Gölge Diyarı | 1. Sezon 5. Bölüm | Tam Bölüm | Bluey | @disneyjr: İngilizce çalışma notları
Disney Jr.
Video özeti: Bluey, Coco ve Snickers, gölgelerin güvenli kara, güneşli yerlerin ise timsahlarla dolu deniz sayıldığı hayali bir dünyadan geçer. Engeller karşısında oyunu değiştirmek isteseler de sonunda, macerayı eğlenceli kılan şeyin kurallar içinde çözüm bulmak olduğunu keşfederler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What's the time, Mrs. Wolf? — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bu soruyu sıradan bir saat sorma ifadesi değil, çocukların oynadığı bir kovalamaca oyunundaki kalıplaşmış çağrı olarak tanıyın. Liderin bir saat söylemesini, oyuncuların o kadar adım saymasını sağlar ve kovalamacayı başlatan “Dinnertime!” cevabı için beklenti oluşturur. 2. all the bits in the sun is — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Çoğul özne “all the bits” ile tekil “is” biçiminin eşleştiği doğal çocuk konuşmasını fark edin. Böylece repliği anlayabilir, ancak bu uyumsuzluğu standart bir kural sanmazsınız; özenli veya resmî İngilizcede normalde “are” kullanılır. 3. got it made in the shade. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Kafiyeli bu gündelik deyimi, birinin rahat, kolay ya da talihli bir durumda olduğu anlamına gelen bütün bir ifade olarak öğrenin. Bu yaklaşım yanıltıcı bir kelimesi kelimesine çeviriyi önler ve konuşanın şakacı, neşeli tonunu fark etmenizi sağlar.
Bu derste
Bir oyun çağrısı olarak What's the time, Mrs. Wolf?
Bu çocuk kovalamaca oyununda What's the time, Mrs. Wolf? sabit ve tekrarlanan bir oyun sözüdür; gerçekten saatin kaç olduğunu öğrenmek için sorulmaz. Mrs. Wolf rolündeki oyuncu bir saat söyleyerek cevap verir. Dinnertime! gibi son bir çağrı kovalamacanın başlayacağını bildirir. Bu nedenle Mrs. Wolf oyundaki bir roldür ve soru, oyunun belirlenmiş akışını ilerletir.
Alıştırma
Çocuk oyununda What's the time, Mrs. Wolf? sorusunun temel işlevi nedir?
- Bir yetişkine gerçek saati kibarca sorar.
- Oyunun saat kaçta bitmesinin planlandığını sorar.
- Oyunu kovalamacaya doğru ilerleten, tekrarlanan çağrıdır.
Cevabı göster
Oyunu kovalamacaya doğru ilerleten, tekrarlanan çağrıdır.
You always do this. cümlesinde always sözcüğünün sitem tonu
Burada always, o anki davranışı benzer davranışların tekrarlandığı bir örüntüye bağlar. Bu nedenle You always do this. bir şikâyet veya suçlama gibi duyulur: konuşan kişi aynı can sıkıcı sorunun yine yaşandığını söylemektedir. Duygusal bir konuşmada always, her bir durumla ilgili gerçek anlamda kesin bir iddiadan çok abartılı bir genelleme olabilir. Cümle, davranışı tarafsız bir sıklık bilgisi olarak değil, tekrarlanan bir sorun olarak sunar.
Alıştırma
Bir tartışma sırasında biri You always do this. diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Davranışı tekrarlanan bir sorun olarak görüyor ve buna kızıyor.
- Dinleyiciyi tutarlı olduğu için övüyor.
- Her durumu saydı ve hiç istisna olmadığını doğruladı.
Cevabı göster
Davranışı tekrarlanan bir sorun olarak görüyor ve buna kızıyor.
Something to make the game easy for you. Dilbilgisi
0:55Oyunu kendin için kolaylaştıracak bir şeyleri.
to make the game easy for you: make + nesne + sıfat
to make ... mastar öbeği, bir şeyin amacını veya beklenen etkisini belirtir: belirli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. make the game easy ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. The game nesnedir, easy ortaya çıkan durumu anlatır ve for you bu kolaylığı kimin yaşayacağını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp to make + nesne + sıfat + for + kişi şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir eylemin bir şeyi bir kişi için kolaylaştırmayı amaçladığını göstermek üzere to make + nesne + sıfat yapısını kullanır?
- We added pictures to make the instructions easy for new readers.
- We added pictures because the instructions were easy for new readers.
- We asked new readers to make pictures for the instructions.
Cevabı göster
We added pictures to make the instructions easy for new readers.
try and stop: günlük dilde try and + fiilin yalın hâli
Günlük ve resmî olmayan konuşmada try and + fiilin yalın hâli genellikle try to + fiilin yalın hâliyle aynı anlama gelir: sonraki eylemi yapmak için çaba göstermek. Burada try and stop, “durmaya çalışmak” veya “devam etmemek için çaba göstermek” demektir. And, try ile stop eylemlerini birbirinden ayrı iki eylem olarak sunmaz ve yapı başarı sözü de vermez. Denemeyi ve hedeflenen eylemi tek bir konuşma ifadesinde birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle günlük bir dille “Bu gece seni aramak için çaba göstereceğim” anlamına gelir?
- I'll try and call you tonight.
- I'll definitely call you at exactly eight.
- I tried calling you last night.
Cevabı göster
I'll try and call you tonight.
What if we play Shadowlands instead? Ton ve niyet
1:02Bunun yerine Gölge Diyarı oynasak nasıl olur?
What if we ... instead?: nazikçe alternatif önermek
Burada What if we + fiilin yalın hâli? varsayımsal bir olayın neye yol açacağını sormaz. Nazik bir öneri işlevi görür: konuşan kişi grubu birlikte bir şey yapmayı düşünmeye davet eder. instead sözcüğü, önerinin mevcut planın yerine sunulan bir seçenek olduğunu belirtir. What if we + fiil + instead? kalıbı, bir grup farklı planlar arasından seçim yaparken başka durumlara da aktarılabilir.
Alıştırma
Nazik bir ortak öneri yapmak için İngilizce cümleyi What if we...? ile tamamlayın: ____ take the train instead?
