Mide yanmasına ne sebep olur? - Rusha Modi: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
611 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Bu tıbbi anlatım, alt özofagus sfinkterinin normalde mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını nasıl önlediğini; beslenme, sigara, hamilelik, obezite ve bazı ilaçların reflüyü neden tetikleyebildiğini açıklar. Ayrıca tekrarlayan mide yanmasının yol açabileceği hasarları ve ilaç, ağır vakalarda ameliyat ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tedavi ve korunma yollarını ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. When functioning properly, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu kısaltılmış zaman yan cümlesini “düzgün çalıştığında” anlamında, when it is functioning properly yapısının öznesi ve be fiili düşürülmüş biçimi olarak kavrayın. Bir organın, cihazın veya sistemin amaçlanan işlevini hangi durumda yerine getirdiğini bilimsel ya da resmî açıklamalarda özlü biçimde aktarabilirsiniz. 2. Smoking poses a risk — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: pose a risk ifadesini, bir etkinlik veya durumun tehlike yarattığını söyleyen doğal ve resmî bir eşdizim olarak öğrenin. Sağlık, güvenlik, araştırma ve kamu politikası bağlamlarında kullanabilir, doğal olmayan make a risk birleşiminden kaçınabilirsiniz. 3. isn't necessarily something to worry about. — Konuşma edimbilimi ve tutum: isn't necessarily ifadesinin tıbbi bir değerlendirmeyi nasıl yumuşattığını fark edin. Ara sıra görülen bir belirtinin otomatik olarak tehlike anlamına gelmediğini söyleyerek rahatlatır, ancak her zaman zararsız olduğunu da iddia etmez. Temkinli öneriler verirken ve aşırı kesin sonuçlardan kaçınırken kullanabilirsiniz.

Bu derste

Just between your chest and abdomen is where you'll find one of the most important muscles Dilbilgisi

0:06

Göğsünüz ve karnınızın tam arasında, en önemli kaslardan birini bulacaksınız

you probably didn't know you had, Anlatım akışı

0:12

ki muhtemelen sahip olduğunuzu bile bilmiyordunuz,

the lower esophageal sphincter or LES. Kültür

0:14

alt özofagus sfinkteri veya AÖS.

Dilbilgisi

is where you'll find: bir şeyin yerini belirtip onu tanıtmak

Bu cümlede is where you'll find, bir konumu orada bulunan şeyle bağlar. Cümle önce just between your chest and abdomen ile yeri belirtir, ardından alt özofagus sfinkterini o konumda bulunan yapı olarak tanıtır. Buradaki where bir soru sormaz. Bir yeri belirleyen yan cümleyi başlatır: X is where you'll find Y, “X, Y'yi bulabileceğiniz yerdir” demektir. Bu kalıp bir şeyin yerini gösterirken onu aynı anda tanıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir nesnenin yerini belirtip onu tanıtmak için is where you'll find yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. The top shelf is where you'll find the extra batteries.
  2. The top shelf is when you'll find the extra batteries.
  3. The top shelf is what you'll find the extra batteries.
Cevabı göster

The top shelf is where you'll find the extra batteries.

Anlatım akışı

didn't know you had: bilgi boşluğu yaratmak

you probably didn't know you had sözleri, girişi bir bilgi boşluğu etrafında düzenler. İzleyiciye kasın zaten vücudunda bulunduğunu ama onu tanımıyor olabileceğini söyler; böylece adı açıklanmadan önce merak uyandırır. Bu ifade, that'in atıldığı bir ilgi cümleciğinin parçasıdır: a muscle (that) you probably didn't know you had. Geçmiş zaman biçimi had, kasın artık olmadığı anlamına gelmez. didn't know yapısının içinde, dinleyicinin daha önce bilmediği şeyi verir; kasın hâlâ var olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Bu bilimsel girişte didn't know you had ne işe yarar?

  1. Dinleyiciden kaybolmuş bir kasın bilimsel adını hatırlamasını ister.
  2. Dinleyicinin vücudunda zaten bulunan ama ona yabancı olabilecek bir şeye dikkat çekerek merak uyandırır.
  3. Dinleyicinin geçmişte bu kasa sahip olduğunu ama artık olmadığını söyler.
Cevabı göster

Dinleyicinin vücudunda zaten bulunan ama ona yabancı olabilecek bir şeye dikkat çekerek merak uyandırır.

Kültür

lower esophageal sphincter or LES: LES kısaltmasını tanıtma

Lower esophageal sphincter tam anatomik terimdir. Özofagusun alt ucundaki kas halkasını adlandırır; LES, terimdeki sözcüklerin ilk harflerinden oluşur ve kısa ad olarak kullanılabilir. Burada or, “diğer adıyla” ya da “başka bir deyişle” anlamına gelir. İki yapı arasında seçim sunmaz; aynı yapı için ikinci bir ad verir. Bilimsel metinlerde daha sonra kullanılacak bir kısaltmayı tanımlamak için “tam terim + or + kısaltma” kalıbına sık rastlanır.

Alıştırma

the lower esophageal sphincter or LES ifadesinde or LES ne işe yarar?

  1. Okuyucudan iki yapı arasında seçim yapmasını ister.
  2. LES’in sfinkterin yanındaki başka bir organ olduğunu söyler.
  3. Aynı yapı için daha kısa bir ad verir.
Cevabı göster

Aynı yapı için daha kısa bir ad verir.

When functioning properly, Dilbilgisi

0:19

Düzgün çalıştığında,

this ring of tissue plays a crucial role in helping us eat. Kalıp ifadeler

0:21

bu doku halkası yemek yememize yardımcı olmada çok önemli bir rol oynar.

Dilbilgisi

When functioning properly: kısaltılmış bir when yan cümlesi

When functioning properly, when it is functioning properly ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede çıkarılan it, this ring of tissue ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla functioning bu dokunun durumunu açıklar. Kısaltılmış when yan cümlesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Functioning, ana cümlenin çekimli temel fiili değildir; bu görevdeki fiil plays sözcüğüdür. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde zamanı ya da koşulu kısa biçimde belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

operating sözcüğünün the machine ifadesini tanımlamasını sağlayan doğru kısaltılmış when yan cümlesi hangisindedir?

  1. When operates normally, the machine is nearly silent.
  2. When operating normally, the workers can barely hear the machine.
  3. When operating normally, the machine is nearly silent.
Cevabı göster

When operating normally, the machine is nearly silent.

Kalıp ifadeler

plays a crucial role in: vazgeçilmez bir katkıyı belirtmek

“Play a crucial role in”, “bir süreç veya sonuç için son derece önemli olmak” anlamına gelir. Burada “plays”, tekil özne olan “this ring of tissue” ile uyumludur; “role”, bir oyun ya da tiyatro eserindeki gerçek bir rol değildir. “in”den sonra etkinliği veya sonucu adlandırmak için bir isim ya da -ing biçimi kullanılır. Örneğin “in digestion” veya “in helping us eat”. Yeniden kullanılabilir kalıp “X plays a crucial role in Y” şeklindedir.

Alıştırma

“Bir şey için son derece önemli olmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Daily exercise ____ keeping the heart healthy.

Cevabı göster

plays a crucial role in

But when the LES malfunctions,

0:25

Ancak AÖS arızalandığında,

it becomes the main player in heartburn, Deyimler

0:27

mide yanmasının ana aktörü haline gelir,

Deyimler

the main player in: merkezi etkeni anlatan benzetme

“The main player in” burada bir benzetmedir. LES’yi bir olayın önde gelen katılımcısıymış gibi sunar; ancak asıl anlamı, düzgün çalışmayan LES’nin mide yanmasında merkezi bir etken olduğudur. “The main”, açıklamada bu etkene en yüksek önemi verir; ancak bu ifade tek başına LES’nin tek neden olduğunu kanıtlamaz. Başka bağlamlarda “a main player”, bir alanda veya olayda önemli bir kişiyi, kuruluşu ya da gücü de belirtebilir.

Alıştırma

“Poor drainage is the main player in repeated flooding,” cümlesinde “the main player” ne anlama gelir?

  1. En önemli olarak sunulan merkezi etken
  2. Sellerin yol açtığı küçük bir sonuç
  3. Bir spor dalında yarışan kişi
Cevabı göster

En önemli olarak sunulan merkezi etken

a searing, sometimes sour-tasting chest spasm Kelime

0:31

yakıcı, bazen ekşi tat bırakan bir göğüs spazmı ki

that many people will experience

0:34

birçok insan bunu deneyimleyecektir

at some point in their lives. Kalıp ifadeler

0:36

hayatlarının bir noktasında.

Kelime

a searing, sometimes sour-tasting chest spasm: belirtileri anlatan duyusal niteleyiciler

Bu ad öbeği, belirtiyi canlı biçimde anlatmak için duyusal niteleyicileri art arda kullanır. searing, yoğun biçimde yakan ya da yakıcı derecede ağrı veren; sour-tasting ise ekşi tadı olan demektir. sometimes yalnızca sour-tasting ifadesini niteler; yani ekşi tat olabilir ama her seferinde olmak zorunda değildir. Dil bilgisi açısından searing ve sour-tasting, chest spasm ifadesini niteler. sour-tasting birleşik bir sıfattır ve isimden önce geldiğinde kısa çizgisini korur. Bu cümlede chest spasm, göğüste hissedilen bir durumu betimleyen ifadedir; resmî bir tanı adı değildir.

Alıştırma

Belirti açıklamasını “yoğun biçimde yakıcı” anlamındaki sıfat ve “ekşi tadı olan” anlamındaki birleşik sıfatla tamamlayın: The patient reported ____ pain and a ____ liquid rising into her throat.

Cevabı göster

searing · sour-tasting

Kalıp ifadeler

at some point in their lives: hayatlarının belirtilmemiş bir zamanı

at some point in their lives, “hayatlarının belirtilmemiş bir zamanında” anlamına gelir. Yaş ya da tarih vermeden deneyimi her kişinin yaşamındaki bir zamana yerleştirir. Buradaki point bir yeri değil, zaman içindeki bir anı ifade eder. life içeren bölüm kişiye veya gruba uymalıdır: in my life, in her life ya da in their lives. Bu ifade tek başına bir şeyin tekrar tekrar olduğunu söylemez; many people will experience ile birlikte kullanıldığında, birçok kişinin bu deneyimi er ya da geç yaşayacağına dair genel bir öngörü sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, olayın insanların hayatlarının belirtilmemiş bir zamanında gerçekleşebileceğini söyler?

  1. Many people change careers at some point in their lives.
  2. Many people change careers at the same point in their lives.
  3. Many people change careers at this point in their lives.
Cevabı göster

Many people change careers at some point in their lives.

