Dünya'nın en tuhaf hayvanlarından birinin hayatında bir yıl - Gilad Bino: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
611 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Bu doğa tarihi anlatısı, dişi bir ornitorengin kuraklıktan ve yağmurların geri dönüşünden başlayarak avlanma, kur yapma, yumurtlama ve emzirme süreçlerinden geçip yavrularının bağımsızlaşmasına uzanan yaşamını izliyor. Ayrıca hayatta kalmasını sağlayan sıra dışı uyumları ve karşılaştığı çevresel ve dışarıdan getirilmiş tehditleri açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Waddling along — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümle başındaki şimdiki zaman ortaçlı ifadenin önce gözle görülebilen bir hareketi sunduğunu, ana cümlenin ise ardından hayvanı tanıtıp anlatıyı ilerlettiğini anlamak; bu kalıbı doğa betimlemelerinde ve öykülerde canlılık yaratmak için, ifadeyi doğru özneye bağlayarak kullanmak. 2. before doing the deed. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: doing the deed ifadesinin burada bir işi gerçekten tamamlamak yerine çiftleşmeyi dolaylı biçimde anlatan bir örtmece olduğunu fark etmek; belgesellerin ve gündelik konuşmaların hassas davranışlardan daha hafif bir tonda söz etmek için dolaylı anlatımı nasıl kullandığını kavramak. 3. struck off on its own. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: strike off on one’s own ifadesini, bağımsız bir yaşama ya da faaliyete başlamak üzere tek başına ayrılmak olarak yorumlamak; bunu yuvadan ayrılan bir yavruyu, yalnız yola çıkan bir kişiyi veya bağımsızlığa doğru atılan başka kararlı bir adımı anlatırken kullanmak.

Bu derste

Waddling along the parched Australian earth, Notlar

0:10

Kurumuş Avustralya topraklarında paytak paytak yürüyen

this female platypus is searching for fresh water.

0:12

bu dişi ornitorenk tatlı su arıyor.

Dilbilgisi

Waddling along: cümle başındaki şimdiki zaman ortaç öbeği

“Waddling along”, cümlenin başına yerleştirilmiş bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Ana cümle hayvanın hangisi olduğunu ve temel eylemini belirtmeden önce ornitorengin hareketini gösterir. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. Öbeğin örtük eyleyeni, ana cümlenin öznesi olan “this female platypus” olmalıdır. Ana fiil öbeği “is searching”dir. Bu yapı, anlatı veya belgesel dilinde hareketli görüntünün önce verilmesini sağlar.

Alıştırma

Başlangıçtaki ortaç öbeği ile ana cümlenin eyleyeninin aynı olduğu doğru cümle hangisidir?

  1. Walking through the museum, Nina stopped to read every sign.
  2. Walking through the museum, every sign looked interesting to Nina.
  3. Walking through the museum, the paintings caught Nina's attention.
Cevabı göster

Walking through the museum, Nina stopped to read every sign.

Kelime

parched Australian earth: aşırı kurumuş toprak

“parched Australian earth” ifadesinde “parched”, yoğun sıcak veya uzun süren su eksikliği nedeniyle tamamen kurumuş anlamına gelir. “Dry”dan daha güçlüdür ve sert, çatlamış toprağı çağrıştırabilir; böylece şiddetli bir kuraklık sahnesi oluşturur. Buradaki “earth”, Dünya gezegeni değil, arazi veya toprak anlamındadır. İfadenin tamamı Avustralya toprağının aşırı kuru durumunu anlatır.

Alıştırma

Bu notta geçen ve “uzun süren sıcak veya yağmursuzluk sonrası aşırı kuru” anlamına gelen sıfatı yazın: After months without rain, the ground was ____.

Cevabı göster

parched

Over the past year,

0:16

Geçtiğimiz yıl boyunca,

a severe drought turned rivers and streams to mere trickles. Dilbilgisi

0:17

şiddetli bir kuraklık nehirleri ve akarsuları sadece birer sızıntıya çevirdi.

Dilbilgisi

turn X to Y: nehirleri ve dereleri incecik su akıntılarına dönüştürdü

turn X to Y yapısında X değişen şeydir, Y ise sonuçtur. Burada kuraklık nehirleri ve dereleri incecik su akıntılarına dönüştürmüştür; to bir amacı değil, yeni durumu gösterir. Mere, “yalnızca” anlamına gelir ve sonucu son derece küçük ya da sınırlı gösterir. İfadenin tamamı su kaybının ne kadar ciddi olduğunu vurgular.

Alıştırma

turn X to Y sonuç yapısını tamamlayın: The summer heat turned the snow ____ slush.

Cevabı göster

to

She barely survived and was unable to reproduce. Notlar

0:22

Zar zor hayatta kaldı ve üreyemedi.

Kelime

barely survived: zar zor hayatta kalmak

Barely survived, gerçekten hayatta kaldığını ancak bunu çok küçük bir farkla başardığını belirtir. Barely çok düşük bir sınır koyar: olumlu sonuç gerçekleşmiştir, fakat gerçekleşmemeye çok yaklaşmıştır. Cümleyi yorumlarken barely sözcüğünü atlamayın. Survived tek başına sonucu bildirirken barely survived ciddi tehlike ve başarısızlığa çok yaklaşma anlamı ekler.

Alıştırma

Yürüyüşçülerin hayatta kaldığını ancak ölmeye çok yaklaştığını anlatan cümle hangisidir?

  1. The hikers easily survived the storm.
  2. The hikers barely survived the storm.
  3. The hikers almost survived the storm.
Cevabı göster

The hikers barely survived the storm.

Dilbilgisi

was unable to reproduce: isteksizlik değil, yetersizlik

Was unable to reproduce, be unable to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Was, yetersizliği geçmiş zamana yerleştirir; reproduce ise to'dan sonra yalın hâlde kalır. Burada fiziksel durum veya koşullar üremeyi engellemiştir. Bu, yalnızca ürememeyi seçtiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, yaralanmanın kuşun uçma yeteneğini ortadan kaldırdığını söylüyor?

  1. The injured bird was unable to fly.
  2. The injured bird was unwilling to fly.
  3. The injured bird did not need to fly.
Cevabı göster

The injured bird was unable to fly.

Could the next year bring a change in luck? Anlatım akışı

0:26

Gelecek yıl şansı dönebilir mi?

Anlatım akışı

Could the next year bring a change in luck?: merak yaratan bir olasılık sorusu

Could the next year bring a change in luck? bir rica değil, olasılık sorusudur. Could, daha iyi bir sonucun mümkün olabileceğini anlatır. Bu soru, anlatıda önceki zorluğu hatırlatıp dikkati bir sonraki aşamaya yönelten bir geçiş görevi görür. Devam eden bölümün yanıtlayacağı soruyu ortaya koyarak merak ve gerilim yaratır.

Alıştırma

Could the next year bring a change in luck? sorusunun anlatıdaki temel işlevi nedir?

  1. Bir sonraki yıldan nazikçe birine iyilik yapmasını ister.
  2. Bir olasılık ortaya koyar ve sonra ne olacağı konusunda merak yaratır.
  3. İyi şansın zaten geldiğini doğrular.
Cevabı göster

Bir olasılık ortaya koyar ve sonra ne olacağı konusunda merak yaratır.

It's autumn and fat raindrops finally come spilling from the sky. Notlar

0:30

Mevsim sonbahar ve nihayet gökyüzünden iri yağmur damlaları dökülmeye başlıyor.

Kelime

fat raindrops: büyük ve dolgun görünen damlalar

fat raindrops ifadesinde fat, olağanüstü büyük, yuvarlak ve dolgun görünen damlaların canlı bir resmini oluşturur. Vücut ağırlığını veya olumsuz bir yargıyı değil, damlaların görünen büyüklüğünü ve ağırlık hissini anlatır. Yazarlar, vücut biçimini anlatan tanıdık sıfatları doğadaki varlıklara uygulayabilir. Burada fat, yağmuru nötr large sözcüğüne göre daha yakın ve daha yoğun hissettirir.

Alıştırma

Bu cümlede fat raindrops ne anlama gelir?

  1. Donmuş yağmurun küçük parçaları
  2. Vücut ağırlığı kazanmış yağmur damlaları
  3. Büyük ve dolgun görünen yağmur damlaları
Cevabı göster

Büyük ve dolgun görünen yağmur damlaları

Kalıp ifadeler

come spilling from the sky: come + -ing ile hareket biçimi

Come + -ing, birini veya bir şeyi -ing biçiminin anlattığı eylemi yaparken varır, ortaya çıkar ya da hareket eder şekilde gösterir. come spilling from the sky ifadesinde spilling, yağmur damlalarının nasıl ortaya çıktığını ve aşağı doğru nasıl hareket ettiğini anlatır. Spill genellikle bir sıvının sızmasını veya dışarı akmasını anlatır. Burada mecazidir: gökyüzü çok sayıda yağmur damlasını bırakan bir kaynak gibi ele alınır ve basit bir düşüş yerine ani, bol ve kontrolsüz bir akış görüntüsü oluşturur.

Alıştırma

come + -ing yapısını tamamlamak için run fiilinin -ing biçimini kullanın: When the final bell rang, the children came ____ out of the school.

Cevabı göster

running

Within days,

0:35

Birkaç gün içinde,

the platypus finds a river and begins to hunt.

0:36

ornitorenk bir nehir bulur ve avlanmaya başlar.

Her webbed feet propel her along Kalıp ifadeler

0:39

Perdeli ayakları onu ileriye doğru iter

Kalıp ifadeler

propel her along: onu ileri doğru hareket ettirmek

“Propel her along”, “onu ileri götüren kuvveti sağlamak” anlamına gelir. Propel geçişli bir fiildir; her, hareket ettirilen varlığı gösteren nesnedir. “Along”, mevcut rota veya çevredeki alan boyunca hareketin sürdüğünü anlatır; bir varış noktası belirtmez. Yeniden kullanılabilen kalıp propel + object + along şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi propel fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: A small motor ____ the boat along the canal.

Cevabı göster

propels

and her waterproof coat traps heat close to her body. Kalıp ifadeler

0:42

ve su geçirmez kürkü ısıyı vücuduna hapseder.

