Sosyal medya öldü mü? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin sosyal medyayı nasıl değiştirdiğini, bazı kullanıcıların büyük platformlara neden ilgisini kaybettiğini ve daha küçük, kişisel çevrim içi alanların niçin daha çekici hâle gelebileceğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. turned some users away from social — Deyimsel fiiller: turn someone away from something yapısının bir gelişmenin insanları caydırdığını, ilgilerini azalttığını veya bir hizmeti bırakmalarına yol açtığını nasıl anlattığını öğrenin. Böylece yapay zekâ içeriğinin kullanıcı davranışını fiziksel bir uzaklaşma ima etmeden açıklayabilirsiniz. 2. leaning into generated content. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: lean into ifadesini bir stratejiyi bilinçli biçimde benimsemek, önceliklendirmek veya ona daha fazla yatırım yapmak anlamına gelen çağdaş bir mecaz olarak tanıyın. Üretilmiş içeriğe yönelimini kasıtlı olarak artıran teknoloji şirketlerinden söz ederken kullanabilirsiniz. 3. It's come a long way from — Deyimler ve mecazlı ifadeler: come a long way from ile bugünkü durumu çok farklı bir başlangıç noktasıyla karşılaştırıp değişimin boyutunu vurgulayın. İlk elektronik mesajlardan yapay zekânın şekillendirdiği günümüz sosyal platformlarına uzanan iletişim dönüşümünü özetlemek için özellikle kullanışlıdır.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Whatever you think of ...: ödünleme bildiren giriş
Whatever you think of social media ifadesinde whatever, “sosyal medya hakkındaki görüşün ne olursa olsun” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Dinleyiciden görüşünü söylemesini isteyen bir soru değildir. Bu yan cümle ana cümleden önce kullanıldığında, olası görüş ayrılıklarını kabul eder ve ardından gelen iddiayı dinleyicinin görüşünden bağımsız olarak doğru sunar. Aktarılabilir yapı Whatever you think of + isim öbeğidir; ardından bir ana cümle gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, farklı görüşleri kabul ettikten sonra geçerliliğini koruyan bir gerçeği belirtmek için Whatever you think of ... yapısını kullanır?
- You can choose whatever rule you like.
- What do you think of the new rule?
- Whatever you think of the new rule, it starts on Monday.
Cevabı göster
Whatever you think of the new rule, it starts on Monday.
in less than a generation: hızlı değişimi ölçmek
Burada in less than a generation, değişimin bir insan neslinden daha kısa bir süre içinde gerçekleştiği anlamına gelir. in edatı geçen süreyi belirtir, less than ise bir üst sınır koyar. Generation burada üretim veya elektrik üretimi değil, bir insan nesliyle ilişkilendirilen genel zaman aralığı anlamındadır. İfade, büyük bir toplumsal ya da teknolojik değişimin olağan dışı bir hızla gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “bir insan neslinden daha kısa bir süre içinde” anlamına gelen zaman ifadesiyle tamamlayın: The farming village became a large city ____.
Cevabı göster
in less than a generation
now known as X: güncel adı belirtme
“Now known as X”, az önce sözü edilen şeyin güncel adını verir. Burada dinleyiciye Twitter’ın şimdiki adının X olduğunu bildirir; known as, “adı ... olan” veya “... diye adlandırılan” anlamındadır ve sözcüğü sözcüğüne yorumlanmaz. Bu ifade, ek bilgi veren “Twitter, which is now known as X” ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Virgüllerle ayrılarak ana cümle yapısını değiştirmeden güncel adı ekler.
Alıştırma
Binanın güncel adını vermek için dersteki ifadeyi kullanın: The old cinema is ____ the Orion Theatre.
Cevabı göster
now known as
used to be places to post messages to friends or share photos of your breakfast. Dilbilgisi
0:23arkadaşlarınıza mesaj gönderdiğiniz veya kahvaltınızın fotoğraflarını paylaştığınız yerlerdi.
in the early days: başlangıç dönemi için zaman çerçevesi kurma
“In the early days”, zaman çizgisini bir şirketin, teknolojinin, projenin, hareketin veya benzer bir gelişmenin başlangıç aşamasına götürür. Buradaki days, takvimdeki birkaç günden çok daha geniş bir dönemi anlatır. Cümleciğin başına geldiğinde, sonraki bilgiyi tarihsel arka plan olarak çerçeveler. Genellikle daha sonra işlerin nasıl değiştiğiyle yapılacak bir karşılaştırmaya zemin hazırlar.
Alıştırma
Geniş bir başlangıç arka planı oluşturmak için dersteki ifadeyi kullanın: ____, the app had fewer than one hundred users.
Cevabı göster
In the early days
used to be: geçmişteki bir durumu anlatmak
Used to be, geçmişte doğru olan fakat şimdi genellikle artık doğru olmayan bir durumu veya kimliği anlatır. Bu cümlede MySpace’in geçmişteki rolünü gösterir. Kalıp özne + used to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada yalın fiil be olduğu için ifade; bir kişinin, yerin, hizmetin veya durumun geçmişiyle bugününü karşılaştırmakta kullanışlıdır.
Alıştırma
Artık doğru olmayan geçmişteki bir durumu göstermek için cümleyi used to be ile tamamlayın: This quiet building ____ a busy train station, but now it is a library.
Cevabı göster
used to be
with the rise of AI: büyüyen bir eğilimi arka plan olarak sunmak
With the rise of AI, büyüyen bir eğilimi ana değişimin arka planı olarak sunan ve cümlenin başında kullanılan bir ifadedir. Buradaki with, sahiplik veya fiziksel birliktelik değil, “bu gelişmenin bağlamında” ya da “bu gelişme gerçekleşirken” anlamındadır. Rise, with the rise of + isim kalıbında bir isimdir. Kullanımın, önemin veya etkinin artmasını anlatır. Bu nedenle kalıp önce eğilimi, ardından bu eğilimin sonucunda ya da onunla birlikte ortaya çıkan değişimi verir.
Alıştırma
Hangi cümle, büyüyen bir eğilimi ilgili bir değişimin arka planı olarak doğal biçimde kullanır?
- Video calls rise remote meetings into common use.
- With the rise of video calls, remote meetings have become common.
- Along the rise of video calls, remote meetings have become common.
Cevabı göster
With the rise of video calls, remote meetings have become common.
changed into something much stranger: çok daha tuhaf bir duruma dönüşmek
change into + sonuç yapısı, birinin veya bir şeyin farklı bir duruma, biçime ya da türe dönüştüğünü belirtir. Buradaki the fun of connecting with friends soyut bir öznedir ve fiziksel bir nesneye dönüşmez; something much stranger yeni durumu genel olarak özetler. Stranger, strange sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Much karşılaştırmayı güçlendirir; bu nedenle much stranger yalnızca “biraz daha tuhaf” değil, “çok daha tuhaf” demektir.
Alıştırma
Konuşma dostça başladı, ancak daha sonra çok daha ciddi bir hâl aldı. Bu değişimi doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The friendly discussion changed with something much more serious.
- The friendly discussion changed from something much more serious.
- The friendly discussion changed into something much more serious.
Cevabı göster
The friendly discussion changed into something much more serious.
I think it's a man who's supposed to look like Jesus? Dilbilgisi
0:42Sanırım İsa'ya benzemesi gereken bir adam?
who's supposed to look like: amaçlanan benzerlik
Who's, who is ifadesinin kısaltmasıdır. Who's supposed to look like Jesus ilgi cümleciği a man ifadesini açıklar. Burada be supposed to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma yükümlülüğü olmak” değil, “öyle olması amaçlanmak veya beklenmek” anlamındadır. Look like + kişi ya da şey, “…ya benzemek” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak adamın görünüşünün İsa'ya benzemesinin amaçlandığını söyler. I think ve soru tonlaması belirsizlik gösterir; amaçlanan benzerliğin açıkça görülmediğini de ima edebilir.