We know that humans have been battling heartburn Dilbilgisi

0:38

İnsanların mide yanmasıyla mücadele ettiğini biliyoruz

for hundreds,

0:41

yüzlerce,

if not thousands, of years. Anlatım akışı

0:42

hatta binlerce yıldır.

Dilbilgisi

have been battling heartburn: bugüne kadar devam eden bir süreç

Have been battling, present perfect continuous yapısındadır: have been + -ing alan fiil. Mücadelenin geçmişte başladığını ve bir süre boyunca bugüne kadar devam ettiğini gösterir. for hundreds, if not thousands, of years süre ifadesi, bu sürenin çok uzun olduğunu açıkça belirtir. Bu zaman yapısı yalnızca geçmişteki bir olayı bildirmek yerine devam eden süreci öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi study fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Scientists ____ this problem for decades, and the work is still continuing.

Cevabı göster

have been studying

Anlatım akışı

if not thousands: bir tahmini güçlendirmek

hundreds, if not thousands, of years ifadesinde konuşmacı önce daha temkinli tahmin olan hundreds sözcüğünü verir, ardından daha güçlü olasılık olan thousands sözcüğünü ekler. Y daha yüksek veya güçlü bir tahmin olduğunda X, if not Y kalıbı “X, hatta belki Y” anlamına gelir. Bu ifade, bilgiyi sıradan bir if koşulu olarak değil, tahmini yukarı yönlü düzelten bir ekleme olarak düzenler. Ortak birim ifadesi of years, ara ifadeden sonra gelir ve hem hundreds hem de thousands için geçerlidir.

Alıştırma

Tahmini hours düzeyinden days düzeyine çıkaran if not ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The repair could take hours, ____.

Cevabı göster

if not days

But recently,

0:45

Ancak son zamanlarda,

the incidence has risen, Kelime

0:46

görülme sıklığı arttı

making it a common stomach complaint worldwide. Dilbilgisi

0:47

ve bu durumu dünya çapında yaygın bir mide şikayeti haline getirdi.

Kelime

the incidence has risen: toplumdaki oranın yükselmesi

Burada incidence, belirli bir dönemde bir toplumda yeni vakaların veya oluşumların ortaya çıkma oranını belirten resmî bir tıp ve istatistik terimidir. The incidence has risen, bu oranın artık eskisinden daha yüksek olduğu anlamına gelir; tek bir olayın gerçekleştiğini anlatmaz. Incidence özellikle rapor ve araştırmalarda toplum düzeyindeki bir eğilimden söz ederken kullanılır. Bu cümlede has risen, oranın kendisinin yükseldiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle o kış söz konusu toplumda yeni grip vakalarının daha yaygın hâle geldiğini doğru biçimde anlatır?

  1. The incidence of flu rose that winter.
  2. The accident of flu rose that winter.
  3. The incident of flu rose that winter.
Cevabı göster

The incidence of flu rose that winter.

Dilbilgisi

making it a common stomach complaint worldwide: sonucu eklemek

Virgül + making yan cümlesi, önceki cümlenin tamamının sonucunu ekler: görülme sıklığı arttığı için mide yanması dünya çapında yaygın bir mide şikâyeti hâline gelmiştir. Making bir şimdiki zaman ortacıdır; bu nedenle ana cümleye bağlıdır ve ayrı bir ana fiil değildir. Sonuç bildiren bölümün kalıbı make + nesne + nesneyi tanımlayan tamamlayıcıdır. It mide yanmasını belirtir; a common stomach complaint worldwide ise mide yanmasının ne hâle geldiğini açıklar.

Alıştırma

Sonucu eklemek için make fiilinin -ing biçimini ve ardından it sözcüğünü kullanın: The town added more streetlights, ____ a safer place to walk at night.

Cevabı göster

making it

When the symptoms of heartburn become more regular and intense, Dilbilgisi

0:51

Mide yanması semptomları daha düzenli ve yoğun hale geldiğinde,

such as twice a week or more, Anlatım akışı

0:55

örneğin haftada iki kez veya daha fazla olduğunda,

it's diagnosed as gastroesophageal reflux disease or GERD. Kültür

0:57

gastroözofageal reflü hastalığı veya GÖRH olarak teşhis edilir.

Dilbilgisi

When the symptoms ... become more regular and intense: tanı koşulunu çerçevelemek

When ile başlayan yan cümle, ana cümledeki sonucun koşulunu belirler: mide yanması belirtileri daha düzenli tekrarlamaya ve daha güçlü olmaya başladığında sonraki tanı sunulur. Buradaki when yalnızca bir saat veya tarihi belirtmez; anlamı “bu koşul karşılanırsa veya karşılandığında” ifadesine yakındır. More regular, tekrarlayan belirtilerin düzenini veya sıklığını anlatır; “daha normal” ya da daha sağlıklı demek değildir. More regular ve more intense, become fiilinden sonra gelen paralel tamamlayıcılardır; biri daha sık veya yerleşmiş tekrarı, diğeri ise artan şiddeti anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede when ile başlayan yan cümle ne anlatıyor?

  1. Sonraki tanının hangi koşul altında sunulduğunu belirtir.
  2. Mide yanmasının yalnızca günün belirli bir saatinde teşhis edildiğini söyler.
  3. Belirtilerin normalleştiğini ve daha az ciddi olduğunu söyler.
Cevabı göster

Sonraki tanının hangi koşul altında sunulduğunu belirtir.

Anlatım akışı

such as twice a week or more: soyut bir sıklığı somutlaştırmak

Such as, önceki more regular ifadesini açıklayan bir örnek sunar. Twice a week or more, tekrarlanma hakkındaki soyut açıklamayı dinleyicinin canlandırıp değerlendirebileceği somut bir sıklığa dönüştürür. Bilgi genel bir tanımdan belirli bir örneğe ilerler. Such as bir örneği işaretlediği için bu sıklık, cümledeki eşiği açıklamaya yardımcı olur; her bağlamdaki tek olası örnekmiş gibi anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Such as twice a week or more ifadesi cümlede bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Tıbbi açıklamanın yerine kişisel bir görüş koyar.
  2. More regular ifadesinin ne anlama gelebileceğine dair somut bir sıklık örneği verir.
  3. Haftada tam olarak iki kez görülmenin mümkün olan tek düzen olduğunu söyler.
Cevabı göster

More regular ifadesinin ne anlama gelebileceğine dair somut bir sıklık örneği verir.

Kültür

diagnosed as gastroesophageal reflux disease or GERD: resmî tanı ve kısaltma

be diagnosed as + tanı yapısındaki edilgen fiil, bir durumun veya belirti örüntüsünün resmî olarak bir tıbbi tanı altında sınıflandırıldığını belirtir. Burada konulan tanı gastroesophageal reflux disease, yani gastroözofageal reflü hastalığıdır. or GERD ifadesi, aynı tanının diğer adı olarak kısaltmayı verir; buradaki or, iki hastalık arasında seçim değil, “diğer adıyla” anlamındadır. Bağlamda tekrarlayan ve daha şiddetli belirtilerden söz edildiği için, ara sıra yaşanan her heartburn veya mide yanması GERD ile aynı sayılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir belirti örüntüsünü doğal biçimde resmî bir tanı altında sınıflandırıp ardından bu tanının kısaltmasını verir?

  1. The symptom pattern was diagnosed as gastroesophageal reflux disease, or GERD.
  2. The patient was diagnosed as gastroesophageal reflux disease, or GERD.
  3. The symptom pattern was diagnosed with gastroesophageal reflux disease, or GERD.
Cevabı göster

The symptom pattern was diagnosed as gastroesophageal reflux disease, or GERD.

But what causes this problem, Anlatım akışı

1:04

Peki bu soruna ne sebep olur

and how can it be stopped?

1:05

ve nasıl durdurulabilir?

Anlatım akışı

what causes ... and how can it be stopped?: iki bölümlü bir yol haritası

Bu cümle, and ile iki doğrudan soruyu birleştirir. what causes this problem? neden veya mekanizma bölümünü; how can it be stopped? ise önleme, kontrol veya tedavi bölümünü başlatır. Edilgen be stopped yapısı, kimin durduracağını belirtmeden odağı soruna ve yapılacak eyleme verir. Açıklayıcı bir içerikte bu iki soru bir yol haritası işlevi görür: sonraki iki bölümü önceden gösterir ve dinleyicilere devam etmek için bir neden verir. Konuşmacı açıklamayı düzenlemektedir; izleyicilerden mutlaka cevap vermelerini istemez.

Alıştırma

Bu iki soru, açıklayıcı bir içerikte esas olarak ne yapar?

  1. Sorunun nedeni ve onu durdurma yolları hakkındaki açıklamayı önceden gösterir.
  2. İzleyicilerden kendi tıbbi durumlarını hemen teşhis etmelerini ister.
  3. Sorunun ne bir nedeni ne de bir çözümü olduğunu duyurur.
Cevabı göster

Sorunun nedeni ve onu durdurma yolları hakkındaki açıklamayı önceden gösterir.

Heartburn starts in an area called the gastroesophageal junction, Kelime

1:08

Mide yanması, gastroözofageal bileşke adı verilen bir bölgede başlar,

where the LES resides. Kelime

1:12

AÖS'nin bulunduğu yerde.

Kelime

an area called the gastroesophageal junction: called ile bir vücut bölgesini adlandırma

Genel ad + called + özel ad kalıbı, bir şeyin adını belirtir. Burada an area genel kategoriyi verir, called the gastroesophageal junction ise tıbbi adı ekler. Called, kısaltılmış bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır: an area called X, an area that is called X anlamına gelir. Gastroözofageal bileşke, mide ile yemek borusunun birleştiği yerdir. Anatomide junction, yapılar arasındaki bağlantı noktasını ifade eder; bir yol kavşağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısaltılmış adlandırma yapısını kullanmak için cümleyi called ile tamamlayın: The signals pass through a region ____ the visual cortex.

Cevabı göster

called

Kelime

where the LES resides: bir yapının konumunu resmî biçimde belirtme

where the LES resides ifadesindeki where, gastroesophageal junction ifadesine gönderme yapar. Bu yan cümlecik LES’in konumunu ekler: LES orada bulunur. Burada resides, belirli bir yerde bulunmak veya var olmak anlamındadır. Bu resmî kullanım yalnızca insanların bir yerde yaşamasını anlatmaz; bir yapının, kurumun, yetkinin veya niteliğin nerede bulunduğunu da belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi resmî bir teknik rapora uygunluğu açısından değerlendirin: The backup archive resides on a secure server.

