Adderall Etkisindeki Beyniniz - Çalışma Hapı: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Adderall'ın sinir etkileri, sınırlı akademik yararlara dair plasebo kanıtı, bağımlılık ve toplumsal risk. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "a close relative of" (Deyimler ve mecazlı ifadeler): akrabalığı kimyasal benzerlik mecazı olarak anlamak ve ilişkili maddeleri ya da fikirleri karşılaştırmak. 2. "regardless of whether they had or not." (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): sonucun iki koşulda da geçerli olduğunu ve seçeneklerin onu değiştirmediğini göstermek. 3. "So much so that" (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): güçlü bir dereceyi sonucuna bağlamak ve büyüyen bir sorundan "Generation Adderall" adına geçişi izlemek.
Bu derste
Adderall is the brand name for a mixture of amphetamine salts Kalıp ifadeler
0:00Adderall, amfetamin tuzlarından oluşan bir karışımın marka adıdır
brand name for: bir markayı adlandırdığı şeye bağlamak
Brand name for, ticari bir ürün adını bu adın belirttiği maddeye, ürüne veya teknolojiye bağlar. Bu cümlede Adderall markalı addır; amfetamin tuzları karışımı ise bu adın belirttiği şeydir. Kalıp X is the brand name for Y biçimindedir. X mutlaka üreticinin veya şirketin adı değildir; Y için piyasada kullanılan addır. for edatı bu bağlantı kalıbının bir parçasıdır.
Alıştırma
Bir markayı adlandırdığı ürüne bağlayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ClearView is the ____ the company's imaging platform.
Cevabı göster
brand name for
that was developed for treatment of attention deficit hyperactivity disorder Kalıp ifadeler
0:03ve bu karışım dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu tedavi etmek için geliştirilmiştir.
developed for treatment of: tıbbi geliştirme amacını belirtmek
Developed for treatment of, bir şeyin amaçlanan tıbbi kullanımını resmi ve isim temelli bir yapıyla ifade eder. Developed bilinçli bir tasarımı veya uyarlamayı, for amacı, treatment of ise tedavi edilen durumu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp be developed for treatment of + durum biçimindedir. Amaçlanan kullanımı veya tasarım amacını açıklar; tek başına tedavinin etkili ya da resmen onaylanmış olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Amaçlanan tıbbi kullanımı belirten dört sözcüklü resmi ifadeyle cümleyi tamamlayın: The implant was ____ severe hearing loss.
Cevabı göster
developed for treatment of
Başka bir adı belirtmek için “aka”
“aka”, “also known as” ifadesinin gayriresmî kısaltmasıdır. Aynı kişi veya şey için başka bir ad, takma ad, sahne adı ya da kısaltma sunar. “aka ADHD” ifadesinde ADHD, daha önce anılan durumun diğer kısaltılmış adıdır; daha geniş bir kategorinin örneği değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp “ad veya açıklama + aka + alternatif ad” şeklindedir. aka ifadesinden önceki ve sonraki adlar aynı varlığı göstermelidir.
Alıştırma
Cümleyi “also known as” ifadesinin küçük harfli ve noktalamasız kısaltmasıyla tamamlayın: “The musician Abel Tesfaye, ____ The Weeknd, was born in Toronto.”
Cevabı göster
aka
Bugüne uzanan bir değişim için “Since 2007, ... have doubled”
“Since 2007” zaman ifadesi, 2007'den konuşanın içinde bulunduğu ana kadar uzanan bir dönemin başlangıç noktasını verir. Present perfect biçimindeki “have doubled”, hâlâ güncel olan bu dönem boyunca gerçekleşen değişimi bildirir: şimdiki sayı 2007 düzeyinin iki katıdır. Yeniden kullanılabilir kalıp “Since + başlangıç noktası, özne + have/has + geçmiş zaman ortacı” şeklindedir. Bu yapı, geçmişteki bir başlangıç noktasından bugüne kadar ölçülen gelişmeler için kullanılır; yalnızca o geçmiş zamanda gerçekleşen olaylar için kullanılmaz.
Alıştırma
Bugüne kadar devam eden bir eğilimi anlatmak için “Since 2020” ve “triple” fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: “____, online orders ____.”
Cevabı göster
Since 2020 · have tripled
and even those who don't have a prescription are using. Dilbilgisi
0:12ve reçetesi olmayanlar bile bu ilacı kullanıyor.
those who don't have a prescription: those who + yan cümle yapısı
Those who + yan cümle, “…… yapan kişiler” anlamına gelir. Burada those insanları belirten bir zamirdir; who don't have a prescription ise hangi insanlardan söz edildiğini açıklar. Those sözcüğünden sonra people gibi bir isim eklemeye gerek yoktur. Bu bağlamda ifade, reçetesi olmayan kişileri de kullanıcı grubuna dahil eder. Using fiilinden sonraki nesne, önceki bağlamdan Adderall olduğu anlaşıldığı için atılmıştır.
Alıştırma
“…… yapan kişiler” anlamındaki kısa yapıyla cümleyi tamamlayın: The scholarship is intended for ____ cannot afford the course fee.
Cevabı göster
those who
An estimated 30% of university students use Adderall at some point Kalıp ifadeler
0:14Üniversite öğrencilerinin tahminen %30'u Adderall'ı hayatlarının bir döneminde
An estimated 30% of: yaklaşık bir oranı bildirme
An estimated + sayı, sayının kesin bir sayım sonucu değil, bilgiye dayalı bir yaklaşık değer olduğunu gösterir. an estimated 30% ifadesinde estimated yüzdeyi niteler, an ise sayısal ifadenin tamamını başlatır. Ardından gelen of öbeği ölçülen grubu belirtir: 30% of university students. Bu yapı, bir raporda hem yaklaşık oranı hem de bu oranın ait olduğu nüfusu belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Yüzdenin tahmini olduğunu gösteren sözcüğü kullanın: An ____ 25% of local businesses plan to hire more staff next year.
