Yöneticiler İçin Kurallar: Öldüklerinde Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Yönetici aileler, destekçileri kişisel sadakat yerine öngörülebilir ödülleri ve istikrarlı halefiyeti seçtiği için sürer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “the keys to power,” — Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: fiziksel anahtarları değil, yöneticiyi makamda tutan orduyu, yetkilileri, finansörleri ve temel destekçileri anlattığını anlayın. 2. “a destabilizing poison” — Mecazlı anlatım: sağlık söylentisinin istikrarsızlık yayan ve çıkarılması zor bir zehir olarak nasıl sunulduğunu görün. 3. “Many a cunning prince has” — Dil bilgisi: resmî many a + tekil isim yapısını ve çoğul anlamına rağmen tekil fiil kullanılmasını öğrenin.
Bu derste
passes from member to member: sahipler arasında aktarım
Bu cümlede passes, 'aktarılır' anlamındadır; 'önünden geçer' ya da 'bir sınavı geçer' anlamına gelmez. Power hareket eden şeydir ve from member to member, gücün aynı ailedeki kişiler arasında dolaştığını gösterir. something passes from A to B kalıbı, bir şeyi kimin aktif olarak verdiğini belirtmeden onun bir sahibinden diğerine geçtiğini anlatır. Güç, mülk, bilgi, gelenek ve devredilebilen başka şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Aktarılan şeyi özne yaparak pass from A to B kalıbını geniş zamanda tamamlayın: Practical knowledge ____ one generation ____ the next.
Cevabı göster
passes from · to
Not just with royalty or dictators, Dilbilgisi
0:06Bu sadece kraliyet aileleri veya diktatörler için değil,
Not just A, but also B: paralel bir nokta eklemek
Not just A, but also B, hem A'nın hem B'nin doğru olduğunu ve B'nin ek ya da daha az beklenen bir nokta olarak sunulduğunu belirtir. Not just, A'yı olumsuzlamaz; iki bölüm bağlantılı bir çift olarak birlikte çalışır. Burada A, with royalty or dictators; B ise with representatives in a democracy bölümüdür. İki bölüm de aynı edat artı isim öbeği yapısını kullandığı için paralellik kolayca anlaşılır. Altyazı önceki cümleyi sürdürdüğünden ana cümle söylenmemiştir.
Alıştırma
İki özelliği de içeren ve ikincisini ek bir nokta olarak sunan çiftle cümleyi tamamlayın: The app tracks ____ your steps, ____ your sleep.
Cevabı göster
not just · but also
Families pass power or vie with other families for a turn at the top, Kalıp ifadeler
0:12Aileler gücü devreder veya zirvede bir tur için diğer ailelerle yarışırlar,
vie with other families for: rakipleri ve hedefi belirtmek
Vie with someone for something, sözü edilen ödülü, makamı veya fırsatı elde etmek için o kişi ya da grupla yoğun biçimde rekabet etmek demektir. Bu cümlede other families rakipleri, a turn at the top ise onların istediği şeyi belirtir. Kalıp vie with + rakip + for + hedef şeklindedir. Vie zaten rekabet etmek anlamına geldiğinden yanına ayrıca compete eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi vie fiilinin uygun biçimiyle ve rakip ile hedefi tanıtan iki edatla tamamlayın: Several teams are ____ one another ____ the final place in the tournament.
Cevabı göster
vying with · for
you may never have deeply considered them,
0:21onlar hakkında hiç derinlemesine düşünmemiş olabilirsiniz,
but you must if you wish to grasp and hold power as long as possible. Kalıp ifadeler
0:23ama gücü mümkün olduğunca uzun süre ele geçirmek ve elde tutmak istiyorsanız düşünmelisiniz.
grasp and hold power: denetimi ele geçirmek ve ardından korumak
Burada grasp power, siyasi denetimi ele geçirmek veya kazanmak demektir; bir şeyi elle kavramak ya da bir fikri anlamak anlamına gelmez. Hold power ise bu denetimi elinde tutmaya devam etmek demektir. Grasp sözcüğünü hold sözcüğünden önce kullanmak iki aşamalı bir süreç gösterir: önce yetkiyi elde etmek, sonra korumak. Bu, yalnızca have power demekten daha kesin bir ilerleme anlatır.
Alıştırma
'grasp and hold power' ifadesindeki sırayı hangi seçenek doğru açıklar?
- Önce yetkiyi anlamak, sonra paylaşmak.
- Önce denetimi ele geçirmek, sonra elinde tutmak.
- Önce fiziksel güç kullanmak, sonra bırakmak.
Cevabı göster
Önce denetimi ele geçirmek, sonra elinde tutmak.
Even if you follow the rules for rulers we have discussed, Dilbilgisi
0:29Eğer bahsettiğimiz yöneticiler için olan kurallara uysanız,
Even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if bir koşul sunar ve bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana cümlenin sonucunun geçerli kaldığını belirtir. Burada kurallara uymak, sonraki sonucun geçerli olmasını engellemez. Yalın if ile karşılaştırıldığında even güçlü bir ödünleme anlamı katar: bu olabilir, ama yine de sonucu değiştirmeyecektir.
Alıştırma
Koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de planın değişmediğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ it rains tomorrow, the match will continue indoors.
