Sandığınız Kişi Değilsiniz: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
581 kelime 188 kel/dk

Video özeti: Video, mikrobiyomun sindirim, bağışıklık, stres ve tokluk üzerindeki etkilerini beslenme ve antibiyotiklerle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Bileşimi anlatmak için “is made up of” öbek fiilini kullanın; bunu make up fiilinin “uydurmak” anlamından ayırın. 2. “it's been found that” ifadesini bilimsel söylem ve retorikte sonucu, araştırmacıdan daha çok öne çıkaran kişisiz edilgen yapı olarak tanıyın. 3. “microscopic life partners” ile “they'll take care of you.” mecazlarının mikropları kişileştirip karşılıklı ilişkiyi akılda kalıcı kıldığını görün; mikroplara insan niyeti yüklemeyin.

Bu derste

Your body is made up of many things, Öbek fiiller

0:00

Vücudunuzu oluşturan pek çok şey vardır,

Öbek fiiller

is made up of: bir bütünün yapısını anlatmak

Burada is made up of, “...den oluşmak” veya “...i parçaları olarak içermek” anlamına gelir. Bütün olan Your body ile onu oluşturan birçok şeyi birbirine bağlar. Kalıp whole + be made up of + parts şeklindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştir: A team is made up of players; the old team was made up of ten players.

Alıştırma

Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: A week ____ seven days.

Cevabı göster

is made up of

like this cell,

0:02

örneğin bu hücre,

an integral building block of what makes you, Notlar

0:03

sizi siz yapan bütünün ayrılmaz bir yapı taşı,

well, you.

0:05

kısacası, sizi siz yapan şey.

Deyimler

temel parça anlamında building block

Bu cümlede building block, daha büyük bir şeyi oluşturmaya yardımcı olan temel bir parça için kullanılan bir benzetmedir. Hücre bir oyuncak blok değildir; insanı oluşturmaya yardımcı olan vazgeçilmez temel parçalardan biridir. Bu ifade fikirler, beceriler veya sistemler için de kullanılabilir: tek bir temel öğeye building block, birden fazlasına building blocks denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede building block, daha büyük bir şeyin temel parçası anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The tall building blocked the sun.
  2. Letters are the building blocks of words.
  3. He put a wooden building block in the box.
Cevabı göster

Letters are the building blocks of words.

Anlatım akışı

what makes you, well, you: tekrarla ifade edilen kimlik

what makes you ... you yapısında ilk you, makes fiilinin nesnesidir: şekillendirilen veya tanımlanan kişiyi gösterir. Son you ise nesne tamamlayıcısıdır; ikinci bir kişiyi değil, senin kendine özgü kimliğini ifade eder. Araya giren well, konuşmacının ana fikri yeniden söylemesinden önce konuşma diline özgü bir duraklama yaratır. Tekrar, düşünceyi “birine kimliğini kazandıran şeyler” biçiminde düzenlediği için gereksiz değil, amaçlıdır.

Alıştırma

what makes you, well, you ifadesinde son you hangi görevi üstlenir?

  1. Aynı eylemden etkilenen ikinci bir kişiyi belirtir.
  2. İlk you sözcüğünün kimliğini veya temel karakterini açıklar.
  3. Eylemi yapan öznenin yerine geçer.
Cevabı göster

İlk you sözcüğünün kimliğini veya temel karakterini açıklar.

Except that for every single cell in your body, Dilbilgisi

0:06

Ama vücudunuzdaki her bir hücreye karşılık,

there are roughly 10 more microscopic organisms

0:09

yaklaşık 10 mikroskobik organizma daha vardır

Dilbilgisi

for every X, there are roughly Y more: yaklaşık oran anlatımı

for every X, there are Y kalıbı bir oran ilişkisi kurar. For every single cell bir hücreyi referans birimi yapar; there are roughly 10 more microscopic organisms ise buna karşılık gelen tahmini sayıyı verir. Roughly, sayının yaklaşık olduğunu belirtir. Buradaki more, “referans alınan o bir hücreye ek olarak” anlamındadır; daha önce belirtilen iki toplamı karşılaştırmaz.

Alıştırma

Cümleyi For every X, there are Y oran kalıbıyla tamamlayın: “____ senior nurse on this shift, ____ roughly two trainees.”

Cevabı göster

For every · there are

that are essential to your life. Kalıp ifadeler

0:12

ve bunlar yaşamınız için vazgeçilmezdir.

Kalıp ifadeler

essential to + isim veya zamir

Essential to, bir şeyin bir kişi, nesne, sistem veya sonuç için kesinlikle gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede mikroorganizmalar yalnızca yararlı değil, yaşamınız için gereklidir. Yapı essential to + isim veya zamirdir: essential to life, essential to the system, essential to us. Buradaki to, gerekli olan şey ile ona bağlı olan unsuru birbirine bağlayan bir edattır.

Alıştırma

Hangi cümle essential to ifadesini kullanarak bir şeyin belirli bir unsurun gerekli parçası olduğunu söyler?

  1. Trust is essential to a strong friendship.
  2. Trust is separate from every friendship.
  3. Trust is a kind of friendship.
Cevabı göster

Trust is essential to a strong friendship.

Seriously,

0:13

Cidden,

there's a unique collage of 100 trillion microorganisms living on and in you right now, Deyimler

0:14

şu anda içinizde ve üzerinizde 100 trilyon mikroorganizmadan oluşan eşsiz bir topluluk yaşıyor,

Deyimler

Çeşitli bir karışımın benzetmesi olarak collage of

Collage sözcüğü gerçek anlamda farklı malzemelerin birleştirilmesiyle yapılan bir resmi ifade eder. Burada a collage of bir benzetmedir: çok sayıdaki mikroorganizma türü, her insanın üzerinde ve içinde çeşitli unsurlardan oluşan tek bir karışım meydana getirir. a collage of + çoğul isim veya liste yapısı çeşitliliği ve farklı parçaların bir bütün oluşturma biçimini vurgular. Unique ise her kişinin karışımının farklı olduğunu ekler.

Alıştırma

Hangi cümlede a collage of, fiziksel bir sanat eseri yerine çeşitli unsurların karışımını anlatır?

  1. The documentary is a collage of interviews, home videos, and news reports.
  2. The cabinet holds a collection of identical forms.
  3. The wall displays a collage of family photos.
Cevabı göster

The documentary is a collage of interviews, home videos, and news reports.

which you've picked up through your mouth, ears, and other access points throughout your life, Notlar

0:20

bu mikroorganizmaları yaşamınız boyunca ağzınız, kulaklarınız ve diğer giriş noktalarından edindiniz,

Öbek fiiller

picked up: tesadüfen edinme

Burada picked up, “bilinçli olarak aramadan edinmek veya temas etmek” anlamına gelir. Nesne microorganisms sözcüğüdür ve cümlede bunun yerini which alır; throughout your life ifadesi bunun zaman içinde yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. pick up’ın bu anlamı alışkanlıklar, ifadeler, bilgiler ve enfeksiyonlar gibi gayriresmî biçimde veya tesadüfen edinilen şeyler için de kullanılır. Buradaki anlam fiziksel olarak “kaldırmak” ya da “birini almaya gitmek” değildir.

Alıştırma

“Maruz kalma yoluyla gayriresmî olarak edindim” anlamındaki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: I ____ a little Italian by talking with my neighbors.

Cevabı göster

picked up

Deyimler

access points: vücuda giriş yolları

Bu cümlede access points, mikroorganizmaların vücuda girebildiği yerleri anlatan bir benzetmedir. Ağız ve kulaklar buna örnek olarak verilir. Burada kablosuz ağ ekipmanı anlamına gelmez. access adı points sözcüğünü niteler ve daha uzun olan “giriş veya erişim noktaları” düşüncesini kısaltır. Açıklayıcı metinler, bedeni giriş ve çıkış yolları olan bir yapı gibi anlatmak için sistem veya tesis dilini bu şekilde ödünç alır.

Alıştırma

Örnekte access points neyi ifade ediyor?

