Buz ve ateş ejderhaları bilmecesi - Henri Picciotto: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
762 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Fantastik bir dünyanın haritacısı, tehdit altındaki iki kıtayı buz, ateş ve yıldırım ejderhaları için güvenli bölgelere ayırmak zorundadır. Harita boyama bulmacaları, yeni sınırların komşuluk çatışmalarını nasıl giderdiğini gösterir ve anlatıyı dört renk teoremine bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. unless ve in which case — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: İki aşamalı bir kuralı takip etmeyi öğrenin: unless olağan sonucu değiştiren istisna koşulunu getirir, in which case ise bu duruma geri gönderme yaparak sonucunu açıklar. Böylece uzun yönergelerde istisna olan koşulla bu koşulun doğurduğu sonucu birbirine karıştırmadan anlayabilir ve ifade edebilirsiniz. 2. the key is drawing lines between points where multiple problematic regions touch. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: the key is yapısının, sorun incelendikten sonra çözümün temel ilkesini nasıl öne çıkardığını fark edin. Ayrıca is sonrasında kullanılan ulaçla yapılacak eylemi, where ile kurulan ilgi cümleciğiyle de eylemin uygulanacağı kesin noktaları tek cümlede açıklayabilirsiniz. 3. hitch a ride back home. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun bir araca gerçekten tutunmak değil, birinin yolculuğundan yararlanarak eve dönmek anlamına gelen gündelik bir ifade olduğunu kavrayın. hitch a ride kalıbını plansız, paylaşımlı veya başka birinin yardımıyla sağlanan ulaşımdan söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

It's your first day in your new job as Center Realm's official cartographer,

0:06

Center Realm'in resmi haritacısı olarak yeni işinizdeki ilk gününüz,

and you've already got a big problem. Kalıp ifadeler

0:12

ve şimdiden büyük bir probleminiz var.

Kalıp ifadeler

you've already got a big problem: mevcut bir durum için have got

Burada you've got, you have got ifadesinin kısalmış biçimidir. Bu cümlede have got, have anlamındadır: kişinin hâlihazırda büyük bir sorunu vardır ya da kişi böyle bir sorunla karşı karşıyadır. Got, sorunu alma eylemini anlatmaz. Already, sorunun daha ilk gün gibi erken bir zamanda mevcut olduğunu gösterir. Bu da açılışa doğrudan ve acil bir hava verir. have/has got + isim yapısını mevcut bir sahipliği, özelliği veya durumu anlatmak için kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi seçenek “You've already got a big problem” ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Kişi zaten ciddi bir sorunla karşı karşıya.
  2. Kişi birazdan bir ödül alacak.
  3. Kişi ciddi bir sorunu çoktan çözdü.
Cevabı göster

Kişi zaten ciddi bir sorunla karşı karşıya.

Center Realm is home to three elder dragons, Kalıp ifadeler

0:14

Center Realm üç kadim ejderhaya ev sahipliği yapar,

Kalıp ifadeler

is home to: bir yerde yaşayan veya bulunan şeyleri tanıtmak

Be home to, “birinin veya bir şeyin yaşadığı, bulunduğu ya da merkezinin olduğu yer olmak” anlamına gelir. Burada Center Realm, üç kadim ejderhanın yaşadığı yerdir; home belirli bir evi anlatmaz. Kalıp, yer + be home to + isim biçimindedir. Yeri ana konu olarak tutarken oradaki sakinleri, yaban hayatını, kuruluşları veya dikkat çekici özellikleri tanıtmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi is home to ile tamamla: This island ____ several rare birds.

Cevabı göster

is home to

two ice, one fire, and they've lived in harmony on the east coast for centuries. Dilbilgisi

0:17

ikisi buz, biri ateş, ve yüzyıllardır doğu kıyısında uyum içinde yaşadılar.

Dilbilgisi

they've lived ... for centuries: geçmişten bugüne süren durum

"They've lived", İngilizcedeki present perfect yapısıdır: they have + lived. Süren bir durumu anlatan "live in harmony" ile birlikte, geçmişteki başlangıcı hikâyenin şimdiki durumuna bağlar. "For centuries" sürenin uzunluğunu belirtir. Bir durum geçmişte başlayıp şimdi de geçerliyse have/has + past participle + for + süre yapısını kullan.

Alıştırma

Cümleyi live fiilinin present perfect biçimiyle tamamla: Lena ____ in Taipei for five years, and she still lives there.

Cevabı göster

has lived

But scouts have sighted three fire dragons and five ice dragons flying across the western ocean. Kelime

0:23

Ancak gözcüler batı okyanusu boyunca uçan üç ateş ejderhası ve beş buz ejderhası gördüler.

Kelime

scouts have sighted: resmî bir tespit bildirimi

Burada sighted, "görerek fark etti veya buldu" anlamında bir fiildir. Gözcüler önemli hedefleri aradığı için "scouts have sighted", ejderhaların tespit edildiğini bildiren bir rapor gibi duyulur; onları sıradan biçimde gördüklerini söyleyen gündelik bir yorum değildir. Present perfect olan "have sighted", olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemeden bu görmeyi güncel ve önemli bir haber olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede sighted sözcüğü olağan rapor anlamıyla en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We sighted a delicious sandwich in the fridge.
  2. The coast guard sighted a small boat near the island.
  3. I sighted my best friend at lunch and said hello.
Cevabı göster

The coast guard sighted a small boat near the island.

You'll only have a few hours Kalıp ifadeler

0:30

Sadece birkaç saatiniz olacak

to assign them their designated regions before they'll arrive. Kelime

0:32

onlar gelmeden önce onlara belirlenmiş bölgelerini atamak için.

Kalıp ifadeler

have a few hours to assign: bir görev için mevcut süre

have + bir süre + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir görev için ne kadar zaman bulunduğunu anlatır. Burada a few hours kullanılabilecek süredir; to assign ise bu süre içinde yapılması gereken görevi belirtir. Only, sürenin az olduğunu vurgulayarak zaman baskısı yaratır. Zamanın ne için olduğunu açıkladığı için to ile kurulan mastarı korumak gerekir.

Alıştırma

Bir görev için mevcut sürenin sınırlı olduğunu anlatmak üzere have + süre + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We only have thirty minutes to pack the equipment.
  2. We only take thirty minutes to pack the equipment.
  3. We only have thirty minutes for pack the equipment.
Cevabı göster

We only have thirty minutes to pack the equipment.

Kelime

designated regions: resmen tahsis edilmiş bölgeler

Designated, designate fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada sıfat olarak kullanılır. Designated regions, belirli bir kişi, grup veya amaç için resmen seçilmiş ya da tahsis edilmiş bölgelerdir. Bu sözcük, bir düzenleme veya yetkili karar anlamı ekler; bölgelerin tasarlandığı ya da oluşturulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir tabela, yetkililerin belirli bir bekleme alanı tahsis ettiğini anlatıyor. Hangi cümle bu anlama uyar?

  1. Visitors must wait in the available area.
  2. Visitors must wait in the specially designed area.
  3. Visitors must wait in the designated area.
Cevabı göster

Visitors must wait in the designated area.

Elder dragons are extremely territorial. Kelime

0:36

Kadim ejderhalar son derece bölgeseldir.

Kelime

extremely territorial: kendi alanını çok güçlü biçimde korumak

Territorial, bir hayvanın kendine ait saydığı bir alanı korumasını ve içeri girenlere karşı koymasını anlatır. Burada extremely, bu özelliğin çok güçlü olduğunu gösterir. Bu cümlede ifade, yaşlı ejderhaların neden ayrı alanlara ihtiyaç duyduğunu açıklar. Yalnızca “bir bölgeyle ilgili” olmayı değil, bir alanı sahiplenip savunmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi durum bir hayvanın extremely territorial olduğunu en iyi gösterir?

  1. Bir kedi bahçesine giren her hayvana tıslar ve onu kovalar.
  2. Bir kedi yatağını ve yemeğini ziyarete gelen tüm hayvanlarla sakince paylaşır.
  3. Bir kedi birkaç ülkenin bulunduğu bir haritayı inceler.
Cevabı göster

Bir kedi bahçesine giren her hayvana tıslar ve onu kovalar.

Each must have its own officially acknowledged stomping ground. Deyimler

0:39

Her birinin resmi olarak kabul edilmiş kendi ezme alanı olmalıdır.

Deyimler

officially acknowledged stomping ground: resmî sözlerle günlük bir deyimin birleşmesi

Stomping ground, bir kişinin, grubun veya hayvanın sık sık zaman geçirdiği ve kendini tanıdık ya da rahat hissettiği yer için kullanılan günlük bir deyimdir. Gerçekten yere ayak vurmak anlamına gelmez. Officially acknowledged, resmî ve idari bir anlatımdır. Bunu günlük deyimin önüne getirmek, sık gidilen bir yerin resmen onaylanması gerekiyormuş gibi eğlenceli ve sözde resmî bir ton oluşturur.

Alıştırma

Officially acknowledged stomping ground bu cümlede neden eğlenceli duyuluyor?

  1. Metre cinsinden kaydedilmiş bir sınır için kullanılan kesin bir hukuk terimidir.
  2. Birinin resmen sahip olunan bir arazide ayağını yere vururken çıkardığı sesi anlatır.
  3. Resmî onay dilini, tanıdık bir yeri anlatan günlük bir deyimle birleştirir.
Cevabı göster

Resmî onay dilini, tanıdık bir yeri anlatan günlük bir deyimle birleştirir.

