Diller nasıl evrimleşir - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
609 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Video, göç ve yalıtılmışlığın birbiriyle akraba lehçeleri nasıl ayrı dillere dönüştürebildiğini; dilbilimcilerin dil ailelerini yeniden kurmak için dil bilgisi, temel söz varlığı ve düzenli ses denkliklerini nasıl karşılaştırdığını anlatıyor. Ayrıca dil-lehçe sınırlarının belirsizliği ile geçmişe gidildikçe kanıtların azalmasının evrensel bir ata hakkındaki iddiaları neden sınırladığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. can be traced back to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu akademik edilgen eşdizimi, bir şeyi daha eski bir kaynağa bağlamanın yolu olarak anlayın; tüm ara aşamaların bilindiğini ileri sürmeden dillerin, geleneklerin, kurumların veya güncel sorunların kökenini anlatmak için kullanın. 2. There are two main problems linguists face — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının iki engeli ayrı ayrı açıklamadan önce nasıl haber verdiğini fark edin. Böylece bir dersin düzenini önceden görebilir ve aynı yönlendirme kalıbıyla sunumunuzu ya da çözümleyici bir paragrafı açık biçimde yapılandırabilirsiniz. 3. the farther we move back in time / the less evidence — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Geçmişte daha geriye gidildikçe kanıtların azaldığını gösteren bağlantılı karşılaştırma yapısını tanıyın; the farther..., the less... kalıbıyla araştırmada, tarihsel akıl yürütmede ve gündelik açıklamalarda iki değişkenin birbirine bağlı değişimini ifade edin.

Bu derste

In the biblical story of the Tower of Babel, Kültür

0:07

İncil'deki Babil Kulesi hikayesinde,

Kültür

Tower of Babel: dillerin ayrılmasının bir işareti

Tower of Babel, başlangıçta aynı dili konuşan insanların farklı diller konuşmaya başladığı ve artık birbirlerini anlayamadığı Kutsal Kitap hikâyesini ifade eder. Burada bu gönderme, dillerin neden çeşitlendiğine ilişkin tartışmayı başlatır. Yalnızca bir kulenin adı değil, dillerin ayrılması ve iletişimin bozulmasıyla ilgili bir işarettir.

Alıştırma

Dil tarihine ilişkin bu girişte Tower of Babel göndermesi esas olarak neyi düşündürür?

  1. Eski bir şehri savunmak için inşa edilmiş askerî bir kulenin adını verir.
  2. İnsanların yazıyı ilk kez icat ettiği yeri belirtir.
  3. Dillerin ayrıldığını ve insanların birbirlerini anlama yetisini kaybettiğini düşündürür.
Cevabı göster

Dillerin ayrıldığını ve insanların birbirlerini anlama yetisini kaybettiğini düşündürür.

all of humanity once spoke a single language

0:09

tüm insanlık bir zamanlar tek bir dil konuşuyordu

until they suddenly split into many groups Kalıp ifadeler

0:12

ta ki aniden birçok gruba ayrılıp

unable to understand each other. Dilbilgisi

0:14

birbirlerini anlayamaz hale gelene kadar.

Kalıp ifadeler

split into many groups: ayrılmanın sonucunu gösterme

split into many groups ifadesinde split, tek bir bütünün ayrılmasını; into ise ortaya çıkan sonucu, yani birçok grubu gösterir. Tekrar kullanılabilecek kalıp X split(s) into + parçaların sayısı veya türü şeklindedir. İnsanların, kuruluşların, verilerin ya da başka bütünlerin ayrı parçalara dönüşmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi split sözcüğünün doğru biçimi ve sonucu gösteren edatla tamamlayın: After lunch, the hikers ____ three smaller groups to explore different trails.

Cevabı göster

split into

Dilbilgisi

unable to understand: unable to + fiilin yalın hâli

Unable, bir kişinin, grubun veya nesnenin bir eylemi yapamadığını belirten bir sıfattır. Ardından to + fiilin yalın hâli gelir: unable to understand, unable to attend veya unable to explain. Bu cümlede unable to understand each other, groups sözcüğünü açıklar. İfade groups that were unable to understand each other şeklinde genişletilebilir; yani her grup diğer grupları anlayamıyordu.

Alıştırma

Cümleyi unable to + explain fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Because the notes were missing, Leo was ____ his answer clearly.

Cevabı göster

unable to explain

We don't really know if such an original language ever existed, Anlatım akışı

0:17

Gerçekte böyle bir orijinal dilin var olup olmadığını bilmiyoruz,

but we do know that the thousands of languages existing today Dilbilgisi

0:20

ancak bugün var olan binlerce dilin

Dilbilgisi

languages existing today: kısaltılmış bir ilgi cümleciği

thousands of languages existing today ifadesinde existing today, languages sözcüğünden sonra gelir ve hangi dillerden söz edildiğini belirtir: günümüzde var olan diller. languages that exist today ile aynı anlama gelir. Bu, etken -ing biçiminin kullanıldığı kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. İfadenin tamamı tek bir isim öbeğidir; existing ikinci bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede, hangi kişilerden söz edildiğini belirtmek için bir isimden sonra doğal biçimde -ing öbeği kullanılmıştır?

  1. The neighbors are living upstairs have a new puppy.
  2. The neighbors living upstairs and have a new puppy.
  3. The neighbors living upstairs have a new puppy.
Cevabı göster

The neighbors living upstairs have a new puppy.

can be traced back to a much smaller number. Kalıp ifadeler

0:23

çok daha az bir sayıya dayandırılabileceğini biliyoruz.

Anlatım akışı

We don't really know if... but we do know that...: belirsizlikten kanıta

We don't really know if... kesin yanıtı olmayan bir soruyu ortaya koyar; burada if, 'olup olmadığı' anlamındadır. Ardından but, konuşmacının kanıtlı ve kesin olarak sunduğu bilgiye geçişi gösterir. but we do know that... yapısındaki do, 'yapmak' anlamındaki fiil değil, know fiilini vurgulayan bir yardımcı fiildir. Bu kalıp bilinmeyen bir iddiayı daha sağlam bir sonuçtan ayırır ve dinleyicinin açıklamayı ya da savı takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

We don't really know if... but we do know that... kalıbı bir açıklamadaki bilgiyi nasıl düzenler?

  1. Belirsiz bir sorudan daha kesin ve dayanaklı bir ifadeye geçer.
  2. İki düşünceyi de aynı ölçüde belirsiz kabul eder.
  3. Konuşmacının konuyu tamamen değiştirdiğini gösterir.
Cevabı göster

Belirsiz bir sorudan daha kesin ve dayanaklı bir ifadeye geçer.

Kalıp ifadeler

can be traced back to: daha eski bir kökeni belirlemek

Can be traced back to, kanıtların bir şeyi daha eski bir kaynak, neden, biçim veya dönemle ilişkilendirmemizi sağladığını belirtir. Burada günümüzde kullanılan çok sayıdaki dil, çok daha küçük bir eski dil grubuyla ilişkilendirilebilir. Fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi anlatmaz. Kalıp, özne + can be traced back to + köken veya zaman şeklindedir. Edilgen yapıdadır: özne incelenen şeydir ve araştırmayı yapan kişinin belirtilmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “daha eski bir kökenle ilişkilendirilebilir” anlamına gelen edilgen ifadeyle tamamlayın: This tradition ____ the seventeenth century.

Cevabı göster

can be traced back to

So how did we end up with so many? Öbek fiiller

0:27

Peki nasıl oldu da bu kadar çok dil ortaya çıktı?

Öbek fiiller

end up with: bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonuç

End up with, bir dizi olay veya değişikliğin sonucunda sonunda bir şeye sahip olmak, bir şey elde etmek ya da bir şeyle kalmak anlamına gelir. Bu soruda end up with so many, hangi sürecin sonunda bu kadar çok dile sahip olduğumuzu sorar; up adlı fiziksel bir yerde sona ermek anlamına gelmez. Soru, geçmişteki bir süreci sorduğu için did + özne + end up with... yapısını kullanır. With, sonuca gelen şeyi tanıtır; so many ise bağlamdan anlaşılan languages adının kısaltılmış hâlidir.

Alıştırma

Eksik kelimeyi yazarak cümleyi tamamlayın: After several rounds of editing, we ended up ____ a much shorter report。

Cevabı göster

with

In the early days of human migration, Kalıp ifadeler

0:29

İnsan göçünün ilk günlerinde,

Kalıp ifadeler

In the early days of human migration: bir sürecin ilk aşaması

In the early days of, daha geniş bir gelişim veya tarih döneminin “ilk aşamasında” anlamına gelir. Bu cümlede anlatımı insan göçünün başlangıç dönemine yerleştirir; days burada birkaç belirli takvim günü değil, bu dönemin geneli anlamındadır. Bu ifade bir zaman çerçevesi oluşturur ve çoğu zaman cümlenin başında kullanılır. Of, ilk aşaması anlatılan süreci, alanı veya durumu tanıtır.

Alıştırma

Eksik kelimeyi yazarak cümleyi tamamlayın: In the early days ____ online learning, classes were often held by phone。

Cevabı göster

of

the world was much less populated.

0:31

dünyanın nüfusu çok daha azdı.

