Telefonunuzu uçak moduna almazsanız ne olur? - Lindsay DeMarchi: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, telefonların radyo dalgalarıyla nasıl iletişim kurduğunu, uçaktaki cihazların neden karasal mobil ağları bozabildiğini ve giderek artan radyo parazitinin derin uzaya yönelik astronomik gözlemleri nasıl engellediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Beyond the spectrum of light — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Beyond sözcüğünün bir şeyi fiziksel veya soyut bir aralığın dışına yerleştirdiğini anlamak ve spectrum of light ifadesini görünür ışıkla ilişkili ışınım aralığını anlatan bilimsel bir terim olarak tanımak. 2. drowns out those on the ground. — Phrasal verb’ler: Drown out ifadesini, güçlü bir sesin veya sinyalin daha zayıf olanları bastırdığı durumlarda tanımak. Bu ifadeyi, hızla ilerleyen bir uçaktan yayın yapan telefonun yerdeki kullanıcıların sinyallerini nasıl bastırabileceğini açıklamak için kullanabilmek. 3. blinded by phones sending signals from first class. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Telefon yayınlarının algılanmak istenen sinyalleri örtmesi nedeniyle radyo teleskoplarının kör edildiği metaforunu yorumlamak. Bu imgenin radyo parazitini görme kaybıyla ilişkilendirdiğini ve anlatının sonuna ironik bir ton kattığını fark etmek.
Bu derste
invisible signals are flying through the air all around you.
0:07görünmez sinyaller etrafınızdaki havada uçuşuyor.
Beyond the spectrum of light your eyes can see, Kelime
0:12Gözlerinizin görebildiği ışık spektrumunun ötesinde,
Beyond the spectrum of light: görünür aralığın ötesinde
Burada beyond, “sınırlarının dışında” anlamına gelir; fiziksel olarak “arkasında” demek değildir. Söz konusu sınır, insan gözünün algılayabildiği ışık tayfı, yani ışık aralığıdır. beyond + bir aralık veya sınır yapısı, beyond our budget ya da beyond human hearing örneklerinde olduğu gibi mekânsal olmayan sınırlar için de kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede beyond the spectrum of light your eyes can see ne anlama gelir?
- İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığının dışındadır.
- Fiziksel olarak görünür bir ışık demetinin arkasındadır.
- Görünür ışık aralığının merkezine yakındır.
Cevabı göster
İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığının dışındadır.
massive radio waves: çok büyük ölçekli elektromanyetik dalgalar
Radio waves bir elektromanyetik dalga türüdür ve sinyal taşıyabilir. Burada waves su dalgaları anlamına gelmez; radyo dalgaları da radyodan çıkan ses değildir. Massive sözcüğünün anlamı as wide as houses ifadesiyle açıklanır: Dalgaların ağırlığını veya kütlesini değil, özellikle dalga boyları olmak üzere çok büyük ölçeklerini anlatır.
Alıştırma
Örnekteki massive radio waves ne anlama gelir?
- Bir radyo hoparlöründen çıkan ses dalgaları.
- Sudan yapılmış ağır nesneler.
- Ölçeği veya dalga boyu çok büyük olan elektromanyetik dalgalar.
Cevabı göster
Ölçeği veya dalga boyu çok büyük olan elektromanyetik dalgalar.
as wide as houses: as ... as karşılaştırması
As wide as houses, as + sıfat + as + karşılaştırma noktası kalıbını izler. Radyo dalgalarının genişliğinin evlerin genişliğiyle yaklaşık olarak karşılaştırılabilir olduğunu anlatır. Houses, boyutu gözde canlandıran bir ölçüdür; dalgaların evlere benzediği anlamına gelmez. İki as de gereklidir. Sıfatı veya karşılaştırma noktasını değiştirerek kalıbı as tall as a tree ya da as bright as the moon örneklerindeki gibi yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Wide kullanarak cümleyi tam as ... as karşılaştırmasıyla tamamlayın: The bridge is ____ the road.
Cevabı göster
as wide as
carry information between: iletişim uçlarını bağlamak
Carry information, bilgiyi bir yerden başka bir yere iletmek demektir. Buradaki carry, bir şeyi elde tutmak anlamında değildir; radyo dalgalarının ve diğer iletişim ortamlarının yaptığı işi anlatır. Between sözcüğünden sonra birbirine bağlı iletişim uçları gelir. Çoğul öznelerde cables carry information between buildings örneğindeki gibi carry information between kullanılır; tekil öznelerde carries kullanılır.
Alıştırma
Carry, information ve between sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Radio signals ____ phones.
Cevabı göster
carry information between
GPS systems, cell phones, and more.
0:20GPS sistemleri, cep telefonları ve daha fazlası arasında bilgi taşır.
In fact, the signal your phone broadcasts is so strong if your eyes could see radio waves, Dilbilgisi
0:23Aslında, telefonunuzun yaydığı sinyal o kadar güçlüdür ki, eğer gözleriniz radyo dalgalarını görebilseydi,
Gerçek dışı koşul için if ... could ..., ... would ...
if yan cümlesi, insanların gerçekte sahip olmadığı bir yeteneği, yani radyo dalgalarını görmeyi hayal eder. Could see bu hayalî şimdiki zaman koşulunu, would be visible ise hayal edilen dünyadaki sonucu gösterir. if + geçmiş zaman biçimi/could ..., ... would ... kalıbına genellikle ikinci koşul yapısı denir. Şimdiki zamanda veya gelecekte gerçek dışı ya da pek olası olmayan bir durumu ele alır; sonucun gerçekten doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Gerçek dışı şimdiki zaman koşulunu could ve would ile tamamlayın: If Maya ____ breathe underwater, she ____ explore the reef without a tank.
Cevabı göster
could · would
from routers, satellites,
0:38ve elbette uçarken telefonlarını uçak moduna almayan insanların telefonlarının yaydığı
Bir benzetme olarak wasn't flooded with interference
Be flooded with, gerçek anlamıyla bir yerin sel suyuyla kaplanmasını anlatır. Burada ise bir benzetmedir: flooded with interference, aranan sinyali ayırt etmeyi zorlaştıracak kadar çok sinyal parazitiyle dolu olmak demektir. Olumsuz biçim wasn't flooded with, bu aşırı yoğunluğun bulunmadığı bir durumu hayal eder. Gerçekte hiçbir şey su altında değildir; bu imge, görünmez bir teknik sorunu yaygın ve bunaltıcı hissettirir.
Alıştırma
Bu yeni cümlede flooded with ne anlama geliyor? After the storm warning, the station was flooded with calls.
- İstasyon gelen tüm aramaları engelledi.
- Sel suyu istasyondaki tüm telefonlara zarar verdi.
- İstasyona başa çıkılması zor sayıda telefon geldi.
Cevabı göster
İstasyona başa çıkılması zor sayıda telefon geldi.
and of course people flying who haven't put their phones on airplane mode. Kalıp ifadeler
0:40parazitlerle dolup taşmasaydı özel gözleriniz bunu görebilirdi.
put their phones on airplane mode: telefonlarını uçak moduna almak
Put + device + on + airplane mode, cihazın ayarını uçak moduna geçirmek demektir. Cümlede their phones nesnedir; on airplane mode ise geçişten sonraki ayarı gösterir. Airplane mode telefon veya tablet üzerindeki bir ayardır. Uçağın nasıl çalıştığını anlatmaz.
Alıştırma
Hatırlatmayı put + your phone + on + airplane mode ile tamamlayın: Please ____ before takeoff.
Cevabı göster
put your phone on airplane mode
You see, this setting isn't to protect your flight, Notlar
0:46Anlayacağınız, bu ayar sizin uçuşunuzu korumak için değil,
Açıklama başlatan bir söylem işareti olarak You see
Burada You see, bir açıklama ya da düzeltme başlatan söylem belirtecidir. Dinleyiciden gözleriyle bakmasını istemez. Dinleyiciye, sıradaki bilginin konuyu daha açık hâle getireceğini bildirir ve böylece açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede You see ne işe yarıyor? “You see, the door only locks when it is fully closed.”
- Birinden kapıya bakmasını ister.
- Bir açıklama başlatır.
- Açıklamayı bitirir.
Cevabı göster
Bir açıklama başlatır.
it's to protect everyone else in your flight path. Kelime
0:49uçuş rotanızdaki diğer herkesi korumak içindir.
isn't to ...; it's to ...: amacı düzelterek açıklama
X isn't to do A; it's to do B kalıbı, dinleyicinin varsaydığı amacı reddedip dikkatini gerçek amaca yöneltir. Burada ilk bölüm, ayarın kişinin kendi uçuşunu koruduğu düşüncesini reddeder; ikinci bölüm ise rota üzerindeki diğer herkesin korunmasını vurgular. İki bölüm de amaç bildirmek için be + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Paralel biçim, düzeltmeyi açıkça gösterir: A için değil, B için.
