Esnemek Neden Bulaşıcıdır?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Michael Stevens insan ve hayvanların neden esnediğini; beyin soğutma, bulaşıcı esneme, empati ve türlere özgü davranışlar üzerinden inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “How come” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: neden sormaya yarayan bu konuşma sorusunu kullanın; ardından do ile devrik yapı değil, düz cümle dizimi gelir. 2. “for the birds.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “değersiz” anlamını ve muhabbet kuşu çalışmasından sonra birds sözcüğünü gerçek kuşlara döndüren kelime oyununu kavrayın. 3. “an ancient signal” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bilimsel bir fikrin, ortak hayatta kalma finaline götüren canlı bir metafora nasıl dönüştüğünü görün.
Bu derste
and today we are going to talk about yawning. Kalıp ifadeler
0:06ve bugün esneme hakkında konuşacağız.
are going to talk about: planlanan bir konuyu duyurmak
Bu açılışta are going to talk about, planlanmış bir konuyu duyurur: konuşmacı dinleyicilere sırada neyin ele alınacağını söyler. Buradaki going to fiziksel bir hareketi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp özne + be going to + talk about + konu biçimindedir. Be özneye göre değişir ve about konuşma konusunu tanıtır: We are going to talk about yawning.
Alıştırma
Cümleyi be going to + talk about ile tamamlayın ve be biçimini we öznesine uydurun: Today, we ____ renewable energy.
Cevabı göster
are going to talk about
or even think about it it makes me kind of want to yawn. Ton ve niyet
0:15ya da bunu yalnızca düşündüğümde bile neden benim de esneyesim gelir?
How come + özne + fiil
How come, gündelik İngilizce konuşmada why gibi bir neden sorar. Burada, birini esnerken görmenin veya esnemeyi düşünmenin neden esneme isteği oluşturduğuna dair merak ifade eder. How come sonrasında İngilizce normalde düz cümle sırasını korur: How come + özne + fiil. How come did she leave? yerine How come she left? denir. Başka durumlarda kullanılabilecek temel kalıp bu söz dizimidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir nedeni sormak için How come ifadesini doğru kullanıyor?
- Why did she leave early?
- How come did she leave early?
- How come she left early?
Cevabı göster
How come she left early?
Konuşma yumuşatıcısı olarak kind of
Bu cümlede kind of, want to ifadesini niteler. “Biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir; dolayısıyla konuşan kişi hafif ve tam olarak kesinleşmemiş bir esneme isteği duyar. Buradaki kind of, bir kategori ya da tür bildiren ifade değil, konuşmada kullanılan bir yumuşatıcıdır. Duygunun, görüşün veya iddianın gücünü azaltır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü konuşma yumuşatıcısıyla tamamlayın: I ____ want to stay, but I am not completely sure.
Cevabı göster
kind of
Öncelik bildiren giriş ifadesi olarak First things first
First things first, en önemli veya temel konunun diğer her şeyden önce ele alınması gerektiğini bildiren kalıplaşmış bir deyimdir. Örnekte, definitions konusunu sonraki tartışmanın önüne yerleştirerek açıklamadaki bilgileri düzenler. Sözcükler, “ilk şeylerin” ilk sırada olduğuna dair gerçek anlamlı bir ifade değildir. Deyim, söylemi başlatır ve ardından genellikle o andaki öncelik gelir.
Alıştırma
Cümleyi en yüksek önceliği bildiren üç sözcüklü deyimle tamamlayın: ____, let's get everyone out of the building safely.
Cevabı göster
First things first
That's why your ears pop when you yawn. Anlatım akışı
0:26Esnerken kulaklarınızın açılmasının sebebi budur.
That's why + sonuç
Bu cümlede That's, daha önce verilen nedene, yani esnemenin kulak zarlarını germesine gönderme yapar. Ardından That's why sonucu, yani kulakların çıtlamasını bildirir. Bir açıklamayı onun sonucuna bağlamak için That's why + sonuç yapısını kullanın. Bu yapı bilgiyi önce neden, sonra sonuç olarak düzenler ve önceki bilgiyle olan bağlantıyı açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi sonuç bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Yawning stretches your eardrums. ____ your ears pop.
Cevabı göster
That's why
pandiculation: esnerken tüm vücudu germek
pandiculation, esnerken bütün vücudu germenin resmi terimidir. Bu kelime iki hareketin birleşimini adlandırır; yalnızca sıradan bir esnemeyi veya tek başına gerinmeyi ifade etmez. Cümle önce hareketi bir if cümleciğinde açıklar, ardından that is called + terim yapısıyla adlandırır. Bu, bilimsel açıklamalarda bilinmeyen sözcükleri tanıtmak için kullanılan yaygın bir kalıptır.
Alıştırma
Hangi sahne pandiculation olarak doğru biçimde tanımlanabilir?