  1. İnternet bağlantısı sağlayan kablosuz cihazlar
  2. İnsanların tıbbi ekipman aldığı yerler
  3. Mikroorganizmaların vücuda girebildiği yerler
Cevabı göster

Mikroorganizmaların vücuda girebildiği yerler

meaning what you consider you

0:24

yani “siz” sandığınız şey,

is only a tiny fraction of the things that truly make you up. Kalıp ifadeler

0:27

sizi gerçekten oluşturan şeylerin yalnızca küçücük bir kısmıdır.

Kalıp ifadeler

“a tiny fraction of”: bir bütünün çok küçük bir parçası

Bu cümlede “a tiny fraction of”, daha büyük bir bütünün çok küçük bir parçası veya oranı anlamına gelir. “Fraction” burada günlük dildeki “parça” anlamındadır; matematiksel bir işlem yapma talebi değildir. Kalıp a tiny fraction of + bütün veya grup şeklindedir. Burada genellikle “siz” olarak düşündüğünüz şeyin, sizi gerçekten oluşturan her şey içinde çok az bir yer tuttuğunu vurgular.

Alıştırma

“Bütünün çok küçük bir parçası” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Only ____ the city's water comes from this well.

Cevabı göster

a tiny fraction of

We call this the microbiome, Dilbilgisi

0:30

Buna mikrobiyom diyoruz,

Dilbilgisi

“call this the microbiome”: call + nesne + ad ile adlandırma

Burada call, “telefon etmek” değil, “ad vermek” veya “olarak adlandırmak” anlamındadır. call this the microbiome ifadesinde this nesnedir; the microbiome ise nesneye adını veren nesne tamamlayıcısıdır. Aktarılabilir kalıp call + nesne + ad veya etiket şeklindedir. Bir terimi tanımlarken ya da bir şeyin hangi adla bilindiğini söylerken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir terimi tanıtmak için call + nesne + ad yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We call this protective layer as a biofilm.
  2. This protective layer calls a biofilm.
  3. We call this protective layer a biofilm.
Cevabı göster

We call this protective layer a biofilm.

and these little critters contain around 22 million genes of their own DNA, Kelime

0:32

ve bu küçük canlıların kendi DNA'larında yaklaşık 22 milyon gen bulunuyor,

Kelime

little critters: küçük canlılar için gündelik bir ifade

Bu cümlede little critters, söz edilen mikroorganizmaları genel ve kesin olmayan bir biçimde ifade eder. Critter, küçük bir hayvan ya da başka bir canlı için kullanılan samimi ve gündelik bir sözcüktür; burada kesin bir biyolojik grubu belirtmez. Bu ifade, bilimsel açıklamayı daha hafif ve anlaşılır kılar. Popüler bilim içeriğinde bununla karşılaştığınızda critters sözcüğünün belirli bir türün adı olduğunu düşünmek yerine bağlamdan hangi canlıların kastedildiğini belirleyin.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Resmî bir bilimsel raporda little critters, mikroorganizmalar için kesin bir teknik terimdir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

which not only allow them to survive, Dilbilgisi

0:37

bu genler yalnızca hayatta kalmalarını sağlamakla kalmıyor,

but control hundreds of processes in your body.

0:38

vücudunuzdaki yüzlerce süreci de kontrol ediyor.

Dilbilgisi

paralel eylemler ve ikinci noktayı vurgulamak için not only ... but ...

İlgi zamiri which, genes sözcüğüne gönderme yapar. İlgi cümleciğinin içinde not only ... but ..., aynı özneye sahip iki fiil öbeğini bağlar: allow them to survive ve control hundreds of processes in your body. İlk fiil allow + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır: allow them to survive. İkinci fiil control, allow ile paraleldir; bu nedenle önceki to'lu mastarın içinde değildir. Bu kalıp bir bilgiyi ekler ve ardından ikinci bilgiyi ayrıca vurgular.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but kalıbıyla tamamlayın: This app ____ helps you study, ____ also tracks your progress.

Cevabı göster

not only · but

They help digest your food, Dilbilgisi

0:42

Yediklerinizi sindirmenize yardımcı oluyorlar,

Dilbilgisi

help + fiilin yalın hâli: help digest

help digest ifadesinde help'ten sonra to kullanılmadan doğrudan fiilin yalın hâli digest gelir. help + fiilin yalın hâli kalıbı, “bir eylemin veya sürecin gerçekleşmesini kolaylaştırmak” anlamına gelir. Burada mikroorganizmalar sindirimi kolaylaştırır. help'ten sonra to + fiilin yalın hâli de gelebilir; bu nedenle help to digest de dilbilgisi açısından doğrudur. to kullanılmayan biçim daha özlüdür ve bir şeyin ne işe yaradığını açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Parantezdeki fiil öbeğini kısa help + fiilin yalın hâli kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: These enzymes help ____ lactose. (break down)

Cevabı göster

break down

they keep your immune system healthy, Dilbilgisi

0:43

bağışıklık sisteminizi sağlıklı tutuyorlar,

Dilbilgisi

keep + nesne + sıfat: keep your immune system healthy

keep + nesne + sıfat yapısı, nesnenin sıfatla belirtilen durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. keep your immune system healthy ifadesinde your immune system nesnedir ve healthy onun devam eden durumunu açıklar. Bu yapıda odak, nesnenin yeni bir eylem yapması değil, bir durumun zaman içinde korunmasıdır.

Alıştırma

keep + nesne + sıfat kalıbını tamamlamak için your tablet ve safe sözcüklerini kullanın: This case will keep ____.

Cevabı göster

your tablet safe

and they even regulate hunger and make you feel full. Dilbilgisi

0:45

hatta açlığı düzenleyip kendinizi tok hissetmenizi sağlıyorlar.

Dilbilgisi

make you feel full: make ile ettirgen yapı

make you feel full ifadesinde make ettirgen anlam taşır: make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin o kişide bir tepki veya his oluşturduğunu anlatır. make sözcüğünden sonra to feel değil, feel kullanılır. Burada feel, you ile full sıfatını birbirine bağlar. Full, “yeterince yediği için artık aç olmayan, tok” anlamındadır; “tamamlanmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi feel fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: A healthy snack can make you ____ full for longer.

Cevabı göster

feel

Feeling stressed? Ton ve niyet

0:48

Stresli misiniz?

Ton ve niyet

Feeling stressed?: kısaltılmış soru

Feeling stressed? kısaltılmış bir sorudur. Tam biçimi Are you feeling stressed? şeklindedir. Bağlamdan sorunun dinleyiciye yöneltildiği açık olduğu için Are you sözcükleri çıkarılmıştır. Dinleyicinin şu anda veya bu dönemde hissettiği bir durumu sorar. Açılış sözü olarak kullanıldığında dikkati hızla çeker; konuşanın I feel stressed dediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi tam soru Feeling stressed? ile aynı anlama gelir?

  1. Are you feeling stressed?
  2. Am I feeling stressed?
  3. Were you feeling stressed?
Cevabı göster

Are you feeling stressed?

They produce chemicals for that too.

0:49

Bunun için de kimyasallar üretiyorlar.

In fact, Anlatım akışı

0:50

Aslında,

mice raised in sterile environments, Dilbilgisi

0:51

steril ortamlarda yetiştirilen,

Dilbilgisi

mice raised in sterile environments: kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği

Raised in sterile environments, mice sözcüğünden sonra gelir ve hangi farelerin kastedildiğini açıklar. Fareler eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: birisi onları bu ortamlarda yetiştirmiştir. Bu ifade, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. mice that were raised in sterile environments şeklinde genişletilebilir. Raised bu niteleyici yapının parçası olduğu için uzun cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

İlgi cümleciğini geçmiş zaman ortacıyla kısaltın: The plants that were grown indoors need less water. The plants ____ need less water.

Cevabı göster

grown indoors

which don't pick up these microorganisms,

0:53

dolayısıyla bu mikroorganizmaları edinmeyen fareler,

are less effective at responding to stress stimuli than normal mice. Dilbilgisi

0:55

stres uyaranlarına normal fareler kadar etkili tepki veremiyor.

