Past Perfect Continuous Nasıl Kullanılır – Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
418 kelime 189 kel/dk

Video açıklaması: Canlı bir sınıf dersi, past perfect continuous yapısının nasıl kurulduğunu, geçmişte başka bir ana kadar süren ya da geçmişteki bir sonuca yol açan etkinlikleri nasıl anlattığını ve odak noktasının past perfect simple’dan nasıl ayrıldığını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. had plus been plus the -ing form — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: had been + fiilin -ing biçiminden oluşan sabit past perfect continuous kalıbını tanımayı ve kurmayı öğrenin. had özneye göre değişmediği için geçmişte daha önce başlayıp sürmekte olan bir etkinliği her özneyle aynı yapıyı kullanarak anlatabilirsiniz. 2. because she had been jogging for 5 hours. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: because sözcüğünün yorgunluk gibi geçmişteki bir sonucu, daha önce bir süre devam etmiş etkinliğe nasıl bağladığını anlayın. Böylece bu zamanı yalnızca süre belirtmek için değil, geçmişte neden-sonuç ilişkisi kurmak için de kullanabilirsiniz. 3. refer to the completion of the event — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olayı tamamlanmış olarak sunan past perfect simple ile etkinliğin kendisini ve ne kadar sürdüğünü öne çıkaran continuous biçimini ayırt edin. Bu sayede vermek istediğiniz vurguya uygun olan zamanı bilinçli biçimde seçebilirsiniz.

Bu derste

Okay class,

0:00

Tamam sınıf,

so today we're going to talk about the past perfect continuous. Anlatım akışı

0:01

bugün past perfect continuous tense hakkında konuşacağız.

Anlatım akışı

we're going to talk about: sıradaki konuyu tanıtmak

We're going to talk about + konu, dinleyicilere sırada neyin ele alınacağını söyleyen yaygın bir açılış kalıbıdır. Açıklama başlamadan önce dersi düzenleyen bir yol işareti görevi görür. Burada be going to, konuşmanın planlanmış olduğunu gösterir. Konuyu about ifadesinden sonra getirin: volcanoes gibi bir şeyi veya konuyu ya da how volcanoes form gibi araştırılacak bir soruyu belirtebilirsiniz.

Alıştırma

Bu ders açılışını hedef ifadeyle tamamlayın: Today, ____ how rainbows form.

Cevabı göster

we're going to talk about

What?

0:05

Ne?

We know the past continuous and we know the past perfect.

0:06

Past continuous'u biliyoruz ve past perfect'i biliyoruz.

Now there's a remix version? Deyimler

0:10

Şimdi bir de remix versiyonu mu var?

Deyimler

remix version?: eğlenceli bir dil bilgisi benzetmesi

Müzikte remix version, sesleri değiştirilerek veya yeniden birleştirilerek oluşturulan yeni bir parça sürümüdür. Burada konuşmacı, past perfect continuous yapısını şakayla karışık biçimde past continuous ile past perfect yapılarının remiksi gibi gösterir. Soru eğlenceli bir şaşkınlık ifade eder; gerçek anlamda müzikle ilgili değildir.

Alıştırma

Bu cümlede remix version ne anlama geliyor?

  1. Gerçekten yeniden mikslenmiş bir müzik parçası.
  2. İngilizcedeki yeni bir zamanın resmî adı.
  3. Başka dil bilgisi biçimlerini birleştiriyor gibi görünen bir biçime verilen esprili ad.
Cevabı göster

Başka dil bilgisi biçimlerini birleştiriyor gibi görünen bir biçime verilen esprili ad.

Did they have to drop this collab? Notlar

0:11

Bu işbirliğini yayınlamak zorundalar mıydı?

Ton ve niyet

Şikâyet anlamında Did they have to ...?

Did they have to + fiilin yalın hâli? geçmişte bir şeyin gerekli olup olmadığını gerçekten sormak için kullanılabilir. Ancak burada retorik bir sorudur: konuşan kişi aslında bilgi istemez. Rahatsızlık veya şaşkınlık ifade eder ve “Buna gerek yoktu” anlamını ima eder. Yorum bağlama ve tonlamaya bağlıdır; aynı yapı başka bir durumda gerçek bir soru olabilir.

Alıştırma

Özgün cümlede Did they have to ...? büyük olasılıkla ne ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi eylemin gereksiz olduğunu düşünüp şikâyet ediyor.
  2. Konuşan kişi yasal bir zorunluluğu tarafsız biçimde soruyor.
  3. Konuşan kişi eylemi sevinçle övüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi eylemin gereksiz olduğunu düşünüp şikâyet ediyor.

Kelime

drop this collab: ortak bir çalışmayı yayımlamak

Müzik ve çevrim içi eğlence bağlamında drop, “yayımlamak” veya “piyasaya sürmek” anlamına gelebilir; collab ise collaboration kelimesinin samimi ve kısaltılmış biçimidir. Bir collab çoğunlukla birden fazla üreticinin birlikte yaptığı şarkı, video, ürün veya başka bir projeyi anlatır. Bu nedenle drop this collab, fiziksel olarak bir şeyi düşürmek değil, “bu ortak çalışmayı yayımlamak” demektir. Bu cümlede medya dili, dil bilgisi zamanlarını ortak proje yayımlayan sanatçılar gibi göstererek şaka oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede drop doğal biçimde “yayımlamak”, collab ise ortak bir yaratıcı çalışma anlamında kullanılmıştır?

