Rakipler neden dükkanlarını yan yana açarlar? - Jac de Haan: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, bir mil uzunluğundaki sahilde rekabet eden iki dondurma arabası üzerinden benzer işletmelerin neden yan yana kümelendiğini açıklar. Müşteriler için en elverişli dağılımı rekabet bakımından istikrarlı sonuçla karşılaştırır ve ardından modeli gerçek ticari konumlara uygular. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Hotelling's model of spatial competition. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Sahil hikâyesinin temelini oluşturan ekonomik modelin resmî adını tanıyın ve rakip işletmelerin neden birbirine yakın konumlar seçtiğine ilişkin tartışmalarda neyi ifade ettiğini anlayın. 2. a Nash equilibrium, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Oyun teorisinin bu temel kavramını, hiçbir katılımcının stratejisini tek başına değiştirerek sonucunu iyileştiremediği bir durum olarak anlayın; bu sonucun toplumsal açıdan en iyi seçenek olmayabileceğini de ayırt edin. 3. this leaves businesses vulnerable to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir düzenleme veya kararın işletmeleri saldırgan rekabet gibi belirli bir riske açık hâle getirdiğini neden-sonuç ilişkisiyle anlatmak için bu kalıbı kullanın.
Bu derste
Why are gas stations are always built right next to other gas station? Kalıp ifadeler
0:15Neden benzin istasyonları her zaman diğer benzin istasyonlarının tam yanına inşa edilir?
right next to: hemen yanında
right next to ifadesinde right, “tam olarak” veya “hemen” anlamını veren bir pekiştirme zarfıdır. İfadenin tamamı, bir yerin ya da nesnenin başka birinin hemen yanında olduğunu ve aralarında başka ilgili bir yer bulunmadığını anlatır. Burada right, “doğru” anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp, konum veya yerleştirme bildiren fiil + right next to + yer ya da nesne adıdır. next to ile karşılaştırıldığında right, konumun ne kadar yakın olduğunu daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “hemen yanında” anlamına gelen vurgulu ifadeyle tamamlayın: The clinic is ____ the pharmacy.
Cevabı göster
right next to
Why is it that I can drive for a mile without finding a coffee shop Dilbilgisi
0:18Neden bir mil boyunca araba kullanıp da bir kahve dükkanı bulamazken,
and then stumble across three on the same corner? Öbek fiiller
0:21aynı köşede üç tanesine tesadüfen rastlıyorum?
Why is it that ...?: nedeni vurgulayarak sorma
Why is it that + düz cümle? açıklama istemenin vurgulu bir yoludur. Dikkati şaşırtıcı veya kafa karıştırıcı görünen bir duruma çeker ve “Bu nasıl açıklanabilir?” diye sormaya yakındır. that sözcüğünden sonra I can drive örneğindeki gibi özneyi fiilden önce getirin. can I drive sırasına geçmeyin. it ve that sözcüklerini tek tek çevirmek yerine Why is it that yapısını tek bir soru kalıbı olarak ele alın.
Alıştırma
Soruyu bu dersteki vurgulu kalıpla tamamlayın: ____ the two clocks show different times?
Cevabı göster
Why is it that
without finding: without + -ing yapısı
without finding a coffee shop ifadesinde without bir edattır; finding ise find fiilinin -ing biçimidir. Bu ifade, ana eylem sırasında başka bir eylemin gerçekleşmediğini gösterir: konuşan kişi araba kullanmış ama bir kahve dükkânı bulamamıştır. without'tan sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir; fiilin yalın hâli gelmez: without finding denir, without find denmez. Yeniden kullanılabilen ana eylem + without + -ing kalıbı, ana eylem olurken ikinci eylemin gerçekleşmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi without ve check fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya submitted the form ____ the final box.
Cevabı göster
without checking
stumble across: tesadüfen bulmak veya rastlamak
Stumble across, birini ya da bir şeyi tesadüfen bulmak veya biriyle karşılaşmak anlamına gelir. Burada konuşan kişi aynı köşede üç kahve dükkânını beklenmedik şekilde bulur; three, three coffee shops yerine kullanılmıştır. Bu bir phrasal verb olduğu için anlamı stumble ve across sözcüklerini tek tek çevirerek oluşturulmaz. Fiziksel olarak tökezlemek anlamına gelmez. Bulmanın planlanmamış ya da şaşırtıcı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede stumble across, tesadüfen bulmak anlamında kullanılmıştır?
- While sorting the attic, Ben stumbled across a box of childhood photos.
- Ben stumbled over a loose cable and nearly fell.
- Ben crossed the attic to look for a box he had carefully labeled.
Cevabı göster
While sorting the attic, Ben stumbled across a box of childhood photos.
and restaurants always seem to exist in groups Kalıp ifadeler
0:26ve restoranlar bir topluluğa eşit olarak yayılmak yerine
instead of being spread evenly throughout a community? Dilbilgisi
0:28her zaman gruplar halinde var gibi görünüyorlar?
seem to exist in groups: gözlemlenen bir düzeni aktarmak
Bu soruda seem to exist in groups, “gruplar hâlinde bulunuyor gibi görünmek” anlamına gelir. Seem to, bu düzeni kanıtlanmış bir sonuç olarak değil, gözleme dayalı bir izlenim olarak sunar. Exist in groups mekânsal dağılımı anlatır: aynı türden birkaç işletme bir alana eşit biçimde dağılmak yerine birbirine yakın yerlerde bulunur.
Alıştırma
Hangi cümle, gözlemlenen bir kümelenme düzenini kesinlik iddiasında bulunmadan doğal biçimde anlatır?
- The clinics seem existing in groups near major intersections.
- The clinics seem to exist in groups near major intersections.
- The clinics definitely exist in groups near major intersections.
Cevabı göster
The clinics seem to exist in groups near major intersections.
instead of being spread evenly: instead of sonrasında edilgen -ing
Instead of burada gerçekleşmeyen diğer seçeneği sunar. Ardından -ing biçimi gelebilir; being spread evenly edilgen bir -ing yan cümlesidir. İşletmeler alana dağıtılan ögeler olduğu için edilgen biçim olan being spread kullanılır. Evenly, spread fiilini niteler ve yerleşim bölgesi genelinde yaklaşık eşit aralıklarla ya da benzer miktarlarda dağılımı ifade eder. Bu ifade, kümelenme ile eşit dağılımı karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi store fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The boxes were left outside instead of ____ safely indoors.
Cevabı göster
being stored
While there are several factors that might go into deciding where to place your business, Notlar
0:31İşletmenizi nereye kuracağınıza karar verirken devreye girebilecek birkaç faktör olsa da,
While there are several factors: ödünleme bildiren giriş
Burada While there are several factors, önce kararın karmaşık olduğunu kabul eden bir ödünleme girişidir. while bu kullanımda “-e rağmen” veya “-se de” anlamına gelir; zaman bildiren “… sırasında” anlamına gelmez. Bu giriş, dinleyiciyi virgülden sonra gelecek ana düşünceye hazırlar. Konuşmacının tek neden olduğunu iddia etmeden yararlı bir model sunmasını sağladığı için açıklamayı daha ölçülü kılar.
Alıştırma
“While there are several factors to consider, safety comes first,” cümlesinde girişteki yan cümle ne yapar?
- Güvenliğin mümkün olan tek etken olduğunu iddia eder.
- Tüm etkenlerin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Ana düşünceyi vermeden önce durumun karmaşık olduğunu kabul eder.
Cevabı göster
Ana düşünceyi vermeden önce durumun karmaşık olduğunu kabul eder.
go into deciding: kararı şekillendiren etkenler
Bu cümlede go into deciding, bazı etkenlerin kararın oluşmasına katkıda bulunduğunu anlatır. İfade, bir sonucu oluşturmaya katılan girdileri veya değerlendirmeleri belirtir; fiziksel olarak bir şeyin içine girmek anlamına gelmez. Burada into bir edattır, bu yüzden ardından -ing biçimindeki deciding gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp go into + isim veya -ing biçimidir; go into planning buna örnektir.
Alıştırma
Birkaç değerlendirmenin bir seçimi şekillendirdiğini göstermek için cümleyi go into deciding ile tamamlayın: Several practical factors ____ which apartment is best.
Cevabı göster
go into deciding
where to place your business: soru sözcüğü + to-infinitive yan cümlesi
where to place your business, soru sözcüğü + to-infinitive yapısında bir yan cümledir. Burada “işletmeniz için hangi konumu seçeceğiniz” anlamına gelir ve yan cümlenin tamamı deciding ile belirtilen kararın içeriğini verir. place burada “bir konuma yerleştirmek” veya “bir yer seçmek” anlamında bir fiildir. Bu eylemi kimin yapacağı bağlamdan anlaşılır. Bu yapı doğrudan soru olmadığı için doğrudan soru sözcük dizilimini kullanmaz.
