Evrenin son bulabileceği üç yol - Venus Keus: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
661 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım, genişleyen evrenin nasıl sona erebileceğini kütle çekimi ile genişletici kuvvet arasındaki mücadele üzerinden inceliyor. Büyük Donma, Büyük Yırtılma ve Büyük Çöküş senaryolarını karşılaştırıyor, döngüsel Büyük Sıçrama modelini de tanıtıyor ve sonuç kozmik geometriye, karanlık enerjiye ve genişleme hızına bağlı olsa da güncel gözlemlerin Büyük Donma’yı desteklediğini belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But what about the future? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Geçmiş ve bugün hakkında ortaya konmuş bilgilerden açıklamanın bir sonraki aşamasına geçiren kısa bir soruyu tanımayı ve kullanmayı öğrenin. Karşıtlık bildiren bu başlangıç, dinleyiciyi açıkça yönlendirirken henüz çözülmemiş meseleye yönelik merak da oluşturur. 2. But what if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Sonuçlarını adım adım ele almadan önce alternatif bir varsayımsal koşul sunmayı öğrenin. Bu anlatımda kalıp, genişletici kuvvetin daha güçlü olduğu senaryoyu açar ve kuvvet dengesindeki değişimin farklı bir kozmik sona nasıl yol açabileceğini sistemli biçimde açıklamaya yardımcı olur. 3. As of now, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir sonucu kalıcı kesinlik gibi sunmak yerine, yalnızca şu anda mevcut olan kanıtlara göre geçerli olduğunu belirtmeyi öğrenin. Bu ifade, daha iyi ölçümler elde edildiğinde değişebilecek bilimsel gözlemleri ihtiyatlı biçimde özetlemek için özellikle kullanışlıdır.

Bu derste

We know about our universe's past.

0:09

Evrenimizin geçmişi hakkında bilgi sahibiyiz.

The Big Bang Theory predicts that all matter, time, and space began in an incredibly tiny, compact state Notlar

0:09

Büyük Patlama Teorisi, tüm maddenin, zamanın ve uzayın inanılmaz derecede küçük, yoğun bir durumda başladığını öngörür

about 14 billion years ago.

0:17

yaklaşık 14 milyar yıl önce.

Kültür

Big Bang Theory: bilimsel bir teorinin özel adı

Big Bang Theory, evrenin aşırı sıcak ve yoğun bir erken durumdan nasıl geliştiğini açıklayan bilimsel bir teorinin adıdır. Bu cümlede madde, zaman ve uzayın ne zaman başladığına ilişkin iddiaya arka plan sağlar; Big Bang, önceden var olan bir uzayın herhangi bir yerinde gerçekleşen sıradan bir patlama anlamına gelmez. Bilimde theory, kanıtlarla güçlü biçimde desteklenen ve bulguları sistemli biçimde açıklayan bir kuram anlamına gelebilir. Otomatik olarak gelişigüzel bir tahmin demek değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Big Bang Theory ne anlama gelir?

  1. Evrenin erken gelişimini açıklayan, adı konmuş bilimsel bir teori
  2. Sıradan bir patlama oluşturma yöntemi
  3. Günlük bir olayın nedeni hakkındaki herhangi bir gelişigüzel tahmin
Cevabı göster

Evrenin erken gelişimini açıklayan, adı konmuş bilimsel bir teori

Kalıp ifadeler

began in a ... state: başlangıç durumunu anlatmak

begin in a ... state kalıbı, “başlangıçta belirli bir durumda olmak” anlamına gelir. Buradaki in, fiziksel bir kabı ya da konumu değil, bir durumu belirtir. tiny ve compact sıfatlarının ikisi de state sözcüğünü niteler: başlangıç durumu son derece küçük ve yoğun biçimde sıkışıktı. Bu kalıp bir malzemenin, sistemin, planın veya sürecin başlangıç durumunu anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi begin in a ... state kalıbındaki doğru edatla tamamlayın: The substance began ____ a solid state before it melted.

Cevabı göster

in

And we know about the present.

0:20

Ve bugün hakkında da bilgi sahibiyiz.

Scientists' observations of the movement of galaxies

0:22

Bilim insanlarının galaksilerin hareketine dair gözlemleri

tell us that the universe is expanding at an accelerating rate. Kalıp ifadeler

0:26

bize evrenin hızlanarak genişlediğini söylüyor.

Kalıp ifadeler

expanding at an accelerating rate: giderek artan bir hızla genişlemek

At a ... rate, “belirli bir hızda veya sıklıkta” anlamına gelir. Burada expanding at an accelerating rate, evrenin genişleme hızının kendisinin arttığını, yani evrenin zamanla giderek daha hızlı genişlediğini belirtir. Accelerating, yalnızca belirli bir andaki yüksek hızı değil, hızdaki değişimi anlatır. Bir şey yavaş başlayabilir; hızı sürekli artıyorsa yine de at an accelerating rate gerçekleştiği söylenebilir.

Alıştırma

Cümleyi “sürekli artan bir hızla” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The fire is spreading ____; each minute, it covers more ground than in the minute before.

Cevabı göster

at an accelerating rate

But what about the future? Anlatım akışı

0:30

Peki ya gelecek?

Anlatım akışı

But what about the future?: yeni bir konuya geçiş

But, bir karşıtlığı veya anlatım yönündeki değişikliği gösterir. What about the future? ise “geleceği” bir sonraki bölümün merkezine yerleştirir. Bu sözcükler birlikte dinleyiciyi önceki tartışmadan yeni bir konuya taşır. Burada what about esas olarak birinden eksik bir ayrıntıyı tamamlamasını istemez. Sonraki bölümü bir soru olarak çerçeveler ve dinleyicinin fikirlerin sırasını takip etmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Konuşmacı bir planın kısa vadeli yararlarını açıklamayı bitirdi ve uzun vadeli maliyetini tanıtmak istiyor. Hangi cümle bu geçişi doğal biçimde yapar?

  1. But what about the long-term cost?
  2. When did the plan begin?
  3. These benefits are easy to see.
Cevabı göster

But what about the long-term cost?

Do we know how our universe is going to end? Dilbilgisi

0:31

Evrenimizin nasıl sona ereceğini biliyor muyuz?

Dilbilgisi

how our universe is going to end: dolaylı soruda sözcük sırası

Cümlede how our universe is going to end bölümü know fiilinin nesnesidir. Bilinip bilinmediği sorulan bilgiyi, yani evrenin nasıl sona ereceğini ifade eder. Bu bölüm cümle içine yerleştirilmiş bir dolaylı soru olduğu için how sonrasında düz cümle sırası kullanılır: our universe öznesi is going to end fiil grubundan önce gelir. Soru yapısını ve sondaki soru işaretini dıştaki Do we know ...? sağlar; bu nedenle içteki yan cümle how is our universe going to end biçimine dönüşmez.

Alıştırma

Verilen sözcükleri doğru sıraya koyarak dolaylı soruyu tamamlayın: Can you explain ____? Kullanılacak sözcükler: how / this machine / works.

Cevabı göster

how this machine works

Cosmologists have three possible answers for this question, Kelime

0:35

Kozmologların bu soru için üç olası yanıtı var,

Kelime

Cosmologists: evreni bir bütün olarak inceleyen bilim insanları

Cosmologists, cosmologist sözcüğünün çoğuludur. Cosmologist; evrenin kökeni, büyük ölçekli yapısı, gelişimi ve olası geleceği dâhil olmak üzere evreni bir bütün olarak inceleyen bilim insanıdır. İlgili bilim dalı cosmology olarak adlandırılır. -ist son eki bir alanla bağlantılı kişiyi belirtir; bu nedenle cosmologist, kozmoloji alanında çalışan kişi anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi uygun bilimsel meslek adıyla tamamlayın: A scientist who studies the origin and large-scale development of the universe is a ____.

Cevabı göster

cosmologist

called the Big Freeze, the Big Rip, and the Big Crunch. Kültür

0:38

bunlar Büyük Donma, Büyük Yırtılma ve Büyük Çöküş olarak adlandırılır.

Kültür

the Big Freeze ... the Big Rip ... the Big Crunch: evrenin olası sonları

The Big Freeze, the Big Rip ve the Big Crunch, evrenin uzun vadede nasıl sona erebileceğini anlatan üç olasılığın yerleşik adlarıdır. Big, yalnızca “çok” anlamı katan ayrı bir sözcük değil, her tam adın parçasıdır. freeze, rip ve crunch sözcüklerinin gündelik çağrışımları modelleri hatırlamayı kolaylaştırır: soğuyup kararmak, parçalanmak ve içe doğru çökmek. Bu imgeler ilk ipucunu verir; ayrıntıları ise bilimsel açıklama sağlar.

Alıştırma

Kozmik genişlemenin sonunda yapıları parçaladığı senaryoya hangi model adı karşılık gelir?

  1. the Big Freeze
  2. the Big Rip
  3. the Big Crunch
Cevabı göster

the Big Rip

To understand these three scenarios, Anlatım akışı

0:43

Bu üç senaryoyu anlamak için,

imagine two objects representing galaxies.

