Banyo yapmak Arşimet prensibine nasıl yol açtı - Mark Salata: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Arşimet’in öyküsü, taşan banyo suyuna duyduğu merakın onu suyun yer değiştirmesinden yararlanarak düzensiz biçimli bir tacın hacmini ölçmeye, yoğunluğunu saf altınla karşılaştırmaya ve kuyumcunun hilesini ortaya çıkarmaya nasıl götürdüğünü anlatır. Bu fikir günümüzde Arşimet prensibi olarak bilinir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Some of the best opportunities to learn — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Şaşırtıcı ya da kafa karıştırıcı bir deneyimi değerli bir öğrenme fırsatı olarak sunan doğal bir giriş öğrenin. Bu isim öbeğini konuşmalara, yazılara ve sınıf tartışmalarına uyarlayarak bir güçlüğün neden daha yakından incelenmeye değer olduğunu açıklayabilirsiniz. 2. if Archimedes could measure the mass of the crown first and then measure its volume, he could find out how dense it was. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir yöntemi mantıksal biçimde kuran if + could… could… koşul yapısını anlayıp kullanın: Bir adım gerçekleştirilebilirse belirli bir sonuç bulunabilir. Bu kalıp deneyleri, sorun çözme süreçlerini ve kanıta dayalı çıkarımları açıklarken işe yarar. 3. The next time you take a bath, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: The next time ifadesinin gelecekteki gündelik bir durumu nasıl başlattığını ve tarihsel açıklamayı dinleyicinin yaşamına nasıl taşıdığını fark edin. Bir sunumu, anlatılan fikrin daha sonra ne zaman gözlemlenebileceğini veya uygulanabileceğini göstererek bitirmek için kullanın.
Bu derste
Some of the best opportunities to learn are the moments in which we are perplexed. Notlar
0:14Öğrenmek için en iyi fırsatlardan bazıları, şaşkınlığa düştüğümüz anlardır.
Some of the best opportunities to learn: fırsatların ne işe yaradığını belirtmek
Some of the best opportunities to learn, cümlenin tam öznesi olan isim öbeğidir. Some of the best, “en değerliler arasında” anlamına gelir; böylece bütün iyi fırsatların dâhil olduğunu söylemeden bu fırsatları güçlü biçimde olumlu değerlendirir. to learn, opportunities sözcüğünden sonra gelir ve bu fırsatların ne işe yaradığını açıklar: bunlar öğrenme fırsatlarıdır. Bu biçime to’lu mastar denir ve gelecek zamanı ifade etmez. Aynı kalıp a chance to improve ve an opportunity to ask questions ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Some of the best opportunities to learn ifadesinde to learn ne işe yarar?
- learn sözcüğünü gelecek zamana sokar.
- Fırsatların ne işe yaradığını belirtir.
- Fırsatların kendilerinin öğrenme eylemini yaptığını belirtir.
Cevabı göster
Fırsatların ne işe yaradığını belirtir.
the moments in which...: resmî bir ilgi cümleciği
in which we are perplexed sözleri, the moments ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur. Which, moments sözcüğüne geri gönderme yapar; in ise şaşkınlık ya da kararsızlık durumunun o anlar sırasında gerçekleştiğini gösterir. Burada perplexed, “kafası karışmış veya ne yapacağından emin olmayan” anlamındadır; in which fiziksel olarak bir şeyin içinde bulunmayı anlatmaz. moments gibi zaman bildiren bir isimle in which, when sözcüğünün genellikle daha kısa biçimde anlattığı zaman ilişkisini nispeten resmî bir şekilde ifade eder. Bu kalıp durum bildiren bir isimden sonra da gelebilir: a situation in which the rules are unclear.
Alıştırma
in ile doğru ilgi zamirini kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: There are moments ____ patience matters most.
Cevabı göster
in which
Those moments in which you begin to wonder and question. Kalıp ifadeler
0:18Merak etmeye ve sorgulamaya başladığınız o anlar.
begin to wonder and question: meraktan etkin incelemeye
begin to wonder and question ifadesinde wonder ve question, and ile bağlanmış iki yalın fiildir. İkisi de begin to yapısını paylaşır; dolayısıyla tam yapı begin to wonder and (begin) to question ile aynıdır. Wonder, belirsiz bir şey hakkında meraklanmak veya düşünmeye başlamak demektir. Buradaki question bir fiildir: “soru” anlamındaki isim değil, bir düşünceden şüphe etmek, onu sorgulamak veya onun hakkında soru sormak anlamındadır. Doğrudan nesne belirtilmediği için anlam geneldir: şeyleri veya kabul edilmiş fikirleri sorgulamaya başlamak. İki fiil birlikte, merakın etkin bir incelemeye dönüşmesini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede begin to, iki yalın fiille doğal biçimde kullanılmıştır?
- The unusual result made the class begin wonder and question.
- The unusual result made the class begin to wonder and question.
- The unusual result made the class begin to wondering and questioning.
Cevabı göster
The unusual result made the class begin to wonder and question.
These moments have happened throughout history and have led to some truly amazing discoveries. Anlatım akışı
0:21Bu anlar tarih boyunca yaşanmış ve gerçekten şaşırtıcı keşiflere yol açmıştır.
throughout history ... have led to: tekrarlanan örüntüden sonuca
Throughout history, zaman aralığını tek tek anlardan geçmiş boyunca tekrarlanan bir örüntüye genişletir. Böylece bu anların yalnızca birbirinden bağımsız olaylar olmadığını gösterir. Koordineli present perfect yapıları have happened ... ve have led to ... aynı özneyi, yani These moments ifadesini paylaşır. İlki örüntünün zaman içinde gerçekleştiğini belirtir; ikincisi ise lead to ile sonucu tanıtarak bunun doğurduğu sonuca geçer. İkisi birlikte ana düşünceyi, onu destekleyen tarihî keşiflere bağlar.
Alıştırma
Throughout history and have led to ... tartışmada nasıl bir rol oynar?
- Bu anları tarihte tekrarlanan bir örüntü olarak sunar ve bu örüntüyü sonuçlarına bağlar.
- Her keşfin kesin tarihini sıralar ancak hiçbir sonuç göstermez.
- Tartışmayı keser ve ilgisiz bir konu ortaya atar.
