Past Perfect Continuous Nasıl Kullanılır – Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video açıklaması: Canlı bir sınıf dersi, past perfect continuous yapısının nasıl kurulduğunu, geçmişte başka bir ana kadar süren ya da geçmişteki bir sonuca yol açan etkinlikleri nasıl anlattığını ve odak noktasının past perfect simple’dan nasıl ayrıldığını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. had plus been plus the -ing form — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: had been + fiilin -ing biçiminden oluşan sabit past perfect continuous kalıbını tanımayı ve kurmayı öğrenin. had özneye göre değişmediği için geçmişte daha önce başlayıp sürmekte olan bir etkinliği her özneyle aynı yapıyı kullanarak anlatabilirsiniz. 2. because she had been jogging for 5 hours. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: because sözcüğünün yorgunluk gibi geçmişteki bir sonucu, daha önce bir süre devam etmiş etkinliğe nasıl bağladığını anlayın. Böylece bu zamanı yalnızca süre belirtmek için değil, geçmişte neden-sonuç ilişkisi kurmak için de kullanabilirsiniz. 3. refer to the completion of the event — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olayı tamamlanmış olarak sunan past perfect simple ile etkinliğin kendisini ve ne kadar sürdüğünü öne çıkaran continuous biçimini ayırt edin. Bu sayede vermek istediğiniz vurguya uygun olan zamanı bilinçli biçimde seçebilirsiniz.
Bu derste
so today we're going to talk about the past perfect continuous. Anlatım akışı
0:01bugün past perfect continuous tense hakkında konuşacağız.
we're going to talk about: sıradaki konuyu tanıtmak
We're going to talk about + konu, dinleyicilere sırada neyin ele alınacağını söyleyen yaygın bir açılış kalıbıdır. Açıklama başlamadan önce dersi düzenleyen bir yol işareti görevi görür. Burada be going to, konuşmanın planlanmış olduğunu gösterir. Konuyu about ifadesinden sonra getirin: volcanoes gibi bir şeyi veya konuyu ya da how volcanoes form gibi araştırılacak bir soruyu belirtebilirsiniz.
Alıştırma
Bu ders açılışını hedef ifadeyle tamamlayın: Today, ____ how rainbows form.
Cevabı göster
we're going to talk about
We know the past continuous and we know the past perfect.
0:06Past continuous'u biliyoruz ve past perfect'i biliyoruz.
remix version?: eğlenceli bir dil bilgisi benzetmesi
Müzikte remix version, sesleri değiştirilerek veya yeniden birleştirilerek oluşturulan yeni bir parça sürümüdür. Burada konuşmacı, past perfect continuous yapısını şakayla karışık biçimde past continuous ile past perfect yapılarının remiksi gibi gösterir. Soru eğlenceli bir şaşkınlık ifade eder; gerçek anlamda müzikle ilgili değildir.
Alıştırma
Bu cümlede remix version ne anlama geliyor?
- Gerçekten yeniden mikslenmiş bir müzik parçası.
- İngilizcedeki yeni bir zamanın resmî adı.
- Başka dil bilgisi biçimlerini birleştiriyor gibi görünen bir biçime verilen esprili ad.
Cevabı göster
Başka dil bilgisi biçimlerini birleştiriyor gibi görünen bir biçime verilen esprili ad.
Şikâyet anlamında Did they have to ...?
Did they have to + fiilin yalın hâli? geçmişte bir şeyin gerekli olup olmadığını gerçekten sormak için kullanılabilir. Ancak burada retorik bir sorudur: konuşan kişi aslında bilgi istemez. Rahatsızlık veya şaşkınlık ifade eder ve “Buna gerek yoktu” anlamını ima eder. Yorum bağlama ve tonlamaya bağlıdır; aynı yapı başka bir durumda gerçek bir soru olabilir.
Alıştırma
Özgün cümlede Did they have to ...? büyük olasılıkla ne ifade ediyor?
- Konuşan kişi eylemin gereksiz olduğunu düşünüp şikâyet ediyor.
- Konuşan kişi yasal bir zorunluluğu tarafsız biçimde soruyor.
- Konuşan kişi eylemi sevinçle övüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi eylemin gereksiz olduğunu düşünüp şikâyet ediyor.
drop this collab: ortak bir çalışmayı yayımlamak
Müzik ve çevrim içi eğlence bağlamında drop, “yayımlamak” veya “piyasaya sürmek” anlamına gelebilir; collab ise collaboration kelimesinin samimi ve kısaltılmış biçimidir. Bir collab çoğunlukla birden fazla üreticinin birlikte yaptığı şarkı, video, ürün veya başka bir projeyi anlatır. Bu nedenle drop this collab, fiziksel olarak bir şeyi düşürmek değil, “bu ortak çalışmayı yayımlamak” demektir. Bu cümlede medya dili, dil bilgisi zamanlarını ortak proje yayımlayan sanatçılar gibi göstererek şaka oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede drop doğal biçimde “yayımlamak”, collab ise ortak bir yaratıcı çalışma anlamında kullanılmıştır?