Anlatım akışı

Destekleyici kanıt belirteci olarak In fact,

In fact, okuyucuya sıradaki ifadenin daha önce söylenenlerle bağlantılı, belirli veya somut bir gerçek olduğunu gösterir. Yeni bilginin önceki düşünceyi güçlendirdiğini belirterek açıklamanın akışını düzenler. Burada fare araştırması, mikroorganizmalar ile stres tepkileri hakkında kanıt sunar. In fact her zaman bir anlaşmazlık belirtmez; bu cümlede olduğu gibi bir iddiayı desteklemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu parçada In fact ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın emin olmadığını gösterir.
  2. Önceki düşünceyi destekleyen bir gerçek sunar.
  3. Konuyu ilgisiz bir düşünceye değiştirir.
Cevabı göster

Önceki düşünceyi destekleyen bir gerçek sunar.

Dilbilgisi

less effective at doing ... than ... karşılaştırması

less effective at doing X than Y kalıbı performansı doğrudan karşılaştırır. effective at ifadesinden sonra ölçülen işi belirten bir isim-fiil, yani -ing biçimi gelir; less ... than ise ilk grubun bu işi karşılaştırılan gruptan daha az başarılı yaptığını belirtir. Burada are, daha önce geçen çoğul özneyle uyumludur. normal mice, than ifadesinden sonraki karşılaştırma unsurudur; yani than bir zaman cümleciği başlatmaz.

Alıştırma

Karşılaştırmayı hedef yapıyla tamamlayın: In our test, the paper towel absorbed less water, so it was ____ soaking up spills ____ the cloth towel.

Cevabı göster

less effective at · than

Ever heard of a poop transplant? Ton ve niyet

0:59

Hiç dışkı nakli diye bir şey duydunuz mu?

Ton ve niyet

Gündelik bir tanıdıklık sorusu olarak Ever heard of ...?

Ever heard of ...?, Have you ever heard of ...? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. Atlanan sözcükler konuşma içinde anlaşılır. Soru, dinleyicinin bir kişinin, şeyin veya fikrin varlığını bilip bilmediğini sorar; onun çıkardığı sesi duyup duymadığını sormaz. Konuşanlar bu soruyu şaşırtıcı veya bilinmeyen bir konuyu tanıtmadan önce ilgi çekici bir giriş olarak sıkça kullanır. Yes, I have veya No, I haven't gibi kısa bir yanıttan sonra daha ayrıntılı açıklama gelebilir.

Alıştırma

“Ever heard of a poop transplant?” cümlesinde heard of temelde neyi soruyor?

  1. Dinleyicinin bir sesi net biçimde duyup duymadığını
  2. Dinleyicinin onu denemek isteyip istemediğini
  3. Dinleyicinin onun var olduğunu bilip bilmediğini
Cevabı göster

Dinleyicinin onun var olduğunu bilip bilmediğini

It's a real thing. Ton ve niyet

1:01

Gerçekten böyle bir şey var.

Ton ve niyet

It's a real thing. — Gerçekten var

Bu konuşma cümlesinde it, daha önce konuşulmakta olan şaşırtıcı uygulamaya gönderme yapar. It's a real thing. bu uygulamanın gerçekten var olduğunu ve şaka, söylenti ya da uydurma olmadığını doğrular. Buradaki thing bilinçli olarak geniş anlamlıdır: yalnızca fiziksel bir nesneyi değil, bir uygulamayı, eğilimi, durumu, olayı veya başka bir olguyu da anlatabilir. Cümlenin tamamı çoğu zaman kuşkuyu önceden karşılar ya da doğrudan kuşkuya cevap verir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız su altı hokeyinin var olduğundan şüphe ediyor. Dersteki ifadeyle cevabı tamamlayın: “No, really—____.”

Cevabı göster

It's a real thing

Some diseases are actually caused by a microbiome which lacks diversity, Notlar

1:02

Bazı hastalıklara aslında çeşitlilikten yoksun bir mikrobiyom neden olur,

Dilbilgisi

are actually caused by — aslında … nedeniyle oluşur

Edilgen be caused by kalıbı önce sonucu sunar, ardından by sözcüğünden sonra nedenini belirtir. Bu cümlede some diseases dilbilgisel öznedir ve mikrobiyom neden olarak sunulur. Şimdiki zamanda çoğul özneyle be, are biçimini alır. Actually, yardımcı fiil are ile geçmiş zaman ortacı caused arasında yer alır. Nedene ilişkin iddianın bir varsayımı düzelttiğini veya şaşırtıcı gelebileceğini gösterir; temel neden-sonuç ilişkisini değiştirmez.

Alıştırma

Güvenlik raporunu hedef kalıbın geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “The power failure ____ a damaged cable.”

Cevabı göster

was actually caused by

Kalıp ifadeler

lacks diversity: çeşitlilikten yoksun olmak

lacks diversity ifadesinde lack, bir şeyden yeterince bulunmaması anlamına gelen geçişli bir fiildir. Diversity bu fiilin doğrudan nesnesidir; dolayısıyla ifade, mikrobiyomda yeterince geniş bir mikroorganizma çeşitliliği bulunmadığını anlatır. Üyeleri veya kaynakları birbirine fazla benzeyen bir ekosistemi, grubu, örneklemi ya da kümeyi anlatmak için özne + lack/lacks + diversity kalıbını kullanabilirsiniz. Lack fiil olarak kullanıldığında arkasına of gelmez; of, a lack of diversity isim öbeğinde yer alır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sample ____ because almost every participant is from the same age group.

Cevabı göster

lacks diversity

making the individual susceptible to infections. Dilbilgisi

1:06

bu da kişiyi enfeksiyonlara açık hâle getirir.

Dilbilgisi

making ... susceptible to infections: birini enfeksiyonlara yatkın hâle getirmek

Virgül + making yan cümlesi, önceki durumun tamamının sonucunu sunar: çeşitliliği düşük mikrobiyom bireyin enfeksiyon kapma olasılığını artırır. Making, hastalıkların kelimenin gerçek anlamıyla bir insan ürettiğini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp tam cümlecik, making + nesne + tümleç biçimindedir. Burada nesne the individual, sonuçta oluşan durumu anlatan sıfat öbeği ise susceptible to infections ifadesidir; susceptible to, bir şeyden kolayca etkilenmek veya zarar görmek anlamına gelir.

Alıştırma

İkinci bölümü ilk cümleciğin tamamının sonucu olarak sunan biçimi seçin: The lab discarded several samples, ____ the final dataset less representative.

  1. making
  2. makes
  3. to make
  4. made
Cevabı göster

making

And it's been found that transplanting the cultures from a healthy person's poop to a sick person's gut Anlatım akışı

1:09

Sağlıklı bir kişinin dışkısından alınan mikrop kültürleri hasta bir kişinin bağırsağına nakledildiğinde,

can treat these diseases more effectively than any antibiotics. Dilbilgisi

1:14

bu hastalıkların herhangi bir antibiyotikten daha etkili biçimde tedavi edilebildiği görüldü.

Anlatım akışı

it's been found that: araştırmacıyı öne çıkarmayan bir araştırma bulgusu

it's been found that yapısında it's, it is değil it has anlamındadır. It biçimsel bir öznedir; asıl bilgi, yani araştırmacıların keşfettiği sonuç, that yan cümlesinde yer alır. Has been found, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Araştırmacıların adını vermeden sonucu bugün de geçerli bir araştırma kanıtı olarak sunar; böylece keşfi yapan kişilerden çok bulgu öne çıkar. Buradaki found, keşfetmek anlamındaki find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; kurmak anlamındaki found fiili değildir.

Alıştırma

Cümleyi present perfect zamanda kişisiz edilgen bildirim kalıbıyla tamamlayın: ____ regular sleep improves children's concentration.

