Banyo yapmak Arşimet prensibine nasıl yol açtı - Mark Salata: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
501 kelime 213 kel/dk

Video açıklaması: Arşimet’in öyküsü, taşan banyo suyuna duyduğu merakın onu suyun yer değiştirmesinden yararlanarak düzensiz biçimli bir tacın hacmini ölçmeye, yoğunluğunu saf altınla karşılaştırmaya ve kuyumcunun hilesini ortaya çıkarmaya nasıl götürdüğünü anlatır. Bu fikir günümüzde Arşimet prensibi olarak bilinir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Some of the best opportunities to learn — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Şaşırtıcı ya da kafa karıştırıcı bir deneyimi değerli bir öğrenme fırsatı olarak sunan doğal bir giriş öğrenin. Bu isim öbeğini konuşmalara, yazılara ve sınıf tartışmalarına uyarlayarak bir güçlüğün neden daha yakından incelenmeye değer olduğunu açıklayabilirsiniz. 2. if Archimedes could measure the mass of the crown first and then measure its volume, he could find out how dense it was. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir yöntemi mantıksal biçimde kuran if + could… could… koşul yapısını anlayıp kullanın: Bir adım gerçekleştirilebilirse belirli bir sonuç bulunabilir. Bu kalıp deneyleri, sorun çözme süreçlerini ve kanıta dayalı çıkarımları açıklarken işe yarar. 3. The next time you take a bath, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: The next time ifadesinin gelecekteki gündelik bir durumu nasıl başlattığını ve tarihsel açıklamayı dinleyicinin yaşamına nasıl taşıdığını fark edin. Bir sunumu, anlatılan fikrin daha sonra ne zaman gözlemlenebileceğini veya uygulanabileceğini göstererek bitirmek için kullanın.

Bu derste

Some of the best opportunities to learn are the moments in which we are perplexed. Notlar

0:14

Öğrenmek için en iyi fırsatlardan bazıları, şaşkınlığa düştüğümüz anlardır.

Kalıp ifadeler

Some of the best opportunities to learn: fırsatların ne işe yaradığını belirtmek

Some of the best opportunities to learn, cümlenin tam öznesi olan isim öbeğidir. Some of the best, “en değerliler arasında” anlamına gelir; böylece bütün iyi fırsatların dâhil olduğunu söylemeden bu fırsatları güçlü biçimde olumlu değerlendirir. to learn, opportunities sözcüğünden sonra gelir ve bu fırsatların ne işe yaradığını açıklar: bunlar öğrenme fırsatlarıdır. Bu biçime to’lu mastar denir ve gelecek zamanı ifade etmez. Aynı kalıp a chance to improve ve an opportunity to ask questions ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Some of the best opportunities to learn ifadesinde to learn ne işe yarar?

  1. learn sözcüğünü gelecek zamana sokar.
  2. Fırsatların ne işe yaradığını belirtir.
  3. Fırsatların kendilerinin öğrenme eylemini yaptığını belirtir.
Cevabı göster

Fırsatların ne işe yaradığını belirtir.

Dilbilgisi

the moments in which...: resmî bir ilgi cümleciği

in which we are perplexed sözleri, the moments ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur. Which, moments sözcüğüne geri gönderme yapar; in ise şaşkınlık ya da kararsızlık durumunun o anlar sırasında gerçekleştiğini gösterir. Burada perplexed, “kafası karışmış veya ne yapacağından emin olmayan” anlamındadır; in which fiziksel olarak bir şeyin içinde bulunmayı anlatmaz. moments gibi zaman bildiren bir isimle in which, when sözcüğünün genellikle daha kısa biçimde anlattığı zaman ilişkisini nispeten resmî bir şekilde ifade eder. Bu kalıp durum bildiren bir isimden sonra da gelebilir: a situation in which the rules are unclear.

Alıştırma

in ile doğru ilgi zamirini kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: There are moments ____ patience matters most.

Cevabı göster

in which

Those moments in which you begin to wonder and question. Kalıp ifadeler

0:18

Merak etmeye ve sorgulamaya başladığınız o anlar.

Kalıp ifadeler

begin to wonder and question: meraktan etkin incelemeye

begin to wonder and question ifadesinde wonder ve question, and ile bağlanmış iki yalın fiildir. İkisi de begin to yapısını paylaşır; dolayısıyla tam yapı begin to wonder and (begin) to question ile aynıdır. Wonder, belirsiz bir şey hakkında meraklanmak veya düşünmeye başlamak demektir. Buradaki question bir fiildir: “soru” anlamındaki isim değil, bir düşünceden şüphe etmek, onu sorgulamak veya onun hakkında soru sormak anlamındadır. Doğrudan nesne belirtilmediği için anlam geneldir: şeyleri veya kabul edilmiş fikirleri sorgulamaya başlamak. İki fiil birlikte, merakın etkin bir incelemeye dönüşmesini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede begin to, iki yalın fiille doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The unusual result made the class begin wonder and question.
  2. The unusual result made the class begin to wonder and question.
  3. The unusual result made the class begin to wondering and questioning.
Cevabı göster

The unusual result made the class begin to wonder and question.

These moments have happened throughout history and have led to some truly amazing discoveries. Anlatım akışı

0:21

Bu anlar tarih boyunca yaşanmış ve gerçekten şaşırtıcı keşiflere yol açmıştır.

Anlatım akışı

throughout history ... have led to: tekrarlanan örüntüden sonuca

Throughout history, zaman aralığını tek tek anlardan geçmiş boyunca tekrarlanan bir örüntüye genişletir. Böylece bu anların yalnızca birbirinden bağımsız olaylar olmadığını gösterir. Koordineli present perfect yapıları have happened ... ve have led to ... aynı özneyi, yani These moments ifadesini paylaşır. İlki örüntünün zaman içinde gerçekleştiğini belirtir; ikincisi ise lead to ile sonucu tanıtarak bunun doğurduğu sonuca geçer. İkisi birlikte ana düşünceyi, onu destekleyen tarihî keşiflere bağlar.

Alıştırma

Throughout history and have led to ... tartışmada nasıl bir rol oynar?

  1. Bu anları tarihte tekrarlanan bir örüntü olarak sunar ve bu örüntüyü sonuçlarına bağlar.
  2. Her keşfin kesin tarihini sıralar ancak hiçbir sonuç göstermez.
  3. Tartışmayı keser ve ilgisiz bir konu ortaya atar.
Cevabı göster

Bu anları tarihte tekrarlanan bir örüntü olarak sunar ve bu örüntüyü sonuçlarına bağlar.

Take this story for example. Anlatım akışı

0:25

Örneğin bu hikayeyi ele alalım.

Anlatım akışı

Take this story for example: somut bir örneğe geçme

Take X for example, X'i açık bir örnek olarak seçip ele almak anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Burada X, this story'dir; take ise bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Bu kısa emir cümlesi dinleyiciyi genel bir düşünceden somut bir örneğe geçirir. Örnek açıklanmadan önce tek başına bir cümle olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Geçiş cümlesini sabit Take X for example kalıbıyla tamamlayın: Many school clubs teach useful skills. ____ the robotics club ____.

