Başkalarıyla uyum sağlamak - 6 Dakikada İngilizce: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
920 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Neil ve Georgina, insanlar arasında uyum ve karşılıklı anlayış kurmanın yollarını inceliyor. Hayvan adlarıyla tanımlanan dört iletişim tarzı üzerinden iş birliği, kontrol, pasiflik ve çatışma arasındaki dengeyi ele alıyor; alaya alayla karşılık vermenin ilişkilere neden zarar verebildiğini açıklıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get on with someone — Deyimsel fiiller: Birinden hoşlanmak ve onunla dostça bir ilişki sürdürmek anlamına gelen, Britanya İngilizcesinde yaygın bu ifadeyi anlamak; iş arkadaşları, dostlar veya aile üyeleriyle ilişkilerden söz ederken doğal biçimde kullanmak. 2. whether you're approaching it from a positive position / or you approach that in a negative way — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir çatışmaya yaklaşmanın olumlu ve olumsuz yollarını karşılaştıran uzun whether…or… yapısını takip etmek ve bu kalıpla iki karşıt seçeneği açık, düzenli biçimde sunmak. 3. sarcasm is the lowest form of humor, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözü mizah türlerinin gerçek bir sıralaması olarak değil, iğneleyici alaya yönelik kültürel bir yargı olarak tanımak ve başkalarını küçümseyen ya da inciten mizahı eleştirmek için kullanıldığında taşıdığı tutumu anlamak.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

ben BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Georgina.

0:13

Ben de Georgina.

Georgina and I have got to know each other very well Dilbilgisi

0:14

Georgina ve ben birbirimizi çok iyi tanıyoruz

after working together for so long.

0:17

onca zaman birlikte çalıştıktan sonra.

Dilbilgisi

have got to know each other: present perfect, zorunluluk değil

Buradaki have got to know, get to know fiilinin present perfect biçimidir: have + get fiilinin geçmiş zaman ortacı got + to know. İki kişinin zaman içinde birbirini giderek tanıdığını ve artık iyi tanıdığını anlatır. Each other, ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir. Burada have got to yapısını zorunluluk bildiren “yapmak zorunda olmak” anlamında okumayın. İlişki bağlamı, very well ve after working together for so long, az tanıma durumundan daha iyi tanıma durumuna geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Videodaki cümlede have got to know each other ne anlama geliyor?

  1. Zaman içinde birbirlerini giderek daha iyi tanıdılar.
  2. Birbirleri hakkında bilgi edinmek zorundalar.
  3. Birbirleri hakkında her şeyi her zaman biliyorlardı.
Cevabı göster

Zaman içinde birbirlerini giderek daha iyi tanıdılar.

I know what sandwiches Neil has for lunch.

0:19

Öğle yemeğinde Neil'in hangi sandviçleri yediğini bilirim.

Egg and tomato,

0:21

Yumurta ve domates,

right, Neil?

0:22

değil mi Neil?

Right.

0:23

Doğru.

And I know it really annoys Georgina

0:24

Ve ben de Georgina'yı neyin gerçekten sinirlendirdiğini bilirim,

when people don't wash up their cups in the staff kitchen. Öbek fiiller

0:27

insanlar personel mutfağında kendi fincanlarını yıkamadıklarında.

Öbek fiiller

Britanya İngilizcesinde wash up their cups

Britanya İngilizcesinde wash up, kullanılmış tabakları, fincanları ve çatal bıçakları yıkamak anlamına gelebilir. Bu cümlede wash up their cups, kişilerin kullandıkları fincanları yıkamaları demektir. Up, phrasal verb yapısının bir parçasıdır; yön bildirmez. Nesne tam bir isim öbeğiyse hem wash up the cups hem de wash the cups up kullanılabilir. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelir: wash them up.

Alıştırma

Cümleyi, kişilerin kullandığı fincanları yıkamayı anlatan üç kelimelik Britanya İngilizcesi hedef ifadeyle tamamlayın: Everyone must ____ before leaving the shared kitchen.

Cevabı göster

wash up their cups

So unhygienic.

0:30

Çok hijyenik değil.

But just as important as getting to know someone socially or at work Notlar

0:32

Ancak birini sosyal ortamda veya işte tanımak kadar önemli olan bir şey de

Kalıp ifadeler

getting to know someone: birini zamanla tanıma süreci

Get to know someone, birini zamanla ve ortak etkileşimler yoluyla giderek tanımak anlamına gelir. Birini tanımayı anlık bir olay değil, bir süreç olarak gösterir. Getting to know someone, bu ifadenin -ing biçimidir. Bu nedenle tüm ifade, bu cümlede as sözcüğünden sonra olduğu gibi, bir etkinliği ya da süreci adlandırabilir.

Alıştırma

Yeni bir okula başladınız ve sınıf arkadaşlarınızı zamanla tanıyorsunuz. Hangi cümle duruma en uygundur?

  1. I met my new classmates once.
  2. I'm getting to know my new classmates.
  3. I know my new classmates well already.
Cevabı göster

I'm getting to know my new classmates.

is getting on with people.

0:35

insanlarla iyi geçinmektir.

Dilbilgisi

just as important as X is Y: iki noktaya eşit önem verme

just as important as X is Y kalıbı, Y ile X’in eşit derecede önemli olduğunu belirtir. Önce değerlendirmeyi verir, Y’yi ise sona bırakarak yeni odak hâline getirir. Bu cümlede X, getting to know someone socially or at work; Y ise getting on with people bölümüdür. Daha sonra gelen is, Y’yi tanıtan ana bağ fiilidir ve atılamaz. Normal söz dizimi şöyledir: Getting on with people is just as important as getting to know someone socially or at work.

Alıştırma

İki eylemin eşit derecede önemli olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: ____ checking the price ____ reading the return policy.

Cevabı göster

Just as important as · is

To get on with someone is a useful phrasal verb Öbek fiiller

0:37

'Birisiyle iyi geçinmek' (To get on with someone) yararlı bir deyimsel fiildir,

meaning to like someone

0:40

birinden hoşlanmak

and enjoy a friendly relationship with them.

0:41

ve onlarla arkadaşça bir ilişkiden zevk almak anlamına gelir.

Öbek fiiller

get on with someone: biriyle iyi anlaşmak

To get on with someone, birinden hoşlanmak ve onunla rahat, dostça bir ilişkiye sahip olmak demektir. Yalnızca tek bir konuşmada tartışmamayı değil, devam eden bir ilişkiyi anlatır. Ardından bir kişi geldiğinde get on with ifadesini bir bütün olarak kullanın: get on with my sister, get on with our neighbours. Get on başka yapılarda farklı anlamlara gelebilir; bu nedenle with + kişi, ilişki anlamının anahtarıdır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen üç sözcüklü ilişki ifadesiyle tamamlayın: Although we disagree sometimes, I ____ my brother.

Cevabı göster

get on with

Which is really important

0:45

Eğer onlarla her gün çalışıyorsanız

if you work with them every day.

0:46

bu gerçekten önemlidir.

And there's another word to describe the good understanding

0:48

İki arkadaş arasındaki iyi anlayışı

and communication between two friends,

0:51

ve iletişimi tarif eden başka bir kelime daha var,

rapport. Kelime

0:53

uyum (rapport).

Kelime

rapport: rahat karşılıklı anlayış ve iletişim

Rapport, insanların birbirini anladığı ve kolayca iletişim kurduğu rahat bir bağdır. Bu cümlede yalnızca arkadaşların birbirini tanımasını değil, aralarındaki karşılıklı anlayış ve uyumu anlatır. Bu sözcük, yakın arkadaş olmayan insanlar arasındaki etkili etkileşimi de anlatabilir. Örneğin bir öğretmen ile sınıfı, bir röportajcı ile konuğu veya iş arkadaşları arasında kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Rapport ile report sözcüklerinin başlangıç ve bitişlerine odaklanın.

  1. The manager praised their rapport during the meeting.
  2. The manager praised their report during the meeting.
Cevabı göster

The manager praised their rapport during the meeting.

Yes,

0:54

Evet,

how you build rapport and get on with people Kalıp ifadeler

0:55

insanlarla nasıl uyum kurduğunuz ve iyi geçindiğiniz

has been the subject of many self-help books over the years Kalıp ifadeler

0:57

yıllar boyunca birçok kişisel gelişim kitabının konusu olmuştur

and is the topic of this program.

1:01

ve bu programın da konusudur.

