Gıda son kullanma tarihleri sandığınız anlama gelmiyor - Carolyn Beans: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, gıdalardaki tarihlerin çoğunun güvenliği değil en iyi tazelik dönemini gösterdiğini, bu ayrımın anlaşılmamasının yenebilir yiyeceklerin atılmasına yol açtığını anlatıyor. Gerekli güvenlik istisnalarını korurken duyularla kontrolün ve daha açık etiket standartlarının israfı nasıl azaltabileceğini de ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. How much of the food in your fridge will you toss before it reaches the table? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: How much of... yapısındaki doğrudan sorunun, izleyiciyi tanıdık bir durumun içine çeken bir açılış kancası olarak nasıl kullanıldığını öğrenin. Bu yapı, veriler ve açıklamalar gelmeden önce temel sorunu ortaya koyar. 2. you're better safe than sorry. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimi, bir risk ciddi sonuçlar doğurabilecekse ihtiyatlı davranmayı öğütleyen bir ifade olarak anlayın. Gıda güvenliğinin belirsiz olduğu durumlarda veya zararı önlemenin zahmetten kaçınmaktan daha önemli olduğu kararlarda doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. laws to require that date labels use one of two standardized phrases: — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Resmî politika dilinde require that ifadesinden sonra use fiilinin yalın hâlde geldiğine dikkat edin. Bir yasanın, kuralın, yetkili kurumun ya da teklifin resmen ne talep ettiğini açıklarken bu kalıbı doğru biçimde uygulayın.
Bu derste
How much of the food in your fridge will you toss before it reaches the table? Notlar
0:07Buzdolabınızdaki yiyeceklerin ne kadarını masaya gelmeden önce çöpe atacaksınız?
How much of the food...?: konuya giriş yapan dikkat çekici soru
Bu doğrudan soru, geniş bir konu olan gıda israfını izleyicinin kendi buzdolabına taşır. How much of the food... belirli bir yiyecek miktarının ne kadarının söz konusu olduğunu düşündürür; before it reaches the table ise temel sorunu ortaya koyar: bazı yiyecekler servis edilmeden veya yenmeden atılır. Konuşan kişi kesin bir sayı beklemez. Soru, açılışta dikkat çeken bir giriş görevi görür: izleyicilerin kendi davranışlarını düşünmesini sağlar ve onları sıradaki konuya hazırlar.
Alıştırma
Bu açılış sorusunun temel amacı nedir?
- İzleyicilerin kendi gıda israfını düşünmesini sağlamak ve konuyu tanıtmak.
- İzleyicilerden hemen kesin bir miktar hesaplayıp bildirmelerini istemek.
- Yiyeceklerin nasıl servis edileceğini açıklamak.
Cevabı göster
İzleyicilerin kendi gıda israfını düşünmesini sağlamak ve konuyu tanıtmak.
toss: çöpe atmak anlamı
Burada toss, throw away veya get rid of, yani çöpe atmak ya da elden çıkarmak anlamına gelir. Yiyecek servis edilmeden veya yenmeden atılır; cümle yiyeceğin havaya fırlatılmasını anlatmaz. Çevredeki gıda israfı düşüncesi bu anlamı seçmemizi sağlar. toss the ball to me gibi başka bir bağlamda aynı fiil hafifçe fırlatmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede toss, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- We tossed the expired milk and cleaned the shelf.
- She tossed the keys to her brother.
- The waves tossed the small boat from side to side.
Cevabı göster
We tossed the expired milk and cleaned the shelf.
past its sell-by date: mağazanın önerilen satış tarihini geçmiş
Past its sell-by date, geçerli tarihin mağazaya sütü satması için önerilen tarihten daha sonra olduğu anlamına gelir. Burada milk past its sell-by date, milk that is past its sell-by date yapısının kısaltılmış biçimidir. Sell-by date esas olarak perakende stok ve raf yönetimi için bir kılavuzdur; otomatik bir güvenlik sınırı değildir. Tarih tek başına gıdanın güvensiz olduğunu kanıtlamaz. Saklama koşulları, ambalaj, bozulma belirtileri, gıda türü ve yerel yönergeler de önemlidir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Süt past its sell-by date ise yalnızca bu tarih sütün güvensiz olduğunu kanıtlar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
lost their crunch: çıtırlığını kaybetti
Lost their crunch, havuçların artık sert ve çıtır olmadığı anlamına gelir. Burada crunch, yiyeceği ısırırken fark edilen çıtır dokuyu ve çoğu zaman çıkan sesi ifade eder. lose its/their crunch yapısındaki lose, 'bir şeyi kaybetmek' değil, 'bir özelliğe artık sahip olmamak' anlamındadır. Tek bir şey için its, birden fazla şey için their kullanılır; bu kalıp havuç, kraker, cips ve kahvaltılık gevrek için doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi 'artık çıtır olmamaya başladı' anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: After a week in the open bag, the chips had ____.
Cevabı göster
lost their crunch
Countries around the world waste huge amounts of food every year, Kalıp ifadeler
0:18Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler her yıl çok büyük miktarlarda gıdayı israf ediyor,
and the United States is one of the worst offenders. Kelime
0:23ve Amerika Birleşik Devletleri en kötü suçlulardan biri.
waste huge amounts of food: sayılamayan isimlerle amounts of
waste huge amounts of food ifadesinde huge amounts of, “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Burada food, sayılamayan bir madde olarak ele alındığı için miktarı numbers ile değil amounts ile belirtilir. waste huge amounts of + sayılamayan isim kalıbı; time, money, water, energy ve benzeri kaynakların büyük ölçekte israf edilmesini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan miktar ifadesiyle tamamlayın: An inefficient cooling system can waste ____ electricity.
Cevabı göster
huge amounts of
one of the worst offenders: sorunu en fazla ağırlaştıran taraflardan biri
one of the worst offenders ifadesinin tamamında offender mecazi anlamda kullanılır: belirli bir soruna büyük ölçüde katkıda bulunan bir ülkeyi, şirketi, sektörü, ürünü veya faaliyeti anlatır. Mutlaka yasayı çiğnemiş bir kişiyi ifade etmez. One of + çoğul isim yapısı özneyi bir grubun içine yerleştirirken worst güçlü bir eleştiri ekler. Burada Amerika Birleşik Devletleri, gıda israfı konusunda en kötü sicile sahip ülkeler arasında gösterilir; mutlaka tek başına en kötü ülke olduğu söylenmez.
Alıştırma
Bir rapor, karayolu taşımacılığının en büyük birkaç kirlilik kaynağı arasında olduğunu söylüyor ancak bunları sıralamıyor. Hangi cümle raporla uyuşur?
- Road transport is a minor contributor.
- Road transport is the worst offender.
- Road transport is one of the worst offenders.
Cevabı göster
Road transport is one of the worst offenders.
37% of US food waste comes from individual households,
0:27ABD'deki gıda israfının %37'si bireysel hanelerden kaynaklanıyor,
and roughly 20% of those food items are tossed
0:33ve bu gıda maddelerinin kabaca %20'si çöpe atılıyor
because consumers aren't sure how to interpret the dates they're labeled with. Notlar
0:36çünkü tüketiciler üzerlerindeki tarihleri nasıl yorumlayacaklarından emin değiller.
aren't sure how to interpret: bir şeyi nasıl anlayacağından emin olmamak
Burada aren't sure how to interpret, bir şeyin anlamını nasıl anlayacağından emin olmamak demektir. Tüketiciler tarihleri okuyabilir, ancak bu tarihlerin ne anlama geldiğini bilmez. not be sure + how to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyin nasıl yapılacağı konusunda belirsizlik ifade eder. how to interpret içinde interpret, to'dan sonra yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi aren't sure how to interpret ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: We ____ these survey results without more information.
Cevabı göster
aren't sure how to interpret
dates they're labeled with: with ile biten bir ilgi yan cümlesi
Temel kalıp label something with information şeklindedir; örneğin label the packages with dates. dates they're labeled with ifadesinde dates ismi, that ilgi sözcüğünün atıldığı bir ilgi yan cümlesinin önünde yer alır. They, önceki food items ifadesine gönderme yapar ve with hâlâ label something with something kalıbının parçasıdır. with sözcüğünün nesnesinin dates olduğu anlaşılır; bu nedenle with'ten sonra başka bir sözcük gerekmez. Edatı sonda bırakmak günlük İngilizcede doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle bir ilgi yan cümlesinde label ... with ... kalıbını doğru kullanır?
- These are the dates the products are labeled with them.
- These are the dates the products are labeled with.
- These are the dates with the products are labeled.
Cevabı göster
These are the dates the products are labeled with.
But most of those groceries are still perfectly safe to eat. Kalıp ifadeler
0:41Ancak bu yiyeceklerin çoğu yemek için hala tamamen güvenlidir.
still perfectly safe to + fiil: hâlâ tamamen güvenli olmak
still perfectly safe to eat ifadesinde still, endişelenmek için bir neden olsa da güvenli olma durumunun sürdüğünü belirtir. Perfectly, safe sıfatını güçlendirir ve burada “tamamen” anlamına gelir; yiyeceğin kendisinin kusursuz olduğu anlamına gelmez. be safe to + fiilin yalın hâli kalıbı, eylemi yapmanın tehlike oluşturmadığını belirtir. Safe to eat, bir şeyin lezzetli olup olmadığını değil, zarar görmeden yenip yenemeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Testlerin suyun hâlâ tamamen güvenle içilebildiğini gösterdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The tested water is still perfect safe to drink.
