İstilacı türler: Neden onları yemiyoruz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, Birleşik Krallık ve Belize’de insanları zararlı yabancı bitki ve hayvanları yemeye teşvik eden girişimleri inceliyor. Japon madımağı ile aslan balığının verdiği zararı, yemek kampanyalarının kontrol çalışmalarına katkısını ve midesini otuz kat büyütebilen aslan balığının yerli balıkları neden tehdit ettiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. invasive species. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ifadeyi, yeni bir çevreye getirildikten sonra orada zarar veren bitki veya hayvanları belirten kesin bir ekoloji terimi olarak anlayın; invasive sözcüğünü yalnızca saldırgan davranış şeklinde yorumlamayın. Böylece biyolojik çeşitlilik, koruma ve yaban hayatı yönetimi içeriklerini daha doğru takip edebilirsiniz. 2. One of the simplest ways to deal with invasive species is just to eat — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birkaç seçenek arasından bir yöntemi sunup sorunu önerilen eyleme doğrudan bağlamak için One of the ... ways to ... is to ... kalıbını öğrenin. Çözüm, süreç veya uygulanabilir öneriler açıklarken bu yapıyı uyarlayabilirsiniz. 3. That might help to explain — Söylem, anlatı ve retorik: might sözcüğünün neden-sonuç yorumunu nasıl uygun ölçüde ihtiyatlı hâle getirdiğini fark edin. Bilimsel, akademik veya analitik tartışmalarda bir kanıtı olası açıklamaya bağlarken, kanıtın nedeni kesin olarak ispatladığını ileri sürmeden bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Bu derste
this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
we're going to be talking about an interesting approach Kalıp ifadeler
0:14ilginç bir yaklaşımdan bahsedeceğiz
we're going to be talking about: sıradaki konuyu tanıtmak
We're going to be talking about + konu, konuşmacının sırada neyi ele almayı planladığını dinleyicilere bildirir. Bu cümlede be going to geleceğe yönelik bir planı belirtir; going fiziksel bir hareketi anlatmaz. İlerleyen zaman yapısındaki be talking, konuşmayı bundan sonra yapılacak etkinlik olarak sunar. Bu nedenle ifade; video, ders veya sunum için doğal bir sözlü açılış olur.
Alıştırma
Bu açılışta we're going to be talking about ifadesinin temel işlevi nedir?
- Tartışmanın bittiğini duyurmak
- Konuşmacıların bir yere gittiğini söylemek
- Sırada ele alınacak konuyu tanıtmak
Cevabı göster
Sırada ele alınacak konuyu tanıtmak
approach to the problem of ...: bir sorunu ele alma yöntemi
Burada approach, bir şeyle ilgilenme yöntemi, planı veya biçimi anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Bir approach, insanların bir sorun üzerinde nasıl çalışacağını yönlendirebilir; ancak tek başına sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. İsim olarak approach normalde to ile kullanılır: an approach to + isim veya -ing biçimi. approach to the problem of invasive species ifadesinde the problem of, ele alınan sorunun ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi approach ve doğru edatla tamamlayın: The team is testing a new ____ the problem of food waste.
Cevabı göster
approach to
invasive species: zarar veren yabancı canlılar
Invasive species, doğal yaşam alanının dışına taşınmış, yeni çevrede yerleşen ya da yayılan ve zarar veren bir canlıdır. Bu cümlede invasive species bir ekoloji sorununu adlandırır; saldırgan davranan bir tür anlamına gelmez. Bu kavram bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve diğer canlılar için kullanılabilir. Yalnızca yerli olmamak yeterli değildir. Canlının zarar verecek biçimde yerleşmesi veya yayılması da gerekir.
Alıştırma
Hangi durum invasive species için en iyi örnektir?
- Tavşan avlayan yerli bir tilki
- Yasalarla korunan nadir bir yerli ağaç
- Hızla yayılan ve yerli yaşam alanlarına zarar veren yabancı bir bitki
- Bir serada kalan ve zarar vermeyen ithal bir çiçek
Cevabı göster
Hızla yayılan ve yerli yaşam alanlarına zarar veren yabancı bir bitki
are introduced to new areas: edilgen be introduced to + yer kalıbı
Are introduced to new areas ifadesinde are + introduced edilgen yapıyı oluşturur. Hayvanlar veya bitkiler eylemden etkilenen taraftır: bir kişi ya da insan kaynaklı bir faaliyet onları bir yere getirir, ancak cümlenin eylemi yapan kişiyi belirtmesi gerekmez. Çevreyle ilgili İngilizcede introduce a species to an area, “bir türü daha önce bulunmadığı bir bölgeye getirmek” anlamına gelir. Burada introduce, “iki kişiyi tanıştırmak” şeklindeki sosyal anlamda kullanılmaz. Edilgen yapı odağı türe ve onun yeni bir çevreye taşınmasına verir.
Alıştırma
Cümleyi introduce fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The fish ____ the lake during a restocking project.
Cevabı göster
were introduced to
Tell me about it. ile güçlü bir şekilde aynı fikirde olmak
Burada Tell me about it. ifadesi, “Ne demek istediğini çok iyi biliyorum” veya “Ben de aynı sorunu yaşadım” anlamında kalıplaşmış bir yanıttır. Bilgi istemek yerine bir şikâyete katılmayı gösterir. Anlamı bağlam belirler. Birisi tanıdık bir sıkıntıyı anlattıktan sonra ortak bir bıkkınlık ifade eder; gerçekten bilmediğiniz bir konuyu anlattığında ise aynı sözler ayrıntı istemek için gerçek anlamıyla da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız “The printer has jammed again.” diyor. Siz “Tell me about it.” diye yanıtlıyorsunuz. Büyük olasılıkla ne demek istiyorsunuz?
- Yazıcının sıkıştığına inanmıyorum.
- Yazıcı hakkında konuşmayı bırak.
- Bunun ne kadar sinir bozucu olduğunu çok iyi biliyorum.
- Sorun hakkında bana daha fazla ayrıntı ver.
Cevabı göster
Bunun ne kadar sinir bozucu olduğunu çok iyi biliyorum.
Tekrarlanan durumlar için Every time + yan cümle
Every time, tekrar eden bir zaman durumunu başlatır ve “her ... olduğunda” anlamına gelir. Bu cümlede bir şey dikme eylemini, sonraki yan cümledeki sonuca tekrar tekrar yol açan olay olarak gösterir. Every time + tam bir yan cümle kullanılır: Every time I call, she is busy. every time ifadesinden sonra when eklemeyin. Tekrarlanan alışkanlıklar veya düzenler için bu yan cümlede normalde will değil, geniş zaman kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “her seferinde” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ I charge this old phone, it gets hot.
Cevabı göster
Every time
dig it up: tamamlanmış sonuç ve zamirin yeri
Bu cümlede dig it up, bir şeyi kazarak topraktan çıkarmak demektir. Up yalnızca yukarı yönünü göstermez; eylemin tamamlanmış sonucunu, yani nesnenin topraktan çıkmış olmasını vurgular. Dig up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda fiil ile up arasına gelir: dig it up; dig up it denmez. Nesne bir isimse dig up the bulb ve dig the bulb up biçimlerinin ikisi de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dig up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: The puppy remembered where the ball was buried and ____.