  1. Please don't drop the glass.
  2. The researchers began a formal collaboration.
  3. The band will drop its new collab on Friday.
Cevabı göster

The band will drop its new collab on Friday.

Ugh,

0:14

Öf,

y'all are really doing too much. Notlar

0:14

siz gerçekten çok abartıyorsunuz.

Kelime

y'all: you zamirinin samimi çoğul biçimi

Y'all, you all ifadesinin kısalmış biçimidir. Bu cümlede doğrudan birden fazla dinleyiciye seslenir; dolayısıyla genel olarak herkes değil, çoğul you anlamına gelir. y'all kullanımı hitabı samimi ve konuşma diline özgü kılar. Ayrıca you sözcüğünün tekil mi çoğul mu olduğu belirsizliğini giderebilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Gruba tek heceli y'all ile mi, yoksa iki sözcüklü you all ile mi seslenildiğine odaklanın.

  1. Your friends can leave their coats by the door.
  2. You all can leave your coats by the door.
  3. Y'all can leave your coats by the door.
Cevabı göster

Y'all can leave your coats by the door.

Deyimler

doing too much: çok iş tamamlamak değil, işi abartmak

Bu cümlede doing too much, birinin davranışının, tepkisinin veya gösterisinin makul görünen sınırı aştığına dair samimi bir değerlendirmedir. Yalnızca çok sayıda işi tamamlamak değil, aşırı veya gereğinden fazla abartılı olmak anlamına gelir. İfade çoğu zaman eleştiri ya da takılma amacı taşır: konuşan kişi gruba biraz sakinleşmelerini söylemektedir.

Alıştırma

Bir arkadaş bir gecelik gezi için beş bavul getiriyor. Buradaki You're doing too much yorumu ne anlama gelir?

  1. Birçok yararlı işi tamamladın.
  2. Daha da fazla hazırlık yapmalısın.
  3. Davranışın, durumun gerektirdiğinden daha abartılı.
Cevabı göster

Davranışın, durumun gerektirdiğinden daha abartılı.

I'm done.

0:16

Ben pes ediyorum.

I'm so done with you. Ton ve niyet

0:17

Sizden o kadar bıktım ki.

Ton ve niyet

so done with you: sabrı tamamen tükenmek

Be done with someone, birine karşı hiç sabrının kalmadığını ve artık o kişiyle uğraşmak istemediğini ifade edebilir. So bu duyguyu güçlendirir: I'm so done with you yaklaşık olarak “Senden tamamen bıktım” demektir. Buradaki done, bir işi bitirmek anlamındaki sıradan kullanım değildir. İlişkiye ve ses tonuna göre ciddi bir reddetme ya da şakacı ve abartılı bir yakınma olabilir.

Alıştırma

"I'm so done with you" en olası olarak ne anlama gelir?

  1. Seninle ilk kez buluşacağım.
  2. Senin için bir işi bitirdim.
  3. Sana karşı sabrımı tamamen kaybettim.
Cevabı göster

Sana karşı sabrımı tamamen kaybettim.

Yeah, yeah, I swear to God. Ton ve niyet

0:18

Evet, evet, yemin ederim.

Ton ve niyet

I swear to God: güçlü güvence veya duygusal vurgu

Swear to God kelime anlamıyla, doğruyu söylediğine tanık olarak Tanrı'yı göstermektir. Konuşmada I swear to God, bir ifadenin doğru olduğunu çok güçlü biçimde savunabilir ya da öfke, şaşkınlık veya hayal kırıklığını daha güçlü hâle getirebilir. Burada gerçek bir iddiayı desteklemek yerine duygusal bir ünlem olarak kullanılır. Konuşanın abartılı yakınmasını güçlendirir; resmî bir dinî yemin değildir.

Alıştırma

Bu cümlede I swear to God ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Sakin bir şekilde talimat verir.
  2. Resmî bir dinî törenin adını söyler.
  3. Konuşanın öfkeli yakınmasını güçlendirir.
Cevabı göster

Konuşanın öfkeli yakınmasını güçlendirir.

Yeah,

0:19

Evet,

they're doing too much and I can't I can't I can't do it either.

0:19

çok abartıyorlar ve ben yapamam, yapamam, ben de yapamam.

A remix version is

0:23

Bir remix versiyonu

so weird.

0:24

çok tuhaf.

Collab?

0:25

İşbirliği?

I know.

0:25

Biliyorum.

Okay,

0:34

Tamam,

hold on. Öbek fiiller

0:34

bekleyin.

Öbek fiiller

hold on: birinden beklemesini istemek

Konuşmada hold on, “bekle” veya “bir an dur” anlamına gelir. İki sözcük tek bir ifade gibi kullanılır: Konuşan kişi, çoğu zaman düşünmek ya da bir şeyi kontrol etmek için zaman kazanmak amacıyla karşısındakinden konuşmayı veya yaptığı şeyi kısa süreliğine durdurmasını ister. Burada “bir şeyi tutmaya devam etmek” şeklindeki gerçek anlam kullanılmaz. Hold on ifadesinin bekleme isteği mi yoksa sıkıca tutunma talimatı mı olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

“Bir dakika bekle” anlamındaki bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, I need to check the address.

Cevabı göster

Hold on

Hold on.

0:34

Bekleyin.

Hold on.

0:35

Bekleyin.

The past perfect continuous gets a lot of hate and I won't stand for it. Notlar

0:36

Past perfect continuous çok nefret alıyor ve buna katlanamam.