- The tested water is still perfectly safely to drink.
- The tested water is still perfectly safe to drink.
Cevabı göster
The tested water is still perfectly safe to drink.
if ... don't tell us ..., what do they tell us?: varsayımı düzelttikten sonra ana soruyu ortaya koymak
if yan cümlesi önce bir yorumu reddeder: tarihler, yiyeceğin bozulduğunu söylemez. Ardından ana soru olan what do they tell us?, alternatif anlamı açıklanması gereken konu hâline getirir. So, bu soruyu önceki düzeltmeye bağlar. Bu kalıp, yanlış bir varsayımın yerine yönlendirici bir soru koyarak açıklamayı düzenler; dinleyiciden hemen yanıt istemek yerine sonraki bölümü tanıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
if ... what ... sorusu bu açıklamada hangi görevi üstleniyor?
- Konuyu yiyecek tarihlerinden bir pişirme yöntemine çevirir.
- Yanlış bir varsayımın düzeltilmesini sonraki bölümün ana sorusuna dönüştürür.
- Yiyeceğin bozulduğunu gösteren işaretlerin eksiksiz bir listesini verir.
Cevabı göster
Yanlış bir varsayımın düzeltilmesini sonraki bölümün ana sorusuna dönüştürür.
something's gone bad: bozulmuş bir duruma geçiş
Burada something's, something has ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Has gone bad, bir şeyin iyi veya kullanılabilir durumdan bozulmuş ya da kullanılamaz duruma geçtiğini belirtir. go + sıfat yapısında sıfat, değişimden sonraki yeni durumu belirtir. Yiyecekler için go bad, bozulmayı anlatmanın günlük dildeki yaygın yoludur; has gone bad ise değişimin tamamlandığını ve şu an için önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi go bad ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The yogurt smells sour; it has ____.
Cevabı göster
gone bad
the path between where food was produced and where it was eaten was much more direct. Dilbilgisi
0:54gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasındaki yol çok daha doğrundu.
between where food was produced and where it was eaten: iki yan cümlenin oluşturduğu uç noktalar
Between iki uç noktayı birbirine bağlar. Burada her uç nokta, where ile başlayan tam bir yan cümledir: where food was produced ve where it was eaten. Her yan cümle bir yeri belirtir; bu nedenle between, tam yan cümlelerle anlatılan yerleri veya daha soyut aşamaları birbirine bağlayabilir. Bunlar doğrudan sorular değil, cümle içine yerleştirilmiş yan cümlelerdir. Bu yüzden bildirme cümlesi sözcük dizilimini kullanırlar: where food was produced denir, where was food produced denmez. İki taraftaki where + özne + edilgen fiil yapısı da uç noktaları paralel ve kolay anlaşılır hâle getirir.
Alıştırma
Between ile iki where yan cümlesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The route between Maya lives and Maya studies is short.
- The route between where does Maya live and where does Maya study is short.
- The route between where Maya lives and where she studies is short.
Cevabı göster
The route between where Maya lives and where she studies is short.
much more direct: much ile karşılaştırmayı güçlendirme
Much more direct, yolun karşılaştırılan durumdaki yola göre çok daha az aşama veya ara durak içerdiği anlamına gelir. More direct, direct sıfatının karşılaştırma biçimidir; much ise farkın büyük olduğunu gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp much + karşılaştırma biçimidir: much faster, much easier veya much more reliable. Uzun sıfatlarda much, more + sıfat yapısından önce gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir rotanın diğerinden çok daha doğrudan olduğunu ifade eder?
- The new route is much more direct than the old one.
- The new route is very more direct than the old one.
- The new route is slightly more direct than the old one.
Cevabı göster
The new route is much more direct than the old one.
And most people knew how to assess freshness Dilbilgisi
0:59Ve çoğu insan tazeliği nasıl değerlendireceğini biliyordu
knew how to assess freshness: beceri anlatan know how to yapısı
Knew how to assess freshness, insanların yiyeceğin ne kadar taze olduğunu değerlendirmek için gereken beceriye veya yönteme sahip olduğu anlamına gelir. Knew, know fiilinin geçmiş zaman biçimidir; how to assess ise yapmayı bildikleri eylemi belirtir. know how to + fiilin yalın hâli kalıbı, yalnızca bilinen bir gerçeğe değil, pratik bilgiye odaklanır. Assess freshness; görünüş, koku veya doku gibi kanıtlardan yararlanarak dikkatli bir değerlendirme yapmayı anlatan doğal bir kelime birleşimidir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için know how to yapısının geçmiş zamanını ve assess fiilini kullanın: After the training, the volunteers ____ the freshness of donated food.
Cevabı göster
knew how to assess
But when supermarkets began stocking processed foods, Kalıp ifadeler
1:04Ancak süpermarketler işlenmiş gıdaları stoklamaya başladığında,
product ages became harder to gauge. Kalıp ifadeler
1:08ürünlerin ne kadar eski olduğunu ölçmek zorlaştı.
began stocking processed foods: perakende bağlamında stock fiili
began stocking processed foods ifadesinde stock, “satış için mal bulundurmak” anlamına gelen bir fiildir. Stocking, began sözcüğünden sonra kullanılan -ing biçimidir; dolayısıyla ifade, süpermarketlerin bu yiyecekleri satmaya başladığını anlatır. Processed, foods sözcüğünü niteler. Processed foods, daha önce işlenmiş veya hazırlanmış gıdalardır; o anda “işlenmekte olan yiyecekler” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi stock fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After several requests, the bookstore began ____ graphic novels.
Cevabı göster
stocking
became harder to gauge: sınırlı ipuçlarından değerlendirme yapmak
Became harder to gauge, “tahmin etmek veya değerlendirmek zorlaştı” anlamına gelir. Become + karşılaştırma sıfatı bir değişimi gösterir; burada değerlendirilmesi zorlaşan şey ürünlerin yaşıdır. Burada gauge, kesin yanıtı doğrudan bilmek yerine sınırlı ipuçlarından tahmin oluşturmayı anlatan bir fiildir. Tepki, ruh hâli, talep, kapsam veya yaş gibi belirsiz şeylerle sık kullanılır.
Alıştırma
"The audience's reaction became harder to gauge" cümlesi ne anlama gelir?
- İzleyicilerin tepkisini değerlendirmek zorlaştı.
- İzleyici sayısını ölçmek kolaylaştı.
- İzleyiciler öncekinden daha güçlü tepki verdi.
Cevabı göster
İzleyicilerin tepkisini değerlendirmek zorlaştı.
In the US, grocers used packaging codes to track how long food had been on the shelves, Notlar
1:11ABD'de bakkallar, yiyeceklerin raflarda ne kadar süredir durduğunu takip etmek için paketleme kodları kullandılar,
packaging codes: ambalajlardaki dahili takip işaretleri
Burada packaging codes, ambalajların üzerine basılan veya eklenen harfleri, sayıları ya da diğer işaretleri ifade eder. Marketler bu işaretlerle paketlenmiş ürünleri tanımlayabiliyor ve ürünlerin mağaza raflarında ne kadar kaldığı gibi bilgileri takip edebiliyordu. Önemli bağlam, bu kodların tüketiciye yönelik standart gıda güvenliği tarihleri değil, öncelikle işletmelerin iç kayıtları olmasıdır. Bir kod tek başına müşteriye gıdanın güvenli olup olmadığını söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede packaging codes büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Gıdanın görünen tarihe kadar güvenli olduğuna dair bir garanti.
- Müşteriler için yazılmış pişirme talimatları.
- İşletmelerin paketlenmiş ürünleri takip etmek için kullandığı dahili işaretler.
Cevabı göster
İşletmelerin paketlenmiş ürünleri takip etmek için kullandığı dahili işaretler.
how long food had been...: dolaylı soruda sözcük dizimi
how long food had been on the shelves, track fiilinin nesnesi olan bir dolaylı sorudur. Marketlerin takip ettiği sürenin ne olduğunu belirtir. Dolaylı sorularda düz cümle dizimi kullanılır; bu nedenle had food been değil, food had been denir. Geçmiş zamanın daha sonraki bir noktasından bakıldığında past perfect yapıdaki had been devam eden bir durumu gösterir: marketler takip ettiğinde gıda zaten bir süredir raflardaydı. Perakende bağlamında on the shelves, ürünün sergilendiği veya satışa hazır olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle checked fiilinden sonra how long ile kurulan dolaylı yapıyı doğru kullanıyor?
- The manager checked how long the milk had been on the shelf.
- The manager checked how long had the milk been on the shelf.
- The manager checked how long the milk did be on the shelf.
Cevabı göster
The manager checked how long the milk had been on the shelf.
Many supermarkets adopted a system still in place today called open dating, Notlar
1:22Birçok süpermarket, açık tarihleme adı verilen ve bugün hala yürürlükte olan bir sistemi benimsedi;
still in place today: bugün hâlâ yürürlükte
Bu cümlede still in place today, geçmişte benimsenen bir sistemin şimdi de var olduğunu ve işlemeye devam ettiğini anlatır. Özne bir kural, sistem, politika veya önlem olduğunda be in place çoğunlukla “kurulmuş ve yürürlükte olmak” anlamına gelir. Still ve today zaman bağlantısını açıkça gösterir: durum geçmişten bugüne kadar devam etmiştir. Buradaki place fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir güvenlik kuralının geçmişte başladığını ve şimdi de yürürlükte olduğunu söyler?