Groups of people that shared a single language and culture Dilbilgisi

0:33

Tek bir dili ve kültürü paylaşan insan grupları

often split into smaller tribes,

0:36

sık sık daha küçük kabilelere ayrılarak

Dilbilgisi

that shared a single language and culture: hangi grupların kastedildiğini belirtmek

that shared a single language and culture bölümü, Groups of people ifadesini niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Hangi grupların kastedildiğini belirtir: ortak bir dili ve kültürü olan gruplar. Buradaki that bir ilgi zamiridir; “şu” anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir. İlgi cümleciğinin içinde that öznedir, shared ise fiildir. Ana cümlenin tam öznesi Groups of people that shared a single language and culture, ana fiili ise split sözcüğüdür. Böyle uzun bir özneyi okurken temel isim olan Groups sözcüğünü bulun, that cümleciğini onun niteleyicisi olarak değerlendirin ve sonra ana fiile dönün.

Alıştırma

Hangi cümlede, hangi grupların kastedildiğini belirtmek için that cümleciği kullanılmıştır?

  1. The groups that shared a map stayed together.
  2. That map belonged to the groups.
  3. The groups shared a map, and they stayed together.
Cevabı göster

The groups that shared a map stayed together.

going separate ways in search of fresh game and fertile land. Notlar

0:38

taze avlar ve verimli araziler aramak için yollarını ayırırdı.

Kalıp ifadeler

going separate ways: ayrılıp farklı yönlerde ilerlemek

Going separate ways, birlikte olan kişilerin veya grupların ayrılıp farklı yönlerde ilerlemeye devam etmesi demektir. Bu yönler göçte olduğu gibi fiziksel olabileceği gibi farklı kariyerler, planlar veya ilişkiler gibi mecazi de olabilir. Bu cümlede gruplar kaynak aramak için farklı yerlere gider. Bu nedenle ifade, yalnızca farklı yollardan gitmeyi değil, artık tek bir grup hâlinde yolculuk etmemeyi de anlatır. Yeniden kullanılabilecek temel ifade go separate ways biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After graduation, the close friends ____ and built lives in different cities.

Cevabı göster

went their separate ways

Kalıp ifadeler

in search of + isim: amaç belirtme

In search of, “bulmaya çalışarak” veya “bulma amacıyla” anlamına gelir. Ardından bir isim ya da isim öbeği gelen bir edat öbeğidir. Burada grupların neden farklı yönlere gittiğini açıklar: avlanabilecek hayvanlar ve verimli topraklar bulmak isterler. Bu yapıyı, bir eylemi o eylemi yönlendiren amaçla bağlamak için kullanabilirsiniz: travel in search of work, explore in search of answers. Sabit edat of’tur.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak sabit ifadeyi tamamlayın: The hikers crossed the valley in search ____ clean water.

Cevabı göster

of

Kelime

fresh game: avlanabilen yabani hayvanlar

Burada game, insanların özellikle yiyecek kaynağı olarak avladığı yabani hayvanları ifade eder. Bir etkinlik, yarışma veya video oyunu anlamına gelmez. Fresh game ifadesindeki fresh, avlanabilecek yeni ya da erişilebilir bir hayvan kaynağını belirtir. Yakındaki fertile land ifadesi de iki ifadenin insanların aradığı kaynakları adlandırdığını doğrular.

Alıştırma

Fresh game ifadesinde game ne anlama gelir?

  1. yeni çıkan bir video oyunu
  2. yakın zamanda oynanan bir spor karşılaşması
  3. avlanabilen yabani hayvanlar
Cevabı göster

avlanabilen yabani hayvanlar

As they migrated and settled in new places, Dilbilgisi

0:42

Göç edip yeni yerlere yerleştikçe,

they became isolated from one another Kalıp ifadeler

0:44

birbirlerinden izole oldular

and developed in different ways.

0:46

ve farklı şekillerde gelişim gösterdiler.

Dilbilgisi

As they migrated and settled in new places: ilerleyen bir arka plan süreci

As they migrated and settled in new places bölümünde as, zaman içinde ilerleyen bir arka plan sürecini başlatır. Ana cümle, bu süreç sırasında gerçekleşen değişiklikleri anlatır. Burada as, zaman ilişkisiyle neden-sonuç bağlantısını bir araya getirir: göç ve yerleşme sürerken yalıtılma da bunlarla birlikte gelişir. Bunu bir sürecin başka bir değişime arka plan oluşturması şeklinde anlayın; birbiriyle ilgisiz iki olay olarak değil.

Alıştırma

As the neighborhood grew, the bus network expanded cümlesinde as ne yapar?

  1. Otobüs ağının mahalle büyümeden önce genişlediğini söyler.
  2. Mahallenin büyümesini devam eden bir arka plan olarak sunarken otobüs ağının da değiştiğini belirtir.
  3. İki gelişmenin birlikte ilerlediği anlamı olmadan yalnızca doğrudan bir neden verir.
Cevabı göster

Mahallenin büyümesini devam eden bir arka plan olarak sunarken otobüs ağının da değiştiğini belirtir.

Kalıp ifadeler

became isolated from one another: karşılıklı bir durum değişikliği

Became bir durum değişikliğini belirtir: Önceden yalıtılmış değillerdi, ancak daha sonra yalıtılmış hâle geldiler. Isolated from ayrılma ilişkisini belirtir; one another ise her grubun diğer gruplardan ayrıldığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı become isolated from + kişi, grup, yer veya sistem şeklindedir. From one another ifadesini korumak karşılıklı ilişkiyi açıkça gösterir; cümle yalnızca her grubun tek başına olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: When the radio system failed, the rescue teams ____.

Cevabı göster

became isolated from one another

Centuries of living in different conditions, Dilbilgisi

0:48

Farklı koşullarda yaşanan yüzyıllar,

eating different food,

0:50

farklı yiyecekler yemek,

and encountering different neighbors,

0:51

ve farklı komşularla karşılaşmak,

turned similar dialects with varied pronunciation and vocabulary Kalıp ifadeler

0:53

farklı telaffuz ve kelime dağarcığına sahip benzer lehçeleri

into radically different languages,

0:57

kökten farklı dillere dönüştürdü

Dilbilgisi

Centuries of living..., eating..., and encountering... ifadesinin uzun özne olması

Vurgulanan ifadenin tamamı cümlenin uzun öznesidir. İfadenin baş sözcüğü Centuries'dir. of'tan sonraki living in..., eating... ve encountering... biçimindeki üç paralel -ing öbeği, bu yüzyıllar boyunca devam eden deneyimleri açıklar. Bu -ing biçimleri birbirinden bağımsız üç ana fiil değildir. Zaman çekimi taşıyan ana fiil turned olduğundan, ondan önceki ifadenin tamamı değişime yol açan uzun süreli deneyimleri adlandırır.

Alıştırma

Şu cümle için hangi çözümleme doğrudur: “Years of practicing every day, studying with great performers, and playing for live audiences improved Maya's confidence.”?

  1. Practicing, studying ve playing birbirinden bağımsız üç ana fiildir.
  2. Years yalnızca zaman bildiren bir ifadedir ve cümlenin öznesi yoktur.
  3. Years ile başlayan ifadenin tamamı öznedir ve improved ana fiildir.
Cevabı göster

Years ile başlayan ifadenin tamamı öznedir ve improved ana fiildir.

Kalıp ifadeler

turn X into Y: X'i Y'ye dönüştürmek

turned similar dialects ... into radically different languages ifadesinde turn X into Y, X'i Y'ye dönüştürmek anlamına gelir. X, similar dialects with varied pronunciation and vocabulary; Y ise radically different languages bölümüdür. Cümlenin uzun öznesi değişimin nedenini belirtir. Burada turn, dönmek veya yön değiştirmek değil, durum değiştirmek anlamındadır. Değiştirilen şeyi into'dan önce, ortaya çıkan şeyi veya durumu ise into'dan sonra kullanın.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y yapısındaki doğru sözcüklerle tamamlayın: A few simple changes can ____ an empty balcony ____ a pleasant reading space.

Cevabı göster

turn · into

continuing to divide as populations grew and spread out further. Notlar

0:59

ve nüfus artıp daha da yayıldıkça bölünmeye devam ettiler.

Dilbilgisi

continuing to divide...: önceki bilgiyi tamamlayan -ing yan cümleciği

Burada continuing to divide..., önceki ifadeye bağlı olan tamamlayıcı bir -ing yan cümleciğidir. Daha önce anlatılan bölünme sürecinin gelişmeye devam ettiğini ekler; yeni ve bağımsız bir cümlecik başlatmaz. Örtük öznesi önceki bağlamdan anlaşılır ve continuing kendi başına çekimli bir zaman taşımaz. as ile başlayan bölüm, bu devamlılığın gerçekleştiği ortamı verir: nüfuslar büyüyüp daha geniş bir alana dağılırken bölünme de sürmüştür. Bu yapı, özneyi tekrarlamadan daha önce anlatılan bir sürecin devamını belirtir.

Alıştırma

"The cracks widened, continuing to spread as the temperature fell." cümlesinde "continuing to spread" ne işe yarar?

  1. Önceki sürecin gelişmeye devam ettiğini ekler.
  2. Okura çatlakların yayılmasını sağlamasını söyler.
  3. Yeni bir özneyle bağımsız bir cümlecik başlatır.
Cevabı göster

Önceki sürecin gelişmeye devam ettiğini ekler.