Kalıp ifadeler

waterproof coat traps heat close to her: su geçirmez kürkün vücut ısısını tutması

Burada coat, giyilen bir paltoyu değil, bir hayvanın vücudunu doğal olarak kaplayan tüy veya kürkü ifade eder. Waterproof, bu kaplamanın suyun içeri işlemesini önlediğini belirtir. “Traps heat”, sıcaklığın kaçmasını önlemek anlamına gelir; “close to her body” ise sıcaklığın nerede kaldığını gösterir. Trap heat eşdizimi, kürkün, giysilerin, yalıtımın veya atmosferin sıcaklığı nasıl içeride tuttuğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi trap fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: A layer of fleece ____ heat close to the skin.

Cevabı göster

traps

Underwater,

0:46

Su altında,

she senses her surroundings with her duck-like bill, Kelime

0:47

yaklaşık 40.000 elektroreseptörle donatılmış

which is fitted with about 40,000 electroreceptors. Kalıp ifadeler

0:50

ördek benzeri gagasıyla çevresini algılar.

Kelime

duck-like bill: benzerlik için isim + -like kullanımı

duck-like, duck + -like birleşiminden oluşan bir bileşik sıfattır. bill sözcüğünü niteler ve gaganın özellikle şekil bakımından bir ördeğin gagasına benzediğini anlatır. Yeniden kullanılabilen isim + -like kalıbı, bir karşılaştırmayı isimden önce gelen kısa bir betimlemeye dönüştürür. Bu hayvan anatomisi bağlamında bill, “fatura” değil, “gaga” veya benzer bir ağız yapısı anlamına gelir. -like yalnızca benzerlik bildirir; hayvanın ördek olduğunu ya da yapıların tamamen aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

“Kaşık biçiminde” anlamındaki bileşik sıfatı tamamlayın: The tool has a spoon-____ tip for scooping powder.

Cevabı göster

like

Kalıp ifadeler

which is fitted with ...: yerleşik parçaları anlatma

which ilgi zamiri, önceki her duck-like bill ifadesine gönderme yapar. Bu yan cümle, söz konusu gaga hakkında ek bilgi verir: yaklaşık 40.000 elektroreseptörle donatılmıştır. Be fitted with + parça, “o parçanın takılı, sağlanmış veya yapıya yerleştirilmiş olması” anlamına gelir. Burada reseptörleri gaganın özellikleri olarak sunar. Fitted, edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır; bu kalıpta “uygun” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle laboratuvara duman dedektörlerinin takıldığını söyler?

  1. The laboratory is fit for use.
  2. The smoke detectors fit into the ceiling panels.
  3. The laboratory is fitted with smoke detectors.
Cevabı göster

The laboratory is fitted with smoke detectors.

This allows her to detect the minuscule electrical signals coming from a glass shrimp's nerves and muscles. Notlar

0:54

Bu, bir cam karidesin sinirlerinden ve kaslarından gelen minik elektrik sinyallerini tespit etmesini sağlar.

Dilbilgisi

allows her to detect: allow + nesne + to do

“allows her to detect”, allow + nesne + to'lu mastar yapısını izler. Burada her, allows fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda detect eylemini gerçekleştiren taraftır. Bu yüzden ifade, bir özellik veya koşulun onun algılama yapabilmesini sağladığı anlamına gelir. Bu yapıyı bir neden, araç veya özelliği mümkün kıldığı eyleme bağlamak için kullanın: X allows someone or something to do Y.

Alıştırma

allow + nesne + to do yapısını geniş zamanda kullanın: This microscope ____ scientists ____ see cells that are invisible to the naked eye.

Cevabı göster

allows · to

Kelime

minuscule electrical signals: son derece küçük elektrik sinyalleri

Bu cümlede minuscule electrical signals, karidesin sinirleri ve kasları tarafından üretilen, büyüklüğü son derece küçük elektriksel değişimleri ifade eder. Bunlar ses veya koku ipuçları değildir. Minuscule, small sözcüğünden daha güçlü ve daha kesindir. Bir şeyin fark edilmesi, ölçülmesi veya algılanması zor olacak kadar küçük olduğunu vurgular. Bu nedenle bilimsel betimlemelerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir sensör, çoğu cihazın kaçıracağı kadar küçük bir sıcaklık değişimini kaydediyor. En kesin sıfat hangisidir?

  1. minuscule
  2. ordinary
  3. small
Cevabı göster

minuscule

Dilbilgisi

signals coming from...: isimden sonra gelen present participle niteleyicisi

Coming from a glass shrimp's nerves and muscles ifadesi electrical signals söz öbeğini niteler ve sinyallerin nereden geldiğini belirtir. Nitelediği isim öbeğinden sonra yer alır. Bu ifade, electrical signals that come from a glass shrimp's nerves and muscles ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Coming ikinci bir ana fiil değildir; ana cümlenin temel fiili allows sözcüğüdür. Bir isimden sonra ek bilgi verilirken bu kısa yapı sık kullanılır.

Alıştırma

Örnek cümlede coming from a glass shrimp's nerves and muscles ne işe yarar?

  1. İkinci bir ana fiil olarak görev yapar ve onun ne yaptığını söyler.
  2. electrical signals söz öbeğini niteler ve kaynağını belirtir.
  3. her sözcüğünü niteler ve onun nereden geldiğini belirtir.
Cevabı göster

electrical signals söz öbeğini niteler ve kaynağını belirtir.

She makes it a quick meal. Kalıp ifadeler

1:01

Hızla onu midesine indirir.

Kalıp ifadeler

makes it a quick meal: make + nesne + isim tümleci

Bu beslenme sahnesinde it, cam karidesini belirtir. Yapı make + nesne + isim tümleci şeklindedir: a quick meal, nesnenin neye dönüştüğünü söyler. Avcı karidesi hızla yer ve böylece karides onun öğünü olur. Bu, yemek hazırlamak anlamındaki sıradan make a meal kullanımı değildir. it sözcüğünü make ile a quick meal arasına koymak, make it a quick meal şeklinde bir sonuç ilişkisi kurar.

Alıştırma

Bir yaban hayatı belgeselinde şu cümle ne anlama gelir? The lizard caught the beetle and made it a quick meal.

  1. Böcek hızla bir öğün hazırladı.
  2. Kertenkele böcek için yemek hazırladı.
  3. Kertenkele böceği hızla yedi.
Cevabı göster

Kertenkele böceği hızla yedi.

And once she clambers back on land to construct a burrow, Notlar

1:04

Ve yuva yapmak için karaya geri döndüğünde,

Kelime

clambers back on land: güçlükle yeniden karaya tırmanmak

Bu cümlede clambers, çoğu zaman bütün bedeni kullanarak güçlükle ve biraz hantal biçimde hareket etmek anlamına gelir. Hareketin zorluğunu, daha tarafsız olan climbs fiilinden daha canlı biçimde anlatır. Back on land, su gibi kara üzerinde olmayan bir yerden dönüp yeniden karada bulunmak demektir. Buradaki back geri dönüşü belirtir; vücudun bir bölümünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle engebeli bir yüzeydeki zor ve hantal hareketi en iyi gösterir?

  1. The hikers clambered over the slippery rocks.
  2. The hikers crawled under the low fence.
  3. The hikers climbed the wide staircase at an easy pace.
Cevabı göster

The hikers clambered over the slippery rocks.

Dilbilgisi

to construct a burrow: amaç bildiren to-infinitive

To construct a burrow amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Neden yeniden karaya tırmandığını açıklar: amacı bir yuva yapmaktır. Kalıp, ana eylem + to + fiilin yalın hâlidir. Burada construct, to sonrasında kullanılan yalın fiildir; ifade gelecek zamanı değil, amacı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi parantezde verilen amacı belirten bir to-infinitive ile tamamlayın: The bird gathered twigs ____. (amaç: build a nest)

Cevabı göster

to build a nest

she waddles in a lizard-like posture, Kelime

1:07

kertenkele benzeri bir duruşla paytak paytak yürür,

her limbs moving horizontally to her spine. Dilbilgisi

1:10

uzuvları omurgasına yatay olarak hareket eder.

Kelime

in a lizard-like posture: benzerlik anlatan isim + -like yapısı

In a lizard-like posture, ‘kertenkeleye benzeyen bir vücut duruşunu koruyarak’ anlamına gelir. -like eki lizard sözcüğüne eklenerek posture sözcüğünü niteleyen lizard-like sıfatını oluşturur. Burada posture, bir görüşü ya da tutumu değil, vücudun ve uzuvların konumunu anlatır. In edatı, eylem sırasında korunan vücut duruşunu tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen in a/an + adjective + posture kalıbı, bir insanın veya hayvanın bir şey yaparken vücudunu nasıl tuttuğunu gösterir.

Alıştırma

Birleşik sıfatı tamamlamak için stone + -like kullanın: The cave wall had a ____ surface.

Cevabı göster

stone-like

Dilbilgisi

her limbs moving...: isim + şimdiki zaman ortacıyla bağımsız yapı

Her limbs moving horizontally to her spine bağımsız bir yapıdır: her limbs isim öbeği yapının kendi mantıksal öznesidir, moving ise şimdiki zaman ortacıdır. İkinci bir tam yan cümle oluşturmadan ana cümleye aynı anda gerçekleşen eşlik edici bir ayrıntı ekler. Moving burada çekimsiz bir biçim olduğu için vurgulanan sözcükler tek başına tam bir cümle değildir. Daha açık bir biçimde çekimli fiille şöyle ifade edilebilir: while her limbs move horizontally relative to her spine.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak cümleyi bağımsız bir yapıyla tamamlayın: The hikers reached the cabin, ____. (their clothes / drip / with rain)

Cevabı göster

their clothes dripping with rain

The platypus has many quirks. Kelime

1:15

Ornitorengin pek çok tuhaflığı vardır.

Kelime

has many quirks: alışılmadık ama ciddi olmayan birçok özelliği var

Quirks, bir insanın, hayvanın, nesnenin veya sistemin alışılmadık ya da biraz tuhaf özelliklerini anlatır. Bu cümlede has many quirks, ornitorenkin şaşırtıcı özelliklerini ciddi kusurlar olarak göstermeden özetler. Yaygın kalıp have/has + quirks şeklindedir. Sözcük genellikle bu özelliklerin ayırt edici ve dikkat çekici olduğunu, ancak mutlaka zararlı olmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede quirks, alışılmadık ama ciddi olmayan özellikler için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The old printer has several warranties from the store.
  2. The old printer has a dangerous defect, so nobody should use it.
  3. The old printer has a few quirks, but it still works well.
Cevabı göster

The old printer has a few quirks, but it still works well.

