Kedilerin neden dikey göz bebekleri vardır? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
665 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Bu video, göz bebeği biçimlerinin hayvanların ekolojik rollerini nasıl yansıttığını açıklıyor. Pusuya yatan avcıların, otçulların, gekoların, böceklerin ve insanların görüşünü karşılaştırdıktan sonra genel örüntülerin önemli istisnalarına dikkat çekiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. through which — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir sürecin gerçekleştiği kanalı, yolu veya aracı belirten bu resmî ilgi cümlesini tanımayı ve kullanmayı öğrenin; örneğin ışığın göze girdiği açıklığı bu yapıyla belirtebilirsiniz. Önceki ismi tekrarlamadan kısa ve düzenli bilimsel tanımlar ile mekanizma açıklamaları kurmanıza yardımcı olur. 2. These aren't optical structures, they're optical illusions — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Fiziksel bir yapı ile gözlemcinin algıladığı bir etki arasındaki kesin bilimsel karşıtlığı anlayın. Böylece bileşik gözde görünen sözde göz bebeğinin gerçek bir açıklık olmadığını açıklayabilir ve kolayca karıştırılan kavramları paralel terimlerle açıkça ayırabilirsiniz. 3. And yet, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Geniş bir örüntüyü sunduktan sonra ona uymayan bir kanıtı tanıtmak için bu geçişi kullanın. İddialarınızı ölçülü hâle getirmenizi, genellemelerden istisnalara doğal biçimde geçmenizi ve bilimsel eğilimleri mutlak kurallar gibi sunmamanızı sağlar.

Bu derste

Peering into the eyes of different animals, Kalıp ifadeler

0:07

Farklı hayvanların gözlerine baktığınızda,

Kalıp ifadeler

Peering into: dikkatle içine bakmak

Peer into, genellikle görülmesi zor ayrıntıları seçebilmek için bir şeyin içine veya derinliklerine dikkatle bakmak demektir. Burada Peering into, hayvanların gözlerine yakından ve odaklanarak bakmayı anlatır; into fiziksel olarak içeri girmeyi değil, bakışın yönünü belirtir. Bu ifade, peer into the past örneğinde olduğu gibi, gizli bir şeyi incelemeyi anlatan mecazi bir görüntü de oluşturabilir.

Alıştırma

Cümleyi peer into ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: To read the tiny label inside, Mia ____ the bottle.

Cevabı göster

peered into

you'll see some extraordinarily shaped pupils.

0:09

olağanüstü şekilli bazı göz bebekleri göreceksiniz.

But why?

0:12

Ama neden?

It turns out that pupil shape is a powerful indicator Anlatım akışı

0:14

Göz bebeği şeklinin, bir hayvanın ekosisteminde oynadığı rolün

Anlatım akışı

It turns out that: sonradan öğrenilen bir sonucu açıklamak

It turns out that + yan cümle, kontrol etme, düşünme veya olayların nasıl geliştiğini görme sonucunda öğrenilen bir sonucu ya da gerçeği sunar. Bu yapı çoğu zaman bilginin önceki bir soruyu yanıtladığını veya biraz şaşırtıcı olduğunu düşündürür. Baştaki it belirli bir şeyi göstermez. Bütün yapı açıklamayı düzenler ve dinleyiciyi sorudan yeni ortaya çıkan sonuca taşır. Burada turn out, fiziksel olarak dönmek değil, sonuçta belli olmak veya ortaya çıkmak anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle kontrol sonrasında keşfedilen bir gerçeği en açık biçimde sunuyor?

  1. We checked the schedule, and it turns out that the train leaves at six.
  2. I hope that the train leaves at six.
  3. We have not checked the schedule, but it seems that the train may leave at six.
Cevabı göster

We checked the schedule, and it turns out that the train leaves at six.

of what role an animal plays in its ecosystem. Dilbilgisi

0:17

güçlü bir göstergesi olduğu ortaya çıktı.

Dilbilgisi

what role an animal plays: dolaylı soruda sözcük dizimi

what role an animal plays in its ecosystem ifadesinde what, “hayvanın üstlendiği rol” anlamına gelen dolaylı bir soru yan cümlesi başlatır. Yan cümlenin tamamı of sözcüğünden sonra gelir ve onun nesnesi olarak görev yapar. Soru, daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için bildirme cümlesi dizilimini kullanır: what role + özne + fiil. what role an animal plays yazılır; what role does an animal play yazılmaz.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için what role, fungi ve play sözcüklerini kullanın: The guide explains ____ in keeping the forest healthy.

Cevabı göster

what role fungi play

Pupils mark the hollow opening in the iris, Kelime

0:20

Göz bebekleri, iristeki, yani gözün

Kelime

mark the hollow opening: göstermek anlamındaki mark

mark the hollow opening ifadesindeki mark, “göstermek” veya bir konumu tanınabilir hâle getirmek anlamındadır. Göz bebekleri iristeki boş açıklığın nerede olduğunu gösterir; cümle birinin oraya işaret çizdiğini anlatmaz. mark sözcüğünün bu soyut anlamı, görünür bir özellik bir yeri, sınırı veya aşamayı belirlediğinde kullanılır. Odak noktası, şeyin kendisini oluşturmak değil, o noktanın kolayca tanınmasını sağlamaktır.

Alıştırma

Bu cümlede mark the hollow opening ne anlama gelir?

  1. boş açıklığı kapatmak
  2. boş açıklığın üzerine bir simge çizmek
  3. boş açıklığın nerede olduğunu göstermek
Cevabı göster

boş açıklığın nerede olduğunu göstermek

the eye's band of pigmented muscle.

0:23

pigmentli kas bandındaki boşluğu oluşturur.

They're the portholes through which light enters the eye, Notlar

0:26

Onlar, ışığın göze girdiği pencerelerdir;

Deyimler

portholes: göz bebekleri için bir lomboz benzetmesi

Portholes sözcüğü gerçek anlamda bir geminin yan tarafındaki küçük pencereleri ifade eder. Burada portholes, göz bebekleri için kullanılan bir benzetmedir: Her ikisi de ışığın dışarıdan içeri geçmesini sağlayan açıklıklardır. Gözlerin içinde gerçek gemi pencereleri yoktur. Bu tür bilimsel benzetmeleri anlamak için iki şeyin ortak işlevini belirleyin.

Alıştırma

Bu cümlede portholes benzetmesi neyi vurguluyor?

  1. Her ikisi de okyanusta yol alabilir.
  2. Her ikisi de ışığın geçmesine izin veren açıklıklardır.
  3. Göz bebekleri, gözün içine yapılmış gerçek pencerelerdir.
Cevabı göster

Her ikisi de ışığın geçmesine izin veren açıklıklardır.

Dilbilgisi

through which: edat + ilgi zamiri

Through which bir ilgi cümleciğini başlatır. Which önceki portholes sözcüğüne gönderme yapar; through ise bu açıklıkların ışığın geçtiği yol olduğunu belirtir. Cümlecik, ışığın bu açıklıklardan geçerek göze girdiği anlamına gelir. Bu edat + which yapısı bilgiyi kısa ve resmî bir açıklama hâlinde sunar. Buradaki which bir ilgi zamiridir, soru sözcüğü değildir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: This is the pipe ____ water flows into the tank.

Cevabı göster

through which

where it then strikes the retina and activates light-sensitive cells, Kelime

0:29

buradan giren ışık retinaya çarpar ve ışığa duyarlı hücreleri aktive ederek

Kelime

strikes the retina and activates: ışığın ulaşması ve hücre tepkisini tetiklemesi

Buradaki it ışığı ifade eder. Strikes the retina, ışığın retina yüzeyine ulaşıp üzerine düşmesi demektir; strike burada şiddet içeren bir saldırı anlamına gelmez. Activates light-sensitive cells ise ışığın bu hücrelerin tepki vermeye başlamasını sağlamasıdır. İki fiilin öznesi aynıdır ve fiiller and ile bağlanır. Birlikte bilimsel bir sürecin bağlantılı iki aşamasını gösterirler: ışık retinaya ulaşır, ardından hücresel bir tepkiyi tetikler.

Alıştırma

Bu cümledeki strikes the retina and activates ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Işık retinaya ulaşır ve hücrelerin tepki vermesini sağlar.
  2. Işık retinaya saldırır ve hücrelere zarar verir.
  3. Retina, hücreler tepki vermeden önce ışığı uzaklaştırır.
Cevabı göster

Işık retinaya ulaşır ve hücrelerin tepki vermesini sağlar.

setting the process of vision in motion. Deyimler

0:33

görme sürecini harekete geçirir.

Deyimler

setting the process ... in motion: bir süreci başlatmak

Set something in motion, bir sürecin, planın veya olaylar zincirinin başlamasını sağlamak demektir. Motion burada soyut anlamdadır: görme süreci başlar, uzayda fiziksel olarak hareket etmez. Setting, önceki olayın sonucunu bildiren bir -ing sıfat-fiilidir. İfade, “böylece görme sürecini başlatarak” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi set ... in motion ile tamamlayın: A single complaint can ____ an internal review ____.

Cevabı göster

set · in motion

Pupils are black

0:37

Göz bebekleri siyahtır

because most of the light that enters them is absorbed.

0:38

çünkü içlerine giren ışığın çoğu emilir.