Cevabı göster

Take · for example

There once was a fellow named Archimedes. Anlatım akışı

0:27

Bir zamanlar Arşimet adında bir adam yaşardı.

Anlatım akışı

There once was ... named ...: bir karakterle hikâyeye başlama

There once was..., varlık bildiren there was yapısının hikâye anlatımında kullanılan biçimidir. Hikâye ayrıntılara geçmeden önce yeni bir kişiyi tanıtır. Burada once, olay sayısı olarak 'bir kez' değil, 'uzun zaman önce' veya 'geçmişte bir zaman' anlamına gelir. A fellow named Archimedes yeni tanıtılan kişidir. Named Archimedes, 'Arşimet adında' demektir; dolayısıyla bu giriş onunla ilgili bir hikâyenin zeminini hazırlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. Once sözcüğüne ve cümledeki yerine dikkat edin.

  1. There was one baker who lived by the sea.
  2. There was a baker who once lived by the sea.
  3. There once was a baker who lived by the sea.
Cevabı göster

There once was a baker who lived by the sea.

He was born in 287 BC in the city of Syracuse in Sicily. Kültür

0:29

MÖ 287 yılında Sicilya'nın Sirakuza şehrinde doğdu.

Kültür

287 BC ... Syracuse in Sicily: antik bir tarih ve yer

287 BC, MÖ 287 yılını ifade eder. BC, geleneksel olarak Before Christ ifadesinin kısaltmasıdır; MS 1'den önceki yılları gösterir ve İngilizcede yıl sayısından sonra gelir. Syracuse, yani Siraküza, Sicilya adasındaki bir şehirdir. Bu cümlede Siraküza antik Yunan dünyasına aittir ve o dönemde önemli bir Yunan şehriydi. Sicilya bugün İtalya'nın bir parçasıdır, ancak cümle modern İtalya'yı değil, antik Yunan bağlamını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tarihsel bağlamına doğru biçimde yerleştiren yorum hangisidir?

  1. MÖ 287 yılında, Sicilya'daki bir Yunan şehri olan antik Siraküza'yı anlatır.
  2. Kişinin 287 yaşında olduğunu söyler.
  3. Modern bir İtalyan şehrindeki MS 287 yılını anlatır.
  4. Siraküza'nın Sicilya'nın dışında olduğunu söyler.
Cevabı göster

MÖ 287 yılında, Sicilya'daki bir Yunan şehri olan antik Siraküza'yı anlatır.

He was a Greek mathematician, physicist, engineer,

0:33

O Yunan bir matematikçi, fizikçi, mühendis,

inventor, and astronomer.

0:35

mucit ve astronomdu.

One day,

0:38

Bir gün,

Archimedes was summoned by the king of Sicily Dilbilgisi

0:38

Arşimet, Sicilya kralı tarafından

to investigate if he had been cheated by a goldsmith. Dilbilgisi

0:40

bir kuyumcu tarafından kandırılıp kandırılmadığını araştırması için çağrıldı.

Dilbilgisi

was summoned by the king: geçmiş zaman edilgeni ve resmî otorite

was summoned, was + geçmiş zaman ortacı summoned yapısından oluşan geçmiş zaman edilgenidir. Archimedes eylemi alan kişi olduğu için öznedir; by the king of Sicily ise ona gelmesini emreden kişiyi belirtir. Summon, ask sözcüğünden daha güçlü ve resmidir. Genellikle bir hükümdarın, mahkemenin veya başka bir yetkilinin bir kişinin resmen gelmesini ya da hazır bulunmasını istediği anlamına gelir; bu nedenle güç farkını da gösterir.

Alıştırma

Cümleyi summon fiilinin geçmiş zaman edilgeniyle tamamlayın: Yesterday, the witness ____ by the judge to answer questions.

Cevabı göster

was summoned

Dilbilgisi

to investigate if ... had been cheated: amaç ve daha önceki edilgen olay

to investigate ... mastar öbeği, kralın Arşimet’i çağırma amacını belirtir: Arşimet araştırma yapması için çağrılmıştır. Buradaki if, koşul bildiren “eğer” değil, “olup olmadığını” anlamındadır ve araştırılması gereken evet-hayır sorusunu başlatır. had been cheated, had been + past participle yapısındaki past perfect passive biçimidir. Olası aldatılma olayını çağrılma anından daha önceye yerleştirir ve he ile belirtilen kralı eylemden etkilenen kişi olarak tutar. by a goldsmith ise olası eyleyen kişiyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya’nın dükkân sahibinin daha önce aldatılıp aldatılmadığını öğrenmek amacıyla gönderildiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Maya was sent to investigate if the shop owner had been cheated.
  2. Maya was sent to investigate if the shop owner had cheated a customer.
  3. Maya was sent only if the shop owner had been cheated.
Cevabı göster

Maya was sent to investigate if the shop owner had been cheated.

The king said he had given a goldsmith the exact amount of gold needed to make a crown. Kalıp ifadeler

0:44

Kral, bir taç yapması için bir kuyumcuya tam olarak gereken miktarda altın verdiğini söyledi.

Kalıp ifadeler

given a goldsmith ... gold needed to make a crown: çift nesne ve kısaltılmış ilgi cümleciği

Daha büyük fiil öbeği had given içinde past perfect, verme eylemini kralın daha sonraki açıklamasından önceye yerleştirir. given a goldsmith the exact amount of gold dizisi, give + alıcı + verilen şey biçimindeki çift nesneli yapıyı kullanır: a goldsmith alıcıdır, the exact amount of gold ise verilen şeydir. Needed to make a crown, the exact amount of gold öbeğini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve that was needed to make a crown ile aynı anlama gelir. Bu amaç için gereken miktarı belirtir; altının kendisinin bir şey yapmaya “ihtiyaç duyduğu” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle give + alıcı + verilen şey yapısını kullanır ve needed to build a model ifadesinin kil miktarını nitelemesini sağlar?

  1. The teacher gave each group the exact amount of clay needed to build a model.
  2. The teacher gave each group a model made from the exact amount of clay.
  3. The teacher gave the exact amount of clay to each group that needed to build a model.
Cevabı göster

The teacher gave each group the exact amount of clay needed to build a model.

However,

0:48

Ancak,

when the crown was ready, Anlatım akışı

0:48

taç hazır olduğunda,

Anlatım akışı

when the crown was ready: anlatıda bir zaman noktası belirlemek

when the crown was ready, cümlenin başına getirilmiş bir zaman yan cümlesidir. Tacın tamamlanmasını ana cümledeki olayın gerçekleştiği zaman noktası olarak belirler ve hikâyeyi hazırlık aşamasından bir sonraki olaya taşır. Taç gibi bir nesne için ready, tamamlanmış veya kullanıma hazır demektir; nesnenin zihinsel olarak hazırlanmış olduğunu anlatmaz. Bu zaman yan cümlesi ana cümleden önce geldiği için ardından normalde virgül gelir.

