Sıvı Azot Kaynayan Motor Yağıyla Buluşuyor: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Sunucu sentetik yağı ısıtıp donduruyor, parçalıyor, hızlı karıştırıyor ve modern motorları anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the strongest full synthetic oil money can buy — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: money can buy, ilgi sözcüğü düşürülmüş en üstünlük öbeğini niteler; money, buy fiilinin nesnesi değildir. 2. holds up to — Öbek fiiller: “baskı altında çalışmayı sürdürür” anlamını tanıyın; ifadeyi dayanıklılık, aşınma, baskı veya zorluk için kullanıp sözcükleri ayrı çevirmeyin. 3. with flying colors. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “büyük başarıyla geçti” anlamını öğrenin ve gerçek renkler aramadan sınav, değerlendirme veya zorlu deneme için kullanın.
Bu derste
a couple weeks ago: yaklaşık iki hafta önce
Bu cümlede a couple weeks ago, “konuşma anından yaklaşık iki hafta önce” anlamına gelir. Couple çoğu zaman ikiye işaret eder; ancak gündelik zaman ifadelerinde kesin bir sayıdan çok yaklaşık bir süre belirtebilir. Daha tam biçimi a couple of weeks ago şeklindedir. Resmî olmayan Amerikan İngilizcesinde çoğul bir zaman adından önceki of sık sık atılır: a couple weeks, a couple days, a couple months.
Alıştırma
“Şimdiden yaklaşık iki hafta önce” anlamına gelen gündelik Amerikan İngilizcesi zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I joined the team ____.
Cevabı göster
a couple weeks ago
Castrol sent me some of their brand new Castrol Edge motor oil,
0:03Castrol bana yepyeni Castrol Edge motor yağından biraz gönderdi,
because I just bought a car that needs an oil change.
0:07çünkü tam da yağ değişimi gerektiren bir araba satın almıştım.
Now Castrol claims this is the strongest full synthetic oil Dilbilgisi
0:09Şimdi Castrol, bunun satın alabileceğiniz
the strongest full synthetic oil money can buy: paranın satın alabileceği en güçlü tam sentetik yağ
İsim öbeği the strongest full synthetic oil şeklindedir; money can buy ise oil sözcüğünü niteleyen, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the strongest full synthetic oil that money can buy şeklindedir. Money, buy fiilinin öznesidir; eksik olan nesne oil sözcüğüdür. Bu cümlecik “satın alınabilen” anlamına gelir ve üstünlük derecesini reklam tarzı güçlü bir iddiaya dönüştürür. Cümlede Castrol claims dendiği için burada markanın iddiası aktarılır; yağın gerçekten en güçlü olduğu bağımsız olarak kanıtlanmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, ilgi sözcüğü atılmış “isim + özne + can buy” yapısını doğru kullanır?
- This is the best camera money can buy it.
- This is the best camera money can buy.
- This is the best camera can buy with money.
Cevabı göster
This is the best camera money can buy.
But before I put this fluid titanium technology in my own vehicle,
0:14Ama bu sıvı titanyum teknolojisini kendi aracıma koymadan önce,
I thought it would be exciting to run a few torture trials of my own. Deyimler
0:17kendi başıma birkaç zorlu test yapmanın heyecan verici olacağını düşündüm.
run a few torture trials: birkaç “işkence testi” yapmak
Bu cümlede run, “uygulamak” veya “gerçekleştirmek” anlamına gelir. Run a trial, run a test ya da run an experiment denebilir; burada fiziksel olarak koşmak anlamında değildir. Torture trials, bir ürünü veya malzemeyi aşırı koşullara maruz bırakan testlere verilen dramatik ve mecazi bir addır. Burada trials hukuki davaları değil “testleri” ifade eder; torture da bir insana gerçekten işkence etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Run sözcüğünü aşırı testleri gerçekleştirmek anlamında kullanan dramatik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Before approving the new phone case, we decided to ____ on the prototype.”
Cevabı göster
run a few torture trials
thermal shock: termal şok
Thermal shock, sıcaklığı çok hızlı değiştiğinde bir malzemenin yaşayabileceği gerilim veya hasardır. Ani değişim, farklı bölümlerin farklı hızlarda genleşmesine ya da büzülmesine yol açarak çatlak veya arızaya neden olabilir. Bu teknik terimde shock, ani sıcaklık değişiminin etkisini ifade eder. Duygusal şaşkınlık veya elektrik çarpması anlamına gelmez.
Alıştırma
Oda sıcaklığındaki bir bardak, içine kaynar su dökülünce hemen çatlıyor. Ani sıcaklık değişiminin etkisini en iyi hangi terim adlandırır?
- thermal shock
- heat shock
- thermal stress
Cevabı göster
thermal shock
I brought back the mini metal foundry from a previous project Öbek fiiller
0:24Önceki bir projeden mini metal döküm ocağını geri getirdim
brought back: önceki bir projedeki ekipmanı yeniden kullanmak
Bu cümlede brought back, konuşmacının önceki bir projede kullanılan ekipmanı yeniden alıp mevcut projeye dâhil etmesi anlamına gelir. Ardından gelen use that sözleri, eritme ocağının yeniden kullanılacağını gösterir. Bring back çoğunlukla bir şeyi geri getirmek veya yeniden devreye sokmak anlamına gelir. Fiziksel bir nesnenin geri getirilmesi, bir şeyin yeniden canlandırılması veya bir anının hatırlatılması arasındaki anlamı bağlam belirler. Burada anıları hatırlatma değil, ekipmanı yeniden kullanma anlamı vardır.
