Sıvı Azot Kaynayan Motor Yağıyla Buluşuyor: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
1.065 kelime 246 kel/dk

Video özeti: Sunucu sentetik yağı ısıtıp donduruyor, parçalıyor, hızlı karıştırıyor ve modern motorları anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the strongest full synthetic oil money can buy — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: money can buy, ilgi sözcüğü düşürülmüş en üstünlük öbeğini niteler; money, buy fiilinin nesnesi değildir. 2. holds up to — Öbek fiiller: “baskı altında çalışmayı sürdürür” anlamını tanıyın; ifadeyi dayanıklılık, aşınma, baskı veya zorluk için kullanıp sözcükleri ayrı çevirmeyin. 3. with flying colors. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “büyük başarıyla geçti” anlamını öğrenin ve gerçek renkler aramadan sınav, değerlendirme veya zorlu deneme için kullanın.

Bu derste

Hey guys,

0:02

Merhaba arkadaşlar,

a couple weeks ago Kalıp ifadeler

0:02

birkaç hafta önce

Kalıp ifadeler

a couple weeks ago: yaklaşık iki hafta önce

Bu cümlede a couple weeks ago, “konuşma anından yaklaşık iki hafta önce” anlamına gelir. Couple çoğu zaman ikiye işaret eder; ancak gündelik zaman ifadelerinde kesin bir sayıdan çok yaklaşık bir süre belirtebilir. Daha tam biçimi a couple of weeks ago şeklindedir. Resmî olmayan Amerikan İngilizcesinde çoğul bir zaman adından önceki of sık sık atılır: a couple weeks, a couple days, a couple months.

Alıştırma

“Şimdiden yaklaşık iki hafta önce” anlamına gelen gündelik Amerikan İngilizcesi zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I joined the team ____.

Cevabı göster

a couple weeks ago

Castrol sent me some of their brand new Castrol Edge motor oil,

0:03

Castrol bana yepyeni Castrol Edge motor yağından biraz gönderdi,

which is really good timing

0:06

ki bu gerçekten çok iyi bir zamanlama oldu

because I just bought a car that needs an oil change.

0:07

çünkü tam da yağ değişimi gerektiren bir araba satın almıştım.

Now Castrol claims this is the strongest full synthetic oil Dilbilgisi

0:09

Şimdi Castrol, bunun satın alabileceğiniz

money can buy for a whole number of reasons

0:12

en güçlü tam sentetik yağ olduğunu iddia ediyor

Dilbilgisi

the strongest full synthetic oil money can buy: paranın satın alabileceği en güçlü tam sentetik yağ

İsim öbeği the strongest full synthetic oil şeklindedir; money can buy ise oil sözcüğünü niteleyen, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the strongest full synthetic oil that money can buy şeklindedir. Money, buy fiilinin öznesidir; eksik olan nesne oil sözcüğüdür. Bu cümlecik “satın alınabilen” anlamına gelir ve üstünlük derecesini reklam tarzı güçlü bir iddiaya dönüştürür. Cümlede Castrol claims dendiği için burada markanın iddiası aktarılır; yağın gerçekten en güçlü olduğu bağımsız olarak kanıtlanmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, ilgi sözcüğü atılmış “isim + özne + can buy” yapısını doğru kullanır?

  1. This is the best camera money can buy it.
  2. This is the best camera money can buy.
  3. This is the best camera can buy with money.
Cevabı göster

This is the best camera money can buy.

I'll tell you about later.

0:13

bunun bir dizi nedeni var ve size daha sonra anlatacağım.

But before I put this fluid titanium technology in my own vehicle,

0:14

Ama bu sıvı titanyum teknolojisini kendi aracıma koymadan önce,

I thought it would be exciting to run a few torture trials of my own. Deyimler

0:17

kendi başıma birkaç zorlu test yapmanın heyecan verici olacağını düşündüm.

Deyimler

run a few torture trials: birkaç “işkence testi” yapmak

Bu cümlede run, “uygulamak” veya “gerçekleştirmek” anlamına gelir. Run a trial, run a test ya da run an experiment denebilir; burada fiziksel olarak koşmak anlamında değildir. Torture trials, bir ürünü veya malzemeyi aşırı koşullara maruz bırakan testlere verilen dramatik ve mecazi bir addır. Burada trials hukuki davaları değil “testleri” ifade eder; torture da bir insana gerçekten işkence etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Run sözcüğünü aşırı testleri gerçekleştirmek anlamında kullanan dramatik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “Before approving the new phone case, we decided to ____ on the prototype.”

Cevabı göster

run a few torture trials

Now the first experiment in the torture trials

0:21

Bu zorlu testlerin ilk deneyinin adı

is called thermal shock. Kelime

0:23

termal şok olarak adlandırılıyor.

Kelime

thermal shock: termal şok

Thermal shock, sıcaklığı çok hızlı değiştiğinde bir malzemenin yaşayabileceği gerilim veya hasardır. Ani değişim, farklı bölümlerin farklı hızlarda genleşmesine ya da büzülmesine yol açarak çatlak veya arızaya neden olabilir. Bu teknik terimde shock, ani sıcaklık değişiminin etkisini ifade eder. Duygusal şaşkınlık veya elektrik çarpması anlamına gelmez.

Alıştırma

Oda sıcaklığındaki bir bardak, içine kaynar su dökülünce hemen çatlıyor. Ani sıcaklık değişiminin etkisini en iyi hangi terim adlandırır?

  1. thermal shock
  2. heat shock
  3. thermal stress
Cevabı göster

thermal shock

I brought back the mini metal foundry from a previous project Öbek fiiller

0:24

Önceki bir projeden mini metal döküm ocağını geri getirdim

Öbek fiiller

brought back: önceki bir projedeki ekipmanı yeniden kullanmak

Bu cümlede brought back, konuşmacının önceki bir projede kullanılan ekipmanı yeniden alıp mevcut projeye dâhil etmesi anlamına gelir. Ardından gelen use that sözleri, eritme ocağının yeniden kullanılacağını gösterir. Bring back çoğunlukla bir şeyi geri getirmek veya yeniden devreye sokmak anlamına gelir. Fiziksel bir nesnenin geri getirilmesi, bir şeyin yeniden canlandırılması veya bir anının hatırlatılması arasındaki anlamı bağlam belirler. Burada anıları hatırlatma değil, ekipmanı yeniden kullanma anlamı vardır.