Cevabı göster
dug it up
getting really fed up with ...: artan bıkkınlık
Get fed up with someone or something, genellikle bir sorun sürdüğü veya tekrarlandığı için birinden ya da bir şeyden çok rahatsız olmaya veya bıkmaya başlamak demektir. Fed up burada kalıplaşmış bir deyimdir; yemekle ya da doyurulmakla ilgili değildir. I'm getting... yapısındaki -ing biçimi değişimin şu anda sürdüğünü gösterir; yani bıkkınlık artmaktadır. Really duygunun şiddetini artırır, with them ise bu duyguya neden olan kişileri veya şeyleri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, tekrarlanan gecikmelerin konuşan kişiyi giderek daha fazla rahatsız ettiğini doğal biçimde anlatır?
- I'm getting really feed up with these delays.
- I'm getting really fed up to these delays.
- I'm getting really fed up with these delays.
- I'm really feeding up with these delays.
Cevabı göster
I'm getting really fed up with these delays.
Have you tried eating ...? ile olası bir çözüm önermek
Have you tried + -ing? yapısı, birinin belirli bir eylemi bir yöntem olarak deneyip denemediğini sorar ve çoğu zaman bunu olası bir çözüm olarak önerir. Burada eating them, denenebilecek bir seçenek olarak sunulur. Have you tried...? present perfect yapısı, şimdiye kadar yapılmış olası denemelere bakar. Öneriyi Eat them. gibi doğrudan bir talimattan daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Öneriyi tamamlamak için restart fiilini kullanın: The screen is frozen. Have you tried ____ the tablet?
Cevabı göster
restarting
Sorry, what? ...? ile şaşkınlık içinde doğrulama istemek
Sorry, what? konuşmada bir şeyi düzeltmek veya netleştirmek için kullanılan bir ifadedir. Burada Sorry, araya girmeyi yumuşatır; yanlış bir şey yaptığı için özür dilemek anlamına gelmez. Konuşan kişi şaşırır ve az önce duyduğu şeyi diğer kişiden doğrulamasını ister. Eat the squirrels? beklenmedik kısmı yankı soru olarak tekrarlar. Kısa bir parçayı soru tonuyla tekrarlamak, diğer kişinin sözlerine gönderme yaptığında “Bunu gerçekten söyledin mi?” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız aniden "We should cancel the whole trip." diyor. Hangi yanıt şaşkınlığı doğal biçimde gösterip doğrulama ister?
- What is a trip?
- That is exactly what I expected.
- Sorry. I cancelled the whole trip.
- Sorry, what? Cancel the whole trip?
Cevabı göster
Sorry, what? Cancel the whole trip?
One of the simplest ways to ... is to ...: bir yöntem sunmak
One of the + en üstünlük bildiren sıfat + çoğul isim + to ... + is to ... kalıbı, olası yöntemlerden birini tanıtır. İlk to yapısı hedefi veya ele alınacak sorunu belirtir; is (just) to + fiilin yalın hâli ise yapılacak eylemi verir. Öznenin temel sözcüğü one olduğu için bağlayıcı fiil tekil is olur; ways ise one of ifadesinden sonra çoğul kalır. Buradaki just, önerilen eylemin özellikle doğrudan veya basit olduğunu gösterir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiili kullanarak hedef kalıbı tamamlayın: One of the easiest ways to remember a new word ____ it in a sentence. (use)
Cevabı göster
is to use
deal with invasive species: zor bir konuyu ele almak
deal with invasive species ifadesindeki deal with, zor bir konuyu ele almak veya yönetmek için harekete geçmek anlamına gelir. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: deal with a problem, a situation veya a complaint gibi. Burada türlerle ticaret yapmak anlamına gelmez. Deal with tek başına konunun tamamen çözüldüğünü de belirtmez.
Alıştırma
Bir müşteri şikâyette bulundu ve ekip şikâyet üzerinde çalışıyor, ancak işini henüz bitirmedi. Hangi cümle duruma en uygun?
- The team is trading with the complaint.
- The team is dealing with the complaint.
- The team has solved the problem.
Cevabı göster
The team is dealing with the complaint.
we'll be hearing about: sırada ne olduğunu önceden belirtmek
Bu girişte we'll be hearing about, dinleyiciye ileride hangi bilgilerin sunulacağını bildirir. Hear about yalnızca bir sesi duymak değil, bir konu hakkında bilgi duymak ya da edinmek anlamına gelir. Gelecekte devam eden bir durumu anlatan will be hearing, bunu planlanan programın veya paylaşılan bir deneyimin parçası olarak sunar. Genellikle güçlü bir söz veya emirden çok, program akışının doğal bir ön gösterimi gibi duyulur.
Alıştırma
Bir podcast girişinde we'll be hearing about genellikle ne işe yarar?
- Konunun hiçbir zaman ele alınmayacağına söz verir.
- Dinleyicinin geçmişte bir şeyi duymadığını söyler.
- Dinleyiciden sesi yükseltmesini ister.
- Daha sonra sunulacak bilgileri önceden haber verir.
Cevabı göster
Daha sonra sunulacak bilgileri önceden haber verir.
trying to get people to improve things: birinin harekete geçmesini sağlamak
Trying to get people to improve things iki yapıyı birleştirir: try to do something ve get someone to do something. Burada get, insanları ikna ederek, teşvik ederek, gerekli düzenlemeleri yaparak veya başka bir yolla harekete geçirmek anlamına gelir; people nesnedir ve to improve yapılması istenen eylemi belirtir. Trying to, bu tepkiyi oluşturmanın amaç olduğunu gösterir; girişimin başarılı olduğunu söylemez. Bu nedenle ifadenin tamamı, insanları iyileştirme yapmaları için etkilemeye yönelik bir çabayı anlatır.
Alıştırma
get + person + to + verb yapısını, residents ve save water sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The campaign is trying to ____.
Cevabı göster
get residents to save water
using their stomachs: “yiyerek” demenin esprili bir yolu
Bu cümlede using their stomachs, “yiyerek” demenin eğlenceli bir yoludur. Anlatılmak istenen, insanların istilacı türleri yiyerek onları kontrol etmeye yardımcı olabilmesidir; midelerinin gerçekten bir araç olarak kullanılması değildir. Burada vücudun bir bölümü, onunla bağlantılı eylemin yerine kullanılır. Bu, çevreyle ilgili bir fikri daha hafif ve akılda kalıcı hâle getirir; ancak kastedilen eylem bağlamdan anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu çevre bağlamında using their stomachs ne anlama geliyor?
- Mide hastalıklarını incelemek.
- Egzersizle sindirimi iyileştirmek.
- İstilacı türleri yiyerek yardım etmek.
Cevabı göster
İstilacı türleri yiyerek yardım etmek.
I've got a question for you: bir soruya doğal biçimde giriş yapmak
I've got a question for you, konuşan kişinin dinleyiciye sormak istediği bir sorusu olduğu anlamına gelir. Burada have got, şu anda bir şeye sahip olmayı ifade eder; konuşan kişinin yakın zamanda bir soru aldığı anlamına gelmez. İfadenin tamamı konuşmada bir işaret görevi görür. Dinleyiciye dikkatini toplaması için kısa bir süre verir ve birazdan bir soru geleceğini doğal biçimde bildirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Before we finish, ____ about next week's trip.
Cevabı göster
I've got a question for you
which hunt over 50 different varieties of fish. Dilbilgisi
1:0350'den fazla farklı balık türünü avlarlar.
aggressive predators: bir ekosistemde güçlü avcılar
Bu cümlede aggressive predators, aslan balıklarını besin olarak başka hayvanları etkin ve güçlü biçimde avlayan hayvanlar olarak tanımlar. Aggressive, avlanma biçimlerinin şiddetini artırarak anlatır ve güçlü bir ekolojik etkiye işaret eder. Predator, bir hayvanın ahlaken “kötü” olduğunu değil, besin zincirindeki rolünü belirtir. Avlayan hayvan predator, avlanan hayvan ise prey olur.