They'll peacefully roost there,

0:43

Bölgeleri aynı türden başka bir ejderhaya komşu olmadığı sürece,

unless their region borders another dragon of the same type, Dilbilgisi

0:45

orada huzur içinde tüneyebilirler,

in which case the matching dragons will go on a rampage. Deyimler

0:49

böyle bir durumda aynı tür ejderhalar çılgına döner.

Dilbilgisi

unless ... in which case: bir istisnayı sonucuna bağlamak

unless, varsayılan sonucu değiştiren bir istisna koşulunu başlatır. Buradaki varsayılan sonuç ejderhaların huzur içinde tünemesidir; istisna ise bölgenin aynı türden başka bir ejderhanın bölgesiyle sınır komşusu olmasıdır. in which case, daha önce anlatılan durumun tamamı gerçekleşirse ardından gelen sonucun geçerli olacağını belirtir. which bir yeri değil, önceki durumun tamamını ifade eder. Bu ifade sonucu doğrudan istisna koşuluna bağlar.

Alıştırma

Dersin iki bağlama ifadesiyle istisna ve sonuç kalıbını tamamlayın: The game will continue ____ it starts to rain, ____ we'll move indoors.

Cevabı göster

unless · in which case

Deyimler

will go on a rampage: kontrolsüz ve yıkıcı davranmak

go on a rampage, kontrolünü kaybedip etrafa saldırmak, bir şeylere zarar vermek veya büyük bir kargaşaya yol açmak anlamına gelir. Yalnızca öfkeli olmaktan çok daha güçlüdür ve etkin bir davranışı anlatır. Burada will go on a rampage, aynı türden ejderhaların bölgeleri komşu olduğunda ortaya çıkacak yıkıcı davranışı öngörür.

Alıştırma

Cümleyi go on a rampage ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the movie, the giant ____ and smashed several empty houses.

Cevabı göster

went on a rampage

However,

0:53

Ancak,

fire and ice dragons can border each other, Kelime

0:54

ateş ve buz ejderhaları birbirine komşu olabilir,

Kelime

border each other: fiil olarak border

Burada border, bir yerle sınır paylaşmak anlamına gelen bir fiildir. border each other ifadesindeki each other, ilişkinin iki yönlü olduğunu gösterir: her bölge diğer bölgeyle sınır komşusudur. Bu, sınırın bir bölümü boyunca yan yana temas anlamına gelir; yalnızca tek bir köşede temas anlamına gelmez. Cümlenin dil bilgisel öznesi ejderhalardır, ancak harita kuralı onların kapladığı bölgelerle ilgilidir.

Alıştırma

border sözcüğünü fiil olarak ve each other ifadesini de kullanarak cümleyi tamamlayın: The two farms ____ along the river.

Cevabı göster

border each other

and matching regions can touch at corners. Kalıp ifadeler

0:57

ve aynı tür bölgeler köşelerde birbirine değebilir.

Kalıp ifadeler

touch at corners: ortak kenar olmadan nokta teması

Touch at corners, iki bölgenin yalnızca bir veya daha fazla köşe noktasında buluşması demektir. Bölgeler üst üste gelmez ve bir kenarı ya da sınır parçasını paylaşmaz. at edatı, temasın köşelerde gerçekleştiğini gösterir. Harita, karo ve geometri kurallarında bu ifade, nokta temasını kenar temasından ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle iki kırmızı karonun bir noktada buluştuğunu ancak bir kenarı paylaşmadığını söyler?

  1. The red tiles share an edge.
  2. The red tiles touch at corners.
  3. The red tiles overlap.
Cevabı göster

The red tiles touch at corners.

You'll soon have 11 dragons

1:02

Yakında 11 ejderhanız olacak

and just eight regions.

1:04

ve sadece sekiz bölgeniz.

Fortunately,

1:06

Neyse ki,

you have enough political capital to create three new regions, Deyimler

1:07

üç yeni bölge yaratacak kadar siyasi sermayeniz var,

Deyimler

enough political capital: bir kararı gerçekleştirmeye yetecek nüfuz

Bu cümlede enough political capital, üç yeni bölge oluşturma kararının kabul edilmesini sağlayacak kadar birikmiş nüfuz, güven, destek veya iyi niyet demektir. Bir kararı ilerletmek için kullanılabilen gücü anlatır. Buradaki capital mecazidir. Nüfuz; oluşturulabilen, kullanılabilen veya tüketilebilen bir kaynak gibi ele alınır. Gerçek para ya da bütçe değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede political capital, onay almaya yardımcı olabilecek nüfuz anlamında kullanılmıştır?

  1. The mayor used political capital to measure the length of the bridge.
  2. The mayor used her political capital to persuade the council to support the plan.
  3. The mayor put her political capital in a bank account to earn interest.
Cevabı göster

The mayor used her political capital to persuade the council to support the plan.

each of which must be completely enclosed spaces. Dilbilgisi

1:11

bunların her biri tamamen kapalı alanlar olmalıdır.

Dilbilgisi

each of which must be: bir şartı her öğeye uygulamak

Each of which, hemen önce belirtilen çoğul bir grup hakkında bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Burada which, the three new regions ifadesine döner; each ise şartın her bölgeye ayrı ayrı uygulandığını belirtir. Must be zorunluluğu ifade eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp çoğul isim + virgül + each of which must be + tamamlayıcı şeklindedir. Bu kalıp, resmî talimatlarda aynı kuralı gruptaki her öğeye uygular.

Alıştırma

Cümleyi each of which must be kalıbıyla tamamlayın: The zoo has three indoor habitats, ____ inspected every morning.

Cevabı göster

each of which must be

Add more or otherwise mess this up, Notlar

1:15

Daha fazlasını eklerseniz veya bunu bir şekilde berbat ederseniz,

and you'll lose your job Deyimler

1:17

işinizi kaybedersiniz

and your head.

1:19

ve kellenizi.

Dilbilgisi

Add more ..., and you'll lose your job: koşul anlamındaki emir yapısı + and

Baştaki emir yapısı Add more or otherwise mess this up, olası bir eylemi koşul olarak sunar; dinleyicinin gerçekten uygulaması beklenen bir talimat değildir. And, sonucu sunar: you'll lose your job. Emir yapısı + and + sonuç kalıbı çoğu zaman “X'i yaparsan Y olur” anlamına gelir. Kötü bir sonuç bu kalıbı doğrudan bir uyarıya dönüştürür; iyi bir sonuç ise aynı kalıbı tavsiye veya teşvik hâline getirebilir.

Alıştırma

İlk cümleciği koşul yapan bağlacı yazarak uyarıyı tamamlayın: Touch that pan without gloves, ____ you'll burn your hand.

Cevabı göster

and

Öbek fiiller

mess this up: bir şeyin kötü gitmesine neden olmak

Mess something up, bir hata yaparak bir görevin, planın, nesnenin veya durumun kötü gitmesine yol açmak anlamına gelen gündelik bir phrasal verb'dür. Buradaki this, üzerinde çalışılan görevi belirtir; dolayısıyla mess this up, “bunu kötü yapıp başarısız olmasına neden olmak” demektir. Bu phrasal verb ayrılabilir. İsim olan nesne up sözcüğünden sonra veya mess ile up arasına gelebilir, ancak zamir mutlaka ortaya gelmelidir: mess it up doğrudur, mess up it değildir. mess this up ifadesinde de aynı kalıp kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi mess ... up ve them zamiriyle tamamlayın: Please check the numbers; I don't want to ____.

Cevabı göster

mess them up

Deyimler

lose your job and your head: giderek ağırlaşan gerçek bir tehdit

Bu cümlede lose your job ifadesi gerçek anlamdadır. Tehdit, Orta Çağ tarzı bir fantezi dünyasında geçtiği için and your head yalnızca şaşırmak veya paniğe kapılmak değil, gerçekten başı kesilmek anlamına gelir. job ve head sözcüklerinin yan yana getirilmesi, sonucu işten çıkarılmaktan ölüme kadar ağırlaştırır ve kara mizah oluşturur. Başka bağlamlarda lose your head çoğunlukla paniğe kapılmak veya özdenetimi kaybetmek anlamına gelir; bu yüzden anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

Bu fantezi tehdidinde lose your job and your head esas olarak ne anlama gelir?

  1. Kişi işten çıkarken şapkasını kaybeder.
  2. Kişinin kafası kısa süreliğine karışır ama işi elinde kalır.
  3. Kişi başarısız olduğu için işten çıkarılıp ardından başı kesilebilir.
Cevabı göster

Kişi başarısız olduğu için işten çıkarılıp ardından başı kesilebilir.

Where do you draw lines

1:20

Çizgileri nereye çiziyorsunuz

and place the new dragons?

1:22

ve yeni ejderhaları nereye yerleştiriyorsunuz?

It isn't difficult to create three new regions.

1:32

Üç yeni bölge yaratmak zor değil.

What is more challenging Dilbilgisi

1:35

Daha zorlayıcı olan

is to make sure the result

1:36

sonucun

will keep each dragon away from its own kind. Kalıp ifadeler

1:38

her bir ejderhayı kendi türünden uzak tutacağından emin olmaktır.

