Kalabalıkta yalnız mı hissediyorsun? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
881 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, kalabalıkların neden heyecan, rahatsızlık veya tehlike hissi uyandırabildiğini inceliyor. Araştırmalar, kalabalıkların doğal olarak akıl dışı şiddet doğurduğu klişesine karşı çıkıyor ve paylaşılan grup kimliğini daha fazla keyif ve güven duygusuyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have a darker side — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu mecazın bir olayın veya toplumsal olgunun olumlu yüzünden zararlı, riskli ya da tatsız yönüne geçiş yaptığını anlayın. Konunun tamamını olumsuz ilan etmeden dengeli bir karşıtlık sunmak için bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 2. it's not mob mentality and violence, but rather — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Önce yaygın bir açıklamayı reddedip ardından dikkati daha doğru bir açıklamaya yönelten düzeltme yapısını tanıyın. Tartışma, rapor veya sunumlarda desteksiz bir varsayımı güvenlik ve birliktelik hakkındaki kanıtlarla karşılaştırmak için kullanın. 3. The more people feel like they are a part of a group with others in the crowd, the more enjoyable experience they have. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. The more..., the more... yapısının birlikte değişen iki dereceyi nasıl anlattığını görün. Bu kalıbı psikoloji, öğrenim veya iş alanında olumlu korelasyonları, örneğin aidiyet güçlendikçe deneyimin daha keyifli olmasını açıklamak için uygulayın.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com

0:01

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce

Hello,

0:08

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten 6 Dakikalık İngilizce programındasınız.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:11

Ve ben Neil.

There was a huge crowd of people waiting at the train station this morning, Neil. Kalıp ifadeler

0:13

Bu sabah tren istasyonunda bekleyen devasa bir kalabalık vardı, Neil.

Kalıp ifadeler

huge crowd of people: bir araya gelmiş çok büyük bir kalabalık

Bu cümlede a huge crowd of people, bir araya gelmiş çok fazla insan anlamına gelir. Temel isim crowd sözcüğüdür; huge ise kalabalığın büyüklüğünü belirtir. Of people, kalabalığı kimlerin oluşturduğunu açıklar. Crowd tek başına da insan topluluğu anlamına gelebilir, ancak a crowd of people kalıbı yaygındır ve insanları bir araya gelmiş tek bir kalabalık olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir araya gelmiş birçok kişiyi çok büyük ve tek bir kalabalık olarak en açık şekilde anlatır?

  1. A small group of people met in the library.
  2. Many people worked from home that day.
  3. A huge crowd of people waited outside the theater.
Cevabı göster

A huge crowd of people waited outside the theater.

When the train finally arrived,

0:17

Tren nihayet geldiğinde,

everyone rushed in and I couldn't find a seat. Öbek fiiller

0:19

herkes içeri hücum etti ve kendime bir koltuk bulamadım.

Öbek fiiller

rushed in: dışarıdan içeriye hızla hareket etmek

Rushed in, dışarıdan içeriye doğru hızlı ve aceleci bir şekilde hareket etmek anlamına gelir. Rushed hız ve aciliyet duygusunu taşırken in hareketin yönünün içeri olduğunu belirtir. Durumdan açıkça anlaşılıyorsa hedef söylenmeyebilir. Burada trenin gelmesi, herkesin trenin içine girdiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Çocuklar bir sınıfın dışında bekliyor. Kapı açılıyor. Hangi cümle onların hızlıca içeri girdiğini söyler?

  1. The children rushed out.
  2. The children rushed in.
  3. The children hurried around outside.
Cevabı göster

The children rushed in.

I hate crowds.

0:22

Kalabalıklardan nefret ederim.

But you love going to the football match on Saturday.

0:23

Ama Cumartesi günleri futbol maçına gitmeye bayılıyorsun.

Ah, well, that's different.

0:27

Ah, şey, o farklı.

More like a big group of friends. Ton ve niyet

0:29

Daha çok büyük bir arkadaş grubu gibi.

Ton ve niyet

More like ...: bir tanımı daha doğru biçimde düzeltmek

More like ... daha önce yapılan bir tanımı düzeltir veya daha kesin hâle getirir. “Bunu daha doğru tanımlamanın yolu ... demektir” anlamına gelir; miktarın daha fazla olduğunu veya bir şeyi daha çok sevmeyi anlatmaz. Konuşmada dinleyenler önceki tanımı zaten bildiği için düzeltilen kısım tekrar söylenmeyebilir. Burada More like a big group of friends, rahatsız edici bir kalabalık düşüncesini daha samimi bir tanımla değiştirir.

Alıştırma

“Daha doğru tanımlamak gerekirse” anlamındaki konuşma diline özgü düzeltme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: It wasn't a formal interview—____ a friendly chat.

Cevabı göster

more like

Well, whether it's sporting events, train stations, Dilbilgisi

0:31

Şey, spor etkinlikleri, tren istasyonları,

or political protests, crowds,

0:34

ya da siyasi protestolar olsun, kalabalıklar,

that's large groups of people who gather together for a shared activity, Kalıp ifadeler

0:36

yani ortak bir etkinlik için bir araya gelen büyük insan grupları,

Kalıp ifadeler

a shared activity: insanların birlikte yaptığı bir etkinlik

a shared activity ifadesinde shared, birkaç kişinin aynı etkinliğe katılması veya aynı amaç etrafında birleşmesi anlamına gelir. Birinin etkinliği başka insanlara göndermesi veya yayımlaması anlamına gelmez. Burada for a shared activity, insanların neden bir araya geldiğini açıklar: ortak noktaları bu etkinliktir. Bu ifade bir sınıfın, takımın, mahallenin veya topluluğun üyelerini birbirine bağlayan şeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Birkaç kişinin birlikte katıldığı bir etkinliği en iyi hangi ifade anlatır?

  1. an activity posted online
  2. an individual activity
  3. a shared activity
Cevabı göster

a shared activity

are a feature of life.

0:41

hayatın bir özelliğidir.