Alıştırma
“For this experiment, I brought back a pump from an earlier project,” cümlesinde brought back büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Pompayı yeniden kullanabilmek için geri alıp tekrar devreye soktum.
- Pompayı bir mağazaya iade ettim ve kullanmayı bıraktım.
- Pompanın herkese önceki projeyi hatırlatmasını sağladım.
Cevabı göster
Pompayı yeniden kullanabilmek için geri alıp tekrar devreye soktum.
superheat the oil: yağı olağan düzeyin çok ötesinde ısıtmak
Burada superheat, ardından nesnesi the oil gelen geçişli bir fiildir. Konuşmacı bu fiili, yağı yalnızca sıcak hâle getirmek değil, işlem için son derece yüksek bir sıcaklığa çıkarmak anlamında kullanır. super- ön eki, olağan bir düzeyin ötesine geçme anlamı katar. Resmî bilim alanlarında superheat daha dar bir teknik tanıma sahip olabilir; bu nedenle kesin sınır işleme ve bağlama bağlıdır.
Alıştırma
Derste geçen ve “son derece yüksek bir sıcaklığa kadar ısıtmak” anlamına gelen teknik fiili kullanın: The process requires us to ____ the oil.
Cevabı göster
superheat
And then this little contraption uses a thermos to store liquid nitrogen.
0:30Ve sonra bu küçük düzenek, sıvı azotu depolamak için bir termos kullanıyor.
when these two extremes collide head-on. Kalıp ifadeler
0:40ne tür bir reaksiyonun meydana geldiğini göreceğiz.
collide head-on: önden çarpışma veya doğrudan çatışma
Collide head-on, doğrudan ve cepheden çarpışmak demektir. Burada head-on zarf görevindedir: çarpışmanın nasıl olduğunu anlatır. Birinin başına darbe aldığı anlamına gelmez. Bu cümlede iki sıcaklık ucu, doğrudan karşılaşan zıt kuvvetler gibi tasvir edilir. Aynı ifade gerçek bir çarpışmayı ya da mecazi olarak fikirlerin, planların veya güçlerin doğrudan çatışmasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi collide head-on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The two cars ____ at the intersection.
Cevabı göster
collided head-on
and this is not something that should be duplicated.
0:47ve bu kesinlikle taklit edilmemesi gereken bir şey.
controlled environment: yönetilen koşullar ve riskler
Controlled environment, önemli koşulların ve risklerin bilinçli olarak izlendiği ve yönetildiği bir yer veya düzenek demektir. Etkinliğe bağlı olarak sıcaklık, ekipman, erişim, gözetim ve güvenlik prosedürleri kontrol altında tutulabilir. Burada ifade, tehlikeli gösterinin özel koruyucu önlemler altında yapıldığını belirterek izleyiciyi rahatlatır. Controlled, ortamda özgürlük olmadığı anlamına gelmez; ilgili değişkenlerin ve tehlikelerin planlı biçimde kontrol edildiği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi controlled environment olarak tanımlanır?
- Sıcaklığın, erişimin ve güvenlik prosedürlerinin izlendiği bir laboratuvar.
- Havanın ve ziyaretçilerin serbestçe değiştiği halka açık bir park.
- Sert bir yöneticiye ait bir oda.
Cevabı göster
Sıcaklığın, erişimin ve güvenlik prosedürlerinin izlendiği bir laboratuvar.
Önceki eylemin yerine kullanılan if you did
if you did ifadesindeki did, daha önce geçen boil motor oil fiil öbeğinin yerini tutar. İngilizcede do, does veya did, açıkça bilinen bir eylemin tamamını tekrar etmemek için onun yerine kullanılabilir. Burada did, dinleyiciden yapılmaması konusunda uyarılan eylemi hayal etmesini isteyen bir if yan cümlesindedir. did geçmiş biçimde olsa da birinin gerçekten motor yağını kaynattığını söylemez; eylemi varsayımsal olarak sunar.
Alıştırma
Bir öğretmen daha önce "Do not touch the hot plate." demiştir. Önceki eylemin yerine did kullanarak varsayımsal bir uyarı oluşturan cümle hangisidir?
- This picture shows what happened after you touched the hot plate.
- This picture shows why the hot plate is useful.
- This picture shows what could happen if you did.
Cevabı göster
This picture shows what could happen if you did.
filled it up: Anlamı ve zamirin konumu
Fill something up, bir kabı dolu ya da neredeyse dolu hâle getirecek kadar sıvı veya başka bir madde eklemek demektir. Burada it termosu gösterir; bu yüzden filled it up, termosun sıvı nitrojenle tamamen ya da neredeyse tamamen doldurulduğu anlamına gelir. Fill up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile up arasına gelir: fill it up ve filled it up. Nesne bir isimse fill the thermos up ve fill up the thermos biçimlerinin ikisi de mümkündür.
Alıştırma
İsim öbeğini it ile değiştirip cümleyi tamamlayın: "Please fill up the water bottle." → "Please ____."
