Çikolatanın tarihi - Deanna Pucciarelli: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Çikolatanın acı ve kutsal bir Mezoamerika içeceğinden, sömürgeci sömürü ve sanayileşme yoluyla küresel bir yiyeceğe dönüşmesini izleyin; çekici imgesinin bugün bile köleliği, çocuk işçiliğini ve başka insan hakları ihlallerini nasıl gizlediğini görün. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not a relaxing cup of hot cocoa, but a bitter invigorating concoction — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: not..., but... kalıbının rahatlatıcı sıcak kakao imgesini reddedip yerine tarihsel olarak doğru bir karşıtlık koyduğunu görün. Bu yapıyı açıklamalarda bir varsayımı açıkça düzeltmek ve şaşırtıcı bir bilgiyi akılda kalıcı kılmak için kullanabilirsiniz. 2. Yet along with the growth of the industry, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önce sanayideki büyümeyi kabul eden, ardından bunun insani bedelini ortaya koyan geçişi tanıyın. Tarih anlatılarında, denemelerde ve toplumsal sorunlara ilişkin tartışmalarda ilerleme ya da yararlardan bunlara eşlik eden zararlara akıcı biçimde geçmenize yardımcı olur. 3. not everything about chocolate is sweet. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Kapanışta sweet sözcüğünün hem tada hem de ahlaki niteliğe gönderme yapan çift anlamını kavrayın. Tanıdık bir sözcüğün konuyu yeniden hatırlatırken çikolatanın çekici yüzünün ardındaki acımasızlığı sezdirdiğini ve savı kısa, ironik bir sonuca bağladığını fark edebilirsiniz.
Bu derste
If you're can't imagine life without chocolate,
0:07Eğer çikolatasız bir hayat hayal edemiyorsanız,
you're lucky you weren't born before the 16th century. Dilbilgisi
0:1016. yüzyıldan önce doğmadığınız için şanslısınız.
weren't born before the 16th century: be born yapısının geçmiş zaman olumsuzu
Be born, birinin ne zaman dünyaya geldiğini belirtmek için kullanılan kalıplaşmış edilgen yapıdır. Özne you olduğunda be fiilinin geçmiş zaman biçimi were olur; bu nedenle kısaltılmış olumsuz biçim were not born anlamındaki weren't born ifadesidir. Bu yapı did ile kurulmaz. Before the 16th century bir zaman sınırı belirler. Burada dinleyicinin doğumu bu sınırdan daha önce gerçekleşmemiştir. Tarihsel bir anlatımda doğrudan you kullanmak, dinleyicinin zaman çizgisindeki yerini hayal etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi be born yapısının kısaltılmış geçmiş zaman olumsuz biçimiyle tamamlayın: Your passport says 2005, so you ____ before 2000.
Cevabı göster
weren't born
in a form quite different from what we know. Dilbilgisi
0:19ve bizim bildiğimizden oldukça farklı bir formdaydı.
Until then: daha önceki bir zaman sınırına geri gönderme
Until then, anlatımda daha önce belirlenmiş bir zamana geri gönderme yapar; burada hemen önce sözü edilen 16. yüzyıl sınırını gösterir ve “o zamana kadar” anlamına gelir. Ardından gelen cümleciği, önceki dönem boyunca geçerli kalan bir durum olarak sunar. Cümlenin başında kullanıldığında önce zaman sınırından önce neyin doğru olduğunu özetler, ardından tarihsel zaman çizgisini ilerletir. Bu ifadedeki then, “sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Koleksiyonun müze açılana kadar depoda kaldığını gösteren bağlayıcıyı seçin: The museum opened in 2010. ____, the collection was kept in storage.
- Until then
- By then
- Then
Cevabı göster
Until then
in a form quite different from what we know: bildiğimizden oldukça farklı bir biçimde
In a form, bir şeyin hangi biçimde var olduğunu veya göründüğünü anlatır. Quite different from what we know, form sözcüğünden sonra gelerek bu biçimi açıklar: Bu biçim, günümüzde bildiğimiz sürümden çok farklıdır. What ile başlayan yan cümle, bildiğimiz her şeyi değil, aşina olduğumuz biçimi veya sürümü ifade eder. Farklı dönemlerdeki ya da durumlardaki sürümleri karşılaştırmak için in a form (quite) different from what ... kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Günümüzde bilinen sürümle uyuşmayan eski bir sürümü doğru anlatan cümle hangisidir?
- The early machine existed in a form quite different with what we use today.
- The early machine existed in a form quite difference from what we use today.
- The early machine existed in a form quite different from what we use today.
Cevabı göster
The early machine existed in a form quite different from what we use today.
As far back as 1900 BCE: MÖ 1900 kadar eski bir tarihte
As far back as + geçmişteki bir tarih veya dönem, daha o zamanda anlamına gelir. Bir olayı uzak geçmişe yerleştirir ve olayın dinleyicinin bekleyebileceğinden daha önce gerçekleştiğini vurgular; far back fiziksel uzaklığı değil, zamansal uzaklığı anlatır. BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve Ortak Çağ'dan önce anlamına gelir. Bu nedenle 1900 BCE, Ortak Çağ'dan önceki 1900 yılıdır. Bu ifadenin ardından genellikle o dönemde zaten gerçekleşen olay veya var olan durum belirtilir.
Alıştırma
As far back as kalıbını ve 3000 BCE tarihini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, people were building large cities in the region.
Cevabı göster
As far back as 3000 BCE
had learned to prepare: geçmişteki bir zamandan önce kazanılan beceri
Had learned, had + past participle yapısındaki past perfect biçimidir. Öğrenme eylemini geçmişteki daha sonraki bir referans noktasından önceye yerleştirir. Bu tarih anlatısında referans noktası MÖ 1900'dür; dolayısıyla insanlar bu beceriyi daha önce kazanmıştır. Learn to prepare, bir şeyi hazırlama becerisini edinmek demektir. Had learned to prepare birlikte kullanıldığında, bu becerinin söz konusu geçmiş zamana kadar zaten kazanılmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Becerinin keşif başlamadan önce kazanıldığını açıkça gösteren biçimi seçin: By the time the expedition began, the team ____ food without a stove.
- had learned to prepare
- has learned to prepare
- learned to prepare
Cevabı göster
had learned to prepare
The earliest records tell us: belgesel kanıt sunmak
Cümle, The earliest records ifadesini özne yapar; tell us ise bu belgeleri devamındaki bilginin kaynağı olarak sunar. Buradaki tell us, “bize gösterir” veya “bize belirtir” anlamındadır; kayıtlar gerçek anlamda konuşmaz. Kaynağı önce veren bu başlangıç, sıradaki tarihsel iddianın belgelenmiş kanıtlara dayandığını okuyucuya bildirir. Açıklamanın genel arka plandan kayıtlarla desteklenen bilgiye geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle eski yazılı kayıtları tarihsel bir iddianın kanıtı olarak doğrudan sunar?
- I can imagine that the harbor was already busy.
- The earliest records tell us that the harbor was already busy.
- A popular legend says that the harbor was already busy.
Cevabı göster
The earliest records tell us that the harbor was already busy.
were ground and mixed with...: edilgen yapıyla anlatılan bir işlem
Were ground and mixed... basit geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır. Çekirdekler iki işleme maruz kalır: önce öğütülür, ardından mısır unu ve acı biberlerle karıştırılır. Tek bir were, ground ve mixed geçmiş zaman ortacıyla birlikte kullanılır. Bu kalıp, işi yapan kişiden çok malzemeye ve malzemenin başına gelenlere odaklanır. Burada ground, grind fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır; mixed with ise karıştırılan diğer malzemeleri belirtir.
Alıştırma
İşlem cümlesini grind ve mix fiillerinin edilgen biçimleriyle tamamlayın: The spices were ____ with water.