  1. Bu bağlamda doğal
  2. Bu bağlamda doğal değil
Cevabı göster

Bu bağlamda doğal

This smooth muscular ring of the LES is moderated Kelime

1:15

AÖS'nin bu pürüzsüz kaslı halkası yönetilir

by an intricate tree of nerve roots Deyimler

1:19

karmaşık bir sinir kökleri ağacı tarafından

Kelime

is moderated by: düzenleyici mekanizmayı belirten edilgen yapı

“Is moderated by” edilgen bir fiil öbeğidir. Düzenlenen öğe düz kas halkasıdır; by ile başlayan bölüm ise onu düzenleyen mekanizmayı, yani karmaşık ve ağaç gibi dallanan sinir kökleri yapısını belirtir. Burada moderated, “ayarlanmak veya uygun bir düzeyde tutulmak” demektir. “Bir toplantı moderatörü tarafından yönetilmek” anlamında değildir. Bilimsel açıklamalar, vücut bölümünü ya da süreci konu odağında tutmak için bu edilgen kalıbı sık kullanır.

Alıştırma

Bir biyoloji metninde “The response is moderated by signals from the nervous system” ne anlama gelir?

  1. Sinir sisteminden gelen sinyaller tepkiyi düzenler.
  2. Tepki, sinir sistemi için bir toplantı yönetir.
  3. Sinyaller tepkiyi tamamen durdurur.
Cevabı göster

Sinir sisteminden gelen sinyaller tepkiyi düzenler.

Deyimler

an intricate tree of nerve roots: dallanan yapıyı anlatan bir benzetme

“A tree of nerve roots” ifadesinde tree, bir gövdenin daha küçük dallara ayrılması gibi tekrar tekrar dallanan bir yapıyı anlatan görsel bir benzetmedir. Gerçek bir bitkiden söz edilmez. Intricate ise yapının birbiriyle bağlantılı çok sayıda ince parçaya sahip olduğunu ve izlenmesinin zor olduğunu ekler. Bu sözcükler birlikte, doğrudan görülemeyen karmaşık bir sinir kökü ağını gözde canlandırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

“an intricate tree of nerve roots” ifadesi dinleyicinin neyi gözünde canlandırmasına yardımcı olur?

  1. Vücudun içinde büyüyen gerçek bir ağaç
  2. Ahşaptan yapılmış sinir kökleri
  3. Çok sayıda dalı olan karmaşık bir sinir yapısı
Cevabı göster

Çok sayıda dalı olan karmaşık bir sinir yapısı

that connect to the brain,

1:22

beyne bağlanan,

the heart, and the lungs.

1:24

kalbe ve akciğerlere.

After food enters the stomach from the esophagus, Dilbilgisi

1:26

Yiyecek yemek borusundan mideye girdikten sonra,

the muscle's task is to stop it Dilbilgisi

1:29

kasın görevi onun

from surging back up again. Öbek fiiller

1:31

tekrar yukarı fırlamasını durdurmaktır.

Dilbilgisi

After food enters ...: önceki adımı başta verme

After, önce ne olduğunu belirten bir zaman yan cümlesi başlatır: yiyecek mideye girer. Baştaki bu yan cümle ana ifadenin zamanını gösterir; kendisi ana cümle değildir. Ana cümle, virgülden sonra the muscle's task... ile başlar. Süreç açıklamalarında After + özne + fiil, sırayı takip etmeyi kolaylaştırır: A adımı gerçekleştikten sonra B adımı açıklanır.

Alıştırma

Hangi cümle ilk adımı baştaki After yan cümlesiyle, daha sonra olanı da tam bir ana cümleyle doğru biçimde anlatır?

  1. After the liquid entering the tank, the valve closes.
  2. After the liquid enters the tank, the valve closes.
  3. After the liquid enters the tank, and the valve closes.
Cevabı göster

After the liquid enters the tank, the valve closes.

Dilbilgisi

the muscle's task is to stop it from ...: bir işlevi belirtme ve eylemi engelleme

the muscle's task is to... kasın işlevini belirtir. Burada it, food sözcüğüne karşılık gelir; stop it from surging back up ise yiyeceğin yeniden yukarı çıkmasını engellemek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı A's task is to + fiilin yalın hâlidir. Bunun içindeki stop X from + V-ing, engellenen kişi ya da şey olan X'i ve engellenen eylemi belirtir. Bu nedenle cümlede from surge değil, from surging kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle A's task is to stop X from V-ing yapısını doğru kullanır?

  1. The filter's task is to stop dust from entering the motor.
  2. The filter's task is to stop dust to entering the motor.
  3. The filter's task is to stop dust from enter the motor.
Cevabı göster

The filter's task is to stop dust from entering the motor.

Öbek fiiller

surging back up: güçlü biçimde yeniden yukarı hareket etmek

surging back up ifadesinde surge ani ve güçlü bir akışı anlatır. Back, yiyeceğin geldiği yöne dönüşü; up ise mideden yemek borusuna doğru yukarı hareketi gösterir. İfade bir bütün olarak yeniden güçlü biçimde yukarı hareket etmek anlamına gelir. Buradaki back up hareket yönünü anlatır; verilerin bir kopyasını oluşturmak anlamına gelmez.

Alıştırma

'Yeniden güçlü biçimde yukarı hareket etmek' anlamındaki, derste geçen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the blockage formed, dirty water started ____ through the sink drain.

Cevabı göster

surging back up

The LES contracts, Kelime

1:34

AÖS kasılır,

squeezing the stomach entrance,

1:36

mide girişini sıkarak,

and creating a high-pressure zone Kalıp ifadeler

1:38

ve yüksek basınçlı bir bölge yaratarak

that prevents digestive acids from seeping out. Dilbilgisi

1:40

sindirim asitlerinin dışarı sızmasını önler.

Kelime

The LES contracts: sıkılaşmak anlamındaki contract

Bir kas veya vücut dokusu contracts olduğunda kısalır ve sıkılaşır. Bu nedenle The LES contracts, alt özofagus sfinkterinin sıkılaşıp mide girişinin kapanmasına yardımcı olduğu anlamına gelir. Contracts üçüncü tekil şahıs fiilidir çünkü The LES tek bir yapıyı adlandırır. Ardından gelen squeezing the stomach entrance ifadesi, contract sözcüğünün hukuki veya hastalıkla ilgili anlamını değil, kas anlamını doğrular.

Alıştırma

Hangi cümlede contracts 'kısalır ve sıkılaşır' anlamındadır?

  1. Someone who contracts the disease may develop a fever.
  2. The company contracts with a designer for the project.
  3. The heart contracts to push blood through the body.
Cevabı göster

The heart contracts to push blood through the body.

Kalıp ifadeler

creating a high-pressure zone: yüksek basınçlı bir bölge oluşturmak

Creating a high-pressure zone, “yerel olarak daha yüksek basınca sahip bir bölge oluşturmak” demektir. Buradaki zone, idari bir alan değil, fiziksel bir koşulla tanımlanan bölgedir. -ing yapısındaki creating ..., squeezing ... ile eş görevli olup LES'nin kasılması sonucunda ne olduğunu gösterir. Teknik açıklamalarda create/form + a pressure zone, bir sürecin oluşturduğu basınç bölgesini anlatır; high-pressure, zone'dan önce birleşik sıfat olduğu için kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Cümleyi create fiilinin doğru biçimi ve a high-pressure zone ifadesiyle tamamlayın: The pump ____ inside the chamber.

Cevabı göster

creates a high-pressure zone

Dilbilgisi

prevents ... from seeping out: bir şeyin dışarı sızmasını önlemek

prevent + nesne + from + fiil-ing kalıbı, bir eylemin veya olayın gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada nesne digestive acids, engellenen eylem ise seeping out ifadesidir. from'dan sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: prevents digestive acids from seeping out denir, from seep out denmez. Bu kalıp, bir vücut bölümünün, güvenlik özelliğinin veya malzemenin nasıl koruma sağladığını açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi leak fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The lid prevents oil from ____ out of the container.

Cevabı göster

leaking

But if the LES relaxes at the wrong moment Dilbilgisi

1:45

Ancak AÖS yanlış zamanda gevşerse

or gradually weakens,

1:48

veya giderek zayıflarsa,

it becomes like a faulty, ill-fitting lid, Deyimler

1:50

arızalı, tam oturmayan bir kapak gibi olur

causing the area to depressurize. Dilbilgisi

1:53

ve bölgenin basıncının düşmesine neden olur.

Dilbilgisi

if the LES relaxes ... or gradually weakens: iki alternatif koşul

if yan tümcesinde or, LES'in iki farklı şekilde arızalanma olasılığını birbirine bağlar: yanlış zamanda gevşemesi veya zamanla zayıflaması. İki fiil öbeği de the LES öznesini paylaşır, bu nedenle öznenin tekrarlanması gerekmez. Virgülden sonraki ana tümce sonucu verir: LES arızalı bir kapak gibi olur. Buradaki relaxes, bir kasın gerginliğini bırakması anlamına gelir; bir kişinin rahatlaması anlamına gelmez.

Alıştırma

İki sorundan herhangi birinin sonuca yol açabileceğini göstermek için koşulu tamamlayın: If the seal cracks ____ gradually weakens, water can leak through.

Cevabı göster

or

Deyimler

like a faulty, ill-fitting lid: yetersiz sızdırmazlık benzetmesi

like a faulty, ill-fitting lid ifadesi bir benzetme kurar. Düzgün çalışmayan LES'i sıkı bir sızdırmazlık sağlayamayan sıradan bir kapağa benzetir; lid gerçek bir vücut parçası değildir. Faulty, bir şeyin doğru çalışmadığını belirtir. Ill-fitting ise boyutunun veya şeklinin tam oturmadığını belirtir. İki sıfat birlikte, hayal edilen kapağın neden düzgün biçimde kapatamadığını açıklar.

Alıştırma

like a faulty, ill-fitting lid benzetmesi burada ne anlama geliyor?

  1. LES, kusursuz sızdırmazlık sağlayan bir kapak gibi çalışıyor.
  2. LES, sıkı bir sızdırmazlık sağlayamayan kötü bir kapağa benzetiliyor.
  3. LES'in içinde gerçek bir mutfak kapağı bulunuyor.
Cevabı göster

LES, sıkı bir sızdırmazlık sağlayamayan kötü bir kapağa benzetiliyor.

Dilbilgisi

causing the area to depressurize: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

causing the area to depressurize şeklindeki -ing yan cümlesi, virgülden önceki durumun tamamının sonucunu verir: LES arızalı bir kapak gibi davranır ve bunun sonucunda yakındaki yüksek basınçlı bölge basıncını kaybeder. Sonuç yalnızca lid sözcüğüne değil, LES’in etkisiz hâle gelmesiyle ilgili önceki olayın tamamına bağlıdır. Burada depressurize, “fiziksel basıncı kaybetmek” anlamındadır; “duygusal stresi azaltmak” anlamına gelmez. Ana cümle, causing + nesne + to-infinitive kalıbı, bir olayın başka bir sonuç doğurduğunu açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu göstermek için -ing sonuç yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. The pipe cracked, causing the system lose pressure.
  2. The pipe cracked, causing the system to lose pressure.
  3. The pipe cracked, caused the system to lose pressure.
Cevabı göster

The pipe cracked, causing the system to lose pressure.

