İstilacı türler: Neden onları yemiyoruz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
829 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Program, Birleşik Krallık ve Belize’de insanları zararlı yabancı bitki ve hayvanları yemeye teşvik eden girişimleri inceliyor. Japon madımağı ile aslan balığının verdiği zararı, yemek kampanyalarının kontrol çalışmalarına katkısını ve midesini otuz kat büyütebilen aslan balığının yerli balıkları neden tehdit ettiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. invasive species. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ifadeyi, yeni bir çevreye getirildikten sonra orada zarar veren bitki veya hayvanları belirten kesin bir ekoloji terimi olarak anlayın; invasive sözcüğünü yalnızca saldırgan davranış şeklinde yorumlamayın. Böylece biyolojik çeşitlilik, koruma ve yaban hayatı yönetimi içeriklerini daha doğru takip edebilirsiniz. 2. One of the simplest ways to deal with invasive species is just to eat — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birkaç seçenek arasından bir yöntemi sunup sorunu önerilen eyleme doğrudan bağlamak için One of the ... ways to ... is to ... kalıbını öğrenin. Çözüm, süreç veya uygulanabilir öneriler açıklarken bu yapıyı uyarlayabilirsiniz. 3. That might help to explain — Söylem, anlatı ve retorik: might sözcüğünün neden-sonuç yorumunu nasıl uygun ölçüde ihtiyatlı hâle getirdiğini fark edin. Bilimsel, akademik veya analitik tartışmalarda bir kanıtı olası açıklamaya bağlarken, kanıtın nedeni kesin olarak ispatladığını ileri sürmeden bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:12

Ben Phil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Today,

0:14

Bugün,

we're going to be talking about an interesting approach Kalıp ifadeler

0:14

ilginç bir yaklaşımdan bahsedeceğiz

Kalıp ifadeler

we're going to be talking about: sıradaki konuyu tanıtmak

We're going to be talking about + konu, konuşmacının sırada neyi ele almayı planladığını dinleyicilere bildirir. Bu cümlede be going to geleceğe yönelik bir planı belirtir; going fiziksel bir hareketi anlatmaz. İlerleyen zaman yapısındaki be talking, konuşmayı bundan sonra yapılacak etkinlik olarak sunar. Bu nedenle ifade; video, ders veya sunum için doğal bir sözlü açılış olur.

Alıştırma

Bu açılışta we're going to be talking about ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Tartışmanın bittiğini duyurmak
  2. Konuşmacıların bir yere gittiğini söylemek
  3. Sırada ele alınacak konuyu tanıtmak
Cevabı göster

Sırada ele alınacak konuyu tanıtmak

to the problem

0:18

şu soruna

of invasive species. Kelime

0:18

istilacı türler.

Kalıp ifadeler

approach to the problem of ...: bir sorunu ele alma yöntemi

Burada approach, bir şeyle ilgilenme yöntemi, planı veya biçimi anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Bir approach, insanların bir sorun üzerinde nasıl çalışacağını yönlendirebilir; ancak tek başına sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. İsim olarak approach normalde to ile kullanılır: an approach to + isim veya -ing biçimi. approach to the problem of invasive species ifadesinde the problem of, ele alınan sorunun ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi approach ve doğru edatla tamamlayın: The team is testing a new ____ the problem of food waste.

Cevabı göster

approach to

Kelime

invasive species: zarar veren yabancı canlılar

Invasive species, doğal yaşam alanının dışına taşınmış, yeni çevrede yerleşen ya da yayılan ve zarar veren bir canlıdır. Bu cümlede invasive species bir ekoloji sorununu adlandırır; saldırgan davranan bir tür anlamına gelmez. Bu kavram bitkiler, hayvanlar, mantarlar ve diğer canlılar için kullanılabilir. Yalnızca yerli olmamak yeterli değildir. Canlının zarar verecek biçimde yerleşmesi veya yayılması da gerekir.

Alıştırma

Hangi durum invasive species için en iyi örnektir?

  1. Tavşan avlayan yerli bir tilki
  2. Yasalarla korunan nadir bir yerli ağaç
  3. Hızla yayılan ve yerli yaşam alanlarına zarar veren yabancı bir bitki
  4. Bir serada kalan ve zarar vermeyen ithal bir çiçek
Cevabı göster

Hızla yayılan ve yerli yaşam alanlarına zarar veren yabancı bir bitki

When animals or plants

0:20

Hayvanlar veya bitkiler

are introduced Dilbilgisi

0:22

getirildiklerinde

to new areas,

0:23

yeni bölgelere,

they can be dangerous

0:24

tehlikeli olabilirler

for existing wildlife.

0:25

mevcut doğal yaşam için.

Dilbilgisi

are introduced to new areas: edilgen be introduced to + yer kalıbı

Are introduced to new areas ifadesinde are + introduced edilgen yapıyı oluşturur. Hayvanlar veya bitkiler eylemden etkilenen taraftır: bir kişi ya da insan kaynaklı bir faaliyet onları bir yere getirir, ancak cümlenin eylemi yapan kişiyi belirtmesi gerekmez. Çevreyle ilgili İngilizcede introduce a species to an area, “bir türü daha önce bulunmadığı bir bölgeye getirmek” anlamına gelir. Burada introduce, “iki kişiyi tanıştırmak” şeklindeki sosyal anlamda kullanılmaz. Edilgen yapı odağı türe ve onun yeni bir çevreye taşınmasına verir.

Alıştırma

Cümleyi introduce fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The fish ____ the lake during a restocking project.

Cevabı göster

were introduced to

Tell me about it. Ton ve niyet

0:27

Gel onu bana sor.

Ton ve niyet

Tell me about it. ile güçlü bir şekilde aynı fikirde olmak

Burada Tell me about it. ifadesi, “Ne demek istediğini çok iyi biliyorum” veya “Ben de aynı sorunu yaşadım” anlamında kalıplaşmış bir yanıttır. Bilgi istemek yerine bir şikâyete katılmayı gösterir. Anlamı bağlam belirler. Birisi tanıdık bir sıkıntıyı anlattıktan sonra ortak bir bıkkınlık ifade eder; gerçekten bilmediğiniz bir konuyu anlattığında ise aynı sözler ayrıntı istemek için gerçek anlamıyla da kullanılabilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız “The printer has jammed again.” diyor. Siz “Tell me about it.” diye yanıtlıyorsunuz. Büyük olasılıkla ne demek istiyorsunuz?

  1. Yazıcının sıkıştığına inanmıyorum.
  2. Yazıcı hakkında konuşmayı bırak.
  3. Bunun ne kadar sinir bozucu olduğunu çok iyi biliyorum.
  4. Sorun hakkında bana daha fazla ayrıntı ver.
Cevabı göster

Bunun ne kadar sinir bozucu olduğunu çok iyi biliyorum.

Every time I plant something Dilbilgisi

0:28

Ne zaman bir şey eksem

in my garden,

0:30

bahçeme,

Dilbilgisi

Tekrarlanan durumlar için Every time + yan cümle

Every time, tekrar eden bir zaman durumunu başlatır ve “her ... olduğunda” anlamına gelir. Bu cümlede bir şey dikme eylemini, sonraki yan cümledeki sonuca tekrar tekrar yol açan olay olarak gösterir. Every time + tam bir yan cümle kullanılır: Every time I call, she is busy. every time ifadesinden sonra when eklemeyin. Tekrarlanan alışkanlıklar veya düzenler için bu yan cümlede normalde will değil, geniş zaman kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “her seferinde” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ I charge this old phone, it gets hot.

Cevabı göster

Every time

squirrels dig it up. Öbek fiiller

0:31

sincaplar onu kazıp çıkarıyor.

Öbek fiiller

dig it up: tamamlanmış sonuç ve zamirin yeri

Bu cümlede dig it up, bir şeyi kazarak topraktan çıkarmak demektir. Up yalnızca yukarı yönünü göstermez; eylemin tamamlanmış sonucunu, yani nesnenin topraktan çıkmış olmasını vurgular. Dig up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda fiil ile up arasına gelir: dig it up; dig up it denmez. Nesne bir isimse dig up the bulb ve dig the bulb up biçimlerinin ikisi de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dig up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: The puppy remembered where the ball was buried and ____.

Cevabı göster

dug it up

I'm getting really fed up with them. Deyimler

0:34

Onlardan gerçekten bıkmaya başladım.

Deyimler

getting really fed up with ...: artan bıkkınlık

Get fed up with someone or something, genellikle bir sorun sürdüğü veya tekrarlandığı için birinden ya da bir şeyden çok rahatsız olmaya veya bıkmaya başlamak demektir. Fed up burada kalıplaşmış bir deyimdir; yemekle ya da doyurulmakla ilgili değildir. I'm getting... yapısındaki -ing biçimi değişimin şu anda sürdüğünü gösterir; yani bıkkınlık artmaktadır. Really duygunun şiddetini artırır, with them ise bu duyguya neden olan kişileri veya şeyleri belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan gecikmelerin konuşan kişiyi giderek daha fazla rahatsız ettiğini doğal biçimde anlatır?

  1. I'm getting really feed up with these delays.
  2. I'm getting really fed up to these delays.
  3. I'm getting really fed up with these delays.
  4. I'm really feeding up with these delays.
Cevabı göster

I'm getting really fed up with these delays.

Have you tried eating them? Dilbilgisi

0:36

Onları yemeyi denedin mi?

