İngilizce kelimeler neden her zaman yazıldığı gibi okunmaz – Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
432 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Bu mini ders, yazımın öğrencileri temperature, restaurant, chocolate ve comfortable gibi İngilizce sözcüklerde fazladan hece söylemeye nasıl yöneltebildiğini açıklıyor. Sözcüğün ortasındaki zayıf ve vurgusuz seslerin kaybolabileceğini gösteriyor ve bunları konuşurken ve dinlerken fark etmek için bir yöntem sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. dropped syllables. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Söylenmeyen ya da duyulmayacak kadar zayıflayan heceleri anlatan bu telaffuz terimini kavrayabilirsiniz. Böylece yazılı bir sözcüğün neden doğal söylenişinden daha fazla hece içeriyormuş gibi göründüğünü açıklayabilir ve aynı kavramı başka telaffuz derslerinde tanıyabilirsiniz. 2. It's not temperature, it's /ˈtemprətʃə(r)/. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir telaffuzu açıkça düzeltmek için karşıtlık kuran “It’s not X, it’s Y” kalıbını kullanabilirsiniz. Burada dört heceli okuma, doğal üç heceli biçimle karşılaştırılır; aynı yapı adları, bilgileri, sınıfları veya başka söyleniş biçimlerini düzeltmek için de kullanılabilir. 3. listen out for — Deyimsel fiiller: Belirli bir sesi ya da ayrıntıyı bilinçli olarak duymaya çalışırken bu ifadeyi kullanabilirsiniz. Dinleme çalışmasına somut bir hedef kazandırır ve odaksız biçimde dinlemek yerine doğal konuşmada kaybolan zayıf heceleri fark etmenize yardımcı olur.

Bu derste

The temperature is up to 20 degrees. Kalıp ifadeler

0:00

Sıcaklık 20 dereceye kadar çıktı.

Kalıp ifadeler

up to + sayı: üst sınır

up to 20 degrees ifadesinde up to, 20 dereceyi üst sınır olarak belirler: sıcaklık daha düşük olabilir veya 20 dereceye ulaşabilir. Sıcaklığın tam olarak 20 derece olduğu anlamına gelmez. up to + sayı yapısını bir sınır ifadesi olarak birlikte düşünün; up kelimesini yön bildiren “yukarı” anlamında yorumlamayın. Aynı yapı miktar, fiyat, süre veya kapasitenin en yüksek değerini gösterebilir.

Alıştırma

20 kişinin en yüksek sayı olduğunu söylemeniz gerekiyor. Hangi cümle doğrudur?

  1. The room can hold at least 20 people.
  2. The room can hold exactly 20 people.
  3. The room can hold up to 20 people.
Cevabı göster

The room can hold up to 20 people.

I'm definitely going to a restaurant tonight.

0:03

Bu akşam kesinlikle bir restorana gideceğim.

I'll order the chocolate mousse

0:07

Çikolatalı mus sipariş edeceğim

and I'll definitely reserve the most comfortable seat in the restaurant. Kalıp ifadeler

0:10

ve restorandaki en rahat masayı mutlaka rezerve edeceğim.

Kalıp ifadeler

reserve the most comfortable seat: önceden koltuk ayırtmak

reserve the most comfortable seat ifadesinde reserve, bir koltuğun sizin için tutulmasını önceden ayarlamak anlamına gelir. Fiil, ayrılan şeyi doğrudan nesne olarak alır: reserve a seat, reserve a table veya reserve a room. The most comfortable, konuşanın mevcut koltuklar arasında tercih ettiği koltuğu belirtir.

Alıştırma

Gösteriden önce bir tiyatroyu arıyorsunuz. Hangi istek doğaldır?

  1. I'd like to reserve a seat near the stage for Saturday.
  2. I'd like to order a seat near the stage for Saturday.
  3. I'd like to reserve near the stage a seat for Saturday.
Cevabı göster

I'd like to reserve a seat near the stage for Saturday.

What was wrong with my pronunciation?

0:18

Telaffuzumda ne yanlış vardı?

Okay, forget about my strange accent for a moment. Kalıp ifadeler

0:27

Tamam, tuhaf aksanımı bir anlığına unutun.

Kalıp ifadeler

forget about ... for a moment: bir şeyi geçici olarak kenara bırakmak

Burada forget about my strange accent for a moment, kısa bir süre aksana dikkat etmemek anlamına gelir. Dinleyiciden aksanı hafızasından tamamen silmesi istenmez. Tekrar kullanılabilecek yapı forget about + thing + for a moment şeklindedir. Konuşanın başka bir konuya devam edebilmesi için dikkati geçici olarak bir konudan uzaklaştırır.