Cevabı göster
What if we
shadowy grassy bits: küçük alanlar için gündelik bits kullanımı
shadowy grassy bits ifadesinde bits, küçük ve birbirinden ayrı parçalar ya da alanlar anlamına gelir. shadowy ve grassy sıfatları, bunların gölgede kalan küçük çimenlik alanlar olduğunu gösterir; bilgisayar bitlerinden söz edilmez. Bu bits kullanımı gündeliktir ve Britanya ile Avustralya İngilizcesinde yaygındır. Kesin sınırları belirtmeden küçük veya düzensiz parçaları genel biçimde adlandırmayı sağlar.
Alıştırma
“All the shadowy grassy bits are the land.” cümlesinde shadowy grassy bits ne anlama gelir?
- aydınlık ve açık alanın tamamı
- çimenlerin arasına saklanmış ikili veriler
- gölgede kalan küçük çimenlik alanlar
Cevabı göster
gölgede kalan küçük çimenlik alanlar
all the bits in the sun is: çoğul özneyle are kullanılır
all the bits öznesinin ana adı bits'tir; dolayısıyla özne çoğuldur. in the sun yalnızca hangi kısımların kastedildiğini belirtir; tekil sun sözcüğü fiilin biçimini belirlemez. Altyazı, çocuğun doğaçlama konuşmasındaki standart dışı uyumu korur: all the bits in the sun is. Standart İngilizcede all the bits in the sun are kullanılır. Buradaki anlam, bu alanların oyunda deniz sayılmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: All the pieces near the window ____ dry.
Cevabı göster
are
there's crocodiles: gündelik there's ve standart there are
there's, there is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak crocodiles çoğuldur. Doğal ve gündelik konuşmada birçok kişi, ardından çoğul bir ad gelse bile bir şeyi tanıtmak için there's biçimini sabit bir başlangıç gibi kullanır. Standart uyum için çoğul addan önce there are kullanılır: There are crocodiles in the sea. Tekil adla ise there's doğal bir seçimdir: There's a crocodile in the sea. Böylece gündelik cümleyi anlayabilir, fakat onu resmî kullanımda önerilen kalıp olarak görmezsiniz.
Alıştırma
Bu kullanımın resmî bir rapora uygun olup olmadığına karar verin: There's several reasons for the delay.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
get bitten by: olayı öne çıkaran get edilgeni
get bitten by ifadesinde get + bitten geçmiş zaman ortacı edilgen bir yapı oluşturur: özne eyleme maruz kalır, by ise eylemi yapan kişi ya da şeyi belirtir. Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez. Bu get edilgeni, ısırılmayı öznenin başına gelen bir olay olarak sunar. Kaza, sorun veya ani sonuçlardan söz ederken konuşma dilinde yaygındır ve nötr be edilgenine göre olayı daha fazla öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi bite fiilinin geçmiş zamandaki get edilgeniyle tamamlayın ve by sözcüğünü de ekleyin: During the hike, Maya ____ a dog.
Cevabı göster
got bitten by
can only walk on: yürünebilecek yeri sınırlamak
can only walk on ifadesinde can bir kural kapsamındaki izni belirtir; only ise ardından gelen fiil öbeğini sınırlar. Kural, karada yürümeye izin verir ve başka bir yerde yürümeyi dışlar. Tekrar kullanılabilen can only + fiilin yalın hâli kalıbı yalnızca bir eyleme, yere, yönteme ya da seçeneğe izin verildiğini söyler. Bu, kişinin becerisini değil bir kısıtlamayı anlatır.
Alıştırma
Hangi kural, ziyaretçilerin yalnızca işaretli yollarda yürüyebileceği ve başka hiçbir yerde yürüyemeyeceği anlamına gelir?
- Visitors can only walk on the marked paths.
- Visitors can walk on the marked paths.
- Only visitors can walk on the marked paths.
Cevabı göster
Visitors can only walk on the marked paths.
have to get from A to B: yerler arasında zorunlu hareket
Have to, rotayı tamamlamanın gerekli olduğunu belirtir. Get from A to B, başlangıç noktası A’dan varış noktası B’ye gitmek veya hareket etmek demektir. Bu cümlede A here, B ise the picnic blanket ifadesidir. Burada get, “almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez. Yapının tamamı zorunlu bir yolculuğu ya da bir noktadan diğerine ilerlemesi gereken bir süreci anlatabilir.
Alıştırma
Verilen yerlerle get from A to B yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın. Başlangıç: the library. Varış: the sports center. We have to ____ before practice starts.
Cevabı göster
get from the library to the sports center
can't just change the rules: kesin bir sınır koymak
Can't just + fiilin yalın hâli, konuşanın mantıksız bulduğu veya karşı tarafın tek başına karar verme hakkına sahip olmadığı bir eylemi durdurmak için kullanılır. Burada can't just change the rules, kişinin görevi kolaylaştırmak için kuralları kafasına göre değiştiremeyeceği anlamına gelir. Bu yapıda just, “az önce” değil, “geçerli bir neden, izin veya konuşma olmadan öylece” anlamını katar. Bu nedenle cümle kesin bir sınır koyar ve hafifçe azarlayıcı bir ton taşır.
Alıştırma
Bir kişi acelesi olduğu için sıranın önüne geçmeye çalışıyor. Hangi yanıt en doğal biçimde kesin bir sınır koyar?
- You don't have to stand in line if you're in a hurry.
- You can join the line when you are ready.
- You can't just cut in line because you're in a hurry.
Cevabı göster
You can't just cut in line because you're in a hurry.
You promise? ... I promise. — Söz istemek ve söz vermek
You promise?, Do you promise? sorusunun konuşma dilindeki kısa biçimidir. Dinleyenden, ne yapılacağı zaten bilinen bir anlaşmaya uyacağını onaylamasını ister. I promise. yalnızca bir düşünceyi bildirmez; bunu söylemek o anda söz vermektir. Bu iki kısa replik birlikte bir anlaşma kurar: bir kişi kesin bir taahhüt ister, diğeri de bunu kabul edip yerine getireceğine söz verir.
Alıştırma
Cevabı, doğrudan söz vermeyi sağlayan ifadeyle tamamlayın: “Will you keep the surprise secret? You promise?” “____.”
