Amazonlar gerçekten yaşadı mı? - Adrienne Mayor: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
638 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Bu video, Amazonların yalnızca mitolojik figürler mi olduğunu, yoksa İskit bozkırlarında ata binen, savaşan ve silahlarıyla gömülen kadınlardan mı esinlendiğini araştırıyor; Yunan tasvirlerini arkeolojik kanıtlarla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It was long assumed that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir görüşü kimin savunduğunu belirtmeden, geçmişte uzun süre kabul edilmiş bir inancı aktaran edilgen yapıyı tanımayı öğrenin. Bu yapıyı tarih, akademi veya haber metinlerinde eski bir varsayımı sorgulayan kanıtları sunmadan önce kullanabilirsiniz. 2. a female mounted archer — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: mounted sözcüğünün burada “takılmış” ya da “monte edilmiş” değil, “at üzerinde” anlamına geldiğini kavrayın. Bu kısa terim, bozkır savaşlarını anlatmayı ve eğitimli kadın okçuların erkekler kadar hızlı hareket edip etkili savaşabilmesini anlamayı sağlar. 3. kurgans, or burial mounds, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Kurganların İskit mezar alanları olduğunu ve or sözcüğünün bir seçenek değil, gündelik dille açıklama sunduğunu fark edin. Böylece arkeoloji metinlerinde bilinmeyen bir kültürel terimin virgüller arasında hemen tanımlandığı yapıyı izleyebilirsiniz.

Bu derste

Since the time of Homer, Kültür

0:07

Homeros zamanından beri,

Kültür

Since the time of Homer: konuyu eski bir destan geleneği içine yerleştirmek

Homeros geleneksel olarak İlyada ve Odysseia ile ilişkilendirilir ve çoğu zaman Antik Yunan destan anlatıcılığının çok erken bir dönemini temsil eder. Bu girişte Since the time of Homer, “o çok eski kültürel dönemden bu yana” anlamına gelir; Homeros’un yaşamındaki kesin olarak bilinen bir tarihten itibaren demek değildir. Bir dönemi temsil eden kişinin adını kullanmak, temel iddia başlamadan önce konuya tarihsel derinlik kazandırır. Ardından gelenleri yakın zamanda gerçekleşmiş tek bir olay olarak değil, çok eski bir geleneğin parçası olarak çerçeveler.

Alıştırma

Bu girişte Since the time of Homer ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Homeros’un yazmaya başladığı kesin takvim tarihini vermek.
  2. Sözü edilen bütün hikâyeleri bizzat Homeros’un yarattığını söylemek.
  3. Konuyu çok eski bir Yunan destan geleneği içine yerleştirmek.
Cevabı göster

Konuyu çok eski bir Yunan destan geleneği içine yerleştirmek.

ancient stories told of fierce warriors dwelling beyond the Mediterranean world, Kelime

0:09

kadim hikayeler Akdeniz dünyasının ötesinde yaşayan şiddetli savaşçılardan söz eder,

striking fear into the mightiest empires of antiquity. Deyimler

0:14

antik çağın en güçlü imparatorluklarına korku salardı.

Kelime

told of: hikâyelerin veya kayıtların anlattığı içeriği sunmak

Tell of something, bir şeyi betimlemek, anlatmak veya kayda geçirmek anlamına gelir. Burada ancient stories öznedir ve told of, bu hikâyelerde anlatılan savaşçıları tanıtır; bilgiyi alan bir kişi yoktur. Bu kalıp genellikle özne bir hikâye, efsane, kayıt, şarkı veya başka bir bilgi kaynağı olduğunda kullanılır. Günlük konuşmaya göre daha edebî veya resmî bir anlatım havası taşır.

Alıştırma

Kroniğin kaydettiği içeriği göstermek için cümleyi tell of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The old chronicle ____ a winter that lasted three years.

Cevabı göster

told of

Deyimler

striking fear into: birine yoğun korku salmak

Strike fear into someone or a group, “birine ya da bir gruba yoğun korku salmak” demektir. Buradaki strike mecazidir: birine fiziksel olarak vurmayı değil, güçlü bir duygusal etki yaratmayı anlatır. Cümledeki striking fear into... bir ortaç grubudur ve savaşçıların varlığı ile eylemlerinin sonucunu ya da etkisini ekler: antik çağın en güçlü imparatorlukları bile onlardan korkuyordu.

Alıştırma

Kalıp ifadeyi doğru geçmiş zaman sözcükleriyle tamamlayın: The warning ____ the villagers.

Cevabı göster

struck fear into

Their exploits were recounted by many epic poets. Kelime

0:18

Onların kahramanlıkları birçok epik şair tarafından anlatıldı.

Kelime

exploits: cesur eylemler anlamındaki çoğul isim

Burada exploits, cesur, dikkat çekici veya maceralı eylemler anlamına gelen çoğul bir isimdir. Önündeki Their ve çoğul özneyle kullanılan were, sözcüğün şairler tarafından anlatılan eylemleri adlandırdığını gösterir. Bu isim anlamı tarihî, biyografik ve kahramanlık anlatılarında genellikle olumlu ya da hayranlık bildiren bir ton taşır. Bir kişiyi veya kaynağı avantaj sağlamak için kullanmak anlamına gelen ve haksız muamele çağrıştırabilen exploit fiilinden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede exploits, cesur veya dikkat çekici eylemler anlamında çoğul isim olarak kullanılmıştır?

  1. The biography recounts the pilot's daring exploits.
  2. This software exploits a weakness in the system.
  3. The company exploits workers who have few choices.
Cevabı göster

The biography recounts the pilot's daring exploits.

They fought in the legendary Trojan War Kültür

0:22

Efsanevi Truva Savaşı'nda savaştılar

Kültür

Yunan destan geleneğinde the legendary Trojan War

Troya Savaşı, Yunan mitolojisi ve destan geleneğinin, özellikle İlyada'nın merkezindeki çatışmadır. Bu savaşa yapılan gönderme, anlatılan kişileri Yunan kahramanlık öykülerinin ortak dünyasına yerleştirir. Burada legendary, savaşın efsane ve destan geleneğine ait olduğunu belirtir. Sözcük, modern gündelik İngilizcede sıkça taşıyabildiği “son derece ünlü veya etkileyici” anlamıyla sınırlı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede legendary esas olarak neyi belirtir?

  1. Savaş yalnızca modern medya sayesinde popüler oldu
  2. Troya tarafı olağanüstü etkileyici bir zafer kazandı
  3. Troya Savaşı eski efsane ve destan geleneğinin bir parçası olarak sunuluyor
Cevabı göster

Troya Savaşı eski efsane ve destan geleneğinin bir parçası olarak sunuluyor

and their grand army invaded Athens.

0:24

ve büyük orduları Atina'yı işgal etti.

Jason and the Argonauts passed by their shores, Kültür

0:27

İason ve Argonotlar onların kıyılarından geçerken

Kültür

Jason and the Argonauts: Altın Post'un kahramanları

İason, Yunan mitolojisinde bir kahramandır; Argonotlar ise Altın Post'u aramak için Argo gemisiyle onunla birlikte yelken açan kahraman grubudur. Bu nedenle Argonauts, modern bir mesleğin veya etnik grubun değil, mitolojik bir grubun özel adıdır. Bu cümlede bu ad, yalnızca kişileri sıralamaktan fazlasını yapar. Gönderme, anlatılan yeri ve insanları daha geniş Yunan mitleri ağına bağlar.

Alıştırma

Jason and the Argonauts ifadesinde Argonauts kimlerdir?

  1. Uzun mesafeli deniz yolculuklarıyla ilgili modern bir meslek
  2. Amazon Nehri bölgesinden eski bir etnik grup
  3. Altın Post'u ararken İason'la birlikte yelken açan bir kahraman grubu
Cevabı göster

Altın Post'u ararken İason'la birlikte yelken açan bir kahraman grubu

barely avoiding their deadly arrows. Kalıp ifadeler

0:30

ölümcül oklarından kıl payı kurtuldular.

Kalıp ifadeler

barely avoiding: kıl payı kaçınmayı başarmak

barely avoiding ifadesinde barely, avoiding sözcüğünü niteler. Tehlikeden gerçekten kaçınılmıştır, ancak bu kıl payı olmuştur; sonuç neredeyse tam tersi olacaktı. barely, avoid, escape veya pass gibi başarılı bir sonucu anlatan fiillerle kullanıldığında başarının gerçekleştiğini, ama gerçekleşmemesine çok az kaldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle kaçışın başarılı olduğunu, ancak bunun kıl payı gerçekleştiğini açıkça belirtir?