Alıştırma

Tam bir cümlede, baştaki when the crown was ready yan cümlesi ne işe yarardı?

  1. Tacın tamamlanmasını bir sonraki olayın zamanı olarak belirlerdi.
  2. Tacın harekete geçmeye karar verdiğini söylerdi.
  3. Tacın tamamlanmasını hikâyenin nihai sonucu olarak sunardı.
Cevabı göster

Tacın tamamlanmasını bir sonraki olayın zamanı olarak belirlerdi.

the king suspected that the goldsmith cheated Kelime

0:49

kral, kuyumcunun hile yaptığından

and slipped some silver into the crown, Kalıp ifadeler

0:52

ve taca biraz gümüş karıştırdığından,

keeping some of the gold for himself. Dilbilgisi

0:54

altının bir kısmını ise kendine sakladığından şüphelendi.

Kelime

suspected that the goldsmith cheated: suçlamayı muhtemelen doğru kabul etmek

the king suspected that the goldsmith cheated ifadesinde suspect fiilini, kralın doğru olabileceğini düşündüğü şeyi belirten bir that yan cümlesi izler. Kralın yargısı, hilenin gerçekten gerçekleşmiş olabileceği yönündedir; suçlamaya inanmadığını ifade etmez. Bu yapı çoğu zaman gizli bir yanlış davranış veya bir sorunun nedeni hakkındaki kanıtlanmamış bir inancı sunar. Şüphe bildirir, kanıt değil.

Alıştırma

Nora mührün kırık olduğunu gördü ve bir iş arkadaşının kutuyu açmış olabileceğini düşündü. Hangi cümle onun inancını en iyi ifade eder?

  1. She proved that a coworker had opened the box.
  2. She doubted that a coworker had opened the box.
  3. She suspected that a coworker had opened the box.
Cevabı göster

She suspected that a coworker had opened the box.

Kalıp ifadeler

slipped some silver into the crown: bir şeyi gizlice içine koymak

slipped some silver into the crown ifadesinde slip, slip + nesne + into + yer ya da şey kalıbında kullanılan geçişli bir fiildir. Gümüşü hızlıca ve dikkat çekmeden tacın içine koymak ya da karıştırmak anlamına gelir. Cümlede cheated de geçtiği için slipped gizli ve dürüst olmayan bir eylemi ima eder. Burada slip, ayağı kaymak anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi slip fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Without anyone noticing, Leo ____ a note into the teacher's folder.

Cevabı göster

slipped

Dilbilgisi

keeping some of the gold for himself: sonucu ekleyen bir -ing öbeği

Keeping some of the gold for himself, önceki cümleye bağlı bir -ing ortaç öbeğidir. Kuyumcunun hilesinin sonucunda ne olduğunu ekler: Altının bir kısmını kendi çıkarı için elinde tutabilmiştir. Keeping, yeni bir öznesi olan başka bir tam yüklem değildir. Anlaşılan öznesi the goldsmith, yani hile yapan ve gümüşü ekleyen aynı kişidir; for himself, altını kendisi için tuttuğunu vurgular.

Alıştırma

Aynı kişinin sonuç olarak ne yaptığını göstermek için virgül + -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The clerk changed the total, and he kept the extra money for himself.
  2. Keeping the extra money for himself, the total was changed by the clerk.
  3. The clerk changed the total, the extra money was kept for himself.
  4. The clerk changed the total, keeping the extra money for himself.
Cevabı göster

The clerk changed the total, keeping the extra money for himself.

The king asked Archimedes to solve the problem,

0:56

Kral, Arşimet'ten bu sorunu çözmesini istedi,

but there was a catch. Deyimler

0:59

ama bir şart vardı.

Deyimler

but there was a catch: gizli bir sorun veya koşul vardı

Bu cümlede but there was a catch, kralın isteğinin gizli bir sorun veya sınırlayıcı bir koşul içerdiğini anlatır. Catch burada isimdir; bir şeyi yakalama eylemi anlamında değildir. but there was a catch kalıbı önce but ile bir karşıtlık kurar, ardından gelecek bilginin durumun göründüğünden neden daha zor veya daha az çekici olduğunu açıklayacağını bildirir.

Alıştırma

Gizli bir dezavantajı tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The job sounded ideal, but there was ____: it required weekend work.

Cevabı göster

a catch

He couldn't do any damage to the crown. Kalıp ifadeler

1:00

Taca herhangi bir zarar veremezdi.

Kalıp ifadeler

couldn't do any damage to...: hiçbir zarar vermeye izin yoktu

couldn't do any damage to the crown ifadesinde damage sayılamayan bir isimdir. do damage to + thing kalıbı, o şeye zarar vermek veya onu fiziksel olarak hasara uğratmak anlamına gelir; to ise etkilenen şeyi tanıtır. Burada couldn't, görevle ilgili bir kısıtlamayı anlatır: taca zarar vermekten kaçınması gerekiyordu. Any olumsuz anlamı güçlendirir; bu nedenle en küçük bir hasara bile izin yoktu.

Alıştırma

Cümleyi do, any, damage ve to sözcüklerini kullanarak tamamlayın: The museum lights are safe and won't ____ the paintings.

Cevabı göster

do any damage to

One day,

1:04

Bir gün,

while taking his bath, Dilbilgisi

1:05

banyosunu yaparken,

Archimedes noticed that the water level in the bathtub rose Kalıp ifadeler

1:06

Arşimet, küvetteki su seviyesinin yükseldiğini

and overflowed as he immersed himself into the tub. Dilbilgisi

1:09

ve kendini küvete batırdıkça suyun taştığını fark etti.

Dilbilgisi

while taking his bath: arka plan eylemi için while + -ing

while taking his bath, while he was taking his bath ifadesinin kısaltılmış biçimidir. while + -ing yapısı, banyo yapmayı fark etme eylemiyle aynı anda süren arka plan eylemi olarak sunar. taking ifadesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olmalıdır: Hem banyo yapan hem de değişikliği fark eden kişi Archimedes'tir. take a bath, “banyo yapmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; “küveti taşımak veya almak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümledeki kısaltılmış while + -ing yapısı doğal mı: While walking home, the rain started.?

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal değil

Kalıp ifadeler

noticed that the water level ... rose: gözlemlenen bir artışı bildirmek

noticed that, bir gözlemin içeriğini belirten yan cümleyi başlatır. Burada gözlemci Archimedes'tir ve that'li yan cümle onun fark ettiği şeyi bildirir: küvetteki su seviyesi yükselmiştir. notice that + clause kalıbı hem günlük gözlemler hem de bilimsel sonuçlar için kullanılabilir. Yan cümlede the water level öznedir; rose ise geçişsiz rise fiilinin simple past biçimidir. “Yükseldi” anlamına gelir; buradaki rose, çiçek olan “gül” ismi değildir.

Alıştırma

Cümleyi rise fiilinin simple past biçimiyle tamamlayın: The researcher noticed that the temperature ____ quickly.