Cevabı göster
I promise
won't get us: get fiilinin “yakalamak” anlamı
won't get us ifadesinde get, kovalanan kişileri yakalamak veya onlara yetişmek, bazen de zarar vermek anlamına gelir. Burada almak ya da elde etmek anlamında değildir. Bu anlamı çevredeki hareketlerden anlayabilirsiniz: bir takipçi veya tehdit birini yakalamaya çalışıyorsa get + kişi ya da zamir, o hedefi yakalamayı başarmak anlamına gelebilir. Won't, konuşanın takipçinin başarılı olamayacağına inandığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede get, kovalamaca sırasında birini yakalamak anlamında kullanılmıştır?
- Sam went to the kitchen to get a glass of water.
- The puppy ran after Sam but couldn't get him.
- Sam doesn't get the joke.
Cevabı göster
The puppy ran after Sam but couldn't get him.
jump that far: that ile bilinen bir mesafeyi belirtmek
that far ifadesindeki that, daha önce sözü edilen, gösterilen veya görülebilen bir mesafeyi belirtir. Far sözcüğünü niteler; bu nedenle jump that far, “tek bir atlayışla o mesafeyi aşmak” demektir, “o nesneye doğru atlamak” değil. Fiil + that far yapısı, run that far, throw something that far veya see that far örneklerinde olduğu gibi bir eylemin belirtilen mesafeye ulaşıp ulaşmadığını anlatır. Can't ile kullanıldığında gerekli mesafenin konuşanın yeteneğini aştığını belirtir.
Alıştırma
Uzaktaki bir şamandırayı gösteriyorsun. Oranın ‘fazla uzak’ olduğunu söylemeden birinin o noktaya kadar yüzüp yüzemeyeceğini soran cümle hangisidir?
- Can you swim this far?
- Can you swim that far?
- Is it too far to swim?
Cevabı göster
Can you swim that far?
maybe just this time: tek seferlik bir istisnayı yumuşakça önermek
Maybe öneriyi yumuşatırken just this time onu yalnızca şu anki durumla sınırlar. Maybe just this time birlikte kullanıldığında, bir kurala veya alışılmış plana tek seferlik bir istisna önermenin temkinli bir yoludur. Bu ifade, iznin zaten verildiği anlamına gelmez. Değişikliği “sadece bu sefer” diye sunmak istisnayı daha küçük ve kabul edilmesi daha kolay gösterir; bu yüzden ifade çoğu zaman bir uzlaşma yöntemi olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle alışılmış bir kurala tek seferlik bir istisnayı yumuşak bir şekilde önerir?
- Maybe just this time, we can eat dinner in the living room.
- We must never eat dinner in the living room.
- We can eat dinner in the living room every day.
Cevabı göster
Maybe just this time, we can eat dinner in the living room.
crocodile-proof shoes: -proof ile sıfat oluşturma
-proof ögesi, bir ismin sonuna eklenerek “X'e karşı korumalı” ya da “X'in olağan etkisini göstermesini engelleyecek biçimde tasarlanmış” anlamında bir sıfat oluşturabilir. crocodile-proof shoes ifadesinde crocodile, ayakkabıların hayalî olarak karşı koyacağı tehlikeyi belirtir. Crocodile-proof, standart bir ürün adı değil, eğlenceli ve anlaşılır bir bağlama özgü türetmedir. Yeni bir X-proof birleşik sözcüğü gördüğünüzde X'i belirleyin ve bağlamda X'e karşı ne tür bir korumanın anlamlı olduğunu düşünün.
Alıştırma
Cümleyi “suyu geçirmeyen” anlamındaki yaygın -proof sıfatıyla tamamlayın: These hiking boots are ____.
Cevabı göster
waterproof
get over: fiziksel bir engeli aşmak
Burada get over, fiziksel bir engelin veya boşluğun üzerinden geçip diğer tarafa ulaşmak anlamına gelir. Engel, durumdan zaten anlaşıldığı için over sözcüğünden sonra belirtilmemiştir. Get over ayrıca bir hastalıktan veya üzücü bir deneyimden sonra iyileşmek ya da bir güçlüğü aşmak anlamına gelebilir. Bu soru bir güzergâhı sorduğu için doğru anlam fiziksel harekettir.
Alıştırma
Bir çitin içinden geçmek veya çevresinden dolaşmak yerine çite tırmanıp aşıyorsunuz. Bu hareketi hangi cümle anlatır?
- We get through the fence.
- We get around the fence.
- We get over the fence.
Cevabı göster
We get over the fence.
get on my shoulders: destek sağlayan bir yerin üzerine çıkmak
get on my shoulders ifadesinde get on, vücudunu seni taşıyacak bir yerin üzerine taşımak demektir. Konuşan kişi karşısındakine omuzlarına tırmanıp oturmasını veya yaslanmasını söylüyor. get on + yüzey, destek ya da binilen şey yapısı, onun üzerine doğru hareketi anlatır. Burada fiziksel konumdan söz edilir; ‘devam etmek’ veya ‘iyi geçinmek’ anlamlarından değil.
Alıştırma
Bir otobüs durağında bekliyorsunuz. get sözcüğüne doğru parçacığı ekleyerek yönergeyi tamamlayın: When the bus arrives, ____ the bus.
Cevabı göster
get on
looks like bird poo: görünüş benzerliği ve gündelik poo
look like + isim öbeği yapısı, bir şeyin görünüşünün başka bir şeye benzediğini belirtir; ikisinin gerçekten aynı şey olduğunu söylemez. this bug üçüncü tekil kişi olduğu için look, looks biçimine dönüşür ve bird poo, like sözcüğünden sonra gelen isim öbeğidir. Burada bird poo, kuş dışkısı anlamına gelir. Poo, çocuklarla konuşurken de kullanılan çok gündelik bir sözcüktür ve eğlenceli bir sohbete uygundur.
Alıştırma
Cümleyi görünüş benzerliği bildiren bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: From a distance, that rock ____ a sleeping bear.