- The safety rule was placed in the same room today.
- The safety rule will be introduced next year.
- The safety rule is still in place today.
Cevabı göster
The safety rule is still in place today.
labeled products with dates indicating optimum freshness. Kelime
1:30ürünleri en uygun tazeliği gösteren tarihlerle etiketlediler.
open dating: tüketicinin okuyabildiği gıda tarihleri
Open dating, tüketicilerin doğrudan okuyabileceği bir takvim tarihinin gıda ambalajına yazılması anlamına gelen bir gıda etiketleme terimidir. Open, bilginin bir kodda gizlenmek yerine görünür ve anlaşılır olduğunu belirtir; dating ise romantik bir buluşmayı değil, tarih bilgisi eklemeyi anlatır. Bu cümlede tarihler en iyi tazelik dönemini gösterir. Açık bir tarih, en iyi kaliteyi veya önerilen satış ya da kullanım zamanını belirtebilir. Bu nedenle terim tek başına gıdanın o tarihten hemen sonra güvensiz hâle geldiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi ambalaj open dating örneğidir?
- Bir karton kutuda tüketicilerin okuyabileceği şekilde “Best if Used By May 10” yazar.
- Bir karton kutuda yalnızca L4B27 kurum içi kodu bulunur.
- Tarih yalnızca mağazanın özel stok sisteminde bulunur.
Cevabı göster
Bir karton kutuda tüketicilerin okuyabileceği şekilde “Best if Used By May 10” yazar.
indicating optimum freshness: en yüksek kalite dönemini belirtmek
dates indicating optimum freshness ifadesinde -ing yapısındaki indicating optimum freshness bölümü, tarihlerin hangi bilgiyi verdiğini açıklar. Bu tarihler, ürünün en taze olmasının beklendiği zamanı gösterir. Optimum freshness, kaliteyle ilgili resmî bir ifadedir. Lezzetin, dokunun veya durumun en iyi olduğu noktayı anlatır; tek başına bir güvenlik sınırı koymaz ve yiyeceğin hemen sonrasında tehlikeli olacağını söylemez.
Alıştırma
Optimum freshness belirten bir tarih en doğrudan hangi bilgiyi verir?
- Ürünün en taze olmasının beklendiği zamanı gösterir.
- Müşterinin paketi ne zaman açtığını gösterir.
- Ürünün o tarihten hemen sonra kesinlikle güvensiz hâle geleceğini garanti eder.
Cevabı göster
Ürünün en taze olmasının beklendiği zamanı gösterir.
This vague metric had nothing to do with expiration dates or food safety. Notlar
1:34Bu belirsiz ölçütün son kullanma tarihleri veya gıda güvenliğiyle hiçbir ilgisi yoktu.
had nothing to do with: her türlü bağlantıyı reddetmek
Had nothing to do with, bir şeyin başka bir şeyle hiçbir bağlantısı olmadığı anlamına gelir. Burada ölçütün son kullanma tarihleri veya gıda güvenliğiyle ilişkili olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder. Tekrar kullanılabilen kalıp have/has/had nothing to do with + isim veya -ing biçimidir. Geçmişteki bir durum için had kullanın. Varsayılan bir nedeni, sorumluluğu veya başka bir bağlantıyı reddedebilir.
Alıştırma
Kesinlikle hiçbir bağlantı olmadığını söylemek için cümleyi dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: The delay ____ the weather.
Cevabı göster
had nothing to do with
expiration dates or food safety: tazelik ölçütünden ayrı kavramlar
“Expiration dates”, bir ürünün kullanım süresinin dolduğu zamanı gösterdiği belirtilen tarihlerdir. “Food safety” ise gıdayı yemenin zarara yol açıp açmayacağıyla ilgilenir. İfade, farklı ama bağlantılı bu iki fikri yan yana getirir. Bu cümlede “had nothing to do with”, belirsiz tazelik ölçütünü iki fikirden de ayırır. En iyi kaliteyi veya tazeliği gösteren bir tarih, kendiliğinden son kullanma tarihi ya da gıda güvenliği değerlendirmesi değildir.
Alıştırma
Hangi yorum cümleyle en iyi örtüşür?
- Son kullanma tarihleri ve gıda güvenliği her zaman tamamen aynı anlama gelir.
- Ölçüt, tarih geçer geçmez gıdanın tehlikeli hâle geldiğini kanıtlıyordu.
- Tazelik ölçütü hem son kullanma tarihlerinden hem de gıda güvenliği değerlendirmelerinden ayrıydı.
Cevabı göster
Tazelik ölçütü hem son kullanma tarihlerinden hem de gıda güvenliği değerlendirmelerinden ayrıydı.
In fact, it's rarely decided with any scientific backing, Kalıp ifadeler
1:39Aslında, nadiren herhangi bir bilimsel desteğe dayanarak karar verilir,
rarely decided with any scientific backing: bilimsel dayanakla nadiren karar verilmesi
“Scientific backing”, bilimsel kanıtların, araştırmaların veya güvenilir verilerin sağladığı destek anlamına gelir. Burada backing, “destek” veya “dayanak” anlamındaki soyut isimdir; bir şeyin arkasına konan fiziksel bir malzeme değildir. Rarely, “sık değil” şeklinde olumsuz bir anlam taşıdığı için ardından any doğal biçimde gelir. “Rarely decided with any scientific backing” bütünüyle, bu tür kararların genellikle kayda değer bir bilimsel dayanak olmadan verildiğini anlatır. Edilgen “decided”, kararı kimin verdiğine değil, kararın nasıl verildiğine odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle, bilimsel kanıtların bir öneriyi çok az desteklediğini doğal biçimde ifade eder?
- The proposal has a little scientific background.
- The proposal has little scientific backing.
- The proposal has few scientific backings.
Cevabı göster
The proposal has little scientific backing.
and there are usually no rules around what dates to use. Kalıp ifadeler
1:43ve hangi tarihlerin kullanılacağına dair genellikle hiçbir kural yoktur.
no rules around what dates to use: hangi tarihlerin kullanılacağına dair kural yok
rules around a topic kalıbında around, “hakkında” veya “ile ilgili” anlamına gelir. Kuralların ele aldığı konuyu belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Burada what dates to use, kuralların yanıtlayacağı soruyu, yani hangi tarihlerin kullanılması gerektiğini belirtir. İfadenin tamamı, bu seçimi kapsayan kuralların genellikle bulunmadığını söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede rules around, “bir konu hakkındaki kurallar” anlamında kullanılmıştır?
- The school posted copies of the rules around the hallway.
- The school has rules around what students may post online.
- The school has rules around students may post online.
Cevabı göster
The school has rules around what students may post online.
So, most manufacturers and retailers are motivated to set these dates early, Dilbilgisi
1:47Bu yüzden, çoğu üretici ve perakendeci bu tarihleri erkene koymaya motive olur,
are motivated to set these dates early: bu tarihleri erken belirlemek için teşvike sahip olmak
Be motivated to + fiilin yalın hâli, bir eylemi cazip kılan bir neden, yarar veya teşvike sahip olmak anlamına gelir. Birini eyleme yönelten şeyi anlatır; eylemin zorunlu olduğunu veya zaten gerçekleştiğini söylemez. set these dates early ifadesinde set, “seçmek veya belirlemek”; early ise aksi durumda seçilebilecek tarihlerden daha erken tarihler seçmek anlamına gelir. Tarihleri belirleme eyleminin erken yapıldığı anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi be motivated to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Because the rebate saves them money, homeowners ____ install solar panels.
Cevabı göster
are motivated to
ensuring customers will taste their food at its best and come back for more. Kalıp ifadeler
1:52müşterilerin gıdalarını en lezzetli haliyle tatmalarını ve daha fazlası için geri dönmelerini sağlarlar.
at its best: mümkün olan en iyi durumda
At its best, bir şeyin en iyi veya en etkili durumda olduğunu belirtir. Buradaki its, their food ifadesine gönderme yapar: Yiyecek, lezzetinin, dokusunun ve genel kalitesinin en iyi şekilde deneyimlenebileceği durumda sunulur. Kalıp be + at + iyelik belirleyicisi + best şeklindedir. İyelik sözcüğü, söz edilen kişi veya nesneye uymalıdır: at her best, at their best ya da at its best. Best sözcüğünün tam olarak ne ifade ettiği özneye bağlıdır; en taze, en güzel veya en etkili durum anlamına gelebilir.
Alıştırma
Çorbanın ideal durumda olduğunu belirtmek için at its best kullanarak cümleyi tamamlayın: Serve the soup while it is ____.
Cevabı göster
at its best
come back for more: daha fazlasını istediği için geri dönmek
Come back for more, bir şey keyifli, yararlı veya tatmin edici olduğu için ondan daha fazlasını almak ya da aynı türden başka bir deneyim yaşamak üzere geri dönmek anlamına gelir. Bu cümlede yiyeceklerin müşterileri memnun etmesi ve onların yeniden gelmesi veya alışveriş yapması beklenir. More geniş bir anlam taşır; daha fazla yiyecek, yeni bir satın alma, başka bir bölüm veya başka bir deneyim olabilir. Bu nedenle ifade, yalnızca ek nesneler almak için fiziksel olarak geri dönmeyi değil, tekrarlanan ilgiyi de anlatır.
