Metaverse Nedir? – Sırada Ne Var? | Insider Business: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Metaverse sürükleyici internet olarak tanımlanıyor; aşırı beklenti, oyun, VR başlığı, sanal fabrika ve giyilebilir cihaz geleceğiyle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. change the face of (Deyimler ve mecazi ifadeler): yüzü değil, bir alanı kökten değiştirmektir; teknolojik veya toplumsal değişimler için kullanılır. 2. Just because it happens in Fortnite, doesn't make it less real (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Just because X doesn't mean/make Y, X'i kabul eder ama çıkarılan sonucu reddeder. 3. platform agnostic. (Sözcük ve kullanım düzeyi): teknik bağlamda tek platforma bağlı olmamaktır; farklı ekosistemlerde çalışan yazılım veya standartları anlatır.
Bu derste
By now, you've probably heard of the metaverse. Kalıp ifadeler
0:04Şimdiye kadar muhtemelen metaverse kavramını duymuşsunuzdur.
By now ve From now on: bitiş noktası ve başlangıç noktası
By now şimdiki zamandan geriye bakar ve şimdiyi bir bitiş noktası olarak ele alır. Bu cümlede, metaverse'ü bu andan önce muhtemelen duymuş olduğunuz anlatılır. From now on şimdiyi bir başlangıç noktası olarak ele alır. Bu andan sonra geçerli olacak veya sürmeye devam edecek bir durumu tanıtır.
Alıştırma
İki zaman ifadesini by now ve from now on ile tamamlayın. You should know the safety rules ____. ____, wear your helmet every time you ride.
Cevabı göster
by now · From now on
X first, not Y first: önceliği öne çıkarma
X first, not Y first paralel yapısı iki olası önceliği yan yana koyar. X'i temel yönlendirici ilke olarak belirtir ve Y'nin temel öncelik olmasını açıkça reddeder. Burada first, zamanda en erken olanı değil, en yüksek önceliği veya merkezi kimliği anlatır. Kısa tekrar, stratejik seçimi açık ve kararlı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca bir sıra belirtmek yerine temel tasarım önceliğini çerçeveliyor?
- We finished the mobile page first.
- We will design the mobile page before the desktop page.
- Our redesign is mobile first, not desktop first.
Cevabı göster
Our redesign is mobile first, not desktop first.
And many are betting big that it could change the face of how we interact. Deyimler
0:13birçok kişi, metaverse'ün etkileşim kurma biçimimizi kökten değiştirebileceğine büyük yatırım yapıyor.
even with + isim öbeği
Bu cümlede even with all this hype, all this hype ifadesini ödünleyici bir arka plan olarak sunar: konuşan kişi, bu duruma rağmen sonraki noktanın hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even with + isim öbeğidir. Even vurgu ekler ve sonucun beklentiye aykırı olabileceğini gösterir. With sözcüğünden sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle değil, bir isim öbeği gelir.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ a detailed schedule, the team finished late.
Cevabı göster
Even with
betting big that ...: bir tahmine büyük yatırım yapmak
Betting big burada mecaz anlamda kullanılır. Bir sonucun gerçekleşeceğine güçlü biçimde inanıldığı için çok miktarda para, kaynak veya itibar ortaya koymak ve aynı zamanda ciddi bir risk almak demektir. That ile başlayan yan cümle, desteklenen tahmini belirtir: it could change the face of how we interact. Bu ifade gerçek kumar oynamayı gerektirmez.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The publisher is ____ that the new series will attract young readers.
Cevabı göster
betting big
etkileşim kurma biçimimizi kökten değiştirmek
change the face of how we interact ifadesindeki face, bir insanın yüzü anlamına gelmez. Burada bir şeyin genel niteliğini veya işleyiş biçimini anlatır. İfade, bir şeyin insanların etkileşim kurma biçimini büyük ölçüde değiştirebileceğini söyler. Bu, küçük bir ayarı değil, geniş kapsamlı ve fark edilir bir değişimi anlatan güçlü bir mecazdır. Haberlerde ve trend tartışmalarında yeni bir teknoloji ya da fikrin bütün bir alanı nasıl dönüştürebileceğini anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Personalized learning could change the face of education cümlesinde change the face of ne anlama gelir? En iyi anlamı seçin.
- Birini yeni bir gruba tanıştırmak
- Bir şeyin niteliğini veya işleyiş biçimini büyük ölçüde değiştirmek
- Bir insanın yüz ifadesini değiştirmek
- Ana sistemi değiştirmeden küçük bir ayar yapmak
Cevabı göster
Bir şeyin niteliğini veya işleyiş biçimini büyük ölçüde değiştirmek
The metaverse might still be a little confusing.
0:19Metaverse hâlâ biraz kafa karıştırıcı olabilir.
The metaverse is basically the successor state to today's mobile internet.
0:24Metaverse, temelde günümüzün mobil internetinden sonraki aşamadır.
So it's almost like the internet's going to be all around us in some ways, Anlatım akışı
0:37Yani bir bakıma internet neredeyse her yanımızı saracak,
almost like: yaklaşık bir benzetme
almost like ifadesi bir benzetme başlatır. Burada konuşan kişi, etrafımızda bulunan bir şey imgesini kullanarak soyut bir geleceği açıklıyor: internet günlük hayatın her alanında varmış gibi hissedilebilir. Almost, benzetmenin yaklaşık olduğunu gösterir; internetin kelimenin tam anlamıyla bizi çevreleyen ortam olacağını söylemez. Böylece konuşan kişi, iki şeyin tamamen aynı olduğunu iddia etmeden fikri daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Using the app is almost like having a tutor in your pocket cümlesinde almost like neyi gösterir?
- Bir uygulama öğretmene çok benzer, ama kelimenin tam anlamıyla öğretmen değildir
- Bir uygulama ile öğretmen tamamen aynıdır
- Bir uygulamanın öğretmenlikle hiçbir ilgisi yoktur
- Bir uygulama cebinizde bulunan gerçek bir öğretmendir
Cevabı göster
Bir uygulama öğretmene çok benzer, ama kelimenin tam anlamıyla öğretmen değildir
breaking away from: bir kısıtlamadan kurtulmak
Burada breaking away from, interneti kullanmanın başlıca yolları olarak telefonlara ve masalara daha az bağımlı hâle gelmek anlamındadır. Cihazları fiziksel olarak kırmayı değil, mevcut bir sınırın ötesine geçmeyi anlatır. break away from + isim yapısı; bir gruptan, alışkanlıktan, gelenekten, denetimden veya başka bir kısıtlamadan ayrılmayı anlatabilir.
