Emojiler dili daha iyi hale getiriyor mu? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Sam ve Neil, emojilerin yazılı iletişimde kaybolan duygusal ipuçlarını nasıl geri kazandırdığını inceliyor. Emoji kullanımına yöneltilen eleştirileri, emojileri dijital çağın yararlı araçları olarak gören bir dilbilimcinin görüşünü ve daha güçlü duygusal ifadenin çevrim içi flörtte başarıyla bağlantılı olabileceğini gösteren araştırmayı ele alıyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. That's where emojis come in. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir sorun veya eksik unsur sunduktan sonra, çözüm sağlayan kişi, nesne ya da düşünceyi tanıtmak için bu geçiş cümlesini kullanmayı öğrenin. Böylece sorunun tamamını tekrarlamadan açıklamayı doğal ve mantıklı biçimde ilerletebilirsiniz. 2. the grammar police — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Resmî dil doğruluğunda ısrar eden ve başkalarının yazım ya da dil bilgisi hatalarını sık sık düzelten kişileri anlatan mizahi ve eleştirel mecazı tanıyın. Bunun gerçek bir kolluk gücü olmadığını anlayabilir ve internetteki alaycı tonunu doğru yorumlayabilirsiniz. 3. better able to express — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir kişinin kendini ifade etme veya hareket etme kapasitesini karşılaştırmak için better able to ifadesinden sonra fiil kullanın. Bu yapı, özellikle bir aracın ya da değişimin mevcut bir beceriyi nasıl geliştirdiğini açıklarken can seçeneğinden daha resmî ve daha kesindir.
Bu derste
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
0:01bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten Altı Dakikada İngilizce.
nice to see you: karşılaşırken kullanılan samimi bir selamlaşma
Nice to see you, diğer kişiyle birlikte olmaktan mutlu olduğunuzu gösteren samimi bir selamlaşmadır. Buradaki see yalnızca gözle “görmek” değil, “buluşmak veya bir araya gelmek” anlamındadır. Genellikle önceden tanıdığınız biriyle konuşmaya başlarken kullanılır. Tam cümle It's nice to see you şeklindedir, ancak yalnızca Nice to see you da denebilir.
Alıştırma
Okul tatilinden sonra önceden tanıdığınız bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz. En doğal selamlaşma hangisidir?
- Nice to meet you for the first time.
- I can see you again.
- Nice to see you again.
Cevabı göster
Nice to see you again.
smiley face: gülen bir simgenin adı
Smiley face, gülümseyen bir yüzü gösteren basit bir resim, simge veya emojidir. Bu ifadede smiley, face sözcüğünü niteler ve iki sözcük birlikte simgenin adını oluşturur. Genellikle çizilmiş veya dijital bir simgeyi adlandırır; belirli bir kişinin yüzünü anlatmaz.
Alıştırma
Basit ve yuvarlak bir simgenin nokta biçiminde iki gözü ve kıvrık bir gülümsemesi var. Buna uyan yaygın İngilizce ad hangisidir?
- a smiley face
- a face-to-face meeting
- a smiling child
Cevabı göster
a smiley face
high five: açık avuçları tokuşturma hareketi
High five, iki kişinin açık ellerini kaldırıp avuç içlerini birbirine vurduğu bir harekettir. Başarıyı kutlamak, cesaret vermek ya da onay göstermek için kullanılabilir; samimi bir selamlaşma da olabilir. high five ifadesini tek bir isim öbeği olarak öğrenin. Bu altyazıda hareketin adıdır; five ifadenin bir parçasıdır, normal bir sayı bilgisi vermez. Yaygın kalıp give someone a high five şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef hareketin adıyla tamamlayın: Nina raised her open hand, and Omar slapped it with his palm. They gave each other a ____.
Cevabı göster
high five
fist bump: kapalı yumrukları tokuşturma hareketi
Fist bump, iki kişinin kapalı yumruklarını, genellikle parmak eklemleri birbirine gelecek şekilde, hafifçe değdirdiği bir harekettir. Selamlaşma, kutlama, cesaret verme veya onay belirtme amacıyla kullanılabilir. fist bump ifadesini tek bir isim öbeği olarak öğrenin. Buradaki bump, kazara çarpışma değil, kasıtlı ve hafif bir sosyal temas anlamına gelir. Yaygın kalıp give someone a fist bump şeklindedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef hareketin adıyla tamamlayın: After scoring, the teammates gently touched their closed fists together. They celebrated with a ____.
Cevabı göster
fist bump
entering the world of emojis: konuyu keşfedilecek bir dünya olarak sunmak
Burada entering the world of emojis, emojileri bir konu olarak keşfetmeye başlamak anlamına gelir. Gerçek bir yere girildiğini anlatmaz; world sözcüğü bir ilgi alanını anlatan benzetmedir. enter the world of + konu kalıbı, bir konuyu izleyicinin keşfedebileceği bir şey olarak çerçeveler. Programın başında kullanıldığında sonraki kısmın neye odaklanacağını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede entering the world of emojis ifadesinin görevi nedir?
- Program, emojiler hakkındaki konuşmasını bitiriyor.
- Program, emojileri bir konu olarak keşfetmeye başlıyor.
- Sunucular Emojis adlı bir yere gidiyor.
Cevabı göster
Program, emojileri bir konu olarak keşfetmeye başlıyor.
the small characters people use to show emotions Dilbilgisi
0:25insanların duygularını göstermek için kullandıkları küçük karakterler
characters people use ...: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürmek
people use to show emotions sözleri, önündeki characters ismini niteler ve hangi characters ögelerinin kastedildiğini belirtir. Yeni bir ana cümle başlatmaz. Tam biçim characters that people use to show emotions olur. İlgi zamiri that, use fiilinin nesnesi olduğu için bu kısıtlayıcı ilgi cümleciğinde düşürülebilir. Bu kısa isim + cümlecik kalıbı tanımlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi ifade characters people use to show emotions ile aynı isim + nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüş cümlecik kalıbını kullanır?
- the tools people use to open bottles
- people use the tools to open bottles
- the tools that open bottles
Cevabı göster
the tools people use to open bottles
crying tears of laughter: gülmekten gözlerinden yaş gelmek
Burada crying tears of laughter, gözlerden yaş gelene kadar çok gülmek demektir. of laughter gözyaşlarının nedenini gösterdiği için crying üzüntü bildirmez. İfadenin tamamı emoji sözcüğünden önce bir betimleme olarak kullanılır ve görseli, gösterdiği hareket ve duyguya göre belirler.
Alıştırma
Burada crying tears of laughter neyi anlatıyor?
- Gözlerinden yaş gelene kadar gülen bir yüz
- Çok üzgün olduğu için ağlayan bir yüz
- Gülümsemesini saklayan bir yüz
Cevabı göster
Gözlerinden yaş gelene kadar gülen bir yüz
smiling face with hearts: with görünür bir özellik ekler
Ana öğe smiling face ifadesidir. With hearts, yüzün üzerinde veya çevresinde görülen bir özellik ekler; böylece ifade emojiyi görünüşüne göre belirler. noun + with + feature kalıbı başka simgeleri veya nesneleri de anlatabilir. Bu cümlede one, emoji yerine kullanılır; böylece konuşan kişi bu ismi tekrarlamaz.