That allows burning stomach acid Dilbilgisi

1:56

Bu, yakıcı mide asidinin

and even chunks of food

1:59

ve hatta yiyecek parçalarının

to spurt into the esophagus,

2:01

yemek borusuna fışkırmasına olanak tanır,

sometimes going as far up as the mouth. Kalıp ifadeler

2:03

bazen ağıza kadar yükselebilir.

Dilbilgisi

That allows ... to spurt: allow + nesne + to-infinitive

That allows burning stomach acid and even chunks of food to spurt ifadesinde That, daha önceki basınç kaybını belirtir. Kalıp allow + nesne + to-infinitive şeklindedir: nesne burning stomach acid and even chunks of food, eylem ise to spurt ifadesidir. Burada allow, birinin izin verdiği anlamına gelmez. Kişi olmayan bir koşul, bir şeyi mümkün kılarak onun gerçekleşmesine allow edebilir; bu, neden-sonuç mekanizmasını açıklamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi allow + nesne + to-infinitive kullanarak tamamlayın: The open vent ____ warm air ____ escape.

Cevabı göster

allows · to

Kalıp ifadeler

going as far up as the mouth: yukarı yöndeki bitiş noktasını belirtmek

going as far up as the mouth ifadesinde as far up as, yukarı doğru bir yol boyunca ulaşılan en uzak bitiş noktasını belirtir. Burada bu nokta the mouth ifadesidir; yani madde ağza kadar çıkabilir. Kalıp as far + yön sözcüğü + as + bitiş noktası şeklindedir. Yol veya uzanma yönü dikey olarak yukarıysa as far up as the roof örneğinde olduğu gibi up korunur.

Alıştırma

Yukarı yönlü hareketin bitiş noktasını belirten dört sözcüklü hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: The cat climbed ____ the top shelf.

Cevabı göster

as far up as

The cause of all this internal drama Deyimler

2:07

Tüm bu içsel dramanın nedeni

has long been put down to diet. Öbek fiiller

2:09

uzun süredir diyete bağlanmıştır.

Deyimler

internal drama: vücuttaki sorunlar için eğlenceli bir benzetme

Bu cümlede internal drama, vücudun içinde gerçekleşen karmaşık ve sorunlu olaylar için kullanılan eğlenceli bir benzetmedir. Drama sözcüğü bu olayların kuru bir tıbbi süreçten çok heyecanlı veya kaotik bir hikâye gibi duyulmasını sağlar. Bu ifade bir rahatsızlığın resmî adı değildir ve tiyatro oyunu anlamına gelmez. Bağlam içinde, daha önce anlatılan bedensel değişiklikleri canlı bir ad altında toplar.

Alıştırma

Bu cümlede internal drama ne anlama geliyor?

  1. Bir sindirim hastalığının resmî tıbbi adı.
  2. Vücudun içindeki bir dizi sorunlu olayı eğlenceli biçimde adlandıran bir ifade.
  3. Midenin içinde gerçekleşen bir tiyatro gösterisi.
Cevabı göster

Vücudun içindeki bir dizi sorunlu olayı eğlenceli biçimde adlandıran bir ifade.

Öbek fiiller

has long been put down to diet: uzun zamandır beslenmeye bağlanıyor

Put A down to B, B’yi A’nın açıklaması veya nedeni olarak görmek anlamına gelir. Cümlede edilgen biçim kullanılır: the cause has long been put down to diet. Başka bir deyişle, insanlar uzun zamandır nedenin beslenme olduğunu düşünmektedir. Has long been, bu açıklamanın uzun zaman önce başladığını ve günümüzde de sürdüğünü gösterir. Put fiilinin geçmiş zaman ortacı da biçim değiştirmeden put olur. Ardından gelen to diet, öne sürülen nedeni belirtir; bu yüzden put down burada bir şeyi yere koymak veya birini küçümsemek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi put A down to B yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın ve açıklamanın uzun zamandır sürdüğünü gösteren sözleri de ekleyin: The repeated errors ____ poor training.

Cevabı göster

have long been put down to

Foods like caffeine and peppermint

2:12

Kafein ve nane gibi yiyecekler

contain ingredients that may have a relaxing effect on the LES, Kalıp ifadeler

2:14

AÖS üzerinde gevşetici etkiye sahip olabilecek bileşenler içerir,

which makes it incapable of doing its job. Dilbilgisi

2:19

bu da onun işini yapmasını engeller.

Kalıp ifadeler

may have a relaxing effect on: üzerinde gevşetici bir etkisi olabilir

Have an effect on, bir şeyi etkilemek anlamına gelir. May have a relaxing effect on the LES ifadesinde relaxing, etkinin türünü anlatır: LES adlı kas halkasının gevşemesine neden olabilir. Etkinin bir insana hoş veya dinlendirici gelmesi anlamına gelmez. Yapı may + have + a/an + sıfat + effect on + etkilenen hedeftir. May, etkinin kesin değil mümkün olduğunu belirterek ifadeyi daha temkinli yapar.

Alıştırma

Cümleyi have + a/an + sıfat + effect on yapısıyla tamamlayın ve relax sözcüğünü doğru biçimde kullanın: This medicine may ____ the neck muscles.

Cevabı göster

have a relaxing effect on

Dilbilgisi

which makes it incapable of doing its job: bir sonucu ifade etme

Burada which, kısıtlayıcı olmayan bir sonuç açıklaması getirir. Önceki durumun tamamına —bileşenlerin LES üzerindeki gevşetici etkisine— gönderme yapar ve bu etkinin neye yol açtığını belirtir. Yalnızca yakındaki LES ismine gönderme yapmaz. make + nesne + sıfat yapısı, nesneyi belirtilen duruma getirmek anlamına gelir. makes it incapable içinde it, LES'i gösterir. Incapable of ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir; bu nedenle incapable of doing its job, LES'in reflüyü önleme görevini yerine getirememesi demektir.

Alıştırma

Sonuç açıklamasını make + nesne + sıfat yapısıyla doğru biçimde birleştiren cümleyi seçin.

  1. The battery overheated, which made it incapable of powering the device.
  2. The battery overheated, which made incapable it of powering the device.
  3. The battery overheated, which made it incapable to power the device.
Cevabı göster

The battery overheated, which made it incapable of powering the device.

Other acidic foods, Kelime

2:23

Diğer asitli yiyecekler,

like citrus and tomatoes,

2:24

narenciye ve domates gibi,

can worsen irritation of the esophagus Kelime

2:26

yemek borusunun tahrişini kötüleştirebilir

when they leach out with stomach acid. Öbek fiiller

2:28

mide asidiyle birlikte dışarı sızdıklarında.

Kelime

Other acidic foods: acidic sıfatının kullanımı

Other acidic foods ifadesinde acidic, foods ismini niteleyen bir sıfattır. Genellikle düşük pH ile ilişkili asidik kimyasal özelliklere sahip yiyecekleri anlatır; bu cümlede turunçgiller ve domatesler örnektir. İsim biçimi acid olsa da foods önünde gereken sıfat acidic'tir. -ic son eki, acidic örneğinde olduğu gibi, bir şeyle ilgili olma veya belirli bir özelliğe sahip olma anlamı veren sıfatların oluşturulmasına sıkça yardım eder. Other, bu kategorinin daha önce sözü edilen yiyeceklere eklendiğini gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, bir yiyeceğin asidik kimyasal özelliğini belirten sıfatla tamamlayın: Because their pH is low, these foods are ____.

Cevabı göster

acidic

Kelime

worsen irritation of the esophagus: yemek borusundaki fiziksel tahrişi kötüleştirmek

Bu cümlede worsen, “zaten var olan bir sorunu daha ciddi hâle getirmek” anlamına gelir. irritation of the esophagus ifadesini doğrudan nesne olarak aldığı için geçişli bir fiildir. Vücut veya tıp bağlamında irritation, dokudaki ağrı, iltihaba benzer rahatsızlık ya da yanma hissini anlatır; duygusal kızgınlık anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı worsen + belirti veya rahatsızlık şeklindedir; worsen pain ve worsen inflammation buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “daha ciddi hâle getirmek” anlamındaki vurgulanan fiille tamamlayın: Dry air can ____ irritation of the throat.

Cevabı göster

worsen

Öbek fiiller

leach out: bir maddenin malzemeden yavaş yavaş salınması

Leach out, bir maddenin çoğu zaman bir sıvının etkisiyle bir malzemeden yavaş yavaş salınması veya çekilip çıkarılması anlamına gelir. Out, içten dışa doğru yönü ve sonucu belirtir. Bu cümlede anlatılmak istenen, yiyeceklerdeki asitli maddenin mide asidiyle birlikte dışarı çıkmasıdır. İfade, bir şeyin yalnızca bir yerden ayrılmasını değil, salınma sürecini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir maddenin malzemeden yavaş yavaş çıkmasını anlatmak için leach out ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Minerals can leach out of the soil into groundwater.
  2. Air can leach out through a hole in the tire.
  3. The children leached out of the classroom after lunch.
Cevabı göster

Minerals can leach out of the soil into groundwater.

Carbonated beverages can similarly bubble up in the stomach, Notlar

2:31

Gazlı içecekler de benzer şekilde midede köpürebilir,

forcing open the valve. Dilbilgisi

2:35

valfi zorlayarak açabilir.

Kelime

Carbonated beverages: karbondioksitli içecekler için resmî bir terim

Carbonated beverages ifadesi, içinde çözünmüş karbondioksit bulunan ve bu nedenle kabarcık oluşturan içecekler demektir. Beverage, drink için kullanılan daha resmî ve genel bir sözcüktür; yalnızca alkollü içecek anlamına gelmez. Bu sağlık açıklamasında ifade, gazlı içeceklerin tamamını bir kategori olarak adlandırır. Carbonated sıfatı kategoriyi sınırlar; bu nedenle gazsız suyu veya karbonatlandırılmamış diğer içecekleri kapsamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede carbonated beverages doğru ve doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Anket, insanların ne sıklıkla carbonated beverages tükettiğini soruyor.
  2. Menü, carbonated beverages ifadesini yalnızca şarap ve bira için kullanıyor.
  3. Etiket, gazsız su dâhil her tür içecek için carbonated beverages ifadesini kullanıyor.
Cevabı göster

Anket, insanların ne sıklıkla carbonated beverages tükettiğini soruyor.