Dilbilgisi

What is more challenging is to make sure: asıl zorluğu vurgulamak

What is more challenging sözleri, isim gibi görev yapan bir yan cümle oluşturur. Burada what, “the thing that” anlamındadır; bu nedenle yan cümlenin tamamı sonraki is sözcüğünün öznesidir. Bu bir soru değil, bildirimdir. What is more challenging is ... kalıbı önce daha zor kısmı gösterir, sonra is sözcüğünün ardından bunun ne olduğunu açıklar. Bu cümlede to make sure... asıl görevi belirtir ve dikkati daha kolay olan bölgeleri oluşturma işinden bu zorluğa çeker.

Alıştırma

Boşluğu What is more challenging is to make sure kalıbının aynısıyla tamamlayın: Choosing a route is easy. ____ everyone understands the safety rules.

Cevabı göster

What is more challenging is to make sure

Kalıp ifadeler

keep each dragon away from its own kind: onu benzer yaratıklardan ayrı tutmak

keep + nesne + away from + kişi veya şey yapısı, nesnenin uzakta kalmasını sağlamak ya da yaklaşmasını engellemek anlamına gelir. Burada each dragon ayrılan nesnedir; its own kind ise aynı türdeki diğer ejderhaları ifade eder. own kind ifadesindeki kind, tür veya aynı türden diğerleri anlamına gelen bir isimdir. Nazik ya da düşünceli anlamındaki kind sıfatı değildir.

Alıştırma

away from ve own kind kullanarak cümleyi tamamlayın: Until the spell wears off, the wizard keeps the blue griffins ____.

Cevabı göster

away from their own kind

For instance, Anlatım akışı

1:41

Örneğin,

this can be neither ice nor fire Dilbilgisi

1:42

burası ne buz ne de ateş olabilir

because it borders both. Kelime

1:44

çünkü ikisine de sınır komşusudur.

Anlatım akışı

For instance: belirli bir örneğin geleceğini bildirmek

For instance, dinleyiciye veya okuyucuya belirli bir örneğin geleceğini bildiren bir söylem işaretidir. Bu cümlede, daha önceki genel bir kuraldan somut bir duruma geçiş yapar; kuralın kendisine yeni bir bölüm eklemez. Okurken veya dinlerken bunu bir yönlendirme işareti olarak düşünün: Ardından gelen bilgi, daha önce belirtilen daha geniş bir düşünceyi örneklemelidir.

Alıştırma

Hangi seçenek For instance ifadesini genel bir yargıya belirli bir örnek vermek için kullanıyor?

  1. Some animals are active at night. For instance, owls often hunt after dark.
  2. Some animals are active at night. For instance, all animals need sleep.
  3. No animals are active at night. For instance, owls often hunt after dark.
Cevabı göster

Some animals are active at night. For instance, owls often hunt after dark.

Dilbilgisi

neither ice nor fire: iki seçeneği de elemek

Neither A nor B, A’nın da B’nin de doğru olmadığını belirtir. Bu cümlede bu bölgenin olası türleri olarak hem ice hem de fire elenir. Neither ile nor bir çift olarak kullanılır ve reddedilen iki seçeneği bağlar. Buradaki nor sıradan bir or değildir; bütün yapı iki seçeneği birlikte olumsuzlar.

Alıştırma

İki seçeneği de eleyen sabit çiftle cümleyi tamamlayın: The mystery animal is ____ a cat ____ a dog.

Cevabı göster

neither · nor

Kelime

borders both: fiil olarak border ve zamir olarak both

Border burada bir fiildir ve “bir şeyle kenar veya sınır paylaşmak” anlamına gelir. Özne olan this tekil olduğu için geniş zamandaki fiil -s eki alır: borders. Both, borders fiilinin nesnesidir ve daha önce belirtilen iki türe, yani ice ve fire’a gönderme yapar. Bölgenin iki türün her biriyle komşu olduğunu anlatır; mutlaka tam olarak iki belirli bölgenin bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede borders both ne anlama gelir?

  1. Belirli iki bölgenin içinde yer alır.
  2. Aynı türden iki sınırı vardır.
  3. Her iki türe de komşudur: buz ve ateş.
Cevabı göster

Her iki türe de komşudur: buz ve ateş.

However,

1:46

Ancak,

create a new region like this, Dilbilgisi

1:47

bunun gibi yeni bir bölge yaratırsanız,

and suddenly there are viable options. Kalıp ifadeler

1:49

aniden uygulanabilir seçenekler ortaya çıkar.

Dilbilgisi

create ..., and suddenly ...: sonuca yol açan bir eylem

Baştaki create a new region like this emrini, and ve sonucu belirten bir yan cümle izler. “Do X, and Y happens” kalıbı, “X'i yaparsanız Y olur” anlamına gelir. Burada suddenly sonuç bildiren yan cümlenin bir parçasıdır. İlgisiz, ayrı bir olay eklemek yerine, eylemin hemen ardından uygulanabilir seçeneklerin ortaya çıktığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “Do X, and Y happens” kalıbıyla tamamlayın: Turn the key, ____ the engine will start.

Cevabı göster

and

Kalıp ifadeler

viable options: uygulamada işe yarayabilecek seçenekler

viable options ifadesinde viable, mevcut koşullar altında uygulamada işe yarayabilen anlamına gelir. Yalnızca bir seçeneğin var olabileceğini söylemez; seçeneğin gerçekçi olduğunu ve kullanılabileceğini ya da başarıya ulaşabileceğini de belirtir. Bu ifade planları, çözümleri, yöntemleri ve seçenekleri değerlendirirken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir plan bütçeye, son tarihe ve güvenlik kurallarına uyuyor. Uygulamada işe yarayabileceğini en iyi hangi sözcük anlatır?

  1. available
  2. possible
  3. viable
Cevabı göster

viable

Why did that work? Anlatım akışı

1:52

Bu neden işe yaradı?

Anlatım akışı

Why did that work?: sonuçtan nedene geçiş

Bu açıklamada Why did that work? yönlendirici bir sorudur. Dikkati başarılı sonuçtan bu sonucun arkasındaki nedene çevirir ve ardından gelecek açıklamaya zemin hazırlar. Cümlenin soru biçiminde olması, konuşanın yardıma ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez. Konuşan, bilgiyi dinleyiciler için düzenlemek amacıyla bir soru sorup ardından kendisi yanıtlayabilir.

Alıştırma

Başarılı bir gösterimden sonra Why did that work? sorusunun açıklamadaki temel işlevi nedir?

  1. Dikkati sonuçtan nedene çevirir.
  2. Dinleyiciden gösterimi tekrarlamasını ister.
  3. Gösterimin başarısız olduğunu duyurur.
Cevabı göster

Dikkati sonuçtan nedene çevirir.

Look at the point

1:53

Noktaya bakın

where these four regions meet. Dilbilgisi

1:54

bu dört bölgenin buluştuğu.

Dilbilgisi

where these four regions meet: yer bildiren ilgi tümcesi

where these four regions meet yan tümcesi point adını niteler ve hangi noktaya bakılacağını belirtir: dört bölgenin birleştiği nokta. Burada where, yer bildiren bir ilgi zarfıdır; konum soran bir soru sözcüğü değildir. Bu mekânsal kullanımda meet, bölgelerin birbirine değmesi veya aynı sınır noktasını paylaşması anlamına gelir. Yan tümce normal bildirme cümlesi dizilişini korur: these four regions meet.

Alıştırma

Örnekteki gibi where ile bir yer adını niteleyen cümle hangisidir?

  1. I cannot remember where the two lines cross.
  2. Mark the spot where the two lines cross.
  3. Where do the two lines cross?
Cevabı göster

Mark the spot where the two lines cross.

If you go around it, Dilbilgisi

1:56

Etrafında dolaşırsanız,

it alternates between fire and ice. Kalıp ifadeler

1:57

ateş ve buz arasında gidip gelir.

Dilbilgisi

If you go around it: gözlem koşulu belirlemek

If ile başlayan yan cümle, örüntüyü kontrol etmenin koşulunu veya yöntemini belirtir: dikkatinizi noktanın çevresinde gezdirirken bölgeleri sırayla inceleyin. Kural açıklamalarında If you ... çoğu zaman ana cümledeki sonucu gözlemlemenizi sağlayan eylemi tanıtır. Burada go around it mekânsal bir anlama sahiptir: noktanın çevresinde dönmek veya çevresine sırayla bakmak demektir; amaçsızca dolaşmak anlamına gelmez. It, dört bölgenin birleştiği noktayı ifade eder.

Alıştırma

Bir şemada “If you go around the marked point” size ne yapmanızı söyler?

  1. Noktanın çevresindeki bölgeleri sırayla incelemek.
  2. Bir bölgeden diğerine rastgele hareket etmek.
  3. Noktayı görmezden gelip başka bir şeyi incelemek.
Cevabı göster

Noktanın çevresindeki bölgeleri sırayla incelemek.

Kalıp ifadeler

alternates between fire and ice: iki durum arasında tekrarlanan geçiş

Alternate between A and B, A’dan B’ye geçip tekrar A’ya dönmenin sürekli tekrarlanması veya A ile B’nin sırayla görünmesi demektir. Bu cümlede bölgeler noktanın çevresinde ateş, buz, ateş, buz biçiminde bir örüntü oluşturur. Alternates, öznesi it olduğu için üçüncü tekil şahıs fiil biçimidir. Ateşin bir kez ve kalıcı olarak buzla değiştirilmesini değil, tekrarlanan bir geçişi anlatır.

