Steroidler kaslarınızı ve vücudunuzun geri kalanını nasıl etkiler? - Anees Bahji: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, tıbbi amaçla reçete edilen steroidlerle eğlence amaçlı çok daha yüksek dozlarda kullanılan steroidleri birbirinden ayırıyor; kas gelişimini nasıl etkilediklerini açıklıyor ve mevcut kanıtların sınırlarını vurgulayarak fiziksel, psikiyatrik, üremeyle ilgili ve bağımlılık kaynaklı riskleri inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. referring to a subset of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir kavramı tanımlarken veya açıklığa kavuştururken geniş kapsamlı bir bilimsel terimi belirli bir alt grupla sınırlandırmayı öğrenin. Böylece spor bağlamında tüm steroid moleküllerinin değil, testosterona benzeyen belirli steroidlerin kastedildiğini açıkça belirtebilirsiniz. 2. We're not sure what all the risk factors are, but we do know — Söylem, anlatım ve retorik: Önce bilgideki eksikliği kabul eden, ardından kanıtla desteklenen bir sonucu belirten dengeli bilimsel anlatım biçimini tanıyıp kullanın. Bu yapı, aşırı kesin konuşmadan veya gereğinden fazla belirsiz kalmadan farklı kesinlik düzeylerini aktarmanızı sağlar. 3. how common and how reversible — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: information gibi bir isimden sonra içeriği açıklayan paralel how + sıfat yan cümlelerini anlayın. Bu kalıpla zararlı etkilerin ne sıklıkta görüldüğünü ve bu etkilerin geri çevrilip çevrilemeyeceğini iki ayrı araştırma sorusu olarak ifade edebilirsiniz.
Bu derste
but are steroids actually bad for you? Anlatım akışı
0:13fakat steroidler gerçekten sizin için kötü mü?
but are steroids actually bad for you? — ana soruyu ortaya koyma
But, skandallar ve müsabaka yasaklarından oluşan tanıdık olumsuz tablodan hâlâ incelenmesi gereken asıl meseleye geçiş yapar. Actually, yaygın varsayımın olgular daha kapsamlı biçimde incelendiğinde de geçerli olup olmadığını sorgular. Bu nedenle soru yalnızca evet ya da hayır yanıtı istemez; açıklamayı da düzenler. Sonraki bölümde incelenecek ana meseleyi, yani yönlendirici soruyu ortaya koyar.
Alıştırma
Bu girişte but are steroids actually bad for you? sorusunun temel söylem işlevi nedir?
- Bilinen olumsuz izlenimlerden açıklamanın inceleyeceği ana soruya geçiş yapar.
- Herhangi bir analiz sunmadan önce nihai sonucu verir.
- Spor alanındaki bir yasağa ilişkin doğrulanmış başka bir örnek ekler.
Cevabı göster
Bilinen olumsuz izlenimlerden açıklamanın inceleyeceği ana soruya geçiş yapar.
banned in most athletic competitions: spor kurallarına dayalı yasak
Buradaki are banned, resmi kuralların steroid kullanımına izin vermediğini anlatan edilgen bir yapıdır. Yalnızca olumsuz bir görüşü veya popüler olmamayı değil, kurallara dayalı bir yasağı ifade eder. in most athletic competitions ifadesi yasağın geçerli olduğu ortamı belirtir. Most ayrıca bazı müsabakaların farklı kuralları olabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
be banned in yapısını kullanarak ve fiili çoğul özneyle uyumlu hâle getirerek cümleyi tamamlayın: Under official league rules, performance-enhancing drugs ____ most competitions.
Cevabı göster
are banned in
but have many different functions.
0:23ancak birçok farklı işleve sahip geniş bir molekül kategorisini ifade eder.
The term X refers to Y: terim tanımlama kalıbı
The term X refers to Y kalıbı, bir terimin anlamını veya gönderimde bulunduğu şeyi açıklar. Bu cümlede X steroids, Y ise terimin ifade ettiği geniş kategoridir. Burada refers to, bir şeyi ifade etmek veya onun karşılığı olmak anlamındadır; cümlenin steroids konusundan yalnızca söz ettiği anlamına gelmez. Bu kalıp, bir kavramı tanımlarken veya bir adlandırmanın neleri kapsadığını belirtirken yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Tanımı refer fiilinin iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The term carbon footprint ____ the total amount of greenhouse gases caused by a person or activity.
Cevabı göster
refers to
a broad category of molecules: çok sayıda üyesi olan bir sınıf
a broad category of molecules ifadesinde category, ortak özelliklere dayalı bir sınıf anlamına gelir; of molecules ise bu sınıfın üyelerinin moleküller olduğunu belirtir. Broad, sınıfın tek bir molekülü veya dar biçimde tanımlanmış bir maddeyi değil, çok sayıda üyeyi kapsadığını gösterir. Bu nedenle ifade, steroids sözcüğünü kapsayıcı bir sınıflandırma olarak sunar. Üyeler temel bir yapısal modeli paylaşırken yine de farklı işlevlere sahip olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a broad category of molecules ne anlama gelir?
- Ortak özelliklere sahip birçok molekül türünü içeren geniş bir sınıf.
- Tek ve sabit bir işlevi olan belirli bir molekül.
- Üyelerinin ortak özellik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın tüm maddeler.
Cevabı göster
Ortak özelliklere sahip birçok molekül türünü içeren geniş bir sınıf.
When people talk about steroids in the context of sports, Kalıp ifadeler
0:25İnsanlar spor bağlamında steroidlerden bahsettiğinde,
they're referring to a subset of steroids that resemble testosterone. Kalıp ifadeler
0:29testosterona benzeyen bir steroid alt grubunu kastediyorlar.
in the context of sports: yorumlama çerçevesini belirlemek
In the context of sports, “spor alanı veya sporla ilgili tartışma içinde” anlamına gelir. Steroids sözcüğünü yorumlamak için bir çerçeve belirler; böylece sözcük, mümkün olan bütün bilimsel anlamlarıyla değil, sporla ilgili anlamıyla kullanılır. Buradaki context yalnızca bir metindeki çevre sözcükler demek değildir. Bir fikir veya terimin nasıl anlaşılacağını yönlendiren alan, durum ya da arka plan anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The word 'resistance' has a special meaning ____ electrical engineering.
Cevabı göster
in the context of
referring to a subset of: geniş bir kategoriyi daraltmak
Referring to a subset of, konuşanların daha büyük bir kategori içindeki yalnızca daha küçük bir grubu kastettiği anlamına gelir. Alt kümenin her üyesi daha büyük kümeye aittir, ancak alt küme büyük kümenin bütün üyelerini içermez. Bu yapı tanım ve açıklama için kullanışlıdır: önce geniş bir adlandırma yapılır, ardından bu adlandırmanın mevcut tartışmada tam olarak neyi ifade ettiği daraltılır.
Alıştırma
referring to a subset of a larger category ne anlama gelir?
- Daha büyük kategorinin yalnızca bir bölümü kastedilir.
- Daha büyük kategorinin tamamı kastedilir.
- Ayrı ve ilgisiz bir kategori kastedilir.
Cevabı göster
Daha büyük kategorinin yalnızca bir bölümü kastedilir.
Though elite athletes and bodybuilders began using these steroids in the 1950s, Dilbilgisi
0:34Elit sporcular ve vücut geliştiriciler bu steroidleri kullanmaya 1950'lerde başlasa da,
today most steroid users are actually not competitive athletes,
0:40bugün çoğu steroid kullanıcısı aslında rekabetçi sporcular değil,
but people seeking a particular appearance. Kalıp ifadeler
0:45belirli bir görünüm arayan insanlardır.
Though ... today ...: ödünleyici arka plan ve güncel ana nokta
Though, kabul edilen ancak arka plan olarak ele alınan bir gerçeği sunar: seçkin sporcular ve vücut geliştiriciler steroidleri 1950'lerde kullanmaya başlamıştır. Ardından ana cümle today ile güncel duruma geçer; actually ise bu durumun yaygın bir varsayımı düzeltebileceğine işaret eder. Cümle yalnızca “geçmiş, ardından bugün” sıralaması yapmaz. Bilgi yapısı “A doğru olsa da şu anda daha önemli olan nokta B'dir” biçimindedir. Though ile başlayan yan cümle ikincil arka plandır; konuşmacının ana mesajını bugünkü kullanıcıların çoğuyla ilgili iddia taşır.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir gerçeği ödünleyici arka plan olarak verip ardından güncel ana noktaya geçer?
- Because the service began as a tool for businesses, today most of its users are individuals.
- The service began as a tool for businesses, and today most of its users are individuals.
- Though the service began as a tool for businesses, today most of its users are individuals.
Cevabı göster
Though the service began as a tool for businesses, today most of its users are individuals.
seeking a particular appearance: belirli bir görünüm elde etmeye çalışmak
Burada seeking a particular appearance, belirli bir dış görünüşe ulaşmak için aktif biçimde çabalamak anlamına gelir. Seek, want sözcüğünden daha resmî ve hedef odaklıdır; appearance ise birinin nasıl göründüğünü ifade eder, ortaya çıkma eylemini değil. Seeking a particular appearance, people sözcüğünü niteleyen bir -ing öbeğidir. People who are seeking a particular appearance biçiminde genişletilebilir; dolayısıyla bu kişilerin hedefini veya motivasyonunu belirtir.
Alıştırma
people seeking a particular appearance ifadesine en yakın anlam hangisidir?