Alıştırma
Bu bağlamda Lionfish are aggressive predators ne anlama gelir?
- Bir insan gördüklerinde mutlaka saldırmaları gerekir.
- Beslenmek için başka hayvanları avlarlar ve aggressive güçlü avlanma davranışlarını tanımlar.
- Avcı değil, prey konumundadırlar.
- Avlansalar da avlanmasalar da ahlaken kötü hayvanlardır.
Cevabı göster
Beslenmek için başka hayvanları avlarlar ve aggressive güçlü avlanma davranışlarını tanımlar.
which hunt ...: tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğiyle bilgi eklemek
Virgülden sonra gelen which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Daha önce belirlenmiş aslan balıklarının 50'den fazla balık türünü avladığı ek bilgisini verir; bu cümlecik çıkarıldığında Lionfish are aggressive predators hâlâ tam bir ana cümle olarak kalır. Burada which, hunt fiilinin öznesidir ve anlam bakımından ana cümledeki çoğul lionfish sözcüğünü belirtir. Bu yüzden fiil hunts değil, hunt olur. Daha sonra gelen varieties of fish ifadesini belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle tanımlayıcı olmayan which cümleciğini doğru kullanır?
- The research boat which, arrived yesterday, is ready to leave.
- The research boat, which arrived yesterday, is ready to leave.
- The research boat, that arrived yesterday, is ready to leave.
- The research boat, which arrive yesterday, is ready to leave.
Cevabı göster
The research boat, which arrived yesterday, is ready to leave.
by how much ile değişimin büyüklüğünü sormak
By how much, bilinen bir değişimin veya farkın miktarını sorar. by edatı, son değerin kendisine değil iki değer arasındaki farka odaklanır. Buradaki But by how much?, önceki bağlamdan anlaşılan sözcüklerin çıkarıldığı eksiltili bir takip sorusudur. Örneğin But by how much did it decrease? tam sorusunun yerine kullanılabilir.
Alıştırma
Bir raporda yeni pilin daha uzun dayandığı söyleniyor, ancak farkın büyüklüğü belirtilmiyor. Hangi takip sorusu bu farkı en açık biçimde sorar?
- But at how much?
- But how many?
- But what much?
- But by how much?
Cevabı göster
But by how much?
Açıklama işareti olarak I mean
Bu cümlede I mean, konuşma diline ait bir söylem belirtecidir. Konuşanın düşüncesini netleştirip daha kesin bir tahmine dönüştüreceğini bildirir: miktar on katından fazla olamaz. I mean temel olgusal bilgi değildir ve her zaman sözcüğü sözcüğüne çevrilmesi gerekmeyebilir. Dinlerken bunu ardından bir açıklama, düzeltme veya daha güçlü bir yargı geleceğini gösteren bir işaret olarak değerlendirin.
Alıştırma
“I mean, we need a safer plan,” cümlesinde I mean ne yapıyor?
- Konuşanın sözünü bitirdiğini gösterir.
- mean sözcüğünün sözlük anlamını sorar.
- Sonucun kesin bir hesaplama olduğunu gösterir.
- Bir açıklama veya daha kesin bir yeniden ifade başlatır.
Cevabı göster
Bir açıklama veya daha kesin bir yeniden ifade başlatır.
can't be more than ..., can it?: olumsuz bir yargıyı doğrulatma
Burada can't be more than 10 times, konuşanın beklediği üst sınırı bildirir: sayının onu aşmadığına inanır. Olumlu soru eklentisi can it?, bu olumsuz yargıyı doğrulatır. Sayıyı öğrenmek için sorulan yeni bir soru değildir. can't içeren olumsuz bir yan cümlenin ardından genellikle aynı yardımcı fiil ve uygun zamirle olumlu can it? gelir.
Alıştırma
Soru eklentisini doğru iki sözcükle tamamlayın: The ticket can't cost more than £20, ____?
Cevabı göster
can it
I will reveal the answer later in the programme. Kalıp ifadeler
1:28cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
will reveal the answer: cevabın daha sonra açıklanacağını bildirmek
Reveal the answer, daha önce gizli tutulan, açıklanmayan veya bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. Will reveal, bu açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirir. Bir programda, izleyicinin cevabı planlanan bir anda öğreneceğine söz vererek merak ve beklenti yaratır.
Alıştırma
Cümleyi bu açıklamadaki ifadeyle tamamlayın: The quiz host will ____ after the final question.
Cevabı göster
reveal the answer
Before that, let's get back to: önceki bir konuya dönmek
Before that, az önce sözü edilen bir olayın ya da adımın sırada daha sonra geleceğini belirtir: konuşan kişi önce başka bir şey yapacaktır. Let's get back to ise konuşmayı daha önce ele alınmış bir konuya geri döndürür. Bu iki bölüm birlikte, dinleyicinin bilgi sırasını anlamasını sağlayan bir geçiş oluşturur. Bu cümlede, konuşan kişi sincap sorununa dönerken duyurulan sonraki adım ertelenir.
Alıştırma
Bu geçiş dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşan kişi, sıradaki işi yapmadan önce daha önceki bir konuya dönecek.
- Konuşan kişi önceki konuşmayla bağlantısı olmayan tamamen yeni bir konu açıyor.
- Konuşan kişi tartışmayı hemen bitiriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, sıradaki işi yapmadan önce daha önceki bir konuya dönecek.
specialize in: uzmanlık alanını belirtmek
Specialize in, mesleki beceriyi, bilgiyi, ürünleri veya hizmetleri belirli bir alana yoğunlaştırmak anlamına gelir. Burada, sundukları başlıca yiyeceklerin istilacı türlerden yapılan yiyecekler olduğu belirtilir. In sonrasında bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır: specialize in seafood; specialize in repairing clocks.
Alıştırma
Cümleyi specialize sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: This clinic ____ treating sports injuries.
Cevabı göster
specializes in
food made from invasive species: isimden sonra gelen ortaç öbeği
food made from invasive species ifadesinde made from invasive species, food sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Hangi yiyeceğin kastedildiğini belirtir ve food that is made from invasive species şeklinde genişletilebilir. Bu öbekte made from, kaynak malzemeyi tanıtır: istilacı tür olarak sınıflandırılan canlılar yiyeceğin üretiminde kullanılır. İsim + geçmiş zaman ortacı yapısı; menülerde, etiketlerde ve bilgilendirici metinlerde ürünleri kısa biçimde açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede ekmeğin türünü belirtmek için isimden sonra bir geçmiş zaman ortaç öbeği kullanılmıştır?
- The shop made bread from local rye.
- The bread comes with local rye.
- The shop sells bread made from local rye.
Cevabı göster
The shop sells bread made from local rye.
if that's not to your taste: tercih ve nazik bir alternatif
Be to someone's taste, “birinin tercihlerine uymak” anlamına gelir. Burada that's not to your taste, önceki seçeneğin dinleyiciye çekici gelmeyebileceğini anlatır. Taste fiziksel tadı ifade edebilir, ancak kişisel tercih anlamına da gelebilir. If cümleciği farklı bir tercihe nazikçe yer açar ve genellikle dinleyiciyi başka bir seçeneğe hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi, taste sözcüğünü kullanan ve “tercihine uygun” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: If jazz isn't ____, we can listen to pop instead.
Cevabı göster
to your taste
You could try ...: nazikçe bir seçenek sunmak
You could try ... ifadesi, öneriyi yumuşatmak için could kullanır. Buradaki could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz; bir eylemi ya da şeyi olası seçeneklerden biri olarak sunar. Kalıp You could try + isim veya -ing biçimidir. Kararı dinleyiciye bıraktığı için doğrudan bir talimattan ya da daha güçlü bir öğütten daha az baskı yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle seçimi açık bırakarak nazik bir öneride bulunur?
