Esnemek Neden Bulaşıcıdır?: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
777 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Michael Stevens insan ve hayvanların neden esnediğini; beyin soğutma, bulaşıcı esneme, empati ve türlere özgü davranışlar üzerinden inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “How come” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: neden sormaya yarayan bu konuşma sorusunu kullanın; ardından do ile devrik yapı değil, düz cümle dizimi gelir. 2. “for the birds.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “değersiz” anlamını ve muhabbet kuşu çalışmasından sonra birds sözcüğünü gerçek kuşlara döndüren kelime oyununu kavrayın. 3. “an ancient signal” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bilimsel bir fikrin, ortak hayatta kalma finaline götüren canlı bir metafora nasıl dönüştüğünü görün.

Bu derste

Hey,

0:05

Selam,

Vsauce Michael here

0:05

ben Vsauce'dan Michael

and today we are going to talk about yawning. Kalıp ifadeler

0:06

ve bugün esneme hakkında konuşacağız.

Kalıp ifadeler

are going to talk about: planlanan bir konuyu duyurmak

Bu açılışta are going to talk about, planlanmış bir konuyu duyurur: konuşmacı dinleyicilere sırada neyin ele alınacağını söyler. Buradaki going to fiziksel bir hareketi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp özne + be going to + talk about + konu biçimindedir. Be özneye göre değişir ve about konuşma konusunu tanıtır: We are going to talk about yawning.

Alıştırma

Cümleyi be going to + talk about ile tamamlayın ve be biçimini we öznesine uydurun: Today, we ____ renewable energy.

Cevabı göster

are going to talk about

Why do we yawn

0:10

Neden esneriz

and why is yawning contagious?

0:12

ve esneme neden bulaşıcıdır?

How come when I see someone yawn Dilbilgisi

0:14

Birinin esnediğini gördüğümde

or even think about it it makes me kind of want to yawn. Ton ve niyet

0:15

ya da bunu yalnızca düşündüğümde bile neden benim de esneyesim gelir?

Dilbilgisi

How come + özne + fiil

How come, gündelik İngilizce konuşmada why gibi bir neden sorar. Burada, birini esnerken görmenin veya esnemeyi düşünmenin neden esneme isteği oluşturduğuna dair merak ifade eder. How come sonrasında İngilizce normalde düz cümle sırasını korur: How come + özne + fiil. How come did she leave? yerine How come she left? denir. Başka durumlarda kullanılabilecek temel kalıp bu söz dizimidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir nedeni sormak için How come ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Why did she leave early?
  2. How come did she leave early?
  3. How come she left early?
Cevabı göster

How come she left early?

Ton ve niyet

Konuşma yumuşatıcısı olarak kind of

Bu cümlede kind of, want to ifadesini niteler. “Biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir; dolayısıyla konuşan kişi hafif ve tam olarak kesinleşmemiş bir esneme isteği duyar. Buradaki kind of, bir kategori ya da tür bildiren ifade değil, konuşmada kullanılan bir yumuşatıcıdır. Duygunun, görüşün veya iddianın gücünü azaltır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü konuşma yumuşatıcısıyla tamamlayın: I ____ want to stay, but I am not completely sure.

Cevabı göster

kind of

First things first, Deyimler

0:19

Önce,

definitions.

0:20

tanımları netleştirelim.

Deyimler

Öncelik bildiren giriş ifadesi olarak First things first

First things first, en önemli veya temel konunun diğer her şeyden önce ele alınması gerektiğini bildiren kalıplaşmış bir deyimdir. Örnekte, definitions konusunu sonraki tartışmanın önüne yerleştirerek açıklamadaki bilgileri düzenler. Sözcükler, “ilk şeylerin” ilk sırada olduğuna dair gerçek anlamlı bir ifade değildir. Deyim, söylemi başlatır ve ardından genellikle o andaki öncelik gelir.

Alıştırma

Cümleyi en yüksek önceliği bildiren üç sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, let's get everyone out of the building safely.

Cevabı göster

First things first

When you yawn,

0:22

Esnediğinizde

you inhale air

0:23

içinize hava çeker

and stretch your eardrums.

0:24

ve kulak zarlarınızı gerersiniz.

That's why your ears pop when you yawn. Anlatım akışı

0:26

Esnerken kulaklarınızın açılmasının sebebi budur.

Anlatım akışı

That's why + sonuç

Bu cümlede That's, daha önce verilen nedene, yani esnemenin kulak zarlarını germesine gönderme yapar. Ardından That's why sonucu, yani kulakların çıtlamasını bildirir. Bir açıklamayı onun sonucuna bağlamak için That's why + sonuç yapısını kullanın. Bu yapı bilgiyi önce neden, sonra sonuç olarak düzenler ve önceki bilgiyle olan bağlantıyı açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi sonuç bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Yawning stretches your eardrums. ____ your ears pop.

Cevabı göster

That's why

Now, if you yawn

0:29

Peki, esnerken

and at the same time

0:30

aynı anda

stretch your whole body,

0:31

tüm vücudunuzu da gererseniz,

that is called pandiculation. Kelime

0:33

buna pandikülasyon denir.

Kelime

pandiculation: esnerken tüm vücudu germek

pandiculation, esnerken bütün vücudu germenin resmi terimidir. Bu kelime iki hareketin birleşimini adlandırır; yalnızca sıradan bir esnemeyi veya tek başına gerinmeyi ifade etmez. Cümle önce hareketi bir if cümleciğinde açıklar, ardından that is called + terim yapısıyla adlandırır. Bu, bilimsel açıklamalarda bilinmeyen sözcükleri tanıtmak için kullanılan yaygın bir kalıptır.

Alıştırma

Hangi sahne pandiculation olarak doğru biçimde tanımlanabilir?

  1. Bir çocuk esner ama vücudunu hareketsiz tutar.
  2. Bir çocuk egzersizden sonra esnemeden bir bacağını gerer.
  3. Bir çocuk esnerken tüm vücudunu gerer.
Cevabı göster

Bir çocuk esnerken tüm vücudunu gerer.

A common misconception about yawning Anlatım akışı

0:36

Esnemeyle ilgili yaygın bir yanlış kanı,

is that people yawn when they need more air,

0:38

insanların daha fazla havaya,

more oxygen.

