Evreni Yok Etmenin En Etkili Yolu – Sahte Vakum: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
964 kelime 205 kel/dk

Video özeti: enerji düzeyi benzetmesi, yarı kararlı Higgs alanının vakum bozunmasını tetikleyip genişleyen kabarcıktaki fiziği değiştirebileceğini, ancak kozmik tehdidin belirsiz kaldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “What if” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: karmaşık bir varsayım kurup gerçekmiş gibi sunmadan dinleyiciyi sonuçlara yönlendirin. 2. “has nothing to do with” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: karıştırılan iki kavramın bağlantısız olduğunu açıklama veya düzeltmede açıkça belirtin. 3. “So while vacuum decay is fascinatingly scary,” — Söylem, anlatı ve retorik: korkuyu kabul edip dikkati daha yakın ve yönetilebilir tehlikelere çeviren ödünleyici geçişi tanıyın.

Bu derste

What if our universe comes with a self-destruct button Notlar

0:01

Ya evrenimiz kendi kendini yok etme düğmesiyle gelseydi

Deyimler

Bir metafor olarak a self-destruct button

a self-destruct button, sözcüğü sözcüğüne bir cihazın kendisini yok etmesini sağlayan kumandayı ifade eder. Bu cümlede ise bir metafordur: soyut bir doğal mekanizma, karmaşık bir tehlikeyi hayal etmeyi kolaylaştıran tanıdık bir düğme olarak gösterilir. Bu ifade, evrende gerçek bir mekanik düğme olduğu anlamına gelmez. Bilim veya medya bu imgeyi kullandığında, bağlamda açıklanan gerçek sürece bakın.

Alıştırma

Bir bilim makalesi bir tepkimeyi “the cell's self-destruct button.” olarak adlandırıyor. Bu ifade büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Hücrenin kendisini yok etmesine neden olabilen bir mekanizma
  2. Hücreyi değiştirmeden temizleyen bir araç
  3. Hücreye bağlı fiziksel bir düğme
Cevabı göster

Hücrenin kendisini yok etmesine neden olabilen bir mekanizma

to eliminate itself so cleanly and efficiently Dilbilgisi

0:04

kendini o kadar temiz ve verimli bir şekilde ortadan kaldırırdı ki

that every single physical thing would just stop existing

0:06

her bir fiziksel şeyin varlığı anında son bulur

Dilbilgisi

so cleanly and efficiently that: so ... that sonuç yapısı

so + sıfat/zarf + that yapısı, bir dereceyi veya gerçekleşme biçimini onun sonucuna bağlar. Burada so, cleanly ve efficiently zarflarını birlikte niteler; that ise sonucu belirten yan cümleyi başlatır. Bu bağlamda cleanly, hijyen açısından temiz demek değil, geride hiçbir şey bırakmadan tamamen demektir. İfade, ortadan kaldırma işleminin bütün fiziksel şeylerin varlığı sona erecek kadar eksiksiz ve verimli gerçekleşeceğini anlatır. Buradaki that, sonuç yan cümlesini başlatan bir bağlaçtır; önceki bir şeyi gösteren zamir değildir.

Alıştırma

so + zarf + that sonuç yapısını tamamlayın: The robot moved ____ quietly ____ no one heard it.

Cevabı göster

so · that

and life would be impossible forever?

0:10

ve yaşam sonsuza dek imkansız hale gelirdi?

Dilbilgisi

Varsayımsal bir olasılık için What if + yan cümle

What if, hayal edilen, belirsiz ya da henüz kanıtlanmamış bir durumu ortaya atar. Burada bir düşünce deneyi başlatır; evrende gerçekten böyle bir mekanizma olduğunu iddia etmez. What if ifadesinden sonraki yan cümle olasılığı belirtir. Sorunun geri kalanı da bunun olası sonuçlarını inceleyebilir. Bu kalıp riskler, planlar ve düşünce deneyleri hakkında konuşmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hayal edilen bir olasılığı soran cümleyi what + if ile oluşan ifadeyle tamamlayın: “____ our school held classes outdoors for a day?”

Cevabı göster

What if

The ultimate ecological catastrophe,

0:13

Nihai ekolojik felaket,

vacuum decay.

0:16

vakum bozunumu.

To explain how our universe could destroy itself,

0:27

Evrenimizin kendini nasıl yok edebileceğini açıklamak için

we need to understand two principles.

0:29

iki prensibi anlamamız gerekiyor.

One, energy levels.

0:32

Birincisi, enerji seviyeleri.

A core idea in physics is that everything has an energy level.

0:36

Fizikteki temel bir fikir, her şeyin bir enerji seviyesi olduğudur.

The higher the level,

0:40

Seviye ne kadar yüksekse,

the more energy is in the system.

0:41

sistemde o kadar çok enerji vardır.

Wood, for example, has a high level.

0:43

Örneğin odun yüksek bir seviyeye sahiptir.

It can be burned,

0:45

Yanabilir,

a process that releases the chemical energy stored in its molecular bonds

0:46

bu da moleküler bağlarında depolanan kimyasal enerjiyi açığa çıkaran

and turns it into heat. Öbek fiiller

0:49

ve onu ısıya dönüştüren bir süreçtir.

Öbek fiiller

turns it into heat: turn A into B yapısı

Turn A into B, A'nın B olmasını sağlamak veya A'yı bir biçim ya da durumdan başka bir biçim ya da duruma dönüştürmek demektir. A doğrudan turn sözcüğünden sonra, B ise into sözcüğünden sonra gelir. Buradaki it, chemical energy ifadesini gösterir: süreç, depolanan kimyasal enerjiyi ısıya dönüştürür. Into bir yere doğru hareketi değil, dönüşümün sonucunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısıyla tamamlayın: This machine ____ old paper ____ new boxes.

