Peppa'nın Okuldaki Eğlenceli Spor Günü 🏆 | Peppa Pig Tüm Bölümler: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
475 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Peppa ve sınıf arkadaşları koşu, uzun atlama, bayrak yarışı ve halat çekme etkinliklerinde yarışır. Birkaç kazanan açıklandıktan sonra son karşılaşma beraberlikle biter ve iki takım da ödül alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. school sports day. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bunun sıradan bir beden eğitimi dersi değil; düzenlenen yarışlar, takım mücadeleleri ve ödülleriyle Britanya okullarında yaygın bir spor günü olduğunu anlayın. Böylece okul ortamında etkinliklere, yarışmacılara, sonuçlara ve ödüllere yapılan göndermeleri daha rahat takip edebilirsiniz. 2. would have won if you hadn't been talking to me, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Konuşanın geçmişte gerçekleşmemiş farklı bir sonuç hayal ettiği ve o sırada süren bir eylemi suçladığı geçmişe yönelik gerçek dışı koşul yapısını tanıyın. Pişmanlıkları, bahaneleri veya alternatif sonuçları anlatmak için would have ile geçmiş zaman ortacını ve if cümlesinde past perfect yapısını birlikte kullanabilirsiniz. 3. a draw. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Draw sözcüğünün burada resim çizme eylemini değil, spor veya oyundaki beraberlik sonucunu anlattığını öğrenin. Böylece hiçbir tarafın tek başına kazanmadığını söyleyebilir ve halat çekmedeki iki takımın neden eşit sonuç aldığını anlayabilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu da küçük kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:09

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:13

Peppa Pig.

Sports Day

0:17

Spor Günü

Today is the school sports day. Kültür

0:20

Bugün okul spor günü.

Kültür

school sports day: okulun düzenlediği spor günü

Bu cümlede school sports day, okulun düzenlediği spor yarışmalarının yer aldığı özel bir okul etkinliğini anlatır. Sıradan bir beden eğitimi dersi değildir. Buradaki day, yalnızca takvimdeki bir tarihi değil, programlanmış etkinliğin tamamını adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede school sports day ne anlama geliyor?

  1. Normal bir beden eğitimi dersi
  2. Okulun kapalı olduğu bir tarih
  3. Spor yarışmalarının yer aldığı, okulun düzenlediği bir etkinlik
Cevabı göster

Spor yarışmalarının yer aldığı, okulun düzenlediği bir etkinlik

Peppa and her friends are all here.

0:23

Peppa ve arkadaşları hepsi burada.

The first event is running. Kelime

0:25

İlk etkinlik koşu.

Kelime

first event: programdaki ilk yarışma

Bir spor günü programında event, programda yer alan düzenlenmiş bir yarışmayı anlatır. The first event, planlanan sırada ilk yapılan yarışmadır. Burada event, beklenmedik bir olay anlamına gelmez. the next event ve the final event ifadelerinde de programdaki yarışma anlamı vardır.

Alıştırma

"The first event is running," cümlesinde event ne anlama geliyor?

  1. Bir spor programında planlanmış bir yarışma
  2. Beklenmedik bir kaza
  3. Normal bir okul dersi
Cevabı göster

Bir spor programında planlanmış bir yarışma

The children have to run as fast as they can. Dilbilgisi

0:29

Çocuklar olabildiğince hızlı koşmak zorunda.

Dilbilgisi

have to run: bir kuralın getirdiği koşma zorunluluğu

have to + fiilin yalın hâli bir zorunluluğu anlatır: bir kural, düzenleme veya durum eylemi gerekli kılar. Burada have to run, etkinlikte koşmanın zorunlu olduğunu belirtir. have to yapısını tek bir zorunluluk kalıbı olarak düşünün. Burada have, ‘sahip olmak’ anlamına gelmez ve run, to'dan sonra yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Bir yarış kuralı her bisikletçinin kask takmasını gerektiriyor. Cümleyi hangi ifade tamamlar? Cyclists ______ helmets in this race.

  1. can wear
  2. want to wear
  3. have to wear
Cevabı göster

have to wear

Dilbilgisi

as fast as they can: mümkün olan en yüksek hıza ulaşmak

as fast as they can, ‘ulaşabildikleri en yüksek hızda’ yani ‘mümkün olduğunca hızlı’ demektir. Çocukların yeteneği dâhilindeki en yüksek dereceyi anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp as + sıfat veya zarf + as + özne + can şeklindedir. Burada fast, run fiilini niteleyen bir zarftır. fast yerine başka bir sözcük getirerek as carefully as you can örneğindeki gibi farklı bir konuda mümkün olan en yüksek derece anlatılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için fast sözcüğünü as ... as you can kalıbında kullanın: Pedal ____ to reach the finish line before the gate closes.

Cevabı göster

as fast as you can

I think I will win. Ton ve niyet

0:31

Sanırım ben kazanacağım.

Ton ve niyet

I think I will win: bir tahmini daha az kesin ifade etmek

I think burada konuşanın yargısını sunar; kişinin o anda düşünme eylemi içinde olduğunu anlatmaz. I will win gelecekteki bir sonucu tahmin eder. I think I will win bir bütün olarak güven gösterir, ancak sonucu kesin bir gerçek yerine kişisel bir tahmin olarak sunar. Kullanılabilecek kalıp I think + özne + will + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümle, takımının gelecekteki galibiyetini bir kesinlik yerine kişisel bir tahmin olarak doğal biçimde sunar?

  1. I think our team will win.
  2. I think our team won yesterday.
  3. I think will our team win.
Cevabı göster

I think our team will win.

I can run very fast.

0:33

Çok hızlı koşabilirim.