0:41

daha fazla oksijene ihtiyaç duyduklarında esnediğidir.

Anlatım akışı

A common misconception about X is that ... ile yaygın bir yanlış kanıyı tanıtmak

A common misconception about X is that ... kalıbı, birçok kişinin inandığı ancak konuşanın yanlış veya hatalı bulduğu bir düşünceyi tanıtır. Burada that yan cümlesi yanlış kanının içeriğini verir; konuşanın kendi sonucu olarak sunulmaz. Bu kalıp açıklamayı düzenler: about ifadesinden sonra konuyu belirtin, is that ifadesinden sonra yanlış inancı söyleyin ve ardından düzeltme ya da kanıt sunun.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: A common misconception about sharks is that they must keep swimming or die. Başlangıçtaki kalıp, that yan cümlesi hakkında ne anlatır?

  1. Yazarın önceden kanıtladığı bir gerçeği sunar.
  2. Yazarın yanlış bulduğu bir inancı sunar.
  3. Yazarın köpek balıklarının izlemesini istediği bir planı sunar.
Cevabı göster

Yazarın yanlış bulduğu bir inancı sunar.

But studies have shown Kalıp ifadeler

0:42

Ancak araştırmalar,

that no matter how much oxygen Dilbilgisi

0:43

kişinin etrafındaki havada ne kadar oksijen

is in the air around a person,

0:45

bulunursa bulunsun,

they won't yawn more or less frequently.

0:47

daha sık ya da daha seyrek esnemediğini göstermiştir.

Kalıp ifadeler

Studies have shown that ... ile araştırma kanıtı sunmak

Studies have shown, kişisel bir görüş yerine bir araştırma bulgusunu kanıt olarak sunar. Ardından genellikle bulguyu belirten bir that yan cümlesi gelir. Present perfect yapıdaki have shown, önceki araştırmaları şu anda hâlâ önemli olan sonuçlarla ilişkilendirir ve günümüze kadar biriken kanıtları özetleyebilir.

Alıştırma

Bugün hâlâ önemli olan, geçmişte yapılmış birkaç araştırmanın bulgularını özetliyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. One researcher will show that regular exercise can improve sleep.
  2. Studies have shown that regular exercise can improve sleep.
  3. The 2010 study showed that regular exercise improved sleep.
Cevabı göster

Studies have shown that regular exercise can improve sleep.

Dilbilgisi

no matter how much + sayılamayan isim

No matter how much bir ödünleme yan cümlesi başlatır: miktar değişebilir, ancak ana cümledeki sonuç değişmez. Burada bir soru sormaz. Yeniden kullanılabilen kalıp no matter how much + sayılamayan isim + yan cümlenin geri kalanıdır. Bu cümlede oxygen sayılamayan bir isimdir; dolayısıyla ifade oksijen miktarı ne olursa olsun anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi no matter ve sayılamayan water ismine uygun miktar sözcüğüyle tamamlayın: The plant will not grow faster, ____ water you give it.

Cevabı göster

no matter how much

And when people exercise

0:49

İnsanlar egzersiz yaptığında

and their bodies do in fact need more oxygen, Dilbilgisi

0:51

ve vücutları gerçekten daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğunda da

they don't yawn more often.

0:54

daha sık esnemezler.

Dilbilgisi

Vurgulu doğrulama için do in fact + fiilin yalın hâli

Bu olumlu yan cümlede do vurgu amaçlıdır: vücutların gerçekten daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğunu doğrular. Soru oluşturmaz ve ardından need fiilinin yalın hâli gelir. In fact bu doğrulamayı daha da güçlendirir. Konuşmacı önce egzersizin vücudun oksijen ihtiyacını artırdığı gerçeğini kabul eder, ardından esnemenin artmadığı yönündeki karşıt sonucu verir. Bu kalıp, şüphe duyulabilecek bir şeyi doğrulamak veya bir karşıtlık sunmadan önce bir noktayı kabul etmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz vurgulu ifadeyle tamamlayın: I may sound uncertain, but I ____ understand the plan.

Cevabı göster

do in fact

Instead, research has shown

0:56

Araştırmalar bunun yerine

that our first answer

0:58

ilk sorumuzun yanıtının

most likely lies in being cool. Deyimler

0:59

büyük olasılıkla serinlemekte yattığını gösteriyor.

Deyimler

The answer lies in being cool: lie in kalıbı ve cool sözcüğünün iki anlamı

the answer lies in + isim veya -ing biçimi kalıbında lies in, “...de bulunur”, “...e bağlıdır” ya da “...den kaynaklanır” anlamına gelir. Burada ilk cevabın being cool durumunda yattığı söylenir; lies, “yalan söyler” anlamında değildir. Bu bilimsel bağlamda being cool öncelikle daha düşük bir sıcaklıkta olmak demektir. cool ayrıca modaya uygun, etkileyici veya sosyal açıdan kendinden emin anlamlarına gelebildiği için ifade hafif bir şaka yaratır; ancak açıklamayı taşıyan anlam sıcaklıkla ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi lie in ifadesinin doğru iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The solution ____ checking the facts first.

Cevabı göster

lies in

When you are exhausted and tired,

1:03

Bitkin ve yorgun olduğunuzda,

deep brain temperatures increase.

1:07

beynin derin bölgelerindeki sıcaklık artar.

But your brain is like a computer. Anlatım akışı

1:10

Ama beyniniz bir bilgisayar gibidir.

Anlatım akışı

Your brain is like a computer: benzetme kurmak

Bu cümle, bir benzetme kurmak için X is like Y kalıbını kullanır: alışılmadık veya karmaşık bir konu olan beyin, tanıdık bir şey olan bilgisayar üzerinden açıklanır. But, konuşmacının önceki noktadan bu karşılaştırmaya geçtiğini gösterir. Karşılaştırma yalnızca ilgili ortak özelliği aktarır: bu bağlamda ikisi de uygun sıcaklık koşullarında en iyi şekilde çalışır. Beynin gerçekten bir bilgisayar olduğunu söylemez. Buradaki like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

“Your brain is like a computer” benzetmesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Beyin bilgisayar kullanmaktan hoşlanır.
  2. Beyin gerçek anlamda bir bilgisayar türüdür.
  3. Beyin ile bilgisayarın konuyla ilgili ortak bir benzerliği vardır.
Cevabı göster

Beyin ile bilgisayarın konuyla ilgili ortak bir benzerliği vardır.