Cevabı göster
Bu anları tarihte tekrarlanan bir örüntü olarak sunar ve bu örüntüyü sonuçlarına bağlar.
Take this story for example: somut bir örneğe geçme
Take X for example, X'i açık bir örnek olarak seçip ele almak anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Burada X, this story'dir; take ise bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Bu kısa emir cümlesi dinleyiciyi genel bir düşünceden somut bir örneğe geçirir. Örnek açıklanmadan önce tek başına bir cümle olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Geçiş cümlesini sabit Take X for example kalıbıyla tamamlayın: Many school clubs teach useful skills. ____ the robotics club ____.
Cevabı göster
Take · for example
There once was a fellow named Archimedes. Anlatım akışı
0:27Bir zamanlar Arşimet adında bir adam yaşardı.
There once was ... named ...: bir karakterle hikâyeye başlama
There once was..., varlık bildiren there was yapısının hikâye anlatımında kullanılan biçimidir. Hikâye ayrıntılara geçmeden önce yeni bir kişiyi tanıtır. Burada once, olay sayısı olarak 'bir kez' değil, 'uzun zaman önce' veya 'geçmişte bir zaman' anlamına gelir. A fellow named Archimedes yeni tanıtılan kişidir. Named Archimedes, 'Arşimet adında' demektir; dolayısıyla bu giriş onunla ilgili bir hikâyenin zeminini hazırlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. Once sözcüğüne ve cümledeki yerine dikkat edin.
- There was one baker who lived by the sea.
- There was a baker who once lived by the sea.
- There once was a baker who lived by the sea.
Cevabı göster
There once was a baker who lived by the sea.
He was born in 287 BC in the city of Syracuse in Sicily. Kültür
0:29MÖ 287 yılında Sicilya'nın Sirakuza şehrinde doğdu.
287 BC ... Syracuse in Sicily: antik bir tarih ve yer
287 BC, MÖ 287 yılını ifade eder. BC, geleneksel olarak Before Christ ifadesinin kısaltmasıdır; MS 1'den önceki yılları gösterir ve İngilizcede yıl sayısından sonra gelir. Syracuse, yani Siraküza, Sicilya adasındaki bir şehirdir. Bu cümlede Siraküza antik Yunan dünyasına aittir ve o dönemde önemli bir Yunan şehriydi. Sicilya bugün İtalya'nın bir parçasıdır, ancak cümle modern İtalya'yı değil, antik Yunan bağlamını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tarihsel bağlamına doğru biçimde yerleştiren yorum hangisidir?
- MÖ 287 yılında, Sicilya'daki bir Yunan şehri olan antik Siraküza'yı anlatır.
- Kişinin 287 yaşında olduğunu söyler.
- Modern bir İtalyan şehrindeki MS 287 yılını anlatır.
- Siraküza'nın Sicilya'nın dışında olduğunu söyler.
Cevabı göster
MÖ 287 yılında, Sicilya'daki bir Yunan şehri olan antik Siraküza'yı anlatır.
to investigate if he had been cheated by a goldsmith. Dilbilgisi
0:40bir kuyumcu tarafından kandırılıp kandırılmadığını araştırması için çağrıldı.
was summoned by the king: geçmiş zaman edilgeni ve resmî otorite
was summoned, was + geçmiş zaman ortacı summoned yapısından oluşan geçmiş zaman edilgenidir. Archimedes eylemi alan kişi olduğu için öznedir; by the king of Sicily ise ona gelmesini emreden kişiyi belirtir. Summon, ask sözcüğünden daha güçlü ve resmidir. Genellikle bir hükümdarın, mahkemenin veya başka bir yetkilinin bir kişinin resmen gelmesini ya da hazır bulunmasını istediği anlamına gelir; bu nedenle güç farkını da gösterir.
Alıştırma
Cümleyi summon fiilinin geçmiş zaman edilgeniyle tamamlayın: Yesterday, the witness ____ by the judge to answer questions.
Cevabı göster
was summoned
to investigate if ... had been cheated: amaç ve daha önceki edilgen olay
to investigate ... mastar öbeği, kralın Arşimet’i çağırma amacını belirtir: Arşimet araştırma yapması için çağrılmıştır. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” değil, “olup olmadığını” anlamındadır ve araştırılması gereken evet-hayır sorusunu başlatır. had been cheated, had been + past participle yapısındaki past perfect passive biçimidir. Olası aldatılma olayını çağrılma anından daha önceye yerleştirir ve he ile belirtilen kralı eylemden etkilenen kişi olarak tutar. by a goldsmith ise olası eyleyen kişiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya’nın dükkân sahibinin daha önce aldatılıp aldatılmadığını öğrenmek amacıyla gönderildiğini doğal biçimde ifade eder?
- Maya was sent to investigate if the shop owner had been cheated.
- Maya was sent to investigate if the shop owner had cheated a customer.
- Maya was sent only if the shop owner had been cheated.
Cevabı göster
Maya was sent to investigate if the shop owner had been cheated.
The king said he had given a goldsmith the exact amount of gold needed to make a crown. Kalıp ifadeler
0:44Kral, bir taç yapması için bir kuyumcuya tam olarak gereken miktarda altın verdiğini söyledi.
given a goldsmith ... gold needed to make a crown: çift nesne ve kısaltılmış ilgi cümleciği
Daha büyük fiil öbeği had given içinde past perfect, verme eylemini kralın daha sonraki açıklamasından önceye yerleştirir. given a goldsmith the exact amount of gold dizisi, give + alıcı + verilen şey biçimindeki çift nesneli yapıyı kullanır: a goldsmith alıcıdır, the exact amount of gold ise verilen şeydir. Needed to make a crown, the exact amount of gold öbeğini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve that was needed to make a crown ile aynı anlama gelir. Bu amaç için gereken miktarı belirtir; altının kendisinin bir şey yapmaya “ihtiyaç duyduğu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle give + alıcı + verilen şey yapısını kullanır ve needed to build a model ifadesinin kil miktarını nitelemesini sağlar?
- The teacher gave each group the exact amount of clay needed to build a model.
- The teacher gave each group a model made from the exact amount of clay.
- The teacher gave the exact amount of clay to each group that needed to build a model.