I'm faster than you. Dilbilgisi

0:35

Ben senden daha hızlıyım.

Dilbilgisi

faster than you: karşılaştırma biçimi + than

Faster, fast sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; than you ise karşılaştırılan kişiyi belirtir. I'm faster than you cümlesinde konuşan, hızının dinleyicinin hızından daha fazla olduğunu söyler. A + be + karşılaştırma sıfatı + than + B kalıbını kullanın. Karşılaştırılan unsurdan önce than bulunmalıdır; faster tek başına yalnızca bir şeyin daha hızlı olduğunu söyler, neyle veya kiminle karşılaştırıldığını belirtmez.

Alıştırma

Nora aynı mesafeyi 12 saniyede koştu; Eva ise 15 saniyede tamamladı. fast sözcüğünün karşılaştırma biçimini ve karşılaştırma hedefini tanıtan sözcüğü kullanarak cümleyi tamamlayın: Nora is ____ Eva.

Cevabı göster

faster than

Ready, steady, go. Kalıp ifadeler

0:37

Hazır, başla.

Kalıp ifadeler

Ready, steady, go: Britanya İngilizcesinde başlama komutu

Ready, steady, go! özellikle Britanya İngilizcesinde yaygın olan kalıplaşmış bir başlama komutudur. İlk iki sözcük insanlara hazırlanıp hazır durumda beklemelerini söyler; go ise başlama işaretini verir. Üç parçalı ifadenin tamamını geri sayım benzeri bir komut olarak anlayın. Burada steady yalnızca bir şeyi “sabit” olarak niteleyen sıradan bir sıfat değildir.

Alıştırma

Gayriresmî bir yarışı başlatmak için kullanılan tanıdık Britanya İngilizcesi komutunu tamamlayın: Ready, ____, go!

Cevabı göster

steady

I can run at a hundred miles an hour. Deyimler

0:42

Saatte yüz mil hızla koşabilirim.

Deyimler

at a hundred miles an hour: şakacı bir abartı

At a hundred miles an hour ifadesi kelime anlamıyla saatte yüz millik bir hızı belirtir, ancak burada bir insanın bu hızda koşması mümkün değildir. Konuşan kişi gerçekçi olmayan büyük bir sayıyla “Çok hızlı koşabilirim” diye övünür. Büyük ve açıkça imkânsız ölçümler, kesin veriler yerine abartıyı gösterebilir. Bir sayının gerçek anlamda kullanılıp kullanılmadığına karar vermek için duruma ve şakacı ya da övüngen tona bakın.

Alıştırma

Leo arkadaşlarına şaka yaparak “I can run at a hundred miles an hour” dediğinde bu hız büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Çok hızlı koşabildiğini söyleyerek övünüyor.
  2. Kesin olarak ölçülmüş bir spor sonucunu bildiriyor.
  3. Millerin saate nasıl dönüştürüldüğünü açıklıyor.
Cevabı göster

Çok hızlı koşabildiğini söyleyerek övünüyor.

I can run at a million miles an hour.

0:44

Saatte bir milyon mil hızla koşabilirim.

Peppa, Suzy, stop talking and run. Ton ve niyet

0:47

Peppa, Suzy, konuşmayı bırakın ve koşun.

Ton ve niyet

stop talking and run: bir eylemi bırakıp hemen harekete geçmek

Stop talking, zaten devam eden bir eylemi bitirmeyi söylemek için stop + fiilin -ing biçimini kullanır. Buradaki anlamı “konuşmaya devam etmeyin”dir; “konuşmak için başka bir işi bırakın” değildir. And, ikinci emir olan run sözcüğünü bağlar. Stop talking and run birlikte sıralı iki eylem bildirir: konuşmayı hemen bırakmak ve ardından koşmak.

Alıştırma

Stop + -ing ve ardından and + fiilin yalın biçimi yapısıyla emri tamamlamak için talk ve run sözcüklerini kullanın: Coach says, “Stop ____ and ____.”

Cevabı göster

talking · run

Oh.

0:50

Oh.

Rebecca Rabbit is in the lead. Kalıp ifadeler

0:52

Tavşan Rebecca önde gidiyor.

Kalıp ifadeler

in the lead: bir yarışmada o anda birinci olmak

Be in the lead, bir yarışta veya rekabette o anda birinci ya da önde olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede Rebecca Rabbit diğer yarışmacıların önünde koşmaktadır. Bu ifade nihai sonucu değil, o andaki durumu anlatır. Burada lead, öndeki konumu belirten bir isimdir.

Alıştırma

“Şu anda birinci” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: With one lap left, Maya is ____.

Cevabı göster

in the lead

Oh dear, Peppa and Suzy are right at the back. Kalıp ifadeler

0:55

Ah canım, Peppa ve Suzy en arkadalar.

Kalıp ifadeler

right at the back: tam en arkada

At the back, bir kişinin veya nesnenin bir grubun ya da alanın arka kısmında olduğunu belirtir. Bu yarışta Peppa ve Suzy’nin son sırada veya son koşucular arasında olduğunu anlatır. Burada right, “tam” veya “hemen” anlamına gelir ve konumu güçlendiren bir zarftır. “Sağ tarafta” anlamına gelmez. right + yer ifadesi kalıbı konumu daha kesin hâle getirir; right at the back bunun bir örneğidir.

Alıştırma

“Tam arka kısımda” anlamındaki vurgulanan dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The spare chairs are ____ of the hall.

Cevabı göster

right at the back

Come on! Come on! Come on, Danny. Ton ve niyet

0:58

Hadi! Hadi! Hadi, Danny.