- Please don't drop the glass.
- The researchers began a formal collaboration.
- The band will drop its new collab on Friday.
Cevabı göster
The band will drop its new collab on Friday.
y'all: you zamirinin samimi çoğul biçimi
Y'all, you all ifadesinin kısalmış biçimidir. Bu cümlede doğrudan birden fazla dinleyiciye seslenir; dolayısıyla genel olarak herkes değil, çoğul you anlamına gelir. y'all kullanımı hitabı samimi ve konuşma diline özgü kılar. Ayrıca you sözcüğünün tekil mi çoğul mu olduğu belirsizliğini giderebilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Gruba tek heceli y'all ile mi, yoksa iki sözcüklü you all ile mi seslenildiğine odaklanın.
- Your friends can leave their coats by the door.
- You all can leave your coats by the door.
- Y'all can leave your coats by the door.
Cevabı göster
Y'all can leave your coats by the door.
doing too much: çok iş tamamlamak değil, işi abartmak
Bu cümlede doing too much, birinin davranışının, tepkisinin veya gösterisinin makul görünen sınırı aştığına dair samimi bir değerlendirmedir. Yalnızca çok sayıda işi tamamlamak değil, aşırı veya gereğinden fazla abartılı olmak anlamına gelir. İfade çoğu zaman eleştiri ya da takılma amacı taşır: konuşan kişi gruba biraz sakinleşmelerini söylemektedir.
Alıştırma
Bir arkadaş bir gecelik gezi için beş bavul getiriyor. Buradaki You're doing too much yorumu ne anlama gelir?
- Birçok yararlı işi tamamladın.
- Daha da fazla hazırlık yapmalısın.
- Davranışın, durumun gerektirdiğinden daha abartılı.
Cevabı göster
Davranışın, durumun gerektirdiğinden daha abartılı.
so done with you: sabrı tamamen tükenmek
Be done with someone, birine karşı hiç sabrının kalmadığını ve artık o kişiyle uğraşmak istemediğini ifade edebilir. So bu duyguyu güçlendirir: I'm so done with you yaklaşık olarak “Senden tamamen bıktım” demektir. Buradaki done, bir işi bitirmek anlamındaki sıradan kullanım değildir. İlişkiye ve ses tonuna göre ciddi bir reddetme ya da şakacı ve abartılı bir yakınma olabilir.
Alıştırma
"I'm so done with you" en olası olarak ne anlama gelir?
- Seninle ilk kez buluşacağım.
- Senin için bir işi bitirdim.
- Sana karşı sabrımı tamamen kaybettim.
Cevabı göster
Sana karşı sabrımı tamamen kaybettim.
I swear to God: güçlü güvence veya duygusal vurgu
Swear to God kelime anlamıyla, doğruyu söylediğine tanık olarak Tanrı'yı göstermektir. Konuşmada I swear to God, bir ifadenin doğru olduğunu çok güçlü biçimde savunabilir ya da öfke, şaşkınlık veya hayal kırıklığını daha güçlü hâle getirebilir. Burada gerçek bir iddiayı desteklemek yerine duygusal bir ünlem olarak kullanılır. Konuşanın abartılı yakınmasını güçlendirir; resmî bir dinî yemin değildir.
Alıştırma
Bu cümlede I swear to God ifadesinin temel görevi nedir?
- Sakin bir şekilde talimat verir.
- Resmî bir dinî törenin adını söyler.
- Konuşanın öfkeli yakınmasını güçlendirir.
Cevabı göster
Konuşanın öfkeli yakınmasını güçlendirir.
they're doing too much and I can't I can't I can't do it either.
0:19çok abartıyorlar ve ben yapamam, yapamam, ben de yapamam.
hold on: birinden beklemesini istemek
Konuşmada hold on, “bekle” veya “bir an dur” anlamına gelir. İki sözcük tek bir ifade gibi kullanılır: Konuşan kişi, çoğu zaman düşünmek ya da bir şeyi kontrol etmek için zaman kazanmak amacıyla karşısındakinden konuşmayı veya yaptığı şeyi kısa süreliğine durdurmasını ister. Burada “bir şeyi tutmaya devam etmek” şeklindeki gerçek anlam kullanılmaz. Hold on ifadesinin bekleme isteği mi yoksa sıkıca tutunma talimatı mı olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
“Bir dakika bekle” anlamındaki bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, I need to check the address.