Alıştırma
Görünür bir özellik ekleyen edatla cümleyi tamamlayın: The icon is a smiling face ____ hearts.
Cevabı göster
with
And with over 3,000 emojis to choose from, Dilbilgisi
0:38Ve seçebileceğiniz 3.000'den fazla emoji ile,
with ... to choose from: seçenek aralığını sunmak
Baştaki with ifadesi ana cümleye arka plan sağlar: 3.000'den fazla emoji kullanılabilir durumdadır ve bu da her durum için uygun bir tane olduğu düşüncesini destekler. over 3,000 emojis to choose from yapısında isim grubu, mevcut seçenek kümesini belirtir. Choose from “bir grubun içinden seçmek” demektir. Bu nedenle grup, yani emojis, to choose from ifadesinden önce gelse de from gereklidir.
Alıştırma
Cümleyi “bir grubun içinden seçmek” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: With twelve flavours to ____, Leo took a moment to decide.
Cevabı göster
choose from
one for every occasion: her duruma uygun bir seçenek
One, daha önce sözü edilen tekil emoji isminin yerine geçer; böylece konuşan kişi aynı ismi tekrar etmez. There is one, belirtilen amaç için bir emojinin bulunduğunu anlatır. For every occasion, “her durum veya etkinlik türü için” demektir. Occasion burada geniş anlamlıdır ve yalnızca resmî bir töreni ifade etmez. İfadenin tamamı, seçeneklerin birçok ihtiyacı karşılayacak kadar çeşitli olduğunu vurgular.
Alıştırma
Örnekteki "there's one for every occasion" ne anlama geliyor?
- Emojiler yalnızca resmî törenler içindir.
- Her durumda aynı emoji kullanılmalıdır.
- Her durum türü için uygun bir emoji vardır.
Cevabı göster
Her durum türü için uygun bir emoji vardır.
It's one of the reasons why emojis have become so popular over the last 20 years. Dilbilgisi
0:42Bu, emojilerin son 20 yılda bu kadar popüler olmasının nedenlerinden biridir.
one of the reasons why + yan cümle
One of the reasons why + yan cümle, bir durumun çeşitli açıklamalarından birini sunar. One of başka nedenlerin de bulunduğunu gösterdiği için reasons çoğul kullanılır. Why sonrasında bildirme cümlesi düzeninde tam bir yan cümle kullanılır: özne + fiil. Bu yan cümle, why emojis have become so popular örneğindeki gibi açıklanan durumu belirtir; ayrı bir soru değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Its low cost is ____ the service is popular.
Cevabı göster
one of the reasons why
They let people put back some of the human emotion Öbek fiiller
0:47Onlar insanların biraz insan duygusu geri koymalarını sağlıyor
put back: eksik olan bir şeyi geri kazandırmak
Burada put back, geri kazandırmak veya yeniden eklemek anlamına gelir. Nesnesi some of the human emotion olduğu için ifade, fiziksel bir nesneyi taşımayı değil, soyut bir niteliği yazılı iletişime geri katmayı anlatır. Back, bu niteliğin önceden bulunduğunu ya da normalde bulunması gerektiğini, fakat şimdi eksik olduğunu düşündürür. Aynı anlam sıcaklık, ayrıntı, güven veya kaybolmuş başka bir nitelik için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede put back, soyut bir niteliği geri kazandırmak anlamında kullanılmıştır?
- They put the meeting back until Friday.
- Her joke put some warmth back into the tense meeting.
- She put the book back on the shelf.
Cevabı göster
Her joke put some warmth back into the tense meeting.
We'll be finding out more about emojis Öbek fiiller
0:53Yakında emojiler hakkında daha fazlasını öğreneceğiz
finding out more about: bir konu hakkında yeni bilgi edinmek
finding out more about emojis ifadesinde find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek anlamına gelir. More about bu bilginin konusunu belirtir. be finding out biçimi, bunu yakında gerçekleşecek planlı bir etkinlik olarak sunar. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp find out more about + konu, kişi veya durum şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before our trip, we watched a documentary to ____ life in Antarctica.
Cevabı göster
find out more about
but first I have a question: duyurulan konudan önce başka bir şey yapmak
But first bir anlaşmazlığı değil, sıradaki değişikliği belirtir. Konuşmacı az önce duyurduğu konuyu geçici olarak durdurur ve o konuya dönmeden önce soracağı bir soruyu tanıtır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp but first + şimdi yapılacak eylem şeklindedir. Dinleyicinin sırayı takip etmesine yardımcı olur: önceki konu hâlâ ele alınacaktır, ancak önce başka bir adım gelir.
Alıştırma
Bu cümlede but first ne işe yarıyor?
- Duyurulan konuyu erteler ve önce ele alınacak bir soru sunar.
- Programın her bölümünün sona erdiğini gösterir.
- Neil'e kesinlikle katılmadığını belirtir.
Cevabı göster
Duyurulan konuyu erteler ve önce ele alınacak bir soru sunar.
for the first internet-enabled mobile phones. Kelime
1:06ilk internet özellikli cep telefonları için.
internet-enabled mobile phones: X-enabled kalıbı
Internet-enabled, mobile phones ifadesinden önce gelen birleşik bir sıfattır. Telefonların internete bağlanmalarını sağlayan teknolojiye ya da kapasiteye sahip olduğunu belirtir. Burada enabled, “izin verilmiş” değil, “yapabilir hâle getirilmiş” demektir. “Teknoloji veya özellik + -enabled” kalıbı, AI-enabled tools örneğinde olduğu gibi, işlevi o teknoloji tarafından mümkün kılınan veya desteklenen bir şeyi anlatır. Birleşik sıfat isimden önce geldiğinde genellikle kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
“İnternete bağlanabilen” anlamındaki bu dersin birleşik sıfatıyla cümleyi tamamlayın: The clinic uses ____ devices to send data securely.
Cevabı göster
internet-enabled
The name emoji comes from the combination of two Japanese words, Kalıp ifadeler
1:10Emoji adı iki Japonca kelimenin birleşiminden geliyor,
comes from the combination of ...: bir kökeni açıklama
Bu cümlede comes from fiziksel bir hareketi değil, “kökeni ... olmak” anlamını taşır. Özne The name emoji ifadesidir ve kalıp bu adın nereden geldiğini açıklar. The combination of two Japanese words, birleştirilen parçaları belirtir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen X comes from the combination of A and B kalıbı, bir sözcüğün, adın veya fikrin çeşitli unsurların bir araya getirilmesiyle oluştuğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki köken bildiren kalıbın aynısıyla tamamlayın: The word smog ____ smoke and fog.
Cevabı göster
comes from the combination of
gets a thumbs up: onay almak
get a thumbs up ifadesi, başparmağı yukarı kaldırma hareketinden gelir. Mecaz olarak onay, destek veya olumlu değerlendirme almak anlamına gelir. Burada cevap gerçekten bir başparmak almıyor. Programın sonunda cevabın doğru kabul edilip edilmediği açıklanacak.
Alıştırma
Bu cümlede 'your answer gets a thumbs up' ne anlama geliyor?
- Cevabınız bir sonraki programa kadar saklanır.