Kalıp ifadeler

build rapport: güvene dayalı rahat bir bağ kurmak

build rapport ifadesinde build, “zaman içinde oluşturmak”; rapport ise insanları rahat hissettiren güven ve karşılıklı anlayış demektir. İfade, fiziksel bir şey inşa etmeyi değil, iletişimi kolaylaştıran bir ilişki kurmayı anlatır. Yaygın yapı build rapport with + kişi veya grup şeklindedir. Bu cümlede how you build rapport, insanların bu bağı kurma yollarını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “güvene ve rahat iletişime dayalı bir bağ kurmak” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: Before the interview, Maya tried to ____ with the guest.

Cevabı göster

build rapport

Kalıp ifadeler

has been the subject of: uzun süredir ilgi odağı olmak

Has been the subject of, bir şeyin kitaplarda, tartışmalarda, çalışmalarda veya münazaralarda sürekli ilgi gördüğünü belirtir. Buradaki subject, okul dersi değil, kitapların konusu veya odak noktasıdır. Has been, present perfect yapısındadır. over the years ile birlikte kullanıldığında, ilginin geçmişte başlayıp günümüze kadar sürdüğünü veya bugün hâlâ önemli olduğunu gösterir. Kalıp something + has/have been the subject of + ilginin kaynağı veya türü şeklindedir. Örnekte how ile başlayan yan cümlenin tamamı tek bir konu sayıldığı için has kullanılır.

Alıştırma

Konunun sürekli kamusal ilgi gördüğünü anlatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Online privacy ____ public debate for more than a decade.

Cevabı göster

has been the subject of

Well,

1:03

Pekala,

you and I must have great rapport, Georgina,

1:03

seninle benim aramızda harika bir uyum olmalı, Georgina,

because that leads perfectly onto my quiz question. Anlatım akışı

1:06

çünkü bu beni tam da bilgi yarışması soruma götürüyor.

Anlatım akışı

leads perfectly onto: bir sonraki noktaya yumuşak geçiş

Burada that, az önce sözü edilen düşünceyi ifade eder. leads perfectly onto, bu düşüncenin bilgi yarışması sorusuna yumuşak bir geçiş sağladığını anlatır; bir yere doğru fiziksel hareketi belirtmez. Bu ifade bir geçiş sinyalidir. Konuşmacının anlatımı nasıl düzenlediğini gösterir ve dinleyicileri sıradaki soruya, konuya veya bölüme hazırlar.

Alıştırma

Toplantıdaki geçiş cümlesini vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Your point about timing ____ our next question.

Cevabı göster

leads perfectly onto

In 1936,

1:09

1936'da,

American writer Dale Carnegie

1:10

Amerikalı yazar Dale Carnegie

wrote a famous self-help book on building rapport. Kelime

1:12

uyum kurmak üzerine ünlü bir kişisel gelişim kitabı yazdı.

Kelime

self-help book: kişisel gelişim için bir kitap

Bir self-help book, alışkanlıklar, iletişim, özgüven veya stres yönetimi gibi kişinin kendi yaşamındaki bir alanı geliştirmesine yönelik tavsiye ya da yöntemler sunar. Örnekte kitabın konusu insanlarla uyum kurmaktır. Self-help, book sözcüğünden önce gelen birleşik bir niteleyicidir ve kısa çizgi iki sözcüğü tek bir düşüncede birleştirir. self-help book ifadesini, kendi kendine yardım eden bir kitap olarak değil, bir kitap türü olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kitap kategorisiyle tamamlayın: Mia bought a ____ about managing stress.

Cevabı göster

self-help book

It sold over 30 million copies,

1:15

Bu kitap 30 milyondan fazla sattı,

making it one of the best-selling books of all time. Notlar

1:18

onu tüm zamanların en çok satan kitaplarından biri yaptı.

Dilbilgisi

making it one of the ...: sonuç eklemek

Virgülden sonraki -ing yan cümlesi making it one of the ..., ana cümlenin sonucunu ekler: 30 milyondan fazla satılması kitaba bu konumu kazandırmıştır. Making, sold ile yan yana kullanılan ikinci bir ana fiil değildir. Virgülden önceki cümlenin tamamına bağlıdır. Bu yapıda it kitabı ifade eder ve one of the ifadesinden sonra çoğul bir isim veya isim öbeği gelmelidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sonuç yapısıyla tamamlayın: The song topped the charts in twelve countries, ____ most successful singles of the year.

Cevabı göster

making it one of the

Kalıp ifadeler

best-selling books of all time: tarih boyunca en yüksek satışlar

Best-selling books of all time, “tarih boyunca en yüksek satış sayılarına ulaşmış kitaplardan bazıları” anlamına gelir. Best-selling satış miktarını anlatırken of all time karşılaştırma dönemini geçmişten bugüne tüm tarih olarak belirler. One of the best-selling books of all time ifadesindeki one of the, kitabın en üst grupta yer aldığını belirtir; tek başına satış rekortmeni olduğu anlamına gelmez. One of the ifadesinden sonraki isim çoğul olmalıdır, bu nedenle books gerekir.

Alıştırma

Cümleyi “Tarihte en yüksek satışlara ulaşmış kitaplardan biri oldu” anlamına gelecek şekilde hedef ifadeyle tamamlayın: It became one of the ____.

Cevabı göster

best-selling books of all time

But what was it called?

1:21

Peki kitabın adı neydi?

Is it A,

1:23

A mı,

How to Get Rich Quick? Deyimler

1:24

Nasıl Çabuk Zengin Olunur?

Deyimler

Get Rich Quick ve get-rich-quick

Get rich quick, çok kısa sürede zengin olmak demektir. Kişisel gelişim kitabı başlığını taklit eden bu başlıkta, kolay zenginlik vaadi gibi duyulur. Bu ifade çoğu zaman yöntemin gerçekçi olmadığını, riskli ya da dürüstlükten uzak olabileceğini düşündürür. Burada quick zarf görevindedir; standart İngilizcedeki düzenli zarf biçimi ise quickly'dir. Get rich quick, bilinen gayriresmî bir slogan olarak bu kullanımı korur; bu yüzden ifadenin tamamını kalıplaşmış bir söz olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kısa çizgili biçimiyle kullanarak cümleyi tamamlayın: The article warned readers about ____ scams.

Cevabı göster

get-rich-quick

B,

1:26

B mi,

How to Stop Worrying and Make Friends?

1:27

Endişelenmeyi Bırakıp Nasıl Arkadaş Edinilir?

or C,

1:29

yoksa C mi,

How to Win Friends and Influence People? Kelime

1:29

Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı?

Kelime

Win Friends and Influence People: win fiilinin “kazanmak” anlamı

Win friends ifadesinde win, yaptıklarınız sayesinde insanların dostluğunu veya iyi niyetini kazanmak demektir; arkadaşlarınızı yenmek anlamına gelmez. Influence people, insanların düşündüklerini veya yaptıklarını etkilemek demektir. İki fiil grubu and ile bağlanır. Başlık iki paralel amaç sunar: insanların iyi niyetini kazanmak ve başkaları üzerinde etki oluşturmak. Win fiilinin bu anlamı win trust, win support ve win respect ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede win, win friends ifadesindeki gibi “kazanmak veya elde etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Her patience helped her win the trust of her new teammates.
  2. She trained hard to win the tennis match.
  3. At chess, she can beat all her friends.
Cevabı göster

Her patience helped her win the trust of her new teammates.

Hmm,

1:33

Hmm,

I think I know this,

1:33

sanırım bunu biliyorum,

Neil.

1:34

Neil.

I'm going to say C, Ton ve niyet

1:35

C diyeceğim,

How to Win Friends and Influence People.

1:36

Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı.

Ton ve niyet

I'm going to say ...: temkinli bir cevap vermek

Bir testte veya tartışmada I'm going to say C, “cevabım C” ya da “C'yi seçeceğim” anlamına gelir. Konuşan kişi cevabını söylerken seçimini yapar. Burada be going to, konuşmacının birazdan vereceği cevabı tanıtır. I'm going to say ... cevabın tamamen kesin değil, biraz temkinli olduğunu da hissettirebilir.

Alıştırma

Bir testte cevap seçiyorsunuz ancak tamamen emin değilsiniz. Hangi cevap doğal gelir?

  1. I'm going to speak B.
  2. The answer is definitely B; I checked it.
  3. I'm going to say B.
Cevabı göster

I'm going to say B.