Alıştırma
Bir kostüm robota benzeyecek şekilde tasarlanmış, ancak sonuç pek açık değil. Amaçlanan görünüşü en iyi ifade eden cümle hangisidir?
- It's a costume that's supposed to look at a robot.
- It's a costume that definitely looks like a robot.
- It's a costume that's supposed to look like a robot.
Cevabı göster
It's a costume that's supposed to look like a robot.
been AIed: AI kısaltmasını geçici bir fiile dönüştürmek
Burada AI kısaltması geçici olarak fiil gibi kullanılır ve sonuna -ed getirilir. He's been AIed, He has been AIed ifadesinin kısalmış biçimidir ve present perfect'in edilgen yapısını kullanır: kişi ya da görüntü daha önce bir tür yapay zekâ işleminden geçmiştir. Odak, yapay zekâyı kimin kullandığında değil, işleme maruz kalan şeydedir. AIed, yapay zekânın tam olarak ne yaptığını belirtmez. Bir şeyin yapay zekâyla üretilmiş, değiştirilmiş, filtrelenmiş ya da başka şekilde işlenmiş olduğunu düşündürebilir; kesin anlamı bağlam verir. Burada görsel görünüm, yapay zekâyla değişiklik yapıldığını düşündürür.
Alıştırma
"The portrait has been AIed" cümlesinin en açık resmî yeniden yazımı hangisidir?
- The portrait appears to have been created or modified using AI.
- The portrait appears to be learning how to use AI.
- The portrait appears in a documentary about AI.
Cevabı göster
The portrait appears to have been created or modified using AI.
Has to be...: güçlü bir çıkarım belirtmek
Bu cümlede Has to be güçlü bir çıkarım belirtir: konuşan kişi kanıtları görür ve görüntünün yapay zekâyla işlenmiş olması gerektiği sonucuna varır. Burada birinin bir şey yapma yükümlülüğünden söz edilmez. Tam biçimi It has to be AIed. şeklindedir. Hızlı konuşmada, neyin değerlendirildiği belliyse it öznesi atılabilir ve kısa Has to be... tepkisi ortaya çıkar. Özne içermeyen bu biçimi yalnızca bağlam, değerlendirilen şeyi açıkça gösterdiğinde kullanın.
Alıştırma
Sınıfın kapısı içeriden kilitli ve sesler duyuyorsunuz. Hangi cümle güçlü bir çıkarım belirtir?
- Someone might be in the classroom.
- Someone has to clean the classroom.
- Someone has to be in the classroom.
Cevabı göster
Someone has to be in the classroom.
He's holding his dog and his face looks like his dog.
0:52Köpeğini kucağında tutuyor ve yüzü köpeğine benziyor.
half Jesus, half dog: half X, half Y kalıbı
Half X, half Y, bir kişiyi veya şeyi iki kimliğin, görünüşün, tarzın ya da özellik grubunun birleşimi olarak anlatan kısa ve paralel bir kalıptır. Burada görüntünün kısmen İsa’ya, kısmen de bir köpeğe benzediği mizahi biçimde söylenir; gerçek bir karma kimlikten söz edilmez. Betimleyici konuşmada half çoğu zaman tam olarak yüzde 50’lik bir bölünmeyi değil, iki unsurun karışımını anlatır. half serious, half joking veya half office, half studio örneklerinde olduğu gibi iki bölüm dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır.
Alıştırma
half X, half Y kalıbını tamamlamak için sırasıyla kitchen ve classroom sözcüklerini kullanın: The new club room is half ____, half ____.
Cevabı göster
kitchen · classroom
A half dog, half Jesus photo is generated by AI and posted online. Dilbilgisi
0:57Yarı köpek, yarı İsa fotoğrafı yapay zeka tarafından oluşturuluyor ve internete yükleniyor.
is generated by AI and posted: paralel edilgen eylemler
Bu ifadede iki edilgen eylem birleştirilir: is generated ve (is) posted. generated ve posted ilk yardımcı fiil is’i paylaştığı için ikinci is kullanılmaz. İki eylem de fotoğrafa uygulandığından cümle, eylemleri yapan kişilerden çok fotoğrafa ne olduğuna odaklanır. By AI, generated eyleminin yapanını veya kaynağını belirtir ve en doğrudan generated ile bağlantılıdır. Cümle, fotoğrafı yapay zekânın yayımladığını söylemez. Posted online ikinci eylemi ve fotoğrafın nerede erişilebilir hâle getirildiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir is kullanarak iki paralel edilgen eylemi doğru biçimde ifade eder?
- The weekly report is created automatically and emailing to the team.
- The weekly report is created automatically and emailed to the team.
- The weekly report creates automatically and emails the team.
Cevabı göster
The weekly report is created automatically and emailed to the team.
It's an example of how the use of AI in social media has evolved so much that today, Notlar
1:03Bu, yapay zekanın sosyal medyadaki kullanımının bugün o kadar çok evrimleştiğine bir örnek ki,
has evolved so much that ...: sonuca yol açan derece
has evolved so much that ... kalıbı, bir değişimin büyük derecesini onun sonucuna bağlar. has evolved present perfect yapıdadır; dolayısıyla gelişim geçmişten bugüne uzanan bir süreç olarak görülür. so much dereceyi belirtir, that ise sonuç yan cümlesini başlatır. so much that yapısını tek bir derece-sonuç kalıbı olarak okuyun; much sözcüğünü yalnızca çok anlamında düşünmeyin. that sonrasındaki bölüm, bu değişim derecesinin hangi sonuca yol açtığını belirtmelidir.
Alıştırma
Cümleyi bu kadar büyük bir derecede ki anlamındaki üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The town has changed ____ nobody recognises the main street.
Cevabı göster
so much that
it's hard to know what's created by humans and what's not. Dilbilgisi
1:08neyin insanlar tarafından yaratıldığını ve neyin yaratılmadığını bilmek zor.
It's an example of how ...: belirli bir örnekten daha genel bir noktaya geçmek
It's an example of how ... kalıbı, somut bir durumu örnek olarak gösterir ve ardından how yan cümlesiyle bu durumun ortaya koyduğu daha geniş süreci veya örüntüyü açıklar. Bu cümlede, somut örnekten sosyal medyadaki yapay zekâ kullanımının ne kadar geliştiğine ilişkin daha genel noktaya geçilir. Burada how doğrudan bir soru başlatmaz. Cümle içine gömülü bir bildirme yan cümlesi başlatır; bu yüzden soru dizilişi değil, how + özne + fiil şeklindeki bildirme dizilişi kullanılır.
Alıştırma
Belirli bir gözlemden daha genel bir noktaya geçmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The crowded platform is an example of how popular the new train service has become.
- The crowded platform is an example of how has the new train service become popular.
- The crowded platform is an example how popular the new train service has become.
Cevabı göster
The crowded platform is an example of how popular the new train service has become.
It's hard to know ... and what's not: eksiltmeyle zorluk ifade etmek
It's hard to know ... net bir yargıya varmanın zor olduğunu anlatır. It biçimsel öznedir; to know mastar yapısı ise belirlenmesi zor olan şeyi tanıtır. What's created by humans and what's not iki grubu karşılaştırır. İkinci bölümde, anlamı zaten belli olduğu için created by humans söylenmez. Bu nedenle what's not, what is not created by humans anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle charged sözcüğünü tekrarlamamak için eksiltmeyi doğal biçimde kullanır?
- It's hard to tell which batteries charged and which aren't.
- It's hard to tell which batteries are charged and which don't.
- It's hard to tell which batteries are charged and which aren't.