Cevabı göster
estimated
at some point: belirtilmemiş bir zaman
Bu cümlede at some point, öğrencinin üniversite yılları içinde “belirtilmemiş bir zamanda” demektir. İstatistik, kullanımın herhangi bir kez gerçekleşip gerçekleşmediğini ölçer; ne zaman olduğunu ya da devam ettiğini söylemez. Belirli zamanı saptamaktan çok böyle bir zamanın var olması önemli olduğunda at some point kullanılır. Çevredeki zaman yapısı ve zaman aralığı, bu belirsiz zamanın geçmişte mi gelecekte mi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Belirtilmemiş tek bir zamanı anlatan ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: “I don't remember exactly when, but ____ during college, I considered changing my major.”
Cevabı göster
at some point
But what happens to your brain on Adderall? Kelime
0:19Peki Adderall aldığınızda beyninizde ne olur?
on Adderall: ilaç kullanmak veya etkisi altında olmak
Burada on Adderall, Adderall kullanırken veya onun etkisi altındayken demektir. On fiziksel bir konumu değil, ilaçla ilgili bir durumu anlatır. Soru, Adderall kişinin vücudunda etkinken beyinde hangi değişikliklerin meydana geldiğini sorar. Başka bağlamlarda be on a medication, çoğunlukla ilacın kişinin mevcut tedavisinin bir parçası olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
“What happens to your brain on Adderall?” sorusunda “on Adderall” ne anlama gelir?
- Adderall kullanmadan onun hakkında konuşmak
- fiziksel olarak Adderall'ın üzerinde bulunmak
- Adderall kullanmak veya vücutta etkisini gösterdiği sürede olmak
Cevabı göster
Adderall kullanmak veya vücutta etkisini gösterdiği sürede olmak
a close relative of: benzer ama özdeş değil
Burada a close relative of, aynı kategori içinde çok benzer veya yakından bağlantılı bir şeyi anlatan mecazdır. Gerçek bir aile üyesini ifade etmez. Bu cümlede metamfetaminle kimyasal benzerliği gösterir; tamamen aynı madde veya aynı etkiler anlamına gelmez. a close relative of + isim kalıbı, teknik karşılaştırmaları kısa ve canlı biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a close relative of methamphetamine ne anlama geliyor?
- Metamfetaminin başka bir adıdır.
- Metamfetamine kimyasal olarak benzerdir, ancak onunla mutlaka aynı değildir.
- Metamfetaminle aynı insan ailesinin bir üyesidir.
Cevabı göster
Metamfetamine kimyasal olarak benzerdir, ancak onunla mutlaka aynı değildir.
commonly known as: tanıdık bir adı belirtme
Commonly known as, bir kişinin, yerin, şeyin veya kavramın yaygın olarak tanındığı adı belirtir. Burada meth, methamphetamine için kullanılan tanıdık kısaltılmış addır. Commonly, known sözcüğünü niteler ve adın resmî olmasından çok yaygın biçimde kullanıldığını gösterir. X is commonly known as Y kalıbı bilimsel açıklamalarda, haberlerde ve resmî tanıtımlarda yaygındır.
Alıştırma
Dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Sodium chloride is ____ table salt.
Cevabı göster
commonly known as
takes effect: etkisini göstermeye başlamak
it takes effect ifadesinde take effect, “çalışmaya veya yürürlüğe girmeye başlamak” anlamına gelir. Burada it, Adderall’ı ifade eder; on the brain ise etkinin nerede hissedildiğini belirtir. Bu ifade etkinin başlangıcını vurgular; bu nedenle within an hour gibi bir zaman ifadesi, ne zaman başladığı sorusunu doğal biçimde yanıtlar. Kuralların, politikaların ve önlemlerin uygulanmaya başlamasını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi take effect ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: “The new safety rule will ____ at midnight.”
Cevabı göster
take effect
When Adderall is ingested: when + geniş zamanda edilgen yapı
When Adderall is ingested ifadesinde when, sonraki aşamayı başlatan olayı tanıtır; is ingested ise be + past participle yapısındaki geniş zaman edilgenidir. Cümle, ilacı alan kişiye değil, ilaca ne olduğuna odaklanır. Bu kalıp genel bir süreci veya düzenli bir neden-zaman ilişkisini anlatmak için kullanışlıdır: When + present passive, ... present simple. Geçmişteki tek bir olayı değil, “bu normalde her gerçekleştiğinde veya gerçekleşince” anlamını verir.
Alıştırma
Süreç açıklamasını ingest fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: “When the tablet ____, its coating begins to dissolve.”
Cevabı göster
is ingested
Adderall affects neuroreceptors in the central nervous system
0:35Adderall, merkezi sinir sistemindeki sinir reseptörlerini etkileyerek
genetic studies have indicated that these individuals Kalıp ifadeler
0:42genetik çalışmalar, bu kişilerde
may have dysfunctional dopamine release.
0:45dopamin salınımında işlev bozukluğu olabileceğini gösteriyor.
Genetic studies have indicated that: araştırma kanıtlarını temkinli aktarma
Bu cümlede genetic studies have indicated that, araştırmalara dayandırılan bir sonucu sunar. Buradaki indicate, “kanıtlar aracılığıyla göstermek veya işaret etmek” anlamındadır; fiziksel olarak bir şeyi parmakla göstermek anlamına gelmez. Present perfect yapıdaki have indicated, sonucu mevcut kanıt birikiminin parçası olarak sunar. Indicated temkinli bir ifadedir: Ardından gelen iddiayı destekler, ancak çalışmaların bunu kanıtladığını söylemez. Daha sonra gelen may, kesinlik derecesini daha da düşürür.