Öbek fiiller

Similarly bubble up: karşılaştırma ve yukarı hareket

Bubble up burada gaz kabarcıklarının veya gazlı sıvının midede fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmesini anlatır. Up parçacığı hareketin yönünü gösterir; bu cümlede bir duygunun ya da sorunun fark edilir hâle gelmesi şeklindeki mecaz anlamda kullanılmamıştır. Similarly bu süreci daha önceki bir sürece bağlar ve etkilerin benzer bir şekilde gerçekleştiğini belirtir. Her ayrıntının tamamen aynı olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Air bubbles rise in water, and gas can similarly bubble up through wet sand. similarly bubble up neyi ifade eder?

  1. Gaz, önceki örneğe benzer bir şekilde yukarı hareket eder.
  2. Gaz farklı bir sıvı türüne dönüşür.
  3. İlgisiz bir olay gerçekleşirken gaz kumun altında kalır.
Cevabı göster

Gaz, önceki örneğe benzer bir şekilde yukarı hareket eder.

Dilbilgisi

forcing open the valve: valfi zorla açmak

Force open + nesne, “basınç veya güç uygulayarak bir şeyi açmak” demektir. Open sonucu belirtir: valf kapalı durumdan açık duruma geçer. force + nesne + open dizilişi de doğaldır: force the valve open. forcing open the valve biçimindeki -ing öbeği, ana cümledeki kabarcıklanmanın bir sonucunu ekler. Kabarcıkların oluşturduğu basıncın neye yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, güvenlik görevlisinin güç kullanarak kapıyı açtığı anlamına gelir?

  1. The guard found the door open.
  2. The guard kept the door open.
  3. The guard forced open the door.
Cevabı göster

The guard forced open the door.

But researchers have discovered

2:38

Ancak araştırmacılar keşfettiler

that food isn't the only trigger. Anlatım akışı

2:39

yemeğin tek tetikleyici olmadığını.

Anlatım akışı

food isn't the only trigger: açıklamayı başka nedenlere açmak

X isn't the only Y kalıbı, X'in bir Y örneği olduğunu ancak başka örneklerin de bulunduğunu belirtir. Burada yiyecekler bir tetikleyici olabilir; cümle yalnızca yiyeceklerin tek tetikleyici olduğu düşüncesini reddeder. Yiyeceklerden söz edildikten sonra bu kalıp, açıklamayı başka nedenlere açar. Buradaki trigger, bir tepkiyi başlatan veya ortaya çıkaran etken demektir; silahın tetiği anlamında değildir.

Alıştırma

“Food isn't the only trigger” ne anlama gelir?

  1. Yiyecekler bir tetikleyici olabilir ve başka tetikleyiciler de vardır.
  2. Yiyecekler tek ve yegâne tetikleyicidir.
  3. Yiyecekler bir tetikleyici olamaz.
Cevabı göster

Yiyecekler bir tetikleyici olabilir ve başka tetikleyiciler de vardır.

Smoking poses a risk Kalıp ifadeler

2:42

Sigara içmek risk oluşturur

because the nicotine in cigarettes Anlatım akışı

2:44

çünkü sigaradaki nikotin

relaxes the LES.

2:46

AÖS'yi gevşetir.

Kalıp ifadeler

pose a risk: olası bir tehlike oluşturmak

pose a risk ifadesinde pose, “oluşturmak veya ortaya çıkarmak” anlamındadır; “poz vermek” anlamında değildir. Bu kalıplaşmış sözcük birlikteliği, bir şeyin tehlikeye veya kötü bir sonuca yol açabileceğini belirtir. Bu cümlede olası zararın kaynağı sigara içmektir. Bu ifade sağlık, güvenlik, araştırma ve politika metinlerinde yaygındır. İngilizcede make a risk değil, pose a risk demek doğaldır.

Alıştırma

Güvenlik cümlesini pose a risk ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A loose stair rail ____ to everyone using the steps.

Cevabı göster

poses a risk

Anlatım akışı

because ... relaxes the LES: mekanizmayı açıklamak

Because, önceki yargının neden doğru olduğunu açıklayan bir neden yan cümlesi başlatır. Cümle önce Smoking poses a risk sonucunu verir, sonra mekanizmayı açıklar: Nikotin LES kasını daha az gergin hâle getirir. Bu “iddia/sonuç + because + mekanizma” düzeni, sonucu arkasındaki süreçle bağladığı için bilimsel açıklamalarda yaygındır. Burada relaxes geçişli kullanılmıştır: the nicotine relaxes the LES, nikotinin kası gevşettiği anlamına gelir; LES’in kendini sakin hissettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle aynı “sonuç + because + mekanizma” düzenini izler?

  1. The battery may overheat because a damaged separator allows a short circuit.
  2. The battery may overheat, and the repair shop closes at six.
  3. The battery may overheat although the room is cool.
Cevabı göster

The battery may overheat because a damaged separator allows a short circuit.

consuming excessive amounts of alcohol Dilbilgisi

2:48

aşırı miktarda alkol tüketmek

may have a similar effect. Kalıp ifadeler

2:50

benzer bir etkiye sahip olabilir.

Dilbilgisi

özne olarak consuming excessive amounts of alcohol

Consuming excessive amounts of alcohol ifadesi, cümlenin öznesi görevindeki bir -ing yapısıdır. Eylemin kendisini konu hâline getirir; asıl fiil grubu may have'dir. Bir -ing yapısı, eylemi değerlendirilebilen, açıklanabilen veya karşılaştırılabilen bir konuya dönüştürebilir. Burada consuming, be + -ing yapısının parçası olmadığı için şimdiki zamanın devam biçimi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir -ing yapısı özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Driving while tired is can be dangerous.
  2. Driving while tired can be dangerous.
  3. Drive while tired can be dangerous.
Cevabı göster

Driving while tired can be dangerous.

Kalıp ifadeler

may have a similar effect: olasılık ve karşılaştırma

May have a similar effect ifadesinde may kesinliği değil, olasılığı belirtir. Have an effect bir sonuç yaratmak anlamına gelir; similar ise sonucun genel olarak aynı türden olduğunu, ancak tamamen aynı olmadığını gösterir. Bu ifade ayrıca yeni bir nedeni veya etkeni daha önce sözü edilen bir etkiye bağlar. Okuyucu, karşılaştırmanın önceki hangi etkiyle yapıldığını bağlamdan anlayabilmelidir.

Alıştırma

Şunu okuyun: A short break can improve focus, and a walk may have a similar effect. İkinci yan cümle ne anlama geliyor?

  1. Yürüyüş odaklanmayı kesinlikle tamamen aynı şekilde artıracaktır.
  2. Yürüyüş, kısa bir molanın odaklanmayı artırmasını engelleyecektir.
  3. Yürüyüş de genel olarak benzer bir şekilde odaklanmayı artırabilir, ancak sonuç tamamen aynı olmak zorunda değildir.
Cevabı göster

Yürüyüş de genel olarak benzer bir şekilde odaklanmayı artırabilir, ancak sonuç tamamen aynı olmak zorunda değildir.

Pregnant women often experience more heartburn

2:53

Hamile kadınlar genellikle daha fazla mide yanması yaşarlar

due to the pressure of a growing baby Kalıp ifadeler

2:56

büyüyen bir bebeğin baskısı nedeniyle

on their stomachs

2:58

mideleri üzerindeki

and the levels of certain hormones in their bodies.

2:59

ve vücutlarındaki belirli hormonların seviyelerinden dolayı.

Kalıp ifadeler

due to + isim öbeği: bir neden belirtmek

Due to bir şeyin nedenini belirtir. Ardından bir isim, zamir veya isim öbeği gelir. Burada iki bağlı isim öbeğini tanıtır: the pressure ... ve the levels .... Bu yapı nedeni kısa bir öbek içinde toplar ve açıklamalarda ya da bilgi veren metinlerde sık görülür. Neden, özne ve fiil içeren tam bir yan cümleyse bunun yerine because kullanılır: because the baby puts pressure on the stomach.

Alıştırma

Hangi cümlede due to doğru kullanılmıştır?

  1. The outdoor concert was canceled due to the rain was heavy.
  2. The outdoor concert was canceled due to heavy rain.
  3. The outdoor concert was canceled due to it rained heavily.
Cevabı göster

The outdoor concert was canceled due to heavy rain.

Obesity can cause hernias Kelime

3:03

Obezite fıtıklara neden olabilir

that disrupt the anti-reflux barrier Kelime

3:05

reflü önleyici bariyeri bozan

of the gastroesophageal junction

3:07

gastroözofageal bileşkenin

that normally protects against heartburn. Kalıp ifadeler

3:09

ki bu normalde mide yanmasına karşı koruma sağlar.

Kelime

Obesity can cause hernias: tıbbi terimler ve olası bir sonuç

Obesity, aşırı vücut yağının sağlığa zarar verebildiği bir durumu anlatan resmî bir sağlık terimidir. Hernias, hernia sözcüğünün çoğuludur. Hernia, doku veya bir organın bir bölümünün vücuttaki zayıf bir alandan dışarı doğru çıkması durumudur. Obesity can cause hernias ifadesindeki can cause, fıtıkları olası bir sonuç veya risk olarak sunar. Obezitesi olan herkesin fıtık geliştireceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Obesity can cause hernias ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Obezite ve fıtık aynı durumun iki farklı adıdır.
  2. Obezitesi olan herkes kesinlikle fıtık geliştirecektir.
  3. Obezite, fıtık adı verilen tıbbi durumlar için bir risk faktörü olabilir.
Cevabı göster

Obezite, fıtık adı verilen tıbbi durumlar için bir risk faktörü olabilir.

Kelime

that disrupt the anti-reflux barrier: koruyucu bir işlevi bozmak

Bu ilgi cümleciğinde that, hernias sözcüğünü gösterir. Cümlecik, fıtıkların etkisini açıklar: gastroözofageal bileşkedeki reflü önleyici bariyerin normal işleyişini bozarlar. Buradaki barrier bir duvar değildir. Mide içeriğinin yukarı kaçmasını engellemeye yardımcı olan yapı ve işlevler bütünüdür. Disrupt a barrier, bu korumaya zarar vererek veya düzenini bozarak normal çalışmasını engellemek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede barrier fiziksel bir duvarı değil, koruyucu bir işlevi anlatır?

  1. Harsh chemicals can disrupt the skin's protective barrier.
  2. A truck crashed into the barrier beside the highway.
  3. Workers painted the concrete barrier yellow.
Cevabı göster

Harsh chemicals can disrupt the skin's protective barrier.

Kalıp ifadeler

that normally protects against heartburn: protect against kullanımı

Protect against + isim, adı verilen sorundan kaynaklanan zararı azaltmak veya önlemek demektir. Against tehlikeyi ya da durumu belirtir; burada bu heartburn sözcüğüdür. Fiziksel bir yön göstermez. Son ilgi cümleciği, mide yanmasına karşı korumayı bu bileşkedeki reflü önleyici bariyerin normal işlevi olarak anlatır. Normally, olağan sağlıklı koşullarda demektir; korumanın her durumda kesin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, tehlikeyi belirtmek için protect against kalıbını doğru kullanır?