Alıştırma
come back for more ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: The comedy show was so funny that we ____ the next night.
Cevabı göster
came back for more
This means many foods are safe to eat far beyond their label dates. Kalıp ifadeler
1:58Bu, birçok yiyeceğin etiket tarihlerinin çok ötesinde yemek için güvenli olduğu anlamına gelir.
far beyond their label dates: basılı tarihlerden çok daha sonra
far beyond their label dates ifadesinde beyond bir zaman sınırının aşıldığını, far ise aşma derecesinin yüksek olduğunu gösterir. İfade, gıda etiketlerinde basılı tarihlerden hemen sonrasını değil, çok daha sonrasını anlatır. far beyond + isim kalıbı; maliyet, mesafe, yetenek veya kapsam bakımından bir sınırın büyük ölçüde aşıldığını da gösterebilir.
Alıştırma
En uygun tamamlamayı seçin: The final cost was ... our budget. Nihai maliyet bütçeyi büyük ölçüde aştı.
- far beyond
- within
- beyond
Cevabı göster
far beyond
other shelf-stable groceries: oda sıcaklığında saklanabilen diğer gıdalar
other shelf-stable groceries ifadesinde shelf-stable, groceries sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle yazılan bileşik bir sıfattır. Açılmamış hâlde oda sıcaklığında nispeten uzun süre saklanabilen gıdaları anlatır; other sözcüğü de kurabiye ve makarnayı bu geniş kategoriye dâhil eder. Bu terim, açılmadan önce soğutulması veya dondurulması gereken çabuk bozulan gıdalarla karşıtlık oluşturur. Fiziksel olarak sağlam bir rafı değil, saklama koşullarını anlatır.
Alıştırma
Paketlenmiş bir gıda için shelf-stable genellikle ne anlama gelir?
- Açılmadan önce dondurulmuş hâlde tutulmalıdır.
- Açıldıktan sonra bile hiçbir zaman bozulmaz.
- Açılmamış hâlde genellikle oda sıcaklığında saklanabilir.
Cevabı göster
Açılmamış hâlde genellikle oda sıcaklığında saklanabilir.
might taste stale, but they aren't a health risk: kaliteyi güvenlikten ayırmak
might A, but B kalıbı önce A'nın mümkün olduğunu kabul eder, ardından but ile daha önemli karşıtlığı verir. Burada yiyeceğin tadı rahatsız edici biçimde bayat olabilir, ancak bu onun sağlık riski olduğu anlamına gelmez. İki bölüm farklı şeyleri değerlendirir: taste stale kaliteyle, be a health risk ise güvenlikle ilgilidir. Küçük bir kusur daha ciddi bir sonucu düşündürebilecekken konuşan kişi bu sonucu reddetmek istediğinde bu kalıp kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, küçük bir sorunu kabul edip ardından daha önemli bir karşıtlık vermek için aynı might ..., but ... kalıbını kullanır?
- The phone might look old, so I decided not to buy it.
- The phone works well because it is brand-new.
- The phone might look old, but it still works well.
Cevabı göster
The phone might look old, but it still works well.
so long as they don't show signs of bulging or rusting. Notlar
2:14şişkinlik veya paslanma belirtisi göstermedikleri sürece.
so long as: bir koşul belirtmek
So long as, ana cümledeki ifadenin geçerli olmasını sağlayan koşulu belirtir. Burada konserve gıdalar, yalnızca şişme veya paslanma belirtileri göstermiyorlarsa yıllarca güvenli kalabilir. Bu kullanımda so long as, “şu koşulla ki” anlamına gelir ve koşul belirten as long as gibi çalışır. Tek bir bağlaçtır; long burada süreyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü koşul ifadesiyle tamamlayın: You can use my tablet ____ you return it before dinner.
Cevabı göster
so long as
don't show signs of bulging or rusting: görünür uyarı belirtileri yok
Show signs of, bir durumun var olduğunu ya da gelişmekte olduğunu gösteren gözlemlenebilir belirtiler sergilemek demektir. Bu cümlede don't show signs of bulging or rusting, gözle görülür bir şişme veya pas olmadığı anlamına gelir. Yapı show signs of + isim veya -ing biçimidir. Bulging ve rusting, kontrol edilen durumları adlandırır. Bu ifade yalnızca görünür kanıtlardan söz eder; gizli bir sorun bulunmadığını garanti etmez.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: After several hot days, the battery began to ____ swelling.
Cevabı göster
show signs of
preserving properly stored frozen dinners indefinitely. Dilbilgisi
2:22ve doğru şekilde saklanan dondurulmuş akşam yemeklerini süresiz olarak korur.
keep bacteria that cause food poisoning in check: kontrol altında, yok edilmiş değil
Keep something in check, bir şeyin büyümesini, kötüleşmesini veya kontrolden çıkmasını önleyecek şekilde onu kontrol altında tutmak demektir. Burada düşük sıcaklıklar, bakterilerin faaliyetini veya çoğalmasını sınırlayarak onları kontrol altında tutar. Tam nesne bacteria that cause food poisoning ifadesidir ve in check bu nesneden sonra gelir. Bu ifade bakterilerin kontrol altında kaldığını söyler; tamamen ortadan kaldırıldıklarını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıp ifadeyle tamamlayın: A clear budget helps keep monthly spending ____.
Cevabı göster
in check
preserving ... indefinitely: sonucu göstermek için -ing yapısı kullanmak
Virgülden sonraki preserving properly stored frozen dinners indefinitely adlı -ing yapısı, önceki durumun sonucunu belirtir: düşük sıcaklıklar zararlı bakterileri kontrol altında tutar ve bunun sonucunda doğru şekilde saklanan dondurulmuş yemekler belirli bir bitiş süresi olmadan korunur. Ana cümle + virgül + -ing yapısı, bir durumu onun doğurduğu sonuca kısa ve sıkı bir biçimde bağlar. Properly stored, frozen dinners ifadesini niteler; indefinitely ise sınırsız veya belirtilmemiş bir süre anlamına gelir, ancak kalitenin hiç değişmeyeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümledeki -ing yapısının görevi nedir? The storm knocked down several trees, blocking the road.
- İlgisiz bir özneye ait ayrı bir olay başlatır.
- Ağaçların devrilmesinin sonucunu belirtir.
- Fırtınanın ağaçları neden devirmek istediğini belirtir.
Cevabı göster
Ağaçların devrilmesinin sonucunu belirtir.
Refrigerated eggs are good for up to 5 weeks, Kalıp ifadeler
2:26Buzdolabındaki yumurtalar 5 haftaya kadar dayanır,
good for up to 5 weeks: en uzun kullanılabilir süreyi ifade etmek
Burada be good for + süre, bir şeyin o süre boyunca kullanılabilir, yenebilir veya etkili kalması anlamına gelir. Yumurta söz konusu olduğunda good, doğru şekilde saklandığında hâlâ yenmeye uygun olduğunu belirtir. Up to 5 weeks bir üst sınır belirler; alt sınır veya garanti edilen bir süre belirtmez. Aynı kalıp yiyeceklerin, geçiş kartlarının, garantilerin, üyeliklerin, pillerin ve benzeri şeylerin kullanılabilirlik ya da geçerlilik süresini anlatabilir.
Alıştırma
En uzun çalışma süresini belirtmek için good, for ve up to sözcüklerini doğru sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: This battery is ____ ten hours on one charge.
Cevabı göster
good for up to
your nose will let you know: koku duyusu sizi uyarır
Bu cümlede your nose, koku duyusunu temsil eder. Burun, uyarı verebilen bir şeymiş gibi anlatılır: alışılmadık bir koku, yiyeceğin bozulduğunu anlamanızı sağlayabilir. Bir işaret veya duyu + will let you know kalıbı, o işaretin bir şeyi fark etmenizi ya da anlamanızı sağlayacak kadar bilgi verdiğini belirtir. Yalnızca kokuyu alabileceğinizi söylemekten daha canlı bir anlatımdır.
Alıştırma
Bu cümlede your nose will let you know ne anlama gelir?
- Koku, yiyeceğin bozulmuş olabileceği konusunda sizi uyarır.
- Yiyeceği koklarsanız güvenli olduğundan emin olabilirsiniz.
- Burnunuz son kullanma tarihini yüksek sesle söyler.
Cevabı göster
Koku, yiyeceğin bozulmuş olabileceği konusunda sizi uyarır.
spot spoiled produce: bozulmuş meyve ve sebzeleri fark etmek
Burada spot, fark etmek ve tanımak anlamına gelen bir fiildir. spot spoiled produce ifadesinde, yiyeceği yalnızca görmekten değil, görünür belirtiler veya başka açık ipuçları sayesinde bozulmuş yiyeceği tanımaktan söz edilir. Spoiled, bozulmuş yiyeceği anlatır; produce ise taze meyve ve sebzeler için kullanılan bir isimdir. Bu nedenle ifade, artık iyi durumda olmayan meyve veya sebzeleri belirlemek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede spot, fark etmek ve tanımak anlamında kullanılmıştır?
- I stared at the window for ten minutes.
- I painted a blue spot on the window.