Alıştırma
Cümleyi isn't to ...; it's to ... ile tamamlayın: This alarm ____ scare you; ____ warn you about smoke.
Cevabı göster
isn't to · it's to
flight path: bir uçağın havada izlediği rota
Flight path, bir uçağın havada izlediği rota veya yörüngedir. Burada everyone else in your flight path, uçağın rotası boyunca bulunan ve etkilenebilecek insanları ifade eder. Path her zaman görülebilen bir yürüyüş yolu anlamına gelmez. Bu ifadede uçağın içindeki koridoru veya havaalanındaki bir geçidi anlatmaz.
Alıştırma
Örnek cümlede flight path ne anlama geliyor?
- bir uçağın havada izlediği rota
- havaalanı kapısına giden geçit
- yolcuların uçağın içinde yürüdüğü koridor
Cevabı göster
bir uçağın havada izlediği rota
Cell phones connect to networks by emitting information in the form of electromagnetic waves, Notlar
0:52Cep telefonları, elektromanyetik dalgalar biçiminde bilgi yayarak ağlara bağlanır,
by emitting information: yöntemi anlatmak için by + -ing
Burada by, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir; “yanında” anlamına gelmez. Sonuç connect to networks ifadesinde, bunun nasıl yapıldığı ise emitting information ifadesinde verilir. Bu kullanımda by sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir: by email, by pressing the button. by sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimini kullanmayın.
Alıştırma
by + -ing yapısını tamamlamak için scan fiilini doğru biçimde kullanın: The app unlocks the door by ____ a QR code.
Cevabı göster
scanning
in the form of electromagnetic waves: bir şeyin aldığı biçimi anlatmak
in the form of + isim yapısı, bir şeyin aldığı biçimi, ortamı veya şekli belirtir. Burada information içeriktir; electromagnetic waves ise bu içeriğin yayıldığı biçimdir. Bu ifadede form, bir şeyin görünme, sunulma veya taşınma biçimi anlamına gelir. Doldurulan bir belge anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The prize came ____ a scholarship.
Cevabı göster
in the form of
specifically radio waves, which occupy this band of the electromagnetic spectrum. Kelime
0:58daha spesifik olarak elektromanyetik spektrumun bu bandını kaplayan radyo dalgalarıyla.
band of the electromagnetic spectrum: elektromanyetik spektrumun bir bandı
Burada band, elektromanyetik spektrumun belirli bir bölümünü, yani bir frekans veya dalga boyu aralığını ifade eder. Bu, spektrumun tamamının bir parçası için kullanılan teknik bir terimdir; müzik grubu ya da fiziksel bir şerit anlamına gelmez. band of the electromagnetic spectrum ifadesi, radyo dalgalarının kapladığı bölümü belirtir. Bir sinyal belirli bir frekans aralığına atandığında, band bu anlamıyla başka teknik bağlamlarda da kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede band ne anlama geliyor?
- elektromanyetik spektrumun belirli bir bölümü
- bir şeyi tutturmak için kullanılan fiziksel bir şerit
- bir müzik grubu
Cevabı göster
elektromanyetik spektrumun belirli bir bölümü
These radio waves come in a range of wavelengths, Kalıp ifadeler
1:04Bu radyo dalgaları çeşitli dalga boylarında gelir,
come in a range of wavelengths: çeşitli dalga boylarında bulunmak
come in a range of + isim yapısı, bir şeyin çeşitli türlerde, boyutlarda, değerlerde veya başka özelliklerde bulunduğunu ya da sunulduğunu belirtir. Buradaki come in, bir yere girmek anlamına gelmez. Bu cümlede radyo dalgalarının farklı dalga boylarına sahip olduğu anlatılır. Aynı yapı, ürünler ve bir seçenek ya da ölçüm kümesiyle açıklanan başka şeyler için de kullanılabilir.
Alıştırma
«Birden fazla seçenekle sunulmak» anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: These jackets ____ colors.
Cevabı göster
come in a range of
and let's imagine your special eyes see the various wavelengths as different colors. Notlar
1:07ve diyelim ki özel gözleriniz bu çeşitli dalga boylarını farklı renkler olarak görüyor.
let's imagine: birlikte varsayımsal bir durum hayal etmeye davet etmek
Let's imagine, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte varsayımsal bir sahne kurmaya davet eder. Bu cümlede “özel gözlerin” gerçek gözlerle ilgili bir iddia değil, bir düşünce deneyinin parçası olduğunu gösterir. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış hâlidir; ancak burada izin istemez. Soyut bir fikri zihinde canlandırmayı kolaylaştıran hayalî bir düzene dinleyiciyi yönlendirir.
Alıştırma
Bu açıklamada let's imagine ne işe yarıyor?
- Dinleyiciden izin ister.
- Özel gözlerin gerçekten var olduğunu söyler.
- Dinleyiciyi varsayımsal bir sahneyi düşünmeye davet eder.
Cevabı göster
Dinleyiciyi varsayımsal bir sahneyi düşünmeye davet eder.
see the various wavelengths as different colors: see A as B kalıbı
See A as B, A’yı B açısından algılamak, yorumlamak veya sınıflandırmak anlamına gelir. Bu cümlede A, the various wavelengths; B ise different colors ifadesidir. Hayal edilen gözler, dalga boylarındaki farklılıkları renk farklılıklarına dönüştürerek görünmeyen bir fikri zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Bu kalıp bir bakış açısını da ifade edebilir; bu nedenle see her zaman gözle gerçekten görmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi see A as B kalıbıyla tamamlayın: Many coaches ____ mistakes ____ learning opportunities.
Cevabı göster
see · as
When you make a call, your phone generates a radio wave signal Kalıp ifadeler
1:13Bir arama yaptığınızda, telefonunuz bir radyo dalgası sinyali üretir
make a call: telefonla arama yapmak
Make a call, bir telefon görüşmesi başlatmayı veya telefonla arama yapmayı anlatan standart sözcük birleşimidir. Burada call bir isimdir ve eylemi make sağlar; do a call günlük İngilizcede doğal değildir. Aranan kişi veya kurum to ile eklenebilir: make a call to the clinic. Günlük konuşmada call fiil olarak da sıkça kullanılır: call the clinic.
Alıştırma
Maya'nın kliniği telefonla araması gerektiğini anlatan doğal cümleyi seçin.
- Maya needs to make a call to the clinic.
- Maya needs to do a call to the clinic.
- Maya needs to make the clinic a call.
Cevabı göster
Maya needs to make a call to the clinic.
throws to the nearest cell tower: sinyal göndermeyi anlatan canlı bir ifade
Throws burada mecaz anlamda kullanılır. Telefon, radyo dalgası sinyalini en yakın baz istasyonuna gönderir veya yönlendirir; fiziksel olarak bir nesne fırlatmaz. which it throws yan cümlesinin tamamında which sinyali, it ise telefonu temsil eder. Günlük bir hareket fiili olan throw, görünmeyen teknik bir süreç için basit bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Bu bağlamda vurgulanan ifadeyi en iyi biçimde yeniden anlatan cümle hangisidir?
- The phone sends the radio signal toward the nearest cell tower.
- The phone physically tosses an object at the nearest cell tower.
- The phone pulls the nearest cell tower toward the radio signal.
Cevabı göster
The phone sends the radio signal toward the nearest cell tower.
you're far from service: hücresel şebeke kapsamasından uzakta olmak
Bu cep telefonu bağlamında service, hücresel şebekeye erişim anlamına gelir: telefon şebekeye bağlanabilir ve sinyal gönderip alabilir. you're far from service, güvenilir hücresel kapsama alanına sahip bir bölgeden uzakta olduğunuz anlamına gelir; müşteri hizmetlerinden uzakta olduğunuz anlamına gelmez. Telefon bağlamı service sözcüğüne bu özel anlamı kazandırır. have service, poor service ve no service ifadelerinde de aynı anlam vardır.
Alıştırma
Bu telefon bağlamında you're far from service ne anlama gelir?
- Müşteri hizmetleri masasından uzaktasınız.
- Telefonunuzun şebeke bağlantısı güçlü.
- Güvenilir hücresel şebeke kapsama alanından uzaktasınız.