  1. This vaccine helps protect against from severe disease.
  2. This vaccine helps protect against severe disease.
  3. This vaccine helps protect severe disease against.
Cevabı göster

This vaccine helps protect against severe disease.

Numerous medications, Kelime

3:13

Çok sayıda ilaç,

including those for asthma, Anlatım akışı

3:14

astım için olanlar da dahil,

high blood pressure,

3:16

yüksek tansiyon,

birth control, and depression,

3:17

doğum kontrolü ve depresyon ilaçları,

can also have unintended effects on the LES. Kalıp ifadeler

3:19

ayrıca AÖS üzerinde istenmeyen etkilere sahip olabilir.

Kelime

Numerous medications: “çok sayıda” anlamında resmî numerous kullanımı

Bu cümlede numerous medications, “çok sayıda ilaç” anlamına gelir. Numerous kesin bir sayı vermeden miktarın fazla olduğunu vurgular; medications ise farklı ilaçları veya ilaç türlerini genel olarak ifade eder. İfade önce genel bir kategori sunar. Ardından gelen including bölümü bu kategoriden örnekler verir. Bu, bilim ve sağlık metinlerinde bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümlede numerous, “çok sayıda” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. A numerous study examined the problem.
  2. Numerous studies have examined the problem.
  3. Numerous research has examined the problem.
Cevabı göster

Numerous studies have examined the problem.

Anlatım akışı

including those for ...: çoğul bir ismin tekrarını önlemek

Including ile başlayan bölüm, daha önce sözü edilen medications için örnekler ekler. Those, çoğul medications isminin yerini tutar; böylece her kullanım amacından önce aynı ismi tekrarlamak gerekmez. Kalıp şöyledir: çoğul isim + including those for + amaç. Burada for, ilaçların ne için kullanıldığını belirtir. Those for asthma, astımı tedavi etmek veya kontrol altında tutmak için kullanılan ilaçlar demektir. Aynı ilişki high blood pressure, birth control ve depression için de geçerlidir. Including örnekler sunar; listenin eksiksiz olduğunu göstermez.

Alıştırma

Tekrarlanan treatments isminin yerine zamir getirerek including those for kalıbını tamamlayın: The clinic offers several treatments, including ____ for allergies.

Cevabı göster

those

Kalıp ifadeler

have unintended effects on: belirli bir hedef üzerinde amaçlanmamış etkiler oluşturmak

Have unintended effects on + bir kişi, grup, vücut bölümü veya sistem, o hedef üzerinde planlanmamış ya da beklenmemiş sonuçlar ortaya çıkarmak demektir. Bu cümlede ilaçlar, asıl görevlerini yerine getirmenin yanı sıra LES’i de etkileyebilir. Unintended, bir etkinin planlanıp planlanmadığını belirtir; zararlı olup olmadığını belirtmez. Sağlık bağlamı burada olası istenmeyen sonuçlara işaret eder, ancak ifade kendi başına nötr, hatta yararlı bir sürprizi de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi have unintended effects on ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: The app update fixed one bug, but it ____ battery life.

Cevabı göster

had unintended effects on

An occasional bout of heartburn Kelime

3:25

Arada bir gelen mide yanması nöbeti

isn't necessarily something to worry about. Ton ve niyet

3:26

mutlaka endişelenecek bir şey değildir.

Kelime

An occasional bout of heartburn: bout ile tek bir nöbet anlatmak

Sağlık dilinde a bout of + bir hastalık veya belirti, onun yaşandığı sınırlı bir dönemi ifade eder. A bout of heartburn, kalıcı bir durum olarak mide yanmasını değil, bir mide yanması nöbetini anlatır. Occasional, bu nöbetlerin sık sık veya sürekli değil, ara sıra gerçekleştiğini belirtir. Bout aynı zamanda bir boks maçı anlamına gelebilir, ancak burada of heartburn sözleri sağlıkla ilgili anlamı seçer.

Alıştırma

Cümleyi hastalığın yaşandığı sınırlı bir dönemi belirten isimle tamamlayın: After the trip, he had a brief ____ of food poisoning.

Cevabı göster

bout

Ton ve niyet

isn't necessarily something to worry about: temkinli biçimde güven verme

Burada isn't necessarily, “her zaman ya da otomatik olarak öyle değildir” anlamına gelir. Konuşan kişi, ara sıra görülen bir belirtinin mutlaka endişe nedeni olması gerektiği sonucunu sorguluyor; riskin sıfır olduğunu söylemiyor. Bu güven verme occasional sözcüğüyle sınırlandırılmıştır. X isn't necessarily Y kalıbı, fazla kesin görünen bir sonucu nazikçe düzeltirken başka olasılıklara da yer bırakmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade hangi kesinlik düzeyini anlatıyor?

  1. Hiçbir durumda kesinlikle endişe nedeni yoktur.
  2. Belirti endişe nedeni olmayabilir, ancak bunun her durumda böyle olduğu garanti değildir.
  3. Belirti her zaman tehlikelidir.
Cevabı göster

Belirti endişe nedeni olmayabilir, ancak bunun her durumda böyle olduğu garanti değildir.

But if heartburn starts happening regularly, Dilbilgisi

3:29

Ancak mide yanması düzenli olarak olmaya başlarsa,

it can weaken the LES muscle over time, Kalıp ifadeler

3:31

zamanla AÖS kasını zayıflatabilir,

letting more and more acid escape. Dilbilgisi

3:34

gittikçe daha fazla asidin kaçmasına izin verebilir.

Dilbilgisi

But if ... starts happening regularly: bir risk koşulu belirlemek

But, ara sıra görülen bir durumdan daha endişe verici bir duruma geçildiğini gösterir. if yan cümlesi, olası uzun vadeli sonucun önem kazandığı koşulu belirler: mide yanması tekrar tekrar yaşanmaya başlar. Burada regularly sıklığı anlatır; bir şey sık sık veya tekrarlı biçimde, bazen de bir düzene göre gerçekleşir. Normally anlamına gelmez. Starts happening, bu tekrarlanan düzenin başlamasına odaklanır.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: If the headaches start happening ___, keep a record.

  1. normally
  2. regularly
  3. safely
Cevabı göster

regularly

Kalıp ifadeler

over time: zaman içinde gerçekleşen değişim

Over time, zaman geçtikçe yavaş yavaş anlamına gelir. Mide yanması tekrar tekrar yaşandığında LES kasının bir anda değil, giderek zayıflayabileceğini gösterir. Over time ifadesini, belirli bir dönem boyunca gelişen veya biriken değişiklikler için kullan. Bu dönemin tam olarak ne kadar sürdüğünü belirtmek gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir değişikliğin zaman geçtikçe yavaş yavaş gerçekleştiğini anlatır?

  1. We reached the station in time.
  2. The paint faded over time.
  3. The train arrived on time.
Cevabı göster

The paint faded over time.

Dilbilgisi

letting more and more acid escape: giderek artan bir sonuç

letting more and more acid escape şeklindeki -ing öbeği, LES kasının zayıflamasının sonucunu verir. Burada letting, birinin izin vermesi anlamına gelmez; zayıflayan kasın asidin kaçmasını mümkün kıldığı anlamına gelir. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâlidir: let acid escape denir, let acid escapes denmez. More and more + sayılamayan isim, miktarın arttığını gösterir; bu nedenle more and more acid, kaçan asit miktarının sürekli arttığı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede -ing sonuç öbeği ve sayılamayan bir isimle more and more doğru kullanılmıştır?

  1. The opening widened, letting more and more light entered the room.
  2. The opening widened, let many and many light enter the room.
  3. The opening widened, letting more and more light enter the room.
Cevabı göster

The opening widened, letting more and more light enter the room.

And if it goes untreated, Dilbilgisi

3:38

Ve tedavi edilmezse,

this can cause bigger problems.

3:39

bu daha büyük sorunlara yol açabilir.

Dilbilgisi

if it goes untreated: go + geçmiş zaman ortacı

Go untreated ifadesinde go, “hareket etmek” değil, “bir duruma girmek veya o durumda kalmak” anlamında bir bağ fiilidir. Untreated, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle ifade “tedavi görmemek” veya “tedavi edilmeden kalmak” anlamına gelir. If yan cümlesi, tedavi görmemeyi daha büyük sorunlara yol açabilecek koşul olarak sunar. Uyarılarda şu yapı yaygındır: if + özne + go/goes + geçmiş zaman ortacı veya sıfat.

Alıştırma

“Tedavi görmez” anlamını vermek için go + geçmiş zaman ortacı kullanarak uyarıyı tamamlayın: The infection may get worse if it ____.

Cevabı göster

goes untreated

Over time,

3:42

Zamanla,

constant acid leakage from heartburn Kelime

3:43

mide yanmasından kaynaklanan sürekli asit sızıntısı

may form scar tissue, Kelime

3:45

yara dokusu oluşturabilir,

Kelime

constant acid leakage from heartburn: teknik bir isim öbeği

Constant acid leakage from heartburn bir isim öbeğidir. Leakage öbeğin ana ismidir ve bir maddenin sürekli kaçması veya sızması anlamına gelir; acid neyin sızdığını, constant ise bunun yalnızca bir kez değil, sürekli ya da tekrarlı biçimde gerçekleştiğini belirtir. From heartburn, sızıntıyı mide yanması veya reflü süreciyle ilişkilendirir. İsim öbeğinin tamamı may form ifadesinin öznesidir; dolayısıyla cümle, sürekli asit temasını yara dokusunun olası bir nedeni olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede leakage, devam eden bir süreci anlatan sayılamaz isim olarak kullanılmıştır?

  1. The technician found a leak near the valve.
  2. Ongoing gas leakage can create a serious safety risk.
  3. Gas leaked from the valve overnight.
Cevabı göster

Ongoing gas leakage can create a serious safety risk.

Kelime

may form scar tissue: yara dokusu oluşturabilir

Burada may olası bir sonucu belirtir; form ise “oluşturmak veya gelişmesine yol açmak” anlamındadır. Cümle, yara dokusunun kesinlikle oluşacağını söylemez. Scar tissue, hasarlı doku iyileşirken gelişen lifli yara dokusudur. Vücudun içinde de oluşabilir; dolayısıyla yalnızca deride görülen bir yara izini anlatmaz. Bir doku malzemesini ifade ederken scar tissue genellikle sayılamazdır; burada da bu şekilde kullanılmıştır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp “neden veya süreç + may form + sonuç”tur.

Alıştırma

Cümleyi may + “oluşturmak” anlamındaki fiil + yaralanma sonrasında oluşan lifli dokunun tıbbi adıyla tamamlayın: Repeated ankle injuries ____ around the joint.