Alıştırma

“For this experiment, I brought back a pump from an earlier project,” cümlesinde brought back büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Pompayı yeniden kullanabilmek için geri alıp tekrar devreye soktum.
  2. Pompayı bir mağazaya iade ettim ve kullanmayı bıraktım.
  3. Pompanın herkese önceki projeyi hatırlatmasını sağladım.
Cevabı göster

Pompayı yeniden kullanabilmek için geri alıp tekrar devreye soktum.

and we're going to use that to superheat the oil Kelime

0:27

ve bunu yağı aşırı bir sıcaklığa

Kelime

superheat the oil: yağı olağan düzeyin çok ötesinde ısıtmak

Burada superheat, ardından nesnesi the oil gelen geçişli bir fiildir. Konuşmacı bu fiili, yağı yalnızca sıcak hâle getirmek değil, işlem için son derece yüksek bir sıcaklığa çıkarmak anlamında kullanır. super- ön eki, olağan bir düzeyin ötesine geçme anlamı katar. Resmî bilim alanlarında superheat daha dar bir teknik tanıma sahip olabilir; bu nedenle kesin sınır işleme ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Derste geçen ve “son derece yüksek bir sıcaklığa kadar ısıtmak” anlamına gelen teknik fiili kullanın: The process requires us to ____ the oil.

Cevabı göster

superheat

to an extreme temperature.

0:28

ısıtmak için kullanacağız.

And then this little contraption uses a thermos to store liquid nitrogen.

0:30

Ve sonra bu küçük düzenek, sıvı azotu depolamak için bir termos kullanıyor.

And when it's time,

0:33

Zamanı geldiğinde,

we'll pull the pin from a safe distance,

0:34

pimi güvenli bir mesafeden çekeceğiz,

releasing the liquid nitrogen into the oil,

0:36

sıvı azotu yağın içine salacağız,

and seeing what kind of reaction takes place

0:38

ve bu iki zıtlık kafa kafaya çarpıştığında

when these two extremes collide head-on. Kalıp ifadeler

0:40

ne tür bir reaksiyonun meydana geldiğini göreceğiz.

Kalıp ifadeler

collide head-on: önden çarpışma veya doğrudan çatışma

Collide head-on, doğrudan ve cepheden çarpışmak demektir. Burada head-on zarf görevindedir: çarpışmanın nasıl olduğunu anlatır. Birinin başına darbe aldığı anlamına gelmez. Bu cümlede iki sıcaklık ucu, doğrudan karşılaşan zıt kuvvetler gibi tasvir edilir. Aynı ifade gerçek bir çarpışmayı ya da mecazi olarak fikirlerin, planların veya güçlerin doğrudan çatışmasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi collide head-on ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The two cars ____ at the intersection.

Cevabı göster

collided head-on

Now of course the disclaimer is

0:42

Şimdi elbette feragatname şu:

don't boil motor oil.

0:43

Motor yağını kaynatmayın.

This is extremely dangerous.

0:44

Bu son derece tehlikelidir.

We're in a controlled environment Kalıp ifadeler

0:45

Biz kontrollü bir ortamdayız

and this is not something that should be duplicated.

0:47

ve bu kesinlikle taklit edilmemesi gereken bir şey.

Kalıp ifadeler

controlled environment: yönetilen koşullar ve riskler

Controlled environment, önemli koşulların ve risklerin bilinçli olarak izlendiği ve yönetildiği bir yer veya düzenek demektir. Etkinliğe bağlı olarak sıcaklık, ekipman, erişim, gözetim ve güvenlik prosedürleri kontrol altında tutulabilir. Burada ifade, tehlikeli gösterinin özel koruyucu önlemler altında yapıldığını belirterek izleyiciyi rahatlatır. Controlled, ortamda özgürlük olmadığı anlamına gelmez; ilgili değişkenlerin ve tehlikelerin planlı biçimde kontrol edildiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi controlled environment olarak tanımlanır?

  1. Sıcaklığın, erişimin ve güvenlik prosedürlerinin izlendiği bir laboratuvar.
  2. Havanın ve ziyaretçilerin serbestçe değiştiği halka açık bir park.
  3. Sert bir yöneticiye ait bir oda.
Cevabı göster

Sıcaklığın, erişimin ve güvenlik prosedürlerinin izlendiği bir laboratuvar.

We're just doing it so you can see what happens

0:48

Bunu sadece eğer yapsaydınız ne olacağını

if you did. Dilbilgisi

0:50

görebilmeniz için yapıyoruz.

Dilbilgisi

Önceki eylemin yerine kullanılan if you did

if you did ifadesindeki did, daha önce geçen boil motor oil fiil öbeğinin yerini tutar. İngilizcede do, does veya did, açıkça bilinen bir eylemin tamamını tekrar etmemek için onun yerine kullanılabilir. Burada did, dinleyiciden yapılmaması konusunda uyarılan eylemi hayal etmesini isteyen bir if yan cümlesindedir. did geçmiş biçimde olsa da birinin gerçekten motor yağını kaynattığını söylemez; eylemi varsayımsal olarak sunar.

Alıştırma

Bir öğretmen daha önce "Do not touch the hot plate." demiştir. Önceki eylemin yerine did kullanarak varsayımsal bir uyarı oluşturan cümle hangisidir?

  1. This picture shows what happened after you touched the hot plate.
  2. This picture shows why the hot plate is useful.
  3. This picture shows what could happen if you did.
Cevabı göster

This picture shows what could happen if you did.

Okay, so update.

0:51

Tamam, son durum.

We've got our thermos locked in the back position.

0:52

Termosumuzu arka pozisyonda kilitledik.

We've just filled it up with liquid nitrogen Öbek fiiller

0:54

Onu az önce tamamen

Öbek fiiller

filled it up: Anlamı ve zamirin konumu

Fill something up, bir kabı dolu ya da neredeyse dolu hâle getirecek kadar sıvı veya başka bir madde eklemek demektir. Burada it termosu gösterir; bu yüzden filled it up, termosun sıvı nitrojenle tamamen ya da neredeyse tamamen doldurulduğu anlamına gelir. Fill up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse fiil ile up arasına gelir: fill it up ve filled it up. Nesne bir isimse fill the thermos up ve fill up the thermos biçimlerinin ikisi de mümkündür.

Alıştırma

İsim öbeğini it ile değiştirip cümleyi tamamlayın: "Please fill up the water bottle." → "Please ____."

Cevabı göster

fill it up

to the very top.

0:55

sıvı azotla doldurduk.

And if we take the temperature,

0:56

Ve eğer sıcaklığı ölçersek,

you can see it's actually too low to measure. Dilbilgisi

0:58

aslında ölçülemeyecek kadar düşük olduğunu görebilirsiniz.

Dilbilgisi

too low to measure: too + sıfat + to'lu mastar

too + sıfat + to'lu mastar yapısında too, “mümkün ya da kabul edilebilir olandan daha fazla” anlamına gelir; “de/da” anlamındaki “also” değildir. Sıfat aşırı dereceyi, mastar ise bu derecenin engellediği eylemi belirtir. Burada sıcaklık, ölçüm cihazının ölçemeyeceği kadar düşüktür. Bu yapı genellikle olumsuz bir sonuç taşır: too low to measure, “ölçülemeyecek kadar düşük” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, kutunun ağırlığı yüzünden kaldırılmasının imkânsız olduğunu ifade eder?