- halkın önüne çıkmayı bekleyen kişiler
- belirli bir görünüm elde etmek için aktif biçimde çabalayan kişiler
- kaybolmuş birini arayan kişiler
Cevabı göster
belirli bir görünüm elde etmek için aktif biçimde çabalayan kişiler
androgenic or masculinizing: açıklayıcı or
Bu cümlede androgenic, androjenlerle ilişkili etkileri anlatan teknik terimdir; masculinizing ise sonucu daha kolay anlaşılır biçimde açıklar: tipik erkek fiziksel özelliklerinin oluşması. Buradaki or, birbiriyle ilgisiz etkiler arasında seçim sunmaz; aynı şeyi başka sözlerle açıklar. Açıklayıcı metinlerde bir terimle karşılaşıldığı anda onu tanımlamak için sık sık “teknik terim + or + daha açık ifade” düzeni kullanılır.
Alıştırma
androgenic or masculinizing ifadesinde or ne işe yarar?
- Teknik terimin daha açık bir yeniden ifadesini sunar.
- androgenic sözcüğünün yanlış olduğunu ve silinmesi gerektiğini gösterir.
- Birbiriyle ilgisiz iki etki sunar ve okuyucudan birini seçmesini ister.
Cevabı göster
Teknik terimin daha açık bir yeniden ifadesini sunar.
have two main effects: ile listeyi önceden bildirme
have two main effects: sonrasında gelecek bilginin yapısını önceden gösterir. Two, okuyucuya tam olarak iki öge beklemesini söyler; main effects ise bu ögelerin ait olduğu kategoriyi belirtir. İki nokta, ön bildirimden listeye geçilen yeri gösterir. “Genel ifade, öge sayısı, iki nokta ve ögeler” düzeni, açıklamalarda ve raporlarda bilgi akışını gösteren bir işaret görevi görür.
Alıştırma
have two main effects: okuyucuya sırada ne beklemesi gerektiğini söyler?
- Bir etki farklı sözcüklerle tekrar edilecek.
- Sırada tam olarak iki önemli etki belirtilecek.
- Herhangi bir etki belirtilmeden önce konu değişecek.
Cevabı göster
Sırada tam olarak iki önemli etki belirtilecek.
anabolic or growth promoting: or ile sade bir yeniden ifade
Anabolic, karmaşık moleküller ve vücut dokusu oluşturan süreçleri veya etkileri anlatan biyomedikal bir sıfattır. Bu cümlede growth promoting bunun pratik sonucunu, özellikle doku büyümesini desteklemeyi açıklar. Buradaki or, teknik terimi daha sade bir dille yeniden ifade eder. İki ayrı etki arasında seçim bildirmez; “başka bir deyişle” anlamında okunmalıdır.
Alıştırma
“anabolic or growth promoting” ifadesinde or neyi gösterir?
- Birbiriyle ilgisiz iki etki arasında seçim
- Büyümenin engellendiğini gösteren bir karşıtlık
- anabolic için sade bir açıklama
Cevabı göster
anabolic için sade bir açıklama
These effects mimic naturally occurring testosterone, Kalıp ifadeler
0:57Bu etkiler doğal olarak oluşan testosteronu taklit eder;
mimic naturally occurring testosterone: işlevsel benzerlik
Bilimsel yazılarda mimic, başka bir şeyinkine benzer etkiler veya davranışlar üretmek anlamına gelir. Burada söz konusu etkiler, vücudun doğal olarak ürettiği testosteronun etkilerine benzer; mimic kasıtlı bir gösteri ya da performans taklidini anlatmaz. Naturally occurring, testosterone sözcüğünü niteler ve yapay olarak üretilmek yerine doğal olarak var olmak veya oluşmak anlamına gelir. İfadenin tamamı doğal bir hormonla işlevsel benzerlik bildirir; maddelerin mutlaka aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda “mimic naturally occurring testosterone” ne anlama gelir?
- Etkiler, bir gösteride kişinin hareketlerini taklit eder.
- Etkiler, vücudun doğal olarak ürettiği testosteronun etkilerine benzer.
- Etkiler, vücudun ürettiği tüm testosteronu ortadan kaldırır.
Cevabı göster
Etkiler, vücudun doğal olarak ürettiği testosteronun etkilerine benzer.
drives the development and maintenance of: gelişimini ve sürdürülmesini desteklemek
Bu cümlede drives, “bir şeyin gerçekleşmesine neden olur veya onu güçlü biçimde destekler” demektir; “araç kullanır” anlamında değildir. İlgi zamiri which, testosterone sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla testosteron sonraki süreçleri harekete geçiren etken olarak sunulur. the development and maintenance of iki aşamayı birleştirir: development özelliklerin oluşması veya gelişmesidir; maintenance ise geliştikten sonra sürdürülmeleridir. drive(s) the development and maintenance of + isim kalıbı, nedenleri ve mekanizmaları açıklayan resmî anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî neden-sonuç kalıbıyla tamamlayın: Stable funding ____ local health services.
Cevabı göster
drives the development and maintenance of
male secondary sex characteristics: erkeklere özgü ikincil cinsiyet özellikleri
Male secondary sex characteristics, yüz kıllarının artması ve sesin kalınlaşması gibi, cinsiyet hormonlarının etkisiyle genellikle ergenlik döneminde gelişen veya daha belirgin hâle gelen, erkeklerle ilişkili fiziksel özellikleri anlatan biyolojik bir terimdir. Burada secondary önemle ilgili bir değerlendirme değil, bir sınıflandırmadır. Bu özellikleri, üremeye doğrudan katılan üreme yapıları olan primary sex characteristics teriminden ayırır; “daha aşağı” veya “önemsiz” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda male secondary sex characteristics ne anlama gelir?
- Genellikle ergenlik döneminde gelişen veya daha belirgin hâle gelen, erkeklerle ilişkili fiziksel özellikler
- Üremeye doğrudan katılan üreme organları
- Daha az önemli veya aşağı görülen erkek özellikleri
Cevabı göster
Genellikle ergenlik döneminde gelişen veya daha belirgin hâle gelen, erkeklerle ilişkili fiziksel özellikler
That means testosterone and the synthetic steroids based on it promote body and facial hair growth, Kalıp ifadeler
1:08Bu, testosteronun ve ona dayalı sentetik steroidlerin vücut ve yüzdeki kıl büyümesini,
promote body and facial hair growth: promote + süreç bildiren isim öbeği
Bu cümlede promote, “bir sürecin gerçekleşmesine veya artmasına yardımcı olmak” demektir. Testosteron ve steroidler kıl büyümesini destekleyen nedenler olarak sunulur; promote burada “reklamını yapmak” ya da “birini işte terfi ettirmek” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp, promote + bir süreci adlandıran isim öbeğidir; promote growth ve promote development gibi. body and facial hair growth ifadesinde ana isim growth'tür; body ve facial ise söz konusu kıl türlerini belirtir.
Alıştırma
Derste geçen ve “bir sürecin gelişmesine yardımcı olmak” anlamına gelen fiili kullanın: Regular exercise can ____ healthy bone growth.
Cevabı göster
promote
deepening of the voice: ses perdesindeki düşüşü adlandırma
Deepening of the voice, ses perdesinin düşüp sesin daha kalın duyulduğu bir değişimi ifade eder. Deepening, deepen fiilinin isim biçimidir; burada fiziksel derinlik anlamına gelmez. Bu ifade, değişimi bir isim öbeğine dönüştürür. Böylece enlargement of the vocal cords ile aynı listede yer alabilir: iki paralel isim öbeği, ilişkili etkileri kısa ve yoğun biçimde adlandırır.
Alıştırma
Ergenliğe bağlı olarak ses perdesinin yavaş yavaş düşmesini en iyi anlatan İngilizce ifade hangisidir?
- lowering one's voice to whisper
- raising one's voice to be heard
- a deepening of the voice
Cevabı göster
a deepening of the voice
increased muscle mass and strength: kas kütlesi ve güç artışı
Increased muscle mass and strength, hem kas dokusu miktarının hem de fiziksel gücün arttığını belirtir. Buradaki mass, insan kalabalığını değil kas dokusunun miktarını ifade eder. increased sıfatı, eş görevli muscle mass ve strength isim öbeklerinin ikisini de niteler. Bu kısa yapı, birbiriyle ilişkili iki fiziksel değişimi bildirirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Fiziksel değişimlerle ilgili bir raporda increased muscle mass and strength ne anlama gelir?
- Güçlü insanlardan oluşan bir kalabalık büyümüştür.
- Hem kas dokusu miktarı hem de fiziksel güç artmıştır.
- Yalnızca toplam vücut ağırlığı artmıştır.
Cevabı göster
Hem kas dokusu miktarı hem de fiziksel güç artmıştır.
and increased stature and bone mass.
1:20ayrıca boy ve kemik kütlesinin artmasını teşvik ettiği anlamına gelir.
Recreational steroid users are after the anabolic growth promoting effects. Kelime
1:24Keyfi steroid kullanıcıları, anabolik büyüme destekleyici etkilerin peşindedir.
are after: istemek veya elde etmeye çalışmak
Burada be after something, bir şeyi istemek, aramak veya elde etmeye çalışmak anlamına gelir. Kullanıcılar büyümeyi destekleyen anabolik etkileri istemektedir; ifade, bu etkilerin fiziksel olarak arkasında bulunmayı anlatmaz. be fiilinin biçimi özneyle uyumludur: tekil özneyle one user is after an effect, çoğul özneyle users are after it denir. be after ifadesinin kesin anlamını nesne ve bağlam belirler.