- Bir çocuk esner ama vücudunu hareketsiz tutar.
- Bir çocuk egzersizden sonra esnemeden bir bacağını gerer.
- Bir çocuk esnerken tüm vücudunu gerer.
Cevabı göster
Bir çocuk esnerken tüm vücudunu gerer.
A common misconception about X is that ... ile yaygın bir yanlış kanıyı tanıtmak
A common misconception about X is that ... kalıbı, birçok kişinin inandığı ancak konuşanın yanlış veya hatalı bulduğu bir düşünceyi tanıtır. Burada that yan cümlesi yanlış kanının içeriğini verir; konuşanın kendi sonucu olarak sunulmaz. Bu kalıp açıklamayı düzenler: about ifadesinden sonra konuyu belirtin, is that ifadesinden sonra yanlış inancı söyleyin ve ardından düzeltme ya da kanıt sunun.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A common misconception about sharks is that they must keep swimming or die. Başlangıçtaki kalıp, that yan cümlesi hakkında ne anlatır?
- Yazarın önceden kanıtladığı bir gerçeği sunar.
- Yazarın yanlış bulduğu bir inancı sunar.
- Yazarın köpek balıklarının izlemesini istediği bir planı sunar.
Cevabı göster
Yazarın yanlış bulduğu bir inancı sunar.
Studies have shown that ... ile araştırma kanıtı sunmak
Studies have shown, kişisel bir görüş yerine bir araştırma bulgusunu kanıt olarak sunar. Ardından genellikle bulguyu belirten bir that yan cümlesi gelir. Present perfect yapıdaki have shown, önceki araştırmaları şu anda hâlâ önemli olan sonuçlarla ilişkilendirir ve günümüze kadar biriken kanıtları özetleyebilir.
Alıştırma
Bugün hâlâ önemli olan, geçmişte yapılmış birkaç araştırmanın bulgularını özetliyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- One researcher will show that regular exercise can improve sleep.
- Studies have shown that regular exercise can improve sleep.
- The 2010 study showed that regular exercise improved sleep.
Cevabı göster
Studies have shown that regular exercise can improve sleep.
no matter how much + sayılamayan isim
No matter how much bir ödünleme yan cümlesi başlatır: miktar değişebilir, ancak ana cümledeki sonuç değişmez. Burada bir soru sormaz. Yeniden kullanılabilen kalıp no matter how much + sayılamayan isim + yan cümlenin geri kalanıdır. Bu cümlede oxygen sayılamayan bir isimdir; dolayısıyla ifade oksijen miktarı ne olursa olsun anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi no matter ve sayılamayan water ismine uygun miktar sözcüğüyle tamamlayın: The plant will not grow faster, ____ water you give it.
Cevabı göster
no matter how much
and their bodies do in fact need more oxygen, Dilbilgisi
0:51ve vücutları gerçekten daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğunda da
Vurgulu doğrulama için do in fact + fiilin yalın hâli
Bu olumlu yan cümlede do vurgu amaçlıdır: vücutların gerçekten daha fazla oksijene ihtiyaç duyduğunu doğrular. Soru oluşturmaz ve ardından need fiilinin yalın hâli gelir. In fact bu doğrulamayı daha da güçlendirir. Konuşmacı önce egzersizin vücudun oksijen ihtiyacını artırdığı gerçeğini kabul eder, ardından esnemenin artmadığı yönündeki karşıt sonucu verir. Bu kalıp, şüphe duyulabilecek bir şeyi doğrulamak veya bir karşıtlık sunmadan önce bir noktayı kabul etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz vurgulu ifadeyle tamamlayın: I may sound uncertain, but I ____ understand the plan.
Cevabı göster
do in fact
The answer lies in being cool: lie in kalıbı ve cool sözcüğünün iki anlamı
the answer lies in + isim veya -ing biçimi kalıbında lies in, “...de bulunur”, “...e bağlıdır” ya da “...den kaynaklanır” anlamına gelir. Burada ilk cevabın being cool durumunda yattığı söylenir; lies, “yalan söyler” anlamında değildir. Bu bilimsel bağlamda being cool öncelikle daha düşük bir sıcaklıkta olmak demektir. cool ayrıca modaya uygun, etkileyici veya sosyal açıdan kendinden emin anlamlarına gelebildiği için ifade hafif bir şaka yaratır; ancak açıklamayı taşıyan anlam sıcaklıkla ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi lie in ifadesinin doğru iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The solution ____ checking the facts first.
Cevabı göster
lies in
Your brain is like a computer: benzetme kurmak
Bu cümle, bir benzetme kurmak için X is like Y kalıbını kullanır: alışılmadık veya karmaşık bir konu olan beyin, tanıdık bir şey olan bilgisayar üzerinden açıklanır. But, konuşmacının önceki noktadan bu karşılaştırmaya geçtiğini gösterir. Karşılaştırma yalnızca ilgili ortak özelliği aktarır: bu bağlamda ikisi de uygun sıcaklık koşullarında en iyi şekilde çalışır. Beynin gerçekten bir bilgisayar olduğunu söylemez. Buradaki like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
“Your brain is like a computer” benzetmesine en uygun yorum hangisidir?