  1. The box is too heavy to lift.
  2. The box is very heavy, but I can lift it.
  3. The box is light enough to lift.
Cevabı göster

The box is too heavy to lift.

This is minus 321 degrees Fahrenheit.

1:00

Bu eksi 321 derece Fahrenheit.

In contrast, Anlatım akışı

1:03

Buna karşılık,

if we look at the oil now,

1:04

şimdi yağa bakarsak,

we're about 425 degrees right now.

1:05

şu anda yaklaşık 425 derecedeyiz.

Anlatım akışı

Karşılaştırma geçişi olarak In contrast

In contrast, dinleyiciye sıradaki bilgiyi önceki bir bilgiyle karşılaştırmasını ve aradaki belirgin farkı fark etmesini söyleyen bir geçiş ifadesidir. Burada dikkati ölçülemeyecek kadar düşük bir sıcaklıktan çok daha yüksek bir sıcaklığa çevirir. Yeni veri gelmeden önce ikinci öğenin birinciden belirgin biçimde farklı olacağını bildirerek açıklamayı düzenler. Bir ödünleme ilişkisi kurmak yerine birbirinden bağımsız bilgileri bağlar.

Alıştırma

İkinci cümleyi birinci cümleyle doğrudan ve açık bir karşıtlık içine sokan en uygun geçiş ifadesi hangisidir? The first battery lasted ten hours. ___, the second lasted only two.

  1. As a result
  2. In contrast
  3. For example
Cevabı göster

In contrast

I think it's time to drop the nitrogen.

1:07

Sanırım azotu bırakmanın zamanı geldi.

All right, here we go guys.

1:09

Pekala, işte başlıyoruz arkadaşlar.

It's showtime.

1:10

Şov zamanı.

Woah!

1:19

Vay canına!

That was so much more than I was expecting. Dilbilgisi

1:28

Bu beklediğimden çok daha fazlaydı.

Dilbilgisi

so much more than I was expecting: beklenenden çok daha fazlası

Bu cümlede so much, karşılaştırma sözcüğü more'u güçlendirir. Tepki, konuşanın beklentisini yalnızca aşmamış; şaşırtıcı derecede büyük bir farkla aşmıştır. Buradaki more belirli bir özellik veya miktarı açıkça söylemez, çünkü görülen tepki bu bilgiyi sağlar. Aktarılabilir kalıp so much more than + yan cümle biçimindedir ve neyin daha büyük, daha güçlü, daha iyi ya da beklentinin ötesinde olduğu bağlamdan anlaşıldığında kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle etkinliğin konuşanın beklentilerini büyük ölçüde aştığını en açık biçimde ifade eder?

  1. The event was slightly less exciting than I expected.
  2. The event was so much more exciting than I expected.
  3. The event was as exciting as I expected.
Cevabı göster

The event was so much more exciting than I expected.

Boom!

1:31

Güm!

Let's go check it out. Öbek fiiller

1:32

Gidip kontrol edelim.

Öbek fiiller

check it out: gidip bir bakmak

Burada check it out, gidip bakmak veya kısaca incelemek anlamına gelir. Konuşan kişi diğerlerini yaklaşıp sonucu görmeye davet etmektedir; ödeme yapmaktan veya otelden ayrılmaktan söz etmez. Bu anlamda check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir zamir kullanıldığında zamiri ortaya yerleştirin: check it out, check them out. Let's go check it out cümlesinde go sözcüğünden sonra yalın fiil check gelir; bu, gidip bir şey yapmak anlamına gelen yaygın ve samimi bir kalıptır.

Alıştırma

check out ve it zamirini kullanarak daveti tamamlayın: Let's go ____.

Cevabı göster

check it out

Oh, look look look look look.

1:34

Oh, bak bak bak bak bak.

You still see a little uh bubbling drops of liquid nitrogen

1:35

Hala üstte yüzen biraz köpüren

floating on the top there.

1:38

sıvı azot damlacıkları görüyorsunuz.

How crazy is that? Ton ve niyet

1:38

Ne kadar çılgınca, değil mi?

Ton ve niyet

Ortak bir tepki olarak How crazy is that?

How + adjective + is that? biçim olarak bir derece sorusu gibi görünür, ancak burada ünlem niteliğinde bir sözde sorudur. Konuşan kişi olayın ne kadar çılgın olduğunun ölçülmesini istemez; olayın son derece şaşırtıcı olduğunu belirtir. Bu kalıp, dinleyiciyi de aynı tepkiyi paylaşmaya davet eder. Buradaki crazy gündelik bir kullanımdır ve “inanması güç” ya da “inanılmaz” anlamına gelir; ruhsal hastalık anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Crazy kullanarak sözde soru niteliğindeki How + adjective + is that? kalıbını tamamlayın: The coin stayed balanced on its edge for a whole minute. ____?

Cevabı göster

How crazy is that

So the oil exploded out and we got a spray radius up to about

1:40

Yani yağ dışarı patladı ve püskürtme yarıçapımız yaklaşık

almost like 20 ft.

1:44

neredeyse 20 feet'e kadar ulaştı.

It was a good idea to be way way back there.

1:46

Çok çok geride durmak iyi bir fikirdi.

Well, that little makeshift contraption worked out pretty well, Öbek fiiller

1:48

Eh, bu küçük derme çatma düzenek oldukça iyi işledi,

didn't it? Ton ve niyet

1:50

değil mi?

Öbek fiiller

worked out: başarılı bir sonuç vermek

Bu cümlede worked out, “başarılı bir sonuç verdi” veya “sonunda başarılı oldu” anlamına gelir. Doğaçlama yapılan düzenek gereken işi yaptı ve pretty well sonucu olumlu biçimde değerlendirir. Buradaki work out, düzeneğin fiziksel hareketini değil, bir şeyin nasıl gelişip sonuçlandığını anlatır. Geçmiş zaman biçimi worked out, tamamlanmış sonuca dönüp bakar.

Alıştırma

Hangi cümlede worked out, “başarılı bir sonuç verdi” anlamındadır?

  1. Rina worked out at the gym before breakfast.
  2. The new schedule worked out better than expected.
  3. Omar worked out the final cost on paper.
Cevabı göster

The new schedule worked out better than expected.

Ton ve niyet

Onay bekleyen soru etiketi didn't it?

Olumlu worked out pretty well ifadesinin ardından olumsuz soru etiketi didn't it? gelir. Ana fiil simple past olduğu için etikette did kullanılır; ana cümle olumlu olduğu için etiket olumsuzdur. Etiketteki it zamiri that little makeshift contraption öznesinin yerini alır. Burada konuşan kişi ciddi bir kuşku belirtmez. Etiket, dinleyiciyi olumlu değerlendirmeye katılmaya çağırır ve yorumu kısa bir uzlaşma anına dönüştürür.

