabı göster

İnsan sürücülerin yerini başkaları almalıdır; bu düşünce alaycı bir metaforla ifade edilmiştir.