Cevabı göster
Even if
the keys to power: kritik destekçiler
Bu siyasi çerçevede the keys to power ifadesi, bir hükümdarın desteğine ihtiyaç duyduğu askerî liderler, üst düzey yetkililer veya büyük mali destekçiler gibi az sayıdaki kişi ya da grubu anlatan bir mecazdır. Keys fiziksel nesneleri değil, destekçileri ifade eder. swaying the keys to power ifadesinde swaying, bu destekçileri etkilemek ve sadakatlerini korumak anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, kontrolü sürdürmenin iş birliği vazgeçilmez olan kişileri kazanmaya bağlı olmasıdır.
Alıştırma
Örnekte the keys to power neyi ifade ediyor?
- Hükûmet binalarını açan gerçek anahtarlar
- İş birliğiyle hükümdarın iktidarda kalmasını sağlayan kritik destekçiler
- Her hükümdarın uyması gereken yazılı kurallar
Cevabı göster
İş birliğiyle hükümdarın iktidarda kalmasını sağlayan kritik destekçiler
Dictators with resources abundant and power unchallenged,
0:40Kaynakları bol ve gücü tartışılmaz olan diktatörler
and representatives must contend with death both literal and political. Notlar
0:45ve temsilciler hem kelimenin tam anlamıyla hem de politik ölümle mücadele etmelidir.
Contend with: zor bir sorunla başa çıkmak
Contend with, zor, tehdit edici veya istenmeyen bir şeyle yüzleşip onu yönetmek anlamına gelir. Burada ölüm, temsilcilerin kaçınamayacağı bir zorluk olarak sunuluyor. Kalıp contend with + sorun, baskı, tehdit veya zor koşul şeklindedir. Must, bu zorlukla başa çıkmanın gerekli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “zor bir sorunla yüzleşip başa çıkmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Small farms must ____ long periods of drought.
Cevabı göster
contend with
Both literal and political: iki anlamı bir arada kullanmak
Bu ifade aynı isim olan death için iki açıklama kullanır. Literal death gerçek fiziksel ölüm anlamına gelir; political death ise mecazdır ve bir temsilcinin kariyerinin, gücünün veya etkisinin sona ermesi demektir. Both X and Y kalıbı, iki anlam arasında seçim yapılmadığını, ikisinin de kapsandığını gösterir. Gerçek anlam ile genişletilmiş anlamı yan yana getirmek kısa ve çarpıcı bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
“The renovation removed barriers that were both literal and social,” cümlesinde both literal and social ne anlama gelir?
- Yenileme çalışması yalnızca fiziksel engelleri kaldırdı.
- Yenileme çalışması fiziksel engelleri ve toplumsal katılımın önündeki engelleri kaldırdı.
- Konuşmacı herhangi bir engelin kaldırılıp kaldırılmadığını bilmiyor.
Cevabı göster
Yenileme çalışması fiziksel engelleri ve toplumsal katılımın önündeki engelleri kaldırdı.
no matter what kind of + isim
No matter what kind of + isim bir ödünleme ilişkisi kurar ve bir kategorideki olası bütün türleri kapsar. Ardından ana cümle, bu türlerin hepsi için geçerli kalan tek bir sonuç bildirir. Bu cümlede ifade, kişi hangi tür hükümdar olursa olsun sonraki sonucun geçerli olduğunu anlatır. Dil bilgisi bakımından no matter ifadesini, tür soran what kind of + isim yapısı izler.
Alıştırma
Cümleyi No matter ile başlayan ve türü ne olursa olsun anlamına gelen dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ laptop you buy, back up your files regularly.
Cevabı göster
No matter what kind of
not for A, but for B
Not for A, but for B bir açıklamayı düzeltir. Bir eylemin nedeni olarak A’yı reddeder ve gerçek neden olarak B’yi sunar. İki for öbeği aynı eylemi niteler ve dil bilgisel olarak birbirine paraleldir. Burada love of you in particular neden olarak reddedilirken the rewards you provide in general gerçek güdü olarak sunulur. but for, not for ile eşleştiği için burada A değil B için anlamına gelir; B olmasaydı biçimindeki koşul anlamını taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi not for A, but for B yapısıyla tamamlayın: She volunteered ____ the praise, ____ the chance to help.
Cevabı göster
not for · but for
Kapsam karşıtlığı: in particular ... in general
In particular, ifadenin kapsamını belirli bir kişiye veya duruma daraltır. Buradaki not for love of you in particular, destekçilerin bu hükümdara bir birey olarak özel bir sevgi besledikleri için hareket etmediklerini gösterir. In general ise kapsamı genel duruma genişletir. In particular ile birlikte kullanıldığında bilgiyi açık bir karşıtlıkla düzenler: odak belirli kişide değil, o kişinin genel olarak sağladığı ödüllerdedir.
Alıştırma
Hangi seçenek örnekteki in particular ve in general arasındaki kapsam karşıtlığını en iyi şekilde korur?
- Genel olarak seni önemsiyorlar, ancak yalnızca belirli bir ödülle ilgileniyorlar.
- Seni ve her ödülü eşit ölçüde önemsiyorlar.
- Birey olarak özellikle seni önemsemiyorlar; genel olarak sağladığın ödülleri önemsiyorlar.
Cevabı göster
Birey olarak özellikle seni önemsemiyorlar; genel olarak sağladığın ödülleri önemsiyorlar.