Cevabı göster

It's been found that

Dilbilgisi

more effectively than any antibiotics: bir eylemin ne kadar etkili olduğunu karşılaştırmak

can treat these diseases more effectively ifadesinde effectively, treat fiilini niteleyen bir zarftır ve tedavinin ne kadar iyi sonuç verdiğini belirtir. More effectively karşılaştırma biçimini oluşturur, than ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Any antibiotics, bu ölçütü iddiayla ilgili tüm antibiyotiklere genişletir. Karşılaştırılan şey bir hastalıkla bir ilaç değil, hastalıkları tedavi etme yollarıdır; ifade, more effectively than antibiotics can treat them sözünün eksiltili biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi effectively zarfının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This filter removes smoke ____ any cloth mask we tested.

Cevabı göster

more effectively than

Scientists have even found that when obese mice are transplanted with the microbiome of lean mice,

1:18

Bilim insanları, obez farelere zayıf farelerin mikrobiyomu nakledildiğinde,

they astonishingly lose weight much more effectively

1:22

şaşırtıcı biçimde çok daha kolay kilo verdiklerini bile keşfetti,

even when their diet is kept the same. Dilbilgisi

1:25

üstelik beslenme düzenleri aynı tutulduğunda bile.

Dilbilgisi

even when their diet is kept the same: beslenme düzenleri aynı tutulduğunda bile

Even when ödünleyici bir koşul sunar: beslenme düzeni aynı kalmıştır, ancak fareler yine de daha etkili biçimde kilo vermiştir. Even, normalde bu koşulun sonucu engellemesinin veya zayıflatmasının beklenebileceği anlamını ekler. Buradaki when koşulu veya arka planı verir; zamanla ilgili bir soru sormaz. Is kept, 'aynı şekilde sürdürülür' anlamındaki edilgen bir yapıdır. Bu nedenle odak, beslenme düzenini kimin kontrol ettiği değil, düzenin değişmemesidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki kelimelik ödünleyici bağlaçla tamamlayın: The backup system stayed online ____ the main network failed.

Cevabı göster

even when

These organisms are so significant and so much a part of you Dilbilgisi

1:27

Bu organizmalar o kadar önemli ve sizin o kadar büyük bir parçanız ki

that in the future,

1:31

gelecekte,

doctors may actually diagnose your microbiome instead of you. Kalıp ifadeler

1:32

doktorlar sizi değil, mikrobiyomunuzu teşhis edebilir.

Dilbilgisi

so significant and so much a part of you that: o kadar önemli ve sizin o kadar büyük bir parçanız ki

So ... that kalıbı yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar: organizmalar o kadar önemlidir ve insanla o kadar bütünleşmiştir ki doktorlar bir gün doğrudan kişiyi değil, mikrobiyomu teşhis edebilir. Buradaki that sonuç yan cümlesini başlatır; ilgi zamiri değildir. İki so öbeği—so significant ve so much a part of you—birbirine paraleldir; and bunları bağlar ve ardından ikisinin paylaştığı tek bir that sonuç cümlesi gelir. So sözcüğünün tekrarlanması iki özelliğe eşit vurgu verir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat veya derece öbeği + that + sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Derece-sonuç kalıbını üç kısa sözcükle tamamlayın: The hall was ____ large and ____ well lit ____ everyone could read the signs easily.

Cevabı göster

so · so · that

Kalıp ifadeler

instead of: Yerine geçme ilişkisini belirtmek

Bu cümlede instead of, kişiyi elenen veya yerine başka bir şey konan teşhis nesnesi olarak gösterir: hayal edilen seçim, sizi teşhis etmek yerine mikrobiyomunuzu teşhis etmektir. Temel yapı A instead of B biçimindedir; B, seçilmeyen seçenek, nesne veya eylemdir. instead of sonrasında bir isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: instead of you, instead of coffee, instead of driving.

Alıştırma

Yerine başka bir eylem seçilen eylemi tanıtan iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We took the train ____ flying.

Cevabı göster

instead of

But here's the crazy part. Anlatım akışı

1:35

Ama işin asıl çılgın yanı şu.

Anlatım akışı

But here's the crazy part: Şaşırtıcı noktayı önceden haber vermek

Burada But, önceki açıklamadan bir dönüşü işaret ederken here's the crazy part sıradaki noktanın şaşırtıcı vurgu olacağını önceden haber verir. Cümle, vurgulanan bilgiyi henüz sunmaz; dinleyicilere bundan sonra gelecek bilgiyi nasıl düzenlemeleri gerektiğini gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp But here's the + sıfat + part şeklindedir. Bu gündelik kullanımda crazy, akıl hastalığı olan değil, çok şaşırtıcı veya inanılması güç anlamına gelir.

Alıştırma

Konuşmacı birkaç sorunu açıkladıktan sonra beklenmedik bir avantajı tanıtmak istiyor. Bu dönüşü en iyi hangi cümle işaret eder?

  1. First, the technician checked the screen.
  2. But here's the good part: the repair is free.
  3. The repair was completed yesterday.
Cevabı göster

But here's the good part: the repair is free.

Even though your own cells represent a small proportion of you, Notlar

1:37

Kendi hücreleriniz sizin yalnızca küçük bir bölümünüzü oluştursa da,

Kalıp ifadeler

a small proportion of: bütünün küçük bir payını anlatma

A small proportion of, daha büyük bir bütünün küçük bir payı anlamına gelir. Proportion, bir şeyin fiziksel olarak ne kadar küçük olduğunu değil, bütünün ne kadarını oluşturduğunu anlatır. Yapı a small proportion of + isim veya zamir şeklindedir. Örnekte hücreler, “seni” oluşturan her şeyle karşılaştırılır.

Alıştırma

Raporu “bütünün küçük bir payı” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The report shows that ____ visitors arrive before 8 a.m.

Cevabı göster

a small proportion of

you can actually change the other 90%.

1:40

diğer %90'ı gerçekten değiştirebilirsiniz.

Dilbilgisi

Even though: gerçek bir durumu kabul ederek karşıt sonuç verme

Even though, farklı bir sonuç beklemene yol açabilecek bir gerçeği belirtir. Burada kişinin kendi hücrelerinin küçük bir pay oluşturduğu gerçek kabul edilir, ancak bu durum ana cümlede anlatılan olasılığı ortadan kaldırmaz. Yapı Even though + yan cümle, ana cümle şeklindedir. “Gerçek şu olmasına rağmen...” anlamı verir ve iki cümle arasındaki karşıtlığı açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Mia’nın yorgunluğunu bilinen bir gerçek olarak sunup ardından şaşırtıcı bir sonuç veriyor?

  1. Because Mia was tired, she finished the race.
  2. Even though Mia was tired, she finished the race.
  3. Even if Mia gets tired, she will finish the race.
Cevabı göster

Even though Mia was tired, she finished the race.

Unlike the genetics passed down from your parents, Notlar

1:42

Anne babanızdan aktarılan genetik mirasın aksine,

Öbek fiiller

passed down: sonraki kuşağa aktarılan

Passed down, pass down fiilinin edilgen biçimidir. Burada bir şeyin kuşaklar boyunca anne babadan çocuklara aktarılması anlamına gelir; yani genetik özellikler fiziksel olarak aşağı taşınmaz, miras alınır. Aynı deyimsel fiil, bir kuşağın sonraki kuşağa verdiği gelenekleri, tarifleri, bilgileri, hikâyeleri veya mülkleri anlatabilir. Etken biçimde someone passes something down, edilgen biçimde ise something is passed down kullanılır.

Alıştırma

pass down ifadesini doğru edilgen biçimde kullanın: This song has been ____ for generations.

Cevabı göster

passed down

everything you eat actually affects the microbiome.

1:45

yediğiniz her şey mikrobiyomu gerçekten etkiler.

Dilbilgisi

Unlike + ad öbeği: karşıtlıkla başlamak

Unlike, “aksine” veya “-den farklı olarak” anlamına gelen bir edattır; “sevmemek” anlamına gelen bir fiil değildir. Baştaki Unlike the genetics passed down from your parents ifadesi genetiği karşılaştırma noktası olarak gösterir; ana cümle de yiyeceklerin mikrobiyomu etkileme yetisi bakımından farklı olduğunu belirtir. Karşılaştırma noktası tam bir yan cümle olmadan bir ad öbeğiyle belirtilebildiğinde Unlike + ad öbeği, ana cümle yapısını kullanın. Bu kısa yapı, karşıtlığı ana bilgiden önce verir.