Ton ve niyet

Come on!: yarış sırasında destek

Bu yarışta Come on! kısa bir destek tezahüratıdır. Konuşan kişi Danny’den kendisine doğru gelmesini istemiyor; onu koşmaya devam etmesi ve daha çok çabalaması için teşvik ediyor. İfadenin işlevi bağlama ve ses tonuna göre değişir. Bir yarışma sırasında Come on! ifadesini tekrarlamak genellikle desteğe daha fazla enerji ve aciliyet katar.

Alıştırma

Bir yarış sırasında bir seyirci “Come on, Danny!” diye bağırıyor. Seyirci ne yapıyor?

  1. Danny’yi seyircinin yanına yürümesi için çağırıyor.
  2. Danny’ye yarışın bittiğini söylüyor.
  3. Danny’yi devam etmesi için teşvik ediyor.
Cevabı göster

Danny’yi devam etmesi için teşvik ediyor.

Rebecca Rabbit wins.

1:02

Tavşan Rebecca kazanıyor.

And Peppa and Suzy are last.

1:06

Ve Peppa ile Suzy sonuncu.

The winner of the race is Rebecca Rabbit. Kalıp ifadeler

1:10

Yarışın kazananı Tavşan Rebecca.

Kalıp ifadeler

The winner of the race: winner of + etkinlik

The winner of the race, “bu yarışı kazanan kişi” demektir. of ile başlayan bölüm, kişinin hangi etkinliği kazandığını belirtir. Bir sonucu duyururken veya belirtirken the winner of + etkinlik yapısını tek bir isim grubu olarak kullanın: the winner of the contest, the winner of the final.

Alıştırma

Bu heceleme yarışması sonuç duyurusunu winner of + etkinlik yapısıyla tamamlayın: The ____ is Nora.

Cevabı göster

winner of the spelling bee

Hooray.

1:14

Yaşasın.

Squeak.

1:16

Squeak.

Thank you.

1:17

Teşekkürler.

I would have won if you hadn't been talking to me, Suzy. Dilbilgisi

1:21

Benimle konuşmasaydın kazanırdım, Suzy.

Dilbilgisi

would have won if...: gerçekleşmemiş bir geçmiş sonuç

Bu cümle, tamamlanmış bir geçmiş durumda farklı bir sonuç hayal eder. would have won, konuşan kişinin aslında kazanmadığını belirtir; if you hadn't been talking to me ise gerçek dışı koşulu verir. Gerçekte diğer kişi konuşuyordu. Gerçekleşmemiş geçmiş sonuç için would have + geçmiş zaman ortacı kullanılır. if yan cümlesindeki had not been + -ing, bir süre devam eden etkinliği gösterir; hadn't been talking ise süren dikkat dağınıklığını vurgular.

Alıştırma

Geçmişte gerçeğe aykırı cümleyi finish ve crash fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: I ____ the presentation if the computer ____ all morning.

Cevabı göster

would have finished · hadn't been crashing

Now, now, Peppa. Ton ve niyet

1:25

Tamam, tamam, Peppa.

Ton ve niyet

Now, now: nazikçe sakinleştirme ve durdurma

Burada tekrarlanan Now, now, Peppa'yı sakinleştirmek ve şikâyetini nazikçe durdurmak için kullanılan konuşma diline özgü bir ünlemdir. Yaklaşık olarak “hadi, sakin ol” veya “artık yeter” anlamına gelir; zamanı belirten now değildir. Bu bağlamda tekrar, müdahalenin ani ve sert değil, ölçülü ve yatıştırıcı duyulmasını sağlar. Konuşan kişi duyguyu kabul ederken karşısındakini daha sakin davranmaya yönlendirir.

Alıştırma

Bu bağlamda “Now, now, Peppa.” ne işe yarıyor?

  1. Peppa'ya saatin kaç olduğunu sorar.
  2. Peppa'yı nazikçe sakinleştirir ve şikâyetini sürdürmemesini ister.
  3. Peppa'ya bir şeyi hemen yapmasını söyler.
Cevabı göster

Peppa'yı nazikçe sakinleştirir ve şikâyetini sürdürmemesini ister.

Remember, it's not winning that matters but taking part. Notlar

1:27

Unutma, önemli olan kazanmak değil katılmaktır.

Dilbilgisi

It's not X that matters but Y: odağı gerçekten önemli olana yöneltmek

It's not X that matters but Y kalıbı dinleyenin odaklandığı noktayı düzeltir: Önemli olan X değil, Y'dir. Burada winning X, taking part ise Y'dir; dolayısıyla cümle odağı sonuçtan katılıma kaydırır. Bu, it-cleft vurgu yapısıyla not ... but ... karşıtlığının birleşimidir. X ve Y genellikle biçim bakımından paralel olur; burada winning ve taking part ifadelerinin ikisi de -ing biçimindedir.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlamak için X yerine speed, Y yerine accuracy kullanın: It's not ____ that matters but ____.

Cevabı göster

speed · accuracy

Kalıp ifadeler

taking part: bir etkinliğe katılmak

Take part, “bir etkinliğe katılmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede taking part, -ing biçimindedir ve katılma eylemini adlandırır; winning ile karşıtlık kurar. winning ve taking part biçimlerinin ikisi de -ing alarak fikirleri paralel tutar: önemli olan başarı değil, katılımdır.

Alıştırma

Cümleyi take part ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Everyone is welcome to ____ in the science fair.

Cevabı göster

take part

Yes, Daddy.

1:31

Evet, Baba.

The next event is the long jump. Kültür

1:32

Sıradaki etkinlik uzun atlama.

Kültür

long jump: mesafeye dayalı atletizm dalı

Long jump, sporcuların hız alıp ileri doğru atladığı ve sonucun mesafeye göre belirlendiği atletizm dalının sabit adıdır. Bu cümlede the long jump, sırada hangi etkinliğin olduğunu belirtir; uzun olan herhangi bir atlayışı anlatmaz.