Cevabı göster
It's hard to tell which batteries are charged and which aren't.
we'll discuss how social media is changing in the age of AI. Kalıp ifadeler
1:13yapay zeka çağında sosyal medyanın nasıl değiştiğini tartışacağız.
in the age of AI: bir çağı bağlam olarak belirlemek
In the age of AI, yapay zekânın şekillendirdiği çağda demektir. Burada age, bir kişinin kaç yaşında olduğunu değil, tarihsel bir dönemi anlatır. in the age of + önemli bir teknoloji, fikir veya güç yapısı; değişiklikleri, alışkanlıkları veya sorunları tartışmak için geniş bir dönem bağlamı kurar. Kesin bir başlangıç ya da bitiş tarihi vermek gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede age, bir kişinin yaşı yerine çağ anlamında kullanılmıştır?
- Privacy is a major concern in AI years old.
- Privacy is a major concern at the age of AI.
- Privacy is a major concern in the age of AI.
Cevabı göster
Privacy is a major concern in the age of AI.
we'll learn some useful new words and phrases.
1:18bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.
you'll find all the vocabulary along with a transcript on our website, Kalıp ifadeler
1:22tüm kelimeleri bir döküm ile birlikte web sitemizde bulacaksınız,
along with a transcript: eşlik eden bir kaynak olarak transkript eklemek
Bu cümlede along with a transcript, “bir transkriptle birlikte” ya da “bir transkript de dâhil” anlamına gelir. Transkripti, kelimelerle birlikte erişilebilen ek bir kaynak olarak sunar. Burada along with çok sözcüklü bir edattır. Bir güzergâh boyunca hareket etmeyi anlatmaz; ifadenin tamamı, ana öğeye eşlik eden başka bir şeyi tanıtır.
Alıştırma
Müzenin haritanın yanı sıra sesli rehber de sunduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The museum provides a map after you return the audio guide.
- The museum provides a map along with an audio guide.
- The museum provides only a map, not an audio guide.
Cevabı göster
The museum provides a map along with an audio guide.
But first: önce yapılacak bir adımı araya eklemek
But first, konuşmacının sırada beklenen konuyu kısa süreliğine durdurup daha önce gerçekleşmesi gereken bir şeyi tanıtacağını gösterir. Bu cümlede konuşmacı, devam etmeden önce bir soru araya ekler. First, birinci sırada olmayı değil, konuşmadaki veya süreçteki sırayı belirtir. Bu geçiş ifadesi, sonraki adımların nasıl düzenlendiğini dinleyicinin takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunucu, mikrofonları kontrol ettikten sonra ana röportaja başlamayı planlıyor. En uygun geçişi kullanan cümle hangisidir?
- This is the first interview we've recorded with these microphones.
- We'll begin the interview in a minute. But first, let's check the microphones.
- At first, the microphones were too quiet, but now they are ready.
Cevabı göster
We'll begin the interview in a minute. But first, let's check the microphones.
You mentioned MySpace as one of the earliest social media platforms, Kalıp ifadeler
1:30MySpace'i en eski sosyal medya platformlarından biri olarak belirttin,
as one of the earliest social media platforms: en eski sosyal medya platformlarından biri olarak
mention A as B yapısında as, A'yı tanımlamak için kullanılan kimliği veya kategoriyi belirtir. Burada MySpace, en eski sosyal medya platformları kategorisinin bir üyesi olarak sunuluyor. As, “olarak” anlamındadır; “-dığı zaman” anlamına gelmez. one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim yapısı, en güçlü özelliğe sahip bir grubun üyelerinden birini anlatır. Bu nedenle platforms çoğuldur ve ifade MySpace'in tek başına en eski platform olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle müzeyi çok eski kamu binalarından oluşan bir grubun üyesi olarak doğru biçimde sınıflandırıyor?
- The museum is recognised as the city's oldest public building.
- The museum looks like one of the city's oldest public buildings.
- The museum is recognised as one of the city's oldest public buildings.
Cevabı göster
The museum is recognised as one of the city's oldest public buildings.
but the first electronic message was actually sent much earlier Dilbilgisi
1:35ama ilk elektronik mesaj aslında çok daha erken gönderilmişti
the first electronic message was actually sent: tarihî olayı öne çıkaran edilgen yapı
The first electronic message was actually sent, özne + was + geçmiş zaman ortacı yapısındaki simple past passive biçimini kullanır. Bu yapı mesajı ve tarihî olayı odak noktası yapar. Önemli olan neyin ne zaman gerçekleştiği için gönderen kişi belirtilmeyebilir. Actually, verilen gerçeğin bir beklentiyi düzelttiğini veya ona karşı çıktığını gösterir. Tam cümlede much, karşılaştırma biçimi earlier'ı güçlendirir; bu nedenle much earlier yalnızca “biraz daha erken” değil, “çok daha erken” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle edilgen yapı kullanıyor ve olayın beklenenden çok daha önce gerçekleştiğini söylüyor?
- The first photograph was actually taken much earlier than many people think.
- The first photograph was actually taken slightly earlier than many people think.
- Researchers actually took the first photograph much earlier than many people think.
Cevabı göster
The first photograph was actually taken much earlier than many people think.
using a series of dots and dashes tapped out by hand on a telegraph wire. Kalıp ifadeler
1:41bir telgraf telinde elle vurulan bir dizi nokta ve çizgi kullanılarak.
using a series of dots and dashes: bir dizi nokta ve çizgi kullanarak
Burada a series of dots and dashes, nokta ve çizgi sinyallerinden oluşan sıralı bir diziyi ifade eder. Noktalar ve çizgiler Mors alfabesinde kullanılan temel işaretlerdir. Yapı a series of + çoğul isim şeklindedir. using ile başlayan bölüm, mesajı göndermek için kullanılan yöntemi ekler: mesaj bu sinyal dizisi aracılığıyla gönderilmiştir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “sıralı bir dizi” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The alarm gave ____ short beeps.
Cevabı göster
a series of
tapped out by hand on a telegraph wire: telgraf teli üzerinde elle vurularak oluşturulan
Tap out a message or code, bir mesajı veya kodu art arda vuruşlarla üretmek anlamına gelir. Burada tapped out by hand, dots and dashes ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir yapıdır: sinyaller elle üretilmiş ve telgraf teli üzerinden iletilmiştir. Tap out ifadesinin anlamını bağlam belirler. Telgraf bağlamında message, code veya signal ile kullanıldığında vurarak üretmek anlamına gelir; spordaki pes ettiğini işaret etme anlamında değildir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The operator tapped out the warning on the telegraph key. Burada tapped out ne anlama gelir?
- uyarıyı tamamen sildi
- bir spor karşılaşması sırasında pes etti
- uyarıyı art arda vuruşlarla iletti
Cevabı göster
uyarıyı art arda vuruşlarla iletti
So, what was this new form of communication called? Kalıp ifadeler
1:47Peki, bu yeni iletişim biçiminin adı neydi?
new form of communication: yeni bir iletişim biçimi
Form of communication, insanların bilgi, düşünce veya duygularını paylaşmak için kullandığı bir türü ya da yöntemi ifade eder. Buradaki form, doldurulan bir form değil, «tür» veya «biçim» anlamındadır. What was this new form of communication called? sorusunda this new form of communication, konuşanın adını öğrenmek istediği şeydir. What was ... called? kalıbı «Bunun adı neydi?» anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Hand signals can be ___.
- a form of communication
- a name for communicating
- a form to fill in
Cevabı göster
a form of communication
we'll find out the answer later: cevabı daha sonra öğreneceğiz
Find out, soru sorarak, kontrol ederek, araştırarak veya bekleyerek daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. Find out the answer ifadesinde nesne bir bilgidir: cevap. We'll find out the answer later, cevabın henüz bilinmediği veya açıklanmadığı, ancak daha sonra öğrenileceği anlamına gelir. İfade, kayıp fiziksel bir nesneyi bulmaya değil, bilgi edinmeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, find içeren ve «öğrenmek veya ortaya çıkarmak» anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: We'll ____ the answer after the final round.
Cevabı göster
find out
The introduction of AI has turned some users away from social media. Notlar
2:02Yapay zekanın tanıtılması bazı kullanıcıları sosyal medyadan uzaklaştırdı.
