Sandığınız Kişi Değilsiniz: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, mikrobiyomun sindirim, bağışıklık, stres ve tokluk üzerindeki etkilerini beslenme ve antibiyotiklerle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Bileşimi anlatmak için “is made up of” öbek fiilini kullanın; bunu make up fiilinin “uydurmak” anlamından ayırın. 2. “it's been found that” ifadesini bilimsel söylem ve retorikte sonucu, araştırmacıdan daha çok öne çıkaran kişisiz edilgen yapı olarak tanıyın. 3. “microscopic life partners” ile “they'll take care of you.” mecazlarının mikropları kişileştirip karşılıklı ilişkiyi akılda kalıcı kıldığını görün; mikroplara insan niyeti yüklemeyin.
Bu derste
is made up of: bir bütünün yapısını anlatmak
Burada is made up of, “...den oluşmak” veya “...i parçaları olarak içermek” anlamına gelir. Bütün olan Your body ile onu oluşturan birçok şeyi birbirine bağlar. Kalıp whole + be made up of + parts şeklindedir. be fiilini özneye ve zamana göre değiştir: A team is made up of players; the old team was made up of ten players.
Alıştırma
Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamla: A week ____ seven days.
Cevabı göster
is made up of
temel parça anlamında building block
Bu cümlede building block, daha büyük bir şeyi oluşturmaya yardımcı olan temel bir parça için kullanılan bir benzetmedir. Hücre bir oyuncak blok değildir; insanı oluşturmaya yardımcı olan vazgeçilmez temel parçalardan biridir. Bu ifade fikirler, beceriler veya sistemler için de kullanılabilir: tek bir temel öğeye building block, birden fazlasına building blocks denebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede building block, daha büyük bir şeyin temel parçası anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?
- The tall building blocked the sun.
- Letters are the building blocks of words.
- He put a wooden building block in the box.
Cevabı göster
Letters are the building blocks of words.
what makes you, well, you: tekrarla ifade edilen kimlik
what makes you ... you yapısında ilk you, makes fiilinin nesnesidir: şekillendirilen veya tanımlanan kişiyi gösterir. Son you ise nesne tamamlayıcısıdır; ikinci bir kişiyi değil, senin kendine özgü kimliğini ifade eder. Araya giren well, konuşmacının ana fikri yeniden söylemesinden önce konuşma diline özgü bir duraklama yaratır. Tekrar, düşünceyi “birine kimliğini kazandıran şeyler” biçiminde düzenlediği için gereksiz değil, amaçlıdır.
Alıştırma
what makes you, well, you ifadesinde son you hangi görevi üstlenir?
- Aynı eylemden etkilenen ikinci bir kişiyi belirtir.
- İlk you sözcüğünün kimliğini veya temel karakterini açıklar.
- Eylemi yapan öznenin yerine geçer.
Cevabı göster
İlk you sözcüğünün kimliğini veya temel karakterini açıklar.
Except that for every single cell in your body, Dilbilgisi
0:06Ama vücudunuzdaki her bir hücreye karşılık,
for every X, there are roughly Y more: yaklaşık oran anlatımı
for every X, there are Y kalıbı bir oran ilişkisi kurar. For every single cell bir hücreyi referans birimi yapar; there are roughly 10 more microscopic organisms ise buna karşılık gelen tahmini sayıyı verir. Roughly, sayının yaklaşık olduğunu belirtir. Buradaki more, “referans alınan o bir hücreye ek olarak” anlamındadır; daha önce belirtilen iki toplamı karşılaştırmaz.
Alıştırma
Cümleyi For every X, there are Y oran kalıbıyla tamamlayın: “____ senior nurse on this shift, ____ roughly two trainees.”
Cevabı göster
For every · there are
essential to + isim veya zamir
Essential to, bir şeyin bir kişi, nesne, sistem veya sonuç için kesinlikle gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede mikroorganizmalar yalnızca yararlı değil, yaşamınız için gereklidir. Yapı essential to + isim veya zamirdir: essential to life, essential to the system, essential to us. Buradaki to, gerekli olan şey ile ona bağlı olan unsuru birbirine bağlayan bir edattır.
Alıştırma
Hangi cümle essential to ifadesini kullanarak bir şeyin belirli bir unsurun gerekli parçası olduğunu söyler?
- Trust is essential to a strong friendship.
- Trust is separate from every friendship.
- Trust is a kind of friendship.
Cevabı göster
Trust is essential to a strong friendship.
there's a unique collage of 100 trillion microorganisms living on and in you right now, Deyimler
0:14şu anda içinizde ve üzerinizde 100 trilyon mikroorganizmadan oluşan eşsiz bir topluluk yaşıyor,
Çeşitli bir karışımın benzetmesi olarak collage of
Collage sözcüğü gerçek anlamda farklı malzemelerin birleştirilmesiyle yapılan bir resmi ifade eder. Burada a collage of bir benzetmedir: çok sayıdaki mikroorganizma türü, her insanın üzerinde ve içinde çeşitli unsurlardan oluşan tek bir karışım meydana getirir. a collage of + çoğul isim veya liste yapısı çeşitliliği ve farklı parçaların bir bütün oluşturma biçimini vurgular. Unique ise her kişinin karışımının farklı olduğunu ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede a collage of, fiziksel bir sanat eseri yerine çeşitli unsurların karışımını anlatır?
- The documentary is a collage of interviews, home videos, and news reports.
- The cabinet holds a collection of identical forms.
- The wall displays a collage of family photos.
Cevabı göster
The documentary is a collage of interviews, home videos, and news reports.
which you've picked up through your mouth, ears, and other access points throughout your life, Notlar
0:20bu mikroorganizmaları yaşamınız boyunca ağzınız, kulaklarınız ve diğer giriş noktalarından edindiniz,
picked up: tesadüfen edinme
Burada picked up, “bilinçli olarak aramadan edinmek veya temas etmek” anlamına gelir. Nesne microorganisms sözcüğüdür ve cümlede bunun yerini which alır; throughout your life ifadesi bunun zaman içinde yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. pick up’ın bu anlamı alışkanlıklar, ifadeler, bilgiler ve enfeksiyonlar gibi gayriresmî biçimde veya tesadüfen edinilen şeyler için de kullanılır. Buradaki anlam fiziksel olarak “kaldırmak” ya da “birini almaya gitmek” değildir.
Alıştırma
“Maruz kalma yoluyla gayriresmî olarak edindim” anlamındaki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: I ____ a little Italian by talking with my neighbors.
Cevabı göster
picked up
access points: vücuda giriş yolları
Bu cümlede access points, mikroorganizmaların vücuda girebildiği yerleri anlatan bir benzetmedir. Ağız ve kulaklar buna örnek olarak verilir. Burada kablosuz ağ ekipmanı anlamına gelmez. access adı points sözcüğünü niteler ve daha uzun olan “giriş veya erişim noktaları” düşüncesini kısaltır. Açıklayıcı metinler, bedeni giriş ve çıkış yolları olan bir yapı gibi anlatmak için sistem veya tesis dilini bu şekilde ödünç alır.
Alıştırma
Örnekte access points neyi ifade ediyor?
