Telefonunuzu uçak moduna almazsanız ne olur? - Lindsay DeMarchi: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
695 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Video, telefonların radyo dalgalarıyla nasıl iletişim kurduğunu, uçaktaki cihazların neden karasal mobil ağları bozabildiğini ve giderek artan radyo parazitinin derin uzaya yönelik astronomik gözlemleri nasıl engellediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Beyond the spectrum of light — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Beyond sözcüğünün bir şeyi fiziksel veya soyut bir aralığın dışına yerleştirdiğini anlamak ve spectrum of light ifadesini görünür ışıkla ilişkili ışınım aralığını anlatan bilimsel bir terim olarak tanımak. 2. drowns out those on the ground. — Phrasal verb’ler: Drown out ifadesini, güçlü bir sesin veya sinyalin daha zayıf olanları bastırdığı durumlarda tanımak. Bu ifadeyi, hızla ilerleyen bir uçaktan yayın yapan telefonun yerdeki kullanıcıların sinyallerini nasıl bastırabileceğini açıklamak için kullanabilmek. 3. blinded by phones sending signals from first class. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Telefon yayınlarının algılanmak istenen sinyalleri örtmesi nedeniyle radyo teleskoplarının kör edildiği metaforunu yorumlamak. Bu imgenin radyo parazitini görme kaybıyla ilişkilendirdiğini ve anlatının sonuna ironik bir ton kattığını fark etmek.

Bu derste

Right now,

0:07

Şu anda,

invisible signals are flying through the air all around you.

0:07

görünmez sinyaller etrafınızdaki havada uçuşuyor.

Beyond the spectrum of light your eyes can see, Kelime

0:12

Gözlerinizin görebildiği ışık spektrumunun ötesinde,

Kelime

Beyond the spectrum of light: görünür aralığın ötesinde

Burada beyond, “sınırlarının dışında” anlamına gelir; fiziksel olarak “arkasında” demek değildir. Söz konusu sınır, insan gözünün algılayabildiği ışık tayfı, yani ışık aralığıdır. beyond + bir aralık veya sınır yapısı, beyond our budget ya da beyond human hearing örneklerinde olduğu gibi mekânsal olmayan sınırlar için de kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede beyond the spectrum of light your eyes can see ne anlama gelir?

  1. İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığının dışındadır.
  2. Fiziksel olarak görünür bir ışık demetinin arkasındadır.
  3. Görünür ışık aralığının merkezine yakındır.
Cevabı göster

İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığının dışındadır.

massive radio waves as wide as houses, Notlar

0:14

evler kadar geniş devasa radyo dalgaları,

Kelime

massive radio waves: çok büyük ölçekli elektromanyetik dalgalar

Radio waves bir elektromanyetik dalga türüdür ve sinyal taşıyabilir. Burada waves su dalgaları anlamına gelmez; radyo dalgaları da radyodan çıkan ses değildir. Massive sözcüğünün anlamı as wide as houses ifadesiyle açıklanır: Dalgaların ağırlığını veya kütlesini değil, özellikle dalga boyları olmak üzere çok büyük ölçeklerini anlatır.

Alıştırma

Örnekteki massive radio waves ne anlama gelir?

  1. Bir radyo hoparlöründen çıkan ses dalgaları.
  2. Sudan yapılmış ağır nesneler.
  3. Ölçeği veya dalga boyu çok büyük olan elektromanyetik dalgalar.
Cevabı göster

Ölçeği veya dalga boyu çok büyük olan elektromanyetik dalgalar.

Dilbilgisi

as wide as houses: as ... as karşılaştırması

As wide as houses, as + sıfat + as + karşılaştırma noktası kalıbını izler. Radyo dalgalarının genişliğinin evlerin genişliğiyle yaklaşık olarak karşılaştırılabilir olduğunu anlatır. Houses, boyutu gözde canlandıran bir ölçüdür; dalgaların evlere benzediği anlamına gelmez. İki as de gereklidir. Sıfatı veya karşılaştırma noktasını değiştirerek kalıbı as tall as a tree ya da as bright as the moon örneklerindeki gibi yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Wide kullanarak cümleyi tam as ... as karşılaştırmasıyla tamamlayın: The bridge is ____ the road.

Cevabı göster

as wide as

carry information between computers, Kalıp ifadeler

0:17

bilgisayarlar,

Kalıp ifadeler

carry information between: iletişim uçlarını bağlamak

Carry information, bilgiyi bir yerden başka bir yere iletmek demektir. Buradaki carry, bir şeyi elde tutmak anlamında değildir; radyo dalgalarının ve diğer iletişim ortamlarının yaptığı işi anlatır. Between sözcüğünden sonra birbirine bağlı iletişim uçları gelir. Çoğul öznelerde cables carry information between buildings örneğindeki gibi carry information between kullanılır; tekil öznelerde carries kullanılır.

Alıştırma

Carry, information ve between sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Radio signals ____ phones.

Cevabı göster

carry information between

GPS systems, cell phones, and more.

0:20

GPS sistemleri, cep telefonları ve daha fazlası arasında bilgi taşır.

In fact, the signal your phone broadcasts is so strong if your eyes could see radio waves, Dilbilgisi

0:23

Aslında, telefonunuzun yaydığı sinyal o kadar güçlüdür ki, eğer gözleriniz radyo dalgalarını görebilseydi,

your phone would be visible from Jupiter.

0:30

telefonunuz Jüpiter'den bile görünürdü.

Dilbilgisi

Gerçek dışı koşul için if ... could ..., ... would ...

if yan cümlesi, insanların gerçekte sahip olmadığı bir yeteneği, yani radyo dalgalarını görmeyi hayal eder. Could see bu hayalî şimdiki zaman koşulunu, would be visible ise hayal edilen dünyadaki sonucu gösterir. if + geçmiş zaman biçimi/could ..., ... would ... kalıbına genellikle ikinci koşul yapısı denir. Şimdiki zamanda veya gelecekte gerçek dışı ya da pek olası olmayan bir durumu ele alır; sonucun gerçekten doğru olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Gerçek dışı şimdiki zaman koşulunu could ve would ile tamamlayın: If Maya ____ breathe underwater, she ____ explore the reef without a tank.

Cevabı göster

could · would

At least your special eyes would be able to see this if the sky wasn't flooded with interference Deyimler

0:33

En azından, eğer gökyüzü yönlendiriciler, uydular

from routers, satellites,

0:38

ve elbette uçarken telefonlarını uçak moduna almayan insanların telefonlarının yaydığı

Deyimler

Bir benzetme olarak wasn't flooded with interference

Be flooded with, gerçek anlamıyla bir yerin sel suyuyla kaplanmasını anlatır. Burada ise bir benzetmedir: flooded with interference, aranan sinyali ayırt etmeyi zorlaştıracak kadar çok sinyal parazitiyle dolu olmak demektir. Olumsuz biçim wasn't flooded with, bu aşırı yoğunluğun bulunmadığı bir durumu hayal eder. Gerçekte hiçbir şey su altında değildir; bu imge, görünmez bir teknik sorunu yaygın ve bunaltıcı hissettirir.

Alıştırma

Bu yeni cümlede flooded with ne anlama geliyor? After the storm warning, the station was flooded with calls.

  1. İstasyon gelen tüm aramaları engelledi.
  2. Sel suyu istasyondaki tüm telefonlara zarar verdi.
  3. İstasyona başa çıkılması zor sayıda telefon geldi.
Cevabı göster

İstasyona başa çıkılması zor sayıda telefon geldi.

and of course people flying who haven't put their phones on airplane mode. Kalıp ifadeler

0:40

parazitlerle dolup taşmasaydı özel gözleriniz bunu görebilirdi.

Kalıp ifadeler

put their phones on airplane mode: telefonlarını uçak moduna almak

Put + device + on + airplane mode, cihazın ayarını uçak moduna geçirmek demektir. Cümlede their phones nesnedir; on airplane mode ise geçişten sonraki ayarı gösterir. Airplane mode telefon veya tablet üzerindeki bir ayardır. Uçağın nasıl çalıştığını anlatmaz.

Alıştırma

Hatırlatmayı put + your phone + on + airplane mode ile tamamlayın: Please ____ before takeoff.

Cevabı göster

put your phone on airplane mode

You see, this setting isn't to protect your flight, Notlar

0:46

Anlayacağınız, bu ayar sizin uçuşunuzu korumak için değil,

Anlatım akışı

Açıklama başlatan bir söylem işareti olarak You see

Burada You see, bir açıklama ya da düzeltme başlatan söylem belirtecidir. Dinleyiciden gözleriyle bakmasını istemez. Dinleyiciye, sıradaki bilginin konuyu daha açık hâle getireceğini bildirir ve böylece açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede You see ne işe yarıyor? “You see, the door only locks when it is fully closed.”

  1. Birinden kapıya bakmasını ister.
  2. Bir açıklama başlatır.
  3. Açıklamayı bitirir.
Cevabı göster

Bir açıklama başlatır.

it's to protect everyone else in your flight path. Kelime

0:49

uçuş rotanızdaki diğer herkesi korumak içindir.