Alıştırma

Onay isteyen standart soru etiketiyle cümleyi tamamlayın: The school play went well, ____?

Cevabı göster

didn't it

So let's move on to torture trial number two. Öbek fiiller

1:51

O zaman iki numaralı zorlu teste geçelim.

Öbek fiiller

Sonraki aşamaya geçiş olarak move on to

Move on to, mevcut bölüme odaklanmayı bırakıp sonraki konuya, göreve ya da aşamaya başlamak demektir. Bu cümlede fiziksel bir hareketi değil, gösterinin sırasını düzenler. move on to + isim öbeği yapısını kullanın; örneğin move on to trial number two. Ardından fiil gelirse -ing biçimini kullanın: move on to testing the next sample.

Alıştırma

'Let's move on to the next topic,' cümlesinde move on to dinleyicilere ne anlatır?

  1. Aynı konuyu daha ayrıntılı tartışmayı sürdürmek.
  2. Mevcut konuyu bitirip sonrakine başlamak.
  3. Konuyu fiziksel olarak başka bir yere taşımak.
Cevabı göster

Mevcut konuyu bitirip sonrakine başlamak.

This second torture trial is called terminated and it'll make sense in just a second. Kalıp ifadeler

1:53

Bu ikinci zorlu test terminatör olarak adlandırılıyor ve nedenini birazdan anlayacaksınız.

Kalıp ifadeler

It'll make sense in just a second: birazdan anlaşılacak

Burada it'll make sense, bir şeyin anlaşılır hâle geleceği anlamına gelir. Konuşan kişi adın şu anda kafa karıştırıcı olduğunu bilir ve hemen ardından gelecek kısmın bu adın neden uygun olduğunu göstereceğini söyler. In just a second, tam olarak bir saniyelik ölçülü bir bekleme değil, çok yakında demektir. Kalıp, açıklamayı çok kısa süre ertelerken dinleyiciye açıklığın hemen geleceği güvencesini verir.

Alıştırma

Kafa karıştırıcı bir şeyin çok yakında anlaşılır olacağını doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. It'll make sense in just a second.
  2. It'll make a second point.
  3. It made sense for only one second.
Cevabı göster

It'll make sense in just a second.

The idea is to use liquid nitrogen

1:57

Buradaki fikir, sıvı azot kullanarak

to see if we can get motor oil to freeze completely solid. Dilbilgisi

1:59

motor yağını tamamen katı hale gelene kadar dondurup donduramayacağımızı görmek.

Dilbilgisi

Get motor oil to freeze completely solid: motor yağını tamamen dondurmayı başarmak

Get motor oil to freeze ifadesinde get ettirgen bir işlev taşır: get + nesne + to-infinitive, nesnenin bir şey yapmasını sağlamak veya bu eylemi gerçekleştirmeyi başarmak demektir. Sıvı azot donmayı sağlayan araçtır; get burada almak ya da elde etmek anlamına gelmez. Completely solid, freeze eyleminin son sonucunu belirtir: yağ tamamen katı hâle gelmelidir. Bu yapı çoğu zaman çabayı, yöntemi veya bir sonucu başarıyla elde etmeyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne sonrasında work fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After three tries, we got the old printer ____ again.

Cevabı göster

to work

And to help me do that,

2:02

Ve bunu yapmama yardımcı olması için,

I've got this cake mold that I got off the internet.

2:03

internetten aldığım bu kek kalıbını kullanacağım.

This is designed for baking and is made of silicone Kalıp ifadeler

2:05

Bu kalıp pişirme için tasarlanmış ve silikondan yapılmış

Kalıp ifadeler

made of silicone: bir nesnenin malzemesini belirtme

Made of + malzeme, bitmiş bir nesnenin hangi malzemeden oluştuğunu belirtir. Burada made of silicone, nesnenin malzemesinin silikon olduğunu gösterir. Malzeme bitmiş nesnede hâlâ tanınabiliyorsa made of kullanılır. Buradaki silicone, esnek ve kauçuğa benzeyen silikon malzemedir; silicon ise silisyum adlı kimyasal elementi belirten farklı bir sözcüktür.

Alıştırma

Tanınabilir bir malzemeyi belirtmek için cümleyi made of ile tamamlayın: The desk is ____ solid wood.

Cevabı göster

made of

and should be able to handle temperatures of about 300 degrees,

2:07

ve yaklaşık 300 derece sıcaklığa dayanabilmeli,

which is what our oil is at right now.

2:10

ki şu anda yağımız da bu sıcaklıkta.

So let's fill our mold up with oil,

2:11

O halde kalıbımızı yağla dolduralım,

gently add liquid nitrogen around the edges,

2:13

kenarlarına yavaşça sıvı azot ekleyelim,

and see if we can get motor oil to freeze completely solid.

2:15

ve motor yağını tamamen katı hale gelene kadar dondurup donduramayacağımıza bakalım.

Check that out.

2:20

Şuna bakın.

That's awesome.

2:21

Bu harika.

Oh, it's amazing.

2:29

Oh, inanılmaz.

It's making little crystals.

2:31

Küçük kristaller oluşturuyor.

I'm not sure if it's doing that through the whole thing Dilbilgisi

2:32

Bunu tamamında mı yapıyor

or if that's just on the surface.

2:34

yoksa sadece yüzeyinde mi emin değilim.

Dilbilgisi

I'm not sure if A or if B: iki olasılık sunma

I'm not sure if A or if B yapısı, iki olası açıklamayı tek bir belirsizlik ifadesi altında sunar. Bu cümlede A, etkinin nesnenin tamamında devam etmesidir; B ise yalnızca yüzeyde görünmesidir. if sözcüğünün tekrarlanması seçenekleri paralel hâle getirir: not sure [if A] or [if B]. Kanıtların hangi açıklamanın doğru olduğunu henüz göstermediğini belirtmek için bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

Cümleyi I'm not sure if A or if B yapısıyla tamamlayın: I'm ____ the bus is late ____ I read the schedule wrong.

Cevabı göster

not sure if · or if

It's definitely unique formations.

2:35

Kesinlikle eşsiz oluşumlar.

Well, that's enough time for me.

2:37

Pekala, benim için bu kadar süre yeter.

Let's take this thing over to tray and smash it.

2:39

Bunu tepsiye alıp parçalayalım.

It's pretty solid.

2:43

Oldukça katı.

Question is, can we get them out?

2:45

Soru şu, onları çıkarabilecek miyiz?

It's like the rubber and the oil have become one.

2:46

Sanki kauçuk ve yağ bir bütün olmuş gibi.

I cannot physically separate them right now.

2:49

Şu an onları fiziksel olarak ayıramıyorum.

I wonder if we should just smash it in the tray. Ton ve niyet

2:51

Acaba onu direkt tepside mi parçalasak?