Alıştırma
Soruyu kısaltılmış bir yan cümleye dönüştürerek cümleyi tamamlayın: 'Where should we put the printer?' We have not decided ____.
Cevabı göster
where to put the printer
clusters of similar companies can be explained by a very simple story Notlar
0:35benzer şirketlerin kümelenmesi çok basit bir hikaye ile açıklanabilir
clusters of similar companies: yoğunlaşmış işletme grupları
Bu cümlede clusters of similar companies, aynı genel türdeki işletmelerin birbirine yakın yerlerde oluşturduğu gruplar anlamına gelir. Cluster, yalnızca bir listedeki ilgisiz maddeleri değil, belirgin bir yoğunlaşma oluşturan şeyleri anlatan sayılabilir bir isimdir. Clusters çoğuldur ve of similar companies her kümenin nelerden oluştuğunu belirtir. Bu ifade, belirli bölgelerde toplanan şirketleri anlatmak için işletme ve coğrafya bağlamlarında kullanışlıdır.
Alıştırma
Birbirine yakın konumlarda bulunan birkaç yazılım şirketini en iyi hangi ifade anlatır?
- a list of software companies
- a cluster of software companies
- a software company working alone
Cevabı göster
a cluster of software companies
can be explained by: açıklamanın kaynağını gösteren edilgen yapı
Can be explained by, modal can + edilgen be + geçmiş zaman ortacı explained yapısını kullanır. Bir olguyu açıklanan şey olarak sunar ve bu olgu için olası bir açıklama bulunduğunu belirtir. by sonrasında hikâye, model, kural, neden veya teori gibi açıklamanın kaynağı ya da mekanizması gelebilir; yalnızca eylemi yapan bir kişi gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi can, explain fiilinin edilgen biçimi ve açıklayıcı kuralı tanıtan edatla tamamlayın: The unusual pattern ____ one simple rule.
Cevabı göster
can be explained by
called Hotelling's model of spatial competition. Kültür
0:39ve buna Hotelling'in mekansal rekabet modeli denir.
Hotelling's model of spatial competition: yer seçimi yoluyla rekabet
İfadenin tamamı, Harold Hotelling ile ilişkilendirilen bir ekonomi modelinin adıdır. Burada spatial competition, işletmelerin yalnızca fiyat veya ürünle değil, kısmen yer seçimi yoluyla da rekabet etmesi anlamına gelir. Modelin basit bir sürümünde satıcılar müşterilere ulaşmaya çalışırken birbirlerine daha yakın konumlar seçebilir. Bu durum, benzer işletmelerin neden kümelendiğini açıklamaya yardımcı olur. Hotelling bir soyadıdır; hotel sözcüğünün bir biçimi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Hotelling's model of spatial competition nedir?
- Dondurmanın sıcaklığını ölçen bir formül.
- Otel yönetimi için kullanılan genel bir terim.
- Yer seçimi yoluyla rekabeti ele alan bir ekonomi modeli.
Cevabı göster
Yer seçimi yoluyla rekabeti ele alan bir ekonomi modeli.
Imagine that you sell ice cream at the beach. Anlatım akışı
0:43Plajda dondurma sattığınızı hayal edin.
Imagine that ile varsayımsal bir durum kurmak
Imagine that + yan cümle, dinleyiciden kurgusal ya da olası bir durumu bir süreliğine kabul etmesini ister. Burada sahilde dondurma satma örneğini kurar; dinleyicinin gerçekten dondurma sattığını iddia etmez. Bu giriş, açıklamayı düzenler: önce durum kurulur, ardından bu durumdan hareketle düşünülür. that sonrasında özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Varsayımsal bir durumu tanıtan bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ your school could open one new club.
Cevabı göster
Imagine that
Your beach is 1 mi long and you have no competition.
0:45Plajınız 1 mil uzunluğunda ve hiç rekabetiniz yok.
Where would you place your cart in order to sell the most product? Dilbilgisi
0:47En çok ürünü satmak için arabanızı nereye yerleştirirdiniz?
in order to sell ile amaç belirtmek
in order to sell, amaç sorusunu yanıtlar: araba, satıcının mümkün olduğunca çok ürün satabilmesi için belirli bir yere konur. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle sell yalın hâlde kalır. in order to amaç bağlantısını açıkça gösterir ve yalnızca to kullanmaktan biraz daha bilinçli bir vurgu taşıyabilir. Burada order, “emir” ya da “müşteri siparişi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: Leo saved money in order to ____ a bicycle. (buy)
Cevabı göster
buy
The 1/2 mi walk may be too far for some people at each end of the beach, Dilbilgisi
0:52Yarım millik yürüyüş plajın her iki ucundaki bazı insanlar için çok uzak olabilir,
may be too far for someone: biri için fazla uzak olabilir
May be too far for someone, bir mesafenin o kişinin rahat veya makul biçimde gidebileceği sınırı aşabileceğini belirtir. May değerlendirmeyi kesinleştirmez ve bir olasılık olarak sunar; too far ise yalnızca uzun bir mesafeyi değil, pratik bir sınırın aşılmasını anlatır. For ile başlayan bölüm, bu sınırın kimin ihtiyaçlarına göre değerlendirildiğini gösterir. Bu cümlede for some people, yarım millik yürüyüşü aşırı uzun bulabilecek kişileri belirtir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Patikanın küçük çocukların başa çıkabileceğinden daha zor olabileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The trail may be too difficult for young children.
- The trail may be difficult because of young children.
- The trail must be difficult for young children.
Cevabı göster
The trail may be too difficult for young children.
but your cart serves as many people as possible. Kalıp ifadeler
0:56ancak arabanız mümkün olduğunca çok insana hizmet verebilir.
as many people as possible: mümkün olduğunca çok kişi
As many people as possible, koşulların izin verdiği en yüksek kişi sayısı demektir. as + many + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbı, ulaşılabilir en yüksek miktarı hedefler. İki as birlikte tek bir kalıp oluşturur; bu nedenle ikisi de atılmamalıdır. Burada people, kalıbın içindeki çoğul sayılabilen isimdir.
Alıştırma
Cümleyi mümkün olan en yüksek gönüllü sayısı anlamına gelen hedef kalıpla tamamlayın: The team wants to recruit ____.
Cevabı göster
as many volunteers as possible
One day you show up at work just as your cousin Teddy is arriving at the beach with his own ice cream cart. Notlar
0:59Bir gün işe gelirsiniz ve o sırada kuzeniniz Teddy de kendi dondurma arabasıyla plaja gelmektedir.
show up: gelmek veya görünmek
Burada you show up, iş yerine “gelmen” veya orada “görünmen” anlamına gelir. Show up bir phrasal verb'dür; bu yüzden show burada “göstermek” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede show up “gelmek veya görünmek” anlamında kullanılmıştır?
- Jordan showed up at the library before noon.
- Jordan showed us a photo of the library.
- Jordan looked up the library's address before noon.
Cevabı göster
Jordan showed up at the library before noon.
just as: iki olayın neredeyse aynı anda olması
Just as, ana cümledeki olayla aynı anda veya neredeyse aynı anda gerçekleşen bir olayı anlatan yan cümleyi başlatır. Burada senin iş yerine varışın ile Teddy'nin plaja varışı aynı zamana denk gelir. Just, zamanlamayı kesin veya dikkat çekici gösterir. Bu ifadede as bir zaman bağlacıdır; karşılaştırma kalıbı olan as ... as yapısının parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler?
- The lights went out just as the concert began.
- The lights went out long before the concert began.
- The lights went out as soon as the concert ended.
Cevabı göster
The lights went out just as the concert began.
he's selling exactly the same type of ice cream as you are. Dilbilgisi
1:05o da tam olarak sizinle aynı tür dondurmayı satıyor.
the same ... as you are: yardımcı fiilden sonra eksiltme
the same + isim + as kalıbı, belirtilen yönden aynı olan iki kişiyi veya şeyi karşılaştırır. Burada exactly, same sözcüğünü güçlendirir: onun sattığı dondurma türü, senin sattığınla tamamen aynıdır. as you are içindeki are, are selling fiil grubunun yardımcı fiilidir. Selling hemen önce kullanıldığı için as you are (selling) biçiminde düşürülebilir. Bu yan cümle senin ne yaptığını anlatır; nasıl biri olduğunu değerlendirmez.
Alıştırma
Cümleyi as ve doğru yardımcı fiille tamamlayın; tekrar eden fiili kullanmayın: I am reading this novel now. Ava is reading the same novel ____.
Cevabı göster
as I am
You agree that you will split the beach in half. Kalıp ifadeler
1:08Plajı ikiye bölme konusunda anlaşıyorsunuz.
split ... in half: bir şeyi iki eşit parçaya bölmek
split + nesne + in half yapısı, bir bütünü eşit veya eşit olması amaçlanan iki parçaya bölmek anlamına gelir. Burada beach, bölünerek iki alana dönüşecek nesnedir. in half, bölme işleminin sonucunu anlatır; bir yer belirtmez.