Cevabı göster
looks like
look out: acil bir tehlike uyarısı
Bu cümlede "look out", "dikkat et, tehlike çok yakın" anlamına gelen kalıplaşmış bir emir ifadesidir. Hızlı bir uyarıdır; dışarı bakma talimatı değildir. "You" öznesi söylenmeden anlaşılır. Bu kısa biçim, uyarıyı doğrudan ve acil hâle getirir.
Alıştırma
Bir bisikletli doğruca Sam'e doğru geliyor. Dersteki ifadeyle acil uyarıyı tamamlayın: Sam, ____!
Cevabı göster
look out
get across the river: diğer tarafa ulaşmak
Burada "get across the river", nehrin diğer tarafına ulaşmak anlamına gelir. "Across" bir taraftan diğerine hareketi anlatırken "get", bu sonuca başarıyla ulaşmaya odaklanır. Bu kelimeler burada bir mesajı iletmeyi değil, fiziksel hareketi anlatır.
Alıştırma
Köprü yok. Soruyu, dersteki "diğer tarafa ulaşmak" anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: How can we ____ the river?
Cevabı göster
get across
How about we just pretend: ortak bir öneriyi hafif bir dille sunmak
How about we + fiilin yalın hâli...? grubun birlikte yapabileceği bir şeyi konuşma dilinde önermenin bir yoludur. Bu cümlede How about we just pretend bilgi istemez; oyuna devam etmek için geçici bir çözüm önerir. Just fikri küçük ve kolay gösterirken pretend gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi kabul edip davranmak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp How about we + fiilin yalın hâli...? şeklindedir; burada ardından pretend + yan cümle all the crocodiles are asleep gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen öneri başlangıcının aynısıyla tamamlayın: ____ this blanket is a magic cape?
Cevabı göster
How about we just pretend
Bir reddin ardından Why not?: sebebini sormak
Bu bağlamda Why not?, birinin hayır demesinden veya bir fikri reddetmesinden sonra gelir. “Buna neden izin verilmiyor ya da bu neden mümkün değil?” anlamındadır. Konuşan kişi sebebi sorar; Aw ise hayal kırıklığı katar. Why not?, bir öneriye cevap verdiğinde “Olur, kulağa iyi geliyor” anlamına da gelebilir. İşlevini önceki söz belirler: Bir reddin ardından reddin sebebini sorgular; bir davet veya önerinin ardından ise kabul anlamına gelebilir.
Alıştırma
Alex, "You can't sit here." diyor. Sam, "Why not?" diye cevap veriyor. Sam ne yapıyor?
- Sebebini sormak
- Bir daveti kabul etmek
- Başka bir yere oturmayı önermek
Cevabı göster
Sebebini sormak
Because they're the rules. — Kuralın kendisini gerekçe olarak sunmak
Because, bu cümlenin bir why sorusuna yanıt olduğunu gösterir. Konuşmada, kurala uymak zorunda olmak gibi eksik bırakılan ana düşünce belliyse because ile başlayan yan cümle tek başına kullanılabilir. Burada they're the rules, gerekçe olarak kuralların kendisini sunar. Sınırı korur ve itirazı sona erdirebilir; ancak kuralların neden mantıklı olduğunu açıklamaz.
Alıştırma
Because they're the rules. cümlesinin buradaki temel işlevi nedir?
- Kuralların neden adil olduğunu ayrıntılı olarak açıklar.
- Kurallara bir istisna getirmeyi teklif eder.
- Kuralların kendisini gerekçe olarak sunar ve sınırı korur.
Cevabı göster
Kuralların kendisini gerekçe olarak sunar ve sınırı korur.
was so cool. — Coşkulu ve günlük bir övgü
was so cool ifadesinde cool; mükemmel, heyecan verici veya etkileyici anlamına gelen olumlu ve günlük bir değerlendirmedir, düşük sıcaklık anlamına gelmez. So, sıfatın derecesini artırarak övgüyü güçlü ve coşkulu hâle getirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz seçeneği seçin. Cool sözcüğündeki ünlüye ve son sese odaklanın.
- That was so cute.
- That was so cool.
- That was so cold.
Cevabı göster
That was so cool.
almost at the picnic blanket: varış noktasına çok yakın
Almost at + bir yer, o yere ulaşmaya çok yakın olunduğunu ama henüz varılmadığını belirtir. Bu cümlede at the picnic blanket, piknik örtüsünü varış noktası olarak gösterir. İfadenin önünde be fiilinin uygun bir biçimi bulunur: be almost at + bir varış noktası veya aşama. Bu kalıp, fiziksel bir yere ya da bir sürecin sonuna doğru ilerlemeyi anlatabilir.
Alıştırma
İstasyona yakın olduğunuzu ancak henüz varmadığınızı doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We're almost the station.
- We're almost at the station.
- We're at almost the station.
Cevabı göster
We're almost at the station.
really skinny: çok dar demenin gündelik bir yolu
Skinny çoğunlukla bir insanı veya hayvanı çok zayıf olarak tanımlar. Burada anlam köprüye aktarılmıştır; dolayısıyla köprünün çok dar ve ince göründüğünü belirtir. Bu, köprünün bedene benzer bir şekli varmış gibi hayal eden eğlenceli bir ifadedir. Really, skinny sözcüğünü güçlendirir ve köprünün belirgin biçimde dar hissedildiğini anlatır. Cümle köprünün genişliğini betimler; köprünün gerçekten insan bedeni olduğunu söylemez.
Alıştırma
Şu iddiayı değerlendirin: Resmî bir mühendislik raporunda "The bridge is skinny", genişliği anlatan tarafsız ve standart bir ifadedir.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
getting windy: durum değişimi için get + sıfat
Get + sıfat, bir şeyin yeni bir duruma geçmekte olduğunu gösterebilir. getting windy ifadesinde hava o anda rüzgârlı hâle gelmektedir; yalnızca havanın zaten rüzgârlı olduğu söylenmez. Burada get, “almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez. Aynı yapı getting dark, getting late ve getting cold ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Bir değişimi göstermek için get + sıfat yapısını dark ile kullanın: It's ____, so let's turn on the lights.
