20.000 fps'de Havalanan Kuş (213 milisaniye) - Smarter Every Day 197: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Yavaş çekimde Destin bir kuşun elinden sıçrayışını, kanatlarıyla kuyruğunu oynatmasını ve yatay uçuşa geçişini inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “a target of opportunity,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: askerî kökenli bu imgeyi plansız beliren yararlı bir fırsat olarak anlayın ve düzenlenmiş değil, o anda fark edilmiş fırsatlar için kullanın. 2. “set out to” — Öbek fiiller: bir işe başlarken taşınan amacı belirtin, ardından ilk niyeti beklenmedik sonuçla karşılaştırın. 3. “see it for yourself” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: yalnızca anlatılanlara güvenmek yerine doğrudan görüp doğrulamayı, özellikle kişisel gözlem anlayışı derinleştirdiğinde ifade edin.
Bu derste
got to thinking about it: üzerine düşünmeye başlamak
Burada got to thinking about it, “bu konu hakkında ciddi ciddi düşünmeye başladım” veya “kendimi bu konuyu düşünürken buldum” anlamına gelir. Düşünce, bir deneyimin ardından doğal biçimde gelişmiştir; got to, “zorunda kaldım” ya da “fırsat buldum” anlamına gelmez. get/got to + -ing yapısı, bir etkinliğin başlangıcını aşamalı veya kendiliğinden gerçekleşmiş gibi sunabilir. Özellikle thinking, talking ve wondering gibi düşünme ya da konuşmayla ilgili fiillerle doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi “doğal biçimde ciddi ciddi düşünmeye başladı” anlamındaki konuşma dili yapısıyla tamamlayın: After I found the old photos, I ____ how much had changed.
Cevabı göster
got to thinking about
It's kind of a shame to: üzüntüyü yumuşatarak ifade etmek
Burada It's kind of a shame to, “bir şeyi yapmak biraz üzücü veya yazık” anlamına gelir. Shame, kişisel utanç ya da ahlaki yüz karası değil, kaçırılması talihsiz olan bir fırsatı anlatır. It's a shame to + yalın fiil kalıbı bir eylemi veya sonucu değerlendirir. Kind of bu yargıyı yumuşatarak daha az kesin ve daha gündelik duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki yumuşatılmış ifadeyle tamamlayın: We came all this way, so ____ leave before the final song.
Cevabı göster
it's kind of a shame to
let it go: bir şeyi salıverirken zamirin yeri
Burada let it go, kuşu serbest bırakıp uçup gitmesine izin vermek demektir. Kullanım gerçek anlamlıdır: it bir kaygıyı ya da anıyı değil, kuşu gösterir. Kalıp let + nesne + go şeklindedir. Nesne bir zamirse let ile go arasına gelir: let it go denir, let go it denmez.
Alıştırma
Cümleyi let + zamir + go kalıbıyla tamamlayın: The bird is ready to fly, so please ____.
Cevabı göster
let it go
That's what we're going to do: bir planı doğrulamak
That's what we're going to do, bunun yapmaya karar verdiğimiz eylem olduğunu belirtir. That, hemen önce sözü edilen planın tamamına gönderme yapar. Burada what we're going to do, yapacağımız eylem anlamına gelen bir isim cümleciğidir; what bir soru sormaz. That's what ... kalıbı bir planı doğrular ve konuşmayı eyleme doğru ilerletir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız otobüse binmeyi öneriyor ve planın bu olduğunu doğrulamak istiyorsunuz. Hangi yanıt uygundur?
- That's why we're going to do it.
- What are we going to do?
- That's what we're going to do.
Cevabı göster
That's what we're going to do.
There you go: rahatlatma ve teşvik
Bu sahnede There you go, “İşte böyle; sakinleşiyorsun ve doğru yapıyorsun” anlamına gelir. Konuşan kişi bu ifadeyi kuşu rahatlatmak ve istenen hareketin gerçekleştiğini onaylamak için kullanır. Bu, anlamı bağlama bağlı bir konuşma kalıbıdır; genellikle bir yere gitmekten söz etmez. Başka durumlarda başarıyı veya tamamlanmayı belirtebilir ya da birine bir şey verirken kullanılabilir. Hangi işlevde olduğunu çevredeki hareket gösterir.