Their size changes in response to brightness, Kalıp ifadeler

0:41

Büyüklükleri parlaklığa,

Kalıp ifadeler

in response to: bir tepkiyi neyin tetiklediğini gösterme

In response to, “bir şeye tepki olarak” anlamına gelir. Bu cümlede parlaklık uyarandır, boyuttaki değişim ise tepkidir; response yalnızca sözlü bir cevap değil, fiziksel veya otomatik bir değişim de olabilir. Kalıp in response to + isim öbeği veya -ing biçimidir. Bir olay ya da durumu, onun tetiklediği eylem veya değişimle bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeye tepki olarak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The thermostat turns the heat down ____ a rise in room temperature.

Cevabı göster

in response to

as well as certain drugs, Kalıp ifadeler

0:43

bazı ilaçlara,

and emotional and mental states.

0:45

ayrıca duygusal ve zihinsel durumlara tepki olarak değişir.

Kalıp ifadeler

as well as: başka bir öge ekleme

As well as, daha önce belirtilen bilgiye başka bir öge veya öge grubu ekler. Burada önce parlaklık belirtilir; bazı ilaçlar ile duygusal ve zihinsel durumlar, boyutu değiştirebilen başka etkenler olarak eklenir. Bu kullanımda “and also” anlamına gelir, “to the same degree as” anlamına gelmez. Sadece and ile yapılan bir listeye göre dikkati genellikle ilk öge üzerinde biraz daha fazla tutar.

Alıştırma

Cümleyi başka bir öge ekleyen ifadeyle tamamlayın: The camp teaches first aid ____ map reading.

Cevabı göster

as well as

But their basic form varies greatly Kalıp ifadeler

0:47

Ancak temel yapıları türler arasında

among species.

0:49

büyük farklılıklar gösterir.

Kalıp ifadeler

varies greatly among species: gruplar arasında karşılaştırma

Vary among + çoğul gruplar, bir özelliğin belirtilen üyeler veya kategoriler arasında aynı olmadığını anlatır. Greatly ifadeyi güçlendirir: farklar küçük değil, büyüktür. Burada among species, karşılaştırmanın farklı türler arasında yapıldığını gösterir. Tek bir türün içindeki değişkenliği anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi vary greatly among yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The basic design ____ manufacturers.

Cevabı göster

varies greatly among

House cats, for one, Anlatım akışı

0:51

Örneğin evcil kediler,

are twilight hunters with vertically elongated pupils. Kelime

0:52

dikey olarak uzamış göz bebekleri olan alacakaranlık avcılarıdır.

Anlatım akışı

for one: bir örnek sunmak

For one, daha büyük bir kümeden tek bir örnek seçen bir söylem belirtecidir. Burada türler arasındaki farklarla ilgili genel bir ifadeden, somut bir örnek olan ev kedilerine geçiş yapar. One, yalnızca bir kedinin veya tek bir örneğin bulunduğu anlamına gelmez. Bu ifade, başka örneklerin de verilebileceğini ima eder.

Alıştırma

Bir konuşmacı Many materials can be recycled. diyor. Hangi cümle for one ile doğal biçimde bir örnek sunar?

  1. One glass can be recycled many times.
  2. Glass, for one, can be recycled many times.
  3. Glass is the only material that can be recycled.
Cevabı göster

Glass, for one, can be recycled many times.

Kelime

twilight hunters: gün doğumu veya gün batımı civarında avlanmak

Twilight hunters, gün doğumu ya da gün batımı civarındaki loş ışıklı zamanlarda avlanan hayvanları anlatır. Burada twilight romantik bir atmosferi değil, günün belirli bir zamanını adlandırır ve yalnızca “gece” demekten daha özeldir. Bilimsel yazımdaki bu kısa yapıda twilight ismi hunters sözcüğünü niteler ve bu hayvanların genellikle ne zaman avlandığını belirtir. İfade alışılmış bir etkinlik zamanını anlatır; hayvanların yalnızca o zaman avlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Gün doğumu veya gün batımı civarında avlanan hayvanları anlatan iki sözcüklük tam İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: These animals are ____.

Cevabı göster

twilight hunters

Kelime

vertically elongated pupils: dikey eksen boyunca uzamış şekil

Vertically elongated pupils, biçimi yukarı-aşağı doğrultusunda daha uzun olan göz bebeklerini anlatır. Vertically yönü belirtirken elongated uzatılmış ya da orantılı olarak uzun ve dar bir biçimi anlatır. Dilbilgisel olarak vertically zarfı elongated sıfatını niteler ve bu iki sözcük birlikte pupils sözcüğünü niteler. Burada elongated fiziksel şekli anlatır; “zarif” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Yukarı-aşağı doğrultusunda uzun” anlamındaki iki sözcüklük tam İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cat has ____ pupils.

Cevabı göster

vertically elongated

In the dark,

0:57

Karanlıkta,

these structures expand dramatically,

0:58

bu yapılar çarpıcı bir şekilde genişler

taking in the available light. Öbek fiiller

1:00

ve ortamdaki ışığı içeri alır.

Öbek fiiller

taking in the available light: çevredeki ışığı içeri almak

Burada take in, kelimesi kelimesine “bir şeyi içeri taşımak” değil, “almak veya emmek” anlamındadır. Taking in the available light, çevrede zaten bulunan ve kullanılabilen ışığın göze girmesini sağlamak demektir. Available, “boş” olan bir ışığı değil, mevcut ve kullanılabilir ışığı anlatır. Taking in the available light şeklindeki -ing yapısı, genişlemenin ortaya çıkardığı işlevi ekler: yapılar genişler ve böylece daha fazla ışık alabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “almak veya emmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: During a deep breath, the lungs ____ more air.

Cevabı göster

take in

When it's bright,

1:02

Aydınlık olduğunda,

they shrink into slits. Kalıp ifadeler

1:03

küçülerek birer yarık haline gelirler.

Kalıp ifadeler

shrink into slits: küçülerek dar yarıklara dönüşmek

Shrink into slits, “küçülerek uzun ve dar açıklıklar biçimini almak” demektir. Shrink boyut değişimini anlatırken into ortaya çıkan şekli veya durumu belirtir. Burada into bir yere doğru hareketi göstermez. shrink into + şekil/durum kalıbı, küçülmenin yeni bir biçim oluşturduğu durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede shrink into, küçülme sonucunda oluşan yeni bir şekli anlatmak için kullanılmıştır?

  1. The bright circle shrank by two centimeters.
  2. The bright circle shrank to two centimeters across.
  3. The bright circle shrank into a thin line.
Cevabı göster

The bright circle shrank into a thin line.

In fact, Anlatım akışı

1:06

Aslında,

Anlatım akışı

In fact: daha güçlü bir kanıt sunmak

In fact, sıradaki bilginin önceki bir ifadeyi güçlendirdiğini, daha kesin hâle getirdiğini veya bazen düzelttiğini gösteren bir söylem belirtecidir. Burada ardından gelen sayı, kedi göz bebeklerinin ne kadar esnek olduğuna ilişkin genel iddiaya güçlü bir kanıt sağlar. Rastgele kullanılan bir dolgu sözü değildir. Genel bir iddiadan daha ikna edici bir gerçeğe geçerek düşünceyi düzenler.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, ilk ifadeyi belirli bir kanıtla güçlendirmek için In fact kullanıyor?

  1. The bridge is very old. In fact, the nearby river is wide.
  2. The bridge is very old. In fact, it was built more than 200 years ago.
  3. The bridge is very old. In fact, some bridges are made of steel.
Cevabı göster

The bridge is very old. In fact, it was built more than 200 years ago.

cat pupils are so flexible Dilbilgisi

1:07

kedi göz bebekleri o kadar esnektir ki,

that their maximum area is 135 times greater than their minimum area, Dilbilgisi

1:08

maksimum alanları minimum alanlarından 135 kat daha büyüktür;

Dilbilgisi

so flexible that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat/zarf + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna veya somut etkisine bağlar. Bu cümlede so flexible çok yüksek bir esneklik derecesini anlatır; that ile başlayan yan cümledeki 135 kat ölçüsü de bu derecenin ne anlama geldiğini gösterir. Burada that sonuç bildiren yan cümleyi başlatan bir bağlaçtır. “Şu” anlamındaki işaret sözcüğü değildir.

Alıştırma

quiet sözcüğünü kullanarak cümleyi tam so + sıfat + that kalıbıyla tamamlayın: The room was ____ we could hear the clock ticking.

Cevabı göster

so quiet that

Dilbilgisi

135 times greater than: belirsiz olabilen katlı karşılaştırma

Sayı + times greater than + karşılaştırma temeli yapısı, büyük bir kat farkını ifade eder. Bu cümlede than sözcüğünden sonraki their minimum area karşılaştırma temelidir; anlatılmak istenen, maksimum alanın minimum alanın 135 katı olduğudur. Kesin matematiksel kullanımda 135 times greater than, temel değere bu değerin 135 katının daha eklenmesi şeklinde de yorumlanabilir. Bu durumda toplam, temel değerin 136 katı olur. Kesin oran önemliyse 135 times as large as bu belirsizliği ortadan kaldırır.

Alıştırma

Hangi cümle maksimum alanın minimum alanın 135 katına eşit olduğunu belirsizlik olmadan söyler?