Cevabı göster
getting dark
making it move: make + nesne + fiilin yalın hâli
Make + nesne + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin nesnenin bir eylem yapmasına neden olduğunu anlatır. making it move içinde it etkilenen nesne, move ise onun yaptığı eylemdir. Bu etken yapıda make'den sonra to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır: make it move; make it to move kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + fiilin yalın hâli doğru kullanılmıştır?
- The funny video made me laughing.
- The funny video made me laugh.
- The funny video made me to laugh.
Cevabı göster
The funny video made me laugh.
stay on: bir yüzeyin üzerinde kalmak
Bu cümlede stay on, “bir yüzeyin üzerindeki konumunu korumak ve düşmemek” demektir. stay aynı durumda ya da yerde kalmayı anlatır; on ise sahneden zaten anlaşılan yüzeye gönderme yapar. Yüzey zaten belli olduğu için on'dan sonra yeniden söylenmez. Yeni bir bağlamda stay on the platform örneğindeki gibi yüzeyi belirtin.
Alıştırma
Atlı bir kişi dengesini kaybediyor. Hangi cümle kişinin düşmemeye çalışacağını anlatır?
- I'll try to stay nearby until we reach the gate.
- I'll try to stay awake until we reach the gate.
- I'll try to stay on until we reach the gate.
Cevabı göster
I'll try to stay on until we reach the gate.
What are we going to do?: kaygıyla çözüm istemek
Ani bir sorun karşısında What are we going to do?, “Bununla nasıl başa çıkacağız?” anlamına gelir. Konuşan kişi bir sonraki adımı sorar ve aynı zamanda endişe ya da panik de gösterebilir. Aynı ifade sakin bir ortamda planla ilgili bir soru olabilir. Burada zor durum, onu planlanmış bir etkinlikle ilgili tarafsız bir soru olmaktan çıkarıp çözüm isteme sorusuna dönüştürür.
Alıştırma
Bir ailenin arabası ıssız bir yolda bozulur. Bu durumda What are we going to do? büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bu sorunu şimdi nasıl çözebiliriz?
- Dün burada ne oldu?
- Ne iş yapıyoruz?
Cevabı göster
Bu sorunu şimdi nasıl çözebiliriz?
we made it: başarmak veya sağ salim varmak
we made it içindeki make it, bir yere ulaşmayı, zor bir işi tamamlamayı veya zorlu bir durumun üstesinden gelmeyi başarmak anlamına gelen deyimsel bir fiil öbeğidir. Burada grubun güvenli biçimde karşıya geçtiğini anlatır. it sözcüğü onların ürettiği bir nesneyi belirtmez. Bağlamdan anlaşılan hedefin yerini tutar; Phew ise başarıdan sonraki rahatlamayı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede made it, “başarıyla veya zamanında varmak” anlamında kullanılmıştır?
- We needed a paper boat, so we made it from a sheet of paper.
- The gate was closing, but we made it in time.
- The soup was cold after we made it.
Cevabı göster
The gate was closing, but we made it in time.
There's no way to get across: mümkün bir yöntem yok
There's no way to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için hiçbir yöntem veya uygulanabilir yol bulunmadığı anlamına gelir. Burada get across, denizin bir tarafından diğer tarafına geçmek demektir. Way yalnızca fiziksel bir yol değil, yöntem veya araç anlamına da gelebilir. Bu kalıp, yalnızca we can't get across demeye göre hiçbir çözüm bulunmadığını daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “mümkün hiçbir yöntem yok” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: There's ____ unlock this phone without the passcode.
Cevabı göster
no way to
go back this way: bu yoldan geri dönmek
Bu cümlede go back “önceki bir yere dönmek”, this way ise konuşanın gösterdiği veya az önce sözünü ettiği güzergâh anlamındadır. Birlikte go back this way, “bu yoldan geri dönmek” demektir. Way sözcüğü “yöntem” anlamına da gelebilir; ancak hareket bildiren bir fiil ve fiziksel bir güzergâhla kullanıldığında this way yön belirtir. Can't, bu güzergâhın dönüş için kullanılamadığını söyler.
Alıştırma
Bir rehber daha önce kullandığınız patikayı gösteriyor. “Bu güzergâhtan geri dönmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The bridge is closed, so we have to ____.
Cevabı göster
go back this way
little critters: küçük canlılar için gündelik bir ad
Critters, hayvanlar veya küçük canlılar için kullanılan gündelik bir sözcüktür. Little critters, grubu küçük ve hareketli gösterir ve çoğu zaman sevecen bir hava katar; “küçük canlılar” veya “minik hayvanlar” gibidir. Bu, kesin bir biyolojik sınıf değil, gündelik bir adlandırmadır. Ses tonuna ve bağlama göre critters; böcekleri, zararlı hayvanları veya başka küçük canlıları daha az sevecen bir tavırla da anlatabilir.
Alıştırma
Bir çocuğa kütüğün altındaki minik hayvanları gösteriyorsunuz. Hangi cümle gündelik ve sevecen duyulur?
- Please identify the animal specimens under the log.
- Those pests under the log must be removed.
- Look at those little critters under the log!
Cevabı göster
Look at those little critters under the log!
must be hungry: güçlü bir çıkarım
must be hungry ifadesinde must güçlü bir çıkarım belirtir: konuşan kişi bazı ipuçları görür ve küçük yaratıkların büyük olasılıkla aç olduğu sonucuna varır. Bu, onların aç olmak zorunda olduğu anlamına gelmez. must hem çıkarım hem de zorunluluk ifade edebilir; bu yüzden bağlam önemlidir. Konuşan kişi ipuçlarından bir durumun büyük olasılıkla doğru olduğu sonucuna vardığında must be + betimleme genellikle “bunun doğru olduğuna çok inanıyorum” anlamını taşır. Yüksek güven ifade eder, ancak kesin kanıt değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede must kanıtlara dayalı güçlü bir çıkarım yapmak için kullanılmıştır?
- You must wear a helmet on this ride.
- All visitors must sign in at the front desk.
- The lights are off and the house is silent. They must be asleep.
Cevabı göster
The lights are off and the house is silent. They must be asleep.