Ton ve niyet

I wonder if we should... ile ihtiyatlı bir öneri sunmak

“I wonder if we should...” olası bir ortak eylemi karar olarak sunmak yerine soru biçiminde gündeme getirir. Burada konuşmacı, onu tepsinin içinde parçalamanın doğru sonraki adım olup olmadığını nazikçe düşünüyor. Bu kalıp öneriyi yumuşatır ve diğer kişilere kabul etme, itiraz etme ya da başka bir fikir sunma alanı bırakır. Buradaki wonder, “hayranlık duymak” değil, “düşünmek veya kendi kendine sormak” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki nazik öneri kalıbıyla tamamlayın: The room is getting noisy. ____ close the door.

Cevabı göster

I wonder if we should

That might be the best bet. Deyimler

2:53

En iyi seçenek bu olabilir.

Deyimler

the best bet: en umut verici seçenek

“The best bet”, mevcut koşullarda işe yarama olasılığı en yüksek olan seçeneği veya en mantıklı tercihi anlatan bir deyimdir. Burada para üzerine bahis oynamayı değil, önerilen bir yöntemi ifade eder. Bu ifade genellikle biraz belirsizlik olduğunu gösterir: hiçbir seçeneğin başarısı garanti değildir, ancak biri diğerlerinden daha güvenilir görünür.

Alıştırma

Cümleyi “en umut verici seçenek” anlamındaki deyimle tamamlayın: Since the repair shop is closed, calling the emergency service is our ____.

Cevabı göster

best bet

Here we go.

2:55

İşte başlıyoruz.

That is insane.

3:02

Bu çılgınca.

You're looking at frozen motor oil.

3:03

Donmuş motor yağına bakıyorsunuz.

That is nuts.

3:06

Bu delilik.

Look at that guys.

3:17

Şuna bakın arkadaşlar.

Our motor oil seems to have survived test number two,

3:17

Motor yağımız iki numaralı testten sağ çıkmış gibi görünüyor,

which is more than I can say for the silicone mold. Deyimler

3:20

silikon kalıp için aynısını söyleyemeyeceğim gerçi.

Deyimler

more than I can say for: dolaylı bir olumsuz karşıtlık

more than I can say for X kalıbı, konuşanın X hakkında daha fazla şey söyleyebildiği anlamına gelmez. X'in az önce belirtilen olumlu sonucu paylaşmadığını dolaylı olarak anlatır. Burada yağ testten sağ çıkmıştır, ancak silikon kalıp çıkamamıştır. Bu ifade, olumsuz sonucu doğrudan söylemeden kısa ve çoğu zaman kuru mizah içeren bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Eski yazıcının güvenilir olmadığını ima etmek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The new printer worked all week, which is ____ the old one.

Cevabı göster

more than I can say for

So let's get this over to trial number three,

3:22

Öyleyse bunu üç numaralı teste,

the blend test.

3:24

blender testine götürelim.

Now I just went and bought a high speed blender

3:25

Az önce gidip yüksek hızlı bir blender aldım

because for this last torture trial,

3:27

çünkü bu son zorlu test için,

I want to see how our oil holds up Öbek fiiller

3:29

yağımızın yüksek hızda hareket eden metalin

to the extreme mechanical turbulence

3:30

yarattığı aşırı mekanik türbülansa

generated by metal moving at high speed.

3:32

karşı nasıl dayandığını görmek istiyorum.

Öbek fiiller

holds up to: baskı altında işlevini sürdürmek

hold up to + isim, bir şeyin kuvvete, teste, aşınmaya veya başka bir zorluğa maruz kaldığında çalışmaya ya da iyi durumda kalmaya devam etmesi demektir. to sonrasındaki isim, dayanılan zorluğu belirtir. Bu cümlede, yağın aşırı mekanik türbülans sırasında işlevini sürdürüp sürdüremeyeceği sorgulanıyor. İfade, bir şeyi fiziksel olarak yukarıda tutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: This fabric ____ repeated washing without fading.

Cevabı göster

holds up to

Now this thing's been running for well over 10 minutes. Kalıp ifadeler

3:46

Şimdi bu alet 10 dakikadan uzun bir süredir çalışıyor.

Kalıp ifadeler

well over 10 minutes: 10 dakikanın çok üzerinde

Burada well, over sözcüğünü güçlendirir: well over 10 minutes, 10 dakikadan yalnızca biraz değil, belirgin veya kayda değer ölçüde daha uzun demektir. Aktarılabilir kalıp well over + sayı veya miktar şeklindedir. Süre, para, mesafe, yaş veya toplam gibi bir miktarın bir referans noktasını büyük ölçüde aştığını vurgulayabilir. Bu kullanımda well, “iyi bir şekilde” değil, “kayda değer ölçüde” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bekleme süresinin on dakikadan çok daha uzun olduğunu söyler?

  1. The wait lasted almost ten minutes.
  2. The wait lasted well over ten minutes.
  3. The wait lasted just over ten minutes.
Cevabı göster

The wait lasted well over ten minutes.

The only real difference that I've noticed is

3:48

Fark ettiğim tek gerçek fark

the temperature has risen to over 150 degrees Fahrenheit.

3:50

sıcaklığın 150 derece Fahrenheit'in üzerine çıkmış olması.

And that's because of all the heat being generated

3:53

Bunun sebebi de bıçakların bu kadar hızlı dönmesinden

by the friction of the blades spinning around so fast.

3:54

kaynaklanan sürtünmenin yarattığı tüm o ısı.

Okay, check this out.

3:57

Tamam, şuna bakın.

It's been over 20 minutes now

3:58

Artık 20 dakikadan fazla oldu

and I think our blender is breaking down Öbek fiiller

3:59

ve sanırım blender'ımız bozuluyor

Öbek fiiller

breaking down: bozulmaya başlamak

Bu makine bağlamında is breaking down, blenderın bir arıza geliştirdiği ve bozulmaya başladığı anlamına gelir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi, arızanın devam eden bir süreç olduğunu gösterir; makine hâlâ çalışıyor olabilir, ancak düzgün çalışmıyordur. Break down burada geçişsiz bir öbek fiildir: makinenin kendisi breaks down. Anlamını bağlam belirler; dolayısıyla burada “bir şeyi parçalara ayırmak” veya “duygusal kontrolünü kaybetmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi break down fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The printer keeps showing errors and is ____.

Cevabı göster

breaking down

because I can see some oil spilling out the back.

4:01

çünkü arkadan dışarı yağ döküldüğünü görebiliyorum.

Woah, that's hot.

4:06

Vay canına, bu sıcak.

That's hot.

4:06

Bu sıcak.

That's hot.

4:07

Bu sıcak.

Dang, it's almost 200 degrees.

4:08

Lanet olsun, neredeyse 200 derece.