Cevabı göster
fill it up
you can see it's actually too low to measure. Dilbilgisi
0:58aslında ölçülemeyecek kadar düşük olduğunu görebilirsiniz.
too low to measure: too + sıfat + to'lu mastar
too + sıfat + to'lu mastar yapısında too, “mümkün ya da kabul edilebilir olandan daha fazla” anlamına gelir; “de/da” anlamındaki “also” değildir. Sıfat aşırı dereceyi, mastar ise bu derecenin engellediği eylemi belirtir. Burada sıcaklık, ölçüm cihazının ölçemeyeceği kadar düşüktür. Bu yapı genellikle olumsuz bir sonuç taşır: too low to measure, “ölçülemeyecek kadar düşük” demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, kutunun ağırlığı yüzünden kaldırılmasının imkânsız olduğunu ifade eder?
- The box is too heavy to lift.
- The box is very heavy, but I can lift it.
- The box is light enough to lift.
Cevabı göster
The box is too heavy to lift.
Karşılaştırma geçişi olarak In contrast
In contrast, dinleyiciye sıradaki bilgiyi önceki bir bilgiyle karşılaştırmasını ve aradaki belirgin farkı fark etmesini söyleyen bir geçiş ifadesidir. Burada dikkati ölçülemeyecek kadar düşük bir sıcaklıktan çok daha yüksek bir sıcaklığa çevirir. Yeni veri gelmeden önce ikinci öğenin birinciden belirgin biçimde farklı olacağını bildirerek açıklamayı düzenler. Bir ödünleme ilişkisi kurmak yerine birbirinden bağımsız bilgileri bağlar.
Alıştırma
İkinci cümleyi birinci cümleyle doğrudan ve açık bir karşıtlık içine sokan en uygun geçiş ifadesi hangisidir? The first battery lasted ten hours. ___, the second lasted only two.
- As a result
- In contrast
- For example
Cevabı göster
In contrast
so much more than I was expecting: beklenenden çok daha fazlası
Bu cümlede so much, karşılaştırma sözcüğü more'u güçlendirir. Tepki, konuşanın beklentisini yalnızca aşmamış; şaşırtıcı derecede büyük bir farkla aşmıştır. Buradaki more belirli bir özellik veya miktarı açıkça söylemez, çünkü görülen tepki bu bilgiyi sağlar. Aktarılabilir kalıp so much more than + yan cümle biçimindedir ve neyin daha büyük, daha güçlü, daha iyi ya da beklentinin ötesinde olduğu bağlamdan anlaşıldığında kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle etkinliğin konuşanın beklentilerini büyük ölçüde aştığını en açık biçimde ifade eder?
- The event was slightly less exciting than I expected.
- The event was so much more exciting than I expected.
- The event was as exciting as I expected.
Cevabı göster
The event was so much more exciting than I expected.
check it out: gidip bir bakmak
Burada check it out, gidip bakmak veya kısaca incelemek anlamına gelir. Konuşan kişi diğerlerini yaklaşıp sonucu görmeye davet etmektedir; ödeme yapmaktan veya otelden ayrılmaktan söz etmez. Bu anlamda check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir zamir kullanıldığında zamiri ortaya yerleştirin: check it out, check them out. Let's go check it out cümlesinde go sözcüğünden sonra yalın fiil check gelir; bu, gidip bir şey yapmak anlamına gelen yaygın ve samimi bir kalıptır.
Alıştırma
check out ve it zamirini kullanarak daveti tamamlayın: Let's go ____.
Cevabı göster
check it out
Ortak bir tepki olarak How crazy is that?
How + adjective + is that? biçim olarak bir derece sorusu gibi görünür, ancak burada ünlem niteliğinde bir sözde sorudur. Konuşan kişi olayın ne kadar çılgın olduğunun ölçülmesini istemez; olayın son derece şaşırtıcı olduğunu belirtir. Bu kalıp, dinleyiciyi de aynı tepkiyi paylaşmaya davet eder. Buradaki crazy gündelik bir kullanımdır ve “inanması güç” ya da “inanılmaz” anlamına gelir; ruhsal hastalık anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Crazy kullanarak sözde soru niteliğindeki How + adjective + is that? kalıbını tamamlayın: The coin stayed balanced on its edge for a whole minute. ____?
Cevabı göster
How crazy is that
So the oil exploded out and we got a spray radius up to about
1:40Yani yağ dışarı patladı ve püskürtme yarıçapımız yaklaşık
Well, that little makeshift contraption worked out pretty well, Öbek fiiller
1:48Eh, bu küçük derme çatma düzenek oldukça iyi işledi,
worked out: başarılı bir sonuç vermek
Bu cümlede worked out, “başarılı bir sonuç verdi” veya “sonunda başarılı oldu” anlamına gelir. Doğaçlama yapılan düzenek gereken işi yaptı ve pretty well sonucu olumlu biçimde değerlendirir. Buradaki work out, düzeneğin fiziksel hareketini değil, bir şeyin nasıl gelişip sonuçlandığını anlatır. Geçmiş zaman biçimi worked out, tamamlanmış sonuca dönüp bakar.
Alıştırma
Hangi cümlede worked out, “başarılı bir sonuç verdi” anlamındadır?
- Rina worked out at the gym before breakfast.
- The new schedule worked out better than expected.
- Omar worked out the final cost on paper.
Cevabı göster
The new schedule worked out better than expected.