- Cevabınız bir el resmi alır.
- Cevabınız doğru kabul edilir.
Cevabı göster
Cevabınız doğru kabul edilir.
talk with someone face-to-face: biriyle yüz yüze konuşmak
talk with someone face-to-face ifadesinde face-to-face, konuşmanın nasıl gerçekleştiğini anlatır: kişiler aynı yerde bulunur ve yazı ya da başka bir uzaktan iletişim kanalı yerine doğrudan iletişim kurar. Talk fiilinden sonra zarf görevi görür. Aynı kısa çizgili biçim, a face-to-face meeting örneğindeki gibi bir isimden önce sıfat olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz kısa çizgili ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to discuss this ____ rather than by email.
Cevabı göster
face-to-face
to show the other person how we feel. Dilbilgisi
1:41karşımızdaki kişiye nasıl hissettiğimizi göstermek için.
show the other person how we feel: show + kişi + how yan cümlesi
Show the other person how we feel, karşımızdaki kişinin duygularımızı görmesini veya anlamasını sağlamak demektir. show + kişi + içerik yapısında the other person bilgiyi alan kişidir; how we feel ise gösterilen içeriği verir. How we feel daha büyük bir cümlenin parçasıdır, doğrudan bir soru değildir. Bu yüzden how do we feel soru dizilişi yerine how we feel düz cümle dizilişi kullanılır. to show mastarı hareketlerin neden kullanıldığını açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede show + kişi + how yan cümlesi yapısı doğru kullanılmıştır?
- Her smile showed us how was she happy.
- Her smile showed how happy she was us.
- Her smile showed us how happy she was.
Cevabı göster
Her smile showed us how happy she was.
But these gestures get lost in written communication. Deyimler
1:44Ancak bu jestler yazılı iletişimde kaybolur.
get lost in written communication: bilginin karşı tarafa ulaşmaması
Bu cümlede get lost, yolunu kaybetmek değil, bir şeyin aktarılamaması veya korunamaması anlamına gelir. Gülümseme, kahkaha ve baş sallama yüz yüze iletişimde görülebilir; ancak bunların taşıdığı duygu yazıda karşı tarafa ulaşmayabilir. Bu soyut kullanım meaning, tone, humour, detail veya nuance gibi sözcüklerle sık görülür. something gets lost in bir süreç veya iletişim aracı yapısı, bilgi ya da etkinin aktarım sırasında kaybolduğunu anlatır.
Alıştırma
"Some of the warmth can get lost in an email," cümlesinde get lost ne anlama gelir?
- E-posta fiziksel olarak kaybolmuştur.
- Yazar bütün samimi sözleri çıkarmak zorundadır.
- E-posta sıcaklığın tamamını aktaramayabilir.
Cevabı göster
E-posta sıcaklığın tamamını aktaramayabilir.
That's where X comes in: işe yarayan kişi veya şeyi devreye sokmak
"That's where X comes in" kalıbı, az önce sözü edilen bir ihtiyaç ya da sorunu yardım edebilecek kişi veya şeyle ilişkilendirir. Buradaki where fiziksel bir yer değil, "o durumda ya da açıklamanın o noktasında" demektir. come in burada gerçek anlamıyla içeri girmek değil, "işe yaramak" veya "rol oynamak" demektir. Fiil X ile sayı bakımından uyumlu olur: çoğul emojis ile come, tekil bir adla comes kullanılır.
Alıştırma
A small shop needs an easy way to accept card payments. "That's where X comes in" kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ a portable card reader ____.
Cevabı göster
That's where · comes in
not everyone: kısmi olumsuzluk
"not everyone is an emoji fan" cümlesinde not everyone kısmi olumsuzluktur: herkesin emoji hayranı olduğu düşüncesini reddeder. Cümle, en az bir kişinin hayran olmadığını kesin olarak bildirir, ancak bazı kişilerin hayran olup olmadığını açık bırakır. "no one is an emoji fan" anlamına gelmez.
Alıştırma
"Not everyone at the picnic ate cake" cümlesinden kesin olarak hangi sonucu çıkarabilirsiniz?
- Piknikte hiç kimse kek yemedi.
- Piknikte bazı kişiler kesinlikle kek yedi.
- Piknikte en az bir kişi kek yemedi.
Cevabı göster
Piknikte en az bir kişi kek yemedi.
Some people believe that carefully chosen words Kalıp ifadeler
1:54Bazı insanlar özenle seçilmiş kelimelerin
are the best way of expressing yourself,
1:57kendinizi ifade etmenin en iyi yolu olduğuna inanıyor,
carefully chosen words: özenle seçilmiş sözcükler
Carefully chosen words, “özenle seçilmiş sözcükler” demektir. Carefully, chosen sözcüğünü niteler; chosen ise choose fiilinin past participle biçimidir. Burada carefully chosen, words sözcüğünden önce gelen bir niteleyicidir: sözcükler seçme eylemine maruz kalır. Cümlenin ana fiili değildir. İfade, özellikle tam olarak hangi sözcüklerin kullanıldığının önemli olduğu durumlarda bilinçli bir sözcük seçimini vurgular.
Alıştırma
İfadeyi choose fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The speaker answered with carefully ____ words.
Cevabı göster
chosen
and that emojis are affecting our ability
1:59ve emojilerin duygularımızı kelimelere dökme yeteneğimizi
put feelings into words: duyguları sözcüklere dökmek
To put feelings into words, duyguları konuşarak ya da yazarak ifade etmek demektir. Put ... into words, bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymak değildir; içteki bir duyguyu, düşünceyi veya deneyimi dile dönüştürür. Cümlede to put, ability sözcüğünden sonra gelir: our ability to put feelings into words. Aynı kalıpta put a thought into words veya put an experience into words gibi başka içerikler de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi put + iyelik sözcüğü + feelings + into words kalıbıyla tamamlayın: Maya knew how she felt, but she could not ____.
Cevabı göster
put her feelings into words
cognitive linguist: bir uzmanın çalışma alanını belirten unvan
Cognitive linguist, dilin düşünceyle, anlamla ve insanların dünyayı anlama biçimiyle ilişkisini inceleyen bir dil uzmanıdır. Türkçede buna “bilişsel dilbilimci” denir. Burada cognitive, linguist sözcüğünü niteler. “Çalışma alanı + meslek” yapısı profesörün uzmanlığını belirtir; yalnızca onun bilişsel yeteneklere sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
"The university hired a cognitive linguist to study how people describe time," cümlesinde üniversite kimi işe aldı?
- hafıza kaybını tedavi eden bir doktor
- insanlara daha yüksek sesle konuşmayı öğreten bir öğretmen
- dil ile düşünce arasındaki bağları inceleyen bir dil uzmanı
Cevabı göster
dil ile düşünce arasındaki bağları inceleyen bir dil uzmanı
Word of Mouth: bir BBC programının adı ve söz oyunu
Bu cümlede Word of Mouth, BBC Radio 4'te yayımlanan bir programın adıdır. BBC Radio 4's biçimindeki iyelik yapısı başlığı istasyonla ilişkilendirir; büyük harfler de bunun özel bir ad olduğunu gösterir. Programın adı, bilginin konuşma veya kişisel tavsiyeler yoluyla bir kişiden diğerine aktarılması anlamına gelen yerleşik word of mouth ifadesini kullanır. Sözcüklerin gerçekten bir ağzın içinde olması anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte Word of Mouth nedir?
