Neden iyi bir gece uykusuna ihtiyacın var ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
924 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, insanı geçici olarak tehlikelere açık hâle getirmesine rağmen uykunun neden vazgeçilmez olduğunu inceliyor. Uykunun odaklanmayı, uzun süreli hafızayı ve problem çözmeyi nasıl desteklediğini; sürekli uyku yoksunluğunun stresi tetikleyip sağlığa nasıl zarar verdiğini ve ortalama bir yaşamın yaklaşık üçte birinin neden uykuda geçtiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. catching 40 winks, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu samimi ifadenin kelimesi kelimesine kırk kez göz kırpmak değil, kısa süre uyumak anlamına geldiğini kavrayabilirsiniz. Gündelik konuşmada biraz dinlenmekten, kestirmekten ya da kısa süreliğine uykuya dalmaktan doğal biçimde söz etmek için kullanabilirsiniz. 2. fits it in with — Phrasal Verbs: fit in with ifadesinin burada beynin yeni bilgiyi önceden depolanmış bilgilerle bütünleştirmesini anlattığını fark edebilirsiniz. Aynı kalıp, yeni bir fikrin, planın veya ayrıntının mevcut bir sistemle nasıl tutarlı biçimde bağlantı kurduğunu açıklarken de kullanılabilir. 3. Assuming you sleep 8 hours a day, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir tahminde bulunmadan veya sonuca varmadan önce Assuming + cümlecik yapısıyla varsayım belirtebilirsiniz. Böylece hesabın açıkça ifade edilen bir koşula dayandığını ve koşulsuz bir gerçek olarak sunulmadığını gösterebilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Georgie and we're ready to start,

0:11

Ben Georgie ve başlamaya hazırız,

Phil.

0:14

Phil.

Phil?

0:15

Phil?

Sorry, Georgie.

0:18

Üzgünüm, Georgie.

I was uh just catching 40 winks, Deyimler

0:19

Ben sadece şey catching 40 winks (şekerleme yapıyordum),

you know?

0:22

bilirsin ya?

Deyimler

catching 40 winks: biraz kestirmek

Catch forty winks, kısa süre uyumak veya biraz kestirmek anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Forty gerçek bir sayı belirtmez ve winks burada gerçek göz hareketleri anlamına gelmez; ifadenin tamamını tek bir kalıp olarak anlamak gerekir. I was just catching 40 winks cümlesinde was catching geçmişte devam eden zamanı gösterir. Konuşan kişi, yalnızca kısa bir süre uyuduğunu rahat bir dille açıklamaktadır.

Alıştırma

Cümleyi catch forty winks ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After lunch, I ____ on the sofa.

Cevabı göster

caught forty winks

Getting some shut eye, Deyimler

0:22

Getting some shut eye (gözlerimi dinlendiriyordum),

Deyimler

Getting some shut eye: biraz uyumak

Get some shut-eye, genellikle kişi yorgun olduğu veya dinlenmek için yalnızca sınırlı zamanı bulunduğu için biraz uyumak anlamında kullanılan gündelik bir deyimdir. Shut-eye, uyku anlamına gelen bir isimdir; bir gözü fiziksel olarak kapatma eylemi değildir. Sözlüklerdeki yaygın yazım, kısa çizgili shut-eye biçimidir; ancak altyazılarda ve gündelik yazılarda shut eye görülebilir. Getting, get fiilinin -ing biçimidir; bu parça biraz uyumak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi get some shut-eye deyimiyle tamamlayın: I have an early start, so I need to ____.

Cevabı göster

get some shut-eye

dozing,

0:24

dozing (uyukluyordum),

taking a nap. Kalıp ifadeler

0:25

taking a nap (kestiriyordum).

Kalıp ifadeler

Taking a nap: take a nap kalıbı

Take a nap, “kısa bir süre uyumak” anlamına gelen doğal bir fiil–isim birleşimidir. Altyazıdaki taking, take fiilinin -ing biçimidir; bu nedenle taking a nap o sırada yapılan kısa uyku eylemini belirtir. A nap genellikle kısa ve çoğu zaman gündüz yapılan bir uykudur. take a nap ifadesini bir bütün olarak öğrenin; sleep a nap standart bir İngilizce kullanımı değildir.

Alıştırma

take ile başlayan hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm tired, so I'm going to ____ after lunch.

Cevabı göster

take a nap

I was sleeping.

0:26

Uyuyordum.

Sleeping at work?

0:27

İşte uyumak mı?

Phil,

0:29

Phil,

how could you? Ton ve niyet

0:29

bunu nasıl yaparsın?

Ton ve niyet

How could you?: yöntem sorusu değil, şaşkınlık ve suçlama

Bu cümlede How could you? bir yöntemin nasıl olduğunu sormaz. Zaten bilinen bir olaya verilen retorik bir tepkidir ve şaşkınlıkla karışık onaylamama belirtir: “Bunu yaptığına inanamıyorum” veya “Bunu yapmamalıydın” anlamına gelir. Soru, hemen önce sözü edilen eyleme işaret eder. Burada Sleeping at work? bu eylemi verdiği için karşıdaki kişiden bunu nasıl yaptığını açıklaması beklenmez.

Alıştırma

How could you? hangi cümlede şaşkınlık ve suçlama bildiren retorik bir ifadedir?

  1. How could you solve the puzzle so quickly? Show me your method.
  2. Could you help me carry this box?
  3. You broke your promise? How could you?
Cevabı göster

You broke your promise? How could you?

I know,

0:30

Biliyorum,

I know.

0:31

biliyorum.

Sorry, I didn't sleep well last night.

0:31

Üzgünüm, dün gece iyi uyuyamadım.

Uh I'll forgive you this time, Ton ve niyet

0:34

Şey, bu seferlik seni affedeceğim,

Ton ve niyet

I'll forgive you this time: sınırı olan bir affediş

I'll forgive you this time, konuşanın bu hatayı artık dinleyenin aleyhine kullanmamaya karar verdiği anlamına gelir. Buradaki I'll, o anda verilmiş bir kararı ifade edebilir. This time, affetmeyi yalnızca bu durumla sınırlar. Aynı davranışın bir dahaki sefere affedilmeyebileceğine dair hafif bir uyarı da ekler; ancak cümle daha sonra ne olacağını açıkça söylemez.

Alıştırma

I'll forgive you this time en doğru biçimde ne anlatır?

  1. Bu hatayı affeder, ancak başka bir hatanın affedilmeyebileceği konusunda uyarır.
  2. Aynı hatayı her seferinde affedeceğine söz verir.
  3. Hiçbir hata yapılmadığını söyler.
Cevabı göster

Bu hatayı affeder, ancak başka bir hatanın affedilmeyebileceği konusunda uyarır.

but make sure you go to bed early tonight Dilbilgisi

0:35

ama bu gece erken yattığından emin ol

Dilbilgisi

make sure you go to bed early tonight: güçlü bir hatırlatma

Make sure + clause, birine bir şeyin gerçekleşmesini sağlamasını söylemek için kullanılır. make sure you go to bed early tonight ifadesindeki yan cümle you go to bed early tonight kısmıdır. Yani konuşan, dinleyene bu gece gerçekten erken yatması gerektiğini güçlü biçimde hatırlatır. Bu yapı, kelimesi kelimesine “kesinlik oluşturmak” anlamına gelmez. Go to bed early ile karşılaştırıldığında Make sure..., unutmamaya ve söyleneni gerçekten yapmaya daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Hatırlatmayı make sure + bir özne ile tamamlayın: Before you leave, ____ lock the back door.

Cevabı göster

make sure you

because getting a good night's sleep is incredibly important. Kalıp ifadeler

0:37

çünkü gece iyi bir uyku çekmek inanılmaz derecede önemlidir.

Kalıp ifadeler

getting a good night's sleep: get ve sleep ile kurulan doğal kalıp

get a good night's sleep, “bir gece boyunca iyi uyumak” veya “gece boyunca dinlendirici bir uyku uyumak” anlamına gelen doğal bir kalıptır. a good night's sleep ifadesindeki night's iyelik biçimidir ve bir gecenin sağladığı uykuyu anlatır. Buradaki get, fiziksel olarak bir şey almak değil, o uykuyu gerçekten uyuyabilmek anlamındadır. Bu cümlede get, getting biçimine dönüşür. getting a good night's sleep şeklindeki -ing grubu eylemi bir durum olarak adlandırır ve is fiilinin öznesi olur.

Alıştırma

Cümleyi “bir gece boyunca iyi uyumak” anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Before the early flight, I need to get ____.

Cevabı göster

a good night's sleep

For example,

0:41

Örneğin,

did you know that people who get enough sleep Notlar

0:42

yeterince uyuyan insanların

Anlatım akışı

did you know that...: bir gerçeği tanıtan dikkat çekici giriş

Did you know that..., bilgi vermek için dikkat çekici bir giriş olarak kullanılan bir sorudur. Dinleyenin dikkatini çeker ve onun için yeni ya da ilginç olabilecek bir gerçeği tanıtır. Burada dinleyeni, yeterince uyuyan insanlar hakkında verilecek bilgiye hazırlar. That sözcüğünden sonra düz cümle dizilişi kullanılır: Did you know that bees can dance? doğrudur; Did you know that can bees dance? denmez. Geçmiş biçim olan did, gerçeğin geçmişte kaldığı anlamına gelmez; bu giriş sorusunun alışılmış biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir gerçeği tanıtmak için bu dikkat çekici girişi doğru kullanıyor?

