Steroidler kaslarınızı ve vücudunuzun geri kalanını nasıl etkiler? - Anees Bahji: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
692 kelime 126 kel/dk

Video özeti: Video, tıbbi amaçla reçete edilen steroidlerle eğlence amaçlı çok daha yüksek dozlarda kullanılan steroidleri birbirinden ayırıyor; kas gelişimini nasıl etkilediklerini açıklıyor ve mevcut kanıtların sınırlarını vurgulayarak fiziksel, psikiyatrik, üremeyle ilgili ve bağımlılık kaynaklı riskleri inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. referring to a subset of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir kavramı tanımlarken veya açıklığa kavuştururken geniş kapsamlı bir bilimsel terimi belirli bir alt grupla sınırlandırmayı öğrenin. Böylece spor bağlamında tüm steroid moleküllerinin değil, testosterona benzeyen belirli steroidlerin kastedildiğini açıkça belirtebilirsiniz. 2. We're not sure what all the risk factors are, but we do know — Söylem, anlatım ve retorik: Önce bilgideki eksikliği kabul eden, ardından kanıtla desteklenen bir sonucu belirten dengeli bilimsel anlatım biçimini tanıyıp kullanın. Bu yapı, aşırı kesin konuşmadan veya gereğinden fazla belirsiz kalmadan farklı kesinlik düzeylerini aktarmanızı sağlar. 3. how common and how reversible — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: information gibi bir isimden sonra içeriği açıklayan paralel how + sıfat yan cümlelerini anlayın. Bu kalıpla zararlı etkilerin ne sıklıkta görüldüğünü ve bu etkilerin geri çevrilip çevrilemeyeceğini iki ayrı araştırma sorusu olarak ifade edebilirsiniz.

Bu derste

They've caused global scandals.

0:07

Küresel skandallara sebep oldular.

They're banned in most athletic competitions, Kelime

0:09

Çoğu spor müsabakasında yasaklı durumdalar,

but are steroids actually bad for you? Anlatım akışı

0:13

fakat steroidler gerçekten sizin için kötü mü?

Anlatım akışı

but are steroids actually bad for you? — ana soruyu ortaya koyma

But, skandallar ve müsabaka yasaklarından oluşan tanıdık olumsuz tablodan hâlâ incelenmesi gereken asıl meseleye geçiş yapar. Actually, yaygın varsayımın olgular daha kapsamlı biçimde incelendiğinde de geçerli olup olmadığını sorgular. Bu nedenle soru yalnızca evet ya da hayır yanıtı istemez; açıklamayı da düzenler. Sonraki bölümde incelenecek ana meseleyi, yani yönlendirici soruyu ortaya koyar.

Alıştırma

Bu girişte but are steroids actually bad for you? sorusunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Bilinen olumsuz izlenimlerden açıklamanın inceleyeceği ana soruya geçiş yapar.
  2. Herhangi bir analiz sunmadan önce nihai sonucu verir.
  3. Spor alanındaki bir yasağa ilişkin doğrulanmış başka bir örnek ekler.
Cevabı göster

Bilinen olumsuz izlenimlerden açıklamanın inceleyeceği ana soruya geçiş yapar.

Kelime

banned in most athletic competitions: spor kurallarına dayalı yasak

Buradaki are banned, resmi kuralların steroid kullanımına izin vermediğini anlatan edilgen bir yapıdır. Yalnızca olumsuz bir görüşü veya popüler olmamayı değil, kurallara dayalı bir yasağı ifade eder. in most athletic competitions ifadesi yasağın geçerli olduğu ortamı belirtir. Most ayrıca bazı müsabakaların farklı kuralları olabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

be banned in yapısını kullanarak ve fiili çoğul özneyle uyumlu hâle getirerek cümleyi tamamlayın: Under official league rules, performance-enhancing drugs ____ most competitions.

Cevabı göster

are banned in

The term steroids refers to a broad category of molecules that share a similar molecular structure, Notlar

0:16

Steroid terimi, benzer bir moleküler yapıyı paylaşan

but have many different functions.

0:23

ancak birçok farklı işleve sahip geniş bir molekül kategorisini ifade eder.

Kalıp ifadeler

The term X refers to Y: terim tanımlama kalıbı

The term X refers to Y kalıbı, bir terimin anlamını veya gönderimde bulunduğu şeyi açıklar. Bu cümlede X steroids, Y ise terimin ifade ettiği geniş kategoridir. Burada refers to, bir şeyi ifade etmek veya onun karşılığı olmak anlamındadır; cümlenin steroids konusundan yalnızca söz ettiği anlamına gelmez. Bu kalıp, bir kavramı tanımlarken veya bir adlandırmanın neleri kapsadığını belirtirken yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Tanımı refer fiilinin iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The term carbon footprint ____ the total amount of greenhouse gases caused by a person or activity.

Cevabı göster

refers to

Kelime

a broad category of molecules: çok sayıda üyesi olan bir sınıf

a broad category of molecules ifadesinde category, ortak özelliklere dayalı bir sınıf anlamına gelir; of molecules ise bu sınıfın üyelerinin moleküller olduğunu belirtir. Broad, sınıfın tek bir molekülü veya dar biçimde tanımlanmış bir maddeyi değil, çok sayıda üyeyi kapsadığını gösterir. Bu nedenle ifade, steroids sözcüğünü kapsayıcı bir sınıflandırma olarak sunar. Üyeler temel bir yapısal modeli paylaşırken yine de farklı işlevlere sahip olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a broad category of molecules ne anlama gelir?

  1. Ortak özelliklere sahip birçok molekül türünü içeren geniş bir sınıf.
  2. Tek ve sabit bir işlevi olan belirli bir molekül.
  3. Üyelerinin ortak özellik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın tüm maddeler.
Cevabı göster

Ortak özelliklere sahip birçok molekül türünü içeren geniş bir sınıf.

When people talk about steroids in the context of sports, Kalıp ifadeler

0:25

İnsanlar spor bağlamında steroidlerden bahsettiğinde,

they're referring to a subset of steroids that resemble testosterone. Kalıp ifadeler

0:29

testosterona benzeyen bir steroid alt grubunu kastediyorlar.

Kalıp ifadeler

in the context of sports: yorumlama çerçevesini belirlemek

In the context of sports, “spor alanı veya sporla ilgili tartışma içinde” anlamına gelir. Steroids sözcüğünü yorumlamak için bir çerçeve belirler; böylece sözcük, mümkün olan bütün bilimsel anlamlarıyla değil, sporla ilgili anlamıyla kullanılır. Buradaki context yalnızca bir metindeki çevre sözcükler demek değildir. Bir fikir veya terimin nasıl anlaşılacağını yönlendiren alan, durum ya da arka plan anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The word 'resistance' has a special meaning ____ electrical engineering.

Cevabı göster

in the context of

Kalıp ifadeler

referring to a subset of: geniş bir kategoriyi daraltmak

Referring to a subset of, konuşanların daha büyük bir kategori içindeki yalnızca daha küçük bir grubu kastettiği anlamına gelir. Alt kümenin her üyesi daha büyük kümeye aittir, ancak alt küme büyük kümenin bütün üyelerini içermez. Bu yapı tanım ve açıklama için kullanışlıdır: önce geniş bir adlandırma yapılır, ardından bu adlandırmanın mevcut tartışmada tam olarak neyi ifade ettiği daraltılır.

Alıştırma

referring to a subset of a larger category ne anlama gelir?

  1. Daha büyük kategorinin yalnızca bir bölümü kastedilir.
  2. Daha büyük kategorinin tamamı kastedilir.
  3. Ayrı ve ilgisiz bir kategori kastedilir.
Cevabı göster

Daha büyük kategorinin yalnızca bir bölümü kastedilir.

Though elite athletes and bodybuilders began using these steroids in the 1950s, Dilbilgisi

0:34

Elit sporcular ve vücut geliştiriciler bu steroidleri kullanmaya 1950'lerde başlasa da,

today most steroid users are actually not competitive athletes,

0:40

bugün çoğu steroid kullanıcısı aslında rekabetçi sporcular değil,

but people seeking a particular appearance. Kalıp ifadeler

0:45

belirli bir görünüm arayan insanlardır.

Dilbilgisi

Though ... today ...: ödünleyici arka plan ve güncel ana nokta

Though, kabul edilen ancak arka plan olarak ele alınan bir gerçeği sunar: seçkin sporcular ve vücut geliştiriciler steroidleri 1950'lerde kullanmaya başlamıştır. Ardından ana cümle today ile güncel duruma geçer; actually ise bu durumun yaygın bir varsayımı düzeltebileceğine işaret eder. Cümle yalnızca “geçmiş, ardından bugün” sıralaması yapmaz. Bilgi yapısı “A doğru olsa da şu anda daha önemli olan nokta B'dir” biçimindedir. Though ile başlayan yan cümle ikincil arka plandır; konuşmacının ana mesajını bugünkü kullanıcıların çoğuyla ilgili iddia taşır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir gerçeği ödünleyici arka plan olarak verip ardından güncel ana noktaya geçer?

  1. Because the service began as a tool for businesses, today most of its users are individuals.
  2. The service began as a tool for businesses, and today most of its users are individuals.
  3. Though the service began as a tool for businesses, today most of its users are individuals.
Cevabı göster

Though the service began as a tool for businesses, today most of its users are individuals.

Kalıp ifadeler

seeking a particular appearance: belirli bir görünüm elde etmeye çalışmak

Burada seeking a particular appearance, belirli bir dış görünüşe ulaşmak için aktif biçimde çabalamak anlamına gelir. Seek, want sözcüğünden daha resmî ve hedef odaklıdır; appearance ise birinin nasıl göründüğünü ifade eder, ortaya çıkma eylemini değil. Seeking a particular appearance, people sözcüğünü niteleyen bir -ing öbeğidir. People who are seeking a particular appearance biçiminde genişletilebilir; dolayısıyla bu kişilerin hedefini veya motivasyonunu belirtir.

Alıştırma

people seeking a particular appearance ifadesine en yakın anlam hangisidir?