Alıştırma

Tekrarlanan geçişi anlatan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The screen ____ blue and gold.

Cevabı göster

alternates between

Before the new line was added, Dilbilgisi

2:00

Yeni çizgi eklenmeden önce,

that wouldn't have worked, Dilbilgisi

2:02

bu işe yaramazdı,

Dilbilgisi

Before ... was added: edilgen yapıyla geçmiş zaman bağlamı kurmak

Before the new line was added, geçmişteki sahneyi kuran bir zaman yan cümlesidir. Çizginin eklendiği andan önceki durumu düşünmemizi sağlar. before yan cümlesini başa getirmek, ardından gelen ana ifadeye bir zaman çerçevesi verir. Was added, was + geçmiş zaman ortacı yapısındaki basit geçmiş zaman edilgen biçimidir. The new line eylemden etkilenir; kendisi bir şey eklemez. Çizgiyi ekleyen kişi önemli değildir ya da bağlamdan zaten anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi add fiilinin basit geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the safety rail ____, the stairs were dangerous.

Cevabı göster

was added

nor would five or seven regions. Dilbilgisi

2:04

beş veya yedi bölgede de yaramazdı.

Dilbilgisi

wouldn't have worked: geçmiş bir varsayımdaki olumsuz sonuç

Wouldn't have worked, would not have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Geçmişte hayal edilen bir durum için olumsuz bir sonuç bildirir: önceki koşullarda bu fikir başarılı olamazdı. Buradaki would gelecek zamanı göstermez. would + have + worked birlikte geçmişe bakar ve gerçekleşmemiş ya da denenmemiş bir olasılığı değerlendirir.

Alıştırma

Yedek batarya bulunduğu için test başarılı oldu. Batarya olmasaydı geçmişteki sonucun ne olacağını hangi cümle doğru ifade eder?

  1. Without the backup battery, the test wouldn't work tomorrow.
  2. Without the backup battery, the test didn't work.
  3. Without the backup battery, the test wouldn't have worked.
Cevabı göster

Without the backup battery, the test wouldn't have worked.

Dilbilgisi

nor would five or seven: devrik yapıyla olumsuzluk eklemek

Olumsuz bir cümlecikten sonra nor, aynı olumsuz sonucu taşıyan başka bir özne ekler. Burada nor would five or seven, “five or seven would not have worked either” anlamına gelir. Nor bu ek cümleciği başlattığında devrik yapı kullanılır: nor + yardımcı veya kiplik fiil + özne. Bu yüzden would, five or seven ifadesinden önce gelir. Have worked, ilk cümlecikten anlaşılabildiği için söylenmez.

Alıştırma

Cümleyi nor ve doğru biçimde devrik kullanılan was ile tamamlayın: The first route wasn't safe, ____ the second.

Cevabı göster

nor was

Six and eight, Dilbilgisi

2:06

Altı ve sekiz,

however,

2:07

ancak,

both do.

2:08

ikisinde de işe yarıyor.

Dilbilgisi

Six and eight ... both do: work yerine kullanılan do

Burada do, bağlamdan anlaşılan work yükleminin yerini tutan bir yardımcı fiildir. Both do, “six and eight both work” anlamına gelir; do burada “bir eylem gerçekleştirmek” demek değildir. Both hem six hem de eight için geçerlidir; however ise işe yaramayan durumlarla karşıtlık kurar. Bu kullanım, açıkça anlaşılan bir fiil öbeğini tekrar etmeyi önler. Do biçimini yeni özneye ve zamana uydurun: çoğul six and eight öznesi do alır; şimdiki zamanda tekil özne does, geçmiş zamanda ise did alır.

Alıştırma

Fit fiilinin yerine do fiilinin doğru biçimini kullanın: Some keys don't fit, but these two both ____.

Cevabı göster

do

The pattern is Anlatım akışı

2:10

Buradaki desen şudur;

that points where lines meet

2:11

çizgilerin buluştuğu noktalar

must be surrounded by an even number of regions. Dilbilgisi

2:13

çift sayıda bölge ile çevrili olmalıdır.

Anlatım akışı

The pattern is that: genel bir kural belirtmek

The pattern is that, birkaç örnekten ya da gözlemden çıkarılan genel bir kuralı tanıtır. that sonrasındaki tam yan cümle, kuralın ne olduğunu açıklar. Burada pattern yalnızca görünür bir desen değil, tekrarlanan bir ilişki ya da düzenlilik anlamındadır. Bu kalıp, tek tek durumlardan ortak kurala geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan gözlemlerden genel bir kural çıkarmak için The pattern is that ... kalıbını kullanıyor?

  1. The pattern is that buses arrive later during rush hour.
  2. The pattern is on the blue curtain.
  3. Can you draw the pattern on this page?
Cevabı göster

The pattern is that buses arrive later during rush hour.

Dilbilgisi

must be surrounded by an even number of regions: edilgen bir kural

Must be surrounded by, must + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanarak bir zorunluluğu edilgen çatıda ifade eder. Özne —çizgilerin buluştuğu noktalar— çevresinde bölgeler bulunması gereken ögedir. An even number of regions gerekli sayı koşuludur: 2, 4, 6 ve benzeri. Hem must hem de even önemlidir; bunlardan birini değiştirmek kuralı değiştirir.

Alıştırma

Kuralı must, surround fiilinin edilgen biçimi ve 2, 4, 6 gibi sayıları ifade eden bir miktar kalıbıyla tamamlayın: Each table ____ ____ chairs.

Cevabı göster

must be surrounded by · an even number of

As long as that's true, Dilbilgisi

2:17

Bu doğru olduğu sürece,

you can color the map in two colors Kalıp ifadeler

2:18

haritayı iki renkle renklendirebilirsiniz

by alternating them around those points. Dilbilgisi

2:21

o noktaların etrafında renkleri sırayla değiştirerek.

Dilbilgisi

As long as that's true: koşul belirtmek

Bu cümlede As long as that's true, “bu koşul doğruysa” anlamına gelir. Ana cümledeki sonucu mümkün kılan koşulu belirtir. Buradaki that, her kesişim noktasının çevresinde çift sayıda bölge bulunduğunu söyleyen önceki ifadeye gönderme yapar. Bu kullanımda as long as kalıbını tek bir koşul bağlacı olarak düşün. Long burada zamanın uzunluğunu anlatmaz. Kullanışlı kalıp As long as + koşul, sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “şu koşulla” anlamına gelen üç sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamla: ____ you wear a helmet, you can ride the bike.

Cevabı göster

As long as

Kalıp ifadeler

color the map in two colors: fiil olarak color

Burada color, “bir şeye renk eklemek veya renk atamak” anlamında bir fiildir. The map bu fiilin nesnesidir; bu nedenle color the map, haritayı renklendirmek demektir. In two colors kullanılan renk düzenini veya sonucu belirtir: yalnızca iki renk kullanılır. Buradaki in yer bildirmez. Kullanılabilir kalıp color + nesne + in + bir renk veya renk sayısı şeklindedir.

Alıştırma

Color sözcüğünü fiil olarak ve renk düzenini göstermek için in sözcüğünü kullanarak yönergeyi tamamla: ____ the diagram ____ three colors.

Cevabı göster

Color · in

Dilbilgisi

by alternating them: by + -ing yapısıyla yöntem belirtme

by alternating them ... ifadesinde by, haritayı boyamak için kullanılan yöntemi belirtir. by edatından sonra alternate, -ing biçimi olan alternating hâline gelir. Eylem veya sonuç + by + -ing yapısı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar. them zamiri iki rengi ifade eder. Around those points, renklerin nerede dönüşümlü kullanıldığını belirtir; buradaki by, “yanında” anlamına gelmez.

Alıştırma

use a template ifadesini by + -ing yapısında kullanarak cümleyi tamamla: You can save time ____.

Cevabı göster

by using a template

In our initial arrangement,

2:24

İlk düzenlememizde,

there were six such meeting points.

2:26

altı tane böyle buluşma noktası vardı.

So what we want to do Dilbilgisi

2:28

Yani yapmak istediğimiz şey

is connect those to each other.

2:29

bunları birbirine bağlamaktır.

Dilbilgisi

what we want to do is connect ...: hedef eylemi belirtme

What we want to do, “yapmak istediğimiz şey” anlamına gelir ve bu yan cümlenin tamamı is bağlama fiilinin öznesidir. Bu nedenle bir soru değil, bildirme cümlesidir. is sözcüğünden sonra gelen connect, hedef olarak sunulan eylemi belirtir. What we want to do is + fiilin yalın hâli kalıbı bir planı, sonraki adımı veya çözümü açıklamak için kullanışlıdır. Burada those daha önce belirtilen birleşme noktalarını, each other ise bu noktaların birbirine bağlandığını ifade eder.

Alıştırma

check every answer ifadesini hedef eylem olarak kullanıp cümleyi tamamla: What we need to do is ____.

Cevabı göster

check every answer

Each line adds a single new region

2:31

Her çizgi tek bir yeni bölge ekler

that touches both meeting points.

2:34

her iki buluşma noktasına da dokunan.