Dilbilgisi

Have you tried eating ...? ile olası bir çözüm önermek

Have you tried + -ing? yapısı, birinin belirli bir eylemi bir yöntem olarak deneyip denemediğini sorar ve çoğu zaman bunu olası bir çözüm olarak önerir. Burada eating them, denenebilecek bir seçenek olarak sunulur. Have you tried...? present perfect yapısı, şimdiye kadar yapılmış olası denemelere bakar. Öneriyi Eat them. gibi doğrudan bir talimattan daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Öneriyi tamamlamak için restart fiilini kullanın: The screen is frozen. Have you tried ____ the tablet?

Cevabı göster

restarting

Sorry, Ton ve niyet

0:38

Pardon,

what?

0:38

ne?

Eat the squirrels?

0:39

Sincapları yemek mi?

Ton ve niyet

Sorry, what? ...? ile şaşkınlık içinde doğrulama istemek

Sorry, what? konuşmada bir şeyi düzeltmek veya netleştirmek için kullanılan bir ifadedir. Burada Sorry, araya girmeyi yumuşatır; yanlış bir şey yaptığı için özür dilemek anlamına gelmez. Konuşan kişi şaşırır ve az önce duyduğu şeyi diğer kişiden doğrulamasını ister. Eat the squirrels? beklenmedik kısmı yankı soru olarak tekrarlar. Kısa bir parçayı soru tonuyla tekrarlamak, diğer kişinin sözlerine gönderme yaptığında “Bunu gerçekten söyledin mi?” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız aniden "We should cancel the whole trip." diyor. Hangi yanıt şaşkınlığı doğal biçimde gösterip doğrulama ister?

  1. What is a trip?
  2. That is exactly what I expected.
  3. Sorry. I cancelled the whole trip.
  4. Sorry, what? Cancel the whole trip?
Cevabı göster

Sorry, what? Cancel the whole trip?

That's right.

0:41

Aynen öyle.

One of the simplest ways Dilbilgisi

0:42

En basit yollardan biri

to deal with invasive species Öbek fiiller

0:43

istilacı türlerle başa çıkmanın

is just to eat them.

0:45

onları yemektir.

Dilbilgisi

One of the simplest ways to ... is to ...: bir yöntem sunmak

One of the + en üstünlük bildiren sıfat + çoğul isim + to ... + is to ... kalıbı, olası yöntemlerden birini tanıtır. İlk to yapısı hedefi veya ele alınacak sorunu belirtir; is (just) to + fiilin yalın hâli ise yapılacak eylemi verir. Öznenin temel sözcüğü one olduğu için bağlayıcı fiil tekil is olur; ways ise one of ifadesinden sonra çoğul kalır. Buradaki just, önerilen eylemin özellikle doğrudan veya basit olduğunu gösterir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiili kullanarak hedef kalıbı tamamlayın: One of the easiest ways to remember a new word ____ it in a sentence. (use)

Cevabı göster

is to use

Öbek fiiller

deal with invasive species: zor bir konuyu ele almak

deal with invasive species ifadesindeki deal with, zor bir konuyu ele almak veya yönetmek için harekete geçmek anlamına gelir. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: deal with a problem, a situation veya a complaint gibi. Burada türlerle ticaret yapmak anlamına gelmez. Deal with tek başına konunun tamamen çözüldüğünü de belirtmez.

Alıştırma

Bir müşteri şikâyette bulundu ve ekip şikâyet üzerinde çalışıyor, ancak işini henüz bitirmedi. Hangi cümle duruma en uygun?

  1. The team is trading with the complaint.
  2. The team is dealing with the complaint.
  3. The team has solved the problem.
Cevabı göster

The team is dealing with the complaint.

In this programme,

0:47

Bu programda,

we'll be hearing about Kalıp ifadeler

0:48

duyacağız

initiatives

0:49

girişimleri

in the UK and Belize

0:50

Birleşik Krallık'ta ve Belize'de

Kalıp ifadeler

we'll be hearing about: sırada ne olduğunu önceden belirtmek

Bu girişte we'll be hearing about, dinleyiciye ileride hangi bilgilerin sunulacağını bildirir. Hear about yalnızca bir sesi duymak değil, bir konu hakkında bilgi duymak ya da edinmek anlamına gelir. Gelecekte devam eden bir durumu anlatan will be hearing, bunu planlanan programın veya paylaşılan bir deneyimin parçası olarak sunar. Genellikle güçlü bir söz veya emirden çok, program akışının doğal bir ön gösterimi gibi duyulur.

Alıştırma

Bir podcast girişinde we'll be hearing about genellikle ne işe yarar?

  1. Konunun hiçbir zaman ele alınmayacağına söz verir.
  2. Dinleyicinin geçmişte bir şeyi duymadığını söyler.
  3. Dinleyiciden sesi yükseltmesini ister.
  4. Daha sonra sunulacak bilgileri önceden haber verir.
Cevabı göster

Daha sonra sunulacak bilgileri önceden haber verir.

that are trying to get people Dilbilgisi

0:52

insanları teşvik etmeye çalışan

to improve things

0:54

bir şeyleri iyileştirmek için

Dilbilgisi

trying to get people to improve things: birinin harekete geçmesini sağlamak

Trying to get people to improve things iki yapıyı birleştirir: try to do something ve get someone to do something. Burada get, insanları ikna ederek, teşvik ederek, gerekli düzenlemeleri yaparak veya başka bir yolla harekete geçirmek anlamına gelir; people nesnedir ve to improve yapılması istenen eylemi belirtir. Trying to, bu tepkiyi oluşturmanın amaç olduğunu gösterir; girişimin başarılı olduğunu söylemez. Bu nedenle ifadenin tamamı, insanları iyileştirme yapmaları için etkilemeye yönelik bir çabayı anlatır.

Alıştırma

get + person + to + verb yapısını, residents ve save water sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The campaign is trying to ____.

Cevabı göster

get residents to save water

using their stomachs. Deyimler

0:55

midelerini kullanarak.

Deyimler

using their stomachs: “yiyerek” demenin esprili bir yolu

Bu cümlede using their stomachs, “yiyerek” demenin eğlenceli bir yoludur. Anlatılmak istenen, insanların istilacı türleri yiyerek onları kontrol etmeye yardımcı olabilmesidir; midelerinin gerçekten bir araç olarak kullanılması değildir. Burada vücudun bir bölümü, onunla bağlantılı eylemin yerine kullanılır. Bu, çevreyle ilgili bir fikri daha hafif ve akılda kalıcı hâle getirir; ancak kastedilen eylem bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu çevre bağlamında using their stomachs ne anlama geliyor?

  1. Mide hastalıklarını incelemek.
  2. Egzersizle sindirimi iyileştirmek.
  3. İstilacı türleri yiyerek yardım etmek.
Cevabı göster

İstilacı türleri yiyerek yardım etmek.

Okay,

0:57

Tamam,

but before that,

0:57

ama ondan önce,

I've got a question for you, Phil. Kalıp ifadeler

0:59

sana bir sorum var, Phil.

Kalıp ifadeler

I've got a question for you: bir soruya doğal biçimde giriş yapmak

I've got a question for you, konuşan kişinin dinleyiciye sormak istediği bir sorusu olduğu anlamına gelir. Burada have got, şu anda bir şeye sahip olmayı ifade eder; konuşan kişinin yakın zamanda bir soru aldığı anlamına gelmez. İfadenin tamamı konuşmada bir işaret görevi görür. Dinleyiciye dikkatini toplaması için kısa bir süre verir ve birazdan bir soru geleceğini doğal biçimde bildirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Before we finish, ____ about next week's trip.

Cevabı göster

I've got a question for you

Lionfish are aggressive predators, Kelime

1:01

Aslan balıkları saldırgan yırtıcılardır,

which hunt over 50 different varieties of fish. Dilbilgisi

1:03

50'den fazla farklı balık türünü avlarlar.

Kelime

aggressive predators: bir ekosistemde güçlü avcılar

Bu cümlede aggressive predators, aslan balıklarını besin olarak başka hayvanları etkin ve güçlü biçimde avlayan hayvanlar olarak tanımlar. Aggressive, avlanma biçimlerinin şiddetini artırarak anlatır ve güçlü bir ekolojik etkiye işaret eder. Predator, bir hayvanın ahlaken “kötü” olduğunu değil, besin zincirindeki rolünü belirtir. Avlayan hayvan predator, avlanan hayvan ise prey olur.

Alıştırma

Bu bağlamda Lionfish are aggressive predators ne anlama gelir?

  1. Bir insan gördüklerinde mutlaka saldırmaları gerekir.
  2. Beslenmek için başka hayvanları avlarlar ve aggressive güçlü avlanma davranışlarını tanımlar.
  3. Avcı değil, prey konumundadırlar.
  4. Avlansalar da avlanmasalar da ahlaken kötü hayvanlardır.
Cevabı göster

Beslenmek için başka hayvanları avlarlar ve aggressive güçlü avlanma davranışlarını tanımlar.

Dilbilgisi

which hunt ...: tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğiyle bilgi eklemek

Virgülden sonra gelen which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Daha önce belirlenmiş aslan balıklarının 50'den fazla balık türünü avladığı ek bilgisini verir; bu cümlecik çıkarıldığında Lionfish are aggressive predators hâlâ tam bir ana cümle olarak kalır. Burada which, hunt fiilinin öznesidir ve anlam bakımından ana cümledeki çoğul lionfish sözcüğünü belirtir. Bu yüzden fiil hunts değil, hunt olur. Daha sonra gelen varieties of fish ifadesini belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle tanımlayıcı olmayan which cümleciğini doğru kullanır?