Cevabı göster
The teacher gave each group the exact amount of clay needed to build a model.
when the crown was ready: anlatıda bir zaman noktası belirlemek
when the crown was ready, cümlenin başına getirilmiş bir zaman yan cümlesidir. Tacın tamamlanmasını ana cümledeki olayın gerçekleştiği zaman noktası olarak belirler ve hikâyeyi hazırlık aşamasından bir sonraki olaya taşır. Taç gibi bir nesne için ready, tamamlanmış veya kullanıma hazır demektir; nesnenin zihinsel olarak hazırlanmış olduğunu anlatmaz. Bu zaman yan cümlesi ana cümleden önce geldiği için ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Tam bir cümlede, baştaki when the crown was ready yan cümlesi ne işe yarardı?
- Tacın tamamlanmasını bir sonraki olayın zamanı olarak belirlerdi.
- Tacın harekete geçmeye karar verdiğini söylerdi.
- Tacın tamamlanmasını hikâyenin nihai sonucu olarak sunardı.
Cevabı göster
Tacın tamamlanmasını bir sonraki olayın zamanı olarak belirlerdi.
keeping some of the gold for himself. Dilbilgisi
0:54altının bir kısmını ise kendine sakladığından şüphelendi.
suspected that the goldsmith cheated: suçlamayı muhtemelen doğru kabul etmek
the king suspected that the goldsmith cheated ifadesinde suspect fiilini, kralın doğru olabileceğini düşündüğü şeyi belirten bir that yan cümlesi izler. Kralın yargısı, hilenin gerçekten gerçekleşmiş olabileceği yönündedir; suçlamaya inanmadığını ifade etmez. Bu yapı çoğu zaman gizli bir yanlış davranış veya bir sorunun nedeni hakkındaki kanıtlanmamış bir inancı sunar. Şüphe bildirir, kanıt değil.
Alıştırma
Nora mührün kırık olduğunu gördü ve bir iş arkadaşının kutuyu açmış olabileceğini düşündü. Hangi cümle onun inancını en iyi ifade eder?
- She proved that a coworker had opened the box.
- She doubted that a coworker had opened the box.
- She suspected that a coworker had opened the box.
Cevabı göster
She suspected that a coworker had opened the box.
slipped some silver into the crown: bir şeyi gizlice içine koymak
slipped some silver into the crown ifadesinde slip, slip + nesne + into + yer ya da şey kalıbında kullanılan geçişli bir fiildir. Gümüşü hızlıca ve dikkat çekmeden tacın içine koymak ya da karıştırmak anlamına gelir. Cümlede cheated de geçtiği için slipped gizli ve dürüst olmayan bir eylemi ima eder. Burada slip, ayağı kaymak anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi slip fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Without anyone noticing, Leo ____ a note into the teacher's folder.
Cevabı göster
slipped
keeping some of the gold for himself: sonucu ekleyen bir -ing öbeği
Keeping some of the gold for himself, önceki cümleye bağlı bir -ing ortaç öbeğidir. Kuyumcunun hilesinin sonucunda ne olduğunu ekler: Altının bir kısmını kendi çıkarı için elinde tutabilmiştir. Keeping, yeni bir öznesi olan başka bir tam yüklem değildir. Anlaşılan öznesi the goldsmith, yani hile yapan ve gümüşü ekleyen aynı kişidir; for himself, altını kendisi için tuttuğunu vurgular.
Alıştırma
Aynı kişinin sonuç olarak ne yaptığını göstermek için virgül + -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The clerk changed the total, and he kept the extra money for himself.
- Keeping the extra money for himself, the total was changed by the clerk.
- The clerk changed the total, the extra money was kept for himself.
- The clerk changed the total, keeping the extra money for himself.
Cevabı göster
The clerk changed the total, keeping the extra money for himself.
but there was a catch: gizli bir sorun veya koşul vardı
Bu cümlede but there was a catch, kralın isteğinin gizli bir sorun veya sınırlayıcı bir koşul içerdiğini anlatır. Catch burada isimdir; bir şeyi yakalama eylemi anlamında değildir. but there was a catch kalıbı önce but ile bir karşıtlık kurar, ardından gelecek bilginin durumun göründüğünden neden daha zor veya daha az çekici olduğunu açıklayacağını bildirir.
Alıştırma
Gizli bir dezavantajı tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The job sounded ideal, but there was ____: it required weekend work.
Cevabı göster
a catch
couldn't do any damage to...: hiçbir zarar vermeye izin yoktu
couldn't do any damage to the crown ifadesinde damage sayılamayan bir isimdir. do damage to + thing kalıbı, o şeye zarar vermek veya onu fiziksel olarak hasara uğratmak anlamına gelir; to ise etkilenen şeyi tanıtır. Burada couldn't, görevle ilgili bir kısıtlamayı anlatır: taca zarar vermekten kaçınması gerekiyordu. Any olumsuz anlamı güçlendirir; bu nedenle en küçük bir hasara bile izin yoktu.
Alıştırma
Cümleyi do, any, damage ve to sözcüklerini kullanarak tamamlayın: The museum lights are safe and won't ____ the paintings.
Cevabı göster
do any damage to
Archimedes noticed that the water level in the bathtub rose Kalıp ifadeler
1:06Arşimet, küvetteki su seviyesinin yükseldiğini
and overflowed as he immersed himself into the tub. Dilbilgisi
1:09ve kendini küvete batırdıkça suyun taştığını fark etti.
while taking his bath: arka plan eylemi için while + -ing
while taking his bath, while he was taking his bath ifadesinin kısaltılmış biçimidir. while + -ing yapısı, banyo yapmayı fark etme eylemiyle aynı anda süren arka plan eylemi olarak sunar. taking ifadesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olmalıdır: Hem banyo yapan hem de değişikliği fark eden kişi Archimedes'tir. take a bath, “banyo yapmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; “küveti taşımak veya almak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümledeki kısaltılmış while + -ing yapısı doğal mı: While walking home, the rain started.?
- Doğal değil
- Doğal
Cevabı göster
Doğal değil
noticed that the water level ... rose: gözlemlenen bir artışı bildirmek
noticed that, bir gözlemin içeriğini belirten yan cümleyi başlatır. Burada gözlemci Archimedes'tir ve that'li yan cümle onun fark ettiği şeyi bildirir: küvetteki su seviyesi yükselmiştir. notice that + clause kalıbı hem günlük gözlemler hem de bilimsel sonuçlar için kullanılabilir. Yan cümlede the water level öznedir; rose ise geçişsiz rise fiilinin simple past biçimidir. “Yükseldi” anlamına gelir; buradaki rose, çiçek olan “gül” ismi değildir.