Cevabı göster

rose

Dilbilgisi

as he immersed himself into the tub: eş zamanlı hareket ve değişim

Bu cümlede as, “-irken” veya “aynı anda” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle, Arşimet’in suya girme hareketini suyun yükselip taşmasıyla aynı zaman dilimine yerleştirir. Bu bağlamda zamanların çakışması, vücudun suya girmesinin değişimi tetiklediğini de gösterir. Burada immersed himself, “kendi vücudunu suya daldırdı” demektir. As’in bu kullanımı, zaman açısından örtüşen ve yakından ilişkili olayları bağlar; “aynı şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, bağlantılı bir değişimle aynı anda gerçekleşen bir hareketi tanıtır?

  1. Because Nina was tired, she went home.
  2. Nina works as an engineer.
  3. As Nina turned the handle, the gate slowly opened.
  4. Nina is as tall as her brother.
Cevabı göster

As Nina turned the handle, the gate slowly opened.

He suddenly realized that how much water was displaced Dilbilgisi

1:13

Aniden, taşan suyun miktarının

depended on how much of his body was immersed. Kalıp ifadeler

1:15

vücudunun ne kadarının battığına bağlı olduğunu fark etti.

Dilbilgisi

how much water was displaced: edilgen yapıda miktar bildiren yan cümle

how much water was displaced grubunun tamamı bilinmeyen bir miktarı belirtir ve that yan cümlesinin içinde depended fiilinin öznesi olarak görev yapar. Dilbilgisel olarak how much ile kurulan gömülü bir soru yan cümlesidir. “Yer değiştiren su miktarı” anlamına gelir; dolayısıyla büyük cümle, bu miktarın vücudunun ne kadarının su altında olduğuna bağlı olduğunu söyler. Kalıp how much + sayılamayan isim + edilgen fiildir: how much + water + was displaced. Bu bilimsel bağlamda displace, bir nesnenin yer kaplayarak suyu kenara itmesi anlamına gelir. Bütün suyun taştığı anlamına gelmez ve burada insanlar için kullanılan “evlerinden ayrılmak zorunda bırakmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi how much water ve displace fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The engineers measured ____ by the model boat.

Cevabı göster

how much water was displaced

Kalıp ifadeler

depend on how much...: bir miktara bağlı olmak

Depend on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiğini anlatır. Bu cümlede yer değiştiren su miktarı, vücudunun ne kadarının suyun altında olduğuna göre değişiyordu. Kalıp A depends/depended on + wh yan cümlesi şeklindedir. Burada how much of his body was immersed, on sonrasında gelen bir isim yan cümlesidir. Bu anlamda depend bu yan cümleyi doğrudan alamadığı için on kullanılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The amount of paint needed ____ how large the wall is.

Cevabı göster

depends on

This discovery excited him so much that he jumped out of the tub Notlar

1:18

Bu keşif onu o kadar heyecanlandırdı ki küvetten fırladı

Dilbilgisi

excited him so much that: güçlü dereceden sonuca

Excited him so much that yapısı, bir tepkinin yoğunluğunu sonucuna bağlar. So much, keşfin onu ne kadar güçlü etkilediğini gösterir; that yan cümlesi ise bu güçlü tepkinin sonucunda ne olduğunu anlatır. Kullanılabilir kalıp özne + fiil + nesne + so much that + sonuç yan cümlesi şeklindedir. Burada that sonucu başlatır; excited fiilinin nesnesi olan bir yan cümleyi başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü sonuç kalıbıyla tamamlayın: The magic trick amazed Luis ____ he asked to see it again.

Cevabı göster

so much that

and ran through the streets naked shouting,

1:21

ve sokaklarda çıplak bir halde koşarak şöyle bağırdı:

Öbek fiiller

jumped out of the tub: küvetin içinden dışarı atladı

jumped out of the tub ifadesinde jumped eylemi adlandırırken out of, küvetin içinden dışına doğru hareketi gösterir. Küvet hem başlangıç noktası hem de çıkılan kaptır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp jump out of + kapalı yer veya araçtır. Tamamlanmış bir geçmiş eylem için jumped kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi jumped out of kullanarak tamamlayın: When the lid opened, the rabbit ____ the box.

Cevabı göster

jumped out of

"Eureka!" Kültür

1:23

"Evreka!"

which comes from the ancient Greek meaning,

1:24

Antik Yunancadan gelen bu kelimenin anlamı,

"I have found it."

1:26

"Buldum."

Kültür

Eureka!: “Onu buldum”

Eureka! Eski Yunancadan gelir ve “Onu buldum” anlamındadır. İngilizcede biri aniden bir cevap, çözüm veya önemli fikir bulduğunda kullanılan bir ünlemdir; burada bir kişinin ya da yerin adı değildir. which comes from the ancient Greek meaning, “I have found it” ilgi cümleciği, alıntılanan sözcüğün kökenini ve anlamını verir. Böylece dinleyen kişi bilmediği ünlemi hemen yorumlayabilir.

Alıştırma

Bir hikâyede karakter, zor bir problemi çözdükten sonra “Eureka!” diye bağırıyor. Bu ünlem neyi gösterir?

  1. Birisi bir yerin nerede olduğunu soruyor.
  2. Birisi önemli bir eşyasını kaybetti.
  3. Birisi aniden bir çözüm buldu.
Cevabı göster

Birisi aniden bir çözüm buldu.

What did he find? Anlatım akışı

1:27

Peki neyi buldu?

Well, Anlatım akışı

1:29

Şey,

he found a way to solve the king's problem.

1:29

kralın sorununu çözmenin bir yolunu bulmuştu.

Anlatım akışı

What did he find? ile yanıta zemin hazırlamak

Bu bölümde "What did he find?", konuşmacının kendi kendine sorup hemen yanıtladığı retorik bir sorudur. Dinleyiciden eksik bilgiyi vermesini isteyen gerçek bir soru değildir. Soru kısa bir merak duygusu yaratır ve dikkati sıradaki önemli keşfe yöneltir. Soru sorup ardından yanıtlama düzeni, bir hikâyeyi ya da açıklamayı yapılandırır ve sonraki ana fikri belirginleştirir.

Alıştırma

Bir sunucu "Why did the bridge fail? The metal had weakened over time." diyor. İlk cümlenin işlevi nedir?

  1. Dinleyiciden devam etmeden önce nedeni araştırmasını ister.
  2. Dikkati sunucunun hemen ardından vereceği açıklamaya yöneltir.
  3. Sunucunun nedeni bilmediğini gösterir.
Cevabı göster

Dikkati sunucunun hemen ardından vereceği açıklamaya yöneltir.

Anlatım akışı

Yanıtı başlatan Well, ...

Bu cümlenin başındaki "Well," bir söylem belirtecidir. Bir şeyi iyi ya da sağlıklı olarak nitelemez; konuşmacının yanıt vermeye başladığını gösterir. Burada önceki soruyu yanıta bağlar ve geçişi daha konuşma diline uygun, daha az ani hâle getirir. Yanıtın asıl bilgisi he found... ile başlar; Well akışı ve tonu düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede Well, bir yanıtı başlatan söylem belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. The old well is behind the house.
  2. She explained the plan well.
  3. Well, we need to check the map again.
Cevabı göster

Well, we need to check the map again.