Kalıp ifadeler

gets a lot of hate: güçlü olumsuz tepkiler almak

Gets a lot of hate, “çok fazla düşmanlık, sert eleştiri veya hoşnutsuzluk görür” anlamına gelir. Burada hate sayılamayan bir isimdir; bu nedenle a lot of, olumsuz tepkinin miktarını belirtir ve birbirinden ayrı çok sayıda “hates” anlamına gelmez. Bu kalıp; bir kişiye, fikre, ürüne veya esere yönelik halkın ya da internet kullanıcılarının tepkilerinden söz ederken yaygındır. Bu cümlede söz konusu dil bilgisi biçimi, insanların haksız yere eleştirdiği bir şey gibi ele alınır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için get a lot of hate ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the trailer came out, the movie ____ online.

Cevabı göster

got a lot of hate

Deyimler

I won't stand for it: Hoşgörü göstermeyi kesin biçimde reddetmek

Bu cümlede I won't stand for it, “Buna hoşgörü göstermeyeceğim” demektir. it zamiri, past perfect continuous'a yöneltilen eleştirileri gösterir; burada stand for, ayakta durmakla ilgili değildir. Bu ifade I don't like it ifadesinden çok daha güçlüdür. Net bir sınır çizer ve konuşanın bu durumu kabul etmeyi reddettiğini gösterir.

Alıştırma

Örnekteki I won't stand for it ne anlama geliyor?

  1. Buna hoşgörü göstermeyi reddediyorum.
  2. Bunu açıklayacağıma söz veriyorum.
  3. Bunu açıkça destekliyorum.
Cevabı göster

Buna hoşgörü göstermeyi reddediyorum.

It's literally the best. Kelime

0:40

Kelimenin tam anlamıyla en iyisi.

Kelime

literally the best: Günlük dilde vurgu

Literally genellikle sözlerin tam, mecaz olmayan anlamıyla doğru olduğunu belirtir. Ancak günlük konuşmada yalnızca güçlü bir duygu katmak için de kullanılır. Burada literally, the best övgüsünü daha coşkulu hâle getirir: konuşan kişi bunun gerçekten harika olduğunu söylemektedir. Bu, nesnel bir karşılaştırmayla birinci seçildiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

It's literally the best cümlesinde literally hangi görevi görüyor?

  1. Gerçek anlam ile mecaz anlam arasında dikkatli bir ayrım yapar.
  2. Resmî bir sıralamanın sonucunu bildirir.
  3. Güçlü ve günlük bir övgü katar.
Cevabı göster

Güçlü ve günlük bir övgü katar.

You don't even have to change the verb form based on the subject. Notlar

0:41

Özneye göre fiil formunu değiştirmenize bile gerek yok.

Dilbilgisi

don't even have to change: bir şeyin hiç gerekmemesini vurgulama

don't have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olmadığını belirtir. Burada change, to’dan sonra gelen yalın fiildir. even vurguyu güçlendirir: Fiili değiştirmek yalnızca isteğe bağlı değildir; şaşırtıcı biçimde bu adıma hiç gerek yoktur. Bu, değiştirmenin yasak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yazdırmanın şaşırtıcı biçimde gereksiz olduğunu, ancak yasak olmadığını anlatır?

  1. You can't print the ticket.
  2. You don't even have to print the ticket.
  3. You mustn't print the ticket.
Cevabı göster

You don't even have to print the ticket.

Kalıp ifadeler

based on the subject: ölçütü belirtmek

Based on + isim öbeği, bir karar veya değişiklik için kullanılan bilgi, kural ya da ölçütü belirtir. Bu cümlede özne, fiil biçiminin değiştirilip değiştirilmeyeceğine karar vermek için kullanılacak ölçüt olurdu. Bu ifade choose based on price örneğindeki gibi bir fiil öbeğini niteleyebilir veya The choice is based on price örneğindeki gibi be ile kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bunu ölçüt olarak kullanarak” anlamındaki, derste vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Teams are formed ____ age.

Cevabı göster

based on

It always stays the same. Kalıp ifadeler

0:45

Her zaman aynı kalır.

Kalıp ifadeler

stays the same: değişmeden aynı kalmak

Stays the same, “değişmeden aynı kalır” anlamına gelir. Burada stay, özneyi durumu belirten the same ifadesine bağlar. Özne it olduğu için stay, -s eki alarak stays olur. Bu kalıp zaman içinde değişmeyen bir kuralı, fiyatı, şekli veya başka bir durumu anlatabilir.

Alıştırma

Müze ücretinin yaz boyunca değişmediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The museum fee stay the same throughout the summer.
  2. The museum fee stays same throughout the summer.
  3. The museum fee stays the same throughout the summer.
Cevabı göster

The museum fee stays the same throughout the summer.

Let's start with an example. Anlatım akışı

0:47

Bir örnekle başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with an example: bir fikirden somut bir örneğe geçmek

Let's start with an example, açıklamanın düzenini gösteren bir geçiş ifadesidir. Dinleyenlere, konuşmacının bir kurala veya fikre geçmeden önce ilk adım olarak somut bir örnek vereceğini anlatır. Let's, konuşmacıyı ve dinleyenleri bir sonraki adıma birlikte dâhil eder. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Let's start with + isim biçimindedir; örneğin Let's start with the main question denebilir.

Alıştırma

Dinleyenleri giriş bölümünden ilk örneğe yönlendiriyorsunuz. Hangi geçiş ifadesi doğaldır?

  1. Let's start from with a quick example.
  2. Let's starting with a quick example.
  3. Let's start with a quick example.
Cevabı göster

Let's start with a quick example.

