Aile Anları | Bonus Videolar | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bir aile, Külkedisi masalını Avustralya havası taşıyan şakalarla komik biçimde yeniden anlatıyor; ardından ciddi bir yüz ifadesini koruyup gülmemeye çalışıyor ve son olarak Büyükbaba’ya göndermek üzere bilinen çocuk şarkılarını kaydediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once upon a time, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıplaşmış ifadeyi sıradan bir geçmiş zaman belirtisi olarak değil, bir masalın ve hayalî dünyanın başladığını bildiren geleneksel bir açılış olarak tanıyın. Böylece anlatının türünü ve atmosferini en başta kurup dinleyiciyi doğrudan hikâyenin içine alabilirsiniz. 2. legs it out of there. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu samimi İngiliz ve Avustralya deyiminin bacaklardan söz etmediğini; hızla kaçmak ya da bir yeri aceleyle terk etmek anlamına geldiğini kavrayın. Bir karakterin ani ve telaşlı çıkışını canlı biçimde yeniden anlatırken bu ifadeden yararlanabilirsiniz. 3. like a diamond in the sky. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Çocuk şarkısında like sözcüğünün parlak bir yıldızı gökteki elmasa açıkça benzeterek bir teşbih kurduğunu fark edin. Bu sayede şiirsel imgeleri yorumlayabilir; görünüşü, parlaklığı veya biçimi betimlemek için anlaşılır benzetmeler oluşturabilirsiniz.
Bu derste
All right. ile bir sonraki adıma geçme işareti
Bu cümlede All right., konuşanın başlamaya veya devam etmeye hazır olduğunu gösterir. Konuşmayı ya da etkinliği düzenleyen sözlü bir işarettir; her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez. Hazırlık aşamasını bitirip insanları bir sonraki eyleme yönlendirmek için kullanılır. Çeviri de bu düzenleyici işlevi yansıtmalıdır.
Alıştırma
All right. hangi durumda örnekteki anlamıyla kullanılır?
- Bir öğretmen, bütün cevapların doğru olduğunu onaylamak için bunu söyler.
- Yönetici, herkes hazır olduktan sonra bunu söyler ve etkinliği başlatır.
- Biri sağ tarafın nerede olduğunu sormak için bu ifadeyi kullanır.
Cevabı göster
Yönetici, herkes hazır olduktan sonra bunu söyler ve etkinliği başlatır.
Old MacDonald had a farm: çocuk şarkısının değişmeyen açılışı
Old MacDonald had a farm, İngilizce geleneksel çocuk şarkısı Old MacDonald Had a Farm'ın değişmeyen açılış dizesidir. Burada Old MacDonald, şarkının bilinen karakterini belirtir; cümlenin asıl amacı onun yaşı hakkında bilgi vermek değildir. Şarkı genellikle aynı kıta kalıbını tekrarlar, ancak hayvanı ve hayvanın sesini değiştirir. Bu açılışı tanımak, sonraki uyarlamalarda neden farklı hayvan adlarının kullanılabildiğini açıklar.
Alıştırma
Old MacDonald had a farm dizesinden sonra farklı hayvan adlarının gelebilmesini en iyi hangi bilgi açıklar?
- Bir çiftlik satın alma sözleşmesindeki resmî ifadedir.
- Temel olarak MacDonald'ın çok yaşlı olduğunu anlatır.
- Farklı hayvanların kullanılabildiği bir kıta kalıbına sahip çocuk şarkısının değişmeyen açılışıdır.
Cevabı göster
Farklı hayvanların kullanılabildiği bir kıta kalıbına sahip çocuk şarkısının değişmeyen açılışıdır.
You ready? ifadesinin gündelik kısaltılmış biçimi
You ready?, Are you ready? ifadesinin gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. are sözcüğü atılır, ancak soru yine de karşıdaki kişinin hazır olup olmadığını kontrol eder. Bu biçim, durum açık olduğunda ve soru tonlaması bunun bir soru olduğunu gösterdiğinde kullanılır. Buradaki tam cümle Are you ready? şeklindedir.
Alıştırma
You ready? ifadesinin tam ve standart biçimi hangisidir?
- Have you ready?
- Are you ready?
- Do you ready?
Cevabı göster
Are you ready?
One more. ile bir tane veya bir tur daha demek
One more., bağlama göre bir tane daha ya da bir kez veya bir tur daha anlamına gelen kısa bir ifadedir. Dinleyen kişi neyin kastedildiğini durumdan anlayabildiği için time, turn, song, try veya item gibi bir isim söylenmez. Bu cümlede, etkinliğin yeniden yapılacağını gösterir. Soru tonlaması ve soru işaretiyle One more? şeklinde kullanıldığında, birinin bir tane veya bir tur daha isteyip istemediğini sorabilir.
Alıştırma
Arkadaşın bir tur daha oynamak istiyor. Etkinlik zaten açıkken hangi kısa rica doğaldır?
- One less, please.
- One more, please.
- One only, please.
Cevabı göster
One more, please.
make it funny: make + nesne + sıfat
make it funny ifadesinde make, ‘bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak’ anlamındadır. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir: it nesnedir, funny ise ortaya çıkan durumu anlatır. Burada it, anlatılan içeriğe gönderme yapar. Yani konuşan kişi içeriğin komik hâle getirilmesini ister. Aynı kalıp make it clear, make it easy ve make it safe ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
it ve brighter sıfatını kullanarak cümleyi make + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: The picture is too dark. Please ____.
Cevabı göster
make it brighter
Once upon a time: bir masalı başlatan ifade
Once upon a time, masal başlatmak için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Yaklaşık olarak ‘uzun zaman önce’ anlamına gelir, ancak asıl görevi bir tarih vermek değildir. Başta kullanıldığında bir hikâyenin başladığını bildirir ve dinleyeni geleneksel ya da hayalî bir anlatıya hazırlar. Tek tek kelimelerin gerçek anlamlarından çıkarmaya çalışmak yerine ifadeyi bir bütün olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dört sözcüklü masal başlangıcıyla tamamlayın: ____, a young baker found a magic key.
Cevabı göster
Once upon a time
there was ... named ...: yeni bir karakteri tanıtma
there was a young girl sözleri, geçmişte geçen bir hikâyeye yeni bir kişiyi dâhil eder. there was + tekil isim öbeği kalıbı, bir kişinin ya da şeyin var olduğunu veya orada bulunduğunu anlatır. named Cinderella, girl sözcüğünden sonra gelerek kızın adını verir. who was named Cinderella ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki named kızı niteler; birine ad verme eylemi cümlenin ana eylemi değildir.
Alıştırma
Hikâye girişini there was ... named ... kalıbıyla tamamlayın: There ____ a boy ____ Leo.
Cevabı göster
was · named
made her do: make + kişi + fiilin yalın hâli
made her do, make + kişi + fiilin yalın hâli yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bu hikâyede başkalarının ona çamaşır işini yaptırdığını veya bu işi yapması için baskı kurduğunu, dolayısıyla onun pek seçeneği olmadığını anlatır. Bu etken yapıda kişiden sonraki fiil to almaz: made + her + do denir, made her to do denmez. made us wait örneğinde olduğu gibi, aynı kalıp başka fiillerin yalın hâlleriyle de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin geçmiş zaman biçimi ve run fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The coach ____ us ____ one more lap.
Cevabı göster
made · run
do all the washing, and ironing, and cleaning up: ev işlerini do ile sıralama
Burada tek bir do fiili, eş görevli bir ev işi listesini yönetir: the washing, ironing ve cleaning up. İngilizcede do, rutin işler ve ev işleriyle sık kullanılır; bu nedenle do the washing ve do the ironing doğal kalıplardır. Cleaning up, bir yeri toplamak veya dağınıklığı gidermek demektir. and kelimesinin tekrarı listenin giderek uzadığı hissini verirken all, bütün bu işlerin onun sorumluluğunda olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu ev işleri için doğal İngilizce kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- I did the washing and ironing before lunch.
- I made the washing and ironing before lunch.
- I worked the washing and ironing before lunch.