  1. The research boat which, arrived yesterday, is ready to leave.
  2. The research boat, which arrived yesterday, is ready to leave.
  3. The research boat, that arrived yesterday, is ready to leave.
  4. The research boat, which arrive yesterday, is ready to leave.
Cevabı göster

The research boat, which arrived yesterday, is ready to leave.

To help them do this,

1:07

Bunu yapmalarına yardımcı olmak için,

their stomachs can expand.

1:08

mideleri genişleyebilir.

But by how much? Kalıp ifadeler

1:11

Ama ne kadar?

Kalıp ifadeler

by how much ile değişimin büyüklüğünü sormak

By how much, bilinen bir değişimin veya farkın miktarını sorar. by edatı, son değerin kendisine değil iki değer arasındaki farka odaklanır. Buradaki But by how much?, önceki bağlamdan anlaşılan sözcüklerin çıkarıldığı eksiltili bir takip sorusudur. Örneğin But by how much did it decrease? tam sorusunun yerine kullanılabilir.

Alıştırma

Bir raporda yeni pilin daha uzun dayandığı söyleniyor, ancak farkın büyüklüğü belirtilmiyor. Hangi takip sorusu bu farkı en açık biçimde sorar?

  1. But at how much?
  2. But how many?
  3. But what much?
  4. But by how much?
Cevabı göster

But by how much?

Is it A,

1:13

A mı,

10 times its original size?

1:14

orijinal boyutunun 10 katı mı?

B,

1:17

B,

30 times?

1:17

30 katı mı?

Or C,

1:19

Yoksa C,

50 times?

1:20

50 katı mı?

Wow,

1:21

Vay canına,

those numbers all seem incredibly big.

1:22

bu rakamların hepsi inanılmaz derecede büyük görünüyor.

I mean, Ton ve niyet

1:24

Yani,

can't be more than 10 times, Dilbilgisi

1:25

10 kattan fazla olamaz,

can it?

1:27

değil mi?

Ton ve niyet

Açıklama işareti olarak I mean

Bu cümlede I mean, konuşma diline ait bir söylem belirtecidir. Konuşanın düşüncesini netleştirip daha kesin bir tahmine dönüştüreceğini bildirir: miktar on katından fazla olamaz. I mean temel olgusal bilgi değildir ve her zaman sözcüğü sözcüğüne çevrilmesi gerekmeyebilir. Dinlerken bunu ardından bir açıklama, düzeltme veya daha güçlü bir yargı geleceğini gösteren bir işaret olarak değerlendirin.

Alıştırma

“I mean, we need a safer plan,” cümlesinde I mean ne yapıyor?

  1. Konuşanın sözünü bitirdiğini gösterir.
  2. mean sözcüğünün sözlük anlamını sorar.
  3. Sonucun kesin bir hesaplama olduğunu gösterir.
  4. Bir açıklama veya daha kesin bir yeniden ifade başlatır.
Cevabı göster

Bir açıklama veya daha kesin bir yeniden ifade başlatır.

Dilbilgisi

can't be more than ..., can it?: olumsuz bir yargıyı doğrulatma

Burada can't be more than 10 times, konuşanın beklediği üst sınırı bildirir: sayının onu aşmadığına inanır. Olumlu soru eklentisi can it?, bu olumsuz yargıyı doğrulatır. Sayıyı öğrenmek için sorulan yeni bir soru değildir. can't içeren olumsuz bir yan cümlenin ardından genellikle aynı yardımcı fiil ve uygun zamirle olumlu can it? gelir.

Alıştırma

Soru eklentisini doğru iki sözcükle tamamlayın: The ticket can't cost more than £20, ____?

Cevabı göster

can it

Well,

1:28

Şey,

I will reveal the answer later in the programme. Kalıp ifadeler

1:28

cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

will reveal the answer: cevabın daha sonra açıklanacağını bildirmek

Reveal the answer, daha önce gizli tutulan, açıklanmayan veya bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. Will reveal, bu açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirir. Bir programda, izleyicinin cevabı planlanan bir anda öğreneceğine söz vererek merak ve beklenti yaratır.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki ifadeyle tamamlayın: The quiz host will ____ after the final question.

Cevabı göster

reveal the answer

Before that, Anlatım akışı

1:32

Ondan önce,

let's get back to your squirrel problem.

1:33

şu sincap sorununa geri dönelim.

Anlatım akışı

Before that, let's get back to: önceki bir konuya dönmek

Before that, az önce sözü edilen bir olayın ya da adımın sırada daha sonra geleceğini belirtir: konuşan kişi önce başka bir şey yapacaktır. Let's get back to ise konuşmayı daha önce ele alınmış bir konuya geri döndürür. Bu iki bölüm birlikte, dinleyicinin bilgi sırasını anlamasını sağlayan bir geçiş oluşturur. Bu cümlede, konuşan kişi sincap sorununa dönerken duyurulan sonraki adım ertelenir.

Alıştırma

Bu geçiş dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşan kişi, sıradaki işi yapmadan önce daha önceki bir konuya dönecek.
  2. Konuşan kişi önceki konuşmayla bağlantısı olmayan tamamen yeni bir konu açıyor.
  3. Konuşan kişi tartışmayı hemen bitiriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, sıradaki işi yapmadan önce daha önceki bir konuya dönecek.

There's a restaurant in London

1:36

Londra'da bir restoran var

that offers squirrel kebabs.

1:37

sincap kebabı sunan.

They specialize in food Notlar

1:40

Onlar yiyecek konusunda uzmanlaşıyorlar

made from invasive species.

1:41

istilacı türlerden yapılan.

Kalıp ifadeler

specialize in: uzmanlık alanını belirtmek

Specialize in, mesleki beceriyi, bilgiyi, ürünleri veya hizmetleri belirli bir alana yoğunlaştırmak anlamına gelir. Burada, sundukları başlıca yiyeceklerin istilacı türlerden yapılan yiyecekler olduğu belirtilir. In sonrasında bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır: specialize in seafood; specialize in repairing clocks.

Alıştırma

Cümleyi specialize sözcüğünün doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: This clinic ____ treating sports injuries.

Cevabı göster

specializes in

Dilbilgisi

food made from invasive species: isimden sonra gelen ortaç öbeği

food made from invasive species ifadesinde made from invasive species, food sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Hangi yiyeceğin kastedildiğini belirtir ve food that is made from invasive species şeklinde genişletilebilir. Bu öbekte made from, kaynak malzemeyi tanıtır: istilacı tür olarak sınıflandırılan canlılar yiyeceğin üretiminde kullanılır. İsim + geçmiş zaman ortacı yapısı; menülerde, etiketlerde ve bilgilendirici metinlerde ürünleri kısa biçimde açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede ekmeğin türünü belirtmek için isimden sonra bir geçmiş zaman ortaç öbeği kullanılmıştır?

  1. The shop made bread from local rye.
  2. The bread comes with local rye.
  3. The shop sells bread made from local rye.
Cevabı göster

The shop sells bread made from local rye.

So,

1:44

Yani,

if that's not to your taste, Deyimler

1:44

eğer bu senin zevkine uymuyorsa,

Deyimler

if that's not to your taste: tercih ve nazik bir alternatif

Be to someone's taste, “birinin tercihlerine uymak” anlamına gelir. Burada that's not to your taste, önceki seçeneğin dinleyiciye çekici gelmeyebileceğini anlatır. Taste fiziksel tadı ifade edebilir, ancak kişisel tercih anlamına da gelebilir. If cümleciği farklı bir tercihe nazikçe yer açar ve genellikle dinleyiciyi başka bir seçeneğe hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi, taste sözcüğünü kullanan ve “tercihine uygun” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: If jazz isn't ____, we can listen to pop instead.

Cevabı göster

to your taste

you could try Japanese knotweed beer. Notlar

1:46

Japon madımağı birasını deneyebilirsin.

Ton ve niyet

You could try ...: nazikçe bir seçenek sunmak

You could try ... ifadesi, öneriyi yumuşatmak için could kullanır. Buradaki could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz; bir eylemi ya da şeyi olası seçeneklerden biri olarak sunar. Kalıp You could try + isim veya -ing biçimidir. Kararı dinleyiciye bıraktığı için doğrudan bir talimattan ya da daha güçlü bir öğütten daha az baskı yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle seçimi açık bırakarak nazik bir öneride bulunur?

  1. You must draw the plan first.
  2. You should draw the plan first.
  3. You could try drawing the plan first.
Cevabı göster

You could try drawing the plan first.

Kültür

Japanese knotweed beer: birleşik ifadede yer alan bitki adı

Japanese knotweed bir bitkinin tam adıdır ve Türkçede Japon madımağı olarak bilinir. Japanese knotweed beer ifadesinin gruplanışı [Japanese knotweed] + beer şeklindedir: Japonya'dan gelen sıradan bir bira değil, bu bitki kullanılarak yapılan bira anlamına gelir. Japon madımağı Britanya'da istilacı bir bitkidir. Burada bu ürün, istilacı bir türü insanların tüketebileceği bir şeye dönüştürmenin örneğidir.