I had been working at the company for 5 years Dilbilgisi

0:49

Şirkette 5 yıldır çalışıyordum

before I got the promotion. Dilbilgisi

0:51

terfiyi almadan önce.

Dilbilgisi

had been working ... for 5 years: geçmişteki bir noktaya kadar devam etme

had been working, past perfect continuous yapısındadır: had + been + fiil-ing. Geçmişteki bir noktadan daha geriye bakar ve o noktaya kadar sürmüş bir eylemi gösterir. for 5 years sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Burada terfi, geçmişteki daha sonraki noktadır ve beş yıllık çalışma bu noktaya kadar sürer. Cümle, kişinin terfiden sonra çalışmayı bırakıp bırakmadığını söylemez.

Alıştırma

wait fiilinin past perfect continuous biçimiyle cümleyi tamamlayın: By the time the bus arrived, we ____ for forty minutes.

Cevabı göster

had been waiting

Dilbilgisi

before I got the promotion: geçmişteki daha sonraki olayı gösterme

before I got the promotion, geçmişteki bu zaman çizgisinde daha sonra gerçekleşen olayı gösterir. Beş yıllık çalışma zaten birikmişti; ardından terfi gerçekleşti. before yan cümlesi, bu referans olayını belirtmek için basit geçmiş zaman olan got biçimini kullanır. Daha önce başlayan ve devam eden eylem ise ayrıca had been working ile işaretlenir. Böylece sıra netleşir, ancak terfiden sonra çalışmanın sona erdiği söylenmez.

Alıştırma

Hangi zaman çizgisi cümleyle eşleşir?

  1. Beş yıllık çalışma ile terfi aynı anda başlamak zorundaydı.
  2. Terfi gerçekleştiğinde kişi şirkette zaten beş yıldır çalışıyordu.
  3. Kişi beş yıllık çalışmaya başlamadan önce terfiyi aldı.
Cevabı göster

Terfi gerçekleştiğinde kişi şirkette zaten beş yıldır çalışıyordu.

So,

0:53

Yani,

let's take a look at the form. Kalıp ifadeler

0:53

yapısına bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

take a look at the form: dikkati birlikte yöneltmeye davet

Take a look at + isim, “bir şeye kısaca bakmak veya onu incelemek” anlamına gelir. Bu cümlede Let's, ifadeyi herkesin dikkatini dil bilgisi biçimine yönelten samimi bir davete dönüştürür. Burada look, take a look kalıbındaki bir isimdir; at ise incelenecek şeyi belirtir. Yeniden kullanılabilecek tam kalıp Let's take a look at + isim şeklindedir.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Let's ____ the schedule before we begin.

Cevabı göster

take a look at

So,

0:55

Yani,

it's had plus been plus the -ing form of the verb. Dilbilgisi

0:55

had artı been artı fiilin -ing formu.

Dilbilgisi

had plus been plus the -ing form: past perfect continuous kalıbı

Had plus been plus the -ing form, past perfect continuous yapısının sözcük sırasını verir: had + been + asıl fiilin -ing biçimi. Sözlü açıklamadaki plus, formülün parçalarını birleştiren artı işareti gibi “ardından gelir” anlamındadır. Had ve been her özneyle aynı kalır. Yalnızca asıl fiili seçip -ing biçimine getirmek gerekir: I had been reading, she had been reading ve they had been reading.

Alıştırma

study fiilinin past perfect continuous biçimiyle cümleyi tamamlayın: Before lunch, Mia ____ for three hours.

Cevabı göster

had been studying

That's literally it.

0:59

Kelimenin tam anlamıyla bu kadar.

The past perfect continuous is used to highlight or describe events or actions Dilbilgisi

1:01

Past perfect continuous olayları veya eylemleri vurgulamak veya tanımlamak için kullanılır

Dilbilgisi

is used to highlight or describe: amaç bildirme

“is used to highlight or describe”, “vurgulama veya betimleme amacı vardır” anlamına gelir. be used to + fiilin yalın hâli edilgen yapısını kullanır. Highlight ve describe, or ile bağlanan iki yalın fiildir. Özne the past perfect continuous olduğu için bu ifade, söz konusu zamanın ne amaçla kullanıldığını açıklar. Buradaki used to, “geçmişte düzenli olarak bir şey yapardı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Amaç bildirmek için cümleyi be used to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: A dictionary ____ check the meanings of words.

Cevabı göster

is used to

that were ongoing in the past Dilbilgisi

1:07

geçmişte devam etmekte olan

and continued up to another point in the past. Kalıp ifadeler

1:10

ve geçmişte başka bir noktaya kadar devam eden.

Dilbilgisi

were ongoing ... continued up to another point in the past: daha sonraki bir geçmiş ana kadar sürme

“were ongoing in the past”, olayları veya eylemleri geçmişteki bir dönem sırasında zaten devam ediyor olarak sunar. “continued up to another point in the past” ise etkinliğin devam ettiği, yine geçmişte bulunan daha sonraki bir anı ekler. İki ifade birlikte, daha erken başlayan bir etkinliğin daha sonraki bir geçmiş ana kadar sürdüğünü anlatır. Her iki zaman da geçmiştedir; etkinliğin mutlaka günümüze kadar devam ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişte devam etmekte olan bir etkinliğin geçmişteki başka bir noktaya kadar sürdüğünü gösterir?

  1. They had been waiting for an hour when the bus arrived.
  2. They have been waiting for an hour, and the bus has not arrived yet.
  3. They began waiting after the bus arrived.
Cevabı göster

They had been waiting for an hour when the bus arrived.