Okay,

1:40

Tamam,

Georgina,

1:40

Georgina,

we'll find out if that's right at the end of the program. Öbek fiiller

1:41

programın sonunda bunun doğru olup olmadığını öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out if that's right: bir cevabın doğru olup olmadığını öğrenmek

Find out if that's right, “o cevabın doğru olup olmadığını öğrenmek” anlamına gelir. Find out, bilmemekten bilgi edinmeye geçişe odaklanır; bu bilgi genellikle kontrol ettikten, bekledikten veya sonucu gördükten sonra edinilir. if ile başlayan bölüm, çözülmesi gereken evet-hayır sorusunu verir. Burada that az önce verilen cevabı, right ise “doğru” anlamını taşır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We'll test the key and ____ whether it opens the door.

Cevabı göster

find out

When it comes to getting on with people, Anlatım akışı

1:44

İnsanlarla iyi geçinmek söz konusu olduğunda,

psychologist Emily Alison has a few ideas.

1:46

psikolog Emily Alison'ın bazı fikirleri var.

Anlatım akışı

Konu çerçevesi olarak When it comes to ...

When it comes to ... sonraki ifadenin ele alacağı konu ya da alanı belirler. Burada odağı getting on with people konusuna çevirir; comes gerçek bir hareketi anlatmaz. Bu kalıptaki to bir edattır. Ardından isim, zamir veya fiilin -ing biçimi gelir; örneğin When it comes to teamwork ve When it comes to choosing. Bu nedenle örnekte get değil getting kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz konu tanıtma kalıbıyla tamamlayın: ____ choosing a laptop, battery life matters most to me.

Cevabı göster

When it comes to

She's built a career working with the police Kalıp ifadeler

1:49

Polisle birlikte suç şüphelileriyle uyum kurmaları üzerine

as they build rapport with criminal suspects. Kelime

1:51

çalışarak bir kariyer inşa etti.

Kalıp ifadeler

Uzun vadeli mesleki gelişim için built a career working with ...

build a career working with ... belirli bir grup ya da kuruluşla çalışarak kalıcı bir meslek yolu geliştirmek anlamına gelir. She's built içindeki She's, She has anlamındadır. Bu nedenle present perfect, kariyeri zaman içinde gelişmiş ve bugün de önem taşıyan bir başarı olarak sunar. working with the police şeklindeki -ing öbeği, kariyerini hangi faaliyet yoluyla geliştirdiğini açıklar. Bu kalıp build a career doing something biçiminde yeniden kullanılabilir; yalnızca bir grupla bir kez çalışmış olmaktan daha güçlü ve uzun süreli bir anlam taşır.

Alıştırma

Maya'nın uzun süreli iş birliği yoluyla meslek hayatını geliştirdiğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya has ____ young athletes.

Cevabı göster

built a career working with

Kelime

with criminal suspects: şüphe altında, ancak hüküm giymemiş kişiler

Burada with criminal suspects, polisin kimlerle güven ilişkisi kurduğunu gösterir. Suspects çoğul bir addır ve polisin bir suça karışmış olabileceğini düşündüğü kişileri ifade eder. Bu ifade, şüphe veya soruşturma aşamasını anlatır; kişinin suçlu bulunduğunu göstermez. Criminal, şüphenin bir suçla ilgili olduğunu belirtir ama suspects sözcüğünü hüküm giymiş suçlular anlamına getirmez.

Alıştırma

Bir polis raporunda criminal suspects ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Bir suça karıştığından şüphelenilen, ancak suçluluğu kanıtlanmış olduğu söylenmeyen kişiler
  2. Suçluluğu mahkemede daha önce kanıtlanmış kişiler
  3. Bir suç işlenmiş olabileceğini düşünen polis memurları
Cevabı göster

Bir suça karıştığından şüphelenilen, ancak suçluluğu kanıtlanmış olduğu söylenmeyen kişiler

Emily is the author of a new book,

1:55

Emily, yeni çıkan bir kitabın yazarı:

Rapport: The Four Ways to Read People. Deyimler

1:56

Uyum: İnsanları Okumanın Dört Yolu.

Deyimler

Read People: ipuçlarından duygu ve niyetleri anlamak

Kitabın başlığındaki Read People mecazdır. Yüz ifadeleri, ses tonu, davranış ve bağlam gibi ipuçlarını kullanarak insanların neler hissedebileceğini, nasıl biri olduklarını veya ne amaçladıklarını anlamaya çalışmak demektir. Read, insan davranışını yorumlanabilecek bilgiye benzetir. Burada anlatılan, ipuçlarına dayalı değerlendirme yapma becerisidir; kelimenin gerçek anlamıyla metin okumak veya başka birinin zihnini kesin olarak bilmek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede read people ne anlama gelir? Maya reads people well and notices when they feel uncomfortable.

  1. İnsanların duygu veya niyetlerini davranışlarından anlamak
  2. Yazılı hikâyeleri bir gruba sesli okumak
  3. Herkesin ne düşündüğünü tam olarak bilmek
Cevabı göster

İnsanların duygu veya niyetlerini davranışlarından anlamak

And she told BBC Radio 4 program All in the Mind,

1:59

BBC Radio 4 programı All in the Mind'a yaptığı açıklamada,

it isn't easy to get along with everyone. Öbek fiiller

2:02

herkesle iyi geçinmenin kolay olmadığını söyledi.

Öbek fiiller

get along with everyone: herkesle iyi geçinmek

Get along with everyone, her kişiyle dostça ya da sorunsuz bir ilişki içinde olmak demektir. Burada get along with kalıp olarak bir bütündür; along bir yol boyunca hareket etmeyi anlatmaz. it isn't easy to get along with everyone cümlesinde konuşmacı, herkesle iyi ilişkiler sürdürmenin zor olabileceğine dair genel bir gözlem yapıyor. Bu, birinin hiç kimseyle geçinemediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya'nın takımındaki herkesle iyi bir ilişkisi olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya gets along with everyone on her team.
  2. Maya gets along everyone on her team.
  3. Maya goes along with everyone on her team.
Cevabı göster

Maya gets along with everyone on her team.

I often describe rapport-building in a relationship

2:07

Bir ilişkide uyum kurmayı genellikle

as like walking a tightrope Deyimler

2:10

ipte yürümeye benzetirim

Deyimler

walking a tightrope: riskli bir durumda denge kurmak

Walking a tightrope, kelime anlamıyla yerden çok yüksekteki bir ipin üzerinde ilerlemek demektir. Burada ise dikkatli bir denge kurmayı gerektiren ve hata payının çok az olduğu zor bir durumla başa çıkmayı anlatan bir mecazdır. Konuşmacı bu ifadeyi güven ve rahatlık oluşturmak anlamındaki rapport-building için kullanıyor: küçük bir değerlendirme hatası ilişkiye zarar verebileceğinden farklı sosyal seçimler dikkatle dengelenmelidir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve walking a tightrope ifadesinin anlamını seçin: Building trust between two groups can feel like walking a tightrope.

  1. Dikkatli denge gerektiren riskli bir durumla başa çıkmak.
  2. Egzersiz için gerçek bir ipin üzerinde yürümek.
  3. Hata yapmak için bolca pay bulunan kolay bir işi yapmak.
Cevabı göster

Dikkatli denge gerektiren riskli bir durumla başa çıkmak.

because you really do need to maintain Notlar

2:13

çünkü o nesnellik dengesini

that balance of being objective,

2:16

korumanız gerçekten gerekir,

Dilbilgisi

really do need to: gerçek bir ihtiyacı vurgulamak

really do need to ifadesindeki do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Yapmak anlamına gelmez; olumlu ifadeyi güçlendirir. Bu yüzden you really do need to, ihtiyacın gerçek veya önemli olduğunu belirtir. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada do’dan sonra needs veya needed değil, need gelir.

Alıştırma

Vurgu yapan yardımcı fiili ekleyin: The deadline is tomorrow, so we really ____ need to finish this today.

Cevabı göster

do

Kalıp ifadeler

maintain that balance: soyut bir dengeyi sürdürmek

maintain that balance ifadesinde maintain, bir durumu zaman içinde uygun bir düzeyde tutmak anlamına gelir. Buradaki balance soyuttur; fiziksel dengeyi değil, birbiriyle yarışan ihtiyaçlar arasındaki doğru oranı anlatır. That, konuşmada daha önce belirlenmiş belirli bir dengeyi gösterir. Bu nedenle ifade, dengeyi ilk kez bulmaktan çok onu sürdürmeye odaklanır.

Alıştırma

Maya sağlıklı bir düzeni zaten buldu ve bunu yıl boyunca korumak istiyor. Hedefini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. find a balance
  2. strike a balance
  3. maintain a balance
Cevabı göster

maintain a balance

treating people with compassion, Kalıp ifadeler

2:19

insanlara şefkatle yaklaşmak gibi,

but that doesn't mean I'm sympathetic, Dilbilgisi

2:20

ama bu benim onlara sempati duyduğum

I'm collusive.