- Profesör Evans'ın kitabının adı
- birinin ağzındaki sözcüklerin gerçek anlamlı bir tarifi
- bir BBC Radio 4 programının adı
Cevabı göster
bir BBC Radio 4 programının adı
language mavens: dil otoriteleri için hafif alaycı bir etiket
Maven, bir konu hakkında çok fazla bilgi sahibi olan kişidir. Burada language mavens, dil ve dil kuralları konusunda otorite olarak görülen insanları ifade eder. Bu bağlamda konuşmacı onları kuralları katı biçimde uygulayan kişilerle aynı gruba koyar. Bu nedenle ifade hafif alaycı veya eleştirel bir tona sahiptir. Mutlaka eğitimli dil bilimciler anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda language mavens neyi ima ediyor?
- Dil otoritesi olarak görülen ve hafif alayla anılan kişiler
- Polis için çalışan profesyonel tercümanlar
- Ana dillerini öğrenmekte olan kişiler
Cevabı göster
Dil otoritesi olarak görülen ve hafif alayla anılan kişiler
the grammar police: katı düzelticiler için alaycı bir etiket
the grammar police ifadesi, başkalarının dil bilgisi, yazım veya dil kullanımını sürekli düzelten kişiler için kullanılan gayriresmî bir benzetmedir. Onlara police denmesi, dil kurallarını uygulayan görevliler gibi davrandıklarını ima eder. Buradaki etiket alaycı ve eleştireldir: düzeltme yapan kişileri aşırı katı veya hata bulmaya fazla hevesli gösterir. Gerçek bir polis grubu ya da meslek unvanı değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki gayriresmî ifadeyle tamamlayın: Leo corrects every tiny spelling mistake. His friends jokingly call him the ____.
Cevabı göster
grammar police
will say have this sort of jaundiced prejudiced view about emoji
2:19emojiler hakkında bu tür çarpık, önyargılı bir görüşe sahip olduklarını söyleyecekler
that's taking us back to the Dark Ages of illiteracy. Deyimler
2:23bunun bizi cehaletin Karanlık Çağlarına geri götürdüğünü.
taking us back to the Dark Ages of illiteracy: gerileme metaforu
Bu cümlede taking us back to the Dark Ages abartılı bir metafordur. Bir değişimin toplumu veya iletişimi ciddi biçimde gerileteceğini söyler; insanların gerçekten geçmişe yolculuk edeceğini değil. of illiteracy, bu geri kalmış durumu insanların iyi okuyup yazamadığı bir durum olarak hayal ettirir. Bu, karşı çıkanların okuryazarlığın zayıflamasına ilişkin korkusunu daha güçlü gösterir. Bu ifade, kanıtlanmış bir tarihsel gerçeği değil, sert bir eleştiriyi aktarır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Değişim herkesin Orta Çağ tarihi okumasını sağlardı.
- Değişim, iletişimde ve okuryazarlıkta ciddi bir gerilemeye yol açardı.
- İnsanlar gerçekten geçmişteki bir tarihsel döneme yolculuk ederdi.
Cevabı göster
Değişim, iletişimde ve okuryazarlıkta ciddi bir gerilemeye yol açardı.
Bring back Shakespeare: klasik İngilizceyi geri getirme sloganı
Bring back Shakespeare, slogan gibi duyulan kısa bir emirdir. bring back + isim kalıbı, “bir şeyi yeniden getirmek” veya “onu yeniden popüler ya da erişilebilir hâle getirmek” anlamına gelir. Burada Shakespeare yalnızca kişiyi değil, geleneksel ve edebî İngilizceyi temsil eder. Bu ifade, modern dil değişimini tersine çevirmeye yönelik abartılı ve nostaljik bir isteği dile getirir.
Alıştırma
Bu slogan burada neyin geri gelmesini istiyor?
- Geleneksel ve edebî İngilizceye dönüş.
- Birinin Shakespeare kitabını yeniden odaya getirmesi.
- Shakespeare'in kendisinin yeniden hayata döndürülmesi.
Cevabı göster
Geleneksel ve edebî İngilizceye dönüş.
stick to the language of Shakespeare: bu dili kullanmaya devam etmek
Bu cümlede stick to, “bir şeyden sapmadan onu kullanmaya veya ona uymaya devam etmek” demektir. Konuşmacı, herhangi bir şeye fiziksel olarak yapışmaktan değil, Shakespeare'le ilişkilendirilen geleneksel İngilizceyi korumaktan söz ediyor. stick to yapısından sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir: stick to the plan, stick to the rules veya stick to using simple words. Buradaki to bir edattır.
Alıştırma
“Uymaya devam etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: We chose three rules for the game, and now we need to ____ them.
Cevabı göster
stick to
and all the rest of it: benzer şeyleri söylemeden geçmek
And all the rest of it, “ve saymadığım diğer benzer şeyler, fikirler ya da ayrıntılar” anlamına gelen, günlük konuşmada kullanılan gayriresmî bir bitiriş ifadesidir. Dinleyenin, atlanan içeriğin genel türünü anlayacağı varsayılır. Buradaki it tek bir nesneyi göstermez. İfade, geriye kalan benzer iddiaları belirsiz bir sonla toplar ve konuşmacının bunları tek tek saymaya gerek görmediğini düşündürebilir.
Alıştırma
Bu cümlede and all the rest of it ne işe yarıyor?
- Başka hiçbir iddianın bulunmadığını söyler.
- Dinleyen tahmin edebildiği için diğer benzer iddiaları söylemeden bırakır.
- it adlı belirli bir nesneyi gösterir.
Cevabı göster
Dinleyen tahmin edebildiği için diğer benzer iddiaları söylemeden bırakır.
But that fundamentally misunderstands the nature of communication. Anlatım akışı
2:30Ancak bu iletişimin doğasını temelden yanlış anlıyor.
fundamentally misunderstands ...: bir görüşü temelinden reddetmek
“But that ...” ifadesindeki that önceki iddiaya gönderme yapar; But ise o görüşü aktarmaktan onu sorgulamaya geçildiğini gösterir. “Fundamentally misunderstands the nature of communication”, bu görüşün yalnızca bir ayrıntıda yanılmadığını, temel anlayış düzeyinde yanlış olduğunu söyler. Bir tartışmada bu kullanım, görüşün dayanağının güçlü biçimde reddedildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümle savın içinde hangi işlevi yerine getiriyor?
- Önceki görüşü değerlendirmeden tarafsız bir örnek ekler.
- Önceki görüşe katılır ve ona daha fazla destek verir.
- Önceki görüşü temel düzeyde yanlış olduğu için reddeder.
Cevabı göster
Önceki görüşü temel düzeyde yanlış olduğu için reddeder.