There are several ways to do this

2:36

Bunu yapmanın birkaç yolu var

to accommodate all eight new dragons. Kelime

2:38

sekiz yeni ejderhanın tümünü barındırmak için.

Kelime

to accommodate all eight new dragons: sekiz yeni ejderhanın hepsine yer açmak

Burada accommodate, sekiz yeni ejderhanın tamamı için “yeterli yere sahip olmak veya yer açmak” anlamına gelir. to mastarı farklı yöntemlerin amacını gösterir: bu yöntemler her yeni ejderhanın sığabilmesi için kullanılır. Accommodate yalnızca birine kalacak yer sağlamak anlamına gelmez. Yeterli alan oluşturmayı veya bir ihtiyacı karşılamak için kaynakları ya da planları ayarlamayı da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede accommodate “yeterli alana sahip olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hotel will accommodate the travelers overnight.
  2. The hall can accommodate up to five hundred guests.
  3. The manager accommodated her request for a later meeting.
Cevabı göster

The hall can accommodate up to five hundred guests.

You've done such a great job Dilbilgisi

2:42

O kadar harika bir iş çıkardınız ki

that your boss puts you in a ship

2:43

patronunuz sizi bir gemiye bindiriyor

Dilbilgisi

such a great job that: dereceyi sonuca bağlamak

Such a great job that ... yapısı, such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + that cümleciği kalıbını izler. İşin, that ile başlayan sonucu doğuracak kadar mükemmel yapıldığını anlatır. Burada such yalnızca “bu tür” anlamına gelmez. That ile birlikte güçlü bir dereceyi onun sonucuna bağlar.

Alıştırma

Cümleyi such ... that yapısı ve a funny story sözleriyle tamamlayın: He told ____ everyone laughed.

Cevabı göster

such a funny story that

and sends you out across the western sea Öbek fiiller

2:45

ve sizi batı denizi boyunca gönderiyor

to investigate Dilbilgisi

2:48

araştırmak için

where these new dragons are coming from.

2:49

bu yeni ejderhaların nereden geldiğini.

Öbek fiiller

sends you out: birini görev yapmaya göndermek

Bu cümlede sends you out, “bulunduğun yerden ayrılıp bir görevi yerine getirmen için seni gönderir” anlamına gelir. you gönderilen kişidir; out ise işi yapmak için mevcut yerden uzaklaşma anlamını ekler. Tekrar kullanılabilen kalıp send + kişi + out + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. to ile başlayan bölüm görevi veya amacı belirtir; burada görev araştırma yapmaktır.

Alıştırma

Hangi cümle bir editörün muhabiri yerel bir etkinliği haber yapması için dışarı gönderdiği anlamına gelir?

  1. The editor went out with a reporter to cover the parade.
  2. The editor sent the reporter a story about the parade.
  3. The editor sent a reporter out to cover the parade.
Cevabı göster

The editor sent a reporter out to cover the parade.

Dilbilgisi

to investigate where ... are coming from: dolaylı soruda sözcük sırası

to investigate mastarı, gönderilmenin amacını belirtir. Ardından gelen where yan cümlesi araştırılacak soruyu, yani yeni ejderhaların kaynağını verir. where these new dragons are coming from daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleşmiş dolaylı bir soru olduğu için where + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi sırasını kullanır. where these new dragons are coming from denir; doğrudan soru sırası olan where are these new dragons coming from kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede investigate fiilinden sonra dolaylı where sorusu doğru kullanılmıştır?

  1. We need to investigate where is the water coming from.
  2. We need to investigate where does the water come from.
  3. We need to investigate where the water is coming from.
Cevabı göster

We need to investigate where the water is coming from.

There,

2:51

Orada,

you're met with a civilization Kalıp ifadeler

2:52

karmaşa içindeki bir medeniyetle

in disarray. Kalıp ifadeler

2:53

karşılaşıyorsunuz.

Kalıp ifadeler

be met with: bir durum veya tepkiyle karşı karşıya kalmak

“you’re met with + isim öbeği” yapısında be met with, kişinin with’ten sonra belirtilen şeyle karşılaşması veya onunla karşı karşıya kalması demektir. Burada, oraya varıldığında zaten düzeni bozulmuş bir uygarlık ortaya çıkar. Edilgen yapı, kişinin karşısına çıkan manzaraya, duruma veya tepkiye odaklanır. Sıradan bir sosyal buluşmayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede met with bir durumla veya engelle karşılaşma anlamında kullanılmıştır?

  1. At the station, the hikers were met by their guide.
  2. At the end of the trail, the hikers were met with a locked gate.
  3. At the station, the hikers met with their guide.
Cevabı göster

At the end of the trail, the hikers were met with a locked gate.

Kalıp ifadeler

in disarray: karışık ve düzensiz bir durumda

“In disarray”, karışık ve düzensiz bir durumda olmak demektir. Burada normal düzeni çökmüş bir uygarlığı tanımlar. In, in trouble ifadesinde olduğu gibi bir durumu belirtir; disarray soyut bir isimdir, yer değildir. Bu ifade fiziksel düzenlemelerin yanı sıra planları, kuruluşları veya toplumları da tanımlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: After the move, the office was ____.

Cevabı göster

in disarray

Their 17 elder dragons

2:54

Onların 17 kadim ejderhası

are ravaging the countryside, Kelime

2:56

kırsal bölgeyi kasıp kavuruyor,

wiping out the peasants, Öbek fiiller

2:58

köylüleri yok ediyor,

devastating all the people

2:59

tüm insanları perişan ediyor

and their thatch-roofed cottages. Kültür

3:01

ve sazdan çatılı evlerini yıkıyor.

Kelime

are ravaging the countryside: kırsal bölgede ağır ve geniş çaplı yıkım

Bu cümlede are ravaging the countryside, “kırsal bölgede ağır ve geniş çaplı yıkıma yol açıyorlar” anlamına gelir. Ravage, damage fiilinden çok daha güçlüdür; kırsalda yolculuk etmek veya yalnızca orada etkinlik göstermek anlamına gelmez. Şimdiki zaman yapısı are ravaging, yıkımın hâlâ sürdüğünü gösterir. Ravage geçişli bir fiildir; bu nedenle etkilenen yer hemen ardından gelir: ravage the countryside.

Alıştırma

Hangi cümlede ravage ağır ve geniş çaplı yıkımı anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The wildfire ravaged several mountain villages.
  2. A light pencil mark ravaged the corner of the page.
  3. The gentle breeze ravaged the open window.
Cevabı göster

The wildfire ravaged several mountain villages.

Öbek fiiller

wiping out: tamamını veya neredeyse tamamını yok etmek

Burada wiping out, bir grubun üyelerinin tamamını veya neredeyse tamamını öldürmek ya da yok etmek anlamına gelir. Bezle yapılan sıradan bir temizliği değil, saldırının ağır sonucunu anlatır. Wipe out tek bir deyimsel fiil olarak çalışır. wiping out the peasants şeklindeki -ing yan cümlesi, kırsal bölgenin yıkıma uğramasıyla birlikte gerçekleşen başka bir eylemi ekler.

Alıştırma

Hangi cümle bir hastalığın bir kuş nüfusunun neredeyse tamamını yok ettiği anlamına gelir?

  1. The keeper wiped the cages after feeding the birds.
  2. The keeper sent the birds out after the storm.
  3. The disease nearly wiped out the island's bird population.
Cevabı göster

The disease nearly wiped out the island's bird population.

Kültür

thatch-roofed cottages: kurutulmuş bitkilerle kaplı çatısı olan kır evleri

Thatch-roofed cottages, çatıları thatch denilen saman veya kamış gibi kurutulmuş bitki demetleriyle kaplı küçük kır evleridir. Thatch-roofed, cottages sözcüğünü niteleyen ve kısa çizgiyle birleştirilmiş bir bileşik sıfattır. Bu cümlede ifade, eski ve modernlik öncesi bir kırsal görünüm yaratır. Countryside ve peasants ile birlikte, sıradan modern konutlar yerine Orta Çağ'ı veya masalları andıran bir ortam düşündürür.

Alıştırma

Hangi açıklama bir thatch-roofed cottage ifadesini en iyi anlatır?

  1. Çatısı olmayan bir yer altı evi.
  2. Cam çatılı modern bir apartman binası.
  3. Çatısı kurutulmuş bitki malzemesinden yapılmış küçük bir kır evi.
Cevabı göster

Çatısı kurutulmuş bitki malzemesinden yapılmış küçük bir kır evi.

And here

3:03

Ve burada

there aren't just ice and fire dragons, Dilbilgisi

3:04

sadece buz ve ateş ejderhaları değil,

but lightning dragons too.

3:06

yıldırım ejderhaları da var.

Dilbilgisi

there aren't just A, but B too: başka bir kategori eklemek

There aren't just A, but B too kalıbı, A'nın var olduğunu ve B'nin de ek bir kategori olduğunu anlatır. Olumsuz biçim A'nın bulunmadığını söylemez; A'nın bütün liste olduğu düşüncesini reddeder. Bu cümlede A, ice and fire dragons; B ise lightning dragons bölümüdür. Just, eksiksiz olduğu varsayılan listeyi belirtirken but ... too yeni bilgi ekler. Tekil bir A ile there isn't, çoğul bir A ile there aren't kullanın.

