Adderall Etkisindeki Beyniniz - Çalışma Hapı: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
608 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Adderall'ın sinir etkileri, sınırlı akademik yararlara dair plasebo kanıtı, bağımlılık ve toplumsal risk. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "a close relative of" (Deyimler ve mecazlı ifadeler): akrabalığı kimyasal benzerlik mecazı olarak anlamak ve ilişkili maddeleri ya da fikirleri karşılaştırmak. 2. "regardless of whether they had or not." (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): sonucun iki koşulda da geçerli olduğunu ve seçeneklerin onu değiştirmediğini göstermek. 3. "So much so that" (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): güçlü bir dereceyi sonucuna bağlamak ve büyüyen bir sorundan "Generation Adderall" adına geçişi izlemek.

Bu derste

Adderall is the brand name for a mixture of amphetamine salts Kalıp ifadeler

0:00

Adderall, amfetamin tuzlarından oluşan bir karışımın marka adıdır

Kalıp ifadeler

brand name for: bir markayı adlandırdığı şeye bağlamak

Brand name for, ticari bir ürün adını bu adın belirttiği maddeye, ürüne veya teknolojiye bağlar. Bu cümlede Adderall markalı addır; amfetamin tuzları karışımı ise bu adın belirttiği şeydir. Kalıp X is the brand name for Y biçimindedir. X mutlaka üreticinin veya şirketin adı değildir; Y için piyasada kullanılan addır. for edatı bu bağlantı kalıbının bir parçasıdır.

Alıştırma

Bir markayı adlandırdığı ürüne bağlayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ClearView is the ____ the company's imaging platform.

Cevabı göster

brand name for

that was developed for treatment of attention deficit hyperactivity disorder Kalıp ifadeler

0:03

ve bu karışım dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu tedavi etmek için geliştirilmiştir.

Kalıp ifadeler

developed for treatment of: tıbbi geliştirme amacını belirtmek

Developed for treatment of, bir şeyin amaçlanan tıbbi kullanımını resmi ve isim temelli bir yapıyla ifade eder. Developed bilinçli bir tasarımı veya uyarlamayı, for amacı, treatment of ise tedavi edilen durumu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp be developed for treatment of + durum biçimindedir. Amaçlanan kullanımı veya tasarım amacını açıklar; tek başına tedavinin etkili ya da resmen onaylanmış olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Amaçlanan tıbbi kullanımı belirten dört sözcüklü resmi ifadeyle cümleyi tamamlayın: The implant was ____ severe hearing loss.

Cevabı göster

developed for treatment of

aka ADHD. Kelime

0:07

Bu bozukluk, kısaca DEHB olarak bilinir.

Kelime

Başka bir adı belirtmek için “aka”

“aka”, “also known as” ifadesinin gayriresmî kısaltmasıdır. Aynı kişi veya şey için başka bir ad, takma ad, sahne adı ya da kısaltma sunar. “aka ADHD” ifadesinde ADHD, daha önce anılan durumun diğer kısaltılmış adıdır; daha geniş bir kategorinin örneği değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp “ad veya açıklama + aka + alternatif ad” şeklindedir. aka ifadesinden önceki ve sonraki adlar aynı varlığı göstermelidir.

Alıştırma

Cümleyi “also known as” ifadesinin küçük harfli ve noktalamasız kısaltmasıyla tamamlayın: “The musician Abel Tesfaye, ____ The Weeknd, was born in Toronto.”

Cevabı göster

aka

Since 2007, Dilbilgisi

0:08

2007'den bu yana,

prescriptions have doubled in the US

0:10

ABD'de yazılan reçetelerin sayısı iki katına çıktı

Dilbilgisi

Bugüne uzanan bir değişim için “Since 2007, ... have doubled”

“Since 2007” zaman ifadesi, 2007'den konuşanın içinde bulunduğu ana kadar uzanan bir dönemin başlangıç noktasını verir. Present perfect biçimindeki “have doubled”, hâlâ güncel olan bu dönem boyunca gerçekleşen değişimi bildirir: şimdiki sayı 2007 düzeyinin iki katıdır. Yeniden kullanılabilir kalıp “Since + başlangıç noktası, özne + have/has + geçmiş zaman ortacı” şeklindedir. Bu yapı, geçmişteki bir başlangıç noktasından bugüne kadar ölçülen gelişmeler için kullanılır; yalnızca o geçmiş zamanda gerçekleşen olaylar için kullanılmaz.

Alıştırma

Bugüne kadar devam eden bir eğilimi anlatmak için “Since 2020” ve “triple” fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: “____, online orders ____.”

Cevabı göster

Since 2020 · have tripled

and even those who don't have a prescription are using. Dilbilgisi

0:12

ve reçetesi olmayanlar bile bu ilacı kullanıyor.

Dilbilgisi

those who don't have a prescription: those who + yan cümle yapısı

Those who + yan cümle, “…… yapan kişiler” anlamına gelir. Burada those insanları belirten bir zamirdir; who don't have a prescription ise hangi insanlardan söz edildiğini açıklar. Those sözcüğünden sonra people gibi bir isim eklemeye gerek yoktur. Bu bağlamda ifade, reçetesi olmayan kişileri de kullanıcı grubuna dahil eder. Using fiilinden sonraki nesne, önceki bağlamdan Adderall olduğu anlaşıldığı için atılmıştır.

Alıştırma

“…… yapan kişiler” anlamındaki kısa yapıyla cümleyi tamamlayın: The scholarship is intended for ____ cannot afford the course fee.

Cevabı göster

those who

An estimated 30% of university students use Adderall at some point Kalıp ifadeler

0:14

Üniversite öğrencilerinin tahminen %30'u Adderall'ı hayatlarının bir döneminde

Kalıp ifadeler

An estimated 30% of: yaklaşık bir oranı bildirme

An estimated + sayı, sayının kesin bir sayım sonucu değil, bilgiye dayalı bir yaklaşık değer olduğunu gösterir. an estimated 30% ifadesinde estimated yüzdeyi niteler, an ise sayısal ifadenin tamamını başlatır. Ardından gelen of öbeği ölçülen grubu belirtir: 30% of university students. Bu yapı, bir raporda hem yaklaşık oranı hem de bu oranın ait olduğu nüfusu belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Yüzdenin tahmini olduğunu gösteren sözcüğü kullanın: An ____ 25% of local businesses plan to hire more staff next year.