Alıştırma
Cümleyi indicate fiilinin present perfect biçimi ve ardından that kullanarak tamamlayın: Several studies ____ short breaks can improve concentration.
Cevabı göster
have indicated that
it is theorized that the brain is constantly seeking out stimulants Notlar
0:49beynin sürekli uyarıcı aradığı düşünülüyor
It is theorized that: teoriyi sunan kişisiz kalıp
It is theorized that, kişisiz bir edilgen aktarım kalıbıdır. It, gerçek bir göndergesi olmayan biçimsel öznedir; asıl ileri sürülen düşünceyi that yan cümlesi taşır. Teoriyi kimin ortaya attığını belirtmeyen bu yapı, kaynaktan çok açıklamayı öne çıkarır. Theorized, iddianın kesinleşmiş bir gerçek değil, bir teori olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi doğrulanmamış teorik bir açıklama bildiren kişisiz edilgen kalıpla tamamlayın: ____ dark matter helps hold galaxies together.
Cevabı göster
It is theorized that
constantly seeking out stimulants ifadesindeki seeking out
Seeking out, bir şeyi bilinçli olarak aramayı ve onu bulmak ya da elde etmek için çaba göstermeyi ifade eder. Bu cümlede ifade, beynin uyarıcılarla tesadüfen karşılaşmadığını, onları aktif biçimde aradığını anlatır. Out, phrasal verbün bir parçasıdır. Uyarıcıların fiziksel olarak dışarıda olduğunu göstermez; aramanın belirli bir hedefe yöneldiğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede seeking out neyi vurguluyor?
- Dışarıda olan bir şeyi tesadüfen bulmak
- Bir hedefi bilinçli olarak aramak ve elde etmeye çalışmak
- Bir hedefi aramayı bırakmak
Cevabı göster
Bir hedefi bilinçli olarak aramak ve elde etmeye çalışmak
resulting in the distractibility commonly seen in ADHD patients. Dilbilgisi
0:52ve bu da DEHB hastalarında sık görülen dikkat dağınıklığına yol açıyor.
resulting in: dikkat dağınıklığına bağlanan neden-sonuç ifadesi
Resulting in, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekleyen bir present participle phrase, yani şimdiki zaman ortaçlı bir öbektir. Burada beynin sürekli uyarıcı aramasını, sonraki öbekte anlatılan dikkat dağınıklığına bağlar. Bu yapının ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: resulting in + sonuç. Bu sıkıştırılmış yapı, açıklayıcı ve akademik yazılarda yeni bir cümleye so ile başlamadan neden-sonuç ilişkisi kurar.
Alıştırma
Elektrik kesintisinin gecikmelere neden olduğunu gösteren ve cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The power cut lasted two hours, ___ major delays.
- resulting in
- result in
- resulting from
Cevabı göster
resulting in
The dopamine and serotonin released by Adderall Dilbilgisi
0:56Adderall'ın salgılanmasını sağladığı dopamin ve serotonin,
overcomes this deficit in ADHD patients Kalıp ifadeler
0:58DEHB hastalarındaki bu eksikliği gidererek
dopamine and serotonin released by Adderall: kısaltılmış ilgi cümlesi
Vurgulanan isim öbeğinde released by Adderall, dopamine and serotonin ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir yan cümledir. which are released by Adderall yapısının kısaltılmış hâlidir; dolayısıyla dopamine and serotonin, release eyleminden etkilenen taraftır. İlgi zamiri ve be fiilinin bir biçimi çıkarıldığı için released cümlenin ana fiili değildir. Bu kısa edilgen yapı resmî ve bilimsel yazılarda yaygındır: isim + geçmiş zaman ortaç öbeği.
Alıştırma
that were collected yapısını geçmiş zaman ortaçlı bir niteleyiciye indirip cümleyi tamamlayın: The samples ____ yesterday are ready for testing.
Cevabı göster
collected
overcomes this deficit: bu eksikliği gidermek veya telafi etmek
Overcomes this deficit, daha önce belirtilen eksikliği başarıyla gidermek veya telafi etmek anlamına gelir. Burada overcome fiilinin nesnesi bir kişi ya da rakip değil, soyut bir eksikliktir. overcome + deficit kalıbında overcome geçişli bir fiildir ve deficit sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır. fix gibi belirsiz bir fiile kıyasla, önlemin açığı veya etkilerini etkin biçimde azalttığını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle eğitimin beceri eksikliğini başarıyla telafi ettiğini belirtir?
- The training helps measure the skills deficit.
- The training helps overcome the skills deficit.
- The training helps identify the skills deficit.
Cevabı göster
The training helps overcome the skills deficit.
causing increased focus and making you feel less distracted. Dilbilgisi
1:01odaklanmayı artırır ve kişinin dikkatinin daha az dağılmasını sağlar.
causing ... and making you feel ... ile paralel sonuçlar
“Causing increased focus” ve “making you feel less distracted”, and ile bağlanan paralel iki -ing yan cümleciğidir. Önceki düşünceye bağlanıp onun iki sonucunu sunarlar; bağımsız ana fiiller değildirler. İkinci yan cümlecik, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: making + you + feel. Bu etkin yapıda make sözcüğünden sonra feel, to almadan yalın hâlde kalır.
Alıştırma
İki sonuç ifadesinin paralel olması için cümleyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new schedule reduces delays, saving time and ____ the team feel less rushed.
