İçme suyumuzu neden okyanuslardan elde etmiyoruz? - Manish Kumar: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
655 kelime 130 kel/dk

Video özeti: Video, deniz suyu içmenin hücre düzeyinde susuzluğu neden ağırlaştırdığını açıklıyor; termal tuzdan arındırma ile ters ozmozu çevresel maliyetleriyle karşılaştırıyor ve denizde mahsur kalındığında tatlı su elde etmeye yönelik uygulanabilir yöntemlerle sona eriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would actually happen to you if you did? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: would ile bir if yan cümlesinin, henüz gerçekleşmemiş varsayımsal bir durumun sonucunu nasıl sorguladığını anlayın. Bu soru kalıbını olası riskleri incelemek, sonuç tahmin etmek veya bir eylemin bilimsel sonuçlarını açıklamaya giriş yapmak için kullanabilirsiniz. 2. Many see more promise in reverse osmosis, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: see more promise in ifadesinin bir teknoloji, plan ya da seçeneği diğerine göre daha gelecek vadeden bir çözüm olarak sunduğunu öğrenin. Böylece başarıyı kesin göstermeden alternatifleri dikkatli biçimde karşılaştırabilir ve gelecekteki potansiyellerini belirtebilirsiniz. 3. You can, however, work to secure freshwater sources — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: however sözcüğünün anlatımı, yapılmaması gerekenlere ilişkin uyarılardan uygulanabilir hayatta kalma önlemlerine nasıl taşıdığına dikkat edin. Bu düzeni önce bir kısıtlamayı kabul edip ardından pratik bir alternatif veya yapıcı bir sonraki adım sunmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

You're stranded at sea and getting thirsty. Kalıp ifadeler

0:07

Denizde mahsur kaldınız ve susuyorsunuz.

Kalıp ifadeler

stranded at sea: denizden ayrılamayacak şekilde mahsur kalmak

Stranded at sea, denizde mahsur kalıp karaya veya güvenli bir yere ulaşamamak demektir. Stranded, durumun istenmediğini ve kişinin ulaşım ya da yardım olmadan ayrılamadığını gösterir. be stranded + yer kalıbı, birinin nerede mahsur kaldığını anlatır; be stranded at an airport veya be stranded on an island gibi kullanılabilir. Yalnızca bir yerde ayakta durmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“The sailors were stranded at sea.” cümlesinde stranded ne anlama gelir?

  1. Tekne veya yardım bulunmadığı için ayrılamamak.
  2. Tatili bir teknede geçirmeyi seçmek.
  3. Deniz kenarında sakince ayakta durmak.
Cevabı göster

Tekne veya yardım bulunmadığı için ayrılamamak.

Kalıp ifadeler

getting thirsty: değişen bir durum için get + sıfat

getting thirsty ifadesinde get + sıfat, yeni bir duruma gelmek veya geçmek anlamına gelir. Burada getting, değişimin şu anda gerçekleştiğini gösterir; yani kişi susamaya başlıyor veya giderek daha çok susuyor. Bu yapı birçok sıfatla kullanılabilir: get hungry, get cold, get tired ve get worried. Bu yapıda get, almak veya elde etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Değişimi göstermek için cümleyi cold sözcüğünün get + sıfat biçimiyle tamamlayın: The wind is stronger, and the room is ____.

Cevabı göster

getting cold

Water fills the horizon,

0:10

Ufuk suyla dolu,

but you know you're not supposed to drink it. Dilbilgisi

0:12

ama onu içmemeniz gerektiğini biliyorsunuz.

Dilbilgisi

you're not supposed to drink: dışarıdan gelen bir kural veya beklenti

Be + not supposed to + fiilin yalın hâli, bir davranışın kurala, ortak bir beklentiye veya kabul edilen bir güvenlik uygulamasına aykırı olduğunu anlatır. Burada you're not supposed to drink, deniz suyu içmenin temel güvenlik tavsiyelerine aykırı olduğunu belirtir. Bu kullanımda be supposed to yapısını bir bütün olarak düşün. Supposed burada tek başına yalnızca assumed anlamına gelmez.

Alıştırma

Güvenlik kuralını be supposed to yapısının olumsuz biçimiyle tamamla: Visitors are ____ touch the equipment.

Cevabı göster

not supposed to

So, what would actually happen to you if you did? Dilbilgisi

0:14

Peki, eğer içerseniz size gerçekten ne olur?

Dilbilgisi

what would actually happen ... if you did?: varsayımsal bir sonucu sormak

Bu soru, hayal edilen bir eylemin sonucunu sorar. Would, sonucu varsayımsal olarak gösterir; if yan cümlesindeki geçmiş biçim did ise eylemin gerçekleştiğini bildirmek yerine onu hayal edilen bir durum olarak sunar. Actually gerçek sonucun öğrenilmek istendiğini vurgular, happen to you ise seni neyin etkileyeceğini sorar. Did, hemen önce sözü edilen eylemin —burada drink it— yerine geçer; böylece konuşan kişi aynı eylemi tekrar etmez. Başka bir konuşmada did, daha önce belirtilmiş başka bir eylemin yerine geçebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın 'You could delete the recovery file.' diyor. Hangi soru hayal edilen sonucu sorar ve delete the recovery file yerine did kullanır?

  1. What would happen if you did?
  2. What will you do with the recovery file?
  3. What happened after you deleted it?
Cevabı göster

What would happen if you did?

And how can you find a way to hydrate? Kalıp ifadeler

0:17

Ve susuzluğunuzu gidermenin bir yolunu nasıl bulabilirsiniz?

Kalıp ifadeler

find a way to hydrate: yeterli su almanın bir yolunu bulmak

Find a way to + fiilin yalın hâli, özellikle çözülmesi gereken bir sorun olduğunda bir şeyi yapmanın yolunu bulmak veya düşünmek anlamına gelir. Burada find a way to hydrate, vücuda yeterli suyu sağlamanın yolunu bulmak demektir. Bu kalıp find a way to communicate veya find a way to escape gibi başka eylemlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp find a way to ile tamamlayın. The phone lines are down, so we need to ____ contact the rescue team.

Cevabı göster

find a way to

The danger in drinking salt water lies at the cellular level. Kalıp ifadeler

0:20

Tuzlu su içmenin tehlikesi hücresel düzeydedir.

Kalıp ifadeler

lies at the cellular level: tehlikenin kaynağını bulunduğu düzeye yerleştirmek

Lies at the cellular level ifadesindeki lies, yalan söyler değil, var olur veya bulunur anlamındadır. Bu ifade, tehlikenin kaynağının ya da mekanizmasının hangi düzeyde bulunduğunu gösterir: hücrelerle ilgili süreçler. Tekrar kullanılabilen X lies at the Y level kalıbı, bir sorunu, nedeni veya mekanizmayı hücresel, toplumsal ya da politika düzeyi gibi belirli bir analiz katmanına yerleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede lies, bir sorunun bulunduğu düzeyi göstermek için kullanılmıştır?

  1. The weakness lies at the policy level, so we should revise the rule.
  2. The manager lays the policy document on the desk before the meeting.
  3. The policy team lies about the weakness, so we should question the report.
Cevabı göster

The weakness lies at the policy level, so we should revise the rule.

To maintain their structural integrity, Dilbilgisi

0:25

Yapısal bütünlüklerini korumak için,

your body's cells match the concentration of certain ions like salt within their membranes Kalıp ifadeler

0:27

vücudunuzdaki hücreler zarlarının içindeki tuz gibi belirli iyonların konsantrasyonunu

with the concentration outside of them.

0:33

dışarıdaki konsantrasyonla eşitler.

Dilbilgisi

To maintain their structural integrity: cümle başında amaç bildiren mastar yapısı

To maintain their structural integrity, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin başında yer alarak hücrelerin ana cümledeki eylemi neden yaptığını açıklar: Hücreler, yapıları sağlam kalsın diye yoğunlukları eşleştirir. To + fiilin yalın hâli, ana cümle kalıbı hedefi eylemden önce verir. Zaman içinde sıradaki olayı değil, amacı ifade eder. Maintain eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan your body's cells ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana eylemin amacını belirtmek için cümle başında bir mastar yapısı kullanır?

  1. Keeping the room cool was difficult.
  2. To keep the room cool, we closed the curtains.
  3. We closed the curtains, and the room became cool later.
Cevabı göster

To keep the room cool, we closed the curtains.

Kalıp ifadeler

match the concentration ... with ...: match X with Y eşleştirme kalıbı

match X with Y kalıbında match, X'i Y ile uyumlu hâle getirmek veya Y'ye uygun olacak şekilde seçmek anlamına gelir. Burada X, hücre zarlarının iç tarafındaki belirli iyonların yoğunluğu; Y ise zarların dışındaki yoğunluktur. With, eş veya referans olarak kullanılan ikinci şeyi tanıtır. Teknik açıklamalarda match; yoğunlukları, ölçümleri, renkleri veya düzeyleri ilişkilendirebilir. Burada bir yarışmada karşılaşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

match X with Y kalıbını tamamlayın: The guide matches each symbol ____ its meaning.

Cevabı göster

with

In your bloodstream, for instance, Anlatım akışı

0:36

Örneğin kan dolaşımınızda,

seawater is about four times saltier than your blood. Dilbilgisi

0:38

deniz suyu kanınızdan yaklaşık dört kat daha tuzludur.

Anlatım akışı

for instance: somut bir örnek sunmak

Burada for instance, deniz suyu ile kan arasındaki karşılaştırmanın ele alınan genel düşünceyi açıklayan somut bir örnek olduğunu belirtir. İşlevsiz bir ara söz değildir; sonraki bilginin önceki düşünceyi nasıl desteklediğini gösterir. Bir örneği cümlenin başında sunabilir veya burada olduğu gibi bir yan cümlenin içinde kullanılabilir. Okurken ya da dinlerken bunu, anlatımın genel bir düşünceden somut bir duruma geçtiğini gösteren bir işaret olarak değerlendirin.