It operates best at a very specific temperature.

1:12

En iyi, çok belirli bir sıcaklıkta çalışır.

And so yawning,

1:15

Dolayısıyla esnemek,

bringing all of this outside air in

1:16

tüm bu dış havayı

through your ears and your mouth,

1:18

kulaklarınızdan ve ağzınızdan içeri alarak

cools your facial blood

1:20

yüzünüzdeki kanı soğutur

and actually helps cool down your brain. Öbek fiiller

1:22

ve gerçekten beyninizin serinlemesine yardımcı olur.

Öbek fiiller

cool down: sıcaklığı düşürmek

Bu cümlede cool down, “beyni daha az sıcak hâle getirmek” veya “beynin sıcaklığını düşürmek” anlamına gelir. Helps sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: helps cool down your brain. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; aşağı doğru hareket yönünü göstermez. Genel olarak cool down, bir şeyin daha az sıcak hâle gelmesini ya da birinin veya bir şeyin başka bir şeyi daha az sıcak hâle getirmesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede cool down, örnektekiyle aynı fiziksel sıcaklık anlamında kullanılmıştır?

  1. The ball rolled down the hill.
  2. Cool down and stop shouting at me.
  3. Let the soup cool down before you taste it.
Cevabı göster

Let the soup cool down before you taste it.

This phenomenon is particularly easy to observe

1:25

Bu olguyu gözlemlemek özellikle kolaydır

when parakeets yawn.

1:29

muhabbet kuşları esnerken.

Researchers have found that parakeets only yawn

1:31

Araştırmacılar muhabbet kuşlarının yalnızca

within a very specific range of temperatures. Kalıp ifadeler

1:33

çok belirli bir sıcaklık aralığında esnediğini buldu.

Kalıp ifadeler

within a very specific range of temperatures: çok belirli bir sıcaklık aralığının içinde

Within a very specific range of temperatures, “dar biçimde sınırlandırılmış bir sıcaklık aralığının içinde” anlamına gelir. within + a/an + sıfat + range of + çoğul isim kalıbı, anlatılan koşula sınırlar koyar. Burada only kısıtlamayı güçlendirir: Muhabbet kuşları her sıcaklıkta değil, sıcaklık bu aralığın içine düştüğünde esner. Range, birbiriyle ilgisiz sıcaklıkları değil, alt ve üst sınırı olan tek bir aralığı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, cihazın yalnızca sıcaklık güvenli sınırlar içinde kaldığında çalıştığını açıkça belirtir?

  1. The device works within a safe range of temperatures.
  2. The device lists temperatures between tests.
  3. The device measures a range of temperatures.
Cevabı göster

The device works within a safe range of temperatures.

Too cold outside Dilbilgisi

1:35

Dışarısı fazla soğuksa

and yawning will cool the brain too much.

1:37

esnemek beyni gereğinden fazla soğutur.

Too hot

1:39

Fazla sıcaksa

and yawning will actually warm it up.

1:39

esnemek onu aslında ısıtır.

Dilbilgisi

Kısaltılmış koşullar olarak Too cold ... and ... / Too hot ... and ...

Her iki cümlede de Too + adjective, açıkça söylenmeyen bir koşulu belirtir; and sonrasındaki tümce ise sonucu verir. Too cold outside and ... yapısı If it is too cold outside, ... şeklinde açılabilir; Too hot and ... ise If it is too hot, ... anlamına gelir. Paralel çift, iki zıt koşulu yan yana karşılaştırır. Burada too yalnızca “çok” değil, “uygun olandan daha ...” demektir; warm it up içindeki it, the brain ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Bu kalıpta kullanılan bağlayıcıyla kısa koşul-sonuç cümlesini tamamlayın: Too windy ____ the paper will blow away.

Cevabı göster

and

Parakeets are perfect test subjects Kelime

1:42

Muhabbet kuşları kusursuz deney denekleridir

for this effect

1:44

bu etkiyi incelemek için,

because they yawn just like you and me

1:45

çünkü sizin ve benim gibi esnerler,

except they don't exhibit contagious yawning.

1:48

ancak bulaşıcı esneme göstermezler.

Kelime

Perfect test subjects: incelenen insanlar veya hayvanlar

Test subjects, araştırmacıların gözlemlediği, ölçtüğü veya üzerinde deney yaptığı insanlar ya da hayvanlardır. Teste tabi tutulan onlardır; araştırmacılar veya araştırmanın konusu değildirler. Buradaki perfect, “bu belirli test için son derece uygun” anlamındadır. Cümle, muhabbet kuşlarının ilgili özelliklerinin etkiyi incelemeyi kolaylaştırdığını söyler; kuşların kusursuz olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda test subjects bu cümlede ne anlama gelir? The test subjects were observed for three weeks.

  1. Bir müfredatta listelenen ders konuları
  2. Araştırmayı yürüten bilim insanları
  3. İncelenen insanlar veya hayvanlar
Cevabı göster

İncelenen insanlar veya hayvanlar

If you show a person a video

1:51

Bir kişiye

of other people yawning,

1:53

başkalarının esnediği bir video izletirseniz,

it's likely that the person watching

1:54

videoyu izleyen kişinin

will yawn his or herself. Kelime

1:56

esnemesi muhtemeldir.

Kelime

Cinsiyet kapsayıcı dönüşlülük ifadesi olarak his or herself

Burada his or herself, tekil isim olan the person ifadesine dönerek hem bir erkeği hem de bir kadını kapsamak amacıyla kullanılmıştır. Bütün ifade tek bir dönüşlülük yapısı olarak düşünülmüştür; his burada tek başına iyelik belirleyicisi değildir. Bu birleşik biçim günümüzde birçok konuşura tuhaf veya eski gelir. Bir kişinin cinsiyeti bilinmiyor ya da önemli değilse tekil they normalde themselves ile kullanılır: A person may find themselves yawning. Himself or herself kullanılabilir, ancak daha uzundur ve yalnızca iki cinsiyet seçeneği sunar.

Alıştırma

Günümüzde cinsiyet bakımından nötr İngilizcede en doğal cümle hangisidir?