- You must draw the plan first.
- You should draw the plan first.
- You could try drawing the plan first.
Cevabı göster
You could try drawing the plan first.
Japanese knotweed beer: birleşik ifadede yer alan bitki adı
Japanese knotweed bir bitkinin tam adıdır ve Türkçede Japon madımağı olarak bilinir. Japanese knotweed beer ifadesinin gruplanışı [Japanese knotweed] + beer şeklindedir: Japonya'dan gelen sıradan bir bira değil, bu bitki kullanılarak yapılan bira anlamına gelir. Japon madımağı Britanya'da istilacı bir bitkidir. Burada bu ürün, istilacı bir türü insanların tüketebileceği bir şeye dönüştürmenin örneğidir.
Alıştırma
Bu cümlede Japanese knotweed beer ne anlama gelir?
- Japanese knotweed adlı bitki kullanılarak yapılan bira.
- Japonya'da üretilmiş herhangi bir sıradan bira.
- Yalnızca yabani otların yanında servis edilen bira.
Cevabı göster
Japanese knotweed adlı bitki kullanılarak yapılan bira.
has caused a lot of problems in the UK, Kalıp ifadeler
1:51Birleşik Krallık'ta birçok soruna neden oldu,
has caused a lot of problems: present perfect ve güncel etkiler
Has caused, İngilizcede present perfect yapısıdır: has + geçmiş zaman ortacı caused. Sorunların daha önceki olaylardan kaynaklandığını söylerken bu sorunları şu anla ilgili olarak sunar. Cause a lot of problems, “pek çok güçlük yaratmak” anlamına gelen yaygın bir fiil-nesne kalıbıdır. Cümlede tamamlanmış belirli bir geçmiş zaman verilmez; bitkinin bugüne kadarki etkisi özetlendikten sonra neden bu kadar zararlı olduğu sorulur.
Alıştırma
Önceki bir hasarı şu anda hâlâ geçerli olan bir sonuca present perfect ile en iyi bağlayan cümle hangisidir?
- The storm caused serious damage last Tuesday, and all repairs finished that evening.
- The storm will cause serious damage, but the roads reopened yesterday.
- The storm has caused serious damage, and several roads are still closed.
Cevabı göster
The storm has caused serious damage, and several roads are still closed.
Japanese knotweed is an extremely invasive plant: Japon düğüm otu son derece istilacı bir bitkidir
Japanese knotweed bu bitkinin İngilizcedeki yaygın adıdır. Bitkiye an extremely invasive plant denmesi, doğal yayılış alanının dışında hızla yayılabileceği ve yeni çevrede ciddi zarara yol açabileceği anlamına gelir. Bu, bölümü anlamak için gereken en temel bilgidir: bitki yalnızca Japonya'dan gelen bir tür olarak değil, kontrol edilmesi gereken bir şey olarak ele alınır. Extremely, invasive niteliğinin derecesini güçlendirir; yalnızca bitkinin iyi büyüdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
An extremely invasive plant ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Yeni çevresinde hızla yayılır ve zarar verir.
- Başka bir bölgeden gelir ama yayılmaz veya zarar vermez.
- Alışılmadık bir yüksekliğe ulaşan herhangi bir bitkidir.
Cevabı göster
Yeni çevresinde hızla yayılır ve zarar verir.
doesn't just grow fast: daha fazla bilgi geleceğini bildirir
doesn't just grow fast ifadesindeki doesn't just, yabani otun hızlı büyüdüğünü inkâr etmez. Hızlı büyümenin tek önemli gerçek olduğu düşüncesini reddeder. doesn't just X kalıbı, çoğu zaman it also Y ile veya sonraki bir cümleyle ikinci bir noktaya zemin hazırlar. Dinleyiciye X'e eklenecek ya da X'ten daha önemli olabilecek bir bilgi geleceğini bildirir.
Alıştırma
“The app doesn't just save time; it also reduces mistakes” cümlesi dinleyiciye ne anlatır?
- Zaman kazandırır ve başka bir faydası daha vardır.
- Zaman kazandırmaz.
- Tek faydası zaman kazandırmasıdır.
Cevabı göster
Zaman kazandırır ve başka bir faydası daha vardır.
root systems: bitki köklerinin oluşturduğu eksiksiz yapılar
Bir root system, bir bitkinin köklerinin tek bir yapı olarak çalışan eksiksiz bütünü ve düzenidir. Birleşik isim root systems içinde root tekil bir niteleyicidir, systems ise çoğul ana isimdir. Burada root systems, ayrı ayrı kökler yerine yer altındaki bütün yapılara dikkat çeker. Bu bakış açısı, bir bitkinin nasıl yayıldığını, su emdiğini, toprağa tutunduğunu veya sökülmeye direndiğini açıklarken yararlıdır.
Alıştırma
Birden fazla bitkinin yer altındaki eksiksiz kök yapılarını hangi ifade adlandırır?
- individual roots
- root systems
- root tips
Cevabı göster
root systems
so strong and resilient that ...: dereceyi sonuca bağlamak
so + sıfat(lar) + that + yan cümle kalıbı, bir derecenin yol açtığı sonucu bağlar. So strong and resilient çok yüksek bir dereceyi anlatır; that they can withstand molten lava ise bu derecenin sonucunu verir. so ile that arasına birden fazla sıfat gelebilir. Tam cümlede ilk that, root systems ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır; resilient sonrasındaki that ise sonuç cümleciğini başlatır.
Alıştırma
Sonuç yapısını so ... that ile tamamlayın: The suitcase was ____ heavy ____ Mia could not lift it.
Cevabı göster
so · that
withstand molten lava: aşırı ısıya zarar görmeden dayanmak
Bu cümlede withstand, yıkıcı bir şeyle karşılaşıldığında güçlü ya da işlevsel kalmak anlamına gelir. Kökler erimiş lavın aşırı ısısına ve gücüne dayanarak yok olmadan kalabilir. Withstand geçişli bir fiildir; bu nedenle dayanılan zararlı güç doğrudan ardından gelir: withstand heat, pressure, impact veya attack. Vurgu, ağır bir sınavı başarıyla atlatmaktadır.
Alıştırma
Hangi cümlede withstand doğru kullanılmıştır?
- The emergency shelter can withstand strong winds.
- The emergency shelter can withstand to strong winds.
- The emergency shelter can withstand against strong winds.
Cevabı göster
The emergency shelter can withstand strong winds.
resilient: kesintiye dayanmak ve toparlanmak
Resilient, bir kişinin veya şeyin baskı, hasar ya da kesintiye dayanıp işlevini sürdürmesini veya toparlanmasını anlatır. Burada kök sistemlerinin aşırı koşullar karşısında kolayca yenilmediğini belirtir. Dayanıklılığın tam olarak nasıl ortaya çıktığı isme bağlıdır: bir kişi zorluktan sonra toparlanabilir, bir topluluk yeniden yapılanabilir, bir sistem çalışmayı sürdürebilir ya da düzelebilir ve bir malzeme büküldükten sonra eski şekline dönebilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan kelimeyi seçin: The backup system kept working during the outage and recovered quickly afterward. It was highly ___.
