İklim değişikliği daha fazla hastalığa neden olabilir mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
834 kelime 149 kel/dk

Video açıklaması: Bu bölüm; artan sıcaklıkların, kuraklığın, kent yoksulluğunun ve yetersiz sanitasyonun dang humması taşıyan sivrisineklerin Endonezya’da ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde yayılmasını nasıl kolaylaştırdığını açıklıyor. Ayrıca uyarıcı belirtileri, tedavi için hayati dönemi ve salgınları önceden tahmin edip sınırlayan teknolojileri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has seen a surge in — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir ülke, şehir veya sektörün vaka, ölüm, fiyat ya da ölçülebilir başka bir göstergede keskin artış yaşadığını bildirmek için haber dilinde kullanılan bu resmî ifadeyi tanıyın. 2. The higher the temperature, the quicker — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Özellikle bilimsel ilişkileri açıklarken bir değişkendeki değişimin diğerinde karşılık gelen bir değişim yarattığını göstermek için “the + comparative, the + comparative” bağlantılı karşılaştırma yapısını anlayıp kullanın. 3. getting better at slowing the spread, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Hastalığın tamamen ortadan kalktığını öne sürmeden, bulaşmayı kontrol etme çabalarının giderek daha etkili olduğunu anlatmak için “get better at + -ing” ile “slow the spread” ifadelerini birlikte kullanmayı öğrenin.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:09

bu, BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Beth.

0:12

Ben Beth.

And I'm Neil.

0:13

Ve ben Neil.

Here at Six Minute English, Anlatım akışı

0:14

Burada, Six Minute English'te,

we discussed animals adapting their behavior in response to climate change in earlier programs. Kalıp ifadeler

0:16

daha önceki programlarda hayvanların iklim değişikliğine yanıt olarak davranışlarını uyarlamasını tartışmıştık.

Anlatım akışı

Açılış çerçevesi olarak Here at Six Minute English

Here at Six Minute English, ifadeyi programın kendi bağlamına yerleştirir. Buradaki Here, sunucuların fiziksel konumunu vurgulamaktan çok “bu programda” anlamına gelir. Açılış çerçevesi olarak Here at + program, kurum veya ekip adı, dinleyiciye sıradaki ifadenin kimin olağan faaliyetine ya da bakış açısına ait olduğunu bildirir. Virgül bu çerçevenin bittiğini ve ana mesajın başladığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Here at Six Minute English ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuyu tanıtmadan önce konuşmayı programın bilinen bağlamına yerleştirir.
  2. Sunucuların programdan ayrıldığını duyurur.
  3. Sunucuların stüdyonun belirli bir bölümünde durduğunu söyler.
Cevabı göster

Konuyu tanıtmadan önce konuşmayı programın bilinen bağlamına yerleştirir.

Kalıp ifadeler

in response to climate change: yalnızca neden değil, tepki

In response to + isim veya -ing biçimi, bir eylemi ya da değişimi bir duruma verilen tepki olarak sunar. Burada iklim değişikliği, hayvanların davranışsal uyumunu tetikleyen dış koşuldur. Response yalnızca sözlü veya yazılı cevap anlamına gelmez. Kasıtlı ya da kendiliğinden gerçekleşen bir politika, uyarlama, biyolojik değişim veya başka bir tepkiyi de anlatabilir.

Alıştırma

response sözcüğüyle kurulan ve “……e tepki olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The council revised the plan ____ residents' concerns.

Cevabı göster

in response to

But we didn't focus on one species in detail. Kalıp ifadeler

0:22

Ancak tek bir türe ayrıntılı olarak odaklanmamıştık.

Kalıp ifadeler

focus on ... in detail: konuyu ve inceleme derinliğini belirtmek

Focus on + isim öbeği, dikkati veya tartışmayı belirli bir konuya yöneltmek anlamına gelir. Bu cümlede one species seçilen konudur. In detail, konunun nasıl incelendiğini belirtir: kapsamlı ve belirli bilgilerle. Türün kendisini değil, odaklanma veya tartışma eylemini niteler. Bu kalıp bir raporun, dersin ya da programın hem kapsamını hem de ne kadar derine ineceğini gösterebilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The history lesson will ____ one turning point ____.

Cevabı göster

focus on · in detail

So in this program, Anlatım akışı

0:26

Bu yüzden bu programda,

we'll take a look at an especially unwelcome insect, Notlar

0:28

özellikle istenmeyen bir böceğe bir göz atacağız,

Anlatım akışı

So in this program: arka plandan mevcut konuya geçmek

Burada So in this program söylem içinde bir geçiş işlevi görür. So önceki arka planla bağlantı kurar, ancak nedensellik anlamı zayıftır; daha çok konuşmacının bir sonraki bölüme geçtiğini gösteren bir işarettir. In this program ifadesi dikkati mevcut programa yöneltir ve sunucunun ana konuyu tanıtmak üzere olduğunu bildirir. Bilgilendirici içeriklerde bu tür bir ifade, dinleyicinin önceki bağlamdan sonraki bölüme geçişi izlemesine yardımcı olur.

Alıştırma

So in this program burada esas olarak ne yapar?

  1. Önceki arka plandan mevcut programın konusuna geçer.
  2. Sunucunun programın devam edip etmeyeceğinden emin olmadığını gösterir.
  3. Programın böceğin doğrudan bir sonucu olduğunu iddia eder.
Cevabı göster

Önceki arka plandan mevcut programın konusuna geçer.

the mosquito.

0:32

sivrisinek.

Kalıp ifadeler

take a look at: incelenecek veya tartışılacak bir şeyi tanıtmak

Take a look at, “bir şeye bakmak veya onu kısaca incelemek” anlamına gelir. Burada sivrisineği programın sırada ele alacağı konu olarak tanıtır; yani yalnızca gözleri ona çevirme talimatından daha geniş bir anlam taşır. take a look at + isim yapısında look bir isimdir ve take kalıplaşmış ifadenin parçasıdır; take burada “alıp götürmek” anlamına gelmez. Dinleyiciyi bir sonraki nesneye, sonuca veya konuya yönlendirmenin doğal ve konuşma diline uygun bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “kısaca incelemek veya tartışmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In today's presentation, let's ____ the survey results.

Cevabı göster

take a look at

Kelime

especially unwelcome insect: varlığı kesinlikle istenmeyen bir şeyi anlatmak

An especially unwelcome insect, “varlığından özellikle hoşlanılmayan veya çevrede olması istenmeyen bir böcek” demektir. Unwelcome, sivrisineği zararlı ya da sıkıntı verici olarak değerlendirir; böceğin kelimenin gerçek anlamıyla davet almamış olduğunu anlatmaz. Especially, unwelcome sözcüğünü niteleyen ve olumsuz değerlendirmeyi güçlendiren bir zarftır. especially + sıfat yapısı, söz konusu özelliğin olağandan yüksek derecede olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümlede especially unwelcome insect ne anlama geliyor?

  1. insanların özellikle hayran olduğu bir böcek
  2. insanların özellikle çevrelerinde istemediği bir böcek
  3. resmî bir davet almamış bir böcek
Cevabı göster

insanların özellikle çevrelerinde istemediği bir böcek

Every year,

0:33

Her yıl,

mosquito-borne diseases kill around three quarters of a million globally, Kelime

0:34

sivrisinek kaynaklı hastalıklar küresel olarak yaklaşık dörtte üç milyon insanı öldürüyor,

Kelime

mosquito-borne diseases: sivrisineklerle bulaşan hastalıklar

“Mosquito-borne diseases”, sivrisinekler tarafından bulaştırılan hastalıklar demektir. “Mosquito-borne”, “diseases” sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle kurulan birleşik bir sıfattır; -borne, önündeki ismin belirttiği şey “tarafından taşınan veya bulaştırılan” anlamını verir. Aynı yapı “tick-borne disease” ve “water-borne illness” gibi terimlerde de görülür. Bu nedenle tıp ve bilim haberlerinde taşıyıcıyı veya bulaşma yolunu belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “sivrisineklerle bulaşan” anlamındaki -borne birleşik sıfatıyla tamamlayın: Malaria is a ____ disease.

Cevabı göster

mosquito-borne

Kelime

around three quarters of a million globally: dünya genelinde yaklaşık 750 bin

“Three quarters of a million”, 1.000.000’un dörtte üçü, yani 750.000 demektir. “Around”, sayının kesin değil yaklaşık olduğunu gösterir. “Globally” kapsamı belirtir: tahmin bütün dünyayı kapsar. “Kill” fiilinden sonra bu sayı, açıkça söylenmeyen “people” nesnesini ifade eder; dolayısıyla söz öbeği dünya genelinde yaklaşık 750 bin kişinin öldüğü anlamına gelir.

Alıştırma

“Around three quarters of a million globally” ne anlama gelir?

  1. Dünya genelinde yaklaşık 750 bin
  2. Dünya genelinde yaklaşık 3 ila 4 milyon
  3. Dünya genelinde tam olarak 250 bin
Cevabı göster

Dünya genelinde yaklaşık 750 bin

with most deaths occurring in children under five. Dilbilgisi

0:38

ve ölümlerin çoğu beş yaşın altındaki çocuklarda görülüyor.

Dilbilgisi

with most deaths occurring: with + isim + -ing yapısı

with most deaths occurring ... ifadesi, ana ifadeye ek bir durum katmak için with + isim öbeği + -ing yapısını kullanır. Most deaths, occurring fiilinin anlamca öznesidir; dolayısıyla bu bölüm ölümlerin çoğunun beş yaşın altındaki çocuklarda meydana geldiğini anlatır. Buradaki with, “birlikte” anlamına gelmez. and most deaths occur ... gibi ayrı bir yan cümle eklemek yerine destekleyici bilgiyi kısa bir yapıda toplar. Bu kalıp haberlerde ve raporlarda yaygındır.

Alıştırma

with + isim + -ing yapısını tek sözcükle tamamlayın: The meeting ended late, ____ several people still waiting to speak.

