Hangisi daha tehlikeli: köpekbalıkları mı yoksa insanlar mı? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, Jaws filminin yarattığı intikamcı köpek balığı imgesini bilimsel gerçeklerle karşılaştırıyor: İnsanlara yönelik saldırılar nadirdir, köpek balıkları okyanusa son derece iyi uyum sağlamış avcılardır; ancak aşırı avlanma ve yüzgeç kesme uygulaması bugün birçok türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. cases of mistaken identity, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bir insanın, hayvanın ya da nesnenin başka biri veya başka bir şey sanılmasından kaynaklanan olayları anlatan bu yerleşik ifadeyi anlayın; kazaları, hukuki karışıklıkları ve gündelik yanlış teşhisleri açıklarken kullanın. 2. had a grudge — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu deyimin köpek balığına kalıcı öfke ve intikam isteği yüklediğini fark edin; have a grudge kalıbını kurmaca karakterlerin güdülerini, çatışmaları veya varsayılan niyetleri anlatırken mecaz anlamıyla kullanın. 3. Which is why it's tragic that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Önceki durumun tamamını değerlendirme içeren bir sonucun nedeni olarak sunmayı öğrenin ve zararlı uygulamalarla ilgili kanıtları, türlerin yok olma tehlikesiyle karşılaşması gibi sonuçlara bağlayın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English. I'm Sam.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English. Ben Sam.
on Friday the 29th of June 1975: belirli bir gün için on
Belirli bir günün önünde on kullanılır. Friday the 29th of June 1975 tek ve kesin bir günü belirtir; bu nedenle ifadenin tamamı sonraki olay için açık bir zaman çerçevesi oluşturur. Britanya tarzı tarihlerde ayın günü the 29th of June biçiminde ifade edilebilir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp on + gün veya tarih şeklindedir: on Friday, on 29 June ya da on Friday the 29th of June.
Alıştırma
Cümleyi belirli bir gün için kullanılan edatla tamamlayın: The school play begins ____ Friday the 12th of July.
Cevabı göster
on
movie posters appeared in cinemas all over the USA Kalıp ifadeler
0:17ABD'nin dört bir yanındaki sinemalarda film afişleri belirdi,
all over the USA: bir yerin geneline yayılma
all over the USA, ABD'nin birçok farklı bölgesinde anlamına gelir. Geniş bir dağılımı vurgular: afişler yalnızca tek bir yerde değil, ülkenin dört bir yanındaki sinemalarda görüldü. Burada all over, ABD'nin fiziksel olarak üstünde değil, her tarafında veya genelinde anlamına gelen bir yer ifadesidir. Bir şey bir yerin birçok bölümünde bulunduğunda, gerçekleştiğinde, yayıldığında ya da görüldüğünde all over + yer yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle fotoğrafların şehrin birçok farklı yerinde sergilendiğini söylüyor?
- The photos were displayed all over the city.
- The photos were displayed in one gallery in the city.
- The photos were displayed above the city.
Cevabı göster
The photos were displayed all over the city.
now notorious: bugünden bakıldığında olumsuz bir ün
now notorious ifadesinde now, anlatıcının bugünkü bakış açısını gösterir: sözler daha önce ortaya çıkmış, fakat o zamandan beri belli bir ün kazanmıştır. Bu, geriye dönük bir değerlendirmedir; ilk kullanıldıkları anda zaten kötü şöhretli oldukları iddiası değildir. Notorious, kötü, zararlı veya tartışmalı bir nedenle geniş ölçüde tanınmak demektir. Burada yalnızca tanınmış olmayı değil, olumsuz bir ünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sloganın sonradan zararlı bir nedenle tanındığını söylüyor?
- The slogan is still unknown to most people.
- The slogan is now notorious for misleading customers.
- The slogan is now famous for its beautiful design.
Cevabı göster
The slogan is now notorious for misleading customers.
never go in the water again: never ... again kalıbı
Never + eylem + again, eylemin gelecekte hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği anlamına gelir. Again bu kalıbın bir parçasıdır: never ve again birlikte, yalnızca bir kez daha değil, şu andan itibaren bir daha asla anlamını verir. Bu slogandaki ifade bilinçli olarak kesin ve abartılıdır. Korkunun izleyicinin gelecekte suya girmesini engelleyeceğini öne sürer; bu yüzden sakin ve gerçekçi bir tahmin yerine dramatik bir uyarı işlevi görür.
Alıştırma
Sözü never ... again ile tamamlayın: After losing my project, I will ____ forget to save my work ____.
Cevabı göster
never · again
So, do you know which movie was being promoted Sam? Dilbilgisi
0:26Peki, hangi filmin tanıtıldığını biliyor musun Sam?
was being promoted: geçmişte devam eden edilgen yapı
Was being promoted, geçmişte devam eden edilgen bir yapıdır: was/were + being + past participle. Geçmişte belirli bir anda tanıtımın sürmekte olduğunu ve filmin eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraf olduğunu gösterir. Özne bir film olduğunda promote, reklamını yapmak veya tanıtmak anlamına gelir. Burada birini işte daha yüksek bir göreve terfi ettirmek anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi promote fiilinin geçmişte devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: At 8 p.m., the new game ____ on live television.
Cevabı göster
was being promoted
infamous horror movie: kötü şöhretiyle tanınan korku filmi
Infamous horror movie, kötü, rahatsız edici veya korkutucu bir şöhretle geniş ölçüde tanınan bir korku filmi demektir. Infamous olumsuz bir yargı taşır; famous sözcüğünün daha güçlü bir biçimi değildir. Burada infamous, terrified a generation ifadesiyle bağlantı kurarak filmin ününü yalnızca yaygın değil, korkutucu ve kötü şöhretli olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve şöhretin olumsuz olduğunu açıkça belirten sözcük hangisidir? The prison became ___ for its cruel treatment of inmates.
- celebrated
- infamous
- famous
Cevabı göster
infamous
Retorik bir iddia olarak “terrified a generation”
“Terrified”, aşırı derecede korkmasına neden oldu anlamına gelir. Özne filmdir; “a generation” ise nesnedir. “Terrified a generation” ifadesinde eserin yarattığı korku, yaklaşık aynı dönemde yaşayan birçok kişinin paylaştığı bir anı olarak sunulur. “A generation” kesin bir demografik grubu ya da o grubun her üyesini değil, retorik bir özeti ifade eder. Medya yorumlarında bu söz, geniş çaplı kültürel etkiyi çarpıcı biçimde anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Bir medya eleştirisinde “The film terrified a generation” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Filmin kendisinin seyircilerinden korktuğunu anlatır.
- Yaklaşık aynı dönemdeki birçok kişide yoğun korkuya neden oldu.
- Kesin bir demografik dönemde doğan istisnasız herkesi korkuttu.
Cevabı göster
Yaklaşık aynı dönemdeki birçok kişide yoğun korkuya neden oldu.
with its story of a man-eating great white shark Kelime
0:36insan yiyen büyük beyaz bir köpek balığının hikayesiyle,
“man-eating great white shark”: kısa çizgi kimin kimi yediğini nasıl gösterir
“Man-eating”, “man” ismi ile “eating” şimdiki zaman ortacından oluşan birleşik bir sıfattır. Bir hayvan adından önce geldiğinde kısa çizgi, iki sözcüğü hayvanın insan yediğini belirten tek bir niteleyicide birleştirir. Burada “great white shark” ifadesini niteler; dolayısıyla yiyen köpek balığıdır. “Great white shark” yerleşik bir tür adıdır. “Great” bu adın bir parçasıdır ve “mükemmel” anlamına gelmez. İfadenin tamamı, insan yiyen bir büyük beyaz köpek balığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “insan yiyen” anlamına gelen kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The adventure story features a ____ crocodile.
Cevabı göster
man-eating
with a taste for revenge and for human flesh. Deyimler
0:39intikam ve insan etine olan düşkünlüğüyle.
with a taste for revenge: mecazi bir intikam eğilimi
a taste for X yapısında taste, tat alma duyusunu değil, bir hoşlanmayı ya da eğilimi ifade eder. Bu nedenle with a taste for revenge, intikam peşinde olma eğilimine sahip olmak demektir; baştaki with, bu özelliği betimlenen canlıya ekler. Revenge gerçek anlamda tadılabilecek bir şey olmadığı için ifade, köpek balığını insana özgü bir kin taşıyormuş gibi kişileştirir. Daha genel olarak a taste for, özellikle X soyut olduğunda, bir ilgiyi kendine özgü bir iştah gibi sunabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede a taste for güçlü bir tercih veya eğilim anlamında kullanılmıştır?