Alıştırma

Bu cümlede Japanese knotweed beer ne anlama gelir?

  1. Japanese knotweed adlı bitki kullanılarak yapılan bira.
  2. Japonya'da üretilmiş herhangi bir sıradan bira.
  3. Yalnızca yabani otların yanında servis edilen bira.
Cevabı göster

Japanese knotweed adlı bitki kullanılarak yapılan bira.

This invasive plant

1:49

Bu istilacı bitki

has caused a lot of problems in the UK, Kalıp ifadeler

1:51

Birleşik Krallık'ta birçok soruna neden oldu,

but just why is it so damaging?

1:54

ama tam olarak neden bu kadar zarar veriyor?

Kalıp ifadeler

has caused a lot of problems: present perfect ve güncel etkiler

Has caused, İngilizcede present perfect yapısıdır: has + geçmiş zaman ortacı caused. Sorunların daha önceki olaylardan kaynaklandığını söylerken bu sorunları şu anla ilgili olarak sunar. Cause a lot of problems, “pek çok güçlük yaratmak” anlamına gelen yaygın bir fiil-nesne kalıbıdır. Cümlede tamamlanmış belirli bir geçmiş zaman verilmez; bitkinin bugüne kadarki etkisi özetlendikten sonra neden bu kadar zararlı olduğu sorulur.

Alıştırma

Önceki bir hasarı şu anda hâlâ geçerli olan bir sonuca present perfect ile en iyi bağlayan cümle hangisidir?

  1. The storm caused serious damage last Tuesday, and all repairs finished that evening.
  2. The storm will cause serious damage, but the roads reopened yesterday.
  3. The storm has caused serious damage, and several roads are still closed.
Cevabı göster

The storm has caused serious damage, and several roads are still closed.

Host of BBC World Service program

1:58

BBC Dünya Servisi programı sunucusu

People Fixing the World,

2:00

People Fixing the World'ün,

Myra Anubi explains.

2:01

Myra Anubi açıklıyor.

Japanese knotweed is an extremely invasive plant Kültür

2:04

Japon madımağı son derece istilacı bir bitkidir

that arrived in Europe

2:08

Avrupa'ya ulaşan

from Japan over a century ago.

2:09

Japonya'dan bir asırdan fazla bir süre önce.

Kültür

Japanese knotweed is an extremely invasive plant: Japon düğüm otu son derece istilacı bir bitkidir

Japanese knotweed bu bitkinin İngilizcedeki yaygın adıdır. Bitkiye an extremely invasive plant denmesi, doğal yayılış alanının dışında hızla yayılabileceği ve yeni çevrede ciddi zarara yol açabileceği anlamına gelir. Bu, bölümü anlamak için gereken en temel bilgidir: bitki yalnızca Japonya'dan gelen bir tür olarak değil, kontrol edilmesi gereken bir şey olarak ele alınır. Extremely, invasive niteliğinin derecesini güçlendirir; yalnızca bitkinin iyi büyüdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

An extremely invasive plant ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yeni çevresinde hızla yayılır ve zarar verir.
  2. Başka bir bölgeden gelir ama yayılmaz veya zarar vermez.
  3. Alışılmadık bir yüksekliğe ulaşan herhangi bir bitkidir.
Cevabı göster

Yeni çevresinde hızla yayılır ve zarar verir.

This super weed doesn't just grow fast. Anlatım akışı

2:12

Bu süper ot sadece hızlı büyümüyor.

Anlatım akışı

doesn't just grow fast: daha fazla bilgi geleceğini bildirir

doesn't just grow fast ifadesindeki doesn't just, yabani otun hızlı büyüdüğünü inkâr etmez. Hızlı büyümenin tek önemli gerçek olduğu düşüncesini reddeder. doesn't just X kalıbı, çoğu zaman it also Y ile veya sonraki bir cümleyle ikinci bir noktaya zemin hazırlar. Dinleyiciye X'e eklenecek ya da X'ten daha önemli olabilecek bir bilgi geleceğini bildirir.

Alıştırma

“The app doesn't just save time; it also reduces mistakes” cümlesi dinleyiciye ne anlatır?

  1. Zaman kazandırır ve başka bir faydası daha vardır.
  2. Zaman kazandırmaz.
  3. Tek faydası zaman kazandırmasıdır.
Cevabı göster

Zaman kazandırır ve başka bir faydası daha vardır.

It has root systems Kelime

2:15

Kök sistemleri var

Kelime

root systems: bitki köklerinin oluşturduğu eksiksiz yapılar

Bir root system, bir bitkinin köklerinin tek bir yapı olarak çalışan eksiksiz bütünü ve düzenidir. Birleşik isim root systems içinde root tekil bir niteleyicidir, systems ise çoğul ana isimdir. Burada root systems, ayrı ayrı kökler yerine yer altındaki bütün yapılara dikkat çeker. Bu bakış açısı, bir bitkinin nasıl yayıldığını, su emdiğini, toprağa tutunduğunu veya sökülmeye direndiğini açıklarken yararlıdır.

Alıştırma

Birden fazla bitkinin yer altındaki eksiksiz kök yapılarını hangi ifade adlandırır?

  1. individual roots
  2. root systems
  3. root tips
Cevabı göster

root systems

that are so strong and resilient Notlar

2:16

o kadar güçlü ve dayanıklı ki

that they can withstand molten lava, Kelime

2:18

erimiş lavlara karşı koyabilir,

Dilbilgisi

so strong and resilient that ...: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat(lar) + that + yan cümle kalıbı, bir derecenin yol açtığı sonucu bağlar. So strong and resilient çok yüksek bir dereceyi anlatır; that they can withstand molten lava ise bu derecenin sonucunu verir. so ile that arasına birden fazla sıfat gelebilir. Tam cümlede ilk that, root systems ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır; resilient sonrasındaki that ise sonuç cümleciğini başlatır.

Alıştırma

Sonuç yapısını so ... that ile tamamlayın: The suitcase was ____ heavy ____ Mia could not lift it.

Cevabı göster

so · that

Kelime

withstand molten lava: aşırı ısıya zarar görmeden dayanmak

Bu cümlede withstand, yıkıcı bir şeyle karşılaşıldığında güçlü ya da işlevsel kalmak anlamına gelir. Kökler erimiş lavın aşırı ısısına ve gücüne dayanarak yok olmadan kalabilir. Withstand geçişli bir fiildir; bu nedenle dayanılan zararlı güç doğrudan ardından gelir: withstand heat, pressure, impact veya attack. Vurgu, ağır bir sınavı başarıyla atlatmaktadır.

Alıştırma

Hangi cümlede withstand doğru kullanılmıştır?

  1. The emergency shelter can withstand strong winds.
  2. The emergency shelter can withstand to strong winds.
  3. The emergency shelter can withstand against strong winds.
Cevabı göster

The emergency shelter can withstand strong winds.

Kelime

resilient: kesintiye dayanmak ve toparlanmak

Resilient, bir kişinin veya şeyin baskı, hasar ya da kesintiye dayanıp işlevini sürdürmesini veya toparlanmasını anlatır. Burada kök sistemlerinin aşırı koşullar karşısında kolayca yenilmediğini belirtir. Dayanıklılığın tam olarak nasıl ortaya çıktığı isme bağlıdır: bir kişi zorluktan sonra toparlanabilir, bir topluluk yeniden yapılanabilir, bir sistem çalışmayı sürdürebilir ya da düzelebilir ve bir malzeme büküldükten sonra eski şekline dönebilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan kelimeyi seçin: The backup system kept working during the outage and recovered quickly afterward. It was highly ___.

  1. resistant
  2. strong
  3. resilient
Cevabı göster

resilient

choke out surrounding plants, Öbek fiiller

2:21

çevresindeki bitkileri boğabilir,

Öbek fiiller

choke out surrounding plants: rekabet yoluyla büyümelerini engellemek

Burada choke out, yakındaki bitkileri normal şekilde büyüyemeyene kadar alan, ışık, su veya besin maddelerinden mahrum bırakmak anlamına gelir. Gerçek anlamda boğulmayı değil, güçlü rekabetin sonucunu anlatır. Out parçacığı bir sonuç ekler: çevredeki bitkiler dışarı itilir veya ortadan kaldırılır. Bu nedenle ifade, çoğu zaman ölüm ya da yok olmayla sonuçlanan ciddi bir baskılamayı düşündürür.

Alıştırma

Bir ekoloji raporunda hangi cümle choke out ifadesinin anlamını en iyi gösterir?

  1. Dense ivy choked out the seedlings by blocking their light.
  2. Dense ivy decorated the fence beside the seedlings.
  3. Dense ivy protected the seedlings from strong sunlight.
Cevabı göster

Dense ivy choked out the seedlings by blocking their light.

and cause a lot of damage to buildings. Kalıp ifadeler

2:22

ve binalara çok fazla hasar verebilir.

Kalıp ifadeler

cause a lot of damage to buildings: binalarda büyük hasara yol açmak

Cause damage to + isim, to’dan sonra belirtilen kişi, yer veya şeye zarar vermek anlamına gelir. Burada cause fiildir, damage normalde sayılamayan bir isimdir ve buildings neyin zarar gördüğünü belirtir. A lot of, hasarın miktarını gösterir. Bu ifade büyük çaplı bir hasarı anlatır; ancak binaların mutlaka tamamen yıkıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle doğal kelime birleşimini kullanıyor ve damage sözcüğünü sayılamayan bir isim olarak ele alıyor?