Cevabı göster
Hold on
The past perfect continuous gets a lot of hate and I won't stand for it. Notlar
0:36Past perfect continuous çok nefret alıyor ve buna katlanamam.
gets a lot of hate: güçlü olumsuz tepkiler almak
Gets a lot of hate, “çok fazla düşmanlık, sert eleştiri veya hoşnutsuzluk görür” anlamına gelir. Burada hate sayılamayan bir isimdir; bu nedenle a lot of, olumsuz tepkinin miktarını belirtir ve birbirinden ayrı çok sayıda “hates” anlamına gelmez. Bu kalıp; bir kişiye, fikre, ürüne veya esere yönelik halkın ya da internet kullanıcılarının tepkilerinden söz ederken yaygındır. Bu cümlede söz konusu dil bilgisi biçimi, insanların haksız yere eleştirdiği bir şey gibi ele alınır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için get a lot of hate ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the trailer came out, the movie ____ online.
Cevabı göster
got a lot of hate
I won't stand for it: Hoşgörü göstermeyi kesin biçimde reddetmek
Bu cümlede I won't stand for it, “Buna hoşgörü göstermeyeceğim” demektir. it zamiri, past perfect continuous'a yöneltilen eleştirileri gösterir; burada stand for, ayakta durmakla ilgili değildir. Bu ifade I don't like it ifadesinden çok daha güçlüdür. Net bir sınır çizer ve konuşanın bu durumu kabul etmeyi reddettiğini gösterir.
Alıştırma
Örnekteki I won't stand for it ne anlama geliyor?
- Buna hoşgörü göstermeyi reddediyorum.
- Bunu açıklayacağıma söz veriyorum.
- Bunu açıkça destekliyorum.
Cevabı göster
Buna hoşgörü göstermeyi reddediyorum.
literally the best: Günlük dilde vurgu
Literally genellikle sözlerin tam, mecaz olmayan anlamıyla doğru olduğunu belirtir. Ancak günlük konuşmada yalnızca güçlü bir duygu katmak için de kullanılır. Burada literally, the best övgüsünü daha coşkulu hâle getirir: konuşan kişi bunun gerçekten harika olduğunu söylemektedir. Bu, nesnel bir karşılaştırmayla birinci seçildiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
It's literally the best cümlesinde literally hangi görevi görüyor?
- Gerçek anlam ile mecaz anlam arasında dikkatli bir ayrım yapar.
- Resmî bir sıralamanın sonucunu bildirir.
- Güçlü ve günlük bir övgü katar.
Cevabı göster
Güçlü ve günlük bir övgü katar.
You don't even have to change the verb form based on the subject. Notlar
0:41Özneye göre fiil formunu değiştirmenize bile gerek yok.
don't even have to change: bir şeyin hiç gerekmemesini vurgulama
don't have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olmadığını belirtir. Burada change, to’dan sonra gelen yalın fiildir. even vurguyu güçlendirir: Fiili değiştirmek yalnızca isteğe bağlı değildir; şaşırtıcı biçimde bu adıma hiç gerek yoktur. Bu, değiştirmenin yasak olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle yazdırmanın şaşırtıcı biçimde gereksiz olduğunu, ancak yasak olmadığını anlatır?
- You can't print the ticket.
- You don't even have to print the ticket.
- You mustn't print the ticket.
Cevabı göster
You don't even have to print the ticket.
based on the subject: ölçütü belirtmek
Based on + isim öbeği, bir karar veya değişiklik için kullanılan bilgi, kural ya da ölçütü belirtir. Bu cümlede özne, fiil biçiminin değiştirilip değiştirilmeyeceğine karar vermek için kullanılacak ölçüt olurdu. Bu ifade choose based on price örneğindeki gibi bir fiil öbeğini niteleyebilir veya The choice is based on price örneğindeki gibi be ile kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “bunu ölçüt olarak kullanarak” anlamındaki, derste vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Teams are formed ____ age.
Cevabı göster
based on
stays the same: değişmeden aynı kalmak
Stays the same, “değişmeden aynı kalır” anlamına gelir. Burada stay, özneyi durumu belirten the same ifadesine bağlar. Özne it olduğu için stay, -s eki alarak stays olur. Bu kalıp zaman içinde değişmeyen bir kuralı, fiyatı, şekli veya başka bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Müze ücretinin yaz boyunca değişmediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The museum fee stay the same throughout the summer.
- The museum fee stays same throughout the summer.
- The museum fee stays the same throughout the summer.
Cevabı göster
The museum fee stays the same throughout the summer.
Let's start with an example: bir fikirden somut bir örneğe geçmek
Let's start with an example, açıklamanın düzenini gösteren bir geçiş ifadesidir. Dinleyenlere, konuşmacının bir kurala veya fikre geçmeden önce ilk adım olarak somut bir örnek vereceğini anlatır. Let's, konuşmacıyı ve dinleyenleri bir sonraki adıma birlikte dâhil eder. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Let's start with + isim biçimindedir; örneğin Let's start with the main question denebilir.
Alıştırma
Dinleyenleri giriş bölümünden ilk örneğe yönlendiriyorsunuz. Hangi geçiş ifadesi doğaldır?
- Let's start from with a quick example.
- Let's starting with a quick example.
- Let's start with a quick example.