Alıştırma

Ad öbeğiyle karşıtlık kuran tek sözcüklü edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the old model, this phone has a replaceable battery.

Cevabı göster

Unlike

Foods which contain pre and probiotics,

1:47

Prebiyotik ve probiyotik içeren yiyecekler,

for example,

1:49

örneğin,

introduce new and healthy bacteria, Kelime

1:50

mikrobiyomunuza yeni ve yararlı bakteriler kazandırır,

Kelime

introduce new and healthy bacteria: bir şeyi bir sisteme dahil etmek

Burada introduce, “bir şeyi bir ortama veya sisteme sokmak ya da eklemek” anlamına gelir. Bu tür yiyecekler yeni ve yararlı bakterilerin vücuttaki mikrop topluluğuna girmesine yardımcı olur; cümle bakterileri insanlarla tanıştırmaktan söz etmez. Bu anlamda introduce sözcüğünden sonra eklenen şey gelir. Girilen yer into ile belirtilebilir ya da bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa söylenmeyebilir.

Alıştırma

Örnekte “introduce new and healthy bacteria” ne anlama geliyor?

  1. Bakteriler konusunu ilk kez açıklamak.
  2. Yeni ve yararlı bakterileri vücuttaki mikrop topluluğuna dahil etmek.
  3. İki kişinin birbiriyle tanışmasını sağlamak.
Cevabı göster

Yeni ve yararlı bakterileri vücuttaki mikrop topluluğuna dahil etmek.

which can help the old ones thrive.

1:52

bunlar da mevcut bakterilerin gelişmesine yardımcı olabilir.

On the other hand, Anlatım akışı

1:54

Öte yandan,

those chicken nuggets you're eating or other processed foods Kelime

1:55

yediğiniz tavuk nugget'ları veya diğer işlenmiş gıdalar

Kelime

processed foods: işlenerek değiştirilmiş gıdalar

Bu cümlede processed foods, üretim, eklenen malzemeler veya koruma işlemleri yoluyla özgün hâli değiştirilmiş gıdalar demektir. Tavuk nugget'ları buna örnek olarak veriliyor. Burada processed, bilgiyi veya bir işi değil, gıdayı niteler. Beslenme konularında bu ifade, yiyeceğin nasıl üretildiğine veya korunduğuna göre belirlenen bir gıda kategorisidir.

Alıştırma

Beslenme hakkında bir konuşmada processed foods ne demektir?

  1. Üzerinde dikkatle düşünülmüş gıdalar.
  2. Yalnızca restoranlarda sunulan gıdalar.
  3. Üretim, eklenen malzemeler veya koruma yoluyla değiştirilmiş gıdalar.
Cevabı göster

Üretim, eklenen malzemeler veya koruma yoluyla değiştirilmiş gıdalar.

are treated with chemicals to kill bad bacteria, Kelime

1:58

zararlı bakterileri öldürmek için kimyasallarla işlem görür,

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt olan diğer yönü sunmak

On the other hand, aynı konunun farklı ve karşıt bir yönüne geçildiğini gösterir. Önceki nokta bazı yiyeceklerin yararını anlatır; bu ifade ise dinleyiciye sıradaki noktanın işlenmiş gıdalarla ilgili daha olumsuz bir yönü göstereceğini bildirir. Bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce bir yön, ardından ondan farklı olan diğer yön gelir. Gerçek bir ele gönderme yapmaz.

Alıştırma

Karşıt olan ikinci yönü en iyi sunan bağlayıcıyı seçin: The playground is small. _____, it is clean and safe.

  1. On the other hand
  2. For example
  3. As a result
Cevabı göster

On the other hand

Kelime

are treated with chemicals: edilgen işlem ve kullanılan madde

Are treated edilgen yapıdadır: gıdalar eylemi yapan değil, işlem gören taraftır. Gıdaların başka bir şeyi işlediği anlamına gelmez. With chemicals, işlemde kullanılan maddeyi belirtir. Ardından gelen to yapısı amacı açıklar; dolayısıyla kalıp be treated with + madde + to + amaç şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi treat fiilinin edilgen biçimi ve kullanılan maddeyi tanıtan edatla tamamlayın: The pool water ____ chlorine to kill harmful bacteria.

Cevabı göster

is treated with

which has the unfortunate side effect Kalıp ifadeler

2:01

bunun talihsiz bir yan etkisi de

of killing some of your good bacteria too.

2:02

yararlı bakterilerinizin bir kısmını öldürmesidir.

Kalıp ifadeler

has the unfortunate side effect of killing: öldürmek gibi talihsiz bir yan etkisi var

have the side effect of doing something kalıbı, bir eylem veya tedavinin asıl amaçlanan sonucun yanında başka bir sonuç daha doğurduğunu ifade eder. Bu ifade yalnızca tıpla sınırlı değildir; bir politikayı, teknolojiyi veya günlük bir kararı da anlatabilir. Burada unfortunate, ikincil sonucu zararlı olarak değerlendirir: kimyasal işlem istenmeyen mikropları öldürürken bazı iyi bakterileri de öldürür. Bu kalıpta of sonrasında, of killing örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi had the unfortunate side effect of kalıbıyla tamamlayın: The software update improved security but ____ slowing down older phones.

Cevabı göster

had the unfortunate side effect of

In fact,

2:05

Aslında,

the Western world has much less diversity in their microbiomes Notlar

2:05

Batı dünyasında mikrobiyom çeşitliliği çok daha düşüktür

than other cultures who eat primarily whole foods. Kelime

2:09

ağırlıklı olarak işlenmemiş gıdalar tüketen diğer kültürlere kıyasla.

Kültür

the Western world: Batı dünyası

The Western world, kapsamı bağlama göre değişen geniş bir kültürel ve politik tanımdır. Genellikle Batı Avrupa'yı ve tarihsel olarak onunla bağlantılı toplumları merkeze alır. Çoğu zaman Kuzey Amerika'yı kapsar ve başka ülkeleri de içerebilir; bu nedenle üyeleri evrensel olarak sabit olan kesin bir coğrafi bölge değildir. Bu cümlede söz konusu tanım, mikrobiyom çeşitliliği hakkında genel bir karşılaştırma yapmak için bazı toplulukları bir araya getirir. Geniş grubun içindeki her kültürü, ülkeyi veya kişiyi değil, bildirilen grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

“Health habits vary across the Western world” cümlesiyle ilgili şu iddiayı değerlendirin: the Western world, üyeleri bağlama göre hiç değişmeyen sabit bir coğrafi bölgeyi adlandırır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

Büyük bir fark için much less ... than

Burada much less diversity ... than güçlü bir karşılaştırma kurar: Batı dünyasındaki insanların mikrobiyomlarında bulunan çeşitlilik miktarı, çoğunlukla doğal hâline yakın gıdalarla beslenmeleriyle tanımlanan diğer kültürlerdeki insanlara göre belirgin biçimde daha azdır. Diversity sayılamayan bir ölçü olarak ele alındığı için less kullanılır. Much, karşılaştırma biçimi olan less'i güçlendirirken than karşılaştırılan hedefi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp much less + sayılamayan isim + than + karşılaştırma hedefidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade much less ile tamamlayın: The smaller school has ____ playground space than the larger one.

Cevabı göster

much less

Kelime

Beslenme bağlamında whole foods

Beslenme bağlamında whole foods, doğal hâline yakın kalan ve çok az işlenen gıdalar anlamına gelir. Bu bir gıda kategorisinin adıdır; gıdanın fiziksel olarak “bütün” olduğuna dair gerçek anlamlı bir tanım değildir. Burada eat primarily whole foods, karşılaştırılan grupların olağan beslenme biçimini anlatır: yediklerinin çoğu bu kategoriye girer.