  1. Did you know dolphins that are mammals?
  2. Did you know that are dolphins mammals?
  3. Did you know that dolphins are mammals?
Cevabı göster

Did you know that dolphins are mammals?

live about 5 years longer Dilbilgisi

0:45

yaklaşık 5 yıl daha uzun yaşadığını

than people who don't?

0:47

uyumayan insanlara göre biliyor muydun?

Dilbilgisi

people who get enough sleep: who ile bir grubu tanımlamak

people who get enough sleep ifadesinde ana isim people sözcüğüdür. who get enough sleep hangi insanlardan söz edildiğini gösterir; bu yapı tanımlayıcı bir ilgi cümleciğidir. who, people sözcüğünü karşılar ve get fiilinin öznesidir; bu yüzden who sonrasında ayrıca they kullanılmaz. people who get enough sleep ifadesinin tamamı ana cümlede live fiilinin öznesidir.

Alıştırma

who ile kurulan ilgi cümleciğini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. People who exercise regularly often feel more energetic.
  2. People who they exercise regularly often feel more energetic.
  3. People which exercise regularly often feel more energetic.
Cevabı göster

People who exercise regularly often feel more energetic.

Dilbilgisi

about 5 years longer than: yaklaşık bir fark belirtmek

about + miktar + karşılaştırma biçimi + than kalıbı, farkın yaklaşık büyüklüğünü verir. Burada 5 years bir grubun ne kadar daha uzun yaşadığını, about ise beş yılın kesin bir sayı olmadığını gösterir. than karşılaştırılan diğer grubu getirir. Cümle iki grubun yaşam süresini karşılaştırır; insanları beş yılla karşılaştırmaz ve birinin yalnızca beş yıl yaşadığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle bu köprünün eski köprüden yaklaşık 200 metre daha uzun olduğunu doğru şekilde ifade eder?

  1. This bridge is about 200 metres long than the old one.
  2. This bridge is about 200 metres longer than the old one.
  3. This bridge is longer about 200 metres from the old one.
Cevabı göster

This bridge is about 200 metres longer than the old one.

Wow.

0:48

Vay canına.

So, a good night's sleep

0:49

Yani, iyi bir gece uykusu

can lengthen your life. Kelime

0:50

ömrünüzü uzatabilir.

Kelime

lengthen your life: lengthen fiilini daha uzun hâle getirmek anlamında kullanmak

Lengthen, “bir şeyi daha uzun hâle getirmek” anlamına gelen bir fiildir. lengthen your life ifadesinde your life, uzayan doğrudan nesnedir; bu nedenle ifade “daha uzun yıllar yaşamanıza yardımcı olmak” anlamına gelir. Sözcük length + -en biçiminde kurulmuştur. -en eki, uzunluk düşüncesini bir şeyi daha uzun hâle getirme eylemine dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümlede lengthen, “daha uzun hâle getirmek” anlamındaki fiil olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The treatment may length patients' lives.
  2. The treatment may long patients' lives.
  3. The treatment may lengthen patients' lives.
Cevabı göster

The treatment may lengthen patients' lives.

In this program,

0:52

Bu programda,

we'll be finding out more about the benefits of sleep Anlatım akışı

0:52

uykunun faydaları hakkında daha fazlasını öğreneceğiz

Anlatım akışı

we'll be finding out more about...: araştırılacak konuyu önceden tanıtmak

we'll be finding out more about + konu yapısı, bir programın, dersin veya sunumun sonraki bölümünde neyin araştırılacağını dinleyiciye bildirir. More, dinleyicinin yalnızca bir konu adı duymakla kalmayıp daha fazla bilgi edineceğini gösterir. Gelecekte devam eden bir eylemi anlatan we'll be finding out, bu araştırmayı gelecek bölüm boyunca ilerleyen bir süreç olarak sunar. Böylece ileride ne olacağını göstererek programı düzenler ve dinleyiciyi keşif sürecini izlemeye davet eder.

Alıştırma

Cümleyi nottaki tanıtım yapısını aynen kullanarak tamamlayın: In today's lesson, ____ how bees communicate.

Cevabı göster

we'll be finding out more about

and as usual, Kalıp ifadeler

0:55

ve her zamanki gibi,

learning some useful new vocabulary as well.

0:56

aynı zamanda bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

As usual: Bu durum alışılmış düzene uyuyor

As usual, bu sefer olan şeyin yerleşmiş bir alışkanlık veya düzenle aynı olduğunu anlatır. Burada yararlı yeni kelimeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu gösterir. Bu ifade ana fiil görevini üstlenmez; tüm düşünce hakkında ek bilgi verir. Cümlenin başında, sonunda veya içinde bulunabilir; cümle ortasına eklendiğinde genellikle virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun bu seferki kontrolünün normal alışkanlığıyla aynı olduğunu söyler?

  1. As usual, Leo checked the doors before leaving.
  2. Leo usually checks the doors before leaving.
  3. Leo checked the doors in an unusual way before leaving.
Cevabı göster

As usual, Leo checked the doors before leaving.

But first, now that you've woken up, Notlar

0:59

Ama önce, madem uyandın,

Dilbilgisi

now that you've woken up: yeni bir gerçeği neden olarak kullanmak

Now that + cümlecik, “bu durum artık gerçek olduğu için” anlamına gelir. Şu anda doğru olan veya yeni önem kazanan bir gerçeği, ardından gelen şeyin nedeni ya da başlangıç noktası olarak sunar. you've woken up ifadesindeki you've, you have anlamındadır; woken ise wake fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Present perfect, uyanma eyleminin gerçekleştiğini ve sonucunun şimdi önemli olduğunu gösterir: kişi artık uyanıktır.

Alıştırma

Yağmurun durmasını hem bir gerçek hem de bir neden olarak sunan bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the rain has stopped, we can play outside.

Cevabı göster

Now that

I have a question for you.

1:02

sana bir sorum var.

Anlatım akışı

But first: Önceki bir adım için kısa bir duraklama

But first, planlanan sırada kısa bir değişiklik olduğunu bildirir. Konuşan kişi, önce gerçekleşmesi gereken bir şeyi tanıtmak için ana konuyu veya etkinliği duraklatır. Burada but bir anlaşmazlığı değil, yön değişikliğini gösterir; first ise daha önce yapılacak adımı belirtir. Bu ifade, dinleyicilere ana konunun hâlâ geleceğini anlatır ve bu nedenle derslerde, konuşmalarda ve programlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Filmi başlatmayı hâlâ planlıyorsunuz, ancak başlamadan önce ışıkların kapatılmasını istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?

  1. We'll start the movie soon. But instead, let's cancel it.
  2. We'll start the movie soon. After that, please turn off the lights.
  3. We'll start the movie soon. But first, please turn off the lights.
Cevabı göster

We'll start the movie soon. But first, please turn off the lights.

Do you know how much of the average person's life is spent asleep? Dilbilgisi

1:04

Ortalama bir insanın hayatının ne kadarının uykuda geçtiğini biliyor musun?

Dilbilgisi

how much of ... is spent asleep: iç içe geçmiş bir wh-sorusu

How much of + isim öbeği, bir bütünün miktarını veya oranını sorar. Buradaki bütün the average person's life, yani ortalama bir insanın hayatıdır. Cümleciğin tamamı Do you know ifadesinden sonra geldiği için iç içe geçmiş bir wh-sorusudur. How much of the average person's life öznedir ve hemen ardından edilgen yapı is spent gelir; does eklenmez ve özne ile yardımcı fiil arasında ek bir devriklik yapılmaz. Is spent asleep, hayatın bu kısmının kişi uykudayken geçtiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle edilgen fiille iç içe geçmiş bir wh-sorusunu doğru biçimde kurar?

  1. Do you know how much of the school day does it spend outdoors?
  2. Do you know how much is the school day spent outdoors?
  3. Do you know how much of the school day is spent outdoors?
Cevabı göster

Do you know how much of the school day is spent outdoors?

Is it A, a half,

1:08

A, yarısı mı,

B, a quarter,

1:10

B, dörtte biri mi,

or C, a third?

1:11

yoksa C, üçte biri mi?

Hmm,

1:13

Hmm,

I think we spend about a third of our lives sleeping. Dilbilgisi

1:14

Sanırım hayatımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçiriyoruz.