Dilbilgisi

whether it's A, B, or C: listelenen her durumu kapsamak

Cümle başındaki whether it's A, B, or C kalıbı “bu durumlardan hangisi olursa olsun” anlamına gelir. Alternatifleri tanıtır ve ana ifadenin hepsi için geçerli olduğunu gösterir; evet ya da hayır cevabı bekleyen bir soru değildir. Buradaki üç isim öbeği, kalabalıkların görüldüğü farklı ortamları adlandırır. Ana fikir listenin tamamında geçerliliğini korur. Bu kalıp, birkaç örneği tek bir sonuç altında düzenlemenizi sağlar.

Alıştırma

“Hangisi olursa olsun” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ a minor delay, a major problem, or a false alarm, report it immediately.

Cevabı göster

Whether it's

For some, crowds create feelings of excitement and a sense of community. Anlatım akışı

0:43

Bazıları için kalabalıklar heyecan hissi ve topluluk duygusu yaratır.

Well, for others, they feel uncomfortable, confusing, or even dangerous.

0:48

Diğerleri içinse rahatsız edici, kafa karıştırıcı, hatta tehlikeli hissettirir.

Anlatım akışı

For some ... for others ...: farklı tepkileri karşılaştırma

For some ... for others ... şeklindeki ikili yapı, insanları farklı tepki veya görüşlerine göre gruplandırır. Some ve others, some people ve other people yerine kullanılır; kesin sayılar belirtmez ve mutlaka herkesi kapsamaz. Tekrarlanan for ifadeleri, aynı konu etrafında bir karşıtlık düzenler. Burada bir grup kalabalıklara olumlu, başka bir grup ise olumsuz tepki verir. Bu yapıyı kullanarak her gruba ad vermeden farklı tepkileri açıkça sunabilirsiniz.

Alıştırma

Hedef karşıtlık yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: For ____, city life is exciting; for ____, it is exhausting.

Cevabı göster

some · others

So, why is that?

0:53

Peki, bu neden böyle?

In this program, we'll be discussing the role of crowds in modern life,

0:54

Bu programda, kalabalıkların modern yaşamdaki rolünü tartışacak,

asking why they evoke different reactions in people. Kalıp ifadeler

0:58

insanlarda neden farklı tepkiler uyandırdıklarını soracağız.

Kalıp ifadeler

evoke different reactions: farklı tepkiler uyandırmak

Bu cümlede evoke different reactions, “insanlarda farklı duygusal veya zihinsel tepkiler oluşturmak” anlamına gelir. They öznesi, söz konusu edilen kalabalıkları anlatır: aynı tür kalabalık, farklı insanları farklı biçimlerde etkileyebilir. Evoke; bir duygu, anı, görüntü, düşünce veya tepkinin zihinde uyandırılmasını anlatır. evoke + response + in someone kalıbında response oluşan etkidir, someone ise bu etkiyi yaşayan kişidir.

Alıştırma

“Farklı tepkiler uyandırmak” anlamındaki hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The same speech can ____ in different listeners.

Cevabı göster

evoke different reactions

And as usual, we'll be learning some new vocabulary as well.

1:02

Ve her zamanki gibi bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Neil.

1:05

Ama önce sana bir sorum var, Neil.

The biggest crowd in history happened in 2019,

1:08

Tarihteki en büyük kalabalık 2019 yılında,

when over 200 million people gathered in the northern Indian city of Allahabad. Kültür

1:12

200 milyondan fazla insanın kuzey Hindistan şehri Allahabad'da toplanmasıyla oluştu.

Kültür

the northern Indian city of Allahabad: bir şehrin yerini ve adını belirtmek

Bu ifade önce şehrin yerini belirtir, ardından adını verir. Northern Indian, “Kuzey Hindistan'da bulunan” demektir; dolayısıyla Indian burada “Hindistan'a ait” anlamındadır, “Amerika Yerlilerine ait” anlamında değildir. City of Allahabad, “Allahabad adlı şehir” demektir. Bu yer ve ad kalıbı, pek tanınmayan bir yeri tanıtırken haberlerde ve belgesellerde yaygın olarak kullanılır: the southern Italian city of Naples. Allahabad, bu cümlenin tarihî bağlamında kullanılan addır; şehrin günümüzdeki resmî adı Prayagraj'dır.

Alıştırma

Bu cümlede “the northern Indian city of Allahabad” ne anlama gelir?

  1. ABD'nin kuzey Indiana bölgesinde bulunan Allahabad adlı bir şehir
  2. Kuzey Hindistan'da bulunan Allahabad adlı bir şehir
  3. Yalnızca Kuzey Hindistanlıların yaşadığı bir şehir
Cevabı göster

Kuzey Hindistan'da bulunan Allahabad adlı bir şehir

But what did so many people come together for? Öbek fiiller

1:18

Peki bu kadar çok insan ne için bir araya geldi?

Öbek fiiller

come together: bir grup olarak bir araya gelmek

Bu soruda come together, bir yerde toplanmak veya bir grup oluşturmak anlamına gelir. Buradaki vurgu, yalnızca come fiilinin bildirdiği hareket üzerinde değil, çoğu zaman ortak bir etkinlik ya da amaç için birçok insanın tek bir grup hâline gelmesi üzerindedir. Sondaki for, amaç soran What ... for? yapısına aittir. Come together ifadesinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi come together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the storm, the whole town ____ to rebuild the school.

Cevabı göster

came together

Was it A, a cricket match,

1:21

Acaba A, bir kriket maçı mı,

B, a religious festival,

1:24

B, dini bir festival mi,

or C, an election?

1:25

yoksa C, bir seçim miydi?

Well, I know Indians love cricket,

1:27

Şey, Hintlilerin kriketi sevdiğini biliyorum,

but I doubt 200 million people would fit into a stadium, Dilbilgisi

1:29

ama 200 milyon insanın bir stadyuma sığacağından şüpheliyim,

so I'll guess it's C, an election.

1:34

bu yüzden C, bir seçim diye tahmin edeceğim.

Dilbilgisi

I doubt ... would fit into ...: varsayımsal bir kapasiteyi değerlendirmek

I doubt + yan cümle yapısında konuşan kişi, yan cümlenin doğru olmadığına inanma eğilimindedir. Burada would, 200 milyon insanın tek bir stadyuma sığmasını değerlendirilmesi gereken varsayımsal bir olasılık olarak sunar. Böylece bu şüphe, kriket cevabını elemek için bir gerekçe olur. Özne insanlar veya nesneler olduğunda fit into a place, o yerin içine sığabilmek anlamına gelir. Burada konu kapasitedir; kıyafetin bedene uygun olması değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin küçük bir odanın 500 konuğun tamamını muhtemelen alamayacağını düşündüğünü doğal biçimde ifade eder?