Cevabı göster
ground and mixed
not A, but B: bir beklentiyi reddedip doğrusunu verme
Not A, but B yapısı önce A'yı reddeder, sonra onun yerine B'yi koyar. Bu cümlede, rahatlatıcı bir fincan sıcak kakao şeklindeki tanıdık düşünce reddedilir; but sonrasındaki açıklama, yazarın okuyucunun kabul etmesini istediği bilgidir. Bu yapı bir düzeltmeyi düzenler: A beklenen veya yanlış düşünceyi, B ise daha doğru olanı verir. Ana vurgu genellikle B üzerindedir.
Alıştırma
Düzeltme cümlesini iki bağlama sözcüğüyle tamamlayın: The object is ____ a toy, ____ a scientific instrument.
Cevabı göster
not · but
bitter invigorating concoction frothing with foam: canlı bir içecek betimlemesi
Bu isim öbeği görüntüyü katman katman kurar. bitter tadı, invigorating etkisini belirtir; concoction ise birkaç malzemeden yapılmış bir karışımı adlandırır. drink ile karşılaştırıldığında concoction, tarif özel olarak hazırlanmış gibi daha bilinçli ve sıra dışı bir izlenim verir. frothing with foam, concoction sözcüğünü niteleyen bir ortaç öbeğidir. Görülebilen bir doku ekler: sıvı kabarcık çıkarıyordur veya hareketli köpükle kaplıdır. Bu sözcükler birlikte, modern ve tatlı bir sıcak çikolatayı değil, eski dönemlere ait bir kakao içeceğini resmî ve canlı biçimde betimler.
Alıştırma
bitter invigorating concoction frothing with foam ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Köpüksüz servis edilen tatlı ve sakinleştirici bir içecek.
- Hazırlanmış, acı ve enerji verici; yüzeyinde köpükler kabaran bir karışım.
- Kurutulmuş ve başka bir şeyle karıştırılmamış kakao çekirdekleri.
Cevabı göster
Hazırlanmış, acı ve enerji verici; yüzeyinde köpükler kabaran bir karışım.
And if you thought we make a big deal about chocolate today, Deyimler
0:44Bugün çikolatayı fazla abarttığımızı düşünüyorsanız,
make a big deal about: bir şeyi çok önemli görmek
make a big deal about something, bir şeyi çok önemli görmek, ona çok fazla ilgi göstermek veya ciddi bir durummuş gibi tepki vermek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki deal, ticari bir işlem anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, günümüzde insanların çikolataya çok önem verdiğini anlatır. Başka bağlamlarda, özellikle konu küçükse, birini aşırı tepki verdiği veya konuyu gereğinden fazla büyüttüğü için eleştirebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimle tamamlayın: Why do people ____ one tiny typo?
Cevabı göster
make a big deal about
had us beat: karşılaştırmada bizden daha iyi olmak
Have someone beat, “belirli bir bakımdan birinden daha iyi olmak” anlamına gelen samimi ve kalıplaşmış bir ifadedir. had us beat içinde had karşılaştırmayı geçmişe taşır; us ise günümüzde çikolataya çok önem veren insanları anlatır. Buradaki beat fiziksel olarak vurmak anlamına gelmez. İfade, Mezoamerikalıların kakaoya verdikleri önem bakımından günümüz çikolata severlerini aştığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi have someone beat yapısının iki parçasıyla tamamlayın: When it comes to battery life, this phone ____ every other model ____.
Cevabı göster
has · beat
gifted to humans by a feathered serpent god
0:53ve insanlara tüylü bir yılan tanrısı tarafından armağan edildiğine inanıyorlardı,
cacao was a heavenly food gifted to humans: kakaonun kutsal kökenine dair inanç
Bu cümle, kakaonun kutsal kökenine ilişkin bir Mezoamerika inancını anlatır. Tüylü yılan tanrı, Mezoamerika dinî geleneklerinde tüy ve yılan imgelerinin birleşimiyle temsil edilen bir ilahtır; bu yiyeceğin o tanrı tarafından insanlığa verildiğine inanılıyordu. Veren kişi ilahi bir varlık olduğu için heavenly burada yalnızca “son derece lezzetli” değil, kutsal veya ilahi âlemle bağlantılı anlamına gelir. Bu inanç, kakaonun neden sıradan bir yiyecekten daha fazlası sayılabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede kakaonun tüylü bir yılan tanrı tarafından verilen heavenly food olarak tanımlanması neyi gösterir?
- Yalnızca alışılmadık derecede lezzetli bir atıştırmalıktı.
- Bir ilahtan gelen kutsal bir armağan olarak görülüyordu.
- İnsanların bir tanrıya verdiği sıradan bir yiyecekti.
Cevabı göster
Bir ilahtan gelen kutsal bir armağan olarak görülüyordu.
known to X as Y: farklı grupların kullandığı adlar
Tam kalıp be known to X as Y şeklindedir. X, bir kişi ya da şeyi Y adıyla veya kimliğiyle tanıyan ya da bu adı kullanan kişi veya gruptur. Burada Mayalar Kukulkan adını, Aztekler ise Quetzalcoatl adını kullanır. As adı ya da kimliği tanıtır; neden bildirmez. And sözcüğünden sonra tekrarlanan known kullanılmaz. Tam yapı known to the Maya as Kukulkan and known to the Aztecs as Quetzalcoatl şeklinde anlaşılır. Bu paralel yapı, iki grubun kullandığı adları kısa ve açık biçimde karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi known to ve as ile tamamlayın: The lighthouse is ____ local sailors ____ the White Star.
Cevabı göster
known to · as
Aztecs used cacao beans as currency Kalıp ifadeler
1:02Aztekler kakao çekirdeklerini para birimi olarak kullandı
use X as currency: bir şeye para işlevi verme
Use X as Y, X'e Y'nin işlevini veya rolünü vermek anlamına gelir. Bu cümlede kakao çekirdekleri gerçekten bir değişim aracı olarak kullanılmıştır; bu nedenle as currency yalnızca paraya benzerliği değil, toplumsal işlevlerini anlatır. Currency, paranın genel işlevini ifade ettiğinde çoğunlukla sayılamayan bir addır; bu nedenle burada as currency kısa ve doğal biçimdir. Belirli bir para birimi ya da para sistemi vurgulanırken as a currency de dil bilgisi açısından doğru olabilir.
Alıştırma
Cümleyi as currency ile tamamlayın: At the school fair, children used paper tickets ____ at the game booths.
Cevabı göster
as currency
gave it to soldiers as a reward for success in battle, Kalıp ifadeler
1:07savaşta gösterdikleri başarıların ödülü olarak askerlere verdiler
as a reward for success in battle: ödülün nedenini belirtmek
as a reward for + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir başarının ya da iyi bir davranışın karşılığında bir şeyin verildiğini veya yapıldığını anlatır. Burada verilen şey ödüldür; success in battle ise bu ödülü kazandıran başarıyı belirtir. Ödülü alan kişi bu ifadeden önce gelir: onu askerler almıştır. for sonrasındaki sözler ödülü alan kişiyi değil, ödülün nedenini belirtir.
Alıştırma
Takımın çok çalışmasının yemeği alma nedeni olduğunu göstermek için as a reward for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The coach gave the team a meal as a reward, and the team worked hard later.
- The coach gave the team a meal as a reward for their hard work.
- The coach gave the team a meal as a reward for the coach's hard work.
Cevabı göster
The coach gave the team a meal as a reward for their hard work.
used it in rituals: törensel bir rol
In rituals, belirli hareketleri olan ve dinî ya da toplumsal anlam taşıyan resmî törenlerin bir parçası olarak kullanmak demektir. Sıradan günlük düzen veya alışkanlıkları anlatmaz. Buradaki it, çikolatayı ya da kakaolu bir içeceği belirtir. İfade, kakaonun yalnızca tüketilen bir şey olmadığını, o toplumda törensel ve kültürel bir rolü de bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümlede kakaonun was used in rituals olduğu söyleniyor. Bu ne anlama gelir?