Alıştırma
Cümleyi rise fiilinin simple past biçimiyle tamamlayın: The researcher noticed that the temperature ____ quickly.
Cevabı göster
rose
as he immersed himself into the tub: eş zamanlı hareket ve değişim
Bu cümlede as, “-irken” veya “aynı anda” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle, Arşimet’in suya girme hareketini suyun yükselip taşmasıyla aynı zaman dilimine yerleştirir. Bu bağlamda zamanların çakışması, vücudun suya girmesinin değişimi tetiklediğini de gösterir. Burada immersed himself, “kendi vücudunu suya daldırdı” demektir. As’in bu kullanımı, zaman açısından örtüşen ve yakından ilişkili olayları bağlar; “aynı şekilde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, bağlantılı bir değişimle aynı anda gerçekleşen bir hareketi tanıtır?
- Because Nina was tired, she went home.
- Nina works as an engineer.
- As Nina turned the handle, the gate slowly opened.
- Nina is as tall as her brother.
Cevabı göster
As Nina turned the handle, the gate slowly opened.
He suddenly realized that how much water was displaced Dilbilgisi
1:13Aniden, taşan suyun miktarının
depended on how much of his body was immersed. Kalıp ifadeler
1:15vücudunun ne kadarının battığına bağlı olduğunu fark etti.
how much water was displaced: edilgen yapıda miktar bildiren yan cümle
how much water was displaced grubunun tamamı bilinmeyen bir miktarı belirtir ve that yan cümlesinin içinde depended fiilinin öznesi olarak görev yapar. Dilbilgisel olarak how much ile kurulan gömülü bir soru yan cümlesidir. “Yer değiştiren su miktarı” anlamına gelir; dolayısıyla büyük cümle, bu miktarın vücudunun ne kadarının su altında olduğuna bağlı olduğunu söyler. Kalıp how much + sayılamayan isim + edilgen fiildir: how much + water + was displaced. Bu bilimsel bağlamda displace, bir nesnenin yer kaplayarak suyu kenara itmesi anlamına gelir. Bütün suyun taştığı anlamına gelmez ve burada insanlar için kullanılan “evlerinden ayrılmak zorunda bırakmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi how much water ve displace fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The engineers measured ____ by the model boat.
Cevabı göster
how much water was displaced
depend on how much...: bir miktara bağlı olmak
Depend on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini anlatır. Bu cümlede yer değiştiren su miktarı, vücudunun ne kadarının suyun altında olduğuna göre değişiyordu. Kalıp A depends/depended on + wh yan cümlesi şeklindedir. Burada how much of his body was immersed, on sonrasında gelen bir isim yan cümlesidir. Bu anlamda depend bu yan cümleyi doğrudan alamadığı için on kullanılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The amount of paint needed ____ how large the wall is.
Cevabı göster
depends on
This discovery excited him so much that he jumped out of the tub Notlar
1:18Bu keşif onu o kadar heyecanlandırdı ki küvetten fırladı
excited him so much that: güçlü dereceden sonuca
Excited him so much that yapısı, bir tepkinin yoğunluğunu sonucuna bağlar. So much, keşfin onu ne kadar güçlü etkilediğini gösterir; that yan cümlesi ise bu güçlü tepkinin sonucunda ne olduğunu anlatır. Kullanılabilir kalıp özne + fiil + nesne + so much that + sonuç yan cümlesi şeklindedir. Burada that sonucu başlatır; excited fiilinin nesnesi olan bir yan cümleyi başlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü sonuç kalıbıyla tamamlayın: The magic trick amazed Luis ____ he asked to see it again.
Cevabı göster
so much that
and ran through the streets naked shouting,
1:21ve sokaklarda çıplak bir halde koşarak şöyle bağırdı:
jumped out of the tub: küvetin içinden dışarı atladı
jumped out of the tub ifadesinde jumped eylemi adlandırırken out of, küvetin içinden dışına doğru hareketi gösterir. Küvet hem başlangıç noktası hem de çıkılan kaptır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp jump out of + kapalı yer veya araçtır. Tamamlanmış bir geçmiş eylem için jumped kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi jumped out of kullanarak tamamlayın: When the lid opened, the rabbit ____ the box.
Cevabı göster
jumped out of
Eureka!: “Onu buldum”
Eureka! Eski Yunancadan gelir ve “Onu buldum” anlamındadır. İngilizcede biri aniden bir cevap, çözüm veya önemli fikir bulduğunda kullanılan bir ünlemdir; burada bir kişinin ya da yerin adı değildir. which comes from the ancient Greek meaning, “I have found it” ilgi cümleciği, alıntılanan sözcüğün kökenini ve anlamını verir. Böylece dinleyen kişi bilmediği ünlemi hemen yorumlayabilir.
Alıştırma
Bir hikâyede karakter, zor bir problemi çözdükten sonra “Eureka!” diye bağırıyor. Bu ünlem neyi gösterir?
- Birisi bir yerin nerede olduğunu soruyor.
- Birisi önemli bir eşyasını kaybetti.
- Birisi aniden bir çözüm buldu.
Cevabı göster
Birisi aniden bir çözüm buldu.
What did he find? ile yanıta zemin hazırlamak
Bu bölümde "What did he find?", konuşmacının kendi kendine sorup hemen yanıtladığı retorik bir sorudur. Dinleyiciden eksik bilgiyi vermesini isteyen gerçek bir soru değildir. Soru kısa bir merak duygusu yaratır ve dikkati sıradaki önemli keşfe yöneltir. Soru sorup ardından yanıtlama düzeni, bir hikâyeyi ya da açıklamayı yapılandırır ve sonraki ana fikri belirginleştirir.
Alıştırma
Bir sunucu "Why did the bridge fail? The metal had weakened over time." diyor. İlk cümlenin işlevi nedir?
- Dinleyiciden devam etmeden önce nedeni araştırmasını ister.
- Dikkati sunucunun hemen ardından vereceği açıklamaya yöneltir.
- Sunucunun nedeni bilmediğini gösterir.
Cevabı göster
Dikkati sunucunun hemen ardından vereceği açıklamaya yöneltir.
Yanıtı başlatan Well, ...