0:46

galaksileri temsil eden iki nesne hayal edin.

Anlatım akışı

To understand ..., imagine ...: benzetmeden önce amaç

To understand these three scenarios, amacı belirten bir mastar öbeğidir: Dinleyicinin sıradaki eylemi neden yapması gerektiğini açıklar. Temel yönerge, emir kipindeki imagine sözcüğüdür. To understand X, imagine Y kalıbı açıklamayı iki adımda düzenler. Önce hedefi belirtir, ardından soyut bir fikri izlemeyi kolaylaştıran somut bir görüntü veya model sunar.

Alıştırma

To understand ..., imagine ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ how a lever works, ____ a seesaw with one end pushed down.

Cevabı göster

To understand · imagine

A short, tight rubber band is holding them together. Öbek fiiller

0:49

Kısa, sıkı bir lastik bant onları bir arada tutuyor.

Öbek fiiller

hold ... together: parçaları bağlı veya bir grubu birlik içinde tutmak

hold + nesne + together yapısında hold, “bir durumda tutmak” veya “ayrılmasını önlemek” anlamına gelir. Nesne, nelerin bağlı kaldığını gösterir; together ise ortaya çıkan durumu belirtir. Burada lastik bant, nesnelerin birbirinden uzaklaşmasını engeller. Aynı yapı soyut bir bağı da anlatabilir: bir fikir, ilişki veya sistem insanları ya da parçaları bir arada tutabilir. Nesne bir zamirse hold ile together arasına gelir: hold them together.

Alıştırma

Cümleyi hold ... together ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The metal frame ____ the glass panels ____, so they do not fall apart.

Cevabı göster

holds · together

That's the attractive force of gravity. Kelime

0:53

Bu, yerçekiminin çekim kuvvetidir.

Kelime

attractive force of gravity: nesneleri birbirine doğru çeken yer çekimi kuvveti

Fizikte an attractive force, nesneleri birbirine doğru çeken bir kuvvettir. Of gravity, bu kuvvetin kaynağının yer çekimi olduğunu belirtir; dolayısıyla ifade, yer çekiminin oluşturduğu çekme kuvveti anlamına gelir. Burada attractive, güzelliği veya cazibeyi değil kuvvetin etkisini anlatır. Force ismi, bilimsel anlamın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

“Gravity is an attractive force,” cümlesinde attractive ne anlama gelir?

  1. nesneleri birbirine doğru çekebilen
  2. bakması hoş veya güzel olan
  3. nesneleri ısıtabilen
Cevabı göster

nesneleri birbirine doğru çekebilen

Meanwhile,

0:56

Bu arada,

two hooks are pulling them apart. Öbek fiiller

0:57

iki kanca onları birbirinden uzağa çekiyor.

Öbek fiiller

pull ... apart: çekerek birbirinden ayırmak

Pull + nesne + apart, birbirine bağlı ya da yakın iki veya daha fazla şeyi farklı yönlere çekerek ayırmak demektir. Bu cümlede them ayrılan şeyleri belirtir, apart ise çekme eyleminin ayrılmayla sonuçlandığını gösterir. Nesne bir zamirse pull ile apart arasına gelir: pull them apart denir, pull apart them denmez. Apart olmadan pull them genellikle yalnızca “onları çekmek” anlamına gelir; birbirlerinden ayrıldıklarını açıkça belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi pull ... apart ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The two blocks were tightly connected, so Leo tried to ____.

Cevabı göster

pull them apart

That's the repulsive force expanding the universe. Kelime

0:59

Bu da evreni genişleten itici kuvvettir.

Kelime

repulsive force: nesneleri birbirinden uzaklaştıran kuvvet

Bilimde repulsive force, nesneleri birbirinden uzaklaştıran bir kuvvettir. Burada repulsive, kuvvetin yönünü veya etkisini anlatır; bir şeyin iğrenç olduğuna dair duygusal bir değerlendirme değildir. -ing yapısındaki expanding the universe, force sözcüğünden sonra gelir ve bu kuvvetin ne yaptığını belirtir. the repulsive force that is expanding the universe olarak anlaşılabilir.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada repulsive force ne yapar?

  1. Nesneleri birbirinden uzaklaştırır.
  2. Nesneleri birbirine yaklaştırır.
  3. Nesnelerin iğrenç olduğunu söyler.
Cevabı göster

Nesneleri birbirinden uzaklaştırır.

Copy this system over and over again, Kalıp ifadeler

1:03

Bu sistemi tekrar tekrar kopyalayın,

Kalıp ifadeler

over and over again: tekrarlanan bir eylem

Over and over again, “tekrar tekrar” veya “birçok kez” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada aynı sistemin kaç kez kopyalanacağını anlatır; over sözcüğü bir şeyin üzerinden geçmek anlamında değildir. Many times ile karşılaştırıldığında tekrar sürecini daha fazla vurgular ve tekrarın belirgin ya da ısrarlı görünmesini sağlayabilir. Pratik yapmak, kontrol etmek veya bir şeyi dinlemek gibi birçok eylemle kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “tekrar tekrar” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya rehearsed the opening line ____.

Cevabı göster

over and over again

and you have something approximating the real universe. Kelime

1:06

gerçek evrene yaklaşan bir şey elde edersiniz.

Kelime

approximating the real universe: özdeşlik değil, yakın benzerlik

approximating the real universe biçimindeki -ing grubu something sözcüğünü niteler. something that approximates the real universe şeklinde açılabilir; yani o şeyin nasıl olduğunu anlatır. Burada approximate, “tam olarak aynı olmadan bir şeye çok benzemek veya onu yakından modellemek” anlamındaki geçişli bir fiildir. Nesne doğrudan fiilden sonra gelir: approximate the real universe denir, approximate to the real universe denmez. Bu ifade bir yere doğru hareketi değil, işe yarayan bir benzerliği anlatır.

Alıştırma

"a model approximating the real system" ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Her ayrıntısıyla gerçek sistemin tamamen aynısı olan bir model
  2. Gerçek sisteme çok benzeyen basitleştirilmiş bir model
  3. Gerçek sisteme doğru fiziksel olarak hareket eden bir model
Cevabı göster

Gerçek sisteme çok benzeyen basitleştirilmiş bir model

The outcome of the battle between these two opposing forces Deyimler

1:09

Bu iki zıt kuvvet arasındaki savaşın sonucu

determines how the end of the universe will play out. Öbek fiiller

1:13

evrenin sonunun nasıl olacağını belirler.

Deyimler

Mecaz olarak battle between these two opposing forces

Bu cümlede battle between these two opposing forces bir mecazdır. Yer çekimi ile genişlemeyi sağlayan kuvvet, evreni farklı sonuçlara doğru iten rakipler olarak canlandırılır; ortada gerçek bir kavga yoktur ve bu kuvvetlerin niyetleri bulunmaz. Hikâye anlatımına benzeyen bu ifade, soyut bir rekabeti hayal etmeyi kolaylaştırır. Sonuç, hangi etkinin daha güçlü hâle geldiğine bağlıdır; bu nedenle battle, rekabet eden etkiler arasındaki dengeyi açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede battle between these two opposing forces ne anlama geliyor?

  1. İki fiziksel etki rekabet eder ve göreli güçleri sonucu etkiler.
  2. Fiziksel kuvvetler evren için bilinçli olarak bir plan seçiyor.
  3. İki ordu uzayın bir yerinde gerçekten savaşıyor.
Cevabı göster

İki fiziksel etki rekabet eder ve göreli güçleri sonucu etkiler.

Öbek fiiller

will play out: bir sürecin nasıl geliştiği

Play out, bir durumun zaman içinde gelişip sonunda bir sonuca ulaşması anlamına gelir. Buradaki how the end of the universe will play out, evrenin son aşamalarının nasıl gelişeceğini anlatır; yalnızca bunların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini değil. Bu ifade; sonucu hâlâ şekillenen veya belirsiz olan müzakereler, seçimler, maçlar ve uzun vadeli eğilimler gibi durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Durumun nasıl geliştiğini vurgulamak için cümleyi play out ile tamamlayın: No one can predict how the negotiations will ____.

Cevabı göster

play out

The Big Freeze scenario is what happens if the force pulling the objects apart Dilbilgisi

1:16

Büyük Donma senaryosu, nesneleri birbirinden ayıran kuvvetin

is just strong enough to stretch the rubber band until it loses its elasticity. Notlar

1:22

lastik bandı esnekliğini kaybedene kadar germeye yetecek kadar güçlü olması durumunda gerçekleşir.

Dilbilgisi

what happens if ...: bir koşulun sonucunu tanımlamak

Bu cümlede what happens if ... ile başlayan yan cümle is fiilinden sonra gelir. if ile belirtilen koşul gerçekleştiğinde ortaya çıkan sonucu adlandırır ve böylece Big Freeze senaryosunu tanımlar. Aynı sözcükler What happens if ...? sorusunu başlatabilse de burada X is what happens if Y biçimindeki bir bildirimin parçasıdır. Bu kalıp X’i Y koşulunun sonucu olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade what happens if ile tamamlayın: A blackout is ____ the power grid loses all backup energy.