As a monotreme, Kültür

1:17

Bir tek delikli (monotrem) olarak,

she's part of the most ancient lineage of mammals alive today. Kelime

1:18

günümüzde yaşayan en eski memeli soyunun bir parçasıdır.

Kültür

As a monotreme: yumurtlayan bir memeli grubunun üyesi olarak

Monotreme, yumurtlayan bir memeliyi belirten biyolojik sınıflandırma adıdır. Günümüzde yaşayan tek delikliler arasında ornitorenkler ve ekidneler bulunur; yumurtlasalar da kuş veya sürüngen değil, memelidirler. As a monotreme, o grubun bir üyesi olarak anlamına gelir. Cümlenin başındaki ifade hayvanın sınıflandırmasını vererek eski memeli soyu hakkındaki bilgiyi çerçeveler ve açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bilimsel bir metinde monotreme ne anlama gelir?

  1. Su kenarında yaşayan herhangi bir memeli.
  2. Ornitorenk veya ekidne gibi yumurtlayan bir memeli.
  3. Gagası ve perdeli ayakları olan bir kuş.
Cevabı göster

Ornitorenk veya ekidne gibi yumurtlayan bir memeli.

Kelime

part of the most ancient lineage of mammals alive today: bugün hâlâ var olan en eski memeli soyuna ait olmak

Bu cümlede be part of a lineage, bir soy hattına ait olmak anlamına gelir. Biyolojide lineage, ortak atalarla birbirine bağlanan evrimsel bir gruptur. Bu nedenle ancient, tek bir hayvanın yaşını değil, soyun çok eski evrimsel geçmişini anlatır. Sondaki mammals alive today bölümü, günümüzde yaşayan memelileri belirtir. Dolayısıyla ifade, bu hayvanın bugün hâlâ yaşayan üyeleri olan çok eski bir memeli soyuna ait olduğunu söyler.

Alıştırma

part of the most ancient lineage of mammals alive today ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Eski memelilerin oluşturduğu fiziksel bir sırada durmaktadır.
  2. Eski çağlardan beri yaşayan tek bir memeli bireyidir.
  3. Bugün hâlâ yaşayan üyeleri bulunan çok eski bir memeli soyuna aittir.
Cevabı göster

Bugün hâlâ yaşayan üyeleri bulunan çok eski bir memeli soyuna aittir.

Consequently, Anlatım akışı

1:23

Sonuç olarak,

she has a curious mix of mammalian, avian, and reptilian features, Kelime

1:23

memeli, kuş ve sürüngen özelliklerinin ilginç bir karışımına sahiptir,

which is reflected in her genome. Kalıp ifadeler

1:29

ki bu durumu genomuna da yansır.

Anlatım akışı

Consequently: bir sonucu belirtmek

Consequently, sonraki ifadenin önceki bilginin sonucu olduğunu gösteren bir bağlaç zarfıdır. Burada okuyucuya memeli, kuş ve sürüngen özelliklerinin karışımını az önce verilen sınıflandırma bilgisinden kaynaklanan bir sonuç olarak anlaması gerektiğini bildirir. Consequently cümlenin başında olduğunda ardından genellikle virgül gelir. Fikirleri neden ve sonuç ilişkisiyle düzenler; yalnızca bir olayın daha sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci cümlenin birinci cümlenin sonucu olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: The bridge was closed after the storm. ___, we took another route.

  1. Subsequently
  2. For instance
  3. Consequently
Cevabı göster

Consequently

Kelime

a curious mix of mammalian, avian, and reptilian features: memeli, kuş ve sürüngen özelliklerinin ilginç bir karışımı

A curious mix of ... “alışılmadık bir karışım” anlamına gelir. Burada curious, karışımın dikkat çekici veya beklenmedik olduğunu anlatır; “daha fazlasını öğrenmek isteyen” anlamında değildir. Mammalian, avian ve reptilian, features sözcüğünü paralel biçimde niteleyen sınıflandırma sıfatlarıdır. Sırasıyla memelilerle, kuşlarla ve sürüngenlerle ilgili anlamına gelirler. Avian, kuşlarla ilgili anlamına gelen tam bir sıfattır; aviation sözcüğünün kısaltması değildir.

Alıştırma

Üç sıfatı da doğru anlamla eşleştiren seçenek hangisidir?

  1. mammalian = kuşlarla ilgili; avian = sürüngenlerle ilgili; reptilian = memelilerle ilgili
  2. mammalian = memelilerle ilgili; avian = kuşlarla ilgili; reptilian = sürüngenlerle ilgili
  3. mammalian = sürüngenlerle ilgili; avian = memelilerle ilgili; reptilian = kuşlarla ilgili
Cevabı göster

mammalian = memelilerle ilgili; avian = kuşlarla ilgili; reptilian = sürüngenlerle ilgili

Kalıp ifadeler

which is reflected in her genome: genomuna yansıyan durum

Be reflected in, “bir şeyde gösterilmek veya ortaya çıkmak” anlamına gelir. Buradaki kullanım gerçek anlamlı değildir: alışılmadık özellik karışımı genetik kanıtlarda da görülebilir. Which, bu ek açıklamayı daha önce sözü edilen karışım fikrine bağlar. Tekil is reflected biçimi bu fikri tek bir olgu olarak ele alır; in her genome ise kanıtın nerede görüldüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be reflected in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The improvement ____ the latest test results.

Cevabı göster

is reflected in

For instance, Anlatım akışı

1:31

Örneğin,

mammals usually have one pair of chromosomes that determine sex, Kelime

1:32

memelilerin genellikle cinsiyeti belirleyen bir çift kromozomu vardır,

Anlatım akışı

For instance: belirli bir örnek sunmak

For instance, “örneğin” anlamına gelir. Burada memeli kromozomlarıyla ilgili ifadenin, önceki genel düşünceyi destekleyen belirli bir örnek olduğunu ve ilgisiz yeni bir konu olmadığını gösterir. Genellikle bir cümlenin veya yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bir açıklamada bu ifadeyi gördüğünüzde, sonraki bilginin genel bir düşünceyi daha somut hâle getirmesini beklersiniz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz örnek verme ifadesiyle tamamlayın: Many animals have special ways to stay cool. ____, elephants use their ears to release heat.

Cevabı göster

For instance

Kelime

chromosomes that determine sex: anlamı ve yapısı

Chromosomes that determine sex, bir canlının biyolojik cinsiyetinin oluşmasını belirleyen kromozomlar demektir. that determine sex ilgi cümleciği çoğul chromosomes adını niteler ve bu kromozomların ne yaptığını açıklar. Bu bilimsel kullanımda determine, kişisel bir karar vermek değil, bir sonucu belirlemek veya kontrol etmek anlamına gelir. Burada sex, cinsel davranışı değil biyolojik sınıflandırmayı belirtir.

Alıştırma

Bu biyoloji bağlamında chromosomes that determine sex ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Bunlar, bir canlının biyolojik cinsiyetinin oluşmasını belirlemeye yardımcı olan kromozomlardır.
  2. Bunlar, kişisel bir karar veren kromozomlardır.
  3. Bunlar, bir canlının cinsel davranışını açıklayan kromozomlardır.
Cevabı göster

Bunlar, bir canlının biyolojik cinsiyetinin oluşmasını belirlemeye yardımcı olan kromozomlardır.

but the platypus has five,

1:37

ancak ornitorengin daha çok bir kuşunkine benzeyen

which more closely resemble a bird's. Dilbilgisi

1:39

beş çifti vardır.

Dilbilgisi

which more closely resemble a bird's: resemble sonrasında iyelik eksiltisi

Which, daha önce sözü edilen ornitorengin beş çift cinsiyet kromozomunu belirtir. More closely resemble, daha çok benzemek anlamındadır. Resemble geçişli bir fiildir ve karşılaştırılan ögeyi like ya da to olmadan doğrudan nesne olarak alır. a bird's ifadesinde iyelik yapısından sonraki isim düşürülmüştür. Tam biçim a bird's chromosomes olur. İsim bağlamdan belliyse İngilizcede tekrarı önlemek için iyelikten sonra bırakılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle resemble fiilini doğru kullanıyor ve iyelikten sonra tekrarlanan ismi düşürüyor?

  1. The new phone's camera is resemble the previous model's.
  2. The new phone's camera closely resembles the previous model's.
  3. The new phone's camera closely resembles to the previous model's.
Cevabı göster

The new phone's camera closely resembles the previous model's.

Let's hope she gets to put them to use. Deyimler

1:42

Umarım bunları kullanma fırsatı bulur.

Deyimler

gets to put them to use: fırsat ve pratik kullanım

Get to do something, bir şeyi yapma fırsatı ya da izni bulmak anlamına gelir ve çoğu zaman bu fırsatın istendiği hissini taşır. Put something to use, bir şeyi gerçek bir amaç için kullanmak demektir; onu kelimenin tam anlamıyla bir yere koymak değildir. Burada them, daha önce sözü edilen beş çift cinsiyet kromozomunu belirtir. Gets to put them to use, dişi ornitorengin üreme fırsatı bulması umudunu hafif ve dolaylı bir biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get to yapısının geniş zaman biçimiyle ve put something to use ifadesiyle tamamlayın: At the stargazing club, Lena finally ____ put her new telescope ____.

Cevabı göster

gets to · to use

She regains her strength Kalıp ifadeler

1:45

Gücünü yeniden kazanır

Kalıp ifadeler

regains her strength: kaybettiği gücü yeniden kazanmak

regains her strength ifadesinde regain, “kaybedilmiş bir şeyi yeniden elde etmek” anlamına gelir. Bu ifade, onun daha önce güçsüz ya da yorgun olduğunu ve şimdi fiziksel enerjisinin geri geldiğini anlatır. regain + isim kalıbı genellikle bir toparlanmayı anlatır: regain confidence, regain control veya regain balance. Bir kişi ya da şey önceden sahip olduğu bir şeyi sonradan kaybetmişse regain kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için regain fiilinin geçmiş zaman biçimini hedef isim grubuyla birlikte kullanın: After several days of rest, Ana ____.

Cevabı göster

regained her strength

and as winter turns to spring, Dilbilgisi

1:47

ve kış yerini ilkbahara bırakırken

it's time to mate. Kalıp ifadeler

1:49

çiftleşme zamanı gelir.