Cevabı göster
Güvenilir hücresel şebeke kapsama alanından uzaktasınız.
your phone will expend more battery power to send a higher amplitude signal Kelime
1:22telefonunuz bir bağlantı kurmak amacıyla daha yüksek genlikli bir sinyal göndermek için
expend more battery power: enerji tüketimini resmî biçimde ifade etmek
expend more battery power, pilde depolanan elektrik enerjisinden daha fazla kullanmak anlamına gelir. more battery power, telefonun bir iş yapabilmesi için tüketilen sınırlı kaynağı belirtir. Burada power, yetki değil elektrik enerjisi anlamındadır. Bu ifade pil enerjisini belirli bir amaç için harcanan sınırlı bir kaynak olarak gösterir; bu nedenle resmî ve teknik bir havası vardır.
Alıştırma
Hangi günlük cümle expend more battery power ifadesinin temel anlamını korur?
- The phone stores more battery power.
- The phone uses more battery power.
- The phone gives the battery more control.
Cevabı göster
The phone uses more battery power.
in an effort to make a connection: çaba içeren bir amacı ifade etmek
in an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Basit bir to yapısından daha resmîdir ve özel bir çaba ya da girişim anlamı taşır; ancak hedefe kesinlikle ulaşılacağını söylemez. Burada make a connection, telefon veya ağ bağlantısı kurmak anlamındadır. Telefon bağlanabilmek için daha güçlü bir sinyal gönderir; bu ifade biriyle tanışmak veya sosyal bağ kurmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The app compressed the photos ____ use less data.
Cevabı göster
in an effort to
Once connected, this signal is relayed between cell towers Notlar
1:29Bağlantı kurulduğunda, bu sinyal baz istasyonları arasında aktarılarak
Once connected: once + geçmiş zaman ortacı
Once connected, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. once it is connected biçiminde açılabilir ve bağlanır bağlanmaz ya da bağlantı kurulduktan sonra anlamına gelir. Burada once bir zaman koşulu belirtir; bir kez anlamında değildir. once + geçmiş zaman ortacı yapısı, ana olaydan önce tamamlanmış edilgen bir eylemi veya bu eylemin sonucundaki durumu gösterir. Süreç açıklamalarında, anlaşılan özne açık olduğunda bu özne ve be fiili çoğu zaman düşürülür.
Alıştırma
Süreç cümlesini once + approve fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: ____, the request will be processed automatically.
Cevabı göster
Once approved
is relayed between cell towers: sinyali ağ üzerinden aktarmak
is relayed ifadesindeki edilgen yapı, işi yapan ekipmandan çok sinyalin ileriye aktarılmasına odaklanır. between cell towers, bu süreçteki ara noktaları belirtir. Bu teknik kullanımda relay, bir sinyali alıp ağdaki bir sonraki noktaya iletmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle ara istasyonların sinyali ileriye aktardığını açıkça belirtir?
- The emergency signal was stored at the base.
- The emergency signal was sent to the rescue team.
- The emergency signal was relayed through two mountain stations.
Cevabı göster
The emergency signal was relayed through two mountain stations.
all the way to: tüm yol boyunca son noktaya ulaşmak
all the way to bir bitiş noktası belirtir ve bir eylemin tüm mesafe veya süreç boyunca bu noktaya ulaşana dek sürdüğünü vurgular. Burada arama sinyalinin ağ boyunca ilerleyerek aramanın alıcısına ulaşmasını anlatır. Bu ifade fiziksel güzergâhlar ve belirgin bir sonu olan başka süreçler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “tüm mesafe boyunca bitiş noktasına kadar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The river flows ____ the sea.
Cevabı göster
all the way to
Since your call isn't the only signal out here, Dilbilgisi
1:35Sizin aramanız buradaki tek sinyal olmadığı için,
Since your call isn't ...: neden bildiren since
Buradaki Since, 'çünkü' veya '-dığı için' anlamındadır. Sonraki ifadenin nedenini açıklar: arama, diğer sinyallerle birlikte yönetilmelidir. Neden bildiren bir since yan cümlesi, ana fikirden önce dinleyicinin kabul edebileceği bir arka planı sıkça sunar. Bu cümlede bir başlangıç zamanı belirtmez.
Alıştırma
'Since the roads are icy, school is closed,' cümlesinde since ile başlayan bölüm ne anlama gelir?
- Yolların buzlandığı zamandan beri
- Yollar buzlu olduğu için
- Yollar buzlu olmasına rağmen
Cevabı göster
Yollar buzlu olduğu için
cell towers managing the calls assign each phones involved their own wavelength. Kalıp ifadeler
1:38aramaları yöneten baz istasyonları, dâhil olan her telefona kendi dalga boyunu atar.
assign each ... their own wavelength: ayrı kaynaklar atamak
Burada amaçlanan kalıp assign + alıcı + atanan şey şeklindedir. Bir kişiye veya nesneye görev, numara, kanal ya da başka bir kaynak vermek anlamına gelir. Bu cümlede her telefon bir dalga boyu alır. Own, her telefonun diğerlerinden ayrı bir dalga boyu aldığı ana fikrini vurgular. Standart İngilizcede each sözcüğünden sonra tekil bir isim gelir; bu nedenle each phones involved değil, each phone involved kullanılır. Phone için en açık biçim assign each phone involved its own wavelength ifadesidir.
Alıştırma
Her cihazın ayrı bir kanal aldığını belirtmek için assign + alıcı + kaynak kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The app assigns each device its own channel.
- The app assigns its own channel each device.
- The app assigns each devices its own channel.
Cevabı göster
The app assigns each device its own channel.
This specific color ensures you're not picking up other people's calls. Öbek fiiller
1:43Bu belirli renk, diğer insanların aramalarını almamanızı sağlar.
pick up other people's calls: başkalarının arama sinyallerini almak
Bu iletişim bağlamında pick up, iletilen bir sinyali “almak veya tespit etmek” anlamına gelir. Picking up other people's calls, bir telefonun başka kişilere ait arama sinyallerini yanlışlıkla alması demektir. Farklı dalga boylarından söz edilmesi, burada sinyallerle ilgili anlamın kullanıldığını açıkça gösterir. Bu ifade, başka birinin telefonunu fiziksel olarak kaldırmak veya onun yerine bilerek cevap vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede pick up “bir sinyali almak veya tespit etmek” anlamında kullanılmıştır?
- Maya picked up the box from the floor.
- The radio picked up a weak emergency signal.
- Leo picked up his sister after school.
Cevabı göster
The radio picked up a weak emergency signal.
It's even slightly different from the wavelength your phone is receiving information on,
1:48Gelen o sinyalle karışmaması için,
so as not to interfere with that incoming signal. Notlar
1:54telefonunuzun bilgi aldığı dalga boyundan bile biraz farklıdır.
so as not to + fiil: bir sonucu önleme amacını ifade etmek
So as not to + fiilin yalın hâli, olumsuz bir amaç belirtir: istenmeyen bir sonucu önlemek için bir eylem veya düzenleme seçilir. Burada gelen sinyalle girişimi önlemek amacıyla biraz farklı bir dalga boyu kullanılır. So as not to ifadesini tek bir yapı olarak düşünün. Not sözcüğünü to sözcüğünden önce koyun, ardından fiilin yalın hâlini kullanın: so as not to interfere.
Alıştırma
Cümleyi resmî olumsuz amaç yapısıyla tamamlayın: Nina saved a backup copy of the file ____ lose her work.
Cevabı göster
so as not to
interfere with: normal işleyişi bozmak
Interfere with + isim, bir şeyi aksatmak veya normal şekilde çalışmasını zorlaştırmak anlamına gelir. Bu cümlede that incoming signal, etkilenebilecek olan şeydir. With, etkilenen sinyali, süreci, etkinliği veya kişiyi belirtir. Bu anlamda edat korunur: interfere with the signal denir, interfere the signal denmez.
Alıştırma
interfere fiilinin doğru biçimini ve gerektirdiği edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: A thick metal wall can ____ radio reception.
Cevabı göster
interfere with
But there are only so many colors to choose from, Dilbilgisi
1:57Ancak aralarından seçim yapılabilecek renk sayısı sınırlıdır,
only so many ... to choose from: sınırlı sayıda seçenek
Only so many + çoğul sayılabilen isim, sayının bir sınırı olduğu anlamına gelir. Bu, sayının mutlaka çok az olduğu anlamına gelmez. Burada only, so many yapısını sabit bir üst sınır bildiren ifadeye dönüştürür. To choose from, ismi mevcut seçeneklerin oluşturduğu küme olarak tanımlar. Colors to choose from ifadesinde from, choose fiilinden sonra kalır: mevcut kümeden bir renk seçilir.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut randevu saatlerinin çok az olduğunu söylemeden bunların sayısının bir sınırı olduğunu belirtir?
- There are only a few appointment times to choose from.
- There are so many appointment times to choose from.
- There are only so many appointment times to choose from.