Cevabı göster

what happens if

Dilbilgisi

just strong enough to stretch: sıfat + enough + to yapısı

just strong enough to stretch ifadesinde strong enough, kuvvetin bir şeyi germek için gereken en düşük güç düzeyine ulaştığını belirtir. Kalıp sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: strong enough to stretch. Just, “gereken düzeye tam olarak ya da ancak ulaşmış” demektir; “çok güçlü” demek değildir. enough sıfattan sonra gelir: strong enough denir, enough strong denmez.

Alıştırma

Rafın gereken güç düzeyine ancak ulaştığını göstermek için cümleyi just, strong ve enough sözcüklerini doğru sıraya koyarak tamamlayın: The shelf is ____ to hold these books.

Cevabı göster

just strong enough

Kelime

loses its elasticity: esnekliğini kaybeder

loses its elasticity ifadesinde lose, bir nesnenin kaybolmasını değil, bir özelliğin ortadan kalkmasını anlatır. Elasticity, bir malzemenin gerildikten veya sıkıştırıldıktan sonra ilk şekline dönme yeteneğidir. lose + iyelik belirleyicisi + özellik adı yapısı, bir şeyin önceden sahip olduğu niteliği artık taşımadığını gösterir. lose its shape ve lose its strength buna örnektir.

Alıştırma

"After many washes, the fabric has lost its elasticity." cümlesi ne anlama gelir?

  1. Birisi kumaşı kaybetmiş.
  2. Kumaş artık ilk şekline kolayca dönmüyor.
  3. Kumaş ilk şekline eskisinden daha hızlı dönüyor.
Cevabı göster

Kumaş artık ilk şekline kolayca dönmüyor.

The expansion wouldn't be able to accelerate anymore,

1:27

Genişleme artık hızlanamazdı,

but the universe would keep getting bigger. Dilbilgisi

1:30

ancak evren büyümeye devam ederdi.

Dilbilgisi

would keep getting bigger: büyümeye devam ederdi

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemin veya değişimin sürdüğünü gösterir. keep getting bigger ifadesinde get + karşılaştırma sıfatı devam eden bir değişimi anlatır; yani evren yalnızca büyük kalmaz, boyutu artmaya devam eder. Would, bu sürekli değişimi konuşulan varsayımsal durumun sonucu olarak sunar. Tek başına bu değişimin koşulsuz bir gelecek gerçeği olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi keep getting ve long sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: If demand stayed high, the waiting list would ____.

Cevabı göster

keep getting longer

Clusters of galaxies would separate. Kelime

1:33

Galaksi kümeleri birbirinden ayrılırdı.

Kelime

Clusters of galaxies: birden fazla galaksi içeren gruplar

Clusters of galaxies ifadesinde ana isim clusters'dır; of galaxies ise her kümenin neler içerdiğini belirtir. İfade, birden fazla galaksi kümesi, yani birçok galaksiden oluşan büyük gruplar anlamına gelir. Boyut hiyerarşisi önemlidir: bir küme galaksileri, bir galaksi de yıldızları ve onların gezegen sistemlerini içerir. Bilim ve veri bağlamlarında cluster, üyeleri birbirine yakın olan ya da ortak bir örüntü gösteren bir grup anlamına gelir.

Alıştırma

Astronomide Clusters of galaxies neyi ifade eder?

  1. Her biri yalnızca bir yıldız içeren tek tek galaksiler
  2. Bir yıldız ve onun çevresinde dönen cisimlerden oluşan sistemler
  3. Birden fazla galaksiden oluşan gruplar
Cevabı göster

Birden fazla galaksiden oluşan gruplar

The objects within the galaxies, suns, planets, and solar systems

1:36

Galaksilerdeki nesneler, güneşler, gezegenler ve güneş sistemleri

would move away from each other until galaxies dissolved Kalıp ifadeler

1:41

galaksiler dağılana kadar birbirinden uzaklaşırdı

Kalıp ifadeler

would move away from each other: karşılıklı olarak uzaklaşmak

Move away, mesafeyi artırmak ya da bir konumdan ayrılmak anlamına gelir. From each other karşılıklı bir ilişki ekler: her katılımcı diğerlerinden uzaklaşır. Burada would, bu karşılıklı ayrılmayı hayal edilen bir durumda beklenen sonuç olarak sunar. Nesnelerin hepsi aynı yönde birlikte hareket etmez; aralarındaki mesafe artar.

Alıştırma

move, away, from, each ve other sözcüklerini doğal bir ifade oluşturacak biçimde sıralayıp cümleyi tamamlayın: The two skaters pushed off and began to ____.

Cevabı göster

move away from each other

into lonely objects floating separately in the vast space.

1:44

devasa uzayda ayrı ayrı süzülen yalnız nesnelere dönüşerek.

Kalıp ifadeler

dissolved into lonely objects: bir bütünün yalıtılmış parçalara ayrılması

Bu cümlede dissolved into lonely objects, galaksilerin düzenli sistemler olarak bir arada kalmayı bırakıp birbirinden ayrı ve yalıtılmış nesnelere dönüşmesi anlamına gelir. Lonely burada bir duyguyu değil, nesnelerin uzaydaki yalıtılmışlığını anlatır. dissolve into + sonuç kalıbı, başlangıçtaki bütünün veya yapının yavaş yavaş kaybolduğunu gösterir. Bir şeklin silinmesini, bir grubun dağılmasını ya da bir durumun başka bir duruma dönüşmesini anlatabilir; into değişimden sonra geriye kalanı veya oluşanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dissolve into ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the meeting, the crowd slowly ____ several small groups.

Cevabı göster

dissolved into

The light they emit would be redshifted to long wavelengths Kelime

1:48

Yaydıkları ışık, uzun dalga boylarına doğru kırmızıya kayar

Kelime

be redshifted to long wavelengths: ışığın daha uzun dalga boylarına kayması

Be redshifted to long wavelengths, edilgen yapıda kullanılan bir astronomi ifadesidir. Işığın tayfının önceki durumuna veya bir referans tayfa göre daha uzun dalga boylarına kayması anlamına gelir. To, kaymanın yönünü veya sonucunu belirtir. Kırmızıya kayma, dalga boyunda ölçülebilen bir değişimdir; yalnızca bir nesnenin parlak kırmızı görünmesi değildir. Daha uzun dalga boylarının frekansı ve her bir fotonun enerjisi daha düşüktür.

Alıştırma

Işık redshifted to long wavelengths durumundaysa bu ne anlama gelir?

  1. Tayfı daha kısa dalga boylarına kayar.
  2. Kaynak kırmızıya boyanmıştır.
  3. Tayfı daha uzun dalga boylarına kayar.
Cevabı göster

Tayfı daha uzun dalga boylarına kayar.

with very low, faint energies,

1:51

çok düşük, zayıf enerjilerle,

and the gas emanating from them would be too thin to create new stars. Notlar

1:54

ve onlardan yayılan gaz yeni yıldızlar oluşturmak için çok ince olurdu.

Kelime

gas emanating from them: bir kaynaktan yayılan gaz

gas emanating from them ifadesinde emanating from them, gas sözcüğünü niteleyen bir ortaç yapısıdır. gas that is emanating from them biçiminde açılabilir. them zamiri daha önce söz edilen yalıtılmış gök cisimlerini gösterir; from ise bu cisimlerin kaynak olduğunu belirtir. Emanate from, bir kaynaktan dışarı çıkmak veya yayılmak anlamına gelir. Özellikle gaz, ışık, ısı, koku, ses ya da etki için kullanılır.

Alıştırma

Bir şeyin bir kaynaktan geldiğini göstermek için emanate from ifadesini doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. The machine was emanating from a faint humming sound.
  2. A faint humming sound was emanating from the machine.
  3. A faint humming sound was emanating to the machine.
Cevabı göster

A faint humming sound was emanating from the machine.

Dilbilgisi

would be too thin to create new ...: too + sıfat + to + fiil

would be too thin to create new stars ifadesinde too + adjective + to + base verb yapısı, bir derecenin eylemin gerçekleşmesine izin vermeyecek kadar aşırı olduğunu gösterir. Burada thin, gazın yoğunluğunun düşük olduğunu anlatır; gaz yeni yıldızlar oluşturamayacak kadar seyrek olur ve to create new stars engellenen sonucu belirtir. Burada too, mümkün ya da kabul edilebilir olandan fazla demektir; ayrıca anlamına gelmez. Cümlede not bulunmasa da bu yapı olumsuz bir sonuç taşır.

Alıştırma

Rafın genişliği yüzünden kapı aralığından geçemediğini göstermek için cümleyi too ... to ... ile tamamlayın: The shelf is ____ wide ____ fit through the doorway.

Cevabı göster

too · to

The universe would become darker and colder,

1:59

Evren daha karanlık ve daha soğuk hale gelirdi,

approaching a frozen state also known as the Big Chill or the Heat Death of the universe. Notlar

2:02

Büyük Soğuma veya evrenin Isıl Ölümü olarak da bilinen donmuş bir duruma yaklaşırdı.