You see, Ton ve niyet

1:31

Anlayacağınız,

Archimedes needed to check the crown's density Dilbilgisi

1:32

Arşimet'in tacın yoğunluğunu kontrol etmesi

to see if it was the same as the density of pure gold.

1:34

ve saf altının yoğunluğuyla aynı olup olmadığına bakması gerekiyordu.

Ton ve niyet

You see: bir açıklamaya giriş yapmak

Cümle başındaki You see, yaklaşık olarak “şöyle ki” veya “mesele şu” anlamına gelen, konuşma diline ait bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye arka plan bilgisinin, bir nedenin ya da açıklamanın geleceğini bildirir. Gerçek anlamda görmeyi anlatmaz. Burada dinleyiciyi hikâyeden tacın neden kontrol edilmesi gerektiğine yönlendirir. İfade çıkarıldığında bilgi değişmez, ancak açıklama daha doğrudan başlar.

Alıştırma

You see, this material expands when heated cümlesinde You see ne işe yarar?

  1. Arka plan bilgisi veya bir açıklama sunar.
  2. Malzemeye bakılması için emir verir.
  3. Dinleyicinin net görüp göremediğini sorar.
Cevabı göster

Arka plan bilgisi veya bir açıklama sunar.

Dilbilgisi

needed to check ... to see if ...: görev ve amaç

Needed to check, geçmişte yapılması gereken işi belirtir. To see if ise bu işin amacını, yani tacın yoğunluğunun saf altınınkiyle aynı olup olmadığını öğrenmeyi anlatır. Buradaki see if, gerçek anlamda görmek değil, “olup olmadığını öğrenmek” demektir. Tekrar kullanılabilen kalıp need to + eylem + to see if + özne ve fiildir. İlk to, need ile birlikte gerekli eylemi başlatır; ikinci to amacı başlatır, dolayısıyla gereksiz bir tekrar değildir.

Alıştırma

need to + eylem + to see if kalıbını tamamlayın: We need to test the doorbell ____ it is working.

Cevabı göster

to see if

Density is a measure of an object's mass Dilbilgisi

1:37

Yoğunluk, bir nesnenin kütlesinin

divided by its volume.

1:39

hacmine bölümüyle elde edilen bir ölçüdür.

Dilbilgisi

A is a measure of B divided by C: bir büyüklüğü hesaplamayla tanımlamak

A is a measure of B divided by C kalıbı, bir büyüklüğün nasıl hesaplandığını göstererek onu tanımlar. Burada A yoğunluk, B bir cismin kütlesi, C ise hacmidir. divided by its volume ifadesi, a measure of içindeki hesaplamayı tamamlar: kütle hacme bölünür. Bu ifade ayrı bir eylemi anlatmaz; B ile C'nin yerini değiştirmek farklı bir büyüklük tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümle aynı kalıbı doğru kullanarak sürati yol ÷ zaman şeklinde tanımlar?

  1. Speed is a measure of distance divided by time.
  2. Speed is a measure of time divided by distance.
  3. Speed is a measure of distance multiplied by time.
Cevabı göster

Speed is a measure of distance divided by time.

Pure gold is very dense,

1:40

Saf altın çok yoğundur,

while silver is less dense. Anlatım akışı

1:42

gümüş ise daha az yoğundur.

Anlatım akışı

while silver is less dense: karşıtlık bildiren while

Burada while, “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır; “... olduğu sırada” anlamında değildir. İki olguyu yan yana getirir: saf altın çok yoğundur, gümüş ise daha az yoğundur. Karşıtlık bildiren while, okuyucunun iki özneyi veya niteliği karşılaştırabilmesi için çoğu zaman paralel cümlecikleri bağlar. while'dan önceki virgül de karşıt cümleciğe geçişi işaretler.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnektekiyle aynı karşıtlık işlevinde kullanılmıştır?

  1. The first box is heavy, while the second is light.
  2. I read a book while I waited for the bus.
  3. While the machine was running, the light stayed on.
Cevabı göster

The first box is heavy, while the second is light.

So,

1:43

Yani,

if there was silver in the crown, Dilbilgisi

1:44

eğer taçta gümüş varsa,

it would be less dense than if it were made of pure gold.

1:45

saf altından yapılmış olmasından daha az yoğun olurdu.

Dilbilgisi

if ..., would ... than if ...: iki varsayımsal koşulu karşılaştırma

İlk if yan cümlesi bir varsayım kurar: Taç gümüş içeriyor. Ana cümle beklenen sonucu verir, than if ise karşılaştırma noktası olarak ikinci bir varsayımı getirir. Böylece cümle, iki olası malzeme bileşiminde tacın yoğunluğunu karşılaştırır. if it were made of pure gold bölümündeki were, gerçek dışı veya varsayımsal bir koşulu belirtir; tacın saf altından olduğunun bilindiğini söylemez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: if + varsayımsal koşul, özne + would + fiilin yalın hâli ... than if + ikinci varsayımsal koşul.

Alıştırma

Hangi cümle iki varsayımsal malzeme koşulunu doğru biçimde karşılaştırır?

  1. If the case would be made of aluminum, it were lighter than if it was made of steel.
  2. If the case were made of aluminum, it will be lighter than if it were made of steel.
  3. If the case were made of aluminum, it would be lighter than if it were made of steel.
Cevabı göster

If the case were made of aluminum, it would be lighter than if it were made of steel.

But no matter what it was made of, Dilbilgisi

1:48

Ancak neyden yapılmış olursa olsun,

the crown would be the same shape,

1:49

taç aynı şekilde olacaktı,

which means the same volume. Anlatım akışı

1:51

ki bu da aynı hacim demektir.

Dilbilgisi

no matter what it was made of: sonuç değişmeden kalır

No matter what it was made of, 'hangi malzemeden yapılmış olursa olsun' anlamına gelir. No matter what tek bir ödünleme ifadesi olarak işlev görür ve what olası bütün malzemeleri kapsar. Bu yan cümle malzemenin değişmesine izin verirken ana cümlenin sonucunu değişmez olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp no matter what + özne + fiil, ana cümle biçimindedir: what için verilebilecek her olası cevap aynı sonuca götürür.

Alıştırma

İngilizce cümleyi no matter what ile tamamlayın: ____ you choose, explain your reason.

Cevabı göster

no matter what

Anlatım akışı

which means ...: önceki düşüncenin tamamına gönderme yapmak

Burada which, yalnızca shape ismine değil, tacın aynı şekle sahip olacağı yönündeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Ardından which means, bu durumdan çıkan sonucu verir: hacim de aynı olacaktır. Gerçek, which means sonuç kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler: önce bir gerçek belirtilir, sonra bu gerçeğin tamamının ne anlama geldiği açıklanır.

Alıştırma

Şu cümlede which neye gönderme yapıyor: The last train has left, which means we need to take a taxi.?