The introduction of AI: introduction of ile introduction to farkı
The introduction of AI, yapay zekânın belirli bir alana getirilip kullanılmaya başlanması demektir. Buradaki introduction, bir teknolojinin eklenmesi veya benimsenmesi anlamındadır; kişinin kendisini ya da başka birini tanıtması değildir. the introduction of + thing, teknoloji, politika, sistem veya hizmetlerden söz ederken sık kullanılan resmî bir isim yapısıdır. of sonrasında kullanıma sunulan şey gelir.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir güvenlik kuralının uygulamaya konduğunu anlatır?
- The guide gives an introduction to the new safety rule.
- The manager gave a short introduction before the safety meeting.
- The introduction of a new safety rule reduced accidents.
Cevabı göster
The introduction of a new safety rule reduced accidents.
turn someone away from something: birini bir şeyden uzaklaştırmak
Turn + someone + away from + something, bir nedenin kişinin bir şeye ilgisini kaybetmesine, onu kullanmayı bırakmasına veya ondan kaçınmasına yol açması demektir. Cümlede neden yapay zekânın kullanıma sunulmasıdır, etkilenen kişiler some users, uzaklaşılan şey ise social media ifadesidir. Buradaki uzaklaşma genellikle tutum veya davranışla ilgilidir; bedeni fiziksel olarak başka bir yöne çevirmek değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: High fees can ____ customers ____ the service.
Cevabı göster
turn · away from
activity peaked in 2022: fiil olarak peak
Burada peaked, “en yüksek seviyesine ulaştı” anlamındaki geçmiş zaman fiilidir. Fiilin öznesi social media activity, in 2022 ise bu en yüksek noktaya ne zaman ulaşıldığını belirtir. Değişen bir miktar en yüksek değerine ulaştığında peak fiil olarak kullanılabilir. Bu kullanım özellikle trafik, fiyat, talep, nüfus veya etkinlik hakkındaki raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi peak fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Online orders ____ in December and fell in January.
Cevabı göster
peaked
has been going down ever since: bugüne kadar süren bir eğilim
Has been going down, present perfect continuous yapısındadır: has + been + fiil-ing. Düşüşü geçmişteki bir referans noktasında başlayan ve şimdiye kadar devam eden bir süreç olarak gösterir. Ever since, “o zamandan şimdiye kadar sürekli olarak” anlamına gelir. Buradaki zaman daha önce belirtilen 2022 yılıdır; bu nedenle since sonrasında tarihi yeniden söylemek gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi go down fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Demand began to fall in March and ____ ever since.
Cevabı göster
has been going down
Millennial and digital native Kyle Chayka is a writer specializing in social media. Notlar
2:15Y kuşağı ve dijital yerli Kyle Chayka, sosyal medya konusunda uzmanlaşmış bir yazar.
Millennial and digital native: iki kişisel arka plan etiketi
Millennial, bir kişiyi genellikle 1980'lerin başından 1990'ların ortasına kadar doğan kuşağın üyesi olarak tanımlar; ancak kesin tarih aralığı kaynağa göre değişir. Digital native, dijital teknolojinin hayatın doğal bir parçası olduğu ortamda büyümüş kişidir. Kyle Chayka adından önce kullanılan ve and ile bağlanan bu iki etiket, hem kuşağını hem de teknolojik büyüme ortamını belirtir. Buradaki native mecazidir; milliyet anlamına gelmez ve bu etiket ileri düzey teknik beceriyi garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede Millennial and digital native ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Y kuşağının üyesi olup dijital teknolojiyle büyümüş biri.
- Yalnızca internette var olan bir ülkenin vatandaşı.
- Sosyal medya uygulamaları tasarlayan profesyonel bir programcı.
Cevabı göster
Y kuşağının üyesi olup dijital teknolojiyle büyümüş biri.
specializing in social ...: uzmanlık alanını belirten specialize in yapısı
specializing in social media tam ifadesinde specialize in, işi, eğitimi veya çalışmayı belirli bir alana yoğunlaştırmak anlamına gelir. in edatı uzmanlık alanını belirtir; fiziksel bir konumu göstermez. Burada specializing in social media, writer sözcüğünü niteleyen bir -ing ortaç grubudur. Yazarın mesleki odağını ekler. Tam bir ilgi cümleciğiyle a writer who specializes in social media denebilir.
Alıştırma
Cümleyi specialize fiilinin -ing biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Dr Shah is a doctor ____ sleep medicine.
Cevabı göster
specializing in
Was there a moment for you ...?: kişisel bir dönüm noktası anlatmaya davet etmek
Was there a moment for you when ...? karşıdaki kişiyi geçmişe bakıp kendi deneyiminde anlamlı bir noktayı belirlemeye davet eder. Burada for you odağı Kyle'ın bakış açısında tutar; when ile başlayan bölüm ise nasıl bir anı düşünmesi gerektiğini belirtir. Moment tam olarak tek bir saniye anlamına gelmek zorunda değildir. Kişinin bir değişim veya dönüm noktası olarak hatırladığı bir olay ya da kısa bir dönem olabilir. Doğrudan When did social media change? diye sormaya kıyasla bu soru kişisel bir yanıt için daha fazla alan bırakır.
Alıştırma
Kişisel bir dönüm noktasını soran hedef başlangıç ifadesiyle röportaj sorusunu tamamlayın: ____ when you realized you wanted to become a chef?
Cevabı göster
Was there a moment for you
felt like + yan cümle: kişisel bir izlenim aktarmak
you felt like social media changed ifadesinde felt like'ın ardından tam bir yan cümle olan social media changed gelir. Bu yapıda feel like, «öyle olduğu izlenimine kapılmak» veya «öyle hissetmek» anlamındadır. Bu ifade değişimi tartışmasız bir gerçek olarak değil, Kyle'ın algısı olarak sunar. Burada bir istek anlatmaz. I felt like leaving örneğinde olduğu gibi feel like + -ing genellikle «bir şey yapmak istemek» anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede felt like, bir durumun değiştiğine ilişkin kişisel bir izlenim sunmak için kullanılmıştır?
- She felt the table shake during the meeting.
- She felt like the meeting was becoming more tense.
- She felt like leaving the meeting early.
Cevabı göster
She felt like the meeting was becoming more tense.
Gayriresmî bir duygusal tepki olarak Oh, man.
Oh, man. güçlü ve ani bir tepkiyi gösteren, gayriresmî bir ünlemdir. Tonlamaya ve bağlama göre şaşkınlık, hayal kırıklığı, bıkkınlık, heyecan veya duygulanma ifade edebilir. Buradaki man ünlemin bir parçasıdır; mutlaka bir erkeğe hitap edildiği anlamına gelmez. İfadenin tamamını tek bir tepki olarak algıla ve belirli duyguyu anlamak için ardından gelen sözlere bak.
Alıştırma
Bu ifadenin doğru olup olmadığına karar ver: “Oh, man, I forgot my keys!” cümlesinde man mutlaka erkek bir dinleyiciye doğrudan hitaptır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Konuşma belirteci olarak I mean,
Bu örnekte I mean konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir. Konuşan kişi düşüncesini düzenlerken sözü elinde tutmasına yardımcı olur ve önceki sözün açıklamasını, düzeltilmesini veya daha kesin bir biçimini başlatabilir. Dinlerken bunu ana mesaj olarak görme ve her seferinde bütünüyle sözcüğü sözcüğüne çevirmeye çalışma. Önemli bilgi genellikle ardından gelir.
Alıştırma
“I mean, the first plan was too expensive,” cümlesinde I mean ne yapıyor?
- Konuşmayı resmî olarak bitirir.
- Bir açıklama veya düzeltme başlatır.
- mean sözcüğünün tanımını sorar.