Kalıp ifadeler

also known as: başka bir adı belirtmek

Also known as aynı kişi, yer, şey veya fikir için başka bir ad sunar. Burada a frozen state ifadesini the Big Chill ve the Heat Death of the universe adlarına bağlar. İsim + also known as + ad kalıbı kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a frozen state also known as X, a frozen state that is also known as X anlamına gelir. Bu bir adlandırma kalıbıdır; durumun yaptığı bir eylem değildir.

Alıştırma

Cümleyi also known as kullanarak tamamlayın: The writer Eric Blair is ____ George Orwell.

Cevabı göster

also known as

Kültür

Heat Death of the universe: termodinamik bir son durum

Heat Death of the universe, enerjinin yeni fiziksel süreçleri veya düzenli etkinlikleri sürdürecek kullanılabilir enerji farkları neredeyse kalmayacak kadar eşit dağıldığı, çok uzak gelecekteki olası bir durumun adıdır. Bu cümlede, Büyük Soğuma ile ilişkili son durumun adlarından biridir. Heat burada termodinamik anlamda kullanılır, death ise mecazidir. Terim, aşırı sıcaklığın evreni yakması anlamına gelmez; bu senaryo genellikle soğuk, karanlık ve hareketsiz olarak anlatılır.

Alıştırma

Bu bağlamda Heat Death of the universe ne anlama gelir?

  1. Tek bir yıldızın patlayarak tüm evreni ısıtması
  2. Değişimi sağlayacak kullanılabilir enerji farklarının neredeyse kalmadığı çok uzak bir gelecek durumu
  3. Evrenin aşırı yüksek sıcaklıklar nedeniyle yanması
Cevabı göster

Değişimi sağlayacak kullanılabilir enerji farklarının neredeyse kalmadığı çok uzak bir gelecek durumu

But what if the repulsive force is so strong that it stretches the rubber band Dilbilgisi

2:08

Peki ya itici kuvvet o kadar güçlüyse ki lastik bandı

past its elastic limit and actually tears it? Kelime

2:13

elastik sınırının ötesine gerer ve gerçekten yırtarsa?

Dilbilgisi

But what if ...? ile varsayım ortaya koymak

But, akıl yürütmede bir yön değişikliğini gösterir; what if + yan cümle ise “bu gerçekleşirse ardından ne olur?” anlamında varsayımsal bir durum ortaya koyar. Burada konuşmacı, kuvvetin lastik bandı koparacak kadar güçlenmesini hayal etmemizi ister; bunun zaten gerçek olup olmadığını sormaz. what if sonrasında normal düz cümle dizilişi kullanılır: What if it rains? Bu kalıp olasılıkları, riskleri ve düşünce deneylerini incelemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Varsayımsal bir risk ortaya koymak için cümleyi what if ile tamamlayın: But ____ the backup battery also fails?

Cevabı göster

what if

Dilbilgisi

so strong that ...: sonuca yol açan derece

so + sıfat veya zarf + that + sonuç yan cümlesi, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Bu cümlede so strong, itici kuvvetin derecesini belirtir; that ise sonucu sunar: kuvvet lastik bandı esneklik sınırının ötesine uzatır ve koparır. Sıfat veya zarf, so cold that ... ya da so quickly that ... örneklerindeki gibi değişebilir. Bu sonuç yapısında that yan cümlesi sonucu belirttiği için gereklidir; very strong yalnızca dereceyi anlatır ve onu bir sonuca bağlamaz.

Alıştırma

Sonuç yapısını so ... that ile tamamlayın: The rain was ____ heavy ____ the game was canceled.

Cevabı göster

so · that

Kelime

past its elastic limit: bir sınırın ötesine geçmek

past its elastic limit ifadesinde past, zamandaki geçmişi değil, bir sınırın ötesine geçmeyi anlatan bir edattır. Lastik bant belirtilen sınırdan daha ileriye kadar gerilir. Esneklik sınırı, kuvvet ortadan kalktıktan sonra bir malzemenin özgün şekline dönebildiği son noktadır. Bu sınırın ötesine geçmek kalıcı değişime ve bu cümlede kopmaya yol açabilir. Aynı past + sınır kalıbı, past the safety line veya past your limit gibi başka fiziksel ya da soyut sınırları da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede past bir sınırın ötesine geçmek anlamındadır?

  1. That machine worked well in the past.
  2. The machine was checked after lunch.
  3. The machine was pushed past its safe limit and shut down.
Cevabı göster

The machine was pushed past its safe limit and shut down.

If the expansion of the universe continues to accelerate,

2:16

Eğer evrenin genişlemesi hızlanmaya devam ederse,

it will eventually overcome not only the gravitational force tearing apart galaxies and solar systems, Dilbilgisi

2:20

eninde sonunda sadece galaksileri ve güneş sistemlerini parçalayan yerçekimi kuvvetinin üstesinden gelmekle kalmaz,

but also the electromagnetic, weak, and strong nuclear forces, Kültür

2:26

aynı zamanda elektromanyetik, zayıf ve güçlü nükleer kuvvetlerin de üstesinden gelir,

which hold atoms and nuclei together.

2:30

ki bunlar atomları ve çekirdekleri bir arada tutar.

Dilbilgisi

not only ... but also: paralel bilgileri bağlamak

not only A but also B eş yapısı, ikisi de doğru olan iki ögeyi bağlar ve B'ye ek vurgu yapar. Burada but bir karşıtlık başlatmaz; but also daha ileri ve daha uç bir sonuç ekler. Bu cümlede overcome fiilinin eş görevli iki nesnesi vardır: not only, the gravitational force ifadesini; but also ise the electromagnetic, weak, and strong nuclear forces ifadesini başlatır. Bu yapıyı yazarken A ve B'yi iki isim öbeği ya da iki fiil öbeği gibi dil bilgisi bakımından paralel tutun.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamlayın: The science club welcomes ____ beginners ____ experienced students.

Cevabı göster

not only · but also

Kültür

Fizik terimleri olarak electromagnetic, weak, and strong nuclear forces

Bu ifade fizikteki üç temel etkileşimin adını sıralar: elektromanyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet ve güçlü nükleer kuvvet. Buradaki weak ve strong, bilimsel adların sabit parçalarıdır; bir kuvvetin ne kadar güçlü olduğuna dair günlük değerlendirmeler değildir. Elektromanyetizma atomların yapısını korumaya yardımcı olurken güçlü etkileşim atom çekirdeklerindeki parçacıkları bağlar. Zayıf etkileşim esas olarak parçacık dönüşümlerinde ve radyoaktif bozunmada rol oynar; bu nedenle which hold atoms and nuclei together üçü için de aynı ölçüde kesin bir açıklama değil, genel bir basitleştirmedir. Liste, söz konusu etkinin atomik ve atom altı ölçeklere ulaştığını gösterir.

Alıştırma

Cümlede electromagnetic, weak, and strong nuclear forces nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Bunlar nükleer silahların gücünü belirten günlük derecelendirmelerdir.
  2. Bunlar fizikteki üç temel etkileşimin teknik adlarıdır.
  3. Bunlar atom çekirdeklerinin üç farklı boyutunu anlatır.
Cevabı göster

Bunlar fizikteki üç temel etkileşimin teknik adlarıdır.

As a result,

2:33

Sonuç olarak,

the matter that makes up stars breaks into tiny pieces. Notlar

2:34

yıldızları oluşturan madde küçük parçalara bölünür.

Öbek fiiller

that makes up stars: oluşturmak anlamındaki make up

that makes up stars ifadesinde that, matter sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. that zamiri matter sözcüğüne gönderme yapar ve make up “oluşturmak” ya da “meydana getirmek” anlamına gelir: madde bileşendir, yıldızlar ise onun oluşturduğu bütündür. Yön önemlidir: A makes up B, “A, B'yi oluşturur” demektir. A'nın B'yi üretmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Birkaç küçük adanın bir ülkeyi oluşturduğunu söylemek için make up kullanın: Several small islands ____ the country.

Cevabı göster

make up

Kalıp ifadeler

breaks into tiny pieces: bir bütünün parçalara dönüşmesi

Bu cümlede breaks into tiny pieces, tek parça hâlindeki bir nesnenin veya maddenin çok sayıda küçük parçaya dönüşmesi demektir. Yapı, break into + değişim sonucunda oluşan parçalar veya biçim şeklindedir; into tiny pieces bir varış noktasını değil, sonucu anlatır. Aynı sonuç yapısı break into two parts ve break into fragments gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

“Çok küçük parçalara ayrılmak” anlamındaki vurgulanan dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the glass ornament hits the floor, it ____.

Cevabı göster

breaks into tiny pieces

Even atoms and subatomic particles will be destroyed. Anlatım akışı

2:38

Atomlar ve atom altı parçacıklar bile yok edilir.