Onay bekleyen soru etiketi didn't it?
Olumlu worked out pretty well ifadesinin ardından olumsuz soru etiketi didn't it? gelir. Ana fiil simple past olduğu için etikette did kullanılır; ana cümle olumlu olduğu için etiket olumsuzdur. Etiketteki it zamiri that little makeshift contraption öznesinin yerini alır. Burada konuşan kişi ciddi bir kuşku belirtmez. Etiket, dinleyiciyi olumlu değerlendirmeye katılmaya çağırır ve yorumu kısa bir uzlaşma anına dönüştürür.
Alıştırma
Onay isteyen standart soru etiketiyle cümleyi tamamlayın: The school play went well, ____?
Cevabı göster
didn't it
So let's move on to torture trial number two. Öbek fiiller
1:51O zaman iki numaralı zorlu teste geçelim.
Sonraki aşamaya geçiş olarak move on to
Move on to, mevcut bölüme odaklanmayı bırakıp sonraki konuya, göreve ya da aşamaya başlamak demektir. Bu cümlede fiziksel bir hareketi değil, gösterinin sırasını düzenler. move on to + isim öbeği yapısını kullanın; örneğin move on to trial number two. Ardından fiil gelirse -ing biçimini kullanın: move on to testing the next sample.
Alıştırma
'Let's move on to the next topic,' cümlesinde move on to dinleyicilere ne anlatır?
- Aynı konuyu daha ayrıntılı tartışmayı sürdürmek.
- Mevcut konuyu bitirip sonrakine başlamak.
- Konuyu fiziksel olarak başka bir yere taşımak.
Cevabı göster
Mevcut konuyu bitirip sonrakine başlamak.
This second torture trial is called terminated and it'll make sense in just a second. Kalıp ifadeler
1:53Bu ikinci zorlu test terminatör olarak adlandırılıyor ve nedenini birazdan anlayacaksınız.
It'll make sense in just a second: birazdan anlaşılacak
Burada it'll make sense, bir şeyin anlaşılır hâle geleceği anlamına gelir. Konuşan kişi adın şu anda kafa karıştırıcı olduğunu bilir ve hemen ardından gelecek kısmın bu adın neden uygun olduğunu göstereceğini söyler. In just a second, tam olarak bir saniyelik ölçülü bir bekleme değil, çok yakında demektir. Kalıp, açıklamayı çok kısa süre ertelerken dinleyiciye açıklığın hemen geleceği güvencesini verir.
Alıştırma
Kafa karıştırıcı bir şeyin çok yakında anlaşılır olacağını doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- It'll make sense in just a second.
- It'll make a second point.
- It made sense for only one second.
Cevabı göster
It'll make sense in just a second.
to see if we can get motor oil to freeze completely solid. Dilbilgisi
1:59motor yağını tamamen katı hale gelene kadar dondurup donduramayacağımızı görmek.
Get motor oil to freeze completely solid: motor yağını tamamen dondurmayı başarmak
Get motor oil to freeze ifadesinde get ettirgen bir işlev taşır: get + nesne + to-infinitive, nesnenin bir şey yapmasını sağlamak veya bu eylemi gerçekleştirmeyi başarmak demektir. Sıvı azot donmayı sağlayan araçtır; get burada almak ya da elde etmek anlamına gelmez. Completely solid, freeze eyleminin son sonucunu belirtir: yağ tamamen katı hâle gelmelidir. Bu yapı çoğu zaman çabayı, yöntemi veya bir sonucu başarıyla elde etmeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi get + nesne sonrasında work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After three tries, we got the old printer ____ again.
Cevabı göster
to work
I've got this cake mold that I got off the internet.
2:03internetten aldığım bu kek kalıbını kullanacağım.
This is designed for baking and is made of silicone Kalıp ifadeler
2:05Bu kalıp pişirme için tasarlanmış ve silikondan yapılmış
made of silicone: bir nesnenin malzemesini belirtme
Made of + malzeme, bitmiş bir nesnenin hangi malzemeden oluştuğunu belirtir. Burada made of silicone, nesnenin malzemesinin silikon olduğunu gösterir. Malzeme bitmiş nesnede hâlâ tanınabiliyorsa made of kullanılır. Buradaki silicone, esnek ve kauçuğa benzeyen silikon malzemedir; silicon ise silisyum adlı kimyasal elementi belirten farklı bir sözcüktür.
Alıştırma
Tanınabilir bir malzemeyi belirtmek için cümleyi made of ile tamamlayın: The desk is ____ solid wood.
Cevabı göster
made of
and should be able to handle temperatures of about 300 degrees,
2:07ve yaklaşık 300 derece sıcaklığa dayanabilmeli,
and see if we can get motor oil to freeze completely solid.
2:15ve motor yağını tamamen katı hale gelene kadar dondurup donduramayacağımıza bakalım.
I'm not sure if A or if B: iki olasılık sunma
I'm not sure if A or if B yapısı, iki olası açıklamayı tek bir belirsizlik ifadesi altında sunar. Bu cümlede A, etkinin nesnenin tamamında devam etmesidir; B ise yalnızca yüzeyde görünmesidir. if sözcüğünün tekrarlanması seçenekleri paralel hâle getirir: not sure [if A] or [if B]. Kanıtların hangi açıklamanın doğru olduğunu henüz göstermediğini belirtmek için bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
Cümleyi I'm not sure if A or if B yapısıyla tamamlayın: I'm ____ the bus is late ____ I read the schedule wrong.
