Metaverse Nedir? – Sırada Ne Var? | Insider Business: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
837 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Metaverse sürükleyici internet olarak tanımlanıyor; aşırı beklenti, oyun, VR başlığı, sanal fabrika ve giyilebilir cihaz geleceğiyle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. change the face of (Deyimler ve mecazi ifadeler): yüzü değil, bir alanı kökten değiştirmektir; teknolojik veya toplumsal değişimler için kullanılır. 2. Just because it happens in Fortnite, doesn't make it less real (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Just because X doesn't mean/make Y, X'i kabul eder ama çıkarılan sonucu reddeder. 3. platform agnostic. (Sözcük ve kullanım düzeyi): teknik bağlamda tek platforma bağlı olmamaktır; farklı ekosistemlerde çalışan yazılım veya standartları anlatır.

Bu derste

The metaverse.

0:00

Metaverse.

The metaverse.

0:00

Metaverse.

The metaverse.

0:01

Metaverse.

Let's talk about metaverse.

0:02

Metaverse hakkında konuşalım.

By now, you've probably heard of the metaverse. Kalıp ifadeler

0:04

Şimdiye kadar muhtemelen metaverse kavramını duymuşsunuzdur.

From now on,

0:07

Bundan böyle,

Kalıp ifadeler

By now ve From now on: bitiş noktası ve başlangıç noktası

By now şimdiki zamandan geriye bakar ve şimdiyi bir bitiş noktası olarak ele alır. Bu cümlede, metaverse'ü bu andan önce muhtemelen duymuş olduğunuz anlatılır. From now on şimdiyi bir başlangıç noktası olarak ele alır. Bu andan sonra geçerli olacak veya sürmeye devam edecek bir durumu tanıtır.

Alıştırma

İki zaman ifadesini by now ve from now on ile tamamlayın. You should know the safety rules ____. ____, wear your helmet every time you ride.

Cevabı göster

by now · From now on

we're going to be metaverse first, Anlatım akışı

0:08

önceliğimiz metaverse olacak,

not Facebook first.

0:09

Facebook değil.

Anlatım akışı

X first, not Y first: önceliği öne çıkarma

X first, not Y first paralel yapısı iki olası önceliği yan yana koyar. X'i temel yönlendirici ilke olarak belirtir ve Y'nin temel öncelik olmasını açıkça reddeder. Burada first, zamanda en erken olanı değil, en yüksek önceliği veya merkezi kimliği anlatır. Kısa tekrar, stratejik seçimi açık ve kararlı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca bir sıra belirtmek yerine temel tasarım önceliğini çerçeveliyor?

  1. We finished the mobile page first.
  2. We will design the mobile page before the desktop page.
  3. Our redesign is mobile first, not desktop first.
Cevabı göster

Our redesign is mobile first, not desktop first.

But even with all this hype, Dilbilgisi

0:11

Ama tüm bu abartılı ilgiye rağmen,

And many are betting big that it could change the face of how we interact. Deyimler

0:13

birçok kişi, metaverse'ün etkileşim kurma biçimimizi kökten değiştirebileceğine büyük yatırım yapıyor.

Dilbilgisi

even with + isim öbeği

Bu cümlede even with all this hype, all this hype ifadesini ödünleyici bir arka plan olarak sunar: konuşan kişi, bu duruma rağmen sonraki noktanın hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even with + isim öbeğidir. Even vurgu ekler ve sonucun beklentiye aykırı olabileceğini gösterir. With sözcüğünden sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle değil, bir isim öbeği gelir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ a detailed schedule, the team finished late.

Cevabı göster

Even with

Deyimler

betting big that ...: bir tahmine büyük yatırım yapmak

Betting big burada mecaz anlamda kullanılır. Bir sonucun gerçekleşeceğine güçlü biçimde inanıldığı için çok miktarda para, kaynak veya itibar ortaya koymak ve aynı zamanda ciddi bir risk almak demektir. That ile başlayan yan cümle, desteklenen tahmini belirtir: it could change the face of how we interact. Bu ifade gerçek kumar oynamayı gerektirmez.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The publisher is ____ that the new series will attract young readers.

Cevabı göster

betting big

Deyimler

etkileşim kurma biçimimizi kökten değiştirmek

change the face of how we interact ifadesindeki face, bir insanın yüzü anlamına gelmez. Burada bir şeyin genel niteliğini veya işleyiş biçimini anlatır. İfade, bir şeyin insanların etkileşim kurma biçimini büyük ölçüde değiştirebileceğini söyler. Bu, küçük bir ayarı değil, geniş kapsamlı ve fark edilir bir değişimi anlatan güçlü bir mecazdır. Haberlerde ve trend tartışmalarında yeni bir teknoloji ya da fikrin bütün bir alanı nasıl dönüştürebileceğini anlatmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Personalized learning could change the face of education cümlesinde change the face of ne anlama gelir? En iyi anlamı seçin.

  1. Birini yeni bir gruba tanıştırmak
  2. Bir şeyin niteliğini veya işleyiş biçimini büyük ölçüde değiştirmek
  3. Bir insanın yüz ifadesini değiştirmek
  4. Ana sistemi değiştirmeden küçük bir ayar yapmak
Cevabı göster

Bir şeyin niteliğini veya işleyiş biçimini büyük ölçüde değiştirmek

And we have to say it's pretty amazing.

0:17

Gerçekten de oldukça inanılmaz olduğunu söylemeliyiz.

The metaverse might still be a little confusing.

0:19

Metaverse hâlâ biraz kafa karıştırıcı olabilir.

What is the metaverse?

0:22

Metaverse nedir?

The metaverse is basically the successor state to today's mobile internet.

0:24

Metaverse, temelde günümüzün mobil internetinden sonraki aşamadır.

It's an internet that is going to be a lot more immersive,

0:30

Bu internet çok daha sürükleyici,

more social possibly,

0:33

belki daha sosyal,

a lot more engaging, more 3D.

0:35

çok daha ilgi çekici ve daha üç boyutlu olacak.

So it's almost like the internet's going to be all around us in some ways, Anlatım akışı

0:37

Yani bir bakıma internet neredeyse her yanımızı saracak,

Anlatım akışı

almost like: yaklaşık bir benzetme

almost like ifadesi bir benzetme başlatır. Burada konuşan kişi, etrafımızda bulunan bir şey imgesini kullanarak soyut bir geleceği açıklıyor: internet günlük hayatın her alanında varmış gibi hissedilebilir. Almost, benzetmenin yaklaşık olduğunu gösterir; internetin kelimenin tam anlamıyla bizi çevreleyen ortam olacağını söylemez. Böylece konuşan kişi, iki şeyin tamamen aynı olduğunu iddia etmeden fikri daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

Using the app is almost like having a tutor in your pocket cümlesinde almost like neyi gösterir?

  1. Bir uygulama öğretmene çok benzer, ama kelimenin tam anlamıyla öğretmen değildir
  2. Bir uygulama ile öğretmen tamamen aynıdır
  3. Bir uygulamanın öğretmenlikle hiçbir ilgisi yoktur
  4. Bir uygulama cebinizde bulunan gerçek bir öğretmendir
Cevabı göster

Bir uygulama öğretmene çok benzer, ama kelimenin tam anlamıyla öğretmen değildir

breaking away from our phones, Öbek fiiller

0:40

telefonlarımızdan,

our desks.