Cevabı göster
There are only so many appointment times to choose from.
since the advent of Wi-Fi: zamanı resmî biçimde başlatan ifade
Bu cümlede the advent of Wi-Fi, Wi-Fi'ın önemli bir yeni teknoloji olarak ortaya çıkıp yayılmasını ifade eder. Advent, önemli bir teknolojinin, sistemin veya dönemin başlangıcını anlatmak için sık kullanılan resmî bir isimdir. Burada since, bu olayı zamanda bir başlangıç noktası olarak gösterir: değişim Wi-Fi ortaya çıktıktan sonra başlamış ve o zamandan itibaren sürmüştür. Buradaki since, “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi advent kullanan ve “akıllı telefonların ortaya çıktığı zamandan beri” anlamına gelen resmî bir ifadeyle tamamlayın: Communication habits have changed ____ smartphones.
Cevabı göster
since the advent of
the demand for ownership of these wavelengths has increased dramatically. Kelime
2:02bu dalga boylarının sahipliğine olan talep dramatik bir şekilde arttı.
demand for ownership of these wavelengths: bu dalga boyları üzerindeki kontrol talebi
Bu ifade demand for X yapısındadır ve X, ownership of these wavelengths bölümüdür. Daha fazla kişi veya kuruluşun sınırlı kablosuz spektrum bölümleri üzerinde hak istediğini anlatır. Bu teknik bağlamda ownership, dalga boylarını tahsis edilebilen kıt kaynaklar olarak sunar. Kontrol veya özel kullanım gibi mülkiyete benzer bir hak iddiasına işaret eder; gerçek düzenlemeler doğrudan mülkiyet yerine lisans sağlayabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda demand for ownership of these wavelengths ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Daha fazla kişi sınırlı spektrumu kontrol etme veya kullanma hakkı istiyor.
- Daha fazla kişi görünür renkleri satın almak istiyor.
- Kablosuz cihazların artık hiçbir spektruma ihtiyacı yok.
Cevabı göster
Daha fazla kişi sınırlı spektrumu kontrol etme veya kullanma hakkı istiyor.
With all these signals in the air and a limited number of colors to assign, Anlatım akışı
2:07Havadaki onca sinyal ve atanacak sınırlı sayıdaki renk ile,
avoiding interference is increasingly difficult,
2:12özellikle baz istasyonları, bölgesel acil durumlarda
With all these signals ...: sonuçtan önce arka plan
Burada cümle başındaki with öbeği, ana cümle için gerekli koşulları ortaya koyar. With, “birlikte” anlamında değil, “bu koşullar altında” veya “... varken” anlamındadır. İki arka plan bilgisini bir araya getirir: havada çok sayıda sinyal vardır ve yalnızca sınırlı sayıda renk atanabilir. Virgül, arka plandan sonuca geçişi gösterir. Ana mesaj virgülden sonra gelir: paraziti önlemek giderek zorlaşmaktadır. Böyle uzun bir cümleyi okurken önce baştaki arka plan çerçevesini, ardından ana cümleyi bulun.
Alıştırma
Cümlenin bilgileri nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Her iki bölüm de yalnızca bir arada bulunan nesneleri sıralar.
- Baştaki with öbeği sonucu bildirir, ana cümle ise ilgisiz bir örnek verir.
- Baştaki with öbeği arka plan koşullarını verir, ana cümle de sonucu bildirir.
Cevabı göster
Baştaki with öbeği arka plan koşullarını verir, ana cümle de sonucu bildirir.
especially when cell towers receive too many signals at once, Kalıp ifadeler
2:15herkesin telefonunu kullanmaya çalıştığı zamanlar gibi,
too many signals at ... once: yönetilemeyecek kadar çok ve aynı anda
Vurgulanan sözcükler, ardından gelen once ile birleşerek too many signals at once ifadesini oluşturur. Too many + çoğul sayılabilen isim, yönetilebilir veya uygun olandan daha büyük bir miktarı anlatır. Bu nedenle too many signals yalnızca çok sayıda sinyal değil, aşırı yük oluşturacak kadar çok sinyal demektir. Bu bağlamda at once, “aynı anda” anlamındadır: birçok sinyal birlikte gelir. Burada “hemen” anlamına gelmez.
Alıştırma
"The server received too many requests at once," cümlesinde at once ne anlama gelir?
- Aynı anda
- Bir emir olarak hemen
- Geçmişte bir kez
Cevabı göster
Aynı anda
Örnek belirteci olarak “such as during regional emergencies”
Such as, ardından gelen sözlerin daha genel bir açıklamayı destekleyen somut bir örnek olduğunu gösterir. Burada during regional emergencies, birçok kişinin aynı anda telefonunu kullanmaya çalışabileceği bir durumu belirtir; ayrı bir ana fikir değildir. Bu örnek bir zaman ifadesidir: such as ifadesinden sonra during + olay kullanılarak “örneğin, o olay gerçekleşirken” anlamı verilebilir.
Alıştırma
Such as during regional emergencies ifadesi cümlede bilgiyi düzenleme açısından ne yapar?
- Daha genel bir fikri destekleyen belirli bir durum örneği verir.
- Konuyu bölgesel acil durumların nedenlerine çevirir.
- Bölgesel acil durumların insanların telefon kullandığı tek zaman olduğunu söyler.
Cevabı göster
Daha genel bir fikri destekleyen belirli bir durum örneği verir.
But other sources of interference are more preventable,
2:24Ancak gökyüzünde binlerce metreden sinyal arayan telefonlar gibi
like phones searching for signals from thousands of meters in the sky. Kalıp ifadeler
2:28diğer parazit kaynakları daha engellenebilirdir.
“searching for signals”: search for + hedef
Search for + hedef, “o hedefi bulmaya çalışmak” anlamına gelir. Searching for signals ifadesinde signals, telefonların algılamaya çalıştığı hedeftir; bu nedenle for gereklidir. Searching, search fiilinin -ing biçimidir. Burada phones sözcüğünden sonra gelir ve telefonların ne yaptığını açıklar: phones searching for signals.
Alıştırma
Search fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanın: The rescue team is ____ a missing hiker.
Cevabı göster
searching for
Phones on planes are very far from cell towers,
2:33Uçaklardaki telefonlar baz istasyonlarından çok uzaktadır,
so they work overtime to send the loudest signals they can in search of service. Notlar
2:36bu yüzden servis bulmak amacıyla gönderebilecekleri en yüksek sesli sinyalleri göndermek için fazladan çalışırlar.
work overtime: bir makinenin normalden daha yoğun çalışması
İnsanlar için gerçek anlamda kullanıldığında work overtime, normal çalışma saatlerinin ötesinde çalışmaya devam etmek demektir. Burada telefonlar insan gibi anlatılır: baz istasyonları uzakta olduğu için bağlanmaya çalışırken normalden daha yoğun çalışırlar. Work overtime bir makineyi, sistemi veya vücudun bir bölümünü anlatıyorsa genellikle gerçek çalışma saatleri olduğu anlamına gelmez; daha fazla iş yaptığını veya daha ağır yük altında çalıştığını belirtir.
Alıştırma
'The cooling system is working overtime to keep the servers cool,' cümlesinde working overtime ne anlama gelir?
- Sistem normalden daha yoğun çalışıyor.
- Sistemin düzenli ofis çalışma saatleri var.
- Sistem tamamen durmuş.
Cevabı göster
Sistem normalden daha yoğun çalışıyor.
in search of service: amaç ve mobil ağ anlamı
Sabit yapı in search of + isim veya isim grubu, “bulmaya çalışmak” ya da “aramak” anlamına gelir. Burada in search of service, güçlü sinyaller göndermenin amacını belirtir: telefonlar bağlanabilecekleri bir mobil ağ bulmaya çalışır. Telefon bağlamında service, hücresel ağa erişim veya şebeke kapsaması demektir.
Alıştırma
Şu üç sözcüğün her birini bir kez kullanarak doğru üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: search, of, in. The hikers climbed to higher ground ____ a phone signal.
Cevabı göster
in search of
the phones might find themselves much closer to a cell tower than expected, Dilbilgisi
2:44telefonlar kendilerini bir baz istasyonuna beklenenden çok daha yakın bulabilir,
find themselves ... than expected: kendini beklenmedik bir durumda bulmak
Find + dönüşlülük zamiri + tümleç, öznenin belirli bir durumda ya da yerde olduğunu fark etmesi veya çoğu zaman beklenmedik biçimde o duruma gelmesi anlamına gelir. Burada themselves, the phones ifadesine gönderme yapar; much closer to a cell tower ise telefonların bulunabileceği konumu açıklar. phones gibi cansız bir özne kullanıldığında bilinçli bir fark ediş anlatılmaz; telefonların o konuma gelebileceği ifade edilir. Much closer ... than expected, olası mesafeyi tahmin edilen mesafeyle karşılaştırır: telefonlar kuleye öngörülenden çok daha yakın olabilir. Than expected, than people expected veya than was expected anlamındaki kısaltılmış bir karşılaştırmadır.