- Onu çoğunlukla gündelik oyunlarda kullandılar.
- Onu dinî veya toplumsal anlam taşıyan resmî törenlere dâhil ettiler.
- Onu yalnızca sıradan günlük alışkanlıklarda kullandılar.
Cevabı göster
Onu dinî veya toplumsal anlam taşıyan resmî törenlere dâhil ettiler.
first transatlantic chocolate encounter: Atlantik'i aşan tarihsel temas
Transatlantic, Atlas Okyanusu'nu aşan ya da okyanusun iki yakasındaki insanları ve yerleri kapsayan anlamına gelir. Buradaki encounter, gruplar veya kültürler arasındaki teması anlatan resmî bir tarih terimidir; yalnızca gündelik bir karşılaşma değildir. First transatlantic chocolate encounter ad öbeği, Avrupalılar ile Amerika kıtasındaki bir kakao kültürü arasındaki erken dönem tarihsel teması özetler. First bunun bu türdeki ilk temas olduğunu, chocolate temasın konusunu, transatlantic ise Atlantik'i aşan kapsamını gösterir.
Alıştırma
Cümledeki first transatlantic chocolate encounter ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Atlantik'in iki yakasındaki insanları kapsayan, çikolatayla ilgili tarihsel açıdan önemli bir temas
- Çikolata yiyen iki kişi arasındaki gündelik bir konuşma
- Atlas Okyanusu kıyısında açılan ilk çikolata dükkânı
Cevabı göster
Atlantik'in iki yakasındaki insanları kapsayan, çikolatayla ilgili tarihsel açıdan önemli bir temas
court of Moctezuma at Tenochtitlan: hükümdarın saray çevresi
Court of Moctezuma ifadesindeki court, hükümdarı ve çevresindeki kişileri, ayrıca yönetiminin siyasi ve törensel ortamını anlatır. Hukuk mahkemesi anlamına gelmez. Moctezuma bir Aztek hükümdarıydı. At Tenochtitlan, bu saray çevresinin nerede bulunduğunu belirtir. Tenochtitlan Aztek başkentiydi; bu nedenle ifadenin tamamı Moctezuma'nın başkentindeki saray çevresini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede court, court of Moctezuma ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The ambassador was welcomed at the emperor's court.
- The children practiced serves on the tennis court.
- The lawyer presented new evidence in court.
Cevabı göster
The ambassador was welcomed at the emperor's court.
As recorded by... ile tarihî bir kaynağı belirtmek
As recorded by + kişi veya kaynak, ardından gelen bilginin nereden geldiğini baştan belirtir. Bu yapı, as it was recorded by... edilgen yan cümlesinin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılabilir. Burada Cortés's lieutenant, kanıt oluşturan yazılı anlatımı bırakan kişidir. Recorded, bilginin yazıya geçirildiği veya bir kayıtta korunduğu anlamına gelir; ses ya da video kaydı yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
As recorded by ifadesini kullanıp kaynak olarak the town clerk ifadesini belirterek cümleyi tamamlayın: ____, the bridge opened in 1872.
Cevabı göster
As recorded by the town clerk
had 50 jugs... brought out and poured: ettirgen have
Had + nesne + geçmiş ortaç, ettirgen have + nesne + geçmiş ortaç yapısının geçmiş zaman biçimidir. Özne, eylemi başka birine yaptırmış, emretmiş veya gerçekleşmesini sağlamıştır; bu yapı öznenin eylemi bizzat yaptığını söylemez. Burada 50 jugs of the drink nesnedir. Brought out ve poured, yaptırılan iki eylemi anlatan, birbirine bağlanmış geçmiş ortaçlardır. Anlam bakımından altın kupalara dökülen şey testilerin içindeki içecektir; dolayısıyla had yalnızca «sahipti» anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede ev sahibinin sandalyeleri başka birine taşıttığı anlamında have + nesne + geçmiş ortaç yapısı kullanılmıştır?
- The host had brought the chairs into the garden before dinner.
- The host had the chairs carried into the garden before dinner.
- The host carried the chairs into the garden before dinner.
Cevabı göster
The host had the chairs carried into the garden before dinner.
missionaries' salacious accounts of native customs Kelime
1:34misyonerlerin yerli geleneklerine dair müstehcen anlatımları
missionaries' salacious accounts of native customs: önyargılı ve sansasyonel anlatılar
Bu ifadede accounts, mali hesaplar değil, “anlatılar” veya “aktarımlar” anlamına gelir. Salacious, dikkat çekmek için cinsel ya da müstehcen ayrıntıları vurgulayan içerikleri tanımlar ve genellikle sansasyonelliğe yönelik güçlü bir eleştiri taşır. Bu nedenle salacious accounts of native customs, yerel halkın uygulamalarını sansasyonel biçimde anlatan betimlemeler demektir. Missionaries', çoğul missionaries adının iyelik biçimidir; anlatıların Avrupalı misyonerlerden geldiğini gösterir. Native customs, yerel Yerli halkların gelenekleri için dışarıdan gözlemcilerin kullandığı tarihsel bir ifadedir. Sömürge bağlamında tüm ifade, tarafsız bir kayıttan çok misyonerlerin bakış açısına ve olası önyargılarına işaret eder.
Alıştırma
Bu bağlamda missionaries' salacious accounts of native customs ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Bunlar, yerel halkın geleneklerini cinsel ya da müstehcen ayrıntıları öne çıkararak sansasyonel biçimde anlatan betimlemelerdi.
- Bunlar, ima yoluyla bile yargı içermeyen tarafsız gelenek listeleriydi.
- Bunlar, yerel törenlerin masraflarını ödemek için açılmış banka hesaplarıydı.
Cevabı göster
Bunlar, yerel halkın geleneklerini cinsel ya da müstehcen ayrıntıları öne çıkararak sansasyonel biçimde anlatan betimlemelerdi.
gave it a reputation as an aphrodisiac. Kalıp ifadeler
1:37ona afrodizyak olarak bir ün kazandırdı.
give it a reputation as an aphrodisiac: kamuoyunda bir imaj oluşturmak
give + kişi/şey + a reputation as + ad öbeği kalıbı, insanların o kişiyi veya şeyi belirli bir tür olarak görmesine neden olmak anlamına gelir. Burada gave geçmiş zamandadır, it konuşulan şeyi gösterir ve as an aphrodisiac onun edindiği imajı belirtir. Reputation, kamuoyundaki bir inanıştır; bu inancın doğru olduğunun kanıtı değildir. Aphrodisiac, cinsel isteği artırdığına inanılan bir şeydir. Dolayısıyla cümle, önceki anlatımların kamuoyu algısını nasıl şekillendirdiğini bildirir, gerçek bir etkiyi doğrulamaz.
Alıştırma
Cümleyi give something a reputation as kalıbının eksik bölümüyle tamamlayın: The online rumors gave the herb ____ a miracle cure.
Cevabı göster
a reputation as
as a medicine for ailments like upset stomachs.
1:44mide rahatsızlıkları gibi rahatsızlıklar için ilaç olarak uygun kıldı.
suitable as a medicine for ailments like upset stomachs: rolü ve uygun olduğu rahatsızlıklar
suitable as a medicine ifadesinde as, bir şeyin uygun biçimde üstlenebileceği rolü veya kullanımı belirtir. Daha geniş yapı make + nesne + suitable şeklindedir: acı tadı, onun bu role uygun görülmesine neden olmuştur. For ailments, ilacın hangi sağlık sorunlarına yönelik olduğunu belirtir; like upset stomachs ise bir örnek verir. Ailment, hastalık veya fiziksel rahatsızlık anlamına gelen biraz resmî bir sözcüktür; tek başına ciddi bir hastalık anlamına gelmez.
Alıştırma
Önce rolü, sonra sağlık sorununu göstermek için cümleyi as ve for ile tamamlayın: This gel is suitable ____ a temporary treatment ____ minor skin ailments.