0:42

masalarımızdan bağımsız hâle gelecek.

Öbek fiiller

breaking away from: bir kısıtlamadan kurtulmak

Burada breaking away from, interneti kullanmanın başlıca yolları olarak telefonlara ve masalara daha az bağımlı hâle gelmek anlamındadır. Cihazları fiziksel olarak kırmayı değil, mevcut bir sınırın ötesine geçmeyi anlatır. break away from + isim yapısı; bir gruptan, alışkanlıktan, gelenekten, denetimden veya başka bir kısıtlamadan ayrılmayı anlatabilir.

Alıştırma

“The company is breaking away from its old paper-based system,” cümlesinde breaking away from ne anlama gelir?

  1. Eski sisteme daha az bağlı hâle gelmek
  2. Eski sistemi başka bir odaya taşımak
  3. Eski sistemi fiziksel olarak parçalamak
Cevabı göster

Eski sisteme daha az bağlı hâle gelmek

The metaverse is going to offer,

0:42

Metaverse bize,

at least in the way that we define it, Ton ve niyet

0:44

en azından bizim tanımladığımız şekliyle,

let's say it's going to be web 3.0.

0:46

Web 3.0 diyebileceğimiz bir şey sunacak.

Ton ve niyet

at least in the way that we define it ... let's say: bir iddiayı sınırlamak

At least in the way that we define it, ifadenin kapsamını konuşmacıların kendi tanımıyla sınırlar. Başka kişilerin metaverse kavramını farklı şekilde tanımlayabileceğini gösterir. Let's say, web 3.0 ifadesini kesin ve herkesçe kabul edilmiş bir eşitlik olarak değil, yararlı ve geçici bir etiket olarak sunar. Bu ara ifadeler birlikte iddiayı yumuşatır: “bizim tanımımıza göre buna şimdilik web 3.0 diyebiliriz.”

Alıştırma

Bu cümledeki ara ifadeler ne işe yarar? “This tool is, at least in the way that we define it, let's say a digital coach.”

  1. digital coach ifadesinin kabul edilmiş tek tanım olduğunu kanıtlarlar.
  2. Dinleyiciden digital coach ifadesini yüksek sesle tekrarlamasını isterler.
  3. Tanımı sınırlar ve digital coach ifadesini geçici bir etiket olarak sunarlar.
Cevabı göster

Tanımı sınırlar ve digital coach ifadesini geçici bir etiket olarak sunarlar.

It's going to be a world that's going to be more seamless, Kelime

0:48

Daha kesintisiz bir dünya olacak,

Kelime

teknoloji ve ürün deneyimlerinde seamless

Burada seamless, farklı parçaların, sistemlerin veya deneyimlerin o kadar akıcı biçimde bağlanması demektir ki kullanıcılar aralarındaki sınırları ya da geçişleri neredeyse fark etmez. Cümle, deneyimler arasında geçiş yaparken çok az kesinti veya sürtünme yaşanan bir dünya tasvir ediyor. Teknoloji ve ürün dilinde bu sözcük, fiziksel olarak dikişi olmayan bir nesneden çok kullanıcı deneyimini anlatır. Ayrıca altta çalışan sistemin basit veya kusursuz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The app makes switching between your phone and laptop seamless,” cümlesinde seamless ne anlama gelir?

  1. Cihazlar tamamen aynıdır.
  2. İki cihazın da fiziksel dikişi yoktur.
  3. Geçiş, fark edilir bir kesinti olmadan devamlı hissedilir.
  4. Geçiş için ileri teknoloji gerekir.
Cevabı göster

Geçiş, fark edilir bir kesinti olmadan devamlı hissedilir.

it's going to give more opportunity for much better experiences,

0:51

çok daha iyi deneyimler için daha fazla fırsat sunacak,

much more immersive experiences.

0:54

çok daha sürükleyici deneyimler yaşatacak.

And to get there, Anlatım akışı

0:56

Bu noktaya ulaşmak içinse,

there are a lot of different technologies involved.

0:57

birçok farklı teknoloji gerekiyor.

Anlatım akışı

hedeften yönteme geçiş olarak to get there

Bu cümlede there, fiziksel bir yeri değil, daha önce açıklanan hedefi veya gelecekteki durumu ifade eder. To get there, “o hedefe ulaşmak için” anlamına gelir. Cümlenin başına yerleştirilen bu ifade açıklamayı düzenler: istenen sonucun anlatımını tamamlar ve onu gerçekleştirmek için gereken teknolojileri, adımları veya kaynakları tanıtır. Hedeften yönteme yapılan bu geçiş, sunumlarda ve planlamada yaygındır.

Alıştırma

Hedeften yönteme geçişi tamamlamak için dersteki üç sözcüklü geçiş ifadesini kullanın: “We want every school to have reliable internet. ____, we must invest in rural networks.”

Cevabı göster

To get there

You know, it is enabled by many different technologies.

1:00

Bildiğiniz gibi, bunu mümkün kılan birçok farklı teknoloji var.

So AI, obviously,

1:02

Bunlardan biri elbette yapay zekâ,

which is really hot right now, is part of that future state of the internet. Kelime

1:04

o da şu anda çok popüler ve internetin gelecekteki hâlinin bir parçası.

Kelime

really hot right now: şu anda yoğun ilgi görmek

Burada really hot, sıcaklığın yüksek olması değil, “çok fazla ilgi veya heyecan çekmek” anlamına gelir. Bu ifade yapay zekâyı günümüzdeki büyük bir eğilim olarak tanımlar. really, hot sözcüğünü güçlendirir; right now ise bu değerlendirmeyi içinde bulunduğumuz dönemle sınırlar. İfade yalnızca şu anda ilginin yüksek olduğunu söyler; teknolojinin olgunlaştığını veya kesinlikle başarılı olacağını tek başına göstermez.

Alıştırma

“Şu anda çok ilgi görmek” anlamındaki, derste geçen dört sözcüklü samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: Home robots are ____.

Cevabı göster

really hot right now

AR and VR, Kültür

1:06

AR ve VR,

Kültür

AR ve VR: artırılmış gerçeklik ile sanal gerçeklik

AR, augmented reality yani “artırılmış gerçeklik”; VR ise virtual reality yani “sanal gerçeklik” anlamına gelir. Bunlar aynı şeyin iki adı değil, iki farklı teknoloji türüdür. AR, çoğunlukla telefon, gözlük veya başlık aracılığıyla gerçek dünya görüntüsüne dijital içerik ekler. VR ise kullanıcıyı genellikle bir başlık aracılığıyla, esas olarak bilgisayarda oluşturulmuş bir ortamın içine yerleştirir.

Alıştırma

Bir navigasyon uygulaması, telefon kamerasından görülen gerçek sokağın üzerine dijital oklar yerleştiriyor. En doğru terim hangisidir?

  1. VR
  2. AR
Cevabı göster

AR

5G,

1:08

5G,

6G,

1:08

6G,

cloud computing, Kültür

1:09

bulut bilişim,

edge computing,

1:10

uç bilişim,

Kültür

bulut bilişim ve uç bilişim

Cloud computing, ağ üzerinden uzak veri merkezlerindeki işlem gücü ve depolama alanını kullanmak demektir. Edge computing ise veriyi, onu üreten ya da ona ihtiyaç duyan cihazın veya kullanıcının yakınında işlemek demektir. Bu iki yöntem çoğu zaman birlikte çalışır: bulut büyük ölçekli depolama ve koordinasyonu üstlenebilirken edge daha az gecikmeyle hızlı tepki verebilir. Buradaki cloud ve edge, bir bilişim sistemindeki konumları belirtir; gerçek bir bulutu ya da ekranın kenarını anlatmaz.