- resistant
- strong
- resilient
Cevabı göster
resilient
choke out surrounding plants: rekabet yoluyla büyümelerini engellemek
Burada choke out, yakındaki bitkileri normal şekilde büyüyemeyene kadar alan, ışık, su veya besin maddelerinden mahrum bırakmak anlamına gelir. Gerçek anlamda boğulmayı değil, güçlü rekabetin sonucunu anlatır. Out parçacığı bir sonuç ekler: çevredeki bitkiler dışarı itilir veya ortadan kaldırılır. Bu nedenle ifade, çoğu zaman ölüm ya da yok olmayla sonuçlanan ciddi bir baskılamayı düşündürür.
Alıştırma
Bir ekoloji raporunda hangi cümle choke out ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- Dense ivy choked out the seedlings by blocking their light.
- Dense ivy decorated the fence beside the seedlings.
- Dense ivy protected the seedlings from strong sunlight.
Cevabı göster
Dense ivy choked out the seedlings by blocking their light.
cause a lot of damage to buildings: binalarda büyük hasara yol açmak
Cause damage to + isim, to’dan sonra belirtilen kişi, yer veya şeye zarar vermek anlamına gelir. Burada cause fiildir, damage normalde sayılamayan bir isimdir ve buildings neyin zarar gördüğünü belirtir. A lot of, hasarın miktarını gösterir. Bu ifade büyük çaplı bir hasarı anlatır; ancak binaların mutlaka tamamen yıkıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle doğal kelime birleşimini kullanıyor ve damage sözcüğünü sayılamayan bir isim olarak ele alıyor?
- The storm caused many damages to the bridge.
- The storm caused serious damage to the bridge.
- The storm made serious damage to the bridge.
Cevabı göster
The storm caused serious damage to the bridge.
Myra tells us that Japanese knotweed is resilient.
2:26Myra bize Japon madımağının dayanıklı (resilient) olduğunu söylüyor.
then it means that it or they can resist attempts to stop them.
2:33bu onların kendilerini durdurma girişimlerine karşı direnebilecekleri anlamına gelir.
Tanım çerçevesi olarak If something or someone is ..., then ...
Bu açıklama yapısında if yan cümlesi önce belirli bir özelliğe sahip kişi veya şeyi tanıtır. Then’den sonraki yan cümle ise bu özelliğin ne anlama geldiğini ya da nasıl anlaşılacağını açıklar. Burada önce resilient sözcüğü sunulur, cümlenin geri kalanı da onu tanımlar. Böylece if ... then ... bilgiyi önce terim, sonra açıklama gelecek şekilde düzenler; temel işlevi gelecekteki bir olayı tahmin etmek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle If ... then ... yapısını bir olayı ve sonucunu anlatmak yerine bir terimi tanımlamak için kullanıyor?
- If you finish early, then call me.
- If it rains tomorrow, then the match will be cancelled.
- If a material is biodegradable, then it can break down naturally.
Cevabı göster
If a material is biodegradable, then it can break down naturally.
And another word for resist is withstand.
2:37Ve direnmek için başka bir kelime de karşı koymaktır (withstand).
By this, we mean that: açıklama yapılacağını belirtme
By this, az önce belirtilen bir düşünceye veya iddiaya gönderme yapar. We mean that ise bu düşüncenin ayrıntılı açıklamasını başlatır. By this, we mean that bir bütün olarak söylem işaretidir: Ardından gelen kısmın yeni bir konu değil, bir açıklama olduğunu gösterir. Bu cümlede that sonrasındaki yan cümle, önceki ifadenin tam olarak ne anlama geldiğini açıklar.
Alıştırma
By this, we mean that ... neyi belirtir?
- Konuşmacı, daha önceki bir düşünceyi daha açık biçimde açıklayacaktır.
- Konuşmacı, konuyla ilgisiz yeni bir başlığa geçecektir.
- Konuşmacı, açıklama yapmaya çalışmaktan vazgeçecektir.
Cevabı göster
Konuşmacı, daha önceki bir düşünceyi daha açık biçimde açıklayacaktır.
such as light and water: örnekleri tanıtma
Such as, daha geniş bir kategoriden örnekler verir. Burada resources kategoridir; light and water ise kaynak örnekleridir. Bu örnekler genellikle tam bir liste oluşturmaz. İfade, genel bir düşünceden o grubun belirli üyelerine geçmenizi sağlar.
Alıştırma
Ders kapsamında örnekleri tanıtan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum displays ancient tools, ____ knives and farming equipment.
Cevabı göster
such as
And knotweed is not the only invasive species problem
3:03Ve madımak istilacı türler sorunu için tek
with a tasty solution: yiyecek içeren eğlenceli bir çözüm
With a tasty solution ifadesi, önündeki an invasive species problem isim grubunu niteler. Burada solution, sorunla başa çıkmanın bir yolunu ifade ederken tasty, istilacı türün yenebileceğini ima eder. Çözümler gerçek anlamda yiyecek olmadığı için tasty ile solution kelimelerini birleştirmek eğlenceli bir söz oyunu yaratır. Benzer başlıklarda hem pratik bir karşılık olan hem de insanların yiyebileceği bir şeyle ilgili olan eylemi arayın.
Alıştırma
Hangi cümle, yiyecek içeren bir çözüm için a tasty solution ifadesini eğlenceli biçimde kullanıyor?
- The town called a new parking rule a tasty solution, although no food was involved.
- The town called the correct answer to a maths problem a tasty solution because it was accurate.
- The town found a tasty solution to its apple surplus: it baked the apples into pies.
Cevabı göster
The town found a tasty solution to its apple surplus: it baked the apples into pies.
have had a massive impact on: devam eden çok büyük bir etki
Have had a massive impact on, bir şeyin başka bir şeyi çok büyük ölçüde etkilediği anlamına gelir. Temel eşdizim have an impact on şeklindedir ve massive etkinin derecesini güçlendirir; impact bağlama göre olumlu veya olumsuz olabilir. Since 2008, konuşulan zamana kadar devam eden bir başlangıç noktası verir; bu nedenle present perfect biçimi have had kullanılır. Çoğul özne lionfish, has değil have alır.
Alıştırma
2020'den beri devam eden çok büyük bir etkiyi belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: Since 2020, the new bus routes ____ local traffic.
Cevabı göster
have had a massive impact on
native wildlife: bir bölgede doğal olarak bulunan yabani hayvanlar
Burada native, başka bir yerden getirilmiş olmak yerine belirli bir bölgeye veya ekosisteme doğal olarak ait olmak demektir. Native wildlife, Belize'de doğal olarak yaşayan yabani hayvanları ifade eder. Wildlife, yabani hayvanları bir grup olarak ifade eden ve genellikle sayılamayan bir topluluk ismidir. Bu ifade insanların milliyetini değil, ekolojik kökeni anlatır.
Alıştırma
Bir ekoloji raporunda "native wildlife" ne anlama gelir?
- Bölgeye yakın zamanda getirilmiş yabani hayvanlar
- Bölgede doğal olarak bulunan yabani hayvanlar
- Ülkede doğan insanlar
Cevabı göster
Bölgede doğal olarak bulunan yabani hayvanlar
They can eat four times as much as native species. Dilbilgisi
3:18Yerli türlerin yediğinin dört katını yiyebilirler.
four times as much as: miktarları karşılaştırma
Sayı + times + as much + (sayılamayan isim) + as kalıbı miktarları karşılaştırır. Four times as much as, bir miktarın diğerinin dört katı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede hayvanların sayısı değil, yenen yiyecek miktarı karşılaştırılır. native species ifadesinden sonra tekrarlanan can eat fiil öbeği anlaşılır: They can eat four times as much as native species can eat. Karşılaştırma açık olduğunda İngilizcede tekrarlanan kelimeler genellikle söylenmez.