2:22

ya da onlarla işbirliği yaptığım anlamına gelmez.

Kalıp ifadeler

treating people with compassion: birine belirli bir tutumla davranmak

Burada treating people with compassion, insanlara acılarını gözeterek ilgi ve şefkatle davranmak demektir. Bu yapıda treat, “birine belli bir şekilde davranmak” anlamındadır; “tıbbi tedavi uygulamak” anlamında değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp treat + person + with + attitude şeklindedir: treat someone with compassion, respect, kindness, or patience. Bu kalıp kişiye nasıl davrandığınızı anlatır; tek başına o kişinin yaptıklarını onayladığınız anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Even after the mistake, the coach treated the young player ____.

Cevabı göster

with compassion

Dilbilgisi

that doesn't mean: fazladan bir sonucu engellemek

That, hemen önce söylenen düşünceye gönderme yapar. That doesn't mean, konuşmacının reddettiği bir sonucu tanıtır ve dinleyicinin ilk ifadeyi daha ileri bir sonucun kanıtı saymasını engeller. Bilgiyi düzenlemek için yaygın bir kalıp X, but that doesn't mean Y şeklindedir. Konuşmacı X'i doğru kabul etmeye devam ederken net bir sınır çizer: X, otomatik olarak Y sonucuna götürmez.

Alıştırma

Ek sonucu engelleyen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I understand your decision, but ____ I agree with it.

Cevabı göster

that doesn't mean

It's that balance between judgment and avoidance. Kalıp ifadeler

2:24

Bu yargılama ve kaçınma arasındaki dengedir.

Kalıp ifadeler

that balance between judgment and avoidance: iki tarafı dengelemek

that balance between judgment and avoidance, iki olası tepki arasındaki bulunması zor orta noktayı anlatır. Yapı a balance between A and B şeklindedir: between ilk tarafı tanıtır, and ise ikinci tarafı bağlar. Buradaki balance, her iki tarafa da tam olarak yarı yarıya yer vermek demek değildir. Yargılamaya veya kaçınmaya fazla yönelmemek için tepkiyi duruma göre ayarlamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi a balance between A and B yapısındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: A good editor keeps a balance ____ detail ____ clarity.

Cevabı göster

between · and

Emily describes rapport

2:29

Emily, uyum kurmayı

building as like walking a tightrope,

2:30

ipte yürümeye benzeterek açıklıyor,

an idiom to describe being in a difficult situation

2:32

bu, ne yapılacağının dikkatle düşünülmesini gerektiren

which requires carefully considering what to do. Kalıp ifadeler

2:35

zor bir durumda olmayı anlatan bir deyimdir.

Kalıp ifadeler

requires carefully considering: require + -ing yapısı

requires carefully considering, “bir konu üzerinde dikkatle düşünmeyi gerekli kılar” anlamına gelir. Requires sözcüğünden sonra carefully considering what to do şeklindeki -ing'li fiil öbeği gelir; carefully ise considering sözcüğünü niteler. Bir şey, görev veya durum bir eylemi gerekli kılıyor ama eylemi yapan kişi belirtilmiyorsa require + -ing kullanılır. Burada ima edilen kişi, zor durumla karşı karşıya olan kişidir.

Alıştırma

Cümleyi consider sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Solving this puzzle requires carefully ____ each clue.

Cevabı göster

considering

Building rapport with terrorists

2:39

Teröristlerle veya

or violent criminals isn't easy.

2:40

şiddete başvuran suçlularla uyum kurmak kolay değildir.

Emily doesn't sympathize Kalıp ifadeler

2:43

Emily, onların yaptıklarına

with what they've done,

2:44

sempati duymuyor,

Kalıp ifadeler

doesn't sympathize with: bir eyleme sempati veya destek duymamak

Sympathize fiili, nesnesinden önce genellikle with edatını alır: sympathize with someone or something. doesn't sympathize with ifadesinde doesn't, fiil öbeğinin tamamını olumsuz yapar. Buradaki nesne what they've done olduğu için Emily, bu eylemlere sempati duymadığını ve onları desteklemediğini söylüyor. İfade eylemleri hedef alır; bu kişilere karşı genel tutumunun bütünüyle anlayışsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sympathize fiilinden sonra kullanılan olağan edatı yazın: I disagree with her choice, but I sympathize ____ her situation.

Cevabı göster

with

but she tries to remain objective, Kalıp ifadeler

2:45

ancak nesnel kalmaya çalışıyor,

to base her judgment on the facts, Kalıp ifadeler

2:47

yargılarını kişisel hislere değil,

not personal feelings.

2:49

gerçeklere dayandırmaya çalışıyor.

Kalıp ifadeler

to remain objective: remain + sıfat

Remain burada bağlayıcı bir fiildir, bu nedenle hemen ardından objective sıfatı gelir: remain objective. İfade, kişisel duygular yerine gerçeklere bağlı kalarak adil olmayı sürdürmek anlamına gelir. Bu cümlede to base her judgment on the facts, nesnel kalmanın ne anlama geldiğini açıklar. Objective burada sıfattır; hedef anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi objective ile tamamlayın: During the review, the panel must remain ____.

Cevabı göster

objective

Kalıp ifadeler

base her judgment on the facts: base A on B yapısı

Base A on B, B'yi A'nın kanıtı veya dayanağı olarak kullanmak demektir. Burada A her judgment, B ise the facts ifadesine karşılık gelir; yani onun yargısı kişisel duygulara değil gerçeklere dayanır. on edatı bu yapının zorunlu bir parçasıdır. Bir decision, conclusion veya opinion ifadesinin neye dayandığını açıklarken de bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

base A on B yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The panel based its final decision ____ verified evidence.

Cevabı göster

on

In her book,

2:51

Emily, kitabında,

Emily identifies four main communication styles,

2:52

hayvan isimleriyle adlandırdığı

which she names after animals. Kalıp ifadeler

2:55

dört temel iletişim tarzı tanımlıyor.

Kalıp ifadeler

names after animals: name A after B yapısı

Name A after B, A'ya B'den alınmış veya B'den esinlenmiş bir ad vermek demektir. Burada which, four main communication styles ifadesine gönderme yapar ve names fiilinin nesnesidir: she names the styles after animals. Bu yapıda after, adın kaynağını veya referansını gösterir; zaman açısından “sonra” anlamına gelmez. Aynı yapı insanlara, yerlere, ürünlere veya kategorilere ad verirken kullanılabilir.

Alıştırma

name A after B yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: They named the new library ____ a local writer.

Cevabı göster

after

The best at building rapport

2:57

Uyum kurmada en iyisi

is the friendly and cooperative monkey.

2:58

arkadaş canlısı ve işbirlikçi maymundur.

And there's a pair of opposites, Kalıp ifadeler

3:01

Bir de birbirine zıt bir çift var,

the bossy lion who wants to take charge Kalıp ifadeler

3:02

sorumluluğu üstlenip her şeyi kontrol etmek isteyen

and control things

3:04

patronluk taslayan aslan

Kalıp ifadeler

take charge: öne çıkıp liderlik etmek

Take charge, öne çıkıp bir durumu veya grubu yönetme sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki charge, ücret talep etmekle ilgili değildir. Bu cümlede aslan, ne olacağına karar verme gücünü istiyor; bu nedenle ifade onun buyurgan ve kontrolcü tavrını gösteriyor. Hangi durumdan söz edildiği açıksa take charge tek başına kullanılabilir. Kişinin neyi yönettiğini belirtmek için take charge of + isim yapısı kullanılır; örneğin take charge of the meeting.

Alıştırma

Cümleyi take charge ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the guide became ill, Elena ____ and led the group back to camp.

Cevabı göster

took charge

and the more passive mouse.

3:06

ve daha pasif olan fare.

Kalıp ifadeler

a pair of opposites: birbirine zıt iki öge

A pair of opposites, belirgin biçimde birbirine zıt olan iki kişinin, şeyin, özelliğin veya fikrin birlikte ele alınması demektir. Burada ifade, baskın aslan ile pasif fareyi iki zıt iletişim biçimi olarak bir araya getiriyor. Bu ifadede pair, birbiriyle ilişkili herhangi iki ögeyi anlatabilir; ögelerin aynı veya birbirine eş olması gerekmez. Çiftte birbirine zıt iki öge bulunduğu için opposites çoğul kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede a pair of opposites doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Hot and warm are a pair of opposites.
  2. Hot and cold are a pair of opposites.
  3. The two identical cups are a pair of opposites.
Cevabı göster

Hot and cold are a pair of opposites.