- Beyin bilgisayar kullanmaktan hoşlanır.
- Beyin gerçek anlamda bir bilgisayar türüdür.
- Beyin ile bilgisayarın konuyla ilgili ortak bir benzerliği vardır.
Cevabı göster
Beyin ile bilgisayarın konuyla ilgili ortak bir benzerliği vardır.
and actually helps cool down your brain. Öbek fiiller
1:22ve gerçekten beyninizin serinlemesine yardımcı olur.
cool down: sıcaklığı düşürmek
Bu cümlede cool down, “beyni daha az sıcak hâle getirmek” veya “beynin sıcaklığını düşürmek” anlamına gelir. Helps sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: helps cool down your brain. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; aşağı doğru hareket yönünü göstermez. Genel olarak cool down, bir şeyin daha az sıcak hâle gelmesini ya da birinin veya bir şeyin başka bir şeyi daha az sıcak hâle getirmesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede cool down, örnektekiyle aynı fiziksel sıcaklık anlamında kullanılmıştır?
- The ball rolled down the hill.
- Cool down and stop shouting at me.
- Let the soup cool down before you taste it.
Cevabı göster
Let the soup cool down before you taste it.
within a very specific range of temperatures. Kalıp ifadeler
1:33çok belirli bir sıcaklık aralığında esnediğini buldu.
within a very specific range of temperatures: çok belirli bir sıcaklık aralığının içinde
Within a very specific range of temperatures, “dar biçimde sınırlandırılmış bir sıcaklık aralığının içinde” anlamına gelir. within + a/an + sıfat + range of + çoğul isim kalıbı, anlatılan koşula sınırlar koyar. Burada only kısıtlamayı güçlendirir: Muhabbet kuşları her sıcaklıkta değil, sıcaklık bu aralığın içine düştüğünde esner. Range, birbiriyle ilgisiz sıcaklıkları değil, alt ve üst sınırı olan tek bir aralığı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, cihazın yalnızca sıcaklık güvenli sınırlar içinde kaldığında çalıştığını açıkça belirtir?
- The device works within a safe range of temperatures.
- The device lists temperatures between tests.
- The device measures a range of temperatures.
Cevabı göster
The device works within a safe range of temperatures.
Kısaltılmış koşullar olarak Too cold ... and ... / Too hot ... and ...
Her iki cümlede de Too + adjective, açıkça söylenmeyen bir koşulu belirtir; and sonrasındaki tümce ise sonucu verir. Too cold outside and ... yapısı If it is too cold outside, ... şeklinde açılabilir; Too hot and ... ise If it is too hot, ... anlamına gelir. Paralel çift, iki zıt koşulu yan yana karşılaştırır. Burada too yalnızca “çok” değil, “uygun olandan daha ...” demektir; warm it up içindeki it, the brain ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Bu kalıpta kullanılan bağlayıcıyla kısa koşul-sonuç cümlesini tamamlayın: Too windy ____ the paper will blow away.
Cevabı göster
and
Perfect test subjects: incelenen insanlar veya hayvanlar
Test subjects, araştırmacıların gözlemlediği, ölçtüğü veya üzerinde deney yaptığı insanlar ya da hayvanlardır. Teste tabi tutulan onlardır; araştırmacılar veya araştırmanın konusu değildirler. Buradaki perfect, “bu belirli test için son derece uygun” anlamındadır. Cümle, muhabbet kuşlarının ilgili özelliklerinin etkiyi incelemeyi kolaylaştırdığını söyler; kuşların kusursuz olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda test subjects bu cümlede ne anlama gelir? The test subjects were observed for three weeks.
- Bir müfredatta listelenen ders konuları
- Araştırmayı yürüten bilim insanları
- İncelenen insanlar veya hayvanlar
Cevabı göster
İncelenen insanlar veya hayvanlar
Cinsiyet kapsayıcı dönüşlülük ifadesi olarak his or herself
Burada his or herself, tekil isim olan the person ifadesine dönerek hem bir erkeği hem de bir kadını kapsamak amacıyla kullanılmıştır. Bütün ifade tek bir dönüşlülük yapısı olarak düşünülmüştür; his burada tek başına iyelik belirleyicisi değildir. Bu birleşik biçim günümüzde birçok konuşura tuhaf veya eski gelir. Bir kişinin cinsiyeti bilinmiyor ya da önemli değilse tekil they normalde themselves ile kullanılır: A person may find themselves yawning. Himself or herself kullanılabilir, ancak daha uzundur ve yalnızca iki cinsiyet seçeneği sunar.