Alıştırma

Akıllı bir trafik kamerası milisaniyeler içinde tepki vermelidir; bu nedenle videonun tamamını uzak bir veri merkezine göndermek yerine kameranın yakınında işler. Bu durumu en iyi hangi terim açıklar?

  1. cloud computing
  2. local file storage
  3. edge computing
Cevabı göster

edge computing

there's an element of blockchain as well possibly.

1:11

muhtemelen blok zinciri de bunun bir parçası.

So yeah,

1:13

Yani evet,

it's kind of how we will experience the future state of the internet.

1:13

internetin gelecekteki hâlini aşağı yukarı böyle deneyimleyeceğiz.

So that to me is part of that beginning idea and concept of how do we make the world more immersive.

1:16

Dolayısıyla bana göre bu, dünyayı nasıl daha sürükleyici hâle getireceğimize dair ilk fikir ve kavramın bir parçası.

I am proud to announce that starting today, Ton ve niyet

1:22

Bugünden itibaren,

our company is now Meta.

1:25

şirketimizin artık Meta olduğunu gururla duyuruyorum.

Ton ve niyet

gururla duyurmak... bugünden itibaren

“I am proud to announce that ...”, önemli ve olumlu haberler vermek için kullanılan resmî bir kalıptır. Proud, duyuruyu kamuya açık biçimde bir başarı veya anlamlı bir adım olarak sunar; that ise duyurulan haberi başlatır. “Starting today”, değişikliğin bugün yürürlüğe girdiğini belirtir: yeni ad bugünden itibaren geçerlidir. Bu ifadeler birlikte, sıradan bir güncelleme yerine törensel ve yetkili bir duyuru tonu oluşturur.

Alıştırma

Gururu ifade eden ve değişikliğin bugün başladığını belirten sözlerle resmî duyuruyu tamamlayın: I am ____, our library will remain open until 8 p.m.

Cevabı göster

proud to announce that starting today

Mark Zuckerberg made this announcement in late 2021,

1:28

Mark Zuckerberg bu açıklamayı 2021'in sonlarında yaptı

saying that his company is now going to be metaverse first,

1:32

ve şirketinin bundan böyle önce metaverse'e,

not Facebook first.

1:35

Facebook'a değil, odaklanacağını söyledi.

And other major brands and companies proceeded to join the metaverse party. Deyimler

1:36

Ardından diğer büyük markalar ve şirketler de metaverse partisine katıldı.

Deyimler

join the metaverse party: metaverse akımına katılmak

Join the metaverse party ifadesinde join the party, “başkalarının zaten yaptığı bir şeye katılmaya başlamak” anlamına gelen bir benzetmedir. Metaverse hangi akımdan söz edildiğini belirtir; dolayısıyla şirketler gerçek bir eğlenceye katılmıyor. Bu ifade, markaları akım ilgi gördükten sonra gelen katılımcılar olarak sunar. Tonuna göre yalnızca “katılmak” anlamına gelebilir ya da popüler bir akıma kapılma imasını hafifçe taşıyabilir.

Alıştırma

Yerel bir market, bütün rakipleri başladıktan sonra eve teslimat hizmetine geçiyor. Hedef benzetmeyi en doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The store has thrown a home-delivery party.
  2. The store has joined the home-delivery party.
  3. The store has joined a political party.
  4. The store has left the delivery market.
Cevabı göster

The store has joined the home-delivery party.

Fashion brands like Nike and Gucci created virtual experiences

1:41

Nike ve Gucci gibi moda markaları sanal deneyimler oluşturdu;

for customers to explore their history, Dilbilgisi

1:45

bu deneyimlerde müşteriler markaların geçmişini,

products,

1:47

ürünlerini

and designs.

1:48

ve tasarımlarını keşfedebiliyor.

Dilbilgisi

for customers to explore: eylemi kimin yaptığını belirtmek

For + kişi + to + fiil kalıbı, mastar yapısındaki eylemi kimin yaptığını belirtir. For customers to explore ifadesinde markaların tarihini, ürünlerini ve tasarımlarını explore eden kişiler customers sözcüğüyle belirtilir. İfadenin tamamı sanal deneyimlerin amaçlanan kullanımını açıklar: müşterilerin keşfetmesi için oluşturulmuşlardır. Yapıyı for customers bölümünde bitmiş gibi düşünmeyin; anlamı to explore tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi for ve to ile tamamlayın: The library added low shelves ____ young children ____ reach the books easily.

Cevabı göster

for · to

Walmart built a virtual world called Walmart Land, Dilbilgisi

1:49

Walmart, Walmart Land adlı sanal bir dünya kurdu;

where people can play games,

1:53

insanlar burada oyun oynayabiliyor,

Dilbilgisi

a virtual world called Walmart Land: called + ad

Burada called Walmart Land, a virtual world ifadesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Dünyanın adını belirtir ve a virtual world that is called Walmart Land ile aynı anlamdadır. Bu kalıp, edilgen ilgi cümleciğindeki that is bölümünü atarak yapıyı kısaltır: a thing called + ad. Bu adlandırma kalıbında called, “adı ... olan” demektir; “telefon etti” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede called, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği içinde bir şeyin adını belirtir?

  1. They named the app BrightPath.
  2. They launched an app called BrightPath.
  3. They called BrightPath about the app.
Cevabı göster

They launched an app called BrightPath.

attend concerts,

1:55

konserlere katılabiliyor

and buy virtual merchandise for its avatars.

1:56

ve avatarları için sanal ürünler satın alabiliyor.

But some people argue that the metaverse still has a long way to go. Deyimler

1:59

Ancak bazıları metaverse'ün önünde hâlâ uzun bir yol olduğunu savunuyor.

Deyimler

has a long way to go: hâlâ büyük ilerleme gerekiyor

Bu cümlede has a long way to go, metaverse'ün olgun bir aşamaya ulaşmadan önce hâlâ büyük ölçüde gelişmesi gerektiği anlamına gelir. Burada fiziksel mesafe değil, ilerleme anlatılır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have/has a long way to go biçimindedir. Bir kişinin ya da şeyin hedefe ne kadar uzak olduğunu değerlendirir ve çoğu zaman temkinli veya eleştirel bir ton katar.

Alıştırma

Hangi cümle projenin hâlâ büyük ölçüde geliştirilmesi gerektiğini anlatır?

  1. A small grant could go a long way.
  2. The project is a long way from our office.
  3. The project still has a long way to go.
Cevabı göster

The project still has a long way to go.

You know, as much as I don't necessarily always like seeing those headlines that proclaim the death of the metaverse, Notlar

2:03

Biliyorsunuz, metaverse'ün öldüğünü ilan eden manşetleri görmekten her zaman hoşlandığım söylenemez ama

Deyimler

Dramatik medya çerçevesi olarak proclaim the death of

Burada proclaim the death of ifadesi death sözcüğünü mecazi olarak kullanır. Manşetler metaverse'ü yüksek sesli ve kendinden emin bir şekilde bitmiş, önemini yitirmiş veya artık uygulanabilir olmayan bir şey olarak sunar; gerçek anlamda bir ölüm anlatmaz. Proclaim sözcüğü kamuya açık, güçlü ve kesin bir ton ekler. Bu ifade dramatik bir medya iddiası oluştururken, konuşmacının bunu o manşetlere atfetmesi iddiayla arasına mesafe koyar ve onu gerçek olarak doğrulamadığını gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda proclaim the death of the metaverse neyi ima eder?