- Leila got a taste of high-risk adventure on the climbing trip.
- Leila has a taste for high-risk adventures.
- Leila says the soup tastes like smoke.
Cevabı göster
Leila has a taste for high-risk adventures.
Jaws multiplied people's fascination with and fear of sharks. Kalıp ifadeler
0:43Jaws, insanların köpek balıklarına olan hayranlığını ve korkusunu kat kat artırdı.
fascination with and fear of: farklı isim-edat eşleşmelerini bağlama
Fascination, with ile; fear ise of ile kullanılır: fascination with sharks ve fear of sharks. Bu edatlar farklı isimlere aittir ve birbirlerinin yerine kullanılamaz. Cümle iki isim öbeğini bağlar ve ortak nesneleri olan sharks sözcüğünü yalnızca bir kez, sonda kullanır: fascination with and fear of sharks. Bu kısa yapı, iki isim aynı nesneye gönderme yaptığı hâlde farklı edatlar gerektirdiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Her ismin gerektirdiği edatlarla cümleyi tamamlayın: The documentary increased their fascination ____ and fear ____ the deep ocean.
Cevabı göster
with · of
But sharks' fearsome reputation is not based on facts. Kalıp ifadeler
0:49Fakat köpek balıklarının o korkutucu şöhreti gerçeklere dayanmıyor.
fearsome reputation: korkuya neden olan bir kamuoyu imajı
Fearsome reputation, insanların korkutucu ya da tehlikeli bir şey beklemesine yol açan kamuoyu imajı demektir. Fearsome, başkaları üzerindeki etkiyi anlatır; köpek balıklarının kendilerinin korktuğu anlamına gelmez. Reputation, insanların biri ya da bir şey hakkında genel olarak ne düşündüğüdür ve bu düşünce doğru da yanlış da olabilir. Bu nedenle ifade, bu imajın doğru olduğunu onaylamadan korkutucu bir kamuoyu imajını anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “insanları korkutan bir kamuoyu imajı” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The prison has a ____, although it is now much safer.
Cevabı göster
fearsome reputation
is not based on facts: gerçeklere dayanmamak
Be based on, bir şeyi bir iddia, fikir, karar ya da eser için temel veya destek olarak kullanmak demektir. Is not based on facts ifadesinde facts destekleyici kanıtlardır, not ise bu desteğin bulunmadığını gösterir. Buradaki on fiziksel bir yeri değil, dayanağı belirtir. Bu yapı, kanıtlarla desteklenen iddiaları söylenti, varsayım veya görüşlerden ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: This online rumor ____, so do not share it as true.
Cevabı göster
is not based on facts
Most attacks on humans are cases of mistaken identity, Kalıp ifadeler
0:53İnsanlara yönelik saldırıların çoğu kimlik karışıklığı vakalarıdır,
cases of mistaken identity: hedefi yanlış tanıma vakaları
Cases of mistaken identity, birinin veya bir şeyin başka biri ya da başka bir şey sanıldığı durumları anlatır. Burada identity, hedefin kim ya da ne olduğunun düşünüldüğünü belirtir; kimlik belgesi anlamına gelmez. cases of + isim öbeği şeklindeki çoğul yapı, birçok olayı aynı açıklama altında toplar. Bu cümlede saldırılar, insanlara bilinçli saldırılar olarak değil, hedefi tanıma hataları olarak sunulur.
Alıştırma
Bir güvenlik görevlisi, birbirine benzeyen ikizlerden yanlış olanı durduruyor. En doğal açıklamayı seçin.
- It was a case for mistaken identity.
- It was a case of missing identity.
- It was a case of mistaken identity.
Cevabı göster
It was a case of mistaken identity.
where the shark mistakes a swimmer for fish. Kalıp ifadeler
0:58köpek balığının yüzen birini balık sanmasıdır.
mistake A for B: A'yı B sanmak
Mistake A for B, A'yı yanlışlıkla B olarak tanımak demektir. A, gerçekte görülen kişi veya şeydir; B ise ona yanlışlıkla verilen kimliktir. Burada a swimmer A, fish ise B'dir. for edatı, A'nın yanlışlıkla ne sanıldığını gösterir; bu yapıda “amacıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi mistake A for B yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: From a distance, I mistook the coat ____ a person.
Cevabı göster
for
In recent years, the average annual number of worldwide deaths
1:01Son yıllarda, dünya çapında yıllık ortalama ölüm sayısı
from shark bites was as low as four. Dilbilgisi
1:05köpek balığı ısırıkları kaynaklı olarak sadece dört kadar düşüktü.
as low as four: şaşırtıcı derecede düşük bir sayıyı vurgulama
Burada was as low as four, yıllık ortalama dört sayısını dikkat çekici derecede düşük bir değer olarak sunar. Konuşan kişi iki şeyin aynı derecede düşük olduğunu söylemez; bu yapıyla istatistiğin ne kadar düşük olduğuna dikkat çeker. as low as + sayı kalıbı, yüksekten düşüğe doğru ölçülebilen değerlerle kullanılır. fall, drop veya cost gibi fiillerle birlikte erişilen ya da mümkün olan en düşük düzeyi de gösterebilir.
Alıştırma
Düşük sıcaklığı vurgulayan as ... as ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The overnight temperature can fall ____ four degrees.
Cevabı göster
as low as
apex predators of the ocean: bir ekosistemin en üst düzey avcıları
apex predators of the ocean ifadesinde apex, bir hiyerarşinin en yüksek noktasını belirtir. apex predator, besin zincirinin tepesindeki avcıdır ve o sistemde normalde başka bir tür tarafından avlanmaz; bu nedenle ifade, köpek balıklarının okyanusun en üst düzey avcıları olarak beklenen rolünü anlatır. Bu adlandırma hayvanın yalnızca büyüklüğünü veya insanlar için tehlikesini değil, ekolojik konumunu belirtir. Genellikle belirli bir ekosisteme göre anlaşılır.
Alıştırma
Hangi ifade apex predator terimini doğru açıklar?
- apex predator, belirli bir ekosistemdeki besin zincirinin tepesindedir.
- apex predator, en yüksek rakımda yaşayan herhangi bir hayvandır.
- apex predator, yalnızca bitki yiyen bir hayvandır.
Cevabı göster
apex predator, belirli bir ekosistemdeki besin zincirinin tepesindedir.
but has no natural predator of its own. Dilbilgisi
1:15fakat kendisinin doğal bir avcısı olmayan en üst düzey yırtıcı.
but has no ... of its own: ancak kendine ait ... yok
But bağlacı tanımdaki temel karşıtlığı ekler: Bu yırtıcı başka hayvanları avlar, ancak hiçbir hayvan onu doğal ortamında av olarak görüp avlamaz. Has fiilinin öznesi yine the top predator ifadesidir. has no + isim + of its own yapısında of its own, “özellikle ona ait olan” veya “özellikle onunla ilişkili olan” anlamına gelir. Burada bu hayvanı avlayacak doğal bir yırtıcıyı belirtir. Own, its own ifadesinin bir parçasıdır; own fiili değildir. Bu yapı, bir kişinin, yerin veya grubun kendine ait bir şeye sahip olmadığını da gösterebilir.
Alıştırma
“Özellikle kliniğe ait olan” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The village clinic borrows an ambulance because it has no ambulance ____.
Cevabı göster
of its own
Instead, over 100 million sharks are caught and killed each year. Notlar
1:18Bunun yerine her yıl 100 milyondan fazla köpek balığı yakalanıp öldürülüyor.
Beklentiyi tersine çeviren Instead,
Cümle başındaki Instead, dinleyiciye sonraki gerçeğin önceki bilgilerden beklenebilecek sonucu değiştirdiğini veya tersine çevirdiğini bildirir. Köpek balıkları en üst düzey yırtıcılar olarak tanımlandığı için avlayan taraf olmalarını bekleyebiliriz; ancak instead, onları insanlar tarafından yakalanıp öldürülen hayvanlar olarak sunar. Bu ifade yalnızca yeni bir gerçek eklemez; bilgiyi düzenleyen bir işarettir. Yaygın yapı şöyledir: beklenen durum. Instead, gerçek durum.
Alıştırma
Boşluğun yerine en uygun bağlayıcıyı seçin: We expected the shop to be open. ___ it was closed for the holiday.