  1. The maximum area is 135 times greater than the minimum area.
  2. The maximum area is 135 times as large as the minimum area.
  3. The maximum area is 135 percent larger than the minimum area.
Cevabı göster

The maximum area is 135 times as large as the minimum area.

whereas our pupils only shrink and expand 15-fold. Notlar

1:14

oysa bizim göz bebeklerimiz sadece 15 kat küçülüp genişler.

Anlatım akışı

whereas: doğrudan bir karşıtlık sunmak

Whereas iki yan cümlenin ikincisini başlatır ve bu cümlelerin yan yana karşılaştırılması gerektiğini belirtir. Burada kedilerin göz bebeği alanındaki değişimle ilgili önceki bilgi, insan göz bebeklerindeki 15 katlık değişimle karşılaştırılır. Bu kullanımda whereas, buna karşılık anlamına gelir; ne zaman anlamına gelmez. İki yan cümle farklı özneleri aynı boyutta anlattığında karşılaştırma özellikle açık olur.

Alıştırma

Resmî bir yan yana karşıtlığı en açık biçimde belirten bağlacı seçin: Rina works best in the morning, ___ Leo is most productive at night.

  1. because
  2. whereas
  3. when
Cevabı göster

whereas

Kelime

15-fold: On beş katlık bir değişimi ifade etmek

Burada 15-fold, “on beş katlık bir çarpanla” anlamına gelir. Göz bebeklerinin değişebildiği tüm boyut aralığını anlatır: büyük ölçüm, küçük ölçümün on beş katıdır. -fold son eki bir çarpanı ifade eder; fold burada “katlamak” anlamına gelmez. “Sayı + -fold” biçimi, twofold, tenfold veya 15-fold örneklerinde olduğu gibi bir çarpanı kısa biçimde ifade eder. increase, expand veya change gibi değişim fiillerinden sonra zarf görevi görerek değişimin büyüklüğünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede -fold, bir miktarın başlangıçtaki değerinin beş katına çıktığını anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Sales increased five folds.
  2. Sales increased fold-five.
  3. Sales increased fivefold.
Cevabı göster

Sales increased fivefold.

And because of how the slit pupil takes in light, Dilbilgisi

1:18

Yarık şeklindeki göz bebeğinin ışığı alma şekli sayesinde,

Dilbilgisi

because of how + yan cümle: mekanizmayı neden olarak göstermek

“Because of how + özne + fiil”, “bir şeyin gerçekleşme veya çalışma biçimi nedeniyle” anlamına gelir. Altyazıda neden, yarık biçimli göz bebeğinin ışık alması gerçeği değil, ışığı aldığı belirli biçimdir. How ile başlayan yan cümlenin tamamı because of ifadesinden sonraki yeri doldurur. Bu, doğrudan soru değil iç içe bir yan cümledir; bu nedenle bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: because of how the camera processes light denir, because of how does the camera process light denmez.

Alıştırma

Fotoğrafın, kameranın ışığı işleme biçimi nedeniyle daha parlak göründüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The photo looks brighter because how the camera processes light.
  2. The photo looks brighter because of how the camera processes light.
  3. The photo looks brighter because of how does the camera process light.
Cevabı göster

The photo looks brighter because of how the camera processes light.

it creates sharp vertical contours. Kelime

1:21

keskin dikey hatlar yaratılır.

Kelime

sharp vertical contours: net ve belirgin dikey dış hatlar

sharp vertical contours ifadesinde contours görünür dış hatları veya sınır biçimlerini, vertical ise bunların yukarıdan aşağıya uzanan yönünü belirtir. Burada sharp, kenarların net ve belirgin olduğu anlamına gelir. Fiziksel olarak kesebilecek kadar keskin oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

sharp vertical contours ifadesindeki sharp ne anlama gelir?

  1. Dış hatlar yukarıdan aşağıya uzanır.
  2. Dış hatlar net ve belirgindir.
  3. Dış hatlar bir bıçak gibi kesebilir.
Cevabı göster

Dış hatlar net ve belirgindir.

When the cat's brain processes the visuals from each eye,

1:24

Kedinin beyni her iki gözden gelen görüntüleri işlerken,

the small but sharp differences between them

1:28

aralarındaki küçük ama keskin farklar,

help the cat judge the precise distance of its target. Dilbilgisi

1:31

kedinin hedefinin tam mesafesini tahmin etmesine yardımcı olur.

Dilbilgisi

help the cat judge: help + nesne + fiilin yalın hâli

help the cat judge yapısında help fiilinden sonra nesne the cat ve fiilin yalın hâli judge gelir. help + nesne + fiilin yalın hâli, bir kişinin ya da şeyin başka birinin bir eylemi daha kolay yapmasını sağlaması anlamına gelir. Burada judge, hukuki bir karar vermek değil, bir mesafeyi belirlemek veya tahmin etmek anlamındadır. Help the cat to judge da dil bilgisi açısından doğrudur; to olmadan kullanılan biçim daha kısadır ve özellikle Amerikan İngilizcesinde çok yaygındır.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin yalın hâliyle cümleyi tamamlayın: A map helps hikers ____ the safest route. (find)

Cevabı göster

find

In fact,

1:34

Aslında,

many other ambush hunters also have vertically elongated pupils, Kelime

1:35

diğer birçok pusu avcısı da dikey olarak uzamış göz bebeklerine sahiptir,

Kelime

ambush hunters: bekleyip aniden saldıran yırtıcılar

Ambush hunters, gizlenerek veya sessizce bekleyerek av menzile girdiğinde saldıran yırtıcı hayvanlardır. Bu kısa isim grubunda ambush sözcüğü hunters sözcüğünü niteler ve avlanma yöntemini gösterir. Buradaki hunter, mutlaka bir insanı değil, avlanan bir hayvanı ifade eder.

Alıştırma

Hangi hayvan doğru bir şekilde ambush hunter olarak tanımlanabilir?

  1. Her kış güneye uçan bir kuş.
  2. Sessizce bekleyen ve av yaklaştığında saldıran bir timsah.
  3. Açık bir alanda bütün gün otlayan bir inek.
Cevabı göster

Sessizce bekleyen ve av yaklaştığında saldıran bir timsah.

but mainly those whose eyes are located closer to the ground. Dilbilgisi

1:40

ancak esas olarak gözleri yere daha yakın olanlarınki böyledir.

Dilbilgisi

those whose ...: daha önce belirtilen bir grubu daraltmak

Those sözcüğü daha önce belirtilen çoğul bir grubun yerini tutar; burada ambush hunters grubunu ifade eder. Whose eyes are located closer to the ground yan cümlesi, bu grubu söz konusu özelliğe sahip üyelerle sınırlar. Whose, iyelik veya aidiyet ilişkisi kurar: gözler bu hayvanlara aittir. İnsanların yanı sıra hayvanlar, kuruluşlar ve nesneler için de kullanılabilir. Bu yapı, çoğul ismin tekrar edilmesini önler.

Alıştırma

Cümleyi iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: Among these birds, those ____ wings are longer can fly farther.

Cevabı göster

whose

This may be because these pupils Anlatım akışı

1:44

Bunun nedeni bu göz bebeklerinin,

are especially useful in perceiving objects Kalıp ifadeler

1:46

bu hayvanların avlanma eğiliminde olduğu nispeten kısa mesafelerde

at the relative short distances these animals tend to hunt. Kalıp ifadeler

1:48

nesneleri algılamada özellikle faydalı olması olabilir.

Anlatım akışı

This may be because: temkinli bir açıklama sunmak

This may be because, hemen önce belirtilen bir gözlem için olası bir açıklama sunar. This tüm gözleme gönderme yaparken because öne sürülen nedeni açıklar. Buradaki may belirsizlik bildirir: neden akla yatkındır, ancak tamamen kanıtlanmış değildir. İzin anlamına gelmez. Bu ifade bilgiyi önce gözlem, ardından temkinli açıklama şeklinde düzenler; bu kalıp bilimsel ve analitik yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Olası bir nedeni temkinli biçimde sunmak için ikinci cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The seedlings near the window grew faster. ____ they received more light.

Cevabı göster

This may be because

Kalıp ifadeler

especially useful in perceiving: useful in + -ing yapısı

especially useful in perceiving ifadesinde useful in + -ing, bir şeyin yardımcı olduğu etkinliği veya süreci belirtir. in edatından sonra -ing biçimindeki perceiving gelir; buradaki in fiziksel bir konumu anlatmaz. Especially, useful sözcüğünün anlamını güçlendirerek bu yararın özellikle önemli olduğunu vurgular. Perceiving objects, nesneleri duyular yoluyla algılamak veya fark etmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için especially useful in ve detect fiilinin -ing biçimini kullanın: This sensor is ____ tiny gas leaks.

Cevabı göster

especially useful in detecting

Kalıp ifadeler

tend to hunt: olağan bir eğilimi ifade etmek

tend to hunt, anlatılan koşullarda avlanmanın bu hayvanların olağan davranışı olduğunu, ancak istisnaların bulunabileceğini belirtir. Her seferinde avlandıkları anlamına gelmez. tend to yapısından sonra fiilin yalın hâli gelir. always kadar kesin olmadığı için temkinli genellemeler yapmaya yarar.

Alıştırma

Cümleyi, genellikle görülen ancak her zaman geçerli olmayan bir örüntüyü belirten iki sözcüklü hedef yapıyla tamamlayın: Desert nights ____ get cold quickly.

Cevabı göster

tend to

The world looks very different

1:53

Keçiler gibi,

from behind the horizontally elongated pupils Deyimler

1:55

otlayan ve yaprak yiyen birçok hayvanın

of many grazing and browsing animals, Kelime

1:58

yatay olarak uzamış göz bebeklerinin arkasından bakıldığında,

like goats.

2:00

dünya çok farklı görünür.

Deyimler

from behind the horizontally elongated pupils: görsel bir bakış açısını hayal etmek

from behind the horizontally elongated pupils, dünyanın görüldüğü yeri veya bakış açısını belirler. Cümle, yatay olarak uzamış göz bebeklerinin hayvan tarafında olduğumuzu ve dünyayı onun gözlerinden deneyimlediğimizi hayal etmemizi ister. Bu, hayal edilen bir bakış açısıdır; bir insanın gerçekten bir göz bebeğinin arkasında durduğu iddiası değildir. Bilimsel bir açıklamada from behind gibi bir mekân ifadesi, okuyucuyu başka bir canlının görsel bakış açısına taşıyabilir.

Alıştırma

Bu cümlede from behind the wide glass window ne işlev görür: The harbor looks brighter from behind the wide glass window.?

  1. Pencerenin limanın bir parçası hâline geldiği anlamına gelir.
  2. Gözlemcinin bakış konumunu veya perspektifini belirler.
  3. Limanın fiziksel olarak gözlemcinin arkasında olduğunu söyler.
Cevabı göster

Gözlemcinin bakış konumunu veya perspektifini belirler.

Kelime

grazing and browsing animals: iki beslenme biçimi

Hayvan ekolojisinde grazing animals çoğunlukla ot ve diğer alçak bitkilerle beslenirken browsing animals çalı veya ağaçlardaki yaprakları, tomurcukları ve ince dalları yer. Bu bağlı ifade, otlayan hayvanlarla yaprak ve dal yiyen hayvanları bir grup olarak anlatabilir; keçiler gibi iki beslenme biçimini de kullanabilen hayvanlar da buna dahildir. Burada browsing, internet sitelerine göz atmayı değil, beslenmeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede browsing hayvanların beslenmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The cow is browsing on short grass in the field.
  2. The child is browsing a website about goats.
  3. The giraffe is browsing on leaves high in the tree.
Cevabı göster

The giraffe is browsing on leaves high in the tree.

These pupils,

2:02

Kafanın iki yanında yer alan

situated on either side of the head, Dilbilgisi

2:03

bu göz bebekleri,

Dilbilgisi

situated on either side of the head: konumu ekleyen bir ortaç grubu

Situated on either side of the head, göz bebeklerinin konumunu ekleyen bir geçmiş zaman ortaç grubudur. which are situated on either side of the head yapısının kısaltılmış biçimidir. Situated, “bir yerde bulunmak” anlamında bir durumu anlatır; göz bebeklerinin aktif olarak bir şey yaptığını göstermez. Burada on either side karşılıklı iki tarafı belirtir ve virgüller bu konum bilgisinin these pupils hakkında ek bilgi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi situate fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The first-aid kits, ____ beside the front desk, are easy to find.

Cevabı göster

situated

let horizontal bands of light in Öbek fiiller

2:05

yatay ışık bantlarının içeri girmesini sağlar,

that give the goat a near 360-degree view Kelime

2:08

bu da keçiye yaklaşık 360 derecelik bir görüş verir

Kelime

near 360-degree view: neredeyse tam dairesel görüş

near 360-degree view ifadesinde near, bir sayıya “neredeyse” veya “yakın” olmayı belirtir. Görüş alanının 360 dereceye yaklaştığını, dolayısıyla keçinin çevresinin neredeyse tamamını görebildiğini anlatır; burada near fiziksel konumu belirtmez. 360-degree bileşik niteleyicisi view sözcüğünden önce geldiği için degree tekil kalır. İfadenin tamamı, neredeyse tam bir daireyi kapsayan görüş anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kameranın çevresindeki neredeyse tam bir daireyi gösterebildiğini söyler?

  1. The camera provides a near 360-degree view.
  2. The camera provides a view from 360 meters away.
  3. The camera is near a screen with a narrow view.
Cevabı göster

The camera provides a near 360-degree view.

and provide it with sharp horizontal images. Kalıp ifadeler

2:12

ve ona keskin yatay görüntüler sunar.

Öbek fiiller

let horizontal bands of light in: ayrılabilen let ... in kalıbı

Burada let horizontal bands of light in, “yatay ışık şeritlerinin içeri girmesine izin vermek” anlamına gelir. let ve in birlikte anlaşılmalıdır: let ... in ayrılabilen bir öbek fiildir; horizontal bands of light ise onun nesnesidir. Cümlede nesne let ile in arasına yerleştirilmiştir. in, içeri girme anlamını taşıdığı için yalnızca let sözcüğünde durup bütün kalıbı gözden kaçırmayın.

Alıştırma

Cümleyi let ... in kalıbıyla tamamlayın: Open the blinds and ____ some sunlight ____.

Cevabı göster

let · in

Kalıp ifadeler

provide it with: provide A with B yapısı

Provide A with B, “B'yi A'ya vermek veya sağlamak” demektir. Bu cümlede it, alıcı A'dır, yani keçidir; sharp horizontal images ise sağlanan B'dir. Bu söz diziminde sağlanan şeyi with başlatmalıdır: provide + alıcı + with + şey. with atılıp provide it sharp horizontal images denemez.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: The clinic provides patients ____ free health advice.

Cevabı göster

with

This helps goats detect any disruption to the horizon, Kalıp ifadeler

2:16

Bu durum, keçilerin ufukta meydana gelen herhangi bir değişikliği fark etmesine,

Kalıp ifadeler

detect any disruption to the horizon: ufuk çizgisindeki bozulmayı fark etmek

Detect any disruption to the horizon, ufkun normalde kesintisiz olan çizgisindeki herhangi bir kopukluğu veya düzensizliği fark etmek demektir. Burada disruption, bu çizgiyi bir şeyin kesmesiyle oluşan görsel bir değişikliktir; sıradan bir gürültü ya da ufkun fiziksel olarak yok edilmesi değildir. Detect çoğu zaman duyular veya bir cihaz aracılığıyla ince bir değişikliği fark etmeyi anlatır. Any küçük bir düzensizliği bile kapsar; bu nedenle ifade, olası değişikliklere karşı duyarlılığı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle bir monitörün normalde istikrarlı olan bir kaynaktaki kesintiyi fark ettiğini anlatır?

  1. The backup battery prevented a disruption to the power supply.
  2. The monitor detected a disruption to the power supply.
  3. The technician restored the power supply after a disruption.
Cevabı göster

The monitor detected a disruption to the power supply.

alerting them to potential predators, Kalıp ifadeler

2:20

olası yırtıcılara karşı tetikte olmalarına yardımcı olurken;

Kalıp ifadeler

alert someone to something: birinin dikkatini bir şeye çekmek

Alerting them to potential predators ifadesinde alert, “birinin önemli bir şeyi fark etmesini veya öğrenmesini sağlamak” anlamında bir fiildir. Them keçileri, potential predators ise onları tehdit edebilecek hayvanları ifade eder. Yapı alert + kişi + to + şey şeklindedir. -ing yan cümlesi, ufuktaki bir bozulmayı fark etmenin sonucunu gösterir: bu fark ediş, keçilerin olası tehlikenin bilincine varmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi alert someone to something yapısında kullanılan edatla tamamlayın: The monitor alerted the nurse ____ a sudden change in the patient's heart rate.

Cevabı göster

to

while still enabling them to see ahead Dilbilgisi

2:22

aynı zamanda önlerini görmelerini

and detect obstacles as they make their escape. Kalıp ifadeler

2:24

ve kaçarken engelleri fark etmelerini de sağlar.

Dilbilgisi

while still enabling them to ...: aynı anda mümkün kılmaya devam etmek

While still enabling them to ... ifadesi, birinci yararla aynı anda ikinci bir yararın da mümkün kalması anlamına gelir. Burada while iki işlevin eş zamanlı olduğunu gösterir, still ise ileriyi görme becerisinin kaybolmadığını vurgular. Yapı while still + fiil-ing şeklindedir. Enabling them to see ifadesinde enable, “birinin bir şey yapmasını mümkün kılmak” anlamındaki enable + kişi + to + fiil yapısını izler.

Alıştırma

Cümleyi while still, enable fiilinin -ing biçimi ve visitors sözcüğüne gönderme yapan bir zamirle tamamlayın: The new ramps improve safety for visitors ____ enter the building independently.

Cevabı göster

while still enabling them to

Kalıp ifadeler

make their escape: anlatı dilindeki make one's escape ifadesi

Make their escape, kaçmak veya tehlikeden kurtulmak demektir. as they make their escape içinde, gerçekleşmekte olan kaçışı adlandırır. Make, kalıplaşmış make one's escape ifadesinin parçasıdır; burada yaratmak anlamına gelmez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: make my escape, make her escape, make their escape. Yalnızca escape kullanmaya kıyasla bu ifade kaçışı belirgin bir olay olarak sunar ve anlatıma biraz daha dramatik bir hava verir.

Alıştırma

Cümleyi make one's escape ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While the fox searched the bushes, the rabbits ____ into the tall grass.

Cevabı göster

made their escape

In fact,

2:28

Aslında,

goats always keep their pupils aligned with the horizon, Kalıp ifadeler

2:29

keçiler kafalarını aşağı yukarı hareket ettirdiklerinde,

Kalıp ifadeler

keep their pupils aligned with the horizon: keep A aligned with B kalıbı

Keep their pupils aligned with the horizon, keep + nesne + durum yapısını kullanır: keep + their pupils + aligned with the horizon. Keçilerin hareket ederken bile göz bebeklerini ufukla aynı yönde tuttuğu anlamına gelir. Aligned with burada gerçek anlamıyla fiziksel hizalanmayı anlatır: göz bebeklerinin yönü fiziksel bir referansla aynı hizada kalır. Daha genel olarak keep A aligned with B, A'yı B'ye göre eşleşen bir konumda veya yönde tutmaya devam etmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi keep A aligned with B yapısını oluşturan sözcükle tamamlayın: During the scan, keep the sensor ____ with the guide mark.

Cevabı göster

aligned

rotating their eyeballs in their sockets Dilbilgisi

2:32

göz kürelerini yuvalarında döndürerek

as they move their heads up and down.

2:35

göz bebeklerini her zaman ufukla aynı hizada tutarlar.

Dilbilgisi

rotating their eyeballs in their sockets: yöntemi açıklayan cümle sonu -ing öbeği

Rotating their eyeballs in their sockets, ana cümleye bağlı bir -ing öbeğidir. Örtük öznesi goats sözcüğüdür: gözlerini göz yuvalarında döndürenler keçilerdir. Burada sockets, göz yuvaları anlamına gelir. Bu öbek, keçilerin göz bebeklerini ufukla nasıl aynı hizada tuttuğunu açıklar. İkinci bir bağımsız ifade oluşturmaz; bu kısa yapı bilimsel açıklamalarda genellikle bir yöntem, mekanizma veya eşlik eden eylem ekler.

Alıştırma

rotating their eyeballs in their sockets ifadesinin cümledeki görevi nedir?

  1. Göz bebekleri hakkında ayrı bir ifade başlatır.
  2. Keçilerin başlarını hareket ettirmeyi bıraktığını gösterir.
  3. Keçilerin göz bebeklerini nasıl aynı hizada tuttuğunu açıklar.
Cevabı göster

Keçilerin göz bebeklerini nasıl aynı hizada tuttuğunu açıklar.

Meanwhile, Anlatım akışı

2:38

Bu arada,

Anlatım akışı

Meanwhile: paralel bir örneğe geçiş

Meanwhile, dikkati bir konu veya sahneden bağlantılı başka bir konu ya da sahneye yönelten bir geçiş ifadesidir. Burada genel konuyu korurken keçi örneğinden başka bir hayvan örneğine geçerek açıklamayı düzenler. Aynı anda gerçekleşen olayları gösterebilir, ancak açıklayıcı anlatımda paralel bilgileri sunmak için daha geniş bir anlamda da kullanılır. Bu kullanımda başka bir bağlantılı durumda anlamına yakındır; bunun sonucunda veya sıradaki adım anlamına gelmez.

Alıştırma

Boşluk için en uygun geçiş ifadesini seçin: Both teams are working at the same time. The first team is testing the battery. ____, the second team is checking the motor.

  1. Then
  2. Therefore
  3. Meanwhile
Cevabı göster

Meanwhile

nocturnal geckos have pupils that shrink into slits Kelime

2:39

gececi kertenkelelerin göz bebekleri, daha parlak ışıkta

studded with pinholes in higher light conditions. Kalıp ifadeler

2:42

iğne delikleriyle dolu yarıklar halinde küçülür.

Kelime

nocturnal geckos: geceleri aktif olan gekolar

nocturnal geckos ifadesinde nocturnal, “çoğunlukla geceleri aktif olan” anlamına gelir. Gekoları olağan etkinlik düzenlerine göre sınıflandırır; yalnızca bir kereliğine geç saate kadar uyanık kaldıklarını söylemez. Bu sıfat geckos sözcüğünden önce gelir ve bilim ya da doğa metinlerinde animals, activity veya behavior gibi sözcükleri de niteleyebilir.

Alıştırma

Hangi açıklama nocturnal geckos ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Çoğunlukla geceleri aktif olan gekolar
  2. Yalnızca bir kez gece geç saatte görülen gekolar
  3. Her gece bir gösteride görünen gekolar
Cevabı göster

Çoğunlukla geceleri aktif olan gekolar

Kalıp ifadeler

studded with pinholes: yüzeye yayılmış çok sayıda küçük delik

slits studded with pinholes ifadesinde studded with, “bir yüzeye veya alana yayılmış ya da yerleştirilmiş çok sayıda küçük ve ayrı şey içeren” anlamına gelir. Buradaki şeyler, göz bebeğindeki yarıklar boyunca bulunan iğne deliği büyüklüğündeki açıklıklardır. Bu ifade, kesintisiz bir kaplama yerine ayrı noktalardan oluşan görsel bir desen yaratır. Stud küçük bir metal bağlantı parçasına da ad olabilir, ancak burada metal parça yoktur.

Alıştırma

“Bir yüzeye dağılmış çok sayıda küçük ve ayrı ayrıntı içeren” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The crown was ____ tiny jewels.

Cevabı göster

studded with

Each pinhole projects a separate sharp image Kalıp ifadeler

2:45

Her bir iğne deliği, kertenkelenin retinasına

onto the gecko's retina.

2:48

ayrı ve keskin bir görüntü yansıtır.

Kalıp ifadeler

projects a separate sharp image onto: bir görüntüyü yüzeye yansıtmak

project an image onto a surface yapısında project, “ışık göndererek bir görüntünün bir yüzeyde görünmesini sağlamak” anlamında bir fiildir. Yapı project + görüntü + onto + görüntüyü alan yüzey şeklindedir. Bu cümlede a separate sharp image oluşan görüntüdür; the gecko's retina ise bu görüntüyü alan yüzeydir. Onto, görüntünün nereye düştüğünü veya nerede göründüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi project ... onto yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The small lens ____ a clear image ____ the wall.

Cevabı göster

projects · onto

Scientists think that comparing these different inputs

2:50

Bilim insanları bu farklı girdileri karşılaştırmanın,

might help the gecko judge distance without having to move. Dilbilgisi

2:52

kertenkelenin hareket etmeden mesafeyi tahmin etmesine yardımcı olabileceğini düşünüyor.

Dilbilgisi

without having to move: gerekli olan ek bir eylemden kaçınmak

Without having to move, “hareket etmeye gerek kalmadan” anlamına gelir. without having to + fiilin yalın biçimi yapısında have to gereklilik belirtir, without ise bu gerekliliği ortadan kaldırır. Without edatından sonra have, -ing biçimi olan having olur. To, have to yapısının bir parçasıdır ve ardından fiilin yalın biçimi move gelir; having to bir present perfect biçimi değildir.

Alıştırma

Cümleyi without having to ile tamamlayın: You can show the ticket on your phone ____ print it.

Cevabı göster

without having to

And while they might have fooled you, Ton ve niyet

2:57

Ve sizi kandırmış olabilseler de,

mantises and other insects

2:58

peygamberdeveleri ve diğer böcekler

and crustaceans have pseudo-pupils. Kelime

3:00

ile kabukluların yalancı göz bebekleri vardır.

Ton ve niyet

“while they might have fooled you”: düzeltmeden önce nazik bir ödünleme

Bu cümlede while, “bir şey olurken” anlamında değil, although gibi “-se de” anlamındadır. Bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Konuşan kişi, düzeltmeyi sunmadan önce canlıların görünüşünün sizde yanlış bir izlenim yaratmış olabileceğini kabul eder. Might have fooled you, “sizi yanıltmış olabilir” demektir. Kasıtlı bir aldatmayı anlatmaz. Bu kalıp, makul bir ilk izlenimi kabul edip ardından nazikçe düzeltme yapmayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki “while they might have fooled you” yan cümlesi ne yapar?

  1. Olası bir yanlış izlenimi kabul ettikten sonra bunu nazikçe düzeltir.
  2. Hayvanları insanları kasıtlı olarak aldatmakla suçlar.
  3. Bütün izleyicilerin gerçeği zaten bildiğini söyler.
Cevabı göster

Olası bir yanlış izlenimi kabul ettikten sonra bunu nazikçe düzeltir.

Kelime

“pseudo-pupils”: “pseudo-” ön ekini anlamak

Pseudo- ön eki, “sahte” veya “gerçeğine benziyor gibi görünen ama aslında gerçek olmayan” anlamına gelir. Bu nedenle pseudo-pupils, göz bebeğine benzeyen koyu lekelerdir; gerçek göz bebekleri değildir. Bu ön eki bilmediğiniz teknik sözcükleri çözmek için kullanabilirsiniz: Önce temel sözcüğü belirleyin, ardından pseudo-X biçimini “X olarak sunulan veya X'e benzeyen ama tam olarak X olmayan şey” diye yorumlayın. Kesin anlam farkı sözcüğe bağlıdır.