Cevabı göster

with

With warming temperatures, Dilbilgisi

0:42

Isınan sıcaklıklarla birlikte,

mosquitoes are now spreading to new areas, Kalıp ifadeler

0:43

sivrisinekler şimdi yeni bölgelere yayılıyor,

including Europe.

0:47

Avrupa da dahil olmak üzere.

Dilbilgisi

With warming temperatures: eğilimin arka planını veren bir with öbeği

Cümlenin başındaki With warming temperatures, artan sıcaklıkları ana eğilimin arka planı olarak sunar. “Sıcaklıklar arttıkça” ifadesine yakındır: bu değişim yaşanırken sivrisinekler de yayılmaktadır. Yapı with + isim öbeği biçimindedir ve warming, temperatures sözcüğünü niteler. Kısa olduğu için haberlerde ve bilimsel yazılarda yaygındır. Bir bağlantı ima edebilir, ancak with tek başına doğrudan nedeni because kadar güçlü biçimde belirtmez.

Alıştırma

Başlangıç öbeğini şu sırayla tamamlayın: with + rise fiilinin -ing biçimi + costs: ____, many families are spending less.

Cevabı göster

With rising costs

Kalıp ifadeler

spreading to new areas: yeni bölgelere yayılmak

Bu cümlede are spreading to new areas, sivrisineklerin daha önce bulunmadıkları veya yaygın olmadıkları yerler de dahil olmak üzere giderek daha geniş bir coğrafi alanda görülmeye başladığı anlamına gelir. Spread burada geçişsizdir ve to, yayılmanın ulaştığı yerleri belirtir. Odak noktası, tek tek sivrisineklerin yalnızca bir yere gitmesi değil, genel dağılım alanının genişlemesidir. Aynı yapı bir hastalığın, türün, yangının veya fikrin etki alanını genişletmesini de anlatabilir: X spreads to a place.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade spread to'nun -ing biçimiyle tamamlayın: The beetle is ____ new areas as the climate warms.

Cevabı göster

spreading to

We'll hear about dengue fever, Kelime

0:49

Deng humması hakkında konuşacağız,

one of the diseases they bring,

0:51

yanlarında getirdikleri hastalıklardan biri,

Kelime

dengue fever: dang humması hastalığının adı

Dengue fever, esas olarak enfekte sivrisinekler tarafından bulaştırılan belirli bir viral hastalığın adıdır. Dengue burada sıradan bir niteleme sözcüğü değildir; fever ile birlikte hastalığın adını oluşturur. Daha kısa olan dengue biçimi de haber ve tıp bağlamlarında yaygındır. Fever, adın bir parçasıdır; bu nedenle dengue fever, ateşe yol açan herhangi bir hastalık anlamına gelmez.

Alıştırma

Dengue fever için hangi açıklama doğrudur?

  1. Yaygın olarak dengue de denilen belirli bir hastalık
  2. Ateşe neden olan her hastalık için kullanılan genel bir terim
  3. Sivrisineğin başka bir adı
Cevabı göster

Yaygın olarak dengue de denilen belirli bir hastalık

and as usual,

0:53

ve her zamanki gibi,

we'll learn some useful new vocabulary as well.

0:54

bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first,

0:57

Ama önce,

I have a question for you, Neil. Anlatım akışı

0:58

sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

I have a question for you: yaklaşan soruyu haber vermek

I have a question for you, birazdan bir soru geleceğini doğal biçimde haber veren bir giriş cümlesidir. Soruyu geçiş yapmadan birden sormak yerine, dinleyene cevap vermeye hazırlanması için kısa bir an tanır. Buradaki for you, cevap vermesi beklenen kişinin Neil olduğunu belirtir. Cümlenin tamamı ayrıca konuşmanın bir test veya soru-cevap bölümüne geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Konuşanın birazdan Maya’ya bir soru soracağını doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. I have a question about you, Maya.
  2. I have a question for you, Maya.
  3. I have a question from you, Maya.
Cevabı göster

I have a question for you, Maya.

Dengue isn't the only sickness mosquitoes spread.

1:00

Deng humması, sivrisineklerin yaydığı tek hastalık değildir.

So which of the following is also a mosquito-borne disease? Anlatım akışı

1:03

Peki aşağıdakilerden hangisi aynı zamanda sivrisinek kaynaklı bir hastalıktır?

Anlatım akışı

Which of the following is ...?: çoktan seçmeli soru kalıbı

Which of the following is ...?, sınırlı sayıdaki seçenek arasından bir cevap istemenin standart bir yoludur. Which seçim yapılacağını gösterir; of the following ise seçim kümesini hemen ardından veya aşağıda sıralanan maddelerle sınırlar. Bu cümlede also, daha önce söz edilen bir şeye ek olarak mosquito-borne disease kategorisine uyan başka bir maddeyi bulmayı ister. Soru kalıbı ayrıca birazdan bir test sorusunun ve seçeneklerin geleceğini belirtir.

Alıştırma

Standart çoktan seçmeli soru kökünü tamamlayın: The options are copper, glass, and rubber. Which ____ is a metal?

Cevabı göster

of the following

Is it A, Ebola,

1:08

A, Ebola mı,

B, cholera,

1:10

B, kolera mı,

or C, malaria?

1:12

yoksa C, sıtma mı?

I think the answer is C, malaria.

1:14

Bence cevap C, sıtma.

Okay, Neil,

1:17

Tamam, Neil,

we'll find out later in the program. Anlatım akışı

1:18

bunu programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll find out later in the program: açıklamayı sonraya bırakmak

We'll find out later in the program, yanıtın şimdilik açıklanmadığını ve programın ilerleyen bir bölümünde ortaya çıkacağını belirtir. Buradaki find out, yanıtı öğrenmek veya keşfetmek anlamındadır; fiziksel olarak bir şeyin yerini bulmak anlamına gelmez. Bu yan cümle dinleyicilere programdaki bilgi akışını gösterir: mevcut tahmin anını kapatır, ilerideki bir bölüme işaret eder ve merak yaratır.

Alıştırma

Bir bilgi yarışmasında sunucu, "We'll find out later in the program." diyor. Sunucu ne yapıyor?

  1. Yanıtın bulunması gereken fiziksel bir nesne olduğunu söylemek.
  2. Yanıtı programın ilerleyen bir bölümünde açıklayacağına söz vermek.
  3. Yanıtı hemen açıklamak.
Cevabı göster

Yanıtı programın ilerleyen bir bölümünde açıklayacağına söz vermek.

One country at the forefront of the problem is Indonesia, Deyimler

1:21

Sorunun en ön safında yer alan ülkelerden biri Endonezya'dır,

Deyimler

at the forefront of the problem: sorunun ön saflarında olmak

At the forefront of the problem mecazi bir ifadedir. Endonezya'yı sorunun özellikle belirgin ve acil olduğu ülkeler arasına yerleştirir; gerçek, fiziksel bir ön cephede bulunduğunu söylemez. at the forefront of + isim kalıbı, öncü veya ön safta bulunan bir konumu gösterir. Anlamın yönünü of sonrasındaki isim belirler: problem veya crisis ile kullanıldığında, çözümde başarı veya liderlikten çok soruna doğrudan maruz kalmayı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede at the forefront of, liderlikten ziyade ciddi bir soruna doğrudan maruz kalmayı gösterir?

  1. The lab is at the forefront of vaccine research.
  2. The island communities are at the forefront of the climate crisis.
  3. The company moved its office to the front of the building.
Cevabı göster

The island communities are at the forefront of the climate crisis.

which in recent years has seen a surge in dengue-related deaths. Kalıp ifadeler

1:25

ki bu ülke son yıllarda deng hummasına bağlı ölümlerde bir artış gördü.

Kalıp ifadeler

has seen a surge in: keskin bir artışı bildirmek

Burada has seen, kelimesi kelimesine gördü değil, yaşadı anlamına gelir. İlgi zamiri which Endonezya'ya gönderme yapar; dolayısıyla ülke, dang hummasıyla bağlantılı ölümlerde keskin bir artış yaşamış olarak sunulur. Kalıp “yer, kuruluş veya dönem + see + a surge in + artan unsur” şeklindedir. Has seen present perfect yapıdadır; in recent years ile birlikte geçmişten bugüne uzanan ve hâlâ önemli olan bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı kullanarak raporu tamamlayın: The coastal town has ____ hotel bookings in recent months.

Cevabı göster

seen a surge in

Here's Dr. Dewi Iriani,

1:30

Karşınızda Dr. Dewi Iriani var,

a pediatrician in the Indonesian capital, Jakarta, Kelime

1:33

Endonezya'nın başkenti Cakarta'da bir çocuk doktoru,

Kelime

pediatrician: çocuk sağlığı konusunda uzman doktor

Pediatrician, bebeklerin, çocukların ve ergenlerin tıbbi bakımı konusunda uzmanlaşmış doktordur. Bu tanıtımda sözcük, doktorun uzmanlık alanını belirtir ve bilgi kaynağı olarak mesleki yeterliliğini ortaya koyar. Herhangi bir doktoru veya çocuklarla çalışan herkesi anlatan genel bir sözcük değil, kesin bir meslek adıdır.

Alıştırma

Bir hastane tanıtımında pediatrician ne anlama gelir?

  1. yalnızca cilt hastalıkları konusunda uzmanlaşmış doktor
  2. hastanede çalışan herhangi bir görevli
  3. çocukların ve ergenlerin tıbbi bakımı konusunda uzmanlaşmış doktor
Cevabı göster

çocukların ve ergenlerin tıbbi bakımı konusunda uzmanlaşmış doktor

speaking with BBC World Service program The Climate Question.

1:37

BBC World Service programı The Climate Question ile konuşuyor.

Fever and muscle aches are common symptoms for a viral infection. Kelime

1:46

Ateş ve kas ağrıları, viral bir enfeksiyon için yaygın semptomlardır.

Kelime

Bir belirti olarak muscle aches

Muscle aches ifadesi, kaslarda süren künt ağrı veya sızıyı anlatır. Bir hastalığın belirtilerini sıralarken kullanılan yaygın bir isim öbeğidir; mutlaka ani veya şiddetli ağrı anlamına gelmez. Bu birleşik isimde muscle, ağrıların nerede olduğunu belirtir. Çoğul aches, birkaç kasta veya genel olarak vücutta hissedilen rahatsızlığı anlatabilir; a muscle ache ise genellikle belirli bir bölgeyi gösterir.