Alıştırma
“The company is breaking away from its old paper-based system,” cümlesinde breaking away from ne anlama gelir?
- Eski sisteme daha az bağlı hâle gelmek
- Eski sistemi başka bir odaya taşımak
- Eski sistemi fiziksel olarak parçalamak
Cevabı göster
Eski sisteme daha az bağlı hâle gelmek
at least in the way that we define it ... let's say: bir iddiayı sınırlamak
At least in the way that we define it, ifadenin kapsamını konuşmacıların kendi tanımıyla sınırlar. Başka kişilerin metaverse kavramını farklı şekilde tanımlayabileceğini gösterir. Let's say, web 3.0 ifadesini kesin ve herkesçe kabul edilmiş bir eşitlik olarak değil, yararlı ve geçici bir etiket olarak sunar. Bu ara ifadeler birlikte iddiayı yumuşatır: “bizim tanımımıza göre buna şimdilik web 3.0 diyebiliriz.”
Alıştırma
Bu cümledeki ara ifadeler ne işe yarar? “This tool is, at least in the way that we define it, let's say a digital coach.”
- digital coach ifadesinin kabul edilmiş tek tanım olduğunu kanıtlarlar.
- Dinleyiciden digital coach ifadesini yüksek sesle tekrarlamasını isterler.
- Tanımı sınırlar ve digital coach ifadesini geçici bir etiket olarak sunarlar.
Cevabı göster
Tanımı sınırlar ve digital coach ifadesini geçici bir etiket olarak sunarlar.
It's going to be a world that's going to be more seamless, Kelime
0:48Daha kesintisiz bir dünya olacak,
teknoloji ve ürün deneyimlerinde seamless
Burada seamless, farklı parçaların, sistemlerin veya deneyimlerin o kadar akıcı biçimde bağlanması demektir ki kullanıcılar aralarındaki sınırları ya da geçişleri neredeyse fark etmez. Cümle, deneyimler arasında geçiş yaparken çok az kesinti veya sürtünme yaşanan bir dünya tasvir ediyor. Teknoloji ve ürün dilinde bu sözcük, fiziksel olarak dikişi olmayan bir nesneden çok kullanıcı deneyimini anlatır. Ayrıca altta çalışan sistemin basit veya kusursuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“The app makes switching between your phone and laptop seamless,” cümlesinde seamless ne anlama gelir?
- Cihazlar tamamen aynıdır.
- İki cihazın da fiziksel dikişi yoktur.
- Geçiş, fark edilir bir kesinti olmadan devamlı hissedilir.
- Geçiş için ileri teknoloji gerekir.
Cevabı göster
Geçiş, fark edilir bir kesinti olmadan devamlı hissedilir.
it's going to give more opportunity for much better experiences,
0:51çok daha iyi deneyimler için daha fazla fırsat sunacak,
hedeften yönteme geçiş olarak to get there
Bu cümlede there, fiziksel bir yeri değil, daha önce açıklanan hedefi veya gelecekteki durumu ifade eder. To get there, “o hedefe ulaşmak için” anlamına gelir. Cümlenin başına yerleştirilen bu ifade açıklamayı düzenler: istenen sonucun anlatımını tamamlar ve onu gerçekleştirmek için gereken teknolojileri, adımları veya kaynakları tanıtır. Hedeften yönteme yapılan bu geçiş, sunumlarda ve planlamada yaygındır.
Alıştırma
Hedeften yönteme geçişi tamamlamak için dersteki üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: “We want every school to have reliable internet. ____, we must invest in rural networks.”
Cevabı göster
To get there
You know, it is enabled by many different technologies.
1:00Bildiğiniz gibi, bunu mümkün kılan birçok farklı teknoloji var.
which is really hot right now, is part of that future state of the internet. Kelime
1:04o da şu anda çok popüler ve internetin gelecekteki hâlinin bir parçası.
really hot right now: şu anda yoğun ilgi görmek
Burada really hot, sıcaklığın yüksek olması değil, “çok fazla ilgi veya heyecan çekmek” anlamına gelir. Bu ifade yapay zekâyı günümüzdeki büyük bir eğilim olarak tanımlar. really, hot sözcüğünü güçlendirir; right now ise bu değerlendirmeyi içinde bulunduğumuz dönemle sınırlar. İfade yalnızca şu anda ilginin yüksek olduğunu söyler; teknolojinin olgunlaştığını veya kesinlikle başarılı olacağını tek başına göstermez.
Alıştırma
“Şu anda çok ilgi görmek” anlamındaki, derste geçen dört sözcüklü samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: Home robots are ____.
Cevabı göster
really hot right now
AR ve VR: artırılmış gerçeklik ile sanal gerçeklik
AR, augmented reality yani “artırılmış gerçeklik”; VR ise virtual reality yani “sanal gerçeklik” anlamına gelir. Bunlar aynı şeyin iki adı değil, iki farklı teknoloji türüdür. AR, çoğunlukla telefon, gözlük veya başlık aracılığıyla gerçek dünya görüntüsüne dijital içerik ekler. VR ise kullanıcıyı genellikle bir başlık aracılığıyla, esas olarak bilgisayarda oluşturulmuş bir ortamın içine yerleştirir.
Alıştırma
Bir navigasyon uygulaması, telefon kamerasından görülen gerçek sokağın üzerine dijital oklar yerleştiriyor. En doğru terim hangisidir?
- VR
- AR
Cevabı göster
AR
bulut bilişim ve uç bilişim
Cloud computing, ağ üzerinden uzak veri merkezlerindeki işlem gücü ve depolama alanını kullanmak demektir. Edge computing ise veriyi, onu üreten ya da ona ihtiyaç duyan cihazın veya kullanıcının yakınında işlemek demektir. Bu iki yöntem çoğu zaman birlikte çalışır: bulut büyük ölçekli depolama ve koordinasyonu üstlenebilirken edge daha az gecikmeyle hızlı tepki verebilir. Buradaki cloud ve edge, bir bilişim sistemindeki konumları belirtir; gerçek bir bulutu ya da ekranın kenarını anlatmaz.