This oil has been through a lot, Deyimler

4:11

Bu yağ çok şey atlattı,

Deyimler

has been through a lot: hareket değil, deneyim

be through a lot ifadesindeki through, fiziksel olarak bir yerden geçmek değil, “bir şeyler yaşamış olmak” anlamına gelir. has been through a lot biçimi, öznenin şimdiye kadar birçok zor veya yıpratıcı olay yaşadığını belirtir. Bu ifade genellikle insanlar için kullanılır. Yağ için kullanılması, yağı kişileştirerek dayandığı zorlu testleri canlı bir şekilde özetler.

Alıştırma

Cümleyi has sonrasında gereken be through a lot biçimiyle tamamlayın: Our old tent has ____, but it is still waterproof.

Cevabı göster

been through a lot

which is really amazing

4:12

bu gerçekten şaşırtıcı

because it looks almost exactly like Dilbilgisi

4:13

çünkü kutudan ilk çıktığı andakiyle

it did when it first came out of container.

4:15

neredeyse tamamen aynı görünüyor.

Dilbilgisi

looks almost exactly like it did: did, looked yerine geçer

Looks ... like it did, öznenin şu anki görünüşünü daha önceki görünüşüyle karşılaştırır. Bu cümlede did, geçmiş zamandaki looked fiilinin yerini tutar: "like it looked when..." did kullanmak looked sözcüğünün tekrarını önler ve karşılaştırmayı doğal hâle getirir. Almost exactly, iki görünüşün birbirine son derece yakın olduğunu ancak mutlaka tamamen aynı olmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi like + pronoun + did ile tamamlayın: After the repair, the watch looks almost exactly ____ before.

Cevabı göster

like it did

We have boiled it, Dilbilgisi

4:17

Onu kaynattık,

we have frozen it solid,

4:18

onu katılaşana kadar dondurduk,

we have smashed it,

4:19

onu parçaladık,

and we have blended it.

4:20

ve onu blender'dan geçirdik.

Dilbilgisi

We have boiled it ... we have blended it: present perfect ile bir kontrol listesi

Tekrarlanan we have + geçmiş zaman ortacı yapısı, her testin şu andan önce tamamlandığını ve şimdi varılan sonuçla ilgili olduğunu gösterir. Boiled, frozen, smashed ve blended geçmiş zaman ortaçlarıdır. Aynı özne, zaman ve nesne paralel bir liste oluşturur. we have yapısının tekrarlanması her teste eşit ağırlık verir; bu nedenle cümle, geçmiş olayların basit bir zaman sıralamasından çok birikmiş kanıtların kontrol listesi gibi duyulur.

Alıştırma

Tamamlanan işleri paralel biçimde gözden geçirmek için her fiili present perfect olarak tamamlayın. Parantezdeki fiilleri kullanın: We ____ the sample, we ____ it, and we ____ the result. (heat / weigh / record)

Cevabı göster

have heated · have weighed · have recorded

And it seems to have passed all those tests

4:21

Ve görünüşe göre tüm bu testleri

with flying colors. Deyimler

4:23

büyük bir başarıyla geçti.

Deyimler

with flying colors: son derece başarılı olmak

With flying colors, “çok başarılı bir şekilde” veya “mükemmel bir sonuçla” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki passed all those tests with flying colors ifadesi, nesnenin yalnızca asgari geçme koşulunu karşılamaktan çok daha iyi bir sonuç aldığını belirtir. İfade genellikle başarı bildiren fiilleri, özellikle pass fiilini niteler. Colors gerçek renkleri anlatmaz; ifade başarının ne kadar güçlü olduğunu değerlendirir.

Alıştırma

Mükemmel bir sonucu belirten deyimi tamamlayın: After weeks of practice, Lena passed her driving test ____.

Cevabı göster

with flying colors

So, as a final testament to my commitment and confidence Kelime

4:24

Bu yüzden, Castrol Edge motor yağına

in Castrol Edge motor oil,

4:27

olan bağlılığımın ve güvenimin son bir kanıtı olarak,

Kelime

final testament to: son ve güçlü bir kanıt

Bu cümlede “a final testament to my commitment and confidence”, konuşanın bağlılığını ve güvenini gösteren son ve güçlü bir kanıt anlamına gelir. Buradaki “testament” yasal vasiyetname anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “X is a testament to Y” şeklindedir. X, Y’yi açıkça gösteren bir eylem, sonuç veya olgudur. “Final”, “testament” sözcüğünü niteler ve bu eylemin son, tamamlayıcı kanıt olduğunu belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki “güçlü bir kanıtı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: Her decade of honest work is a ____ her integrity.

Cevabı göster

testament to

I'm actually going to put this stuff in the engine of my car

4:28

bunu gerçekten arabamın motoruna koyacağım

and drive it around the country

4:30

ve ülkenin dört bir yanını dolaşacağım

just to see how it holds up after all that abuse.

4:31

sadece tüm bu istismardan sonra nasıl dayandığını görmek için.

Now here's the thing about cars. Anlatım akışı

4:34

Arabalarla ilgili bir durum vardır.

Anlatım akışı

here's the thing: temel noktaya geçiş ifadesi

“Here’s the thing”, dinleyiciye “Dikkat edin: sırada temel gerçek, sorun veya görüş var” mesajını veren konuşma diline özgü bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede önceki konudan arabalarla ilgili temel açıklamaya geçiş yapar. Buradaki “thing” somut bir nesnenin adı değildir. İfadenin bütünü, ardından gelen bilgiye özel vurgu yaparak bilgiyi düzenler ve çoğunlukla bir açıklama, karmaşık durum veya görüş ayrılığından önce kullanılır.

Alıştırma

Bu İngilizce cümlede temel noktayı en iyi hangi ifade tanıtır? You may expect a quick fix, but ___: this repair will take two days.

  1. by the way
  2. for example
  3. here's the thing
Cevabı göster

here's the thing

If you want them to treat you well,

4:35

Eğer size iyi davranmalarını istiyorsanız,

you need to pay very special attention Kalıp ifadeler

4:36

motorunuza ne koyduğunuza

to what you put in your engine.

4:38

çok özel bir dikkat göstermelisiniz.

Kalıp ifadeler

pay very special attention to: özellikle dikkat etmek

Bu cümlede pay very special attention to, motora ne konduğuna olağanüstü özenle odaklanmak demektir. Pay, kalıplaşmış pay attention to ifadesinin parçasıdır; burada para ödemek anlamına gelmez. Kalıp pay + (derece sözcüğü/sıfat) + attention to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Very special, attention ifadesinin derecesini güçlendirir; to ise dikkatle izlenmesi gereken şeyi getirir.

Alıştırma

Hatırlatmayı, dersteki “olağanüstü özenle odaklanmak” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Before starting the machine, ____ the safety label.

Cevabı göster

pay very special attention to

And here's why.

4:39

İşte nedeni.