- İnternet bağlantısı sağlayan kablosuz cihazlar
- İnsanların tıbbi ekipman aldığı yerler
- Mikroorganizmaların vücuda girebildiği yerler
Cevabı göster
Mikroorganizmaların vücuda girebildiği yerler
is only a tiny fraction of the things that truly make you up. Kalıp ifadeler
0:27sizi gerçekten oluşturan şeylerin yalnızca küçücük bir kısmıdır.
“a tiny fraction of”: bir bütünün çok küçük bir parçası
Bu cümlede “a tiny fraction of”, daha büyük bir bütünün çok küçük bir parçası veya oranı anlamına gelir. “Fraction” burada günlük dildeki “parça” anlamındadır; matematiksel bir işlem yapma talebi değildir. Kalıp a tiny fraction of + bütün veya grup şeklindedir. Burada genellikle “siz” olarak düşündüğünüz şeyin, sizi gerçekten oluşturan her şey içinde çok az bir yer tuttuğunu vurgular.
Alıştırma
“Bütünün çok küçük bir parçası” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Only ____ the city's water comes from this well.
Cevabı göster
a tiny fraction of
“call this the microbiome”: call + nesne + ad ile adlandırma
Burada call, “telefon etmek” değil, “ad vermek” veya “olarak adlandırmak” anlamındadır. call this the microbiome ifadesinde this nesnedir; the microbiome ise nesneye adını veren nesne tamamlayıcısıdır. Aktarılabilir kalıp call + nesne + ad veya etiket şeklindedir. Bir terimi tanımlarken ya da bir şeyin hangi adla bilindiğini söylerken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bir terimi tanıtmak için call + nesne + ad yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We call this protective layer as a biofilm.
- This protective layer calls a biofilm.
- We call this protective layer a biofilm.
Cevabı göster
We call this protective layer a biofilm.
and these little critters contain around 22 million genes of their own DNA, Kelime
0:32ve bu küçük canlıların kendi DNA'larında yaklaşık 22 milyon gen bulunuyor,
little critters: küçük canlılar için gündelik bir ifade
Bu cümlede little critters, söz edilen mikroorganizmaları genel ve kesin olmayan bir biçimde ifade eder. Critter, küçük bir hayvan ya da başka bir canlı için kullanılan samimi ve gündelik bir sözcüktür; burada kesin bir biyolojik grubu belirtmez. Bu ifade, bilimsel açıklamayı daha hafif ve anlaşılır kılar. Popüler bilim içeriğinde bununla karşılaştığınızda critters sözcüğünün belirli bir türün adı olduğunu düşünmek yerine bağlamdan hangi canlıların kastedildiğini belirleyin.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Resmî bir bilimsel raporda little critters, mikroorganizmalar için kesin bir teknik terimdir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
which not only allow them to survive, Dilbilgisi
0:37bu genler yalnızca hayatta kalmalarını sağlamakla kalmıyor,
but control hundreds of processes in your body.
0:38vücudunuzdaki yüzlerce süreci de kontrol ediyor.
paralel eylemler ve ikinci noktayı vurgulamak için not only ... but ...
İlgi zamiri which, genes sözcüğüne gönderme yapar. İlgi cümleciğinin içinde not only ... but ..., aynı özneye sahip iki fiil öbeğini bağlar: allow them to survive ve control hundreds of processes in your body. İlk fiil allow + nesne + to'lu mastar yapısını kullanır: allow them to survive. İkinci fiil control, allow ile paraleldir; bu nedenle önceki to'lu mastarın içinde değildir. Bu kalıp bir bilgiyi ekler ve ardından ikinci bilgiyi ayrıca vurgular.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but kalıbıyla tamamlayın: This app ____ helps you study, ____ also tracks your progress.
Cevabı göster
not only · but
help + fiilin yalın hâli: help digest
help digest ifadesinde help'ten sonra to kullanılmadan doğrudan fiilin yalın hâli digest gelir. help + fiilin yalın hâli kalıbı, “bir eylemin veya sürecin gerçekleşmesini kolaylaştırmak” anlamına gelir. Burada mikroorganizmalar sindirimi kolaylaştırır. help'ten sonra to + fiilin yalın hâli de gelebilir; bu nedenle help to digest de dilbilgisi açısından doğrudur. to kullanılmayan biçim daha özlüdür ve bir şeyin ne işe yaradığını açıklarken yaygındır.
Alıştırma
Parantezdeki fiil öbeğini kısa help + fiilin yalın hâli kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: These enzymes help ____ lactose. (break down)
Cevabı göster
break down
keep + nesne + sıfat: keep your immune system healthy
keep + nesne + sıfat yapısı, nesnenin sıfatla belirtilen durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. keep your immune system healthy ifadesinde your immune system nesnedir ve healthy onun devam eden durumunu açıklar. Bu yapıda odak, nesnenin yeni bir eylem yapması değil, bir durumun zaman içinde korunmasıdır.
Alıştırma
keep + nesne + sıfat kalıbını tamamlamak için your tablet ve safe sözcüklerini kullanın: This case will keep ____.
Cevabı göster
your tablet safe
and they even regulate hunger and make you feel full. Dilbilgisi
0:45hatta açlığı düzenleyip kendinizi tok hissetmenizi sağlıyorlar.
make you feel full: make ile ettirgen yapı
make you feel full ifadesinde make ettirgen anlam taşır: make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin o kişide bir tepki veya his oluşturduğunu anlatır. make sözcüğünden sonra to feel değil, feel kullanılır. Burada feel, you ile full sıfatını birbirine bağlar. Full, “yeterince yediği için artık aç olmayan, tok” anlamındadır; “tamamlanmış” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi feel fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: A healthy snack can make you ____ full for longer.
Cevabı göster
feel
Feeling stressed?: kısaltılmış soru
Feeling stressed? kısaltılmış bir sorudur. Tam biçimi Are you feeling stressed? şeklindedir. Bağlamdan sorunun dinleyiciye yöneltildiği açık olduğu için Are you sözcükleri çıkarılmıştır. Dinleyicinin şu anda veya bu dönemde hissettiği bir durumu sorar. Açılış sözü olarak kullanıldığında dikkati hızla çeker; konuşanın I feel stressed dediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi tam soru Feeling stressed? ile aynı anlama gelir?
- Are you feeling stressed?
- Am I feeling stressed?
- Were you feeling stressed?
Cevabı göster
Are you feeling stressed?
mice raised in sterile environments: kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciği
Raised in sterile environments, mice sözcüğünden sonra gelir ve hangi farelerin kastedildiğini açıklar. Fareler eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: birisi onları bu ortamlarda yetiştirmiştir. Bu ifade, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. mice that were raised in sterile environments şeklinde genişletilebilir. Raised bu niteleyici yapının parçası olduğu için uzun cümlenin ana fiili değildir.
Alıştırma
İlgi cümleciğini geçmiş zaman ortacıyla kısaltın: The plants that were grown indoors need less water. The plants ____ need less water.
Cevabı göster
grown indoors
are less effective at responding to stress stimuli than normal mice. Dilbilgisi
0:55stres uyaranlarına normal fareler kadar etkili tepki veremiyor.
Destekleyici kanıt belirteci olarak In fact,
In fact, okuyucuya sıradaki ifadenin daha önce söylenenlerle bağlantılı, belirli veya somut bir gerçek olduğunu gösterir. Yeni bilginin önceki düşünceyi güçlendirdiğini belirterek açıklamanın akışını düzenler. Burada fare araştırması, mikroorganizmalar ile stres tepkileri hakkında kanıt sunar. In fact her zaman bir anlaşmazlık belirtmez; bu cümlede olduğu gibi bir iddiayı desteklemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu parçada In fact ne işe yarıyor?