Kalıp ifadeler

continued up to another point: bitiş noktasını belirtme

continued up to another point ifadesinde up to, zaman içinde süren bir eylem veya durumun ulaştığı bitiş noktasını belirtir. İfade, bunun geçmişteki daha sonraki bir noktaya kadar sürdüğü anlamına gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp continue up to + zaman veya aşamadır: The roadworks continued up to Friday. up to sonrasındaki sözler “Zamanda hangi noktaya kadar devam etti?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümle müziğin gece yarısına kadar çalmaya devam ettiğini anlatır?

  1. The music continued from midnight.
  2. The music had started by midnight.
  3. The music continued up to midnight.
Cevabı göster

The music continued up to midnight.

I had been working at the company

1:13

Şirkette çalışıyordum

so that's an ongoing action in the past

1:16

yani bu geçmişte devam eden bir eylem

that lasted up to another point in the past,

1:19

geçmişte başka bir noktaya kadar süren,

which is when I got promoted. Dilbilgisi

1:22

ki bu da terfi ettiğim zamandır.

Dilbilgisi

which is when I got promoted: daha önce belirtilen zamanı açıklama

which is when I got promoted ifadesinde which, yan cümleden hemen önce belirtilen bir zamana veya aşamaya gönderme yapar. is when ise o sırada gerçekleşen olayı belirterek bu zamanı açıklar. Önceden belirtilen bir tarihi, dönemi veya dönüm noktasını ayrı bir cümle başlatmadan belirli bir olaya bağlamak için zaman ifadesi, which is when + yan cümle kalıbını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede which is when, daha önce belirtilen bir zamanı o sırada gerçekleşen bir olaya bağlamak için kullanılmıştır?

  1. I moved to Bristol, which is where I started college.
  2. I moved there in 2020, which is when I started college.
  3. I moved to be closer to campus, which is why I started college.
Cevabı göster

I moved there in 2020, which is when I started college.

It is also used to show cause and effect in the past. Kelime

1:23

Aynı zamanda geçmişteki sebep ve sonucu göstermek için de kullanılır.

Kelime

show cause and effect: neden-sonuç ilişkisini göstermek

“Cause and effect”, bir şeyin neden olduğu ile bunun sonucunda ne olduğu arasındaki ilişkiyi anlatan kalıplaşmış bir isim grubudur. “Show cause and effect” ifadesinde show, bu ilişkiyi açıkça göstermek anlamına gelir. İfade olayları, deneyleri, hikâyeleri veya değişimleri açıklarken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bir neden ile onun sonucu arasındaki ilişkiyi anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The chart helps us understand ____.

Cevabı göster

cause and effect

For example,

1:27

Örneğin,

she was tired

1:28

o yorgundu

because she had been jogging for 5 hours. Dilbilgisi

1:29

çünkü 5 saattir tempolu koşu yapıyordu.

Dilbilgisi

because she had been jogging for 5 hours: geçmişteki bir sonucu açıklamak

because ile başlayan yan cümle, geçmişteki she was tired sonucunun nedenini verir. Had been jogging, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiil-ing. For 5 hours etkinliğin ne kadar sürdüğünü belirtir. Bu yapı, devam eden etkinliği geçmişteki bir noktadan önceye yerleştirir ve etkinliğin sonraki duruma neden olduğunu ya da bu durumu açıkladığını gösterir. Burada koşu, yorgunluk fark edilmeden önce devam etmiştir.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Mia was sleepy because she ____ on her project all night.

Cevabı göster

had been working

Teacher, teacher, teacher, teacher, Ton ve niyet

1:32

Öğretmenim, öğretmenim, öğretmenim, öğretmenim,

Ton ve niyet

Teacher, teacher, teacher, teacher: aciliyeti gösteren tekrarlı hitap

Teacher sözünü birkaç kez tekrarlamak, öğretmenin dikkatini hemen çekmenin bir yoludur. Buradaki tekrar, dört farklı öğretmene seslenildiğini değil, konuşan kişinin aceleyle araya girmek veya söz almak istediğini gösterir. Konuşma sırasında birinin adını ya da unvanını tekrarlamak, dikkat isteğini daha acil, heyecanlı veya sabırsız gösterebilir. Hangi duygunun anlatıldığını ses tonu ve durum belirler.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir toplantıda Chair, Chair, Chair, Chair diye seslenmek genellikle söz istemenin kibar ve tarafsız bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

it sounds really similar to the past perfect simple. Kalıp ifadeler

1:33

past perfect simple'a gerçekten çok benziyor.

Kalıp ifadeler

sounds really similar to: iki şeyin birbirine çok benzer göründüğünü söylemek

sounds really similar to, iki şeyi karşılaştırırken birinin diğerine çok benzediği izlenimini anlatır. Sound burada bağlayıcı fiildir; ardından similar sıfatı gelir, karşılaştırılan unsur da to ile bağlanır. Really, similar sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu ifade gerçek sesleri karşılaştırabilir; ayrıca bıraktıkları izlenime göre dil bilgisi yapılarını, fikirleri, açıklamaları veya planları da karşılaştırabilir.

Alıştırma

sound + similar + to yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Your idea sounds very similarly to mine.
  2. Your idea sounds very similar with mine.
  3. Your idea sounds very similar to mine.
Cevabı göster

Your idea sounds very similar to mine.

Well, Ton ve niyet

1:36

Şey,

yeah,

1:37

evet,

kind of.