Alıştırma

long jump hangi spor dalının adıdır?

  1. Sporcuların uzun bir mesafe koştuğu bir yarış
  2. Sporcuların olabildiğince uzağa doğru ileri atladığı bir dal
  3. Sporcuların yüksek bir çıtanın üzerinden atladığı bir dal
Cevabı göster

Sporcuların olabildiğince uzağa doğru ileri atladığı bir dal

George and Richard have to see who can jump the furthest. Kalıp ifadeler

1:37

George ve Richard kimin en uzağa atlayabileceğini görmek zorunda.

Kalıp ifadeler

see who can jump the furthest: karşılaştırarak sonucu bulmak

Bir yarışma ya da testte see who can + fiilin yalın hâli, genellikle kişileri denetip sonucu karşılaştırarak “kimin bir şeyi yapabildiğini bulmak” anlamına gelir. Burada kimin en uzağa atladığını belirleyeceklerdir; see yalnızca gözle bakmak anlamına gelmez. Who can jump the furthest, see’den sonra gelen bir dolaylı soru yapısıdır. Sıra who + can + fiilin yalın hâli olarak kalır: who can jump; who can jumps veya who jump can değil.

Alıştırma

Hedef kalıp see who can ile meydan okuma cümlesini tamamlayın: Let's ____ finish the maze first.

Cevabı göster

see who can

George, run as fast as you can, Dilbilgisi

1:40

George, olabildiğince hızlı koş,

then jump as far as you can.

1:43

sonra olabildiğince uzağa atla.

Dilbilgisi

as fast as you can ... as far as you can: mümkün olan en yüksek derece

Her iki ifade de “yapabildiğin en yüksek derecede” anlamını vermek için as + zarf + as you can kalıbını kullanır. Fast ne kadar hızlı koşulacağını, far ise atlama mesafesini gösterir. Aynı kalıbın tekrarlanması iki yönergeyi paralel biçimde düzenler. Ortadaki zarf, hangi özelliğin en yüksek dereceye çıkarıldığına göre değişir.

Alıştırma

Yönergeyi as ... as you can kalıbıyla tamamlayın. Hız için fast, mesafe için far kullanın: Run ____, then throw the ball ____.

Cevabı göster

as fast as you can · as far as you can

George, ready, steady, go.

1:47

George, hazır, başla.

George has jumped as far as he can. Dilbilgisi

1:53

George atlayabildiği kadar uzağa atladı.

Dilbilgisi

has jumped: tamamlanmış eylem ve şimdiki sonuç

Has jumped, İngilizcedeki present perfect yapısıdır: has + geçmiş zaman ortacı jumped. Atlama tamamlanmıştır ve konuşan kişi şimdi görülebilen veya değerlendirilebilen sonuca odaklanır. Yarış anlatımında present perfect, henüz tamamlanmış bir eylemi mevcut durumla ilişkilendirebilir. George'un hâlâ atlamakta olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede has jumped neyi gösteriyor?

  1. Atlama bitmiştir ve sonucu şu anda önemlidir.
  2. George düzenli olarak atlar.
  3. George hâlâ atlamanın ortasındadır.
Cevabı göster

Atlama bitmiştir ve sonucu şu anda önemlidir.

And now, it's Richard Rabbit's turn. Kalıp ifadeler

1:56

Ve şimdi, sıra Tavşan Richard'da.

Kalıp ifadeler

it's Richard Rabbit's turn: sıranın kimde olduğunu söylemek

It's Richard Rabbit's turn, sıralı bir etkinlikte sıradaki kişinin Richard Rabbit olduğu anlamına gelir. Buradaki turn, yön değiştirmek değil, bir kişinin eylemde bulunma sırası veya fırsatıdır. It's + kişinin iyelik biçimi + turn yapısını kullanın. Yapılacak eylemi belirtmek için to + fiilin yalın biçimini ekleyin: It's Maya's turn to choose.

Alıştırma

Cümleyi It's X's turn kalıbıyla tamamlayın. Sıradaki cevap verecek kişi Ava: It's ____ to answer.

Cevabı göster

Ava's turn

Squeak. Squeak.

1:59

Squeak. Squeak.

If Richard doesn't run, he won't jump very far. Dilbilgisi

2:01

Eğer Richard koşmazsa, çok uzağa atlayamaz.

Dilbilgisi

If ... doesn't ..., ... won't ...: gerçek bir koşul

Bu cümle gerçek ve mümkün bir koşulu anlatır. if yan cümlesi koşulu belirtmek için geniş zaman kullanır: Richard doesn't run. Ana cümle sonucu tahmin etmek için won't + fiilin yalın hâlini kullanır: he won't jump very far. Sonuç gelecekle ilgili olsa bile sıradan birinci tip koşul cümlesinde if yan cümlesinde will değil, geniş zaman kullanılır. Yeniden kullanılabilen kalıp If + geniş zaman, will/won't + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

leave ve catch fiillerinin olumsuz kısaltılmış biçimlerini kullanarak gerçek koşul cümlesini tamamlayın: If we ____ now, we ____ the train.

Cevabı göster

don't leave · won't catch

Richard Rabbit, ready, steady, go.

2:05

Tavşan Richard, hazır, başla.

Richard Rabbit has jumped further than George. Dilbilgisi

2:10

Tavşan Richard, George'dan daha uzağa atladı.