Alıştırma
Bir çocuk ayakkabı bağını yavaş yavaş doğru şekilde bağlıyor. Bir yetişkin “There you go!” diyor. Yetişkin büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Ne yaptığını göremiyorum.
- İşte böyle; doğru yapıyorsun.
- Şimdi o yere git.
Cevabı göster
İşte böyle; doğru yapıyorsun.
In particular: odağı daraltmak
In particular, geniş bir konuyu seçilen tek bir bölüme daraltır. Konuşan kişi önce genel olarak kuşlardan söz eder, ardından birincil uçuş tüylerine geçmeden önce daha yakından incelenecek alanın kanatlar olduğunu göstermek için in particular ifadesini kullanır. Önce genel bir kümeden söz edip sonra bunun içinden bir üye veya alt konu seçerken kullanabilirsiniz. Küme çerçeveyi oluşturur, in particular ise odağı işaretler.
Alıştırma
Bu cümlede in particular ifadesinin görevi nedir? We visited several rooms, but the library in particular impressed us.
- Yalnızca tek bir belirli kütüphanenin var olduğunu söyler.
- Konuşan kişinin her oda konusunda seçici olduğunu gösterir.
- Daha geniş oda kümesinin içinden kütüphaneyi ana odak olarak seçer.
Cevabı göster
Daha geniş oda kümesinin içinden kütüphaneyi ana odak olarak seçer.
Primary feathers ve secondary feathers
Kuş anatomisinde primary feathers, yani birincil uçuş tüyleri, kanadın dıştaki ele benzeyen bölümüne bağlı uzun uçuş tüyleridir. Secondary feathers, yani ikincil uçuş tüyleri ise kanadın iç tarafındaki ön kol bölümü boyunca uzanır. Burada primary ve secondary, kanattaki iki farklı konumun adıdır. Bir grubun önemli, diğerinin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İki adı tamamlayın: Flight feathers on the outer, hand-like part of a bird's wing are ____, while those along the inner, forearm part are ____.
Cevabı göster
primary feathers · secondary feathers
we're going to try to get him out of here real quick. Kelime
1:07onu buradan çok hızlı bir şekilde çıkarmaya çalışacağız.
Gündelik bir zarf ifadesi olarak real quick
Real quick burada “çok hızlı” veya “gecikmeden” anlamına gelir. Konuşanın kuşu ne kadar kısa sürede dışarı çıkarmayı planladığını belirtir. Günlük Amerikan İngilizcesinde real, quick sözcüğünü güçlendirir ve quick fiil grubundan sonra zarf görevi görür. Daha standart zarf biçimi really quickly şeklindedir.
Alıştırma
'Let me check the address real quick,' cümlesinde real quick ne anlatır?
- çok hızlı ve gündelik bir üslupla
- ilk kontrol yanlış olduğu için tekrar
- çok dikkatli ve resmî bir üslupla
Cevabı göster
çok hızlı ve gündelik bir üslupla
I know this isn't like a super in-depth Smarter Every Day video,
1:12Biliyorum bu çok derinlemesine bir Smarter Every Day videosu değil,
A target of opportunity: hemen değerlendirmeye değer beklenmedik bir fırsat
Bu cümlede a target of opportunity, beklenmedik şekilde ortaya çıkan ve hemen değerlendirmeye değer bir fırsat anlamına gelir. Konuşmacı, kapsamlı bir incelemeyi önceden planlamadan bir şeyi çekme ve öğrenme imkânından söz ediyor. Bu ad öbeği, bir hedefin beklenmedik şekilde erişilebilir hâle gelebildiği askerî dilden gelir. Burada mecaz anlamda kullanılır: target saldırılacak bir insanı veya nesneyi belirtmez; fırsata “imkân varken harekete geç” şeklinde hızlı ve stratejik bir hava katar.
Alıştırma
Bu cümlede a target of opportunity ne anlama geliyor?