Cevabı göster
as · for
a popular delicacy in the Spanish court. Kelime
1:52İspanyol sarayında popüler bir lezzet haline getirdi.
sweetening it with ... made ...: özne olarak -ing öbeği
Sweetening it with honey, sugar, or vanilla, özne görevi gören tek bir -ing öbeğidir. Değişime neden olan eylemi adlandırır. Önünde herhangi bir be biçimi bulunmadığı için Sweetening burada şimdiki zamanın sürerlik yapısındaki bir fiil değildir. Made ana fiildir. Kalıp Doing something + made + object + complement şeklindedir: made chocolate a popular delicacy, bu eylemin çikolatayı sevilen bir lezzete dönüştürdüğü anlamına gelir.
Alıştırma
label fiilinin -ing biçimini özne olarak kullanın: ____ the boxes clearly made them easier to sort.
Cevabı göster
Labeling
İspanyol saray çevresinde gözde bir lezzet
Yiyecek bağlamında delicacy; tadı, nadirliği veya hazırlanış biçimi nedeniyle değer verilen özel bir yiyecektir. A popular delicacy, adı geçen grubun özellikle sevdiği seçkin bir yiyecek anlamına gelir. Burada the Spanish court, bir hukuk mahkemesini değil, İspanyol hükümdarını, kraliyet hanesini ve çevresindeki kişileri anlatır. İfade, yiyeceği seçkin saray yaşamına yerleştirir; popular sözcüğü bütün halk arasında değil, bu çevrede gözde olduğunu belirtir.
Alıştırma
Burada a popular delicacy in the Spanish court ne anlama gelir?
- Bir spor sahasında sunulan sıradan bir öğün
- İspanyol kraliyet hanesi ve çevresindeki kişilerin sevdiği özel bir yiyecek
- Bir İspanyol adliyesinde sergilenen kırılgan bir nesne
Cevabı göster
İspanyol kraliyet hanesi ve çevresindeki kişilerin sevdiği özel bir yiyecek
no ... was complete without ...: vazgeçilmez bir özelliği belirtme
no X was complete without Y kalıbı, Y'nin X'in vazgeçilmez bir parçası olarak görüldüğünü anlatır. Genellikle X'in fiziksel olarak yarım kaldığını değil, “gerektiği gibi olan her X için Y gerekliydi” anlamını verir. Burada complete, “tam donanımlı” veya “beklenen bütün özelliklere sahip” anlamında bir sıfattır. Cümle, özel çikolata takımlarını aristokrat bir evin standart özelliği ve aynı zamanda bir statü göstergesi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi no ... is complete without ... kalıbıyla tamamlayın: For Leo, no movie night ____ popcorn.
Cevabı göster
is complete without
dedicated chocolate ware: çikolataya özel gereçler
Bu ifadede dedicated, “tek ve belirli bir amaç için yapılmış veya ayrılmış” anlamına gelir; “özverili” ya da “sadık” anlamında değildir. Chocolate ware, çikolatayı hazırlamak, servis etmek veya içmek için kullanılan gereçlerin tümünü ifade eder. ware ögesi, tableware, cookware ve glassware örneklerinde olduğu gibi, özellikle araç ve kaplardan oluşan bir ürün veya ekipman sınıfını topluca adlandırır. Bu nedenle dedicated chocolate ware, çikolataya özel ekipman demektir. Bu tarihsel bağlamda böyle özel eşyalar, çikolata içmenin kendine ait araçları bulunan yerleşik bir alışkanlığa dönüştüğünü gösterir.
Alıştırma
Bu tarihsel bağlamda dedicated chocolate ware ne anlama gelir?
- Kullanım nedeniyle yıpranmış çikolata renkli giysiler
- Çikolata hazırlamak, servis etmek veya içmek için özel gereçler
- Bir çikolata fabrikasında özveriyle çalışan kişiler
Cevabı göster
Çikolata hazırlamak, servis etmek veya içmek için özel gereçler
difficult and time-consuming to produce on a large scale: üretim zorluğu, süresi ve ölçeği
Özne The fashionable drink ifadesidir. Birbirine bağlanan difficult ve time-consuming sıfatları, içeceği üretmenin nasıl olduğunu birlikte anlatır: çok çaba gerektiriyor ve uzun sürüyordu. to produce mastarı, bu iki özelliğe sahip olan etkinliğin üretim olduğunu belirtir. On a large scale, produce fiilini niteler ve “büyük miktarlarda veya geniş, düzenli bir operasyon yoluyla” anlamına gelir. Burada scale, boyut veya kapsam demektir; tartı ya da müzik dizisi anlamında değildir. “Sıfat(lar) + to + fiil + on a large scale” kalıbı, bir faaliyetin büyütülüp büyütülemeyeceğini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “büyük miktarlarda veya geniş kapsamlı bir operasyonla” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The material is difficult and time-consuming to recycle ____.
Cevabı göster
on a large scale
involved using plantations: involve + -ing yapısı
Involve + -ing, bir sürecin bir eylemi içerdiğini veya gerektirdiğini gösterir. Buradaki involved using plantations, büyük ölçekli üretim sürecinin plantasyon sistemini kullanmayı içerdiğini anlatır. involve sözcüğünden sonra bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: involve using doğrudur, involve to use değildir. Bu yapı, bir sürecin içindeki adımları, koşulları veya maliyetleri açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
use fiilini involves sonrasında gereken biçime dönüştürün: The project involves ____ recycled materials.
Cevabı göster
using
Sömürge plantasyonlarında imported slave labor
Bu sömürge plantasyonu bağlamında imported slave labor, başka yerlerden zorla getirilen, köleleştirilen ve çalışmaya mecbur bırakılan insanların emeğini ifade eder. Sıradan ve gönüllü göçmen işçiler anlamına gelmez. Burada labor topluluk bildiren bir sözcüktür; yalnızca soyut çalışma eylemini değil, iş gücünü oluşturan insanların tamamını da ifade edebilir. Imported, ticaret dilini kullanır ve sömürge sisteminin insanları kaynak olarak gördüğünü yansıtır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bu sömürge bağlamında imported slave labor, yurt dışından gönüllü olarak gelen ve normal ücret alan işçiler demektir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
off the coast of Africa: kıyıya yakın denizde
Off the coast of Africa, 'Afrika kıyılarının yakınında, denizde' anlamına gelir; Afrika ana karasında demek değildir. Buradaki off, kıyıdan uzakta ve denizde olan bir konumu belirtir; 'kapalı' anlamına gelmez. on islands off the coast of Africa ifadesinde on islands temel konumu verir, off the coast of Africa ise bu adaların kıyıya göre nerede olduğunu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp off the coast of + yer şeklindedir.
Alıştırma
'Şili kıyılarının yakınında, denizde' anlamını veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The island lies ____ Chile.
Cevabı göster
off the coast of
would change forever: geçmiş bakış açısından değişimi haber vermek
Would change, geçmişteki bir bakış açısından geleceği anlatır. Anlatıcı 1828'den sonraki bir zamandan geriye bakar, ancak hikâyenin bakış noktasını değişimden önceye yerleştirir; bu nedenle would daha sonra olacaklara işaret eder. Çikolata dünyasının değişme isteğini anlatmaz. Forever güçlü ve çoğu zaman retorik bir vurgu katar: değişimin uzun süreli etkileri olmuştur. Would change forever birlikte bir dönüm noktasını önceden haber verir ve dinleyiciyi sonraki açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir ana bakıp onun daha sonraki kalıcı etkisini en iyi şekilde önceden haber verir?
- That small experiment changed medicine forever.
- That small experiment would change medicine forever.
- That small experiment will change medicine forever.