Your impending death forces your keys to plan for your replacement,
1:11Yaklaşan ölümünüz, anahtarlarınızı yerinize geçecek kişi için plan yapmaya zorlar,
but also because a dead ruler surprise without plans in place Kalıp ifadeler
1:17aynı zamanda hazırlıksız yakalanılan ani bir yönetici ölümünün
plans in place: önceden hazırlanmış düzenlemeler
In place, bir şeyin önceden düzenlenmiş ve kullanıma hazır olduğu anlamına gelir. Bu nedenle plans in place yalnızca fikirlerden ibaret değildir; ihtiyaç duyulmadan önce hazırlanmış planlardır. Yaygın tam kalıp have plans in place şeklindedir. Bu cümlede without plans in place de eksiksizdir: in place, plans sözcüğünün durumunu açıklar; without ise bu hazır düzenlemelerin bulunmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi önceden düzenlenmiş ve kullanıma hazır anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before the concert, the organizers need to have safety plans ____.
Cevabı göster
in place
lead to + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede lead to, neden olmak veya bir sonuç doğurmak anlamındadır. Ortaya çıkan sonuç bir iktidar mücadelesidir; dolayısıyla bu ifade bir durumu onun sonucuna bağlar. Buradaki to bir edattır. Ardından lead to delays örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir. Bir eylemden söz ederken lead to people leaving örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır. Bu kalıptan hemen sonra fiilin yalın biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi “neden olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Ignoring small leaks can ____ major water damage.
Cevabı göster
lead to
at best ... at worst ...: en iyi ve en kötü sonuç
At best ve at worst, olası sonuçlar aralığının iki ucunu gösterir. Burada iktidar mücadelesi görece daha az kötü sonuçken, kan banyosu en ağır sonuçtur. At best mutlaka iyi anlamına gelmez; at worst de her zaman hayal edilebilecek mutlak en kötü sonucu anlatmaz. Her ifade, ele alınan sonuçlar içindeki konuşmacı değerlendirmesini gösterir. Bu dengeli ikili, risk aralığını vurgulamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Risk cümlesini görece en iyi ve en kötü sonuçları gösteren eş ifadelerle tamamlayın: Without repairs, the bridge will remain unsafe ____ and collapse ____.
Cevabı göster
at best · at worst
leaving many keys on the inside now on the outside after. Deyimler
1:26içerideki birçok anahtarı daha sonra dışarıda bırakacağını bildikleri için.
On the inside ... on the outside: güç çevresindeki konumlar
Burada on the inside ve on the outside, kişinin fiziksel olarak içeride ya da dışarıda olmasını değil, siyasi güç çevresindeki konumunu anlatır. On the inside olan biri nüfuz, erişim veya ayrıcalıklı bilgi sahibi gruba aittir; on the outside olan biri ise bu çevreye ait değildir. On the inside konumundan now on the outside konumuna geçiş, güç devrinden sonra statü kaybını gösterir. Aynı mekân benzetmesi kuruluşlardaki ve sosyal çevrelerdeki konumları da anlatabilir.
Alıştırma
“After the election, she went from being on the inside to being on the outside.” cümlesinde ne değişti?
- Grubun gücüne ve bilgilerine erişimi.
- Bir siyasi partiye yönelik tercihi.
- İçeriden dışarıya değişen fiziksel konumu.
Cevabı göster
Grubun gücüne ve bilgilerine erişimi.
If you happen to be sick: tesadüfen bir durumda olmak
if you happen to be sick ifadesinde happen to + fiilin yalın hâli, hasta olmayı tesadüfen veya koşullar gereği ortaya çıkabilecek bir durum olarak sunar. Hastalığın birinin “başına gelmesi” anlamına gelmez; happen sözcüğünü to be mastarı izler. Bir if koşul cümlesinde bu ifade, if you are sick ifadesinden daha az doğrudan gelir ve kabaca “olur da hasta olduğunuz ortaya çıkarsa” anlamını taşır. Burada bu yumuşatılmış ifade, konuşanın hastalığı gizlemeye yönelik kuru ve alaycı tavsiyesini destekler.
Alıştırma
Durumu tesadüfi bir olasılık olarak sunmak için cümleyi happen to + be yapısıyla tamamlayın: If you ____ near the library this afternoon, could you return this book?
Cevabı göster
happen to be
they must start planning for the next ruler to avoid this,
1:38bunu önlemek için bir sonraki yöneticiyi planlamaya başlamalıdırlar,
die on them: on etkilenen kişiyi gösterir
die on them ifadesinde die olağan “ölmek” anlamını korur; ancak on them fiziksel bir konumu anlatmaz. Buradaki on, ölümden doğrudan etkilenecek kişileri gösterir. İfade ayrıca olayın sonuçlarını veya yükünü onların üstüne bırakma anlamı taşır. Daha genel olarak, bazı fiil ve ifadelerde on + kişi, zarar gören, yüzüstü bırakılan veya sonuçla uğraşmak zorunda kalan kişiyi gösterebilir.
Alıştırma
“Please don't die on me,” cümlesinde on me nasıl bir anlam katar?
- Ölümün benim yararıma olduğunu söyler.
- me unsurunu kayıp veya sorunla yüzleşmek zorunda kalacak kişi olarak gösterir.
- Diğer kişinin bedeninin fiziksel olarak benim üstümde olduğunu söyler.