Alıştırma

Birden fazla kasta devam eden ağrıyı genel bir hastalık belirtisi olarak en doğal biçimde adlandıran cümle hangisidir?

  1. The patient reported muscle aches.
  2. The patient reported a sudden cramp in one calf.
  3. The patient reported a sharp pain in one muscle.
Cevabı göster

The patient reported muscle aches.

Kelime

viral infection: viral sözcüğünün tıbbi anlamı

Viral infection, bir virüsün neden olduğu enfeksiyon demektir. Viral, infection sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; bu nedenle ifade, sickness gibi genel bir sözcük kullanmak yerine enfeksiyonun nedenini veya türünü belirtir. Burada viral tıbbi anlamındadır. A viral video gibi ifadelerde görülebilen “internette çok paylaşılmış veya hızla popüler olmuş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Viral infection ifadesinde viral ne anlama gelir?

  1. bakterilerin neden olduğu enfeksiyon
  2. bir virüsün neden olduğu enfeksiyon
  3. internette popüler hâle gelen bir hastalık
Cevabı göster

bir virüsün neden olduğu enfeksiyon

But if they're accompanied by other symptoms, Dilbilgisi

1:50

Ancak eğer bunlara başka semptomlar eşlik ediyorsa,

for example, red spots on the skin Kelime

1:53

örneğin deride kırmızı lekeler

Kelime

red spots on the skin: görünür kırmızı lekeler

Red spots on the skin, vücut yüzeyindeki küçük ve görünür kırmızı izleri anlatan bir isim öbeğidir. spots burada “yerler” değil “lekeler” anlamındadır; on the skin ise bu lekelerin nerede görüldüğünü belirtir. Belirtileri anlatırken dark spots on the arms örneğindeki gibi sıfat + spots + on + vücut bölgesi kalıbı kullanılabilir. Bu ifade yalnızca görünümü anlatır; nedeni tek başına belirlemez.

Alıştırma

Hangi cümle, cildinin yüzeyinde görünür birkaç kırmızı leke bulunduğunu en doğrudan biçimde söyler?

  1. She has a rash covering both arms.
  2. She feels a sharp pain under her skin.
  3. She has red spots on her skin.
Cevabı göster

She has red spots on her skin.

or maybe there is a fever that lasts for three days, Dilbilgisi

1:55

veya belki üç gün süren bir ateş varsa,

Dilbilgisi

that lasts for three days: süre belirten bir ilgi cümleciği

“That lasts for three days”, “a fever” ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. “That”, ateş sözcüğünün yerini tutar ve cümlecikte özne görevindedir; bu yüzden tekil isimle kullanılan fiil “lasts” biçimindedir. Burada “last”, “devam etmek” anlamına gelir; “for three days” ise süreyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “belirti adı + that lasts for + süre” şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “that” ve “last” fiilini kullanan bir ilgi cümleciğiyle tamamlayın: The nurse asked about any cough ____ more than a week.

Cevabı göster

that lasts for

we can suspect that it's dengue fever. Kelime

1:59

bunun deng humması olduğundan şüphelenebiliriz.

Dilbilgisi

if they're accompanied by: belirtilerin birlikte görülmesi

if they're accompanied by other symptoms ifadesindeki they're, they are kısaltmasıdır. if + özne + be accompanied by + isim öbeği kalıbı bir koşul kurar: daha önce söz edilen belirtiler ek belirtilerle birlikte görülür. Burada accompanied by, “birlikte görülmek” demektir; “bir nedenden kaynaklanmak” anlamına gelmez. Aynı edilgen yapı birlikte ortaya çıkan belirtileri, bulguları, sesleri veya olayları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi be accompanied by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Seek medical attention if the fever ____ a severe headache.

Cevabı göster

is accompanied by

Kelime

can suspect that: ipuçlarına dayanan ancak doğrulanmamış bir değerlendirme

“Can suspect that + cümlecik”, mevcut belirtilerin cümlecikte söylenen şeyin doğru olabileceğini düşünmek için makul bir temel sunduğunu belirtir. Burada “it's dengue fever”, henüz doğrulanmamış sonuçtur. “Suspect”, kanıta dayanan ancak tamamlanmamış bir değerlendirmeyi ifade eder; “can” ise mevcut kanıtın böyle bir çıkarıma izin verdiğini gösterir. Bu ifade, hastalığın doğrulandığı veya resmen teşhis edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, doğrulanmış bir teşhis yerine ipuçlarına dayanan ilk değerlendirmeyi bildirir?

  1. Doctors have diagnosed the patient with a viral infection.
  2. From these early signs, doctors can suspect that the infection is viral.
  3. Tests have confirmed that the infection is viral.
Cevabı göster

From these early signs, doctors can suspect that the infection is viral.

Day five to seven is the critical window for a dengue fever patient. Kelime

2:01

Beşinci ila yedinci gün, bir deng humması hastası için kritik penceredir.

Kelime

Day five to seven: numaralandırılmış bir gün aralığı

Day five to seven, beşinci günden yedinci güne kadar olan zaman dilimini ifade eder ve normalde 5., 6. ve 7. günleri kapsar. Sayım, klinik süreçte bilinen bir başlangıç olayından itibaren yapılır; Day five, “5 Mayıs” anlamına gelmez. İngilizcede Day one ve Day two örneklerinde olduğu gibi, anlam sıra bildirse de day sözcüğünden sonra etiket olarak bir asıl sayı kullanılabilir: birinci gün ve ikinci gün. A to B yapısında to, kesintisiz bir aralığın iki ucunu gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve beşinci günden yedinci güne kadar kesintisiz bir aralık belirten cümleyi seçin.

  1. Days five to seven are the busiest days on the schedule.
  2. Days five and seven are the busiest days on the schedule.
  3. Day five is the busiest day on the schedule.
Cevabı göster

Days five to seven are the busiest days on the schedule.

Kelime

critical window: kritik eylem için sınırlı süre

Critical window, gözlem yapmanın veya hızlı harekete geçmenin sonucu büyük ölçüde etkileyebileceği sınırlı bir zaman dilimidir. Bu cümlede beşinci günden yedinci güne kadar olan dönem, dang humması hastasının izlenmesi açısından özellikle önemlidir. Window burada mecazdır; binanın bir parçasını değil, bir fırsatı veya zaman aralığını ifade eder. Critical ise sonucun ciddi olduğunu vurgular; bu nedenle bu zaman aralığını kaçırmak daha kötü bir sonuca yol açabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, hızlı hareket etmenin önemli olduğu sınırlı bir dönemi anlatan iki sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: The first few minutes after a fire alarm form a ____ for safe evacuation.

Cevabı göster

critical window

Sometimes parents don't know about this critical window,

2:06

Bazen ebeveynler bu kritik pencereyi bilmezler,

and when they bring the child to the hospital, Kalıp ifadeler

2:09

ve çocuğu hastaneye getirdiklerinde,

Kalıp ifadeler

bring the child to the hospital: bring someone to ile birini varış noktasına getirmek

bring the child to the hospital ifadesinde bring fiilinin nesnesi bir kişidir. bring + someone + to + place yapısı, birine eşlik ederek veya başka şekilde o kişinin bir yere ulaşmasını sağlamak anlamına gelir. The child taşınan kişiyi, the hospital ise varış noktasını gösterir. Bring genellikle hareketi konuşana, dinleyene veya konuşmanın odağındaki yere doğru gerçekleşiyormuş gibi sunar. Burada hastane çocuğu kabul eden varış noktasıdır; bu nedenle bring doğaldır. Bring yalnızca eşyaları taşımak için kullanılmaz.

Alıştırma

Bir klinik resepsiyon görevlisi klinikten konuşuyor. Hangi cümle bu bakış açısına en uygundur?

  1. Please carry your daughter to the clinic at 3 p.m.
  2. Please bring your daughter to the clinic at 3 p.m.
  3. Please take your daughter to the clinic at 3 p.m.
Cevabı göster

Please bring your daughter to the clinic at 3 p.m.

it's difficult for us to help. Dilbilgisi

2:12

yardım etmemiz zorlaşır.

Dilbilgisi

it's difficult for us to: it + be + sıfat + for someone + to do yapısı

It's difficult for us to help, it + be + adjective + for someone + to do something yapısını kullanır. It, anlamı sonraki bölüme bırakan biçimsel veya yer tutucu öznedir; asıl değerlendirilen eylem to help, zorluğu yaşayanları belirten bölüm ise for us'tır. Bu yapı, bir eylemin belirli bir kişi veya grup için ne kadar zor, kolay, önemli ya da mümkün olduğunu değerlendirebilir. Burada difficult, kişilerin kendisini değil, mevcut koşullarda yardım etme eylemini değerlendirir.

Alıştırma

it's difficult for ... to kalıbını me ile kullanarak cümleyi tamamlayın: Without a diagram, ____ understand the instructions.

Cevabı göster

it's difficult for me to

Dr. Iriani describes the symptoms of dengue,

2:14

Dr. Iriani deng hummasının semptomlarını tanımlıyor,

the signs that indicate the presence of a disease in your body. Kelime

2:18

vücudunuzda bir hastalığın varlığını gösteren belirtiler.

Kelime

signs that indicate the presence of X: X'in varlığını gösteren belirtiler

Bu tanımda signs temel isimdir; that indicate the presence of a disease ise hangi işaretlerin kastedildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir. Indicate “göstermek veya işaret etmek”, presence ise “varlık” anlamına gelir; burada “bir etkinliğe katılma” demek değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen signs that indicate the presence of X kalıbı, X'in var olduğunu düşündüren gözlemlenebilir kanıtları anlatır.

Alıştırma

Burada signs that indicate the presence of a disease ne anlama geliyor?