Cevabı göster

estimated

Kalıp ifadeler

at some point: belirtilmemiş bir zaman

Bu cümlede at some point, öğrencinin üniversite yılları içinde “belirtilmemiş bir zamanda” demektir. İstatistik, kullanımın herhangi bir kez gerçekleşip gerçekleşmediğini ölçer; ne zaman olduğunu ya da devam ettiğini söylemez. Belirli zamanı saptamaktan çok böyle bir zamanın var olması önemli olduğunda at some point kullanılır. Çevredeki zaman yapısı ve zaman aralığı, bu belirsiz zamanın geçmişte mi gelecekte mi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Belirtilmemiş tek bir zamanı anlatan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: “I don't remember exactly when, but ____ during college, I considered changing my major.”

Cevabı göster

at some point

as a study enhancer.

0:18

ders çalışma performansını artırmak için kullanıyor.

But what happens to your brain on Adderall? Kelime

0:19

Peki Adderall aldığınızda beyninizde ne olur?

Kelime

on Adderall: ilaç kullanmak veya etkisi altında olmak

Burada on Adderall, Adderall kullanırken veya onun etkisi altındayken demektir. On fiziksel bir konumu değil, ilaçla ilgili bir durumu anlatır. Soru, Adderall kişinin vücudunda etkinken beyinde hangi değişikliklerin meydana geldiğini sorar. Başka bağlamlarda be on a medication, çoğunlukla ilacın kişinin mevcut tedavisinin bir parçası olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

“What happens to your brain on Adderall?” sorusunda “on Adderall” ne anlama gelir?

  1. Adderall kullanmadan onun hakkında konuşmak
  2. fiziksel olarak Adderall'ın üzerinde bulunmak
  3. Adderall kullanmak veya vücutta etkisini gösterdiği sürede olmak
Cevabı göster

Adderall kullanmak veya vücutta etkisini gösterdiği sürede olmak

Adderall is a combination of amphetamine salts

0:22

Adderall, amfetamin tuzlarının bir bileşimidir

and therefore is yup,

0:25

ve dolayısıyla, evet,

a close relative of methamphetamine Deyimler

0:26

metamfetaminin yakın bir akrabasıdır;

commonly known as meth. Kalıp ifadeler

0:29

bu madde yaygın olarak meth adıyla bilinir.

Deyimler

a close relative of: benzer ama özdeş değil

Burada a close relative of, aynı kategori içinde çok benzer veya yakından bağlantılı bir şeyi anlatan mecazdır. Gerçek bir aile üyesini ifade etmez. Bu cümlede metamfetaminle kimyasal benzerliği gösterir; tamamen aynı madde veya aynı etkiler anlamına gelmez. a close relative of + isim kalıbı, teknik karşılaştırmaları kısa ve canlı biçimde anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a close relative of methamphetamine ne anlama geliyor?

  1. Metamfetaminin başka bir adıdır.
  2. Metamfetamine kimyasal olarak benzerdir, ancak onunla mutlaka aynı değildir.
  3. Metamfetaminle aynı insan ailesinin bir üyesidir.
Cevabı göster

Metamfetamine kimyasal olarak benzerdir, ancak onunla mutlaka aynı değildir.

Kalıp ifadeler

commonly known as: tanıdık bir adı belirtme

Commonly known as, bir kişinin, yerin, şeyin veya kavramın yaygın olarak tanındığı adı belirtir. Burada meth, methamphetamine için kullanılan tanıdık kısaltılmış addır. Commonly, known sözcüğünü niteler ve adın resmî olmasından çok yaygın biçimde kullanıldığını gösterir. X is commonly known as Y kalıbı bilimsel açıklamalarda, haberlerde ve resmî tanıtımlarda yaygındır.

Alıştırma

Dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Sodium chloride is ____ table salt.

Cevabı göster

commonly known as

When Adderall is ingested, Dilbilgisi

0:30

Adderall alındığında,

it takes effect on the brain Kalıp ifadeler

0:32

beyin üzerinde etkisini

Kalıp ifadeler

takes effect: etkisini göstermeye başlamak

it takes effect ifadesinde take effect, “çalışmaya veya yürürlüğe girmeye başlamak” anlamına gelir. Burada it, Adderall’ı ifade eder; on the brain ise etkinin nerede hissedildiğini belirtir. Bu ifade etkinin başlangıcını vurgular; bu nedenle within an hour gibi bir zaman ifadesi, ne zaman başladığı sorusunu doğal biçimde yanıtlar. Kuralların, politikaların ve önlemlerin uygulanmaya başlamasını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi take effect ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: “The new safety rule will ____ at midnight.”

Cevabı göster

take effect

within an hour of use.

0:33

bir saat içinde göstermeye başlar.

Dilbilgisi

When Adderall is ingested: when + geniş zamanda edilgen yapı

When Adderall is ingested ifadesinde when, sonraki aşamayı başlatan olayı tanıtır; is ingested ise be + past participle yapısındaki geniş zaman edilgenidir. Cümle, ilacı alan kişiye değil, ilaca ne olduğuna odaklanır. Bu kalıp genel bir süreci veya düzenli bir neden-zaman ilişkisini anlatmak için kullanışlıdır: When + present passive, ... present simple. Geçmişteki tek bir olayı değil, “bu normalde her gerçekleştiğinde veya gerçekleşince” anlamını verir.

Alıştırma

Süreç açıklamasını ingest fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: “When the tablet ____, its coating begins to dissolve.”

Cevabı göster

is ingested

Adderall affects neuroreceptors in the central nervous system

0:35

Adderall, merkezi sinir sistemindeki sinir reseptörlerini etkileyerek

increasing the effect of serotonin and dopamine.

0:38

serotonin ve dopaminin etkisini artırır.

In patients with ADHD,

0:41

DEHB hastalarında

genetic studies have indicated that these individuals Kalıp ifadeler

0:42

genetik çalışmalar, bu kişilerde

may have dysfunctional dopamine release.

0:45

dopamin salınımında işlev bozukluğu olabileceğini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

Genetic studies have indicated that: araştırma kanıtlarını temkinli aktarma

Bu cümlede genetic studies have indicated that, araştırmalara dayandırılan bir sonucu sunar. Buradaki indicate, “kanıtlar aracılığıyla göstermek veya işaret etmek” anlamındadır; fiziksel olarak bir şeyi parmakla göstermek anlamına gelmez. Present perfect yapıdaki have indicated, sonucu mevcut kanıt birikiminin parçası olarak sunar. Indicated temkinli bir ifadedir: Ardından gelen iddiayı destekler, ancak çalışmaların bunu kanıtladığını söylemez. Daha sonra gelen may, kesinlik derecesini daha da düşürür.

Alıştırma

Cümleyi indicate fiilinin present perfect biçimi ve ardından that kullanarak tamamlayın: Several studies ____ short breaks can improve concentration.