Alıştırma

Özgün cümlede konuşan kişi dinleyiciden ne yapmasını istiyor?

  1. Aksanla ilgili bütün anıları sonsuza kadar silmek.
  2. Aksanı kısa süreliğine önemsemeyip sıradaki içeriğe odaklanmak.
  3. Aksanı olabildiğince dikkatli biçimde taklit etmek.
Cevabı göster

Aksanı kısa süreliğine önemsemeyip sıradaki içeriğe odaklanmak.

The pronunciation was wrong because I said too many syllables.

0:32

Telaffuz yanlıştı çünkü çok fazla hece söyledim.

I said temperature,

0:36

Ben temperature,

restaurant,

0:39

restaurant,

chocolate,

0:41

chocolate,

and comfortable.

0:42

ve comfortable dedim.

In today's mini English lesson, Anlatım akışı

0:44

Bugünkü mini İngilizce dersinde,

Anlatım akışı

In today's mini English lesson: sonraki içeriğe çerçeve çizmek

In today's mini English lesson, başlangıçta çerçeve oluşturan bir ifadedir. Dinleyicilere sonraki bilgilerin bu kısa derse ait olduğunu bildirir ve onları dersin konusuna hazırlar. In today's + event or program yapısı, ana mesajdan önce ortamı tanıtabilir: In today's meeting, ... veya In today's video, ... . Bu açılış ifadesi tek başına tam bir cümle değildir; normalde ardından ana cümle gelir.

Alıştırma

Kısa bir dersi tanıtmak için bu açılış yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The leaves changed colour in yesterday's lesson.
  2. In today's mini science lesson, we'll learn why leaves change colour.
  3. We'll today's mini science lesson why leaves change colour.
Cevabı göster

In today's mini science lesson, we'll learn why leaves change colour.

I'm going to teach you about dropped syllables. Kelime

0:45

size yutulan hecelerden (dropped syllables) bahsedeceğim.

Kelime

dropped syllables: konuşmada atılan heceler

Dropped syllables, yaygın bir konuşma biçiminde atılan veya artık duyulmayacak kadar zayıflayan hecelerdir. Burada dropped, yere düşmüş değil, söylenmemiş anlamına gelir. Bu nedenle bir kelime konuşmada, yazılışına bakarak beklenenden daha az duyulur hece vuruşuna sahip olabilir. Bu terim yazıda eksik bırakılan harfleri değil, telaffuzu anlatır.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde dropped syllables ne anlama gelir?

  1. Yazımda yanlışlıkla atlanan harfler
  2. Konuşmada atılan veya duyulamayacak kadar zayıflayan heceler
  3. En güçlü vurguyu taşıyan heceler
Cevabı göster

Konuşmada atılan veya duyulamayacak kadar zayıflayan heceler

Many English learners read the words before they learn how to say them. Dilbilgisi

0:48

Birçok İngilizce öğrencisi kelimeleri nasıl söyleyeceklerini öğrenmeden önce okur.

Dilbilgisi

learn how to say: learn + how to + fiilin yalın hâli

Learn how to say, bir şeyi söyleme yöntemini veya becerisini edinmek anlamına gelir. Yapı learn + how to + fiilin yalın hâlidir; burada say yalın hâldeki fiildir ve them, the words ifadesini belirtir. How to say them, learn fiilinin içeriğidir; doğrudan bir soru değildir. Bu cümlenin içinde How do I say ...? gibi doğrudan soru dizilişi değil, how to say kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik yapıyla tamamlayın: I want to learn ____ this politely.

Cevabı göster

how to say

So they end up saying too many syllables in the word. Öbek fiiller

0:52

Bu yüzden kelimedeki heceleri gereğinden fazla söylerler.

Öbek fiiller

end up saying: nihai sonuç için end up + -ing

End up saying, bir durum geliştikten sonra sonuçta bir şeyi söylemek veya o şekilde telaffuz etmek anlamına gelir. End up, fazla hece söylemeyi nihai sonuç olarak gösterir ve bu sonuç çoğu zaman amaçlanmamıştır; ifade, end ve up sözcüklerinin gerçek anlamlarının toplamı değildir. Yapı end up + fiilin -ing biçimidir: end up saying, end up waiting. Bu anlamda end up say veya end up to say kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi end up ve wait sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: We took the wrong train, so we ____ for another hour.

Cevabı göster

ended up waiting

When really one syllable should just disappear.

0:55

Oysa aslında bir hecenin tamamen ortadan kalkması gerekir.