Cevabı göster
That small experiment would change medicine forever.
with the introduction of ...: bir değişimin yeni arka planını sunmak
with the introduction of + bir teknoloji, ürün veya sistem, “bu yeni şey kullanıma girdiğinde” anlamına gelir. Burada introduction, bir kişiyi tanıtmayı değil, kakao presinin ortaya çıkıp kullanılmaya başlanmasını anlatır. with ile başlayan bu ifade, yeni buluşu daha sonraki bir değişimin arka planı veya dönüm noktası olarak sunar. Teknoloji, iş dünyası ve tarih açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede introduction, yeni bir sistemin kullanıma girmesini ve bir değişime arka plan oluşturmasını doğal biçimde anlatır?
- With the introduction of digital tickets, boarding became faster.
- With a personal introduction of digital tickets, boarding became faster.
- With an introduction to digital tickets, boarding became faster.
Cevabı göster
With the introduction of digital tickets, boarding became faster.
cocoa press: kakao yağını ayıran bir makine
Cocoa press, işlenmiş kakao malzemesini yüksek basınçla sıkan bir makinedir. Kakaonun doğal yağı olan kakao yağının büyük bölümünü daha kuru kakao katılarından ayırır. Bu ayırma işlemi kakao tozu üretmeyi kolaylaştırdı ve üreticilerin diğer çikolata ürünlerinde kullanılan kakao yağı miktarını kontrol etmesini sağladı. Böylece katı çikolata gibi ürünlerin gelişmesine yardımcı oldu. Burada press, haber medyasını değil, basınç uygulayan bir makineyi anlatır.
Alıştırma
Bu teknik bağlamda cocoa press nedir?
- Kakao yağını kakao katılarından ayırmak için basınç kullanan bir makine.
- Yalnızca bitmiş çikolata kalıplarını paketlemek için kullanılan bir cihaz.
- Kakao endüstrisi hakkında haber yapan bir medya kuruluşu.
Cevabı göster
Kakao yağını kakao katılarından ayırmak için basınç kullanan bir makine.
fat or cocoa butter: or kesin bir terim tanıtır
fat or cocoa butter ifadesinde or iki seçenek sunmaz. Cocoa butter ifadesini cocoa's natural fat için daha kesin bir ad olarak tanıtır; bu nedenle burada or, “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. Genel açıklama + or + kesin terim yapısı açıklayıcı metinlerde yaygındır. Cocoa butter, kakao çekirdeklerindeki doğal bitkisel yağdır; buradaki butter süt ürünü olan tereyağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The study of weather, or meteorology, helps us predict storms. Burada or ne işe yarar?
- Hava durumu incelemesi ile meteorology kavramlarının zıt olduğunu gösterir.
- Okuyucudan hava durumu incelemesi ile meteorology arasında seçim yapmasını ister.
- Meteorology sözcüğünü bu alanın kesin adı olarak tanıtır.
Cevabı göster
Meteorology sözcüğünü bu alanın kesin adı olarak tanıtır.
that could be mixed into a drinkable solution Dilbilgisi
2:30içilebilir bir sıvıya karıştırılabilen
could be mixed into ...: olası kullanımı anlatan kiplik fiilli edilgen yapı
Could be mixed, could + be + past participle kalıbındaki kiplik fiilli edilgen yapıdır. Toza ne yapılabileceğini anlatır; bu nedenle odak, karıştıran kişide değil malzemede ve malzemenin olası kullanımındadır. Burada mix A into B yapısındaki B, karıştırma sonucunda oluşan karışımı veya biçimi gösterir. A drinkable solution, içilebilen sıvı bir karışım demektir; solution burada “bir sorunun cevabı” anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi could ve mix into ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The flour and water ____ a smooth paste.
Cevabı göster
could be mixed into
or recombined with the cocoa butter Kalıp ifadeler
2:32veya kakao yağı ile yeniden birleştirilebilen
to create the solid chocolate we know today. Kelime
2:34bugün bildiğimiz katı çikolatayı oluşturmak için.
recombined with the cocoa butter: ayrılmış parçaları yeniden birleştirmek
Burada recombined with the cocoa butter, “kakao yağıyla yeniden birleştirilmiş” anlamına gelir. re- ön eki bir şeyin tekrar yapılması anlamını katar: daha önce ayrılmış malzemeler yeniden bir araya getirilir. combine A with B yapısı “A ile B’yi birleştirmek” demektir. Edilgen A is recombined with B yapısında odak, işlenen malzeme ve üretim aşamasındadır.
Alıştırma
Cümleyi recombine fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: After separating the powder from the liquid, the cook ____ the powder ____ the liquid.
Cevabı göster
recombined · with
solid chocolate we know today: günümüzde tanıdığımız biçim
Solid chocolate, ağırlıklı olarak içecek şeklinde hazırlanan çikolata yerine fiziksel olarak katı hâldeki çikolata demektir. Burada solid, maddenin durumunu anlatır; “güvenilir” anlamına gelmez. we know today sözleri solid chocolate ifadesini niteler. İlgi zamiri that düşürülmüştür: the solid chocolate that we know today. Bu yapı, “günümüzde insanların bildiği ve alışık olduğu biçim” anlamına gelir ve bir şeyin tarih içinde nasıl değiştiğini anlatırken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Tarih anlatan cümleyi, dersteki “günümüzde insanların bildiği” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Over many years, the small workshop grew into the company ____.
Cevabı göster
we know today
Swiss chocolatier: uzman bir çikolata profesyoneli
Bu ifadede Swiss kişinin nereli olduğunu belirtir; chocolatier ise genellikle özel el işçiliği becerileriyle çikolata ürünleri yapan kişinin mesleğini adlandırır. Chocolatier bir meslek adıdır; chocolate sözcüğünün başka bir biçimi ya da ürünün kendisi değildir. Uzmanlaşmış bir çikolata işletmesini de adlandırabilir, ancak burada a Swiss chocolatier bir kişiyi ifade eder.
Alıştırma
a Swiss chocolatier ifadesindeki chocolatier ne anlama gelir?
- Bir tür İsviçre çikolatası
- Yalnızca kakao ağacı yetiştiren bir kişi
- Kaliteli çikolata yapan veya satan bir profesyonel
Cevabı göster
Kaliteli çikolata yapan veya satan bir profesyonel
added powdered milk to the mix: add X to the mix kalıbı
add X to Y kalıbı, “X’i Y’nin içine koyup Y’nin bir parçası hâline getirmek” anlamına gelir. Burada added geçmiş zaman biçimidir, powdered milk X’tir ve the mix çikolata karışımını veya tarifini belirten bir isimdir. add X to the mix ifadesinde the mix mecaz anlamda da kullanılabilir ve mevcut bir durumu, grubu veya etkenler bütününü gösterebilir. İfadenin tamamı bu durumda bir kişi, fikir veya etken daha eklemek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi add fiilinin geçmiş zamanı ve doğru edatla tamamlayın: The chef ____ the spices ____ the mix.
Cevabı göster
added · to
thus + -ing: sonuç belirtme
Bu cümlede thus, “bunun sonucunda” anlamına gelir. inventing milk chocolate şeklindeki -ing öbeği, önceki yan cümledeki eylemin doğurduğu sonucu sunar; thus yalnızca anlatımı bir sonraki adıma taşımaz. “Yan cümle, thus + -ing öbeği” kalıbı, nedeni ve sonucu tek bir cümlede birleştirir. Özellikle kısa ve öz tarih, bilim ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi thus ve reduce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new design used less plastic, ____ waste.
Cevabı göster
thus reducing
By the 20th century: zaman sınırı belirleme
Burada by, 20. yüzyılı zamansal bir sınır veya referans noktası olarak sunar: o döneme gelindiğinde ilgili değişim gerçekleşmiş ya da ilgili durum oluşmuştu. Buradaki by, “içinden geçerek” veya “aracılığıyla” anlamına gelmez. Bu zaman ifadesi cümlenin başında kullanıldığında, o aşamada zaten doğru olan durumu özetleyerek tarihsel anlatımı düzenler. Sık sık perfect yapılarla kullanılır, ancak tam zaman biçimi ardından gelen ifadeye bağlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, köprünün en geç 2010 yılına kadar açılmış olduğu anlamına gelir?