  1. Metaverse'ün daha popüler hâle geldiğini duyuruyorlar.
  2. Metaverse'ün bittiğini veya önemini kaybettiğini kamuya açık ve dramatik biçimde iddia ediyorlar.
  3. Metaverse ile bağlantılı bir kişinin gerçek anlamda öldüğünü bildiriyorlar.
Cevabı göster

Metaverse'ün bittiğini veya önemini kaybettiğini kamuya açık ve dramatik biçimde iddia ediyorlar.

I understand that it was overhyped. Kelime

2:07

gereğinden fazla abartıldığını anlıyorum.

Dilbilgisi

Ödünleme bildiren as much as + yan cümle

Bu cümlede as much as bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşmacı önce bu manşetlerden hoşlanmadığı yönündeki gerçek kişisel tepkisini kabul eder, ardından bununla karşıtlık oluşturan ana düşünceyi, I understand that it was overhyped ifadesini söyler. Burada yaklaşık olarak although anlamındadır; eşit miktar anlatmaz. Bu yapı, konuşmacının iki tutumu aynı anda ifade etmesini sağlar: As much as + yan cümle, ana cümle. İlk cümlecik çekinceyi verir; ana cümle ise konuşmacının asıl öne sürmek istediği düşünceyi taşır.

Alıştırma

Cümleyi although anlamına gelen üç sözcüklü hedef ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ I dislike the delay, I understand why the safety check is necessary.

Cevabı göster

As much as

Kelime

overhyped: tanıtımın gerçekliği aşması

Burada overhyped, bir şeyin gerçek değeri veya hazır olma düzeyinin hak ettiğinden daha fazla tanıtım görmesi ve daha büyük bir heyecanlı beklenti yaratması demektir. over- ön eki, hyped sözcüğüne “aşırı” anlamını katar. Bu sözcük, oluşturulan beklenti ile gerçeklik arasındaki farkı eleştirir; bir şeyin otomatik olarak değersiz, sahte veya tamamen bitmiş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir oyun aylarca devrim niteliğinde diye tanıtıldı, ancak oyuncular onu sıradan buldu. Tanıtımla sonuç arasındaki farkı en iyi hangi ifade anlatır?

  1. It was overhyped.
  2. It was unknown.
  3. It was popular.
Cevabı göster

It was overhyped.

It was just a lot. Ton ve niyet

2:09

Her şey biraz fazlaydı.

Ton ve niyet

It was just a lot: bunaltıcı olduğunu ölçülü biçimde söylemek

Burada a lot tarafsız bir miktar belirtmez. was sözcüğünden sonra, durumun tamamını gündelik bir dille aşırı, yoğun, karmaşık veya duygusal açıdan yorucu olarak değerlendirir. Just eleştiriyi yumuşatıp kısaltır. Konuşan kişi her sorunu tek tek saymak veya doğrudan It was too much demek yerine, neyin başa çıkılması zor olduğunu önceki bağlamın göstermesine güvenir.

Alıştırma

Aralıksız toplantılar, son dakika değişiklikleri ve az uykuyla geçen bir haftanın ardından Mia, “It was just a lot.” diyor. Büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?

  1. Deneyim kolay ama uzundu.
  2. Sayılabilen çok sayıda nesne vardı.
  3. Deneyim ona bunaltıcı geldi.
Cevabı göster

Deneyim ona bunaltıcı geldi.

I think it's important to kind of understand that,

2:11

Bence şunu anlamak önemli:

especially for the younger generations,

2:13

Özellikle genç nesiller için,

for Gen Z but more so Gen Alpha, Anlatım akışı

2:15

Z kuşağı, ama daha da çok Alfa kuşağı için,

Anlatım akışı

but more so: daha güçlü vurguyu ikinci gruba kaydırmak

“But more so”, ilk grubun da konuyla ilgili olduğunu kabul eder ve ardından daha güçlü vurguyu sonraki gruba kaydırır. Bu cümlede sanal alanlar Z kuşağı için önemlidir, ancak Alfa kuşağı için çok daha büyük ölçüde önemlidir. “X, but more so Y” kalıbı karşılaştırmayı “X için doğrudur; Y için daha da doğrudur” şeklinde düzenler. X’i geçersiz kılmak yerine odağı hassas biçimde ayarlar.

Alıştırma

İlk grup geçerli kalırken ikinci gruba daha güçlü vurgu yapmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The steep trail was hard for all the hikers, ____ for the youngest ones.

Cevabı göster

but more so

whatever happens in these virtual spaces Dilbilgisi

2:17

bu sanal alanlarda yaşanan her şey

is still very real,

2:19

hâlâ son derece gerçek,

Dilbilgisi

Whatever happens ... is still very real: özne olarak kaynaşmış ilgi yan tümcesi

“Whatever happens”, “gerçekleşen herhangi bir şey” anlamına gelen ve hangi olay olduğunu sınırlamayan kaynaşmış bir ilgi yan tümcesidir. Tüm yan tümce, “is still very real” ifadesinin dil bilgisel öznesidir; “in these virtual spaces” bu yan tümcenin içindedir ve olayların nerede gerçekleştiğini belirtir. “Still”, aksini düşünmek için olası bir neden olsa bile bunun geçerliliğini sürdürdüğünü, “very” ise “real” sözcüğünün derecesini artırdığını gösterir. Dolayısıyla cümle olayların kendisini gerçek kabul eder; “spaces”, “is” fiilinin öznesi değildir.

Alıştırma

“Whatever happens in the lab is recorded,” cümlesinde “is recorded” ifadesinin dil bilgisel öznesi nedir?

  1. “Whatever happens in the lab” yan tümcesinin tamamı
  2. “Lab” ismi
  3. Yalnızca “happens” sözcüğü
Cevabı göster

“Whatever happens in the lab” yan tümcesinin tamamı

right?

2:20

değil mi?

Just because it happens in Fortnite, Dilbilgisi

2:20

Bir şeyin Fortnite'ta yaşanması,

doesn't make it less real to them.

2:22

onu onlar için daha az gerçek yapmıyor.

Dilbilgisi

Just because ... doesn't make ...: gerçeği kabul edip sonucu reddetmek

Just because, konuşmacının tartışma amacıyla kabul ettiği bir gerçeği sunar. Ana cümle ise bu gerçekten çıkarılan sonucu reddeder. Burada etkileşimin Fortnite'ta gerçekleştiği kabul edilir; ancak bu tek başına onu ilgili kişiler için daha az gerçek yapmaz. Aktarılabilir kalıp Just because X doesn't make + nesne + sıfat biçimindedir. “X, bu sonucu doğurmak ya da kanıtlamak için yeterli değildir” anlamına gelir; X'in yanlış olduğunu söylemez.

Alıştırma

Örnekteki kısaltılmış biçimi kullanarak karşı çıkışı tamamlayın: Just because the game is online ____ the friendship less important.

Cevabı göster

doesn't make

It's very real.