Öbek fiiller

spread out: daha geniş bir alana dağılıp ayrılmak

Spread out, daha yoğun bir konumdan uzaklaşıp daha geniş bir alana dağılmak anlamına gelir. Bu anlamda out, fiil öbeğinin bir parçasıdır ve ortaya çıkan ayrılma durumunu vurgular. Örnekteki populations grew and spread out further ifadesi, nüfusların hem sayıca büyüdüğünü hem de daha geniş bir coğrafi alana yerleştiğini belirtir. Yalnızca sayılarının arttığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların daha geniş bir alanı kaplamak için birbirinden uzaklaştığını en açık şekilde anlatır?

  1. The hikers crossed the field in a single line.
  2. The hikers gathered together at the gate.
  3. The hikers spread out across the field.
Cevabı göster

The hikers spread out across the field.

Like genealogists, Anlatım akışı

1:03

Soybilimciler gibi,

modern linguists try to map this process

1:04

modern dilbilimciler bu sürecin haritasını çıkarmaya çalışıyorlar.

by tracing multiple languages back as far as they can Kalıp ifadeler

1:06

birden fazla dili gidebildikleri kadar geriye izleyerek

to their common ancestor or proto-language. Kelime

1:09

ortak atalarına veya proto-dillerine (ilk dillerine).

Anlatım akışı

Like genealogists: başlangıç benzetmesi

Like genealogists, cümlenin başında kullanılan bir benzetmedir: like, ‘aynı şekilde’ anlamına gelen bir edattır; genealogists ise aile soylarını araştıran kişilerdir. Bu ifade, modern dilbilimcilerin geçmişe doğru iz sürmek için benzer bir yöntem kullandığını anlatır; onların soy ağacı araştırmacısı olduğunu söylemez. Benzetmenin önce verilmesi, daha soyut olan dil akrabalığı araştırması açıklanmadan önce okuyucuya tanıdık bir model sunar. Böylece yeni bilgi düzenlenir; like burada ‘hoşlanmak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlenin başındaki Like genealogists ifadesi ne yapar?

  1. Dilbilimcilerin soy ağacı araştırmacılarıyla vakit geçirmekten hoşlandığını söyler.
  2. Dilbilimcilerin dil tarihini izleme biçimiyle soy ağacı araştırmacılarının aile tarihini izleme biçimini karşılaştırır.
  3. Modern dilbilimcileri profesyonel soy ağacı araştırmacıları olarak tanımlar.
Cevabı göster

Dilbilimcilerin dil tarihini izleme biçimiyle soy ağacı araştırmacılarının aile tarihini izleme biçimini karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

by tracing ... back as far as they can: yöntem ve sınır

By + -ing biçimi, bir eylemin nasıl yapıldığını gösterir. Burada by tracing multiple languages back, dilbilimcilerin süreci nasıl haritalandırmaya çalıştığını açıklar. Trace something back, bir şeyin geçmişini daha eski bir kaynağa doğru izlemek demektir. As far as they can sınırı belirler: kanıtlarının ve becerilerinin izin verdiği en derin tarihsel noktaya kadar giderler. Far burada fiziksel mesafeyi değil, zaman veya araştırma kapsamındaki dereceyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bu yapıyı hem yöntemi hem de ulaşılan en eski tarihsel sınırı göstermek için kullanıyor?

  1. The researchers investigated the tale by tracing old versions back as far as they could.
  2. The researchers carried the old records as far away as they could before investigating the tale.
  3. The researchers investigated the tale because the old versions were easy to trace.
Cevabı göster

The researchers investigated the tale by tracing old versions back as far as they could.

Kelime

common ancestor or proto-language: ortak bir ata dil

Tarihsel dilbilimde common ancestor, birbiriyle akraba birkaç dilin geliştiği daha eski dili anlatır. Proto-language bu ata dil için kullanılan teknik terimdir; dolayısıyla buradaki or, farklı bir seçenek değil, aynı fikrin daha uzmanlık gerektiren adını sunar. Bir proto-dil çoğu zaman ondan türeyen dillerdeki düzenli örüntüler karşılaştırılarak yeniden oluşturulur. Bu dilin doğrudan yazılı kayıtları bulunmayabilir.

Alıştırma

Tarihsel dilbilimde proto-language ne anlama gelir?

  1. Birçok farklı ülkede kullanılan modern bir dil
  2. Farklı dillerde benzer sesli sözcüklerden oluşan bir liste
  3. Bir grup akraba dilin geliştiği daha eski bir dil
Cevabı göster

Bir grup akraba dilin geliştiği daha eski bir dil

A group of all languages related in this way is called a language family, Kelime

1:12

Bu şekilde ilişkili tüm dillerin oluşturduğu gruba dil ailesi denir;

which can contain many branches and subfamilies. Kelime

1:16

bu da birçok dal ve alt aileyi içerebilir.

Kelime

language family: ortak tarihsel kökene sahip diller

Language family, ortak bir ata diline dayanan tarihsel kökeni paylaşan diller grubudur. Buradaki family bir sınıflandırma benzetmesidir; gerçek bir evdeki insanları değil, diller arasındaki ilişkileri anlatır. A group ... is called ... cümle kalıbı bir tanım verir. Branches ve subfamilies, daha büyük dil ailesinin içindeki daha küçük gruplardır.

Alıştırma

Ortak tarihsel kökene sahip bir dil grubunu anlatan iki sözcüklük tam terimle cümleyi tamamlayın: These related languages belong to the same ____.

Cevabı göster

language family

Kelime

many branches and subfamilies: bir dil ailesinin içindeki gruplar

Burada branches ve subfamilies, bir dil ailesinin içindeki daha küçük sınıflandırma gruplarını belirtir. Branch, soy ağacı benzetmesini sürdürür: daha büyük bir dil ailesi birkaç kola ayrılabilir. Subfamily ise genellikle büyük ailenin içindeki daha dar bir akraba dil grubunu adlandırır. Bunlar gerçek ağaç dallarını veya insan ailelerini değil, ilişkileri ve sınıflandırma düzeylerini belirten adlardır.

Alıştırma

Cümlede branches and subfamilies neyi ifade ediyor?

  1. Bir dil ailesinin içindeki daha küçük sınıflandırma grupları
  2. Tek bir dilin kullandığı farklı yazı sistemleri
  3. Bir soy ağacındaki fiziksel ağaç parçaları
Cevabı göster

Bir dil ailesinin içindeki daha küçük sınıflandırma grupları

So how do we determine whether languages are related in the first place? Kalıp ifadeler

1:20

Peki dillerin birbiriyle ilişkili olduğunu en başta nasıl belirliyoruz?

Kalıp ifadeler

in the first place: başlangıçtaki gerekçeye dönmek

Bu soruda in the first place, en başta veya en temel başlangıç noktasına dönerek anlamına gelir. Tartışmayı temel soruna geri götürür: dillerin akraba olduğuna karar vermemizi hangi kanıtlar sağlar? İfade, bir how veya why sorusunun sonunda kullanıldığında çoğu zaman ilk nedeni, dayanağı veya varsayımı sorar. Fiziksel bir yere ya da sıralamada birinci olmaya gönderme yapmaz.

Alıştırma

in the first place şu soruya nasıl bir anlam katıyor: How did we decide this rule was necessary in the first place?

  1. Bir yöntemin ilk adımını tanıtıyor.
  2. Kuralın gerekli olduğuna karar vermenin ilk dayanağını soruyor.
  3. Kuralın konuşulduğu ilk fiziksel yeri belirtiyor.
Cevabı göster

Kuralın gerekli olduğuna karar vermenin ilk dayanağını soruyor.

Similar-sounding words don't tell us much. Kalıp ifadeler

1:24

Benzer sesli kelimeler bize pek bir şey anlatmaz.

Kalıp ifadeler

Kısa çizgili bir niteleyici olarak Similar-sounding words

Similar-sounding, words sözcüğünün önünde tek bir birim olarak çalışan birleşik bir sıfattır. “Kulağa benzer gelen” anlamındadır. Burada sounding, betimlemenin bir parçasıdır; cümlenin ana fiili değildir. Kısa çizgi, similar ile sounding sözcüklerini tek bir niteleyici olarak birleştirir. İngilizcede bu yapı a strange-looking animal örneğinde olduğu gibi isimlerden önce sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için similar ile sound fiilinin -ing biçimini kısa çizgiyle birleştirin: The host compared two ____ brand names.

Cevabı göster

similar-sounding

They could be false cognates or just directly borrowed terms Kelime

1:26

Bunlar sahte kökteşler veya doğrudan alıntı kelimeler olabilir;

rather than derived from a common root. Notlar

1:29

ortak bir kökten türetilmiş olmaları gerekmez.

Kelime

false cognates: ortak köken olmadan benzer biçimler

False cognates, farklı dillerde yazılışları veya sesleri birbirine benzeyen ve tarihsel olarak ilişkili görünebilen, ancak gerçekte farklı kökenlere sahip sözcüklerdir. Cognate kavramında önemli olan yalnızca biçim veya anlam benzerliği değil, ortak bir tarihtir. Bu cümlede false cognates, benzer tınlayan sözcüklerin neden tek başlarına zayıf kanıt olduğunu gösterir: benzerlik ortak bir kökten miras kalmak yerine rastlantısal olabilir.