  1. They made no attempt to escape.
  2. They almost escaped before the doors locked.
  3. They barely escaped before the doors locked.
Cevabı göster

They barely escaped before the doors locked.

These formidable fighters

0:33

Bu zorlu dövüşçüler

faced off against the greatest champions of myth, Öbek fiiller

0:34

mitolojinin en büyük şampiyonlarıyla karşı karşıya geldi,

Heracles, Theseus, and Achilles.

0:37

Herakles, Theseus ve Akhilleus.

Öbek fiiller

faced off against: bir rakiple doğrudan karşı karşıya gelmek

faced off against, face off against + rakip kalıbının geçmiş zaman biçimidir. İki tarafı bir yarışma, savaş, tartışma veya başka bir karşılaşmada doğrudan rakipler olarak sunar. İfade, eşleşmeye veya karşı karşıya gelmeye odaklanır. Tek başına fiziksel bir dövüşün gerçekleştiğini kanıtlamaz; ayrıca off, ayrı bir yön anlamı taşımak yerine bütün ifadenin parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi face off against ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the final, Maya ____ last year's champion.

Cevabı göster

faced off against

And every single one of these warriors was a woman. Kalıp ifadeler

0:41

Ve bu savaşçıların her biri birer kadındı.

Kalıp ifadeler

every single one: hiçbir istisna olmadığını vurgulamak

Every single one, “gruptaki her bir üye, hiçbir istisna olmadan” anlamına gelir. Single burada every one ifadesini güçlendirir; medeni durumu anlatmaz. Bu cümlede ifade, açıklanan gerçeği kesinleştirir: söz konusu savaşçıların tamamı kadındı. Daha genel olarak, her üyeye tek tek odaklanarak bütün grup hakkındaki bir iddiayı güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Hiçbir acil çıkışın atlanmadığını belirtmek için vurgulu yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Everyone of the emergency exits was checked.
  2. Every single ones of the emergency exits were checked.
  3. Every single one of the emergency exits was checked.
Cevabı göster

Every single one of the emergency exits was checked.

The war-loving Amazons,

0:45

Savaşı seven Amazonlar,

quote unquote the equals of men in courage and skill, Notlar

0:47

tırnak içinde, cesaret ve beceride erkeklere eşit,

were familiar to everyone in ancient Greece.

0:51

antik Yunanistan'daki herkese tanıdık geliyordu.

Ton ve niyet

quote unquote: konuşmada alıntıyı veya mesafeyi belirtmek

Quote unquote, bir sözcüğün veya ifadenin çevresine sözlü tırnak işaretleri koyan bir konuşma sinyalidir. Burada the equals of men in courage and skill sözünü anlatıcının işaretsiz kendi ifadesi olarak değil, bilinen bir tanım veya etiket olarak gösterir. Bağlama ve tona göre bu sinyal nötr olabilir ya da etikete karşı kuşku, ironi veya mesafe gösterebilir. Otomatik olarak alay anlamına gelmez; tutumu çevredeki mesaj belirler.

Alıştırma

Örnekte quote unquote ifadesi büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Dinleyiciden bütün cümleyi yazmasını istiyor.
  2. Ardından gelen sözlerin nesnel olarak doğru olduğunu garanti ediyor.
  3. Ardından gelen sözleri alıntı veya özel bir etiket olarak işaretliyor ve onlara karşı mesafe gösterebiliyor.
Cevabı göster

Ardından gelen sözleri alıntı veya özel bir etiket olarak işaretliyor ve onlara karşı mesafe gösterebiliyor.

Kalıp ifadeler

the equals of men in courage and skill: belirli niteliklerde resmî karşılaştırma

Burada equals çoğul bir isimdir: the equals of men, yetenek bakımından erkeklerle boy ölçüşen kişiler anlamına gelir. Fiil olan equals değildir. İfade, Amazonları erkeklerle karşılaştırılabilir kişiler olarak sunar. in courage and skill edat öbeği, karşılaştırmayı yalnızca cesaret ve beceri nitelikleriyle sınırlar. Her yetenek, hak veya toplumsal konum bakımından eşit olduklarını ileri sürmez.

Alıştırma

Elena'nın hız ve kontrol bakımından rakibine denk olduğunu resmî isim yapısıyla doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Elena is equal of her rival in speed and control.
  2. Elena is the equal of her rival in speed and control.
  3. Elena equals of her rival in speed and control.
Cevabı göster

Elena is the equal of her rival in speed and control.

Amazon battle scenes

0:54

Amazon savaş sahneleri

decorated the Parthenon on the Athenian Acropolis. Kültür

0:55

Atina Akropolisi'ndeki Partenon'u süslüyordu.

Kültür

the Parthenon on the Athenian Acropolis: önemli bir kamusal ortam

Parthenon, Atina Akropolü'ndeki önemli antik tapınaktır. Burada Acropolis başka bir şehri değil, Atina'nın yüksek kesimindeki anıtsal yapılar bütününü ifade eder; on, Parthenon'un bu alanın içinde bulunduğunu gösterir. Parthenon merkezî bir dinî ve kamusal anıt olduğundan, oradaki Amazon savaş sahneleri bu konunun çok görünür kamusal sanatta yer aldığını ve antik Atina'da kültürel önem taşıdığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede sahnelerin Parthenon'da bulunması en güçlü biçimde neyi gösterir?

  1. Parthenon hiçbir kamusal işlevi olmayan özel bir evdi.
  2. Amazon teması önemli bir kamusal ve dinî ortamda yer alıyordu.
  3. Atina Akropolü, Atina'yla ilgisiz uzak bir şehirdi.
Cevabı göster

Amazon teması önemli bir kamusal ve dinî ortamda yer alıyordu.

Paintings and statues of Amazons

0:58

Amazonların resimleri ve heykelleri

adorned temples and public spaces.

1:01

tapınakları ve halka açık alanları bezemekteydi.

Little girls played with Amazon dolls,

1:03

Küçük kızlar Amazon bebekleriyle oynardı

and Amazons were a favorite subject on Greek vase paintings. Kalıp ifadeler

1:06

ve Amazonlar Yunan vazo resimlerinde en sevilen konuydu.

Kalıp ifadeler

a favorite subject on Greek vase paintings: sanatsal tema anlamında subject

Bu cümlede a favorite subject, sanatçıların sık sık göstermeyi seçtiği bir kişiyi veya temayı anlatır. Subject, okulda okutulan bir ders değil, sanat eserinin betimlediği şeydir. On Greek vase paintings, bu konunun Yunan seramiği üzerine çizilmiş görüntülerde yer aldığını belirtir. Daha genel olarak bir kişi, yer, nesne veya fikir bir sanat eserinin subject’i ya da bir sanat türünde tekrar tekrar işlenen konu olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede subject, sanatta temsil edilen bir şeyi ifade eder?

  1. Biology was her favorite subject at school.
  2. Please do not change the subject during our discussion.
  3. Birds were a favorite subject in her watercolor paintings.
Cevabı göster

Birds were a favorite subject in her watercolor paintings.

In Greek art and literature,

1:10

Yunan sanatı ve edebiyatında,

they were depicted as daring and desirable, Anlatım akışı

1:12

cesur ve arzu edilir olarak tasvir edildiler,

but also terrifying and deadly,

1:15

ama aynı zamanda korkunç ve ölümcüldüler

Anlatım akışı

daring and desirable, but also terrifying and deadly: iki yönlü bir betimleme

Daring and desirable çekici tarafı sunar: Amazonlar cesur ve ilgi çekicidir. Ardından but also, terrifying and deadly ifadelerini ekleyerek korku ve tehlike tarafını gösterir. Birbirine paralel iki sıfat çifti, aynı grup hakkındaki karşıt değerlendirmeleri düzenler. İkinci çift ilkini geçersiz kılmaz; ikisi birlikte hem çekici hem de tehditkâr bir betimleme oluşturur. Okurken but also, karşıt tarafın da eklendiğini gösteren işarettir.

Alıştırma

Hangi cümle paralel sıfat çiftleriyle birbirine karşıt iki yön sunar?