Alıştırma
Cümleyi find oneself yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After missing our stop, we ____ in an unfamiliar neighborhood.
Cevabı göster
found ourselves
blasting it with a massive signal that drowns out those on the ground. Notlar
2:48ve yerdekileri bastıran devasa bir sinyalle onu bombardımana tutabilir.
blasting it with a massive signal: blast A with B yapısı
Blast A with B, B'yi büyük bir güç, yoğunluk veya ses düzeyiyle A'ya yöneltmek demektir. Burada A, cell tower ifadesine gönderme yapan it; B ise a massive signal ifadesidir. Telefonlar kuleye son derece güçlü bir sinyal göndermektedir; blast burada mecazidir ve herhangi bir şeyin patladığı anlamına gelmez. Blasting, önceki cümlecikteki the phones ile bağlantılı bir -ing sıfat-fiil grubudur. Telefonlar kuleye olağandışı derecede yakınken gerçekleşen eylemi ekler ve bu yakınlığın sonucunu göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi blast A with B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During rehearsal, the speakers ____ extremely loud music.
Cevabı göster
blasted the room with
drowns out those on the ground: güçlü sinyallerin zayıf sinyalleri bastırması
Burada drowns out, bir sinyalin daha zayıf sinyallerin net biçimde alınmasını engelleyecek kadar güçlü olması demektir. A drowns out B yapısında A, B'yi bastırır veya örter. Those, daha önce geçen signals sözcüğünün yerini tutar; bu nedenle those on the ground, yerdeki sinyaller demektir. Drown burada mecazidir; hiçbir şey suya batırılmıyor.
Alıştırma
Cümleyi drown out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During yesterday's outdoor concert, the speakers ____ the sound of the rain.
Cevabı göster
drowned out
you're essentially acting as a military radio jammer, Anlatım akışı
2:56aslında askerî bir radyo frekans karıştırıcısı gibi hareket edersiniz,
acting as a military radio jammer: işlevsel bir benzetme
Acting as a military radio jammer ifadesi işlevsel bir benzetmedir. Act as + isim, bir şeyin rolünü veya işlevini yerine getirmek demektir; radio jammer ise radyo iletişimini bozan bir cihazdır. Cümle, sinyal ileten bir cihazın etkisini sinyal bozucunun etkisiyle karşılaştırır; yolcunun veya telefonun gerçekten askeri ekipmana dönüştüğünü iddia etmez. Essentially, bunun temel etkiye odaklanan basitleştirilmiş bir ifade olduğunu gösterir. Çarpıcı askeri benzetme, görünmeyen radyo parazitini zihinde canlandırmayı kolaylaştırır ve uçak modunu kullanma gerekçesini güçlendirir.
Alıştırma
Cümledeki acting as a military radio jammer ne anlama geliyor?
- Parazit etkisini askeri bir radyo sinyal bozucunun yaptığı işle karşılaştırır.
- Yolcunun gerçekten askeri bir ekipmana dönüştüğünü söyler.
- Askeri bir sinyal bozucunun yolcu için uçak modunu açtığını söyler.
Cevabı göster
Parazit etkisini askeri bir radyo sinyal bozucunun yaptığı işle karşılaştırır.
sending out giant radio waves that interfere with nearby signals. Öbek fiiller
2:59ve yakındaki sinyalleri engelleyen dev radyo dalgaları gönderirsiniz.
sending out giant radio waves: send out ile yaymak ve iletmek
sending out giant radio waves ifadesinde send out, “bir kaynaktan bir şeyi üretip iletmek veya yaymak” anlamına gelir. Nesnesi giant radio waves olduğundan, bu ifade cihazın parazite nasıl yol açtığını açıklar. Burada send out tek bir öbek fiil olarak kullanılır; out yalnızca yön bildiren ayrı bir sözcük değildir. Aynı fiil, bir kaynağın sinyal veya ışık yaymasını ya da mesaj ve davetiye göndermesini anlatabilir.
Alıştırma
send out ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The lighthouse ____ a bright beam every night.
Cevabı göster
sends out
Even on the ground, almost all our electronics emit rogue radio waves, Notlar
3:04Yerdeyken bile hemen hemen tüm elektronik cihazlarımız serseri radyo dalgaları yayarak
Even on the ground: even düşüncenin kapsamını genişletir
Even on the ground yerde olma durumunu cümlenin başına getirir ve bunu önceki düşüncenin şaşırtıcı bir uzantısı olarak işaretler. Konu yalnızca uçaktaki elektronik cihazlarla sınırlı değildir; cihazlar yerdeyken de geçerlidir. even olmasaydı on the ground çoğunlukla yalnızca yeri belirtirdi. even eklendiğinde ifade, düşüncenin kapsamını dinleyicinin beklemeyebileceği bir duruma genişleterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Even on the ground bu cümlede bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Çalışan elektronik cihazları bozuk olanlarla karşılaştırır.
- Düşünceyi, ek ve biraz şaşırtıcı bir durum olarak yerdeki koşulları da kapsayacak biçimde genişletir.
- Sorunun yalnızca yerde oluştuğunu söyler.
Cevabı göster
Düşünceyi, ek ve biraz şaşırtıcı bir durum olarak yerdeki koşulları da kapsayacak biçimde genişletir.
rogue radio waves: denetimsiz veya istemeden yayılan radyo dalgaları
Rogue radio waves ifadesinde rogue, normal denetimin dışında olan ya da istemeden üretilen anlamında bir sıfattır. Bu ifade, elektronik cihazlardan yayılan ve parazite yol açabilen istenmeyen radyo frekansı emisyonlarını anlatır. Burada rogue bir kişiyi değil, sinyalin anormal davranışını tanımlar. Bu teknik kullanım; beklenmedik, izinsiz veya denetimsiz çalışan rogue signal, rogue device ya da rogue program için de geçerlidir.
Alıştırma
Örnekte rogue radio waves ne anlama gelir?
- Kusursuz biçimde denetlenen ve zararsız radyo dalgaları
- Parazite yol açabilecek denetimsiz veya istemeden üretilen radyo dalgaları
- Bir suçlunun bizzat gönderdiği radyo dalgaları
Cevabı göster
Parazite yol açabilecek denetimsiz veya istemeden üretilen radyo dalgaları
slowing down our internet and making our calls choppy. Notlar
3:09internetimizi yavaşlatır ve aramalarımızı kesintiye uğratır.
slowing down our internet: slow down + nesne
Slow down, bir şeyin daha yavaş hareket etmesini, çalışmasını veya ilerlemesini sağlamak demektir. slowing down our internet ifadesinde our internet nesnedir; parazit, bağlantı veya veri aktarım hızını düşürür. Down burada yön bildirmez; fiilin bir parçasıdır. İsim nesneyle hem slow down the process hem slow the process down kullanılabilir; zamirle slow it down denir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için slow down ifadesini doğru biçimde kullanın: Large image files can ____ a website.
Cevabı göster
slow down
making our calls choppy: görüşme sesini kesik kesik hâle getirmek
Bu cümlede choppy, görüşme sesinin tekrar tekrar kesilmesi veya parça parça gelmesi nedeniyle anlaşılmasının zorlaşması demektir. Yalnızca düşük ses seviyesini değil, düzensiz ve kesintili sesi anlatır. İfade make + object + adjective yapısını kullanır: making + our calls + choppy, görüşmeleri kesik kesik hâle getirmek demektir.
Alıştırma
“The call became choppy,” cümlesinde büyük olasılıkla ne oldu?
- Ses sürekli kesilip geri geldi.
- Görüşme hemen bağlandı ve hep net kaldı.
- Ses seviyesi biraz yükseldi.
Cevabı göster
Ses sürekli kesilip geri geldi.
This leads consumers to pay for more bandwidth, Dilbilgisi
3:13Bu, tüketicilerin daha fazla bant genişliği için ödeme yapmasına yol açar,
This leads consumers to pay: lead + kişi + to do yapısı
Burada lead, birine yol göstermek değil, bir eyleme neden olmak veya kişiyi o eyleme yöneltmek anlamındadır. Yapı lead + person + to + base verb şeklindedir: consumers etkilenen kişileri, to pay ise bunun sonucunda yaptıkları eylemi belirtir. This, hemen önce söz edilen iletişim sorunlarına gönderme yapar. Cümle, bu sorunları tüketicilerin daha fazla bant genişliği için ödeme yapmasının nedeni olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi change sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The warning led us ____ our plans.