Here's Emily talking

3:08

Şimdi de Emily,

to BBC Radio 4's

3:09

BBC Radio 4'ün

All in the Mind about

3:11

All in the Mind programında

the fourth animal,

3:12

dördüncü hayvan olan

the T-Rex.

3:13

T-Rex hakkında konuşuyor.

Try to listen out for the communication Öbek fiiller

3:14

Bu kişiliğin

style of this personality.

3:16

iletişim tarzını dinlemeye çalışın.

Öbek fiiller

listen out for: belirli bir ses veya mesajı dikkatle beklemek

Listen out for, belirli bir ses ya da bilgi ortaya çıktığında onu yakalamak için tetikte kalıp dinlemek demektir. listen out for ifadesini bir bütün olarak ele alın; out for kısmını kelime kelime çevirmeyin. Bu cümlede dinleyiciye bir dinleme görevi verilir: bu kişilik tipinin iletişim tarzını gösteren ipuçlarına odaklanmak. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp listen out for + duymayı beklediğiniz ses veya bilgidir.

Alıştırma

Hangi cümle birine, duyulması beklenen belirli bir bilgi için tetikte kalmasını söyler?

  1. I heard my name after the announcement finished.
  2. Listen to the whole announcement from beginning to end.
  3. Listen out for your name during the announcement.
Cevabı göster

Listen out for your name during the announcement.

You've got the T-Rex,

3:20

Çatışmayı temsil eden

which is conflict.

3:21

T-Rex var.

So this is argument,

3:22

Yani bu bir tartışmadır,

whether you're approaching it from a positive position Dilbilgisi

3:24

ister pozitif bir konumdan yaklaşın

where you can be direct,

3:27

nerede doğrudan olabileceğiniz,

frank about your message, Kelime

3:30

mesajınız hakkında açık sözlü olabileceğiniz,

Kelime

frank about your message: açık ve doğrudan konuşmak

Bu cümlede frank about your message, iletmek istediğiniz düşünce veya tutum konusunda açık ve doğrudan olmak anlamına gelir. Buradaki message, aktarılan düşüncedir; mutlaka bir kısa mesaj veya e-posta değildir. Frank, be fiilinden sonra gelen ve direct ile paralel kullanılan bir sıfattır. Söylemek istediğinizi gizlememeyi veya yumuşatmamanızı vurgular. Kendiliğinden kaba olmak anlamına gelmez; saygılı olup olmaması seçilen sözlere ve tona bağlıdır. Burada frank bir kişi adı da değildir.

Alıştırma

Konuşmacının bütçe sorununu gereksiz bir sertlik ima etmeden açıkça ve doğrudan ele alacağını en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. I'll be frank with you about the budget problem.
  2. I'll be blunt with you about the budget problem.
  3. I'll be honest that the budget problem exists.
Cevabı göster

I'll be frank with you about the budget problem.

or you approach that in a negative

3:31

ister negatif bir şekilde yaklaşın

way by being attacking, Kelime

3:34

saldırgan,

Dilbilgisi

whether ... or ...: iki olası yaklaşımı bağlamak

Whether ... or ... tek bir cümle içinde iki alternatif kurar. Whether ilk dalı, or ise ikinci dalı başlatır. Burada ilk dal tartışmaya olumlu bir konumdan yaklaşmak, ikinci dal ise ona olumsuz bir şekilde yaklaşmaktır. Bu ikiliyi tanımak, whether sözcüğünü ayrı bir soru gibi okumak yerine uzun bir konuşma cümlesinin yapısını takip etmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ you agree ____ disagree, please explain your reasons calmly.

Cevabı göster

Whether · or

judgmental,

3:36

yargılayıcı,

argumentative,

3:37

tartışmacı,

sarcastic,

3:38

alaycı davranarak,

Kelime

being attacking, judgmental, argumentative, sarcastic: çatışmayı büyüten dört iletişim tarzı

by being attacking, judgmental, argumentative, sarcastic ifadesi, iletişimle ilgili dört olumsuz etiketi bir araya getirir. By being, olumsuz yaklaşımın nasıl sergilendiğini açıklar; being ise kişiyi mesajın gerçek içeriğine değil, ton veya davranış belirten sıfatlara bağlar. Bu etiketler birlikte çatışmanın nasıl şiddetlenebileceğini gösterir, ancak birbirlerinin yerine kullanılamaz. Özellikle judgmental olumsuzdur: “iyi muhakeme sahibi” olmak değil, başkaları hakkında olumsuz değerlendirmeler yapmaya fazlasıyla hazır olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bir proje başarısız olduktan sonra biri alaycı bir tonla "Great job!" diyor. Yorumu en iyi hangi sözcük tanımlar?

  1. sarcastic
  2. attacking
  3. argumentative
  4. judgmental
Cevabı göster

sarcastic

that actually breeds the same behavior back. Deyimler

3:40

bu aslında aynı davranışın karşılığını doğurur.

Deyimler

breeds the same behavior back: mecazi neden ve geri dönen tepki

Bu cümlede breeds, hayvanları üretmek anlamında değil, bir şeyin ortaya çıkmasına veya gelişmesine neden olmak anlamındadır. Bir davranış türü, aynı türden daha fazla davranışın nedeni olarak sunulur. the same behavior back, karşı tarafın da aynı şekilde tepki vermesi demektir. back, geri dönüş etkisini gösterir: saldırgan davranış saldırgan bir tepkiye yol açabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede breed, bir davranışın karşılık olarak aynı davranışı doğurması anlamında mecazi kullanılmıştır?

  1. Mockery can breed more mockery in return.
  2. These birds breed near the coast.
  3. The farm breeds rare sheep.
Cevabı göster

Mockery can breed more mockery in return.

So anyone who has teenagers

3:43

Ergenlik çağında çocuğu olan herkes

will 100% recognize that. Kelime

3:45

bunu %100 tanıyacaktır.

Kelime

100% recognize that: gündelik vurgu ve ortak deneyim

Burada 100%, definitely veya absolutely anlamında kullanılan, kesinliği artıran gündelik bir ifadedir. Ölçülmüş bir istatistik değil, şakacı bir abartıdır. Recognize that, kişinin kendi deneyiminden dolayı durumu hemen anlaması ve kendinden bir şey bulması demektir. Konuşan kişi, ergenlik çağında çocuğu olanların bu davranışı çok tanıdık bulacağını söylüyor.

Alıştırma

Hangi cümlede 100%, gerçek bir istatistik yerine gündelik bir vurgu olarak kullanılmıştır?

  1. The survey found that 100% of the buses arrived on time.
  2. You'll 100% recognize that feeling if you've ever missed a train.
  3. She recognized the station from a photograph.
Cevabı göster

You'll 100% recognize that feeling if you've ever missed a train.

Um,

3:48

Eee,

if you meet sarcasm with sarcasm, Kalıp ifadeler

3:48

eğer alaycılığa alaycılıkla karşılık verirseniz,

it's only going to go one way. Deyimler

3:50

bu sadece tek bir yöne gider.

Kalıp ifadeler

meet sarcasm with sarcasm: meet X with Y kalıbı

Buradaki meet, “biriyle yüz yüze gelmek” anlamına gelmez. meet X with Y kalıbı, “X'e Y ile karşılık vermek” demektir. meet sarcasm with sarcasm ifadesinde ilk sarcasm maruz kaldığınız iğnelemedir; ikincisi ise ona nasıl karşılık verdiğinizdir. Bu kalıp tutum ve davranışlarla da kullanılabilir: meet anger with calm “öfkeye sakinlikle karşılık vermek”, meet criticism with patience ise “eleştiriye sabırla karşılık vermek” demektir.

Alıştırma

Onun, adamın öfkesine sakinlikle karşılık verdiğini göstermek için cümleyi meet X with Y ile tamamlayın: She chose to ____.

Cevabı göster

meet his anger with calm

Deyimler

only going to go one way: tek bir olası sonuç

only going to go one way ifadesinde go, bir yolda ilerlemek değil, durumun “gelişmesi” veya “sonuçlanması” anlamındadır. Konuşan kişi, durumun yalnızca tek bir olası sonucu olduğunu söyler. Bu ifade çoğu zaman sonucun ne olduğunu açıkça belirtmez. Burada uyarı ve çatışma, ima edilen sonucu olumsuz hâle getirir: iğnelemeye daha fazla iğnelemeyle karşılık vermek işleri kötüleştirecektir.