Dilbilgisi

isn't to ...; it's to ...: amacı düzelterek açıklama

X isn't to do A; it's to do B kalıbı, dinleyicinin varsaydığı amacı reddedip dikkatini gerçek amaca yöneltir. Burada ilk bölüm, ayarın kişinin kendi uçuşunu koruduğu düşüncesini reddeder; ikinci bölüm ise rota üzerindeki diğer herkesin korunmasını vurgular. İki bölüm de amaç bildirmek için be + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Paralel biçim, düzeltmeyi açıkça gösterir: A için değil, B için.

Alıştırma

Cümleyi isn't to ...; it's to ... ile tamamlayın: This alarm ____ scare you; ____ warn you about smoke.

Cevabı göster

isn't to · it's to

Kelime

flight path: bir uçağın havada izlediği rota

Flight path, bir uçağın havada izlediği rota veya yörüngedir. Burada everyone else in your flight path, uçağın rotası boyunca bulunan ve etkilenebilecek insanları ifade eder. Path her zaman görülebilen bir yürüyüş yolu anlamına gelmez. Bu ifadede uçağın içindeki koridoru veya havaalanındaki bir geçidi anlatmaz.

Alıştırma

Örnek cümlede flight path ne anlama geliyor?

  1. bir uçağın havada izlediği rota
  2. havaalanı kapısına giden geçit
  3. yolcuların uçağın içinde yürüdüğü koridor
Cevabı göster

bir uçağın havada izlediği rota

Cell phones connect to networks by emitting information in the form of electromagnetic waves, Notlar

0:52

Cep telefonları, elektromanyetik dalgalar biçiminde bilgi yayarak ağlara bağlanır,

Dilbilgisi

by emitting information: yöntemi anlatmak için by + -ing

Burada by, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir; “yanında” anlamına gelmez. Sonuç connect to networks ifadesinde, bunun nasıl yapıldığı ise emitting information ifadesinde verilir. Bu kullanımda by sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelebilir: by email, by pressing the button. by sözcüğünden hemen sonra fiilin yalın biçimini kullanmayın.

Alıştırma

by + -ing yapısını tamamlamak için scan fiilini doğru biçimde kullanın: The app unlocks the door by ____ a QR code.

Cevabı göster

scanning

Kalıp ifadeler

in the form of electromagnetic waves: bir şeyin aldığı biçimi anlatmak

in the form of + isim yapısı, bir şeyin aldığı biçimi, ortamı veya şekli belirtir. Burada information içeriktir; electromagnetic waves ise bu içeriğin yayıldığı biçimdir. Bu ifadede form, bir şeyin görünme, sunulma veya taşınma biçimi anlamına gelir. Doldurulan bir belge anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The prize came ____ a scholarship.

Cevabı göster

in the form of

specifically radio waves, which occupy this band of the electromagnetic spectrum. Kelime

0:58

daha spesifik olarak elektromanyetik spektrumun bu bandını kaplayan radyo dalgalarıyla.

Kelime

band of the electromagnetic spectrum: elektromanyetik spektrumun bir bandı

Burada band, elektromanyetik spektrumun belirli bir bölümünü, yani bir frekans veya dalga boyu aralığını ifade eder. Bu, spektrumun tamamının bir parçası için kullanılan teknik bir terimdir; müzik grubu ya da fiziksel bir şerit anlamına gelmez. band of the electromagnetic spectrum ifadesi, radyo dalgalarının kapladığı bölümü belirtir. Bir sinyal belirli bir frekans aralığına atandığında, band bu anlamıyla başka teknik bağlamlarda da kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede band ne anlama geliyor?

  1. elektromanyetik spektrumun belirli bir bölümü
  2. bir şeyi tutturmak için kullanılan fiziksel bir şerit
  3. bir müzik grubu
Cevabı göster

elektromanyetik spektrumun belirli bir bölümü

These radio waves come in a range of wavelengths, Kalıp ifadeler

1:04

Bu radyo dalgaları çeşitli dalga boylarında gelir,

Kalıp ifadeler

come in a range of wavelengths: çeşitli dalga boylarında bulunmak

come in a range of + isim yapısı, bir şeyin çeşitli türlerde, boyutlarda, değerlerde veya başka özelliklerde bulunduğunu ya da sunulduğunu belirtir. Buradaki come in, bir yere girmek anlamına gelmez. Bu cümlede radyo dalgalarının farklı dalga boylarına sahip olduğu anlatılır. Aynı yapı, ürünler ve bir seçenek ya da ölçüm kümesiyle açıklanan başka şeyler için de kullanılabilir.

Alıştırma

«Birden fazla seçenekle sunulmak» anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: These jackets ____ colors.

Cevabı göster

come in a range of

and let's imagine your special eyes see the various wavelengths as different colors. Notlar

1:07

ve diyelim ki özel gözleriniz bu çeşitli dalga boylarını farklı renkler olarak görüyor.

Ton ve niyet

let's imagine: birlikte varsayımsal bir durum hayal etmeye davet etmek

Let's imagine, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte varsayımsal bir sahne kurmaya davet eder. Bu cümlede “özel gözlerin” gerçek gözlerle ilgili bir iddia değil, bir düşünce deneyinin parçası olduğunu gösterir. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış hâlidir; ancak burada izin istemez. Soyut bir fikri zihinde canlandırmayı kolaylaştıran hayalî bir düzene dinleyiciyi yönlendirir.

Alıştırma

Bu açıklamada let's imagine ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciden izin ister.
  2. Özel gözlerin gerçekten var olduğunu söyler.
  3. Dinleyiciyi varsayımsal bir sahneyi düşünmeye davet eder.
Cevabı göster

Dinleyiciyi varsayımsal bir sahneyi düşünmeye davet eder.

Dilbilgisi

see the various wavelengths as different colors: see A as B kalıbı

See A as B, A’yı B açısından algılamak, yorumlamak veya sınıflandırmak anlamına gelir. Bu cümlede A, the various wavelengths; B ise different colors ifadesidir. Hayal edilen gözler, dalga boylarındaki farklılıkları renk farklılıklarına dönüştürerek görünmeyen bir fikri zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. Bu kalıp bir bakış açısını da ifade edebilir; bu nedenle see her zaman gözle gerçekten görmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi see A as B kalıbıyla tamamlayın: Many coaches ____ mistakes ____ learning opportunities.

Cevabı göster

see · as

When you make a call, your phone generates a radio wave signal Kalıp ifadeler

1:13

Bir arama yaptığınızda, telefonunuz bir radyo dalgası sinyali üretir

Kalıp ifadeler

make a call: telefonla arama yapmak

Make a call, bir telefon görüşmesi başlatmayı veya telefonla arama yapmayı anlatan standart sözcük birleşimidir. Burada call bir isimdir ve eylemi make sağlar; do a call günlük İngilizcede doğal değildir. Aranan kişi veya kurum to ile eklenebilir: make a call to the clinic. Günlük konuşmada call fiil olarak da sıkça kullanılır: call the clinic.

Alıştırma

Maya'nın kliniği telefonla araması gerektiğini anlatan doğal cümleyi seçin.

  1. Maya needs to make a call to the clinic.
  2. Maya needs to do a call to the clinic.
  3. Maya needs to make the clinic a call.
Cevabı göster

Maya needs to make a call to the clinic.

which it throws to the nearest cell tower. Kelime

1:17

ve bunu en yakın baz istasyonuna fırlatır.

Kelime

throws to the nearest cell tower: sinyal göndermeyi anlatan canlı bir ifade

Throws burada mecaz anlamda kullanılır. Telefon, radyo dalgası sinyalini en yakın baz istasyonuna gönderir veya yönlendirir; fiziksel olarak bir nesne fırlatmaz. which it throws yan cümlesinin tamamında which sinyali, it ise telefonu temsil eder. Günlük bir hareket fiili olan throw, görünmeyen teknik bir süreç için basit bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Bu bağlamda vurgulanan ifadeyi en iyi biçimde yeniden anlatan cümle hangisidir?

  1. The phone sends the radio signal toward the nearest cell tower.
  2. The phone physically tosses an object at the nearest cell tower.
  3. The phone pulls the nearest cell tower toward the radio signal.
Cevabı göster

The phone sends the radio signal toward the nearest cell tower.

If you're far from service, Kelime

1:20

Eğer çekim alanından uzaktaysanız,

Kelime

you're far from service: hücresel şebeke kapsamasından uzakta olmak

Bu cep telefonu bağlamında service, hücresel şebekeye erişim anlamına gelir: telefon şebekeye bağlanabilir ve sinyal gönderip alabilir. you're far from service, güvenilir hücresel kapsama alanına sahip bir bölgeden uzakta olduğunuz anlamına gelir; müşteri hizmetlerinden uzakta olduğunuz anlamına gelmez. Telefon bağlamı service sözcüğüne bu özel anlamı kazandırır. have service, poor service ve no service ifadelerinde de aynı anlam vardır.

Alıştırma

Bu telefon bağlamında you're far from service ne anlama gelir?