In fact, it makes us more effective communicators Dilbilgisi
2:35Aslında, bizi dijital çağda daha etkili
makes us more effective communicators: make + nesne + tamamlayıcı
“Makes us more effective communicators”, make + nesne + tamamlayıcı yapısını kullanır. Us nesnedir. More effective communicators ise sonuçta ne olduğumuzu anlatan bir isim öbeğidir. Tamamlayıcı bir sıfat da olabilir: “Practice makes us more confident.” Bu yapıda make fiilinden sonra to be eklemeyin.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru biçim ve sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular feedback ____. (make / us / more careful writers)
Cevabı göster
makes us more careful writers
in the digital age: modern teknoloji bağlamını belirtmek
'In the digital age', 'bilgisayarların, internetin ve dijital iletişimin şekillendirdiği modern dönemde' anlamına gelir. Günümüzde yaşamın veya toplumun nasıl işlediğiyle ilgili bir ifadeye zaman bağlamı kazandırır. Buradaki 'age', bir kişinin yaşı değil, tarihsel bir çağ anlamındadır. 'in' edatı dijital çağı bir zaman dönemi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi in the digital age ifadesiyle tamamlayın: Protecting personal information is essential ____.
Cevabı göster
in the digital age
Vyv Evans describes people who don't approve of emojis Dilbilgisi
2:40Vyv Evans, emojileri onaylamayan kişileri şöyle tanımlıyor
describe A as B: A'yı B olarak tanımlamak
describe A as B yapısı, A'yı B açıklaması, kategorisi veya etiketiyle sunmak anlamına gelir. Bu cümlede A, people who don't approve of emojis; B ise the grammar police ifadesidir. 'as' açıklamayı getirir; 'çünkü' anlamına gelmez. Burada the grammar police hafif eleştirel bir etikettir, gerçek bir polis gücü değildir. who ile başlayan yan cümle A'nın parçasıdır ve hangi insanlardan söz edildiğini belirtir. Bu yapı, birinin bir kişiyi, grubu, nesneyi veya durumu nasıl gördüğünü aktarmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi describe A as B yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The article ____ the new design ____ a major improvement.
Cevabı göster
describes · as
a slang term referring to ...: bir terimin neyi ifade ettiğini tanımlamak
a slang term referring to people ... ifadesinde referring to, terimin tanımladığı veya ifade ettiği insanları belirtir. Buradaki slang, terimin resmî olmayan bir ifade olduğunu gösterir. referring to ... biçimindeki -ing öbeği term sözcüğünü niteler. Tanımlarda a term referring to X, çoğu zaman a term that refers to X olarak anlaşılabilir. Burada refer to yalnızca “söz etmek” değil, “ifade etmek veya tanımlamak” anlamındadır.
Alıştırma
Tanımı refer to fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: A "night owl" is a term ____ people who stay up late.
Cevabı göster
referring to
what they call correct English, written online. Ton ve niyet
2:51doğru İngilizce dedikleri şeyi çevrimiçi yazılmış olarak.
what they call correct English: bir etiketi başkasına atfetmek
what they call correct English, “onların doğru olarak tanımladığı veya etiketlediği İngilizce” demektir. Yan cümlenin tamamı bir ad öbeği gibi işlev görür: what, “... olan şey” anlamını taşır; call ise bu şeyi correct English etiketiyle ilişkilendirir. they call eklendiğinde konuşan kişi, bu etiketi tartışılmaz bir gerçek olarak doğrudan sunmak yerine söz konusu gruba atfeder. Bu kullanım biraz mesafe yaratabilir, ancak otomatik olarak alay veya ret anlamına gelmez.
Alıştırma
"The guide promotes what its authors call correct English," cümlesinde what its authors call neyi gösterir?
- Diğer bütün İngilizce türlerinin yanlış olduğunu kanıtlar.
- correct English etiketini yazarlara atfeder; konuşanın bu etiketi tamamen kabul etmesini gerektirmez.
- Yazarların İngilizce bir telefon görüşmesi yaptığı anlamına gelir.
Cevabı göster
correct English etiketini yazarlara atfeder; konuşanın bu etiketi tamamen kabul etmesini gerektirmez.
The grammar police criticize modern styles of English
2:54Dilbilgisi polisi İngilizcenin modern stillerini eleştirir
and like to correct other people's mistakes Kalıp ifadeler
2:58ve diğer insanların hatalarını düzeltmeyi severler
correct other people's mistakes: başkalarının hatalarını düzeltmek
correct other people's mistakes ifadesinde correct, “yanlış olanı fark edip düzeltmek” anlamına gelen bir fiildir. İngilizcede doğal kullanım correct + someone's mistakes şeklindedir; change someone's mistakes alışılmış bir eş dizim değildir. İyelik yapısındaki other people's, hataları kimin yaptığını gösterir. in spelling and grammar ise hataların hangi alanlarda olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hataları düzeltmeyi anlatan doğal İngilizce eş dizimi hangi cümle kullanıyor?
- The teacher changed my spelling mistakes.
- The teacher corrected my spelling mistakes.
- The teacher made my spelling mistakes correct.
Cevabı göster
The teacher corrected my spelling mistakes.
the grammar police have a jaundiced view of emojis. Kelime
3:03dilbilgisi polisinin emojiler hakkında önyargılı bir görüşü var.
a jaundiced view of: önyargılı ve olumsuz bir bakış
A jaundiced view of something, önyargı, güvensizlik veya hayal kırıklığı yaratan deneyimlerin şekillendirdiği son derece olumsuz bir bakış anlamına gelir. Yapı, a jaundiced view of + değerlendirilen kişi veya şey şeklindedir. Burada jaundiced mecaz anlamdadır. Birinin görüş alanının rengini anlatmaz; değerlendirmenin tarafsız olmadığını ve sürekli olumsuza yöneldiğini belirtir.
Alıştırma
A jaundiced view of something ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- önyargı veya alaycı güvensizlikten etkilenen son derece olumsuz bir bakış
- hem güçlü hem zayıf yönleri fark eden ayrıntılı bir bakış
- kanıtların tüm yönlerine dayanan tarafsız bir bakış
Cevabı göster
önyargı veya alaycı güvensizlikten etkilenen son derece olumsuz bir bakış
What's more, they think emojis are taking us back Anlatım akışı
3:12Dahası, emojilerin bizi geri götürdüğünü düşünüyorlar
What's more: bir nokta daha eklemek
What's more, az önce söylenene bir nokta daha ekleyen bir cümle bağlayıcısıdır. Burada aynı grubun bir olumsuz düşüncesini daha ekler ve savı güçlendirir. Sözcükler bir soruya benziyor olsa da What's more bu kullanımda “başka ne?” diye sormaz. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.
Alıştırma
Örnekte What's more ne işe yarıyor?
- Destekleyici bir nokta daha ekler.
- Önceki ifadeyi düzeltir.
- Başka ne olduğunu sorar.
Cevabı göster
Destekleyici bir nokta daha ekler.
refers to the Dark Ages: bir terimden bahsetmek
refer to + isim öbeği kalıbında refer to, “bahsetmek veya sözünü etmek” anlamına gelir. Burada refers to, birinin bahsettiği ifade olarak the Dark Ages sözünü getirir. Edat olan to, fiil öbeğinin bir parçasıdır. Nesneyi doğrudan to sözcüğünden sonra getirin: refer to the Dark Ages denir; refer about the Dark Ages veya refer to about the Dark Ages denmez.