  1. halkın önüne çıkmayı bekleyen kişiler
  2. belirli bir görünüm elde etmek için aktif biçimde çabalayan kişiler
  3. kaybolmuş birini arayan kişiler
Cevabı göster

belirli bir görünüm elde etmek için aktif biçimde çabalayan kişiler

These steroids have two main effects: Anlatım akışı

0:48

Bu steroidlerin iki ana etkisi vardır:

androgenic or masculinizing, Kelime

0:51

androjenik yani erkeksileştirici

Kelime

androgenic or masculinizing: açıklayıcı or

Bu cümlede androgenic, androjenlerle ilişkili etkileri anlatan teknik terimdir; masculinizing ise sonucu daha kolay anlaşılır biçimde açıklar: tipik erkek fiziksel özelliklerinin oluşması. Buradaki or, birbiriyle ilgisiz etkiler arasında seçim sunmaz; aynı şeyi başka sözlerle açıklar. Açıklayıcı metinlerde bir terimle karşılaşıldığı anda onu tanımlamak için sık sık “teknik terim + or + daha açık ifade” düzeni kullanılır.

Alıştırma

androgenic or masculinizing ifadesinde or ne işe yarar?

  1. Teknik terimin daha açık bir yeniden ifadesini sunar.
  2. androgenic sözcüğünün yanlış olduğunu ve silinmesi gerektiğini gösterir.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki etki sunar ve okuyucudan birini seçmesini ister.
Cevabı göster

Teknik terimin daha açık bir yeniden ifadesini sunar.

and anabolic or growth promoting. Kelime

0:53

ve anabolik yani büyüme destekleyici.

Anlatım akışı

have two main effects: ile listeyi önceden bildirme

have two main effects: sonrasında gelecek bilginin yapısını önceden gösterir. Two, okuyucuya tam olarak iki öge beklemesini söyler; main effects ise bu ögelerin ait olduğu kategoriyi belirtir. İki nokta, ön bildirimden listeye geçilen yeri gösterir. “Genel ifade, öge sayısı, iki nokta ve ögeler” düzeni, açıklamalarda ve raporlarda bilgi akışını gösteren bir işaret görevi görür.

Alıştırma

have two main effects: okuyucuya sırada ne beklemesi gerektiğini söyler?

  1. Bir etki farklı sözcüklerle tekrar edilecek.
  2. Sırada tam olarak iki önemli etki belirtilecek.
  3. Herhangi bir etki belirtilmeden önce konu değişecek.
Cevabı göster

Sırada tam olarak iki önemli etki belirtilecek.

Kelime

anabolic or growth promoting: or ile sade bir yeniden ifade

Anabolic, karmaşık moleküller ve vücut dokusu oluşturan süreçleri veya etkileri anlatan biyomedikal bir sıfattır. Bu cümlede growth promoting bunun pratik sonucunu, özellikle doku büyümesini desteklemeyi açıklar. Buradaki or, teknik terimi daha sade bir dille yeniden ifade eder. İki ayrı etki arasında seçim bildirmez; “başka bir deyişle” anlamında okunmalıdır.

Alıştırma

“anabolic or growth promoting” ifadesinde or neyi gösterir?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki etki arasında seçim
  2. Büyümenin engellendiğini gösteren bir karşıtlık
  3. anabolic için sade bir açıklama
Cevabı göster

anabolic için sade bir açıklama

These effects mimic naturally occurring testosterone, Kalıp ifadeler

0:57

Bu etkiler doğal olarak oluşan testosteronu taklit eder;

which drives the development and maintenance of male secondary sex characteristics Notlar

1:00

ki bu hormon, erkeklerin ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimini ve korunmasını

and general growth in everyone.

1:05

ve herkeste genel büyümeyi yönlendirir.

Kalıp ifadeler

mimic naturally occurring testosterone: işlevsel benzerlik

Bilimsel yazılarda mimic, başka bir şeyinkine benzer etkiler veya davranışlar üretmek anlamına gelir. Burada söz konusu etkiler, vücudun doğal olarak ürettiği testosteronun etkilerine benzer; mimic kasıtlı bir gösteri ya da performans taklidini anlatmaz. Naturally occurring, testosterone sözcüğünü niteler ve yapay olarak üretilmek yerine doğal olarak var olmak veya oluşmak anlamına gelir. İfadenin tamamı doğal bir hormonla işlevsel benzerlik bildirir; maddelerin mutlaka aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda “mimic naturally occurring testosterone” ne anlama gelir?

  1. Etkiler, bir gösteride kişinin hareketlerini taklit eder.
  2. Etkiler, vücudun doğal olarak ürettiği testosteronun etkilerine benzer.
  3. Etkiler, vücudun ürettiği tüm testosteronu ortadan kaldırır.
Cevabı göster

Etkiler, vücudun doğal olarak ürettiği testosteronun etkilerine benzer.

Kalıp ifadeler

drives the development and maintenance of: gelişimini ve sürdürülmesini desteklemek

Bu cümlede drives, “bir şeyin gerçekleşmesine neden olur veya onu güçlü biçimde destekler” demektir; “araç kullanır” anlamında değildir. İlgi zamiri which, testosterone sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla testosteron sonraki süreçleri harekete geçiren etken olarak sunulur. the development and maintenance of iki aşamayı birleştirir: development özelliklerin oluşması veya gelişmesidir; maintenance ise geliştikten sonra sürdürülmeleridir. drive(s) the development and maintenance of + isim kalıbı, nedenleri ve mekanizmaları açıklayan resmî anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî neden-sonuç kalıbıyla tamamlayın: Stable funding ____ local health services.

Cevabı göster

drives the development and maintenance of

Kelime

male secondary sex characteristics: erkeklere özgü ikincil cinsiyet özellikleri

Male secondary sex characteristics, yüz kıllarının artması ve sesin kalınlaşması gibi, cinsiyet hormonlarının etkisiyle genellikle ergenlik döneminde gelişen veya daha belirgin hâle gelen, erkeklerle ilişkili fiziksel özellikleri anlatan biyolojik bir terimdir. Burada secondary önemle ilgili bir değerlendirme değil, bir sınıflandırmadır. Bu özellikleri, üremeye doğrudan katılan üreme yapıları olan primary sex characteristics teriminden ayırır; “daha aşağı” veya “önemsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda male secondary sex characteristics ne anlama gelir?

  1. Genellikle ergenlik döneminde gelişen veya daha belirgin hâle gelen, erkeklerle ilişkili fiziksel özellikler
  2. Üremeye doğrudan katılan üreme organları
  3. Daha az önemli veya aşağı görülen erkek özellikleri
Cevabı göster

Genellikle ergenlik döneminde gelişen veya daha belirgin hâle gelen, erkeklerle ilişkili fiziksel özellikler

That means testosterone and the synthetic steroids based on it promote body and facial hair growth, Kalıp ifadeler

1:08

Bu, testosteronun ve ona dayalı sentetik steroidlerin vücut ve yüzdeki kıl büyümesini,

Kalıp ifadeler

promote body and facial hair growth: promote + süreç bildiren isim öbeği

Bu cümlede promote, “bir sürecin gerçekleşmesine veya artmasına yardımcı olmak” demektir. Testosteron ve steroidler kıl büyümesini destekleyen nedenler olarak sunulur; promote burada “reklamını yapmak” ya da “birini işte terfi ettirmek” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp, promote + bir süreci adlandıran isim öbeğidir; promote growth ve promote development gibi. body and facial hair growth ifadesinde ana isim growth'tür; body ve facial ise söz konusu kıl türlerini belirtir.

Alıştırma

Derste geçen ve “bir sürecin gelişmesine yardımcı olmak” anlamına gelen fiili kullanın: Regular exercise can ____ healthy bone growth.

Cevabı göster

promote

enlargement of the vocal cords,

1:14

ses tellerinin kalınlaşmasını

and deepening of the voice, Kalıp ifadeler

1:16

ve sesin derinleşmesini,

Kalıp ifadeler

deepening of the voice: ses perdesindeki düşüşü adlandırma

Deepening of the voice, ses perdesinin düşüp sesin daha kalın duyulduğu bir değişimi ifade eder. Deepening, deepen fiilinin isim biçimidir; burada fiziksel derinlik anlamına gelmez. Bu ifade, değişimi bir isim öbeğine dönüştürür. Böylece enlargement of the vocal cords ile aynı listede yer alabilir: iki paralel isim öbeği, ilişkili etkileri kısa ve yoğun biçimde adlandırır.

Alıştırma

Ergenliğe bağlı olarak ses perdesinin yavaş yavaş düşmesini en iyi anlatan İngilizce ifade hangisidir?

  1. lowering one's voice to whisper
  2. raising one's voice to be heard
  3. a deepening of the voice
Cevabı göster

a deepening of the voice

increased muscle mass and strength, Kalıp ifadeler

1:18

kas kütlesi ve gücünün artmasını,

Kalıp ifadeler

increased muscle mass and strength: kas kütlesi ve güç artışı

Increased muscle mass and strength, hem kas dokusu miktarının hem de fiziksel gücün arttığını belirtir. Buradaki mass, insan kalabalığını değil kas dokusunun miktarını ifade eder. increased sıfatı, eş görevli muscle mass ve strength isim öbeklerinin ikisini de niteler. Bu kısa yapı, birbiriyle ilişkili iki fiziksel değişimi bildirirken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Fiziksel değişimlerle ilgili bir raporda increased muscle mass and strength ne anlama gelir?

  1. Güçlü insanlardan oluşan bir kalabalık büyümüştür.
  2. Hem kas dokusu miktarı hem de fiziksel güç artmıştır.
  3. Yalnızca toplam vücut ağırlığı artmıştır.
Cevabı göster

Hem kas dokusu miktarı hem de fiziksel güç artmıştır.

and increased stature and bone mass.

1:20

ayrıca boy ve kemik kütlesinin artmasını teşvik ettiği anlamına gelir.

Recreational steroid users are after the anabolic growth promoting effects. Kelime

1:24

Keyfi steroid kullanıcıları, anabolik büyüme destekleyici etkilerin peşindedir.

Kelime

are after: istemek veya elde etmeye çalışmak

Burada be after something, bir şeyi istemek, aramak veya elde etmeye çalışmak anlamına gelir. Kullanıcılar büyümeyi destekleyen anabolik etkileri istemektedir; ifade, bu etkilerin fiziksel olarak arkasında bulunmayı anlatmaz. be fiilinin biçimi özneyle uyumludur: tekil özneyle one user is after an effect, çoğul özneyle users are after it denir. be after ifadesinin kesin anlamını nesne ve bağlam belirler.

Alıştırma

“The buyer is after a lower price.” cümlesinde “is after” ne anlama gelir?