- I spotted a tiny crack in the window.
Cevabı göster
I spotted a tiny crack in the window.
off odors: bir şeylerin yolunda olmadığını gösteren kokular
off odors ifadesinde off, “normal olmayan veya beklenenden farklı” anlamına gelen bir sıfattır. İfade, yiyeceğin bozulduğuna işaret edebilecek olağan dışı kokuları anlatır; kokuların “kapatıldığı” anlamına gelmez. off kelimesinin bu anlamı duyu fiillerinden sonra da görülür: The milk smells off, sütün kokusunun anormal veya şüpheli geldiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede off, bir yiyeceğin kokusunun anormal geldiğini ve bozulmaya işaret edebileceğini anlatır?
- The oven is off, so it is cooling down.
- The lid fell off the jar.
- The fish smells off, so I won't eat it.
Cevabı göster
The fish smells off, so I won't eat it.
Of course, there are some cases where you're better safe than sorry. Deyimler
2:39Tabii ki, sonradan üzülmektense baştan önlem almanın daha iyi olduğu bazı durumlar vardır.
you're better safe than sorry: tedbirli olmayı seçmek
Better safe than sorry, küçük bir önlemin daha büyük bir sorunu engelleyebileceği durumlarda kullanılan kalıplaşmış bir sözdür. Sonradan risk aldığı için pişman olmaktansa şimdi dikkatli olmanın daha akıllıca olduğunu anlatır. you're better safe than sorry ifadesinde you're, bu öğüdü doğrudan öğüt verilen kişiye bağlar. Daha kısa ve tek başına kullanılan Better safe than sorry biçimi de yaygındır.
Alıştırma
Sonradan pişman olma riskine girmektense küçük bir önlem almanın daha akıllıca olduğunu belirten sözle cümleyi tamamlayın: The forecast might change, so I'll pack a raincoat—____.
Cevabı göster
better safe than sorry
The USDA recommends eating or freezing meat within days of purchase. Notlar
2:43USDA, etin satın alındıktan sonraki birkaç gün içinde yenmesini veya dondurulmasını öneriyor.
The USDA: ABD hükûmetinin resmî bir bilgi kaynağı
USDA, United States Department of Agriculture yani ABD Tarım Bakanlığı adının baş harflerinden oluşan kısaltmadır ve ABD federal hükûmetinin bir bakanlığıdır. Bu cümlede kurumun adının kullanılması, gıda güvenliği tavsiyesinin özel bir şirketten veya gıda markasından değil, resmî bir devlet kurumundan geldiğini gösterir. Bu kısaltmayı tanımak, bilginin kaynağını değerlendirmenize yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede the USDA neyi ifade ediyor?
- Bir gıda son kullanma tarihi etiketi
- Federal hükûmete bağlı ABD Tarım Bakanlığı
- Özel bir et şirketi
Cevabı göster
Federal hükûmete bağlı ABD Tarım Bakanlığı
recommend doing: recommends eating or freezing meat yapısı
recommend fiilinden hemen sonra önerilen eylem geliyorsa recommend + -ing, yani recommend doing something yapısı kullanılır. Bu cümlede eating ve freezing, or ile bağlanan paralel -ing biçimleridir; ikisi birlikte recommends fiilinin tamamlayıcısıdır. Bağlanan eylemleri aynı biçimde tutun: recommend eating or freezing. Bu yapı, eylemi kimin yapacağını ayrıca belirtmeden hangi eylemin önerildiğine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before buying a used phone, experts recommend ____ the battery health.
Cevabı göster
checking
within days of purchase: satın alma anından başlayan kısa süre sınırı
Within bir zaman sınırı belirtir. Within days of purchase ifadesinde bağlam, purchase olayını sürenin başlangıcı yapar; bu nedenle et, satın alındıktan sonra birkaç günden fazla zaman geçmeden yenmeli veya dondurulmalıdır. Days sözcüğünden önce sayı olmadığı için ifade kesin bir son tarih değil, kısa ama yaklaşık bir süre verir. Kesin bir sınır için sayı eklenir: within three days of purchase.
Alıştırma
‘Satın aldıktan sonra en geç üç gün içinde’ anlamını vermek için cümleyi within ... of ile tamamlayın: Return the item ____.
Cevabı göster
within three days of purchase
Beyond their printed dates: zaman sınırının ötesinde
Beyond yalnızca uzamsal olarak daha ileride olmayı değil, zaman içindeki bir sınırın aşılmasını da anlatabilir. Burada their printed dates, ürünlerin veya ambalajlarının üzerinde yazılı tarihleri ifade eder; dolayısıyla beyond their printed dates bu tarihler geçtikten sonra demektir. Cümlenin başındaki bu edat öbeği, ardından gelen cümle bölümü için zaman çerçevesini kurar. Virgül, bu başlangıç çerçevesini ana bilgiden ayırır.
Alıştırma
Hangi cümlede beyond, ‘bir zaman sınırından sonra’ anlamında kullanılmıştır?
- Repairs requested beyond the first year are not covered.
- The campsite lies beyond the river.
- The date is printed beside the barcode.
Cevabı göster
Repairs requested beyond the first year are not covered.
and unpasteurized cheeses are more likely to carry pathogenic bacteria Kelime
2:51ve pastörize edilmemiş peynirlerin, koku veya tat testinden geçebilecek
ready-to-eat salads ve deli meats
Ready-to-eat salads, başka bir pişirme aşaması olmadan yenmesi amaçlanan salatalardır. ready-to-eat, salads sözcüğünden önce gelen, kısa çizgilerle bağlanmış bir birleşik sıfattır ve ürünün durumunu anlatır. Deli meats; çoğunlukla jambon, hindi veya benzeri hazırlanmış et ürünlerini ifade eder. Bunlar genellikle dilimlenmiş olarak şarküteri tezgâhında ya da paketli biçimde satılır. Bu gıda güvenliği listesinde her iki ifade de çoğunlukla yeniden ısıtılmadan tüketilen kategorileri adlandırır; dolayısıyla tüketimden önce olası bulaşmayı azaltacak ek bir pişirme aşaması yoktur.
Alıştırma
Hangi ifade vurgulanan gıda kategorilerini doğru açıklıyor?
- Deli meats, bir kasapta satılan her türlü et anlamına gelir.
- Ready-to-eat salads ek pişirme gerektirmez ve deli meats genellikle hazırlanmış, dilimlenmiş etlerdir.
- Ready-to-eat salads pişirilmelidir ve deli meats her zaman çiğdir.
Cevabı göster
Ready-to-eat salads ek pişirme gerektirmez ve deli meats genellikle hazırlanmış, dilimlenmiş etlerdir.
Pastörize edilmemiş peynirlerin patojen bakteri taşıma olasılığı daha yüksektir
Unpasteurized cheeses, pastörizasyon uygulanmamış sütten yapılan peynirlerdir. Pastörizasyon, zararlı mikropları azaltmak için kullanılan bir ısıl işlemdir. Pathogenic, hastalığa yol açan anlamına gelir; dolayısıyla pathogenic bacteria insanları hasta edebilen bakterilerdir. Are more likely to carry yapısındaki more likely, kesinliği değil daha yüksek bir olasılığı ifade eder. Cümle riski karşılaştırır: Bu peynirlerin hastalığa yol açan bakterileri taşıma ihtimali daha yüksektir; ancak her pastörize edilmemiş peynirin kirlenmiş olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi ifade vurgulanan bölümün gıda güvenliği anlamıyla en iyi örtüşür?
- Pastörizasyon bakterileri patojen hâle getirir.
- Her peynir türü kesinlikle patojen bakteri içerir.
- Pastörize edilmemiş peynirin hastalığa yol açan bakteri taşıma ihtimali daha yüksektir.
Cevabı göster
Pastörize edilmemiş peynirin hastalığa yol açan bakteri taşıma ihtimali daha yüksektir.
that can slip past the smell or taste test. Deyimler
2:56patojen bakterileri taşıma olasılığı daha yüksektir.
slip past the smell or taste test: koku veya tat testinden fark edilmeden geçmek
Burada slip past mecaz anlamda kullanılır ve “fark edilmeden geçmek” ya da “tespit edilmemek” demektir. The smell or taste test, laboratuvar testi değil, yalnızca yiyeceğin kokusuna veya tadına dayanan gayriresmî bir kontroldür. Bu ifade, bu duyular olağan dışı bir şey fark etmese bile tehlikenin hâlâ bulunabileceğini anlatır. Bir şeyin fiziksel olarak bir testin yanından geçmesini ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede “slip past the smell or taste test” ne anlama geliyor?
- Bakteriler fiziksel olarak bir laboratuvar testinin yanından geçer.
- Zararlı bakteriler koku veya tat yoluyla tespit edilmeyebilir.
- Yiyeceği koklamak ve tatmak zararlı bakterileri yok eder.
Cevabı göster
Zararlı bakteriler koku veya tat yoluyla tespit edilmeyebilir.
And the dates on infant formula are regulated to indicate safety. Kültür
2:59Ve bebek mamalarındaki tarihler güvenliği göstermek için düzenlenmiştir.