Cevabı göster
Let's start with a quick example.
had been working ... for 5 years: geçmişteki bir noktaya kadar devam etme
had been working, past perfect continuous yapısındadır: had + been + fiil-ing. Geçmişteki bir noktadan daha geriye bakar ve o noktaya kadar sürmüş bir eylemi gösterir. for 5 years sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Burada terfi, geçmişteki daha sonraki noktadır ve beş yıllık çalışma bu noktaya kadar sürer. Cümle, kişinin terfiden sonra çalışmayı bırakıp bırakmadığını söylemez.
Alıştırma
wait fiilinin past perfect continuous biçimiyle cümleyi tamamlayın: By the time the bus arrived, we ____ for forty minutes.
Cevabı göster
had been waiting
before I got the promotion: geçmişteki daha sonraki olayı gösterme
before I got the promotion, geçmişteki bu zaman çizgisinde daha sonra gerçekleşen olayı gösterir. Beş yıllık çalışma zaten birikmişti; ardından terfi gerçekleşti. before yan cümlesi, bu referans olayını belirtmek için basit geçmiş zaman olan got biçimini kullanır. Daha önce başlayan ve devam eden eylem ise ayrıca had been working ile işaretlenir. Böylece sıra netleşir, ancak terfiden sonra çalışmanın sona erdiği söylenmez.
Alıştırma
Hangi zaman çizgisi cümleyle eşleşir?
- Beş yıllık çalışma ile terfi aynı anda başlamak zorundaydı.
- Terfi gerçekleştiğinde kişi şirkette zaten beş yıldır çalışıyordu.
- Kişi beş yıllık çalışmaya başlamadan önce terfiyi aldı.
Cevabı göster
Terfi gerçekleştiğinde kişi şirkette zaten beş yıldır çalışıyordu.
take a look at the form: dikkati birlikte yöneltmeye davet
Take a look at + isim, “bir şeye kısaca bakmak veya onu incelemek” anlamına gelir. Bu cümlede Let's, ifadeyi herkesin dikkatini dil bilgisi biçimine yönelten samimi bir davete dönüştürür. Burada look, take a look kalıbındaki bir isimdir; at ise incelenecek şeyi belirtir. Yeniden kullanılabilecek tam kalıp Let's take a look at + isim şeklindedir.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Let's ____ the schedule before we begin.
Cevabı göster
take a look at
it's had plus been plus the -ing form of the verb. Dilbilgisi
0:55had artı been artı fiilin -ing formu.
had plus been plus the -ing form: past perfect continuous kalıbı
Had plus been plus the -ing form, past perfect continuous yapısının sözcük sırasını verir: had + been + asıl fiilin -ing biçimi. Sözlü açıklamadaki plus, formülün parçalarını birleştiren artı işareti gibi “ardından gelir” anlamındadır. Had ve been her özneyle aynı kalır. Yalnızca asıl fiili seçip -ing biçimine getirmek gerekir: I had been reading, she had been reading ve they had been reading.
Alıştırma
study fiilinin past perfect continuous biçimiyle cümleyi tamamlayın: Before lunch, Mia ____ for three hours.
Cevabı göster
had been studying
The past perfect continuous is used to highlight or describe events or actions Dilbilgisi
1:01Past perfect continuous olayları veya eylemleri vurgulamak veya tanımlamak için kullanılır
is used to highlight or describe: amaç bildirme
“is used to highlight or describe”, “vurgulama veya betimleme amacı vardır” anlamına gelir. be used to + fiilin yalın hâli edilgen yapısını kullanır. Highlight ve describe, or ile bağlanan iki yalın fiildir. Özne the past perfect continuous olduğu için bu ifade, söz konusu zamanın ne amaçla kullanıldığını açıklar. Buradaki used to, “geçmişte düzenli olarak bir şey yapardı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Amaç bildirmek için cümleyi be used to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: A dictionary ____ check the meanings of words.
Cevabı göster
is used to
and continued up to another point in the past. Kalıp ifadeler
1:10ve geçmişte başka bir noktaya kadar devam eden.
were ongoing ... continued up to another point in the past: daha sonraki bir geçmiş ana kadar sürme
“were ongoing in the past”, olayları veya eylemleri geçmişteki bir dönem sırasında zaten devam ediyor olarak sunar. “continued up to another point in the past” ise etkinliğin devam ettiği, yine geçmişte bulunan daha sonraki bir anı ekler. İki ifade birlikte, daha erken başlayan bir etkinliğin daha sonraki bir geçmiş ana kadar sürdüğünü anlatır. Her iki zaman da geçmiştedir; etkinliğin mutlaka günümüze kadar devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişte devam etmekte olan bir etkinliğin geçmişteki başka bir noktaya kadar sürdüğünü gösterir?
- They had been waiting for an hour when the bus arrived.
- They have been waiting for an hour, and the bus has not arrived yet.
- They began waiting after the bus arrived.