Cevabı göster

turns · into

The ash left over is at a lower energy level than the wood before. Notlar

0:51

Geride kalan kül, önceki odundan daha düşük bir enerji seviyesindedir.

Öbek fiiller

İsimden sonra kullanılan left over

left over ifadesi, “bir şey kullanıldıktan veya değiştikten sonra geriye kalan” anlamına gelir. Burada ash isminden sonra gelir ve odun yandıktan sonra kalan külü açıklar. Tam biçimi the ash that is left over olabilir. left over içindeki left, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; right sözcüğünün karşıtı olan yönü belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi “geriye kalan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We froze the soup ____ after dinner.

Cevabı göster

left over

Dilbilgisi

at a lower energy level than ile karşılaştırma

at a lower energy level than yapısı, enerji ölçeğinde bir şeyi başka bir şeyden daha aşağıdaki bir düzeye yerleştirir. Lower, energy level ifadesini niteler; than ise karşılaştırma noktası olarak kullanılan öğeyi getirir. Burada kül, odunun yanmadan önceki durumu ile karşılaştırılır. Lower, fiziksel olarak daha aşağıda olmayı değil, daha küçük bir seviye veya değeri anlatır. Yeniden kullanılabilir yapı be at a lower + measured level + than + comparison target biçimindedir.

Alıştırma

Ölçülebilir bir durumu karşılaştırmak için at a lower ... than yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. After cooling, the water is at a lower temperature from the air.
  2. After cooling, the water is at a lower temperature than the air.
  3. After cooling, the water is at a less temperature than the air.
Cevabı göster

After cooling, the water is at a lower temperature than the air.

Two, stability.

0:56

İkincisi, kararlılık.

Everything in our universe tries to move towards its ground state,

1:00

Evrenimizdeki her şey, taban durumuna doğru ilerlemeye çalışır,

in which it's completely stable

1:03

bu durumda tamamen kararlıdır

and has as little energy as possible. Dilbilgisi

1:05

ve mümkün olduğunca az enerjiye sahiptir.

Dilbilgisi

as little energy as possible: bir miktarı en aza indirmek

as little + sayılamayan isim + as possible kalıbı, “gerçekçi olarak ulaşılabilecek en az miktar” anlamına gelir. Burada energy sayılamayan bir isimdir; dolayısıyla cümle, bu durumun mümkün olan en düşük enerji miktarına sahip olduğunu söyler. Bu, iki şey arasında yapılan sıradan bir eşitlik karşılaştırması değildir. Bir hedefi veya sınırı anlatır: bir miktarı koşulların izin verdiği ölçüde azaltmak.

Alıştırma

“En az miktarı kullanmak” anlamını vermesi için cümleyi little veya few ile tamamlayın: Use as ____ water as possible.

Cevabı göster

little

For example, a ball on a hill is unstable

1:07

Örneğin, bir tepenin üzerindeki bir top kararsızdır

and has a lot of potential energy.

1:10

ve çok fazla potansiyel enerjiye sahiptir.

When disturbed, Dilbilgisi

1:12

Rahatsız edildiğinde,

it will roll down into the valley

1:13

vadiye doğru yuvarlanacak

Dilbilgisi

When disturbed: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

When disturbed, when it is disturbed ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Atılan özne ve be biçimi, öznesi it olan ana cümleden anlaşılır. Disturbed burada edilgendir: bir şey nesnenin durumunda değişiklik yaratır veya nesneye küçük bir itme uygular. Nesnenin duygusal olarak endişelendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Zaman yan cümlesinden yalnızca anlaşılan özneyi ve be biçimini çıkararak cümleyi kısaltın. When sözcüğünü koruyun. Asıl cümle: When the device is switched off, it uses no power. Kısa biçim: ____, it uses no power.

Cevabı göster

When switched off

and lose its potential energy in the process. Kalıp ifadeler

1:14

ve bu süreçte potansiyel enerjisini kaybedecektir.

Kalıp ifadeler

in the process: bir eylem sırasında ortaya çıkan sonucu eklemek

“In the process”, daha önce sözü edilen eylem gerçekleşirken başka bir şeyin de olduğunu belirtir. Bu cümlede potansiyel enerji kaybını, top vadiye doğru yuvarlanırken ortaya çıkan bir sonuç olarak sunar. Buradaki “process” mutlaka resmî bir prosedür değil, eylemin gerçekleşme sürecidir. Bu ifade, bir eylem anlatıldıktan sonra ona eşlik eden bir sonucu eklemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Keşfin ana eylem sırasında gerçekleştiğini göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: “Nora cleaned out the closet and found her old camera ____.”

Cevabı göster

in the process

The ball is now in its ground state and stable.

1:17

Top artık taban durumunda ve kararlıdır.

It will remain like that.

1:20

O şekilde kalacaktır.

Everything in our universe follows these two principles.

1:23

Evrenimizdeki her şey bu iki prensibe uyar.

If something has a lot of energy,

1:26

Eğer bir şeyin çok fazla enerjisi varsa,

it's unstable and wants to get rid of it Öbek fiiller

1:27

kararsızdır ve ondan kurtulmak

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

“Get rid of”, istemediğiniz bir şeyi ortadan kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak demektir. Tek bir birim olarak kullanılır: get rid of + isim ya da zamir. Bu nedenle “of” atılamaz. Bu cümlede “it”, sistemdeki fazla potansiyel enerjiye gönderme yapar. Kararsız sistemin enerjiden kurtulmayı “istemesi”, fiziksel bir eğilimi kişileştirir; sistemin gerçek anlamda istekleri yoktur.

Alıştırma

Cümleyi “istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: “These old files are taking up space, so I need to ____ them.”

Cevabı göster

get rid of

to become stable and reach its ground state.

1:30

kararlı hale gelip taban durumuna ulaşmak ister.

This is true for every system,

1:33

Bu her sistem için geçerlidir,

even in the weird world of quantum mechanics.