1:37

sayılır.

Ton ve niyet

Well, yeah, kind of. ile çekinceli onay

“Well, yeah, kind of.” çekinceli bir onay ifade eder. Yeah temel bir onay gösterirken well duraksama veya cevabı düzeltme sinyali verir; kind of ise “bir ölçüde” anlamına gelir. Bu nedenle konuşan kişi fikri tamamen doğrulamaz. Bu cevap çoğu zaman ardından bir düzeltme, ayrım veya ek koşul geleceğini gösterir. Kesin bir evet değil, “kabaca evet ama tam olarak değil” şeklinde anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Konuşan kişinin tutumunu en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Konuşan kişi yalnızca kısmen katılıyor ve bir koşul ekleyebilir.
  2. Konuşan kişi fikri bütünüyle reddediyor.
  3. Konuşan kişi tamamen katılıyor ve ekleyecek hiçbir şeyi yok.
Cevabı göster

Konuşan kişi yalnızca kısmen katılıyor ve bir koşul ekleyebilir.

But we use the past perfect simple to just refer to the completion of the event Dilbilgisi

1:38

Ama past perfect simple'ı sadece olayın tamamlandığını belirtmek için kullanırız

Dilbilgisi

refer to the completion of the event: tamamlanmış sonuca odaklanmak

Burada refer to, “işaret etmek” veya “ana odak olarak sunmak” anlamına gelir. The completion of the event isim öbeği, olayın bitmiş olduğu gerçeğini ifade eder. Bu karşılaştırmada past perfect simple, daha önceki olayı başka bir geçmiş zamandan önce tamamlanmış bir bütün olarak sunar. Odak, zaman içinde devam eden etkinlikte değil, elde edilen sonuçta veya tamamlanmış gerçektedir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir son tarihten önce tamamlanmış sonuca en açık biçimde odaklanır?

  1. At noon, Ava was writing the report.
  2. By noon, Ava had written the report.
  3. By noon, Ava had been writing the report.
Cevabı göster

By noon, Ava had written the report.

and we use the past perfect continuous to really focus on the activity Dilbilgisi

1:43

ve past perfect continuous'u ise gerçekten aktiviteye odaklanmak için kullanırız

and how long it goes on for. Öbek fiiller

1:47

ve ne kadar sürdüğüne.

Dilbilgisi

focus on the activity and how long it goes on for: sürece ve süreye odaklanmak

Bu ifade, past perfect continuous yapısının neyi öne çıkardığını anlatır: devam eden bir süreç olarak etkinliği ve bu etkinliğin süresini. Bir etkinlik geçmişteki bir referans noktasından önce devam ediyorsa ve çoğu zaman o noktaya kadar sürüyorsa, önemli olan yalnızca bir şeyin tamamlanıp tamamlanmadığı değil, neyin devam ettiği veya ne kadar sürdüğü olduğunda bu odak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir referans noktasından önce bir süre devam eden etkinliği en iyi şekilde öne çıkarır?

  1. Before dinner, Leo had been practising the piano for two hours.
  2. Before dinner, Leo had practised the song once.
  3. After dinner, Leo practised the piano once.
Cevabı göster

Before dinner, Leo had been practising the piano for two hours.

Öbek fiiller

goes on for: süre belirtmek

goes on for ifadesinde go on, devam etmek veya sürmek anlamına gelir. For bir zaman uzunluğunu belirtir; bu nedenle how long it goes on for etkinliğin ne kadar sürdüğünü sorar veya ifade eder. Geniş zamanda it gibi tekil bir özneyle goes kullanılır: The lesson goes on for an hour. Fiilin biçimi özneye veya zamana göre değişebilir, ancak sürenin önünde on for kalır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için go on for ifadesinin doğru biçimini kullanın: The course ____ three hours.

Cevabı göster

goes on for

You know what? Ton ve niyet

1:48

Biliyor musunuz?

Ton ve niyet

You know what?: yeni bir kararı dile getirme

Burada You know what?, dinleyicinin bir şeyi bilip bilmediğini gerçekten soran bir soru değildir. “Aklıma az önce bir şey geldi” sinyalini veren bir konuşma girişidir. Dikkati ardından gelecek yeni bir karara, öneriye veya plan değişikliğine yöneltir. Konuşan kişi genellikle evet ya da hayır cevabı beklemeden hemen devam eder.

Alıştırma

Hangi cümlede You know what? yeni verilmiş bir kararı tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. You know what? Let's leave before it starts raining.
  2. You know the route to the station.
  3. Do you know what time the shop closes?
Cevabı göster

You know what? Let's leave before it starts raining.

Let's go back to the previous example Kalıp ifadeler

1:49

Önceki örneğe geri dönelim

Kalıp ifadeler

Let's go back to the previous example: önceki içeriğe dönme

Let's go back to the previous example, grubun dikkatini daha önce ele alınan bir içeriğe, çoğu zaman mevcut örneğin hemen öncesindeki örneğe yönlendirir. Açıklamalarda, sunumlarda ve tartışmalarda kullanılan bir yönlendirme ifadesidir. Kalıp let’s + fiilin yalın hâlidir; burada ardından go back to + konu veya içerik gelir. Go back mecazidir: kimsenin fiziksel olarak geri gitmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi go back ve doğru edatla tamamlayın: Let's ____ the previous slide.

Cevabı göster

go back to

and let's switch it to the past perfect simple. Kalıp ifadeler

1:51

ve onu past perfect simple'a çevirelim.