  1. Alıcı daha düşük bir fiyatla ilgilenip ona bakıyor.
  2. Alıcı fiziksel olarak daha düşük bir fiyatın arkasında duruyor.
  3. Alıcı daha düşük bir fiyat elde etmek istiyor.
Cevabı göster

Alıcı daha düşük bir fiyat elde etmek istiyor.

To make muscles grow, Dilbilgisi

1:30

Kasları büyütmek için,

steroids first promote protein synthesis. Kalıp ifadeler

1:31

steroidler ilk olarak protein sentezini teşvik eder.

Dilbilgisi

To make muscles grow: cümle başında amaç bildiren to mastar yapısı

Cümle başındaki To make muscles grow mastar öbeği, ana eylemin amacını belirtir: ardından gelen mekanizma, kasların büyümesini sağlamanın bir yolu olarak sunulur. Buradaki to, “... amacıyla” anlamındadır; “sonra” ya da “ardından” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp To + fiilin yalın hâli ..., ana cümle şeklindedir. Bu örnekte to’dan sonra make fiilinin yalın hâli gelir ve baştaki amaç öbeği ana cümleden virgülle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin amacını belirtmek için cümle başında to mastar yapısını kullanır?

  1. To reduced energy use, the system turns off unused devices.
  2. To reduce energy use, the system turns off unused devices.
  3. After reducing energy use, the system turns off unused devices.
Cevabı göster

To reduce energy use, the system turns off unused devices.

Kalıp ifadeler

promote protein synthesis: resmî bir bilimsel eşdizim

Bu bilimsel bağlamda promote protein synthesis, protein üretme sürecinin gerçekleşmesine yardımcı olmak veya bu biyolojik süreci daha etkin hâle getirmek demektir. Bir sürece yönelik olumlu etkiyi anlatmanın resmî ve özlü bir yoludur. Yapı promote + doğrudan nesne şeklindedir; bu nedenle edat gerekmez: promote protein synthesis. Burada synthesis, fikirlerin özeti veya birleştirilmesi değil, proteinlerin biyokimyasal olarak oluşturulması anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir hormonun protein üretme sürecini desteklediğini anlatmak için promote sözcüğünü doğru kullanır?

  1. The hormone promotes for protein synthesis.
  2. The hormone advertises protein synthesis.
  3. The hormone promotes protein synthesis.
Cevabı göster

The hormone promotes protein synthesis.

Proteins are essential building blocks of all cells, Deyimler

1:34

Proteinler; kaslar da dâhil olmak üzere tüm hücrelerin,

tissues, and organs,

1:38

dokuların ve organların

including muscles.

1:39

temel yapı taşlarıdır.

Deyimler

essential building blocks: vazgeçilmez temel yapı taşları

Building blocks ifadesi gerçek anlamıyla daha büyük bir yapı oluşturmak için kullanılan parçaları anlatır. Burada ise mecazidir: proteinler hücrelerin, dokuların ve organların oluştuğu temel bileşenlerdir. Essential, bu bileşenlerin yalnızca yararlı değil, gerekli olduğunu da belirtir. X is a building block of Y kalıbı, X'i daha karmaşık bir bütün olan Y'nin temel parçalarından biri olarak sunar. Bu tür temel parçalardan bir grup olarak söz edilirken çoğul building blocks kullanılır.

Alıştırma

Örnek cümlede essential building blocks ne anlama gelir?

  1. Laboratuvar inşa etmek için kullanılan gerçek bloklar
  2. Kaslara ne zaman hareket edeceklerini bildiren sinyaller
  3. Hücrelerin, dokuların ve organların oluştuğu vazgeçilmez temel bileşenler
Cevabı göster

Hücrelerin, dokuların ve organların oluştuğu vazgeçilmez temel bileşenler

Steroids also block cortisol,

1:41

Steroidler ayrıca proteinler dâhil

a signaling molecule that drives the breakdown of substances, Notlar

1:43

maddelerin parçalanmasını yönlendiren bir sinyal molekülü olan

including proteins.

1:47

kortizolü engeller.

Kelime

signaling molecule: biyolojik bilgi taşıyan bir molekül

Signaling molecule, biyolojik bilgi taşıyan ve bir hücrede ya da vücudun başka bir yerinde tepki oluşmasına yardımcı olan bir moleküldür. Signaling, molekülün işlevini anlatır; trafik sinyaline gönderme yapmaz. Cümlede a signaling molecule, cortisol sözcüğünü yeniden adlandıran ve onun rolünü açıklayan eş görevli bir isim öbeğidir. Ardından gelen that yan cümlesi bu sinyalin etkisini belirtir: proteinler de dâhil olmak üzere maddelerin parçalanmasını tetikler.

Alıştırma

Biyolojide signaling molecule nedir?

  1. Yalnızca kasın yapısal bileşeni olarak kullanılan bir protein
  2. Trafik ışıklarını kontrol eden bir cihaz
  3. Biyolojik bilgi taşıyan ve bir tepkinin tetiklenmesine yardımcı olan molekül
Cevabı göster

Biyolojik bilgi taşıyan ve bir tepkinin tetiklenmesine yardımcı olan molekül

Kalıp ifadeler

drives the breakdown of: bilimsel nedenselliği ifade etme

drives the breakdown of X yapısında drive, “araç sürmek” değil, “bir sürece neden olmak veya onu güçlü biçimde desteklemek” anlamına gelir. İfade, sinyal molekülünü sürecin arkasındaki nedensel etken olarak sunar. Burada breakdown, bir maddenin kimyasal ya da biyolojik olarak parçalanması anlamındaki isimdir. Yeniden kullanılabilir kalıp drive + the breakdown of + madde şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi drive + the breakdown of kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: Heat ____ complex sugars in this reaction.

Cevabı göster

drives the breakdown of

Finally,

1:49

Son olarak,

they may push the development of muscle

1:50

yağdan ziyade

rather than fat Dilbilgisi

1:52

kas gelişimini destekleyebilirler

Dilbilgisi

rather than: B değil A’yı seçmek

Rather than iki alternatifi birbirine bağlar ve ilkini öne çıkarır: A rather than B, “B değil A” demektir. Bu cümlede muscle ve fat paralel isimlerdir; dolayısıyla ifade iki olası gelişim yönünü karşılaştırır. Rather than ifadesini tek bir bağlayıcı olarak düşünün. İki taraf normalde biçimce paralel olmalıdır: isimle isim, fiille fiil veya benzer yapılar.

Alıştırma

Bu cümlede rather than nasıl bir ilişki ifade ediyor? The committee chose to revise the plan rather than cancel it.?

  1. İptal etmek değil, gözden geçirmek seçildi.
  2. Hem gözden geçirmek hem de iptal etmek seçildi.
  3. Gözden geçirmeden önce iptal etmek seçildi.
Cevabı göster

İptal etmek değil, gözden geçirmek seçildi.

and boost our metabolism, Kalıp ifadeler

1:53

ve metabolizmamızı hızlandırarak

shrinking fat deposits.

1:55

yağ birikintilerini küçültebilirler.

Kalıp ifadeler

boost our metabolism: metabolik etkinliği artırmak

Bu cümlede boost our metabolism, vücudun metabolik etkinliğini artırmak veya uyarmak anlamına gelir. Boost, bir süreci daha güçlü ya da etkin hâle getirmeyi anlatır; bir şeyi fiziksel olarak itmek anlamına gelmez. Boost + metabolism, sağlık ve bilim iletişiminde doğal bir sözcük birlikteliğidir. make metabolism higher ifadesinden daha doğal bir İngilizcedir.

Alıştırma

Düzenli hareketin metabolik etkinliği artırabileceğini en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Regular movement can make your metabolism tall.
  2. Regular movement can boost your metabolism.
  3. Regular movement can lift your metabolism.
Cevabı göster

Regular movement can boost your metabolism.

These properties make steroids valuable for treating many illnesses and injuries. Kalıp ifadeler

1:57

Bu özellikler, steroidleri birçok hastalık ve yaralanmayı tedavi etmede değerli kılar.

Kalıp ifadeler

valuable for treating: tıbbi bir amaç için yararlı

Burada valuable, pahalı değil, pratik bir yarar sağladığı için faydalı veya önemli anlamına gelir. Valuable for treating many illnesses and injuries, bu özelliklerin tedavi etkinliğinde tıbbi değere sahip olduğunu belirtir. valuable for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin yararlı olduğu amacı ya da etkinliği belirtir: valuable for research; valuable for diagnosing disease.

Alıştırma

Bir tekniğin yararlı olduğu etkinliği belirtmek için valuable for yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This technique is valuable for treating severe injuries.
  2. This technique is valuable for treat severe injuries.
  3. This technique is valuable to treating severe injuries.
Cevabı göster

This technique is valuable for treating severe injuries.

They can help people with wasting illnesses like AIDS and certain cancers Kelime

2:02

AIDS ve belirli kanserler gibi zayıflatıcı hastalıkları olan kişilerin kas kütlesini korumasına

maintain muscle mass and help burn victims recover lost muscle tissue. Notlar

2:07

ve yanık mağdurlarının kaybedilen kas dokusunu onarmasına yardımcı olabilirler.

Kelime

wasting illnesses: ciddi doku kaybına yol açan hastalıklar

Tıp İngilizcesinde wasting illnesses, vücut ağırlığı, kas veya diğer dokularda ciddi ve sürekli kayba yol açan hastalıkları ifade eder. Buradaki wasting, hastalığın vücutta yarattığı kaybı anlatır; hastalığın kaynakları boşa harcadığı anlamına gelmez. Bu cümlede AIDS ve bazı kanser türleri örnek olarak verilmiştir. Daha genel olarak bu ifade, bir hastalık belirgin fiziksel erimeye yol açtığında kullanılabilir.

Alıştırma

Bu tıbbi cümlede wasting illnesses ne anlama gelir?

  1. Ciddi vücut ağırlığı veya doku kaybına yol açan hastalıklar
  2. Tedavi olmadan hızla kaybolan hastalıklar
  3. Tıbbi malzemeleri israf eden hastalıklar
Cevabı göster

Ciddi vücut ağırlığı veya doku kaybına yol açan hastalıklar

Kalıp ifadeler

maintain muscle mass: kas kütlesinin azalmasını önlemek

Maintain muscle mass, vücuttaki kas miktarını mevcut düzeyinde tutmak ve azalmasını önlemek demektir. Sağlık ve tıp bağlamlarında maintain çoğunlukla bir durumu veya düzeyi sabit tutmak anlamına gelir; yalnızca ekipman onarmakla sınırlı değildir. Aynı kalıp maintain strength, maintain weight ve maintain health gibi durumlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sporcu iyileşme döneminde mevcut kas miktarının azalmasını önlemek istiyor. Hedefini en iyi hangi ifade anlatır?