Alıştırma
Makalenin araştırmadan bahsettiğini göstermek için refer to ifadesini doğru geniş zaman biçiminde kullanın: The article ____ the study several times.
Cevabı göster
refers to
considered uncivilized and characterized by ignorance. Kalıp ifadeler
3:24medeniyetsiz ve cehaletle karakterize edilmiş olarak kabul edilir.
characterized by ignorance: belirleyici bir özelliği anlatmak
Be characterized by + isim, “bir şeyi tipik ya da belirleyici özellik olarak taşımak” demektir. Burada characterized by ignorance, cehaletin bu dönemin temel özelliklerinden biri olarak görüldüğünü anlatır. Bu edilgen yapıda by, eylemi yapan bir kişiyi değil, özelliği tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The decade was ____ rapid change.
Cevabı göster
characterized by
in the minority: sayıca küçük grupta olmak
Be in the minority, “sayıca daha küçük grupta olmak” demektir ve genellikle bir görüşü ya da seçimi daha az kişinin paylaştığını anlatır. Burada grammar police olarak adlandırılan kişiler daha küçük grubu oluşturur. Bu cümlede minority, kişi sayısı veya görüşlerin dağılımıyla ilgilidir. Kendiliğinden etnik, dinî ya da başka bir toplumsal azınlığı ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Only four of the twenty members agreed, so they were ____.
Cevabı göster
in the minority
Over 6 billion emoji messages are sent around the world every day,
3:32Her gün dünya çapında 6 milyardan fazla emoji mesajı gönderiliyor,
with about 70% containing emotion-based characters like smiley face Dilbilgisi
3:37yaklaşık %70'i gülen yüz
with about 70% containing...: istatistiksel bir ayrıntı eklemek
Virgülden sonra gelen with about 70% containing... ifadesi, zaten tamamlanmış olan ana cümleye istatistiksel bir ayrıntı ekler. About 70%, daha önce sözü edilen emoji mesajlarının yaklaşık %70'i demektir; containing sözcüğünün anlamca öznesi bu orandır, world değildir. Genellenebilir kalıp şöyledir: ana ifade, with + miktar veya yüzde + -ing yapısı. Önce genel bilgi verilir, ardından bağlantılı grubun ya da bu grubun bir bölümünün ne yaptığı veya ne içerdiği açıklanır.
Alıştırma
Hangi cümle istatistiksel bir ayrıntı eklemek için with + yüzde + -ing yapısını doğru kullanıyor?
- The survey included 500 families, with 60% chose the cheaper option.
- The survey included 500 families, and 60% choosing the cheaper option.
- The survey included 500 families, with 60% choosing the cheaper option.
Cevabı göster
The survey included 500 families, with 60% choosing the cheaper option.
blowing kisses: öpücük gönderme hareketi yapmak
Blow a kiss, birine öpücük hareketi yapmak veya göndermek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; bu hareket genellikle eli dudaklardan dışarı doğru götürerek yapılır. Nesne çoğul olduğunda blow kisses öpücük göndermek anlamına gelir; blowing kisses ise bu ifadenin -ing biçimidir. Bu sıralamada blowing kisses, bu sevgi dolu hareketi gösteren karakterleri anlatır. Buradaki blow, hava üflemek veya bir alevi söndürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi blow a kiss ifadesinin doğru geçmiş biçimiyle tamamlayın: When the train left, Ella ____ to her family.
Cevabı göster
blew a kiss
looking for love online: internette romantik bir ilişki aramak
Flört bağlamında looking for love, romantik bir partner ya da ilişki bulmaya çalışmak demektir. Buradaki love, fiziksel olarak aranan bir şey değildir ve genel anlamda sevgiyi ifade etmez. Online, bu arayışın bir flört uygulaması veya internet sitesi gibi internette gerçekleştiğini belirtir. İfadenin bütünü, amacı internet üzerinden romantik bir ilişki bulmak olan birini anlatır.
Alıştırma
Hangi durum looking for love online ifadesinin anlamına en iyi uyar?
- Başlığında love geçen bir şarkıyı internet sitesinde arıyor.
- Romantik bir partner bulmak için flört uygulaması kullanıyor.
- Sınıf arkadaşlarıyla internette ödev hakkında konuşuyor.
Cevabı göster
Romantik bir partner bulmak için flört uygulaması kullanıyor.
Is it possible to start a relationship using emoji? Kalıp ifadeler
4:02Emoji kullanarak bir ilişkiye başlamak mümkün mü?
start a relationship: yeni bir ilişkiye başlamak
Start a relationship, biriyle yeni bir ilişkiye başlamak demektir. Bu flört bağlamında relationship romantik bir ilişki olarak anlaşılır; dolayısıyla soru, emojilerin iki kişinin çıkmaya başlamasına yardım edip edemeyeceğini sorar. Relationship burada tekil ve sayılabilen bir addır; bu yüzden a gerekir: start a relationship. Başka bağlamlarda start a business relationship veya start a working relationship örneklerindeki gibi bir niteleyici, ilişkinin türünü gösterebilir.
Alıştırma
İki şirketin profesyonel bir bağ kurmaya başladığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The two companies started business love.
- The two companies started relationship business.
- The two companies started a business relationship.
Cevabı göster
The two companies started a business relationship.
Well, there is research that's been conducted by Match.com, Dilbilgisi
4:05Peki, Match.com tarafından yürütülen bir araştırma var,
research that's been conducted by...: present perfect edilgen ilgi cümleciği
That’s been conducted by Match.com, research sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Burada that’s, that has kısaltmasıdır ve has been conducted, present perfect edilgen yapıdır. Conduct research “araştırma yürütmek” demektir; by Match.com araştırmayı yapan kuruluşu belirtir. Edilgen yapı research sözcüğünü ana konu olarak tutar ve Match.com’u araştırmanın kaynağı olarak sunar. Bu yapı, haber ve raporlarda kanıt tanıtılırken araştırmayı yapanlardan çok araştırmanın kendisine odaklanmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Present perfect edilgen ilgi cümleciğini conduct fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: This is research that's been ____ by an independent team.
Cevabı göster
conducted
American-based dating site: -based ile konum belirtme
American-based, dating site ifadesinden önce birleşik sıfat görevi görür. Burada -based, kuruluşun ana konumunu veya faaliyet merkezini belirtir: bu bağlamda kuruluşun merkezi Amerika’da, yani ABD’dedir. Dating site, olası romantik eşlerle tanışmaya yarayan çevrim içi bir hizmettir. İsim öbeğinin tamamı Match.com’u yeniden tanımlar ve nasıl bir kuruluş olduğunu açıklar. Burada based, kanıtı veya bir şeyin dayandığı ilkeyi değil, konumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “Londra merkezli” anlamına gelen kısa çizgili birleşik ifadeyle tamamlayın: She works for a ____ technology company.
Cevabı göster
London-based
what they found ... is that: bir araştırma bulgusunu sunma
Bu yapıda what they found, “buldukları şey veya sonuç” anlamına gelir. Soru değil, özne görevinde kullanılan bir isim cümleciğidir. is that ise bulgunun ne olduğunu açıklayan cümleciği başlatır. based on their research ifadesi özne ile ana fiilin arasına eklenmiştir. Bu ifade çıkarıldığında geriye What they found is that + bulgu kalıbı kalır. Bu kalıp sonucu sona yerleştirerek onu bilginin ana odağı yapar.
Alıştırma
Raporu What the researchers found ... is that kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: ____ after six weeks ____ the shorter lessons were easier to remember.
Cevabı göster
What the researchers found · is that
tend to be: genel bir eğilimi anlatma
tend to + fiilin yalın hâli, bir niyeti değil, genellikle ne olduğunu veya neyin daha olası olduğunu anlatır. tend to be luckier yapısında be, özneyi karşılaştırma sıfatı luckier ile bağlar. Burada tend to be araştırma sonucunu daha temkinli hâle getirir: Bu eğilim yaygın olabilir, ancak herkes için geçerli değildir. are luckier demek daha doğrudan ve kesin duyulurdu.
Alıştırma
Sabit bir kuralı değil, genel bir eğilimi anlatmak için tend to be ile tamamlayın: Electric cars ____ quieter at low speeds.
Cevabı göster
tend to be
luckier in love: romantik ilişkilerde daha şanslı olmak
be lucky in love, flörtte veya romantik ilişkilerde şanslı olmak anlamına gelen yaygın bir ifadedir. Karşılaştırma biçimi luckier in love, bu konuda başka birinden ya da geçmişe göre daha şanslı olmak demektir. Burada love yalnızca romantik sevgiyi anlatır. Aile sevgisini, arkadaşlığı veya sadece sevgi dolu biri olmayı anlatmaz.
Alıştırma
'Nora has been luckier in love lately' ne anlama gelir?
- Son zamanlarda herkese karşı daha sevgi dolu biri oldu.
- Romantik ilişkileri son zamanlarda daha iyi gidiyor.
- Ailesi son zamanlarda ona daha fazla sevgi gösteriyor.
Cevabı göster
Romantik ilişkileri son zamanlarda daha iyi gidiyor.
They have more success in terms of dating. Kalıp ifadeler
4:19Flört etme açısından daha fazla başarıya sahipler.
in terms of dating: bir ifadeyi tek bir yönle sınırlamak
In terms of, 'bu belirli açıdan bakıldığında' anlamına gelir. Burada in terms of dating, more success ifadesinin yalnızca flörtteki başarıyı anlattığını, hayatın her alanındaki başarıyı anlatmadığını gösterir. Bir değerlendirme, karşılaştırma veya iddianın hangi alanla sınırlı olduğunu belirtmek için in terms of + isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu yapı genel bir ifadeyi daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı pil ömrüyle sınırlamak için in terms of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- In term of battery life, this phone is better than the older model.
- In terms of battery life, this phone is better than the older model.
- According to battery life, this phone is better than the older model.
Cevabı göster
In terms of battery life, this phone is better than the older model.
using emoji makes us more effective communicators.
4:23emoji kullanmak bizi daha etkili iletişimciler yapıyor.
We're better able to express our emotional selves. Dilbilgisi
4:27Duygusal benliklerimizi ifade etmede daha iyiyiz.
better able to express: performansı değil, beceriyi karşılaştırmak
Be better able to + fiilin yalın hâli, bir şeyi eskisine, başka birine veya farklı koşullara göre daha iyi yapabilme kapasitesine sahip olmak demektir. Burada better, able sözcüğünü niteler; dolayısıyla cümle, duygusal yönü ifade etme becerisini karşılaştırır. Yalnızca ifadenin daha iyi yapıldığını söylemez. Yapı be + better able + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Be, özneye ve zamana göre değişir: we are better able to express; she was better able to explain. Bu kullanım, beceri karşılaştırmasını açıkça gösterir ve yalnızca can kullanmaktan daha açıklayıcı ve biraz daha resmî duyulur.
Alıştırma
Cümleyi better able to ve explain fiilini kullanarak tamamlayın: After the workshop, Noah was ____ his ideas clearly.
Cevabı göster
better able to explain
it stands to reason: mantıklı bir sonuç belirtmek
It stands to reason, bir sonucu önceden bilinenlerin mantıksal sonucu olarak sunan kalıplaşmış bir deyimdir. Burada konuşmacı, emoji kullanan kişilerin duygularını daha kolay ifade edebildiği fikrinden hareketle daha fazla buluşma fırsatı elde etmeyi makul bir sonuç olarak görüyor. Bu ifadede hiçbir şey gerçekten ayakta durmaz ve ifade kanıtlanmış bir olgudan çok mantıklı görünen bir sonucu anlatır. Yaygın ve açık yapı It stands to reason that + yan cümle şeklindedir. Doğal konuşmada sonuçtan önce araya eklenen bir yorum olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi sonucun mantıklı olduğunu belirten kalıplaşmış deyimle tamamlayın: ____ that a team with more time to practise will perform more confidently.
Cevabı göster
It stands to reason
get more dates: daha fazla romantik buluşma fırsatı elde etmek
Burada get more dates, çoğu zaman daha fazla kişinin sizinle görüşmeye istekli olması sayesinde romantik buluşmalara gitmek için daha fazla fırsatınız olması demektir. Get “elde etmek”, more ise sayının artması anlamına gelir. Bu bağlamda date, önceden planlanmış romantik bir buluşmadır; takvimdeki bir gün değildir. Flört ve buluşma konusu, hangi anlamın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede get more dates, daha fazla romantik buluşma fırsatına sahip olmak anlamında kullanılmıştır?
- The organizer called the theater to get more dates for the show.
- The historian checked the records to get more dates for the timeline.
- A friendly profile can help you get more dates.
Cevabı göster
A friendly profile can help you get more dates.
For people who are dating or starting a romantic relationship Kalıp ifadeler
4:36Flört eden veya romantik bir ilişkiye başlayan
starting a romantic relationship with someone: biriyle romantik bir ilişkiye başlamak
Starting a romantic relationship with someone, o kişinin romantik partneri olmaya başlamak demektir. Yapı start + a romantic relationship + with + diğer kişi şeklindedir. With, ilişkideki diğer kişiyi tanıtır; bir araç veya yöntem göstermez. Bu cümlede starting, people who are ifadesinden sonra dating ile paralel kullanılır. Tam anlam people who are dating or people who are starting a romantic relationship şeklindedir. Her iki -ing biçimi de are fiilinden sonra gelir.
Alıştırma
Start a romantic relationship ifadesini ve Alex adını kullanarak cümleyi tamamlayın: Jordan decided to ____.
Cevabı göster
start a romantic relationship with Alex
an expression meaning lucky in finding a romantic partner.
4:44romantik bir partner bulmada şanslı anlamına gelen bir ifade.
Emojis let us show our true personality. Kalıp ifadeler
4:48Emojiler gerçek kişiliğimizi göstermemizi sağlar.
true personality: gerçek kişilik
True personality, birinin karakterinin gerçek ve doğal yönü demektir. Bu cümlede true, “gerçek ve saklanmamış” anlamındadır; “olgusal olarak doğru” anlamına gelmez. İfadenin tamamı birinin aslında nasıl biri olduğunu anlatır.
Alıştırma
Yakın arkadaşların birinin gerçek karakterini sık sık gördüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Close friends often see your correct personality.