Dilbilgisi

about a third of our lives sleeping: spend + zaman oranı + -ing

About a third, eşit üç parçadan yaklaşık biri, yani “yaklaşık üçte bir” demektir. about a third of our lives ifadesinde about bunun bir tahmin olduğunu, of our lives ise bölünen bütünün hayatımız olduğunu gösterir. Tam kalıp spend + süre + -ing şeklindedir. Burada sleeping, hayatın bu bölümünün hangi etkinlikle geçirildiğini anlatır. Aynı kalıp bir günün, bir yılın veya bir ömrün ne kadarının bir etkinliğe ayrıldığını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, onun çalışma gününün yaklaşık üçte birini e-postaları yanıtlayarak geçirdiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. She spends about a third of her working day answering emails.
  2. She spends about a third her working day answering emails.
  3. She spends about a third of her working day to answer emails.
Cevabı göster

She spends about a third of her working day answering emails.

Okay.

1:17

Peki.

Well, I'll reveal the correct answer Kalıp ifadeler

1:18

O halde, doğru cevabı açıklayacağım

at the end of the program.

1:20

programın sonunda.

Kalıp ifadeler

reveal the correct answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak

Reveal the correct answer, daha önce saklı tutulan doğru cevabı açıklamak demektir. Reveal yalnızca bir şey söylemeyi değil, henüz bilinmeyen bir bilgiyi ortaya çıkarmayı da vurgular. At the end of the program, bu eylemi programın son aşamasına yerleştirir. Konuşan kişi I'll ile cevabı daha sonra açıklayacağına söz verir ve dinleyicilerin cevabı beklemesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi reveal ve at the end of hedef ifadeleriyle tamamlayın. Her birini bir kez kullanın: The host will ____ the correct answer ____ the show.

Cevabı göster

reveal · at the end of

The question of why humans sleep Dilbilgisi

1:22

İnsanların neden uyuduğu sorusunun

is not easy to answer.

1:24

cevabı kolay değildir.

Dilbilgisi

The question of why humans sleep: dolaylı soruyu özne olarak kullanmak

Temel isim question sözcüğüdür. Of ile başlayan dolaylı soru why humans sleep, hangi sorunun kastedildiğini belirtir. Bu nedenle The question of why humans sleep grubunun tamamı is not easy to answer bölümünün öznesidir. why humans sleep doğrudan bir soru değil, dolaylı bir soru olduğu için humans sleep biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. Bu isim grubunun içinde doğrudan soru dizilişi olan why do humans sleep kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle Why did the machine stop? sorusunu doğru biçimde bir tartışma konusu hâline getirir?

  1. Why did the machine stop remains unanswered.
  2. The question of why did the machine stop remains unanswered.
  3. The question of why the machine stopped remains unanswered.
Cevabı göster

The question of why the machine stopped remains unanswered.

In terms of evolution, Anlatım akışı

1:26

Evrim açısından,

Anlatım akışı

In terms of evolution: bir bakış açısını çerçevelemek

In terms of + isim grubu, sıradaki düşüncede kullanılacak yönü veya ölçütü belirtir. Burada In terms of evolution, açıklamayı evrimsel bir bakış açısından çerçeveler; ifade tek başına evrimin bir şeye neden olduğunu söylemez. Bu çerçeve ana cümlenin önüne geldiğinde tartışmanın kapsamını daraltır ve dinleyicinin bilgiyi düzenlemesine yardımcı olur. Aynı konu daha sonra maliyet, güvenlik veya tarih açısından ele alınabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki bakış açısı belirten ifadeyle tamamlayın: ____ safety, this route is the better choice.

Cevabı göster

In terms of

why would it make sense to go unconscious Kalıp ifadeler

1:27

bilincini kaybetmenin neden bir mantığı olsun

every night,

1:29

her gece,

leaving yourself vulnerable to danger? Dilbilgisi

1:30

kendini tehlikeye karşı savunmasız bırakmanın?

Kalıp ifadeler

make sense to go unconscious: bir eylemin makul olup olmadığını değerlendirmek

Burada make sense to + fiil, “bir şeyi yapmanın makul veya mantıklı olması” anlamına gelir. it özne konumunu doldurur; değerlendirilen asıl eylemi ise to go unconscious belirtir. why would it make sense to...? burada tarafsız bir şekilde neden sormaz. Eylemin nasıl olup da mantıklı sayılabileceğini sorgular. It makes sense to..., Does it make sense to...? ve Why would it make sense to...? kalıplarıyla da kullanılabilir.

Alıştırma

Eylemin makul olduğunu göstermek için make sense ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: It ____ to check the map before the hike.

Cevabı göster

makes sense

Dilbilgisi

leaving yourself vulnerable to danger: bir eylemin sonucunu eklemek

Virgülden sonraki leaving yourself vulnerable to danger, önceki eylemin sonucunu veren bir -ing yan cümlesidir. Bilincini yitirmenin seni daha az korunaklı bir duruma soktuğunu anlatır; ayrı bir ana eylem değildir. leave + nesne + sıfat yapısında leave, “birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasına neden olmak” anlamına gelir. Burada yourself nesnedir, vulnerable ise bu durumu açıklar. Vulnerable to danger, zarar görmenin veya saldırıya uğramanın kolay olması demektir; tehlikeyle yüzleşmeyi aktif olarak seçmek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk eylemin sonucunu göstermek için virgül + -ing yan cümlesini doğal biçimde kullanır?

  1. Leo shared his login details, leaving himself vulnerable to fraud.
  2. Leo shared his login details to make the account easier to access.
  3. Leo shared his login details because he was vulnerable to fraud.
Cevabı göster

Leo shared his login details, leaving himself vulnerable to fraud.

It can only mean that the benefits Notlar

1:33

Bu ancak uykudan elde edilen faydaların

gained from sleep are huge.

1:35

çok büyük olduğu anlamına gelebilir.

Anlatım akışı

It can only mean that...: tek makul sonuç

It can only mean that + yan cümle, önceki kanıtı konuşanın tek makul sonuç olarak gördüğü yargıya bağlar. It daha önce konuşulan duruma gönderme yapar; that'ten sonraki yan cümle sonucu verir. Burada only, olası anlamı ya da açıklamayı sınırlar; az miktar belirtmez. Bu kalıp kanıttan sonuca geçişi güçlendirir.

Alıştırma

Nina her zaman otobüsle gider. O zaten okulda ve yalnızca erken otobüs gelmiş durumda. Erken otobüse binmesini tek makul açıklama olarak sunan cümle hangisidir?

  1. It cannot mean that Nina took the early bus.
  2. It can only mean that Nina took the early bus.
  3. It may mean that Nina took the early bus.
Cevabı göster

It can only mean that Nina took the early bus.

Dilbilgisi

the benefits gained from sleep: geçmiş zaman ortacıyla niteleme

the benefits gained from sleep isim grubunda gained from sleep, benefits sözcüğünden sonra gelir ve hangi faydaların kastedildiğini açıklar. Gained edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: faydalar uykudan elde edilir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the benefits that are gained from sleep şeklindedir. that are bölümünü kaldırmak, temel anlamı değiştirmeden anlatımı daha kısa hâle getirir.

Alıştırma

İlgi cümleciğini geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir niteleyiciye dönüştürün: The packages that were delivered this morning are in the hall. Kısaltılmış biçimi tamamlayın: The packages ____ are in the hall.

Cevabı göster

delivered this morning

Here, science journalist Ginny Smith

1:37

Burada bilim gazetecisi Ginny Smith

explains some of these benefits

1:40

bu faydaların bazılarını açıklıyor

to BBC Radio 4 program

1:41

BBC Radio 4 programı

Inside Science.

1:43

Inside Science'a.

So, we've probably all experienced this Anlatım akışı

1:45

Yani muhtemelen hepimiz şunu deneyimlemişizdir

Anlatım akışı

So, we've probably all experienced this ile ortak deneyime dayalı bir giriş

we've probably all experienced this ifadesi, dinleyicileri konuşmacının birçok kişinin paylaştığını düşündüğü bir deneyimi hatırlamaya çağırır. Probably, all ile yapılan geniş genellemeyi yumuşatırken this birazdan açıklanacak duruma işaret eder. Bu cümle girişte kullanıldığında daha ayrıntılı açıklamadan önce ortak bir zemin oluşturur. So da bu fikri konuşmanın bir sonraki adımı olarak sunar; bu, sunumlarda ve röportajlarda bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicileri ortak bir deneyimi nazikçe hatırlamaya çağırarak bir açıklamaya en uygun biçimde başlar?

  1. I opened an app yesterday and forgot what I meant to do.
  2. Every single person has definitely had exactly the same experience.
  3. We've probably all had this happen: you open an app and forget what you meant to do.
Cevabı göster

We've probably all had this happen: you open an app and forget what you meant to do.

that if you've had a bad night's sleep Dilbilgisi

1:46

eğer gece kötü bir uyku çekerseniz

and then you try and do some work, Kelime

1:48

ve ardından bir iş yapmaya çalışırsanız,

Kelime

try and do: «yapmaya çalışmak» anlamında gündelik bir kalıp

Bu cümlede try and do, “try to do”, yani “bir şeyi yapmaya çalışmak” anlamına gelen tek bir gündelik fiil kalıbı olarak kullanılır. and, deneme ve yapma eylemlerini birbirinden bağımsız iki adıma ayırmaz. Kalıp try and + fiilin yalın hâli biçimindedir: try and do, try and call, try and finish. and sonrasındaki fiili, yapılmaya çalışılan eylem olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümle “yarın aramaya çalışmak” anlamında gündelik try and + fiilin yalın hâli kalıbını kullanıyor?