Cevabı göster

have indicated that

Because of the lack of dopamine,

0:47

Dopamin eksikliği nedeniyle

it is theorized that the brain is constantly seeking out stimulants Notlar

0:49

beynin sürekli uyarıcı aradığı düşünülüyor

Dilbilgisi

It is theorized that: teoriyi sunan kişisiz kalıp

It is theorized that, kişisiz bir edilgen aktarım kalıbıdır. It, gerçek bir göndergesi olmayan biçimsel öznedir; asıl ileri sürülen düşünceyi that yan cümlesi taşır. Teoriyi kimin ortaya attığını belirtmeyen bu yapı, kaynaktan çok açıklamayı öne çıkarır. Theorized, iddianın kesinleşmiş bir gerçek değil, bir teori olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi doğrulanmamış teorik bir açıklama bildiren kişisiz edilgen kalıpla tamamlayın: ____ dark matter helps hold galaxies together.

Cevabı göster

It is theorized that

Öbek fiiller

constantly seeking out stimulants ifadesindeki seeking out

Seeking out, bir şeyi bilinçli olarak aramayı ve onu bulmak ya da elde etmek için çaba göstermeyi ifade eder. Bu cümlede ifade, beynin uyarıcılarla tesadüfen karşılaşmadığını, onları aktif biçimde aradığını anlatır. Out, phrasal verbün bir parçasıdır. Uyarıcıların fiziksel olarak dışarıda olduğunu göstermez; aramanın belirli bir hedefe yöneldiğini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede seeking out neyi vurguluyor?

  1. Dışarıda olan bir şeyi tesadüfen bulmak
  2. Bir hedefi bilinçli olarak aramak ve elde etmeye çalışmak
  3. Bir hedefi aramayı bırakmak
Cevabı göster

Bir hedefi bilinçli olarak aramak ve elde etmeye çalışmak

resulting in the distractibility commonly seen in ADHD patients. Dilbilgisi

0:52

ve bu da DEHB hastalarında sık görülen dikkat dağınıklığına yol açıyor.

Dilbilgisi

resulting in: dikkat dağınıklığına bağlanan neden-sonuç ifadesi

Resulting in, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekleyen bir present participle phrase, yani şimdiki zaman ortaçlı bir öbektir. Burada beynin sürekli uyarıcı aramasını, sonraki öbekte anlatılan dikkat dağınıklığına bağlar. Bu yapının ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: resulting in + sonuç. Bu sıkıştırılmış yapı, açıklayıcı ve akademik yazılarda yeni bir cümleye so ile başlamadan neden-sonuç ilişkisi kurar.

Alıştırma

Elektrik kesintisinin gecikmelere neden olduğunu gösteren ve cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The power cut lasted two hours, ___ major delays.

  1. resulting in
  2. result in
  3. resulting from
Cevabı göster

resulting in

The dopamine and serotonin released by Adderall Dilbilgisi

0:56

Adderall'ın salgılanmasını sağladığı dopamin ve serotonin,

overcomes this deficit in ADHD patients Kalıp ifadeler

0:58

DEHB hastalarındaki bu eksikliği gidererek

Dilbilgisi

dopamine and serotonin released by Adderall: kısaltılmış ilgi cümlesi

Vurgulanan isim öbeğinde released by Adderall, dopamine and serotonin ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir yan cümledir. which are released by Adderall yapısının kısaltılmış hâlidir; dolayısıyla dopamine and serotonin, release eyleminden etkilenen taraftır. İlgi zamiri ve be fiilinin bir biçimi çıkarıldığı için released cümlenin ana fiili değildir. Bu kısa edilgen yapı resmî ve bilimsel yazılarda yaygındır: isim + geçmiş zaman ortaç öbeği.

Alıştırma

that were collected yapısını geçmiş zaman ortaçlı bir niteleyiciye indirip cümleyi tamamlayın: The samples ____ yesterday are ready for testing.

Cevabı göster

collected

Kalıp ifadeler

overcomes this deficit: bu eksikliği gidermek veya telafi etmek

Overcomes this deficit, daha önce belirtilen eksikliği başarıyla gidermek veya telafi etmek anlamına gelir. Burada overcome fiilinin nesnesi bir kişi ya da rakip değil, soyut bir eksikliktir. overcome + deficit kalıbında overcome geçişli bir fiildir ve deficit sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır. fix gibi belirsiz bir fiile kıyasla, önlemin açığı veya etkilerini etkin biçimde azalttığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle eğitimin beceri eksikliğini başarıyla telafi ettiğini belirtir?

  1. The training helps measure the skills deficit.
  2. The training helps overcome the skills deficit.
  3. The training helps identify the skills deficit.
Cevabı göster

The training helps overcome the skills deficit.

causing increased focus and making you feel less distracted. Dilbilgisi

1:01

odaklanmayı artırır ve kişinin dikkatinin daha az dağılmasını sağlar.

Dilbilgisi

causing ... and making you feel ... ile paralel sonuçlar

“Causing increased focus” ve “making you feel less distracted”, and ile bağlanan paralel iki -ing yan cümleciğidir. Önceki düşünceye bağlanıp onun iki sonucunu sunarlar; bağımsız ana fiiller değildirler. İkinci yan cümlecik, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: making + you + feel. Bu etkin yapıda make sözcüğünden sonra feel, to almadan yalın hâlde kalır.

Alıştırma

İki sonuç ifadesinin paralel olması için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new schedule reduces delays, saving time and ____ the team feel less rushed.

Cevabı göster

making

Adderall also causes the release of norepinephrine

1:04

Adderall ayrıca norepinefrin salgılanmasına yol açar;

which activates the sympathetic nervous system

1:06

bu da sempatik sinir sistemini etkinleştirip

initiating your fight or flight response. Deyimler

1:08

savaş ya da kaç tepkisini başlatır.

Deyimler

Kalıplaşmış ifade fight or flight response

Fight or flight response, algılanan bir tehdide karşı vücudun otomatik stres tepkisini adlandırır. Fight tehlikeyle yüzleşmeyi, flight ise ondan kaçmayı temsil eder; ancak ifade, birinin gerçekten dövüşeceği ya da kaçacağı iddiasını değil, genel fizyolojik durumu anlatır. Bu cümlede sempatik sinir sisteminin etkinleşmesi bu tepkiyi başlatır. Daha genel olarak terim, vücudun olası bir tehlikeyle başa çıkmak için hızla hazırlandığını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede fight or flight response ne anlama geliyor?

  1. Algılanan bir tehdide karşı otomatik fizyolojik stres tepkisi
  2. Bir sorunla yüzleşmek ya da ondan kaçmak için bilinçli bir plan
  3. Tehlike geçtikten sonraki fiziksel dinlenme dönemi
Cevabı göster

Algılanan bir tehdide karşı otomatik fizyolojik stres tepkisi

This results in your body moving blood and energy

1:11

Bunun sonucunda vücudunuz kanı ve enerjiyi

towards the major organs and away from your limbs and digestion

1:13

uzuvlarınızdan ve sindirim sisteminizden uzaklaştırıp ana organlara yönlendirir;

which essentially increases alertness.