  1. Müşteri hizmetleri masasından uzaktasınız.
  2. Telefonunuzun şebeke bağlantısı güçlü.
  3. Güvenilir hücresel şebeke kapsama alanından uzaktasınız.
Cevabı göster

Güvenilir hücresel şebeke kapsama alanından uzaktasınız.

your phone will expend more battery power to send a higher amplitude signal Kelime

1:22

telefonunuz bir bağlantı kurmak amacıyla daha yüksek genlikli bir sinyal göndermek için

Kelime

expend more battery power: enerji tüketimini resmî biçimde ifade etmek

expend more battery power, pilde depolanan elektrik enerjisinden daha fazla kullanmak anlamına gelir. more battery power, telefonun bir iş yapabilmesi için tüketilen sınırlı kaynağı belirtir. Burada power, yetki değil elektrik enerjisi anlamındadır. Bu ifade pil enerjisini belirli bir amaç için harcanan sınırlı bir kaynak olarak gösterir; bu nedenle resmî ve teknik bir havası vardır.

Alıştırma

Hangi günlük cümle expend more battery power ifadesinin temel anlamını korur?

  1. The phone stores more battery power.
  2. The phone uses more battery power.
  3. The phone gives the battery more control.
Cevabı göster

The phone uses more battery power.

in an effort to make a connection. Kalıp ifadeler

1:27

daha fazla pil gücü harcayacaktır.

Kalıp ifadeler

in an effort to make a connection: çaba içeren bir amacı ifade etmek

in an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Basit bir to yapısından daha resmîdir ve özel bir çaba ya da girişim anlamı taşır; ancak hedefe kesinlikle ulaşılacağını söylemez. Burada make a connection, telefon veya ağ bağlantısı kurmak anlamındadır. Telefon bağlanabilmek için daha güçlü bir sinyal gönderir; bu ifade biriyle tanışmak veya sosyal bağ kurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The app compressed the photos ____ use less data.

Cevabı göster

in an effort to

Once connected, this signal is relayed between cell towers Notlar

1:29

Bağlantı kurulduğunda, bu sinyal baz istasyonları arasında aktarılarak

Dilbilgisi

Once connected: once + geçmiş zaman ortacı

Once connected, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. once it is connected biçiminde açılabilir ve bağlanır bağlanmaz ya da bağlantı kurulduktan sonra anlamına gelir. Burada once bir zaman koşulu belirtir; bir kez anlamında değildir. once + geçmiş zaman ortacı yapısı, ana olaydan önce tamamlanmış edilgen bir eylemi veya bu eylemin sonucundaki durumu gösterir. Süreç açıklamalarında, anlaşılan özne açık olduğunda bu özne ve be fiili çoğu zaman düşürülür.

Alıştırma

Süreç cümlesini once + approve fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: ____, the request will be processed automatically.

Cevabı göster

Once approved

Kelime

is relayed between cell towers: sinyali ağ üzerinden aktarmak

is relayed ifadesindeki edilgen yapı, işi yapan ekipmandan çok sinyalin ileriye aktarılmasına odaklanır. between cell towers, bu süreçteki ara noktaları belirtir. Bu teknik kullanımda relay, bir sinyali alıp ağdaki bir sonraki noktaya iletmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle ara istasyonların sinyali ileriye aktardığını açıkça belirtir?

  1. The emergency signal was stored at the base.
  2. The emergency signal was sent to the rescue team.
  3. The emergency signal was relayed through two mountain stations.
Cevabı göster

The emergency signal was relayed through two mountain stations.

all the way to your call's recipient. Kalıp ifadeler

1:32

aramanızın alıcısına kadar iletilir.

Kalıp ifadeler

all the way to: tüm yol boyunca son noktaya ulaşmak

all the way to bir bitiş noktası belirtir ve bir eylemin tüm mesafe veya süreç boyunca bu noktaya ulaşana dek sürdüğünü vurgular. Burada arama sinyalinin ağ boyunca ilerleyerek aramanın alıcısına ulaşmasını anlatır. Bu ifade fiziksel güzergâhlar ve belirgin bir sonu olan başka süreçler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “tüm mesafe boyunca bitiş noktasına kadar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The river flows ____ the sea.

Cevabı göster

all the way to

Since your call isn't the only signal out here, Dilbilgisi

1:35

Sizin aramanız buradaki tek sinyal olmadığı için,

Dilbilgisi

Since your call isn't ...: neden bildiren since

Buradaki Since, 'çünkü' veya '-dığı için' anlamındadır. Sonraki ifadenin nedenini açıklar: arama, diğer sinyallerle birlikte yönetilmelidir. Neden bildiren bir since yan cümlesi, ana fikirden önce dinleyicinin kabul edebileceği bir arka planı sıkça sunar. Bu cümlede bir başlangıç zamanı belirtmez.

Alıştırma

'Since the roads are icy, school is closed,' cümlesinde since ile başlayan bölüm ne anlama gelir?

  1. Yolların buzlandığı zamandan beri
  2. Yollar buzlu olduğu için
  3. Yollar buzlu olmasına rağmen
Cevabı göster

Yollar buzlu olduğu için

cell towers managing the calls assign each phones involved their own wavelength. Kalıp ifadeler

1:38

aramaları yöneten baz istasyonları, dâhil olan her telefona kendi dalga boyunu atar.

Kalıp ifadeler

assign each ... their own wavelength: ayrı kaynaklar atamak

Burada amaçlanan kalıp assign + alıcı + atanan şey şeklindedir. Bir kişiye veya nesneye görev, numara, kanal ya da başka bir kaynak vermek anlamına gelir. Bu cümlede her telefon bir dalga boyu alır. Own, her telefonun diğerlerinden ayrı bir dalga boyu aldığı ana fikrini vurgular. Standart İngilizcede each sözcüğünden sonra tekil bir isim gelir; bu nedenle each phones involved değil, each phone involved kullanılır. Phone için en açık biçim assign each phone involved its own wavelength ifadesidir.

Alıştırma

Her cihazın ayrı bir kanal aldığını belirtmek için assign + alıcı + kaynak kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The app assigns each device its own channel.
  2. The app assigns its own channel each device.
  3. The app assigns each devices its own channel.
Cevabı göster

The app assigns each device its own channel.

This specific color ensures you're not picking up other people's calls. Öbek fiiller

1:43

Bu belirli renk, diğer insanların aramalarını almamanızı sağlar.

Öbek fiiller

pick up other people's calls: başkalarının arama sinyallerini almak

Bu iletişim bağlamında pick up, iletilen bir sinyali “almak veya tespit etmek” anlamına gelir. Picking up other people's calls, bir telefonun başka kişilere ait arama sinyallerini yanlışlıkla alması demektir. Farklı dalga boylarından söz edilmesi, burada sinyallerle ilgili anlamın kullanıldığını açıkça gösterir. Bu ifade, başka birinin telefonunu fiziksel olarak kaldırmak veya onun yerine bilerek cevap vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede pick up “bir sinyali almak veya tespit etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Maya picked up the box from the floor.
  2. The radio picked up a weak emergency signal.
  3. Leo picked up his sister after school.
Cevabı göster

The radio picked up a weak emergency signal.

It's even slightly different from the wavelength your phone is receiving information on,

1:48

Gelen o sinyalle karışmaması için,

so as not to interfere with that incoming signal. Notlar

1:54

telefonunuzun bilgi aldığı dalga boyundan bile biraz farklıdır.

Dilbilgisi

so as not to + fiil: bir sonucu önleme amacını ifade etmek

So as not to + fiilin yalın hâli, olumsuz bir amaç belirtir: istenmeyen bir sonucu önlemek için bir eylem veya düzenleme seçilir. Burada gelen sinyalle girişimi önlemek amacıyla biraz farklı bir dalga boyu kullanılır. So as not to ifadesini tek bir yapı olarak düşünün. Not sözcüğünü to sözcüğünden önce koyun, ardından fiilin yalın hâlini kullanın: so as not to interfere.

Alıştırma

Cümleyi resmî olumsuz amaç yapısıyla tamamlayın: Nina saved a backup copy of the file ____ lose her work.

Cevabı göster

so as not to

Kalıp ifadeler

interfere with: normal işleyişi bozmak

Interfere with + isim, bir şeyi aksatmak veya normal şekilde çalışmasını zorlaştırmak anlamına gelir. Bu cümlede that incoming signal, etkilenebilecek olan şeydir. With, etkilenen sinyali, süreci, etkinliği veya kişiyi belirtir. Bu anlamda edat korunur: interfere with the signal denir, interfere the signal denmez.

Alıştırma

interfere fiilinin doğru biçimini ve gerektirdiği edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: A thick metal wall can ____ radio reception.

Cevabı göster

interfere with

But there are only so many colors to choose from, Dilbilgisi

1:57

Ancak aralarından seçim yapılabilecek renk sayısı sınırlıdır,

Dilbilgisi

only so many ... to choose from: sınırlı sayıda seçenek

Only so many + çoğul sayılabilen isim, sayının bir sınırı olduğu anlamına gelir. Bu, sayının mutlaka çok az olduğu anlamına gelmez. Burada only, so many yapısını sabit bir üst sınır bildiren ifadeye dönüştürür. To choose from, ismi mevcut seçeneklerin oluşturduğu küme olarak tanımlar. Colors to choose from ifadesinde from, choose fiilinden sonra kalır: mevcut kümeden bir renk seçilir.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut randevu saatlerinin çok az olduğunu söylemeden bunların sayısının bir sınırı olduğunu belirtir?