  1. Tıbbi bir toplantıya katılan kişiler
  2. Her belirtinin tanıyı kesinleştirdiğinin kanıtı
  3. Vücutta bir hastalığın bulunduğunu düşündüren kanıtlar
Cevabı göster

Vücutta bir hastalığın bulunduğunu düşündüren kanıtlar

These include fever,

2:22

Bunlara ateş de dahildir,

when your body temperature is higher than normal and your heart beats very fast. Notlar

2:23

vücut sıcaklığınız normalden yüksek olduğunda ve kalbiniz çok hızlı attığında.

Kelime

your body temperature is higher than normal: vücut sıcaklığınız normalden yüksek

Bu yan cümle, ölçülen vücut sıcaklığını sağlıklı kabul edilen normal aralıkla karşılaştırır. Higher, high sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Bu, yüksek vücut sıcaklığını anlatmanın tarafsız ve açıklayıcı bir yoludur. Burada normal, bir değerlendirme olarak “sıradan” değil, “beklenen sağlıklı aralık içinde” demektir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The nurse said my body temperature was ____.

Cevabı göster

higher than normal

Kalıp ifadeler

your heart beats very fast: hızlı kalp atışını anlatmak

your heart beats very fast ifadesinde beat, kalbin düzenli pompalama hareketini yapması anlamına gelen geçişsiz bir fiildir; “yenmek” anlamına gelmez. Fast hızı belirtir, very ise anlatımı güçlendirir. Heart tekil olduğu için geniş zaman biçimi beats olur. Başka durumlara da uygulanabilen someone's heart beats fast kalıbı; hastalık, egzersiz, korku veya heyecan nedeniyle olağan ya da tekrarlanan bir fiziksel tepkiyi anlatabilir.

Alıştırma

beat fiilinin geniş zaman biçimini ve very fast sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Whenever I feel nervous, my heart ____.

Cevabı göster

beats very fast

Dengue is not fatal if you receive treatment quickly. Notlar

2:28

Deng humması, hızla tedavi alırsanız ölümcül değildir.

Kelime

not fatal: ölüme yol açmaması hafif olduğu anlamına gelmez

Not fatal, “ölüme neden olmayan” anlamına gelir. Buradaki ifade if koşul cümlesiyle sınırlandırılmıştır: Tedavinin hızlı bir şekilde alındığı durumda geçerlidir, mümkün olan her koşulda değil. Bu ifade ölümcül bir sonucu dışlar, ancak hastalığın hafif, ağrısız veya tedavisiz bırakılmasının güvenli olduğunu söylemez. Tıbbi tavsiyeler ve risk haberleri okunurken bu ayrım önemlidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yaralanmanın ölüme neden olmadan ciddi olabileceğini doğru biçimde gösterir?

  1. The injury was fatal, but no one died from it.
  2. The injury was serious, but it was not fatal.
  3. The injury was not serious because it was fatal.
Cevabı göster

The injury was serious, but it was not fatal.

Kalıp ifadeler

receive treatment: “tedavi görmek” için resmî tıp eşdizimi

you receive treatment ifadesinde receive, size tıbbi bakım sağlandığını ve bu bakımı aldığınızı belirtir. Receive, treatment gibi soyut bir isimle kullanılabilir; yalnızca fiziksel bir nesneyi teslim almayı anlatmaz. Receive treatment, kesin ve oldukça resmî bir tıp eşdizimidir. Treatment genel anlamda tıbbi bakımı anlatıyorsa genellikle sayılamayan bir isimdir ve önüne tanımlık gelmez.

Alıştırma

Cümleyi receive treatment ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the accident, she ____ at a nearby hospital.

Cevabı göster

received treatment

There is a critical window between days five and seven of the infection

2:33

Enfeksiyonun beşinci ve yedinci günleri arasında kritik bir pencere vardır

when a patient needs treatment to survive.

2:38

ve hastanın hayatta kalmak için tedaviye ihtiyacı vardır.

A critical window refers to a limited period of time Kalıp ifadeler

2:41

Kritik pencere, sınırlı bir zaman dilimini ifade eder

Kalıp ifadeler

refers to: bir terimi tanımına bağlamak

Burada refers to, “anlamına gelir” veya “ifade eder” demektir. Açıklanan terim olan A critical window ile onun tanımı olan a limited period of time arasında bağlantı kurar. Tanımlarda yeniden kullanılabilen kalıp X refers to Y şeklindedir. X tekil olduğu için refer, üçüncü tekil kişi eki -s alır ve refers olur.

Alıştırma

Tanımı tamamlamak için refer to ifadesini doğru biçimde kullanın: In this policy, the term 'minor' ____ a person under 18.

Cevabı göster

refers to

Kalıp ifadeler

limited period of time: sonu olan sınırlı bir süre

A limited period of time, bir bitiş noktası veya uygulamada geçerli bir sınırı olan ve sonsuza kadar sürmeyen bir zaman dilimi demektir. Limited, period sözcüğünü niteler; yani sınırlı olan kişinin yeteneği değil, süredir.

Alıştırma

An opportunity is available for a limited period of time. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. Fırsat yalnızca geçici olarak sunulmaktadır.
  2. Fırsatı anlamak zordur.
  3. Fırsat sonsuza kadar sunulmaktadır.
Cevabı göster

Fırsat yalnızca geçici olarak sunulmaktadır.

during which action must be taken to achieve a certain result. Notlar

2:45

ve bu süre zarfında belirli bir sonuca ulaşmak için eyleme geçilmesi gerekir.

Dilbilgisi

during which action must be taken: zorunlu bir eylemi zaman dönemine bağlamak

During which, bir edat ve ilgi zamirinden oluşan bir yapıdır. Which, daha önce belirtilen limited period of time ifadesine gönderme yapar; during which ise during that period anlamına gelir. Tanımı zaman koşuluna bağlar ve bir soru başlatmaz. Action must be taken, must ile edilgen be taken yapısını kullanır. Eylemi kimin yaptığını belirtmeden birinin bu süre içinde harekete geçmesi gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi during ve doğru ilgi zamiriyle tamamlayın: The contract includes a 14-day period ____ either party may cancel without a fee.

Cevabı göster

during which

Kalıp ifadeler

to achieve a certain result: belirli bir sonuca ulaşmak

Burada to achieve a certain result amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve neden harekete geçilmesi gerektiğini açıklar. Achieve, amaçlanan bir sonucu başarıyla elde etmek veya gerçekleştirmek anlamına gelir; bu nedenle achieve a result doğal ve resmî tonlu bir eşdizimdir. a certain result içindeki certain, belirli fakat açıkça belirtilmemiş bir sonuç anlamına gelir. Sonucun kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte a certain result ne anlama geliyor?

  1. açıkça belirtilmemiş belirli bir sonuç
  2. mümkün olan her sonuç
  3. gerçekleşmesi garanti olan bir sonuç
Cevabı göster

açıkça belirtilmemiş belirli bir sonuç

Dengue cases in Indonesia have now grown to over 150,000, Kalıp ifadeler

2:49

Endonezya'daki deng vakaları şu anda 150.000'in üzerine çıkmış durumda

Kalıp ifadeler

have now grown to + güncel toplam

Have now grown to, bir sayının zaman içinde arttığını ve şu anda belirli bir düzeye ulaştığını bildirir. Present perfect yapıdaki have grown, önceki değişimi mevcut sonuca bağlar; now ise güncel sayıyı vurgular. grow to ifadesinden sonra ulaşılan son nokta veya güncel toplam gelir. over 150,000 içindeki over, 150.000'den fazla anlamındadır; dolayısıyla ifade 150.000'lik bir artışı değil, 150.000'in üzerindeki toplamı bildirir.

Alıştırma

Güncel toplamı göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Subscriber numbers ____ over 50,000.

Cevabı göster

have now grown to

and many blame climate change. Kalıp ifadeler

2:54

ve birçoğu iklim değişikliğini suçluyor.

Kalıp ifadeler

many blame climate change: atfedilen bir nedeni aktarmak

many blame climate change ifadesinde many, many people yerine kullanılır. Blame fiili climate change ifadesini sorumlu tutulan şey olarak doğrudan nesne yapar; hangi sorundan söz edildiği önceki bağlamdan anlaşılır. Cümle bir neden atfını aktarır: kimliği belirtilmeyen çok sayıda kişi iklim değişikliğini neden olarak görür. Bu ifade tek başına nedensel bağın kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Yetersiz bakımın arızaya yol açtığını söylemek için blame + sorun + on + neden yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Many people blame the breakdown for poor maintenance.
  2. Many people blame poor maintenance on the breakdown.
  3. Many people blame the breakdown on poor maintenance.
Cevabı göster

Many people blame the breakdown on poor maintenance.

Periods of drought when little rain falls Kelime

2:56

Çok az yağmurun düştüğü kuraklık dönemleri

Kelime

Periods of drought: uzun süren az yağışlı dönemler

Periods of drought, kuraklığın etkili olduğu zaman aralıkları anlamına gelir. Periods çoğul olduğu için tekrarlanan kurak dönemleri veya birbirinden ayrı birden fazla dönemi ifade edebilir. Drought, yağışın normalden çok daha az olduğu ve su kıtlığına ya da ilgili etkilere yol açabilecek kadar uzun süren bir durumdur. Yalnızca bir gün yağmur yağmaması demek değildir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Of sözcüğünden sonraki kelimenin başına ve sonuna odaklanın.

  1. Periods of doubt can last for months.
  2. Periods of drought can last for months.
  3. Periods of darkness can last for months.
Cevabı göster

Periods of drought can last for months.

force people to collect drinking water in buckets, Notlar

2:59

insanları içme suyunu kovalarda toplamaya zorlayarak

Dilbilgisi

force people to collect: force + nesne + to-infinitive

Force people to collect, force + nesne + to-infinitive yapısını izler. People, force fiilinin nesnesidir; to collect ise yapmak zorunda bırakıldıkları eylemi belirtir. Force fiilinin öznesi bir insan olmak zorunda değildir. Kuraklık, kural, maliyet veya başka bir koşul da birini harekete geçmeye zorlayabilir. Bu yapı, güçlü dış baskıyı ve gerçek bir seçeneğin çok az olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, forced sonrasında gereken leave biçimini kullanarak tamamlayın: The evacuation order forced the families ____ their homes.