  1. gain muscle mass
  2. regain muscle mass
  3. maintain muscle mass
Cevabı göster

maintain muscle mass

Kelime

burn victims: yanık yaralanması geçirmiş kişiler

burn victims ifadesinde burn, zararın türünü belirten bir isim niteleyicisidir; victims ise bu zararı gören kişileri anlatır. İfade, yanık yaralanması geçirmiş ve tedaviye ya da iyileşme desteğine ihtiyaç duyabilecek kişiler anlamına gelir. O anda yanmakta olan kişiler anlamına gelmez. earthquake victims veya accident victims ifadelerinde olduğu gibi, insanları maruz kaldıkları zarara göre sınıflandırır.

Alıştırma

burn victims ne anlama gelir?

  1. Yanık yaralanması geçirmiş kişiler
  2. O anda yanmakta olan kişiler
  3. Kasten yangın çıkaran kişiler
Cevabı göster

Yanık yaralanması geçirmiş kişiler

So if steroids are used as medicine, Anlatım akışı

2:13

Yani eğer steroidler ilaç olarak kullanılıyorsa,

they must be safe to use recreationally,

2:15

keyfi amaçla kullanılmaları da güvenli olmalıdır,

right?

2:18

değil mi?

Anlatım akışı

So if..., must..., right?: sorgulanacak bir sonucu önce sunmak

Cümle, steroidlerin ilaç olarak kullanılabildiği gerçeğini aşırı kesin bir sonuca dönüştürür: Eğlence amaçlı kullanım da güvenli olmalıdır. if yan cümlesi öncülü verir, must ise sonucu sözde kaçınılmazmış gibi sunar. Burada right? esas olarak samimi bir onay istemez. Konuşmacı, hemen ardından sorgulayabilmek için cazip görünen aşırı basitleştirilmiş bir çıkarımı dile getirir; "It's not that simple" gibi bir yanıt beklenen sonucu tersine çevirir.

Alıştırma

Bu right? sorusu sav içinde ne yapıyor?

  1. Steroidlerin tıbbi kullanımına ilişkin tarafsız bir tanım ister.
  2. Steroidlerin eğlence amaçlı kullanımının güvenli olduğunu kanıtlar.
  3. Konuşmacının ardından sorgulayabilmesi için aşırı basitleştirilmiş bir sonuç sunar.
Cevabı göster

Konuşmacının ardından sorgulayabilmesi için aşırı basitleştirilmiş bir sonuç sunar.

Well,

2:18

Şey,

it's not that simple. Ton ve niyet

2:19

bu o kadar da basit değil.

Ton ve niyet

it's not that simple: aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek

Burada it's not that simple, önceki açıklama ya da sonucun önemli etkenleri dışarıda bıraktığını belirtir. Buradaki that derece bildirir: “karşı tarafın öne sürdüğü kadar basit.” “Çok” anlamına gelmez. Bu, bir şeyin zor olduğundan yakınmaktan çok ölçülü bir düzeltmedir. Konuşan kişi koşullar, istisnalar veya kanıtlar eklemeye hazırlanır. Well, karşı çıkışı daha az ani gösterir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı, tek bir geç teslimatın tedarikçinin bütünüyle güvenilmez olduğunu kanıtladığını söylüyor. Bu aşırı basitleştirilmiş sonucu ölçülü biçimde en iyi hangi yanıt düzeltir?

  1. Well, it's not that simple.
  2. It's not easy to finish.
  3. You're completely wrong.
Cevabı göster

Well, it's not that simple.

To create the desired muscle growth, Dilbilgisi

2:20

İstenilen kas büyümesini yaratmak için,

recreational steroid users must typically take doses

2:22

keyfi steroid kullanıcıları genellikle

Dilbilgisi

To create the desired muscle growth: cümle başında amaç bildiren mastar

To create the desired muscle growth amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Cümlenin başında yer alarak kullanıcıların dozları neden aldığını açıklar: amaçları istedikleri kas gelişimini sağlamaktır. In order to create the desired muscle growth biçiminde genişletilebilir. create eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan recreational steroid users ifadesidir. Desired, bu kullanıcıların istediği sonucu belirtir; konuşanın bu amacı veya steroid kullanımını onayladığını göstermez.

Alıştırma

Cümleyi avoid fiilinin amaç bildiren mastarıyla tam olarak iki kelime kullanarak tamamlayın: ____ traffic, we left before sunrise.

Cevabı göster

To avoid

orders of magnitude higher Kelime

2:26

bir tıbbi durum için reçete edilenlerden

than those prescribed for a medical condition. Kelime

2:28

katbekat daha yüksek dozlar almalıdır.

Kelime

orders of magnitude higher: çok büyük bir sayısal fark

Bir order of magnitude, sayısal bir ölçekte on katlık bir basamaktır. Çoğul orders of magnitude bu basamaklardan birden fazlasını belirtir; dolayısıyla orders of magnitude higher, kesin kullanıldığında genellikle yüz kat veya daha büyük bir farkı anlatır, küçük bir artışı değil. Buradaki orders, emir veya sıra değil, sayısal ölçekteki düzeyler anlamındadır. İfade higher sözcüğünü niteler ve eğlence amaçlı kullanılan dozları tıbben reçete edilen dozlarla karşılaştırır.

Alıştırma

Bir rapor 10.000 değerini 10 değeriyle karşılaştırıyor. Farkın ölçeğini en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The first value is orders of magnitude higher than the second.
  2. The first value is one percent higher than the second.
  3. The first value is slightly higher than the second.
Cevabı göster

The first value is orders of magnitude higher than the second.

Kelime

prescribed for a medical condition: resmî tıbbi reçete

Prescribed for a medical condition, bir hastalığı veya sağlık sorununu tedavi etmek amacıyla yetkili bir sağlık uzmanı tarafından resmen reçete edilmiş anlamına gelir. Prescribed, reçetenin kurumsal ve resmî anlamını taşır; yalnızca recommended demekten daha güçlü ve özeldir. Bu parçada prescribed for a medical condition, those sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Those daha önce geçen doses sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla tam biçim than the doses that are prescribed for a medical condition olur.

Alıştırma

Bir doktor, bir hastanın durumu için resmen ilaç yazıyor. Hangi cümle en kesindir?

  1. The medication was recommended for the condition.
  2. The medication was approved for the condition.
  3. The medication was prescribed for the condition.
Cevabı göster

The medication was prescribed for the condition.

Long-term high-dose steroid usage Kelime

2:31

Uzun süreli, yüksek dozda steroid kullanımı

can have both undesirable and outright harmful effects, Kalıp ifadeler

2:34

hem istenmeyen hem de tamamen zararlı etkilere sahip olabilir;

Kelime

Long-term high-dose steroid usage: art arda kullanılan birleşik niteleyiciler

Long-term high-dose steroid usage, steroidlerin uzun süre ve yüksek dozlarda kullanılmasını anlatan sıkıştırılmış bir ad öbeğidir. Öbeğin ana sözcüğü usage'dır; steroid neyin kullanıldığını gösterir, long-term ile high-dose ise steroid usage düşüncesinin tamamını niteler. Bir addan önce geldiklerinde long-term ve high-dose, kısa çizgili birleşik niteleyicilerdir. Bunları art arda kullanmak, resmî tıp veya risk metinlerinde süre ve dozu tek ve kesin bir betimlemede toplamayı sağlar.

Alıştırma

İki birleşik niteleyici de addan önce geldiğinde, hangi ifade resmî İngilizcedeki geleneksel noktalama biçimini kullanır?

  1. long-term high dose medication use
  2. long-term high-dose medication use
  3. long term high-dose medication use
Cevabı göster

long-term high-dose medication use

Kalıp ifadeler

both undesirable and outright harmful: paralel yapı ve artan vurgu

both A and B, aynı anda doğru olarak sunulan iki betimlemeyi birbirine bağlar. Burada undesirable istenmeyen veya olumsuz, harmful ise zarar verebilen anlamındadır. Bu nedenle harmful daha güçlü bir iddiadır ve undesirable ile yalnızca eş anlamlı değildir. outright burada harmful'ı güçlendirir ve açıkça, bütünüyle veya tartışmasız biçimde anlamına gelir. İfade, genel bir olumsuz değerlendirmeden gerçek zararı vurgulayan güçlü bir yargıya ilerler.

Alıştırma

Cümleyi both...and... ve güçlendirici outright ile tamamlayın: The side effects were ____ undesirable ____ ____ harmful.

Cevabı göster

both · and · outright

some of them dependent on factors like age, sex, and underlying health conditions. Kalıp ifadeler

2:38

bunlardan bazıları yaş, cinsiyet ve altta yatan sağlık koşulları gibi faktörlere bağlıdır.

Kalıp ifadeler

dependent on factors like: koşullar ve eksiksiz olmayan örnekler

Burada dependent on, bir sonucun belirli koşullara göre değiştiğini anlatır; duygusal bağımlılık anlamına gelmez. dependent sıfatından sonra on gelir. Factors like bu koşullara örnekler verir. Bu nedenle yaş, cinsiyet ve altta yatan sağlık sorunları olası listenin bir parçasıdır; listenin tamamı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Approval is ____ income, debt, and credit history.

Cevabı göster

dependent on factors like

We're not sure what all the risk factors are, Anlatım akışı

2:44

Risk faktörlerinin tam olarak ne olduğundan emin değiliz

but we do know recreational steroid use is particularly risky for adolescents. Kalıp ifadeler

2:47

fakat keyfi steroid kullanımının gençler için özellikle riskli olduğunu biliyoruz.

Anlatım akışı

We're not sure... but we do know...: belirsizliği sınırlayıp kesinliği vurgulamak

We're not sure what all the risk factors are, belirsizliği risk faktörlerinin tam listesiyle sınırlar; konuşanlar hiçbir şeyin bilinmediğini söylemez. Ardından But daha kesin bir sonuca geçiş yapar. Olumlu we do know cümleciğinde do vurgu amaçlıdır: genel tablonun bir bölümü belirsiz kalsa bile sonraki iddianın sağlam biçimde bilinen bir sonuç olarak sunulduğunu öne çıkarır. Bu yapı, kanıtların açık sınırları olduğu hâlde belirli bir sonucu desteklediği durumlarda yararlıdır.