- Instead,
- For example,
- Also,
Cevabı göster
Instead,
are caught and killed each year: ortak yardımcı fiilli sıralı edilgen yapı
Are caught and killed, geniş zamanda edilgen bir yapıdır: are + birbirine bağlanmış iki geçmiş zaman ortacı caught ve killed. Tek bir yardımcı fiil olan are iki eylem için de geçerlidir; yapı, are caught and are killed denmiş gibidir. Edilgen yapı, odağı eylemleri yapan kişilerden çok her iki eyleme de maruz kalan sharks üzerinde tutar. Each year bunun her yıl tekrarlanan bir gerçek olduğunu gösterir; bu yapı istatistiklerde ve haberlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede tek bir yardımcı fiil, birbirine bağlanmış iki edilgen eylem için doğru kullanılmıştır?
- Thousands of trees are cut down and burned each year.
- Thousands of trees are cutting down and burning each year.
- Thousands of trees cut down and burn each year.
Cevabı göster
Thousands of trees are cut down and burned each year.
many shark species are now endangered. Kelime
1:25birçok köpek balığı türü şu anda nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.
thanks to this overfishing: olumsuz bir neden sunmak
Thanks to + isim öbeği, bir sonucun nedenini sunar. Burada this overfishing, köpek balıklarının neslinin tehlikede olmasının nedenini belirtir; this ise daha önce sözü edilen aşırı avlanmaya gönderme yapar. Thanks çoğu zaman minnettarlığı düşündürse de thanks to istenmeyen bir nedeni de sunabilir. Ardından olumsuz bir sonuç geldiğinde eleştirel veya suçlayıcı duyulabilir, ancak her zaman alaycı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede thanks to olumsuz bir sonucun nedenini sunmak için kullanılmıştır?
- Thanks for fixing the lights before the show.
- Despite a power cut, the concert continued.
- Thanks to a power cut, the concert ended early.
Cevabı göster
Thanks to a power cut, the concert ended early.
now endangered: artık nesli tükenme tehlikesinde
Doğa koruma bağlamında endangered, “nesli tükenme tehlikesi altında” demektir. Now bunun türün mevcut durumu olduğunu gösterir ve durumun değişmiş olabileceğini düşündürebilir. Tehlike altında olan türün kendisidir; tür, başkaları için bir tehlike kaynağı olarak anlatılmamaktadır.
Alıştırma
Hangi cümle deniz kaplumbağası türünün neslinin tükenme riski altında olduğunu söylüyor?
- The sea turtle is now dangerous.
- The sea turtle is now endangered.
- The sea turtle now endangers swimmers.
Cevabı göster
The sea turtle is now endangered.
We'll hear more soon, but first: önce haber verme, sonra sıralama
“We’ll hear more soon”, mevcut konuya daha sonra geri dönüleceğini haber verir. Ardından “but first”, bundan önce yapılması gereken şeyi, burada bir soruyu, tanıtır. Bu yönlendirme ifadesinde but bir anlaşmazlık belirtmez. Sıralamayı gösterir: “Buna geri döneceğiz; ama önce sıradaki adımı yapacağız.”
Alıştırma
Hangi cümle sonraki bir konuyu haber verip önce yapılacak adımı tanıtmak için aynı düzeni kullanıyor?
- We discussed the results because the data was ready.
- We'll discuss the results soon, but first let's check the data.
- We'll discuss the results, but the data may be incomplete.
Cevabı göster
We'll discuss the results soon, but first let's check the data.
Approximately how many different species of shark exist today? Dilbilgisi
1:32Günümüzde yaklaşık olarak kaç farklı köpek balığı türü var?
Approximately how many ... exist today? ile güncel yaklaşık sayıyı sormak
Approximately how many + çoğul sayılabilen isim ...? kalıbı kesin bir sayı yerine yaklaşık bir sayı sorar. Bu cümlede sayılan şey different species of shark, today ise günümüzde var olan türleri belirtir. how many ile başlayan isim öbeği exist fiilinin öznesidir. Bu nedenle soruda do kullanılmadan doğrudan exist gelir. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazımı aynıdır.
Alıştırma
Resmî soruyu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____ active volcanoes exist today?
Cevabı göster
Approximately how many
I'll take a guess at ... ile emin olunmayan bir cevap vermek
I'll take a guess at ... konuşmacının emin olmamasına rağmen bir cevap vermeyi deneyeceği anlamına gelir. Burada konuşmacı B seçeneğini, yani 530'u kesin bir cevap olarak değil, tahmin olarak seçer. take a guess at + hedef yapısında at, cevap, fiyat veya toplam gibi tahmin edilen şeyi belirtir. I'll, konuşmacının bunu o anda yapmaya karar verdiğini gösterir.
Alıştırma
Bir yarışmaya kaç başvuru geldiğini tahmin ediyorsunuz. Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: I'm not sure, but I'll ____ the total: maybe 200.
Cevabı göster
take a guess at
I'll reveal the correct answer later in the program. Anlatım akışı
1:49Doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the correct answer later: cevabı açıklamayı ertelemek
Konuşmacı cevabı şimdilik saklıyor ve mevcut programın ilerleyen bir bölümünde açıklayacağını söylüyor. Bir bilgi yarışmasında veya sunuculu programda bu cümle programın sırasını gösterir ve dinleyicinin takip etmeyi sürdürmesi için merak yaratır. Burada reveal, “daha önce saklanan veya bilinmeyen bilgiyi açıklamak” anlamına gelir. tell fiilinden daha bilinçli bir açıklama hissi taşır: cevap bekletilir ve daha sonra açıklanması, beklenmesi gereken bir an olarak sunulur.
Alıştırma
Sunucu “I'll reveal the correct answer later in the program” derken neyi kastediyor?
- Cevap yalnızca gelecekteki başka bir programda ele alınacak.
- Cevap zaten açıklandı.
- Cevap, mevcut programın ilerleyen bir bölümüne kadar saklanıyor.
Cevabı göster
Cevap, mevcut programın ilerleyen bir bölümüne kadar saklanıyor.
Now, as Sam mentioned, ...: önceki bir noktaya dönerek bağ kurmak
Now, konuşmanın bir sonraki bölümüne geçildiğini gösterir. As Sam mentioned, Sam'in daha önce söylediği bir noktaya dönerek bunu devamında söyleneceklerin başlangıç noktası yapar. Burada as, “belirttiği gibi” anlamına gelir; “çünkü” anlamında değildir. Bu sözler giriş niteliğinde bir bağlantı kurar, bu nedenle virgülden sonra normalde bir ana cümle gelir. Bu yapı önceki bir noktayı kabul eder ve konuşmacının konuyu akıcı biçimde sürdürmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, tartışmaya devam etmeden önce Priya'nın daha önce söylediği bir noktaya doğal biçimde dönüyor?
- Now, as Priya mentioned, the budget is limited.
- Now, because Priya reduced the budget, the plan must change.
- Now, Priya will mention the limited budget tomorrow.
Cevabı göster
Now, as Priya mentioned, the budget is limited.
Jaws made many people nervous about swimming in the sea, Dilbilgisi
1:54Jaws, birçok insanı denizde yüzme konusunda tedirgin etti,
made many people nervous about: make + nesne + sıfat + about
make + nesne + sıfat yapısı, bir şeyin bir kişiyi belirli bir duruma veya duyguya soktuğunu anlatır. Burada Jaws neden, many people nesne, nervous ise bunun sonucunda oluşan duygudur. Kişinin ne hakkında gergin olduğunu belirtmek için about + isim veya -ing biçimi kullanılır. nervous about swimming doğaldır; nervous about to swim bu yapıya uymaz.
Alıştırma
Haberin bizi gergin hissettirdiğini anlatmak için make fiilini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The news ____ travelling at night.
Cevabı göster
made us nervous about
largely thanks to the scenes in the movie Kalıp ifadeler
1:58büyük ölçüde filmdeki sahneler sayesinde,
showing the shark biting swimmers in a frenzy of teeth and blood. Deyimler
2:00köpek balığının dişler ve kan curcunası içinde yüzücüleri ısırdığını gösteren.
largely thanks to: ana nedeni belirtmek
largely thanks to, “esas olarak ... sayesinde”, “esas olarak ... yüzünden” veya “büyük ölçüde ... sonucunda” anlamına gelir. largely, ardından gelen nedeni önemli bir neden olarak gösterir ancak bunun tek neden olduğunu söylemez. Bu cümlede thanks to, daha önce anlatılan korkunun nedeni olarak filmdeki sahneleri tanıtır. Burada kişisel bir teşekkür değil, neden-sonuç ilişkisi anlatılır.