- Konuşanın emin olmadığını gösterir.
- Önceki düşünceyi destekleyen bir gerçek sunar.
- Konuyu ilgisiz bir düşünceye değiştirir.
Cevabı göster
Önceki düşünceyi destekleyen bir gerçek sunar.
less effective at doing ... than ... karşılaştırması
less effective at doing X than Y kalıbı performansı doğrudan karşılaştırır. effective at ifadesinden sonra ölçülen işi belirten bir isim-fiil, yani -ing biçimi gelir; less ... than ise ilk grubun bu işi karşılaştırılan gruptan daha az başarılı yaptığını belirtir. Burada are, daha önce geçen çoğul özneyle uyumludur. normal mice, than ifadesinden sonraki karşılaştırma unsurudur; yani than bir zaman cümleciği başlatmaz.
Alıştırma
Karşılaştırmayı hedef yapıyla tamamlayın: In our test, the paper towel absorbed less water, so it was ____ soaking up spills ____ the cloth towel.
Cevabı göster
less effective at · than
Gündelik bir tanıdıklık sorusu olarak Ever heard of ...?
Ever heard of ...?, Have you ever heard of ...? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. Atlanan sözcükler konuşma içinde anlaşılır. Soru, dinleyicinin bir kişinin, şeyin veya fikrin varlığını bilip bilmediğini sorar; onun çıkardığı sesi duyup duymadığını sormaz. Konuşanlar bu soruyu şaşırtıcı veya bilinmeyen bir konuyu tanıtmadan önce ilgi çekici bir giriş olarak sıkça kullanır. Yes, I have veya No, I haven't gibi kısa bir yanıttan sonra daha ayrıntılı açıklama gelebilir.
Alıştırma
“Ever heard of a poop transplant?” cümlesinde heard of temelde neyi soruyor?
- Dinleyicinin bir sesi net biçimde duyup duymadığını
- Dinleyicinin onu denemek isteyip istemediğini
- Dinleyicinin onun var olduğunu bilip bilmediğini
Cevabı göster
Dinleyicinin onun var olduğunu bilip bilmediğini
It's a real thing. — Gerçekten var
Bu konuşma cümlesinde it, daha önce konuşulmakta olan şaşırtıcı uygulamaya gönderme yapar. It's a real thing. bu uygulamanın gerçekten var olduğunu ve şaka, söylenti ya da uydurma olmadığını doğrular. Buradaki thing bilinçli olarak geniş anlamlıdır: yalnızca fiziksel bir nesneyi değil, bir uygulamayı, eğilimi, durumu, olayı veya başka bir olguyu da anlatabilir. Cümlenin tamamı çoğu zaman kuşkuyu önceden karşılar ya da doğrudan kuşkuya cevap verir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız su altı hokeyinin var olduğundan şüphe ediyor. Dersteki ifadeyle cevabı tamamlayın: “No, really—____.”
Cevabı göster
It's a real thing
Some diseases are actually caused by a microbiome which lacks diversity, Notlar
1:02Bazı hastalıklara aslında çeşitlilikten yoksun bir mikrobiyom neden olur,
are actually caused by — aslında … nedeniyle oluşur
Edilgen be caused by kalıbı önce sonucu sunar, ardından by sözcüğünden sonra nedenini belirtir. Bu cümlede some diseases dilbilgisel öznedir ve mikrobiyom neden olarak sunulur. Şimdiki zamanda çoğul özneyle be, are biçimini alır. Actually, yardımcı fiil are ile geçmiş zaman ortacı caused arasında yer alır. Nedene ilişkin iddianın bir varsayımı düzelttiğini veya şaşırtıcı gelebileceğini gösterir; temel neden-sonuç ilişkisini değiştirmez.
Alıştırma
Güvenlik raporunu hedef kalıbın geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “The power failure ____ a damaged cable.”
Cevabı göster
was actually caused by
lacks diversity: çeşitlilikten yoksun olmak
lacks diversity ifadesinde lack, bir şeyden yeterince bulunmaması anlamına gelen geçişli bir fiildir. Diversity bu fiilin doğrudan nesnesidir; dolayısıyla ifade, mikrobiyomda yeterince geniş bir mikroorganizma çeşitliliği bulunmadığını anlatır. Üyeleri veya kaynakları birbirine fazla benzeyen bir ekosistemi, grubu, örneklemi ya da kümeyi anlatmak için özne + lack/lacks + diversity kalıbını kullanabilirsiniz. Lack fiil olarak kullanıldığında arkasına of gelmez; of, a lack of diversity isim öbeğinde yer alır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sample ____ because almost every participant is from the same age group.
Cevabı göster
lacks diversity
making the individual susceptible to infections. Dilbilgisi
1:06bu da kişiyi enfeksiyonlara açık hâle getirir.
making ... susceptible to infections: birini enfeksiyonlara yatkın hâle getirmek
Virgül + making yan cümlesi, önceki durumun tamamının sonucunu sunar: çeşitliliği düşük mikrobiyom bireyin enfeksiyon kapma olasılığını artırır. Making, hastalıkların kelimenin gerçek anlamıyla bir insan ürettiğini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp tam cümlecik, making + nesne + tümleç biçimindedir. Burada nesne the individual, sonuçta oluşan durumu anlatan sıfat öbeği ise susceptible to infections ifadesidir; susceptible to, bir şeyden kolayca etkilenmek veya zarar görmek anlamına gelir.
Alıştırma
İkinci bölümü ilk cümleciğin tamamının sonucu olarak sunan biçimi seçin: The lab discarded several samples, ____ the final dataset less representative.
- making
- makes
- to make
- made
Cevabı göster
making
And it's been found that transplanting the cultures from a healthy person's poop to a sick person's gut Anlatım akışı
1:09Sağlıklı bir kişinin dışkısından alınan mikrop kültürleri hasta bir kişinin bağırsağına nakledildiğinde,
can treat these diseases more effectively than any antibiotics. Dilbilgisi
1:14bu hastalıkların herhangi bir antibiyotikten daha etkili biçimde tedavi edilebildiği görüldü.
it's been found that: araştırmacıyı öne çıkarmayan bir araştırma bulgusu
it's been found that yapısında it's, it is değil it has anlamındadır. It biçimsel bir öznedir; asıl bilgi, yani araştırmacıların keşfettiği sonuç, that yan cümlesinde yer alır. Has been found, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Araştırmacıların adını vermeden sonucu bugün de geçerli bir araştırma kanıtı olarak sunar; böylece keşfi yapan kişilerden çok bulgu öne çıkar. Buradaki found, keşfetmek anlamındaki find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; kurmak anlamındaki found fiili değildir.
Alıştırma
Cümleyi present perfect zamanda kişisiz edilgen bildirim kalıbıyla tamamlayın: ____ regular sleep improves children's concentration.