Cevabı göster
They had been waiting for an hour when the bus arrived.
continued up to another point: bitiş noktasını belirtme
continued up to another point ifadesinde up to, zaman içinde süren bir eylem veya durumun ulaştığı bitiş noktasını belirtir. İfade, bunun geçmişteki daha sonraki bir noktaya kadar sürdüğü anlamına gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp continue up to + zaman veya aşamadır: The roadworks continued up to Friday. up to sonrasındaki sözler “Zamanda hangi noktaya kadar devam etti?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Hangi cümle müziğin gece yarısına kadar çalmaya devam ettiğini anlatır?
- The music continued from midnight.
- The music had started by midnight.
- The music continued up to midnight.
Cevabı göster
The music continued up to midnight.
which is when I got promoted: daha önce belirtilen zamanı açıklama
which is when I got promoted ifadesinde which, yan cümleden hemen önce belirtilen bir zamana veya aşamaya gönderme yapar. is when ise o sırada gerçekleşen olayı belirterek bu zamanı açıklar. Önceden belirtilen bir tarihi, dönemi veya dönüm noktasını ayrı bir cümle başlatmadan belirli bir olaya bağlamak için zaman ifadesi, which is when + yan cümle kalıbını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede which is when, daha önce belirtilen bir zamanı o sırada gerçekleşen bir olaya bağlamak için kullanılmıştır?
- I moved to Bristol, which is where I started college.
- I moved there in 2020, which is when I started college.
- I moved to be closer to campus, which is why I started college.
Cevabı göster
I moved there in 2020, which is when I started college.
It is also used to show cause and effect in the past. Kelime
1:23Aynı zamanda geçmişteki sebep ve sonucu göstermek için de kullanılır.
show cause and effect: neden-sonuç ilişkisini göstermek
“Cause and effect”, bir şeyin neden olduğu ile bunun sonucunda ne olduğu arasındaki ilişkiyi anlatan kalıplaşmış bir isim grubudur. “Show cause and effect” ifadesinde show, bu ilişkiyi açıkça göstermek anlamına gelir. İfade olayları, deneyleri, hikâyeleri veya değişimleri açıklarken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir neden ile onun sonucu arasındaki ilişkiyi anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The chart helps us understand ____.
Cevabı göster
cause and effect
because she had been jogging for 5 hours: geçmişteki bir sonucu açıklamak
because ile başlayan yan cümle, geçmişteki she was tired sonucunun nedenini verir. Had been jogging, past perfect continuous yapısıdır: had been + fiil-ing. For 5 hours etkinliğin ne kadar sürdüğünü belirtir. Bu yapı, devam eden etkinliği geçmişteki bir noktadan önceye yerleştirir ve etkinliğin sonraki duruma neden olduğunu ya da bu durumu açıkladığını gösterir. Burada koşu, yorgunluk fark edilmeden önce devam etmiştir.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Mia was sleepy because she ____ on her project all night.
Cevabı göster
had been working
Teacher, teacher, teacher, teacher, Ton ve niyet
1:32Öğretmenim, öğretmenim, öğretmenim, öğretmenim,
Teacher, teacher, teacher, teacher: aciliyeti gösteren tekrarlı hitap
Teacher sözünü birkaç kez tekrarlamak, öğretmenin dikkatini hemen çekmenin bir yoludur. Buradaki tekrar, dört farklı öğretmene seslenildiğini değil, konuşan kişinin aceleyle araya girmek veya söz almak istediğini gösterir. Konuşma sırasında birinin adını ya da unvanını tekrarlamak, dikkat isteğini daha acil, heyecanlı veya sabırsız gösterebilir. Hangi duygunun anlatıldığını ses tonu ve durum belirler.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî bir toplantıda Chair, Chair, Chair, Chair diye seslenmek genellikle söz istemenin kibar ve tarafsız bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
it sounds really similar to the past perfect simple. Kalıp ifadeler
1:33past perfect simple'a gerçekten çok benziyor.
sounds really similar to: iki şeyin birbirine çok benzer göründüğünü söylemek
sounds really similar to, iki şeyi karşılaştırırken birinin diğerine çok benzediği izlenimini anlatır. Sound burada bağlayıcı fiildir; ardından similar sıfatı gelir, karşılaştırılan unsur da to ile bağlanır. Really, similar sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu ifade gerçek sesleri karşılaştırabilir; ayrıca bıraktıkları izlenime göre dil bilgisi yapılarını, fikirleri, açıklamaları veya planları da karşılaştırabilir.
Alıştırma
sound + similar + to yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Your idea sounds very similarly to mine.
- Your idea sounds very similar with mine.
- Your idea sounds very similar to mine.
Cevabı göster
Your idea sounds very similar to mine.