  1. The storm caused many damages to the bridge.
  2. The storm caused serious damage to the bridge.
  3. The storm made serious damage to the bridge.
Cevabı göster

The storm caused serious damage to the bridge.

Myra tells us that Japanese knotweed is resilient.

2:26

Myra bize Japon madımağının dayanıklı (resilient) olduğunu söylüyor.

If something or someone is resilient, Anlatım akışı

2:30

Eğer bir şey veya biri dayanıklıysa,

then it means that it or they can resist attempts to stop them.

2:33

bu onların kendilerini durdurma girişimlerine karşı direnebilecekleri anlamına gelir.

Anlatım akışı

Tanım çerçevesi olarak If something or someone is ..., then ...

Bu açıklama yapısında if yan cümlesi önce belirli bir özelliğe sahip kişi veya şeyi tanıtır. Then’den sonraki yan cümle ise bu özelliğin ne anlama geldiğini ya da nasıl anlaşılacağını açıklar. Burada önce resilient sözcüğü sunulur, cümlenin geri kalanı da onu tanımlar. Böylece if ... then ... bilgiyi önce terim, sonra açıklama gelecek şekilde düzenler; temel işlevi gelecekteki bir olayı tahmin etmek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle If ... then ... yapısını bir olayı ve sonucunu anlatmak yerine bir terimi tanımlamak için kullanıyor?

  1. If you finish early, then call me.
  2. If it rains tomorrow, then the match will be cancelled.
  3. If a material is biodegradable, then it can break down naturally.
Cevabı göster

If a material is biodegradable, then it can break down naturally.

And another word for resist is withstand.

2:37

Ve direnmek için başka bir kelime de karşı koymaktır (withstand).

If you can withstand an attack or damage,

2:41

Eğer bir saldırıya veya hasara karşı koyabilirseniz,

then you don't let it affect you.

2:43

o zaman sizi etkilemesine izin vermezsiniz.

We heard that Japanese knotweed's roots

2:46

Duyduk ki Japon madımağının kökleri

can withstand lava

2:48

lava karşı koyabiliyormuş

from a volcano.

2:50

bir volkandan gelen.

We also heard that Japanese knotweed

2:52

Ayrıca Japon madımağının

can choke out other plants.

2:54

diğer bitkileri boğabildiğini (choke out) duyduk.

By this, Anlatım akışı

2:57

Bununla,

we mean that it takes the space

2:57

alanı aldığını kastediyoruz

and the resources such as light Anlatım akışı

2:59

ve ışık gibi kaynakları

and water

3:01

ve suyu

that they need to survive.

3:01

hayatta kalmaları için ihtiyaç duydukları.

Anlatım akışı

By this, we mean that: açıklama yapılacağını belirtme

By this, az önce belirtilen bir düşünceye veya iddiaya gönderme yapar. We mean that ise bu düşüncenin ayrıntılı açıklamasını başlatır. By this, we mean that bir bütün olarak söylem işaretidir: Ardından gelen kısmın yeni bir konu değil, bir açıklama olduğunu gösterir. Bu cümlede that sonrasındaki yan cümle, önceki ifadenin tam olarak ne anlama geldiğini açıklar.

Alıştırma

By this, we mean that ... neyi belirtir?

  1. Konuşmacı, daha önceki bir düşünceyi daha açık biçimde açıklayacaktır.
  2. Konuşmacı, konuyla ilgisiz yeni bir başlığa geçecektir.
  3. Konuşmacı, açıklama yapmaya çalışmaktan vazgeçecektir.
Cevabı göster

Konuşmacı, daha önceki bir düşünceyi daha açık biçimde açıklayacaktır.

Anlatım akışı

such as light and water: örnekleri tanıtma

Such as, daha geniş bir kategoriden örnekler verir. Burada resources kategoridir; light and water ise kaynak örnekleridir. Bu örnekler genellikle tam bir liste oluşturmaz. İfade, genel bir düşünceden o grubun belirli üyelerine geçmenizi sağlar.

Alıştırma

Ders kapsamında örnekleri tanıtan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum displays ancient tools, ____ knives and farming equipment.

Cevabı göster

such as

And knotweed is not the only invasive species problem

3:03

Ve madımak istilacı türler sorunu için tek

with a tasty solution. Deyimler

3:07

lezzetli çözüm değil.

Deyimler

with a tasty solution: yiyecek içeren eğlenceli bir çözüm

With a tasty solution ifadesi, önündeki an invasive species problem isim grubunu niteler. Burada solution, sorunla başa çıkmanın bir yolunu ifade ederken tasty, istilacı türün yenebileceğini ima eder. Çözümler gerçek anlamda yiyecek olmadığı için tasty ile solution kelimelerini birleştirmek eğlenceli bir söz oyunu yaratır. Benzer başlıklarda hem pratik bir karşılık olan hem de insanların yiyebileceği bir şeyle ilgili olan eylemi arayın.

Alıştırma

Hangi cümle, yiyecek içeren bir çözüm için a tasty solution ifadesini eğlenceli biçimde kullanıyor?

  1. The town called a new parking rule a tasty solution, although no food was involved.
  2. The town called the correct answer to a maths problem a tasty solution because it was accurate.
  3. The town found a tasty solution to its apple surplus: it baked the apples into pies.
Cevabı göster

The town found a tasty solution to its apple surplus: it baked the apples into pies.

In Belize,

3:09

Belize'de,

since 2008,

3:10

2008 yılından bu yana,

lionfish have had a massive impact Kalıp ifadeler

3:12

aslan balıkları büyük bir etki yarattı

on coral reefs

3:15

mercan resifleri üzerinde

and native wildlife. Kelime

3:16

ve yerel yaban hayatı üzerinde.

Kalıp ifadeler

have had a massive impact on: devam eden çok büyük bir etki

Have had a massive impact on, bir şeyin başka bir şeyi çok büyük ölçüde etkilediği anlamına gelir. Temel eşdizim have an impact on şeklindedir ve massive etkinin derecesini güçlendirir; impact bağlama göre olumlu veya olumsuz olabilir. Since 2008, konuşulan zamana kadar devam eden bir başlangıç noktası verir; bu nedenle present perfect biçimi have had kullanılır. Çoğul özne lionfish, has değil have alır.

Alıştırma

2020'den beri devam eden çok büyük bir etkiyi belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: Since 2020, the new bus routes ____ local traffic.

Cevabı göster

have had a massive impact on

Kelime

native wildlife: bir bölgede doğal olarak bulunan yabani hayvanlar

Burada native, başka bir yerden getirilmiş olmak yerine belirli bir bölgeye veya ekosisteme doğal olarak ait olmak demektir. Native wildlife, Belize'de doğal olarak yaşayan yabani hayvanları ifade eder. Wildlife, yabani hayvanları bir grup olarak ifade eden ve genellikle sayılamayan bir topluluk ismidir. Bu ifade insanların milliyetini değil, ekolojik kökeni anlatır.

Alıştırma

Bir ekoloji raporunda "native wildlife" ne anlama gelir?

  1. Bölgeye yakın zamanda getirilmiş yabani hayvanlar
  2. Bölgede doğal olarak bulunan yabani hayvanlar
  3. Ülkede doğan insanlar
Cevabı göster

Bölgede doğal olarak bulunan yabani hayvanlar

They can eat four times as much as native species. Dilbilgisi

3:18

Yerli türlerin yediğinin dört katını yiyebilirler.

Dilbilgisi

four times as much as: miktarları karşılaştırma

Sayı + times + as much + (sayılamayan isim) + as kalıbı miktarları karşılaştırır. Four times as much as, bir miktarın diğerinin dört katı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede hayvanların sayısı değil, yenen yiyecek miktarı karşılaştırılır. native species ifadesinden sonra tekrarlanan can eat fiil öbeği anlaşılır: They can eat four times as much as native species can eat. Karşılaştırma açık olduğunda İngilizcede tekrarlanan kelimeler genellikle söylenmez.

Alıştırma

Yeni ısıtıcının eskisinin dört katı elektrik kullandığını söyleyen cümleyi tamamlayın: The new heater uses ____ electricity as the old one.

Cevabı göster

four times as much

BBC World Service program

3:22

BBC Dünya Servisi programı

People Fixing the World

3:24

People Fixing the World

went to investigate.

3:26

araştırmaya gitti.

Here's Marisol Amaya

3:27

İşte Marisol Amaya

talking to Celso Sho from Marine Conservation NGO Blue Ventures Kültür

3:29

Deniz Koruma STK'sı Blue Ventures'tan Celso Sho ile konuşuyor

Kültür

Kuruluş türü olarak Marine Conservation NGO

Marine conservation, denizlerdeki yaşam alanlarını, yaban hayatını ve ekosistemleri korumak demektir. NGO, non-governmental organisation ifadesinin kısaltmasıdır ve hükümet dışı kuruluş anlamına gelir. Marine Conservation NGO ifadesinin bütünü, Blue Ventures'ın ne tür bir kuruluş olduğunu belirtir. Burada kuruluşun adı Blue Ventures'tır. Marine Conservation NGO, bu adın önünde yer alan bir tür açıklamasıdır; kuruluş adının veya Celso Sho'nun unvanının bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümlede Marine Conservation NGO, Blue Ventures hakkında neyi belirtir?