Who wants cupcakes: bir gruba yiyecek ikram etmek
Who wants cupcakes? bir gruba kimin kapkek almak veya yemek istediğini sorar. Hem soru hem de samimi bir ikram ifadesi olarak kullanılır; isteyen kişi cevap verebilir veya elini kaldırabilir. who özne olduğu için standart İngilizcenin geniş zamanında want değil, wants kullanılır. Altyazı noktayla bitse de cümle soru işlevindedir ve normalde soru işaretiyle yazılır.
Alıştırma
Bir gruba limonata ikram ediyorsunuz. Soruyu want fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Who ____ some lemonade?
Cevabı göster
wants
Why don't we just make it so we can walk on water? Notlar
4:39Neden suda yürüyebiliyormuşuz gibi yapmıyoruz?
Why don't we ...? ile ortak bir öneri yapmak
Why don't we + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önermenin yaygın bir yoludur. Burada gerçekten bir neden sorulmuyor; bu değişikliğin yapılması öneriliyor. we konuşan kişiyi de kapsadığı için yapı, fikri doğrudan bir emir yerine ortak bir seçenek olarak sunar. we sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: Why don't we try ...?
Alıştırma
Grubunuz iki saattir çalışıyor. Öğrenilen yapıyla öneriyi tamamlayın: ____ take a short break?
Cevabı göster
Why don't we
make it so we can ...: bir sonuç için koşulları değiştirmek
Make it so + yan cümle, mevcut durumu değiştirip düzenleyerek yan cümledeki sonucu gerçek hâle getirmek demektir. make it so we can walk on water ifadesinde it belirli bir nesneye değil, oyun ayarlarına veya kurallarına gönderme yapar; so we can walk on water ise mümkün hâle getirilen sonucu belirtir. Bu yapıda make nedensellik ifade eder, it mevcut durumu temsil eder ve so kendi öznesi ile fiili olan bir sonuç yan cümlesini başlatır.
Alıştırma
Metin çok küçük. Öğrenilen yapıyla cümleyi tamamlayın: Let's ____ everyone can read the instructions.
Cevabı göster
make it so
water boatman: bir insan değil, suda yaşayan bir böcek
Water boatman, kayıkta kürek çeken bir kişinin değil, suda yaşayan bir böceğin adıdır. Bu böcek tatlı suda yaşar ve yüzerek hareket eder. can sözcüğünden sonraki eylem, hemen önce söylendiği için tekrarlanmaz. Bu nedenle Water boatman can., bu böceğin söz konusu eylemi yapabildiği anlamına gelir. Konuşan kişi böceği genel bir iddiaya istisna olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede water boatman ne anlama geliyor?
- Suda yaşayan bir böcek.
- Suda kayıkla kürek çeken bir kişi.
- Küçük bir kayık türü.
Cevabı göster
Suda yaşayan bir böcek.
need to find another way: başka bir çözüm yolu bulmak
Need to find another way, mevcut planın veya seçeneğin işe yaramayacağını ve farklı bir seçeneğin gerekli olduğunu belirtir. Find a way bir yöntem bulmak veya düşünmek demektir; another ise yeni yöntemin daha önce düşünülen seçeneğe alternatif olduğunu gösterir. Burada way, gerçek bir yol olmak zorunda değildir; yöntem veya çözüm anlamındadır. Ancak yolculuk bağlamında aynı ifade farklı bir yol ya da güzergâh anlamına da gelebilir.
Alıştırma
"Farklı bir çözüm aramak" anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Our first plan failed, so we need to ____.
Cevabı göster
find another way
I'm going to eat your cupcakes! ile şakacı tehdit
Be going to + fiilin yalın hâli, bir eylemi konuşanın niyeti veya yakında gerçekleşecek bir şey olarak sunar. Burada I'm going to eat, konuşanın birazdan ne yapmayı düşündüğünü bildirir. Eylem başkalarının kapkeklerini yemeyi hedeflediği ve şakacı bir çatışma içinde söylendiği için bu bildirim şakacı bir tehdit işlevi görür: diğerlerine meydan okur ve onları tepki vermeye zorlar. Yapının kendisi tehdit içermez; bu işlevi eylem, ilişki, durum ve ton oluşturur.
Alıştırma
Bu sahnede I'm going to eat your cupcakes! cümlesinin temel işlevi nedir?
- Yemek için diğerlerinden kibarca izin ister.
- Daha önce gerçekleşmiş bir yemek hakkında yalnızca tarafsız bilgi verir.
- Diğerlerine baskı yapmak için bir eylemi şakacı bir tehditle bildirir.
Cevabı göster
Diğerlerine baskı yapmak için bir eylemi şakacı bir tehditle bildirir.
That's it. ile karar bildirme
Burada That's it. bir karar anını belirtir. Konuşan kişi tereddüt etmeyi veya duruma katlanmayı bırakmış ve harekete geçmeye hazırdır; dolayısıyla ifade yaklaşık olarak “Yeter, kararımı verdim” anlamına gelir. Başka bağlamlarda That's it. doğru şeyi gösterebilir veya bir şeyin bittiğini belirtebilir. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki eylemler ve ton gösterir; burada bir cevabın doğru olduğunu onaylamaz.
Alıştırma
Leo bilgisayarı üç kez onarmayı denedikten sonra tereddüt etmeyi bırakıp yardım istemek için telefon etmeye karar veriyor. Bu kararı en iyi hangi başlangıç belirtir?
- That's all. I'm calling for help.
- That's right. I'm calling for help.
- That's it. I'm calling for help.
Cevabı göster
That's it. I'm calling for help.
I'm gonna be ... ile hayalî bir rol duyurmak
I'm gonna be, I'm going to be yapısının gündelik konuşmadaki biçimidir. Hayalî bir oyunda be a water boatman, konuşanın oynayacağı rolü belirler; gerçek türünü, mesleğini veya kalıcı kimliğini belirtmez. I'm gonna be + rol kalıbı, bir oyun ya da gösteride geçici bir rolü duyurabilir. Böyle bir bağlamın dışında aynı kalıp gerçek bir gelecek durumunu veya kimliği anlatabilir; anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
Hayalî bir rolü duyurmak için going to be yapısının gündelik gonna biçimini kullanın: In our game, ____ the pilot.