Cevabı göster
I did the washing and ironing before lunch.
and they never lifted a finger to help. Deyimler
1:30ve yardım etmek için parmaklarını bile kıpırdatmazlarmış.
never lifted a finger to help: yardım etmek için hiçbir çaba göstermemek
Never lifted a finger to help, yardım etmek için hiçbir çaba göstermemek anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek anlamda parmak hareketinden söz etmez; bu küçücük hareket, en ufak bir çabayı bile temsil eder. Yeniden kullanılabilen yapı not/never lift a finger to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle başkaları işi yaparken hareketsiz kalan birini eleştirmek için kullanılır.
Alıştırma
“Yardım etmek için hiçbir çaba göstermedi” anlamındaki deyimi tamamlayın: Everyone else packed the boxes, but Leo never ____ to help.
Cevabı göster
lifted a finger
that sounds familiar: benzer bir deneyimi olduğunu belirtmek
Burada that, az önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. That sounds familiar, konuşanın aynı sözleri veya aynı hikâyeyi daha önce işittiği anlamına gelmek zorunda değildir; benzer bir şey yaşadığı için bu durumun kalıbını tanıdığını gösterir. Bu, ortak bir deneyimi dolaylı biçimde belirtmenin bir yoludur. Ah, well ile birlikte kullanıldığında, ses tonuna göre anlayış, hafif bir eğlenme veya yorgun bir kabulleniş ifade edebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I always end up doing all the cleaning alone.” diyor. “That sounds familiar” en doğal biçimde neyi ima eder?
- Konuşan kişi şikâyeti net biçimde duymamıştır.
- Konuşan kişi benzer bir deneyim yaşamıştır.
- Konuşan kişi arkadaşının söylediği sözlerin aynısını bir kitapta görmüştür.
Cevabı göster
Konuşan kişi benzer bir deneyim yaşamıştır.
One day, the king announced a royal ball Kültür
1:35Bir gün, kral büyük bir kraliyet balosu düzenleneceğini duyurmuş.
a royal ball: kraliyet sarayında düzenlenen resmî bir balo
a royal ball ifadesindeki ball, sporda kullanılan yuvarlak bir top değil, büyük ve resmî bir balo anlamına gelir. Royal, etkinliğin bir kral, kraliçe veya kraliyet ailesiyle bağlantılı olduğunu gösterir. Geleneksel Külkedisi masalında bu, Külkedisi’nin sarayda prensle tanıştığı balodur. Bu arka plan, duyurunun neden hikâyede önemli bir değişiklik yarattığını açıklar.
Alıştırma
“The king announced a royal ball” ne anlama gelir?
- Kraliyet sarayı için resmî bir balo düzenlenecekti.
- Değerli ve yuvarlak bir nesne bulunmuştu.
- Kraliyet ailesi topla oynanan bir oyuna katılacaktı.
Cevabı göster
Kraliyet sarayı için resmî bir balo düzenlenecekti.
Call him Leroy: call + kişi + ad kalıbı
Call him Leroy cümlesinde call, “telefon etmek” değil, “birine belirli bir adla hitap etmek” anlamındadır. Kalıp call + kişi + ad şeklindedir: him adlandırılan kişidir, Leroy ise onun için kullanılan addır. Call ... emir yapısı, hikâyeyi anlatan kişiye hangi adı kullanacağını doğrudan söyler. Aynı yapı birinin yaygın kullanılan adını veya lakabını belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
call + kişi + ad kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Her full name is Gabriella, but we ____ Gabby.
Cevabı göster
call her
Oh, I would so like to go to that ball. Dilbilgisi
1:44Oh, o baloya gitmeyi o kadar çok isterdim ki.
would so like to go: so ile güçlü bir isteği vurgulamak
Would like to + fiil, bir isteği want to yapısına göre daha yumuşak ve nazik biçimde ifade eder. would so like to go ifadesinde so, pekiştirici olarak like sözcüğünden önce gelir ve isteği çok daha güçlü hâle getirir: “gerçekten, çok fazla”. Buradaki so, “bu yüzden” anlamına gelmez. Güçlü vurgu, cümleye duygulu, biraz teatral ve masalsı bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümle, çok güçlü bir isteği ifade etmek için vurgulanan yapıyı doğal biçimde kullanır?
- I would like so to visit the castle.
- I so would like visit the castle.
- I would so like to visit the castle.
Cevabı göster
I would so like to visit the castle.
Do your funny voice: bir sesi canlandırmak anlamındaki do
Do your funny voice cümlesinde do, yaratmak veya üretmek değil, canlandırmak ya da taklit etmek anlamındadır. Konuşan kişi, karşısındakinden zaten yapabildiği ve konuşma içinde tanınan komik bir sesle konuşmasını ister. do + a/the/iyelik belirleyicisi + voice kalıbı, bir karakterin sesine bürünmeyi anlatır. Do an accent ifadesindeki do da aynı canlandırma anlamına gelir; ancak voice daha geniştir ve mutlaka bölgesel bir aksanı belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinden bilinen robot sesini canlandırmasını doğal biçimde ister?
- Finish your robot voice for us.
- Do your robot voice for us.
- Build your robot voice for us.
Cevabı göster
Do your robot voice for us.
Suddenly, hikâyedeki beklenmedik dönüşün işareti olarak
Suddenly, peri annenin hızlı ve beklenmedik biçimde ortaya çıktığını belirtir. Bir anlatı cümlesinin başındaki Suddenly, aynı zamanda hikâyeyi düzenler: önceki durumdan bir kopuş yaratır ve dikkati yeni bir olaya yöneltir. Virgül, baştaki zarfı ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Bir hikâyede sessiz bir oda anlatıldı. Sonraki cümlelerden hangisi beklenmedik bir değişimi en iyi şekilde bildirir?
- Usually, the lights went out at ten.
- Gradually, the room became darker.
- Suddenly, the lights went out.
Cevabı göster
Suddenly, the lights went out.
fairy godmother: masallardaki sihirli yardımcı
fairy godmother, masallarda iyi bilinen bir karakter rolüdür: ana karakter zor durumdayken ortaya çıkan, sihirli ve şefkatli bir yardımcıdır. Burada ailevi ya da dinî bir gelenekteki gerçek godmother rolü değil, belirli bir masal karakteri türü anlatılır. Külkedisi'nde bu karakter, Külkedisi'nin baloya gidebilmesini sağlamak için sihir kullanır. Bu yüzden onun ortaya çıkması, sihirli yardımın Külkedisi'nin durumunu değiştirmek üzere olduğunun işaretidir.
Alıştırma
Geleneksel bir masalda fairy godmother nasıl bir karakterdir?
- Sihirli bir rolü olmayan sıradan bir öğretmen
- Kraliyet orkestrasının bir üyesi
- Ana karaktere yardım eden sihirli bir yardımcı
Cevabı göster
Ana karaktere yardım eden sihirli bir yardımcı
Good day, darling: sevecen ve eski moda bir karakter sesi
Günümüz konuşmalarında Good day, Hello'ya göre daha resmî ve geleneksel bir selamlamadır. Darling, sevgi belirten bir hitaptır; partnere, aile üyelerine, çocuklara ya da bu tür sıcak bir hitaptan hoşlanan kişilere söylenebilir. Bu yüzden otomatik olarak romantik bir partner anlamına gelmez. Selamlama ile hitap birlikte kullanıldığında cümle sevecen, özenli ve bilerek eski moda bir tını kazanır. Masal tarzındaki bu sahnede bu birleşim, teatral bir karakter sesi oluşturmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu satırda "Good day, darling." nasıl bir etki yaratıyor?
- Tarafsız bir teknik talimat verir.
- Sevecen ve bilerek eski moda duyulur.
- Yabancıların birbirine söylediği sıradan ve kişisel olmayan selamlamadır.
Cevabı göster
Sevecen ve bilerek eski moda duyulur.
Let's get you ready for: get + kişi + ready for yapısı
Let's get you ready for ... ifadesi, Let's ile get + kişi + ready for + etkinlik veya durum yapısını birleştirir. Burada get, “birini bir duruma getirmek” anlamındadır; dolayısıyla get you ready, hazır duruma gelmene yardım etmek demektir, “seni elde etmek” demek değildir. Let's, hazırlanacak kişi karşı taraf olsa bile konuşanın yardım edeceği, hazırlığı düzenleyeceği veya birlikte başlatacağı bir eylem sunar. Bu yapı okul, yolculuk, gösteri veya sınav hazırlığında da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi get someone ready for kullanarak tamamlayın: The school bus arrives in ten minutes. Let's ____ school.