Cevabı göster
to change
pushing service providers to take over more of the radio spectrum, Notlar
3:15servis sağlayıcılarını radyo spektrumunun daha fazlasını ele geçirmeye iter,
pushing service providers to take over: sonuç zincirini sürdürmek
-ing yan cümlesi pushing service providers to take over, daha önce belirtilen sonuca ikinci bir sonuç ekler. Önce tüketiciler daha fazla bant genişliği için ödeme yapmaya yöneltilir; ardından bu gelişme hizmet sağlayıcılarını etkiler. Bu yapı, yeni bir tam cümle başlatmadan tek cümlede bir sonuç zinciri göstermeyi sağlar. Burada push + kişi veya kuruluş + to + fiil, talep, ihtiyaç, baskı ya da teşvik nedeniyle birini harekete geçirmek veya buna zorlamak anlamına gelir. Fiziksel olarak itmek anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede neden-sonuç zincirine bir sonraki sonucu eklemek için -ing yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- The shortage raised prices, pushed families to spend less.
- The shortage raised prices, pushing families spend less.
- The shortage raised prices, pushing families to spend less.
Cevabı göster
The shortage raised prices, pushing families to spend less.
take over more of the radio spectrum: spektrumun daha büyük bir payını kontrol etmek
Burada take over, bir şeyin kontrolünü veya sahipliğini ele geçirmek anlamına gelir. More of the radio spectrum, sınırlı bir iletişim kaynağının daha büyük bir payını ifade eder; yani hizmet sağlayıcıları bu kaynağın daha büyük bir bölümünü kontrol edecek veya kendilerine ayıracaktır. Aynı öbek fiil bir şirketin, pozisyonun, görevin ya da alanın kontrolünü ele almayı da anlatabilir. Bu cümlede yalnızca bir çalışanın yerine geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede take over, daha büyük bir payın kontrolünü ele geçirmek anlamında kullanılmıştır?
- After the merger, one company took over most of the local market.
- The conference took place on Monday.
- The new app took up most of the phone's storage.
Cevabı göster
After the merger, one company took over most of the local market.
and eventually send more satellites into the sky,
3:19ve nihayetinde gökyüzüne daha fazla uydu gönderilerek
creating a vicious cycle that could eventually blot out the stars. Notlar
3:23er ya da geç yıldızları gizleyebilecek bir kısır döngü yaratır.
creating a vicious cycle: kendi kendine kötüleşen bir döngü oluşturmak
Vicious cycle, zararlı sonuçları olan ve kendi kendini güçlendiren bir döngüdür: bir sorun, dönüp asıl sorunu daha da kötüleştiren bir sonuç doğurur. Önemli olan yalnızca peş peşe kötü olayların yaşanması değil, neden-sonuç ilişkisinin tekrar etmesidir. Creating, döngüyü önceki durumun bir sonucu olarak sunan -ing biçiminde bir ortaçtır. Burada vicious, zalim veya kasıtlı olarak kötü niyetli olmak değil, giderek daha zararlı ya da içinden çıkılması zor olmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum gerçekten a vicious cycle örneğidir?
- Bir fırtına sona erer ve gökyüzü açılır.
- Stres uyumayı zorlaştırır, yetersiz uyku da daha fazla strese yol açar.
- Birbiriyle ilgisiz iki sorun aynı gün yaşanır.
Cevabı göster
Stres uyumayı zorlaştırır, yetersiz uyku da daha fazla strese yol açar.
blot out the stars: yıldızları tamamen görünmez kılmak
Blot out, bir şeyin artık görülemeyecek kadar tamamen engellenmesi veya örtülmesi anlamına gelir. Bu nedenle blot out the stars, yıldızların ışığını engelleyerek onları görünmez kılmak demektir; yıldızları yok etmek anlamına gelmez. Bu öbek fiilin öznesi genellikle bulut, duman, güçlü parlaklık veya başka bir engel gibi büyük ya da yoğun bir nedendir. Bir şeyi yalnızca görmeyi zorlaştırmaktan daha güçlü biçimde, neredeyse tamamen görünmez kılmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi blot out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Dark clouds ____ the moon, but the moon was still there.
Cevabı göster
blotted out
this system is threatening our relationship with the cosmos. Kelime
3:29bu sistem kozmosla olan ilişkimizi tehdit ediyor.
Though ... even without these satellites: iddia yine de geçerli
Though bu cümleyi önceki düşünceye bağlar ve yaklaşık olarak 'ancak' anlamında bir karşıtlık belirtir. Even without these satellites bir ödünleme kurar: uydular durumdan çıkarılsa bile ana iddia geçerliliğini korur. Bu yapı, savın tek bir belirgin nedenin veya örneğin ötesine geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan başlangıcın doğru çözümlemesi hangisidir?
- Though önceki bir düşünceye bağlanır ve even without these satellites, uydular yokken de ana iddianın geçerli olduğunu söyler.
- Though çünkü anlamına gelir; dolayısıyla tehdidin tek nedeni uydulardır.
- Even though bağlaçtır ve without these satellites tam bir yan cümledir.
Cevabı göster
Though önceki bir düşünceye bağlanır ve even without these satellites, uydular yokken de ana iddianın geçerli olduğunu söyler.
threatening our relationship with the cosmos: soyut bir bağlantıyı tehdit etmek
Relationship with yalnızca insanlar arasındaki bir bağı anlatmaz. Bir kişinin veya grubun doğa, teknoloji ya da iş gibi bir şeyle nasıl bağ kurduğunu, onu nasıl anladığını veya onunla nasıl etkileşime girdiğini de ifade edebilir. Burada threatening our relationship with the cosmos, insanlığın evrenle kurduğu bağlantıyı riske atmak anlamına gelir. Cosmos, evren için kullanılan resmî ve geniş çağrışımlı bir sözcüktür; bu nedenle ifade, tek bir nesnenin tehlikeye girmesinden daha kapsamlı duyulur.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve soyut bir bağlantı anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Technology is changing our ____ nature.
Cevabı göster
relationship with
Radio telescopes used for astronomy rely on a specific band of wavelengths to see deep into space. Notlar
3:33Astronomide kullanılan radyo teleskopları, uzayın derinliklerini görmek için belirli bir dalga boyu bandına güvenir.
used for astronomy: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
used for astronomy ifadesi Radio telescopes ifadesinden sonra gelir ve hangi teleskopların kastedildiğini açıklar. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: Radio telescopes that are used for astronomy. Buradaki used, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değildir. Ana fiil rely sözcüğüdür. Bu yapı, betimleyici bilgiyi ismin ardından kısa biçimde verir.
Alıştırma
Hangi cümle used for astronomy ifadesini anlamı değiştirmeden doğru biçimde açar?
- Radio telescopes that used astronomy rely on a specific band of wavelengths.
- Radio telescopes used astronomy and relied on a specific band of wavelengths.
- Radio telescopes that are used for astronomy rely on a specific band of wavelengths.
Cevabı göster
Radio telescopes that are used for astronomy rely on a specific band of wavelengths.
rely on a specific band of wavelengths: neye bağlı olunduğunu belirtme
Rely on, bir kişinin ya da şeyin çalışmak veya başarılı olmak için başka birine ya da şeye ihtiyaç duyması veya bağlı olması anlamına gelir. Burada teleskopların derin uzayı gözlemleyebilmek için belirli bir dalga boyu aralığına ihtiyacı vardır. Bağlı olunan kişi veya şey on sözcüğünden sonra gelir: rely on a person, rely on a tool, rely on information veya rely on a condition. Bu öğeyi belirtirken on sözcüğünü atmayın.
Alıştırma
Cümleyi rely sözcüğünün doğru iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: During storms, rescue teams ____ radio communication.
Cevabı göster
rely on
However, while this range is supposedly protected, Dilbilgisi
3:40Ancak bu aralık sözde korunuyor olsa da,
while this range is supposedly protected: karşıtlık bildiren while
Burada while zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. İlk yan cümle görünürdeki bir gerçeği — bu aralığın korunduğunun söylendiğini — sunar; ana cümle ise bununla çelişen gerçeği verir: sınırlar uygulanmamaktadır. Supposedly, “iddia edilene göre” anlamına gelir ve konuşanın bu iddiayı bütünüyle kabul etmeden aktarmasını sağlar. while X, Y kalıbı bir iddia ya da beklenti ile gerçekte olan arasındaki karşıtlığı düzenleyebilir.
Alıştırma
while this range is supposedly protected ifadesinin görevini en iyi hangi yorum açıklar?