Alıştırma
‘İki eşit parçaya’ anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please split the sandwich ____ so each child gets an equal piece.
Cevabı göster
in half
In order to ensure that customers don't have to walk too far, Dilbilgisi
1:10Müşterilerin çok uzağa yürümemesini sağlamak için,
don't have to: gereklilik veya zorunluluk olmaması
Burada don't have to, “gerekli değil” ya da “zorunluluk yok” demektir. Olumsuzluk, have to ifadesinin belirttiği gerekliliği kaldırır; müşterilerin bir şeye sahip olmadığı anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp özne + don't/doesn't have to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Eyleme izin vardır, ancak eylem zorunlu değildir.
Alıştırma
Hangi cümle ziyaretçilerin bilet almak zorunda olmadığını ifade eder?
- Visitors don't have a ticket.
- Visitors must not buy a ticket.
- Visitors don't have to buy a ticket.
Cevabı göster
Visitors don't have to buy a ticket.
you set up your cart a quarter mile south of the beach center, Notlar
1:13arabanızı plajın merkezinin çeyrek mil güneyine,
you set up: bir şeyi yerleştirip hazırlamak
Burada you set up your cart, arabayı seçilen yere koyup çalışmaya hazır hâle getirmek demektir. Set up bir öbek fiildir; bu nedenle up ayrı bir yön değil, ifadenin bir parçasıdır. Bu anlam çadır, tezgâh veya ekipman gibi kullanılmadan önce hazırlanması gereken şeyler için de geçerlidir.
Alıştırma
it nesne zamiri olduğunda set up ifadesini hangi cümle doğru kullanır?
- We need to set up it before the meeting.
- We need to set it up before the meeting.
Cevabı göster
We need to set it up before the meeting.
a quarter mile south of: mesafe + yön + referans noktası
a quarter mile south of ifadesi “bir referans noktasının çeyrek mil güneyindeki bir yerde” anlamına gelir. Bu cümlede plaj merkezi referans noktasıdır: a quarter mile mesafeyi, south of ise yönü belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp mesafe + yön + of + referans noktası şeklindedir; örneğin two miles east of the station. İngilizcede mesafe yön ifadesinden önce geldiği için sözcük sırası önemlidir.
Alıştırma
Cümleyi a quarter mile south of hedef kalıbıyla tamamlayın: The farm is ____ the highway.
Cevabı göster
a quarter mile south of
right in the middle of your territory. Kalıp ifadeler
1:16tam kendi bölgenizin ortasına kuruyorsunuz.
right in the middle of: pekiştirme zarfı olarak right
Right in the middle of, “tam merkezinde” anlamına gelir. Burada right pekiştirme zarfıdır ve in the middle of ifadesini güçlendirir. “Doğru” ya da “solun karşıtı olan sağ taraf” anlamına gelmez. Bu ifade, bir yerdeki konumu veya bir zaman dilimi ya da olay içindeki orta noktayı anlatabilir; örneğin right in the middle of the meeting.
Alıştırma
right burada ne anlama gelir? The keys are right in the middle of the table.
- Anahtarları oraya koymanın doğru olduğunu söyler.
- Anahtarların tam merkezde olduğunu vurgular.
- Anahtarların masanın sağ tarafında olduğunu söyler.
Cevabı göster
Anahtarların tam merkezde olduğunu vurgular.
in the middle of Teddy territory. With this agreement, Anlatım akışı
1:20Teddy bölgesinin tam ortasına kuruluyor. Bu anlaşmayla,
everyone south of you buys ice cream from you.
1:23sizin güneyinizdeki herkes sizden dondurma alıyor.
With this agreement: sonucu bir anlaşma çerçevesinde sunmak
With this agreement, tüm cümle için bir çerçeve oluşturan ve cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir. Burada with, bu düzenleme altında veya bu anlaşma göz önüne alındığında anlamına gelir. This, daha önce açıklanmış bir düzenlemeye gönderme yapar; birinin bir anlaşmayla birlikte olduğu anlamına gelmez. Bu öbeği başa koyan konuşmacı, sonucu açıklamadan önce bilinen koşulu verir. Bu yapı, daha önce belirtilen bir planı, kuralı veya durumu ondan doğan sonuca bağlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: With this rule, each team gets one turn. Baştaki öbek ne işe yarar?
- Her takıma katılan bir kişiyi tanıtır.
- Kuralı, sonucun geçerli olduğu çerçeve olarak belirler.
- Her takımın kuralı yanında taşıdığını söyler.
Cevabı göster
Kuralı, sonucun geçerli olduğu çerçeve olarak belirler.
and the 50% of beachgoers in between walk to the closest cart. Kalıp ifadeler
1:27ve aradaki plaj ziyaretçilerinin %50'si en yakın arabaya yürüyor.
in between: bilinen iki uç noktanın arasında
In between, iki kişiyi, yeri veya konumu ayıran alanın içinde anlamına gelir. Bu cümlede beachgoers sözcüğünden sonra gelir ve bağlamda belirtilen iki araba arasındaki alanda bulunan kişileri tanımlar. İki referans noktası zaten belliyse in between bunları yeniden söylemeden kullanılabilir. Burada in between ifadesini birbirinden bağımsız iki sözcük olarak değil, tek bir öbek olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Maya and Leo sat at opposite ends of the bench, and I sat ____.
Cevabı göster
in between
No one walks more than a quarter of a mile, Dilbilgisi
1:31Hiç kimse çeyrek milden fazla yürümüyor,
No one walks more than + miktar: üst sınır belirlemek
No one + fiil + more than + miktar kalıbı, hiç kimsenin belirtilen miktarı aşmadığını anlatır. No one, sınırı aşacak bütün durumları dışlar; more than ise karşılaştırılan bir kişiyi değil, sınırı belirtir. Bu cümlede çeyrek mil, herhangi birinin yürüdüğü en uzun mesafedir. Tam olarak çeyrek mil yürümek hâlâ bu sınırın içindedir.
Alıştırma
No passenger waited more than ten minutes ne anlama gelir?
- Her yolcu tam olarak on dakika bekledi.
- Her yolcu on dakika veya daha az bekledi.
- En az bir yolcu on dakikadan fazla bekledi.
Cevabı göster
Her yolcu on dakika veya daha az bekledi.
and both vendors sell to half of the beachgoers.
1:33ve her iki satıcı da plaj ziyaretçilerinin yarısına satış yapıyor.
Game theorists consider this a socially optimal solution. Notlar
1:36Oyun teorisyenleri bunu sosyal olarak optimal bir çözüm olarak görürler.
Game theorists: stratejik etkileşimi inceleyen araştırmacılar
Game theorists, oyun teorisini, yani farklı karar vericilerin seçimlerinin birbirini nasıl etkilediğini inceleyen araştırmacılardır. Bu cümlede ifade, çözümü değerlendirmek için kullanılan akademik bakış açısını belirtir. Buradaki game, video oyunu ya da yalnızca eğlence amaçlı bir etkinlik anlamına gelmez. Her katılımcının en iyi seçiminin başkalarının yaptıklarına bağlı olabildiği bir stratejik etkileşim modelini ifade eder.
Alıştırma
Game theorists ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Stratejik seçimlerin birbirini nasıl etkilediğini inceleyen araştırmacılar.
- Video oyunlarının görsel tasarımlarını oluşturan kişiler.
- Spor sırasında kuralları uygulayan görevliler.
Cevabı göster
Stratejik seçimlerin birbirini nasıl etkilediğini inceleyen araştırmacılar.
socially optimal solution: grubun bütünü için en iyi çözüm
Socially optimal solution, toplam refah, toplam maliyet veya toplam ulaşım yükü gibi seçilmiş bir ölçüte göre etkilenen herkes için en iyi ortak sonucu üreten seçenektir. Socially sözcüğü, optimal değerlendirmesinin kapsamını toplum veya grubun bütünü olarak belirler. Her katılımcının kendisi için en iyi sonucu alması ya da her satıcının mümkün olan en yüksek kârı elde etmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Socially optimal solution ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Her birey için en yüksek kârı garanti eder.
- Tek bir kişinin en çok sevdiği herhangi bir seçimdir.
- Seçilen ölçüte göre grup için en iyi genel sonucu verir.
Cevabı göster
Seçilen ölçüte göre grup için en iyi genel sonucu verir.
It minimizes the maximum number of steps any visitor must take in order to reach an ice cream cart. Kelime
1:40Herhangi bir ziyaretçinin bir dondurma arabasına ulaşmak için atması gereken maksimum adım sayısını en aza indirir.
minimizes the maximum number of: en kötü durumu en aza indirmek
Minimizes the maximum number of, önce her olası planın ürettiği en büyük sayıyı belirlemek, ardından en büyük sayısı en küçük olan planı seçmek anlamına gelir. Minimize ve maximum birbiriyle çelişmez; birlikte minimaks hedefini anlatırlar. Bu cümlede ölçülen değer, herhangi bir ziyaretçinin atmak zorunda kalabileceği adım sayısıdır. Amaç ortalama mesafeyi değil, en kötü durumdaki yürüme mesafesini kontrol eder.