Bu cümlenin başındaki "Well," bir söylem belirtecidir. Bir şeyi iyi ya da sağlıklı olarak nitelemez; konuşmacının yanıt vermeye başladığını gösterir. Burada önceki soruyu yanıta bağlar ve geçişi daha konuşma diline uygun, daha az ani hâle getirir. Yanıtın asıl bilgisi he found... ile başlar; Well akışı ve tonu düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede Well, bir yanıtı başlatan söylem belirteci olarak kullanılmıştır?
- The old well is behind the house.
- She explained the plan well.
- Well, we need to check the map again.
Cevabı göster
Well, we need to check the map again.
Archimedes needed to check the crown's density Dilbilgisi
1:32Arşimet'in tacın yoğunluğunu kontrol etmesi
to see if it was the same as the density of pure gold.
1:34ve saf altının yoğunluğuyla aynı olup olmadığına bakması gerekiyordu.
You see: bir açıklamaya giriş yapmak
Cümle başındaki You see, yaklaşık olarak “şöyle ki” veya “mesele şu” anlamına gelen, konuşma diline ait bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye arka plan bilgisinin, bir nedenin ya da açıklamanın geleceğini bildirir. Gerçek anlamda görmeyi anlatmaz. Burada dinleyiciyi hikâyeden tacın neden kontrol edilmesi gerektiğine yönlendirir. İfade çıkarıldığında bilgi değişmez, ancak açıklama daha doğrudan başlar.
Alıştırma
You see, this material expands when heated cümlesinde You see ne işe yarar?
- Arka plan bilgisi veya bir açıklama sunar.
- Malzemeye bakılması için emir verir.
- Dinleyicinin net görüp göremediğini sorar.
Cevabı göster
Arka plan bilgisi veya bir açıklama sunar.
needed to check ... to see if ...: görev ve amaç
Needed to check, geçmişte yapılması gereken işi belirtir. To see if ise bu işin amacını, yani tacın yoğunluğunun saf altınınkiyle aynı olup olmadığını öğrenmeyi anlatır. Buradaki see if, gerçek anlamda görmek değil, “olup olmadığını öğrenmek” demektir. Tekrar kullanılabilen kalıp need to + eylem + to see if + özne ve fiildir. İlk to, need ile birlikte gerekli eylemi başlatır; ikinci to amacı başlatır, dolayısıyla gereksiz bir tekrar değildir.
Alıştırma
need to + eylem + to see if kalıbını tamamlayın: We need to test the doorbell ____ it is working.
Cevabı göster
to see if
A is a measure of B divided by C: bir büyüklüğü hesaplamayla tanımlamak
A is a measure of B divided by C kalıbı, bir büyüklüğün nasıl hesaplandığını göstererek onu tanımlar. Burada A yoğunluk, B bir cismin kütlesi, C ise hacmidir. divided by its volume ifadesi, a measure of içindeki hesaplamayı tamamlar: kütle hacme bölünür. Bu ifade ayrı bir eylemi anlatmaz; B ile C'nin yerini değiştirmek farklı bir büyüklük tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümle aynı kalıbı doğru kullanarak sürati yol ÷ zaman şeklinde tanımlar?
- Speed is a measure of distance divided by time.
- Speed is a measure of time divided by distance.
- Speed is a measure of distance multiplied by time.
Cevabı göster
Speed is a measure of distance divided by time.
while silver is less dense: karşıtlık bildiren while
Burada while, “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır; “... olduğu sırada” anlamında değildir. İki olguyu yan yana getirir: saf altın çok yoğundur, gümüş ise daha az yoğundur. Karşıtlık bildiren while, okuyucunun iki özneyi veya niteliği karşılaştırabilmesi için çoğu zaman paralel cümlecikleri bağlar. while'dan önceki virgül de karşıt cümleciğe geçişi işaretler.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnektekiyle aynı karşıtlık işlevinde kullanılmıştır?
- The first box is heavy, while the second is light.
- I read a book while I waited for the bus.
- While the machine was running, the light stayed on.
Cevabı göster
The first box is heavy, while the second is light.
it would be less dense than if it were made of pure gold.
1:45saf altından yapılmış olmasından daha az yoğun olurdu.
if ..., would ... than if ...: iki varsayımsal koşulu karşılaştırma
İlk if yan cümlesi bir varsayım kurar: Taç gümüş içeriyor. Ana cümle beklenen sonucu verir, than if ise karşılaştırma noktası olarak ikinci bir varsayımı getirir. Böylece cümle, iki olası malzeme bileşiminde tacın yoğunluğunu karşılaştırır. if it were made of pure gold bölümündeki were, gerçek dışı veya varsayımsal bir koşulu belirtir; tacın saf altından olduğunun bilindiğini söylemez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: if + varsayımsal koşul, özne + would + fiilin yalın hâli ... than if + ikinci varsayımsal koşul.
Alıştırma
Hangi cümle iki varsayımsal malzeme koşulunu doğru biçimde karşılaştırır?
- If the case would be made of aluminum, it were lighter than if it was made of steel.
- If the case were made of aluminum, it will be lighter than if it were made of steel.
- If the case were made of aluminum, it would be lighter than if it were made of steel.
Cevabı göster
If the case were made of aluminum, it would be lighter than if it were made of steel.
no matter what it was made of: sonuç değişmeden kalır
No matter what it was made of, 'hangi malzemeden yapılmış olursa olsun' anlamına gelir. No matter what tek bir ödünleme ifadesi olarak işlev görür ve what olası bütün malzemeleri kapsar. Bu yan cümle malzemenin değişmesine izin verirken ana cümlenin sonucunu değişmez olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp no matter what + özne + fiil, ana cümle biçimindedir: what için verilebilecek her olası cevap aynı sonuca götürür.
Alıştırma
İngilizce cümleyi no matter what ile tamamlayın: ____ you choose, explain your reason.
Cevabı göster
no matter what
which means ...: önceki düşüncenin tamamına gönderme yapmak
Burada which, yalnızca shape ismine değil, tacın aynı şekle sahip olacağı yönündeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Ardından which means, bu durumdan çıkan sonucu verir: hacim de aynı olacaktır. Gerçek, which means sonuç kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler: önce bir gerçek belirtilir, sonra bu gerçeğin tamamının ne anlama geldiği açıklanır.