- Aralığın korunduğu iddiasını şimdilik kabul edip ardından bunu uygulama eksikliğiyle karşılaştırıyor.
- Sınırların, aralığın korunduğu dönem boyunca uygulandığını söylüyor.
- Aralığın korunmasını, sınırların uygulanmamasının nedeni olarak gösteriyor.
Cevabı göster
Aralığın korunduğu iddiasını şimdilik kabul edip ardından bunu uygulama eksikliğiyle karşılaştırıyor.
the cutoffs aren't enforced: uygulanmayan sınırlar
Burada cutoffs, korunan frekans aralığını tanımlayan sınır noktaları ya da limitler anlamına gelir. Fiziksel olarak kesilmiş parçaları ifade etmez. Aren't enforced edilgen bir fiil grubudur. Sınırların kural olarak var olabileceğini, ancak sorumlu makamın insanların bunlara uymasını sağlamadığını belirtir. Enforce sıklıkla rules, laws, limits ve standards gibi sözcükleri nesne olarak alır.
Alıştırma
Bu bağlamda the cutoffs aren't enforced ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- The boundary limits exist, but the responsible authority does not make sure they are followed.
- The boundary limits are being made stricter.
- The boundary limits have been physically removed.
Cevabı göster
The boundary limits exist, but the responsible authority does not make sure they are followed.
For example, the Very Large Array can see signals throughout our solar system from 1 to 50 gigahertz. Notlar
3:45Örneğin Very Large Array, güneş sistemimiz genelindeki 1 ile 50 gigahertz arasındaki sinyalleri görebilir.
the Very Large Array: bir radyo teleskop tesisinin özel adı
The Very Large Array, ABD'nin New Mexico eyaletinde bulunan bir radyo astronomi gözlemevinin özel adıdır. Uzaydan gelen radyo dalgalarını algılamak için birlikte çalışan çok sayıda büyük çanak anten kullanır. Bu cümlede see, “algılamak” anlamındadır ve bu ad, söz konusu frekans aralığındaki sinyalleri alabilen aracın türünü belirtir. Buradaki array, birlikte çalışan araçlar topluluğu anlamına gelir; bilgisayardaki bir veri dizisi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the Very Large Array neyi ifade ediyor?
- Birçok antenden oluşan ve özel bir adı olan radyo teleskop tesisi
- Alışılmadık derecede büyük bir bilgisayar veri listesi
- Görünür ışık için kullanılan tek bir dev teleskop
Cevabı göster
Birçok antenden oluşan ve özel bir adı olan radyo teleskop tesisi
from 1 to 50 gigahertz: sayısal bir aralığı belirtme
From A to B, bir aralığın başlangıç ve bitiş noktalarını belirtir. Burada 1 gigahertz alt sınır, 50 gigahertz ise üst sınırdır; from ve to birlikte kullanılan bir çifttir. Aynı yapı zaman, fiyat, mesafe, sıcaklık ve ölçülebilen başka aralıkları anlatabilir. İki sayı da aynı birimi kullandığında İngilizcede birim çoğu zaman yalnızca ikinci sayıdan sonra bir kez belirtilir: from 1 to 50 gigahertz.
Alıştırma
Sıcaklık aralığını from...to... ile tamamlayın: The temperature will range ____ 10 ____ 18 degrees Celsius.
Cevabı göster
from · to
But if it tries looking for signals below 5 gigahertz, Dilbilgisi
3:53Fakat 5 gigahertz altındaki sinyalleri aramaya çalışırsa,
try looking for signals: bir yöntemi denemek için try + -ing
tries looking for signals ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimi gelir. Try + -ing, looking for signals eylemini sonucu görmek için denenen bir eylem veya yöntem olarak sunar. Odak, aramayı tamamlamak için gereken çaba ya da zorluktan çok bu arama biçimini denemektir. Bu yapı, olası bir yaklaşımı önermek veya anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Move fiilini ve try + -ing yapısını kullanarak öneriyi tamamlayın: If reception is poor, ____ the radio closer to the window.
Cevabı göster
try moving
its search could be drowned out by a sea of phones on 5G networks. Deyimler
3:56araştırması 5G ağlarındaki telefon denizinde boğulabilir.
drowned out by a sea of phones: sinyalleri bastıran yoğun girişim
Drown out, daha güçlü bir sesin veya sinyalin başka bir sesi ya da sinyali bastırarak onun net biçimde duyulmasını veya algılanmasını engellemesi demektir. Edilgen yapı be drowned out by, daha güçlü girişimin kaynağını gösterir; burada gerçek anlamda boğulma yoktur. A sea of, çok büyük ve geniş bir alana yayılmış miktar veya sayı anlamı verir. Burada phones, 5G ağlarındaki telefonların ürettiği çok sayıdaki sinyali temsil eder. Bu iki imge birlikte girişimin hem ölçeğini hem de gücünü vurgular.
Alıştırma
Burada its search could be drowned out by a sea of phones ne anlama geliyor?
- Arama, ağdaki her telefonu tespit edebilir.
- Telefonlar suya düşüp çalışmayı durdurabilir.
- Çok sayıdaki telefon sinyali, aranan sinyali bastırıp algılanmasını zorlaştırabilir.
Cevabı göster
Çok sayıdaki telefon sinyali, aranan sinyali bastırıp algılanmasını zorlaştırabilir.
Today, nowhere on Earth is truly radio quiet. Kelime
4:01Bugün Dünya üzerinde hiçbir yer radyodan tamamen arınmış değildir.
truly radio quiet: ses yokluğu değil, düşük radyo paraziti
Bu cümlede radio quiet, radyo frekansı parazitinin çok az olduğu bir yeri anlatan teknik bir ifadedir. İnsanların duyabildiği sıradan seslerle değil, radyo dalgalarıyla ilgilidir. Truly, anlatımı güçlendirerek “tamamen” veya “gerçekten” anlamını verir. Yani hiçbir yerin bu düşük parazit koşuluna bütünüyle ulaşamadığı söylenmektedir.
Alıştırma
Bu cümlede radio quiet ne anlama geliyor?
- Orada hiç kimse konuşmuyordur.
- Radyo frekansı paraziti çok azdır.
- Orada hiçbir tür ses yoktur.
Cevabı göster
Radyo frekansı paraziti çok azdır.
Satellites relaying signals around the globe have blanketed the planet in radio waves. Notlar
4:05Dünyanın dört bir yanına sinyal ileten uydular, gezegeni radyo dalgalarıyla kaplamıştır.
relaying signals around the globe: sinyalleri dünya çapında aktarmak
Relaying signals, sinyalleri alıp başka bir yere aktarmak anlamına gelir. Around the globe ise dünya çapında bir kapsam ekler. relaying signals around the globe şeklindeki -ing öbeği satellites sözcüğünü niteler ve bu uyduların ne yaptığını açıklar. satellites that relay signals around the globe biçiminde genişletilebilir.
Alıştırma
Cümleyi beş sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın. relay sözcüğünü -ing biçiminde kullanın ve signals ile globe sözcüklerini ekleyin: The satellite is ____.
Cevabı göster
relaying signals around the globe
blanketed the planet in radio waves: gezegeni radyo dalgalarıyla kaplamak
Burada blanketed, “çok geniş bir alanı kaplamak” anlamında kullanılan mecazi bir fiildir. blanket A in B kalıbı, B’nin A’nın büyük bir bölümüne yayılması veya orayı doldurması anlamına gelir. Cümlede gerçek bir battaniyeden söz edilmiyor. Radyo dalgaları, Dünya’nın büyük bir bölümünü çevreleyen bir katman gibi sunuluyor. Böylece her yerin tamamen kaplandığı değil, dalgaların çok geniş bir alana ulaştığı vurgulanıyor.
Alıştırma
Cümleyi blanket fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve hedef kalıpta kullanılan edatla tamamlayın: The storm ____ the village ____ snow.
Cevabı göster
blanketed · in
But there are a few places with less crowded skies Deyimler
4:11Ancak radyo teleskoplarının uzayın derinliklerine bakabileceği,
less crowded skies: daha az yoğun gökyüzü
Burada crowded mecazi anlamda kullanılır: gökyüzü, içinde çok fazla şey bulunan bir yer gibi ele alınır. less crowded skies, yukarıda daha az uydu, radyo sinyali ve ilgili etkinlik olduğu, dolayısıyla daha az parazit bulunduğu anlamına gelir. Less, yoğunluk derecesini karşılaştırır. Skies, bu yerlerin üzerindeki gözlem ortamını ifade eder; bulutları veya hava durumunu anlatmaz.
Alıştırma
Radyo gözlemiyle ilgili bir konuşmada less crowded skies ne anlama gelir?
- Bulutlar birbirine çok yakın biçimde toplanmıştır.