  1. Denizleri korumak için çalışan hükümet dışı bir kuruluştur.
  2. Celso Sho'nun görev unvanının bir parçasıdır.
  3. Deniz ürünü satan bir devlet kurumudur.
Cevabı göster

Denizleri korumak için çalışan hükümet dışı bir kuruluştur.

about attempts by the Belizean government Dilbilgisi

3:34

Belize hükümetinin girişimleri hakkında

to get people to eat lionfish.

3:37

insanlara aslan balığı yedirmek için.

Dilbilgisi

attempts by ... to get people to ...: eylemi yapan ve hedef

attempts by X to do Y isim öbeği, “Y'yi yapmak amacıyla X tarafından gerçekleştirilen girişimler” anlamına gelir. Burada by the Belizean government eylemi yapan tarafı, to get people to eat lionfish ise girişimin hedefini belirtir. Eylemi isim merkezli bir yapıyla konu hâline getiren bu kalıp, haberlerde ve resmî raporlarda yaygındır. Get people to eat, get + kişi + to-infinitive yapısını izler. Burada insanları aslan balığı yemeye ikna etmek veya teşvik etmek anlamındadır; yapı tek başına zorlama anlamı taşımaz.

Alıştırma

Resmî haber anlatımında kullanılan attempts by X to do Y kalıbını tamamlayın: The report describes attempts ____ the council ____ get residents to recycle.

Cevabı göster

by · to

With a big campaign slogan Anlatım akışı

3:40

Büyük bir kampanya sloganıyla

Eat the Lion,

3:42

Aslanı Ye,

Anlatım akışı

campaign slogan Eat the Lion: akılda kalan bir eylem çağrısı

campaign slogan sözleri, Eat the Lion ifadesinin kampanyanın kısa ve akılda kalan eylem çağrısı olduğunu gösterir. Bir slogan, insanların kampanyanın onlardan ne yapmalarını istediğini hızla hatırlayabilmesi için mesajı kısa bir ifadede toplar. Burada Lion, lionfish sözcüğüne gönderme yapan bir kelime oyunudur: kampanya insanları gerçek aslanları değil, aslan balığını yemeye teşvik eder. Eat... şeklindeki emir yapısı mesajı doğrudan ve eylem odaklı hâle getirir.

Alıştırma

Eat the Lion bu bağlamda nasıl bir işlev görüyor?

  1. Aslan balığı yemeye yönelik akılda kalan bir çağrı yapar.
  2. Aslanları koruyan bir kuruluşa ad verir.
  3. İnsanlara gerçek aslanları avlayıp yemelerini söyler.
Cevabı göster

Aslan balığı yemeye yönelik akılda kalan bir çağrı yapar.

they got renowned chefs to prepare in exotic ways Kelime

3:43

tanınmış şeflerin egzotik şekillerde hazırlamalarını sağladılar

Kelime

renowned chefs: başarılarıyla tanınan ve saygı gören şefler

Renowned chefs, genellikle becerileri veya başarıları sayesinde geniş çevrelerce tanınan ve saygı gören şefler demektir. Renowned, chefs sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve yerleşmiş olumlu bir itibarı ifade eder. Bu cümlede böyle şeflerden söz edilmesi, kampanyanın yemek fikrinin daha güvenilir ve çekici görünmesini sağlar.

Alıştırma

Jürinin mesleki başarılarını vurgulayan resmî bir tanıtıma en uygun cümle hangisidir?

  1. The award will be judged by renowned chefs.
  2. The award will be judged by popular food influencers.
  3. The award will be judged by famous chefs.
Cevabı göster

The award will be judged by renowned chefs.

to raise awareness Kalıp ifadeler

3:47

farkındalık yaratmak için

that eating lionfish was both tasty Dilbilgisi

3:48

aslan balığı yemenin hem lezzetli

and helping the environment.

3:51

hem de çevreye yardımcı olduğunu.

Kalıp ifadeler

to raise awareness: amaç belirtmek ve toplumsal farkındalığı artırmak

To raise awareness, bir eylemin amacını belirtir: daha fazla insanın bir konuyu fark etmesini, anlamasını veya önemsemesini sağlamak. Bu cümlede ardından gelen that yan cümlesi, insanların anlaması istenen belirli gerçeği verir. Raise awareness yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Awareness artırılan farkındalıktır; raise ise awareness sözcüğünü nesne olarak alan geçişli bir fiildir.

Alıştırma

Kampanyanın amacını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The posters were designed ____ of water pollution.

Cevabı göster

to raise awareness

Dilbilgisi

both tasty and helping the environment: iki yararı birlikte sunmak

Eşleşen both ... and ... işaretleyicileri, iki yararın aynı anda geçerli olduğunu gösterir: aslan balığı yemek tadı güzel olduğu için keyiflidir ve bu balığı yeme eylemi çevreye de yardımcı olur. Helping the environment, balığın kendi özelliğini değil, onu yemenin etkisini anlatır. Anlam açıktır ancak iki bölüm tamamen paralel değildir: tasty bir sıfattır, helping the environment ise -ing yapılı bir ifadedir. Özenli yazıda both tasty and good for the environment gibi birbiriyle eşleşen biçimler kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede both ... and ... açık bir paralel yapıyla kullanılmıştır?

  1. The new school lunch both is affordable and nutrition.
  2. The new school lunch is both affordable and nutritious.
  3. The new school lunch is both affordable and saving families money.
Cevabı göster

The new school lunch is both affordable and nutritious.

We have developed awareness

3:53

Farkındalık geliştirdik

for the restaurants

3:55

restoranların

to purchase it.

3:55

onu satın alması için.

I think we had a lot of outreach

3:56

Bence çok fazla sosyal yardım (outreach) çalışması yaptık

trying to um show fisheries,

3:59

balıkçılara göstermeye çalışarak, eee,

the general public, Kelime

4:02

genel halka,

how to remove the spine. Dilbilgisi

4:03

dikeninin nasıl çıkarılacağını.

Kelime

the general public: geniş bir hedef kitle olarak halkın geneli

The general public, uzmanlar, sektör çalışanları, yetkililer veya başka sınırlı bir grup yerine geniş bir hedef kitle olarak düşünülen sıradan insanları ifade eder. Bu cümlede, bilgilendirme çalışmasının hedeflerinden biri olarak fisheries ile birlikte sıralanır. Bu kalıplaşmış bir isim grubudur: general geniş ve uzman olmayan kesimi vurgular, public topluluk anlamı taşır ve the normalde ifadenin bir parçasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sağlık rehberinin geniş bir hedef kitle olarak sıradan insanlar için hazırlandığını söyler?

  1. The health guide is written for the general public.
  2. The health guide is written for one member of the public.
  3. The health guide is written for public officials.
Cevabı göster

The health guide is written for the general public.

Dilbilgisi

how to remove the spine: how to + fiilin yalın biçimi

How to remove the spine, bir yöntemi veya beceriyi, yani “dikeni çıkarma yolunu” adlandırmak için how to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanır. Bu cümlede show fiilinin içeriğidir; bilgilendirme çalışmasının insanlara ne öğrettiğini belirtir. Bu yapı show, teach, learn, know ve explain gibi fiillerden sonra gelebilir. Cümle içine yerleştirilmiş bir ifadedir, doğrudan soru değildir; bu nedenle soru sözcük dizilişini veya do yardımcı fiilini kullanmaz.

Alıştırma

Bisiklet lastiğini değiştirme yöntemini ifade etmek için cümleyi how to + fiilin yalın biçimi ile tamamlayın: The instructor showed us ____.

Cevabı göster

how to change a bicycle tire

Then that allows them to actually eat the meat Dilbilgisi

4:05

O zaman bu, onların eti gerçekten yiyebilmelerini sağlar

from the fish.

4:07

balıktan gelen.

Dilbilgisi

allows them to actually eat the meat içindeki allow someone to do

allow + someone + to + fiilin yalın hâli yapısı; bir kişinin, nesnenin veya durumun birine izin verdiğini ya da bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede allows them to ... balık etini yemeyi mümkün kılan bir koşulu açıklar; resmî bir izin verme anlamına gelmez. Actually somut sonucu vurgular: önceki adımdan sonra eti gerçekten yiyebilirler. Bu sözcük, to ile kurulan mastar öbeğinin içindeki bir zarftır ve allow yapısının zorunlu bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin doğru biçimi ve eksik mastar işaretiyle tamamlayın: The ramp ____ wheelchair users ____ enter the library safely.

Cevabı göster

allows · to

We heard that the Belizean government

4:09

Duyduk ki Belize hükümeti

asked renowned chefs

4:11

tanınmış (renowned) şeflerden istemiş

to prepare lionfish dishes.

4:13

aslan balığı yemekleri hazırlamalarını.

Renowned means to be well known

4:15

Tanınmış demek çok iyi bilinmek demektir

for being very good at something.

4:17

bir konuda çok iyi olmakla.

Celso Show talked about outreach work.

4:20

Celso Sho sosyal yardım (outreach) çalışmasından bahsetti.

Outreach is where an organisation Kelime

4:23

Sosyal yardım, bir organizasyonun

brings their work to people Kalıp ifadeler

4:25

çalışmalarını insanlara ulaştırmasıdır

through events or publicity.

4:26

etkinlikler veya tanıtım yoluyla.