Alıştırma
Akıllı bir trafik kamerası milisaniyeler içinde tepki vermelidir; bu nedenle videonun tamamını uzak bir veri merkezine göndermek yerine kameranın yakınında işler. Bu durumu en iyi hangi terim açıklar?
- cloud computing
- local file storage
- edge computing
Cevabı göster
edge computing
there's an element of blockchain as well possibly.
1:11muhtemelen blok zinciri de bunun bir parçası.
it's kind of how we will experience the future state of the internet.
1:13internetin gelecekteki hâlini aşağı yukarı böyle deneyimleyeceğiz.
So that to me is part of that beginning idea and concept of how do we make the world more immersive.
1:16Dolayısıyla bana göre bu, dünyayı nasıl daha sürükleyici hâle getireceğimize dair ilk fikir ve kavramın bir parçası.
gururla duyurmak... bugünden itibaren
“I am proud to announce that ...”, önemli ve olumlu haberler vermek için kullanılan resmî bir kalıptır. Proud, duyuruyu kamuya açık biçimde bir başarı veya anlamlı bir adım olarak sunar; that ise duyurulan haberi başlatır. “Starting today”, değişikliğin bugün yürürlüğe girdiğini belirtir: yeni ad bugünden itibaren geçerlidir. Bu ifadeler birlikte, sıradan bir güncelleme yerine törensel ve yetkili bir duyuru tonu oluşturur.
Alıştırma
Gururu ifade eden ve değişikliğin bugün başladığını belirten sözlerle resmî duyuruyu tamamlayın: I am ____, our library will remain open until 8 p.m.
Cevabı göster
proud to announce that starting today
Mark Zuckerberg made this announcement in late 2021,
1:28Mark Zuckerberg bu açıklamayı 2021'in sonlarında yaptı
saying that his company is now going to be metaverse first,
1:32ve şirketinin bundan böyle önce metaverse'e,
And other major brands and companies proceeded to join the metaverse party. Deyimler
1:36Ardından diğer büyük markalar ve şirketler de metaverse partisine katıldı.
join the metaverse party: metaverse akımına katılmak
Join the metaverse party ifadesinde join the party, “başkalarının zaten yaptığı bir şeye katılmaya başlamak” anlamına gelen bir benzetmedir. Metaverse hangi akımdan söz edildiğini belirtir; dolayısıyla şirketler gerçek bir eğlenceye katılmıyor. Bu ifade, markaları akım ilgi gördükten sonra gelen katılımcılar olarak sunar. Tonuna göre yalnızca “katılmak” anlamına gelebilir ya da popüler bir akıma kapılma imasını hafifçe taşıyabilir.
Alıştırma
Yerel bir market, bütün rakipleri başladıktan sonra eve teslimat hizmetine geçiyor. Hedef benzetmeyi en doğru kullanan cümle hangisidir?
- The store has thrown a home-delivery party.
- The store has joined the home-delivery party.
- The store has joined a political party.
- The store has left the delivery market.
Cevabı göster
The store has joined the home-delivery party.
Fashion brands like Nike and Gucci created virtual experiences
1:41Nike ve Gucci gibi moda markaları sanal deneyimler oluşturdu;
for customers to explore their history, Dilbilgisi
1:45bu deneyimlerde müşteriler markaların geçmişini,
for customers to explore: eylemi kimin yaptığını belirtmek
For + kişi + to + fiil kalıbı, mastar yapısındaki eylemi kimin yaptığını belirtir. For customers to explore ifadesinde markaların tarihini, ürünlerini ve tasarımlarını explore eden kişiler customers sözcüğüyle belirtilir. İfadenin tamamı sanal deneyimlerin amaçlanan kullanımını açıklar: müşterilerin keşfetmesi için oluşturulmuşlardır. Yapıyı for customers bölümünde bitmiş gibi düşünmeyin; anlamı to explore tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi for ve to ile tamamlayın: The library added low shelves ____ young children ____ reach the books easily.
Cevabı göster
for · to
Walmart built a virtual world called Walmart Land, Dilbilgisi
1:49Walmart, Walmart Land adlı sanal bir dünya kurdu;
a virtual world called Walmart Land: called + ad
Burada called Walmart Land, a virtual world ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Dünyanın adını belirtir ve a virtual world that is called Walmart Land ile aynı anlamdadır. Bu kalıp, edilgen ilgi cümleciğindeki that is bölümünü atarak yapıyı kısaltır: a thing called + ad. Bu adlandırma kalıbında called, “adı ... olan” demektir; “telefon etti” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede called, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği içinde bir şeyin adını belirtir?
- They named the app BrightPath.
- They launched an app called BrightPath.
- They called BrightPath about the app.
Cevabı göster
They launched an app called BrightPath.
and buy virtual merchandise for its avatars.
1:56ve avatarları için sanal ürünler satın alabiliyor.
But some people argue that the metaverse still has a long way to go. Deyimler
1:59Ancak bazıları metaverse'ün önünde hâlâ uzun bir yol olduğunu savunuyor.
has a long way to go: hâlâ büyük ilerleme gerekiyor
Bu cümlede has a long way to go, metaverse'ün olgun bir aşamaya ulaşmadan önce hâlâ büyük ölçüde gelişmesi gerektiği anlamına gelir. Burada fiziksel mesafe değil, ilerleme anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has a long way to go biçimindedir. Bir kişinin ya da şeyin hedefe ne kadar uzak olduğunu değerlendirir ve çoğu zaman temkinli veya eleştirel bir ton katar.
Alıştırma
Hangi cümle projenin hâlâ büyük ölçüde geliştirilmesi gerektiğini anlatır?
- A small grant could go a long way.
- The project is a long way from our office.
- The project still has a long way to go.
Cevabı göster
The project still has a long way to go.