Alıştırma
Şu cümlede which neye gönderme yapıyor: The last train has left, which means we need to take a taxi.?
- Yalnızca left fiiline
- The last train has left ifadesindeki gerçeğin tamamına
- Yalnızca train ismine
Cevabı göster
The last train has left ifadesindeki gerçeğin tamamına
if Archimedes could measure the mass of the crown first Dilbilgisi
1:53eğer Arşimet önce tacın kütlesini ölçebilir
If ... could ..., ... could ...: olası bir yöntemi sonucuna bağlamak
if yan cümlesi olası bir yöntemi sunar: Arşimet'in tacın kütlesini ve hacmini ölçmesi. Ana cümle, bu yöntemin neyi mümkün kılacağını söyler: yoğunluğu bulmayı. Her iki cümlede de could + fiilin yalın hâli, onun geçmişte sahip olduğu bir yeteneği anlatmaktan çok varsayımsal bir plandaki yapılabilirliği ifade eder. first and then, koşulun içindeki iki ölçümü sıraya koyar. If ... could A yapabilseydi, ... could B yapabilirdi kalıbı, olası bir yöntemi bu yöntemin sağlayacağı sonuca bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, olası bir adımın bir sonucu mümkün kılacağını göstermek için If ... could ..., ... could ... yapısını kullanıyor?
- We could map the cave, but we could not choose a safer route.
- If we could map the cave, we could choose a safer route.
- Because we mapped the cave yesterday, we chose a safer route.
Cevabı göster
If we could map the cave, we could choose a safer route.
find out how dense it was: bilinmeyen bilgiyi öğrenmek
Bu cümlede find out, kontrol ederek, ölçerek, hesaplayarak veya sorarak cevabı öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Öğrenilmek istenen bilgi how dense it was olduğundan burada fiziksel bir nesneyi bulma anlamı yoktur. find out sonrasındaki how dense it was dolaylı bir sorudur. Düz cümle sırasını kullanır: how dense + it + was; how dense was it değil.
Alıştırma
Makinenin neden durduğunu araştırıp öğrenmemiz gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We need to find out why the machine stopped.
- We need to find out why did the machine stop.
- We need to find the stopped machine.
Cevabı göster
We need to find out why the machine stopped.
But it is not easy to measure a crown's volume. Dilbilgisi
1:59Fakat bir tacın hacmini ölçmek kolay değildir.
It is not easy to measure...: bir işin zorluğunu değerlendirmek
It is not easy to measure... ifadesinde It is + sıfat + to + fiil kalıbı bir eylem hakkında değerlendirme yapar. It yer tutucu öznedir; değerlendirilen asıl eylem to measure a crown's volume kısmıdır. Not easy, görevin zor olduğunu söyler; imkânsız olduğunu değil. Sıfatı veya fiili değiştirerek aynı kalıpla başka eylemleri de değerlendirebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi measure fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: It is not easy ____ the volume of an irregular object.
Cevabı göster
to measure
that's different from a simple box or ball. Kalıp ifadeler
2:02ki bu basit bir kutudan ya da toptan farklıdır.
different from: bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırma
Burada different from, “aynı olmamak” anlamına gelir. that's different from ... yan cümlesi, düzensiz şekli basit bir kutu ya da topla karşılaştırarak açıklar. Tekrar kullanılabilen kalıp A is different from B şeklindedir. From, karşılaştırmada temel alınan şeyi belirtir.
Alıştırma
İki tasarımı karşılaştırmak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- This design is different from the old one.
- This design different from the old one.
- This design is different with the old one.
Cevabı göster
This design is different from the old one.
You can't ...: bir yöntemin işe yaramadığını söyleme
Burada You can't ..., yöntemin işe yaramadığı anlamına gelir; dinleyenin becerisi ya da izni olmadığı anlamına gelmez. You geneldir ve bu tür bir hesaplamayı deneyen herkesi kapsar. measure its size and multiply ifadesi normal hesaplama işlemini kısaltarak anlatır. multiply fiilinin nesnesi bağlamdan anlaşılır: ölçülen boyutlar ya da değerler çarpılır. İngilizcede nesne zaten belliyse sık sık söylenmez.
Alıştırma
“You can't measure the sides and multiply” cümlesinde can't ne anlama gelir?
- Dinleyen kişi çarpma işlemini öğrenmemiştir.
- Nesneyi ölçmek kurallara aykırıdır.
- Bu yöntem bu nesne için işe yaramaz.
Cevabı göster
Bu yöntem bu nesne için işe yaramaz.
The solution, Archimedes realized, was ...: araya eklenen bir fark ediş
Cümlenin ana kalıbı The solution was ... şeklindedir ve bir sorunun çözümünü sunar. Archimedes realized, iki virgül arasında yer alan ara söz niteliğinde bir yan cümledir. Bu bölüm çıkarıldığında cümle yine tamamdır: The solution was to give the crown a bath. Bu düzen önce çözüm kalıbını başlatır, bunu kimin fark ettiğini kısaca araya ekler ve ardından çözümü açıklamak için was sözcüğüyle ana cümleye döner. Böylece yeni çözüm odakta kalırken keşif anı da anlatıma eklenir.
Alıştırma
Maya realized ifadesini The answer was ... kalıbının içinde ara açıklama olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- The answer, Maya realized, was hidden in the final paragraph.
- The answer was, Maya realized hidden in the final paragraph.
- The answer Maya, realized was, hidden in the final paragraph.
Cevabı göster
The answer, Maya realized, was hidden in the final paragraph.
to give the crown a bath: eğlenceli kişileştirme
Burada to give the crown a bath gerçek anlamda değil, şakacı bir biçimde kullanılmıştır. Tacı suya koymak ve Arşimet'in taşan suyu kullanarak tacın hacmini hesaplamasını sağlamak demektir; amaç tacı temizlemek değildir. Bu ifade give someone a bath kalıbını kullanır ve taca bir insan ya da hayvanmış gibi davranır. Bu kişileştirme, bilimsel hikâyeyi daha canlı ve eğlenceli hâle getirir.
Alıştırma
Bu bilimsel hikâyede to give the crown a bath ne anlama gelir?
- Taç şeklinde bir küvet yapmak.
- Hacminin ölçülebilmesi için tacı suya koymak.
- Tacın üzerindeki kiri sabunla yıkamak.