Well, yeah, kind of. ile çekinceli onay
“Well, yeah, kind of.” çekinceli bir onay ifade eder. Yeah temel bir onay gösterirken well duraksama veya cevabı düzeltme sinyali verir; kind of ise “bir ölçüde” anlamına gelir. Bu nedenle konuşan kişi fikri tamamen doğrulamaz. Bu cevap çoğu zaman ardından bir düzeltme, ayrım veya ek koşul geleceğini gösterir. Kesin bir evet değil, “kabaca evet ama tam olarak değil” şeklinde anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Konuşan kişinin tutumunu en iyi hangi açıklama anlatır?
- Konuşan kişi yalnızca kısmen katılıyor ve bir koşul ekleyebilir.
- Konuşan kişi fikri bütünüyle reddediyor.
- Konuşan kişi tamamen katılıyor ve ekleyecek hiçbir şeyi yok.
Cevabı göster
Konuşan kişi yalnızca kısmen katılıyor ve bir koşul ekleyebilir.
But we use the past perfect simple to just refer to the completion of the event Dilbilgisi
1:38Ama past perfect simple'ı sadece olayın tamamlandığını belirtmek için kullanırız
refer to the completion of the event: tamamlanmış sonuca odaklanmak
Burada refer to, “işaret etmek” veya “ana odak olarak sunmak” anlamına gelir. The completion of the event isim öbeği, olayın bitmiş olduğu gerçeğini ifade eder. Bu karşılaştırmada past perfect simple, daha önceki olayı başka bir geçmiş zamandan önce tamamlanmış bir bütün olarak sunar. Odak, zaman içinde devam eden etkinlikte değil, elde edilen sonuçta veya tamamlanmış gerçektedir.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir son tarihten önce tamamlanmış sonuca en açık biçimde odaklanır?
- At noon, Ava was writing the report.
- By noon, Ava had written the report.
- By noon, Ava had been writing the report.
Cevabı göster
By noon, Ava had written the report.
and we use the past perfect continuous to really focus on the activity Dilbilgisi
1:43ve past perfect continuous'u ise gerçekten aktiviteye odaklanmak için kullanırız
focus on the activity and how long it goes on for: sürece ve süreye odaklanmak
Bu ifade, past perfect continuous yapısının neyi öne çıkardığını anlatır: devam eden bir süreç olarak etkinliği ve bu etkinliğin süresini. Bir etkinlik geçmişteki bir referans noktasından önce devam ediyorsa ve çoğu zaman o noktaya kadar sürüyorsa, önemli olan yalnızca bir şeyin tamamlanıp tamamlanmadığı değil, neyin devam ettiği veya ne kadar sürdüğü olduğunda bu odak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir referans noktasından önce bir süre devam eden etkinliği en iyi şekilde öne çıkarır?
- Before dinner, Leo had been practising the piano for two hours.
- Before dinner, Leo had practised the song once.
- After dinner, Leo practised the piano once.
Cevabı göster
Before dinner, Leo had been practising the piano for two hours.
goes on for: süre belirtmek
goes on for ifadesinde go on, devam etmek veya sürmek anlamına gelir. For bir zaman uzunluğunu belirtir; bu nedenle how long it goes on for etkinliğin ne kadar sürdüğünü sorar veya ifade eder. Geniş zamanda it gibi tekil bir özneyle goes kullanılır: The lesson goes on for an hour. Fiilin biçimi özneye veya zamana göre değişebilir, ancak sürenin önünde on for kalır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için go on for ifadesinin doğru biçimini kullanın: The course ____ three hours.
Cevabı göster
goes on for
You know what?: yeni bir kararı dile getirme
Burada You know what?, dinleyicinin bir şeyi bilip bilmediğini gerçekten soran bir soru değildir. “Aklıma az önce bir şey geldi” sinyalini veren bir konuşma girişidir. Dikkati ardından gelecek yeni bir karara, öneriye veya plan değişikliğine yöneltir. Konuşan kişi genellikle evet ya da hayır cevabı beklemeden hemen devam eder.
Alıştırma
Hangi cümlede You know what? yeni verilmiş bir kararı tanıtmak için kullanılmıştır?
- You know what? Let's leave before it starts raining.
- You know the route to the station.
- Do you know what time the shop closes?
Cevabı göster
You know what? Let's leave before it starts raining.
Let's go back to the previous example: önceki içeriğe dönme
Let's go back to the previous example, grubun dikkatini daha önce ele alınan bir içeriğe, çoğu zaman mevcut örneğin hemen öncesindeki örneğe yönlendirir. Açıklamalarda, sunumlarda ve tartışmalarda kullanılan bir yönlendirme ifadesidir. Kalıp let’s + fiilin yalın hâlidir; burada ardından go back to + konu veya içerik gelir. Go back mecazidir: kimsenin fiziksel olarak geri gitmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi go back ve doğru edatla tamamlayın: Let's ____ the previous slide.
Cevabı göster
go back to
and let's switch it to the past perfect simple. Kalıp ifadeler
1:51ve onu past perfect simple'a çevirelim.