Alıştırma
Günümüzde cinsiyet bakımından nötr İngilizcede en doğal cümle hangisidir?
- The viewer may find his or herself yawning.
- The viewer may find themselves yawning.
- The viewer may find theirselves yawning.
Cevabı göster
The viewer may find themselves yawning.
‘... olmadıkça’ anlamındaki unless you put ...
Unless, beklenen sonucu durduracak veya değiştirecek koşulu belirtir. Bu cümlede kişinin esnemesi beklenir; alnına buz torbası konması bunun istisnasıdır. Olumlu bir cümlenin önündeki unless genellikle if ... not ile aynı anlama gelir: unless you put an ice pack, if you do not put an ice pack demektir. Böylece konuşan kişi önce genel sonucu, sonra da istisnayı söyler.
Alıştırma
Cümleyi ‘... olmadıkça’ anlamını veren tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: The outdoor class will continue ____ it starts to rain.
Cevabı göster
unless
keeping their brain cooler: -ing öbeğiyle ifade edilen sonuç
Virgülden sonraki keeping their brain cooler, kişinin alnına buz torbası koymanın devam eden sonucunu veren bir -ing ortaç öbeğidir: bu eylem kişinin beyninin daha serin kalmasını sağlar. Keeping, çekimli başka bir ana fiil değildir ve beynin kendi kendisini serin tuttuğu anlamına gelmez. Örtük eyleyen, önceki buz torbası koyma eylemini yapan you'dur. Bir cümlenin ardından kullanılan virgül + -ing öbeği, önceki eylemin sonucunu veya ona eşlik eden durumu kısa biçimde ekleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The insulated bag blocks outside heat, ____ the drinks cooler for longer.
Cevabı göster
keeping
for the birds: kelime oyunu olarak kullanılan bir deyim
for the birds kalıp ifadesi genellikle 'değersiz, saçma veya ciddiye almaya değmez' anlamına gelir. Ancak bu cümle kuşlarla ilgili bir anlatımın ardından gelir ve isn't just for the birds der; bu nedenle 'yalnızca kuşlar için' şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlam da yeniden etkinleşir. Konuşmacının asıl anlatmak istediği, beyni soğutma yolu olarak esnemenin yalnızca kuşlarda değil, insanlarda da geçerli olabileceğidir. Bilinen deyim, eğlenceli ikinci bir anlam katıp kelime oyunu oluşturur; esnemenin değersiz olduğu söylenmez.
Alıştırma
Bu bağlamda isn't just for the birds ne anlama geliyor?
- Esnemek saçmadır ve hiçbir değeri yoktur.
- Esneyerek beyni soğutmak hem insanlarda hem de kuşlarda geçerli olabilir.
- Beynini soğutması gerekenler yalnızca kuşlardır.
Cevabı göster
Esneyerek beyni soğutmak hem insanlarda hem de kuşlarda geçerli olabilir.
So when it comes to a herd of prey animals, Notlar
2:34Dolayısıyla av konumundaki bir hayvan sürüsü söz konusu olduğunda,
when it comes to: bir konuyu tanıtmak
when it comes to, konuşmacının ele almak üzere olduğu belirli bir konuyu veya durumu tanıtır. Burada tartışmayı sürü hâlindeki av hayvanlarıyla sınırlar; comes fiziksel bir hareketi veya varışı anlatmaz. Yaygın yapı when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bir geçiş ifadesi olarak sonraki yorumu yalnızca about eklemekten daha açık biçimde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen konu tanıtma ifadesiyle tamamlayın: ____ planning family trips, my sister always checks the train times first.
Cevabı göster
When it comes to
prey animals: yırtıcıların avladığı hayvanlar
Prey animals, başka hayvanların avlayıp yediği hayvanlardır. Bu cümlede ifade, yırtıcı ile av arasındaki ilişkinin savunmasız tarafını belirtir; bu da sürünün birlikte tetikte kalmasının neden yararlı olduğunu açıklar. Burada prey, animals sözcüğünün önüne gelerek hayvanları sınıflandıran bir isimdir; prey on içindeki fiil değildir. Genel bir kategori olarak prey çoğu zaman topluluk anlamı taşır ve normalde çoğul -s eki almaz.
Alıştırma
prey animals ifadesinde prey, hayvanlar hakkında ne anlatır?
- Diğer bütün hayvanları avlayıp yerler.
- Dinî bir istekte bulunurlar.
- Başka hayvanlar tarafından avlanıp yenirler.
Cevabı göster
Başka hayvanlar tarafından avlanıp yenirler.
a herd that yawns together stays alert together ifadesinde together tekrarı
Burada a herd that yawns together öznedir, stays alert together ise yüklemdir. Her iki eylemden sonra together kullanılması dengeli ve paralel bir ritim yaratır; sürünün birlikte esnemesi ile birlikte tetikte kalması arasında bağlantı kurar. Bu tekrar, açıklamayı slogan benzeri ve akılda kalıcı bir sonuca dönüştürür. Teorinin mantığını özetler; kendi başına yerleşmiş bir atasözü veya bilimsel yasa değildir.