- Saldırı için seçilmiş fiziksel bir hedef
- Hemen değerlendirmeye değer beklenmedik bir fırsat
- Çok önceden ayrıntılı biçimde planlanmış bir amaç
Cevabı göster
Hemen değerlendirmeye değer beklenmedik bir fırsat
What I want to know is when he takes off Öbek fiiller
1:18Benim bilmek istediğim şey havalandığında
Takes off: yerden ayrılıp uçmaya başlamak
Bu cümlede takes off, “yerden ayrılıp uçmaya başlar” anlamına gelir. Özne kuştur ve ifade, kuşun uçuşa başladığı anı anlatır. Uçuşla ilgili bu anlamda take off geçişsiz bir öbek fiildir: özne kuş veya hava aracıdır ve öbek fiilden sonra nesne gelmez. Aynı anlam uçaklar, helikopterler ve uçabilen diğer canlı ya da nesneler için de geçerlidir.
Alıştırma
Cümleyi “yerden ayrılıp uçmaya başlamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The rescue helicopter will ____ as soon as the fog clears.
Cevabı göster
take off
if his tail feathers are correcting immediately
1:20kuyruk tüylerinin hemen düzeltme yapıp yapmadığı
or if it has to wait until he's moving in flight before he starts using those.
1:22ya da bunları kullanmaya başlamadan önce uçuş halinde hareket etmeyi bekleyip beklemediği.
because we literally have one shot to do this. Deyimler
1:26çünkü kelimenin tam anlamıyla bunu yapmak için tek bir atışımız var.
one shot: tam olarak tek bir şans
Bu cümlede one shot, tek bir fırsat veya deneme anlamına gelir. Konuşanlar yalnızca bir kez deneyebilir; bu yüzden başarısızlık başka bir denemeyle düzeltilemez. Durum çekimle ilgili olsa da shot burada fotoğrafı veya kamera görüntüsünü ifade etmez. Literally, bu iddiayı güçlendirir: tek fırsat gerçekten vardır ve bu bir abartı değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen one shot to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyi yapmak için tam olarak tek fırsat bulunması demektir; one shot at + isim veya -ing biçimi de yaygındır.
Alıştırma
Örnekte "one shot" ne anlama geliyor?
- Bir silah atışı.
- Bir fotoğraf.
- Başarmak için tam olarak tek bir şans.
Cevabı göster
Başarmak için tam olarak tek bir şans.
Like the little feathery things around his eyes?
1:32Gözlerinin etrafındaki o küçük tüylü şeyler gibi?
got to: acil bir zorunluluk
Burada got to gereklilik ifade eder: We got to let him go, We have to let him go anlamına gelir. Kuşun durumu nedeniyle konuşanlar onu bırakmanın şimdi yapılması gereken bir eylem olduğuna inanır. Çok samimi konuşmada have got to içindeki have atlanabilir veya belirsiz söylenebilir; böylece fiilin yalın hâlinden önce yalnızca got to kalır. Bağlam, bu zorunluluk kullanımını “yapma fırsatı buldu” anlamına gelen geçmiş zamandaki got to kullanımından ayırır.
Alıştırma
"We got to let him go" cümlesinde "got to" bu bağlamda ne anlama geliyor?
- Onu bırakmamız gerek.
- Onu bırakma fırsatımız oldu.
- Onu bırakmaya başladık.
Cevabı göster
Onu bırakmamız gerek.
Bir eylemin başladığını bildiren Here we go
Bu anda “Here we go” bir başlama işaretidir: planlanan eylemin hemen şimdi ya da bir sonraki anda başlayacağını dinleyenlere bildirir. “Başlıyoruz” veya “Olmak üzere” şeklinde anlaşılabilir. Sözcükler, konuşan kişiye doğru bir hareketi anlatmaz. İfade daha genel olarak bir gösteri, test veya zorlu deneme öncesinde hazırlıktan eyleme geçişi belirtir.
Alıştırma
Bırakma eylemi başlamadan hemen önceki bu sahnede “Here we go” ne anlama geliyor?
- Bu yere doğru hareket ediyoruz.
- Eylem çoktan bitti.
- Eylem başlamak üzere.
Cevabı göster
Eylem başlamak üzere.
I set out to make a cute little video of a bird hopping out of my hand, Öbek fiiller
2:18Elimden zıplayan bir kuşun şirin küçük bir videosunu yapmak için yola çıkmıştım,
but I actually learned a ton from this footage. Deyimler
2:21ama aslında bu görüntülerden bir ton şey öğrendim.