Cevabı göster
It's been found that
more effectively than any antibiotics: bir eylemin ne kadar etkili olduğunu karşılaştırmak
can treat these diseases more effectively ifadesinde effectively, treat fiilini niteleyen bir zarftır ve tedavinin ne kadar iyi sonuç verdiğini belirtir. More effectively karşılaştırma biçimini oluşturur, than ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Any antibiotics, bu ölçütü iddiayla ilgili tüm antibiyotiklere genişletir. Karşılaştırılan şey bir hastalıkla bir ilaç değil, hastalıkları tedavi etme yollarıdır; ifade, more effectively than antibiotics can treat them sözünün eksiltili biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi effectively zarfının karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This filter removes smoke ____ any cloth mask we tested.
Cevabı göster
more effectively than
Scientists have even found that when obese mice are transplanted with the microbiome of lean mice,
1:18Bilim insanları, obez farelere zayıf farelerin mikrobiyomu nakledildiğinde,
they astonishingly lose weight much more effectively
1:22şaşırtıcı biçimde çok daha kolay kilo verdiklerini bile keşfetti,
even when their diet is kept the same. Dilbilgisi
1:25üstelik beslenme düzenleri aynı tutulduğunda bile.
even when their diet is kept the same: beslenme düzenleri aynı tutulduğunda bile
Even when ödünleyici bir koşul sunar: beslenme düzeni aynı kalmıştır, ancak fareler yine de daha etkili biçimde kilo vermiştir. Even, normalde bu koşulun sonucu engellemesinin veya zayıflatmasının beklenebileceği anlamını ekler. Buradaki when koşulu veya arka planı verir; zamanla ilgili bir soru sormaz. Is kept, 'aynı şekilde sürdürülür' anlamındaki edilgen bir yapıdır. Bu nedenle odak, beslenme düzenini kimin kontrol ettiği değil, düzenin değişmemesidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki kelimelik ödünleyici bağlaçla tamamlayın: The backup system stayed online ____ the main network failed.
Cevabı göster
even when
These organisms are so significant and so much a part of you Dilbilgisi
1:27Bu organizmalar o kadar önemli ve sizin o kadar büyük bir parçanız ki
doctors may actually diagnose your microbiome instead of you. Kalıp ifadeler
1:32doktorlar sizi değil, mikrobiyomunuzu teşhis edebilir.
so significant and so much a part of you that: o kadar önemli ve sizin o kadar büyük bir parçanız ki
So ... that kalıbı yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar: organizmalar o kadar önemlidir ve insanla o kadar bütünleşmiştir ki doktorlar bir gün doğrudan kişiyi değil, mikrobiyomu teşhis edebilir. Buradaki that sonuç yan cümlesini başlatır; ilgi zamiri değildir. İki so öbeği—so significant ve so much a part of you—birbirine paraleldir; and bunları bağlar ve ardından ikisinin paylaştığı tek bir that sonuç cümlesi gelir. So sözcüğünün tekrarlanması iki özelliğe eşit vurgu verir. Aktarılabilir kalıp so + sıfat veya derece öbeği + that + sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Derece-sonuç kalıbını üç kısa sözcükle tamamlayın: The hall was ____ large and ____ well lit ____ everyone could read the signs easily.
Cevabı göster
so · so · that
instead of: Yerine geçme ilişkisini belirtmek
Bu cümlede instead of, kişiyi elenen veya yerine başka bir şey konan teşhis nesnesi olarak gösterir: hayal edilen seçim, sizi teşhis etmek yerine mikrobiyomunuzu teşhis etmektir. Temel yapı A instead of B biçimindedir; B, seçilmeyen seçenek, nesne veya eylemdir. instead of sonrasında bir isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır: instead of you, instead of coffee, instead of driving.
Alıştırma
Yerine başka bir eylem seçilen eylemi tanıtan iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We took the train ____ flying.
Cevabı göster
instead of
But here's the crazy part: Şaşırtıcı noktayı önceden haber vermek
Burada But, önceki açıklamadan bir dönüşü işaret ederken here's the crazy part sıradaki noktanın şaşırtıcı vurgu olacağını önceden haber verir. Cümle, vurgulanan bilgiyi henüz sunmaz; dinleyicilere bundan sonra gelecek bilgiyi nasıl düzenlemeleri gerektiğini gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp But here's the + sıfat + part şeklindedir. Bu gündelik kullanımda crazy, akıl hastalığı olan değil, çok şaşırtıcı veya inanılması güç anlamına gelir.
Alıştırma
Konuşmacı birkaç sorunu açıkladıktan sonra beklenmedik bir avantajı tanıtmak istiyor. Bu dönüşü en iyi hangi cümle işaret eder?
- First, the technician checked the screen.
- But here's the good part: the repair is free.
- The repair was completed yesterday.
Cevabı göster
But here's the good part: the repair is free.
Even though your own cells represent a small proportion of you, Notlar
1:37Kendi hücreleriniz sizin yalnızca küçük bir bölümünüzü oluştursa da,
a small proportion of: bütünün küçük bir payını anlatma
A small proportion of, daha büyük bir bütünün küçük bir payı anlamına gelir. Proportion, bir şeyin fiziksel olarak ne kadar küçük olduğunu değil, bütünün ne kadarını oluşturduğunu anlatır. Yapı a small proportion of + isim veya zamir şeklindedir. Örnekte hücreler, “seni” oluşturan her şeyle karşılaştırılır.
Alıştırma
Raporu “bütünün küçük bir payı” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The report shows that ____ visitors arrive before 8 a.m.
Cevabı göster
a small proportion of
Even though: gerçek bir durumu kabul ederek karşıt sonuç verme
Even though, farklı bir sonuç beklemene yol açabilecek bir gerçeği belirtir. Burada kişinin kendi hücrelerinin küçük bir pay oluşturduğu gerçek kabul edilir, ancak bu durum ana cümlede anlatılan olasılığı ortadan kaldırmaz. Yapı Even though + yan cümle, ana cümle şeklindedir. “Gerçek şu olmasına rağmen...” anlamı verir ve iki cümle arasındaki karşıtlığı açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia’nın yorgunluğunu bilinen bir gerçek olarak sunup ardından şaşırtıcı bir sonuç veriyor?
- Because Mia was tired, she finished the race.
- Even though Mia was tired, she finished the race.
- Even if Mia gets tired, she will finish the race.
Cevabı göster
Even though Mia was tired, she finished the race.
Unlike the genetics passed down from your parents, Notlar
1:42Anne babanızdan aktarılan genetik mirasın aksine,
passed down: sonraki kuşağa aktarılan
Passed down, pass down fiilinin edilgen biçimidir. Burada bir şeyin kuşaklar boyunca anne babadan çocuklara aktarılması anlamına gelir; yani genetik özellikler fiziksel olarak aşağı taşınmaz, miras alınır. Aynı deyimsel fiil, bir kuşağın sonraki kuşağa verdiği gelenekleri, tarifleri, bilgileri, hikâyeleri veya mülkleri anlatabilir. Etken biçimde someone passes something down, edilgen biçimde ise something is passed down kullanılır.
Alıştırma
pass down ifadesini doğru edilgen biçimde kullanın: This song has been ____ for generations.
Cevabı göster
passed down
everything you eat actually affects the microbiome.
1:45yediğiniz her şey mikrobiyomu gerçekten etkiler.