Cevabı göster

to leave

Kalıp ifadeler

collect drinking water in: içme suyunu bir kapta toplamak

Collect drinking water, insanların içmesine uygun veya içmeleri için ayrılmış suyu toplamak demektir. Collect, bir miktarı çoğunlukla daha sonra kullanmak üzere bir araya getirmeye odaklandığı için get fiilinden daha belirgindir. Drinking water bir isim öbeğidir; o anda birinin su içtiği anlamına gelmez. In buckets, suyun toplandığı ve tutulduğu kapları belirtir. Aynı kalıp in tanks, in bottles veya başka kaplarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi collect drinking water ve bir kabı tanıtan edatla tamamlayın. Geçmiş zamanı kullanın: After the storm, volunteers ____ clean tanks.

Cevabı göster

collected drinking water in

giving mosquitoes places to breed. Dilbilgisi

3:02

sivrisineklere üreme alanları sağlıyor.

Dilbilgisi

giving mosquitoes places to breed: sonuç bildiren -ing yan cümleciği

giving mosquitoes places to breed ifadesi, önceki durumun sonucunu ekleyen bir -ing yan cümleciğidir. Önceki durumun sivrisineklere üreyebilecekleri yerler sağladığını anlatır. Burada giving, bilerek bir hediye vermek anlamına gelmez. give + alıcı + şey yapısında give, alıcıya bir şey sağlamak anlamına gelebilir; places to breed ise sivrisineklerin üreyebileceği yerler demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede ilk cümlenin sonucu, virgülden sonra gelen bir -ing ifadesiyle doğal biçimde anlatılmıştır?

  1. The uncovered tanks held standing water, giving mosquitoes places to breed.
  2. The workers covered the tanks to stop mosquitoes from breeding.
  3. Mosquitoes bred nearby because the tanks held standing water.
Cevabı göster

The uncovered tanks held standing water, giving mosquitoes places to breed.

According to Professor Manisha Kulkarni, Anlatım akışı

3:04

Ottawa Üniversitesi'nden bir epidemiyolog olan

Anlatım akışı

According to: bilgi kaynağını belirtme

According to + kaynak, sonraki bilginin nereden geldiğini belirtir. Burada adı verilen profesör, ardından gelen açıklamanın kaynağıdır. Bu yapı, sonraki ifadeyi yalnızca konuşanın kendi iddiası olarak değil, belirli bir kaynağa dayandırılan bilgi olarak işaretleyip bilgiyi düzenler. Kaynak bir kişi, kurum, rapor, çalışma veya tanımlanabilir başka bir kayıt olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki iki kelimelik kaynak ifadesiyle tamamlayın: ____ the latest forecast, the storm will arrive tonight.

Cevabı göster

According to

an epidemiologist from the University of Ottawa, Kelime

3:07

Profesör Manisha Kulkarni'ye göre,

Kelime

epidemiologist: toplumlardaki hastalık örüntülerinin uzmanı

Epidemiologist, hastalıkların toplumlarda nasıl dağıldığını, nasıl yayıldığını ve hangi etkenlerden etkilendiğini inceleyen bir halk sağlığı uzmanı, yani epidemiyologdur. Bu cümlede meslek unvanı, kişinin hastalıkların bulaşması konusunda uzman olduğunu gösterir. Bu sözcük, bireylerden çok toplum düzeyindeki örüntülere ve kanıtlara odaklanır. Bir epidemiyolog aynı zamanda doktor olabilir, ancak bu unvan yalnızca tek tek hastaları tedavi eden bir klinik doktor anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama epidemiologist sözcüğünü en iyi tanımlar?

  1. Toplumlarda hastalık örüntülerini, nedenlerini ve yayılmasını inceleyen biri.
  2. Asıl işi bir klinikte hastaları tek tek tedavi etmek olan biri.
  3. Hava durumundaki değişiklikleri inceleyen biri.
Cevabı göster

Toplumlarda hastalık örüntülerini, nedenlerini ve yayılmasını inceleyen biri.

higher temperatures also mean higher rates of replication, Kelime

3:10

daha yüksek sıcaklıklar aynı zamanda daha yüksek replikasyon (çoğalma) oranları anlamına da geliyor,

Kelime

higher rates of replication: daha hızlı biyolojik kopyalanma

Burada higher rates of replication, virüsün kendisini daha hızlı veya daha sık kopyalaması anlamına gelir. Replication, yeni kopyaların üretildiği biyolojik süreçtir; birine yanıt vermek anlamına gelmez. rate of + noun yapısı, bir sürecin ne kadar hızlı veya sık gerçekleştiğini anlatır. A higher rate of replication, yalnızca son kopya sayısını değil, sürecin zaman içindeki hızını karşılaştırır.

Alıştırma

Bilimsel bir tartışmada higher rates of replication ne anlama gelir?

  1. Her virüs parçacığı fiziksel olarak büyür.
  2. Araştırmacılar virüs hakkındaki mesajlara daha hızlı yanıt verir.
  3. Virüs daha hızlı veya daha sık yeni kopyalar üretir.
Cevabı göster

Virüs daha hızlı veya daha sık yeni kopyalar üretir.

something she explained to Paul Conolly,

3:14

bu, BBC World Service'in The Climate Question sunucusu

presenter of BBC World Service's The Climate Question.

3:17

Paul Conolly'ye açıkladığı bir şey.

The higher the temperature, Dilbilgisi

3:21

Sıcaklık ne kadar yüksek olursa,

the quicker that the mosquito can actually replicate that virus within its body Kelime

3:22

sivrisinek o virüsü vücudunda o kadar çabuk kopyalayabilir

Dilbilgisi

The higher the temperature, the quicker: bağlantılı karşılaştırma yapısı

The higher ..., the quicker ... ifadesi the + comparative, the + comparative kalıbını izler. Değişen iki miktarı birbirine bağlar: sıcaklık yükseldikçe sivrisinek virüsü daha hızlı çoğaltabilir. higher ve quicker sözcüklerinden önceki iki the, isimlerden önce kullanılan sıradan tanımlıklar değil, bu kalıbın işaretleridir. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise buna karşılık gelen değişimi belirtir. Bu sözlü cümlede quicker sözcüğünden sonra that kullanılmıştır, ancak kalıp that sözcüğünü gerektirmez.

Alıştırma

high ve cold sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you climb, ____ the air becomes.

Cevabı göster

The higher · the colder

Kelime

replicate that virus within its body: biyolojik çoğalma

Bu biyolojik bağlamda replicate that virus, o virüsün yeni kopyalarını oluşturmak anlamına gelir. Burada replicate geçişli bir fiildir: that virus doğrudan nesnedir ve within its body işlemin gerçekleştiği yeri belirtir. its zamiri mosquito sözcüğüne gönderme yapar. Cümle, sivrisineğin daha fazla sivrisinek üretmesini değil, virüsün bir konağın içinde çoğalmasını anlatır. Bilimsel açıdan daha açık bir ifade The virus replicates within the mosquito's body. şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede replicate, örnektekiyle aynı biyolojik anlamda kullanılmıştır?

  1. The backup service replicates the file on another server.
  2. The virus can replicate inside human cells.
  3. The artist replicated the pattern on the ancient vase.
Cevabı göster

The virus can replicate inside human cells.

and then be able to transmit it back to another host when it bites. Kelime

3:27

ve ardından ısırdığında başka bir konağa geri bulaştırabilir.

Kelime

be able to transmit it back to another host: onu başka bir konağa yeniden aktarabilmek

Be able to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma kapasitesine veya olanağına sahip olmak anlamına gelir. Burada sivrisinek virüsü aktarabilir; yani ısırdığında virüsü başkasına geçirebilir. It zamiri virüsü gösterir. Tıp ve biyoloji dilinde host, bir patojenin yaşayabildiği veya çoğalabildiği organizma, yani konaktır. Back zincirin yönünü izletir: virüs bir konaktan sivrisineğe geçmiş, ardından sivrisinekten tekrar bir konağa geçebilir. Another host, ilk konak değil, farklı bir organizma demektir.

Alıştırma

Hangi cümle bir hastalığın bulaşma zincirindeki bir adımı doğru biçimde anlatır?

  1. An infected mosquito can transmit another host to the virus.
  2. An infected mosquito can protect another host from the virus.
  3. An infected mosquito can transmit the virus to another host.
Cevabı göster

An infected mosquito can transmit the virus to another host.

Manisha also talked about the link between poverty and dengue, Kalıp ifadeler

3:31

Manisha aynı zamanda yoksulluk ile deng humması arasındaki bağlantıdan da bahsetti,

Kalıp ifadeler

the link between poverty and dengue: yoksulluk ile dang humması arasındaki bağlantı

The link between A and B ad öbeği, iki şeyi birbirine bağlayan ilişki veya bağlantı anlamına gelir. Burada A poverty, B dengue sözcüğüdür ve öbeğin tamamı talked about yapısının nesnesidir. Bu ifade iki konunun ilişkili olduğunu söyler ancak tek başına birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Bu bağlamda link, bir web adresi değil, soyut bir bağlantıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Researchers are studying ____ sleep quality and memory.

Cevabı göster

the link between

which is an important part of this jigsaw, Deyimler

3:35

ki bu yapbozun önemli bir parçasıdır,

Deyimler

important part of this jigsaw: karmaşık bir durumdaki bir etken

an important part of this jigsaw ifadesinde jigsaw mecaz anlamda kullanılır. Karmaşık bir durum, birbiriyle bağlantılı birçok parçadan oluşan bir resim gibi düşünülür. Sözü edilen etken, durumun tamamını anlamaya yardımcı olur. Bu etkenin önemli olması, her şeyi tek başına açıkladığı anlamına gelmez. Britanya İngilizcesinde jigsaw yapboz anlamına gelebildiği için part of the jigsaw, birbiriyle bağlantılı birkaç etkenden biri demektir.

Alıştırma

“Regular exercise is an important part of the jigsaw in preventing heart disease,” cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?