1:17

bu da temelde uyanıklığı artırır.

But in non-ADHD users,

1:19

Peki DEHB'si olmayan kişilerde

can it help you get better grades?

1:21

daha iyi notlar almaya yardımcı olabilir mi?

To investigate this, Anlatım akışı

1:23

Bunu araştırmak için

researchers had 32 people without ADHD perform four cognitive tests. Dilbilgisi

1:24

araştırmacılar, DEHB'si olmayan 32 kişiye dört bilişsel test uyguladı.

Anlatım akışı

To investigate this: araştırma sorusundan yönteme geçiş

To investigate this, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. This, ilaçların DEHB'si olmayan kişilerin performansını artırıp artıramayacağına ilişkin önceki soruya gönderme yapar; öbek de araştırmacıların testleri neden yaptığını açıklar. Cümlenin başında kullanıldığında anlatımı araştırma sorusundan yönteme taşır. Soruyu inceleme girişimini tanıtır; bir sonucu veya bir sonuca zaten ulaşıldığının kanıtını ifade etmez.

Alıştırma

Bir makale, uykunun hafızayı geliştirip geliştirmediği sorusunu yeni ortaya attı. Bu soruyu incelemek için yapılan deneyi hangi geçiş ifadesi doğal biçimde tanıtır?

  1. To investigate this, the team recruited 80 volunteers.
  2. Having proved this, the team recruited 80 volunteers.
  3. Because this was true, the team recruited 80 volunteers.
Cevabı göster

To investigate this, the team recruited 80 volunteers.

Dilbilgisi

had 32 people perform: have + kişi + fiilin yalın hâli

had 32 people ... perform yapısında had, ettirgen have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. have + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, kişinin bir eylemi yapmasını ayarlamak, ona talimat vermek veya onu bu eylemi yapmaya yöneltmek anlamına gelir. Burada 32 people, perform fiilinin mantıksal öznesidir. Kişiden sonraki fiil to almadan yalın hâlde kalır: had 32 people perform. Cümle araştırmacıların neyi ayarladığını anlatır; had “sahipti” anlamında değildir ve past perfect yardımcı fiili olarak kullanılmamıştır.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: The coordinator had all applicants ____ the form before the interview. (complete)

Cevabı göster

complete

In one instance,

1:29

İlk durumda

they were given 10 mg of Adderall

1:30

katılımcılara 10 mg Adderall verildi

and was told it was Adderall. Dilbilgisi

1:32

ve bunun Adderall olduğu söylendi.

Dilbilgisi

Çoğul they ile was told yerine were told kullanmak

Vurgulanan was told ifadesi burada standart İngilizcede doğru değildir. and sonrasında anlaşılması gereken özne hâlâ çoğul they olduğundan edilgen yapının yardımcı fiili were olmalıdır: they were given ... and were told. Bağlı edilgen yan cümlelerde tekrarlanan özne atılabilir, ancak öznenin tekil veya çoğul oluşu değişmez. Her edilgen yardımcı fiil bu ortak özneyle uyumlu olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan standart İngilizce biçimi seçin: The participants received the tablets and ___ that they might feel more alert.

  1. were told
  2. were tell
  3. was told
Cevabı göster

were told

In the second,

1:34

İkinci durumda

they were given a placebo Kültür

1:34

kendilerine plasebo verildi

but was told it was Adderall.

1:36

ama bunun Adderall olduğu söylendi.

Kültür

a placebo: karşılaştırma için kullanılan etkisiz tedavi

Placebo, gerçek tedaviye benzeyecek şekilde tasarlanmış etkisiz bir tedavidir. Test edilen etkin ilacı içermez. Bu cümlede katılımcılara aslında placebo verilmiş, ancak bunun Adderall olduğu söylenmiştir. Bu düzenek, araştırmacıların beklentilerin yol açtığı etkileri ilacın kendisinin yol açtığı etkilerden ayırmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede placebo doğru kullanılmıştır?

  1. The researchers called the new active medication a placebo.
  2. The control group received a placebo with no active study drug.
  3. The control group received a placebo containing the full dose of the study drug.
Cevabı göster

The control group received a placebo with no active study drug.

In the third round,

1:37

Üçüncü turda

they were given 10 mg of Adderall

1:38

kendilerine 10 mg Adderall verildi

but was told it was a placebo.

1:40

ama bunun plasebo olduğu söylendi.

And finally,

1:42

Son olarak

they were given a placebo

1:43

kendilerine plasebo verildi

and were indeed told it was a placebo.

1:44

ve gerçekten de bunun plasebo olduğu söylendi.

The two groups that did the best

1:47

En iyi performans gösteren iki grup,

were those who thought they had taken Adderall Dilbilgisi

1:49

Adderall aldığını düşünen kişilerden oluşuyordu;

Dilbilgisi

thought they had taken: daha önceki bir geçmiş eylem

Burada thought daha sonra gerçekleşen geçmiş olaydır ve insanların o anda neye inandığını bildirir. Bu geçmiş düşüncenin içindeki had taken, past perfect yapısındadır (had + geçmiş zaman ortacı) ve alma eylemini düşünme anından önceye yerleştirir. Bu yapı, devam eden bir eylemi değil, geçmişteki iki zaman arasındaki göreli sırayı gösterir. Ne aldıkları konusunda yanılmış olabilirler; dil bilgisi yalnızca daha önceki olayı onların inancının bir parçası olarak sunar.

Alıştırma

Tren yolculuğunun düşünceden önce olduğunu göstermek için take fiilinin past perfect biçimini kullanın: They thought they ____ the wrong train.

Cevabı göster

had taken

regardless of whether they had or not. Dilbilgisi

1:51

gerçekten alıp almamaları fark etmedi.

Dilbilgisi

regardless of whether ... or not: değişmeyen bir sonuç

Regardless of whether X or not, X doğru olsa da olmasa da ana sonucun her iki durumda aynı kaldığını belirtir. Burada gruplar, gerçekten Adderall almış olsalar da olmasalar da iyi performans göstermiştir. whether they had or not ifadesindeki had, had taken Adderall söz grubunun yerine geçen bir yardımcı fiildir. Tekrarlanan sözlerin anlamı zaten açık olduğu için İngilizce bunları atar.

Alıştırma

Planın değişmeyeceğini belirten yapıyla cümleyi tamamlayın: We will leave at eight ____ it rains or not.

Cevabı göster

regardless of whether

In fact,

1:53

Aslında,

the group that did the worst

1:54

en kötü performansı gösteren grup,

were those who took Adderall

1:55

Adderall almış

but was told it was a placebo.