- Yukarıda parazite yol açan daha az uydu ve radyo sinyali vardır.
- Gökyüzüne bakan daha az insan vardır.
Cevabı göster
Yukarıda parazite yol açan daha az uydu ve radyo sinyali vardır.
where radio telescopes can look deep into space. Kalıp ifadeler
4:15gökyüzünün o kadar da kalabalık olmadığı birkaç yer mevcuttur.
look deep into space: uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek
Burada look, “gözlerle bakmak” değil, “gözlemlemek” anlamına gelir. Bir radyo teleskobu radyo dalgalarını algılar; bu yüzden teleskop bakıyormuş gibi anlatılır. deep into space, uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek demektir. İfade, teleskobun oraya yolculuk ettiğini değil, ne kadar uzağı gözlemleyebildiğini vurgular.
Alıştırma
Örnekte look deep into space ne anlama geliyor?
- Fiziksel olarak uzayın sınırına yolculuk etmek.
- Uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek.
- Uzayın neden var olduğunu araştırmak.
Cevabı göster
Uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek.
and uncover the secrets of galaxies up to 96 billion light years away. Kelime
4:22ve 96 milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin sırlarını ortaya çıkarabiliriz.
the black hole at the center of the Milky Way: galaksimizin merkezindeki kara delik
Samanyolu, Güneş sistemimizi içeren galaksidir. Bu bir özel addır; kelimesi kelimesine “sütlü bir yol” anlamına gelmez. Vurgulanan ifade, galaksimizin ortasındaki ve yaygın olarak Sagittarius A* adı verilen süper kütleli kara deliği belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade neyi belirtir?
- Uzay boyunca uzanan, sütten yapılmış parlak bir yol.
- Evrendeki her galaksinin merkezindeki karanlık bir delik.
- Güneş sistemimizi içeren galaksinin ortasındaki süper kütleli bir kara delik.
Cevabı göster
Güneş sistemimizi içeren galaksinin ortasındaki süper kütleli bir kara delik.
up to 96 billion light years away: mesafenin üst sınırını belirtmek
Burada up to + sayı bir üst sınır belirtir: mesafe bu değere kadar çıkabilir. Bu aralık daha yakın galaksileri de kapsar; dolayısıyla her galaksinin tam olarak 96 milyar ışık yılı uzakta olduğu anlamına gelmez. Light year, yani ışık yılı, ışığın bir yılda katettiği mesafeyi gösteren bir uzaklık birimidir. Bir zaman süresi değildir. İfadenin tamamı “96 milyar ışık yılı kadar uzakta” anlamına gelir.
Alıştırma
Up to 96 billion light years away ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Her galaksi tam olarak 96 milyar ışık yılı uzaktadır.
- Mesafe 96 milyar ışık yılına kadar çıkabilir, ancak daha kısa da olabilir.
- Galaksiler en fazla 96 milyar yıldır varlığını sürdürmektedir.
Cevabı göster
Mesafe 96 milyar ışık yılına kadar çıkabilir, ancak daha kısa da olabilir.
Well, so long as we're not blinded by phones sending signals from first class. Notlar
4:28Tabii birinci sınıftan sinyal gönderen telefonlar yüzünden kör olmazsak.
so long as: bir koşul belirtmek
So long as bir koşul getirir ve “-dığı sürece” ya da “şu koşulla” anlamına gelir. Bu cümlede örtük sonucun gerçekleşmesi, telefon sinyallerinin gözlemcileri veya ekipmanlarını “kör etmemesine” bağlıdır. Burada long zaman süresini veya fiziksel uzunluğu anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp so long as + yan cümledir: bir sonuç, izin veya plan yalnızca bu koşul altında geçerlidir.
Alıştırma
Uygun koşul ifadesini seçin: You can borrow the camera ___ you return it by Friday.
- as far as
- so much as
- so long as
Cevabı göster
so long as
blinded by phones sending signals from first class: teleskobu “kör eden” telefon sinyalleri
Buradaki be blinded by ifadesi bir mecazdır. Konuşmacı, gözlemcileri ve radyo teleskoplarını görme yetilerini kaybedebilen kişiler gibi anlatır: telefonlardan gelen güçlü radyo yayınları, teleskobun algılamaya çalıştığı zayıf sinyali örtebilir. First class, bir uçağın birinci sınıf kabini demektir. Bu canlı anlatım ironi katar; çünkü lüks bir kabindeki sıradan bir telefon, son derece hassas bir astronomi gözlemini etkileyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede blinded by phones ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Yolcular telefonlarını teleskobun merceğinin önüne koydu.
- Telefon yayınları, teleskobun algılamaya çalıştığı zayıf sinyali örtebilirdi.
- Telefonlar yolcuların gözlerine fiziksel olarak zarar verdi.
Cevabı göster
Telefon yayınları, teleskobun algılamaya çalıştığı zayıf sinyali örtebilirdi.
The average smartphone is drastically more powerful than the computers that guided us to the moon. Notlar
4:34Ortalama bir akıllı telefon, bizi Ay'a götüren bilgisayarlardan katbekat daha güçlüdür.
drastically more powerful than: çok büyük bir farkı vurgulamak
more powerful than bir karşılaştırma ifadesidir: A'nın güç veya kapasite düzeyinin B'den daha yüksek olduğunu belirtir. Drastically, more powerful ifadesini niteler ve farkın yalnızca biraz değil, çok büyük olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp A + be + drastically more + sıfat + than + B şeklindedir. Burada ortalama akıllı telefon A, Ay görevine rehberlik eden bilgisayarlar ise B'dir. Than, karşılaştırılan öğeyi tanıtır.
Alıştırma
Güçlü karşılaştırmayı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The new processor is ____ the previous model.
Cevabı göster
drastically more powerful than
guided us to the moon: Ay görevlerindeki bilgisayarlar
Bu cümlede the computers that guided us to the moon, navigasyon, rota hesaplamaları ve uzay aracının kontrolüyle Ay görevlerinin tamamlanmasına yardımcı olan bilgisayar sistemlerini anlatır. Guided, bilgisayarların turist rehberi gibi davrandığı veya insanları tek başına taşıdığı anlamına gelmez. Us genel olarak insanlığı ifade eder. Bu tarihsel gönderme karşılaştırmayı çarpıcı hâle getirir: günümüzde sıradan bir akıllı telefon, o görevlerde kullanılan bilgisayarlardan daha fazla hesaplama gücüne sahiptir.
Alıştırma
Bu cümlede the computers that guided us to the moon ne anlama geliyor?
- Ay'daki ziyaretçilere sesli tur düzenleyen bilgisayarlar.
- İnsanlı Ay görevlerinde uzay araçlarının yönlendirilmesine ve kontrolüne yardımcı olan bilgisayarlar.
- İnsanları uzay aracı olmadan fiziksel olarak Ay'a taşıyan bilgisayarlar.
Cevabı göster
İnsanlı Ay görevlerinde uzay araçlarının yönlendirilmesine ve kontrolüne yardımcı olan bilgisayarlar.
brilliant.org's Wi-Fi and GPS lessons can help you understand the remarkable technologies we carry in our pockets. Deyimler
4:40brilliant.org'un Wi-Fi ve GPS dersleri, cebimizde taşıdığımız olağanüstü teknolojileri anlamanıza yardımcı olabilir.
remarkable technologies we carry in our pockets: günlük cihazlardaki ileri teknoloji
Burada remarkable technologies we carry in our pockets, Wi-Fi ve GPS dâhil olmak üzere akıllı telefon gibi taşınabilir cihazlara yerleştirilmiş ileri teknolojileri anlatır. Bu teknolojiler, bir cebin içinde ayrı ayrı duran nesneler değildir. Cep imgesi, karmaşık teknolojiyi tanıdık ve günlük yaşamın bir parçası gibi gösterir. Remarkable, alışılmadık ölçüde etkileyici veya dikkate değer anlamına gelir.
Alıştırma
remarkable technologies we carry in our pockets ifadesi büyük olasılıkla neyi anlatıyor?
- Giysinin içinde taşınan bağımsız elektronik parçalar.
- Akıllı telefon gibi günlük taşınabilir cihazlara yerleştirilmiş ileri teknolojiler.
- Bugüne kadar icat edilmiş bütün teknolojilerin ayrı nesneler olarak bir cepte saklanması.
Cevabı göster
Akıllı telefon gibi günlük taşınabilir cihazlara yerleştirilmiş ileri teknolojiler.
Visit brilliant.org/teded to get 30 days free and 20% off a year of STEM learning.
4:4730 gün ücretsiz ve bir yıllık STEM öğreniminde %20 indirim kazanmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret edin.