Alıştırma
“The buyer is after a lower price.” cümlesinde “is after” ne anlama gelir?
- Alıcı daha düşük bir fiyatla ilgilenip ona bakıyor.
- Alıcı fiziksel olarak daha düşük bir fiyatın arkasında duruyor.
- Alıcı daha düşük bir fiyat elde etmek istiyor.
Cevabı göster
Alıcı daha düşük bir fiyat elde etmek istiyor.
steroids first promote protein synthesis. Kalıp ifadeler
1:31steroidler ilk olarak protein sentezini teşvik eder.
To make muscles grow: cümle başında amaç bildiren to mastar yapısı
Cümle başındaki To make muscles grow mastar öbeği, ana eylemin amacını belirtir: ardından gelen mekanizma, kasların büyümesini sağlamanın bir yolu olarak sunulur. Buradaki to, “... amacıyla” anlamındadır; “sonra” ya da “ardından” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp To + fiilin yalın hâli ..., ana cümle şeklindedir. Bu örnekte to’dan sonra make fiilinin yalın hâli gelir ve baştaki amaç öbeği ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
Hangi cümle, ana eylemin amacını belirtmek için cümle başında to mastar yapısını kullanır?
- To reduced energy use, the system turns off unused devices.
- To reduce energy use, the system turns off unused devices.
- After reducing energy use, the system turns off unused devices.
Cevabı göster
To reduce energy use, the system turns off unused devices.
promote protein synthesis: resmî bir bilimsel eşdizim
Bu bilimsel bağlamda promote protein synthesis, protein üretme sürecinin gerçekleşmesine yardımcı olmak veya bu biyolojik süreci daha etkin hâle getirmek demektir. Bir sürece yönelik olumlu etkiyi anlatmanın resmî ve özlü bir yoludur. Yapı promote + doğrudan nesne şeklindedir; bu nedenle edat gerekmez: promote protein synthesis. Burada synthesis, fikirlerin özeti veya birleştirilmesi değil, proteinlerin biyokimyasal olarak oluşturulması anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir hormonun protein üretme sürecini desteklediğini anlatmak için promote sözcüğünü doğru kullanır?
- The hormone promotes for protein synthesis.
- The hormone advertises protein synthesis.
- The hormone promotes protein synthesis.
Cevabı göster
The hormone promotes protein synthesis.
essential building blocks: vazgeçilmez temel yapı taşları
Building blocks ifadesi gerçek anlamıyla daha büyük bir yapı oluşturmak için kullanılan parçaları anlatır. Burada ise mecazidir: proteinler hücrelerin, dokuların ve organların oluştuğu temel bileşenlerdir. Essential, bu bileşenlerin yalnızca yararlı değil, gerekli olduğunu da belirtir. X is a building block of Y kalıbı, X'i daha karmaşık bir bütün olan Y'nin temel parçalarından biri olarak sunar. Bu tür temel parçalardan bir grup olarak söz edilirken çoğul building blocks kullanılır.
Alıştırma
Örnek cümlede essential building blocks ne anlama gelir?
- Laboratuvar inşa etmek için kullanılan gerçek bloklar
- Kaslara ne zaman hareket edeceklerini bildiren sinyaller
- Hücrelerin, dokuların ve organların oluştuğu vazgeçilmez temel bileşenler
Cevabı göster
Hücrelerin, dokuların ve organların oluştuğu vazgeçilmez temel bileşenler
signaling molecule: biyolojik bilgi taşıyan bir molekül
Signaling molecule, biyolojik bilgi taşıyan ve bir hücrede ya da vücudun başka bir yerinde tepki oluşmasına yardımcı olan bir moleküldür. Signaling, molekülün işlevini anlatır; trafik sinyaline gönderme yapmaz. Cümlede a signaling molecule, cortisol sözcüğünü yeniden adlandıran ve onun rolünü açıklayan eş görevli bir isim öbeğidir. Ardından gelen that yan cümlesi bu sinyalin etkisini belirtir: proteinler de dâhil olmak üzere maddelerin parçalanmasını tetikler.
Alıştırma
Biyolojide signaling molecule nedir?
- Yalnızca kasın yapısal bileşeni olarak kullanılan bir protein
- Trafik ışıklarını kontrol eden bir cihaz
- Biyolojik bilgi taşıyan ve bir tepkinin tetiklenmesine yardımcı olan molekül
Cevabı göster
Biyolojik bilgi taşıyan ve bir tepkinin tetiklenmesine yardımcı olan molekül
drives the breakdown of: bilimsel nedenselliği ifade etme
drives the breakdown of X yapısında drive, “araç sürmek” değil, “bir sürece neden olmak veya onu güçlü biçimde desteklemek” anlamına gelir. İfade, sinyal molekülünü sürecin arkasındaki nedensel etken olarak sunar. Burada breakdown, bir maddenin kimyasal ya da biyolojik olarak parçalanması anlamındaki isimdir. Yeniden kullanılabilir kalıp drive + the breakdown of + madde şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi drive + the breakdown of kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Heat ____ complex sugars in this reaction.
Cevabı göster
drives the breakdown of
rather than: B değil A’yı seçmek
Rather than iki alternatifi birbirine bağlar ve ilkini öne çıkarır: A rather than B, “B değil A” demektir. Bu cümlede muscle ve fat paralel isimlerdir; dolayısıyla ifade iki olası gelişim yönünü karşılaştırır. Rather than ifadesini tek bir bağlayıcı olarak düşünün. İki taraf normalde biçimce paralel olmalıdır: isimle isim, fiille fiil veya benzer yapılar.
Alıştırma
Bu cümlede rather than nasıl bir ilişki ifade ediyor? The committee chose to revise the plan rather than cancel it.?
- İptal etmek değil, gözden geçirmek seçildi.
- Hem gözden geçirmek hem de iptal etmek seçildi.
- Gözden geçirmeden önce iptal etmek seçildi.
Cevabı göster
İptal etmek değil, gözden geçirmek seçildi.
boost our metabolism: metabolik etkinliği artırmak
Bu cümlede boost our metabolism, vücudun metabolik etkinliğini artırmak veya uyarmak anlamına gelir. Boost, bir süreci daha güçlü ya da etkin hâle getirmeyi anlatır; bir şeyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez. Boost + metabolism, sağlık ve bilim iletişiminde doğal bir sözcük birlikteliğidir. make metabolism higher ifadesinden daha doğal bir İngilizcedir.
Alıştırma
Düzenli hareketin metabolik etkinliği artırabileceğini en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Regular movement can make your metabolism tall.
- Regular movement can boost your metabolism.
- Regular movement can lift your metabolism.
Cevabı göster
Regular movement can boost your metabolism.
These properties make steroids valuable for treating many illnesses and injuries. Kalıp ifadeler
1:57Bu özellikler, steroidleri birçok hastalık ve yaralanmayı tedavi etmede değerli kılar.
valuable for treating: tıbbi bir amaç için yararlı
Burada valuable, pahalı değil, pratik bir yarar sağladığı için faydalı veya önemli anlamına gelir. Valuable for treating many illnesses and injuries, bu özelliklerin tedavi etkinliğinde tıbbi değere sahip olduğunu belirtir. valuable for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin yararlı olduğu amacı ya da etkinliği belirtir: valuable for research; valuable for diagnosing disease.
Alıştırma
Bir tekniğin yararlı olduğu etkinliği belirtmek için valuable for yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- This technique is valuable for treating severe injuries.
- This technique is valuable for treat severe injuries.
- This technique is valuable to treating severe injuries.
Cevabı göster
This technique is valuable for treating severe injuries.
maintain muscle mass and help burn victims recover lost muscle tissue. Notlar
2:07ve yanık mağdurlarının kaybedilen kas dokusunu onarmasına yardımcı olabilirler.
wasting illnesses: ciddi doku kaybına yol açan hastalıklar
Tıp İngilizcesinde wasting illnesses, vücut ağırlığı, kas veya diğer dokularda ciddi ve sürekli kayba yol açan hastalıkları ifade eder. Buradaki wasting, hastalığın vücutta yarattığı kaybı anlatır; hastalığın kaynakları boşa harcadığı anlamına gelmez. Bu cümlede AIDS ve bazı kanser türleri örnek olarak verilmiştir. Daha genel olarak bu ifade, bir hastalık belirgin fiziksel erimeye yol açtığında kullanılabilir.
Alıştırma
Bu tıbbi cümlede wasting illnesses ne anlama gelir?
- Ciddi vücut ağırlığı veya doku kaybına yol açan hastalıklar
- Tedavi olmadan hızla kaybolan hastalıklar
- Tıbbi malzemeleri israf eden hastalıklar
Cevabı göster
Ciddi vücut ağırlığı veya doku kaybına yol açan hastalıklar
maintain muscle mass: kas kütlesinin azalmasını önlemek
Maintain muscle mass, vücuttaki kas miktarını mevcut düzeyinde tutmak ve azalmasını önlemek demektir. Sağlık ve tıp bağlamlarında maintain çoğunlukla bir durumu veya düzeyi sabit tutmak anlamına gelir; yalnızca ekipman onarmakla sınırlı değildir. Aynı kalıp maintain strength, maintain weight ve maintain health gibi durumlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir sporcu iyileşme döneminde mevcut kas miktarının azalmasını önlemek istiyor. Hedefini en iyi hangi ifade anlatır?