  1. I'll try calling tomorrow to see whether the number works.
  2. I'll try and call tomorrow.
  3. I'll try and calling tomorrow.
Cevabı göster

I'll try and call tomorrow.

you just can't concentrate.

1:49

sadece konsantre olamazsınız.

Dilbilgisi

if you've had a bad night's sleep: şimdiki sonuç için present perfect

If you've had, if you have had ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, kötü gece uykusunu tamamlanmış daha önceki bir deneyim olarak sunar ve bu deneyimi daha sonraki ya da şimdiki odaklanma güçlüğüyle ilişkilendirir. If ile kurulan yan cümlede, sonuçtan önce zaten gerçekleşmiş bir koşul verir. Her if cümlesi present perfect gerektirmez; burada önceki deneyimle şimdiki sonucu bağlamak için bu zaman seçilmiştir.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamlayın: If ____ a bad night's sleep, take extra care on the road.

Cevabı göster

you've had

Your brain isn't in the right state Kalıp ifadeler

1:51

Beyniniz doğru durumda değildir

to take in new information. Öbek fiiller

1:52

yeni bilgileri take in (almak/kavramak) için.

Kalıp ifadeler

in the right state to: bir eylem için uygun durumda olmak

Be in the right state to + fiilin yalın hâli, bir eylem için gereken fiziksel, zihinsel, duygusal veya uygulamaya yönelik koşula sahip olmak demektir. Burada right, “sağ taraftaki” değil, “uygun” anlamındadır. Olumsuz isn't in the right state to take in biçimi, beynin yeni bilgileri özümsemeye hazır veya uygun durumda olmadığını anlatır. to sonrasındaki mastar, bu durumun desteklediği eylemi belirtir.

Alıştırma

Maya'nın zihinsel olarak hazır olduğunu göstermek için cümleyi in the right state to ile tamamlayın: After a short break, Maya was ____ answer questions calmly.

Cevabı göster

in the right state to

Öbek fiiller

take in new information: yeni bilgileri anlamak ve özümsemek

Burada take in, bilgiyi zihinde alıp anlamak demektir. Bir şeyi fiziksel olarak içeri taşımak anlamına gelmez. Cümle, beynin yeni bilgileri özümseyip işlemeye hazır olmadığını anlatır. Bu anlamda take in, information, details veya an explanation gibi içerikleri nesne olarak sıkça alır. Gördüğünüz ya da duyduğunuz bir şeyi anlamayı da ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi anlamak ve özümsemek anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: The teacher explained it slowly so everyone could ____ the new idea.

Cevabı göster

take in

But we also need to sleep after we've learnt new things

1:54

Ancak yeni şeyler öğrendikten sonra da uyumaya ihtiyacımız vardır

because that's when our brain consolidates the information, Notlar

1:57

çünkü o zaman beynimiz bilgiyi pekiştirir,

Dilbilgisi

because that's when: bir nedeni bir zamanla bağlamak

because that's when yapısında because nedeni sunarken that's when daha önce sözü edilen bir zamana veya aşamaya gönderme yapar. Buradaki that, az önce belirtilen öğrenme sonrası uyku dönemini gösterir; when ise o sırada ne olduğunu açıklar: beyin bilgiyi pekiştirir. because that's when + cümlecik yapısını belirli bir zamanın veya aşamanın neden önemli olduğunu açıklamak için kullanın. Bu yapı, bir nedeni o sırada gerçekleşen olay ya da geçerli olan durumla bağlar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan zaman bağlama yapısıyla tamamlayın: We call Grandma after dinner because ____ she is usually home.

Cevabı göster

that's when

Kelime

consolidates the information: yeni öğrenilenleri sağlamlaştırmak

Burada consolidates the information, yeni öğrenilen bilgiyi hafızada daha güçlü ve kalıcı hâle getirmek anlamına gelir. Beynin öğrenilenleri yalnızca toplamasını değil, daha uzun süre saklanabilmesi için güçlendirip düzenlemesini anlatır. consolidates biçiminde -s bulunur çünkü özne olan our brain tekildir.

Alıştırma

Bir fen dersinde hangi cümle, uykunun yeni anıları daha güçlü ve kalıcı hâle getirdiğini anlatır?

  1. Sleep helps the brain consolidate new memories.
  2. Sleep helps the brain describe new memories.
  3. Sleep helps the brain recall new memories.
Cevabı göster

Sleep helps the brain consolidate new memories.

takes it from short-term storage Anlatım akışı

2:00

onu kısa süreli bellekten

to long-term storage,

2:02

uzun süreli belleğe aktarır,

Anlatım akışı

takes it from ... to ...: değişimin izlediği yolu göstermek

Take + nesne + from A to B, bir şeyin değişim veya aktarım öncesinde nerede başladığını ve sonunda nereye ulaştığını gösterir. Burada it bilgiye gönderme yapar: short-term storage başlangıç, long-term storage ise bitiş noktasıdır. Bu kalıp bir süreci bir yer, düzey veya durumdan diğerine giden açık bir yol olarak düzenler. Böylece değişimin yönü kolayca izlenir.

Alıştırma

Yolu from ... to ... ile tamamlayın: The training takes new staff ____ basic tasks ____ independent work.

Cevabı göster

from · to

fits it in with other things we already know. Öbek fiiller

2:03

zaten bildiğimiz diğer şeylerle ilişkilendirir.

Öbek fiiller

fits it in with: yeni bilgiyi mevcut bilgilerle bütünleştirmek

Bu cümlede fit it in with, “yeni bilgiyi zaten var olan ilgili bilgilerle ilişkilendirmek” anlamına gelir. Kalıp fit + nesne + in with + mevcut içerik şeklindedir: it eklenen bilgiyi, other things we already know ise bu bilginin katıldığı mevcut bilgileri gösterir. Bu ifade yalnızca bir şeyin “uygun” olduğunu değil, etkin biçimde bütünleştirildiğini anlatır. Zamir kullanıldığında it, fit ile in arasında kalır: fit it in with... denir; fit in it with... denmez.

Alıştırma

Hangi cümle doğal biçimde “yeni fikri mevcut bilgiyle bütünleştirmek” anlamına gelir?

  1. We need to fit in the new idea with what we already know.
  2. We need to fit the new idea in with what we already know.
  3. The new idea needs to fit it in with what we already know.
Cevabı göster

We need to fit the new idea in with what we already know.

That old adage of Kelime

2:06

Şu eski atasözündeki gibi

if you've got a problem,

2:07

eğer bir problemin varsa,

sleep on it. Deyimler

2:08

sleep on it (üzerine bir uyu).

Kelime

That old adage of: bilinen eski bir öğüdü aktarmak

Adage, uzun zamandır tekrarlanan ve genellikle pratik bir bilgelik ifade eden, herkesçe bilinen bir sözdür. That old adage, dinleyenin tanımasının beklendiği şu sözü gösterir: “if you've got a problem, sleep on it.” Bu konuşma parçasında of, sözün içeriğini tanıtır. Anlamı yaklaşık olarak “…… diyen o eski söz”dür. Daha özenli yazıda the old adage that... veya as the old adage goes... genellikle daha akıcıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede old adage doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. “The meeting starts at three” is an old adage.
  2. “Practice makes perfect” is an old adage.
  3. “Buy one, get one free” is an old adage.
Cevabı göster

“Practice makes perfect” is an old adage.

Deyimler

sleep on it: karar vermeden önce yarına kadar beklemek

Sleep on it, bir kararı ya da sonucu bir gece dinlendikten sonraya bırakmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede it, fiziksel bir nesneyi değil, sorunu ve onunla ilgili ne yapılacağını gösterir. Bu ifade, zamanın ve dinlenmenin daha açık düşünmeye yardımcı olabileceğini anlatır. Buradaki gibi başkasına öğüt vermek veya kendi planını söylemek için kullanılabilir: I'll sleep on it.

Alıştırma

Cümleyi “karar vermeden önce yarına kadar beklemek” anlamındaki deyimle tamamlayın: You do not have to decide tonight. ____, and tell me tomorrow.

Cevabı göster

Sleep on it

Your brain does actually work on things Dilbilgisi

2:08

Beyniniz aslında gece boyunca

Dilbilgisi

does actually work: vurgulu does + fiilin yalın biçimi

Olumlu bir cümlede does, ifadeyi güçlendirmek için fiilden önce gelebilir ve “bu gerçekten doğru” anlamını verir. Your brain öznesi tekildir, bu nedenle does kullanılır. does sonrasında works değil, fiilin yalın biçimi olan work gelir. Burada work on things, sorunları veya fikirleri işlemek anlamındadır. Actually vurguyu daha da artırır ve dinleyicinin şaşırabileceği bir duruma işaret eder. Bu nedenle does actually work on things, yalnızca tarafsız bir ifade değil, bir şüpheyi düzeltme veya güven verme gibi duyulur.