  1. There are only a few appointment times to choose from.
  2. There are so many appointment times to choose from.
  3. There are only so many appointment times to choose from.
Cevabı göster

There are only so many appointment times to choose from.

and since the advent of Wi-Fi, Kelime

2:00

ve Wi-Fi'ın icadından bu yana,

Kelime

since the advent of Wi-Fi: zamanı resmî biçimde başlatan ifade

Bu cümlede the advent of Wi-Fi, Wi-Fi'ın önemli bir yeni teknoloji olarak ortaya çıkıp yayılmasını ifade eder. Advent, önemli bir teknolojinin, sistemin veya dönemin başlangıcını anlatmak için sık kullanılan resmî bir isimdir. Burada since, bu olayı zamanda bir başlangıç noktası olarak gösterir: değişim Wi-Fi ortaya çıktıktan sonra başlamış ve o zamandan itibaren sürmüştür. Buradaki since, “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi advent kullanan ve “akıllı telefonların ortaya çıktığı zamandan beri” anlamına gelen resmî bir ifadeyle tamamlayın: Communication habits have changed ____ smartphones.

Cevabı göster

since the advent of

the demand for ownership of these wavelengths has increased dramatically. Kelime

2:02

bu dalga boylarının sahipliğine olan talep dramatik bir şekilde arttı.

Kelime

demand for ownership of these wavelengths: bu dalga boyları üzerindeki kontrol talebi

Bu ifade demand for X yapısındadır ve X, ownership of these wavelengths bölümüdür. Daha fazla kişi veya kuruluşun sınırlı kablosuz spektrum bölümleri üzerinde hak istediğini anlatır. Bu teknik bağlamda ownership, dalga boylarını tahsis edilebilen kıt kaynaklar olarak sunar. Kontrol veya özel kullanım gibi mülkiyete benzer bir hak iddiasına işaret eder; gerçek düzenlemeler doğrudan mülkiyet yerine lisans sağlayabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda demand for ownership of these wavelengths ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Daha fazla kişi sınırlı spektrumu kontrol etme veya kullanma hakkı istiyor.
  2. Daha fazla kişi görünür renkleri satın almak istiyor.
  3. Kablosuz cihazların artık hiçbir spektruma ihtiyacı yok.
Cevabı göster

Daha fazla kişi sınırlı spektrumu kontrol etme veya kullanma hakkı istiyor.

With all these signals in the air and a limited number of colors to assign, Anlatım akışı

2:07

Havadaki onca sinyal ve atanacak sınırlı sayıdaki renk ile,

avoiding interference is increasingly difficult,

2:12

özellikle baz istasyonları, bölgesel acil durumlarda

Anlatım akışı

With all these signals ...: sonuçtan önce arka plan

Burada cümle başındaki with öbeği, ana cümle için gerekli koşulları ortaya koyar. With, “birlikte” anlamında değil, “bu koşullar altında” veya “... varken” anlamındadır. İki arka plan bilgisini bir araya getirir: havada çok sayıda sinyal vardır ve yalnızca sınırlı sayıda renk atanabilir. Virgül, arka plandan sonuca geçişi gösterir. Ana mesaj virgülden sonra gelir: paraziti önlemek giderek zorlaşmaktadır. Böyle uzun bir cümleyi okurken önce baştaki arka plan çerçevesini, ardından ana cümleyi bulun.

Alıştırma

Cümlenin bilgileri nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Her iki bölüm de yalnızca bir arada bulunan nesneleri sıralar.
  2. Baştaki with öbeği sonucu bildirir, ana cümle ise ilgisiz bir örnek verir.
  3. Baştaki with öbeği arka plan koşullarını verir, ana cümle de sonucu bildirir.
Cevabı göster

Baştaki with öbeği arka plan koşullarını verir, ana cümle de sonucu bildirir.

especially when cell towers receive too many signals at once, Kalıp ifadeler

2:15

herkesin telefonunu kullanmaya çalıştığı zamanlar gibi,

Kalıp ifadeler

too many signals at ... once: yönetilemeyecek kadar çok ve aynı anda

Vurgulanan sözcükler, ardından gelen once ile birleşerek too many signals at once ifadesini oluşturur. Too many + çoğul sayılabilen isim, yönetilebilir veya uygun olandan daha büyük bir miktarı anlatır. Bu nedenle too many signals yalnızca çok sayıda sinyal değil, aşırı yük oluşturacak kadar çok sinyal demektir. Bu bağlamda at once, “aynı anda” anlamındadır: birçok sinyal birlikte gelir. Burada “hemen” anlamına gelmez.

Alıştırma

"The server received too many requests at once," cümlesinde at once ne anlama gelir?

  1. Aynı anda
  2. Bir emir olarak hemen
  3. Geçmişte bir kez
Cevabı göster

Aynı anda

such as during regional emergencies Anlatım akışı

2:19

tek seferde çok fazla sinyal aldığında,

when everyone's trying to use their phones.

2:22

paraziti önlemek giderek daha zorlaşıyor.

Anlatım akışı

Örnek belirteci olarak “such as during regional emergencies”

Such as, ardından gelen sözlerin daha genel bir açıklamayı destekleyen somut bir örnek olduğunu gösterir. Burada during regional emergencies, birçok kişinin aynı anda telefonunu kullanmaya çalışabileceği bir durumu belirtir; ayrı bir ana fikir değildir. Bu örnek bir zaman ifadesidir: such as ifadesinden sonra during + olay kullanılarak “örneğin, o olay gerçekleşirken” anlamı verilebilir.

Alıştırma

Such as during regional emergencies ifadesi cümlede bilgiyi düzenleme açısından ne yapar?

  1. Daha genel bir fikri destekleyen belirli bir durum örneği verir.
  2. Konuyu bölgesel acil durumların nedenlerine çevirir.
  3. Bölgesel acil durumların insanların telefon kullandığı tek zaman olduğunu söyler.
Cevabı göster

Daha genel bir fikri destekleyen belirli bir durum örneği verir.

But other sources of interference are more preventable,

2:24

Ancak gökyüzünde binlerce metreden sinyal arayan telefonlar gibi

like phones searching for signals from thousands of meters in the sky. Kalıp ifadeler

2:28

diğer parazit kaynakları daha engellenebilirdir.

Kalıp ifadeler

“searching for signals”: search for + hedef

Search for + hedef, “o hedefi bulmaya çalışmak” anlamına gelir. Searching for signals ifadesinde signals, telefonların algılamaya çalıştığı hedeftir; bu nedenle for gereklidir. Searching, search fiilinin -ing biçimidir. Burada phones sözcüğünden sonra gelir ve telefonların ne yaptığını açıklar: phones searching for signals.

Alıştırma

Search fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanın: The rescue team is ____ a missing hiker.

Cevabı göster

searching for

Phones on planes are very far from cell towers,

2:33

Uçaklardaki telefonlar baz istasyonlarından çok uzaktadır,

so they work overtime to send the loudest signals they can in search of service. Notlar

2:36

bu yüzden servis bulmak amacıyla gönderebilecekleri en yüksek sesli sinyalleri göndermek için fazladan çalışırlar.

Deyimler

work overtime: bir makinenin normalden daha yoğun çalışması

İnsanlar için gerçek anlamda kullanıldığında work overtime, normal çalışma saatlerinin ötesinde çalışmaya devam etmek demektir. Burada telefonlar insan gibi anlatılır: baz istasyonları uzakta olduğu için bağlanmaya çalışırken normalden daha yoğun çalışırlar. Work overtime bir makineyi, sistemi veya vücudun bir bölümünü anlatıyorsa genellikle gerçek çalışma saatleri olduğu anlamına gelmez; daha fazla iş yaptığını veya daha ağır yük altında çalıştığını belirtir.

Alıştırma

'The cooling system is working overtime to keep the servers cool,' cümlesinde working overtime ne anlama gelir?

  1. Sistem normalden daha yoğun çalışıyor.
  2. Sistemin düzenli ofis çalışma saatleri var.
  3. Sistem tamamen durmuş.
Cevabı göster

Sistem normalden daha yoğun çalışıyor.

Kalıp ifadeler

in search of service: amaç ve mobil ağ anlamı

Sabit yapı in search of + isim veya isim grubu, “bulmaya çalışmak” ya da “aramak” anlamına gelir. Burada in search of service, güçlü sinyaller göndermenin amacını belirtir: telefonlar bağlanabilecekleri bir mobil ağ bulmaya çalışır. Telefon bağlamında service, hücresel ağa erişim veya şebeke kapsaması demektir.

Alıştırma

Şu üç sözcüğün her birini bir kez kullanarak doğru üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: search, of, in. The hikers climbed to higher ground ____ a phone signal.