Unlike + ad öbeği: karşıtlıkla başlamak
Unlike, “aksine” veya “-den farklı olarak” anlamına gelen bir edattır; “sevmemek” anlamına gelen bir fiil değildir. Baştaki Unlike the genetics passed down from your parents ifadesi genetiği karşılaştırma noktası olarak gösterir; ana cümle de yiyeceklerin mikrobiyomu etkileme yetisi bakımından farklı olduğunu belirtir. Karşılaştırma noktası tam bir yan cümle olmadan bir ad öbeğiyle belirtilebildiğinde Unlike + ad öbeği, ana cümle yapısını kullanın. Bu kısa yapı, karşıtlığı ana bilgiden önce verir.
Alıştırma
Ad öbeğiyle karşıtlık kuran tek sözcüklü edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the old model, this phone has a replaceable battery.
Cevabı göster
Unlike
introduce new and healthy bacteria, Kelime
1:50mikrobiyomunuza yeni ve yararlı bakteriler kazandırır,
introduce new and healthy bacteria: bir şeyi bir sisteme dahil etmek
Burada introduce, “bir şeyi bir ortama veya sisteme sokmak ya da eklemek” anlamına gelir. Bu tür yiyecekler yeni ve yararlı bakterilerin vücuttaki mikrop topluluğuna girmesine yardımcı olur; cümle bakterileri insanlarla tanıştırmaktan söz etmez. Bu anlamda introduce sözcüğünden sonra eklenen şey gelir. Girilen yer into ile belirtilebilir ya da bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa söylenmeyebilir.
Alıştırma
Örnekte “introduce new and healthy bacteria” ne anlama geliyor?
- Bakteriler konusunu ilk kez açıklamak.
- Yeni ve yararlı bakterileri vücuttaki mikrop topluluğuna dahil etmek.
- İki kişinin birbiriyle tanışmasını sağlamak.
Cevabı göster
Yeni ve yararlı bakterileri vücuttaki mikrop topluluğuna dahil etmek.
which can help the old ones thrive.
1:52bunlar da mevcut bakterilerin gelişmesine yardımcı olabilir.
those chicken nuggets you're eating or other processed foods Kelime
1:55yediğiniz tavuk nugget'ları veya diğer işlenmiş gıdalar
processed foods: işlenerek değiştirilmiş gıdalar
Bu cümlede processed foods, üretim, eklenen malzemeler veya koruma işlemleri yoluyla özgün hâli değiştirilmiş gıdalar demektir. Tavuk nugget'ları buna örnek olarak veriliyor. Burada processed, bilgiyi veya bir işi değil, gıdayı niteler. Beslenme konularında bu ifade, yiyeceğin nasıl üretildiğine veya korunduğuna göre belirlenen bir gıda kategorisidir.
Alıştırma
Beslenme hakkında bir konuşmada processed foods ne demektir?
- Üzerinde dikkatle düşünülmüş gıdalar.
- Yalnızca restoranlarda sunulan gıdalar.
- Üretim, eklenen malzemeler veya koruma yoluyla değiştirilmiş gıdalar.
Cevabı göster
Üretim, eklenen malzemeler veya koruma yoluyla değiştirilmiş gıdalar.
are treated with chemicals to kill bad bacteria, Kelime
1:58zararlı bakterileri öldürmek için kimyasallarla işlem görür,
On the other hand: karşıt olan diğer yönü sunmak
On the other hand, aynı konunun farklı ve karşıt bir yönüne geçildiğini gösterir. Önceki nokta bazı yiyeceklerin yararını anlatır; bu ifade ise dinleyiciye sıradaki noktanın işlenmiş gıdalarla ilgili daha olumsuz bir yönü göstereceğini bildirir. Bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce bir yön, ardından ondan farklı olan diğer yön gelir. Gerçek bir ele gönderme yapmaz.
Alıştırma
Karşıt olan ikinci yönü en iyi sunan bağlayıcıyı seçin: The playground is small. _____, it is clean and safe.
- On the other hand
- For example
- As a result
Cevabı göster
On the other hand
are treated with chemicals: edilgen işlem ve kullanılan madde
Are treated edilgen yapıdadır: gıdalar eylemi yapan değil, işlem gören taraftır. Gıdaların başka bir şeyi işlediği anlamına gelmez. With chemicals, işlemde kullanılan maddeyi belirtir. Ardından gelen to yapısı amacı açıklar; dolayısıyla kalıp be treated with + madde + to + amaç şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi treat fiilinin edilgen biçimi ve kullanılan maddeyi tanıtan edatla tamamlayın: The pool water ____ chlorine to kill harmful bacteria.
Cevabı göster
is treated with
has the unfortunate side effect of killing: öldürmek gibi talihsiz bir yan etkisi var
have the side effect of doing something kalıbı, bir eylem veya tedavinin asıl amaçlanan sonucun yanında başka bir sonuç daha doğurduğunu ifade eder. Bu ifade yalnızca tıpla sınırlı değildir; bir politikayı, teknolojiyi veya günlük bir kararı da anlatabilir. Burada unfortunate, ikincil sonucu zararlı olarak değerlendirir: kimyasal işlem istenmeyen mikropları öldürürken bazı iyi bakterileri de öldürür. Bu kalıpta of sonrasında, of killing örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi had the unfortunate side effect of kalıbıyla tamamlayın: The software update improved security but ____ slowing down older phones.
Cevabı göster
had the unfortunate side effect of
than other cultures who eat primarily whole foods. Kelime
2:09ağırlıklı olarak işlenmemiş gıdalar tüketen diğer kültürlere kıyasla.
the Western world: Batı dünyası
The Western world, kapsamı bağlama göre değişen geniş bir kültürel ve politik tanımdır. Genellikle Batı Avrupa'yı ve tarihsel olarak onunla bağlantılı toplumları merkeze alır. Çoğu zaman Kuzey Amerika'yı kapsar ve başka ülkeleri de içerebilir; bu nedenle üyeleri evrensel olarak sabit olan kesin bir coğrafi bölge değildir. Bu cümlede söz konusu tanım, mikrobiyom çeşitliliği hakkında genel bir karşılaştırma yapmak için bazı toplulukları bir araya getirir. Geniş grubun içindeki her kültürü, ülkeyi veya kişiyi değil, bildirilen grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır.
Alıştırma
“Health habits vary across the Western world” cümlesiyle ilgili şu iddiayı değerlendirin: the Western world, üyeleri bağlama göre hiç değişmeyen sabit bir coğrafi bölgeyi adlandırır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Büyük bir fark için much less ... than
Burada much less diversity ... than güçlü bir karşılaştırma kurar: Batı dünyasındaki insanların mikrobiyomlarında bulunan çeşitlilik miktarı, çoğunlukla doğal hâline yakın gıdalarla beslenmeleriyle tanımlanan diğer kültürlerdeki insanlara göre belirgin biçimde daha azdır. Diversity sayılamayan bir ölçü olarak ele alındığı için less kullanılır. Much, karşılaştırma biçimi olan less'i güçlendirirken than karşılaştırılan hedefi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp much less + sayılamayan isim + than + karşılaştırma hedefidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade much less ile tamamlayın: The smaller school has ____ playground space than the larger one.
Cevabı göster
much less
Beslenme bağlamında whole foods
Beslenme bağlamında whole foods, doğal hâline yakın kalan ve çok az işlenen gıdalar anlamına gelir. Bu bir gıda kategorisinin adıdır; gıdanın fiziksel olarak “bütün” olduğuna dair gerçek anlamlı bir tanım değildir. Burada eat primarily whole foods, karşılaştırılan grupların olağan beslenme biçimini anlatır: yediklerinin çoğu bu kategoriye girer.