Alıştırma

Hangi cümle çifti genel bir ifadeden somut bir örneğe geçmek için for instance ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Many materials expand when heated. Therefore, metal rails become slightly longer.
  2. Many materials expand when heated. In other words, metal rails become slightly longer.
  3. Many materials expand when heated. For instance, metal rails become slightly longer.
Cevabı göster

Many materials expand when heated. For instance, metal rails become slightly longer.

Dilbilgisi

about four times saltier than: yaklaşık katlı karşılaştırma

Bu cümlede about yaklaşık bir değeri, four times karşılaştırmanın ölçeğini belirtir; saltier than ise your blood ile yapılan karşılaştırmayı başlatır. Verilmek istenen anlam, deniz suyunun tuzluluk oranının kanın yaklaşık dört katı olduğudur. Günlük dilde kullanılabilecek kalıp about + sayı + times + karşılaştırma sıfatı + than + karşılaştırma hedefi şeklindedir. Buna about three times faster than the old one örnek verilebilir. Karşılaştırmanın tamamlanması için hedefi than sözcüğünden sonra belirtin.

Alıştırma

Hangi cümle aynı yaklaşık katlı karşılaştırma yapısını doğru kullanıyor?

  1. This machine is about three times faster than the old one.
  2. This machine is about faster three times than the old one.
  3. This machine is three about times fast than the old one.
Cevabı göster

This machine is about three times faster than the old one.

So, when it's ingested, Dilbilgisi

0:43

Bu yüzden yutulduğunda,

the fluid outside your cells becomes much saltier. Dilbilgisi

0:44

hücrelerinizin dışındaki sıvı çok daha tuzlu hale gelir.

Dilbilgisi

when it's ingested: edilgen bir when yan cümlesi

When it's ingested, sonucun gerçekleştiği koşulu belirtir. It's, it is kısaltmasıdır; is ingested ise edilgen yapıdır: madde vücuda alınır, bunu alan kişi ya da hayvan belirtilmez. Buradaki it, deniz suyunu gösterir. Ingest, eat veya drink fiillerinden daha resmîdir ve bir maddenin genellikle yutularak vücuda alınması demektir. Bu anlatım odağı maddeye ve sürece verir; bilimsel açıklamalarda ve güvenlik metinlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bir maddenin vücuda girmesini edilgen bir when yan cümlesiyle anlatan cümle hangisidir?

  1. When the chemical ingests, it may cause nausea.
  2. When the chemical is ingesting, it may cause nausea.
  3. When the chemical is ingested, it may cause nausea.
Cevabı göster

When the chemical is ingested, it may cause nausea.

Dilbilgisi

becomes much saltier: become + much + karşılaştırma biçimi

Becomes, sabit bir durumu değil, durum değişikliğini gösterir. become + sıfat yapısında saltier, salty sıfatının karşılaştırma biçimidir; dolayısıyla sıvı önceki durumundan daha tuzlu bir duruma geçer. Much, saltier karşılaştırma biçimini niteler ve farkın büyük olduğunu gösterir. Burada sıvının miktarının “çok” olduğu anlamına gelmez. Yapı become + much + karşılaştırma biçimidir; became much colder da buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi much ve salty sıfatının -ier karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: After more water evaporated, the soup became ____ than before.

Cevabı göster

much saltier

To relieve the resulting pressure difference, Dilbilgisi

0:48

Ortaya çıkan basınç farkını hafifletmek için,

water flows out of your cells. Kalıp ifadeler

0:51

su hücrelerinizden dışarı akar.

Dilbilgisi

To relieve the resulting pressure difference: amaç bildiren mastar yapısı

Cümle başındaki To relieve the resulting pressure difference ifadesi amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Önceki değişimin oluşturduğu basınç farkını azaltmayı ana olayın işlevi olarak sunar: su hücrelerden dışarı akar ve bu hareket farkın azalmasına yardımcı olur. Suyun bilinçli bir seçim yaptığı anlamına gelmez. Burada relieve, yalnızca birini duygusal olarak rahatlatmak değil, fiziksel bir basıncı veya yükü azaltmak demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, To + fiilin yalın hâli ve ardından bu amacı gerçekleştiren ana eylemdir.

Alıştırma

Hangi cümle vananın basıncı azaltmak amacıyla açıldığını söyler?

  1. Despite the pressure in the pipe, the valve stays closed.
  2. To relieve pressure in the pipe, the valve opens automatically.
  3. Because the valve opens automatically, pressure builds up in the pipe.
Cevabı göster

To relieve pressure in the pipe, the valve opens automatically.

Kalıp ifadeler

water flows out of your cells: içeriden dışarı hareket için flow out of

water flows out of your cells ifadesinde flow out of + yer, o yerin içinden dışarı doğru hareket etmek anlamına gelir. Out dışa doğru yönü gösterir, of ise kaynak olan your cells ifadesini getirir. Flow burada geçişsiz bir fiildir: hareket eden şey water olduğundan cells doğrudan nesne değildir. Aynı kalıp, sıvıların, gazların veya insan gruplarının kapalı bir yerden çıkmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle dumanın bir odanın içinden pencere yoluyla dışarı çıktığını doğru biçimde anlatır?

  1. Smoke flowed outside the open window.
  2. Smoke flowed the open window out.
  3. Smoke flowed out of the open window.
Cevabı göster

Smoke flowed out of the open window.

Your kidneys use this water to begin removing the excess salt, Kelime

0:53

Böbrekleriniz fazla tuzu uzaklaştırmaya başlamak için bu suyu kullanır,

Kelime

excess salt: gerekli veya güvenli miktarın üzerindeki tuz

the excess salt ifadesinde excess, salt isminden önce gelir ve vücudun ihtiyaç duyduğundan veya güvenli biçimde işleyebileceğinden daha fazla tuz anlamına gelir. Yalnızca ek bir miktarı belirten nötr bir sözcük değildir; miktarın fazla olduğunu ve azaltılması ya da uzaklaştırılması gerektiğini anlatır. Aynı isim yapısı excess sugar, excess heat ve excess water ifadelerinde de görülür. Bu ifadelerde miktar yararlı, normal veya güvenli bir sınırın üzerindedir.

Alıştırma

Bir beslenme raporu, tuz miktarının güvenli sınırın üzerinde olduğunu söylüyor. Bu durumu en iyi hangi ifade anlatır?

  1. excess salt
  2. extra salt
Cevabı göster

excess salt

but they require much more fresh water to actually flush it all out. Öbek fiiller

0:58

ancak hepsini gerçekten atabilmek için çok daha fazla tatlı suya ihtiyaç duyarlar.

Öbek fiiller

actually flush it all out: bir akışla tamamını dışarı atmak

Flush it all out, bir maddenin tamamını su veya başka bir akış yardımıyla vücuttan, borudan ya da sistemden dışarı taşımak anlamına gelir. Burada it, excess salt ifadesine gönderme yapar; all ise tamamen uzaklaştırmayı vurgular. Flush out ayrılabilen bir deyimsel fiildir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri flush ile out arasına yerleştirin: flush it out denir, flush out it denmez. Actually, uzaklaştırma işlemini yalnızca başlatmak için değil tamamlamak için gerçekten çok daha fazla tatlı su gerektiğini vurgular.

Alıştırma

Flush, it, all ve out sözcüklerini doğal sırayla kullanın: The pipe still contains residue. Run clean water through the pipe to ____.

Cevabı göster

flush it all out

Consuming enough seawater without any freshwater can lead to salt poisoning. Kalıp ifadeler

1:02

Hiç tatlı su olmadan yeterince deniz suyu tüketmek tuz zehirlenmesine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

can lead to salt poisoning: olası bir sonucu anlatma

Bu cümlede can lead to salt poisoning, “tuz zehirlenmesine neden olabilir” anlamına gelir. Özne nedeni, lead to sonrasındaki isim öbeği ise sonucu belirtir. Lead to burada neden-sonuç ilişkisi kurar; birini bir yere götürmek anlamına gelmez. Kalıp X can lead to Y şeklindedir. Can, sonucun her zaman gerçekleştiğini değil, gerçekleşme ihtimali olduğunu gösterir. Bu kalıpta to bir edat olduğu için ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: lead to illness; lead to losing water.

Alıştırma

Bir şeyin başka bir şeye neden olabileceğini lead to ile doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. A lack of sleep can lead poor concentration.
  2. A lack of sleep can lead to concentrate poorly.
  3. A lack of sleep can lead to poor concentration.
Cevabı göster

A lack of sleep can lead to poor concentration.

The effects can be devastating,

1:08

Etkileri yıkıcı olabilir,

as the body's cells lose water and contract. Anlatım akışı

1:10

çünkü vücut hücreleri su kaybeder ve büzülür.

Anlatım akışı

as the body's cells lose water and contract: sonuçtan sonra neden ekleme

Burada as, “çünkü” anlamına gelir. As the body's cells lose water and contract yan cümlesi, etkilerin neden yıkıcı olabileceğini açıklar. Cümle önce The effects can be devastating sonucunu verir, ardından bunu açıklayan mekanizmayı as ile ekler. As, “-dığında” veya “-iken” gibi zaman anlamları da taşıyabilir; ancak burada önemli olan neden ve açıklama ilişkisidir.

Alıştırma

Bu cümlede as ile başlayan yan cümle hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. Neden belirtmeden yalnızca hücre değişiminin ne zaman gerçekleştiğini söyler.
  2. Hücreleri başka bir şeyle karşılaştırır.
  3. Etkilerin neden yıkıcı olabileceğini açıklar.
Cevabı göster

Etkilerin neden yıkıcı olabileceğini açıklar.

This can cause tissues to shift and rupture, Kalıp ifadeler

1:14

Bu, dokuların kaymasına ve yırtılmasına,

Kalıp ifadeler

to shift and rupture: to’yu paylaşan iki bağlı fiil

cause tissues to shift and rupture ifadesinde yapı cause + nesne + to + fiil biçimindedir: tissues nesnedir; to shift and rupture ise ona ne olduğunu belirtir. Shift ve rupture, and ile bağlanan eş görevli fiillerdir; bu yüzden tek bir to’yu paylaşırlar. Burada shift yerinden oynamak, rupture ise yırtılmak veya parçalanmak anlamına gelir. Birlikte, bağlantılı iki hasar biçimini anlatırlar; bu cümlede shift iş vardiyası anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi to ve shift ile rupture fiillerini kullanarak tamamlayın: The impact caused the pipe ____.

Cevabı göster

to shift and rupture

and fluids to collect in critical organs. Kalıp ifadeler

1:17

ve sıvıların kritik organlarda birikmesine neden olabilir.

Kalıp ifadeler

fluids to collect in critical organs: collect fiilinin “birikmek” anlamı

Bu parça, önceki cause yapısını sürdürür: cause fluids to collect in critical organs. Fluids, cause fiilinin nesnesidir; to collect ise ortaya çıkan sonucu anlatır. Burada collect geçişsizdir: birinin sıvıyı toplamasını değil, sıvının bir yerde birikmesini anlatır. In critical organs, “yaşam veya önemli vücut işlevleri için gerekli organlarda” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede collect “bir yerde birikmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The museum collects paintings from local artists.
  2. The volunteers collected blankets for the shelter.
  3. Rainwater collected in the basement overnight.
Cevabı göster

Rainwater collected in the basement overnight.

Overall, drinking seawater only makes things worse. Deyimler

1:20

Genel olarak, deniz suyu içmek sadece işleri daha da kötüleştirir.

Deyimler

only makes things worse: kötü bir durumu daha da kötüleştirmek

Make things worse, bir durumu veya sorunu daha ciddi ya da zor hâle getirmek demektir. Buradaki things fiziksel nesneleri değil, genel durumu ifade eder. Only, bu durumda deniz suyu içmenin hiçbir yararı olmadığını ve yalnızca daha fazla zarara yol açtığını vurgular. only make things worse kalıbı, bir riski özetlemek veya bir eyleme karşı uyarmak için sık kullanılır.

Alıştırma

"Drinking seawater only makes things worse" cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Durumu tamamen aynı bırakır.
  2. Genel durumu kötüleştirir ve yardımcı olmaz.
  3. Daha fazla fiziksel nesne oluşturur.
Cevabı göster

Genel durumu kötüleştirir ve yardımcı olmaz.

Survival depends on finding or creating freshwater. Kalıp ifadeler

1:24

Hayatta kalmak, tatlı su bulmaya veya üretmeye bağlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on finding or creating: depend on + -ing yapısı

Depend on, bir sonucun bağlı olduğu etkeni veya koşulu belirtir. Bu cümlede hayatta kalmak, tatlı suya erişmeye bağlıdır. On bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçiminde kullanılır: depends on finding or creating denir; depends on find or create denmez. Finding ve creating, or ile bağlanan paralel eylemlerdir; yani gerekli tatlı su bu iki yoldan biriyle sağlanabilir.

Alıştırma

depends on ve practice fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Progress ____ consistently.

Cevabı göster

depends on practicing

In the 4th century BCE, Kültür

1:29

MÖ 4. yüzyılda,

Kültür

In the 4th century BCE: tarihsel bir dönemi belirtme

BCE, Before Common Era ifadesinin kısaltmasıdır ve Ortak Çağ'ın başlangıcından önceki tarihleri gösterir. MÖ 4. yüzyıl, 400 BCE'den 301 BCE'ye kadar sürer; zaman Ortak Çağ'a doğru ilerledikçe BCE yıllarının sayıları küçülür. Burada in geniş bir zaman dilimini tanıtır; 4th ise tek başına 4 BCE yılını değil, 4. yüzyılı belirtir.

Alıştırma

400 BCE ile 301 BCE arasındaki dönemi hangi ifade doğru biçimde tanımlar?

  1. the 4th century CE
  2. the year 4 BCE
  3. the 4th century BCE
Cevabı göster

the 4th century BCE

Greek philosopher Aristotle described two main modes of seawater desalination, Kelime

1:31

Yunan filozofu Aristoteles, deniz suyunu arıtmanın iki ana yöntemini tanımladı,

Kelime

two main modes of seawater desalination: yöntemleri sınıflandırma

Bu teknik açıklamada modes, bir işi yapmanın farklı yöntemleri veya kategorileri anlamına gelir. Bu nedenle two main modes, sürecin iki ana yaklaşıma ayrıldığını gösterir. Desalination, sudaki tuzun giderilmesidir. Seawater desalination, genellikle tatlı su üretmek amacıyla deniz suyundaki tuzun giderilmesi sürecidir.

Alıştırma

Bu cümlede two main modes of seawater desalination ne anlama gelir?

  1. deniz suyundaki tuzu gidermenin iki ana yöntemi
  2. deniz suyunda bulunan iki ana tuz türü
  3. deniz suyuna tuz eklemek için iki makine ayarı
Cevabı göster

deniz suyundaki tuzu gidermenin iki ana yöntemi

which are still used today. Dilbilgisi

1:37

ve bunlar bugün hala kullanılmaktadır.

Dilbilgisi

which are still used today: belirlenmiş bir isme ek bilgi verme

Virgülden sonraki which yan cümleciği, daha önce belirlenmiş olan two main modes of seawater desalination ifadesine ek bilgi verir. Which, Aristotle’a değil bu iki yönteme gönderme yapar; are da çoğul modes ismiyle uyumludur. Bu, sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümleciğidir; çıkarıldığında ana cümle yine eksiksiz kalır. Bu yapı, önceden belirlenmiş bir isim grubuna sonradan yorum veya arka plan bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede which hangi ifadeye gönderme yapıyor?

  1. the two main modes of seawater desalination
  2. today
  3. Aristotle
Cevabı göster

the two main modes of seawater desalination

One is thermal and relies on heating seawater to yield vaporized condensed freshwater, Notlar

1:39

Biri termaldir ve buharlaşıp yoğunlaşmış tatlı su elde etmek için deniz suyunu ısıtmaya dayanır,

Kalıp ifadeler

relies on heating ... to yield ...: bağımlılığı ve sonucu açıklama

Rely on, bağlı olmak veya dayanmak anlamına gelir. Burada on bir edattır; bu nedenle ardından gelen eylem -ing biçimini alır: relies on heating kullanılır, relies on heat kullanılmaz. Relies, tekil özne One ile uyumludur. to yield içindeki mastar, eylemin amaçlanan sonucunu belirtir. rely on doing something to produce a result kalıbı, bir yöntem veya sistemin nasıl çalıştığını açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

rely on ifadesinin doğru biçimini ve ardından heat fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This process ____ seawater to produce steam.

Cevabı göster

relies on heating

Kelime

vaporized condensed freshwater: sıralı süreç niteleyicileri

Bu sıkıştırılmış teknik ifadede vaporized ve condensed, sürecin birbirini izleyen aşamalarını belirten geçmiş zaman ortacı biçimindeki niteleyicilerdir. Deniz suyu önce su buharına dönüştürülür; ardından buhar yoğunlaştırılarak yeniden sıvı tatlı su hâline getirilir. Bu iki niteleyici, son ürün olan suyun aynı anda iki durumda bulunduğunu anlatmaz. Bilimsel bir addan önce birden fazla süreç sözcüğü geldiğinde, aşamaları gerçek sıraya ve çevredeki fiile bakarak yeniden kurun.

Alıştırma

vaporized condensed freshwater ifadesinde sıkıştırılan sırayı en iyi hangi açıklama gösterir?

  1. Tatlı su yalnızca tuz eklendikten sonra ısıtılır.
  2. Tatlı su aynı anda hem buhar hem de sıvı hâlinde kalır.
  3. Deniz suyu buharlaştırılır, ardından buhar yoğunlaştırılarak tatlı suya dönüştürülür.
Cevabı göster

Deniz suyu buharlaştırılır, ardından buhar yoğunlaştırılarak tatlı suya dönüştürülür.

a method ancient Greek sailors used regularly. Dilbilgisi

1:46

bu, eski Yunan denizcilerinin düzenli olarak kullandığı bir yöntemdir.

Dilbilgisi

a method ancient Greek sailors used regularly: nesne ilgi zamirinin atılması

ancient Greek sailors used regularly, method sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a method that ancient Greek sailors used regularly şeklindedir. Yan cümlenin içinde ancient Greek sailors, used fiilinin öznesidir; method ise anlamca nesnesidir. that nesne görevinde olduğu için atılabilir. Bir addan hemen sonra yeni bir özne ve fiil gelmesi çoğu zaman bu tür nesne ilgi cümlesine işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde atılmıştır?

  1. This is a tool is easy to carry.
  2. This is a tool saves energy.
  3. This is a tool engineers use every day.
Cevabı göster

This is a tool engineers use every day.

The other is reverse osmosis, Kültür

1:50

Diğeri ise ters osmozdur,

Kültür

reverse osmosis: basınçla çalışan bir zar işlemi

Reverse osmosis, suyu basınçla yarı geçirgen bir zardan geçiren işlemin yerleşik teknik adıdır. Zar suyun geçmesine izin verirken çözünmüş tuzların çoğunu diğer tarafta bırakır. Bu cümlede ifade, ikinci tuzdan arındırma yönteminin adıdır. Reverse osmosis ifadesini reverse ve osmosis sözcüklerinin günlük anlamlarını ayrı ayrı düşünerek değil, tek bir terim olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede reverse osmosis ne anlama geliyor?

  1. Suyun uygulanan basınç olmadan bir zardan geçtiği doğal bir süreç
  2. Suyu tuzlardan ayırmak için basınçla bir zardan geçiren süreç
  3. Tüm deniz suyunu kaynatarak tuzu gideren yöntem
Cevabı göster

Suyu tuzlardan ayırmak için basınçla bir zardan geçiren süreç

which uses pressure to push seawater through a salt-filtering membrane, Notlar

1:52

deniz suyunu tuz filtreleyen bir zardan geçirmek için basınç kullanır,

Kalıp ifadeler

use pressure to push ... through ...: araç ve geçiş hareketi

use X to do Y kalıbı, X'i bir eylemi gerçekleştirmek için kullanılan araç veya kaynak olarak gösterir. Burada pressure araçtır; to push seawater through a membrane ise onun mümkün kıldığı eylemdir. push A through B yapısında through, A'nın B'nin içinden veya alanından geçerek bir taraftan diğerine hareket ettiğini gösterir. Zar, deniz suyunun içinden geçtiği ortamdır; varış noktası değildir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerle use X to do Y kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The fan ____ air through the vents. (electricity; push)

Cevabı göster

uses electricity to push

Kelime

a salt-filtering membrane: kısa çizgili işlev niteleyicisi

Burada salt-filtering, membrane sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgiyle birleştirilmiş bileşik bir niteleyicidir. Salt neyin süzüldüğünü, filtering ise zarın işlevini belirtir. Bu nedenle a salt-filtering membrane, deniz suyundaki tuzu süzen bir zar demektir. Kısa çizgi, salt ve filtering sözcüklerinin tek bir betimleyici birim olarak okunması gerektiğini gösterir. Bu isim + -ing kalıbı, energy-saving device ve water-purifying system gibi teknik ifadelerde yaygındır.

Alıştırma

“Tuzu süzmek üzere tasarlanmış” anlamına gelen kısa çizgili bileşik sıfatla ifadeyi tamamlayın: a ____ membrane.

Cevabı göster

salt-filtering

a process Aristotle documented with a sealed wax jar.

1:57

bu, Aristoteles'in mühürlü bir mum kavanozla belgelediği bir süreçtir.

In the intervening millennia, Anlatım akışı

2:02

Araya giren bin yıllar boyunca,

Anlatım akışı

In the intervening millennia: uzun bir tarihsel boşluğu bağlamak

In the intervening millennia, az önce sözü edilen eski dönem ile daha sonraki bir zaman noktası arasındaki binlerce yıl boyunca anlamına gelir. Burada intervening, iki zaman arasında bulunan veya gerçekleşen demektir; etkin biçimde müdahale etmek anlamına gelmez. Cümlenin başına yerleştirilen bu ifade, sonraki bilgilere geniş bir zaman çerçevesi kazandırır ve anlatıyı uzun bir tarihsel boşluğun ötesine taşır. Millennia, millennium sözcüğünün çoğuludur.

Alıştırma

In the intervening millennia tarihsel bir anlatıda ne işe yarar?

  1. Tek bir olayın kesin tarihini verir.
  2. Birinin bir olayı binlerce yıl boyunca kesintiye uğrattığını söyler.
  3. Zaman çizgisini iki dönem arasındaki binlerce yıl boyunca ilerletir.
Cevabı göster

Zaman çizgisini iki dönem arasındaki binlerce yıl boyunca ilerletir.

people continued using and innovating on these methods. Kalıp ifadeler

2:03

insanlar bu yöntemleri kullanmaya ve yenilemeye devam ettiler.

Kalıp ifadeler

continued using and innovating on these methods: bu yöntemleri kullanmaya ve onları temel alarak yenilik yapmaya devam etmek

Continued sözcüğünden sonra birbirine paralel iki -ing biçimi gelir: using ve innovating. Bu, iki etkinliğin de zaman içinde devam ettiğini gösterir. Burada innovate on, mevcut bir temeli kullanarak iyileştirmeler veya yeni fikirler geliştirmek anlamına gelir. İnsanlar yöntemleri yalnızca değiştirmeden kullanmayı sürdürmedi; onları kullanırken daha da geliştirdi. Bu bağlamda these methods, daha önce sözü edilen ısıl yöntemleri ve ters ozmozu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, ekibin mevcut bir tasarımı kullanmayı sürdürürken onu daha da geliştirdiğini anlatır?

  1. The team continued using the original design without changing it.
  2. The team continued using and innovating on the original design.
  3. The team stopped using the original design and started from scratch.
Cevabı göster

The team continued using and innovating on the original design.

Making potable freshwater from seawater is a bigger project now than ever. Notlar

2:08

Deniz suyundan içilebilir tatlı su elde etmek, günümüzde her zamankinden daha büyük bir projedir.

Kelime

Making potable freshwater: içilmesi güvenli tatlı su üretmek

Making potable freshwater ifadesinde potable, içilmesi güvenli anlamına gelen bir sıfattır. İfadenin tamamı, insanların güvenle içebileceği tatlı su üretme faaliyetini belirtir. Potable, drinkable sözcüğünden daha resmîdir ve mühendislik, halk sağlığı ve su tedariki tartışmalarında yaygındır. Burada tatlı su, deniz suyundan üretilmektedir.

Alıştırma

"The shelter has potable water" cümlesinde potable ne anlama gelir?

  1. kolay taşınabilir
  2. içilmesi güvenli
  3. doğrudan denizden alınmış
Cevabı göster

içilmesi güvenli

Dilbilgisi

bigger project now than ever: karşılaştırma derecesi + than ever

“Bigger ... than ever”, geçmişteki herhangi bir zamandan daha büyük demektir. Burada bigger yalnızca fiziksel büyüklüğü değil, tatlı su projesinin ölçeğini, önemini veya zorluğunu da anlatır. Karşılaştırma derecesi + (now) + than ever kalıbı, bugünü geçmişteki bütün zamanlarla karşılaştırır ve değişimi güçlü biçimde vurgular: harder than ever, more important now than ever.

Alıştırma

Cümleyi important ve now than ever kalıbıyla tamamlayın: Clean drinking water is ____.

Cevabı göster

more important now than ever

Today, 2 billion people can't access clean drinking water, Kalıp ifadeler

2:13

Bugün 2 milyar insanın temiz içme suyuna erişimi yok,

Kalıp ifadeler

can't access clean drinking water: geçişli fiil olarak access

Burada access, “elde etmek ve kullanabilmek” anlamında bir fiildir. İfade yalnızca suyun uzakta olduğunu söylemez; insanların bu kaynağı elde etmek ve kullanmak için uygulamada bir yolu olmadığını anlatır. Geçişli bir fiil olarak access, nesnesini doğrudan alır: access clean water, access a website, access medical care. Nesneden önce to almaz.

Alıştırma

Cümleyi access fiilini kullanarak tamamlayın: Many rural clinics cannot ____ reliable internet.

Cevabı göster

access

and 87 different countries, including many currently considered water-rich, Dilbilgisi

2:17

ve şu anda su zengini olarak kabul edilen birçoğu dahil olmak üzere 87 farklı ülkenin,

are projected to be water-scarce by 2050. Dilbilgisi

2:22

2050 yılına kadar su sıkıntısı çekeceği tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

including many currently considered water-rich: araya eklenen bilgi

Virgüllerle ayrılan ve including ile başlayan ifade, 87 ülkeden oluşan grup hakkında ek bilgi verir. Bu grupta şu anda su kaynakları bakımından zengin kabul edilen birçok ülkenin de bulunduğunu söyler; cümlenin ana yüklemi değildir. many currently considered water-rich ifadesinde many, many countries yerine kullanılır; currently considered water-rich ise that are currently considered water-rich edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Araya giren bu bilgi çıkarıldığında ana cümle kalır: 87 different countries are projected to be water-scarce by 2050.

Alıştırma

Virgüller arasındaki including ifadesi çıkarıldığında geriye kalan ana cümle hangisidir?

  1. 87 different countries are projected to be water-scarce by 2050.
  2. The 87 countries include only nations that are water-rich.
  3. Many water-rich countries are currently forecasting shortages for 2050.
Cevabı göster

87 different countries are projected to be water-scarce by 2050.

Dilbilgisi

are projected to be ... by 2050: edilgen tahmin yapısı

Edilgen be projected to + fiilin yalın hâli yapısı, verilerin veya bir analizin gelecekteki bir eylemi ya da durumu öngördüğünü belirtir. Burada are projected to be, 87 different countries öznesini öngörülen water-scarce durumuna bağlar; projected, görüntünün bir yere yansıtılması değil, tahmin edilmesi anlamındadır. By 2050 tahminin zaman ufkunu belirtir: ülkelerin o zamana kadar bu duruma ulaşmış olması beklenir. Bir projeksiyon, bilgiye dayalı bir tahmindir; kesinlik değildir.

Alıştırma

Bir araştırma raporu resmî bir tahmin sunuyor. Cümleyi edilgen tahmin yapısı be projected to ile tamamlayın: The lake ____ become much smaller by 2040.

Cevabı göster

is projected to

As of 2022, Anlatım akışı

2:26

2022 yılı itibarıyla,

the world's largest desalination plant turned over 2 billion liters of saltwater Kalıp ifadeler

2:27

dünyanın en büyük tuzlu su arıtma tesisi her gün 2 milyar litre tuzlu suyu

into drinkable freshwater every day

2:33

içilebilir tatlı suya dönüştürüyordu,

Kalıp ifadeler

turned over 2 billion liters ... into ...: turn A into B yapısını tanımak

Cümlede turn A into B yapısı kullanılır. Bu yapı, A'yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. Burada A, over 2 billion liters of saltwater; B ise drinkable freshwater ifadesidir. Over, over 2 billion liters sayı öbeğinin parçasıdır ve -den fazla anlamına gelir. turned ile birleşip turn over fiilini oluşturmaz. Yapı şöyledir: turned [over 2 billion liters of saltwater] into [drinkable freshwater].

Alıştırma

Hangi cümlede turn A into B yapısı kullanılırken over -den fazla anlamına geliyor?

  1. The worker turned the container over to inspect its base.
  2. The factory turned one million kilograms of waste over to a recycler.
  3. The factory turned over one million kilograms of waste into fuel.
Cevabı göster

The factory turned over one million kilograms of waste into fuel.

using mostly thermal technology.

2:36

bunun için çoğunlukla termal teknoloji kullanıyordu.

Anlatım akışı

As of 2022: bir gerçek için referans tarih belirlemek

As of 2022, ardından gelen gerçek için 2022'yi referans tarih olarak belirler. Bu, sıralamanın ve üretim miktarının o sırada mevcut olan bilgilere göre bildirildiği ve daha sonra değişebileceği anlamına gelir. Cümlenin başında bu ifade, tüm açıklamaya bir zaman çerçevesi verir. Bir neden belirtmez ve durumun 2022'de başladığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle 2022'yi yalnızca bildirilen durumun referans tarihi olarak kullanıyor?

  1. By 2022, the plant had become the world's largest.
  2. As of 2022, the plant was the world's largest.
  3. The plant has been the world's largest since 2022.
Cevabı göster

As of 2022, the plant was the world's largest.

But this method has drawbacks. Kalıp ifadeler

2:38

Ancak bu yöntemin dezavantajları var.

Kalıp ifadeler

has drawbacks: bir yöntemin dezavantajları olduğunu belirtmek

this method has drawbacks ifadesinde has “sahiptir” anlamındadır; drawbacks ise “dezavantajlar” veya “sınırlılıklar” anlamına gelen çoğul, sayılabilir bir isimdir. Bu ifade, dikkate alınması gereken olumsuz noktalar olduğunu söyler; yöntemin tamamen işe yaramaz olduğu anlamına gelmez. something has drawbacks kalıbını bir yöntemi, planı, teknolojiyi veya politikayı tarafsız ve dengeli biçimde değerlendirmek için kullanabilirsin. Bu kalıp, genellikle bir faydadan söz edildikten sonra sınırlamaları belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir planın birkaç dezavantajı olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The plan is several drawbacks.
  2. The plan has several drawbacks.
  3. The plan draws several backs.
Cevabı göster

The plan has several drawbacks.

A lot of energy is required to generate the necessary heat, Dilbilgisi

2:40

Gerekli ısıyı üretmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyulur,

Dilbilgisi

A lot of energy is required to generate...: bir sürecin neye ihtiyaç duyduğunu ifade etmek

A lot of + resource + is required to + verb kalıbı, bir eylem için bir kaynağın büyük miktarda gerekli olduğunu anlatır. Kaynak dil bilgisel öznedir ve is required edilgen yapıdadır; bu yüzden cümle, ona kimin ihtiyaç duyduğundan çok neyin gerektiğine odaklanır. Energy sayılamayan bir isim olduğu için tekil is fiili kullanılır. Burada to generate, enerjinin hangi eylem için gerektiğini gösterir. Bu to bir mastar yapısını başlatır; hareket veya yön bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle sistemi çalıştırmak için çok fazla güç gerektiğini doğru biçimde ifade eder?

  1. A lot of power is required to run the system.
  2. A lot of power requires to run the system.
  3. A lot of power is required running the system.
Cevabı göster

A lot of power is required to run the system.

which is usually provided by fossil fuels. Dilbilgisi

2:44

ve bu genellikle fosil yakıtlardan sağlanır.

Dilbilgisi

is usually provided by fossil fuels: kaynağı belirtmek

Burada is usually provided by fossil fuels edilgen bir yapıdır. which, daha önce sözü edilen gerekli ısıyı belirtir: sağlanan şey ısıdır, fosil yakıtlar ise kaynaktır. Neyin sağlandığına ve nereden geldiğine odaklanmak için be provided by + source yapısını kullanabilirsiniz. by, alıcıyı değil sağlayıcıyı veya kaynağı gösterir; usually bunun olağan kaynak olduğunu, ancak mutlaka tek kaynak olmadığını anlatır.

Alıştırma

provide fiilinin doğru edilgen biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: At the mountain cabin, electricity ____ solar panels.

Cevabı göster

is provided by

Thermal desalination plants also produce considerable waste in the form of brine, Kalıp ifadeler

2:47

Termal arıtma tesisleri ayrıca salamura şeklinde önemli miktarda atık üretir,

Kalıp ifadeler

in the form of brine: somut biçimi belirtmek

In the form of brine, atığın fiziksel olarak ne olduğunu anlatır: atık, tuzdan arındırma işleminden sonra kalan çok tuzlu bir sıvı olan salamura biçimindedir. Burada form, doldurulan bir belgeyi değil, bir şeyin var olduğu biçimi veya türü ifade eder. Bir şeyin ortaya çıktığı, verildiği veya sunulduğu belirli biçimi anlatmak için in the form of + isim yapısını kullanın. Bu yapı atık, yardım veya bilgi gibi genel bir şeyi onun somut biçimine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi in the form of ile tamamlayın: The survey results were presented ____ a simple chart.

Cevabı göster

in the form of

ultra-concentrated saltwater that can be harmful Kelime

2:53

bu, doğal su kütlelerine geri döndürüldüğünde zararlı olabilecek

Kelime

ultra-concentrated saltwater: ultra- ve concentrated

Ultra- “aşırı bir derecede” anlamı katar; bu nedenle ultra-concentrated, derişimin son derece yüksek olduğunu belirtir. Sıvı bağlamında concentrated, sıvıda çok miktarda çözünmüş madde bulunduğunu anlatır; burada bu madde tuzdur. Ultra-concentrated, saltwater sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Tuzlu suyun derişimini anlatır; birinin odaklanma becerisini değil.

Alıştırma

Örnekteki ultra-concentrated saltwater ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Birinin odaklanmasına yardım eden tuzlu su
  2. Tuz derişimi son derece yüksek olan tuzlu su
  3. Son derece yüksek hızda hareket eden tuzlu su
Cevabı göster

Tuz derişimi son derece yüksek olan tuzlu su

if simply returned to natural bodies of water. Dilbilgisi

2:56

aşırı yoğun tuzlu sudur.

Dilbilgisi

if simply returned...: kısaltılmış edilgen koşul

If simply returned..., kısaltılmış edilgen bir koşul yan tümcesidir. Tam biçimi if it is simply returned... şeklindedir; buradaki it, çok yüksek derişimli tuzlu suyu gösterir. Özne ve be biçimi yazılmamıştır ama anlamdan çıkarılır; returned ise edilgen kalır: birisi tuzlu suyu su kütlelerine geri verir. Simply burada “yalnızca” veya “başka bir işlem yapmadan” anlamındadır. Bu yan tümce, tuzlu su uygun şekilde arıtılmadan doğrudan geri verilirse zarar verebileceği konusunda uyarır.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen koşulu take fiilini kullanarak tamamlayın: This medicine can be harmful ____ incorrectly.

Cevabı göster

if taken

Many see more promise in reverse osmosis, Kalıp ifadeler

2:59

Birçok kişi günümüzde sentetik zarlar kullanan

Kalıp ifadeler

see more promise in ...: bir şeyde daha fazla potansiyel görmek

Bu cümlede see more promise in, “bir şeyin başarılı olma veya gelişme potansiyelini daha yüksek görmek” demektir. Buradaki promise, birinin verdiği söz değil, gelecekteki potansiyeldir. Karşılaştırma bildiren more, ters ozmozun konuşulan veya örtük olarak karşılaştırılan başka bir yöntemden daha umut verici göründüğünü belirtir. Bu ifade, başarının kesin olduğunu söylemeden olumlu bir değerlendirme yapar.

Alıştırma

Cümleyi see more promise in ile tamamlayın: After comparing the two designs, the engineers ____ the simpler one.

Cevabı göster

see more promise in

which nowadays uses synthetic membranes

3:02

ters osmozda daha fazla umut görüyor,

to filter out salt and other impurities. Öbek fiiller

3:05

bu zarlar tuzu ve diğer safsızlıkları filtreler.

Öbek fiiller

to filter out salt and other impurities: tuzu ve diğer yabancı maddeleri süzerek çıkarmak

Filter out, istenmeyen bir maddeyi, sinyali veya öğeyi filtreleme ya da eleme yoluyla daha büyük bir bütünün içinden çıkarmak demektir. Bu cümlede çıkarılan şeyler tuz ve diğer yabancı maddelerdir; out bunların dışarıda bırakılması sonucunu vurgular. To filter out mastarı, sentetik zarların kullanılma amacını belirtir. Aynı yapı yalnızca fiziksel maddeler için değil, istenmeyen gürültü, mesaj veya verilerin çıkarılması için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: This microphone can ____ steady background noise.

Cevabı göster

filter out

Overall, it's more energy-efficient and less briny than thermal desalination. Dilbilgisi

3:08

Genel olarak, termal arıtmadan daha enerji verimlidir ve daha az salamura üretir.

Dilbilgisi

more A and less B than: iki boyutu karşılaştırma

More energy-efficient and less briny than... aynı özneyle ilgili iki karşılaştırmayı birleştirir. More, energy-efficient sıfatını; less ise briny sıfatını niteler. İki özellik de than sonrasında gelen thermal desalination ile karşılaştırılır. Aynı ölçüte göre bir özellik daha yüksek, başka bir özellik daha düşük olduğunda more A and less B than X kalıbını kullanabilirsin. İki sıfat avantajları, dezavantajları veya ölçülebilen başka özellikleri anlatabilir.

Alıştırma

Güvenilirliğin arttığını ve maliyetin azaldığını gösterecek şekilde cümleyi tamamla: This model is ____ reliable and ____ expensive than the old one.

Cevabı göster

more · less

As of 2020,

3:14

2020 yılı itibarıyla,

around 17,000 desalination plants

3:15

yaklaşık 17.000 tuzlu su arıtma tesisi

supplied more than 300 million people with freshwater, Kalıp ifadeler

3:18

300 milyondan fazla insana tatlı su sağladı,

Kalıp ifadeler

supply someone with something: alıcıyı ve kaynağı belirtme

Supply someone with something, bir kişiye, gruba, yere veya kuruluşa ihtiyaç duyulan bir şey ya da kaynak sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede more than 300 million people alıcıları, freshwater ise sağlanan kaynağı belirtir. Yapı supply + alıcı + with + kaynak şeklindedir. Supplied geçmiş zamandadır çünkü cümle tesislerin ne yaptığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi supply + alıcı + with + kaynak yapısını kullanarak tamamla: The clinic supplies remote villages ____ basic medicine.

Cevabı göster

with

most of them using reverse osmosis. Dilbilgisi

3:22

bunların çoğu ters osmoz kullanıyordu.

Dilbilgisi

most of them using ...: cümle sonunda kısaltılmış ek bilgi

Burada most of them, daha önce sözü edilen tuzdan arındırma tesislerinin çoğunu ifade eder. Using reverse osmosis, bu tesislerin hangi yöntemi kullandığını belirtir. İsim veya zamir öbeği + -ing yan cümleciği, önceki tam cümleciğe bağlanan kısaltılmış bir ek bilgidir. Using yeni bir çekimli ana fiil değildir. Açık biçimi and most of them use reverse osmosis veya with most of them using reverse osmosis olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle sonundaki ek bilgi yapısını doğru kullanıyor?

  1. The park has six trails, most of them leading to the lake.
  2. The park has six trails, most of them lead to the lake.
  3. The park has six trails, most of they leading to the lake.
Cevabı göster

The park has six trails, most of them leading to the lake.

Those numbers are increasing,

3:25

Bu sayılar artıyor,

but waste, cost, efficiency, and sustainability

3:26

ancak atık, maliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik

remain big issues. Kalıp ifadeler

3:30

büyük sorunlar olmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

remain big issues: devam eden sorunlar

Bu cümlede remain big issues, sıralanan sorunların hâlâ önemli ve çözülmemiş olduğunu belirtir. Remain, sayılar artmasına rağmen bu durumun devam ettiğini vurgular. Burada remain bir bağlayıcı fiildir ve ardından çoğul özneyi tanımlayan big issues isim öbeği gelir. Tekil bir özneyle remains kullanılır: Cost remains a big issue.

Alıştırma

Cümleyi remain big issues ile tamamlayın: Even after the redesign, safety and cost ____.

Cevabı göster

remain big issues

More research is needed Dilbilgisi

3:32

Yenilenebilir enerjiyle çalışan tuzlu su arıtma tesislerini

to make renewable-powered desalination plants Kelime

3:33

daha büyük ölçeklerde enerji ve maliyet açısından verimli hale getirmek için

energy- and cost-effective at larger scales. Kelime

3:36

daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Dilbilgisi

is needed to make ... energy- and cost-effective: gereklilik ve hedeflenen sonuç

More research is needed, ek araştırmayı bir gereklilik olarak sunar. Ardından gelen to make ... mastar yapısı araştırmanın amacını belirtir: tesislerin belirtilen duruma ulaşabilmesi için araştırma gereklidir. make + nesne + sıfat yapısında renewable-powered desalination plants nesnedir; energy- and cost-effective ise hedeflenen sonucu anlatan sıfat tamamlayıcısıdır. effective, hem energy- hem de cost- ile kullanılır; at larger scales ise bu sonucun hangi ölçekte geçerli olması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi is needed to make kalıbının tamamıyla bitirin: More testing ____ the bridge safe for heavy trucks.

Cevabı göster

is needed to make

Kelime

renewable-powered desalination plants: birleşik niteleyiciyi çözümlemek

renewable-powered, desalination plants ifadesini niteleyen, kısa çizgili bir birleşik sıfattır. Yenilenebilir enerjiyle çalışan anlamına gelir; powered tesislerin gücünü değil, enerji kaynağını açıklar. İfadenin ana ismi plants sözcüğüdür. Desalination tesislerin amacını, renewable-powered ise enerjiyi nasıl aldıklarını belirtir. Ana isimden dışa doğru okunduğunda ifade, yenilenebilir enerjiyle çalışan tuzdan arındırma tesisleri demektir.

Alıştırma

Hangi cümle enerji kaynağı + powered birleşik niteleyicisini doğru kullanıyor?

  1. The school uses powered-battery lights during outages.
  2. The school uses battery-powered lights during outages.
  3. The school uses battery-powerful lights during outages.
Cevabı göster

The school uses battery-powered lights during outages.

Kelime

energy- and cost-effective: askıda kısa çizgiyle paylaşılan son öğe

energy- and cost-effective ifadesi iki birleşik sıfatı bir araya getirir: energy-effective ve cost-effective. İkisi de effective sonunu paylaşır; bu nedenle energy- sonrasında effective yazılmaz, ancak eksik bırakılan ortak öğeyi göstermek için kısa çizgi korunur. Buna askıda kısa çizgi denir. İfadenin tamamı, tesislerin hem enerji kullanımı hem de maliyet bakımından verimli olması gerektiğini anlatır. energy- bir yazım hatası ya da tek başına kalmış tamamlanmamış bir sözcük değildir.

Alıştırma

İki birleşik yapının -term öğesini paylaştığını askıda kısa çizgiyle doğru gösteren cümle hangisidir?

  1. The plan sets short- and long-term goals.
  2. The plan sets short and long-term goals.
  3. The plan sets short-and long-term goals.
Cevabı göster

The plan sets short- and long-term goals.

Meanwhile, another body of water appears promising Kalıp ifadeler

3:39

Bu arada, su kıtlığıyla mücadelede umut verici görünen

in combating water scarcity,

3:43

başka bir su kütlesi daha var,

wastewater.

3:45

atık su.

Kalıp ifadeler

appears promising in combating...: potansiyele ilişkin temkinli bir değerlendirme

Appears promising, bir şeyin iyi bir sonuç verme ihtimali varmış gibi göründüğünü belirtir. Bu cümlede olumlu ama temkinli bir değerlendirme yapar: atık su yararlı olabilecek gibi görünür, ancak başarı garanti değildir. in combating water scarcity edat öbeği, hangi sorun alanında yardımcı olabileceğini belirtir. in bir edat olduğu için combat fiili -ing biçimi olan combating olarak kullanılır. Burada promising, potansiyel gösteren anlamında bir sıfattır; taahhütte bulunmak anlamındaki promise fiili değildir.

Alıştırma

Bir çalışmanın ilk sonuçları olumludur, ancak daha fazla test gereklidir. Hangi cümle uygun biçimde temkinli bir değerlendirme yapar?

  1. The new filter has definitely solved the problem.
  2. The new filter appears promising in reducing salt levels.
  3. The new filter is promising the scientists to reduce salt levels.
Cevabı göster

The new filter appears promising in reducing salt levels.

Reverse-osmosis membranes actually require less energy Dilbilgisi

3:46

Ters osmoz zarları, atık suda bulunan kirleticileri ve az miktardaki tuzu uzaklaştırmak için

to remove contaminants and the small amounts of salt found in wastewater

3:50

tuzlu suyu arıtmaktan

than they do to desalinate saltwater.

3:54

aslında daha az enerji gerektirir.

Dilbilgisi

require less energy to ... than they do to ... ile iki işi karşılaştırma

require less energy to A than ... do to B kalıbı, aynı öznenin iki etkinlik için ihtiyaç duyduğu enerji miktarını karşılaştırır. Burada ters ozmoz membranları, atık sudaki kirleticileri ve az miktardaki tuzu gidermek için tuzlu suyu tuzdan arındırırken gerekenden daha az enerjiye ihtiyaç duyar. than they do to desalinate bölümünde they, reverse-osmosis membranes ifadesine gönderme yapar; do ise require energy yerine kullanılır. Bu kullanım require energy ifadesinin tekrarlanmasını önler. Buradaki do tek başına “bir eylem yapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

requires power ifadesini tekrarlamayı önleyen yardımcı fiille karşılaştırmayı tamamlayın: The robot requires less power to sort packages than it ____ to lift them.

Cevabı göster

does

And importantly, Anlatım akışı

3:58

Ve en önemlisi,

wastewater recycling operations still yield pure, safe drinking water. Kalıp ifadeler

3:59

atık su geri dönüşüm işlemleri hala saf, güvenli içme suyu üretmektedir.

Anlatım akışı

And importantly, ile önemli ek bilgiyi işaretleme

And importantly, cümle düzeyinde bir bilgi düzenleme işaretidir. And cümleyi önceki noktaya bağlarken importantly, dinleyicilere ardından gelen ifadenin tamamının özel olarak dikkate değer olduğunu bildirir. Burada importantly, işlemlerin suyu nasıl ürettiğini anlatmaz. Geri dönüştürülen atık sudan hâlâ temiz ve güvenli içme suyu elde edildiği iddiasını, savı destekleyen önemli bir ek nokta olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle And importantly, ifadesini kullanarak ardından gelen ifadenin tamamını önemli bir ek nokta olarak gösterir?

  1. The medicine can importantly be stored at room temperature.
  2. The importantly medicine can be stored at room temperature.
  3. And importantly, the medicine can be stored at room temperature.
Cevabı göster

And importantly, the medicine can be stored at room temperature.

Kalıp ifadeler

yield pure, safe drinking water: yield sözcüğünün 'üretmek' anlamı

Burada yield, 'üretmek' veya 'bir sonuç ortaya çıkarmak' anlamına gelir. wastewater recycling operations bir şey üreten işlemlerdir; pure, safe drinking water ise sonuçtur. still, sonuç şaşırtıcı görünse veya bu konuda şüpheler olsa bile geçerli kalmaya devam ettiğini gösterir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp süreç, sistem, arazi veya yatırım + yields + ürün ya da sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede yield 'bir sonuç üretmek' anlamında kullanılmıştır?

  1. The upgraded filter yields cleaner water.
  2. Drivers must yield at the crossing.
  3. The metal beam began to yield under pressure.
Cevabı göster

The upgraded filter yields cleaner water.

Okay, but back to the boat stranded at sea. Anlatım akışı

4:04

Tamam, ama denizde mahsur kalan tekneye dönelim.

Anlatım akışı

but back to the boat: önceki bir konuya dönmek

Bu cümlede but back to the boat, konuşmada kullanılan bir konu geçişidir. Yan açıklamayı bitirir ve dikkati daha önce konuşulan tekneye yöneltir; herhangi birinin fiziksel olarak tekneye gittiğini anlatmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp back to + konu biçimindedir ve başında sık sık okay, but, anyway veya now bulunur. let's go back to ya da let's return to ifadelerinin kısaltılmış konuşma biçimidir ve dinleyicinin ana konuyu takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü ifadeyle konuşma geçişini tamamlayın: After that short detour, ____ the main question: what should we do first?

Cevabı göster

back to

First, a couple dehydration don'ts. Kelime

4:08

İlk olarak, dehidrasyon durumunda yapılmaması gereken birkaç şey.