Cevabı göster

in search of

But since planes travel so quickly,

2:41

Fakat uçaklar çok hızlı seyahat ettiği için,

the phones might find themselves much closer to a cell tower than expected, Dilbilgisi

2:44

telefonlar kendilerini bir baz istasyonuna beklenenden çok daha yakın bulabilir,

Dilbilgisi

find themselves ... than expected: kendini beklenmedik bir durumda bulmak

Find + dönüşlülük zamiri + tümleç, öznenin belirli bir durumda ya da yerde olduğunu fark etmesi veya çoğu zaman beklenmedik biçimde o duruma gelmesi anlamına gelir. Burada themselves, the phones ifadesine gönderme yapar; much closer to a cell tower ise telefonların bulunabileceği konumu açıklar. phones gibi cansız bir özne kullanıldığında bilinçli bir fark ediş anlatılmaz; telefonların o konuma gelebileceği ifade edilir. Much closer ... than expected, olası mesafeyi tahmin edilen mesafeyle karşılaştırır: telefonlar kuleye öngörülenden çok daha yakın olabilir. Than expected, than people expected veya than was expected anlamındaki kısaltılmış bir karşılaştırmadır.

Alıştırma

Cümleyi find oneself yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After missing our stop, we ____ in an unfamiliar neighborhood.

Cevabı göster

found ourselves

blasting it with a massive signal that drowns out those on the ground. Notlar

2:48

ve yerdekileri bastıran devasa bir sinyalle onu bombardımana tutabilir.

Kelime

blasting it with a massive signal: blast A with B yapısı

Blast A with B, B'yi büyük bir güç, yoğunluk veya ses düzeyiyle A'ya yöneltmek demektir. Burada A, cell tower ifadesine gönderme yapan it; B ise a massive signal ifadesidir. Telefonlar kuleye son derece güçlü bir sinyal göndermektedir; blast burada mecazidir ve herhangi bir şeyin patladığı anlamına gelmez. Blasting, önceki cümlecikteki the phones ile bağlantılı bir -ing sıfat-fiil grubudur. Telefonlar kuleye olağandışı derecede yakınken gerçekleşen eylemi ekler ve bu yakınlığın sonucunu göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi blast A with B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During rehearsal, the speakers ____ extremely loud music.

Cevabı göster

blasted the room with

Öbek fiiller

drowns out those on the ground: güçlü sinyallerin zayıf sinyalleri bastırması

Burada drowns out, bir sinyalin daha zayıf sinyallerin net biçimde alınmasını engelleyecek kadar güçlü olması demektir. A drowns out B yapısında A, B'yi bastırır veya örter. Those, daha önce geçen signals sözcüğünün yerini tutar; bu nedenle those on the ground, yerdeki sinyaller demektir. Drown burada mecazidir; hiçbir şey suya batırılmıyor.

Alıştırma

Cümleyi drown out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During yesterday's outdoor concert, the speakers ____ the sound of the rain.

Cevabı göster

drowned out

So when you fly without using airplane mode,

2:53

Bu nedenle uçak modunu kullanmadan uçtuğunuzda,

you're essentially acting as a military radio jammer, Anlatım akışı

2:56

aslında askerî bir radyo frekans karıştırıcısı gibi hareket edersiniz,

Anlatım akışı

acting as a military radio jammer: işlevsel bir benzetme

Acting as a military radio jammer ifadesi işlevsel bir benzetmedir. Act as + isim, bir şeyin rolünü veya işlevini yerine getirmek demektir; radio jammer ise radyo iletişimini bozan bir cihazdır. Cümle, sinyal ileten bir cihazın etkisini sinyal bozucunun etkisiyle karşılaştırır; yolcunun veya telefonun gerçekten askeri ekipmana dönüştüğünü iddia etmez. Essentially, bunun temel etkiye odaklanan basitleştirilmiş bir ifade olduğunu gösterir. Çarpıcı askeri benzetme, görünmeyen radyo parazitini zihinde canlandırmayı kolaylaştırır ve uçak modunu kullanma gerekçesini güçlendirir.

Alıştırma

Cümledeki acting as a military radio jammer ne anlama geliyor?

  1. Parazit etkisini askeri bir radyo sinyal bozucunun yaptığı işle karşılaştırır.
  2. Yolcunun gerçekten askeri bir ekipmana dönüştüğünü söyler.
  3. Askeri bir sinyal bozucunun yolcu için uçak modunu açtığını söyler.
Cevabı göster

Parazit etkisini askeri bir radyo sinyal bozucunun yaptığı işle karşılaştırır.

sending out giant radio waves that interfere with nearby signals. Öbek fiiller

2:59

ve yakındaki sinyalleri engelleyen dev radyo dalgaları gönderirsiniz.

Öbek fiiller

sending out giant radio waves: send out ile yaymak ve iletmek

sending out giant radio waves ifadesinde send out, “bir kaynaktan bir şeyi üretip iletmek veya yaymak” anlamına gelir. Nesnesi giant radio waves olduğundan, bu ifade cihazın parazite nasıl yol açtığını açıklar. Burada send out tek bir öbek fiil olarak kullanılır; out yalnızca yön bildiren ayrı bir sözcük değildir. Aynı fiil, bir kaynağın sinyal veya ışık yaymasını ya da mesaj ve davetiye göndermesini anlatabilir.

Alıştırma

send out ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The lighthouse ____ a bright beam every night.

Cevabı göster

sends out

Even on the ground, almost all our electronics emit rogue radio waves, Notlar

3:04

Yerdeyken bile hemen hemen tüm elektronik cihazlarımız serseri radyo dalgaları yayarak

Anlatım akışı

Even on the ground: even düşüncenin kapsamını genişletir

Even on the ground yerde olma durumunu cümlenin başına getirir ve bunu önceki düşüncenin şaşırtıcı bir uzantısı olarak işaretler. Konu yalnızca uçaktaki elektronik cihazlarla sınırlı değildir; cihazlar yerdeyken de geçerlidir. even olmasaydı on the ground çoğunlukla yalnızca yeri belirtirdi. even eklendiğinde ifade, düşüncenin kapsamını dinleyicinin beklemeyebileceği bir duruma genişleterek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Even on the ground bu cümlede bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Çalışan elektronik cihazları bozuk olanlarla karşılaştırır.
  2. Düşünceyi, ek ve biraz şaşırtıcı bir durum olarak yerdeki koşulları da kapsayacak biçimde genişletir.
  3. Sorunun yalnızca yerde oluştuğunu söyler.
Cevabı göster

Düşünceyi, ek ve biraz şaşırtıcı bir durum olarak yerdeki koşulları da kapsayacak biçimde genişletir.

Kelime

rogue radio waves: denetimsiz veya istemeden yayılan radyo dalgaları

Rogue radio waves ifadesinde rogue, normal denetimin dışında olan ya da istemeden üretilen anlamında bir sıfattır. Bu ifade, elektronik cihazlardan yayılan ve parazite yol açabilen istenmeyen radyo frekansı emisyonlarını anlatır. Burada rogue bir kişiyi değil, sinyalin anormal davranışını tanımlar. Bu teknik kullanım; beklenmedik, izinsiz veya denetimsiz çalışan rogue signal, rogue device ya da rogue program için de geçerlidir.

Alıştırma

Örnekte rogue radio waves ne anlama gelir?

  1. Kusursuz biçimde denetlenen ve zararsız radyo dalgaları
  2. Parazite yol açabilecek denetimsiz veya istemeden üretilen radyo dalgaları
  3. Bir suçlunun bizzat gönderdiği radyo dalgaları
Cevabı göster

Parazite yol açabilecek denetimsiz veya istemeden üretilen radyo dalgaları

slowing down our internet and making our calls choppy. Notlar

3:09

internetimizi yavaşlatır ve aramalarımızı kesintiye uğratır.

Öbek fiiller

slowing down our internet: slow down + nesne

Slow down, bir şeyin daha yavaş hareket etmesini, çalışmasını veya ilerlemesini sağlamak demektir. slowing down our internet ifadesinde our internet nesnedir; parazit, bağlantı veya veri aktarım hızını düşürür. Down burada yön bildirmez; fiilin bir parçasıdır. İsim nesneyle hem slow down the process hem slow the process down kullanılabilir; zamirle slow it down denir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için slow down ifadesini doğru biçimde kullanın: Large image files can ____ a website.

Cevabı göster

slow down

Kelime

making our calls choppy: görüşme sesini kesik kesik hâle getirmek

Bu cümlede choppy, görüşme sesinin tekrar tekrar kesilmesi veya parça parça gelmesi nedeniyle anlaşılmasının zorlaşması demektir. Yalnızca düşük ses seviyesini değil, düzensiz ve kesintili sesi anlatır. İfade make + object + adjective yapısını kullanır: making + our calls + choppy, görüşmeleri kesik kesik hâle getirmek demektir.

Alıştırma

“The call became choppy,” cümlesinde büyük olasılıkla ne oldu?

  1. Ses sürekli kesilip geri geldi.
  2. Görüşme hemen bağlandı ve hep net kaldı.
  3. Ses seviyesi biraz yükseldi.
Cevabı göster

Ses sürekli kesilip geri geldi.