1:56

ama kendilerine bunun plasebo olduğu söylenmiş kişilerdi.

This is because Anlatım akışı

1:58

Bunun nedeni şu:

although some studies have found that Adderall

1:59

Bazı araştırmalara göre Adderall,

can increase repetitive learning tasks,

2:01

tekrara dayalı öğrenme görevlerinde başarıyı artırabilse de

it does not make a difference Kalıp ifadeler

2:03

kayda değer bir fark yaratmaz;

when it comes to most cognitive tasks Kalıp ifadeler

2:05

buna bilişsel görevlerin çoğu

Kalıp ifadeler

does not make a difference: anlamlı bir etkisi yok

Make a difference, bir sonucu fark edilir veya anlamlı biçimde değiştirmek demektir. Burada does not make a difference, Adderall’ın çoğu bilişsel görevdeki performansı iyileştirmediğini veya başka bir anlamlı biçimde değiştirmediğini belirtir. Bu ifade, iki nesnenin birbirinden ayırt edilip edilemediğini değil, bir etkinin olup olmadığını değerlendirir. Yaygın bir kalıp X makes/does not make a difference to Y biçimindedir; ayrıca in + alan/durum ile de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “anlamlı bir etkisi yoktur” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Changing the font ____ to how fast the program runs.

Cevabı göster

does not make a difference

Kalıp ifadeler

when it comes to: söz konusu ... olduğunda

When it comes to, bir ifadenin geçerli olduğu konuyu veya alanı tanıtır. Burada iddiayı sınırlar: fark olmaması sonucu çoğu bilişsel görev için geçerlidir. Yapı when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Comes burada hareket anlatmaz; ifadenin tamamı konusunda veya söz konusu olduğunda anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir konuyu tanıtmak için when it comes to ifadesini doğru kullanır?

  1. When it comes learning a language, regular practice helps.
  2. When it comes to learning a language, regular practice helps.
  3. When it comes to learn a language, regular practice helps.
Cevabı göster

When it comes to learning a language, regular practice helps.

or complex learning techniques

2:07

ve karmaşık öğrenme teknikleri,

like those needed for an exam. Dilbilgisi

2:08

örneğin bir sınav için gerekenler de dahildir.

Anlatım akışı

because although: bir nedenin içindeki ödünleme

Because, önceki bir iddianın nedenini sunar. Bu nedenin içinde although bir ödünleme başlatır: konuşan kişi, bazı çalışmaların sınırlı bir yarar bulduğunu kabul eder. Although sonrasındaki ana yön yine karşıt noktadır: bu yarar çoğu bilişsel göreve veya karmaşık öğrenmeye uzanmaz. Mantığı “This is because [although A, B]” şeklinde okuyun: A kabul edilir, fakat nedenin temel sonucu B’dir. İki bağlayıcı farklı düzeylerde işlev görür.

Alıştırma

Örnekteki because although yapısının mantığını en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. İki sözcük de olumlu bulguyu destekleyen ayrı nedenler sunar.
  2. Because nedenin tamamını sunarken although, nedenin temel olumsuz noktasından önce sınırlı bir olumlu bulguyu kabul eder.
  3. Although ana sonucu verir, because ise yalnızca aynı karşıtlığı tekrarlar.
Cevabı göster

Because nedenin tamamını sunarken although, nedenin temel olumsuz noktasından önce sınırlı bir olumlu bulguyu kabul eder.

Dilbilgisi

like those needed for an exam: sınav için gerekenler gibi

Like bir örnek sunar. Those, çoğul ad öbeği complex learning techniques yerine geçer; bu nedenle insanları değil teknikleri ifade eder ve ismin tekrarlanmasını önler. Needed for an exam, those sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: those needed for an exam, those that are needed for an exam ile aynı anlama gelir. Gereken şeyler tekniklerdir.

Alıştırma

Hangi cümle çoğul bir ismi tekrarlamamak için those sözcüğünü doğru kullanır ve kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği ekler?

  1. We reviewed several proposals and selected those approved by the committee.
  2. We reviewed several proposals and selected that approved by the committee.
  3. We reviewed several proposals and selected them approved by the committee.
Cevabı göster

We reviewed several proposals and selected those approved by the committee.

Any increase in studying skills

2:10

Ders çalışma performansındaki herhangi bir artış,

may be from the fact that the drug gives you energy Dilbilgisi

2:12

ilacın size enerji vermesinden

Dilbilgisi

may be from the fact that: olası bir neden öne sürmek

Bu cümlede may be from the fact that, sözü edilen artış için olası bir açıklama sunar. May, nedensel bağlantıyı kesin olmaktan çıkarır: konuşan kişi bunun tek neden olduğunu veya mekanizmanın kanıtlandığını iddia etmez. The fact that, ardından gelen the drug gives you energy yan cümlesini, sav içinde doğru kabul edilen bir neden olarak sunar. Aktarılabilir kalıp result + may be from the fact that + possible reason biçimindedir ve kanıtlar kesin bir sonuçtan çok temkinli bir açıklamayı desteklediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede may be from the fact that ne anlatıyor?

  1. Artışın, ilaç herhangi birine enerji vermeden önce gerçekleştiğini söyler.
  2. İlacın karmaşık öğrenme becerisini doğrudan geliştirdiğini kanıtlar.
  3. İlacın enerji verme etkisini kanıtlanmış veya tek neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar.
Cevabı göster

İlacın enerji verme etkisini kanıtlanmış veya tek neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar.

and can help keep you awake Dilbilgisi

2:14

ve uyanık kalmanıza yardımcı olmasından

for a night of studying

2:15

kaynaklanabilir; böylece bütün gece ders çalışabilirsiniz.

Dilbilgisi

help keep you awake: help + keep + nesne + sıfat

Help keep you awake, iki katmanlı bir fiil tamlayıcısı yapısı içerir. Help sözcüğünden sonra to almayan yalın mastar keep gelir; keep ise you nesnesini ve awake sıfatını alır: help + keep + object + adjective. Burada awake, sürdürülen durumu tanımlar; bir eylem değildir. Bu kalıp help keep food fresh veya help keep prices stable gibi birleşimlere de aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi help + keep kullanarak tamamlayın: Good insulation can ____ the house warm in winter.

Cevabı göster

help keep

because, as we said earlier, Anlatım akışı

2:16

Çünkü daha önce de söylediğimiz gibi,

it is similar in chemical structure to meth. Kalıp ifadeler

2:18

kimyasal yapısı metamfetamine benzer.