Kelime

Outreach: bir kuruluşun çalışmalarını insanlara ulaştırması

Outreach, bir kuruluşun olağan çalışma ortamının dışındaki insanlara, özellikle de kuruluşun bilgi, eğitim, destek veya hizmetlerine başka türlü ulaşamayabilecek gruplara erişmek için yaptığı çalışmadır. Bu tanımda etkinlikler ve tanıtım, kuruluşun çalışmalarını insanlara ulaştırma yollarıdır. Temel fikir yalnızca bir ürün satmak değil, halkla veya bir toplulukla etkin biçimde temas kurmaktır.

Alıştırma

Hangi faaliyet en iyi outreach olarak tanımlanır?

  1. Mağaza fiyat etiketlerinin rengini değiştiriyor.
  2. Ayakkabı şirketi en yeni spor ayakkabıları için çevrim içi reklam ücreti ödüyor.
  3. Kliniğin outreach ekibi ücretsiz sağlık kontrolleri sunmak için kırsal köyleri ziyaret ediyor.
Cevabı göster

Kliniğin outreach ekibi ücretsiz sağlık kontrolleri sunmak için kırsal köyleri ziyaret ediyor.

Kalıp ifadeler

brings their work to people: bir kuruluşun çalışmalarını halka ulaştırmak

Bu cümlede brings their work to people, kuruluşun faaliyetlerini, bilgilerini veya hizmetlerini insanların erişimine etkin biçimde sunduğu anlamına gelir. Burada çalışma fiziksel bir nesne gibi bir yerden başka bir yere taşınmaz. bring something to someone kalıbı yönü vurgular: kuruluş, insanların kendisine gelmesini beklemek yerine onlara ulaşır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için bring ... to yapısını doğru biçimde kullanın: The mobile clinic ____ basic healthcare ____ people in remote villages.

Cevabı göster

brings · to

Fisheries are either the businesses Notlar

4:29

Balıkçılık işletmeleri (fisheries) ya işletmelerdir

that breed and catch fish

4:31

balık yetiştiren ve yakalayan

to sell or the places

4:33

satmak için, ya da yerlerdir

where that happens.

4:35

bunun gerçekleştiği.

Kelime

Fisheries: balıkçılık işletmeleri, sektörleri veya alanları

Fisheries, fishery sözcüğünün çoğuludur. Bu cümlede birbiriyle ilişkili iki anlamı kapsar: satılmak üzere balık yetiştiren veya yakalayan işletmeler ya da sektörler ve bu işin yapıldığı yerler veya sular. Birkaç balık anlamına gelmez. Sözcük, düzenli biçimde yürütülen balıkçılık veya balık yetiştiriciliğine ve bunlarla bağlantılı yerlere odaklanır; bu nedenle gıda üretimi, okyanuslar ve politikalarla ilgili konularda sık görülür.

Alıştırma

Örnek cümlede Fisheries ne anlama geliyor?

  1. Balık yakalamaya çalışılan boş zaman etkinliği
  2. Birkaç ayrı balık
  3. Satılmak üzere balık yetiştirme ve yakalamayla ilgili işletmeler veya yerler
Cevabı göster

Satılmak üzere balık yetiştirme ve yakalamayla ilgili işletmeler veya yerler

Dilbilgisi

İki olası tanım için either ... or ...

either A or B iki alternatif sunar. Bu tanımda A, satmak üzere balık yetiştirip avlayan işletmeleri; B ise bu faaliyetin gerçekleştiği yerleri ifade eder. either sözcüğünü ilk paralel öğenin, or sözcüğünü ikinci öğenin önüne koyun. Burada iki alternatif de isim öbeğidir; böylece fisheries teriminin iki olası anlamı olduğu açıkça görülür.

Alıştırma

Tanımı either ... or ile tamamlayın: The word bank can mean ____ a financial institution ____ the land beside a river.

Cevabı göster

either · or

So,

4:37

Yani,

in Belize,

4:37

Belize'de,

people are being shown attractive ways Dilbilgisi

4:38

insanlara çekici yollar gösteriliyor

to eat lionfish.

4:41

aslan balığı yemek için.

Dilbilgisi

people are being shown: şimdiki zamanın edilgen yapısı

people are being shown, şimdiki zamanın edilgen yapısını kullanır: am/is/are + being + past participle. Bir gösterme veya öğretme etkinliğinin içinde bulunulan dönemde devam ettiğini anlatır. Edilgen yapı, bilgiyi alan people grubunu odağa getirir ve fikirleri kimin sunduğunu belirtmez. show someone ways to do something, birine olası yöntemleri tanıtmak demektir; burada yöntemler aslan balığı yemeyi cazip göstermeyi amaçlar.

Alıştırma

Cümleyi show fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Right now, new volunteers ____ how to check the safety equipment.

Cevabı göster

are being shown

And speaking of lionfish and eating, Anlatım akışı

4:42

Ve aslan balığı ve yemek demişken,

Anlatım akışı

And speaking of ... ile bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of + bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi, “madem bundan söz edildi, ilgili bir noktaya geçeyim” anlamına gelir. Bu cümlede lionfish and eating, sonraki konuya geçiş için köprü kurar. Baştaki And, geçişi önceki konuşmaya akıcı biçimde bağlar. Bu ifade konuşmayı düzenler; konuşmacının aslan balıkları hakkında bir konuşma yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Speaking of ... hangi durumda doğal bir geçiş olur?

  1. Konuşmacı, hafta sonu planları hakkındaki bir konuşmayı tren biletleriyle ilgili bir soruya bağlar.
  2. Yazar, resmî bir araştırma raporunun ilk bölümünü tanıtır.
  3. Konuşmacı, matematik sınavından tatillere hiçbir bağlantı olmadan geçer.
Cevabı göster

Konuşmacı, hafta sonu planları hakkındaki bir konuşmayı tren biletleriyle ilgili bir soruya bağlar.

I think it's time Dilbilgisi

4:46

sanırım zamanı geldi

I revealed the answer

4:47

cevabı açıklamamın

Dilbilgisi

it's time I revealed ...: şimdiki anlam taşıyan geçmiş biçim

it's time + özne + simple past yapısında geçmiş zaman biçimi, eylemi geçmişe yerleştirmez. Eylem henüz gerçekleşmemiş olsa da doğru zamanın şimdi olduğunu belirtir. Buradaki I revealed, konuşmacının cevabı açıklamak üzere olduğu anlamına gelir. Bu, geçmiş zamanın gerçek dışı veya kiplik bildiren bir kullanımıdır: biçim, mevcut durumla bir mesafe yaratır ve çoğu zaman eylemin artık yapılması gerektiğini, hatta gecikmiş olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Yapıyı tamamlamak için leave fiilinin geçmiş biçimini kullanın: It's time we ____ home.

Cevabı göster

left

to our quiz,

4:48

quizimizdeki,

Phil.

4:49

Phil.

I asked you by how much

4:50

Sana ne kadar diye sormuştum

can a lionfish expand

4:51

bir aslan balığı genişletebilir

its stomach to eat more?

4:53

midesini daha fazla yemek için?

And I thought it was 10 times.

4:55

Ve ben 10 katı sanmıştım.

But you were wrong, Ton ve niyet

4:58

Ama yanılmışsın,

unfortunately.

4:59

ne yazık ki.

Ton ve niyet

But you were wrong, unfortunately: doğrudan bir düzeltmeyi yumuşatmak

But you were wrong, diğer kişinin cevabının veya yargısının yanlış olduğunu doğrudan söyler. But, bunun kişinin beklediği ya da daha önce söylediği şeyle zıt olduğunu gösterir. Sondaki unfortunately, olumsuz sonuçtan duyulan üzüntüyü gösterir ve düzeltmeyi biraz daha az sert hâle getirir. Konuşanın emin olmadığını göstermez ve düzeltmeyi geri almaz.

Alıştırma

Bu cümlede unfortunately ne işe yarıyor?

  1. Üzüntü gösterir ve net bir düzeltmeyi biraz yumuşatır.
  2. Konuşanın cevabın yanlış olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  3. Konuşanın kendi yaptığı bir hata için özür diler.
Cevabı göster

Üzüntü gösterir ve net bir düzeltmeyi biraz yumuşatır.

A lionfish can actually make Dilbilgisi

5:00

Bir aslan balığı aslında yapabilir

its stomach 30 times bigger.

5:02

midesini 30 kat daha büyük.

Dilbilgisi

can actually make its stomach 30 times bigger: make + nesne + sonuç bildiren sıfat

can actually make its stomach 30 times bigger yapısında make, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamına gelir. its stomach nesnedir; 30 times bigger ise ortaya çıkan boyutu anlatan bir sıfat öbeğidir. Yeniden kullanılabilir kalıp make + nesne + sıfat biçimindedir; make the room brighter ve make the trip shorter örneklerinde olduğu gibi. 30 times, boyut artışının ölçüsünü gösterirken bigger ortaya çıkan değişimi belirtir. Ettirgen make'den sonra sıfatı doğrudan nesnenin arkasına getirin; to be eklemeyin.

Alıştırma

make, the app ve faster ögelerinin her birini bir kez kullanarak cümleyi tamamlayın: This update can ____.

Cevabı göster

make the app faster

That might help to explain Anlatım akışı

5:05

Bu açıklamaya yardımcı olabilir

why they are such a danger Dilbilgisi

5:07

neden bu kadar büyük bir tehlike olduklarını

to native Belizean fish.

5:08

yerli Belize balıkları için.