Dilbilgisi

as winter turns to spring: as ile aşamalı zaman değişimi anlatmak

Burada as, “aşamalı bir değişim olurken” veya “zaman ilerledikçe” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Turns to, “yavaş yavaş dönüşmek” anlamına gelir; bu nedenle as winter turns to spring yan cümlesi, ana cümleye mevsim değişiminin zaman çerçevesini verir. As + özne + değişim fiili, ... kalıbı, aynı dönem içinde gerçekleşen iki gelişmeyi birbirine bağlar. Bu cümlede as, “sıfatıyla” anlamına gelmez; temel fikir neden değil, zamandır.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki değişimin aynı dönem içinde geliştiğini göstermek için kullanılmıştır?

  1. As the road was flooded, we took another route.
  2. As summer turns to autumn, the days become cooler.
  3. As a summer jacket, this coat is very light.
Cevabı göster

As summer turns to autumn, the days become cooler.

Kalıp ifadeler

it's time to mate: It's time to + fiilin yalın hâli

It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylem için uygun ya da beklenen zamanın geldiğini anlatır. Burada to mate, artık yapılması gereken eylemi belirtir; to bir yere doğru hareket anlamı taşımaz. Bu yaban hayatı bağlamında mate, hayvanların çiftleşmesi anlamına gelen bir fiildir. Bu yüzden cümle üreme döneminin başladığını bildirir.

Alıştırma

Cümleyi It's time to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: The library is closing. It's ____ leave.

Cevabı göster

time to

However,

1:51

Ancak,

she can't raise her young here. Kelime

1:52

yavrularını burada büyütemez.

Kelime

raise her young: isim olarak young

raise her young ifadesinde raise, yavruları büyürken beslemek, korumak ve onlarla ilgilenmek demektir. Her iyelik belirleyicisidir; young ise genç anlamındaki sıfat değil, yavruları anlamında bir isimdir. Young, topluluk ismi olarak yavruları bir grup hâlinde ifade edebilir ve düzenli çoğul eki -s almaz. Bu kullanım yaban hayatı ve doğa anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

The fox stays near the den to protect her young cümlesinde her young ne anlama gelir?

  1. Tilkinin daha genç olduğu zamanki hâli.
  2. Dişi tilkinin yavruları.
  3. Yaşlı olmayan başka bir tilki.
Cevabı göster

Dişi tilkinin yavruları.

The surrounding land has begun to be deforested, Dilbilgisi

1:54

Çevredeki araziler ormansızlaştırılmaya başlanmış,

causing the riverbank to erode. Dilbilgisi

1:57

bu da nehir kıyısının aşınmasına neden olmuştur.

Dilbilgisi

has begun to be deforested: edilgen bir sürecin başlaması

Has begun, sürecin başlangıcını geçmişe yerleştirir ve bugüne bağlar. Ormansızlaşmanın şu ana kadar başlamış olduğunu, ancak mutlaka tamamlanmış olmadığını anlatır. To be deforested, begun’dan sonra gelen edilgen bir mastardır. subject + has/have begun + to be + past participle kalıbı, öznenin bir eyleme maruz kalmaya başladığını gösterir: çevredeki arazinin ormanı kaldırılmaktadır; arazi kesme işini yapan taraf değildir.

Alıştırma

Restorasyon sürecinin başladığını has begun + edilgen mastar yapısıyla anlatan cümle hangisidir?

  1. The wetland has been restored by local volunteers.
  2. Local volunteers have begun to restore the wetland.
  3. The wetland has begun to be restored by local volunteers.
Cevabı göster

The wetland has begun to be restored by local volunteers.

Dilbilgisi

causing the riverbank to erode: sonuç eklemek

Virgülden sonra gelen causing ifadesi, virgülden önceki olayın tamamının sonucunu ekler. Önceki olayın sonuç olarak başka bir şeyin gerçekleşmesine yol açtığını anlatır; causing yeni bir bağımsız cümle başlatmaz. İfadenin içinde cause + object + to-infinitive kalıbı kullanılır. The riverbank nesnedir ve to erode ortaya çıkan değişimi, yani nehir kıyısının yavaş yavaş aşınmasını belirtir.

Alıştırma

Sonuç ifadesini cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Heavy snow blocked the tracks, ____ the trains to stop.

Cevabı göster

causing

Instead,

1:59

Bunun yerine,

she journeys upstream and settles in a clear deep pool Notlar

2:00

nehrin yukarısına doğru yolculuk eder ve

Kelime

journeys upstream: nehrin kaynağına doğru ilerler

Burada journeys, “yolculuk etmek” veya “ilerlemek” anlamında kullanılan bir fiildir; upstream ise yön bildiren bir zarftır. Nehrin başladığı kaynağa doğru nehir boyunca ilerlediğini anlatır. Upstream yalnızca uzamsal olarak “yukarı” anlamına gelmez. Journey fiil olarak kullanıldığında hareket, kısa ve sıradan bir yer değiştirmeden çok amaçlı bir yolculuk gibi hissedilir. Bu kullanım doğa hikâyelerinde ve belgesel anlatımlarında doğaldır.

Alıştırma

"The salmon swim upstream," cümlesinde hangi açıklama doğrudur?

  1. Nehrin akış yönünden bağımsız olarak daha yüksek bir araziye hareket ederler.
  2. Nehrin ağzına doğru hareket ederler.
  3. Nehrin kaynağına doğru hareket ederler.
Cevabı göster

Nehrin kaynağına doğru hareket ederler.

sheltered by a river red gum tree. Notlar

2:05

kızıl okaliptüs ağacı tarafından korunan berrak, derin bir havuza yerleşir.

Kalıp ifadeler

settles in a clear deep pool: gölcüğü yuva edinir

Burada settles, bir yerden başka bir yere gitmeyi bırakıp tek bir yerde yaşamaya başlamak anlamındadır. in edatı, gölcüğü onun seçtiği yer olarak gösterir; dolayısıyla settles in a clear deep pool, o gölcüğü yuvası veya yaşam alanı yapması demektir. Bu kullanım, settle a problem ifadesindeki “çözmek” anlamından farklıdır. in sözcüğünden sonra bir yer geldiğinde settle in, oraya yerleşmeyi veya orada rahat hissetmeye başlamayı anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede settle in, yeni bir yeri yuva edinmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The family settled in a quiet village after the move.
  2. The dust settled on the shelf.
  3. The judge settled the dispute before lunch.
Cevabı göster

The family settled in a quiet village after the move.

Dilbilgisi

sheltered by a river red gum tree: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortaç öbeği

a clear deep pool sheltered by a river red gum tree yapısında sheltered by a river red gum tree, pool sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortaç öbeğidir. a pool that is sheltered by a river red gum tree şeklinde açılabilir: ağaç gölcüğü örter ve korur. Bu kısa yapı, tam bir ilgi cümleciği kullanmadan isme bir özellik ekler. Sheltered, pool sözcüğünü niteler; she öznesinin etkin biçimde bir şeyi koruduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede pond sözcüğünden sonra gölcüğü niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. They rested beside a pond sheltered by tall trees.
  2. They rested beside a pond was sheltered by tall trees.
  3. They rested beside a pond sheltering tall trees.
Cevabı göster

They rested beside a pond sheltered by tall trees.

Kültür

river red gum tree: Avustralya'nın nehir kıyısı okaliptüsü

River red gum, Eucalyptus camaldulensis türünün yaygın İngilizce adıdır. Avustralya'ya özgü bu okaliptüs genellikle nehirlerin, derelerin ve taşkın ovalarının yanında yetişir. Bu cümlede tür adı, gölge sağlayan ağacın yöreye özgü bir nehir kıyısı ağacı olduğunu belirtir. Gum tree, Avustralya İngilizcesinde okaliptüsler için kullanılan yaygın bir terimdir. River red gum adındaki gum, sakız anlamına gelmez; red de ağacın tamamının parlak kırmızı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu doğa belgeseli bağlamında river red gum tree neyi ifade eder?

  1. Bir nehrin yanına yerleştirilmiş kırmızı yapay bir ağaç
  2. Su yollarının yakınında yaygın olarak bulunan bir Avustralya okaliptüsü
  3. Kırmızı sakız üreten bir ağaç
Cevabı göster

Su yollarının yakınında yaygın olarak bulunan bir Avustralya okaliptüsü

Suddenly,

2:08

Aniden,

a rustle flushes birds from the undergrowth Kelime

2:08

bir hışırtı çalılıklardaki kuşları ürkütür

and a fox appears.

2:11

ve bir tilki belirir.

Kelime

flushes birds from the undergrowth: saklanan kuşları dışarı çıkarmak

Bu cümlede flushes, “saklanan hayvanların sığındıkları yerden aniden çıkmasına neden olur” anlamındadır. A rustle neden, birds nesne, from the undergrowth ise kuşların çıktığı saklanma yeridir. Yaban hayatıyla ilgili bu kullanım, hayvanları açık alana sürme anlamı taşır. Suyla yıkamak veya yüzün kızarması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor? A rustle flushes birds from the undergrowth.

  1. Kuşlar sesin ormandan çıkmasına neden olur.
  2. Ses, kuşları ve alçak bitkileri suyla yıkar.
  3. Ses, alçak bitkilerde saklanan kuşların uçarak çıkmasına neden olur.
Cevabı göster

Ses, alçak bitkilerde saklanan kuşların uçarak çıkmasına neden olur.

These predators have threatened platypuses Dilbilgisi

2:14

Bu yırtıcılar,

ever since they were introduced to Australia

2:16

1855'te beyaz yerleşimciler tarafından

by white settlers in 1855. Kültür

2:18

Avustralya'ya getirildiklerinden beri ornitorenkleri tehdit etmektedir.

Dilbilgisi

have threatened ... ever since ...: geçmişteki bir başlangıçtan bugüne sürmek

Have threatened, present perfect yapısındadır. Tehdidin geçmişte başladığını ve günümüze kadar sürdüğünü ya da hâlâ etkili olduğunu anlatır. Ever since başlangıç noktasını belirtir ve o andan bugüne kadar geçen dönemin tamamını vurgular. Since yan cümlesinde simple past edilgen yapı olan were introduced kullanılır; çünkü getirilme olayı 1855'te tamamlanmıştır. Cümle, tehdidin yalnızca o yıl bir kez gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi feel fiilinin present perfect biçimiyle ve “geçmişteki o noktadan bugüne kadar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The town ____ safer ____ the new lights were installed.