Anlatım akışı

Even atoms and subatomic particles: beklenmedik uç bir örneği belirtmek

Even atoms and subatomic particles ifadesinde even, vurguladığı isim grubunun hemen önünde yer alır. Atomların ve atom altı parçacıkların özellikle uç veya şaşırtıcı bir örnek olmalarına rağmen kapsama dâhil edildiğini anlatır; yaklaşık olarak “beklenmedik biçimde bunlar bile” demektir. Bu sözcük, bilgiyi yoğunluk bakımından bir adım ileri taşır. even olmasaydı cümle yalnızca bir bilgi eklerdi; even kullanıldığında ise yok oluşun dinleyicinin en az bekleyebileceği düzeye kadar ulaştığı belirtilir.

Alıştırma

Hangi cümle en küçük cihazın da çalışmayı durdurduğunu ve bunun şaşırtıcı olduğunu anlatır?

  1. The smallest device stopped working first.
  2. Only the smallest device stopped working.
  3. Even the smallest device stopped working.
Cevabı göster

Even the smallest device stopped working.

That's the Big Rip.

2:42

Bu Büyük Yırtılma'dır.

What about the third scenario where the rubber band wins out? Öbek fiiller

2:44

Lastik bandın kazandığı üçüncü senaryoya ne dersiniz?

Öbek fiiller

band wins ... out: sonunda üstün gelmek

Vurgulanan band wins sözcükleri özneyi ve fiili gösterir; ancak cümledeki tam fiil öbeği wins out'tur. Win out, bir yarışma, mücadele veya belirsizlik döneminden sonra sonunda kazanmak ya da üstün gelmek anlamına gelir. Buradaki out, öbek fiilin bir parçasıdır; dışarıya doğru hareket anlamı taşımaz. Bu modelde lastik bant yerçekimini temsil eder. Lastik bandın wins out olması, yerçekiminin sonunda genişlemeden daha güçlü hâle gelmesi demektir. Aynı kalıp, bir gücün, düşüncenin veya niteliğin sonunda diğerine üstün gelmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede win out, rekabet veya baskıdan sonra sonunda üstün gelmek anlamında kullanılmıştır?

  1. After weeks of discussion, the practical plan went out.
  2. After weeks of discussion, the practical plan won out the award.
  3. After weeks of discussion, the practical plan won out.
Cevabı göster

After weeks of discussion, the practical plan won out.

That corresponds to a possible future in which the force of gravity Notlar

2:48

Bu, yerçekimi kuvvetinin evrenin genişlemesini

brings the universe's expansion to a halt and then reverses it. Kalıp ifadeler

2:53

durdurduğu ve ardından tersine çevirdiği olası bir geleceğe karşılık gelir.

Kalıp ifadeler

corresponds to: bir şeyi başka bir şeyle eşleştirmek

Corresponds to, bir şeyin başka bir şeyle eşleştiğini, onu temsil ettiğini veya ona denk olduğunu belirtir. To edatı, ilk öğenin eşleştiği şeyi tanıtır. Bu ifade; modeller, semboller, sayılar, açıklamalar ve gerçek durumlar arasındaki bağlantılar anlatılırken yaygın olarak kullanılır. Buradaki That, az önce sözü edilen üçüncü senaryoyu ifade eder. Bu senaryo, evrenin olası geleceklerinden birine karşılık gelir; ifade kimseye mesaj göndermekle ilgili değildir.

Alıştırma

Hedef ifade correspond to'yu tamamlayın: Each ticket number corresponds ____ one seat.

Cevabı göster

to

Dilbilgisi

a possible future in which: bir gelecekte ne olduğunu tanımlama

a possible future in which ... yapısında nitelenen isim future'dır ve in which bir ilgi cümleciği başlatır. Which, future'a gönderme yapar; in ise sonraki olayın o geleceğin içinde gerçekleştiğini gösterir. Which, yakındaki force of gravity ifadesine gönderme yapmaz. Bir zamanın, durumun veya sistemin içinde ne olduğunu ya da ne gerçekleştiğini tanımlamak için isim + in which + tam cümlecik yapısını kullanın. in which sonrasındaki cümleciğin, the force of gravity brings ... örneğindeki gibi, kendi öznesi ve fiili olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, o geleceğin içinde ne olduğunu tanımlamak için a future in which ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. We imagine a future in which is clean energy available to everyone.
  2. We imagine a future in which clean energy is available to everyone.
  3. We imagine a future which clean energy is available to everyone.
Cevabı göster

We imagine a future in which clean energy is available to everyone.

Kalıp ifadeler

brings the universe's expansion to a halt: bir sürecin durmasını sağlamak

Bring + nesne + to a halt, genellikle bir faaliyet, süreç, hareket veya sistem olan nesnenin durmasına neden olmak demektir. Burada yer çekimi nedendir, the universe's expansion etkilenen süreçtir ve halt, a sözcüğünden sonra kullanılan bir isimdir. Bu yapı, bir nedenin durma durumu oluşturmasına odaklanır. Yalnızca stop kullanmaktan biraz daha resmîdir ve çoğu zaman daha güçlü bir tam durma anlamı verir. Haberlerde, teknik açıklamalarda ve trafik, üretim, büyüme veya hareket betimlemelerinde sık görülür.

Alıştırma

bring ... to a halt kalıp ifadesini tamamlayın: A fallen tree brought traffic ____.

Cevabı göster

to a halt

Galaxies would start rushing towards each other, Kalıp ifadeler

2:58

Galaksiler birbirlerine doğru hızla ilerlemeye başlardı,

Kalıp ifadeler

start rushing towards each other: birbirlerine doğru hızla hareket etmeye başlamak

Bu cümlede start rushing çok hızlı hareket etmeye başlamak, towards each other ise her galaksinin diğerlerine doğru hareket etmesi anlamına gelir. Aralarındaki mesafeler küçülmektedir; hepsi aynı ortak hedefe doğru ilerlememektedir. Aktarılabilir kalıp çoğul özne + hareket fiili + toward(s) each other biçimindedir. İki veya daha fazla insanın ya da nesnenin karşılıklı olarak birbirine doğru hareketini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle iki çocuğun birbirlerine doğru hızla hareket etmeye başladığını anlatır?

  1. When the doors opened, the two children started rushing one after the other.
  2. When the doors opened, the two children started rushing towards each other.
  3. When the doors opened, the two children started rushing towards the playground.
Cevabı göster

When the doors opened, the two children started rushing towards each other.

and as they clumped together, Öbek fiiller

3:00

ve bir araya toplandıkça,

Öbek fiiller

they clumped together: yoğun bir kütle oluşturdular

Clumped together, ayrı duran galaksilerin birbirine yaklaşıp yoğun bir grup ya da kütle oluşturduğu anlamına gelir. Together, yalnızca tesadüfen aynı yerde bulunduklarını belirtmez; bir küme hâlinde toplanma anlamının parçasıdır. Bu yapı küçük nesnelerin, maddelerin, insanların veya grafikteki noktaların dağınık durumdan sıkı biçimde kümelenmiş duruma geçmesini anlatabilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Clumped sözcüğünün sonunda /t/ olup olmadığına dikkat edin.

  1. The wet leaves clumped together.
  2. The hikers climbed together.
  3. The wet leaves clump together.
Cevabı göster

The wet leaves clumped together.

their gravitational pull would get even stronger. Notlar

3:02

kütleçekimsel itişleri daha da güçlenirdi.

Kelime

their gravitational pull: kuvvet bildiren isim olarak pull

Gravitational pull, nesneleri birbirine doğru çeken kütle çekimi kuvveti demektir. Burada pull, bir kuvveti adlandıran isimdir; birinin çekme eylemini anlatan fiil değildir. Their gravitational pull isim öbeğinde gravitational, pull türünü; their ise bu kuvveti neyin oluşturduğunu gösterir. Öbeğin tamamı özne olabilir; bu cümlede de would get ifadesinden önce özne olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede pull, çekim kuvveti anlamında bir isim olarak kullanılmıştır?

  1. Please pull the door open.
  2. The child pulled the wagon home.
  3. Earth's gravitational pull keeps the moon in orbit.
Cevabı göster

Earth's gravitational pull keeps the moon in orbit.

Kalıp ifadeler

would get even stronger: karşılaştırma biçimiyle even

Get stronger, «daha güçlü hâle gelmek» demektir: get bir durum değişikliğini belirtir, stronger ise strong sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu cümlede would, bu değişikliği anlatılan durumda beklenen sonuç olarak sunar. Even, karşılaştırma biçimi stronger'ı doğrudan güçlendirir. Artışın zaten güçlü olan veya giderek güçlenen bir düzeyin ötesine geçtiğini belirtir; bu nedenle even stronger yalnızca «çok güçlü» değil, «daha da güçlü» demektir.

Alıştırma

Cümleyi even ve strong sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The shield was already strong, but the second layer made it ____.

Cevabı göster

even stronger

Stars, too, would hurtle together and collide. Kelime

3:06

Yıldızlar da bir araya gelerek çarpışırdı.