- gain muscle mass
- regain muscle mass
- maintain muscle mass
Cevabı göster
maintain muscle mass
burn victims: yanık yaralanması geçirmiş kişiler
burn victims ifadesinde burn, zararın türünü belirten bir isim niteleyicisidir; victims ise bu zararı gören kişileri anlatır. İfade, yanık yaralanması geçirmiş ve tedaviye ya da iyileşme desteğine ihtiyaç duyabilecek kişiler anlamına gelir. O anda yanmakta olan kişiler anlamına gelmez. earthquake victims veya accident victims ifadelerinde olduğu gibi, insanları maruz kaldıkları zarara göre sınıflandırır.
Alıştırma
burn victims ne anlama gelir?
- Yanık yaralanması geçirmiş kişiler
- O anda yanmakta olan kişiler
- Kasten yangın çıkaran kişiler
Cevabı göster
Yanık yaralanması geçirmiş kişiler
So if steroids are used as medicine, Anlatım akışı
2:13Yani eğer steroidler ilaç olarak kullanılıyorsa,
So if..., must..., right?: sorgulanacak bir sonucu önce sunmak
Cümle, steroidlerin ilaç olarak kullanılabildiği gerçeğini aşırı kesin bir sonuca dönüştürür: Eğlence amaçlı kullanım da güvenli olmalıdır. if yan cümlesi öncülü verir, must ise sonucu sözde kaçınılmazmış gibi sunar. Burada right? esas olarak samimi bir onay istemez. Konuşmacı, hemen ardından sorgulayabilmek için cazip görünen aşırı basitleştirilmiş bir çıkarımı dile getirir; "It's not that simple" gibi bir yanıt beklenen sonucu tersine çevirir.
Alıştırma
Bu right? sorusu sav içinde ne yapıyor?
- Steroidlerin tıbbi kullanımına ilişkin tarafsız bir tanım ister.
- Steroidlerin eğlence amaçlı kullanımının güvenli olduğunu kanıtlar.
- Konuşmacının ardından sorgulayabilmesi için aşırı basitleştirilmiş bir sonuç sunar.
Cevabı göster
Konuşmacının ardından sorgulayabilmesi için aşırı basitleştirilmiş bir sonuç sunar.
it's not that simple: aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek
Burada it's not that simple, önceki açıklama ya da sonucun önemli etkenleri dışarıda bıraktığını belirtir. Buradaki that derece bildirir: “karşı tarafın öne sürdüğü kadar basit.” “Çok” anlamına gelmez. Bu, bir şeyin zor olduğundan yakınmaktan çok ölçülü bir düzeltmedir. Konuşan kişi koşullar, istisnalar veya kanıtlar eklemeye hazırlanır. Well, karşı çıkışı daha az ani gösterir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı, tek bir geç teslimatın tedarikçinin bütünüyle güvenilmez olduğunu kanıtladığını söylüyor. Bu aşırı basitleştirilmiş sonucu ölçülü biçimde en iyi hangi yanıt düzeltir?
- Well, it's not that simple.
- It's not easy to finish.
- You're completely wrong.
Cevabı göster
Well, it's not that simple.
To create the desired muscle growth: cümle başında amaç bildiren mastar
To create the desired muscle growth amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Cümlenin başında yer alarak kullanıcıların dozları neden aldığını açıklar: amaçları istedikleri kas gelişimini sağlamaktır. In order to create the desired muscle growth biçiminde genişletilebilir. create eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan recreational steroid users ifadesidir. Desired, bu kullanıcıların istediği sonucu belirtir; konuşanın bu amacı veya steroid kullanımını onayladığını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi avoid fiilinin amaç bildiren mastarıyla tam olarak iki kelime kullanarak tamamlayın: ____ traffic, we left before sunrise.
Cevabı göster
To avoid
orders of magnitude higher: çok büyük bir sayısal fark
Bir order of magnitude, sayısal bir ölçekte on katlık bir basamaktır. Çoğul orders of magnitude bu basamaklardan birden fazlasını belirtir; dolayısıyla orders of magnitude higher, kesin kullanıldığında genellikle yüz kat veya daha büyük bir farkı anlatır, küçük bir artışı değil. Buradaki orders, emir veya sıra değil, sayısal ölçekteki düzeyler anlamındadır. İfade higher sözcüğünü niteler ve eğlence amaçlı kullanılan dozları tıbben reçete edilen dozlarla karşılaştırır.
Alıştırma
Bir rapor 10.000 değerini 10 değeriyle karşılaştırıyor. Farkın ölçeğini en iyi hangi cümle ifade eder?
- The first value is orders of magnitude higher than the second.
- The first value is one percent higher than the second.
- The first value is slightly higher than the second.
Cevabı göster
The first value is orders of magnitude higher than the second.
prescribed for a medical condition: resmî tıbbi reçete
Prescribed for a medical condition, bir hastalığı veya sağlık sorununu tedavi etmek amacıyla yetkili bir sağlık uzmanı tarafından resmen reçete edilmiş anlamına gelir. Prescribed, reçetenin kurumsal ve resmî anlamını taşır; yalnızca recommended demekten daha güçlü ve özeldir. Bu parçada prescribed for a medical condition, those sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Those daha önce geçen doses sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla tam biçim than the doses that are prescribed for a medical condition olur.
Alıştırma
Bir doktor, bir hastanın durumu için resmen ilaç yazıyor. Hangi cümle en kesindir?
- The medication was recommended for the condition.
- The medication was approved for the condition.
- The medication was prescribed for the condition.
Cevabı göster
The medication was prescribed for the condition.
can have both undesirable and outright harmful effects, Kalıp ifadeler
2:34hem istenmeyen hem de tamamen zararlı etkilere sahip olabilir;
Long-term high-dose steroid usage: art arda kullanılan birleşik niteleyiciler
Long-term high-dose steroid usage, steroidlerin uzun süre ve yüksek dozlarda kullanılmasını anlatan sıkıştırılmış bir ad öbeğidir. Öbeğin ana sözcüğü usage'dır; steroid neyin kullanıldığını gösterir, long-term ile high-dose ise steroid usage düşüncesinin tamamını niteler. Bir addan önce geldiklerinde long-term ve high-dose, kısa çizgili birleşik niteleyicilerdir. Bunları art arda kullanmak, resmî tıp veya risk metinlerinde süre ve dozu tek ve kesin bir betimlemede toplamayı sağlar.
Alıştırma
İki birleşik niteleyici de addan önce geldiğinde, hangi ifade resmî İngilizcedeki geleneksel noktalama biçimini kullanır?
- long-term high dose medication use
- long-term high-dose medication use
- long term high-dose medication use
Cevabı göster
long-term high-dose medication use
both undesirable and outright harmful: paralel yapı ve artan vurgu
both A and B, aynı anda doğru olarak sunulan iki betimlemeyi birbirine bağlar. Burada undesirable istenmeyen veya olumsuz, harmful ise zarar verebilen anlamındadır. Bu nedenle harmful daha güçlü bir iddiadır ve undesirable ile yalnızca eş anlamlı değildir. outright burada harmful'ı güçlendirir ve açıkça, bütünüyle veya tartışmasız biçimde anlamına gelir. İfade, genel bir olumsuz değerlendirmeden gerçek zararı vurgulayan güçlü bir yargıya ilerler.
Alıştırma
Cümleyi both...and... ve güçlendirici outright ile tamamlayın: The side effects were ____ undesirable ____ ____ harmful.
Cevabı göster
both · and · outright
some of them dependent on factors like age, sex, and underlying health conditions. Kalıp ifadeler
2:38bunlardan bazıları yaş, cinsiyet ve altta yatan sağlık koşulları gibi faktörlere bağlıdır.
dependent on factors like: koşullar ve eksiksiz olmayan örnekler
Burada dependent on, bir sonucun belirli koşullara göre değiştiğini anlatır; duygusal bağımlılık anlamına gelmez. dependent sıfatından sonra on gelir. Factors like bu koşullara örnekler verir. Bu nedenle yaş, cinsiyet ve altta yatan sağlık sorunları olası listenin bir parçasıdır; listenin tamamı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Approval is ____ income, debt, and credit history.
Cevabı göster
dependent on factors like
We're not sure what all the risk factors are, Anlatım akışı
2:44Risk faktörlerinin tam olarak ne olduğundan emin değiliz
but we do know recreational steroid use is particularly risky for adolescents. Kalıp ifadeler
2:47fakat keyfi steroid kullanımının gençler için özellikle riskli olduğunu biliyoruz.
We're not sure... but we do know...: belirsizliği sınırlayıp kesinliği vurgulamak
We're not sure what all the risk factors are, belirsizliği risk faktörlerinin tam listesiyle sınırlar; konuşanlar hiçbir şeyin bilinmediğini söylemez. Ardından But daha kesin bir sonuca geçiş yapar. Olumlu we do know cümleciğinde do vurgu amaçlıdır: genel tablonun bir bölümü belirsiz kalsa bile sonraki iddianın sağlam biçimde bilinen bir sonuç olarak sunulduğunu öne çıkarır. Bu yapı, kanıtların açık sınırları olduğu hâlde belirli bir sonucu desteklediği durumlarda yararlıdır.
Alıştırma
We're not sure... but we do know... nasıl bir bilgi düzeni oluşturur?
- Belirsizliği bütün sonuçları reddetme nedeni olarak ele alır.