Today's engines are smaller and even more powerful Dilbilgisi

4:40

Günümüz motorları eskisinden

than they were before,

4:42

daha küçük ve hatta daha güçlü,

Dilbilgisi

eskisinden daha küçük ve hatta daha güçlü

Smaller ile even more powerful, günümüz motorlarını anlatan iki karşılaştırmalı özelliği eşgüdümlü biçimde bağlar. Sondaki than they were before, iki özelliği de aynı tür motorların daha önceki durumuyla karşılaştırır. They, bir sınıf olarak today’s engines ifadesine geri döner; bu nedenle iki ayrı than yan cümlesi gerekmez. Even doğrudan ikinci karşılaştırma olan more powerful’dan önce gelir ve bu değişikliğin özellikle şaşırtıcı ya da dikkat çekici olduğunu gösterir. Buradaki before belirli bir tarihi değil, genel olarak daha önceki bir dönemi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle güncellenmiş bir ürünü önceki durumuyla doğal biçimde karşılaştırıp ikinci değişikliği vurgular?

  1. The updated camera is lighter and even more reliable than it was before.
  2. The updated camera is lighter and very more reliable than it was before.
  3. The updated camera is lightest and even reliable than it was before.
Cevabı göster

The updated camera is lighter and even more reliable than it was before.

which means they run hotter Anlatım akışı

4:43

bu da daha sıcak çalıştıkları

and have to handle extreme temperature shifts.

4:44

ve aşırı sıcaklık değişimleriyle başa çıkmaları gerektiği anlamına geliyor.

Anlatım akışı

which means: Bir olguyu sonucuna bağlamak

Bu cümlede which, önceki gerçeğin tamamına, yani modern motorların daha küçük ve daha güçlü olmasına gönderme yapar. Yakındaki before sözcüğüne gönderme yapmaz. which means ifadesi bu gerçeği bir sonuca veya çıkarıma bağlar: bu tasarım nedeniyle motorlar daha sıcak çalışır ve aşırı sıcaklık değişimleriyle baş etmek zorunda kalır. clause, which means (that) + clause kalıbında that isteğe bağlıdır. Bu kalıp, dinleyenin bilgiden sonuca veya çıkarıma geçişi takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Gerçeği sonucuna bağlamak için which means kullanın: The battery is empty, ____ the camera will not turn on.

Cevabı göster

which means

The metal parts in your engine move at jet speed,

4:46

Motorunuzdaki metal parçalar jet hızıyla hareket ederek

creating insane amounts of pressure.

4:48

inanılmaz miktarda basınç yaratır.

And the only thing keeping the whole system Dilbilgisi

4:50

Ve tüm sistemin parçalanmasını engelleyen tek şey

from blowing apart is a thin layer of oil

4:52

motoru yağlayan ve soğutan

that lubricates and cools the engine.

4:54

ince bir yağ tabakasıdır.

Dilbilgisi

keep + nesne + from doing: Bir sonucun gerçekleşmesini önlemek

Vurgulanan sözler, bir şeyin bir olayın gerçekleşmesini engellediğini anlatmak için keep + object + from + -ing yapısını kullanır. Nesne the whole system ifadesidir; from blowing apart ise yağın önlediği olayı belirtir. Burada blow apart, kuvvet veya basınç altında şiddetle parçalanmak anlamına gelir. Cümle, ince yağ tabakasının sistemi bu arızadan koruduğunu anlatır.

Alıştırma

Önleme kalıbını from ve enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The filter keeps dust ____ the motor.

Cevabı göster

from entering

And to help spread the word about it, Deyimler

4:55

Ve bunu duyurmaya yardımcı olmak için,

Deyimler

spread the word: haberi daha geniş bir çevreye yaymak

Spread the word, bir haberi daha geniş bir kitleye ulaşması için başka insanlara anlatmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki word, tek bir sözcüğü değil, mesajı veya bilgiyi ifade eder. Kalıp spread the word about + konu şeklindedir. Konu zaten belliyse yalnızca spread the word da denebilir.

Alıştırma

“Etkinliği daha fazla kişiye anlatmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: Please ____ about Saturday's food drive.

Cevabı göster

spread the word

they made a really cool video

4:57

hakkında size bahsetmemi istedikleri

they want me to tell you about

4:57

gerçekten havalı bir video yaptılar.

featuring world-class drivers racing digital clones

4:59

Bu videoda dünya çapındaki sürücüler

of themselves with the goal

5:01

kendi en iyi derecelerini kırmak amacıyla

to try and beat their own best time. Dilbilgisi

5:02

kendi dijital klonlarıyla yarışıyorlar.

Dilbilgisi

try and beat: try to beat yapısının resmî olmayan biçimi

try and + fiilin yalın hâli, try to + fiilin yalın hâli ile aynı temel anlamı veren yaygın ve resmî olmayan bir yapıdır: bir şeyi yapmak için çaba göstermek. try and beat ifadesinde sürücüler en iyi derecelerini geçmeyi amaçlar, ancak başarı garanti değildir. Burada and, sırayla gerçekleşen iki ayrı eylemi birbirine bağlamaz. Resmî olmayan try-and yapısının bir parçasıdır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. try sözcüğünden sonraki kısa sözcüğe odaklanın.

  1. I'll try to beat my fastest lap tomorrow.
  2. I'll try and beat my fastest lap tomorrow.
Cevabı göster

I'll try and beat my fastest lap tomorrow.

It's never too late to get better performance Dilbilgisi

5:04

Arabanızdan daha iyi performans almak için

Dilbilgisi

never too late to + fiil

never too late to + fiilin yalın hâli, daha erken başlamak daha iyi olabilecek olsa bile bir eyleme veya gelişime başlamak için hâlâ zaman bulunduğunu anlatır. Buradaki late, saatin geç olmasını değil, yaşamda veya bir süreçte doğru zamanı ifade eder. Bu kalıp cesaret verir ve dikkati hâlâ atılabilecek bir sonraki adıma yöneltir.

Alıştırma

Başlamak için hâlâ zaman olduğunu belirten tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: It's ____ learn a new skill.

Cevabı göster

never too late to

from your car.

5:06

asla çok geç değildir.

So consider switching from conventional oil Dilbilgisi

5:06

Bu yüzden geleneksel yağdan

to Castrol's full synthetic motor oil,

5:08

Castrol'ün tam sentetik motor yağı

Dilbilgisi

consider switching from A to B: A'dan B'ye geçmeyi düşünmek

consider switching from A to B, olası bir seçenek olarak A'yı B ile değiştirmeyi ciddi biçimde düşünmek anlamına gelir. consider, ifadeyi emir değil öneri hâline getirir. consider sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: consider switching. from mevcut veya eski seçeneği, to ise yeni seçeneği tanıtır.

Alıştırma

consider + -ing ve from A to B yapılarını kullanarak öneriyi tamamlayın: If the old app is too slow, consider ____ the basic plan ____ the premium plan.