Alıştırma
İki grup eylemini birbirine bağlayan sözcüğü tekrarlayarak slogan benzeri özeti tamamlayın: A team that plans ____ succeeds ____.
Cevabı göster
together · together
Çerçeveleme ifadesi olarak Under this theory
Under this theory, ardından gelen iddianın tamamını çerçeveleyen ve cümlenin başına getirilen bir edat öbeğidir. Under burada fiziksel olarak ‘altında’ değil, ‘bir varsayımlar veya açıklama çerçevesi içinde’ anlamına gelir; this ise az önce belirtilen teoriye gönderme yapar. Bu ifade, iddianın kesinlik derecesini sınırlar: Söz konusu teori kabul edilirse açıklama anlamlıdır, ancak konuşmacı bunu kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz. Bu nedenle dikkatli ve analitik anlatımda yararlıdır.
Alıştırma
Hangi başlangıç, teorinin kanıtlandığını söylemeden iddianın daha önce belirtilmiş bir teoriye bağlı olduğunu gösterir?
- This theory proves that the dog barks to warn the family.
- Under this theory, the dog barks to warn the family.
- In theory, the dog barks to warn the family.
Cevabı göster
Under this theory, the dog barks to warn the family.
acts as a sort of reminder: bir tür hatırlatıcı görevi görmek
Act as + bir ad öbeği, “belirli bir işlevi ya da rolü yerine getirmek” demektir. Burada ilk esneme, sürüye hazır kalması gerektiğini hatırlatma etkisi yaratır; hayvan bilinçli olarak bir mesaj göndermemektedir. A sort of, reminder adlandırmasını yaklaşık hâle getirir. Konuşmacı, esnemenin etkisini bir hatırlatıcıya benzetir ancak bunun gerçek anlamda veya bilinçli biçimde bir hatırlatıcı olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Nesnenin gerçek anlamda değil, yaklaşık olarak bir hatırlatıcı işlevi gördüğünü göstermek için hedef ifadeyi kullanın: The ribbon on my bag ____ to check my keys.
Cevabı göster
acts as a sort of reminder
But of course, when we say that yawning is contagious, Ton ve niyet
2:57Ama elbette, esnemenin bulaşıcı olduğunu söylerken
When we say X, we don't mean Y: X dediğimizde Y'yi kastetmiyoruz
when we say X, we don't mean Y kalıbı önce bir ifadeyi belirtir, ardından olası bir yanlış anlamayı engeller. Bir sözcük veya iddiayla konuşmacının ne anlatmak istediğini, iddianın tamamını geri çekmeden açıklar. Burada contagious, birinin esnediğini görmenin başka bir esnemeyi tetikleyebileceği anlamına gelir. Like a disease, dışlanan gerçek anlamlı yorumu gösterir: bir hastalık veya mikrop bulaşması iddia edilmemektedir.
Alıştırma
Bu İngilizce cümlede açıklama kalıbını tamamlayın: ____ the app is smart, ____ that it thinks like a person.
Cevabı göster
When we say · we don't mean
Instead, it's a bit more closely related to empathy. Kalıp ifadeler
3:01Aksine, empatiyle biraz daha yakından ilişkilidir.
a bit more closely related to: biraz daha yakından ilişkili
Bu cümlede closely related to, önemli veya doğrudan bir biçimde bağlantılı olmak anlamına gelir. More closely bu bağlantının gücünü karşılaştırır, a bit ise karşılaştırmayı ölçülü hâle getirir: konuşan kişi bağın biraz daha yakın olduğunu söyler, kesin bir iddiada bulunmaz. Related to bir bağlantıyı anlatır. Caused by veya the same as anlamına gelmez. Bu yapı, iki düşüncenin, olayın veya özelliğin ne kadar güçlü biçimde bağlantılı olduğunu dikkatli bir şekilde karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “biraz daha güçlü biçimde bağlantılı” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The second study is ____ our question than the first study.
Cevabı göster
a bit more closely related to
where you wish someone was better off. Deyimler
3:09birinin durumunun daha iyi olmasını istemenizdir.
better off: daha elverişli bir durumda olmak
Bu cümlede better off, genel olarak “daha elverişli bir durumda” demektir. Birinin maddi durumu, sağlığı, güvenliği, rahatlığı ya da genel yaşam koşullarıyla ilgili olabilir; off kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve “kapalı” ya da “uzakta” anlamına gelmez. Yaygın kalıp be + better off şeklindedir. wish someone was better off yapısında konuşan kişi, o kişinin koşullarının iyileşmesini ister; wish ise bu iyileşmenin şu anki gerçeklikten farklı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Daha elverişli bir durumda olmak anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: After moving closer to the hospital, her grandparents were much better ____.