Cevabı göster
not sure if · or if
I wonder if we should just smash it in the tray. Ton ve niyet
2:51Acaba onu direkt tepside mi parçalasak?
I wonder if we should... ile ihtiyatlı bir öneri sunmak
“I wonder if we should...” olası bir ortak eylemi karar olarak sunmak yerine soru biçiminde gündeme getirir. Burada konuşmacı, onu tepsinin içinde parçalamanın doğru sonraki adım olup olmadığını nazikçe düşünüyor. Bu kalıp öneriyi yumuşatır ve diğer kişilere kabul etme, itiraz etme ya da başka bir fikir sunma alanı bırakır. Buradaki wonder, “hayranlık duymak” değil, “düşünmek veya kendi kendine sormak” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki nazik öneri kalıbıyla tamamlayın: The room is getting noisy. ____ close the door.
Cevabı göster
I wonder if we should
the best bet: en umut verici seçenek
“The best bet”, mevcut koşullarda işe yarama olasılığı en yüksek olan seçeneği veya en mantıklı tercihi anlatan bir deyimdir. Burada para üzerine bahis oynamayı değil, önerilen bir yöntemi ifade eder. Bu ifade genellikle biraz belirsizlik olduğunu gösterir: hiçbir seçeneğin başarısı garanti değildir, ancak biri diğerlerinden daha güvenilir görünür.
Alıştırma
Cümleyi “en umut verici seçenek” anlamındaki deyimle tamamlayın: Since the repair shop is closed, calling the emergency service is our ____.
Cevabı göster
best bet
Our motor oil seems to have survived test number two,
3:17Motor yağımız iki numaralı testten sağ çıkmış gibi görünüyor,
which is more than I can say for the silicone mold. Deyimler
3:20silikon kalıp için aynısını söyleyemeyeceğim gerçi.
more than I can say for: dolaylı bir olumsuz karşıtlık
more than I can say for X kalıbı, konuşanın X hakkında daha fazla şey söyleyebildiği anlamına gelmez. X'in az önce belirtilen olumlu sonucu paylaşmadığını dolaylı olarak anlatır. Burada yağ testten sağ çıkmıştır, ancak silikon kalıp çıkamamıştır. Bu ifade, olumsuz sonucu doğrudan söylemeden kısa ve çoğu zaman kuru mizah içeren bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Eski yazıcının güvenilir olmadığını ima etmek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The new printer worked all week, which is ____ the old one.
Cevabı göster
more than I can say for
holds up to: baskı altında işlevini sürdürmek
hold up to + isim, bir şeyin kuvvete, teste, aşınmaya veya başka bir zorluğa maruz kaldığında çalışmaya ya da iyi durumda kalmaya devam etmesi demektir. to sonrasındaki isim, dayanılan zorluğu belirtir. Bu cümlede, yağın aşırı mekanik türbülans sırasında işlevini sürdürüp sürdüremeyeceği sorgulanıyor. İfade, bir şeyi fiziksel olarak yukarıda tutmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: This fabric ____ repeated washing without fading.
Cevabı göster
holds up to
Now this thing's been running for well over 10 minutes. Kalıp ifadeler
3:46Şimdi bu alet 10 dakikadan uzun bir süredir çalışıyor.
well over 10 minutes: 10 dakikanın çok üzerinde
Burada well, over sözcüğünü güçlendirir: well over 10 minutes, 10 dakikadan yalnızca biraz değil, belirgin veya kayda değer ölçüde daha uzun demektir. Aktarılabilir kalıp well over + sayı veya miktar şeklindedir. Süre, para, mesafe, yaş veya toplam gibi bir miktarın bir referans noktasını büyük ölçüde aştığını vurgulayabilir. Bu kullanımda well, “iyi bir şekilde” değil, “kayda değer ölçüde” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bekleme süresinin on dakikadan çok daha uzun olduğunu söyler?
- The wait lasted almost ten minutes.
- The wait lasted well over ten minutes.
- The wait lasted just over ten minutes.
Cevabı göster
The wait lasted well over ten minutes.
the temperature has risen to over 150 degrees Fahrenheit.
3:50sıcaklığın 150 derece Fahrenheit'in üzerine çıkmış olması.
And that's because of all the heat being generated
3:53Bunun sebebi de bıçakların bu kadar hızlı dönmesinden
by the friction of the blades spinning around so fast.
3:54kaynaklanan sürtünmenin yarattığı tüm o ısı.
breaking down: bozulmaya başlamak
Bu makine bağlamında is breaking down, blenderın bir arıza geliştirdiği ve bozulmaya başladığı anlamına gelir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi, arızanın devam eden bir süreç olduğunu gösterir; makine hâlâ çalışıyor olabilir, ancak düzgün çalışmıyordur. Break down burada geçişsiz bir öbek fiildir: makinenin kendisi breaks down. Anlamını bağlam belirler; dolayısıyla burada “bir şeyi parçalara ayırmak” veya “duygusal kontrolünü kaybetmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi break down fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The printer keeps showing errors and is ____.
Cevabı göster
breaking down
because I can see some oil spilling out the back.