Cevabı göster
get you ready for
I'll skip all this stuff: hikâyedeki ayrıntıları atlamak
I'll skip all this stuff. cümlesinde skip, atlanan içeriği doğrudan nesne olarak alır. Buradaki anlamı fiziksel olarak sıçramak değil, “o kısmı anlatmadan devam etmek”tir. All this stuff, konuşanın işaret ettiği veya yeni geldiği ayrıntıları genel ve belirsiz biçimde bir araya toplar. Bu cümle, söylemi düzenleyen bir hamle olarak dinleyenlere konuşanın hikâyeyi bilinçli biçimde hızlandırdığını bildirir. Atlanan olaylar yine de yaşanmıştır; konuşan yalnızca onları anlatacak kadar önemli bulmamıştır.
Alıştırma
Sunumu yapan kişi önemsiz giriş ayrıntılarını atlayıp sonuca geçmek istiyor. Ne söylemelidir?
- I'll skip the conclusion and stay with the setup details.
- I'll skip the setup details and go straight to the conclusion.
- I'll skip to the setup details and explain them one by one.
Cevabı göster
I'll skip the setup details and go straight to the conclusion.
It's getting late: değişimi anlatan be getting + sıfat
Be getting + sıfat, bir durumun değişmekte olduğunu anlatır. Bu cümlede getting, “elde etmek” değil “hâle gelmek” anlamındadır: zaman ilerlemekte ve giderek geç olmaktadır. It's late ile karşılaştırıldığında It's getting late değişim sürecini vurgular ve çoğu zaman acele etme, ayrılma ya da yapılan işi bitirme vaktinin geldiğini nazikçe hatırlatır.
Alıştırma
Havanın giderek soğuduğunu anlatmak için cümleyi be getting + sıfat ile tamamlayın: The weather ____ as winter approaches.
Cevabı göster
is getting colder
a bunch of: gündelik bir miktar ifadesi
Burada a bunch of, “birçok” veya “bir sürü” anlamına gelen gündelik bir miktar ifadesidir. Büyük fakat kesin olmayan bir miktarı anlatır; böylece konuşan kişi sihirle ilgili ayrıntıları tek tek saymak yerine birlikte özetleyebilir. Bunch sözcüğü gerçek anlamıyla bir grup veya demet anlamına gelebilir. Ancak a bunch of magic stuff ifadesinde sihrin fiziksel olarak bağlanmış olduğu kastedilmez. İfadenin tamamı, sihirle ilgili pek çok şey veya eylemi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gündelik miktar ifadesiyle tamamlayın: We took ____ photos at the festival.
Cevabı göster
a bunch of
soon enough: hikâyeyi ileri taşımak
Burada soon enough, “çok geçmeden” ya da “kısa bir süre sonra” anlamına gelir. Anlatılmayan ara adımları atlar ve dinleyeni doğrudan hikâyenin sonraki aşamasına götürür. Bu kullanımda soon enough, zamanı ilerleten tek bir ifade olarak anlaşılmalıdır. “Yeterince hızlı” anlamına gelmez ve tam olarak ne kadar zaman geçtiğini belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede soon enough ne işe yarıyor?
- Değişimin tam olarak ne kadar sürdüğünü açıklar.
- Kısa bir süre sonra hikâyeyi bir sonraki olaya taşır.
- Külkedisi'nin yeterince hızlı hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster
Kısa bir süre sonra hikâyeyi bir sonraki olaya taşır.
she saw Leroy cutting it up on the dance floor. Deyimler
2:17Leroy'un dans pistinde döktürdüğünü görmüş.
when suddenly: arka plandan ani bir olaya geçiş
when suddenly, daha önce kurulmuş bir arka plan durumunu beklenmedik bir olaya bağlar. İlk bölüm sahneyi kurar; when suddenly sonrasındaki yan cümle ani dönüşü getirir. Hikâye anlatırken kullanılabilecek yapı “arka plan durumu + when suddenly + beklenmedik olay” şeklindedir. Burada when yalnızca olayın zamanını belirtmez; suddenly ile birlikte geçişin ani hissedilmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta yer alan ve beklenmedik bir olayı başlatan iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: We were walking home ____ a dog ran out of the gate.
Cevabı göster
when suddenly
cutting it up: coşkuyla dans etmek
Dans pistiyle ilgili bu bağlamda cutting it up, coşkuyla dans etmek ve dans hareketlerini sergilemek anlamına gelir. İfadenin canlı ve gerçek anlamından farklı bir kullanımıdır. Burada it herhangi bir nesneyi göstermez ve cutting bıçakla kesmek anlamına gelmez. On the dance floor sözleri, dans anlamını açık hâle getiren bağlamı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede cutting it up, coşkuyla dans etmek anlamında kullanılmıştır?
- After the song ended, Nina quietly left the empty dance floor.
- At dinner, Nina was cutting the pizza into six slices.
- At the party, Nina was cutting it up on the dance floor.
Cevabı göster
At the party, Nina was cutting it up on the dance floor.
So, Cheryl shimmies up and busts a few moves of her own. Notlar
2:28Böylece Cheryl de oraya gidip kendi figürlerini sergilemiş.
shimmies up: kıvrak hareketlerle yaklaşmak
Shimmies up, omuzları veya vücudu hızla iki yana sallayarak yaklaşmak anlamına gelir. Bu dans sahnesinde Cheryl sadece yürüyerek gelmez; şakacı ve dans eder gibi bir hareketle yaklaşır. Up, walks up veya comes up ifadelerinde olduğu gibi yaklaşma düşüncesini anlatmaya yardımcı olur; burada asıl anlamı dikey olarak yukarı hareket etmek değildir. Shimmies, shimmy fiilinin geniş zamandaki üçüncü tekil kişi biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin şakacı bir şekilde vücudunu iki yana hareket ettirerek yaklaştığını en açık biçimde anlatır?
- Leah shimmied up to the microphone with a playful sway.
- Leah stood still beside the microphone.
- Leah walked straight up the stairs without turning.
Cevabı göster
Leah shimmied up to the microphone with a playful sway.
busts a few moves: kısa ve enerjik dans figürleri sergilemek
Bust a few moves, birinin birkaç dans hareketi yapmasını veya sergilemesini anlatan gündelik bir ifadedir. Burada busts, alışılmış olan kırmak anlamına gelmez; moves dans hareketlerini ifade eder. Yalnızca dances demeye kıyasla bu ifade, Cheryl'ın dansa katılırken kısa ve enerjik bir gösteri yaptığını daha güçlü biçimde hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi bust a few moves ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Every time his favourite song comes on, Max ____.
Cevabı göster
busts a few moves
of her own: hareketlerin kendisine ait olduğunu vurgulamak
a few moves of her own ifadesinde of her own, a few moves isim grubundan sonra gelir. Hareketlerin Cheryl'a ait olduğunu belirtir ve onun yalnızca başka birini kopyalamak yerine kendine özgü bir şey kattığını vurgular. Aktarılabilir kalıp isim + of + iyelik biçimi + own şeklindedir: a room of my own veya ideas of their own. İyelik biçimini kişiye göre değiştirin. Bu kalıp bağımsız sahipliği, kişisel seçimi veya kişinin kendi üretimini vurgulayabilir.
Alıştırma
Cümleyi of + iyelik + own kalıbıyla tamamlayın: After sharing with his brother for years, Leo finally has a room ____.
Cevabı göster
of his own
What's cooking, good looking?: uyaklı ve flörtöz bir selamlaşma
What's cooking, good looking? özellikle uyaklı olacak şekilde kurulmuş bir selamlaşmadır. Burada What's cooking? yaklaşık olarak “Ne var ne yok?” veya “Ne haber?” anlamına gelir; good looking ise karşı tarafın görünüşünü doğrudan öven bir hitaptır. Konuşan kişi yemek hakkında soru sormaz. Cooking ile looking arasındaki uyak, sözü şakacı ve flörtöz gösterir; ifade çoğu zaman eski moda, klişe ya da komik derecede abartılı bir tonda duyulur.