  1. I doubt all 500 guests would fit into this small room.
  2. I doubt all 500 guests wouldn't fit into this small room.
  3. I doubt to fit all 500 guests into this small room.
Cevabı göster

I doubt all 500 guests would fit into this small room.

Okay, Neil.

1:36

Tamam, Neil.

We'll find out the answer later in the program. Öbek fiiller

1:37

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bir bilgiyi öğrenmek

Bu cümlede find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Cevap daha sonra açıklanacak, böylece insanlar o zaman öğrenecekler. Find out bir öbek fiildir. Nesnesi genellikle find out the answer, find out the truth veya find out what happened örneklerindeki gibi bir bilgidir. Fiziksel bir nesnenin yerini bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bilgiyi öğrenmek anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The box is still closed, so we'll ____ what is inside after dinner.

Cevabı göster

find out

People gathering for a cricket match or a music concert are usually happy events.

1:40

Bir kriket maçı veya müzik konseri için toplanan insanlar genellikle mutlu etkinliklerdir.

But crowds can have a darker side as well. Deyimler

1:45

Ancak kalabalıkların daha karanlık bir tarafı da olabilir.

Deyimler

have a darker side: gizli ve rahatsız edici bir yön

Have a darker side bir mecazdır. Burada kalabalıkların tehlike, saldırgan davranış veya başka rahatsız edici sorunlar da içerebileceğini anlatır; darker bir rengi tanımlamaz. Bu ifade genellikle olumlu bir görüşten sonra gelir ve gizli veya daha az hoş bir yönü göstermek için anlatımın yönünü değiştirir: Bir şey iyi görünebilir, ancak have a darker side da olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle şöhretin yalnızca sıradan bir dezavantaj değil, gizli ve rahatsız edici yönleri de olabileceği konusunda en iyi uyarıyı yapar?

  1. Fame can look exciting, but it can also have a downside.
  2. The sky can get darker before a storm.
  3. Fame can look exciting, but it can also have a darker side.
Cevabı göster

Fame can look exciting, but it can also have a darker side.

They can become out of control and sometimes even violent. Kalıp ifadeler

1:48

Kontrolden çıkabilir ve bazen hatta şiddet içerebilirler.

Kalıp ifadeler

out of control: kontrolden çıkmış

Out of control, artık yönetilemeyen veya denetlenemeyen bir şeyi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede become out of control, bir kalabalığın yönetilebilir durumdan tehlikeli olabilecek bir duruma geçmesini anlatır. Kalıp be/get/become + out of control şeklindedir. Etkili denetim kaybedildiğinde insanlar, duygular, araçlar, yangınlar, maliyetler veya durumlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “artık yönetilemeyen” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The argument became so heated that it got ____.

Cevabı göster

out of control

Here's psychologist Professor John Drury

1:53

İşte psikolog Profesör John Drury,

discussing this idea with Anand Jagatia,

1:55

bu fikri Anand Jagatia ile tartışıyor,

presenter of the BBC World Service program appropriately named CrowdScience. Anlatım akışı

1:58

uygun bir şekilde CrowdScience (Kalabalık Bilimi) adlı BBC Dünya Servisi programının sunucusu.

Anlatım akışı

appropriately named CrowdScience: konuya uygun bir ad

Appropriately named CrowdScience, programın adının hem içeriğine hem de kalabalıklarla ilgili mevcut tartışmaya uyduğuna dair konuşmacının yorumunu ekler. Burada appropriately, “uygun biçimde” anlamına gelir; “resmî onayla” anlamına gelmez. İfade, program sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir yapıdır: the BBC World Service program (which is) appropriately named CrowdScience. program sözcüğünden sonra gelerek hem adı belirtir hem de adın ne kadar uygun olduğunu değerlendirir.

Alıştırma

“The weather app is appropriately named Clear Skies,” cümlesinde appropriately named ne anlama gelir?

  1. Clear Skies adı bir makam tarafından onaylanmıştır.
  2. Clear Skies adı uygulamaya uygundur.
  3. Uygulamaya uygun bir zamanda adı verilmiştir.
Cevabı göster

Clear Skies adı uygulamaya uygundur.

When people get together in a crowd,

2:04

İnsanlar bir kalabalıkta bir araya geldiklerinde,

they regress psychologically.

2:06

psikolojik olarak gerilerler (regress).

Their thinking is more primitive.

2:08

Düşünceleri daha ilkel hale gelir.

They become more gullible.

2:10

Daha saf ve kandırılabilir (gullible) olurlar.

And that's also associated with a supposed tendency towards violence as well. Kalıp ifadeler

2:11

Ve bu aynı zamanda sözde bir şiddet eğilimiyle de ilişkilendirilir.

Kalıp ifadeler

associated with a supposed tendency towards violence: var olduğu öne sürülen bir şiddet eğilimiyle ilişkili

Be associated with, “... ile bağlantılı veya ilişkili olmak” anlamına gelir. Bir ilişkiyi anlatır; bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz. A tendency towards + isim, davranışın gelişebileceği yönü belirtir; burada bu yön şiddettir. Tendency sözcüğünden önceki supposed, “var olduğu ileri sürülen veya düşünülen, fakat doğrulanmamış” demektir. Konuşmacı böylece fikri aktarırken ona belli bir mesafe koyar. İfade bütünüyle bir gerçeği ilan etmek yerine öne sürülen bir bağlantıyı temkinli biçimde aktarır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeye en uygun yorum hangisidir?

  1. Her durumda şiddet içeren davranışa neden olduğu kanıtlanmıştır.
  2. Şiddet içeren davranışta doğrulanmış bir azalmayı anlatır.
  3. Var olduğu iddia edilen bir şiddet eğilimiyle bağlantılıdır, ancak ne bu eğilim ne de nedensel bir bağ doğrulanmıştır.
Cevabı göster

Var olduğu iddia edilen bir şiddet eğilimiyle bağlantılıdır, ancak ne bu eğilim ne de nedensel bir bağ doğrulanmıştır.