Cevabı göster
Bir açıklama veya düzeltme başlatır.
when Twitter became the hub of election discourse, Kelime
2:40Twitter seçim söyleminin merkezi haline geldiğinde,
seçimlerle ilgili kamusal tartışmaların merkezi
Hub, insanların, etkinliklerin veya bilgilerin bir araya geldiği merkezdir. Burada became the hub of election discourse, Twitter'ın seçimlerle ilgili kamusal tartışmaların yoğunlaştığı başlıca platform hâline geldiği anlamına gelir; hub mecazdır, ulaşım merkezi değildir. Burada discourse, geniş çaplı kamusal tartışmayı ve insanların toplumsal ya da siyasi bir konu hakkında konuşma biçimlerini ifade eder. Sıradan tek bir conversation'a göre daha fazla insanı ve fikri kapsar ve daha resmî duyulur.
Alıştırma
Bu İngilizce cümlenin en uygun anlamını seçin: The forum became the hub of election discourse.
- Seçim ekipmanlarının saklandığı bir bina oldu.
- İki seçmen arasında tek bir özel sohbete ev sahipliği yaptı.
- Seçimle ilgili geniş çaplı kamusal tartışmaların ana yeri oldu.
Cevabı göster
Seçimle ilgili geniş çaplı kamusal tartışmaların ana yeri oldu.
just like have fun and express yourself
2:49ve havalı arkadaşlar bulup en son kültürel olayları tartışmak için gidebileceğiniz bir alan olduğu
and find cool friends and discuss the latest cultural happenings. Kelime
2:52yanılsamasını bir nevi paramparça etti.
kind of shattered the illusion: yanılsamayı bir bakıma yıktı
Shatter kelimesi, cam gibi kırılgan bir şeyi birçok parçaya ayırmak anlamına gelir. Shatter the illusion ifadesinde ise mecazdır: bir olay ya da gerçek, rahatlatıcı ama yanlış bir inancı yok eder. Shattered, sadece changed veya challenged demekten daha güçlü ve çarpıcıdır. Kind of bu güçlü iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi yine de yanılsamanın yıkıldığını söyler, ancak değerlendirmesini yaklaşık veya daha az kesin biçimde sunar. Bu, konuşma dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki güçlü mecazla tamamlayın: The audit exposed major flaws and ____ that the project was risk-free.
Cevabı göster
shattered the illusion
the internet was a space you could go to: çevrim içi alan mecazı
Cümle interneti, bir kişinin içine girebileceği bir yermiş gibi anlatır. Space ve go to mecazidir: fiziksel bir yere gitmeyi değil, çevrim içi bir ortama erişip katılmayı ifade eder. Yapı bakımından you could go to, space sözcüğünü niteler. Bu imge; insanlarla tanışma, kendini ifade etme ve fikirleri tartışma gibi çevrim içi etkinlikleri bir yerde yapılan işler gibi düzenler.
Alıştırma
Örnekte the internet was a space you could go to ne anlama geliyor?
- İnsanların fiziksel bir internet binasına gitmesi gerekiyordu.
- İnternet, gerçek bir yere giden yolun tarifini veriyordu.
- İnsanlar çevrim içi bir ortama girip orada yer alabiliyordu.
Cevabı göster
İnsanlar çevrim içi bir ortama girip orada yer alabiliyordu.
latest cultural happenings: güncel kültürel olaylar ve gelişmeler
Cultural happenings ifadesinde happenings, olaylar veya gerçekleşmekte olan dikkate değer şeyler anlamına gelen çoğul ve sayılabilen bir isimdir. İfadenin tamamı; filmler, müzik, sergiler veya internet kültürü gibi insanların dikkatini çeken güncel kültürel olayları, eğilimleri ve gelişmeleri anlatır. Latest, güncel veya yeni konuşulmaya başlanmış olma anlamı katar. Burada happenings, happen fiilinin sürekli zaman biçimi değildir.
Alıştırma
Burada the latest cultural happenings ne anlama geliyor?
- Dikkat çeken güncel kültürel olaylar, eğilimler ve gelişmeler.
- Kültürel etkinliklerde kullanılan kalıcı binaların adresleri.
- Happen fiilinin sürekli zaman biçiminin nasıl kurulduğunu açıklayan kurallar.
Cevabı göster
Dikkat çeken güncel kültürel olaylar, eğilimler ve gelişmeler.
"Oh, man," an exclamation showing excitement or enthusiasm.
3:01"Oh, man", heyecan veya coşku gösteren bir ünlem.
when Twitter was full of angry political debate about the US elections.
3:07Twitter'ın ABD seçimleri hakkında öfkeli siyasi tartışmalarla dolu olduğu zamanı.
this shattered the illusion that the internet was fun.
3:12bu, internetin eğlenceli olduğu yanılsamasını paramparça etti.
If something shatters your illusions,
3:16Eğer bir şey sizin yanılsamalarınızı paramparça ederse (shatters your illusions),
making you realize an unpleasant truth. Dilbilgisi
3:20sizin hoş olmayan bir gerçeği fark etmenizi sağlar.
making you realize an unpleasant truth: -ing yan cümlesiyle sonuç eklemek
Burada making you realize an unpleasant truth, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekleyen bir -ing sıfat-fiil yan cümlesidir. O durumun sonucunda hoş olmayan bir gerçeği fark ettiğinizi belirtir. make + kişi + fiilin yalın hâli yapısında make, birine bir şey yaptırma anlamı taşır: making + you + realize. Bu nedenle realize önünde to kullanılmaz. Bu kısa sonuç yapısı, açıklamalarda ve yazılı anlatımda çoğunlukla virgülden sonra kullanılır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The lights went out, ____ everyone realize the shop had lost power.
Cevabı göster
making
Kyle thinks social media was friendlier before,
3:23Kyle sosyal medyanın daha önce daha samimi olduğunu düşünüyor,
have fun, and discuss the latest cultural happenings.
3:28eğlenmek ve en son kültürel olayları tartışmak için çevrimiçi bir alan.
that embodies the values and interests of a particular group Kelime
3:34tarihte belirli bir zamanda
that embodies the values and interests: soyut fikirleri somut bir olay aracılığıyla ifade etmek
Burada embodies, soyut bir şeyi görünür veya somut biçimde ifade etmek anlamına gelir. Olay, belirli bir grubun neyi önemli gördüğünü ve neye önem verdiğini ya da ilgi duyduğunu gösterir; embody burada fiziksel beden anlamına gelmez. That embodies the values and interests, event sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. event tekil olduğu için embody, üçüncü tekil kişi biçimi olan embodies hâlini alır. Bu fiil, somut bir kişi, nesne, olay veya kurum soyut değerleri, fikirleri ya da nitelikleri ifade ettiğinde sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede embody, bir şeyin soyut değerleri somut biçimde ifade etmesi anlamında doğal kullanılmıştır?
- The school garden embodies the values of teamwork and care.
- The school garden embodies three watering cans.
- Please embody your name at the top of the page.
Cevabı göster
The school garden embodies the values of teamwork and care.
at a particular time in history.
3:37belirli bir grubun değerlerini ve ilgi alanlarını somutlaştıran bir etkinliktir.
the hit television show Game of Thrones was a cultural happening for millennials in the 2010s. Kültür
3:40hit televizyon dizisi Game of Thrones, 2010'larda Y kuşağı için kültürel bir olaydı.
Bir kuşağın kültürel olgusu olarak Game of Thrones
Game of Thrones, 2010'larda popüler kültürün önemli bir parçası hâline gelen son derece popüler bir televizyon dizisinin adıdır. Burada bu ad, dizinin konusunu tanıtmak için kullanılmıyor. Bir cultural happening için somut örnek oluşturuyor: milenyum kuşağından birçok kişinin aynı dönemde izlediği, hakkında konuştuğu ve hatırladığı bir olay. Böylece genel bir düşünce, tanınmış bir medya olayıyla ilişkilendiriliyor.
Alıştırma
Cümlede neden Game of Thrones'tan söz ediliyor?