Alıştırma
Gönüllü desteğinin başlıca neden olduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The event succeeded ____ volunteer support.
Cevabı göster
largely thanks to
in a frenzy of teeth and blood: kaotik bir görsel imge
in a frenzy, hareketin vahşi, aceleci ve kontrolden çıkmış olduğunu anlatır; yalnızca miktarın çok olduğu anlamına gelmez. Burada teeth and blood, kolayca gözde canlandırılabilecek diş ve kan ayrıntılarını ekler. Edat öbeğinin tamamı saldırıyı kaotik şiddetin dramatik bir görüntüsüne dönüştürür. Bu, etkileyici bir film betimlemesidir; kesin bir bilimsel açıklama değildir.
Alıştırma
in a frenzy of teeth and blood bu cümlede temel olarak nasıl bir etki yaratıyor?
- Köpek balığı hakkında sakin ve bilimsel bir ölçüm verir.
- Köpek balığının olağandışı derecede çok dişi olduğunu söyler.
- Saldırının şiddetli ve kaotik bir görüntüsünü oluşturur.
Cevabı göster
Saldırının şiddetli ve kaotik bir görüntüsünü oluşturur.
George Burgess has spent 40 years studying the cause of shark attacks Dilbilgisi
2:04George Burgess, köpek balığı saldırılarının nedenlerini araştırmakla 40 yıl harcadı,
has spent 40 years studying: spend + süre + fiilin -ing biçimi
spend + süre + fiilin -ing biçimi kalıbı, belirtilen süreyi bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. has spent 40 years studying ifadesinde 40 years süreyi, studying ise etkinliği belirtir; studying ayrı ve tam bir yüklem değildir. has spent, present perfect yapısındadır. Uzun araştırma dönemini şimdiki zamanla ilişkilendirir ve geçmiş deneyimin bugün de önemli olduğunu gösterir. Araştırmanın sürdüğünü düşündürebilir, ancak yalnızca bu dil bilgisi yapısı bunu kesinleştirmez.
Alıştırma
Verilen sözcükleri ve spend + süre + fiilin -ing biçimi kalıbını kullanarak cümleyi tamamla (five years / teach): Mr. Lee has ____ science at this school.
Cevabı göster
spent five years teaching
in his job as director of the Florida program for shark research. Dilbilgisi
2:09Florida köpek balığı araştırma programı direktörü olarak işinde.
as director of ...: Birinin gerçek görevini belirtme
as director of ... ifadesindeki as, “... rolünde” veya “... sıfatıyla” anlamına gelir. Bu ifade kişinin gerçekten sahip olduğu görevi belirtir; “... iken” anlamına gelmez. Resmî görevlerde İngilizcede as + görev unvanı yapısı sık kullanılır. Unvan belirli bir makamı adlandırdığında as director of the programme örneğindeki gibi artikel kullanılmayabilir. Aynı yapı as captain of the team gibi başka rollerle de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki rol belirteciyle tamamlayın: Maya is the team captain. She spoke at the ceremony ____ captain of the team.
Cevabı göster
as
According to him: Bilgiyi bir kaynağa dayandırma
According to him bir kaynak belirticisidir: Ardından gelen ifadenin daha önce sözü edilen erkekten geldiğini anlatır. Onun iddiasını veya verdiği bilgiyi mevcut konuşmacının kendi sözlerinden ayırır; ancak konuşmacının buna katıldığını göstermez. Daha genel olarak according to + kişi, rapor, kural veya başka bir kaynak yapısı, bilginin nereden geldiğini göstererek içeriği düzenler. Buradaki him, önceki bağlamda açıkça belirtilmiş bir erkeğe gönderme yapmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kaynak belirticisiyle tamamlayın: ____ the city website, the pool is closed today.
Cevabı göster
According to
the movie's depiction of great whites is totally unrealistic, Kelime
2:15filmin büyük beyaz tasviri tamamen gerçek dışı,
the movie's depiction of great whites: filmin büyük beyaz köpek balıklarını tasviri
Depiction ismi, bir filmin, kitabın, resmin veya başka bir eserin bir şeyi sunma biçimini anlatır. the movie's depiction of X iyelik yapısında the movie sunumu yapan eserdir, X ise sunulan şeydir. Köpek balıklarıyla ilgili bir bağlamda great whites, great white sharks ifadesinin yaygın çoğul kısaltmasıdır. Buradaki ifade, filmin büyük beyaz köpek balıklarını tasvir etme biçimini anlatır; insanları betimlemez.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Filmdeki beyaz sahnelerin sayısı
- Filmi yapan insanlar
- Filmin büyük beyaz köpek balıklarını sunma biçimi
Cevabı göster
Filmin büyük beyaz köpek balıklarını sunma biçimi
as he told BBC World Service program The Inquiry.
2:19BBC World Service programı The Inquiry'ye söylediği gibi.
Will a single shark that's involved in a bite on a human Kalıp ifadeler
2:23Bir insanı ısırmaya karışan tek bir köpek balığının
that's involved in a bite on a human: bir insanın ısırıldığı olaya karışan
that's involved in a bite on a human sözleri, a single shark ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur. Burada be involved in an event, bir olayla bağlantılı olmak veya olayın içinde yer almak anlamına gelir; a bite on a human ise bir insanın ısırıldığı olayı anlatır. Bu ifade, köpek balığının ısırma olayıyla bağlantısını belirtir ancak hayvanın kasıtlı olarak saldırdığını veya zarar vermeyi amaçladığını ileri sürmez. Bu nedenle the shark attacked a human demekten daha temkinlidir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: “The shark was involved in a bite on a swimmer.” cümlesindeki involved in, köpek balığının yüzücüye kasıtlı olarak saldırdığını kanıtlar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
be more likely to bite another human in the future? Dilbilgisi
2:27gelecekte başka bir insanı ısırma olasılığı daha mı yüksek?
more likely to bite: be more likely to + fiilin yalın hâli
Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerçekleşme olasılığının başka bir eylemden veya bağlamdan anlaşılan karşılaştırma noktasından daha yüksek olduğunu belirtir. Burada more likely to bite, gelecekte başka bir insanı ısırmanın daha olası hâle gelip gelmediğini sorar. Bu yapıda likely bir sıfattır. Bu nedenle normalde bir be biçiminden sonra gelir ve ardından to + fiilin yalın hâli kullanılır: be more likely to bite. More likely olasılık bildirir; kesinlik bildirmez.
Alıştırma
Risk karşılaştırmasını hedef ifadeyle tamamlayın: After heavy rain, this road is ____ flood.
Cevabı göster
more likely to
In other words: yeniden ifadeyi belirtmek
In other words, konuşanın aynı ana fikri daha açık, basit veya somut bir şekilde ifade etmek üzere olduğunu gösterir. Dinleyenin sonraki ifadeyi daha önce söylenenlerle ilişkilendirmesine yardım eder. Normalde yeni bir kanıt veya yeni bir konu sunmaz. Bu işaretten sonra iki anlatımı da ana anlam bakımından eş değer kabul edin.
Alıştırma
Hangi seçenek aynı fikri yeniden ifade etmek için In other words kullanır?
- The phone's battery is flat. In other words, the phone has no power.
- The phone's battery is flat. For example, the phone has a camera.
- The phone's battery is flat. In other words, I bought a new case.
Cevabı göster
The phone's battery is flat. In other words, the phone has no power.
something of the Jaws image: temkinli biçimde belirtilen benzerlik
Burada something of the Jaws image, ‘Jaws'ın oluşturduğu köpek balığı tasvirinden bazı unsurlar’ veya ‘bu tasvire kısmi bir benzerlik’ anlamına gelir. Konuşmacı, gerçek köpek balıklarının filmdeki kalıplaşmış imgenin bazı özelliklerini taşıyıp taşımadığını temkinli biçimde soruyor. something of + isim öbeği yapısında something, eşleşmenin tam değil, sınırlı veya ihtiyatlı olduğunu gösterir. İsim öbeğine ‘ait olan bir şey’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede 'something of a mystery' ne anlama gelir? 'Why the lights failed is something of a mystery.'
- Fiziksel bir nesne bir gizeme aittir.
- Bir ölçüde gizemlidir ve tanım temkinli biçimde ifade edilmiştir.