This is because some words in English look like they have more syllables Kalıp ifadeler

0:59

Bunun nedeni, İngilizcedeki bazı kelimelerin yazılışlarına bakıldığında,

from the spelling than they actually do when we say them. Dilbilgisi

1:03

gerçekte okunduklarından daha fazla heceye sahipmiş gibi görünmesidir.

Kalıp ifadeler

look like they have more syllables: look like + yan cümle

look like they have more syllables ifadesinde look like, they have more syllables tam yan cümlesini başlatır. Yapı, yazılışa dayalı bir izlenimi anlatır: kelimeler daha fazla hece içeriyormuş gibi görünür. Look like + yan cümle, doğrulanmış bir gerçeği değil, görünüşe veya kanıta dayalı bir tahmini belirtir. Buradaki sonraki karşılaştırma, söylenen biçimlerde yazılışın düşündürdüğünden daha az hece bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle görünüşe dayalı bir yargı bildirmek için look like + tam yan cümle yapısını kullanır?

  1. It looks like the shop is closed.
  2. The shop looks closed.
  3. The shop looks like a library.
Cevabı göster

It looks like the shop is closed.

Dilbilgisi

than they actually do: tekrardan kaçınmak için do kullanımı

Karşılaştırma bölümü than they actually do içinde do, have syllables fiil grubunun yerini alır ve aynı sözlerin tekrarlanmasını önler. Buradaki do, “yapmak” anlamına gelmez. do’nun biçimi özneye ve zamana uyar: they do denir, ancak tekil bir özne does alır ve geçmiş zaman için did kullanılabilir. Bir karşılaştırmayı okurken eksiltilen fiil grubunu önceki yan cümleden tamamlayın.

Alıştırma

Karşılaştırmayı works yerine geçen do fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: This old printer works faster than the new one ____.

Cevabı göster

does

The reason we drop syllables is because the syllable is weak, Dilbilgisi

1:07

Heceleri yutmamızın nedeni o hecenin zayıf olmasıdır,

so it's easier to say the word without that syllable. Dilbilgisi

1:10

bu yüzden kelimeyi o hece olmadan söylemek daha kolaydır.

Dilbilgisi

The reason ... is because ...: bir nedeni açıklamak için konuşma kalıbı

The reason + yan cümle + is because + yan cümle kalıbı, önce açıklanması gereken durumu belirtir, ardından nedenini verir. Örnekte we drop syllables açıklanacak durumu, the syllable is weak ise nedeni belirtir. Açıklamaya The reason ... ile başlamak, neden verilmeden önce açıklamanın konusunu netleştirir. Aynı temel mesaj daha doğrudan We drop syllables because the syllable is weak. şeklinde de söylenebilir.

Alıştırma

Konuşma dilindeki açıklamayı The reason ... is because ... kalıbıyla tamamlayın: The reason Maya took the bus ____ her bike had a flat tire.

Cevabı göster

is because

Dilbilgisi

easier to say: easier + to + fiilin yalın hâli

easier to say ifadesinde easier, easy sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; to say ise daha az çaba gerektiren eylemi belirtir. Kalıp easier + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: easier to remember, easier to use. Buradaki karşılaştırma bağlamdan anlaşılır: kelimeyi zayıf hece olmadan söylemek, o heceyle söylemekten daha kolaydır. Karşıtlık açıksa than ile başlayan bölüm söylenmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle easier + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?

  1. The new password is easier remembering.
  2. The new password is more easy to remember.
  3. The new password is easier to remember.
Cevabı göster

The new password is easier to remember.

The process of omitting weak syllables happens in lots of languages. Kelime

1:12

Zayıf heceleri yutma süreci birçok dilde görülür.

Kelime

weak syllables: vurgusuz ve daha az belirgin heceler

Weak syllables, vurgusuz ve vurgulu hecelere göre daha az belirgin olan hecelerdir. Telaffuzda weak, bir hecenin nasıl duyulduğunu anlatır; fiziksel olarak zayıf olduğu anlamına gelmez. Zayıf bir hece çoğunlukla daha kısadır ve /ə/ gibi indirgenmiş bir ünlü içerebilir. Yine de söylenebilir; bu nedenle weak otomatik olarak omitted anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir telaffuz dersinde weak syllables ne anlama gelir?

  1. En güçlü vurguyla söylenen heceler
  2. Vurgusuz ve daha az belirgin heceler
  3. Her zaman atılması gereken heceler
Cevabı göster

Vurgusuz ve daha az belirgin heceler

It's just that when something that wasn't important in the first place, Kalıp ifadeler

1:16

En başından beri önemli olmayan bir şeyin,

gradually goes away. Öbek fiiller

1:20

yavaş yavaş ortadan kaybolması gibidir.