  1. The campsite was peaceful and beautiful, but also remote and difficult to reach.
  2. The campsite was remote because it was peaceful and beautiful.
  3. The campsite was peaceful and beautiful, so it could not have any disadvantages.
Cevabı göster

The campsite was peaceful and beautiful, but also remote and difficult to reach.

and doomed to die at the hands of Greek heroes. Deyimler

1:17

ve Yunan kahramanların ellerinde ölmeye mahkumlardılar.

Deyimler

doomed to die at the hands of: birinin eliyle ölmeye mahkûm

Be doomed to + fiil, ciddi ve kötü bir sonucu kaçınılmaz olarak sunar. Doomed to die, güçlü bir trajedi ve kader duygusuyla “ölmeye mahkûm olmak” anlamına gelir. At the hands of + kişi veya grup, zarara, yenilgiye ya da ölüme o kişinin veya grubun neden olduğunu gösterir; kelimenin tam anlamıyla ellerini kullanmaları gerekmez. Bu iki ifade birlikte, trajik sonucun kaçınılmaz olduğunu ve bunu belirli bir düşman grubun gerçekleştireceğini anlatır.

Alıştırma

Belirli bir grubun neden olduğu kaçınılmaz ölümü anlatmak için tam kalıbı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The captured rebels were doomed dying at the hands of the occupying army.
  2. The captured rebels were doomed to die in the hands of the occupying army.
  3. The captured rebels were doomed to die at the hands of the occupying army.
Cevabı göster

The captured rebels were doomed to die at the hands of the occupying army.

Were Amazons merely figures of myth or something more? Anlatım akışı

1:21

Amazonlar sadece mitolojik figürler miydi yoksa daha fazlası mı?

Anlatım akışı

figures of myth or something more?: mitolojik figürler mi, yoksa daha fazlası mı?

Figures of myth, Amazonları geleneksel hikâyelerdeki efsanevi figürler olarak sunar; onların kesin olarak belgelenmiş tarihî kişiler olduğunu doğrudan söylemez. Or something more? ise başka bir ihtimali açık bırakır: Bu hikâyelerin daha derin, daha gerçek veya daha önemli bir temeli olabilir mi? Anlatım içinde bu soru bilgiyi düzenler: mitolojik bir tasviri araştırmaya dönüştürür. Amazonların gerçek olduğunu iddia etmez; ileride sunulabilecek kanıtlara geçiş sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede or something more? hangi işlevi görür?

  1. Konuyu Yunan kahramanlarının nasıl savaştığına çevirir.
  2. Amazonların tarihî kişiler olduğunu kanıtlar.
  3. Mitin daha derin veya daha gerçek bir temeli olup olmadığını sorgular.
Cevabı göster

Mitin daha derin veya daha gerçek bir temeli olup olmadığını sorgular.

It was long assumed that they were imaginary, Dilbilgisi

1:25

Uzun zamandır onların hayal ürünü olduğu varsayıldı,

like the cyclops and centaurs.

1:27

tepegözler ve sentorlar gibi.

Dilbilgisi

It was long assumed that: geçmişte uzun süre var olan bir inancı aktarmak

It was long assumed that + yan cümle, edilgen bir aktarım yapısıdır. It belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir; that yan cümlesi inancın içeriğini verir. Long, bu inancın geçmişte uzun bir süre devam ettiğini gösterir. Edilgen yapı, bu inancı kimin taşıdığını belirtmez. Böylece odak belirli bir kaynaktan, genel kabul görmüş sayılan bir görüşe kayar. Yapı bir inancı aktarır; o inancın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, inancı kimin taşıdığını belirtmeden uzun süredir var olan bir görüşü edilgen aktarım yapısıyla sunar?

  1. It was long assumed that the island was uninhabited.
  2. The island remained uninhabited for a long time.
  3. Researchers long assumed that the island was uninhabited.
Cevabı göster

It was long assumed that the island was uninhabited.

But curiously enough, Anlatım akışı

1:30

Ancak ilginçtir ki,

Anlatım akışı

But curiously enough: şaşırtıcı bir karşıtlığı haber vermek

But, önceki bilginin oluşturduğu beklentiden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Curiously enough, bir sonraki noktayı şaşırtıcı, sıra dışı veya özellikle dikkate değer olarak niteleyen bir cümle belirtecidir. İfade bir bütün olarak dinleyiciye savı nasıl düzenlemesi gerektiğini söyler: Makul görünen bir beklenti, dikkate değer bir kanıtla sorgulanmak üzeredir. Burada enough kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; birinin yeterli miktarda merak taşıdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

But curiously enough en güçlü biçimde neyin sinyalini verir?

  1. Sıradaki nokta şaşırtıcıdır ve önceki beklentiyle çelişir.
  2. Sıradaki nokta önceki bilgiyi yalnızca tekrarlar.
  3. Olağan dışı hiçbir şey olmadığı için konuşmacı konuyu bitirir.
Cevabı göster

Sıradaki nokta şaşırtıcıdır ve önceki beklentiyle çelişir.

stories from ancient Egypt, Persia, the Middle East,

1:31

antik Mısır, İran, Orta Doğu,

Central Asia, India, and China

1:35

Orta Asya, Hindistan ve Çin'den gelen hikayeler de

also featured Amazon-like warrior women. Kelime

1:38

Amazon benzeri savaşçı kadınları içeriyordu.

Kelime

featured Amazon-like warrior women: Amazonlara benzeyen kadın savaşçıları içeren hikâyeler

Burada featured, hikâyelerin bir kişiyi ya da şeyi “içerdiğini veya sunduğunu” belirten geçişli bir fiildir. Özne stories, nesne ise Amazon-like warrior women ifadesidir. Hikâyelerin “ayırt edici hâle getirildiği” anlamına gelmez. Amazon-like, Amazon sözcüğüne -like eklenerek oluşturulan bir sıfattır. “Amazonlara benzeyen” demektir; bu karakterlerin mutlaka Yunan mitolojisindeki Amazonlar olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede feature fiili “içermek veya sunmak”, -like ise “benzemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The exhibition featured insect-like robots in its main hall.
  2. The exhibition's special features included an audio guide.
  3. The exhibition was featured insect-like robots in its main hall.
Cevabı göster

The exhibition featured insect-like robots in its main hall.

And Amazons were described in ancient historical accounts, Anlatım akışı

1:41

Üstelik Amazonlar, sadece mitlerde değil

not just myths.

1:45

antik tarihi kayıtlarda da tanımlanıyordu.

Anlatım akışı

ancient historical accounts, not just myths: mitlerle sınırlı olmayan kaynaklar

Historical accounts, geçmişten kalma yazılı anlatımlar veya kayıtlar demektir; burada accounts finansal hesaplar değil, “anlatılar ya da kayıtlar” anlamındadır. İkinci in söylenmez ancak anlamca vardır: in ancient historical accounts, not just in myths. Konuşan kişi ancient historical accounts ifadesinden sonra not just myths ekleyerek kaynakların kapsamını genişletir: Amazonlar mitlerin yanı sıra tarihî metinlerde de anlatılmıştır. Bu, destekleyici kaynakların çeşitliliğini artırır ancak her tarihî anlatının doğru olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede not just, kanıt kaynaklarının kapsamını genişletmek için kullanılmıştır?

  1. The pattern appears in satellite data, not just in eyewitness reports.
  2. The pattern appears only in eyewitness reports.
  3. The pattern appears in satellite data rather than in eyewitness reports.
Cevabı göster

The pattern appears in satellite data, not just in eyewitness reports.

Writers like Herodotus, Plato, and Strabo Kültür

1:47

Herodot, Platon ve Strabon gibi yazarlar

never doubted their existence.

1:49

onların varlığından asla şüphe etmediler.

Kültür

Herodotus, Plato, and Strabo: kanıt olarak antik kaynaklar

Herodotus antik çağda bir tarihçi, Plato bir filozof, Strabo ise bir coğrafyacı ve tarihçiydi. Bu cümlede onlar Amazon hikâyesindeki karakterler değil, eserleri kaynak olarak değerlendirilebilecek antik yazarlardır. Tanınmış birkaç yazarı sıralamak, iddianın yalnızca bir efsaneye değil, antik tanıklıklara dayandığı izlenimini verir. Bu, savın tarihsel güvenilirliğini artırır; ancak antik yazarların aynı görüşte olması modern anlamda doğrudan kanıtla aynı şey değildir.

Alıştırma

Cümlede Herodotus, Plato ve Strabo adlarının verilmesinin temel işlevi nedir?