But according to John,

2:17

Ancak John'a göre,

the idea of mob mentality

2:19

sürü psikolojisi (mob mentality) fikri,

that people in crowds are irrational and prone to destructive behavior Kalıp ifadeler

2:21

yani kalabalıktaki insanların irrasyonel olduğu ve yıkıcı davranışlara eğilimli olduğu düşüncesi

Kalıp ifadeler

prone to destructive behavior: yıkıcı davranışlara eğilimli

Prone to destructive behavior, genel bir zayıflık veya eğilim nedeniyle yıkıcı davranış gösterme olasılığının özellikle yüksek olması demektir. Prone to çoğunlukla bir riske ya da istenmeyen sonuca işaret eder; sonucun kesin olduğunu göstermez. Be prone to yapısındaki to bir edattır. Ardından prone to errors örneğindeki gibi bir isim veya prone to making mistakes örneğindeki gibi -ing biçimi gelir; fiilin yalın hâli gelmez.

Alıştırma

“Bir sorun yaşama olasılığı özellikle yüksek” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Older devices are ____ overheating.

Cevabı göster

prone to

just isn't backed up by research. Öbek fiiller

2:24

araştırmalarla desteklenmiyor.

Öbek fiiller

isn't backed up by research: araştırmalarla desteklenmemek

Be backed up by research, araştırma kanıtlarının bir iddiayı veya fikri desteklediği anlamına gelir. Olumsuz biçimi isn't backed up by research ise iddianın araştırma desteğinden yoksun olduğunu belirtir. Edilgen yapı, desteği kimin sağladığına değil, kanıtların iddiayı destekleyip desteklemediğine odaklanır. Buradaki back up, “kanıtla desteklemek” demektir; “geriye gitmek” veya “bilgisayarda yedek kopya oluşturmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be backed up by ifadesinin kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: The claim sounds convincing, but it ____ reliable research.

Cevabı göster

isn't backed up by

One view is that when people get together in a crowd, Anlatım akışı

2:27

Bir görüşe göre insanlar kalabalıkta bir araya geldiklerinde,

they become irrational.

2:31

irrasyonel olurlar.

Anlatım akışı

One view is that ...: bir görüşü sunmak

One view is that ..., ardından gelen that yan cümlesini bir tartışmadaki olası görüşlerden biri olarak sunar. Fikri, kabul edilmiş bir gerçek veya konuşanın kendi inancı gibi göstermeden aktarır. one sözcüğü, ardından başka görüşlerin, kanıtların veya itirazların gelebileceğini belirtir. Bu nedenle yapı; raporlarda, denemelerde ve tartışmalarda karşıt görüşleri düzenlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle öneriyi, konuşanın kendi görüşü olarak tanımlamadan, birkaç olası görüşten biri şeklinde sunar?

  1. The evidence shows that large cities should limit car traffic.
  2. In my view, large cities should limit car traffic.
  3. One view is that large cities should limit car traffic.
Cevabı göster

One view is that large cities should limit car traffic.

Psychologically speaking,

2:33

Psikolojik olarak konuşursak,

they regress. Kelime

2:34

gerilerler (regress).

They return to a less advanced more primitive way of behaving.

2:35

Daha az gelişmiş, daha ilkel bir davranış biçimine dönerler.

Kelime

regress: daha az gelişmiş bir duruma dönmek

Bu cümlede regress, davranışın veya yeteneğin daha önceki ve daha az gelişmiş bir düzeye dönmesi anlamına gelir. Sonraki cümle sonucu açıklar: insanlar daha ilkel biçimde davranır. Burada geçişsiz bir fiildir: they regress. Bir yere geri gitmeyi değil, durumdaki geriye doğru değişimi anlatır; yönü progress sözcüğünün tersidir.

Alıştırma

Hangi cümlede regress, bir becerinin daha az gelişmiş bir düzeye dönmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. After months without practice, her reading skills began to regress.
  2. She regressed the difficult book before dinner.
  3. After school, her reading skills regressed to the library.
Cevabı göster

After months without practice, her reading skills began to regress.

They may also become more gullible, Kelime

2:40

Ayrıca daha saf (gullible) hale gelebilirler,

an adjective meaning easily tricked

2:43

bu kolayca kandırılan anlamına gelen bir sıfattır,

or willing to believe everything someone says.

2:45

veya birinin söylediği her şeye inanmaya istekli olmak.

Kelime

gullible: çok kolay inandığı için kolayca kandırılan

Bu cümlede gullible, insanların söylediklerine çok çabuk inandığı için kolayca kandırılan bir kişiyi anlatır. Become more gullible ifadesindeki more, bu eğilimin arttığını gösterir. Bu sıfat genellikle olumsuz bir değerlendirme taşır: kişinin yeterince dikkatli veya eleştirel olmadığını düşündürür. Yalnızca nazik ya da güvenmeye istekli olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kişi her sahte ödül mesajına inanıyor ve para göndermeye devam ediyor. Hangi sıfat en uygundur?

  1. experienced
  2. gullible
  3. trusting
Cevabı göster

gullible

Connected to this is the phrase mob mentality, Kelime

2:48

Bununla bağlantılı olan sürü psikolojisi (mob mentality) ifadesidir,

the tendency of people in a group

2:51

bir gruptaki insanların

to behave in the same way as others in the group,

2:53

gruptaki diğer kişilerle aynı şekilde davranma eğilimi,

rather than as individuals.

2:57

bireyler olarak değil.

Kelime

mob mentality: grup etkisine yönelik olumsuz bir bakış

Mob mentality, bir gruptaki insanların bağımsız karar vermek yerine grubun davranışını taklit edebileceği düşüncesidir. Bu cümlede belirli bir kalabalığı değil, grup üyelerine atfedilen bir eğilimi adlandırır. Mob sözcüğü ifadeye olumsuz bir ton katar; çoğu zaman körü körüne, dürtüsel, düzensiz veya saldırgan toplu davranışı çağrıştırır. Bu terim davranışla ilgili bir iddia veya yorum ifade eder; her kalabalığın mantıksız ya da şiddet yanlısı hâle geldiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümledeki mob mentality ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Büyük bir kalabalığın gerçekleştirdiği her türlü etkinlik için tarafsız bir ad.
  2. Bir gruptaki insanların bağımsız davranmak yerine grubun davranışını izleme eğilimi.
  3. Çevrede başka insanlar varken daha sakin ve mantıklı kararlar verme becerisi.
Cevabı göster

Bir gruptaki insanların bağımsız davranmak yerine grubun davranışını izleme eğilimi.