- Close friends often see your true personality.
- Close friends often see your factual personality.
Cevabı göster
Close friends often see your true personality.
in other words, it seems likely to be true, Anlatım akışı
4:54başka bir deyişle, doğru olması muhtemel görünüyor,
in other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etmek
In other words ifadesi, dinleyiciye sonraki bölümün aynı düşünceyi farklı biçimde yeniden ifade edeceğini veya açıklayacağını bildirir. Burada it seems likely to be true, it stands to reason ifadesini açıklar; yeni bir nokta eklemez. Genellikle yeniden ifadenin önünde yer alır ve ardından virgül gelir. Okurken ya da dinlerken, daha açık veya daha basit bir anlatımın geleceğini gösteren bir işarettir.
Alıştırma
Başında in, sonunda words bulunan ve aynı düşünceyi yeniden ifade eden üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The shop is cashless. ____, you must pay by card or phone.
Cevabı göster
In other words
combine to make up the Japanese word emoji. Öbek fiiller
5:08Japonca emoji kelimesini oluşturmak için birleştiğini sormuştum.
make up the Japanese word emoji: “oluşturmak” anlamındaki make up
Burada make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” demektir. Daha önce sözü edilenler parçalardır; Japonca emoji sözcüğü ise bu parçaların oluşturduğu bütündür. Burada “makyaj yapmak” ya da “uydurmak” anlamına gelmez. parçalar + make up + bütün kalıbını kullanın: A and B make up C. Özne parçaları, nesne ise tamamlanmış bütünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Seven days ____ a week.
Cevabı göster
make up
I'm afraid: kötü haberi yumuşatan kibar bir ifade
Bu cümlede I'm afraid, mesajı yumuşatan kibar bir ifadedir. Konuşan kişi olumsuz bir bilgi veriyor —cevap yanlış— ve bu ifade düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlıyor. Korkuyu anlatmıyor. I'm afraid, I'm afraid that's wrong örneğindeki gibi kötü haberden önce ya da That's wrong, I'm afraid örneğindeki gibi sonra gelebilir. Bu kullanımda çoğu zaman “ne yazık ki” veya “bunu söylediğim için üzgünüm” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede I'm afraid korkuyu anlatmak yerine kötü haberi yumuşatmak için kullanılmıştır?
- Loud thunder makes me afraid.
- I'm afraid the library is closed today.
- I'm afraid of the dark.
Cevabı göster
I'm afraid the library is closed today.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned about emojis, Anlatım akışı
5:24Tamam, emojiler hakkında öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
Let's recap: gözden geçirme bölümüne geçişi belirtmek
Let's recap, “işlediğimiz konuları kısaca gözden geçirelim” anlamına gelir. Bu cümlede dinleyiciye dersin yeni içerikten emoji kelimelerinin tekrarına geçtiğini bildirir. Let's, let us ifadesinin konuşmada kullanılan yaygın biçimidir ve ardından recap fiilinin yalın hâli gelir. Let's recap + konu kalıbı, önceki içeriğin kısa bir özetini başlatarak dersi, toplantıyı veya programı düzenlemeye yardımcı olur. Burada recap, “kısaca gözden geçirmek” demektir; “yeniden şapka takmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Öğretmenin geçiş cümlesini, herkesi gözden geçirmeye davet eden bu dersteki ifadeyle tamamlayın: We have finished this topic. Now ____ the three key words.
Cevabı göster
let's recap
people who want correct spelling and grammar online
5:30çevrimiçi ortamda doğru yazım ve dilbilgisi isteyen insanlar
those who don't: eylemi tekrarlamadan insanlara gönderme yapmak
Those who don't, “bunu yapmayan kişiler” anlamına gelir. Those, insanlara gönderme yapan çoğul bir zamirdir; who don't ise hangi gruptan söz edildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir. İfadenin tamamı criticize fiilinin nesnesidir. Don't, önceki bağlamdan zaten anlaşılan olumsuz bir fiil öbeğinin yerini tutar. Burada don't want correct spelling and grammar online anlamındadır. Yalnızca don't yardımcı fiilini bırakmak, eylemin tamamını tekrarlamayı önler.
Alıştırma
Bu cümlelerde those who don't ne anlama gelir? Some runners train every day. The coach gives extra support to those who don't.
- koşucu olmayan kişiler
- ek destek vermeyen koşucular
- her gün antrenman yapmayan koşucular
Cevabı göster
her gün antrenman yapmayan koşucular
If you have a jaundiced view of something,
5:34Bir şeye karşı önyargılı bir görüşünüz (jaundiced view) varsa,
you only see the negative side because of your own bad experience with it.
5:37onunla ilgili kendi kötü deneyiminiz yüzünden sadece olumsuz tarafını görürsünüz.
The Dark Ages describes a period in history
5:42Karanlık Çağlar (Dark Ages) tarihte bir dönemi tanımlar
characterized by ignorance and a lack of progress.
5:45cehalet ve ilerleme eksikliği ile karakterize edilen.
If you are dating someone, you are spending time with them romantically, Kelime
5:48Biriyle çıkıyorsanız (dating), onunla romantik bir şekilde vakit geçiriyorsunuzdur,
spending time with them romantically: yalnızca birlikte değil, romantik olarak vakit geçirmek
Spending time with them romantically, o kişiyle yalnızca birlikte olmak değil, onu sevgili ya da olası bir sevgili olarak görüp buluşmak ve vakit geçirmek demektir. Bu cümlede ifade, dating someone sözünün anlamını açıklar. Romantically, spending time with them ifadesini niteler ve ona flört ya da aşk anlamı katar. Bu sözcük veya başka bir romantik ipucu olmadan spend time with someone tarafsızdır; arkadaşlarla veya aileyle geçirilen zamanı da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle iki kişinin romantik eşler olarak birlikte vakit geçirdiğini açıkça söylüyor?
- Noah and Maya are spending time together romantically, not just as friends.
- Noah and Maya are visiting their grandparents together.
- Noah and Maya are working together on a science project.
Cevabı göster
Noah and Maya are spending time together romantically, not just as friends.
which means you are lucky in love,
5:52ki bu da aşkta şanslı olduğunuz (lucky in love) anlamına gelir,
an expression meaning lucky in finding a romantic partner.
5:54romantik bir partner bulmada şanslı anlamına gelen bir ifade.
And finally, the phrase "it stands to reason"
5:58Ve son olarak, "mantıklı" (it stands to reason) ifadesi
means that something seems likely to be true or it makes sense. Kalıp ifadeler
6:01bir şeyin doğru olma ihtimalinin yüksek olduğu veya mantıklı olduğu anlamına gelir.
makes sense: mantıklı veya akla uygun olmak
Burada makes sense, “mantıklı veya akla uygun görünüyor” demektir. Cümle bu ifadeyi it stands to reason sözünü açıklamak için kullanır: bildiklerimiz, sonucun doğru olma ihtimalini yüksek gösterir. Yaygın kalıp something makes sense biçimindedir. Olumsuzu something does not make sense şeklindedir. Buradaki sense, görme, işitme veya başka bir bedensel duyu değil, mantık ve anlamayla ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi “mantıklıdır” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The plan ____ because every step is clear.
Cevabı göster
makes sense