- Önce kesin bir sonuç verir, ardından güvenilmez olduğu gerekçesiyle onu geri çeker.
- Belirsizliğin kapsamını sınırlar, ardından sağlam biçimde bilinen bir sonuç olarak sunulan bilgiyi vurgular.
Cevabı göster
Belirsizliğin kapsamını sınırlar, ardından sağlam biçimde bilinen bir sonuç olarak sunulan bilgiyi vurgular.
particularly risky for adolescents: riskle kimin karşılaştığını vurgulamak
Burada particularly risky for adolescents, eğlence amaçlı steroid kullanımının ergenler için özellikle ciddi bir risk oluşturduğu anlamına gelir. be risky for + kişi veya grup yapısı riskle kimin karşı karşıya olduğunu belirtirken particularly uyarının odağını bu gruba yöneltir. Bu vurgu, diğer herkesin güvende olduğu anlamına gelmez. Ergenlerin karşılaştığı tehlikenin özel dikkat gerektirdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir tedavinin kalp hastalığı olan kişiler için özellikle yüksek risk oluşturduğunu söyler?
- The treatment may be particularly risk for patients with heart disease.
- Patients with heart disease may be particularly risky for the treatment.
- The treatment may be particularly risky for patients with heart disease.
Cevabı göster
The treatment may be particularly risky for patients with heart disease.
prompt bones to mature: prompt + nesne + to'lu mastar
Burada prompt, 'bir şeyin gerçekleşmesine neden olmak veya onu teşvik etmek' anlamına gelen resmî bir fiildir. prompt bones to mature ifadesinde bones nesnedir; to mature ise ortaya çıkan değişimi belirten to'lu mastardır. Yeniden kullanılabilen yapı prompt + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Bir durum, olay veya bulgu, bir kişiyi ya da şeyi harekete geçmeye veya değişmeye yöneltebilir; buradaki prompt, 'ipucu veya yönerge' anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
prompt + nesne + to'lu mastar yapısını oluşturmak için cümledeki iki eksik sözcüğü tamamlayın: The warning may ____ drivers ____ slow down.
Cevabı göster
prompt · to
before they're done growing: tamamlanan bir süreç için be done + -ing
Be done + -ing, bir etkinliği veya süreci bitirmiş olmayı ifade eder. Burada they, bones sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla they're done growing, kemiklerin büyümeyi tamamlaması demektir. Done, tamamlanmış bir durumu anlatır; kemiklere bir şey yapıldığı anlamına gelmez. Before, olgunlaşmanın bu bitiş noktasından daha önce gerçekleştiğini gösterir. Kemikler, büyüme süreci hâlâ tamamlanmamışken olgunlaşır.
Alıştırma
Cümleyi be done + -ing ve check kullanarak tamamlayın: Once we're ____ the equipment, we can leave.
Cevabı göster
done checking
Adolescents are also most at risk for the harmful psychiatric effects of steroid use. Notlar
3:00Ergenler ayrıca steroid kullanımının zararlı psikiyatrik etkileri açısından da en fazla risk altında olan gruptur.
most at risk for: en yüksek risk altındaki grubu belirtmek
Be at risk for + isim, olası zararlı bir duruma veya sonuca karşı savunmasız olmayı ifade eder. Most yapıya en üstünlük anlamı katar: karşılaştırılan gruplar arasında en yüksek risk ergenlerdedir. For, olası zararlı sonucu belirtir; bu cümlede söz konusu sonuç steroid kullanımının psikiyatrik etkileridir. İfade bir yer değil, olasılık veya savunmasızlık anlatır ve etkilerin kesinlikle gerçekleştiğini göstermez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Of all age groups, infants are ____ dehydration during the heat wave.
Cevabı göster
most at risk for
psychiatric effects: ruh sağlığı üzerindeki klinik etkiler
Bu cümlede psychiatric effects, ruh sağlığını, psikiyatrik belirtileri veya ruhsal bozuklukları ilgilendiren etkiler anlamına gelir. Bu ifade; dürtüsellik, saldırganlık, mani ve psikoz gibi daha sonra verilen örnekler için klinik bir sınıflandırma sağlar. Psychiatric, effects sözcüğünü niteler. Emotional effects ifadesinden daha özel ve tıbbi bir anlam taşır; bu yüzden sıradan ruh hâli değişiklikleri olarak yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
Tıbbi bir makalede psychiatric effects ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Ruhsal bozuklukları veya psikiyatrik belirtileri içeren etkiler
- Yalnızca kaslar ve fiziksel güçle sınırlı etkiler
- Kısa süreli herhangi bir ruh hâli değişikliği
Cevabı göster
Ruhsal bozuklukları veya psikiyatrik belirtileri içeren etkiler
increased impulsivity and increased aggression, Kalıp ifadeler
3:08artan dürtüsellik ve artan saldırganlık,
increased impulsivity and increased aggression: increased + isim yapısının tekrarı
Bu ifade iki paralel isim öbeğini bağlar: increased impulsivity ve increased aggression. Increased sözcüğünün tekrarlanması, her eğilimin ayrı ayrı arttığını açıkça gösterir; bunlar tek bir birleşik kavram değildir. Impulsivity, sonuçları yeterince düşünmeden hareket etme eğilimidir. Aggression ise düşmanca, tehditkâr veya saldırı içeren davranıştır. İkisi birlikte görülebilir, ancak cümlede iki ayrı etki olarak sıralanır.
Alıştırma
Hangi cümle iki ayrı değişikliği anlatmak için açık bir increased + isim paralel yapısı kullanır?
- The study found increased anxiety and irritability increased.
- The study found increased anxiety and increased irritability.
- The study found increase anxiety and increased irritability.
Cevabı göster
The study found increased anxiety and increased irritability.
well known as roid rage: bir ad ve gayriresmî bir etiket
be well known as + ad veya etiket yapısında as, öznenin insanlar tarafından ne diye adlandırıldığını gösterir. Burada well known, az önce söz edilen artan dürtüsellik ve saldırganlık için “roid rage” etiketinin yaygın biçimde bilindiğini vurgular. “Roid”, “steroid” sözcüğünün gayriresmî kısaltmasıdır. “Roid rage”, anabolik steroid kullanımıyla bağlantılı şiddetli sinirlilik veya saldırganlık için kullanılan popüler bir terimdir; günlük dilde kullanılan bir etikettir, resmî bir tıbbi tanının adı değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede as neyi belirtir?
- Resmî bir tıbbi tanı.
- Az önce sözü edilen davranışlar için gayriresmî bir etiket.
- Davranışların nedeni.
Cevabı göster
Az önce sözü edilen davranışlar için gayriresmî bir etiket.
Up to 60% of users experience these effects, Kelime
3:15Kullanıcıların %60'a kadarı bu etkileri deneyimler
Up to 60%: üst sınır belirlemek
Up to 60%, belirtilen en yüksek oranı %60 olarak belirler. Gerçek oran daha düşük olabilir; ifade oranın tam olarak %60 olduğunu söylemez. Veri raporlarında up to + sayı yapısını bir alt sınır olarak değil, üst sınır olarak okuyun. Bu nedenle at least 60% ya da %60’tan fazla anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir raporda “Up to 60% of users experience headaches.” yazıyor. Hangi yorum doğrudur?
- Oran en az %60’tır ve daha yüksek olabilir.
- Oran tam olarak %60’tır.
- Oran %60’tan düşük olabilir, ancak belirtilen üst sınır %60’tır.
Cevabı göster
Oran %60’tan düşük olabilir, ancak belirtilen üst sınır %60’tır.
but there are also less common more damaging psychiatric side effects like mania and even psychosis. Kalıp ifadeler
3:19fakat mani ve hatta psikoz gibi daha nadir görülen, daha zarar verici psikiyatrik yan etkiler de vardır.
less common more damaging: sıklık ile zararı karşılaştırma
İki karşılaştırmalı sıfat öbeği aynı psikiyatrik yan etkileri farklı açılardan anlatır. less common ne sıklıkla ortaya çıktıklarını karşılaştırır: daha seyrek görülürler. more damaging etkilerini karşılaştırır: daha büyük zarara yol açabilirler. Karşılaştırmalar farklı yönleri gösterir; bu nedenle daha düşük sıklık, daha az önemli oldukları anlamına gelmez. Özenli yazıda virgül veya but kullanmak bu karşıtlığı çoğu zaman daha açık hâle getirir: less common, more damaging side effects ya da less common but more damaging side effects.
Alıştırma
less common more damaging, yan etkiler hakkında ne anlatır?
- Daha sık görülürler ve daha büyük zarara yol açarlar.
- Daha seyrek görüldükleri için zararsızdırlar.
- Daha seyrek görülürler ancak daha büyük zarara yol açabilirler.
Cevabı göster
Daha seyrek görülürler ancak daha büyük zarara yol açabilirler.
Steroid use can damage organs including the liver and kidneys
3:26Steroid kullanımı karaciğer ve böbrekler gibi organlara zarar verebilir
and cause cardiovascular problems like high blood pressure. Kelime
3:30ve yüksek tansiyon gibi kardiyovasküler sorunlara neden olabilir.
cardiovascular problems: kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlar
cardiovascular problems, kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlardır. cardio- kalple, vascular ise kan damarlarıyla ilgilidir; bu nedenle terim yalnızca kalbi değil, tüm kardiyovasküler sistemi kapsar. Bu cümlede high blood pressure, bir cardiovascular problem örneği olarak verilir. cardio fitness bağlamında aerobik egzersiz anlamına gelebilse de buradaki cardio- bu anlama gelmez.