Kalıp ifadeler

in the first place: en başta, başından beri

In the first place, “en başta” veya “zaten başından beri” anlamına gelir. Burada wasn't important in the first place, bir şeyin kaybolmaya başlamadan önce de önemli olmadığını söyler. Bu ifade, bir sonucu açıklamak veya bir şeyin neden gerçekleştiğini sorgulamak için ilk olguya ya da nedene döner. Gerçek bir “ilk yer” anlamına gelmez.

Alıştırma

“En başından beri” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: I never wanted to join the race ____.

Cevabı göster

in the first place

Öbek fiiller

gradually goes away: yavaş yavaş kaybolmak

Burada go away, “kaybolmak” veya “artık var olmamak” anlamına gelir; “başka bir yere gitmek” anlamında değildir. Sesler, kokular, ağrılar, duygular ve sorunlar go away olabilir. Gradually, değişimin yavaş yavaş gerçekleştiğini gösterir. Something tekil olduğu için goes kullanılır; geçmiş zamanda went away olur.

Alıştırma

Cümleyi gradually ve go away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The strange smell ____ over the next hour.

Cevabı göster

gradually went away

And lots of learners have problems with this Kalıp ifadeler

1:21

Ve İngilizce öğrenmeye ilk başladıklarında

when they first start learning English.

1:23

pek çok öğrenci bu konuda sorun yaşar.

Kalıp ifadeler

have problems with: bir konuda zorluk yaşamak

Have problems with, bir konuda “zorluk yaşamak” veya o alanda tekrar tekrar sorunla karşılaşmak anlamına gelir. Bu cümlede this, öğrencilerin zor bulduğu alanı belirtir; with burada bir sorunu başka biriyle paylaşmak anlamına gelmez. With'ten sonra isim, zamir veya fiilin -ing biçimi gelir: have problems with pronunciation, have problems with this ya da have problems with remembering names.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle eksiksiz tamamlayın: Many new learners ____ understanding fast speech.

Cevabı göster

have problems with

Let's take another look at the words I mispronounced at the beginning. Kalıp ifadeler

1:25

Başlangıçta yanlış telaffuz ettiğim kelimelere bir daha bakalım.

Kalıp ifadeler

take another look at: gözden geçirmek için tekrar bakmak

Take another look at, genellikle kontrol etmek, gözden geçirmek veya yeniden düşünmek için “bir şeye tekrar bakmak” anlamına gelir. Another, daha önce bir kez bakıldığını gösterir; at ise yeniden incelenecek şeyi tanıtır. Bu cümlede Let's, eylemi ortak bir öneri hâline getirir: konuşan kişi herkesi kelimelere dönüp onları birlikte gözden geçirmeye davet eder.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle eksiksiz tamamlayın: Before we decide, let's ____ the schedule.

Cevabı göster

take another look at

It's not temperature, it's /ˈtemprətʃə(r)/. Dilbilgisi

1:28

Doğrusu temperature değil, /ˈtemprətʃə(r)/.

Dilbilgisi

It's not X, it's Y: doğrudan düzeltme

It's not X, it's Y doğrudan düzeltme yapmak için kullanılan iki bölümlü bir kalıptır. İlk bölüm yanlış olanı reddeder, ikinci bölüm doğrusunu verir. Burada kalıp iki telaffuzu karşılaştırır; ardından yazılan IPA doğru telaffuzdur, ezberlenecek bir kelime değildir. X ve Y, iki ad, tarih, sayı, bilgi veya telaffuz gibi birbirinin yerine geçebilecek aynı türden bilgiler olmalıdır. Böylece dinleyen kişi neyin değiştirildiğini tam olarak anlar.

Alıştırma

It's not X, it's Y kalıbıyla doğrudan düzeltmeyi tamamlayın: ____ Tuesday, ____ Thursday.

Cevabı göster

It's not · it's

Three syllables, not four.

1:32

Dört değil, üç hece.

The temperature in my hot yoga class this morning was so hot,

1:34

Bu sabah sıcak yoga dersindeki sıcaklık o kadar yüksekti ki,

it felt more like a sauna in hell. Deyimler

1:38

cehennemdeki bir sauna gibi hissettirdi.

Deyimler

felt more like a sauna in hell: mizahi abartı

felt more like + isim öbeği yapısında felt, bir şeyin konuşan kişiye nasıl göründüğünü veya hissettirdiğini anlatır; more like ise daha güçlü ya da daha doğru bir görüntü sunar. A sauna in hell aşırı sıcakla ilgili iki görüntüyü birleştirir. Bu yüzden konuşan kişi, ortamın dayanılmaz derecede sıcak olduğunu şakayla anlatmaktadır. Bu bir abartmadır: etki yaratmak için bir şeyi çok büyük gösterme yoludur. Gerçek bir sauna veya gerçek bir yer anlatılmamaktadır.