Alıştırma

Örnekte whole foods ne anlama geliyor?

  1. Az işlenmiş ve doğal hâline yakın gıdalar
  2. Belirli bir süpermarket zincirinden alınan yiyecekler
  3. Mevcut yiyeceklerin tamamı
Cevabı göster

Az işlenmiş ve doğal hâline yakın gıdalar

This is because of a diet higher in processed food, Notlar

2:11

Bunun nedeni, işlenmiş gıda oranı daha yüksek bir beslenme düzeninin

Kalıp ifadeler

higher in processed food: işlenmiş gıda oranı daha yüksek

High in, bir yiyeceğin veya beslenme düzeninin bir şeyi yüksek miktarda ya da oranda içerdiğini belirtir. Burada processed food, beslenme düzeninde bulunan yiyecek kategorisidir; high fiziksel yüksekliği anlatmaz. Higher, high kelimesinin karşılaştırma biçimidir. A diet higher in processed food, başka bir beslenme düzeninden veya bağlamdan anlaşılan ölçütten daha fazla işlenmiş gıda içeren bir beslenme düzenidir. higher in processed food ifadesinin tamamı diet kelimesini niteler.

Alıştırma

Cümleyi high in ifadesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Compared with the homemade version, this soup is ____ sodium.

Cevabı göster

higher in

along with the use of antibacterial soap and antibiotics. Kalıp ifadeler

2:14

antibakteriyel sabun ve antibiyotik kullanımıyla birleşmesidir.

Dilbilgisi

because of + isim öbeği

Because of bir neden belirtir ve burada ardından a diet higher in processed food isim öbeği gelir. Bu ifade, daha önce sözü edilen durumun nedenini açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp sonuç + because of + isim öbeği şeklindedir.

Alıştırma

Ardından isim öbeği gelmesi gereken iki kelimelik neden ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The picnic was canceled ____ the heavy rain.

Cevabı göster

because of

Kalıp ifadeler

along with ile ikincil bir unsur eklemek

Bu cümlede along with, daha önce belirtilen ana nedenle ilişkili başka bir etken olarak antibakteriyel sabun ve antibiyotik kullanımını ekler. Birlikte veya buna ek olarak anlamına gelir; bir güzergâh boyunca hareket etmeyi anlatmaz. Bu ifade, eklenen bilgiyi and ile kurulan basit bir listede eşit bir öğe olarak değil, eşlik eden ya da ikincil bilgi olarak sunar. Bir özneden sonra geldiğinde fiilin tekil veya çoğul olmasını normalde belirlemez; fiil, along with ifadesinden önceki ana özneyle uyum gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, tekil ana özneyi değiştirmeden ikincil katılımcılar eklemek için along with ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The museum, along with two local schools, are hosting the event.
  2. The museum and two local schools is hosting the event.
  3. The museum, along with two local schools, is hosting the event.
Cevabı göster

The museum, along with two local schools, is hosting the event.

It may also explain why there are much higher incidences of allergies Notlar

2:18

Bu durum, Batı kültürlerinde alerjilerin

and autoimmune diseases in Western cultures.

2:21

ve otoimmün hastalıkların neden çok daha sık görüldüğünü de açıklayabilir.

Anlatım akışı

It may also explain why ... ile bir açıklamayı ihtiyatlı biçimde sunmak

It, az önce ele alınan duruma gönderme yapar. May, önerilen açıklamayı kanıtlanmış değil olası bir açıklama olarak sunar; also ise bunun ek bir açıklama noktası olduğunu gösterir. Explain why, açıklanması gereken olguyu, yani alerji ve otoimmün hastalıkların çok daha yüksek görülme sıklığını tanıtır. Bu kalıp akıl yürütmeyi önceki durum → ihtiyatlı açıklayıcı bağlantı → gözlenen sonuç biçiminde düzenler. Önceki durumun tek veya doğrulanmış neden olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Bir rapor bir ilişki bulmuş, ancak nedeni kanıtlamamıştır. Şu cümleyi değerlendirin: It may also explain why the number of cases increased.

  1. Uygun ölçüde ihtiyatlı
  2. Fazla kesin
Cevabı göster

Uygun ölçüde ihtiyatlı

Kalıp ifadeler

much higher incidences of: görülme oranlarını karşılaştırma

Bu cümlede “much higher incidences of”, Batı kültürlerinde alerjilerin ve otoimmün hastalıkların çok daha yüksek oranlarda görüldüğünü belirtir. “Higher incidences of + hastalık veya olay” resmî bir istatistik kalıbıdır; “much” ise farkın az değil, büyük olduğunu vurgular. Çoğul “incidences”, burada birden fazla hastalık kategorisi bulunduğu gibi, ölçülen birden fazla görülme oranını gösterebilir. Tek bir hastalığın genel bir olgu olarak ele alındığı raporlarda “a higher incidence of asthma” biçimindeki tekil kalıp daha yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi dört sözcükle tamamlayın. “Higher”dan önce “much” ve “incidence” sözcüğünün çoğul biçimini kullanın: Across the three age groups, researchers found ____ asthma and eczema than in the control group.

Cevabı göster

much higher incidences of

So,

2:23

Dolayısıyla,

while you may be having an existential crisis Kalıp ifadeler

2:24

varoluşsal bir kriz yaşıyor

over who or what you really are,

2:26

ve gerçekte kim ya da ne olduğunuzu sorguluyor olsanız da,

Kalıp ifadeler

having an existential crisis over: kimliği veya anlamı sorgulamak

Bir şey yüzünden “having an existential crisis over” durumunda olmak, o konu nedeniyle kimliği, amacı, gerçekliği veya hayata neyin anlam verdiğini derinden sorgulamak demektir. Kalıp “have an existential crisis over + konu veya soru” biçimindedir. Burada konuşmacı, “sizin” gerçekte ne olduğunuza ilişkin kafa karıştırıcı bilgiye ciddi bir ifade uygulayarak mizahi bir abartı yaratır. Yemekte ne seçileceği gibi sıradan bir karardan daha derin bir durumu anlatır; ancak gayriresmî konuşmalarda küçük ikilemleri şakacı biçimde büyütmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte “having an existential crisis over” en güçlü biçimde neyi anlatıyor?

  1. Bir klinisyenden resmî bir ruh sağlığı tanısı almak
  2. Hiçbir duygusal ağırlığı olmayan pratik bir seçimi hızla yapmak
  3. Olgusal bir hata konusunda biriyle öfkeyle tartışmak
  4. Kimliği veya anlamı derinden sorgulamak; burada mizahi bir abartıyla ifade edilmiştir
Cevabı göster

Kimliği veya anlamı derinden sorgulamak; burada mizahi bir abartıyla ifade edilmiştir

just remember that you are in control of this superorganism of cells, Notlar

2:29

hücrelerden oluşan bu süperorganizmanın kontrolünün sizde olduğunu unutmayın,

Ton ve niyet

Nazik ve odaklı bir hatırlatma olarak just remember that

just remember that + yan cümle yapısında konuşan kişi, dinleyiciden ardından gelen fikri aklında tutmasını ister. Bu cümlede that sonrasındaki yan cümle, hatırlanması gereken temel sonuçtur. Just, hatırlatmayı daha odaklı ve çoğu zaman daha yumuşak ya da güven verici kılar. Bunun, hatırlanacak tek şeyin bu olduğu anlamı yoktur.

Alıştırma

Nazik hatırlatmayı dersteki tam ifadeyle tamamlayın: When the game feels difficult, ____ you can ask for help.

Cevabı göster

just remember that

Kalıp ifadeler

be in control of: bir şeyi yönetmek veya etkilemek

Be in control of + isim, bir şeyi yönetme, yönlendirme veya etkileme becerisine ya da yetkisine sahip olmak demektir. Bu cümlede insanların seçimleriyle hücre topluluğunu etkileyebileceği anlamına gelir; her hücreye kusursuz biçimde emir verebildikleri anlamına gelmez. Kalıp be + in control of + isim veya zamirdir. be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: I am..., she was..., they will be....