Alıştırma

We're not sure... but we do know... nasıl bir bilgi düzeni oluşturur?

  1. Belirsizliği bütün sonuçları reddetme nedeni olarak ele alır.
  2. Önce kesin bir sonuç verir, ardından güvenilmez olduğu gerekçesiyle onu geri çeker.
  3. Belirsizliğin kapsamını sınırlar, ardından sağlam biçimde bilinen bir sonuç olarak sunulan bilgiyi vurgular.
Cevabı göster

Belirsizliğin kapsamını sınırlar, ardından sağlam biçimde bilinen bir sonuç olarak sunulan bilgiyi vurgular.

Kalıp ifadeler

particularly risky for adolescents: riskle kimin karşılaştığını vurgulamak

Burada particularly risky for adolescents, eğlence amaçlı steroid kullanımının ergenler için özellikle ciddi bir risk oluşturduğu anlamına gelir. be risky for + kişi veya grup yapısı riskle kimin karşı karşıya olduğunu belirtirken particularly uyarının odağını bu gruba yöneltir. Bu vurgu, diğer herkesin güvende olduğu anlamına gelmez. Ergenlerin karşılaştığı tehlikenin özel dikkat gerektirdiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir tedavinin kalp hastalığı olan kişiler için özellikle yüksek risk oluşturduğunu söyler?

  1. The treatment may be particularly risk for patients with heart disease.
  2. Patients with heart disease may be particularly risky for the treatment.
  3. The treatment may be particularly risky for patients with heart disease.
Cevabı göster

The treatment may be particularly risky for patients with heart disease.

During puberty,

2:53

Ergenlik döneminde,

steroid use can prompt bones Dilbilgisi

2:54

steroid kullanımı kemiklerin büyümesini tamamlamadan

to mature before they're done growing, Dilbilgisi

2:56

olgunlaşmasına neden olabilir

Dilbilgisi

prompt bones to mature: prompt + nesne + to'lu mastar

Burada prompt, 'bir şeyin gerçekleşmesine neden olmak veya onu teşvik etmek' anlamına gelen resmî bir fiildir. prompt bones to mature ifadesinde bones nesnedir; to mature ise ortaya çıkan değişimi belirten to'lu mastardır. Yeniden kullanılabilen yapı prompt + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Bir durum, olay veya bulgu, bir kişiyi ya da şeyi harekete geçmeye veya değişmeye yöneltebilir; buradaki prompt, 'ipucu veya yönerge' anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

prompt + nesne + to'lu mastar yapısını oluşturmak için cümledeki iki eksik sözcüğü tamamlayın: The warning may ____ drivers ____ slow down.

Cevabı göster

prompt · to

Dilbilgisi

before they're done growing: tamamlanan bir süreç için be done + -ing

Be done + -ing, bir etkinliği veya süreci bitirmiş olmayı ifade eder. Burada they, bones sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla they're done growing, kemiklerin büyümeyi tamamlaması demektir. Done, tamamlanmış bir durumu anlatır; kemiklere bir şey yapıldığı anlamına gelmez. Before, olgunlaşmanın bu bitiş noktasından daha önce gerçekleştiğini gösterir. Kemikler, büyüme süreci hâlâ tamamlanmamışken olgunlaşır.

Alıştırma

Cümleyi be done + -ing ve check kullanarak tamamlayın: Once we're ____ the equipment, we can leave.

Cevabı göster

done checking

causing growth defects.

2:59

ve büyüme kusurlarına yol açabilir.

Adolescents are also most at risk for the harmful psychiatric effects of steroid use. Notlar

3:00

Ergenler ayrıca steroid kullanımının zararlı psikiyatrik etkileri açısından da en fazla risk altında olan gruptur.

Kalıp ifadeler

most at risk for: en yüksek risk altındaki grubu belirtmek

Be at risk for + isim, olası zararlı bir duruma veya sonuca karşı savunmasız olmayı ifade eder. Most yapıya en üstünlük anlamı katar: karşılaştırılan gruplar arasında en yüksek risk ergenlerdedir. For, olası zararlı sonucu belirtir; bu cümlede söz konusu sonuç steroid kullanımının psikiyatrik etkileridir. İfade bir yer değil, olasılık veya savunmasızlık anlatır ve etkilerin kesinlikle gerçekleştiğini göstermez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Of all age groups, infants are ____ dehydration during the heat wave.

Cevabı göster

most at risk for

Kelime

psychiatric effects: ruh sağlığı üzerindeki klinik etkiler

Bu cümlede psychiatric effects, ruh sağlığını, psikiyatrik belirtileri veya ruhsal bozuklukları ilgilendiren etkiler anlamına gelir. Bu ifade; dürtüsellik, saldırganlık, mani ve psikoz gibi daha sonra verilen örnekler için klinik bir sınıflandırma sağlar. Psychiatric, effects sözcüğünü niteler. Emotional effects ifadesinden daha özel ve tıbbi bir anlam taşır; bu yüzden sıradan ruh hâli değişiklikleri olarak yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Tıbbi bir makalede psychiatric effects ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Ruhsal bozuklukları veya psikiyatrik belirtileri içeren etkiler
  2. Yalnızca kaslar ve fiziksel güçle sınırlı etkiler
  3. Kısa süreli herhangi bir ruh hâli değişikliği
Cevabı göster

Ruhsal bozuklukları veya psikiyatrik belirtileri içeren etkiler

The most common of these,

3:07

Bunların en yaygını olan

increased impulsivity and increased aggression, Kalıp ifadeler

3:08

artan dürtüsellik ve artan saldırganlık,

are well known as roid rage. Kelime

3:12

roid rage (steroid öfkesi) olarak iyi bilinir.

Kalıp ifadeler

increased impulsivity and increased aggression: increased + isim yapısının tekrarı

Bu ifade iki paralel isim öbeğini bağlar: increased impulsivity ve increased aggression. Increased sözcüğünün tekrarlanması, her eğilimin ayrı ayrı arttığını açıkça gösterir; bunlar tek bir birleşik kavram değildir. Impulsivity, sonuçları yeterince düşünmeden hareket etme eğilimidir. Aggression ise düşmanca, tehditkâr veya saldırı içeren davranıştır. İkisi birlikte görülebilir, ancak cümlede iki ayrı etki olarak sıralanır.

Alıştırma

Hangi cümle iki ayrı değişikliği anlatmak için açık bir increased + isim paralel yapısı kullanır?

  1. The study found increased anxiety and irritability increased.
  2. The study found increased anxiety and increased irritability.
  3. The study found increase anxiety and increased irritability.
Cevabı göster

The study found increased anxiety and increased irritability.

Kelime

well known as roid rage: bir ad ve gayriresmî bir etiket

be well known as + ad veya etiket yapısında as, öznenin insanlar tarafından ne diye adlandırıldığını gösterir. Burada well known, az önce söz edilen artan dürtüsellik ve saldırganlık için “roid rage” etiketinin yaygın biçimde bilindiğini vurgular. “Roid”, “steroid” sözcüğünün gayriresmî kısaltmasıdır. “Roid rage”, anabolik steroid kullanımıyla bağlantılı şiddetli sinirlilik veya saldırganlık için kullanılan popüler bir terimdir; günlük dilde kullanılan bir etikettir, resmî bir tıbbi tanının adı değildir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadede as neyi belirtir?

  1. Resmî bir tıbbi tanı.
  2. Az önce sözü edilen davranışlar için gayriresmî bir etiket.
  3. Davranışların nedeni.
Cevabı göster

Az önce sözü edilen davranışlar için gayriresmî bir etiket.

Up to 60% of users experience these effects, Kelime

3:15

Kullanıcıların %60'a kadarı bu etkileri deneyimler

Kelime

Up to 60%: üst sınır belirlemek

Up to 60%, belirtilen en yüksek oranı %60 olarak belirler. Gerçek oran daha düşük olabilir; ifade oranın tam olarak %60 olduğunu söylemez. Veri raporlarında up to + sayı yapısını bir alt sınır olarak değil, üst sınır olarak okuyun. Bu nedenle at least 60% ya da %60’tan fazla anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir raporda “Up to 60% of users experience headaches.” yazıyor. Hangi yorum doğrudur?

  1. Oran en az %60’tır ve daha yüksek olabilir.
  2. Oran tam olarak %60’tır.
  3. Oran %60’tan düşük olabilir, ancak belirtilen üst sınır %60’tır.
Cevabı göster

Oran %60’tan düşük olabilir, ancak belirtilen üst sınır %60’tır.

but there are also less common more damaging psychiatric side effects like mania and even psychosis. Kalıp ifadeler

3:19

fakat mani ve hatta psikoz gibi daha nadir görülen, daha zarar verici psikiyatrik yan etkiler de vardır.

Kalıp ifadeler

less common more damaging: sıklık ile zararı karşılaştırma

İki karşılaştırmalı sıfat öbeği aynı psikiyatrik yan etkileri farklı açılardan anlatır. less common ne sıklıkla ortaya çıktıklarını karşılaştırır: daha seyrek görülürler. more damaging etkilerini karşılaştırır: daha büyük zarara yol açabilirler. Karşılaştırmalar farklı yönleri gösterir; bu nedenle daha düşük sıklık, daha az önemli oldukları anlamına gelmez. Özenli yazıda virgül veya but kullanmak bu karşıtlığı çoğu zaman daha açık hâle getirir: less common, more damaging side effects ya da less common but more damaging side effects.

Alıştırma

less common more damaging, yan etkiler hakkında ne anlatır?

  1. Daha sık görülürler ve daha büyük zarara yol açarlar.
  2. Daha seyrek görüldükleri için zararsızdırlar.
  3. Daha seyrek görülürler ancak daha büyük zarara yol açabilirler.
Cevabı göster

Daha seyrek görülürler ancak daha büyük zarara yol açabilirler.

Steroid use can damage organs including the liver and kidneys

3:26

Steroid kullanımı karaciğer ve böbrekler gibi organlara zarar verebilir

and cause cardiovascular problems like high blood pressure. Kelime

3:30

ve yüksek tansiyon gibi kardiyovasküler sorunlara neden olabilir.