Cevabı göster

has felt · ever since

Kültür

by white settlers in 1855: eylemi yapanlar ve tarihsel zaman

Edilgen were introduced to Australia yan cümlesinde by white settlers, getirme eylemini yapan kişileri belirtirken in 1855 zamanı belirtir. White sözcüğü settlers sözcüğünü niteler, predators sözcüğünü değil. Bu ifade sömürge dönemindeki tarihsel bir grubu tanımlar ve yırtıcıların Avustralya'nın yerlisi olmayıp insanlar tarafından getirildiğini gösterir. Bu arka plan, yerli ornitorenkler için neden uzun süreli bir tehdit oluşturduklarını açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

by white settlers in 1855 cümleye hangi bilgiyi ekliyor?

  1. Yırtıcılar beyaz yerleşimcileri 1855'te Avustralya'ya getirdi.
  2. Beyaz yerleşimciler yırtıcıları 1855'te Avustralya'ya getirdi.
  3. Yırtıcılar 1855'te geldiklerinde beyazdı.
Cevabı göster

Beyaz yerleşimciler yırtıcıları 1855'te Avustralya'ya getirdi.

The fox doesn't see her this time,

2:22

Tilki bu sefer onu görmez,

but the platypus will need to stay alert. Kalıp ifadeler

2:24

ancak ornitorengin tetikte kalması gerekecektir.

Kalıp ifadeler

will need to stay alert: gelecekteki gereklilik ve stay + sıfat

Will need to, o andan itibaren tetikte kalmanın gerekli olacağını anlatır; yalnızca şu an için verilen bir tavsiye değildir. Stay alert, stay + sıfat yapısını kullanır ve tetikte olmaya devam etmek anlamına gelir. Bu yapı, stay calm veya stay safe örneklerinde olduğu gibi bir durumu sürdürmeyi anlatır.

Alıştırma

Gelecekte tetikte olmanın gerekli olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: During the night watch, we will need to ____.

Cevabı göster

stay alert

Two males also occupy this area Kelime

2:27

Bu bölgede iki erkek de yaşamaktadır

Kelime

occupy this area: bir yeri yaşam alanının parçası olarak kullanmak

Ekolojik bir anlatımda occupy this area, iki erkeğin bu yeri yaşam alanlarının bir parçası olarak kullandığını veya tuttuğunu belirtir. Kalıcı olarak orada yaşamalarını ya da yere sahip olmalarını değil, o alandaki varlıklarını ve alanı kullanmalarını vurgular. Occupy burada geçişli bir fiildir; yer doğrudan ardından gelir: occupy an area denir, occupy in an area denmez.

Alıştırma

Cümleyi occupy fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın; edat eklemeyin: Several herds ____ the grassland during winter.

Cevabı göster

occupy

and soon enough,

2:30

ve çok geçmeden,

they begin competing for her affections. Deyimler

2:31

onun sevgisi için rekabet etmeye başlarlar.

Deyimler

competing for her affections: kur davranışını insana özgü romantik dille anlatmak

Compete for something, bir şeyi kazanmak için başkalarıyla yarışmak demektir. Compete for someone’s affections ifadesindeki affections, o kişinin sevgisini veya romantik ilgisini belirtir; yani iki erkek de dişinin ilgisini ya da kabulünü kazanmaya çalışır. İnsanlara özgü romantik bir ifadeyi hayvanların kur davranışı için kullanmak kişileştirmedir. Anlatımı canlı ve eğlenceli kılar; hayvanların insanlardaki flört veya aşk anlayışını izlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu hayvan anlatımında competing for her affections nasıl bir etki yaratır?

  1. Hayvanların duygularına ilişkin teknik bir ölçüm verir.
  2. Hayvanların insanların flört geleneklerini anladığını söyler.
  3. Çiftleşme rekabetini insana özgü romantik ifadelerle sunar.
Cevabı göster

Çiftleşme rekabetini insana özgü romantik ifadelerle sunar.

Each has spurs on its hind legs Kelime

2:34

Her birinin arka bacaklarında

Kelime

spurs on its hind legs: arka bacaklardaki sivri vücut yapıları

Buradaki spurs, bir hayvanın bacaklarından dışarı uzanan sert ve sivri yapılardır. Hind legs arka bacaklar demektir; dolayısıyla spurs on its hind legs, arka bacaklarda bulunan sivri anatomik yapıları ifade eder. Spur, birini harekete geçiren şey anlamına da gelebilir; ancak bu soyut anlam fiziksel tanıma uymaz. Ornitorenk bağlamında bunlar savunma veya dövüş için kullanılan gerçek vücut yapılarıdır.

Alıştırma

Cümledeki spurs ne anlama gelir?

  1. Hayvanı daha hızlı hareket etmeye teşvik eden bir şey.
  2. Bir hayvanın bacağında büyüyen sert ve sivri bir yapı.
  3. Hayvanın arka ayağını örten bir ayakkabı parçası.
Cevabı göster

Bir hayvanın bacağında büyüyen sert ve sivri bir yapı.

containing potent snake-like venom. Kelime

2:37

güçlü yılan zehrine benzer zehir içeren mahmuzlar vardır.

Kelime

potent snake-like venom: yılan zehrine benzeyen güçlü zehir

Potent, etkisi güçlü demektir. Burada zehrin zaten güçlü bir biyolojik etkiye sahip olduğunu belirtir; yalnızca olası olduğu veya ileride güçlenebileceği anlamına gelmez. Snake-like, kısa çizgiyle kurulmuş ve bir yılanınkine benzer anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Zehri yılan zehrine benzetir, ancak zehrin mutlaka bir yılandan geldiğini söylemez.

Alıştırma

Burada potent snake-like venom ne anlama gelir?

  1. Bir yılanı daha güçlü yapan zehir.
  2. Daha sonra güçlenebilecek ve kesinlikle bir yılandan gelen zehir.
  3. Etkisi güçlü olan ve yılan zehrine benzeyen zehir.
Cevabı göster

Etkisi güçlü olan ve yılan zehrine benzeyen zehir.

One male fights the other off Öbek fiiller

2:40

Bir erkek diğerini uzaklaştırır

Öbek fiiller

fights the other off: direnip rakibi uzaklaştırmak

Bu cümlede fights the other off, “diğer erkeğe karşı koyar ve onu uzaklaştırır” anlamına gelir. off parçacığı bir sonuç ekler: erkeklerden biri yalnızca dövüşmez, rakibini başarıyla uzaklaştırır. Fight off ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne parçacıktan sonra ya da fiille parçacığın arasında gelebilir: fight off an attacker / fight an attacker off. Zamir olan nesne ortada olmalıdır: fight him off denir, fight off him denmez. Burada the other, fights ile off arasındaki nesnedir.

Alıştırma

Cümleyi fight ... off ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The guard ____ the attacker ____, and the attacker ran away.

Cevabı göster

fought · off

and courts the female over several weeks, Kelime

2:42

ve birkaç hafta boyunca dişiye kur yapar,

Kelime

courts the female: kur davranışını anlatan court fiili

Burada courts, “eş olarak cezbetmeye çalışır” anlamına gelen bir fiildir. Courts the female, erkeğin gösteriler veya yakından ilgi gibi zaman içinde sürdürdüğü kur davranışını anlatır; hukuk mahkemesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Court bu kullanımda geçişli bir fiildir; bu nedenle hayvan, karşısındaki kişiyi ya da hayvanı doğrudan nesne yaparak court someone biçiminde kullanılır. Bir eşi cezbetme girişimini anlatır ve tek başına çiftleşmenin gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hayvan davranışı anlatımında courts the female ne anlama gelir?

  1. Erkek dişiyi bir hukuk mahkemesine götürür.
  2. Erkek dişiyle zaten çiftleşmiştir.
  3. Erkek, dişiyi eş olarak cezbetmeyi amaçlayan davranışlar sergiler.
Cevabı göster

Erkek, dişiyi eş olarak cezbetmeyi amaçlayan davranışlar sergiler.

swimming alongside her

2:44

onunla birlikte yüzer

and occasionally biting her tail.

2:46

ve zaman zaman kuyruğunu ısırır.

Eventually,

2:49

Sonunda,

she reciprocates Kelime

2:50

dişi de karşılık verir

Kelime

she reciprocates: kur davranışına denk biçimde karşılık vermek

Bu bağlamda she reciprocates, dişinin erkeğin kur davranışına karşılık gelen bir ilgi ya da davranış göstererek yanıt verdiği anlamına gelir. Karşı taraf önce harekete geçmiştir; şimdi dişi buna uygun biçimde karşılık verir. Reciprocate, aynı hareketi yalnızca kopyalamak veya tekrarlamak demek değildir. Bir duyguya, iyiliğe ya da davranışa benzer bir karşılık vermek demektir. Neye karşılık verdiği kur yapma bağlamından belli olduğu için burada nesne söylenmemiştir.

Alıştırma

Mia öğle yemeğini Noah ile paylaştı. Noah reciprocated her kindness ise ne yaptı?

  1. Mia'ya hiç karşılık vermedi.
  2. Mia'nın her hareketini kopyaladı.
  3. Karşılık olarak Mia için nazik bir şey yaptı.
Cevabı göster

Karşılık olarak Mia için nazik bir şey yaptı.

and they swim around in circles

2:51

ve çiftleşmeden önce

before doing the deed. Deyimler

2:53

daireler çizerek yüzerler.

Deyimler

before doing the deed: çiftleşme için gayriresmî bir örtmece

Bu kur yapma ve üreme bağlamında before doing the deed, “çiftleşmeden önce” anlamına gelir. Do the deed bir örtmecedir; seks veya çiftleşmeyi doğrudan adlandırmaktan kaçınır. Bu ifade özellikle belirsiz bırakılmıştır, bu yüzden dinleyen kişi deed sözcüğünün neyi anlattığını bağlamdan çıkarır. Burada bilimsel bir terimin kesin tonu yerine anlatıma gayriresmî ve biraz şakacı bir ton katar.

Alıştırma

Hayvanların kur yapmasını anlatan bu cümlede before doing the deed ne anlama gelir?

  1. Hayvanlar hukuki bir belge imzalamadan önce.
  2. Hayvanlar çiftleşmeden önce.
  3. Hayvanlar bir yüzme numarası yapmadan önce.
Cevabı göster

Hayvanlar çiftleşmeden önce.