1:35

kuantum mekaniğinin tuhaf dünyasında bile.

If our current understanding of physics is correct, Dilbilgisi

1:39

Eğer fiziğe dair şu anki anlayışımız doğruysa,

then the universe gets its properties from quantum fields.

1:41

o zaman evren özelliklerini kuantum alanlarından alır.

Dilbilgisi

Koşullu bir sonuç için If ..., then ...

If ..., then ... kalıbı, bir koşulu o koşul altında ortaya çıkan sonuçtan ayırır. Burada If our current understanding of physics is correct iddianın kapsamını sınırlar; then ise bu varsayımdan çıkan sonucu tanıtır. Current understanding ifadesi iddiaya uygun bir temkin de katar: değişmez bir gerçeği değil, günümüzün en iyi teorisinin sonucunu anlatır. İngilizce bir koşul cümlesinde then isteğe bağlıdır, ancak kullanılması mantıksal ilişkiyi izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi açık If ..., then ... koşul-sonuç kalıbıyla tamamlayın: ____ the backup battery is charged, ____ the lights will stay on.

Cevabı göster

If · then

We explained them in detail in another video.

1:45

Bunları başka bir videoda detaylıca açıklamıştık.

For this video,

1:47

Bu video için,

imagine them as the rules of the universe. Anlatım akışı

1:48

onları evrenin kuralları olarak hayal edin.

They tell particles how to behave and interact.

1:51

Parçacıklara nasıl davranacaklarını ve etkileşime gireceklerini söylerler.

Anlatım akışı

imagine them as the rules of the universe ile benzetme kurmak

Imagine A as B, dinleyiciden B'yi A'yı anlamak için geçici bir zihinsel model olarak kullanmasını ister. Burada them, quantum fields ifadesine gönderme yapar; tanıdık rules of the universe düşüncesi de parçacıkların nasıl davrandığı ve etkileştiğiyle ilgili sonraki açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur. Bu yapı kesin bir tanım değil, benzetme sunar: belirli bir amaç için A'ya B üzerinden bakılır. Tanıdık bir resim soyut bir düşünceyi anlamayı kolaylaştırdığında imagine + nesne + as + rol veya model yapısını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Geçici bir model sunmak için imagine A as B yapısını kullanın: To explain data flow, ____ the network ____ a system of roads.

Cevabı göster

imagine · as

Like everything in the universe,

1:55

Evrendeki her şey gibi,

they want to be in the lowest energy level possible,

1:56

mümkün olan en düşük enerji seviyesinde olmak isterler,

which is called a vacuum state.

1:59

buna vakum durumu denir.

This has nothing to do with vacuum in space. Kalıp ifadeler

2:02

Bunun uzaydaki vakumla hiçbir ilgisi yoktur.

Kalıp ifadeler

has nothing to do with: bir bağlantıyı reddetmek

“Has nothing to do with” ifadesinde have ... to do with, “bir şeyle bağlantılı olmak” veya “bir şeye karışmış olmak” anlamına gelir. Nothing eklendiğinde bu bağlantı tamamen reddedilir. Burada cümle, söz konusu fikrin uzaydaki vakumla ilgisiz olduğunu söyler; birinin yapacak işi olmadığı anlamına gelmez. Varsayılan bir bağlantıyı açıkça reddetmek için özne + have/has/had nothing to do with + isim veya -ing biçimi yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “hiçbir ilgisi yoktur” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The color of the folder ____ its contents.

Cevabı göster

has nothing to do with

It's just called this way

2:04

Sadece böyle adlandırılmıştır

because scientists are bad at naming things.

2:05

çünkü bilim insanları bir şeylere isim verme konusunda kötüdür.

We think all the fields reached their vacuum state,

2:10

Tüm alanların vakum durumuna ulaştığını düşünüyoruz,

except maybe one.

2:13

belki biri hariç.

It's possible that the Higgs field is not stable,

2:15

Higgs alanının kararlı olmaması,

but metastable, Kelime

2:18

daha ziyade yarı-kararlı olması mümkündür,

Kelime

metastable: uzun ömürlü ama tam olarak kararlı değil

Metastable, daha düşük enerjili ve daha kararlı başka bir durum bulunmasına rağmen uzun süre değişmeden kalabilen bir durumu anlatır. Bir bozucu etki, dalgalanma veya yeterli zaman bu duruma geçişe olanak verebilir. “Not stable, but metastable” ifadesinde but, genel stable tanımını düzeltip daha kesin bir sözcükle değiştirir. Metastable, durumun zaten değişmekte olduğu veya hemen değişeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir malzeme yıllarca aynı durumda kalıyor, ancak bir bozucu etki onu daha düşük enerjili bir duruma taşıyabilir. Bu malzemeyi en iyi hangi sözcük tanımlar?

  1. metastable
  2. stable
  3. unstable
Cevabı göster

metastable

which is a fancy way of saying Kalıp ifadeler

2:19

bu da şunu söylemenin süslü bir yoludur:

that it pretends to be stable,

2:21

kararlıymış gibi davranıyor,

but really is not.

2:22

ama aslında öyle değil.

Kalıp ifadeler

a fancy way of saying: daha basit bir açıklama sunmak

Bu cümlede a fancy way of saying, metastable teknik sözcüğünün sade açıklamasını sunar. Fancy, ilk ifadenin uzman işi, karmaşık veya etkileyici geldiğini belirtir; ifadenin güzel olduğu anlamına gelmez. X is a fancy way of saying Y kalıbını, karmaşık bir terimi daha basit sözlerle yeniden açıklamak için kullanabilirsiniz. Bu kullanımda çoğu zaman hafif bir mizah da bulunur.

Alıştırma

Hangi cümlede a fancy way of saying daha basit bir açıklama sunmak için kullanılmıştır?