Cevabı göster
making
Adderall also causes the release of norepinephrine
1:04Adderall ayrıca norepinefrin salgılanmasına yol açar;
Kalıplaşmış ifade fight or flight response
Fight or flight response, algılanan bir tehdide karşı vücudun otomatik stres tepkisini adlandırır. Fight tehlikeyle yüzleşmeyi, flight ise ondan kaçmayı temsil eder; ancak ifade, birinin gerçekten dövüşeceği ya da kaçacağı iddiasını değil, genel fizyolojik durumu anlatır. Bu cümlede sempatik sinir sisteminin etkinleşmesi bu tepkiyi başlatır. Daha genel olarak terim, vücudun olası bir tehlikeyle başa çıkmak için hızla hazırlandığını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede fight or flight response ne anlama geliyor?
- Algılanan bir tehdide karşı otomatik fizyolojik stres tepkisi
- Bir sorunla yüzleşmek ya da ondan kaçmak için bilinçli bir plan
- Tehlike geçtikten sonraki fiziksel dinlenme dönemi
Cevabı göster
Algılanan bir tehdide karşı otomatik fizyolojik stres tepkisi
towards the major organs and away from your limbs and digestion
1:13uzuvlarınızdan ve sindirim sisteminizden uzaklaştırıp ana organlara yönlendirir;
researchers had 32 people without ADHD perform four cognitive tests. Dilbilgisi
1:24araştırmacılar, DEHB'si olmayan 32 kişiye dört bilişsel test uyguladı.
To investigate this: araştırma sorusundan yönteme geçiş
To investigate this, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. This, ilaçların DEHB'si olmayan kişilerin performansını artırıp artıramayacağına ilişkin önceki soruya gönderme yapar; öbek de araştırmacıların testleri neden yaptığını açıklar. Cümlenin başında kullanıldığında anlatımı araştırma sorusundan yönteme taşır. Soruyu inceleme girişimini tanıtır; bir sonucu veya bir sonuca zaten ulaşıldığının kanıtını ifade etmez.
Alıştırma
Bir makale, uykunun hafızayı geliştirip geliştirmediği sorusunu yeni ortaya attı. Bu soruyu incelemek için yapılan deneyi hangi geçiş ifadesi doğal biçimde tanıtır?
- To investigate this, the team recruited 80 volunteers.
- Having proved this, the team recruited 80 volunteers.
- Because this was true, the team recruited 80 volunteers.
Cevabı göster
To investigate this, the team recruited 80 volunteers.
had 32 people perform: have + kişi + fiilin yalın hâli
had 32 people ... perform yapısında had, ettirgen have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. have + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, kişinin bir eylemi yapmasını ayarlamak, ona talimat vermek veya onu bu eylemi yapmaya yöneltmek anlamına gelir. Burada 32 people, perform fiilinin mantıksal öznesidir. Kişiden sonraki fiil to almadan yalın hâlde kalır: had 32 people perform. Cümle araştırmacıların neyi ayarladığını anlatır; had “sahipti” anlamında değildir ve past perfect yardımcı fiili olarak kullanılmamıştır.
Alıştırma
Parantezdeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: The coordinator had all applicants ____ the form before the interview. (complete)
Cevabı göster
complete
Çoğul they ile was told yerine were told kullanmak
Vurgulanan was told ifadesi burada standart İngilizcede doğru değildir. and sonrasında anlaşılması gereken özne hâlâ çoğul they olduğundan edilgen yapının yardımcı fiili were olmalıdır: they were given ... and were told. Bağlı edilgen yan cümlelerde tekrarlanan özne atılabilir, ancak öznenin tekil veya çoğul oluşu değişmez. Her edilgen yardımcı fiil bu ortak özneyle uyumlu olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan standart İngilizce biçimi seçin: The participants received the tablets and ___ that they might feel more alert.
- were told
- were tell
- was told
Cevabı göster
were told
a placebo: karşılaştırma için kullanılan etkisiz tedavi
Placebo, gerçek tedaviye benzeyecek şekilde tasarlanmış etkisiz bir tedavidir. Test edilen etkin ilacı içermez. Bu cümlede katılımcılara aslında placebo verilmiş, ancak bunun Adderall olduğu söylenmiştir. Bu düzenek, araştırmacıların beklentilerin yol açtığı etkileri ilacın kendisinin yol açtığı etkilerden ayırmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede placebo doğru kullanılmıştır?
- The researchers called the new active medication a placebo.
- The control group received a placebo with no active study drug.
- The control group received a placebo containing the full dose of the study drug.
Cevabı göster
The control group received a placebo with no active study drug.
were those who thought they had taken Adderall Dilbilgisi
1:49Adderall aldığını düşünen kişilerden oluşuyordu;
thought they had taken: daha önceki bir geçmiş eylem
Burada thought daha sonra gerçekleşen geçmiş olaydır ve insanların o anda neye inandığını bildirir. Bu geçmiş düşüncenin içindeki had taken, past perfect yapısındadır (had + geçmiş zaman ortacı) ve alma eylemini düşünme anından önceye yerleştirir. Bu yapı, devam eden bir eylemi değil, geçmişteki iki zaman arasındaki göreli sırayı gösterir. Ne aldıkları konusunda yanılmış olabilirler; dil bilgisi yalnızca daha önceki olayı onların inancının bir parçası olarak sunar.
Alıştırma
Tren yolculuğunun düşünceden önce olduğunu göstermek için take fiilinin past perfect biçimini kullanın: They thought they ____ the wrong train.
Cevabı göster
had taken
regardless of whether ... or not: değişmeyen bir sonuç
Regardless of whether X or not, X doğru olsa da olmasa da ana sonucun her iki durumda aynı kaldığını belirtir. Burada gruplar, gerçekten Adderall almış olsalar da olmasalar da iyi performans göstermiştir. whether they had or not ifadesindeki had, had taken Adderall söz grubunun yerine geçen bir yardımcı fiildir. Tekrarlanan sözlerin anlamı zaten açık olduğu için İngilizce bunları atar.
Alıştırma
Planın değişmeyeceğini belirten yapıyla cümleyi tamamlayın: We will leave at eight ____ it rains or not.