Cevabı göster
off
Sympathy ve Empathy arasındaki fark
Burada sympathy, biri için kaygılanmak ve o kişinin durumunun daha iyi olmasını istemek anlamına gelir. Empathy ise başka birinin duygularını fark etmek ve bir bakıma bu duyguları onun bakış açısından paylaşmak veya anlamak demektir. Bu tanımlar pratik bir karşıtlık oluşturur: sympathy birinin yaşadığı şeyle ilgilenmeye, empathy ise o kişinin nasıl hissettiğini duygusal olarak anlamaya odaklanır. Bunlar bu açıklama için yararlı, basitleştirilmiş anlamlardır; günlük ve akademik kullanımlar birbiriyle örtüşebilir.
Alıştırma
Bir arkadaş, "I know how frightening that must feel because I have been through it too." diyor. Duyguyu fark edip paylaşmaya odaklanmasını en iyi hangi sözcük anlatır?
- Sympathy
- Empathy
- Agreement
Cevabı göster
Empathy
Emotional contagion: duyguların toplumsal olarak yayılması
Emotional contagion, duygunun bir kişi veya gruptan diğerine çoğu zaman otomatik olarak yayılmasıdır. Başkalarının yüz ifadelerini, ses tonunu veya davranışlarını görmek ya da duymak, kimse size açıkça öyle hissetmenizi söylemese bile duygularınızı değiştirebilir. Burada contagion mecazidir: herhangi bir hastalık bulaşmaz. Cümle, terimi tanıtmak için Emotional contagion is when ... yapısını kullanır ve ardından bu toplumsal süreci gündelik bir dille tanımlar.
Alıştırma
Çevrenizdeki insanlardan yayılan bir duyguyu anlatan iki sözcüklü İngilizce terimle cümleyi tamamlayın: When the crowd's excitement begins to change your own mood, that is ____.
Cevabı göster
emotional contagion
without you even having to ...: sizin ... yapmanız bile gerekmeden
without you even having to ... yapısında without, gerekli olmayan bir eylemi anlatan çekimsiz bir -ing yan cümlesi başlatır. You, having to içindeki eylemin mantıksal öznesidir; having to ise bir şeyi yapmak zorunda olmak anlamına gelir. Even vurgu ekler: sonuç şaşırtıcı derecede az çabayla veya o koşul gerekli olmadan gerçekleşir. Without sonrasında you having to kullanılır; çekimli yapı olan you have to kullanılmaz.
Alıştırma
you, even, have ve to sözcüklerini hedef -ing yapısına yerleştirerek İngilizce cümleyi tamamlayın: The door opens automatically without ____ touch it.
Cevabı göster
you even having to
lift someone's spirits: birinin moralini yükseltmek
lift someone's spirits ifadesinde lift, özellikle morali bozuk bir kişinin daha mutlu, umutlu veya cesaretli hissetmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede mutlu insanların yanında olmak, ruh hâliniz üzerinde böyle olumlu bir etki yaratır. Spirits bu deyimde sabit olarak çoğul kullanılan bir isimdir ve hayaletleri ya da alkolü değil, kişinin duygusal durumunu anlatır. Your yerine kişiye uygun iyelik biçimini kullanın: my, his, her, our veya their spirits.
Alıştırma
lift, her ve spirits sözcüklerini doğru biçimde kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Yesterday, the good news ____ after a difficult week.
Cevabı göster
lifted her spirits
or how anger and fear can lead to mob mentality. Kelime
3:31ya da öfke ve korkunun kitle psikolojisine yol açabilmesi gibi.
mob mentality: bağımsız düşünmek yerine kalabalığı izlemek
Bu cümlede mob mentality, bir gruptaki insanların grubun duygularına kapılıp bağımsız düşünmek yerine grubun davranışlarını taklit etmesi anlamına gelir. Buradaki mob sözcüğünün mutlaka şiddet kullanan bir kalabalığı belirtmesi gerekmez. Temel fikir; öfke, korku, heyecan veya sosyal baskının gruba yayılıp bireysel muhakemeyi zayıflatabilmesidir.
Alıştırma
Hangi durum mob mentality için en iyi örnektir?
- Bir ekip dikkatli bir tartışmanın ardından farklı görevleri paylaştırır.
- Bir kişi karar vermeden önce çeşitli kaynakları sakince karşılaştırır.
- Korkmuş bir kalabalık birbirini taklit eder ve durumu bağımsız biçimde değerlendirmeyi bırakır.