2:24

Son derece gerçek.

It's this continuum of the spaces they inhabit, Kelime

2:25

Yaşadıkları alanlar bir süreklilik oluşturuyor,

which can be virtual and the physical world.

2:27

ve bu alanlar hem sanal hem de fiziksel olabiliyor.

Kelime

continuum: iki uç arasındaki kademeli aralık

continuum, iki uç arasında bağlantılı bir aralıktır ve bu uçların arasında birçok olası konum bulunur. Bu cümlede sanal alan ile fiziksel dünya tamamen ayrı iki kutu gibi ele alınmaz; insanların bulunduğu alanlar her ikisine de yayılabilir. Önemli olan ya o ya bu ayrımı değil, kademeli değişim veya örtüşme olduğunda continuum kullanılır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi continuum olarak tanımlanır?

  1. Başlangıç ile uzmanlık arasında birçok olası düzey bulunan bir aralık
  2. Bir çantadaki birbiriyle ilgisiz üç nesne
  3. Aralarında hiçbir şey bulunmayan tam olarak iki seçenek
Cevabı göster

Başlangıç ile uzmanlık arasında birçok olası düzey bulunan bir aralık

The friends,

2:29

Arkadaşları,

the relationships they make are real.

2:30

kurdukları ilişkiler gerçek.

For a lot of us that are in this industry,

2:31

Bu sektörde çalışan çoğumuz için

it's also making sure that we explain to people like

2:33

insanlara şunu açıkça anlatmak da önemli:

this is a long-term vision. Kelime

2:36

bu, uzun vadeli bir vizyon.

It's a long-term play.

2:37

Uzun vadeli bir hamle.

Kelime

a long-term vision ile a long-term play arasındaki fark

a long-term vision ifadesinde vision, birinin oluşturmayı umduğu gelecekteki durumu veya yönü belirtir. “Gelecekte nerede olmak istiyoruz?” sorusuna cevap verir. a long-term play ifadesinde play, ileride kazanç sağlamak amacıyla şimdi yapılan stratejik bir hamleyi veya yatırımı belirtir. “Gelecekteki konumumuzu iyileştirmek için şimdi ne yapıyoruz?” sorusuna cevap verir. Burada play, iş stratejisi anlamındadır; eğlence veya tiyatro eseri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şirket, birkaç yıl içinde pazardaki konumunu güçlendireceğini düşündüğü için şu anda kâr etmeyen bir platforma yatırım yapıyor. Yatırımın kendisini en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. a long-term vision
  2. a long-term play
  3. a short-term result
Cevabı göster

a long-term play

We do have one more thing. Notlar

2:39

Bir şey daha var.

Dilbilgisi

do have içindeki vurgulu do

Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. We do have, “gerçekten var” veya “kesinlikle var” anlamına gelir; başka hiçbir şey kalmadığı yönündeki beklentiyi düzeltir ve duyuruyu daha güçlü hâle getirir. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada şimdiki zamandaki do, we öznesine uyar ve have yalın hâlde kalır. Do, “gerçekleştirmek” anlamına gelmez ve ayrı bir eylem oluşturmaz.

Alıştırma

Dinleyicinin beklentisini düzelten şimdiki zaman vurgulu yardımcı fiiliyle cümleyi tamamlayın: Contrary to what you heard, we ____ have one more room available.

Cevabı göster

do

Kültür

Apple tarzı son sürpriz açıklama olarak one more thing

Burada one more thing son bir ek bilgiyi sunar, ancak yakındaki Apple göndermesi ifadeye ek bir kültürel anlam kazandırır. Steve Jobs, Apple sunumlarının sonuna doğru sürpriz bir duyurudan önce one more thing demesiyle ünlüydü. Bu bağlamda ifade merak uyandırır ve bu geleneğe bilinçli bir gönderme gibi duyulur; Apple ile ilgili ipuçları olmadığında ise çoğu zaman yalnızca konuşanın ekleyeceği son bir nokta olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bir Apple ürününün tanıtımıyla ilgili haberde one more thing hangi ek etkiyi yaratabilir?

  1. Apple’ın sürprizi sona saklama geleneğini çağrıştırabilir.
  2. İzleyicilere etkinliğin iptal edildiğini bildirir.
  3. Ürünün zaten satışa çıktığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Apple’ın sürprizi sona saklama geleneğini çağrıştırabilir.

And there are some notable companies

2:44

Ayrıca bazı önemli şirketler

making long-term plays on the metaverse.

2:46

metaverse konusunda uzun vadeli hamleler yapıyor.

Apple unveiled in June 2023 its long-awaited Vision Pro, Kelime

2:49

Apple, uzun zamandır beklenen Vision Pro'yu Haziran 2023'te tanıttı;

Kelime

ilk resmî tanıtım için unveiled

İş ve teknoloji haberlerinde unveiled, bir ürünün, planın veya projenin halka ilk kez resmî olarak gösterildiği anlamına gelir. Sözcük bir örtünün kaldırılması görüntüsünü taşır, ancak burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Bir şeyi unveil etmek, onun halka açıklanmasıyla ilgilidir; mutlaka erişilebilir veya satışta olması gerekmez. Müşteriler o gün satın alamasa bile Apple bir etkinlikte Vision Pro’yu tanıtabilirdi.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? At the press event, the company ____ its prototype for the first time, but said it would not be available until next year.

  1. wrapped
  2. unveiled
  3. released
Cevabı göster

unveiled

a mixed reality headset

2:54

bu bir karma gerçeklik başlığıydı

scheduled to be released in early 2024. Dilbilgisi

2:55

ve 2024'ün başında piyasaya çıkması planlanıyordu.

Dilbilgisi

scheduled to be released: planlanmış edilgen bir olay

Scheduled to be released, headset sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. a headset that is scheduled to be released biçiminde açılabilir: piyasaya sürme eylemi planlanmıştır ve headset bu eylemden etkilenir. be scheduled to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, belirlenmiş bir takvime alınmış gelecekteki edilgen bir olayı anlatır. Early 2024 planlanan zamanı verir; ürünün gerçekten piyasaya sürüldüğünü kanıtlamaz veya takvime kesinlikle uyulacağını garanti etmez.

Alıştırma

Ürün bilgisini belirlenmiş bir gelecek planını anlatan yapıyla tamamlayın: The next software update is ____ on September 15.

Cevabı göster

scheduled to be released

Tech website The Verge demoed it and called it Notlar

2:58

Teknoloji sitesi The Verge ürünü deneyip onu

the best possible version of a VR headset.

3:01

bir VR başlığının mümkün olan en iyi hâli diye niteledi.

Kelime

demoed it: teknoloji alanında fiil olarak demo

Teknoloji ve medya İngilizcesinde demo geçişli fiil olarak kullanılabilir. Demoed it, The Verge’ün başlığın nasıl çalıştığını göstermek veya deneyimlemek amacıyla cihazı bir gösterimde sergilediği ya da denediği anlamına gelir; it, başlığa gönderme yapan nesne zamiridir. Bu ifade bir gösterimi veya kısa süreli uygulamalı kullanımı bildirir. Tek başına sitenin cihazı satın aldığını, resmen piyasaya sürdüğünü veya eksiksiz bir inceleme yaptığını göstermez.

Alıştırma

Bir gazeteci prototipin nasıl çalıştığını kamera önünde kısaca gösteriyor. Cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar: The journalist ___ the prototype?