Alıştırma

Şarj cihazının çalıştığı konusunda birine güven vermek için vurgulu does yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The charger does actually work.
  2. The charger does actually works.
  3. The charger actually working.
Cevabı göster

The charger does actually work.

during the night and you can often

2:10

bir şeyler üzerinde çalışır ve genellikle

wake up and have solved the problem in your sleep. Dilbilgisi

2:12

uyandığınızda problemi uykunuzda çözmüş olabilirsiniz.

Dilbilgisi

have solved the problem: uyanırken zaten tamamlanmış bir sonuç

Have solved, have + past participle kalıbındaki perfect yapıdır. Çözme işini tamamlanmış olarak sunar ve sonucunun ilgili sonraki anda—burada kişi uyandığında—zaten var olduğunu gösterir. In your sleep, çözmenin kişi uyurken gerçekleştiğini belirtir. Odak, çözüm adımlarında değil, uyanınca hazır olan sonuçtadır.

Alıştırma

Cümleyi solve fiilinin have + past participle biçimiyle tamamlayın: After thinking overnight, you may wake up and realize that you ____ the problem in your sleep.

Cevabı göster

have solved

When we sleep,

2:14

Uyuduğumuzda,

our brains refresh,

2:15

beyinlerimiz yenilenir,

leaving us feeling rested in the morning. Dilbilgisi

2:17

sabahları dinlenmiş hissetmemizi sağlar.

Dilbilgisi

leaving us feeling rested: bir sonuç eklemek

Virgülden sonra leaving ile başlayan -ing bölümü, önceki cümlenin sonucunu gösterir: beyin yenilenir ve bunun sonucunda kendimizi dinlenmiş hissederiz. Bu bölümde leave + nesne + feeling + sıfat, bir kişide oluşan durumu anlatır. Us nesnedir; rested ise yeterince dinlenip toparlanmış olmayı belirten bir sıfattır.

Alıştırma

Cümleyi -ing'li sonuç yapısı ve her zamiriyle tamamlayın: The kind note lifted Mia's mood, ____ hopeful.

Cevabı göster

leaving her feeling

But after a bad night's sleep,

2:19

Ancak kötü bir gece uykusundan sonra,

it's more difficult to concentrate.

2:21

konsantre olmak daha zordur.

We can't take in or understand new information.

2:23

Yeni bilgileri alamayız veya anlayamayız.

We also have the saying,

2:27

Bizde bir de şu söz vardır,

if you've got a problem,

2:28

eğer bir problemin varsa,

sleep on it.

2:29

sleep on it.

To sleep on it means to delay making a decision

2:31

To sleep on it bir karar vermeyi ertelemek anlamına gelir

until you've had time to think about it.

2:33

üzerine düşünecek zamanınız olana kadar.

But that also turns out to be true scientifically speaking. Notlar

2:36

Fakat bunun bilimsel olarak da doğru olduğu ortaya çıkıyor.

Öbek fiiller

turns out to be true: sonradan doğru olduğu anlaşılmak

Turns out to be true, daha sonraki kanıtların, gözlemlerin veya gelişmelerin bir şeyin doğru olduğunu göstermesi demektir. İfade, cevabın artık netleştiği bir noktadan geriye bakar; bu nedenle daha önce şüphe veya belirsizlik bulunduğunu düşündürebilir. Yapı turn out + to be + tamamlayıcı şeklindedir. Burada true tamamlayıcıdır ve turns, tekil özne that ile uyumludur. İfade sonradan ortaya çıkan sonucu anlatır; turn burada gerçek anlamıyla “dönmek” değildir.

Alıştırma

Cümleyi turn out to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The report seemed doubtful at first, but it ____ true.

Cevabı göster

turned out to be

Kalıp ifadeler

scientifically speaking: bilimsel açıdan

Scientifically speaking, “bilimsel açıdan” veya “bilimsel kanıtlara göre değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Bu bir bakış açısı belirtecidir: özel bir konuşma biçimini anlatmak yerine, iddiaya hangi ölçütün uygulandığını dinleyiciye bildirir. Daha genel olan zarf + speaking yapısı, bir ifadeyi seçilen bakış açısından çerçeveleyebilir. Burada ifade sonda yer alır ve bir şeyin doğru olduğu iddiasını bilimsel bakış açısıyla sınırlar. Cümlenin başında da kullanılabilir ve bu durumda genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi “bilimsel açıdan” anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: ____, this small study does not provide enough evidence for the claim.

Cevabı göster

Scientifically speaking

During sleep, your brain really can work out problems Öbek fiiller

2:39

Uyku sırasında, beyniniz gerçekten sorunları çözebilir

and find solutions.

2:42

ve çözümler bulabilir.

Öbek fiiller

work out problems: düşünerek çözmek

Bu cümlede work out, düşünerek 'çözmek' veya 'cevabı bulmak' anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu nedenle work out problems, sorunları anlayıp çözüme ulaşmak demektir; egzersiz yapmak anlamına gelmez. Ardından gelen nesne, anlamı belirlemenize yardımcı olur. work out ifadesi problem, puzzle veya answer ile kullanıldığında genellikle bir cevaba ulaşmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi work out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After trying three ideas, Maya finally ____ the puzzle.

Cevabı göster

worked out

But what about the other side of the story? Deyimler

2:44

Peki ya hikayenin diğer tarafı?

Deyimler

the other side of the story: karşıt bir bakış açısı

The other side of the story, aynı durumun farklı, karşıt veya eksik kalan bir yönünü anlatan mecazi bir ifadedir. Başka bir kişinin anlatımını ya da gözden kaçan bir sonucu ifade edebilir; bir hikâyenin fiziksel tarafı değildir. Burada But what about...? tartışmanın yönünü değiştirir. Bir görüşün ele alındığını belirtir ve dinleyiciden diğer görüşü de düşünmesini ister.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve 'eksik kalan bakış açısı' anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The first report sounds convincing, but before we decide, we need to hear ____.

Cevabı göster

the other side of the story

What happens when you get too little sleep Kalıp ifadeler

2:46

Çok az uyuduğunuzda ne olur

or none at all?

2:49

veya hiç uyumadığınızda?

Kalıp ifadeler

too little sleep or none at all: yetersiz uykudan hiç uyumamaya

Too little sleep, ihtiyaç duyduğunuzdan daha az uyumak demektir. None, sleep sözcüğünün yerini alır ve hiç uyunmadığını belirtir; at all bu tam yokluk anlamını güçlendirir. Or, eksikliğin iki olası derecesini sunar: yetersiz bir miktar veya hiç uyku olmaması. Sleep burada sayılamayan bir isim olduğu için few değil, little kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için too little + sayılamayan isim + or none at all yapısını kullanın: Depending on when the warning arrives, we may have ____ to make a careful plan.

Cevabı göster

too little time or none at all

Here's Ginny Smith again,

2:50

İşte tekrar Ginny Smith,

talking to BBC Radio 4 program Inside Science.

2:52

BBC Radio 4 programı Inside Science'a konuşuyor.

Sleep deprivation is a form of stress Notlar

2:56

Uyku yoksunluğu (sleep deprivation) bir tür strestir

Kelime

Sleep deprivation: yeterince uyumama durumu

Sleep deprivation, vücudun ihtiyaçları için yeterince uyumama durumudur. Bir gece yaşanabilir veya zaman içinde devam edebilir ve mutlaka başka birinin sizi kasten uyutmaması anlamına gelmez. Bu cümlede Sleep deprivation isim öbeği, bir stres türü olarak tanımlanan durumu adlandırır. Deprivation, gerekli veya önemli bir şeyden yoksun olmak demektir.

Alıştırma

Hangi durum insomnia yerine sleep deprivation için en açık örnektir?

  1. Bir kişi tam bir gece uykusundan sonra kısa bir şekerleme yapar.
  2. Bir kişinin uyumak için yeterli zamanı vardır ancak tekrar tekrar uykuya dalamaz.
  3. Bir kişi işini bitirmek için geç saatlere kadar uyanık kalır ve yalnızca üç saat uyur.
Cevabı göster

Bir kişi işini bitirmek için geç saatlere kadar uyanık kalır ve yalnızca üç saat uyur.

Kalıp ifadeler

is a form of stress: bir şeyi bir kategoriye yerleştirmek

A is a form of B, A’nın daha geniş olan B kategorisine ait olduğunu gösteren bir sınıflandırma kalıbıdır. Burada sleep deprivation, stress kategorisine yerleştirilir. Bu kalıpta form, bir nesnenin fiziksel şekli değil, “tür” ya da “belirli bir biçim” anlamındadır. Belirli şeyi is a form of ifadesinden önce, geniş kategoriyi ise sonra getirin.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Sign language is ____ communication.