Cevabı göster
regardless of whether
can increase repetitive learning tasks,
2:01tekrara dayalı öğrenme görevlerinde başarıyı artırabilse de
does not make a difference: anlamlı bir etkisi yok
Make a difference, bir sonucu fark edilir veya anlamlı biçimde değiştirmek demektir. Burada does not make a difference, Adderall’ın çoğu bilişsel görevdeki performansı iyileştirmediğini veya başka bir anlamlı biçimde değiştirmediğini belirtir. Bu ifade, iki nesnenin birbirinden ayırt edilip edilemediğini değil, bir etkinin olup olmadığını değerlendirir. Yaygın bir kalıp X makes/does not make a difference to Y biçimindedir; ayrıca in + alan/durum ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “anlamlı bir etkisi yoktur” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Changing the font ____ to how fast the program runs.
Cevabı göster
does not make a difference
when it comes to: söz konusu ... olduğunda
When it comes to, bir ifadenin geçerli olduğu konuyu veya alanı tanıtır. Burada iddiayı sınırlar: fark olmaması sonucu çoğu bilişsel görev için geçerlidir. Yapı when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Comes burada hareket anlatmaz; ifadenin tamamı konusunda veya söz konusu olduğunda anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir konuyu tanıtmak için when it comes to ifadesini doğru kullanır?
- When it comes learning a language, regular practice helps.
- When it comes to learning a language, regular practice helps.
- When it comes to learn a language, regular practice helps.
Cevabı göster
When it comes to learning a language, regular practice helps.
because although: bir nedenin içindeki ödünleme
Because, önceki bir iddianın nedenini sunar. Bu nedenin içinde although bir ödünleme başlatır: konuşan kişi, bazı çalışmaların sınırlı bir yarar bulduğunu kabul eder. Although sonrasındaki ana yön yine karşıt noktadır: bu yarar çoğu bilişsel göreve veya karmaşık öğrenmeye uzanmaz. Mantığı “This is because [although A, B]” şeklinde okuyun: A kabul edilir, fakat nedenin temel sonucu B’dir. İki bağlayıcı farklı düzeylerde işlev görür.
Alıştırma
Örnekteki because although yapısının mantığını en iyi hangi seçenek açıklar?
- İki sözcük de olumlu bulguyu destekleyen ayrı nedenler sunar.
- Because nedenin tamamını sunarken although, nedenin temel olumsuz noktasından önce sınırlı bir olumlu bulguyu kabul eder.
- Although ana sonucu verir, because ise yalnızca aynı karşıtlığı tekrarlar.
Cevabı göster
Because nedenin tamamını sunarken although, nedenin temel olumsuz noktasından önce sınırlı bir olumlu bulguyu kabul eder.
like those needed for an exam: sınav için gerekenler gibi
Like bir örnek sunar. Those, çoğul ad öbeği complex learning techniques yerine geçer; bu nedenle insanları değil teknikleri ifade eder ve ismin tekrarlanmasını önler. Needed for an exam, those sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: those needed for an exam, those that are needed for an exam ile aynı anlama gelir. Gereken şeyler tekniklerdir.
Alıştırma
Hangi cümle çoğul bir ismi tekrarlamamak için those sözcüğünü doğru kullanır ve kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği ekler?
- We reviewed several proposals and selected those approved by the committee.
- We reviewed several proposals and selected that approved by the committee.
- We reviewed several proposals and selected them approved by the committee.
Cevabı göster
We reviewed several proposals and selected those approved by the committee.
may be from the fact that: olası bir neden öne sürmek
Bu cümlede may be from the fact that, sözü edilen artış için olası bir açıklama sunar. May, nedensel bağlantıyı kesin olmaktan çıkarır: konuşan kişi bunun tek neden olduğunu veya mekanizmanın kanıtlandığını iddia etmez. The fact that, ardından gelen the drug gives you energy yan cümlesini, sav içinde doğru kabul edilen bir neden olarak sunar. Aktarılabilir kalıp result + may be from the fact that + possible reason biçimindedir ve kanıtlar kesin bir sonuçtan çok temkinli bir açıklamayı desteklediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu cümlede may be from the fact that ne anlatıyor?
- Artışın, ilaç herhangi birine enerji vermeden önce gerçekleştiğini söyler.
- İlacın karmaşık öğrenme becerisini doğrudan geliştirdiğini kanıtlar.
- İlacın enerji verme etkisini kanıtlanmış veya tek neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar.
Cevabı göster
İlacın enerji verme etkisini kanıtlanmış veya tek neden olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar.
help keep you awake: help + keep + nesne + sıfat
Help keep you awake, iki katmanlı bir fiil tamlayıcısı yapısı içerir. Help sözcüğünden sonra to almayan yalın mastar keep gelir; keep ise you nesnesini ve awake sıfatını alır: help + keep + object + adjective. Burada awake, sürdürülen durumu tanımlar; bir eylem değildir. Bu kalıp help keep food fresh veya help keep prices stable gibi birleşimlere de aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi help + keep kullanarak tamamlayın: Good insulation can ____ the house warm in winter.
Cevabı göster
help keep
it is similar in chemical structure to meth. Kalıp ifadeler
2:18kimyasal yapısı metamfetamine benzer.
as we said earlier: önceki bilgiye geri dönme
Bu cümlede “as we said earlier”, konuşmacının ilgili noktayı daha önce ortaya koyduğunu hatırlatan bir ara sözdür. Önceki bilgiyi mevcut açıklamaya bağlayarak dinleyicinin akıl yürütme zincirini takip etmesine yardımcı olur. Burada “as”, “söylediğimiz gibi” anlamındadır; “çünkü” anlamına gelmez. Bu ifade çevresindeki iddia hakkında yorum yapar ve ilk “because” sözcüğünün sunduğu neden değildir.