This leads consumers to pay for more bandwidth, Dilbilgisi

3:13

Bu, tüketicilerin daha fazla bant genişliği için ödeme yapmasına yol açar,

Dilbilgisi

This leads consumers to pay: lead + kişi + to do yapısı

Burada lead, birine yol göstermek değil, bir eyleme neden olmak veya kişiyi o eyleme yöneltmek anlamındadır. Yapı lead + person + to + base verb şeklindedir: consumers etkilenen kişileri, to pay ise bunun sonucunda yaptıkları eylemi belirtir. This, hemen önce söz edilen iletişim sorunlarına gönderme yapar. Cümle, bu sorunları tüketicilerin daha fazla bant genişliği için ödeme yapmasının nedeni olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi change sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The warning led us ____ our plans.

Cevabı göster

to change

pushing service providers to take over more of the radio spectrum, Notlar

3:15

servis sağlayıcılarını radyo spektrumunun daha fazlasını ele geçirmeye iter,

Dilbilgisi

pushing service providers to take over: sonuç zincirini sürdürmek

-ing yan cümlesi pushing service providers to take over, daha önce belirtilen sonuca ikinci bir sonuç ekler. Önce tüketiciler daha fazla bant genişliği için ödeme yapmaya yöneltilir; ardından bu gelişme hizmet sağlayıcılarını etkiler. Bu yapı, yeni bir tam cümle başlatmadan tek cümlede bir sonuç zinciri göstermeyi sağlar. Burada push + kişi veya kuruluş + to + fiil, talep, ihtiyaç, baskı ya da teşvik nedeniyle birini harekete geçirmek veya buna zorlamak anlamına gelir. Fiziksel olarak itmek anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede neden-sonuç zincirine bir sonraki sonucu eklemek için -ing yan cümlesi doğru kullanılmıştır?

  1. The shortage raised prices, pushed families to spend less.
  2. The shortage raised prices, pushing families spend less.
  3. The shortage raised prices, pushing families to spend less.
Cevabı göster

The shortage raised prices, pushing families to spend less.

Öbek fiiller

take over more of the radio spectrum: spektrumun daha büyük bir payını kontrol etmek

Burada take over, bir şeyin kontrolünü veya sahipliğini ele geçirmek anlamına gelir. More of the radio spectrum, sınırlı bir iletişim kaynağının daha büyük bir payını ifade eder; yani hizmet sağlayıcıları bu kaynağın daha büyük bir bölümünü kontrol edecek veya kendilerine ayıracaktır. Aynı öbek fiil bir şirketin, pozisyonun, görevin ya da alanın kontrolünü ele almayı da anlatabilir. Bu cümlede yalnızca bir çalışanın yerine geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede take over, daha büyük bir payın kontrolünü ele geçirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. After the merger, one company took over most of the local market.
  2. The conference took place on Monday.
  3. The new app took up most of the phone's storage.
Cevabı göster

After the merger, one company took over most of the local market.

and eventually send more satellites into the sky,

3:19

ve nihayetinde gökyüzüne daha fazla uydu gönderilerek

creating a vicious cycle that could eventually blot out the stars. Notlar

3:23

er ya da geç yıldızları gizleyebilecek bir kısır döngü yaratır.

Deyimler

creating a vicious cycle: kendi kendine kötüleşen bir döngü oluşturmak

Vicious cycle, zararlı sonuçları olan ve kendi kendini güçlendiren bir döngüdür: bir sorun, dönüp asıl sorunu daha da kötüleştiren bir sonuç doğurur. Önemli olan yalnızca peş peşe kötü olayların yaşanması değil, neden-sonuç ilişkisinin tekrar etmesidir. Creating, döngüyü önceki durumun bir sonucu olarak sunan -ing biçiminde bir ortaçtır. Burada vicious, zalim veya kasıtlı olarak kötü niyetli olmak değil, giderek daha zararlı ya da içinden çıkılması zor olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum gerçekten a vicious cycle örneğidir?

  1. Bir fırtına sona erer ve gökyüzü açılır.
  2. Stres uyumayı zorlaştırır, yetersiz uyku da daha fazla strese yol açar.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki sorun aynı gün yaşanır.
Cevabı göster

Stres uyumayı zorlaştırır, yetersiz uyku da daha fazla strese yol açar.

Öbek fiiller

blot out the stars: yıldızları tamamen görünmez kılmak

Blot out, bir şeyin artık görülemeyecek kadar tamamen engellenmesi veya örtülmesi anlamına gelir. Bu nedenle blot out the stars, yıldızların ışığını engelleyerek onları görünmez kılmak demektir; yıldızları yok etmek anlamına gelmez. Bu öbek fiilin öznesi genellikle bulut, duman, güçlü parlaklık veya başka bir engel gibi büyük ya da yoğun bir nedendir. Bir şeyi yalnızca görmeyi zorlaştırmaktan daha güçlü biçimde, neredeyse tamamen görünmez kılmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi blot out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Dark clouds ____ the moon, but the moon was still there.

Cevabı göster

blotted out

Though even without these satellites, Dilbilgisi

3:27

Gerçi bu uydular olmasa bile,

this system is threatening our relationship with the cosmos. Kelime

3:29

bu sistem kozmosla olan ilişkimizi tehdit ediyor.

Dilbilgisi

Though ... even without these satellites: iddia yine de geçerli

Though bu cümleyi önceki düşünceye bağlar ve yaklaşık olarak 'ancak' anlamında bir karşıtlık belirtir. Even without these satellites bir ödünleme kurar: uydular durumdan çıkarılsa bile ana iddia geçerliliğini korur. Bu yapı, savın tek bir belirgin nedenin veya örneğin ötesine geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan başlangıcın doğru çözümlemesi hangisidir?

  1. Though önceki bir düşünceye bağlanır ve even without these satellites, uydular yokken de ana iddianın geçerli olduğunu söyler.
  2. Though çünkü anlamına gelir; dolayısıyla tehdidin tek nedeni uydulardır.
  3. Even though bağlaçtır ve without these satellites tam bir yan cümledir.
Cevabı göster

Though önceki bir düşünceye bağlanır ve even without these satellites, uydular yokken de ana iddianın geçerli olduğunu söyler.

Kelime

threatening our relationship with the cosmos: soyut bir bağlantıyı tehdit etmek

Relationship with yalnızca insanlar arasındaki bir bağı anlatmaz. Bir kişinin veya grubun doğa, teknoloji ya da iş gibi bir şeyle nasıl bağ kurduğunu, onu nasıl anladığını veya onunla nasıl etkileşime girdiğini de ifade edebilir. Burada threatening our relationship with the cosmos, insanlığın evrenle kurduğu bağlantıyı riske atmak anlamına gelir. Cosmos, evren için kullanılan resmî ve geniş çağrışımlı bir sözcüktür; bu nedenle ifade, tek bir nesnenin tehlikeye girmesinden daha kapsamlı duyulur.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve soyut bir bağlantı anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Technology is changing our ____ nature.

Cevabı göster

relationship with

Radio telescopes used for astronomy rely on a specific band of wavelengths to see deep into space. Notlar

3:33

Astronomide kullanılan radyo teleskopları, uzayın derinliklerini görmek için belirli bir dalga boyu bandına güvenir.

Dilbilgisi

used for astronomy: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

used for astronomy ifadesi Radio telescopes ifadesinden sonra gelir ve hangi teleskopların kastedildiğini açıklar. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: Radio telescopes that are used for astronomy. Buradaki used, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değildir. Ana fiil rely sözcüğüdür. Bu yapı, betimleyici bilgiyi ismin ardından kısa biçimde verir.

Alıştırma

Hangi cümle used for astronomy ifadesini anlamı değiştirmeden doğru biçimde açar?

  1. Radio telescopes that used astronomy rely on a specific band of wavelengths.
  2. Radio telescopes used astronomy and relied on a specific band of wavelengths.
  3. Radio telescopes that are used for astronomy rely on a specific band of wavelengths.
Cevabı göster

Radio telescopes that are used for astronomy rely on a specific band of wavelengths.

Kalıp ifadeler

rely on a specific band of wavelengths: neye bağlı olunduğunu belirtme

Rely on, bir kişinin ya da şeyin çalışmak veya başarılı olmak için başka birine ya da şeye ihtiyaç duyması veya bağlı olması anlamına gelir. Burada teleskopların derin uzayı gözlemleyebilmek için belirli bir dalga boyu aralığına ihtiyacı vardır. Bağlı olunan kişi veya şey on sözcüğünden sonra gelir: rely on a person, rely on a tool, rely on information veya rely on a condition. Bu öğeyi belirtirken on sözcüğünü atmayın.

Alıştırma

Cümleyi rely sözcüğünün doğru iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: During storms, rescue teams ____ radio communication.

Cevabı göster

rely on

However, while this range is supposedly protected, Dilbilgisi

3:40

Ancak bu aralık sözde korunuyor olsa da,

the cutoffs aren't enforced. Kelime

3:43

sınırlamalar uygulanmamaktadır.

Dilbilgisi

while this range is supposedly protected: karşıtlık bildiren while

Burada while zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. İlk yan cümle görünürdeki bir gerçeği — bu aralığın korunduğunun söylendiğini — sunar; ana cümle ise bununla çelişen gerçeği verir: sınırlar uygulanmamaktadır. Supposedly, “iddia edilene göre” anlamına gelir ve konuşanın bu iddiayı bütünüyle kabul etmeden aktarmasını sağlar. while X, Y kalıbı bir iddia ya da beklenti ile gerçekte olan arasındaki karşıtlığı düzenleyebilir.