- Kesinlikle hiç gizemli değildir.
Cevabı göster
Bir ölçüde gizemlidir ve tanım temkinli biçimde ifade edilmiştir.
had a grudge and would try to go after humans. Notlar
2:39kovalamaya çalışan beyaz bir köpek balığı olduğu.
had a grudge: kalıcı kin ve kişileştirme
Have a grudge, geçmişteki bir haksızlık veya hakaret nedeniyle kin duymaya devam etmek anlamına gelir. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; kinin yöneldiği kişi veya grup genellikle against ile belirtilir. Bu cümlede köpek balığı, bir hakareti hatırlayıp intikam almaya çalışabilirmiş gibi sunulur. Bu kişileştirme, dramatik bir film kötü karakteri imgesi yaratır; gerçek bir köpek balığının niyetleri hakkında bilimsel bir iddia değildir.
Alıştırma
'Have a grudge against' ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After the argument, Maya ____ Leo for years.
Cevabı göster
had a grudge against
try to go after humans: bir hedefi etkin biçimde kovalamaya çalışmak
Bu bağlamda go after, bir hedefi kovalamak, takip etmek veya ona saldırmaya çalışmak anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Try to go after humans, insanları köpek balığının hedefi olarak gösterir; try to ise eylemin denendiğini, mutlaka başarıldığını değil, anlatır. Bu ifade yalnızca insanların arkasına geçmek anlamına gelmez. go after ifadesinden sonraki nesne, kovalanan kişiyi veya şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve bir hedefi kovalamak anlamına gelen fiil öbeğiyle tamamlayın: The fox tried to ____ the chickens, but the fence stopped it.
Cevabı göster
go after
Well, nothing could be further from the truth than that. Deyimler
2:41Şey, hiçbir şey gerçekten bundan daha uzak olamaz.
nothing could be further from the truth than that: güçlü bir çürütme
Nothing could be further from the truth, bir iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu güçlü biçimde söyleyen kalıplaşmış bir ifadedir. Mesafeyi mecaz olarak kullanır: Bir ifade gerçeklerden ne kadar uzaksa o kadar yanlıştır. Bu cümlede than that, hemen önce sözü edilen düşünceye gönderme yapar. Konuşan kişi bu düşünceyi kesin biçimde reddeder; fiziksel bir mesafeden söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve son ifadenin ne anlama geldiğini seçin: People say our school is closing, but nothing could be further from the truth.
- İddia fiziksel olarak konuşandan uzaktadır.
- İddia tamamen gerçek dışıdır.
- İddia büyük ölçüde doğrudur, ancak bir ayrıntı eksiktir.
Cevabı göster
İddia tamamen gerçek dışıdır.
In the movie, sharks are portrayed as vengeful creatures Kalıp ifadeler
2:44Filmde, köpek balıkları intikamcı yaratıklar olarak tasvir ediliyor,
who recognize and try to kill individual people.
2:47bireysel insanları tanıyan ve öldürmeye çalışan.
are portrayed as vengeful creatures: be portrayed as + betimleme
Are portrayed as ... ifadesi, be portrayed as + betimleme edilgen yapısını izler ve “... olarak gösterilmek veya betimlenmek” anlamına gelir. Sharks betimlenen öznedir; vengeful creatures ise filmin köpek balıklarına verdiği imajı adlandırır. Edilgen yapı, verilen imajı öne çıkarır. Bu imajı oluşturan kişi veya eser belirtilmeyebilir ya da by ile başlayan bir ifadeyle eklenebilir.
Alıştırma
Cümleyi portray ... as yapısının geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: In the review, the hero ____ a selfish leader.
Cevabı göster
is portrayed as
this is nothing like the real behavior of sharks in the wild. Kalıp ifadeler
3:02bu, vahşi doğadaki köpek balıklarının gerçek davranışlarına hiç benzemiyor.
nothing like the real behavior: güçlü bir farklılık belirtmek
Nothing like + isim, “hiç benzemeyen” veya “çok farklı olan” anlamına gelir. Burada filmdeki köpek balığı imajı ile köpek balıklarının doğada gerçekten nasıl davrandıkları arasında güçlü bir ayrım kurar. Bu yapıda like, “benzer” anlamına gelen bir edattır. “Hoşlanmak” veya “onaylamak” anlamındaki like fiili değildir.
Alıştırma
Örnekteki nothing like the real behavior ne anlama gelir?
- Köpek balıklarının gerçekte nasıl davrandığının aslına sadık bir kopyasıdır.
- Köpek balıklarının gerçekte nasıl davrandığından çok farklıdır.
- İnsanlar köpek balıklarının davranış biçiminden hoşlanmaz.
Cevabı göster
Köpek balıklarının gerçekte nasıl davrandığından çok farklıdır.
in the wild: bir hayvanın doğal ortamında
In the wild, “bir hayvanın ya da bitkinin doğal ortamında” demektir; esaret altında veya insanlarca kontrol edilen koşullarda olmayı ifade etmez. Burada köpek balıklarının gerçek davranışlarının doğal okyanus yaşam alanlarında görüldüğünü belirtir. Bu ifadede wild, doğal ve kontrol edilmeyen durumu ya da çevreyi anlatır. “Çılgın” veya “kontrolden çıkmış” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade in the wild ile tamamlayın: The scientists studied the frogs ____, not in a laboratory.
Cevabı göster
in the wild
an expression used to emphasize that something is not true at all.
3:09bir şeyin kesinlikle doğru olmadığını vurgulamak için kullanılan bir ifade.
The actual truth is that sharks have been perfectly designed by evolution for their ocean environment. Dilbilgisi
3:14Asıl gerçek şu ki, köpek balıkları evrim tarafından kendi okyanus ortamları için kusursuzca tasarlanmışlardır.
have been ... designed by ... for ...: present perfect edilgen yapı
Have been designed, present perfect edilgen yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Köpek balıklarını eylemden etkilenen taraf olarak gösterir ve zaman içinde gerçekleşen bir süreci bugün görülen sonuçla bağlar; vücutları okyanus ortamına uygundur. By evolution, şekillendiren gücü belirtirken for their ocean environment ortaya çıkan özelliklerin hangi ortama uygun olduğunu belirtir. Perfectly, designed sözcüğünü niteler ve uyumun çok güçlü olduğunu vurgular. Designed burada mecazidir: evrim bir tasarımcıymış gibi anlatılır, ancak köpek balıklarını bilinçli biçimde planlayan bir kişi olarak sunulmaz.
Alıştırma
Cümleyi design fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: These reading apps ____ by teachers for young learners.
Cevabı göster
have been designed
they have hardly changed over the last 400 million years, Dilbilgisi
3:21son 400 milyon yıldır neredeyse hiç değişmediler,
making them even older than the dinosaurs. Dilbilgisi
3:25bu da onları dinozorlardan bile daha eski yapıyor.
have hardly changed over the last 400 million years: son 400 milyon yılda neredeyse hiç değişmemek
Have hardly changed, geçmişten bugüne çok az değişiklik olduğunu belirtir. Hardly neredeyse olumsuz bir anlam taşır: bazı değişiklikler olmuş olabilir, ancak bunlar çok küçük düzeydedir. Over the last 400 million years, günümüze kadar uzanan bir dönemi belirtir; bu nedenle present perfect yapısındaki have changed doğaldır. Aktarılabilir kalıp, bu dönem boyunca neredeyse aynı kalan bir şeyi anlatmak için have/has hardly + geçmiş zaman ortacı + over the last + dönem biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi have hardly changed ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The basic design ____ over the last century.
Cevabı göster
has hardly changed
making them even older than the dinosaurs: onları dinozorlardan bile daha eski kılmak
Making them even older than the dinosaurs, sonucu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Virgülden önceki ifadenin tamamından hangi sonucun çıktığını gösterir: “and this makes them even older than the dinosaurs”. Buradaki them, köpek balıklarını ifade eder. Making, kendi öznesi ve zamanı olan ikinci bir ana fiil değildir. make + nesne + karşılaştırma sıfatı kalıbında them nesnedir ve older bu nesneyi tanımlar. Virgül + -ing yan cümlesi, tamamlanmış bir ifadeyi onun sonucuna veya yorumuna kısa ve sıkı biçimde bağlayabilir.
Alıştırma
Bir sonuç yan cümlesi eklemek için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The new road cut travel time, ____ the village easier to reach.
Cevabı göster
making
allows them to thrive in their natural environment. Dilbilgisi
3:34onların doğal ortamlarında gelişmelerini sağlıyor.