Anlatım akışı

as we said earlier: önceki bilgiye geri dönme

Bu cümlede “as we said earlier”, konuşmacının ilgili noktayı daha önce ortaya koyduğunu hatırlatan bir ara sözdür. Önceki bilgiyi mevcut açıklamaya bağlayarak dinleyicinin akıl yürütme zincirini takip etmesine yardımcı olur. Burada “as”, “söylediğimiz gibi” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Bu ifade çevresindeki iddia hakkında yorum yapar ve ilk “because” sözcüğünün sunduğu neden değildir.

Alıştırma

Cümlede “as we said earlier” ifadesinin işlevi nedir?

  1. Daha önce sunulmuş bilgiye geri döner.
  2. Önceki açıklamayla bir karşıtlık belirtir.
  3. Daha önce konuşma eyleminin kimyasal benzerliğe neden olduğunu söyler.
Cevabı göster

Daha önce sunulmuş bilgiye geri döner.

Kalıp ifadeler

similar in ... to: karşılaştırma boyutunu belirtme

“X is similar in A to Y” kalıbı hem benzerlik boyutunu (A) hem de karşılaştırma hedefini (Y) belirtir. Burada “chemical structure” boyuttur; “meth” ise “methamphetamine” sözcüğünün kısaltması ve karşılaştırma hedefidir. “Similar”, ilgili yönlerden benzer demektir; aynı veya özdeş demek değildir. Boyutu belirtmek, bilimsel ya da teknik bir karşılaştırmayı yalnızca “X is similar to Y” demekten daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “similar in ... to” kalıbıyla tamamlayın: “The two phones are ____ size ____ each other, although their cameras differ.”

Cevabı göster

similar in · to

The benefits of Adderall in academic circles Deyimler

2:20

Adderall'ın akademik alandaki faydaları

is still up for debate Deyimler

2:22

hâlâ tartışmalı,

Deyimler

In academic circles: akademik topluluk

In academic circles, “akademik dünyada etkin olan insanlar arasında” anlamına gelen mecazlı bir edat öbeğidir. Circles sözcüğü akademik dünyayı fiziksel bir daire olarak değil, birbirine bağlı sosyal veya mesleki bir topluluk olarak gösterir. Bu ifade, bir görüşün veya tartışmanın belirli bir topluluk içindeki yerini belirtir. in + alan sıfatı + circles kalıbı, in political circles ve in literary circles gibi yerleşik ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi “akademik topluluktaki insanlar arasında” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The finding is receiving serious attention ____, especially among researchers.

Cevabı göster

in academic circles

Deyimler

Up for debate: hâlâ çözümlenmemiş

Up for debate, bir konunun çözüme kavuşmadığını ve görüş ayrılığına ya da daha fazla tartışmaya hâlâ açık olduğunu belirtir. Örnekte, ileri sürülen faydaların kanıtlanmış değil, belirsiz olduğunu gösterir. Yaygın kalıp, çoğu zaman still ile birlikte kullanılan özne + be + up for debate yapısıdır. Bir iddianın veya sorunun durumunu anlatır; resmî bir münazaranın planlandığını bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi “hâlâ çözümlenmemiş ve görüş ayrılığına açık” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Whether the rule will improve safety is still ____.

Cevabı göster

up for debate

but the long-term detrimental effects of Adderall abuse are clear.

2:23

ancak Adderall'ı kötüye kullanmanın uzun vadeli zararları açık.

Consistent release of serotonin and dopamine

2:27

Serotonin ve dopaminin sürekli salgılanması,

causes the brain to stop producing them naturally over time. Dilbilgisi

2:29

zamanla beynin bunları doğal yoldan üretmeyi bırakmasına neden olur.

Dilbilgisi

cause + nesne + to ile mastar: causes the brain to stop producing

Yapı cause + nesne + to ile mastar şeklindedir. Burada consistent release neden, the brain etkilenen nesne, to stop producing ise sonuçtur. Mastarın içinde daha uzun bir fiil öbeği bulunabilir. to stop producing them naturally ifadesinde them, serotonin and dopamine ögelerine gönderme yapar; over time ise sonucun yavaş yavaş geliştiğini gösterir.

Alıştırma

Cause fiilinin geçmiş zaman biçimini ve the baby / wake up sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The sudden noise ____.

Cevabı göster

caused the baby to wake up

Dilbilgisi

stop + -ing: stop producing

stop producing ifadesinde stop fiilinden sonra producing ulaç biçimi gelir. Bu, devam etmekte olan bir etkinliği sona erdirmek anlamına gelir: beyin sonunda serotonin ve dopamini doğal olarak üretmez hâle gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için produce fiilinin doğru biçimini kullanın: Because demand has disappeared, the factory will stop ____ this model next month.

Cevabı göster

producing

Therefore,

2:32

Bu nedenle,

you need to keep taking more and more Adderall Dilbilgisi

2:33

giderek daha fazla Adderall almaya devam etmeniz gerekir.

Dilbilgisi

keep taking: devam eden eylem için keep + -ing

keep taking ifadesinde keep fiilinden sonra -ing biçimindeki taking gelir. keep + fiil-ing yapısı, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir; burada taking, ilacı elde tutmak ya da saklamak değil, kullanmak anlamındadır. Bu ifade davranışı devam eden bir süreç olarak sunar: kişi ilacı yalnızca bir kez almak yerine almaya devam etmelidir. Aynı kalıp keep working, keep asking ve keep changing ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geçmiş biçimi ve “cut” anlamına gelen -ing biçiminde bir fiille tamamlayın: During the storm, the phone signal ____ out.

Cevabı göster

kept cutting

Dilbilgisi

more and more: devam eden artış

Tekrarlanan karşılaştırma biçimi more and more, bir miktar veya derecenin zaman içinde arttığını gösterir. Burada yalnızca bir miktarın diğerinden fazla olmasını değil, Adderall miktarının giderek büyümesini ifade eder. Bu kalıp more and more requests veya more and more time örneklerinde olduğu gibi çoğul ya da sayılamayan isimlerden önce gelebilir. Ayrıca more and more difficult örneğinde olduğu gibi uzun bir sıfatın veya zarfın derecesini artırabilir.

Alıştırma

Cümleyi devam eden artışı gösteren ifadeyle tamamlayın: As the festival grew, ____ visitors came each year.

Cevabı göster

more and more

to get the same effect

2:35

Ancak böyle aynı etkiyi elde edebilirsiniz

making it highly addictive.

2:36

ve bu da ilacı son derece bağımlılık yapıcı hâle getirir.

Long-term users of Adderall develop an inability to feel pleasure Kalıp ifadeler

2:38

Uzun süre Adderall kullananlar artık haz alamaz hâle gelir

without a chemical stimulant

2:41

kimyasal bir uyarıcı olmadan.