  1. Yalnızca left fiiline
  2. The last train has left ifadesindeki gerçeğin tamamına
  3. Yalnızca train ismine
Cevabı göster

The last train has left ifadesindeki gerçeğin tamamına

So,

1:53

Bu yüzden,

if Archimedes could measure the mass of the crown first Dilbilgisi

1:53

eğer Arşimet önce tacın kütlesini ölçebilir

and then measure its volume,

1:56

ve ardından hacmini ölçebilirse,

he could find out how dense it was. Öbek fiiller

1:57

ne kadar yoğun olduğunu öğrenebilirdi.

Dilbilgisi

If ... could ..., ... could ...: olası bir yöntemi sonucuna bağlamak

if yan cümlesi olası bir yöntemi sunar: Arşimet'in tacın kütlesini ve hacmini ölçmesi. Ana cümle, bu yöntemin neyi mümkün kılacağını söyler: yoğunluğu bulmayı. Her iki cümlede de could + fiilin yalın hâli, onun geçmişte sahip olduğu bir yeteneği anlatmaktan çok varsayımsal bir plandaki yapılabilirliği ifade eder. first and then, koşulun içindeki iki ölçümü sıraya koyar. If ... could A yapabilseydi, ... could B yapabilirdi kalıbı, olası bir yöntemi bu yöntemin sağlayacağı sonuca bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, olası bir adımın bir sonucu mümkün kılacağını göstermek için If ... could ..., ... could ... yapısını kullanıyor?

  1. We could map the cave, but we could not choose a safer route.
  2. If we could map the cave, we could choose a safer route.
  3. Because we mapped the cave yesterday, we chose a safer route.
Cevabı göster

If we could map the cave, we could choose a safer route.

Öbek fiiller

find out how dense it was: bilinmeyen bilgiyi öğrenmek

Bu cümlede find out, kontrol ederek, ölçerek, hesaplayarak veya sorarak cevabı öğrenmek ya da ortaya çıkarmak demektir. Öğrenilmek istenen bilgi how dense it was olduğundan burada fiziksel bir nesneyi bulma anlamı yoktur. find out sonrasındaki how dense it was dolaylı bir sorudur. Düz cümle sırasını kullanır: how dense + it + was; how dense was it değil.

Alıştırma

Makinenin neden durduğunu araştırıp öğrenmemiz gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We need to find out why the machine stopped.
  2. We need to find out why did the machine stop.
  3. We need to find the stopped machine.
Cevabı göster

We need to find out why the machine stopped.

But it is not easy to measure a crown's volume. Dilbilgisi

1:59

Fakat bir tacın hacmini ölçmek kolay değildir.

Dilbilgisi

It is not easy to measure...: bir işin zorluğunu değerlendirmek

It is not easy to measure... ifadesinde It is + sıfat + to + fiil kalıbı bir eylem hakkında değerlendirme yapar. It yer tutucu öznedir; değerlendirilen asıl eylem to measure a crown's volume kısmıdır. Not easy, görevin zor olduğunu söyler; imkânsız olduğunu değil. Sıfatı veya fiili değiştirerek aynı kalıpla başka eylemleri de değerlendirebilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi measure fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: It is not easy ____ the volume of an irregular object.

Cevabı göster

to measure

It has an irregular shape

2:01

Düzensiz bir şekli vardır

that's different from a simple box or ball. Kalıp ifadeler

2:02

ki bu basit bir kutudan ya da toptan farklıdır.

Kalıp ifadeler

different from: bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırma

Burada different from, “aynı olmamak” anlamına gelir. that's different from ... yan cümlesi, düzensiz şekli basit bir kutu ya da topla karşılaştırarak açıklar. Tekrar kullanılabilen kalıp A is different from B şeklindedir. From, karşılaştırmada temel alınan şeyi belirtir.

Alıştırma

İki tasarımı karşılaştırmak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This design is different from the old one.
  2. This design different from the old one.
  3. This design is different with the old one.
Cevabı göster

This design is different from the old one.

You can't measure its size and multiply Dilbilgisi

2:05

Boyutunu ölçüp çarpamazsınız,

like you might for other shapes.

2:07

diğer şekillerde yapabileceğiniz gibi.

Dilbilgisi

You can't ...: bir yöntemin işe yaramadığını söyleme

Burada You can't ..., yöntemin işe yaramadığı anlamına gelir; dinleyenin becerisi ya da izni olmadığı anlamına gelmez. You geneldir ve bu tür bir hesaplamayı deneyen herkesi kapsar. measure its size and multiply ifadesi normal hesaplama işlemini kısaltarak anlatır. multiply fiilinin nesnesi bağlamdan anlaşılır: ölçülen boyutlar ya da değerler çarpılır. İngilizcede nesne zaten belliyse sık sık söylenmez.

Alıştırma

“You can't measure the sides and multiply” cümlesinde can't ne anlama gelir?

  1. Dinleyen kişi çarpma işlemini öğrenmemiştir.
  2. Nesneyi ölçmek kurallara aykırıdır.
  3. Bu yöntem bu nesne için işe yaramaz.
Cevabı göster

Bu yöntem bu nesne için işe yaramaz.

The solution, Anlatım akışı

2:09

Çözüm,

Archimedes realized,

2:10

Arşimet'in fark ettiği üzere,

was to give the crown a bath. Deyimler

2:11

taca bir banyo yaptırmaktı.

Anlatım akışı

The solution, Archimedes realized, was ...: araya eklenen bir fark ediş

Cümlenin ana kalıbı The solution was ... şeklindedir ve bir sorunun çözümünü sunar. Archimedes realized, iki virgül arasında yer alan ara söz niteliğinde bir yan cümledir. Bu bölüm çıkarıldığında cümle yine tamamdır: The solution was to give the crown a bath. Bu düzen önce çözüm kalıbını başlatır, bunu kimin fark ettiğini kısaca araya ekler ve ardından çözümü açıklamak için was sözcüğüyle ana cümleye döner. Böylece yeni çözüm odakta kalırken keşif anı da anlatıma eklenir.

Alıştırma

Maya realized ifadesini The answer was ... kalıbının içinde ara açıklama olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The answer, Maya realized, was hidden in the final paragraph.
  2. The answer was, Maya realized hidden in the final paragraph.
  3. The answer Maya, realized was, hidden in the final paragraph.
Cevabı göster

The answer, Maya realized, was hidden in the final paragraph.

Deyimler

to give the crown a bath: eğlenceli kişileştirme

Burada to give the crown a bath gerçek anlamda değil, şakacı bir biçimde kullanılmıştır. Tacı suya koymak ve Arşimet'in taşan suyu kullanarak tacın hacmini hesaplamasını sağlamak demektir; amaç tacı temizlemek değildir. Bu ifade give someone a bath kalıbını kullanır ve taca bir insan ya da hayvanmış gibi davranır. Bu kişileştirme, bilimsel hikâyeyi daha canlı ve eğlenceli hâle getirir.

Alıştırma

Bu bilimsel hikâyede to give the crown a bath ne anlama gelir?