Sharks' characteristic design: ayırt edici bir vücut yapısı
Burada Sharks' characteristic design, köpek balıklarına özgü, ayırt edici genel vücut biçimi veya yapısı demektir. Characteristic, “tipik ve kolayca tanınabilen” anlamında bir sıfattır; burada “kişilik” anlamına gelmez. Ardından gelen their fin, teeth and skin sözleri bu design içindeki vücut bölümlerini belirtir. Design yalnızca bir insanın planladığı şeyi değil, doğal özelliklerin nasıl biçimlenip düzenlendiğini de anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Sharks' characteristic design ne anlama gelir?
- köpek balıklarının yaptığı bir plan veya çizim
- köpek balıklarının kişiliği ve davranışı
- köpek balıklarına özgü, ayırt edici vücut yapısı
Cevabı göster
köpek balıklarına özgü, ayırt edici vücut yapısı
allows them to thrive in...: iyi gelişmelerini mümkün kılmak
allow + nesne + to + fiil yapısı, bir şeyin bir eylemi veya sonucu mümkün kıldığını anlatır. Burada allows sözcüğünden sonra köpek balıklarını ifade eden them, ardından da to thrive gelir. Thrive in, belirli bir yerde veya koşullarda çok iyi büyümek, yaşamak ya da gelişmek demektir. Yalnızca survive demekten daha güçlüdür: Köpek balıkları sadece hayatta değildir, bulundukları ortamda iyi durumdadır.
Alıştırma
Cümleyi allow ve thrive sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Warm water ____ young turtles ____ in this protected pool.
Cevabı göster
allows · to thrive
explaining more to BBC World Service program The Inquiry.
3:43BBC World Service programı The Inquiry'ye daha fazlasını açıklıyor.
senior curator at London's Natural History Museum: mesleki görev ve kurum
Bu ifade, Oliver Crimmin adından sonra eklenen açıklayıcı bir kimlik bilgisidir. Kişinin görev unvanını ve kurumunu belirtir; böylece sonraki açıklama için neden ilgili bir uzman kaynak olduğunu gösterir. Curator, müzede koleksiyonların araştırılması, korunması, geliştirilmesi veya sergilenmesi üzerinde çalışan bir uzmandır; sıradan bir tur rehberi değildir. Senior, mutlaka daha ileri bir yaşı değil, daha yüksek bir sorumluluk veya deneyim düzeyini belirtir.
Alıştırma
Bu medya tanıtımında vurgulanan ifadenin temel işlevi nedir?
- Konuşmacının mesleki görevini ve kurumunu belirtir.
- Ziyaretçilere müzeye giden yolu tarif eder.
- Konuşmacının sıradan bir müze tur rehberi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Konuşmacının mesleki görevini ve kurumunu belirtir.
If we look at the really successful features of sharks, Anlatım akışı
3:48Eğer köpek balıklarının gerçekten başarılı özelliklerine bakarsak,
If we look at ...: dikkati analize yönelten bir kalıp
Bir açıklamada If we look at ... dinleyicilerin dikkatini incelenecek bir nesneye veya bakış açısına yöneltir. We ortak bir bakış açısı oluşturur: konuşmacı, dinleyicileri konuyu birlikte incelemeye davet eder. Burada if, eylemin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin bir şüpheyi esas olarak ifade etmez. Açıklamayı düzenleyen bir giriş görevi görür ve ardından çoğu zaman bir gözlem gelir: If we look at X, we can see Y.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyicileri bir grafiği incelemeye yönlendirmek için odaklama kalıbını kullanır?
- We might receive the second graph tomorrow if it is ready.
- Please do not look at the second graph yet.
- If we look at the second graph, we can see a sharp drop in temperature.
Cevabı göster
If we look at the second graph, we can see a sharp drop in temperature.
you've got to consider this cartilaginous skeleton. Notlar
3:50bu kıkırdaklı iskeleti dikkate almalısın.
you've got to consider: güçlü zorunluluk
you've got to consider ifadesinde 've, have sözcüğünün kısaltmasıdır; have got to + fiilin yalın hâli güçlü bir zorunluluk bildirir: bunu hesaba katmak gerekir. Burada got, bir şeyi almak ya da ona sahip olmak anlamına gelmez. Konuşmacı, akıl yürütmeyi izleyen herhangi bir dinleyiciyi yönlendirmek için you sözcüğünü genel anlamda kullanır. İfade, bu etkeni yalnızca düşünmeye değer değil, vazgeçilmez olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede you've got to consider ne anlama gelir?
- Dinleyici bu etkeni teslim almıştır.
- Bu etken yalnızca önemsiz bir olasılıktır.
- Bu etkeni analize katmak zorunludur.
Cevabı göster
Bu etkeni analize katmak zorunludur.
cartilaginous skeleton: kıkırdaktan oluşan bir iskelet
Cartilaginous skeleton, kemik yerine çoğunlukla kıkırdaktan oluşan bir iskelettir. Cartilaginous, skeleton sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; ilgili isim cartilage sözcüğüdür. Bu terim, vücudu destekleyen yapının hangi maddeden oluştuğunu anlatır. Desteksiz bir yapı veya yalnızca esnek bir eklem anlamına gelmez.
Alıştırma
Kemik yerine çoğunlukla kıkırdaktan oluşan bir iskeleti hangi İngilizce ifade anlatır?
- a cartilaginous skeleton
- a skeletal muscle
- a bony skeleton
Cevabı göster
a cartilaginous skeleton
That flexible material that the skeleton is made of enables sharks to be very agile, Dilbilgisi
3:56İskeletin yapıldığı bu esnek materyal köpek balıklarının çok çevik olmasını sağlar,
enables sharks to be very agile: enable + nesne + to be/do
Enable + nesne + to be/do, bir şeyin o nesneye belirli bir özelliğe sahip olma veya bir eylemi gerçekleştirme becerisi, koşulu ya da aracını sağladığını belirtir. Burada sharks nesnedir ve to be very agile ortaya çıkan beceriyi gösterir. Açıklayıcı metinlerde bu yapı, bir özellik veya koşulu onun mümkün kıldığı sonuçla açıkça bağlar. Bu cümlede izin değil, yetenek anlatılır.
Alıştırma
Bir özelliğin yetenek sağladığını göstermek için enable sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The voice control enables users to operate the device hands-free.
- The voice control enables to users operating the device hands-free.
- The voice control enables users operate the device hands-free.
Cevabı göster
The voice control enables users to operate the device hands-free.
it's lightweight: sıfat olarak lightweight
Burada it's, it is ifadesinin kısaltmasıdır ve lightweight, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır. Maddenin veya iskeletin az ağırlığa sahip olduğunu söyler ve esnekliğin yanına başka bir yararlı özellik ekler. Lightweight bir nesneyi tanımladığında, genellikle hafif olmanın bir avantaj olduğunu düşündürür. Nesnenin dayanıksız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki 'ağır olmayan' anlamına gelen sıfatla tamamlayın: The camping chair is strong but ____, so I can carry it easily.
Cevabı göster
lightweight
Sharks' skeletons are made of cartilage, Kalıp ifadeler
4:07Köpek balıklarının iskeletleri kıkırdaktan yapılmıştır,
are made of cartilage, not bone: malzemeyi belirtme ve başka bir malzemeyi dışlama
are made of cartilage ifadesinde be made of, özneyi oluşturan malzemeyi veya maddeyi belirtir. skeletons çoğul olduğu için cümlede are made of kullanılır. Ardından gelen not bone, akla kolayca gelebilecek yanlış bir tahmini dışlar. be made of A, not B kalıbı hem gerçek malzemeyi belirtir hem de başka bir malzeme olmadığını açıkça söyler.
Alıştırma
Malzemeyi belirten ve yanlış bir tahmini dışlayan be made of yapısının doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: These protective panels ____ carbon fiber, not steel.
Cevabı göster
are made of
Cartilage is a strong flexible tissue which connects joints in the bodies of living creatures. Notlar
4:11Kıkırdak, canlıların vücutlarındaki eklemleri bağlayan güçlü, esnek bir dokudur.
strong flexible tissue: özellik belirten sıfatları birlikte kullanma
strong flexible tissue ifadesinde strong ve flexible, tissue sözcüğünü birlikte niteleyen iki sıfattır. Strong, dokunun kuvvete dayanabildiğini; flexible ise kolayca kırılmadan bükülebildiğini belirtir. İfade tissue that is strong and flexible biçiminde açılabilir. Burada flexible fiziksel bir özelliği anlatır; planlarını değiştirmeye istekli bir kişiyi anlatmaz. Düzenlenmiş yazıda bu tür eş görevli sıfatlar genellikle virgülle ayrılır: a strong, flexible tissue.