Dilbilgisi

further than George: fiziksel mesafeyi karşılaştırma

Burada further, far sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve atlayışın mesafesini anlatır. jumped further than George, Richard'ın atlayışının George'un atlayışından daha uzun bir mesafeye ulaştığı anlamına gelir; than karşılaştırma ölçütü olan kişiyi tanıtır. Bu Britanya İngilizcesi bağlamında further sözcüğünü fiziksel mesafe için kullanmak doğaldır. Başka bağlamlarda «ek» veya «daha ileri derecede» anlamına da gelebilir, ancak burada gerçek mesafe karşılaştırılmaktadır.

Alıştırma

Hangi cümle kâğıt uçağın oyuncak uçaktan daha uzun bir mesafe katettiğini söylüyor?

  1. The paper plane did not fly as far as the toy plane.
  2. The paper plane flew as far as the toy plane.
  3. The paper plane flew further than the toy plane.
Cevabı göster

The paper plane flew further than the toy plane.

And the winner is Richard Rabbit.

2:13

Ve kazanan Tavşan Richard.

Hooray.

2:16

Yaşasın.

George, remember, it's not the winning that matters,

2:21

George, unutma, önemli olan kazanmak değil,

but taking part.

2:25

katılmaktır.

The next race is the relay. Kültür

2:28

Sıradaki yarış bayrak yarışı.

Kültür

relay: bölümler hâlinde koşulan takım bayrak yarışı

Bu spor bağlamında relay, bayrak yarışı demektir: aynı takımın üyeleri farklı etapları sırayla koşar ve bayrağı bir sonraki koşucuya verir. Burada the relay, sıradaki yarışın adıdır. Bilgiyi başka birine aktarmak anlamına gelebilen relay fiili değildir.

Alıştırma

Bu cümlede relay ne anlama geliyor?

  1. bir kişinin baştan sona tek başına koştuğu yarış
  2. başka birine aktarılan mesaj
  3. takım üyelerinin etaplar hâlinde tamamladığı yarış
Cevabı göster

takım üyelerinin etaplar hâlinde tamamladığı yarış

Each child needs to pick a parent to race with. Kalıp ifadeler

2:31

Her çocuğun birlikte yarışmak için bir ebeveyn seçmesi gerekiyor.

Kalıp ifadeler

pick a parent to race with: birlikte yarışacak bir eş seçmek

Pick a parent, bir ebeveyn seçmek demektir. To race with, seçilen kişinin çocukla ne yapacağını açıklar: ebeveyn yarışta çocuğun takım arkadaşı olacaktır. Yeniden kullanılabilen kalıp pick + someone + to do something + with şeklindedir. Sondaki with, seçilen kişiye bağlanır ve “o kişiyle birlikte” anlamını verir. Bu bayrak yarışı bağlamında race with, birbirine karşı yarışmak değil, takım olmak anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle doğal biçimde “Bir sınıf arkadaşını çalışma eşin olarak seç” anlamına gelir?

  1. Pick a classmate to work with.
  2. Pick a classmate to work.
  3. Pick with a classmate to work.
Cevabı göster

Pick a classmate to work with.

Peppa, pick me. Pick me. Ton ve niyet

2:35

Peppa, beni seç. Beni seç.

Ton ve niyet

pick me: seçilmeyi istemek

Pick me, “beni seç” anlamına gelen doğrudan bir konuşma dili isteğidir. Burada pick, bir rol, takım ya da sıra için bir kişiyi seçmek demektir; birini yerden kaldırmak anlamına gelmez. Pick me ifadesini tekrarlamak isteği daha hevesli ve ısrarlı gösterir. pick + kişi kalıbı Pick Sam veya Pick us gibi cümlelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir öğretmen oyunu kimin yönetmek istediğini soruyor. Leo, “Pick me!” diyor. Leo ne istiyor?

  1. Öğretmenin kendisini seçmesini istiyor.
  2. Öğretmenin kendisini yerden kaldırmasını istiyor.
  3. Öğretmen için bir şey seçmek istiyor.
Cevabı göster

Öğretmenin kendisini seçmesini istiyor.

But Daddy, you're not very good at running. Kalıp ifadeler

2:37

Ama Baba, sen koşmada pek iyi değilsin.

Kalıp ifadeler

not very good at running: yetenekle ilgili olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatmak

Be good at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikte becerikli olmayı anlatır. at bir edat olduğu için burada yalın fiil run değil, running kullanılır. Not very good at, birinin becerisinin sınırlı olduğunu belirtir. bad at ifadesinden daha yumuşak duyulur, ancak yine de kişinin yeteneği hakkında olumsuz bir değerlendirmedir.

Alıştırma

Cümleyi not very good at ve sing fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I avoid karaoke because I'm ____.

Cevabı göster

not very good at singing

I was very good when I was a little piggy. Dilbilgisi

2:41

Küçük bir domuzcukken çok iyiydim.

Dilbilgisi

when I was a little piggy: geçmiş zaman bağlamı kurmak

when I was a little piggy bölümü, ana ifadenin ne zaman geçerli olduğunu, yani konuşanın çocukluk dönemini gösterir. Was geçmiş zamanı belirtir; dolayısıyla konuşan o zaman çok iyi olduğunu söylüyor. Geçmişteki bir yeteneğe, alışkanlığa veya duruma zaman arka planı eklemek için when I was ... kullanılır. Bu bölüm ana cümleden önce veya sonra gelebilir. Tek başına, şu anda neyin geçerli olduğunu söylemez.

Alıştırma

Çocukluk alışkanlığını anlatmak için when I was ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I played outside every day when I was a child.
  2. I played outside every day when I am a child.
  3. I play outside every day when I was a child.
Cevabı göster

I played outside every day when I was a child.

But now you have a big tummy. Kelime

2:43

Ama şimdi koca bir göbeğin var.