You know, as much as I don't necessarily always like seeing those headlines that proclaim the death of the metaverse, Notlar
2:03Biliyorsunuz, metaverse'ün öldüğünü ilan eden manşetleri görmekten her zaman hoşlandığım söylenemez ama
Dramatik medya çerçevesi olarak proclaim the death of
Burada proclaim the death of ifadesi death sözcüğünü mecazi olarak kullanır. Manşetler metaverse'ü yüksek sesli ve kendinden emin bir şekilde bitmiş, önemini yitirmiş veya artık uygulanabilir olmayan bir şey olarak sunar; gerçek anlamda bir ölüm anlatmaz. Proclaim sözcüğü kamuya açık, güçlü ve kesin bir ton ekler. Bu ifade dramatik bir medya iddiası oluştururken, konuşmacının bunu o manşetlere atfetmesi iddiayla arasına mesafe koyar ve onu gerçek olarak doğrulamadığını gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda proclaim the death of the metaverse neyi ima eder?
- Metaverse'ün daha popüler hâle geldiğini duyuruyorlar.
- Metaverse'ün bittiğini veya önemini kaybettiğini kamuya açık ve dramatik biçimde iddia ediyorlar.
- Metaverse ile bağlantılı bir kişinin gerçek anlamda öldüğünü bildiriyorlar.
Cevabı göster
Metaverse'ün bittiğini veya önemini kaybettiğini kamuya açık ve dramatik biçimde iddia ediyorlar.
Ödünleme bildiren as much as + yan cümle
Bu cümlede as much as bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşmacı önce bu manşetlerden hoşlanmadığı yönündeki gerçek kişisel tepkisini kabul eder, ardından bununla karşıtlık oluşturan ana düşünceyi, I understand that it was overhyped ifadesini söyler. Burada yaklaşık olarak although anlamındadır; eşit miktar anlatmaz. Bu yapı, konuşmacının iki tutumu aynı anda ifade etmesini sağlar: As much as + yan cümle, ana cümle. İlk cümlecik çekinceyi verir; ana cümle ise konuşmacının asıl öne sürmek istediği düşünceyi taşır.
Alıştırma
Cümleyi although anlamına gelen üç sözcüklü hedef ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ I dislike the delay, I understand why the safety check is necessary.
Cevabı göster
As much as
overhyped: tanıtımın gerçekliği aşması
Burada overhyped, bir şeyin gerçek değeri veya hazır olma düzeyinin hak ettiğinden daha fazla tanıtım görmesi ve daha büyük bir heyecanlı beklenti yaratması demektir. over- ön eki, hyped sözcüğüne “aşırı” anlamını katar. Bu sözcük, oluşturulan beklenti ile gerçeklik arasındaki farkı eleştirir; bir şeyin otomatik olarak değersiz, sahte veya tamamen bitmiş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir oyun aylarca devrim niteliğinde diye tanıtıldı, ancak oyuncular onu sıradan buldu. Tanıtımla sonuç arasındaki farkı en iyi hangi ifade anlatır?
- It was overhyped.
- It was unknown.
- It was popular.
Cevabı göster
It was overhyped.
It was just a lot: bunaltıcı olduğunu ölçülü biçimde söylemek
Burada a lot tarafsız bir miktar belirtmez. was sözcüğünden sonra, durumun tamamını gündelik bir dille aşırı, yoğun, karmaşık veya duygusal açıdan yorucu olarak değerlendirir. Just eleştiriyi yumuşatıp kısaltır. Konuşan kişi her sorunu tek tek saymak veya doğrudan It was too much demek yerine, neyin başa çıkılması zor olduğunu önceki bağlamın göstermesine güvenir.
Alıştırma
Aralıksız toplantılar, son dakika değişiklikleri ve az uykuyla geçen bir haftanın ardından Mia, “It was just a lot.” diyor. Büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?
- Deneyim kolay ama uzundu.
- Sayılabilen çok sayıda nesne vardı.
- Deneyim ona bunaltıcı geldi.
Cevabı göster
Deneyim ona bunaltıcı geldi.
but more so: daha güçlü vurguyu ikinci gruba kaydırmak
“But more so”, ilk grubun da konuyla ilgili olduğunu kabul eder ve ardından daha güçlü vurguyu sonraki gruba kaydırır. Bu cümlede sanal alanlar Z kuşağı için önemlidir, ancak Alfa kuşağı için çok daha büyük ölçüde önemlidir. “X, but more so Y” kalıbı karşılaştırmayı “X için doğrudur; Y için daha da doğrudur” şeklinde düzenler. X’i geçersiz kılmak yerine odağı hassas biçimde ayarlar.
Alıştırma
İlk grup geçerli kalırken ikinci gruba daha güçlü vurgu yapmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The steep trail was hard for all the hikers, ____ for the youngest ones.
Cevabı göster
but more so
Whatever happens ... is still very real: özne olarak kaynaşmış ilgi yan tümcesi
“Whatever happens”, “gerçekleşen herhangi bir şey” anlamına gelen ve hangi olay olduğunu sınırlamayan kaynaşmış bir ilgi yan tümcesidir. Tüm yan tümce, “is still very real” ifadesinin dil bilgisel öznesidir; “in these virtual spaces” bu yan tümcenin içindedir ve olayların nerede gerçekleştiğini belirtir. “Still”, aksini düşünmek için olası bir neden olsa bile bunun geçerliliğini sürdürdüğünü, “very” ise “real” sözcüğünün derecesini artırdığını gösterir. Dolayısıyla cümle olayların kendisini gerçek kabul eder; “spaces”, “is” fiilinin öznesi değildir.
Alıştırma
“Whatever happens in the lab is recorded,” cümlesinde “is recorded” ifadesinin dil bilgisel öznesi nedir?
- “Whatever happens in the lab” yan tümcesinin tamamı
- “Lab” ismi
- Yalnızca “happens” sözcüğü
Cevabı göster
“Whatever happens in the lab” yan tümcesinin tamamı
Just because ... doesn't make ...: gerçeği kabul edip sonucu reddetmek
Just because, konuşmacının tartışma amacıyla kabul ettiği bir gerçeği sunar. Ana cümle ise bu gerçekten çıkarılan sonucu reddeder. Burada etkileşimin Fortnite'ta gerçekleştiği kabul edilir; ancak bu tek başına onu ilgili kişiler için daha az gerçek yapmaz. Aktarılabilir kalıp Just because X doesn't make + nesne + sıfat biçimindedir. “X, bu sonucu doğurmak ya da kanıtlamak için yeterli değildir” anlamına gelir; X'in yanlış olduğunu söylemez.