Cevabı göster
me unsurunu kayıp veya sorunla yüzleşmek zorunda kalacak kişi olarak gösterir.
which is what makes even a rumor about the ruler's health concerning. Dilbilgisi
1:43ki bu da yöneticinin sağlığı hakkındaki bir söylentiyi bile endişe verici kılar.
which is what makes A + sıfat: nedeni değerlendirmeye bağlamak
İlgi zamiri which, önceki durumun tamamına gönderme yapar. Ayrı bir iddia başlatmak yerine bu nedeni ardından gelen değerlendirmeye bağlar. what makes even a rumor ... concerning içinde what bir soru sözcüğü değildir; “... olan şey” anlamına gelir. which is what makes A + adjective kalıbı, “A'nın bu niteliğe sahip olmasının nedeni işte budur” demektir. Burada A, even a rumor about the ruler's health; sıfat ise concerning ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi which is what makes + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: The path has no lights, ____ it dangerous after dark.
Cevabı göster
which is what makes
in the minds of your key supporters,
1:52kilit destekçilerinizin zihinlerinde dengeyi bozan bir zehirdir,
a destabilizing poison metaforu
a destabilizing poison ifadesi bir metafordur. Burada poison gerçek bir madde değildir; destekçilerin düşüncelerine girip güvenlerine zarar veren tehlikeli söylentileri temsil eder. Destabilizing bu etkinin ne olduğunu belirtir: Bu bilgiler siyasi konumu daha az güvenli hâle getirir. İfade bir bütün olarak soyut bir güven kaybını tehlikeli ve ortadan kaldırılması zor, canlı bir tehdide dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede a destabilizing poison ne anlama geliyor?
- Siyasi durumu istikrarlı tutan bir ilaç
- Destekçileri hasta eden gerçek bir zehirli madde
- Destekçilerin güvenini giderek zayıflatan zararlı bir söylenti
Cevabı göster
Destekçilerin güvenini giderek zayıflatan zararlı bir söylenti
To the keys, your replacement is inevitable anyway,
1:57Anahtarlara göre, yerinizin alınması nasılsa kaçınılmazdır,
so why not start planning sooner just in case. Kalıp ifadeler
2:00öyleyse ne olur ne olmaz diye planlamaya neden daha erken başlamasınlar ki?
Önlem bildiren just in case
Just in case bir eylemin önlem olarak yapıldığını gösterir: İstenmeyen veya belirsiz bir olay daha sonra gerçekleşebileceği için şimdi harekete geçilir. Burada, insanların plana ihtiyaç duyup duymayacaklarını bilmeden önce neden planlama yapmaya başlayacaklarını açıklar. Örnekteki gibi önlem bildiren eylemden sonra cümlenin sonunda tek başına durabilir veya bir yan cümleyi başlatabilir: Take an umbrella just in case it rains. Ardından yan cümle gelmediğinde olası sorun bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın daha sonra ortaya çıkabilecek bir soruna karşı şimdi hazırlık yaptığını açıkça anlatıyor?
- Mia keeps a paper copy just in case the computer stops working.
- Mia keeps a paper copy because the computer always stops working.
- If the computer stops working, Mia will make a paper copy then.
Cevabı göster
Mia keeps a paper copy just in case the computer stops working.
stay on your side: birini desteklemeye devam etmek
Bu cümlede stay on your side, seni desteklemeye devam etmek veya seninle aynı tarafta kalmak anlamına gelir. Side, fiziksel bir konumu değil, bir çatışmadaki tarafı veya konumu anlatan bir benzetmedir. Stay önemlidir; desteğin zaman içinde sürdüğünü gösterir. Cümlenin genelindeki karşıtlık, dışarıdan görülen davranışları hâlâ sadık görünse bile içten içe tutumlarının değiştiğini anlatır.
Alıştırma
Seni desteklemeye devam etmek anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even if everyone else leaves, I will ____.
Cevabı göster
stay on your side
you're already dead in their minds: zihinde gözden çıkarılmak
Buradaki you're already dead in their minds güçlü bir benzetmedir. Seni artık etkili, güçlü veya peşinden gidilmeye değer biri olarak görmedikleri ve zihinlerinde çoktan gözden çıkardıkları anlamına gelir; fiziksel olarak öldüğünü söylemez. Already, bu yargının hem erken hem de kesin görünmesini sağlar: resmî bir son gerçekleşmeden önce rolün bitmiş gibi davranırlar. İfade, psikolojik olarak terk edilmeyi vurgular.
Alıştırma
'Once the managers began planning his replacement, he was already dead in their minds,' cümlesinde dead in their minds ne anlama gelir?
- Onun fiziksel olarak öldüğüne inanırlar.
- Onu artık önemli veya güçlü görmedikleri için zihinlerinde çoktan gözden çıkarmışlardır.
- Yakında etkisini yeniden kazanmasını beklerler.
Cevabı göster
Onu artık önemli veya güçlü görmedikleri için zihinlerinde çoktan gözden çıkarmışlardır.
You've lost control and will lose your throne sooner than you like. Dilbilgisi
2:10Kontrolü kaybettiniz ve tahtınızı istediğinizden daha erken kaybedeceksiniz.
sooner than you like: istediğinden daha erken
Burada sooner “daha erken bir zamanda”, than you like ise “istediğinden daha erken” anlamına gelir. Tam düşünce “olmasını istediğinden daha erken” şeklindedir; it to happen kısmı söylenmemiştir. Bu ifade yalnızca zamanları karşılaştırmaz; karşıdaki kişinin bu zamanlamayı istemeyeceğini de belirtir. Bu cümlede tahtı kaybetme öngörüsünü sivri ve tehditkâr hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede sooner than you like ne anlama geliyor?
- İstediğinden daha erken gerçekleşecek.
- Beklediğinden daha geç gerçekleşecek.
- Sen bundan hoşlandığın için gerçekleşecek.