Anlatım akışı

That might help to explain: kanıtı olası bir açıklamaya bağlamak

That, daha önce sözü edilen bir gerçeğe gönderme yapar ve onu ardından gelen açıklamayla ilgili bir bilgi olarak sunar. Böylece bu ifade, önceki kanıtı why ile sunulan açıklanması gereken noktaya bağlar. Might, bağlantının kesin değil olası olduğunu gösterir; help to explain ise bu gerçeğin açıklamanın yalnızca bir parçası olabileceğini düşündürür. Kanıtlar kesin bir neden-sonuç iddiası için yeterli olmadığında bilimsel anlatımlarda ve tartışmalarda bu temkinli ifade sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir bilim insanı katkıda bulunmuş olabilecek bir etken buldu, ancak neden kesin değil. Hangi cümle uygun ölçüde temkinlidir?

  1. This might help to explain why the lake level changed.
  2. This proves that there can be no other cause of the lake-level change.
  3. This fully explains why the lake level changed.
Cevabı göster

This might help to explain why the lake level changed.

Dilbilgisi

why they are ...: cümle içine yerleşmiş why yan cümlesinde bildirme sırası

why they are such a danger ... yan cümlesi, explain fiilinden sonra açıklamanın içeriğini verir; yani neyin açıklanması gerektiğini belirtir. why ile başlasa da doğrudan soru sormaz, daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiştir. Cümle içine yerleşmiş bir why yan cümlesi, bildirme cümlesi sırasını kullanır: why + özne + fiil. Bu yüzden why they are doğrudur. Doğrudan soru ise soru sırasını kullanır: Why are they ...?

Alıştırma

Hangi cümle explain fiilinden sonra cümle içine yerleşmiş bir why yan cümlesini doğru kullanır?

  1. Can you explain why does the water rise?
  2. Can you explain why the water is rising?
  3. Can you explain why is the water rising?
Cevabı göster

Can you explain why the water is rising?

Okay,

5:11

Tamam,

now let's recap the vocabulary Anlatım akışı

5:11

şimdi kelimeleri özetleyelim

that we've looked at today.

5:13

bugün baktığımız.

Anlatım akışı

Now let's recap ... that we've looked at today: kısa bir gözden geçirmeye geçiş

Now let's recap ... ana içerikten kısa bir gözden geçirmeye geçildiğini gösterir. now yeni aşamayı işaretler, let's dinleyiciyi sürece katar ve recap her şeyi baştan ayrıntılı biçimde öğretmek yerine temel noktaları kısaca yeniden özetlemek anlamına gelir. that we've looked at today, the vocabulary ifadesini niteler ve hangi kelimelerin gözden geçirileceğini belirtir. Burada look at yalnızca gözle bakmak değil; çalışmak, tartışmak veya incelemek anlamındadır.

Alıştırma

Bu bağlamda Now let's recap ... neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi herkesten tüm içeriği baştan ayrıntılı biçimde yeniden çalışmasını istiyor.
  2. Konuşan kişi tamamen ilgisiz yeni bir konuya başlıyor.
  3. Konuşan kişi önceki içeriğin kısa bir özetine geçiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi önceki içeriğin kısa bir özetine geçiyor.

If something is resilient,

5:15

Eğer bir şey dayanıklıysa (resilient),

then it's very hard to damage.

5:17

o zaman zarar vermesi çok zordur.

Yes,

5:19

Evet,

you could say that it could withstand

5:20

karşı koyabildiğini (withstand) söyleyebilirsin

a lot of damage.

5:22

birçok hasara.

It can cope with it. Öbek fiiller

5:23

Onunla başa çıkabilir.

Öbek fiiller

can cope with it: bir zorlukla başa çıkabilmek

cope with ifadesinden sonra bir isim veya zamir geldiğinde, zor bir durumla, baskıyla ya da değişiklikle devam edebilecek kadar iyi başa çıkmak anlamına gelir. Burada can yeteneği ifade eder; with sonrasındaki it ise daha önce sözü edilen bir zorluğu veya durumu temsil eder. cope with, sorunun mutlaka ortadan kalktığı anlamına gelmez. Zorluğa dayanma, uyum sağlama veya çalışmaya devam etme üzerinde durur. Nesne zorluğu adlandırdığında with korunur: cope with it denir, cope it denmez.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: The clinic can cope ____ the extra demand this winter.

Cevabı göster

with

If one plant chokes out another,

5:25

Eğer bir bitki diğerini boğarsa (chokes out),

then it takes away Öbek fiiller

5:27

o zaman alır

the resources needed to live.

5:28

yaşamak için gereken kaynakları.

Öbek fiiller

takes away: birini veya bir şeyi bir kaynaktan mahrum bırakmak

Bu cümlede takes away, bir şeye erişimi ortadan kaldırmak veya birini o şeyden mahrum bırakmak anlamına gelir. Bir bitki kaynakları kullanır ya da engeller; bu nedenle diğer bitki yaşamak için ihtiyaç duyduğu şeylere artık sahip olamaz. Kalıp take away + alınan şey biçimindedir. Etkilenen kişi ya da varlık, take resources away from another plant örneğindeki gibi from ile eklenebilir. Nesne resources, rights, opportunities veya support gibi bir şey olduğunda take away, bir şeyi fiziksel olarak taşımaktan çok başkasının yaşadığı kaybı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi çocukları bir fırsattan mahrum bırakmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Canceling the trip would ____ a valuable learning opportunity from the children.

Cevabı göster

take away

If you are renowned for something,

5:30

Eğer bir şey için ünlüyseniz (renowned),

then you're famous for what you do.

5:33

o zaman yaptığınız şeyle tanınırsınız.

Outreach is how organizations

5:36

Sosyal yardım (outreach), organizasyonların nasıl

bring their work to people.

5:38

çalışmalarını insanlara ulaştırdığıdır.

Fisheries are the companies

5:41

Balıkçılık işletmeleri (fisheries) şirketlerdir

that catch and sell fish

5:42

balık yakalayıp satan

or the places

5:44

veya yerlerdir

where they do it.

5:45

bunu yaptıkları.

That's all we've got time for today. Anlatım akışı

5:46

Bugünlük vaktimiz bu kadar.

Anlatım akışı

That's all we've got time for today: süre dolduğu için kapanış yapma

Bu cümle, bugün kullanılabilen sürenin konuşmacıya yalnızca bu kadar içeriği ele alma imkânı verdiğini anlatır. That's all, az önce tamamlanan içeriğe işaret eder; we've got time for ise durma nedeni olarak sürenin sınırlı olduğunu gösterir. Ayrıca konuşmayı düzenler: ana içeriğin bittiğini bildirir ve dinleyicileri vedaya, teşekküre ya da son bir duyuruya hazırlar. Buradaki we've got, we have anlamındadır; bir şeyi elde ettik anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucu, planlanan süre dolduğu için canlı bir tartışmayı bitirmek zorunda. En doğal kapanış cümlesi hangisidir?

  1. That's all we've got time for today.
  2. Let's move on to our next topic.
  3. We've got plenty of time to discuss one more question.
Cevabı göster

That's all we've got time for today.

Maybe you might want to see Ton ve niyet

5:48

Belki bakmak istersin

if there are any invasive species

5:50

herhangi bir istilacı tür var mı

near you that you might want to eat.

5:52

yakınlarında yemeyi isteyebileceğin.

Ton ve niyet

Maybe you might want to see: nazik bir öneri için katmanlı yumuşatma

Maybe ve might want to öneriyi ayrı ayrı yumuşatır. Birlikte kullanılan Maybe you might want to see... oldukça çekingen duyulur ve harekete geçip geçmeme kararını dinleyene bırakır. Buradaki might want to, dinleyenin gerçekten ne istediğine dair kesin bir iddia değil, nazik bir öneridir. see sözcüğünden sonra if yan cümlesi geldiğinde anlamı “olup olmadığını kontrol etmek veya öğrenmek”tir. Konuşan kişi, yalnızca bakmayı değil, yakında istilacı türler olup olmadığını nazikçe araştırmayı önerir.

Alıştırma

Talimatı değerlendirin: Yangın tahliyesinde "Maybe you might want to leave the building now" açık ve uygun bir ana talimattır.

  1. Uygundur.
  2. Uygun değildir.
Cevabı göster

Uygun değildir.

See you next time.

5:55

Bir dahaki sefere görüşürüz.

Bye.

5:56

Hoşça kalın.

If you like 6 Minute English,

5:57

Eğer 6 Minute English'i seviyorsanız,

why not try our News Review podcast, Ton ve niyet

5:59

neden News Review podcast'imizi denemiyorsunuz?

where you can learn English

6:02

Orada İngilizce öğrenebilirsiniz

from the latest news headlines.

6:03

en son haber başlıklarından.

Ton ve niyet

why not try: Why not + fiilin yalın hâliyle samimi öneri

Why not try... neden soran bir soru gibi görünür, ancak burada bir şeyi denemeye yönelik samimi bir öneri yapar. Bir etkinlik, hizmet veya çözüm önerirken sık kullanılır. Yapı Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle try doğrudur. Bu öneri kalıbında to eklenmez ve -ing biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız yeni bir etkinlik denemek istiyor. why not ve try fiilini kullanarak öneriyi tamamlayın: ____ the beginner class this Saturday?

Cevabı göster

Why not try

6 Minute English

6:07

6 Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan.