Çalılara çiş zamanı! | Paket Servis | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bir aile gezisinde Bluey ile Bingo, hayali restoran oyununu, acil tuvalet ihtiyacını ve açık kalan musluğu giderek büyüyen bir kargaşaya dönüştürür. Babaları ise hem çocukların o anki ihtiyaçlarıyla hem de yayılan suyla ilgilenmeye çalışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I'll have — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Yiyecek ya da içecek siparişi verirken seçiminizi belirtmek için kullanılan bu yaygın ve nazik kalıbı öğrenin. İfadenin gelecekte sahip olmak gibi kelimesi kelimesine bir anlam taşımadığını bilerek, siparişin adı ve please ile doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. I'm busting. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu samimi Britanya ve Avustralya İngilizcesi ifadesinin, kişinin tuvalete son derece acil gitmesi gerektiğini anlattığını fark edin; bedenin gerçekten parçalanması anlamına gelmez. Böylece sahnedeki hem aciliyeti hem de mizahı anlayabilirsiniz. 3. What will happen if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olası bir koşulun gelecekte doğuracağı sonucu sormak için bu soru kalıbını kullanın. Bluey’nin musluğun kapatılamamasından korktuğu sahnede olduğu gibi kaygı belirtmek, tahmin yürütmek ve varsayımsal sonuçları ele almak için uygundur.
Bu derste
You can have two in case you want lots of food. Dilbilgisi
0:03Canın çok yemek ister diye iki tane alabilirsin.
in case: bir olasılığa karşı hazırlanmak
In case, kişinin şimdi hazırlık yaptığı gelecekteki olası bir durumu belirtir. Bu cümlede karşıdaki kişi çok yemek isteyebilir, bu nedenle konuşan kişi önceden iki tane almasına izin verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp eylem veya hazırlık + in case + olası durum şeklindedir. Daha önce gerçekleşmiş bir olayın nedenini değil, önlem amaçlı hazırlığı ifade eder.
Alıştırma
'Önlem olarak' anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Pack a snack ____ you get hungry later.
Cevabı göster
in case
Can I have this?: kibarca bir şey istemek
Can I have this?, işaret ettiğiniz nesnenin size verilmesini kibarca istemek için kullanılan günlük bir rica ifadesidir. Buradaki have, yalnızca bir şeye sahip olmak değil, onu almak veya edinmek anlamına gelir. Can I have + nesne? yapısını this, that veya bir isim öbeğiyle kullanabilirsiniz. Bu soru nesneyi ister; nesnenin zaten size ait olup olmadığını sormaz.
Alıştırma
Bir fırında satın almak istediğiniz bir hamur işini gösteriyorsunuz. En doğal ve kibar rica hangisidir?
- Can I borrow this, please?
- Give me this now.
- Can I have this, please?
Cevabı göster
Can I have this, please?
write ... down: ayrılabilen bir öbek fiille bilgiyi kaydetmek
Write ... down, bir bilgiyi daha sonra hatırlamak veya kullanmak için yazılı olarak kaydetmek demektir. Bu cümlede Tap Girl's order kaydedilen bilgidir ve write ile down arasına girer. Nesne bir isim olduğunda hem write the order down hem de write down the order kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda onu fiil ile parçacığın arasına koyun: write it down denir, write down it denmez.
Alıştırma
Cümleyi write ... down ve it zamiriyle tamamlayın: Here's the address. Please ____ before you leave.
Cevabı göster
write it down
madam: bir kadına yönelik resmî hitap biçimi
Madam, yetişkin bir kadına hitap etmenin resmî ve kibar bir yoludur. Burada soruyu bir restoran görevlisinin söyleyebileceği bir söz gibi gösterir. Bir çocuk görevli rolü yaptığı için bu fazladan resmiyet, rol yapma havasını da güçlendirir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Yakın bir arkadaşla rahatça sohbet ederken ona tekrar tekrar madam diye hitap etmek genellikle doğal duyulur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
What would you like?: hizmet ortamında nazikçe sorma
What would you like? karşıdaki kişinin seçimini veya tercihini nazikçe sorar. Buradaki would geçmiş zamanı göstermez; soruyu yumuşatır. would like, want demenin nazik bir yoludur. Olası seçenekler belliyse soru tek başına kullanılabilir. Seçimin türü de belirtilebilir: What would you like to drink?
Alıştırma
Bir garson müşterinin içecek seçimini nazikçe sormak istiyor. En uygun cümle hangisidir?
- What did you like to drink?
- What would you like to drink?
- What do you want to drink?
Cevabı göster
What would you like to drink?
I'm just going to check on the spring rolls. Öbek fiiller
0:19Ben sadece Çin böreklerini kontrol edeceğim.
check on: mevcut durumu öğrenmek
check on + bir kişi veya şey, onun şu anki durumunu, ilerlemesini ya da güvende olup olmadığını gidip öğrenmek anlamına gelir. Burada konuşan kişi Çin böreklerinin hazır olup olmadığına ve hazırlığın nasıl ilerlediğine bakacaktır. Nesne on sözcüğünden sonra gelir: check on the food, check on a child. İfade, genellikle ilgi gerekebileceği için birinin ya da bir şeyin şu anda nasıl olduğuna odaklanır.
Alıştırma
Birinin güvende olup olmadığına bakmak anlamındaki, burada öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'll ____ the baby before I go to bed.
Cevabı göster
check on
Sipariş verirken I'll have ...
I'll have ... sipariş verirken kullanılan yaygın bir kalıptır. Bu cümlede konuşan kişi bir şey seçip kendisine verilmesini istiyor; have burada “sahip olmak” değil, “yemek veya içmek için sipariş etmek” anlamındadır. Yiyecek veya içecek I'll have ifadesinden sonra gelir. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bütün kalıp tezgahta veya masada o anda yapılan seçimi bildirir.
Alıştırma
Bir kafede, bu dersteki ifadeyle siparişi tamamlayın: ____ the hot chocolate, please.
Cevabı göster
I'll have
super spicy: gündelik bir pekiştirici olarak super
super spicy ifadesinde super, “çok” veya “son derece” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. spicy sözcüğünün derecesini güçlendirir; burada bir süper kahramanı anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp super + sıfattır: super cold veya super excited gibi. Canlı ve vurgulu bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümlede super, gündelik dilde “çok” anlamında doğru kullanılmıştır?
- The curry is super spicy.
- The curry super is spicy.
- The curry is a super spicy.
Cevabı göster
The curry is super spicy.
Certainly. ile nazik ve resmî bir olumlu yanıt
Burada Certainly., bir isteği nazikçe kabul eden, tek başına tamamlanmış bir yanıttır. “Evet, elbette” veya “Bunu yapabilirim” anlamına gelir. Bu şekilde tek başına kullanıldığında kabul etme işlevinin tamamını yerine getirir. She certainly knows the answer. gibi bir cümlede certainly sözcüğünün “kesinlikle” anlamına geldiği zarf kullanımıyla aynı değildir.
Alıştırma
Bir otel konuğu fazladan havlu istiyor. Hangi yanıt isteği resmî ve özenli bir biçimde kabul eder?
- Maybe not.
- Sure.
- Certainly.
Cevabı göster
Certainly.
I'll just get that now. cümlesindeki tonu yumuşatan just
I'll just get that now., konuşanın az önce sözü edilen şeyi hemen gidip alacağını belirtir. I'll o anda oluşan niyeti gösterir, that açıkça bilinen bir nesneye veya isteğe gönderme yapar ve now konuşanın hemen harekete geçeceğini bildirir. Burada just, “yalnızca” anlamından çok tonu yumuşatır. İşin hızlı ve kolayca yapılabilecek bir şey gibi duyulmasını sağlayarak sakin ve yardımsever bir hizmet yanıtı oluşturur.
Alıştırma
Bir kafe çalışanı hemen bir kaşık getirmeye hazır. Tonu yumuşatan tek sözcükle cümleyi tamamlayın: I'll ____ get that spoon now.
Cevabı göster
just
I'm not sure you can eat it for real life. Notlar
0:33Bunu gerçekte yiyebileceğinden pek emin değilim.
I'm not sure ile kuşku veya anlaşmazlığı yumuşatmak
Burada I'm not sure yalnızca belirsizlik bildirmez. Ardından gelen hatırlatmayı da yumuşatır ve düz bir You can't eat it ifadesine göre düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Fazla keskin görünmeden kuşku, hafif bir itiraz veya olası bir sorun dile getirmek için I'm not sure + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz. Bağlam, konuşanın bir şeyin zaten yanlış veya mantıksız olduğunu düşündüğünü gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir arkadaşın açık hava planıyla ilgili kaygıyı nazikçe dile getirir?
- I'm not sure this plan will work in the rain.
- This plan is a terrible idea.
- This plan will definitely work.
Cevabı göster
I'm not sure this plan will work in the rain.
Hayali oyunda kullanılan for real life
Bu hayali oyun bağlamında for real life, «gerçek dünyada» veya «yalnızca oyunun parçası olarak değil, gerçekten» anlamına gelir. Hayali bir hareketle gerçek bir hareketi birbirinden ayırır. Bu kullanım, standart bir kalıptan çok bir çocuğun o anda oluşturduğu bir birleşim gibi duyulur. Oyun ile gerçeklik arasındaki karşıtlıktan yararlanarak anlayın; bunu yetişkinlerin olağan ifadesi olarak görmeyin.
Alıştırma
Öykülerin, oyunların veya hayal gücünün dışındaki dünyayı belirtmek için kullanılan standart ifade hangisidir?
- in real life
- for real
- for real life
Cevabı göster
in real life
not ready yet: şu ana kadar henüz hazır değil
Not ready yet, beklenen hazır olma durumuna şu anda henüz ulaşılmadığını, ancak daha sonra ulaşılabileceğini belirtir. Bu cümlede they, bahar rulolarını ifade eder. Olumsuz bir cümlede yet genellikle “şu ana kadar henüz” anlamına gelir ve çoğunlukla sonda bulunur: be + not + ready + yet. Bu kalıp It isn't finished yet. örneğindeki gibi başka tamamlanmamış durumları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “şu ana kadar değil, ama daha sonra olabilir” anlamına gelen tek bir kelimeyle tamamlayın: Dinner is still cooking, so it isn't ready ____.
Cevabı göster
yet
mate: samimi bir hitap biçimi
Buradaki mate bir seslenme sözüdür: dinleyiciye doğrudan hitap etmek için kullanılan samimi bir kelimedir. Come here ifadesine yakınlık ve dostça bir hava katar; dinleyicinin gerçekten konuşanın arkadaşı olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Virgül, seslenme sözünü emirden ayırır. Bu aile bağlamında mate, emri sıcak ve sevecen gösterir.
Alıştırma
mate kullanımını değerlendirin: Britanya'daki rahat bir konuşmada Alex yakın bir arkadaşına “Thanks, mate.” diyor.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun
How's that?: bir ayarlamanın sonucunu kontrol etmek
Burada How's that?, “Böyle iyi mi?” veya “Şimdi daha iyi mi?” anlamına gelir. Konuşan kişi az önce bir şeyi değiştirmiş ya da düzeltmiştir ve karşısındaki kişiden sonucu değerlendirmesini ister. That yapılan değişikliği veya sonucu gösterirken how bir değerlendirme ister. Bu kalıp birinin koltuğunu, ses seviyesini, kıyafetini ya da başka bir şeyi ayarladıktan sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Arkadaşınız için müziğin sesini az önce kıstınız. Yeni ses seviyesinin uygun olup olmadığını hangi soru sorar?
- What's that?
- Where's that?
- How's that?
Cevabı göster
How's that?
do a wee: çocuklara ve aile sohbetine özgü gündelik ifade
Do a wee, “idrar yapmak” veya “çiş yapmak” anlamına gelir. Bu ifadede wee sayılabilen bir isimdir ve yapı do + a + wee şeklindedir. İfadenin tamamı konuşan kişinin tuvalete gitmesi gerektiğini belirtir; wee burada “küçük” anlamına gelmez. Bu kullanım Britanya ve Avustralya İngilizcesinde, özellikle çocuklarla konuşurken ve aile içi konuşmalarda yaygındır.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî bir iş toplantısında, dışarı çıkmak için izin isterken “I need to do a wee” demek en tarafsız ve profesyonel ifadedir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
I'm busting: acilen tuvalete gitme ihtiyacı
Bu bağlamda I'm busting, acilen tuvalete gitmem gerekiyor ya da artık neredeyse tutamıyorum anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Aciliyeti abartılı biçimde vurgular; konuşanın bedeninin gerçekten kırıldığı anlamına gelmez. Önceki konuşma veya durum tuvalet anlamını zaten açık ettiği için ihtiyaç çoğu zaman ayrıca söylenmez. Başka bağlamlarda busting farklı anlamlara gelebilir.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada tuvaleti kullanmak için bekleyen biri I'm busting derse bunun anlamı nedir?
- Bir eşyayı kırıyorum.
- Acilen tuvalete gitmem gerekiyor.
- Tuvaleti tamir ediyorum.
Cevabı göster
Acilen tuvalete gitmem gerekiyor.
don't even think about it: kesin bir uyarı
don't even think about it ifadesinde konuşan kişi normal anlamda düşünmeyi yasaklamaz. İfadenin tamamı, bunu yapma ya da buna kesinlikle izin yok anlamına gelen sert bir uyarıdır. It, durumdan zaten anlaşılan bir eylem ya da planı gösterir. Even emri güçlendirir: konuşan kişi, karşısındaki harekete geçmeden önce bu fikri reddeder.
Alıştırma
Uyarılmış biri tehlikeli bir düğmeye uzanıyor. Hangi cümle en güçlü ve anında uyarıyı verir?
- Please think about it carefully.
- Don't even think about it.
- Tell me what you think about it.
Cevabı göster
Don't even think about it.
Where's the nearest toilet? — en yakın tuvaleti sormak
Where's the nearest toilet? konuşan kişiye en yakın tuvaletin nerede olduğunu sorar. Where's, Where is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Nearest, near sözcüğünün en üstünlük biçimidir. Tekrar kullanılabilen Where's the nearest + place? kalıbında nearest normalde the sözcüğünden sonra gelir: the nearest toilet, the nearest station veya the nearest exit.
Alıştırma
Soruyu near sözcüğünden oluşturulan standart en üstünlük ifadesiyle tamamlayın: Where's ____ toilet?
Cevabı göster
the nearest
hold on ... till we get home — kısa bir süre daha dayanmak
Bu cümlede hold on, acil bir ihtiyacı biraz daha idare edip dayanmak anlamına gelir. till we get home bitiş noktasını göstererek Bingo'nun ne kadar süre dayanmasının istendiğini açıklar. Hold on daha genel olarak kısa bir süre beklemek veya dayanmaya devam etmek anlamına da gelebilir. Burada bir şeyi elle tutmak anlamında değildir; tutulan nesne söyleniyorsa olağan yapı hold on to + nesne biçimindedir.
Alıştırma
“I know you're tired, but can you hold on for two more minutes?” cümlesinde hold on ne anlama gelir?
- Fiziksel bir nesneyi tutmak
- Biraz daha dayanmak
- Hemen ayrılmak
Cevabı göster
Biraz daha dayanmak
bush wee: dışarıda çiş yapmak için kullanılan samimi bir Avustralya ifadesi
Avustralya'da aile içinde kullanılan İngilizcede a bush wee, çoğu zaman yakınlarda tuvalet olmadığı için dışarıda çiş yapmak anlamına gelir. Bush belirli bir çalıyı değil, açık havayı veya kırsal alanı anlatır; wee ise idrar yapmayı anlatan yumuşak ve çocuklara uygun bir isimdir. a + bush wee yapısı, eylemin tamamını sayılabilen tek bir olay olarak gösterir. It's a bush wee, bunun dışarıda yapılan bir çiş olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu Avustralya aile bağlamında bush wee ne anlama gelir?
- Yakınlarda tuvalet yokken dışarıda idrar yapmak.
- Bahçedeki bir çalıyı sulamak.
- Bir binanın içinde tuvalet aramak.
Cevabı göster
Yakınlarda tuvalet yokken dışarıda idrar yapmak.
Is everything in the whole world made of atoms? Kalıp ifadeler
1:16Bütün dünyadaki her şey atomlardan mı oluşuyor?
be made of atoms: be made of ile bileşimi ifade etmek
be made of + malzeme veya bileşen kalıbı, bir şeyin nelerden oluştuğunu belirtir. made of atoms ifadesinde made, be made of kalıbının bir parçasıdır ve odak üretim eylemi değil, bileşimdir. Be fiilini özneye ve zamana göre is made of veya are made of şeklinde değiştirin; made of bölümü değişmeden kalır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade be made of ile tamamlayın: A molecule is ____ atoms.
Cevabı göster
made of
I think so: temkinli bir evet
I think so, temkinli biçimde evet demenin bir yoludur. Burada so, önceki soru ya da ifadede geçen düşüncenin tamamının yerini tutar; bu yüzden konuşan kişi o düşünceyi tekrar etmez. Bu ifade, konuşan kişinin cevabın evet olduğuna inandığını ancak tamamen emin olmadığını gösterir. O anda düşünme eylemini anlatmaz; bir cevap kalıbıdır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Does the museum close at five?” diye soruyor. Muhtemelen kapandığını düşünüyorsunuz ancak tamamen emin değilsiniz. En doğal cevabı seçin.
- Yes, definitely.
- I think so.
- I don't think so.
Cevabı göster
I think so.
turn it off: anlamı ve zamirin yeri
Turn off, ayrılabilen bir öbek fiildir. Suyun akışını durdurmak veya bir ışığın, makinenin ya da cihazın çalışmasını sona erdirmek anlamına gelebilir. Bu cümlede it, musluğu veya suyu kontrol eden parçayı gösterir; dolayısıyla turn it off suyu durdurmak demektir. Nesne it, him veya them gibi bir zamirse turn ile off arasına gelmelidir: turn it off doğrudur, turn off it yanlıştır. Nesne bir isim olduğunda hem turn off the alarm hem de turn the alarm off kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn ... off ve it zamirini kullanarak tamamlayın: The alarm is ringing. Please ____.
Cevabı göster
turn it off
only meant to ...: sınırlı bir niyeti açıklamak
Mean to do something, bir şeyi yapmaya niyet etmek anlamına gelir; meant ise mean fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada I only meant to turn it on, konuşanın asıl niyetinin yalnızca onu açmak olduğunu belirtir. Only bu niyeti sınırlar. I only meant to ... genellikle gerçek sonucun planlanandan daha ileri gittiğini açıklamak için kullanılır; bu yüzden bir kazadan sonra savunma gibi duyulabilir.
Alıştırma
Açıklamayı only meant to ile tamamlayın: I ____ move the chair a little, but it fell over.
Cevabı göster
only meant to
turn it on: bir şeyi çalıştırmak ve zamiri yerleştirmek
Turn on, musluktan su akmasını sağlamak veya bir ışığı, makineyi ya da cihazı çalıştırmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada it musluğu belirtir; dolayısıyla turn it on, suyu açmak anlamına gelir. Nesne it gibi bir zamirse turn ile on arasına gelmelidir: turn it on denir, turn on it denmez. Nesne bir isimse hem turn on the light hem de turn the light on doğaldır.
Alıştırma
Turn ... on yapısını it zamiriyle kullanın: The lamp is plugged in, but the room is dark. Please ____.
Cevabı göster
turn it on
Get out of it!: uzaklaşmaya yönelik sert bir emir
Bu sahnede Get out of it!, hayvana yaklaştığı şeyden uzaklaşmasını ve onu rahatsız etmeyi bırakmasını söyleyen sert bir emirdir. Yaklaşık olarak “Ondan uzak dur!” veya “Onu rahat bırak!” demektir; “onun içinden çık” anlamına gelmez. Emir kipindeki Get, emre aciliyet katar. it, hayvanın yaklaştığı ya da kurcaladığı yiyeceği veya nesneyi gösterir; dolayısıyla ifade eylemi durdurup hayvanı geri uzaklaştırmaya odaklanır.
Alıştırma
Bir köpek piknik sepetinize burnunu sokuyor ve hemen uzaklaşması gerekiyor. Hangi emir hedef ifadeye en iyi uyar?
- Come and get it!
- Get out of it!
- Please make yourself comfortable.