In crowds,

2:59

Kalabalıklarda,

people may do things they would never do alone, Dilbilgisi

3:00

insanlar yalnızken asla yapmayacakları şeyleri yapabilirler,

like steal or use violence.

3:03

örneğin hırsızlık yapmak veya şiddet kullanmak.

Dilbilgisi

would never do alone: örtük bir varsayım koşulu

Would never do alone ifadesinde would, hayal edilen ya da koşula bağlı bir durumdaki davranışı belirtir: yalnız olsalardı, bu şeyleri yapmazlardı. Tam bir if yan cümlesi bulunmasa da alone sözcüğü örtük koşulu verir. Burada would, “geçmişteki gelecek” anlamında değildir. would never + fiilin yalın hâli kalıbı, belirtilmiş veya örtük bir koşul altında bir kişinin yapmaya istekli ya da yapması muhtemel olduğu şeylere güçlü bir sınır koyabilir.

Alıştırma

Şu cümledeki would never do it alone ne anlama gelir: "Nora joined in the prank, although she would never do it alone."?

  1. Nora yalnız olsaydı normalde bunu yapmazdı.
  2. Nora geçmişte hiçbir zaman bunu tek başına yapmadı.
  3. Nora bunu daha sonra kesinlikle tek başına yapacak.
Cevabı göster

Nora yalnız olsaydı normalde bunu yapmazdı.

But according to Professor Drury,

3:05

Ancak Profesör Drury'ye göre,

in reality,

3:07

gerçekte,

it's not mob mentality and violence, Anlatım akışı

3:08

kalabalıkları karakterize eden sürü psikolojisi ve şiddet değil,

but rather feelings of safety and togetherness

3:11

daha ziyade güvenlik ve birliktelik duygularıdır.

that actually characterize crowds.

3:13

aslında kalabalıkları karakterize eden budur.

Anlatım akışı

it's not A, but rather B: bir iddiayı daha doğru bir iddiayla değiştirmek

not A, but rather B kalıbı önce A'yı reddeder, ardından B'yi daha doğru bir tanım veya açıklama olarak sunar. Rather düzeltme etkisini güçlendirir: konuşan kişi yalnızca B'yi eklemez, ilk düşüncenin yerine daha uygun bir düşünce koyar. Bu cümlede yapı, ana iddiğin odağını güruh psikolojisi ve şiddetten güven ve birliktelik duygularına taşır. Yaygın bir inancı düzeltirken, bir bulguyu aktarırken veya bir savın odağını yeniden belirlerken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi belirtilen not ... but rather kalıbıyla tamamlayın: The goal is ____ to work longer, ____ to work smarter.

Cevabı göster

not · but rather

And according to Dr. Anne Templeton,

3:16

Ve Edinburgh Üniversitesi'nden kalabalık psikolojisi üzerine bir başka uzman olan

another expert on crowd psychology from the University of Edinburgh,

3:19

Dr. Anne Templeton'a göre,

that's especially true when you identify with the other people in a crowd. Öbek fiiller

3:23

kalabalıktaki diğer insanlarla kendinizi özdeşleştirdiğinizde bu özellikle doğrudur.

Öbek fiiller

identify with: ortak bir kimlik veya bağ hissetmek

Identify with someone, karşınızdaki kişiyle kimlik, deneyim, duygu veya değer gibi önemli bir ortak noktanız olduğunu hissetmek demektir. Buradaki identify with the other people, diğer insanlarla bağlantı hissetmek ve kendinizi aynı kalabalığın bir parçası olarak görmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede identify with ne anlama geliyor: Mina identifies with the new student because she has felt lonely too?

  1. Öğrencinin adını tanır.
  2. Ortak bir deneyim nedeniyle onunla bağ kurar.
  3. Öğrencinin yasal kimliğini doğrular.
Cevabı göster

Ortak bir deneyim nedeniyle onunla bağ kurar.

Here's Dr. Templeton explaining more to BBC World Service program CrowdScience.

3:28

İşte Dr. Templeton, BBC Dünya Servisi programı CrowdScience'a daha fazlasını açıklıyor.

The more people feel like they are a part of a group with others in the crowd, Dilbilgisi

3:33

İnsanlar kalabalıktaki diğerleriyle birlikte bir grubun parçası olduklarını ne kadar çok hissederlerse,

the more enjoyable experience they have.

3:38

o kadar keyifli bir deneyim yaşarlar.

Dilbilgisi

Bağlantılı değişimler için The more..., the more...

The more..., the more... biçimindeki eşleşmiş karşılaştırma yapısı, iki derecenin birlikte değiştiğini gösterir. İlk yan cümle değişen etkeni tanıtır; ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı değişimi verir. Burada gruba ait olma duygusu güçlendikçe deneyim daha keyifli hâle gelir. Bu yapı yalnızca miktarlarla kullanılmaz. Örneğin bir bölümde the more clearly zarf öbeği, diğerinde the easier sıfat öbeği bulunabilir. Dikkatle düzenlenmiş İngilizcede bu örneğin sonuç bölümü normalde the more enjoyable their experience is veya the more enjoyable an experience they have şeklinde olur.

Alıştırma

Eşleşmiş karşılaştırma yapısını tamamlayın: The ____ carefully you listen, the ____ details you notice.

Cevabı göster

more · more

There's a correlation between having that social identification Notlar

3:40

Bu sosyal kimliğe sahip olmakla

Kelime

social identification: kendini bir grubun parçası olarak görmek

Social identification, kişinin kendisini bir sosyal grubun üyesi olarak görmesi ve kimliğinin bir bölümünü bu üyelikle ilişkilendirmesi demektir. Bu cümlede that, daha önce sözü edilen bir grubun parçası olma hissine gönderme yapar. Buradaki identification psikolojik bir anlam taşır; bir belgeyi veya birinin kimliğini kontrol etme işlemini ifade etmez. Bu anlam, bir gruba ait olmanın duygu ve beklentileri neden etkileyebildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede social identification ne anlama gelir?