Alıştırma

Farklı dillerdeki iki sözcük yazılış ve ses bakımından birbirine benziyor, ancak tarihsel araştırmalar bağımsız olarak geliştiklerini gösteriyor. Hangi terim uygundur?

  1. false cognates
  2. cognates
  3. borrowed terms
Cevabı göster

false cognates

Anlatım akışı

rather than: ikinci açıklamayı elemek

Rather than iki alternatifi karşı karşıya getirir ve ikincisini reddedilen ya da düzeltilen açıklama olarak işaretler. Burada terimler ortak bir kaynaktan türemiş değil, doğrudan ödünç alınmış olabilir. A rather than B biçimindeki bir savı izlerken A’yı konuşanın vurguladığı seçenek, B’yi ise dışarıda bıraktığı seçenek olarak belirleyin. Bu cümlede ifade, yalnızca hafif bir kişisel tercih değil, kesin bir düzeltme bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle ödünç almayı açıkça açıklama olarak kabul edip ortak bir kaynaktan miras kalma açıklamasını reddeder?

  1. The records were copied and inherited from a shared source.
  2. The records were copied rather than inherited from a shared source.
  3. The records could have either history, and the speaker does not choose between them.
Cevabı göster

The records were copied rather than inherited from a shared source.

Kalıp ifadeler

derived from a common root: ortak bir kökenin izini sürmek

Be derived from, “kaynaklanmak” veya “-den gelişmek” anlamına gelir. a common root ifadesindeki root, bitki kökü değil, ortak bir tarihsel kaynak; özellikle ilişkili sözcüklerin geliştiği daha eski biçimdir. Derived bir geçmiş zaman ortacıdır. Tam cümlede could be yapısındaki be ile ortak kullanılarak could be derived from edilgen kalıbını oluşturur. Bu ifade, konuşanın ödünç alma ya da rastlantısal benzerlikle karşılaştırdığı ortak köken açıklamasını adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi “kaynaklanmış” anlamındaki iki sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: These family names are ____ a common root.

Cevabı göster

derived from

Grammar and syntax are a more reliable guide,

1:32

Dilbilgisi ve sözdizimi daha güvenilir bir rehberdir,

as well as basic vocabulary Kalıp ifadeler

1:34

ayrıca temel kelime dağarcığı da;

such as pronouns, Kalıp ifadeler

1:36

örneğin zamirler,

numbers,

1:37

sayılar

or kinship terms

1:38

veya akrabalık terimleri gibi

Kalıp ifadeler

such as pronouns, numbers, or kinship terms: örnekler vermek

Such as, daha geniş bir kategoriden örnekler verir. Burada basic vocabulary kategoridir; pronouns, numbers ve kinship terms ise bu kategoriye ait örneklerdir. Örnekler kategoriyi açıklamaya yardımcı olur, ancak normalde eksiksiz bir liste oluşturmaz. Başka temel söz varlığı türleri de bu kategoriye girebilir.

Alıştırma

Cümleyi örnekleri sunan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum displays ancient tools ____ hammers and axes.

Cevabı göster

such as

that's less likely to be borrowed. Dilbilgisi

1:39

ödünç alınma ihtimali daha düşük olan şeylerdir.

Kalıp ifadeler

as well as: başka bir kanıt kaynağı eklemek

Bu cümlede as well as, ek olarak veya ayrıca anlamındadır. basic vocabulary ifadesini grammar and syntax ifadesine başka bir güvenilir kılavuz olarak ekler. Eklenen bilgi de kanıtın bir parçasıdır ve göz ardı edilmemelidir. Bu yapı önce A’yı sunar, ardından B’yi ekler: A, as well as B. Özellikle açıklamalarda birbiriyle ilişkili bilgileri düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede as well as başka bir kanıt kaynağı eklemek için kullanılmıştır?

  1. The survey, as well as the interviews, provides useful evidence.
  2. The survey provides useful evidence, but the interviews do not.
  3. The survey provides useful evidence because the interviews were recorded.
Cevabı göster

The survey, as well as the interviews, provides useful evidence.

Dilbilgisi

less likely to be borrowed: edilgen bir olayın olasılığını karşılaştırma

Özne + be + less likely + to-infinitive kalıbı olasılıkları karşılaştırır. Likely bir sıfattır; less ise olayın gerçekleşme olasılığının karşılaştırma ölçütünden daha düşük olduğunu belirtir. Burada that's less likely, bu tür bir sözcüğün ödünçlenmesinin görece daha az olası olduğu, ama imkânsız olmadığı anlamına gelir. Edilgen mastar to be borrowed, söz konusu şeyin eylemden etkilendiğini gösterir. Bir şeyin öznenin başına gelme olasılığını karşılaştırmak için özne + be + less likely + to be + past participle kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyden etkilenme olasılığı daha düşük” anlamındaki dört sözcüklük hedef kalıpla tamamlayın: A phone in a strong case is ____ damaged.

Cevabı göster

less likely to be

By systematically comparing these features and looking for regular patterns of sound changes and correspondences between languages, Notlar

1:41

Dilbilimciler, bu özellikleri sistematik olarak karşılaştırarak ve diller arasındaki ses değişikliklerinin ve yazışmaların düzenli kalıplarını arayarak,

Kelime

düzenli ses değişimi örüntüleri ve diller arasındaki karşılıklar

Tarihsel dil bilimde ses değişimleri, konuşma seslerinin zaman içinde tekrarlanan biçimlerde değişmesidir; ses yüksekliğinin değişmesi değildir. Diller arasındaki karşılıklar ise birbiriyle ilişkili sözcük kümelerindeki sesler veya sözcük biçimleri arasında görülen tutarlı eşleşmelerdir. regular sözcüğü, aynı ilişkilerin birçok örnekte tekrar tekrar ortaya çıktığını vurgular. Dil bilimciler, benzer ses veren tek bir sözcük çiftini tarihsel ilişkinin kanıtı saymak yerine bu sistemli örüntülere dayanır.

Alıştırma

Hangi bulgu, diller arasındaki regular sound correspondences kavramını en iyi gösterir?

  1. Her dildeki birer sözcük tesadüfen birbirine benzer ses verir.
  2. Her iki dilin konuşurları aynı ses yüksekliğini kullanır.
  3. Aynı ses eşleşmesi, anlamları ilişkili birçok sözcükte görülür.
Cevabı göster

Aynı ses eşleşmesi, anlamları ilişkili birçok sözcükte görülür.

linguists can determine relationships,

1:48

ilişkileri belirleyebilir,

trace specific steps in their evolution, Kalıp ifadeler

1:50

evrimlerindeki belirli adımları izleyebilir

and even reconstruct earlier languages with no written records. Kalıp ifadeler

1:52

ve hatta yazılı kayıtları olmayan daha eski dilleri yeniden yapılandırabilirler.

Dilbilgisi

By systematically comparing... and looking for...: bir yöntemi belirtme

Cümle başındaki By + -ing öbeği, sonucun hangi yöntemle elde edildiğini anlatır. By, and ile bağlanan iki paralel eylemi kapsar: systematically comparing these features ve looking for regular patterns. Virgül, bu yöntem bölümünü linguists can determine, trace ve reconstruct ifadelerinin bulunduğu sonuç cümleciğinden ayırır. By doing X and doing Y, someone can achieve Z kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir. Burada by, “bu yöntem aracılığıyla” anlamındadır; yer veya edilgen bir eylemi yapan kişi anlamında değildir.

Alıştırma

By sonrasında compare fiilinin doğru biçimini kullanın: By ____ the two reports, the editor found three differences.

Cevabı göster

comparing

Kalıp ifadeler

bu dillerin evrimindeki belirli aşamaların izini sürmek

Burada trace, bir şeyin zaman içinde nasıl geliştiğini kanıtlardan yararlanarak takip etmek ve yeniden kurmak anlamına gelir. Specific steps, belirlenebilen aşamalar veya değişimlerdir; their ise daha önce sözü edilen languages sözcüğüne gönderme yapar. trace steps in the evolution of X kalıbı, gelişimi aşama aşama araştırılabilecek bir yol olarak sunar. Tarihsel ve bilimsel açıklamalarda yaygındır; çizgi çizmek veya çizgilerin üzerinden kopyalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede trace, altyazıdakiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The report traces each stage in the bridge's development.
  2. The report lists the bridge's current measurements only.
  3. The child traces the bridge with a pencil.
Cevabı göster

The report traces each stage in the bridge's development.

Kalıp ifadeler

with no written records: olmayan bir özelliği belirtmek

Burada with no written records, with + isim öbeği yapısıdır ve earlier languages hakkında arka plan bilgisi ekler: bu dillere ait kullanılabilir yazılı kayıt yoktur. earlier languages ifadesinin ardından geldiği için yeniden oluşturma yöntemini değil, bu dilleri niteler. With yalnızca “birlikte” ya da “sahip olarak” anlamına gelmez. with no + isim yapısında, olmayan bir özelliği veya kısıtlayıcı bir durumu gösterebilir; neyi nitelediğine göre genellikle “… olmayan” ya da “… olmadığında” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bu kültürün yazılı kayıtları olmadığını söyler?