- Since 2010, the bridge has been open.
- In 2010, the bridge opened.
- By 2010, the bridge had already opened.
Cevabı göster
By 2010, the bridge had already opened.
no longer ... but had become ...: eski bir durumun yerini yenisinin alması
“No longer” eski durumu geçersiz kılar: Çikolata artık seçkinlere özgü bir lüks değildi. Ardından “but” yeni durumu tanıtır: halkın da tüketebildiği bir yiyeceğe dönüşmüştü. Kimlik, işlev veya erişilebilirlikteki belirgin bir değişimi göstermek için “X was no longer A, but had become B” yapısını kullanabilirsiniz. “Had become”, değişimin geçmişteki bir referans noktasına kadar tamamlanmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedeflenen durum değişikliği kalıbıyla tamamlayın: By 2015, the warehouse was ____ a storage site, but ____ a community theater.
Cevabı göster
no longer · had become
Meeting the massive demand required ...: özne görevinde bir gerund öbeği
“Meeting the massive demand”, özne görevindeki bir gerund öbeğidir. “Çok büyük talebi karşılamak” anlamına gelir; “required” ise bu işin neye ihtiyaç duyduğunu bildiren ana fiildir. “Meet demand” kalıbında “meet”, biriyle görüşmek veya buluşmak değil, bir ihtiyacı karşılayacak kadar ürün ya da hizmet sağlamak anlamındadır. “Meeting X requires Y” yapısı, bir hedefe ulaşmak için hangi kaynağın veya eylemin gerektiğini açıklamakta kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle gerund öbeğini özne olarak doğru kullanır ve talebi karşılamak için daha fazla eğitimli çalışana ihtiyaç olduğunu belirtir?
- Meeting the growing demand require more trained workers.
- Meet the growing demand requires more trained workers.
- Meeting the growing demand requires more trained workers.
Cevabı göster
Meeting the growing demand requires more trained workers.
which can only grow near the equator. Dilbilgisi
2:57ki bu sadece ekvatora yakın yerlerde yetişebilir.
which can only grow...: kısıtlayıcı olmayan ilgi cümleciğiyle bilgi ekleme
Burada which, daha önce geçen cocoa sözcüğüne gönderme yapar. Bu yan cümle, kakaonun yalnızca ekvator yakınlarında yetişebildiğini söyler ve daha önce verilen bilgiye coğrafi bir sınır ekler. Tam cümlede which sözcüğünden önce virgül bulunduğu için bu, açıklayıcı ve kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Genel olarak kakao hakkında ek bilgi verir; belirli bir kakao türünü seçmez. Açıklayıcı metinlerde bir gerçek, neden veya sınır eklemek için bu yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir bitki hakkında ek bilgi vermek için kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği kullanılmıştır?
- The plant, which it needs a warm climate, grows near the coast.
- The plant that needs a warm climate grows near the coast.
- The plant, which needs a warm climate, grows near the coast.
Cevabı göster
The plant, which needs a warm climate, grows near the coast.
being shipped to South American cocoa plantations,
3:02Güney Amerika'daki kakao plantasyonlarına gönderilmesi yerine,
instead of ... being shipped: edilgen -ing kalıbı
Instead of, sonrasında gelen durumun yerini aldığı veya karşılaştırıldığı önceki durumu tanıtır. African slaves being shipped... ifadesinde African slaves, -ing yan cümlesinin öznesidir; ancak ship eyleminden etkilenen taraftır. Bu nedenle being shipped edilgendir ve taşınmak anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp instead of + ad öbeği + being + geçmiş zaman ortacıdır: Instead of X being done, Y happens. İlk seçenek, bir kişinin veya şeyin kendi yaptığı bir eylemi değil, ona yapılan bir şeyi anlatıyorsa bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlamak için send fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: Instead of the records ____ by mail, they were uploaded securely.
Cevabı göster
being sent
production itself would shift to West Africa: üretimin kendisi Batı Afrika'ya kayacaktı
Bu cümlede shift to, “yeni bir yere ya da yöne geçmek” demektir. Batı Afrika'ya coğrafi olarak kayan şey cocoa production, yani kakao üretim faaliyetidir; cümle yalnızca işçilerin oraya taşındığı anlamına gelmez. itself üretim faaliyetinin tamamını vurgular. would, tarihsel anlatıda daha önceki bir noktadan bakıldığında daha sonra gerçekleşecek bir değişimi gösterir.
Alıştırma
Yeni bir biçime geçişi göstermek için cümleyi shift to hedef ifadesiyle tamamlayın: As readers went online, the newspaper began to ____ digital publishing.
Cevabı göster
shift to
with Côte d'Ivoire providing 2/5 of the world's cocoa Dilbilgisi
3:09Fildişi Sahili dünya kakaosunun beşte ikisini sağlayarak
with Côte d'Ivoire providing...: ilgili bir bilgiyi eklemek
Bu ifade, ana cümleye ilgili bir bilgi eklemek için with + isim + -ing yapısını kullanır. providing eylemini yapan Côte d'Ivoire'dır ve ek bilgi, ülkenin dünya kakaosunun beşte ikisini sağladığını belirtir. Burada with, “birlikte” anlamına gelmez. İfadenin kendine ait çekimli bir fiili yoktur; bu yüzden ana cümleye bağlıdır ve istatistiği kısa bir biçimde sunar.
Alıştırma
with + isim + -ing yapısını tamamlamak için provide fiilinin doğru biçimini kullanın: Global cocoa output rose, with several new farms ____ more cocoa beans.
Cevabı göster
providing
as of 2015: raporlama zamanını belirtmek
as of 2015 ifadesindeki as of, bir olgunun, sayının veya durumun hangi tarih esas alınarak bildirildiğini gösterir. Burada önceki istatistiğin 2015’te mevcut olan bilgileri yansıttığı anlamına gelir. Belirli bir andaki durumu göstermek için as of + tarih, yıl veya saat yapısını kullanabilirsin. Bu bağlamda “2015 yüzünden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle 1 Mart’ı toplam üye sayısının raporlandığı referans tarih olarak gösterir?
- As of March 1, the club had 3,000 members.
- By March 1, the club had to register every member.
- Since March 1, the club has added 3,000 members.
Cevabı göster
As of March 1, the club had 3,000 members.
Yet along with the growth of the industry, Anlatım akışı
3:14Ancak endüstrinin büyümesiyle birlikte,
Yet along with ...: büyümeden maliyetine geçmek
Yet, daha önce anlatılan olumlu büyümeyle bir karşıtlık kurar. Okura, sıradaki fikrin bu olumlu tabloyu daha karmaşık hâle getireceğini bildirir. Along with the growth of the industry, sonraki gelişmeyi zaman veya koşullar bakımından büyümenin yanına yerleştirir: sektör büyürken o da ortaya çıkmıştır. Yet along with... birlikte kullanıldığında ilerlemeden bir soruna veya maliyete geçiş sağlar. Ancak bu yapı tek başına doğrudan bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle önce olumlu bir gelişmeyi kabul edip ardından onunla birlikte ortaya çıkan olumsuz bir etkiyi tanıtıyor?
- Yet along with the new jobs, the project brought more traffic.
- Because the project created jobs, it could not increase traffic.
- Along the new jobs, the project brought yet more traffic.
Cevabı göster
Yet along with the new jobs, the project brought more traffic.
there have been horrific abuses of human rights. Kelime
3:16korkunç insan hakları ihlalleri yaşandı.
horrific abuses of human rights: güçlü ve resmî kınama
Bu cümlede abuses of human rights, insanların temel haklarının ciddi biçimde ihlal edilmesi anlamına gelir; sözlü hakaret anlamına gelmez. Horrific değerlendirmeyi güçlendirir: eylemler son derece zalim, sarsıcı ve kabul edilemez olarak sunulur. İfadenin tamamı ağır zararları resmî ve güçlü biçimde kınayan bir dille özetler. Kölelik veya çocuk işçiliği gibi eylemleri, her ihlali aynı cümlede tek tek saymadan kapsayabilir.