Cevabı göster
Hacminin ölçülebilmesi için tacı suya koymak.
By placing it in water and seeing how much water was displaced, Dilbilgisi
2:13Onu suya koyarak ve ne kadar suyun taştığını görerek,
By placing ... and seeing ...: yöntemi anlatan by + -ing
By + fiil-ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by placing ... and seeing ..., hacmi nasıl ölçebildiğini açıklar; by “bu yöntemle” anlamındadır, “yanında” anlamında değildir. Placing ve seeing, and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. Bir yöntem iki adım içeriyorsa by'dan sonra her iki fiili de -ing biçiminde kullanın.
Alıştırma
Compare fiilini by + -ing yöntem yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the two records, Maya found the mistake.
Cevabı göster
By comparing
And he'd calculate the density of the crown. Dilbilgisi
2:18Ve sonra tacın yoğunluğunu hesaplayabilirdi.
he'd calculate: he had değil, he would
he'd calculate ifadesindeki 'd, would'un kısaltmasıdır; çünkü calculate fiilin yalın hâlidir. 'd had anlamına gelseydi ardından geçmiş zaman ortacı gerekirdi: he'd calculated. Burada would, mantıksal bir sırada ortaya çıkacak sonraki sonucu gösterir: gerekli ölçümler elde edilince yoğunluğu hesaplama adımı gelir. Geçmişte tekrar tekrar yaptığı bir şeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede he'd ne anlama gelir: “With those measurements, he'd calculate the density.”?
- he did
- he had
- he would
Cevabı göster
he would
then the goldsmith most definitely cheated the king. Kalıp ifadeler
2:22o zaman kuyumcu kesinlikle kralı kandırmış demekti.
If ..., then ...: bir koşulu sonuca bağlamak
If ile başlayan yan cümle koşulu veya kanıtı verir: Tacın yoğunluğu saf altından daha düşüktür. Then sonrasındaki cümle, bu koşul doğruysa ortaya çıkan sonucu verir: Kuyumcu kralı kandırmıştır. Burada then, “bundan sonra” değil, “bu durumda” anlamına gelir. Akıl yürütmedeki bağlantıyı açık hâle getirir; ancak günlük İngilizcede çoğu zaman çıkarılabilir. Bu yapı tek başına if ile verilen koşulun zaten kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Koşullu akıl yürütmeyi if ve then ile tamamlayın: ____ a number is even, ____ it can be divided by two with no remainder.
Cevabı göster
If · then
most definitely cheated: çok güçlü bir kesinlik ifade etmek
Most definitely, cheated fiilinden önce gelen ve anlamı güçlendiren bir zarf ifadesidir. Konuşanın kandırma olayının gerçekleştiğinden son derece emin olduğunu gösterir. Burada most, definitely sözcüğünü güçlendirir; “en büyük miktar” veya “en fazla” anlamına gelmez. Bu kullanım, suçlamayı bir olasılık olarak değil, kesin bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
“the goldsmith most definitely cheated the king” cümlesinde most definitely neyi gösterir?
- Konuşan, kuyumcunun kralı kandırdığından son derece emindir.
- Konuşan, kuyumcunun kralı kandırmış olabileceğini düşünüyor.
- Konuşan, herhangi birinin kandırıp kandırmadığından emin değil.
Cevabı göster
Konuşan, kuyumcunun kralı kandırdığından son derece emindir.
When Archimedes went back to the king and did his test, Anlatım akışı
2:27Arşimet kralın yanına dönüp testini yaptığında,
When Archimedes went back to the king and did his test: test sahnesini kurmak
Baştaki When yan cümlesi, ardından gelecek ana olayın zamanını ve durumunu verir: Arşimet krala döner ve testi yapar. Bu bir yan cümle olduğu için sonucu tek başına vermek yerine sahneyi hazırlar. Anlatının bütünü içinde dinleyiciyi yöntemin açıklanmasından, yöntemin sınandığı eyleme geri götürür. went back to the king, krala geri döndüğü ya da onu yeniden görmeye gittiği anlamına gelir; back daha önceki bir kişiye ve duruma dönüşü belirtir.
Alıştırma
Baştaki When yan cümlesi anlatıda ne yapıyor?
- Ana sonuçtan önce testin zamanını ve sahnesini kurar.
- Önceki açıklamayla ilgisi olmayan başka bir hikâye başlatır.
- Testin nihai sonucunu tek başına verir.
Cevabı göster
Ana sonuçtan önce testin zamanını ve sahnesini kurar.
the story says: geleneksel anlatıyı kaynak göstermek
the story says, bilginin kaynağını çerçeveleyen bir ifadedir. Ardından gelenleri, konuşanın her ayrıntısını bağımsız olarak doğrulayabildiği bir gerçek gibi sunmak yerine geleneksel bir anlatıya veya anekdota dayandırır. Buradaki story, belirli bir kitabın adı değil, kuşaktan kuşağa aktarılan anlatı demektir. Bu ifade, anlatıcının hikâyeyi sürdürürken tarihsel kesinlikten bir ölçüde uzak durmasını sağlar.
Alıştırma
the story says burada nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Bir kitabın gerçekten yüksek sesle konuştuğunu söyler.
- İddiayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, geleneksel bir anlatının parçası olarak sunar.
- Her ayrıntının tarihsel olarak kesin olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
İddiayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, geleneksel bir anlatının parçası olarak sunar.
had indeed cheated: önceki bir şüpheyi doğrulama
Burada indeed, daha önceki bir şüpheyi doğrular: sonraki kanıtlar kuyumcunun kralı gerçekten kandırdığını göstermiştir. Daha önce ortaya atılan soruyu hikâyenin sonucuna bağlar; yalnızca yapılan hilenin "gerçek" olduğunu söylemez. had indeed cheated ifadesindeki had cheated, past perfect yapısıdır; bu nedenle kandırma eylemi gerçeğin öğrenilmesinden önce gerçekleşmiştir. Indeed, yardımcı fiil had ile geçmiş zaman ortacı cheated arasına gelir ve zaman ilişkisini değiştirmeden doğrulama anlamı katar.
Alıştırma
Bir test, Maya'nın önceki şüphesinin doğru olduğunu kanıtlıyor. Bu doğrulamayı en iyi hangi cümle ifade eder?
- Maya had indeed hidden the key.
- Maya might have hidden the key.