Alıştırma
Bu kullanım uygun mu? Resmî bir iş görüşmesinde aday, görüşmeciyi "What's cooking, good looking?" diyerek selamlıyor.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
I mean, ...: anında öz düzeltme yapmak
Burada I mean, konuşanın söylediğini hemen düzelttiğini gösterir. Konuşan kişi az önce yanlış adı söylemiş ve doğru ad olan Cheryl'ı belirtmek için I mean kullanmıştır. Doğal konuşmada I mean ifadesinden sonra tam bir açıklama gelmesi gerekmez. Birkaç saniye önce söylenen bir şeyi değiştiren tek bir sözcüğün veya kısa ifadenin hemen önünde kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede I mean, bir bilgiyi hemen düzeltmek için kullanılmıştır?
- What does Tuesday mean?
- I mean that Tuesday is more convenient.
- I'll call you on Monday—I mean, Tuesday.
Cevabı göster
I'll call you on Monday—I mean, Tuesday.
Not much, dude: çok samimi bir selamlaşma yanıtı
Bu konuşmada Not much, What's up? ya da What's going on? gibi samimi bir selamlaşma sorusuna cevap verir. Sayılabilen bir şeyin miktarının az olduğunu değil, “özel bir şey olmadığını” belirtir. Dude, karşıdaki kişiye doğrudan hitap eden ve cevaba çok samimi, arkadaşça bir ton katan bir sözdür. Cevabın temel anlamını değiştirmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “What's up?” diye soruyor. Hangi cevap doğal biçimde özel bir şey olmadığını ifade eder?
- No much. I'm just relaxing at home.
- Not many. I'm just relaxing at home.
- Not much. I'm just relaxing at home.
Cevabı göster
Not much. I'm just relaxing at home.
Cheryl's all like: bir tepkiyi canlı aktaran be like
Cheryl's all like ifadesinde 's, is sözcüğünün kısaltmasıdır; be like ise günlük konuşmada Cheryl'ın sözlerini ya da tepkisini aktarmaya yarayan bir alıntılama yapısıdır. Burada ardından gelen sözü tanıtır. All eklendiğinde anlatım daha canlı olur; anlatıcı Cheryl'ın tavrını ya da söyleyiş biçimini canlandırıyormuş gibi bir etki yaratır. Alıntı, birebir sözlerden çok genel anlamı verebilir; like burada “sevmek” ya da “benzemek” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede be all like, samimi bir hikâyede birinin tepkisini canlandırmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- After I showed Mia the surprise, she all liked, "This is amazing!"
- After I showed Mia the surprise, she was all similar, "This is amazing!"
- After I showed Mia the surprise, she was all like, "This is amazing!"
Cevabı göster
After I showed Mia the surprise, she was all like, "This is amazing!"
How good's this music? ile coşkulu övgü
Good's, good is ifadesinin konuşma dilindeki kısaltmasıdır; dolayısıyla tam biçim How good is this music? olur. Burada how + sıfat bir soru gibi görünür, ancak heyecanlı bağlam bunu coşkulu bir övgüye dönüştürür. Konuşan kişi ölçülü bir puan istemek yerine müziğin çok iyi olduğunu söyler ve karşısındakini de aynı fikirde olmaya çağırır.
Alıştırma
Canlı bir partide biri gülümseyerek “How good's this music?” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Müzik harika.
- Kişi müzik için kesin bir puan istiyor.
- Kişi hiçbir müzik duyamıyor.
Cevabı göster
Müzik harika.
kısa bir duraklama için hang on
Hang on, beklemek veya kısa süre duraklamak anlamına gelen samimi bir yönergedir. Burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Başka bir kişiye söylenebilir veya buradaki gibi, konuşan kişi eklemesi gereken bir şeyi hatırladığında kendi hikâyesini kesmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir hikâye anlatırken birden sonunu hatırlıyorsunuz. Sonunu ekleyebilmeniz için hikâyeyi doğal biçimde duraklatan cümle hangisidir?
- Go on—I want to hear how it ended.
- Hang on—I forgot to tell you how it ended.
- Hang up—I will call back later.
Cevabı göster
Hang on—I forgot to tell you how it ended.
I missed the bit where Madge said something about midnight. Notlar
2:43Madge'in gece yarısıyla ilgili söylediği kısmı unuttum.
the bit where: içinde olanlarla belirli bir bölümü göstermek
Gündelik Britanya İngilizcesinde bit, bir hikâyenin, filmin, konuşmanın veya olayın bir bölümü anlamına gelebilir. Burada the bit, konuşanın kaçırdığı bölümü ifade eder. Where Madge said something about midnight, o bölümde ne olduğunu söyleyerek hangi bölümden söz edildiğini belirtir. Bu yapıda where, fiziksel bir yeri göstermek zorunda değildir; bir bölümün içindeki olayı da tanıtabilir.
Alıştırma
"The funniest bit was where the lights went out," cümlesinde bit ne anlama gelir?
- İkili sayı basamağı
- Hikâyenin veya olayın bir bölümü
- Küçük bir fiziksel parça
Cevabı göster
Hikâyenin veya olayın bir bölümü
something about midnight: bir konuyu belirsiz biçimde aktarmak
Said something about midnight ifadesinde something, belirtilmemiş içeriği; about midnight ise bu içeriğin konusunu gösterir. Konuşan kişi yalnızca Madge'in gece yarısından söz ettiğini hatırlar veya aktarır; kesin sözleri ya da ayrıntıları vermez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı say, mention veya hear something about + konu şeklindedir. Eksik hatırlamayı, tam duyamamayı ya da ayrıntıları vermemeyi seçmeyi gösterebilir.
Alıştırma
Yalnızca genel bir konuyu aktarmak için something about kullanan cümle hangisidir?
- She explained exactly how and when the train schedule would change.
- She said something about changing the train schedule, but I missed the details.
- She changed something at midnight without telling us.
Cevabı göster
She said something about changing the train schedule, but I missed the details.
wing it from here: bu noktadan sonrasını doğaçlama yapmak
wing it, eksiksiz bir plan, yeterli hazırlık veya güvenilir ayrıntılar olmadan devam edip anlık kararlarla ilerlemek anlamına gelen gündelik bir deyimdir. it belirli bir nesneyi değil, genel olarak yapılan işi veya performansı ifade eder. from here, hikâyenin ya da etkinliğin mevcut noktasını belirtir: konuşan kişi bu noktadan sonrasını doğaçlama sürdürecektir. Buradaki wing, kanat veya uçmak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede wing it from here, mevcut noktadan sonrasını doğaçlama yapmak anlamında kullanılmıştır?
- My notes end here, so I'll have to wing it from here.
- I'm tired, so I'll take a break here and continue tomorrow.
- I've prepared every detail, so I'll stick to the script from here.
Cevabı göster
My notes end here, so I'll have to wing it from here.
Anyway: konu dışı bölümü bitirip ana noktaya dönmek
Bu cümlenin başındaki Anyway, araya giren bir yorumu veya kesintiyi bitirip dinleyiciyi ana hikâyeye geri götürür. “Bunu bir kenara bırakalım, devam edeyim” gibi işlev görür. Burada “buna rağmen” gibi güçlü bir mantıksal ödünleme belirtmek yerine konuşmanın akışını düzenler.
Alıştırma
Kısa bir yan hikâyeyi bitirdiniz ve seyahat planına dönmek istiyorsunuz. Hangi başlangıç en uygundur?
- By the way, did you see the match last night?
- Anyway, back to the travel plan: what time should we leave?
- For example, trains can be crowded.
Cevabı göster
Anyway, back to the travel plan: what time should we leave?
had a great time: keyifli vakit geçirmek
Have a great time, bir etkinlikten veya deneyimden çok keyif almak anlamına gelen yaygın ve kalıplaşmış bir ifadedir. Örnekte had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle had a great time, keyifli bir deneyimi geçmişe bakarak anlatır. Buradaki time, saatin gösterdiği zamanı değil, bir şey yaparken geçirilen süreyi veya yaşanan deneyimi anlatır. Great de “önemli” ya da “güçlü” anlamında değildir. Bir parti, gezi veya başka bir etkinlikten söz ederken bu ifade doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi have a great time ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the school concert, Mia said, “I ____ tonight.”