  1. demoed
  2. purchased
  3. launched
Cevabı göster

demoed

Dilbilgisi

called it the best possible version: call + nesne + isim tümleci

Bu cümlede called sözcüğünü önce nesne it, ardından isim öbeği tümleci the best possible version izler. It, VR başlığını gösterir; sonraki isim öbeği ise The Verge’ün değerlendirmesini ifade eder. Buradaki call, telefon etmek değil, bir şeyi belirli bir şekilde adlandırmak veya değerlendirmek anlamındadır. Aktarılabilir kalıp özne + call + nesne + isim ya da sıfat tümlecidir. Birinin nesneyi ne olarak değerlendirdiğini bildirir. Best possible ifadesinde possible, best sözcüğünü gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek düzeyle sınırlar; yalnızca var olması mümkün bir sürümü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi call + nesne + isim tümleci kalıbıyla tamamlayın: After reviewing the plan, critics ____ a missed opportunity.

Cevabı göster

called it

Also in 2023,

3:05

Yine 2023'te,

BMW opened what it calls the world's first virtual factory, Anlatım akışı

3:06

BMW, dünyanın ilk sanal fabrikası olarak tanımladığı tesisi açtı;

Anlatım akışı

what it calls: bir adlandırmayı onaylamadan kaynağına atfetmek

Burada what it calls the world's first virtual factory ifadesinin tamamı opened fiilinin nesnesi olarak işlev görür. What, olan şeyi tanıtırken it calls ... o şeye BMW’nin kendi verdiği adı sunar; it, BMW’yi gösterir. Haberde üstünlük iddiasının önüne what it calls getirilerek world's first ifadesi anlatıcının bağımsız biçimde doğruladığı bir gerçek olarak sunulmaz, BMW’ye atfedilir. Bu kalıp, adlandırmanın kaynağını isim öbeğinin içinde görünür tutarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk olma iddiasını bağımsız olarak onaylamadan girişimin kullandığı adı aktarır?

  1. The startup opened what it calls the country's first zero-waste hotel.
  2. The startup asked what the country calls its first zero-waste hotel.
  3. The startup opened the country's first zero-waste hotel.
Cevabı göster

The startup opened what it calls the country's first zero-waste hotel.

a digital twin of a factory Notlar

3:10

bu, bir fabrikanın dijital ikiziydi

that it can run simulations on

3:12

ve BMW burada simülasyonlar çalıştırabiliyordu,

Dilbilgisi

a factory that it can run simulations on: üzerinde simülasyonlar çalıştırabileceği bir fabrika

a factory that it can run simulations on ifadesinde that bir ilgi cümleciği başlatır ve bu cümlecik içinde a factory yerine geçer. Temel cümle it can run simulations on the factory şeklindedir; dolayısıyla that, on edatının nesnesidir. Doğal İngilizcede edat ilgi cümleciğinin sonunda bırakılabilir; buna preposition stranding denir. Daha resmî alternatif a factory on which it can run simulations biçimidir ve sondaki on nesnesiz değildir.

Alıştırma

Cümleyi sonda bırakılan edatla tamamlayın: This is the platform that our team runs tests ____.

Cevabı göster

on

before actually opening the real physical factory.

3:14

gerçek fiziksel fabrikayı açmadan önce.

Kültür

digital twin: dijital ikiz

Digital twin, yani dijital ikiz, gerçek bir fiziksel nesneye, sisteme veya sürece karşılık gelen dijital bir modeldir. Gerçek karşılığının nasıl davrandığını temsil etmek üzere tasarlanır ve çoğunlukla yapısı ile işleyişi hakkındaki verileri kullanır. Burada fabrikanın digital twin modeli, BMW'nin fiziksel fabrikayı açmadan önce simülasyonlar çalıştırmasını sağlar. Bu nedenle ifade, yalnızca bir 3D görüntüden veya gerçek nesneyle işlevsel ilişkisi olmayan dijital bir kopyadan fazlasını anlatır: model, gerçek işleyişi incelemek ve doğrulamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümledeki digital twin ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Aynı yerde inşa edilmiş ikinci bir fiziksel fabrika
  2. Bilgisayarda oluşturulmuş herhangi bir fabrika resmi
  3. Gerçek bir fabrikaya bağlı olan ve nasıl çalışabileceğini test etmek için kullanılan dijital model
Cevabı göster

Gerçek bir fabrikaya bağlı olan ve nasıl çalışabileceğini test etmek için kullanılan dijital model

BMW did this using Nvidia's Omniverse platform,

3:18

BMW bunu Nvidia'nın Omniverse platformunu kullanarak yaptı;

which its CEO has compared to the metaverse.

3:21

Nvidia'nın CEO'su bu platformu metaverse'e benzetti.

Epic Games,

3:24

Epic Games de,

the developers of the hugely popular Fortnite game,

3:25

son derece popüler Fortnite oyununun geliştiricisi olarak,

is also deeply invested in the metaverse, Kalıp ifadeler

3:28

metaverse'e büyük yatırım yapıyor;

Kalıp ifadeler

deeply invested in: güçlü biçimde bağlı olmak

Bu cümlede deeply invested in, metaverse'e güçlü biçimde bağlı olmak ve ona önemli ölçüde kaynak, çaba ya da ilgi ayırmaya istekli olmak anlamına gelir. Ne tür bir yatırımın söz konusu olduğunu yalnızca ifade değil, çevresindeki bağlam gösterir. Kalıp be deeply invested in + isim veya -ing biçimidir ve güçlü bir pratik ya da duygusal bağlılığı anlatır. Para söz konusu olabilir, ancak ifade otomatik olarak hisse sahibi olunduğu veya finansal yatırım yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Güçlü biçimde bağlı ve kişisel olarak ilgili” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of mentoring the robotics club, Ms. Chen is ____ its success.

Cevabı göster

deeply invested in

after raising $2 billion

3:31

şirket, 2 milyar dolar fon topladı

to advance the company's vision to build the metaverse.

3:33

metaverse'ü kurma vizyonunu ilerletmek için.

The LEGO Group,

3:37

The LEGO Group da,

which announced a metaverse partnership with Epic Games,

3:38

Epic Games ile bir metaverse ortaklığı duyurdu

is also bullish on the metaverse space. Kelime

3:41

ve metaverse alanının geleceğine güveniyor.

Kelime

bullish on: geleceği konusunda iyimser

Burada bullish on, metaverse'in gelecekteki beklentileri konusunda iyimser ve kendinden emin olmak anlamına gelir. İfade, bir bull'un fiyatların yükseleceğini düşündüğü finans piyasası dilinden gelir; ancak sektörler, teknolojiler, şirketler ve planlar için de daha geniş biçimde kullanılır. Kalıp be bullish on + isimdir. Geleceğe yönelik olumlu bir değerlendirmeyi anlatır; tek başına konuşanın para yatırdığını veya kesin bir taahhütte bulunduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“Gelecek beklentileri konusunda kendinden emin” anlamındaki iki sözcüklü iş dünyası ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After seeing strong demand, several retailers are ____ reusable packaging.

Cevabı göster

bullish on

Firstly, I don't think that metaverse is going to be just one platform.

3:43

Öncelikle, metaverse'ün yalnızca tek bir platform olacağını düşünmüyorum.