Alıştırma

Bu cümle burada gerçekte ne anlama geliyor?

  1. Konuşan kişi bir saunanın gerçek konumunu söylüyordu.
  2. Konuşan kişi odanın hoş bir sıcaklıkta olduğunu düşündü.
  3. Konuşan kişi ortamın dayanılmaz derecede sıcak olduğunu düşündü.
Cevabı göster

Konuşan kişi ortamın dayanılmaz derecede sıcak olduğunu düşündü.

And it's /ˈrestrɒnt/, not restaurant.

1:41

Ve bu /ˈrestrɒnt/, restaurant değil.

Oh, there's the owner of that famous restaurant.

1:45

Ah, işte o ünlü restoranın sahibi.

Hi Ella.

1:48

Merhaba Ella.

You see, it's /ˈrestrɒnt/, Ton ve niyet

1:50

Gördüğünüz gibi, /ˈrestrɒnt/,

two syllables, not restaurant, three syllables.

1:52

iki hece, üç heceli restaurant değil.

Ton ve niyet

Açıklama başlatan You see,

Bu cümlede You see bir söylem belirtecidir. Dinleyicinin gerçekten bir şeye baktığı anlamına gelmez. “Anlaman gereken nokta şu” sinyalini verir. Telaffuz düzeltmesinden önce kullanıldığında, sonraki bilginin bir açıklama ya da netleştirme gibi duyulmasını sağlar. Aynı ifade, dinleyicinin konuşanın düşünce akışını izlemesine yardımcı olan bir nedeni veya ayrıntıyı da başlatabilir.

Alıştırma

You see bu cümlede ne işe yarıyor: “You see, the road is closed for repairs.”?

  1. Birine yola bakmasını söyler.
  2. Konuşanın yolu daha önce gördüğü anlamına gelir.
  3. Ardından gelen açıklamayı başlatır.
Cevabı göster

Ardından gelen açıklamayı başlatır.

And it's /ˈtʃɒklət/, not chocolate.

1:56

Ve bu /ˈtʃɒklət/, chocolate değil.

Uh,

2:00

Hıh,

I ate so much chocolate yesterday,

2:01

dün o kadar çok çikolata yedim ki,

I almost turned into Augustus Gloop. Notlar

2:04

neredeyse Augustus Gloop'a dönüşecektim.

Öbek fiiller

turned into: değişip başka bir şeye dönüşmek

Turn into + isim öbeği, öznenin değişip o kişi, nesne veya tür hâline gelmesi demektir. Burada turned geçmiş zaman biçimidir; almost ise değişimin neredeyse gerçekleştiğini gösterir. Konuşan kişi gerçek bir dönüşümü anlatmıyor, abartı yapıyor. Augustus Gloop çok fazla çikolata yemesiyle tanınan hayalî bir çocuktur. Bu yüzden karşılaştırma mizahi biçimde “Çok büyük miktarda yedim” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi turn into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the cold night, the puddle ____ ice.

Cevabı göster

turned into

Kültür

Augustus Gloop: çok yemekle ilgili bir şaka

Augustus Gloop, Roald Dahl'ın Charlie'nin Çikolata Fabrikası adlı eserindeki hayalî bir çocuktur. Özellikle çikolatayı açgözlüce yemesiyle tanınır. Konuşan kişi neredeyse Augustus Gloop'a dönüştüğünü söyleyerek yediği çikolata miktarını mizahi biçimde abartır. Bu, karakterle yapılan bir benzetmedir; gerçek bir dönüşüm değildir.

Alıştırma

Konuşan kişi neden Augustus Gloop'tan söz ediyor?

  1. Yediği çikolatayı Augustus Gloop'un yaptığını açıklamak için
  2. Dün Augustus Gloop ile tanıştığını söylemek için
  3. Çok büyük miktarda çikolata yediğini abartmak için
Cevabı göster

Çok büyük miktarda çikolata yediğini abartmak için

And finally, this word, comfortable.

2:09

Ve son olarak, bu kelime, comfortable.

Not comfortable, but /ˈkʌmftəbl/.

2:13

Comfortable değil, /ˈkʌmftəbl/.

Oh, my new shoes are so comfortable,

2:17

Ah, yeni ayakkabılarım o kadar rahat ki,

they feel like clouds on my feet. Deyimler

2:21

ayaklarımda bulutlar varmış gibi hissediyorum.