  1. She found a fancy way of saying thank you, with flowers and a song.
  2. ‘Nocturnal’ is a fancy way of saying ‘active at night.’
  3. He has a fancy way of saying hello to every guest.
Cevabı göster

‘Nocturnal’ is a fancy way of saying ‘active at night.’

It would be a false vacuum. Kültür

2:24

Bu bir sahte vakum olurdu.

Kültür

false vacuum: uzun ömürlü ancak en düşük enerjide olmayan durum

Burada false vacuum, çok uzun süre devam edebilen ve kararlı göründüğü hâlde mümkün olan en düşük enerji durumunda olmayan bir kuantum alanı durumunu anlatan parçacık fiziği terimidir. Buradaki vacuum, yalnızca boş bir oda veya boş uzay değil, bir alanın fiziksel durumu anlamına gelir. False ise bilginin yanlış olduğunu değil, bunun gerçek en düşük enerjili vakum olmadığını belirtir.

Alıştırma

Bu fizik bağlamında false vacuum nedir?

  1. Mümkün olan en düşük enerjide bulunmayan, uzun ömürlü bir alan durumu.
  2. İçindeki tüm hava çıkarılmış sıradan bir oda.
  3. Dürüst olmadığı kanıtlanmış bilimsel bir iddia.
Cevabı göster

Mümkün olan en düşük enerjide bulunmayan, uzun ömürlü bir alan durumu.

The Higgs field is responsible for giving particles their mass, Kalıp ifadeler

2:27

Higgs alanı, parçacıklara kütlelerini vermekten sorumludur,

which rules how almost everything in the universe interacts.

2:30

ki bu da evrendeki hemen hemen her şeyin nasıl etkileşime gireceğini belirler.

Kalıp ifadeler

Neden ve işlev bildiren be responsible for + -ing

be responsible for + isim veya -ing biçimi, bir sonuca neyin yol açtığını ya da neyin bir işlevi yerine getirdiğini belirtir. Burada Higgs alanı, parçacıkların kütleye sahip olmasını sağlar. Bu bilimsel açıklamada responsible, suçlama veya ahlaki sorumluluk ifade etmez. Bir şeyin bir etki ürettiğini tarafsız biçimde anlatır.

Alıştırma

be responsible for ifadesini doğru biçimde kullanın: “A software bug ____ deleting the saved settings.”

Cevabı göster

is responsible for

What would happen if the Higgs field is in a false vacuum?

2:34

Higgs alanı bir sahte vakumda olsaydı ne olurdu?

Think of our ball in the valley.

2:37

Vadideki topumuzu düşünün.

The ball is the Higgs field.

2:39

Top Higgs alanıdır.

The valley might not be the lowest energy state for the Higgs field.

2:42

Vadi, Higgs alanı için en düşük enerji durumu olmayabilir.

There might be an even deeper valley

2:45

Ulaşmak istediği

that it wants to get to.

2:47

daha da derin bir vadi olabilir.

This would mean that the Higgs field has a lot of potential energy

2:48

Bu, Higgs alanının çok fazla potansiyel enerjiye sahip olduğu

waiting to be released. Dilbilgisi

2:51

ve serbest kalmayı beklediği anlamına gelir.

Dilbilgisi

Bekleyen bir sonuç için waiting to be + geçmiş zaman ortacı

“potential energy waiting to be released” ifadesinde waiting to be released, isim öbeğinden sonra gelir ve onun mevcut durumunu açıklar. Bu, “potential energy that is waiting to be released” biçiminin kısaltılmış hâlidir. Burada waiting mecazidir; enerjinin bekleme niyeti yoktur. İfade, enerjinin mevcut olduğunu ve açığa çıkabileceğini, fakat bunun henüz gerçekleşmediğini anlatır. Edilgen mastar to be released, enerjinin eylemden etkilenen unsur olduğunu gösterir.

Alıştırma

waiting to be + approve fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: “Three travel requests are ____.”

Cevabı göster

waiting to be approved

The Higgs field could be like a piece of wood,

2:53

Higgs alanı bir odun parçası gibi olabilir,

but drenched in gasoline, Kalıp ifadeler

2:55

ama benzine bulanmış,

Kalıp ifadeler

drenched in gasoline: benzine tamamen bulanmış

Be drenched in + sıvı, bir şeyin o sıvıyla tamamen ıslanması veya sıvıya doyması demektir. Be wet ifadesinden çok daha güçlüdür ve bu kalıpta doğal edat in'dir. Burada drenched in gasoline, hayal edilen tahta parçasını niteler. Bu görüntü, yakıtın tahtanın her yerine işlediğini ve tahtanın kolayca tutuşabileceğini düşündürerek bilimsel tehlikeyi daha yakın ve canlı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi drenched ve onunla doğal kullanılan edatla tamamlayın: When she came inside from the storm, her coat was ____ rainwater.

Cevabı göster

drenched in

waiting to set the universe on fire. Deyimler

2:57

evreni ateşe vermeyi bekliyor olabilir.

Deyimler

set the universe on fire: evreni ateşe vermek

Set + nesne + on fire, ettirgen bir yapıdır: nesnenin yanmaya başlamasına neden olmak anlamına gelir. Nesne, set ile on fire arasına gelir. Bu cümlede evrenin sıradan alevlerle gerçekten yandığı anlatılmıyor. İfade, benzin ve tahta görüntüsünü sürdürerek fiziksel bir zincirleme tepkiyi aniden yayılan bir yıkım şeklinde canlandırıyor.

Alıştırma

Cümleyi set + nesne + on fire yapısını kullanarak tamamlayın: One small spark could ____ the dry leaves ____.

Cevabı göster

set · on fire

A random spark like quantum tunneling

2:59

Kuantum tünelleme gibi rastgele bir kıvılcım

could release the potential energy of the Higgs field.

3:02

Higgs alanının potansiyel enerjisini serbest bırakabilir.