Bebek maması üzerindeki tarihler güvenliği belirtmek üzere düzenlemeye tabidir
Tam özne the dates on infant formula ifadesidir. on infant formula, tarihlerin nerede bulunduğunu belirtir; bu nedenle çoğul fiil are regulated, infant formula sözcüklerini değil dates sözcüğünü açıklar. To indicate safety belirtilen amacı verir: bu tarihler güvenlikle ilgili bilgi sağlar. ABD etiketleme bağlamında bebek maması, federal düzeyde düzenlenen özel bir kategoridir. Ürünün use-by tarihi, mamanın zorunlu besin miktarlarını ve kalite standartlarını karşılamasıyla bağlantılıdır. Bu nedenle her gıdadaki her tarihin aynı yasal anlama geldiği varsayılmamalıdır.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyle en iyi eşleşir?
- Bebek maması, bebeğin onu saat kaçta içmesi gerektiğini göstermek üzere düzenlenir.
- Bütün gıda tarihleri tamamen aynı şekilde düzenlenir.
- Bebek mamalarının üzerindeki tarihler, güvenlikle ilgili bilgi sağlamak üzere düzenlemeye tabidir.
Cevabı göster
Bebek mamalarının üzerindeki tarihler, güvenlikle ilgili bilgi sağlamak üzere düzenlemeye tabidir.
But while some of these labels work as intended, Kalıp ifadeler
3:03Ancak bu etiketlerin bazıları tasarlandığı gibi çalışsa da,
work as intended: tasarlandığı gibi çalışmak
Burada work, “bir işte çalışmak” değil, “işlemek” veya “istenen sonucu vermek” anlamındadır. As intended, “birinin başlangıçta tasarladığı ya da planladığı şekilde” demektir. Birlikte work as intended, bazı etiketlerin amaçlanan işlevini yerine getirdiğini anlatır. X works as intended kalıbı; bir aracın, kuralın, sistemin, özelliğin veya politikanın oluşturulma amacına uygun çalışıp çalışmadığını değerlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “tasarımına uygun çalışır” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The safety lock ____, so the door stays securely closed.
Cevabı göster
works as intended
the vast majority don't: güçlü miktar anlatımı ve fiil grubu eksiltmesi
The vast majority, “çok büyük bir çoğunluk” demektir ve the majority ifadesinden daha güçlüdür. Burada daha önce geçen labels sözcüğüne gönderme yapar ve etiketlerin çok yüksek bir oranının işe yaramadığını anlatır. Don't, tekrarlanacak work as intended fiil grubunun yerine geçer. Eksiksiz düşünce the vast majority don't work as intended şeklindedir. İngilizcede do, does veya did gibi bir yardımcı fiil bırakılıp bağlamdan zaten anlaşılan fiil grubu sık sık çıkarılır.
Alıştırma
Karşıtlığı “onların çok büyük çoğunluğu yapmaz” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: In this box, a few rechargeable batteries still hold a charge, but ____.
Cevabı göster
the vast majority don't
In a 2019 survey of over a thousand Americans, Anlatım akışı
3:08Binden fazla Amerikalının katıldığı 2019 yılındaki bir ankette,
more than 70% said they use date labels to decide if food is still edible, Dilbilgisi
3:12%70'inden fazlası bir yiyeceğin hala yenilebilir olup olmadığına karar vermek için tarih etiketlerini kullandığını,
In a 2019 survey of over a thousand Americans: anket kanıtını çerçevelemek
In a 2019 survey of over a thousand Americans, kanıtı sunmak için cümlenin başında kullanılan bir çerçevedir. Sonuç olan more than 70% verilmeden önce yıl, yöntem veya kaynak (bir anket) ve yaklaşık örneklem büyüklüğü belirtilir. of over a thousand Americans, survey sözcüğünü niteler: ankete binden fazla Amerikalı katılmıştır. Binden fazla anket yapıldığı anlamına gelmez. Önce kaynağın, sonra istatistiğin verilmesi, okuyucunun bu oranı dayanaksız bir iddia değil, kanıt olarak görmesini sağlar.
Alıştırma
In a 2019 survey of over a thousand Americans ifadesinin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?
- Herhangi bir kanıt sunmadan önce yazarın kişisel görüşünü verir.
- Sonucu sunmadan önce anketin yılını ve örneklemini belirtir.
- Gıda etiketlerinin nasıl basıldığını açıklar.
Cevabı göster
Sonucu sunmadan önce anketin yılını ve örneklemini belirtir.
use X to decide if Y: bilgi kullanarak değerlendirme yapmak
use X to decide if Y kalıbı, Y'nin doğru olup olmadığını değerlendirmek için X'in bilgi, işaret veya araç olarak kullanıldığı anlamına gelir. Cümlede date labels X'tir; food is still edible ise değerlendirilen konudur. to decide, X'i kullanma amacını gösterir. if, daha büyük cümlenin içinde evet veya hayır cevabı olan bir soru başlattığı için ardından düz cümle söz dizimi gelir: if food is still edible doğrudur; if is food still edible değildir.
Alıştırma
Cümleyi gösterilen kalıp ve bilgileri aynen kullanarak tamamlayın: use + the park website + to decide if. We ____ the trail is open.
Cevabı göster
use the park website to decide if
and nearly 60% said they'd toss any food past those dates. Kalıp ifadeler
3:18ve yaklaşık %60'ı bu tarihleri geçmiş her türlü yiyeceği çöpe atacağını söyledi.
they'd toss ... past those dates: would ve tarih sınırı
they'd toss ifadesinde 'd, would anlamına gelir; çünkü toss fiilin yalın hâlidir. Bu ifade, katılımcıların böyle bir durumda ne yapacaklarını söylediklerini aktarır; yiyecekleri zaten atmış olduklarını söylemez. Burada toss, “atmak” anlamındadır. past those dates içindeki past bir edattır ve tarih sınırının ötesini belirtir. Bu nedenle yan cümle, basılı tarihler geçtikten sonra yiyeceklerin atılmasını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede they'd toss any food past those dates ne anlama geliyor?
- Basılı tarihi geçince her türlü yiyeceği atacaklarını söylediler.
- Ne kadar eski olursa olsun yiyecekleri saklayacaklarını söylediler.
- Tüm yiyecekleri basılı tarihlerinden önce zaten atmış olduklarını söylediler.
Cevabı göster
Basılı tarihi geçince her türlü yiyeceği atacaklarını söylediler.
Restaurants and grocers often do the same.
3:23Restoranlar ve bakkallar da genellikle aynısını yapıyor.
To avoid all this waste: cümle başında amaç mastarı
To avoid all this waste, cümlenin başına getirilen bir amaç mastarı öbeğidir. to + fiilin yalın hâli kalıbı, ardından gelen eylemin amacını belirtir: bu eylem israfı önlemek için yapılır. Amaç öbeğini başa koymak, çözümden önce hedefi sunar. Böylece dinleyiciyi sorundan, onu çözmeye yönelik eyleme yönlendirebilir. Bu giriş öbeğiyle ana cümle normalde virgülle ayrılır.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri kullanarak cümleyi to + fiilin yalın hâli yapısında bir amaç öbeğiyle tamamlayın: ____, Maya packed a sandwich. (avoid buying expensive food)
Cevabı göster
To avoid buying expensive food
many experts advocate for laws to require that date labels use one of two standardized phrases: Notlar
3:28birçok uzman, tarih etiketlerinde iki standartlaştırılmış ifadeden birinin kullanılmasını gerektiren yasaları savunuyor:
many experts advocate for: bir politikayı kamuoyu önünde savunmak
many experts advocate for laws ifadesinde advocate for, bu yasaları kamuoyu önünde desteklemek ve kabul edilmeleri için etkin biçimde çaba göstermek anlamına gelir. Yalnızca onlarla aynı fikirde olmaktan daha güçlüdür. Savunulan politika, amaç veya değişikliği belirtmek için advocate for + isim ya da -ing biçimi kullanılır. Örneğin advocate for safer roads veya advocate for changing the rule denebilir.
Alıştırma
Cümleyi advocate for ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the town meeting, several doctors ____ stricter air-quality rules.
Cevabı göster
advocated for
laws to require that ... use: require that sonrasında yalın fiil
laws to require... yapısındaki to-mastar, yasaların ne yapmasının amaçlandığını açıklar: tarih etiketlerindeki ifadeler hakkında bir kural koymak. Resmî Amerikan İngilizcesinde require that yapısından sonra genellikle bir özne ve fiilin yalın hâli gelir: require that date labels use.... Tekil bir özneyle yalın biçim daha açık görülür: require that each label use denir, uses denmez. Bu yapıya çoğu zaman buyurma dilek kipi denir.
Alıştırma
Display fiilini doğru biçime getirin: The law requires that each package ____ a clear date.
Cevabı göster
display
best if used by to indicate freshness, Kültür
3:35tazeliği belirtmek için "tavsiye edilen tüketim tarihi",
En yüksek tazelik için “Best if used by”
“Best if used by”, ambalaj üzerinde kullanılması önerilen ifadedir; by sözcüğünün ardından “Best if used by June 10” örneğindeki gibi basılı bir tarih gelir. “to indicate freshness” sözleri bu ifadenin neden seçildiğini açıklar. Etiket metninin bir parçası değildir. Açıklanan etiketleme sisteminde bu tarih, ürünün kalite veya tazelik açısından en iyi olduğu zamanı gösterir. Yiyecek bu tarihten sonra daha az taze olabilir, ancak ifade tek başına otomatik bir güvenlik sınırı belirtmez.