Let's switch it to ...: yeni bir biçime geçirmek
“Let's switch it to ...”, “onu farklı bir biçime veya ayara geçirelim” anlamına gelir. Buradaki it, konuşulan cümleyi veya fiil biçimini belirtir; to sonrasındaki ifade ise yeni biçimi, yani past perfect simple'ı söyler. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp switch + nesne + to + yeni biçim, mod, dil, sürüm veya plandır. Let's, değişikliği konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapmasına yönelik bir öneri oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümlede switch + nesne + to + yeni ayar kalıbı doğru kullanılmıştır?
- Let's switch the app to dark mode.
- Let's switch dark mode to the app.
- Let's switch the app with dark mode.
Cevabı göster
Let's switch the app to dark mode.
had worked ... for 5 years: geçmiş bir olaydan önceki gerçek
Had worked, past perfect simple biçimidir: had + geçmiş zaman ortacı worked. Beş yıllık süreyi daha sonraki geçmiş olay olan got the promotion'dan önceye yerleştirir. For 5 years, o noktaya kadar ne kadar deneyim biriktiğini belirtir. Simple biçim, bu beş yılı bütün ve yerleşmiş bir gerçek olarak sunar. Tek başına, kişinin terfiden sonra şirkette çalışmayı bıraktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekteki had worked ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Beş yıllık çalışmanın terfiden sonra gerçekleşeceğini söyler.
- Beş yıllık çalışmayı, daha sonraki bir geçmiş olaydan önce birikmiş bir gerçek olarak sunar.
- Şu anda gerçekleşmekte olan bir işi anlatır.
Cevabı göster
Beş yıllık çalışmayı, daha sonraki bir geçmiş olaydan önce birikmiş bir gerçek olarak sunar.
we're just mentioning that we had worked there for 5 years. Anlatım akışı
1:58sadece orada 5 yıl çalıştığımızdan bahsediyoruz.
just mentioning: ifadeyi yalnızca bir gerçekten bahsetmekle sınırlamak
just mentioning ifadesinde just, konuşanın yaptığı şeyi sınırlar: konuşan yalnızca bir gerçeği dile getirir; onu ana nokta hâline getirmez veya etkinliğin kendisini vurgulamaz. just kelimesinin bu kullanımı açıklamadaki bilgiyi düzenler. Dinleyiciye, sonraki bilgiyi basit bir gerçek olarak ele almasını ve ona fazladan önem yüklememesini söyler.
Alıştırma
Bu cümlede just ne işe yarıyor?
- İfadeyi yalnızca gerçeği dile getirmekle sınırlar.
- Gerçeğin daha az önce dile getirildiğini söyler.
- Gerçeğin özellikle önemli görünmesini sağlar.
Cevabı göster
İfadeyi yalnızca gerçeği dile getirmekle sınırlar.
We're not really focusing on the activity or highlighting its importance Ton ve niyet
2:02Aktiviteye gerçekten odaklanmıyoruz veya önemini vurgulamıyoruz
not really focusing on: yumuşatılmış bir olumsuzluk
not really focusing on ifadesinde not really söz dizimi olumsuzluğu yumuşatır. Bu, etkinliğin ana odak olmadığı anlamına gelir; yine de ona biraz dikkat veriliyor olabilir. Bu ifade, not focusing on ... at all demekten daha az kesindir.
Alıştırma
Hızın ana odak olmadığını yumuşak bir şekilde söyleyen, ancak ona biraz dikkat gösterilebileceğini de dışlamayan cümle hangisidir?
- We're not really focusing on speed yet.
- We're focusing mainly on speed.
- We're really not focusing on speed at all.
Cevabı göster
We're not really focusing on speed yet.
and we're not saying that it got us the promotion. Dilbilgisi
2:07ve bize terfiyi getirenin o olduğunu söylemiyoruz.
got us the promotion: get + kişi + şey yapısı
got us the promotion ifadesindeki get, bir şeyin terfiyi almamızı sağladığını veya buna yardımcı olduğunu anlatır. İfade, get + kişi + şey biçimindeki çift nesneli yapıyı kullanır; get burada fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. Cümlenin tamamı, konuşanların bunun o sonuca neden olduğunu iddia etmediğini gösterir. Bu yapı, get someone a job veya get someone an interview örneklerinde olduğu gibi birinin aldığı şeyler veya fırsatlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
get + her + the job yapısını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Her excellent interview ____.
Cevabı göster
got her the job
Whereas: karşılaştırmanın diğer tarafını tanıtmak
Whereas, bu yan cümlenin daha önceki bir ifadeyle karşılaştırılması gerektiğini gösterir. Buna karşılık ifadesine benzer biçimde farklı veya zıt bir tarafı tanıtır. Görevi iki düşünceyi karşıtlık olarak düzenlemektir; neden veya sonuç göstermek değildir. Burada Whereas ile başlayan yan cümle, önceki bağlamda başlamış olan karşılaştırmanın ikinci tarafıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir planın daha düşük fiyatını diğer planın daha yüksek hızıyla açıkça karşılaştırır?