  1. İddiayı tanınmış antik yazarların tanıklıklarıyla desteklemek
  2. Amazon hikâyesindeki üç karakteri tanıtmak
  3. Üçünün de Amazonlarla birlikte bizzat savaştığını söylemek
Cevabı göster

İddiayı tanınmış antik yazarların tanıklıklarıyla desteklemek

So who were the real women warriors known as Amazons? Kalıp ifadeler

1:52

Peki Amazon olarak bilinen gerçek kadın savaşçılar kimlerdi?

Kalıp ifadeler

known as Amazons: bir ad veya kimliği belirtmek

women warriors known as Amazons ifadesinde known as Amazons, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; women warriors who were known as Amazons anlamına gelir. Bu ifade, grup için kullanılan adı belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp be known as + ad, unvan veya kimlik şeklindedir. Buradaki known, birini şahsen tanımak anlamına gelmez; belirli bir adla herkesçe anılmak veya tanınmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “bu adla anılmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The neighborhood is ____ Little Italy.

Cevabı göster

known as

Ancient historians located the Amazon homeland in Scythia, Kelime

1:56

Antik tarihçiler Amazonların anavatanını İskit bölgesinde konumlandırdı,

Kelime

located ... in ...: coğrafi bir konumu belirlemek

Bu cümlede located the Amazon homeland in Scythia, İskitya’nın Amazonların anayurdunun coğrafi konumu olarak belirlendiği veya gösterildiği anlamına gelir. Tarihçiler anlatılarında bir konum bildiriyor; ifade, onların burayı bizzat bulduğu anlamına gelmiyor. locate + object + in/at/on + place kalıbı, haritalar, kayıtlar veya araştırmalar bir şeyin nerede olduğunu belirttiğinde yaygındır. Başka bağlamlarda locate “bulmak” anlamına da gelebilir; bu nedenle özne ve kanıt çerçevesi yorumu belirler.

Alıştırma

Kanıtların yerleşimin coğrafi konumunu belirttiği durumda cümleyi en iyi hangi sözcük veya ifade tamamlar? From the written evidence, historians ___ the settlement in the northern valley.

  1. built
  2. searched for
  3. located
Cevabı göster

located

the vast territory stretching from the Black Sea Dilbilgisi

2:00

Karadeniz'den başlayıp

across the steppes of Central Asia.

2:03

Orta Asya bozkırları boyunca uzanan geniş topraklardı burası.

Dilbilgisi

stretching from ... across ...: mekânsal uzanımı anlatmak

stretching from the Black Sea across the steppes of Central Asia şimdiki zaman ortaç öbeği territory sözcüğünü niteler. Toprakların ne kadar geniş bir alana yayıldığını anlatır ve “the territory that stretched from the Black Sea across the steppes of Central Asia” biçiminde açılabilir. Burada stretch, vücudu germek değil, “bir alan boyunca uzanmak” demektir. from başlangıç noktasını, across ise toprakların geçtiği geniş araziyi belirtir. Bu kalıp tek başına kesin bir bitiş noktası vermez.

Alıştırma

Cümleyi stretching from ... across ... ile tamamlayın: The map shows a railway ____ the coast ____ the desert.

Cevabı göster

stretching from · across

This immense region was populated by nomadic tribes Kelime

2:05

Bu muazzam bölge, yaşamları atlar, okçuluk ve savaş

Kelime

was populated by nomadic tribes: bir bölgenin sakinlerini anlatmak

was populated by nomadic tribes ifadesindeki be populated by + grup edilgen yapısı, bir yerde o grubun yaşadığını ve bölgenin sakinlerini oluşturduğunu belirtir. Burada nomadic tribes, bölgede yaşayan insanlardır. Bu yapı, bir yerde kimlerin yaşadığını kısa ve toplu biçimde anlatır; özellikle resmî tarih, coğrafya ve nüfus anlatımlarında kullanılır. Populated, population ile bağlantılıdır; popular yani 'popüler' anlamına gelmez.

Alıştırma

'Bu grup oranın sakinleridir' anlamındaki sabit yapıyla cümleyi tamamlayın: The remote island ____ several fishing families.

Cevabı göster

is populated by

whose lives centered on horses, archery, and warfare. Kalıp ifadeler

2:09

üzerine kurulu göçebe kabileler tarafından iskan edilmişti.

Kalıp ifadeler

centered on horses, archery, and warfare: ana odağı belirtmek

centered on horses, archery, and warfare ifadesinde center on, 'bir şeyi ana odak veya düzenleyici merkez olarak almak' anlamına gelir. Bu unsurlar kabilelerin yaşam biçimini şekillendiriyordu; ifade fiziksel bir konumu anlatmaz. Kalıp, özne + center on + konu veya etkinlik biçimindedir. Bir yaşamın, tartışmanın, dersin, araştırma projesinin ya da etkinliğin temel odağını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi center on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The workshop ____ practical ways to save energy.

Cevabı göster

centered on

Their culture flourished for about 1,000 years Kelime

2:13

Kültürleri, MÖ 800 civarında başlayarak

beginning around 800 BC.

2:16

yaklaşık 1.000 yıl boyunca gelişti.

Kelime

flourished for about 1,000 years: zaman içinde süren gelişme

Bu tarihsel cümlede flourished, “güçlenip başarıyla gelişti” anlamına gelir. Bitkilerin çiçek açmasını değil, bir kültürün güçlü ve canlı olduğu bir dönemi anlatır. for about 1,000 years ifadesi bu gelişme döneminin ne kadar sürdüğünü belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp özne + flourished + for + süre biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle ticaretin iki yüzyıl boyunca geliştiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Trade flowered in the port to two centuries.
  2. Trade flourished in the port for two centuries.
  3. Trade flourished the port for two centuries.
Cevabı göster

Trade flourished in the port for two centuries.

Feared by Greeks, Persians, and the Chinese, Dilbilgisi

2:18

Yunanlılar, Persler ve Çinliler tarafından korkulan

the Scythians left no written records, Kalıp ifadeler

2:22

İskitler hiçbir yazılı kayıt bırakmadılar,

Dilbilgisi

Feared by ...: cümle başında edilgen ortaç öbeği

Feared by Greeks, Persians, and the Chinese, edilgen anlam taşıyan ve cümle başına getirilmiş bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Örtük öznesi the Scythians ifadesidir: bu halklar İskitlerden korkuyordu. Yapı, The Scythians, who were feared by Greeks, Persians, and the Chinese, ... biçiminde açılabilir. Bu öbek, ana ifadeden önce arka plan bilgisini sıkıştırarak verir. Ana cümle the Scythians ile başlar ve çekimli fiili left sözcüğüdür; Feared ikinci bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'ya iş arkadaşlarının saygı duyduğunu ve onun takımı yönetmek üzere seçildiğini doğru biçimde anlatır?

  1. Respected by her colleagues, the committee chose Maya to lead the team.
  2. Respecting her colleagues, Maya was chosen to lead the team.
  3. Respected by her colleagues, Maya was chosen to lead the team.
Cevabı göster

Respected by her colleagues, Maya was chosen to lead the team.

Kalıp ifadeler

left no written records: sonraki kuşaklara yazılı belge bırakmamak

left no written records ifadesindeki left, leave fiilinin geçmiş zamanıdır ve burada ayrılmak değil, bir şeyi sonraki kuşakların yararlanabileceği şekilde geride bırakmak anlamına gelir. İfade, İskitlerin kendileri tarafından yazılmış hiçbir belgenin sonraki kuşaklara aktarılmadığını ya da günümüze ulaşmadığını belirtir. Bu kullanım, tarihçilerin neden komşu halkların anlatıları veya arkeolojik kanıtlar gibi başka kaynaklara dayanmak zorunda olduğunu açıklamak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede left no written records ne anlama geliyor?

  1. Belgelerini başka bir yerde sakladılar.
  2. Bütün yazılı belgelerden uzaklaştılar.
  3. Sonraki kuşaklara hiçbir yazılı belge aktarmadılar.
Cevabı göster

Sonraki kuşaklara hiçbir yazılı belge aktarmadılar.

but we can find clues in how their neighbors described them,

2:24

ancak arkeolojinin yanı sıra

as well as in archaeology.

2:28

komşularının onları nasıl tanımladığında da ipuçları bulabiliriz.