Kelime

a couple dehydration don'ts: çoğul isim olarak don'ts

Burada don'ts, yapılmaması gereken şeyler anlamında sayılabilir çoğul bir isimdir. a couple dehydration don'ts ifadesi, susuz kalma durumunda kaçınılması gereken eylemlerden oluşan kısa bir listeyi tanıtır; don'ts burada don't yardımcı fiili olarak kullanılmaz. İngilizcede do ve don't, tavsiye ve kural listelerinde isim olarak kullanılabilir. Yaygın dos and don'ts çifti, yapılması ve yapılmaması gereken şeyler anlamına gelir.

Alıştırma

Şu cümlede don'ts ne anlama gelir: “Here are two safety don'ts.”?

  1. yardım etmeyi reddeden kişiler
  2. yapmanız gereken eylemler
  3. yapmamanız gereken şeyler
Cevabı göster

yapmamanız gereken şeyler

Drinking your own urine isn't recommended Ton ve niyet

4:10

Kendi idrarınızı içmeniz önerilmez

because a few days of filtering accumulating waste products without any freshwater relief can cause kidney damage. Notlar

4:13

çünkü tatlı su desteği olmadan biriken atık ürünleri birkaç gün filtrelemek böbrek hasarına neden olabilir.

Ton ve niyet

isn't recommended because: neden vererek bir eylemden kaçınmayı önermek

Bu cümlede isn't recommended, öznenin belirttiği Drinking your own urine eylemini insanların kaçınması gereken bir şey olarak değerlendirir. Edilgen yapı odağı eylemde tutar ve tavsiyeyi kişisel bir emirden çok nesnel ya da uzman görüşü olarak sunar. Because bu değerlendirmenin nedenini açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen Activity isn't recommended because + reason kalıbıyla bir eylemden kaçınılmasını tavsiye edip nedenini hemen açıklayabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle sakin bir tonda bir eylemin yapılmamasını tavsiye edip nedenini açıklar?

  1. Using this trail isn't possible because the rocks are slippery.
  2. Using this trail isn't required because the rocks are slippery.
  3. Using this trail isn't recommended because the rocks are slippery.
Cevabı göster

Using this trail isn't recommended because the rocks are slippery.

Dilbilgisi

a few days of filtering accumulating waste products: isim öbeğinin yapısı

Bu isim öbeğinin ana kısmı, yani baş ögesi a few days ifadesidir. of + -ing yapısındaki of filtering ..., o günler boyunca hangi etkinliğin sürdüğünü belirtir: atık ürünleri süzmek. filtering accumulating waste products yapısında waste products, filtering sözcüğünün nesnesidir. Accumulating, waste products ifadesini niteler; yani biriken atık ürünlerden söz edilir, biriken günlerden değil.

Alıştırma

Vurgulanan isim öbeğinde accumulating neyi niteler?

  1. a few days ifadesini niteler.
  2. waste products ifadesini niteler.
  3. kidney damage ifadesini niteler.
Cevabı göster

waste products ifadesini niteler.

Kalıp ifadeler

without any freshwater relief: yükü hafifletecek tatlı suyun olmaması

Without any freshwater relief, vücudun üzerindeki fiziksel yükü hafifletecek tatlı suyun hiç bulunmaması anlamına gelir. Burada relief, birinin duygusal teselli almasını değil, bu fiziksel yükün azalmasını ifade eder. without any + isim yapısı, yararlı veya gerekli bir şeyin ya da koşulun tamamen yok olduğunu vurgular. Burada tatlı su eksikliği tüm süzme işlemi boyunca sürer.

Alıştırma

Bu cümlede without any freshwater relief ne anlama gelir?

  1. Vücuttaki yükü azaltacak tatlı su yoktur.
  2. Tatlı su yükü zaten ortadan kaldırmıştır.
  3. Duygusal teselli sunacak kimse yoktur.
Cevabı göster

Vücuttaki yükü azaltacak tatlı su yoktur.

And while it might feel counterintuitive, Anlatım akışı

4:20

Ve mantığa aykırı gelse de,

if you don't have any freshwater to drink,

4:23

eğer içecek tatlı suyunuz yoksa,

it's best not to eat, Ton ve niyet

4:25

yemek yememek en iyisidir,

Anlatım akışı

And while it might feel counterintuitive: bir karşıtlığı önceden kabul etmek

Burada while, zaman bildiren “-iken” değil, “-se de” veya “her ne kadar” anlamındadır. Bu yan cümle, ardından gelen tavsiyenin sağduyuya aykırı görünebileceğini kabul eder. Bu karşıtlığı ana tavsiyeden önce vermek, dinleyicinin şüphesini önceden ele alır. Böylece konuşan kişi, dinleyicinin ilk tepkisini yok saymadan beklenmedik bir öneri sunabilir. Might, bu kabulü temkinli kılar: tavsiye herkese sezgilere aykırı gelmeyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede “while it might feel counterintuitive” ne işe yarıyor?

  1. Bir hissin tam olarak ne zaman başladığını açıklar.
  2. Ana öneriyi vermeden önce tavsiyenin şaşırtıcı gelebileceğini kabul eder.
  3. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Ana öneriyi vermeden önce tavsiyenin şaşırtıcı gelebileceğini kabul eder.

Ton ve niyet

it's best not to eat: bir eylemden kaçınmayı önermek

It's best not to + fiilin yalın hâli, bir eylemden kaçınmak için açık bir tavsiye verir. Bu cümlede eylem eat'tir ve koşul, tavsiyenin ne zaman geçerli olduğunu açıklar. Burada best, yemek yemeye dair mutlak bir yargı değil, o durumdaki en akıllıca veya en güvenli seçenek anlamına gelir. Olumsuzluk mastardan önce gelir: not to eat.

Alıştırma

The road is icy. Tavsiyeyi tamamlamak için It's best not to ... kalıbını kullanın: ____ tonight.

Cevabı göster

It's best not to drive

especially protein-rich food, Anlatım akışı

4:27

özellikle de protein açısından zengin yiyecekleri,

because your body doesn't have enough water to digest it without becoming more dehydrated. Dilbilgisi

4:30

çünkü vücudunuzun daha fazla susuz kalmadan onları sindirmek için yeterli suyu yoktur.

Anlatım akışı

especially protein-rich food: önemli bir alt grubu öne çıkarmak

Bu cümlede especially, daha geniş bir yiyecek kategorisi içinden protein-rich food ifadesini öne çıkararak bu grubun özellikle dikkat gerektirdiğini gösterir. Bu kullanım odak ekler, diğerlerini dışlamaz: başka yiyecekler de önemli olabilir. Bu yapı, açıklamayı genel bir noktadan özellikle önemli bir örneğe veya alt gruba taşır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Avoid heavy meals, especially fried food. especially burada ne yapıyor?

  1. Tamamen ilgisiz yeni bir konu başlatır.
  2. Kızarmış yiyecekleri ağır yemeklerin önemli bir türü olarak öne çıkarır.
  3. Kızarmış yiyeceklerin tek ağır yemek türü olduğunu söyler.
Cevabı göster

Kızarmış yiyecekleri ağır yemeklerin önemli bir türü olarak öne çıkarır.

Dilbilgisi

without becoming more dehydrated: without + V-ing yapısı

Without bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: without becoming denir, without become veya without to become denmez. Burada without becoming more dehydrated, yiyecek sindirilirken kaçınılamayan olumsuz sonucu anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp “eylem + without + V-ing” şeklindedir: başka bir eylemden veya sonuçtan kaçınarak bir şey yapmak.

Alıştırma

Cümleyi without sonrasında become fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: He finished the long walk without ____ exhausted.

Cevabı göster

becoming

You can, however, work to secure freshwater Anlatım akışı

4:35

Ancak, yağmur ve çiy toplamaya yardımcı olması için

sources using any water-wicking materials you can find Kelime

4:38

bulabildiğiniz her türlü su emici malzemeyi kullanarak

Kelime

any water-wicking materials: suyu çekip taşıyan malzemeler

Water-wicking, materials sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Burada wick bir fiildir: malzemedeki çok küçük boşluklar suyu içeri çeker ve lifler boyunca ilerletir. Buna kılcal etki denir ve suyun bir toplama noktasına doğru hareket etmesini sağlar. any water-wicking materials you can find ifadesinde any, bu işlevi gördüğü sürece malzemenin tam türünün önemli olmadığını belirtir. İfade bir malzeme özelliğini anlatır; özellikle mum fitillerinden söz etmez ve waterproof anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek, suyu lifleri boyunca bir kaba doğru taşıyabilen bir şeyi anlatıyor?

  1. water-absorbent pad — suyu emer ve bulunduğu yerde tutar
  2. waterproof cover — suyun geçmesini engeller
  3. water-wicking cord — damlaları lifleri boyunca ilerletir
Cevabı göster

water-wicking cord — damlaları lifleri boyunca ilerletir

to help collect rain and dew. Kalıp ifadeler

4:41

tatlı su kaynakları sağlamaya çalışabilirsiniz.

Anlatım akışı

You can, however, work to secure freshwater sources: mümkün bir eyleme geçiş

Burada however bilgi akışındaki yön değişikliğini gösterir. Konuşmacı, önce nelerin yapılmaması gerektiğini söyledikten sonra hâlâ mümkün olan bir şeye geçer: bir tatlı su kaynağı bulmaya çalışmak. You can ... work to ... yapısının içine yerleştirilen however, ara söz gibi kullanılan bir bağlayıcı zarftır ve virgüllerle ayrılır. Sınırlama veya uyarı + however + mümkün eylem düzeni, açıklamaların bir sorundan uygulanabilir bir çözüme geçmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi seçenek, bir sınırlamadan hâlâ mümkün olan bir eyleme geçmek için however kullanıyor?

  1. You may decorate the room however you like.
  2. However hard we hurry, we will miss the train.
  3. The pool is closed. We can, however, play basketball instead.
Cevabı göster

The pool is closed. We can, however, play basketball instead.

Kalıp ifadeler

help collect rain and dew: yağmur suyunu ve çiyi toplamaya yardımcı olmak

Help + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya yardımcı olmak anlamına gelir. Burada help sözcüğünden sonra to olmadan collect gelir; help to collect de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim çok yaygındır. Collect rain and dew, bu su kaynaklarını kullanmak üzere toplamak demektir. Dew, su buharı serin yüzeylerde yoğuştuğunda oluşan küçük su damlalarıdır ve çoğunlukla gece ya da sabah erken saatlerde görülür.