Alıştırma

Pseudo- ön ekine göre pseudoscience büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bilimsel görünen ama bilimsel standartları karşılamayan iddialar
  2. Göz bebeklerinin bilimsel olarak incelenmesi
  3. Yeni keşfedilmiş bir bilim dalı
Cevabı göster

Bilimsel görünen ama bilimsel standartları karşılamayan iddialar

These aren't optical structures, Kelime

3:03

Bunlar optik yapılar değildir,

they're optical illusions experienced by the observer.

3:06

gözlemcinin deneyimlediği optik illüzyonlardır.

Kelime

optical structures ve optical illusions: gerçek yapılar mı, algılanan etkiler mi

These aren't A, they're B kalıbı bir sınıflandırmayı düzeltir: optical structures etiketini reddedip onun yerine optical illusions ifadesini kullanır. Optical structures, ışığı etkileyen gerçek fiziksel yapılardır; optical illusions ise gözlemcinin algısında ortaya çıkan görsel etkilerdir. Burada görünen koyu lekeler gözdeki gerçek açıklıklar değildir. Bunlara illusions denmesi, etkinin hayvandaki karşılık gelen fiziksel bir yapıda değil, gözlemcinin algısında bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleye göre görünen koyu lekeler nedir?

  1. Gözün üzerinde hareket eden gerçek göz bebekleridir.
  2. Gözün içindeki fiziksel yapılardır.
  3. Gözlemcinin algıladığı görsel etkilerdir, gerçek açıklıklar değildir.
Cevabı göster

Gözlemcinin algıladığı görsel etkilerdir, gerçek açıklıklar değildir.

Mantises have compound eyes Kelime

3:10

Peygamberdeveleri binlerce ışık algılayıcı birimden oluşan

composed of thousands of light-sensing units. Kalıp ifadeler

3:12

bileşik gözlere sahiptir.

Kelime

compound eyes: çok sayıda ışığa duyarlı birimden oluşan gözler

Compound eyes ifadesi, compound eye ifadesinin çoğuludur. Compound eye, çok sayıda küçük ve ışığa duyarlı birimden oluşan gözün biyolojik adıdır. composed of thousands of light-sensing units bölümü bu yapıyı doğrudan açıklar. Burada compound yalnızca "karmaşık" değil, "birden fazla parçadan oluşan" anlamına gelir. Peygamberdevesi gibi böceklerde bulunan belirli bir göz türünü adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede compound eyes ne anlama gelir?

  1. Karmaşık görünen ama tek bir merceği olan gözler
  2. Çok sayıda küçük ve ışığa duyarlı birimden oluşan gözler
  3. Yalnızca parlak ışıkta görebilen gözler
Cevabı göster

Çok sayıda küçük ve ışığa duyarlı birimden oluşan gözler

Kalıp ifadeler

composed of thousands of light-sensing units: ışığı algılayan binlerce birimden oluşan

Bu cümlede composed of, “-den oluşan” anlamına gelir. compound eyes bütünü, thousands of light-sensing units ise bu bütünü oluşturan parçaları gösterir. Buradaki composed of ..., which are composed of ... ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Bu kısa yapı bilimsel betimlemelerde ve bir şeyin hangi parçalardan oluştuğunu açıklayan diğer resmî anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi composed of ile tamamlayın: The model is ____ three detachable pieces.

Cevabı göster

composed of

When some are aimed at you, Kalıp ifadeler

3:15

Bazıları size doğru yöneldiğinde,

Kalıp ifadeler

aimed at you: size doğru yönelmiş

Burada aimed at you, “size doğru yönelmiş” anlamına gelir. Some, bileşik gözlerdeki ışığı algılayan birimlerin bir bölümünü belirtir; ifade yalnızca bu birimlerin yönünü anlatır, bilinçli olarak silah doğrultma eylemini değil. be aimed at + isim yapısı, bir kamera veya ışık gibi nesnelerin fiziksel yönünü anlatabilir. a book aimed at young readers örneğinde olduğu gibi hedeflenen kitleyi de belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The camera was ____ the nest to record the birds.

  1. aimed at
  2. aimed to
  3. aimed for
Cevabı göster

aimed at

they appear black Kelime

3:17

siyah görünürler

because they're absorbing most wavelengths of incoming light. Kelime

3:18

çünkü gelen ışığın çoğu dalga boyunu emerler.

Kelime

appear black: appear + sıfat “görünmek” anlamına gelir

appear black ifadesinde appear, “görünmek” veya “öyle izlenim vermek” anlamında bağlayıcı bir fiildir. black sıfatı, öznenin nasıl göründüğünü belirten özne tamamlayıcısıdır. Bu ifade görsel bir izlenimi aktarır: ışığı soğurdukları için siyah görünürler. Siyah bir şeyin birden ortaya çıktığı anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp özne + appear + sıfat biçimindedir; örneğin The water appears clear.

Alıştırma

Hangi cümlede appear, “ortaya çıkmak” yerine “görünmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The screen appears black when the room is dark.
  2. Maya appears in the final scene.
  3. A rainbow appears after the storm.
Cevabı göster

The screen appears black when the room is dark.

Kelime

absorbing most wavelengths of incoming light: gelen ışığın çoğu dalga boyunu soğurmak

Bu optik ifadesinde incoming light, bir yüzeye veya sensöre doğru ilerleyip ona ulaşan ışıktır. Bu ışığın wavelengths sözcüğüyle belirtilen özellikleri, ışıkta bulunan farklı dalga boyu bantlarıdır. Absorbing most wavelengths, ışığı yansıtmak veya geçirmek yerine bu bantların çoğunda soğurmak anlamına gelir. Gözlemciye doğru çok az görünür ışık yansırsa bölge siyah görünebilir.

Alıştırma

Bir optik açıklamasında "absorbing most wavelengths of incoming light" ne anlama gelir?

  1. Çoğu dalga boyu bandında yeni ışık yaymak
  2. Gelecekteki aydınlatma hakkında haber almak
  3. Yüzeye ulaşan ışığı çoğu dalga boyu bandında soğurmak
Cevabı göster

Yüzeye ulaşan ışığı çoğu dalga boyu bandında soğurmak

But there's no actual opening.

3:22

Ama ortada gerçek bir açıklık yoktur.

So why do we have round pupils? Anlatım akışı

3:25

Peki biz neden yuvarlak göz bebeklerine sahibiz?

Anlatım akışı

“So why do we have round pupils?” ifadesini geçiş sorusu olarak kullanmak

Baştaki So, bu soruyu az önce sunulan gerçeklere bağlar. Yaklaşık olarak “az önce öğrendiklerimize göre sıradaki soru şudur” anlamına gelir ve odağı insanların neden yuvarlak göz bebeklerine sahip olduğuna çevirir. Bilimsel açıklamalarda So + soru, bir sonuç bildirmek yerine bilgileri düzenleyebilir. Önceki gözlemleri bir sonraki bölümün başlangıç noktası hâline getirir.

Alıştırma

Bu sorunun başındaki So ne işe yarar?

  1. Yuvarlak göz bebeklerinin önceki örneklere doğrudan neden olduğunu gösterir.
  2. Açıklamanın bittiğini bildirir.
  3. Önceki gözlemleri insan göz bebekleriyle ilgili bir sonraki soruya bağlar.
Cevabı göster

Önceki gözlemleri insan göz bebekleriyle ilgili bir sonraki soruya bağlar.

Elongated pupils help sharpen certain dimensions of an animal's vision, Kalıp ifadeler

3:28

Uzamış göz bebekleri bir hayvanın görüşünün belirli boyutlarını keskinleştirmeye yardımcı olur,

Kalıp ifadeler

help sharpen certain dimensions of an animal's vision: görmenin belirli yönlerini keskinleştirmek

Burada sharpen, “daha net, daha hassas veya farklılıkları daha iyi fark edebilir hâle getirmek” demektir. Fiziksel bir nesneyi sivriltmeyi değil, algının gelişmesini anlatır. Certain dimensions of vision, geometrik ölçüler değil, bir hayvanın görme biçiminin belirli yönleri anlamına gelir. İfadenin tamamı, uzamış göz bebeklerinin tüm görsel yetenekleri değil, belirli görme özelliklerini geliştirdiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi sharpen fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: These puzzles can help ____ your thinking skills.

Cevabı göster

sharpen

but scientists think that for animals like us with circular pupils,

3:34

ancak bilim insanları yuvarlak göz bebeklerine sahip bizim gibi hayvanlar için

this is a lower priority. Kalıp ifadeler

3:38

bunun daha düşük bir öncelik olduğunu düşünüyor.

Kalıp ifadeler

a lower priority: göreceli bir sıralama

Bu cümlede a lower priority, bu görsel avantajın yuvarlak göz bebeklerine sahip hayvanlar için diğer ihtiyaçların gerisinde kaldığını belirtir. Yine de önemli olabilir; yalnızca bu karşılaştırmada daha az önemlidir. Karşılaştırma biçimi lower, bir şeyin iyi ya da kötü olduğuna dair yargıyı değil, göreceli bir sıralamayı gösterir. Bir hedefin değersiz olduğunu söylemeden hedefleri, görevleri veya ihtiyaçları karşılaştırmak için a lower priority kullanılır.