İlk hedefi anlatan set out to + fiil
“Set out to + fiilin yalın hâli”, açık bir niyet veya hedefle bir işe başlamak anlamına gelir. Burada “I set out to make”, anlatıcının ilk planını, yani kısa ve sevimli bir video çekme amacını tanıtır. Hikâye anlatımında bu yapı, çoğunlukla daha sonra gerçekte olanlarla karşılaştırılacak ilk hedefi kurar. Sonraki “but”, görüntülerin beklenmedik ve daha değerli bir sonuç sağladığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bilinçli bir hedefle başladı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Maya ____ build a bird feeder, but she ended up designing a whole wildlife garden.
Cevabı göster
set out to
learned a ton: çok şey öğrendim
learned a ton ifadesindeki a ton, “çok büyük miktarda” demektir; bu yüzden ifade “çok şey öğrendim” anlamına gelir. Burada ağırlıktan söz edilmez. Bu abartı, sonucun şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgular: yalnızca bir kuşu çekme girişimi, beklenenden çok daha fazla öğrenme sağlamıştır. Aynı kalıp helped a ton veya changed a ton örneklerindeki gibi birçok fiille kullanılabilir.
Alıştırma
“I learned a ton from the workshop.” cümlesinde a ton ne anlama gelir?
- bir ağırlık birimi
- çok büyük miktarda
- küçük ve kesin bir miktar
Cevabı göster
çok büyük miktarda
I'm sure that's just common knowledge to ornithologists Kalıp ifadeler
2:28Bunun ornitologlar için genel bir bilgi olduğuna eminim
but for some reason I always thought birds just start flapping to fly. Kalıp ifadeler
2:31ama nedense ben her zaman kuşların uçmak için sadece kanat çırpmaya başladıklarını düşünmüşümdür.
common knowledge: bir grupta yaygın biçimde bilinen bilgi
Common knowledge, bir topluluk içinde yaygın biçimde bilinen bilgidir; bu nedenle orada genellikle özel bir açıklama gerektirmez. Bu cümlede topluluk kuş bilimcilerdir: konuşmacı, kuş uzmanlarının bu gerçeği muhtemelen zaten bildiğini söylüyor. Bu gerçeği uzmanlar için common knowledge diye niteleyen konuşmacı, keşfin yalnızca kendisi için yeni olabileceğini alçakgönüllülükle kabul eder. Common, bilginin değerini veya ileri düzeyde oluşunu değil, ne kadar geniş paylaşıldığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “bu grup içinde yaygın biçimde bilinen bilgi” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Among the lab technicians, the safety rule is ____.
Cevabı göster
common knowledge
Açıklanamayan bir neden için “for some reason”
Bu cümlede “for some reason”, konuşanın neden böyle bir düşünceye sahip olduğunu açıklayamadığını belirtir. Önceki düşüncesinin kaynağı belirsizdir; nedeni bildiği hâlde sakladığı anlamına gelmez. Bu ifade, bir düşüncenin veya tepkinin tamamı hakkında yorum yapan bir zarf öbeği gibi çalışır. Cümlenin başında ya da daha ileride kullanılabilir.
Alıştırma
Maya şarkının onu neden üzdüğünü açıklayamıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “___, this song makes Maya sad.”
- For good reason
- For that reason
- For some reason
Cevabı göster
For some reason
Why would they not use their legs to get further away from the ground
2:36Neden yerden daha da uzaklaşmak için bacaklarını kullanmasınlar ki
so their wings don't hit the ground or my hand or whatever?
2:39böylece kanatları yere veya elime ya da herhangi bir şeye çarpmasın?
I think it's neat that he points his tail towards the ground on that hop.
2:44O zıplayışta kuyruğunu yere doğru yöneltmesi bence çok zekice.
And I've got to believe he's doing that to reduce the vertical component of drag Notlar
2:49Bunu daha uzağa zıplayabilmek için,
Güçlü bir çıkarım için “I've got to believe”
Burada “I've got to believe”, güçlü bir çıkarımı tanıtır. Konuşan kişi, doğrudan kanıtı olmasa da gözlemleyebildiklerine dayanarak ardından gelen açıklamanın büyük olasılıkla doğru olduğuna karar verir. “I've got to”, birinin onu inanmaya zorladığı anlamına gelmez. Sonraki yan cümle onun vardığı sonucu verir; “that” sözcüğü burada olduğu gibi atılabilir. İfade, “I think”ten daha güçlü, ancak “I know”dan daha az kesindir.