Alıştırma
Dersteki iki sıfatı aynı sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: This fabric is a ____, ____ material; it resists tearing but bends easily.
Cevabı göster
strong · flexible
which connects ...: işlev açıklayan bir ilgi cümleciği
which connects joints in the bodies of living creatures yan cümlesi, tissue sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu dokunun ne yaptığını açıklar. Which, living creatures ifadesine değil tissue sözcüğüne gönderme yapar; tekil connects fiili de tissue ile uyumludur. İsim + which + işlev kalıbı tanımlarda yaygındır: önce bir şeyin adı verilir, ardından which ile görevi veya bir özelliği belirtilir.
Alıştırma
“a strong flexible tissue which connects joints” ifadesinde which hangi sözcüğe gönderme yapar?
- tissue
- living creatures
- joints
Cevabı göster
tissue
Feel for the bony material in the fold of your ear. Öbek fiiller
4:17Kulağınızın kıvrımındaki kemiksi materyali hissedin.
Feel for: dokunarak aramak
Burada feel for, bir şeyi dokunarak aramak ve tanımak için eli ya da parmakları kullanmak anlamına gelir. Nesne bony material olduğu için bu, fiziksel bir yönergedir. Bu kullanım, bir şeyi görmek zor olduğunda veya onu bulmak ya da tanımak için dokunmak gerektiğinde yaygındır.
Alıştırma
“In the dark, feel for the door handle” cümlesinde feel for ne anlama gelir?
- Kapı koluna sempati duymak.
- Kapı kolunu dokunarak bulmak için elini kullanmak.
- Kapı koluna uzaktan dikkatlice bakmak.
Cevabı göster
Kapı kolunu dokunarak bulmak için elini kullanmak.
Not having bones allows sharks to be both flexible, Dilbilgisi
4:22Kemiklere sahip olmamak köpek balıklarının hem esnek olmasını sağlar,
Not having bones allows ...: özne olarak olumsuz bir -ing öbeği
Not having bones, olumsuz bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı özne görevindedir ve “kemiklere sahip olmama durumu” anlamına gelir. Bu bir emir ya da şimdiki zamanın devam biçimi değildir. Allows ana fiildir. Kullanışlı bir kalıp Not + -ing ... + allows + biri veya bir şey + to do/be biçimindedir: öznenin belirttiği eksiklik, ardından gelen sonuca yol açar. -ing öbeğinin tamamı tek bir durumu anlattığı için ana fiil tekil olur: allows.
Alıştırma
Cümleyi wear fiilinin olumsuz -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a heavy coat allows Nina to move more freely.
Cevabı göster
Not wearing
able to bend without breaking: without + -ing yapısı
Burada able to bend, bir şeyin bükülerek biçim değiştirebildiğini anlatır. without breaking ise bunun sonucunda kırılmadığını ekler. Birlikte, esnek bir şeyi doğal biçimde tanımlarlar. without'tan sonra bir eylem fiille ifade ediliyorsa -ing biçimi kullanılır: without breaking denir, without break denmez. Yeniden kullanılabilen eylem + without + -ing kalıbı, ikinci eylem ya da sonuç gerçekleşmeden ilk eylemin yapılmasını anlatır.
Alıştırma
Tanımı, without'tan hemen sonra break fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: This plastic is able to bend ____.
Cevabı göster
without breaking
able to move their body quickly and easily.
4:29vücutlarını hızlı ve kolay bir şekilde hareket ettirebilen.
both flexible ... and agile: paralel özellikleri bağlama
Both ... and ..., eşit düzeyde ve paralel iki özelliği bağlar. Buradaki ana eşleşme flexible ve agile sözcükleridir; dolayısıyla temel kalıp both flexible and agile olur. Able to bend without breaking, flexible sözcüğünü; able to move their body quickly and easily ise agile sözcüğünü açıklar. Araya giren bu açıklamalar cümleyi uzatır, ancak both A and B kalıbını değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ile tamamlayın: The new robot is ____ fast ____ accurate.
Cevabı göster
both · and
Boneless, bendy, and built for speed, Anlatım akışı
4:32Kemiksiz, bükülebilir ve hız için yaratılmış,
sharks really are the perfect evolutionary design. Kelime
4:35köpek balıkları gerçekten de kusursuz bir evrimsel tasarımdır.
Boneless, bendy, and built for speed: üç ögeli paralel özet
Açılıştaki sözler üç ögeli paralel bir liste oluşturur: Boneless, bendy, and built for speed. Bu listenin ana cümleden önce verilmesi, anlatıcının önce üç temel özelliği sunmasını, ardından köpek balıklarıyla ilgili genel sonucu aktarmasını sağlar. Üçlü kalıp özeti ayrıca kısa ve ritmik hâle getirir. built for speed, doğal olarak hızlı hareket etmeye uygun ya da özellikle hız için elverişli olmak demektir. Birinin köpek balıklarını gerçekten inşa ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle aynı yapıyı kullanır: önce üç paralel özellik, ardından ana cümlede bir sonuç?
- Fold this jacket carefully and put it in your bag.
- Lightweight, waterproof, and built to last, this jacket is ideal for hiking.
- Because this jacket is lightweight and waterproof, it is good for hiking.
Cevabı göster
Lightweight, waterproof, and built to last, this jacket is ideal for hiking.
the perfect evolutionary design: evrimle şekillenen bir tasarım
Bu doğa belgeseli cümlesinde evolutionary design, evrim tarafından birçok nesil boyunca şekillendirilen bedensel özellikler ve işlevler bütününü anlatır. Design burada mecazdır: Bir tasarımcının yaptığı planı değil, bu özelliklerin birlikte ne kadar iyi çalıştığını betimler. The perfect güçlü bir hayranlık ifade eder. Köpek balıklarını çevrelerine son derece iyi uyum sağlamış canlılar olarak sunar; hiçbir kusurları olmadığına dair kelimesi kelimesine bilimsel bir iddia değildir.
Alıştırma
Örnekte design ne anlama geliyor?
- evrimle şekillenmiş bedensel özellikler ve işlevler
- insan bir tasarımcının hazırladığı teknik plan
- köpek balığının derisindeki süs deseni
Cevabı göster
evrimle şekillenmiş bedensel özellikler ve işlevler
Yet, overfishing and the cruel practice of finning, Kültür
4:38Ancak aşırı avlanma ve zalimce uygulanan yüzgeç kesimi,
the cruel practice of finning: finning ve practice sözcüklerinin anlamı
Burada finning, kullanmak veya satmak amacıyla köpek balıklarının yüzgeçlerini kesmek anlamına gelir. Bu uygulamada ağır yaralanan köpek balıkları çoğu zaman yeniden denize atılır. Bu arka plan, anlatıcının uygulamayı neden cruel olarak nitelediğini açıklar. the practice of finning ifadesinde practice, bir beceriyi geliştirmek için yapılan alıştırmayı değil, yerleşmiş veya tekrarlanan bir işi yapma biçimini anlatır. the practice of + -ing yapısı, insanların gerçekleştirdiği bir etkinliği adlandırır.
Alıştırma
Bu doğa koruma bağlamında finning ne anlama geliyor?
- Köpek balıklarının yüzgeçlerini kesmek ve çoğu zaman yaralı hayvanları yeniden denize atmak
- Köpek balıklarının yüzgeçlerine takip etiketi takmak
- Yüzgeç fotoğraflarından köpek balığı türlerini belirlemek
Cevabı göster
Köpek balıklarının yüzgeçlerini kesmek ve çoğu zaman yaralı hayvanları yeniden denize atmak
cutting off shark fins to make exotic soups Öbek fiiller
4:42köpek balığı yüzgeçlerinin egzotik çorbalar yapmak için kesilmesi
cutting off shark fins: cut off ile tam ayrılma sonucu
Cut off, bir şeyi keserek bağlı olduğu yerden ayırıp çıkarmak demektir. cutting off shark fins ifadesinde off, tamamlanmış sonucu belirtir: yüzgeçler yalnızca kesilmez, köpek balıklarının gövdesinden çıkarılır. Aynı sonuç fikri cut off a damaged branch gibi kullanımlarda da görülür. Bu deyimsel fiil bir kaynağın, yolun veya iletişimin kesilmesi anlamına da gelebilir; bütün bu kullanımlarda ortak fikir bir bağlantının kopmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi, ‘keserek ayırıp çıkarmak’ anlamındaki iki sözcüklü hedef deyimsel fiille tamamlayın: The gardener had to ____ the damaged branch.