Alıştırma

Hangi cümle robotu yöneten kişinin Leo olduğunu söylüyor?

  1. The robot is under control.
  2. Leo is out of control.
  3. Leo is in control of the robot.
Cevabı göster

Leo is in control of the robot.

and if you treat your microscopic life partners well, Notlar

2:32

ve mikroskobik yaşam ortaklarınıza iyi davranıp,

with a good diet,

2:35

sağlıklı beslenirseniz,

they'll take care of you.

2:36

onlar da size iyi bakar.

Dilbilgisi

if + geniş zaman ... they'll (will) + fiilin yalın biçimi

Bu birinci tip koşul cümlesinde if, gerçekleşmesi mümkün bir koşulu, yani mikroskobik yaşam ortaklarına iyi davranmayı belirtir. Koşul gelecekle ilgili olsa da if yan cümlesinde geniş zaman biçimi treat kullanılır. Sonuç cümlesinde they will ifadesinin kısaltması olan they'll ve ardından fiilin yalın biçimi take kullanılır. Böylece koşul gerçekleşirse beklenen sonuç anlatılır. with a good diet, onlara nasıl iyi davranılacağını açıklar.

Alıştırma

Gerçekçi bir gelecek olasılığı için birinci tip koşul cümlesini doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. If you watered the plant, it will grow.
  2. If you will water the plant, it grows.
  3. If you water the plant, it will grow.
Cevabı göster

If you water the plant, it will grow.

Deyimler

microscopic life partners ... they'll take care of you ifadesinde kişileştirme

microscopic life partners, vücuttaki mikropları “ortaklar” olarak adlandırırken they'll take care of you onlara insana özgü bir bakım rolü verir. Bu iki ifade birlikte mikropları kişileştirerek insan sağlığıyla ilişkilerini dostça ve karşılıklı bir ilişki gibi gösterir. They, mikropları ifade eder. Bu sözler mikropların düşündüğünü veya yardım etmeyi seçtiğini iddia etmez; take care of you, iyi bir beslenmeyle desteklendiklerinde sağlığa yaptıkları biyolojik katkıyı temsil eder.

Alıştırma

'microscopic life partners ... they'll take care of you' ifadesindeki kişileştirme ne anlatıyor?

  1. Mikroplar hangi insanların kişisel bakımı hak ettiğine bilinçli olarak karar verir.
  2. Mikroplar insan sağlığını destekleyebilir ve bakım sağlayan ortaklarmış gibi anlatılır.
  3. Mikroplar vücudun içinde yaşayan küçük insanlardır.
Cevabı göster

Mikroplar insan sağlığını destekleyebilir ve bakım sağlayan ortaklarmış gibi anlatılır.

Or at least the 10% of you that's actually you. Notlar

2:37

Ya da en azından, gerçekten siz olan %10'luk kısmınıza.

Ton ve niyet

mizahi bir düzeltme olarak at least

Bu cümlede at least yalnızca asgari bir miktar belirtmez. Mikropların geniş anlamdaki “sen”e bakacağı sözü verildikten sonra Or at least bu sözü düzeltir ve “sen”in kapsamını, kişinin kendi hücrelerinden oluştuğu varsayılan yüzde 10'luk bölüme indirir. Konuşanlar, az önce söylediklerini düzeltmek, daraltmak veya sınırlamak için or at least kullanır. Burada sonradan gelen düzeltme mizah yaratır: güven veren bir söz, çok daha küçük bir güvenceye dönüşür.

Alıştırma

Sözü asgari bir düzeye indiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I can finish the report tonight—or ____ the first three sections.

Cevabı göster

at least

Anlatım akışı

kapanış göndermesi olarak the 10% of you that's actually you

İki you farklı kapsamlara sahiptir. Birincisi, konuşulan kişinin veya bedenin tamamını ifade eder; ikincisi ise vücutta yaşayan mikroplar yerine videonun kişinin kendi insan hücreleri olarak saydığı bölümü belirtir. Anlatıcı, daha önceki yüzde 10 düşüncesini ve you sözcüğünü sonda tekrarlayarak eski bilgiyi bir kapanış göndermesine dönüştürür. Gönderimdeki değişiklik esprinin son vuruşunu yaratır ve videonun düzgünce tamamlandığı hissini verir. Bu oran, videonun basitleştirilmiş anlatımının bir parçasıdır; başka bağlamlara taşınacak kesin bir tıbbi ölçüm değildir.

Alıştırma

Bu kapanışta you sözcüğünün tekrarı ne işe yarar?

  1. Sonu önceki yüzde 10 düşüncesine bağlarken iki you kullanımına farklı kapsamlar verir.
  2. Daha önce sözü edilmeyen ikinci bir kişiyi tanıtır.
  3. Yüzde 10 oranını kesin bir tıbbi ölçüme dönüştürür.
Cevabı göster

Sonu önceki yüzde 10 düşüncesine bağlarken iki you kullanımına farklı kapsamlar verir.

Special thanks to littleBits Kalıp ifadeler

2:41

littleBits'e özel teşekkürler,

for supporting this episode of AsapSCIENCE.

2:42

AsapSCIENCE'ın bu bölümüne verdiği destek için.

Kalıp ifadeler

Herkese açık teşekkür kalıbı olarak Special thanks to ... for supporting

Special thanks to X for doing Y, bir katkıyı herkese açık biçimde takdir etmek için kullanılan kalıptır. Bu cümlede to'dan sonra gelen littleBits teşekkürün yöneltildiği tarafı, for'dan sonra gelen supporting this episode ise teşekkürün nedenini belirtir. Special thanks to + kişi veya kuruluş + for + isim ya da -ing biçimi kalıbını kullanın. Bu yapı hem teşekkür eder hem de hangi katkının takdir edildiğini dinleyiciye açıklar.

Alıştırma

Herkese açık teşekkür cümlesini tamamlayın: “Special thanks ____ Maya ____ organizing the event.”

Cevabı göster

to · for

littleBits are these cool modular building blocks Kelime

2:44

littleBits, harika modüler yapı bloklarıdır

which are the easiest way to prototype and learn with electronics. Dilbilgisi

2:46

ve prototip oluşturup elektroniği öğrenmenin en kolay yolunu sunar.

Kelime

Bağlanabilir bileşenler anlamında modular building blocks

Burada modular building blocks, littleBits sistemindeki gerçek elektronik bileşenleri ifade eder. Modular, her parçanın diğer birimlere bağlanmak üzere tasarlanmış ayrı bir birim olduğunu belirtir. Building blocks ise parçaları daha büyük bir proje yapmakta kullanılan yapı parçaları olarak sunar. Bu ifade sıradan inşaat tuğlaları anlamına gelmez. Başka bağlamlarda building blocks soyut temel ögeler anlamında kullanılabilir, ancak buradaki ürün açıklaması ifadeye somut bileşen anlamını verir.

Alıştırma

“The sensor kit contains modular building blocks that can be connected in different ways,” cümlesinde modular building blocks ne anlama gelir?

  1. Yeniden düzenlenemeyen temel fikirler
  2. Modüler bir ev inşa etmekte kullanılan tuğlalar
  3. Farklı birleşimlerde bağlanmak üzere tasarlanmış ayrı bileşenler
Cevabı göster

Farklı birleşimlerde bağlanmak üzere tasarlanmış ayrı bileşenler

Dilbilgisi

the easiest way to + fiilin yalın hâli

the + üstünlük derecesindeki sıfat + way to + fiilin yalın hâli yapısı, bir yöntemi hedefe ulaşmak için en iyi seçenek olarak sunar. Burada the easiest way to, en az zorluk gerektiren yöntem olarak sunulan seçeneği anlatır. Mastar işaretleyicisi to, prototype ve learn adlı iki eş görevli fiilin yalın hâlini başlatır. İki eylem de the easiest way to ifadesini paylaşır. Üstünlük derecesi, konuşanın değerlendirmesini veya tanıtım amaçlı bir iddiayı ifade edebilir; tek başına olası bütün yöntemlerin nesnel olarak karşılaştırıldığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir yöntemi diğer bütün yöntemlerden daha kolay gösteren üstünlük yapısıyla cümleyi tamamlayın: For many beginners, using a visual guide is ____ build their first circuit.