  1. The team studied a culture with detailed written records.
  2. The team studied a culture by reading its written records.
  3. The team studied a culture with no written records.
Cevabı göster

The team studied a culture with no written records.

Linguistics can even reveal other important historical clues,

1:57

Dilbilim başka önemli tarihi ipuçlarını bile ortaya çıkarabilir;

such as determining the geographic origins and lifestyles of ancient peoples Dilbilgisi

2:00

örneğin eski halkların coğrafi kökenlerini ve yaşam tarzlarını belirlemek,

based on which of their words were native Notlar

2:04

hangi kelimelerinin yerli,

and which were borrowed.

2:06

hangilerinin alıntı olduğuna dayanarak.

Dilbilgisi

such as determining: such as + -ing ile bir eylem örneği verme

Such as bir örnek sunar. Burada determining the geographic origins and lifestyles, tarihsel bilgiyi ortaya çıkarmak için dilbilimin kullanılmasına yönelik somut bir örnek olarak verilir. Örnek bir eylem olduğunda, tüm ifade such as sonrasında bir isim öbeği gibi çalışsın diye fiil -ing biçimini alabilir: such as determining. Bu yapıda such as to determine kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi such as ve answer fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The job includes many tasks, ____ customer questions.

Cevabı göster

such as answering

Dilbilgisi

based on which ... were native and which were borrowed: kararın dayanağını belirtmek

Based on, “bir şeyi kanıt ya da bir yargının gerekçesi olarak kullanarak” anlamına gelir. Burada eski halkların kökenlerini ve yaşam biçimlerini belirlemek için kullanılan bilgiyi sunar. on sözcüğünden sonra iki eş görevli gömülü wh yan cümlesi gelir: which of their words were native ve which were borrowed. Bunlar dinleyiciye yöneltilen sorular değildir; ikinci yan cümlede tekrarlanacak olan of their words bölümü düşürülmüştür. Gömülü wh yan cümleleri normalde bildirme cümlesi dizilişini kullanır. Burada wh öbeği özne olduğu için diziliş aynı zamanda doğrudan sorudaki dizilişe de benzer.

Alıştırma

Hangi cümle bir kararın dayanağını belirtmek için based on + gömülü wh yan cümlesini doğru kullanır?

  1. We chose the novel based on which title did the class prefer.
  2. We chose the novel based which title the class preferred.
  3. We chose the novel based on which title the class preferred.
Cevabı göster

We chose the novel based on which title the class preferred.

Kelime

native words ve borrowed words: yerli sözcükler ve ödünç sözcükler

Bu cümlede native ve borrowed, sözcükleri etimolojilerine, yani tarihsel kaynaklarına göre sınıflandırır. Native words, dilin miras aldığı ya da kendi içinde geliştirdiği söz varlığına aittir; borrowed words ise dil teması yoluyla başka bir dilden alınmıştır. Bu etiketler, sözcükleri kullanan kişilerin etnik kökenini ya da doğum yerini değil, sözcüklerin tarihini anlatır. Borrowed teknik bir etikettir: sözcük geçici olarak ödünç alınmış değildir ve geri verilmesi gerekmez.

Alıştırma

Bu dilbilim bağlamında borrowed word ne anlama gelir?

  1. Yalnızca o ülkede doğan kişilerin kullandığı bir sözcük
  2. Bir konuşmacıya geçici olarak ödünç verilen bir sözcük
  3. Başka bir dilden alınan bir sözcük
Cevabı göster

Başka bir dilden alınan bir sözcük

There are two main problems linguists face when constructing these language family trees. Notlar

2:08

Dilbilimcilerin bu dil aile ağaçlarını oluştururken karşılaştıkları iki temel sorun vardır.

Anlatım akışı

There are two main problems...: iki bölümlü yapıyı haber veren bir işaret

“There are two main problems linguists face” yalnızca sorunların var olduğunu söylemez. Sayıyı two olarak verip bunları main problems diye tanımlayarak dinleyiciye sonraki bölümün nasıl düzenleneceğini gösterir: iki önemli sorunun sırayla açıklanması beklenir. Bu, söylemin yapısını gösteren bir işarettir. Konuşan kişi ayrıntılara geçmeden önce bir sayı ve konu belirterek dinleyicilerin yapıyı tahmin etmesine ve gelecek noktaları birbirinden ayırmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade dinleyicinin neyi tahmin etmesine yardımcı olur?

  1. Konuşan kişi aynı noktayı iki kez tekrarlamak üzere.
  2. Sırada iki temel nokta açıklanacak.
  3. Olası bütün sorunlar zaten listelendi.
Cevabı göster

Sırada iki temel nokta açıklanacak.

Dilbilgisi

when constructing...: kısaltılmış when + -ing yan cümlesi

“when constructing these language family trees”, “when linguists are constructing these language family trees” anlamına gelir. Bu, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir: Tekrarlanan linguists öznesi ve be biçimi çıkarılır, geriye when + -ing kalır. constructing eyleminin örtük yapanı, linguists face yan cümlesinin öznesi olan linguists kelimesidir. Yapan kişi, nitelediği yan cümleden açıkça anlaşılabiliyorsa bu kısaltmayı kullanın; zaman ilişkisi değişmeden cümle daha kısa olur.

Alıştırma

“when you are reviewing” ifadesini kısaltılmış biçimle değiştirin: ____ an online article, check the date and source.

Cevabı göster

When reviewing

One is that there is no clear way of deciding where the branches at the bottom should end, Dilbilgisi

2:13

Birincisi, en alttaki dalların nerede bitmesi gerektiğine karar vermenin net bir yolu olmamasıdır;

Dilbilgisi

there is no clear way of deciding: karar vermek için açık bir yöntem veya ölçüt yok

there is no clear way of deciding yapısı, bir karar vermek için belirgin bir yöntem ya da ölçüt bulunmadığını anlatır. way of + fiil kalıbında fiil -ing biçimini alır; bu nedenle burada deciding kullanılır. deciding'den sonraki yan cümle, tam olarak neye karar verileceğini belirtir. Bu cümlede where the branches at the bottom should end bu bilgiyi verir; kararın konusu söylenmeliyse ifade deciding ile bitirilmez.

Alıştırma

“Açık bir yöntem yok” anlamını vermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: There ____ where the boundary should be.

Cevabı göster

is no clear way of deciding

that is, Anlatım akışı

2:18

yani,

which dialects should be considered separate languages or vice versa. Kalıp ifadeler

2:18

hangi lehçelerin ayrı bir dil olarak kabul edilmesi gerektiği ya da tam tersidir.

Anlatım akışı

that is: bir düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade etmek

Burada that is, “başka bir deyişle” veya “daha açık söylemek gerekirse” anlamına gelir. Parantez içi bir açıklama işareti gibi çalışır ve dalların nerede bittiğine karar verme şeklindeki soyut düşünceyi, hangi lehçelerin ayrı diller sayılacağı şeklindeki somut soruya dönüştürür. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak that is, dinleyiciye sonraki kısmın önceki kısmı yeniden ifade ettiğini veya açıkladığını bildirir. Burada özne that ve ardından gelen is fiilinden oluşan sıradan yapı değildir.

Alıştırma

İkinci yan cümlenin ilkini yeniden ifade ettiğini gösteren işareti seçin: The rule applies to everyone; ___, nobody is exempt.

  1. however
  2. for example
  3. that is
Cevabı göster

that is

Kalıp ifadeler

or vice versa: ilişkinin yönünü tersine çevirmek

Or vice versa, “ya da iki tarafın veya yönün yer değiştirmiş hâliyle” anlamına gelir. Dinleyici ters yöndeki ifadeyi önceki sözlerden çıkarabiliyorsa, bu ifade aynı cümlenin tersini tekrar etmeye gerek bırakmaz. Bu cümlede ilk olasılık, lehçeleri ayrı diller olarak değerlendirmektir; tersi ise ayrı dil diye adlandırılan biçimleri lehçe olarak değerlendirmektir. Bu ifadeyi yalnızca yer değiştiren iki taraf ve tersine çevrilen ilişki açık olduğunda kullanın.

Alıştırma

Cümleyi or sözcüğüyle birlikte dersteki iki kelimelik kalıpla tamamlayın: A manager can learn from a new employee, ____.

Cevabı göster

or vice versa

Chinese is classified as a single language, Kalıp ifadeler

2:22

Çince tek bir dil olarak sınıflandırılır,

Kalıp ifadeler

is classified as: bir şeyi kategoriye yerleştirmek

Is classified as, be classified as + kategori biçimindeki edilgen yapıdır. Bir sistemin, yetkili kurumun veya yerleşik yöntemin özneyi belirli bir kategoriye yerleştirdiğini anlatır. Edilgen yapı, sınıflandırmayı yapan kişiden çok özneye ve öznenin kategorisine odaklanır. Burada Chinese, a single language kategorisine yerleştirilir. Bu yapıda classified, sınıflandırmayı ifade eder; gizli veya erişimi kısıtlı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik edilgen yapıyla tamamlayın: In this field guide, a whale ____ a mammal.