Alıştırma

Heykelleri başka bir kategori olarak eklemek için cümleyi but ... too kalıbıyla tamamlayın: There aren't just paintings in the museum, ____.

Cevabı göster

but sculptures too

Their people

3:08

Halkı

will only allow the creation Kelime

3:09

sadece

of two new regions.

3:11

iki yeni bölgenin oluşturulmasına izin verecek.

Kelime

allow the creation of ... ile resmî izin belirtme

Allow the creation of + isim, “bir şeyin oluşturulmasına veya kurulmasına izin vermek” anlamına gelir. Creation, create fiilini isme dönüştürür; bu nedenle ifade, eylemi kimin yaptığına değil, izin verilen eyleme odaklanır. Only, izni iki yeni bölgeyle sınırlar. Bu bağlamda creation, bölgeler kurmak anlamındadır; bütün bir dünyayı yaratmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir politikadaki izni anlatmak için resmî isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The policy will allow the creation of two new community centers.
  2. The policy will allow the creation two new community centers.
  3. The policy will allow to create two new community centers.
Cevabı göster

The policy will allow the creation of two new community centers.

Where do you create new regions

3:13

Yeni bölgeleri nerede oluşturur

and place all the dragons?

3:15

ve tüm ejderhaları nereye yerleştirirsiniz?

Unfortunately,

3:24

Ne yazık ki,

our meeting point trick

3:25

buluşma noktası hilemiz

won't suffice now Dilbilgisi

3:27

artık yeterli olmayacak

that there are three dragon types.

3:28

çünkü üç ejderha türü var.

Dilbilgisi

won't suffice now that ...: yeni bir durum bir şeyi yetersiz kıldığında

Won't suffice, “ihtiyacı karşılamaya yetmeyecek” anlamına gelir. Suffice zaten be enough anlamını taşıyan resmî bir fiildir; bu nedenle suffice enough yanlıştır. Now that, zaten gerçek olan bir durumu tanıtır ve bu durumun yol açtığı sonucu açıklar. Burada üç ejderha türünün bulunması, eski buluşma noktası yöntemini yetersiz kılan yeni gerçektir.

Alıştırma

Cümleyi, “bu mevcut durum gerçek olduğu için yeterli olmayacak” anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: One battery ____ the device uses more power.

Cevabı göster

won't suffice now that

So we need to find another method

3:30

Bu yüzden başka bir yöntem bulmamız gerekiyor

to identify problem areas.

3:32

sorunlu alanları belirlemek için.

A great way to do so Dilbilgisi

3:34

Bunu yapmanın harika bir yolu

is to experiment.

3:36

denemektir.

Dilbilgisi

A great way to do so is to...: bir hedefe ulaşma yöntemi önermek

A great way to do so is to + fiilin yalın hâli kalıbı, daha önce belirtilmiş bir hedefe ulaşmak için iyi bir yöntem önerir. Bu cümlede do so, sorunlu alanları belirleme hedefine gönderme yaparken to experiment önerilen yöntemi belirtir. Do so, yeni bir eylem sunmak yerine önceki eylemin yerini tutar. Yeniden kullanılabilecek kalıp A great way to do so is to + fiilin yalın hâli şeklindedir: önce hedefi belirtin, ardından bu kalıpla yöntemi verin.

Alıştırma

Cümleyi A great way to do so is to kalıbıyla tamamlayın: We want to save energy. ____ turn off unused lights.

Cevabı göster

A great way to do so is to

Focus on one area

3:37

Bir alana odaklanın

and start coloring

3:39

ve renklendirmeye başlayın

until we run out of possibilities. Öbek fiiller

3:40

olasılıklarımız tükenene kadar.

Öbek fiiller

run out of possibilities: hiç seçenek kalmaması

Run out of possibilities, olası hiçbir seçenek veya yaklaşımın kalmadığı bir noktaya gelmek demektir. Bu cümlede grup, deneyebileceği başka hiçbir şey kalmayana kadar renkleri denemeye devam eder. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + run out of + tükenen şey şeklindedir. Possibilities tükenen şeydir; run burada fiziksel olarak koşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi run out of ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the puzzle, we tried every key and then ____ possibilities.

Cevabı göster

ran out of

Take this section.

3:42

Bu bölümü alın.

These three regions all border each other,

3:43

Bu üç bölgenin hepsi birbirine komşudur,

so they need to be different colors, Dilbilgisi

3:46

bu yüzden farklı renklerde olmaları gerekir,

Dilbilgisi

need to be different colors: kuralın gerektirdiği bir durum

they need to be different colors ifadesinde need to, bölgelerin istediği bir şeyi değil, renklendirme kuralının doğurduğu zorunluluğu belirtir. Üç bölgenin her biri diğerleriyle sınır komşusu olduğundan, her bölge diğer ikisinden farklı bir renkte olmalıdır. Yapı özne + need to be + durum veya nitelik şeklindedir. Öznenin yapmayı seçtiği bir eylemi değil, bir kişinin ya da şeyin karşılaması gereken koşulu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, gerekli bir durumu anlatan dersteki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The three status lights ____ different colors.

Cevabı göster

need to be

but they also all touch this giant territory,

3:48

ancak hepsi aynı zamanda bu devasa bölgeye de dokunuyor,

which we now can't color.

3:51

ve şimdi orayı renklendiremiyoruz.

To generalize the issue, Anlatım akışı

3:53

Sorunu genelleştirmek gerekirse,

when there are four regions that all border each other, Dilbilgisi

3:55

hepsi birbirine komşu olan dört bölge olduğunda,

it's impossible to color them

3:58

onları renklendirmek imkansızdır

with three colors.

4:00

üç renkle.

Anlatım akışı

To generalize the issue: bir örnekten daha genel bir kurala geçmek

To generalize the issue, sonraki bilginin nasıl düzenlendiğini dinleyiciye gösteren, cümle başında kullanılan bir amaç ifadesidir: konuşmacı belirli bir durumdan kapsamı daha geniş bir önermeye geçer. Burada generalize, bir durum sınıfını kapsayabilecek daha genel bir sorun biçimi oluşturmak demektir. Belirsiz konuşmak anlamına gelmez. Ardından gelen when yan cümlesi daha geniş koşulu verir.

Alıştırma

To generalize the issue geçişi, dinleyiciye sırada ne beklemesi gerektiğini anlatır?

  1. Konuşmacı aynı tek durum hakkında başka bir ayrıntı ekliyor.
  2. Konuşmacı belirli bir örnekten daha genel bir kurala geçiyor.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı belirli bir örnekten daha genel bir kurala geçiyor.

Dilbilgisi

When ..., it's impossible to ... ile genel koşul ve sonuç

Bu cümlede when, belirli bir zamanı değil genel bir koşulu belirtir: dört bölgenin her biri diğerleriyle sınır paylaştığında belirtilen sonuç geçerli olur. Ana cümlede it is impossible to + fiilin yalın hâli kullanılarak bu koşul altında bir eylemin yapılamayacağı söylenir. When + geniş zamanlı koşul, it is impossible to + fiil kalıbı matematiksel veya mantıksal sınırları açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle when ile genel bir koşul ve it's impossible to + fiil ile imkânsız bir sonuç ifade eder?

  1. When every seat is occupied, it impossible seating another passenger.
  2. When every seat is occupied, it's impossible to seat another passenger.
  3. When every seat was occupied yesterday, we waited outside.
Cevabı göster

When every seat is occupied, it's impossible to seat another passenger.

The map

4:01

Haritada

has two other such areas.

4:02

bunun gibi iki alan daha var.

So what you need to do Dilbilgisi

4:04

Öyleyse yapmanız gereken şey

is break them up.

4:06

onları bölmektir.

Dilbilgisi

Gerekli eylemi öne çıkaran What you need to do is break them up

What you need to do is ... gerekli eylemi öne çıkaran bir yapıdır. What ile başlayan yan cümle özne görevindedir ve is sonrasındaki sözler gerekli eylemi belirtir. What yan cümlesinde zaten do bulunduğu için is sonrasında genellikle to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır: What you need to do is wait. To kullanılan What you need to do is to wait biçimi de mümkündür. Burada break them up, sorunlu bölgeleri daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir; romantik bir ilişkiyi bitirmek anlamına gelmez. Break up bu anlamda ayrılabilir olduğundan zamir nesne break ile up arasına gelmelidir: break them up doğrudur, break up them yanlıştır.

Alıştırma

Kartlar tek bir büyük yığın hâlinde. Hangi cümle gerekli eylemi doğal biçimde öne çıkarır ve zamiri doğru yere koyar?

  1. The cards are in one large pile. What you need to do is break up them into smaller groups.
  2. The cards are in one large pile. What do you need to do is break them up into smaller groups.
  3. The cards are in one large pile. What you need to do is break them up into smaller groups.
Cevabı göster

The cards are in one large pile. What you need to do is break them up into smaller groups.

And once again,

4:07

Ve bir kez daha,

the key is drawing lines Anlatım akışı

4:08

kilit nokta çizgiler çizmektir

between points

4:10

birden fazla sorunlu bölgenin

where multiple problematic regions touch.

4:12

dokunduğu noktalar arasına.