- Diziyi yalnızca milenyum kuşağının izlediğini iddia eder.
- Birçok milenyum kuşağı üyesinin paylaştığı medya olgusuna somut bir örnek verir.
- Konuşmanın sonraki bölümü için dizinin konusunu tanıtır.
Cevabı göster
Birçok milenyum kuşağı üyesinin paylaştığı medya olgusuna somut bir örnek verir.
Geçiş sorusu olarak So, what's the future of social media?
Baştaki So, bu cümleyi önceki tartışmaya bağlar ve konuşmacının bir sonraki aşamaya geçtiğini gösterir. Ardından gelen soru, sonraki bölümün konusunu açıklar: sosyal medyanın geleceği. Bu, dinleyiciyi yönlendiren bir geçiş sorusudur; temel görevi konuşmayı düzenlemek ve dikkati yeni konuya çekmektir. Dinleyiciden hemen yanıt almak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu sorunun konuşmadaki temel söylem işlevi nedir?
- Yönlendirici bir soruyla sonraki konuyu tanıtır.
- Önceki konu hakkında ayrıntılı kanıt sunar.
- Dinleyicilerden hemen kesin bir yanıt vermelerini ister.
Cevabı göster
Yönlendirici bir soruyla sonraki konuyu tanıtır.
Will the amount of AI-generated content continue to grow? Dilbilgisi
3:48Yapay zeka tarafından üretilen içeriğin miktarı artmaya devam edecek mi?
the amount of AI-generated content: amount of + sayılamayan isim
The amount of + sayılamayan isim, bir şeyin tek bir bütün olarak görülen toplam miktarını ifade eder. Burada content sayılamayan bir isimdir; dolayısıyla ifade, yapay zekâ tarafından üretilen malzemenin ne kadar olduğunu anlatır.
Alıştırma
Miktar ifadesini isimle doğru eşleştiren cümle hangisidir?
- The number of online content is growing.
- The amount of online posts is growing.
- The amount of online content is growing.
Cevabı göster
The amount of online content is growing.
sharing his thoughts with BBC World Service's The Global Story. Kalıp ifadeler
3:53düşüncelerini BBC Dünya Servisi'nin The Global Story'si ile paylaşıyor.
sharing his thoughts with: share + thoughts + with + görüşlerin alıcısı
Share one's thoughts with someone yapısında thoughts, bir kişinin ifade ettiği görüşleri, fikirleri veya değerlendirmeleri anlatır. With, bu görüşleri dinleyen ya da alan kişi veya grubu tanıtır. Yapı share + one's thoughts + with + alıcı şeklindedir. İyelik sözcüğünü düşüncelerin sahibine göre değiştirin: my thoughts, her thoughts veya their thoughts.
Alıştırma
Share one's thoughts with yapısını doğru biçimde kullanın: During the meeting, Maya was ____ her colleagues.
Cevabı göster
sharing her thoughts with
tech behemoths: olağanüstü büyük ve güçlü teknoloji şirketleri
Bu cümlede tech behemoths, olağanüstü büyüklüğe, güce ve etkiye sahip teknoloji şirketleri anlamına gelir. Behemoth, devasa ve heybetli bir şeyi anlatan mecazi bir isimdir; bu nedenle ifade large technology companies sözünden daha güçlü ve canlıdır. Medya yorumlarında bu ifade, şirketleri yalnızca çok çalışanı olan kuruluşlar olarak değil, sektörün baskın güçleri olarak gösterir.
Alıştırma
Medya yorumlarında tech behemoths en doğal olarak neyi ifade eder?
- Olağanüstü büyük ve güçlü teknoloji şirketleri
- Yeni kurulmuş küçük teknoloji ekipleri
- Çok büyük makineler üreten şirketler
Cevabı göster
Olağanüstü büyük ve güçlü teknoloji şirketleri
leaning into generated content: stratejik bir yönü etkin biçimde benimsemek
Burada leaning into generated content ifadesindeki lean into mecazi anlamda kullanılır. Üretilen içeriği stratejik bir yön olarak etkin biçimde benimsemek ve yalnızca izin vermek yerine ona daha fazla çaba veya kaynak ayırmak demektir. Leaning sözcüğünün sürekli zaman biçimi, bu yöne hareketin devam ettiğini gösterir. İfade, bir şeye doğru ilerleme görüntüsünü koruduğu için aktif katılım ve bağlılık anlatır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “etkin biçimde benimsemek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Seeing strong demand, the shop is ____ online ordering.
Cevabı göster
leaning into
And I think users don't actually want that. Ton ve niyet
4:04Ve bence kullanıcılar aslında bunu istemiyor.
think users don't actually want: bir beklentiyi düzeltmek
I think, ardından gelen sözün kanıtlanmış bir gerçek değil, konuşanın değerlendirmesi olduğunu gösterir. Günlük konuşmada think'ten sonra kullanılabilen that çoğu zaman atılır. don't actually want ifadesindeki actually, kullanıcıların gerçek tercihi ile görünüşün veya başkalarının beklentisinin farklı olduğunu belirtir. Cümle bir beklentiyi düzeltir: Kullanıcıların bunu istediği düşünülebilir, ancak konuşan istemediklerine inanır.
Alıştırma
"I think guests don't actually want a longer menu," cümlesinde actually neyi belirtir?
- Gerçek tercihleri birinin beklediğinden farklı olabilir.
- Tercihlerini yalnızca az önce değiştirdiler.
- Konuşan bütün müşterilerin aynı fikirde olduğunu kanıtladı.
Cevabı göster
Gerçek tercihleri birinin beklediğinden farklı olabilir.
it's a novelty for now: yeniliğin oluşturduğu ilgi
A novelty, yeni veya sıra dışı olduğu için dikkat çeken bir şeydir. Bir şeyi a novelty olarak tanımlamak, ilginin çoğunlukla onun yeni olmasından kaynaklandığını ve uzun sürmeyebileceğini düşündürebilir. For now, değerlendirmeyi şimdiki zamanla sınırlar. Bu nedenle it's a novelty for now, şeyin şu anda yeni ve ilgi çekici geldiğini, ancak uzun vadeli çekiciliğinin veya değerinin hâlâ belirsiz olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve «şu anda yeni olduğu için dikkat çeken bir şey» anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The rooftop cinema may be ____, but it could become a summer tradition.
Cevabı göster
a novelty for now
drift away from: bağın yavaş yavaş zayıflaması
Bu cümlede drift away from, bir şeye duyulan ilginin veya onunla olan bağın azar azar zayıflaması anlamına gelir. İnsanlar ayrılmak için mutlaka açık bir karar vermez; dikkatleri ve katılımları yavaşça azalır. Kalıp drift away from + kişi, grup, etkinlik veya şey şeklindedir. Fiziksel hareketi anlatabilir, ancak burada mecazi anlamdadır: kullanıcılar söz konusu şeyle giderek daha az etkileşim kurar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir bağın yavaş yavaş zayıflamasını anlatmak için drift away from ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Over time, Maya drifted away from her old group of friends.
- Maya remained close to the same group for many years.
- When the alarm rang, Maya ran out of the building immediately.
Cevabı göster
Over time, Maya drifted away from her old group of friends.
I see people gravitating towards smaller online spaces, Deyimler
4:12insanların daha küçük çevrimiçi alanlara yöneldiğini görüyorum,
So instead: sonuç olarak bir alternatif sunmak
Cümlenin başındaki So instead, dinleyiciye sonraki fikrin önceki fikirle nasıl ilişkili olduğunu gösterir. So, sonraki fikri önceki durumun bir sonucu olarak sunarken instead, bunun beklenen veya daha önce sözü edilen yönün yerini aldığını gösterir. Burada ifade, tartışmaya yalnızca başka bir eğilim eklemek yerine onu farklı bir eğilime yöneltir. Kullanışlı kalıp şöyledir: önceki durum. So instead, + alternatif sonuç veya eylem.