Cevabı göster

the easiest way to

From simple sensors and LEDs Dilbilgisi

2:49

Basit sensörler ve LED'lerden

to more complex wireless and programmable pieces,

2:51

daha karmaşık kablosuz ve programlanabilir parçalara kadar,

Dilbilgisi

From simple sensors and LEDs to more complex pieces: basit parçalardan daha karmaşık parçalara

from A to B eşleşmiş kalıbı, fiziksel hareket yerine bir aralığın iki ucunu gösterebilir. Burada A, simple sensors and LEDs; B ise more complex wireless and programmable pieces bölümüdür. İfade daha basit uçtan daha karmaşık uca ilerleyerek ürün çeşitliliğini düzenler ve geniş bir kapsamı işaret eder. from ve to sonrasındaki ögeler, karşılaştırılabilir uçlar olarak işlev görecek kadar paralel olmalıdır.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen iki sözcüklü aralık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The library has resources ____ picture books ____ research journals.

Cevabı göster

from · to

they have something for everyone this holiday season, Kalıp ifadeler

2:54

bu yılbaşı döneminde herkese uygun bir seçenek var,

Kalıp ifadeler

something for everyone: herkese göre bir şey

“Something for everyone”, seçeneklerin çeşitli olduğu ve farklı ilgi alanlarına sahip kişilerin kendilerine uygun bir şey bulabileceği anlamına gelir. Tek bir şeyin herkese uygun olduğu anlamına gelmez. Bu kalıbı geniş bir kitleye hitap eden bir menüyü, etkinliği, mağazayı veya koleksiyonu anlatmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Farklı ilgi alanlarına sahip kişilerin kendilerine uygun bir seçenek bulabileceğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library has comics, mysteries, and science books, so it has ____.

Cevabı göster

something for everyone

whether you're a musician, Dilbilgisi

2:56

ister müzisyen olun,

a programmer,

2:57

ister programcı,

a gadget geek, Kelime

2:58

ister teknoloji meraklısı,

Kelime

gadget geek: elektronik cihaz meraklısı için samimi bir ad

Burada gadget geek, elektronik cihazlara büyük ilgi duyan ve genellikle bu cihazlar hakkında çok şey bilen kişi demektir. Geek sözcüğü otomatik olarak beceriksiz veya aptal birini ifade etmez. Bu samimi kimlikler listesinde olumlu ve eğlenceli bir etiket görevi görür: konuşan kişi, elektronik cihazlara olan ilgisiyle gurur duyan insanlara seslenmektedir. Yine de ifade, duruma ve ilişkiye göre farklı bir ton taşıyabilir.

Alıştırma

Samimi bir ürün reklamında gadget geek ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Elektronik cihazlara çok ilgi duyan ve onlar hakkında bilgili biri
  2. Her zaman hakaret amacıyla kullanılan kaba bir ad
  3. Teknolojiden hoşlanmayan ve elektronik cihazlardan kaçınan biri
  4. İşi bozulan her makineyi tamir etmek olan biri
Cevabı göster

Elektronik cihazlara çok ilgi duyan ve onlar hakkında bilgili biri

or a home project enthusiast.

2:59

ister evde proje üretmeyi seven biri.

Dilbilgisi

whether you're ... or ...: ister……ister……olun

“Whether you're ... or ...” yapısında “whether”, olası kimliklerin bir listesini başlatır. Önceki ana ifade, listelenen her durumda geçerlidir: müzisyen, programcı, teknoloji meraklısı veya ev projeleri tutkunu. Bu, evet-hayır sorusu değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp “Whether + özne + bir olasılık, başka bir olasılık, or + son olasılık, ana ifade” şeklindedir ve “hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir.

Alıştırma

‘Hangi tanım doğru olursa olsun’ anlamındaki yapıyı tamamlayın: ____ you're a beginner ____ an expert, this class will help you.

Cevabı göster

Whether · or

You can check it out at littlebits.com Öbek fiiller

3:00

littlebits.com adresine göz atabilir

Öbek fiiller

check it out: göz atmaya yönelik gündelik bir öneri

Burada check it out, bir şeye bakmak veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Bir ürünü, internet sitesini, yeri, videoyu veya başka ilginç bir şeyi önermenin gündelik bir yoludur. Check out bu anlamda ayrılabilen bir fiildir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: check it out denir, check out it denmez. İnternet sitesi adresi, dinleyicinin daha fazla bilgiyi nerede bulabileceğini gösterir.

Alıştırma

“Bir göz atmak” anlamına gelen ayrılabilen öbek fiili tamamlayın: There's a new coding game online. You should ____ it ____.

Cevabı göster

check · out

and enter the promo code ASAP Kalıp ifadeler

3:02

ve ASAP promosyon kodunu girerek

Kalıp ifadeler

Enter the promo code ASAP: Kod olarak ASAP

Enter the promo code, ödeme sırasında indirim kodunu promosyon kodu alanına yazmayı belirten standart bir yönergedir. Burada ASAP, girilecek kodun kendisidir; as soon as possible anlamında bir acele etme talimatı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp enter the promo code + KOD şeklindedir.

Alıştırma

Bu ödeme yönergesinde “enter the promo code ASAP” ne anlama gelir?

  1. Hemen müşteri hizmetlerinden bir kod isteyin.
  2. Promosyon kodu alanına ASAP yazın.
  3. Bir promosyon kodunu mümkün olan en kısa sürede yazın.
Cevabı göster

Promosyon kodu alanına ASAP yazın.

to receive $20 off of any order over $80. Kelime

3:04

80 doların üzerindeki her siparişte 20 dolar indirim kazanabilirsiniz.

Kelime

$20 off ... order over $80: indirim ve harcama sınırı

$20 off, koşulları karşılayan siparişin fiyatından 20 dolar düşülmesi ve müşterinin 20 dolar daha az ödemesi demektir. Off ek ücret değil, düşülen miktarı gösterir. Any order over $80, indirimden yararlanma sınırını belirler. Over, 80 dolardan fazla anlamına gelir; bu yüzden toplamı tam 80 dolar olan bir sipariş bu ifadeye göre koşulu karşılamaz.

Alıştırma

Bir mağaza “$20 off of any order over $80.” kampanyası sunuyor. Hangi ifade doğrudur?

  1. Müşteri fazladan 20 dolar ödedikten sonra her sipariş koşulu karşılar.
  2. 80 dolarlık bir sipariş koşulu karşılar ve müşteri 20 dolar daha az öder.
  3. Yalnızca 80 doların üzerindeki bir sipariş koşulu karşılar ve müşteri 20 dolar daha az öder.
Cevabı göster

Yalnızca 80 doların üzerindeki bir sipariş koşulu karşılar ve müşteri 20 dolar daha az öder.

And when you get it,

3:07

Elinize geçtiğinde de,

be sure to send us your designs and projects on Twitter and Instagram. Ton ve niyet

3:08

tasarımlarınızı ve projelerinizi Twitter ve Instagram üzerinden bize mutlaka gönderin.

Ton ve niyet

Net bir hatırlatma için be sure to + fiilin yalın hâli

Be sure to + fiilin yalın hâli, dostça ama net bir hatırlatma veya talimat vermek için kullanılır. Burada be sure to send, “göndermeyi unutmayın” anlamına gelir ve eylemin unutulmaması gerektiğini vurgular. Bu, dinleyenin emin olup olmadığını soran bir soru değildir. Bu yapıda sure hatırlatmayı güçlendirir ve to sonrasında fiilin yalın hâli gelir: be sure to send, be sure to check.

Alıştırma

Cümleyi be sure to ile tamamlayın: “____ bring your library book back tomorrow.”

Cevabı göster

Be sure to

And subscribe for more weekly science videos.

3:11

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.