Deyimler

feel like clouds on my feet: fiziksel bir hissi karşılaştırmak

feel like + isim grubu kalıbında feel, bir şeyin verdiği izlenimi veya fiziksel hissi anlatır. Burada they ayakkabıları gösterir ve clouds on my feet karşılaştırma için kullanılan imgedir. Ayakkabılar gerçekten bulut değildir. Bu imge onların çok yumuşak, hafif ve rahat hissettirdiğini anlatır. Dokunma veya bedensel bir hissi canlı biçimde karşılaştırmak için X feels like Y kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi feel like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These slippers are so soft; they ____ pillows on my feet.

Cevabı göster

feel like

Comfortable.

2:23

Comfortable.

Three syllables, not comfortable, not four.

2:26

Üç hece, comfortable değil, dört hece değil.

Three.

2:30

Üç.

Here are a few more examples of words Anlatım akışı

2:31

İşte insanların bu konuda sıkça sorun yaşadığı

that people often have this problem with.

2:33

birkaç kelime örneği daha.

Anlatım akışı

Here are a few more examples: başka bir örnek grubunu sunmak

Here are a few more examples ifadesi, konuşanın önceki bir açıklama ya da örnek grubundan başka bir örnek grubuna geçtiğini gösterir. Here are dikkati sırada gelen içeriğe çeker; a few more daha önce bazı örnekler verildiğini ve şimdi yenilerinin ekleneceğini anlatır. Here are + a few more + çoğul isim kalıbını derslerde, sunumlarda ve açıklayıcı yazılarda kullanabilirsin. Buradaki temel görevi fiziksel bir konumu tarif etmek değil, bilgiyi düzenlemektir.

Alıştırma

Daha önce bir örnek gösterdin. Hedef geçiş ifadesiyle cümleyi tamamla: ____ of animals that are active at night.

Cevabı göster

Here are a few more examples

/ˈfeɪvərɪt/, not favorite.

2:35

Doğrusu /ˈfeɪvərɪt/, favorite değil.

I'm going to have dinner Kalıp ifadeler

2:38

Bu akşam en sevdiğim film yıldızları

with George Clooney and Timothée Chalamet, Kültür

2:39

George Clooney ve Timothée Chalamet ile

my favorite film stars tonight.

2:42

yemeğe çıkacağım.

Kalıp ifadeler

have dinner with: biriyle akşam yemeği yemek

have dinner with someone ifadesinde have, sahip olmak değil, yemek yemek ya da o öğüne katılmak anlamına gelir. with ile başlayan bölüm, yemeği paylaşan kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp have + öğün + with + kişi şeklindedir: have breakfast with Dad, have lunch with a friend veya have dinner with our neighbours. Sosyal planlardan söz etmenin doğal bir yoludur.

Alıştırma

Birlikte akşam yemeği yemek anlamındaki hedef ifadeyle planı tamamla: We're going to ____ our new neighbours tonight.

Cevabı göster

have dinner with

Kültür

Ünlü sinema yıldızları George Clooney ve Timothée Chalamet

George Clooney ve Timothée Chalamet, yaygın olarak tanınan iki sinema oyuncusudur. my favorite film stars sözleri, konuşanın onları nasıl gördüğünü açıklar. Ünlü oldukları ve konuşanın sıradan tanıdıkları olmadıkları için, bu gece onlarla birlikte olacağını söylemek düşünceyi bir hayal gibi gösterir. Bu arka plan, sonraki in my dreams sözünün şaka olarak anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

George Clooney ve Timothée Chalamet isimlerinin söylenmesi şakaya nasıl zemin hazırlar?

  1. Konuşanın akrabalarıdır, bu yüzden plan sıradan görünür.
  2. Yalnızca rüyalarda görünen hayalî karakterlerdir.
  3. Ünlü sinema oyuncuları oldukları için, geceyi onlarla sıradan bir şekilde geçirmek pek olası görünmez.
Cevabı göster

Ünlü sinema oyuncuları oldukları için, geceyi onlarla sıradan bir şekilde geçirmek pek olası görünmez.

Yeah,

2:45

Evet,

in my dreams. Deyimler

2:46

rüyalarımda.

Deyimler

in my dreams: gerçekçi olmayan bir dilek

Burada in my dreams, “yalnızca hayalde, gerçek hayatta değil” anlamına gelir. Önceki söze dönerek düşüncenin gerçekçi olmadığını kabul eder. Kısa bir ek olarak kullanıldığında mizahi bir ters köşe yaratır: konuşan önce dileğini mümkünmüş gibi sunar, sonra bunun gerçekleşmesini beklemediğini açıklar.

Alıştırma

Yanıtı dersteki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: “Will I own a private island someday? Only ____.”