Alıştırma
Açıklanan etiketleme sistemiyle ilgili şu ifadeyi değerlendirin: “Best if used by” en yüksek tazeliği gösterir, otomatik bir güvenlik sınırını değil.
- İfade doğrudur.
- İfade yanlıştır.
Cevabı göster
İfade doğrudur.
Güvenlikle ilgili bir tarih için “Use by”
“Use by”, ambalajda kullanılacak diğer ifadedir ve by sözcüğünün ardından basılı bir tarih gelir. “to indicate safety” sözleri, etiketin bir parçası olmak yerine bu ifadenin amacını açıklar. Açıklanan etiketleme sisteminde bu tarih güvenlikle ilgilidir; yalnızca en iyi tat veya tazelik zamanını gösteren bir öneri değildir. Bu nedenle “best if used by” ifadesinden daha ciddi bir sonuç taşır.
Alıştırma
Açıklanan etiketleme sisteminde “use by” neyi belirtir?
- Ürünün üretildiği tarih
- Güvenlikle ilgili bir son tarih
- Yalnızca lezzetin en iyi olduğu dönem
Cevabı göster
Güvenlikle ilgili bir son tarih
could prevent roughly 398,000 tons of food waste annually. Anlatım akışı
3:47her yıl yaklaşık 398.000 ton gıda israfını önleyebileceğini tahmin ediyor.
setting these standards at a federal level: standartları federal düzeyde belirlemek
“Setting these standards”, tartışılan kuralların belirlenmesi anlamına gelir. Buradaki “at a federal level”, bu işi yalnızca eyaletlere, yerel yönetimlere veya işletmelere bırakmak yerine ABD federal hükümeti düzeyine taşır. İfade, standartların hangi ölçekte tutarlı hâle getirileceğini açıklar. Önerilen bir politika düzeyini anlatır; standartların zaten kabul edildiğini söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede “setting these standards at a federal level” ne anlama geliyor?
- Standartları yalnızca tek bir mahallede denemek
- Standartları ABD federal hükümeti aracılığıyla belirlemek
- Her mağazanın birbiriyle ilgisiz kendi standartlarını oluşturmasına izin vermek
Cevabı göster
Standartları ABD federal hükümeti aracılığıyla belirlemek
could prevent roughly ... annually: yılda yaklaşık... önleyebilir
“Could prevent”, azalmayı önerilen politikanın olası bir sonucu olarak sunar; sonucu garanti etmez. Daha önce kullanılan “estimate” fiili de bu temkinli yorumu destekler. “Roughly 398,000 tons”, sayının yaklaşık olduğunu gösterir; “annually” ise süreyi her yıl olarak belirler. Estimate, could ve roughly birlikte, iddiayı doğrulanmış bir gerçek değil, belirsizlik içeren sayısal bir tahmin olarak düzenler.
Alıştırma
Hangi yorum “could prevent roughly 398,000 tons of food waste annually” ifadesindeki temkinli tonu ve zaman aralığını en iyi korur?
- Yılda yaklaşık 398.000 tonluk olası bir azalma
- Bir defada tamamlanmış 398.000 tonluk bir azalma
- Her yıl tam olarak 398.000 tonluk garantili bir azalma
Cevabı göster
Yılda yaklaşık 398.000 tonluk olası bir azalma
Grocers could also try removing date labels on produce, Dilbilgisi
3:54Bakkallar taze meyve ve sebzelerdeki tarih etiketlerini kaldırmayı da deneyebilir,
as several UK supermarket chains have done to encourage consumers to use their own judgment. Notlar
3:57tıpkı Birleşik Krallık'taki bazı süpermarket zincirlerinin tüketicileri kendi yargılarını kullanmaya teşvik etmek için yaptığı gibi.
try removing: bir yöntemi test etmek için try + -ing kullanımı
Try removing ifadesinde try, -ing biçimiyle kullanılır ve “bu eylemi olası bir yöntem olarak denemek ve ne olacağını görmek” anlamına gelir. Tarih etiketlerini kaldırmak deneysel bir önlem olarak sunulur. Yapı try + fiil-ing şeklindedir. Removing fiilinin nesnesi date labels, on produce ise hangi etiketlerin kastedildiğini belirtir.
Alıştırma
Bir yöntemi denemeyi önermek için cümleyi open fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The room feels stuffy, so try ____ the window.
Cevabı göster
opening
as ... have done: mevcut bir emsale işaret etmek
Burada as, “tıpkı ... gibi” anlamına gelir ve mevcut bir örnek sunar: Birleşik Krallık'taki bazı süpermarket zincirleri aynı eylemi zaten gerçekleştirmiştir. Bu, önceki önerinin yalnızca varsayımsal değil, uygulanabilir görünmesini sağlar. Have done ifadesindeki done, daha önce belirtilen removing date labels on produce eyleminin yerini tutar. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz.
Alıştırma
Mevcut bir emsali belirtmek için cümleyi as ve do fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Our school could start a repair club, ____ several nearby schools ____.
Cevabı göster
as · have done
encourage consumers to use their own judgment: tüketicileri kendi muhakemelerini kullanmaya teşvik etmek
Encourage someone to do something, bir kişiye bir eylemi gerçekleştirmesi için destek veya neden sunmak demektir. Burada consumers teşvik edilen kişileri, to use ise yapılması teşvik edilen eylemi gösterir. Use their own judgment, bir kuralı otomatik olarak uygulamak yerine mevcut bilgileri ve kişinin kendi deneyimini değerlendirerek karar vermek demektir. Own, kararı tüketicilerin kendilerinin verdiğini vurgular; düşünmeden tahmin yürütmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Encourage someone to do something ve use one's own judgment yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The guide encouraged to hikers their own judgment when the trail conditions changed.
- The guide encouraged hikers to use their own judgment when the trail conditions changed.
- The guide encouraged hikers use their own judgment when the trail conditions changed.
Cevabı göster
The guide encouraged hikers to use their own judgment when the trail conditions changed.
to donate unsold food. Kalıp ifadeler
4:07satılmayan yiyecekleri bağışlamaya teşvik eden politikaları savunuyor.
advocate for policies incentivizing grocers and restaurants: marketleri ve restoranları teşvik eden politikaları savunmak
Advocate for policies, söz konusu politikaları açıkça desteklemek veya onların lehine görüş bildirmek demektir. Incentivizing grocers and restaurants şeklindeki -ing yapısı policies sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar; policies that incentivize grocers and restaurants şeklinde genişletilebilir. Incentivize someone to do something, bir eylemi daha cazip hâle getirmek için ödül, tasarruf, sübvansiyon veya tasarlanmış başka bir mekanizma kullanmak demektir. Yalnızca istemekten veya övmekten daha kurumsaldır, ancak birini zorlamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede incentivizing, öğüt veya zorunluluk yerine somut bir faydayla teşvik etme anlamında kullanılmıştır?
- The council supports rules requiring landlords to improve insulation.
- The council supports speeches encouraging landlords to consider better insulation.
- The council supports grants incentivizing landlords to improve insulation.
Cevabı göster
The council supports grants incentivizing landlords to improve insulation.
to donate unsold food: unsold satılmamış demektir
To donate unsold food, bir işletmenin satamadığı yiyecekleri ücretsiz olarak vermek demektir. Unsold yalnızca satış durumunu anlatır; yiyeceğin bozulmuş veya güvensiz olduğu anlamına gelmez. To donate mastarı, önerilen politikaların marketleri ve restoranları yapmaya teşvik edeceği somut eylemi belirtir.
Alıştırma
Donate unsold food ifadesinde unsold food ne anlama gelir?
- Satılmamış yiyecek
- Bozulmuş yiyecek
- Kesinlikle güvensiz olan yiyecek
Cevabı göster
Satılmamış yiyecek
to restrict donating food past its label date,
4:15etiket tarihi geçmiş yiyecekleri bağışlamayı kısıtlamasına yol açtı,
confusion around dates: around bir konuyu tanıtır
Confusion around dates ifadesinde around, kafa karışıklığının konusunu tanıtır; bu nedenle fiziksel konum yerine hakkında veya ilgili anlamına gelir. Buradaki dates, gıda etiketlerinde basılı tarihleri ifade eder. Yakındaki label date ve yiyecek bağışı ifadeleri bu anlamı açık hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede around, confusion around dates ifadesindeki gibi bir konuyu tanıtıyor?
- There is growing concern around online privacy.
- Children sat around the table.
- We walked around the lake.
Cevabı göster
There is growing concern around online privacy.
has led ... to restrict: bir tarafın harekete geçmesine yol açmak
lead + eylemi yapan taraf + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir nedenin o tarafı harekete geçirdiğini anlatır. Burada confusion neden, at least 20 US states eylemi yapan taraflar, restrict ise eylemdir. Has led, present perfect yapıdadır: daha önce oluşan kafa karışıklığı bugün de önemini koruyan bir politika sonucu doğurmuştur. restrict fiilinden sonra, restrict donating food örneğinde olduğu gibi, kısıtlanan faaliyet -ing biçimiyle belirtilebilir.
Alıştırma
Cümleyi lead + eylemi yapan taraf + to + fiilin yalın biçimi kalıbıyla tamamlayın: Concern about traffic has ____ close the road near the school.