Kelime

a big tummy: çocuk diline uygun, gündelik bir ifade

Tummy, karın ya da mide bölgesi için kullanılan gündelik ve çocuk diline uygun bir sözcüktür. a big tummy ifadesinde yorumun resmî veya tıbbi dilden çok, bir çocuğun basit anlatımı gibi duyulmasını sağlar. Sözcük sıcak veya şakacı gelebilir; ancak birinin bedeni hakkındaki yorumu kendiliğinden kibar hâle getirmez.

Alıştırma

Bu kullanım uygun mu? Bir doktor resmî tıbbi rapora şunu yazıyor: The patient has a big tummy.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

But I can still touch my toes. Kalıp ifadeler

2:45

Ama hala ayak parmaklarıma dokunabiliyorum.

Kalıp ifadeler

can still touch my toes: devam eden bir yetenek

can still + fiilin yalın hâli yapısında can yeteneği, still ise zaman geçmesine veya aksini düşündürebilecek bir değişikliğe rağmen bu yeteneğin sürdüğünü anlatır. Burada konuşan kişi bu hareketi hâlâ yapabildiğini iddia ediyor. touch my toes, eğilip ellerle kendi ayak parmaklarına ulaşmak anlamına gelir ve esnekliği göstermek için kullanılan yaygın bir ifadedir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: she can touch her toes.

Alıştırma

Bir yeteneğin devam ettiğini belirten iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: After ten years away from the piano, I ____ play this song.

Cevabı göster

can still

Nearly. Ton ve niyet

2:48

Neredeyse.

Ton ve niyet

Nearly: çok yaklaştı, ama başaramadı

Nearly, hangi eylemin kastedildiği bağlamdan açıkça anlaşıldığında tek başına kısa bir yanıt olarak kullanılabilir. Çok yaklaşılmış ama eylem tamamlanmamış demektir: deneme başarıya ulaşmamıştır. Burada tek sözcüklük yanıt, önceki iddiayı nazikçe düzeltiyor. Doğrudan No demekten daha hafif ve daha az sert duyulduğu için mizahi bir etki de yaratıyor.

Alıştırma

Bir çocuk kitaba uzanıyor ancak bir santimetreyle kaçırıyor. Bu denemeyi en iyi hangi yanıt anlatır?

  1. Barely.
  2. Exactly.
  3. Nearly.
Cevabı göster

Nearly.

All right, Daddy. Ton ve niyet

2:50

Pekala, Baba.

Ton ve niyet

All right: bir isteği kabul etmek

Bu yanıtta All right, “Peki, kabul ediyorum” anlamına gelir. Babanın isteğini veya planını kabul eder. Söyleyiş biçimine göre doğrudan bir onay ya da biraz tereddütten sonra verilen bir onay gibi duyulabilir. Buradaki right, bir şeyin doğru olup olmadığını değerlendirmez. All right tek başına yanıt olarak kullanıldığında kabul etme işlevi görür.

Alıştırma

Baba “Will you join our team?” diye soruyor. Hangi yanıt All right kullanarak isteği kabul ediyor?

  1. That's right; your answer is correct.
  2. All the answers are right.
  3. All right, I'll join the game.
Cevabı göster

All right, I'll join the game.

But you must run very fast.

2:52

Ama çok hızlı koşmalısın.

The mummies and daddies will run the first part of the race

2:57

Anneler ve babalar yarışın ilk kısmını koşacak

and then hand the batons to the children. Kalıp ifadeler

2:59

ve sonra bayrakları çocuklara verecekler.

Kalıp ifadeler

hand the batons to the children: hand + nesne + to + kişi

Burada hand, “bir şeyi doğrudan birine vermek veya uzatmak” anlamına gelen bir fiildir. hand the batons to the children ifadesinde the batons verilen nesneler, the children ise bunları alan kişilerdir. Kalıp hand + nesne + to + kişi şeklindedir. Bayrak yarışında baton, bir koşucunun sonraki koşucuya verdiği yarış çubuğudur.

Alıştırma

Şu öğeleri hand + object + to + person kalıbına göre sıralayın: hand / the keys / to Mia. Please ____.

Cevabı göster

hand the keys to Mia

Mummies and daddies, ready, steady, go.

3:02

Anneler ve babalar, hazır, başla.

Daddy Pig is in the lead.

3:10

Baba Domuz önde gidiyor.

Come on, Daddy.

3:12

Hadi, Baba.

Come on, Daddy.

3:14

Hadi, Baba.

Thank you, Daddy. You did very well. Ton ve niyet

3:16

Teşekkürler, Baba. Çok iyi yaptın.

Ton ve niyet

You did very well: tamamlanmış bir performansı övmek

You did very well, birinin yeni bitirdiği bir görev veya etkinlikteki performansını över. Did bu performansın geçmişte kaldığını, well zarfı ise kişinin işi nasıl yaptığını gösterir. Bu cümle kişinin karakterini değil, belirli bir performansını değerlendirir. Bir maçın, sunumun, sınavın veya işin ardından kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız bir sunumu yeni bitirdi. Tamamlanan bu performansı açıkça öven cümle hangisidir?

  1. You did very well in your presentation.
  2. You will do very well in your presentation.
  3. You are very good at presentations.
Cevabı göster

You did very well in your presentation.

Now it's my turn to... Kalıp ifadeler

3:18

Şimdi sıra bende...

Kalıp ifadeler

it's my turn to...: sıranın size geldiğini söylemek

It's my turn to + fiilin yalın hâli, kararlaştırılmış veya beklenen sırada bir sonraki kişinin siz olduğunuzu belirtir. Buradaki turn, dönme hareketini değil, sıradaki yeri ifade eder. Cümle to sözcüğünden sonra durur. Üç nokta, genellikle düşünce tamamlanmadığı veya konuşma kesildiği için eylemin henüz söylenmediğini gösterir. Tam bir cümlede eylemi ekleyin: It's my turn to run.