Anlatım akışı

the key is drawing ...: temel eylemi belirtmek

the key is ... kalıbı, dinleyiciye ardından gelen bilginin yalnızca başka bir adım değil, çözümün en önemli kısmı olduğunu gösterir. Burada key, kilit açan somut bir anahtar değil, temel ilke anlamındadır. Drawing lines between points where multiple problematic regions touch, is'ten sonra tamamlayıcı görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Önemli eylemin çizgi çizmek olduğunu belirtirken between points where multiple problematic regions touch çizgilerin hangi noktalar arasına çizileceğini açıklar.

Alıştırma

the key is ifadesinden sonra check fiilinin doğru -ing biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: Many steps can help, but the key is ____ each measurement twice.

Cevabı göster

checking

No matter how you do it, Dilbilgisi

4:15

Bunu nasıl yaparsanız yapın,

you'll effectively subdivide the giant territory Kelime

4:17

devasa bölgeyi etkili bir şekilde alt bölümlere ayırmış olacaksınız

into smaller ones.

4:20

daha küçük olanlara.

Dilbilgisi

No matter how you do it: yöntem değişse de sonuç değişmez

No matter how you do it, yöntemin değişebilmesine izin verirken ana cümlenin sonucunun her durumda geçerli kaldığını belirten bir ödünleme yan cümlesidir. Bu cümlede, çizgileri çizmenin farklı yolları aynı tür bölünmeye yol açar. no matter how ifadesinden sonra how you do it örneğindeki gibi özne + fiil biçimindeki bildirme cümlesi sırası kullanılır. Bu doğrudan bir soru değildir; bu nedenle yan cümlenin içinde how do you do it sırası doğru değildir.

Alıştırma

Sonucun yönteme göre değişmediğini göstermek için no matter how yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. No matter how you arrange the tiles, the picture will stay the same.
  2. No matter how do you arrange the tiles, the picture will stay the same.
  3. No matter you arrange the tiles how, the picture will stay the same.
Cevabı göster

No matter how you arrange the tiles, the picture will stay the same.

Kelime

effectively subdivide A into smaller ones: A'yı fiilen daha küçük parçalara ayırmak

Bu cümlede effectively, “verimli bir şekilde” değil, “fiilen” veya “pratikte ortaya çıkan sonuç olarak” anlamındadır. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, sonuç büyük bölgenin daha küçük parçalara ayrılmasıdır. subdivide A into B yapısı, “A'yı daha küçük B parçalarına ayırmak” demektir. smaller ones içindeki ones, territories veya regions gibi daha önce geçen çoğul bir ismin tekrarını önler.

Alıştırma

Hangi cümlede effectively “pratikte, fiilen” anlamındadır ve subdivide A into B yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The new walls effectively subdivide the hall into smaller rooms.
  2. The crew efficiently subdivides the hall into smaller rooms.
  3. The new walls effectively separate the hall from the lobby.
Cevabı göster

The new walls effectively subdivide the hall into smaller rooms.

Now coloring the map becomes a logic puzzle,

4:21

Artık haritayı boyamak bir mantık bulmacası haline geliyor,

so long as you approach it systematically Dilbilgisi

4:24

sistematik bir şekilde yaklaştığınız sürece

Dilbilgisi

so long as you approach it systematically: onu sistemli biçimde ele aldığın sürece

So long as bir koşul bildirir ve “şu şartla” ya da “eğer” anlamına gelir. Konuşan kişi, haritayı boyama işinin tek bir koşulla mantık bulmacası gibi ele alınabileceğini söylüyor: iş düzenli bir yöntemle yapılmalıdır. Burada approach, “yaklaşmak” değil, “ele almak” veya “üzerinde çalışmaya başlamak” anlamında geçişli bir fiildir. Approach it systematically, açık ve sıralı bir yöntem kullanmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede so long as bir koşul bildiriyor ve approach “bir görevi ele almak” anlamında kullanılıyor?

  1. You can approach the building so long as the gate is open.
  2. The assignment is as long as the textbook, so approach it carefully.
  3. The assignment is manageable so long as you approach it systematically.
Cevabı göster

The assignment is manageable so long as you approach it systematically.

by starting in one area Kalıp ifadeler

4:26

bir alandan başlayıp

and radiating out,

4:28

dışa doğru yayılarak,

Kalıp ifadeler

by starting in one area and radiating out: bir noktadan dışa doğru ilerleme yöntemi

by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada starting ve radiating birbirine bağlı iki eylemdir: bir bölgede başlanır, ardından o noktadan dışa doğru devam edilir. Radiate out, “merkezdeki bir noktadan dışa doğru yayılmak veya ilerlemek” demektir. Bu cümlede bölgelerin hangi sırayla ele alındığını anlatır; tehlikeli fiziksel radyasyondan söz etmez.

Alıştırma

Hangi yönerge “starting in one area and radiating out” ifadesindeki yöntemi kullanır?

  1. Birbiriyle ilgisiz birkaç bölgede aynı anda başla.
  2. Bir bölgede başlayıp oradan dışa doğru ilerle.
  3. Dış kenardan başlayıp merkeze doğru ilerle.
Cevabı göster

Bir bölgede başlayıp oradan dışa doğru ilerle.

you'll reach an arrangement

4:29

bir düzene ulaşacaksınız

that you can fit all your dragons into, Kalıp ifadeler

4:30

tüm ejderhalarınızı sığdırabileceğiniz,

Kalıp ifadeler

can fit all your dragons into: bir düzende her şeye yer açmak

Fit + nesne + into + alan, zaman veya plan yapısı, “nesne için orada yer açmak” demektir. Bu cümlede düzen, bütün ejderhaları alabilir; fit burada bir giysinin bedene uygun olması anlamına gelmez. Tam yapı an arrangement that you can fit all your dragons into şeklindedir. That, arrangement sözcüğünü gösterirken into ilgi cümleciğinin sonunda doğal biçimde kalır. Bu kullanım özellikle günlük İngilizcede yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi fit ... into kullanarak tamamlayın: We can ____ all three interviews ____ Friday afternoon.

Cevabı göster

fit · into

shifting the colors as needed.

4:33

gerektiğinde renkleri kaydırarak.

Just assign this region last

4:35

Sadece bu bölgeyi en sona atayın

because it'll have two options.

4:37

çünkü iki seçeneği olacak.

You've saved not one, Dilbilgisi

4:40

Sadece bir değil,

but two continents

4:42

iki kıtayı

from certain ruin. Kalıp ifadeler

4:43

kesin bir yıkımdan kurtardınız.

Dilbilgisi

not one, but two: sayıyı yükselterek vurgu yapma

not one, but two continents ifadesinde konuşmacı önce daha küçük beklenti olan one'ı ortaya koyar, ardından bunu daha büyük sayı olan two ile düzeltir. Anlamı “yalnızca bir değil, iki”dir; bu nedenle but sıradan bir karşıtlıktan çok vurgulu bir yükseltme belirtir. not X, but Y kalıbı, X ile Y paralel seçenekler olduğunda kullanılır. Ana mesajı Y taşır ve sonucu çoğu zaman daha etkileyici ya da beklenmedik gösterir.

Alıştırma

Sayının yalnızca bir değil, üç olduğunu hangi cümle vurgular?

  1. One repair may have been enough.
  2. Three repairs were not needed.
  3. Not one, but three repairs were needed.
Cevabı göster

Not one, but three repairs were needed.

Kalıp ifadeler

from certain ruin: certain kaçınılmaz demektir

Save A from B, B'nin A'ya zarar vermesini veya A'yı yok etmesini önlemek anlamına gelir. Burada from, kaçınılan felaket sonucunu gösterir. certain ruin ifadesindeki certain, “belirtilmemiş bir tür” değil, “kesin veya kaçınılmaz” demektir. Kurtarma olmasaydı yıkımın neredeyse kesin olduğu anlatılır.

Alıştırma

'The climbers were rescued from certain death.' cümlesinde certain ne anlama gelir?

  1. belirli ama adı söylenmeyen
  2. kurtarma olmasaydı gerçekleşmesi kesin olan
  3. gerçekleşmesi pek olası olmayan
Cevabı göster

kurtarma olmasaydı gerçekleşmesi kesin olan

Now to

4:45

Şimdi

see if you can find a giant eagle

4:45

dev bir kartal bulup bulamayacağınıza

and hitch a ride back home. Deyimler

4:47

ve eve dönmek için ona otostop çekip çekemeyeceğinize bakma zamanı.

Deyimler

hitch a ride back home: birinin aracına binip eve dönmek

Hitch a ride, başka birinin ya da başka bir şeyin sağladığı ulaşım aracına binerek yolculuk etmek demektir. Genellikle bilet satın alma veya resmî rezervasyon yapma anlamı taşımaz. Back home hedefin ev olduğunu, back ise bunun bir dönüş yolculuğu olduğunu gösterir. Burada “ulaşım aracı” dev bir kartaldır. Bu nedenle günlük bir yolculuk ifadesi, hayalî talimatı eğlenceli hâle getirir. Bu ifadede hitch, teknik bir sorun veya bir şeyi fiziksel olarak bağlamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade hitch a ride ile tamamlayın: Since Maya was driving downtown, I decided to ____ with her.

Cevabı göster

hitch a ride

Fun fact, Anlatım akışı

4:49

İlginç bir gerçek,

it's impossible to draw a map on a plane Dilbilgisi

4:51

düzlem üzerinde bir harita çizmek imkansızdır

that requires more than four different colors

4:53

dört farklı renkten fazlasını gerektiren

to shade in. Öbek fiiller

4:56

gölgelendirmek için.