Alıştırma
Örnekteki kısaltılmış biçimi kullanarak karşı çıkışı tamamlayın: Just because the game is online ____ the friendship less important.
Cevabı göster
doesn't make
which can be virtual and the physical world.
2:27ve bu alanlar hem sanal hem de fiziksel olabiliyor.
continuum: iki uç arasındaki kademeli aralık
continuum, iki uç arasında bağlantılı bir aralıktır ve bu uçların arasında birçok olası konum bulunur. Bu cümlede sanal alan ile fiziksel dünya tamamen ayrı iki kutu gibi ele alınmaz; insanların bulunduğu alanlar her ikisine de yayılabilir. Önemli olan ya o ya bu ayrımı değil, kademeli değişim veya örtüşme olduğunda continuum kullanılır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi continuum olarak tanımlanır?
- Başlangıç ile uzmanlık arasında birçok olası düzey bulunan bir aralık
- Bir çantadaki birbiriyle ilgisiz üç nesne
- Aralarında hiçbir şey bulunmayan tam olarak iki seçenek
Cevabı göster
Başlangıç ile uzmanlık arasında birçok olası düzey bulunan bir aralık
a long-term vision ile a long-term play arasındaki fark
a long-term vision ifadesinde vision, birinin oluşturmayı umduğu gelecekteki durumu veya yönü belirtir. “Gelecekte nerede olmak istiyoruz?” sorusuna cevap verir. a long-term play ifadesinde play, ileride kazanç sağlamak amacıyla şimdi yapılan stratejik bir hamleyi veya yatırımı belirtir. “Gelecekteki konumumuzu iyileştirmek için şimdi ne yapıyoruz?” sorusuna cevap verir. Burada play, iş stratejisi anlamındadır; eğlence veya tiyatro eseri anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şirket, birkaç yıl içinde pazardaki konumunu güçlendireceğini düşündüğü için şu anda kâr etmeyen bir platforma yatırım yapıyor. Yatırımın kendisini en iyi hangi ifade tanımlar?
- a long-term vision
- a long-term play
- a short-term result
Cevabı göster
a long-term play
do have içindeki vurgulu do
Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. We do have, “gerçekten var” veya “kesinlikle var” anlamına gelir; başka hiçbir şey kalmadığı yönündeki beklentiyi düzeltir ve duyuruyu daha güçlü hâle getirir. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada şimdiki zamandaki do, we öznesine uyar ve have yalın hâlde kalır. Do, “gerçekleştirmek” anlamına gelmez ve ayrı bir eylem oluşturmaz.
Alıştırma
Dinleyicinin beklentisini düzelten şimdiki zaman vurgulu yardımcı fiiliyle cümleyi tamamlayın: Contrary to what you heard, we ____ have one more room available.
Cevabı göster
do
Apple tarzı son sürpriz açıklama olarak one more thing
Burada one more thing son bir ek bilgiyi sunar, ancak yakındaki Apple göndermesi ifadeye ek bir kültürel anlam kazandırır. Steve Jobs, Apple sunumlarının sonuna doğru sürpriz bir duyurudan önce one more thing demesiyle ünlüydü. Bu bağlamda ifade merak uyandırır ve bu geleneğe bilinçli bir gönderme gibi duyulur; Apple ile ilgili ipuçları olmadığında ise çoğu zaman yalnızca konuşanın ekleyeceği son bir nokta olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir Apple ürününün tanıtımıyla ilgili haberde one more thing hangi ek etkiyi yaratabilir?
- Apple’ın sürprizi sona saklama geleneğini çağrıştırabilir.
- İzleyicilere etkinliğin iptal edildiğini bildirir.
- Ürünün zaten satışa çıktığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Apple’ın sürprizi sona saklama geleneğini çağrıştırabilir.
Apple unveiled in June 2023 its long-awaited Vision Pro, Kelime
2:49Apple, uzun zamandır beklenen Vision Pro'yu Haziran 2023'te tanıttı;
ilk resmî tanıtım için unveiled
İş ve teknoloji haberlerinde unveiled, bir ürünün, planın veya projenin halka ilk kez resmî olarak gösterildiği anlamına gelir. Sözcük bir örtünün kaldırılması görüntüsünü taşır, ancak burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Bir şeyi unveil etmek, onun halka açıklanmasıyla ilgilidir; mutlaka erişilebilir veya satışta olması gerekmez. Müşteriler o gün satın alamasa bile Apple bir etkinlikte Vision Pro’yu tanıtabilirdi.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? At the press event, the company ____ its prototype for the first time, but said it would not be available until next year.
- wrapped
- unveiled
- released
Cevabı göster
unveiled
scheduled to be released in early 2024. Dilbilgisi
2:55ve 2024'ün başında piyasaya çıkması planlanıyordu.
scheduled to be released: planlanmış edilgen bir olay
Scheduled to be released, headset sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. a headset that is scheduled to be released biçiminde açılabilir: piyasaya sürme eylemi planlanmıştır ve headset bu eylemden etkilenir. be scheduled to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, belirlenmiş bir takvime alınmış gelecekteki edilgen bir olayı anlatır. Early 2024 planlanan zamanı verir; ürünün gerçekten piyasaya sürüldüğünü kanıtlamaz veya takvime kesinlikle uyulacağını garanti etmez.
Alıştırma
Ürün bilgisini belirlenmiş bir gelecek planını anlatan yapıyla tamamlayın: The next software update is ____ on September 15.
Cevabı göster
scheduled to be released
the best possible version of a VR headset.
3:01bir VR başlığının mümkün olan en iyi hâli diye niteledi.
demoed it: teknoloji alanında fiil olarak demo
Teknoloji ve medya İngilizcesinde demo geçişli fiil olarak kullanılabilir. Demoed it, The Verge’ün başlığın nasıl çalıştığını göstermek veya deneyimlemek amacıyla cihazı bir gösterimde sergilediği ya da denediği anlamına gelir; it, başlığa gönderme yapan nesne zamiridir. Bu ifade bir gösterimi veya kısa süreli uygulamalı kullanımı bildirir. Tek başına sitenin cihazı satın aldığını, resmen piyasaya sürdüğünü veya eksiksiz bir inceleme yaptığını göstermez.
Alıştırma
Bir gazeteci prototipin nasıl çalıştığını kamera önünde kısaca gösteriyor. Cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar: The journalist ___ the prototype?