- The first plan is cheaper, so the second is faster.
- The first plan is cheaper, whereas the second is faster.
- The first plan is cheaper because the second is faster.
Cevabı göster
The first plan is cheaper, whereas the second is faster.
I'm really highlighting all the work that I'd done there for 5 years Dilbilgisi
2:145 yıl boyunca orada yaptığım tüm işleri gerçekten vurguluyorum
that I'd done there for 5 years: I'd, I had anlamına gelir
that I'd done there for 5 years ifadesinde that, all the work ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. I'd done, I had done ifadesinin kısaltmasıdır. Bu, had + geçmiş zaman ortacı yapısındaki past perfect zamandır. Past perfect, geçmişteki daha sonraki bir noktadan geriye bakar. Beş yıllık çalışma, daha sonraki terfiden önce birikmişti; for 5 years ise bu çalışma döneminin süresini belirtir.
Alıştırma
I had ifadesinin kısaltmasını ve finish fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Before the guests arrived, ____ all the preparations.
Cevabı göster
I'd finished
and the fact that I got the promotion because of it. Notlar
2:18ve bu yüzden terfi aldığım gerçeğini.
the fact that: tam bir cümleciği gerçek olarak ele almak
The fact that ifadesinden sonra tam bir bildirme, yani bildirme cümleciği gelir. Burada I got the promotion because of it, söz konusu gerçeğin tam olarak ne olduğunu belirtir. Dilbilgisi açısından that cümleciği, fact isminin içeriğini verir. İfadenin tamamı, konuşanın bütün bir durumu yerleşmiş tek bir gerçek olarak ele almasını sağlar. Bu cümlede all the work ile eş görevli olarak bağlanır ve vurgulanan başka bir unsuru oluşturur.
Alıştırma
the, fact ve that sözcüklerini boşluğa doğru sırayla yerleştirin: We can't ignore ____ the pool is closed today.
Cevabı göster
the fact that
because of it: bilinen bir nedene yeniden gönderme yapmak
Because of it, “o şey veya olay yüzünden” anlamına gelir. It, zaten açık olan bir nedene gönderme yaptığı için nedenin tekrar söylenmesi gerekmez. Because of, ardından gelen isim veya zamirle bir ilgeç öbeği oluşturur. Burada because of it, konuşanın neden terfi ettiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi because of + it zamiriyle tamamlayın: The road was closed. We had to turn back ____.
Cevabı göster
because of it
doesn't suck now: iyileşme sonrası gündelik ve dobra bir övgü
Burada suck, bir şeyi “emmek” şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Çok gündelik İngilizcede something sucks, bir şeyin çok kötü veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğu anlamına gelir. It doesn't suck ise kötü olmadığını belirtir; güçlü bir övgüden çok ölçülü bir beğenidir. Now bir değişim olduğunu düşündürür: önceden kötü olabilir, ancak konuşan kişi artık kabul edilebilir veya daha iyi olduğunu düşünür.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir proje incelemesinde "The new system doesn't suck now" demek uygun mudur?
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
like the past perfect's sister: ilişkili dil bilgisini aile mecazıyla anlatmak
like the past perfect's sister ifadesinde like bir karşılaştırma kurar. Sister gerçek bir aile üyesini anlatmaz; mecazidir. Konuşan kişi ele alınan zamanı kişileştirir ve onu past perfect'in yakın bir akrabası gibi sunar. Bu mecaz, iki zamanın yakından ilişkili olduğunu ve ortak özellikler taşıdığını, ancak yine de farklı olduklarını anlatır. Soyut fikirler arasındaki ilişkiyi açıklamanın samimi ve akılda kalıcı bir yoludur.
Alıştırma
Buradaki the past perfect's sister mecazı temel olarak ne anlatıyor?
- Past perfect gerçek bir kadına aittir.
- Bu zaman her zaman past perfect'in yerine geçebilir.
- Bu zaman past perfect ile yakından ilişkilidir, ancak onunla aynı değildir.
Cevabı göster
Bu zaman past perfect ile yakından ilişkilidir, ancak onunla aynı değildir.
who just wants to be appreciated for all of her hard work Kalıp ifadeler
2:24sadece tüm sıkı çalışması için takdir edilmek isteyen
be appreciated for all of her hard work: takdir edilme nedenini belirtmek
be appreciated for + isim ya da -ing biçimi, o neden dolayısıyla teşekkür, takdir veya değer görmek anlamına gelir. Yapı edilgendir: takdir gören kişi ya da şey özne olur, for ise nedeni açıklar. Buradaki her, past perfect continuous zamanının kişileştirilmesini sürdürür; gerçek bir kadını anlatmaz. All of her hard work, bu zamanı geçmişte gerçekten çok çalışmış gibi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “... nedeniyle takdir edildi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Noor was ____ her careful work.
Cevabı göster
appreciated for