Cevabı göster

is classified as

but its dialects vary to the point of being mutually unintelligible, Notlar

2:25

ancak lehçeleri karşılıklı olarak anlaşılamayacak kadar farklıdır,

Kalıp ifadeler

vary to the point of being ...: aşırı bir sonuca ulaşmak

Bu cümlede vary to the point of being ..., lehçeler arasındaki farkın aşırı bir sınıra ulaştığını ve sonuçta insanların birbirlerini anlayamadığını anlatır. Buradaki point bir yer değil, derece sınırıdır. Fiil + to the point of + isim veya -ing biçimi, bir değişimin ya da sürecin belirgin bir sonuca ulaştığını gösterir. Burada vary fiildir; being mutually unintelligible ise sonucu adlandıran -ing öbeğidir. Bu yapı çoğunlukla ciddi veya dikkat çekici bir sonucu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi to the point of ve be fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The path had become muddy ____ dangerous.

Cevabı göster

to the point of being

Kelime

mutually unintelligible: karşılıklı olarak birbirini anlayamama

Mutually unintelligible, iki dil türünün konuşurlarının diğer türü öğrenmeden veya çeviri kullanmadan genellikle birbirlerini anlayamadığı durum için kullanılan resmî bir terimdir. Mutually ilişkinin iki yönlü olduğunu gösterir: her türün konuşurları diğerini anlamakta zorlanır. Bu ifade yalnızca bir cümlenin zor olduğu veya bir konuşurun zor kelimeler kullandığı anlamına gelmez. Sorun, iki dil sistemi ya da grup arasında ortak bir anlama temelinin bulunmamasıdır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi mutually unintelligible olarak tanımlanır?

  1. Bir dinleyici, bilmediği tek bir kelimeyi kaçırır.
  2. İki topluluk genellikle birbirlerinin konuşmasını anlayamaz.
  3. İki konuşur birbirini anlar ancak aynı fikirde değildir.
Cevabı göster

İki topluluk genellikle birbirlerinin konuşmasını anlayamaz.

while speakers of Spanish and Portuguese can often understand each other. Anlatım akışı

2:29

öte yandan İspanyolca ve Portekizce konuşanlar birbirlerini genellikle anlayabilirler.

Anlatım akışı

while ... can often understand each other: karşıtlık belirtmek

Buradaki while, “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır; olayların zamanını belirtmez. İlk bölümdeki örüntüyü tersine çeviren bir olguyu sunar: tek bir dil olarak sınıflandırılan çeşitler karşılıklı olarak anlaşılmayabilirken farklı adlara sahip iki dilin konuşurları birbirlerini anlayabilir. Karşıtlık bildiren bu while, iki olguyu yan yana getirerek dil sınıflandırması ile gerçek karşılıklı anlaşılabilirlik arasındaki uyumsuzluğu gösterir.

Alıştırma

Örnekte while hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. İki durumun aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Dil adları ve karşılıklı anlaşılabilirlik hakkındaki iki olguyu karşılaştırır.
  3. Konuşurların birbirlerini neden anladığını açıklar.
Cevabı göster

Dil adları ve karşılıklı anlaşılabilirlik hakkındaki iki olguyu karşılaştırır.

Languages actually spoken by living people do not exist in neatly divided categories, Anlatım akışı

2:33

Gerçekte yaşayan insanlar tarafından konuşulan diller, düzgün bir şekilde bölünmüş kategoriler halinde var olmazlar,

but tend to transition gradually,

2:38

aksine yavaş yavaş geçiş yapma eğilimindedirler,

crossing borders and classifications. Deyimler

2:39

sınırları ve sınıflandırmaları aşarlar.

Anlatım akışı

do not ... but tend to ...: bir görüşü reddedip düzeltmek

do not + fiil öbeği, but tend to + fiil öbeği kalıbı önce bir görüşü reddeder, ardından onun yerine daha doğru bir görüş koyar. Aynı özne, Languages actually spoken by living people, hem do not exist hem de tend to transition fiil öbeklerini yönetir. Burada reddedilen görüş, yaşayan dillerin kesin çizgilerle ayrılmış kategorilere sığdığı düşüncesidir; but sonrasındaki ana iddia, dillerin bu sınırlar boyunca yavaş yavaş geçiş yaptığıdır. Tend to mutlak bir kuralı değil genel bir eğilimi belirtir; böylece düzeltme aşırı kesin değil, dikkatli olur.

Alıştırma

Hangi cümle aynı bilgi düzenini kullanıyor: kesin bir ayrımı reddedip ardından kademeli bir eğilim belirtmek?

  1. Regional accents stop exactly at state lines because every region is separate.
  2. Regional accents do not change gradually, but their names are different.
  3. Regional accents do not stop at state lines but tend to change gradually from place to place.
Cevabı göster

Regional accents do not stop at state lines but tend to change gradually from place to place.

Deyimler

Soyut sınırlar için bir metafor olarak crossing borders and classifications

crossing borders and classifications şeklindeki -ing yapısı, diller yavaş yavaş geçiş gösterirken ne olduğunu anlatır. Dil bilgisi bakımından crossing önceki cümleciğe bağlıdır ve yeni bir ana eylem başlatmaz. Bu geçişi sabit çizgilerin ötesine geçen bir hareket olarak gösterir. Buradaki borders coğrafi sınırlar olabilir, ancak bu imge dil grupları ve kategoriler arasındaki soyut sınırları da kapsar. Classifications, insanların varlıkları düzenlemek için kullandığı sınıflandırma sistemleridir. İfade bütünüyle, gerçek dillerin birbiriyle örtüşebileceğini ve her zaman net etiketlere sığmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede borders, örnekteki gibi alanlar arasındaki soyut bir sınır anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers cross the national border at dawn.
  2. The course crosses traditional borders between art and science.
  3. The wall follows the border of the garden.
Cevabı göster

The course crosses traditional borders between art and science.

Often the difference between languages and dialects is a matter of changing political and national considerations, Notlar

2:42

Diller ve lehçeler arasındaki fark, herhangi bir dilbilimsel özellikten ziyade,

rather than any linguistic features. Anlatım akışı

2:48

genellikle değişen siyasi ve ulusal hususlara bağlı bir meseledir.

Kalıp ifadeler

is a matter of: belirleyici unsuru gösterme

be a matter of + isim öbeği kalıbı, bir şeyin gerçek temelini veya belirleyici unsurunu gösterir. Bu cümlede bir dil ile lehçe arasındaki ayrım çoğu zaman dilsel özelliklere değil, değişen siyasi ve ulusal değerlendirmelere bağlıdır. Buradaki matter fiziksel madde değil, bir konu veya etken anlamındadır. rather than bölümü, belirtilen temeli okuyucunun bekleyebileceği başka bir temelle karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi be a matter of kalıbıyla tamamlayın: Choosing the safest exit ____ good judgment, not speed.

Cevabı göster

is a matter of

Kültür

Değişen siyasi ve ulusal etkenler

Siyasi ve ulusal etkenler; resmî statü, hükûmet politikası, ülke sınırları ve grup ya da ulus kimliği gibi faktörleri kapsar. Changing, bu etkenlerin tarih ve toplumsal koşullarla birlikte değişebileceğini gösterir. Burada bu ifade, bir konuşma biçiminin dil veya lehçe olarak adlandırılmasının neden her zaman yalnızca telaffuz, söz varlığı ya da dil bilgisine dayanmadığını açıklar. Often iddianın kapsamını sınırlar: cümle, dilsel özelliklerin hiçbir zaman önemli olmadığını söylemez.

Alıştırma

Siyasi veya ulusal etkenlerin bir konuşma biçiminin dil mi yoksa lehçe mi olarak adlandırılmasını etkilediğini en iyi hangi durum gösterir?

  1. İki konuşma biçimi farklı geçmiş zaman ekleri kullanır.
  2. Bir konuşmacı yeni bir telaffuz üzerinde çalışır.
  3. Hükûmet bir konuşma biçimine resmî statü verir ve bu, insanların onu sınıflandırma biçimini değiştirir.
Cevabı göster

Hükûmet bir konuşma biçimine resmî statü verir ve bu, insanların onu sınıflandırma biçimini değiştirir.

Anlatım akışı

Herhangi bir dilsel özellikten ziyade

Rather than ikinci ifadeyi yazarın reddettiği alternatif açıklama olarak sunar. changing political and national considerations ile any linguistic features ifadelerini karşı karşıya getirir ve ele alınan durumlarda ayrımı ikinci açıklamanın değil, birincinin açıkladığını belirtir. Often iddianın kapsamını sınırlar. Cümle, birçok durumda hangi açıklamanın daha önemli olduğunu vurgular; dilsel özelliklerin hiçbir zaman ilgili olmadığını ileri sürmez.

Alıştırma

Hangi cümlede rather than ikinci açıklamayı reddetmek için kullanılmıştır?

  1. The delay was caused by both bad weather and poor planning.
  2. The delay continued while the team discussed its planning.
  3. The delay was caused by bad weather rather than poor planning.
Cevabı göster

The delay was caused by bad weather rather than poor planning.

This is why the answer to how many languages are there can be anywhere between 3,000 and 8,000, Notlar

2:50

Kaç dil olduğu sorusunun cevabının sayan kişiye göre

depending on who's counting. Kalıp ifadeler

2:55

3.000 ile 8.000 arasında değişmesinin nedeni budur.