I think metaverse,

3:46

Bence metaverse,

at least in my view, Ton ve niyet

3:47

en azından benim görüşüme göre,

should be platform agnostic. Kelime

3:48

platformdan bağımsız olmalı.

Ton ve niyet

At least in my view: bir iddiayı kişisel yargıyla sınırlamak

At least in my view, konuşanın tutumunu gösteren parantez içi bir ifadedir. Bu cümlede in my view, öneriyi konuşanın kendi yargısı olarak sunarken at least kapsamı daha da sınırlar: konuşan, herkesin aynı görüşü paylaştığını iddia etmez. I think zaten cümlenin bir görüş bildirdiğini gösterir; dolayısıyla araya giren ifade bilinçli bir ihtiyat ve vurgu ekler. Parantez içi bir unsur olduğundan çıkarıldığında ana cümle dil bilgisel olarak geçerli kalır. Buradaki at least sayısal bir alt sınır belirtmez.

Alıştırma

Örnek cümlede at least in my view ne işlev görür?

  1. Konuşanın platform kelimesinin anlamından emin olmadığını gösterir.
  2. Desteklenmesi gereken asgari platform sayısını verir.
  3. Öneriyi konuşanın kendi ihtiyatlı yargısıyla sınırlar.
  4. Bilgi sahibi herkesin öneriye katıldığını belirtir.
Cevabı göster

Öneriyi konuşanın kendi ihtiyatlı yargısıyla sınırlar.

Kelime

Platform agnostic: tek bir platforma bağlı olmayan

Platform agnostic, teknoloji alanında kullanılan birleşik bir sıfattır. Belirli tek bir platforma bağlı olmayan ve farklı platform ortamlarında çalışabilen ya da bunları birbirine bağlayabilen bir tasarımı, hizmeti, standardı veya yaklaşımı anlatır. Buradaki agnostic dinî bir tutumu ya da ilgisizliği ifade etmez. Bu ifade bir tasarım ilkesini belirtir: metaverse yalnızca tek bir platform tarafından kontrol edilmemeli veya tanımlanmamalıdır. İfade tek başına mevcut her cihazın ya da hizmetin zaten desteklendiğini garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle platform agnostic ifadesini en doğru şekilde kullanıyor?

  1. The designer is platform agnostic because she never discusses religion.
  2. The payment standard is platform agnostic, so no single operating system controls how it is implemented.
  3. Jordan is platform agnostic because he forgot which laptop he owns.
  4. The app is platform agnostic because it is available only on one company's phone.
Cevabı göster

The payment standard is platform agnostic, so no single operating system controls how it is implemented.

I think that's the benefit of it

3:50

Bence bunun avantajı

is the fact

3:51

tam da şu gerçekte yatıyor:

that it's going to actually be agnostic to a particular platform.

3:52

belirli bir platformdan gerçekten bağımsız olacak.

It's going to exist in different technologies

3:55

Farklı teknolojiler üzerinde var olacak

and it should be interoperable. Kelime

3:57

ve farklı sistemlerle uyumlu çalışabilmeli.

Kelime

Farklı Teknolojiler Arasında Interoperable

Burada interoperable, farklı teknolojilerin veya sistemlerin bilgi alışverişi yapabilmesi ve birlikte çalışmak için birbirlerinin hizmetlerini kullanabilmesi anlamına gelir. Her teknolojinin tek başına var olması veya bağımsız biçimde çalışması yeterli değildir. Bu sıfat yazılım, cihaz, veri standardı ve açık ekosistem tartışmalarında yaygındır. Sistem sınırlarını aşan iş birliğine odaklanır.

Alıştırma

Ayrı sistemlerin veri alışverişi yapıp verileri kullanabildiğini belirten teknik sıfatla cümleyi tamamlayın: The clinics need ____ software so patient records can move between them.

Cevabı göster

interoperable

And I think what's going to power it up Öbek fiiller

3:59

Bence ona asıl güç kazandıracak şey,

is if people are able to move seamlessly Kalıp ifadeler

4:00

insanların sorunsuzca geçiş yapabilmesi olacak,

Öbek fiiller

Ayrılabilen Bir Öbek Fiil Olarak Power It Up

Bu cümlede power it up mecazi anlamdadır. Metaverse'ün gelişmesini sağlayacak enerji, destek veya ivmeyi vermek anlamına gelir; bir cihazın güç düğmesine basmak anlamına gelmez. Ardından gelen if yan cümlesi, insanların kesintisiz hareket edebilmesini bu itici gücü sağlayacak koşul olarak gösterir. Power up nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne up'tan sonra veya iki sözcüğün arasında bulunabilir, ancak zamir ortada olmalıdır: power the system up veya power up the system denebilir, fakat zamirle power it up kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede power it up ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel bir metaverse cihazını açmak.
  2. Metaverse'e ivme kazandırıp gelişmesine yardımcı olmak.
  3. Metaverse'ü başka bir konuma taşımak.
Cevabı göster

Metaverse'e ivme kazandırıp gelişmesine yardımcı olmak.

through the experiences in the metaverse

4:02

metaverse'teki farklı deneyimler arasında,

Kalıp ifadeler

move seamlessly through: aşamalar boyunca kesintisiz ilerlemek

Bu cümlede move seamlessly through, fark edilir bir kesinti, engel veya sıkıntılı geçiş olmadan bir metaverse deneyiminden diğerine ilerlemek anlamına gelir. Move, kullanıcının etkinliğinin veya kimliğinin deneyimler boyunca devam etmesini anlatır; mutlaka fiziksel hareket bildirmez. Kalıp move seamlessly through + bir ortam, sıra veya aşamalar bütünü şeklindedir. Through, deneyimleri kullanıcının içinde ya da boyunca ilerleyebileceği bir bütün olarak sunar; seamlessly ise geçişlerin ne kadar akıcı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “aşamalar boyunca akıcı biçimde ilerlemek” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: A single login lets employees ____ training, payroll, and benefits services.

Cevabı göster

move seamlessly through

versus actually being siloed into one particular platform. Kelime

4:05

tek bir platforma hapsolmak yerine.

Kelime

being siloed into: kapalı bir sisteme hapsedilmek

Being siloed into one particular platform, başka sistemlere kolayca bağlanmayan veya onlarla etkileşim kurmayan kapalı bir sisteme hapsedilmek anlamına gelir. Siloed, iş ve teknoloji alanında kullanılan bir metafordur: ayrı silolar, kullanıcıların, verilerin veya işlerin sınırlar arasında akmasına izin vermek yerine onları birbirinden ayırır. Being, edilgen be siloed into + sınırları belirli bir grup, araç veya sistem kalıbındaki be fiilinin -ing biçimidir. Burada into, bu sınırlı alana yerleştirilme veya yönlendirilme sürecini vurgular; ifade bunu deneyimler arasında özgürce hareket etmenin olumsuz alternatifi olarak sunar.

Alıştırma

Bir yazılım tartışmasında new users are being siloed into one platform ne anlama gelir?

  1. Yeni kullanıcılar, bağlantılı birkaç platform arasında sorunsuzca hareket ediyor.
  2. Yeni kullanıcılar, diğer platformlarla sınırlı bağlantısı olan kapalı bir platforma hapsediliyor.
  3. Yeni kullanıcılar, aralarından seçim yapmadan önce bir platformu kısa süreliğine deniyor.
Cevabı göster

Yeni kullanıcılar, diğer platformlarla sınırlı bağlantısı olan kapalı bir platforma hapsediliyor.