Alıştırma

Kararlaştırılmış sırada bir sonraki kişinin siz olduğunuzu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: It's my ____ choose a card.

Cevabı göster

turn to

Peppa, stop talking and run.

3:19

Peppa, konuşmayı bırak ve koş.

Oh.

3:22

Oh.

Keep going, Keep going, Keep going, Keep going, Ton ve niyet

3:28

Devam et, devam et, devam et, devam et,

Ton ve niyet

Keep going: birini devam etmeye teşvik etmek

Keep going, birine durmak yerine hareket etmeyi veya yaptığı işi sürdürmesini söylemek ya da onu teşvik etmek için kullanılan kısa bir emir ifadesidir. Burada koşan bir kişiye destek vermek için kullanılır. keep + fiilin -ing biçimi “o eylemi sürdürmek” anlamına gelir; dolayısıyla keep burada “saklamak” demek değildir. Aynı yapı spor, ders çalışma veya zor bir görev sırasında teşvik için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep ve go fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The last question is hard, but ____—you're almost done.

Cevabı göster

keep going

Come on, Come on,

3:30

Hadi, hadi,

And the winner is Emily Elephant.

3:33

Ve kazanan Fil Emily.

Hooray.

3:36

Yaşasın.

Oh, Daddy. I haven't won a prize yet.

3:39

Oh, Baba. Henüz bir ödül kazanmadım.

Don't worry, Peppa. There's still one more event.

3:43

Endişelenme, Peppa. Hala bir etkinlik daha var.

And now for the last event of the day, the tug of war. Notlar

3:47

Ve şimdi günün son etkinliği, halat çekme.

Anlatım akışı

And now for ...: sıradaki öğeyi tanıtmak

And now for + isim öbeği, sunucuların kullandığı bir geçiş kalıbıdır. Önceki bölümü kapatır ve dinleyicinin dikkatini sıradaki öğeye yöneltir. Bu cümlede isim öbeği the last event of the day ifadesidir; ardından gelen the tug of war bunun hangi etkinlik olduğunu belirtir. For geçiş kalıbının bir parçasıdır ve “bir amaç uğruna” anlamına gelmez.

Alıştırma

Sunucunun geçiş ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ our final guest, Maya Chen.

Cevabı göster

And now for

Kültür

tug of war: halat çekme oyununun adı

Tug of war, iki takımın aynı ipin karşıt uçlarını çektiği oyunun yerleşik adıdır. Burada günün son etkinliğinin adını belirtir. İfadeyi kelimesi kelimesine bir savaş türü olarak değil, bütünüyle bir etkinlik adı olarak anlayın. Bu anlam, daha sonra geçen rope, pull, teams ve draw gibi sözcükleri yarışmayla ilişkilendirmenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi açıklama tug of war ifadesine uyar?

  1. Koşucular yarış sırasında birbirlerine bayrak verir.
  2. İki takım aynı ipin karşıt uçlarını çeker.
  3. Oyuncular sırayla bir hedefe top atar.
Cevabı göster

İki takım aynı ipin karşıt uçlarını çeker.

Boys against girls. Kalıp ifadeler

3:52

Erkekler kızlara karşı.

Kalıp ifadeler

Boys against girls: karşılaşmalarda A against B

Bir yarışmada A against B, A ile B'nin rakip olduğunu belirtir. Boys against girls bu halat çekme yarışındaki iki tarafı gösterir; burada against, birine karşı çıkmak değil, biriyle yarışmak anlamındadır. Bu, duyuru tarzında kullanılan kısa bir parçadır. Tam biçimi It's boys against girls. olabilir. Aynı kalıp bir oyun, maç veya tartışmadaki iki tarafı adlandırabilir.

Alıştırma

Karşılaşmayı against kullanarak tamamlayın: Tonight, it's City ____ United.

Cevabı göster

against

When I say go, you must pull the rope with all your strength. Notlar

3:56

Başla dediğimde, tüm gücünüzle halatı çekmelisiniz.

Dilbilgisi

When I say go: eylemi başlatan zamanı belirlemek

When I say go, ana yönergenin uygulanacağı işareti belirleyen bir zaman yan cümlesidir. Dinleyenler bekler; konuşan kişi go dediğinde çekmeye başlarlar. Burada when, “~dığı zaman” anlamına gelir ve zamanı soran bir soru sözcüğü değildir. Yönergelerde ve kurallarda When + özne + geniş zaman fiili yapısından sonra bir emir veya ana cümle kullanılabilir. İşaret gelecekte verilecek olsa da When I will say go değil, When I say go denir.

Alıştırma

Bir hakem başlangıç işareti vermeyi planlıyor. Hangi cümle koşuculara o işaret verildiğinde koşmaya başlamalarını söyler?

  1. When will I say go, start running.
  2. If I say go, start running.
  3. When I say go, start running.
Cevabı göster

When I say go, start running.

Kalıp ifadeler

with all your strength: tüm fiziksel gücünü kullanarak

With all your strength, “sahip olduğun tüm fiziksel gücü kullanarak” anlamına gelen bir edat öbeğidir. Çekme hareketinin ne kadar güçlü yapılacağını belirtir; burada strength, ölçülen bir yoğunluk düzeyini değil, bedensel gücü ifade eder. İyelik sözcüğü, gücü kullanan kişi veya kişilere göre değişir: with all my strength, with all her strength, with all our strength ve with all their strength.

Alıştırma

Cümleyi “tüm fiziksel güçlerini kullanarak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The two movers pushed the heavy piano ____.

Cevabı göster

with all their strength

The girls will win.