Alıştırma
Bir planlamacı her planın en uzun bekleme süresini karşılaştırır ve bu sürenin en kısa olduğu planı seçer. Cümleyi minimize fiilinin uygun biçimi ve maximum sözcüğüyle tamamlayın: The chosen plan ____ waiting time.
Cevabı göster
minimizes the maximum
The next day, when you arrive at work: zamanı ilerletmek ve sahneyi kurmak
The next day hikâyeyi yeni bir zamana taşır. when you arrive at work şeklindeki when yan cümlesi, sırada olacakların zaman arka planını kurar. Burada when yan cümlesi ana olay değildir. Yaygın zaman ifadesi + when yan cümlesi + ana cümle kalıbında yeni olayı ana cümle anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede ana olayı hangi bölüm anlatıyor? The following morning, when Maya opened the shop, she found a package outside.
- when Maya opened the shop
- The following morning
- she found a package outside
Cevabı göster
she found a package outside
Teddy has set up his cart in the middle of the beach.
1:48Teddy arabanısını plajın tam ortasına kurmuştur.
You return to your location a quarter mile south of center
1:50Siz merkezin çeyrek mil güneyindeki kendi yerinize dönersiniz
and get the 25% of customers to the south of you. Kelime
1:54ve kendi güneyinizdeki müşterilerin %25'ini alırsınız.
get the 25% of customers: müşterilerin bu payını kazanmak
Burada get, belirli bir müşteri grubunu kazanmak ve onların sizden alışveriş yapmasını sağlamak anlamına gelir. Bu %25'lik grubu başarıyla çekmeyi anlatır. Müşterileri gidip almak veya fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez. İş ve rekabet bağlamında get customers çoğu zaman müşteri çekmek veya kazanmak demektir.
Alıştırma
“By opening earlier, the bakery hopes to get more morning customers,” cümlesinde get more morning customers ne anlama gelir?
- daha fazla müşteri çekip onların alışverişini kazanmak
- başka bir yerden daha fazla müşteri getirip almak
- zaten orada olan müşterilere yemek sunmak
Cevabı göster
daha fazla müşteri çekip onların alışverişini kazanmak
Teddy still gets all of the customers north in Teddy territory,
1:57Teddy Teddy bölgesindeki kuzeydeki müşterilerin tamamını hala alır,
but now you split the 25% of people in between the two carts.
2:00ama şimdi iki araba arasında kalan %25'lik kesimi paylaşırsınız.
the ice cream wars: rekabet için savaş benzetmesi olarak wars
the ice cream wars ifadesindeki wars, dondurma satıcıları arasındaki süregelen rekabeti anlatan eğlenceli ve abartılı bir savaş benzetmesidir. Gerçek bir silahlı çatışma kastedilmez. Bir rekabete war demek hikâyeyi daha dramatik gösterir ve rakip tarafların sürekli karşılıklı hamle yaptığını düşündürür. İngilizcede bu benzetme price war veya streaming wars gibi ifadelerde sıkça kullanılır.
Alıştırma
Şu cümleyle ilgili ifadeyi değerlendirin: The two cafés have started a price war. Buradaki war, silahlı çatışma yerine yoğun bir ticari rekabeti anlatabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
you get to the beach early and set up right in the center of Teddy territory, Notlar
2:06plaja erken gidersiniz ve doğrudan Teddy bölgesinin merkezine kurulursunuz,
get to the beach: varış için get to + yer
you get to the beach ifadesinde get to, “varmak” anlamına gelir. Burada to sözcüğünden sonra yer bildiren the beach isim öbeği gelir. Günlük İngilizcede bir yere varmayı anlatmak için get to + yer kullanılır. Ancak home, here ve there gibi bazı yaygın hedef sözcükleri to almaz: get home, get here ve get there denir.
Alıştırma
Cümleyi get içeren ve “varmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ the airport by six.
Cevabı göster
get to
right in the center of: tam merkezde bir konum
Right in the center of, “... tam merkezinde” anlamına gelir. Burada right konumu kesinleştiren bir pekiştiricidir; of Teddy territory ise referans alınan alanı belirtir. Bu ifade, bir şeyin bulunduğu veya kurulduğu yeri anlatır. Merkeze doğru hareketi anlatmaz; bu yönü belirtmek için move ya da go gibi bir fiil gerekir.
Alıştırma
Dersin “tam olarak orta kısmında” anlamındaki hedef ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The stage is ____ the hall.
Cevabı göster
right in the center of
assuming you'll serve the 75% of beachgoers to your south, Dilbilgisi
2:10güneyinizdeki plaj ziyaretçilerinin %75'ine hizmet vereceğinizi varsayarak,
assuming you'll serve: bir eylemin arkasındaki varsayımı belirtmek
Assuming you'll serve, önceki kararın arkasındaki henüz doğrulanmamış varsayımı belirtir. Kişinin, o plaj ziyaretçilerine hizmet vereceğine inanarak oraya yerleştiği anlamına gelir; sonucun kesin olduğunu söylemez. Dilbilgisel olarak assuming, ana cümleye bağlı bir -ing yan cümlesi oluşturur ve örtük öznesi ana cümledeki you ile aynıdır. You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır. Burada assume, “varsaymak veya öncül kabul etmek” anlamındadır; assume responsibility ifadesindeki gibi “bir görevi üstlenmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Nora'nın doğrulanmamış bir inanç nedeniyle harekete geçtiğini söylüyor?
- Nora packed an umbrella because rain was already falling.
- Nora packed an umbrella after her friend asked her to carry it.
- Nora packed an umbrella, assuming it might rain later.
Cevabı göster
Nora packed an umbrella, assuming it might rain later.
leaving your cousin to sell to the 25% of customers to the north. Dilbilgisi
2:13kuzeydeki müşterilerin %25'ini kuzeninize bırakırsınız.
leaving your cousin to sell: leave + kişi + to do yapısı
leaving ile başlayan yapı, önceki bir eylemin sonucunu gösterir. leave + kişi + to do yapısında kişi, bir eylemi yapma görevi veya fırsatıyla baş başa kalır. Burada kuzeydeki müşteri grubuna satış yapma işi kuzenine kalır. Bu yapı tek başına kuzenin fiziksel olarak terk edildiği veya satış yapmaya zorlandığı anlamına gelmez. “Yalnızca o müşterilere” satış yapabilme anlamı leave sözcüğünden değil, daha geniş durumdan gelir.
Alıştırma
Önceki bir eylemin o kişiye bir görev bıraktığını göstermek için leaving + kişi + to do yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The manager went home, leaving Nina to close the store.
- The manager went home, leaving Nina closing the store.
- The manager went home, leaving to Nina close the store.
Cevabı göster
The manager went home, leaving Nina to close the store.
just south of you: just + yön + of
just south of you ifadesinde south of, sana göre konumu belirtir; just ise bu konumun kısa bir mesafede olduğunu gösterir. İfade “yakında, senin güney tarafında” anlamına gelir; “yalnızca senin güneyinde” anlamına gelmez. Just yakınlığı gösterir, ancak kesin bir mesafe vermez. Aynı kalıp just north of the station örneğindeki gibi diğer yönlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
"The café is just south of the station" ne anlama gelir?
- Kafe, istasyonun çok uzağında ve güneyindedir.
- Kafe, istasyonun biraz güneyinde ve yakınındadır.
- Kafe, istasyonun güneyindeki tek yerdir.
Cevabı göster
Kafe, istasyonun biraz güneyinde ve yakınındadır.
stealing all of the southerly customers and leaving you with a small group of people to the north. Notlar
2:19güneyli müşterilerin hepsini çalar ve size kuzeyde küçük bir grup insan bırakır.
stealing all of the southerly customers: sonuç ve ticari rekabet mecazı
-ing yapısı stealing all of the southerly customers, önceki bir eylemin sonucunu ekler: o eylem güney taraftaki bütün müşterileri kendine çeker. Virgülden sonra gelen bir -ing yan cümlesi, bir şeyin sonucunda ne olduğunu kısa biçimde gösterebilir. Buradaki stealing customers mecazidir. Rakibin müşterilerini kazanmak veya kendine çekmek demektir; insanları gerçekten çalmak ya da hırsızlık yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümledeki -ing yapısı ne anlama geliyor? The new gym lowered its prices, stealing many customers from nearby studios.
- Spor salonu fiyatları düşürmeden önce yakındaki bütün stüdyoları kapattı.
- Aynı anda spor salonu, yakındaki stüdyolardan gizlice para aldı.
- Bunun sonucunda spor salonu, yakındaki stüdyoların birçok müşterisini kendine çekti.
Cevabı göster
Bunun sonucunda spor salonu, yakındaki stüdyoların birçok müşterisini kendine çekti.
leaving you with: sonuç olarak elde bir şey kalmasına yol açmak
leaving you with ifadesinde leave, “birinin yanından ayrılmak” değil, “birinin elinde belirli bir şey ya da durum kalmasına yol açmak” demektir. Kalıp leave + kişi + with + şey ya da durum şeklindedir. Burada daha önceki müşteri kaybı, elinde yalnızca küçük bir grup kalmasına yol açar. -ing biçimindeki leaving, bu sonuç durumunu önceki eyleme bağlar.
Alıştırma
Geriye kalan sonucu göstermek için cümleyi leave me with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The unexpected fee ____ only ten dollars.
Cevabı göster
left me with
you move 10 paces south of Teddy to regain your customers. Kelime
2:25müşterilerinizi geri kazanmak amacıyla Teddy'nin 10 adım güneyine inersiniz.
Not to be outdone: geri kalmamak için karşılık vermek
Not to be outdone, bir başkasının daha iyi ya da daha başarılı görünmesine izin vermek istememek anlamındaki kalıplaşmış bir ifadedir. Burada Teddy müşterileri kendine çekmiştir; sen de kendi rekabetçi hamlenle karşılık verirsin. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen eylemin nedenini açıklar. Anlamca öznesi ana cümlenin öznesi olan you'dur: Teddy'nin seni geçmesini istemediğin için harekete geçersin.
Alıştırma
Başkası tarafından geçilmek istememek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamla: Noah decorated his bicycle with two flags. ____, Priya added three flags to hers.
Cevabı göster
Not to be outdone
to regain your customers: müşterileri geri kazanmak
to regain your customers ifadesindeki mastar öbeği, hareketin amacını belirtir: müşterileri geri almak için hareket edersin. Regain, önceden sahip olduğun ancak sonra kaybettiğin bir şeyi yeniden elde etmek demektir; bu yüzden bu kişilerin daha önce senin müşterilerin olduğunu gösterir. Geri kazanılabilen şeyler için regain + isim kalıbını kullanabilirsin. Örneğin regain control, regain confidence ve regain trust denir.
Alıştırma
Şirket bu müşterileri daha önce kaybetti. En uygun fiili seç: The company hopes to ___ its former customers.
- regain
- retain
- gain
Cevabı göster
regain
take a midday break: öğle vakti mola vermek
take a midday break ifadesinde take, a break ile birleşerek kısa süreliğine durup dinlenmek anlamına gelir; burada take bir şeyi almak veya taşımak anlamında değildir. Midday, molanın ne zaman olduğunu, yani gün ortasını belirtir. Bu ifade yaygın take a break kalıbını korur. take a short break veya take a lunch break örneklerinde olduğu gibi, break sözcüğünün önüne molayı tanımlayan bir sözcük gelebilir. Özne she olduğunda take, takes biçimine dönüşür.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Every day around noon, we ____ before the afternoon activities.
Cevabı göster
take a midday break
Teddy shuffles 10 paces south of you and again steals back all the customers to the far end of the beach. Notlar
2:30Teddy sizin 10 adım güneyinize geçer ve plajın diğer ucuna kadar olan müşterilerin hepsini tekrar çalar.
shuffles 10 paces south of you: kısa adımlar ve mesafe
Burada shuffles bir hareket fiilidir. Teddy'nin kısa ve yere yakın adımlarla, çoğu zaman ayaklarını kaydırarak veya yerden çok az kaldırarak ilerlediğini gösterir. Nötr moves fiiline göre daha belirgin bir hareket görüntüsü oluşturur. Ten paces hareket miktarını, yani yaklaşık on adımı belirtir. South of you, güneydeki konumu tarif ederken senin bulunduğun yeri referans alır. Paces ne kadar uzağa gidildiğini ölçer; hızı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede shuffle kısa ve yere yakın adımları, paces ise mesafeyi anlatır?
- The runner sprinted ten paces to the finish line.
- The guide counted ten paces to measure the path.
- The tired hiker shuffled ten paces toward the bench.
Cevabı göster
The tired hiker shuffled ten paces toward the bench.
steals back: rekabette bir şeyi geri kazanmak
steals back ifadesindeki back, bir şeyin daha önce ona sahip olan tarafa geri döndüğünü gösterir. Teddy müşterileri kaybetmişti; şimdi onları öteki taraftan yeniden kendine çekiyor. Bu nedenle ifade, önceki konumu geri kazanmayı anlatır. Burada steal mecaz anlamdadır. Gerçek bir hırsızlık yoktur; müşteriler için yapılan rekabeti hızlı ve çarpıcı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede stole back, rekabette kaybedilen bir şeyi yeniden kazanmak anlamında kullanılmıştır?
- The blue team kept the lead for the whole game.
- The blue team stole back the lead in the final minute.
- The blue team stole a trophy and later returned it.
Cevabı göster
The blue team stole back the lead in the final minute.
Throughout the course of the day: gün boyu süren bir sürece zaman çerçevesi çizmek
Throughout the course of the day, tek bir kesin anı değil, günün ilerleyişinin tamamını kapsayan bir zaman çerçevesi kurar. Dinleyiciyi günün erken saatlerinden geç saatlerine kadar süren, değişen veya tekrarlanan olaylara hazırlar. Cümle başındaki bir geçiş ifadesi olarak odağı tek bir olaydan bütün dönemin genel özetine taşır. Burada course, ders değil, gelişen süreç veya dönem anlamındadır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Throughout the course of the day, the temperature kept changing. Baştaki ifade nasıl bir zaman düzenini anlatıyor?
- Gün bittikten sonra başlayan bir değişiklik.
- Tam öğle vaktinde gerçekleşen tek bir değişiklik.
- Bütün gün boyunca farklı zamanlarda gerçekleşen değişiklikler.
Cevabı göster
Bütün gün boyunca farklı zamanlarda gerçekleşen değişiklikler.
both of you continue to periodically move south towards the bulk of the ice cream buyers Kelime
2:37ikiniz de düzenli olarak dondurma alıcılarının büyük çoğunluğuna doğru periyodik olarak güneye ilerlemeye devam edersiniz
the bulk of the ice cream buyers: bir grubun en büyük kısmı
the bulk of the ice cream buyers ifadesinde the bulk, o grubun en büyük kısmı, yani açık çoğunluğu demektir. İfade, alıcıların çoğunun nerede olduğunu gösterir; alıcıların fiziksel büyüklüğünü veya büyük miktarlarda satılan ürünleri anlatmaz. Yapı the bulk of + belirli bir grup ya da şey şeklindedir. Anlamı most of ifadesine yakındır ancak genellikle biraz daha resmî ve analitik duyulur.
Alıştırma
“The bulk of our visitors arrive before noon,” cümlesinde the bulk of our visitors ne anlama gelir?
- Ziyaretçilerimizin çoğu
- Fiziksel olarak en iri ziyaretçilerimiz
- Büyük paketler satın alan ziyaretçiler
Cevabı göster
Ziyaretçilerimizin çoğu
until both of you eventually end up at the center of the beach, Öbek fiiller
2:42ta ki her ikiniz de sonunda plajın merkezinde buluşana kadar,
end up at: bir süreçten sonraki son konum
End up at + yer, bir dizi eylem, seçim veya olaydan sonra sonunda o yere varmak ya da kendini orada bulmak demektir. Burada tekrarlanan hareketler iki kişiyi de sonunda plajın merkezine getirir; bu nedenle ifade tek bir basit hareketten çok sürecin sonucunu vurgular. Up, end up öbek fiilinin bir parçasıdır; yukarı anlamına gelmez. At, son konumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi end up at ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After taking the wrong bus, we ____ the airport.
Cevabı göster
ended up at
each serving 50% of the ice cream-hungry beachgoers. Kelime
2:46ve her biriniz dondurmaya aç plaj ziyaretçilerinin %50'sine hizmet verirsiniz.
back to back: fiziksel bir konum
Burada back to back iki aracın fiziksel yerleşimini anlatır: arka kısımları birbirine bakar ve araçlar birbirine çok yakındır. Nasıl konumlandıklarını belirten bir zarf öbeği olarak kullanılır. Başka bağlamlarda back to back, “biri biter bitmez diğeri” anlamına gelebilir. Burada araçların nereye yerleştirildiğinden söz edildiği için doğru anlam mekânsal olandır.
Alıştırma
Hangi cümlede back to back fiziksel bir konumu anlatır?
- The two guards stood back to back.
- The team played back-to-back games on Saturday.
- We scheduled two back-to-back meetings.