  1. The viewer may find his or herself yawning.
  2. The viewer may find themselves yawning.
  3. The viewer may find theirselves yawning.
Cevabı göster

The viewer may find themselves yawning.

unless you put an ice pack on their forehead, Dilbilgisi

1:59

Tabii alnına bir buz torbası koyup

keeping their brain cooler. Dilbilgisi

2:03

beynini daha serin tutmadığınız sürece.

Dilbilgisi

‘... olmadıkça’ anlamındaki unless you put ...

Unless, beklenen sonucu durduracak veya değiştirecek koşulu belirtir. Bu cümlede kişinin esnemesi beklenir; alnına buz torbası konması bunun istisnasıdır. Olumlu bir cümlenin önündeki unless genellikle if ... not ile aynı anlama gelir: unless you put an ice pack, if you do not put an ice pack demektir. Böylece konuşan kişi önce genel sonucu, sonra da istisnayı söyler.

Alıştırma

Cümleyi ‘... olmadıkça’ anlamını veren tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: The outdoor class will continue ____ it starts to rain.

Cevabı göster

unless

Dilbilgisi

keeping their brain cooler: -ing öbeğiyle ifade edilen sonuç

Virgülden sonraki keeping their brain cooler, kişinin alnına buz torbası koymanın devam eden sonucunu veren bir -ing ortaç öbeğidir: bu eylem kişinin beyninin daha serin kalmasını sağlar. Keeping, çekimli başka bir ana fiil değildir ve beynin kendi kendisini serin tuttuğu anlamına gelmez. Örtük eyleyen, önceki buz torbası koyma eylemini yapan you'dur. Bir cümlenin ardından kullanılan virgül + -ing öbeği, önceki eylemin sonucunu veya ona eşlik eden durumu kısa biçimde ekleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The insulated bag blocks outside heat, ____ the drinks cooler for longer.

Cevabı göster

keeping

Seriously, the University of Albany

2:04

Gerçekten de Albany Üniversitesi,

has found that people

2:06

insanların

contagiously yawn less frequently

2:07

bulaşıcı biçimde daha seyrek esnediklerini tespit etti,

when they have ice packs on their head,

2:10

başlarında buz torbası varken.

which means that yawning to cool your brain

2:12

Bu da beyni serinletmek için esnemenin

isn't just for the birds. Deyimler

2:16

yalnızca kuşlara özgü olmadığını gösteriyor.

Deyimler

for the birds: kelime oyunu olarak kullanılan bir deyim

for the birds kalıp ifadesi genellikle 'değersiz, saçma veya ciddiye almaya değmez' anlamına gelir. Ancak bu cümle kuşlarla ilgili bir anlatımın ardından gelir ve isn't just for the birds der; bu nedenle 'yalnızca kuşlar için' şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlam da yeniden etkinleşir. Konuşmacının asıl anlatmak istediği, beyni soğutma yolu olarak esnemenin yalnızca kuşlarda değil, insanlarda da geçerli olabileceğidir. Bilinen deyim, eğlenceli ikinci bir anlam katıp kelime oyunu oluşturur; esnemenin değersiz olduğu söylenmez.

Alıştırma

Bu bağlamda isn't just for the birds ne anlama geliyor?

  1. Esnemek saçmadır ve hiçbir değeri yoktur.
  2. Esneyerek beyni soğutmak hem insanlarda hem de kuşlarda geçerli olabilir.
  3. Beynini soğutması gerekenler yalnızca kuşlardır.
Cevabı göster

Esneyerek beyni soğutmak hem insanlarda hem de kuşlarda geçerli olabilir.

Studies have shown that yawning

2:18

Araştırmalar esnemenin

also increases blood pressure,

2:20

kan basıncını da yükselttiğini,

stretches facial muscles,

2:22

yüz kaslarını gerdiğini

and increases focus.

2:24

ve odaklanmayı artırdığını gösteriyor.

When you pandiculate,

2:27

Pandikülasyon yaptığınızda

you stretch all of your muscles

2:29

tüm kaslarınızı gerersiniz

making them better ready

2:31

ve onları daha hazır hâle getirirsiniz,

to be used at any moment.

2:32

böylece her an kullanılabilirler.

So when it comes to a herd of prey animals, Notlar

2:34

Dolayısıyla av konumundaki bir hayvan sürüsü söz konusu olduğunda,

Kalıp ifadeler

when it comes to: bir konuyu tanıtmak

when it comes to, konuşmacının ele almak üzere olduğu belirli bir konuyu veya durumu tanıtır. Burada tartışmayı sürü hâlindeki av hayvanlarıyla sınırlar; comes fiziksel bir hareketi veya varışı anlatmaz. Yaygın yapı when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bir geçiş ifadesi olarak sonraki yorumu yalnızca about eklemekten daha açık biçimde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen konu tanıtma ifadesiyle tamamlayın: ____ planning family trips, my sister always checks the train times first.

Cevabı göster

When it comes to

Kelime

prey animals: yırtıcıların avladığı hayvanlar

Prey animals, başka hayvanların avlayıp yediği hayvanlardır. Bu cümlede ifade, yırtıcı ile av arasındaki ilişkinin savunmasız tarafını belirtir; bu da sürünün birlikte tetikte kalmasının neden yararlı olduğunu açıklar. Burada prey, animals sözcüğünün önüne gelerek hayvanları sınıflandıran bir isimdir; prey on içindeki fiil değildir. Genel bir kategori olarak prey çoğu zaman topluluk anlamı taşır ve normalde çoğul -s eki almaz.

Alıştırma

prey animals ifadesinde prey, hayvanlar hakkında ne anlatır?

  1. Diğer bütün hayvanları avlayıp yerler.
  2. Dinî bir istekte bulunurlar.
  3. Başka hayvanlar tarafından avlanıp yenirler.
Cevabı göster

Başka hayvanlar tarafından avlanıp yenirler.

contagious yawning makes sense

2:37

bulaşıcı esneme anlamlıdır,

because a herd that yawns together Anlatım akışı

2:40

çünkü birlikte esneyen bir sürü

stays alert together.

2:42

birlikte tetikte kalır.