Cevabı göster
İstediğinden daha erken gerçekleşecek.
or extract poison from the minds of your key supporters,
2:18veya kilit destekçilerinizin zihinlerinden zehri çıkaramasanız da,
the reaper: ölümü temsil eden figür
Burada the reaper, ölümü temsil eden geleneksel Batılı figür Grim Reaper anlamına gelir. Adı, ekinleri biçen bir reaper kavramından gelir; mecazi olarak Grim Reaper yaşamları “biçer.” Bu nedenle defend against the reaper, sıradan bir tarım işçisiyle veya belirli bir kişiyle savaşmak değil, ölüme direnmek ya da ölümden kaçmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede the reaper neyi ifade ediyor?
- Ölümü temsil eden geleneksel figür.
- Kontrolünü kaybetmiş bir hükümdar.
- Ekin biçen sıradan bir işçi.
Cevabı göster
Ölümü temsil eden geleneksel figür.
from rumors of your departure to the next.
2:25öbür dünyaya göç edeceğiniz söylentilerine karşı savunmanın bir yolu vardır.
Family. Family is the answer. ile cümle parçası ve yeniden ifade yoluyla açıklama
İlk Family. bilinçli olarak kullanılan bir cümle parçasıdır. Konuşmacı uzun bir hazırlığın ardından anahtar ismi tek başına söyleyerek akışı duraklatır ve çözümün bir açıklama anı gibi etkili olmasını sağlar. Ardından gelen tam cümle Family is the answer. sözcüğü hemen bir iddia olarak yeniden ifade eder. “Anahtar sözcük. O anahtar sözcük hakkında tam cümle.” kalıbı ritmi kontrol eder, konuyu öne çıkarır ve savın sonraki bölümünü açar.
Alıştırma
Bu bölümde tek başına kullanılan ilk Family. ne işe yarıyor?
- Family sözcüğünü farklı bir cevapla değiştirerek düzeltir.
- Ana fikri geciktirir ve tam iddiadan önce onu dramatik bir açıklama gibi sunar.
- Konuşmacının cümleyi bitirmeden yanlışlıkla durduğunu gösterir.
Cevabı göster
Ana fikri geciktirir ve tam iddiadan önce onu dramatik bir açıklama gibi sunar.
Dictatorships and democracies have so much family rule
2:31Diktatörlüklerde ve demokrasilerde bu kadar çok aile yönetiminin olmasının nedeni
As your term limit or deathbed approach,
2:37Görev sürenizin sonu veya ölüm döşeğiniz yaklaştığında,
ready to keep turning the machinery of power, Anlatım akışı
2:41güç mekanizmasını döndürmeye devam etmeye,
Paralel listede keep turning ..., keep raising ..., keep ... calm
keep ile başlayan üç ifade, ready to sonrasında tek bir paralel liste oluşturur: keep turning..., keep raising... ve keep the keys calm and plot-free. keep sözcüğünün tekrarı her sorumluluğa eşit ağırlık verir ve dinleyicinin uzun, karmaşık bir iddiayı takip etmesine yardımcı olur. İlk iki yapı keep + -ing kullanarak bir etkinliğin devam ettiğini anlatır. Üçüncü yapı, bir durumu korumak için keep + nesne + sıfat kullanır. Burada machinery of power, iktidarı işleten sistem ve mekanizmaları mecazen anlatır; the keys ise bu iktidarı ayakta tutan önemli destekçileri veya içerideki kilit kişileri ifade eder. calm and plot-free, sakin ve entrikalara karışmamış olmak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, devam eden iki eylemi ve korunan bir durumu açık bir paralel keep listesiyle anlatıyor?
- The team is ready to checking the figures, keep update the report, and keep everyone informing.
- The team is ready to keep check the figures, keep updating the report, and everyone informed.
- The team is ready to keep checking the figures, keep updating the report, and keep everyone informed.
Cevabı göster
The team is ready to keep checking the figures, keep updating the report, and keep everyone informed.
Sure, warm-hearted rulers may want to give their family advantages
2:48Elbette, sıcakkanlı yöneticiler ailelerine avantajlar sağlamak isteyebilir,
but the key supporters also want the ruler's family in positions of power
2:54ancak kilit destekçiler de yöneticinin ailesinin güç pozisyonlarında olmasını ister
because the family that plots together rules together. Kültür
2:59çünkü birlikte komplo kuran aile, birlikte yönetir.
“The family that plots together rules together”: bir aile özdeyişinin parodisi
Bu cümle, birlikte dua etmenin aile birliğini güçlendirdiğini öven tanınmış “The family that prays together stays together” sözünü yeniden biçimlendirir. The family that ... together ... together kalıbını korur, ancak prays/stays yerine plots/rules kullanır. Yeni fiiller, sıcak bir aile özdeyişini kara siyasi mizaha dönüştürür. Burada plot iktidar için gizlice plan yapmak, rule ise yönetmek anlamına gelir; cümle, sevgiden değil komplo ve denetimden güç alan bir aile birliğiyle alay eder.
Alıştırma
Vurgulanan cümle bu bağlamda nasıl bir etki yaratıyor?
- Yasal varislerin seçilmesi için harfi harfine talimat verir.
- Bir ailenin birlikte dua etmesini içtenlikle över.
- Tanıdık bir aile sözünün parodisini yaparak iktidardaki bir ailenin siyasi entrikalarıyla alay eder.
Cevabı göster
Tanıdık bir aile sözünün parodisini yaparak iktidardaki bir ailenin siyasi entrikalarıyla alay eder.