Alıştırma
cardiovascular problems ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- aerobik egzersizin yol açtığı sorunlar
- kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlar
- yalnızca akciğerlerle ilgili sorunlar
Cevabı göster
kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlar
high blood pressure: hypertension için günlük terim
Bu cümlede high blood pressure, kardiyovasküler bir sağlık sorunu olarak yüksek kan basıncını ifade eder. Tek bir yüksek ölçümü ya da özellikle have ile kullanıldığında devam eden bir durumu anlatabilir. Tıp dilinde hypertension denilen durumun günlük dildeki karşılığıdır. Bu üç kelime, kanın basınç altında olduğuna dair yeni oluşturulmuş bir betimleme olarak değil, yerleşik bir sağlık ifadesi olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi hypertension için kullanılan üç kelimelik yaygın günlük terimle tamamlayın: My doctor says I have ____.
Cevabı göster
high blood pressure
While some or all of those effects may be reversible, Dilbilgisi
3:34Bu etkilerin bazıları veya tümü geri döndürülebilir olsa da,
steroid use can also cause liver cancer, Kelime
3:38steroid kullanımı karaciğer kanserine de neden olabilir,
While ... may be reversible: ödünleme bildiren while
Buradaki While, during the time that yani “~dığı sırada” değil, although yani “her ne kadar … olsa da” anlamındadır. Giriş yan cümlesi, etkilerin bazılarının veya tamamının geri döndürülebilir olabileceği şeklindeki kısmen rahatlatıcı noktayı kabul eder. Ana cümle daha sonra karaciğer kanserini önemini koruyan ciddi bir risk olarak sunar. Ödünleme bildiren while dengeli bir argüman kurar: kabul edilen bilgi önce gelir, yazarın asıl vurgusu ise ana cümlede yer alır. Cümlecikler arasındaki mantıksal gerilim bu anlamı gösterir; zaman bakımından örtüşme söz konusu değildir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki While yan cümlesi burada ne yapıyor?
- İki etkinin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Önce rahatlatıcı olabilecek bir gerçeği kabul eder, ardından devam eden ciddi bir riski sunar.
- Karaciğer kanserinin ancak diğer etkiler geri döndürüldükten sonra ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster
Önce rahatlatıcı olabilecek bir gerçeği kabul eder, ardından devam eden ciddi bir riski sunar.
liver cancer: organ adı + cancer
Bu cümlede liver cancer, “karaciğer kanseri” anlamına gelir. Bu, belirli bir hastalığın adıdır: liver organı belirtir, cancer ise öbeğin ana ismidir. İngilizcede kanser türleri sıklıkla organ veya vücut bölümü adı cancer sözcüğünün hemen önüne getirilerek adlandırılır; lung cancer ve skin cancer buna örnektir. Bu ifade genel olarak her türlü ciddi karaciğer sorununu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “karaciğer kanseri” hastalığının İngilizce adıyla tamamlayın: Early screening can help detect ____.
Cevabı göster
liver cancer
Though recreational users take steroids for their anabolic effects, Kalıp ifadeler
3:43Keyfi kullanıcılar steroidleri anabolik etkileri için alsa da,
take steroids for their anabolic effects: amaçlanan etki için take X for... kullanımı
Burada take steroids, steroid kullanmak anlamına gelir; for their anabolic effects ise kullanıcıların elde etmek istediği etkiyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take X for its/their effects şeklindedir: for amaçlanan fayda veya sonucu tanıtır, their ise çoğul steroids adına gönderme yapar. Bu kalıp kullanıcının amacını bildirir. Amaçlanan etkinin gerçekten ortaya çıkacağını tek başına söylemez.
Alıştırma
İfadenin amaçlanan etkiyi belirtmesi için cümleyi bir edatla tamamlayın: Some patients take the extended-release tablet ____ its longer-lasting effects.
Cevabı göster
for
androgenic effects, often undesired: çoğu zaman istenmeyen androjenik etkiler
Androjenik etkiler, androjen etkinliğinden kaynaklanan, özellikle erkek cinsiyet özellikleriyle ilişkili değişimlerdir. Burada androgenic effects kullanıcıların ayrıca yaşadığı etkileri adlandırır; often undesired ise which are often undesired, yani “bunlar çoğu zaman istenmez” anlamına gelen kısaltılmış bir ek açıklamadır. Also experience, bu etkilerin daha önce sözü edilen anabolik etkilere ek olarak kullanıcılarda ortaya çıktığını anlatır. Experience etkin biçimde aramak ya da istemek anlamına gelmez; dolayısıyla cümle, istenen anabolik hedef ile çoğu zaman istenmeyen androjenik etkileri karşılaştırır.
Alıştırma
“they also experience androgenic effects, often undesired” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Yalnızca talep ettiklerinde androjenle ilişkili etkiler yaşarlar.
- Androjenle ilişkili her etkiyi bilerek ararlar.
- Çoğu zaman istemeseler bile androjenle ilişkili etkiler yaşayabilirler.
Cevabı göster
Çoğu zaman istemeseler bile androjenle ilişkili etkiler yaşayabilirler.
and permanent voice deepening in females. Kalıp ifadeler
3:56ve seste kalıcı bir kalınlaşma anlamına gelebilir.
permanent voice deepening: sesin kalıcı olarak kalınlaşması
Permanent voice deepening, tıbbi bilgiyi sıkıştıran kısa bir isim öbeğidir. Voice deepening, voice ile -ing biçimindeki deepening ismini birleştirerek bir değişimi adlandırır: ses perdesi alçalır. Permanent bütün değişimi niteler ve değişimin süresiz devam ettiğini ya da geri döndürülemeyebileceğini belirtir. Bu ifade ses perdesindeki kalıcı bir değişimi anlatır; geçici ses kısıklığını, daha yüksek sesle konuşmayı veya “derin” düşünceleri anlatmaz.
Alıştırma
Ses perdesinin kalıcı biçimde alçalması anlamına gelen tam ve kısa ifadeyle cümleyi tamamlayın: One possible effect is ____.
Cevabı göster
permanent voice deepening
excess testosterone-like steroids can cause feminization in males Kelime
4:00aşırı testosteron benzeri steroidler erkeklerde kadınlaşmaya neden olabilir
testosterone-like steroids: -like ile sıfat oluşturma
testosterone-like, testosterone ismi ile -like ekinden oluşan birleşik bir sıfattır. “Testosterona benzer” veya “testosteronunkine benzer özellik ya da etkilere sahip” anlamına gelir ve sıfatın tamamı steroids ismini niteler. Buradaki -like benzerlik bildirir; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Tekrar kullanılabilen X-like + isim kalıbı, hormone-like activity örneğinde olduğu gibi, bir şeyin X’e benzediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için testosterone ve -like ile birleşik bir sıfat oluştur: Researchers measured ____ activity in the samples.
Cevabı göster
testosterone-like
because the body converts the excess into estrogen. Kalıp ifadeler
4:05çünkü vücut fazlalığı östrojene dönüştürür.
Söylem geçişi olarak At the same time
At the same time burada bir geçiş ifadesi olarak kullanılır. Aynı ölçüde önemli başka bir etkiyi eklerken açıklamayı ters yöne taşır: kadınlardaki erkekleşme etkilerinden erkeklerdeki kadınsılaşma etkilerine geçilir. Açıklayıcı metinlerde bu ifade, birlikte geçerli olan iki olguyu, riski veya değerlendirmeyi düzenleyebilir. İki olayın saat açısından tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi seçenek At the same time ifadesini birlikte geçerli olan ancak karşıtlık oluşturan başka bir değerlendirmeyi sunmak için kullanır?
- The two runners crossed the finish line at the same time.
- The new rule may reduce costs. At the same time, it could make the process less accessible.
- The doors open at the same time every morning.
Cevabı göster
The new rule may reduce costs. At the same time, it could make the process less accessible.
Fizyolojik bir terim olarak feminization in males
Burada feminization in males, erkeklerde genellikle kadın cinsiyet özellikleriyle ilişkilendirilen fiziksel değişimlerin gelişmesini anlatan tarafsız bir tıp ve fizyoloji terimidir. Tek bir belirtiyi adlandırmak yerine hormonlarla ilişkili bir bedensel değişim türünü özetler. Bu ifade fizyolojiyi anlatır. Bir kişinin karakteri, değeri, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi hakkında yargıda bulunmaz. in males sözleri, değişimlerin görüldüğü grubu belirtir.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda feminization in males ne anlama gelir?
- Bir erkekte kadın cinsiyet özellikleriyle ilişkilendirilen, hormon kaynaklı fiziksel değişimler
- Bir erkeğin hobilerinde veya kişiliğinde değişim
- Bir kişinin cinsiyet kimliği hakkında bir ifade
Cevabı göster
Bir erkekte kadın cinsiyet özellikleriyle ilişkilendirilen, hormon kaynaklı fiziksel değişimler
converts the excess into estrogen: convert X into Y yapısı
convert X into Y, X’in değişerek Y olmasını sağlamak anlamına gelir. Bu yan cümlede the body öznedir, the excess X konumunda, estrogen ise Y konumundadır. The excess, daha önce sözü edilen testosteron benzeri steroidlerin gerekli veya normal miktarı aşan bölümünü belirten bir isim öbeğidir. Burada excess, başka bir ismi niteleyen sıfat değildir.