This could happen at any time and without warning. Kalıp ifadeler

3:05

Bu herhangi bir zamanda ve uyarı olmadan gerçekleşebilir.

Kalıp ifadeler

at any time and without warning: her an ve hiçbir uyarı olmadan

At any time, olayın ne zaman gerçekleşeceğinin öngörülemediğini belirtir. Without warning, olayın önceden hiçbir işaret veya bildirim olmadan gerçekleşebileceğini anlatır. And iki ifadeyi birleştirerek iki ayrı belirsizlik ekler: zaman bilinmez ve önceden uyarı gelmeyebilir. Could ile birlikte kullanıldığında cümle olası bir riski anlatır; olayın yakında gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu risk bildirimini “her an” ve “önceden bildirim olmadan” anlamlarıyla tamamlayan ifadeyi seçin: The fault could occur ____.

  1. at any time and without warning
  2. at the same time and with advance notice
  3. for any length of time after a warning
Cevabı göster

at any time and without warning

If at any point in space this so-called vacuum decay starts, Kelime

3:08

Uzayın herhangi bir noktasında bu sözde vakum bozunumu başlarsa,

Kelime

Teknik bir addan önce so-called

So-called, insanların bir şey için kullandığı adı tanıtır. Burada so-called vacuum decay, “vacuum decay olarak bilinen olgu” anlamındadır; terimi adlandırır ve fikri reddetmez. Başka bağlamlarda so-called kuşku, mesafe veya alay ifade edebilir. Her zaman olumsuz olduğunu varsaymak yerine konuşanın tonuna ve bağlama göre karar vermek gerekir.

Alıştırma

“If at any point in space this so-called vacuum decay starts,” cümlesinde so-called esas olarak ne yapar?

  1. Anlatıcının olgunun sahte olduğunu düşündüğünü kanıtlar.
  2. Olgunun henüz yasal olarak kanıtlanmadığını söyler.
  3. Olgu için yaygın olarak kullanılan adı tanıtır.
Cevabı göster

Olgu için yaygın olarak kullanılan adı tanıtır.

there is no turning back. Deyimler

3:12

geri dönüş yoktur.

Deyimler

There Is No Turning Back: artık geri dönüş yok

Bu cümlede there is no turning back, süreç bir kez başladığında durdurulamayacağı veya tersine çevrilemeyeceği ve önceki durumun geri getirilemeyeceği anlamına gelir. Fiziksel olarak geri dönmekten söz etmez. Bir karar veya süreç, önceki duruma dönmenin artık mümkün olmadığı noktayı geçtiğinde bu kalıplaşmış ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Bu bağlamda there is no turning back ne anlama gelir?

  1. Herkes dönüp geri gitmelidir.
  2. Süreç tersine çevrilemez veya önceki durumuna döndürülemez.
  3. Süreç yavaşlayacaktır.
Cevabı göster

Süreç tersine çevrilemez veya önceki durumuna döndürülemez.

As the Higgs field crashes into the lower energy state,

3:14

Higgs alanı daha düşük enerji durumuna çökerken,

it releases a massive amount of potential energy.

3:17

devasa miktarda potansiyel enerji açığa çıkarır.

This energy pushes the space around it over the barrier,

3:20

Bu enerji, etrafındaki uzayı bariyerin ötesine iter,

which releases more potential energy.

3:23

ki bu da daha fazla potansiyel enerji açığa çıkarır.

A sphere of the new stable Higgs field or true vacuum

3:26

Yeni kararlı Higgs alanının veya gerçek vakumun bir küresi

grows at the speed of light in all directions. Kalıp ifadeler

3:28

ışık hızında her yöne doğru büyür.

Kalıp ifadeler

At the Speed of Light: ışık hızında

At the speed of light, ışıkla aynı hızda hareket etmek veya yayılmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, kürenin ne kadar hızlı büyüdüğünü belirtir. Bir hızı belirtmek için at kullanılır: at the speed of + bilinen bir şey veya ölçüt. Burada ölçüt the speed of light ifadesidir; in the speed of light standart İngilizce kalıp değildir.

Alıştırma

Sinyalin tam olarak ışık hızında hareket ettiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The signal travels ____.

Cevabı göster

at the speed of light

Imagine it like setting a sea of gasoline

3:32

Bunu, evren büyüklüğündeki bir benzin denizini

the size of the universe on fire.

3:35

ateşe vermek gibi hayal edin.

The sphere is surrounded by a shell of energy

3:38

Küre, bir enerji kabuğu ile çevrilidir

that devours everything it comes into contact with. Kalıp ifadeler

3:40

ve temas ettiği her şeyi yutar.

Kalıp ifadeler

come into contact with: temas etmek

Bu cümlede comes into contact with, “dokunur” veya “fiziksel olarak temas eder” anlamındadır. it comes into contact with ilgi cümleciğinde it enerji kabuğunu gösterir; everything ise with sözcüğünden sonra eksik bırakılan nesnenin yerini doldurur. Tam kalıp come into contact with + isim şeklindedir. Fiziksel teması, bir şeye maruz kalmayı veya insanların birbiriyle tanışmasını anlatabilir; bu nedenle hem into hem de with korunmalıdır.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını “dokunur” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: If the powder ____ your eyes, rinse them with water.

Cevabı göster

comes into contact with

Whatever it touches is eliminated from existence. Dilbilgisi

3:43

Dokunduğu her şey varoluştan silinir.

Dilbilgisi

Serbest ilgi cümleciği olarak Whatever it touches

Whatever it touches bir serbest ilgi cümleciğidir. Cümleciğin tamamı is eliminated yükleminin öznesidir ve “dokunduğu herhangi bir şey” anlamına gelir. Whatever zaten belirtilmemiş bir şey fikrini içerdiği için önüne veya arkasına ayrı bir isim eklemek gerekmez. Belirli şey sınırlı veya tanımlanmış olmadığında whatever + özne + fiil yapısını kullanın. Burada it cümlecik içindeki özne, whatever ise touches fiilinin nesnesidir.