Generational power transcending death and term limits.
3:02Ölümü ve görev süresi sınırlarını aşan nesilsel bir güç.
Thus, your keys get to worry less about transitions of power Dilbilgisi
3:06Böylece, anahtarlarınız güç geçişleri hakkında daha az endişelenir
“get to worry less”: yarar bildiren get to + fiilin yalın hâli
get to + fiilin yalın hâli yapısında get to, bir eylemi veya durumu fırsat, izin, ayrıcalık ya da olumlu bir sonuç olarak sunar; fiziksel olarak bir yere varmak anlamına gelmez. Burada get to worry less, bu düzenlemenin kilit destekçilere iktidar geçişleri hakkında endişelenmek için daha az neden sağlayan bir avantaj sunduğunu belirtir. Bu sunuş biçimi genellikle olumludur. Ancak bağlam hoş olmayan bir işi sözde bir avantajmış gibi gösterdiğinde You get to clean up the whole mess. örneğindeki gibi alaycı da olabilir.
Alıştırma
Fazladan zamanı olumlu bir fırsat olarak sunan iki kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: The concert starts later than expected, so we ____ eat dinner first.
Cevabı göster
get to
and you get to worry less about their plans for your replacement.
3:10ve siz de onların sizin yerinize geçecek kişiye dair planları hakkında daha az endişelenirsiniz.
While key supporters won't ever simply trust you and your family,
3:14Kilit destekçiler asla basitçe size ve ailenize güvenmeyecek olsalar da,
the keys can look at the motivating interests of you all,
3:18anahtarlar hepinizin itici çıkarlarına bakabilir,
calculating that sticking with your family during a transition Öbek fiiller
3:22bir geçiş sırasında ailenizle kalmanın
gives them better odds of staying on the inside Kalıp ifadeler
3:25onlara içeride kalma konusunda daha iyi oranlar verdiğini hesaplayabilirler
sticking with your family: aileyi desteklemeye ve aynı tarafta durmaya devam etmek
Burada sticking with your family, güç veya koşullar değişirken aileni desteklemeye ve ailenle aynı tarafta durmaya devam etmek demektir. Fiziksel olarak ailene yapışmak anlamına gelmez. Sticking with your family bir isim-fiil öbeğidir ve gives them better odds... bölümünün öznesidir. stick with someone/something kalıbı, değişime veya zorluğa rağmen bir kişiyi ya da şeyi seçmeye, desteklemeye veya kullanmaya devam etmek anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için stick with ifadesini doğru biçimde kullanın: Even when the plan became difficult, Maya decided to ____ it for one more month.
Cevabı göster
stick with
better odds of: bir sonucun gerçekleşme ihtimalinin daha yüksek olması
gives them better odds of staying... ifadesinde better odds, daha yüksek ve daha elverişli bir olasılık demektir. Burada odds belirli bir bahis oranını değil, bir sonucun gerçekleşme ihtimalini anlatır. Kalıp give + kişi + better odds of + isim veya -ing biçimidir. Altyazıdaki of staying, istenen sonucu belirtir. Bu ifadede odds normalde çoğul kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle yeni haritanın zamanında varma olasılığımızı artırdığını doğal biçimde anlatır?
- The new map gives us better odds of arriving on time.
- The new map gives us better odds to arrive on time.
- The new map gives us a better odd of arriving on time.
Cevabı göster
The new map gives us better odds of arriving on time.
because they know you and your relatives also calculate
3:29çünkü onlar bilir ki siz ve akrabalarınız da
gives you better odds of staying on the throne.
3:36size tahtta kalma konusunda daha iyi oranlar verdiğini hesaplarsınız.
a virtuous cycle: birbirini güçlendiren olumlu sonuçlar
Bu cümlede a virtuous cycle, her yararlı sonucun başka bir yararlı sonuç için gerekli koşulları oluşturduğu bir süreç anlamına gelir. Faydalar sürekli olarak birbirini güçlendirir. Burada virtuous, döngünün olumlu ve kendi kendini güçlendiren bir yapıda olduğunu anlatır; asıl anlamı bir insanın ahlaken iyi olması değildir.
Alıştırma
Kendi kendini güçlendiren olumlu bir süreci anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Better service attracts more customers, which funds even better service: it's ____.
Cevabı göster
a virtuous cycle
and everything is smooth because when the king is dead,
3:49ve her şey pürüzsüzdür çünkü kral öldüğünde,
long live the king: geleneksel bir dilek ve veraset işareti
Long live the king, “Kral uzun yaşasın ve uzun süre hüküm sürsün” anlamındaki geleneksel bir coşkulu sesleniştir. The king is dead; long live the king! şeklindeki tam kalıpta ilk king ölen hükümdarı, ikincisi ise onun halefini belirtir. İfade, kişinin değiştiğini ancak monarşinin hemen devam ettiğini duyurur.
Alıştırma
'The king is dead; long live the king!' cümlesinde ikinci bölüm ne anlama gelir?
- Yeni kral uzun yaşamalı ve uzun süre hüküm sürmelidir.
- Ülkenin artık bir kralı yoktur.
- Ölen kral yeniden hayata dönmüştür.
Cevabı göster
Yeni kral uzun yaşamalı ve uzun süre hüküm sürmelidir.
So put family in high-ranking military, business, or political positions.
3:54Bu yüzden ailenizi üst düzey askeri, ticari veya siyasi pozisyonlara yerleştirin.