- demoed
- purchased
- launched
Cevabı göster
demoed
called it the best possible version: call + nesne + isim tümleci
Bu cümlede called sözcüğünü önce nesne it, ardından isim öbeği tümleci the best possible version izler. It, VR başlığını gösterir; sonraki isim öbeği ise The Verge’ün değerlendirmesini ifade eder. Buradaki call, telefon etmek değil, bir şeyi belirli bir şekilde adlandırmak veya değerlendirmek anlamındadır. Aktarılabilir kalıp özne + call + nesne + isim ya da sıfat tümlecidir. Birinin nesneyi ne olarak değerlendirdiğini bildirir. Best possible ifadesinde possible, best sözcüğünü gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek düzeyle sınırlar; yalnızca var olması mümkün bir sürümü anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi call + nesne + isim tümleci kalıbıyla tamamlayın: After reviewing the plan, critics ____ a missed opportunity.
Cevabı göster
called it
BMW opened what it calls the world's first virtual factory, Anlatım akışı
3:06BMW, dünyanın ilk sanal fabrikası olarak tanımladığı tesisi açtı;
what it calls: bir adlandırmayı onaylamadan kaynağına atfetmek
Burada what it calls the world's first virtual factory ifadesinin tamamı opened fiilinin nesnesi olarak işlev görür. What, olan şeyi tanıtırken it calls ... o şeye BMW’nin kendi verdiği adı sunar; it, BMW’yi gösterir. Haberde üstünlük iddiasının önüne what it calls getirilerek world's first ifadesi anlatıcının bağımsız biçimde doğruladığı bir gerçek olarak sunulmaz, BMW’ye atfedilir. Bu kalıp, adlandırmanın kaynağını isim öbeğinin içinde görünür tutarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk olma iddiasını bağımsız olarak onaylamadan girişimin kullandığı adı aktarır?
- The startup opened what it calls the country's first zero-waste hotel.
- The startup asked what the country calls its first zero-waste hotel.
- The startup opened the country's first zero-waste hotel.
Cevabı göster
The startup opened what it calls the country's first zero-waste hotel.
a factory that it can run simulations on: üzerinde simülasyonlar çalıştırabileceği bir fabrika
a factory that it can run simulations on ifadesinde that bir ilgi cümleciği başlatır ve bu cümlecik içinde a factory yerine geçer. Temel cümle it can run simulations on the factory şeklindedir; dolayısıyla that, on edatının nesnesidir. Doğal İngilizcede edat ilgi cümleciğinin sonunda bırakılabilir; buna preposition stranding denir. Daha resmî alternatif a factory on which it can run simulations biçimidir ve sondaki on nesnesiz değildir.
Alıştırma
Cümleyi sonda bırakılan edatla tamamlayın: This is the platform that our team runs tests ____.
Cevabı göster
on
digital twin: dijital ikiz
Digital twin, yani dijital ikiz, gerçek bir fiziksel nesneye, sisteme veya sürece karşılık gelen dijital bir modeldir. Gerçek karşılığının nasıl davrandığını temsil etmek üzere tasarlanır ve çoğunlukla yapısı ile işleyişi hakkındaki verileri kullanır. Burada fabrikanın digital twin modeli, BMW'nin fiziksel fabrikayı açmadan önce simülasyonlar çalıştırmasını sağlar. Bu nedenle ifade, yalnızca bir 3D görüntüden veya gerçek nesneyle işlevsel ilişkisi olmayan dijital bir kopyadan fazlasını anlatır: model, gerçek işleyişi incelemek ve doğrulamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümledeki digital twin ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Aynı yerde inşa edilmiş ikinci bir fiziksel fabrika
- Bilgisayarda oluşturulmuş herhangi bir fabrika resmi
- Gerçek bir fabrikaya bağlı olan ve nasıl çalışabileceğini test etmek için kullanılan dijital model
Cevabı göster
Gerçek bir fabrikaya bağlı olan ve nasıl çalışabileceğini test etmek için kullanılan dijital model
BMW did this using Nvidia's Omniverse platform,
3:18BMW bunu Nvidia'nın Omniverse platformunu kullanarak yaptı;
which its CEO has compared to the metaverse.
3:21Nvidia'nın CEO'su bu platformu metaverse'e benzetti.
the developers of the hugely popular Fortnite game,
3:25son derece popüler Fortnite oyununun geliştiricisi olarak,
deeply invested in: güçlü biçimde bağlı olmak
Bu cümlede deeply invested in, metaverse'e güçlü biçimde bağlı olmak ve ona önemli ölçüde kaynak, çaba ya da ilgi ayırmaya istekli olmak anlamına gelir. Ne tür bir yatırımın söz konusu olduğunu yalnızca ifade değil, çevresindeki bağlam gösterir. Kalıp be deeply invested in + isim veya -ing biçimidir ve güçlü bir pratik ya da duygusal bağlılığı anlatır. Para söz konusu olabilir, ancak ifade otomatik olarak hisse sahibi olunduğu veya finansal yatırım yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Güçlü biçimde bağlı ve kişisel olarak ilgili” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of mentoring the robotics club, Ms. Chen is ____ its success.
Cevabı göster
deeply invested in
to advance the company's vision to build the metaverse.
3:33metaverse'ü kurma vizyonunu ilerletmek için.
which announced a metaverse partnership with Epic Games,
3:38Epic Games ile bir metaverse ortaklığı duyurdu
bullish on: geleceği konusunda iyimser
Burada bullish on, metaverse'in gelecekteki beklentileri konusunda iyimser ve kendinden emin olmak anlamına gelir. İfade, bir bull'un fiyatların yükseleceğini düşündüğü finans piyasası dilinden gelir; ancak sektörler, teknolojiler, şirketler ve planlar için de daha geniş biçimde kullanılır. Kalıp be bullish on + isimdir. Geleceğe yönelik olumlu bir değerlendirmeyi anlatır; tek başına konuşanın para yatırdığını veya kesin bir taahhütte bulunduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“Gelecek beklentileri konusunda kendinden emin” anlamındaki iki sözcüklü iş dünyası ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After seeing strong demand, several retailers are ____ reusable packaging.
Cevabı göster
bullish on
Firstly, I don't think that metaverse is going to be just one platform.