Scythians' ancestors were the first to ride horses, Dilbilgisi

2:30

İskitlerin ataları ata binen ilk insanlardı

Dilbilgisi

the first to ride horses: the first + to-mastar yapısı

The first to ride horses, the first + to-mastar kalıbını kullanır. to ride horses mastarı, ataların hangi eylemde ilk olduğunu belirtir; amaç bildirmez. Bir eylemi gerçekleştiren en erken kişi veya grubu belirtmek için the first to + fiilin yalın hâli kullanılır. Aynı kalıp the second to arrive ve the last to leave örneklerinde olduğu gibi başka sıralamalarla da kullanılabilir.

Alıştırma

İkinci cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: No one submitted the form before Lina. Lina was ____ submit it.

Cevabı göster

the first to

and they invented the recurve bow. Kültür

2:33

ve kompozit yayı onlar icat etti.

Kültür

the recurve bow: belirli bir yay tasarımı

Ters kavisli yay, kirişi takılı değilken kollarının uçları okçudan uzağa doğru kıvrılan bir yaydır. Burada recurve, belirli bir yay tasarımının adıdır; yalnızca yayın genel olarak kavisli olduğu anlamına gelmez. Bu tarihsel bağlamda bu tasarım, at sırtında hareket hâlinde ok atmaya uygun, kompakt ve güçlü silahlarla ilişkilidir. Bu arka plan, yayın bozkır savaşlarında neden önemli olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede recurve bow nedir?

  1. Genel olarak kavisli bir şekle sahip herhangi bir yay
  2. Bir atın eyerine kalıcı olarak sabitlenmiş bir yay
  3. Kirişi takılı değilken kollarının uçları okçudan uzağa doğru kıvrılan bir yay
Cevabı göster

Kirişi takılı değilken kollarının uçları okçudan uzağa doğru kıvrılan bir yay

And because a female mounted archer Kelime

2:36

Ve atlı bir kadın okçu

could be as fast and as deadly as a male, Dilbilgisi

2:38

bir erkek kadar hızlı ve ölümcül olabildiğinden,

all children were trained to ride and shoot. Dilbilgisi

2:41

tüm çocuklara ata binme ve atış eğitimi verilirdi.

Kelime

a female mounted archer: at sırtında ok atan bir kadın

A female mounted archer, ata binerken ok atan bir kadındır. Female, mounted archer rolünün tamamını niteler; mounted ise bu askerî ve tarihsel bağlamda “atlı” anlamına gelir. Bu ifade, binicilik ile okçuluğu birleştiren bir savaş rolünü tanımlar. Burada mounted, bir yere kurulmuş veya bir desteğe sabitlenmiş anlamına gelmez.

Alıştırma

A female mounted archer hangi kişidir?

  1. Yaya koşarken ok taşıyan bir kadın
  2. Yayları duvara monte eden bir kadın
  3. Ata binerken ok atan bir kadın
Cevabı göster

Ata binerken ok atan bir kadın

Dilbilgisi

as fast and as deadly as: iki eşitlik karşılaştırmasını birleştirmek

as fast and as deadly as a male ifadesi, kadın bir atlı okçuyu erkek bir okçuyla iki özellik bakımından karşılaştırır: hız ve ölümcüllük. İkisinin de bu iki açıdan aynı derecede olduğunu anlatır. İfade, iki as...as eşitlik karşılaştırmasını son karşılaştırma unsurunu ortak kullanacak şekilde birleştirir. as fast as a male ve as deadly as a male biçimindeki tam anlamlar, as fast and as deadly as a male olur. as + sıfat + and as + sıfat + as + karşılaştırma unsuru kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni pilin eski pille hem hafiflik hem de dayanıklılık açısından aynı olduğunu iki bağlantılı as...as karşılaştırmasıyla doğru biçimde anlatır?

  1. The new battery is lighter and more durable than the old one.
  2. The new battery is as light as but more durable than the old one.
  3. The new battery is as light and as durable as the old one.
Cevabı göster

The new battery is as light and as durable as the old one.

Dilbilgisi

were trained to ride and shoot: edilgen be trained to + fiil yapısı

Edilgen be trained to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin bir beceri veya görev için düzenli eğitim aldığını anlatır. were trained to ride and shoot ifadesinde eğitimi alanlar çocuklardır; cümlede eğitimi kimin verdiği belirtilmez. Ride ve shoot, to sözcüğünü ortak kullanan bağlı yalın fiillerdir: to ride and shoot. to ride and to shoot örneğindeki gibi to tekrar edilebilir, ancak burada ortak kullanılan biçim daha kısa ve doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi be trained to yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The museum guides ____ respond calmly during emergencies.

Cevabı göster

were trained to

Women hunted and fought alongside men, Kalıp ifadeler

2:44

Kadınlar erkeklerle birlikte avlanır ve savaşırlardı,

using the same weapons.

2:47

aynı silahları kullanarak.

Kalıp ifadeler

fought alongside men: aynı eyleme birlikte katılmak

fought alongside men ifadesinde alongside, erkeklerle aynı eylemin katılımcıları olarak birlikte anlamına gelir. Kadınlar yalnızca yakınlarda değildi; fought, onların savaşa katıldığını açıkça gösterir. fight, work, train veya serve gibi eylem fiilleriyle kullanılan fiil + alongside + kişi/grup yapısı, iki tarafı da aynı etkinlikte paralel ya da iş birliğine dayalı roller üstlenen katılımcılar olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle teknisyenlerin itfaiyecilerle aynı onarım işine katıldığını açıkça belirtir?

  1. Mechanics watched the firefighters from a nearby building.
  2. Mechanics stood beside the firefighters but did not help with the repair.
  3. Mechanics worked alongside firefighters to repair the damaged bridge.
Cevabı göster

Mechanics worked alongside firefighters to repair the damaged bridge.

The harsh landscape and their nomadic lifestyle

2:49

Zorlu doğa koşulları ve göçebe yaşam tarzları

created its own form of equality. Anlatım akışı

2:52

kendi eşitlik biçimini yarattı.

Anlatım akışı

created its own form of equality: somut koşullardan soyut bir sonuca

Bu yan cümle, iki somut koşulu soyut bir toplumsal sonuca dönüştürür. Zorlu coğrafya ve göçebe yaşam tarzı neden olarak sunulur; created, açıklamayı bunların sonucuna, yani belirli bir eşitlik türüne taşır. Koşullar + create + soyut sonuç düzeni açıklayıcı metinlerde yaygındır. Its own form of equality, iddianın kapsamını daraltır. Bu ifade, söz konusu koşulların biçimlendirdiği bir eşitlik anlamına gelir; modern hukuki veya toplumsal anlamların tümünde eksiksiz eşitlik demek değildir.

Alıştırma

created its own form of equality cümlede bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi üstlenir?

  1. Coğrafya ile yaşam tarzını belirli bir toplumsal sonucun nedenleri olarak sunar.
  2. Tam eşitliği güvence altına alan modern yasaları sıralamaya başlar.
  3. Kadınların avlandığını veya savaştığını inkâr eder.
Cevabı göster

Coğrafya ile yaşam tarzını belirli bir toplumsal sonucun nedenleri olarak sunar.

This amazed the ancient Greeks,

2:55

Bu durum, kadınları kapalı alanlarda kısıtlı bir yaşam süren

whose women led restricted indoor lives. Dilbilgisi

2:57

antik Yunanlıları hayrete düşürüyordu.

Dilbilgisi

whose women led restricted indoor lives: bir gruba bağlanan whose

Whose, the ancient Greeks hakkında ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Burada the ancient Greeks grubunu kendi toplumlarındaki kadınlarla ilişkilendirir; whose yalnızca tek bir kişinin sahipliğini değil, bir grup, yer veya kuruluş ile ona bağlı kişiler arasındaki ilişkiyi de gösterebilir. Lead restricted indoor lives ifadesinde lead, “yaşamak” veya “belirli bir tür yaşam sürmek” anlamındadır. Çoğul lives, women ile uyumludur; restricted indoor ise yaşamın büyük ölçüde evle veya diğer kapalı alanlarla sınırlandığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The region, ____ residents depend on fishing, faces rising sea levels.

Cevabı göster

whose

The earliest stories of the Scythians and Amazons

3:00

İskitler ve Amazonlara dair en eski hikayeler

may have been exaggerated rumors, Dilbilgisi

3:04

abartılı söylentiler olabilir,

Dilbilgisi

may have been exaggerated rumors: geçmişe dair kesin olmayan olasılık

May have been, may + have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplik tamamlanmış yapıdır. Geçmişteki bir durum hakkında kesin olmayan bir yargı ifade eder; bu nedenle yazar doğrulanmış bir gerçek yerine olası bir açıklama sunar. Burada been, the earliest stories ile exaggerated rumors arasında bağ kurar; exaggerated ise söylentilerin gerçeğin ötesinde büyütüldüğünü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir durum hakkında kesin olmayan bir tahminde bulunuyor?