Cevabı göster
Korkmuş bir kalabalık birbirini taklit eder ve durumu bağımsız biçimde değerlendirmeyi bırakır.
brought in participants to take a test Öbek fiiller
4:06katılımcıları bir teste girmeleri için çağırdı;
brought in: insanları katılmaları için davet etmek
Burada brought in, katılımcıların çalışmaya davet edildiği veya araştırma için toplandığı anlamına gelir. Temel olarak birini ya da bir şeyi fiziksel biçimde bir yerin içine taşımayı anlatmaz. Brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Başka durumlara aktarılabilen bring in + person kalıbında bir kuruluş, birinin katılmasını, çalışmasını veya yardım sağlamasını ayarlar: bring in participants, experts veya consultants.
Alıştırma
Derse ait, birini katılması veya yardım etmesi için davet etmek ya da ekibe almak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The project needed specialist advice, so the manager decided to ____ an outside consultant.
Cevabı göster
bring in
amongst them was one person ifadesindeki devrik yapı
amongst them was one person yapısında amongst them edat öbeği cümlenin başına taşınır. Ardından yan cümle, yeri önce veren bir devrik yapı kullanır: was, dil bilgisel öznesi olan one person ifadesinden önce gelir. Bu sözcük dizilişi dikkati bilinen grup olan them’den yeni ortaya çıkarılan bir kişiye yöneltir. Yapı one person was amongst them şeklinde anlaşılabilir; ancak önemli yeni bilgi olan kişi sona bırakılır.
Alıştırma
amongst them was one person yapısının doğru çözümlemesi hangisidir?
- one person, was fiilinin öznesidir ve öne alınan öbek, kişiyi açıklamadan önce grubu kurar.
- them, was fiilinin öznesidir ve one person onun nesnesidir.
- Sözcük dizilişi ifadeyi bir soruya dönüştürür.
Cevabı göster
one person, was fiilinin öznesidir ve öne alınan öbek, kişiyi açıklamadan önce grubu kurar.
Nihai sonuç için wound up + -ing
Buradaki wound up, wind up öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyin sonunda gerçekleştiğini belirtir. Ardından scoring gelir; dolayısıyla wound up scoring, süreç sonunda ortaya çıkan sonucun scoring olduğunu ifade eder. Yapı, şimdiki zamanda veya yalın biçimde wind up + -ing, geçmiş zamanda ise wound up + -ing şeklindedir. Bu cümlede wound, yara veya yaralamak anlamındaki sözcük değildir.
Alıştırma
Cümleyi wind up fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After trying three routes, we ____ taking the train.
Cevabı göster
wound up
What fascinates me so much is that ... kalıbı
Burada What fascinates me so much, isim işlevi gören bir ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı “beni bu kadar büyüleyen şey” anlamına gelir ve özne görevindedir. What bu yan cümleyi başlatır; soru sormaz. Bağlayıcı fiil is, bu özneyi büyüleyici gerçeği belirten that yan cümlesine bağlar. What fascinates me so much is that ... kalıbı önce konuşanın tepkisini öne çıkarır, ardından temel gözlemi is that sonrasına yerleştirir.
Alıştırma
Vurgulanan başlangıcı kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: ____ bees can recognize complex patterns.
Cevabı göster
What fascinates me so much is that
yawn yerine kullanılan do so
Bu cümlede do so, daha önce belirtilen yawn fiil öbeğinin yerini tutar. Bu nedenle animals all yawn, but they do so for different reasons, hayvanların aynı eylemi farklı nedenlerle yaptığı anlamına gelir. Do zaman ve özne uyumunu taşırken so, eylemin içeriğini bağlamdan alır. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz ve önceki eyleme yapılan gönderme açık hâle gelir.
Alıştırma
silence their phones ifadesini dersteki kısa ifadeyle değiştirin: The guide asks visitors to silence their phones, and those who ____ may stay for the talk.
Cevabı göster
do so
yawn to intimidate and show their sharp scary teeth.
4:43gözdağı vermek ve keskin, korkutucu dişlerini göstermek için esner.
to attract mates: amaç ve biyolojik anlam
Burada to attract mates, amaç bildiren bir to mastarıdır: Bazı penguenlerin neden esnediği sorusunu yanıtlar. Hayvan davranışlarıyla ilgili metinlerde attract mates, “potansiyel üreme eşlerinin dikkatini veya ilgisini çekmek” anlamına gelir. Bu bağlamda mates, arkadaşları değil, olası üreme eşlerini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “potansiyel üreme eşlerini çekmek için” anlamındaki tam amaç ifadesiyle tamamlayın: During breeding season, male frogs call ____.