Alıştırma
Hangi cümle kanıtlanmış bir olgu veya eylem zorunluluğu yerine güçlü bir çıkarım ifade eder?
- I've got to leave before the storm.
- I've got to believe the delay was caused by the storm.
- I know the delay was caused by the storm.
Cevabı göster
I've got to believe the delay was caused by the storm.
sürükleme kuvvetinin düşey bileşeni
Bu fizik ifadesinde drag, havadaki harekete karşı koyan aerodinamik kuvveti, yani sürükleme kuvvetini belirtir. Component, bir kuvvetin seçilmiş bir yön boyunca ölçülen parçasıdır. Bu nedenle vertical component of drag, toplam sürükleme kuvvetinin düşey eksen boyunca olan parçasıdır. Vertical yalnızca bu bileşenin yönünü belirtir; tüm sürükleme kuvvetinin yönünü belirtmez.
Alıştırma
Bir mühendislik tartışmasında 'the vertical component of drag' ne anlama gelir?
- Bir şeyi dümdüz aşağı çekme eylemi
- Sürükleme kuvvetinin düşey yönde etki eden parçası
- Tüm sürüklemenin yalnızca düşey yönde etki etmesi
Cevabı göster
Sürükleme kuvvetinin düşey yönde etki eden parçası
so that he can hop farther. Dilbilgisi
2:52sürtünmenin dikey bileşenini azaltmak amacıyla yaptığına inanmak zorundayım.
so that he can ile amaç belirtme
so that + özne + can + fiilin yalın hâli kalıbı bir amaç bildirir: önceki eylemin neyi mümkün kılmak için yapıldığını anlatır. Burada yalnızca sonrasında ne olduğunu değil, önceki eylemin hedefini açıklar. so that tam bir yan cümle başlattığı için bu beceriyi kazanacak kişi veya şeyi açıkça belirtebilir. to ile kurulan mastar yapısında bu özne genellikle örtük bırakılır.
Alıştırma
Amaç bildirmek için cümleyi so that ve can ile tamamlayın: I speak slowly ____ everyone ____ understand.
Cevabı göster
so that · can
but his feathers delaminate to reduce drag on the backstroke. Kelime
2:58ancak yukarı vuruşta sürtünmeyi azaltmak için tüyleri ayrılıyor.
bir kanat çırpma döngüsünde the downstroke ... the backstroke
Burada the downstroke, bir kanat çırpışında kanadın aşağı hareket ettiği bölümdür; the backstroke ise hareketin geri dönüş bölümüdür. Bu iki terim, tekrarlanan tek bir hareketi aşamalara ayırır. Her iki kelimede de stroke, belirli bir yöne yapılan tek bir süpürme hareketini anlatır. Bu cümlede backstroke, yüzmedeki sırtüstü stil anlamına gelmez; kanadın dönüş yolu boyunca geri hareket etmesini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede the downstroke ve the backstroke hangi iki aşamayı karşılaştırıyor?
- Her tüyün ön ve arka yüzeyi
- İki farklı yüzme stili
- Kanat çırpışının aşağı yönlü aşaması ve geri dönüş aşaması
Cevabı göster
Kanat çırpışının aşağı yönlü aşaması ve geri dönüş aşaması
tüylerin birbirinden ayrılmasını anlatan delaminate
Delaminate genellikle birbirine bağlı katmanların ayrılmasını anlatır. Burada, geri dönüş vuruşu sırasında yan yana duran tüylerin birbirinden uzaklaşmasını betimlemek için mühendislik tarzı bir benzetme olarak kullanılmıştır. Bu ayrılma geçici ve yararlıdır: küçük boşlukların açılması hava direncini azaltır. Tüylerin hasar gördüğü veya kalıcı biçimde katmanlara ayrıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede delaminate ne anlama geliyor?
- Kuş bütün tüylerini kaybeder
- Yan yana duran tüyler geçici olarak birbirinden uzaklaşır
- Her tüy kalıcı olarak hasarlı katmanlara ayrılır
Cevabı göster
Yan yana duran tüyler geçici olarak birbirinden uzaklaşır
We've seen that in a Smarter Every Day episode in the past.
3:00Bunu geçmişte bir Smarter Every Day bölümünde görmüştük.
it's cool to see him transition that tail from being pointed down.