  1. Bir grubun nasıl davrandığını izlemek
  2. Kendisini bir sosyal grubun parçası olarak görmek
  3. Gruptaki herkesin adını öğrenmek
  4. Birinin kimlik belgelerini kontrol etmek
Cevabı göster

Kendisini bir sosyal grubun parçası olarak görmek

and feeling safer.

3:45

daha güvende hissetmek arasında bir korelasyon vardır.

Kalıp ifadeler

a correlation between A and B: ilişki var, nedensellik yok

a correlation between A and B ad öbeği, A ile B'nin ilişkili olduğu anlamına gelir: biri farklı olduğunda veya değiştiğinde diğeri de belirli bir düzen içinde farklılaşma ya da değişme eğilimi gösterir. Between iki etkeni tanıtır, and ise onları birbirine bağlar. Burada having that social identification ve feeling safer, biçim bakımından paralel iki -ing öbeğidir. Bir korelasyon tek başına A'nın B'ye, B'nin A'ya neden olduğunu veya üçüncü bir etken bulunmadığını göstermez. Kanıtlanmış bir nedeni değil, bir ilişkiyi bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle nedensellik iddiasında bulunmadan correlation between A and B yapısını doğru kullanır?

  1. The report found a correlation between screen time to sleep quality.
  2. The report found a correlation between screen time and sleep quality.
  3. The report found that screen time definitely causes poor sleep because the two were correlated.
Cevabı göster

The report found a correlation between screen time and sleep quality.

So, often,

3:46

Bu yüzden, çoğu zaman,

if we feel like we are in a group with others,

3:47

eğer başkalarıyla bir grup içinde olduğumuzu hissedersek,

we expect them to look after us. Öbek fiiller

3:50

onların bize göz kulak olmasını bekleriz.

Öbek fiiller

look after someone: birinin ihtiyaçlarıyla ilgilenmek

Look after someone, birine bakmak, ihtiyaç duyduğu şeylere sahip olduğundan emin olmak veya güvende kalmasına yardımcı olmak demektir. Bu cümlede look after us, diğer grup üyelerinin bizi desteklemesinin veya korumasının beklendiğini anlatır. look after ifadesini tek bir bütün olarak ele alın. Nesne after sözcüğünden sonra gelir: look after us, look after a child ve look after them. look us after denmez.

Alıştırma

Cümleyi, look ile kurulan ve “bakmak, ilgilenmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I'll ____ my neighbor's rabbit until Sunday.

Cevabı göster

look after

The flip side of that is when you don't feel as much part of the group Deyimler

3:52

Bunun diğer yüzü (flip side), grubun o kadar da bir parçası hissetmediğiniz

and you're not having this positive experience.

3:55

ve bu olumlu deneyimi yaşamadığınız zamandır.

Deyimler

The flip side of that: aynı durumun diğer yönünü belirtmek

The flip side of that, “aynı durumun diğer ve çoğu zaman daha az olumlu yönü” demektir. Buradaki that, bir gruba ait olmanın sağladığı yarara gönderme yapar; ifade daha sonra bu aidiyet hissi olmadığında neler yaşandığına geçer. Flip side burada mecaz anlamdadır; bir nesnenin fiziksel arka yüzünü anlatmaz. İfade, bir yararı onunla bağlantılı dezavantaja veya zıt etkiye bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bağlantılı bir dezavantajı belirtmek için the flip side ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The new flat is close to work. The flip side is that it is much smaller.
  2. The new flat is close to work. The flip side is that my cousin likes football.
  3. The new flat is close to work. The flip side means it has no disadvantages.
Cevabı göster

The new flat is close to work. The flip side is that it is much smaller.

Dr. Templeton thinks there is a correlation,

3:58

Dr. Templeton bir korelasyon (correlation) olduğunu düşünüyor,

that's a connection or a link between being among people who share your values Kalıp ifadeler

4:01

yani değerlerinizi paylaşan insanlar arasında olmakla

and feeling safe.

4:06

güvende hissetmek arasında bir bağlantı veya ilişki.

Kalıp ifadeler

share your values: aynı temel ilkelere sahip olmak

people who share your values ifadesinde share, “bir şeyin bir kısmını başkasına vermek” değil, “ortak olarak sahip olmak” anlamındadır. Buradaki values, neyin doğru veya değerli olduğunu düşünmenize yön veren önemli ilke ve inançları anlatır. İfade, bu insanların genel olarak sizinkine benzer temel ilkelere sahip olduğunu söyler. Herkesin her konuda sizinle aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “benimle aynı temel ilkelere sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: I hope to find friends who ____.

Cevabı göster

share my values

Football fans cheer their team on by wearing the same colors Öbek fiiller

4:08

Futbol taraftarları aynı renkleri giyerek takımlarını desteklerler

and singing the same songs,

4:11

ve aynı şarkıları söylerler,

Öbek fiiller

cheer their team on: ayrılabilen bir öbek fiille birini desteklemek

Cheer someone on, bir kişiye veya takıma destek verip onu çabalamaya devam etmesi için cesaretlendirmek demektir. Burada futbol taraftarları ortak renkler ve şarkılar aracılığıyla takımlarını destekler; on, yer bildiren bir edat değil, öbek fiilin bir parçasıdır. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne cheer the team on örneğindeki gibi cheer ile on arasına veya cheer on the team örneğindeki gibi öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. Zamir olan nesne ise mutlaka ortaya gelmelidir: cheer them on denir, cheer on them denmez.

Alıştırma

cheer ... on ifadesinin geçmiş zamanını kullanın ve zamiri gerekli yere koyun: Mia looked nervous before the race, so her friends ____ from the sidelines.

Cevabı göster

cheered her on

and this works as a kind of glue bonding the crowd together Deyimler

4:13

ve bu kalabalığı birbirine bağlayan bir tür yapıştırıcı görevi görür

and making them feel safe.

4:16

ve onları güvende hissettirir.