Cevabı göster
I'm gonna be
still haven't told me why: beklenen cevap hâlâ eksik
still haven't told, still + haven't + geçmiş zaman ortacı told biçimindeki present perfect yapısını kullanır. Bir açıklamanın daha önce yapılması beklendiği hâlde şu ana kadar hiç yapılmadığını anlatır. still, çözülmemiş sorunun devam ettiğini vurgular. Açıklama isterken bir takip sorusu gibi duyulur ve sabırsızlık ya da hafif bir şikâyet gösterebilir. why, konuşanın hâlâ beklediği bilgidir.
Alıştırma
Açıklamayı daha önce bekliyordunuz, ancak hâlâ yapılmadı. Hangi cümle devam eden bu sorunu vurgular?
- You still haven't explained the delay.
- You explained the delay earlier.
- You didn't explain the delay yesterday.
Cevabı göster
You still haven't explained the delay.
See, ...: kanıttan sonuca geçmek
Bu cümlenin başındaki See, “durumun ne gösterdiğine dikkat et” ya da “gördün mü?” anlamına gelen, konuşma diline ait bir söylem belirtecidir. Bir nesneye bakma emri değildir. Önceki duruma kanıt olarak gönderme yapar ve konuşanın there's no reason sonucunu sunar. Daha genel olarak cümle başındaki See, bilinen bir gerçekten konuşanın dinleyiciye kabul ettirmek istediği iddiaya geçiş yapar.
Alıştırma
Şu örneği okuyun: “See, the key fits. This is the right door.” Cümle başındaki See ne yapıyor?
- See adında birini tanıtır.
- Dinleyiciye konuşanın bir anahtar yapmasını izlemesini söyler.
- Anahtarın uymasını sonucu destekleyen kanıt olarak gösterir.
Cevabı göster
Anahtarın uymasını sonucu destekleyen kanıt olarak gösterir.
Maybe we can just change the rules an eensy bit. Kelime
5:24Belki kuralları birazcık değiştirebiliriz.
an eensy bit: şakacı biçimde küçücük bir miktar
An eensy bit, çok küçük bir miktar veya derece anlamına gelir. Burada change fiilinden sonra zarf işlevi görerek kuralların yalnızca biraz değiştirileceğini anlatır. Eensy, şakacı ve çocuksu bir tınısı olan gayriresmî bir sözcüktür. Bu ifade öneriyi de yumuşatır: değişikliği küçücük göstermek, kuralları değiştirme fikrini zararsız ve kabul edilmesi daha kolay hâle getirir.
Alıştırma
An eensy bit şu istekte nasıl bir etki yaratıyor: “Could you turn the music down an eensy bit?”
- Ses düzeyindeki değişikliğin kesin ölçüsünü verir.
- İsteği resmî ve teknik gösterir.
- İstenen değişikliği son derece küçük ve dostça gösterir.
Cevabı göster
İstenen değişikliği son derece küçük ve dostça gösterir.
It'll still be Shadowlands: değişiklikten sonra özün aynı kaldığını anlatan still
will still be yapısında still, başka bir ayrıntı değişse bile bir şeyin geçerliliğini koruyacağını anlatır. Burada kurallardaki küçük bir değişiklik oyunun kimliğini değiştirmeyecektir; oyun Shadowlands olarak kalacaktır. Bu yapı bir konuşma sırasında karşı tarafı rahatlatabilir. Olası bir değişikliği kabul ederken önemli noktanın korunacağını söyler. Kullanışlı kalıp It will still be + isim veya sıfat şeklindedir.
Alıştırma
Still burada ne anlatıyor?
- Oyunun hiçbir bölümü değiştirilemez.
- Küçük bir değişiklik olsa bile aynı oyun olarak kalacak.
- Oyun henüz başlamadı.
Cevabı göster
Küçük bir değişiklik olsa bile aynı oyun olarak kalacak.
heading towards the sun: belirli bir yönde hareket
Burada head, belirli bir yönde hareket etmek veya ilerlemek anlamında kullanılan bir fiildir. is heading towards şimdiki zaman yapısındadır ve şu anda gerçekleşen hareketi anlatır. Towards hareketin yönünü gösterir; hedefe kesinlikle ulaşılacağını belirtmez. Bu yapı, mevcut hareket yönü önemli olduğunda insanlar, araçlar, bulutlar veya fırtınalar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi head towards ifadesinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The storm ____ the coast.
Cevabı göster
is heading towards
Hurry up: birine hızlanmasını doğrudan söyleme ifadesi
Hurry up, “daha hızlı hareket et veya davran” anlamına gelir. Bu bir emir cümlesidir: konuşan kişi, çok az zaman kaldığı için Snickers'a doğrudan hızlanmasını söyler. Bu öbek fiilde up yukarı doğru hareket anlamına gelmez. İfadenin bütünü, birini daha hızlı hareket etmeye veya bir işi daha erken bitirmeye teşvik edebilir.
Alıştırma
“Daha hızlı hareket et” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle acil emri tamamlayın: ____, Maya, or we'll miss the train.
Cevabı göster
Hurry up
sausage dog: dachshund için kullanılan samimi bir ad
Sausage dog, uzun gövdeli ve kısa bacaklı bir köpek olan dachshund için kullanılan samimi ve resmî olmayan bir addır. Ad, köpeğin gövdesinin sosise benzemesinden gelir; yiyecek anlamına gelmez. sausage dog legs ifadesinde sausage dog, legs sözcüğünü niteler: bunlar bir dachshund'ın küçük bacaklarıdır. Bu şakacı söyleyiş, karakterin kısa bacaklarına dikkat çeker ve hafif bir mizah katar.
Alıştırma
Bu cümlede sausage dog ne anlama gelir?
- Sosisten yapılmış oyuncak bir köpek
- Sosis taşıyan bir köpek
- Dachshund için kullanılan samimi bir ad
Cevabı göster
Dachshund için kullanılan samimi bir ad
can't run any faster: olumsuzluk + any + karşılaştırma biçimi
I can't run any faster cümlesinde any, karşılaştırma biçimi faster ile birlikte kullanılır. Can't sonrasında “biraz bile daha hızlı” olmanın mümkün olmadığını anlatır: konuşan kişi sınırına ulaşmıştır ve hızını hiç artıramaz. Olumsuz fiil + any + karşılaştırma biçimi kalıbı, bir değişimin en küçük ölçüde bile ilerleyemediğini anlatır. Burada any, “herhangi biri” değil, derece bildirir.