Anlatım akışı

a herd that yawns together stays alert together ifadesinde together tekrarı

Burada a herd that yawns together öznedir, stays alert together ise yüklemdir. Her iki eylemden sonra together kullanılması dengeli ve paralel bir ritim yaratır; sürünün birlikte esnemesi ile birlikte tetikte kalması arasında bağlantı kurar. Bu tekrar, açıklamayı slogan benzeri ve akılda kalıcı bir sonuca dönüştürür. Teorinin mantığını özetler; kendi başına yerleşmiş bir atasözü veya bilimsel yasa değildir.

Alıştırma

İki grup eylemini birbirine bağlayan sözcüğü tekrarlayarak slogan benzeri özeti tamamlayın: A team that plans ____ succeeds ____.

Cevabı göster

together · together

Under this theory, Anlatım akışı

2:44

Bu teoriye göre,

yawning is advantageously contagious

2:45

esnemenin bulaşıcı olması avantajlıdır,

because that first animal to yawn

2:49

çünkü ilk esneyen hayvan

acts as a sort of reminder Kalıp ifadeler

2:51

bir tür hatırlatıcı görevi üstlenerek

to the rest of the herd

2:52

sürünün geri kalanına

to keep themselves ready and alert.

2:54

hazır ve tetikte kalmalarını söyler.

Anlatım akışı

Çerçeveleme ifadesi olarak Under this theory

Under this theory, ardından gelen iddianın tamamını çerçeveleyen ve cümlenin başına getirilen bir edat öbeğidir. Under burada fiziksel olarak ‘altında’ değil, ‘bir varsayımlar veya açıklama çerçevesi içinde’ anlamına gelir; this ise az önce belirtilen teoriye gönderme yapar. Bu ifade, iddianın kesinlik derecesini sınırlar: Söz konusu teori kabul edilirse açıklama anlamlıdır, ancak konuşmacı bunu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz. Bu nedenle dikkatli ve analitik anlatımda yararlıdır.

Alıştırma

Hangi başlangıç, teorinin kanıtlandığını söylemeden iddianın daha önce belirtilmiş bir teoriye bağlı olduğunu gösterir?

  1. This theory proves that the dog barks to warn the family.
  2. Under this theory, the dog barks to warn the family.
  3. In theory, the dog barks to warn the family.
Cevabı göster

Under this theory, the dog barks to warn the family.

Kalıp ifadeler

acts as a sort of reminder: bir tür hatırlatıcı görevi görmek

Act as + bir ad öbeği, “belirli bir işlevi ya da rolü yerine getirmek” demektir. Burada ilk esneme, sürüye hazır kalması gerektiğini hatırlatma etkisi yaratır; hayvan bilinçli olarak bir mesaj göndermemektedir. A sort of, reminder adlandırmasını yaklaşık hâle getirir. Konuşmacı, esnemenin etkisini bir hatırlatıcıya benzetir ancak bunun gerçek anlamda veya bilinçli biçimde bir hatırlatıcı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Nesnenin gerçek anlamda değil, yaklaşık olarak bir hatırlatıcı işlevi gördüğünü göstermek için hedef ifadeyi kullanın: The ribbon on my bag ____ to check my keys.

Cevabı göster

acts as a sort of reminder

But of course, when we say that yawning is contagious, Ton ve niyet

2:57

Ama elbette, esnemenin bulaşıcı olduğunu söylerken

we don't mean like a disease.

2:59

bir hastalık gibi bulaştığını kastetmiyoruz.

Ton ve niyet

When we say X, we don't mean Y: X dediğimizde Y'yi kastetmiyoruz

when we say X, we don't mean Y kalıbı önce bir ifadeyi belirtir, ardından olası bir yanlış anlamayı engeller. Bir sözcük veya iddiayla konuşmacının ne anlatmak istediğini, iddianın tamamını geri çekmeden açıklar. Burada contagious, birinin esnediğini görmenin başka bir esnemeyi tetikleyebileceği anlamına gelir. Like a disease, dışlanan gerçek anlamlı yorumu gösterir: bir hastalık veya mikrop bulaşması iddia edilmemektedir.

Alıştırma

Bu İngilizce cümlede açıklama kalıbını tamamlayın: ____ the app is smart, ____ that it thinks like a person.

Cevabı göster

When we say · we don't mean

Instead, it's a bit more closely related to empathy. Kalıp ifadeler

3:01

Aksine, empatiyle biraz daha yakından ilişkilidir.

Kalıp ifadeler

a bit more closely related to: biraz daha yakından ilişkili

Bu cümlede closely related to, önemli veya doğrudan bir biçimde bağlantılı olmak anlamına gelir. More closely bu bağlantının gücünü karşılaştırır, a bit ise karşılaştırmayı ölçülü hâle getirir: konuşan kişi bağın biraz daha yakın olduğunu söyler, kesin bir iddiada bulunmaz. Related to bir bağlantıyı anlatır. Caused by veya the same as anlamına gelmez. Bu yapı, iki düşüncenin, olayın veya özelliğin ne kadar güçlü biçimde bağlantılı olduğunu dikkatli bir şekilde karşılaştırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “biraz daha güçlü biçimde bağlantılı” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The second study is ____ our question than the first study.

Cevabı göster

a bit more closely related to

Sympathy is when you are concerned for others, Kelime

3:06

Sempati, başkaları için kaygı duymanız,

where you wish someone was better off. Deyimler

3:09

birinin durumunun daha iyi olmasını istemenizdir.

Deyimler

better off: daha elverişli bir durumda olmak

Bu cümlede better off, genel olarak “daha elverişli bir durumda” demektir. Birinin maddi durumu, sağlığı, güvenliği, rahatlığı ya da genel yaşam koşullarıyla ilgili olabilir; off kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve “kapalı” ya da “uzakta” anlamına gelmez. Yaygın kalıp be + better off şeklindedir. wish someone was better off yapısında konuşan kişi, o kişinin koşullarının iyileşmesini ister; wish ise bu iyileşmenin şu anki gerçeklikten farklı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Daha elverişli bir durumda olmak anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After moving closer to the hospital, her grandparents were much better ____.

Cevabı göster

off

Empathy is the ability to recognize and share

3:12

Empati, başkalarının hissettiği duyguları

the emotions that other people feel.

3:17

fark edip paylaşabilme yetisidir.