Alıştırma

Kuralı, sınırlı bir küme olmadan “...dığı herhangi bir şey” anlamına gelen serbest ilgi sözcüğüyle tamamlayın: ____ the robot picks up will be scanned.

Cevabı göster

Whatever

The bubble will continue to grow forever,

3:47

Baloncuk sonsuza dek büyümeye devam edecek,

deleting the universe on its way.

3:49

yoluna çıkan evreni silecek.

There is no way to be warned since it's so fast, Dilbilgisi

3:52

Çok hızlı olduğu için uyarılmanın hiçbir yolu yoktur,

but there's nothing we could do anyway.

3:55

ama zaten yapabileceğimiz bir şey de olmazdı.

Dilbilgisi

There is no way to be warned: edilgen yapıyla imkânsızlık

There is no way to + fiil, mümkün bir yöntemin bulunmadığını veya sonucun imkânsız olduğunu anlatır. Burada insanlar olay gerçekleşmeden önce uyarı alamaz. To be warned edilgen bir mastardır: odak, uyarıyı alan kişilerdedir; onları kimin veya neyin uyarabileceği belirtilmez. Eylemden etkilenen tarafa odaklanmak istediğinizde edilgen mastarı kullanın.

Alıştırma

İngilizce cümleyi no way to ve warn fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The sensors cannot detect the gas, so there is ____ in time.

Cevabı göster

no way to be warned

Our destruction would be instant.

3:57

Yok oluşumuz anında gerçekleşirdi.

In a fraction of a second, Kalıp ifadeler

3:59

Saniyenin çok küçük bir kesitinde,

Earth would be gone.

4:01

Dünya yok olurdu.

Kalıp ifadeler

In a fraction of a second: neredeyse anında

In a fraction of a second, bir saniyenin çok küçük bir bölümü içinde, yani neredeyse anında anlamına gelen bir zaman zarfı öbeğidir. Fraction burada kesin bir miktar belirtmez; aşırı hızı vurgular. Cümlenin başındaki bu ifade, sonucun tamamı için zaman çerçevesini belirler. In, değişimin bu çok kısa aralık içinde tamamlanacağını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle eylemin neredeyse anında tamamlandığı anlamına gelir?

  1. The doors opened after a fraction of a second.
  2. The warning light stayed on for a fraction of a second.
  3. The automatic lock secured the door in a fraction of a second.
Cevabı göster

The automatic lock secured the door in a fraction of a second.

But it actually gets worse.

4:03

Ancak durum aslında daha da kötü.

If the energy level of the Higgs field changes,

4:06

Higgs alanının enerji seviyesi değişirse,

it changes all of physics.

4:08

bütün fiziği değiştirir.

In the true vacuum of the sphere,

4:11

Kürenin gerçek vakumunda,

the standard model will be overthrown,

4:12

standart model devrilecek,

superseded by different physics that we don't know.

4:14

yerini bilmediğimiz farklı bir fizik alacaktır.

How fundamental particles behave,

4:18

Temel parçacıkların nasıl davrandığı,

how atoms hold together,

4:20

atomların bir arada nasıl durduğu,

how chemicals react.

4:22

kimyasalların nasıl tepkimeye girdiği.

Vacuum decay won't just destroy life, Anlatım akışı

4:24

Vakum bozunumu sadece yaşamı yok etmekle kalmayacak,

it will destroy chemistry itself,

4:27

kimyanın kendisini yok edecek,

Anlatım akışı

won't just ..., it will ...: daha küçük bir etkiden daha temel bir sonuca geçiş

“won't just X, it will Y” kalıbı önce etkinin kapsamını fazla dar gören bir tahmini düzeltir, ardından Y'yi daha geniş veya daha temel bir sonuç olarak sunar. Dinleyicinin dikkatini daha küçük iddiadan daha güçlü olana yöneltir. Burada kimyanın kendisini yok etmek, yaşamı yok etmekten daha temel bir sonuç olarak sunulur; çünkü kimya, yaşamın bağlı olduğu süreçleri destekler. “Just” yalnızca ilk iddianın kapsamını sınırlar; cümle yine de yaşamın yok olacağını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle önce fazla küçük bir tahmini düzeltip ardından daha geniş bir sonuç belirtir?

  1. This decision will affect one team, so it will not reshape the whole company.
  2. This decision won't affect one team; it will reshape the whole company.
  3. This decision won't just affect one team; it will reshape the whole company.
Cevabı göster

This decision won't just affect one team; it will reshape the whole company.

making life as we know it impossible. Kalıp ifadeler

4:29

bildiğimiz anlamıyla yaşamı imkansız hale getirecektir.

Kalıp ifadeler

as we know it: şu anki tanıdık biçim

As we know it, “şu anda bize tanıdık gelen biçimiyle” anlamına gelir. it zamiri life sözcüğüne döner; bu nedenle ifade, iddiayı insanların şu anda tanıyıp anladığı yaşam biçimiyle sınırlar. Bu ifade, çok farklı bir biçimin var olma olasılığını açık bırakır. Büyük bir değişimin tanıdık bir sistemi, yeri veya yaşam tarzını sona erdirebileceği ya da dönüştürebileceği durumlarda sık kullanılır.

Alıştırma

“Şu anki tanıdık biçimiyle” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the new law, public transport ____ could change completely.

Cevabı göster

as we know it

We simply have no idea what it would be like inside. Dilbilgisi

4:32

İçerisinin nasıl bir yer olacağı hakkında hiçbir fikrimiz yok.