Anlatım akışı

This is why: önceki bir nedeni sonucuna bağlamak

Bu cümlede This is why, diller ile lehçeler arasındaki sınırın sabit olmadığına dair önceki açıklamaya gönderme yapar. Ardından sonucu sunar: dil sayısıyla ilgili tahminler büyük ölçüde değişir. This, ardından gelen sözlere değil, önceki bilgiye işaret eder. Bu yapıyı bir neden verdikten sonra kullanın: neden. This is why + sonuç. Bir konuşmada veya yazıda, sırada bir sonuç ya da çıkarım olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle çifti, önceki nedene gönderme yapıp sonucu sunmak için This is why kullanıyor?

  1. The school bus is late. This is because the road is flooded.
  2. This is why the road is flooded. The school bus is late.
  3. The road is flooded. This is why the school bus is late.
Cevabı göster

The road is flooded. This is why the school bus is late.

Kalıp ifadeler

anywhere between 3,000 and 8,000: belirsiz bir sayısal aralık

Burada anywhere between 3,000 and 8,000, tahminin bu iki uç nokta arasındaki herhangi bir sayı olabileceğini belirtir. Anywhere fiziksel bir yeri değil, sayısal bir aralıktaki konumu anlatır. anywhere between A and B kalıbı, tek bir kesin değer olmadığında kullanışlıdır. Miktar, süre, fiyat, mesafe veya ölçülebilen başka değerlerle ilgili belirsiz tahminleri anlatmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, onarımın 200 ile 500 dolar arasında herhangi bir tutara mal olabileceğini doğal biçimde ifade ediyor?

  1. The repair could cost anywhere between $200 to $500.
  2. The repair could cost anywhere between $200 and $500.
  3. The repair could cost anywhere from $200 and $500.
Cevabı göster

The repair could cost anywhere between $200 and $500.

Kalıp ifadeler

depending on who's counting: farklı yöntemler, farklı toplamlar

“Depending on who's counting”, yanıtın sayımı yapan kişi ya da gruba ve daha önemlisi kullandıkları tanım veya kurallara göre değişebileceğini anlatır. Burada asıl vurgu fiziksel sayma eylemi değildir. Bu -ing öbeği, daha önce verilen aralığa bir koşul ekler. İnsanlar sınırları farklı çizdiği için toplamların, sıralamaların veya kategorilerin tek bir yanıtı olmadığında kullanışlıdır.

Alıştırma

“The number of local dialects varies depending on who's counting,” cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. İnsanlar farklı tanımlar kullandığı için toplam değişebilir.
  2. Toplamı yalnızca en hızlı sayan kişi bilebilir.
  3. Birisi saymayı henüz bitirmedi.
Cevabı göster

İnsanlar farklı tanımlar kullandığı için toplam değişebilir.

The other problem is that the farther we move back in time towards the top of the tree, Dilbilgisi

2:58

Diğer sorun ise ağacın tepesine doğru zamanda ne kadar geriye gidersek,

the less evidence we have about the languages there.

3:02

oradaki diller hakkında o kadar az kanıtımızın olmasıdır.

Dilbilgisi

the farther ... the less ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişimler

“The farther ..., the less ...”, iki değişimi birbirine bağlayan karşılaştırmalı bir yapıdır: Bir şey bir yönde ne kadar değişirse başka bir şey de o kadar değişir. Bu cümlede zamanda daha geriye gitmek, daha az kanıta sahip olmakla bağlantılıdır. Kalıp the + karşılaştırma biçimi + yan cümle, the + karşılaştırma biçimi + yan cümle şeklindedir. Buradaki the sözcükleri sıradan belirli tanımlıklar değil, kalıbın parçalarıdır. Less, sayılamayan evidence ismini niteler.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma kalıbını eksik sözcüklerle tamamlayın: ____ farther we drive into the desert, ____ weaker the phone signal becomes.

Cevabı göster

The · the

The current division of major language families represents the limit at which relationships can be established with reasonable certainty, Dilbilgisi

3:05

Büyük dil ailelerinin mevcut bölümü, ilişkilerin makul bir kesinlikle kurulabildiği sınırı temsil eder;

Dilbilgisi

the limit at which ...: edat + which ile kurulan resmî ilgi cümleciği

Ana cümle The current division of major language families represents the limit bölümüdür. at which relationships can be established ilgi cümleciği limit sözcüğünü açıklar ve “o sınırda” anlamına gelir. at sözcüğünü which sözcüğünün önüne getirmek, soyut bir noktayı veya sınırı orada gerçekleşen durumla bağlamanın resmî bir yoludur. Burada establish relationships, ilişkilerin varlığını kanıtlarla doğrulamak demektir; edilgen can be established yapısı, bunu kimin doğruladığına değil neyin doğrulanabildiğine odaklanır.

Alıştırma

Sıcaklığı o sıcaklıkta gerçekleşen durumla bağlayan iki sözcüklü resmî ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This is the temperature ____ the liquid freezes.

Cevabı göster

at which

meaning that languages of different families are presumed not to be related on any level. Notlar

3:12

bu da farklı ailelerden gelen dillerin hiçbir düzeyde akraba olmadığının varsayıldığı anlamına gelir.

Anlatım akışı

meaning that: bir ifadenin sonucunu açıklamak

Meaning that, kendisinden önceki ifadenin tamamına gönderme yapan tamamlayıcı bir -ing cümleciğidir. Önceki ifadenin ne anlama geldiğini veya ondan hangi sonucun çıktığını belirtir; burada dil ilişkilerinin güvenilir biçimde saptanabildiği sınıra ulaşmanın sonucunu açıklar. Yeni ve bağımsız bir cümle başlatmaz. Meaning that ifadesini duyduğunuzda veya okuduğunuzda, ardından gelen that cümleciğinin önceki daha soyut ifadeyi daha açık bir sonuca veya yoruma dönüştürmesini bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Sonucu belirten iki sözcüklü -ing bağlayıcısıyla cümleyi tamamlayın: The road is flooded, ____ the bus cannot get through.

Cevabı göster

meaning that

Dilbilgisi

are presumed not to be related: resmî ve temkinli bir varsayım

are presumed not to be related ifadesinde edilgen be presumed + not to be kalıbı, “ilişkili olmama” durumunu kabul edilen geçici değerlendirme olarak sunar. Bu değerlendirmeyi kimin yaptığı belirtilmez; böylece odak, değerlendirmeyi yapan kişiden çok sonuçta kalır. Presumed, kesin olarak kanıtlanmış bir olguyu değil, mevcut kanıtlara veya kabul edilen ölçütlere dayanan bir sonucu gösterir. Bu temkinli ifade biçimi resmî ve akademik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi temkinli ve geçici bir sonuç bildiren resmî edilgen ifadeyle tamamlayın. Based on current evidence, the two events ____, though the investigation continues.

Cevabı göster

are presumed not to be related

But this may change. Anlatım akışı

3:17

Fakat bu değişebilir.

Anlatım akışı

But this may change.: gelecekteki olasılığa geçiş

But önceki sonuçla karşıtlık kurar; this ise bu sonucun veya durumun tamamına kısa bir gönderme yapar. But this may change. bağımsız bir cümle olarak bir geçiş işlevi görür: mevcut görüşün anlatımını kapatır ve geleceğe ilişkin yeni bir yön açar. May, tamamlanmış bir değişimi değil, olasılığı ifade eder. Cümle, herhangi bir değişikliğin gerçekleştiğini ileri sürmeden dinleyiciyi yeni kanıtlara, bir sınırlamaya ya da başka bir gelişmeye hazırlar.

Alıştırma

Bir konuşmacı mevcut sonucu belirttikten sonra But this may change. cümlesi ne yapar?

  1. Değişikliğin zaten gerçekleştiğini söyler.
  2. Geçmişten ilgisiz bir olay sunar.
  3. Mevcut sonuçtan gelecekteki olası bir değişikliğe geçer.
Cevabı göster

Mevcut sonuçtan gelecekteki olası bir değişikliğe geçer.

While many proposals for higher-level relationships or superfamilies are speculative, Notlar

3:18

Üst düzey ilişkiler veya süper aileler için birçok öneri spekülatif olsa da,

Kelime

Dil sınıflandırmasında higher-level relationships veya superfamilies

Dil sınıflandırmasında higher-level relationships, zaten ayrı dil aileleri olarak ele alınan gruplar arasında önerilen tarihsel akrabalık bağlarıdır. Superfamily ise birkaç dil ailesini çok daha eski bir ortak ata altında birleştirebilecek daha geniş bir gruptur. Bunlar insanlar arasındaki ilişkileri veya sıradan aileleri değil, diller arasındaki ilişkileri anlatan teknik terimlerdir. super- ön eki daha geniş bir sınıflandırma düzeyini gösterir; önerinin doğru veya yaygın biçimde kabul edilmiş olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Tarihsel dilbilimde superfamily nedir?

  1. Birçok bölgesel aksanı olan tek bir dil.
  2. Herkesin birkaç dil konuştuğu bir ev halkı.
  3. Birkaç dil ailesini birbirine bağlayabilecek, önerilmiş daha büyük bir grup.
Cevabı göster

Birkaç dil ailesini birbirine bağlayabilecek, önerilmiş daha büyük bir grup.

some have been widely accepted and others are being considered,

3:23

bazıları geniş çapta kabul görmüştür ve diğerleri üzerinde de düşünülmektedir;

Dilbilgisi

While many ... some ... and others ...: ödünlemeli karşıtlık

Bu cümlede while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. Konuşmacı önce birçok önerinin varsayımsal olduğunu kabul eder, ardından bazılarının kabul gördüğünü, diğerlerinin ise hâlâ değerlendirildiğini belirterek bu yargının kapsamını sınırlar. While A, B kalıbı, farklı yönlere işaret eden iki olguyu dengeler. Buradaki some ... and others ... yapısı da önerileri gruplara ayırarak hepsine aynı statüyü vermek yerine dikkatli bir değerlendirme sunar.