Alıştırma
Örnekte whole foods ne anlama geliyor?
- Az işlenmiş ve doğal hâline yakın gıdalar
- Belirli bir süpermarket zincirinden alınan yiyecekler
- Mevcut yiyeceklerin tamamı
Cevabı göster
Az işlenmiş ve doğal hâline yakın gıdalar
This is because of a diet higher in processed food, Notlar
2:11Bunun nedeni, işlenmiş gıda oranı daha yüksek bir beslenme düzeninin
higher in processed food: işlenmiş gıda oranı daha yüksek
High in, bir yiyeceğin veya beslenme düzeninin bir şeyi yüksek miktarda ya da oranda içerdiğini belirtir. Burada processed food, beslenme düzeninde bulunan yiyecek kategorisidir; high fiziksel yüksekliği anlatmaz. Higher, high kelimesinin karşılaştırma biçimidir. A diet higher in processed food, başka bir beslenme düzeninden veya bağlamdan anlaşılan ölçütten daha fazla işlenmiş gıda içeren bir beslenme düzenidir. higher in processed food ifadesinin tamamı diet kelimesini niteler.
Alıştırma
Cümleyi high in ifadesinin karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: Compared with the homemade version, this soup is ____ sodium.
Cevabı göster
higher in
along with the use of antibacterial soap and antibiotics. Kalıp ifadeler
2:14antibakteriyel sabun ve antibiyotik kullanımıyla birleşmesidir.
because of + isim öbeği
Because of bir neden belirtir ve burada ardından a diet higher in processed food isim öbeği gelir. Bu ifade, daha önce sözü edilen durumun nedenini açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp sonuç + because of + isim öbeği şeklindedir.
Alıştırma
Ardından isim öbeği gelmesi gereken iki kelimelik neden ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The picnic was canceled ____ the heavy rain.
Cevabı göster
because of
along with ile ikincil bir unsur eklemek
Bu cümlede along with, daha önce belirtilen ana nedenle ilişkili başka bir etken olarak antibakteriyel sabun ve antibiyotik kullanımını ekler. Birlikte veya buna ek olarak anlamına gelir; bir güzergâh boyunca hareket etmeyi anlatmaz. Bu ifade, eklenen bilgiyi and ile kurulan basit bir listede eşit bir öğe olarak değil, eşlik eden ya da ikincil bilgi olarak sunar. Bir özneden sonra geldiğinde fiilin tekil veya çoğul olmasını normalde belirlemez; fiil, along with ifadesinden önceki ana özneyle uyum gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, tekil ana özneyi değiştirmeden ikincil katılımcılar eklemek için along with ifadesini doğru kullanıyor?
- The museum, along with two local schools, are hosting the event.
- The museum and two local schools is hosting the event.
- The museum, along with two local schools, is hosting the event.
Cevabı göster
The museum, along with two local schools, is hosting the event.
and autoimmune diseases in Western cultures.
2:21ve otoimmün hastalıkların neden çok daha sık görüldüğünü de açıklayabilir.
It may also explain why ... ile bir açıklamayı ihtiyatlı biçimde sunmak
It, az önce ele alınan duruma gönderme yapar. May, önerilen açıklamayı kanıtlanmış değil olası bir açıklama olarak sunar; also ise bunun ek bir açıklama noktası olduğunu gösterir. Explain why, açıklanması gereken olguyu, yani alerji ve otoimmün hastalıkların çok daha yüksek görülme sıklığını tanıtır. Bu kalıp akıl yürütmeyi önceki durum → ihtiyatlı açıklayıcı bağlantı → gözlenen sonuç biçiminde düzenler. Önceki durumun tek veya doğrulanmış neden olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bir rapor bir ilişki bulmuş, ancak nedeni kanıtlamamıştır. Şu cümleyi değerlendirin: It may also explain why the number of cases increased.
- Uygun ölçüde ihtiyatlı
- Fazla kesin
Cevabı göster
Uygun ölçüde ihtiyatlı
much higher incidences of: görülme oranlarını karşılaştırma
Bu cümlede “much higher incidences of”, Batı kültürlerinde alerjilerin ve otoimmün hastalıkların çok daha yüksek oranlarda görüldüğünü belirtir. “Higher incidences of + hastalık veya olay” resmî bir istatistik kalıbıdır; “much” ise farkın az değil, büyük olduğunu vurgular. Çoğul “incidences”, burada birden fazla hastalık kategorisi bulunduğu gibi, ölçülen birden fazla görülme oranını gösterebilir. Tek bir hastalığın genel bir olgu olarak ele alındığı raporlarda “a higher incidence of asthma” biçimindeki tekil kalıp daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dört sözcükle tamamlayın. “Higher”dan önce “much” ve “incidence” sözcüğünün çoğul biçimini kullanın: Across the three age groups, researchers found ____ asthma and eczema than in the control group.
Cevabı göster
much higher incidences of
having an existential crisis over: kimliği veya anlamı sorgulamak
Bir şey yüzünden “having an existential crisis over” durumunda olmak, o konu nedeniyle kimliği, amacı, gerçekliği veya hayata neyin anlam verdiğini derinden sorgulamak demektir. Kalıp “have an existential crisis over + konu veya soru” biçimindedir. Burada konuşmacı, “sizin” gerçekte ne olduğunuza ilişkin kafa karıştırıcı bilgiye ciddi bir ifade uygulayarak mizahi bir abartı yaratır. Yemekte ne seçileceği gibi sıradan bir karardan daha derin bir durumu anlatır; ancak gayriresmî konuşmalarda küçük ikilemleri şakacı biçimde büyütmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte “having an existential crisis over” en güçlü biçimde neyi anlatıyor?
- Bir klinisyenden resmî bir ruh sağlığı tanısı almak
- Hiçbir duygusal ağırlığı olmayan pratik bir seçimi hızla yapmak
- Olgusal bir hata konusunda biriyle öfkeyle tartışmak
- Kimliği veya anlamı derinden sorgulamak; burada mizahi bir abartıyla ifade edilmiştir
Cevabı göster
Kimliği veya anlamı derinden sorgulamak; burada mizahi bir abartıyla ifade edilmiştir
just remember that you are in control of this superorganism of cells, Notlar
2:29hücrelerden oluşan bu süperorganizmanın kontrolünün sizde olduğunu unutmayın,
Nazik ve odaklı bir hatırlatma olarak just remember that
just remember that + yan cümle yapısında konuşan kişi, dinleyiciden ardından gelen fikri aklında tutmasını ister. Bu cümlede that sonrasındaki yan cümle, hatırlanması gereken temel sonuçtur. Just, hatırlatmayı daha odaklı ve çoğu zaman daha yumuşak ya da güven verici kılar. Bunun, hatırlanacak tek şeyin bu olduğu anlamı yoktur.
Alıştırma
Nazik hatırlatmayı dersteki tam ifadeyle tamamlayın: When the game feels difficult, ____ you can ask for help.