Alıştırma
Cümlede “as we said earlier” ifadesinin işlevi nedir?
- Daha önce sunulmuş bilgiye geri döner.
- Önceki açıklamayla bir karşıtlık belirtir.
- Daha önce konuşma eyleminin kimyasal benzerliğe neden olduğunu söyler.
Cevabı göster
Daha önce sunulmuş bilgiye geri döner.
similar in ... to: karşılaştırma boyutunu belirtme
“X is similar in A to Y” kalıbı hem benzerlik boyutunu (A) hem de karşılaştırma hedefini (Y) belirtir. Burada “chemical structure” boyuttur; “meth” ise “methamphetamine” sözcüğünün kısaltması ve karşılaştırma hedefidir. “Similar”, ilgili yönlerden benzer demektir; aynı veya özdeş demek değildir. Boyutu belirtmek, bilimsel ya da teknik bir karşılaştırmayı yalnızca “X is similar to Y” demekten daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi “similar in ... to” kalıbıyla tamamlayın: “The two phones are ____ size ____ each other, although their cameras differ.”
Cevabı göster
similar in · to
In academic circles: akademik topluluk
In academic circles, “akademik dünyada etkin olan insanlar arasında” anlamına gelen mecazlı bir edat öbeğidir. Circles sözcüğü akademik dünyayı fiziksel bir daire olarak değil, birbirine bağlı sosyal veya mesleki bir topluluk olarak gösterir. Bu ifade, bir görüşün veya tartışmanın belirli bir topluluk içindeki yerini belirtir. in + alan sıfatı + circles kalıbı, in political circles ve in literary circles gibi yerleşik ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi “akademik topluluktaki insanlar arasında” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The finding is receiving serious attention ____, especially among researchers.
Cevabı göster
in academic circles
Up for debate: hâlâ çözümlenmemiş
Up for debate, bir konunun çözüme kavuşmadığını ve görüş ayrılığına ya da daha fazla tartışmaya hâlâ açık olduğunu belirtir. Örnekte, ileri sürülen faydaların kanıtlanmış değil, belirsiz olduğunu gösterir. Yaygın kalıp, çoğu zaman still ile birlikte kullanılan özne + be + up for debate yapısıdır. Bir iddianın veya sorunun durumunu anlatır; resmî bir münazaranın planlandığını bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi “hâlâ çözümlenmemiş ve görüş ayrılığına açık” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Whether the rule will improve safety is still ____.
Cevabı göster
up for debate
but the long-term detrimental effects of Adderall abuse are clear.
2:23ancak Adderall'ı kötüye kullanmanın uzun vadeli zararları açık.
causes the brain to stop producing them naturally over time. Dilbilgisi
2:29zamanla beynin bunları doğal yoldan üretmeyi bırakmasına neden olur.
cause + nesne + to ile mastar: causes the brain to stop producing
Yapı cause + nesne + to ile mastar şeklindedir. Burada consistent release neden, the brain etkilenen nesne, to stop producing ise sonuçtur. Mastarın içinde daha uzun bir fiil öbeği bulunabilir. to stop producing them naturally ifadesinde them, serotonin and dopamine ögelerine gönderme yapar; over time ise sonucun yavaş yavaş geliştiğini gösterir.
Alıştırma
Cause fiilinin geçmiş zaman biçimini ve the baby / wake up sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The sudden noise ____.
Cevabı göster
caused the baby to wake up
stop + -ing: stop producing
stop producing ifadesinde stop fiilinden sonra producing ulaç biçimi gelir. Bu, devam etmekte olan bir etkinliği sona erdirmek anlamına gelir: beyin sonunda serotonin ve dopamini doğal olarak üretmez hâle gelir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için produce fiilinin doğru biçimini kullanın: Because demand has disappeared, the factory will stop ____ this model next month.
Cevabı göster
producing
you need to keep taking more and more Adderall Dilbilgisi
2:33giderek daha fazla Adderall almaya devam etmeniz gerekir.
keep taking: devam eden eylem için keep + -ing
keep taking ifadesinde keep fiilinden sonra -ing biçimindeki taking gelir. keep + fiil-ing yapısı, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir; burada taking, ilacı elde tutmak ya da saklamak değil, kullanmak anlamındadır. Bu ifade davranışı devam eden bir süreç olarak sunar: kişi ilacı yalnızca bir kez almak yerine almaya devam etmelidir. Aynı kalıp keep working, keep asking ve keep changing ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin geçmiş biçimi ve “cut” anlamına gelen -ing biçiminde bir fiille tamamlayın: During the storm, the phone signal ____ out.
Cevabı göster
kept cutting
more and more: devam eden artış
Tekrarlanan karşılaştırma biçimi more and more, bir miktar veya derecenin zaman içinde arttığını gösterir. Burada yalnızca bir miktarın diğerinden fazla olmasını değil, Adderall miktarının giderek büyümesini ifade eder. Bu kalıp more and more requests veya more and more time örneklerinde olduğu gibi çoğul ya da sayılamayan isimlerden önce gelebilir. Ayrıca more and more difficult örneğinde olduğu gibi uzun bir sıfatın veya zarfın derecesini artırabilir.
Alıştırma
Cümleyi devam eden artışı gösteren ifadeyle tamamlayın: As the festival grew, ____ visitors came each year.
Cevabı göster
more and more
Long-term users of Adderall develop an inability to feel pleasure Kalıp ifadeler
2:38Uzun süre Adderall kullananlar artık haz alamaz hâle gelir
develop an inability to + fiilin yalın biçimi
Develop an inability to + fiilin yalın biçimi, bir şeyi yapma yetisinin zamanla kaybedilmesi anlamına gelir. Burada uzun süre Adderall kullanan kişilerin uyarıcı olmadan haz hissedemez hâle gelebileceğini anlatır. develop fiili, yeti kaybını yalnızca bir durum olarak değil, zaman içinde oluşan bir değişim olarak sunar. to’dan sonra fiilin yalın biçimi kullanılır: develop an inability to feel.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “bir şeyi yapma yetisini zamanla kaybetmek” anlamına gelen resmî yapıyla tamamlayın: With repeated exposure, workers may ____ notice the warning smell.