Cevabı göster
had a great time
moonwalk: geriye kayılan dans hareketi
Burada moonwalk, dansçının geriye doğru kayarken ileriye yürüyormuş gibi göründüğü bir dans hareketinin adıdır. Bu hareket Michael Jackson'ın sahne performanslarıyla güçlü biçimde ilişkilendirilir; bu nedenle belirgin bir popüler kültür havası taşır. Leroy did his moonwalk, Leroy'un bu dans hareketini sergilediği anlamına gelir. Dans pisti bağlamında onun Ay'da yürüdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede moonwalk geriye doğru kayılan dans hareketinin adıdır?
- At the talent show, Ben did the moonwalk across the stage.
- After sunset, Ben walked under the moon beside the lake.
- During the lunar mission, the astronaut began a moonwalk to collect rock samples.
Cevabı göster
At the talent show, Ben did the moonwalk across the stage.
few party tricks: eğlenmek için sergilenen küçük beceriler
Party trick, sosyal bir ortamda insanları eğlendirmek veya şaşırtmak için sergilenen kısa bir beceri ya da küçük bir gösteridir. Bu cümlede tricks, Cheryl'ın gösterebildiği becerileri anlatır; birine yapılan şaka anlamına gelmez. a few party tricks ifadesi bu tür birkaç gösteri demektir. do, perform ve show someone a party trick ile doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
İnsanları eğlendirmek için sergilenen birkaç küçük beceri anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the reunion, Ben entertained everyone by doing ____.
Cevabı göster
a few party tricks
because she could pop her shoulder out of its socket. Kalıp ifadeler
2:53çünkü omuzunu yerinden çıkarabiliyormuş.
pop her shoulder out of its socket: omzun aniden çıkması
Burada pop ettirgen bir fiildir: omzunun eklem yuvasından aniden çıkmasını sağlar. Socket, kemiğin ucunu içinde tutan eklem çukurudur; dolayısıyla ifadenin tamamı omzunu çıkarabildiği anlamına gelir. pop + nesne + out of + yer kalıbı, hareketi ani ve canlı biçimde anlatır. Bir nesnenin oturduğu yerden zorla çıkmasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Omzunun çıkmasına neden oldu anlamındaki canlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hard landing ____.
Cevabı göster
popped his shoulder out of its socket
was all going well: her şey yolunda gidiyordu
be going well, bir etkinliğin, planın veya durumun başarıyla ilerlediğini belirtir. Bu cümlede going, olayların nasıl geliştiğini anlatır; yürüyerek hareket etmek anlamına gelmez. all, durumun genel olarak iyi olduğunu vurgular. Geçmiş zamandaki was ... going well, hikâyede devam etmekte olan bir durumu gösterir. Ardından but veya until gelerek daha sonraki bir değişikliği sıkça anlatır; ancak ifadenin kendisi yalnızca işlerin yolunda gittiğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede going well, bir durumun başarıyla ilerlediği anlamına gelir?
- The event was all going well until the fire alarm rang.
- Nora was going home after the event.
- The bus was going slowly through traffic.
Cevabı göster
The event was all going well until the fire alarm rang.
I've had a great time: keyifli bir deneyimi özetlemek
I've had a great time, “burada geçirdiğim zamandan çok keyif aldım” anlamına gelir. have a great time, bir etkinlikten veya ziyaretten keyif almayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir; have had zamanı sahiplenmek anlamında değildir. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect, daha önce başlayan deneyimi konuşma anına bağlar. Bu nedenle bu cümle, ayrılmak üzereyken yaşananları özetlemenin doğal bir yoludur.
Alıştırma
Bir partiden sonra kapıda vedalaşıyorsun. O ana kadarki deneyimini en doğal biçimde hangi cümle özetler?
- I've had a great time.
- I'm having a great time, so I'm not leaving yet.
- I had a great time at last year's party.
Cevabı göster
I've had a great time.
you go all right: Avustralya İngilizcesinde samimi övgü
Avustralya İngilizcesindeki bu samimi kullanımda you go all right, “oldukça iyisin” veya “iyi iş çıkarıyorsun” anlamında ölçülü bir övgüdür. Konuşan kişi karşısındakinin becerisini ya da çekiciliğini değerlendirir. Buradaki go bir hareketi anlatmaz. all right, övgüyü olumlu ama rahat ve ölçülü kılar; amazing kadar güçlü değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “you go all right” ne anlama geliyor?
- Şimdi gidebilirsin.
- Oldukça iyisin.
- Doğru biçimde yürüyorsun.
Cevabı göster
Oldukça iyisin.
asks Cheryl if she wants to do: evet-hayır sorusunu dolaylı aktarma
Ask + kişi + if + yan cümle yapısı, konuşanın sözlerini aynen alıntılamadan evet-hayır sorusunu aktarır. Burada soru sorulan kişi Cheryl'dır ve if she wants to do ... sorunun içeriğini verir. If burada bir koşulu değil, “olup olmadığını” ifade eder. If sonrasındaki yan cümle düz cümle sırasını kullanır: she wants denir, does she want denmez. Buna karşılık gelen doğrudan soru “Do you want to do ...?” olur.
Alıştırma
“Do you want to join the game?” sorusunu ask + kişi + if + yan cümle yapısıyla doğru aktaran cümle hangisidir?
- He asked Mia if did she want to join the game.
- He asked if Mia did want she to join the game.
- He asked Mia if she wanted to join the game.
Cevabı göster
He asked Mia if she wanted to join the game.
do some circle work: Avustralya otomobil kültürü argosu
Avustralya'nın gündelik otomobil kültüründe do some circle work, bir aracı tekrar tekrar daireler çizerek sürmek anlamına gelir. Bu sırada tekerlekler patinaj yapabilir, araç kayabilir ve toz kalkabilir. İfadenin bütünü bu etkinliğin adıdır; buradaki work, iş veya çalışma anlamına gelmez. Bu cümlede Leroy, Cheryl'a kendi ute aracıyla bu gösterişli sürüş türünü birlikte yapmak isteyip istemediğini soruyor. İfade bir araçla birlikte kullanıldığında, gerçek anlamda dairelerle ilgili bir iş değil, bir sürüş gösterisi olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede do some circle work ne anlama geliyor?
- Bir aracı daireler çizerek ve çoğu zaman kaydırarak sürmek
- Herkes daire şeklinde dururken bir iş yapmak
- Bir atölyede yuvarlak parçaları onarmak
Cevabı göster
Bir aracı daireler çizerek ve çoğu zaman kaydırarak sürmek
ute: Avustralya İngilizcesinde bir araç adı
Ute, utility vehicle ifadesinin kısaltılmış biçiminden gelen ve Avustralya İngilizcesinde yaygın kullanılan bir isimdir. Genellikle önde yolcu kabini, arkada ise açık yük alanı bulunan hafif bir aracı anlatır ve genel olarak pickup veya pickup truck ile karşılaştırılabilir. his new ute ifadesinde ute, aracı belirten sıradan ve sayılabilen bir isimdir. U-T-E harflerinin adları ayrı ayrı söylenmez; tek bir kelime olarak telaffuz edilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. The sözcüğünden sonra gelen kelimenin son sesine odaklanın.
- I can see the ute by the gate.
- I can see the youth by the gate.
- I can see the ewe by the gate.
Cevabı göster
I can see the ute by the gate.
But Cheryl remembers something about a pumpkin, Kültür
3:07Ama Cheryl'in aklına balkabağıyla ilgili bir şey gelmiş,
something about a pumpkin: Külkedisi masalına bir gönderme
something about ... ifadesi, Cheryl'ın tam bir açıklamayı değil, yalnızca belirsiz bir ayrıntıyı hatırladığını gösterir. Buradaki ayrıntı balkabağıdır ve bu, Külkedisi masalına dolaylı bir göndermedir. Geleneksel masalda bir balkabağı Külkedisi'nin arabasına dönüştürülür ve büyü gece yarısı sona erer. Bu nedenle balkabağını hatırlamak, sıradan bir sebzeyi değil, gece yarısı sınırını akla getirir.
Alıştırma
Bu cümlede something about a pumpkin neyi ima ediyor?
- Cheryl bir sebze satın almayı planlıyor.
- Cheryl yapmak istediği bir tarifi hatırlıyor.
- Cheryl, Külkedisi masalını ve gece yarısı sınırını belli belirsiz hatırlıyor.