Cevabı göster
just remember that
be in control of: bir şeyi yönetmek veya etkilemek
Be in control of + isim, bir şeyi yönetme, yönlendirme veya etkileme becerisine ya da yetkisine sahip olmak demektir. Bu cümlede insanların seçimleriyle hücre topluluğunu etkileyebileceği anlamına gelir; her hücreye kusursuz biçimde emir verebildikleri anlamına gelmez. Kalıp be + in control of + isim veya zamirdir. be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: I am..., she was..., they will be....
Alıştırma
Hangi cümle robotu yöneten kişinin Leo olduğunu söylüyor?
- The robot is under control.
- Leo is out of control.
- Leo is in control of the robot.
Cevabı göster
Leo is in control of the robot.
if + geniş zaman ... they'll (will) + fiilin yalın biçimi
Bu birinci tip koşul cümlesinde if, gerçekleşmesi mümkün bir koşulu, yani mikroskobik yaşam ortaklarına iyi davranmayı belirtir. Koşul gelecekle ilgili olsa da if yan cümlesinde geniş zaman biçimi treat kullanılır. Sonuç cümlesinde they will ifadesinin kısaltması olan they'll ve ardından fiilin yalın biçimi take kullanılır. Böylece koşul gerçekleşirse beklenen sonuç anlatılır. with a good diet, onlara nasıl iyi davranılacağını açıklar.
Alıştırma
Gerçekçi bir gelecek olasılığı için birinci tip koşul cümlesini doğru kullanan seçenek hangisidir?
- If you watered the plant, it will grow.
- If you will water the plant, it grows.
- If you water the plant, it will grow.
Cevabı göster
If you water the plant, it will grow.
microscopic life partners ... they'll take care of you ifadesinde kişileştirme
microscopic life partners, vücuttaki mikropları “ortaklar” olarak adlandırırken they'll take care of you onlara insana özgü bir bakım rolü verir. Bu iki ifade birlikte mikropları kişileştirerek insan sağlığıyla ilişkilerini dostça ve karşılıklı bir ilişki gibi gösterir. They, mikropları ifade eder. Bu sözler mikropların düşündüğünü veya yardım etmeyi seçtiğini iddia etmez; take care of you, iyi bir beslenmeyle desteklendiklerinde sağlığa yaptıkları biyolojik katkıyı temsil eder.
Alıştırma
'microscopic life partners ... they'll take care of you' ifadesindeki kişileştirme ne anlatıyor?
- Mikroplar hangi insanların kişisel bakımı hak ettiğine bilinçli olarak karar verir.
- Mikroplar insan sağlığını destekleyebilir ve bakım sağlayan ortaklarmış gibi anlatılır.
- Mikroplar vücudun içinde yaşayan küçük insanlardır.
Cevabı göster
Mikroplar insan sağlığını destekleyebilir ve bakım sağlayan ortaklarmış gibi anlatılır.
Or at least the 10% of you that's actually you. Notlar
2:37Ya da en azından, gerçekten siz olan %10'luk kısmınıza.
mizahi bir düzeltme olarak at least
Bu cümlede at least yalnızca asgari bir miktar belirtmez. Mikropların geniş anlamdaki “sen”e bakacağı sözü verildikten sonra Or at least bu sözü düzeltir ve “sen”in kapsamını, kişinin kendi hücrelerinden oluştuğu varsayılan yüzde 10'luk bölüme indirir. Konuşanlar, az önce söylediklerini düzeltmek, daraltmak veya sınırlamak için or at least kullanır. Burada sonradan gelen düzeltme mizah yaratır: güven veren bir söz, çok daha küçük bir güvenceye dönüşür.
Alıştırma
Sözü asgari bir düzeye indiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: I can finish the report tonight—or ____ the first three sections.
Cevabı göster
at least
kapanış göndermesi olarak the 10% of you that's actually you
İki you farklı kapsamlara sahiptir. Birincisi, konuşulan kişinin veya bedenin tamamını ifade eder; ikincisi ise vücutta yaşayan mikroplar yerine videonun kişinin kendi insan hücreleri olarak saydığı bölümü belirtir. Anlatıcı, daha önceki yüzde 10 düşüncesini ve you sözcüğünü sonda tekrarlayarak eski bilgiyi bir kapanış göndermesine dönüştürür. Gönderimdeki değişiklik esprinin son vuruşunu yaratır ve videonun düzgünce tamamlandığı hissini verir. Bu oran, videonun basitleştirilmiş anlatımının bir parçasıdır; başka bağlamlara taşınacak kesin bir tıbbi ölçüm değildir.
Alıştırma
Bu kapanışta you sözcüğünün tekrarı ne işe yarar?
- Sonu önceki yüzde 10 düşüncesine bağlarken iki you kullanımına farklı kapsamlar verir.
- Daha önce sözü edilmeyen ikinci bir kişiyi tanıtır.
- Yüzde 10 oranını kesin bir tıbbi ölçüme dönüştürür.
Cevabı göster
Sonu önceki yüzde 10 düşüncesine bağlarken iki you kullanımına farklı kapsamlar verir.
Herkese açık teşekkür kalıbı olarak Special thanks to ... for supporting
Special thanks to X for doing Y, bir katkıyı herkese açık biçimde takdir etmek için kullanılan kalıptır. Bu cümlede to'dan sonra gelen littleBits teşekkürün yöneltildiği tarafı, for'dan sonra gelen supporting this episode ise teşekkürün nedenini belirtir. Special thanks to + kişi veya kuruluş + for + isim ya da -ing biçimi kalıbını kullanın. Bu yapı hem teşekkür eder hem de hangi katkının takdir edildiğini dinleyiciye açıklar.
Alıştırma
Herkese açık teşekkür cümlesini tamamlayın: “Special thanks ____ Maya ____ organizing the event.”
Cevabı göster
to · for
which are the easiest way to prototype and learn with electronics. Dilbilgisi
2:46ve prototip oluşturup elektroniği öğrenmenin en kolay yolunu sunar.
Bağlanabilir bileşenler anlamında modular building blocks
Burada modular building blocks, littleBits sistemindeki gerçek elektronik bileşenleri ifade eder. Modular, her parçanın diğer birimlere bağlanmak üzere tasarlanmış ayrı bir birim olduğunu belirtir. Building blocks ise parçaları daha büyük bir proje yapmakta kullanılan yapı parçaları olarak sunar. Bu ifade sıradan inşaat tuğlaları anlamına gelmez. Başka bağlamlarda building blocks soyut temel ögeler anlamında kullanılabilir, ancak buradaki ürün açıklaması ifadeye somut bileşen anlamını verir.
Alıştırma
“The sensor kit contains modular building blocks that can be connected in different ways,” cümlesinde modular building blocks ne anlama gelir?
- Yeniden düzenlenemeyen temel fikirler
- Modüler bir ev inşa etmekte kullanılan tuğlalar
- Farklı birleşimlerde bağlanmak üzere tasarlanmış ayrı bileşenler
Cevabı göster
Farklı birleşimlerde bağlanmak üzere tasarlanmış ayrı bileşenler
the easiest way to + fiilin yalın hâli
the + üstünlük derecesindeki sıfat + way to + fiilin yalın hâli yapısı, bir yöntemi hedefe ulaşmak için en iyi seçenek olarak sunar. Burada the easiest way to, en az zorluk gerektiren yöntem olarak sunulan seçeneği anlatır. Mastar işaretleyicisi to, prototype ve learn adlı iki eş görevli fiilin yalın hâlini başlatır. İki eylem de the easiest way to ifadesini paylaşır. Üstünlük derecesi, konuşanın değerlendirmesini veya tanıtım amaçlı bir iddiayı ifade edebilir; tek başına olası bütün yöntemlerin nesnel olarak karşılaştırıldığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir yöntemi diğer bütün yöntemlerden daha kolay gösteren üstünlük yapısıyla cümleyi tamamlayın: For many beginners, using a visual guide is ____ build their first circuit.