Kelime

Sympathy ve Empathy arasındaki fark

Burada sympathy, biri için kaygılanmak ve o kişinin durumunun daha iyi olmasını istemek anlamına gelir. Empathy ise başka birinin duygularını fark etmek ve bir bakıma bu duyguları onun bakış açısından paylaşmak veya anlamak demektir. Bu tanımlar pratik bir karşıtlık oluşturur: sympathy birinin yaşadığı şeyle ilgilenmeye, empathy ise o kişinin nasıl hissettiğini duygusal olarak anlamaya odaklanır. Bunlar bu açıklama için yararlı, basitleştirilmiş anlamlardır; günlük ve akademik kullanımlar birbiriyle örtüşebilir.

Alıştırma

Bir arkadaş, "I know how frightening that must feel because I have been through it too." diyor. Duyguyu fark edip paylaşmaya odaklanmasını en iyi hangi sözcük anlatır?

  1. Sympathy
  2. Empathy
  3. Agreement
Cevabı göster

Empathy

Emotional contagion is when Kelime

3:20

Duygusal bulaşma,

the emotions of people around you

3:22

etrafınızdaki insanların duygularının

influence the way you feel

3:24

sizin hislerinizi etkilemesidir

without you even having Dilbilgisi

3:25

hem de sizin

to separate yourselves from them,

3:26

kendinizi onlardan ayırmanıza bile gerek kalmadan;

Kelime

Emotional contagion: duyguların toplumsal olarak yayılması

Emotional contagion, duygunun bir kişi veya gruptan diğerine çoğu zaman otomatik olarak yayılmasıdır. Başkalarının yüz ifadelerini, ses tonunu veya davranışlarını görmek ya da duymak, kimse size açıkça öyle hissetmenizi söylemese bile duygularınızı değiştirebilir. Burada contagion mecazidir: herhangi bir hastalık bulaşmaz. Cümle, terimi tanıtmak için Emotional contagion is when ... yapısını kullanır ve ardından bu toplumsal süreci gündelik bir dille tanımlar.

Alıştırma

Çevrenizdeki insanlardan yayılan bir duyguyu anlatan iki sözcüklü İngilizce terimle cümleyi tamamlayın: When the crowd's excitement begins to change your own mood, that is ____.

Cevabı göster

emotional contagion

Dilbilgisi

without you even having to ...: sizin ... yapmanız bile gerekmeden

without you even having to ... yapısında without, gerekli olmayan bir eylemi anlatan çekimsiz bir -ing yan cümlesi başlatır. You, having to içindeki eylemin mantıksal öznesidir; having to ise bir şeyi yapmak zorunda olmak anlamına gelir. Even vurgu ekler: sonuç şaşırtıcı derecede az çabayla veya o koşul gerekli olmadan gerçekleşir. Without sonrasında you having to kullanılır; çekimli yapı olan you have to kullanılmaz.

Alıştırma

you, even, have ve to sözcüklerini hedef -ing yapısına yerleştirerek İngilizce cümleyi tamamlayın: The door opens automatically without ____ touch it.

Cevabı göster

you even having to

like when being around happy people

3:28

tıpkı mutlu insanların yanında olmanın

lifts your spirits Deyimler

3:30

moralinizi yükseltmesi

Deyimler

lift someone's spirits: birinin moralini yükseltmek

lift someone's spirits ifadesinde lift, özellikle morali bozuk bir kişinin daha mutlu, umutlu veya cesaretli hissetmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede mutlu insanların yanında olmak, ruh hâliniz üzerinde böyle olumlu bir etki yaratır. Spirits bu deyimde sabit olarak çoğul kullanılan bir isimdir ve hayaletleri ya da alkolü değil, kişinin duygusal durumunu anlatır. Your yerine kişiye uygun iyelik biçimini kullanın: my, his, her, our veya their spirits.

Alıştırma

lift, her ve spirits sözcüklerini doğru biçimde kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Yesterday, the good news ____ after a difficult week.

Cevabı göster

lifted her spirits

or how anger and fear can lead to mob mentality. Kelime

3:31

ya da öfke ve korkunun kitle psikolojisine yol açabilmesi gibi.

Kelime

mob mentality: bağımsız düşünmek yerine kalabalığı izlemek

Bu cümlede mob mentality, bir gruptaki insanların grubun duygularına kapılıp bağımsız düşünmek yerine grubun davranışlarını taklit etmesi anlamına gelir. Buradaki mob sözcüğünün mutlaka şiddet kullanan bir kalabalığı belirtmesi gerekmez. Temel fikir; öfke, korku, heyecan veya sosyal baskının gruba yayılıp bireysel muhakemeyi zayıflatabilmesidir.

Alıştırma

Hangi durum mob mentality için en iyi örnektir?

  1. Bir ekip dikkatli bir tartışmanın ardından farklı görevleri paylaştırır.
  2. Bir kişi karar vermeden önce çeşitli kaynakları sakince karşılaştırır.
  3. Korkmuş bir kalabalık birbirini taklit eder ve durumu bağımsız biçimde değerlendirmeyi bırakır.
Cevabı göster

Korkmuş bir kalabalık birbirini taklit eder ve durumu bağımsız biçimde değerlendirmeyi bırakır.

Now, children with autism

3:35

Şimdi, otizmli çocuklardan

who exhibit impaired social interaction

3:37

sosyal etkileşimde

and communication

3:40

ve iletişimde güçlük yaşayanlar,

yawn less frequently than other children

3:41

diğer çocuklara göre daha seyrek esnerler

when viewing videos of people yawning.

3:44

insanların esnediği videoları izlediklerinde.

So is yawning an emotional contagion

3:47

Peki esneme, duygusal bir bulaşma mı

or is it about empathy?

3:50

yoksa empatiyle mi ilgili?

Well, last year the University of Pisa found

3:52

Pisa Üniversitesi geçen yıl şunu buldu:

that yawn contagiousness is greatest with family

3:54

Esneme en çok aile içinde bulaşıyor,

and then friends

3:58

ardından arkadaşlar arasında,

and then acquaintances

4:00

sonra tanıdıklar arasında

and lastly strangers.

4:01

ve son olarak yabancılar arasında.

And a study at Leeds University

4:04

Leeds Üniversitesindeki bir araştırma da

brought in participants to take a test Öbek fiiller

4:06

katılımcıları bir teste girmeleri için çağırdı;

that measured how empathetic they were.

4:08

bu test ne kadar empatik olduklarını ölçüyordu.