Cevabı göster
Cheryl, Külkedisi masalını ve gece yarısı sınırını belli belirsiz hatırlıyor.
legs it out of there: çok hızlı uzaklaşır
Leg it, “kaçmak” veya “çok hızlı ayrılmak” anlamına gelen, Britanya İngilizcesine özgü gündelik bir ifadedir. legs it içinde leg fiil olarak kullanılır ve özne she olduğu için -s eki alır. Out of there, kaçışın yönünü belirtir. Bu ifade bir bütün olarak çalışır: it herhangi bir nesneye gönderme yapmaz, bu nedenle legs ve it kelimelerini tek tek çevirmek anlamlı olmaz.
Alıştırma
Cümleyi leg it ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the alarm sounded, everyone ____ out of the building.
Cevabı göster
legged it
Oi: birinin dikkatini güçlü biçimde çekme sözü
Oi, birine seslenip dikkatini çekmek için kullanılan bir ünlemdir. Burada Leroy, nereye gittiğini sormadan önce uzaklaşan kişiyi durdurmak için bu sözü kullanır. hello gibi tarafsız bir selamlaşma değildir. Samimi Britanya İngilizcesinde birbirini tanıyan kişiler arasında şakacı gelebilir; ancak sert bir tonla söylendiğinde kızgın, kavgacı veya kaba duyulabilir.
Alıştırma
Yargı: Tanımadığınız bir müşteriyi kibarca geri çağırmanız gerekiyor. “Oi, come back here!” demek uygun mudur?
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
where you going?: are sözcüğünün samimi konuşmada atılması
Where you going?, Where are you going? sorusunun samimi ve standart dışı kısaltılmış biçimidir. Yardımcı fiil görevi gören be biçimi are atılmıştır; ancak where, you ve -ing alan fiil, amaçlanan sorunun kolayca anlaşılmasını sağlar. Bu biçimi çok samimi konuşmalarda ve bazı lehçelerde gördüğünüzde tanıyın. Standart konuşma ve yazıda are sözcüğünü koruyun: Where are you going?
Alıştırma
Standart soruyu tamamlayın: Where ____ you going?
Cevabı göster
are
But she was off into the night on a dirt bike. Kalıp ifadeler
3:13Ama kız çoktan bir arazi motosikletiyle gecenin karanlığına karışmış.
was off into the night: ayrılıp gecenin karanlığında gözden kaybolmak
Burada was off, “ayrılmıştı” veya “çoktan yola çıkmıştı” demektir. Off burada bir makinenin kapatılmasını değil, ayrılmayı anlatır. Into the night, karanlığa doğru uzaklaşıp sahneden çıkma yönünü ve canlı bir görüntüyü ekler. Bu nedenle was off into the night, yalnızca she left demekten daha görsel ve öyküleyici bir ayrılış anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede was off into the night ne anlama geliyor?
- Hava karardıktan sonra arazi motosikletini kapatmıştı.
- Yola çıkmak için geceye kadar beklemeye karar vermişti.
- Çoktan ayrılmış ve karanlığa doğru uzaklaşıyordu.
Cevabı göster
Çoktan ayrılmış ve karanlığa doğru uzaklaşıyordu.
Bedtime, remember?: bilinen bir kuralı hatırlatmak
Bedtime, It’s bedtime ifadesinin kısa biçimidir; tam bir cümle kurmadan sırada ne yapılması gerektiğini söyler. Sonuna eklenen remember?, “daha önce kararlaştırdığımız veya sana söylediğimiz şeyi unutma” demektir. Bu, gerçek bir hafıza testi değildir. remember?, Bedtime sözünü bir hatırlatmaya dönüştürür ve bu aile ortamında uyku saati sınırını nazik ama açık biçimde yeniden belirtir.
Alıştırma
Bedtime, remember? ifadesinde remember? sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Dinleyicinin uzun bir hikâyeyi hatırlayıp hatırlamadığını sınar.
- Dinleyiciye zaten bildiği uyku saati kuralını hatırlatır.
- Dinleyiciye uyku saati hakkında tamamen yeni bilgi verir.
Cevabı göster
Dinleyiciye zaten bildiği uyku saati kuralını hatırlatır.
left behind: bir eşyayı almadan ayrılmak
Left behind, leave behind fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. Burada, cam ayakkabıyı yanına almadan gittiğini ve ayakkabının orada kaldığını anlatır. Bağlam, onu yanlışlıkla bıraktığını gösterir. Leave behind ayrılabilir: leave a bag behind ve leave behind a bag yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse araya gelir: leave it behind. she'd left ifadesindeki 'd, had anlamına gelir; bu nedenle left geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi leave behind ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Maya got home and realized she'd ____ her umbrella ____ at the café.
Cevabı göster
left · behind
glass slipper: Külkedisi'ni belirleyen ipucu
Glass slipper, Külkedisi'nin balodan ayrılırken kaybettiği ünlü ayakkabıdır. Geleneksel hikâyede prens, onu giyen kişiyi aramak için bu ayakkabıyı kullanır. Burada slipper, günlük hayattaki ev ayakkabısı anlamından çok masaldaki bu özel ayakkabıyı ifade eder. İzleyiciler cam ayakkabıyı Külkedisi hikâyesinin temel bir ipucu olarak tanır. Bu nedenle onu çok farklı bir ayakkabı türüyle değiştirmek, bilinen masalı eğlenceli bir şekilde değiştirir.
Alıştırma
Geleneksel Külkedisi hikâyesinde glass slipper nasıl bir rol oynar?
- Balkabağı arabasını onarmak için kullanılır.
- Külkedisi'ni gece yarısının yaklaştığı konusunda uyarır.
- Prensin Külkedisi'ni tanıyıp bulmasına yardım eder.
Cevabı göster
Prensin Külkedisi'ni tanıyıp bulmasına yardım eder.
Any ideas?: kısaca öneri isteme
Any ideas?, birinin bir plan, cevap veya çözüm önermesini istemenin kısaltılmış ve konuşma diline özgü bir yoludur. Daha tam biçimi Do you have any ideas? şeklindedir. Bu cümlede karşı taraf somut bir öneri sunmaya davet edilir; fikirlerin var olup olmadığı soyut biçimde sorulmaz.
Alıştırma
Öneri istemek için bu dersteki kısa soruyu kullanın: The printer still won't connect. ____?
Cevabı göster
Any ideas
went from house to house: evleri birer birer ziyaret etmek
went from house to house, Leroy'nin evleri birbiri ardına ziyaret ettiği anlamına gelir. Yalnızca belirli iki ev arasında gidip gelmeyi anlatmaz. from + tekil isim + to + aynı tekil isim kalıbı, bir dizi benzer yer arasında tekrarlanan hareketi gösterir. from door to door, from room to room ve from village to village gibi ifadelerde normalde tanımlık kullanılmaz.
Alıştırma
Birbiri ardına evleri ziyaret etmeyi anlatan bu dersteki tam ifadeyi kullanın: The volunteers went ____ delivering leaflets.
Cevabı göster
from house to house
trying the roller skate on: ayrılabilen try on öbek fiili
Burada trying the roller skate on, uygun olup olmadığını görmek için pateni birine kısa süreliğine giydirmek anlamına gelir. Ardından gelen all the ladies, patenin kimler üzerinde denendiğini gösterir. Try on ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse try on the roller skate veya try the roller skate on denebilir. Nesne bir zamirse araya gelmelidir: try it on denir, try on it denmez.
Alıştırma
Cümleyi try on ve them zamirini kullanarak tamamlayın: These boots might fit, so please ____.
Cevabı göster
try them on
put them on: put on içinde zamirin yeri
Put them on, daha önce sözü edilen giyilebilir şeyleri vücuda takmak veya giymek, yani kullanmaya başlamak anlamına gelir. Zaten giyiyor olma durumunu değil, giyme eylemini anlatır. Put on ayrılabilir. İsim olan bir nesne on sözcüğünden sonra veya put ile on arasına gelebilir: put on your shoes ya da put your shoes on. Zamir ise mutlaka araya gelir: put them on denir, put on them denmez.
Alıştırma
Cümleyi put on ve them zamirini kullanarak tamamlayın: Your gloves are by the door. It is cold, so ____ before you leave.