Kelime

cardiovascular problems: kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlar

cardiovascular problems, kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlardır. cardio- kalple, vascular ise kan damarlarıyla ilgilidir; bu nedenle terim yalnızca kalbi değil, tüm kardiyovasküler sistemi kapsar. Bu cümlede high blood pressure, bir cardiovascular problem örneği olarak verilir. cardio fitness bağlamında aerobik egzersiz anlamına gelebilse de buradaki cardio- bu anlama gelmez.

Alıştırma

cardiovascular problems ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. aerobik egzersizin yol açtığı sorunlar
  2. kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlar
  3. yalnızca akciğerlerle ilgili sorunlar
Cevabı göster

kalp ve kan damarlarıyla ilgili sorunlar

Kelime

high blood pressure: hypertension için günlük terim

Bu cümlede high blood pressure, kardiyovasküler bir sağlık sorunu olarak yüksek kan basıncını ifade eder. Tek bir yüksek ölçümü ya da özellikle have ile kullanıldığında devam eden bir durumu anlatabilir. Tıp dilinde hypertension denilen durumun günlük dildeki karşılığıdır. Bu üç kelime, kanın basınç altında olduğuna dair yeni oluşturulmuş bir betimleme olarak değil, yerleşik bir sağlık ifadesi olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi hypertension için kullanılan üç kelimelik yaygın günlük terimle tamamlayın: My doctor says I have ____.

Cevabı göster

high blood pressure

While some or all of those effects may be reversible, Dilbilgisi

3:34

Bu etkilerin bazıları veya tümü geri döndürülebilir olsa da,

steroid use can also cause liver cancer, Kelime

3:38

steroid kullanımı karaciğer kanserine de neden olabilir,

Dilbilgisi

While ... may be reversible: ödünleme bildiren while

Buradaki While, during the time that yani “~dığı sırada” değil, although yani “her ne kadar … olsa da” anlamındadır. Giriş yan cümlesi, etkilerin bazılarının veya tamamının geri döndürülebilir olabileceği şeklindeki kısmen rahatlatıcı noktayı kabul eder. Ana cümle daha sonra karaciğer kanserini önemini koruyan ciddi bir risk olarak sunar. Ödünleme bildiren while dengeli bir argüman kurar: kabul edilen bilgi önce gelir, yazarın asıl vurgusu ise ana cümlede yer alır. Cümlecikler arasındaki mantıksal gerilim bu anlamı gösterir; zaman bakımından örtüşme söz konusu değildir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki While yan cümlesi burada ne yapıyor?

  1. İki etkinin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Önce rahatlatıcı olabilecek bir gerçeği kabul eder, ardından devam eden ciddi bir riski sunar.
  3. Karaciğer kanserinin ancak diğer etkiler geri döndürüldükten sonra ortaya çıktığını söyler.
Cevabı göster

Önce rahatlatıcı olabilecek bir gerçeği kabul eder, ardından devam eden ciddi bir riski sunar.

especially in males.

3:41

özellikle de erkeklerde.

Kelime

liver cancer: organ adı + cancer

Bu cümlede liver cancer, “karaciğer kanseri” anlamına gelir. Bu, belirli bir hastalığın adıdır: liver organı belirtir, cancer ise öbeğin ana ismidir. İngilizcede kanser türleri sıklıkla organ veya vücut bölümü adı cancer sözcüğünün hemen önüne getirilerek adlandırılır; lung cancer ve skin cancer buna örnektir. Bu ifade genel olarak her türlü ciddi karaciğer sorununu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “karaciğer kanseri” hastalığının İngilizce adıyla tamamlayın: Early screening can help detect ____.

Cevabı göster

liver cancer

Though recreational users take steroids for their anabolic effects, Kalıp ifadeler

3:43

Keyfi kullanıcılar steroidleri anabolik etkileri için alsa da,

they also experience androgenic effects, Kelime

3:48

aynı zamanda çoğu zaman istenmeyen

often undesired.

3:51

androjenik etkileri de deneyimlerler.

Kalıp ifadeler

take steroids for their anabolic effects: amaçlanan etki için take X for... kullanımı

Burada take steroids, steroid kullanmak anlamına gelir; for their anabolic effects ise kullanıcıların elde etmek istediği etkiyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take X for its/their effects şeklindedir: for amaçlanan fayda veya sonucu tanıtır, their ise çoğul steroids adına gönderme yapar. Bu kalıp kullanıcının amacını bildirir. Amaçlanan etkinin gerçekten ortaya çıkacağını tek başına söylemez.

Alıştırma

İfadenin amaçlanan etkiyi belirtmesi için cümleyi bir edatla tamamlayın: Some patients take the extended-release tablet ____ its longer-lasting effects.

Cevabı göster

for

Kelime

androgenic effects, often undesired: çoğu zaman istenmeyen androjenik etkiler

Androjenik etkiler, androjen etkinliğinden kaynaklanan, özellikle erkek cinsiyet özellikleriyle ilişkili değişimlerdir. Burada androgenic effects kullanıcıların ayrıca yaşadığı etkileri adlandırır; often undesired ise which are often undesired, yani “bunlar çoğu zaman istenmez” anlamına gelen kısaltılmış bir ek açıklamadır. Also experience, bu etkilerin daha önce sözü edilen anabolik etkilere ek olarak kullanıcılarda ortaya çıktığını anlatır. Experience etkin biçimde aramak ya da istemek anlamına gelmez; dolayısıyla cümle, istenen anabolik hedef ile çoğu zaman istenmeyen androjenik etkileri karşılaştırır.

Alıştırma

“they also experience androgenic effects, often undesired” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Yalnızca talep ettiklerinde androjenle ilişkili etkiler yaşarlar.
  2. Androjenle ilişkili her etkiyi bilerek ararlar.
  3. Çoğu zaman istemeseler bile androjenle ilişkili etkiler yaşayabilirler.
Cevabı göster

Çoğu zaman istemeseler bile androjenle ilişkili etkiler yaşayabilirler.

That can mean increased body hair,

3:53

Bu; kadınlarda vücut kıllarının artması,

enlargement of the clitoris,

3:55

klitorisin büyümesi

and permanent voice deepening in females. Kalıp ifadeler

3:56

ve seste kalıcı bir kalınlaşma anlamına gelebilir.

Kalıp ifadeler

permanent voice deepening: sesin kalıcı olarak kalınlaşması

Permanent voice deepening, tıbbi bilgiyi sıkıştıran kısa bir isim öbeğidir. Voice deepening, voice ile -ing biçimindeki deepening ismini birleştirerek bir değişimi adlandırır: ses perdesi alçalır. Permanent bütün değişimi niteler ve değişimin süresiz devam ettiğini ya da geri döndürülemeyebileceğini belirtir. Bu ifade ses perdesindeki kalıcı bir değişimi anlatır; geçici ses kısıklığını, daha yüksek sesle konuşmayı veya “derin” düşünceleri anlatmaz.

Alıştırma

Ses perdesinin kalıcı biçimde alçalması anlamına gelen tam ve kısa ifadeyle cümleyi tamamlayın: One possible effect is ____.

Cevabı göster

permanent voice deepening

At the same time, Anlatım akışı

3:59

Aynı zamanda,

excess testosterone-like steroids can cause feminization in males Kelime

4:00

aşırı testosteron benzeri steroidler erkeklerde kadınlaşmaya neden olabilir

Kelime

testosterone-like steroids: -like ile sıfat oluşturma

testosterone-like, testosterone ismi ile -like ekinden oluşan birleşik bir sıfattır. “Testosterona benzer” veya “testosteronunkine benzer özellik ya da etkilere sahip” anlamına gelir ve sıfatın tamamı steroids ismini niteler. Buradaki -like benzerlik bildirir; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Tekrar kullanılabilen X-like + isim kalıbı, hormone-like activity örneğinde olduğu gibi, bir şeyin X’e benzediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için testosterone ve -like ile birleşik bir sıfat oluştur: Researchers measured ____ activity in the samples.

Cevabı göster

testosterone-like

because the body converts the excess into estrogen. Kalıp ifadeler

4:05

çünkü vücut fazlalığı östrojene dönüştürür.

Anlatım akışı

Söylem geçişi olarak At the same time

At the same time burada bir geçiş ifadesi olarak kullanılır. Aynı ölçüde önemli başka bir etkiyi eklerken açıklamayı ters yöne taşır: kadınlardaki erkekleşme etkilerinden erkeklerdeki kadınsılaşma etkilerine geçilir. Açıklayıcı metinlerde bu ifade, birlikte geçerli olan iki olguyu, riski veya değerlendirmeyi düzenleyebilir. İki olayın saat açısından tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerekmez.

Alıştırma

Hangi seçenek At the same time ifadesini birlikte geçerli olan ancak karşıtlık oluşturan başka bir değerlendirmeyi sunmak için kullanır?

  1. The two runners crossed the finish line at the same time.
  2. The new rule may reduce costs. At the same time, it could make the process less accessible.
  3. The doors open at the same time every morning.
Cevabı göster

The new rule may reduce costs. At the same time, it could make the process less accessible.

Kelime

Fizyolojik bir terim olarak feminization in males

Burada feminization in males, erkeklerde genellikle kadın cinsiyet özellikleriyle ilişkilendirilen fiziksel değişimlerin gelişmesini anlatan tarafsız bir tıp ve fizyoloji terimidir. Tek bir belirtiyi adlandırmak yerine hormonlarla ilişkili bir bedensel değişim türünü özetler. Bu ifade fizyolojiyi anlatır. Bir kişinin karakteri, değeri, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi hakkında yargıda bulunmaz. in males sözleri, değişimlerin görüldüğü grubu belirtir.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda feminization in males ne anlama gelir?

  1. Bir erkekte kadın cinsiyet özellikleriyle ilişkilendirilen, hormon kaynaklı fiziksel değişimler
  2. Bir erkeğin hobilerinde veya kişiliğinde değişim
  3. Bir kişinin cinsiyet kimliği hakkında bir ifade
Cevabı göster

Bir erkekte kadın cinsiyet özellikleriyle ilişkilendirilen, hormon kaynaklı fiziksel değişimler

Kalıp ifadeler

converts the excess into estrogen: convert X into Y yapısı

convert X into Y, X’in değişerek Y olmasını sağlamak anlamına gelir. Bu yan cümlede the body öznedir, the excess X konumunda, estrogen ise Y konumundadır. The excess, daha önce sözü edilen testosteron benzeri steroidlerin gerekli veya normal miktarı aşan bölümünü belirten bir isim öbeğidir. Burada excess, başka bir ismi niteleyen sıfat değildir.