Kelime

would hurtle together and collide: hızla ilerleyip güçlü biçimde çarpışmak

Hurtle çok hızlı ve güçlü biçimde hareket etmek demektir; çoğu zaman tehlike veya kontrolsüzlük hissi taşır. Collide başka bir nesneye çarpmak demektir. Hurtle together and collide birlikte kullanıldığında bir sıralama anlatır: yıldızlar birbirlerine doğru hızla ilerler, ardından çarpışır. Burada together yalnızca “aynı anda” değil, “aynı yere gidip birbirleriyle temas edecek şekilde” anlamındadır. Would, bunu varsayılan durumda beklenen bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle iki şeyin tehlikeli bir hızla birbirine doğru ilerleyip ardından çarpışmasını en iyi anlatır?

  1. The runaway carts hurtled toward each other and collided.
  2. The carts rolled slowly beside each other.
  3. The two runners hurdled the fence and kept going.
Cevabı göster

The runaway carts hurtled toward each other and collided.

Temperatures would rise as space would get tighter and tighter. Kalıp ifadeler

3:09

Uzay giderek daraldıkça sıcaklıklar yükselirdi.

Kalıp ifadeler

get tighter and tighter: giderek devam eden bir değişim

Get sözcüğünden sonra karşılaştırma derecesindeki bir sıfat gelmesi, bir şeyin değiştiğini gösterir. Bu cümlede get tighter, daha sıkışık veya daha dar hâle gelmek demektir. Tighter and tighter ifadesinde karşılaştırma biçiminin tekrarlanması, değişimin aynı yönde sürmeye devam ettiğini, yani “giderek daha sıkı” olduğunu gösterir. Kalıp, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimidir; faster and faster buna örnektir. Uzun bir sıfatta more tekrarlanır: more and more difficult.

Alıştırma

Süren bir değişimi göstermek için tight sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: As I pulled the rope, the knot became ____.

Cevabı göster

tighter and tighter

The size of the universe would plummet until everything compressed Kelime

3:13

Evrenin boyutu, her şey o kadar küçük bir alana sıkışana kadar hızla küçülürdü ki

Kelime

would plummet: hızla ve büyük ölçüde düşmek

Bu cümlede would plummet, çok kısa sürede çok daha küçük hâle gelirdi anlamındadır. Özne the size of the universe olduğu için plummet, uzayda düşen fiziksel bir nesneyi değil, ölçülebilir bir büyüklükteki keskin değişimi anlatır. Plummet, fall veya decrease sözcüklerinden daha güçlüdür; genellikle hem büyük hem de hızlı bir düşüşü belirtir. Would, bu düşüşü varsayılan durumda beklenen sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede would plummet hızlı ve büyük bir düşüşü anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Without heating, the greenhouse temperature would plummet overnight.
  2. At a constant 20 degrees, the greenhouse temperature would plummet all day.
  3. The greenhouse temperature would plummet by one degree over ten years.
Cevabı göster

Without heating, the greenhouse temperature would plummet overnight.

into such a small space that even atoms and subatomic particles Dilbilgisi

3:17

atomlar ve atom altı parçacıklar bile

would have to crunch together. Dilbilgisi

3:22

bir arada ezilmek zorunda kalırdı.

Dilbilgisi

such a small space that: aşırı bir dereceyi sonucuna bağlamak

Such a small space that, such + a/an + adjective + singular countable noun + that-clause kalıbını kullanır. Burada such, a small space isim grubunun tamamını niteler; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir: alan o kadar küçüktür ki parçacıklar birbirine sıkışmak zorunda kalır. Bu kalıbı, bir özelliğin sonraki sonuca yol açacak dereceye ulaştığını göstermek için kullanın. Asıl vurgu yalnızca betimlemede değil, sonuçtadır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak such ... that kalıbıyla tamamlayın: It was ____ narrow hallway ____ two people could not pass each other.

Cevabı göster

such a · that

Dilbilgisi

would have to crunch together: kaçınılmaz bir fiziksel sonuç

would have to crunch together ifadesinde have to, birinin parçacıklara emir verdiği anlamına gelmez. Son derece küçük alanın onlar için başka hiçbir olası sonuç bırakmadığını gösterir. Would, bunun hayal edilen durumun öngörülen sonucu olduğunu belirtirken crunch together parçacıkların aynı alanda sıkıca bir araya gelmeye zorlanmasını canlı biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede have to bir kural veya emirden değil, fiziksel koşulların zorladığı bir sonuçtan söz eder?

  1. As the container shrinks, the foam pieces will have to press together.
  2. Visitors have to show a ticket because that is the museum's rule.
  3. Leo has to turn off his phone because the teacher told him to.
Cevabı göster

As the container shrinks, the foam pieces will have to press together.

The result would be an incredibly dense, hot, compact universe,

3:24

Sonuç, inanılmaz derecede yoğun, sıcak, kompakt bir evren olurdu,

a lot like the state that preceded the Big Bang. Notlar

3:29

Büyük Patlama'dan önceki duruma çok benzer.

Kalıp ifadeler

a lot like: yüksek derecede benzerlik

A lot like, çok benzer anlamına gelir. Burada a lot benzerliğin derecesini güçlendirir, like ise karşılaştırılan durumu tanıtır; ifade büyük bir miktardan söz etmez. Bu kalıp, bilinmeyen bir sonucu önceden bilinen bir şeyle ilişkilendirmeye yardımcı olur: X is a lot like Y.

Alıştırma

Cümleyi çok benzer anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This fabric feels ____ silk.

Cevabı göster

a lot like

Kelime

preceded the Big Bang: bir olayı diğerinden önceye yerleştirmek

Bu cümlede preceded the Big Bang, “Büyük Patlama'dan önce gerçekleşti” anlamına gelir. that preceded the Big Bang ilgi cümleciği, durumu daha erken bir zamana yerleştirerek hangi durumdan söz edildiğini belirtir. Precede geçişli bir fiildir: A precedes B. B doğrudan fiilden sonra gelir; bu yüzden precede the Big Bang ifadesi “önce” anlamını zaten içerir.

Alıştırma

Cümleyi precede fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: A short safety briefing ____ the factory tour.

Cevabı göster

preceded

This is the Big Crunch.

3:32

Bu Büyük Çöküş'tür.

Could this tiny point of matter explode in another Big Bang?

3:35

Bu küçücük madde noktası başka bir Büyük Patlama'da patlayabilir mi?

Could the universe expand and contract over and over again, Kalıp ifadeler

3:39

Evren defalarca genişleyip büzülebilir mi,

Kalıp ifadeler

universe expand and contract: boyuttaki zıt değişimler

Expand and contract iki zıt değişimi belirtir. Expand büyümek veya genişlemek demektir; contract burada küçülmek veya daralmak anlamındaki bir fiildir, “sözleşme” anlamındaki isim değildir. Her iki fiil de Could the universe ifadesinden sonra yalın hâlde gelerek evrenin ne yapabileceğini anlatır. over and over again ile birlikte bu ikili, tekrarlanan bir genişleme ve daralma döngüsü sunar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için expand ve contract fiillerini doğru sırayla birer kez kullanın: When air warms, it can ____; when it cools, it can ____.

Cevabı göster

expand · contract

repeating its entire history? Dilbilgisi

3:43

tüm tarihini tekrarlayarak?

Dilbilgisi

repeating its entire history: sonuç ekleyen bir -ing yapısı

Tam soruda repeating its entire history, evrenin genişleyip daralabileceğini anlatan önceki düşünceye bağlı bir -ing yapısıdır. Örtük öznesi evrendir ve bu döngünün bir parçası ya da sonucu olarak neler olabileceğini ekler: Evrenin bütün tarihi yeniden yaşanabilir. Repeating yeni bir çekimli fiil değildir ve ayrı bir soru başlatmaz. -ing biçimi, and it could repeat its entire history gibi tam bir yan cümle eklemek yerine bu ek olayı aynı cümlede kısaca ifade etmeyi sağlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The river overflowed, flooding the road. flooding the road bölümünün görevi nedir?

  1. Kendi çekimli fiili olan ayrı bir soru başlatır.
  2. Nehre yeni bir ad verir.
  3. Nehrin taşmasının bir sonucunu ekler.
Cevabı göster

Nehrin taşmasının bir sonucunu ekler.

The theory describing such a universe is known as the Big Bounce. Notlar

3:45

Böyle bir evreni tanımlayan teori Büyük Sekme olarak bilinir.

Dilbilgisi

such a universe: daha önce açıklanan bir türe gönderme

Burada such a universe, az önce anlatılan türden, yani tekrar tekrar genişleyip daralan bir evren anlamına gelir. Such önceki açıklamaya gönderme yapar; bu nedenle konuyla ilgisiz başka bir evreni tanıtmaz. Such sözcüğünün bu kullanımı, uzun bir açıklamayı kısa bir isim öbeğinde toplar. Okur o türü hangi özelliklerin tanımladığını zaten biliyorsa açıklamalarda ve resmî yazılarda özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

İkinci cümleyi such kullanarak tamamlayın ve robot ismini tekrarlayın: The report describes a robot that can repair itself. ____ could be useful in space.

Cevabı göster

Such a robot

Kültür

Big Bounce: bir kozmoloji modeli

Big Bounce (“Büyük Sıçrama”), evrenin en küçük boyuta kadar büzülüp ardından yeniden genişlemeye başladığı, önerilmiş bir kozmoloji modelinin adıdır. Bazı sürümlerde bu süreç tekrarlanabilir. Bounce sözcüğü, büzülmeden yeniden genişlemeye geçişi anlatmak için geri seken bir nesne imgesini kullanır. Burada tüm ifade bilimsel bir terimdir; günlük hayattaki büyük bir sıçrama veya sekme değildir.