Alıştırma

Cümleyi, suyu kullanmak üzere toplamak anlamına gelen hedef fiille tamamlayın: A clean tarp can help ____ rain and dew for later use.

Cevabı göster

collect

And you could get a low-tech thermal desalination operation going Kalıp ifadeler

4:44

Ve deniz suyunu kaplarda güneşte kurumaya bırakarak

by letting seawater sunbake in containers Dilbilgisi

4:48

ve yoğuşmayı toplayarak

and collecting the condensation. Kalıp ifadeler

4:51

düşük teknolojili bir termal arıtma işlemi başlatabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

could get a low-tech thermal desalination operation going: düşük teknolojili bir termal tuzdan arındırma işlemini başlatabilmek

Get + nesne + going, bir makineyi, etkinliği, süreci veya sistemi başlatıp etkin duruma getirmek anlamına gelir. Buradaki uzun nesne a low-tech thermal desalination operation ifadesidir; dolayısıyla söz öbeği bu işlemi başlatıp çalıştırmak demektir. Going fiziksel hareketi anlatmaz. Could yardımcı fiili bunu bir emir olarak değil, olası bir yaklaşım olarak sunar. Ardından gelen by öbeği, -ing biçimindeki fiilleri kullanarak işlemin nasıl başlatılabileceğini açıklar.

Alıştırma

Jeneratör kapalı ve henüz çalışmaya başlamadı. Hangi cümle onun hava kararmadan önce çalıştırılması gerektiğini anlatır?

  1. We need to get the generator going before dark.
  2. We need to keep the generator going before dark.
  3. We need to get going the generator before dark.
Cevabı göster

We need to get the generator going before dark.

Dilbilgisi

by letting seawater sunbake: by + -ing ile yöntem anlatma

by + -ing yapısı, bir sonuca hangi yöntemle ulaşıldığını anlatır. Buradaki by, yanında anlamına değil, bir şeyi yaparak anlamına gelir. letting seawater sunbake, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: seawater nesnedir ve sunbake, to almadan yalın hâlde kalır. by sonrasında ise let, letting biçimine girer.

Alıştırma

Cümleyi by ve let ile oluşturulan yöntem ifadesiyle tamamlayın: They warmed the water ____ it sit in the sun.

Cevabı göster

by letting

Kalıp ifadeler

collecting the condensation: yoğuşan suyu toplamak

Bu su arıtma bağlamında condensation, su buharının soğuyup sıvı suya dönüşmesi sürecidir. collecting the condensation ifadesinde bu isim, süreç sonucunda oluşan ve toplanabilen su damlalarını da anlatabilir. Baştaki and, collecting ile daha önceki letting yapısını birbirine bağlar. İki -ing biçimi de by ile başlayan aynı yöntem ifadesine aittir: by letting ... and collecting ....

Alıştırma

Basit bir su toplama düzeneğinde the condensation neyi ifade eder?

  1. Ilık deniz suyundan yükselen su buharı
  2. Su buharı soğuduğunda oluşan sıvı su
  3. Deniz suyu buharlaştıktan sonra geride kalan tuz
Cevabı göster

Su buharı soğuduğunda oluşan sıvı su

You can also try getting some hydration Dilbilgisi

4:53

Ayrıca kuş ve kaplumbağa kanı ile balık omurilik sıvısı ve gözlerini içerek

by drinking bird and turtle blood and fish spinal fluid and eyes. Kelime

4:56

biraz sıvı almaya da çalışabilirsiniz.

Dilbilgisi

try getting ... by drinking: Bir yöntemi denemek ve nasıl yapıldığını belirtmek

Bu cümlede try getting some hydration, sıvı almanın bu yolunu işe yarayıp yaramadığını görmek için denemek demektir. Try + -ing, eylemi sonucu garanti olan bir şey değil, denenebilecek bir yöntem olarak sunar. By drinking ... ifadesi, yöntemi belirtmek için by + -ing yapısını kullanır. Aktarılabilir kalıp try + -ing ... by + -ing şeklindedir: bir yaklaşımı dene ve bunun nasıl yapılacağını belirt.

Alıştırma

Hangi cümle bir yöntemi denemek için try + -ing, yöntemin nasıl uygulanacağını belirtmek için by + -ing kullanır?

  1. Try to improving the connection by moving closer to the router.
  2. Try improve the connection by move closer to the router.
  3. Try improving the connection by moving closer to the router.
Cevabı göster

Try improving the connection by moving closer to the router.

Kelime

fish spinal fluid and eyes: ortak niteleyicili eş görevli adlar

fish spinal fluid and eyes ifadesinde fish, eş görevli spinal fluid ve eyes adlarını birlikte niteleyen bir ad tamlayıcısıdır. İfade fish spinal fluid and fish eyes şeklinde açılabilir; adlar birbirine bağlandığı için ikinci fish söylenmez. Spinal fluid, omurilikle ilişkili sıvıyı belirten tek bir ad öbeğidir. Spine ve fluid sözcüklerinin ayrı ayrı sıralanması değildir. Uzun bir ad dizisindeki grupları anlam ve bağlama ilişkisine göre belirle.

Alıştırma

fish spinal fluid and eyes ifadesini hangi açıklama doğru biçimde çözümler?

  1. Fish sözcüğü hem spinal fluid hem de eyes ifadelerini niteler.
  2. Spinal fluid ifadesi omurganın kendisi demektir.
  3. Fish sözcüğü yalnızca spinal fluid ifadesini niteler.
Cevabı göster

Fish sözcüğü hem spinal fluid hem de eyes ifadelerini niteler.

Maybe that sounds unappealing, Kalıp ifadeler

5:02

Belki bu kulağa itici gelebilir,

Kalıp ifadeler

that sounds unappealing: sound + sıfat

sound + sıfat yapısında sound, “duyulan ya da anlatılan şeye göre öyle görünmek” anlamına gelen bir bağ fiildir. Gerçek bir sesi anlatması gerekmez. Burada that sounds unappealing, fikrin çekici veya denenmeye değer görünmediğini belirtir; that ise az önce anlatılan yöntemi gösterir. Aynı yapı birçok ilk izlenimi anlatabilir: That sounds risky. That sounds strange. That sounds expensive. That sounds reasonable.

Alıştırma

Cümleyi sound + sıfat yapısını ve risky sözcüğünü kullanarak tamamlayın: That ____.

Cevabı göster

sounds risky

but desperate times might call for a collection of thirst-quenching measures. Notlar

5:04

ancak umutsuz zamanlar bir dizi susuzluk giderici önlemi gerektirebilir.

Deyimler

desperate times might call for...: yumuşatılmış bir atasözü uyarlaması

Burada call for, “gerektirmek” veya “bir şeyi gerekli hâle getirmek” anlamındadır. Desperate times might call for..., aşırı bir durumun alışılmadık önlemler gerektirebileceğini anlatır; telefon etmekten söz etmez. Bu ifade Desperate times call for desperate measures atasözünü çağrıştırır. Might, iddiayı yumuşatır; yeni son bölüm thirst-quenching measures ise bilinen atasözünü konuya uyarlar. Böylece tanınabilir ve biraz esprili bir değişiklik oluşur.

Alıştırma

“desperate times might call for unusual measures” ne anlama gelir?

  1. Birisi alışılmadık önlemleri iptal etmelidir.
  2. Zor dönemler telefon görüşmesi yapabilir.
  3. Aşırı bir durum alışılmadık önlemler gerektirebilir.
Cevabı göster

Aşırı bir durum alışılmadık önlemler gerektirebilir.

Kelime

thirst-quenching measures: susuzluğu gideren önlemler

Thirst-quenching, quench thirst kalıbından oluşturulan ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Burada quench, “gidermek veya dindirmek” anlamına gelir; dolayısıyla susuzluğu azaltmaya yardımcı olan bir şeyi anlatır. Bu sıfat measures sözcüğünü niteler. Measures burada “eylemler veya yöntemler” demektir, “ölçümler” değil. a collection of thirst-quenching measures içinde of, grupta bulunan önlem türlerini tanıtır: susuzluğu gidermeyi amaçlayan birkaç yöntem. Cümlenin tamamı desperate times call for desperate measures sözünü de çağrıştırır. Desperate measures yerine thirst-quenching measures kullanılması, susuzlukla başa çıkma yöntemlerinden söz etmeye devam ederken özeti eğlenceli hâle getirir.

Alıştırma

“Susuzluğu gidermeye yardımcı olan” anlamıyla cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? After the long hike, we wanted something cold and ____.

  1. thirst-quenching
  2. well-known
  3. time-consuming
Cevabı göster

thirst-quenching

Ready to keep learning?

5:11

Öğrenmeye devam etmeye hazır mısınız?

Watch these videos to either challenge what you think you know Dilbilgisi

5:12

Bildiğinizi sandığınız şeylere meydan okumak

or learn more about what you don't.

5:16

veya bilmedikleriniz hakkında daha fazla şey öğrenmek için bu videoları izleyin.

Dilbilgisi

to either challenge ... or learn ...: alternatif eylemleri bağlamak

Either ... or ... iki alternatifi birbirine bağlar. Bu cümlede to, iki seçeneğin ortak ögesidir: either challenge what you think you know or learn more about what you don't. Eşleşen bölümler, challenge ... ve learn ... şeklindeki paralel fiil öbekleridir. İki what yan cümlesi, her eylemde söz konusu olan bilgiyi belirtir. what you don't içinde don't sonrasında know kullanılmaz; çünkü ilk yan cümleden anlaşılır. Tam anlamı what you don't know olur. Yapının tamamı, izlemenin sağlayabileceği iki olası yararı sunar.

Alıştırma

Cümleyi either ... or ikili bağlacıyla tamamlayın: On Saturday, we can ____ visit the museum ____ hike by the lake.

Cevabı göster

either · or

Subscribe and stay curious.

5:19

Abone olun ve meraklı kalın.