  1. The report may be incomplete.
  2. The report was definitely based on incomplete evidence.
  3. The report may have been based on incomplete evidence.
Cevabı göster

The report may have been based on incomplete evidence.

but as the Greeks began to trade around the Black Sea Anlatım akışı

3:06

ancak Yunanlılar Karadeniz etrafında

and further east,

3:09

ve daha doğuda ticaret yapmaya başladıkça,

their portrayals became more realistic.

3:10

tasvirleri daha gerçekçi hale geldi.

Anlatım akışı

as ... their portrayals became more realistic: gelişen iki değişimi birbirine bağlamak

Bu cümlede as, “-dıkça” veya “zaman ilerledikçe” anlamındadır. As ile başlayan yan cümle, gelişmekte olan bir zaman arka planı kurar: Yunan ticareti Karadeniz'e ve daha doğudaki bölgelere ulaşıyordu. Ana cümle ise bununla birlikte gelişen değişimi verir: betimlemeler daha gerçekçi hâle geliyordu. Bu yapı iki gelişmeyi birbirine bağlar ve artan temasın sanatsal değişimi açıklamaya yardımcı olduğunu ima edebilir. Ancak as öncelikle bu olayları eş zamanlı süreçler olarak düzenler; because kadar açık biçimde doğrudan bir neden belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, doğrudan bir neden belirtmeden gelişmekte olan bir süreci başka bir değişimin arka planı olarak sunar?

  1. As the weather grew colder, the lake began to freeze.
  2. Although the weather grew colder, the lake did not freeze.
  3. Because the heater broke, the room became cold.
Cevabı göster

As the weather grew colder, the lake began to freeze.

Early depictions of Amazons

3:13

Amazonların erken dönem betimlemeleri

showed them with Greek weapons and armor.

3:15

onları Yunan silahları ve zırhlarıyla gösteriyordu.

But in later representations,

3:17

Fakat daha sonraki temsillerde

they wielded bows and battle-axes, Kelime

3:19

ok ve savaş baltaları taşıyorlar,

Kelime

wielded bows and battle-axes: silahları etkin biçimde kullanmak

Wield a weapon, bir silahı elde tutup etkin biçimde kontrol etmek veya kullanmak demektir. Buradaki wielded bows and battle-axes, savaşçıları bu silahları yalnızca taşıyan değil, gerçekten kullanabilen kişiler olarak gösterir. Wield, genel anlamlı use fiilinden daha resmî ve güçlüdür. Kontrolü, beceriyi veya gücü vurgulamak isteyen tarihî, savaş ve fantastik anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “bir silahı elde tuttu ve etkin biçimde kullandı” anlamındaki geçmiş zaman fiiliyle tamamlayın: During the battle, the knight ____ a heavy sword with both hands.

Cevabı göster

wielded

rode horses,

3:22

ata biniyorlar

and wore pointed caps and patterned trousers

3:23

ve bozkır göçebelerine özgü

characteristic of steppe nomads. Kalıp ifadeler

3:26

sivri uçlu şapkalar ile desenli pantolonlar giyiyorlardı.

Kalıp ifadeler

characteristic of steppe nomads: bozkır göçebelerine özgü

Burada characteristic of steppe nomads, “bozkır göçebelerine özgü” veya “onlarla güçlü biçimde ilişkilendirilen” anlamına gelir. Sıfat öbeği kıyafet betimlemesinden sonra gelir ve bu tarzın söz konusu grup için tipik olduğunu belirtir. Characteristic burada “özellik” anlamındaki isim değil, sıfattır. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp be characteristic of + isim şeklindedir. Bir nitelik veya tarzın bir kişi, grup, yer ya da dönemle yaygın olarak ilişkilendirildiğini anlatır; bunun yalnızca onlarda bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi characteristic of ile tamamlayın: Bright geometric patterns are ____ this weaving tradition.

Cevabı göster

characteristic of

Until recently,

3:29

Yakın zamana kadar,

no one was sure how strong the links were between Scythians Dilbilgisi

3:30

kimse İskitler ile Yunan mitlerindeki Amazonlar arasındaki bağların

and the Amazons of Greek myth.

3:33

ne kadar güçlü olduğundan emin değildi.

Dilbilgisi

how strong the links were: dolaylı soruda sözcük sırası

How strong the links were between Scythians and the Amazons of Greek myth, was sure ifadesinden sonra gelen dolaylı soru cümleciğidir. Kimsenin kesin olarak bilmediği şeyi, yani bağlantının derecesini veya gücünü belirtir. Soru bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için bildirme cümlesi sırasını kullanır: how strong + the links + were. Özne ile fiilin yer değiştirmesi yalnızca doğrudan soru olan How strong were the links? için geçerlidir; bu cümlecikte kullanılmaz.

Alıştırma

Dolaylı soru için doğru sözcük sırasına sahip cümleyi seçin.

  1. No one knows how is serious the damage.
  2. No one knows how serious the damage is.
  3. No one knows how serious is the damage.
Cevabı göster

No one knows how serious the damage is.

But recent archaeological discoveries

3:36

Ancak son arkeolojik keşifler

have provided ample evidence. Kalıp ifadeler

3:38

buna dair bolca kanıt sundu.

Kalıp ifadeler

provided ample evidence: bir iddia için yeterli destek

Burada provided ample evidence, “bir sonucu destekleyecek miktarda ikna edici kanıt sağladı” anlamına gelir. Ample, evidence sözcüğünü niteler ve yalnızca biraz kanıt bulunduğunu değil, kanıtın miktarının veya ağırlığının amaç için gerekenden fazla olduğunu belirtir. Açıklayıcı veya tartışmacı metinlerde bu eşdizim, yeterli desteğin bulunduğunu okuyucuya bildirir ve çoğu zaman sırada sunulacak somut kanıtlara geçiş hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade provide ample evidence ile tamamlayın: The survey results ____ that public support is growing.

Cevabı göster

provide ample evidence

More than a thousand ancient Scythian kurgans, Kültür

3:40

Binden fazla antik İskit kurganı

or burial mounds,

3:43

veya mezar höyüğü

Kültür

kurgans, or burial mounds: yeniden açıklama anlamındaki or

Kurgan, Avrasya bozkırlarıyla ilişkili eski bir mezar höyüğüdür. Burial mounds sözcükleri, uzmanlık terimi kurgans'ı anlamak için gereken anlamı sade İngilizceyle verir. Virgüllerle ayrılan or burial mounds öbeği, açıklayıcı bir yeniden ifade etmedir: or burada “yani” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. İki ad öbeği aynı nesneleri gösterdiği için or bir seçim sunmaz.

Alıştırma

“A pediatrician, or doctor for children, examined the baby,” cümlesinde or ne yapar?

  1. İki doktor arasında seçim sunar.
  2. Muayenenin gerçekleşmeyebileceğini gösterir.
  3. Pediatrician sözcüğünü daha sade sözlerle yeniden ifade eder.
Cevabı göster

Pediatrician sözcüğünü daha sade sözlerle yeniden ifade eder.

have been excavated,

3:45

kazıldı

containing skeletons and weapons.

3:46

ve iskeletler ile silahlar barındırıyordu.

Archaeologists had previously assumed Dilbilgisi

3:48

Arkeologlar daha önce

that weapons could only belong to male warriors. Kalıp ifadeler

3:51

silahların yalnızca erkek savaşçılara ait olabileceğini varsayıyordu.

Dilbilgisi

had previously assumed: eski bir varsayımı sonraki kanıtlardan önceye yerleştirmek

Had assumed, assume fiilinin past perfect biçimidir. Varsayımı daha sonraki bir keşif veya analiz gibi başka bir geçmiş olaydan ya da geçmişteki bir referans noktasından önceye yerleştirir. Previously bu öncelik ilişkisini daha da vurgular. Araştırma anlatılarında had previously assumed çoğu zaman “eski görüş → yeni kanıt” sıralamasını kurar. Görüşü daha önceki bir varsayım olarak sunar; bu görüşün günümüzde hâlâ mutlaka kabul edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha sonraki bir laboratuvar testi ekibin görüşünü değiştirdi. Eski varsayımı geçmişteki bu testten önceye yerleştiren hedef yapıyı hangi cümle kullanıyor?