Alıştırma

Bir ekip güzel bir poster istiyor, ancak güvenlik talimatlarını tamamlamak daha önemli. Bu sıralamayı doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. Making the poster has no value at all.
  2. Making the poster is a lower priority than finishing the safety instructions.
  3. Making the poster is the highest priority.
Cevabı göster

Making the poster is a lower priority than finishing the safety instructions.

Instead of seeing some elements of a scene in extreme focus, Dilbilgisi

3:40

Bir manzaranın bazı unsurlarını son derece odaklanmış olarak görmek yerine,

we see a larger picture in relative detail, Deyimler

3:44

göreceli detaylarla daha geniş bir resim görürüz,

Dilbilgisi

Instead of seeing: instead of + -ing yapısı

Instead of seeing, burada gerçekleşmeyen görme biçimini tanıtır. Ana cümle olan we see... ise gerçekten gerçekleşen karşıt sonucu verir. of bir edat olduğu için instead of sonrasındaki fiil normalde -ing biçimini alır: instead of + seeing, taking veya waiting. Bu yapı bir alternatif ya da ödünleşme kurar: A yerine B.

Alıştırma

Parantezdeki fiili instead of sonrasında gereken biçime çevirin: Instead of ____ a taxi, we walked home. (take)

Cevabı göster

taking

Deyimler

larger picture: daha geniş bir bütünsel görünüm

Bu cümlede a larger picture, sahnenin daha geniş bir görünümü demektir: bütün sahnenin daha büyük bir bölümü, bu geniş alandaki ayrıntılarla birlikte görülebilir. Picture, büyütülmüş bir fotoğrafı değil, görüntünün veya görsel bilginin tamamını ifade eder. Picture sözcüğünün bu kullanımı görmenin ötesine de geçebilir. Tartışmalarda picture, bir durum hakkındaki genel anlayışı ifade edebilir. Bu nedenle a larger picture veya a broader picture, tek bir ayrıntıya odaklanmak yerine daha fazla olguyu ve bunlar arasındaki ilişkileri içerir.

Alıştırma

Bu cümlede a larger picture ne anlama gelir?

  1. sahnenin daha geniş ve bütünsel bir görünümü
  2. fiziksel olarak daha büyük boyutta basılmış bir fotoğraf
  3. en yüksek netlikle görülen tek bir küçük ayrıntı
Cevabı göster

sahnenin daha geniş ve bütünsel bir görünümü

which enables more general skills of observation. Dilbilgisi

3:47

bu da daha genel gözlem becerileri sağlar.

Dilbilgisi

which enables...: önceki bir olguyu sonucuna bağlamak

Virgül + which ile başlayan yan cümle, önceki olgunun tamamına, yani daha geniş bir sahneyi belirli ölçüde ayrıntılı görmemize gönderme yapar. Yalnızca yakındaki detail sözcüğünü belirtmez. Bu yan cümle daha sonra söz konusu olgunun sonucunu verir. Bu açıklayıcı ilgi cümleciği and this enables... gibi çalışır ve önceki bir durumu yeni bir cümle başlatmadan etkisine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi, önceki olgunun tamamına gönderme yapan ilgi zamiriyle tamamlayın: The city added more buses, ____ has made commuting easier.

Cevabı göster

which

This may be especially helpful for foragers looking for food, Kelime

3:50

Bu özellikle yiyecek arayan toplayıcılar,

Kelime

foragers looking for food: anlam ve niteleme yapısı

Foragers, çevrelerinde bulunan yiyecekleri arayarak, toplayarak veya yakalayarak besin elde eden insanlar ya da hayvanlardır. Sözcük, tarım yoluyla yiyecek üretmeyi değil, doğada hazır bulunan yiyeceği bulmayı vurgular. Burada looking for food, foragers sözcüğünü niteleyen bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Bu foragers grubunun ne yaptığını belirtir ve foragers who are looking for food biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama foragers sözcüğüne en uygundur?

  1. Sahipleri her gün aynı saatte kaplarına yiyecek koyan evcil hayvanlar.
  2. Bir çiftlikte buğday yetiştirip sığır besleyen işçiler.
  3. Çevrelerinde doğada hazır bulunan yiyecekleri arayan hayvanlar.
Cevabı göster

Çevrelerinde doğada hazır bulunan yiyecekleri arayan hayvanlar.

hunters eyeballing and chasing their prey, Kelime

3:54

avını izleyen ve kovalayan avcılar

Kelime

eyeballing and chasing their prey: eyeball sözcüğünün gündelik fiil kullanımı

Eyeballing, eyeball sözcüğünün fiil olarak kullanılan gündelik biçimidir. Burada avcıların avı hedef olarak izleyebilmek için ona bakması veya onu gözleriyle değerlendirmesi anlamına gelir; nesne olarak göz küresini anlatmaz. Eyeballing ve chasing, hunters sözcüğünü birlikte açıklayan eş görevli iki -ing biçimidir. Their prey iki eylemin de nesnesidir: avcılar avı hem izler hem de kovalar.

Alıştırma

The hawk was eyeballing a mouse in the grass cümlesinde şahin ne yapıyordu?

  1. Fareyi olası bir hedef olarak yakından izliyordu.
  2. Fareyi bir araçla tam olarak ölçüyordu.
  3. Vücudunu bir göz küresine dönüştürüyordu.
Cevabı göster

Fareyi olası bir hedef olarak yakından izliyordu.

and social animals who are recognizing other faces.

3:57

ve diğer yüzleri tanıyan sosyal hayvanlar için yardımcı olabilir.

As we peer at different pupils, Anlatım akışı

4:01

Farklı göz bebeklerine baktığımızda,

patterns emerge.

4:02

kalıplar ortaya çıkar.

Anlatım akışı

As we peer at different pupils, patterns emerge: gözlemden örüntüye

As ile başlayan yan cümle süreci sunar: birkaç farklı göz bebeğini yakından incelemek. Ana cümle ardından karşılaştırmanın genel sonucunu verir: bir örüntü fark edilir hâle gelir. Burada emerge, bir şeyin fiziksel olarak dışarı çıkması değil, “belirginleşmek veya fark edilir hâle gelmek” demektir. Bu yapı anlatımı tek tek örneklerden daha genel bir gözleme taşır.

Alıştırma

“As we examine more samples, a pattern emerges” cümlesi bilgiyi nasıl düzenler?

  1. Nesnelerin örneklerin içinden fiziksel olarak çıktığını bildirir.
  2. Herhangi bir sonuç ortaya çıkmadan incelemenin durduğunu söyler.
  3. Örnekleri incelemekten belirginleşen bir örüntüyü ifade etmeye geçer.
Cevabı göster

Örnekleri incelemekten belirginleşen bir örüntüyü ifade etmeye geçer.

And yet, Anlatım akışı

4:04

Ancak yine de,

there are exceptions.

4:05

istisnalar mevcuttur.

Anlatım akışı

And yet: beklenmedik bir istisnayı sunmak

Burada And yet, “yine de” veya “buna rağmen” anlamına gelir. Az önce belirtilen örüntüye bağlanır ve o örüntüye tam olarak uymayan bilgiyi sunar. Bu bağlayıcı açıklamayı daha kesin hâle getirir: genel bir örüntü gerçek olabilir ama mutlak bir kural olmak zorunda değildir. Burada yet, bir şeyin henüz gerçekleşmemesiyle ilgili zaman anlamını değil, mantıksal karşıtlığı belirtir.

Alıştırma

“The route looked easy. And yet, several hikers got lost” ifadesinde And yet ne işe yarar?

  1. Rotanın kolay olduğu düşüncesini destekleyen başka bir bilgi ekler.
  2. İlk ifadeyle beklenmedik bir karşıtlık sunar.
  3. Yürüyüşçülerin daha sonraki bir zamanda kaybolacağını gösterir.
Cevabı göster

İlk ifadeyle beklenmedik bir karşıtlık sunar.

For example,

4:07

Örneğin,

Pallas's cats and mongooses are both small ambush predators, Dilbilgisi

4:07

Pallas kedisi ve firavunfaresi küçük pusu avcılarıdır,

but the Pallas's cat has round pupils

4:12

ancak Pallas kedisinin yuvarlak göz bebekleri varken

and mongooses have goat-like pupils. Kelime

4:15

firavunfarelerinin keçi benzeri göz bebekleri vardır.

Dilbilgisi

are both ... but ...: önce ortak nokta, sonra karşıtlık

Bu cümlede are both small ambush predators, Pallas kedileriyle kuyruksürenlere ortak bir tanım verir. Both yalnızca bu tanım için geçerlidir; hayvanların bütün özelliklerinin aynı olduğunu söylemez. But daha sonra ortak noktadan önemli bir farka, yani göz bebeklerine geçer. Yeniden kullanılabilen A and B are both X, but ... yapısı, karşılaştırmayı benzerlikten karşıtlığa taşır. Both ve but burada ayrı görevler üstlenir; sabit bir ifade çifti oluşturmazlar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı hedef yapı A and B are both X, but ... ile tamamlayın: The twins are ____ excellent swimmers, ____ only Maya competes professionally.