Kalıp ifadeler

Let's switch it to ...: yeni bir biçime geçirmek

“Let's switch it to ...”, “onu farklı bir biçime veya ayara geçirelim” anlamına gelir. Buradaki it, konuşulan cümleyi veya fiil biçimini belirtir; to sonrasındaki ifade ise yeni biçimi, yani past perfect simple'ı söyler. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp switch + nesne + to + yeni biçim, mod, dil, sürüm veya plandır. Let's, değişikliği konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapmasına yönelik bir öneri oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümlede switch + nesne + to + yeni ayar kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. Let's switch the app to dark mode.
  2. Let's switch dark mode to the app.
  3. Let's switch the app with dark mode.
Cevabı göster

Let's switch the app to dark mode.

I had worked at the company for 5 years Dilbilgisi

1:54

Şirkette 5 yıl çalıştım

before I got the promotion.

1:56

terfiyi almadan önce.

Dilbilgisi

had worked ... for 5 years: geçmiş bir olaydan önceki gerçek

Had worked, past perfect simple biçimidir: had + geçmiş zaman ortacı worked. Beş yıllık süreyi daha sonraki geçmiş olay olan got the promotion'dan önceye yerleştirir. For 5 years, o noktaya kadar ne kadar deneyim biriktiğini belirtir. Simple biçim, bu beş yılı bütün ve yerleşmiş bir gerçek olarak sunar. Tek başına, kişinin terfiden sonra şirkette çalışmayı bıraktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekteki had worked ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Beş yıllık çalışmanın terfiden sonra gerçekleşeceğini söyler.
  2. Beş yıllık çalışmayı, daha sonraki bir geçmiş olaydan önce birikmiş bir gerçek olarak sunar.
  3. Şu anda gerçekleşmekte olan bir işi anlatır.
Cevabı göster

Beş yıllık çalışmayı, daha sonraki bir geçmiş olaydan önce birikmiş bir gerçek olarak sunar.

Here,

1:57

Burada,

we're just mentioning that we had worked there for 5 years. Anlatım akışı

1:58

sadece orada 5 yıl çalıştığımızdan bahsediyoruz.

Anlatım akışı

just mentioning: ifadeyi yalnızca bir gerçekten bahsetmekle sınırlamak

just mentioning ifadesinde just, konuşanın yaptığı şeyi sınırlar: konuşan yalnızca bir gerçeği dile getirir; onu ana nokta hâline getirmez veya etkinliğin kendisini vurgulamaz. just kelimesinin bu kullanımı açıklamadaki bilgiyi düzenler. Dinleyiciye, sonraki bilgiyi basit bir gerçek olarak ele almasını ve ona fazladan önem yüklememesini söyler.

Alıştırma

Bu cümlede just ne işe yarıyor?

  1. İfadeyi yalnızca gerçeği dile getirmekle sınırlar.
  2. Gerçeğin daha az önce dile getirildiğini söyler.
  3. Gerçeğin özellikle önemli görünmesini sağlar.
Cevabı göster

İfadeyi yalnızca gerçeği dile getirmekle sınırlar.

We're just mentioning it.

2:01

Sadece bundan bahsediyoruz.

We're not really focusing on the activity or highlighting its importance Ton ve niyet

2:02

Aktiviteye gerçekten odaklanmıyoruz veya önemini vurgulamıyoruz

Ton ve niyet

not really focusing on: yumuşatılmış bir olumsuzluk

not really focusing on ifadesinde not really söz dizimi olumsuzluğu yumuşatır. Bu, etkinliğin ana odak olmadığı anlamına gelir; yine de ona biraz dikkat veriliyor olabilir. Bu ifade, not focusing on ... at all demekten daha az kesindir.

Alıştırma

Hızın ana odak olmadığını yumuşak bir şekilde söyleyen, ancak ona biraz dikkat gösterilebileceğini de dışlamayan cümle hangisidir?

  1. We're not really focusing on speed yet.
  2. We're focusing mainly on speed.
  3. We're really not focusing on speed at all.
Cevabı göster

We're not really focusing on speed yet.

and we're not saying that it got us the promotion. Dilbilgisi

2:07

ve bize terfiyi getirenin o olduğunu söylemiyoruz.

Dilbilgisi

got us the promotion: get + kişi + şey yapısı

got us the promotion ifadesindeki get, bir şeyin terfiyi almamızı sağladığını veya buna yardımcı olduğunu anlatır. İfade, get + kişi + şey biçimindeki çift nesneli yapıyı kullanır; get burada fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. Cümlenin tamamı, konuşanların bunun o sonuca neden olduğunu iddia etmediğini gösterir. Bu yapı, get someone a job veya get someone an interview örneklerinde olduğu gibi birinin aldığı şeyler veya fırsatlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

get + her + the job yapısını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Her excellent interview ____.

Cevabı göster

got her the job

Whereas Anlatım akışı

2:09

Oysa

I had been working for 5 years

2:10

5 yıldır çalışıyordum

before I got the promotion.

2:12

terfiyi almadan önce.

Anlatım akışı

Whereas: karşılaştırmanın diğer tarafını tanıtmak

Whereas, bu yan cümlenin daha önceki bir ifadeyle karşılaştırılması gerektiğini gösterir. Buna karşılık ifadesine benzer biçimde farklı veya zıt bir tarafı tanıtır. Görevi iki düşünceyi karşıtlık olarak düzenlemektir; neden veya sonuç göstermek değildir. Burada Whereas ile başlayan yan cümle, önceki bağlamda başlamış olan karşılaştırmanın ikinci tarafıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir planın daha düşük fiyatını diğer planın daha yüksek hızıyla açıkça karşılaştırır?