  1. Taç şeklinde bir küvet yapmak.
  2. Hacminin ölçülebilmesi için tacı suya koymak.
  3. Tacın üzerindeki kiri sabunla yıkamak.
Cevabı göster

Hacminin ölçülebilmesi için tacı suya koymak.

By placing it in water and seeing how much water was displaced, Dilbilgisi

2:13

Onu suya koyarak ve ne kadar suyun taştığını görerek,

he could measure the volume.

2:16

hacmi ölçebilirdi.

Dilbilgisi

By placing ... and seeing ...: yöntemi anlatan by + -ing

By + fiil-ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by placing ... and seeing ..., hacmi nasıl ölçebildiğini açıklar; by “bu yöntemle” anlamındadır, “yanında” anlamında değildir. Placing ve seeing, and ile bağlanan paralel -ing biçimleridir. Bir yöntem iki adım içeriyorsa by'dan sonra her iki fiili de -ing biçiminde kullanın.

Alıştırma

Compare fiilini by + -ing yöntem yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the two records, Maya found the mistake.

Cevabı göster

By comparing

And he'd calculate the density of the crown. Dilbilgisi

2:18

Ve sonra tacın yoğunluğunu hesaplayabilirdi.

Dilbilgisi

he'd calculate: he had değil, he would

he'd calculate ifadesindeki 'd, would'un kısaltmasıdır; çünkü calculate fiilin yalın hâlidir. 'd had anlamına gelseydi ardından geçmiş zaman ortacı gerekirdi: he'd calculated. Burada would, mantıksal bir sırada ortaya çıkacak sonraki sonucu gösterir: gerekli ölçümler elde edilince yoğunluğu hesaplama adımı gelir. Geçmişte tekrar tekrar yaptığı bir şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede he'd ne anlama gelir: “With those measurements, he'd calculate the density.”?

  1. he did
  2. he had
  3. he would
Cevabı göster

he would

If the crown was less dense than pure gold, Dilbilgisi

2:20

Eğer taç saf altından daha az yoğunsa,

then the goldsmith most definitely cheated the king. Kalıp ifadeler

2:22

o zaman kuyumcu kesinlikle kralı kandırmış demekti.

Dilbilgisi

If ..., then ...: bir koşulu sonuca bağlamak

If ile başlayan yan cümle koşulu veya kanıtı verir: Tacın yoğunluğu saf altından daha düşüktür. Then sonrasındaki cümle, bu koşul doğruysa ortaya çıkan sonucu verir: Kuyumcu kralı kandırmıştır. Burada then, “bundan sonra” değil, “bu durumda” anlamına gelir. Akıl yürütmedeki bağlantıyı açık hâle getirir; ancak günlük İngilizcede çoğu zaman çıkarılabilir. Bu yapı tek başına if ile verilen koşulun zaten kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Koşullu akıl yürütmeyi if ve then ile tamamlayın: ____ a number is even, ____ it can be divided by two with no remainder.

Cevabı göster

If · then

Kalıp ifadeler

most definitely cheated: çok güçlü bir kesinlik ifade etmek

Most definitely, cheated fiilinden önce gelen ve anlamı güçlendiren bir zarf ifadesidir. Konuşanın kandırma olayının gerçekleştiğinden son derece emin olduğunu gösterir. Burada most, definitely sözcüğünü güçlendirir; “en büyük miktar” veya “en fazla” anlamına gelmez. Bu kullanım, suçlamayı bir olasılık olarak değil, kesin bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

“the goldsmith most definitely cheated the king” cümlesinde most definitely neyi gösterir?

  1. Konuşan, kuyumcunun kralı kandırdığından son derece emindir.
  2. Konuşan, kuyumcunun kralı kandırmış olabileceğini düşünüyor.
  3. Konuşan, herhangi birinin kandırıp kandırmadığından emin değil.
Cevabı göster

Konuşan, kuyumcunun kralı kandırdığından son derece emindir.

When Archimedes went back to the king and did his test, Anlatım akışı

2:27

Arşimet kralın yanına dönüp testini yaptığında,

the story says, Anlatım akışı

2:29

hikayeye göre,

Anlatım akışı

When Archimedes went back to the king and did his test: test sahnesini kurmak

Baştaki When yan cümlesi, ardından gelecek ana olayın zamanını ve durumunu verir: Arşimet krala döner ve testi yapar. Bu bir yan cümle olduğu için sonucu tek başına vermek yerine sahneyi hazırlar. Anlatının bütünü içinde dinleyiciyi yöntemin açıklanmasından, yöntemin sınandığı eyleme geri götürür. went back to the king, krala geri döndüğü ya da onu yeniden görmeye gittiği anlamına gelir; back daha önceki bir kişiye ve duruma dönüşü belirtir.

Alıştırma

Baştaki When yan cümlesi anlatıda ne yapıyor?

  1. Ana sonuçtan önce testin zamanını ve sahnesini kurar.
  2. Önceki açıklamayla ilgisi olmayan başka bir hikâye başlatır.
  3. Testin nihai sonucunu tek başına verir.
Cevabı göster

Ana sonuçtan önce testin zamanını ve sahnesini kurar.

Anlatım akışı

the story says: geleneksel anlatıyı kaynak göstermek

the story says, bilginin kaynağını çerçeveleyen bir ifadedir. Ardından gelenleri, konuşanın her ayrıntısını bağımsız olarak doğrulayabildiği bir gerçek gibi sunmak yerine geleneksel bir anlatıya veya anekdota dayandırır. Buradaki story, belirli bir kitabın adı değil, kuşaktan kuşağa aktarılan anlatı demektir. Bu ifade, anlatıcının hikâyeyi sürdürürken tarihsel kesinlikten bir ölçüde uzak durmasını sağlar.

Alıştırma

the story says burada nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Bir kitabın gerçekten yüksek sesle konuştuğunu söyler.
  2. İddiayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, geleneksel bir anlatının parçası olarak sunar.
  3. Her ayrıntının tarihsel olarak kesin olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

İddiayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, geleneksel bir anlatının parçası olarak sunar.

he found that the goldsmith had indeed cheated the king Kelime

2:30

kuyumcunun gerçekten kralı kandırdığını

and slipped some silver in. Kalıp ifadeler

2:32

ve içine biraz gümüş karıştırdığını buldu.

Kelime

had indeed cheated: önceki bir şüpheyi doğrulama

Burada indeed, daha önceki bir şüpheyi doğrular: sonraki kanıtlar kuyumcunun kralı gerçekten kandırdığını göstermiştir. Daha önce ortaya atılan soruyu hikâyenin sonucuna bağlar; yalnızca yapılan hilenin "gerçek" olduğunu söylemez. had indeed cheated ifadesindeki had cheated, past perfect yapısıdır; bu nedenle kandırma eylemi gerçeğin öğrenilmesinden önce gerçekleşmiştir. Indeed, yardımcı fiil had ile geçmiş zaman ortacı cheated arasına gelir ve zaman ilişkisini değiştirmeden doğrulama anlamı katar.