Alıştırma
So instead en açık biçimde hangi bilgi ilişkisini gösterir?
- Önceki noktanın belirli bir örneğini verir.
- Hiçbir şeyin yerini almadan benzer bir nokta daha ekler.
- Bir alternatifi önceki durumun sonucu olarak sunar.
Cevabı göster
Bir alternatifi önceki durumun sonucu olarak sunar.
gravitating towards smaller online spaces: tercihin doğal olarak daha küçük çevrim içi alanlara kayması
Buradaki gravitating towards, bir seçeneğe doğal olarak ilgi duymayı ve zamanla o yöne kaymayı anlatan bir benzetmedir. Gerçek anlamda yer çekimini veya fiziksel olarak çekilmeyi değil, tercih ya da ilgiyi ifade eder. People gravitating towards smaller online spaces, insanların giderek daha küçük çevrim içi toplulukları seçtiği yeni bir eğilimi anlatır. -ing biçimi, bu değişimi konuşanın devam ederken gözlemlediği bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi gravitate towards ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: As the forum grows busier, some users are ____ smaller discussion groups.
Cevabı göster
gravitating towards
connecting more closely with individual voices, Kalıp ifadeler
4:16bireysel seslerle, yaratıcı tipleri gibi
connecting more closely with individual voices: belirli kişiler ve bakış açılarıyla daha yakın bağ kurmak
Connecting with, ilgi, anlayış veya ilişki bakımından daha güçlü bir bağ kurmak anlamına gelir; more closely ise bu bağın daha doğrudan ya da anlamlı hâle geldiğini gösterir. Medya bağlamında individual voices yalnızca insanların çıkardığı sesi değil, belirli kişileri, onların bakış açılarını, kişiliklerini ve kendilerini ifade etme biçimlerini anlatır. Bu nedenle ifade, farklı içerik üreticileri veya konuşmacılarla daha yakın etkileşim kurmayı belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede individual voices büyük olasılıkla ne anlama geliyor? A community site helps readers connect more closely with individual voices.
- Bir ses kaydındaki ayrı ses düzeyleri
- Farklı kişiler ve onların ifade ettikleri bakış açıları
- Birden fazla mikrofonu bağlamak için kullanılan kablolar
Cevabı göster
Farklı kişiler ve onların ifade ettikleri bakış açıları
like creator types: gündelik bir örnek vermek
Bu kesitte like, “örneğin” anlamına gelir ve creator types ifadesini bir örnek olarak sunar. Creator types, içerik üreticisi olan veya geniş anlamda içerik üreticileri grubuna giren kişileri genel biçimde anlatır. Bir rol etiketini types sözcüğünün önüne koymak, gündelik dilde “o tür insanlar” anlamına gelebilir. Burada type, bir insan türünü belirten isimdir; “yazı yazmak” anlamındaki fiil veya bilgisayar dosyası türü değildir.
Alıştırma
Bu kesitte like creator types ne anlama geliyor?
- İçerik üreticilerinin klavyeyle sözcük yazdığını söyler.
- İçerik üreticilerini geniş bir insan grubuna ait gündelik bir örnek olarak sunar.
- İçerik üreticilerinin kullandığı bilgisayar dosyası türlerini anlatır.
Cevabı göster
İçerik üreticilerini geniş bir insan grubuna ait gündelik bir örnek olarak sunar.
and just posting less in general. Kalıp ifadeler
4:22ve genel olarak daha az gönderi paylaşıyorlar.
just posting less in general: genel bir eğilimi anlatmak
Posting less, daha az gönderi paylaşmak veya daha seyrek paylaşım yapmak anlamına gelir. In general, bunu tek bir olay ya da yalnızca bir platformdaki değişim olarak değil, genel bir eğilim olarak sunar. Just, anlatılan noktayı yumuşatıp sadeleştirir ve simply sözcüğüne yakın bir anlam taşır. Burada “az önce” demek değildir. In general ayrıca istisnalara yer bırakır; herkesin daha az paylaşım yaptığını iddia etmez.
Alıştırma
Hangi açıklama just posting less in general ifadesinin anlamına en uygundur?
- İnsanlar az önce bir mesaj eksik paylaştı.
- Herkes internette paylaşım yapmayı tamamen bıraktı.
- İnsanlar genel olarak sadece daha az paylaşım yapıyor, ancak istisnalar olabilir.
Cevabı göster
İnsanlar genel olarak sadece daha az paylaşım yapıyor, ancak istisnalar olabilir.
will continue pushing AI: yapay zekâyı etkin biçimde ilerletmeye devam etmek
Bu cümlede pushing AI, yapay zekânın kullanımını etkin biçimde tanıtmak, geliştirmek veya yaygınlaştırmak anlamına gelir. Push burada mecazidir: şirketler fiziksel bir nesneyi itmek yerine bir teknolojiyi veya yönelimi ileri taşımaya çalışmaktadır. Will continue pushing, bu faaliyetin zaten sürdüğünü ve gelecekte de devam etmesinin beklendiğini gösterir. continue + -ing kalıbı, devam eden bir faaliyetin durmadığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede will continue pushing AI ne anlama geliyor?
- Bir yapay zekâ makinesini fiziksel olarak hareket ettirecekler.
- Yapay zekâ için çaba göstermeyi bırakacaklar.
- Yapay zekâyı etkin biçimde tanıtmaya ve ilerletmeye devam edecekler.
Cevabı göster
Yapay zekâyı etkin biçimde tanıtmaya ve ilerletmeye devam edecekler.
many people want content which is more personal and meaningful. Kalıp ifadeler
4:32birçok insan daha kişisel ve anlamlı içerik istiyor.
content which is more personal and meaningful: bireysel ses ve değer taşıyan içerik
which is more personal and meaningful ilgi yan cümlesi content sözcüğünü niteler ve insanların istediği içerik türünü belirtir. More, birbirine bağlanan iki sıfatın da derecesini artırır: personal ve meaningful. Burada personal, daha belirgin bir bireysel ses, kişisel deneyim veya insani bağ hissi anlamına gelir; mutlaka özel ya da gizli demek değildir. Meaningful ise yalnızca dikkat çekmek yerine gerçek değer, önem veya duygusal etki sunmak anlamındadır.
Alıştırma
Hangi açıklama content that is more personal and meaningful ifadesine en uygundur?
- İnsani bir bakış açısı olmadan yalnızca genel bilgilerden oluşturulan içerik.
- Parolaları ve diğer gizli bilgileri açıklayan içerik.
- Belirgin bir bireysel sese sahip olan ve izleyiciye gerçek değer sunan içerik.
Cevabı göster
Belirgin bir bireysel sese sahip olan ve izleyiciye gerçek değer sunan içerik.
but which probably won't last. Kalıp ifadeler
4:42ancak muhtemelen uzun sürmeyecek bir şey olduğunu düşünüyorlar.
but which probably won't last: fiil olarak last
won't last ifadesinde last, bir şeyin zaman içinde “devam etmesi” veya etkisini ya da heyecanını koruması anlamında kullanılan bir fiildir. Probably won't last, bu yeniliğin büyük olasılıkla uzun süre devam etmeyeceğini öngörür; probably olasılık bildirir, kesinlik değil. which probably won't last ilgi cümleciği, yenilik olarak tanımlanan something sözcüğüne döner. But, şu anda heyecan verici olmasıyla kısa ömürlü olacağı tahminini karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The excitement is strong now, but it ____.
Cevabı göster
probably won't last
Kyle thinks people will gravitate towards smaller online communities.
4:44Kyle insanların daha küçük çevrimiçi topluluklara yöneleceğini (gravitate towards) düşünüyor.
you are naturally drawn or attracted to it.
4:51ona doğal olarak çekilirsiniz veya cezbedilirsiniz.