3:04kuyruğunu aşağı doğru çevrilmiş olmaktan yukarı kaldırmasına geçişini görmek harika.
So, that transition from vertical flight to horizontal flight, Kalıp ifadeler
3:11Yani, dikey uçuştan yatay uçuşa geçerken,
transition from vertical flight to horizontal flight: dikey uçuştan yatay uçuşa geçiş
Burada transition, bir hareket biçiminden başka bir hareket biçimine geçme süreci demektir. Kuş dikey uçuştan yatay uçuşa geçmektedir. transition from A to B kalıbı hem başlangıç durumu A'yı hem de yeni durum B'yi belirtir. Değişimi genellikle yalnızca anlık bir değiştirme olarak değil, bir süreç veya aşama olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi transition from A to B kalıbıyla tamamlayın: The office planned a smooth ____ paper records ____ digital records.
Cevabı göster
transition from · to
he straightens his tail out to get it in the game. Deyimler
3:14kuyruğunu oyuna dahil etmek için düzleştiriyor.
get it in the game: etkin biçimde işe katmak
Burada get it in the game, kuyruğun kuşun uçuşunu kontrol etmede etkin bir rol üstlenmesini sağlamak demektir. It kuyruğu belirtir ve ortada gerçek bir oyun yoktur. Konuşan kişi, oyuna katılan bir oyuncu görüntüsünden yararlanır. Başka durumlarda da kullanılabilen get someone or something in the game kalıbı, bir kişiyi veya şeyi etkin biçimde kullanmaya ya da katılıma dâhil etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle ‘Leo'nun etkin biçimde katılmaya başlamasına yardım et’ anlamına gelir?
- Let's get Leo in the game.
- Let's ask Leo to watch from the side.
- Let's tell Leo the game's score.
Cevabı göster
Let's get Leo in the game.
He's getting ready to make corrections in horizontal flight.
3:17Yatay uçuşta düzeltmeler yapmaya hazırlanıyor.
I think it's really cool to make your own observations Kalıp ifadeler
3:20Bence kendi gözlemlerinizi yapmak gerçekten çok havalı
because all this probably exists in a scientific paper somewhere,
3:22çünkü tüm bunlar muhtemelen bir yerlerde bilimsel bir makalede mevcuttur,
but it's fun to actually see it for yourself and try to understand. Kalıp ifadeler
3:25ancak bunu kendiniz görmek ve anlamaya çalışmak çok eğlenceli.
Kendi gözlemlerini yapmak
Bu cümlede make your own observations, ayrıntıları bizzat fark edip kendi sonuçlarını oluşturmak veya kaydetmek anlamına gelir. İngilizcedeki doğal eşdizim make observations şeklindedir. Your own bağımsızlığı vurgular: konuşan kişi yalnızca bilimsel bir makalenin söylediklerine güvenmek yerine kanıtı bizzat incelemeye değer verir. Bu ifade deneylerde, araştırmalarda, sınıf çalışmalarında ve günlük analizlerde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi make + ad biçimindeki hedef ifadeyle tamamlayın ve bağımsız sonuçları vurgulamak için their own kullanın: During the experiment, the students were asked to ____ before reading the textbook explanation.
Cevabı göster
make their own observations
Kendi gözlerinle görmek
Bu cümlede see it for yourself, başka birinin açıklamasına güvenmek yerine bir şeyi bizzat görerek veya yaşayarak doğrulamak anlamına gelir. For yourself, birinci elden doğrulamayı belirtir. “Kendi çıkarın için” anlamına gelmez ve tek başına olmanız gerektiğini de söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “bizzat kontrol etmek” anlamındaki see ... for yourself hedef ifadesiyle tamamlayın: The online pictures do not capture the view, so you should ____.
Cevabı göster
see it for yourself
Devam eden bir değişiklik için from now on
“From now on”, içinde bulunulan anı gelecekte de sürmesi beklenen bir durumun, alışkanlığın, kuralın veya tutumun başlangıç noktası olarak gösterir. Bu cümlede, konuşanın gelecekte bir kuşun havalandığını her gördüğünde bu ayrıntılara dikkat edeceği anlamına gelir; yalnızca bir sonraki seferden söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi “şimdi başlayıp gelecekte de sürme” anlamındaki zaman ifadesiyle tamamlayın: I used to forget my lunch, but ____, I'll pack it before bed.