Alıştırma
Bir koşucu zaten ulaşabileceği en yüksek hızda koşuyor. En küçük bir hız artışının bile mümkün olmadığını hangi cümle anlatır?
- I can run even faster.
- I can't run any faster.
- I can't run much faster.
Cevabı göster
I can't run any faster.
That's why you can't change the rules. Anlatım akışı
6:21İşte bu yüzden kuralları değiştirmemelisin.
That's why + sonuç
That's why, daha önce söylenmiş bir neden, olgu veya deneyime işaret eder ve bunun sonucunu sunar: “bu yüzden, ...”. Bu cümlede önceki olaylar, kuralların değiştirilemeyeceği sonucunu destekler. Bilgi sırası önce neden, ardından That's why + tam cümledir. Bu yapı, kanıtı sonuca bağlar ve bir hikâyeyi ya da açıklamayı düzgün biçimde toparlayabilir.
Alıştırma
Hangi seçenek önce nedeni verip sonra sonucu sunmak için That's why kullanıyor?
- The roads are icy. That's because school is closed today.
- The roads are icy. That's why school is closed today.
- School is closed today. That's why the roads are icy.
Cevabı göster
The roads are icy. That's why school is closed today.
make it fun: make + nesne + sıfat
make it fun ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. it etkilenen nesnedir; fun ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. Nesneyi veya sonuç bildiren sıfatı değiştirerek bu kalıbı make the room quiet ya da make the task easier örneklerindeki gibi başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
it ve fun kullanarak cümleyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: The lesson feels serious, so let's add a quick game to ____.
Cevabı göster
make it fun
Kids and cupcakes, eh?: cümle sonundaki eh?
Kids and cupcakes, eh? cümlesinde Kids and cupcakes, tamamlanmış bir ifade değil, kısa ve eğlenceli bir gözlemdir. Cümle sonundaki eh?, “değil mi?” ya da “ne demek istediğimi anlıyorsun, değil mi?” gibi bir anlam katar ve dinleyeni aynı tepkiyi paylaşmaya çağırır. Buradaki görevi bilgi istemek değil, sosyal bir bağ kurmaktır. Konuşan kişi durumu tanıdık bir şey olarak sunar ve dinleyeni buna gülümseyerek katılmaya davet eder.
Alıştırma
Bu cümlede, cümle sonundaki eh? ne işe yarıyor?
- Hafif ve ortak bir tepki katarak onay ister.
- Konuşanın cupcakes sözcüğünü duymadığını gösterir.
- Çocuklara resmî bir talimat verir.
Cevabı göster
Hafif ve ortak bir tepki katarak onay ister.
for each hand: her ele bir tane
For each hand, bir kapkeki her bir elle ayrı ayrı eşleştirir. Each elleri ayrı olarak ele aldığı için ifade, bir elde bir kapkek ve diğer elde bir kapkek daha olduğu anlamına gelir; yalnızca toplamda iki kapkek olduğunu söylemez. Yeniden kullanılabilen a/one + nesne + for each + tekil isim kalıbı bire bir dağıtımı anlatır: grubun her üyesi bir nesne alır.
Alıştırma
Hangi cümle iki elin her birinin kendine ait bir eldiveni olduğunu açıkça belirtir?
- She has one glove for both hands.
- She has one glove for each hand.
- She has gloves near her hands.
Cevabı göster
She has one glove for each hand.
got it made in the shade: rahat ve şanslı bir durumda olmak
Got it made in the shade, birinin çok rahat ve şanslı bir durumda olduğunu anlatan, kafiyeli ve gündelik bir deyimdir. Bu konuşma dilindeki cümlede You got it... ifadesi You've got it... anlamındadır. Made in the shade ifadesini bir bütün olarak anlayın. Made bir şeyi üretmekten söz etmez, shade de gerçek bir yer değildir. Kafiye yoruma şakacı bir hava katar; burada shade ayrıca hikâyedeki gölge temasını çağrıştırır.
Alıştırma
You got it made in the shade burada ne anlama geliyor?
- Daha karanlık bir yer bulman gerekiyor.
- Çok rahat ve şanslı bir durumdasın.
- Güneşten uzak bir yerde dururken bir şey yaptın.
Cevabı göster
Çok rahat ve şanslı bir durumdasın.
Coco always waits until we're right up next to her Notlar
6:56Coco her zaman dibine girene kadar bekler
right up next to her: birinin hemen dibinde
next to her, “onun yanında” demektir. right up konumu güçlendirir; bu nedenle right up next to her, “onun hemen dibinde” anlamına gelir ve çoğu zaman arada neredeyse hiç boşluk olmadığını düşündürür. Bu ifadede right, “sağ tarafta” anlamına gelmez; up da yukarı doğru bir hareketi anlatmaz. Bütün ifade next to anlamını güçlendirerek mesafenin çok az olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir sandalye masaya o kadar yakındır ki aralarında neredeyse hiç boşluk yoktur. Bu mesafeyi en iyi hangi cümle vurgular?
- The chair is next to the desk.
- The chair is right up next to the desk.
- The chair is near the desk.
Cevabı göster
The chair is right up next to the desk.
wait until ... before ...: koşul gerçekleşene kadar eylemi ertelemek
wait until X before Y kalıbı sıralamayı açıkça gösterir: X gerçekleşene kadar beklenir ve ancak ondan sonra Y yapılır. Bu cümlede X, we're right up next to her; Y ise she says Dinnertime! bölümüdür. always bunun Coco'nun alışılmış davranışı olduğunu gösterir. until beklemenin ne zaman bittiğini belirtir. before ise beklemenin Y'den önce gerçekleştiğini gösterir. Bu iki sözcük çelişmez; birlikte, Y'nin X gerçekleşene kadar ertelendiğini vurgularlar. Ancak Y'nin tam o anda gerçekleşmesi şart değildir.
Alıştırma
Cümleyi wait until ... before ... kalıbındaki iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: Nora waits ____ the rain stops ____ she goes outside.
Cevabı göster
until · before