Alıştırma

Cümleyi convert X into Y yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The machine ____ food waste ____ fuel.

Cevabı göster

converts · into

This can lead to breast development and shrinking testicles.

4:09

Bu meme büyümesine ve testislerin küçülmesine yol açabilir.

These effects are not uncommon. Dilbilgisi

4:13

Bu etkiler hiç de az rastlanan şeyler değildir.

Dilbilgisi

not uncommon: nadir olmadığını temkinli biçimde söylemek

Burada not, uncommon sözcüğünü olumsuzlar; bu yüzden not uncommon “nadir değil” veya “belirli bir düzenlilikle gerçekleşiyor” anlamına gelir. uncommon anlamına gelmez. Bu, litot adı verilen dolaylı bir olumlu ifadedir. very common ifadesinden daha temkinli duyulur: konuşan kişi etkilerin nadir olduğu fikrini reddeder, ancak tam olarak ne sıklıkta görüldükleri konusunda güçlü bir iddiada bulunmaz.

Alıştırma

Cümledeki not uncommon ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Etkilerin her durumda gerçekleştiğini belirtir.
  2. Etkilerin nadir sayılmayacak kadar düzenli gerçekleştiğini, ancak çok yaygın olduklarının söylenmediğini belirtir.
  3. Etkilerin neredeyse hiç gerçekleşmediğini belirtir.
Cevabı göster

Etkilerin nadir sayılmayacak kadar düzenli gerçekleştiğini, ancak çok yaygın olduklarının söylenmediğini belirtir.

About a third of male steroid users experience them to some degree. Notlar

4:15

Erkek steroid kullanıcılarının yaklaşık üçte biri bunları bir dereceye kadar deneyimler.

Kelime

About a third of: yaklaşık üçte birlik oran

About a third of, “bir gruptaki yaklaşık her üç kişiden biri” anlamına gelir. Burada about bir tahmini belirtir; “hakkında” anlamına gelmez. Kalıp about a third of + isim öbeği şeklindedir. Fiil normalde of sonrasındaki isimle uyum gösterir: About a third of the users experience the effect, but About a third of the water is lost.

Alıştırma

Cümleyi About a third of hedef ifadesiyle tamamlayın: ____ the survey respondents chose the evening session.

Cevabı göster

About a third of

Kalıp ifadeler

to some degree: bir iddianın kapsamını sınırlamak

To some degree, “belli bir ölçüde” anlamına gelir. Burada experience them ifadesini niteler: etkiler vardır, ancak şiddetleri sınırlı olabilir veya kişiden kişiye değişebilir. About a third kaç kullanıcının etkilendiğini, to some degree ise ne ölçüde etkilendiklerini belirtir. Bu sınırlayıcı ifadeyi korumak, iddianın kanıtların desteklediğinden daha güçlü veya daha kesin görünmesini önler.

Alıştırma

Cümledeki to some degree ifadesi ne anlatır?

  1. Etkiler hiçbir şekilde ortaya çıkmaz.
  2. Etkilenen her kullanıcı aynı derecede ağır etkiler yaşar.
  3. Etkiler vardır, ancak düzeyleri değişebilir veya belirtilmemiş olabilir.
Cevabı göster

Etkiler vardır, ancak düzeyleri değişebilir veya belirtilmemiş olabilir.

Excess steroid use can also reduce fertility in males and females Kalıp ifadeler

4:20

Aşırı steroid kullanımı hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlığı azaltabilir;

Kalıp ifadeler

reduce fertility: üreme kapasitesini azaltmak

Reduce fertility, “gebe kalma veya çocuk sahibi olma kapasitesini azaltmak” anlamına gelir. Reduce geçişli bir fiildir ve doğrudan fertility ismini nesne olarak alır. Sağlık bağlamında fertility toprağın verimliliğini değil, üreme kapasitesini ifade eder. Azalma mutlaka tamamen kısırlık anlamına gelmez; kapasitenin veya olasılığın düştüğünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir tedavinin tamamen kısırlığa yol açtığını iddia etmeden üreme kapasitesini azaltabileceğini doğal biçimde söyler?

  1. The treatment causes infertility in every patient.
  2. The treatment may reduce fertile in some patients.
  3. The treatment may reduce fertility in some patients.
Cevabı göster

The treatment may reduce fertility in some patients.

by reducing the sperm in semen Dilbilgisi

4:25

meni içindeki spermi azaltarak

or by causing missed periods and conditions like polycystic ovary syndrome. Kelime

4:28

veya adet gecikmesine ve polikistik over sendromu gibi durumlara neden olarak.

Dilbilgisi

by reducing ... or by causing ...: paralel mekanizmalar

İki by + fiil-ing öbeği, iki alternatif yöntemi veya mekanizmayı belirtir: by reducing ... ve by causing .... Buradaki by edatı “bir eylem yoluyla” anlamına gelir; edilgen yapının işareti değildir. Or, bu iki yolu eş görevli olarak bağlar. Causing öncesinde by sözcüğünün tekrarlanması, uzun seçeneklerin paralel kalmasını ve ikinci mekanizmanın daha kolay fark edilmesini sağlar.

Alıştırma

Save ve reduce fiillerini paralel by + -ing öbeklerinde kullanın: The company can lower costs ____ energy or ____ waste.

Cevabı göster

by saving · by reducing

Kelime

missed periods: gerçekleşmeyen beklenen âdetler

Sağlık bağlamında a missed period, beklenen bir âdetin gerçekleşmemesi anlamına gelir. Çoğul missed periods, birden fazla âdetin gerçekleşmemesini ifade edebilir. Buradaki periods, noktalama işaretlerini, ders saatlerini veya zaman dilimlerini değil, âdetleri ifade eder. Bu ifade bir belirtiyi bildirir; tek başına bir tanı belirtmez veya doğrulamaz.

Alıştırma

Bir sağlık raporunda missed periods ne anlama gelir?

  1. Beklenen âdetler gerçekleşmedi.
  2. Yazar noktalama işaretlerini eklemeyi unuttu.
  3. Âdetler normalden daha geç başladı.
Cevabı göster

Beklenen âdetler gerçekleşmedi.

Kelime

polycystic ovary syndrome: birden fazla sözcükten oluşan tıbbi ad

Polycystic ovary syndrome bir hastalığın tam adıdır ve yaygın olarak PCOS şeklinde kısaltılır. Bu isim öbeğinde ana unsur syndrome sözcüğüdür; polycystic ovary ise hangi sendromun kastedildiğini belirtir. Syndrome, birbiriyle ilişkili belirti ve bulguların tanınabilir bir örüntüsüdür. Tek bir symptom ile aynı değildir; bu nedenle son sözcük yalnızca “bir belirti” anlamında anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Polycystic ovary syndrome terimini doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Herhangi bir tek yumurtalık kistinin başka bir adıdır.
  2. Belirli bir adı olan ve sıklıkla PCOS şeklinde kısaltılan tıbbi bir durumdur; syndrome ilişkili özelliklerden oluşan bir örüntüyü belirtir.
  3. Yumurtalıkla ilgili herhangi bir tek belirti anlamına gelir.
Cevabı göster

Belirli bir adı olan ve sıklıkla PCOS şeklinde kısaltılan tıbbi bir durumdur; syndrome ilişkili özelliklerden oluşan bir örüntüyü belirtir.

All these effects may be reversible if steroid use stops, Dilbilgisi

4:34

Steroid kullanımı durdurulursa tüm bu etkiler geri döndürülebilir olabilir

but they may not be.

4:38

fakat olmayabilir de.

Dilbilgisi

may be reversible if ... but they may not be: belirsiz sonuçlar ve eksilti

May be reversible if ..., if ile belirtilen koşul gerçekleştiğinde geri dönüşün mümkün olduğunu söyler; geri dönüşün kesinlikle gerçekleşeceği sözünü vermez. Burada steroid kullanımının bırakılması bir koşuldur, garanti değildir. But they may not be ifadesinde reversible, anlamı zaten belli olduğu için düşürülmüştür: but they may not be reversible. Bu karşıtlık iki sonucu da olası bırakır ve tıbbi risk açıklamasına temkinli, kesinlik taşımayan bir ton verir.

Alıştırma

İki sonuç da olası kalacak şekilde cümleyi may be ve may not be ile tamamlayın: The effects ____ reversible if the drug is stopped, but they ____.

Cevabı göster

may be · may not be

The specific steroid,

4:39

Belirli steroidin türü,

the duration of use,

4:41

kullanım süresi

and other factors could play a role in reversibility. Kalıp ifadeler

4:42

ve diğer faktörler geri döndürülebilirlikte rol oynayabilir.

Kalıp ifadeler

could play a role in reversibility: tersine çevrilebilirlikte rol oynayabilir

Bu cümlede could play a role in reversibility, bir şeyin etkilerin tersine çevrilip çevrilemeyeceğini etkileyen faktörlerden biri olabileceği anlamına gelir. Play a role in mecazidir; oyuncu olarak rol yapmak değil, bir şey üzerinde etkili olmak demektir. Could belirsizlik bildirir; a role ise bu faktörü tek neden olarak değil, katkıda bulunan faktörlerden biri olarak sunar. Bu ifade, bir sonucu birden fazla faktör etkileyebildiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi play a role in ile tamamlayın: Daily habits could ____ reducing stress.

Cevabı göster

play a role in

Finally,

4:47

Son olarak,

there's mounting evidence that users are susceptible to steroid dependence. Notlar

4:47

kullanıcıların steroid bağımlılığına yatkın olduğuna dair giderek artan kanıtlar mevcuttur.

Kalıp ifadeler

there's mounting evidence that: giderek artan kanıtlar var

There's mounting evidence that ... ifadesi, ardından gelen önermeyi destekleyen kanıtların giderek arttığı anlamına gelir. Burada mounting, bir şeyin monte edilmesi değil, artması veya birikmesi demektir. That ile başlayan yan cümle, kanıtların desteklediği iddiayı belirtir. Bu ifade araştırma eğiliminin güçlendiğini gösterir, ancak iddianın her türlü şüphenin ötesinde kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Raporu There's mounting evidence that kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ access to green space benefits mental health.