Alıştırma
Yeni ısıtıcının eskisinin dört katı elektrik kullandığını söyleyen cümleyi tamamlayın: The new heater uses ____ electricity as the old one.
Cevabı göster
four times as much
talking to Celso Sho from Marine Conservation NGO Blue Ventures Kültür
3:29Deniz Koruma STK'sı Blue Ventures'tan Celso Sho ile konuşuyor
Kuruluş türü olarak Marine Conservation NGO
Marine conservation, denizlerdeki yaşam alanlarını, yaban hayatını ve ekosistemleri korumak demektir. NGO, non-governmental organisation ifadesinin kısaltmasıdır ve hükümet dışı kuruluş anlamına gelir. Marine Conservation NGO ifadesinin bütünü, Blue Ventures'ın ne tür bir kuruluş olduğunu belirtir. Burada kuruluşun adı Blue Ventures'tır. Marine Conservation NGO, bu adın önünde yer alan bir tür açıklamasıdır; kuruluş adının veya Celso Sho'nun unvanının bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümlede Marine Conservation NGO, Blue Ventures hakkında neyi belirtir?
- Denizleri korumak için çalışan hükümet dışı bir kuruluştur.
- Celso Sho'nun görev unvanının bir parçasıdır.
- Deniz ürünü satan bir devlet kurumudur.
Cevabı göster
Denizleri korumak için çalışan hükümet dışı bir kuruluştur.
attempts by ... to get people to ...: eylemi yapan ve hedef
attempts by X to do Y isim öbeği, “Y'yi yapmak amacıyla X tarafından gerçekleştirilen girişimler” anlamına gelir. Burada by the Belizean government eylemi yapan tarafı, to get people to eat lionfish ise girişimin hedefini belirtir. Eylemi isim merkezli bir yapıyla konu hâline getiren bu kalıp, haberlerde ve resmî raporlarda yaygındır. Get people to eat, get + kişi + to-infinitive yapısını izler. Burada insanları aslan balığı yemeye ikna etmek veya teşvik etmek anlamındadır; yapı tek başına zorlama anlamı taşımaz.
Alıştırma
Resmî haber anlatımında kullanılan attempts by X to do Y kalıbını tamamlayın: The report describes attempts ____ the council ____ get residents to recycle.
Cevabı göster
by · to
campaign slogan Eat the Lion: akılda kalan bir eylem çağrısı
campaign slogan sözleri, Eat the Lion ifadesinin kampanyanın kısa ve akılda kalan eylem çağrısı olduğunu gösterir. Bir slogan, insanların kampanyanın onlardan ne yapmalarını istediğini hızla hatırlayabilmesi için mesajı kısa bir ifadede toplar. Burada Lion, lionfish sözcüğüne gönderme yapan bir kelime oyunudur: kampanya insanları gerçek aslanları değil, aslan balığını yemeye teşvik eder. Eat... şeklindeki emir yapısı mesajı doğrudan ve eylem odaklı hâle getirir.
Alıştırma
Eat the Lion bu bağlamda nasıl bir işlev görüyor?
- Aslan balığı yemeye yönelik akılda kalan bir çağrı yapar.
- Aslanları koruyan bir kuruluşa ad verir.
- İnsanlara gerçek aslanları avlayıp yemelerini söyler.
Cevabı göster
Aslan balığı yemeye yönelik akılda kalan bir çağrı yapar.
they got renowned chefs to prepare in exotic ways Kelime
3:43tanınmış şeflerin egzotik şekillerde hazırlamalarını sağladılar
renowned chefs: başarılarıyla tanınan ve saygı gören şefler
Renowned chefs, genellikle becerileri veya başarıları sayesinde geniş çevrelerce tanınan ve saygı gören şefler demektir. Renowned, chefs sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve yerleşmiş olumlu bir itibarı ifade eder. Bu cümlede böyle şeflerden söz edilmesi, kampanyanın yemek fikrinin daha güvenilir ve çekici görünmesini sağlar.
Alıştırma
Jürinin mesleki başarılarını vurgulayan resmî bir tanıtıma en uygun cümle hangisidir?
- The award will be judged by renowned chefs.
- The award will be judged by popular food influencers.
- The award will be judged by famous chefs.
Cevabı göster
The award will be judged by renowned chefs.
to raise awareness: amaç belirtmek ve toplumsal farkındalığı artırmak
To raise awareness, bir eylemin amacını belirtir: daha fazla insanın bir konuyu fark etmesini, anlamasını veya önemsemesini sağlamak. Bu cümlede ardından gelen that yan cümlesi, insanların anlaması istenen belirli gerçeği verir. Raise awareness yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Awareness artırılan farkındalıktır; raise ise awareness sözcüğünü nesne olarak alan geçişli bir fiildir.
Alıştırma
Kampanyanın amacını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The posters were designed ____ of water pollution.
Cevabı göster
to raise awareness
both tasty and helping the environment: iki yararı birlikte sunmak
Eşleşen both ... and ... işaretleyicileri, iki yararın aynı anda geçerli olduğunu gösterir: aslan balığı yemek tadı güzel olduğu için keyiflidir ve bu balığı yeme eylemi çevreye de yardımcı olur. Helping the environment, balığın kendi özelliğini değil, onu yemenin etkisini anlatır. Anlam açıktır ancak iki bölüm tamamen paralel değildir: tasty bir sıfattır, helping the environment ise -ing yapılı bir ifadedir. Özenli yazıda both tasty and good for the environment gibi birbiriyle eşleşen biçimler kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede both ... and ... açık bir paralel yapıyla kullanılmıştır?
- The new school lunch both is affordable and nutrition.
- The new school lunch is both affordable and nutritious.
- The new school lunch is both affordable and saving families money.
Cevabı göster
The new school lunch is both affordable and nutritious.
the general public: geniş bir hedef kitle olarak halkın geneli
The general public, uzmanlar, sektör çalışanları, yetkililer veya başka sınırlı bir grup yerine geniş bir hedef kitle olarak düşünülen sıradan insanları ifade eder. Bu cümlede, bilgilendirme çalışmasının hedeflerinden biri olarak fisheries ile birlikte sıralanır. Bu kalıplaşmış bir isim grubudur: general geniş ve uzman olmayan kesimi vurgular, public topluluk anlamı taşır ve the normalde ifadenin bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sağlık rehberinin geniş bir hedef kitle olarak sıradan insanlar için hazırlandığını söyler?
- The health guide is written for the general public.
- The health guide is written for one member of the public.
- The health guide is written for public officials.
Cevabı göster
The health guide is written for the general public.
how to remove the spine: how to + fiilin yalın biçimi
How to remove the spine, bir yöntemi veya beceriyi, yani “dikeni çıkarma yolunu” adlandırmak için how to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanır. Bu cümlede show fiilinin içeriğidir; bilgilendirme çalışmasının insanlara ne öğrettiğini belirtir. Bu yapı show, teach, learn, know ve explain gibi fiillerden sonra gelebilir. Cümle içine yerleştirilmiş bir ifadedir, doğrudan soru değildir; bu nedenle soru sözcük dizilişini veya do yardımcı fiilini kullanmaz.
Alıştırma
Bisiklet lastiğini değiştirme yöntemini ifade etmek için cümleyi how to + fiilin yalın biçimi ile tamamlayın: The instructor showed us ____.