The male platypus has a penis with eccentric features Kelime

2:55

Erkek ornitorenk,

Kelime

eccentric features: sıra dışı ve gelenek dışı özellikler

Eccentric features, belirgin biçimde sıra dışı veya normal kalıbın dışında olan özellikler demektir. Burada eccentric anatomik özellikleri anlatır; geometri ya da mekanikteki teknik “merkezden kaçık” anlamında kullanılmaz. Eccentric çoğu zaman yalnızca alışılmadık bir şeyi değil, ayırt edici ve gelenek dışı bir niteliği vurgular. İnsanları, davranışları, tasarımları veya fiziksel özellikleri anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede eccentric teknik “merkezden kaçık” anlamında değil, “sıra dışı ve gelenek dışı” anlamında kullanılmıştır?

  1. The disk rotates around an eccentric axis.
  2. The museum is famous for its eccentric design.
  3. The engineer replaced the eccentric bearing.
Cevabı göster

The museum is famous for its eccentric design.

like two heads and spines that aid in fertilization. Kalıp ifadeler

2:58

döllenmeye yardımcı olan iki baş ve dikenler gibi eksantrik özelliklere sahip bir penise sahiptir.

Kalıp ifadeler

that aid in fertilization: resmî aid in yapısı

That aid in fertilization, hemen önceki spines sözcüğünün ne yaptığını açıklar. Bu bir ilgi cümleciğidir: that ek bilgiyi spines sözcüğüne bağlar ve çoğul isimle aid fiil biçimi kullanılır. Bu cümlecikte aid, “yardım etmek” anlamında bir fiildir. Resmî aid in + isim veya -ing biçimi yapısı, hangi sürece yardım edildiğini belirtir; burada fertilization bu sürecin adıdır.

Alıştırma

aid in ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Special enzymes ____ breaking down food.

Cevabı göster

aid in

Over the following week,

3:03

Takip eden hafta boyunca

the female constructs an extensive burrow Kalıp ifadeler

3:04

dişi, rahat bir yuvayla döşenmiş

furnished with a cozy nest. Kalıp ifadeler

3:07

geniş bir yuva inşa eder.

Kalıp ifadeler

constructs an extensive burrow: resmî inşa anlatımı ve geniş kapsam

Bu cümlede constructs an extensive burrow, geniş bir alana yayılan büyük bir yer altı barınağı inşa etmek demektir. Constructs, builds sözcüğüne göre daha resmîdir ve oyuğu bilinçli olarak yapılmış bir yapı gibi sunar; burrow, bir hayvanın yer altındaki deliği ya da tünel sistemidir. Extensive, oyuğun geniş bir alana yayılmasını veya gelişmiş bir geçit sistemine sahip olmasını anlatır. Fiyatı değil, kapsamı belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Extensive içindeki /st/ ile expensive içindeki /sp/ seslerine odaklanın.

  1. The ants constructed an extensive tunnel network beneath the field.
  2. The ants constructed an expensive tunnel network beneath the field.
Cevabı göster

The ants constructed an extensive tunnel network beneath the field.

Kalıp ifadeler

furnished with a cozy nest: geçmiş zaman ortacıyla kurulan niteleyici

Furnished with a cozy nest, oyuğun içinde sıcak ve rahat bir yuvanın bulunduğunu anlatır. Burada furnished with a cozy nest, burrow sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir; which is furnished with a cozy nest yapısının kısaltılmış biçimidir. Furnished with yalnızca insanların kullandığı mobilyaları anlatmaz. Bir alanın yararlı bir şeyle donatıldığını veya düzenlendiğini de belirtebilir. Cozy ise sıcaklık, rahatlık ve güven duygusu verir.

Alıştırma

Okuma salonunda masa ve lambaların bulunduğunu anlatmak için furnished with ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The reading room furnishes with desks and lamps.
  2. The reading room is furnished with desks and lamps.
  3. The reading room is furnished by desks and lamps.
Cevabı göster

The reading room is furnished with desks and lamps.

She plugs up the tunnels leading in, Öbek fiiller

3:09

İçeri giden tünelleri tıkayarak,

Öbek fiiller

plugs up: bir geçidi tamamen tıkamak

Plug up, bir açıklığı, boruyu veya geçidi içinden bir şey geçemeyecek biçimde kapatmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada plugs up the tunnels, tünel girişlerini tamamen kapattığını anlatır. Up, eylemin tamamlanmış sonucunu vurgular. Nesne bir isimse hem plug up the tunnel hem de plug the tunnel up kullanılabilir. Nesne bir zamirse fiille up arasına gelir: plug it up.

Alıştırma

Hangi cümlede plug up, "bir açıklığı tamamen tıkamak" anlamında kullanılmıştır?

  1. We plugged up the crack with clay to stop the leak.
  2. We picked up the plug from the floor.
  3. We plugged in the lamp beside the window.
Cevabı göster

We plugged up the crack with clay to stop the leak.

making them appear as dead ends Dilbilgisi

3:11

olası yırtıcılar için

to potential predators.

3:13

bunların çıkmaz sokak gibi görünmesini sağlar.

Dilbilgisi

making them appear as dead ends: bir sonucu göstermek

Virgülden sonraki -ing yan cümleciği making them appear as dead ends, önceki eylemin sonucunu gösterir: tünellerin tıkanması, onların çıkışı olmayan geçitler gibi görünmesine yol açar. Them, the tunnels ifadesine gönderme yapar; dead ends ise daha ileriye gitmeyen çıkmaz uçlar demektir. Bu yan cümleciğin içinde make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılır: make them appear; make them to appear kullanılmaz. As dead ends, tünellerin ne gibi göründüğünü belirtir. Bu tam -ing yan cümleciği, başka bir cümlecikten sonra gelerek onun doğurduğu sonucu gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede ilk eylemin sonucunu göstermek için bir -ing yan cümleciği kullanılmıştır?

  1. Leo removed the labels because the jars already appeared identical.
  2. Leo removed the labels while the jars were being washed.
  3. Leo removed the labels, making the jars appear identical.
Cevabı göster

Leo removed the labels, making the jars appear identical.

Then,

3:15

Sonra,

much like a reptile or bird, Kalıp ifadeler

3:15

tıpkı bir sürüngen veya kuş gibi,

Kalıp ifadeler

much like a reptile or bird: güçlü bir benzerlik karşılaştırması başlatmak

Bu cümlede much like a reptile or bird, “bir sürüngene ya da kuşa çok benzer bir şekilde” anlamına gelir. Hayvanın davranışını açıklamaya yardımcı olan bir karşılaştırma başlatır. Burada much, like sözcüğünü güçlendiren bir zarftır. Benzerliğin derecesini anlatır; “büyük miktar” anlamına gelmez. much like + isim öbeği kalıbı, bir şeyi veya eylemi başka biriyle karşılaştırabilir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “çok benzer” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle karşılaştırmayı tamamlayın: ____ a map, the diagram shows where each path leads.

Cevabı göster

Much like

she lays eggs from her cloaca, Notlar

3:18

kloaktan yumurtlar,

Kalıp ifadeler

lays eggs: hayvanların yumurtlamasını anlatan doğal ifade

Lays eggs, “vücudunda ürettiği yumurtaları bırakır” anlamına gelir. İngilizcede kuşların, sürüngenlerin, böceklerin ve diğer yumurtlayan hayvanların yumurtlamasını anlatmak için sabit lay eggs ifadesi kullanılır. Özne she olduğu için geniş zamanda lay, lays olur. Bu anlamda lay geçişli bir fiildir ve eggs onun nesnesidir. Lay yerine put kullanmayın. Ayrıca bunu, bir insanın ya da hayvanın düz bir pozisyonda dinlenmesi anlamındaki lie ile karıştırmayın.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In spring, many frogs ____ in ponds.

Cevabı göster

lay eggs

a single opening that's used for both reproduction and excretion. Dilbilgisi

3:21

hem üreme hem de boşaltım için kullanılan tek bir açıklıktan.

Kelime

cloaca: üreme ve boşaltım için ortak bir boşluk

Burada cloaca, bazı hayvanlarda vücudun çıkışına yakın ortak bir boşluğu belirten anatomi terimidir. Kuşlarda sindirim, idrar ve üreme yolları bu boşluğa açılır; bu nedenle cümle tüm bölgeyi basitçe üreme ve boşaltım için kullanılan tek bir açıklık olarak tanımlar. Bu kelime vücudun dışındaki herhangi bir bölümün genel adı değildir ve yalnızca yumurtlamaya yarayan bir organı da anlatmaz. Kesin anatomi anlatımlarında dış açıklığa çoğunlukla vent denir; ayrıntılar hayvan gruplarına göre değişir.

Alıştırma

Cümlede cloaca ne anlama geliyor?

  1. Üreme ve boşaltımla ilgili ortak bir anatomik boşluk
  2. Yumurta kabuğu üreten bir bez
  3. Yalnızca yiyecek depolamak için kullanılan bir kese
Cevabı göster

Üreme ve boşaltımla ilgili ortak bir anatomik boşluk

Dilbilgisi

be used for both A and B: iki amacı belirtme

that's used for ifadesinde that's, that is anlamına gelir. be used for + isim veya -ing biçimi şeklindeki edilgen yapı bir amacı belirtir. both A and B aynı düzeydeki iki amacı birbirine bağlar; dolayısıyla bu açıklık hem üreme hem de boşaltım için kullanılır. both ve and sözcüklerinden sonra dil bilgisi bakımından aynı biçimde olan ögeler getirin. Burada reproduction ve excretion sözcüklerinin ikisi de isimdir. Bu yapı iki işlevin de geçerli olduğunu söyler; bir sıra belirtmez.

Alıştırma

Odanın iki amacı olduğunu göstermek için both ... and ... kullanın: The room is used for ____ meetings ____ training.

Cevabı göster

both · and

She incubates her eggs Kelime

3:26

Yumurtalarını kuluçkaya yatırır

Kelime

incubates her eggs: yumurtadan çıkmadan önce gelişimi desteklemek

Incubate eggs, yumurtaları embriyonun gelişmesi için gereken sıcaklıkta ve diğer uygun koşullarda tutmak demektir. Buradaki she, yumurtalarla ilgilenen dişi hayvandır; bir makine kullanıldığı anlamına gelmez. Incubate, yalnızca keep warm demekten daha kesindir: sıcak tutmak çoğu zaman kuluçkanın bir parçasıdır, ancak bu sözcük yumurtadan çıkmadan önceki tüm süreç boyunca gelişimi desteklemeyi anlatır.