Cevabı göster

a form of

and we know that when you are stressed,

2:58

ve biliyoruz ki stresli olduğunuzda,

your sort of fight or flight response is activated Notlar

3:01

savaş ya da kaç (fight or flight) türünden tepkiniz tetiklenir

Ton ve niyet

sort of: bir betimlemeyi daha az kesin yapmak

Bu cümlede sort of, gündelik bir yumuşatma ifadesidir. fight or flight response ifadesinin tamamen kesin bir açıklama değil, yararlı ama yaklaşık bir etiket olduğunu gösterir. Açıklamanın daha az kesin duyulmasını sağlar. Burada sort of yeni bir tepki türü oluşturmaz; konuşanın kullandığı etiketin ne kadar kesin olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede sort of neyi gösterir: “The new schedule sort of works.”?

  1. Kesinlikle kusursuz biçimde işe yarıyor.
  2. Resmî olarak bir program türüdür.
  3. Bir ölçüde işe yarıyor, ancak iddia çok güçlü veya kesin değil.
Cevabı göster

Bir ölçüde işe yarıyor, ancak iddia çok güçlü veya kesin değil.

Kültür

fight or flight response: vücudun tehdide verdiği tepki

Fight or flight response, vücudun tehlike veya yoğun stres algıladığında verdiği otomatik tepkidir. Vücudu hızla tehlikeyle yüzleşmeye, yani fight eylemine, ya da tehlikeden uzaklaşmaya, yani flight eylemine hazırlar. Bu cümlede ifade, iki davranış arasında sakin ve planlı bir seçim yapmayı değil, hayatta kalmaya yönelik bir tepkiyi anlatır. Bu terimi bilmek, stresin vücudun diğer sistemlerini neden etkileyebildiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede fight or flight response ne anlama geliyor?

  1. Egzersizden sonraki dinlenme dönemi
  2. Vücudun bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması
  3. Tartışmak veya seyahat etmek arasında planlı bir karar
Cevabı göster

Vücudun bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması

Dilbilgisi

is activated: geniş zamanda edilgen yapı

is activated, is + geçmiş zaman ortacı activated yapısından oluşan geniş zaman edilgen biçimidir. Tepkinin tetiklendiğini ve etkin hâle geldiğini anlatır. Edilgen yapı, tepkiye ve tepkide gerçekleşen değişime odaklanır. Tepkiyi neyin tetiklediği zaten anlaşılıyorsa veya önemli değilse bu unsur belirtilmeyebilir. Bu kullanım bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi activate fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The safety system ____ when smoke is detected.

Cevabı göster

is activated

and that causes all these changes in your body

3:03

ve bu da vücudunuzda uzun vadeli sağlıktan ziyade

that focus on immediate survival over long-term health. Dilbilgisi

3:05

acil hayatta kalmaya odaklanan tüm bu değişikliklere neden olur.

Dilbilgisi

focus on A over B: A'yı B'den daha öncelikli görmek

focus on A over B, A'ya daha fazla dikkat vermek veya A'yı B'den daha önemli görmek demektir. Burada o an hayatta kalmak, uzun vadeli sağlıktan daha acil kabul ediliyor. Bu yapıda over, fiziksel olarak “üstünde” anlamına gelmez; öncelikler arasındaki seçimi gösterir. İki hedef birbiriyle yarıştığında hangisine daha fazla önem verildiğini söylemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Güvenilirliğin öncelikli olduğunu gösteren kelimeyle yapıyı tamamlayın: During the launch, the team focused on reliability ____ speed.

Cevabı göster

over

But if we are chronically stressed, Kelime

3:09

Ancak eğer kronik olarak stresliysek,

Kelime

chronically stressed: zaman içinde devam eden stres

chronically stressed, uzun süre stres hissetmek veya uzun bir dönem boyunca tekrar tekrar stres yaşamak demektir. chronically yalnızca stresin ne kadar güçlü olduğunu değil, ne kadar sürdüğünü anlatır. Kısa süreli stres çok güçlü olabilir ama bu onu kronik yapmaz. Ana fikir tek bir kısa stres anı değil, devam eden bir durum olduğunda bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle uzun süre devam eden stresi açıkça anlatır?

  1. Maya was extremely stressed during one short test.
  2. Maya has been chronically stressed for several months.
  3. Maya felt startled for a moment.
Cevabı göster

Maya has been chronically stressed for several months.

money worries or a stressful job Kalıp ifadeler

3:12

para endişeleri veya stresli bir iş

Kalıp ifadeler

money worries: maddi durumla ilgili kaygı

Money worries; gelir, faturalar, borçlar veya gelecekteki maddi güvenceyle ilgili kaygıları doğal biçimde anlatır. Burada money, worries sözcüğünün neyle ilgili olduğunu gösterir. Bu ifade kişinin hissettiği kaygıya odaklanır. Gerçek maddi sıkıntılar bu kaygıya yol açabilir; ancak money worries tek başına kişinin zaten ciddi para sorunları yaşadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum money worries ifadesini en iyi gösterir?

  1. Bir aile bu ayın faturalarını hâlâ ödeyebilse de gelecek ayın faturaları konusunda kaygılanıyor.
  2. Bir kişi ATM kullanmayı öğreniyor.
  3. Bir çocuk okul projesi için madeni paraları boyutlarına göre ayırıyor.
Cevabı göster

Bir aile bu ayın faturalarını hâlâ ödeyebilse de gelecek ayın faturaları konusunda kaygılanıyor.

or something that's going on forever, Öbek fiiller

3:14

veya sonsuza dek sürecek bir şey,

Öbek fiiller

going on forever: gereğinden uzun sürüp hiç bitmeyecekmiş gibi gelmek

Is going on yapısında go on, devam etmek veya sürmek anlamına gelir. -ing biçimi, durumun hâlâ devam ettiğini gösterir. Going on forever ifadesinde forever genellikle günlük bir abartı olarak kullanılır: olay çok uzun sürdüğü için hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Gerçekten sonsuza dek sürmeyeceğini söylemekten çok hayal kırıklığı, yorgunluk veya sabırsızlık belirtir.

Alıştırma

Go on ifadesini -ing biçimine getirip forever ekleyerek cümleyi tamamlayın: The wait feels as if it is ____.

Cevabı göster

going on forever

or life in general.

3:16

veya genel olarak hayat.

Chronic sleep deprivation that's causing that level of stress,

3:18

Bu seviyede strese neden olan kronik uyku yoksunluğu,

then you might constantly have a damped down immune system Kelime

3:20

o zaman sürekli olarak baskılanmış bir bağışıklık sistemine sahip olabilirsiniz

Kelime

a damped down immune system: azalmış bağışıklık etkinliği

Burada damped down, güç ya da etkinliğin azaltılması anlamına gelir. Bağışıklık sistemi hâlâ çalışır, ancak tepkisi normal düzeyin altındadır. İfade mecazidir: damp down bir şeyin şiddetini azaltmak anlamına gelebilir; bu nedenle damped burada “ıslak” demek değildir.

Alıştırma

Burada “a damped down immune system” ne anlama geliyor?

  1. Tepkisi azalmış bir bağışıklık sistemi
  2. Varlığı tamamen sona ermiş bir bağışıklık sistemi
  3. Fiziksel olarak ıslanmış bir bağışıklık sistemi
Cevabı göster

Tepkisi azalmış bir bağışıklık sistemi

which can then lead to all these knock-on problems. Deyimler

3:23

ki bu da ardından tüm bu knock-on (zincirleme) sorunlara yol açabilir.

Deyimler

knock-on problems: zincirleme sonraki sorunlar

Knock-on problems, önceki bir olayın veya etkinin dolaylı olarak yol açtığı daha sonraki sorunlardır. Bir değişiklik diğerine yol açar ve bu yeni etki başka sorunlar yaratır. knock-on sıfatı isimden önce gelir. Ana fikir, sorunların yalnızca daha sonra olması değil, bir neden-sonuç zinciri bulunmasıdır.

Alıştırma

Hangi durum knock-on problems örneğidir?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki sorun farklı günlerde meydana gelir.
  2. Bir tren gecikmesi yolcuların sonraki bağlantıları kaçırmasına neden olur.
  3. Biri bir kapıyı çalar.
Cevabı göster

Bir tren gecikmesi yolcuların sonraki bağlantıları kaçırmasına neden olur.

Having none or too little of something important

3:27

Önemli bir şeye hiç sahip olmamak veya çok az sahip olmak

is known as deprivation. Kalıp ifadeler

3:29

yoksunluk (deprivation) olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

is known as deprivation: bir terimi is known as ile tanımlamak

A is known as B, “A’ya B denir” anlamına gelir. Bir duruma, sürece, nesneye veya düşünceye kabul edilmiş adını vermek için kullanılan tarafsız bir edilgen yapıdır. Burada, önemli bir şeye hiç sahip olmama ya da ondan çok azına sahip olma durumuna deprivation adı verilir. Bu yapı, adı kimin seçtiğine değil, adın kendisine odaklanır. Addan önce as kullanılmalıdır: A is known as B.

Alıştırma

Tanımı be known as yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: A long period with little or no rain ____ a drought.

Cevabı göster

is known as

Sleep deprivation is stressful for the body.

3:32

Uyku yoksunluğu vücut için streslidir.