Cevabı göster
The two guards stood back to back.
ice cream-hungry beachgoers: X-hungry kalıbı
ice cream-hungry beachgoers ifadesinde hungry, beachgoers sözcüğünü niteler; ice cream ise onların istediği şeyi belirtir. İfade, “dondurmayı çok isteyen sahile gelenler” anlamındadır; acıkmış bir dondurma anlamına gelmez. X-hungry kalıbı, bir addan önce etkileyici bir birleşik sıfat oluşturur. ice cream-hungry içindeki kısa çizgi, sözcüklerin beachgoers sözcüğünü niteleyen tek bir birim olarak okunmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “bilgiye aç” anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The library runs weekend workshops for ____ children.
Cevabı göster
knowledge-hungry
Aşama belirteci olarak At this point
At this point, “hikâyenin veya açıklamanın ulaştığı aşamada” anlamına gelir. Önceki adımları toparlar ve sıradaki ifadenin bunlardan çıkan bir sonuç olduğunu belirtir. Buradaki point, sıralamadaki bir anı veya aşamayı ifade eder; fiziksel bir nokta ya da konum değildir.
Alıştırma
At this point bir açıklamada ne işe yarar?
- O ana kadar ulaşılan aşamayı belirtir ve sıradaki sonucu sunar.
- Daha önce söylenen her şeyi reddeder.
- Kesin bir fiziksel konum verir.
Cevabı göster
O ana kadar ulaşılan aşamayı belirtir ve sıradaki sonucu sunar.
you and your competitive cousin have reached what game theorists call a Nash equilibrium, Notlar
2:50siz ve rekabetçi kuzeniniz oyun teorisyenlerinin Nash dengesi dediği şeye ulaştınız,
Bir terimi tanıtmak için have reached what game theorists call ...
have reached what game theorists call a Nash equilibrium içinde, what game theorists call a Nash equilibrium ifadesinin tamamı have reached fiilinin nesnesidir. Anlamı, “oyun teorisyenlerinin Nash dengesi adını verdiği duruma ulaşmış olmak”tır. Burada what bir soru sormaz. “... olan durum veya şey” fikrini ardından gelen yan cümleyle birleştirir; bu nedenle kullanılabilir kalıp have reached what + uzmanlar + call + bir ad şeklindedir. have reached biçimindeki present perfect, önceki süreci şu anda var olan duruma bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, uzmanların verdiği bir adı tanıtmak için what yan cümlesini doğru kullanır?
- The spacecraft has reached that engineers call a stable orbit.
- The spacecraft has reached what engineers call a stable orbit.
- The spacecraft has reached what do engineers call a stable orbit.
Cevabı göster
The spacecraft has reached what engineers call a stable orbit.
a Nash equilibrium: stratejik istikrar
Nash dengesi, diğer herkesin stratejisi aynı kalırken hiçbir katılımcının yalnızca kendi stratejisini değiştirerek daha iyi bir sonuç elde edemediği stratejik bir durumdur. Bu cümlede sen ve kuzenin böyle bir stratejik istikrara ulaştınız. Buradaki equilibrium fiziksel denge, adalet, eşit ödüller veya bütün grup için en iyi sonuç anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade Nash dengesini en iyi açıklar?
- Her oyuncunun eşit ve adil bir sonuç alması garanti edilir.
- Tüm oyuncular aynı yerde fiziksel olarak dengededir.
- Diğerleri stratejilerini değiştirmezken hiçbir oyuncu yalnızca kendi stratejisini değiştirerek sonucunu iyileştiremez.
Cevabı göster
Diğerleri stratejilerini değiştirmezken hiçbir oyuncu yalnızca kendi stratejisini değiştirerek sonucunu iyileştiremez.
the point where neither of you can improve your position by deviating from your current strategy. Notlar
2:54yani mevcut stratejinizden saparak ikinizin de konumunuzu iyileştiremeyeceği o noktaya.
the point where ...: soyut bir durumu tanımlamak
Bu cümlede the point where, Nash dengesini tanımlayan koşulu açıklar. Where sonrasındaki yan cümle, o noktada neyin geçerli olduğunu belirtir. Buradaki point fiziksel bir yer değil, soyut bir aşama veya durum anlamındadır. Where bu tür soyut bir point ifadesine gönderme yapabilir ve anlamı at which ya da in which ifadelerine yakındır. Bu yapı, bir kavramın adından tanımına geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğin üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamla: The negotiations reached ____ neither side was willing to make another concession.
Cevabı göster
the point where
neither of you can improve your position: ikiniz de konumunuzu iyileştiremezsiniz
Neither of you, söz konusu grup iki kişi veya taraftan oluştuğunda “ne biri ne de diğeri” anlamına gelir. Neither zaten olumsuz olduğundan neither of you can... iki kişinin de bunu yapamadığını belirtir; ayrıca not eklenmez. Burada improve your position, fiziksel olarak daha iyi bir yere geçmek değil, daha iyi bir sonuç veya avantaj elde etmek demektir. İfade her tarafı ayrı ayrı değerlendirir: iki taraftan hiçbiri kendi durumunu iyileştiremez.
Alıştırma
Bir antrenör iki oyuncuya, tek başlarına taktik değiştirmenin ikisinden birine daha iyi bir sonuç sağlamayacağını söylüyor. Hangi cümle bu anlama gelir?
- Both of you can get a better result by changing tactics alone.
- Either of you can get a better result by changing tactics alone.
- Neither of you can get a better result by changing tactics alone.
Cevabı göster
Neither of you can get a better result by changing tactics alone.
deviating from your current strategy: mevcut stratejiden sapmak
Deviate from, belirlenmiş bir rota, plan, kural, standart veya stratejiden ayrılmak ya da onu izlemeyi bırakmak demektir. Bu nedenle deviating from your current strategy, şu anda kullanılan stratejiyi izlemeyen bir eylem seçmek anlamına gelir. Cümlenin tamamında by + -ing, değerlendirilen yöntemi belirtir: by deviating... “bu şekilde yön değiştirerek” demektir. From edatı deviate ile birlikte kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi deviate from ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The driver reached the village by ____ the planned route to avoid the flooded road.
Cevabı göster
deviating from
where you were each a quarter mile from the middle of the beach, Dilbilgisi
3:01ikinizin de plajın ortasından çeyrek mil uzakta olduğu strateji,
where ...: soyut bir stratejiyi açıklamak
Bu cümlede where you were each ... bölümü, original strategy ifadesinin ayrıntılarını ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. O strateji kapsamında veya o düzen içinde anlamına gelir; strategy sözcüğünü fiziksel bir yer olarak göstermez. Where yalnızca fiziksel bir yeri değil, soyut bir ortamı veya çerçeveyi de gösterebilir. Bir strategy, system, situation veya case içinde ne olduğunu, in which ifadesine benzer biçimde açıklayabilir.
Alıştırma
Soyut bir sistemi anlatmak için where sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- We need a system which every member has one vote.
- We need a system where every member has one vote.
- We need a system where every member one vote.
Cevabı göster
We need a system where every member has one vote.
didn't last because it wasn't a Nash equilibrium. Kelime
3:04Nash dengesi olmadığı için uzun sürmedi.
didn't last: devam etmedi
Didn't last ifadesinde last, zaman içinde devam etmek veya yürürlükte kalmak anlamına gelen bir fiildir. İfade, stratejinin veya düzenin devam etmek yerine sona erdiğini ya da bozulduğunu anlatır. Bu kullanım, the last chapter örneğinde olduğu gibi son anlamına gelen sıfat last kullanımından farklıdır.
Alıştırma
Planın devam etmek yerine sona erdiğini anlatan bu dersteki tam iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone liked the plan at first, but it ____.
Cevabı göster
didn't last
Either of you could move your cart towards the other to sell more ice cream. Notlar
3:06Daha fazla dondurma satmak için ikinizden biri arabanızı diğerine doğru hareket ettirebilirdi.
Either of you could: iki kişiden birinin seçeneği var
Either of you, “hitap edilen iki kişiden biri ya da diğeri” demektir. Çoğul you iki kişilik grubu belirtirken either bu gruptan bir kişiyi seçer. Burada could, arabayı hareket ettirmeyi her iki kişi için de mevcut ya da mümkün bir eylem olarak sunar. İki kişinin de hareket etmesi gerektiği anlamına gelmez ve could burada geçmiş zamanı bildirmez.
Alıştırma
Bir antrenör, iki oyuncudan yalnızca birinin çantayı taşımasını istiyor ve ikisinden biri olabilir. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?
- Either of you could carry the bag.
- Neither of you can carry the bag.
- Both of you must carry the bag.
Cevabı göster
Either of you could carry the bag.
towards the other: iki kişiden diğerine doğru yön
towards the other ifadesindeki the other, bilinen bir çiftin geriye kalan üyesi demektir. Cümle iki kişiden söz eder; bu yüzden kişilerden biri ele alındıktan sonra the other ikinci kişiyi belirtir. Towards yön bildirir: araba o kişinin bulunduğu yöne hareket eder. Tek başına arabanın kişiye ulaştığını veya dokunduğunu söylemez.