  1. The first plan is cheaper, so the second is faster.
  2. The first plan is cheaper, whereas the second is faster.
  3. The first plan is cheaper because the second is faster.
Cevabı göster

The first plan is cheaper, whereas the second is faster.

Here,

2:13

Burada,

I'm really highlighting all the work that I'd done there for 5 years Dilbilgisi

2:14

5 yıl boyunca orada yaptığım tüm işleri gerçekten vurguluyorum

Dilbilgisi

that I'd done there for 5 years: I'd, I had anlamına gelir

that I'd done there for 5 years ifadesinde that, all the work ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. I'd done, I had done ifadesinin kısaltmasıdır. Bu, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect zamandır. Past perfect, geçmişteki daha sonraki bir noktadan geriye bakar. Beş yıllık çalışma, daha sonraki terfiden önce birikmişti; for 5 years ise bu çalışma döneminin süresini belirtir.

Alıştırma

I had ifadesinin kısaltmasını ve finish fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Before the guests arrived, ____ all the preparations.

Cevabı göster

I'd finished

and the fact that I got the promotion because of it. Notlar

2:18

ve bu yüzden terfi aldığım gerçeğini.

Dilbilgisi

the fact that: tam bir cümleciği gerçek olarak ele almak

The fact that ifadesinden sonra tam bir bildirme, yani bildirme cümleciği gelir. Burada I got the promotion because of it, söz konusu gerçeğin tam olarak ne olduğunu belirtir. Dilbilgisi açısından that cümleciği, fact isminin içeriğini verir. İfadenin tamamı, konuşanın bütün bir durumu yerleşmiş tek bir gerçek olarak ele almasını sağlar. Bu cümlede all the work ile eş görevli olarak bağlanır ve vurgulanan başka bir unsuru oluşturur.

Alıştırma

the, fact ve that sözcüklerini boşluğa doğru sırayla yerleştirin: We can't ignore ____ the pool is closed today.

Cevabı göster

the fact that

Kalıp ifadeler

because of it: bilinen bir nedene yeniden gönderme yapmak

Because of it, “o şey veya olay yüzünden” anlamına gelir. It, zaten açık olan bir nedene gönderme yaptığı için nedenin tekrar söylenmesi gerekmez. Because of, ardından gelen isim veya zamirle bir ilgeç öbeği oluşturur. Burada because of it, konuşanın neden terfi ettiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi because of + it zamiriyle tamamlayın: The road was closed. We had to turn back ____.

Cevabı göster

because of it

Okay,

2:20

Tamam,

okay.

2:21

tamam.

It doesn't suck now. Kelime

2:21

Şimdi o kadar da iğrenç gelmiyor.

Kelime

doesn't suck now: iyileşme sonrası gündelik ve dobra bir övgü

Burada suck, bir şeyi “emmek” şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Çok gündelik İngilizcede something sucks, bir şeyin çok kötü veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğu anlamına gelir. It doesn't suck ise kötü olmadığını belirtir; güçlü bir övgüden çok ölçülü bir beğenidir. Now bir değişim olduğunu düşündürür: önceden kötü olabilir, ancak konuşan kişi artık kabul edilebilir veya daha iyi olduğunu düşünür.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir proje incelemesinde "The new system doesn't suck now" demek uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

So,

2:22

Yani,

it's like the past perfect's sister Deyimler

2:23

sanki past perfect'in kız kardeşi gibi

Deyimler

like the past perfect's sister: ilişkili dil bilgisini aile mecazıyla anlatmak

like the past perfect's sister ifadesinde like bir karşılaştırma kurar. Sister gerçek bir aile üyesini anlatmaz; mecazidir. Konuşan kişi ele alınan zamanı kişileştirir ve onu past perfect'in yakın bir akrabası gibi sunar. Bu mecaz, iki zamanın yakından ilişkili olduğunu ve ortak özellikler taşıdığını, ancak yine de farklı olduklarını anlatır. Soyut fikirler arasındaki ilişkiyi açıklamanın samimi ve akılda kalıcı bir yoludur.

Alıştırma

Buradaki the past perfect's sister mecazı temel olarak ne anlatıyor?

  1. Past perfect gerçek bir kadına aittir.
  2. Bu zaman her zaman past perfect'in yerine geçebilir.
  3. Bu zaman past perfect ile yakından ilişkilidir, ancak onunla aynı değildir.
Cevabı göster

Bu zaman past perfect ile yakından ilişkilidir, ancak onunla aynı değildir.

who just wants to be appreciated for all of her hard work Kalıp ifadeler

2:24

sadece tüm sıkı çalışması için takdir edilmek isteyen

and effort in the past.

2:27

ve geçmişteki çabası için.

Kalıp ifadeler

be appreciated for all of her hard work: takdir edilme nedenini belirtmek

be appreciated for + isim ya da -ing biçimi, o neden dolayısıyla teşekkür, takdir veya değer görmek anlamına gelir. Yapı edilgendir: takdir gören kişi ya da şey özne olur, for ise nedeni açıklar. Buradaki her, past perfect continuous zamanının kişileştirilmesini sürdürür; gerçek bir kadını anlatmaz. All of her hard work, bu zamanı geçmişte gerçekten çok çalışmış gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “... nedeniyle takdir edildi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Noor was ____ her careful work.

Cevabı göster

appreciated for

Exactly.

2:30

Kesinlikle.