Alıştırma

while this range is supposedly protected ifadesinin görevini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Aralığın korunduğu iddiasını şimdilik kabul edip ardından bunu uygulama eksikliğiyle karşılaştırıyor.
  2. Sınırların, aralığın korunduğu dönem boyunca uygulandığını söylüyor.
  3. Aralığın korunmasını, sınırların uygulanmamasının nedeni olarak gösteriyor.
Cevabı göster

Aralığın korunduğu iddiasını şimdilik kabul edip ardından bunu uygulama eksikliğiyle karşılaştırıyor.

Kelime

the cutoffs aren't enforced: uygulanmayan sınırlar

Burada cutoffs, korunan frekans aralığını tanımlayan sınır noktaları ya da limitler anlamına gelir. Fiziksel olarak kesilmiş parçaları ifade etmez. Aren't enforced edilgen bir fiil grubudur. Sınırların kural olarak var olabileceğini, ancak sorumlu makamın insanların bunlara uymasını sağlamadığını belirtir. Enforce sıklıkla rules, laws, limits ve standards gibi sözcükleri nesne olarak alır.

Alıştırma

Bu bağlamda the cutoffs aren't enforced ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. The boundary limits exist, but the responsible authority does not make sure they are followed.
  2. The boundary limits are being made stricter.
  3. The boundary limits have been physically removed.
Cevabı göster

The boundary limits exist, but the responsible authority does not make sure they are followed.

For example, the Very Large Array can see signals throughout our solar system from 1 to 50 gigahertz. Notlar

3:45

Örneğin Very Large Array, güneş sistemimiz genelindeki 1 ile 50 gigahertz arasındaki sinyalleri görebilir.

Kültür

the Very Large Array: bir radyo teleskop tesisinin özel adı

The Very Large Array, ABD'nin New Mexico eyaletinde bulunan bir radyo astronomi gözlemevinin özel adıdır. Uzaydan gelen radyo dalgalarını algılamak için birlikte çalışan çok sayıda büyük çanak anten kullanır. Bu cümlede see, “algılamak” anlamındadır ve bu ad, söz konusu frekans aralığındaki sinyalleri alabilen aracın türünü belirtir. Buradaki array, birlikte çalışan araçlar topluluğu anlamına gelir; bilgisayardaki bir veri dizisi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the Very Large Array neyi ifade ediyor?

  1. Birçok antenden oluşan ve özel bir adı olan radyo teleskop tesisi
  2. Alışılmadık derecede büyük bir bilgisayar veri listesi
  3. Görünür ışık için kullanılan tek bir dev teleskop
Cevabı göster

Birçok antenden oluşan ve özel bir adı olan radyo teleskop tesisi

Kalıp ifadeler

from 1 to 50 gigahertz: sayısal bir aralığı belirtme

From A to B, bir aralığın başlangıç ve bitiş noktalarını belirtir. Burada 1 gigahertz alt sınır, 50 gigahertz ise üst sınırdır; from ve to birlikte kullanılan bir çifttir. Aynı yapı zaman, fiyat, mesafe, sıcaklık ve ölçülebilen başka aralıkları anlatabilir. İki sayı da aynı birimi kullandığında İngilizcede birim çoğu zaman yalnızca ikinci sayıdan sonra bir kez belirtilir: from 1 to 50 gigahertz.

Alıştırma

Sıcaklık aralığını from...to... ile tamamlayın: The temperature will range ____ 10 ____ 18 degrees Celsius.

Cevabı göster

from · to

But if it tries looking for signals below 5 gigahertz, Dilbilgisi

3:53

Fakat 5 gigahertz altındaki sinyalleri aramaya çalışırsa,

Dilbilgisi

try looking for signals: bir yöntemi denemek için try + -ing

tries looking for signals ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimi gelir. Try + -ing, looking for signals eylemini sonucu görmek için denenen bir eylem veya yöntem olarak sunar. Odak, aramayı tamamlamak için gereken çaba ya da zorluktan çok bu arama biçimini denemektir. Bu yapı, olası bir yaklaşımı önermek veya anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Move fiilini ve try + -ing yapısını kullanarak öneriyi tamamlayın: If reception is poor, ____ the radio closer to the window.

Cevabı göster

try moving

its search could be drowned out by a sea of phones on 5G networks. Deyimler

3:56

araştırması 5G ağlarındaki telefon denizinde boğulabilir.

Deyimler

drowned out by a sea of phones: sinyalleri bastıran yoğun girişim

Drown out, daha güçlü bir sesin veya sinyalin başka bir sesi ya da sinyali bastırarak onun net biçimde duyulmasını veya algılanmasını engellemesi demektir. Edilgen yapı be drowned out by, daha güçlü girişimin kaynağını gösterir; burada gerçek anlamda boğulma yoktur. A sea of, çok büyük ve geniş bir alana yayılmış miktar veya sayı anlamı verir. Burada phones, 5G ağlarındaki telefonların ürettiği çok sayıdaki sinyali temsil eder. Bu iki imge birlikte girişimin hem ölçeğini hem de gücünü vurgular.

Alıştırma

Burada its search could be drowned out by a sea of phones ne anlama geliyor?

  1. Arama, ağdaki her telefonu tespit edebilir.
  2. Telefonlar suya düşüp çalışmayı durdurabilir.
  3. Çok sayıdaki telefon sinyali, aranan sinyali bastırıp algılanmasını zorlaştırabilir.
Cevabı göster

Çok sayıdaki telefon sinyali, aranan sinyali bastırıp algılanmasını zorlaştırabilir.

Today, nowhere on Earth is truly radio quiet. Kelime

4:01

Bugün Dünya üzerinde hiçbir yer radyodan tamamen arınmış değildir.

Kelime

truly radio quiet: ses yokluğu değil, düşük radyo paraziti

Bu cümlede radio quiet, radyo frekansı parazitinin çok az olduğu bir yeri anlatan teknik bir ifadedir. İnsanların duyabildiği sıradan seslerle değil, radyo dalgalarıyla ilgilidir. Truly, anlatımı güçlendirerek “tamamen” veya “gerçekten” anlamını verir. Yani hiçbir yerin bu düşük parazit koşuluna bütünüyle ulaşamadığı söylenmektedir.

Alıştırma

Bu cümlede radio quiet ne anlama geliyor?

  1. Orada hiç kimse konuşmuyordur.
  2. Radyo frekansı paraziti çok azdır.
  3. Orada hiçbir tür ses yoktur.
Cevabı göster

Radyo frekansı paraziti çok azdır.

Satellites relaying signals around the globe have blanketed the planet in radio waves. Notlar

4:05

Dünyanın dört bir yanına sinyal ileten uydular, gezegeni radyo dalgalarıyla kaplamıştır.

Kalıp ifadeler

relaying signals around the globe: sinyalleri dünya çapında aktarmak

Relaying signals, sinyalleri alıp başka bir yere aktarmak anlamına gelir. Around the globe ise dünya çapında bir kapsam ekler. relaying signals around the globe şeklindeki -ing öbeği satellites sözcüğünü niteler ve bu uyduların ne yaptığını açıklar. satellites that relay signals around the globe biçiminde genişletilebilir.

Alıştırma

Cümleyi beş sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın. relay sözcüğünü -ing biçiminde kullanın ve signals ile globe sözcüklerini ekleyin: The satellite is ____.

Cevabı göster

relaying signals around the globe

Deyimler

blanketed the planet in radio waves: gezegeni radyo dalgalarıyla kaplamak

Burada blanketed, “çok geniş bir alanı kaplamak” anlamında kullanılan mecazi bir fiildir. blanket A in B kalıbı, B’nin A’nın büyük bir bölümüne yayılması veya orayı doldurması anlamına gelir. Cümlede gerçek bir battaniyeden söz edilmiyor. Radyo dalgaları, Dünya’nın büyük bir bölümünü çevreleyen bir katman gibi sunuluyor. Böylece her yerin tamamen kaplandığı değil, dalgaların çok geniş bir alana ulaştığı vurgulanıyor.

Alıştırma

Cümleyi blanket fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve hedef kalıpta kullanılan edatla tamamlayın: The storm ____ the village ____ snow.

Cevabı göster

blanketed · in

But there are a few places with less crowded skies Deyimler

4:11

Ancak radyo teleskoplarının uzayın derinliklerine bakabileceği,

Deyimler

less crowded skies: daha az yoğun gökyüzü

Burada crowded mecazi anlamda kullanılır: gökyüzü, içinde çok fazla şey bulunan bir yer gibi ele alınır. less crowded skies, yukarıda daha az uydu, radyo sinyali ve ilgili etkinlik olduğu, dolayısıyla daha az parazit bulunduğu anlamına gelir. Less, yoğunluk derecesini karşılaştırır. Skies, bu yerlerin üzerindeki gözlem ortamını ifade eder; bulutları veya hava durumunu anlatmaz.

Alıştırma

Radyo gözlemiyle ilgili bir konuşmada less crowded skies ne anlama gelir?