Cevabı göster

There's mounting evidence that

Kelime

Resmî risk anlatımında susceptible to steroid dependence

Bu cümlede be susceptible to steroid dependence, steroid bağımlılığı geliştirme riski taşımak anlamına gelir. Susceptible to, etkilenmeye açıklığı veya daha yüksek bir olasılığı anlatır; bağımlılığın kesinlikle oluşacağını söylemez. Buradaki dependence, bir kişiye veya şeye sıradan biçimde güvenmek değil, bir maddeye bağımlı olunan sağlıkla ilgili bir durumdur. Yapı be susceptible to + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Resmî risk ifadesini hedef kalıpla tamamlayın: People with weakened immune systems are ____ infection.

Cevabı göster

susceptible to

They can develop tolerance and require increasingly large doses over time. Notlar

4:52

Zamanla tolerans geliştirebilirler ve gittikçe daha büyük dozlara ihtiyaç duyabilirler.

Kelime

İlaç veya uyuşturucu bağlamında develop tolerance

İlaç veya uyuşturucu bağlamında develop tolerance, vücudun aynı doza zamanla daha az tepki vermesi anlamına gelir. Kişi benzer bir etki elde etmek için daha yüksek bir doza ihtiyaç duyabilir. Develop, bu durumun zaman içinde oluştuğunu anlatır. Buradaki tolerance, sabır veya hoşgörü değil, tıbbi bir kavramdır ve bağımlılık ya da madde kullanım bozukluğuyla aynı şey değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kişinin bir ilaca tolerans geliştirdiğini en iyi gösterir?

  1. When he stops taking the drug, he experiences withdrawal symptoms.
  2. After several months, the same dose has much less effect on him.
  3. He keeps using the drug despite serious harm and cannot control his use.
Cevabı göster

After several months, the same dose has much less effect on him.

Kalıp ifadeler

increasingly large doses over time: kademeli bir eğilimi anlatmak

Burada increasingly, large sözcüğünü niteler: daha sonra gereken her doz, öncekinden daha yüksek olma eğilimindedir. Bu ifade, dozların zaten yüksek olmasından çok miktarın kademeli olarak arttığını anlatır. Over time değişimin zaman çerçevesini belirtir. Artışın bir anda değil, zaman geçtikçe geliştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen increasingly + sıfat kalıbı, bir özelliğin giderek güçlenmesini veya daha belirgin hâle gelmesini anlatır.

Alıştırma

Burada increasingly large doses over time ne anlama geliyor?

  1. Kademeli bir değişim olmadan hemen tek bir yüksek doz gerekir.
  2. Gereken dozlar tam olarak aynı düzeyde kalır.
  3. Gereken dozlar zaman geçtikçe kademeli olarak artar.
Cevabı göster

Gereken dozlar zaman geçtikçe kademeli olarak artar.

This increases the risk of harmful effects,

4:58

Bu, daha uzun süreler boyunca alınan daha yüksek dozlarda gittikçe daha yaygın hâle gelen

all of which are increasingly common at higher doses taken for longer durations. Notlar

5:01

zararlı etki riskini artırır.

Dilbilgisi

all of which: önceki grubun tamamına gönderme yapmak

Bu açıklayıcı ilgi cümleciği yapısında all of which, daha önce sözü edilen zararlı etkilerin çoğul grubunun tamamına gönderme yapar. All her etkiyi kapsar; which ise bu grubu are increasingly common ile başlayan yeni bilgiye bağlar. Çoğul isim öbeği, all of which + fiil kalıbı ismi tekrarlamayı önler ve virgülden sonra ek bilgi verir. Which otomatik olarak yalnızca en yakın sözcüğü göstermez; öncülü çevredeki anlam ve dil bilgisiyle belirlenir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The museum displayed five early sketches, ... were signed by the artist.

  1. all of them
  2. all of which
  3. all which
Cevabı göster

all of which

Kalıp ifadeler

at higher doses taken for longer durations: doz ile süreyi birleştirmek

At higher doses, kullanım miktarının veya yoğunluğunun daha fazla olduğunu belirtir. Taken for longer durations ise kullanımın daha uzun sürdüğü bilgisini ekler. Bu ilaç bağlamında taken, ilacın kullanılması veya alınması anlamına gelir; bir şeyin başka yere götürülmesi anlamında değildir. İfade bir bütün olarak iki koşulu tek bir risk açıklamasında birleştirir: daha yüksek doz ve daha uzun kullanım süresi. Maruz kalma düzeyi arttığında, maruz kalma süresi uzadığında veya ikisi birlikte olduğunda bir etkinin daha yaygınlaşabileceğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Daha fazla miktarı daha uzun kullanım süresiyle birleştiren hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Side effects are more likely ____.

Cevabı göster

at higher doses taken for longer durations

Still, Anlatım akışı

5:08

Yine de,

there remains little definitive information on how common and how reversible Dilbilgisi

5:08

zararların neredeyse hiçbirinin

almost any of the harms are

5:14

farklı kullanım seviyelerinde

Dilbilgisi

how common and how reversible: paralel dolaylı soru yapıları

How common ve how reversible, how + sıfat biçimindeki iki paralel öbektir. Zararların ne sıklıkta görüldüğü ve ne ölçüde geri döndürülebildiği olmak üzere iki ayrı boyut sunarlar. Bu cümlede iki sıfat da daha sonra gelen almost any of the harms özne öbeğini niteler ve are sonda yer alır. Information on ifadesinden sonra yapının tamamı, hangi bilginin eksik olduğunu belirten dolaylı soru görevi görür. Dolaylı sorular düz cümle söz dizimini korur: how common ... the harms are denir; how common ... are the harms denmez.

Alıştırma

Hangi cümle dolaylı bir soruda iki paralel how + sıfat öbeğini doğru kullanıyor?

  1. We need information on how common and how serious are the side effects.
  2. We need information on how are common and how serious the side effects.
  3. We need information on how common and how serious the side effects are.
Cevabı göster

We need information on how common and how serious the side effects are.

at different levels of use. Kalıp ifadeler

5:16

ne kadar yaygın ve ne kadar geri döndürülebilir olduğuna dair hâlâ kesin bilgi çok azdır.

Anlatım akışı

Still, there remains little definitive information on: kanıt sınırını belirtmek

Burada Still, hareketsiz anlamında değil, yine de anlamında kullanılan bir cümle bağlayıcısıdır. Sözü az önce ele alınan kanıtlardan bir uyarıya çevirir: önemli bir belirsizlik devam etmektedir. There remains little definitive information on, kanıtların sınırını tek bir ifadede toplar ve ardından gelen soruları tanıtır. Little bilginin yeterli olmadığını, definitive ise kesin bir sonucu destekleyecek kadar güçlü olduğunu belirtir. Bu anlatım, bulguları kabul ederken hâlâ bilinmeyenleri işaretleyerek bilimsel açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Bir rapor az önce birkaç olası zararı sıraladı. Hangi cümle mevcut kanıtların sınırına en uygun geçişi yapar?

  1. Next, the report describes how the survey was conducted.
  2. Still, there remains little definitive information on their long-term effects.
  3. Therefore, their long-term effects have been proven beyond doubt.
Cevabı göster

Still, there remains little definitive information on their long-term effects.

Kalıp ifadeler

at different levels of use: kullanım dereceleri

At different levels of use, “farklı kullanım derecelerinde veya miktarlarında” anlamına gelir. Buradaki levels soyut bir dereceyi ifade eder; bağlama göre doz, sıklık, süre veya toplam maruz kalma miktarını kapsayabilir. Fiziksel katları anlatmaz. Bu edat öbeği bir koşul veya karşılaştırma aralığı belirler. Kullanım miktarı ya da biçimi değiştiğinde riskin, etkinin veya bulgunun da değişebileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “farklı kullanım derecelerinde” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The study compares health outcomes ____.

Cevabı göster

at different levels of use

We don't know enough about either risk factors Dilbilgisi

5:18

Keyfi steroid kullanımının tamamen zararsız olacağını

or exposure levels

5:21

kesin olarak söyleyebilmek için

to definitively say

5:22

risk faktörleri

Dilbilgisi

Olumsuz yapı içinde either risk factors or exposure levels

Either ... or, birbirine paralel iki isim öbeği olan risk factors ile exposure levels ifadelerini bağlar; ikisi de about edatının nesnesidir. Burada bu iki öğenin tamamı We don't know enough ifadesinin olumsuzluk kapsamındadır. Bu nedenle cümle, her iki alandaki bilgilerin de yetersiz olduğunu anlatır. Either burada “de/da” anlamındaki ekleyici bir sözcük değildir; yeniden kullanılabilecek kalıp olumsuz fiil + either A or B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ile tamamlayın: We don't have enough evidence about ____ the cause ____ the long-term effects.

Cevabı göster

either · or

any recreational steroid use will be harm free. Kelime

5:24

veya maruz kalma düzeyleri hakkında yeterli şey bilmiyoruz.

Kelime

harm free: zarar içermeyen

Harm free, “zarar vermeyen” veya “zarar içermeyen” anlamına gelen bir sıfat öbeğidir. Burada free, sugar-free ve risk-free ifadelerinde olduğu gibi “içermeyen” anlamındadır; “serbest bırakılmış” ya da “ücretsiz” anlamında değildir. Öbek, will be ifadesinden sonra gelir ve eğlence amaçlı steroid kullanımını niteler. Cümlenin tamamında bu yan cümle, konuşmacının yeterli kanıt bulunmadığı için kesin olarak söylenemeyeceğini belirttiği şeydir; dolayısıyla bir güvenlik garantisi değildir. Harm-free mutlak bir iddiadır: yalnızca daha az zarar değil, hiç zarar olmaması anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede harm-free doğru kullanılmıştır?

  1. This cream caused less irritation, so it was completely harm-free.
  2. The ticket cost nothing, so the trip was harm-free.
  3. No medical procedure can be guaranteed to be completely harm-free.
Cevabı göster

No medical procedure can be guaranteed to be completely harm-free.

Learn what makes your muscles grow naturally

5:29

Kaslarınızın doğal olarak nasıl büyüyeceğini

with this video

5:32

bu videodan öğrenebilir

or learn about another much-debated drug,

5:33

veya çok tartışılan başka bir uyuşturucu hakkında,

marijuana.

5:36

yani esrar hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Is it bad for your brain?

5:37

Beyniniz için kötü mü?