  1. Egzersiz sırasında kullanılan gerçek bir yapboz parçasıdır.
  2. Birkaç etkenden önemli olan biridir.
  3. Önemli olan tek nedendir.
Cevabı göster

Birkaç etkenden önemli olan biridir.

isn't it? Ton ve niyet

3:37

öyle değil mi?

Ton ve niyet

isn't it?: onay istemek için kullanılan soru eki

Isn't it?, It is important, isn't it? örneğindeki gibi, be içeren önceki olumlu cümleye eklenen olumsuz bir soru ekidir. Ayrı bir soru sormak yerine diğer kişiyi önceki ifadeyi doğrulamaya veya kabul etmeye çağırır. Standart bir soru ekinde yardımcı fiil ve özne önceki cümleyle eşleşir: is, isn't biçimine dönüşür; it veya this gibi bir özne ise it ile temsil edilir. Bu ek, bir yargıyı etkileşimli bir onay isteğine dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi standart kısaltılmış olumsuz soru ekiyle tamamlayın: This is the correct address, ____?

Cevabı göster

isn't it

Because as more and more people move to cities Dilbilgisi

3:37

Çünkü giderek daha fazla insan şehirlere taşındıkça

and live in cramped conditions with poor sanitation, Notlar

3:40

ve kötü sanitasyon koşullarına sahip sıkışık ortamlarda yaşadıkça,

Kalıp ifadeler

live in cramped conditions: çok az yaşam alanıyla yaşamak

live in cramped conditions ifadesi, kullanılabilir alanın çok az olduğu ve bu nedenle insanların hareketlerinin kısıtlandığı ya da rahatsız hissettiği bir yerde yaşamak demektir. Cramped yalnızca bir odanın küçük olmasını değil, alan yetersizliğini vurgular. Conditions ismi, genel yaşam koşullarını anlattığı için çoğuldur. Bu eşdizim konut, yoksulluk, yerinden edilme ve halk sağlığı tartışmalarında yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle rahat hareket etmek için çok az alan bulunan bir evi doğal biçimde anlatıyor?

  1. They live in comfortable conditions with plenty of space.
  2. They live in cramped conditions, with barely enough room to move.
  3. They wait in crowded conditions when the stadium gates open.
Cevabı göster

They live in cramped conditions, with barely enough room to move.

Kelime

with poor sanitation: yetersiz halk sağlığı sistemleri

with poor sanitation ifadesi; güvenli tuvalet, kanalizasyon, atık toplama veya temiz su sistemlerinin yetersiz olduğu yaşam koşullarını anlatır. Buradaki with, bu durumu sıkışık yaşam koşullarına ekler. Sanitation, yalnızca bir kişinin veya yerin temiz görünüp görünmediğini değil, çevre ve halk sağlığı sistemlerini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi tuvalet, kanalizasyon ve güvenli su gibi halk sağlığı sistemlerini belirten isimle tamamlayın: The camp needs better ____ to protect residents from disease.

Cevabı göster

sanitation

then more and more people are exposed to dengue, Kalıp ifadeler

3:43

giderek daha fazla insan deng hummasına maruz kalıyor,

Dilbilgisi

Because as more and more people ... then more and more people: yükselen iki eğilimi bağlamak

Bu cümlede Because, açıklamanın tamamını bir neden olarak çerçeveler ve genellikle önceki bir soruya ya da iddiaya yanıt verir. Bu nedenin içinde as, bir değişim olurken başka bir değişimin de geliştiğini gösterir; then ise sonucu işaret eder. İki more and more kullanımı paralel bir yapı oluşturur. İlki riskli yaşam koşullarına taşınan insan sayısındaki artışı, ikincisi dang hummasına maruz kalan insan sayısındaki artışı izler. Bu tekrar gereksiz değildir; bağlantılı iki artışı gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede tekrarlanan more and more yapısı neyi gösteriyor?

  1. İki miktar birlikte artar: as yan cümlesindeki değişim sonuçla bağlantılıdır.
  2. Bir miktar azalırken diğeri değişmeden kalır.
  3. Konuşmacı as yan cümlesinde sunulan düşünceyi reddeder.
Cevabı göster

İki miktar birlikte artar: as yan cümlesindeki değişim sonuçla bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

are exposed to: bir riskle temas durumunda olmak

Are exposed to, expose fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimidir. Bu cümlede, giderek daha fazla insanın dang hummasıyla temas edebileceği ve enfeksiyon riski taşıyabileceği koşullarda bulunduğunu anlatır. Exposure temas veya etkilenmeye açık olmayı belirtir; doğrulanmış bir sonucu anlatmaz. Bir kişi bir hastalığa maruz kaldığı hâlde enfekte olmayabilir veya hastalanmayabilir.

Alıştırma

Cümleyi be exposed to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Without protective masks, workers ____ harmful dust every day.

Cevabı göster

are exposed to

so there's something of a domino effect here. Deyimler

3:46

bu yüzden burada bir nevi domino etkisi var.

Deyimler

something of a domino effect: yumuşatılmış bir neden-sonuç benzetmesi

A domino effect, devrilen bir domino taşının diğerini devirmesi gibi, bir olayın bir sonraki olaya neden olduğu zincirdir. Buradaki kullanım mecazidir; gerçek domino taşlarından söz edilmez. Bir isim öbeğinden önce gelen something of a, bir ölçüde veya bir tür anlamına gelir. Sınıflandırmayı yumuşatır: konuşan kişi gerçek bir neden-sonuç zinciri görür ancak bunun kusursuz veya tamamen kanıtlanmış bir domino etkisi olduğunu kesin biçimde söylemez. Bu yapı, something of a surprise örneğinde olduğu gibi başka değerlendirmeleri de yumuşatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ihtiyatlı biçimde sunulan bir neden-sonuç zincirini something of a domino effect ile doğal olarak anlatır?

  1. The three unrelated meetings happened on Tuesday, creating something of a domino effect.
  2. Someone placed a set of dominoes on the table, creating something of a domino effect.
  3. One late delivery caused further delays, creating something of a domino effect across the project.
Cevabı göster

One late delivery caused further delays, creating something of a domino effect across the project.

Dengue spreads when an infected mosquito bites a host, Kelime

3:49

Deng humması, enfekte bir sivrisineğin bir konağı ısırmasıyla yayılır,

Kelime

an infected mosquito bites a host: hastalık bulaşmasındaki roller

An infected mosquito ifadesinde infected, mosquito sözcüğünü niteler; yani sivrisinek patojeni taşır. Bites burada geçişli bir fiildir ve host ısırılan canlıdır. Biyolojide host, bir patojenin içinde veya üzerinde yaşayabildiği insan ya da başka bir canlıdır; program sunucusu anlamında değildir. Bu yan cümle vektör yoluyla bulaşmanın bir aşamasını anlatır: enfekte sivrisinek konağı ısırır ve patojeni aktarabilir. Roller şöyledir: eylemi yapan mosquito, eylem bites ve eylemin yöneldiği canlı host.

Alıştırma

Hangi cümle bulaşma aşamasını doğru anlatır ve her rolü uygun şekilde belirtir?

  1. A human host bites an infected mosquito, so the human is the vector in this step.
  2. The word host means the presenter of a programme in this public-health sentence.
  3. An infected mosquito bites a human host and may pass on the virus.
Cevabı göster

An infected mosquito bites a human host and may pass on the virus.

an animal that another animal lives on or uses for food. Kelime

3:53

bir hayvanın başka bir hayvanın üzerinde yaşadığı veya yiyecek olarak kullandığı bir hayvan.

Kelime

lives on or uses for food: host sözcüğünün biyolojik anlamı

Bu yan cümle, host sözcüğünü biyolojik anlamıyla açıklar. Başka bir hayvan konağın üzerinde yaşayabilir veya ona tutunabilir; ayrıca konağı besin kaynağı olarak kullanabilir. Bu bağlamda lives on, live on a salary örneğindeki gibi parayla geçinmek anlamına gelmez. or sözcüğü, tanımdaki iki olası biyolojik ilişkiyi sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede lives on, tanımdaki biyolojik host anlamında kullanılmıştır?

  1. The parasite lives on a fish and feeds on its blood.
  2. Mina lives on a small monthly income.
  3. The family lives on rice and beans.
Cevabı göster

The parasite lives on a fish and feeds on its blood.

And Professor Kulkarni is concerned about poverty as much as climate change. Dilbilgisi

3:57

Ve Profesör Kulkarni, iklim değişikliği kadar yoksulluktan da endişe duyuyor.

Dilbilgisi

concerned about A as much as B: eşit derecede kaygı

Bu cümlede as much as, kaygının derecesini karşılaştırır. Yoksullukla ilgili kaygı düzeyi, iklim değişikliğiyle ilgili kaygı düzeyine eşit olarak sunulur. Yeniden kullanılabilir kalıp be concerned about A as much as B şeklindedir. Burada much miktarı değil, dereceyi belirtir ve ikinci about sözcüğü anlaşılır ama söylenmez: concerned about A as much as [about] B.

Alıştırma

“Aynı derecede” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nina is concerned about safety ____ cost.

Cevabı göster

as much as

She calls it an important part of the jigsaw,

4:02

O buna yapbozun önemli bir parçası diyor,

an idiom meaning a part of a complicated situation

4:05

karmaşık bir durumun parçası anlamına gelen ve onu

that helps you understand it.

4:08

anlamanıza yardımcı olan bir deyim.

Poverty forces many Indonesians to move into crowded cities

4:11

Yoksulluk birçok Endonezyalıyı kalabalık şehirlere taşınmaya zorluyor

with poor sanitation.

4:15

ve burada sanitasyon yetersiz.