Alıştırma

Bu cümlede only going to go one way neyi ima ediyor? If both teams keep breaking the rules, the match is only going to go one way.

  1. Maçın artık öngörülebilir tek bir sonucu var ve bu sonuç muhtemelen kötü.
  2. Birden fazla sonuç eşit derecede olasıdır.
  3. Takımlar aynı yolda ilerlemelidir.
Cevabı göster

Maçın artık öngörülebilir tek bir sonucu var ve bu sonuç muhtemelen kötü.

All four communication

3:54

Dört iletişim tarzının da

styles have good and bad points. Kalıp ifadeler

3:55

iyi ve kötü yanları vardır.

Kalıp ifadeler

good and bad points: iyi ve kötü yönler

good and bad points ifadesi, bir şeyin yararlı veya çekici özellikleriyle daha az yararlı ya da sorunlu özelliklerini anlatır. Burada points, puanlar değil, yönler veya özellikler demektir. Bu, bir şeyin hem güçlü hem zayıf yanları olduğunu söylemenin basit ve günlük bir yoludur. Daha resmî analizlerde sıkça advantages and disadvantages kullanılır.

Alıştırma

Hem avantajları hem dezavantajları anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This plan has ____.

Cevabı göster

good and bad points

On the positive side, Anlatım akışı

3:57

Olumlu yönden bakarsak,

T-Rex type people are frank.

3:59

T-Rex tipi insanlar açık sözlüdür.

Anlatım akışı

On the positive side: bir avantajı tanıtmak

On the positive side, dinleyiciye sıradaki bilginin bir avantaj veya olumlu özellik olduğunu bildiren bir işaret ifadesidir. Buradaki side, fiziksel bir tarafı değil, değerlendirmenin bir yönünü anlatır. Bu ifade dengeli bir değerlendirmeyi düzenlemeye yardımcı olur ve çoğu zaman olumsuz bir noktadan önce veya sonra kullanılır. Bu cümlede açık sözlülüğü T-Rex tipi insanların olumlu bir özelliği olarak gösterir.

Alıştırma

Avantajı tanıtan ifadeyle dengeli değerlendirmeyi tamamlayın: ____, the campsite is close to the lake. On the negative side, it can be noisy.

Cevabı göster

On the positive side

They express themselves in an open, Kalıp ifadeler

4:01

Kendilerini açık,

honest way.

4:03

ve dürüst bir şekilde ifade ederler.

Kalıp ifadeler

express themselves in an open, honest way: kendini açık ve dürüst bir şekilde ifade etmek

Express themselves, ‘kendi düşüncelerini, duygularını veya kişiliklerini ifade etmek’ anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: they ile themselves kullanılır. In an open, honest way, nasıl iletişim kurduklarını, yani bunu ‘açık ve dürüst bir şekilde’ yaptıklarını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp express oneself in a/an + adjective + way şeklindedir. Onself özneye göre değiştirilir; örneğin I express myself veya she expresses herself.

Alıştırma

Cümleyi express oneself ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya shares her thoughts openly and honestly. Maya ____ in an open, honest way.

Cevabı göster

expresses herself

But T-Rex types

4:04

Ancak T-Rex tipleri

can also be sarcastic,

4:06

aynı zamanda alaycı da olabilirler,

say the opposite of what they really mean Dilbilgisi

4:08

birinin duygularını incitmek için

in order to hurt someone's feelings Notlar

4:10

veya onları komik bir şekilde eleştirmek amacıyla

Dilbilgisi

in order to: amacı açıkça belirtmek

in order to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi hangi amaçla yaptığını belirtir. Burada in order to hurt someone's feelings, kişinin gerçekten kastettiğinin tersini söyleme amacını açıklar. Bu yapı hedeflenen amacı belirtir; sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Amaç bildiren to tek başına kullanıldığında olduğundan daha açık ve biraz daha resmîdir.

Alıştırma

Cümleyi amacı açıkça belirten üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: She lowered her voice ____ avoid waking the baby.

Cevabı göster

in order to

Kalıp ifadeler

hurt someone's feelings: birinin duygularını incitmek

hurt someone's feelings, sözler veya davranışlarla birini üzmek, rahatsız etmek ya da gücendirmek anlamına gelen yaygın ve kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki feelings fiziksel hisleri değil, duyguları belirtir. someone's yerine duyguları incinen kişiye uygun iyelik biçimini kullanın: hurt your feelings, hurt her feelings veya hurt Tom's feelings.

Alıştırma

hurt someone's feelings kalıbını kullanın ve someone's yerine Mia için doğru iyelik sözcüğünü getirin: Don't tease Mia about her drawing; you might ____.

Cevabı göster

hurt her feelings

or criticize them in a funny way.

4:12

gerçekte kastettiklerinin tam tersini söyleyebilirler.

Dilbilgisi

say the opposite of what they really mean: gerçekte kastedilenin tersini söylemek

The opposite of X, ‘X'in tamamen tersi olan şey’ anlamına gelir. Burada what they really mean, ‘gerçekte iletmek istedikleri mesaj’ anlamındaki bir yan cümledir. Say the opposite of what they really mean bir bütün olarak, söylenen sözlerin konuşanın gerçek mesajını tersine çevirdiği durumu anlatır. Bu cümlede kalıp, iğneleyici konuşmayı açıklamaya yardımcı olur: dinleyen kişi, asıl mesajın sözlerin düz anlamının tersi olabileceğini ton ve bağlamdan anlamalıdır.

Alıştırma

Cümleyi the opposite of what ... mean kalıbının tamamıyla doldurun: His true opinion was positive, but his sarcastic words sounded negative. He said ____.

Cevabı göster

the opposite of what he really meant

Yes,

4:14

Evet,

sarcasm is a strange thing,

4:14

alaycılık garip bir şeydir,

like saying,

4:16

aslında öyle düşünmediğiniz halde,

"Oh, I really like your haircut,"

4:17

"Ah, saç kesimini gerçekten beğendim,"

when in fact you don't. Kalıp ifadeler

4:19

demek gibidir.

Kalıp ifadeler

when in fact you don't: gerçeğin tam tersini açıklamak

When in fact, bir iddianın veya görünüşün ardından gerçek durumu açıklar ve çoğu zaman gerçeğin bunun tam tersi olduğunu gösterir. Burada iltifat, konuşanın saç kesimini beğendiğini öne sürer; ancak gerçek duygu bunun tersidir. you don't ifadesindeki don't, don't really like your haircut sözünün yerine geçer. Tekrarlanan fiil öbeği zaten anlaşılıyorsa İngilizcede tekrardan kaçınmak için yalnızca yardımcı fiil bırakılabilir.

Alıştırma

Önceki iddiayla çelişen gerçeği açıklamak için when in fact ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo said he had finished the project when the fact he had not started it.
  2. Leo said he had finished the project when in fact had he not started it.
  3. Leo said he had finished the project when in fact he had not started it.
Cevabı göster

Leo said he had finished the project when in fact he had not started it.

Yes,

4:21

Evet,

there's an English saying that

4:21

İngilizlerin bir sözü vardır,

sarcasm is the lowest form of humor, Deyimler

4:23

alaycılık mizahın en düşük formudur derler,

but I think British people can be quite sarcastic at times. Kalıp ifadeler

4:25

ama bence İngilizler bazen oldukça alaycı olabiliyorlar.

Deyimler

sarcasm is the lowest form of humor: güçlü biçimde eleştiren bir söz

sarcasm is the lowest form of humor sözü, alaycılığı aşağı, kaba veya incitici bir mizah türü olarak değerlendirir. Lowest form mecazidir: Resmî bir sıralamada ölçülmüş bir yeri değil, güçlü bir olumsuz değerlendirmeyi ifade eder. Buna an English saying denmesi, sözün insanların bildiği ve alıntıladığı bir görüş olarak sunulduğunu gösterir. İngilizce konuşan herkesin buna katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda sarcasm is the lowest form of humor ne anlama gelir?

  1. Alaycılığı aşağı bir mizah türü olarak sert biçimde eleştirir.
  2. Alaycılığın en sessiz mizah türü olduğu anlamına gelir.
  3. Ölçülmüş bir şaka sıralamasında alaycılığı resmen son sıraya koyar.
Cevabı göster

Alaycılığı aşağı bir mizah türü olarak sert biçimde eleştirir.