4:01çünkü arkadan dışarı yağ döküldüğünü görebiliyorum.
has been through a lot: hareket değil, deneyim
be through a lot ifadesindeki through, fiziksel olarak bir yerden geçmek değil, “bir şeyler yaşamış olmak” anlamına gelir. has been through a lot biçimi, öznenin şimdiye kadar birçok zor veya yıpratıcı olay yaşadığını belirtir. Bu ifade genellikle insanlar için kullanılır. Yağ için kullanılması, yağı kişileştirerek dayandığı zorlu testleri canlı bir şekilde özetler.
Alıştırma
Cümleyi has sonrasında gereken be through a lot biçimiyle tamamlayın: Our old tent has ____, but it is still waterproof.
Cevabı göster
been through a lot
looks almost exactly like it did: did, looked yerine geçer
Looks ... like it did, öznenin şu anki görünüşünü daha önceki görünüşüyle karşılaştırır. Bu cümlede did, geçmiş zamandaki looked fiilinin yerini tutar: "like it looked when..." did kullanmak looked sözcüğünün tekrarını önler ve karşılaştırmayı doğal hâle getirir. Almost exactly, iki görünüşün birbirine son derece yakın olduğunu ancak mutlaka tamamen aynı olmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi like + pronoun + did ile tamamlayın: After the repair, the watch looks almost exactly ____ before.
Cevabı göster
like it did
We have boiled it ... we have blended it: present perfect ile bir kontrol listesi
Tekrarlanan we have + geçmiş zaman ortacı yapısı, her testin şu andan önce tamamlandığını ve şimdi varılan sonuçla ilgili olduğunu gösterir. Boiled, frozen, smashed ve blended geçmiş zaman ortaçlarıdır. Aynı özne, zaman ve nesne paralel bir liste oluşturur. we have yapısının tekrarlanması her teste eşit ağırlık verir; bu nedenle cümle, geçmiş olayların basit bir zaman sıralamasından çok birikmiş kanıtların kontrol listesi gibi duyulur.
Alıştırma
Tamamlanan işleri paralel biçimde gözden geçirmek için her fiili present perfect olarak tamamlayın. Parantezdeki fiilleri kullanın: We ____ the sample, we ____ it, and we ____ the result. (heat / weigh / record)
Cevabı göster
have heated · have weighed · have recorded
with flying colors: son derece başarılı olmak
With flying colors, “çok başarılı bir şekilde” veya “mükemmel bir sonuçla” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki passed all those tests with flying colors ifadesi, nesnenin yalnızca asgari geçme koşulunu karşılamaktan çok daha iyi bir sonuç aldığını belirtir. İfade genellikle başarı bildiren fiilleri, özellikle pass fiilini niteler. Colors gerçek renkleri anlatmaz; ifade başarının ne kadar güçlü olduğunu değerlendirir.
Alıştırma
Mükemmel bir sonucu belirten deyimi tamamlayın: After weeks of practice, Lena passed her driving test ____.
Cevabı göster
with flying colors
final testament to: son ve güçlü bir kanıt
Bu cümlede “a final testament to my commitment and confidence”, konuşanın bağlılığını ve güvenini gösteren son ve güçlü bir kanıt anlamına gelir. Buradaki “testament” yasal vasiyetname anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “X is a testament to Y” şeklindedir. X, Y’yi açıkça gösteren bir eylem, sonuç veya olgudur. “Final”, “testament” sözcüğünü niteler ve bu eylemin son, tamamlayıcı kanıt olduğunu belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki “güçlü bir kanıtı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: Her decade of honest work is a ____ her integrity.
Cevabı göster
testament to
I'm actually going to put this stuff in the engine of my car
4:28bunu gerçekten arabamın motoruna koyacağım
just to see how it holds up after all that abuse.
4:31sadece tüm bu istismardan sonra nasıl dayandığını görmek için.
here's the thing: temel noktaya geçiş ifadesi
“Here’s the thing”, dinleyiciye “Dikkat edin: sırada temel gerçek, sorun veya görüş var” mesajını veren konuşma diline özgü bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede önceki konudan arabalarla ilgili temel açıklamaya geçiş yapar. Buradaki “thing” somut bir nesnenin adı değildir. İfadenin bütünü, ardından gelen bilgiye özel vurgu yaparak bilgiyi düzenler ve çoğunlukla bir açıklama, karmaşık durum veya görüş ayrılığından önce kullanılır.
Alıştırma
Bu İngilizce cümlede temel noktayı en iyi hangi ifade tanıtır? You may expect a quick fix, but ___: this repair will take two days.
- by the way
- for example
- here's the thing
Cevabı göster
here's the thing
pay very special attention to: özellikle dikkat etmek
Bu cümlede pay very special attention to, motora ne konduğuna olağanüstü özenle odaklanmak demektir. Pay, kalıplaşmış pay attention to ifadesinin parçasıdır; burada para ödemek anlamına gelmez. Kalıp pay + (derece sözcüğü/sıfat) + attention to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Very special, attention ifadesinin derecesini güçlendirir; to ise dikkatle izlenmesi gereken şeyi getirir.
Alıştırma
Hatırlatmayı, dersteki “olağanüstü özenle odaklanmak” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Before starting the machine, ____ the safety label.
Cevabı göster
pay very special attention to
eskisinden daha küçük ve hatta daha güçlü
Smaller ile even more powerful, günümüz motorlarını anlatan iki karşılaştırmalı özelliği eşgüdümlü biçimde bağlar. Sondaki than they were before, iki özelliği de aynı tür motorların daha önceki durumuyla karşılaştırır. They, bir sınıf olarak today’s engines ifadesine geri döner; bu nedenle iki ayrı than yan cümlesi gerekmez. Even doğrudan ikinci karşılaştırma olan more powerful’dan önce gelir ve bu değişikliğin özellikle şaşırtıcı ya da dikkat çekici olduğunu gösterir. Buradaki before belirli bir tarihi değil, genel olarak daha önceki bir dönemi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle güncellenmiş bir ürünü önceki durumuyla doğal biçimde karşılaştırıp ikinci değişikliği vurgular?
- The updated camera is lighter and even more reliable than it was before.
- The updated camera is lighter and very more reliable than it was before.
- The updated camera is lightest and even reliable than it was before.
Cevabı göster
The updated camera is lighter and even more reliable than it was before.
and have to handle extreme temperature shifts.
4:44ve aşırı sıcaklık değişimleriyle başa çıkmaları gerektiği anlamına geliyor.
which means: Bir olguyu sonucuna bağlamak
Bu cümlede which, önceki gerçeğin tamamına, yani modern motorların daha küçük ve daha güçlü olmasına gönderme yapar. Yakındaki before sözcüğüne gönderme yapmaz. which means ifadesi bu gerçeği bir sonuca veya çıkarıma bağlar: bu tasarım nedeniyle motorlar daha sıcak çalışır ve aşırı sıcaklık değişimleriyle baş etmek zorunda kalır. clause, which means (that) + clause kalıbında that isteğe bağlıdır. Bu kalıp, dinleyenin bilgiden sonuca veya çıkarıma geçişi takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Gerçeği sonucuna bağlamak için which means kullanın: The battery is empty, ____ the camera will not turn on.
Cevabı göster
which means
The metal parts in your engine move at jet speed,
4:46Motorunuzdaki metal parçalar jet hızıyla hareket ederek
And the only thing keeping the whole system Dilbilgisi
4:50Ve tüm sistemin parçalanmasını engelleyen tek şey
keep + nesne + from doing: Bir sonucun gerçekleşmesini önlemek
Vurgulanan sözler, bir şeyin bir olayın gerçekleşmesini engellediğini anlatmak için keep + object + from + -ing yapısını kullanır. Nesne the whole system ifadesidir; from blowing apart ise yağın önlediği olayı belirtir. Burada blow apart, kuvvet veya basınç altında şiddetle parçalanmak anlamına gelir. Cümle, ince yağ tabakasının sistemi bu arızadan koruduğunu anlatır.
Alıştırma
Önleme kalıbını from ve enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The filter keeps dust ____ the motor.
Cevabı göster
from entering
spread the word: haberi daha geniş bir çevreye yaymak
Spread the word, bir haberi daha geniş bir kitleye ulaşması için başka insanlara anlatmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki word, tek bir sözcüğü değil, mesajı veya bilgiyi ifade eder. Kalıp spread the word about + konu şeklindedir. Konu zaten belliyse yalnızca spread the word da denebilir.
Alıştırma
“Etkinliği daha fazla kişiye anlatmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: Please ____ about Saturday's food drive.
Cevabı göster
spread the word
try and beat: try to beat yapısının resmî olmayan biçimi
try and + fiilin yalın hâli, try to + fiilin yalın hâli ile aynı temel anlamı veren yaygın ve resmî olmayan bir yapıdır: bir şeyi yapmak için çaba göstermek. try and beat ifadesinde sürücüler en iyi derecelerini geçmeyi amaçlar, ancak başarı garanti değildir. Burada and, sırayla gerçekleşen iki ayrı eylemi birbirine bağlamaz. Resmî olmayan try-and yapısının bir parçasıdır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. try sözcüğünden sonraki kısa sözcüğe odaklanın.
- I'll try to beat my fastest lap tomorrow.
- I'll try and beat my fastest lap tomorrow.
Cevabı göster
I'll try and beat my fastest lap tomorrow.
It's never too late to get better performance Dilbilgisi
5:04Arabanızdan daha iyi performans almak için
never too late to + fiil
never too late to + fiilin yalın hâli, daha erken başlamak daha iyi olabilecek olsa bile bir eyleme veya gelişime başlamak için hâlâ zaman bulunduğunu anlatır. Buradaki late, saatin geç olmasını değil, yaşamda veya bir süreçte doğru zamanı ifade eder. Bu kalıp cesaret verir ve dikkati hâlâ atılabilecek bir sonraki adıma yöneltir.
Alıştırma
Başlamak için hâlâ zaman olduğunu belirten tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: It's ____ learn a new skill.
Cevabı göster
never too late to
consider switching from A to B: A'dan B'ye geçmeyi düşünmek
consider switching from A to B, olası bir seçenek olarak A'yı B ile değiştirmeyi ciddi biçimde düşünmek anlamına gelir. consider, ifadeyi emir değil öneri hâline getirir. consider sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: consider switching. from mevcut veya eski seçeneği, to ise yeni seçeneği tanıtır.
Alıştırma
consider + -ing ve from A to B yapılarını kullanarak öneriyi tamamlayın: If the old app is too slow, consider ____ the basic plan ____ the premium plan.