Deyimler

works as a kind of glue bonding the crowd together: toplumsal bağ için bir benzetme

Buradaki this, taraftarların aynı renkleri giymesine ve aynı şarkıları söylemesine gönderme yapar. Works as a kind of glue bir benzetmedir: Bu ortak işaretler insanları fiziksel olarak birbirine yapıştırmaz; bağ ve aidiyet duygusu oluşturarak yapıştırıcı gibi işlev görür. Bonding the crowd together, bu mecazi yapıştırıcının etkisini açıklar: Grup içindeki ilişkileri güçlendirir. A kind of karşılaştırmayı daha az kesin hâle getirir ve kabaca “insanları birleştiren yapıştırıcı gibi bir şey” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede works as a kind of glue bonding the crowd together ne anlama gelir?

  1. Kalabalık, yapışkan bir maddeyle fiziksel olarak yerinde tutulur.
  2. Taraftarlar kendilerini tehlikeden korumak için aynı kıyafetleri giyer.
  3. Ortak etkinlikler kalabalıktaki insanların arasındaki bağları güçlendirir.
Cevabı göster

Ortak etkinlikler kalabalıktaki insanların arasındaki bağları güçlendirir.

The disadvantage of this, Anlatım akışı

4:19

Bunun dezavantajı ise,

however,

4:20

ancak,

is when you don't feel part of the crowd you're with.

4:20

birlikte olduğunuz kalabalığın bir parçası hissetmediğiniz zamandır.

Anlatım akışı

The disadvantage of this, however, is...: bağlantılı bir dezavantaja geçmek

Temel yapı The disadvantage of this is... şeklindedir ve az önce sözü edilen bir şeyin olumsuz sonucunu belirtir. Bu cümlede this, ortak grup işaretlerinin birlik ve güvenlik duygusunu artırmasıyla ilgili daha önce anlatılan yarara gönderme yapar. However, cümlenin arasına eklenen bir geçiş ifadesidir: dinleyiciye açıklamanın bir yarardan bir soruna döndüğünü bildirir. However çıkarıldığında temel yapı yine The disadvantage of this is... olarak kalır; yazıda bu ara kullanım genellikle virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Hangi seçenek bir yarardan onunla bağlantılı bir dezavantaja açıkça geçiyor?

  1. The phone uses a large battery, so it lasts all day. For example, it takes longer to charge.
  2. The phone uses a large battery, so it lasts all day. In addition, it takes longer to charge.
  3. The phone uses a large battery, so it lasts all day. The disadvantage of this, however, is that it takes longer to charge.
Cevabı göster

The phone uses a large battery, so it lasts all day. The disadvantage of this, however, is that it takes longer to charge.

Dr. Templeton calls this the flip side,

4:24

Dr. Templeton buna diğer yüz (flip side) diyor,

the opposite,

4:27

bir şeyin zıttı,

less good or less pleasant aspect of something.

4:28

daha az iyi veya daha az hoş yönü.

In today's world,

4:32

Günümüz dünyasında,

crowds are important because of the feeling of power they give us.

4:33

kalabalıklar bize verdikleri güç duygusu nedeniyle önemlidir.

It's one thing sitting alone shouting at the news on television, Dilbilgisi

4:37

Televizyonda haberlere bağırarak tek başına oturmak bir şeydir,

but it's something else altogether to march on a political protest Kültür

4:41

ancak yüzlerce göstericiyle birlikte siyasi bir protestoda yürümek

with hundreds of demonstrators

4:44

yüzlerce protestocu ile

Kültür

march on a political protest: halka açık bir protesto yürüyüşüne katılmak

Kamusal meselelerle ilgili bu bağlamda march on a political protest, siyasi bir görüşü ifade etmek için başkalarıyla birlikte yürüyerek düzenli bir protestoya katılmak anlamına gelir. Burada on a protest, protestoyu kişinin katıldığı bir etkinlik olarak sunar; march askerî yürüyüş eğitimi anlamına gelmez. hundreds of demonstrators ifadesi, bunun toplu bir kamusal eylem olduğunu doğrular. Demonstrators, bir konuyu desteklediğini veya o konuya karşı olduğunu açıkça gösteren kişilerdir.

Alıştırma

Bu cümlede march on a political protest ne anlama gelir?

  1. Siyasi bir görüşü ifade eden düzenli bir halk yürüyüşüne katılmak
  2. Political Protest adlı bir binaya doğru yürümek
  3. Siyaset dersi sırasında askerî yürüyüş çalışmak
Cevabı göster

Siyasi bir görüşü ifade eden düzenli bir halk yürüyüşüne katılmak

feeling that together you could change the world.

4:46

birlikte dünyayı değiştirebileceğinizi hissetmek tamamen başka bir şeydir.

Dilbilgisi

It's one thing... but it's something else altogether to...: iki durumun eş değer olmadığını vurgulamak

It's one thing..., but it's something else altogether to... kalıbı iki durumu karşılaştırır ve bunların eş değer olmadığını söyler. İlk durum genellikle daha kolay, daha dolaylı veya daha az ciddidir. İkinci durum, konuşanın asıl vurguladığı noktadır ve çok daha güçlü bir deneyim, bağlılık, zorluk veya sonuç içerir. Something else altogether, başka bir fiziksel nesne değil, ‘tamamen farklı bir mesele’ anlamına gelir; altogether aradaki farkı güçlendirir. Özgün cümlede one thing ifadesinden sonra -ing yapısı, something else ifadesinden sonra ise to + fiil kullanılır. Kolayca yeniden kullanabileceğiniz açık ve paralel biçim It's one thing to do A, but it's something else altogether to do B. şeklindedir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı hedef kalıbın tam biçimiyle tamamlayın: It's ____ to explain the safety rule, but it's ____ to follow it during an emergency.

Cevabı göster

one thing · something else altogether

Maybe that's what everyone was doing in 2019, Sam.

4:49

Belki de 2019'da herkesin yaptığı buydu, Sam.

Right.

4:53

Doğru.

In my question,

4:53

Sorumda,

I asked you why 200 million people gathered in the Indian city of Allahabad in 2019.

4:54

sana 2019'da Hindistan'ın Allahabad şehrinde neden 200 milyon insanın toplandığını sormuştum.