Kalıp ifadeler

at times: ara sıra, sürekli değil

At times, 'bazen' veya 'bazı zamanlarda' anlamına gelir. sarcastic at times ifadesinde tanımı sınırlar: Konuşmacı, Britanyalıların sürekli değil, bazı zamanlarda oldukça alaycı olabildiğini söyler. Bu sınırlayıcı ifade, genel bir yorumun fazla kesin olmasını önler. Bir davranışın, duygunun veya durumun yalnızca ara sıra görüldüğünü göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

'Bazen' anlamına gelen, dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even careful drivers make mistakes ____.

Cevabı göster

at times

Well,

4:29

Şey,

I can't imagine you'd make many friends being rude to people. Notlar

4:30

insanlara kaba davranarak pek fazla arkadaş edinebileceğinizi sanmıyorum.

Ton ve niyet

I can't imagine you'd + fiilin yalın hâli: yumuşatılmış olumsuz öngörü

I can't imagine you'd + fiilin yalın hâli kalıbı, bir sonucun gerçekleşmesinin çok düşük ihtimal olduğunu söylemek için kullanılır. Burada konuşmacı esas olarak zihninde bir görüntü oluşturma yeteneğinden söz etmiyor; insanlara kaba davranmanın çok arkadaş edinmeye yol açmayacağını dolaylı biçimde öngörüyor. You'd, ardından fiilin yalın hâli make geldiği için burada you would anlamındadır. Bu ifade You won't make many friends kadar sert değildir, ancak yine de davranışı eleştirir.

Alıştırma

Olumsuz öngörüyü daha dolaylı yapan, dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ enjoy a picnic in this heavy rain.

Cevabı göster

I can't imagine you'd

Kalıp ifadeler

make many friends: make friends kalıbı

Make friends, insanlarla arkadaş olmayı anlatan yaygın İngilizce kalıptır. Burada make, bir şeyi üretmek veya yaratmak anlamına gelmez; ifadenin tamamı arkadaşlık kurmak demektir. Many, sayılabilen çoğul isim friends'i niteler. Bu nedenle make many friends, çok sayıda insanla arkadaş olmak anlamına gelir. Kiminle arkadaş olunduğunu belirtmek için make friends with someone kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve çok sayıda insanla arkadaş olmak anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: At summer camp, I managed to ____.

Cevabı göster

make many friends

Maybe they should read Dale Carnegie's self-help book.

4:33

Belki de Dale Carnegie'nin kişisel gelişim kitabını okumalılar.

Ah,

4:36

Ah,

yes,

4:36

evet,

your quiz question,

4:37

senin bilgi yarışması sorun,

Neil.

4:38

Neil.

Was my answer right?

4:38

Cevabım doğru muydu?

In my quiz question,

4:40

Bilgi yarışması sorumda,

I asked Georgina for the title

4:41

Georgina'ya Dale Carnegie'nin uyum kurmak üzerine

of Dale Carnegie's best-selling self-help book

4:43

en çok satan kişisel gelişim kitabının

about building rapport.

4:46

adını sormuştum.

What did you say?

4:47

Sen ne demiştin?

I said the book is called C,

4:49

Kitabın adının C olduğunu söylemiştim,

How to Win Friends and Influence People.

4:51

Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı.

Which is the correct answer.

4:54

Ki bu doğru cevaptı.

And I guess you've read it, Ton ve niyet

4:56

Ve sanırım bunu okumuşsun,

Georgina,

4:57

Georgina,

because you have lots of friends.

4:57

çünkü senin bir sürü arkadaşın var.

Ton ve niyet

And I guess: önceki söze bağlanıp tahmini yumuşatmak

Bir yanıtın başındaki And, yorumu az önce söylenenlere bağlar. I guess ise konuşanın vardığı sonucu kesin bir gerçek olarak değil, bir tahmin veya kişisel değerlendirme olarak sunar. Burada because tahminin gerekçesini verir; bu yüzden guess, hiçbir kanıta dayanmayan rastgele bir düşünce anlamına gelmez. I guess ayrıca iddiayı yumuşatır ve yorumun rahat ya da hafif şakacı duyulmasını sağlayabilir.

Alıştırma

Mia zaten okulda. Hangi yanıt, tamamen kesin konuşmadan gerekçeli bir tahminde bulunur?

  1. Take the early bus so you can get here early.
  2. And I guess she took the early bus because she's already here.
  3. She definitely took the early bus because she's already here.
Cevabı göster

And I guess she took the early bus because she's already here.

I hope you're not being sarcastic, Ton ve niyet

4:59

Umarım alaycı konuşmuyorsundur,

Neil.

5:01

Neil.

Ton ve niyet

I hope you're not being sarcastic: niyeti yumuşak bir şekilde kontrol etmek

Bu cümlede I hope yalnızca bir dileği ifade etmez. Konuşanın doğru olmasını istediği durumu, yani Neil'ın alaycı konuşmadığı düşüncesini öne çıkarırken onun yorumunun alay amaçlı olup olmadığını da nazikçe kontrol eder. Ses tonuna göre bu kontrol şakacı ya da gerçekten kaygılı duyulabilir. İlerleyen zaman yapısındaki you're being sarcastic, Neil'ın o andaki konuşma biçimine odaklanır. Alaycılığı kişiliğinin kalıcı bir parçası olarak tanımlamak yerine o anki sözünü değerlendirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sıra dışı resminizi övüyor, ancak övgünün alaycı olabileceğini düşünüyorsunuz. Hangi yanıt arkadaşınızın niyetini nazikçe kontrol eder?

  1. I hope you're not being sarcastic.
  2. I hope you liked my painting.
  3. You're always sarcastic.
Cevabı göster

I hope you're not being sarcastic.

Absolutely not. Ton ve niyet

5:02

Kesinlikle hayır.

Ton ve niyet

Absolutely not: güçlü ve kesin bir inkâr

Absolutely not. tek başına tam ve güçlü bir olumsuz yanıttır. Önceki düşüncenin tamamen yanlış veya kabul edilemez olduğunu belirtir; yalnızca No demekten daha güçlü ve daha kesindir. Burada konuşanın alaycı davrandığı yönündeki düşünceyi hemen reddeder. Kesin yorum önceki soruya göre değişir: kesinlikle hayır, elbette hayır veya asla anlamına gelebilir, ancak işlevi her zaman kararlı bir olumsuzluk bildirmektir.

Alıştırma

Biri Did you share my secret? diye soruyor. Hangi yanıt en açık ve güçlü inkârı ifade eder?

  1. Probably not.
  2. Absolutely not.
  3. I'm not sure.
Cevabı göster

Absolutely not.

I'm not a sarcastic T-Rex type,

5:03

Ben alaycı bir T-Rex tipi değilim,

more of a friendly monkey. Dilbilgisi

5:05

daha çok arkadaş canlısı bir maymunum.

Dilbilgisi

more of a friendly monkey: bir tipe daha yakın olmak

More of a + tekil ve sayılabilen bir kategori adı, kesin bir sınıflandırmadan çok “o tipe daha yakın” veya “o tip olarak daha iyi tanımlanabilir” anlamına gelir. Burada a friendly monkey, konuşanın kendisiyle özdeşleştirdiği şakacı bir imgedir. Tam karşıtlık I'm not a sarcastic T-Rex type; I'm more of a friendly monkey şeklindedir. İkinci I'm, anlamı belli olduğu için çıkarılmıştır. not A, more of a B kalıbı bir etiketi reddedip onun yerine daha uygun bir etiket koyar.

Alıştırma

Hangi cümlede more of a, birinin belirli bir tipe daha yakın olduğunu anlatmak için kullanılmıştır?

  1. I'm more of a listener than a talker.
  2. More listeners than talkers came to the meeting.
  3. I invited more of the listeners than the talkers.
Cevabı göster

I'm more of a listener than a talker.

Okay,

5:06

Pekala,

well,

5:07

o zaman,

let's stay friends

5:07

arkadaş kalalım

and recap the vocabulary from this program, Anlatım akışı

5:08

ve bu programın kelimelerini gözden geçirelim,

starting with rapport,

5:11

uyum (rapport) ile başlayalım,

Anlatım akışı

recap the vocabulary: kısa bir özete geçildiğini belirtmek

Recap the vocabulary, daha önce geçen kelimeleri kısaca özetlemek veya gözden geçirmek demektir. Burada recap geçişli bir fiildir; bu nedenle about olmadan doğrudan the vocabulary nesnesini alır. Bir derste, sunumda veya programda let's recap bilgi akışını da düzenler: ana bölümün bittiğini ve kısa bir özetin başlayacağını gösterir. Starting with rapport ise bu özetteki ilk öğenin rapport olduğunu belirtir.

Alıştırma

Kısa bir dersin sonunda, daha önce öğretilen kelimelerin kısaca özetleneceğini en açık biçimde hangi cümle belirtir?