Alıştırma
Odada tam olarak iki dansçı var. Dansçılardan biri ikinci dansçının yönüne doğru hareket ediyor. En kesin cümle hangisidir?
- One dancer moved towards the others.
- One dancer moved towards the other.
- One dancer moved towards another.
Cevabı göster
One dancer moved towards the other.
With both of you now in the center of the beach, Dilbilgisi
3:10Şimdi ikiniz de plajın merkezinde olduğunuza göre,
With both of you now in the center of the beach: with + nesne + tümleç
Buradaki with, birlikte olma anlamına gelmez. Yapı with + nesne + tümleç şeklindedir: both of you nesnedir; now in the center of the beach ise konumunuzu açıklayan bir edat öbeğidir. Bu yapı ana cümleden önce geldiğinde, sonraki ifadenin geçerli olduğu arka plan durumunu sunar. “İkinizin de artık plajın ortasında olduğu göz önüne alındığında” şeklinde anlaşılabilir; tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, arka plan durumunu vermek için with + nesne + tümleç yapısını kullanır?
- With both windows open, the room cooled quickly.
- Maya came with her brother.
- He opened the box with a key.
Cevabı göster
With both windows open, the room cooled quickly.
you can't reposition your cart closer to your furthest customers without making your current customers worse off. Notlar
3:12mevcut müşterilerinizi mağdur etmeden arabanızı en uzak müşterilerinize daha yakın bir yere yeniden konumlandıramazsınız.
reposition your cart closer to: konumunu bilinçli olarak değiştirmek
Reposition geçişli bir fiildir. Reposition your cart ifadesinde araba zaten bir yerdedir ve farklı, daha kullanışlı bir konuma taşınır. Bu fiil genellikle sıradan bir hareketten çok amaçlı bir konum ayarlamasını anlatır. Closer to, mesafeyi karşılaştırmak için kullanılan referans noktasını getirir; burada bu nokta your furthest customers ifadesidir. Yeniden kullanılabilecek yapı reposition + nesne + closer to + referans noktası şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, müzenin sergilenen bir nesneyi bilinçli olarak girişe daha yakın yeni bir konuma taşıdığını en iyi anlatır?
- The museum replaced the display near the entrance.
- The museum repositioned the display closer to the entrance.
- The museum moved the entrance closer to the display.
Cevabı göster
The museum repositioned the display closer to the entrance.
can't ... without making ... worse off: birini dezavantajlı duruma düşürmeden yapamamak
can't ... without + -ing yapısında, without'tan sonraki bölüm ilk eylem gerçekleşirse kaçınılamayacak sonucu belirtir. Burada satış arabasını en uzaktaki müşterilere yaklaştırmak, mevcut müşterileri kaçınılmaz olarak dezavantajlı duruma getirir. Make, make + nesne + tümleç kalıbını kullanır: make your current customers worse off. Worse off; daha az kolaylık veya daha az fayda gibi, genel olarak daha elverişsiz bir durumda olmak demektir. Yalnızca fiziksel olarak daha kötü hissetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Planın bir gruba yardım ederken başka bir grubu daha kötü duruma düşürmekten kaçınamayacağını doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The plan cannot help one group without make another group worse off.
- The plan cannot help one group without making another group worse off.
- The plan cannot help one group without making another group more worse off.
Cevabı göster
The plan cannot help one group without making another group worse off.
you no longer have a socially optimal solution, Kalıp ifadeler
3:19artık sosyal olarak optimal bir çözümünüz yok,
no longer: geçmişteki bir durumun artık sona ermesi
No longer, daha önce geçerli olan veya süren bir durumun ya da etkinliğin artık sona erdiğini belirtir. Bu cümlede daha önce sosyal açıdan en iyi çözüme sahiptiniz, fakat şimdi bu durum geçerli değildir. Sıradan bir fiille no longer fiilden önce gelir: you no longer have. Be ile kullanıldığında be'den sonra gelir: the library is no longer open.
Alıştırma
Hangi cümlede no longer, geçmişteki bir durumun artık sona erdiğini belirtir?
- The library is no longer open on Sundays.
- The new bridge is no longer than the old one.
- The meeting will be no longer than an hour.
Cevabı göster
The library is no longer open on Sundays.
since customers at either end of the beach have to walk further than necessary to get a sweet treat. Notlar
3:22çünkü plajın her iki ucundaki müşteriler tatlı bir ikram almak için gereğinden fazla yürümek zorundalar.
since: bir neden belirtme
Bu cümlede since, önceki sonucu destekleyen nedeni getirir: iki uca yakın müşteriler gerekenden daha fazla yürümek zorundadır. Burada anlamı “çünkü”dür; “geçmişteki bir zamandan beri” değildir. Bu kullanımda bilgi önce sonuç, sonra onu destekleyen neden olacak şekilde düzenlenir. Since yan cümlesinin “neden?” mi yoksa “ne zamandan beri?” mi sorusunu yanıtladığına bakın; burada “neden?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Hangi cümlede since, örnekteki gibi bir neden belirtmek için kullanılmıştır?
- The store has been open since Monday.
- I have lived here since 2020.
- Since the road is closed, we need another route.
Cevabı göster
Since the road is closed, we need another route.
either end of the beach: iki uçtan herhangi biri
Either end of the beach, plajın iki ucundan herhangi biri demektir. Bu genel ifadede her iki uçtaki müşteriler de kapsanır; bu nedenle ifade doğal olarak “plajın iki ucundaki müşteriler” şeklinde anlaşılabilir. Either sözcüğünden sonra çoğul ends değil, tekil end kullanılır. Bu kalıp, bir şeyin iki belirgin ucu olduğunda kullanılır: either end of the street, table veya hallway.
Alıştırma
Hangi cümle, yolun iki ucunda da birer bank olduğu anlamına gelir?
- There is a bench at either end of the path.
- There are two benches at one end of the path.
- There is a bench somewhere along the path.
Cevabı göster
There is a bench at either end of the path.
walk further than necessary: gerekenden daha uzağa yürümek
Burada walk further than necessary, durumun gerektirdiğinden daha uzun bir mesafeyi yürüyerek katetmek anlamına gelir. Further, walk fiilini niteler; than necessary ise gerekli mesafeyi karşılaştırma noktası yapar. Than necessary, than is necessary şeklinde anlaşılan kısaltılmış bir karşılaştırma yan cümlesidir. Aynı kalıp longer than necessary veya louder than necessary gibi başka karşılaştırma biçimlerinden sonra da gelerek bir şeyin gerekenden fazla olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, dolambaçlı yolun bizi gerekenden daha uzun bir mesafe yürümek zorunda bıraktığını anlatır?
- The detour made us walk further than necessary.
- The detour meant that we did not need to walk.
- The detour made us walk only as far as necessary.
Cevabı göster
The detour made us walk further than necessary.
Think about all the fast food chains, Kelime
3:27Alışveriş merkezindeki tüm o fast food zincirlerini,
fast food chains: chain sözcüğünün ticari anlamı
Fast food chains ifadesinde chain ticari bir anlam taşır: aynı ad ve sistem altında birden fazla fast food restoranı işleten bir şirketi veya markalı ağı belirtir. Fiziksel bir metal zincir anlamına gelmez. Chains çoğul olduğu için ifade, metal nesneleri değil, bu tür birkaç restoran işletmesini veya markayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede fast-food chain, birçok restoran şubesi bulunan bir işletme anlamında kullanılmıştır?
- That fast-food chain has restaurants in twenty countries.
- The bicycle needs a new metal chain.
- A line of customers is waiting outside the restaurant.
Cevabı göster
That fast-food chain has restaurants in twenty countries.
clothing boutiques, or mobile phone kiosks at the mall. Kelime
3:29giyim butiklerini veya cep telefonu büfelerini düşünün.
mobile phone kiosks: küçük telefon satış stantları
Bu sıralamada mobile phone kiosks, alışveriş merkezinde telefon, aksesuar veya mobil hizmet paketleri satan küçük stantlar ya da açık tezgâhlar anlamına gelir. Kiosk, müşterilerin içine girdiği tam boyutlu bir mağazayı değil, küçük bir satış noktasını anlatır.
Alıştırma
Alışveriş merkezindeki bir mobile phone kiosk genellikle nedir?
- Birkaç katlı büyük bir mağaza
- Alışveriş merkezinin koridorundaki küçük bir telefon satış standı
- Yalnızca çalışanların kullandığı özel bir ofis
Cevabı göster
Alışveriş merkezinin koridorundaki küçük bir telefon satış standı
Customers may be better served by distributing services throughout a community, Kalıp ifadeler
3:32Hizmetlerin bir topluluğa dağıtılması müşterilere daha iyi hizmet verilmesini sağlayabilir,
may be better served by: daha iyi olabilecek bir yaklaşım önermek
X may be better served by Y yapısında served, X'in ihtiyaçlarının veya çıkarlarının karşılandığı anlamına gelir. Edilgen yapı X'i fayda sağlayan grup olarak sunar; by ise yöntemi veya planı belirtir. Yöntem bir eylemse -ing biçimi kullanılır. May ifadeyi temkinli hâle getirir: konuşmacı bir sonucu garanti etmek yerine olası bir iyileştirme önerir.