Never mind their qualifications because being family is the qualification. Ton ve niyet
3:58Niteliklerini boş verin çünkü aileden olmak zaten niteliktir.
Never mind + isim öbeği: bir etkeni değerlendirme dışı bırakmak
Never mind their qualifications ifadesinde never mind emir benzeri bir işlev görür ve “dikkate alma” ya da “görmezden gel” anlamına gelir. their qualifications isim öbeği, bir kenara bırakılması gereken şeyi belirtir. Burada konuşan kişi, aile üyeliğini gerçek ölçüt olarak kullandığı için nitelikleri kasıtlı biçimde önemsiz gösterir. Bu küçümseyici tutum ironiyi yaratır; ifade “endişelenme” anlamında bir teselli değildir.
Alıştırma
"Never mind their qualifications," ifadesinde konuşan kişi dinleyiciden ne yapmasını istiyor?
- Onların niteliklerini görmezden gelmek.
- Endişelenmemek; onların nitelikleri iyi.
- Onların niteliklerini dikkatle incelemek.
Cevabı göster
Onların niteliklerini görmezden gelmek.
so they know where the money comes from and how it is distributed. Dilbilgisi
4:05böylece paranın nereden geldiğini ve nasıl dağıtıldığını bilirler.
where the money comes from ... how it is distributed: gömülü soru sözcük dizimi
Vurgulanan bölümdeki iki yan tümce, know fiilinden sonra bağlanan gömülü soru yan tümceleridir. where the money comes from kaynağı, how it is distributed ise süreci sorar. Para dağıtma eylemini alan unsur olduğu için is distributed edilgen yapıdadır. Bu yan tümceler bir bildirme cümlesinin içinde bulunduğundan ikisi de bildirme cümlesi sırasını kullanır: soru sözcüğü + özne + fiil. know fiilinden sonra where the money comes from ve how it is distributed kullanılır; doğrudan soru biçimleri olan Where does the money come from? ve How is it distributed? kullanılmaz.
Alıştırma
"Where does the money come from?" doğrudan sorusunu gömülü soruya dönüştürün: We need to find out ____.
Cevabı göster
where the money comes from
Family's relationships with the keys keep everyone calm,
4:09Ailenin anahtarlarla olan ilişkileri herkesi sakin tutar,
but more importantly for you and your political longevity preceding it.
4:15ama daha da önemlisi, ondan önceki siyasi ömrünüz boyunca.
Of course, the risk you run with family is they too will overthrow you.
4:26Elbette, aileyle birlikte aldığınız risk, onların da sizi devirebilecek olmasıdır.
Many a cunning prince has: many a sonrasında tekil uyum
Many a + tekil sayılabilen isim, çok sayıda bireysel kişi veya şeyi ifade eder. Anlam çoğul olsa da dil bilgisi tüm özneyi tekil kabul eder; bu yüzden many a cunning prince, have değil has alır. Bu kalıp, kişileri yalnızca bir grup olarak sunmak yerine tek tek ele alır. Genellikle vurgulu, resmî veya edebî bir ton katar.
Alıştırma
Hangi cümle many a kalıbını ve özne-fiil uyumunu doğru kullanıyor?
- Many a young actor has faced this problem.
- Many a young actor have faced this problem.
- Many a young actors has faced this problem.
Cevabı göster
Many a young actor has faced this problem.
stabbed his king in the back: ihanet ve gerçek saldırı
Stab someone in the back genellikle size güvenen birine, özellikle gizli veya sadakatsiz davranışlarla ihanet etmek anlamına gelir. Normalde gerçekten bıçakla saldırıldığı anlamına gelmez. Burada bir prens kralına gerçekten arkadan saldırmış ve aynı zamanda ona ihanet etmiş olabilir. İfade iki anlamı birden etkinleştirerek yalnızca şiddeti anlatmak yerine karanlık bir çift anlam yaratır.
Alıştırma
Hangi durum stabbed her in the back ifadesinin deyimsel anlamına en uygundur?
- Bir doktor onun sırtındaki yarayı tedavi etti.
- Bir arkadaşı ona herkesin önünde katılmadığını söyledi.
- Güvenilir bir ortak onun planlarını gizlice bir rakibe verdi.
Cevabı göster
Güvenilir bir ortak onun planlarını gizlice bir rakibe verdi.
once confident ...: once yan cümleciğinin kısaltılmış biçimi
Burada once, “koşul gerçekleşir gerçekleşmez” ya da “koşul gerçekleştiğinde” anlamındadır. Once confident ... kısaltılmış bir yan cümleciktir ve once the prince is confident that ... biçiminde açılabilir. confident sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan aynı prenstir. the keys won't mind bölümünü başlatan that de atılmıştır. Bu kısa once + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, özne açık olduğunda once + özne + be yapısının yerini alabilir. Özellikle resmî veya yazılı anlatımda yaygındır. Burada once, “bir kez” ya da “eskiden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Başlangıçtaki yan cümlecikten yalnızca she is bölümünü çıkarın. Özgün cümle: “Once she is certain, the analyst sends the report.” Tamamlayın: “____, the analyst sends the report.”
Cevabı göster
Once certain
and a ruler without family is more vulnerable to rivals and rumors. Kalıp ifadeler
4:39ve ailesi olmayan bir yönetici, rakiplere ve söylentilere karşı daha savunmasızdır.
play the odds: olasılıklara göre karar vermek
Play the odds, hiçbir şeyin garanti olmadığını kabul ederken hangi sonucun daha olası olduğuna bakarak karar vermek demektir. İfade bahislerden gelir, ancak burada gerçek anlamda kumarı değil, siyasi risk yönetimini anlatır. Cümlede can only play the odds bir sınırı vurgular: hükümdar kesinlik yaratamaz; yalnızca riski azaltacak veya şansını artıracak gibi görünen seçeneği tercih edebilir.