Alıştırma

Big Bounce ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Big Bounce, kozmik büzülmeyi yeniden genişlemenin izlediği önerilmiş bir modeldir.
  2. Big Bounce, çok büyük olan her sıçramanın günlük adıdır.
  3. Big Bounce, evrenin yalnızca büzülebileceğini ve bir daha asla genişleyemeyeceğini söyleyen bir teoridir.
Cevabı göster

Big Bounce, kozmik büzülmeyi yeniden genişlemenin izlediği önerilmiş bir modeldir.

In fact, Anlatım akışı

3:50

Aslında,

Anlatım akışı

In fact: daha güçlü bir bilgi eklemek

In fact, sonraki cümlenin önceki noktayı güçlendirdiğini, açıkladığını veya daha belirgin hâle getirdiğini gösteren bir söylem bağlayıcısıdır. Burada açıklamayı teorinin adından, nelerin bilinebileceğiyle ilgili daha derin ve şaşırtıcı olabilecek bir gerçeğe taşır. Her zaman yanlış bir şeyi düzeltmez. Önceki noktaya daha fazla ağırlık veren bilgiler ekleyerek açıklamayı ilerletmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir raporda “Mağara çok derindir” deniyor. Sonraki cümlelerden hangisi bu iddiayı In fact ile güçlendirir?

  1. In fact, it reaches more than two kilometers below the surface.
  2. In fact, the entrance is beside a pine tree.
  3. In fact, the research team arrived on Tuesday.
Cevabı göster

In fact, it reaches more than two kilometers below the surface.

there's no way to tell how many bounces could have already happened Notlar

3:51

halihazırda kaç sekmenin gerçekleşmiş olabileceğini bilmenin bir yolu yok

Dilbilgisi

bounces could have already happened: geçmiş olasılık için could have + geçmiş zaman ortacı

bounces could have already happened ifadesinde could have happened, modal could + have + geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Sıçramaların şimdiden önce gerçekleşip tamamlanmış olabileceğini belirtir ancak gerçekten gerçekleştiklerini kesin olarak söylemez. Already, bunların mevcut referans noktasına kadar gerçekleşmiş olabileceğini vurgular. Bu, geçmişe dair bir tahmindir; daha sonra ne olacağına dair bir öngörü değildir.

Alıştırma

Olayın biz varmadan önce gerçekleşmiş olabileceğini belirten cümle hangisidir?

  1. The event could be happening right now.
  2. The event could have already happened before we arrived.
  3. The event could happen tomorrow.
Cevabı göster

The event could have already happened before we arrived.

or how many might happen in the future.

3:54

veya gelecekte kaç tane olabileceğini.

Kalıp ifadeler

there's no way to tell: cevabın belirlenemediğini söyleme

there's no way to tell ifadesinde tell, ‘birine bir şey söylemek’ değil, ‘eldeki kanıtlara dayanarak belirlemek’ anlamındadır. İfade, cevabı güvenilir biçimde öğrenmenin bir yolu olmadığını belirtir. Ardından sıkça how many..., whether... veya when... gibi dolaylı soru yapıları gelir. Bu yan cümlede düz cümle dizilişi kullanılır: when the signal will return; when will the signal return değil.

Alıştırma

Kimsenin sinyalin ne zaman geri döneceğini belirleyemediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. There's no way to tell when the signal will return.
  2. There's no way to tell when will the signal return.
  3. There's no way telling when the signal will return.
Cevabı göster

There's no way to tell when the signal will return.

Each bounce would wipe away any record of the universe's previous history. Öbek fiiller

3:57

Her bir sekme, evrenin önceki tarihine ait tüm kayıtları silerdi.

Öbek fiiller

would wipe away: tamamen silip götürmek

Bu cümlede would, varsayımsal her sıçramadan beklenen sonucu belirtir; wipe away ise “hiçbir kayıt ya da iz kalmayacak biçimde tamamen ortadan kaldırmak” demektir. Any record soyut bir nesnedir. Bu nedenle ifade, birinin fiziksel olarak bir yüzeyi silmesini değil, geçmiş tarihin geri getirilemez hâle gelmesini anlatır. Away, tamamlanmış sonucu vurgular: Bir şey yalnızca dokunulmuş veya kısmen temizlenmiş değil, ortadan kalkmıştır. Aynı kalıp traces, evidence, records ve memories ile de sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi wipe away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the spill, the crew ____ every trace of oil from the floor.

Cevabı göster

wiped away

Which one of these scenarios will be the real one?

4:03

Bu senaryolardan hangisi gerçek olacak?

The answer depends on the exact shape of the universe, Notlar

4:06

Cevap, evrenin tam şekline,

Kelime

exact shape of the universe: evrenin genel geometrisi

Burada shape, evrenin en büyük ölçekteki genel geometrisini ifade eder. Uzayın nasıl yapılandığıyla, örneğin genel olarak düz mü yoksa eğri mi olduğuyla ilgilidir; sıradan bir nesnenin gözle görülen dış çizgisi değildir. Bu nedenle exact shape of the universe, bilim insanlarının gözlem ve modellerden çıkardığı bir özelliği anlatır. Evrenin birinin bakıp görebileceği bir dış sınırı olduğunu öne sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede exact shape of the universe ne anlama gelir?

  1. Evrenin bir fotoğrafındaki görüntü netliği
  2. Evrenin büyük ölçekteki genel geometrisi
  3. Evrenin dış sınırı çevresindeki görünür desen
Cevabı göster

Evrenin büyük ölçekteki genel geometrisi

the amount of dark energy it holds, Kültür

4:09

içerdiği karanlık enerji miktarına,

Kültür

dark energy: hızlanan genişlemeyle bağlantılı bir kozmoloji kavramı

Dark energy, yani “karanlık enerji”, evrenin genişlemesinin neden hızlandığını açıklamak için kozmolojide kullanılan ve hâlâ yeterince anlaşılamamış bir bileşenin adıdır. Bu cümle parçasında the amount of dark energy, evrenin bu bileşenden ne kadar içerdiğini ifade eder. Farklı miktarlar evrenin geleceğiyle ilgili tahminleri değiştirebilir. Buradaki dark, kötülük veya sıradan karanlık anlamına gelmez; bu bileşenin doğrudan gözlemlenmediğini ve henüz tam olarak anlaşılmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi anlam dark energy terimini doğru açıklar?

  1. Boş uzaydaki sıradan karanlık
  2. Dark matter için kullanılan başka bir ad
  3. Evrenin hızlanan genişlemesiyle bağlantılı bir kozmoloji kavramı
Cevabı göster

Evrenin hızlanan genişlemesiyle bağlantılı bir kozmoloji kavramı

and changes in its expansion rate. Kelime

4:11

ve genişleme hızındaki değişikliklere bağlıdır.

Kalıp ifadeler

answer depends on: koşullar yanıtı belirler

Answer depends on ... ifadesi, yanıtın on sonrasında gelen etkenler tarafından belirlendiği anlamına gelir. Bu etkenler değişirse yanıt da değişebilir. Buradaki on bir yeri değil, belirleyici koşulları tanıtır. Cümlede on sonrasında üç isim öbeği sıralanır: evrenin tam şekli, karanlık enerji miktarı ve genişleme hızındaki değişiklikler. Yeniden kullanılabilen A depends on B kalıbı, bir sonucu hangi değişkenin, gerçeğin veya ölçütün belirlediğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi depend on ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The final cost ____ the number of tickets.

Cevabı göster

depends on

Kelime

its expansion rate ifadesinde its expansion

its expansion ifadesindeki its, evrene gönderme yapar; expansion ise uzayın ölçeğinin büyümesi sürecini adlandırır. Daha geniş olan its expansion rate ifadesinde expansion, rate sözcüğünün neyi ölçtüğünü, yani bu genişlemenin ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir. Burada rate, bir değişim hızı demektir; puan veya kalite derecesi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede its expansion rate ne anlama gelir?

  1. Evren ile dışarıdaki bir sınır arasındaki mesafe.
  2. Evreni değerlendiren bir puan.
  3. Evrenin genişleme hızı.
Cevabı göster

Evrenin genişleme hızı.

As of now, Kalıp ifadeler

4:14

Şu an itibariyle,

our observations suggest that we're headed for a Big Freeze. Kalıp ifadeler

4:15

gözlemlerimiz Büyük Donma'ya doğru gittiğimizi gösteriyor.

Kalıp ifadeler

As of now: bir yargıyı mevcut kanıtlarla sınırlamak

As of now, “şu ana kadar, şu anda mevcut bilgilere göre” demektir. Tahmini destekleyen gözlemler için bugünü bilgi kesim noktası yapar. Cümlenin başındaki bu ifade, yargıyı kalıcı değil temkinli gösterir: daha sonraki kanıtlar sonucu değiştirebilir. Geleceğe dönük “bundan sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Mevcut bilginin bugünkü kesim noktasında” anlamına gelen zaman ifadesini tamamlayın: As ____ now, no delays have been reported.