Cevabı göster

switching from · to

Castrol Edge.

5:10

Castrol Edge'e geçmeyi düşünün.

Oh, and feel free to replace the oil Ton ve niyet

5:12

Oh, ve halihazırda içinde bulunan yağı

Ton ve niyet

Feel free to ile nazikçe izin verme

Feel free to + fiilin yalın hâli, birine konuşanı rahatsız edeceğinden endişe etmeden harekete geçebileceğini söyleyerek izin veya teşvik bildirir. Burada dinleyicinin yağı değiştirebileceği önerisini yumuşatır. Dinleyicinin nasıl hissettiğini sormaz ve free, eylemin ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp feel free to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki nazik izin ifadesiyle tamamlayın: If the room is too warm, ____ open the window.

Cevabı göster

feel free to

that's already in there because contrary Anlatım akışı

5:13

değiştirmekten çekinmeyin çünkü

to popular belief,

5:15

popüler inanışın aksine,

Anlatım akışı

Contrary to popular belief ile görüşün tersine döneceğini belirtme

Contrary to popular belief, dinleyiciye sıradaki ifadenin yaygın biçimde kabul edildiği varsayılan bir düşünceye karşı çıkacağını bildirir. Burada because sözcüğünden sonra gelir ve devamındaki iddiayı bir düzeltme olarak çerçeveler. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak inanış ile onu düzelten gerçek arasında karşıtlık kurar. Ancak tek başına söz konusu inanışın gerçekten yaygın olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle başlangıcı, yaygın biçimde kabul edilen bir varsayıma karşı çıkılacağını açıkça bildirir?

  1. Contrary to popular belief, bats are not blind.
  2. Because bats are not blind, they can navigate visually.
  3. Actually, bats are not blind.
Cevabı göster

Contrary to popular belief, bats are not blind.

you can switch between conventional and synthetic oils

5:16

motorunuza hiçbir zarar vermeden

as often as you want Dilbilgisi

5:18

geleneksel ve sentetik yağlar arasında

Dilbilgisi

as often as you want: istediğiniz sıklıkta

as often as you want ifadesinde often sıklığı belirtir. as + zarf + as kalıbı, sıklığı dinleyenin istediği düzeye açık bırakır; burada “istediğiniz kadar sık” demektir. Bu ifade izin verir ve sıklık sınırını kaldırır. Dinleyenin gerçekte yağı sık sık değiştireceğini söylemez; want sonrasında bağlamdan anlaşılan want to switch eylemi düşürülmüştür.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin programı kontrol etme sıklığında sınır olmadığını anlatır?

  1. You can check the schedule as often as you want.
  2. You can check the schedule as soon as you want.
  3. You check the schedule very often.
Cevabı göster

You can check the schedule as often as you want.

without harming your engine at all. Dilbilgisi

5:19

istediğiniz sıklıkta geçiş yapabilirsiniz.

Dilbilgisi

without harming ... at all: hiçbir şekilde zarar vermeden

Without bir edat olduğu için harming -ing biçimindedir. Bu ifade, yağlar arasında geçiş yapılabildiğini ancak “motorunuza zarar verme” sonucunun gerçekleşmediğini anlatır. At all, without ifadesinin zaten taşıdığı olumsuz anlamı güçlendirir. “Genel olarak” değil, hiçbir zarar olmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kesinlikle hiçbir hasar olmadığını anlatmak için without + -ing ve at all yapılarını doğru kullanır?

  1. You can move the chair without to scratch the floor at all.
  2. You can move the chair without scratching the floor at all.
  3. You can move the chair without scratch the floor at all.
Cevabı göster

You can move the chair without scratching the floor at all.

Well, thanks so much for joining me

5:21

Pekala, bugün bu zorlu deneylerde

for these extreme experiments today guys.

5:22

bana katıldığınız için çok teşekkürler arkadaşlar.

And thanks to Castrol for supplying the oil.

5:24

Ve yağı tedarik ettiği için Castrol'e teşekkürler.

And of course, it goes without saying Deyimler

5:26

Ve tabii ki, söylemeye gerek yok

these experiments cannot be duplicated at home.

5:27

bu deneyler evde tekrarlanamaz.

Deyimler

It goes without saying: açık bir noktayı yine de belirtmek

“It goes without saying”, ardından gelen ifadenin açık olduğunun veya zaten herkesçe kabul edildiğinin düşünüldüğünü belirtir. Bu kalıp sonraki ifadeyi ortadan kaldırmaz ya da onun yerini almaz; konuşan kişi o ifadeyi hemen ardından yine söyler. Arkasından tam bir yan cümle gelir. it goes without saying that... örneğindeki gibi that kullanılabilir, ancak buradaki gibi atlanması da mümkündür. Uyarı yine de tam olarak ifade edilir. Burada bu kalıp, deneylerin evde tekrarlanmaması gerektiğini tartışmaya açık olmayan temel bir güvenlik kuralı olarak sunar. Daha genel olarak ortak bir varsayımı, kesin bir ilkeyi veya uyarıyı vurgulayarak tanıtabilir.

Alıştırma

“It goes without saying that everyone must wear a helmet,” cümlesindeki giriş kalıbı ne yapar?

  1. Kask kuralını açık bir gerçek olarak sunarken yine de kuralı ifade eder.
  2. Konuşan kişinin kask gerekip gerekmediğinden emin olmadığını gösterir.
  3. Konuşan kişinin kask kuralından bahsetmemeye karar verdiğini söyler.
Cevabı göster

Kask kuralını açık bir gerçek olarak sunarken yine de kuralı ifade eder.

But I was glad to have you along Deyimler

5:29

Ama bu yolculukta sizinle

for the ride.

5:30

birlikte olmaktan mutlu oldum.

Deyimler

Have you along for the ride: bir deneyimi paylaşmak

“Have you along for the ride” ifadesinde have + kişi + along, o kişinin size eşlik etmesini sağlamak anlamına gelir. “The ride” mecazidir; araçla yapılan bir yolculuğu değil, deneyin ve izleme sürecinin tamamını ifade eder. Konuşan kişi, süreç boyunca kendisiyle kalan izleyicilere içtenlikle teşekkür eder. Daha genel olarak “along for the ride”, bir projeyi, macerayı veya değişen bir durumu biriyle birlikte deneyimlemeyi anlatabilir.

Alıştırma

“I’m happy to have you along for the ride as we build this app,” cümlesinde “have you along for the ride” ne anlama gelir?

  1. Bu deneyimi benimle paylaşmana sevindim.
  2. Beni arabayla bir yere götürmene sevindim.
  3. Uygulama tamamlandıktan sonra katılmana sevindim.
Cevabı göster

Bu deneyimi benimle paylaşmana sevindim.

I hope to see you in the next video.

5:31

Sizi bir sonraki videoda görmeyi umuyorum.

Talk to you then.

5:32

O zaman görüşürüz.