4:02

Kızlar kazanacak.

No, they won't. The boys will win. Ton ve niyet

4:04

Hayır, kazanmayacaklar. Erkekler kazanacak.

Ton ve niyet

No, they won't.: will ile kısa olumsuz cevap

No, they won't. will ile yapılmış önceki bir tahmini doğrudan reddeder. Won't, will not ifadesinin kısaltmasıdır; win bağlamdan anlaşıldığı için söylenmez. Tam anlamı No, they will not win şeklindedir. will içeren bir soru veya ifadeden sonra İngilizcede özne + will/won't ile kısa cevap verilebilir ve zaten bilinen yüklem söylenmeyebilir. Burada won't, kazanmanın gerçekleşmeyeceğini belirtir; grubun kazanmayı reddettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısa olumsuz cevabı will not'ın kısaltmasıyla tamamlayın: Mia will win the race. — No, she ____.

Cevabı göster

won't

Ready, steady, go!

4:07

Hazır, başla!

Come on, boys.

4:11

Hadi, erkekler.

Come on, pull.

4:13

Hadi, çekin.

Come on, the girls. Pull!

4:15

Hadi, kızlar. Çekin!

I am pulling.

4:17

Çekiyorum.

Everyone is pulling so hard, the rope is breaking. Dilbilgisi

4:20

Herkes o kadar sert çekiyor ki, halat kopuyor.

Dilbilgisi

so hard ... the rope is breaking: güçlü dereceden sonuca

so hard ifadesinde hard, pulling fiilini niteleyen bir zarftır ve zor değil, büyük bir güçle anlamına gelir. So, derecenin çok yüksek olduğunu ve herkesin çekme gücünün bir sonuca yol açtığını gösterir. Bu sonuç the rope is breaking kısmıdır. Tam ve açık biçim Everyone is pulling so hard that the rope is breaking. şeklindedir. Konuşma dilindeki cümlede that söylenmez; iki cümlecik bir duraklama ve virgülle bağlanır.

Alıştırma

Rüzgârın gücünün sonuca yol açtığını göstermek için cümleyi so ... that ve hard ile tamamlayın: The wind was blowing ____ the windows shook.

Cevabı göster

so hard that

Whoa.

4:24

Vay.

And the result is a draw. Kelime

4:28

Ve sonuç berabere.

Kelime

a draw: kazananı olmayan beraberlik

Burada a draw, bir maçın veya yarışmanın skorlar eşit ve kazanan olmadan bitmesi anlamına gelen sayılabilen bir isim öbeğidir. a artikeli bu isim öbeğinin parçasıdır: the result is a draw. result gibi çevredeki sözcükler ve yarışma bağlamı bu anlamı gösterir. Draw ayrıca “resim çizmek” anlamında bir fiil olabilir, ancak bu cümlede o görevde değildir. Yaygın sonuç kalıpları arasında The match was a draw ve The match ended in a draw bulunur.

Alıştırma

'The final score was 2–2, so the game was a draw,' cümlesinde 'a draw' ne anlama gelir?

  1. Bir takım resim çizerek maçı kazandı.
  2. Maç başlamadan önce durduruldu.
  3. Maç eşit skorla ve kazanan olmadan sona erdi.
Cevabı göster

Maç eşit skorla ve kazanan olmadan sona erdi.

So, both teams win. Anlatım akışı

4:30

Yani, her iki takım da kazanıyor.

Anlatım akışı

So, both teams win: So ile sonuç çıkarma

Cümle başındaki So, dinleyiciye ardından gelen ifadenin önceki sonuca dayanan bir çıkarım olduğunu bildirir. Beraberlik sonucunu konuşanın son kararıyla bağlar ve hikâyenin bu bölümünü tamamlar. Both teams tam olarak iki takımı ifade eder. Buradaki both teams win, bu sahnede beraberliği dostça ele alma biçimidir; her beraberliğin iki taraf için de galibiyet sayıldığına ilişkin genel bir kural değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede So önceki gerçekten çıkarılan bir sonucu tanıtıyor?

  1. So, how was your trip?
  2. The shop is closed. So, we'll come back tomorrow.
  3. The bag is so heavy that I can't lift it.
Cevabı göster

The shop is closed. So, we'll come back tomorrow.

Hooray.

4:33

Yaşasın.

I love the school sports day, especially when I win a prize. Notlar

4:34

Okul spor gününü seviyorum, özellikle de bir ödül kazandığımda.

Anlatım akışı

especially when + cümlecik: öne çıkan bir durumu vurgulamak

Especially when, önceki duygu veya değerlendirmenin özellikle güçlü ya da geçerli olduğu bir durumu belirtir. Burada konuşmacı okul spor gününü genel olarak sever ve ödül kazandığı zamanlarda daha da çok sever. Genel ifade + especially when + tam cümlecik kalıbını kullanın. When cümleciği öne çıkan bir durum ekler; ana ifadenin yalnızca o zaman doğru olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Keyfin özellikle arttığı durumu eklemek için cümleyi especially when ile tamamlayın: I enjoy reading, ____ the house is quiet.

Cevabı göster

especially when

Kalıp ifadeler

win a prize: yarışmalarda ödül kazanmayı anlatan doğal kullanım

Win a prize, bir yarışma, çekiliş veya değerlendirmeli etkinliğin sonucu olarak ödül kazanmayı anlatan yaygın kelime birleşimidir. Win burada geçişli fiildir ve a prize doğrudan nesnesidir. Prize, bir etkinlikteki başarıya veya şansa bağlıdır; birinin verdiği herhangi bir sıradan hediye anlamına gelmez.

Alıştırma

Win a prize ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: Kim ____ in the drawing competition.

Cevabı göster

won a prize