Kalıp ifadeler

develop an inability to + fiilin yalın biçimi

Develop an inability to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapma yetisinin zamanla kaybedilmesi anlamına gelir. Burada uzun süre Adderall kullanan kişilerin uyarıcı olmadan haz hissedemez hâle gelebileceğini anlatır. develop fiili, yeti kaybını yalnızca bir durum olarak değil, zaman içinde oluşan bir değişim olarak sunar. to’dan sonra fiilin yalın biçimi kullanılır: develop an inability to feel.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “bir şeyi yapma yetisini zamanla kaybetmek” anlamına gelen resmî yapıyla tamamlayın: With repeated exposure, workers may ____ notice the warning smell.

Cevabı göster

develop an inability to

and these effects can linger Kelime

2:43

Üstelik bu etkiler sürebilir,

even after you stop taking Adderall.

2:44

Adderall'ı bıraktıktan sonra bile.

Kelime

effects can linger: sonrasında da süren etkiler

Effects can linger, neden veya etkinlik sona erdikten sonra bile etkilerin beklenenden daha uzun sürebileceği anlamına gelir. Linger genellikle net bir bitiş yerine yavaş, fark edilir veya istenmeyen bir devamlılık ifade eder. Burada linger geçişsizdir: devam eden şey effects’in kendisidir. after yan cümlesi, etkilerin ötesine geçtiği bitiş noktasını gösterir.

Alıştırma

“The smell can linger after the fire is out,” cümlesinde linger ne anlama gelir?

  1. Koku hemen güçlenir.
  2. Koku bir yerde etkin biçimde bekler.
  3. Kaynağı sona erdikten sonra koku devam edebilir.
Cevabı göster

Kaynağı sona erdikten sonra koku devam edebilir.

Adderall is a growing problem.

2:46

Adderall giderek büyüyen bir sorun.

So much so that millennials Anlatım akışı

2:48

Öyle ki milenyum kuşağı,

have been referred to as Generation Adderall. Notlar

2:49

"Adderall Kuşağı" olarak anılıyor.

Anlatım akışı

So much so that: dereceyi bir sonuca bağlamak

“So much so that”, önceki cümlenin tamamında anlatılan dereceye gönderme yapar. Burada Adderall sorununun o kadar yaygın olduğunu belirtir ki ardından gelen “Generation Adderall” etiketi, sorunun ne kadar ciddi olduğuna kanıt olarak sunulabilir. Kalıp, ifade + so much so that + sonuç biçimindedir. Sonuç yalnızca daha sonra gerçekleşen bir şey değildir; ilk ifadenin ne kadar güçlü biçimde doğru olduğunu gösterir. Vurgu için “So much so that ...” noktadan sonra yeni bir cümle gibi yazılabilir, ancak anlam bakımından yine önceki cümleye bağlıdır.

Alıştırma

Sonucun ilk cümledeki aşırı dereceye kanıt olmasını sağlayan dört kelimelik İngilizce ifadeyle ikinci cümleyi tamamlayın: The cafe became an overnight success. ____ it ran out of food before noon every day.

Cevabı göster

So much so that

Kalıp ifadeler

have been referred to as: present perfect edilgen yapıyla etiket belirtmek

“Have been referred to as”, bir kişi veya şeyin “belirli bir adla çağrılmış ya da tanımlanmış olduğunu” belirtir. Bu cümlede millennials, “Generation Adderall” etiketini alan gruptur; bu etiketi kullanan kişiler odak noktası değildir. Yapı, have/has + been + referred to as + ad veya kategori biçimindedir. Present perfect edilgen yapıdır: adlandırma geçmişte gerçekleşmiştir ve şimdiki tartışmayla ilgisini korur. Etiketin kullanılmış olduğunu gösterir; resmî olduğunu veya herkes tarafından kabul edildiğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi “have been called” anlamına gelen present perfect edilgen ifadeyle tamamlayın: These small neighborhood parks ____ the city's green rooms.

Cevabı göster

have been referred to as

Kültür

Retorik Bir Kuşak Etiketi Olarak Generation Adderall

Bu cümlede Generation Adderall, Generation + kuşağı tanımlayan bir anahtar sözcük kalıbıyla oluşturulmuş medyatik bir etikettir. Adderall marka adı, Y kuşağı arasında uyarıcı kullanımına ilişkin toplumsal bir kaygıyı kısaca temsil etmek için kullanılır. Bu etiket retoriktir; resmî bir demografik kategori değildir. Algılanan bir eğilimi vurgular, ancak Y kuşağındaki herkesin Adderall kullandığını veya kötüye kullandığını iddia etmez.

Alıştırma

Bir manşette Generation Adderall etiketi büyük olasılıkla ne yapar?

  1. Her üyesinin Adderall kullandığı resmî bir demografik grubu adlandırır.
  2. Adderall ilacının yeni bir sürümünü belirtir.
  3. Bir kuşağı Adderall ile bağlantılı toplumsal bir sorunla retorik olarak ilişkilendirir.
Cevabı göster

Bir kuşağı Adderall ile bağlantılı toplumsal bir sorunla retorik olarak ilişkilendirir.

The abuse of Adderall in our culture

2:51

Kültürümüzde Adderall'ın kötüye kullanılması,

is following a similar pattern Kalıp ifadeler

2:53

benzer bir seyir izliyor.

to the current opioid crisis Kültür

2:54

Tıpkı günümüzdeki opioid krizi gibi.

Kalıp ifadeler

Gelişim Çizgilerini follow a similar pattern to ile Karşılaştırmak

Following a similar pattern to, bir sürecin başka bir sürecin örüntüsüne benzeyen biçimde gelişmesi veya ilerlemesi demektir. Burada following, kötüye kullanım sorununun izlediği seyri anlatır; fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek anlamına gelmez. Karşılaştırma her ayrıntıyla değil, gelişim çizgileri veya tekrarlanan özelliklerle ilgilidir. Yapı X + follow a similar pattern to + Y şeklindedir ve follow gerekli zamana göre değiştirilir.

Alıştırma

Cümleyi “benzer bir şekilde gelişmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This year's website traffic is ____ last year's traffic.

Cevabı göster

following a similar pattern to

Kültür

Halk sağlığına ilişkin bir gönderme olarak "the current opioid crisis"

Bu cümlede "the current opioid crisis", opioid bağımlılığı, kötüye kullanım, aşırı doz vakaları ve ölümlerle bağlantılı geniş çaplı halk sağlığı krizini ifade eder. Opioidler bir ilaç kategorisidir; bu kriz kısa süreli tek bir olay veya tek bir vaka değildir. Bu ifade karşılaştırmanın ciddi algılanmasını sağlar: konuşmacı, Adderall'ın kötüye kullanımının toplumda benzer bir örüntü izliyor olabileceğini söylüyor. İki krizin boyutlarının, nedenlerinin veya tıbbi etkilerinin aynı olduğunu iddia etmiyor.