Alıştırma
Bir yöneticinin elinde eksik bilgi vardır ve başarı ihtimali en yüksek planı seçer. Hangi cümle uygundur?
- We can't be certain, so we'll play the odds and choose the plan supported by the strongest evidence.
- The odds are in our favour, so success is impossible.
- We beat the odds before making any decision.
Cevabı göster
We can't be certain, so we'll play the odds and choose the plan supported by the strongest evidence.
more vulnerable to rivals and rumors: rakiplere ve söylentilere karşı daha savunmasız
Be vulnerable to + isim, to ile belirtilen kişi, şey veya riskten zarar görmeye ya da olumsuz etkilenmeye açık olmak demektir. Bu cümlede rivals and rumors tehlikenin kaynaklarıdır. More ifadeyi karşılaştırmalı hâle getirir: ailesinin koruması olmayan bir hükümdarın, ailesi olan bir hükümdardan daha az korunduğu anlatılır. Bu kalıp sağlık, güvenlik, rekabet ve teknolojik risk bağlamlarına doğal biçimde aktarılabilir.
Alıştırma
Karşılaştırma biçimini ve sabit edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Without regular updates, the device is ____ malware than a protected device.
Cevabı göster
more vulnerable to
Remember, your keys care about the security of their treasure in general,
4:45Unutmayın, anahtarlarınız özellikle sizinle değil,
And for them, a family of rulers is a safer investment. Deyimler
4:52Ve onlar için, yönetici bir aile daha güvenli bir yatırımdır.
risk ve getiri mecazı olarak safer investment
Burada investment mecaz anlamda kullanılır. Destekçiler bir finansal ürün satın almıyor; hükümdar ailesine verdikleri desteği daha fazla istikrar ve daha güvenilir ödüller gibi gelecekte yarar sağlaması beklenen bir bağlılık olarak görüyorlar. Safer karşılaştırma biçimidir. Aile devamlılığı olmayan bir hükümdarı desteklemekten daha düşük riskli olduğunu anlatır; tamamen güvenli demek değildir. Finansal mecaz, siyasi desteği risk ve getiri hesabı olarak sunar.
Alıştırma
Örnekteki mecaz anlamlı a safer investment ifadesine hangi yorum uyar?
- Hükümdarlar paralarını fiziksel olarak korunan bir binaya koydu.
- Aile, kârı garanti edilen bir finansal ürün satıyor.
- Hükümdar ailesini desteklemek daha az riskli ve gelecekte düzenli yararlar getirme olasılığı daha yüksek görünüyor.
Cevabı göster
Hükümdar ailesini desteklemek daha az riskli ve gelecekte düzenli yararlar getirme olasılığı daha yüksek görünüyor.
for buying the longer and securer reign a family brings,
4:59bir ailenin getirdiği daha uzun ve daha güvenli saltanatı satın almak için
the price you pay for: maddi olmayan bir bedel
The price you pay for something, bir fayda elde etmek için kabul etmeniz gereken istenmeyen sonucu anlatan bir mecazdır. Burada price para anlamına gelmez; pay for ise bu sonucu yaşamak veya üstlenmek anlamındadır. Bu cümlede olası bir hükümdar katli, yönetici bir ailenin sağlayabileceği daha uzun ve güvenli hükümdarlığı elde etmenin bedeli olarak sunulur. Kalıp şöyledir: X is the price you pay for Y.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Less privacy is ____ being famous.
Cevabı göster
the price you pay for
which is why families are so popular among rulers and their key supporters. Anlatım akışı
5:03ödediğiniz bedeldir, bu yüzden aileler yöneticiler ve kilit destekçileri arasında çok popülerdir.
which is why: önceki durumu sonucuna bağlamak
Which is why yapısındaki which yalnızca en yakın isme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapar. Ardından is why sonucu sunar: aileler hükümdarlar ve onların kilit destekçileri arasında popülerdir. Bu bağlayıcı, bilgiyi nedenden sonuca doğru düzenler: önce olgu veya gerekçe verilir, ardından , which is why + sonuç eklenir. Böylece neden tekrarlanmadan açıklama tamamlanabilir.
Alıştırma
İkinci yan cümleyi ilk yan cümlenin tamamının sonucu olarak sunan bağlayıcıyı seçin: The road was flooded, ___ we took a different route.
- because
- although
- which is why
Cevabı göster
which is why
Family is a tool for maintaining power just like any other. Dilbilgisi
5:09Aile, tıpkı diğerleri gibi gücü korumak için bir araçtır.
just like any other: özel bir istisna olmadığını belirtmek
Just like any other, “ilgili kategorideki diğer her üye gibi” anlamına gelir. Burada other, other tool yerine kullanılır; tool kategoriyi zaten belirttiği için isim ikinci kez söylenmez. Bu ifade aileye özel bir konum vermez. Ailenin gücü diğer araçlarla aynı şekilde koruyabileceğini ve bir istisna olmadığını söyleyerek karşılaştırmayı tamamlar.
Alıştırma
Yeni uygulamanın özel bir istisna olmadığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The new app needs regular updates, ___.
- like no other
- just like any other
- unlike any other
Cevabı göster
just like any other