Cevabı göster

in my dreams

It's /ˈdɪfrəns/, not difference.

2:47

Bu /ˈdɪfrəns/, difference değil.

Difference.

2:52

Difference.

I don't see any difference Kalıp ifadeler

2:53

Coca-Cola ve Pepsi'nin tadı arasında

between the taste of Coca-Cola and Pepsi.

2:55

hiçbir fark göremiyorum.

Kalıp ifadeler

don't see any difference between A and B: A ile B arasında fark görememek

don't see any difference between A and B yapısı, konuşanın iki şey arasında bir fark algılayamadığını belirtir. Buradaki see yalnızca “gözle görmek” değil, “fark etmek” veya “ayırt etmek” anlamındadır. Karşılaştırılan iki şeyi belirtmek için between kullanılır. Bunlar A and B biçiminde açıkça söylenebilir veya the two plans ya da them gibi çoğul bir ifadeyle birlikte gösterilebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I've looked at both pictures carefully, but I ____ them.

Cevabı göster

don't see any difference between

They're both gross. Kelime

2:57

İkisi de iğrenç.

Kelime

gross: “iğrenç” demenin güçlü ve gayriresmî bir yolu

They're both gross. cümlesinde gross “iğrenç” veya “çok rahatsız edici” anlamına gelir. Güçlü bir olumsuz duygu taşıyan gayriresmî bir sıfattır; bu nedenle konuşan kişi iki içeceğin de tadının çok kötü olduğunu söylüyor. Anlamı bağlam belirler. gross weight veya gross income gibi resmî ifadelerde gross “toplam” anlamındadır, “iğrenç” anlamında değildir.

Alıştırma

Resmî bir akşam yemeğinde ev sahibi yemeği beğenip beğenmediğinizi soruyor. Bu yanıt uygun mudur? This food is gross.

  1. Hayır. Bu durumda fazla açık ve kırıcıdır.
  2. Evet. Kibar ve tarafsız bir yanıttır.
Cevabı göster

Hayır. Bu durumda fazla açık ve kırıcıdır.

It's just my opinion. Ton ve niyet

2:59

Bu sadece benim fikrim.

Ton ve niyet

Görüşü yumuşatan It's just my opinion

'It's just my opinion', bir yargıyı nesnel bir gerçek olarak değil, bir kişinin görüşü olarak sunar. Burada just, 'yalnızca' anlamına gelir ve iddiayı yumuşatır; 'biraz önce' anlamına gelmez. Doğrudan veya olumsuz bir yorumdan sonra bu cümle, diğer insanların aynı fikirde olmamasına alan tanır. Tonu yumuşatır ancak görüşü geri çekmez.

Alıştırma

Bu görüşü yumuşatmak için hedef ifadeyi kullanın: I didn't enjoy the film, but ____.

Cevabı göster

it's just my opinion

It's just my opinion.

3:00

Sadece benim kişisel görüşüm.

Remember that dropped syllables

3:02

Unutmayın, yutulan heceler

is a sound that's not important in the word.

3:04

kelime içinde önemli olmayan seslerdir.

And here's a trick to help you see if there's a dropped syllable Anlatım akışı

3:07

Ve işte kelimede yutulan bir hece olup olmadığını

in the word.

3:09

anlamanıza yardımcı olacak bir ipucu.

Anlatım akışı

Öğretim yönlendirmesi olarak Here's a trick to help you see if...

'Here's a trick to help you see if...' pratik bir yöntem sunar ve bu yöntemin dinleyicinin hangi soruyu kontrol etmesine yardımcı olacağını belirtir. Burada trick, kandırmaca değil 'yararlı bir ipucu'; see if ise yalnızca gözle bakmak değil, 'olup olmadığını kontrol etmek' anlamına gelir. Öğretim veya açıklama sırasında bu ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: bir sorunu konuşmaktan dinleyicinin deneyebileceği bir adıma geçiş yapar. Yeniden kullanılabilir kalıp Here's a trick to help you see if + yan cümledir.

Alıştırma

Pratik bir kontrol yöntemi sunmak için hedef yapıyı kullanın: ____ the plant needs water: touch the soil.

Cevabı göster

Here's a trick to help you see if

It's never the stressed syllables, Kelime

3:10

Vurgulu hece asla yutulmaz

and it's always in the middle.

3:12

ve yutulan hece her zaman ortadadır.