Cevabı göster
develop an inability to
effects can linger: sonrasında da süren etkiler
Effects can linger, neden veya etkinlik sona erdikten sonra bile etkilerin beklenenden daha uzun sürebileceği anlamına gelir. Linger genellikle net bir bitiş yerine yavaş, fark edilir veya istenmeyen bir devamlılık ifade eder. Burada linger geçişsizdir: devam eden şey effects’in kendisidir. after yan cümlesi, etkilerin ötesine geçtiği bitiş noktasını gösterir.
Alıştırma
“The smell can linger after the fire is out,” cümlesinde linger ne anlama gelir?
- Koku hemen güçlenir.
- Koku bir yerde etkin biçimde bekler.
- Kaynağı sona erdikten sonra koku devam edebilir.
Cevabı göster
Kaynağı sona erdikten sonra koku devam edebilir.
So much so that: dereceyi bir sonuca bağlamak
“So much so that”, önceki cümlenin tamamında anlatılan dereceye gönderme yapar. Burada Adderall sorununun o kadar yaygın olduğunu belirtir ki ardından gelen “Generation Adderall” etiketi, sorunun ne kadar ciddi olduğuna kanıt olarak sunulabilir. Kalıp, ifade + so much so that + sonuç biçimindedir. Sonuç yalnızca daha sonra gerçekleşen bir şey değildir; ilk ifadenin ne kadar güçlü biçimde doğru olduğunu gösterir. Vurgu için “So much so that ...” noktadan sonra yeni bir cümle gibi yazılabilir, ancak anlam bakımından yine önceki cümleye bağlıdır.
Alıştırma
Sonucun ilk cümledeki aşırı dereceye kanıt olmasını sağlayan dört kelimelik İngilizce ifadeyle ikinci cümleyi tamamlayın: The cafe became an overnight success. ____ it ran out of food before noon every day.
Cevabı göster
So much so that
have been referred to as: present perfect edilgen yapıyla etiket belirtmek
“Have been referred to as”, bir kişi veya şeyin “belirli bir adla çağrılmış ya da tanımlanmış olduğunu” belirtir. Bu cümlede millennials, “Generation Adderall” etiketini alan gruptur; bu etiketi kullanan kişiler odak noktası değildir. Yapı, have/has + been + referred to as + ad veya kategori biçimindedir. Present perfect edilgen yapıdır: adlandırma geçmişte gerçekleşmiştir ve şimdiki tartışmayla ilgisini korur. Etiketin kullanılmış olduğunu gösterir; resmî olduğunu veya herkes tarafından kabul edildiğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “have been called” anlamına gelen present perfect edilgen ifadeyle tamamlayın: These small neighborhood parks ____ the city's green rooms.
Cevabı göster
have been referred to as
Retorik Bir Kuşak Etiketi Olarak Generation Adderall
Bu cümlede Generation Adderall, Generation + kuşağı tanımlayan bir anahtar sözcük kalıbıyla oluşturulmuş medyatik bir etikettir. Adderall marka adı, Y kuşağı arasında uyarıcı kullanımına ilişkin toplumsal bir kaygıyı kısaca temsil etmek için kullanılır. Bu etiket retoriktir; resmî bir demografik kategori değildir. Algılanan bir eğilimi vurgular, ancak Y kuşağındaki herkesin Adderall kullandığını veya kötüye kullandığını iddia etmez.
Alıştırma
Bir manşette Generation Adderall etiketi büyük olasılıkla ne yapar?
- Her üyesinin Adderall kullandığı resmî bir demografik grubu adlandırır.
- Adderall ilacının yeni bir sürümünü belirtir.
- Bir kuşağı Adderall ile bağlantılı toplumsal bir sorunla retorik olarak ilişkilendirir.
Cevabı göster
Bir kuşağı Adderall ile bağlantılı toplumsal bir sorunla retorik olarak ilişkilendirir.
Gelişim Çizgilerini follow a similar pattern to ile Karşılaştırmak
Following a similar pattern to, bir sürecin başka bir sürecin örüntüsüne benzeyen biçimde gelişmesi veya ilerlemesi demektir. Burada following, kötüye kullanım sorununun izlediği seyri anlatır; fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek anlamına gelmez. Karşılaştırma her ayrıntıyla değil, gelişim çizgileri veya tekrarlanan özelliklerle ilgilidir. Yapı X + follow a similar pattern to + Y şeklindedir ve follow gerekli zamana göre değiştirilir.
Alıştırma
Cümleyi “benzer bir şekilde gelişmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This year's website traffic is ____ last year's traffic.
Cevabı göster
following a similar pattern to
Halk sağlığına ilişkin bir gönderme olarak "the current opioid crisis"
Bu cümlede "the current opioid crisis", opioid bağımlılığı, kötüye kullanım, aşırı doz vakaları ve ölümlerle bağlantılı geniş çaplı halk sağlığı krizini ifade eder. Opioidler bir ilaç kategorisidir; bu kriz kısa süreli tek bir olay veya tek bir vaka değildir. Bu ifade karşılaştırmanın ciddi algılanmasını sağlar: konuşmacı, Adderall'ın kötüye kullanımının toplumda benzer bir örüntü izliyor olabileceğini söylüyor. İki krizin boyutlarının, nedenlerinin veya tıbbi etkilerinin aynı olduğunu iddia etmiyor.