Alıştırma
Cümleyi convert X into Y yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The machine ____ food waste ____ fuel.
Cevabı göster
converts · into
This can lead to breast development and shrinking testicles.
4:09Bu meme büyümesine ve testislerin küçülmesine yol açabilir.
not uncommon: nadir olmadığını temkinli biçimde söylemek
Burada not, uncommon sözcüğünü olumsuzlar; bu yüzden not uncommon “nadir değil” veya “belirli bir düzenlilikle gerçekleşiyor” anlamına gelir. uncommon anlamına gelmez. Bu, litot adı verilen dolaylı bir olumlu ifadedir. very common ifadesinden daha temkinli duyulur: konuşan kişi etkilerin nadir olduğu fikrini reddeder, ancak tam olarak ne sıklıkta görüldükleri konusunda güçlü bir iddiada bulunmaz.
Alıştırma
Cümledeki not uncommon ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Etkilerin her durumda gerçekleştiğini belirtir.
- Etkilerin nadir sayılmayacak kadar düzenli gerçekleştiğini, ancak çok yaygın olduklarının söylenmediğini belirtir.
- Etkilerin neredeyse hiç gerçekleşmediğini belirtir.
Cevabı göster
Etkilerin nadir sayılmayacak kadar düzenli gerçekleştiğini, ancak çok yaygın olduklarının söylenmediğini belirtir.
About a third of male steroid users experience them to some degree. Notlar
4:15Erkek steroid kullanıcılarının yaklaşık üçte biri bunları bir dereceye kadar deneyimler.
About a third of: yaklaşık üçte birlik oran
About a third of, “bir gruptaki yaklaşık her üç kişiden biri” anlamına gelir. Burada about bir tahmini belirtir; “hakkında” anlamına gelmez. Kalıp about a third of + isim öbeği şeklindedir. Fiil normalde of sonrasındaki isimle uyum gösterir: About a third of the users experience the effect, but About a third of the water is lost.
Alıştırma
Cümleyi About a third of hedef ifadesiyle tamamlayın: ____ the survey respondents chose the evening session.
Cevabı göster
About a third of
to some degree: bir iddianın kapsamını sınırlamak
To some degree, “belli bir ölçüde” anlamına gelir. Burada experience them ifadesini niteler: etkiler vardır, ancak şiddetleri sınırlı olabilir veya kişiden kişiye değişebilir. About a third kaç kullanıcının etkilendiğini, to some degree ise ne ölçüde etkilendiklerini belirtir. Bu sınırlayıcı ifadeyi korumak, iddianın kanıtların desteklediğinden daha güçlü veya daha kesin görünmesini önler.
Alıştırma
Cümledeki to some degree ifadesi ne anlatır?
- Etkiler hiçbir şekilde ortaya çıkmaz.
- Etkilenen her kullanıcı aynı derecede ağır etkiler yaşar.
- Etkiler vardır, ancak düzeyleri değişebilir veya belirtilmemiş olabilir.
Cevabı göster
Etkiler vardır, ancak düzeyleri değişebilir veya belirtilmemiş olabilir.
Excess steroid use can also reduce fertility in males and females Kalıp ifadeler
4:20Aşırı steroid kullanımı hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlığı azaltabilir;
reduce fertility: üreme kapasitesini azaltmak
Reduce fertility, “gebe kalma veya çocuk sahibi olma kapasitesini azaltmak” anlamına gelir. Reduce geçişli bir fiildir ve doğrudan fertility ismini nesne olarak alır. Sağlık bağlamında fertility toprağın verimliliğini değil, üreme kapasitesini ifade eder. Azalma mutlaka tamamen kısırlık anlamına gelmez; kapasitenin veya olasılığın düştüğünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir tedavinin tamamen kısırlığa yol açtığını iddia etmeden üreme kapasitesini azaltabileceğini doğal biçimde söyler?
- The treatment causes infertility in every patient.
- The treatment may reduce fertile in some patients.
- The treatment may reduce fertility in some patients.
Cevabı göster
The treatment may reduce fertility in some patients.
or by causing missed periods and conditions like polycystic ovary syndrome. Kelime
4:28veya adet gecikmesine ve polikistik over sendromu gibi durumlara neden olarak.
by reducing ... or by causing ...: paralel mekanizmalar
İki by + fiil-ing öbeği, iki alternatif yöntemi veya mekanizmayı belirtir: by reducing ... ve by causing .... Buradaki by edatı “bir eylem yoluyla” anlamına gelir; edilgen yapının işareti değildir. Or, bu iki yolu eş görevli olarak bağlar. Causing öncesinde by sözcüğünün tekrarlanması, uzun seçeneklerin paralel kalmasını ve ikinci mekanizmanın daha kolay fark edilmesini sağlar.
Alıştırma
Save ve reduce fiillerini paralel by + -ing öbeklerinde kullanın: The company can lower costs ____ energy or ____ waste.
Cevabı göster
by saving · by reducing
missed periods: gerçekleşmeyen beklenen âdetler
Sağlık bağlamında a missed period, beklenen bir âdetin gerçekleşmemesi anlamına gelir. Çoğul missed periods, birden fazla âdetin gerçekleşmemesini ifade edebilir. Buradaki periods, noktalama işaretlerini, ders saatlerini veya zaman dilimlerini değil, âdetleri ifade eder. Bu ifade bir belirtiyi bildirir; tek başına bir tanı belirtmez veya doğrulamaz.
Alıştırma
Bir sağlık raporunda missed periods ne anlama gelir?
- Beklenen âdetler gerçekleşmedi.
- Yazar noktalama işaretlerini eklemeyi unuttu.
- Âdetler normalden daha geç başladı.
Cevabı göster
Beklenen âdetler gerçekleşmedi.
polycystic ovary syndrome: birden fazla sözcükten oluşan tıbbi ad
Polycystic ovary syndrome bir hastalığın tam adıdır ve yaygın olarak PCOS şeklinde kısaltılır. Bu isim öbeğinde ana unsur syndrome sözcüğüdür; polycystic ovary ise hangi sendromun kastedildiğini belirtir. Syndrome, birbiriyle ilişkili belirti ve bulguların tanınabilir bir örüntüsüdür. Tek bir symptom ile aynı değildir; bu nedenle son sözcük yalnızca “bir belirti” anlamında anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Polycystic ovary syndrome terimini doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Herhangi bir tek yumurtalık kistinin başka bir adıdır.
- Belirli bir adı olan ve sıklıkla PCOS şeklinde kısaltılan tıbbi bir durumdur; syndrome ilişkili özelliklerden oluşan bir örüntüyü belirtir.
- Yumurtalıkla ilgili herhangi bir tek belirti anlamına gelir.
Cevabı göster
Belirli bir adı olan ve sıklıkla PCOS şeklinde kısaltılan tıbbi bir durumdur; syndrome ilişkili özelliklerden oluşan bir örüntüyü belirtir.
All these effects may be reversible if steroid use stops, Dilbilgisi
4:34Steroid kullanımı durdurulursa tüm bu etkiler geri döndürülebilir olabilir
may be reversible if ... but they may not be: belirsiz sonuçlar ve eksilti
May be reversible if ..., if ile belirtilen koşul gerçekleştiğinde geri dönüşün mümkün olduğunu söyler; geri dönüşün kesinlikle gerçekleşeceği sözünü vermez. Burada steroid kullanımının bırakılması bir koşuldur, garanti değildir. But they may not be ifadesinde reversible, anlamı zaten belli olduğu için düşürülmüştür: but they may not be reversible. Bu karşıtlık iki sonucu da olası bırakır ve tıbbi risk açıklamasına temkinli, kesinlik taşımayan bir ton verir.
Alıştırma
İki sonuç da olası kalacak şekilde cümleyi may be ve may not be ile tamamlayın: The effects ____ reversible if the drug is stopped, but they ____.
Cevabı göster
may be · may not be
and other factors could play a role in reversibility. Kalıp ifadeler
4:42ve diğer faktörler geri döndürülebilirlikte rol oynayabilir.
could play a role in reversibility: tersine çevrilebilirlikte rol oynayabilir
Bu cümlede could play a role in reversibility, bir şeyin etkilerin tersine çevrilip çevrilemeyeceğini etkileyen faktörlerden biri olabileceği anlamına gelir. Play a role in mecazidir; oyuncu olarak rol yapmak değil, bir şey üzerinde etkili olmak demektir. Could belirsizlik bildirir; a role ise bu faktörü tek neden olarak değil, katkıda bulunan faktörlerden biri olarak sunar. Bu ifade, bir sonucu birden fazla faktör etkileyebildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi play a role in ile tamamlayın: Daily habits could ____ reducing stress.
Cevabı göster
play a role in
there's mounting evidence that users are susceptible to steroid dependence. Notlar
4:47kullanıcıların steroid bağımlılığına yatkın olduğuna dair giderek artan kanıtlar mevcuttur.
there's mounting evidence that: giderek artan kanıtlar var
There's mounting evidence that ... ifadesi, ardından gelen önermeyi destekleyen kanıtların giderek arttığı anlamına gelir. Burada mounting, bir şeyin monte edilmesi değil, artması veya birikmesi demektir. That ile başlayan yan cümle, kanıtların desteklediği iddiayı belirtir. Bu ifade araştırma eğiliminin güçlendiğini gösterir, ancak iddianın her türlü şüphenin ötesinde kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Raporu There's mounting evidence that kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ access to green space benefits mental health.