Cevabı göster

may form scar tissue

which narrows the esophageal tube, Dilbilgisi

3:47

bu da yemek borusunu daraltır,

Dilbilgisi

which narrows the esophageal tube: eklenen bir sonuç

Virgül ve ardından gelen which, açıklayıcı bir ilgi yan cümlesi başlatır. Hangi yara dokusunun kastedildiğini belirlemek yerine, önceki bilginin sonucunu ekler. Burada which en doğrudan scar tissue ifadesine, daha geniş anlamda ise bu dokunun oluşmasına gönderme yapar. Narrows, “daha dar hâle getirmek” anlamındaki geçişli bir fiildir; dolayısıyla yan cümle, yara dokusunun yemek borusu kanalının genişliğini azalttığını söyler. “..., which + fiil” kalıbı, önceki isme veya duruma bir sonuç eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, açıklayıcı bir sonuç ekleyen ilgi sözcüğüyle tamamlayın: A thick mineral layer formed, ____ narrowed the pipe opening.

Cevabı göster

which

making it harder to swallow food. Dilbilgisi

3:49

yiyecekleri yutmayı zorlaştırır.

Dilbilgisi

making it harder to swallow food: bir sonucu belirtmek

making it harder to swallow food şeklindeki -ing yapısı, yemek borusunun daralmasının sonucunu gösterir. Burada making, 'neden olmak' anlamındadır; sonuç olarak yiyecekleri yutmak daha zor hâle gelir. make it harder to do something yapısında it dil bilgisel bir yer tutucudur ve belirli bir şeyi göstermez. Zorlaşan şey to sonrasındaki eylemdir; burada bu eylem to swallow food ifadesidir. Yeniden kullanılabilir kalıp make + it + karşılaştırma sıfatı + to + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Zorluğun arttığını gösteren hedef sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Thick smoke covered the road, ____ to see the signs.

Cevabı göster

making it harder

Ongoing reflux can also damage Kelime

3:52

Devam eden reflü aynı zamanda zarar verebilir

the cells lining the esophagus, Dilbilgisi

3:54

yemek borusunu döşeyen hücrelere,

Kelime

Ongoing reflux: zaman içinde devam eden reflü

Ongoing, bir şeyin belli bir süre boyunca devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Burada bir yere gitmek şeklindeki gerçek anlamı taşımaz. Reflux, mide içeriğinin yemek borusuna geri çıkmasını anlatan tıbbi bir isimdir. Ongoing reflux birlikte, tek ve kısa bir olay değil, devam eden veya tekrarlanan reflü anlamına gelir. Sağlık bilgilerinde ongoing + bir rahatsızlık yapısı, zaman içinde süren bir sorunu tanımlamanın yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede Ongoing reflux ne anlama gelir?

  1. Zaman içinde devam eden veya tekrarlanan reflü
  2. Tamamen sona ermiş reflü
  3. Tek ve kısa bir reflü olayı
Cevabı göster

Zaman içinde devam eden veya tekrarlanan reflü

Dilbilgisi

the cells lining the esophagus: isimden sonra gelen -ing öbeği

lining the esophagus, cells sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Hangi hücrelerden söz edildiğini belirtir: the cells that line the esophagus. İngilizcede that line ... gibi etken bir ilgi cümleciği, nitelenen isim aynı zamanda eylemi yapan kişi ya da şey olduğunda -ing öbeğine indirgenebilir. Burada line, “bir şeyin iç yüzeyini oluşturmak veya kaplamak” anlamında bir fiildir. “Sıraya girmek” anlamına gelmez. Bu nedenle öbek, yemek borusunun iç yüzeyindeki hücreleri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi line fiilinin şimdiki zaman ortacıyla tamamlayın: Mucus protects the cells ____ the nose.

Cevabı göster

lining

a rare condition called Barrett's esophagus, Kültür

3:56

Barrett özofagusu adı verilen nadir bir duruma,

which can elevate the risk of esophageal cancer. Kalıp ifadeler

4:00

ki bu yemek borusu kanseri riskini artırabilir.

Kültür

a rare condition called Barrett's esophagus: called ile tıbbi adı verme

called Barrett's esophagus, condition sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. a rare condition that is called Barrett's esophagus biçiminde açılabilir. Genel kategori olan condition ile durumun özel tıbbi adını birbirine bağlar. Barrett's esophagus adın tamamıdır. Barrett's burada tek başına bir kişiden söz etmez. Bu cümleyi anlamak için, durumun süregelen reflüyle ilişkili bir özofagus değişikliği olduğunu ve özofagus kanseri riskini artırabileceğini bilmek yeterlidir.

Alıştırma

called Barrett's esophagus bu öbekte ne işe yarar?

  1. Nadir durumun tıbbi adını verir.
  2. Durumun Barrett adlı bir kişiye ait olduğunu söyler.
  3. Özofagusu tedavi eden bir doktoru belirtir.
Cevabı göster

Nadir durumun tıbbi adını verir.

Kalıp ifadeler

elevate the risk of: risk artışını resmî biçimde ifade etmek

elevate the risk of, “zararlı bir şeyin gerçekleşme olasılığını artırmak” anlamına gelir. Burada elevate mecazi anlamdadır: rahatsızlık riski artırabilir; herhangi bir şeyi fiziksel olarak yukarı kaldırmaz. Kalıp elevate the risk of + isim veya -ing biçimidir. Can bir olasılık belirtir; dolayısıyla cümle kanserin kesinlikle oluşacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Repeated exposure to loud noise can ____ hearing loss.

Cevabı göster

elevate the risk of

Luckily,

4:04

Neyse ki,

heartburn is often treatable Dilbilgisi

4:04

mide yanması genellikle tedavi edilebilir

with a range of medicines

4:06

bir dizi ilaçla

that can help neutralize or reduce stomach acid. Kelime

4:08

mide asidini nötralize etmeye veya azaltmaya yardımcı olabilecek.

Dilbilgisi

be treatable with: olası bir tedavi yöntemini belirtmek

be treatable with, bir rahatsızlığın with ifadesinden sonra belirtilen yöntem veya ilaç kullanılarak tedavi edilebileceği anlamına gelir. Treatable olasılık bildiren bir sıfattır; tedavinin zaten gerçekleştiği anlamına gelmez. Cümlede heartburn tedavi edilecek rahatsızlıktır ve a range of medicines tedavide neyin kullanılabileceğini belirtir. Often ifadeyi sınırlar: bunun çoğu zaman mümkün olduğunu, ancak her durumda garanti edilmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Most mild cases are ____ rest and medication.

Cevabı göster

treatable with

Kelime

neutralize or reduce stomach acid: kimyasal nötrleştirme ile miktarı azaltma

Burada neutralize stomach acid, kimyasal bir tepkimeyle mide asidinin asitliğini azaltmak anlamına gelir. Reduce stomach acid ise var olan veya üretilen mide asidi miktarını azaltmak anlamına gelir. or, ilaçların yardımcı olabileceği iki olası yolu gösterir. Bu tıbbi bağlamda neutralize kimyasal anlamıyla kullanılır; «bir çatışmada tarafsız hâle getirmek» anlamında değildir.

Alıştırma

Bir ilaç asitle kimyasal tepkimeye girerek asitliği azaltıyor. Bu etkiyi en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The medicine neutralizes the acid.
  2. The medicine relieves the symptom.
  3. The medicine reduces the amount of acid.
Cevabı göster

The medicine neutralizes the acid.

In extreme cases, Kalıp ifadeler

4:11

Aşırı durumlarda,

some people have surgery to tighten the LES Kalıp ifadeler

4:13

bazı insanlar AÖS'yi sıkılaştırmak için ameliyat olurlar

to minimize their distress. Kalıp ifadeler

4:16

sıkıntılarını en aza indirmek için.

Kalıp ifadeler

In extreme cases: ifadeyi ciddi durumlarla sınırlamak

In extreme cases, «bir durum veya sağlık sorunu olağanüstü derecede ciddi olduğunda» anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen ifadeyi az sayıdaki ciddi durumla sınırlar. Burada ameliyatın olağan tedavi olmadığını, yalnızca en ağır durumlarda bir seçenek olduğunu belirtir. Cases, belirli durumları veya hastaların sağlık durumlarını anlatır; sıra dışı hikâyeleri değil.

Alıştırma

“In extreme cases, emergency surgery may be necessary” cümlesinin başındaki ifade ne anlama gelir?

  1. Cümle ciddi sağlık durumlarından değil, sıra dışı hikâyelerden söz ediyor.
  2. Acil ameliyat yalnızca sağlık durumu olağanüstü derecede ciddi olduğunda gerekebilir.
  3. Acil ameliyat her hasta için rutin bir seçenektir.
Cevabı göster

Acil ameliyat yalnızca sağlık durumu olağanüstü derecede ciddi olduğunda gerekebilir.

Kalıp ifadeler

have surgery to tighten the LES: hastanın bakış açısı ve amaç

Hasta açısından have surgery, “ameliyat olmak” anlamına gelir. Bu cümlede some people, ameliyatı gerçekleştiren kişiler değil, ameliyat olan hastalardır. to tighten the LES mastar öbeği ameliyatın amacını belirtir. LES, lower esophageal sphincter yani “alt yemek borusu sfinkteri” anlamına gelir; tighten burada daha sıkı kapanmasını sağlamak demektir.

Alıştırma

Hasta açısından have surgery ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Last year, Maya ____ to repair a blocked artery.

Cevabı göster

had surgery

Kalıp ifadeler

to minimize their distress: sıkıntıyı mümkün olduğunca azaltmak

to minimize their distress ifadesi tedavinin nihai amacını belirtir: hastaların çektiği acıyı veya ciddi rahatsızlığı mümkün olduğunca azaltmak. Minimize, bu sıkıntının tamamen ortadan kalkacağını vaat etmez. Tıbbi bağlamlarda distress, duygusal sıkıntının yanı sıra fiziksel ağrı veya rahatsızlığı da kapsayabilir. Burada esas olarak rahatsızlığın yol açtığı sıkıntı ve acıyı ifade eder.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda to minimize their distress ifadesinin anlamını en iyi hangi cümle korur?

  1. Amaç, ağrılarını ve rahatsızlıklarını mümkün olduğunca azaltmaktır.
  2. Amaç, bir daha hiçbir rahatsızlık hissetmeyeceklerini garanti etmektir.
  3. Amaç, belirtilerini görmezden gelmektir.
  4. Amaç, ne kadar üzgün olduklarını ölçmektir.
Cevabı göster

Amaç, ağrılarını ve rahatsızlıklarını mümkün olduğunca azaltmaktır.