- Maya had already hidden the key.
Cevabı göster
Maya had indeed hidden the key.
slipped some silver in: bir şeyi gizlice eklemek
slip + nesne + in yapısında slip, bir şeyi hızlıca ve dikkat çekmeden koymak ya da eklemek anlamına gelir. Burada some silver nesnedir; bu yüzden slipped some silver in, kuyumcunun gizlice gümüş eklediği anlamına gelir. Gümüşün kendi kendine kayarak içeri girdiği anlamına gelmez. In bir parçacıktır ve bağlam hedef yeri açıkça gösteriyorsa bu yer söylenmeyebilir. Burada tacın ya da tacın yapıldığı malzemenin içine anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi slip ... in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the inspection, someone ____ a fake label ____.
Cevabı göster
slipped · in
using the way an object displaces water to measure volume Dilbilgisi
2:35bir nesnenin hacmini ölçmek için suyu nasıl taşırdığını kullanmaya
These days: geçmişten günümüze geçiş
Bu cümlede These days, “günümüzde” ya da “şimdiki dönemde” anlamına gelir. Geniş bir şimdiki zaman çerçevesi kurar; yalnızca son birkaç günü anlatmaz. Cümlenin başında yer alarak bilgiyi eski hikâyeden modern açıklamada kullanılan ada taşır. Günümüzdeki durumları veya alışkanlıkları geçmişle karşılaştırmak için de bu ifadeyi kullanabilirsin.
Alıştırma
Dersteki iki kelimelik ifadeyle karşılaştırmayı tamamla: People once relied on paper maps. ____, most drivers use digital maps.
Cevabı göster
These days
using the way ... to measure volume grubunun özne olması
using ile başlayıp volume ile biten bölümün tamamı, cümlenin öznesi olan bir -ing grubudur. Tek bir yöntemin tamamını adlandırır; using bir emir değildir ve ana fiil daha sonra gelir: is called. Öznenin içindeki to measure volume, bu yöntemi kullanmanın amacını belirtir. Yöntemin tamamı tek bir etkinlik olarak görüldüğü için tekil fiil is kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing grubu özne olarak kullanılmış ve fiil doğru biçimde yazılmıştır?
- Measuring small objects accurately requires patience.
- Measuring small objects accurately require patience.
- Measure small objects accurately requires patience.
Cevabı göster
Measuring small objects accurately requires patience.
Yerleşik bir bilimsel terim olarak Archimedes' principle
Archimedes' principle, Arşimet'e ait kişisel bir kural anlamına gelen sıradan bir ifade değil, yerleşik bir bilimsel addır. Bu cümlede bir cismin suyu yerinden etmesiyle bağlantılı bilimsel düşünceyi adlandırır. Daha kesin olarak bu prensip, akışkan içindeki bir cisme etki eden kaldırma kuvvetinin cismin yerinden ettiği akışkanın ağırlığına eşit olduğunu söyler. Yerinden edilen suyu kullanarak bir cismin hacmini bulmak bununla yakından ilişkili bir uygulamadır ve bu cümlenin odak noktasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede Archimedes' principle ne anlama geliyor?
- Yerinden edilen akışkan ve kaldırma kuvvetiyle bağlantılı, özel adı olan bir bilimsel prensip
- Ne zaman banyo yapılacağıyla ilgili bir talimat
- Arşimet'in günlük yaşamında uyguladığı kişisel bir kural
Cevabı göster
Yerinden edilen akışkan ve kaldırma kuvvetiyle bağlantılı, özel adı olan bir bilimsel prensip
you can see Archimedes' principle in action. Deyimler
2:42Arşimet prensibini iş başında görebilirsiniz.
The next time you take a bath ile gelecekteki bir durumu kurmak
The next time + özne + geniş zaman, bir şeyin bir sonraki kez gerçekleşeceği gelecekteki durumu tanıtır. Burada The next time you take a bath zaman çerçevesini kurar; ana cümle ise o zaman neyi fark edebileceğinizi söyler. The next time zaten zaman bağlantısı kurduğu için when eklemeyin. Söz konusu durum gelecekte olsa da bu zaman cümleciğinde geniş zaman kullanılır: The next time you will take değil, The next time you take denir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak The next time ifadesiyle tamamlayın: ____ you use the telescope, check the lens first.
Cevabı göster
The next time
see ... in action: bir şeyin gerçekten çalıştığını görmek
see + nesne + in action kalıbı, bir şeyin gerçekten çalıştığını, kullanıldığını veya bir etki oluşturduğunu gözlemlemek anlamına gelir. Burada banyo yapmak, Arşimet ilkesinin yalnızca tanımını okumak yerine onun gerçek bir fiziksel sonucunu gözlemleme fırsatı verir. In action, kelimesi kelimesine “bir eylemin içinde” demek değildir. Bir ilkenin, makinenin, sistemin, becerinin veya kişinin uygulamada ne yaptığını gördüğünde bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların bir sistemin çalışmasını doğrudan gözlemlediği anlamına gelir?
- At the open house, we saw the new recycling system in action.
- At the open house, we read the name of the new recycling system.
- At the open house, we put the new recycling system in motion.
Cevabı göster
At the open house, we saw the new recycling system in action.
And maybe you'll have a genius idea of your own. Anlatım akışı
2:45Ve belki de kendinize ait dâhice bir fikir bulursunuz.
maybe you'll have ... of your own: cesaretlendirici bir kapanış
Maybe + you'll have, gelecekteki bir olasılığı ifade eder; bir söz veya kesinlik bildirmez. Son bölümde izleyiciye you diye doğrudan seslenmek, dikkati başka bir kişinin keşfinden izleyicinin gelecekte yapabileceği bir keşfe yöneltir. Of your own isimden sonra gelir ve bir şeyin sana ait ya da senin tarafından oluşturulmuş olduğunu belirtir. Burada izleyicinin kendi özgün fikrini vurgular; böylece son cümle izleyiciyi gözlemlemeye, düşünmeye ve katılmaya teşvik eder.
Alıştırma
Hangi cümle, izleyiciyi kendi keşfini yapmaya çağıran cesaretlendirici bir kapanış olarak en uygundur?
- Only experts can find solutions.
- You will definitely repeat someone else's answer.
- Maybe you'll discover a solution of your own.
Cevabı göster
Maybe you'll discover a solution of your own.