Öbek fiiller

brought in: insanları katılmaları için davet etmek

Burada brought in, katılımcıların çalışmaya davet edildiği veya araştırma için toplandığı anlamına gelir. Temel olarak birini ya da bir şeyi fiziksel biçimde bir yerin içine taşımayı anlatmaz. Brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Başka durumlara aktarılabilen bring in + person kalıbında bir kuruluş, birinin katılmasını, çalışmasını veya yardım sağlamasını ayarlar: bring in participants, experts veya consultants.

Alıştırma

Derse ait, birini katılması veya yardım etmesi için davet etmek ya da ekibe almak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The project needed specialist advice, so the manager decided to ____ an outside consultant.

Cevabı göster

bring in

But before the test began,

4:11

Ancak test başlamadan önce,

amongst them was one person Dilbilgisi

4:12

aralarında bir kişi bulunuyordu;

who worked for the researchers

4:14

bu kişi araştırmacılar için çalışıyordu

Dilbilgisi

amongst them was one person ifadesindeki devrik yapı

amongst them was one person yapısında amongst them edat öbeği cümlenin başına taşınır. Ardından yan cümle, yeri önce veren bir devrik yapı kullanır: was, dil bilgisel öznesi olan one person ifadesinden önce gelir. Bu sözcük dizilişi dikkati bilinen grup olan them’den yeni ortaya çıkarılan bir kişiye yöneltir. Yapı one person was amongst them şeklinde anlaşılabilir; ancak önemli yeni bilgi olan kişi sona bırakılır.

Alıştırma

amongst them was one person yapısının doğru çözümlemesi hangisidir?

  1. one person, was fiilinin öznesidir ve öne alınan öbek, kişiyi açıklamadan önce grubu kurar.
  2. them, was fiilinin öznesidir ve one person onun nesnesidir.
  3. Sözcük dizilişi ifadeyi bir soruya dönüştürür.
Cevabı göster

one person, was fiilinin öznesidir ve öne alınan öbek, kişiyi açıklamadan önce grubu kurar.

and this person yawned every minute for 10 minutes.

4:16

ve 10 dakika boyunca her dakika esnedi.

Interestingly, the people

4:21

İlginç bir şekilde, bu kişilerden

who wound up scoring the highest Öbek fiiller

4:23

sonunda en yüksek puanı alanlar

on the empathy test

4:24

bunu empati testinde başarmıştı

were also the ones

4:26

ve aynı kişiler

who contagiously yawned along the most.

4:27

bulaşıcı biçimde en çok esneyenlerdi.

Öbek fiiller

Nihai sonuç için wound up + -ing

Buradaki wound up, wind up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyin sonunda gerçekleştiğini belirtir. Ardından scoring gelir; dolayısıyla wound up scoring, süreç sonunda ortaya çıkan sonucun scoring olduğunu ifade eder. Yapı, şimdiki zamanda veya yalın biçimde wind up + -ing, geçmiş zamanda ise wound up + -ing şeklindedir. Bu cümlede wound, yara veya yaralamak anlamındaki sözcük değildir.

Alıştırma

Cümleyi wind up fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After trying three routes, we ____ taking the train.

Cevabı göster

wound up

Let's talk more about animal yawning.

4:31

Hayvanların esnemesi hakkında biraz daha konuşalım.

What fascinates me so much Dilbilgisi

4:33

Beni bu kadar etkileyen şey,

is that animals across many species all yawn,

4:35

pek çok farklı türden hayvanın esnemesi,

but they do so for different reasons. Dilbilgisi

4:39

ama bunu farklı nedenlerle yapmasıdır.

Dilbilgisi

What fascinates me so much is that ... kalıbı

Burada What fascinates me so much, isim işlevi gören bir ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı “beni bu kadar büyüleyen şey” anlamına gelir ve özne görevindedir. What bu yan cümleyi başlatır; soru sormaz. Bağlayıcı fiil is, bu özneyi büyüleyici gerçeği belirten that yan cümlesine bağlar. What fascinates me so much is that ... kalıbı önce konuşanın tepkisini öne çıkarır, ardından temel gözlemi is that sonrasına yerleştirir.

Alıştırma

Vurgulanan başlangıcı kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: ____ bees can recognize complex patterns.

Cevabı göster

What fascinates me so much is that

Dilbilgisi

yawn yerine kullanılan do so

Bu cümlede do so, daha önce belirtilen yawn fiil öbeğinin yerini tutar. Bu nedenle animals all yawn, but they do so for different reasons, hayvanların aynı eylemi farklı nedenlerle yaptığı anlamına gelir. Do zaman ve özne uyumunu taşırken so, eylemin içeriğini bağlamdan alır. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz ve önceki eyleme yapılan gönderme açık hâle gelir.

Alıştırma

silence their phones ifadesini dersteki kısa ifadeyle değiştirin: The guide asks visitors to silence their phones, and those who ____ may stay for the talk.

Cevabı göster

do so

Animals like guinea pigs and some monkeys

4:41

Gine domuzları ve bazı maymunlar gibi hayvanlar

yawn to intimidate and show their sharp scary teeth.

4:43

gözdağı vermek ve keskin, korkutucu dişlerini göstermek için esner.

Some penguins yawn to attract mates Kalıp ifadeler

4:47

Bazı penguenler eş bulmak için esner

Kalıp ifadeler

to attract mates: amaç ve biyolojik anlam

Burada to attract mates, amaç bildiren bir to mastarıdır: Bazı penguenlerin neden esnediği sorusunu yanıtlar. Hayvan davranışlarıyla ilgili metinlerde attract mates, “potansiyel üreme eşlerinin dikkatini veya ilgisini çekmek” anlamına gelir. Bu bağlamda mates, arkadaşları değil, olası üreme eşlerini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “potansiyel üreme eşlerini çekmek için” anlamındaki tam amaç ifadesiyle tamamlayın: During breeding season, male frogs call ____.