3:43Öncelikle, metaverse'ün yalnızca tek bir platform olacağını düşünmüyorum.
At least in my view: bir iddiayı kişisel yargıyla sınırlamak
At least in my view, konuşanın tutumunu gösteren parantez içi bir ifadedir. Bu cümlede in my view, öneriyi konuşanın kendi yargısı olarak sunarken at least kapsamı daha da sınırlar: konuşan, herkesin aynı görüşü paylaştığını iddia etmez. I think zaten cümlenin bir görüş bildirdiğini gösterir; dolayısıyla araya giren ifade bilinçli bir ihtiyat ve vurgu ekler. Parantez içi bir unsur olduğundan çıkarıldığında ana cümle dil bilgisel olarak geçerli kalır. Buradaki at least sayısal bir alt sınır belirtmez.
Alıştırma
Örnek cümlede at least in my view ne işlev görür?
- Konuşanın platform kelimesinin anlamından emin olmadığını gösterir.
- Desteklenmesi gereken asgari platform sayısını verir.
- Öneriyi konuşanın kendi ihtiyatlı yargısıyla sınırlar.
- Bilgi sahibi herkesin öneriye katıldığını belirtir.
Cevabı göster
Öneriyi konuşanın kendi ihtiyatlı yargısıyla sınırlar.
Platform agnostic: tek bir platforma bağlı olmayan
Platform agnostic, teknoloji alanında kullanılan birleşik bir sıfattır. Belirli tek bir platforma bağlı olmayan ve farklı platform ortamlarında çalışabilen ya da bunları birbirine bağlayabilen bir tasarımı, hizmeti, standardı veya yaklaşımı anlatır. Buradaki agnostic dinî bir tutumu ya da ilgisizliği ifade etmez. Bu ifade bir tasarım ilkesini belirtir: metaverse yalnızca tek bir platform tarafından kontrol edilmemeli veya tanımlanmamalıdır. İfade tek başına mevcut her cihazın ya da hizmetin zaten desteklendiğini garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle platform agnostic ifadesini en doğru şekilde kullanıyor?
- The designer is platform agnostic because she never discusses religion.
- The payment standard is platform agnostic, so no single operating system controls how it is implemented.
- Jordan is platform agnostic because he forgot which laptop he owns.
- The app is platform agnostic because it is available only on one company's phone.
Cevabı göster
The payment standard is platform agnostic, so no single operating system controls how it is implemented.
that it's going to actually be agnostic to a particular platform.
3:52belirli bir platformdan gerçekten bağımsız olacak.
Farklı Teknolojiler Arasında Interoperable
Burada interoperable, farklı teknolojilerin veya sistemlerin bilgi alışverişi yapabilmesi ve birlikte çalışmak için birbirlerinin hizmetlerini kullanabilmesi anlamına gelir. Her teknolojinin tek başına var olması veya bağımsız biçimde çalışması yeterli değildir. Bu sıfat yazılım, cihaz, veri standardı ve açık ekosistem tartışmalarında yaygındır. Sistem sınırlarını aşan iş birliğine odaklanır.
Alıştırma
Ayrı sistemlerin veri alışverişi yapıp verileri kullanabildiğini belirten teknik sıfatla cümleyi tamamlayın: The clinics need ____ software so patient records can move between them.
Cevabı göster
interoperable
is if people are able to move seamlessly Kalıp ifadeler
4:00insanların sorunsuzca geçiş yapabilmesi olacak,
Ayrılabilen Bir Öbek Fiil Olarak Power It Up
Bu cümlede power it up mecazi anlamdadır. Metaverse'ün gelişmesini sağlayacak enerji, destek veya ivmeyi vermek anlamına gelir; bir cihazın güç düğmesine basmak anlamına gelmez. Ardından gelen if yan cümlesi, insanların kesintisiz hareket edebilmesini bu itici gücü sağlayacak koşul olarak gösterir. Power up nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne up'tan sonra veya iki sözcüğün arasında bulunabilir, ancak zamir ortada olmalıdır: power the system up veya power up the system denebilir, fakat zamirle power it up kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede power it up ne anlama geliyor?
- Fiziksel bir metaverse cihazını açmak.
- Metaverse'e ivme kazandırıp gelişmesine yardımcı olmak.
- Metaverse'ü başka bir konuma taşımak.
Cevabı göster
Metaverse'e ivme kazandırıp gelişmesine yardımcı olmak.
move seamlessly through: aşamalar boyunca kesintisiz ilerlemek
Bu cümlede move seamlessly through, fark edilir bir kesinti, engel veya sıkıntılı geçiş olmadan bir metaverse deneyiminden diğerine ilerlemek anlamına gelir. Move, kullanıcının etkinliğinin veya kimliğinin deneyimler boyunca devam etmesini anlatır; mutlaka fiziksel hareket bildirmez. Kalıp move seamlessly through + bir ortam, sıra veya aşamalar bütünü şeklindedir. Through, deneyimleri kullanıcının içinde ya da boyunca ilerleyebileceği bir bütün olarak sunar; seamlessly ise geçişlerin ne kadar akıcı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “aşamalar boyunca akıcı biçimde ilerlemek” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: A single login lets employees ____ training, payroll, and benefits services.
Cevabı göster
move seamlessly through
versus actually being siloed into one particular platform. Kelime
4:05tek bir platforma hapsolmak yerine.
being siloed into: kapalı bir sisteme hapsedilmek
Being siloed into one particular platform, başka sistemlere kolayca bağlanmayan veya onlarla etkileşim kurmayan kapalı bir sisteme hapsedilmek anlamına gelir. Siloed, iş ve teknoloji alanında kullanılan bir metafordur: ayrı silolar, kullanıcıların, verilerin veya işlerin sınırlar arasında akmasına izin vermek yerine onları birbirinden ayırır. Being, edilgen be siloed into + sınırları belirli bir grup, araç veya sistem kalıbındaki be fiilinin -ing biçimidir. Burada into, bu sınırlı alana yerleştirilme veya yönlendirilme sürecini vurgular; ifade bunu deneyimler arasında özgürce hareket etmenin olumsuz alternatifi olarak sunar.
Alıştırma
Bir yazılım tartışmasında new users are being siloed into one platform ne anlama gelir?
- Yeni kullanıcılar, bağlantılı birkaç platform arasında sorunsuzca hareket ediyor.