Alıştırma

While bu cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Zaman: Kabulün belirli bir dönem içinde gerçekleştiğini söyler.
  2. Neden: Varsayımsal olmanın bütün önerilerin değerlendirilmesini engellediğini söyler.
  3. Ödünleme: Karşıt bir kanıt eklemeden önce bir sınırlamayı kabul eder.
Cevabı göster

Ödünleme: Karşıt bir kanıt eklemeden önce bir sınırlamayı kabul eder.

especially for native languages with small speaker populations that have not been extensively studied. Notlar

3:26

özellikle de küçük konuşan nüfusa sahip, kapsamlı bir şekilde incelenmemiş yerel diller için.

Kültür

native languages with small speaker populations: bir yere kök salmış ve görece az kişi tarafından konuşulan diller

Burada native languages, yalnızca bir kişinin ilk öğrendiği dili değil, belirli bir bölgede veya Yerli bir toplulukta tarihsel kökleri bulunan dilleri ifade eder. with small speaker populations, bu dilleri konuşan kişi sayısının görece az olduğunu belirtir. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü daha az konuşura sahip diller çoğu zaman daha az belgelenmiş ve araştırılmıştır. Bu nedenle tarihlerini ve diğer dillerle ilişkilerini incelemek için daha az kanıt bulunabilir. Bu, söz konusu dillerin basit veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede native languages with small speaker populations ne anlama geliyor?

  1. Bir bölgede veya Yerli toplulukta kökleri bulunan ve görece az kişi tarafından konuşulan diller
  2. Az sayıda sözcüğü olduğu için basit olan diller
  3. Nüfusu az bir ülkede yaşayan herkesin ilk dili
Cevabı göster

Bir bölgede veya Yerli toplulukta kökleri bulunan ve görece az kişi tarafından konuşulan diller

Dilbilgisi

have not been extensively studied: present perfect edilgen yapı

have not been extensively studied, present perfect edilgen yapıdır: have + not + been + geçmiş zaman ortacı. Çoğul özne languages eylemi yapan değil, eylemden etkilenen unsurdur; bu nedenle edilgen biçim been studied olur. Present perfect, daha önceki bir zamanı şimdiye bağlar: şu ana kadar araştırmanın kapsamı veya derinliği yetersiz kalmıştır. not extensively, hiç incelenmedi anlamına gelmez ve bu yapı gelecekte ne olacağı hakkında bir şey söylemez.

Alıştırma

Cümleyi study fiilinin olumsuz present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın ve extensively sözcüğünü de kullanın: Researchers still know very little about the plant because its long-term effects ____.

Cevabı göster

have not been extensively studied

We may never be able to determine how language came about Dilbilgisi

3:32

Dilin nasıl ortaya çıktığını hiçbir zaman belirleyemeyebiliriz

or whether all human languages did in fact have a common ancestor, Dilbilgisi

3:35

veya tüm insan dillerinin aslında ortak bir ataya sahip olup olmadığını,

Dilbilgisi

We may never be able to determine: kesinlik sınırını temkinli ifade etme

may never be able to determine, “belki de hiçbir zaman belirleyemeyebiliriz” anlamına gelir. May olasılığı açık bırakır, never bu sınırlılığın sonsuza kadar sürebileceğini gösterir ve be able to ifadesinden sonra determine fiilinin yalın hâli gelir. Bu ifade cevabı bulmanın kesinlikle imkânsız olduğunu söylemez. Kanıtların, bilgilerin veya araştırma yöntemlerinin bir cevaba ulaşmak için hiçbir zaman yeterli olmayabileceğini temkinli biçimde anlatır; bu nedenle akademik ve açıklayıcı bağlamlara uygundur.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Because the original records were destroyed, we ____ exactly what happened.

Cevabı göster

may never be able to determine

Dilbilgisi

did in fact have: whether içinde geçmişteki bir olguyu vurgulama

did in fact have yapısında did, vurgulama amacıyla kullanılan yardımcı fiildir; bu yüzden have yalın hâlde kalır. In fact de bunun gerçek bir olgu olduğunu ayrıca vurgular. Bu ifade whether ile başlayan dolaylı sorunun içinde yer alıyor. Vurgu, incelenen geçmişteki olguya yönelir; ancak whether soruyu açık bırakır ve konuşmacı tüm insan dillerinin gerçekten ortak bir ataya sahip olduğunu kesin olarak söylemez.

Alıştırma

Geçmişteki bir olguyu vurgulamak için did in fact yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The old map did in fact show the correct route.
  2. The old map did in fact showed the correct route.
  3. The old map does in fact show the correct route.
Cevabı göster

The old map did in fact show the correct route.

scattered through the Babel of migration. Deyimler

3:38

göçün karmaşası yoluyla dağılmış olabileceğini.

Deyimler

Babel of migration: dilsel dağılma metaforu

Burada Babel, insanların artık tek bir ortak dili konuşmadığı Babil Kulesi hikâyesine gönderme yapar. Bu nedenle birçok dilin birbirine karışmasını ve insanların birbirini anlamakta zorlanmasını simgelemeye başlamıştır. Bir göç güzergâhındaki yer adı değildir. Babel of migration ifadesi bu imgeyi göçle ilişkilendirir. Göçün toplulukları farklı yerlere yaymasını ve dillerin zamanla ayrılıp çeşitlenmesini anlatır. Bu edebî imge, dilsel dağılma konusunu yeniden Babel temasına bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede Babel of migration ne anlama geliyor?

  1. Göçün şekillendirdiği dilsel dağılma ve karmaşa metaforu.
  2. Tüm göçmenlerin kullandığı tek bir ortak dil.
  3. Bir göç güzergâhında bulunan Babel adlı gerçek bir şehir.
Cevabı göster

Göçün şekillendirdiği dilsel dağılma ve karmaşa metaforu.

But the next time you hear a foreign language, Dilbilgisi

3:41

Ama bir dahaki sefere yabancı bir dil duyduğunuzda,

pay attention. Ton ve niyet

3:43

dikkat edin.

Dilbilgisi

the next time you hear: geleceğe yönelik bir zaman yan cümlesi kurmak

The next time + özne + geniş zaman, “bu bir sonraki kez olduğunda” anlamındaki zaman yan cümlesini doğrudan başlatır. Burada the next time you hear, dinleyicinin dikkat etmesi gereken gelecekteki durumu oluşturur. Durum gelecekte olsa da İngilizce bu tür zaman yan cümlelerinde normalde geniş zaman kullanır: you will hear değil, you hear. The next time yan cümleyi ana eyleme zaten bağladığı için when eklenmez.

Alıştırma

Cümleyi the next time + you + hear ile tamamlayın: ____ this song, listen for the bass line.

Cevabı göster

The next time you hear

Ton ve niyet

pay attention: gözlemlemeye yönelik doğrudan bir çağrı

Pay attention bir emir cümlesidir: you öznesi söylenmez ama anlaşılır; böylece konuşmacı dinleyicilere bir şeyi dikkatle fark etmeleri için doğrudan talimat verir. Burada yalnızca sınıfta verilen bir komut değil, kapanışta yapılan bir eylem çağrısıdır. Zaman ifadesi ne zaman harekete geçileceğini gösterir. Dikkat edilecek şeyi belirtmek için pay attention to + isim veya -ing biçimi kullanılır: pay attention to the pronunciation.

Alıştırma

Bu cümlede pay attention ne işe yarıyor? The next time you look at the night sky, pay attention to how the stars form patterns.

  1. Dinleyicinin bir kuralı çiğnediği konusunda uyarır.
  2. Dinleyicinin şekilleri zaten fark ettiğini bildirir.
  3. Dinleyiciyi bir şeyi dikkatle gözlemlemeye doğrudan çağırır.
Cevabı göster

Dinleyiciyi bir şeyi dikkatle gözlemlemeye doğrudan çağırır.

It may not be as foreign as you think. Dilbilgisi

3:44

Sandığınız kadar yabancı olmayabilir.

Dilbilgisi

not be as foreign as you think: beklenenden daha düşük bir derece

not be as + sıfat + as kalıbı gerçek dereceyi beklenen dereceyle karşılaştırır. not be as foreign as you think, bir şeyin dinleyicinin beklediği kadar yabancı gelmeyebileceği anlamına gelir; iki as de gereklidir. as you think bölümünde tekrarlanan sözcükler söylenmez ama anlaşılır: tam karşılaştırma as foreign as you think it is biçimindedir. May, ifadeyi kesin bir yargı yerine temkinli bir olasılık hâline getirir.

Alıştırma

Bulmacanın beklenenden daha kolay olabileceğini anlatmak için cümleyi not as ... as kullanarak tamamlayın: The puzzle may ____ difficult ____ you think.

Cevabı göster

not be as · as