Alıştırma

Kuluçkadan çıkma öncesindeki bakım aşaması için incubate sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The bird incubates its eggs by keeping them in suitable conditions.
  2. The eggs incubate the bird until they open.
  3. The bird hatches its nest before laying eggs.
Cevabı göster

The bird incubates its eggs by keeping them in suitable conditions.

and as the river red gum tree blooms,

3:27

ve kızıl okaliptüs ağacı çiçek açarken

her offspring hatch. Kelime

3:31

yavruları yumurtadan çıkar.

Kelime

offspring hatch: yavrular yumurtadan çıkar

Offspring, bir hayvanın yavruları ya da bir kişinin çocukları için kullanılan resmî bir sözcüktür. Tekil ve çoğul biçimi aynıdır. Bu cümlede hatch fiilinin -es almaması, offspring sözcüğünün çoğul olduğunu gösterir. Burada hatch, “yumurtadan çıkmak” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Yumurtaya dayalı doğum biçimini açıkça belirttiği için be born ifadesinden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yılanın yavrularının yumurtadan çıktığını en kesin biçimde anlatır?

  1. The adult snake lays eggs near the nest.
  2. The snake's offspring sleep beside their eggshells.
  3. The snake's offspring hatch from their eggs.
Cevabı göster

The snake's offspring hatch from their eggs.

Like other mammals, Anlatım akışı

3:33

Diğer memeliler gibi,

she feeds them milk,

3:34

onları sütle besler,

but unlike other mammals,

3:36

ancak diğer memelilerin aksine,

she has no nipples.

3:37

meme uçları yoktur.

Anlatım akışı

Like other mammals ... but unlike other mammals: önce benzerlik, sonra fark

Like other mammals önce ortak bir özelliği belirtir: Yavrularını sütle besler. Ardından but unlike other mammals karşıt özelliği belirtir: Meme uçları yoktur. Aynı karşılaştırma grubunun tekrarlanması, önce benzerliği sonra farkı gösteren açık bir yapı oluşturur. Burada like ve unlike, ardından karşılaştırılan grubun geldiği edatlardır. Like “aynı şekilde”, unlike ise “farklı olarak” anlamına gelir. Burada “sevmek” ve “sevmemek” anlamında kullanılmazlar.

Alıştırma

Önce benzerliği, sonra farkı gösteren karşılaştırmayı Like ve unlike ile tamamlayın: ____ most birds, penguins have feathers, but ____ most birds, they cannot fly.

Cevabı göster

Like · unlike

Instead,

3:39

Bunun yerine,

her milk oozes from mammary glands onto her belly, Kelime

3:40

sütü meme bezlerinden göbeğine sızar

Kelime

oozes from mammary glands onto her belly: meme bezlerinden karnının üzerine yavaşça sızmak

Oozes, bir sıvının çoğunlukla az miktarda ve yavaşça dışarı çıkması anlamına gelir. From mammary glands sütün kaynağını, onto her belly ise ulaştığı yüzeyi belirtir. ooze from X onto Y kalıbı açık bir yol gösterir: Önce kaynak, ardından hedef yüzey gelir. Onto önemlidir çünkü sıvının karnın dış yüzeyine ulaştığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle koyu bir sıvının kaynağından bir yüzeye yavaşça hareket etmesini doğal biçimde anlatır?

  1. Thick sap oozed from the cut onto the bark.
  2. Thick sap flew from the cut onto the bark.
  3. Thick sap burst from the cut onto the bark.
Cevabı göster

Thick sap oozed from the cut onto the bark.

where her babies slurp it up. Öbek fiiller

3:44

ve yavruları onu oradan yalayarak içer.

Öbek fiiller

slurp it up: ses çıkararak emip bitirmek

Slurp, duyulur bir emme sesi çıkararak yemek ya da içmek demektir. Bu cümlede it sütü belirtir ve yavrular sütü ses çıkararak içer. Slurp it up ifadesinde up sonuç bildiren bir parçacıktır: yukarı doğru hareketi değil, sütün tamamen tüketildiğini anlatır. it bir zamir olduğu için normalde fiil ile parçacığın arasına gelir: slurp it up denir, slurp up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi slurp ... up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın ve zamiri doğal yerine koyun: The kitten found some broth and ____ in seconds.

Cevabı göster

slurped it up

This pooled milk invites bacteria, Kelime

3:46

Biriken bu süt bakterileri davet eder,

Kelime

pooled milk invites bacteria: “daha olası hâle getirmek” anlamında invite

Pooled milk, bir yerde birikip kalan süt demektir. Buradaki invites sosyal bir daveti anlatmaz. Bu koşulun bakterilerin ortaya çıkmasını veya çoğalmasını daha olası hâle getirdiği anlamına gelir. Invite kelimesinin bu kullanımı, bir eylem veya koşulu istenmeyen bir sonuca fırsat yaratan şey olarak sunar. Artan riski veya elverişli koşulları belirtir; ancak mutlaka doğrudan bir neden ya da kesinleşmiş bir sonuç anlatmaz.

Alıştırma

Invite kelimesini “istenmeyen bir sonucu daha olası hâle getirmek” anlamında kullanan cümle hangisidir?

  1. Sam invited his cousin to the party.
  2. The card invites guests to a reception.
  3. Leaving food uncovered invites insects.
Cevabı göster

Leaving food uncovered invites insects.

but the platypus also produces potent antibacterial proteins, Kelime

3:49

ancak ornitorenk ayrıca güçlü antibakteriyel proteinler üreterek

Kelime

potent antibacterial proteins: bakterilere karşı güçlü etki gösteren proteinler

potent antibacterial proteins ifadesinde potent “güçlü etkisi olan”, antibacterial ise “bakterilere karşı etkili olan” anlamına gelir. Bu ifade bütünüyle, bakterilerin büyümesini güçlü biçimde durdurabilen veya sınırlayabilen proteinleri anlatır. anti- ön eki “karşı” anlamına gelir. Burada bacterial sözcüğüne bağlanır; dolayısıyla hedef virüsler değil, bakterilerdir.

Alıştırma

Cümlede potent antibacterial proteins ne anlama geliyor?

  1. bakterilere karşı güçlü etkisi olan proteinler
  2. tüm bakteriler tarafından üretilen proteinler
  3. virüslere karşı güçlü etkisi olan proteinler
Cevabı göster

bakterilere karşı güçlü etkisi olan proteinler

ensuring her newborns are safe. Dilbilgisi

3:54

yeni doğan yavrularının güvende olmasını sağlar.

Dilbilgisi

ensuring her newborns are safe: sonucu gösteren bir -ing öbeği

Ensuring her newborns are safe, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu veren -ing'li bir ortaç öbeğidir. Yaklaşık olarak and this ensures that her newborns are safe anlamına gelir; bağımsız bir emir değildir. Ensure fiilinden sonra doğrudan bir yan cümle gelebilir: ensure (that) her newborns are safe. Burada that isteğe bağlıdır; bu nedenle ensuring her newborns are safe sonucu anlatan eksiksiz bir öbek olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Sonucu bildiren cümleyi ensure fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The lid seals tightly, ____ the food stays fresh.

Cevabı göster

ensuring

She continues nursing them for 4 months, Kalıp ifadeler

3:57

Onları 4 ay boyunca emzirmeye devam eder,

hunting,

4:00

bu esnada avlanır,

evading the fox,

4:01

tilkiden kaçar,

and repairing her burrow all the while. Kalıp ifadeler

4:02

ve sürekli yuvasını onarır.

Kalıp ifadeler

continues nursing them for 4 months: süren bir eylem ve süresi

Continues nursing them, daha önce başlamış bir eylemin sürdüğünü gösterir: anne hayvan yavrularını sütüyle beslemeye ve onlarla ilgilenmeye devam eder. Burada nurse, bir bebeği veya yavru hayvanı sütle beslemek anlamındaki fiildir; sağlık alanında hemşire olarak çalışmak anlamına gelmez. continue + -ing yapısı eylemi devam eden bir süreç olarak sunar; for 4 months ise süresini belirtir.

Alıştırma

The mother fox continued nursing her pups for six weeks cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yavrularını altı hafta boyunca sütüyle beslemeye devam etti.
  2. Altı hafta sonra hastanede hemşire olarak çalışmaya başladı.
  3. Yavrularıyla ilgilenmeyi hemen bıraktı.
Cevabı göster

Yavrularını altı hafta boyunca sütüyle beslemeye devam etti.

Kalıp ifadeler

all the while: aynı dönem boyunca

All the while, aynı dönemin tamamı boyunca veya aynı anda hiç durmadan anlamına gelir. Bu cümlede avlanma, tilkiden kaçma ve yuvayı onarma eylemlerini dört aylık emzirme döneminin içine yerleştirir. Daha önce belirtilmiş bir zaman aralığına gönderme yapan kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Sözcüğü sözcüğüne bütün zaman anlamına gelmez; başka bir eylemin veya durumun o dönem boyunca sürdüğünü vurgular.

Alıştırma

Kai kept smiling, all the while feeling worried cümlesinde all the while neyi gösterir?

  1. Gülümsediği sürenin tamamında endişesi de devam etti.
  2. Ancak gülümsemeyi bıraktıktan sonra endişelenmeye başladı.
  3. Gülümsedi ve hiç endişe duymadı.
Cevabı göster

Gülümsediği sürenin tamamında endişesi de devam etti.

By the time her young are ready to make their debut, Notlar

4:05

Yavruları ilk defa dışarı çıkmaya hazır olduğunda,

Deyimler

ready to make their debut: ilk kez kamu önüne çıkmaya hazırlanmak

ready to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Make one's debut, ilk kez kamu önüne çıkmak anlamındaki kalıplaşmış bir ifadedir; their, çoğul isim olarak kullanılan young ile uyumludur. Cümlede, gösteri dünyasına ait bir sözcük ilk kez ortaya çıkan yavru hayvanlar için kullanılır. Bu hafif kişileştirme, onların ilk görünüşünü önemli bir sahneye çıkış gibi gösterir; gerçek bir sahne gösterisi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make + iyelik sözcüğü + debut yapısıyla tamamlayın. Özne genç bir kadın şarkıcıdır: The young singer is ready to ____ at tonight's concert.