Cevabı göster
Get out of it!
too spicy for you: birinin dayanabileceği sınırın ötesinde
too + adjective + for someone yapısı, bir özelliğin o kişi için uygun veya başa çıkılabilir düzeyi aştığını belirtir. too spicy for you, yiyeceğin yalnızca çok acı olduğunu değil, rahatça yiyebileceğiniz acılık düzeyini aştığını anlatır. for ile başlayan bölüm değerlendirme ölçütü olan kişiyi belirler. Aynı yiyecek bir kişi için fazla acı olabilirken başka biri için kabul edilebilir olabilir.
Alıştırma
Cümleyi too + adjective + for someone yapısını ve heavy sıfatını kullanarak tamamlayın: The backpack is ____ Maya to lift.
Cevabı göster
too heavy for
What will happen if we can never turn it off?! Dilbilgisi
1:40Bunu bir daha hiç kapatamazsak ne olur!
What will happen if ...? ile olası bir sonucu sormak
What will happen if + cümle? olası bir koşulun sonucunu sormak için kullanılır. What will happen gelecekteki sonucu, if ile başlayan yan cümle ise koşulu belirtir. Burada we can never turn it off, onu hiçbir zaman kapatamamanın neye yol açacağını sorar. Gerçek veya olası bir gelecek koşulunda if yan cümlesi genellikle geniş zaman ya da can gibi bir kiplik fiili kullanır. Sırf gelecek zamanı göstermek için will eklenmez; doğal kalıp What will happen if it rains? şeklindedir.
Alıştırma
Olası bir sonucu sormak için What will happen if kalıbını kullanın. Soruyu tamamlayın: ____ the power goes out tonight?
Cevabı göster
What will happen if
Get out of here!: güçlü bir ayrılma emri
Bu cümlede Get out of here!, birine ya da bir şeye konuşanın bulunduğu yerden hemen ayrılmasını söyleyen gerçek anlamlı bir emirdir. Get out “çıkmak” veya “gitmek”, here ise konuşanın çevresindeki yer demektir. Aynı sözler şaşkınlık veya inanmama da ifade edebilir ve yaklaşık olarak “Yok artık!” anlamına gelebilir. Anlamı bağlam ve ses tonu belirler. Burada birini ya da bir şeyi açıkça uzaklaştırma davranışı, gerçek anlamlı emrin doğru yorum olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede Get out of here! gerçek anlamda oradan ayrılma emri olarak kullanılmıştır?
- Come in and make yourself comfortable.
- Get out of here! Leave the kitchen now.
- Get out of here! You won the lottery?
Cevabı göster
Get out of here! Leave the kitchen now.
up to the clouds!: imkânsız bir yükseklikle yapılan abartı
Up to, bulutları suyun ulaşacağı yüksekliğin son noktası olarak gösterir. up to the clouds ifadesinin cümlenin sonunda yer alması, en güçlü görüntüyü sona bırakır ve suyun son derece yükseleceği iddiasını vurgular. Bu son nokta bilerek imkânsız seçilmiştir; dolayısıyla ifade gerçek bir tahmin değil, abartıdır. Konuşanın kaygısını yansıtır ve hayal edilen sonucu daha ciddi ve çarpıcı gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede up to the clouds ifadesinin temel işlevi nedir?
- Bulutların sudan oluştuğunu söyler.
- Suyun yüksekliğine ilişkin kesin bir bilimsel ölçüm verir.
- Suyun ne kadar yükselebileceğini abartır.
Cevabı göster
Suyun ne kadar yükselebileceğini abartır.
Are you finished yet: beklenen bir etkinliğin tamamlanıp tamamlanmadığını sormak
Are you finished yet? dinleyenin artık tamamlamış durumda olup olmadığını sorar. Bu evet-hayır sorusunda yet, 'şimdiye kadar' veya 'artık' anlamına gelir ve normalde cümlenin sonuna yakın bulunur. Soru, işin tamamlanmasının beklendiğini ve konuşanın bekliyor olabileceğini gösterir. Ton ve bağlama göre sıradan bir kontrol ya da hafif bir dürtme olabilir; Not yet, etkinliğin hâlâ bitmediğini belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın formu doldurmasını bekliyorsunuz. Beklenen görevin şimdiye kadar tamamlanıp tamamlanmadığını soran sözcüğü yazın: Are you finished ____?
Cevabı göster
yet