Cevabı göster
the easiest way to
to more complex wireless and programmable pieces,
2:51daha karmaşık kablosuz ve programlanabilir parçalara kadar,
From simple sensors and LEDs to more complex pieces: basit parçalardan daha karmaşık parçalara
from A to B eşleşmiş kalıbı, fiziksel hareket yerine bir aralığın iki ucunu gösterebilir. Burada A, simple sensors and LEDs; B ise more complex wireless and programmable pieces bölümüdür. İfade daha basit uçtan daha karmaşık uca ilerleyerek ürün çeşitliliğini düzenler ve geniş bir kapsamı işaret eder. from ve to sonrasındaki ögeler, karşılaştırılabilir uçlar olarak işlev görecek kadar paralel olmalıdır.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen iki sözcüklü aralık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The library has resources ____ picture books ____ research journals.
Cevabı göster
from · to
they have something for everyone this holiday season, Kalıp ifadeler
2:54bu yılbaşı döneminde herkese uygun bir seçenek var,
something for everyone: herkese göre bir şey
“Something for everyone”, seçeneklerin çeşitli olduğu ve farklı ilgi alanlarına sahip kişilerin kendilerine uygun bir şey bulabileceği anlamına gelir. Tek bir şeyin herkese uygun olduğu anlamına gelmez. Bu kalıbı geniş bir kitleye hitap eden bir menüyü, etkinliği, mağazayı veya koleksiyonu anlatmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Farklı ilgi alanlarına sahip kişilerin kendilerine uygun bir seçenek bulabileceğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library has comics, mysteries, and science books, so it has ____.
Cevabı göster
something for everyone
gadget geek: elektronik cihaz meraklısı için samimi bir ad
Burada gadget geek, elektronik cihazlara büyük ilgi duyan ve genellikle bu cihazlar hakkında çok şey bilen kişi demektir. Geek sözcüğü otomatik olarak beceriksiz veya aptal birini ifade etmez. Bu samimi kimlikler listesinde olumlu ve eğlenceli bir etiket görevi görür: konuşan kişi, elektronik cihazlara olan ilgisiyle gurur duyan insanlara seslenmektedir. Yine de ifade, duruma ve ilişkiye göre farklı bir ton taşıyabilir.
Alıştırma
Samimi bir ürün reklamında gadget geek ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Elektronik cihazlara çok ilgi duyan ve onlar hakkında bilgili biri
- Her zaman hakaret amacıyla kullanılan kaba bir ad
- Teknolojiden hoşlanmayan ve elektronik cihazlardan kaçınan biri
- İşi bozulan her makineyi tamir etmek olan biri
Cevabı göster
Elektronik cihazlara çok ilgi duyan ve onlar hakkında bilgili biri
whether you're ... or ...: ister……ister……olun
“Whether you're ... or ...” yapısında “whether”, olası kimliklerin bir listesini başlatır. Önceki ana ifade, listelenen her durumda geçerlidir: müzisyen, programcı, teknoloji meraklısı veya ev projeleri tutkunu. Bu, evet-hayır sorusu değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp “Whether + özne + bir olasılık, başka bir olasılık, or + son olasılık, ana ifade” şeklindedir ve “hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir.
Alıştırma
‘Hangi tanım doğru olursa olsun’ anlamındaki yapıyı tamamlayın: ____ you're a beginner ____ an expert, this class will help you.
Cevabı göster
Whether · or
check it out: göz atmaya yönelik gündelik bir öneri
Burada check it out, bir şeye bakmak veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Bir ürünü, internet sitesini, yeri, videoyu veya başka ilginç bir şeyi önermenin gündelik bir yoludur. Check out bu anlamda ayrılabilen bir fiildir. Nesne bir zamirse ortaya gelir: check it out denir, check out it denmez. İnternet sitesi adresi, dinleyicinin daha fazla bilgiyi nerede bulabileceğini gösterir.
Alıştırma
“Bir göz atmak” anlamına gelen ayrılabilen öbek fiili tamamlayın: There's a new coding game online. You should ____ it ____.
Cevabı göster
check · out
Enter the promo code ASAP: Kod olarak ASAP
Enter the promo code, ödeme sırasında indirim kodunu promosyon kodu alanına yazmayı belirten standart bir yönergedir. Burada ASAP, girilecek kodun kendisidir; as soon as possible anlamında bir acele etme talimatı değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp enter the promo code + KOD şeklindedir.
Alıştırma
Bu ödeme yönergesinde “enter the promo code ASAP” ne anlama gelir?
- Hemen müşteri hizmetlerinden bir kod isteyin.
- Promosyon kodu alanına ASAP yazın.
- Bir promosyon kodunu mümkün olan en kısa sürede yazın.
Cevabı göster
Promosyon kodu alanına ASAP yazın.
to receive $20 off of any order over $80. Kelime
3:0480 doların üzerindeki her siparişte 20 dolar indirim kazanabilirsiniz.
$20 off ... order over $80: indirim ve harcama sınırı
$20 off, koşulları karşılayan siparişin fiyatından 20 dolar düşülmesi ve müşterinin 20 dolar daha az ödemesi demektir. Off ek ücret değil, düşülen miktarı gösterir. Any order over $80, indirimden yararlanma sınırını belirler. Over, 80 dolardan fazla anlamına gelir; bu yüzden toplamı tam 80 dolar olan bir sipariş bu ifadeye göre koşulu karşılamaz.
Alıştırma
Bir mağaza “$20 off of any order over $80.” kampanyası sunuyor. Hangi ifade doğrudur?
- Müşteri fazladan 20 dolar ödedikten sonra her sipariş koşulu karşılar.
- 80 dolarlık bir sipariş koşulu karşılar ve müşteri 20 dolar daha az öder.
- Yalnızca 80 doların üzerindeki bir sipariş koşulu karşılar ve müşteri 20 dolar daha az öder.
Cevabı göster
Yalnızca 80 doların üzerindeki bir sipariş koşulu karşılar ve müşteri 20 dolar daha az öder.
be sure to send us your designs and projects on Twitter and Instagram. Ton ve niyet
3:08tasarımlarınızı ve projelerinizi Twitter ve Instagram üzerinden bize mutlaka gönderin.
Net bir hatırlatma için be sure to + fiilin yalın hâli
Be sure to + fiilin yalın hâli, dostça ama net bir hatırlatma veya talimat vermek için kullanılır. Burada be sure to send, “göndermeyi unutmayın” anlamına gelir ve eylemin unutulmaması gerektiğini vurgular. Bu, dinleyenin emin olup olmadığını soran bir soru değildir. Bu yapıda sure hatırlatmayı güçlendirir ve to sonrasında fiilin yalın hâli gelir: be sure to send, be sure to check.
Alıştırma
Cümleyi be sure to ile tamamlayın: “____ bring your library book back tomorrow.”
Cevabı göster
Be sure to
And subscribe for more weekly science videos.
3:11Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.