Alıştırma
Bir insan hakları raporunda horrific abuses of human rights ne anlama gelir?
- İnsanların temel haklarının son derece ciddi biçimde ihlal edilmesi
- Bir tartışmada kullanılan çok kaba sözler
- Rahatsızlığa yol açan küçük hatalar
Cevabı göster
İnsanların temel haklarının son derece ciddi biçimde ihlal edilmesi
which supply Western companies: sınırlayıcı olmayan ilgi cümleciği
Which, many of the plantations throughout West Africa ifadesine gönderme yapar. Virgüller sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini gösterir: yalnızca bazı plantasyonları seçmek yerine, daha önce belirlenmiş bu plantasyonların Batılı şirketlere ürün sağladığı bilgisini ekler. Burada supply bir fiildir ve hemen ardından ürünleri alan taraf gelir. Supply Western companies, bu şirketlere ürün sağlamak demektir. which çoğul plantations isminin yerini tuttuğu için supplies değil supply kullanılır; ek cümlecik ayrıca plantasyonları daha geniş bir ticari tedarik zincirine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önce sözü edilen çiftliklerin hepsinin yerel okullara ürün sağladığını ve bunun ek bilgi olduğunu anlatır?
- Several farms, which supply local schools, are changing their methods.
- Several farms that supply local schools are changing their methods.
- Several farms, which supplies local schools, are changing their methods.
Cevabı göster
Several farms, which supply local schools, are changing their methods.
slave and child labor: köle emeği ve çocuk işçiliği
slave and child labor sıralı ifadesinde slave labor, köleleştirilmiş ve özgürce ayrılamayan kişilerin zorla çalıştırılmasını; child labor ise çocukların yaptığı sömürücü veya tehlikeli ya da eğitimlerine ve gelişimlerine zarar veren işleri anlatır. labor sözcüğü hem slave hem de child ile bağlantılıdır: slave labor ve child labor. Bu ifade, bir tedarik zincirindeki ciddi emek sömürüsünü ve insan hakları ihlallerini adlandırır; sıradan işleri veya çocukların zararsız yardımlarını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle slave and child labor ifadesini ciddi ve standart anlamıyla kullanıyor?
- The investigation found evidence of slave and child labor on several farms.
- The children helped set the table before dinner.
- I had so much homework that it was slave and child labor.
Cevabı göster
The investigation found evidence of slave and child labor on several farms.
more than 2 million children affected: etkilenen 2 milyondan fazla çocuk
More than 2 million sorunun ölçeğini gösterir; affected ise hangi çocukların sayıldığını belirtir: ele alınan emek sömürüsü nedeniyle yaşamları veya hakları olumsuz etkilenen çocuklar. Burada affected, duygusal olarak etkilenmiş anlamına gelmez. Dilbilgisi açısından affected, children sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacıdır. children who are affected gibi kısaltılmış bir ilgi cümleciği işlevi görür ve raporun sayı ile etkilenen grubu tek, kısa bir ifadede birleştirmesini sağlar.
Alıştırma
Rapor cümlesini etkilenen anlamındaki geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The report identified more than 8,000 households ____ by the storm.
Cevabı göster
affected
This is a complex problem that persists despite efforts: ödünleme içeren bir özet
Burada This, daha önce söz edilen kakao sektöründeki kölelik ve çocuk işçiliği sorununu tek bir genel yargıda toplar: Bu karmaşık bir sorundur. that persists ilgi cümleciği, sorunun ortadan kalkmayıp devam ettiğini ekler. Despite efforts kısa bir ödünleme ifadesidir. Sorunu çözmeye yönelik girişimler olduğunu kabul eder, ardından daha güçlü mesajı vurgular: Bu girişimler sorunu sona erdirmemiştir. Bu yapı, resmî bir tartışmada daha önce atılan adımlarla hâlâ süren bir sorunu birlikte göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
Çaba gösterilmiş olmasına rağmen sorunun devam ettiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The problem persists despite repeated efforts to solve it.
- The problem persists despite people have tried to solve it.
- The problem persists although repeated efforts to solve it.
Cevabı göster
The problem persists despite repeated efforts to solve it.
to partner with African nations Kalıp ifadeler
3:36Afrika ülkeleriyle ortaklık kurma çabalarına rağmen
partner with African nations: partner sözcüğünü fiil olarak kullanmak
Partner burada birlikte çalışılan kişiyi belirten bir isim değil, fiildir. Partner with + kişi, grup veya kuruluş, ortak bir hedef için iş birliği ilişkisi kurmak anlamına gelir. African nations iş birliğinin diğer tarafını belirtir. Yaygın bir genişletilmiş yapı partner with + iş birliği yapılan taraf + to + fiilin yalın hâlidir. Mastar yapısı amacı belirtir; örneğin partner with local schools to run a program.
Alıştırma
Cümleyi partner with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The library plans to ____ local schools to run a reading program.
Cevabı göster
partner with
to reduce child and indentured labor practices. Kelime
3:38çocuk işçiliği ve sözleşmeli işçilik uygulamalarını azaltmak için.
child and indentured labor: çocuk işçiliği ve sözleşmeye bağlı emek
Bu bağlamda child labor, çocuklara zarar veren, onları sömüren veya güvenlikleriyle gelişimlerini engelleyen çocuk işçiliğini ifade eder. Indentured labor ise çalışanların belirli bir süre boyunca bir anlaşmaya bağlı olduğu ve işi bırakma ya da koşulları değiştirme özgürlüklerinin çok sınırlı olabildiği bir sistemdir. Bu cümlede iki terim, azaltılması gereken emek uygulamalarını adlandırır. Indentured labor sıradan bir sözleşmeli iş değildir; temel fikir, kısıtlayıcı bir yükümlülük ve özgürlük kaybıdır ve çoğu zaman tarihsel bir sistemi anlatır.
Alıştırma
Hangi açıklama indentured labor kavramına en uygun şekilde karşılık gelir?
- Çalışanların yalnızca sıradan yazılı iş sözleşmeleri vardı.
- Çalışanlar esnek çalışma saatlerini seçiyor ve istedikleri zaman ayrılabiliyordu.
- Çalışanlar, ayrılma özgürlüklerini ciddi biçimde kısıtlayabilen sözleşmelere bağlıydı.
Cevabı göster
Çalışanlar, ayrılma özgürlüklerini ciddi biçimde kısıtlayabilen sözleşmelere bağlıydı.
has established itself in...: bir alanda sağlam bir yer edinmek
Has established itself in, bir şeyin zaman içinde bir alanda sağlam ve kabul gören bir yer edindiğini anlatır. Dönüşlülük zamiri itself, chocolate sözcüğüne döner; ifade çikolatanın kelimenin tam anlamıyla kendisini inşa ettiği anlamına gelmez. Buradaki rituals, hediye vermek veya özel yiyecekleri paylaşmak gibi tekrarlanan toplumsal gelenekleri ifade eder; yalnızca dinî törenleri anlatmaz. Cümle, çikolatanın modern kültürel alışkanlıkların tanıdık ve kalıcı bir parçası hâline geldiğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi “zaman içinde sağlam bir yer edinmiştir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Over the last decade, telemedicine ____ modern health care.
Cevabı göster
has established itself in
due to its colonial association with native cultures: tarihsel bir bağlantı
Due to bir neden sunar ve burada ardından its colonial association with native cultures isim öbeği gelir. Bu bağlamda association, bir kuruluşu değil, tarihsel bir bağlantıyı ve onunla ilişkili fikirleri ifade eder. Its, çikolatayı gösterir. Bu öbek karmaşık bir tarihsel nedeni kısaca anlatır: çikolatanın modern kültürel imgesi, yerli kültürlerle sömürge dönemindeki temaslardan ve bu imgenin daha sonra yeniden şekillendirilmesinden kısmen etkilenmiştir. Böylece imgeyi tarafsız veya zamandan bağımsız göstermek yerine tarih ve güçle ilişkilendirir.