Alıştırma

Bu cümlede "the current opioid crisis" ne anlama geliyor?

  1. Opioid bağımlılığı ve aşırı dozları içeren geniş çaplı ve devam eden bir halk sağlığı krizi
  2. Tek bir reçeteyle ilgili kısa süreli bir olay
  3. Geçici bir ağrı kesici kıtlığı
Cevabı göster

Opioid bağımlılığı ve aşırı dozları içeren geniş çaplı ve devam eden bir halk sağlığı krizi

which means as a society

2:56

Bu da toplum olarak

we need to put measures in place to protect people. Kalıp ifadeler

2:57

insanları koruyacak önlemler almamız gerektiği anlamına geliyor.

Kalıp ifadeler

"put measures in place": önlem oluşturup uygulamak

Put measures in place, planlanmış eylemleri, kuralları veya koruyucu düzenlemeleri oluşturup kullanmaya başlamak demektir. Burada measures, insanları korumak amacıyla tasarlanan adımlardır; in place ise fiziksel olarak bir yere konmuş olmayı değil, düzenlenmiş ve işler durumda olmayı ifade eder. Kalıp put + measures + in place şeklindedir ve amacı belirtmek için çoğu zaman arkasından to + fiil gelir: put measures in place to protect people.

Alıştırma

“Planlanmış koruyucu önlemler oluşturup kullanmaya başlamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hospital will ____ to reduce medication errors.

Cevabı göster

put measures in place

Thanks to Sal our editor Ton ve niyet

3:00

Editörümüz Sal'a teşekkürler,

for narrating this video

3:02

bu videoyu seslendirdiği için.

Ton ve niyet

Thanks to Sal ... for narrating: katkıya açıkça teşekkür etme

Bu cümlede Thanks to Sal ... for narrating, açıkça teşekkür eder ve Sal'ın katkısını takdir eder. Sal teşekkür edilen kişiyi belirtir, our editor Sal'ın rolünü açıklar, for narrating ise katkının ne olduğunu söyler. Aktarılabilir kalıp Thanks to + kişi veya grup + for + -ing biçimi ya da isim şeklindedir. Burada thanks to takdir ve teşekkür anlamındadır, “-den dolayı” anlamında değildir; for bölümü teşekkürün nedenini açıkça belirtir.

Alıştırma

Thanks to + kişi + for + -ing kalıbıyla teşekkürü tamamlayın: ____ Leo ____ designing the poster.

Cevabı göster

Thanks to · for

and wow,

3:03

Ve vay canına,

turns out Adderall is pretty intense. Notlar

3:03

anlaşılan Adderall epey ağır bir şeymiş.

Öbek fiiller

Turns out: sonradan öğrenilen bir gerçeği aktarma

Turns out, It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Konuşanın bir belirsizlikten sonra öğrendiği, doğruladığı veya fark ettiği bir gerçeği aktarır; burada Adderall'ın yoğun etkisi yeni fark edilmiş ve biraz şaşırtıcı bir gerçek olarak sunulur. Yeni veya biraz beklenmedik bilgileri açıklamak için Turns out + yan cümle yapısını kullanın. Bu yapı, çoğu zaman önceki bir varsayım düzeltildikten sonra görülür. Ardından gelen yan cümleyi bir keşif olarak düzenler; fiziksel olarak bir şeyi çevirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Turns out the meeting was moved to Friday cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Toplantının cumaya alınabileceğini yalnızca tahmin ediyoruz.
  2. Toplantının cumaya alındığını sonradan öğrendik.
  3. Toplantının cumaya alınmasını biz sağladık.
Cevabı göster

Toplantının cumaya alındığını sonradan öğrendik.

Kelime

pretty intense: derece zarfı olarak pretty

Burada pretty, “oldukça” ya da “epeyce” anlamına gelen bir derece zarfıdır. intense sıfatının derecesini değiştirir; bir şeyi güzel olarak nitelemez. Intense, etkisi güçlü, hatta başa çıkması zor veya riskli olabilecek kadar kuvvetli demektir. Bu nedenle pretty intense konuşma dilinde güçlü bir değerlendirmedir; ancak pretty tek başına mutlaka en yüksek dereceyi göstermez.

Alıştırma

“The hike was pretty intense.” cümlesinde “pretty” ne anlama gelir?

  1. Tamamen ve kesinlikle
  2. Oldukça veya epeyce
  3. Güzel
Cevabı göster

Oldukça veya epeyce

But if you do need help with your exams or school, Dilbilgisi

3:06

Ama sınavlarınız veya okul konusunda yardıma ihtiyacınız varsa,

Dilbilgisi

do need: olumlu cümlede vurgulu do

Bu olumlu if yan cümlesinde do, need fiilini vurgular: do need, “gerçekten ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Özellikle bir uyarı, şüphe veya karşıtlıktan sonra ihtiyacın gerçek olabileceğini doğrular. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir: I do need, she does need, they did need. Ana fiil yalın kalır; bu yüzden do needs denmez.

Alıştırma

Cümleyi need fiilinin vurgulu olumlu biçimiyle tamamlayın: “I know you seem fine, but you ____ help right now.”

Cevabı göster

do need

we have some scientific study tips and other advice

3:08

bilimsel ders çalışma ipuçlarımızı ve diğer tavsiyelerimizi

over in a bunch of videos we've made. Kelime

3:11

hazırladığımız birçok videoda bulabilirsiniz.

Kelime

a bunch of: resmî olmayan bir miktar ifadesi

Bu cümlede a bunch of, “çok sayıda” veya “bir grup” anlamına gelir. Kesin bir sayı vermeden birden fazla video olduğunu belirtir; gerçek anlamda bağlanmış bir demeti anlatmaz. Buradaki kullanışlı yapı a bunch of + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; örneğin a bunch of videos. İfade, nesneleri sınırları kesin olmayan bir grup olarak gündelik bir dille sunar.

Alıştırma

a bunch of ifadesinin en doğal kullanıldığı cümle hangisidir?

  1. The laboratory report documents a bunch of statistically significant deviations.
  2. I saved a bunch of funny clips to show you later.
  3. Please specify the exact total by writing a bunch of.
Cevabı göster

I saved a bunch of funny clips to show you later.

I put some there and in the description below.

3:13

Bazılarını şuraya ve aşağıdaki açıklamaya ekledim.

Thanks so much.

3:15

Çok teşekkürler.

Make sure you're subscribed for a new video next Thursday.

3:16

Gelecek perşembe yeni videoyu kaçırmamak için abone olmayı unutmayın.

We'll see you next week.

3:18

Gelecek hafta görüşürüz.

Bye.

3:20

Hoşça kalın.