Cevabı göster
from now on
I grow them for all the ladies in my life.
3:38Onları hayatımdaki tüm kadınlar için yetiştiriyorum.
Mevcut fırsata dayalı geçiş olarak While we're here
“While we're here”, mevcut yeri veya durumu ek bir etkinlik ya da konu açmak için gerekçe olarak kullanır. Yeni öneriyi o anda var olan bir fırsata bağlayarak konuşmayı düzenler. Burada ana konudan, konuşanın bahçede gösterebileceği başka bir şeye doğal biçimde geçiş sağlar. “While” esas olarak iki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini vurgulamaz; pratik anlamı “zaten buradayken” şeklindedir.
Alıştırma
Zaten müzedesiniz ve ek bir etkinlik öneriyorsunuz. Cümleyi tamamlayın: ____, do you want to see the new dinosaur exhibit?
Cevabı göster
While we're here
cornses: şakacı, standart dışı bir çoğul
Buradaki cornses, corn sözcüğünün bilerek komik ve standart dışı yapılmış çoğuludur. Sözcüğün tekrarı, konuşanın kötü büyüyen mısırları hakkında şakacı bir ton kullanmasını ve kendisiyle hafifçe dalga geçmesini sağlar. Standart İngilizcede corn genellikle mısır ürününü veya yiyeceği bir bütün olarak adlandırır; bu yüzden normalde çoğul eki almaz: My corn is growing badly. Ayrı ayrı şeyleri saymak için corn plants veya ears of corn gibi birim belirten ifadeler kullanılır.
Alıştırma
Birden fazla mısır bitkisini anlatan standart İngilizce cümle hangisidir?
- The corn plants are growing badly.
- The cornses are growing badly.
- The corn are growing badly.
Cevabı göster
The corn plants are growing badly.
bad boy: etkileyici bir nesne için şakacı bir ad
Burada bad boy, kötü davranan bir erkek çocuk anlamına gelmez. Konuşan kişi dikkat çekici bir karpuzu işaret eder ve this bad boy ifadesini onun için şakacı bir lakap olarak kullanır. Nesneler için kullanılan bu samimi ifade genellikle hayranlık, gurur veya heyecan gösterir. Olumlu ton ve işaret edilen nesne, buradaki bad sözcüğünün olumsuz olmadığını gösterir.
Alıştırma
Birisi kocaman bir balkabağını gururla işaret ederek “Look at this bad boy!” dediğinde bad boy ne anlama gelir?
- Kötü davranmış bir erkek çocuk.
- Etkileyici bir nesne için şakacı bir ad.
- Kırık veya hayal kırıklığı yaratan bir nesne.
Cevabı göster
Etkileyici bir nesne için şakacı bir ad.
Isn't yerine kullanılan gündelik ain't
Ain't that beautiful? cümlesinde ain't, standart İngilizcedeki isn't anlamındadır. Bu olumsuz soru gerçek bir şüpheyi ifade etmez; dinleyiciyi konuşanın hayranlığına katılmaya çağırır. Başka cümlelerde ain't farklı olumsuz yapılara karşılık gelebilir. Bu yüzden standart karşılığı seçmeden önce özneye ve yardımcı fiile bak.
Alıştırma
Aynı hayranlık sorusunu koruyarak bir okul ödevinde kullanılabilecek biçim hangisidir?
- Isn't that beautiful?
- Ain't that beautiful?
Cevabı göster
Isn't that beautiful?
Gündelik bir vedalaşma sözü olarak Have a good one
Have a good one, bir konuşmayı bitirmenin gündelik ve dostça bir yoludur. Buradaki one belirli bir nesneyi adlandırmaz; günün geri kalanını, akşamı veya bundan sonraki zamanı genel olarak ifade eder. Bu ifade, belirli bir zaman sözcüğü seçmeden birine iyi dilekte bulunmanı sağlar. Temel işlevi vedalaşmaktır; kişiye bir şeye sahip olmasını söylemek değildir.
Alıştırma
Günün hangi zamanı olduğunu belirtmek gerekmediğinde kullanılan gündelik ve genel vedalaşma sözünü tamamla: Have a good ____.
Cevabı göster
one