Social media has changed fast and is still in motion. Deyimler
4:54Sosyal medya hızlı değişti ve hala hareket halinde.
is still in motion: devam eden bir değişim süreci
Bu cümlede in motion bir benzetmedir: sosyal medya fiziksel olarak hareket etmek yerine hâlâ değişip gelişmektedir. Henüz son ve sabit bir biçime oturmamıştır. Still, sürecin daha önce başladığını ve şimdi de devam ettiğini gösterir. Bu ifade, yönü ve biçimi değişmeye devam edebilecek bir alanı veya sistemi anlatabilir.
Alıştırma
Değişen eğilimler hakkındaki bir konuşmada The industry is still in motion en doğal olarak ne anlama gelir?
- Endüstri gelişmeye devam ediyor ve henüz istikrarlı bir duruma gelmedi.
- Endüstri artık değişmeyecek son biçimine ulaştı.
- Endüstrideki her nesne fiziksel olarak hareket ediyor.
Cevabı göster
Endüstri gelişmeye devam ediyor ve henüz istikrarlı bir duruma gelmedi.
It's come a long way from: önceki bir aşamadan bu yana büyük değişim
Come a long way, zaman içinde büyük ilerleme kaydetmek veya önemli ölçüde değişmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada way mecazidir; herhangi bir şeyin gerçekten uzun bir mesafe katettiği söylenmiyor. has come a long way from + geçmişteki bir başlangıç noktası yapısı, bugünkü durumu eskiden var olan durumla karşılaştırır. Buradaki It's, It has anlamındadır çünkü come geçmiş zaman ortacıdır; present perfect geçmişteki gelişimi bugünkü sonuçla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyim come a long way from ile tamamlayın: Medical imaging has ____ the blurry pictures of its early years.
Cevabı göster
come a long way from
Did I get the correct answer?: doğru cevap verip vermediğini kontrol etmek
Get the correct answer, doğru cevaba ulaşmak, onu seçmek veya söylemek anlamına gelir; başka bir deyişle doğru cevap vermektir. Fiziksel olarak bir cevap almak anlamına gelmez. Did I ...? konuşanın daha önce verdiği cevabın sonucunu kontrol eder. So, soruyu önceki sınav sorusuna veya tartışmaya bağlar ve “Şimdi bana haklı olup olmadığımı söyle” anlamı verir.
Alıştırma
Bir test sorusunu az önce cevapladınız ve doğru cevap verip vermediğinizi öğrenmek istiyorsunuz. Ne sormalısınız?
- Could you give me the correct answer?
- Did I get the correct answer?
- Did you receive my answer?
Cevabı göster
Did I get the correct answer?
I asked what this new form of communication was,
5:06Bu yeni iletişim biçiminin ne olduğunu sormuştum,
and you said that it was C, Morse code, Dilbilgisi
5:10ve sen onun C, Mors alfabesi olduğunu söylemiştin,
you said that it was ...: birinin söylediğini aktarmak
You said that it was ... dolaylı anlatımdır. Said, aktarılan sözü başlatır; that ile başlayan yan cümle de söylenen şeyin içeriğini verir. Buradaki that bir bağlaçtır, “şu” anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir. Doğal konuşmada that çoğu zaman atılabilir: You said it was C, Morse code. That sözcüğünü korumak, aktarılan içeriğin nerede başladığını daha açık gösterebilir. Dolaylı anlatım mesajı aktarır; konuşanın sözlerini bire bir tekrarlamak zorunda değildir.
Alıştırma
Konuşanın mesajını dinleyenin kim olduğunu belirtmeden doğru biçimde aktaran cümle hangisidir?
- She told that the answer was Morse code.
- She said me that the answer was Morse code.
- She said that the answer was Morse code.
Cevabı göster
She said that the answer was Morse code.
let's recap the vocabulary we've learned: tekrar bölümüne geçişi belirtmek
Let's recap ... yeni bilgiden, daha önce işlenmiş bilgilerin kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Burada recap bir fiildir ve ana noktaları kısaca gözden geçirmek ya da özetlemek anlamına gelir. The vocabulary we've learned, gözden geçirilecek içeriğin daha önce öğrenilen kelimeler olduğunu belirtir. Let's, tekrarı konuşan kişi ile dinleyicilerin ortak etkinliği olarak sunar; bu yüzden doğrudan Recap ... emrinden daha davetkâr bir geçiş oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi let's recap ile tamamlayın: Before the quiz, ____ the new words from today's lesson.
Cevabı göster
let's recap
To shatter an illusion is to destroy someone's misconceptions, Dilbilgisi
5:24Bir yanılsamayı paramparça etmek (shatter an illusion), birinin yanlış anlamalarını yok etmektir,
causing them to realize an unpleasant reality.
5:29hoş olmayan bir gerçeği fark etmelerine neden olur.
To shatter an illusion is to destroy: To X is to Y ile tanım yapma
To X is to Y kalıbında ilk to-infinitive öbeği, tanımlanan eylemi veya fikri adlandırır. Burada To shatter an illusion öznedir; ‘bir yanılsamayı yıkma eylemi’ anlamına gelir, ‘bir yanılsamayı yıkmak için’ anlamına gelmez. İkinci bölüm olan is to destroy someone's misconceptions tanımı verir. Bu kalıp, ‘X yapmak Y yapmak demektir’ anlamına gelir ve eylemleri ya da soyut fikirleri açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
To X is to Y kalıbını kullanarak tanımı tamamlayın: To apologize ____ admit that you did something wrong.
Cevabı göster
is to
that embodies the values and interests of a particular social group
5:34belirli bir zamanda belirli bir sosyal grubun
A behemoth is an extremely large and powerful company or organization.
5:39Dev (behemoth), son derece büyük ve güçlü bir şirket veya organizasyondur.
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
our 6 minutes are up ifadesinde up, ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini belirtir. Yukarı doğru hareket anlamına gelmez; cümle sürenin sona erdiğini bildirir. Yaygın kalıp «süre + be up» şeklindedir: Time is up ve Your ten minutes are up. Fiil özneyle uyumlu olmalıdır; bu nedenle çoğul minutes öznesi are alır.
Alıştırma
İzin verilen sürenin bittiğini göstermek için be up kullanın: Your three minutes ____, so please stop writing.
Cevabı göster
are up
head over to our website: web sitesini ziyaret etmeye yönelik samimi bir davet
head over to our website ifadesinde head, vücut bölümü olan “baş” anlamındaki isim değil, “gitmek” veya “yönelmek” anlamındaki fiildir. İfadenin tamamı, dinleyiciyi web sitesini ziyaret etmeye çağıran samimi bir sözlü davettir. Birini bir yere veya çevrim içi sayfaya yönlendirmek için head over to + hedef yapısını kullanın. Hedef, head over to the station veya head over to the support page örneklerinde olduğu gibi to sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
“Bir yere gitmek” anlamındaki konuşma diline özgü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After lunch, ____ the library and meet me at the front desk.
Cevabı göster
head over to
where you'll find a worksheet and quiz for this episode.
6:01orada bu bölüm için bir çalışma kağıdı ve test bulacaksınız.
but for now, it's goodbye: şimdilik kapanış yapmak
But, dinleyicinin dikkatini önceki bilgilerden uzaklaştırıp kapanışa yöneltir. For now, vedayı bu seferle sınırlar; dolayısıyla “bu defa burada bitiriyoruz” anlamına gelir, “sonsuza dek ayrılıyoruz” anlamına gelmez. It's goodbye, sunucu üslubunda açık bir kapanış işaretidir. Sözcükler birlikte mevcut programı bitirirken gelecekte yeniden görüşme olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Bir sunucu “But for now, it's goodbye.” diyor. For now neyi gösterir?
- Program bu seferlik bitiyor, ancak geri dönebilir.
- Program sonsuza dek bitiyor ve geri dönmeyecek.
- Programın bu andan önce çoktan bitmiş olması gerekirdi.
Cevabı göster
Program bu seferlik bitiyor, ancak geri dönebilir.