  1. The team had previously assumed the sample was modern.
  2. The team currently assumes the sample is modern.
  3. The team has previously assumed the sample was modern.
Cevabı göster

The team had previously assumed the sample was modern.

Kalıp ifadeler

could only belong to: mülkiyet hakkında tek olasılıklı bir çıkarım yapmak

Could belong to olası bir sahiplik veya ilişkiyi ifade eder; had assumed yapısı altında bu olasılığa geçmişteki bir noktadan bakılır. Only eklendiğinde olasılıklar teke iner: eski varsayıma göre silahların erkek savaşçılar dışında olası bir sahibi yoktu. Burada could, geçmişteki bir çıkarımın içindeki olasılığı belirtir; kibar bir rica değildir. Belong to ifadesinden sonra sahip veya grup gelir; belong to a museum buna bir örnektir.

Alıştırma

Araştırmacılar geçmişte mülkiyet hakkında tek olasılıklı bir çıkarım yapıyordu. Bu anlamı hangi cümle doğal biçimde ifade eder?

  1. The camera could only belong to its registered owner.
  2. The camera could only be belonged to its registered owner.
  3. The camera could belong to its registered owner.
Cevabı göster

The camera could only belong to its registered owner.

But modern DNA analysis so far has revealed Kalıp ifadeler

3:54

Fakat modern DNA analizleri şimdiye kadar

that about 300 skeletons buried with weapons belong to females Dilbilgisi

3:57

silahlarla gömülü yaklaşık 300 iskeletin kadınlara ait olduğunu ortaya çıkardı

Kalıp ifadeler

so far has revealed: şu ana kadarki bulgular

so far has revealed ifadesinde so far “şu ana kadar” anlamına gelir; has revealed ise present perfect yapısındadır. Birlikte, önceki analizlerden bugüne kadar biriken sonucu bildirirler. Bu kullanım sayıyı kesinleşmiş son toplam olarak değil, mevcut aşamadaki kanıt olarak sunar. So far, sonraki analizlerin bulgulara ekleme yapmasına veya onları gözden geçirmesine açık kapı bırakır; mevcut bulguyu reddetmez ya da güvenilmez hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümle şu ana kadar üç önemli sorun bulunduğunu ve daha sonra yeni bulguların eklenebileceğini doğal biçimde bildirir?

  1. The survey revealed three major problems during last year's review.
  2. The survey has so far revealed three major problems.
  3. The survey may reveal three major problems after the next round.
Cevabı göster

The survey has so far revealed three major problems.

Dilbilgisi

skeletons buried with weapons: geçmiş zaman ortacıyla isim niteleme

skeletons buried with weapons bir isim öbeğidir. Buried with weapons, skeletons sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir; skeletons that were buried with weapons yapısına eşdeğerdir ve hangi iskeletlerden söz edildiğini belirtir. Burada with weapons, silahların kalıntılarla birlikte gömüldüğü anlamına gelir. Buried burada edilgen anlam taşır: iskeletler gömme eylemine maruz kalır. Çekimli bir fiil değildir. That yan cümlesinde about 300 skeletons ... isim öbeğinin tamamı öznedir ve belong bu öznenin temel fiilidir.

Alıştırma

Hangi cümle, anlatılan evleri belirtmek için bir isimden sonra geçmiş zaman ortaç öbeğini doğru biçimde kullanır?

  1. The houses damaged in the storm were later repaired.
  2. The houses damaging in the storm were later repaired.
  3. The houses were damaged in the storm were later repaired.
Cevabı göster

The houses damaged in the storm were later repaired.

ranging in age from 10 to 45, Kalıp ifadeler

4:01

bunların yaşları 10 ile 45 arasında değişiyordu

Kalıp ifadeler

ranging in age from 10 to 45: yaş aralığını belirtme

Range in age from A to B, bir gruptaki en genç kişilerin A, en yaşlı kişilerin ise B yaşında olduğu anlamına gelir. Buradaki ranging, hemen önce sözü edilen grubun yaş bilgisini ekleyen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. In age neyin ölçüldüğünü belirtirken from ... to ... aralığın iki ucunu gösterir. Buradaki ranging bir aralığı anlatır; rastgele hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi range in age from ... to ... yapısının -ing biçimiyle tamamlayın: The finalists, ____ 16 to 62, came from five countries.

Cevabı göster

ranging in age from

and more are being found every year.

4:04

ve her yıl daha fazlası bulunuyor.

The women's skeletons show battle injuries,

4:07

Kadın iskeletlerinde savaş yaraları görülüyor,

ribs slashed by swords, Kelime

4:09

kılıçlarla kesilmiş kaburgalar,

skulls bashed by battle-axes,

4:11

savaş baltalarıyla ezilmiş kafatasları

and arrows embedded in bones.

4:14

ve kemiklere saplanmış oklar.

Kelime

slashed ... bashed ... embedded: savaş hasarı türlerini ayırt etme

Slashed keskin bir kenarın yol açtığı kesilme hasarını, bashed ise güçlü bir darbenin yol açtığı hasarı anlatır. Embedded, bir şeyin başka bir şeyin içine girmiş veya saplanmış ve orada kalmış olması demektir; oklar yalnızca kemiklerin üzerine konmuş değil, kemiklerin içindedir. Her geçmiş zaman ortacı, ribs slashed, skulls bashed ve arrows embedded örneklerinde olduğu gibi bir ismin ardından gelerek ortaya çıkan durumu anlatır. Bu paralel ayrıntılar, genel savaş yaralanması iddiasını somut fiziksel kanıta dönüştürür.

Alıştırma

Cümledeki boşlukları sırasıyla en iyi tamamlayan sözcükleri seçin: The report described ropes ___ with a blade, a door ___ with a hammer, and glass ___ in the wall.

  1. embedded / slashed / bashed
  2. slashed / bashed / embedded
  3. bashed / embedded / slashed
Cevabı göster

slashed / bashed / embedded

In classical art and writings,

4:17

Klasik sanat ve yazılarda,

the fearsome Amazons

4:19

korkutucu Amazonlar

were always portrayed as brave and heroic.

4:21

her zaman cesur ve kahraman olarak tasvir edilmiştir.

In male-dominated classical Greece, Kelime

4:24

Erkek egemen klasik Yunanistan'da

Kelime

male-dominated: çoğunlukla erkeklerin yön verdiği toplum veya alan

Male-dominated, bir toplumda veya alanda erkeklerin zaman içinde gücün, etkinin ya da konumların çoğunu elinde tuttuğunu belirten birleşik bir sıfattır. Burada classical Greece ifadesini niteler ve o toplumdaki toplumsal cinsiyete dayalı güç yapısını özetler. Bu ifade, bir erkeğin tek bir olayda başka birini kontrol etmesini değil, uzun süreli yapısal bir düzeni anlatır. Bu çerçeve, güçlü kadınlar düşüncesinin o ortamda neden toplumsal beklentileri sarsıcı görünebildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki birleşik sıfatla tamamlayın: She became a leader in a ____ profession.

Cevabı göster

male-dominated

however,

4:26

ise,

the very idea of strong women Kalıp ifadeler

4:27

özgürlük ve savaşla övünen

Kalıp ifadeler

the very idea of ...: fikrin kendisini vurgulamak

The very idea of strong women ifadesinde very, idea ismini niteler. Anlamı “fikrin kendisi” veya “yalnızca bu düşünce bile”dir; “son derece güçlü kadınlar” demek değildir. The very idea of + isim veya -ing biçimi kalıbı, henüz hiçbir şey gerçekleşmeden yalnızca o kavramın bile bir tepki yaratmaya yettiğini vurgular.

Alıştırma

“The very idea of missing the train made Leo anxious.” cümlesinde “the very idea” neyi vurgular?

  1. Leo trenin son derece önemli olduğuna inanıyordu.
  2. Düşüncenin kendisi bir tepki yaratmaya yetti.
  3. Fikir olağanüstü zekiceydi.
Cevabı göster

Düşüncenin kendisi bir tepki yaratmaya yetti.

who gloried in freedom and war aroused mixed feelings. Notlar

4:29

güçlü kadın fikri karışık hisler uyandırıyordu.