I guessed it was to vote in an election.

5:01

Ben bir seçimde oy kullanmak için olduğunu tahmin etmiştim.

Was I right?

5:03

Haklı mıydım?

Ah, you were wrong,

5:04

Ah, yanıldın,

I'm afraid, Neil. Ton ve niyet

5:05

korkarım ki, Neil.

Ton ve niyet

I'm afraid: kötü haberi yumuşatan kibar bir ifade

Burada I'm afraid, mesajı kibarca yumuşatan bir ifadedir. Kötü bir haberin, anlaşmazlığın veya düzeltmenin öncesinde ya da sonrasında üzüntü belirtir; konuşanın gerçekten korktuğu anlamına gelmez. you were wrong ifadesinden sonra kullanılması, düzeltmeyi daha az sert hâle getirir. Başta da kullanılabilir: I'm afraid you're wrong.

Alıştırma

Kibar düzeltmeyi dersteki iki kelimelik yumuşatıcı ifadeyle tamamlayın: 'Your answer is close, but ____ it isn't correct.'

Cevabı göster

I'm afraid

In fact,

5:06

Aslında,

the biggest crowd in history had gathered for a Hindu religious festival, Kültür

5:07

tarihteki en büyük kalabalık bir Hindu dini festivali için toplanmıştı,

the Kumbh Mela,

5:12

Kumbh Mela,

which 220 million people attended over 50 days.

5:13

ki 50 gün boyunca 220 milyon insan katılmıştı.

Kültür

Hindu religious festival, the Kumbh Mela: kategori ve festival adı

the Kumbh Mela, hemen önce sözü edilen Hindu dinî festivalinin adıdır. İki isim öbeği açıklayıcı eş görevli ilişki içindedir: ilki kategoriyi, ikincisi özel adı verir. Kumbh Mela, Hindistan'daki önemli bir Hindu hac festivalidir. Bu sınırlı arka plan, cümlenin festivali neden olağanüstü büyük bir kalabalıkla ilişkilendirdiğini açıklar; Kumbh Mela bir şehir adı değildir.

Alıştırma

Cümlede the Kumbh Mela neyi belirtir?

  1. Etkinliği düzenleyen kalabalık
  2. Hemen önce sözü edilen Hindu dinî festivali
  3. Bütün Hindu festivallerinin düzenlendiği şehir
Cevabı göster

Hemen önce sözü edilen Hindu dinî festivali

Okay,

5:18

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned from this program on crowds, Anlatım akışı

5:19

bu kalabalıklar hakkındaki programdan öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir gözden geçirmeye geçiş

let's recap, “ana noktaları kısaca gözden geçirelim” demektir. let's dinleyicileri bir sonraki adıma birlikte geçmeye davet ederken recap, konunun daha önce ele alındığını gösterir. Bu ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: dersin, programın, toplantının veya sunumun bir bölümünü kapatır ve kısa bir özeti başlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede let's recap kısa bir gözden geçirmeyi başlatan bir işaret olarak doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We have never discussed this topic, so let's recap it for the first time.
  2. Before we finish, let's recap the three main points.
  3. Let's recap by repeating every word from the entire meeting.
Cevabı göster

Before we finish, let's recap the three main points.

large numbers of people who gather together for a shared reason.

5:23

ortak bir neden için bir araya gelen çok sayıda insandan oluşan kalabalıklar.

To regress means return to less advanced more primitive behaviors.

5:27

Gerilemek (regress), daha az gelişmiş daha ilkel davranışlara dönmek anlamına gelir.

Regress is the opposite of progress.

5:32

Gerilemek, ilerlemenin zıttıdır.

Someone who is gullible is easily tricked

5:34

Saf (gullible) biri kolayca kandırılır

and will believe anything people say.

5:37

ve insanların söylediği her şeye inanır.

The phrase mob mentality describes the tendency of people in a group

5:40

Sürü psikolojisi (mob mentality) ifadesi, bir gruptaki insanların

to behave in ways that conform with others in the group, Kalıp ifadeler

5:44

gruptaki diğer kişilere uyum sağlayacak şekilde davranma eğilimini tanımlar,

rather than as individuals.

5:48

bireyler olarak değil.

Kalıp ifadeler

conform with others: davranışı gruba uydurmak

Burada conform with others, grubun geri kalanına uygun biçimde davranmak demektir. rather than as individuals karşıtlığı, grup üyelerinin bağımsız hareket etmek yerine ortak bir davranış biçimini izlediğini gösterir. Conform, insanların ne yaptığı, ne giydiği veya nasıl davrandığıyla ilgilidir. Tek başına, kişinin grubun görüşüne gerçekten katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede conform with others ne anlama geliyor?

  1. Gruba uygun bir biçimde davranmak.
  2. Gruba resmî talimatlar vermek.
  3. İçinden herkesle tamamen aynı görüşü taşımak.
  4. Grubun her üyesini belirlemek.
Cevabı göster

Gruba uygun bir biçimde davranmak.

A correlation is a connection or a link between two things.

5:49

Bir korelasyon (correlation), iki şey arasındaki bağlantı veya ilişkidir.

And finally,

5:53

Ve son olarak,

the flip side of something

5:54

bir şeyin diğer yüzü (flip side),

means those aspects of it which are less obvious good or pleasant.

5:55

o şeyin daha az belirgin, iyi veya hoş olan yönleri anlamına gelir.

The flip side of this program is that once again our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

6:00

Bu programın diğer yüzü ise 6 dakikamızın bir kez daha dolmuş olması.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde our 6 minutes çoğul bir öznedir, bu yüzden are kullanılır. Burada be up, ayrılan bir sürenin bittiği veya tamamen kullanıldığı anlamına gelir; up fiziksel bir konumu anlatmaz. Yapı Time is up şeklinde veya Your ten minutes are up örneğindeki gibi “belirli bir süre + be + up” biçiminde olabilir. Bir sınavı, dersi, toplantıyı, oyunu veya program bölümünü bitirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Ayrılan sürenin bittiğini anlatmak için cümleyi be up ifadesiyle tamamlayın: Your ten minutes ____, so please stop writing.

Cevabı göster

are up

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye-bye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den 6 Dakikalık İngilizce.