Cevabı göster

of

Kalıp ifadeler

observations suggest that: gözlem kanıtlarına dayanan temkinli bir sonuç

Bu cümlede observations suggest that, “gözlemler ... olduğuna dair kanıt sunuyor” demektir. Buradaki suggest “önermek” değil, “işaret etmek” anlamındadır. that ile başlayan yan cümle, gözlemlerin desteklediği sonucu verir. Suggest sonucu temkinli biçimde sunar: kanıtlar o yönü gösterir, ancak sonucu kesin olarak kanıtlamaz. Bu kalıp bilimsel ve analitik metinlerde observations, data, evidence veya results gibi öznelerle sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede observations suggest that ne anlatıyor?

  1. Gözlemciler bir eylem öneriyor.
  2. Mevcut gözlemler sonucu destekliyor, ancak bir miktar belirsizlik devam ediyor.
  3. Gözlemler sonucu hiçbir şüpheye yer bırakmadan kanıtladı.
Cevabı göster

Mevcut gözlemler sonucu destekliyor, ancak bir miktar belirsizlik devam ediyor.

Kalıp ifadeler

we're headed for a Big Freeze: gelecekteki bir sonuca doğru ilerlemek

be headed for + isim, “bir yere ya da gelecekte gerçekleşmesi olası bir sonuca doğru ilerlemek” demektir. Bu cümlede we're headed for a Big Freeze, mevcut eğilimlerin gösterdiği yönü anlatır; headed kimsenin başının fiziksel konumunu ifade etmez. Bu ifade, mevcut yöne dayanarak bir tahminde bulunur. Sonucun çoktan gerçekleştiğini ya da tamamen kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

Projenin bir sonuca doğru ilerlediğini göstermek için cümleyi be headed for yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Without a backup supplier, the project is ____ serious delays.

Cevabı göster

headed for

But the good news is that we've probably got about 10 to the 100th power years Notlar

4:18

Ancak iyi haber şu ki muhtemelen 10 üzeri 100 yıl civarı bir zamanımız var

Kelime

10 to the 100th power: üslü ifadeyi okumak

10 to the 100th power ifadesinde 10 taban, 100 ise üstür. Bu, 100 adet 10'un çarpımı anlamına gelir ve 10¹⁰⁰ biçiminde yazılır. Okuma kalıbı taban + to the + sıra sayısı + power şeklindedir; bu yüzden 100th, hundredth diye okunur. Years sözcüğü sayının tamamından sonra gelir; dolayısıyla ifade bu son derece büyük sayı kadar yılı anlatır. 10'dan 100'e kadar bir aralık ya da 10 çarpı 100 anlamına gelmez.

Alıştırma

3⁴ üslü ifadesinin standart İngilizce okunuşunu tamamlayın: 3⁴ is read as three ____.

Cevabı göster

to the fourth power

before the chill sets in. Öbek fiiller

4:24

soğuk çökmeden önce.

Anlatım akışı

the good news is that: rahatlatıcı bir noktayı sunmak

the good news is that + yan cümle kalıbı, ardından gelen bilgiyi olumlu ya da rahatlatıcı taraf olarak işaretler. Burada that, we've probably got... yan cümlesini başlatır ve “iyi haberin” tam olarak ne olduğunu açıklar. Buradaki good news görecelidir; haber her açıdan iyi değildir. Evren yine de soğuyabilir, fakat bunun çok uzak bir gelecekte gerçekleşmesi, tehlikenin hemen ortaya çıkmasından daha iyidir. Böylece konuşmacı kaygı verici bir düşünceyi hafif ve rahatlatıcı bir karşıtlığa dönüştürür.

Alıştırma

Durumun rahatlatıcı tarafını sunan kalıbı tamamlayın: The ____ we still have two days to revise the report.

Cevabı göster

good news is that

Öbek fiiller

chill sets in: bir durumun başlayıp yerleşmesi

Set in, bir durumun başlayıp yerleştiğini anlatan geçişsiz bir öbek fiildir ve çoğu zaman bu durumun süreceği anlamını da taşır. Burada durum the chill olduğundan, the chill sets in soğuğun etkisini göstermeye başladığı anlamına gelir. Durum, cümlenin öznesidir: the chill sets in. Birinin soğuğu bir yere “yerleştirdiği” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi set in ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: As evening comes, the cold ____.

Cevabı göster

sets in

So don't start stocking up on mittens just yet. Notlar

4:26

Yani şimdiden eldiven stoklamaya başlamayın.

Öbek fiiller

stocking up on mittens: sonraki ihtiyaç için stok yapmak

Stock up on + isim, gelecekte ihtiyaç duyulduğunda hazır olması için bir şeyden normalden daha fazla satın almak veya toplamak anlamına gelir. Stocking up on mittens ifadesinde mittens stoklanan eşyalardır. Bu cümle, gelecekteki devasa bir donmayı insanların kışlık giysi alarak hazırlanabileceği sıradan bir soğuk hava dalgası gibi göstererek mizah yaratır.

Alıştırma

Cümleyi stock up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the snowstorm, we ____ food and batteries.

Cevabı göster

stocked up on

Kalıp ifadeler

just yet: şimdi değil, ama belki daha sonra

Olumsuz bir cümlenin veya olumsuz emrin sonunda just yet, “şu anda değil” ya da “şimdilik değil” anlamına gelir. Just, zamanlamayı içinde bulunulan ana sınırlar ve yet sözcüğünü daha güçlü hâle getirir. don't ... just yet yapısında konuşan kişi, daha sonra yapılma ihtimalini açık bırakarak birinden şu anda harekete geçmemesini ister. Bu nedenle uyarı, kalıcı bir “asla” kadar kesin değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “şimdi değil, ama belki daha sonra” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Don't turn off the computer ____; the update is still running.

Cevabı göster

just yet

Anxious about how to spend your time between now and the end of the universe? Anlatım akışı

4:29

Şu an ile evrenin sonu arasındaki zamanınızı nasıl geçireceğiniz konusunda endişeli misiniz?

Anlatım akışı

Anxious about ...?: öneriye geçiş sağlayan retorik soru

Anxious about ...? ile başlayan ifade, Are you anxious about ...? sorusundaki Are you kısmının çıkarıldığı kısaltılmış bir sorudur. How ile başlayan bölüm, kaygının neyle ilgili olduğunu belirtir. Kaygıyı başa almak, dinleyenin dikkatini hızla bir soruna yöneltir. Buradaki soru retoriktir: ciddi bir yanıt istemek yerine bir öneriye veya eylem çağrısına geçiş sağlar. Günlük zaman planlamasını abartılı “end of the universe” ifadesiyle birleştirmek geçişi eğlenceli kılar; bu, dinleyenin ruh sağlığıyla ilgili klinik bir değerlendirme değildir.

Alıştırma

Bir video sunucusu “Anxious about how to plan your week?” diye soruyor ve ardından bir planlama rehberi öneriyor. Bu soru esas olarak ne yapıyor?

  1. Klinik olarak kaygı bozukluğu tanısı koyar.
  2. Bir kaygıyı eğlenceli biçimde belirtip öneriye geçiş yapar.
  3. İzleyiciden ayrıntılı ve kişisel bir yanıt ister.
Cevabı göster

Bir kaygıyı eğlenceli biçimde belirtip öneriye geçiş yapar.

Check out our video on time management to help you tackle your to-dos. Notlar

4:33

Yapılacaklar listenizi halletmenize yardımcı olması için zaman yönetimi hakkındaki videomuzu izleyin.

Öbek fiiller

Check out: bir şeye göz atma daveti

Bu cümlede Check out, “göz atmak” veya “izlemek” anlamındadır. Konuşan kişi izleyicileri başka bir videoyu izlemeye davet eder. Bu öbek fiil bir nesneyle kullanıldığında bir şeye bakmayı, onu izlemeyi veya incelemeyi önerebilir. Anlamı nesne ve durum belirler; burada otelden ayrılmak veya mağazada ödeme yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Öneriyi “göz atmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: For more examples, ____ this guide.

Cevabı göster

check out

Kalıp ifadeler

you tackle your to-dos: yapılacak işleri etkin biçimde ele almak

you tackle your to-dos ifadesinde tackle, “üzerinde çalışmaya başlamak ve etkin biçimde ele almak” anlamına gelir; to-dos ise tamamlanması gereken işlerdir. İfade, bu işleri odaklanmış çaba gerektiren şeyler olarak sunar. Daha geniş help you tackle yapısında tackle, help you ifadesinden sonra fiilin yalın hâlinde kullanılır. Burada tackle mecazidir; sporlardaki fiziksel müdahale anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede tackle, işleri etkin biçimde ele almak anlamında kullanılmıştır?

  1. I wrote down my to-dos but did not start them.
  2. I tackled my most urgent to-dos before lunch.
  3. I finished lunch before making a to-do list.
Cevabı göster

I tackled my most urgent to-dos before lunch.