Cevabı göster
put them on
they fit: doğru ölçü ve şekilde olmak
they fit ifadesinde fit, “ölçüsü ve şekli uygun olmak” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. They, onun giydiği eşyaları belirtir ve fit fiilinden sonra nesne gerekmez. Kime uygun olduğu da belirtilebilir: These shoes fit ayakkabıların doğru ölçüde olduğunu, These shoes fit me ise kime uygun olduğunu söyler. Aynı fiil, ölçüleri birbirine uyan parçalar veya kaplar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Ölçüyü özellikle anlatan fiili seçin: These shoes don't ___ me. They're two sizes too small.
- suit
- fit
- match
Cevabı göster
fit
Choice!: Avustralya ve Yeni Zelanda argosunda “harika”
Burada Choice, “Mükemmel!” veya “Harika!” anlamına gelen kısa bir onay ifadesidir. Bir seçenek veya seçme eylemi anlamındaki isim değildir. Bu argo kullanım özellikle Yeni Zelanda İngilizcesiyle ilişkilidir ve Avustralya İngilizcesinde de görülür. Tek sözcüklük bir karşılık olarak cümleye rahat ve bölgesel bir ton verir.
Alıştırma
And she was like, “Choice.” cümlesinde Choice ne ifade eder?
- Sonucun harika olduğunu düşündü.
- Birinin seçim yapmasını istedi.
- Yalnızca bir seçenek olduğuna inanıyordu.
Cevabı göster
Sonucun harika olduğunu düşündü.
and the stepsisters accidentally wore the same dress,
3:44üvey kız kardeşler yanlışlıkla aynı elbiseyi giymiş,
“The end.”: hikâyeyi bitiren kalıp ifade
The end., bir hikâyeden sonra tek başına söylenen kalıplaşmış bir kapanış ifadesidir. Sıradan bir bitiş noktasını adlandırmak yerine, anlatının tamamının sona erdiğini dinleyiciye bildirir. Bir kapanış işareti gibi açık bir sınır çizer: öncesindeki her şey hikâyeye aittir ve sonrasında hikâyenin devam etmesi beklenmez.
Alıştırma
Hikâyeyi geleneksel kapanış ifadesiyle tamamlayın: They all reached home safely. ____.
Cevabı göster
The end
“Let's do this.”: başlamak için enerjik bir çağrı
Let's do this. ifadesi, bir göreve, zorlu işe veya gösteriye başlarken kullanılan samimi bir harekete geçme çağrısıdır. Hem eyleme geçmeyi önerir hem de konuşana veya gruba kısa bir cesaret verir. Let's, let us ifadesinin konuşma dilindeki kısaltmasıdır; bu nedenle konuşan kişi normalde eyleme dâhildir. This, fiziksel bir nesneyi değil, başlamak üzere olan etkinliğin tamamını ifade edebilir.
Alıştırma
Siz ve ekip arkadaşlarınız zor bir göreve başlamak üzeresiniz. Hangi cümle grubu doğal biçimde cesaretlendirip başlamaya yönlendirir?
- Let's do this.
- You do this alone.
- We did it yesterday.
Cevabı göster
Let's do this.
Try and make me laugh: resmî olmayan try and + fiil yapısı
Resmî olmayan konuşmada try and + fiilin yalın hâli, çoğu zaman try to + fiilin yalın hâli ile aynı anlama gelir. Burada Try and make me laugh, karşıdaki kişiden konuşanı güldürmek için çaba göstermesini isteyen bir meydan okumadır. Bu iki fiil sırayla yapılan iki ayrı eylemi anlatmaz. And, try ile denenmek istenen eylemi bağlar; and sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: make.
Alıştırma
Hangi cümle, anlamı değiştirmeden “Try and make me laugh” ifadesini en iyi biçimde yeniden söyler?
- Make me laugh without trying.
- Try to make me laugh.
- Try first, and then I will make you laugh.
Cevabı göster
Try to make me laugh.
not going to happen: gerçekleşmeyeceğine dair kesin tahmin veya kararlı ret
Not going to happen, konuşanın beklenen bir olayın ya da sonucun gerçekleşmeyeceğinden emin olduğunu belirtir. Burada, konuşanı güldürme girişiminin başarısız olacağı anlamına gelir. Going to gelecekteki ya da beklenen sonucu gösterir; hareket bildirmez. It veya that bir öneri ya da isteğe gönderme yaptığında, It's/That's not going to happen kesin bir ret işlevi de görebilir. Bağlam, konuşanın bir sonucu mu tahmin ettiğini yoksa bir fikri mi reddettiğini gösterir.
Alıştırma
Birisi “Can I use your password?” diye soruyor. Hangi yanıt doğrudan ve kesin bir ret bildirir?
- I'm not sure what happened.
- I'm going there later.
- That's not going to happen.
Cevabı göster
That's not going to happen.
impossible to make laugh: özne etkilenen kişidir
I am impossible to make laugh cümlesinde I, birinin güldürmeye çalışacağı kişidir. make fiilinden sonra söylenmeyen nesne özneye gönderme yapar; bunu It is impossible to make me laugh ile karşılaştırın. Sıfat + to-infinitive yapısı, özneyi etkilemenin ne kadar zor olduğunu anlatır. Burada make ettirgen anlamdadır: make + kişi + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır; make me laugh buna örnektir. Asıl yapıda kişinin I olduğu zaten anlaşıldığı için tekrar edilmez ve laugh, önünde to olmadan yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi, 'It is easy to make our coach laugh' ile aynı anlama gelecek şekilde make + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Our coach is easy to ____.
Cevabı göster
make laugh
serious face: ciddi bir yüz ifadesi
serious face ifadesindeki face, yalnızca vücut bölümü olan yüzü değil, birinin yüzünde görülen ifadeyi anlatır. A serious face ciddi, odaklanmış ya da eğlenmiyormuş gibi görünen bir yüz ifadesidir. Aynı kalıp a happy face ve a sad face ifadelerinde de görülür. Let me get my serious face cümlesindeki get, bu ifadeyi hazırlamayı veya takınmayı anlatır. Söyleyiş şakacı ve gündeliktir: Konuşan kişi ciddi görünmeye hazırlanmaktadır.
Alıştırma
Gülmemek için gösterilen çabayı özellikle vurgulamadan, genel olarak ciddi bir yüz ifadesini en iyi hangi ifade anlatır?
- a serious face
- a straight face
Cevabı göster
a serious face
I wasn't ready for that: beklenmedik bir duruma tepki vermek
I wasn't ready for that, “Az önce olan şey beni hazırlıksız yakaladı” anlamına gelir. Buradaki that, uzaktaki bir nesneyi değil, az önce gerçekleşen olayı veya hareketi gösterir. Geçmiş zaman biçimi wasn't, şaşkınlığın hemen öncesindeki ya da yaşandığı andaki duruma bakar: konuşanın hazırlanacak zamanı olmamıştır. Tonlamaya göre şaşkınlık, eğlenme veya her ikisini birden anlatabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız aniden kapının arkasından çıkıyor. Bu sürprizin sizi hazırlıksız yakaladığını en doğal biçimde hangi yanıt anlatır?
- I wasn't ready for that.
- I was ready for that.
- I'm looking forward to that.
Cevabı göster
I wasn't ready for that.
are bananas: çılgın veya saçma anlamında gündelik argo
You kids are bananas cümlesinde are bananas, “çok çılgın, taşkın veya saçma” anlamına gelen gündelik bir argo ifadedir. Bananas, are fiilinden sonra sıfat gibi kullanılır; meyve anlamında değildir. Gülerek veya sıcak bir tonla söylendiğinde eğlenceli bir övgü ya da takılma olabilir: çocuklar çok komik ve taşkın davranıyordur. Sinirli bir tonla söylendiğinde ise aynı sözler mantıksız bir davranışı eleştirebilir. Bu nedenle ifadenin ne kadar dostça olduğu bağlama ve tonlamaya bağlıdır.
Alıştırma
Bir partide biri gülerek “Your dance moves are bananas!” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Dans hareketlerin meyve şeklinde.
- Dans hareketlerin çılgın ve komik.
- Dans hareketlerin dikkatle planlanmış.
Cevabı göster
Dans hareketlerin çılgın ve komik.