Kelime

gloried in freedom and war: ideallerden yoğun gurur duyma

Glory in + isim ya da -ing biçimi, bir şeyden yoğun gurur veya haz duymak demektir. Gloried geçmiş zaman biçimidir; in de ifadenin ayrılmaz bir parçasıdır. Burada gloried in freedom and war, özgürlük ve savaşı grubun yalnızca sevdiği şeyler olarak değil, açıkça yücelttiği idealler olarak sunar. İfade hayranlık belirtebilir; ancak bağlam, bu gururun aşırı veya rahatsız edici görünmesine de yol açabilir.

Alıştırma

Cümleyi glory in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of doubt, the inventor ____ proving everyone wrong.

Cevabı göster

gloried in

Kalıp ifadeler

aroused mixed feelings: çelişkili bir tepki uyandırmak

Arouse + bir duygu ya da tepki, o duygu veya tepkinin ortaya çıkmasına neden olmak demektir. Mixed feelings çoğu zaman aynı anda hissedilen olumlu ve olumsuz tepkilerin birleşimidir. Burada aroused mixed feelings, grubun tek ve basit bir tepki yerine hem çekim ya da hayranlık hem de huzursuzluk uyandırdığını belirtir. Arouse sözcüğünün bu kullanımı duygu uyandırmakla ilgilidir ve romantik ya da cinsel bağlamlarla sınırlı değildir.

Alıştırma

Yeniden düzenlenen okul programının hem olumlu hem de olumsuz tepkilere yol açtığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. The redesigned school schedule won unanimous approval from families.
  2. The redesigned school schedule aroused mixed feelings among families.
  3. Families had no reaction to the redesigned school schedule.
Cevabı göster

The redesigned school schedule aroused mixed feelings among families.

And yet, Anlatım akışı

4:34

Buna rağmen,

the Greeks were also drawn to egalitarian ideals. Kalıp ifadeler

4:34

Yunanlılar aynı zamanda eşitlikçi ideallere de ilgi duyuyordu.

Anlatım akışı

And yet: önceki beklentiye ters düşen bir gerçeği sunmak

And yet, “az önce söylenene rağmen” anlamına gelir. Önceki noktayı kabul eder, ardından bu noktanın oluşturduğu beklentiye ters düşen bir gerçeği sunar. Burada eşitliğe duyulan ilginin daha önce anlatılan gerilimlerle aynı anda var olduğunu gösterir. also bunu durumun başka bir yönü olarak eklerken And yet söylemi beklenmedik karşıtlığa yönlendirir.

Alıştırma

İlk cümle The situation was extremely dangerous. Buna rağmen sonraki gerçeğin geçerli olduğunu en iyi vurgulayan devam cümlesi hangisidir?

  1. As a result, she remained calm.
  2. For example, she remained calm.
  3. And yet, she remained calm.
Cevabı göster

And yet, she remained calm.

Kalıp ifadeler

be drawn to egalitarian ideals: eşitlikçi ideallere ilgi duymak

Be drawn to something, bir şeye doğal olarak ilgi duymak veya ondan etkilenmek anlamına gelir. Burada drawn, edilgen bir yapıda kullanılan draw fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; “çizilmiş” anlamına gelmez. Egalitarian ideals, insanların eşit statüye, haklara veya fırsatlara sahip olması gerektiği yönündeki inançlardır. İfade, bu fikirlerin Yunanlara çekici geldiğini anlatır.

Alıştırma

Be drawn to kalıbındaki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: Many readers are ____ stories that imagine a fairer society.

Cevabı göster

drawn to

Is it possible

4:38

Acaba heyecan verici Amazon hikayelerinin

that the mythic realm of thrilling Amazon tales

4:39

mitolojik dünyası, kadın ve erkekleri eşit yoldaşlar olarak

was a way to imagine women and men as equal companions? Anlatım akışı

4:42

hayal etmenin bir yolu olabilir miydi?

Anlatım akışı

was a way to imagine ... as equal companions: temkinli bir yorum

Bu yan cümle, Amazon hikâyelerini bir hayal etme aracı olarak yeniden yorumlar. “X was a way to imagine Y as Z” kalıbında X, Y’yi Z rolünde veya ilişkisinde düşünmek için zihinsel bir alan sağlar; burada kadınlar ve erkekler eşit yoldaşlar olarak hayal edilir. “Is it possible that...?” şeklindeki soru çerçevesi, bu iddiayı önceki malzemeyi toparlayan temkinli bir son yorum hâline getirir. Mitlerin insanlara neyi hayal ettirmiş olabileceğini öne sürer; eşit yoldaşlığın gerçekten bir toplumsal sistem olarak var olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu sonucun işlevini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Hikâyelerin kadınlarla erkekler için hukuken eşit bir statü yarattığını söyler.
  2. Kadınlarla erkeklerin antik toplumda zaten eşit yaşadığını kanıtlar.
  3. Hikâyeleri eşitliği hayal etmeye yarayan bir alan olarak gören temkinli bir yorum sunar.
Cevabı göster

Hikâyeleri eşitliği hayal etmeye yarayan bir alan olarak gören temkinli bir yorum sunar.

If you agree

4:48

Eğer siz de

that well-behaved women seldom make history, Deyimler

4:49

uslu kadınların nadiren tarih yazdığına katılıyorsanız,

Deyimler

well-behaved women seldom make history: ironik bir özdeyiş

“Well-behaved women seldom make history” kısa ve özdeyiş niteliğinde bir iddiadır. “Well-behaved”, beklenen kurallara ve toplumsal normlara uymayı anlatırken “make history” deyimi bir tarih kitabı yazmak değil, tarihsel açıdan önemli bir şey yapmak anlamına gelir. Bu söz, iyi davranışı doğrudan övmek yerine ironiktir: Kısıtlayıcı beklentilere meydan okuyan kadınların çoğu zaman değişimi sağlayan kişiler olduğunu düşündürür. “Seldom”, “nadiren” demektir; dolayısıyla bu söz, istisnasız mutlak bir iddia değil, keskin ve akılda kalıcı bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi açıklama sözün vermek istediği tutumu en iyi korur?

  1. Kısıtlayıcı beklentilere meydan okuyan kadınlar çoğu zaman tarihi değiştiren kişilerdir.
  2. Kibar kadınlardan tarih kitaplarında hiçbir zaman söz edilmez.
  3. Dikkat çekiyorsa her zararlı davranış övgüyü hak eder.
Cevabı göster

Kısıtlayıcı beklentilere meydan okuyan kadınlar çoğu zaman tarihi değiştiren kişilerdir.

check out this playlist Öbek fiiller

4:52

en sevdiğimiz baş belalarından birkaçıyla tanışmak için

Öbek fiiller

check out this playlist: samimi bir öneri

Burada check out, göz atmak veya incelemek anlamına gelir. Konuşmacı izleyiciyi oynatma listesini açıp daha fazla içerik izlemeye davet eder; ödeme yapmak ya da otelden ayrılmak anlamında değildir. Check out, ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne isimse check out this playlist veya check this playlist out denebilir. Nesne zamirse ortaya gelir: check it out denir, check out it denmez.

Alıştırma

'check out this playlist' eylem çağrısında check out ne anlama gelir?

  1. Oynatma listesini açmak veya incelemek.
  2. Oynatma listesinin ücretini kasada ödemek.
  3. Oynatma listesinden otelden çıkar gibi ayrılmak.
Cevabı göster

Oynatma listesini açmak veya incelemek.

to meet a few of our favorite troublemakers. Kelime

4:53

bu oynatma listesine göz atın.

Kelime

favorite troublemakers: sevgiyle kullanılan olumsuz bir etiket

Troublemaker genellikle sorun çıkaran birini tanımlar ve normalde olumsuzdur. Burada favorite olumlu bir işaret verir; övgü dolu bağlam da bu etiketi sevgi içeren, şakacı bir övgüye dönüştürür. İfade, geleneklere meydan okudukları veya beklenen sınırlara uymayı reddettikleri için takdir edilen kişileri anlatır. Onları zararlı davranışlarla ciddi biçimde suçlamaz. Daha genel olarak, olumlu niteleyiciler ve destekleyici bağlam bir kelimenin olağan değerlendirmesini geçici olarak yumuşatabilir veya tersine çevirebilir.

Alıştırma

Bu cümlede favorite troublemakers büyük olasılıkla nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Zararlı davranışlara yönelik ciddi ve resmî bir suçlama.
  2. Oynatma listelerini düzenleyen kişiler hakkında tarafsız bilgi.
  3. Geleneklere meydan okuyan kişilere yönelik şakacı bir hayranlık.
Cevabı göster

Geleneklere meydan okuyan kişilere yönelik şakacı bir hayranlık.