  1. Bulutlar birbirine çok yakın biçimde toplanmıştır.
  2. Yukarıda parazite yol açan daha az uydu ve radyo sinyali vardır.
  3. Gökyüzüne bakan daha az insan vardır.
Cevabı göster

Yukarıda parazite yol açan daha az uydu ve radyo sinyali vardır.

where radio telescopes can look deep into space. Kalıp ifadeler

4:15

gökyüzünün o kadar da kalabalık olmadığı birkaç yer mevcuttur.

Kalıp ifadeler

look deep into space: uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek

Burada look, “gözlerle bakmak” değil, “gözlemlemek” anlamına gelir. Bir radyo teleskobu radyo dalgalarını algılar; bu yüzden teleskop bakıyormuş gibi anlatılır. deep into space, uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek demektir. İfade, teleskobun oraya yolculuk ettiğini değil, ne kadar uzağı gözlemleyebildiğini vurgular.

Alıştırma

Örnekte look deep into space ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak uzayın sınırına yolculuk etmek.
  2. Uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek.
  3. Uzayın neden var olduğunu araştırmak.
Cevabı göster

Uzayın çok uzak bölgelerini gözlemlemek.

Here, we can see the black hole at the center of the Milky Way Kültür

4:18

Buralarda Samanyolu'nun merkezindeki kara deliği görebilir

and uncover the secrets of galaxies up to 96 billion light years away. Kelime

4:22

ve 96 milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin sırlarını ortaya çıkarabiliriz.

Kültür

the black hole at the center of the Milky Way: galaksimizin merkezindeki kara delik

Samanyolu, Güneş sistemimizi içeren galaksidir. Bu bir özel addır; kelimesi kelimesine “sütlü bir yol” anlamına gelmez. Vurgulanan ifade, galaksimizin ortasındaki ve yaygın olarak Sagittarius A* adı verilen süper kütleli kara deliği belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade neyi belirtir?

  1. Uzay boyunca uzanan, sütten yapılmış parlak bir yol.
  2. Evrendeki her galaksinin merkezindeki karanlık bir delik.
  3. Güneş sistemimizi içeren galaksinin ortasındaki süper kütleli bir kara delik.
Cevabı göster

Güneş sistemimizi içeren galaksinin ortasındaki süper kütleli bir kara delik.

Kelime

up to 96 billion light years away: mesafenin üst sınırını belirtmek

Burada up to + sayı bir üst sınır belirtir: mesafe bu değere kadar çıkabilir. Bu aralık daha yakın galaksileri de kapsar; dolayısıyla her galaksinin tam olarak 96 milyar ışık yılı uzakta olduğu anlamına gelmez. Light year, yani ışık yılı, ışığın bir yılda katettiği mesafeyi gösteren bir uzaklık birimidir. Bir zaman süresi değildir. İfadenin tamamı “96 milyar ışık yılı kadar uzakta” anlamına gelir.

Alıştırma

Up to 96 billion light years away ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Her galaksi tam olarak 96 milyar ışık yılı uzaktadır.
  2. Mesafe 96 milyar ışık yılına kadar çıkabilir, ancak daha kısa da olabilir.
  3. Galaksiler en fazla 96 milyar yıldır varlığını sürdürmektedir.
Cevabı göster

Mesafe 96 milyar ışık yılına kadar çıkabilir, ancak daha kısa da olabilir.

Well, so long as we're not blinded by phones sending signals from first class. Notlar

4:28

Tabii birinci sınıftan sinyal gönderen telefonlar yüzünden kör olmazsak.

Dilbilgisi

so long as: bir koşul belirtmek

So long as bir koşul getirir ve “-dığı sürece” ya da “şu koşulla” anlamına gelir. Bu cümlede örtük sonucun gerçekleşmesi, telefon sinyallerinin gözlemcileri veya ekipmanlarını “kör etmemesine” bağlıdır. Burada long zaman süresini veya fiziksel uzunluğu anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp so long as + yan cümledir: bir sonuç, izin veya plan yalnızca bu koşul altında geçerlidir.

Alıştırma

Uygun koşul ifadesini seçin: You can borrow the camera ___ you return it by Friday.

  1. as far as
  2. so much as
  3. so long as
Cevabı göster

so long as

Deyimler

blinded by phones sending signals from first class: teleskobu “kör eden” telefon sinyalleri

Buradaki be blinded by ifadesi bir mecazdır. Konuşmacı, gözlemcileri ve radyo teleskoplarını görme yetilerini kaybedebilen kişiler gibi anlatır: telefonlardan gelen güçlü radyo yayınları, teleskobun algılamaya çalıştığı zayıf sinyali örtebilir. First class, bir uçağın birinci sınıf kabini demektir. Bu canlı anlatım ironi katar; çünkü lüks bir kabindeki sıradan bir telefon, son derece hassas bir astronomi gözlemini etkileyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede blinded by phones ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Yolcular telefonlarını teleskobun merceğinin önüne koydu.
  2. Telefon yayınları, teleskobun algılamaya çalıştığı zayıf sinyali örtebilirdi.
  3. Telefonlar yolcuların gözlerine fiziksel olarak zarar verdi.
Cevabı göster

Telefon yayınları, teleskobun algılamaya çalıştığı zayıf sinyali örtebilirdi.

The average smartphone is drastically more powerful than the computers that guided us to the moon. Notlar

4:34

Ortalama bir akıllı telefon, bizi Ay'a götüren bilgisayarlardan katbekat daha güçlüdür.

Dilbilgisi

drastically more powerful than: çok büyük bir farkı vurgulamak

more powerful than bir karşılaştırma ifadesidir: A'nın güç veya kapasite düzeyinin B'den daha yüksek olduğunu belirtir. Drastically, more powerful ifadesini niteler ve farkın yalnızca biraz değil, çok büyük olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp A + be + drastically more + sıfat + than + B şeklindedir. Burada ortalama akıllı telefon A, Ay görevine rehberlik eden bilgisayarlar ise B'dir. Than, karşılaştırılan öğeyi tanıtır.

Alıştırma

Güçlü karşılaştırmayı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The new processor is ____ the previous model.

Cevabı göster

drastically more powerful than

Kültür

guided us to the moon: Ay görevlerindeki bilgisayarlar

Bu cümlede the computers that guided us to the moon, navigasyon, rota hesaplamaları ve uzay aracının kontrolüyle Ay görevlerinin tamamlanmasına yardımcı olan bilgisayar sistemlerini anlatır. Guided, bilgisayarların turist rehberi gibi davrandığı veya insanları tek başına taşıdığı anlamına gelmez. Us genel olarak insanlığı ifade eder. Bu tarihsel gönderme karşılaştırmayı çarpıcı hâle getirir: günümüzde sıradan bir akıllı telefon, o görevlerde kullanılan bilgisayarlardan daha fazla hesaplama gücüne sahiptir.

Alıştırma

Bu cümlede the computers that guided us to the moon ne anlama geliyor?

  1. Ay'daki ziyaretçilere sesli tur düzenleyen bilgisayarlar.
  2. İnsanlı Ay görevlerinde uzay araçlarının yönlendirilmesine ve kontrolüne yardımcı olan bilgisayarlar.
  3. İnsanları uzay aracı olmadan fiziksel olarak Ay'a taşıyan bilgisayarlar.
Cevabı göster

İnsanlı Ay görevlerinde uzay araçlarının yönlendirilmesine ve kontrolüne yardımcı olan bilgisayarlar.

brilliant.org's Wi-Fi and GPS lessons can help you understand the remarkable technologies we carry in our pockets. Deyimler

4:40

brilliant.org'un Wi-Fi ve GPS dersleri, cebimizde taşıdığımız olağanüstü teknolojileri anlamanıza yardımcı olabilir.

Deyimler

remarkable technologies we carry in our pockets: günlük cihazlardaki ileri teknoloji

Burada remarkable technologies we carry in our pockets, Wi-Fi ve GPS dâhil olmak üzere akıllı telefon gibi taşınabilir cihazlara yerleştirilmiş ileri teknolojileri anlatır. Bu teknolojiler, bir cebin içinde ayrı ayrı duran nesneler değildir. Cep imgesi, karmaşık teknolojiyi tanıdık ve günlük yaşamın bir parçası gibi gösterir. Remarkable, alışılmadık ölçüde etkileyici veya dikkate değer anlamına gelir.

Alıştırma

remarkable technologies we carry in our pockets ifadesi büyük olasılıkla neyi anlatıyor?

  1. Giysinin içinde taşınan bağımsız elektronik parçalar.
  2. Akıllı telefon gibi günlük taşınabilir cihazlara yerleştirilmiş ileri teknolojiler.
  3. Bugüne kadar icat edilmiş bütün teknolojilerin ayrı nesneler olarak bir cepte saklanması.
Cevabı göster

Akıllı telefon gibi günlük taşınabilir cihazlara yerleştirilmiş ileri teknolojiler.

Visit brilliant.org/teded to get 30 days free and 20% off a year of STEM learning.

4:47

30 gün ücretsiz ve bir yıllık STEM öğreniminde %20 indirim kazanmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret edin.