Cevabı göster
how to change a bicycle tire
Then that allows them to actually eat the meat Dilbilgisi
4:05O zaman bu, onların eti gerçekten yiyebilmelerini sağlar
allows them to actually eat the meat içindeki allow someone to do
allow + someone + to + fiilin yalın hâli yapısı; bir kişinin, nesnenin veya durumun birine izin verdiğini ya da bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede allows them to ... balık etini yemeyi mümkün kılan bir koşulu açıklar; resmî bir izin verme anlamına gelmez. Actually somut sonucu vurgular: önceki adımdan sonra eti gerçekten yiyebilirler. Bu sözcük, to ile kurulan mastar öbeğinin içindeki bir zarftır ve allow yapısının zorunlu bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve eksik mastar işaretiyle tamamlayın: The ramp ____ wheelchair users ____ enter the library safely.
Cevabı göster
allows · to
Celso Show talked about outreach work.
4:20Celso Sho sosyal yardım (outreach) çalışmasından bahsetti.
Outreach: bir kuruluşun çalışmalarını insanlara ulaştırması
Outreach, bir kuruluşun olağan çalışma ortamının dışındaki insanlara, özellikle de kuruluşun bilgi, eğitim, destek veya hizmetlerine başka türlü ulaşamayabilecek gruplara erişmek için yaptığı çalışmadır. Bu tanımda etkinlikler ve tanıtım, kuruluşun çalışmalarını insanlara ulaştırma yollarıdır. Temel fikir yalnızca bir ürün satmak değil, halkla veya bir toplulukla etkin biçimde temas kurmaktır.
Alıştırma
Hangi faaliyet en iyi outreach olarak tanımlanır?
- Mağaza fiyat etiketlerinin rengini değiştiriyor.
- Ayakkabı şirketi en yeni spor ayakkabıları için çevrim içi reklam ücreti ödüyor.
- Kliniğin outreach ekibi ücretsiz sağlık kontrolleri sunmak için kırsal köyleri ziyaret ediyor.
Cevabı göster
Kliniğin outreach ekibi ücretsiz sağlık kontrolleri sunmak için kırsal köyleri ziyaret ediyor.
brings their work to people: bir kuruluşun çalışmalarını halka ulaştırmak
Bu cümlede brings their work to people, kuruluşun faaliyetlerini, bilgilerini veya hizmetlerini insanların erişimine etkin biçimde sunduğu anlamına gelir. Burada çalışma fiziksel bir nesne gibi bir yerden başka bir yere taşınmaz. bring something to someone kalıbı yönü vurgular: kuruluş, insanların kendisine gelmesini beklemek yerine onlara ulaşır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için bring ... to yapısını doğru biçimde kullanın: The mobile clinic ____ basic healthcare ____ people in remote villages.
Cevabı göster
brings · to
Fisheries: balıkçılık işletmeleri, sektörleri veya alanları
Fisheries, fishery sözcüğünün çoğuludur. Bu cümlede birbiriyle ilişkili iki anlamı kapsar: satılmak üzere balık yetiştiren veya yakalayan işletmeler ya da sektörler ve bu işin yapıldığı yerler veya sular. Birkaç balık anlamına gelmez. Sözcük, düzenli biçimde yürütülen balıkçılık veya balık yetiştiriciliğine ve bunlarla bağlantılı yerlere odaklanır; bu nedenle gıda üretimi, okyanuslar ve politikalarla ilgili konularda sık görülür.
Alıştırma
Örnek cümlede Fisheries ne anlama geliyor?
- Balık yakalamaya çalışılan boş zaman etkinliği
- Birkaç ayrı balık
- Satılmak üzere balık yetiştirme ve yakalamayla ilgili işletmeler veya yerler
Cevabı göster
Satılmak üzere balık yetiştirme ve yakalamayla ilgili işletmeler veya yerler
İki olası tanım için either ... or ...
either A or B iki alternatif sunar. Bu tanımda A, satmak üzere balık yetiştirip avlayan işletmeleri; B ise bu faaliyetin gerçekleştiği yerleri ifade eder. either sözcüğünü ilk paralel öğenin, or sözcüğünü ikinci öğenin önüne koyun. Burada iki alternatif de isim öbeğidir; böylece fisheries teriminin iki olası anlamı olduğu açıkça görülür.
Alıştırma
Tanımı either ... or ile tamamlayın: The word bank can mean ____ a financial institution ____ the land beside a river.
Cevabı göster
either · or
people are being shown: şimdiki zamanın edilgen yapısı
people are being shown, şimdiki zamanın edilgen yapısını kullanır: am/is/are + being + past participle. Bir gösterme veya öğretme etkinliğinin içinde bulunulan dönemde devam ettiğini anlatır. Edilgen yapı, bilgiyi alan people grubunu odağa getirir ve fikirleri kimin sunduğunu belirtmez. show someone ways to do something, birine olası yöntemleri tanıtmak demektir; burada yöntemler aslan balığı yemeyi cazip göstermeyi amaçlar.
Alıştırma
Cümleyi show fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Right now, new volunteers ____ how to check the safety equipment.
Cevabı göster
are being shown
And speaking of ... ile bağlantılı bir konuya geçiş
Speaking of + bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi, “madem bundan söz edildi, ilgili bir noktaya geçeyim” anlamına gelir. Bu cümlede lionfish and eating, sonraki konuya geçiş için köprü kurar. Baştaki And, geçişi önceki konuşmaya akıcı biçimde bağlar. Bu ifade konuşmayı düzenler; konuşmacının aslan balıkları hakkında bir konuşma yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Speaking of ... hangi durumda doğal bir geçiş olur?
- Konuşmacı, hafta sonu planları hakkındaki bir konuşmayı tren biletleriyle ilgili bir soruya bağlar.
- Yazar, resmî bir araştırma raporunun ilk bölümünü tanıtır.
- Konuşmacı, matematik sınavından tatillere hiçbir bağlantı olmadan geçer.
Cevabı göster
Konuşmacı, hafta sonu planları hakkındaki bir konuşmayı tren biletleriyle ilgili bir soruya bağlar.
it's time I revealed ...: şimdiki anlam taşıyan geçmiş biçim
it's time + özne + simple past yapısında geçmiş zaman biçimi, eylemi geçmişe yerleştirmez. Eylem henüz gerçekleşmemiş olsa da doğru zamanın şimdi olduğunu belirtir. Buradaki I revealed, konuşmacının cevabı açıklamak üzere olduğu anlamına gelir. Bu, geçmiş zamanın gerçek dışı veya kiplik bildiren bir kullanımıdır: biçim, mevcut durumla bir mesafe yaratır ve çoğu zaman eylemin artık yapılması gerektiğini, hatta gecikmiş olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Yapıyı tamamlamak için leave fiilinin geçmiş biçimini kullanın: It's time we ____ home.
Cevabı göster
left
But you were wrong, unfortunately: doğrudan bir düzeltmeyi yumuşatmak
But you were wrong, diğer kişinin cevabının veya yargısının yanlış olduğunu doğrudan söyler. But, bunun kişinin beklediği ya da daha önce söylediği şeyle zıt olduğunu gösterir. Sondaki unfortunately, olumsuz sonuçtan duyulan üzüntüyü gösterir ve düzeltmeyi biraz daha az sert hâle getirir. Konuşanın emin olmadığını göstermez ve düzeltmeyi geri almaz.
Alıştırma
Bu cümlede unfortunately ne işe yarıyor?
- Üzüntü gösterir ve net bir düzeltmeyi biraz yumuşatır.
- Konuşanın cevabın yanlış olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Konuşanın kendi yaptığı bir hata için özür diler.