Alıştırma
Bu cümlede "the current opioid crisis" ne anlama geliyor?
- Opioid bağımlılığı ve aşırı dozları içeren geniş çaplı ve devam eden bir halk sağlığı krizi
- Tek bir reçeteyle ilgili kısa süreli bir olay
- Geçici bir ağrı kesici kıtlığı
Cevabı göster
Opioid bağımlılığı ve aşırı dozları içeren geniş çaplı ve devam eden bir halk sağlığı krizi
we need to put measures in place to protect people. Kalıp ifadeler
2:57insanları koruyacak önlemler almamız gerektiği anlamına geliyor.
"put measures in place": önlem oluşturup uygulamak
Put measures in place, planlanmış eylemleri, kuralları veya koruyucu düzenlemeleri oluşturup kullanmaya başlamak demektir. Burada measures, insanları korumak amacıyla tasarlanan adımlardır; in place ise fiziksel olarak bir yere konmuş olmayı değil, düzenlenmiş ve işler durumda olmayı ifade eder. Kalıp put + measures + in place şeklindedir ve amacı belirtmek için çoğu zaman arkasından to + fiil gelir: put measures in place to protect people.
Alıştırma
“Planlanmış koruyucu önlemler oluşturup kullanmaya başlamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hospital will ____ to reduce medication errors.
Cevabı göster
put measures in place
Thanks to Sal ... for narrating: katkıya açıkça teşekkür etme
Bu cümlede Thanks to Sal ... for narrating, açıkça teşekkür eder ve Sal'ın katkısını takdir eder. Sal teşekkür edilen kişiyi belirtir, our editor Sal'ın rolünü açıklar, for narrating ise katkının ne olduğunu söyler. Aktarılabilir kalıp Thanks to + kişi veya grup + for + -ing biçimi ya da isim şeklindedir. Burada thanks to takdir ve teşekkür anlamındadır, “-den dolayı” anlamında değildir; for bölümü teşekkürün nedenini açıkça belirtir.
Alıştırma
Thanks to + kişi + for + -ing kalıbıyla teşekkürü tamamlayın: ____ Leo ____ designing the poster.
Cevabı göster
Thanks to · for
Turns out: sonradan öğrenilen bir gerçeği aktarma
Turns out, It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Konuşanın bir belirsizlikten sonra öğrendiği, doğruladığı veya fark ettiği bir gerçeği aktarır; burada Adderall'ın yoğun etkisi yeni fark edilmiş ve biraz şaşırtıcı bir gerçek olarak sunulur. Yeni veya biraz beklenmedik bilgileri açıklamak için Turns out + yan cümle yapısını kullanın. Bu yapı, çoğu zaman önceki bir varsayım düzeltildikten sonra görülür. Ardından gelen yan cümleyi bir keşif olarak düzenler; fiziksel olarak bir şeyi çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Turns out the meeting was moved to Friday cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- Toplantının cumaya alınabileceğini yalnızca tahmin ediyoruz.
- Toplantının cumaya alındığını sonradan öğrendik.
- Toplantının cumaya alınmasını biz sağladık.
Cevabı göster
Toplantının cumaya alındığını sonradan öğrendik.
pretty intense: derece zarfı olarak pretty
Burada pretty, “oldukça” ya da “epeyce” anlamına gelen bir derece zarfıdır. intense sıfatının derecesini değiştirir; bir şeyi güzel olarak nitelemez. Intense, etkisi güçlü, hatta başa çıkması zor veya riskli olabilecek kadar kuvvetli demektir. Bu nedenle pretty intense konuşma dilinde güçlü bir değerlendirmedir; ancak pretty tek başına mutlaka en yüksek dereceyi göstermez.
Alıştırma
“The hike was pretty intense.” cümlesinde “pretty” ne anlama gelir?
- Tamamen ve kesinlikle
- Oldukça veya epeyce
- Güzel
Cevabı göster
Oldukça veya epeyce
But if you do need help with your exams or school, Dilbilgisi
3:06Ama sınavlarınız veya okul konusunda yardıma ihtiyacınız varsa,
do need: olumlu cümlede vurgulu do
Bu olumlu if yan cümlesinde do, need fiilini vurgular: do need, “gerçekten ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Özellikle bir uyarı, şüphe veya karşıtlıktan sonra ihtiyacın gerçek olabileceğini doğrular. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir: I do need, she does need, they did need. Ana fiil yalın kalır; bu yüzden do needs denmez.
Alıştırma
Cümleyi need fiilinin vurgulu olumlu biçimiyle tamamlayın: “I know you seem fine, but you ____ help right now.”
Cevabı göster
do need
we have some scientific study tips and other advice
3:08bilimsel ders çalışma ipuçlarımızı ve diğer tavsiyelerimizi
a bunch of: resmî olmayan bir miktar ifadesi
Bu cümlede a bunch of, “çok sayıda” veya “bir grup” anlamına gelir. Kesin bir sayı vermeden birden fazla video olduğunu belirtir; gerçek anlamda bağlanmış bir demeti anlatmaz. Buradaki kullanışlı yapı a bunch of + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; örneğin a bunch of videos. İfade, nesneleri sınırları kesin olmayan bir grup olarak gündelik bir dille sunar.
Alıştırma
a bunch of ifadesinin en doğal kullanıldığı cümle hangisidir?
- The laboratory report documents a bunch of statistically significant deviations.
- I saved a bunch of funny clips to show you later.
- Please specify the exact total by writing a bunch of.
Cevabı göster
I saved a bunch of funny clips to show you later.
I put some there and in the description below.
3:13Bazılarını şuraya ve aşağıdaki açıklamaya ekledim.
Make sure you're subscribed for a new video next Thursday.
3:16Gelecek perşembe yeni videoyu kaçırmamak için abone olmayı unutmayın.