Cevabı göster

both · but

Kelime

goat-like pupils: -like ile sıfat oluşturma

goat-like pupils ifadesinde goat-like, goat ismine -like son eki getirilerek oluşturulmuş bir sıfattır. pupils sözcüğünü niteler ve burada göz bebeklerinin biçim bakımından keçininkilere benzediğini anlatır. Kısa çizgi, goat ile -like öğelerinin pupils önünde tek bir sıfat olarak birlikte çalıştığını gösterir. X-like yapısı, bir şeyin X ile dikkat çekici bir özellik paylaştığını söyler; ikisinin tamamen aynı veya aynı kategoride olduğunu söylemez. Bu yapı benzerliği kısa ve öz biçimde anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi kediye benzer anlamındaki son ekle tamamlayın: The alien has cat-____ eyes.

Cevabı göster

like

And we've only explored a few pupil shapes. Anlatım akışı

4:18

Ve biz sadece birkaç göz bebeği şeklini inceledik.

Anlatım akışı

we've only explored a few ...: ele alınanların kapsamını sınırlamak

We've explored, şu ana kadar ele alınanlara dönüp bakmak için present perfect yapısını kullanır. Only a few kapsamı daraltır: bazı örnekler incelenmiştir, ancak bunlar sınırlı ve tamamlanmamış bir seçkidir. Bu ifade, bilgiyi düzenleyen bir işaret görevi görür. Dinleyicilerin birkaç örneği eksiksiz bir sınıflandırma sanmasını önler ve başka olasılıkların kaldığını gösterir. Burada only, kapsamın sınırlı olduğunu belirtir; örneklerin önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede only a few, şimdiye kadar ele alınanların kapsamını sınırlamak için kullanılmıştır?

  1. We've only explored a few possible routes, so there may be others.
  2. We've explored every possible route, so the list is complete.
  3. The few routes we've explored are not worth considering.
Cevabı göster

We've only explored a few possible routes, so there may be others.

Other animals have crescent or heart-shaped pupils,

4:21

Diğer hayvanların hilal veya kalp şeklinde göz bebekleri vardır,

and the cuttlefish has perhaps some of the most bizarre. Dilbilgisi

4:24

ve mürekkep balığı belki de en tuhaf olanlardan bazılarına sahiptir.

Dilbilgisi

perhaps some of the most bizarre: ismi çıkarılmış, yumuşatılmış üstünlük ifadesi

Some of the most bizarre, en tuhaflar arasında sayılan grubun bazı üyeleri anlamına gelir. Güçlü bir değerlendirmedir, ancak some tek ve benzersiz bir birinci seçmez. Perhaps sıralamayı yumuşatır ve onu kesin bir gerçek yerine düşünülmüş bir olasılık olarak sunar. Bizarre sözcüğünden sonra pupil shapes isim öbeği, önceki cümleden anlaşılabildiği için çıkarılmıştır. Daha açık biçimi perhaps some of the most bizarre pupil shapes olur. Bu tür bir eksiltme yalnızca eksik isim grubu yakın bağlamdan açıkça anlaşıldığında kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü bir değerlendirmeyi doğru biçimde ifade ederken belirsizliğe de yer bırakır?

  1. These are perhaps some of the most inventive solutions proposed today.
  2. These are perhaps some very inventive solutions, but not among the most inventive.
  3. This is definitely the single most inventive solution proposed today.
Cevabı göster

These are perhaps some of the most inventive solutions proposed today.

Their pupils are circular in the dark,

4:28

Göz bebekleri karanlıkta yuvarlaktır,

but W-shaped in the light. Kelime

4:31

ancak ışıkta W şeklini alır.

Kelime

W-shaped: -shaped ile şekil sıfatları oluşturma

W-shaped, “W harfi biçiminde” demektir. Bu bir birleşik sıfattır: W şeklin adını verir, -shaped ise bu adı bir betimlemeye dönüştürür. Cümlede are aracılığıyla pupils sözcüğüne bağlanır; shaped ayrı bir fiil değildir. Aynı yapı U-shaped, L-shaped ve heart-shaped örneklerinde olduğu gibi başka harflerle ve şekil adlarıyla da kullanılabilir. İki bölüm birlikte tek bir sıfat olarak çalıştığında aralarına genellikle kısa çizgi konur.

Alıştırma

Cümleyi “U harfi biçiminde” anlamına gelen birleşik sıfatla tamamlayın: The students sit around a ____ table.

Cevabı göster

U-shaped

So what's going on here? Ton ve niyet

4:34

Peki burada neler oluyor?

Ton ve niyet

Açıklama istemek için what's going on here?

What's going on here? neler olduğunu sormak için kullanılabilir, ancak bu cümlede şaşırtıcı bir örüntünün ardındaki açıklamayı sorar. Konuşan kişi alışılmadık bir şey fark etmiş ve gözlemden açıklamaya geçmek için bu soruyu kullanmıştır. Here yalnızca fiziksel bir yeri değil, içinde bulunulan durumu veya konuşulan konuyu da gösterebilir. Bu yüzden soru “Bunu nasıl açıklayabiliriz?” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi durumda What's going on here? kafa karıştırıcı bir şeyin açıklamasını istemek için kullanılmıştır?

  1. Bir sunucu vedalaşarak toplantıyı bitirir.
  2. İki rapor farklı toplamlar verince Maya, “What's going on here?” diye sorar.
  3. Bir ziyaretçi bir ofisin açık adresini öğrenmek ister.
Cevabı göster

İki rapor farklı toplamlar verince Maya, “What's going on here?” diye sorar.

Well,

4:36

Şey,

wouldn't we all like to know? Ton ve niyet

4:37

hepimiz bilmek istemez miydik?

Ton ve niyet

wouldn't we all like to know?: ortak merakı anlatan retorik soru

wouldn't we all like to know? retorik bir sorudur. Beklenen anlam We would all like to know şeklindedir; yani konuşmacı dinleyicilerden yes ya da no cevabı istemez. Bu ifade genellikle ortak bir merakı kabul ederken cevabın bilinmediğini, elde edilmesinin zor olduğunu ya da henüz verilemediğini ima eder. Hafif bir tonla söylendiğinde mizah veya biraz hayal kırıklığı da katabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda “wouldn't we all like to know?” sorusu ne anlatıyor?

  1. Herkes merak ediyor, ancak cevap açık değil veya henüz mevcut değil.
  2. Kimse cevabı öğrenmekle ilgilenmiyor.
  3. Konuşmacı her dinleyiciden yes ya da no cevabı istiyor.
Cevabı göster

Herkes merak ediyor, ancak cevap açık değil veya henüz mevcut değil.

But are some adaptations just cooler than others?

4:39

Ama bazı adaptasyonlar diğerlerinden sadece daha mı havalı?

Allow us to introduce you to the aphid, Kalıp ifadeler

4:42

Sizi şeker kakası yapan bir böcek olan

Kalıp ifadeler

Allow us to introduce you to ... ile resmî tanıtım

Allow us to introduce you to ... bir konuşmacı grubunun bir kişiyi, hayvanı, konuyu veya başka bir şeyi resmî ve sahnelenmiş bir biçimde sunmasıdır. Sunuculukta ve anlatımda Allow us to genellikle gerçek bir izin talebi değil, nazik ve törensel bir giriş sözüdür. Yapı allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: Allow us to introduce you to + isim öbeği. introduce you to X yapısında you dinleyicileri, X ise yeni tanıtılan konuyu gösterir.

Alıştırma

İki sunucunun resmî tanıtımını bu dersteki tam kalıpla tamamlayın: ____ tonight's guest speaker.

Cevabı göster

Allow us to introduce you to

a bug that poops candy. Kelime

4:45

yaprak biti ile tanıştırmamıza izin verin.

Kelime

poops candy: gündelik ve mizahi bir abartı

poops candy ifadesindeki poops, vücuttan atık çıkarmak anlamına gelen çok gündelik bir fiildir. Candy ile eşleştirilmesi, dikkat çeken komik ve beklenmedik bir görüntü oluşturur. Buradaki candy, yaprak bitinin çıkardığı tatlı özsuyu eğlenceli biçimde abartır. Böceğin gerçekten şeker ürettiği veya şeker parçaları çıkardığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Yargı: "Aphids poop candy." cümlesi resmî bir biyoloji raporunda kesin bir ifade olarak kullanıma uygun mudur?

  1. Uygun değildir
  2. Uygundur
Cevabı göster

Uygun değildir

Or if you think the variety of pupils in the animal kingdom is impressive, Anlatım akışı

4:48

Ya da hayvanlar alemindeki göz bebeklerinin çeşitliliğinin etkileyici olduğunu düşünüyorsanız,

wait till you see the variety of genitalia.

4:52

cinsel organların çeşitliliğini görene kadar bekleyin.

Anlatım akışı

if you think ..., wait till you see ...: merak ve beklenti oluşturma

if you think X is impressive, wait till you see Y yapısında if yan cümlesi, zaten etkileyici olan X'i bir ölçüt olarak sunar. Ana cümle daha sonra dikkati Y'ye yöneltir ve Y'nin daha da etkileyici olacağını ima eder. Buradaki wait till you see, esas olarak gerçekten bekleme talimatı değildir. Dinleyiciyi bilinen bilgiden daha güçlü yeni bir örneğe taşıyan ve beklenti oluşturan bir ön gösterim ifadesidir.

Alıştırma

Dersin kalıp ifadesiyle ön gösterim cümlesini tamamlayın: If you think this robot is fast, ____ its racing mode.

Cevabı göster

wait till you see

Keep exploring with these videos.

4:55

Bu videolarla keşfetmeye devam edin.