These provide the perfect breeding ground for mosquitoes, Deyimler

4:17

Bunlar sivrisinekler için mükemmel üreme alanları sağlıyor,

Deyimler

the perfect breeding ground for mosquitoes: üreme için ideal bir ortam

Bu cümlede the perfect breeding ground for mosquitoes, sivrisineklerin çok kolay üremesini sağlayan koşullara sahip bir ortam demektir. Buradaki ground mutlaka toprak veya zemin anlamına gelmez; bir ortamı ya da koşullar bütününü belirtir. Perfect ise sonuç zararlı olsa bile amaca son derece uygun anlamındadır. Başka bağlamlarda kullanılabilen kalıp a breeding ground for + isim şeklindedir. Canlıların ürediği bir yeri gerçek anlamda anlatabileceği gibi suç veya söylenti gibi zararlı şeylerin gelişip yayılabildiği koşulları mecazi olarak da anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a breeding ground for mosquitoes ne anlama geliyor?

  1. sivrisineklerin sergilendiği bir yer
  2. sivrisineklerin kolayca üreyebildiği bir ortam
  3. sivrisinekleri taşımak için kullanılan bir yol
Cevabı göster

sivrisineklerin kolayca üreyebildiği bir ortam

creating a domino effect,

4:21

ve bir domino etkisi yaratıyor,

a situation in which something bad happens,

4:23

yani kötü bir şeyin olduğu bir durum,

causing further negative consequences.

4:26

daha fazla olumsuz sonuca neden oluyor.

The domino effect means that dengue is spreading not just in Asia, Dilbilgisi

4:29

Domino etkisi, deng hummasının yalnızca Asya'da değil,

but in parts of the world which didn't have it before,

4:33

aynı zamanda daha önce olmadığı dünyanın diğer bölgelerinde de yayıldığı anlamına geliyor,

including France, Spain, and Italy.

4:35

Fransa, İspanya ve İtalya da dahil olmak üzere.

Dilbilgisi

not just in Asia, but ...: daha geniş ikinci bir kapsam eklemek

not just X, but Y kalıbı X'in doğru olduğunu ve buna Y'nin de eklendiğini belirtir. Bu cümlede dang hummasının Asya'da yayıldığı söylenir; ikinci bölüm ise coğrafi kapsamı hastalığın daha önce görülmediği yerlere kadar genişletir. Buradaki but, in Asia ifadesini geçersiz kılmaz veya düzeltmez. Daha geniş ve daha dikkat çekici bir ek bilgi getirir. not just X, but also Y biçimi de temelde aynı anlama gelir.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... ile tamamlayın: The museum attracts ____ tourists, ____ local families as well.

Cevabı göster

not just · but

But the news isn't all bad. Anlatım akışı

4:38

Ama haberlerin hepsi kötü değil.

Anlatım akışı

But the news isn't all bad: olumlu bir dönüşün işareti

Burada But the news isn't all bad anlatımın yönünün değiştiğini gösterir. Konuşmacı sorunlardan söz ettikten sonra bu cümleyi ilerlemeleri, çözümleri veya durumun daha umut verici bir yönünü tanıtmak için kullanır. The news burada tek bir televizyon haberini değil, genel bilgileri veya durumun bütününü ifade eder. Isn't all bad kısmi olumsuzluktur: bazı şeyler hâlâ kötüdür, ancak her şey kötü değildir.

Alıştırma

Bir haberde konuşmacı “But the news isn't all bad.” dedikten sonra büyük olasılıkla ne gelir?

  1. Yön değişikliği olmadan ilgisiz bir son.
  2. Durumun her yönünün kötü olduğu iddiası.
  3. Bir ilerleme veya olası bir çözüm.
Cevabı göster

Bir ilerleme veya olası bir çözüm.

Fortunately,

4:40

Neyse ki,

technology is getting better at slowing the spread, Kalıp ifadeler

4:41

teknoloji yayılmayı yavaşlatma konusunda giderek daha iyi hale geliyor,

Kalıp ifadeler

getting better at slowing the spread: yayılmayı yavaşlatmada gelişmek

Be getting better at + isim veya fiilin -ing biçimi, bir kişinin ya da şeyin yeteneğinin veya etkisinin zamanla geliştiğini anlatır. Burada teknoloji yayılmayı yavaşlatma konusunda daha etkili hâle geliyor; better at ifadesinden sonra fiilin yalın biçimi slow değil, slowing gelmelidir. Slow the spread, bir şeyin daha fazla kişiye veya yere ulaşma hızını azaltmak demektir. Spread burada isimdir ve slowing the spread yayılmayı tamamen durdurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi get better at ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After each update, the filter is ____ blocking scam messages.

Cevabı göster

getting better at

including early warning systems that can predict dengue outbreaks months in advance, Notlar

4:44

aylar öncesinden deng humması salgınlarını tahmin edebilen erken uyarı sistemleri

Kelime

early warning systems: riski gelişmeden önce tespit etmek

Erken uyarı sistemi, olası bir tehdidin belirtilerini izler ve tehdit tamamen gelişmeden önce yararlı bir uyarı verir. Buradaki çoğul early warning systems, hastalık salgınlarını önceden tahmin edebilen araçları ifade eder. Bu terimde warning, birine yaptığı bir şeyi bırakmasını söyleyen kişisel bir uyarı değil, riskle ilgili bir alarm anlamına gelir. Bu ifade halk sağlığı, hava durumu, afet yönetimi ve güvenlik alanlarında da yaygındır.

Alıştırma

Bir early warning system ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. bir olayı yalnızca sona erdikten sonra kaydeden bir sistem
  2. kötü davranan birini cezalandırmak için kullanılan bir kural
  3. bir tehlike tamamen gelişmeden önce uyarı işaretlerini tespit eden bir sistem
Cevabı göster

bir tehlike tamamen gelişmeden önce uyarı işaretlerini tespit eden bir sistem

Kalıp ifadeler

months in advance: bir şeyin ne kadar önce olduğunu belirtmek

In advance, beklenen bir olaydan veya son tarihten önce anlamına gelir. Months in advance, eylemin ya da tahminin o olaydan birkaç ay önce gerçekleştiğini belirtir. Ne kadar önce olduğunu belirtmek için süreyi in advance ifadesinden önce kullanın: two days in advance, several weeks in advance veya months in advance. Buradaki advance, ilerleme değil, zaman bakımından öncelik anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi in advance ile tamamlayın: Please book your appointment at least two weeks ____.

Cevabı göster

in advance

and the ongoing work to produce a vaccine, Kalıp ifadeler

4:49

ve bir aşı üretmek için devam eden çalışmalar da dahil,

Kalıp ifadeler

ongoing work to produce a vaccine: aşı geliştirmeye yönelik devam eden çalışmalar

“Ongoing work”, daha önce başlamış ve hâlâ devam eden çalışma anlamına gelir. Burada “to produce a vaccine” amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve çalışmanın hedefini açıklar. “Ongoing”, çalışmanın bitmek üzere olduğunu veya kesinlikle başarıya ulaşacağını belirtmez. Bu kullanım araştırma, tıp, kamu politikaları ve uzun vadeli projelerle ilgili haberlerde yaygındır.

Alıştırma

Bir araştırma projesi geçen yıl başladı ve hâlâ devam ediyor. Hangi ifade bu projeyi en iyi tanımlar?

  1. ongoing work
  2. upcoming work
  3. completed work
Cevabı göster

ongoing work

all of which hopefully mean an end to dengue and similar diseases. Notlar

4:53

ve bunların tümü umarız deng ve benzeri hastalıkların sonu anlamına gelir.

Dilbilgisi

all of which hopefully mean...: önceki listenin tamamına gönderme

“All of which”, önceki listenin tamamı hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Buradaki “which”, daha önce belirtilen çözüm veya ilerlemelere gönderme yapar; cümlenin ilerleyen kısmındaki “dengue” sözcüğüne gönderme yapmaz. “All”, ifadenin listedeki her öğe için geçerli olduğunu gösterir. Gönderme çoğul olduğu için fiil “mean” biçimindedir; “hopefully” ise sonucun garanti edilmediğini, umut edildiğini gösterir.

Alıştırma

İlgi yapısını tamamlayın: The town planted trees, added benches, and widened the paths, all ____ made the park more welcoming.

Cevabı göster

of which

Kalıp ifadeler

an end to dengue: an end to + sorun isim kalıbı

Burada an end to dengue, dang hummasının durdurulması veya ortadan kaldırılması anlamına gelir. End bir isimdir; emir ya da cümlenin ana fiili değildir. To ise end sözcüğünü sona ermesi umulan soruna bağlar. Tekrar kullanılabilen kalıp an end to + isim veya -ing biçimidir. Bir sorunun, durumun ya da etkinliğin sona ermesinden söz ederken bring, put veya mean gibi fiillerden sonra sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Çatışmanın sona ermesini sağlamak” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: The peace agreement could bring ____ the conflict.

Cevabı göster

an end to

Speaking of which, Anlatım akışı

4:57

Bölümden bahsetmişken,

Anlatım akışı

Speaking of which: önceki konuya bağlanma

Speaking of which, cümle başında kullanılan ve önceki sözün konuşmacıya ilgili başka bir şeyi hatırlattığını gösteren bir geçiş ifadesidir. Which önceki konuya gönderme yapar; bir soru başlatmaz veya tam bir ilgi cümleciği oluşturmaz. Bu ifade, sonraki yorumun veya sorunun önceki konudan doğduğunu göstererek konuşmayı düzenler. Ardından genellikle tam bir cümlecik gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce “The school fair is next Friday.” dedi. Şimdi davetiyeler hakkında ilgili bir soru sormak istiyorsunuz. Hangi yanıt bağlantıyı açıkça gösterir?

  1. By contrast, did you send the invitations?
  2. In other words, did you send the invitations?
  3. Speaking of which, did you send the invitations?
Cevabı göster

Speaking of which, did you send the invitations?

Beth, what was the answer to your question?

4:58

Beth, sorunun cevabı neydi?

I asked you to name another mosquito-borne disease besides dengue. Kalıp ifadeler

5:01

Senden deng dışında sivrisinek kaynaklı başka bir hastalığın adını vermeni istemiştim.

Kalıp ifadeler

name another ... besides dengue: ek bir örnek istemek

Burada name, “adını söylemek” anlamında bir fiildir. Another mosquito-borne disease, bu türden bir hastalık daha söylenmesini ister. another X besides A kalıbında A zaten bilinen bir öğe olarak ele alınır ve besides A, ondan farklı ek bir X ister. Bu nedenle dengue yeni cevap olarak sayılmaz.