So stressful that it activates a fight or flight response. Dilbilgisi

3:35

O kadar streslidir ki bir savaş ya da kaç tepkisini tetikler.

Dilbilgisi

So stressful that it activates: so ... that ile derece ve sonuç belirtmek

so + sıfat + that + yan cümle yapısı, bir niteliğin sonuç doğuracak kadar yüksek bir dereceye ulaştığını gösterir. So stressful dereceyi, that it activates... ise sonucu belirtir. Bu altyazı, önceki düşünceyi sürdüren bir cümle parçasıdır. Tek başına tam bir cümle yazmak için bir özne ve be fiilinin uygun biçimini ekleyin: It is so stressful that it activates a fight-or-flight response.

Alıştırma

Cümleyi so ... that ile tamamlayın: The music was ____ loud ____ we could not hear each other.

Cevabı göster

so · that

Changes in the human body in response to a life-threatening situation Notlar

3:39

Hayatı tehdit eden bir duruma yanıt olarak insan vücudunda meydana gelen,

Kalıp ifadeler

in response to: bir tepkiyi veya tetikleyici nedeni belirtmek

In response to, “……e tepki olarak” anlamına gelir. Bu isim grubunda insan vücudundaki değişiklikleri, bu değişiklikleri tetikleyen tehlikeli duruma bağlar. İfadenin tamamı bir edat grubudur. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim grubu, zamir veya -ing biçimi gelir: in response to the warning, in response to it ya da in response to hearing the alarm.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum added evening hours ____ visitor requests.

Cevabı göster

in response to

Kelime

a life-threatening situation: kısa çizgili bir birleşik sıfat

Life-threatening, “ölüme neden olabilecek” anlamına gelir. Burada situation sözcüğünü niteler; dolayısıyla a life-threatening situation, birinin hayatının ciddi tehlikede olduğu bir durumdur. Life ve threatening birlikte tek bir birleşik sıfat olarak çalışır. Kısa çizgi, bu iki sözcüğün situation isminin önünde tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “ölüme neden olabilecek” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: A severe allergic reaction can become a ____ emergency.

Cevabı göster

life-threatening

which make us either stay and fight the threat Dilbilgisi

3:43

bizi tehdit karşısında kalıp savaşmaya

or run away from it.

3:46

veya ondan kaçmaya iten değişiklikler.

Dilbilgisi

either stay and fight the threat or run away from it: iki alternatif

either ... or ... iki alternatif sunar. Bu cümlede ilk alternatif stay and fight the threat, ikincisi ise run away from it ifadesidir. either sözcüğünü ilk alternatifin, or sözcüğünü de ikinci alternatifin önüne koyun. İki bölümü paralel tutun: burada ikisi de make us ifadesinden sonra gelen fiil öbekleridir; ancak ilk bölüm stay ve fight olmak üzere bağlantılı iki eylem içerir.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ile tamamlayın: You can ____ take the bus ____ walk to school.

Cevabı göster

either · or

As well as a fight or flight response, Kalıp ifadeler

3:48

Bir savaş ya da kaç tepkisinin yanı sıra,

Kalıp ifadeler

As well as: arka plan bilgisi eklemek

As well as burada yanı sıra anlamındadır. As well as a fight or flight response şeklindeki açılış öbeği bu tepkiyi arka plan bilgisi olarak sunar; ardından gelen ana cümlenin başka bir tepki eklemesi beklenir. as well as ifadesinden sonra bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır. Burada ardından a fight or flight response isim öbeği gelir. Bu açılış öbeği tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi As well as ile tamamlayın: ____ playing football, Sam enjoys swimming.

Cevabı göster

As well as

the stress of not getting enough sleep over a longer period

3:50

uzun bir süre boyunca yeterince uyumamanın stresi

also creates problems including heart disease and a weakened immune system. Kelime

3:54

kalp hastalığı ve zayıflamış bağışıklık sistemi gibi sorunlar da yaratır.

Kelime

a weakened immune system: koruma gücü azalmış bir bağışıklık sistemi

a weakened immune system ifadesindeki weakened, vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasının daha az etkili hâle geldiğini anlatır. İşlevin azaldığını belirtir; sistemin çalışmayı tamamen bıraktığı anlamına gelmez. Dil bilgisi açısından weakened, weaken fiilinin immune system ifadesinden önce sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Sistemin bir şey tarafından zayıflatıldıktan sonraki durumunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede a weakened immune system ne anlama geliyor?

  1. Bağışıklık sistemi tamamen yok olmuştur.
  2. Bağışıklık sistemi vücudu korumakta daha yetersiz hâle gelmiştir.
  3. Bağışıklık sistemi hastalıkları zayıflatmaktadır.
Cevabı göster

Bağışıklık sistemi vücudu korumakta daha yetersiz hâle gelmiştir.

Lack of sleep has these knock-on effects.

3:59

Uyku eksikliği bu knock-on effects (zincirleme etkilere) sahiptir.

It causes other things to happen,

4:02

Başka şeylerin de olmasına neden olur,

but not directly.

4:03

ancak doğrudan değil.

Now do you see why it's so important Ton ve niyet

4:05

Şimdi neden bu kadar önemli olduğunu anlıyor musun

to get a good night's sleep, Phil?

4:07

gece iyi bir uyku çekmenin, Phil?

Ton ve niyet

Now do you see why...?: dinleyeni bir sonuca yönlendirmek

Now do you see why...? ifadesinde see anlamak demektir; now ise önceki açıklamadan sonraki anı gösterir. Soru, dinleyenin bu gerekçeler ile why sonrasında gelen sonuç arasında bağlantı kurup kuramadığını sorar. Bu ifade çoğu zaman yalnızca bilgi istemez. Konuşan kişi, önceki açıklamanın sonucu netleştirdiğini düşünür ve dinleyeni bu sonucu kabul etmeye nazikçe yönlendirir.

Alıştırma

Bu bağlamda konuşan kişi Now do you see why...? ifadesini kullanarak esas olarak ne yapıyor?

  1. Gerekçeleri dinledikten sonra anlayıp anlamadığını kontrol etmek ve dinleyeni sonucu kabul etmeye yönlendirmek
  2. Dinleyenin bir şeyi gerçekten görüp göremediğini sormak
  3. Dinleyenden konuşanın bilmediği bir gerekçe sunmasını istemek
Cevabı göster

Gerekçeleri dinledikten sonra anlayıp anlamadığını kontrol etmek ve dinleyeni sonucu kabul etmeye yönlendirmek

Plus, it will stop you sleeping at work again. Dilbilgisi

4:09

Ayrıca bu senin bir daha işte uyumanı engelleyecektir.

Dilbilgisi

stop you sleeping: stop + nesne + -ing

stop you sleeping ifadesinde stop sözcüğünden sonra etkilenen kişi olan you, ardından da -ing biçimindeki eylem sleeping gelir. You nesnedir; sleeping ise engellenen eylemdir. Yeniden kullanılabilen kalıp stop + nesne + -ing şeklindedir. “Birinin bir şey yapmasını engellemek” anlamına gelir. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde doğaldır. Stop + nesne + from + -ing de doğrudur ve aynı temel anlamı taşır.

Alıştırma

Yüksek sesli müziğin konuşan kişinin uyumasını engellediğini anlatmak için stop + nesne + -ing kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The loud music ____ during the film.

Cevabı göster

stopped me sleeping

Right, I think it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler

4:12

Doğru, sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Kalıp ifadeler

it's time to reveal the answer: cevabı açıklama aşamasını duyurmak

It's time to + fiilin yalın hâli, bir eyleme başlamak için doğru zamanın şimdi olduğunu belirtir. Reveal the answer, o ana kadar saklı tutulan bir cevabı göstermek veya söylemek anlamına gelir. Burada bu ifade programı bir sonraki aşamaya taşır: soru veya tartışma biter ve cevap açıklanır. Akışı düzenler; kesin bir son tarihten söz etmez.

Alıştırma

Konuşmacı “It's time to reveal the answer” diyerek ne yapıyor?

  1. Cevabın kazara ortaya çıktığını söylemek.
  2. Cevabı başka bir güne ertelemek.
  3. Soru aşamasından cevabı açıklama aşamasına geçmek.
Cevabı göster

Soru aşamasından cevabı açıklama aşamasına geçmek.

Yes, you asked me how much of the average person's life is spent asleep

4:16

Evet, bana ortalama bir insanın hayatının ne kadarının uykuda geçtiğini sormuştun

and I said it was about a third.

4:21

ve ben de yaklaşık üçte biri demiştim.

Which was the correct answer.

4:23

Ki bu da doğru cevaptı.

Assuming you sleep 8 hours a day, Dilbilgisi

4:27

Günde 8 saat uyuduğunuzu varsayarsak,

Dilbilgisi

Assuming you sleep 8 hours a day: bir öncül belirlemek

Assuming you sleep 8 hours a day, günde sekiz saat uykuyu başlangıç varsayımı olarak kullandığımız anlamına gelir. Ardından gelen hesaplamanın dayandığı öncülü sunar. Assuming ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelebilir ve ifade ana sonuçtan önce kullanılabilir: Assuming X, Y. X'in kesinlikle doğru olduğunu söylemez; Y'yi tahmin etmek için dinleyiciden X'i geçici olarak kabul etmesini ister.