Cevabı göster

make her debut

the summer is waning. Kelime

4:08

yaz mevsimi sona ermektedir.

Dilbilgisi

By the time ...: ilerideki bir zaman sınırına ulaşmak

By the time + yan cümle, bir olayı ileride ulaşılan zaman sınırı olarak belirler. Ana cümle, bu sınıra gelindiğinde neyin zaten geçerli, tamamlanmış ya da sürmekte olduğunu anlatır. Burada yavruların hazır hâle gelmesi zaman sınırıdır; o noktada yaz zaten sona ermektedir. Bu yüzden ifade, anlatıyı yeni bir aşamaya ilerleyiş olarak düzenler; yalnızca iki olayın aynı anda olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, Maya geldiğinde raporun çoktan tamamlanmış olacağını anlatır?

  1. At the time, Maya will be working on the report.
  2. By the time Maya arrives, we will have finished the report.
  3. When Maya arrives, we will begin the report.
Cevabı göster

By the time Maya arrives, we will have finished the report.

Kelime

the summer is waning: yavaş yavaş sona erme

Bu cümlede the summer is waning, yazın gücünün yavaş yavaş azaldığı ve sonuna yaklaştığı anlamına gelir. Ani bir bitişi değil, yavaş bir değişimi anlatır. is waning biçimi, sürecin hâlâ devam ettiğini gösterir: yaz henüz bitmemiştir, ancak sona erdiğini gösteren işaretler ortaya çıkmaktadır. Wane ayrıca ışığın, enerjinin, ilginin veya etkinin giderek azalmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümlede 'the summer is waning' ne anlama geliyor?

  1. Yaz bir anda sona erdi.
  2. Yaz insanlara bir uyarı gönderiyor.
  3. Yaz yavaş yavaş sona yaklaşıyor.
Cevabı göster

Yaz yavaş yavaş sona yaklaşıyor.

One evening,

4:10

Bir akşam,

after the female platypus returns from hunting,

4:11

dişi ornitorenk avdan döndükten sonra,

she finds that one nestling has already struck off on its own. Notlar

4:14

yavrularından birinin kendi başına çoktan yuvadan ayrıldığını fark eder.

Kelime

one nestling: hâlâ yuvaya bağımlı genç bir kuş

Nestling, hâlâ yuvada bulunan ve bakım ya da yiyecek için ebeveynine bağımlı olan çok genç bir kuşu anlatan sayılabilir bir isimdir. One nestling, bu gelişim aşamasındaki bir genç kuş demektir. Bu cümlede genç kuş, geride bırakmakta olduğu aşamayla tanımlanır: artık kendi başına yola çıkmıştır. Nestling canlıyı adlandırırken nesting yuva yapma veya kullanma etkinliğini adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümlede nestling, hâlâ yuvaya bağımlı genç bir kuş anlamında kullanılmıştır?

  1. The adult eagle returned to build a larger nest.
  2. The hatchling turtle crawled toward the sea.
  3. The nestling opened its beak while its parent brought food.
Cevabı göster

The nestling opened its beak while its parent brought food.

Deyimler

struck off on its own: kendi başına yola çıkmak

Bu cümlede has already struck off, “çoktan ayrılıp kendi yoluna gitmiş” anlamına gelir. Struck, strike fiilinin past participle biçimidir; has struck ise present perfect yapısındadır. Bu nedenle ayrılma eylemi bu noktaya kadar gerçekleşmiştir. On its own, annesi ya da başkaları eşlik veya yardım etmeden demektir. Struck off on its own bir bütün olarak yavrunun ayrılıp bağımsız hareket etmeye başlamasını anlatır; burada strike “vurmak” ya da “protesto için işi bırakmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Bu İngilizce cümle ne anlama gelir? “The young wolf struck off on its own before dawn.”

  1. Gruptan ayrılıp tek başına uzaklaştı.
  2. Bir protesto kapsamında çalışmayı bıraktı.
  3. Bir şeye vurup onu yerinden düşürdü.
Cevabı göster

Gruptan ayrılıp tek başına uzaklaştı.

A few days later,

4:19

Birkaç gün sonra,

the other also leaves the burrow.

4:21

diğeri de yuvayı terk eder.

Soon,

4:24

Kısa süre sonra,

her young are living completely independently Kalıp ifadeler

4:25

yavruları tamamen bağımsız yaşamaya başlar

Kalıp ifadeler

her young are living completely independently: yavruları tamamen bağımsız yaşıyor

Her young, “onun yavruları” veya “genç hayvanları” anlamına gelir. Burada young çoğul isim olarak kullanıldığı için fiil are olur. Are living completely independently, artık düzenli bakım veya destek için annelerine bağlı olmadan yaşamlarını sürdürebildikleri anlamına gelir. Completely, independently sözcüğünün derecesini güçlendirir. İfade yalnızca farklı bir yerde yaşamayı değil, bağımlılık ilişkisindeki değişimi anlatır.

Alıştırma

Hangi durum Lina'nın tamamen bağımsız yaşadığını en iyi gösterir?

  1. Yalnız yaşar ama tüm masraflarını ailesi öder ve her şeyi onlar düzenler.
  2. Kendi faturalarını öder, evini yönetir ve kendi kararlarını verir.
  3. Bir arkadaşıyla yaşar ve her günlük iş için arkadaşına bağımlıdır.
Cevabı göster

Kendi faturalarını öder, evini yönetir ve kendi kararlarını verir.

and eventually,

4:28

ve sonunda,

they'll leave this part of the river

4:29

kendi yuvalarını kurmak için

to make homes of their own. Kalıp ifadeler

4:31

nehrin bu bölümünden ayrılacaklardır.

Kalıp ifadeler

make homes of their own: bağımsız yuvalar kurmak

Bu cümlede make homes, “yerleşip yaşayacak yerler edinmek” anlamına gelir; “ev üretmek” anlamına gelmez. Hayvanlar ayrı ayrı yuvalar edineceği için homes çoğuldur. Of their own, “kendilerine ait” demektir. Şu anki yaşam alanlarını paylaşmaktan bağımsız yaşamaya geçişi vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen a noun of one's own kalıbı, bir kişinin veya hayvanın bağımsız olarak sahip olduğu bir şeyi anlatır; a room of my own buna örnektir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: When the young foxes are ready, they will leave their parents to ____.

Cevabı göster

make homes of their own

As strange as platypuses may be, Dilbilgisi

4:35

Ornitorenkler ne kadar tuhaf olurlarsa olsunlar,

at least we know where they come from. Ton ve niyet

4:37

en azından nereden geldiklerini biliyoruz.

Dilbilgisi

As strange as ... may be: ödünleme kalıbı

Cümlenin başındaki As strange as platypuses may be, “ornitorenkler çok tuhaf olsa da” anlamına gelir. Buradaki ilk as bir ödünleme anlamı getirir; “-dığı zaman” demek değildir. As + adjective + as + subject + may be kalıbı önce bir özelliği kabul eder, ardından ana cümle bu özelliğe rağmen geçerli kalan bir noktayı belirtir. Sıfatın başa alınması ve may be kullanımı, kalıba daha resmî ve retorik bir hava verir.

Alıştırma

Ödünleme kalıbı As + adjective + as + subject + may be içinde difficult kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the route may be, we can still reach the cabin before dark.

Cevabı göster

As difficult as

Ton ve niyet

at least we know where they come: kesin olan bir noktaya geçiş

Burada at least, “pek çok şey tuhaf ya da belirsiz olsa bile bu tek gerçek biliniyor” anlamına gelir. Dikkati ornitorenklerin tuhaflığından, konuşanın güvenle söyleyebileceği bir noktaya kaydırır: onların kökenini biliyoruz. Bu, en düşük miktarı belirten bir kullanım değil, söylemi düzenleyen bir kullanımdır. Bir sorun ya da belirsizlik kabul edildikten sonra at least; sınırlı bir kesinlik, bir yarar veya biraz rahatlatan bir neden sunabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede at least, bir zorluktan kesin ve rahatlatıcı bir gerçeğe geçmek için kullanılmıştır?

  1. The hike was tiring, so we reached the cabin before dark.
  2. The hike was tiring, but at least we reached the cabin before dark.
  3. The hike took at least four hours.
Cevabı göster

The hike was tiring, but at least we reached the cabin before dark.

Watch this video to learn about one of the great mysteries of the natural world, Kalıp ifadeler

4:41

Doğal dünyanın en büyük gizemlerinden birini öğrenmek için bu videoyu izleyin,

eel sex.

4:45

yılan balığı cinselliği.

Kalıp ifadeler

one of the great mysteries: daha büyük bir grubun bir üyesi

One of the great mysteries of the natural world, “doğadaki birkaç büyük gizemden biri” anlamına gelir. One tek bir üyeyi gösterir; ancak of sonrasında birden fazla üyeden oluşan grup gelir. Bu yüzden sayılabilen isim mystery değil, çoğul mysteries olmalıdır. one of the + sıfat + çoğul isim kalıbı, bir konuyu daha büyük bir grubun dikkat çekici üyelerinden biri olarak tanıtmak için kullanışlıdır. Buradaki great, “keyifli” ya da “mükemmel” değil, “önemli” veya “büyük” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi mystery sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: This question remains one of the great ____ of modern science.

Cevabı göster

mysteries

Is it happening?

4:47

Gerçekten oluyor mu?

If so, Dilbilgisi

4:48

Eğer öyleyse,

when?

4:48

ne zaman?

Where?

4:49

Nerede?

And how?

4:50

Ve nasıl?

Dilbilgisi

If so: önceki bir durumun yerine so kullanmak

If so, “eğer bu doğruysa” veya “eğer durum buysa” anlamına gelen kısaltılmış bir koşul ifadesidir. Burada so, “it is happening” düşüncesinin tamamının, yani Is it happening? sorusuna verilebilecek olumlu yanıtın yerini tutar. so loud gibi bir ifadede derece bildiren so değildir. Bu kullanım, konuşanın If it is happening ifadesini tekrarlamadan ne zaman, nerede ve nasıl gibi ayrıntı sorularına doğrudan geçmesini sağlar. Genel olarak if so, daha önce belirtilen bir durumun doğru olduğu varsayımıyla konuşmayı sürdürmek için kullanılır.

Alıştırma

Tekrarı önlemek için cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The package may arrive today. ____, please text me.

Cevabı göster

If so