But we can often stop heartburn

4:18

Ancak mide yanmasını genellikle durdurabiliriz

before it reaches that point, Anlatım akışı

4:20

o noktaya ulaşmadan önce,

Anlatım akışı

before it reaches that point: daha önceki ağır aşamaya gönderme

Bu cümlede that point, durumun ameliyat gerektirebilecek kadar ağırlaştığı ve daha önce anlatılan aşamaya gönderme yapar. Point burada fiziksel bir yeri değil, gelişimdeki bir dereceyi veya aşamayı belirtir. Before it reaches that point, daha önce sözü edilen en kötü sonucu önleme konusuna bağlar. Açıklamanın tamamını tekrarlamadan, mide ekşimesi bu kadar ağırlaşmadan önce harekete geçilebileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede that point neye gönderme yapıyor?

  1. Videonun başladığı kesin an
  2. Vücudun içindeki fiziksel bir yer
  3. Bir doktorun koyduğu işaret
  4. Ameliyatın gerekebileceği ağır aşama
Cevabı göster

Ameliyatın gerekebileceği ağır aşama

reducing the consumption of certain foods, Kalıp ifadeler

4:22

belirli gıdaların tüketimini azaltmak,

not smoking,

4:25

sigara içmemek,

and maintaining a healthy weight Kalıp ifadeler

4:26

ve sağlıklı bir kiloyu korumak

can all dramatically reduce reflux. Dilbilgisi

4:27

hepsi reflüyü önemli ölçüde azaltabilir.

Kalıp ifadeler

reducing the consumption of certain foods: daha az yemeyi resmî biçimde ifade etmek

Reduce the consumption of something, insanların bir şeyi yeme, içme veya kullanma miktarını azaltmak demektir. Burada consumption yalnızca ticari tüketimi değil, özellikle belirli yiyeceklerin yenme miktarını anlatır. Reducing, reduce fiilinin -ing biçimidir. Bu ifadenin tamamı not smoking ve maintaining a healthy weight ile paraleldir; üç eylemin tümü reflüyü büyük ölçüde azaltabilir.

Alıştırma

Reduce the consumption of ifadesinin -ing biçimini kullanarak resmî sağlık önerisini tamamlayın: Doctors may recommend ____ sugary drinks to improve heart health.

Cevabı göster

reducing the consumption of

Kalıp ifadeler

maintaining a healthy weight: kiloyu sağlıklı bir aralıkta tutmak

Maintain a healthy weight, vücut ağırlığını zaman içinde sağlıklı bir aralıkta tutmak demektir. Burada maintain, “bir durumun devam etmesini sağlamak” anlamındadır; özellikle kilo vermek veya bir şeyi onarmak anlamına gelmez. Cümlede maintaining, reducing ... ve not smoking ile paralel olan ve üç parçalı öznenin bir etkinliğini gösteren -ing biçimidir.

Alıştırma

Sağlık önerisini hedef ifadeyle tamamlayın: Regular activity and balanced meals can help you ____.

Cevabı göster

maintain a healthy weight

Dilbilgisi

can all dramatically reduce reflux: sıralı özne için ortak bir yüklem

can sözcüğünden önceki üç -ing öbeği —reducing ..., not smoking ve maintaining ...— tek bir sıralı özne oluşturur. Vurgulanan sözcükler, üç etkinliğin paylaştığı tek yüklemdir; bunlar ayrı ayrı yarım kalmış cümleler değildir. All, üç etkinliğe geri gönderme yapar ve her birinin belirtilen etkiyi yaratabileceğini anlatır. Dramatically, reduce fiilini niteler ve “büyük ölçüde” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle üç paralel -ing öbeğini sıralı özne olarak kullanıp bunlara ortak bir yüklem verir?

  1. Walking, stretching, and to rest can all reduce stiffness.
  2. Walking, stretching, and resting can all reduce stiffness.
  3. Walking, to stretch, and resting can all reduce stiffness.
Cevabı göster

Walking, stretching, and resting can all reduce stiffness.

With proper care, Kalıp ifadeler

4:31

Uygun bakım ile,

we can help our LES’s keep the chemical fountain Deyimler

4:32

AÖS'mizin kimyasal çeşmeyi tutmasına yardımcı olabiliriz

of our stomachs in proper order

4:35

midemizi uygun düzende tutarak

and avoid having to feel the burn. Deyimler

4:37

ve yanma hissini yaşamaktan kaçınarak.

Kalıp ifadeler

With proper care: with ile koşul veya yöntem belirtme

With proper care, “uygun bakım sağlanırsa” veya “uygun bakım sayesinde” anlamına gelir. Burada with, sonraki sonucu mümkün kılan koşulu ya da yolu belirtir; “birlikte” anlamına gelmez. Kullanışlı kalıp With + isim öbeği, ardından sonuç şeklindedir. Baştaki öbek, sonuç söylenmeden önce hangi koşulun bulunduğunu veya ne yapıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi With proper care hedef ifadesiyle tamamlayın: “____, minor skin irritation often improves.”

Cevabı göster

With proper care

Deyimler

keep the chemical fountain of our stomachs in proper order: canlı bir bilim benzetmesi

the chemical fountain of our stomachs, midedeki asitli sıvıları ve kimyasal etkinliği anlatan eğlenceli ve canlı bir benzetmedir. Gerçek bir çeşmenin veya vücut bölümünün adı değildir. keep X in proper order kalıbı, “X’i kontrol altında ve olması gerektiği gibi çalışır durumda tutmak” anlamına gelir. Bu bağlamda görüntü, asidin yukarı çıkıp yanma hissine neden olmaması için mide içeriğini ait olduğu yerde tutmayı anlatır.

Alıştırma

“keep the chemical fountain of our stomachs in proper order” burada ne anlama geliyor?

  1. Mide kapağının resmî tıbbi adını kullanmak
  2. Midenin içindeki gerçek, çeşme biçimli bir organın bakımını yapmak
  3. Canlı bir benzetmeyle midenin asitli içeriğini kontrol altında ve ait olduğu yerde tutmak
Cevabı göster

Canlı bir benzetmeyle midenin asitli içeriğini kontrol altında ve ait olduğu yerde tutmak

Deyimler

avoid having to feel the burn: heartburn konusuna esprili bir dönüş

Burada avoid having to feel the burn, mide yanmasının verdiği rahatsız edici yanma hissini yaşamayı önlemek demektir. avoid having to + fiil yapısı, bir eylem ya da deneyimin kaçınılmaz hâle geleceği bir duruma düşmemeyi anlatır. Feel the burn, egzersiz bağlamında da duyulabilen tanıdık ve canlı bir ifadedir. Sondaki burn, heartburn kelimesindeki burn bölümünü tekrar ederek hafif bir kelime oyunu oluşturur ve kapanışı konuya bağlar. Ana anlamı spor değil, tıbbi bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede feel the burn ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Mide yanmasının verdiği hissi anlatır ve konuya esprili biçimde geri döner.
  2. İzleyicilere kasları ağrıyana kadar egzersiz yapmalarını söyler.
  3. Bir tedavinin resmî tıbbi adını verir.
  4. Midenin içinde gerçek bir ateş olduğunu anlatır.
Cevabı göster

Mide yanmasının verdiği hissi anlatır ve konuya esprili biçimde geri döner.

Hey,

4:39

Hey,

have you ever wondered Anlatım akışı

4:39

hiç merak ettiniz mi

what those floaty things inside your eye are? Dilbilgisi

4:40

gözünüzün içindeki o yüzen şeylerin ne olduğunu?

Anlatım akışı

have you ever wondered: merak uyandırıp yeni bir konuya geçmek

Have you ever wondered...? dinleyicinin şimdiye kadar herhangi bir zamanda aklına bir sorunun gelip gelmediğini sorar. Ever zaman aralığını genişletir; belirli bir ana işaret etmez. Wondered sonrasındaki dolaylı soru, düz cümle sırasını kullanır: what those floaty things inside your eye are. Bir video veya sunumda doğrudan izleyiciye yöneltilen bu soru ortak bir merak oluşturur ve dinleyiciyi gelecek açıklamaya hazırlar. Burada heartburn açıklamasını sürdürmek yerine gözün içinde görülen şeylerle ilgili yeni bir konuya geçiş sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir bilim konusunu tanıtmak için have you ever wondered yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Have ever you wondered why leaves change color in autumn?
  2. Have you ever wonder why leaves change color in autumn?
  3. Have you ever wondered why leaves change color in autumn?
  4. Have you ever wondered why do leaves change color in autumn?
Cevabı göster

Have you ever wondered why leaves change color in autumn?

Dilbilgisi

what those ... are: dolaylı soruda düz cümle sırası

what those floaty things inside your eye are bölümü, what ile başlayan bir dolaylı soru yan tümcesidir. Yan tümcenin tamamı wondered fiilinin nesnesidir ve konuşanın neyi merak ettiğini belirtir. Dolaylı soruda düz cümle sırası kullanılır: what + özne + fiil. Bu nedenle are, those floaty things ifadesinden sonra gelir. Doğrudan soruda ise sıra tersine döner: What are those floaty things?

Alıştırma

Hangi cümlede I wonder ifadesinden sonra dolaylı soru doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. I wonder what are those lights.
  2. I wonder those lights what are.
  3. I wonder what those lights are.
Cevabı göster

I wonder what those lights are.

Check out this video Öbek fiiller

4:43

Bu videoya göz atın

to finally crack the case. Deyimler

4:44

gizemini sonunda çözmek için.

Öbek fiiller

Check out: bir şeye göz atmak

Buradaki Check out, emir kipinde kullanılan bir öbek fiildir. Check out this video, bu videoyu izlemek veya videoya göz atmak anlamına gelir; yani konuşan kişi samimi bir öneride bulunmaktadır. Bu anlamda check out + isim yapısını kullanın: check out this video. Nesne bir zamirse, onu fiil ile parçacığın arasına koyun: Check it out denir, Check out it denmez.

Alıştırma

Öneriyi burada öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ this website for more science activities.

Cevabı göster

Check out

Deyimler

finally crack the case: sonunda gizemi çözmek

Crack the case, ipuçlarını kullanarak bir gizemi çözmek veya gerçeği ortaya çıkarmak demektir. Burada bir soru, sanki bir dedektiflik vakasıymış gibi sunulur; bu yüzden crack mecazidir: fiziksel olarak bir şeyi çatlatmak değil, “çözmek” anlamına gelir. Finally, insanların cevabı bir süredir öğrenmek istediğini veya aradığını gösterir. Finally crack the case bir bütün olarak merak uyandırır ve videonun cevabı açıklayacağını vadeder.

Alıştırma

Hangi cümlede crack the case, bir gizemin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Jordan accidentally cracked his tablet case.
  2. The detectives compared the fingerprints and finally cracked the case.
  3. Mia opened the case and took out her violin.
Cevabı göster

The detectives compared the fingerprints and finally cracked the case.