Kelime

stressed syllables: bir kelimedeki belirgin, vurgulu heceler

Vurgulu hece, bir kelimede kulağa en belirgin gelen bölümdür. Genellikle daha net ve çoğu zaman daha uzun duyulur; belirgin bir perde değişimi de taşıyabilir. Buradaki stressed bir telaffuz terimidir; kaygılı ya da baskı altında olmak anlamına gelmez. Bu cümlede konuşmacı, kaybolan hecenin bu belirgin hecelerden biri olmadığını söylüyor. Bu bilgi, ses azalmasının daha zayıf ve vurgusuz bir hecede gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu tahmin etmenizi sağlar.

Alıştırma

table kelimesinde ilk hece daha uzun ve net duyulur. Hangi hece vurguludur?

  1. İlk hece, ta-
  2. İkinci hece, -ble
  3. İki hece de eşit derecede güçlü
Cevabı göster

İlk hece, ta-

So, try saying the word fast Dilbilgisi

3:14

O yüzden, kelimeyi hızlıca söylemeyi deneyin

and see if the sound just disappears.

3:16

ve sesin kendiliğinden kaybolup kaybolmadığına bakın.

Dilbilgisi

try saying: try + -ing ile bir yöntemi denemek

try saying, try + fiilin -ing biçimini kullanır. Eylemi bir deney olarak yapıp sonucu gözlemlemek anlamına gelir. Burada konuşmacı, kelimeyi hızlı söylemenizi ve bir sesin kaybolup kaybolmadığını kontrol etmenizi istiyor. Bu kalıp bir yöntem önermek için kullanılır: try doing something, ardından ne olduğuna bakın. Temel anlamı, eylemin kendisini tamamlamanın zor olması değildir.

Alıştırma

Öneriyi, turn fiilinin -ing biçimini try'dan sonra kullanarak tamamlayın: The door is stuck. Try ____ the handle slowly and see if it opens.

Cevabı göster

turning

And remember to listen out for them Öbek fiiller

3:18

Ayrıca insanların İngilizce konuşmasını dinlerken de

when you're listening to people speaking in English too.

3:20

bunlara dikkat etmeyi unutmayın.

Öbek fiiller

listen out for: belirli bir sesi dikkatle beklemek

Listen out for + hedef, belirli bir ses veya bilgi ortaya çıktığında onu fark etmek için dikkatle bekleyip dinlemek demektir. Sadece dinlemeye göre daha belirgin bir hedef taşır. Bu cümlede them, daha önce ele alınan düşürülmüş heceleri ifade eder. Konuşmacı, İngilizceyi belirli bir hedef olmadan dinlemek yerine gerçek konuşma İngilizcesinde bu özellikleri yakalamayı önerir.

Alıştırma

Bir hemşire yakında adınızı çağırabilir. Bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ your name.

Cevabı göster

listen out for

Now it's time for me Dilbilgisi

3:23

Şimdi benim de

to make like a dropped syllable Deyimler

3:24

yutulan bir hece gibi davranıp

and disappear.

3:26

ortadan kaybolma zamanım geldi.

Dilbilgisi

it's time for me to + fiil: sıradaki eylemini duyurmak

It's time for me to + fiilin yalın hâli, konuşmacının bir şey yapması için uygun zamanın geldiğini belirtir. For me eylemi kimin yapacağını gösterir ve to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli gelir. Bu yapı genellikle sıradaki adımı, etkinlik değişikliğini veya bir bitişi duyurmak için kullanılır. Burada konuşmacının ayrılıp videoyu bitireceğini şakacı bir şekilde söylemesine giriş yapar.

Alıştırma

Saat geç oluyor ve sıradaki eyleminizi duyuruyorsunuz. Cümleyi dersteki yapıyla tamamlayın: ____ go home.

Cevabı göster

It's time for me to

Deyimler

make like a dropped syllable and disappear ifadesiyle şakacı bir veda

Şakacı make like X and Y kalıbında make like, “yaratmak” değil, “X gibi davranmak” veya “X’i taklit etmek” anlamına gelir. Burada konuşmacı kendisini düşürülmüş bir heceye benzetir ve onun yapıyor gibi göründüğü şeyi yapacağını söyler: ortadan kaybolmak. Düşürülmüş bir hece konuşmada duyulmadığı için kaybolmuş gibi görünür. Konuşmacı, dersle ilgili bu fikri bir şakaya dönüştürür ve aslında “Artık gidiyorum” demek ister.

Alıştırma

Konuşmacı make like a dropped syllable and disappear derken gerçekte ne demek istiyor?

  1. Benzer ses veren yeni bir hece oluşturacak.
  2. Kendisini şakayla düşürülmüş bir heceye benzetiyor ve gideceğini söylüyor.
  3. Herkesin her heceyi daha yüksek sesle söylemesini istiyor.
Cevabı göster

Kendisini şakayla düşürülmüş bir heceye benzetiyor ve gideceğini söylüyor.