Cevabı göster
There's mounting evidence that
Resmî risk anlatımında susceptible to steroid dependence
Bu cümlede be susceptible to steroid dependence, steroid bağımlılığı geliştirme riski taşımak anlamına gelir. Susceptible to, etkilenmeye açıklığı veya daha yüksek bir olasılığı anlatır; bağımlılığın kesinlikle oluşacağını söylemez. Buradaki dependence, bir kişiye veya şeye sıradan biçimde güvenmek değil, bir maddeye bağımlı olunan sağlıkla ilgili bir durumdur. Yapı be susceptible to + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Resmî risk ifadesini hedef kalıpla tamamlayın: People with weakened immune systems are ____ infection.
Cevabı göster
susceptible to
They can develop tolerance and require increasingly large doses over time. Notlar
4:52Zamanla tolerans geliştirebilirler ve gittikçe daha büyük dozlara ihtiyaç duyabilirler.
İlaç veya uyuşturucu bağlamında develop tolerance
İlaç veya uyuşturucu bağlamında develop tolerance, vücudun aynı doza zamanla daha az tepki vermesi anlamına gelir. Kişi benzer bir etki elde etmek için daha yüksek bir doza ihtiyaç duyabilir. Develop, bu durumun zaman içinde oluştuğunu anlatır. Buradaki tolerance, sabır veya hoşgörü değil, tıbbi bir kavramdır ve bağımlılık ya da madde kullanım bozukluğuyla aynı şey değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişinin bir ilaca tolerans geliştirdiğini en iyi gösterir?
- When he stops taking the drug, he experiences withdrawal symptoms.
- After several months, the same dose has much less effect on him.
- He keeps using the drug despite serious harm and cannot control his use.
Cevabı göster
After several months, the same dose has much less effect on him.
increasingly large doses over time: kademeli bir eğilimi anlatmak
Burada increasingly, large sözcüğünü niteler: daha sonra gereken her doz, öncekinden daha yüksek olma eğilimindedir. Bu ifade, dozların zaten yüksek olmasından çok miktarın kademeli olarak arttığını anlatır. Over time değişimin zaman çerçevesini belirtir. Artışın bir anda değil, zaman geçtikçe geliştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen increasingly + sıfat kalıbı, bir özelliğin giderek güçlenmesini veya daha belirgin hâle gelmesini anlatır.
Alıştırma
Burada increasingly large doses over time ne anlama geliyor?
- Kademeli bir değişim olmadan hemen tek bir yüksek doz gerekir.
- Gereken dozlar tam olarak aynı düzeyde kalır.
- Gereken dozlar zaman geçtikçe kademeli olarak artar.
Cevabı göster
Gereken dozlar zaman geçtikçe kademeli olarak artar.
This increases the risk of harmful effects,
4:58Bu, daha uzun süreler boyunca alınan daha yüksek dozlarda gittikçe daha yaygın hâle gelen
all of which are increasingly common at higher doses taken for longer durations. Notlar
5:01zararlı etki riskini artırır.
all of which: önceki grubun tamamına gönderme yapmak
Bu açıklayıcı ilgi cümleciği yapısında all of which, daha önce sözü edilen zararlı etkilerin çoğul grubunun tamamına gönderme yapar. All her etkiyi kapsar; which ise bu grubu are increasingly common ile başlayan yeni bilgiye bağlar. Çoğul isim öbeği, all of which + fiil kalıbı ismi tekrarlamayı önler ve virgülden sonra ek bilgi verir. Which otomatik olarak yalnızca en yakın sözcüğü göstermez; öncülü çevredeki anlam ve dil bilgisiyle belirlenir.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The museum displayed five early sketches, ... were signed by the artist.
- all of them
- all of which
- all which
Cevabı göster
all of which
at higher doses taken for longer durations: doz ile süreyi birleştirmek
At higher doses, kullanım miktarının veya yoğunluğunun daha fazla olduğunu belirtir. Taken for longer durations ise kullanımın daha uzun sürdüğü bilgisini ekler. Bu ilaç bağlamında taken, ilacın kullanılması veya alınması anlamına gelir; bir şeyin başka yere götürülmesi anlamında değildir. İfade bir bütün olarak iki koşulu tek bir risk açıklamasında birleştirir: daha yüksek doz ve daha uzun kullanım süresi. Maruz kalma düzeyi arttığında, maruz kalma süresi uzadığında veya ikisi birlikte olduğunda bir etkinin daha yaygınlaşabileceğini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Daha fazla miktarı daha uzun kullanım süresiyle birleştiren hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Side effects are more likely ____.
Cevabı göster
at higher doses taken for longer durations
there remains little definitive information on how common and how reversible Dilbilgisi
5:08zararların neredeyse hiçbirinin
how common and how reversible: paralel dolaylı soru yapıları
How common ve how reversible, how + sıfat biçimindeki iki paralel öbektir. Zararların ne sıklıkta görüldüğü ve ne ölçüde geri döndürülebildiği olmak üzere iki ayrı boyut sunarlar. Bu cümlede iki sıfat da daha sonra gelen almost any of the harms özne öbeğini niteler ve are sonda yer alır. Information on ifadesinden sonra yapının tamamı, hangi bilginin eksik olduğunu belirten dolaylı soru görevi görür. Dolaylı sorular düz cümle söz dizimini korur: how common ... the harms are denir; how common ... are the harms denmez.
Alıştırma
Hangi cümle dolaylı bir soruda iki paralel how + sıfat öbeğini doğru kullanıyor?
- We need information on how common and how serious are the side effects.
- We need information on how are common and how serious the side effects.
- We need information on how common and how serious the side effects are.
Cevabı göster
We need information on how common and how serious the side effects are.
at different levels of use. Kalıp ifadeler
5:16ne kadar yaygın ve ne kadar geri döndürülebilir olduğuna dair hâlâ kesin bilgi çok azdır.
Still, there remains little definitive information on: kanıt sınırını belirtmek
Burada Still, hareketsiz anlamında değil, yine de anlamında kullanılan bir cümle bağlayıcısıdır. Sözü az önce ele alınan kanıtlardan bir uyarıya çevirir: önemli bir belirsizlik devam etmektedir. There remains little definitive information on, kanıtların sınırını tek bir ifadede toplar ve ardından gelen soruları tanıtır. Little bilginin yeterli olmadığını, definitive ise kesin bir sonucu destekleyecek kadar güçlü olduğunu belirtir. Bu anlatım, bulguları kabul ederken hâlâ bilinmeyenleri işaretleyerek bilimsel açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Bir rapor az önce birkaç olası zararı sıraladı. Hangi cümle mevcut kanıtların sınırına en uygun geçişi yapar?
- Next, the report describes how the survey was conducted.
- Still, there remains little definitive information on their long-term effects.
- Therefore, their long-term effects have been proven beyond doubt.
Cevabı göster
Still, there remains little definitive information on their long-term effects.
at different levels of use: kullanım dereceleri
At different levels of use, “farklı kullanım derecelerinde veya miktarlarında” anlamına gelir. Buradaki levels soyut bir dereceyi ifade eder; bağlama göre doz, sıklık, süre veya toplam maruz kalma miktarını kapsayabilir. Fiziksel katları anlatmaz. Bu edat öbeği bir koşul veya karşılaştırma aralığı belirler. Kullanım miktarı ya da biçimi değiştiğinde riskin, etkinin veya bulgunun da değişebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “farklı kullanım derecelerinde” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The study compares health outcomes ____.
Cevabı göster
at different levels of use
We don't know enough about either risk factors Dilbilgisi
5:18Keyfi steroid kullanımının tamamen zararsız olacağını
Olumsuz yapı içinde either risk factors or exposure levels
Either ... or, birbirine paralel iki isim öbeği olan risk factors ile exposure levels ifadelerini bağlar; ikisi de about edatının nesnesidir. Burada bu iki öğenin tamamı We don't know enough ifadesinin olumsuzluk kapsamındadır. Bu nedenle cümle, her iki alandaki bilgilerin de yetersiz olduğunu anlatır. Either burada “de/da” anlamındaki ekleyici bir sözcük değildir; yeniden kullanılabilecek kalıp olumsuz fiil + either A or B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi either ... or ile tamamlayın: We don't have enough evidence about ____ the cause ____ the long-term effects.
Cevabı göster
either · or
any recreational steroid use will be harm free. Kelime
5:24veya maruz kalma düzeyleri hakkında yeterli şey bilmiyoruz.
harm free: zarar içermeyen
Harm free, “zarar vermeyen” veya “zarar içermeyen” anlamına gelen bir sıfat öbeğidir. Burada free, sugar-free ve risk-free ifadelerinde olduğu gibi “içermeyen” anlamındadır; “serbest bırakılmış” ya da “ücretsiz” anlamında değildir. Öbek, will be ifadesinden sonra gelir ve eğlence amaçlı steroid kullanımını niteler. Cümlenin tamamında bu yan cümle, konuşmacının yeterli kanıt bulunmadığı için kesin olarak söylenemeyeceğini belirttiği şeydir; dolayısıyla bir güvenlik garantisi değildir. Harm-free mutlak bir iddiadır: yalnızca daha az zarar değil, hiç zarar olmaması anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede harm-free doğru kullanılmıştır?
- This cream caused less irritation, so it was completely harm-free.
- The ticket cost nothing, so the trip was harm-free.
- No medical procedure can be guaranteed to be completely harm-free.
Cevabı göster
No medical procedure can be guaranteed to be completely harm-free.