Cevabı göster
switching from · to
Feel free to ile nazikçe izin verme
Feel free to + fiilin yalın hâli, birine konuşanı rahatsız edeceğinden endişe etmeden harekete geçebileceğini söyleyerek izin veya teşvik bildirir. Burada dinleyicinin yağı değiştirebileceği önerisini yumuşatır. Dinleyicinin nasıl hissettiğini sormaz ve free, eylemin ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp feel free to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki nazik izin ifadesiyle tamamlayın: If the room is too warm, ____ open the window.
Cevabı göster
feel free to
Contrary to popular belief ile görüşün tersine döneceğini belirtme
Contrary to popular belief, dinleyiciye sıradaki ifadenin yaygın biçimde kabul edildiği varsayılan bir düşünceye karşı çıkacağını bildirir. Burada because sözcüğünden sonra gelir ve devamındaki iddiayı bir düzeltme olarak çerçeveler. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak inanış ile onu düzelten gerçek arasında karşıtlık kurar. Ancak tek başına söz konusu inanışın gerçekten yaygın olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle başlangıcı, yaygın biçimde kabul edilen bir varsayıma karşı çıkılacağını açıkça bildirir?
- Contrary to popular belief, bats are not blind.
- Because bats are not blind, they can navigate visually.
- Actually, bats are not blind.
Cevabı göster
Contrary to popular belief, bats are not blind.
as often as you want: istediğiniz sıklıkta
as often as you want ifadesinde often sıklığı belirtir. as + zarf + as kalıbı, sıklığı dinleyenin istediği düzeye açık bırakır; burada “istediğiniz kadar sık” demektir. Bu ifade izin verir ve sıklık sınırını kaldırır. Dinleyenin gerçekte yağı sık sık değiştireceğini söylemez; want sonrasında bağlamdan anlaşılan want to switch eylemi düşürülmüştür.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin programı kontrol etme sıklığında sınır olmadığını anlatır?
- You can check the schedule as often as you want.
- You can check the schedule as soon as you want.
- You check the schedule very often.
Cevabı göster
You can check the schedule as often as you want.
without harming ... at all: hiçbir şekilde zarar vermeden
Without bir edat olduğu için harming -ing biçimindedir. Bu ifade, yağlar arasında geçiş yapılabildiğini ancak “motorunuza zarar verme” sonucunun gerçekleşmediğini anlatır. At all, without ifadesinin zaten taşıdığı olumsuz anlamı güçlendirir. “Genel olarak” değil, hiçbir zarar olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, kesinlikle hiçbir hasar olmadığını anlatmak için without + -ing ve at all yapılarını doğru kullanır?
- You can move the chair without to scratch the floor at all.
- You can move the chair without scratching the floor at all.
- You can move the chair without scratch the floor at all.
Cevabı göster
You can move the chair without scratching the floor at all.
And thanks to Castrol for supplying the oil.
5:24Ve yağı tedarik ettiği için Castrol'e teşekkürler.
It goes without saying: açık bir noktayı yine de belirtmek
“It goes without saying”, ardından gelen ifadenin açık olduğunun veya zaten herkesçe kabul edildiğinin düşünüldüğünü belirtir. Bu kalıp sonraki ifadeyi ortadan kaldırmaz ya da onun yerini almaz; konuşan kişi o ifadeyi hemen ardından yine söyler. Arkasından tam bir yan cümle gelir. it goes without saying that... örneğindeki gibi that kullanılabilir, ancak buradaki gibi atlanması da mümkündür. Uyarı yine de tam olarak ifade edilir. Burada bu kalıp, deneylerin evde tekrarlanmaması gerektiğini tartışmaya açık olmayan temel bir güvenlik kuralı olarak sunar. Daha genel olarak ortak bir varsayımı, kesin bir ilkeyi veya uyarıyı vurgulayarak tanıtabilir.
Alıştırma
“It goes without saying that everyone must wear a helmet,” cümlesindeki giriş kalıbı ne yapar?
- Kask kuralını açık bir gerçek olarak sunarken yine de kuralı ifade eder.
- Konuşan kişinin kask gerekip gerekmediğinden emin olmadığını gösterir.
- Konuşan kişinin kask kuralından bahsetmemeye karar verdiğini söyler.
Cevabı göster
Kask kuralını açık bir gerçek olarak sunarken yine de kuralı ifade eder.
Have you along for the ride: bir deneyimi paylaşmak
“Have you along for the ride” ifadesinde have + kişi + along, o kişinin size eşlik etmesini sağlamak anlamına gelir. “The ride” mecazidir; araçla yapılan bir yolculuğu değil, deneyin ve izleme sürecinin tamamını ifade eder. Konuşan kişi, süreç boyunca kendisiyle kalan izleyicilere içtenlikle teşekkür eder. Daha genel olarak “along for the ride”, bir projeyi, macerayı veya değişen bir durumu biriyle birlikte deneyimlemeyi anlatabilir.
Alıştırma
“I’m happy to have you along for the ride as we build this app,” cümlesinde “have you along for the ride” ne anlama gelir?
- Bu deneyimi benimle paylaşmana sevindim.
- Beni arabayla bir yere götürmene sevindim.
- Uygulama tamamlandıktan sonra katılmana sevindim.
Cevabı göster
Bu deneyimi benimle paylaşmana sevindim.