Dilbilgisi

have no idea what it would be like inside dolaylı soru yapısı

Have no idea, do not know ifadesinden daha güçlüdür: konuşanın cevap hakkında hiçbir fikri olmadığını belirtir. Ardından gelen wh yan cümlesi neyin bilinmediğini, yani içerinin nasıl olacağını açıklar. Bu, have no idea sonrasında kullanılan dolaylı bir soru olduğu için what it would be like biçimindeki düz cümle sırasını kullanır; what would it be like sırası kullanılmaz. Would, içeriyi hayal edilen veya varsayımsal bir durum olarak sunar; inside ise konuşulan bölgenin içini belirtir.

Alıştırma

Have no idea sonrasında doğru sözcük sırasını kullanan cümle hangisidir?

  1. We have no idea what life would be like there.
  2. What life would be like there, we have no idea?
  3. We have no idea what would life be like there.
Cevabı göster

We have no idea what life would be like there.

It might be a shadow of what it is now,

4:35

Şu ankinin bir gölgesi olabilir,

or not.

4:37

ya da olmayabilir.

We don't know.

4:38

Bilmiyoruz.

If vacuum decay happens,

4:40

Eğer vakum bozunumu gerçekleşirse,

the outlook is indeed grim.

4:42

görünüm gerçekten de çok vahimdir.

If you feel slightly worried now,

4:44

Şu an biraz endişelenmiş hissediyorsanız,

don't be.

4:46

hissetmeyin.

At this point,

4:46

Şu an için,

false vacuum is speculation based on our current understanding of particle physics,

4:47

sahte vakum parçacık fiziğine dair mevcut anlayışımıza dayanan bir spekülasyondur,

which might be wrong.

4:51

ki bu anlayışımız yanlış olabilir.

It's kind of like using a ruler to measure a continent. Kalıp ifadeler

4:53

Bu biraz bir kıtayı ölçmek için cetvel kullanmaya benzer.

Kalıp ifadeler

Yaklaşık karşılaştırma için kind of like

Kind of like, gündelik ve yaklaşık bir karşılaştırma başlatır. Kabaca benzer anlamına gelir ve iki şeyin karşılaştırmaya yarayan ortak bir özelliği olduğunu, ancak tamamen aynı olmadığını belirtir. Burada bir kıtayı cetvelle ölçme görüntüsü, ölçeklerin uyuşmamasını açıklar. Kind of, like ifadesini yumuşatır; bu yapıda bir tür anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yaklaşık bir benzetme sunmak için kind of like ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Saving a huge file on a tiny drive is exactly kind of like packing a bicycle into a lunchbox.
  2. Saving a huge file on a tiny drive is a kind of like packing a bicycle into a lunchbox.
  3. Saving a huge file on a tiny drive is kind of like packing a bicycle into a lunchbox.
Cevabı göster

Saving a huge file on a tiny drive is kind of like packing a bicycle into a lunchbox.

Sure, you can do it,

4:58

Elbette yapabilirsiniz,

but you might be off by quite a bit at the end. Kalıp ifadeler

5:00

ama sonunda oldukça yanılmış olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

be off by quite a bit: miktarı belirtilmeyen büyük bir hata payı

Bu cümlede be off by, “doğru değerden ... kadar farklı olmak” demektir. by sözcüğünden sonra gelen ifade hatanın büyüklüğünü belirtir. quite a bit, “oldukça fazla” anlamına gelen belirsiz bir miktar ifadesidir. Sayısal bir değer verilmediği için be off by quite a bit, sonucun tam olarak ne kadar saptığını söylemeden oldukça hatalı olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Hatanın büyüklüğünü anlatmak için be off by ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The old thermometer may off by quite a bit.
  2. The old thermometer may be off by quite a bit.
  3. The old thermometer may be off quite a bit by.
Cevabı göster

The old thermometer may be off by quite a bit.

Right now, no one can say if vacuum decay is a thing that's real

5:03

Şu an itibariyle hiç kimse vakum bozunumunun gerçek bir şey mi

or just a scary idea.

5:07

yoksa sadece korkutucu bir fikir mi olduğunu söyleyemez.

But even if one or multiple spheres of death have already started expanding, Dilbilgisi

5:09

Ancak bir ya da birden fazla ölüm küresi çoktan genişlemeye başlamış olsa bile,

the universe is so big

5:13

evren o kadar büyüktür ki

that they might not reach us for billions of years.

5:14

milyarlarca yıl bize ulaşamayabilirler.

Dilbilgisi

even if: olası bir koşulda sonucu korumak

Even if, olası bir koşul belirtir ve ana cümledeki sonucun bu koşul altında da geçerli olabileceğini anlatır. Burada genişleme çoktan başlamış olabilir, ancak bu durum bize ulaşmasının milyarlarca yıl sürebileceği ihtimalini değiştirmez. Zor veya şaşırtıcı bir olasılığı kabul ederken ana iddiadan vazgeçmek istemediğinizde even if kullanın. Bu yapı, sıradan if kullanımında bulunmayan bir ödünleme anlamı ekler.

Alıştırma

Olası bir koşul altında sonucun geçerli kalacağını gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: “____ the power goes out, the emergency lights will stay on.”

Cevabı göster

Even if

If they're far enough away, Dilbilgisi

5:17

Yeterince uzaktalarsa,

they might not ever be able to reach us Dilbilgisi

5:18

bize asla ulaşamayabilirler

because of the expansion of the universe.

5:20

çünkü evren genişliyor.

Dilbilgisi

far enough away: sıfat/zarf + enough

far enough away ifadesinde enough, far sözcüğünden sonra gelir. İfade, mesafenin belirli bir sonucu doğurmak için gereken eşiğe ulaştığını gösterir; away ise mesafe ifadesini tamamlar. “Sıfat/zarf + enough” kalıbı, başka bir şeyin gerçekleşmesi için yeterli dereceyi belirtir. enough far değil, far enough denir.