  1. Let's introduce the vocabulary before we finish.
  2. Let's recap the vocabulary before we finish.
  3. Let's repeat every word three times before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the vocabulary before we finish.

a good feeling between two people

5:12

iki insan arasında anlayış ve iletişime dayalı

based on understanding and communication. Dilbilgisi

5:14

iyi bir his.

Dilbilgisi

based on understanding and communication: temeli belirtmek

Bu cümlede based on understanding and communication, a good feeling ifadesini niteleyen geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Bu duygunun neye dayandığını veya nereden geliştiğini belirtir. be based on + isim kalıbı, “bir şeyi temel ya da gerekçe olarak almak” demektir. Buradaki based on, kısaltılmış a good feeling that is based on understanding and communication ilgi cümleciği olarak anlaşılabilir. based sözcüğünden sonra on mutlaka korunur.

Alıştırma

“Bir şeyi temel almak” anlamındaki, bu derste geçen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The conclusion is ____ several careful studies.

Cevabı göster

based on

If you get on with someone,

5:17

Birisiyle iyi geçinirseniz (get on with someone),

you like and enjoy a friendly relationship with them.

5:19

ondan hoşlanırsınız ve onunla arkadaşça bir ilişki kurmaktan zevk alırsınız.

Walking a tightrope

5:22

İpte yürümek (Walking a tightrope)

means to be in a difficult situation

5:23

ne yapılacağının dikkatle düşünülmesini gerektiren

which requires careful consideration of what to do.

5:25

zor bir durumda olmak demektir.

To be objective

5:28

Nesnel olmak (To be objective),

is to base your actions on facts

5:29

hareketlerinizi kişisel duygulardan ziyade

rather than personal feelings. Dilbilgisi

5:31

gerçeklere dayandırmaktır.

Dilbilgisi

rather than personal feelings: bir dayanağı diğerine tercih etmek

Rather than iki seçeneği karşılaştırır; normalde kendisinden önceki fikre öncelik verir ve o bağlamda sonraki fikri dışlar. Burada kullanılması gereken dayanak facts, kullanılmaması gereken dayanak ise personal feelings ifadesidir. İki tarafın biçimi birbiriyle eşleştiğinde karşıtlık daha açık olur. facts rather than personal feelings yapısında iki taraf da isim öbeğidir; bu nedenle yapı dengeli ve kolay anlaşılırdır.

Alıştırma

Hangi cümle, tahmin yerine kanıt kullanılması gerektiğini söylüyor?

  1. We should rely on guesswork rather than evidence.
  2. We should rely on evidence rather than guesswork.
  3. We should rely on evidence and guesswork.
Cevabı göster

We should rely on evidence rather than guesswork.

When building rapport with someone,

5:34

Biriyle uyum kurarken,

it's good to be frank,

5:35

açık sözlü (frank) olmak iyidir,

to express yourself in an open,

5:37

kendinizi açık,

honest way.

5:38

ve dürüst bir şekilde ifade etmek için.

But not sarcastic,

5:40

Ancak alaycı (sarcastic) olmamak gerekir,

to say the opposite of what you really mean

5:41

yani birinin duygularını incitmek

in order to hurt someone's feelings

5:43

veya onları mizahi bir şekilde eleştirmek için

or criticize them in a humorous way.

5:45

gerçekte kastettiğinin tam tersini söylememek.

Well,

5:47

Pekala,

Neil,

5:47

Neil,

if we run over six minutes, Öbek fiiller

5:48

altı dakikayı geçersek,

we'll break our rapport with the Six Minute English producer. Kalıp ifadeler

5:49

Six Minute English yapımcısıyla olan uyumumuzu bozarız.

Öbek fiiller

run over six minutes: altı dakikalık sınırı aşmak

Burada run over six minutes, “toplamda altı dakikadan uzun sürmek” demektir. Programın altı dakikalık bir sınırı vardır; over, toplam sürenin bu sınırı aşacağını gösterir. Bir toplantı, ders ya da program için run over tek başına da kullanılabilir ve “planlanan bitiş saatinden sonra devam etmek” anlamına gelir. Bu bağlamda birine ya da bir şeye araçla çarpmak veya üzerinden geçmek anlamında değildir.

Alıştırma

Bir toplantının saat 4.00'te bitmesi planlanmıştı ancak toplantı 4.10'da bitti. Fazladan geçen süreyi doğru belirten cümle hangisidir?

  1. The meeting ran over ten minutes.
  2. The meeting ran over by ten minutes.
  3. The meeting ran for ten minutes.
Cevabı göster

The meeting ran over by ten minutes.

Kalıp ifadeler

break our rapport: iyi bir bağı zedelemek

Break our rapport ifadesinde break, fiziksel bir nesne üzerinde değil, soyut bir ilişki üzerinde etkide bulunur. Rapport, iletişimi kolaylaştıran rahat bir karşılıklı anlayış hissidir; dolayısıyla bu ifade, o iyi bağı zedelemek veya bozmak anlamına gelir. Konuşmacı bunu şaka yollu ve biraz abartılı biçimde kullanır: süreyi aşmak yapımcıyı kızdırabilir ve aralarındaki uyumlu iş ilişkisini bozabilir.

Alıştırma

Bu cümlede break our rapport ne anlama geliyor?

  1. bize ait fiziksel bir nesneyi kırmak
  2. aramızdaki yazılı bir sözleşmeyi sona erdirmek
  3. aramızdaki rahat karşılıklı anlayışı zedelemek
Cevabı göster

aramızdaki rahat karşılıklı anlayışı zedelemek

So that's all for this Anlatım akışı

5:52

Bu programlık bu kadar.

program. Join us again soon

5:53

Daha fazla trend olan konu

Anlatım akışı

that's all for this program: programı kapatma ifadesi

That's all for this program bir kapanış işaretidir: konuşan kişi programın sona erdiğini belirtir. Buradaki that's all somut nesneleri saymaz; konuşmayı ana içerikten vedaya geçirir. That's all for + bir zaman veya etkinlik kalıbı başka etkinlikleri de bitirmek için kullanılabilir. Örneğin That's all for today veya That's all for this lesson denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir dersin bittiğini en doğal şekilde belirtir?

  1. Today's lesson includes three useful examples.
  2. That's all for today's lesson. See you on Monday.
  3. Here is the first question in today's lesson.
Cevabı göster

That's all for today's lesson. See you on Monday.

for more trending topics Kelime

5:55

ve yararlı kelimeler için

and useful vocabulary.

5:56

yakında tekrar bize katılın.

Kelime

trending topics: şu anda ilgi gören konular

Trending topics, şu anda çok fazla ilgi, arama, paylaşım veya tartışma alan konulardır. Burada trending bir sıfat gibi çalışır ve topics sözcüğünü niteler. İfade, şu anki ilgiyi veya görünürlükteki yakın tarihli bir artışı vurgular. Bu konuların mutlaka önemli, doğru ya da herkes tarafından beğenildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu nottaki ‘şu anda çok ilgi gören konular’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app lists today's ____ on its home screen.

Cevabı göster

trending topics

And remember to download

5:58

Ve BBC Learning English uygulamasını

the BBC Learning English app

5:59

indirmeyi unutmayın

and stay friends Ton ve niyet

6:01

ve bizi sosyal medyada takip ederek

by following us on social media.

6:02

arkadaş kalın.

Ton ve niyet

Dostça bir medya kapanışı olarak stay friends

Stay friends kelime anlamıyla “arkadaş kalmak” demektir. Burada programla bağı sürdürmeye yönelik sıcak ve şakacı bir çağrı işlevi görür; sunucuların her dinleyiciyle özel bir arkadaşlığı olduğunu iddia etmez. by following us on social media ifadesi bu bağın nasıl sürdürüleceğini gösterir: programı sosyal medyada takip etmek. Bu dostça söyleyiş, yakınlık ve arkadaşlık temasını yeniden hatırlatarak programı da sonlandırır.

Alıştırma

stay friends hangi durumda dostça bir eylem çağrısı olarak en doğal biçimde kullanılır?

  1. Bir banka, vadesi geçmiş bir kredi hakkında resmî bir hukuki uyarı yayımlıyor.
  2. Neşeli bir eğitim podcast’i, dinleyicilerini sosyal medya hesabını takip etmeye davet ediyor.
  3. Bir laboratuvar, uyulması zorunlu güvenlik talimatları veriyor.
Cevabı göster

Neşeli bir eğitim podcast’i, dinleyicilerini sosyal medya hesabını takip etmeye davet ediyor.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.