Cevabı göster
to attract mates
it seems to be about realigning their jaws Ton ve niyet
4:51bunun amacı çenelerini yeniden hizalamak
and opening their tracheas to breathe better
4:53ve daha iyi nefes almak için soluk borularını açmak gibi görünür
it seems to be about: temkinli bir açıklama
Bu cümlede it, yılanların esnemesine gönderme yapar. Seems, açıklamanın kanıtlanmış bir gerçek değil, bir çıkarım olduğunu gösterir. Be about + isim veya -ing biçimi, “ilgili olmak, içermek ya da temel açıklaması olmak” anlamına gelir. Burada ilgili olduğu düşünülen etkinlikleri tanıtır: çenelerini yeniden hizalamak ve soluk borularını açmak. “Yaklaşık” anlamına gelmez ve be about to ile aynı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, nedenin kesin olduğunu söylemeden veya yakında gerçekleşecek bir eylemi anlatmadan, bir yazılım sorununun muhtemelen erişim izinleriyle ilgili olduğunu temkinli biçimde öne sürer?
- It is definitely caused by access permissions.
- It seems to be about to change the permissions.
- It seems to be about access permissions.
Cevabı göster
It seems to be about access permissions.
Eğlenceli bileşik body-disfiguring
Burada body-disfiguring, bu durum için oluşturulmuş eğlenceli bir sıfattır ve vücudun görünen şeklini değiştiren anlamına gelir. Büyük öğün yılanın gövdesini şişkin gösterdiği için disfiguring kalıcı bir yaralanmayı veya tıbbi bir durumu değil, mizahi bir abartıyı ifade eder. Kısa çizgi body ile -ing biçimindeki disfiguring sözcüğünü birleştirir ve bileşiğin tamamı meal sözcüğünü niteler. Bu yapıda ilk isim, -ing eyleminden etkilenen şeyi belirtir: body-disfiguring, disfiguring the body anlamına gelir.
Alıştırma
Burada body-disfiguring için en uygun anlam hangisidir?
- Yılanın vücut şeklini mizahi biçimde değiştirecek kadar büyük bir öğün
- Alışılmadık vücut şekillerine sahip hayvanlardan yapılan bir öğün
- Ciddi ve kalıcı bir bedensel yaralanmaya neden olan bir öğün
Cevabı göster
Yılanın vücut şeklini mizahi biçimde değiştirecek kadar büyük bir öğün
a behavior shared across all kinds of animals: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
a behavior shared across all kinds of animals ifadesinde shared across all kinds of animals, behavior sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Edilgen ilgi cümleciği olan a behavior that is shared across all kinds of animals ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Behavior, paylaşılma fikrinden etkilenen öğedir; kendisi etkin biçimde bir şey paylaşmaz. Burada shared, birçok hayvan grubunda ortak olan anlamındadır. Bu kısa isim + geçmiş zaman ortacı yapısı açıklamalarda yaygındır: a feature found in birds, a feature that is found in birds anlamına gelir.
Alıştırma
İlgi cümleciğini geçmiş zaman ortaç öbeğine dönüştürün: 'Echolocation is a skill that is found in several animal groups.' Tamamlayın: Echolocation is a skill ____.
Cevabı göster
found in several animal groups
is that yawning is most likely an ancient signal Anlatım akışı
5:28esnemenin büyük olasılıkla kadim bir sinyal olmasıdır;
Bilim anlatımında bir metafor olarak an ancient signal
Burada an ancient signal, karmaşık bir evrim düşüncesini basit bir görüntüye dönüştürür. Signal, esnemeyi diğer insanlara yararlı bilgi aktaran bir işaret gibi gösterirken ancient bu davranışı insanın evrim tarihinin çok uzak geçmişine yerleştirir. Bu ifade mecazidir: hiç kimse bilinçli olarak bir mesaj oluşturup göndermemiştir. Olası bir grup uyanıklığı veya hayatta kalma işlevini akılda kalıcı bir mesaj gibi sunarak açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede an ancient signal açıklama içinde ne yapıyor?
- Belirli bir antik uygarlıkta kaydedilmiş bir sinyali belirtir.
- Esnemeyi grup için evrimsel açıdan çok eski bir işaret olarak özetler.
- İlk insanların kasıtlı olarak sözlü bir mesaj icat ettiğini söyler.
Cevabı göster
Esnemeyi grup için evrimsel açıdan çok eski bir işaret olarak özetler.
Ortak bir harekete geçme çağrısı olarak “let's do this. Let's survive.”
Let's, birinci çoğul şahıs emir ve öneri yapısıdır: konuşanı da içerir ve dinleyiciyi ya da dinleyicileri aynı eyleme katılmaya çağırır. Burada Let's do this, hafif bir öneriden daha fazlasıdır. Kendinden emin bir harekete geçirme çağrısı gibi duyulur; Let's survive ise ortak hedefi acil bir tonla belirtir. İki kısa cümle, kadim sinyal için hayal edilmiş sözlerdir; esnemenin gerçekten ürettiği konuşma değildir. Let's tekrarlandığında sinyal kişileştirilir ve ivme, dayanışma ve ortak bağlılık oluşturulur.
Alıştırma
Ortak çağrıyı let us anlamındaki kısaltmayla tamamlayın: “____ survive.”
Cevabı göster
Let's