Cevabı göster
led the city to
even though the federal government actually protects such donations. Dilbilgisi
4:18federal hükümet aslında bu tür bağışları korumasına rağmen.
even though ... actually: gerçek bir karşıtlığı vurgulamak
Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde farklı bir sonuç bekletecek gerçek bir durumu sunar. Burada federal koruma gerçek olarak gösterilir, ancak eyalet kısıtlamaları yine de vardır. Actually düzeltme veya şaşkınlık vurgusunu güçlendirir: kısıtlamaların düşündürebileceğinin aksine, federal hükümet bu bağışları gerçekten korur. Even though ifadesinden sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Konuşan kişi kütüphanenin açık olduğunu biliyor. Bu gerçeği sunup şaşırtıcı bir sonuç ekleyen cümleyi seçin.
- Even if the library is open, no one is inside.
- Even though the library is open, no one is inside.
Cevabı göster
Even though the library is open, no one is inside.
Countries like France go even further, Kalıp ifadeler
4:22Fransa gibi ülkeler daha da ileri giderek,
requiring that many supermarkets donate unsold food. Dilbilgisi
4:24birçok süpermarketin satılmayan yiyecekleri bağışlamasını şart koşuyor.
go even further: önceki adımdan daha ileri gitmek
Go even further, daha önce söz edilen bir adımdan daha güçlü, daha kapsamlı veya daha zorlayıcı bir adım atmak demektir. Even, further ifadesini güçlendirir ve yeni adımın daha büyük bir artış olduğunu vurgular. Burada ifade, politikalar arasında karşılaştırma kurar: Fransa ve benzeri ülkeler daha önce ele alınan yaklaşımdan fazlasını yapar. İlerleme mecazidir; fiziksel mesafeyi değil, dereceyi anlatır.
Alıştırma
İkinci şehrin, aşırı olduğu yargısına varmadan daha güçlü bir politika eklediğini belirten ifadeyi seçin: One city offers recycling bins, but another city _____ and bans several disposable products.
- goes farther away
- goes too far
- goes even further
Cevabı göster
goes even further
requiring that ... donate: require that sonrasında yalın fiil
requiring that ... biçimindeki -ing yan cümlesi, ülkelerin nasıl daha ileri gittiğini açıklar; anlamca öznesi Countries like France ifadesidir. Bu yan cümlenin içinde require that resmî bir zorunluluk getirir. Standart Amerikan İngilizcesinde, zorunluluk bildiren bu that yan cümlesinde fiilin yalın hâli kullanılır; bu nedenle donate değişmeden kalır. Kalıp require that + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Resmî kuralı handle fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The policy requires that every store ____ expired products safely.
Cevabı göster
handle
the best way to prevent food waste is to eat what you buy. Dilbilgisi
4:31gıda israfını önlemenin en iyi yolu satın aldığınız şeyi yemektir.
Regardless of what ...: ana düşünceyi bir karardan bağımsız kılmak
Regardless of what your government decides, hükûmetin verebileceği her türlü karara rağmen ana cümledeki önerinin geçerli kaldığını anlatır. Burada regardless of ifadesinden sonra what your government decides isim cümleciği gelir; what, 'olan şey' veya 'her ne olursa' anlamındadır. İfade cümlenin başına geldiğinde politika konusunu bir kenara bırakır ve dikkati insanların kontrol edebileceği bir eyleme yöneltir. Yeniden kullanılabilir kalıp: Regardless of what + özne + fiil, + ana cümle.
Alıştırma
Hangi cümle, komitenin verebileceği her türlü karara rağmen planın sürdürüleceğini söyler?
- Although the committee rejected the safety plan, we will continue it.
- Regardless of what the committee decides, we will continue the safety plan.
- If the committee approves the safety plan, we will continue it.
Cevabı göster
Regardless of what the committee decides, we will continue the safety plan.
the best way to ... is to ...: bir hedefi en iyi eylemle ilişkilendirmek
Cümle, the best way to + fiil is to + fiil kalıbını kullanır. İlk mastar olan to prevent food waste hedefi; ikinci mastar olan to eat what you buy ise en iyi yöntem olarak sunulan eylemi belirtir. what you buy ifadesinde what, 'satın aldığınız şeyler' anlamına gelen bir isim cümleciği oluşturur. Bu kalıp, açık bir öneri vermek veya bir açıklamayı tek bir ana eylemle bitirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri kullanarak cümleyi tamamlayın: The best way ____ a new language is ____ it every day. (learn; use)
Cevabı göster
to learn · to use
are usually all you need to decide if food is fit for consumption or the compost bin. Notlar
4:37bir yiyeceğin tüketime mi yoksa kompost kutusuna mı uygun olduğuna karar vermek için genellikle tek ihtiyacınız olan şey olduğunu unutmayın.
are usually all you need to decide: mevcut araçların genellikle yeterli olduğunu söylemek
A is all you need to + fiil kalıbında A, eylemi yapmak için yeterli olan şey olarak sunulur. Burada gözler, burun ve dil kullanılan araçlardır; to decide ise bu araçların neyi yapmak için yeterli olduğunu belirtir. Usually, iddiayı sınırlar: Bu durum her zaman değil, çoğu zaman geçerlidir. Ardından gelen if yan cümlesi karar verilecek soruyu sunar; burada if, “olup olmadığı” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi A is all you need to + fiil kalıbıyla tamamlayın: A valid ticket is ____ enter the museum.
Cevabı göster
all you need to
fit for consumption or the compost bin: yenmeye veya kompost yapılmaya uygun
Fit for consumption ifadesinde fit, fiziksel olarak sağlıklı değil, uygun veya elverişli anlamındadır. Burada consumption yemek anlamına gelir; dolayısıyla ifade, yiyeceğin yenmeye uygun olduğunu resmî bir dille söyler. Or, fit for ifadesinin ardından gelen iki seçeneği sunar: consumption ve the compost bin. İkinci bölüm fit for the compost bin, yani kompost kutusuna konmaya uygun şeklinde anlaşılır. Cümle, yiyeceği yemekle kompost yapmak arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Resmî bir gıda denetim raporuna en uygun cümle hangisidir?
- The food is okay to eat.
- The food is fit for consumption.
- The food is in good shape.
Cevabı göster
The food is fit for consumption.
If you want actionable steps you and your community can take to combat climate change,
4:45Sizin ve topluluğunuzun iklim değişikliğiyle mücadele etmek için atabileceği eyleme dönüştürülebilir adımlar istiyorsanız,
get to net zero emissions by 2050: 2050'ye kadar net sıfır emisyona ulaşmak
Burada get to bir hedefe ulaşmak anlamına gelir; by 2050 ise son tarihi belirtir: hedefe 2050 yılında veya daha önce ulaşılmalıdır. İklim politikasında net zero emissions, sera gazı emisyonlarını azaltmak ve kalan emisyonları atmosferden çıkarılan eşdeğer bir miktarla dengelemek demektir. Bu, mutlaka hiçbir emisyon üretilmeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Get to net zero emissions by 2050 hedefini doğru açıklayan ifade hangisidir?
- 2050'ye kadar kalan tüm sera gazı emisyonları giderimlerle dengelenmelidir.
- 2050'den önce hiçbir zaman sera gazı salınamaz.
- 2050 yılında emisyonların yalnızca yarıya indirilmesi yeterlidir.
Cevabı göster
2050'ye kadar kalan tüm sera gazı emisyonları giderimlerle dengelenmelidir.
Or watch this video to learn what ever happened to that hole in the ozone layer. Notlar
4:58Ya da ozon tabakasındaki deliğe ne olduğunu öğrenmek için bu videoyu izleyin.
what ever happened to ...: sonradan ne olduğunu sormak
What ever happened to ..., daha önce bilinen veya konuşulan bir kişinin ya da şeyin daha sonra ne olduğunu, sonucunu veya nereye gittiğini sorar. Burada ever, sonunda ya da peki gibi bir vurgu katar; herhangi bir zamanda anlamına gelmez. Cümlede sorunun tamamı learn fiilinden sonra gelir: learn what ever happened to.... What sözcüğü happened fiilinin öznesidir, bu yüzden yapıda did kullanılmaz. Vurgulu doğrudan soru biçimi de yaygın olarak tek kelime yazılır: Whatever happened to ...?
Alıştırma
Eski projenin daha sonraki sonucunu vurgulayarak sormak için soruyu vurgulanan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the neighborhood garden project?
Cevabı göster
What ever happened to
hole in the ozone layer: ozonun ciddi ölçüde azaldığı bir bölge
Çevreyle ilgili bu ifadede a hole in the ozone layer, ozon seviyesinin çok düştüğü bir bölgeyi anlatır. Kenarları belirgin, içi boş gerçek bir delik değildir; o bölgede ozon tabakası ciddi ölçüde incelmiştir. Dünya atmosferinin üst kısımlarında bulunan ozon tabakası, Güneş'ten gelen zararlı morötesi ışınların büyük bölümünü soğurur. Bu bilgi, ifadenin sıradan bir fiziksel deliği değil, çevresel bir sorunu adlandırdığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede hole in the ozone layer ne anlama gelir?
- Tamamen oksijenden oluşan bir bulut
- Gökyüzünün içinden geçen fiziksel bir açıklık
- Ozon seviyelerinin ciddi ölçüde azaldığı bir bölge
Cevabı göster
Ozon seviyelerinin ciddi ölçüde azaldığı bir bölge