Give me another go: yeniden denemek için izin istemek
Give me another go ifadesinde go, «gitmek veya ayrılmak» anlamındaki fiil değil, «bir deneme» ya da «bir sıra» anlamındaki sayılabilen isimdir. Another go, bir deneme daha demektir. give + kişi + another go yapısı, birinden o kişiye yeniden deneme izni vermesini istemek için kullanılır. Buradaki me, ek sırayı isteyen kişinin konuşan kişi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir kez denediniz ve karşınızdaki kişinin tekrar denemenize izin vermesini istiyorsunuz. go kullanarak gündelik Britanya İngilizcesi ricasını tamamlayın: Give me ____.
Cevabı göster
another go
I give up: denemeyi bırakmak veya yenilgiyi kabul etmek
I give up, «denemeyi bırakacağım» ya da «yenilgiyi kabul ediyorum» anlamına gelen kalıplaşmış bir öbek fiil ifadesidir. Bir oyun, bulmaca, tahmin veya meydan okumada etkinlik zaten belli olduğu için nesne gerekmez. Bir şeyi tahmin etme durumunda, karşıdaki kişiyi cevabı açıklamaya da davet edebilir. give up ifadesini tek bir bütün olarak anlayın; bir nesneyi yukarı doğru vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Mümkün olan her kodu denedikten sonra durmaya karar veriyorsunuz. Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: I ____.
Cevabı göster
give up
Humpty Dumpty: bir İngiliz çocuk tekerlemesi karakteri
Humpty Dumpty, geleneksel bir İngiliz çocuk tekerlemesindeki karakterin adıdır. Tekerlemede bir duvarın üstünde oturur ve sonra düşer; bu yüzden sonraki dizelerde duvardan, düşüşten ve ona yardım etmeye çalışan kralın atlarıyla adamlarından söz edilir. Humpty Dumpty'yi sözcük sözcük çevrilecek sıradan bir ifade olarak değil, tek bir özel ad olarak düşünün.
Alıştırma
Bu cümlede Humpty Dumpty nedir?
- Duvara oturma talimatı.
- Bir çocuk tekerlemesi karakterinin adı.
- Bir duvar türü.
Cevabı göster
Bir çocuk tekerlemesi karakterinin adı.
had a great fall: great ‘büyük veya ciddi’ anlamında
had a great fall ifadesinde had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; have a fall ise “düşmek” veya “bir düşüş yaşamak” demektir. Great, düşüşün büyüklüğünü ya da ciddiyetini anlatır. Burada great düşüşü övmez ve “mükemmel” anlamına gelmez. Dize, Humpty Dumpty'nin büyük ve ciddi bir düşüş yaşadığını söyler.
Alıştırma
Bu dizeye en uygun anlamı seçin: Humpty Dumpty had a great fall.
- Humpty Dumpty güzel bir gün geçirdi.
- Humpty Dumpty'nin düşüşü mükemmel bir gösteriydi.
- Humpty Dumpty kötü bir şekilde düştü.
Cevabı göster
Humpty Dumpty kötü bir şekilde düştü.
And the horses couldn't put Humpty together again...
5:15Ve atlar Humpty'yi bir daha toparlayamadı...
All the king's horses ... all the king's men: Humpty Dumpty'nin sabit bir dizesi
Bu, İngiliz çocuk tekerlemesi Humpty Dumpty'nin bilinen sabit bir dizesidir. Tekerlemede atlar ve adamlar, kralın gönderebileceği bütün yardımı ve gücü temsil eder. All the king's ... yapısının tekrarı, mümkün olan her kaynağın kullanıldığını vurgular ve sonraki dizeyi hazırlar: bütün bu yardım bile Humpty'yi onaramaz. Bu, gerçek bir askerî sahnenin haberi değil, tekerlemeye özgü abartılı bir görüntüdür.
Alıştırma
Çocuk tekerlemesindeki bu sabit dize neyi anlatır?
- Kralın kullanabileceği bütün yardım ve gücü belirtir.
- Çocuklardan bir at seçmelerini ister.
- Gerçek bir askerî geçit törenini haber verir.
Cevabı göster
Kralın kullanabileceği bütün yardım ve gücü belirtir.
couldn't couldn't put Humpty together again. Öbek fiiller
5:37Humpty'yi bir daha, bir daha toparlayamadı.
put Humpty together again: bütünü yeniden birleştirmek
put Humpty together again ifadesinde put ... together, ayrı veya kırık parçaları tek bir bütün oluşturacak şekilde birleştirmek demektir. Humpty nesnedir ve put ile together arasına gelir; burada together, biriyle birlikte vakit geçirmek anlamına gelmez. Again, eski hâline getirme anlamını ekler: amaç Humpty'yi önceki gibi yeniden bütün yapmaktır. Nesne bir zamirse, fiil ile parçacığın arasına konur: put it together veya put him together denir; put together it ya da put together him denmez.
Alıştırma
Zamiri doğru yere koyarak put ... together again yapısını kullanın: I took the toy apart, but I couldn't ____.
Cevabı göster
put it together again
Sıcak bir hitap sözü olarak love
Burada love, dinleyiciye doğrudan seslenmek için kullanılan bir sözdür. Yetişkin, çocuğu sıcak bir biçimde övüp cesaretlendirdiği için love, dear veya sweetheart sözcüklerine yakındır; sevgi anlamındaki soyut isim değildir. Bu kullanım tek başına romantik bir ilişkiyi göstermez. Anlamı ilişkiye, ses tonuna ve bölgesel geleneğe bağlıdır. love tamamlanmış bir cümlecikten sonra, özellikle de virgülden sonra geldiğinde dinleyiciye hitap etmek için kullanılıp kullanılmadığına bak.
Alıştırma
“That was good, love.” cümlesinde love ne işe yarar?
- Şarkının adını verir.
- Romantik aşkı resmî biçimde ilan eder.
- Dinleyiciye sıcak biçimde hitap eder ve onu cesaretlendirir.
Cevabı göster
Dinleyiciye sıcak biçimde hitap eder ve onu cesaretlendirir.
Bir çocuk şarkısının girişi olarak Twinkle, Twinkle
Twinkle, Twinkle, İngilizce çocuk şarkısı Twinkle, Twinkle, Little Star'ın bilinen girişidir. İnsanlar bu ilk iki sözcüğü şarkının kısa adı olarak da kullanabilir. Burada konuşan kişi bu şarkıyı söylemeyi öneriyor; birinden veya bir şeyden iki kez parlamasını istemiyor. Fiil olarak twinkle, küçük ve değişen ışıklarla parlamak anlamına gelir. Tekrarlanan bu girişi tanımak şarkıyı belirlemene ve How I wonder what you are ile Like a diamond in the sky gibi bilinen dizelerin geleceğini tahmin etmene yardım eder.
Alıştırma
“Let's try Twinkle, Twinkle.” cümlesinde Twinkle, Twinkle esas olarak neyi ifade eder?
- Bir çocuk şarkısının ilk sözleri ve kısa adı.
- Bir şeyi iki kez parlatma talimatı.
- Bir kişinin adı.
Cevabı göster
Bir çocuk şarkısının ilk sözleri ve kısa adı.
How I wonder what you are: şiirsel ünlem ve dolaylı soru
Burada How, I wonder ifadesini derece bildiren bir ünleme dönüştürür: konuşan kişi “çok merak ediyorum” demektedir. Bu şiirsel bir kullanımdır; konuşanın nasıl merak ettiğini soran bir soru değildir. what you are, wonder fiilinden sonra merak edilen içeriği belirtir. Dolaylı soru olduğu için düz cümle sırasını korur: what + özne + fiil; bu nedenle what are you değil, what you are kullanılır.
Alıştırma
Şiirsel ünlemi ve dolaylı soru sırasını doğru kullanan cümle hangisidir?
- How I wonder where does the river go.
- How do I wonder where does the river go?
- How I wonder where the river goes.
Cevabı göster
How I wonder where the river goes.
like a diamond in the sky: like ile benzetme
like a diamond in the sky bir benzetmedir. like, karşılaştırılan nesneyi tanıtır: yıldız, ikisi de parlak ve ışıltılı göründüğü için bir elmasa benzetilir. Burada like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp özne + look veya shine + like + isim öbeğidir.
Alıştırma
Benzetmeyi “benzer” anlamındaki sözcükle tamamlayın: The wet sand sparkled ____ gold in the sun.
Cevabı göster
like