Alıştırma

Güneş enerjisine ek olarak bir örnek daha isteyen sözcüğü seçin: Can you name another renewable energy source ___ solar power?

  1. besides
  2. except
  3. beside
Cevabı göster

besides

And I said malaria.

5:06

Ve ben sıtma dedim.

Which was the correct answer. Ton ve niyet

5:08

Ki bu doğru cevaptı.

Ton ve niyet

Which was the correct answer: önceki sözü izleyen ilgi yan cümlesi

Burada Which bir soru başlatmaz. Az önce verilen cevaba gönderme yapan ve o cevap hakkında yorum getiren bir ilgi zamiridir. Anlamı “O cevap doğruydu” şeklindedir. Bu, konuşmada önceki sözü devam ettiren bir cümle parçasıdır: temel bilgi önceki konuşma sırasında verilir ve which was the correct answer ek bir ilgi yan cümlesi olarak söylenir. Tam biçimi “You said malaria, which was the correct answer.” olabilir.

Alıştırma

Biri “Malaria,” diye cevap verdikten sonra konuşan kişi “Which was the correct answer.” diyor. Konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Malaria cevabının doğru olduğunu onaylıyor.
  2. Malaria sözcüğünün tekrarlanmasını istiyor.
  3. Hangi hastalığın doğru cevap olduğunu soruyor.
Cevabı göster

Malaria cevabının doğru olduğunu onaylıyor.

Dengue, malaria,

5:10

Deng humması, sıtma,

and yellow fever are all diseases spread by mosquitoes. Dilbilgisi

5:11

ve sarı humma, tümü sivrisineklerin yaydığı hastalıklardır.

Dilbilgisi

diseases spread by mosquitoes: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

“Spread by mosquitoes”, “diseases” sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi hastalıklardan söz edildiğini belirtir: sivrisinekler tarafından yayılan hastalıklar. Tam edilgen ilgi cümleciği “which are spread by mosquitoes” biçimindedir. İngilizcede, özellikle kısa haber ve bilgilendirici metinlerde, bu yapıda ilgi zamiri ile be fiili sık sık düşürülür. Eylemden etkilenen hastalıklardır; yayma işini sivrisinekler yapar.

Alıştırma

“diseases spread by mosquitoes” ifadesini anlamını değiştirmeden açan biçim hangisidir?

  1. diseases that are spreading mosquitoes
  2. diseases that spread mosquitoes
  3. diseases that are spread by mosquitoes
Cevabı göster

diseases that are spread by mosquitoes

Right,

5:16

Doğru,

let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:17

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: gözden geçirme bölümüne geçiş sinyali

“Let's recap...” konuşmacının ana içerikten kısa bir gözden geçirmeye geçtiğini gösterir. “Recap”, önemli noktaları kısaca yeniden ele almak demektir; bu nedenle dinleyici, programın tamamının tekrarlanmasından çok önemli kelimelerin yeniden anılacağını bekleyebilir. “the vocabulary we've learned” ifadesi, gözden geçirmede hangi bilginin düzenleneceğini açıkça belirtir. “Let's” konuşmacıyı ve dinleyicileri eyleme birlikte dâhil eder.

Alıştırma

Bir konuşmacı “Let's recap the vocabulary we've learned” dediğinde neyin sinyalini verir?

  1. Konuşmacı programın tamamını kelimesi kelimesine tekrarlamak üzere.
  2. Konuşmacı ilgisiz bir konuyu tanıtmak üzere.
  3. Konuşmacı önemli kelimeleri kısaca gözden geçirmek üzere.
Cevabı göster

Konuşmacı önemli kelimeleri kısaca gözden geçirmek üzere.

starting with symptom, Anlatım akışı

5:19

semptomla (belirti) başlayarak,

Anlatım akışı

starting with symptom: ilk maddeyi belirtmek

Starting with + isim veya isim öbeği, bir liste, açıklama ya da gözden geçirmenin ilk maddesini belirtir. Burada symptom, gözden geçirilecek ilk sözcüktür ve bu ifade dinleyiciyi başka maddelerin geleceğine hazırlar. Bir -ing öbeği olan starting with symptom, çevresindeki iletiyi düzenler; tek başına birinin bir eyleme başlama sürecinde olduğunu söylemez.

Alıştırma

İlk konuyu belirtmek için starting with kullanın: We'll review three health terms, ____ symptoms.

Cevabı göster

starting with

a sign of the presence of a disease in your body.

5:21

vücudunuzda bir hastalığın varlığının bir işareti.

A fever is a medical condition which increases your body temperature and heartbeat.

5:25

Ateş, vücut ısınızı ve kalp atışınızı artıran tıbbi bir durumdur.

A critical window is a limited period of time

5:30

Kritik pencere, sınırlı bir zaman dilimidir

during which action must be taken to achieve the desired outcome.

5:32

ve arzu edilen sonuca ulaşmak için eyleme geçilmesi gereken süredir.

The word host has several meanings, Anlatım akışı

5:37

Konak (host) kelimesinin birkaç anlamı vardır,

but in biology,

5:39

ancak biyolojide,

Anlatım akışı

has several meanings, but in biology: anlamı belirli bir alanla sınırlandırmak

Bu kalıp önce bir sözcüğün birden fazla anlamı olduğunu söyler, ardından but in + alan yapısıyla açıklamayı alana özgü tek bir anlama daraltır. Burada host başka anlamlara da sahiptir; sonraki açıklama ise biyolojideki anlamına odaklanacaktır. But diğer anlamları reddetmez. Sözcüğün anlam çeşitliliğinden, adı verilen alanda geçerli olan anlama geçişi işaretler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayıp anlamı biyoloji alanıyla sınırlamak için but in + alan yapısını kullanın: The word cell has several meanings, ____, it is the basic unit of life.

Cevabı göster

but in biology

it's a plant or animal that another plant or animal lives on Kelime

5:40

başka bir bitki veya hayvanın üzerinde yaşadığı

as a parasite or uses for food.

5:44

veya asalak olarak veya yiyecek için kullandığı bir bitki veya hayvandır.

Kelime

lives on as a parasite: bir konağın üzerinde parazit olarak yaşamak

Bu ilgi cümlesinde ilk sözü edilen bitki ya da hayvan konaktır; on edatının işaret ettiği unsur odur. Başka bir canlı, parazit olarak bu konağın üzerinde yaşar ve ondan kaynak elde eder. Burada on konağı gösterirken as a parasite canlının biyolojik rolünü belirtir. İfade, yalnızca aynı yerde yaşamayı değil, parazitlik ilişkisini anlatır.

Alıştırma

Bir kenenin lives on a deer as a parasite olması ne anlama gelir?

  1. Yiyecek karşılığında geyiği korur.
  2. Geyiği etkilemeden kısa süreliğine ziyaret eder.
  3. Geyiği konak olarak kullanır, ona bağımlıdır ve ondan kaynak elde eder.
Cevabı göster

Geyiği konak olarak kullanır, ona bağımlıdır ve ondan kaynak elde eder.

The idiom part of the jigsaw,

5:47

Yapbozun bir parçası (part of the jigsaw)

or part of the puzzle,

5:49

veya bulmacanın bir parçası deyimi,

means a part of a complicated situation

5:50

karmaşık bir durumun parçası anlamına gelir

that helps you to understand it.

5:53

ve onu anlamanıza yardımcı olur.

And finally,

5:54

Ve son olarak,

one negative event causing another,

5:55

başka bir şeye neden olan olumsuz bir olay,

which in turn causes another, Kalıp ifadeler

5:57

ve bu da bir başkasına neden olur,

Kalıp ifadeler

which in turn causes another: neden-sonuç zincirini sürdürmek

Which, az önce sözü edilen olaya, yani ilk olumsuz olayın sonucuna gönderimde bulunur. In turn, bu sonucun daha sonra bir nedene dönüşüp bir sonraki olayı meydana getirdiğini belirtir. which in turn causes another yapısı, A'nın B'ye ve B'nin C'ye neden olduğu bir zincir kurar. İnsanların sırayla bir şey yapmasını değil, neden-sonuç zincirindeki bir sonraki adımı gösterir.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini in turn ile tamamlayın: The road closure increased traffic on side streets, which ____ slowed local buses.

Cevabı göster

in turn

can be called a domino effect. Dilbilgisi

6:00

bir domino etkisi olarak adlandırılabilir.

Dilbilgisi

can be called a domino effect: edilgen yapıyla bir olguyu adlandırmak

can be called + isim kalıbı, adlandırma için kullanılan edilgen bir yapıdır. Betimlenen kişi, şey veya durum önce gelir; called sonrasındaki isim ona bir ad verir. Bu cümlede olaylar zinciri a domino effect adıyla etiketlenir. Burada called, “telefonla aranmak” değil, “adlandırılmak” anlamındadır. Bir şeyi açıkladıktan sonra onu bir terimle sınıflandırmak istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz. Can, terimi uygun bir ad olarak sunar; be called ise öznenin bu adı alan taraf olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeye ad vermek için can be called + isim yapısını doğru kullanıyor?

  1. An unexpectedly helpful result can called a happy accident.
  2. An unexpectedly helpful result can be called a happy accident.
  3. An unexpectedly helpful result can be call a happy accident.
Cevabı göster

An unexpectedly helpful result can be called a happy accident.

Once again,

6:02

Bir kez daha,

our six minutes are up. Kalıp ifadeler

6:03

altı dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan sürenin dolduğunu söylemek

Burada up, özne ayrılmış bir süre olduğunda “bitmiş” veya “tükenmiş” anlamına gelir. Our six minutes are up, altı dakikalık sürenin sona erdiğini ve konuşmacıların programı bitirmesi gerektiğini anlatır. Çoğul bir süreyle our six minutes are up örneğindeki gibi are kullanılır. Tekil time ismiyle Time is up denir. Buradaki up, yukarı yönü değil, süre sınırına ulaşmayı anlatır.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

Bye.

6:05

Görüşürüz.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.