Alıştırma

Konuşan kişi, toplamı hesaplamak için bir bilet fiyatını geçici olarak kabul etmenizi istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?

  1. Each ticket definitely costs ten pounds, so five tickets cost fifty pounds.
  2. Assuming each ticket costs ten pounds, five tickets will cost fifty pounds.
  3. We paid fifty pounds after buying five tickets.
Cevabı göster

Assuming each ticket costs ten pounds, five tickets will cost fifty pounds.

the average person will sleep for 229,961 hours

4:29

ortalama bir insan 229.961 saat uyuyacaktır

in their lifetime or around 1/3 of their life. Kalıp ifadeler

4:35

yaşamları boyunca veya hayatlarının yaklaşık 1/3'ünde.

Kalıp ifadeler

in their lifetime: tüm yaşamı kapsayan zaman aralığı

in their lifetime, o kişinin yaşamının tamamı boyunca anlamına gelir. Burada ortalama bir insanın uyuduğu toplam saat sayısının hangi zaman aralığına ait olduğunu gösterir. their, tekil olan the average person ifadesine gönderme yapar. İngilizcede bir kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında tekil they/their sıkça kullanılır. Bu nedenle their, cümlenin birden fazla kişiden söz ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin tüm yaşamı boyunca biriken olayları doğal biçimde anlatır?

  1. An average worker may change jobs several times on their lifetime.
  2. An average worker may change jobs several times in their lifetime.
  3. An average worker may change jobs several times at their lifetime.
Cevabı göster

An average worker may change jobs several times in their lifetime.

Okay, let's recap the vocabulary we've learnt Anlatım akışı

4:39

Pekala, öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: kısa bir gözden geçirmeye başlamak

Let's recap the vocabulary, daha önce öğretilmiş kelimelerin kısaca gözden geçirileceğini bildirir. Let's, konuşan kişiyi ve dinleyenleri birlikte kapsar; recap ise ana noktaları kısaca yeniden söylemek demektir. İçeriği düzenleyen bir ifade olarak yeni bilgilerden özete geçildiğini gösterir. Dinleyenlere dersin, toplantının veya konuşmanın akışını göstermek için Let's recap + isim yapısını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir dersi bitiriyorsunuz ve ana noktaları kısaca gözden geçirmek istiyorsunuz. Bunu en iyi hangi cümle yapar?

  1. Let's repeat every word exactly.
  2. Let's recap the key points.
  3. Let's start a completely new topic.
Cevabı göster

Let's recap the key points.

starting with the phrases

4:42

ifadelerle başlayarak

catch 40 winks, get some shut eye,

4:44

catch 40 winks, get some shut eye,

doze, and take a nap,

4:46

doze, ve take a nap,

all of which mean to sleep. Dilbilgisi

4:48

hepsinin anlamı uyumaktır.

Dilbilgisi

all of which mean to sleep: listedeki her öğeye gönderme yapmak

All of which, virgülden sonra ek bilgi verir. Which listedeki ifadelere geri döner; all ise mean to sleep açıklamasının bunların her biri için geçerli olduğunu gösterir. Bu yapı birden fazla ifadeye gönderme yaptığı için means değil, çoğul özneyle kullanılan mean fiili gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp çoğul liste, all of which + çoğul fiildir.

Alıştırma

Cümleyi all ile başlayan ve her kitaba gönderme yapan üç kelimelik ilgi ifadesiyle tamamlayın: Maya borrowed three books, ____ were full of colourful pictures.

Cevabı göster

all of which

When someone takes in information,

4:50

Birisi bilgiyi takes in (alır/kavrar) yaptığında,

they understand it.

4:53

onu anlar.

If you have a problem and you sleep on it,

4:54

Eğer bir probleminiz varsa ve onu sleep on it yaparsanız,

you delay making a decision

4:57

bir karar vermeyi ertelersiniz

until you've had time to think about it.

4:58

hakkında düşünecek zamanınız olana kadar.

Deprivation is an absence or too little of something important

5:00

Deprivation (yoksunluk) önemli bir şeyin eksikliği veya çok az olmasıdır

such as food or sleep. Kalıp ifadeler

5:04

yiyecek veya uyku gibi.

Kalıp ifadeler

such as food or sleep: örnekler verme

Such as, daha geniş bir kategoriye ait bir veya daha fazla örnek verir. Burada food ve sleep, something important ifadesinin örnekleridir. Yaygın yapı genel kategori + such as + örnekler şeklindedir. Örnekler kategoriye aittir, ancak normalde eksiksiz bir liste oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede such as genel bir kategorinin örneklerini vermek için doğru kullanılmıştır?

  1. Outdoor activities such as because they are relaxing can improve your health.
  2. Outdoor activities such as you walk every day can improve your health.
  3. Outdoor activities such as walking and cycling can improve your health.
Cevabı göster

Outdoor activities such as walking and cycling can improve your health.

The fight or flight response describes changes in the human body

5:06

fight or flight response (savaş ya da kaç tepkisi) insan vücudundaki değişiklikleri tanımlar

in response to a dangerous situation

5:10

tehlikeli bir duruma karşı

which make us either stay and fight the threat

5:13

bizi ya kalıp tehditle savaşmaya

or run away from it.

5:15

ya da ondan kaçmaya zorlayan.

And finally, if something has a knock-on effect,

5:17

Ve son olarak, eğer bir şeyin knock-on effect'i (zincirleme etkisi) varsa,

it causes other results indirectly.

5:20

dolaylı olarak diğer sonuçlara neden olur.

Once again, our 6 minutes are up, Kalıp ifadeler

5:24

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu,

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Bu zaman ifadesinde be up, izin verilen sürenin sona erdiği anlamına gelir. Our 6 minutes are up, altı dakikalık sürenin bittiğini dinleyiciye bildirir; up burada yukarı yönünü anlatmaz. Burada minutes çoğul kabul edildiği için are kullanılır. Genel ve tekil time ismiyle yaygın biçimler Time is up ve Time's up şeklindedir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi zaman sınırının bittiğini anlatan be up ifadesiyle tamamlayın: The timer rings. Our five minutes ____, so we must stop.

Cevabı göster

are up

but remember to join us again next time Kalıp ifadeler

5:25

ama bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın

Kalıp ifadeler

remember to join us again next time: izleyiciyi yeniden gelmeye davet etmek

Remember to + fiilin yalın hâli, birine gelecekte yapacağı bir şeyi unutmamasını söyler. Burada remember to join us, daha sonra yeniden gelmeye yönelik samimi bir hatırlatmadır. Bir programın kapanışında join us again next time, sonraki programı yeniden dinlemek, izlemek veya programa katılmak anlamına gelir. Genellikle bir grubun üyesi olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucu, izleyicilere sonraki bölüm için geri dönmelerini hatırlatmak istiyor. Hangi kapanış uygundur?

  1. Join our club today.
  2. I remember joining you last time.
  3. Remember to join us again next time.
Cevabı göster

Remember to join us again next time.

for more trending topics and useful vocabulary

5:28

daha fazla popüler konu ve faydalı kelimeler için

here at 6 Minute English.

5:31

burada, 6 Minute English'te.

Goodbye for now. Kalıp ifadeler

5:33

Şimdilik hoşça kalın.

Kalıp ifadeler

Goodbye for now: geçici bir veda

Goodbye for now, iletişimin veya programın daha sonra devam edebileceği düşüncesiyle şu anda vedalaşmak anlamına gelir. For now vedayı içinde bulunulan dönemle sınırlar. Geçici olma anlamını tek başına Goodbye demekten daha açık hâle getirir, ancak yeniden buluşmak veya konuşmak için belirli bir zaman sözü vermez.

Alıştırma

Bir sunucu bugünkü bölümü bitiriyor ancak izleyicilerin geri dönmesini bekliyor. En uygun kapanış hangisidir?

  1. Welcome back.
  2. Goodbye for now.
  3. Goodbye forever.
Cevabı göster

Goodbye for now.

Bye.

5:34

Hoşça kal.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

5:35

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Learn English from the news with BBC Learning English.

5:43

BBC Learning English ile haberlerden İngilizce öğrenin.

One big story every week,

5:49

Her hafta büyük bir hikaye,

three news headlines

5:51

üç haber başlığı

and all the vocabulary you need to understand the story in English.

5:53

ve hikayeyi İngilizce anlamak için ihtiyacınız olan tüm kelimeler.

Plus, you can download a free worksheet

5:58

Ayrıca, ücretsiz bir çalışma kağıdı indirebilirsiniz

on our website for every episode.

6:01

her bölüm için web sitemizden.

Search Learning English from the news

6:04

Learning English from the news'i arayın

on your podcast app or visit bbclearningenglish.com.

6:06

podcast uygulamanızda veya bbclearningenglish.com'u ziyaret edin.