So whether it's on Roblox, Dilbilgisi

4:08

Yani ister Roblox'ta,

Fortnite, Nvidia's Omniverse,

4:10

Fortnite'ta ya da Nvidia'nın Omniverse'ünde,

and through a Meta or Apple headset,

4:12

ister bir Meta veya Apple başlığı aracılığıyla,

or something else entirely,

4:14

isterse tamamen başka bir yerde olsun,

Dilbilgisi

Whether it's ... or something else entirely ile tüm alternatifleri kapsamak

Whether bir dizi alternatifi tanıtır. Burada uzun platform ve cihaz listesini kapsar; sondaki or something else entirely ise listede bulunmayan ve belki de çok farklı olan bir olasılık ekler. whether A, B, or C sonraki ana yargının önüne geldiğinde, hangi seçeneğin geçerli olduğundan bağımsız olarak bu yargının doğru olduğunu belirtir. Geniş bir olasılık alanını düzenler; evet veya hayır yanıtı isteyen bir soru sormaz.

Alıştırma

Cümleyi whether ... or ... yapısıyla ve listelenmemiş bir alternatifi belirten tam açık uçlu ifadeyle tamamlayın: ____ the file arrives by email, through a shared drive, ____, save a copy immediately.

Cevabı göster

Whether · or something else entirely

there are a lot of different directions the metaverse could go.

4:16

metaverse birçok farklı yöne gidebilir.

And that's the point, Anlatım akışı

4:19

Zaten asıl mesele de bu,

as technology,

4:20

teknoloji,

the internet,

4:21

internet

and the way we use both of them evolves.

4:21

ve her ikisini kullanma biçimimiz geliştikçe.

Anlatım akışı

Odaklama sinyali olarak That's the point

That's the point bir odaklama sinyalidir: az önce belirtilen düşüncenin temel sav olduğunu gösterir. Burada dikkati belirli platform örneklerinden uzaklaştırıp yönün zamanla değişebileceği şeklindeki daha geniş sava geri getirir. Buradaki point; yer, puan veya sivri uç değil, bir savın temel fikri anlamındadır. Bu ifade, birinin sorun olarak gördüğü gerçeğin aslında konuşanın savını destekleyen asıl gerçek olduğunu da doğrulayabilir.

Alıştırma

B'nin yanıtını “asıl fikir tam olarak budur” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın. A: The examples are all different. B: ____. The rule has to cover every case.

Cevabı göster

That's the point

This is not going to go away.

4:24

Bu ortadan kaybolmayacak.

The internet will continue to evolve.

4:25

İnternet gelişmeye devam edecek.

The hardware is going to continue to evolve beyond our phones,

4:28

Donanım, telefonlarımızın ötesine geçerek gelişmeyi sürdürecek,

you know,

4:31

biliyorsunuz,

with that post-smartphone future, Kelime

4:31

akıllı telefon sonrası gelecekte,

Kelime

post-smartphone ifadesindeki dönem belirten post- ön eki

Burada post-smartphone, akıllı telefonların egemen olduğu çağdan sonra gelen veya bu aşamanın ötesine geçen bir geleceği anlatır. post- ön eki bir isme eklenerek daha sonraki bir dönemi ya da aşamayı çerçeveler; belirli bir akıllı telefondan sonrası anlamına gelmez. Bu tür etiketler geniş tarihsel veya teknolojik değişimleri tek bir sıfatta özetler. post-smartphone future döneminde telefonlar hâlâ bulunabilir; asıl nokta, telefonların artık baskın erişim noktası olmayabilmesidir.

Alıştırma

Örnekteki post-smartphone future ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Akıllı telefonların artık dijital yaşamın baskın merkezi olmadığı bir gelecek
  2. Birinin akıllı telefon satın almasından hemen sonraki gelecek
  3. Tüm akıllı telefonların tamamen ortadan kalktığı bir gelecek
Cevabı göster

Akıllı telefonların artık dijital yaşamın baskın merkezi olmadığı bir gelecek

New wearables are going to potentially open up Kalıp ifadeler

4:33

yeni giyilebilir cihazlar potansiyel olarak

new ways for us to engage with the internet.

4:36

internetle etkileşim kurmamız için yeni yollar açacak.

Kalıp ifadeler

open up new ways for us to engage with yapısı

Burada open up mecazidir: giyilebilir cihazlar internetle etkileşim kurmanın ek yöntemlerini yaratır veya mümkün kılar. open up new ways for someone to do something kalıbında for someone, ardından gelen eylemi gerçekleştiren kişi ya da grubu belirtir. Yeniden kullanılabilen yapı X opens up new ways for Y to + fiilin yalın hâlidir. X imkân sağlayan neden, Y ise eylemi gerçekleştiren taraftır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için open up new ways for someone to do something kalıbını ve access fiilini kullanın: The community app can ____ neighbors ____ local services.

Cevabı göster

open up new ways for · to access

Those are all things that brands look at towards the horizon.

4:38

Markaların geleceğe bakarken göz önünde bulundurduğu şeylerin hepsi bunlar.

So yeah,

4:42

Yani evet,

the long-term value is that things are moving fast,

4:42

uzun vadeli değer, her şeyin hızla ilerlemesinden geliyor,

technology is converging and a whole new generation Notlar

4:45

teknolojiler birbirine yakınsıyor ve yepyeni bir nesil,

Kelime

technology is converging: teknoloji yakınsıyor

Bu teknoloji bağlamında technology is converging, daha önce ayrı ayrı gelişen teknolojilerin ortak sistemlere yönelmesi ve birlikte çalışması demektir. Yapay zekâ, ağlar, bilgi işlem platformları ve donanım giderek aynı deneyimleri destekleyebilir. Converging bir yönü ya da süreci anlatır. Teknolojiler farklı kalabilir; aynı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede converging, ayrı teknolojilerin giderek birlikte çalışmasını anlatır?

  1. The hikers are converging on the campsite before sunset.
  2. The two roads are converging near the bridge.
  3. Different technologies are converging as they begin to work on the same platforms.
Cevabı göster

Different technologies are converging as they begin to work on the same platforms.

that is going to change things

4:48

her şeyi değiştirecek bu nesil,

is slowly,

4:49

yavaş yavaş,

you know,

4:51

biliyorsunuz,

growing up.

4:51

büyüyor.

Dilbilgisi

A whole new generation ... is slowly ... growing up yapısının ana iskeleti

Ana özne-fiil iskeleti a whole new generation ... is slowly growing up şeklindedir. Temel isim generation tekildir, bu nedenle is ile kullanılır. Önceki technology is converging bölümü, and ile bağlanan ayrı bir cümleciktir. that is going to change things ilgi cümleciği generation sözcüğünü niteler. Dolgu ifadesi you know, is slowly growing up yapısının arasına girer ancak dil bilgisel yapının parçası değildir. Uzun bir cümlede temel isim generation aklınızda kalsın ve onun ana fiili is ... growing up gelene kadar bekleyin.

Alıştırma

“A new teacher who knows the school well is, you know, joining us tomorrow,” cümlesinde ana özne-fiil iskeletini hangi seçenek gösterir?

  1. A new teacher ... is joining
  2. the school ... is joining
  3. who ... is joining
Cevabı göster

A new teacher ... is joining