Cevabı göster
Üzüntü gösterir ve net bir düzeltmeyi biraz yumuşatır.
can actually make its stomach 30 times bigger: make + nesne + sonuç bildiren sıfat
can actually make its stomach 30 times bigger yapısında make, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamına gelir. its stomach nesnedir; 30 times bigger ise ortaya çıkan boyutu anlatan bir sıfat öbeğidir. Yeniden kullanılabilir kalıp make + nesne + sıfat biçimindedir; make the room brighter ve make the trip shorter örneklerinde olduğu gibi. 30 times, boyut artışının ölçüsünü gösterirken bigger ortaya çıkan değişimi belirtir. Ettirgen make'den sonra sıfatı doğrudan nesnenin arkasına getirin; to be eklemeyin.
Alıştırma
make, the app ve faster ögelerinin her birini bir kez kullanarak cümleyi tamamlayın: This update can ____.
Cevabı göster
make the app faster
That might help to explain: kanıtı olası bir açıklamaya bağlamak
That, daha önce sözü edilen bir gerçeğe gönderme yapar ve onu ardından gelen açıklamayla ilgili bir bilgi olarak sunar. Böylece bu ifade, önceki kanıtı why ile sunulan açıklanması gereken noktaya bağlar. Might, bağlantının kesin değil olası olduğunu gösterir; help to explain ise bu gerçeğin açıklamanın yalnızca bir parçası olabileceğini düşündürür. Kanıtlar kesin bir neden-sonuç iddiası için yeterli olmadığında bilimsel anlatımlarda ve tartışmalarda bu temkinli ifade sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir bilim insanı katkıda bulunmuş olabilecek bir etken buldu, ancak neden kesin değil. Hangi cümle uygun ölçüde temkinlidir?
- This might help to explain why the lake level changed.
- This proves that there can be no other cause of the lake-level change.
- This fully explains why the lake level changed.
Cevabı göster
This might help to explain why the lake level changed.
why they are ...: cümle içine yerleşmiş why yan cümlesinde bildirme sırası
why they are such a danger ... yan cümlesi, explain fiilinden sonra açıklamanın içeriğini verir; yani neyin açıklanması gerektiğini belirtir. why ile başlasa da doğrudan soru sormaz, daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiştir. Cümle içine yerleşmiş bir why yan cümlesi, bildirme cümlesi sırasını kullanır: why + özne + fiil. Bu yüzden why they are doğrudur. Doğrudan soru ise soru sırasını kullanır: Why are they ...?
Alıştırma
Hangi cümle explain fiilinden sonra cümle içine yerleşmiş bir why yan cümlesini doğru kullanır?
- Can you explain why does the water rise?
- Can you explain why the water is rising?
- Can you explain why is the water rising?
Cevabı göster
Can you explain why the water is rising?
Now let's recap ... that we've looked at today: kısa bir gözden geçirmeye geçiş
Now let's recap ... ana içerikten kısa bir gözden geçirmeye geçildiğini gösterir. now yeni aşamayı işaretler, let's dinleyiciyi sürece katar ve recap her şeyi baştan ayrıntılı biçimde öğretmek yerine temel noktaları kısaca yeniden özetlemek anlamına gelir. that we've looked at today, the vocabulary ifadesini niteler ve hangi kelimelerin gözden geçirileceğini belirtir. Burada look at yalnızca gözle bakmak değil; çalışmak, tartışmak veya incelemek anlamındadır.
Alıştırma
Bu bağlamda Now let's recap ... neyi gösterir?
- Konuşan kişi herkesten tüm içeriği baştan ayrıntılı biçimde yeniden çalışmasını istiyor.
- Konuşan kişi tamamen ilgisiz yeni bir konuya başlıyor.
- Konuşan kişi önceki içeriğin kısa bir özetine geçiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi önceki içeriğin kısa bir özetine geçiyor.
can cope with it: bir zorlukla başa çıkabilmek
cope with ifadesinden sonra bir isim veya zamir geldiğinde, zor bir durumla, baskıyla ya da değişiklikle devam edebilecek kadar iyi başa çıkmak anlamına gelir. Burada can yeteneği ifade eder; with sonrasındaki it ise daha önce sözü edilen bir zorluğu veya durumu temsil eder. cope with, sorunun mutlaka ortadan kalktığı anlamına gelmez. Zorluğa dayanma, uyum sağlama veya çalışmaya devam etme üzerinde durur. Nesne zorluğu adlandırdığında with korunur: cope with it denir, cope it denmez.
Alıştırma
Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: The clinic can cope ____ the extra demand this winter.
Cevabı göster
with
takes away: birini veya bir şeyi bir kaynaktan mahrum bırakmak
Bu cümlede takes away, bir şeye erişimi ortadan kaldırmak veya birini o şeyden mahrum bırakmak anlamına gelir. Bir bitki kaynakları kullanır ya da engeller; bu nedenle diğer bitki yaşamak için ihtiyaç duyduğu şeylere artık sahip olamaz. Kalıp take away + alınan şey biçimindedir. Etkilenen kişi ya da varlık, take resources away from another plant örneğindeki gibi from ile eklenebilir. Nesne resources, rights, opportunities veya support gibi bir şey olduğunda take away, bir şeyi fiziksel olarak taşımaktan çok başkasının yaşadığı kaybı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi çocukları bir fırsattan mahrum bırakmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Canceling the trip would ____ a valuable learning opportunity from the children.
Cevabı göster
take away
That's all we've got time for today: süre dolduğu için kapanış yapma
Bu cümle, bugün kullanılabilen sürenin konuşmacıya yalnızca bu kadar içeriği ele alma imkânı verdiğini anlatır. That's all, az önce tamamlanan içeriğe işaret eder; we've got time for ise durma nedeni olarak sürenin sınırlı olduğunu gösterir. Ayrıca konuşmayı düzenler: ana içeriğin bittiğini bildirir ve dinleyicileri vedaya, teşekküre ya da son bir duyuruya hazırlar. Buradaki we've got, we have anlamındadır; bir şeyi elde ettik anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sunucu, planlanan süre dolduğu için canlı bir tartışmayı bitirmek zorunda. En doğal kapanış cümlesi hangisidir?
- That's all we've got time for today.
- Let's move on to our next topic.
- We've got plenty of time to discuss one more question.
Cevabı göster
That's all we've got time for today.
Maybe you might want to see: nazik bir öneri için katmanlı yumuşatma
Maybe ve might want to öneriyi ayrı ayrı yumuşatır. Birlikte kullanılan Maybe you might want to see... oldukça çekingen duyulur ve harekete geçip geçmeme kararını dinleyene bırakır. Buradaki might want to, dinleyenin gerçekten ne istediğine dair kesin bir iddia değil, nazik bir öneridir. see sözcüğünden sonra if yan cümlesi geldiğinde anlamı “olup olmadığını kontrol etmek veya öğrenmek”tir. Konuşan kişi, yalnızca bakmayı değil, yakında istilacı türler olup olmadığını nazikçe araştırmayı önerir.
Alıştırma
Talimatı değerlendirin: Yangın tahliyesinde "Maybe you might want to leave the building now" açık ve uygun bir ana talimattır.
- Uygundur.
- Uygun değildir.
Cevabı göster
Uygun değildir.
why not try our News Review podcast, Ton ve niyet
5:59neden News Review podcast'imizi denemiyorsunuz?
why not try: Why not + fiilin yalın hâliyle samimi öneri
Why not try... neden soran bir soru gibi görünür, ancak burada bir şeyi denemeye yönelik samimi bir öneri yapar. Bir etkinlik, hizmet veya çözüm önerirken sık kullanılır. Yapı Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle try doğrudur. Bu öneri kalıbında to eklenmez ve -ing biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni bir etkinlik denemek istiyor. why not ve try fiilini kullanarak öneriyi tamamlayın: ____ the beginner class this Saturday?
Cevabı göster
Why not try