Cevabı göster
cut off
and returning the wounded creature to the sea to die, Dilbilgisi
4:45ve yaralı canlının ölmesi için denize geri atılması,
returning ... to the sea to die: paralel -ing ve to sözcüğünün iki görevi
Daha büyük cümlede returning, önceki cutting off ile eş görevli olan başka bir -ing biçimidir. Ayrı bir cümle başlatmak yerine aynı süreçteki bir sonraki eylemi ekler. İki to farklı görevler üstlenir. return the wounded creature to the sea ifadesindeki to, yönelinen yeri gösteren bir edattır. to die içindeki to ise burada korkunç sonucu anlatan bir mastar yapısı başlatır: hayvan denize geri bırakıldıktan sonra orada ölüme terk edilir. Bu, canlının ölümü kendi amacı olarak seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle returning the wounded creature to the sea to die ifadesinin anlamını ve yapısını en iyi korur?
- The injured animal was put back into the sea and left there to die.
- The injured animal died before anyone could return it to the sea.
- The injured animal chose to return to the sea because it wanted to die.
Cevabı göster
The injured animal was put back into the sea and left there to die.
threatening shark numbers: bir popülasyonu riske atmak
Burada threaten, birine zarar vereceğini söylemek değil, bir şeyi riske atmak anlamındadır. Are threatening shark numbers, devam eden eylemlerin köpek balığı popülasyonlarını tehlikeye attığını ve bu popülasyonları küçültebileceğini belirtir. Doğa koruma haberlerinde animal numbers gibi bir ifade, bir popülasyondaki tek tek hayvanların sayısını anlatır. Shark numbers; telefon numaralarını, soyut rakamları veya köpek balığı türlerinin sayısını değil, popülasyon büyüklüğünü ifade eder.
Alıştırma
'Pollution is threatening turtle numbers,' cümlesinde risk altında olan nedir?
- Kaplumbağa popülasyonunun büyüklüğü
- Kaplumbağaların sayıları anlama yeteneği
- Yalnızca kaplumbağa türlerinin sayısı
Cevabı göster
Kaplumbağa popülasyonunun büyüklüğü
Which is why it's tragic that so many of their species are facing extinction. Notlar
4:51İşte bu yüzden türlerinin bu kadar çoğunun neslinin tükenmesiyle karşı karşıya olması trajik.
Which is why it's tragic that: bir nedeni değerlendirmeye bağlamak
Buradaki Which, yakındaki tek bir isme değil, az önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Which is why, önceki durumu daha sonra gelen sonucun nedeni olarak sunar. It's tragic that, konuşanın sonraki olguyla ilgili değerlendirmesini verir. Which is why it's tragic that yapısının bütünü, önceki bilgiyi bu nedene dayanan duygusal bir değerlendirmeye bağlar.
Alıştırma
Yolların su altında kalmasının iptale neden olduğunu gösteren en iyi devam cümlesini seçin: The roads were flooded. ...
- Which is when the match was cancelled.
- Which is why the match was cancelled.
- Which is where the match was cancelled.
Cevabı göster
Which is why the match was cancelled.
are facing extinction: risk altında, henüz yok olmuş değil
Burada face, bir tehlikeyle karşı karşıya olmak veya bir sorunla uğraşmak zorunda kalmak anlamına gelen bir fiildir. face extinction, bir türün tamamen yok olma riskinin ciddi olduğu anlamına gelir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi olan are facing, bu tehlikenin türü şu anda etkilediğini gösterir. Türün çoktan yok olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir türün yalnızca birkaç yüz üyesi kaldı ve tür yakında yok olabilir. En doğru cümle hangisidir?
- The species is facing extinction.
- The species is expanding rapidly.
- The species is extinct.
Cevabı göster
The species is facing extinction.
speaking of shark species: ilgili bir konuya geçiş
Speaking of + isim öbeği, konunun az önce geçtiğini veya ilgili başka bir noktayı akla getirdiğini gösteren bir konuşma bağlantısıdır. Burada shark species, ardından gelen soruya geçiş için köprü görevi görür. Bu, birine konuşmasını söyleyen bir emir değildir. Yeni sorunun mevcut konuyla bağlantılı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi Speaking ile başlayan kalıplaşmış geçiş ifadesiyle tamamlayın: We were just discussing holidays. ____ travel, have you booked your flight?
Cevabı göster
Speaking of
I asked how many species of shark there are in existence. Kalıp ifadeler
5:02var olan kaç köpek balığı türü olduğunu sormuştum.
there are in existence: şu anda var olanı resmî biçimde belirtmek
Burada in existence, “şu anda var olan” anlamına gelir. how many species of shark there are in existence yan tümcesi, günümüzde kaç köpek balığı türünün var olduğunu sorar. Existence bir konumu değil, bir var olma durumunu belirtir. there are ... in existence yapısında there are sayılan şeyleri tanıtır, in existence ise bunların durumunu açıklar. Bu ifade, yalnızca how many species there are demekten daha resmî ve vurguludur.
Alıştırma
Bu cümlede in existence ne anlama gelir? Only a few original copies are still in existence.
- Hâlâ varlar.
- Hâlâ üretiliyorlar.
- Belirli bir yerde saklanıyorlar.
Cevabı göster
Hâlâ varlar.
and I guessed it was around 530 different species.
5:06ve ben yaklaşık 530 farklı tür olduğunu tahmin etmiştim.
And the variety of shark species is incredible,
5:13Ve köpek balığı türlerinin çeşitliliği inanılmaz,
from giants like the great white to the tiny dwarf lantern shark. Anlatım akışı
5:16büyük beyaz gibi devlerden küçücük cüce fener köpek balığına kadar.
from giants ... to the tiny ...: bir aralığın iki ucunu göstermek
From A to B, bir aralığın iki uç noktasını belirterek bilgiyi düzenler. Burada büyük beyaz köpek balığı gibi devler büyük boyutlu ucu, küçücük cüce fener köpek balığı ise küçük boyutlu ucu oluşturur. Bu ifade bir yolculuğu veya hareketi anlatmaz. Konuşmacı, çok farklı boyutları iki uca yerleştirerek köpek balığı türlerinin çeşitliliğini gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Aynı kalıp fiyat, zaman, beceri, tarz ve başka alanlardaki aralıkları da düzenleyebilir.
Alıştırma
Aralık kalıbını from ... to ... ile tamamlayın: The museum displays vehicles ____ tiny scooters ____ huge buses.
Cevabı göster
from · to
let's recap the vocabulary from this program all about sharks, Anlatım akışı
5:22tamamen köpek balıklarıyla ilgili olan bu programdaki kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap the vocabulary: kısa bir tekrara geçiş işareti
“Let's recap the vocabulary”, ana anlatımdan daha önce tanıtılmış kelimelerin kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Burada recap, tüm programı tekrarlamak değil, önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. Let's + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşan kişiyi ve dinleyicileri birlikte hareket etmeye çağırır. Ayrıca sıradaki bölümde ne yapılacağını bildirerek programın akışını düzenler.
Alıştırma
Bir eğitim programında “Let's recap the vocabulary” neyin işaretidir?
- Tüm programın eksiksiz yeniden oynatılması
- Yeni ve ilgisiz bir konunun başlaması
- Daha önce tanıtılan önemli kelimelerin kısa bir tekrarı
Cevabı göster
Daha önce tanıtılan önemli kelimelerin kısa bir tekrarı
That's the top predator that hunts other animals,
5:28Bu, başka hayvanları avlayan en üst düzey yırtıcıdır,
The phrase nothing could be further from the truth is used to emphasize that something is totally false.
5:40Hiçbir şey gerçekten bundan daha uzak olamaz ifadesi bir şeyin tamamen yanlış olduğunu vurgulamak için kullanılır.
Cartilage is the strong flexible tissue connecting bones or joints in the body.
5:47Kıkırdak, vücuttaki kemikleri veya eklemleri bağlayan güçlü, esnek dokudur.
you can move your body quickly and easily.
5:58vücudunuzu hızlı ve kolayca hareket ettirebilirsiniz.