Alıştırma
Politika önerisini hedef ifadeyle tamamlayın: Residents ____ adding a weekend bus route.
Cevabı göster
may be better served by
distribute services throughout a community: hizmetleri toplumun geneline dağıtmak
Bu cümlede distributing services throughout a community, toplumun her yerindeki insanların erişebilmesi için hizmetleri farklı noktalara yerleştirmek veya sunmak anlamına gelir. Throughout, tek bir merkezden değil, geniş bir alanı kapsayan dağılımdan söz edildiğini gösterir. Kullanılabilir kalıp distribute + şey + throughout + alan şeklindedir. Burada distributing, by sözcüğünden sonra gelen bir isim-fiildir ve müşterilere daha iyi hizmet verilmesini sağlayan yöntemi belirtir.
Alıştırma
Hizmetlerin bir alanın farklı yerlerine dağıtıldığını anlatan cümle hangisidir?
- The county distributed health services throughout the region.
- The county concentrated health services in one central building.
- The county removed health services from the region.
Cevabı göster
The county distributed health services throughout the region.
but this leaves businesses vulnerable to aggressive competition. Kalıp ifadeler
3:35ancak bu, işletmeleri agresif rekabete karşı savunmasız bırakır.
this leaves businesses vulnerable to ...: bu, işletmeleri ... karşısında savunmasız bırakır
Burada leaves, bir şeyi belirli bir durumda bırakmak veya o duruma getirmek anlamındadır; ayrılmak anlamına gelmez. This önceki durumu ifade eder, businesses nesnedir ve vulnerable ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Kullanılabilir kalıp leave + nesne + sıfat şeklindedir. Vulnerable sözcüğünden sonra to + risk veya tehdit gelir. Bu nedenle leave businesses vulnerable to competition, rekabetin bu işletmelere kolayca zarar verebileceği bir durum yaratmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi leave ... vulnerable to kalıbıyla tamamlayın: A weak password ____ attack.
Cevabı göster
leaves your account vulnerable to
aggressive competition: güçlü ve atak piyasa rekabeti
Aggressive competition, rakiplerin müşteri veya pazar payı kazanmak için fiyatları büyük ölçüde düşürmek ya da yoğun tanıtım yapmak gibi güçlü ve etkin adımlar attığı rekabeti ifade eder. Burada aggressive, fiziksel şiddeti değil, ticari yaklaşımı anlatır. Tarafsız competition ifadesine kıyasla bu söz, rakipler üstünlük elde etmek için etkin biçimde baskı kurduğundan daha fazla baskı olduğunu düşündürür.
Alıştırma
İş dünyasında aggressive competition için en açık örnek hangi durumdur?
- Birkaç telefon şirketi aynı müşterileri kazanmak için fiyatları büyük ölçüde düşürür ve büyük kampanyalar başlatır.
- Bir mağaza resmî tatil nedeniyle kapanır.
- İki fırın farklı mahallelere hizmet eder ve nadiren rekabet eder.
Cevabı göster
Birkaç telefon şirketi aynı müşterileri kazanmak için fiyatları büyük ölçüde düşürür ve büyük kampanyalar başlatır.
In the real world: modelden gerçekliğe geçiş
In the real world bir geçiş ifadesidir. Burada açıklamayı basitleştirilmiş bir modelden veya kuramsal bir düzenden, gerçekten var olan daha karmaşık koşullara taşır. Birazdan daha fazla etkenin ekleneceğini gösterir; önceki modelin işe yaramaz olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Gerçek koşullar altında” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle geçişi tamamlayın: The model assumes perfect information. ____, buyers often know only a few prices.
Cevabı göster
In the real world
customers come from more than one direction, Kalıp ifadeler
3:40müşteriler birden fazla yönden gelir,
more than one direction: miktar ve tekil isim
More than one direction, “en az iki yön” demektir. Yalnızca sayının birden büyük olduğunu belirtir; çok sayıda yön olduğunu göstermez. More than one yapısından sonra tekil sayılabilen bir isim gelir: more than one direction, more than one reason. Bu ifade özne olduğunda standart İngilizcede fiil de genellikle tekil kullanılır: More than one customer has complained.
Alıştırma
Müzenin en az iki girişi olduğunu doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The museum has more than one entrance.
- The museum has one or more entrances.
- The museum has more than one entrances.
Cevabı göster
The museum has more than one entrance.
and businesses are free to compete with marketing strategies Kalıp ifadeler
3:42ve işletmeler pazarlama stratejileriyle
businesses are free to compete with: be free to + fiilin yalın hâli
businesses are free to compete ifadesinde be free to + fiilin yalın hâli, eylemi engelleyen bir kural veya kısıtlama olmadığını belirtir. Burada işletmeler rekabet etmeyi seçebilir; free “ücretsiz” demek değildir. With marketing strategies rekabet etmek için kullanılan aracı belirtir; dolayısıyla bütün ifade “işletmeler pazarlama stratejileri kullanarak rekabet edebilir” anlamına gelir. Compete with ifadesinden sonra bir kişi veya şirket gelirse bu genellikle rakibi belirtir; örneğin compete with a larger rival.
Alıştırma
“Businesses are free to compete with marketing strategies” ifadesini en iyi yeniden anlatan seçenek hangisidir?
- İşletmeler rekabette pazarlama stratejileri kullanmayı seçebilir.
- İşletmeler pazarlama stratejilerini ücretsiz edinebilir.
- İşletmeler pazarlama stratejileri kullandıkları için rakipleri yoktur.
Cevabı göster
İşletmeler rekabette pazarlama stratejileri kullanmayı seçebilir.
by differentiating their product line and with price cuts. Notlar
3:45ürün gamlarını farklılaştırarak ve fiyat indirimleriyle serbestçe rekabet edebilirler.
by differentiating their product line: yöntemi belirtmek
by + fiilin -ing biçimi, bir eylemi gerçekleştirmek veya bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by differentiating their product line, işletmenin özellik, tasarım veya pazar konumu gibi alanlarda ürünlerini rakip ürünlerden etkin biçimde farklılaştırarak rekabet ettiği anlamına gelir. Differentiate fiili, nesne olarak their product line ifadesini alır. Product line, bir şirketin birbiriyle ilişkili ürün grubudur. Bu nedenle ifade, ürünlerin zaten farklı olduğunu gözlemlemekten çok, bu grubun öne çıkması için etkin biçimde değiştirilmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi by + fiilin -ing biçimini kullanan hedef ifadeyle tamamlayın: The startup stood out ____ from its rivals.
Cevabı göster
by differentiating its product line
with price cuts: fiyat indirimlerini yöntem olarak kullanmak
Price cut, müşterilerin ödediği miktarın azaltılmasıdır. Çoğul biçimi price cuts, birkaç üründeki indirimleri veya birden fazla indirimi belirtebilir; buradaki cut, fiziksel kesme anlamında değil, sayılabilen bir isim olarak kullanılmıştır. With price cuts, daha düşük fiyatları başka bir rekabet yöntemi olarak sunar ve bu parçada by differentiating ... ile paraleldir. İş dünyasında yaygın kullanılan birleşimler arasında announce a price cut ve make price cuts bulunur.
Alıştırma
Cümleyi “fiyat indirimleri” anlamına gelen hedef iş dünyası ifadesiyle tamamlayın: The store attracted more shoppers with ____.
Cevabı göster
price cuts
companies like to keep their competition as close as possible. Kalıp ifadeler
3:50şirketler rekabeti mümkün olduğunca yakın tutmayı severler.
at the heart of their strategy: temel düşünceyi belirtmek
At the heart of ... bir şeyin en önemli veya merkezi kısmında olmayı anlatan bir mecazdır. Bu cümlede at the heart of their strategy, şirketlerin yaklaşımını en iyi açıklayan ilkeyi sunar; heart bir organı anlatmaz. Bu ifade, ayrıntılardan bir planın, sorunun, sistemin veya ilişkinin arkasındaki temel düşünceye geçmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi at the heart of ile tamamlayın: Clear communication is ____ good teamwork.
Cevabı göster
at the heart of
to keep their competition as close as possible: keep + nesne + as ... as possible
Keep + nesne + sıfat, nesnenin o durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada şirketler rakiplerinin yakın kalmasını istiyor. As + sıfat + as possible kalıbı, dereceyi durumun izin verdiği en yüksek düzeye çıkarır. Bu iş bağlamında their competition toplu bir anlam taşır: yalnızca soyut rekabet faaliyetini değil, rakip şirketleri veya rakipleri anlatır.
Alıştırma
Cümleyi as close as possible ile tamamlayın: In the crowded station, keep your child ____ to you.
Cevabı göster
as close as possible