Alıştırma
due to its colonial association with native cultures ifadesinde association ne anlama gelir?
- İki grup arasındaki yasal bir anlaşma
- Resmî bir kuruluş veya kulüp
- Tarihsel bir bağlantı ve onunla ilişkili fikirler
Cevabı göster
Tarihsel bir bağlantı ve onunla ilişkili fikirler
combined with the power of advertising: birlikte etkili olan bir neden eklemek
Combined with, daha önce belirtilmiş bir etkene ikinci bir etken ekler. Burada önceki sömürge bağlantısı ile reklamın gücü sonucu birlikte şekillendirir; öbek yalnızca iki bilgiyi yan yana sıralamaz. Combined, kısaltılmış bir öbeği başlatan geçmiş zaman ortacıdır. Örtük yapı A, combined with B, produces C şeklindedir. Bu yapı, A'yı dil bilgisel merkez olarak korurken başka bir nedeni kısa ve düzenli biçimde ekler.
Alıştırma
Dersi hedefleyen öbeği kullanarak cümleyi tamamlayın: Strong winds, ____ heavy rain, caused widespread damage.
Cevabı göster
combined with
retains an aura of something sensual, decadent, and forbidden: duyusal, hazcı ve yasak bir hava taşımayı sürdürmek
Retains an aura of, bir şeyin “onu çevreleyen izlenimi veya çağrışımları hâlâ taşıdığı” anlamına gelir. Aura burada görünür bir ışık değil, mecazi bir havadır. Something bu niteliği bilerek genel ve tanımlaması biraz zor bırakır. Sensual duyular yoluyla alınan hazza; decadent yemek bağlamında zengin, lüks ve ölçüsüz bir keyfe; forbidden ise tabu gibi görünen bir şeyin çekiciliğine işaret eder. İfade bir bütün olarak çikolatanın içeriğini veya yasal durumunu değil, kültürel imajını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan betimlemeyi en doğru biçimde yeniden ifade eder?
- Çikolata hâlâ duyusal haz, lüks düşkünlük ve tabu çağrışımları taşır.
- Çikolatanın artık gizemli veya çekici hiçbir çağrışımı yoktur.
- Çikolata, her zaman ahlaki yozlaşmaya yol açtığı için yasa dışıdır.
Cevabı göster
Çikolata hâlâ duyusal haz, lüks düşkünlük ve tabu çağrışımları taşır.
Yet knowing more about..., as well as..., tells us...: -ing öbeğini özne olarak kullanmak
Knowing more about ..., özne görevindeki bir -ing öbeğidir ve daha fazla bilgi edinme eylemini adlandırır. Önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için ilerleyen zaman yapısı değildir. Ana fiil tekil tells biçimidir; çünkü tüm öğrenme eylemi tek bir düşünce olarak ele alınır. As well as its production today, about edatının nesnesine ikinci bir konu ekler: hem tarih hem de günümüzdeki üretim önemlidir. Yet, önceki çekici imajdan daha karmaşık bir sonuca geçişi gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Knowing more about A, as well as B, tells/shows/helps us .... biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle -ing öbeğini özne olarak doğru biçimde kullanır?
- Knowing more about the risks, as well as the benefits, help us decide.
- Know more about the risks, as well as the benefits, helps us decide.
- Knowing more about the risks, as well as the benefits, helps us decide.
Cevabı göster
Knowing more about the risks, as well as the benefits, helps us decide.
where these associations originate ... what they hide: paralel iki dolaylı soru
where these associations originate ve what they hide, and ile bağlanan iki wh yan cümlesidir. Tam cümlede birlikte tells us fiilinin nesnesi olarak görev yaparlar: ilki kökenle, ikincisi ise neyin gizlendiğiyle ilgili soruyu ifade eder. Bunlar daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş dolaylı sorulardır. Bu nedenle doğrudan sorulardaki devrik yapıyı veya do yardımcı fiilini kullanmazlar: where + özne + fiil ve what + özne + fiil. Burada hide mecazidir; bu çağrışımlar arkalarındaki sömürü tarihinin görülmesini engelleyebilir, fiziksel olarak bir nesneyi saklamaz.
Alıştırma
Hangi cümle explains sonrasında paralel iki dolaylı soruyu doğru kullanıyor?
- The report explains where the donations came from and what did the charity pay for.
- The report explains where the donations came from and what the charity paid for.
- The report explains where did the donations come from and what did the charity pay for.
Cevabı göster
The report explains where the donations came from and what the charity paid for.
So as you unwrap your next bar of chocolate, Anlatım akışı
4:10Bu yüzden bir sonraki çikolatanızın paketini açarken,
So as you unwrap...: kişisel bir sonuç için sahne kurmak
So, bu kapanışı önceki tartışmaya bağlar. Cümlenin başına getirilen as you unwrap your next bar of chocolate yan cümlesi, dinleyicinin gelecekte yaşayacağı tanıdık bir anı belirler; burada as “-dığında” anlamındadır, “çünkü” anlamında değildir. Asıl hatırlatma veya çağrı virgülden sonra gelir. Bu düzen, geniş bir konuyu dinleyicinin kendi hayatına taşır. Yeniden kullanılabilen So as you + günlük eylem, ... kalıbı, önceki mesajı uygulamak için somut bir an oluşturur.
Alıştırma
Gıda israfıyla ilgili bir konuşma sona eriyor. Hangi cümle geniş konudan dinleyicinin sıradaki günlük eylemine en iyi geçişi yapar?
- So as you plan your next meal, remember to use what you already have.
- Because you planned a meal yesterday, you must have used every ingredient.
- Food waste affects homes, stores, and restaurants.
Cevabı göster
So as you plan your next meal, remember to use what you already have.
take a moment to consider: düşünmeye yönelik nazik bir davet
Take a moment to consider, kısa bir süre durup dikkatlice düşünmek demektir. Take a moment, zamanı bir nesne gibi kelimenin tam anlamıyla almak değildir; kısa bir süre ayırmak demektir. To ile başlayan mastar da bu sürede yapılacak eylemi belirtir. Emir yapısında olsa da genellikle Think about this gibi keskin bir emirden çok nazik bir davet gibi duyulur. Bir sonuca varmadan veya karar vermeden önce kişiyi düşünmeye yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Before you send the email, ____ how it may sound to the reader.
Cevabı göster
take a moment to consider
not everything about chocolate is sweet: kısmi olumsuzluk ve söz oyunu
Not everything about chocolate is sweet kısmi bir olumsuzluktur. Çikolatanın en az bir yönünün hoş olmadığı anlamına gelir. Hiçbir yönünün hoş olmadığını söylemez; everything sözcüğünden önce gelen not, bütün yönlerin sweet olduğu iddiasını reddeder. Sweet burada iki görev üstlenir. Kelimenin gerçek anlamıyla çikolatanın tadını, mecazi anlamıyla da hoş veya olumlu bir şeyi anlatır. Sömürgecilik, köleleştirilmiş insanların emeği ve çocuk işçiliği anlatıldıktan sonra cümle bir söz oyunuyla biter: ürünün tadı tatlıdır, fakat tarihinin bazı bölümleri acı verici ve adaletsizdir.
Alıştırma
Hangi yorum özgün cümledeki hem kısmi olumsuzluğu hem de söz oyununu en iyi yansıtır?
- Çikolata tarihinin her bölümünün hoş olduğunu söyler.
- Çikolatanın öyküsünün en az bazı bölümlerinin rahatsız edici olduğunu, sweet sözcüğünün de tadını hatırlattığını söyler.
- Çikolatanın şeker içermediğini ve tadının tatlı olamayacağını söyler.
Cevabı göster
Çikolatanın öyküsünün en az bazı bölümlerinin rahatsız edici olduğunu, sweet sözcüğünün de tadını hatırlattığını söyler.