- Yeni kullanıcılar, diğer platformlarla sınırlı bağlantısı olan kapalı bir platforma hapsediliyor.
- Yeni kullanıcılar, aralarından seçim yapmadan önce bir platformu kısa süreliğine deniyor.
Cevabı göster
Yeni kullanıcılar, diğer platformlarla sınırlı bağlantısı olan kapalı bir platforma hapsediliyor.
Whether it's ... or something else entirely ile tüm alternatifleri kapsamak
Whether bir dizi alternatifi tanıtır. Burada uzun platform ve cihaz listesini kapsar; sondaki or something else entirely ise listede bulunmayan ve belki de çok farklı olan bir olasılık ekler. whether A, B, or C sonraki ana yargının önüne geldiğinde, hangi seçeneğin geçerli olduğundan bağımsız olarak bu yargının doğru olduğunu belirtir. Geniş bir olasılık alanını düzenler; evet veya hayır yanıtı isteyen bir soru sormaz.
Alıştırma
Cümleyi whether ... or ... yapısıyla ve listelenmemiş bir alternatifi belirten tam açık uçlu ifadeyle tamamlayın: ____ the file arrives by email, through a shared drive, ____, save a copy immediately.
Cevabı göster
Whether · or something else entirely
there are a lot of different directions the metaverse could go.
4:16metaverse birçok farklı yöne gidebilir.
Odaklama sinyali olarak That's the point
That's the point bir odaklama sinyalidir: az önce belirtilen düşüncenin temel sav olduğunu gösterir. Burada dikkati belirli platform örneklerinden uzaklaştırıp yönün zamanla değişebileceği şeklindeki daha geniş sava geri getirir. Buradaki point; yer, puan veya sivri uç değil, bir savın temel fikri anlamındadır. Bu ifade, birinin sorun olarak gördüğü gerçeğin aslında konuşanın savını destekleyen asıl gerçek olduğunu da doğrulayabilir.
Alıştırma
B'nin yanıtını “asıl fikir tam olarak budur” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın. A: The examples are all different. B: ____. The rule has to cover every case.
Cevabı göster
That's the point
The hardware is going to continue to evolve beyond our phones,
4:28Donanım, telefonlarımızın ötesine geçerek gelişmeyi sürdürecek,
post-smartphone ifadesindeki dönem belirten post- ön eki
Burada post-smartphone, akıllı telefonların egemen olduğu çağdan sonra gelen veya bu aşamanın ötesine geçen bir geleceği anlatır. post- ön eki bir isme eklenerek daha sonraki bir dönemi ya da aşamayı çerçeveler; belirli bir akıllı telefondan sonrası anlamına gelmez. Bu tür etiketler geniş tarihsel veya teknolojik değişimleri tek bir sıfatta özetler. post-smartphone future döneminde telefonlar hâlâ bulunabilir; asıl nokta, telefonların artık baskın erişim noktası olmayabilmesidir.
Alıştırma
Örnekteki post-smartphone future ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Akıllı telefonların artık dijital yaşamın baskın merkezi olmadığı bir gelecek
- Birinin akıllı telefon satın almasından hemen sonraki gelecek
- Tüm akıllı telefonların tamamen ortadan kalktığı bir gelecek
Cevabı göster
Akıllı telefonların artık dijital yaşamın baskın merkezi olmadığı bir gelecek
New wearables are going to potentially open up Kalıp ifadeler
4:33yeni giyilebilir cihazlar potansiyel olarak
new ways for us to engage with the internet.
4:36internetle etkileşim kurmamız için yeni yollar açacak.
open up new ways for us to engage with yapısı
Burada open up mecazidir: giyilebilir cihazlar internetle etkileşim kurmanın ek yöntemlerini yaratır veya mümkün kılar. open up new ways for someone to do something kalıbında for someone, ardından gelen eylemi gerçekleştiren kişi ya da grubu belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı X opens up new ways for Y to + fiilin yalın hâlidir. X imkân sağlayan neden, Y ise eylemi gerçekleştiren taraftır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için open up new ways for someone to do something kalıbını ve access fiilini kullanın: The community app can ____ neighbors ____ local services.
Cevabı göster
open up new ways for · to access
Those are all things that brands look at towards the horizon.
4:38Markaların geleceğe bakarken göz önünde bulundurduğu şeylerin hepsi bunlar.
the long-term value is that things are moving fast,
4:42uzun vadeli değer, her şeyin hızla ilerlemesinden geliyor,
technology is converging and a whole new generation Notlar
4:45teknolojiler birbirine yakınsıyor ve yepyeni bir nesil,
technology is converging: teknoloji yakınsıyor
Bu teknoloji bağlamında technology is converging, daha önce ayrı ayrı gelişen teknolojilerin ortak sistemlere yönelmesi ve birlikte çalışması demektir. Yapay zekâ, ağlar, bilgi işlem platformları ve donanım giderek aynı deneyimleri destekleyebilir. Converging bir yönü ya da süreci anlatır. Teknolojiler farklı kalabilir; aynı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede converging, ayrı teknolojilerin giderek birlikte çalışmasını anlatır?
- The hikers are converging on the campsite before sunset.
- The two roads are converging near the bridge.
- Different technologies are converging as they begin to work on the same platforms.
Cevabı göster
Different technologies are converging as they begin to work on the same platforms.
A whole new generation ... is slowly ... growing up yapısının ana iskeleti
Ana özne-fiil iskeleti a whole new generation ... is slowly growing up şeklindedir. Temel isim generation tekildir, bu nedenle is ile kullanılır. Önceki technology is converging bölümü, and ile bağlanan ayrı bir cümleciktir. that is going to change things ilgi cümleciği generation sözcüğünü niteler. Dolgu ifadesi you know, is slowly growing up yapısının arasına girer ancak dil bilgisel yapının parçası değildir. Uzun bir cümlede temel isim generation aklınızda kalsın ve onun ana fiili is ... growing up gelene kadar bekleyin.
Alıştırma
“A new teacher who knows the school well is, you know, joining us tomorrow,” cümlesinde ana özne-fiil iskeletini hangi seçenek gösterir?
- A new teacher ... is joining
- the school ... is joining
- who ... is joining
Cevabı göster
A new teacher ... is joining