Alıştırma

Bir test, Maya'nın önceki şüphesinin doğru olduğunu kanıtlıyor. Bu doğrulamayı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Maya had indeed hidden the key.
  2. Maya might have hidden the key.
  3. Maya had already hidden the key.
Cevabı göster

Maya had indeed hidden the key.

Kalıp ifadeler

slipped some silver in: bir şeyi gizlice eklemek

slip + nesne + in yapısında slip, bir şeyi hızlıca ve dikkat çekmeden koymak ya da eklemek anlamına gelir. Burada some silver nesnedir; bu yüzden slipped some silver in, kuyumcunun gizlice gümüş eklediği anlamına gelir. Gümüşün kendi kendine kayarak içeri girdiği anlamına gelmez. In bir parçacıktır ve bağlam hedef yeri açıkça gösteriyorsa bu yer söylenmeyebilir. Burada tacın ya da tacın yapıldığı malzemenin içine anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi slip ... in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the inspection, someone ____ a fake label ____.

Cevabı göster

slipped · in

These days, Anlatım akışı

2:35

Bugünlerde,

using the way an object displaces water to measure volume Dilbilgisi

2:35

bir nesnenin hacmini ölçmek için suyu nasıl taşırdığını kullanmaya

is called Archimedes' principle. Kültür

2:38

Arşimet prensibi deniyor.

Anlatım akışı

These days: geçmişten günümüze geçiş

Bu cümlede These days, “günümüzde” ya da “şimdiki dönemde” anlamına gelir. Geniş bir şimdiki zaman çerçevesi kurar; yalnızca son birkaç günü anlatmaz. Cümlenin başında yer alarak bilgiyi eski hikâyeden modern açıklamada kullanılan ada taşır. Günümüzdeki durumları veya alışkanlıkları geçmişle karşılaştırmak için de bu ifadeyi kullanabilirsin.

Alıştırma

Dersteki iki kelimelik ifadeyle karşılaştırmayı tamamla: People once relied on paper maps. ____, most drivers use digital maps.

Cevabı göster

These days

Dilbilgisi

using the way ... to measure volume grubunun özne olması

using ile başlayıp volume ile biten bölümün tamamı, cümlenin öznesi olan bir -ing grubudur. Tek bir yöntemin tamamını adlandırır; using bir emir değildir ve ana fiil daha sonra gelir: is called. Öznenin içindeki to measure volume, bu yöntemi kullanmanın amacını belirtir. Yöntemin tamamı tek bir etkinlik olarak görüldüğü için tekil fiil is kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir -ing grubu özne olarak kullanılmış ve fiil doğru biçimde yazılmıştır?

  1. Measuring small objects accurately requires patience.
  2. Measuring small objects accurately require patience.
  3. Measure small objects accurately requires patience.
Cevabı göster

Measuring small objects accurately requires patience.

Kültür

Yerleşik bir bilimsel terim olarak Archimedes' principle

Archimedes' principle, Arşimet'e ait kişisel bir kural anlamına gelen sıradan bir ifade değil, yerleşik bir bilimsel addır. Bu cümlede bir cismin suyu yerinden etmesiyle bağlantılı bilimsel düşünceyi adlandırır. Daha kesin olarak bu prensip, akışkan içindeki bir cisme etki eden kaldırma kuvvetinin cismin yerinden ettiği akışkanın ağırlığına eşit olduğunu söyler. Yerinden edilen suyu kullanarak bir cismin hacmini bulmak bununla yakından ilişkili bir uygulamadır ve bu cümlenin odak noktasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede Archimedes' principle ne anlama geliyor?

  1. Yerinden edilen akışkan ve kaldırma kuvvetiyle bağlantılı, özel adı olan bir bilimsel prensip
  2. Ne zaman banyo yapılacağıyla ilgili bir talimat
  3. Arşimet'in günlük yaşamında uyguladığı kişisel bir kural
Cevabı göster

Yerinden edilen akışkan ve kaldırma kuvvetiyle bağlantılı, özel adı olan bir bilimsel prensip

The next time you take a bath, Anlatım akışı

2:40

Bir dahaki sefere banyo yaptığınızda,

you can see Archimedes' principle in action. Deyimler

2:42

Arşimet prensibini iş başında görebilirsiniz.

Anlatım akışı

The next time you take a bath ile gelecekteki bir durumu kurmak

The next time + özne + geniş zaman, bir şeyin bir sonraki kez gerçekleşeceği gelecekteki durumu tanıtır. Burada The next time you take a bath zaman çerçevesini kurar; ana cümle ise o zaman neyi fark edebileceğinizi söyler. The next time zaten zaman bağlantısı kurduğu için when eklemeyin. Söz konusu durum gelecekte olsa da bu zaman cümleciğinde geniş zaman kullanılır: The next time you will take değil, The next time you take denir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak The next time ifadesiyle tamamlayın: ____ you use the telescope, check the lens first.

Cevabı göster

The next time

Deyimler

see ... in action: bir şeyin gerçekten çalıştığını görmek

see + nesne + in action kalıbı, bir şeyin gerçekten çalıştığını, kullanıldığını veya bir etki oluşturduğunu gözlemlemek anlamına gelir. Burada banyo yapmak, Arşimet ilkesinin yalnızca tanımını okumak yerine onun gerçek bir fiziksel sonucunu gözlemleme fırsatı verir. In action, kelimesi kelimesine “bir eylemin içinde” demek değildir. Bir ilkenin, makinenin, sistemin, becerinin veya kişinin uygulamada ne yaptığını gördüğünde bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, insanların bir sistemin çalışmasını doğrudan gözlemlediği anlamına gelir?

  1. At the open house, we saw the new recycling system in action.
  2. At the open house, we read the name of the new recycling system.
  3. At the open house, we put the new recycling system in motion.
Cevabı göster

At the open house, we saw the new recycling system in action.

And maybe you'll have a genius idea of your own. Anlatım akışı

2:45

Ve belki de kendinize ait dâhice bir fikir bulursunuz.

Anlatım akışı

maybe you'll have ... of your own: cesaretlendirici bir kapanış

Maybe + you'll have, gelecekteki bir olasılığı ifade eder; bir söz veya kesinlik bildirmez. Son bölümde izleyiciye you diye doğrudan seslenmek, dikkati başka bir kişinin keşfinden izleyicinin gelecekte yapabileceği bir keşfe yöneltir. Of your own isimden sonra gelir ve bir şeyin sana ait ya da senin tarafından oluşturulmuş olduğunu belirtir. Burada izleyicinin kendi özgün fikrini vurgular; böylece son cümle izleyiciyi gözlemlemeye, düşünmeye ve katılmaya teşvik eder.

Alıştırma

Hangi cümle, izleyiciyi kendi keşfini yapmaya çağıran cesaretlendirici bir kapanış olarak en uygundur?

  1. Only experts can find solutions.
  2. You will definitely repeat someone else's answer.
  3. Maybe you'll discover a solution of your own.
Cevabı göster

Maybe you'll discover a solution of your own.