Cevabı göster

to attract mates

and when snakes yawn,

4:50

ve yılanlar esnediğinde,

it seems to be about realigning their jaws Ton ve niyet

4:51

bunun amacı çenelerini yeniden hizalamak

and opening their tracheas to breathe better

4:53

ve daha iyi nefes almak için soluk borularını açmak gibi görünür

Ton ve niyet

it seems to be about: temkinli bir açıklama

Bu cümlede it, yılanların esnemesine gönderme yapar. Seems, açıklamanın kanıtlanmış bir gerçek değil, bir çıkarım olduğunu gösterir. Be about + isim veya -ing biçimi, “ilgili olmak, içermek ya da temel açıklaması olmak” anlamına gelir. Burada ilgili olduğu düşünülen etkinlikleri tanıtır: çenelerini yeniden hizalamak ve soluk borularını açmak. “Yaklaşık” anlamına gelmez ve be about to ile aynı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, nedenin kesin olduğunu söylemeden veya yakında gerçekleşecek bir eylemi anlatmadan, bir yazılım sorununun muhtemelen erişim izinleriyle ilgili olduğunu temkinli biçimde öne sürer?

  1. It is definitely caused by access permissions.
  2. It seems to be about to change the permissions.
  3. It seems to be about access permissions.
Cevabı göster

It seems to be about access permissions.

after a big body-disfiguring meal. Kelime

4:56

vücut şekillerini bozan kocaman bir yemekten sonra.

Kelime

Eğlenceli bileşik body-disfiguring

Burada body-disfiguring, bu durum için oluşturulmuş eğlenceli bir sıfattır ve vücudun görünen şeklini değiştiren anlamına gelir. Büyük öğün yılanın gövdesini şişkin gösterdiği için disfiguring kalıcı bir yaralanmayı veya tıbbi bir durumu değil, mizahi bir abartıyı ifade eder. Kısa çizgi body ile -ing biçimindeki disfiguring sözcüğünü birleştirir ve bileşiğin tamamı meal sözcüğünü niteler. Bu yapıda ilk isim, -ing eyleminden etkilenen şeyi belirtir: body-disfiguring, disfiguring the body anlamına gelir.

Alıştırma

Burada body-disfiguring için en uygun anlam hangisidir?

  1. Yılanın vücut şeklini mizahi biçimde değiştirecek kadar büyük bir öğün
  2. Alışılmadık vücut şekillerine sahip hayvanlardan yapılan bir öğün
  3. Ciddi ve kalıcı bir bedensel yaralanmaya neden olan bir öğün
Cevabı göster

Yılanın vücut şeklini mizahi biçimde değiştirecek kadar büyük bir öğün

Fish yawn more frequently

4:59

Balıklar daha sık esner

when water oxygen levels are low

5:01

sudaki oksijen seviyesi düşük olduğunda

or water heat levels are high.

5:04

ya da suyun sıcaklığı yüksek olduğunda.

So when you yawn,

5:07

Yani esnediğinizde,

you're participating in a behavior Dilbilgisi

5:08

bir davranış sergilersiniz;

shared across all kinds of animals,

5:10

her türden hayvanın paylaştığı bir davranış,

Dilbilgisi

a behavior shared across all kinds of animals: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

a behavior shared across all kinds of animals ifadesinde shared across all kinds of animals, behavior sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Edilgen ilgi cümleciği olan a behavior that is shared across all kinds of animals ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Behavior, paylaşılma fikrinden etkilenen öğedir; kendisi etkin biçimde bir şey paylaşmaz. Burada shared, birçok hayvan grubunda ortak olan anlamındadır. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı yapısı açıklamalarda yaygındır: a feature found in birds, a feature that is found in birds anlamına gelir.

Alıştırma

İlgi cümleciğini geçmiş zaman ortaç öbeğine dönüştürün: 'Echolocation is a skill that is found in several animal groups.' Tamamlayın: Echolocation is a skill ____.

Cevabı göster

found in several animal groups

but most likely you're yawning

5:12

ama büyük olasılıkla esnemeniz

for purposes unique to your species,

5:14

türünüze özgü amaçlara hizmet eder,

us humans.

5:16

yani biz insanlara özgü amaçlara.

And what's really cool

5:25

Asıl harika olansa

is that yawning is most likely an ancient signal Anlatım akışı

5:28

esnemenin büyük olasılıkla kadim bir sinyal olmasıdır;

telling the rest of us humans,

5:31

bu sinyal biz insanların geri kalanına şöyle der:

Anlatım akışı

Bilim anlatımında bir metafor olarak an ancient signal

Burada an ancient signal, karmaşık bir evrim düşüncesini basit bir görüntüye dönüştürür. Signal, esnemeyi diğer insanlara yararlı bilgi aktaran bir işaret gibi gösterirken ancient bu davranışı insanın evrim tarihinin çok uzak geçmişine yerleştirir. Bu ifade mecazidir: hiç kimse bilinçli olarak bir mesaj oluşturup göndermemiştir. Olası bir grup uyanıklığı veya hayatta kalma işlevini akılda kalıcı bir mesaj gibi sunarak açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede an ancient signal açıklama içinde ne yapıyor?

  1. Belirli bir antik uygarlıkta kaydedilmiş bir sinyali belirtir.
  2. Esnemeyi grup için evrimsel açıdan çok eski bir işaret olarak özetler.
  3. İlk insanların kasıtlı olarak sözlü bir mesaj icat ettiğini söyler.
Cevabı göster

Esnemeyi grup için evrimsel açıdan çok eski bir işaret olarak özetler.

let's do this. Ton ve niyet

5:33

Hadi, yapalım.

Let's survive.

5:34

Hayatta kalalım.

Ton ve niyet

Ortak bir harekete geçme çağrısı olarak “let's do this. Let's survive.”

Let's, birinci çoğul şahıs emir ve öneri yapısıdır: konuşanı da içerir ve dinleyiciyi ya da dinleyicileri aynı eyleme katılmaya çağırır. Burada Let's do this, hafif bir öneriden daha fazlasıdır. Kendinden emin bir harekete geçirme çağrısı gibi duyulur; Let's survive ise ortak hedefi acil bir tonla belirtir. İki kısa cümle, kadim sinyal için hayal edilmiş sözlerdir; esnemenin gerçekten ürettiği konuşma değildir. Let's tekrarlandığında sinyal kişileştirilir ve ivme, dayanışma ve ortak bağlılık oluşturulur.

Alıştırma

Ortak çağrıyı let us anlamındaki kısaltmayla tamamlayın: “____ survive.”

Cevabı göster

Let's

And as always, thanks for watching.

5:36

Ve her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.