Anlatım akışı

Fun fact: ilginç bir ek bilgi sunmak

Fun fact, bir ifadeden önce kullanılan bir söylem işaretleyicisidir. Ardından ilginç bir ek bilgi geleceğini belirtir ve ana açıklamadan ek bilgiye hafif bir geçiş sağlar. Burada harita boyamayla ilgili ifade, yan bilgi olarak sunulur. Fun, ilginç veya şaşırtıcı anlamındadır; mutlaka komik demek değildir. Bu etiket bilgiyi düzenler, ancak bilginin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Fun fact şu cümlede ne işe yarar: “Fun fact: sea otters hold hands while they sleep”?

  1. İfadeyi konuşanın ana kanıtı olarak işaretler.
  2. İlginç bir ek bilgi sunar.
  3. İfadenin yalnızca şaka olduğu uyarısını verir.
Cevabı göster

İlginç bir ek bilgi sunar.

Dilbilgisi

it's impossible to ... that ...: biçimsel özne it ve ilgi cümleciği

it's impossible to draw... yapısındaki it bir kişiye ya da nesneye gönderme yapmaz. Biçimsel öznedir; to-infinitive olan to draw a map... ise imkânsız olduğuna hükmedilen eylemi verir. Bu yapı, İngilizcede uzun bir eylem ifadesiyle başlamak yerine yargının önce söylenmesini sağlar. that requires... ilgi cümleciği a plane'i değil, a map'i niteler. Burada on a plane, «bir uçağın üzerinde» değil, «geometrik bir düzlem üzerinde» demektir; to shade in ise haritanın bölgelerinin içini renkle doldurmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi kısaltılmış it's impossible to yapısıyla tamamlayın: With no key or open window, ____ enter the locked room.

Cevabı göster

it's impossible to

Öbek fiiller

to shade in: sınırları belli bir alanın içini renkle doldurmak

Shade in, bir şeklin veya sınırları belirtilmiş bir alanın içini kurşun kalem, pastel boya ya da başka bir renkle doldurmak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Bu cümlede yalnızca gölge çizmek değil, haritanın bölgelerini renklendirmek anlamındadır. Nesne bir isimse shade in the circle veya shade the circle in denebilir. Zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: shade it in denir, shade in it denmez.

Alıştırma

shade in ve it zamirini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: The star is empty, so please ____ before you cut it out.

Cevabı göster

shade it in

That's easy to say, Dilbilgisi

4:57

Bunu söylemesi kolaydır,

but remarkably difficult to prove.

4:58

ama kanıtlaması oldukça zordur.

Dilbilgisi

easy to say, but remarkably difficult to prove: zorluk açısından güçlü bir karşıtlık

Bu cümlede that, daha önce belirtilen bir fikir ya da iddiaya gönderme yapar. Aynı şey iki zıt yönden değerlendirilir: söylemesi kolaydır, fakat kanıtlaması çok zordur. İkinci bölümde tekrarlanan that is kullanılmaz; dolayısıyla but, sıfat + to'lu mastar biçimindeki iki paralel yapıyı bağlar. İlişkili iki eylemin zorluğunu karşılaştırmak için easy to + fiil, but difficult to + fiil kalıbını kullanabilirsin. Remarkably, difficult sözcüğünü güçlendirir ve zorluğun dikkat çekici ya da şaşırtıcı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle easy to..., but remarkably difficult to... karşıtlık yapısını doğru kullanıyor?

  1. The rule is easy to explain, and remarkably difficult to apply.
  2. The rule is easy explaining, but remarkably difficult to apply.
  3. The rule is easy to explain, but remarkably difficult to apply.
Cevabı göster

The rule is easy to explain, but remarkably difficult to apply.

So if you're looking for a way Dilbilgisi

5:00

Bu yüzden eğer bir yol arıyorsanız

to build mastery over proofs Kalıp ifadeler

5:02

kanıtlar

and logical thinking,

5:04

ve mantıksal düşünme konusunda uzmanlık geliştirmek için,

we recommend

5:06

tavsiye ederiz

that you check out Brilliant. Öbek fiiller

5:06

Brilliant'a göz atmanızı.

Dilbilgisi

if you're looking for a way to...: öneriden önce ihtiyacı belirleme

Burada if you're looking for a way to..., belirli bir hedefi olan kişileri tanımlar. Ana cümle daha sonra bu kişilere bir öneri sunar. Konuşan kişi esas olarak ihtiyacın gerçek olup olmadığını sorgulamaz; koşul cümlesi, izleyicilerin bu ihtiyaca sahip olan bölümüne kibarca seslenir. a way to build... yapısındaki to'lu mastar, bu yolun kişiye ne yapmasında yardımcı olacağını açıklar. Bu nedenle If you're looking for a way to + fiil, yararlı bir yöntem, araç, kurs ya da hizmeti tanıtmak için tekrar kullanılabilen bir giriş kalıbıdır.

Alıştırma

Öneriyi dersteki koşullu girişle tamamla: ____ improve your writing, try these short daily lessons.

Cevabı göster

If you're looking for a way to

Kalıp ifadeler

build mastery over proofs and logical thinking: zaman içinde ileri düzey beceri geliştirmek

Bu cümlede build mastery over proofs and logical thinking, ispat yöntemlerini ve mantıksal akıl yürütmeyi anlama ve kullanma konusunda zamanla güçlü bir beceri geliştirmek anlamına gelir. Build, mastery düzeyinin çalışma ve alıştırmayla zaman içinde kazanıldığını gösterir. Buradaki over, ustalaşılan alanı belirtir. Mastery, beceri ve hâkimiyet anlamına gelir; insanlar üzerinde güç kurmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“Zamanla yüksek düzeyde beceri geliştirmek” anlamına gelen dersteki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Months of guided practice can help you ____ proof-writing.

Cevabı göster

build mastery over

Öbek fiiller

check out Brilliant: önerilen bir kaynağa göz atmak

Burada check out Brilliant, Brilliant'ı ziyaret ederek veya inceleyerek onun hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Önerilerde check out + kaynak, yer, ürün veya etkinlik yapısı, kişiyi bunlara bakmaya ve ilgisini çekip çekmediğini görmeye davet eder. Bu anlamda check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse araya getirilir: check it out denir, check out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi “ziyaret etmek veya incelemek” anlamına gelen dersteki hedef öbek fiille tamamlayın: If you enjoy astronomy, you should ____ this new science channel.

Cevabı göster

check out

Brilliant's Mathematical Fundamentals course

5:09

Brilliant'ın Mathematical Fundamentals kursu

teaches logical skills and techniques

5:12

mantıksal becerileri ve teknikleri öğretir

through interactives

5:14

etkileşimli etkinlikler aracılığıyla

where you'll hunt for treasure,

5:15

hazine avına çıkacağınız,

identify werewolves,

5:17

kurt adamları teşhis edeceğiniz

and repair broken machines.

5:18

ve bozulan makineleri onaracağınız.

You can try it out Öbek fiiller

5:20

Bunu deneyebilirsiniz

at brilliant.org/teded.

5:21

brilliant.org/teded adresinde.

Öbek fiiller

try it out: bir şeyi kullanarak denemek

Try something out, bir şeyi bizzat kullanıp veya test edip ne kadar iyi çalıştığını görmek demektir. Buradaki it, Brilliant'ı gösterir ve konuşmacı izleyicileri hizmeti deneyimlemeye davet eder. Try out, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamirse try ile out arasına gelir: try it out denir, try out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi try ... out ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: This camera looks useful, so I'll ____ before buying one.

Cevabı göster

try it out

And as a bonus,

5:24

Ve bir bonus olarak,

the first 833 of you Dilbilgisi

5:26

aranızdan ilk 833 kişi

to use that link

5:28

o bağlantıyı kullanan

will receive 20% off Kelime

5:29

%20 indirim alacak

Dilbilgisi

the first 833 of you to use that link: o bağlantıyı ilk kullanan 833 kişi

the first + number + of you + to + verb kalıbı, hitap edilen gruptan bir eylemi en erken yapan belirli sayıdaki kişiyi gösterir. Burada, o bağlantıyı diğerlerinden önce kullanan 833 izleyiciyi ifade eder. to use that link mastar grubu, the first 833 of you ifadesini niteler; bu kişilerin amacını belirtmez. İsim grubunun tamamı will receive yapısının öznesidir ve devamında bu grubun ne alacağı açıklanır.

Alıştırma

Cümleyi “bu grupta en erken cevap veren on kişi” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: The ____ to answer will get a prize.

Cevabı göster

first ten of you

the annual premium subscription fee.

5:30

yıllık premium abonelik ücretinden.

Kelime

receive 20% off: %20 indirim almak

Burada receive 20% off, yıllık premium abonelik ücretinin %20'si kadar indirim almak demektir. İlk ücret $100 ise müşteri $80 öder. Fiyat ifadelerinde percentage + off, ilk fiyattan ne kadar çıkarıldığını gösterir. Receive elde edilen avantajı belirtir; off'tan sonraki sözler ise indirimin uygulandığı ücreti gösterir.

Alıştırma

Yıllık bir planın normal fiyatı $100. Teklifte you will receive 20% off yazıyor. Ne kadar ödersiniz?

  1. $120
  2. $20
  3. $80
Cevabı göster

$80