Alıştırma

Cümleyi far ve enough sözcüklerini doğal sıraya koyarak tamamlayın: The cabin is ____ away from the highway that we cannot hear the traffic.

Cevabı göster

far enough

Dilbilgisi

might not ever be able to: tüm gelecek için belirsiz bir olasılık

Bu ifade dört anlamı birleştirir: might olasılığı, not olumsuzluğu, ever herhangi bir zamanı, be able to ise yetenek veya fırsat sahibi olmayı belirtir. İfadenin bütünü, bize hiçbir zaman ulaşamamalarının mümkün olduğu anlamına gelir. Might belirsizlik gösterdiği için bu kesin bir tahmin değildir. Not ever, olumsuzluğu çok geniş bir zaman aralığına yayar; yalnızca şu anda bize ulaşamadıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

“They might not ever be able to reach us” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bize hiçbir zaman ulaşamamaları mümkündür.
  2. Şu anda bize kesinlikle ulaşamazlar.
  3. Bize ulaşmayı hiçbir zaman denemeyecekleri kesindir.
Cevabı göster

Bize hiçbir zaman ulaşamamaları mümkündür.

The speed of light is not that fast on the scale of the universe. Kalıp ifadeler

5:23

Işık hızı, evrenin ölçeğinde o kadar da hızlı değildir.

Kalıp ifadeler

on the scale of the universe: bir yargıyı ölçeğe göre çerçevelemek

On the scale of X, “X’in boyutu, mesafesi, zaman aralığı veya kapsamına göre değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Mutlak bir iddiada bulunmak yerine değerlendirme için bir çerçeve belirler. Buradaki çerçeve evrenin muazzam büyüklüğüdür. Işık günlük ölçülere göre son derece hızlıdır, ancak kozmik mesafeleri aşmak yine de çok uzun sürer. Bu nedenle not that fast göreceli bir değerlendirmedir.

Alıştırma

Hangi cümlede on the scale of, bir yargıyı belirli bir kapsama göre değerlendirmek için doğru kullanılmıştır?

  1. On the scale of Earth's history, a century is very short.
  2. On a scale of Earth's history, a century is very short.
  3. To scale Earth's history, a century is very short.
Cevabı göster

On the scale of Earth's history, a century is very short.

So while vacuum decay is fascinatingly scary, Anlatım akışı

5:27

Bu yüzden vakum bozunumu büyüleyici derecede korkutucu olsa da,

right now there are other things we should be more afraid of.

5:30

şu an daha çok korkmamız gereken başka şeyler var.

Anlatım akışı

So while A, B: öncelikleri değiştirmeden önce bir noktayı kabul etmek

So, cümlenin önceki tartışmadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Dinleyiciye konuşmacının artık pratik bir sonuç sunacağını bildirir. Burada while, “olduğu süre boyunca” değil, “-e rağmen” anlamına gelir. While yan cümlesi vakum bozunmasının hem büyüleyici hem de korkutucu olduğunu kabul eder; ana cümle ise dikkati şu anda daha önemli olan tehlikelere yöneltir. Başka durumlarda da kullanılabilen So while A, B kalıbı A noktasını korur, ancak B’yi öncelik hâline getirir.

Alıştırma

“So while the plan is exciting, we should solve the safety problem first,” cümlesinde while ne işlev görür?

  1. Planın yalnızca güvenlik sorununun var olduğu süre boyunca heyecan verici olduğunu söyler.
  2. Güvenlik sorununu görmezden gelmek için bir neden verir.
  3. Planın heyecan verici olduğunu kabul edip ardından daha acil bir endişe sunar.
Cevabı göster

Planın heyecan verici olduğunu kabul edip ardından daha acil bir endişe sunar.

In contrast to vacuum decay, Kalıp ifadeler

5:33

Vakum bozunumunun aksine,

we have the power to prepare for most of them. Kalıp ifadeler

5:35

bunların çoğuna hazırlanma gücümüz var.

Kalıp ifadeler

in contrast to + karşılaştırma isim öbeği

In contrast to, iki şey arasındaki farkı açıkça ortaya koyar. Burada vakum bozunmasını insanların hazırlanabileceği diğer risklerle karşılaştırır. Yapı in contrast to + isim veya isim öbeğidir. To, bu bağlayıcı ifadenin bir parçasıdır ve karşılaştırılan öğeyi tanıtır; yön bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi in contrast to ile tamamlayın: ____ the noisy hallway, the study room was calm.

Cevabı göster

In contrast to

Kalıp ifadeler

have the power to + fiilin yalın hâli

Have the power to + fiilin yalın hâli, harekete geçme yeteneğine, etkisine veya gerçek bir fırsata sahip olmak demektir. Burada insanların diğer risklerin çoğuna hazırlanabileceğini söyler; her riski durdurabileceklerini garanti etmez. Bu ifade harekete geçebilme gücünü vurgular: insanlar çaresiz değildir ve olacakları etkileyebilecek bir şey yapabilir. Burada power, elektrik veya siyasi yetki değil, yapabilme gücü anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi have the power to ile tamamlayın: Together, we ____ make our school safer.

Cevabı göster

have the power to

Videos like this one take hundreds of hours to make,

5:41

Bunun gibi videolar yapmak yüzlerce saat alıyor,

so support us on Patreon

5:44

bu yüzden Patreon'da bizi destekleyin

if you'd like to learn more about the destruction of everything.

5:45

eğer her şeyin yok oluşu hakkında daha fazla şey öğrenmek isterseniz.

It really helps us out.

5:48

Bize gerçekten çok yardımcı oluyor.

We tried to destroy the universe at least once every few months,

5:50

Evreni birkaç ayda en az bir kez yok etmeye çalışıyoruz,

so let us know in the comments

5:53

o yüzden yorumlarda bize bildirin

if you have doomsday scenarios you would like us to cover.

5:54

ele almamızı istediğiniz kıyamet senaryoları varsa.